Duruşma – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Tue, 16 Jul 2024 09:02:37 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Sıla’nın öldüğü kazada yeniden yargılanan sürücünün cezası arttı https://www.foxhaber.com.tr/silanin-oldugu-kazada-yeniden-yargilanan-surucunun-cezasi-artti/ https://www.foxhaber.com.tr/silanin-oldugu-kazada-yeniden-yargilanan-surucunun-cezasi-artti/#respond Tue, 16 Jul 2024 09:02:37 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8895 Muğla’da14 Aralık 2022’de saat 08.00 sıralarında Yatağan’dan Menteşe yönüne giden Tolga Yağcı’nın kullandığı 48 YP 233 plakalı otomobil, yaya geçidinde yolun karşısına geçmeye çalışan Sıla Akgül’e çarptı.

Zübeyde Hanım Teknik ve Anadolu Lisesi 9’uncu sınıf öğrencisi Sıla Akgül, ambulansla kaldırıldığı Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Gözaltına alınan otomobil sürücüsü Yağcı, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Sıla’nın cenazesi ise Menteşe ilçesi Akgedik Mahallesi Mezarlığı’nda toprağa verildi.

İLK DURUŞMADA TAHLİYE EDİLDİ

Soruşturmanın ardından Tolga Yağcı hakkında ‘taksirle ölüme neden olma’ suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Yağcı, Muğla 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde 17 Ocak 2023’te görülen davanın ilk duruşmasında, 33 gün kaldığı cezaevinden adli kontrol şartı ile tahliye edildi.

Davanın 19 Ekim 2023’te görülen 4’üncü duruşmasında mütalaasını veren savcı, sanık Yağcı’nın, Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’nin raporuna göre, otomobil ile kavşak yaklaşımındaki seyrini kendisine hitaplı levhalar dikkate alacak şekilde sürdürmediği, aydınlatma bulunmayan mahalde zeminin de ıslak olmasını gözeterek far ışığı altındaki görüş alanını dair yeterli kontrolleri yapmadığını belirtti.

Yağcı’nın ilk geçiş hakkını yaya geçidinden geçiş yapmakta olan Sıla Akgül’e vermeyip, kontrolsüzce gerçekleştirdiği seyri sırasında çarptığını kaydetti. Savcı, olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı nedeniyle otomobil sürücüsü Yağcı’nın ‘asli kusurlu’ olduğu, ölen Akgül’ün ise kusurunun bulunmadığını belirtti. Mütalaada, sanık Yağcı’nın 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi. 

4 YIL HAPİS CEZASI İNDİRİLDİ

Hakim, mütalaaya ilişkin beyanların alınmasının ardından kararını açıklayıp, sanık Tolga Yağcı’ya ‘taksirle ölüme neden olma’ suçundan 4 yıl hapis cezası verdi. Hakim, ardından pişman olması ve cezanın üzerindeki olası etkilerini dikkati alarak, cezasını 3 yıl 4 aya indirdi. Hakim, sanığın ekonomik durumunu da göz önünde bulundurup, verilen hapis cezasını 24 ay taksitle ödenmek üzere 24 bin 300 lira para cezasına çevirerek, sürücü belgesine 6 ay süreyle el konulmasını hükmetti.

SAVCILIK, DOSYAYI İSTİNAF MAHKEMESİNE TAŞIDI

Bunun üzerine Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı, temel cezanın azlığı ve hapis cezasının paraya çevrilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunduğu gerekçesiyle mahkemenin kararını istinaf mahkemesine taşıdı. Dosyayı görüşen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi, Yağcı’ya verilen cezayı az bularak yeniden yargılanmasına karar verdi.

