BEİJİNG, 8 Mayıs (Xinhua) — Çin’in başkenti Beijing, ağustosta 2025 Dünya Robot Konferansı’nın yanı sıra ilk kez düzenlenecek Dünya İnsansı Robot Oyunları’na ev sahipliği yapacak.
Çarşamba günkü basın toplantısında 8-12 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek Dünya Robot Konferansı ile 15-17 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek Dünya İnsansı Robot Oyunları’nda robotik alanındaki en son gelişmelerin sergileneceği ve küresel sektör işbirliğinin teşvik edileceği belirtildi.
Organizatörlerin verdiği bilgilere göre 2025 Dünya Robot Konferansı’nda forum, sergi, yarışma ve ağ oluşturma etkinlikleri yer alacak ve yaklaşık 200 robotik şirketi en son yeniliklerini sunacak.
Konferansın küresel ölçekte büyüyen etkisine dikkat çeken Çin Elektronik Enstitüsü Başkan Yardımcısı ve Genel Sekreteri Chen Ying, bu yılki etkinliğe 30’dan fazla uluslararası kuruluş, 30’un üzerinde tanınmış küresel uzman ve 100’ü aşkın uluslararası takımın katılmasının beklendiğini belirtti. Katılımcıların en az yüzde 20’sininse uluslararası firmalardan oluşacağı tahmin ediliyor.
Öte yandan robotlar arasında birçok spor dalında düzenlenecek ilk yarışma etkinliği olan Dünya İnsansı Robot Oyunları kapsamında robotlar, atletizm, futbol, dans, malzeme taşıma ve tıbbi sınıflandırma gibi alanlarda hem atletik hem de işlevsel becerilerini sergileyecek. Oyunlar sırasında badminton, masa tenisi ve basketbol gibi branşlarda düzenlenecek etkinliklerle de eğlence ve izleyici etkileşimi ön plana çıkarılacak.
Beijing Belediyesi Ekonomi ve Bilişim Teknolojisi Bürosu Direktörü Jiang Guangzhi, “Oyunlar, robotların insan benzeri yeteneklere ulaşmaya ne kadar yakın olduğunu gösterecek” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Halep kentinde din adamı Ebu Abdullah Hasibi’nin türbesine zarar verildiği iddialarına ilişkin videoların bazı sosyal medya kullanıcıları arasında dolaşıma girmesinin ardından Hama, Humus, Lazkiye, Tartus illeri ile Ceble ve Banyas ilçelerinde bazı gruplar meydanlarda toplanarak eylem yaptı.
ÖLÜ VE YARALILAR VAR
Humus ve Tartus’da eylemciler ile güvenlik güçleri arasında çıkan arbedelerde taraflardan ölen ve yaralananlar oldu. Suriye Haber Ajansına (SANA) göre, Humus’ta 18.00-08.00 saatleri arası sokağa çıkma yasağı ilan edildi.
Geçici hükümete bağlı güvenlik güçlerinin son 3 gündür Lazkiye ve Tartus illeri başta olmak üzere bazı kentlerde, devrilen rejimin Suriye’de savaş suçları işlemiş yetkilileriyle ilgili arama tarama çalışmalarına hız vermişti.
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NDAN AÇIKLAMA
Geçici hükümetin İçişleri BakanlığıMedya Ofisi’nden yapılan açıklamada, “Bazı sosyal medya hesaplarında Halep vilayetindeki bir tarikatın dini türbelerinden olan Şeyh Ebu Abdullah el-Hüseybi’nin türbesine baskın ve saldırı olayını gösteren videolar dolaşıma sokuldu. Bu videolar yakın zamanda gerçekleşmiş gibi lanse edildi. Dolaşıma sokulan videolar Halep kentinin bilinmeyen gruplar tarafından kurtarıldığı döneme ait eski bir video olup, kurumlarımızın mülklerini ve dini mekanları korumak için gece gündüz çalıştığımızı ve bu tür videoların yeniden yayınlanmasının amacının Suriye’nin içinden geçtiği bu hassas dönemde Suriye halkı arasına nifak sokmak olduğunu belirtiriz” ifadeleri kullanıldı.
LAZKİYE VALİSİ’NDEN ÇAĞRI
Açıklamada, Suriye’nin kıyı kesimlerindeki devrik rejimin bazı unsurlarının olayları fırsat bilip güvenlik güçlerine silahlı saldırılar düzenlediği ve güvenlik güçlerinden ölenler olduğu kaydedildi. SANA’nın haberine göre, Lazkiye Valisi Muhammed Osman, konuya ilişkin açıklamasında, yönetimin sivil barışı ve toplumsal uyumu korumakta kararlı olduğunu bildirdi. Osman, güvenlik güçlerinin görevlerini yerine getirdiğini belirterek, Suriyelilere tepkilerin etkilerine kapılmamaları çağrısında bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye’de Esad rejimini deviren muhaliflerin iktidara gelmesinin ardından hayat normale dönüyor. Esad rejiminin ardından ülkede sakinlik hakim olsa da kimi zaman rejim destekçileri ile muhalifler arasında çatışmalar yaşanıyor. Başkent Şam’da bu gece silah sesleri yüskeldi. Kenar mahallelerde Esad yanlısı halk ile muhalifler arasında yaşanan çatışmaların ardından toplanan bir grup, “Suriye özgürdür, Suriye’de herkes eşittir, birdir” sloganları atarak, Emevi Meydanı’na yürüdü. Muhalif güçlerin yoğun önlem aldığı meydanda slogan atmaya devam eden göstericiler, bir süre sonra dağıldı. – ŞAM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
GRÖNLAND, ABD İÇİN NEDEN ÖNEMLİ?
Sputnik’e konuşan askeri analist Aleksey Leonkov, Grönland’ın doğal kaynaklarının kayda değer olduğunu ancak Trump’ın Danimarka’dan bu adayı satın alma isteği her şeyden önce askeri kaygılardan kaynaklandığını belirtti. Leonkov, Grönland’da kürsel ısınmayla beraber ABD’nin burada tüm Kuzey Atlantik’i ‘örtmesine’ ve Kuzey Kutbu’nu izlemesine olanak tanıyacak bir deniz tesisleri zinciri kurabileceğini öne sürdü. Leonkov ayrıca ABD’nin daha önce Grönland’da bir deniz üssü kurma girişiminde bulunduğunu ancak orada elektrik ve ısınma kaynaklı maliyetler nedeniyle ileri karakolun inşasından vazgeçtiğini vurguladı.
ABD’nin Kuzey Atlantik bölgesindeki mevcut donanma varlıklarının Rusya’nın buradaki denizaltı operasyonlarını hala güvenilir bir şekilde takip edemediğini vurgulayan Leonkov, ABD’nin bu sorunu Grönland’a genişleme yoluyla donanma varlığını güçlendirerek çözmeye çalışabileceğini söyledi. İzlanda’nın hem nispeten küçük olması hem de volkanik faaliyetlerle ilgili tüm riskler barındırması nedeniyle İzlanda’nın üsler için kullanılmasının söz konusu olmadığını da ekleyen Leonkov ABD’nin Grönland’ı ele geçirme çabasının muhtemel nedenini, “Çözümleri orada daimi deniz varlığı, özellikle de Rus denizaltılarını aktif olarak arayacak deniz ve dalgıç insansız hava araçları bulundurmaktan geçiyor” cümlesiyle özetledi.
“GRÖNLAND BİR DEVLET OLARAK ABD’YE KATILACAK”
Leonkov, ABD’nin Grönland’ı ilhak edebilecek mi? sorusuna ise şöyle yanıt verdi:
“Bence büyük bir yaygara kopacak ama Grönland bir bölge hatta bir devlet olarak ABD’ye katılacak. Danimarka maddi tazminat alacak ve Rus tankerlerinin Baltık Denizi’ne açılan Danimarka boğazlarından geçişini engellemesi için kesin emir verilecek.

İLK TEKLİF 1946 YILINDA YAPILMIŞTI?
Grönland, 1979’da Danimarka’dan özerkliğini elde etmesine rağmen dışişleri, güvenlik ve mali konularda hala bu ülkeye bağlı. Eski ABD Başkanı Harry Truman, 1946’da, zengin uranyum, altın, petrol ve gaz rezervlerine sahip Grönland’ı satın almak için Danimarka’ya 100 milyon dolarlık altın teklif etmişti. Bu tekliften 73 yıl sonra dönemin başkanı Trump, Grönland’ı satın almak istediklerini belirtmiş, konu Danimarka ile ABD arasında kısa süreli diplomatik krize neden olmuştu. Diplomatik gerilim nedeniyle Trump, Danimarka’ya yapacağı resmi geziyi iptal etmişti.
DANİMARKA SAVUNMA HARCAMALARINI ARTIRDI
Danimarka, ABD’nin 47. Başkanı seçilen Donald Trump’ın, “Grönland’ın ABD kontrolünde olması gerektiği” yönündeki açıklamalarının ardından savunma harcamalarını arttırmayı planladığını açıkladı. Yeni savunma paketini açıklayan Danimarka Savunma Bakanı Troels Lund Poulsen, bölgede “daha güçlü bir varlık” sergilemeyi hedeflediklerini belirtti. Poulsen, Grönland için hazırlanan paket kapsamında bölgeye iki devriye gemisi, iki uzun menzilli insansız hava aracı ve kızaklı köpekler sevk edileceği bilgisini paylaştı. Trump’ın, “Grönland’ın ABD kontrolünde olması gerektiği” yönündeki açıklamalarına atıfta bulunan Poulsen, yeni savunma paketinin zamanlamasını “kaderin ironisi” olarak nitelendirdi. ABD’de görevi devralmaya hazırlanan Trump, 23 Aralık’ta Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, Grönland’ın ABD kontrolünde olması gerektiğine ilişkin söylemini yineleyerek Ada’nın mülkiyeti ve kontrolüne sahip olmanın “mutlak zorunluluk” olduğunu savunmuştu. Trump’ın bu sözleri, Grönland yetkilileri başta olmak üzere, birçok kesimden tepki çekmişti. Grönland Başbakanı Mute Bourup Egede, AA muhabirine yaptığı yazılı açıklamada, Grönland’ın “satılık olmadığını” vurgulayarak, “Grönland, Grönland halkına aittir. Biz satılık değiliz ve asla satılık olmayacağız. Uzun süredir devam eden özgürlük mücadelemizi kaybetmeyeceğiz.” ifadelerini kullanmıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>UÇAKTAKİ 10 KİŞİ ÖLDÜ
Brezilya’nın Rio Grande do Sul eyaletindeki turistik şehir Gramado’da küçük uçak yerleşim bölgesine düştü. Kazada uçaktaki 10 kişi hayatını kaybetti. Yetkililer, uçağın düştüğü bölgede yangın çıktığını ve 15 kişinin dumandan etkilendiğini kaydetti.

Rio Grande Do SulAcil DurumHavacılıkBrezilya3-sayfaDünyaKazaRio
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Netanyahu, Yemen’de Husilere “şiddetli bir harekat” başlatacaklarını söyleyerek, “İran’ın bölgedeki vekil güçlerine karşı harekete geçtikleri gibi Husiler’e karşı da harekete geçeceğiz” dedi.
“DÜNYA DÜZENİ İÇİN BÜYÜK BİR TEHDİT”
Binyamin Netanyahu, “ABD ve bizim gibi diğer ülkeler de Husileri yalnızca uluslararası deniz taşımacılığı için değil, aynı zamanda dünya düzeni için bir tehdit olarak görüyor” ifadesini kullandı.
İSRAİL HEDEFLERİNİ BALİSTİK FÜZELERLE VURDULAR
Yemen’deki İran destekli Husiler, 19 Aralık’ta İsrail’in Yafa kentindeki iki askeri hedefin “Filistin 2” tipi balistik füzelerle vurulduğunu duyurmuştu.
SAVAŞ UÇAKLARIYLA MİSİLLEME
İsrail ordu radyosu, Husilerin Yafa’ya füze saldırısı sonrası İsrail ordusunun, Yemen’deki 5 hedefe 14 savaş uçağıyla çok sayıda bombalı saldırı düzenlediğini aktarmıştı. İsrail ordusundan yapılan açıklamada ise Husilerin düzenlediği saldırıda, Tel Aviv yakınlarındaki Ramat Gan kentinde bulunan bir okulun zarar gördüğü belirtilmişti.

Binyamin NetanyahuOrta DoğuGüvenlikPolitikaGüncelİsrailDünyaYemenİran
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Geçtiğimiz günlerde Dünya Güreş Birliği (UWW) tarafından 2024 yılının en iyi kadın güreşçisi seçilen Buse Tosun Çavuşoğlu, oturum öncesinde açıklamalarda bulundu.
“OLİMPİYAT ŞAMPİYONLUĞU HAYALİMİZ”
Türkiye adına hala kazanılmamış bir olimpiyat altın madalyası olduğunu, bunu başarmayı hayal ettiklerini belirten Buse Tosun Çavuşoğlu, “Dünya şampiyonu olup, Avrupa şampiyonu olup, sonrasında Paris 2024 Olimpiyat Oyunları’nda ülkeme bronz madalya kazandırıp, kariyerimi çok güzel bir şekilde devam ettireceğimi söyleyebilirim. Kendi adıma güzel bir yaz olimpiyatı geçti. Ülkeme bronz madalya kazandırdım. Mutlu ve gururluyum. Ülkemiz adına hala kazanılmamış bir altın madalya var. Türk Kadın Güreş Takımı olarak, olimpiyat şampiyonluğu hayalimiz, hedefimiz bu yönde. Bizi desteklemeye, izlemeye devam edin” diye konuştu.

“BU ÜNVAN GÜREŞÇİ OLARAK İLK KEZ BANA VERİLDİ”
Geçtiğimiz günlerde Dünya Güreş Birliği (UWW) tarafından yılın en iyi kadın güreşçisi seçilen Buse Tosun Çavuşoğlu, bunun kendisi için çok kıymetli olduğunu dile getirdi. Böyle bir başarı için mutlu ve gururlu olduğunu söyleyen milli güreşçi, “Bunun globalde tescillenmesi, Dünya Güreş Birliği tarafından onaylanması, yılın en iyi kadın güreşçisi seçilmek gerçekten, dünya şampiyonu ünvanından daha da kıymetli benim için. Bu ünvan, Türkiye’de bir güreşçi olarak ilk kez bana verildi. Çok mutlu ve gururluyum. Bu haberle birlikte çok farklı bir sabaha uyandık. Ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek, dünyanın en iyisi olmak, bunun tescillenmiş olması benim için ayrı mutluluk verici” ifadelerini kullandı.
“TEK GAYEMİZ ALTIN MADALYA”
Alınan madalyalar ve yakalanan başarıların ardından ister istemez bir baskı oluşacağını söyleyen Buse Tosun Çavuşoğlu, “Son Dünya, Avrupa şampiyonu ve olimpiyat madalyalı sporcu olmanın tabii ki baskısı olacak. Sıradan bir sporcu olarak mindere çıkmayacağız. Artık gümüş ve bronz için değil, tek gayemiz altın madalya olacak. Onun için sahnede olacağız” yorumlarında bulundu.
“GÜÇLÜ ŞEKİLDE DEVAM ETMEYE HAZIRIM”
2028 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Los Angeles şehrinde düzenlenecek olimpiyat oyunları için yola devam edeceklerini söyleyen mili güreşçi, sözlerini şöyle noktaladı:
“Los Angeles 2028 Olimpiyat Oyunları’na giden yolda da en iyi şekilde, en iyi performansımızı göstererek hazırlanmaya, güçlü şekilde devam etmeye hazırım. Devam edeceğimize de inanıyorum.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ADANA’daki Suriyeliler, muhalif grupların başkent Şam’ın kontrolünü ele geçirmesi ve Beşar Esad’ın ülkeyi terk etmesi sonrası kent meydanında kutlama yaptı. İç savaşın başlangıcından bu yana Adana’da yaşayan Suriyeli Muhammad Al Musa (25), “Allah’a şükür Esad zulmünden kurtulduk” dedi.
Esad rejimine karşı mücadele veren muhalif gruplar, başkent Şam’a girip kontrolü ele geçirdi. Beşar Esad ülkeyi terk ederken, Adana’da yaşayan Suriyeliler bir araya gelip kutlama yaptı. Seyhan ilçesindeki kent meydanında toplanan yüzlerce Suriyeli, davul-zurna eşliğinde halay çekip, şarkılar söyledi. Suriyeliler, Esad karşıtı slogan attı. Kentin dört bir yanından gelen araç konvoyları da meydanda buluştu.
10 yıldır Türkiye’de yaşayan Suriyeli Muhammad Al Musa (25), “Allah’a şükür Esad zulmünden kurtulduk. Allah bizi her zalimden kurtarsın” dedi.
Türkiye’de 6 yıldır yaşayan Muhammad Al Ali (25) ise “Esad güle güle, cehennemde görüşürüz” diye konuştu.
‘HAKKIMIZI HELAL EDEMEYİZ’
Ülkelerine geri dönmek istediklerini belirten Ahmad Adnan Dahir (22) de “14 senedir bize uçakla saldırıyor, biz ona öylece hakkımızı helal edemeyiz. Bizden hiçbir yere kaçamaz. Yaklaşık 5 ay sonra ülkemize döneceğiz, burada artık işimiz yok” dedi.
Haber-Kamera: ADANA,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BATMAN’da, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını protesto etmek amacıyla basın açıklaması düzenlendi.
Sivil Toplum Kuruluşları tarafından, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını protesto etmek ve Filistin halkının yanında olduklarını göstermek amacıyla, Gülistan Caddesi’nde basın açıklaması düzenlendi. Basın açıklamasına siyasi partiler, bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Alanda toplanan kalabalık, ellerinde ‘Direnişin adı Aksa Tufanı’ ve ‘Hamas’a selam, direnişe devam’ yazılı döviz ve pankartlar taşıyarak sık sık tekbirler getirdi. Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan basın açıklaması, dua edilmesinin ardından sona erdi.
‘GAZZE UNUTTURULMAYA ÇALIŞILIYOR’
Kalabalık adına basın açıklamasını okuyan Cengiz Arı, “Siyonistler ve işbirlikçilerince soykırım alıştırılmaya, Gazze unutturulmaya çalışılıyor. Kardeşlerim alışmayalım, unutmayalım. Alıştığımız, unuttuğumuz gün Siyonizm’in pençesinde buluruz kendimizi. Unutmamak için de sürekli olarak Filistin’deki cihada maddi ve manevi destek verelim. Direniş devam ediyor, cihad devam ediyor. Yardımların ulaştığını unutmayarak, umutsuzluğa kapılmadan dualarla beraber yardımlarımıza devam edelim. Biliyoruz ki Siyonistlerin nihai amacı tüm İslam beldelerini tehdit etmektir. Buna mani olmanın, bu soykırımı durdurmanın tek yolu İsrail’e karşı her anlamda cephe almaktır, güç kullanmaktır. Ancak maalesef tüm dünya İsrail’e ya destek verdi ya da katliamlarına sessiz kaldı. Bu soykırımın durması ve Siyonizm’in amaçlarına ulaşmasını engellemek için halkı Müslüman olan ülkelerin liderlerinden Müslümanca tavır sergileyerek kendilerini özgür kılmalarını bekliyoruz” dedi.
Haber-Kamera: Bayram AYHAN/BATMAN,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KÜTAHYA’da bir araya gelen Suriyeliler, muhalif grupların başkent Şam’ın kontrolü ele geçirmesini kutlayıp, lokum dağıttı.
Esad rejimi karşıtı muhalif grupların Suriye’nin başkenti Şam’a girip kontrolü ele geçirmesi, Kütahya’daki Suriyeliler arasında büyük sevinçle kutlandı. Zafer Meydanı’nda toplanan Suriyeliler, Arapça şarkılar eşliğinde Esad yönetiminin devrilişini sloganlar atıp, kutladı. Toplanan kalabalık daha sonra lokum dağıttı.
Suriyeli üniversite öğrencisi Abdurrahman Şeyh İbrahim, “Gerçekten bizim için, Suriyeliler için ve öğrenciler için büyük bir zafer. 13 yıl sonra Esad düştü. Burada Türkiye’deyiz. Gerçekten Türkiye, halk, hükümet bizim için çok şeyler yaptı. Bu şeyler çok memnuniyet verici ve bu iş bitti. Döneceğiz inşallah. Suriye bizim için çok önemli ve bu savaştan çıktık, bitirdik ve kazandık. Bu savaştan sonra tam olarak yeni bir düzen yapacağız. Yeni bir cumhurbaşkanı seçeceğiz, yeni bir hükümet seçeceğiz. Esad rejimi kalmadı. Yeni şehirler yapacağız inşallah” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇANAKKALE’nin Bozcaada ve Gökçeada ilçelerine yarın yapılması planlanan bazı feribot seferleri, fırtına nedeniyle iptal edildi.
Çanakkale Boğazı ile Adalar hattında yolcu ve araç taşımacılığı yapan GESTAŞ firması, Ege Denizi’nin kuzeyindeki fırtına nedeniyle yarın yapılması planlanan bazı feribot seferlerinin iptal edildiğini duyurdu. Buna göre; Geyikli-Bozcaada hattında, yarın yapılması planlanan tüm feribot seferleri olumsuz hava şartlarından dolayı iptal edildi. Kabatepe-Gökçeada hattındaysa Kabatepe’den saat 09.00, 15.00, Gökçeada’dan saat 07.00, 11.00, seferleri yapılamayacak.
Haber-Kamera: Nazif Cemhan ŞEN/ ÇANAKKALE,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MANİSA’nın Saruhanlı ilçesindeki evinden yaklaşık 14 ay önce ‘Gazze’ye savaşmaya gidiyorum’ diyerek çıkan, Suriye’de rejim güçleri tarafından yakalanıp, cezaevine konulan Engin Arslan (30), dün gece özgürlüğüne kavuştu.
Saruhanlı ilçesinde yaşayan Engin Arslan (30), İsrail’in katliam yaptığı Gazze’ye gitmek için geçen yıl 11 Ekim’de evinden ayrıldı. 3 çocuklu Arslan ailesinin iki oğlundan biri olan Engin Arslan, Hatay’dan kaçak yollarla girdiği Suriye’de yakalandı. En son ablasına bir camide dinlendiğini belirten mesaj atan
Engin Arslan’dan bir daha haber alınamadı. Gözü yaşlı aile en azından oğullarının yaşadığını öğrenebilmek için yetkililerden yardım istedi.
Beklenen haberi AK Parti Grup Başkanvekili ve ManisaMilletvekiliBahadır Yenişehirlioğlu verdi. Yenişehirlioğlu, Suriye’de rejim güçleri tarafından tutuklanan Engin Arslan’ın dün gece itibarıyla özgürlüğüne kavuştuğunu söyledi. Bahadır Yenişehirlioğlu, Türkiye sınırına ulaşmak üzere olan Arslan’ın sınırdan sorunsuz bir şekilde geçmesi için İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile görüştüğünü de söyledi. Arslan’ın kısa süre içerisinde Manisa’da olması bekleniyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KARABÜK’te yaşayan Suriyeliler, muhalif grupların başkent Şam’ın kontrolünü ele geçirmesini ve Beşar Esad’ın ülkeyi terk etmesini kutladı.
Muhaliflerin Şam’da kontrolü sağlaması Karabük’te yaşayan Suriyeliler tarafından sevinçle karşılandı. 100. Yıl Mahallesi Pazaryeri mevkinde toplanan yüzlerce Suriyeli, sevinç gösterisinde bulundu. Bazıları yüzlerini bayraklarının rengi ile boyadı, bazıları ise meşaleler yakarak Esad rejiminin gitmesini kutladı.
Kutlamalara katılan Suriyeli Erva Şeyh (40), çok mutlu olduklarını söyleyerek, “Böyle bir şey beklemedik. Çok mutluyuz. Özgürüz artık. Türkiye için çok teşekkürler. Böyle bir şey beklemedik. Artık memlekete gidebiliriz rahat rahat” diye konuştu.
Sidra Abdullah (18) ise Suriye’de muhalif grupların Başkent Şam’ın kontrolünü ele geçirmesini beklemediklerini ve tarif edilmez bir mutluluk yaşadıklarını belirtti.
Ömer Elmahmud (30) ise “Bu zafer hepimizin. Sadece Suriyelilerin zaferi değil bütün Müslümanların zaferi” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>VİDEO İZLEYEREK HELİKOPTER KULLANMAYI ÖĞRENİYORLAR
Silahlı muhaliflerin sık sık ele geçirdiklerinden birisi de helikopterler oluyor. Daha önce helikopter kullanmayan muhalifler, Youtube’da video izliyor. Muhaliflerin Youtube’dan video izleyerek helikopter kullanmayı öğrendiği anlar dikkat çekti.

