Aile Bakanlığı avukatı ve taraf avukatları katıldı. Duruşma savcısı önceki mütalaasını tekrar ederek, sanık baba Hüseyin K.’nın çocuğun ölümünü yetkililere haber vermeden hayatın olağan akışına aykırı şekilde gizlediği, sanığın suç delillerinin ortaya çıkmaması için bebeği bir başka bebeğin gömülü olduğu yere gömdüğü gerekçesiyle “Kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Şikayetçi Vefa K. sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti.
SANIK BABA SUÇLAMALARI REDDETTİ
Son savunması sorulan sanık Hüseyin K., “Bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. İnsafsızca, vicdansızca, akıl dışı şeyler iddia ediliyor. İnsaflı olan, sağduyulu olan biri, bu çocuklar neden babasını yok etmeye çalışıyor diye sorar. Eğitimli bir insanım, 15 aylık bir bebeğe bunu nasıl yapabilirim” dedi.
KAN DONDURAN İFADELER
Suçlamaları reddeden sanık baba, “Bunların arkasında gizli bir güç var. Bizde kadınlar cenaze defnetmeye gelmez, ben çocuğu defnederken annesi o yüzden gelmedi. Ben radikal bir dinci değilim, ben çok özgür aile hayatı yaşayan, modern biriyim. 2016 yılında iki kızım aileyi toplayıp ‘Baba biz ayrı yaşamak istiyoruz’ dediler. Neden diye sorduğumda bana gerekçe gösteremediler. Bu işlerin başlangıç noktası budur. Beni o yıldan beri yok etmeye çalışıyorlar. Ertesi gün sabah kalktığımızda kızlarım evde yoktu. Kızlarımın sosyal medyadaki paylaşımlarına girip bakın. En radikal dinci olsam onları gidip infaz ederdim. Ben namaz bile kılmıyorum. Bana çocuklarımın attığı iftiraları anlayabiliyorum, karanlık insanlara bulaştılar. Cani bir baba gidip çocuğunu yıkayıp, defnedip, namazını kılar mı? Gidip atardım bir köşeye” diye konuştu.
“YAŞASAYDI BELKİ BİLİM ADAMI OLURDU”
Sanık Hüseyin K. olay gecesini ise şöyle anlattı;
*Vefat eden çocuğumun kapasitesi, zekâsı çok farklıydı. Yaşasaydı belki bilim adamı olurdu. O akşam bebeğimiz sağlıklı olarak yattı.
*Eşim lavabo için kalktığında Armağan’a bakmış bir hareketsizlik görmüştü. Ben kalkıp nabzına baktığımda ölmüştü. O gece eşimle sabaha kadar ağladık. Çocuklar kalktığında bir üzüntü yaşamasınlar diye bebeği alıp eşimle banyoda yıkadık.
*Arkadaşımla birlikte Armağanımı aldık Arnavutköy merkezdeki mezarlığa götürdük. Orada boş bir yer bulduk, ben mezarı kazdım. Biz orada usulü olarak her şeyi yaptık, namazımızı kıldık, çıktık geldik evimize.
*Benim bir suçum yok sadece definden sonra gittiğim için usul eksikliği yapıldı. Başka bir durum yoktur. Armağan öldüğünde çocuklarımın biri 3 aylık biri 2 yaşında diğerleri de farklı farklı yaşlardaydı. Hepsinin aynı ifadeyi vermesi de hayatın olağan akışına aykırıdır.
MAHKEME MÜEBBET HAPİS CEZASI VERDİ
Son sözü sorulan sanık baba, beraatını talep etti. Mahkeme heyeti sanık Hüseyin K’yı “Kendini beden bakımından savunamayacak durumda bulunan çocuğunu kasten öldürme” suçundan önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Cezanın sanık üzerindeki olası etkilerini dikkate alan heyet, cezayı müebbet hapis cezasına indirerek tutukluluk halinin devamına hükmetti.
“İŞKENCEYLE NAMAZ KILMAYI ÖĞRETTİ”
Duruşmadan sonra konuşan Vefa K, şunları söyledi;
*Kardeşime, bize yaptığı işkencenin, zulmün, bir cana kıymanın bedeli belki bu değildi ama buna da şükür. Bunun için biz 8 yılımızı verdik. Adalet yerini buldu. Biz bu süreçte çok zorlandık.
*Gerçekten 8 yıl kolay değildi bizim için. Fakat başardık. Bu başarı benim kız kardeşlerimin başarısıdır. Kendisini normalin üstünde din takıntılı olduğu için, çocuklarını döverek öldürmenin mübah olduğunu düşünen bir şahıstı.