CEZASI ARTTIRILDI

Kararın bozulmasının ardından bugün Muğla 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesinde yeni duruşma görüldü. Duruşmada mahkeme heyeti sanık Yağcı’ya önce üst sınırdan 6 yıl hapis cezası verdi. Ardından cezanın sanık üzerindeki etkilerini dikkate alıp, bu cezasında 6’da 1 oranında indirim yaparak 5 yıla düşürdü. Ayrıca sanık Yağcı’nın daha önce verilen 6 ay ehliyetine al koyma cezası da 1 yıla çıkarılıp, hakkında uygulanan yurt dışı çıkış yasağının infaz süresinin başlamasına kadar devamına da karar verildi. 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/silanin-oldugu-kazada-yeniden-yargilanan-surucunun-cezasi-artti/feed/ 0
28 Şubat davası, 9 Eylül’e ertelendi https://www.foxhaber.com.tr/28-subat-davasi-9-eylule-ertelendi/ https://www.foxhaber.com.tr/28-subat-davasi-9-eylule-ertelendi/#respond Wed, 10 Jul 2024 09:04:19 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8747 Yargıtay’ın haklarında verilen hükmü bozmasının ardından 28 Şubat davası kapsamında 16 sanığın yeniden yargılandığı davaya Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşma, Mahkeme Başkanı tarafından 5 numaralı CD hakkındaki Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunun okunmasıyla başladı. ATK raporunda 5 numaralı CD’de yer alan dosyaların dönüştürülmeden önceki türünün tespitinin mümkün olmadığı ifade edildi.

Bunun üzerine söz alan sanık avukatlarından Aykan Akkaçmaz “Dönemin savcısı Word belgesini tarayıp bize PDF olarak sunmuştur. Biz de savunmalarımızı buna göre hazırladık. İstanbul Adliyesi’nde belgenin orijinal hali Word şeklinde. Karargah Evleri dosyasının kumpas olduğu ortaya çıktı. Tamer Tatar’ın getirdiği Karargah Evleri dosyasından devşirildiğini düşündüğümüz 5 numaralı CD’den çıkan Genelkurmay belgelerinin üstünde 03 kodları var. Karargah Evleri’nin kumpas olduğu sabit. Burada da aynı kodlar var. CD 5’in uydurma bir delil olduğu kanaatindeyiz. Bu esas olmamalıdır” talebinde bulundu ve ”Tamer Tatar’a gönderildiği iddia edilen askeri belgeler FETÖ’cü savcılara veriliyor hatta biri firari. Ayrıca Tamer Tatar bu belgelere yama yapıyor. Tamer Tatar’ın Bank Asya hesaplarına ve yurt dışı ziyaretlerine rağmen ne hikmetse sadece 2 yıl 2 ay ceza almıştır” diye konuştu.

”FETÖ’CÜ TUTUKLU SAVCI TARAFINDAN İDDİALAR SUNULDU”

Sanık avukatlarından Mehmet Sever de “Bu davada yargılanan kişiler 7 Nisan toplantısı ile ilgili yargılanmaktadırlar. Bu 7 Nisan toplantısına dair soruşturmanın genişletilmesi talebim var. FETÖ’cü tutuklu savcı Kemal Çetin tarafından bu iddialar sunulmuştur. FETÖ’nün kumpas ve yalan delil üretmekte olduğunun ne kadar usta olduğu tüm yargılamalarda ortaya çıkmıştır. FETÖ örgüt üyeliğinden mahkum olan ve yardımdan ceza alan ve bu dosyaya bilgi ve belge sunan kişilerin dosyaları sunulmalıdır. Bu dosyalar bu davadaki süreci etkileyecek derecede önemlidir” talebinde bulundu.

“HİÇ KİMSE 18 MADDEYE İTİRAZ ETMEDİ”

Duruşmada tanık olarak dinlenen dönemin Devlet Bakanı-Hükümet Sözcüsü ve ATA Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek, şunları söyledi:

– Refah Yol hükümetinde Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü’ydüm. Doğru Yol Partisi adına bir hafta ben sözcülük yapardım bir hafta Refah Partisi adına Abdullah Gül. Dolayısıyla hükümetin içindeydim. 12 Eylül sonrasında MHP ve ülkücü kuruluşlar davasında devleti cebir ve tehditle yıkmak suçlamasıyla tutuklandım, idamla yargılandım ve aklandım. Yeminime sadık kalarak söylüyorum o dönemde herhangi bir şekilde darbe söz konusu değildi ne klasik bir darbe ne de postmodern darbe.