Savaş ve ÇatışmaHelikopterTeknolojiYouTubeEğitimSuriyeDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“HASTANE VE FAKÜLTELERDE YAŞANAN USULSÜZLÜK İDDİALARI BİR BİR ARAŞTIRILMALI!”
“Yenidoğan Çetesi” olarak adlandırılan çetenin ardından gündeme gelen sağlık kurumlarındaki usulsüzlüklere dair konuşan Dinç, kendilerine iletilen bazı iddiaları kamuoyuyla paylaşarak yetkililere seslendi: “Bu çetenin kendi menfaat ve çıkarları için akla-hayale gelmeyecek şekilde masum bebekleri katlettiklerini hepimiz gördük. Sağlık kuruluşlarında yaşanan ahlaksızlık ve usulsüzlüğe millet olarak hepimiz şahit olduk. Bu olayın açığa çıkması sonrasında bazı fakültelerde yaşanan sıkıntılarla ilgili iddia ve talepler tarafımıza iletildi. Fakülte ve bağlı bulunduğu üniversitenin ismini vermiyorum ama bize iletilen iddiaları dile getirmek istiyorum.
Fakültelerde doktorların, öğretim görevlilerinin malzeme parası adı altında yasa dışı bir şekilde astronomik rakamlarla hastalardan ücret talep edildiğine dair iddialar var. Bu ücretler hastanelerdeki aracılar üzerinden veya hastane dışındaki danışmanlık merkezi olarak gösterilen yasa dışı muayenehanelerden bu ücretlerin tahsil edildiği iddiaları bize iletildi. Ayrıca hastanenin imkânlarını, alet ve edevatını kendi özel muayenehanelerinde kullandıklarına dair de iddialar var. Sağlık personeli tarafından hastalarla ilgilenmek yerine estetik işlemler yapıldığı, yasa dışı olarak heyet raporları verildiği, ameliyathanelerdeki randevuların bile satıldığı ve ücretini ödemeyen hastaların ücreti ödeyene kadar ameliyatlarının ertelendiği gibi ciddi iddialar var. Ayrıca öğretim görevlilerinin derslere girmediği, asistanların eğitimsiz bırakıldığı konusunda da ciddi iddialar var. Yetkililerin tüm bunlara rağmen herhangi bir yaptırımda bulunmadığına dair de iddialar var. Bu iddialar tek tek araştırılmalı, İçişleri ve Sağlık Bakanlığı bu iddiaların üzerine gitmeli ve görevini suiistimal eden her kim varsa hesabını vermelidir. Tabii bunları söylerken tüm sağlık çalışanlarını ve öğretim görevlerini töhmet altında bırakmak istemiyorum.”
“GAZZE’NİN KUZEYİNDE CİDDİ KATLİAMLAR YAŞANIYOR”
Filistin’de yaşanan soykırımın halen devam ettiğini belirterek sözlerine devam eden Dinç, “Bir yılı aşkın bir süredir Filistin’de kadın, çocuk ve siviller katlediliyor. Bununla birlikte 2 aydır Lübnan’da işgal güçlerinin saldırıları sonucu katliamlar yaşanıyor. İşgal güçleri, 2 aydır gerçekleştirdikleri saldırılara rağmen Lübnan’da bir köy dahi elde edemediler, o bölgede bir tampon bölge oluşturamadılar ve bundan dolayı ateşkes yapmak zorunda kaldılar. Bu kazanım, siyonist terör şebekesine karşı diz çökmeyen Lübnan halkınındır. Siyonist rejim, Lübnan’da bir ateşkes yaptı ama Gazze’de halen soykırımlarına devam ediyor. Özellikle Gazze’nin kuzeyinde ciddi katliamlar yaşanıyor. Gazze’nin kuzeyinde açlık krizi ile birlikte sağlık krizi de başlamış durumda. 7 Ekim Aksa Tufanı’ndan günümüze Gazze’de bin 50 sağlık çalışanı şehit edildi, 310 tanesi de işgal güçlerinin zindanlarında esirdir. Tüm bu saldırılara rağmen sağlık çalışanları hiçbir şekilde pes etmiyorlar. İnsanlığın onuru ve haysiyeti için mücadelelerine devam ediyorlar.” diye belirtti.
“ACİL BİR ŞEKİLDE GAZZE’DE İNSANİ YARDIM KORİDORU OLUŞTURULMALI”
Kuzey Gazze’de yaşanan ilaç sıkıntısını bir kez daha dile getiren Dinç, kronik hastaların tedavi edilemediğini, halkın kirli suyu tüketmek zorunda kaldığını ve oluşan çöp yığınlarından dolayı salgın hastalıkların baş gösterdiğini söyleyerek şunları kaydetti:
“Siyonist terör şebekesinin sağlık hizmetlerini hedef alması, Gazze’deki tüm insanları yok etmek istediği anlamına gelmektedir. Bu yüzden acil bir şekilde Gazze’de insani yardım koridoru oluşturulmalıdır. O bölgeye tıbbi malzemeler gönderilmelidir. Sağlık çalışanları o bölgeye ivedilikle gitmelidir. Gazze’de kronik hastalığı bulunanların o bölgeden tahliye edilip acilen tedavi altına alınması gerekmektedir. Ayrıca ateşkesin sağlanabilmesi için İslam ülkeleri tüm gücünü kullanmalı, sağlanabilecek ateşkes ile hiçbir şart ve koşula bağlanılmadan siyonist terör şebekesi o bölgeden çıkmalıdır.”
“AZAMİ SÜRE MAĞDURLARI İÇİN KAPSAMLI BİR AF ÇIKARILMALI VE BU ÖĞRENCİLER ÜNİVERSİTELERİNE DÖNÜP MEZUN OLMALI”
İç gündeme dair bazı sorun ve sıkıntıları da gündeme getiren Dinç, ilk olarak azami süre mağdurlarının sorun ve taleplerini dile getirerek, “2014 yılında çıkan bir yasaya göre; 2 yıllık üniversite okuyanlar 4 yıl içerisinde, 4 yıllık üniversite okuyanlar 6 içerisinde, 6 yıllık üniversite okuyanlar ise 9 içerisinde mezun olması gerekiyor. Ancak ülkemizde önce pandemi sonra büyük bir deprem yaşandı. Ayrıca ekonomik sıkıntılar yaşandı. Tüm bunlara bağlı olarak öğrencilerimiz bu süreçlerde okullarından mezun olamadılar. 2022 yılında bir af çıktı ancak bu af kapsamlı olmadığı için genel olarak tüm öğrenciler bu aftan yararlanamadı. Bu öğrencilerimizin mağdur olmaması için, kapsamlı bir af çıkarılmalı ve üniversiteden mezun olması gereken öğrencilerimiz tekrardan üniversite kayıtlarını yaparak öğrenimlerine devam etmesi sağlanmalı.” dedi.
“MERSİN, ADANA VE ANTALYA GİBİ İLLERDE HER YAĞMUR YAĞDIĞINDA SEL FELAKETİ YAŞANIYOR”
Son olarak bazı illerde yaşanan bir takım sorunları da gündeme getiren Dinç, bazı illerde yaşanan sel felaketlerinin önüne geçilmesi için, “Mersin, Adana ve Antalya gibi illerde her yağmur yağdığında sel felaketi yaşanıyor. Her yağmur yağdığında sel felaketinin yaşanmaması için altyapı ile ilgili ciddi çalışma yapılmalı. Vatandaşların mağduriyet yaşamaması için yağan yağmur sularının tahliye edilmesine yönelik ciddi çalışmaların yapılması gerekiyor. Yağmur yağmadan önce erken uyarı sistemi geliştirilmeli ve önlemlerin önceden alınması gerekiyor. Mazgal ve kanalizasyon giderlerinin temizlenmesi gerekiyor. Önceden yaşanan sel felaketleri göz önünde bulundurularak bir daha bu tür felaketlerin yaşanmaması için tedbirlerin alınması gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.
“SUYUN DAR GELİRLİ VATANDAŞLARA BİR MİKTAR BELİRLENEREK ÜCRETSİZ OLARAK VERİLMESİNİ BEKLERKEN MAALESEF SU FİYATLARI HER YIL ASTRONOMİK BİR ŞEKİLDE YÜKSELMEKTE”
“Adana ve Mersin’deki su fiyatlarının diğer çevre illerdeki su fiyatları arasında astronomik farklar var.” diyerek sözlerine devam eden Dinç, “Mersin’de şu an su birim fiyatı 27,15 TL’dir. Bir ay sonra bu rakam 36,20 TL olacak. Adana’da da şu an su birim fiyatı, 17,85 TL’dir. Hatay’da ise bu rakam 7,63 TL’dir. Birbirine yakın farklı illerin arasında tüketilen suyun fiyatının bu kadar astronomik derecede farklı olması herhangi bir mantık sığmaz. Bu fiyatlar arasında neden bu kadar fark olduğunu soruyoruz ve cevabının şeffaf bir şekilde açıklanması gerektiğini belirtiyoruz. Ayrıca temel bir ihtiyaç olan suyun dar gelirli vatandaşlara bir miktar belirlenerek ücretsiz olarak verilmesi gerekmektedir. Fakat biz bunu beklerken maalesef su fiyatları her yıl astronomik bir şekilde yükselmektedir. Buna yönelik tedbirlerin alınıp düzenlemelerin yapılması lazım. Bu konuda seçim döneminde belediye başkanlarının vaatlerini uygulamaya koymaları gerekmektedir.” şeklinde konuştu.
“DİYARBAKIR-SİLVAN KARAYOLU’NDA ASFALTIN YAPISINDAN KAYNAKLI KAZALAR YAŞANIYOR, ARAÇLAR ZARAR GÖRÜYOR”
Dinç sözlerini “Diyarbakır-Silvan Karayolu’ndaki asfaltın yapısı ve kullanılan mıcır dolayısıyla bu yolu kullanan araçlar kaza yapıyor, can kayıpları yaşanıyor. En basiti olarak araçlarının camı kırılıyor. Bu konu ile ilgili Karayolları Müdürlüğü denetlemelerini yapmalı, sorunlar her neyse tek tek tespit edilip vatandaşların mağduriyeti giderilmelidir.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Antalya’da düzenlenen HIMSS Eurasia 2024 Sağlık Bilişim ve Teknolojileri Eğitimi Konferansı ve Fuarı’na katıldı. Pakistan, Fildişi, Karadağ gibi ülkelerden sağlık bakanı ve bakan yardımcıları, birçok ülkeden sağlık alanındaki teknoloji ve yapay zeka uzmanlarıyla Antalya Valisi Hulusi Şahin ve sağlık teknolojileri temsilcilerinin yer aldığı fuarda, sağlıkta yüksek teknolojiler birçok başlıkta ele alınıyor.
SAĞLIK SEKTÖRÜNDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM
Sağlık Bakanı Memişoğlu, bilim ve teknoloji alanlarında yaşanan gelişmelerin hayatın her alanını derinden etkilediğine işaret ederek, günümüzde Endüstri 4,0 ile birlikte tüm dünyanın veri madenciliği, makineler arası iletişim, bulut bilişim, nesnelerin interneti, yapay zeka, artırılmış gerçeklik gibi kavramları çokça konuştuğunu kaydetti. Sağlık sektörünün, dijital dönüşümün en güçlü şekilde yaşandığı alanların başında geldiğini belirten Memişoğlu, “Sağlık sektöründeki dijital dönüşüm, elbette teknolojide yaşanan gelişmelere paralel gerçekleşiyor. Ancak bu dönüşümü tetikleyen başkaca gelişmeler de oldu. Dünya nüfusundaki artış, demografik değişiklikler ve ortaya çıkan küresel sağlık krizleri gibi sebepler, sağlık sistemlerinde hızlı bir değişim ve dönüşümü zorunlu kıldı” diye konuştu.
YAPAY ZEKA İLE YENİDEN YAPILANDIRMA
Devletlerin hızlı karar alma kabiliyetleri, sağlık yönetişim süreçlerinin etkin hale getirilmesi, vatandaşların sağlığa erişiminin kolaylaşması ve sağlığın takibi gibi birçok meselenin kritik önem kazandığını anlatan Memişoğlu, “Türkiye olarak sürekli gelişen bir sağlık sistemine sahibiz. Günümüzde hızla gelişen yapay zeka uygulamaları ile sağlık sektörünü yeniden yapılandırıyoruz. Yeni teknolojilerle sağlık kurum ve kuruluşlarının yönetimi başta olmak üzere, sağlığın korunması, tedavi süreçleri ve hastalarla iletişim gibi tüm süreçleri elden geçiriyoruz. Sağlık hizmetlerinin sunumunda randevu, takip, raporlama gibi işlemler, internet alt yapısı ve mobil bağlantı çözümleri ile büyük oranda sanallaşmış durumda. Klinik alanda yapay zeka uygulamaları ile teşhis, tanı, tedavi, rehabilitasyon ve sağlığın korunması gibi süreçlerde yeni yöntemleri hayata geçiriyoruz. Dijitalleşmede başarılı EMRAM validasyon deneyimine sahip sağlık kuruluşlarımızın sayısı her geçen gün artıyor. Bu durum aynı zamanda, dijitalleşen sağlık eko sisteminin kökleşmesine ve derinleşmesine yol açıyor” dedi.
E-DEVLET ÖLÇÜTÜ RAPORUNDA NÜFUSA GÖRE TÜRKİYE BİRİNCİ
Avrupa Komisyonu’nun 2024 yılında yayımladığı e-Devlet Ölçütü raporunda puanlama yapılırken kullanıcı odaklılık, şeffaflık, temel etkinleştiriciler ve sınır ötesi hizmetler şeklinde 4 temel kriter olduğunu kaydeden Memişoğlu, “Raporda, Avrupa Birliği hükümetlerinin genel performans puan ortalaması 76 olarak tespit ediliyor. Yine aynı raporda Türkiye 83 puanla AB ortalamasının üzerinde değerlendiriliyor. Aynı raporda Türkiye, 11 puanlık artış ile son dört yılda en çok gelişme gösteren ülkelerden biri olarak gösteriliyor. Burada en önemli göstergelerden biri de sağlık alanında yapılan değerlendirme. Türkiye ‘sağlık’ kategorisinde 90 puanla 4’üncü sırada yer alıyor. İlk 3 sırada Lüksemburg, Malta ve Estonya’nın yer aldığı dikkate alındığında, nüfus büyüklüğüne göre ülkemiz 1’inci sırada bulunuyor” diye konuştu.
DİJİTAL DÖNÜŞÜM ÖNCÜSÜ
Türkiye’nin dijital dönüşüm alanında son 22 yılda önemli mesafe katettiğini dile getiren Bakan Memişoğlu, şöyle dedi: “Sağlık hizmeti sunumunda devreye aldığımız teknoloji, altyapı, yazılım ve uygulamalar, Türkiye’de dijital dönüşümün öncüsü oldu. Dijital sağlık alanında dünya çapında marka ülke haline geldik. Sağlığın bugününü değiştiren ve geleceğini etkileyen bir dizi dijital sağlık uygulamasına imza atmış bulunuyoruz. Bakanlığımızın yeni dönem yol haritasında öne çıkan bazı başlıklarımızı da sizlerle paylaşmak istiyorum. Sağlık Bakanlığı olarak önümüzdeki dönemde bireyin, kendi sağlığı üzerindeki sahiplenmesini ve kontrolünü artırdığı koruyucu sağlık hizmetini geliştirmeyi hedefliyoruz. Elbette doğru yerde, doğru zamanda, etkin tedavinin mümkün olacağı, verimli ve sürdürülebilir sağlık sistemini güçlendireceğiz. Bu süreçte aile hekimliğimizi güçlendiriyoruz. İkinci ve üçüncü basamakla entegrasyonlarını arttırarak, vatandaşımızın doğru yerde, doğru zamanda, etkin tedaviyi alarak şifa bulmasına önem veriyoruz. Şeffaf, bilişim tabanlı, bilimsel verilere ve risk yönetimine dayalı, yapay zekanın kullanılacağı, çoklu denetim mekanizmasını geliştireceğiz. Çok sayıda branşta, Denetim ve Değerlendirme Bilim Kurulları oluşturuyoruz.”
BİLİM ÜRETECEK HEKİMLERE TÜSEB DESTEĞİ
Bakan Memişoğlu, Sağlık Bakanlığı olarak yeni dönemde hekimlerin bilim üretmeleri noktasında en güçlü şekilde teşvik edici bir rol oynayacaklarını da açıkladı. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) üzerinden oluşturacakları ekosistemle bilhassa Faz 1 çalışmaları yürüten bilim insanlarına destek vereceklerini belirten Memişoğlu, şunları söyledi:
“‘Yeni bir şey söyleyeceğim, yeni bir şey üreteceğim’ diyen arkadaşlarımızın arkasında duracağız. Çünkü ülkemizin ekonomik büyümesine ve kalkınmasına katkı sunacak, marka ve katma değer oluşturacak, üreten sağlık modelini hayata geçirmek istiyoruz. Bu çerçevede Milli Sağlık hamlemizin lokomotifi olacak yeni TÜSEB vizyonumuzu hayata geçiriyoruz. TÜSEB öncülüğünde başlatmakta olduğumuz ve tüm paydaşları kapsayan Üreten Sağlık Modeli, sağlık sektörünü Türkiye’nin lokomotif sektörü haline getirmeyi ve sağlık alanında önemli bir dönüşüm sürecini tetiklemeyi hedefliyor.”
YILDA 1,8 TRİLYON DOLAR BOŞA HARCANIYOR
Kongre Başkanı Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci de dijitalleşmenin hem hasta hem sağlık profesyoneline sağladığı bu avantajların, sağlık sisteminin çıktılarındaki verimliliği ciddi düzeyde artırdığını söyledi. Birinci, “Bunun önemini vurgulamak için şu veriyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Her yıl dünyanın sağlığı için harcanan 1,8 trilyon doların verimsizlik sebebiyle boşa harcandığı değerlendirilmektedir. Dijitalleşme sayesinde, harcamaların hangi kalemlere yapıldığı tespit edilebilmekte ve buna yönelik eylem planları oluşturmak için veri analizi yapılabilmektedir. Dünya Bankası’na göre, insan merkezli ve kanıta dayalı dijital yatırımlar, hükümetlerin sağlık maliyetlerinde yüzde 15’e kadar tasarruf sağlamasına yardımcı olmaktadır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Altun, Anadolu Ajansı (AA) ve Boğaziçi Üniversitesi işbirliğinde, Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüs’te “Albert Long Hall”da düzenlenen “II. Haberin Telifi ve Medyada Yapay Zeka Sempozyumu’nda konuştu.
Dünyanın en köklü haber ajanslarından AA ile ülkenin en itibarlı yükseköğretim öğretim kurumlarından biri olan Boğaziçi Üniversitesi işbirliğinde, Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla 2’ncisi düzenlenen Haberin Telifi ve Medyada Yapay Zeka Sempozyumu’nda olmaktan memnuniyet ve şeref duyduğunu belirtti.
Altun, her şeyden önce medyada üretilen bilgi, haber ve eserlerin, bunların arkasındaki fikir işçilerinin haklarını ve hukuklarını korumak amacıyla bir araya geldiklerini söyledi.
Amaçları ve hedeflerinin belli olduğunu ifade eden Altun, “Muhabirlerin, gazetecilerin, basın emekçilerinin büyük emek ve özveriyle hazırladıkları özgün içeriklerin, bedeli ödenmeden ticari amaçla kullanılmasının önüne geçmek. Yayıncıların ürettiği içeriklerin bedelsizce kullanımıyla oluşan haksız rekabeti ortadan kaldırmak. Bu doğrultuda bir an önce basın haber içeriklerinin telifinin koruması için gerekli mevzuat çalışmalarının yapılması için gerekli ortamın hazırlanmasına katkıda bulunmak.” diye konuştu.
Altun, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, “On Dokuzuncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi” isimli abidevi eserinde gazeteciliğin doğuşuna bir yer ayırarak, burada modernleşme tarihinin içinde “Gazetelerin sadece haber üreten, ileten araçlar olmadığını, aynı zamanda kültürel ve sanatsal değerler taşıyan içerikler ürettiğini” ortaya koyduğunu anlattı.
İletişim Başkanı Altun, şöyle devam etti:
“Nitekim geriye dönüp baktığımızda edebiyatımızın pek çok nadide eserinin ilk kez gazetelerde tefrika edildiğini, gazetelerin kültür, düşünce tarihimiz açısından muhteşem bir araştırma vasatı teşkil ettiğini görürüz. Yine tarihsel olarak gazetelerde üretilen içeriklerin, velev ki bunlar doğrudan edebi içerikler olsun, dergiler ve kitaplar gibi hukuk nazarında korunması gereken fikir ve sanat ürünleri olarak telakki edilmediklerini görürüz. Elbette bunun bir nedeni gazete içeriklerinin ‘güncel’, ‘aktüel’, bugüne dair konularla ilgili ‘hızlı üretilmiş, olgusal aktarımlarda bulunan içerikler’ olarak ele alınması. Bir diğer nedeni de gazetelerin, haber ajanslarının edebiyat eserlerine günden güne daha az yer ayırması olmuştur. Ne var ki durum böyle olsa da haber üretimi yalın bir olgusal veri paylaşımı etkinliği olarak ele alınmaz.”
“Haber metni telif hakkı kapsamına alınarak korunması gereken eserdir”
Haber üretiminin bir yandan muhabirin emeğine, araştırma, soyutlama ve analizine öte yandan yayın kuruluşunun editöryal tercih, çaba, cesaret, imkan ve kabiliyetlerine muhtaç olduğuna dikkati çeken Altun, gerçek haber üretiminin zahmetli, maliyetli, emek isteyen, çetrefilli bir iş olduğunu vurguladı.
Fahrettin Altun, “Örneğin, Anadolu Ajansının pandemi döneminde yaptığı gazetecilik, yine Rusya- Ukrayna Savaşı’nda sergilediği habercilik performansı, yahut 7 Ekim’den bu yana İsrail’in Gazze’de soykırım uyguladığı dönemden bu yana verdiği hakikat mücadelesi ‘yalın birer olgusal veri paylaşımı etkinliği’ olarak ele alınamaz. Çok açık ve net bir şekilde vurgulamak istiyorum. Haber metni, mutlak surette telif hakkı kapsamına alınarak korunması gereken bir eserdir. Bu analog medya dönemi için de dijital medya dönemi için de geçerli olan bir gerçekliktir. Hatta ve hatta içinde bulunduğumuz şu dijital medya-iletişim ekosistemi içinde haberin telif hakkıyla korunması meselesi, analog medya döneminden çok daha önemli ve acil bir hal almıştır. Zira bugün orijinal haber içeriklerinin izinsiz bir şekilde kolaylıkla ve hızla dolaşıma sokulabildiğini görüyoruz.” diye konuştu.
“Bu gidişe bir dur denmesi gerektiği açıktır”
Bu durumun orijinal içerik üreten medya kuruluşlarının gelirlerinin azalmasına neden olduğu, dolayısıyla da medyanın iş modellerine zarar verdiğini kaydeden Altun, şunları söyledi:
“Ne yazık ki Batılı dijital medya şirketleri, sosyal medya platformları, teknoloji devleri bu durumdan haksız kazanç elde etmekte, dahası açık ve net şekilde medya sektöründe haksız rekabet ortamı oluşturulmakta. Bu gidişe bir ‘dur’ denmesi gerektiği açıktır. Bizler her platformda dilimiz döndüğünce şu gerçeği dillendirmeye çalışıyoruz: Bugün insanlık, küresel düzlemde bir adalet sorunuyla pençeleşmekte ve bu adalet krizini derinleştiren başlıca dinamiklerinden biri de bütün dünyanın muhatap olduğu medya emperyalizmi ve dijital faşizmdir. Batılı medya şirketleri küresel adaletsizliği yaymakta, kurumsallaştırmaya çalışmaktadır. Tam da bu nedenle toplumlararası iletişim, asimetrik şekilde cereyan etmekte, eşitler arası bir ilişki olarak karşımıza çıkmamaktadır. Sözünü ettiğimiz Batılı medya şirketleri, sosyal medya platformları, orijinal haber içerikleri başta olmak üzere dünya üzerindeki bilgi kaynaklarını sömürmekte, bu içerikleri istedikleri formatlarda dağıtarak büyük gelirler elde etmekte.”
Türkiye’de haberciliği de içine alacak şekilde telif haklarının 1952 yılında yürürlüğe giren “5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu” kapsamında korunduğunu aktaran Altun, gerçek haberin korunması kadar, haberciliğin geleceği açısından da bu kanunun bir an önce güncellenmesi, modern bir “Dijital Telif Yasası”nın yürürlüğe girmesinin elzem olduğunu bildirdi.
Altun, dijitalleşen medya sektöründe faaliyet gösteren yayıncıların bu faaliyetleri karşılığında gelir elde etmesine imkan tanıyacak, Avrupa Birliği müktesebatına da uyumlu şekilde telif haklarını düzenleyecek bir yasa yapılmasının gündemde olduğunu söyledi.
“Batılı sosyal medya şirketleri tarafından sömürülmesi sona erecek”
Söz konusu düzenleme için teknik çalışmaların Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, AA, Rekabet Kurumu ve Basın İlan Kurumu gibi paydaşların katkılarıyla sürdürüldüğünün altını çizen Altun, “Umudum odur ki yüce Meclis’imizin gündemine bu çalışmalar çok hızlı şekilde girer ve Dijital Telif Yasası hayata geçer. Sözünü ettiğimiz bu süreçte emek hırsızlığının önüne geçilir. Haber içeriklerinin telifinin korunması için gereken adımların atılması, her şeyden önce gerçek haberciliğin gelişmesine, kökleşmesine, gazetecilik mesleğinin güçlenmesine hizmet edecek. Medya kuruluşlarımızın, haber ajanslarımızın, Batılı sosyal medya şirketleri tarafından sömürülmesi böylelikle sona erecek. Karşımızda bir sömürü var ve bu sömürüyü gerçekleştirenler Batılı sosyal medya platformları ve büyük teknoloji şirketleri. Sömürülense bizim haber ajanslarımızdır, bizim gerçek haber üreten medya kuruluşlarımızdır. Haberin telif hakları korunursa bu medyada etik davranış kodlarının daha da güçlenmesine hizmet edecektir. Dahası her bir vatandaşımızın, toplumumuzun, devletimizin, ülkemizin verdiği yalan haberle, dezenformasyonla mücadele sürecinde önemli bir kazanım elde edilmiş olacak.” ifadelerini kullandı.
Altun, toplumsal, siyasal, askeri ve teknolojik gelişmelerin yeni hukuki düzenlemeleri zorunlu kıldığını, içinde bulunulduğu çağın, baş döndürücü bir hızla ilerleyen teknolojik dönüşüm, medya ve iletişim dünyasını yeniden şekillendirdiğini söyledi.
Dijital çağın getirdiği yeniliklerin, iletişim dünyasında köklü değişimlere yol açtığını, medyanın yapısı ve işleyişinin radikal biçimde dönüştüğünü dile getiren Altun, bu dönüşümün en önemli bileşenlerinden birinin de şüphesiz yapay zeka olduğunu kaydetti.
“Karşımızda yeni imkanlar kadar yeni riskler de var”
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, yapay zekanın medya üzerinde oynadığı etkin rolün, bilgiye erişimden, içerik üretimine kadar geniş bir yelpazeyi kapsadığına dikkati çekerek, şunları belirtti:
“Günümüzde yapay zeka, haberlerin otomatikleştirilmesi, içeriklerin kişiselleştirilmesi ve hatta hedef kitlelere yönelik reklamların belirlenmesi gibi birçok alanda kullanılıyor. Ancak bu teknolojinin etkileri, sadece iş süreçlerini kolaylaştırmakla kalmıyor. Karşımızda yeni imkanlar kadar yeni riskler, meydan okumalar, tehditler de var. Yapay zeka araçları bir yandan, verimlilik, zaman tasarrufu, maliyet, pazarlama ve yenilikçi reklam pazarları gibi imkan ve fırsatlar sunarken, diğer yandan mahremiyet, gözetim, deepfake ve dezenformasyon gibi risk ve meydan okumaları da beraberinde getiriyor. Biz, yapay zeka teknolojilerine ihtiyatlı bir iyimserlikle yaklaşıyor ve şunun altını çiziyoruz: Esas olan yapay zekanın hakikat namına kullanılmasıdır. Bizim gayretimiz bu yöndedir. Yapay zekayla evrime uğrayan yeni medya düzenindeki en önemli risk, tıklama odaklı haber metinlerinin birer referansa dönüşmesi ve özgün metinler yerine sansasyon yaratan ya da dezenformasyon içeren haberlerin kontrolsüzce dolaşıma sokulması, bir diğer deyişle sahtenin gerçeğin önüne geçmesidir.”
Buna karşılık, yapay zeka teknolojilerinin medya üzerindeki etkisinin sadece içerik üretimi ve yayılımıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Altun, bu teknolojilerin aynı zamanda kimin sesinin daha çok duyulduğunu ve hangi içeriklerin ön plana çıkarıldığını da belirlediğini kaydetti.
Altun, “Benzer şekilde, kişisel verilerin izinsiz şekilde kopyalanması ve dağıtılması, yine kişisel verilerde tahrifat yapılması, genel ahlaka aykırı içeriklerin yayılması ve veri madenciliği gibi hususlar da masamızdaki sorunlar yumağından öne çıkanlardır. Hepimizin bildiği gibi medya, toplumu bilgilendirme ve kamuoyu oluşturma işleviyle demokrasi adına vazgeçilmez bir unsurdur. İşte tam da bu nedenle yapay zeka teknolojilerinin medya alanında kullanılması toplumsal adalet ve şeffaflık ilkelerine uygun olmak zorunda. Altını özellikle çizmek isterim ki İletişim Başkanlığımızın tüm birimleri, yapay zekanın toplum üzerindeki etkilerini göz ardı etmenin büyük bir hata olacağı bilinciyle toplumsal faydayı gözeten insan odaklı bir perspektifi öncelemekte.” değerlendirmesini yaptı.
“Yapay zeka üretimi olan içerikleri ayırt etmek daha da güçleşecek”
Bu çerçevede, birçok uluslararası aktörün dijital dünyada hesap verilebilirliği sağlamaya çalıştığı günümüzde İletişim Başkanlığı olarak her bir çalışan ile birimin profesyonel ve kaliteli gazeteciliği sürdürmesi, toplumun nitelikli ve doğru bilgiye erişim sağlaması ve dijital medyada haksız rekabetin önlenmesi amacıyla yürütülen çabaları en güçlü şekilde desteklemeyi sürdüreceklerine işaret eden Altun, şu ifadeleri kullandı:
“Yapay zeka teknolojileriyle birlikte haber içeriklerinin telifi konusunun günden güne daha ciddi bir meydan okumaya dönüştüğü de izahtan varestedir. Mevcut yasalar eser sahiplerinin maddi haklarını korumaya gayret etse de yapay zekanın aynı yazarın metninden hareketle oluşturduğu ürünün telifinin kimde olacağı dahi henüz muammadır. Sorun maalesef müzikten, sinemaya, senaryodan, fotoğrafa kadar çok çeşitli alanları da kapsıyor. Korsan yayın, izinsiz paylaşım, kişilik hakları ve mahremiyet ihlali gibi riskler de günden güne büyüyor. Kesin olan şu ki yapay zeka araçları gelişmeye devam ettikçe insan ve yapay zeka üretimi olan içerikleri ayırt etmek de güçleşecek. Bu güçlüğü aşmanın yolu ise telif başlığı altındaki yeni sorulara karşı her an teyakkuzda olmaktır. Söz konusu teknolojilere yönelik kendi stratejilerimizi geliştirmemiz bu yüzden önemli.Bu sempozyum da bu bağlamda inanıyorum ki önemli içerikler üretecektir. “
İletişim Başkanı Altun, bunun hem haber ve eser sahiplerinin haklarını korumak hem de küresel hegemonyanın tek taraflı ve yanlı tutumlarla yeni teknolojileri araçsallaştırmasını engellemek için elzem olduğunu anlattı.
“Küresel meydan okumalar küresel çözüm üretmeyi gerektirir”
Dijitalleşmenin neden olduğu sorunlara karşı hukuki ve etik bilinç uyanmış olsa da bu kaygıların henüz tümüyle hukuki çerçeveye büründürülmediğini aktaran Altun, “Mevcut telif hakkı yasalarının güncellenmesi sürecinde uluslararası bir işbirliğine gereksinim duyulduğunu da somut şekilde müşahede ediyoruz. İletişim Başkanlığı olarak 22 farklı ülkeyle iletişim ve medya alanında yaptığımız anlaşmalar, bu sorunların çözümünde benimsediğimiz uluslararası işbirliği yaklaşımımızın somut bir tezahürüdür. Zira dijitalleşme, fırsatları ve sorunları itibarıyla küresel bir meydan okumadır. Küresel meydan okumalar küresel çözüm üretmeyi gerektirir. Haberin Telifi ve Medyada Yapay Zeka Sempozyumu’nun yeni medya teknolojileri ile temel iletişim ilkelerimiz arasında nasıl bir köprü kuracağımız konusunda yol gösterici olacağına tüm kalbimle inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
3 Aralık Dünya Engelliler Günü tüm Türkiye’de olduğu gibi Bursa’da da çeşitli programlarla kutlanarak engellilerin yaşadığı sıkıntılara ve taleplerine dikkat çekiliyor. Bursa Büyükşehir BelediyesiSosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı da engelli bireyler için faaliyetlerde bulunan sivil toplum kuruluşlarının ve Büyükşehir Belediyesi’nde görevli engelli personelin katılımıyla program düzenledi. Merinos Atatürk Kongre Kültür Merkezi’ndeki programa, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra CHP İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Bursa MilletvekiliHasan Öztürk, Büyükşehir Belediyesi bürokratları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, engelli belediye personelleri, Bursa Kent Konseyi Engelliler Meclisi üyeleri, eğitmenler ve engelli bireylerin aileleri katıldı.
“Eşit şartlara sahip olmalıyız”
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, birbirimize güç vermek, dayanışma ve sevginin her türlü engeli aşabileceğini vurgulamak amacıyla bir araya geldiklerini söyledi. Engellerin ötesinde bir kenti birlikte planladıklarını ve birlikte yol aldıklarını belirten Başkan Bozbey, Dünya Engelliler Farkındalık Günü dolayısıyla Aralık ayı boyunca çeşitli etkinlikler ve çalışmalar düzenleyeceklerini açıkladı. Sadece bir gün değil her zaman engelli bireylerin yanında olduklarını ifade eden Başkan Bozbey, “En büyük engel, zihinlerdeki ön yargılardır. Hepimiz aynı havayı soluyor, aynı çevreyi paylaşıyoruz. Dolayısıyla eşitiz ve eşit şartlara sahip olmalıyız. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak yurttaşlarımızın hayatını kolaylaştıracak çözümler üretmek ve iş yerinde dezavantajlı çalışma arkadaşlarımızın haklarını gözeterek daha kapsayıcı bir çalışma ortamı kurmak bizim öncelikli görevlerimizden biridir. Bursa’mızda adil, katılımcı ve herkesin kendini değerli hissettiği yönetim anlayışımız doğrultusunda birlikte çalışıyoruz” dedi.
“Sizinle daha zengin ve anlamlıyız”
‘Sürekli Engelsiz Yol Yardım Hizmetleri’ (SEYYAH) projesi ile ortopedik engelli yurttaşların akülü ve manuel tekerlekli sandalyelerinin tamir ve bakımlarını karşıladıklarını hatırlatan Başkan Bozbey, “Şehir içinde ulaşım desteği veriyoruz. 17 ilçemizin tamamında lift donanımlı araçlarımız, ortopedik engelli yurttaşlarımızı hastane ve kamu kurumlarına ulaştırıyor. Bursa Engelsiz Kulüp uygulamamız ise özel ihtiyaçlı yurttaşlarımızın kentin imkanlarından faydalanmasını, bilgi ve teknolojiye erişim sağlamasına imkan sunan bir dayanışma ağıdır. Her alanda aktif rol alabileceğiniz projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. Büyük bir ailenin fertleri olarak dayanışma ruhumuzu daha da güçlendireceğimize inanıyorum. Sizin yanınızda olarak birlikte daha güzel yarınlara yürümekte kararlıyız. Sizinle daha zengin ve anlamlıyız. Hep birlikte engellerin olmadığı, herkesin eşit ve mutlu yaşadığı Bursa planlıyoruz. Sizlere güveniyor ve sizlerle gurur duyuyoruz” dedi.
CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Türkiye’de ciddi oranda engelli bireyin bulunduğunu belirterek sorunların ancak empati yapılarak aşılabileceğini söyledi. Engellilerin hayatını kolaylaştırarak geleceğin inşa edilebileceğini ifade eden Öztürk, engelli bireylerle birlikte daha fazla farkındalık çalışmaları yapacaklarını dile getirdi.
CHP İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, herkesin birer engelli adayı olduğunu hatırlattı. Başkan Mustafa Bozbey’in herkesin daha rahat yaşayabileceği engelsiz bir kent inşa etmek için çalıştığını söyleyen Yeşiltaş, ortak akılla daha yaşanabilir Bursa’yı tüm kesimlerle birlikte oluşturacaklarını dile getirdi. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi tarafından yapılan açıklamada, Heyet Tahrir Şam (HTŞ) ile müttefiklerinin Cuma sabahı “Halep’in kapısına” ulaştığı, günün ilerleyen saatlerinde de Halep’e girerek beş mahallede kontolü ele geçirdiği duyuruldu. Günlerdir süren çatışmalarda en az 255 kişinin hayatını kaybettiğini aktaran Gözlemevi, “HTŞ ve Türkiye tarafından desteklenen grupların, Halep ve İdlib bölgelerinde 50’den fazla köy ve kasabayı” kontrolü altına aldığı iddia edildi.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin “terör organizasyonları” listesinde bulunan HTŞ’yi Türkiye de “terör örgütü” sayıyor.
Suriye hükümetinde yer alan bir güvenlik yetkilisi ise ordunun Halep’e takviye kuvvetler gönderdiğini ve bu kentin batısında “şiddetli çatışmalar yaşandığını” ancak saldırganların Halep’e ulaşmadığını ifade etti. AFP haber ajansının bölgede bulunan bir muhabiri, Halep’e birkaç kilometre mesafede ağır çatışmalar olduğunu ve cihatçı grupların zırhlı araçlarla ilerlediğini aktardı.
Beş yıl aranın ardından savaş sesleri
Halep’te yaşayan 51 yaşındaki bir görgü tanığı, “Beş yıldan bu yana ilk kez aralıksız füze, topçu ateşi ve zaman zaman da savaş uçaklarının sesini duyuyoruz” diyerek insanların, “savaş senaryosunun tekrarı ve vatandan kaçmak zorunda kalma” endişesi yaşadığını dile getirdi.
Suriye’nin resmi haber ajansı Sana ise muhalif grupların Halep’te bulunan bir öğrenci yurduna saldırdıklarını ve söz konusu saldırıda dört sivilin hayatını kaybettiğini duyurdu. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi de, Halep ile 300 kilometre güneyindeki başkent Şam arasındaki otoyol trafiğinin, cihatçı gruplar tarafından kesildiğini bildirdi.
Halep’in bir başka sakini, 36 yaşındaki Nasır Hamdo, karayolu trafiğinin kesilmesi ile ilgili olarak “Ablukanın yakıt fiyatlarını fahiş derecede artırmasından ve şehre gerekli mal ve mamüllerin gelememesinden endişe ediyoruz” dedi.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı’ndan açıklama
Ankara ise Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yaptığı açıklamada, dünya kamuoyuna “Sınırımızın sıfır noktasında bulunan İdlip ve mücavir bölgede sükunetin muhafazası ülkemiz açısından öncelikli bir meseledir” mesajını verdi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, X hesabından paylaştığı mesajda, “Yeni ve daha büyük istikrarsızlıklara yol açılmaması ve sivil halkın zarar görmemesi, Türkiye bakımından büyük önem teşkil etmektedir. Diğer taraftan, mevcut istikrarsızlık ortamından istifade etmeye çalışan Tel Rıfat ve Münbiç’teki terör gruplarının sivil halkı ve Türkiye’yi hedef alan saldırılarındaki artışı da dikkatle izliyoruz” ifadelerini kullandı.
13 yıldır devam eden savaş
2011 yılında, hükümete karşı düzenlenen protestoların, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad tarafından şiddet kullanılarak bastırılmaya çalışılmasının ardından başlayan iç savaşta bugüne dek 500 binden fazla kişi hayatını kaybetti, milyonlarca kişi de göç etmek zorunda kaldı. Aralarında Esad’ın müttefiki olan Rusya, İran ve Lübnan’daki Hizbullah’ın da bulunduğu pek çok dış güç de bugüne dek bu savaşa fiilen katıldı.
Cihatçı grupların Çarşamba günü başlattığı operasyonu kınayan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sözcüsü Dimitri Peskov, saldırıların “Suriye’nin egemenliğine karşı yapıldığını” belirterek Suriye hükümetine, operasyona maruz kalan bölgelerde destek verebileceklerini ifade etti.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de, Suriyeli mevkidaşı Bessam Sabbah ile yaptığı telefon görüşmesinde, “Suriye yönetimine, ulusuna ve ordusuna, teröre karşı destek” taahhüdünde bulundu.
HTŞ’li bir yetkili, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, hedeflerinin “Suçlu düşmanın ateş kaynaklarını, cephe hattından uzaklaştırmak” olduğunu dile getirmişti. El Kaide terör ağına bağlı HTŞ, Suriyenin kuzey ve kuzeybatısında, aralarında İdlib ve Halep’in de bulunduğu pek çok bölgeyi kontrolü altında tutuyor. Türkiye ile Rusya’nın arabuluculuğunda, 2020’de İdlib’de sağlanan ateşkese, bugüne dek zaman zaman ihlal edilmiş olsa da, taraflarca büyük oranda uyulmuştu. 2015 yılında Suriye İç Savaşı’na müdahale eden Rusya, savaşın seyrini Beşar Esad yönetimi lehine değiştirmişti.
AFP/ ET,JD
DW Türkçe’ye VPN ile nasıl erişebilirim?
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bakan Kurum, TRT’nin bu yıl 8’incisini düzenlediği TRT World Forum 2024’te “Yarını Dönüştürmek: Eko-Rejenerasyonun Gücü” başlıklı oturumun açılış konuşmasını yaptı.
Dünyanın yaradılışından bugüne belki de en meşakkatli dönemlerinden birini yaşadığını kaydeden Kurum, bir yanda İsrail eliyle Gazze’de sürdürülen korkunç bir soykırım olduğunu, diğer yanda ise Rusya- Ukrayna Savaşı’nın neden olduğu acılarla boğuşulduğunu söyledi.
İnsanların iklim krizinin getirdiği sorunlarla küresel bir yıkımın tam eşiğinde hatta ortasında durduğunu ifade eden Kurum, şöyle konuştu:
“Bu noktada doğamızın kendi kendini yenileyebilme kapasitesini konuşmamız bu konferansta gerçekten çok kıymetli. Bu salondaki tüm katılımcılarla, iklim krizinin insan eliyle oluştuğu konusunda hemfikir olduğumuzu düşünüyorum. Zira tüm bilimsel çalışmalar, iklim değişiminin başlangıç noktası olarak sanayi devrimini işaret etmektedir. Ben de bu ortak kanaati paylaşıyorum ama sanayi devrimiyle başlayan kirlenmenin sadece bir sebep olduğunu değil, insanlığın çarpık doğa anlayışının bir sonucu olduğunu düşünüyorum. İklim değişikliği konusunda mevzubahis doğadır, insandır, ortak evimiz dünyamızdır. Doğa ve insan arasındaki ilişkiyi doğru tanımlamadan atacağımız her adımın parçalı olacağını ve bütünü kapsamayacağını düşünüyoruz.”
Doğa ve insan uyumu söz konusu olduğunda başvuru kaynağının Türk-İslam medeniyeti olduğuna dikkati çeken Kurum, “Bizim medeniyetimiz, dört mevsimin gereklerine en uygun şekilde yurt tutmayı emreden; dağların, ormanların, denizlerin, hayvanların ve bitkilerin doğal durumuna müdahale etmeyen, tek bir dalı bile incitmeyi suç sayan bir medeniyettir.” ifadelerini kullandı.
“Bu adil dünya bir gün mutlaka kurulacaktır”
İstanbul’dan bütün dünyaya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu adil gelecek vizyonunu ifade etmekten şeref duyduğunu kaydeden Kurum, “Doğasıyla, çevresiyle, ekonomisiyle, demokrasisiyle, insan haklarına saygısıyla daha adil bir dünya mümkündür. ve bu adil dünya bir gün mutlaka kurulacaktır.” dedi.
Kurum, Türkiye’nin Akdeniz Havzası’nda yer alan ve iklim krizinden en çok etkilenen ülkelerden biri olduğunu, buna da yaşanan afetlerle şahitlik edildiğini belirterek, Türkiye’de her yıl 1500’e yakın sel, orman yangını, su taşkını ve kuraklık gibi iklim kaynaklı doğal afetler yaşandığına işaret etti.
Türkiye’de geçen 10 yıllık süreçte yenilenebilir enerji kapasitesini iki katına çıkardıklarını vurgulayan Kurum, “Önümüzdeki 10 yıl içinde güneş ve rüzgar enerjisi kapasitemizi 4 kat daha arttıracağız. Emisyonların yaklaşık üçte ikisi çevremizde gerçekleşiyor. Bu nedenle ulaştırma ve yapılaşma konularında da yenilikçi çözümler bulmaya devam ediyoruz.” diye konuştu.
Kurum, 6 Şubat depremlerini anımsatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“11 ilimizi, 14 milyon vatandaşımızı etkileyen ve 6 Şubat sabahı tüm Türkiye’yi derin acılara götüren o afette binlerce canımızı yitirdik ama tek yürek olduk. 11 ilimizde asrın birlikteliğini göstererek 453 bin konutun inşa ve yapım faaliyetlerini sıfır atık uyumlu ve enerji verimli uygulamalarla inşa etmeye devam ediyoruz. İnşallah yarın da Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle Kahramanmaraş’ımızda 155 bininci konutumuzun anahtarlarını söz verdiğimiz gibi vatandaşlarımıza teslim edeceğiz. Tabii ki şehirlerimizi ihya ederken, konutlarımızın dönüşümünü gerçekleştirirken bu konutların iklim değişikliğine uyumlu ve duyarlı olmasını da önemsiyoruz. Sıfır atık anlayışıyla binalarımızı inşa ediyor, gerek yenilenebilir enerjilerden faydalanmak gerekse yağmur sularının toplanmasıyla birlikte tüketimi azaltacak, bize emanet edilen o doğanın suyunu, havasını, yeşilini koruyacak adımları atmaya gayret gösteriyoruz. Kentsel ulaşımda metro, hafif raylı ve tramvay sistemlerimizi de iki katına çıkarmak için yoğun gayret gösteriyoruz.”
Sıfır Atık projesi
Sıfır atık hareketini çok önemsediklerini belirten Kurum, “Sıfır atığın önemini daha iyi anlayabilmeniz için çarpıcı bir gerçeği sizlerle paylaşmak istiyorum. Konuşmama başlayalı 10 dakika oldu. Bu 10 dakikada dünyamızda toplam 5 bin 900 ton plastik atık oluştu ve 370 ton atık da okyanuslara karıştı. 20 deniz kuşu ve 2 kaplumbağa maalesef şu 10 dakika içerisinde öldü ve yine bu 10 dakikada 77 hektar ormanlık alan yok olmuştur. Şu geçen 10 dakikada çöpe attığımız 25 bin ton gıdayla tam 2,2 milyon Gazzeli kardeşimizin bir haftalık gıda ihtiyacını çöpe atmış oluyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
Kurum, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde yürütülen Sıfır Atık projesinin insanlığı küresel israf uçurumundan kurtarmanın en önemli adımı olduğunu söyleyerek, “Türkiye de bu kapsamda 193 bin binada sıfır atık yönetim sistemini kurmuş ve toplamda 60 milyon ton atığı geri kazandırmış, bu çerçevede tam 498 milyon ağacın kesilmesinin önüne geçilmiştir. Yeni dönemde Sıfır Atık hareketimizi tüm ülke geneline yaygınlaştıracağız. 7 bölgemizde Sıfır Atık pilot ilçeleri belirleyecek ve depozito yönetim sistemimizin kurulumunu ülke genelinde 2025 yılı sonuna kadar uygulamaya geçireceğiz.” diye konuştu.
İklim Kanunu bu yıl yasalaşıp yürürlüğe girecek
İklim Kanunu’nun bu yıl içerisinde yasalaşıp yürürlüğe girerek, iklim değişikliği konusunda atılacak adımlara kolaylık sağlayacağını vurgulayan Kurum, şöyle devam etti:
“İki hafta boyunca can Azerbaycan’da COP29 toplantılarına katıldık. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğiyle 2053’e ilişkin stratejilerimizi, hedeflerimizi tüm dünyayla paylaştık. Türkiye olarak, iklim krizinin maliyetini bu krizin oluşmasında en ufak katkısı olmayan devletlere yüklemenin adaletsizlik, vicdansızlık ve insafsızlık olduğunu en yüksek sesle dile getirdik. Dünyanın en zengin yüzde 1’lik kesiminin en yoksul yüzde 66’lık kesiminden daha fazla karbon salınımına neden olduğu bir ortamda bu adaletsizliğin devam etmemesi gerektiğini de en gür sesle tüm dünyaya ilettik ve bu tezimizi savunduk. İnsanlık doğanın yeniden kendisini toparlamasını istiyorsa finansal destek meselesini süratle çözmelidir ve herkes verdiği sözü acilen yerine getirmelidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tarihsel sorumluluğu yok denecek kadar azdır. Yani dünyanın kirletilmesinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin suçu neredeyse yoktur. Ama bugün uğraştığımız, 1,5 santigrat derecede tutmaya çalıştığımız ortalama sıcaklığımız için bu mücadeleyi veriyoruz.”
Kurum, Filistin meselesine değinerek konuşmasını, “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğiyle tüm Türkiye adil bir dünya için, Filistin’in özgürlüğü için, Filistinli kardeşlerimizin gür sesi olmaya devam ediyor. Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti, İsrail’le ilişkisini tamamen dondurmuş ve tüm dünya ülkelerine baktığımızda Filistin’e en çok yardım yapan ülkedir. Bu kararlılığımız ve duruşumuzdan asla ödün vermeyeceğiz. Ne pahasına olursa olsun Filistinli kardeşlerimizin yanında durmaya devam edeceğiz. Filistin’in özgürlüğünü, dünyanın 5’ten büyük olduğunu Sayın Cumhurbaşkanımız her yerde dile getirmeye devam edecek.” şeklinde tamamladı.
Oturumda, Absolute Foods Kurucusu ve Üst Yöneticisi (CEO) Agam Khare, EKI Enerji Hizmetleri, Uluslararası İşletmeler Kıdemli Genel Müdürü Bhuwan Shukla, Çevre Savunma Fonu Küresel İklim İş Birliği Müdürü Christopher Dekki, E+ Enerji Geçiş Enstitüsü İcra Direktörü Dr. Rosana Rodrigues dos Santos ve Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı Türkiye Ülke Ofisi Temsilcisi ve Ülke Direktörü Stephen John Cahill konuşma yaptı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KARABÜK – Karabük’ün Eflani ilçesinde karla kaplı arazide gezinen 3 karaca cep telefonu kamerası ile görüntülendi.
Eflani ilçesinde cep telefonu kameralarıyla kaydedilen bir görüntü, bölgedeki yaban hayatına dikkat çekti.
Aracıyla ilerleyen bir vatandaş tarafından karla kaplı arazide bekleyen 3 karacayı fark etti. O anları ölümsüzleştirmek isteyen vatandaş karacaları cep telefonu kamerası ile görüntüledi.
Görüntülerde vatandaşın korna çalmasının ardından karacaların koşmaya başladıkları yer alıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Son dönemde piyasaya yüklü miktarda 50’lik ve 100’lük sahte doların piyasaya sürüldüğü haberleri üzerine dün Kapalıçarşı başta olmak üzere çok sayıda yerde döviz büroları dolar alımını durdurdu. Sahte dolarların gerçeğinden ayrılmasının oldukça güç olduğu belirtilirken İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatıldığını açıkladı. Açıklama şöyle:
“İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından sosyal medyada ve bazı basın yayın organlarında gündeme getirilen İstanbul merkezli sahte para basımı ve dağıtımı konuların araştırılması amacıyla Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Büromuzca re’sen soruşturma başlatılmıştır.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SEUL, 28 Kasım (Xinhua) — Güney Kore’nin başkenti Seul kasım ayında 16 santimetreyi aşan kar yağışıyla rekor kırdı. Bu, 1972’de kaydedilen 12,4 santimetrelik önceki kasım ayı rekorunu geride bıraktı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Sosyal medyada yasakçı bir zihniyette değiliz”
Komisyonda sosyal medya platformları ile ilgili açıklamada da bulunan Bakan Uraloğlu, Avrupa Birliği’nin Facebook, YouTube, Twitter, TikTok ve Instagram gibi büyük sosyal medya platformları kullanıcılarının güvenliğini sağlama amacıyla önlemler aldığını belirtti. Bakan Uraloğlu, bahsi geçen tedbirlilerin yasa dışı içerikleri önlemeyi hedeflediğini bildirdi.
Amerika, Birleşik Krallık, Avustralya gibi ülkelerde sosyal medyaya ilişkin alınan tedbirler hakkında bilgi veren Uraloğlu sözlerine şu şekilde devam etti:
“Sosyal medyada biz gerçekten yasakçı bir zihniyette değiliz; ama herkesin de gerçekten haddini bilmesi lazım. Oraya koyulan her şeye susacak mıyız? Bütün milli manevi değerlerimize hakaret eden hiçbir disiplini olmayan bir mecraya hiç müdahale etmeyelim mi? Ama ben size şunu söyleyeyim sosyal medya platformları sağlayıcılarından kesinlikle çok daha özgür yaklaşımımız var.”
“Gerekirse Rekabet Kurumu ile bu konunun üzerine gideceğiz”
Bakan Uraloğlu, Google’ın algoritma değişikliğinin bazı haber sitelerinin görünürlüğünü düşürdüğü sorusu hakkında da açıklamada ve değerlendirmede bulundu. Bakan Uraloğlu, “Google Türkiye ile bu konuyu takip ediyoruz, gerekirse Rekabet Kurumu ile bu konunun üzerine gideceğiz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Lübnan’daki haber kurumlarına göre merkezdeki sekiz katlı bir bina beş füze ile vuruldu.
Cumartesi yerel saatle sabaha karşı saat 04:00’te gerçekleşen saldırılar şehri sarstı.
İsrail ordusu saldırılarla ilgili bir yorum yapmadı.
Merkezdeki Basta mahallesinde arama ve kurtarma ekipleri karanlıkta çalışmalarını yürütmek zorunda kaldı.
Son aylarda İsrail’in Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarında Hizbullah’ın lideri Hasan Nasrallah da dahil olmak üzere örgütün çok sayıda lideri öldürüldü.
Hizbullah, Filistin’deki Hamas’a destek olmak için attığı füzeleri sıklaştırmasıyla İsrail’in hedefi oldu.
Lübnanlı yetkililere göre çatışmalarda şimdiye kadar 3.500 kişi hayatını kaybetti.
İsrail ve Lübnan arasında ateşkesin gerçekleştirilmesi için ABD bölgeye bir arabulucu gönderse de henüz görüşmelerde bir ilerleme sağlanamadı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültürel mirasın korunması ve sürdürülebilirliği gibi konuların ele alınacağı Tarihi Kentler Birliği toplantısı Muğla’nın Marmaris ilçesinde Tarihi Kentler Birliği ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın başkanlığında toplandı.
Toplantının açış konuşmasını Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras yaptı. Aras şunları söyledi:
“Memleketimiz Muğla, kesintisiz insan yerleşimiyle 8 bin yıllık geçmişe sahip, Akdeniz’in en önemli kentlerinden biridir. Bir Akdeniz kenti olarak Muğla, antik çağlardan günümüze kadar birçok farklı kültüre ev sahipliği yapmıştır. Günümüzde bu kültürel çeşitliliğin mirası, günlük yaşamımızın pratiklerinde yaşamaya devam etmektedir.
“Muğla, içinde bulunduğumuz dünyayı şekillendiren paha biçilemez düşüncelerin oluştuğu bir şehirdir”
Muğla, içinde bulunduğumuz dünyayı şekillendiren paha biçilemez düşüncelerin oluştuğu bir şehirdir. Bugün her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz ‘demokrasi’ gibi sosyal yeniliklerin ortaya çıktığı bir tarihe Muğla’da ev sahipliği yapmaktayız.
Muğla gibi dinamik bir şehre hizmet etmek ve dünya çapında şehirlerle güçlü bağlar kurma geleneğini sürdürmek müthiş bir ayrıcalık. Ege’nin incisi kentimiz doğal, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle insanları kendine çekerken, her biri ayrı güzelliklere sahip 13 ilçesi ve keşfedilmemiş yönleriyle ziyaretçilerini adeta büyüler. Böylesine eşsiz bir coğrafya ve fırsata sahip olmanın verdiği sorumlulukla çalışmalarımıza hızlıca başladık. Bugün, 8 bin yıllık kültürel mirasıyla şehrimiz, dünyayla bir kez daha buluşmanın heyecanını yaşıyor. Oluşturduğumuz yol haritası ile Muğla’nın kültürel mirasını dünyaya tanıtma yolculuğuna büyük bir heyecanla çıktık.
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı olarak, uluslararası ve bölgesel bağlarımızı güçlendirmeye ve hem şehirlerimiz hem de küresel topluluğumuz için fayda sağlayacak iş birliği yollarını keşfetmek için büyük bir kararlılıkla çalışmalarımıza başladık. Ortak fayda sağlayan girişimlerle, karşılıklı öğrenmeyi, en iyi uygulamaların değişimini kolaylaştırabileceğimize ve toplumlarımızın ilerlemesine önemli ölçüde katkıda bulunabileceğimize inanıyorum. Kentsel planlama, iklim krizi, sürdürülebilir kalkınma, tarım, turizm, kültür ve kültürel miras gibi alanlarda birçok ortak proje ve iş birliği gerçekleştirmeyi planlıyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda düzenlenen programda, kentin 17 ilçesinden öğrencilerin yanı sıra, Samsun’da düzenlenen 7. Uluslararası Türk Dünyası Bilim ve Kültür Şenliği’ne yurt dışından katılan öğrenciler yer aldı.
Meclis üyesi öğrenciler, temsilcileri aracılığıyla ilçeleri hakkında eksiklikleri ve yetkililerden yapılmasını istedikleri çalışmaları dile getirdi.
Bafra Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 11. sınıf öğrencisi Ömer Can Yılmaz, dünyanın birçok yerinde çocukların savaşı çirkin yüzüyle karşılaşmak zorunda kaldığını söyledi.
Devam eden savaşlarda çocukların yaralandığını, engelli kaldığını birçoğunun ise hayatlarını kaybettiğini dile getiren Yılmaz, “Filistin’de devam eden savaş nedeniyle İsrail’in pervasınca sivillere saldırması sonucu hayatını kaybeden çocuklar maalesef bunun en güncel örneğidir. Tüm dünyaya barışın gelmesi, savaşların sona ermesi, tüm çocukların temel hak ve özgürlükleriyle sağlıklı, huzurlu bir şekilde yaşamlarını devam ettirebilmesi büyüklerimizden ve sorumlu kişilerden de bu konuda daha fazla çaba gösterilmesini istiyoruz.” dedi.
Her ilçenin temsilcisinin kendi ilçesi hakkında taleplerini dile getirdiği toplantıda ortak karar olarak, spor salonları, futbol ve basketbol sahaları gibi tesislerin kurulması, kültürel etkinliklere erişimin artırılması için tiyatro, sinema, konser gibi faaliyetlerinin desteklenmesi, okulların çevre güvenliğinin artırılması, farkındalık bilincinin oluşturulması, çocuk parklarının sayısının artırılması, bakım ve temizliklerinin düzenli olarak yapılması, trafik güvenliği önlemlerinin alınması, çocukları güvenli oyun alanlarına ulaşımının kolaylaştırılması konuları oylamaya sunularak oy birliğiyle kabul edildi.
Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Necmi Çamaş, çocuklar olduğu sürece Türkiye’nin var olacağını söyledi. Samsun’un tarih boyunca başlangıçların şehri olduğunu ifade eden Çamaş, “Bağımsızlık meşalesinin yakıldığı Samsun’un çocukları olarak sizler en iyisini, en güzelini başaracaksınız.” dedi.
Samsun Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Kemal Gümrükçü ise 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nde dünyadaki her çocuğun eşit, adil ve sevgi dolu bir yaşama sahip olması gerektiğini hatırlattı.
Her çocuğun hayallerinin peşinden koşabileceği, güvenli bir ortamda büyüme hakkına sahip olduğunu vurgulayan Gümrükçü, şunları kaydetti:
“Ancak bugün kutlama yaparken, aynı zamanda dünyanın dört bir yanında zor şartlar altında yaşayan, haklarına erişemeyen çocukları da hatırlamalıyız. Özellikle Filistin’deki çocukların yaşadığı acılar, hepimizin yüreğinde bir yara. Savaşlar ve çatışmalar yüzünden sevdiklerini kaybeden, evsiz kalan ve en temel haklarına erişemeyen çocuklar var. Oysa hiçbir çocuk, savaşın gölgesinde büyümemeli, her çocuk oyun oynamalı, öğrenmeli, güvende hissetmeli ve sevgiyle sarılmalı. Bu durum hepimize büyük bir sorumluluk yüklüyor. Sevgili çocuklar, sizler bizim geleceğimizsiniz. Her birinizin hayalleri değerli. Sizlere inanıyor ve güveniyoruz. Dünyayı daha güzel bir yer yapmak için en büyük ilham kaynağımız sizlersiniz. Hayallerinizi özgürce yaşadığınız, savaşların ve yoksullukların olmadığı bir dünya dileğiyle, Dünya Çocuk Hakları Günü’nüz kutlu olsun.”
Türk Dünyası Çocuk Vakfı Türkiye Koordinatörü İbrahim Erdoğan da çocukların 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nü kutlayarak çocukları 7. Uluslararası Türk Dünyası Bilim ve Kültür Şenliği’ne davet etti.
Programın sonunda öğrenciler, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Bandırma Vapuru ile Samsun’a gelişini simgeleyen Kurtuluş Yolu ve Tütün İskelesi’ni ziyaret etti.
Uluslararası İlişkilerÇocuk Hakları GünüYerel YönetimEğitimGüncelsamsunKadınÇocukDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Uluslararası Basın Kurumu’nun (IPI) öncülük ettiği, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) ve Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi’nin (ECPMF) katıldığı Ankara’daki basın özgürlüğü misyonu, AK Parti’nin yasalaştırmak üzere gündeme getirdiği “etki ajanlığı” düzenlemesinin geri çekilmesi için çağrıda bulundu. Misyon, gelecek günlerde düzenlemeye ilişkin tüm bu konuları detaylandıran bir rapor yayınlayacağını açıkladı.
Basın özgürlüğü misyonu yayımladığı ortak açıklamada. yasama gündeminde olan casusluk yasa teklifinin mevcut haliyle kabul edilmesi halinde casusluk tanımının önemli ölçüde genişletileceğini belirtti. Teklifin, yabancı devletler veya kuruluşlarla uyumlu hareket eden veya onların yönlendirmesiyle “devletin siyasi çıkarlarına” karşı suç işlediği düşünülen herkesi kapsayacağının ve herhangi bir suçtan mahkum olan kişinin bu yasayla birlikte yedi yıla kadar ek ceza alabileceğinin altını çizdi.
Basın meslek örgütlerinin basın özgürlüğü için ciddi bir tehdit olarak gördüğü “etki ajanlığı” düzenlemesi AK Parti tarafından gözden geçirilmesi sonrasında yasalaştırılacağı açıklanarak, geçen hafta TBMM Genel Kurulu gündemindeki yasa teklifinden çıkarılmıştı.
“Etki ajanlığı olarak bilinen yasa tasarısı hükümeti eleştiren herkesi casuslukla suçlayabilecek“
Basın özgürlüğü kuruluşlarının üç gün boyunca devam eden misyonu yayımladığı ortak açıklamada, şu ifadelere yer verdi:
“Sivil toplum kuruluşlarının yabancı finansmanının şeffaflığını artırmaya yönelik bir çaba olarak yansıtılan yasa tasarısının ve sıklıkla Gürcistan’da birkaç ay önce kabul edilen ‘yabancı ajan’ yasasıyla karşılaştırılıyor. Ancak bu karşılaştırmalar, Türkiye’de önerilen mevzuatın ciddiyetini yansıtmakta başarısız ve yanıltıcı olmuştur. Gürcistan’daki yasa, sivil toplum kuruluşlarına finansman şeffaflığı konusunda idari yükler ve kısıtlamalar getirirken hükümeti eleştirenleri sindirmek için keyfi olarak uygulanabilecek kurallar da içeriyor. Bu yasayla uyumsuzluk durumunda en ağır ceza ise kuruluşun kapatılması olarak uygulanıyor.
Türkiye’nin ‘etki ajanlığı’ tasarısı ise ülkenin casusluk yasasını değiştirerek yabancı çıkarlar doğrultusunda hareket ettiği düşünülen bireylerin yargı süreçlerinde fiilen casus muamelesi görmesine ve ardından hapis cezasına çarptırılmasına olanak tanıyor. Yasa teklifi, ülkedeki herkese uygulanabilir bir nitelik taşıyor.
14 Kasım’da hükümet, ‘etki ajanlığı’ olarak bilinen casusluk maddesini mecliste oylanacak teklif metninden çekti ve muhalefeti bu metinde uzlaşmak üzere iş birliğine davet etti.
Bu yıl düzenlenen basın özgürlüğü misyonuna katılan medya özgürlüğü kuruluşları, bu tasarıda kabul edilebilir tek uzlaşmanın ‘yabancı devletler veya kuruluşlar’ ile uyumlu veya onların yönlendirmesiyle hareket etmeye yapılan tüm atıfların ‘yabancı bir istihbarat ajansı adına hareket etmek’ ile değiştirilmesi olabileceğine dikkat çekiyor. Tasarı bununla sınırlı kalmazsa, hükümeti eleştiren herkesin keyfi olarak hedef alınması için kullanılması olasılığı doğacaktır.
2024 Türkiye’de basın özgürlüğü uluslararası misyonu 13-15 Kasım tarihleri arasında Ankara’da gerçekleşti. Uluslararası Basın Enstitüsü’nün (IPI) öncülük ettiği misyona Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) ve Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi (ECPMF) katıldı. Heyet; Anayasa Mahkemesi, yayın düzenleyicisi Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), muhalefet partileri, gazeteciler ve diplomatik temsilcilerle görüştü. Hükümet yetkilileriyle görüşme talepleri ise ya reddedildi ya da görmezden gelindi.
Ziyaretler sırasında şu acil konular da ele alındı: Eleştirel gazetecilere yönelik devam eden yargı baskısı ve Anayasa Mahkemesinin ifade özgürlüğünü koruma konusundaki rolü; yayın düzenleyicisi RTÜK’ün Açık Radyo’nun karasal yayın lisansına son vermesi, eleştirel yayıncılara para cezası verme eğilimi ve çevrimiçi gazeteciliğin dijital sansürü.
Misyon, önümüzdeki günlerde tüm bu konuları detaylandıran bir rapor yayınlayacak.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları devam ediyor. Bu sabah saatlerinde Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyine yönelik saldırılar şiddetini arttırırken; ABD medyasına konuşan bir Hizbullah yetkilisi, İsrail’in bir aydan uzun süredir Beyrut’un merkezine düzenlediği hava saldırısında, Hizbullah’ın Ana Sözcüsü ve Medya Sorumlusu Muhammed Afifi’nin öldüğünü ileri sürdü. Hizbullah yetkilisine göre Afifi, Arap sosyalist Baas Partisi’nin Beyrut’un merkezindeki ofisine düzenlenen saldırıda öldürüldü.
ABD medyasında yer alan haberlere göre Afifi, özellikle İsrail’in eylül ayındaki askeri tırmanışından ve İsrail’in hava saldırısında öldürülen Hizbullah’ın uzun süreli lideri Hasan Nasrallah’ın suikastından sonra ön plana çıkmıştı.
İsrail savaş uçakları daha önce de Beyrut’un güney banliyölerini vurmuş; bunun üzerine İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), halkı bazı binaları boşaltmaları konusunda uyarmıştı. İsrail’in saldırıları, Lübnanlı yetkililerin ABD arabuluculuğunda bir ateşkes önerisini değerlendirdiği sırada gerçekleşti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇİN Dışişleri Bakanlığı, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Joe Biden’ın Lima’da gerçekleştirdiği görüşmeye dair bir açıklama yaptı.
Çin Dışişleri Bakanlığı, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Joe Biden’ın Peru’nun başkenti Lima’da gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin açıklamada bulundu. Açıklamada, iki liderin bir yıl sonra ilk kez görüştüğü hatırlatıldı.
Görüşmede, ikili ilişkilerin son dört yıldaki gidişatı değerlendirilirken, ABD’de yeni döneme geçiş sürecinde iki ülke arasındaki diyalog ve iş birliğinin sürmesi, fikir ayrılıklarının yönetilmesi ve her iki ülkeyi ilgilendiren uluslararası ve bölgesel meseleler üzerinde fikir alışverişinde bulunulmasının önemine vurgu yapıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAĞLIK Bakanı Kemal Memişoğlu, İstanbul’daki ‘Yenidoğan çetesi’ soruşturmasına ilişkin, “Her meslek grubunda maalesef insani duygulardan nasibini almamış insanlar çıkabiliyor. Bizlerin görevi bu çürük elmaları, bu yanlış insanları ayıklamaktır. Bu tür çetelerle mücadelemizi yaptık, yapmaya da devam edeceğiz” dedi.
Türk Neonatoloji Derneği, ’17 Kasım Dünya Prematüre Günü’ nedeniyle Ankara’daki CerModern Sanat Galerisi’nde çeşitli etkinlikler düzenlendi. Etkinliklere katılan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye’nin, dünyanın en iyi sağlık hizmetlerini sunan ülkelerden biri olduğunu belirterek, “Ulaşılabilir, ücretsiz, üstelik de çok kaliteli ve bilgili sağlık çalışanları ve sağlık altyapısıyla dünyaya örnek olan sağlık hizmeti sunan bir ülkeyiz. 2023 senesinde 958 bin doğumdan 123 bini 37 haftanın altında. Yani toplam doğumun yüzde 13’ü prematüre. Bunların içinden 28 haftanın altında olan, yani çok küçük dediğimiz prematürelerde, bunları yaşatma oranlarının yüzde 95’in üstünde olduğunu ve bunları sağlık sistemindeki özverili, çok başarılı hemşirelerimiz, hekimimiz ve altyapımızla, annelerin desteğiyle, ailelerin desteğiyle yaşattığımızı düşünürseniz bu dünya standartlarının üstünde bir başarı oranı” diye konuştu.
‘SAĞLIKTA ŞİDDETE SIFIR TOLERANS’
Ardından sağlıkta şiddet olaylarına değinen Bakan Memişoğlu, “Sağlıkta şiddete anlam veremiyoruz ve üzülüyoruz. Onun için biz Sağlık Bakanlığı olarak hep şunu söylüyoruz; sağlıkta şiddete sıfır tolerans. Çünkü bizim sağlık çalışanlarımız, bizim hekimlerimiz, bizim hemşirelerimiz dünyanın en özverili ve en çalışkan insanları” ifadelerini kullandı.
Bakan Memişoğlu, ‘Yenidoğan çetesi’ soruşturmasına ilişkin de “Özellikle son zamanlarda malum üzüntü verici yenidoğanla ilgili olaylar oldu. Burada özellikle bir şey ifade etmeyi istiyorum. Her meslek grubunda maalesef insani duygulardan nasibini almamış insanlar çıkabiliyor. Sağlık çalışanları arasında da bu çok az da olsa çıkabiliyor. Bizlerin görevi bu çürük elmaları, bu yanlış insanları ayıklamaktır. Bu tür çetelerle, bu tür yanlış davranışlar içinde olan insanlarla mücadelemizi yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. Bu yolda bu kadar iyi sağlık hizmeti sunan, toplumu sağlıklı kılmak için gecesini gündüzüne katan sağlık çalışanlarımızı bu tür çürük elmalarla birleştirmeyi ve eşleştirmeyi kabul etmiyoruz. Bunlarla mücadeleye devam ediyoruz. Bunu unutmamanızı istiyorum” diye konuştu.
‘TOPLUMUN SAĞLIK ÇALIŞANLARINA SAHİP ÇIKMASINI İSTİYORUM’
Toplumun sağlık çalışanına sahip çıkması gerektiğini vurgulayan Bakan Memişoğlu, “Özellikle prematüre bebeklerin aileleri, bu insanların nasıl çalıştığını hepimizden daha iyi biliyor. O küçücük bebekleri yaşatmak için neler yaşadıklarını, nasıl özveriyle hareket ettiklerini hepimiz biliyoruz. Bu sadece sağlıkçıların değil, bütün toplumun bilmesi gereken bir husustur. O nedenle bizim hekimimizi, sağlık çalışanımızı, hemşiremizi el üstüne tutmamız lazım” ifadelerini kullandı.
Bakan Memişoğlu, Dünya Prematüre Günü’nü kutlayarak konuşmasını tamamladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Festival alanında büyük bir kalabalığın gözü önünde gerçekleşen kaza anı kameralara yansıdı. Görüntülerde, Caballero’nun yaptığı tehlikeli hareketin ardından olay yerinde can verdiği görülüyor. Göstericinin yanında bulunan diğer kişiler hızla alandan uzaklaştı.
Mahates kentinden gelen ve daha önce de benzer gösterilerde yer alan Caballero’nun ani ölümü, festivalin geri kalanını da gölgeledi. Yerel yetkililer, olayla ilgili soruşturma başlattı.
Bu yıl İspanya’da da benzer kazaların yaşandığını hatırlatan uzmanlar, bu tür etkinliklerde güvenlik önlemlerinin artırılması çağrısında bulundu. Valencia’da 64 yaşında bir kişinin ağır yaralandığı, Tordesillas kentinde ise başka bir göstericinin kaza geçirdiği bildirildi.



KolombiyaFestivalGüvenlik3-sayfaYaşamDünyaKaza
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(TBMM) – CHP DiyarbakırMilletvekili Sezgin Tanrıkulu, ” Hukuk, yasalarla yurttaşların başı derde girdiğinde vatadandaşın öngörüsü demektir. Yasa koyucu olarak bizim açımızdan bile öngörüden bahsetmek mümkün değil. Neden torba yasa yapıyorsunuz? Adı Noterlik yasası ama noterlikle ilgisi olmayan 12 yasa var. Bir parlamento bu kadar çok Anayasa’ya aykırı yasa yapabilir mi? Ondan sonra ya buradan ya da Anayasa Mahkemesi’nden geri dönüyor. Amacınız şu; Anayasa’ya aykırı bir kamu düzeni oluşturuyorsunuz. Anayasa Mahkemesi kararları geriye dönük yürümüyor. Yürümediği için de o arada oluşturduğunuz kamu düzeni yasallaşmış oluyor” dedi.
TBMM Genel Kurulu’nda Noterlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin birinci bölümü üzerindeki görüşmeler devam ediyor. CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, şunları söyledi:
” Türkiye’deki rejimin demokrasi olmadığını göstermek istiyorsunuz”
“Hukuk, yasalarla yurttaşların başı derde girdiğinde vatadandaşın öngörüsü demektir. Yasa koyucu olarak bizim açımızdan bile öngörüden bahsetmek mümkün değil. Neden torba yasa yapıyorsunuz? Adı Noterlik yasası ama noterlikle ilgisi olmayan 12 yasa var. Bir parlamento bu kadar çok Anayasa’ya aykırı yasa yapabilir mi? Ondan sonra ya buradan ya da Anayasa Mahkemesi’nden geri dönüyor. Burada yasama uzmanları var, biz varız ama Anayasa’ya aykırı yasa yapılıyor. Amacınız şu; Anayasa’ya aykırı bir kamu düzeni oluşturuyorsunuz. Anayasa Mahkemesi kararları geriye dönük yürümüyor. Yürümediği için de o arada oluşturduğunuz kamu düzeni yasallaşmış oluyor. Kanun Hükmünde Kararname ile bu kadar çok işlemin yapılmayacağını Cumhurbaşkanı’nın hukukçuları bilmiyor mu? Ama Anayasa’ya aykırı bir düzen oluşsun sonra Anayasa’ya aykırılık arkadan gelir. Böyle bir düzen olmaz. Hiçkimse Türkiye’ye demokratik demiyor. Yumuşak mı sert mi bir otokrasi arasında gidip geliyoruz. Etki Ajanlığı Yasası’na teorik olarak ihtiyacınız var mı? Bana göre yok. Torba ceza maddeleri var. Onlar sizin ihtiyacınızı zaten karşılıyor. Yargı düzeni bağımsız değil. İstediğiniz insanı istediğiniz biçimde bir soruşturma açıp, bir gizli tanık bulup içeri alabiliyorsunuz. Buna neden ihtiyaç duyuyorsunuz? Çünkü Türkiye’deki rejimin demokrasi olmadığını hem içeriye hem de dışarıya, aynı sınıfta yarıştığınız devletlere göstermek için. O devletler Rusya, Gürcistan, Kırgızistan, Macaristan. Artık biz demokrasi liginde değiliz. O nedenle kayyum yasasına ihtiyaç duyuyorsunuz. Ahmet Özer’in, Ahmet Türk’ün suçsuz olduğunu bilmiyor musunuz? Toplumsal barışımızın altına bu kayyum siyasetiyle, uyguladığınız dille en büyük dinamiti koyuyorsunuz. Böyle bir barış siyaseti, demokratik siyaset olmaz. Siyaseti bütün bu uygulamalarla zehirlediniz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a karşı barışçıl eylemlerle başlayan olaylar, 2011 yılında iç savaş boyutlarına ulaşmıştı. Bölgedeki diğer ülkeler, Rusya ve ABD’nin de dahil olmasıyla vekalet savaşına dönüşen çatışmalarda bugüne kadar 500.000 kişi hayatını kaybetti.
Bugün Suriye dört farklı bölgeye ayrılmış durumda. Bunlar Esad yönetiminin ya da farklı ideoloji ve bağlantılara sahip çeşitli silahlı grupların ve tek taraflı ilan edilmiş oluşumların kontrolünde.
Suriye’de hangi grupların nerelere hakim olduğu, savaşın başından beri önemli ölçüde değişti.
Başlangıçta muhalif gruplara büyük miktarda toprak kaybeden Esad yönetimi, 2015 yılında Rusya’nın savaşa aktif müdahalesi sayesinde, bugün ülkenin üçte ikisini kontrol ediyor.
Ancak özellikle ülkenin kuzeyinde Türkiye ile sınır bölgesinde, kendilerini yetkili ilan eden gruplar ve uluslararası aktörlerin desteklediği silahlı örgütler tarafından çizilen birçok iç sınır bulunuyor.
Pros&Cons Güvenlik ve Risk Analizi Merkezi Direktörü Prof. Dr. Serhat Erkmen, “Şam’ın doğusundan Fırat Nehri’ne kadar olan bölgede daha yoğun bir İran etkisi var” diyor.
“ Akdeniz kıyı şeridinden Şam’a kadar uzanan bölge ile ülkenin güneyindeki topraklar, Rusya’nın etki alanı.”
İran ve Rusya, Esad yönetimine en fazla destek veren ülkeler.
Suriye’nin Akdeniz’deki başlıca limanının bulunduğu ve iç savaşın başından beri kritik önem taşıyan Lazkiye, Esad’ın kontrolünde.
İdlib kimin kontrolünde?
Suriye’nin Türkiye sınırındaki İdlib, Esad karşıtı cihatçı silahlı grupların ellerinde kalan son kaleleri.
Şam yönetiminin 2015 yılında kontrolünü kaybetmesinden bu yana İdlib, birçok rakip muhalif grubun kontrolü altına girdi.
İdlib’in hakimiyeti şu anda Sünni İslamcı siyasi ve silahlı örgüt ’ın (HTŞ) elinde.
BBC İzleme Servisi Cihatçı Medya Uzmanı Mina Al-Lami HTŞ’nin eski isminin “Nusra Cephesi” olduğunu belirtiyor ve “Bu isim birçok kişiye tanıdık gelecektir. Bu örgüt El Kaide’nin Suriye’deki koluydu” diye hatırlatıyor.
Suriye’deki muhalif gruplar El Kaide bağlantıları sebebiyle Nusra Cephesi ile işbirliği yapmayı reddederken, örgüt 2017’de El Kaide ile bağlarını kopardığını açıkladı.
Al-Lami, “Herkes, El Kaide etiketinden korkuyordu. Örgüt de, bağımsızlığını ilan etti.” diyor.
HTŞ bağımsız olduğunu, herhangi bir dış güçle bağlantısı bulunmadığını ve küresel cihat hedefleri olmadığını iddia ediyor. Ancak Birleşmiş Milletler (BM), ABD ve Türkiye, HTŞ’nin El Kaide ile bağlantısı olduğunu düşünüyor ve HTŞ’yi terör örgütü olarak sınıflandırıyor.
Suriyeli gazeteci ve Annaharar Gazetesi Türkiye Editörü Sarkis Kassargian bölgede HTŞ’yi destekleyen birçok radikal grup bulunduğunu, çoğunluğu Çinli Uygurlardan oluşan Türkistan İslam Partisi’nin de bunlardan biri olduğunu söylüyor.
HTŞ, Türkiye destekli silahlı grupların çoğunu İdlib’den çıkardıktan sonra İdlib’de fiili idari kontrolü ele aldı.
BBC İzleme Servisi’nden Mina al-Lami, “HTŞ’nin bakanlıkları var, sosyal medyayı aktif olarak kullanan bakanları var. Bakanlar yeni projeler duyuruyorlar, yeniden yapılandırma çalışmalarına odaklanıyorlar, mezuniyet törenlerine katılıyorlar” diyor ve ekliyor.
“Yani gerçekten kendini devletin içindeki bir alt devlet olarak sunmaya çalışıyor, kendi hizmetlerini sunuyor ve gerçekten uluslararası kamuoyunun onayını kazanmaya çalışıyor.”
Şam yönetimine muhalif Türkiye ile Şam yönetiminin müttefikleri Rusya ve İran, 2017 yılında Kazakistan’ın başkenti Astana’daki görüşmelerinde çatışmaları azaltmak için, İdlib’in de aralarında bulunduğu çatışmasızlık bölgeleri oluşturma kararı aldı.
Sonraki yıl Rusya ile Türkiye, İdlib’de muhalifler ve Suriye Ordusu arasında tampon bölge oluşturmak üzere anlaştı.
Afrin kimin kontrolünde?
Bir zamanlar Kürt grupların denetimindeki, Suriye’nin kuzeybatısında yer alan bölgesinin kontrolü bugün Türkiye destekli Esad muhaliflerinin elinde.
2018 yılında ABD’nin, Halk Savunma Birlikleri (YPG) ile Afrin’de sınır güvenlik gücü oluşturma kararının ardından Türkiye, sınırın karşı tarafındaki Kürt gruplara yönelik ‘nı başlattı. Ankara YPG’yi, ülkenin güneydoğusunda 30 yılı aşkın süredir çatıştığı PKK’nın bir kolu olarak ve milli güvenlik tehdidi olarak görüyor.
Zeytin Dalı Harekatı’ndan beri Afrin bölgesi Türkiye ile müttefiki Suriyeli grupların kontrolünde.
Türkiye 2017 yılında, desteklediği silahlı örgütleri (SMO) şemsiyesi altında toplamıştı. SMO, ilk etapta Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) olarak adlandırılmıştı.
SMO’nun oluşumunda, Sultan Murat Tugayı gibi Türkiye ordusu ve istihbaratı ile bizzat bağlantılı olan örgütler ile Müslüman Kardeşler ve Katar’a bağlı diğer gruplar yer almıştı.
BBC İzleme Servisi’nden Mina al-Lami, “Bildiğimiz kadarıyla bu gruplar cihatçı gruplarla beraber çalışmıyor. Türkiye’nin bölgedeki gündemi, öncelikleri ve hedefleri ile eşgüdüm içindeler. Yani, Kürtlerin yönetimindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve Suriye hükümetinin güçlerinin kesinlikle karşısındalar” diyor.
Türkiye’nin desteğiyle SMO’nun kontrolünü ele aldığı bölgeler Afrin’den Cerablus’a, Fırat Nehri’nin batısına ve doğuda da Tel Abyad’dan Resulayn’a kadar uzanıyor.
SMO, Suriye Geçici Hükümeti isimli idari yapının parçası. Türkiye devleti ve ordusu da Afrin bölgesinde büyük rol oynuyor.
Menbic kimin denetiminde?
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) de, ülkenin kuzeyinde büyük etkiye sahip.
Kürt ve Arap kökenli milisler ile muhalif gruplardan oluşan koalisyon, Fırat Nehri’nin doğusundan Irak sınırına kadar olan bölge ile batıdaki Tel Rıfat ve Menbic kentlerinin kontrolünü elinde tutuyor.
SDG 2018 yılında, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ni kurarak tek taraflı olarak özerkliğini ilan etti. Suriye topraklarının dörtte biri SDG’nin kontrolünde ve bu alanda ABD ile Rusya’nın askeri üsleri bulunuyor.
Güvenlik uzmanı Serhat Erkmen, SDG’yi “Diğer muhalif yapılardan farklı olarak, bir tarafıyla Moskova, diğer tarafıyla Washington olmak üzere, iki ayrı kanaldan kendisine uluslararası meşruiyet yaratma hedefinde olan bir yapı” olarak tanımlıyor.
“Bir yandan Rusya’nın da yönlendirmesiyle Suriye hükümetiyle görüşmeler yapıp Suriye’nin geleceğine nasıl entegre olabileceğine dair mevcut Beşar Esad yönetimiyle görüşmelerini devam ettirirken, diğer tarafıyla onun kendi ülkesinde kesinlikle reddettiği ABD ile yakın politik, ekonomik ve askeri işbirliği yapıyor.”
Suriye’deki IŞİD tehdidi bitti mi?
(IŞİD) ya da Arapça ismiyle DAEŞ olarak da bilinen örgüt, 2014 yılında halifelik ilan etmiş, yıllar içinde Suriye ve Irak’ta geniş toprakları ele geçirmişti.
IŞİD’in ortaya çıkması Suriye’deki savaşın gidişatını değiştirmişti. ABD öncülüğünde 70’ten fazla devlet, IŞİD’e karşı koalisyon kurmuştu.
2019 yılında bu koalisyon IŞİD’i, Suriye’de elinde kalan son topraktan da çıkardı. Ama Suriye’de IŞİD tehdidi tamamen sona erdi mi?
BBC İzleme Servisi’nden Mina al-Lami, “Yeniden, vur-kaç saldırıları düzenleyen bir muhalif gruba dönüştü. Ancak hala Suriye’de çok aktifler, hatta bu sene saldırıları kayda değer miktarda arttı” diyor.
Al-Lami’ye göre IŞİD, Suriye Demokratik Güçleri’nin kontrol ettiği kamplardaki savaşçılarını ve ailelerini serbest bırakabilirse bir dönüm noktası yaşanabilir.
Uluslararası Af Örgütü, IŞİD’in yenilmesinin üzerinden beş yıldan uzun süre geçmesine rağmen hala on binlerce kişinin alıkonduğunu söylüyor.
El Hol ve Roj kampları ile en az 27 gözaltı tesisinde 11.500 erkek, 14.500 kadın ve 30.000 çocuğun alıkonduğu tahmin ediliyor.
Mina al-Lami, “IŞİD’in gözü o kampların üzerinde. Bu kampları ve hapishaneleri basıp, alıkonulan insanları serbest bırakmak için herhangi bir kriz çıkmasını, güvenlik önlemlerinde herhangi bir zayıflama olmasını bekliyor” diyor.
“Örneğin Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki Kürt güçlere karşı büyük bir askeri operasyon düzenlemesi, ya da ABD’nin Suriye’deki Şii milis gruplara yönelik bir operasyon düzenlemesi, bu tarz bir kriz oluşturabilir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – ABD Başkanı seçilen Donald Trump, görevi 20 Ocak’ta devralacağı Joe Biden ile Beyaz Saray’da bir araya geldi. Trump’ı karşılayan Biden yaptığı açıklamada, Trump’a Ocak ayında sorunsuz bir iktidar devretme sözü verdi. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karine Jean-Pierre, yaklaşık iki saat süren görüşmede, Trump ve Biden’ın ulusal güvenlik ve iç politika konularını ele aldığını açıkladı.
ABD’de 4 Kasım’da yapılan seçimlerde 47’inci Başkan seçilen Donald Trump, “Beyaz Saray’ı geri kazanmasından” bir hafta sonra Başkan Joe Biden ile görüşmek üzere Beyaz Saray’a geldi.
Trump’ı karşılayan Biden, basına yaptığı kısa açıklamada, “yumuşak bir iktidar geçişi” çağrısında bulundu.
Biden, “Söylediğimiz gibi, yumuşak bir geçiş geçirmeyi, ihtiyaç duyduğunuz her şeyi karşılamak için elimizden geleni yapmayı dört gözle bekliyoruz. Tekrar hoş geldiniz” dedi. Görevi 20 Ocak’ta devralacak olan Trump ise “Siyaset zordur ve pek çok durumda pek hoş bir dünya değildir, ancak bugün hoş bir dünya ve olabildiğince sorunsuz bir geçişi çok takdir ediyorum ve bunu çok takdir ediyorum” dedi.
Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karine Jean-Pierre, iki saat süren görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Başkan Joe Biden’ın seçilmiş Başkan Donald Trump ile Oval Ofis’te yaptığı görüşmenin “önemli bir toplantı – görüş alışverişi” olduğunu söyledi.
Jean-Pierre, “Toplantıda ulusun ve dünyanın karşı karşıya olduğu önemli ulusal güvenlik ve iç politika konuları ele alındı. Başkan Biden ayrıca Kongre’nin halefinin seçildiği ancak görev süresinin başlamasından önceki dönemi için yapılacaklar listesinde yer alan, hükümetin finanse edilmesi ve Başkan’ın talep ettiği afet ek fonunun sağlanması gibi önemli konuları da gündeme getirdi” ifadelerini kullandı.
Jean-Pierre, Biden’ın, seçimden bir gün sonra seçilmiş Başkana ve geçen hafta Rose Garden’da Amerikan halkına yönelik yaptığı “Düzenli bir geçiş ve barışçıl bir iktidar geçişi sağlayacağız” ifadelerini yinelediğini belirtti.
Joe Biden’ın Donald Trump ile görüşmesine, Biden’ın özel kalem müdürü Jeff Zients’in yanı sıra seçilmiş başkan Trump’ın kısa süre önce Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü olarak görev yapacağını açıkladığı Susie Wiles da katıldı. Trump’ın kampanyasını yöneten Wiles, bu görevi üstlenen ilk kadın olacak.
Joe Biden’ın eşi Jill Biden da Trump’ı karşılama töreninde Biden’a eşlik etti.
Beyaz Saray, Jill Biden’ın Trump’a eşi Melania Trump için el yazısıyla yazılmış bir tebrik mektubu verdiğini ve “ekibinin geçiş sürecine yardımcı olmaya hazır olduğunu ifade ettiğini” bildirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Polonya’nın kuzeyindeki Redzikowo köyü yakınlarında inşa edilen ABD füze savunma sisteminin bir parçası olan Aegeis Ashore Füze Savunma Üssü bugün düzenlenen törenle faaliyete girdi. ABD ve onun Avrupalı müttefiklerini İran başta olmak üzere Orta Doğu’dan gelecek füze tehditlerine karşı korumayı amaçlayan füze savunma üssünün her biri 8’er SM-3 IIA önleyici füzesine sahip 3 adet MK41 dikey atım sistemi ve 1 adet SPY-1D balistik füze erken uyarı radarı ile donatıldığı bildirildi.
Bin ile 3 bin kilometre arasında menzile sahip füzelerinin bulunduğu üssün aynı zamanda NATO savunma sisteminin önemli bir unsuru olduğu belirtildi. Üssün açılışında konuşan Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, ABD ordusu gibi dünyanın güvenliğini koruyacak olan Aegeis Ashore Füze Savunma Üssü’nün açılışından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. “Şimdi tüm dünya açık ve net bir şekilde burasının artık Rusya’nın etki alanı olmadığını görecek” ifadelerini kullanan Duda, Polonya genelinde halihazırda 10 bine yakın ABD askerinin görev yaptığını, ABD’nin Polonya ve tüm NATO’nun güvenliğinin garantörü olduğunu söyledi.
Aegeis Ashore Füze Savunma Üssün’nde 500’e yakın ABD askerinin görev yapacağı belirtilirken Polonya hükümeti üssün gelecekte Rusya’dan gelebilecek tehditlere karşı da Polonya’yı savunmasını bekliyor. – VARŞOVA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD Kongresi’nin iki yasama organından biri olan Senato’da Çoğunluk Lideri içim seçim yapıldı. Senatonun çoğunluk liderliğine Güney Dakota Senatörü John Thune seçildi. Cumhuriyetçi Partili senatörler tarafından seçilen Thune, görevi 2007 yılından bu yana Senatodaki Cumhuriyetçilerin liderliğini üstlenen 82 yaşındaki Kentucky Senatörü Mitch McConnel’dan devralacak.
Halihazırda Senato Azınlık Lider Yardımcısı olarak görev yapan Thune’un Senatonun Çoğunluk Lideri olarak görevi, ocak ayında yeni seçilen senatörlerin göreve gelmesiyle birlikte devralması bekleniyor.
ABD basınında yer alan haberlere göre, kapalı kapılar ardında yapılan gizli oylamada, Thune 29 oy, rakibi Texas Senatörü John Cornyn ise 24 oy aldı. Haberlerde, daha önce kendisini seçilmiş başkan Donald Trump’ın adayı olarak tanıtan ve Trump’ın sağcı müttefikleri tarafından desteklenen Florida Senatörü Rick Scott ise önceki oylama turunda sadece 13 oy aldı ve diğer adaylar Thune ile Cornyn’in oldukça gerisinde kalması nedeniyle yarıştan çekilmek zorunda kaldı.
1961 doğumlu Thune, 2005 yılından bu yana Güney Dakota Senatörü olarak görev yapıyor. Senatoda dördüncü döneminde bulunan Thune, 2021’den bu yana da Azınlık Lideri Yardımcısı vazifesinde bulunuyor. – WASHINGTON
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TARIM ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, fotokapan ile görüntülenen Anadolu Parsının görüntülerini sosyal medya hesabından paylaştı.
Bakan Yumaklı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, “Tüm ihtişamıyla, bugüne kadar kaydedilen en net görüntülerinden biriyle ormanlarımızın gizli kahramanı Anadolu Parsı. Tüm imkanlarımızla bu kıymetli hazinemizi korumaya devam edeceğiz” dedi. Bakan Yumaklı paylaşımında Anadolu Parsı’nın görüntülerine de yer verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Lübnanlı yetkililerden alınan bilgiye göre, Beyrut’taki Camille Chamoun Sports City Stadium’un, yerinden edilenlerin yerleştirileceği bir merkez haline getirilmesi için inşa ve donatım çalışmalarına başlandı.
Onlarca işçi, söz konusu spor tesisinde oda inşası ve su tesisatı kurulumuna yönelik çalışmalarını sürdürüyor.
Beyrut Belediyesi ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliğiyle inşa edilecek merkeze, İsrail saldırılarında evleri yıkılan veya evlerinden ayrılmak zorunda kalan aileler yerleştirilecek.
Merkeze, yerinden edilenler ve Beyrut’taki okullarda veya özel mekanlarda kalanlar kabul edilecek.
Yerel kaynaklara göre, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları nedeniyle bugüne kadar 1 milyon 200 binden fazla insan yerinden edildi. Bu da Lübnan nüfusunun yüzde 20’sinden fazlasını oluşturuyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’de 5 Kasım’da yapılan başkanlık seçimlerini kazanan ve 20 Ocak 2025’te göreve başlaması beklenen Donald Trump’ın kabinesinde bir isim daha belli oldu. Trump, yaptığı açıklamada, Ulusal İstihbarat Direktörü olarak eski Demokrat Kongre Üyesi Tulsi Gabbard’ı seçtiğini aktardı. Trump, “Tulsi 20 yılı aşkın bir süredir ülkemiz ve tüm ABD’lilerin özgürlükleri için mücadele etmekte. Demokratların eski başkan adayı olarak her iki partide de geniş bir desteğe sahip olan Tulsi, artık gururlu bir Cumhuriyetçi. Tulsi’nin kariyerini tanımlayan korkusuzluğunu istihbarat topluluğumuza yansıtacağına, anayasal haklarımızı savunacağını ve barışı güvence altına alacağını biliyorum. Tulsi hepimizi gururlandıracak” dedi. – WASHINGTON
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vietnam’ın başkenti Hanoi’de bu yıl yedincisi düzenlenen “Hanoi Uluslararası Film Festivali”nin geliştirme bölümünde yarışan film, “Jüri Özel Ödülü”ne layık görüldü.
Festivalin geliştirme bölümünde Bangladeş, Malezya, Hindistan, Türkiye, Arjantin ve Vietnam’dan 8 proje yarıştı.
Bir hafta süren festivalde iki gün konuk olarak ağırlanan yönetmen Soysal, “Rahma” projesini tanıtmanın yanı sıra Türk sineması hakkında da Vietnamlı sinemaseverlere bilgi aktardı.
Soysal, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, çekimlerine hazırlandığı “Rahma” filminin ödüle değer görülmesinden mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Vietnam’da düzenlenen festivalde bulunmak benim için farklı bir deneyimdi. Festivallerin en güzel tarafı farklı coğrafyalardan insanlarla bir araya gelmek, onları sinema penceresinden tanıyabilmek. İki günlük konukluğum sırasında bölgenin sineması hakkında yakından fikir edinme fırsatım da oldu. Hanoi Uluslararası Film Festivali’nin değerli jürisine projemi ödüle layık gördükleri için teşekkür ediyorum. Festival yönetimine ve ekibini de başarılı organizasyonları için kutluyorum.” dedi.
Proje, 2023’te TRT 12 Punto Senaryo Geliştirme Platformu’ndan “Ön Alım”, geçen ay Çanakkale’de ilki düzenlenen Troya Proje Geliştirme Platformu’ndan ise “En İyi Proje” ödüllerini kazanmıştı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü tarafından da desteklenen “Rahma”, yurt dışında da BulgaristanKültür Bakanlığı Film Fonu’ndan ortak yapım desteği aldı.
Konusunda “Anne sadece doğuran kişi midir, yoksa daha çok bağ kuran mıdır?” sorusunun cevabını arayacak olan film için ayrıca Balkon Film Yapım ve Ars Digital Yapım ortaklığında Avrupa’nın büyük fonu olan Euroimage’a da başvuru için hazırlanılıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ICARDI’NIN YERİNİ JOVİC DOLDURACAK
Calcio Mercato’da yer alan habere göre; Galatasaray, Milan forması giyen Luka Jovic ile ilgileniyor. Mauro Icardi’nin sakatlığı sonrası forvet transferi yapmak isteyen sarı kırmızılı takım, Milan’ın 26 yaşındaki golcüyü radarına aldı. Sözleşmesi sezon sonunda bitecek olan Sırp golcünün ayrılığa sıcak baktığı belirtildi. Ayrıca yıldız isme İtalya’dan da taliplerin olduğu vurgulandı.