“NAMAZ KILMIYORSANIZ DÖVEREK ÖLDÜREBİLİRİM”
*Çok küçük yaşta bize Arapça öğretmesiyle başladı. Döve döve, işkenceyle namaz kılmayı öğretti. Fakat 7 yaşına kadar namazı öğrettim, namaz kılmıyorsanız döverek öldürebilirim diye bizleri dövüyordu.
*Kendisi namaz kılmıyordu. Müslüman olduğunu söyleyerek bize her türlü işkenceyi zulmü yapardı. Kardeşlerimden birinin işte cenazesiyle ile ilgili dava kazandık. Bu şahıs babam olduğu için yıllardır utanıyordum. Ben utanmıyorum artık, o utansın, böyle bir pislik yaptığı için.
“YÜZDE 90 ZİHİNSEL ENGELLİ ABLAMI, BABAM DÖVE DÖVE DELİRTTİ”
*Kendisi değil, bir kardeşimizin, birçok kardeşimizin ölümüne neden olmuştur. Bununla ilgili de gerekli soruşturmalar devam edecektir. Emsal karar olarak bu kararı göstereceğiz. Aydın, Söke’deki, evinin yanındaki 2 mezarın da açılması için savcılığa gerekli başvuruda bulunacağız.
*Bir hayvan bile öldüğünde götürüp toprağın üstüne atıp geçilmez. Şahıs bir çocuğu öldü, gömdü, 6 yıl sonra ölen başka bir çocuğunu da götürüp onun üstüne gömebilen bir varlık. Benim en büyük, yüzde 90 zihinsel engelli ablamı, babam döve döve delirtti” diye konuştu.
OLAYIN GEÇMİŞİ
Olay, 14 Temmuz 2016 tarihinde Vefa K. (25) ile adlarını daha sonra değiştiren Ö.K. (23) ve M.K. (21) adlı kardeşlerin, Arnavutköy İlçe Emniyet Müdürlüğüne yaptığı ihbarla ortaya çıktı. Üç kardeş, babalarının 2003 tarihinde o sırada 15 aylık olan kardeşleri Armağan’ı eziyet edercesine dövdüğünü, uğradığı şiddet sonucu sabaha kadar ağlayan kardeşlerinin öldüğünü, babalarının bu olayı gizlemek için bir arkadaşıyla birlikte küçük kardeşlerini Arnavutköy Mezarlığına gömdüğünü iddia ettiler.
Korkunç iddia üzerine Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı. Savcılıkça, 9 Haziran 2022 tarihinde sanık babanın gösterdiği yerde fethi kabir işlemi yapıldı. Açılan mezarda iki farklı bebek cesedi bulundu, yapılan DNA incelemesinde bulunan bebek kemiklerinden birinin sanık babanın DNA’sıyla uyumlu olduğu saptandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına fezlekeyle gönderilen soruşturma sonucunda 27 Ekim 2023’te iddianame hazırlandı. İddianamede, İlahiyat Fakültesi mezunu baba Hüseyin K’nın İslam dininin gereği üzerine cenaze merasimi düzenlemeden bebeğini erken saatlerde arkadaşıyla defnetmiş olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığına dikkat çekildi.
İddianamede, 2003 yılının kış aylarında, kesin olarak tespit edilemeyen bir tarihte öz oğlu olan 2001 doğumlu Armağan’ı kablo ile başına vurarak, tekme ve yumrukla, eşarpla boğazını sıkarak ve duvara fırlatarak darp ederek bebeğin ölümüne neden olduğu belirtildi. Sanığın “Olası kastla nitelikli kasten öldürme” suçundan müebbet hapisle cezalandırılması istendi. Baba Hüseyin K. 13 Şubat’taki ikinci duruşmada tutuklanmıştı.
]]>Aydın, Söke’de yaşayan babası Hüseyin K.’dan 18 yaşına kadar işkence boyutuna varan bir şiddet gördüğünü belirten V.K., “Gözümüzü açtığımız an itibarıyla aile içi şiddet, kavga, gürültü, akıl almaz bir şekilde işkence vardı. En ufak yaşlarımdan itibaren şiddet gördüm. Aynı şekilde kardeşlerim de. Yani bizim ailede eksik olmayan bir şiddet süreci vardı” dedi.
Babasının 15 aylık kardeşi Armağan’ı “Şeytan çocuk” diyerek döve döve öldürdüğünü iddia eden V.K., babasının hasta olduklarında bile döverek kendilerini iyileştireceğini söylediğini anlattı.