– Eğer MGK’da kararlaştırılan 18 maddeden söz ediliyorsa Süleyman Demirel’in bana söylediğini söylüyorum ‘8 saat boyunca Başbakan hiçbir konuya itiraz etmedi hatta başını sallıyordu. MGK’da kararlaştırılan 18 maddeye aynen katılıyorum. Biz de o görüşteyiz. Devlette irtica vardır hatta 200 yıldır vardı’ dedi. Bakanlar Kurulu’nda görüşüldü ve Tansu Çiller de içinde olmak üzere hiç kimse bu 18 maddeye itiraz etmedi.

”TOPLUMUN GERİLDİĞİ BİR GERÇEK”

”Refah Partisi iktidara gelince ve Necmettin Erbakan’da başa gelince sanki yeraltında bekleyen örgütler bir anda ortaya çıktı ve ‘gün bizim günümüz’ dedi. Tarikat şeyhleri olduğu iddiasıyla bir takım insanlar Başbakanlık konutuna çağrıldı ve iftar yemeği verildi” diyen Zeybek, şöyle devam etti:

– Bir örnek daha vermek istiyorum. Ben aynı zamanda Basın Yayın’dan Sorumlu Devlet Bakanıydım. Gazetelerde Refah Partisi Genel Sekreteri Oğuzhan Asiltürk diyor ki ikindi namazı da tatil olsun. Dedim ki sayın başbakanım siz artık başbakansınız güzel işler de yapıyorsunuz. Ama artık dini siyasete alet etme işini bırakın ne demek ikindi namazı tatil olsun. ‘Oğuzhan öyle bir şey söylemez’ dedi. Dolayısıyla toplumun gerildiği bir gerçek. Dolayısıyla bu gerginlik MGK’ya da yansıdı ve bu kararlar çıkarıldı. Darbe zorlamayla olur ancak benim kanaatimce asla bir darbe girişimi söz konusu değildir.

– 2 yıl sonra Tansu Çiller Başbakan olacaktı ama Türkiye gerçekten çok gerilmişti ve bu gerginliği gidermenin bir yolu olarak da Tansu hanım Başbakan olursa bu kabaran gerginlik halkımızın daha sakin olabileceği düşünüldü buna Erbakan da razı oldu ama o dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel başka yönde bir karar verdi. Dolayısıyla Mesut Yılmaz’a verdi hükümeti ve buna Tansu Çiller ‘darbe’ dedi. Generallerin hükümet üzerindeki baskısı asla söz konusu değildir.

”BİR DARBE DÜŞÜNCESİ OLSAYDI YAPILIRDI “

– Sincan’dan tankların yürüme iddiası da bana gülünç geliyor. Sonradan öğrendik normal bir geçişmiş. O gün tankların Sincan’dan yürümesi ile 4 ay sonra hükümetin düşmesinin arasında bir bağlantı olduğu iddiası oldukça gülünç. Ben sanıkları tanımam. Batı Çalışma Grubu sanki bir cuntaymış gibi anlatıldı. Ancak bir çok bakanlıkta çalışma grupları kuruldu. O dönemin şartlarında bir darbe düşüncesi olsaydı bu yapılırdı ve kimse de bunu önleyemezdi.’

DURUŞMA 9 EYLÜL’DE

Mahkeme sanık avukatlarının ATK raporu hakkında beyan vermesi için bir sonraki duruşmaya kadar süre tanırken savunma delili olarak dosyaya celbi istenen Deniz Ay, Gökhan Eski ve Tamer Tatar’ın dosyaya katkısı olmayacağı gerekçesiyle bu taleplerin reddine karar verdi ve bir sonraki duruşmayı 9 Eylül saat 10.30’a erteledi.

Duruşma sonrası açıklamalarda bulunan Namık Kemal Zeybek, ”28 Şubat’ın darbe olduğuna yönelik tüm savlar tutarsız ve temelsizdir. Böyle bir şey olmamıştır. Şimdi yargılanan generaller, subaylar o süreçte vatana büyük hizmet etmişlerdir ve gerginleşen ortamı soğukkanlı şekilde sakinleştirerek görevlerini yapmışlardır” diye konuştu.