JOVIC’İN RAKAMLARI
Luka Jovic, bu sezon Milan’da istediğini bulamadı. Sadece 4 maçta forma giyebilen 26 yaşındaki golcü, 1 kez gol sevinci yaşadı. Kızılyıldız, Benfica, Frankfurt, Real Madrid ve Fiorentina formaları giyen Jovic, kariyeri boyunca tüm kulvarlarda çıktığı 297 maçta 82 gol, 26 asistlik performans sergiledi. Sırbistan Milli Takımı’nın da formasını terleton deneyimli forvet, 42 karşılaşmada 11 gol attı ve 2 asist yaptı. Luka Jovic’in güncel piyasa değeri ise 5 milyon euro.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TFF Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri’nde Teknik Direktör Vincenzo Montella yönetiminde gerçekleştirilen idmanda ısınmanın ardından kuvvet ve çabukluk çalışmaları yapıldı. Daha sonra taktik varyasyonlar üzerinde duruldu. Son bölümde 3 takıma ayrılan futbolcular, turnuva şeklinde düzenlenen maç yaptı ve kazanan yeşil ekip oldu.
Öte yandan sol arka adalesinde gerilme ve ödem olan Ahmed Kutucu çalışmada da yer almazken, yüksek ateş nedeniyle iki gündür idmanlara çıkamayan Emirhan Topçu, bugünkü antrenmana katıldı. Hakan Çalhanoğlu ise takımdan ayrı bireysel antrenman yaptı.
Ay-yıldızlıların bu akşamki çalışmasını TFF Başkanı İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu, TFF Başkan Vekili Ceyhun Kazancı ve Genel Sekreter Abdullah Ayaz da tribünden takip etti.
Ay-yıldızlılar, yarın saat 16.30’da basına kapalı olarak yapacağı antrenmanla Galler maçının hazırlıklarını sürdürecek. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’de 5 Kasım’da yapılan başkanlık seçimlerini kazanan ve 20 Ocak 2025’te göreve başlaması beklenen Donald Trump’ın kabinesi belli oluyor. Trump, yaptığı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanlığı için Florida Senatörü Marco Rubio’yu aday gösterdi. Trump, “Marco son derece saygın bir lider ve özgürlük için çok güçlü bir ses. Ulusumuzun için güçlü bir savunucusu, müttefiklerimiz için gerçek bir dost ve düşmanlarımıza karşı asla geri adım atmayacak korkusuz bir savaşçı olacaktır” dedi. – WASHINGTON
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İMZALANAN ANLAŞMADA KRİTİK BİR MADDE VAR
Putin’in onayladığı, Rusya ile Kuzey Kore arasında stratejik ortaklık kurulmasını içeren anlaşma, ülkenin yasal bilgi sisteminde yayımlandı. İki ülke arasındaki ilişkilerin savunma, tarım, sağlık, eğitim gibi çok sayıda alanda geliştirilmesini öngören anlaşma, taraflardan birine saldırı yapılması halinde diğer tarafın askeri yardım sağlayacağına yönelik bir madde de içeriyor.
ORTAK ASKERİ TATBİKATLAR DÜZENLEYEBİLECEKLER
Anlaşmaya göre, iki ülke “savaşı önlemek ve savunma kabiliyetlerini güçlendirmek” amacıyla ortak askeri tatbikatlar da düzenleyebilecek. Söz konusu anlaşma, Putin’in Kuzey Kore’ye haziran ayında gerçekleştirdiği ziyarette imzalanmış, ardından Rus parlamentosunun alt kanadı Duma ve parlamentonun üst kanadı Federasyon Konseyi tarafından onaylanmıştı.

Uluslararası İlişkilerVladimir PutinKuzey KoreDiplomasiPolitikaGüvenlikSavunmaGüncelDünyaTarımRusya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, ?”Türk dünyası için ortak bir gelecek inşasını hedef alıyoruz. Türk dünyası yüzyılı için birlikte çalışacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ?Türk Devletleri Teşkilatı 11. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde konuştu. Türk dünyası için ortak bir gelecek inşasını hedef aldıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ata yurdumuz Bişkek’te bulunmaktan memnuniyet duyuyorum. Zirvemizin tüm Türk dünyası için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Türk Devletleri Teşkilatı, örnek alınan bir platform haline gelmiştir. Türk dünyasını ilelebet payidar kılacak güçlü irade masanın etrafındaki tüm dostlarımda ziyadesiyle mevcuttur. Teşkilatımızı çok daha ileriye taşıyacağız” dedi.
Erdoğan, Gazze başta olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarında yaşanan soykırımın durdurulması noktasında uluslararası toplumun kötü bir sınav verdiğini belirterek, “Karar dahi alamıyor, almak istemiyor. İsrail’in kan ve gözyaşını tüm bölgeye yayma hedefini Lübnan’da görüyoruz. Türkiye olarak bu vahşeti, katliamı kabul etmiyoruz. İsrail’i durdurmak Filistin devletini kalıcı tesis etmek için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz” diye konuştu.
Azerbaycan’ın şehitler vererek elde ettiği tarihi kazanımların bir barış anlaşması imzalanması suretiyle masada da perçinlenmesini ümit ve temenni ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “KKTC’nin teşkilatımızın bugünkü zirvesinde onur konuğu olarak yer alması dayanışma irademizin tezahürüdür. Kendilerinin yakın zamanda tam üye olarak yer almasını bekliyoruz. Kıbrıs’ta adil çözüm için Türk dünyasına sorumluluk düşüyor. Ukrayna’da da kalıcı ve adil bir barışı destekliyoruz” ifadelerini kullandı.
‘POTANSİYELİMİZİ ORTAYA ÇIKARMAK İÇİN İŞ BİRLİĞİMİZİ GELİŞTİRELİM’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bilim, enerji ve ulaştırma gibi alanlardaki iş birliğine vurgu yaparak, “175 milyona ulaşan genç ve dinamik nüfusumuz ve ticaret hacmimizle büyük atılımlar gerçekleşebilir. Bilim, enerji ve ulaştırma gibi alanlarda potansiyelimizi ortaya çıkarmak için iş birliğimizi geliştirelim. Geçen sene hayata geçirdiğimiz Türk projelerimize destek sağlayacağından eminim. Enerji konusunda da tek kaynağa bağımlılığı azaltmalıyız” dedi.
Ortak alfabe oluşturulması girişimlerinin Eylül 2024’te tamamlandığı belirten Erdoğan, “Ortak alfabemiz geleceği birlikte inşa etmemizin de nişanesidir. Bundan sonra üye ülkelerin bu alfabeyi esas alarak gerekli dönüşümü gerçekleştirmesi gerekiyor. Üyelerimizin yeni alfabeye geçişte adım atması isabetli olacak. Türk dünyası yüzyılı için birlikte çalışacağız” diye konuştu.
…………………………………………………………………………………………..
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’de yapılan seçimlerde zaferini ilan eden Donald Trump’a liderlerden tebrik mesajları gelmeye başladı. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, sosyal medya hesabından Trump’ı tebrik etti. Rutte, “Az önce Donald Trump’ı ABD Başkanı seçilmesi vesilesiyle tebrik etim. Trump’ın liderliği ittifakımızın güçlü kalmasında yine kilit bir rol oynayacaktır. NATO aracılığıyla barışı ilerletmek için kendisiyle yeniden çalışmayı dört gözle bekliyorum” ifadelerini kullandı.
“Etkileyici zaferi için Donald Trump’ı tebrik ederim”
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ise, “Etkileyici zaferi için Donald Trump’ı tebrik ederim” dedi. Trump ile eylül ayında Ukrayna-ABD stratejik ortaklığını, Zafer Planı’nı ve Rusya’nın Ukrayna saldırılarını sonlandırma yollarının ele alındığı bir toplantı yaptıklarını hatırlatan Zelenskiy, “Güç yoluyla barış yaklaşımına bağlılığını takdir ediyorum. Ukrayna’da adil barışı getirebilecek ilke budur. Bunu birlikte hayata geçireceğimizden umutluyum” dedi.
“Başkan Trump’ın kararlı liderliği altında güçlü bir ABD dönemini dört gözle bekliyoruz” diyen Zelenskiy, açıklamasını şu şekilde tamamladı:
“Her iki ülkenin de yararına olacak karşılıklı fayda sağlayan siyasi ve ekonomik işbirliği geliştirmek istiyoruz. Avrupa’nın en güçlü askeri güçlerinden biri olan Ukrayna, müttefiklerimizin de desteğiyle Avrupa’da ve Transatlantik toplumunda uzun vadeli barış ve güvenliği sağlamaya kararlı. Başkan Trump’ı şahsen tebrik etmek ve Ukrayna’nın ABD ile stratejik ortaklığını güçlendirmenin yollarını görüşmek için sabırsızlanıyorum.”
“Dünya için çok ihtiyaç duyulan bir zafer”
Macaristan Başbakanı Viktor Orban ise sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, “ABD siyasi tarihinin en büyük geri dönüşü. Başkan Trump’ı muazzam zaferinden dolayı kutluyorum. Dünya için çok ihtiyaç duyulan bir zafer” ifadelerini kullandı.
“Daha fazla barış ve refah için”
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Trump’ı tebrik ederek, “Dört yıl boyunca yaptığımız gibi birlikte çalışmayı dört gözle bekliyorum. İnancımızla. Saygı ve hırsla. Daha fazla barış ve refah için” ifadelerini kullandı. – BRÜKSEL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Adem Kalaç ayrıca, Fetullah Gülen’in son anına kadar yanından ayrılmayan ‘Uzun Cevdet’ lakaplı Fetullah Gülen’in kara kutusu olan Cevdet Türkyolu’nun da bacanağı. Hansa Zeynep ile evli olması nedeniyle damat kadrosunda yer alan Adem Kalaç’ın 4 çocuğundan Hayreddin Kalaç’ın ABD askeri olduğu ortaya çıktı.
Hayreddin Kalaç, New Jersey’de bulunan ve ABD ordusuna subay yetiştiren The Scarlet Knight Battalion-Army ROTC at Rutgers Üniversitesi’nde okudu.
23 Mayıs 2023 tarihinde okuldan teğmen rütbesiyle mezun oldu. Mezuniyetine örgütün yönetim kadrosunda yer alan babası Adem Kalaç ile Fetullah Gülen’in öz yeğeni olan annesi Hansa Zeynep Kalaç da katıldı. ABD vatandaşı gibi hayatını sürdüren Hayreddin Kalaç, ABD ordusunda subay olarak görevine devam ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konuşmasına destekçilerine teşekkür ederek başlayan Trump, “Bu, ülkemizde daha önce hiç görmediğimiz bir siyasi zaferdir. 47. başkan seçilmem dolayısıyla Amerikan halkına teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
KAMALA AÇIKLAMA YAPMADAN ORTADAN KAYBOLDU
Seçim zaferi sonrası açıklama yapmadan bir anda ortadan kaybolan rakibi Kamala Harris’i de unutmayan Trump dikkat çeken ifadeler kullandı.
“KOVULDUN, ÇIK ORADAN”
Trump “Ayağa kalkmalısın ve Kamala’nın en kötü başkan yardımcısı olduğunu söylemelisin. Kamala, sen kovuldun, çık oradan” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eski First Lady, Fox News’teki Eylül ayı röportajında da giydiği Christian Dior imzalı uzun, kısa kollu, siyah-beyaz puantiyeli elbisesiyle görüntülendi. Kusursuz şekilde şekillendirilmiş saçları, siyah topuklu ayakkabıları ve büyük güneş gözlükleriyle dikkat çekti.
Ancak sosyal medyada bazı kullanıcılar, 54 yaşındaki bir çocuk annesi Melania’nın yerine kameralar için bir dublör kullanıldığını, özellikle kapalı mekanda taktığı büyük güneş gözlüklerini kanıt göstererek iddia etti.
X platformunda bir kullanıcı “Bu kesinlikle Melania değil. Bu sahte kişi bütün gün kapalı mekanda güneş gözlüğü takıyor” yorumunda bulundu. Liberal görüşlü kullanıcılar, “Sahte bir eşle gezen biri nasıl başkan adayı olabilir?” gibi eleştiriler yöneltti.
Melania, Florida’daki oy kullanma işleminin ardından sosyal medya hesaplarında “Oy Kullandım” çıkartması ve Amerikan bayrağı paylaştı. Seçim merkezinde sadece “Çok iyi hissediyorum” açıklamasını yaptı.
“Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” şapkasıyla görünen eski Başkan Donald Trump ise gazetecilerin sorularını yanıtlayarak, ülke genelindeki oy merkezlerinde yaşanan karmaşa haberlerini eleştirdi. Trump özellikle yarışın başa baş gittiği Pennsylvania’da sonuçların açıklanmasının 2-3 gün sürebileceğini belirterek, “Bu durum kesinlikle kabul edilemez” dedi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail ordusuna bağlı işgalci askerler, yerinden edilmiş Lübnanlı kadınların kıyafetlerini giyerek kameralara poz verdi. Fotoğrafa binlerce kullanıcıdan tepki yağdı.
Öte yandan bölgede ateşkes yapılacağı konuşulurken, İsrail ordusu dün Lübnan’ın Baalbek kenti ve çevresindeki köyleri vurdu. İsrail’in gerçekleştirdiği saldırılarda 8’i kadın 19 kişi hayatını kaybetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİLLİ Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türk- Katar Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı’nı ziyaret etti.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Katar’da Deniz Unsur Komutanlığı’nın ardından Türk-Katar Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı’na ziyarette bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SALGININ NEDENİ KIYILMIŞ SOĞANLAR MI?
Baird analisti David Tarantino salgının tüketici duyarlılığı ve ABD’deki satışlar üzerinde büyük bir tehdit oluşturabileceği konusunda uyardı. Tarantino sorunun ne kadar sürede çözüleceği ve medyanın ilgisinin sonuçları belirleyeceğini belirtti. Colorado Tarım Bakanlığı salgının muhtemel nedeni olarak hamburgerlerde kullanılan kıyılmış soğanları gösterdi. Soğanların, Taylor Farms tarafından tedarik edildiği bildirildi.
ÜRÜNÜN SATIŞI DURDURULDU
McDonald’s, 23 Ekim’den itibaren bazı restoranlarında Quarter Pounder satışını durdurdu ve bu hafta ürünü menüye yeniden eklemeyi planlıyor. Wedbush analistleri, salgının etkilerinin sınırlı ve kısa süreli olmasını beklerken, diğer analistler ise McDonald’s’ın önceki E. coli vakalarından daha az etkileneceğini öngörüyor.
SATIŞLARIN YENİDEN CANLANMASI ZORLAŞABİLİR
Üçüncü çeyrek sonuçlarına göre, McDonald’s’ın küresel mağaza satışlarının yüzde 0,72 düşmesi ve hisse başına kazancın 3,20 dolar olması bekleniyor. Haziran ayında başlatılan 5 dolarlık yemek kampanyası, müşteri trafiğinde toparlanma sinyalleri vermişti. Ancak salgın nedeniyle olumsuz tanıtımın uzaması, satışların yeniden canlanmasını zorlaştırabilir.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

“ALAN SARP VE YOL ULAŞIMI YOK”
Devam eden yangınla ilgili açıklama yapan Vali Ömer Faruk Coşkun, orman yangınına bütün kurum ve kuruluşların etkili şekilde müdahale ettiklerini belirterek, “Yangının çıktığı alan oldukça sarp ve yol ulaşımı yok. Yangın mahalli çok sarp ve kayalık bir bölge. Dolayısıyla bu müdahaleyi zorlaştırıyor. Bu dediğimiz bölgelerde çoğunlukla yol yok. Yani özellikle arasözlerin ulaşımı noktasında ciddi sıkıntılar söz konusuydu. Tabii ilk günden itibaren arkadaşlarımız iş makineleriyle, dozerlerle, kırıcılarda bu bölgelere yol açtılar. Bir çok bölgede yeni yol açıldı ve arazözlerle yerden müdahale imkanına kavuşuldu. Ancak bizi zorlayan arazi şartları; yani buradaki mevcut arazi şartları bizim müdahalemizi çok zorlaştırmaktadır. Ancak ona rağmen her türlü imkanımızı seferber ederek ve yol açarak müdahale etmeye çalışıyoruz. Gün boyunca havadan 7 helikopter, karadan ise bini aşan personel ve orman gönüllüsüyle yangına müdahale devam ediliyor. İnşallah temennimiz bir an önce yangını kontrol altına almak. Bütün kurumlarımızın hedefi bu. Malum hava şartları ve özellikle nem noktasında diğer hususlarda biraz sıkıntılı ama inşallah bütün bunlara rağmen bütün bu çalışmalarla birlikte inşallah önümüzdeki süreçte yangını kontrol altına almayı hedefliyoruz.” dedi.

“13 DAKİKA SONRA İLK MÜDAHALE YAPILDI”
Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey ise özellikle iklim değişikliğinin olumsuz etkileriyle birlikte her geçen yıl orman yangını riskinin daha da artarak devam ettiğini belirterek, “Bu konuda tabii biz iklim şartlarını kısa sürede değiştiremeyeceğimize göre durumumuzu kendi imkanlarımızı ve kabiliyetlerimizi buna göre değiştirmemiz, ayarlamamız gerekiyor. Biz de Orman Genel Müdürlüğü olarak her geçen gün 185 yıllık tecrübemizi gelişen bütün teknolojileri, bilimsel gereklilikleri yerine getirerek adapte oluyoruz ve kendimizi bu şekilde hazırlıyoruz. Tabii bütün bunlara rağmen maalesef istenmese de hiçbirimiz istemesek de orman yangınları da meydana geliyor. Buradaki yangın ihbarının yapılmasının ardından 13 dakika sonra ilk müdahale yapıldı. Arazi çok sarp ve kayalık; bu bizim yangına müdahaledeki en önemli unsur olan arazözlerimizin yangına müdahalesini maalesef kısıtlı hale getirdi. Bununla birlikte tabii arazi şartlarını değiştiremeyeceğimiz için biz tedbirlerimizi buna göre alarak hemen iş makinalarıyla yangına ulaşabilmek için yol yapım çalışmalarına başladık. Şu an itibariyle 7 ayrı noktadan iş makinalarıyla yaptığımız yollarda arasözlerle müdahale ederek yangını kontrol altına almak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Hava araçlarının da bu yangında kullanıldığını biliyorsunuz.” ifadelerini kullandı.

“YANGIN ÖRTÜ YANGINI”
Denizli’deki yangının örtü yangını olduğunu ifade eden Karacabey, “Bu sahadaki ağaç türünün kabuğu kalın olan karaçam ağaç türü olması hasebiyle ağaçların tepelerinde yanma olmadığı için yüzde 90 oranında bu sahadaki ağaçların hayatiyetini devam ettireceğini ifade etmek istiyorum. Örtü yangını olduğunu ifade ettik. Hava araçları da çalışıyor. Ancak hava araçları daha çok tepe yangını diye ifade ettiğimiz yangınlarda tepedeki yangını yere indirip, yerdeki ekiplerin müdahalesine imkan tanıyan araçlardır. Dünyanın hiç bir yerinde sırf hava araçlarıyla yangın söndürülemez. İnsanın ayakta bile durmakta güçlük çektiği bu ortamda her türlü olumsuzluğa rağmen geceli gündüzlü arkadaşlarımızla birlikte biz, yangını kontrol altına alabilmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Arazinin kayalık ve çok sarp olması nedeniyle yol yapım çalışmaları zorlaşıyor. Biz pes etmiyoruz, mücadelemize devam ediyoruz, yılmıyoruz, yılmayacağız. Yol açma çalışmalarını sürdürerek yangının şu an için iyiye giden çalışmaları daha iyiye götürüp, bir an önce kontrol altına alabilmek için yol yapım çalışmalarıyla birlikte arazözlerimizden hortum çekerek de yangını kısa sürede kontrol altına almak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sahanın tamamındaki ağaçlar yanmadı. Sanırım ormanın tümü yanmadığı için bir rakam telaffuz etmek çok sağlıklı olmayacak. Yangının 400 hektara yakın bir alan, dıştan dışa yakın bir alanda etkili olduğunu söyleyebiliriz. Yangının başından itibaren biz yangının şu ana kadar herhangi bir yerleşim yerini tehdit etmediğini özellikle vurguladık. Şu ana kadar da çok şükür insan canı bakımından herhangi bir zayiat yok. Yangında rahatsızlanan arkadaşlarımız ve gönüllülerin haricinde vatandaşlarımızın canıyla ilgili sıkıntı çok şükür yok.” dedi.


Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir’in plajları, festivalleri ve eşsiz Ege lezzetlerinin yer aldığı Çeşme’de Veloturk Gran Fondo rüzgarı esecek. Çocukları karne hediyesi olarak bisikletleriyle buluşturabilmeyi amaçlayan amatör yol bisiklet yarışı, spor ile sosyal farkındalık oluşturacak. “Bir Çocuk Gülerse Dünya Güler” projesine destek olmak için bisikletseverleri bir araya getiren Veloturk Gran Fondo Çeşme, bu sene 8. kez Çeşme’de 2-3 Kasım tarihlerinde gerçekleşecek.
Çeşme Kaymakamlığı ve Çeşme Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenecek yarış; Gençlik ve Spor Bakanlığı, İzmir Valiliği ve Bisiklet Federasyonu destekleri ile gerçekleşecek. Gran Fondo World Tour takvimine dahil edilen ve dünya şampiyonalarına puan veren Veloturk Gran Fondo Çeşme bu yıl da yerli ve birçok ülkeden yabancı sporcu katılım sağlayacak.
Nefesleri kesen parkurlar olacak
Üç ayrı güzergahtan oluşan amatör yol bisikleti yarışı Veloturk Gran Fondo Çeşme’de katılımcılar 91K, 67K ve 41K’lık parkurlarda kıyasıya mücadele verecek. Organizasyon UCI ve Türkiye Bisiklet Federasyonu yönetmeliklerine göre düzenlenecek.
Çeşme merkezden başlayarak adayı turlayan 91K’lık Salcano parkuru, saat 08.00’de start alacak. 1500 metrenin üzerinde bir tırmanışla pedal basacak sporcular kıyasıya mücadelenin ardından Çeşme merkezde finişi görecekler.
67K’lık Hybrid parkuru Çeşme merkezden start alacak ve aynı yerde son bulacak. 777 metrenin üzerinde bir tırmanışa sahip olan parkurda saat 08.30’da başlayacak.
41K’lık Çeşme parkurunda ise yine Çeşme merkezden start alacak. 382 metrenin üzerinde toplam tırmanışın ardından yarış, Çeşme şehir merkezinde sona erecek.
Kategoriler
Veloturk Gran Fondo Çeşme, 4 ayrı kategoride koşulacak. Yarışta erkeklerde; Genç Erkek (16-17) (Hybrid ve Çeşme parkurunda) Elit Erkek (18-34), Master Erkek (35-39), Master Erkek (40-44), Master Erkek (45-49), Master Erkek (50-54), Master Erkek (55-59), Master Erkek (60-64), Master Erkek (65+), Genel Klasman ve PRO Kategori (Genel Klasman), kadınlarda; Genç Kadın (16-17) (Yalnızca HYBRID parkurunda), Elit Kadın (18-34), Master Kadın (35-39), Master Kadın (40-44), Master Kadın (45-49), Master Kadın (50-54), Master Kadın (55-59), Master Kadın (60-64), Master Kadın (65+), Genel Klasman ve PRO Kategori (Genel Klasman), pro kategoride son 2 yıl içerisinde UCI puanı kazanmış sporcular ile bisiklet ya da triatlon federasyonu milli takımında ya da UCI’a kayıtlı bisiklet takımında yer alan sporcular, Hybrid parkurunda yer alan paralimpik kategorinin B – Genel Klasmanında görme engelli sporcular 2 kişilik tandem bisikletleri ile önde gören arkada ise görme engelli sporcunun katılımı ile C – Genel Klasmanında normal bisiklet kullanabilen ampute, uzuv kısalığı veya fonksiyonunu tam olarak yerine getiremeyen uzuv, hafif serebral palsi gibi engeli olan sporcular yer alacak.
41K’lık Çeşme parkuru ise sadece genel klasmanda koşulacak. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GAZZE, 10 Ekim (Xinhua) — Filistinli kaynaklar, İsrail’in Salı günü Gazze’nin orta ve güney bölgelerine düzenlediği hava saldırılarında en az 24 Filistinlinin öldürüldüğünü söyledi.
Sivil Savunma Teşkilatı’na göre, İsrail savaş uçakları Gazze’nin iç kesimlerindeki Bureyc Mülteci Kampı’nda dört katlı bir konut binasını vurarak 16 kişiyi öldürdü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Kapadokya’nın tepelerinde ve vadilerinde gerçekleşecek Salomon Cappadocia Ultra Trail’e, dünyanın dört bir yanından 2 bin 368 patika koşucusu kayıt yaptırdı. Bu yıl 11. kez düzenlenecek Cappadocia Ultra-Trail, 19-20 Ekim tarihlerinde koşulacak. Cappadocia Ultra Trail; Gençlik ve Spor Bakanlığı, Nevşehir Valiliği, Ürgüp Kaymakamlığı, Ürgüp Belediyesi, TürkiyeTurizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA), Türkiye Atletizm Federasyonu katkılarıyla yapılacak.
Bu sene yarışa 73 ülkeden 2 bin 368 sporcu kayıt yaptırırken, yarın ise katılımcılara geç kayıt imkanı sunulacak. 119K’lık parkura 233, 63K’lık parkura 565, 38K’lık parkura 1147 sporcu kayıt yaptırdı.
Ayrıca kadın ve erkek sporculardan oluşan, kurumsal takımların yer aldığı Team Games yarışlarında ise toplam 423 sporcu mücadele edecek.
9 Ekim Çarşamba gününe özel kayıt yaptırmak isteyenler geç kayıttan faydalanırken, elde edilecek gelirler de Lösemili Çocuklar Vakfı’na (LÖSEV) bağışlanacak. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Janice, Dailymail.com’a verdiği demeçte, oğlunun geçmişte hatalar yaptığını kabul etti. Özellikle, Diddy’nin eski kız arkadaşı Cassie Ventura’ya karşı şiddet kullandığını inkar etmesine rağmen, otel kameralarının aksini gösterdiğini belirtti. Ancak Janice, bu durumun oğlunun diğer ciddi suçlamalardan suçlu olduğu anlamına gelmediğini vurguladı.
Anneye göre, Diddy’nin Cassie ile davasını hızla çözmesi, diğer kişilerin maddi kazanç için benzer iddialarla ortaya çıkmasına neden oldu. Janice, oğlunun bu iddiaların çoğunun yalan olduğunu ve finansal kazanç amacıyla uydurulduğunu düşündüğünü belirtti.
Janice, oğlunun özgürlüğünün kaybı ve itibarının zedelenmesi karşısında yıkıldığını ifade etti. Kamuoyundan, oğlunu henüz kendi tarafını anlatma fırsatı bulamadan yargılamamalarını istedi.
Bu açıklama, Houston’lı avukat Tony Buzbee’nin Diddy’ye karşı 120 kişiyi temsil ettiğini duyurmasının ardından geldi. Buzbee, müvekkillerinin çoğunun New York ve Los Angeles’ta dava açacağını ve iddiaların 1991’den bu yana olan dönemi kapsadığını söyledi.
Diddy’nin avukatı Erica Wolff ise, müvekkilinin tüm iddiaları reddettiğini ve mahkemede masumiyetini kanıtlayacağını belirtti.
54 yaşındaki Diddy, şu anda Brooklyn’deki Metropolitan Tutukevi’nde bulunuyor ve federal suçlamalara karşı suçsuz olduğunu iddia ediyor. Ünlü yapımcı, üç Grammy ödülü sahibi ve hip-hop dünyasının en tanınmış isimlerinden biri olarak biliniyor.



Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Korkunç anlar kameralara yansıdı: Roca Rey, boğanın boynuzuyla delinip havaya fırlatıldı. Kuma düştükten sonra, kendini korumaya çalışırken boğa tekrar saldırdı. Seyirciler ve diğer matadorlar, öfkeli hayvanı uzaklaştırmak için hızla müdahale etti.
Roca Rey, kalçasından ve bacağından ciddi şekilde yaralandı. Hemen arenada bulunan tıp merkezine kaldırıldı ve ameliyata alındı. Doktorlar, yaraların kasları ve sinirleri etkilediğini belirtti.
Bu, Roca Rey’in kariyerindeki ilk kaza değil. 2016’da da benzer bir olay yaşamış ve o yıl içinde dört kez boğa tarafından yaralanmıştı. Bu tekrarlanan kazalar, onun mesleğini sorgulamasına neden olmuştu.
Boğa güreşi, tehlikeli ve tartışmalı bir gelenek olarak bilinir. Bu son olay, sporun riskleri ve etik yönleri hakkındaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Hayvan hakları savunucuları, bu tür olayları boğa güreşinin yasaklanması için bir neden olarak gösteriyor.
Roca Rey’in durumu stabil olarak bildirildi, ancak uzun bir iyileşme süreci bekleniyor. Bu olay, hem matadorun kariyeri hem de İspanya’daki boğa güreşi geleneğinin geleceği üzerinde önemli etkilere sahip olabilir.





Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Gazze’deki hükümetin Medya Ofisi’nden 30 Eylül’de açıklanan verilere göre, İsrail ordusu bu 1 yıl içinde yaklaşık “3 bin 650 katliam” işledi. Bu katliamlarda, yaklaşık 17 bini çocuk, 11 bin 378’i kadın ve 13 bini erkek olmak üzere 41 bin 870 kişi hayatını kaybederken, 97 bin 166 kişi yaralandı. Enkaz altında ya da kayıp olan 10 bin kişinin cesedine ise hala ulaşılamadı. Bu haliyle ölenlerin yüzde 42’sini çocuklar, yüzde 27’sini kadınlar, yüzde 31’ini de erkekler oluşturdu.
EN AĞIR BEDELİ ÇOCUKLAR ÖDEDİ
İsrail saldırılarının en ağır bedelini çocuklar ödedi. Saldırılar sırasında doğan 171 bebek yaşama şansı dahi bulamadan öldü. Henüz 1 yaşını doldurmamış 710 bebek de saldırılarda hayatını kaybetti. Enkaz altından çıkarılan fetüsler bile oldu. 25 bin 973 çocuk anne ve babasını ya da ikisinden birini kaybetti. Hastanelerde ortaya çıkarılan 7 toplu mezarda 520 Filistinlinin cansız bedenine ulaşıldı.

902 AİLE NÜFUSTAN SİLİNDİ
İsrail’in saldırılarında yüzlerce ailenin tüm fertleri hayatlarını kaybederken, binlercesinin ise sadece bir ya da 2 ferdi hayatta kalabildi. Medya Ofisinin 2 Ekim tarihli yazılı açıklamasına göre, bir yıldır devam eden soykırım sırasında tüm fertleri ölen 902 aile nüfustan silindi, 1364 ailenin sadece bir ferdi, 3 bin 472 ailenin ise sadece 2 ferdi hayatta kaldı. Gazze Şeridi’ne açılan sınır kapılarını 5 aydır kapalı tutarak sıkı bir abluka uygulayan İsrail, hayatta kalan Filistinlilere karşı da açlık, yetersiz beslenme ve ilaç eksikliğini silah olarak kullandı. Bir yılda çoğu çocuk 36 Filistinli açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybetti. 3 bin 500 çocuk yetersiz beslenme nedeniyle ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. 71 bin 338 kişi sürekli yerinden edilme ve göç nedeniyle hepatite, 1 milyon 737 bin 524 kişi de çeşitli salgın hastalıklara yakalandı. 10 bin kanser hastası Gazze’de tedavi imkanı olmaması nedeniyle her an ölüm riskiyle karşı karşıya. Saldırılarda yaralanan 12 bin Filistinli ile 3 bin hastanın ise Gazze dışında tedavi edilmesi ihtiyacı doğdu.

DOKTORLAR İŞKENCE SONUCU HAYATINI KAYBETTİ
İsrail ordusu, uluslararası hukuku hiçe sayarak hastaneler ve sağlık çalışanlarını özellikle hedef aldı. Böylelikle, hastalar ve saldırılarda yaralanan Filistinlilerin tedavi imkanlarını da ellerinden aldı. Saldırılar nedeniyle 34 hastane ile 80 sağlık merkezi hizmet dışı kaldı, 162 sağlık kuruluşu zarar gördü, 131 ambulans da kullanılamaz hale geldi. 986 sağlıkçı hayatını kaybetti, 310 sağlıkçı ise alıkonuldu. İsrail’in alıkoyduğu doktorlardan bazıları İsrail hapishanelerinde gördüğü işkence sonucu hayatını kaybetti. Bunların başında bölgenin en tanınmış ortopedi cerrahlarından biri olan Adnan el-Burş ile kadın doğum uzmanı İyad er-Rantisi geldi.

OKUL VE ÜNİVERSİTELER YERLE BİR EDİLDİ
İsrail’in sürdürdüğü soykırımın en önemli boyutlarından biri de eğitim sistemine uygulanan “soykırım” oldu. İsrail kasıtlı şekilde Gazze’deki okul ve üniversiteleri yerle bir ederek bir nesli eğitimsiz bıraktı. Filistin verilerine göre, 7 Ekim 2023’ten önce Gazze Şeridi’nde 17 üniversite ve kolejin yanı sıra 800 bin öğrencinin eğitim aldığı 796 okul bulunuyordu. İsrail ordusu, saldırılarıyla bu okulların 125’ini tamamen, 337’sini ise kısmen yıktı. Böylelikle okul binalarının yüzde 93’ü tamamen ya da kısmen yıkılmış oldu. Medya Ofisinin verilerine göre, İsrail saldırıları sonucu Gazze’de ilköğretim ve lise çağındaki 11 bin 500 öğrenci, 750 öğretmen ve eğitim alanında çalışan kişi ile 115 üniversite hocası ve akademisyen katledildi.
Bölge halkı yanlarına alabildikleri eşyalarıyla güvenli gördükleri yerlere göç ediyor
ALT VE ÜST YAPI TAHRİP EDİLDİ
İsrail, 1 yılda 85 bin ton patlayıcı kullanarak Gazze’de taş üstünde taş bırakmadı. Bu saldırılarda, evler, hükümet binaları, tarihi eserlerin yanı sıra elektrik ve su şebekeleri de kullanılamaz hale geldi. Medya Ofisine göre, 611 cami tamamen, 214 cami kısmen, 150 bin konut tamamen, 200 bin konut kısmen yıkıldı, 80 bin konut ise kullanılamaz hale geldi. 201 kamu dairesi, 206 tarihi eser ve sit alanı ve 3 kilise de İsrail saldırılarının hedefi oldu. 36 spor tesisi ve stat ile 700 su kuyusu hizmet dışı kaldı.

MEZARLARIN İÇİNDEN CESETLER ÇALINDI
Gazze’deki Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı, 5 Ekim’de yaptığı açıklamada, Gazze genelindeki 1245 caminin yüzde 79’unun yıkıldığını, 60 mezarlıktan 19’unun kasıtlı ve sistematik olarak hedef alındığını, mezarların kazılarak onlarca cesedin çalındığını ve vücut bütünlüklerinin de bozulduğunu belirtti. Açıklamada, bakanlığın 238 görevlisinin İsrail ordusunca öldürüldüğü, 19’unun alıkonulduğu aktarıldı. Alt yapıda ise 3 bin 130 kilometrelik elektrik, 330 bin metrelik su, 655 bin metrelik kanalizasyon şebekesi ile 2 milyon 835 bin metrelik yol ağı tahrip edildi.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, 3 Ekim’de Katar’ın başkenti Doha’da “Spor diplomasisi” başlığıyla düzenlenen Asya İşbirliği Diyaloğu (AİD) Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, İsrail ordusunun “vahşi soykırım savaşında spor tesisleri dahil Gazze Şeridi’ndeki altyapının yüzde 90’ından fazlasını yok ettiğini” söyledi.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ağabeyi John Buchanan, The U.S. Sun’a verdiği demeçte, kardeşinin cesedini bulduğu anı anlattı. Komşunun endişeli aramasıyla eve giden John, Ricky’nin vücudunu tuhaf bir pozisyonda, başının ise yaklaşık 2,5 metre uzakta olduğunu gördüğünü söyledi.
“DJ Slick Rick” olarak tanınan Ricky, annesiyle birlikte yıllarca The Stage Shop adlı canlı müzik barını işletmişti. Oğlunun ölümünden üç ay sonra annesi Nita Makris de üzüntüden hayatını kaybetti.
Olayın en şok edici yönlerinden biri, polis incelemesinden günler sonra ailenin evde kanlı bir testere bıçağı bulması oldu. Buchanan’ın yeğeni Ashley Shea, “Gördüğüm anda ne olduğunu anladım,” diyerek durumun ciddiyetini vurguladı.
Aile, Ricky’nin bir soygun sırasında öldürülmüş olabileceğinden şüpheleniyor. John, evdeki dağınıklığın ve kardeşinin vücudunun durumunun, saldırganların bir şey aradığını gösterdiğini düşünüyor.
Olayla ilgili daha fazla detay ortaya çıktıkça, ailenin endişeleri artıyor. Shea, “Sanki bir tuzağa düşürülmüş gibiydi. Eve girer girmez saldırıya uğramış olabilir,” dedi.
Memphis polisi, olayı hâlâ “nedeni belirlenemeyen ölüm” olarak nitelendiriyor. Ancak aile, sevdiklerinin başına gelenleri tam olarak anlamak ve adaletin yerini bulması için mücadele etmeye devam ediyor.
Bu trajik olay, Memphis’in müzik camiasını ve Raleigh mahallesini derinden etkiledi. Ricky Buchanan’ın arkadaşları ve hayranları, onun anısını yaşatmak için çeşitli etkinlikler düzenliyor.


Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – Saadet Partisi Kurucu Genel Başkanı, Milli Görüş Hareketi’nin önde gelen isimlerinden Recai Kutan, 94 yaşında hayatını kaybetti. Saadet Partisi Kutan’ın vefatını; “Saadet Partisi Kurucu Genel Başkanımız, Yüksek İstişare Kurulu üyemiz, ESAM Genel Başkanı muhterem büyüğümüz Recai Kutan hakkın rahmetine kavuşmuştur” ifadeleriyle duyurdu.
Saadet Partisi Kurucu Genel Başkanı, Milli Görüş Hareketi’nin önde gelen isimlerinden, Eonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) Genel Başkanı Recai Kutan, 94 yaşında yaşamını yitirdi. Kutan’ın vefatını Saadet Partisi duyurdu. Saadet Partisi tarafından yapılan açıklamada; “Saadet Partisi Kurucu Genel Başkanımız, Yüksek İstişare Kurulu üyemiz, ESAM Genel Başkanı muhterem büyüğümüz Recai Kutan hakkın rahmetine kavuşmuştur. Milletimizin ve camiamızın başı sağ olsun” denildi.
Necmettin Erbakan’ın yakın çalışma arkadaşıydı
Malatya’da 5 Nisan 1930’da doğan Recai Kutan, Milli Görüş Hareketi’nin kurucusu ve eski Başbakan Necmettin Erbakan’ın yakın çalışma arkadaşıydı.
Kutan, ilk, orta ve lise tahsilini Malatya’da tamamladı. İstanbul Teknik Üniversitesiİnşaat Fakültesi’nden 1952 yılında mezun olan Kutan, 1952-1969 yılları arasında Devlet Su İşleri’nde (DSİ) çalıştı. Kutan, 1969’da Türk Mühendislik Müşavirlik Anonim Şirketi’ni kurdu. Kutan, 1974-1980 yılları arasında MSP Genel Başkan Yardımcılığı göreviyle siyasi çalışmaların içerisinde oldu.
1977 seçimlerinde, Milli Selamet Partisi’nden Malatya Milletvekili seçilen Kutan, 1977 koalisyon hükümetinde İmar ve İskan Bakanı olarak görev aldı. Kutan, 12 Eylül Darbesi’nden sonra diğer MSP yöneticileriyle beraber 9,5 ay hapis yattı.
Kutan, 1983’ten sonra kurulan Refah Partisi’nin Genel Başkan Yardımcısı oldu ve Refah Partisi’nin Malatya Milletvekili olarak meclise girdi. 1996-1997 yılları arasında 54. Hükümet’te Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak görev yaptı.
Refah Partisi’nin kapatılmasının ardından yeni kurulan Fazilet Partisi’nin Genel Başkanlığına seçilen Kutan, 1999 genel seçimleri sonucu Meclis’e girdi. Kutan, Rahşan Affı’na destek verdi, 21 Aralık 2000’de yapılan oylamada kabul oyu verdi.
Fazilet Partisi’nin de kapatılmasıyla, Kutan, 2001 yılında Saadet Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı ve kurucu Genel Başkanlık görevini üstlendi. Kutan, sürdürdüğü Genel Başkanlık görevini, 11 Mayıs 2003 tarihinde yapılan 1. Olağan Kongrede Necmettin Erbakan’a devretti ancak 29 Aralık 2003’te Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Necmettin Erbakan’ın kesinleşmiş hapis cezası nedeniyle görevlerinden ayrılmasını istedi. Bunun üzerine Erbakan, 30 Ocak 2004’te parti üyeliğinden ve Genel Başkanlıktan istifa etti.
Bu tarihten itibaren Recai Kutan, Genel Başkanlık görevini vekaleten yürütmeye başladı. Kutan, 8 Nisan 2006’da yapılan 2. Olağan Kongre’de, Genel Başkanlık görevini bu sefer seçimle üstlendi. Kutan, 2007 genel seçimlerinden sonra Genel Başkanlığı, 26 Ekim 2008’de yapılan 3. Olağan Kongrede Numan Kurtulmuş’a devretti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) –Gazze’de savaşın birinci yılı dolarken, İsrail ordusu Gazze Şeridi genelinde Hamas’a karşı tedbir ve saldırılarını yoğunlaştırdığını açıkladı. Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugayları, Tel Aviv’e roket saldırısı düzenledi . Ateşkes çabaları gölgede kalırken çatışmaların Lübnan’a da yayılması bölgeyi geniş çaplı bir savaş riskiyle tehdit ediyor.
Hamas’ın silahlı kanadı Kassam Tugayları, Tel Aviv’e yönelik bir roket saldırısı başlattığını duyurdu. Hamas’ın saldırısı sonrası Tel Aviv ve çevresinde siren sesleri duyulurken İsraillli yetkililer Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’tan Tel Aviv’e 5 roket ateşlendiğini, saldırı neticesinde şarapnel parçaları nedeniyle hafif yaralanan 30’lu yaşlardaki iki kadına tıbbi müdahale yapıldığını açıkladı.
Gazze’deki savaş birinci yılını doldururken, sabah erken saatlerde İsrail ordusu Gazze Şeridi genelinde Hamas’ın olası bir saldırısına karşı sınır bölgelerinde tedbirleri artırdığını ve bölgedeki Hamas mevzilerinin hedef alındığını açıklamıştı. İsrail’de Hamas’ın “Aksa Tufanı” olarak isimlendirdiği 7 Ekim 2023 saldırılarında öldürülen 1200 İsrailli ve rehin alınan 250 kişi için anma törenleri düzenleniyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Hamas’ı yok edeceklerini söylerken 7 Ekim’den bu yana Gazze’de öldürülen kadın ve çocukların da aralarında bulunduğıu 41 bin Filistinli’nin büyük bir kısmının Hamas militanı olduğunu iddia etti. İsrail ordusu ayrıca Lübnan’a yönelik kara operasyonunu yeni birlikler göndererek genişlettiğini duyurdu.
Ateşkes çabaları gölgede kaldı
Hafta sonu dünya genelinde düzenlenen savaş karşıtı protestolarda Gazze ve Lübnan’da ateşkesin sağlanması çağrısı yapıldı. Hamas’ın İsrail’e saldırısının yıldönümü olan 7 Ekim’de öncesinde planlanan protesto ve anma etkinlikleri nedeniyle Avrupa, Asya ve ABD’nin birçok büyük kentinde güvenlik önlemleri artırıldı.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, 31 Mayıs’ta Gazze’de ateşkesin sağlanması ve rehinelerin serbest bırakılması için üç aşamalı bir ateşkes planı sunmuştu. Hamas’ın kabul ettiği üç aşamalı ateşkes önerisi önerisi, ilk aşamada altı haftalık bir ateşkes ve rehinelerin bir kısmının serbest bırakılmasını öngörüyordu, ilerleyen aşamalarda da kalıcı ateşkese yönelik adımlar atılacaktı.
Temmuz ayında Roma’da düzenlenen ateşkes görüşmelerde, İsrail, “üç aşamalı ateşkes planına” eklemeler yapılmasını talep etmişti. Bu eklemeler Mısır-Gazze sınırındaki Philedelpia ve Gazze’nin ortasından geçen Netzarim koridorlarının İsrail tarafından kontrol edilmesini içeriyordu. Washington’ın İsrailli yetkililerle müzakere ederek hazırladığı düşünülen ateşkes önerisinin uygulanmasına ilişkin görüşmeler bu noktada tıkandı.
Roma görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından ABD, Mısır ve Katar liderleri ağustos ayında Gazze’de ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması anlaşmasını sağlamak üzere İsrail ve Hamas arasında ortak çabalarla arabuluculu ateşkes görüşmeleri başlattı. ABD’li yetkililer Doha ve Katar’da gerçekleştirilen görüşmelerin yapıcı geçtiğini ve teknik detaylar üzerinde heyetlerarası görüşmelerin devam ettiğini duyurmuştu. Görüşmelerin üzerinden neredeyse iki ay geçmişken ateşkes sağlanamamasıyla birlikte savaş Lübnan’a sıçradı.
İsrail’in İran’a nasıl bir cevap vereceği belirsizliğini koruyor
İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını genişletmesi ülkedeki İran destekli Hizbullah’ın lideri Hasan Nasrallah’ın bir İsrail saldırısı sırasında öldürülmesi İran’ın İsrail’e yönelik bir misilleme saldırısını kışkırttı. Geçen hafta yaklaşık 180 balistik füzeyle İsrail’e saldıran İran’a İsrail’in vereceği yanıtın bölgesel çatışmaları daha da derinleştirmesinden endişe duyuluyor. Beyaz Saray İsrail’in İran’ın nükleer altyapılarını hedef alabileceği olası bir saldırısını desteklemeyeceğini duyurmuştu. Ancak Biden’ın İsrail’in İran’a ait petrol tesislerine yönelik olası misilleme saldırısının değerlendirdiklerine ilişkin açıklamalarının ardından petrol fiyatlarında yüzde 5’in üzerinde artış kaydedildi.
Hizbullah ve İsrail arasında 7 Ekim’den sonra başlayan karşılıklı roket saldırıları, geçen ay İsrail ordusunun Lübnan’a yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırması ve Lübnan’a yönelik bir kara operasyonu başlatmasının ardından derinleşmişti. 7 Ekim’den sonra başlayan çatışmalardan etkilenen bölgelerde 3 milyondan fazla insanın yerinden olduğu tahmin ediliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇIRILÇIPLAK İRAN’I PROTESTO ETTİLER
Kadınlar, İsrail’e geçtiğimiz günlerde füze saldırısı düzenleyen İran’ı çırılçıplak protesto etti. Kadınlar, “Kahrolsun İran” sloganları attı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TÜRKİYE’NİN ÖNDE GELEN BİLİM İNSANI
Kocaeli Üniversitesi’nin bilimsel başarıları bir kez daha dünya çapında dikkat çekti. Üniversitenin önemli öğretim üyelerinden Prof. Dr. Zafer Cantürk, “Kariyer Boyu Etki” kategorisinde dünyanın en etkili bilim insanları listesine girerek büyük bir onur elde etti. Bu prestijli liste, bilim insanlarının kariyerleri boyunca yaptıkları araştırmaların ve yayınladıkları makalelerin dünya bilim camiasında yarattığı etkiyi ölçüyor. Prof. Dr. Cantürk’ün uzun yıllar boyunca sağlık ve bilim dünyasında gerçekleştirdiği çalışmalar, onun bu prestijli listeye adını yazdırmasını sağladı.

DÜNYANIN EN ETKİLİ BİLİM İNSANLARI LİSTESİNDE
Kocaeli Üniversitesi’nden yalnızca Prof. Dr. Cantürk değil, pek çok öğretim üyesi de bu önemli listede yer aldı. “Yıllık Etki” ve “Kariyer Boyu Etki” kategorilerinde öne çıkan isimler, mühendislik, teknoloji ve sağlık alanlarında yaptıkları çalışmalarla bilime değerli katkılarda bulunuyor. Prof. Dr. Mustafa Çanakçı, Doç. Dr. Ertan Alptekin gibi isimler de bu listeye girmeyi başaran bilim insanları arasında yer alıyor.

GELECEĞİN BİLİM İNSANLARINI YETİŞTİRİYOR
Kocaeli Üniversitesi’nin dünya çapındaki bu bilimsel başarıları, üniversitenin ulusal ve uluslararası alanda tanınırlığını daha da artırırken, Türkiye’nin bilim dünyasındaki yükselen konumunu da pekiştiriyor. Üniversite, güçlü akademik kadrosu ile geleceğin bilim insanlarını yetiştirmeye ve bilim dünyasına önemli katkılar sağlamaya devam ediyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TEL AVİV – İsrail ordusunun, aralarında öldürülen Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın halefi olarak görülen Haşim Safiyuddin’in de yer aldığı üst düzey Hizbullah yöneticilerinin bulunduğu bir yeraltı sığınağına saldırı düzenlediği bildirildi. Saldırının hedefinin Safiyuddin olduğu iddia edildi.
Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdüren İsrail ordusunun, bir kez daha üst düzey Hizbullah yöneticilerini hedef aldığı bildirildi. İsrail basınının hükümet yetkililerine dayandırdığı haberlere göre, aralarında öldürülen Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın halefi olarak görülen Haşim Safiyuddin’in de yer aldığı Hizbullah yöneticilerinin bulunduğu Dahiya’daki bir yeraltı sığınağına saldırı düzenlendiği belirtildi. İsrail’in Nasrallah’ı öldürmesinden bu yana bölgedeki en ağır bombardımanlardan biri olan saldırının hedefinin Safuyiddin olduğu iddia edildi. Saldırının Beyrut’un güneyindeki yoğun nüfuslu mahallelerin yanı sıra başkentin merkezinde de şiddetli şekilde hissedildiği kaydedildi. Safiyuddin’in saldırıda öldürülüp öldürülmediğine ilişkin ise açıklama yapılmadı.
İsrail ordusu: “1 esir kurtarıldı”
İsrail ordusundan yapılan açıklamada 10 yıldan uzun bir süre önce Irak’ta DAEŞ tarafından kaçırılan ve Gazze Şeridi’nde tutulan 21 yaşındaki Ezidi bir kadının kurtarıldığı bildirildi. ABD ve Ürdün dahil farklı devletlerin desteğiyle “karmaşık” bir kurtarma operasyonu gerçekleştirildiği belirtilirken, Fawzia Amin Sido adlı kadının fiziksel olarak iyi durumda olduğu kaydedildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İSRAİL, YEMEN’İ VURMAYA BAŞLADI
İsrail, Yemen’e hava saldırısı düzenlediğini doğruladı. İsrail ordusu, Yemen’deki Hudeyde Limanı ve Ras Isa Limanı’na hava saldırıları düzenlendiğini belirterek, saldırıda çok sayıda savaş uçağı ve yakıt ikmal uçağı kullanıldığını aktardı. Ordu, Husilerin söz konusu limanları İran’dan silah ve petrol dahil olmak üzere askeri amaçlı sevkiyatlar için kullandığını belirterek, saldırıların Husilerin İsrail’e düzenlediği füze saldırılarına yanıt olarak gerçekleştirildiğini açıkladı.