Babasının kardeşini döverek öldürüp gizlice gömdüğünü söyleyen V.K., 2010 yılında, ölen kardeşinin okul vakti gelince Milli Eğitim görevlilerinin geldiğini, babasının bir şekilde kardeşini nüfustan sildirtmeyi başardığını öne sürdü.

YAŞAYAN 9 KARDEŞTEN 5’İ BABASININ YANINDA
Resmi kayıtlara göre toplam 12 kardeş göründüklerini dile getiren V.K., şu anda yaşayan 9 kardeşi olduğunu, 5’inin babalarıyla yaşadığını ifade etti. Kayıt dışında 6 kardeşleri olduğunu, bunların kendilerine ölü doğdu denilerek evlerinin yanına gömüldüklerini iddia eden V.K., bu iddiasıyla ilgili dava açmaya çalıştığını ancak kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiğini belirtti.
“ÜÇ KARDEŞ EL ELE GECE KAÇTIK O EVDEN”
2002 yılında bir dönem İstanbul’da yaşadıklarını söyleyen V.K. daha sonra Aydın’a taşındıklarını belirterek, 2016 yılında babalarını polise ihbar etmeye karar verme sürecini ise şöyle anlattı:
“Kendisini kabullenmiştik, ama yaptıklarını kabullenemiyorduk. Yaptıklarından dolayı nefret noktasına geldik. Kız kardeşlerimle birlikte üç kişi bir araya geldik. Biz bu süreçte artık ne yapabiliriz, okul kaydımız dahi yokken hayatta sıfırdaydık. Aynı zamanda devlet düşmanıydı babam.
Devlet memurlarının onlara giden kadınlara tecavüz ettiğini, kızları sattığını, çocukları organ mafyalarına verdiğini, bu tür korkularla tuttu bizi yıllarca. Biz evden çıktıktan sonra ilk polise gidemedik bu korkuyla. Üç kardeş el ele ayrıldık o evden. Gece uyurken kaçtık evden.
2016 yılında bir akrabamıza sığındık.Onu tehdit etti. Akrabamız da dedi ki, ‘Böyle olmaz, babanızla baş edilmez. Siz gidin en iyisi kendinizi güvenceye alın. Onun anlattığı gibi değil devlet. Devlet menfaat uğruna insanlara bir şey yapmıyor. Devlet her zaman mağdurun yanındadır.’ Biz de devlete sığındık.”

“7 YILDIR DAVA SÜRECİNDEYİZ”
Dava sürecine 7 yılda gelinebildiğini söyleyen V.K., “Yıllarca elimizden alınan özgürlüğümüz, eğitim hayatımız, bizden alınan kardeşlerimiz, bütün bu yapılanların hesabı sorulsun. Yaklaşık 7 yıldır dava sürecindeyiz. 7 yılda katedebildiğimiz yol, anca ilk duruşmaya katılabildik. Tutuksuz olarak yargılandı. Bu süreçte evde yaşanabileceklerin sıkıntıların haddi hesabı yok. Ve babamın öyle bir huyu var ki her gün mutlaka birini döver, dövmeden duramaz” dedi.
Ablasının engelli kalmasına sebep olanın da babası olduğunu öne süren V.K. ablasının babasının yanında olmasına da dikkat çekti.
“KORKUMUZ YILLARCA SÜRDÜ”
Babasının kendilerini kablo, kemer ne varsa onunla dövdüğünü anlatan V.K., “Yerden yere çalarak kafamızı yumruklayarak ‘Şeytanı dövüyorum’ diye diye döverdi. Bugün bizim ölmemiş olmamız, yaşıyor olmamız, bu noktalarda mücadele verebiliyor olmamız, tamamen bir tesadüftür. Bizim yaşamamız normal değildi. Bu süreç içerisinde kaç sefer biz yataklarda kaldık, yediğimiz dayaklardan dolayı ayağa kalkamadık. Korkumuz yıllarca sürdü ve en son evden çıkış noktamız şuydu; öleceksek bir kere ölürüz, ne olacaksak oluruz ama bu zulüm artık yıllarca devam etmez diye yola çıktık. Birbirimize tutunaraktan, gayret vererekten her zaman, bir kötüyü, bir zulmü durdurabilmek için birlik olmak gerekiyordu. Bizim de o evde psikolojimiz hiç normal değildi, yaşadıklarımızdan dolayı. Kendi başımıza akli irademizi toparlayıp da savcıya, polise şikayetçi olayım diyebilecek durumda değildik. Çünkü bize gittiğimiz yerde çok affedersiniz, tecavüz edecekler, satacaklar mantığıyla büyüdük” diye konuştu.