 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/28-subat-davasi-9-eylule-ertelendi/feed/ 0
35 kişinin hayatını kaybettiği Manolya Apartmanı davasında tahliye kararı https://www.foxhaber.com.tr/35-kisinin-hayatini-kaybettigi-manolya-apartmani-davasinda-tahliye-karari/ https://www.foxhaber.com.tr/35-kisinin-hayatini-kaybettigi-manolya-apartmani-davasinda-tahliye-karari/#respond Sun, 23 Jun 2024 21:27:43 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8469 Kahramanmaraş’ta 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, tutuklu sanık Osman Polat Yalçın, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. 

Tutuksuz sanıklar Ali Rıza E, Faruk Ç, Mümtaz E. ile müştekiler ve taraf avukatları duruşma salonunda hazır bulundu. Diğer tutuksuz sanıklar Mehmet Sait K. ve Atilla K. ise duruşmaya katılmadı. 

Tutuklu sanık Osman Polat Yalçın, binayı usulüne uygun yaptığını savunarak üzerine atılan suçları kabul etmedi ve beraatini istedi. 

Tutuksuz sanık Faruk Ç, binaya 20 metrekarelik ilave asma kat inşaatı yaptıklarını, bunun inşaatın statiğini bozacağına yönelik herhangi bir etkisinin olmadığını savundu. 

BAŞKA BİNALAR DA YIKILDI

Faruk Ç, şunları kaydetti: 

“Biz bu ilaveyi yaptık ancak Osman beyden dükkanı aldığımda her yer sütundu, üstünde boşluk vardı, ben böyle dükkan yapamayacağımı söyledim. Osman bey de ‘kullanma iznini alalım, bir tabla basarsın, bu işi düzeltiriz’ dedi. Kullanma izni aldıktan sonra boşlukta birer metrelik kalıplarla 10’ar 15’er santim aralıklarla demir filizleri vardı. Fakat herhangi sütundan çıkma değildi. Kalıpçı getirdik beton döktük, öncesinde demirler bağlandı, bu şekilde ilave asma kat inşaatı yaptık. Bunun inşaatın statiğini bozacağına yönelik herhangi bir etkisi olsaydı Osman bey beni ikaz ederdi. Bu nedenle yaptık. Ayrıca o sırada bizim dışımızda başka binalarda, asma katlar projedeki gibi aynı durduğu halde onlar da yıkıldılar.” 

Diğer tutuksuz sanıklar da suçlamaları kabul etmeyerek beraatlerini istedi. 

SORUMLULARIN CEZALANDIRILMASINI İSTEDİ

Müşteki Mustafa Müdüroğlu, Manolya Apartmanı’nda annesini kaybettiğini, babası ve kız kardeşi ile kendisinin de enkazdan yaralı olarak çıkarıldıklarını belirterek, sorumlu olan tüm sanıkların cezalandırılmasını istedi. 

Haklarında zorla getirme kararı bulunan Atilla K. ve Mehmet Sait K’nin duruşmaya katılmadığını dile getiren Müdüroğlu, şöyle devam etti: 

*Sanık Ali Rıza E. ve Mümtaz E’ye gösterilen fotoğraflar sonrasında plan ve projede olmamasına rağmen iş yerinin asma katının üzerinde iş yerinin ortakları ve iş yerinin tapu sahibi olan aileye ait dairenin iş yerine dahil edildiğini ve dahil edilirken tablaların kesildiğini, iş yerinin asma katından daireye direkt geçiş amaçlı beton merdiven eklendiğini ikrar ettiler.

*Her ne kadar apartmanın ortak alanına yaptıkları eklenti ve o eklentiye geçiş sağlamak amaçlı dairenin duvarını yıkarak kapı açmaları konusunu sanık Ali Rıza E. ve Mümtaz E. reddetmiş olsa da tanık beyanları ile de bu eklenti ve geçişleri kendilerinin yaptıkları sabit olmuştur.

*Müteahhit her ne kadar bütün suçlamaları reddetmiş olsa da beton kalitesi ve demir kalitesinde 1975 deprem yönetmeliğine uymadığı, soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporuyla da sabit olmuştur.