HUSİLER: İSRAİL’LE UZUN SOLUKLU BİR SAVAŞA GİRECEĞİZ
Yemen’deki İran destekli Husiler, İsrail ile uzun soluklu bir savaşa gireceklerini belirtti. Husilere bağlı sözde Savunma Bakanlığı Manevi Yönlendirme Dairesi Müdür Yardımcısı Abdullah bin Amir, İsrail ordusundan yapılan “Husilerin de zamanının geleceği” şeklindeki açıklamaya tepki gösterdi.

“GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN BİR SAVAŞ”
Bin Amir, “26sep.net” sitesine yaptığı açıklamada, “İsrail, ‘Yemen’in de vakti gelecek’ diyor. Yemenliler ise ‘O vakit gelinceye kadar beklemeyeceğiz’ diyor. Allah’ın izniyle ilerleyen günler ve aylar yenilgi değil zaferlerle dolu olacak. Bu, uzun ve geri dönüşü olmayan bir savaş olacak.” ifadesini kullandı.
LÜBNAN’DAKİ SON SALDIRIDA 21 KİŞİ CAN VERDİ
İsrail ordusunun, Lübnan’ın doğusundaki Baalbek kentine düzenlediği hava saldırılarında 21 kişinin hayatını kaybettiği, 47 kişinin yaralandığı bildirildi. Lübnan Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail ordusunun, ülkenin doğusundaki Baalbek kentini hava saldırılarıyla hedef aldığı belirtildi. Açıklamada, İsrail saldırılarında ilk belirlemelere göre 21 kişinin öldüğü, 47 kişinin yaralandığı kaydedildi. Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail ordusunun ülkeye bugün düzenlediği hava saldırılarında 42 kişinin öldüğünü, son iki gün içinde öldürülenler arasında 14 sağlık çalışanının bulunduğunu bildirmişti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KATMANDU, 29 Eylül (Xinhua) — Nepal’de aralıksız devam eden yağışların yol açtığı heyelan ve sellerde Pazar günü itibarıyla 104 kişi hayatını kaybetti, 74 kişi de yaralandı.
Nepal Polis Sözcüsü Dan Bahadur Karki, 64 kişiden haber alınamadığını açıkladı.
Karki, Katmandu Vadisi’nde 48 kişinin öldüğünü, 15 kişinin yaralandığını, 21 kişinin ise kayıp olduğunu belirtti.
İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Rishiram Tiwari, ülkenin çeşitli bölgelerinde birçok otoyol ve köprünün hasar gördüğünü belirterek, otoyolların temizlenmesinin hükümetin öncelikleri arasında olduğunu söyledi.
Nepal polisinden yapılan açıklamaya göre, başkent Katmandu’yu ülkenin diğer bölgelerine bağlayan otoyollar da dahil olmak üzere, neredeyse tüm otoyollar felaketler nedeniyle kapanmış durumda.
Nepal Eğitim, Bilim ve Teknoloji Bakanlığı, tüm yerel yönetimlere Pazar gününden itibaren üç gün süreyle eğitime ara verilmesi ve Salı gününe kadar yapılması planlanan üniversite sınavlarının ertelenmesi çağrısında bulundu.
Nepal’de bu yıl 10 Haziran’da başlayan ve sona ermekte olan muson mevsiminde ortalamanın üzerinde yağışlar kaydedildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilikten yapılan açıklamada, Vali Hasan Şıldak’ın Taş Tepeler Projesi kapsamında il genelinde 10 noktada devam eden kazı çalışmalarını yakından takip ettiği belirtildi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Vali Şıldak, Dünya Neolitik Kongresi’nin bir ilk olacağını, birçok ülkeden akademisyen ve uzmanın Şanlıurfa’da bir araya geleceğini ifade etti.
Kongre öncesi tüm planlamaları gözden geçirdiklerini belirten Şıldak, şunları kaydetti:
“Bu buluşma ile birlikte yine neolitik sözcüğünün gerçek değerinin Şanlıurfa’da çok daha değer kazanacağını düşünüyorum. Böylesine bir buluşmanın dünyada ilk kez olacak olması ilimiz adına mutluluk verici. İnşallah 4-8 Kasım tarihleri arasında ilimizdeki tüm arkeolojik çalışmalara ivme kazandıracak bu girişim, Valiliğimiz ile birlikte Büyükşehir Belediyemiz, Kalkınma Ajansımızın desteği ve iki güzide üniversitemiz ev sahipliğinde ilimizde yapılacaktır. Şanlıurfa adına gurur duyacağımız bir buluşma olacak. Bizler de bu organizasyona katkı sunmak için heyecanlanıyoruz. Tüm bu çerçevede Şanlıurfa, zengin tarihi ve kültürel mirasıyla göz kamaştırıyor. Son yıllarda hızla ilerleyen arkeolojik kazılar şimdi Taş Tepeler Projesi ile çok daha kapsamlı bir boyutta gelişiyor. Bizler de Dünya Neolitik Kongresi öncesi tüm planlamalarımızı gözden geçirerek, ilimizi en iyi şekilde bu dev buluşmaya hazırlıyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HAİKOU, 28 Eylül (Xinhua) — 2024 Dünya Yeni Enerjili Araç Kongresi Cuma günü Çin’in güneyindeki Hainan eyaletinin merkezi Haikou’da başladı.
“Düşük Karbonlu Evrim ve Küresel İşbirliği” temalı üç günlük etkinlik, yeni enerjili araçların sürdürülebilir ve sağlıklı gelişimini teşvik etmeyi ve karbon nötrlüğü hedefine ortaklaşa ulaşmak için küresel işbirliğini güçlendirmeyi amaçlıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA – Memorial Hastanesi tarafından üçüncüsü düzenlenen ‘Cardiac Memorial 24’ isimli etkinliğe dünyaca ünlü kalp cerrahları katıldı.
Ankara’da bir otelde düzenlenen ‘Cardiac Memorial 24’ isimli etkinlik kapsamında 250 doktor bir araya geldi. Etkinlik, Memorial Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Serkan Durdu, Prof. Dr. Cengiz Bolcal ve Doç. Dr. Fatih Gümüş’ün liderliğinde gerçekleşti. Minimal İnvaziv cerrahinin dünyadaki öncüleri arasında bulunan Oleksandr Babliak, Patrick Perier, Marco Solinas, Theo Kofidis ve Antonios Pitsis tecrübelerini aktardı.
“Robotik cerrahiyle ilgili eğitimler veriyoruz”
Toplantı kapsamında doktorları konuk ettiklerini dile getiren Prof. Dr. Serkan Durdu, “Toplantı kapsamında ve eğitim amaçlı yurtdışından birçok meslektaşımızı merkezimizde konuk ediyoruz ve robotik cerrahiyle ilgili eğitimler veriyoruz. Moskova’dan 5 kişilik bir cerrah topluluğu aramızda. Suudi Arabistan’dan önemli bir cerrah arkadaşımız yine bizimle eğitim amaçlı burada. Bugünkü toplantıda paradigmanın değiştiği ve modern kalp cerrahisinin artık robotik, hastaya daha az zarar veren, sonuçları itibariyle başarılı işlemlerin uygulandığı bir sempozyumun konu başlıklarını tartışmak amacıyla buradayız” diye konuştu.
“Türkiye kalp damar cerrahisinde belli dönemlerde gerçekten liderliğe oynayan ülkelerden”
Türkiye’nin kalp cerrahisi alanında iyi bir noktada olduğunu aktaran Memorial Sağlık Grubu CEO’su Bora Uludüz, “Cerrahi olarak Türkiye çok iyi bir noktaya sahip. Bugün de bir sunumda paylaşıldı. Türkiye kalp damar cerrahisinde belli dönemlerde gerçekten liderliğe oynayan ülkelerden bir tanesi. Bugün baktığımızda teknoloji yatırımları ve destekleriyle bunu daha da ileriye taşımaya çalışıyoruz. Kendi kurumumuzda 3 robotumuz var. Bu robotlar sayesinde hastalar için çok daha konforlu ve kaliteli girişimler yapılabiliyor. Bunun en büyük faydası ameliyat sonrasında hastaların iyileşme sürecinin çok daha rahat ve hızlı geçmesini sağlayan teknolojiler olması. Ortalama 8-9 gün olan bir yatış sürecini 3-5 güne indiren bir teknoloji söz konusu” açıklamasında bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ukrayna liderini hedef alan Trump, “Bence Zelenskiy tarihin en büyük pazarlamacısı. Ne zaman ülkeye gelse 60 milyar dolarla geri dönüyor” dedi. Pennsylvania’daki seçim mitinginde konuşan Donald Trump, “Eğer seçimi kazanırsam Putin ve Zelenskiy’i arayacağım ve savaşı bitirmeleri için bir anlaşmaya varmalarını söyleyeceğim” diye konuştu.
ZELENSKİY YENİ YARDIMLAR ALMAYI PLANLIYOR
Zelenskiy ise Trump ile eş zamanlı yaptığı açıklamada, “ABD’nin kararlı eylemleri, gelecek yıl Rus saldırganlığının durdurulmasını hızlandırabilir” dedi. Trump’ın açıklamaları, Zelenskiy’nin “zafer planı” olarak adlandırdığı stratejisini ABD Başkanı Joe Biden’a sunmak üzere ülkeyi ziyaret ettiği döneme denk geldi. Zelenskiy, Biden ile görüşmesinden sonra planını ABD Kongresi’ne ve iki başkan adayı Kamala Harris ve Donald Trump’a sunacağını söylemişti. Trump daha önce Ukrayna’ya ABD’nin verdiği desteği eleştirmiş ve Rus lider Vladimir Putin’i övmüştü. Ancak Trump “büyük olasılıkla” Zelenskiy ile görüşeceğini belirtmişti.
RUSYA’DAN UZUN MENZİLLİ FÜZE RESTİ
Ukrayna aylardır ABD, İngiltere ve diğer Batılı müttefiklerinden Rusya’daki hedefleri vurabilmek için uzun menzilli füzeler üzerindeki kısıtlamaların kaldırılmasını istiyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise geçen hafta yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın uzun menzilli silahlarla ülkesinin topraklarına saldırmasının, NATO’nun Rusya ile savaş halinde olması anlamına geleceğini söylemişti. Zelenskiy, müttefiklerine şimdiye kadarki yardımları için minnettar olduklarını söyledi ve ABD’den “başlıca destekçi” diye söz eti. ABD, şu ana dek yaptığı 56 milyar dolar yardımla Ukrayna’nın savunmasına en fazla destek veren ülke.
TRUMP, BIDEN YÖNETİMİNDEN FARKLI DÜŞÜNÜYOR
Donald Trump Kasım’da seçilmesi halinde “savaşı 24 saat içinde” bitireceğini söylemiş, ancak ABD’nin Ukrayna’ya desteğini para israfı olarak tanımlamak dışında ayrıntı vermemişti. Trump ile Mart ayında görüşen Macaristan Başbakanı Viktor Orban “Trump’ın Ukrayna-Rusya savaşına kuruş para vermeyeceğini, böylece de savaşın sona ereceğini” söylemişti.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>21 Eylül Dünya Alzheimer Günü dolayısıyla, Beyoğlu’nda toplumu Alzheimer hastalığı üzerine bilinçlendirmek ve 65 yaş üstü bireyleri beyin sağlığını korumaya özendirmek amacıyla ‘Dünya Alzheimer Günü Etkinliği’ düzenlendi. Türkiye Alzheimer Derneği Marmara Şubesi ve Beyoğlu Belediyesi işbirliğinde Bilim Beyoğlu’nda gerçekleştirilen erkinlikte, alanında uzman akademisyenler ve sanatçılar vatandaşlarla bir araya getirildi.
Hasta ve hasta yakınlarına alzheimer seviye testi yapıldı
Türkiye Alzheimer Derneği Başkanı Prof. Dr. Başar Bilgiç ve Marmara Şube Başkanı Prof. Dr. Aslı Demirtaş Tatlıdede ile alanında uzman akademisyenlerin katıldığı etkinlikte, hastalığın seyri ve alınabilecek tedbirler katılımcılarla paylaşıldı. Etkinlikte, Prof. Dr. Başar Bilgiç’in, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney adına takdim ettiği plaketi Beyoğlu Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Murat Aydın aldı. Canlı müzik ve ikramların ardından, etkinliğe katılan hasta ve hasta yakınlarına Alzheimer Seviye Testi yapıldı. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DÜNYADAKİ yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte Alzheimer hastalığının da artış gösterdiğini ifade eden Nöroloji Bölümünden Uzm. Dr. Firdevs Kuserli, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, küresel olarak her yıl yaklaşık 9,9 milyon kişinin demans geliştirdiğini belirtti. Bu rakamın her üç saniyede bir yeni vaka anlamına geldiğini ifade eden Kuserli, Alzheimer hastalığına yönelik farkındalık oluşturmanın önemini vurguladı.
Güven Hastanesi Nöroloji Bölümünden Uzm. Dr. Firdevs Kuserli, Dünya Alzheimer Günü nedeniyle hastalığa dikkat çekmenin ve farkındalığı artırmanın herkesin sorumluluğu olduğunu belirtti. Kuserli, “DSÖ’nün demansa ve özellikle Alzheimer hastalığına yönelik açıkladığı eylem planında, kamu sağlığı müdahaleleri ile demansın önlendiği, demanslı kişilerin ve bakıcılarının iyi yaşadığı bir dünya yaratmak hedefleniyor” dedi. Kuserli, Türkiye’de de bu amacın gerçekleştirilebilmesi için Alzheimer hastalığı hakkında bilinç oluşturmanın büyük önem taşıdığını söyledi.
‘HALK ARASINDA ‘BUNAMA’ OLARAK BİLİNİYOR’
Alzheimer hastalığının, en sık görülen demans nedeni olduğunu belirten Kuserli, hastalığın halk arasında genellikle ‘bunama’ olarak bilindiğini söyledi. Kuserli, “Alzheimer hastalığını, beyin hücrelerinin zamanla yaşlanması ve işlevini yitirmesi sonucu bilişsel fonksiyonların kaybedilmesi olarak tanımlayabiliriz. Hastalıkla ilgili koruyucu faktörlerin bilinmesi ve önlenmesine yönelik stratejilerin uygulanması, hastalıkla mücadelede en önemli aşamadır. Erken tanı ve doğru destek tedavileriyle, hastalığın yıkıcı etkileri azaltılabilir” dedi.
‘UNUTMAK HİÇBİR YAŞTA NORMAL DEĞİL’
Kuserli, “Yaşın ilerlemesiyle öğrenme ve zihinsel performansta azalma olduğu bilinse de normal yaşlanmayla ilişkili bilişsel gerileme genellikle hafıza ve bilgi işleme hızındaki hafif değişikliklerden ibarettir” ifadelerini kullandı.
‘AİLE BİREYLERİ TANIMAKTA GECİKİYOR’
Kuserli, hafızada belirgin bir etkilenmenin beklenmediğini ifade ederek şunları ekledi:
“Normal yaşlanmayı demanstan ayıran en önemli özellik, bilişsel eksikliklerin çok ilerleyici olmaması ve günlük işlevleri etkilememesidir. Demans hastalarının çoğu hafıza kaybından dolayı kendi kendine şikayette bulunmuyor. Genellikle bu sorunu fark eden eş veya çocuklar oluyor. Ancak, aile üyeleri çoğu zaman yanlış bir şekilde yaşlanmaya atfedilen demans belirtilerini tanımakta gecikiyor.”
‘ALZHEİMER HASTALIĞININ BELİRTİLERİNİ BİLMEK ÖNEMLİ’
Kuserli, Alzheimer hastalığının belirtilerinin bilinmesinin önemine dikkat çekerek, “Demans türüne göre değişmekle birlikte, Alzheimer hastalığının en yaygın başlangıç belirtisi ilerleyici hafıza bozukluğudur” dedi.
Kuserli, diğer yaygın erken belirtileri ise şu şekilde sıraladı:
“Dikkat ve konsantrasyon bozuklukları,
Yeni bilgileri öğrenme ve işleme zorlukları,
Karmaşık veya çoklu görevleri yapmada güçlük,
Problem çözmede zorlanma ve zihinsel esneklikte azalma.”
Kuserli, bu belirtilerin yaşlı bireylerde içe kapanma, depresyon veya sinirlilik hali ile de kendini gösterebileceğini belirtti. Hastalığın ilerledikçe, davranışsal ve psikolojik belirtiler ile uyku bozukluklarının daha yaygın hale geldiğini ifade etti.
‘DÜZENLİ EGZERSİZ FAYDALAR SAĞLIYOR’
Kuserli, Alzheimer hastalığı riskini azaltmak için zihinsel olarak zorlayıcı ve karmaşık aktivitelerle meşgul olmanın önemini vurguladı. “Zihni sürekli canlı tutmak, yeni bilgiler öğrenmeye ve yeni uğraşlarla meşgul olmaya her yaşta açık olmak gerekir” diyen Kuserli, sağlıklı ve yeterli uyku sağlıklı zihinsel aktivite için olmazsa olmaz. Hipertansiyon, diyabet, yüksek kolesterol gibi kronik hastalıkların kontrol altında tutulması, sigara ve alkolden uzak durulması, Akdeniz tipi beslenme ve düzenli egzersiz öneriyoruz. Kalbinize iyi gelen şeyler beyninize de iyi gelecektir” ifadelerini kullandı.
‘GENİŞ VE ÇEŞİTLİ SOSYAL AĞLAR İÇİNDE OLAN KİŞİLER DAHA SAĞLIKLI KALIYOR’
Kuserli, özellikle fiziksel aktivitenin sürdürülmesinin zihinsel aktivite üzerine oldukça faydalı etkilerde bulunduğunu ifade ederek, mümkün olduğunca stres kontrolünün sağlanması gerektiğini belirtti. Aktif bir sosyal yaşamın içinde olmanın ve hayattan kopmamanın yaşlı bireyler için büyük önem taşıdığını vurgulayan Kuserli, “Araştırmalar, geniş ve çeşitli sosyal ağlar içinde olan kişilerin daha sağlıklı kaldığını gösteriyor” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fidan, saldırılara ilişkin, “Hizbullah’ın yapacağı satın almaları İsrail önceden öğreniyor daha sonra paravan şirketlerle nüfuz ediyorlar” dedi. Bunun yeni bir konsepti olmadığını ancak büyük bir çapta gerçekleştiğini ve binlerce insanı etkileyen bir operasyon olduğunu söyledi.
LÜBNAN BAŞBAKANI İLE TELEFONDA GÖRÜŞTÜ
Saldırıların ardından Lübnan Başbakanı Necib Mikati’yi aradığını belirten Fidan, “Hem geçmiş olsun dileklerimi ilettim. Hem de Türkiye olarak her türlü tıbbi desteğe hazır olduğumuzu söyledim” diye konuştu. Bakan Fidan bölgedeki tırmanmanın endişe verici olduğuna dikkat çekerek, “İsrail’in operasyonlarının giderek daha provokatif bir şekle dönüşmesi ve İran ile Hizbullah’ın karşılık vermeme ihtimalinin kalmadığı bir duruma geldik” ifadelerini kullandı.
“CUMHURBAŞKANIMIZ BU KONUDA BİR İRADE KOYDU”
Fidan, Türkiye’deki siber güvenlik durumuna ilişkin ise şunları söyledi: “Siber güvenlikle ilgili ülkemizde büyük bir farkındalık var. Ulaştırma Bakanlığı’nda kurumlarımız var ve MİT’te oldukça kabiliyetli birimler var. Müstakil bir siber güvenlik çalışması önerisi hükümetimize getirildi. Cumhurbaşkanımız da bu konuda bir irade koydu. En kısa zamanda hayata geçirilmesini bekliyoruz” dedi.
“İSRAİL’E DUR DİYECEK BİR GÜÇ LAZIM”
Dışişleri Bakanı, İsrail’deki “fanatik hükümetin” bütün tehditleri yok etme stratejisi güttüğünü, Gazze’de aşamalı strateji yürüttüğünü, şimdi bunu Lübnan’da hayata geçirdiğini söyleyerek “Bunu Amerika’nın da desteğiyle yapıyor. Buna dur diyecek bir güç lazım.” diye ekledi. Fidan, şunları ekledi: “Bu çılgınlık sadece Filistinlilere değil İsraillilere de zarar veriyor. Tepkilerin altında yıllarca kalırsınız. Bu sizi gelecek 10 yıllar 100 yıllar güvencesizlik altında tutacak. Aklı selim İsrailliler bunu görüyor.”
SURİYE İLE İLİŞKİLER
Fidan, Suriye ile normalleşmeye yönelik sorulara da yanıt verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşmeye hazır olduğuna yönelik açıklamalarını hatırlattı. Fidan, görüşmelerin bir süredir dolaylı olarak devam ettiğini dile getirdi ve şunları ekledi: “İstihbari ve askeri çeşitli formatlarda görüştük. Bizim özellikle 2017’den itibaren Astana formatı ve Ruslarla yaptığımız askeri mutabakat neticesinde dondurulmuş bir savaş var artık, çatışma yok, sessizlik ortamı var. O zamandan beri belli konuların kalıcı çözümüne yönelik adımlar atılması gerektiğini düşündük.”
Rejim ve muhaliflerin savaşında iki tarafın kendi anlaşabilecekleri bir siyasal çerçeve görmek istediklerini söyleyen Fidan, “Türkiye ile normalleşmeden önce yurtdışındaki milyonlarca Suriyeli mülteci düşünülmeli” dedi. “Türkiye’nin istediği tarzda bir çözümün olması halinde diğer sorunları da Suriye’nin daha rahat çözeceğine inanıyorum” diye ekledi. Suriyelilerin 3 milyondan fazlasının Türkiye’ye geldiğini ifade eden Fidan, “5 milyonu orada rejim kontrolü dışında yaşıyor. Biz orada belli bir sistem kurmasaydık, 5 milyon Suriyeli daha gelirdi. Orada kendilerini güvende hissetmiyorlar” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖCALAN İÇİN SLOGAN ATTILAR
“Festival” adı altında gerçekleştirilen gösteride PKK yandaşları, terör örgütünün bayraklarını taşıdı ve elebaşı Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması yönünde sloganlar attı.

FRANSA’NIN İZNİ DAHİLİNDE GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Fransa Dışişleri Bakanlığı, AA muhabirinin, PKK Avrupa Birliği ve Fransa tarafından terör örgütü olarak tanınırken örgüte ait paçavralarla terör propagandasının yapıldığı bu gösteriye neden izin verildiği sorusunu henüz yanıtlamadı. Türkiye, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un 2021’de terör örgütü PKK/PYD/YPG güdümündeki sözde “Suriye Demokratik Konseyi” mensupları ile görüşmesini kınamıştı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen Gaziantep Kültür Yolu Festivali açılışı Bakan Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla gerçekleştirildi. Açılış toplantısında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Nuri Ersoy, Türkiye’nin dünyada turizm konusunda ilk 5’te yer aldığını belirterek, turizmden 60 milyar dolar gelir elde etmeyi hedeflediklerini vurguladı.
Bakan Ersoy, “Ülkemizin kültür ve sanat alanındaki en büyük organizasyonu Türkiye Kültür Yolu Festivalleri’nin Gaziantep ayağında sizlerle bir arada olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum. Dört yıl önce yalnız bir bölgede ve bir şehirde başladığımız Kültür Yolu Festivalini 4 yıl gibi çok kısa bir sürede 7 bölgeye ulaştırmış durumdayız. Bu yıl 16 şehrimizde gerçekleştirdiğimiz festival ülkemizin en büyük ve en zengin marka projelerinden biri haline geldi. Şehirlerimizin marka değerine önemli katkılar sağlayan festivalin kapasitesini inşallah her yıl daha da yukarılara çekeceğiz. Kültür ve Sanatla bütünleşmiş bir turizm vizyonuyla ortaya konan kültür politikalarının bir sonucu olan Türkiye Kültür Yolu Festivali, katılımcı sayısı ile bugün dünyanın en büyük festivallerinin başında geliyor. Dört yıl içinde, Avrupa’nın en seçkin kültür sanat festivallerini bünyesinde barındıran Avrupa Festivaller Birliği üyeliğine kabul edilmemiz ne kadar başarılı çalışmalar ortaya koyduğumuzu göstermektedir” dedi.
“Türkiye, dünyada turizm konusunda ilk 5’te yer almaktadır”
Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Türkiye’nin dünyada turizm konusunda ilk 5’te yer aldığını belirterek, “Ülkemiz, turizm konusunda dünyanın en güçlü potansiyeline sahip ülkeleri arasında bulunmaktadır. Ancak bu potansiyel geçmiş dönemlerde maalesef doğru değerlendirilmedi. Türkiye’de turizm dendiğinde sadece deniz, kum, plaj anlaşılıyordu. Fakat doğa harikası sahillerimizle ilgili dahi gereken çalışmalar yapılmamıştı. Biz, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde turizm konusunda devrim niteliğinde kararlar alarak Türkiye’de turizmin niteliğini arttıracak, turizmi 12 aya çıkaracak ve Türkiye’nin dünya turizm pastasından çok daha güçlü bir pay alabilmesini sağlayacak çalışmalar yaptık. Yapmış olduğumuz bu çalışmalar neticesinde bugün Türkiye, dünyada turizm konusunda ilk 5’te yer almaktadır” dedi.
“Turizmde 60 milyar dolar gelir elde etmeyi hedefliyoruz”
Bakan Ersoy, “2002 yılında ülkemize 13 milyon turist gelirken turizmden elde ettiğimiz gelir 12 milyar dolardı. Bugün biz 60 milyon turist hedefine doğru emin adımlarla yolumuzda ilerlerken 60 milyar dolar gelir elde etmeyi hedefliyoruz. İşte bu başarıların altında doğru politikalar geliştirmek ve alınan kuralları uygulama iradesi yatmaktadır. Bu doğru politikalardan biri de her yaş ve kesimden vatandaşımızın kültür ve sanatın her dalına kolay ve yoğun şekilde erişim sağlayabildiği bu tarz festivallerdir” şeklinde konuştu.
“Turizmde çeşitliliği arttırdık”
Bakan Ersoy turizmde çeşitliliği arttırdıklarını belirterek, “2021 yılında 2 binden fazla sanatçının katılımıyla başlayan festivalimize her geçen dönem Türkiye ve dünyadan farklı sanatçıları ve sanat kurumlarını dahil ettik. 2023 yılına gelindiğinde festivale katılım sağlayan sanatçı sayısı çok daha yüksek seviyelere ulaştı. Bu yılki hedefimiz ise bu sayıları daha da yukarılara çekmek. Gerçekleştirdiğimiz etkinliklere halkımızın katılımı, sanatseverlerin yoğun ilgi göstermesi, ne denli doğru bir çalışma yaptığımızı gösteriyor. Ayrıca turizmdeki başarımızın altında yatan nedenlerden biri de turizmdeki çeşitliliği arttırıp, tarih, inanç, kültür, doğa, sağlık, gastronomi gibi alanlarda da önemli çalışmaları hayata geçirmek olmuştur. Gastronomi dendiğinde de artık sadece Türkiye’de değil dünyada ilk akla gelen şehirlerden biri de Gaziantep’tir. Şehrimizin bu konuda sahip olduğu potansiyelin farkındayız. Tarihi İpek Yolu’nun üzerinde bulunan, Anadolu tarihi boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, mimarisi, doğası ve benzersiz gastronomi kültürüyle herkesi kendine hayran bırakan kadim Gaziantep’in marka değerine katkı sağlayacak çalışmalara her zaman destek olduk ve destek olmaya devam edeceğiz. Evet, Gaziantep bugün, sahip olduğu tarihiyle, kültürüyle, ekonomisiyle, turizm imkanlarıyla ve gastronomisiyle ülkemizin önde gelen şehirlerinden biridir. Fakat bize ve hatta hepimize bu konuda düşen ise bu özel şehrin tüm güzelliklerini, tarihini ve değerlerini daha da görünür ve bilinir kılıp dünyaya tanıtmaktır. İşte biz bu anlayışla aylardır özenli bir şekilde çalışarak Gastroantep Kültür Yolu festivali için 9 günlük bir program hazırladık. Bu yıl ikinci kez Türkiye Kültür Yolu Festivali rotasında yer alan Gaziantep’te festival, 14 EylülCumartesi günü başlayacak ve 22 Eylül Pazar gününe kadar konserler, sergiler, söyleşiler ve her yaşa uygun etkinliklerle devam edecek. Festival kapsamında 50’ye yakın noktada 500 civarı etkinlik planladık. 1000’e yakın sanatçımız da sanatseverlerle buluşacak. Bu kapsamda tam 21 noktayı Festival Lezzet Durağı olarak belirledik. Belli kriterlerle seçtiğimiz bu noktalarda asırlara dayanan lezzetleri hikayesiyle, malzemesiyle ziyaretçilerimiz deneyimleme imkanına sahip olacaklar. Ayrıca şehirdeki kültür-sanat mekanlarının, müze ve ören yerlerinin hemen hemen tamamı festivalimize ev sahipliği yapacak ve sanatseverlerimizi misafir edecek” ifadelerini kullandı.
“12 bin 154 eserin Türkiye’ye dönmesini sağladık”
Yurtdışına kaçırılan eserlerin geri getirildiğini belirten Bakan Ersoy, “Öte yandan güzel bir gelişmenin de müjdesini sizinle paylaşmak istiyorum. Kültürel mirasımızın en nadide parçaları Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Kaçakçılıkla Mücadele Dairesi Başkanlığının çalışmalarının ardından 14 tarihi eserimiz daha yeniden Vatan topraklarında. Boubon Antik Kenti kökenli iki bronz heykel başı ve anıtsal boyutlarda bir bronz kadın heykelinin yanı sıra, çeşitli dönemlere ait seramik eserler, madeni paralar, bir mücevher parçası ve Osmanlı dönemine ait iki hançerden oluşan 14 arkeolojik ve etnografik eser yıllar süren çabanın ardından yeniden milletimizin kültürel mirasına katıldı. Türkiye’nin tarihi zenginliklerini koruma kararlılığıyla yürüttüğümüz bu çalışmalarda Manhattan Bölge Savcılığı ve Amerikan İç Güvenlik Soruşturma Birimi’ne destekleri için özellikle teşekkür ediyorum. Doğduğu topraklara dönen son eserlerimizle birlikte 2024 yılında 35 eserin iadesi sağlandı. 2018 yılından bu yana 7 bin 839 eser ülkemize dönerken 2002 yılından bu yana 12 bin 154 eserin Türkiye’ye dönmesini sağladık. Bu eseler binlerce yıllık geçmişimizin ve köklü mirasımızın sembolleri olarak ait oldukları yerde korunarak gelecek nesillere aktarılacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak Gaziantep’in kültür ve sanat hayatına her alanda katkı sağlamaya devam edeceğimizi sizlerin huzurunda bir kez daha ifade etmek istiyorum. İnşallah hep birlikte el ele vererek, kadim şehrimiz Gaziantep’in dünyadaki yıldızını daha da parlatacağız. Bu güzel şehrin gelişimine katkı sağlayan herkese ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyor, Gastroantep Kültür Yolu festivalinin hayırlı olmasını diliyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum” ifadelerine yer verdi.
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, GastroAntep Kültür Yolu Festivali’ne katılacak olan Bakan Ersoy’a katılımından ve desteklerinden dolayı teşekkür etti. Şahin, “GastroAntep’i biz yıllardır yapıyoruz. Kültür Yolu’na dahil olunca biz evrensel bir bakışla bir dünya şehri normuna geldik. Çok önemli bir zaman dilimine şahitlik ediyoruz. Kültür bir kimliktir. Medeniyetimizin aynası ve özüdür, mayasıdır. Bizi biz yapan değerlerdir. Bizi diğerlerinden ayıran şey bu duruştur. Kültür Yolu’nun, bizi biz yapan medeniyet yolunun ne kadar önemli bir olduğu zaman diliminden geçiyoruz. Bizi biz yapan değerlerde kültür dediğimiz şey, Anadolu irfanıdır, Ahi evrandır. Bu şehir misafirperverdir. Bu şehir Ahi evranın devamı olan bütün değerleri özümsemiş, hoşgörü ve merhamet şehridir. Kültür ve sanat dediğiniz şey bizi birleştiriyor. Aklıselim, kalbi selim, zevki selim bir şehir için, mutlu şehir için yapacak çok işimiz, gidecek çok yolumuz var. Yemek dediğiniz şey yemek sanattır diyor. Yemek sanatı, senin tencerede gördüğün coğrafyadır. Mustafa Kemal Atatürk’ün bize bıraktığı en büyük mirastır bilim ve akıl. Bilim ve akıl o coğrafyanın içerisindeki alaca çorbanın, Mezopotamya’nın en güzel nohutunun, maltıhasının, makarnalık ununu yetiştiren bir şehrin Doğu Akdeniz’e geçen hattıyız. Gastronomiye, Gastroekonomi dedik. Bilerek söyledik. Bu şehri eğitim şehri, bilim şehri, spor şehri, kültür ve sanat şehri yapacağız. Hep birlikte başaracağız. Bu şehre sevgi tohumu ekeceğiz. İyilik kazanacak. Yaşatanlar kazanacak. Gaziantep modeli bir Türkiye, bir modeli olana kadar kültür ve sanat hak ettiği yeri bulana kadar hep birlikte çalışacağız” diye konuştu. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eşsiz mutfağı ve kültürüyle Gazi şehir, GastroAntep ile bir kez daha dünya sahnesine çıkıyor. Dünyaca ünlü ödüllü şefler, gastronomi yazarları, sektör temsilcilerinin katılımıyla gastronominin kalbi Gaziantep’te atacak. 14-22 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek GastroAntep Kültür Yolu Festivali’nde etkinlikler, festivalin kentte katkısı, bu yılın özellikleri ve program konusunda basın mensuplarına 25 Aralık Panorama Müzesi Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıyla bilgilendirme yapıldı.
Toplantıya Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep Valisi Kemal Çeber, AK Parti Gaziantep Milletvekiliİrfan Çelikaslan katıldı.
GastroAntep Kültür Yolu Festivali basın toplantısında “Güvenli ve Dirençli Şehir Gaziantep” sunumu gerçekleştiren Başkan Fatma Şahin; nüfus artışı, su yönetimi, gıda güvenliği için yapılan ve yapılacak yatırımlarla bakanlıklarla ilgili temaslara değindi. Bu yatırımların önemini vurguladı. Güvenli şehir modeli hakkında bilgi veren Şahin başlıklar ve örneklerle çeşitlendirdi. Gaziantep’in dünyada gastronomi alanındaki yeri, Gaziantep mutfağının değerlerinin tanıtımı ve önemi ile coğrafi işaret alanındaki çalışmalara değindi.
“Kültür, medeniyetin özüdür”
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin toplantıda yaptığı konuşmada GastroAntep’in geliştiğini ve büyüdüğünü festivalin büyüklüğünün belli olacağını belirterek, “İnsanın canının malının bize emanet olduğu bir dönemde kültürün ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Kültür aynı zamanda medeniyetin özüdür. Çıkardığımız sofra son üründür. Oysa daha GastroAntep’e başlarken biz ne dedik. Güneşten, doğadan, tarihten gelen lezzet dedik. Kültür yoluna dahil ettik. Kültür yoluna dahil olmamızın ne anlama geldiğini yarınki büyüklükten, genişlemeden çok net bir şekilde göreceksiniz. Artık panel yerlerinin, konser yerlerinin, workshopların ayrıldığı Roma’yla Napoli’yle yarışan Gaziantep’in dünyaya söyleyeceği başka bir söz var diyoruz. O yüzden bu dönemki başlığımızı gastroekonomi diyoruz” dedi.
“Gastroekonomi dediğiniz şey aile ekonomisi”
Gastroekonomi’nin ne olduğunu detaylı anlatan Başkan Şahin, “Gastroekonomi dediğiniz şey aile ekonomisi, kadın kooperatiflerinde çalışan kadının çocuğunun bursunun hiç kimseye ihtiyacı olmadan sağlayabilmesidir. Dedenin toruna nesiller arası geçişi sağlamasıdır. Sözlü tarihin yazılı tarihe dönüşmesi, Kültür A.Ş. tarafından 85 kitaba çevrilmesidir. İşte tam bu noktada sevgili katılımcılar, bilerek söylediğimiz gastroekonomide ikinci başlığımızın da özellikle Osmanlı’nın, Selçuklu’nun, Roma döneminin en güzel hazinelerinden biri herkesin birbirinden öğreneceği geçirgenlik. Gastrobotanik ve beraberindeki gastrosağlık bize yeni bir başlangıcı işaret veriyor” diye konuştu.
Basın mensuplarına toplantıda GastroAntep hakkına sunum yapan Başkan Fatma Şahin festival başlıklarının ardından sunum ve bilgilendirme sonrası soruları yanıtladı. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Savunma Bakanlığı, bilgi edinme yasası kapsamında yaptığı açıklamada ayı postu şapkaların 2 bin pounddan fazla bir maliyeti olduğunu duyurdu.
Yapılan açıklamada son bir yılda şapkaların fiyatının son yıllarda yüzde 30 arttığı da kaydedildi.
Tartışma hayvan hakları savunucusu PETA isimli örgütün başvurusu ile başladı.
Örgüt İngiltere’nin sembollerinden biri olan bu şapkalarda, gerçek hayvan kürkü kullanılmasını engellemek istiyor. Bu amaçla İngiliz halkına maliyeti olduğu da öne çıkarılıyor.
İngiltere Savunma Bakanlığı da “gereklilikleri karşılamaları durumunda” imitasyon kürk seçeneğini değerlendirmeye hazır olduklarını kaydetti.
Ordu sözcüsü, imitasyon kürk seçeneğinin hayata geçirilmesi için “dayanıklılık ve güvenlik” beklentilerinin karşılanması gerektiğini savundu.
Sözcü bu beklentileri karşılayan bir seçeneğin henüz sunulmadığını da söyledi.
PETA örgütünden Elisa Allen ise Savunma Bakanlığı’na çağrı yaptı ve “Katledilen yaban hayatından yapılan şapkalara vergi mükelleflerinin parasını harcamayı bırakıp imitasyon ürüne geçmelerini” istedi.
Söz konusu şapkalar Kanada’da avlanan siyah ayıların kürkünden yapılıyor.
Kral Muhafızları tarafından giyilen şapkaların, 2022’deki 1560 sterlinlik maliyeti, 2023’te 2040 sterline yükseldi.
Bakanlık bu değişimde üreticilerle yenilenen sözleşmenin yattığını kaydediyor.
Ülkenin sembolleri arasında olan şapkalar Kral’ın doğum günü törensel etkinliklerde giyiliyor.
Savunma Bakanlığı’nın açıkladığı rakamlara göre, 2022’de 13, 2023’te ise 24 yeni şapka satın alındı.
Son on yılda ordu bu şapkalara 1 milyon sterlinden fazla para harcadı.
Ayı kürkü geleneğinin korunmasını savunanlar, bu şapkaların uzun ömürlü olmasına vurgu yapıyor.
Savunma Bakanlığı, şapkalarda kullanılan kürkün lisanslı avlarda öldürülen ayılardan elde edildiğini savunuyor. Bakanlık, şapka siparişi için ayı öldürülmediğini de açıklamaya ekledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yangın, saat 15.00 sıralarında Göynük ilçesi Karaardıç köyü yakınlarında başlamıştı. Henüz bilinmeyen bir nedenle başlayan orman yangını için Nallıhan, Göynük ve Mudurnu ilçelerinden bölgeye çok sayıda itfaiye ve arazöz ekibi sevk edildi. Ekiplerin hızlı müdahalesi neticesinde yangının etrafı çevrildi. Yaklaşık 3 saatlik mücadelenin sonucunda alevler kontrol altına alındı. Ekiplerin bölgede soğutma çalışması devam ediyor. – BOLU

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İzmir Kavram Meslek Yüksekokulu, İzmir Tarihi Liman Kentinin UNESCO Dünya Miras Listesi adaylığı sürecine destek vermek için harekete geçti. Proje kapsamında akademisyenler ve öğrenciler, bölgenin kültürel mirasını daha geniş kitlelere tanıtacak çalışmalar yürütecek. Çalışmaların, bölgenin UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kabul edilmesine yönelik farkındalık yaratması bekleniyor.
Mimari Restorasyon, Radyo ve Televizyon Programcılığı, Fotoğrafçılık ve Kameramanlık, Grafik Tasarım, Halkla İlişkiler ve Tanıtım ile İç Mekan Tasarımı programlarının öğretim elemanları, Alan Başkanı Abdülaziz Ediz, şehir plancısı Bilge Bektaş ve mimar Ahu Sönmez ile Konak Meydanı’nda bulunan Saat Kulesi’nde bir araya geldi. Mimar Burçak Çıkıkçı eşliğinde, Kemeraltı ve Basmane bölgesinin mimari, kültürel, gastronomik ve turistik unsurlarını kapsayan bir rotada teknik gezi gerçekleştiren öğretim elemanları, 2024-2025 akademik yılında öğrencileriyle gerçekleştirecekleri projeler için bilgi topladı.
8 bin 500 yıllık bir geçmişe sahip İzmir Tarihi Liman Kentinin tüm dünya için önemli bir değer olduğuna dikkati çeken Alan Başkanı Abdülaziz Ediz, İKMYO öğretim elemanları ve öğrencileri tarafından üretilecek projelerin, alanın tanıtımına ve kültürel miras farkındalığının artırılmasına büyük katkı sağlayacağını belirtti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kassam Tugaylarının Telegram’dan paylaştığı videoda, 1 Eylül’de cesetlerine ulaşılan Alexander Lobanov ve Carmel Gat adlı İsrailli esirler, içinde bulundukları durumdan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu sorumlu tuttu.
Reim bölgesinden 7 Ekim’de kaçırıldığını belirten Lobanov, çok zor şartlarda tutulduklarını söyleyerek “su, yiyecek, elektrik ve temizlik ürünlerinden mahrum kaldıklarını” ifade etti.
Lobanov, “Netanyahu hükümetine sesleniyorum. 7 Ekim’de başarısız oldunuz ve bizi ihmal ettiniz. ve şimdi bizim canlı olarak serbest kalmamız için her çabayı sonuçsuz bırakıyorsunuz.” dedi.
“Anlaşma yapmamak için bizi öldürmeye çalışıyorsunuz.” şeklinde konuşan Lobanov, “Geride hamile eşimi, iki yaşındaki oğlumu ve hasta anne babamı bıraktım.” ifadelerini kullandı.
Lobanov, Netanyahu yönetimine karşı İsrail halkına sokaklara çıkma ve seslerini çıkartarak protesto yapma çağrısında bulundu.
“Lütfen bizi ihmal etmeyin ve bombardımanı durdurun”
Ailesiyle birlikteyken esir alındığını anlatan Carmel Gat ise İsrail saldırılarının durmaksızın devam ettiğini belirterek, “Saldırılar yüzünden buradan canlı çıkıp çıkamayacağımı bilmiyorum.” dedi.
Gat, İsrail hükümetine ve Netanyahu’ya seslenerek, “Lütfen bizi ihmal etmeyin ve bombardımanı durdurun, bizim eve dönmemizi sağlayın.” diye konuştu.
İsrail halkından kendileri için “protestoya ve mücadeleye devam etmesini” isteyen Gat, “Kimsenin müzakere kapısını kapatmasına izin vermeyin.” ifadelerini kullandı.
Hamas, 1 Eylül’de cesetlerine ulaşılan esirlerin İsrail saldırısında öldürüldüğünü açıklarken İsrail ise esirleri Hamas’ın öldürdüğünü iddia etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ROMA – İtalya açıklarında düzensiz göçmenleri taşıyan teknenin batması sonucu 3’ü çocuk toplam 21 kişi kayboldu.
İtalya’nın Lampedusa Adası açıklarında düzensiz göçmenleri taşıyan tekne battı. İtalyan basınında yer alan haberlerde, kazadan 7 kişinin sağ kurtarıldığı, 3’ü çocuk 21 kişide ise haber alınamadığı ifade edildi. Haberlerde, teknenin geçtiğimiz cumartesi günü Libya’dan yola çıktığı ve 28 kişi taşıdığı aktarıldı. Teknede bulunan düzensiz göçmenlerin Suriye uyruklu olduğu belirtildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>McGarry, 1943 yılında ailesinin ihtiyaçları nedeniyle son sınıftayken okulu bırakmıştı. Yıllar boyunca eczacı ve hademe olarak çalışan McGarry, her zaman liseyi bitirme hayalini korudu. Bu hayalin farkında olan arkadaşı Marie Adams, okul bölgesiyle iletişime geçerek bu sürprizi organize etti.
Tören günü, akşam yemeğine gideceğini sanan McGarry, Switzerland of Ohio Yerel Okul Bölgesi binasına getirildi. Burada, Müdür Phil Ackerman tarafından diploması takdim edildi. McGarry ayrıca bir cübbe ve kep de aldı.
Ohio Revize Edilmiş Yasası’ndaki bir istisna sayesinde, McGarry’ye 2024 yerine 1944 tarihli diploma verildi. Bu istisna, savaş sırasında iş gücüne katılmak için liseyi bırakan kadınları kapsıyor.
Müdür Ackerman, bu olayın hedeflere ulaşmak için hiçbir zaman geç olmadığını gösterdiğini vurguladı. McGarry’nin 99 yaşında diplomasını alması, herkes için ilham verici bir örnek oluşturdu.
Birkaç ay içinde 100 yaşına girecek olan ve hala Woodsfield’da yaşayan McGarry, uzun zamandır beklediği bu başarının tadını çıkaracağını ifade etti. Bu hikâye, yaşam boyu öğrenmenin ve hayallerin peşinden gitmenin önemini bir kez daha gözler önüne serdi.




Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BİTLİS – Bitlis il merkezi ile Mutki ilçesine bağlı köylerde meydana gelen orman yangınları, ekiplerin müdahalesiyle kontrol altına alındı.
Yangınlar, Bitlis merkeze bağlı Yukarı karaboy ve Yaygın köyleri ile Mutki ilçesine bağlı Yazıcık ve Kayran köylerinde meydana geldi. Bitlis İl Özel İdaresi ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin özverili çalışmaları sayesinde yangınlar büyümeden kontrol altına alındı. Yangınlarla ilgili Bitlis İl Özel İdaresi sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “Merkez ilçemiz Yukarı Karaboy ve Yaygın köyleri ile Mutki ilçemiz Yazıcık ve Kayran köyleri bölgelerinde çıkan orman yangını, ilgili kurumlarla beraber personellerimizin özverili çalışmaları sonucunda kontrol altına alınarak söndürülmüştür” ifadelerine yer verildi.
Bölgede yangın söndürme ve soğutma çalışmaları devam ederken, yetkililer ise vatandaşları orman yangınlarına karşı dikkatli olmaya davet etti.
Yangınların çıkış nedeni ile ilgili soruşturmanın sürdüğü belirtildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TİCARET Bakanı Ömer Bolat, resmi temaslarda bulunmak üzere gittiği İsveç’te Uluslararası Kalkınma İşbirliği ve Dış Ticaret Bakanı Johan Forssell ile bir araya geldi.
Bakan Bolat, görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada, “İsveç’te Uluslararası Kalkınma İşbirliği ve Dış Ticaret Bakanı Sayın Johan Forssell ile JETCO II. Dönem Toplantısı vesilesiyle bir araya gelerek, ülkelerimiz arasındaki işbirliğini ve fırsatları değerlendirdik. Toplantıda, ikili ekonomik ilişkilerimizin geliştirilmesini teminen özellikle yenilenebilir enerji, sağlık turizmi, yeşil ekonomi, teknoloji, savunma, KOBİler ve start-uplar konusunda yeni işbirlikleri için güçlü bir zemin inşa ettik, yol haritamızı imzaladığımız JETCO Protokolü ile kayda geçirdik. Özel sektör kuruluşlarımız, iş dünyamız, sanayicilerimiz ve şirketlerimizle el ele vererek ikili ticaret hacmimizi kısa süre içerisinde 5 milyar doların üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. İsveç ile ikili düzeydeki işbirliğimizi ilerletmenin yanı sıra Gümrük Birliğinin modernizasyonu için de ortak çalışmalar yapmaya devam edeceğiz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Chosun TV’ye göre, bir Kuzey Koreli yetkili “kabul edilemez can kayıplarına neden olanlar sert bir şekilde cezalandırılacak” dedi.
Yetkili ekledi: “Geçen ayın sonlarında sel bölgesindeki 20 ila 30 kadronun aynı anda idam edildiği tespit edildi. Görevden alınan Chagang Eyaleti Parti Sekreteri Kang Bong-hoon’un durumu ile ilgili gelişmeler de kaydedildi ve doğrulanıyor.”
Kang Bong-hoon aynı zamanda Mühimmat Sanayi Departmanı’nın eski başkan yardımcısı ve Kim Jong-un’a saha ziyaretlerinde eşlik ediyordu.
Ülkenin kuzeybatı eyaleti yakın zamanda binlerce sakinin evsiz kalmasına ve çok sayıda kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olan yıkıcı sellere maruz kaldı. Güney Kore medyası, sel felaketinde ölü sayısının 1.000’i aşabileceğini iddia ediyor.
Kuzey Kore devlet medyası geçen ay, son dönemde yaşanan şiddetli yağışların kuzeybatıdaki Sinuiju şehri ve komşu Uiju kasabasında 4.100 ev, 7.410 dönüm tarım arazisi ve çok sayıda kamu binası, yapı, yol ve demiryolunu sular altında bıraktığını açıkladı.
O dönemde Kim Jong Un, Kuzey Kore Merkez Haber Ajansı’na göre, yetkililere “afet önleme konusundaki sorumluluklarını ihmal eden” ve “izin verilemeyecek can kayıplarına” neden olan kişileri “sert bir şekilde cezalandırmalarını” istemişti… ki şimdi bunu uygulamış görünüyor.
Ancak, seller meydana geldiğinde, “Büyük Lider” Kim Jong Un’un “büyük sevgisini” öven hoparlörlü kamyonların sel bölgelerine ve etkilenmeyen bölgelere gönderildiği bildirildi.
Bir kaynak, kamyonların sabah 6’dan itibaren mesajları yayınlamaya başlamasıyla insanların “yoğun yorgunluktan” şikayet ettiğini söyledi. Kaynak, “mide bulandırıcı sesler” olarak tanımlanan kesintisiz yayınların vatandaşları şafaktan gün batımına kadar rahatsız ettiğini belirtti.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Zelenskiy, Telegram hesabından paylaştığı görüntülü mesajında, Rusya’nın, Ukrayna’nın Poltava bölgesine füze saldırısı gerçekleştirdiğini duyurdu.
Saldırıda iki balistik füzenin kullanıldığını savunan Zelenskiy, saldırı sonucu Poltava’daki bir enstitünün kısmen yıkıldığını ve yanındaki hastanenin de hasar gördüğünü ifade etti.
Zelenskiy, mevcut bilgilere göre saldırıda 41 kişinin öldüğünü,180 kişinin yaralandığını aktardı.
Enkaz altında insanların olduğunu aktaran Zelenskiy, olay yerinde arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü bildirdi.
Ukrayna’nın daha çok hava savunma sistemine ihtiyaç duyduğunu kaydeden Zelenskiy, “Bizi Rus teröründen koruyabilecek uzun menzilli saldırılara şimdi ihtiyacımız var, daha sonra değil.” ifadelerini kullandı.


Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DIŞİŞLERİ, İngiliz Milletler Topluluğu ve Kalkınma Ofisi, İsrail’e verilen 30 silah ihracatı lisansının askıya alındığını, verilen toplam lisansın ise 350 olduğunu açıkladı.
Dışişleri, İngiliz Milletler Topluluğu ve Kalkınma Ofisi’nden yapılan açıklamada, ” Hükümet, İsrail’in uluslararası insancıl hukuka uygunluğunun gözden geçirilmesinin ardından, Gazze’deki askeri operasyonlarda kullanılmak üzere İsrail’e silah ihracatı lisanslarını askıya alma kararı aldı. Birleşik Krallık’ın sağlam ihracat lisansı kriterleri, ürünlerin Uluslararası İnsancıl Hukukun (UİH) ciddi şekilde ihlal edilmesi ya da ihlal edilmesinin kolaylaştırılması amacıyla kullanılması halinde hükümetin ihracat lisansı vermeyeceğini belirtmektedir. Bu askıya alma kararı Birleşik Krallık’ın İsrail’in güvenliğine yönelik kararlı desteğini değiştirmeyecek olup karar gözden geçirilmeye devam edilecektir” denildi.
350 LİSANSTAN 30’U ASKIYA ALINDI
Bakanlık, İsrail’e verilen 350 silah ihracatı lisansından 30’unun askıya alındığını belirterek, “Bu değerlendirmeler İsrail’in uyumu konusunda ciddi endişelere yol açmıştır ve hükümet bu 30 lisans kapsamında İsrail’e ihraç edilen ürünlerin ciddi UİH ihlallerinde kullanılabileceğine dair açık bir risk olduğu sonucuna varmıştır ve bu nedenle bugünden itibaren bazı ihracatları derhal askıya almaktadır. Bu karar, İngiliz bakanların İsrail’e Gazze’deki sivillere hayat kurtarıcı gıda ve tıbbi malzemelerin ulaştırılması ve tutuklulara daha iyi muamele ve erişim sağlanması için daha fazlasını yapması yönünde defalarca yaptıkları çağrıların ardından geldi” ifadeleri kullanıldı.
Askıya alınan ürünler arasında savaş uçakları, helikopterler ve insansız hava araçlarının da bulunduğu vurgulanarak, “Askıya alma, Gazze’deki mevcut çatışmalarda kullanılan ve İsrail’e verilen toplam 350 lisansa karşılık IDF’ye giden yaklaşık 30 ürün için geçerli olacak. Askıya alınan kalemler arasında savaş uçakları, helikopterler ve insansız hava araçları da dahil olmak üzere askeri uçaklarda kullanılan önemli parçaların yanı sıra Gazze’de kullanılabilecek yer hedeflemesini kolaylaştıran kalemler de yer almaktadır. Gazze’deki mevcut çatışmada askeri kullanım için olmadığını değerlendirdiğimiz ve bu nedenle askıya alınmasını gerektirmeyen bir dizi ihracat lisansı bulunmaktadır” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yanık, Müslüman ülkelerdeki insan hakları ihlalleri, dünyada artan İslamofobi ile Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin Uygur Türkleri ve diğer azınlıkların karşılaştığı insan hakkı ihlalleriyle ilgili raporuna ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de sürdürdüğü işgal ve katliamların soykırım şeklinde devam ettiğini vurgulayan Yanık, dünya genelinde çatışmaların yaşandığı ve insan hakları evrensel ilkelerinin ihlal edildiği bölgelerin önemli bir kısmının Müslüman topluluklarının yaşadığı yerler olduğuna dikkati çekti.
Batı dünyasında yükselen bir İslamofobi olduğunun altını çizen Yanık, “Dünyada, insan hakları ihlali yaşanan yerlerin savunuculuğunu yapacak, insan hakları ihlallerine karşı sesini yükseltecek savunucuların olacağı yerlerde, İslamofobi ile beraber hak ihlallerini besleyen ve maalesef meşru gösteren bir sürecin geliştiğini görüyoruz.” dedi.
Hindistan ve Pakistan sınırında 1947’den beri süregelen Keşmir sorununun, Myanmar’daki Arakanlı Müslümanlar ile Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki vatandaşların yaşadığı insan hakları ihlallerinin devam ettiğine işaret eden Yanık, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün insan hakları konseptinde temel olan yaşama, mülkiyet, çalışma, seyahat ve iletişim hakkı gibi konuları artık kimse konuşmuyor. Bunların dışında çevre hakkından temiz havaya ve suya erişim gibi haklar konuşmaya başladık. Ama hala Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde temel insan haklarından yaşama, çalışma, aile kurma haklarından bahsediyoruz. BM’nin iki yıl önce hazırladığı raporun somut sonuçları itibarıyla Sincan’da zorla yerinden etmenin yaygın olarak kullanıldığı, cezalandırma yöntemi olarak hapse atma, insanların üreme ve aile olma hakkının engellendiği, seyahat hakkının alındığı, din ve vicdan özgürlüğü ile alakalı sorunlardan bahsediyoruz. Geçen iki yıl içerisinde hiçbir değişikliğin olmadığını ve şikayetlerin devam ettiğini görüyoruz. 1970’lerde nüfusunun yüzde 80’e yakını Müslüman olan Sincan Özerk Bölgesi’nde sistematik bir demografik dönüşüm olduğunu, insanların yerinden edildiğini görüyoruz.”
“Karşımızda BM’nin aldığı kararlarla dalga geçen bir İsrail var”
BM’nin uluslararası hukuk sözleşmelerine taraf olan ülkelerin, insan hakları ilkeleri ve hukuk kurallarına uyacağını taahhüt ettiğini belirten Yanık, ancak Çin ve İsrail gibi ülkelerin bunlara uymadığını söyledi.
Yanık, “Karşımızda, BM’nin bugüne kadar aldığı hiçbir karara uymayan, uymadığı gibi adeta bu kararlarla dalga geçen bir İsrail var. O halde uluslararası toplum olarak yapılan tespitlere, gözlemlere uygun bir biçimde insan hakları konseptini yükseltmemiz, dünyanın neresinde olursa olsun, kim olursa olsun insan hakları ihlallerine karşı tutum almamız ve bununla mücadele etmemiz gerekiyor. Cumhurbaşkanı’mızın ‘Dünya beşten büyüktür’ vurgusunun ısrarla devam etmesinin aslında ne kadar önemli olduğunu Çin örneğinde de olduğu gibi görüyoruz.” diye konuştu.
İsrail’in Gazze’deki katliamlarına karşı İngiltere’de son bir buçuk aydır devam eden gösterilerin aşırı sağcıları rahatsız ettiğini dile getiren Yanık, şunları kaydetti:
“İngiliz toplumunun Filistin’deki katliama karşı son derece barışçıl ses yükseltmeye başladığında aşırı sağcılar birden harekete geçti ve bu, adeta bir İslamofobi dalgasına dönüştü. Hatta İngiliz siyasetçilerden bir tanesi ‘Allahu Ekber diyenin tutuklanması gerekir’ gibi bir cümle kurdu. İslamofobi’ye ve Müslüman coğrafyalardaki insan hakları ihlallerine bu kadar gözünüzü kapattığınızda bunun yansımaları sadece oldukları yerde kalmıyor, bütün dünyayı yakan bir ateşe dönüşüyor. İsrail şu anda Filistin’i katlediyor ama öbür taraftan Lübnan’a, Suriye’de Golan Tepeleri’ne saldırmaya devam ediyor. Belki İran’la devam edecek ve önce bölgesel sonra da küresel bir tehdide dönüşecek bir konudan bahsediyoruz. O yüzden İslamofobi ve Müslümanlara yönelik insan hakları ihlalleri sadece Müslümanların değil bütün insanlığın meselesidir. Herkesin buna karşı durması gerekir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’nin Ankara Büyükelçiliği X hesabından İzmir’de askerlerinin maruz kaldığı olaya ilişkin yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“USS Wasp’te görevli ABD’li askeri personelin bugün İzmir’de saldırıya maruz kaldığını ve şu an güvende olduğunu teyit ederiz. Olaya hızlı müdahale etmelerinden ve olayla ilgili soruşturma başlatmalarından dolayı Türk makamlarına teşekkür ederiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇANAKKALE – Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinden yasa dışı yollarla Yunanistan’ın Midilli Adası’na geçiş yapmak isteyen 11’i çocuk 26 kaçak göçmen, Yunan unsurları tarafından Türk kara sularına geri itilerek ölüme terk edildi. Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından paylaşılan görüntülerde, motoru sökülmüş, lastik bot içindeki kaçak göçmenlerin dalgalar arasında denizin ortasında mahsur kaldığı görülüyor.
Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinden lastik bot ile denize açılan ve umuda yolculuk için Yunanistan’ın Midilli Adası’na geçiş yapmak isteyen kaçak göçmenler, iddiaya göre Midilli Adası’na yaklaştıkları sırada Yunan Sahil Güvenlik ekiplerince durduruldu. Motoru sökülmüş lastik bot içinde aralarında çocukların da bulunduğu kaçak göçmenleri Yunan Sahil Güvenliği, Türk kara sularına geri iterek ölüme terk etti.
Sahil Güvenlik Kuzey Ege Grup Komutanlığı ekipleri, Ayvacık açıklarında lastik bot içerisinde bir grup kaçak göçmen olduğu bilgisi üzerine harekete geçti. Sahil Güvenlik Botları ‘KB-111’ ve ‘KB-4510’ tarafından Yunan Sahil Güvenlik ekiplerince Türk kara sularına geri itilerek ölüme terk edilen lastik bot içindeki 11’i çocuk toplam 26 kaçak göçmen kurtarıldı. Kaçak göçmenler, işlemlerinin ardından Ayvacık ilçesindeki Yabancıları Geri Gönderme Merkezi’ne teslim edildi.
Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından paylaşılan görüntülerde motoru sökülmüş, lastik bot içindeki kaçak göçmenlerin dalgalar arasında denizin ortasında mahsur kaldığı görülüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Osmangazi Belediyesi tarafından düzenlenen 1 Eylül Dünya Barış Günü konserinde, Osmangazi Dünya Müzikleri Orkestrası sahne aldı. ‘Barış Şarkıları’ adını taşıyan konserde, Türkçe’nin yanı sıra İngilizce, Boşnakça, Lübnanca ve Azerice şarkılar barış dolu bir dünya için seslendirildi. Ördekli Kültür Merkezi’nin ev sahipliği yaptığı konsere, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, CHP Osmangazi İlçe Başkanı Cengiz Çelikten, Osmangazi Belediye Başkan Yardımcıları Mutlu Esendemir ve Tolga Kornoşor, belediye meclis üyeleri ve davetliler katıldı.
Osmangazililerin yoğun ilgi gösterdiği konserde, savaş acısını çeken ve savaşın hüznünü yaşayan ülkeleri anlatan Li Beirut, We Will Not Go Down (Song for Gaza), Ederlezi, Güzel Türkistan, Srebrenitsa, Karabağ adlı şarkıların yanı sıra, Neşet Ertaş, Aşık Veysel, Aşık Mahzuni Şerif, Nesimi Çimen ve Zülfü Livaneli gibi birbirinden değerli sanatçılarımıza ait olan ve içerisinde barış, dostluk, kardeşlik mesajlarının yer aldığı Bir İnsan Ömrünü Neye Vermeli, Parsel Parsel Eylemişler Dünyayı, Beni Hor Görme Gardaşım, Sevgidir Sevgi, Gel Sevelim ve Barış Güvercini adlı türküler, barış dolu bir gelecek için seslendirildi. Konser sırasında sahneye kurulan ekranda, Gazze, Doğu Türkistan ve Bosna Hersek’teki savaşlarda yaşanan zulüm ve katliamlara ait görüntülere yer verildi. Birbirinden değerli saz ve söz sanatçılarından oluşan Osmangazi Dünya Müzikleri Orkestrası, konser sonunda, uzun süre ayakta alkışlandı.
“Dünyanın her bölgesi yangın yeri”
Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, konser sonunda yaptığı konuşmada, “Bugün, 1 Eylül Dünya Barış Günü. Ancak maalesef hemen yanı başımızdaki Gazze’de bir yıla yakın süredir, masum insanlara yönelik katliam yapılıyor. 40 bine yakın insan bebek, çocuk, kadın demeden katledildi. Dünyanın gözü önünde bu katliam hala devam ediyor. Aynı şekilde Doğu Türkistan, yıllardır zulüm altında. Yakın zamanda Srebrenistsa’da binlerce masum insan, acımasızca soykırıma uğradı. Günümüzde ise Rusya- Ukrayna savaşında insanlar ölmeye devam ediyor. Dünyanın her bölgesi yangın yeri. Barışa tüm dünyada ihtiyaç var. Bu anlamlı günde Osmangazi’nin sesini barışla, sevgiyle, kardeşlikle duyurdukları için Dünya Müzikleri Orkestrası’na çok teşekkür ediyorum. Bu güzel konserin düzenlenmesinde emeği gecen herkesi kutluyorum” dedi.
Başkan Aydın, konuşmasının ardından Osmangazi Dünya Müzikleri Orkestrası üyelerine, teşekkür plaketi ve çiçek takdim etti. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ataşehir Belediyesi Gençlik Orkestrası ile Otto Hahn Gymnasium Gençlik Senfoni Orkestrası 1 Eylül Dünya Barış Günün’de İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi’nde bir araya gelerek ortak konser verdi. Farklı kültürleri ve sesleri bir araya getirip, müziğin birleştirici gücünü kullanarak dünya barışına katkıda bulunmak amacıyla gerçekleştirilen etkinlikte ünlü sanatçı Aydilge de sahne aldı. Konser sonrası açıklamalarda bulunan Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, ” Filistin’deki savaş dursun. Dünyanın herhangi bir yerindeki savaş ve çatışmalar dursun istiyoruz. Mustafa Kemal Atatürk bize çok önemli bir miras bıraktı. Sadece Türkiye’de yaşayan insanlara barış dilememiş, ‘yurtta barış dünyada barış’ demiş” ifadelerini kullandı.
Almanya’nın Monheim am Rhein Belediyesi’nden Oliver Drechsel’in yönettiği Otto Hahn Gymnasium Gençlik Senfoni Orkestrası, Ataşehir Belediyesi Gençlik Orkestrası ile birlikte özel bir projeye imza atmak için Dünya Barış Günü’nde İstanbul’a geldi.
Proje kapsamında gerçekleştirilecek olan iki konserden ilki Ataşehir’de bulunan İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi, Şener Şen Sahnesi’nde saat 20.00’de başladı.
‘Dostluğun ve Kardeşliğin Sesi!’ temasıyla düzenlenen ilk konserde, konuk sanatçı Aydilge de sahne aldı. Etkinlik, Dünya Barış Günü’nü coşkuyla kutlamak ve müziğin birleştirici gücünü vurgulamak amacıyla hazırlandı.
Konserde, Oliver Drechsel’in Avrupa Suiti eseri, Avusturya valsi ve İtalyan tarantellası sahnelendi. Otto Hahn Gymnasium ve Ataşehir Belediyesi Gençlik Orkestraları’nın performansı hem Türkiye’de hem de Almanya’dan eş zamanlı olarak izlendi.
ADIGÜZEL: İSTİYORUZ Kİ BARIŞ BİR YAŞAM BİÇİMİ HALİNE GELSİN
Konser sonrası konuşan Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, “Dünya Barış Günü’nde Ataşehir’de binlerce Ataşehirlinin katıldığı bir konser düzenledik. Aslında buradan çok önemli bir mesaj verdik. Müziğin evrenselliği ile birlikte, birleştirici gücüye dünyadaki savaşların, çatışmaların durması için
Ataşehir’den bir mesajı hep birlikte paylaştık. Bu noktada gençleri kendimize örnek almalıyız. Müzik yapmak için iki ülkeden gençler bir araya geldi. İstiyoruz ki barış bir yaşam biçimi haline gelsin. Filistin’deki savaş da dursun. Dünyanın herhangi bir yerindeki savaş ve çatışmalar dursun itiyoruz. Bir de kurucumuz, liderimiz Mustafa Kemal Atatürk bize çok önemli bir miras bıraktı. Sadece Türkiye’de yaşayan insanlara barış dilememiş, yurtta barış dünyada barış, demiş” diye konuştu.
‘ÇOK GURURLU VE MUTLUYUM’
Konsere konuk şarkıcı olarak katılan Şarkıcı Aydilge ise “Çok gururlu ve mutluyum çünkü eşimin şefliğini yaptığı Ataşehir Belediyesi Gençlik Senfonisi Orkestrası’na konuk sanatçı olarak eşlik ettim. Harika konseri sevgili eşim önderliğinde bu harika gençler gerçekleştirdi” ifadelerini kullandı.
‘MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, TÜM DÜNYAYA ÖRNEK OLMUŞ GERÇEK BİR LİDER’
Ataşehir Belediyesi Gençlik Senfoni Orkestrası Şefi Utku Barış Andaç, “Yurtta barış, dünyada barış ilkesini devlet politikası olarak benimsetmiş olan bir ülke liderine sahip olduğumuz için çok şanslıyız. Mustafa Kemal Atatürk, tüm dünyaya örnek olmuş gerçek bir lider. Gençlerimizin de onun emeğine sahip çıktığının mesajını bu şekilde veriyoruz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL’A YAĞIŞ UYARISI
Ülke genelinde bir süredir yağışlı hava etkisini gösterirken, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden yeni uyarı geldi. Aralarında İstanbul’un da olduğu 22 ilde kuvvetli yağış beklendiği belirtildi.

22 İLE SARI KOD, 2 İLE TURUNCU KOD
Meteoroloji’nin verilerini paylaşan AFAD yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Meteoroloji’den alınan son bilgilere ve yapılan değerlendirmelere göre; 2 ilimize Turuncu, 22 ilimize ise Sarı kod ile yağış uyarısı yapılmıştır. Kırklareli, Tekirdağ’a turuncu uyarıda bulunulmuştur. Sarı uyarıda bulunulan iller ise Kastamonu, Karabük, Bolu, İstanbul, Sinop, Çankırı, Adana, Mersin, Osmaniye, Hatay, Kahramanmaraş, Ardahan, Artvin, Kars, Edirne, Konya, Antalya, Isparta, Afyonkarahisar, Denizli, Burdur, Manisa şeklindedir.
2 İLDEN 57 İHBAR ALINDI
Turuncu yağış uyarısı verilen 2 ilimizden toplam 57 ihbar alınmıştır. Karabük ilimizde 5 vatandaşımızın tahliyesi gerçekleştirilmiştir. Vatandaşlarımızın ani sel, su baskını, heyelan, yıldırım, yerel dolu yağışı, ani kuvvetli rüzgar ve kısa süreli fırtına ile ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli olmasını önemle hatırlatıyoruz.”

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Muratpaşa ilçesinde 8. sınıf öğrencisi Uygun, 5 yaşında başladığı piyanoda yeni başarılara imza atıyor.
Avusturya’nın başkenti Viyana’da 72 ülkenin katılımıyla düzenlenen uluslararası müzik yarışmasında birincilik elde eden Uygun, İspanya’nın Barselona kentinde 32 ülkeden katılımın olduğu Grand Prize Virtuoso uluslararası müzik yarışmasından da altın madalya alarak birincilik ödülüyle döndü.
Uluslararası yarışlara Türk eserleriyle da katılabilmek için sıkı çalışan, şan eğitimi de alan Uygun, piyanonun yanı sıra keman ve yan flüt çalıyor. Derslerini aksatmayan Uygun, AA muhabirine Mozart’ın izinden gitmek için gayret ettiğini söyledi.
Uygun, beş yaşında piyanoya başlayınca notaları çalmakta zorlandığını ancak zamanla emek vererek bu enstrümanı çalmayı başardığını anlattı.
Uluslararası yarışların önemli olduğunu aktaran Uygun, “Barselona’da 32 ülkeden katılımın olduğu Grand Prize Virtuoso uluslararası müzik yarışmasında birinci oldum. Altın madalyayı bekliyordum çünkü çok sıkı çalışmıştım. Bizi finale davet ettiler, jürinin önünde çaldım. Beni uzun süre alkışladılar ve çok gurur duydum. Türk gençleri olarak uluslararası yarışlarda ülkemizi temsil etmek onur verici.” diye konuştu.
Uygun, konservatuvar bölümündekilerin dahi çalmakta zorlandığı “Bach: Invention 13” eserini 1,5 ay çok sıkı çalışarak çalmayı başardığını ifade etti.
“Pes etmeden çalışabilmek başarının sırrı”
Emek verince başarının yakalandığını aktaran Uygun, şunları kaydetti:
“Hedefe giden yol çalışmaktan gider. Gerçekten çalışmadan bir şey olmuyor. Derslerimi de aksatmadım, onlara da çalıştım. Enstrüman çok farklı bir şey, herkesin denemesini isterim. Tek hayalim, Mozart’ın izinden gitmek. Tabii ki Beethoven, Bach da çok önemli. Onların izinden gidebilmek kariyerim için çok önemli. Türk eserlerini de çalmak istiyorum. Bir sonraki yarışmaya Türkiyem ile gitmek istiyorum. Pes etmeden çalışabilmek başarının sırrı. Bir yılda iki dünya birinciliği elde ettiğim için çok mutluyum. Çin’den, Japonya’dan çok farklı ülkelerden katılım vardı ve kendi grubunda birinci ben oldum.”
Piyano ve keman öğretmeni Serenat Sahabi ise Bade’nin başarılarının kendilerini gururlandırdığını belirterek, 5 yaşında başladığı piyano serüveninde güzel başarılara imza attığını aktardı.
Gelecek sene Philadelphia Uluslararası Müzik Kampı’na seçilmesi için sıkı çalıştıklarını anlatan Sahabi, “Orayı kazanabilirse çok üst seviyede eğitim alacak. Bade’ye parça verdiğinizde layığıyla yerine getiriyor, ekstra etütler yapıyor, anlamadığı bir şey olursa hemen soruyor. Biz, çok daha fazla Türk gencinin spordan sanata uluslararası tüm yarışlarda görmek istiyoruz.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖDÜLÜ ALMAYA SEVGİLİSİYLE GİTTİ
Venedik Film Festivali kapsamında bu yıl 22’ncisi düzenlenen Kineo Ödül Töreni’nde “Uluslararası En İyi Oyuncu” ödülüne layık görüldü. Çelikkol ödülünü almak için bugün İtalya’ya gitti ve ödül töreni öncesinde gerçekleştirilen basın toplantısına katıldı. Bu ödülü alan ilk Türk erkek oyuncu olan Çelikkol, ödülünü yarın akşam Ca’ Sagredo Hotel’de gerçekleştirilecek törende alacak. Yakışıklı oyuncu İtalya’ya bir süredir aşk yaşadığı Natali Yarcan ile giderek romantik bir poz vermeyi de ihmal etmedi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD Başkan Yardımcısı ve Demokrat Parti’nin başkan adayı Kamala Harris, başkan yardımcısı adayı olan Minnesota Valisi Tim Walz ile birlikte CNN televizyonuna röportaj verdi.
Siyasi görüşlerini niçin değiştirdiği sorusuna cevap verdi
Programda Harris, kaya gazı ve türevlerinin çıkarılması için kullanılan hidrolik kırma yönteminin kullanımı ve ABD sınırının yasal olmayan yollardan geçilmesinin suç olmaktan çıkarılmasına ilişkin siyasi görüşlerini neden değiştirdiğine ilişkin bir soruya cevap verdi. Demokrat Parti adayı, “Siyasi perspektifim ve kararlarımın en önemli ve anlamlı yönü, benimsemekte olduğum değerlerin değişmemiş olmasıdır” dedi.
Daha önce çevreye verdiği zarar nedeniyle hidrolik kırma yöntemine karşı çıkan fakat seçim sürecinde bu pozisyonunu değiştiren Harris, “Örneğin, sera gazı emisyonlarının azaltılması için belirli standartlara ulaşılması konusunda ABD ve dolayısıyla dünya için hedefler ortaya koymamız gerekiyor. Bu konudaki değerimde bir değişiklik olmadı” dedi.
Cumhuriyetçi bakan vaadi
Seçilmesi halinde Cumhuriyetçi Partili bir siyasetçiyi kabineye alma sözü veren Harris, bunun için aklında herhangi bir ismin bulunmadığını söyledi. Harris, “Kabinenin bir üyesinin Cumhuriyetçi olmasının Amerikan kamuoyunun yararına olacağını düşünüyorum” diye konuştu.
CNN spikeri Dana Bash’ın halihazırda verdiği vaatleri Biden ile iktidarda olduğu 3,5 yıl boyunca niçin gerçekleştirmediği yönünde bir soruya cevap veren Harris, “Öncelikle ekonomiyi toparlamamız gerekiyordu ve bunu yaptık. Enflasyonu yüzde 3’ün altına indirme konusunda yaptığımız işten de gurur duyuyorum” dedi.
Kovid-19 salgınının hızla yayıldığı dönemde kendisi ve Başkan Joe Biden’ın ekonomide önemli ilerlemeler kaydettiğini söyleyen Harris, “Ekonomi çökmüştü. Bu, büyük ölçüde Donald Trump’ın krizi kötü yönetmiş olmasından kaynaklanıyordu. Göreve geldiğimizde en büyük önceliğimiz, Amerika’yı kurtarmak için elimizden geleni yapmaktı” dedi. Biden yönetiminin ekonomi politikalarını öven Harris, “Fiyatlar, özellikle de market alışverişindeki fiyatlar halen çok yüksek” diyerek ekonomideki sorunları kabul etti.
Filistin ve İsrail’e ilişkin pozisyonunu açıkladı
Demokrat Parti’nin adayı olmasından bu yana büyük bir televizyona verdiği ilk röportajda Harris, İsrail ve Filistin arasında iki devletli bir çözüme destek verdiğini söyledi. İsrail’in kendini savunma hakkı olduğunu fakat “bunu nasıl yaptığının önemli olduğunu” ifade eden Harris, “Çok fazla masum Filistinli hayatını kaybetti. Bir anlaşmaya ulaşılmasını sağlamamız gerekiyor. Bu savaş bitmek zorunda” dedi. İsrail’in savunmasına ve kendini savunma hakkına olan bağlılığının sarsılmaz olduğunu ve bunun değişmeyeceğini de vurgulayan Harris, “Rehinelerin kurtarılması konusunda bir anlaşma sağlamamız gerekiyor” diye konuştu.
Biden’ın yarıştan çekilme telefonu
ABD Başkanı Joe Biden’ın Temmuz ayında başkanlık yarışından çekilme kararını kendisine telefonla bildirdiğini söyleyen Harris, “Telefon çaldı, arayan Joe Biden’dı. Bana kararını açıkladı ve ben de kendisine “Emin misiniz?” diye sordum. Emin olduğunu söyledi ve ben de durumu bu şekilde öğrendim” dedi.
Harris, Biden’ın başkan adaylığı için kendisini destekleme konusunda ise oldukça net olduğunu ifade etti. – WASHINGTON
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Genelkurmay Başkanlığı’nın Telegram hesabından yapılan yazılı açıklamada, Rusya’nın 26 Ağustos’ta Ukrayna’ya düzenlediği yoğun hava saldırılarında Ukrayna’ya ait F-16 uçaklarının görev uçuşları yaptığı bildirildi.
UÇAK DÜŞTÜ, PİLOT ÖLDÜ
Açıklamada, F-16’ların füze saldırısını püskürtmek amacıyla görev yaptıkları bilgisi verilerek, “Hava muharebesi sırasında F-16 uçağı yüksek verimlilik gösterdi, dört düşman seyir füzesi havadan silahlarla düşürüldü.” ifadesi kullanıldı. Bir F-16’yla hedefe yaklaştığı sırada bağlantının kesildiği belirtilen açıklamada, “Bir sonraki hedefe yaklaşırken uçaklardan biriyle iletişim kesildi. Daha sonra ortaya çıktığı üzere uçak düştü, pilot öldü.” denildi.
Açıklamada, kazanın nedenlerini öğrenmek için uçağın düştüğü bölgede incelemelerde bulunmak üzere özel bir ekip görevlendirildiği aktarıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sahil Güvenlik Komutanlığının internet sitesinde yer alan açıklamaya göre, Datça ilçesi açıklarında düzensiz göçmenlerin olduğu lastik botun motor arızası nedeniyle sürüklendiği ve yardım talebinde bulunulduğu bilgisi üzerine bölgeye Sahil Güvenlik botu sevk edildi.
Ekipler tarafından lastik bottaki 2’si çocuk 9 düzensiz göçmen kurtarıldı, 1 göçmen kaçakçısı şüphelisi de yakalanarak gözaltına alındı.
Dalaman ilçesi açıklarında ise tespit edilen ve Sahil Güvenlik ekiplerince durdurulan lastik bottaki 13’ü çocuk 41 düzensiz göçmen yakalanarak karaya çıkarıldı.
Düzensiz göçmenler, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SARATOV VALİSİ DOĞRULADI
Rusya‘nın Saratov Bölge Valisi Roman Busargin, Ukrayna ordusunun dün gece Saratov kentine İHA’larla saldırı düzenlediğini doğrulayarak Predmostovaya Meydanı’ndaki bir bina kısmen hasar gördüğünü ifade etti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay günü sabah saatlerinde, Melotte sosyal medya hesaplarından tehdit içerikli mesajlar paylaşmaya başladı. “Bugün o gün” ve “Tanrı’nın emrini yerine getireceğim” gibi ifadeler kullanan gencin bu paylaşımları, maalesef yaklaşan tehlikenin habercisiydi.
Saat 10:00 civarında, Melotte elinde gizlediği kırık cam parçalarıyla okula girdi. Güvenlik kamerası görüntüleri, gencin sakin bir şekilde resepsiyona yaklaştığını, ardından aniden “Sizi öldüreceğim!” diye bağırarak saldırıya geçtiğini gösteriyor. İlk hedefi, maalesef 12 yaşındaki bir öğrenci oldu.
Bu kritik anda, okulun iki kahraman çalışanı devreye girdi. Gençlik ve entegrasyon koordinatörü Molly Bulmer ile resepsiyonist Alicia Richards, kendi canlarını hiçe sayarak Melotte’u etkisiz hale getirmeye çalıştılar. Bu cesur müdahale sayesinde, daha büyük bir facianın önüne geçildi.
Olayın ardından okul hemen kapatıldı ve polis ekipleri kısa sürede olay yerine ulaştı. Melotte gözaltına alındı ve ardından başlayan hukuki süreç, geçtiğimiz günlerde sonuçlandı.
Sheffield Crown Court’ta görülen davada, Melotte üç kez ağır yaralama teşebbüsünden suçlu bulundu. Hâkim Jeremy Richardson KC, gencin ruh sağlığı sorunları olduğunu kabul etmekle birlikte, toplum güvenliğinin ön planda tutulması gerektiğini vurguladı. Sonuç olarak Melotte, 5 yılı genç suçlu kurumunda ve 5 yılı şartlı tahliye olmak üzere toplam 10 yıllık bir cezaya çarptırıldı.




Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Danimarka’dan 1 Nisan’da bisikletle dünya turuna çıkan çiftin durağı Diyarbakır oldu. Şanlıurfa’dan Diyarbakır’a gelen çift, tren ile Ankara ve Eskişehir’i gezmeyi planlarken, gezilerine Asya’dan devam edecekler.
Jesper Vendelbo, 1 Nisan’da Danimarka’dan başladıklarını, 140 gündür bisiklet sürdüklerini söyledi.
Diyarbakır’dan Ankara ve Eskişehir’e trenle yol alacaklarını belirten Vendelbo, daha sonra yarım yıl boyunca Asya’dan devam edeceklerini ifade etti.
“Türkiye ve Diyarbakır, hayal edebileceğimizden çok daha güzel bir yer” diyen Vendelbo, “Şanlıurfa’dan geliyoruz. Bacaklar çalışabiliyorken farklı bir şey denemek için bir yıl boyunca bisiklet sürmeye karar verdik” dedi. – DİYARBAKIR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>FilistinSağlık Bakanlığı, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana saldırılarını sürdürdüğü Gazze Şeridi’nde çocuk felci vakasının görüldüğünü açıkladı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, 640 binden fazla çocuğun aşılanması için çalışmalara başladıklarını duyurdu.
Filistin Sağlık Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Gazze’de ilk çocuk felci vakasının görüldüğünü duyurdu. Açıklamada, “Gazze Şeridi’ndeki zor sağlık koşulları, bulaşıcı hastalıkların yayılması, sokaklarda ve yerinden edilmiş insanların çadırları arasında kanalizasyon akması, kişisel hijyen malzemeleri ve içme suyu eksikliği ve çocuk felci ile uyumlu semptomlar nedeniyle çocuklardan birinin çocuk felci virüsü ile enfekte olduğu laboratuvar tarafından doğrulandı” denildi. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Gazze’de 10 yaşının altında 640 binden fazla çocuğu aşılamak için çalışmaların başlatıldığını duyurdu. Guterres, “Gazze’nin sağlık, su ve sanitasyon sistemleri tamamen tahrip edildi. Hastaneler ve birincil bakım tesislerinin çoğu çalışmıyor. Ayrıca çatışmalar nedeniyle rutin aşılamalar da ciddi şekilde aksadı, bu da kızamık, hepatit A ve diğer önlenebilir hastalıkların yayılmasını artırdı. Etkili bir çocuk felci aşılama kampanyasının nasıl yönetilmesi gerektiğini biliyoruz. Gazze’deki toptan yıkım göz önüne alındığında, çocuk felcinin yayılmasını önlemek ve ortaya çıkışını azaltmak için iki turdan oluşan kampanyanın her turunda en az yüzde 95 aşılama oranına ihtiyaç duyulacak” dedi.
“AŞILAMA SÜRECİNİN SAĞLIKLI GEÇEBİLMESİ İÇİN GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ALINMALI”
Aşılama çalışmalarına hastanelerde ve birincil sağlık merkezlerinde 708 ekibin katılacağını belirten Guterres, Gazze genelinde ise 316 toplum odaklı yardım ekibinin görev yapacağını ifade etti. Sağlıklı bir süreç için, sağlık çalışanlarının güvenliklerinin garanti altına alınması gerektiğini belirten Guterres,” Aşıların ve ekipmanlarının etkili bir şekilde taşınması, çocuk felci uzmanlarının Gazze’ye girmesi ve sağlık ekiplerinin çalışmalarını sürdürebilmesi için yakıt sağlanması gerekiyor. İletişimin yaygınlaştırılması için güvenilir internet ve telefon hizmetlerinin sağlanması ve sağlık çalışanlarının maaşlarının ödenmesi için Gazze’ye girişine izin verilen nakit miktarının artırılması da gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BOLU – Bolu’nun Göynük ilçesindeki ormanlık alanda çıkan yangında 28’inci saate girildi. Yangına havadan ve karadan müdahale sürüyor.
Dün, Bekirfakılar köyü mevkisinde ormanlık alanda saat 12.30 sıralarında yangın çıktı. Bölgeye Bolu ve çevre illerden çok sayıda itfaiye ekibi, arazöz, dozer ve helikopterler sevk edildi. Ekiplerin, yangını söndürmek için başlattığı çalışma 28 saattir sürüyor. Yangın sebebiyle Yeniköy ile Bekirfakılar köyünde Ayvatlar Mahallesi ve Çaylak köyünde Seferler Mahallesi’nde 281 vatandaşın tedbir amaçlı tahliyesine karar verildi. Akşam saatlerine kadar 118 arazöz, 7 iş makinesi ve 9 helikopter ile müdahale edildi. Gece saatlerinde helikopterler havadan müdahaleye ara verdi.
Sabahın erken saatlerinde bölgeye gelen 10 helikopterle havadan müdahale başladı. Yangının çıktığı bölgeye yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta bulunan Sünnet Gölü’nden helikopterler su alarak, alevlere püskürtmeye devam ediyor. Ekiplerin müdahalesi sürerken yangının çıkış nedeninin ise anız yakmaktan olduğu düşünülüyor. Karadan müdahale ise 90 arazöz, 96 iş makinesi, 637 personelle sürüyor.
Öte yandan, orman yangını sebebiyle tedbir amacıyla Göynük- Nallıhan yolu trafiğe kapatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KARABÜK – Karabük’ün Ovacık ilçesinde henüz bilinmeyen bir nedenle orman yangını çıktı. Bölgeye çok sayıda itfaiye ve arazöz ekipler sevk edildi.
İlçeye bağlı Beydini ile Alınca Köyü arasındaki ormanlık alanda henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı. Alevler kısa sürede yayılarak büyürken durumun bildirilmesi üzerine olay yerine 9 arazöz, 3 su ikmal aracı, 2 dozer, 11 pick-up, 4 ilk müdahale aracı ve 81 personel sevk edildi.
Kayalık alanlarda hızla yayılan yangına karşı helikopter desteği istenirken dumanlar kentin bir çok noktasından görülüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>23 İLDEN EKİPLER YANGIN BÖLGESİNDE
Bolu’nun Göynük ilçesinde dün başlayan orman yangınına müdahale için Bolu, Adana, Amasya, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bursa, Denizli, Eskişehir, Giresun, Isparta, İstanbul, Kastamonu, Kayseri, Konya, Kütahya, Muğla, Samsun, Sivas, Sakarya, Sinop, Trabzon ve Zonguldak’tan Orman Genel Müdürlüğü’ne bağlı ekipler sevk edildi. Yangına, 166 arazöz, 8 iş makinesi, 13 yangın söndürme helikopteri ve yaklaşık 1000 yangın söndürme personeli ile müdahale ediliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, Kastamonu’nun Taşköprü ve Hanönü ilçeleri sınırında, Erik köyü mevkiindeki ormanlık alanda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, ormanlık alanda bilinmeyen sebeple yangın çıktı. Yangını gören vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye çok sayıda orman ve itfaiye ekibi sevk edildi. Olay yerine gelen ekiplerin müdahalesi ile yangın söndürüldü. – KASTAMONU
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Beçin Çamovası yakınlarındaki ormanlık alanda henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. Yangın ihbarı üzerine bölgeye yangın söndürme ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yangına müdahalesi havadan ve karada sürüyor. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AYDIN’ın Bozdoğan ilçesinde orman yangını çıktı. Ekiplerin havadan ve karadan alevlere müdahalesi sürüyor.
Alhisar Mahallesi yakınlarındaki ormanda, saat 17.00 sıralarında yangın çıktı. Henüz bilinmeyen nedenle çıkan yangın, rüzgarın da etkisiyle yayıldı. İhbar üzerine bölgeye Aydın Orman İşletme Şefliği’ne ait arazözler ile itfaiye ve Aydın Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı ekipler sevk edildi. Ekipler arazinin sarp olması nedeniyle müdahalede güçlük çekerken, alevlere havadan ve karadan müdahale sürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Doha’da ABD, Mısır ve Katar arabuluculuğunda gerçekleşen Gazze’de ateşkes sağlanması müzakerelerinin ikinci günü sona erdi. Arabulucular tarafından yayımlanan ortak açıklamada, müzakerelerde her iki tarafın da “taraflar arasındaki farkları azaltan” bir öneriyle temsil edildiği ve taraflara ABD Başkanı Joe Biden’ın mayıs ayında gündeme getirdiği üç aşamalı ateşkes planındaki ilkelerle uyumlu bir öneri sunulduğu ifade edildi.
Ortak açıklamada, “Hükümetlerimizden üst düzey yetkililer, önümüzdeki haftanın sonunda Kahire’de tekrar bir araya gelecekler ve bugün belirlenen şartlarda bir anlaşmaya varmayı umuyorlar” denildi. Katar, Mısır ve ABD’nin görüşmelerle ilgili daha önceki ortak açıklamasında olduğu gibi “Artık kaybedilecek zaman yok ve hiçbir tarafça kabul edilebilecek bir gecikme mazereti bulunmuyor” ifadelerine yer verildi.
ABD, Mısır ve Katar’ın ortak açıklamasında şunlar kaydedildi:
“Son 48 saatte Doha’da, hükümetlerimizden üst düzey yetkililer, ateşkesin sağlanması ve rehinelerin serbest bırakılması için anlaşmayı sonuçlandırmayı hedefleyen yoğun görüşmelerde bulundu. Bu görüşmeler ciddi ve yapıcıydı ve olumlu bir atmosferde gerçekleştirildi. Bugün erken saatlerde, ABD, Mısır ve Katar’ın desteğiyle, her iki tarafa da Başkan (Joe) Biden’ın 31 Mayıs 2024 tarihinde belirttiği ilkelerle ve BM Güvenlik Konseyi 2735 numaralı kararı ile uyumlu bir köprü önerisi sunuldu. Bu öneri, geçen hafta boyunca üzerinde anlaşmaya varılan noktalara dayanarak, anlaşmanın hızlı bir şekilde uygulanmasını sağlayacak şekilde kalan detayları kapatmakta.
Çalışma ekipleri, önümüzdeki günlerde uygulama detayları üzerinde teknik çalışmalarına devam edecek, bu kapsamda anlaşmanın geniş kapsamlı insani hükümlerinin uygulanması için düzenlemeler ve rehine ile tutuklularla ilgili özel konular ele alınacaktır.
Hükümetlerimizden üst düzey yetkililer, önümüzdeki haftanın sonunda Kahire’de yeniden bir araya gelecek ve bugün ortaya konan şartlar altında anlaşmayı sonuca bağlamak için çabalayacaklar. Üç ülkenin liderlerinin geçen hafta belirttiği gibi, artık kaybedilecek zaman yok ve herhangi bir tarafın daha fazla erteleme için hiçbir mazereti kabul edilemez. Rehineleri ve tutukluları serbest bırakma, ateşkesi başlatma ve anlaşmayı uygulama zamanı geldi.
Sonuca ulaşmak, hayat kurtarmak, Gazze halkına yardım sağlamak ve bölgesel gerilimleri yatıştırmak için bir yol artık açtık.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yamanlar Karatepe mevkisindeki ormanlık alanda dün akşam başlayan ve İzmir Orman Bölge Müdürlüğüne ait 5 uçak, 15 helikopter, 46 arazöz, 10 su ikmal, 4 dozer ve 4 yer ekibi ile müdahale edilen yangın, kuvvetli rüzgarın etkisiyle büyüdü.
Yangınla mücadele sabaha kadar sürdü.
Gündüz saatlerinde yaklaşık hızı saatte 80 kilometreyi bulan rüzgar nedeniyle hava araçları bir süre yangına müdahale edemedi. Yangın, kara ekiplerinin müdahalesine rağmen büyük bölümü makilik olan alana yayıldı.
Karşıyaka ilçesine bağlı Doğançay ve Sancaklı Mahalleleri ile Bayraklı ilçesine bağlı Onur Mahallesi’ndeki bazı evler ile bölgedeki bir hayvan barınağı tahliye edildi. Yangının bulunduğu bölgelere çıkan yollar trafiğe kapatıldı, jandarma ve polis güvenlik önlemi aldı.
Alevler bir süre sonra Örnekköy Sanayi Sitesi’ne kadar ulaştı. Yangın, buradaki geri dönüşüm fabrikası, mermer, kablo, ahşap işletmeler, mobilya atölyesi gibi birçok dükkana sıçradı.
Öğleden sonra rüzgarın şiddetini düşürmesi üzerine hava araçları yeniden çalışmaya başladı. Helikopter ve uçaklar, yoğun olarak alevlerin bulunduğu alana su bırakıyor.
Yangın halen Karşıyaka, Bayraklı ve Çiğli ilçesi sınırlarındaki ormanlık alanlar ile bazı yerleşim yeri ve sanayi sitesinde sürüyor. Şehrin birçok noktasından yoğun duman görülürken, ormanlık alanlara yakın bölgelerdeki bazı ev ve araçlar, sıçrayan yangın nedeniyle zarar gördü.
Yangın söndürme çalışmalarına, orman ekiplerinin yanı sıra belediyeler, polis, AFAD, jandarma personeli de araçlarıyla destek veriyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Datça ilçesi Gedik Koyu’nda düzensiz göçmen olduğu bilgisinin alınması üzerine görevlendirilen Sahil Güvenlik Botu ve Bozburun İlçe Jandarma Karakol Komutanlığı personeli ile müştereken kara üzerinde bulunan bir düzensiz göçmen yakalandı. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir’in Karşıyaka ilçesindeki Yamanlar Dağı’nda çıkan orman yangınında havadan ve karadan müdahale sürüyor. Alevler, Karşıyaka Seyir Tepesi’nin alt tarafında yer alan Karşıyaka Belediyesi’nin şantiyesi ile özel bir işletmeye bağlı ayrıştırma tesisine kadar ulaştı. Birçok iş yeri yanarken, yoğun duman gökyüzünü kapladı. Sanayi sitesinin bir bölümü boşaltıldı. Veteriner İşleri ve Halk Sağlığı Daire Başkanlığı ekipleri de Karşıyaka ve Bayraklı belediyelerinin barınaklarındaki 600 kadar sokak hayvanını tahliye etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Maymun Çiçeği virüsü Afrika'nın dışına çıktı. İsveç'te ilk maymun çiçeği vakası görüldü. Avrupa sınırlarına da sıçrayan hastalık için gözler şimdi resmi makamlarda.
DSÖ, Çarşamba günü aldığı kararla Afrika'yı etkisi altına alan M çiçeği (Mpox) virüsü salgını nedeniyle "küresel acil durum" ilan etti. DSÖ, kasım ayında yaptığı açıklamada, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde (DRC) virüsün cinsel yolla bulaştığını ilk kez doğrulamış, Afrikalı bilim insanları ise bu durumun hastalığın kontrol altına alınmasını zorlaştırabileceği uyarısında bulunmuştu.
Kuzey Amerika ve Avrupa'daki M çiçeği salgınları, aşılar ve antiviral tedavilerin yanı sıra yüksek risk gruplarına yönelik halk sağlığı mesajlarının yardımıyla kontrol altına alındı. Ancak geçtiğimiz aylarda çok sayıda ülkede salgınların görüldüğü Afrika escort eryaman kıtasının bazı bölgelerinde neredeyse hiç aşı bulunmuyor.
Afrika kıtasında bu gelişmeler yaşanırken virüs Avrupa'da da ilk kez İsveç'te görüldü. İsveç Sağlık ve Sosyal İşler Bakanı Jakob Forssmed düzenlediği basın toplantısında, "Öğleden sonra İsveç'te daha ciddi bir tür olan ve Clade I olarak adlandırılan bir maymun çiçeği vakası olduğunu teyit ettik" dedi.
İsveç Halk Sağlığı Kurumu tarafından yapılan açıklamada, söz konusu vakanın maymun çiçeği virüsünün tehlikeli bir varyantı olan Clade I'in Afrika dışında ilk kez tespit edildiği aktarılarak, hastanın başkent Stockholm'de olduğu ifade edildi.
Afrika'da en kötü etkilenen ülke, bu yıl en büyük salgında 12 binden fazla vaka ve en az 470 ölüm kaydeden Demokratik Kongo Cumhuriyeti oldu.
Ülke, teşhis için yapılan testlerde belli olmadığı anlaşılan tehlikeli yeni bir türün yanı sıra düzensiz hastalık gözetimi ve aşı ve tedavi eksikliğiyle mücadele ediyor.
En son 2022 yılında bir M çiçeği vakası kaydeden Güney Afrika da eryaman escort bayan bu yıl yeni bir salgın bildirdi. Enfeksiyonun en çok uzak bölgelerde görüldüğü Orta Afrika Cumhuriyeti'nde yetkililer, hastalığın yayılmasını yavaşlatmak için hükümet tarafından yürütülen çabalara yardımcı olmak üzere halka destek çağrısında bulundu.
Doğu Afrika Topluluğu bölgesel bloğu da, bölgedeki beş ülkeye sınırı olan Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki hastalık konusunda üye ülkeleri uyaran bir bildiri yayınladı. Bu ülkelerden biri olan Burundi şimdiden üç vakayı doğruladı.
]]>İran'ın Nur şehrinde 31 yaşındaki Kolej Escort Arezoo Badri isimli kadın, bir arkadaşıyla birlikte evine giderken başörtüsü takmadıkları gerekçesiyle polis memurları tarafından durdurulmak istendi. Polisin hoparlör aracılığıyla durmalarını istediği kadınlar, korkuya kapılarak yollarına devam etti.
Bu esnada silahına davranan polis, önce aracın Kuzey Ankara Escort tekerleğine sonra da kapısına ateş etti. Bu esnada seken kurşunlardan biri Badri'nin sırtına isabet etti. Yaralanan kadın, çevredekiler tarafından apar topar hastaneye kaldırıldı.
Tahran'daki Vali-i Asr Hastanesi'nin yoğun bakım ünitesinde tedavi gören kadının akciğer ve omuriliğinde ciddi hasarlar oluştu. Talihsiz kadının durumu ciddiyetini Maltepe Escort korurken, İran polisi hastane çevresinde ciddi önlemler aldı.
İran'da 22 yaşındaki Mahsa Amini'nin ailesiyle birlikte ziyaret ettiği başkent Tahran'da "örtünme kurallarına uymadığı gerekçesiyle" gözaltına Yenimahalle Escort alındıktan sonra şüpheli bir biçimde yaşamını yitirmesi o dönem büyük yankı uyandırmıştı.
]]>Herkesin etrafında, ruh eşini arayan Elvankent Escort birileri vardır. Sosyal medyada sürekli kullanılan "Ruh eşi" teriminin sözlük anlamını merak ediliyor. Peki, Ruh eşinin anlamı nedir? "Ruh eşi" ne demektir? Ruh eşinizi Eryaman Escort bulduğunuzu nasıl anlarsınız? sorularının cevaplarını haberin devamında bulabilirsiniz.
"Ruh eşi" terimi genellikle bir kişinin başka Esat Escort bir kişiyle derin bir duygusal ve zihinsel bağ kurduğunu ifade etmek için kullanılır. Bu bağ, karşılıklı anlayış, benzer değerler, ilgi alanları ve duygusal uyum gibi faktörlere dayanabilir. Ruh eşi kavramı, kişinin kendini tamamladığını, birlikte olmaktan büyük mutluluk duyduğu ve birlikte zaman geçirmekten keyif aldığı birini ifade etmek için kullanılır. Ancak bu terim, farklı kültürel ve kişisel inançlara göre farklı anlamlar taşıyabilir ve bazıları için daha derin ve spiritüel bağlantıları da ifade edebilir.
Ruh eşini bulduğunu anlamak, genellikle derin duygusal ve zihinsel bir bağa dayanır. Ruh eşinizi bulduğunuzu düşündüren bazı işaretler vardır. Bunlar;Ruh eşinle zaman geçirirken kendini derin bir bağlantı içinde hissedersin. Onunla konuşurken, hislerini ve düşüncelerini paylaşırken anlamlı ve özgün bir ilişki hissedersin. Ruh eşinle ilişkin doğal bir şekilde gelişir ve birbirinize uyum sağlarsınız. Birlikte olduğunuzda kendini rahat, huzurlu ve kabul görmüş hissedersin. Ruh eşinle Etimesgut Escort benzer değerlere sahip olduğunu ve aynı ya da benzer ilgi alanlarını paylaştığını fark edersin. Ortak noktalarınız ve ortak değerleriniz varsa, ilişkinizin derinleştiğini hissedersin. Ruh eşin seni anlar ve duygusal olarak destekler. Birbirinizin duygularını anlama yeteneğiniz yüksektir ve birlikte zor zamanlarda bile birbirinize destek olursunuz. Ruh eşinle aranızda karşılıklı saygı ve sevgi dolu bir ilişki vardır. İlişkinizde güven duygusu ön plandadır ve birbirinize saygı gösterirsiniz. Ruh eşinle birlikte olmak, hem kişisel hem de ilişkisel olarak büyümenizi sağlar. Birbirinizi destekleyerek ve cesaretlendirerek daha iyi insanlar olmanıza yardımcı olursunuz.
Ruh eşini bulduğunu anlamak, genellikle zamanla olgunlaşan bir farkındalık ve içsel bir his olarak ortaya çıkar. Bu hislerin doğru ve sağlam temeller üzerine oturduğundan emin olmak için zaman vermek ve ilişkinizi dikkatle gözlemlemek önemlidir. Herkesin ruh eşi tanımı farklı olabilir, bu nedenle kişisel deneyimlerinize ve hislerinize güvenmek en doğrusudur.
]]>İmamoğlu, Roma’da, Avrupa Olimpiyat Komitesi (EOC) Başkanı Spyros Capralos ve İtalyan Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı Giovanni Malago ile bir araya geldi. İmamoğlu’na Roma ziyaretinde, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) Başkan Yardımcısı Ali Kiremitçioğlu ve Genel Sekreter Neşe Gündoğan eşlik etti. Sala della Protometeca’da düzenlenen imza töreni öncesinde, sırasıyla; Malago, Capralos, Kiremitçioğlu ve İmamoğlu birer konuşma yaptı.

“SEÇİM SÜRECİNDE HEMFİKİR OLUNAN TEK KONU…”
İmamoğlu, imza töreni öncesinde yaptığı konuşmada şunları söyledi:
*Roma’nın bu özel mekanında, çok anlamlı bir vesileyle sizlerle bir arada olmaktan mutluluk duyuyoruz. Avrupa Olimpiyat Komitesi’nin İstanbul’a gösterdiği özel ilgi için, kendilerine müteşekkiriz.
*Hep birlikte uzun ve heyecan dolu bir yolculuğa çıkıyoruz. İstanbul 2027 Avrupa Oyunları ev sahipliğimiz, bu konudaki planlarımızı açıkladığımızdan bu yana, halkımızdan büyük ilgi ve destek gördü.
*16 milyon İstanbullu, diğer birçok konuda olduğu gibi, olimpiyat adaylık çalışmalarımızı da onayladıklarını, son seçimde gösterdiler. Seçim kampanyamız boyunca, birçok konuda tartışmalar yaşandı.
*Fakat 2027 Avrupa Oyunları ve 2036 Olimpiyat Oyunları hedeflerimiz konusunda herkes hemfikirdi. Rakiplerim ve hükümet üyeleri dahil, tüm siyasiler ve halkımız, bu hedefler konusunda desteklerini ifade ettiler. İstanbul’un başarısı için birlik olduklarını kanıtladılar.
“BU BİRLİK, SPORUN BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜ SAYESİNDE ORTAYA ÇIKTI”
*Bu birlik, sporun birleştirici gücü sayesinde ortaya çıktı. Bugün burada sadece İstanbul için değil, olimpiyatlar ve paralimpik oyunları adına önemli bir toplantı için bir arada olduğumuza inanıyorum.
*Üç imparatorluğun başkentliğini yapmış, 8500 yıllık tarihi derinliği olan kadim dünya kenti İstanbul ile dünya sporunun en önemli organizasyonunu bir araya getirmek için çalışıyoruz. 2019 yılında, İBB Başkanı olarak göreve başladığım günden beri her fırsatta, olimpik hedeflerimizin çok büyük olduğunu belirttim.
*Karşılıklı saygı, dostluk ve mükemmellik gibi olimpik değerleri, son 5 yıldır yaşatan bir şehiriz. Sporun ve olimpiyat felsefesinin dünyada en büyük dönüştürücü güçlerin başında geldiğinin farkındayız.
*İstanbul’un ve İstanbulluların, sporun olumlu etkilerini en üst düzeyde yaşamasını istiyoruz. Bunun için ilk dönemimizde, ‘2036 Olimpiyat irade beyanıyla’ birlikte, spor alanında pek çok yeni ve büyük projeyi gerçekleştirdik.
*İkinci görev dönemimizde de herkesin spor yaptığı ve bu sayede geleceğe umutla bakan bir İstanbul ve Türkiye, en büyük hedefimiz olacak. Bu dönemde, spor alanında pek çok yeni projeyi de tamamlayacağız.

“İLK VE EN BÜYÜK ADIMIMIZI…”
*Olimpik kent olma amacımız doğrultusunda ilk ve en büyük adımımızı, İstanbul’un 2027 Avrupa Oyunları’na ev sahipliği yaparak atıyoruz. 2027 Avrupa Oyunları’nın, kentimizin ve Avrupa spor tarihinin eşsiz bir sayfası olacağını biliyoruz.
*Avrupa Oyunları’yla, bölgemizin ve Avrupa’nın spora bakışına yön vermek konusunda iddialıyız. İstanbul olarak, dünyada hiçbir kentin sahip olmadığı önemli avantajlarımız var. İstanbul’umuz, Avrupa coğrafyasının ve belki de dünyanın en kalabalık ve coşkulu sporsever kitlesine sahip.
*İstanbul, toplam 60 milyon taraftarı olan, 20’ye yakın olimpik branşta faaliyet gösteren güçlü, ulusal spor kulüpleriyle bu konuda eşsiz. Her yıl takım sporlarında, Avrupa şampiyonalarında başarı peşinde koşan, basketbol ve voleybol gibi önemli olimpik branşlarda, Avrupa ve dünya şampiyonluklarına ulaşan takımlarımız var. 70 bin kişilik statları, 15-20 bin kişilik spor salonları her hafta doldurabilen bir sporsever kitlesine sahibiz.”
“İSTANBUL, AVRUPA’DAKİ HER SPORCU İÇİN, BÜYÜK VE İLHAM VERİCİ BİR SAHNE”
*Avrupa’nın en büyük yıldızları, her yıl birbirinden farklı branşlarda, İstanbul’da yeteneklerini sergiliyor. Hemen her olimpik ve paralimpik branşta, çok sayıda uluslararası turnuva düzenledik. Bugün Avrupa’da, hemen her alanda öne çıkan yıldız sporcular, uluslararası organizasyonlara ilk adımlarını İstanbul’da attılar.
*İstanbul, Avrupa’daki her sporcu için, büyük ve ilham verici bir sahne. 2027’de bu sahneyi, Avrupa Oyunları için kuracağız ve tüm dünyaya ilham vereceğiz. İstanbul 2027 ile Avrupa Oyunları’nın algısını ve etkisini büyüteceğiz.
*Spor dalı sayısı ve katılan sporcu sayısına bakınca, Avrupa Oyunları’nın bir olimpiyat olduğunu söyleyebiliriz. Biz Avrupa Oyunları’nı tam bir olimpiyat ciddiyeti ve hassasiyetiyle ele alarak, İstanbul’un organizasyon gücünü bir kez daha göstereceğiz. 2024 Paris Olimpiyat Oyunları süresince açacağımız ‘İstanbul Olimpiyat Evi’nde, Avrupa Oyunları’nı özel olarak tanıtacak çok sayıda etkinlik düzenleyeceğiz.
*Buradan, başta Başkan Capralos olmak üzere, tüm EOC üyelerine, Olimpiyat Evimiz’de konuk değil, ev sahibi olduğunuzu belirtmek istiyorum. EOC’nin Paris’teki her türlü faaliyeti için, İstanbul Olimpiyat Evimiz’in kapıları sonuna kadar açık olacak.

FEDERASYONLARA VE SPORSEVERLERE ÇAĞRILARDA BULUNDU
*İstanbul ve Avrupa’nın spor tarihi için önemli bu özel günde, konuşmamı, birkaç çağrıda bulunarak bitirmek istiyorum. İlk çağrım Avrupa’nın tüm sporcularına: Gelin Avrupa’nın en renkli ve coşkulu tribünleri önünde yeteneklerinizi sergileyin. Gelin yetenekleriniz, kapasiteniz ve kişiliğinizle yeni nesillerin rol modeli olun.
*İkinci çağrım Avrupa’nın tüm olimpik spor federasyonlarına: İstanbul olarak, her türlü iş birliğine açığız. İstanbul, sadece olimpiyatlara ve paralimpik oyunlarına değil, sizlerin bundan böyle düzenleyeceği tüm büyük organizasyonlara talip. Gelin, birçok ilham verici hikayeyi birlikte yazalım, birlikte başaralım.
*Üçüncü çağrım, Avrupa ve dünyadaki tüm sporseverlere: İstanbul’a geldiğinizde, sadece spor izlemekle kalmayacak, dünyanın en heyecan verici kentinde, hayatınızın en güzel günlerini yaşama fırsatı yakalayacaksınız. İstanbul halkının konukseverliğinin başka hiçbir şeye benzemediğini, İstanbul 2027 için tribünlerde yerinizi aldığınızda göreceksiniz. Ve son olarak; tüm Avrupa’ya 2027’de bir arada olmak için çağrı yapmak istiyorum.
*İstanbul’da, 2027 yılında, farklılıklarımızla bir araya gelirken, aslında ne kadar büyük ve renkli bir kültür birliği oluşturduğumuzu tüm dünyaya, bir kez daha kanıtlayalım. Gelin 2027’de, Avrupa’nın ve dünyanın en renkli kültürlerinin harmanlandığı İstanbul’da buluşalım. Her yıl 20 milyona yakın misafirimizin eşsiz deneyimler yaşamak için ziyaret ettiği İstanbul’a davetlisiniz.
“YAPABİLECEK BECERİYE SAHİP OLDUĞUNU KANITLADI”
EOC Başkanı Capralos da konuşmasında, İBB ve TMOK ile yaptıkları iş birliğinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Capralos, “Bugün imzalanan mutabakat zaptı sayesinde, Avrupa Olimpiyat Komitesi, tüm Avrupa için özel bir spor gösterisi düzenleme noktasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Olimpiyat Komitesi ile yol alacaktır. İstanbul, muhteşem etkinliklere ev sahipliği yapabilecek beceri, deneyim ve tutkuya sahip insanların yaşadığı bir şehir olduğunu kanıtladı. Spora büyük sevgi duyan bir şehir ve kıta genelinde her yaştan insanı sağlıklı yaşam tarzları oluşturmaya ve spora katılmaya teşvik edebilecek bir Avrupa Oyunları sunmak için birlikte çalışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz” dedi.
Konuşmaların ardından; İBB, TMOK ve EOC arasında üçlü mutabakat zaptı imzalandı. İmamoğlu ve diğer katılımcılar, imza töreninin ardından gazetecilerden gelen soruları yanıtladı.
]]>
“MUSTAFA KEMAL ATATÜRK DEYİNCE, COŞUYORUM; TÜRKİYE DEYİNCE, CANIM FEDA DİYORUM”
23 Nisan’ın sadece Türk çocuklarının değil, tüm dünya çocuklarının bayramı olduğunu vurgulayan İmamoğlu şunları söyledi:
* “Üsküdar beni çok heyecanlandırıyor. İstanbul beni çok heyecanlandırıyor. Hele hele Cumhuriyet deyince, çok daha fazla heyecanlanıyorum. Mustafa Kemal Atatürk deyince coşuyorum. Türkiye deyince, canım feda diyorum. Ulusal egemenliğimizin bayramı, çocuklarımızın bayramı kutlu olsun. Atatürk’ümüzün armağanı 23 Nisan, kutlu olsun. Coşkuyla alkışlayın. Bugün bayram, tabii ki neşe dolu olacağız. Tabii ki mutlu olacağız.
* Caddelerde, meydanlarda buluşacağız. Bu güzel günü hep birlikte kutlayacağız. Bayramları kutlamak, birlikte olmak, bir olmak, birbirimizi coşkuyla hissetmek, birbirimizi sevmek, birbirimizi tanımak, dünyanın en güzel şeyi. Bizim içimizdeki barış, bizim içimizdeki coşku, inanın sadece İstanbul’a, sadece Türkiye’ye değil, bütün dünyaya iyi geliyor.

“HEP BİRLİKTE, ‘TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE’ DEDİK”
* Milletçe ne yaptık? Milletçe bir olduk. Gücümüzü, irademizi tek bir çatı altında birleştirdik. Tek bir çatı altında toplanabildiğimiz için neyi başardık? Ülkemizi işgalden kurtarıp, özgürlük ve bağımsızlığımızı hep birlikte elde ettik. Hep birlikte, ‘Tam bağımsız Türkiye’ dedik. Bu ülkenin bütün farklı seslerini ve renklerini tek bir çatı altında buluşturabildiğimiz için, gelişen ve güçlenen bir ülke olabildik. 23 Nisan, işgal altındaki bir ülkenin, ulusal egemenliğin gücüyle yeniden güçlü şekilde doğduğu bir gündür.
* 23 Nisan 1920’de biz; bir kişinin, bir grubun değil, sizlerin, milletin iradesini kabul ettik. Ne dedik? ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ dedik. Milletin iradesini, TBMM temsil eder dedik. O gün bu gündür bu ülkede ne oldu? ‘Millet ne derse, o olur’ dedik. Bu ülkede hiç kimse, millete rağmen, milleti hiçe sayarak yöneticilik yapamaz. Hiç kimse, milletten başka bir yerden emir alamaz.