“AYRILDIKTAN SONRA DÖNÜP 10 AY DAHA O EVDE KALDIM”
Armağan’ın teyzesinin kucağında öldüğünü söyleyen V.K., teyzesinin kendisine bir zarar verir endişesiyle babası aleyhine ifade vermediğini ileri sürdü.
Kardeşleriyle beraber evden ayrıldıktan 6 ay sonra eve döndüğünü de anlatan V.K., “Kardeşlerimin ölümüyle tehdit etti beni. Evde kalan kardeşlerimin yaşaması için o eve döndüm ve 10 ay daha o evde kaldım. Ve artık o evde kalarak onları kurtaramayacağımı, onlara yardımcı olamayacağımı anladım ve ayrıldım o evden. Bu sistemiyle de beni durdurmayı başaramadığı için olur olmaz iftiralar attı. Benim hakkımda şikayetçi oldu, ‘Kızlarımı satıyor’ gibi, bir sürü. Ortalığı karıştırdı. Sonra da çevrede hiç kimse ona karşı gık demez oldu” dedi.
“ÜÇ KARDEŞ EL ELE VERDİK BU ZULMÜ DURDURMAK İÇİN UĞRAŞIYORUZ”
Şu anda babasıyla biri 30 yaşlarında zihinsel engelli ablası da olmak üzere en küçüğü 13 yaşında 5 kardeşinin yaşadığını ifade eden V.K., onlarla görüşmediğini ancak sağlık durumlarını kontrol edebilmek için sık sık Aydın’a gittiğini belirtti.
V.K., “Şu an tek tasam, engelli olan, kendisini koruyamayan ablamın böyle psikopat, vahşi bir ailenin elinde olmasıdır. Onun oradan kurtulması için elimden geleni yapıyorum ve yapacağım da. Bizim için çok sıkıntılı bir süreç, şöyle söyleyeyim o lanet olası herifin yaptıklarından biz utandık. Biz utandıkça o arsızca devam etti. Şu anda çevresine oldukça zarar vermekte. Fakat kaç tane dosyası oldu, hiçbirinden ceza almadı çünkü dağ başında kamera kaydı yok. Üç kardeş el ele verdik, yıllardır devam eden bu zulmü durdurmak için uğraşıyoruz. En ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyoruz. Yarın bir gün bir tane daha ölü çıkmayacağının bir garantisi yok” şeklinde konuştu.
OLAYIN GEÇMİŞİ
Üç kardeş, 20 yıl önce babaları Hüseyin K.’nın 15 aylık kardeşleri Armağan’ı döverek öldürdüğünü ve olayı gizlemek için de bir arkadaşıyla gömdüğünü polise ihbar etmişti.
İfade veren kardeşlerden Ö.K., “Ben 3-4 yaşlarındayken babamdan şiddet görmeye başladım. Eline ne geçerse onunla bizi döverdi. 2001 yılında doğan kardeşim Armağan için babam ‘Şeytan çocuk’ derdi. Bir gece babam kardeşimi kötü dövdü. Çocuk sabaha karşı öldü. Annem ve babam bizden gizli bu çocuğu götürüp Arnavutköy Mezarlığı’na gömdüler. Biz, sonraki konuşmalardan bunu anladık. 5-6 yıl sonra okul kaydı çıktığından nüfus müdürlüğüne öldüğünü belgelemek için başvuruda bulundular. Tanık olarak teyzemi gösterdiler” demişti.
V.K. (25), Ö.K. (23) ve M.K. (21) adlı kardeşlerin ihbarı sonrasında soruşturma başlatılmış, bebeğin gömüldüğü yer de açılmıştı. Söz konusu bebeğin baba Hüseyin K.’ya ait olduğunun tespit edilmesi sonrasında baba Hüseyin K. hakkında “Olası kastla çocuğunu öldürme” suçundan müebbet hapis istemiyle dava açılmıştı.
İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada, tutuksuz yargılanan baba Hüseyin K. suçlamaları reddederek, “Vefat öncesi eşim bebeğin merdivenden yuvarlandığını söyledi. Kontrol ettim herhangi bir bulgu yoktu. Eşimin anlattığına göre o gün biraz ateşlenir gibi olmuş. Akşam bir şeyi yoktu. Sabaha karşı eşim beni kaldırdı. Çocuk hareketsizdi. Nabzı atmıyordu. Vefat ettiğini anladım” demişti.
Sanık Hüseyin K. maddi imkanlarının yetersiz olduğunu, daha önceden vefat eden bebeğinin cenaze masraflarını karşılayamadığını ve aynı sıkıntıları yaşayacağı düşüncesiyle defin işlemlerini kendisinin yaptığını belirterek beraatini istemişti.
]]>