TAHLİYE KARARI ÇIKTI

Mahkeme heyeti, tutuklu bulunduğu süre ve celse arasında dosyaya giren bilgi ve belgeler dikkate alınarak, tutuklu sanık Osman Polat Yalçın’ın yurt dışına çıkış yasağı ve haftada iki gün imza atması şartıyla tahliyesine karar verdi. 

Heyet, tutuksuz sanıklar hakkında ise yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vererek duruşmayı 7 Haziran’a erteledi. 

Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanıklar hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis talep ediliyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/35-kisinin-hayatini-kaybettigi-manolya-apartmani-davasinda-tahliye-karari/feed/ 0
Rus avukat Erzurum’da öldürülen Anastasia için mücadele ediyor https://www.foxhaber.com.tr/rus-avukat-erzurumda-oldurulen-anastasia-icin-mucadele-ediyor/ https://www.foxhaber.com.tr/rus-avukat-erzurumda-oldurulen-anastasia-icin-mucadele-ediyor/#respond Sat, 04 May 2024 21:27:22 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6925 Ukrayna-Rusya Savaşı’ndan sonra Türkiye’ye gelip Erzurum’a yerleşen Anastasia Emelianova, bir iş yerinde bilgi işlem personeli olarak çalışmaya başladı.

Emelianova, yaklaşık 8 ay önce sosyal medya üzerinden bir kafede baristalık yapan Suriye uyruklu Mohammad Nizar Arnabeh (30) ile tanıştı. İkili arkadaş olup, sık sık görüşmeye başladı.

Geçen yıl 20 Eylül saat 23.00 sıralarında ikili arasında tartışma çıktı. Apartmanda oturanların da duyduğu tartışmadan birkaç saat sonra Mohammad Nizar Arnabeh, alt kat komşusuna giderek Anastasia Emelianova’nın yaralandığını söyleyip, yardım istedi.

Mohammad Nizar Arnabeh

112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan ihbar üzerine apartmana polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Ekipler, Anastasia Emelianova’ın kan kaybından öldüğünü belirledi. Kadının cenazesi Erzurum Adli Tıp Kurumu’na kaldırılırken, Mohammad Nizar Arnabeh ise İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet ve Gasp Büro Amirliği ekipleri tarafından gözaltına alındı ve çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Emelianova’nın cenazesi ise uçakla ülkesine gönderildi.

Anastasia Emelianova

‘KASTEN ÖLDÜRME’ İDDİASIYLA DAVA AÇILDI

Olayla ilgili Erzurum 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘kasten öldürme’ iddiasıyla açılan dava devam ediyor. Mohammad Nizar Arnabeh’in tutuklu olarak yargılandığı davayı Anastasia Emelianova’nın avukat arkadaşı Varya Mihaylova yakından takip ediyor. 17 Şubat’ta yapılan ilk duruşmanın ardından ikinci duruşmaya da katılan Mihaylova, mahkemedeki süreci büyük bir dikkatle dinledi. Dinleyici bölümünde duruşmayı takip eden Mihaylova, Anastasia Emelianova’nın aile avukatı Begüm Osma’dan detaylarla ilgili bilgi aldı.

SUÇLAMALARI KABUL ETMEDİ

Erzurum 1’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada tercüman aracılığıyla ifade veren Mohammad Nizar Arnabeh, Atatürk Üniversitesi öğrencisi olduğunu söyledi.

Arnabeh, “Anastasia Emelianova ile internette bir arkadaş bulma uygulamasıyla tanıştık. Derslerin online olması nedeniyle İstanbul’a gittim. Taksim İstiklal Caddesi’nde bir kafede barista olarak çalışmaya başladım. Dersler yüz yüze olunca Erzurum’a döndüm. Köşk Mahallesi’nde bir ev tuttum. Benden sonra da Anastasia Emelianova Erzurum’a geldi. Oturduğum evi beğenmediği için olayın gerçekleştiği evi tuttum. Hakkımdaki suçlamayı kabul etmiyorum. Çok iyi geçiniyorduk. Anastasia çok akıllı bir kadın ve feminist görüşlere sahipti. Suçsuzum beraatimi istiyorum” dedi.

Mahkeme, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi, GSM operatörlerinden yazışma ve arama kayıtlarının istenmesine karar vererek duruşmayı erteledi.