“MİLLET HADDİNİ BİLMEYENE NE YAPAR?”
* Kendisini milletin üstünde görenler çıkabilir. Ama millet haddini bilmeyene ne yapar? Hak ettiği dersin verilmesini çok iyi bilir. Bunun için ‘mucize demokrasi’ her şeye yeter. Bir oy pusulası, bir mühür her şeye yeter. Bu ülkede vatandaştan daha değerli, daha imtiyazlı hiç kimse yoktur. Olmaz, olamaz. Bu ülkede vatandaş olmaktan daha üstün bir makam olmaz, olamaz; yoktur. TBMM’nin kuruluş mayasında eşitlik, kardeşlik, özgürlük ve bağımsızlık kavramları var. Demokrasimize ve Cumhuriyetimize sahip çıkamazsak, çocuklarımıza da sahip çıkamayız.

* Bu ülkenin bütün çocuklarına, eşit imkan ve fırsatlar sunmayan hiç kimseye çocuklarımızın, siz pırlanta gençlerimizin hakkını yedirmeyeceğiz. Yılmadan mücadele edeceğiz. Mücadeleye hazır mıyız? Coşkuyla, akılla, bilimle çok çalışmaya, İstanbul’un çocukları, bu milletin evlatları, İstanbul’un gençleri; hazır mıyız? Sizleri asla adaletsizlikle baş başa bırakmayacağız. Bu ülkenin bütün çocuklarına; doğusuna-batısına, güneyine-kuzeyine Kars’a, Ardahan’a, Edirne’ye, Çanakkale’ye, Adana’ya, Gaziantep’e, Sinop’a, Samsun’a, Sivas’a, Erzurum’a, Artvin’e, Trabzon’a, her yere, bütün milletin evlatlarına, hep beraber sahip çıkacağız.

“DÜNYADAKİ EN DEĞERLİ İLKE: YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ”
* Yurtta barış, dünyada barış… Bu ilke var ya bu ilke, dünyada en değerli ilke. Bu ilkeyi Mustafa Kemal Atatürk söyledi. İşte onun izinden gideceğiz. Ve ne diyeceğiz biliyor musunuz? Savaşlar son bulsun. Dünyanın hiçbir yerinde mazlum insanlar ezilmesin. Çocuklar ölmesin. Gençler ölmesin. Kadınlar ölmesin. Yurtta barış, dünyada barış için hep birlikte, çok çalışacağız. Bütün dünya çocukları barışa kavuşsun diye, hep birlikte Cumhuriyet için, dünyada barış için, Türkiye’miz için mücadele edeceğiz.

* Şehirlerin ve ülkelerin gelişme düzeyleri, çocuklara verilen değerle ölçülür. Biz, İstanbul’u çocuklarımızın saygı gördüğü, ihtiyaçlarının özenle karşılandığı bir şehir yapmak için çok çalışıyoruz. Çocuklara saygı duymak, onların kendilerini ifade etmelerine imkan tanımakla başlar. Ben, çocuklara çok saygı duyuyorum. Onların sahip olduğu bütün haklara çok saygı duyuyorum. Her bir çocuğun kendine özel bir kişiliği olduğunu kabul ediyorum.

“BU ÜLKEDE YAŞAYAN HERKES İÇİN ÇOK ÇALIŞACAĞIZ”
* 23 Nisan, aynı zamanda bu anlamlı günü çocuklara armağan eden Mustafa Kemal Atatürk’ü ve onunla birlikte mücadele eden herkesi ama herkesi, silah arkadaşlarını, her birinizin geçmişindeki dedesini, ninesini, atasını, sevgiyle, saygıyla, minnetle anma günüdür. Onun için onlara minnet duyun. Atatürk ve dava arkadaşlarına, geçmişte mücadele eden bu milletin bütün büyüklerine asla ve asla saygı duymayı, minnet duymayı unutmayın. Onları unutmayın. Unutmayacağız ve asla unutturmayacağız.
* Bizi bekleyen çok güzel günlere, geçmişimizden gelen değerlerimize sahip çıkma, hep birlikte umutla ve cesaretle geleceğe yürüme konusunda kararlıyız. Bu ülkede yaşayan herkes için çok çalışacağız. Herkesin mutlu olması için, huzurlu olması için çok çalışacağız. Dünyanın en güzel şehrini, İstanbul’da inşa edeceğiz. Demokrasiyle, huzurla yaşamınızı sürmeniz için biz çok çalışacağız. Hepinizin geleceğinde iyi meslekler edinmeniz için, eğitiminiz için güzel bir çevre için, kültür için, sanat için, bilim için çok çalışacağız.”

“BAŞKAN OLDUYSAM, TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN SUNDUĞU FIRSAT EŞİTLİĞİ SAYESİNDEDİR”
Üsküdar tarihinin ilk kadın Belediye Başkanı Sinem Dedetaş da eşi Barış Dedetaş’la birlikte çıktığı sahnede, özetle şunları söyledi:
* “Her 23 Nisan’da, ben de çocukluğuma gidiyorum. O çocuksu heyecanı, mutluluğu, gururu yeniden yaşıyorum. 23 Nisan’ın gelişine haftalar öncesinden nasıl hazırlandığımızı, bugünü nasıl iple çektiğimizi hatırlıyorum. Sonra bu çok güzel anılara Atatürk’ün yüzyılları aşan vizyonu sayesinde sahip olduğumu bir kez daha anlayıp, böyle büyük bir liderin izinden yürümenin gururunu yaşıyorum. Her 23 Nisan’a, özenle ve heyecanla hazırlanıp, elinde Türk bayrağıyla gurur içinde bayramını kutlayan bir kız çocuğundan, bugün Üsküdar’a hizmet etme onurunu yaşayan bir Cumhuriyet kadını olduysam, bu Türkiye Cumhuriyeti’nin sunduğu fırsat eşitliği sayesindedir. İşte bu Ulusal Egemenlik demektir.

* Ne yazık ki 23 Nisan’ın ve diğer milli bayramlarımızın bizim çocukluğumuzdaki gibi coşkuyla, hep birlikte kutlanmadığı günler de yaşadık. İBB Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu ile beraber, milli bayramlarımız İstanbul’da yeniden, tüm yurttaşlarımızla birlikte, önemlerine yakışır bir coşkuyla kutlanmaya başladı. Bunun için Başkanımıza ve İBB’nin değerli çalışanlarına teşekkür ediyorum. Etkinlikte emeği geçen herkese, değerli sanatçılara teşekkür ediyorum. Ve tabii ki bugün buraya gelerek 23 Nisan’ın coşkusunu paylaşan sizlere çok teşekkür ediyorum.”
23 Nisan coşkusu, Zeynep Bastık konseri ile devam etti.

Michael Platt ismi pek bir şey ifade etmiyor olsa da aslında kendisi İngiltere’nin en zengin insanı. Oysa Avrupa’nın en büyük üçüncü hedge fon şirketi BlueCrest Capital Management’ın Londra genel merkezinin yer aldığı gökdelenin resepsiyonisti bile ondan habersiz.

KİMSE ONU TANIMIYOR
Orta sınıf köklerinden hızla yükselişinin arkasında, renkli ve zaman zaman tartışmalı bir hikaye yatıyor. Şirketinin web sitesi çalışmıyor ve 56 yaşındaki Platt e-postalara yanıt vermiyor. Ancak 18 milyar dolarlık serveti ile zenginler listesinde oldukça sağlam bir yere sahip.
Platt’in sahip olduğu mülkler arasında; London Eye ve Shard manzaralı bir Chelsea çatı katı, New York’taki Central Park’a bakan, üç çatı terası ve özel asansörü olan 3.000 metrekarelik bir daire, St Helier, Jersey’de sahilde bir daire, İsviçre’deki kayak merkezi Verbier ve Cenevre’deki evler, bir süper yat, bir Bombardier Challenger jet ve özel bir modern sanat koleksiyonu yer alıyor.
Gururlu ve mütevazı bir çift olan ebeveynleri, oğullarından herhangi bir para kabul etme konusunda son derece isteksiz olsalar da tutkulu bir golf meraklısı olan annesini, golf sahasına bitişik bir tatil evi almak için ikna edebilmiş.

ŞİRKETİN MÜŞTERİSİ YOK
Yatırımcıların kârını en üst düzeye çıkarmak için cesur ve yenilikçi stratejiler kullanan çoğu hedge fonunun aksine BlueCrest; Platt, kıdemli ortakları ve çalışanları için kişisel bir yatırım aracına dönüştürülmüş. Başka bir deyişle dışarıdan müşteri yok. Belki de bu yüzden Platt, kameralardan ve röportajlardan bu kadar kaçıyor.
Platt’in hiç şüphesiz en dikkat çektiği zaman, 2019’da New York’ta sarı bir taksinin arkasında zenginliğiyle övünürken yakalanması. Görüntüleri Wall Street’te viral oldu.
Taksi şoförü, geçimini sağlamak için ne yaptığını sorduğunda, Platt şu cevabı veriyor: “Finans dünyasının en çok kazanan insanıyım.”
Taksici inanamayıp yeniden sorunca da “Finans dünyasının en çok kazanan insanıyım. Dünyada” diye cevap veriyor. Platt, televizyona da yansıyan taksi videosunun, bir arkadaşıyla güzel bir şişe şarap içtikten sonra yapılan bir şaka olduğu konusunda ısrar etmişti.

Michael Platt’ın süper yatı 120 milyon pound karşılığında satışa sunuldu.
ARDI ARDINA CEZA
Taksi videosundan sadece bir yıl sonra ise BlueCrest’e, ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) tarafından yatırımcılara 170 milyon dolar ödeme emri verildi; bu, ABD yetkilileri tarafından bir hedge fonuna uygulanan en büyük cezalardan biriydi. SEC soruşturması, BlueCrest’in kendi çıkarları doğrultusunda defalarca başarısız olduğu sonucuna vardı.
Şüpheli taktikler, BlueCrest’in artık dış parayı yönetmeyen özel bir yatırım ortaklığına dönüşme sürecinde olduğu on yıldan fazla bir süre önce ortaya çıkmıştı. Birleşik Krallık da benzer iddialarda bulunarak 2021 yılında BlueCrest’e çıkar çatışması başarısızlıkları nedeniyle 40,8 milyon pound para cezası verdi, ancak şirket bunu reddediyor ve yasal olarak itiraz ediyor.
FOTOĞRAF ÇEKİLMESİNE İZİN VERMEDİLER
Her ne kadar cezalar üst üste gelse de Platt, şöhretinden henüz bir şey kaybetmiş değil. Ne var ki bu ismi bu kadar sık anılan Platt, verdiği röportajlarda bile fotoğrafının çekilmesini istemiyor.
Platt ve BlueCrest’in kurucu ortağı William Reeves, şirketin 2006’daki halka arzından önce Times ile röportaj yaptıklarında, hiçbir şekilde fotoğraflarının çekilmesini istemediler. Hatta editör Patrick Hosking, “Gizliliklerini şiddetle koruyorlar ve gazetelerin zengin listelerinde düzenli olarak yer almalarından nefret ediyorlar” diye yazdı.
“En zengin listesi”nde yer almaktan pek hoşlanmasa da Platt ayrıca, Damian Lewis’in başrolde olduğu, New York’taki yüksek finans dünyasını konu alan Billions’da da yer aldı. Platt, üçüncü sezonun birinci bölümünde, bir İtalyan restoranında kendisini oynayarak görünerek biraz kafa karıştırıyor.

Platt’in New York’taki dairesi…
KÜÇÜK YAŞLARDA TİCARETE BAŞLAMIŞ
Platt’in zengin olmaya odaklanması aslında küçük yaşlara dayanıyor. 12 yaşındayken kendisine ticaret yapmayı öğreten ciddi bir hisse senedi yatırımcısı olan büyükannesinin evini ziyaret ediyor. 14 yaşındayken, Lytham St Annes yakınındaki bağımsız bir okul olan King Edward VII’de öğrenciyken, ondan aldığı 500 sterlinlik doğum günü hediyesini, fiyatı hızla üç katına çıkan bir nakliye şirketine yatırmıştı.
Investors’ Chronicle’ın hevesli bir okuyucusuydu.
Bir komşusu, “Michael’ı okul üniformasıyla sokakta yürürken çok iyi hatırlıyorum. Okulda çok çalıştığını biliyorum. Çok hoş bir aileydiler” diye anlatıyor Platt ve ailesini.
Platt, inşaat mühendisliği okumak için Imperial College London’ı kazandı, ancak bir yıl sonra dersi sıkıcı bulduğu için London School of Economics’te matematik ve ekonomi okumak üzere geçiş yaptı.
Bir lisans öğrencisi olarak yeni özelleştirilmiş kamu hizmetlerine yatırım yaparak 30 bin pound kadar para kazandı ama hisseleri Ekim 1987’deki çöküş sırasında tek bir günde değerinin yarısını kaybetti. Michael Platt, bunun şimdiye kadar başarısız olduğu birkaç seferden biri olduğunu söylüyor.

J.P. Morgan, mezun olduktan sonra onu New York’ta stajyer olarak işe aldı ve terfi ederek hızla yükseldi.
1995 yılında Helen Sanderson’la evlendi ve bu evlilikten iki çocuğu oldu ancak daha sonra çift boşandı.
BlueCrest Capital 2000 yılında kuruldu. Firma ilk yılını yüzde 30 getiri ve 1 milyar dolarlık yönetim altındaki varlıklarla tamamladı; bu da başlangıçta sahip olduğu paranın neredeyse dokuz katıydı. On yıl içinde 300’den fazla personel istihdam edildi.
Hedge Fund Market Wizards kitabının yazarı Jack Schwager’ın ne tür bir yatırımcıyı işe almaktan hoşlandığı sorusuna Platt şöyle yanıt veriyor: “Londra’da çocukları okula giderken pazar sabahı saat yedide kalkan türden bir adam arıyorum. Hâlâ yatakta ve cumartesi gecesi eve geç gelen ABD’li sarhoşları alt edebilecek bir adam istersiniz; üstünlükten anlayan biri.”
BlueCrest’te performans sergileyen personelin iyi ödüllendirildiği biliniyor, ancak aynı zamanda performansı kötü olanlar da eleniyor.
OĞLU DA İZİNDEN GELİYOR
Platt, hakkında iş dünyası pek bir bilgiye sahip olmasa da büyüdüğü memleketinde yakından tanınıyor. Bir arkadaşı, “Michael bir Noel’de annesine büyük bir çek verdi. Ama o bunu istemedi. ‘İhtiyacım yok’ dedi. Kendisi çok mütevazı bir insandır” diye anlatıyor.
Platt’ın 20’li yaşların ortasındaki oğlu Marcus ise babasının izinden gidiyor. Yakın zamanda BlueCrest’e katıldı. Platt, LinkedIn’de gururla “Bu yeni fırsatı hak ediyorsun. Sana iyi şanslar diliyorum ama şansa ihtiyacın olacağını sanmıyorum!” diye yazarak oğlunu destekleyen bir paylaşım yaptı.
Platt, aynı zamanda bir çağdaş sanat aşığı ve ünlü galerici Joe La Placa ile birlikte özel bir sanat fonuna milyonlar aktarmıştı. Birinci Dünya Savaşı’nın yüzüncü yılını anmak için Londra Kulesi’nde 888.246 seramikten oluşan enstalasyonu yapan seramik heykeltıraş Fiamma Montagu, eski sevgilisiydi.
]]>GÜNEŞ TUTULMASI NE ZAMAN?
2024 yılının ilk güneş tutulması 8 Nisan Pazartesi günü gerçekleşecek.
Belirli bir konum için kısmi tutulma bir ile üç saat sürecek olsa da, tam tutulmayı yakalama süresi çok daha kısadır; yalnızca birkaç saniye ila yaklaşık üç dakika sürer.
GÜNEŞ TUTULMASI TÜRKİYE’DEN GÖRÜLECEK Mİ?
Güneş tutulması Türkiye’de görülmeyecek.
Tam güneş tutulması Meksika, ABD ve Kanada’nın üzerinden geçecek. Sadece bu üç ülkede 8 Nisan’da güneş yüzde 100 kapatılacak. Grönland, Portekiz ve İzlanda’nın da aralarında bulunduğu 43 ülke bu manzarayı kısmi güneş tutulması olarak izleyebiliyor.
Güneş tutulması Türkiye saati ile 18:42’de başlayacak, tam tutulma 21:17’de meydana gelecek, 23:52’de ise sona erecek.
GÜNEŞ TUTULMASI CANLI İZLENEBİLECEK Mİ?
NASA, NASA+’da birkaç saatlik çevrimiçi yayın sunacak. Ayrıca NASA TV’de ve birçok haber ajansının web sitesinde de yer alacak.

GÜNEŞ TUTULMASI NEDEN OLUR?
Güneş tutulması, Ay’ın yörünge hareketi sırasında Dünya ile Güneş arasına girmesi ve dolayısıyla Ay’ın Güneş’i kısmen ya da tümüyle örtmesi sonucunda gözlemlenen doğa olayıdır. Tutulmanın olması için Ay’ın yeni ay evresinde olması ve Dünya’ya göre Güneş ile kavuşum halinde olması, yani yörünge düzleminin Dünya’nın Güneş çevresindeki yörünge düzlemi ile çakışması gerekir. Bir yıl içinde Ay, Dünya çevresinde yaklaşık on iki kez dönmesine karşın, Ay’ın yörünge düzlemi ile Dünya’nın yörünge düzlemi arasında beş derece kadar bir açı olması sonucu, Ay her defasında Güneş’in tam önünden geçmez ve dolayısıyla bu çakışma seyrek olarak oluşur. Bu yüzden, yılda iki ile beş arasında Güneş tutulması gözlemlenir. Bunlardan en çok ikisi tam tutulma olabilir. Güneş tutulması Dünya üzerinde dar bir koridor izler. Bu yüzden herhangi bir bölge için Güneş tutulması çok ender bir olaydır.
GÜNEŞ TUTULMASI NASIL İZLENİR?
Güneşe asla özel koruma olmadan dürbün, teleskop veya çıplak gözünüzle bakmayın. Astrofotoğrafçılar ve gökbilimciler, güneş tutulmaları veya diğer güneş olayları sırasında güneşi güvenli bir şekilde gözlemlemek için özel filtreler kullanırlar.
Güneşi gözlemlerken normal güneş gözlüklerini kullanmak yeterli değildir. Tutulmayı izlemeyi uman gözlemciler güneş gözlemi veya tutulma gözlüğü kullanmalıdır. Bunlar mevcut değilse, güneş ışığını bir yüzeye yansıtmak için iğne deliği projektörü kullanmak gibi başka bir dolaylı görüntüleme yöntemi kullanabilirler.
UZMANLAR GÜNEŞ TUTULMASI İÇİN UYARDI
Kanada Uzay Ajansı, uygun koruma olmadan doğrudan güneşe bakmanın kısmi veya tamamen görme kaybı gibi ciddi sorunlara yol açabileceği konusunda uyardı.
Uzmanlar “Sadece birkaç saniye güneşe bakmakla hasar oldukça hızlı bir şekilde oluşabilir ve hasar meydana geldikten sonraki birkaç hafta içinde semptomlar ortaya çıkmaya başlayabilir.” dedi.
Tutulmayı izleyen kişilerin ISO 12312-2 uluslararası standardının güvenlik gereksinimlerini karşılayan özel gözlükler takması gerekiyor.
Uzmanlar, tutulmaya bakarken normal güneş gözlüğü takılmaması gerektiğini söylüyor.
]]>Hükümetin, işletmelerin sıklıkla dile getirdiği; piyasaya erişim, kamu ihale düzenlemeleri ve sınır aşırı veri transferine ilişkin engellerle ilgili sorunları dikkatle incelediğini belirten Li, “Bazı sorunlar çözüldü. Bazıları için uygun düzenlemeler üzerinde çalışıyoruz.” dedi.
Li, hükümetin, iş dünyasına yönelik hizmetleri daha etkin hale getireceğinin ve her türden işletmelerin yasal hak ve çıkarlarını koruyacağının altını çizerek, “Daha açık bir Çin’in dünyada daha fazla kazan-kazan işbirliği fırsatı sağlayacağına inanıyoruz.” diye konuştu.
Makroekonomik politikaların, sanayideki dönüşümün, kentleşme dinamiklerinin ve yeşil ekonomiye geçişin küresel yatırımcılara yeni fırsatlar sağlayacağını vurgulayan Li, “Çin’in uzun dönemli ekonomik büyümesini sürdürecek temeller değişmedi.” ifadesini kullandı.
“KENTLEŞME İÇ TALEPTE BÜYÜK ARTIŞ YARATACAK”
Li, Çin’de kentlere göçün ve nüfus artışının, zayıflayan iç talebi ve tüketici harcamalarını yukarı çekme potansiyeli taşıdığına dikkati çekerek, halen 1,4 milyarlık Çin nüfusunun yaklaşık yarısının kentlerde daimi ikamet ettiğini, bu rakamın gelişmiş ülkelerde ortalama yüzde 80’lerde olduğunu kaydetti.
Halihazırda kentlere göç etmiş nüfusa kalıcı ikamet sağlamaya öncelik vereceklerinin altını çizen Li, “Çin’in kentleşme oranın artması hala büyük potansiyel taşıyor. Kentleşme, konut, eğitim, sağlık ve yaşlı bakım hizmetlerine yönelik talepte büyük artış yaratacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Li, makroekonomik istikrar konusunda, “Çin’de fiyat seviyesi (enflasyon) şu anda görece düşük ve merkezi hükümetin borçlanma düzeyi de yüksek değil. Bu makro ekonomik politikalar için geniş manevra alanı sağlıyor.” görüşünü dile getirdi.
Gayrimenkul sektöründeki kriz ve yerel yönetimlerin borç problemlerine yönelik endişelere ilişkin Li, sahadaki durumun sanıldığı kadar vahim olmadığına, yakın zamanda uygulanan tedbirlerin olumlu sonuçlar verdiğine işaret etti.
Li, merkezi hükümetin 2024 bütçesinde 1 trilyon dolar (yaklaşık 140 milyar dolar) değerinde “ultra-uzun vadeli” devlet tahvili çıkaracağını belirterek, bu ve diğer tedbirlerin finansman maliyetlerini istikrarlı şekilde düşüreceğini öngördüklerini aktardı.
“ENDÜSTRİYEL DÖNÜŞÜM YENİ FIRSATLAR SAĞLAYACAK”
Çin’in imalat sanayisindeki dönüşümün büyük ölçekli bir yenilenmeyi getireceğini, yapay zeka, biyo-medikal imalat, uzay uçuşu ve kuantum teknolojileri gibi yükselen endüstrilerin gelişiminin hızlanacağını ifade eden Li, “Çin, ileri imalat teknolojisinin omurgasını oluşturacağı modern bir endüstriyel sistem inşa ediyor. Bu da dünyaya yeni fırsatlar sağlayacak.” dedi.
Li, ulusal karbon piyasasını bu yıl yeni sektörlere açacaklarının, rüzgar, güneş, biyo-kütle ve okyanus enerjisi gibi yeni kaynakları geliştirerek yeşil dönüşüm hamlesinin kararlılıkla sürdüreceklerinin altını çizdi.
Uluslararası ortamdaki derin değişimlere karşın Çin ekonomisinin bugün dünya ekonomisiyle her zamankinden daha fazla entegre olduğunu dile getiren Li, “Dünyanın her yerindeki şirketleri, Çin’de yatırım yapmaya ve iş kurmaya, ülkenin sürekli kalkınmasının sağladığı büyük fırsatları kucaklamaya davet ediyoruz.” ifadesini kullandı.
Çin’in ana ekonomik planlama organı Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonunun (NRDC) Direktörü Çıng Şancie de yabancı işletmelerin iç piyasaya erişimi için katma değerli telekomünikasyon hizmetlerinden genetik teşhis ve terapi teknolojilerine, farklı sektörlerde pilot uygulamalar başlatacaklarını duyurdu.
Çin Kalkınma Forumu’na, bu yıl aralarında ABD’den teknoloji şirketi Apple’ın Üst Yöneticisi (CEO) Tim Cook, çip üreticileri Qualcomm, Micron ve Güney Koreli SK Hynix’in CEO’larının olduğu iş dünyası temsilcileri konuk olarak katıldı.
]]>Son olarak Noel Günü, Galler Prensesi Catherine, İngiltere’nin Norfolk kentindeki Sandringham’daki St. Mary Magdalene Kilisesi’ndeki törene katılmış ve kocası Prens William ve üç çocukları Prens George, Prenses Charlotte ve Prens Louis ile kilisede yürümüştü.
KÖTÜ HABERİ DUYURDU
Middleton’ın bu törenden sonra bir daha kamuoyu önüne çıkmaması özellikle son günlerde tüm dünyada tartışma yaratmıştı. Wiliam’ın Middleton’ı aldattığı, aslında Prenses’in öldüğü gibi pek çok teorinin ardı arkası kesilmezken nihayet dün tüm bu esrarengiz duruma bir açıklık getirildi.
The Prince and Princess of Wales (@princeandprincessofwales)’in paylaştığı bir gönderi
Sosyal medya hesaplarından Middleton’ın bir videosu paylaşıldı ve Prenses kanser olduğunu açıkladı:
“Bu elbette büyük şok oldu, William ve ben genç ailemizin iyiliği için bunu özel olarak ele almak ve yönetmek için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz.”
Middleton sözlerine şu şekilde devam etti: “Fakat en önemlisi, George, Charlotte ve Louis’e her şeyi onlara uygun şekilde açıklamak ve iyi olacağıma dair onları rahatlatmak zamanımızı aldı. Onlara da söylediğim gibi; iyiyim ve iyileşmeme yardımcı olacak şeylere odaklanarak her geçen gün zihnimde, bedenimde ve ruhumda daha da güçleniyorum.”
PRENS HARRY VE MEGHAN MARKLE’DAN DESTEK
Prenses’in açıklamasının ardından başta Kraliyet Ailesi’nin olaylı çifti Prens Harry ve Meghan Markle olmak üzere tüm dünyadan pek çok destek mesajı geldi,
Prens Harry ve Markle, kanser teşhisini açıkladıktan sonra yaptıkları açıklamada, “Kate ve ailesi için sağlık ve şifa diliyoruz ve bunu özel olarak ve huzur içinde yapabilmelerini umuyoruz” dediler.

KRAL, GELİNİYLE GURUR DUYDU
Bir süre önce hasta olduğu açıklanan Kral Charles da gelini Middleton’ı yalnız bırakmadı. Buckingham Sarayı sözcüsü de “Majesteleri, konuşma cesaretinden dolayı Catherine ile gurur duyuyor. Hastanede birlikte geçirdikleri zamanın ardından Majesteleri son haftalarda sevgili geliniyle yakın temas halinde” dedi.
Prenses’in kanser teşhisini duyurmasından sonra dünya liderlerinden ve pek çok ünlü isimden destek mesajları geldi.

İngiltere Başbakanı Rishi Sunak sosyal medyada paylaştığı mesajda hızlı bir iyileşme diledi.
Sunak, “Düşüncelerim Galler Prensesi, Galler Prensi, Kraliyet Ailesi ve özellikle de bu zor dönemde onun üç çocuğuyla birlikte. Galler Prensesi iyileşmeye devam ederken tüm ülkenin sevgisine ve desteğine sahip. Bugün yaptığı açıklamayla muazzam bir cesaret gösterdi. Son haftalarda dünya çapındaki medyanın belirli kesimleri ve sosyal medya tarafından yoğun bir incelemeye tabi tutuldu ve haksız muameleye maruz kaldı. Sağlık meseleleri söz konusu olduğunda, herkes gibi, ona da odaklanabilmesi için mahremiyet tanınması gerekiyor” dedi.

BEYAZ SARAY’DAN AÇIKLAMA
Beyaz Saray Basın Sekreteri Karine Jean-Pierre, basın toplantısında gazetecilere yaptığı açıklamada, Beyaz Saray’ın düşüncelerini Prenses Kate’e ilettiğini ve kanser teşhisi haberinin inanılmaz derecede üzücü olduğunu söyledi.
Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karine Jean, “Düşüncelerimiz Catherine ile bu inanılmaz zor dönemde onun aile üyeleri ve arkadaşlarıyla birlikte. Tamamen iyileşmesini diliyoruz ve özellikle bu dönemde onların mahremiyetine saygı duymamızın önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

BIDEN ÇİFTİ: “CESURSUN”
Amerika Birleşik Devletleri’nin First Lady’si Jill Biden, X üzerinden yaptığı paylaşımdai “Sen cesursun ve seni seviyoruz” dedi.
Başkan Joe Biden da Middleton için X üzerinden bir mesaj paylaşarak, “Jill ve ben, sizin tamamen iyileşmeniz için dua eden dünya çapındaki milyonların arasına katıldık, Prenses Kate” dedi.
Eski Başkan Donald Trump’ın kızı ve eski danışmanı Ivanka Trump da X’te paylaştığı bir açıklamada Prenses Kate’in teşhisini duyunca derin üzüntü duyduğunu söyledi.

TRUMP: “MAHREMİYETİNE SAYGI DUYMALIYIZ”
Trump mesajında şu satırlara yer verdi: “Karşılaştığı zorluklara rağmen gücü ve zarif bir şekilde parlamaya devam ediyor. Özellikle desteğe ve nezakete en çok ihtiyaç duyulan bir dönemde, onu çevreleyen spekülasyonları görmek cesaret kırıcı. Bu zorlu dönemde düşüncelerim ve dualarım Kate ve ailesiyle birlikte. Onun hızlı ve tam iyileşmesini umuyorum ve onun ilham vermeye ve başkalarının hayatlarında olumlu bir etki yaratmaya devam etmesini sabırsızlıkla bekliyorum. Hepimiz onun mahremiyetine saygı duyarak ve ona olumlu düşünceler göndermeye odaklanarak desteğimizi gösterelim.”

Middleton’ın geçtiğimiz hafta yayınlanan fotoğrafı olay olmuştu. Fotoğrafta düzenlemeler olduğu ortaya çıkınca hakkındaki komplo teorileri hızla artmıştı.
ÜNLÜLERDEN DE DESTEK YAĞDI
Galler Prensi ve Prensesi’nin Instagram’da paylaştığı videonun yorum bölümünde oyuncu Olivia Munn iyi şanslar diledi. Geçtiğimiz hafta Munn, bir Instagram gönderisinde kendisine meme kanseri teşhisi konulduğunu açıklamıştı.
Munn, “Kendiniz ve aileniz için zarafet ve kararlılıkla savaşmanın nasıl bir şey olduğunu gösterdiğiniz için teşekkür ederiz. Hepinize en iyisini diliyorum” diye yazdı.
Catherine Zeta-Jones da Middleton’a destek vermek için Instagram’dan paylaşım yaptı. Zeta-Jones, “Galler ve Dünya sizinle. Sizi her zaman seviyorum” dedi.

Oyuncu Mia Farrow da X’te, prensesin bu zor döneminde Middleton için dualarını iletti: “Sevgili Prenses Kate ve şu anda zor bir teşhisle uğraşan herkes ve her aile için hızlı ve tam bir iyileşme için dua ediyoruz.”
Tenis efsanesi Billie Jean King de X üzerinden Middleton’a destek veren isimler arasında yer aldı: “Galler Prensesi Catherine’e sevgimizi, desteğimizi, tam ve eksiksiz iyileşme dileklerimizi gönderiyoruz.”
Middleton’ın kardeşi James Middleton da Instagram gönderisinde ona destek veren sözler paylaştı: “Yıllar boyunca birlikte birçok dağa tırmandık. Aile olarak biz de sizinle birlikte bu tırmanışa çıkacağız.”
]]>Yarı iletken endüstrisi, yapay zeka, elektrikli araçlar ve fabrika otomasyonu gibi teknolojik yeniliklerin arkasındaki itici güç olurken, ülkelerin ekonomik refahı ve ulusal güvenliğinde de önemli bir rol oynuyor.
Covid-19 salgını sırasında yaşanan küresel çip kıtlığı, çiplerin tedarik zincirindeki kırılganlıkların günlük hayat için gerekli olan birçok teknoloji ve ürünü riske attığını ortaya koyarken, bu stratejik endüstriye yönelik destekler artarak devam ediyor.
Yarı iletken endüstrisine destek sağlama konusundaki küresel rekabet kızışırken, çip pazarı hızla büyüyor.
Çiplerin stratejik öneminin uzun zamandır farkında olan bazı hükümetler üreticilere mali destek sağlamaya çalışırken, Malezya, Hindistan ve Vietnam gibi ülkeler yatırım çekmek için ABD ile teknoloji ittifakı kurma, küresel çip üreticilerinden bilgi transferi sağlama ve sübvansiyonlar sunma gibi üç yönlü bir yaklaşım uyguluyor.
ABD ve Çin arasındaki teknolojik üstünlük mücadelesi ise giderek artarken, her iki ülke kendi teknolojik şirketleri ve yatırımları aracılığıyla bu mücadeleyi küresel arenada sürdürüyor.
PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ BEKLENTİSİ 588,4 MİLYAR DOLAR
Yarı iletkenler, akıllı telefonlardan bilgisayarlara, arabalardan tıbbi cihazlara kadar birçok elektronik ürünün önemli bir bileşeni olarak öne çıkıyor. Söz konusu ürünlere talep artmaya devam ettikçe modern teknolojinin önemli bir parçasını oluşturan yarı iletkenlere rağbet de artıyor.
Son dönemde yapay zeka teknolojisine olan ilgi de yarı iletkenlere olan talebin artmasında önemli rol oynuyor.
Dünya Yarı İletken Ticaret İstatistikleri verilerine göre, yapay zeka için kullanılan çiplere yönelik talebin artmasıyla küresel yarı iletken pazarının büyüklüğünün geçen yılki düşüşün ardından 2024 yılında yüzde 13,1 artışla 588,4 milyar dolara ulaşması bekleniyor.
Yarı İletken Endüstrisi Derneği (SIA) verileri ise küresel yarı iletken satışlarının geçen yıl yüzde 8,2 azalışla 526,8 milyar dolara gerilediğini gösteriyor. Küresel yarı iletken satışlarının 2022’de sektörde bu zamana kadarki en yüksek tutar olan 574,1 milyar dolar olduğu kayıtlarda yer alıyor.
Analistler, çiplerin dünyanın bağımlı olduğu sayısız üründe daha büyük ve önemli bir rol oynamasıyla yarı iletken pazarının uzun vadeli görünümünün son derece güçlü olduğunu belirtiyor.
Taiwan Semiconductor Manufacturing Company (TSMC), Intel, Qualcomm, SK Hynix, Micron Technology, Nvidia, Broadcom, Advanced Micro Devices (AMD), Texas Instruments ve MediaTek dünyanın büyük yarı iletken şirketleri arasında yer alıyor.
HAKİMİYET ASYA-PASİFİK’TE
Dünyanın en büyük yarı iletken üreticilerine başlıca 3 bölge ev sahipliği yapıyor. Yarı iletkenlerin en büyük pazarı Asya-Pasifik bölgesi olurken, bu bölge küresel pazar payının yarısından fazlasını elinde tutuyor.
TSMC, Samsung Electronics ve SK Hynix gibi dünyanın en büyük yarı iletken şirketlerinden bazıları Asya-Pasifik bölgesinde bulunuyor. Tayvan yarı iletken endüstrisinde önemli bir oyuncu olarak öne çıkarken, Tayvan merkezli TSMC dünyanın en büyük bağımsız yarı iletken üreticisi konumunda bulunuyor.
Çip sektöründe en büyük üreticiler arasında yer almayan Çin ise en büyük tüketici konumunda. Ancak çipin üretiminde kullanılan ve stratejik öneme sahip olan galyum ve germanyumun elementlerinin ise en büyük üreticisinin Çin olduğu dikkati çekiyor.
Beş yıllık kalkınma planında yarı iletken değer zincirinin tüm segmentlerinde “kendi kendine yeterlilik” elde etmek için açık bir ulusal hedef belirleyen Çin, 2018’den bu yana hibeler, öz sermaye yatırımı, kamu teşvikleri, uygun krediler ve vergi indirimleri de dahil olmak üzere bir dizi destek aracılığıyla 52’den fazla fabrikanın inşasını sağladı.
Dünyanın ikinci büyük ekonomisine sahip Çin, 50 milyar dolardan fazla fonlar oluşturarak Çinli yarı iletken şirketlere öz sermaye sağladı.
ABD LİDERLİĞİ HEDEFLİYOR
Kuzey Amerika da yarı iletken endüstrisindeki bir diğer önemli pazar olarak dikkati çekiyor. ABD, dünyanın en büyük yarı iletken şirketlerinden bazılarına ev sahipliği yaparken, Intel, Qualcomm, AMD ve Nvidia’nın merkezleri bu ülkede bulunuyor.
Intel önemli bir mikroişlemci tedarikçisi olurken, Qualcomm cep telefonu çiplerinin lider tedarikçisi olarak öne çıkıyor. AMD ise grafik işlem birimi (GPU) pazarında önemli bir oyuncu olarak yer alıyor.
ABD’de hükümet, yapay zekanın bu neslin belirleyici teknolojisi olacağını, son teknoloji çiplerin yapımına liderlik edemeyenin yapay zekaya da liderlik edemeyeceği görüşünü benimsiyor.
Toplam yarı iletken talebinin yüzde 25’ini oluşturan ABD’nin bu alandaki üretim kapasitesinin 1990’lardaki yüzde 37 seviyesinden yüzde 12’ye gerilediği kaydediliyor. Çin’in bu stratejik endüstride konumunu güçlendirme çabaları dikkate alındığında, bu durum ABD’de ulusal güvenliğe yönelik önemli bir tehdit oluşturacağı konusunda endişeleri artırıyor.
ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, ülkenin yarı iletken endüstrisindeki ve küresel teknoloji yarışındaki lider konumunu yeniden ele geçirmeyi hedefliyor.
Ülkede 9 Ağustos 2022’de ABD Başkanı Joe Biden tarafından imzalanarak yürürlüğe giren CHIPS ve Bilim Yasası, yerli yarı iletken üretiminin artırılmasını ve otomobilden elektroniğe kadar birçok sektörde üretimde aksamaya neden olan çip kıtlığını hafifletmeyi amaçlıyor. Yasa, yarı iletken üretimi için 52,7 milyar dolarlık desteğin yanı sıra yarı iletken fabrikalarının kurulumunu teşvik etmek için 4 yıllığına yüzde 25’lik vergi indirimini içeriyor.
Ayrıca Biden yönetimi, yapılan yatırımlarla dünyanın gelişmiş mantık çiplerinin yüzde 20’sini üretmeyi amaçlıyor.
AVRUPA DA YARIŞTA
Avrupa ise Hollanda merkezli NXP Semiconductors ve ASML Holding ile Almanya merkezli Infineon Technologies gibi şirketlerle yarı iletken endüstrisinde önemli bir oyuncu olma yarışında yer alıyor.
NXP Semiconductors otomotiv sektöründe yarı iletkenlerin lider tedarikçisi konumundayken, ASML Holding yarı iletken üretiminde kullanılan litografi sistemlerinin önemli bir tedarikçisi olarak öne çıkıyor. Infineon Technologies de çok çeşitli endüstrilere yarı iletken tedariki sağlıyor.
Avrupa Birliği (AB), bloğun gelişmiş yarı iletken üretim kapasitesini artırmak için ülkelerin 35 milyar avroya kadar kaynak ayırma planları da dahil olmak üzere Avrupa’nın yarı iletkenler alanındaki “stratejik özerkliğini” güçlendirmek için somut adımlar atıyor.
AB’nin 2022’deki çip üretimini destekleme yasası sayesinde çip sektörüne 100 milyar avrodan fazla yatırım çektiği belirtiliyor.
REKOR YATIRIM YAPILIYOR
Çin’den Birleşik Arap Emirliklerine, Almanya’dan ABD’ye kadar birçok ülkenin çip üretimini “bağımsızlık” için güçlü şekilde teşvik etmesiyle bu alanda yapılan yatırımlar rekor seviyelere ulaşıyor.
Mikroçipler olarak da bilinen yarı iletkenler, bugünün birbirine bağlı dünyasının belkemiğini oluşturmasının yanı sıra ülkeler arasındaki rekabet unsurlarından da biri haline dönüşüyor.
İnsan seviyesine yakın yapay zekanın geliştirilmesine yönelik çalışmalar da küresel yarı iletken endüstrisini yeniden şekillendirirken, bir çok ülke Silikon Vadisi’nin en çok aranan ürünü olan yarı iletken arzını sağlayan ve küresel yapay zeka yarışmasında yer alan ülkelerin arasına girmeye çabalıyor.
]]>
“YÖNETİCİ, HERKESİ KENDİSİYLE BİR TUTMAK MECBURİYETİNDEDİR”
“11 ayın sultanı Ramazan her yönüyle çok özel ve mübarek bir aydır” diyen İmamoğlu da konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
* “Topluma olan sorumluluğumuzu yerine getirmenin ilk şartı, yaradılanı Yaradan’dan ötürü sevebilmektir. Kendimizi nasıl görüyorsak, başkalarını da öyle görebilmeliyiz. Kendimiz için ne istiyorsak, başkaları için de aynısını isteme olgunluğuna erişebilmeliyiz. Bilhassa, kamu gücünü ve kaynağını kullanan yöneticiler bu olgunluk içerisinde davranmak zorundadır. Yönetici, herkesin halinden, dilinden anlamak, herkesi kendisiyle bir tutmak mecburiyetindedir. Hiç kimseyi ayırmadan hizmet etmeli, herkesin inanç ve ibadet özgürlüğünü rahatça yaşayabilmesi için gerekli imkanları sağlayabilmelidir. İftar sofralarının bile ‘bizimkiler ve ötekiler’ diye ayrılabildiği bir siyasi atmosfer, inancımıza da toplumumuza da zarar verir.

“İNANÇLAR ÜZERİNDEN DÜŞMANLIKLAR ÜRETMEYE ÇALIŞANLAR…”
* İnançlar üzerinden düşmanlıklar üretmeye çalışanlar, bu yolla kendilerine bir ikbal yaratma hevesine kapılanlar şunu iyi bilmelidir ki; gittikleri yol doğru değildir, Hakk’ın yolu değildir. Hakk’ın yolunu bu şekilde olması mümkün değildir. İftar sofralarına bile sirayet etmiş, zaman zaman kibir ve israf anlayışından, mutlaka kurtulmalı ve arınmalıyız. İftar sofraları; inancı, kökeni, fikriyatı ne olursa olsun, herkesi ortak bir duyguda buluşturan bir gönül zenginliğinin ifadesidir. Kardeşlikle, hoşgörüyle, yardımlaşmayla kurulan sofralardan yükselen güç, bizi mutlu ve adaletli bir hayata, mutlu ve adaletli bir dünyaya taşıyacaktır. İstanbul’da başka bir yol mümkündür. Dünyada var olan hangi kötülük ve uzak olmasını istediğimiz, insana dönük hangi fena işler var ise, bunları bu şehirden uzak tutmak mümkündür. Bunu başarabiliriz.

“DÜNYAYA ÖRNEK BİR İSTANBUL VAR EDEBİLİRİZ”
* Bu şehirde her inancın özgürlüğünü, eşit yurttaşlığı, her inancın ibadetini yaparken, hizmetlerini verirken eşit bir biçimde karşılandığı bir şehir mümkün kılabiliriz. Bu şehirde insanların birbirine sevgi ve saygısını, birbirini ayırt etmeden, hizmetle başlayan, sokakla biten, komşulukla devam eden bir anlayışla insanlarımızı birbirine olabildiğince yakın kılabiliriz. Bu şehrin genetiğinde, bu vardır. Bunu başarmakla kendimi yükümlü kılan bir belediye başkanı olmaya gayret ettim. Bundan sonraki yolculuğumuzda da vatandaşlarımız, hemşehrilerimiz uygun gördüğünde ama aynı anlayışla, bu şehirdeki her insanı adaletle, her insanı eşit her insanı eşit hissedarlıkla bu şehrin bir insanı kabul edip, onlara hizmet etme yolunda kararlılıkla hizmetime devam etmek istemekteyim. Bunu başarabilir ve bu yolculukla ilgili en üstün şekilde gayretimizi ortaya koyabilirsek, dünyaya örnek bir İstanbul var edebiliriz.

“İSTANBUL, DÜNYAYA ÖRNEK OLMA MECBURİYETİNDEDİR”
* İstanbul, geçmişten bugüne var olan tarihiyle, dünyaya örnek olma mecburiyetindedir ayrıca. Bu kent insanları birleştiren bir şehirdir. Aynen kıtaları birleştirdiği gibi. Bu şehrin ruhani dünyası, bu şehrin manevi dünyası çok özeldir. Bu şehrin, bu şekilde bir tavrı oluşturduğunda, şehrimizin etrafında, başta ülkemiz olmak üzere, yakın coğrafyamızdaki olumsuzlukların, savaşın, insanları katleden bir takım saldırı ve husumetlerin de sona ermesine vesile olacak güce sahiptir. Bu kardeşlikle, bu şehrin bu derin felsefesiyle sizleri en içten duygularımla selamlıyor, bu umutla ve kararlılıkla mübarek Ramazan ayının ruhumuzu sevgi, sabır ve itidalle doldurmasını temenni ediyor, hepinize hayırlı Ramazanlar diliyorum.”

BAL-GÖÇ Genel Başkanlığı’nı ziyaret eden Bakan Fidan, basına kapalı gerçekleşen ziyaretin ardından Mudanya ilçesine geldi.
Partisinin ilçe belediye başkan adayının projelerini anlattığı sunumun ardından kürsüye çıkan Fidan, şu ifadeleri kullandı;
*Mudanya milli tarih ve kimlik şuurumuz açısından çok müstesna bir yere sahip. 11 Ekim 1922’de Anadolu’yu boyunduruk altına alma oyunlarını bozduğumuzu, ilk defa yazılı olarak Mudanya’da kayda geçirdik. Milletimiz bu vesileyle, kahramanlığı ve vatanseverliği sayesinde, tarihin akışını değiştirebileceğini dünyaya göstermiş oldu.
*Bizler bugün Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, şehitlerimizden, gazilerimizden, tarihimizdeki bütün kahramanlardan aldığımız emaneti, daha yukarılara taşımanın gayreti içerisindeyiz. Bir milli şahlanış sürecindeyiz. Türkiye’miz gerektiğinde oyun kuran, gerektiğinde oyunu bozan, adaletsizliklere boyun eğmeyen güçlü bir siyasi duruş sergiliyor. Her zaman söylediğim bir hususu burada sizlere tekrar ifade etmek isterim.
*Bir ülkenin kahramanları hep vardır. Bu topraklar, askerinden öğretmenine, bilim insanlarından meclisine, askerinden istihbaratçısına, hayatın her alanında, her dönem farklı kahramanlar çıkarmıştır. Bizler zor zamanlarda ortaya çıkan liderler sayesinde, güçlüklerin geride bırakılmasına ve yeni dönemlere yelken açılmasına tarih boyunca defalarca şahitlik etmiş bir milletiz.
*Son 21 yılda Türkiye’mizin hangi noktadan nereye geldiğini, nasıl bir sıçrama kaydettiğini, hepimiz gayet iyi biliyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki güçlü Türkiye artık hakikaten sadece bölgesinde değil, uluslararası düzeyde de önemli bir aktöre dönüşmüştür.
*Bildiğiniz gibi 21 yıldır, bildiğiniz veya bilmediğiniz işin doğası gereği, birçok cephede görev almış bir kardeşiniz olarak, Sayın Cumhurbaşkanımızın, devletimiz ve milletimiz için, gece gündüz nasıl mücadele ettiğine, nasıl çalıştığına yakinen şahitlik etmiş biriyim. Türkiye’de siyasetin ve toplumsal hayatın her alanındaki vesayet zincirlerinin kırılması Sayın Cumhurbaşkanımızın azmi ve kararlılığıyla mümkün olmuştur.
“TÜRKİYE HER ALANDA ÇAĞ ATLADI”
*Son 21 yılda terörle mücadelede ve Milli Güvenlik Sistemimizde daha önce eşi benzeri görülmemiş başarılara imza attık. Türkiye her alanda sözcüğün tam anlamıyla çağ atladı. Savunma Sanayinde yüzde 20 olan yerlilik ve millilik oranını yüzde 80’lere taşıdık. Küresel savunma ürünleri ihracatı endekslerinde rekor kıracak noktalara geldik.
*Milletimizin teveccühü ile hayata geçirdiğimiz politikalar ve stratejiler vasıtasıyla, her alanda çıtayı yükselterek ve refah seviyemizi arttırarak çok şükür yepyeni bir çığır açtık. Milletimizin refah, huzur ve güvenliğini artırırken, gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizi de ihmal etmedik. Şükürler olsun ki icraatımızın ve çalışmalarımızın semerelerini de alıyoruz. Dünyada krizlerin, çatışmaların, hatta savaşların artma eğiliminde olduğu bir dönemdeyiz.
*Milli menfaatlerimizi korumak için gidişatı iyi ve doğru okumamız gerekiyor. Mevcut dünya düzeni, küresel adaletsizlikle, krizlerle, savaşlarla baş edemiyor. Kendini güncellemeyen mevcut sistem, yaşanan sorunların da kaynağı haline gelmiş durumdadır. Mevcut sistemin acizliği Gazze’de tamamen ifşa olmuştur.
*İsrail’in mezalimine seyirci kalan bu sistem, Ukrayna’daki savaşı da engelleyemiyor. Tersine teşvik ediyor. Bu sistem bırakın adaleti tesis etmeyi, küresel düzeydeki eşitsizlikleri daha da derinleştiriyor. Hegemon güçler sadece emperyal gündemleriyle meşgul oluyorlar. Terör örgütlerini, vekil örgütleri ve diğer yerel vesayet unsurlarını, taşeron olarak kullanmaya devam ediyorlar.
“TÜRKİYE ÖNCÜ ROL ÜSTLENMİŞ DURUMDADIR”
Konuşmasında, MİT Başkanlığı dönemindeki çalışmalarından örnek vererek, terörle mücadelede gelinen noktaya da değinen Fidan, şunları söyledi:
*Ülkemiz üzerinde oynanmaya çalışılan oyunların tümünü Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hamdolsun boşa çıkardık. MİT’teki görevim sırasında arkadaşlarımızla geliştirdiğimiz kendi aramızda bir konsept vardı. Terörle mücadeleyle alakalı. Sadece karşımıza çıkan teröristle uğraşmayacağız, peşine düştüğümüz teröristleri yakalayıp gerekeni yapacağız diye.
*Öyle de yaptık. Dış politikamıza bunu uyguladığımız zaman, sadece önümüze çıkan tehditlerle değil, aynı zamanda ülkemiz için gerekli olan fırsatları, imkanları, milli menfaatleri, dünyanın neresinde olursa olsun bulup elde edeceğiz. Sadece uluslararası sistemin önümüze çıkardığı engellerle vaktimizi harcamayacağız, mücadele ederken, ülkemiz için, milletimiz için, bölgemiz için iyi olanın da peşinden koşacağız.
*Fırsatların da peşinden koşacağız. İşte bu yüzden Türkiye artan imkan ve kabiliyetleriyle, adalet ve vicdan temelinde yeni bir dünya düzeni kurulması için öncü rol üstlenmiş durumdadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın, ‘Dünya 5’ten büyüktür’ söyleminin, dünyanın her köşesinde karşılık bulması asla boşuna değil.
*Türkiye artık oyun kuran, gerektiğinde oyun değiştiren bir ülkedir. Bunu terörle mücadele stratejimizde de görüyoruz. Hükümetimizle, askerimizle, güvenlik güçlerimizle, terörle mücadelede son 21 yılda kaydedilen mesafe apaçık ortadadır. Terör illetini sadece ülkemizden değil, sınır ötemizden de temizleme çabalarımız tüm hızıyla devam ediyor.
“IRAKLI KARDEŞLERİMİZLE İŞ BİRLİĞİMİZ DEVAM EDECEK”
Terörle mücadelede Irak’la yapılacak iş birliğine ilişkin de açıklamalarda bulunan Bakan Fidan, “Geçtiğimiz günlerde Milli Savunma Bakanımız ve MİT Başkanımızla Bağdat’taydık. Hem kendi sınırlarımız içinde, hem sınırlarımız dışında terörist unsurları temizleme irademizi Iraklı mevkidaşlarımızla paylaştık. Onlardan da bu konuda bizimle birlikte ortak hareket edeceklerine dair söz aldık. PKK’nın, Irak’ın çıkarlarına aykırı hareket eden ve orada da müsaade edilmemesi gereken bir örgüt olduğunu, ilk defa bu süreç sayesinde muhataplarımız kabul ettiler. Iraklı kardeşlerimizle iş birliğimiz ve koordinasyon toplantılarımız önümüzdeki süreçte de devam edecek” dedi.
“OYUN BOZUCULUK, LİDERLİK VE DURUŞ GEREKTİRİYOR”
31 Mart’ta yapılacak yerel seçimleri işaret eden Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, şunları söyledi;
*Oyun bozuculuk, liderlik ve duruş gerektiriyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik vizyonuyla, bu milletin zaten var olan kahramanlarını, evlatlarını, ez cümle bütün neferlerini büyük bir dava etrafında birleştirdi. Bursa, Kayı Boyu’na ev sahipliği yapmış, Osmanlı Devleti’ne de başkentlik yapmış bir şehir.
*Mudanyalı kardeşlerimiz, kahraman liderlere, cengaverlere, vizyoner devlet adamlarına son derece aşikardır. Bunun en önemli işaretlerinden biri de son 21 yılda, Sayın Cumhurbaşkanımıza ve belediye başkanlığı görevini yürüten diğer dava arkadaşlarımıza gösterilen sonsuz güvendir.
*Şimdi söz sırası sizde. Biliyorsunuz uzun yıllardır Bursa’mıza var gücüyle hizmet eden Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Alinur Bey tekrar aday. Bu emaneti inşallah tekrar kendisine tevdi edeceğinize canı gönülden inanıyorum. Az önce lansmanını dinlediğimiz genç, dinamik ve enerjik kardeşimiz Gökhan Dinçer de inşallah sizin teveccühünüzle bu emaneti layığıyla taşıyacaktır.
*Buna da inancımız, güvenimiz tamdır. Benden önce konuşmacı olan Mustafa Bey, çok önemli bir konunun altını çizdi. İlçe belediye başkanları, büyükşehir belediyesiyle, büyükşehrin merkez hükümetle olan ilişkisi, koordinasyonu ve uyumu, gerçekten vatandaşımıza en ideal hizmetin götürülmesinde kilit hususlardan biridir.
*Diğeri ise büyük bir samimiyetle, ihlasla, enerjiyle, öngörüyle vizyonla çalışmadır ki ben bunu Gökhan kardeşimizde görüyorum. Ben tekrar sizlerin sağduyunuz, hizmet, hikmet ve irfanınızla doğru tercihi yapacağınıza yürekten inanıyorum.
]]>Güney Darfur Eyaletine bağlı Nyala kentinde bulunan Kalma Kampında yaşayan Fevri, “Darfur’daki mülteci kamplarında yaşayan çocukların açlığını giderecek ağaç yaprakları ve çekirge bile kalmadı.” dedi.
ÇEKİRGE VE AĞAÇ YAPRAĞI DA KALMADI
Çocukların meşe palamudu yaprakları ile çekirgeden yapılan çorbayla beslendiğine dikkati çeken Ferzi, “Kadınlar çocuklara çorba hazırlamak için meşe palamudu olmak üzere ağaç yapraklarını getirip ateşin üzerine koyarlardı, ayrıca yemeleri için çekirge tutarlardı, artık bunların hiçbiri kalmadı.” ifadelerini kullandı.
Fevri, Birleşmiş Milletler-Afrika Birliği Darfur Ortak Barış Gücünün (UNAMID) Darfur’dan çekilmesiyle birlikte öldürme ve tecavüz olaylarının bölgede kol gezmeye başladığına dikkati çekerek, kadınların tecavüz, erkeklerin de öldürülme korkusuyla kamplardan artık ayrılamadığını, bu nedenle de artık ağaç yaprakları ya da çekirge toplayamadıklarını vurguladı.
İnsanların açlıktan ölmeye başladıklarına işaret eden Fevri, “Birleşmiş Milletler de artık Darfur’da yok. UNAMID güçlerinin de Darfur’dan çıkmasına karşı çıktık. Ancak kimse bizi dinlemedi ne dünya devletleri ne uluslararası kuruluşlar ne de insan hakları kuruluşları.” ifadelerini kullandı.
“DÜNYA BİZİ, BİZİ ÖLDÜRENLERLE BAŞ BAŞA BIRAKTI”
Uluslararası toplumu Darfur’daki sığınmacı kamplarındaki trajik koşulları görmezden gelmekle eleştiren Fevri, “Dünya bizi, bizi öldürenlerle baş başa bıraktı ve kimse de yanımızda olmadı.” dedi.
Fevri, “Ancak biz pes etmedik ve hâlâ dünyaya bize yardım etmesi çağrısında bulunuyoruz.” ifadelerini kullandı.
Darfur’a yardım ulaşmaması konusunda öne sürülen gerekçelerin kabul edilemez olduğuna vurgu yapan Fevri, “Yardım ulaştırmak için yolların ve koridorların savaş nedeniyle güvensiz olduğunu belirten argümanları öne süren hiç kimse haklı değildir. İnsani yardımın ulaştırılabilmesi için mutlaka yollar vardır.” dedi.
Fevri, “20 yılı aşkın süredir bu acıları yaşıyoruz. Tüm dünya bizi ölüme terk etti. Biz insanız, bizi böyle bırakamazlar. Biz insanız ve dünyanın bizi kurtarması gerekiyor. Başta çocuklar, kadınlar ve yaşlılara olmak üzere bize yardım edilmesini istiyoruz.” dedi.
Hamile kadınların durumunu ifade edecek söz bulamadığını, durumun tam bir felaket olduğunu belirten Fevri, bölgeye yardım ulaşmazsa ölümü beklemekten başka bir seçenekleri olmadığını belirtti.
Yaklaşık bir yıldır hiç yardım almadıklarını ifade eden Fevri, kamplarda daha önce alınmış uluslararası yardımlarla yetinilmeye çalışıldığını söyledi.
Seslerini duyan ve vicdanı olan herkesten hayatta kalabilmeleri için harekete geçmelerini, kendilerine yardım eli uzatmalarını isteyen Fevri, şu ifadeleri kullandı:
“Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar ölüyor. Elimizden hiçbir şey gelmiyor. Durum felaket, güvenlik yok. Kamplardan dışarı çıkamıyoruz. BM ve dünya Darfur kamplarındaki durumu biliyor. Aslında bir uyarıya ihtiyaçları da yok.”
Sudan hükümeti geçen hafta BM’ye, insani yardım girişi için Çad’dan el-Faşer’e açılan sınır kapısının kullanılmasına ve ihtiyaç halinde Mısır ile Güney Sudan’dan uçuşlar gerçekleştirilebileceğine onay verildiğini bildirmişti.
BM-Afrika Birliği Darfur Ortak Barış Gücünün (UNAMID) 13 yıldır görev yaptığı ve 2021 yılında çekildiği bölgeye hükümet, ortak askeri güç sevk etmeye başlamış ancak sorun çözülmemişti.
Darfur’daki beş eyaletin başkentlerinden dördü, Kuzey Darfur eyaleti ile başkenti el-Faşer’i kontrol eden ordu güçleriyle yaklaşık bir yıldır savaş yürüten Hızlı Destek Güçlerinin kontrolü altında bulunuyor.
HDK tarafından kontrol edilen Nyala kentinde bulunan Kalma Kampı, iç savaşın başlamasıyla birlikte sayısı 90 binden fazla olduğu tahmin edilen sığınmacılarla dolu en büyük kamplardan biri.
DÜNYADAKİ EN BÜYÜK AÇLIK KRİZİNİN YAŞANABİLECEĞİ UYARISI
Sudan’ın Darfur bölgesindeki açlık oranına ilişkin uluslararası ve yerel düzeyde herhangi bir veri ya da rapor bulunmuyor. Ancak Dünya Gıda Programı, 6 Mart’ta yaptığı açıklamada, Sudan’da yaklaşık 11 aydır devam eden çatışmalar nedeniyle dünyadaki en büyük açlık krizinin yaşanabileceği uyarısında bulunmuştu.
Dünya Gıda Programı’nın 5 Şubat’taki son raporuna göre, yaklaşık 18 milyon Sudanlı akut gıda güvensizliği yaşıyor ve bunların 5 milyonu açlığın eşiğinde.
ÇATIŞMALAR SÜRÜYOR
Ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında Nisan 2023 ortasında çatışmaların başladığı Sudan’da, uluslararası toplumdan gelen ateşkes çağrılarına rağmen taraflar arasında ramazan ayının ilk günlerinde birçok kentte çatışmalar yaşanmıştı.
Birleşmiş Milletlerin (BM) ramazanda ateşkes çağrısına rağmen Sudan Ordu Komutan Yardımcısı Korgeneral Yasir el-Ata, ramazanda ateşkes olmayacağını açıklamıştı.
HDK’nin başkent Hartum’un yanı sıra batıdaki Darfur ve Kurdufan eyaletleri ile ülkenin orta kesimindeki Beyaz Nil’de kontrol ettiği yerlerden çekilmesi durumunda bir ateşkes ya da müzakereden bahsedilebileceğini ifade eden Ata, Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ın kendisiyle bu konuda iletişim kuran taraflara “değeri, ahlakı ve dini olmayan bir grupla ateşkes olmayacağını” söylediğini kaydetmişti.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde (BMGK) 10 Mart’ta, Sudan’da ramazan boyunca ateşkes yapılmasına ilişkin karar tasarısı kabul edilmişti.
HDK’den yapılan açıklamada da “Kutsal ramazan ayı boyunca Sudan’daki düşmanlıkların durdurulması çağrısında bulunan BMGK’nin kararını memnuniyetle karşılıyoruz.” ifadesi kullanılmıştı.
Sudan Dışişleri Bakanlığı da BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in ramazan ayı boyunca ülkedeki “düşmanlıkları” durdurma çağrısını memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı.
SUDAN’DAKİ İÇ SAVAŞ
Sudan’da Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan komutasındaki ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK), Aralık 2018’deki halk ayaklanması sonrasında yönetimi ele geçirip, yaklaşık 30 yıl iktidarda kalan Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir’in Nisan 2019’da devrilmesinin ardından sivillerin katılımıyla oluşturulan hükümette yer almış, 2021’de ise sivil hükümete karşı birlikte darbe düzenlemişti.
Ordu ve HDK’nin, askeri ve güvenlik reformu kapsamında HDK’nin orduya entegrasyonu meselesinde anlaşmazlığa düşmesinin ardından 2023’ün nisan ayı ortasında iç savaş patlak vermişti.
Ülke o tarihten bu yana taraflar arasında şiddetli çatışmalara sahne oluyor.
BM’ye göre, dünyanın en büyük yerinden edilme krizinin yaşandığı Sudan’daki çatışmalar sonucu 13 binden fazla kişi hayatını kaybetti, 6 milyon kişi ülke içinde başka şehirlere, 1,7 milyon kişi çevre ülkelere kaçtı.
]]>Muhabirlerin sorularını yanıtlayan Kurnaz, dünyanın genel ikliminin El Nino ve La Nina hava olaylarıyla çok yakından alakalı olduğunu kaydetti.
Pasifik Okyanusu’nun dünyanın yaklaşık yarısını kapladığını ve El Nino’nun bu suların normalden sıcak, La Nina’nın ise normalden serin olmasını sağladığını anlatan Kurnaz, “Bu nedenle bu sular sıcak olursa dünyanın ortalama sıcaklığı da artıyor, yani sadece orası sıcak olduğu için ortalama artmıyor. Oranın sıcak olması dünyada geri kalan her yerin sıcaklığının biraz daha yükselmesine neden oluyor.” dedi.
İklim değişikliğinin sıcaklıkların devamlı artmasına neden olduğunu, sıcaklıkların El Nino senelerinde daha fazla, La Nina senelerinde ise biraz daha az arttığını belirten Kurnaz, şöyle devam etti:
“Dünya geçen sene haziran ayında El Nino dönemine girdi, dolayısıyla temmuz ayının başından itibaren bütün dünya ısındı ve yaşadığımız her ay, tarihte yaşadığımız en sıcak ay oldu. Bu da doğal olarak geçirdiğimiz kışı, en sıcak kış yaptı. Aralık, ocak ve şubat ayları dünyada geçirdiğimiz en sıcak kış oldu, muhtemelen mart, nisan ve mayıs da en sıcak ilkbahar mevsimi olacak.”
El Nino etkisinin mayıs ayı sonunda etkisini kaybedeceği öngörüsünü paylaşan Kurnaz, daha sonra sıcaklıkların biraz daha azalacağını, gelecek yaz mevsiminin 2023 yazı kadar sıcak olmayacağını ve geçen seneki gibi rekorlar görülmeyeceğini ifade etti.
Isınmada asıl faktörün iklim değişikliği olduğunun altını çizen Kurnaz, “İklim değişikliği dünyayı zaten ısıtıyor, düzenli bir şekilde yukarı doğru giden bir eğri var. Bu eğrinin üzerinde bazen biraz daha yüksek, bazen biraz daha düşük olarak, sıcaklıklar dalgalanıyor. Bundan 6 sene sonranın La Nina sıcaklıkları, bu senenin El Nino sıcaklıkları kadar olabilir.” değerlendirmesinde bulundu.
KIŞ KURAKLIĞI
Ocak ve şubatta Türkiye’de ciddi kış kuraklığı görülmediğini, dünyada da tablonun benzer olduğunu aktaran Kurnaz, “Her 1 derece sıcaklık artışı, düşen yağış miktarını yüzde 7 artırır. ‘Bütün dünyada kuraklık’ diye bir kavram yoktur. Amerika’nın batı kesimleri çok ciddi yağış aldı, ama 2 sene önce susuzluk alarmı içindelerdi. Onun için bir tarafta çok yağış olan bir zamanda, başka bir tarafta tablo çok farklı olabilir, bu normal.” diye konuştu.
Kış kuraklığını, mevsim normallerinin altında düşen yağış miktarı şeklinde tanımlayan Kurnaz, şu görüşleri paylaştı:
“Türkiye’de aralık ve ocak ayları oldukça yağışlı geçti. Şubatta ve şimdiye kadar martta çok fazla yağış görmedik, bu çok beklediğimiz bir şey değil ama hiç olmayan bir şey de değil. Ama bu yazın sonunda itibaren El Nino etkisini kaybedip La Nina geldiğinde eylül, ekim ve kasım ayları nispeten daha az yağışlı geçecek gibi duruyor. Gelecek sonbahar ve kış, yağışlar azalabilir, bunun için de hazırlıklı olmamız gerekiyor ama bu ‘kuraklık’ demek değil.”
Tarımda ihtiyaç duyulan yağışların esasında mart ve nisan yağışları olduğunu işaret eden Kurnaz, şubat ayı boyunca Türkiye’nin hiçbir bölgesine yeterli yağış düşmediğini, bunun mart boyunca sürmesi ve nisan ayına sarkması durumunda Türkiye’de tarım sektöründe ciddi sorunlar yaşanabileceği uyarısında bulundu. Kurnaz, “Kış kuraklığı yaşamadık ama bahar kuraklığı tarımı etkileyecektir.” sözlerini sarf etti.
1,5 DERECE HEDEFİ
Paris Anlaşması’nda küresel ısınmayı sınırlamak için belirlenen 1,5 derece hedefinin son 12 ayda aşıldığını ancak bu hedefin kalıcı olarak aşıldığını söylemek için henüz erken olduğunu bildiren Kurnaz, sözlerini şöyle tamamladı:
“Her yıl 1,5 derecenin üzerinde ısınma yaşandığında 1,5 derece hedefinin aşıldığı söylenebilir. Şu anda son 12 ayın sıcaklığı 1,5 derecenin üzerinde. Haziran ya da temmuz ayı birazcık normalin hafif çevresinde olursa rakam 1,48’e düşebilir. Bu yüzden 1,5 derece hedefinin aşılması bugün, yarın olacak şeyler değil. Önümüzdeki 3-5 yıl içinde aşılacak, her ayın ortalaması 1,5 derece sıcak olacak ki ‘kalıcı olarak aşıldı’ diyebilelim. Bunu demek için daha birkaç sene var.”
]]>Federasyonlar ve kulüplerin mesajları şöyle;
TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU
“Varlıklarıyla dünyamızı aydınlatan, maharetli elleriyle hayatı güzelleştirerek yaşama anlam katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz.
Bu anlamlı gün vesilesiyle tüm kadın futbolcularımızın, antrenörlerimizin, teknik direktörlerimizin, hakemlerimizin, profesyonel ve gönüllü kadın çalışanlarımızın, yöneticilerimizin, futbola güzellik katan tüm kadın futbolseverin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ederiz.”
BASKETBOL FEDERASYONU
“8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesini destekliyorum. Kadınların hayatta eşit şartlarda var olması, bir ülkenin gelişmesi için en önemli faktörlerden biridir. Potansiyellerini tam olarak ortaya çıkarabilmeleri, daha adil ve kapsayıcı bir dünya için vazgeçilmezdir.
Kadınların spor yapma hakkının savunulması, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve kadınların her anlamda güçlenmesi açısından önemlidir. Biliyoruz ki sporun hem fiziksel hem de bireysel gelişimlerine sunduğu katkıyla genç kızlarımız, özgüveni yüksek ve rekabetçi bireyler olarak yetişecek, gelecekte de hepimizi gururlandıracaktır. Türk basketbolundaki kadınların kararlılığı ve başarıları, genç kızlara ilham kaynağı olmaya devam etmektedir. Bu başarılar, kadınların toplumda daha güçlü ve etkili bir konuma gelmesine katkı sağlamaktadır.
Türk basketboluna oyuncu, antrenör, hakem ve yönetici olarak emek vermiş kadınlarımıza bir kez daha teşekkürlerimi sunar, başta annem, eşim ve kızlarım olmak üzere bütün kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlarım.”
BEŞİKTAŞ KULÜBÜ
“Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlu Olsun
Yıl 1857… ABD’nin New York kentinde kırk bin dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak Mart’ın 8’inde polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda yüz yirmi dokuz kadın işçi can verdi.
İşçilerin cenaze törenine on bini aşkın kişi katıldı. İlerleyen yıllarda 8 Mart, ‘Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ ilan edildi.
Ülkemizde maalesef kadınlar, oldukça zor şartlarda yaşamını sürdürüyor. Hal böyle olunca Türk spor tarihi de bu ülkede kadınların spor yapabilmek için nelere katlandıklarının örnekleriyle dolu. Ancak Türkiye’nin en eski kulübü olma özelliğinden de kaynaklı olarak, kadınların spor yapma olanağı bulduğu kulüplerin başında Beşiktaş JK gelmektedir.
Kulübümüz, tarihinin ilk kadın sporcularını “Eskrim Şubesi”nde yetiştirerek lisansiye yapmıştır. Suat Fetgeri, Halet Çambel ve Neriman’dan oluşan Beşiktaş Kadın Eskrim Takımı, 1930’lu yıllarda müteaddit defalar İstanbul ile Türkiye şampiyonluklarına isimlerini yazdırarak, Beşiktaşımıza büyük onur kazandırmışlardır. Bu üçlü gruptan Suat Fetgeri ile Halet Çambel, milli forma ile de müsabakalar yapmışlar ayrıca 1936 Berlin Olimpiyat Oyunları’nda da ülkemizi temsil ederek, Olimpiyat Oyunları’na iştirak eden ilk Türk kadın sporcuları unvanını kazanmışlardır. Sporu bıraktıktan sonra uzun yıllar üniversitelerde öğretim üyesi olarak da görev yapan Halet Çambel, aynı zamanda Türkiye’nin ilk kadın profesörü unvanı ile de bilinmektedir. Kulübümüz, tarihimiz boyunca faaliyet gösterdiği branşlarda kadın sporcular yetiştirmiş, yetiştirmeye devam etmektedir.
Tarihimiz boyunca; yönetici, sporcu, çalışan ve taraftar olarak Camiamızın en önemli güçlerinden birisi olan kadınlarımıza, Beşiktaşımıza verdikleri emekler için şükranlarımızı sunuyoruz.
Dünyadaki tüm emekçi kadınların ve Beşiktaşlı kadınların 8 Mart’ı kutlu olsun!”
GALATASARAY KULÜBÜ
“Kadın-erkek eşit ve yarınlar bu eşitlikle sağlam. Yaşamı güzelleştiren cömert emeklerinize değer biçilemez. Yüzünüzdeki aydınlık, kalbinizdeki neşe daim olsun; 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun.”
FENERBAHÇE KULÜBÜ
“Hayata dair her anda, yaşamın her alanında kadınlar ve kız çocuklarının özgürce yer alabilmesi için ‘sorumluluğumuz var’ diyerek Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor;
Ülkemizin ve Fenerbahçemizin dününde, bugününde ve geleceğinde, kadınlar ve kız çocuklarının ne kadar önemli bir yeri olduğunu biliyoruz.
Bugün, bir kez daha, şanlı formamıza ve gurur dolu armamıza hizmet eden kadın sporcularımıza teşekkür ediyor;
Yarınlarımızın özgür ve özgüvenli kız çocukları ve kadınların varlığıyla umut dolu olduğunu vurguluyoruz. Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun.”
HATAYSPOR
“Tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!”
GAZİANTEP FK
“8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun! Fedakârlıkları ve sevgi dolu yürekleriyle dünyamızı güzelleştiren, hayatımıza kattıkları değerle daima başımızın tacı olan tüm kadınlarımıza sağlık, başarı ve mutluluk dileriz.”
EYÜPSPOR
“Dünyanın kadınlar için daha adil, eşit ve özgür bir yer haline gelmesi dileğiyle, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun!”
ANKARAGÜCÜ
“Tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!”
İSTANBULSPOR
“Daha mutlu ve eşit bir dünya için 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlarız!”
SİVASSPOR
“8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun”
FATİH KARAGÜMRÜK
“8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun”
]]>8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ MESAJLARI
Dünyayı güzelleştiren tüm kadınlara, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!
Hayatımızdaki her alanda varlık gösteren, ilham veren ve güçlendiren tüm kadınların günü kutlu olsun!
Eşitlik ve özgürlük yolunda mücadele eden tüm cesur kadınlara selam olsun!
Bugün, her zamankinden daha fazla birlik ve dayanışmaya ihtiyacımız var. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!
Kadınların gücüyle daha güzel bir dünya inşa edeceğimize inanıyoruz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!
Kadınlar, dünyanın yarısını değil, tamamını oluşturur. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!
Kadınların özgürlüğü, tüm insanlığın özgürlüğüdür. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!
Eşitlik ve adalet için mücadele eden tüm kadınların sesi olmaya devam edeceğiz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!
Kadınların gücüyle daha parlak bir geleceğe doğru ilerleyeceğiz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!
Bugün, sadece bir gün değil, her gün kadınların günüdür. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!

ANNEYE, EŞE, SEVGİLİYE, ARKADAŞA 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ MESAJLARI
Sevgili annem, her zaman yanımda olduğun ve bana inandığın için teşekkür ederim. Dünya Kadınlar Günü’n kutlu olsun!
Canım eşim, hayatımı güzelleştirdiğin ve bana her zaman destek olduğun için teşekkür ederim. Dünya Kadınlar Günü’n kutlu olsun!
Değerli kız kardeşim, her zaman yanımda olduğun ve bana güvendiğin için teşekkür ederim. Dünya Kadınlar Günü’n kutlu olsun!
Sevgili arkadaşım, her zaman beni motive ettiğin ve bana ilham verdiğin için teşekkür ederim. Dünya Kadınlar Günü’n kutlu olsun!
Güçlü ve ilham verici kadın rol modelin için sana minnettarım. Dünya Kadınlar Günü’n kutlu olsun!

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ NE ZAMAN?
Dünya Kadınlar Günü her yıl 8 Mart tarihinde kutlanır. 2024 yılında da Dünya Kadınlar Günü 8 Mart Cuma günü kutlanacak.
Bu özel günde, kadınların siyasi, sosyal ve ekonomik alanlarda elde ettiği başarılar kutlanır ve toplumsal cinsiyet eşitliği için farkındalık yaratılır.
DÜNYA KADINLAR GÜNÜ ÖNEMİ NEDİR?
Tarihsel Önem:
1857’de New York’ta tekstil işçilerinin greviyle başlayan ve kadın hakları mücadelesinin sembolü haline gelen bir gündür.
Kadınların oy hakkı, eğitim hakkı, çalışma hakkı gibi temel haklara kavuşması için verilen uzun mücadelenin anısına kutlanır.
Toplumsal Önem:
Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlenmesi için farkındalık yaratılmasını sağlar.
Kadınların karşılaştığı sorunlara ve ayrımcılığa dikkat çeker.
Farklı alanlarda başarılı olan kadınların görünürlüğünü artırır ve ilham kaynağı olur.
Kültürel Önem:
Kadınların toplumdaki değerini ve önemini vurgular.
Farklı kültürlerden ve geçmişlerden gelen kadınları bir araya getirir.
Kadın dayanışmasını ve birlikteliğini güçlendirir.
Politik Önem:
Kadın haklarının korunması ve geliştirilmesi için politik ve yasal düzenlemelerin yapılmasını teşvik eder.
Kadınların siyasi ve ekonomik hayatta daha fazla yer almasına katkıda bulunur.
Sürdürülebilir kalkınma ve barış için kadınların rolünü öne çıkarır.
Tarihçesi:
Dünya Kadınlar Günü’nün kökeni 19. yüzyıla kadar uzanır. 1857 yılında New York’ta tekstil işçilerinin daha iyi çalışma koşulları için başlattığı grev, bu özel günün ilk kıvılcımı olarak kabul edilir. O zamandan bu yana, dünya genelindeki kadınlar, oy hakkı, eğitim hakkı, çalışma hakkı gibi temel haklara kavuşmak için mücadele ettiler ve birçok önemli başarı elde ettiler.
Önemi:
Dünya Kadınlar Günü, sadece bir kutlama günü olmanın ötesinde, birçok açıdan büyük önem taşır:
Tarihi bir öneme sahiptir: Kadın hakları mücadelesinin sembolü olan bir gündür.
Toplumsal değişime katkıda bulunur: Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlenmesi için farkındalık yaratılmasını sağlar.
Kadınların karşılaştığı sorunlara dikkat çeker: Şiddet, ayrımcılık, yoksulluk gibi sorunlara karşı mücadeleyi teşvik eder.
Kadın dayanışmasını ve birlikteliğini güçlendirir: Farklı kültürlerden ve geçmişlerden gelen kadınları bir araya getirir.
Politik değişimleri teşvik eder: Kadın haklarının korunması ve geliştirilmesi için politik ve yasal düzenlemelerin yapılmasını teşvik eder.

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ NEDEN 8 MART’TA KUTLANIYOR?
8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.
26 – 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Martın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.
İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı ve değişen tarihlerde fakat her zaman ilkbaharda kutlanıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansında gerçekleşti. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde kutlanması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletlerinde de kutlanmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Martın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını kabul etti. Birleşmiş Milletlerin sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, kutlamanın New York’ta ölen işçilerin anısına yapıldığının yazılmamıştır.
TÜRKİYE’DE KADINLAR GÜNÜ
Türkiye’de 1921 tarihinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmaya başlandı. 1980 darbesi döneminde dört yıl kutlama yapılmadı. 1984’ten itibaren her geçen gün daha da geniş kitlelerle kutlanmaya devam ediliyor.
]]>Harika bir Hollywood adı son derece havalı bir izlenim bırakır. Akılda kalıcı bir isim, oyuncunun markasının büyük bir parçasıdır. Örneğin; yeni isimleriyle yarattıkları markalar tüm dünyada ünlü olan Marilyn Monroe’nun asıl adının Norma Jean Baker ya da John Wayne’inkinin Marion Robert Morrison olduğunu çoğu kişi bilmiyor.
Biraz gösteri dünyasına uyum sağlamak, biraz akılda kalıcı bir marka yaratmak… Nedeni ne olursa olsun ünlülerin çoğu, gerçek ismi yerine bambaşka isimlerle karşımızda.
İşte tüm dünyanın tanıdığı ama aslında gerçek adlarını bile bilmediği o ünlüler…
KIRK DOUGLAS
Spartacus, Zafer Yolları (Paths of Glory), Denizin Altında 20.000 Fersah ve Güneş Batarken (The Last Sunset) gibi unutulmaz filmler de dahil olmak üzere 100’den fazla film ve televizyon şovunda rol aldı. 2020’deki vefatından önce Hollywood’un Altın Çağı’nın hayatta kalan son yıldızları arasındaydı.

Ayrıca, başka bir efsanevi aktör Michael Douglas’ın da babası…
Tüm dünyada ünlü olan oyuncu da gerçek adı Issur Danielovich’i bırakıp Kirk Douglas’ı tercih ederek ismini değiştirenler arasında.
AUDREY HEPBURN
Sinema dünyasının en asil, güzel ve bir yandan şirin isimlerinden biriydi. Roma Tatili ve Tiffany’de Kahvaltı gibi rol aldığı filmler klasikler arasına yerleşen Audrey Hepburn de gerçek adı Audrey Ruston yerine yeni bir ismi tercih edenlerden.

Kendinden önceki bir başka efsanevi oyuncu Katherine Hepburn ile hiçbir akrabalığı olmasa da sinema dünyasının ikonik ismi yine de Hepburn soyadını kullanmaktan kaçınmamış.
JOAQUIN PHOENIX
Bugünlerde Hollywood’un tartışmasız en başarılı isimlerinden biri de Joaquin Phoenix. Özellikle Joker filmindeki performansıyla dikkat çeken oyuncunun kullandığı isim ise aslında ailesi tarafından verilmiş.

Phoenix’e verilen ad Joaquin Rafael Bottom’du. Ailesi, o daha çocukken yeniden doğuşu ve yeniden icat etmeyi simgeleyen efsanevi kuşu onurlandırmak için soyadını “Phoenix” olarak değiştirdi.
LADY GAGA
Grammy ödüllü şarkıcı, A Star is Born ve House of Gucci gibi filmlerdeki muhteşem performansıyla oyunculuk dünyasına geçiş yaptı, hatta son zamanlarda da Joaquin Phoenix ile birlikte rol aldığı ve Joker filminin devamı Joker: Folie à Deux’da Harley Quinn karakterini canlandırıyor.

Gerçek adı Stefani Joanne Angelina Germanotta olan Lady Gaga, gerçek ismini son derece karizmatik bulsa da gösteri dünyası için oldukça uzun bir isim.
2006 yılında, kayıt stüdyosuna her girdiğinde, bir zamanlar yapımcı olan Rob Fusari, Queen’in “Radio Gaga” şarkısını söylüyor ve hatta bir gün ikili mesajlaşırken Radio Gaga, otomatik düzeltmede Lady Gaga olarak düzeltiliyor ve isim de bu şekilde ortaya çıkıyor.
WINONA RYDER
Edward Scissorhands, Heathers ve Beetlejuice’nin yıldızı Winona Ryder, 80’li ve 90’lı yılların en büyük yıldızları arasında yer alıyor.

İki kez Oscar adayı da olan Ryder, kariyerinde bir dönem gerileme yaşasa da Netflix’in popüler dizisi Stranger Things ile bu durumu atlatıp yeni nesle de kendini göstermeyi başaran nadir isimlerden.
Gösteri dünyasına genç yaşta giren oyuncu, çok daha havalı ve akılda kalıcı bir isim için gerçek adı Winona Laura Horowitz’i bırakmış.
NATALIE PORTMAN
Oscar ödüllü Natalie Portman; Leon, Black Swan, The Professional, Thor ve Star Wars gibi filmlerle kendini kanıtlamış isimlerden biri.

Tüm dünyada hem güzelliği hem de yeteneği ile hayranlara sahip olan Portman’ın gerçek adı ise Netali Herşlag.
VIN DIESEL
En iyi aksiyon yıldızlarından biri olan Vin Diesel, Hızlı ve Öfkeli serisinin de yüzü olarak biliniyor. Diesel rollerine fiziksellik ve sert adam imajı yaratarak dikkat çekiyor.

Belki de bu imaj da gerçek adı Mark Sinclair yerine Vin Diesel’i kullanmasının da etkisi vardır…
MEG RYAN
90’lı yıllarda Tom Hanks ile beraber rol aldığı Sevginin Bağladıkları (Sleepless in Seattle) ve Mesajınız Var (You’ve Got Mail), ayrıca; Frnsız Öpücüğü, Harry Sally ile Tanışınca gibi filmlerle romantik komedi kraliçesi sıfatını sonuna kadar hak etti.

Ancak bunca filmde rol alan oyuncunun ismi o kadar uzundu ki afişlere sığması pek de mümkün değildi. Bu yüzden de Margaret Mary Emily Anne Hyra yerine Meg Ryan olarak sinema dünyasında yerini aldı.
JAMIE FOXX
Oscar ödüllü oyuncu özellikle Ray ile kariyerinde bir parlama yakaladı.

Ünlü oyuncu film afişlerinde Jamie Foxx isminin çok daha iyi duracağını düşünmüş olsa gerek ki gerçek adı Eric Marlon Bishop’tan vazgeçebilmiş.
OLIVIA WILDE
Olivia Wilde, House’da Dr. Gregory House’un asistanı rolünde yer alırken kariyerinde sıçramalar yakalayarak yazarlık ve yönetmenlik gibi alanlara da geçti ve Dert Etme Sevgilim (Don’t Worry Darling) filmi ile dikkatleri çekti.

Gerçek adı Olivia Cockburn olan oyuncu da kariyerinin en başında çok daha kolay ve karizmatik bir isim seçmeyi tercih etmiş.
]]>SIRTIMIZI BİLİME DAYAYALIM
Ulusal ve uluslararası 100’den fazla ödül kazanıp, 500’ün üzerinde bilimsel eser yayınladı. 40’ı aşkın bilimsel araştırma projesi yönetti. Amerika Bilimin İlerletilmesi Organizasyonu, dünyadan 28 kişiyi aldığı Bilim Diplomasisi ve Liderlik Programı’na seçti. Önceki gün 2024 Yılı Türkiye İnovasyon ve Başarı Ödülleri’nde “Yılın Girişimci Lideri Ödülü kazandı. İYTE öğretim üyesi başına bilimsel yayında devlet üniversiteleri içinde son 5 yıldır Türkiye birincisi oldu. “Sırtımızı bilime dayayalım” diyen Prof. Yusuf Baran şöyle konuştu:
İÇİMİZDEN ATATÜRK ÇIKSA
“İnsanlar, ‘İçimizden bir Atatürk daha çıksa’ diyor. İçimizden bir Atatürk daha çıksa, onu aşağı çekeriz. Atatürk çıktığında sanki herkes ona, ‘Hadi arkandayız’ dedi. Atatürk, yaşamı boyunca içeride ve dışarıda mücadele etti. Yedi cihan kapımıza dayanmış, vatanımıza göz dikmişti. Vatan giderse aileniz, namusunuz, malınız, mülkünüz her şeyiniz gider. Mavi gözlü bir lider çıkıp, ‘Vatanımızı vermeyiz, özgürlüğümüzden asla vazgeçmeyiz’ dedi. Anadolu’da büyük bir özgürlük mücadelesi başlattı. Ayağında çarık heybesinde kuru ekmekle, özgürlük çağrısına Anadolu’nun yiğit evlatları koştu. ‘Savaş gemim, silahım yok’ diye kimse bahane uydurmadı.”
GENÇLERİ KEŞFETMELİYİZ
“O zaman da vatan için savaşan insanları beğenmeyen, dedikoducular vardı. 100 yıl sonra, bugün de yapılanı beğenmeyen, dedikoducular var. Çocuklarımıza, sınırsız, hiç kimsenin inanmadığı hayaller kurmayı ve hayallerinden vazgeçmemeyi öğretelim. Bu ülkede, her sene yüzlerce Atatürk, binlerce Mimar Sinan, Einstein doğuyor. Gençler iyi eğitimle, potansiyelleri keşfedilerek geleceğe hazırlanmalı. Bir ülkeyi ayağa kaldırmak ve yoksulluktan kurtarmak için tek reçete; Bilimsel eğitim, akıl ve liyakattir.”
YILLIK CİROSU 5 MİLYAR LİRA

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’ndeki Teknopark İzmir’in ihracatı 200 milyon dolar ve yıllık cirosu 5 milyar TL’yi aştı. 2023 ÜniAR Araştırması Öğrenci Memnuniyeti’nde Türkiye Birincilik Ödülü ve Rektör Performansı Değerlendirmesi’nde Altın Ödül kazandılar.
Yusuf Baran kimdir?

iLKOKULDA “BU OKUMAZ” DiYE EVE YOLLAMIŞLAR!
Ziraat teknisyeni Mehmet Vechettin Baran ve ev kadını Ayten Baran’ın 7 çocuğundan biri olarak 1977’de Batman’da doğdu. Babalarının tek memur maaşıyla okuyan 7 çocuk eczacı, doktor, bilim insanı, mühendis ve genetik bilimci çıktı. İlkokul 1. sınıfta “Bundan olmaz, okumaz” denilip eve gönderilen Yusuf Baran ise 16 yaşında üniversite kazandı. Lise ve üniversite yıllarında işçi olarak çalışıp okudu. Dicle Üniversitesi Biyoloji Öğretmenliği’ni bitirdi. YÖK’ün yaptığı Yüksek Lisans Eğitimi Sınavı’nda Türkiye birincisi olup, ODTÜ’de yüksek lisans ve doktora yaptı. 36 yaşında “Profesör” ünvanı aldı.
NATO bursuyla, ABD’deki Medical University of South Carolina’da okudu. 40’tan fazla bilimsel projede çalıştı. Dünya Ekonomik Forumu’nun akademik mükemmeliyet, topluma hizmet ve bilim ile dünyayı değiştirme potansiyeli olanlara verdiği, “Yılın Genç Bilim İnsanı Ödülü”nü kazandı. BM Dünya Bilimler Akademisi’nin 4 yılda bir dünyada 5 kişiye verdiği “Bilim Diplomasisi Ödülü”nü aldı. Kanser Moleküler Biyolojisi adlı bir kitabı var.
HURAFELERLE BOĞUŞUYORUZ

“1015’li yıllarda dünyada güney yarımküre, eğitim, bilim, astronomi ve felsefeyle ilgilenirken, kuzey yarımküre hurafelerle, savaşlarla ve çatışmalarla boğuştu. Son bin yılda bilim, güney yarım küreden kuzey yarım küreye göçtü. Doğu, Türkiye’den başlar. Doğu, 500 yıldır oturuyor. Bilimi terk ettiğimiz için bizim kucağımız-
da hurafeler ve savaşlar kaldı.”
İMPARATORLUKLAR NEREDE?
“İnsanlık tarihinin en güçlü canlısı dinozorlar, 360 milyon yıl yaşayıp 160 milyon yıl önce soyu tükendi. 110 milyon yıldır var olan karıncalar hâlâ var. ‘Ben çok büyüğüm, güçlüyüm’ demek çok yanlış. Roma, Selçuklu, Osmanlı imparatorlukları nerede? Alt alta koyduğumuzda tüm imparatorlukların yıkılma nedeni, eğitim ve liyakatten uzaklaşmalarıdır. Kanser bilimi, kök hücre çalışıyorum. Uygulanan bir ilacın kanser tedavisinde neden etkili olup olmadığını keşfettim. Kök hücreyle tavşanlarda boy uzattık. Türkiye’de ortalama 85 olan insan ömrü, 10 yıl içinde 10 yaş daha uzayacak. 1900’lü yıllarda ülkemizde ömür 40 yıldı. Bilim varsa ömrünüz de, boyunuz da uzuyor.”
YEDEK ORGAN ÜRETİYORUZ
“Alzhimer, demans gibi hastalıklar, ömür uzayınca çıktı. Ömür uzadı, vücut yoruldu. Kalp, gözler, böbrekler yetmedi. Bağışlanan organlar ihtiyacı karşılamadı. Laboratuvarlarda organ ürettik. Dünyanın en zengin insanı Rockefeller 99 yaşında öldüğünde vücudundaki 11 organı nakildi. Dünyanın geldiği nokta burası.”
TÜRKiYE BiLiME BAĞLANMALI

“Doğu, batı, kuzey, güney, Akdeniz, Karadeniz, İslam ve Hristiyan dünyası arasında Türkiye köprüdür. Dünya barışı ve insanlığın ortak aydınlık geleceği için çok çalışmalıyız. Türkiye’yi bilim, eğitim ve bilim insanları üzerinden dünyaya bağlamamız gerekiyor. Bilim diplomatıyım. Birçok devlet başkanıyla konuştum. Hepsi çok zengin, çok eğitimli aile çocukları değildi. Ortak özellikleri, hayal kurup çok çalışmalarıydı. İnsanlar hayallerinizle dalga geçmiyorsa büyük hayaller kurmamışınızdır. Gençlerimize, hayal kurmayı ve küresel sorunların çözümüne odaklanmayı öğretmeliyiz.”
“AMA” DİYEN KAYBEDECEK
“Bilim insanı olarak söylüyorum 2100 yılına kadar dünyada her şey bugünkü gibi giderse küresel ısınma ve su sorunundan 1 milyar insan doğduğu topraklardan göç edecek. Bizi, bilimin dışında aynı masada toplayacak başka bir güç yok. ‘Ama’ diyen kaybedecek.Dünya Ekonomik Forumu, 2030 yılına kadar dünyanın en büyük 500 şirketinin 200’ünün yok olacağını ve 2030 yılında dünyanın en büyük şirketi olacak kuruluşun ise hâlâ kurulmadığı yazdı. Dünyadaki, bu baş döndüren değişimi görmeyenler gerileyecek.”
]]>Arıcı ve Özel’in göldeki performansı büyük beğeni topladı.
29 yaşında iken en yakın arkadaşını trafik kazası kaybetmesi sonucu hayatının en kötü dönemlerinden birini yaşarken hobi olarak başladığı buz pateninde birçok şampiyonluk elde eden 40 yaşındaki Naz Arıcı bu kez kendisi gibi birçok başarı elde eden Elif Sırma Özel ile birlikte Ardahan’ın işgalden kurtuluş törenleri için Çıldır ilçesine geldi.
Arıcı ve Özel, kışın yüzeyi tamamen buz tutan 123 kilometre kare alanı ile Doğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük tatlı su ve en büyük ikinci gölü olan deniz seviyesinden 1959 metre yükseklikteki Çıldır Gölü’nde ‘kurtuluş’ dansı yaptı.
Hava sıcaklığının sıfırın altında 3 dereceye kadar düştüğü gölde muhteşem bir performans sergileyen Arıcı ve Özel, izleyicilerin içini ısıttı.

Ardahan Belediye Başkanı Faruk Demir’in daveti üzerine Ardahan’a geldiklerini ve şehrin kurutuluş günü olan 23 Şubat’ta Çıldır Gölü’nde kurtuluş dansı yaptıklarını söyleyen milli sporcu Naz Arıcı şunları söyledi:
“Ardahan’ın değerlerinden olan Cılavuz Köy Enstitüsü mezunu Kazım Arıcı’nın torunu olarak atalarımın topraklarına davet edildiğim için çok duyguluyum. Çekilen belgesellerden büyükbabamın köy enstitüsü zamanlarında ve sonrasında arkadaşları ile Ardahan’a ve Türkiye’ye değer katmak için yokluk çekerek mücadelelerin verildiği yerlere gittim.
Çok duygulandım ve çok ağladım. Hissettiklerimin tarifi yok. Ardahan ve Ardahan halkı çok daha fazla değeri hak ediyor, iyi ki de gelmişim. Buradaki halk Atatürk’ün yolunda, aydın, cumhuriyetin bekçisi ve şehirlerini çok seviyorlar. Ayrıca çok misafirperver ve sevecenler. Gördüğümüz ilgiyi ve sevgiyi kelimelerle anlatmam mümkün değil. Ardahan kış sporlarına çok uygun bir şehir.
Buranın coğrafi konumu göz önünde bulundurularak bu şehrin değerlendirilmesi gerekiyor. Buz pateninde bir dünya şampiyonu olarak varlığım Ardahan’a ve Türkiye’ye armağan olsun. 1959 metre yükseklikte, sınırlar içerisinde olmadan, kalıplara girmeden buzda dans etmenin verdiği özgürlük hissini tattım. Bu da bize özgür olmanın ne kadar önemli olduğunu düşündürdü.”

Dünya üçüncüsü Elif Sırma Özel ise, “Ardahan’ı çok sevdim. Artık buralıyım diyebilirim. Buraya daha önce gelmeliymişim. Sayın Faruk Demir’e davetlerinden dolayı teşekkür ederim. Dünya harikası Çıldır Gölü’nde yaptığım buz pateni gösterisiyle halkla iç içe olmam paha biçilemezdi” diye konuştu.
Programın bir bölümünde de Arıcı ve Özel eski ses sanatçılarından olan Belediye Başkanı Faruk Demir’in çaldığı saz eşliğinde gösteri yaptı.
Arıcı ve Sırma’ya teşekkür eden Başkan Demir, “İki dünya şampiyonumuzu bu yıl kurtuluş törenlerinde ağırlıyoruz. Kışın yüzeyi tamamen buzla kaplanan Çıldır Gölü’ne çıkıp gösteri yaptılar. Ben de kısa bir süreliğine saz ve sözle eşlik ettim” dedi.
]]>Manisa programı kapsamında Organize Sanayi Bölgesi Toplantı Salonu’nda iş dünyası temsilcileriyle bir araya gelen Yılmaz, yaptığı konuşmada makroekonomik ölçekte dünya ve Türkiye’de yaşanan son gelişmeler hakkında değerlendirmede bulundu.
Dünyanın zor bir dönemden geçtiğini, büyüme ve küresel ticaretteki yavaşlamanın tarihsel ortalamaların altında kaldığını anlatan Yılmaz, Türkiye’nin geçen yıl meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin yaralarını sararken bir yandan da kuzey ve güneyde jeopolitik gerilimler yaşandığını hatırlattı.
Yılmaz, Türkiye’nin böyle bir ortamda bile ekonomik olarak büyümeye ve gelişmeye devam ettiğine dikkati çekerek, Türkiye ekonomisinin dünya ortalamalarının üzerinde büyüme kaydettiğini, 2023’ün ilk 3 çeyreğinde yüzde 4,7 büyümeye ulaşıldığını söyledi.
Son çeyrek verilerinin henüz yayımlanmadığını ancak bu çeyrekteki büyüme oranı yüzde 3,7 olsa dahi Orta Vadeli Program’daki yüzde 4,4 hedefinin yakalanacağını bildiren Yılmaz, kişi başına düşen milli gelirin 13 bin dolara yakın seviyeye çıkmasını beklediklerini aktardı.
‘RESESYONA DÜŞMEDEN ENFLASYONLA MÜCADELE TEMEL ÖNCELİK’
Yılmaz, Türkiye’nin reel ekonomide iyi bir performans sergilediğini, resesyona düşmeden enflasyonla mücadelenin temel öncelikleri olduğunu, yılın ilk ayında yükselen enflasyonun sonraki aylarda kademeli, yıl ortasından sonra da belirgin şekilde düşmesini beklediklerini vurguladı.
Para ve maliye politikasındaki yapısal reformlarla enflasyonu kararlı bir şekilde düşüreceklerini dile getiren Yılmaz, şöyle konuştu:
“Bunun da özünü şu oluşturuyor; iç tasarruf oranlarımızı arttırmak, tüketimi daha sağlıklı bir seviyede sürdürmek. Tasarruf ederek arttırdığımız kaynakları ise üretken alanlara sevk etmek. Sanayileşme gibi, yatırımlar gibi alanlara bu kaynakları kanalize etmek, büyüme stratejimizin özünü oluşturuyor.
Enflasyonla mücadele ederken büyümeyi de sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Ama büyümenin kompozisyonunu değiştiriyoruz. Tüketim ağırlıklı bir büyüme değil, daha çok yatırım, ihracat, üretim ağırlıklı bir büyüme yapısı inşa ediyoruz.”
‘İHRACAT OVP HEDEFİNİN ÇOK AZ ALTINDA KALDI’
Cari dengede de iyileştirme çalışmalarının olumlu sonuçlarını aldıklarını ifade eden Yılmaz, 2024’de 60 milyon turist hedefinin gerçekleşeceğine inandığını belirtti.
Yılmaz, şöyle devam etti:
“Sermaye hareketlerinde 2022’de 13,7 milyar dolar bir çıkış olmuşken ülkemizden, 2023 yılında nette 8,34 milyar dolar bir sermaye girişinin gerçekleştiğini görüyoruz. Dış ticaretimize, ihracatımıza baktığımızda, ihracatımızın çoğunu sizler, sanayicilerimiz gerçekleştiriyor. 256 milyar doları yakaladık geçen yıl.
Dünyadaki talep koşulları olumsuz olduğu halde, birçok sıkıntılar yaşandığı halde, özellikle ihraç pazarımız olan Avrupa’da ciddi anlamda bir durgunluk olduğu halde ihracatçılarımız bunu başardılar. Sanayicilerimizi, ihracatçılarımızı tebrik ediyoruz. Gerçekten çok güzel bir performans. Tarihi bir seviyeyi de yakalamış olduk böylece. Orta Vadeli Programımızın çok az altında kaldı ama bu şartlarda çok önemli bir başarı olduğunu ifade etmek isterim. Bunu inşallah daha yüksek seviyelere taşıyacağız.”
İstihdam cephesinde ise aralık ayında gelen veriyle birlikte Türkiye’nin 2023 yılını tek haneli işsizlik oranıyla kapattığına işaret eden Yılmaz, Merkez Bankasının rezervlerinin güçlendiğini, bütçe disiplini konusunda kararlı bir şekilde yollarına devam ettiklerini anlattı.
Yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı desteklemeye devam ettiklerini hatırlatan Yılmaz, teknolojik içeriği yüksek, cari açığı düşürücü etkisi olan projelere önemli destekler vermeyi sürdürdüklerini, bu projelerin sonuçlanmasıyla Türkiye’nin üst orta gelir grubundan yüksek gelir grubuna yükseleceğini kaydetti.
]]>Reklam harcamalarında en büyük kalem olan televizyon harcamaları azalırken, sosyal medya fenomenleri için yapılan harcamalar dünya çapında hızla artıyor.
Şu anda dünya çapında yeni reklam türüne akan bütçeler 28 milyar doların üzerinde. Statista verilerine göre, bu rakamın 2028’e kadar 48 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Sosyal medya fenomenleri belirli hedef gruplara özenle çekilmiş ve dolayısıyla pahalı bir televizyon reklamından daha kesin ve hızlı bir şekilde ulaşıyor.
Pazar küçük olsa da güvenilirlikleri sayesinde sosyal medya fenomenleri halen aranan reklam ortakları arasında yer alıyor.
TEK KELİME ETMEDEN MİLYONLAR KAZANIYOR

Dünyada en tanınmış fenomenlerden biri olan Khabane Lame’nin 2,4 milyar beğeni için tek kelime etmesine gerek kalmıyor.
Dünyanın en büyük sosyal medya yıldızlarından olan Lame, gözlerini açıyor, kaşlarını çatıyor, omuzlarını kamburlaştırıyor ve kollarını sallıyor. Videoları ise genellikle 20 ila 40 saniye uzunluğunda.
Lame, internette taklitler yapıyor, garip şekilde tıraş olan veya çiçeklerini yanlış sulayan insanlarla dalga geçiyor. Lame’yi Tiktok’ta yaklaşık 162 milyon, Instagram’da 80 milyon ve YouTube’da 6,7 milyon kişi takip ediyor.
Lame, son olarak Torino’nun dışındaki bir kasaba olan Chivasso’daki bir fabrikada garson ve cam temizleyici olarak çalışıyordu. 2020 baharında karantina nedeniyle işini kaybedince videolar yayınlamaya başladı.
2022 yazında Amerikalı moda fenomeni Charli D’Amelio’yu geride bırakan Lame, dünyanın en büyük Tiktoker’ı oldu.
Bu arada 23 yaşındaki genç, gençlere yönelik iki çizgi roman yayınladı, Cannes Film Festivali’nde jüri üyeliği yaptı, makarna markası Barilla’nın tanıtımını gerçekleştirdi, kripto borsası Binance ve Alman moda şirketi Hugo Boss’un marka elçisi oldu.
GÖNDERİ BAŞINA 750 BİN DOLAR
Khabane Lame, artık sponsorlu videoları daha sık yayınlıyor. Fortune’un daha önce yayınladığı bir rapora göre, Lame, bir gönderi başına 750 bin dolara kadar para alıyor.
Rapora göre Hugo Boss, Lame’ye Milano Moda Haftası’nda modellik yapması ve bununla ilgili bir video yayınlaması için 450 bin dolar ödedi.
Hugo Boss miktar hakkında yorum yapmazken, son yıllarda şirket, pazarlamasını genç hedef gruplara açılacak şekilde yeniden düzenledi. Boss yetkilileri, bunu başarmak için “birçok farklı etkileyiciyle” çalıştıklarını ifade etti.
Boss için yeteneklerin seçilirken “markalarımızın değerlerini bünyesinde barındırmaları” çok önemli. Lame, Y kuşağı tarafından çok iyi karşılanıyor, mizahı “herkesin anladığı ve birçok insana hitap eden” bir dil olarak görülüyor.
Lame’nin hedef kitlesi ne analog ne de dijital versiyonda gazete okumuyor ve doğrusal televizyon izlemiyor, bunun yerine Tiktok ve Instagram’da geziniyor.
YAPAY ZEKA FENOMENLERİ
Gelecekte sosyal medyadaki gerçek fenomenlerin gerekli olup olmayacağı başka bir soru olarak öne çıkıyor.
Çinli dijital şirket Alibaba, yapay zekayı kullanarak sanal sosyal medya yıldızları yarattı.
Yapay zeka modeli, ünlü Tiktoker’ların videolarıyla beslendi ve onların danslarını ve hareketlerini aldatıcı derecede gerçekçi bir şekilde taklit edebiliyor. Zaten önde gelen bir yapay zeka fenomeni var: Aitana Lopez. Lopez’in Instagram profili 2023 Haziran’dan bu yana yayında.
Yapay zeka modelinin bugüne kadar 237 binden fazla takipçisi var ve yaratıcılarına göre ayda 1000 Euro kazanması bekleniyor.
]]>Toplantılar dünyanın dört bir yanından 3 bin katılımcıyı bir araya getirdi. Bunlar arasında 1600 iş insanı, 350 devlet başkanı ve bakan ile yüzlerce akademisyen, sivil toplum lideri ve girişimci yer aldı.
Her zamanki gibi yüksek konaklama ücretlerinin ve şampanyalı gece etkinliklerinin damga vurduğu etkinlik, dünyanın dört bir yanındaki elitleri bir araya getirdi.
Yüzlerce oturumda dünyanın geleceği üzerine tartışan kişiler; yapay zeka, jeopolitik gerginlikler gibi pek çok konu üzerinde tartışmalarda bulundu.
Dünya Ekonomik Forumu’nda yürütülen tartışmalardan öne çıkan başlıklar ise şöyle oldu:
JEOPOLİTİK GERİLİMLER DAMGA VURDU
Dünya Ekonomik Forumu bildirgesinde, “Bu yılki toplantı, son yılların en karmaşık jeopolitik ve jeoekonomik zemininde gerçekleşiyor. Bu da amaca yönelik ve etkili eylem ihtiyacını daha da önemli hale getiriyor” demişti.
Katar Maliye Bakanı, İsrail ile Hamas arasında devam eden çatışmanın tüm Orta Doğu ekonomisini yavaşlattığını söylerken, Arap devletleri, kalıcı barış sağlanmadıkça yeniden yapılanmaya fon sağlamayacaklarını açıkça belirttiler.
Denetim, Vergi ve Danışmanlık Hizmeti veren KPMG’nin ABD CEO’su Paul Knopp’a Davos’a gelirken verdiği bir röportajda, “Geçen yıl benim için en önemli konu ekonomi olurdu. Şu anda dünya çapında şok yaratabilecek jeopolitik endişeler konusunda biraz daha endişeliyim” dedi.
“Jeopoliitk gerilimler yüksek düzeyde bir endişeyi gerektiriyor” diyen Knopp, bu gerilimlerini, “Gazze Şeridi’nde yaşanan savaş, Kızıldeniz’de ve Süveyş Kanalı’nda yaşananlar ve bunların tedarik zincirlerini bozması, Ukrayna’daki savaşla ilgili devam eden endişeler ve enerji ile gıda güvenliği…” olarak sıraladı.
Liman işletmecisi DP World yetkilileri ise, Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’deki saldırılarının Asya’dan Avrupa’ya yapılan ticaretin maliyetini artıracağını söyledi.
ANA GÜNDEM: YAPAY ZEKA
Davos’ta bu yıl ana gündem, yapay zeka teknolojisinin geleceği oldu.
Salesforce CEO’su Marc Benioff, yapay zeka teknolojisindeki belirsizliklere ilişkin endişelerin ortasında, “Yapay Zeka Hiroşima’yı görmek istemiyoruz” dedi.
Yapay zeka uygulaması ChatGPT’yi geliştiren OpenAI’ın CEO’su Sam Altman, yapay zekanın “muazzam faydaları” olduğunu ancak potansiyel riskler konusunda dikkatli olunmamasının “çok kötü” sonuçlar doğurabileceğine dikkati çekti
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ GÜNDEME GELDİ
Davos’ta düzenlenen çeşitli panellerde iklim değişikliğinin insan sağlığını nasıl etkilediği konusunda artan farkındalığa dikkat çekildi.
Bunlardan birinde Brezilya Sağlık Bakanı Nisia Trindade Lima, sel ve aşırı yağışlarla birlikte gelen su ve sivrisinek kaynaklı hastalıklar; kuraklıkla birlikte gelebilecek yetersiz beslenme gibi endişelere dikkat çekti.
EKONOMİSTLER TAHMİNLERİNİ AÇIKLADI
Öte yandan ekonomistler arasında ekonomik koşulların geleceğine ilişkin bölünme gerçekleşti.
Üst düzey ekonomistler, küresel ekonominin, jeopolitik çekişmeler, sıkı finansman koşulları ve belirsizliklerle 2024’te zayıflayacağını tahmin etti..
Dünya Ekonomik Forumu’nun “Baş Ekonomist Görünüm Raporu 2024”, Davos’ta gerçekleştirilen WEF yıllık toplantısında açıklandı.
Raporda, küresel ekonomi için beklentilerin “durgun” olmaya devam ettiği belirtilerek, küresel ekonominin yüksek enflasyon sonrası sıkı finansal koşullar, jeopolitik anlaşmazlıklar ve yapay zeka (AI-YP) alanındaki hızlı ilerlemelerden kaynaklanan sıkıntılarla mücadeleye devam ettiği aktarıldı.
Başekonomistlerin yüzde 56’sı küresel ekonominin bu yıl zayıflamasını beklerken, yüzde 43’ü koşulların değişmeyeceğini veya küresel ekonominin daha güçlü büyüyeceğini öngördü.
]]>Haberlerde siyaset bilimcilerin görüşlerinden kehanetlere kadar pek çok farklı alandan öngörülere yer verilirken İngiltere’nin en çok satan gazetelerinden biri olan Daily Mail de yeni bir dünya savaşında dünya üzerindeki en güvenli noktaları belirledi.
3. Dünya Savaşı çıkarsa en güvenli yerler şu şekilde sıralandı:
ANTARKTİKA
Güvenli yerler listesi bir ülke ile değil, büyük bir kıta ile başlıyor.

Güzel manzaraları ve buzlu arazisiyle ünlü olsa da dünyanın en güney noktası olması nedeniyle olası bir Üçüncü Dünya Savaşı durumunda da savaşın pek de sıçrayabileceği bir nokta değil.
ARJANTİN
Arjantin, geçmişinde Falkland Adaları’nın egemenliği konusunda Birleşik Krallık ile çatışmalar yaşamış olsa Güney Amerika ülkesinin nükleer bir savaştan sonra kıtlıktan kurtulması en muhtemel yerlerden biri.

Araştırmalar, nükleer bombalar nedeniyle Güneş’in görünemez bir hale geleceğini ve bunun da kıtlığa ve mahsulün bozulmasına neden olabileceğini ortaya koyarken;Arjantin, buğday gibi dayanıklı mahsullerin bolluğu sayesinde çok daha güvenli bir bölge olarak düşünülüyor.
BHUTAN KRALLIĞI
21 Eylül 1971’de Birleşmiş Milletler’e katıldıktan sonra Butan, herhangi bir çatışma konusunda tarafsız olduğunu ilan etti.

Bu duruşla da ülkelerin ve bölgelerin göreli barışçıl konumunu ölçen Küresel Barış Endeksi’nde sıklıkla üst sıralarda yer alıyor.
Dağlık arazi yapısıyla Butan’ın 3. Dünya Savaşı’nın çıkması durumunda özellikle güvenli olacağı tahmin ediliyor.
ŞİLİ
Listede yer alan bir diğer ülke de toplamda 4 bin mil (6.435 km) boyunca uzanan, yani Moskova ile Madrid arasındaki mesafeyi kapsayan dünyanın en uzun kıyı şeridine sahip ülkesi Şili.

Komşusu Arjantin gibi Şili de çeşitli mahsuller ve doğal kaynaklara sahip şanslı ülkelerden.
Güney Amerika’nın en gelişmiş yerlerinden biri olmasıyla kendinizi izole edilmiş hissetseniz de altyapı seviyesi ve modern teknolojiye erişim, Üçüncü Dünya Savaşı’nın çıkması durumunda burasının ideal bir yer olabileceği anlamına geliyor.
FİJİ
Savaş başlarken uzak bir ülkede olmak isteyen herkes için Fiji en ideal yer. Pasifik Okyanusu’nun güneybatısında yer alan ada ülkesi, en yakın ülkesi olan Avustralya’dan yaklaşık 4.700 mil uzaklıkta.

Ordusu sadece 6 bin kişiden oluşurken Küresel Barış Endeksi’nde de üst sıralarda yer alır.
Topraklarının büyük bir kısmı ormanlardan oluşurken bol miktarda mineral ve balık kaynağıyla dikkat çeker.
GRÖNLAND
Danimarka’ya bağlı olan Grönland, dünyanın en büyük adası.

Uzak, dağlık ve siyasi açıdan tarafsız olması onu acil durumlarda ideal bir sığınma noktası haline getiriyor.
İZLANDA
İzlanda, sürekli olarak Küresel Barış Endeksi’nde üst sıralarda yer alarak, dünyanın en barışçıl ülkelerinden biri olarak ün kazandı.

İzlanda’nın özellikle uzak olmasının yanı sıra, tatlı su rezervleri, deniz kaynakları ve yenilenebilir enerji kaynaklarının varlığı sayesinde kaynaklar açısından diğer ülkelere bağımlı olma endişesi de pek bulunmuyor.
ENDONEZYA
Listedeki diğer ülkeler gibi Endonezya da dünya genelindeki siyasi konulardaki tarafsız duruşu nedeniyle dikkat çekiyor.

1948’de ülkenin ilk cumhurbaşkanı Achmed Sukarno, dış politikada benimsediği anlayışla ülkenin, uluslararası ilişkilerde bağımsız hareket etmesini ve dünya barışından yana olduklarını göstermelerini sağladı.
YENİ ZELANDA
Yeni Zelanda, Küresel Barış Endeksi’nde ikinci sırada yer alıyor ve çatışmalara karşı partizan olmayan duruşuyla uzun süredir hayranlık uyandırıyor.

Saldırıya uğraması durumunda ülkenin dağlık arazisi vatandaşlarına mükemmel bir koruma sağlıyor.
İSVİÇRE
Dünya çapındaki tüm ülkeler arasında İsviçre, siyasi tarafsızlığıyla en dikkat çeken ülke.

Ülke, 200 yıla yakın bir süredir uluslararası siyaseti ilgilendiren konulardaki sağlam konumuyla, dağlık arazisiyle ve çok sayıda nükleer sığınağıyla iyi korunuyor.
TUVALU
Eskiden Ellice Adaları olarak bilinen Tuvalu, Pasifik Okyanusu’nda yer alır.

Sadece 11 bin kişilik son derece düşük bir nüfusa sahip olan Tuvalu’da doğal kaynaklar da düşük olduğundan olası bir 3. Dünya Savaşı durumunda hedef olmaktan oldukça uzak.
]]>Bölgedeki balıkçı esnafından da destek alan bilim insanlarının 3 ay süren çalışmaları olumlu sonuç verdi.
3 ay süren uğraşların ardından bilim insanları, ‘komanda balığı’ olarak da adlandırılan 20 ve 50 santim uzunluğunda 2 ‘leopar sazanı’nı, aynı gün farklı zamanlarda Dicle ve Fırat nehirlerinde yakalamayı başardı.

Ağlara takılan ve yetişkin olduğu tespit edilen ender türler, konulduğu özel fanusta incelenip, görüntü kaydı alınarak doğal yaşam ortamına geri bırakıldı.
Keşif sonrası bölgede türün korunması ile ilgili planlamalar yapılması hedeflenirken, anatomik ve morfik çalışmaları tamamlanacak türle ilgili koruma eylem planı da hazırlanacak.

‘BİZ ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPTIK’
RTEÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cüneyt Kaya, dünyanın en çok aranan balıklarını buldukları için gururlu olduklarını belirtti. Keşfedilen tür için koruma planı hazırlanacağını da aktaran Kaya, “Balıklar genellikle birbirine benzer. Ama leopar sazanının farklı bir özelliği var. Hiçbir türde olmayan, vücudunda, başında ve yüzgeçlerinde olan büyük siyah benekler, bu türü çok net bir şekilde karakterize ediyor. Bunun için küçük bir çocuk bile leopar sazanını rahatlıkla ayırt edebilir. Balığı bulduğumuz anda gerçekten çok sevindik. Dünyada en çok aranan birinci balığı bulmuştuk. Çok mutlu olduk. İnanılmaz bir andı. Biz üzerimize düşeni yapıp, Türkiye dosyasını kapatmış olduk. Bizim bahsettiğimiz iki tür, kritik düzeyde kayıp olduğu kabul edilen türlerdendi. Bunlar çünkü yıllardır ortada yoklardı. Biz çok mutlu ve gururluyuz. Ülkemiz adına güzel işler yaptığımızı düşünüyoruz. Dünya’nın en çok aranan 2 türü bulmamız çok güzel oldu. Şimdiki hedefimizde bu türü koruyup, gelecek nesillere aktarabilmek. Leopar sazanı Dicle’nin sembolü olabilecek bir balık türü. O yüzen biz bunu korumalıyız” dedi.
‘DİCLE’DE GİRİLMEDİK AKARSU BIRAKMADIK’
RTEÜ Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Münevver Oral da “Dünyanın en fazla aranan, 10 balık listesine dahil edilen ülkemizde 2 tür vardı. Bunlardan biri olan ‘Batman bantlı çöpçü balığı’nı 2021 yılında bulup, literatüre kazandırmıştık. Bugün ise ikinci leopar sazanı bulmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Uluslararası literatürde Türkiye dosyasını kapatmış olduk. Leopar sazanı, kayıp diğer türe oranla oldukça farklılık gösteriyor. Bu tür Dicle ve Fırat nehir havzasında oldukça derin ve bol oksijenli bölgede yaşıyordu. Avcı bir tür olduğundan, bu türü balıkçı desteği olmadan bulmamız mümkün değildi. Yaklaşık 3 aydır süren yoğun bir arazi çalışması gerçekleştirdik. Mesai arkadaşım Doç. Dr. Cüneyt Kaya ile birlikte oluşturduğumuz strateji ile birlikte adım adım Dicle’de girilmedik akarsu bırakmadık. Bu türü bulmak için kolay değildi gece ve gündüz çok sayıda ağ atıp çektik. Yıllardır aranan balığı aynı gece ve sabahında bulmak bizim için çok keyifliydi” diye konuştu.
]]>ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ NEDEN KUTLANIYOR?
4 Ocak 1961’de kabul edilen ve basın çalışanlarının bazı haklar ve yasal güvence sağlayan “212 sayılı kanun” adlı düzenlemenin Resmi gazetede yayınlanışı nedeniyle 10 Ocak günü kutlama günü olmuştur. 1961-1971 arasında “Çalışan gazeteciler bayramı” adıyla kutlanmış; 1971 yılındaki askeri müdahaleden sonra ülkede gazetecilerin bazı haklarının geri alınması üzerine kutlama gününün adı, ” 10 Ocak Çalışan gazeteciler günü” olarak değiştirilmiştir.
212 SAYILI YASANIN ÖNEMİ NE?
Söz konusu düzenleme, iş sözleşmelerinin yazılı olarak yapılması, sözleşmelere işin türü ve ücret miktarının yazılması gibi gazetecilerin sosyal ve yasal haklarını belirleyen hükümleri içeriyordu. Bu yasa ile kendilerine yüklenen sorumlulukları kabul etmek istemeyen 9 gazete patronu (Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni İstanbul ve Yeni Sabah) 212 sayılı yasanın ve Basın İlan Kurumu’nun oluşmasına ilişkin 195 sayılı yasanın mesleki sakıncalar doğuracağını iddia eden bir ortak bildiriye imza atarak gazetelerini 3 gün kapadıklarını duyurmuşlardır. “Dokuz patron olayı” olarak basın tarihine geçen bu gelişme üzerine gazeteciler, boykot boyunca “Basın” adlı bir gazete yayımlamaya karar vermişlerdir.
Basın gazetesi 11 Ocak günü yayına başladı ve üç günlük boykot sırasında düzenli olarak yayını sürdürdü. Çalışan Gazeteciler Günü, bu olayın bir sonucu olarak ortaya çıktı. 10 Ocak, “Çalışan Gazeteciler Bayramı” olarak kutlanmaya başladı ve 1971’de “Çalışan Gazeteciler Günü” halini aldı.

ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ MESAJI
“Gözleri gerçeğin peşinden koşturan tüm gazetecilere saygı ve sevgilerimizi sunuyoruz. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kutlu olsun!”
“Doğru haberi bizlere ulaştıran, bilgiye açılan kapı olan tüm gazetecilere teşekkür ediyoruz. Emekleriniz için minnettarız. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nüz kutlu olsun!”
“Bilgiye ulaşmamızı sağlayan, demokrasinin temel taşlarından biri olan gazetecilerin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlarız. Teşekkürler!”
“Hakikati arayan, toplumu aydınlatan gazetecilerin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyor, özverili çalışmalarınız için teşekkür ediyoruz.”
“Gazetecilik mesleğinin zorluğunu ve önemini bilmek, sizin değerli emeğinizi daha da anlamlı kılıyor. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nüzü kutlar, başarılarınızın devamını dileriz.”
Bir fotoğraf karesi için saatlerce en doğru anı bekleyen; bir satır haberle birçok hayata umut olabileceği gerçeğini unutmadan çalışan değerli basın mensupları ve basın gönüllülerimizin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü en içten dileklerimle kutlarım.
Basın yayın organları içerisinde çalışan muhabirinden, sayfa editörüne, yazarlarından, matbaasında çalışan tüm gazetecilerimizin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlar, hayatlarında sağlık ve başarılar dilerim.
Tüm gazetecilerimizin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.
Tüm basın emekçilerinin “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü”nü kutlarım.
Kamuoyunun aydınlatılması ve bilgilendirilmesi doğrultusunda, her şartta görevleri peşinde koşan, gazetecilik mesleğinin zor şartlarına rağmen mesai kavramı gözetmeksizin hizmet eden tüm gazetecilerin, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyorum.
GAZETECİLİKLE İLGİLİ SÖZLER
Gazetecilik birilerinin yazılmasını istemediği şeyleri yazmaktır. Geri kalan her şey halkla ilişkilerdir! G.Orwell
Milletin gerçek ses ve iradesinin doğduğu yer olan cumhuriyetin etrafında çelikten bir kale oluşturacak olan’ yazılı ve görsel basın çalışanlarımıza işlerinde kolaylıklar diliyorum. Mustafa Kemal Atatürk
Gazetecilik, okuyucularının tarihe tanıklık etmesini sağlar; kurgu okuyucularına yaşamak için bir fırsat verir. – John Hersey
Gazetecilikte ses çıkarmak, öğrenmekten daha kolaydır. Özelleştirmek, terlemekten daha zariftir. – Harold Evans
Ahlaki olmayan bir gazetecilik imkansızdır. Her gazeteci ahlakçıdır. Kesinlikle kaçınılmaz. Bir gazeteci, dünyaya ve çalışma şekline bakan, her gün olaylara yakından bakan ve gördüklerini rapor eden, başkalarını dünyayı, etkinliği temsil eden biri. Gördüklerini yargılamadan işini yapamaz. – Marguerite Duras
Gazetecilik, düşmanlarını paraya çevirmek olarak tanımlanabilir. – Craig Brown
Gazeteci: hiçbir fikri olmayan ama onları ifade edebilen bir kişi; yeteneği son teslim tarihine kadar iyileştirilmiş bir yazar: ne kadar çok zaman geçirirse o kadar kötü yazar. – Karl Kraus
Gazetecilikte gerçeği söylemek ve şeytanı utandırmaktan daha yüksek bir yasa olamaz. – Walter Lippmann
Neler olup bittiğini fark edemeyecek kadar aptal ya da kendisiyle dolu olmayan her gazeteci, yaptığı şeyin ahlaken savunulamaz olduğunu bilir. – Clive Owen
Hâlâ inanıyorum ki eğer amacınız dünyayı değiştirmekse, gazeteciliğin daha kısa süreli bir silahtır. – Tom Stoppard
Gazetecilik, yakın zamanda vaazları, dersleri ve kitapları geçersiz kılan büyük bir güçtür. – Theodore Tilton
Gazetecilik, hiçbir zaman büyümek ve gerçek dünyaya çıkmak istemeyen insanlar için bir tür meslek, zanaat ya da rakettir. – Harry Reasoner
Gazetecilik, hareket etmeyi bırakana kadar önemli hikayeleri bir yastıkla örtmekle ilgilidir. – David Burge
Gazetecilik eğlenceye sürükleniyor. Ciddi haber bölümleri, habereğlencesi ve haber komedisi arasındaki çizgiler bulanıklaşıyor. – Drew Curtis
Dünya Gazeteciler Günü nedir? Ne zaman? Kutlama mesajları
Muhtemelen romancıların gittikçe daha fazla gazeteciden uzak durmaya çalışmasının küçük bir nedeni, romancıların gerçeği yazmaya ve gazetecilerin kurgu yazmaya çalışmasıdır. –
Graham Greene Gazetecilik geleceğe bir inanç eylemidir. – Ann Curry
Önemsiz gazetecilik, en az bir şeyi doğru yapan bir toplumun, sorumlu gazeteciliğin başladığı yeri dikte edebilecek kimsenin olmaması gerektiğinin kanıtıdır. – Tom Stoppard
Her iyi gazeteci, ticaretinin bir gün frenolojinin yoluna gidebileceğinin ve dahası, nüfusun yok oluşunu protesto edemeyeceğinin farkındadır. – David Remnick
Gazetecilik alanı doldurma zorluğunu aşma becerisidir. – Rebecca West
Edebiyat ve gazetecilik arasındaki fark gazeteciliğin okunamaz olması ve edebiyatın okunmamasıdır. – Oscar Wilde
Gazeteciler kelimeleri kapsar ve kendilerini gazetecilik yaptıkları düşüncesine sokarlar. – Hedrick Smith
Her yetenekli editör, ikna edici olan dünyanın hükümdarı değil midir? – Thomas Carlyle
Gazetecilik, demokrasi gibi, elde edilen bir şey değildir. Bu devam eden bir çalışmadır ve her gün sonuncusu kadar iyi değildir. – John Maxwell
Hamilton Gazetecilik asla sessiz olamaz: bu onun en büyük erdemidir ve en büyük hatasıdır. – Henry Anatole Grunwald
Gazetecilik, bunun büyük bir yüzdesi, iktidara, saçmalıklara, her türlü şike üzerine baskı yapmaya adanmış olmalı ve eğer bir davayı davet edecekse, onu getirin. – David Remnick
Gazetecilik sonuçlarla ilgilidir. Topluluğunuzu veya toplumunuzu en ilerici şekilde etkilemekle ilgilidir. – Anas Aremeyaw Anas
Gazetecilik susturulduğunda edebiyat konuşmalıdır. Çünkü gazetecilik gerçeklerle konuşurken, edebiyat gerçekle konuşur. – Seno Gumira Ajidarma
Gazetecilik her zaman eksik olanın sanatıdır. Bitler ve parçalar alırsınız. – Anthony Shadid
Gazetecilik asla bencil amaçlarla ya da sadece geçim kaynağı kazanmak ya da daha da kötüsü para biriktirmek için fahişelenmemelidir. – Mahatma Gandi
Gazetecilikte, her zaman önce onu almak ve doğru yapmak arasında bir gerilim olmuştur. – Ellen Goodman Gazetecilik aceleyle edebiyattır. – Matthew Arnold
Gazeteciler kendileri için, aynı zamanda şöhret tapınağı olarak da adlandırılan küçük bir ahşap şapel inşa ettiler, içinde gün boyu portre çekip çekip, konuştuğunuzu duyamayacağınız bir çekiçleme yaptılar. – Georg Christoph
Gazetecilik çalışmanın tek düşünülebilir alternatifidir. – Jeffrey Bernard
Gazeteciliğin bir kısmı kendilerini hizmet etmeyi düşündükleri insanlardan ayrı ve bir dereceye kadar düşünüyor. – Brit Hume
Gazetecilik popülerdir, ancak esas olarak kurgu olarak popülerdir. Hayat bir dünya, gazetelerde görülen başka bir dünya. – Gilbert Chesterton
Gazeteciliğin gazetecinin bakış açısından olmasına izin vermek. Genellikle hayır-hayır ve gazeteciler tamamen nesnel olmaya teşvik ediliyor. – Marisa Tomei
Dünya Gazeteciler Günü nedir? Ne zaman? Kutlama mesajları
Gazetecilik bir tür rekabetçi çığlık haline geldi: önemsiz ama gürültülü ve acil olan şey, zamanla gelişen önemli meselelere göre önceliklidir. – Ted Koppel
Biz gazeteciler, çok çeşitli konular hakkında çok az şey bilmelerini istiyoruz; nesnel olarak böyle kalıyoruz. – Dave Barry
Gazeteciliği gerçekten ciddiye alıyorlar çünkü bu gücün ne olduğunu ve olabileceğini biliyorlar. – Christiane Amanpour
Gazetecilik en iyi ve en etkili olanı eğitimdir. Görünüşe göre insanlar ne kendileri ne de başkaları için öğrenmeyeceklerdi. – Martha Gellhorn
Bilgi medyası büyüdükçe, takip ettikleri cesaret ve özgürlük de azalır. – Eric Sevareid
Gazetecilik sizi öldürecek, ama siz oradayken sizi hayatta tutacaktır. – Horace Greeley
Gazetecilik kusurlu bir meslektir, fakat kendi kendini düzelten bir mekanizması vardır. Gazetecilik kuralı: herkesle konuşun. – Lawrence Wright
Gazetecilikteki cesaret popüler olmayanlara değil, popüler olmayanlara yapışıyor. – Geraldo Rivera
Hiç bir şey okuyan adam, gazetelerden başka bir şey okuyan adamdan daha iyi eğitimlidir. – Thomas Jefferson
Gazetecilik, kamuoyunu tanımada ve ifade etmede ayrı bir yere sahiptir. – Mahatma Gandi
Bize eğitimsizlerin görüşlerini vererek gazetecilik, toplumun cehaletiyle iletişim halinde kalmamızı sağlar. – Oscar Wilde
]]>Namaz sonrasında, Eyüpsultan Haziresi Restorasyon Alanı’nı ziyaret eden İmamoğlu ve Polat, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Oktay Özel tarafından çalışmalarla ilgili bilgilendirildi.

Eyüpsultan’ın ardından Fatih’e geçen İmamoğlu ve Polat’ın ilçedeki ilk durağı, Ayvansaray Mahallesi’ndeki Tekfur Sarayı oldu.
Saray çevresindeki park ve etkinlik alanında incelemelerde bulunan ikili, kahvaltılarını Süleymaniye’de bir çorbacıda yaptı. Öğrencilerin ve çevre esnafının yoğun ilgi gösterdiği İmamoğlu ve Polat, çaylarını da Süleymaniye sokaklarında yudumladı.

MESAJLARINI, “DÜNYANIN SIFIR NOKTASI”NDAN VERDİ
Mimar Sinan’ın en ünlü eserlerinden Süleymaniye Camii bahçesinden geçen İmamoğlu, yabancı turistlerin de ilgi odağı oldu. Camiye yakın bir noktada bulunan Mimar Sinan Türbesi’ni ziyaret eden İmamoğlu ve Polat, büyük ustayı dualarla andı. Restorasyonları tamamlanan ve yakın zamanda hizmete girecek olan ‘sıra dükkanları’ yerinde inceleyen İmamoğlu ve Polat’ın Fatih’teki son durağı Sultanahmet oldu. Tarihi Yerebatan Sarnıcı yakınında bulunan ve İBB Miras tarafından restore edilen Turşucuzade Konağı çevresinde de incelemelerde bulunan İmamoğlu, gezileriyle ilgili değerlendirme konuşmasını ise, restorasyon çalışmaları devam eden, ‘dünyanın sıfır noktası’ olarak bilinen ‘Milion Taşı’ yakınında yaptı.

“İSTANBUL HEP DÜNYANIN MERKEZİ OLDU”
İmamoğlu, Ayasofya Camii ve Sultanahmet Camii fonu önünde yaptığı konuşmasında şunları söyledi:
“Sizi, dünyanın merkezinden selamlıyoruz. Niçin dünyanın merkezi? Sakın İstanbul’un Belediye Başkanı olduğum için dünyanın merkezinde olduğumu söylediğimi düşünmeyin. Burada milion taşı var. Uzun zamandır burada arkeolojik kazı yönetiyoruz.
Bazı işgalleri toparladık burada. Güçlü bir su terazisi, anıtsal bir yapı gibi duruyor bu meydanı karşılayan.
Onu hayata geçiriyoruz. Milion taşının dünya için bir merkez olduğu -Roma döneminden, neredeyse artık 2000 yaşına yaklaşan bir zaman diliminden bahsediyoruz- bence hiç değişmedi.
İstanbul, hep dünyanın merkezi oldu. Dünyaya yön veren, dünyaya şekil veren, ruh katan bir yapısı söz konusu.”

“AYAĞA KALDIRDIK”
İmamoğlu İBB Miras ekibinin Eyüpsultan’daki çalışmalarını anlatarak “Eyüpsultan’da hazireleri gezdik. Ve orada çok değerli bir restorasyon başlatmıştı epey bir zaman önce ve ne yazık ki böyle yığınlar halinde mezar taşları vardı. Her birinin çok güçlü hikayesi var. Orada yıllardır süren bir tadilatı, restorasyonu sürdürüyorlar. Yoğun bir hazire restorasyonu da yaptık aslında. Yani İstanbul’da, Üsküdar’dan Fatih’e, Beyoğlu’ndan diğer semtlere varıncaya kadar; özel tespit edilmiş, artık bazıları toprak altında kalmış, yok olmak üzere olan türbeler var, yine ne yazık ki camiler bile var yıkık, dökük halde. Ama bunların her birisini, çok özenli bir şekilde ayağa kaldırdılar.İbadete açılanlar oldu. Farklı amaçlarla sergilenmeye başlayan alanlar, sahalar oluştu” diye konuştu.
“METRUK YAPILARIN HEPSİNİ KALDIRDIK”
İmamoğlu “İstanbul’da çok metruk alan, aslında bizi üzdü, yordu. Fatih sınırları içerisinde, inanın adetler değil, 100’lerce yer, nokta sayabilecek durumdayız. Sarnıca muhteşem bir restorasyon sürdürdü arkadaşlarımız ve olağanüstü bir tasarımla sona erdi. Geçen haftanın gündemi oldu Ayasofya Camii, Sultanahmet Camii ve çevresi vesaire… Vallahi burada çok metruk yapılaşmalar vardı geçmiş dönemden kalma, hepsini kaldırdık Sultanahmet Meydanı’nda. Turşucuzade Konağı’nın hemen arkasında Sıbyan Mektebi var. İkisinin yan tarafı, oldukça böyle kafeler, vesaireler, saçma sapan görüntüler… Ne Ayasofya Camii’ne yakışır ne Sultanahmet’e ne Yerebatan Sarnıcı’na; hiçbir yerine yakışmayan… Oraları tertemiz yaptık. Esnafla kavga ederek değil, onlara yanlış bir şey yaptıklarını anlatarak yaptık, uzlaşarak yaptık. Şimdi orada muhteşem bir meydan çıktı. Sadece Ayasofya Camii’nden bahsedildiği için anlatıyorum.”
“BAŞKALARI DA FETHİ, ‘ZAPT ETMEK’ ZANNEDİYORLAR”
Sarayburnu’nu pırıl pırıl hale getirip Türkiye tarihinde ilk dikilen Atatürk anıtının etrafını temizleyerek turistler için çekim merkezi haline getirdiklerini anlattı.
İmamoğlu Tarihi Yarımada’daki çalışmaları tek tek aktararak “Fatih semtinin ismi, aslında fetihten geliyor. Yani Fatih Sultan Mehmet, bu şehri fetheden o büyük kumandan, müjdelenen insanın isminden geliyor. Ama fethi başka algılayanlar var. Fatih’in o dönemde ortaya koyduğu fetih, gönüllerin fethi. Aslında burada yaşayan insanların yine inançlarına, kültürlerine devam etmesini sağlama anlayışı. Fethin bir başka anlamını da yakın zamanda öğrendim. ‘Fatah’tan geliyor; yani açılmaktan geliyor. Arapça kökünde açılmak var. Dünyaya açmak var. Burayı dünyayla buluşturmak var. Başkaları da fethi, ‘zapt etmek’ zannediyorlar, kapatmak zannediyorlar. Hayır, açmak… İnsanlığa, insanları açmak. İstanbul, onun için dünyanın başkenti ve göbeği, merkezi. Bunu anlayamayanlara duyuralım.” diye konuştu.
“BİZ, BU ŞEHRİ BÜTÜN DÜNYAYA AÇMAK İSTİYORUZ”
İmamoğlu, “Biz, bu şehri bütün dünyaya açmak istiyoruz. Bütün dünyaya bu şehrin gücünü, iyileştirici ve birleştirici gücünü, geliştirici gücünü göstermek istiyoruz. Memleketin bu can paresi, o içinde tuttuğu o büyük cevheri koruyan, en iyi yansıtan şehir olarak göstermek istiyoruz. Bu bakımdan inşallah gücümüze güç katarak, dua ediyoruz Allah’ımıza. Milletimizle beraber şehrimizi, ikinci yüzyılın bu ilk yıllarında muazzam bir geleceğe taşıyacağız.Çok şey anlatırım. 20-30 yer saydım. Bize laf çakmayı sanat haline getirmiş herkese duyurulur. Bizi izlemeye devam edin…” dedi.
]]>– Bu gece 2023 yılını tamamlıyor, 2024 yılına adım atıyoruz. Yeni takvim yılının ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Aslında her yeni yılın sevinçle, umutla ve heyecanla karşılanması gerektiğine inanıyoruz.
– Ancak bu yeni yıla hem bölgemizdeki, hem dünyadaki olumsuzluklar hem de geçtiğimiz günlerde verdiğimiz şehitlerimiz sebebiyle buruk bir şekilde giriyoruz. İnsanlığın tamamı için daha güzel, daha huzurlu, daha müreffeh bir gelecek umudumuzu elbette muhafaza ediyoruz. Bunun için önce sözde demokrat ve özgürlükçü ülkelerin eli kanlı terör örgütlerine verdikleri destekleri kestiğini görmemiz gerekiyor.
– Bunun için önce Gazze’de masum çocukların, kadınların katledilmesine karşı tüm ülkelerin ve kurumların ortak tavır aldığını görmemiz gerekiyor. Bunun için önce Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere bireyleri acıya boğan, ülkelerin kaynaklarını heba eden çatışmaların durdurulması için adil ve samimi çaba gösterildiğini görmemiz gerekiyor. Bunun için önce asırlardır sömürülen ve onurları çiğnenen toplumların zenginliklerinin kendi gelecekleri, refahları, güvenlikleri için kullanıldığını görmemiz gerekiyor. Velhasıl umutları fiiliyata dönüştürmek için dünyadaki tüm ülkelerin, kurumların, fertlerin ortak değerler ve ilkeler etrafında bütünleşmesini temin etmemiz gerekiyor.
HERKES İÇİN AYNI STANDARTLARI DİLİYORUZ
– Türkiye olarak biz bu dünya fotoğrafında farklı bir yeri, farklı bir misyonu, farklı bir anlayışı temsil ediyoruz. Devlet ve millet olarak biz sadece kendi güvenlik ve refah çabamızı neticeye ulaştırma mücadelesi vermekle kalmıyoruz, Dünyaya ve bölgemize huzur iklimi hakim olmadan bizim de huzur bulamayacağımız anlayışıyla herkes için aynı standartları diliyoruz.
– Bu anlayışla bölgemizdeki barış çabalarını neticeye ulaştırmaya çalışıyoruz. Dostlarımızla ilişkilerimizi her alanda geliştiriyoruz, kardeşlerimizin dertleriyle dertleniyoruz. Dünyayı daha iyi, daha adil, daha müreffeh bir geleceğe hazırlamaya dönük her çabaya destek veriyoruz. Cumhuriyetimizin ilk asrını bitirip Türkiye yüzyılı dediğimiz yeni asrına ayak bastığı bir dönemde daha büyük hedeflere yönelirken azmimizi ve gayretimizi sürekli perçinliyoruz. Zalimin zulmünün ilanihaye sürüp gitmeyeceğine inanıyoruz. Adaletsiz ve dengesiz küresel yönetim sisteminin son çırpınışlarını yaşadığına inanıyoruz.
– Mazlumların sesinin derinden derine tüm dünyayı sardığına, bu çığlıkların büyüyerek insanlığın ortak vicdanı haline dönüşeceğine inanıyoruz. Nitekim Türkiye’nin kendi vatandaşları, dostları ve kardeşleriyle birlikte insanlığın tamamına hitap eden beyan ve tutumlarının gönüllerde giderek daha fazla makes bulduğunu görüyoruz.
– Aziz milletim elbette bu meşakkatli yolda sürekli yeni sınamalarla, yeni sıkıntılarla, yeni engellerle karşılaşıyoruz. Terörle mücadeleden ekonomik tuzaklara kadar pek çok alanda yaşadığımız sorunların temelinde büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasını engelleme amacı vardır. Ülke olarak biz kendi potansiyelimizi ve imkanlarımızı etkin şekilde kullanmayı sürdürdükçe bu mücadele daha da sertleşecektir. Çünkü Türkiye’nin büyümesi demek asırlardır bizim tökezlememiz sayesinde dört bir yanımızda rahatça at koşturanların hesaplarının bozulması demektir. Bizim güçlenmemiz demek kendi refah ve güvenlikleri için diğer herkesi araç olarak kullananların, sömürenlerin, ezenlerin düzenlerinin sonuna gelinmesi demektir. Bizim sesimize daha çok kulak verilmesi demek dünyanın her yerindeki hak, adalet, özgürlük ve vicdan arayışlarının güçlenmesi demektir. Milletimiz tarihinin hiçbir döneminde kendi hedeflerine ulaşmak için bedel ödemekten fedakarlık yapmaktan elini taşın altına koymaktan çekinmedi.
– Son 21 yılda yaşadığımız nice kritik hadise karşısında milletimizin sergilediği güçlü duruş ve kararlılığın bugün de devam ettiğini gösteriyor. Evet, buradan bir kez daha tekrarlamak istiyorum; milletimiz birliğine, beraberliğine, kardeşliğine sahip çıktıkça Allah’ın izniyle bizi kimse bölemeyecektir. Devletimiz 2023 hedeflerinin bir sonraki safhası olan Türkiye yüzyılı vizyonunu hayata geçirdikçe Allah’ın izniyle ay yıldızlı bayrağımızın yükselişi hep sürecektir.
BÜYÜYEN GELİŞEN TÜRKİYE’NİN YILDIZINI YÜKSELTECEĞİZ
– Siyasi, ekonomik, askeri, diplomatik başarılarımızla dostlarımıza güven düşmanlarımıza korku vermeye devam ettikçe önümüzdeki sisler giderek dağılacaktır. Velhasıl biz istiklalimizden ve istikbalimizden taviz vermedikçe kimse kutlu yürüyüşümüzün önüne geçemeyecektir. Geçmişte emperyalistlerin birer aracı olarak başımıza musallat edilen vesayet güçleriyle, darbecilerle, terör örgütleriyle siyasi ve sosyal mühendislik projeleriyle çok vakit, çok enerji, çok insan kaybettik. Artık bu numaralara karnımız tok olduğu gibi böyle ağır faturalar ödemeye niyetimiz de yok.
– Ülkemizi kendi iç mücadeleleriyle meşgul ederek tarihi mirasından ve sahip olması gereken imkanlardan mahrum edenlerle yollarımızı ayıralı çok oldu. Her fırsatta tekrarladığımız, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet düsturumuzun anlamı budur. İnşallah, 2024 darbe girişimiyle başlayıp kovid-19 salgınıyla büyüyen, bölgemizdeki çatışmalarla derinleşen sıkıntılı dönemden kurtulup hedeflerimize kilitlendiğimiz bir yıl olacaktır.
– Küresel krizlerin artarak sürdüğü bir dönemde biz farkımızı bir kez daha göstererek üreten, istihdam eden büyüyen gelişen Türkiye’nin yıldızını yükselteceğiz. Evet, 2023 hedefleri başlangıçtı, asıl çıkışımızı Türkiye yüzyılıyla 2024 ile birlikte başlatıyoruz. Bu mücadeleyi de sizlerin desteğiyle zafere ulaştıracağımıza yürekten inanıyoruz. Bu duygularla bir kez daha yeni takvim yılının milletimizin tüm fertlerine ve insanlığa hayırlı olmasını diliyorum.
]]>İlk Covid-19 vakasının 2019 sonunda Çin’in Vuhan kentinde tespit edilmesi ve buradan hızla dünya çapında yayılmasının ardından çoğu ülke, vatandaşlarını korumak için önce sınırlarını kapattı, ardından da içeride çeşitli kısıtlayıcı tedbirler hayata geçirdi.
Dünya ekonomisi, 2020’nin ilk aylarından itibaren Covid-19’a karşı alınan çeşitli önlemler nedeniyle durma noktasına gelirken, başta sağlık olmak üzere gıda, tarım ve ulaşım gibi krizle mücadelede kritik olarak belirlenen bazı sektörler dışında ekonomik faaliyete büyük ölçüde ara verilmişti.
Salgın nedeniyle üretimin ve hayat akışının ciddi biçimde durması küresel ekonomi ve ticareti aksatırken, ülkeler halk sağlığı odaklı politikalara yoğunlaşarak vatandaşlarını evlerine kapattı.
Salgınının neden olduğu üretim ve istihdam kaybı ile ücret sorunlarını gidermek üzere uygulanan politikaların finansmanı da ciddi boyutlara ulaştı.
Kamu finansmanı ve mali imkanları daha güçlü olan ülkeler çeşitli destekleyici politikalarla halkını bir ölçüde krizden mali olarak muhafaza edebilirken daha zayıf ve kırılgan ülkeler krizi derinden hissetti.
ULUSAL ÇIKARLAR ÖN PLANDA KALDI
Covid-19 uzun yıllar boyunca öne çıkarılan ticarette küresel yaklaşımları geri plana itti.
Normalde birlikte hareket eden pek çok ülke, kriz halinde ulusal çıkarlara ve bencil davranışlara yönelirken ticarette korumacı rüzgarlar ağırlık kazandı.
Salgının neden olduğu ekonomik durgunluktan nasıl çıkılacağı konusunda dünya çapında ortak veya benzer bir tutum belirlenememesi ve ekonomik faaliyetlere geniş ölçüde ara verilmesi ile özellikle ekonomileri daha hassas ve kırılgan olan ülkeler daha da zayıfladı.
Uygulanan katı kapanma ve karantina kuralları sayesinde ülkelerde vakaların azalması ve can kayıplarında düşüş görülmesine rağmen ülkelerin ekonomik krizin etkisini aşabilmek için tekrar normal hayata dönmeye çalışmaları, yeni dalgalar ve varyantlar ortaya çıkmasıyla defalarca sekteye uğradı.
Daha önce de yavaşlama dönemleri yaşanmasına rağmen dünya ekonomisinde bu seviyede bir “tamamen durma” noktasına gelinmemişti.
DÜNYA EKONOMİSİ KÜÇÜLDÜ
Dünya Bankası (DB) verilerine göre, salgın önceki dönem olan 2019 yılında dünya ekonomisi yüzde 2,6 büyürken, 2020 yılında küresel ekonomi yüzde 3,1 küçüldü.
Bu ölçüde bir küçülmeyle dünyada yaşanmış en büyük ekonomik kriz olan 1929’daki Büyük Buhran’dan beri karşılaşılmamıştı.
Salgının etkisinin hafiflemesi ve düşük baz etkisiyle 2021 yılında dünya genelinde yüzde 6 büyüme gerçekleşirken 2022’de bu oran yüzde 3,1 seviyesinde duruldu. Bu yıl için ise ekonomik büyüme beklentisi yüzde 2,7 seviyesinde öngörülüyor.
İŞSİZLİK YÜKSELDİ
Salgın, dünya çapında işsizliğin de artmasına neden oldu. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, özellikle genç ve kadın istihdam oranı hızla artarken 2020 yılında dünya genelinde işsizlik oranı bir önceki yıla kıyasla yüzde 1,36 artarak yüzde 6,9 seviyesine ulaştı.
Sadece salgının ilk dönemi olan 2020 yılında dünyadaki işsiz sayısı 33 milyon artarak 220 milyonu gördü.
Küresel işsizlik 2021’de yüzde 6,2’ye ve 2022’de de yüzde 5,77’ye inerken, bu dönemde de salgın öncesindeki 2019 yılının üzerinde seyretti.
KÜRESEL TİCARET GERİLEDİ
Salgın küresel ticareti de çok olumsuz etkiledi. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) verilerine göre, küresel mal ve ürün ticareti 2020’de yüzde 9 azalırken bu ölçüde bir gerileme verilerin kurum tarafından toplandığı dönemde hiç belirlenmemişti.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, 2019’da 19 trilyon dolar seviyesinde olan küresel mal ihracatı 2020’de 17,6 trilyon dolara indi. 2021’de toplam mal ve ürün ihracatı 22,3 trilyon dolara, 2022’de de 24,9 trilyon dolara yükseldi.
Covid-19, tedarik zincirlerinde kesintilere neden olurken, mal kıtlığına ve daha yüksek fiyatlara yol açtı. Covid-19 kaynaklı tedarik zinciri sorunları, tüketici fiyatlarını artırırken bazı ürünlerin bulunmasını da zorlaştırdı. Bu durum enflasyondaki artışta öncü bir rol oynadı.
Salgınla özellikle Asya ülkelerinde üretimlerde gecikmeler yaşanırken deniz yoluyla taşınan ürünlerin nakliyesinde sorunlar söz konusu oldu. Bununla navlun fiyatları da zirve yaptı. Bu nedenle özellikle uzun mesafelerden taşınacak ürünlerin maliyetleri hızla artarken tedarik gecikmeleri de önemli bir problem olarak ortaya çıktı.
Covid-19 ile aksayan küresel ticarette salgının hafiflemesi ve ekonomik toparlanmayla yeni sorunlar belirginleşti.
Ekonomilerin açılması ile artan talep karşısında özellikle Asya ülkeleri odaklı üretim ve tedarik zincirlerinde kesintiler ve sorunlar yaşanmaya başladı.
Uzun mesafelerdeki taşımacılık maliyetlerinin katlanarak artması nedeniyle pek çok yabancı uluslararası firma açısından Türkiye gibi daha yakın, istikrarlı ve stratejik ülkeyi yatırım ve üretim açısından cazibeli hale getirdi.
Salgın ve sonrasındaki dönemde Türkiye, lojistik altyapısı ve üretim imkanları ile mobilya, tekstil, ilaç ve paketleme gibi alanlarda faaliyet gösteren pek çok uluslararası şirketin dikkatini çekerken, Batılı firmalar Türkiye’ye yatırım planlarına hız verdi.
HAVACILIK VE TURİZM CAN ÇEKİŞTİ
Covid-19’la sınırların kapatılması ve seyahat yasağı gibi kısıtlayıcı tedbirler başta ulaşım ve turistik konaklama olmak üzere hizmet sektörünü eşi benzeri görülmemiş bir krize soktu.
Zorunlu olmayan seyahatlerin yasaklanması ile hava yolculuklarına olan talep önemli ölçüde azaldı. Salgın nedeniyle hava trafiği durma noktasına gelirken bazı bölgelerde uçuşlar neredeyse salgın öncesine kıyasla yüzde 90 geriledi.
Sermaye yoğunluğu aşırı yüksek olan, nakit akışının ve devamlı faaliyetin kritik öneme sahip olduğu havacılıkta uçakların durması sektörün “ölümü” olarak nitelendirildi.
Pek çok ülke, hava yollarını salgının neden olduğu kriz sürecinden kurtarmaya çabaladı.
Havacılık sektörü ancak 2023’te salgın öncesi sefer ve yolcu seviyelerini tekrar yakalayabildi.
Turizm sektörünün kendine gelmesi ve krizi atlatabilmesi de 4 yılı buldu. Covid-19 nedeniyle uygulanan kısıtlamaların kapanma noktasına getirdiği konaklama ve turistik işletmeler ancak aşamalı biçimde toparlanırken, müşteri sayıları salgın öncesi seviyelere ancak 2023’te yeniden ulaşabildi.
GIDANIN STRATEJİK ÖNEMİ
Covid-19 ve yürürlüğe giren çeşitli tedbirler gıda güvenliği ile tarımın stratejik öneminin tekrar dikkati çekmesini sağladı.
Salgın, küresel tarım sektörü açısından da önemli sonuçlar doğurdu. Covid-19, tarım ve hayvancılığın ekonomiler için ne derece kritik olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Pek çok ülkede yürürlüğe giren kısıtlamalar nedeniyle vatandaşlar marketlere akın ederken, insanlar, makarna, pirinç, un ile çeşitli bakliyat ve konserve ürünleri satın almak için birbiriyle yarıştı. Salgın nedeniyle bu nesil ilk defa marketlerde boş raflarla karşılaşmak durumunda kaldı.
Covid-19’un başından itibaren tarımsal üretim ve gıda zincirindeki bütün unsurlar kritik sektörler olarak sıralanırken bunların faaliyetlerini en az kesintiyle sürdürebilmelerine olanak sağlandı. Gıda sevkiyatının aksamaması için de çok sayıda tedbir ve izin yürürlüğe kondu.
Salgın döneminde bazı ülkeler kendilerini olası kıtlık riskinden korumak için tarımsal ürün ve gıda ihracatına çeşitli sınırlamalar getirmeye de başladı. Bu durum küresel ticarette gıda ve tarıma yönelik kısıtlamalara karşı yeni stratejiler belirlenmesi gerekliliğini ortaya çıkardı.
]]>Türkiye’yi sarsan 6 Şubat depremleri, İsrail-Hamas savaşı, Rusya-Ukrayna savaşı ve Azerbaycan-Ermenistan arasında Karabağ bölgesine ilişkin operasyon 2023 yılının dikkat çeken olayları arasında dünya basınının manşetlerinde yer buldu.
2023’ÜN EN YIKICI DOĞAL AFETİ: MARAŞ DEPREMLERİ
Türkiye’de 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğünde iki deprem yaşandı. Depremlerde yaklaşık 6 bini Suriye tarafında olmak üzere en az 56 bin kişi hayatını kaybetti.

Dünya çapında yankı uyandıran deprem felaketi için birçok ülke kurtarma ekibi gönderdi.
2023 yılında bir başka deprem felaketi, Fas’ın Marakeş bölgesi’nde yaşandı. 8 Eylül’de Marakeş, şiddetli bir depremle sarsıldı ve 6.8 büyüklüğündeki depremde yaklaşık 3 bin kişi öldü, 5 bin 600’den fazla kişi yaralandı.
Bir diğer afetse Libya’da yaşanan sel felaketiydi ve 11 binin üzerinde kişi hayatını kaybetti.
Afganistan’da ise Ekim ayında 6.3 ve 6.2 büyüklüğünde yıkıcı iki deprem meydana geldi. Birçok ülkenin yardım gönderdiği ülkede, 3 binden fazla kişi hayatını kaybettti.
2023 yılı birçok doğal afetin yaşandığı bir yıl olarak kaydedilirken dünyanın birçok yerinde orman yangınları, sel felaketleri ve heyelanlar yaşanmaya devam etti.
TÜRKİYE’DE SEÇİM
Türkiye Mayıs ayında Cumhurbaşkanını seçmek için sandık başına gitti.

Seçim, Erdoğan ve Kılıçdaroğlu arasında birinci turda salt çoğunluğun sağlanamaması nedeniyle ikinci tura kaldı.
Dünya gündeminde yer alan ikinci tur seçimi 28 Mayıs 2023’Te yapıldı ve Recep Tayyip Erdoğan yeniden seçildi.
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI
24 Şubat 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşı, 2023’te de devam etti.
Ocak ayında Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rus kuvvetlerinin büyük intikam için hazırlık içerisinde olduklarını ve Batılı ülkelerin bir an önce Ukraynaya desteklerini arttırmaları gerektiğini söylemişti.

Ukrayna için 2023 diplomatik gelişmelerin yaşandığı bir yıldı. Kiev yönetimi, Moskova’nın işgal ettiği toprakları geri almak amacıyla Haziran’da karşı saldırı başlattı, çatışmalarda birçok sivil hayatını kaybetti.
Yıl biterken Rusya, 29 Aralık Cuma günü 2023 yılının en büyük füze ve dron saldırısını gerçekleştirdi. Ukrayna, 158 füze ve insansız hava aracından 114’ünü düşürdüğünü açıklarken saldırılarda 30 kişi yaşamını kaybetti, 160 kişi yaralandı.
WAGNER İSYANI
Rusya devleti adına askeri faaliyetlerde bulunan paramiliter Wagner Grubu’nun lideri Yevgeny Prigojin, 23 Haziran’da destekçileri ile birlikte Moskova’ya yürüyere isyan başlattıklarını duyurdu.

‘Kardeş kanı dökülmemesi’ için isyanı durduran Prigojin, 2 ay sonra beraberindeki yolcularla birlikte Moskova yakınlarında uçak kazası yaptı. Kazadan kurtulan olmadı.
Kazanın ardından “intikam suikastı” iddialarıyla gündeme gelen Rusya lideri Putin kısa bir başsağlığı açıklamasında bulundu.
KARABAĞ’DA ANTİ-TERÖR OPERASYONU
Azerbaycan Savunma Bakanlığı, 19 Eylül’de Karabağ bölgesinde Ermenistan’ın provokasyonlarına karşı anti-terör operasyonu başlatıldığını duyurdu. Azerbaycan harekatı “Dağlık Karabağ bölgesinde anayasal düzeni tesis etmek amacıyla düzenlenen antiterörist bir operasyon” olarak tanımlamladı.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 15 Ekim’de Hankendi ve Hocalı’da Azerbaycan bayrağını göndere çekti.
İSRAİL-HAMAS SAVAŞI
Hamas’ın askeri kanadı İsrail’e karşı 7 Ekim’de Aksa Tufanı operasyonu başlattıkları duyurarak gece boyunca 5 bin roket fırlattıklarını açıkladı.
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) ise gece boyunca devam eden roket saldırısı sonrasında sabah saatlerinde savaş durumu alarmı ilan etti. İsrail Hava Kuvvetleri, savaş uçaklarının abluka altındaki Gazze Şeridi’nde bulunan Hamas hedeflerini bombaladığını duyurdu.
7 Ekim’den bu yana süren çatışmalarda yetkililer tarafından yapılan açıklamalarda, Gazze nüfusunun neredeyse tamamının yerinden edildiği ifadeleri yer aldı. 28 Aralık itibariyle İsrail’in Gazze’deki saldırılarında ölü sayısı 21 bin 500’ü geçti.
2023’TE YAŞANAN ÇARPICI OLAYLAR
Dünyanın çeşitli yerlerinde iklim krizi kaynaklı aşırı hava olaylarının yaşandığı 2023 yılında düzenlenen en üst düzey iklim zirvesi COP28’de, küresel ısınmayla mücadele için tüm ülkelere fosil yakıtlardan uzaklaşma çağrısında bulunuldu.
Çevre adına düzenlenen zirve ve panellerin yanı sıra tartışmaların odağında olan Japonya, 2011’deki depremin ardından meydana gelen tsunamide zarar gören Fukuşima Dai-içi Nükleer Santrali’ndeki radyoaktifle kirlenmiş atık suyu ALPS yöntemiyle arındırarak 24 Ağustos’ta okyanusa boşaltmaya başladı. Radyoaktif atık suyun tahliyesi, dünyanın çeşitli yerlerinde protesto edilse de Japonya hükümeti kademeli olarak Ekim ve Kasım aylarında da boşaltma işlemlerine devam etti.

AFRİKA’DA ART ARDA DARBE
Afrika’da 2023’te iki askeri darbe yaşandı.
Nijer’de ordu 26 Temmuz’da ‘kötüleşen güvenlik durumunu’ gerekçe göstererek yönetime el koydu. Batı Afrika ülkesi Gabon’da ise usulsüzlükler nedeniyle eleştirilen cumhurbaşkanlığı seçiminin hemen ardından 30 Ağustos’ta askeri bir darbeyle Ali Bongo yönetimi sona erdi. Darbeyle 55 yıllık Bongo iktidarını devirerek yönetimin başına geçen General Brice Oligui Nguema, ülkedeki kurumların daha demokratik olacağı sözünü verdi.
]]>İşte 2023 yılında teknoloji dünyasında olanlar…
TWITTER GÜNDEMDEN DÜŞMEDİ
Ünlü milyarder Elon Musk’ın Twitter’ı satın almasından sonra, kullanıcılar adeta platformun eski günlerini özler oldu. 2023’e popüler sosyal medya platformu bir skandalla başladı ve milyonlarca kullanıcısının elektronik posta adresleri, internette yayınlandı.
Siber güvenlik firması Hudson Rock’un yöneticilerinden Alon Gal, bilgisayar korsanlarının milyonlarca Twitter kullanıcısına ait verileri ele geçirdiğini söyledi. Gal, ele geçirilen bilgiler arasında 200 milyondan fazla Twitter kullanıcısına ait elektronik posta adresinin de olduğunu belirtti.

Ardından ABD’deki 6 Ocak Kongre baskınının ikinci yıl dönümünde, eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn’in hesabını tekrar kullanıma açtı. 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınının ikinci yılında Twitter’a geri dönen Flynn, baskının nedeni olan 2020’deki ABD başkanlık seçimlerinde hile iddialarının önde gelen destekçilerinden biri olarak biliniyordu. Bu aslında Musk’ın ilerleyen aylarda eleştirilerin hedefi olacak yeni kararlarının bir işaretiydi.
Musk, genel olarak Twitter’da yaptığı değişikliklerle eleştirilse de Taliban tarafından övüldü. Taliban, Twitter’ı satın alan Elon Musk’ı platformu yeniden harika bir hale getirdiği için överken bir yandan da ücretli mavi tik’lerden almaya başladı.

KRALİYET AİLESİ İLE BİLE KARŞI KARIŞYA KALDI
Şirket sadece dijital dünyasında değil, gerçek dünyada da kendini zor durumlar içinde buldu. Musk’ın ödemediği kiralar başına bela oldu ve Londra’daki genel merkezinin kirasını ödememekle suçlandı. Bu durum da aslında, şirketin yeni sahibi Elon Musk ile İngiltere Kraliyet Ailesi’ni karşı karşıya getirdi.
Krallığın emlak portföyünü denetleyen Crown Estate, Yüksek Mahkeme’de sosyal medya devine karşı dava açtı. Crown Estate sözcüsü, anlaşmazlığın Twitter’ın West End genel merkeziyle ilgili olduğunu söyledi.
TÜRKİYE’DEKİ ERİŞİM ENGELİ TÜM DÜNYADA KONUŞULDU
Sosyal medya platformunun, inanların olağanüstü durumlarda daha çok haberleşmek, bilgi alışverişinde bulunmak için kurulduğu düşünüldüğünde 6 Şubat depremleri sırasında uygulanan erişim yasağı Türkiye’de öfkeyle karşılanırken, tüm dünyada haber oldu.

Yaşanan depremlerden sonra Twitter ve bazı sosyal medya sitelerine erişim sınırlandırıldı. Gelen tepkiler üzerine 9,5 saat sonra bant daraltma uygulamasına son verildi.
MUSK, TÜM YETKİLERİNİ KULLANIYOR
Musk’ın, sadece platformun genel çalışma prensiplerini etkileyen kararlar almıyor. Sıkı bir Twitter kulanıcıs olan ünlü milyarder, paylaşımlarının daha fazla kişiye ulaşması için kolları sıvadı.

Her şey, Super Bowl etkinliği sırasında Joe Biden’ın bir tweet’inin, Musk’ın bir gönderisinden üç kat daha fazla görüntülenmesi ile başladı. Twitter CEO’su, tweet’lerinin daha geniş çapta görüntülenmesi için platformun algoritmasını yeniden yapılandırmak üzere yaklaşık 80 mühendisten oluşan bir ekip topladı.
37 milyon takipçisi olan başkanın tweet’i yaklaşık 29 milyon gösterim alırken, 128 milyon takipçisi olan Musk’ın benzer bir tweet’i 9,1 milyondan biraz fazla gösterim aldı.
TWITTER DEĞİL, X!
Ünlü milyarder, Twitter’ı adeta yeniden yapmaya çalışıyor ve platformun adını bile değiştiriyor. Musk, bir zamanlar sevimli kuş logosuyla dijital dünyada var olan platformun adını ve logosunu X olarak değiştirdi. Ancak ekim ayında Florida’da faaliyet gösteren ve adı X Social Media olan bir reklam ajansı Musk’a dava açtı. Söz konusu şirket, X Corp.’un haksız rekabet, ticari marka ve hizmet markası ihlali yaptığını iddia etti.
X Social Media, şikayetinde tescilli markası olan “X SOCIALMEDIA”yı 2016 yılından bu yana sürekli olarak kullandığını yazıyor.
Girişimci Jacob Malherbe tarafından 2015 yılında kurulan Florida merkezli şirket, marka bilinirliği oluşturmak ve tüketicilere ulaşmak için bugüne kadar 2 milyon doların üzerinde yatırım yaptığını belirtti ve X Corp’un yeniden markalanması ve ‘X’ işaretini kullanması ile bağlantılı olarak gelir kaybı yaşadığını iddia etti.
ŞOKE EDEN İDDİALAR
2023’ün en tartışmalı isimlerinden biri olan Fox News’den Tucker Carlson’a konuşan Musk, hükümetin platformdaki özel iletişimlere tam erişimi olduğunu öğrendiğinde ne kadar şoke olduğunu belirtti. Milyarder iş insanı, Carlson’a şirkete katılana kadar bu gerçeğin farkında olmadığını söylerken, devlet kurumlarının sosyal medyayı izlemedeki yetkinliği konusunda şaşkınlığa uğradığını anlattı:

“Devlet kurumlarının Twitter’da olup biten her şeye etkin bir şekilde tam erişim derecesi aklımı başımdan aldı. Farkında değildim.”
Musk’ın bu sözleri üzerine, Carlson’ın, “Bu, insanların DM’lerini de içeriyor mu?” sorusunu da “Evet” diye yanıtladı.
DEV İSİMLER X’İ TERK ETTİ
Sıra dışı açıklamalarıyla sık sık tepkilere hedef olan Musk’ın “antisemitist” olarak nitelenen çıkışı, sahibi olduğu X’e pahalıya mal oldu. Birçok dev şirket, halihazırda büyük gelir kaybı yaşayan X’le reklam anlaşmalarını bitirdi.
Musk’ın X’te “Yahudilerin beyazlardan nefret ettiği” yönündeki bir antisemitist komplo teorisini destekleyip “İşte asıl gerçek” notuyla yeniden paylaşması, Filistin-İsrail savaşı sürerken büyük tartışma yarattı. Birçok Yahudi haham şirketlere X’e reklam vermeyi durdurma çağrısı yaparken Beyaz Saray da Musk’ın paylaşımını “tiksindirici” olarak niteledi.

Elon Musk ise şirketine saldırı olduğunu savunarak Media Matters ve diğer medya takip kurumlarına dava açacağını söyledi.
Tartışma büyürken teknoloji devleri Apple ve IBM, Elon Musk’ın sahibi olduğu X’e reklam vermeyi durdurma kararı aldı. Disney de artık X’e reklam vermeyeceğini açıkladı.
TEKNOLOJİ LİDERLERİYDİLER KAFES DÖVÜŞÇÜSÜ OLDULAR
Bu yıl teknoloji dünyasında sadece platformlardaki çeşitli değişimler, yeni keşifler konuşulmadı, aynı zamanda pek çok kişinin şaşkınlıkla izlediği ilginç bir tartışma da dikkat çekti. İki teknoloji lideri Mark Zuckerberg ve Elon Musk birbirlerine meydan okuyarak kafes dövüşünde kozlarını paylaşmak için restleştiler.

CASUS YAZILIM KRİZİ
İsrailli casus yazılım şirketi QuaDream’in geliştirdiği casus yazılımla, en az 10 ülkede gazetecilerin, muhalif figürlerin ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının telefonlarına sızıldığı ortaya çıktı. Toronto Üniversitesi’ne bağlı Citizen Lab’ın araştırma raporunda, söz konusu casus yazılımla dünyanın farklı yerlerindeki pek çok sivil toplum örgütü üyesinin iPhone marka telefonlarına sızıldığı belirtildi.
Citizen Lab’ın raporuna göre, QuaDream’in işlemcilerinin bulunduğu ve kullanıldığı ülkeler arasında Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Gana, İsrail, Meksika, Romanya, Singapur, Birleşik Arap Emirlikleri ve Özbekistan var.
APPLE’DA ŞARJ DEĞİŞİKLİĞİ
Avrupa Birliği’nin en küçük ülkesinden Malta’dan bir politikacı dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinden biri olan Apple’a diz çöktürdü. Agius Saliba geçen yıl Avrupa Parlamentosu önünde yaptığı konuşmada Malta’daki evinden aldığı bir kutuya uzandı ve birbirine dolanmış kablo yığınını çıkardı, bir diğer elinde ise USB-C şarj cihazını tuttu. Saliba, herkesin aynı sorundan muzdarip olduğunu hatırlattı: “Bugün bu şarj cihazı yığınını sadece, bununla değiştiriyoruz. Bunlar artık geçmişte kaldı.”

Saliba, “Apple, ürünlerini pazarlamak ve ürünlerini iç pazarımızda satmak istiyorsa bizim kurallarımıza uymak zorunda. Apple’ın istediklerini yapmasına izin vermeyeceğim” demişti ve dediğini de yaptı. Apple, şarj cihazlarında değişikliğe gitmek zorunda kaldı.
Şirket, düzenlemenin yeniliği önleyeceğini ve şu anda yakında geçerliliğini yitirecek kablolara bağımlı olan bir milyardan fazla insan olduğunu belirtse de şirketin dünya çapındaki pazarlamadan sorumlu kıdemli başkan yardımcısı Greg Joswiak, “Açıkçası buna uymamız gerekecek. Başka çaremiz yok” dedi.
KOKU ALABİLEN ROBOT
Yapay zeka ve robotik buluşlara bir yenisi daha eklendi; bilim insanları koku alabilen robot geliştirdi. Robot, eklenen antenler ve yapay zeka sayesinde kokuları tanımlayabiliyor. Tel Aviv Üniversitesi’nden bir grup araştırmacı, bazı özel elektroniklerden 10.000 kat daha fazla hassasiyetle bazı kokuları tanımlayabilen bir robot yarattıklarını söyledi.

İNSANSI ROBOT YENİLENDİ
Boston Dynamics’in geliştirdiği Atlas isimli robot ise yeni hareket yetenekleriyle dikkat çekti. Atlas, artık nesneleri tutup fırlatabiliyor. Boston Dynamics, geliştirdiği Atlas robotunun parkuruna bazı eklemeler yaptı, böylece robotun yeni yetenekleri de ortaya çıktı.

ROBOTİK AMELİYATTA DEVRİM
İspanya’da ilk kez robotik ameliyat yöntemiyle bir hastaya akciğer nakli yapıldı. Barselona kentinde Vall d’Hebron Hastanesi’nde yapılan robotik ameliyata ilişkin ayrıntılar da basın toplantısında paylaşıldı.

META’DA MİLYON DOLARLIK ZARAR
Meta, Giphy’i sattı… 260 milyon dolar zarar etti. Facebook’un sahibi Meta, stok görüntü hizmeti Shutterstock’a ünlü gif arama motoru Giphy’i 53 milyon dolara sattı. Meta, Giphy’den 260 milyon dolardan fazla zarar etti.
GOOGLE’DA İNTİHAR ŞOKU
31 yaşındaki kıdemli bir yazılım mühendisi, Google’ın New York’taki ofis binasının 14. katından düşerek hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden mühendis, Bellevue Hastanesi’ne kaldırılsa da kurtarılmadı.

Google İletişim Müdürü Alex Joseph yaptığı açıklamada, “Çalışanlarımızdan birinin dahil olduğu bu trajik olaydan dolayı çok üzgünüz. Düşüncelerimiz ailesiyle birlikte ve mahremiyetlerine saygımızdan dolayı daha fazla yorum yapmıyoruz” dedi.
Daha önce de bir Google çalışanının, ofise yakın bir apartman dairesinde intihar ederek öldüğü bildirilmişti.
THREADS İLE MUSK’A MEYDAN OKUDU
Geçtiğimiz yıl Twitter’ı oldukça olaylı bir şekilde satın alan ve satın aldığından bu yana yaptığı değişikliklerle tepki toplayan Elon Musk’a Mark Zuckerberg’den iddialı bir hamle geldi. Facebook, WhatsApp ve Instagram gibi platformların ana şirketi Meta’nın CEO’su olan Zuckerberg, Twitter’a rakip yeni bir uygulama üzerinde çalıştığını duyurmuştu.

Meta CEO’su Threads’i piyasaya sürdü ve nihayet merakla beklenen platform kullanıma açıldı. Zuckerberg’e göre, lansmanından sonraki ilk dört saat içinde beş milyondan fazla kişi, yedi saat içinde ise 10 milyon kullanıcı Threads’e kaydoldu.
OPENAI’DE DEPREM
Teknoloji dünyası, yapay zekâ alanının en tanınan isimlerinden biri olan ve ChatGPT’yi geliştiren OpenAI’nin CEO’su Sam Altman’ın şirketten kovulmasıyla sarsıldı.

Kararın ardından şirketten istifa kararları art arda geldi. Altman’ın dönmesi için çalışanlardan ynetime istifa tehditi savulurken sonunda ALtman şirkete geri döndü.
]]>