“ST. PETERSBURG’DA TANIŞTIK”

Duruşma sonrası DHA muhabirinin sorularını cevaplayan Varya Mihaylova, Anastasia Emelianova ile 2013 yılında St. Petersburg’daki bir üniversitede tanıştıklarını söyledi.

Yüksek lisans derecesinde birlikte çalıştıklarını ve birlikte hukuk savunması ve aktivizmle uğraştıklarını anlatan Mihaylova, şunları söyledi:

“Bir avukat ve insan hakları aktivistiyim. Anastasia ile 2013 yılında tanıştım, on yıldır arkadaşız, St. Petersburg’da bir üniversitede yüksek lisans programında birlikte okuduk, daha sonra uzun yıllar birlikte insan hakları ve aktivizmle uğraştık.

Anastasia, Rusya’daki insan hakları ihlalleri, çeşitli yasa dışı ve hukuksuz eylemlerin olası tüm alanlarıyla ilgileniyordu.

Adil seçimleri savunuyor, siyasi tutukluların hakları için mücadele ediyordu, ekolojiyle çok ilgiliydi, vegandı ve ortak olduğumuz önemli konulardan biri de feminizmdi.

Birlikte birçok farklı feminist etkinliğe katıldık, düzenledik, kadın hakları, bu hakların nasıl ihlal edildiği ve bu konuda neler yapılabileceği hakkında videolar kaydettiğimiz bir YouTube kanalımız vardı.”

“TÜM DURUŞMALARINA KATILMAYA ÇALIŞIYORUM”

Anastasia Emelianova ile en çok konuştukları konulardan birinin aile içi şiddet ve genel olarak cinsiyete dayalı şiddet ve kadına yönelik şiddet olduğunu hatırlatan Varya Mihaylova şunları söyledi:

“Son bir yıldır Çekya’da yaşıyorum. Anastasia’nın 23 Eylül’de kaybolduğunu öğrendiğimde Türkiye’deydim, iş için gelmiştim, onu aramak ve neler olduğunu anlamak için burada kaldım.

Çok geçmeden Anastasia’nın öldüğü anlaşıldı. Anastasia’nın İstanbul’da yaşayan birkaç arkadaşı ile aktivistler, Anastasia’ya ne olduğunu bulmak ve memleketi Novosibirsk’e gömülebilmesi ve cenazesinin Rusya’ya nakledilmesine yardımcı olmak üzere bir araya geldi.

Şimdi bizim için en önemli şey, gerçeği ortaya çıkarmak, Anastasia için adalet ve hakkaniyeti sağlamak. Bir feminist olarak, diğer kadınların hakları için mücadele eden, toplumsal cinsiyet şiddetine karşı savaşan bir kadın olarak, biz arkadaşlarının en çok istediği şey, mahkemenin Anastasia’nın başına gelenlerle ilgili gerçeği ortaya çıkarmak için mümkün olan her şeyi yapmamız.

Faillerinin cezalandırılması, dünyanın olanlarla ilgili gerçeği öğrenmesi ve arkadaşları olarak bizim de Anastasia’nın ne kadar harika bir insan olduğunu dünyaya anlatmamız önemli. Şefkatli, sempatik, inanılmaz derecede aktif ve yetenekli.

O adalete, hakikate ve iyiliğe olan tutkusunu, yaptığı her şeye uygulayan bir insandı. İnsanların bunu hatırlaması bizim için çok önemli.

Dediğim gibi, Anastasia kaybolduğu sırada Türkiye’deydim ve ondan sonra Anastasia için adaletin sağlanmasına yardımcı olmak, elimden geldiğince burada olmak, benim için çok önemli hale geldi ve onun davasındaki tüm duruşmalara katılmaya çalışıyorum. Süreci kendi gözlerimle görmek ve başkalarına anlatmak için bu sefer de Çek Cumhuriyeti’nden geldim.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/rus-avukat-erzurumda-oldurulen-anastasia-icin-mucadele-ediyor/feed/ 0
İki kardeşten birini öldüren sanık: Sadece kardeşime vuran birine yumruk attım https://www.foxhaber.com.tr/iki-kardesten-birini-olduren-sanik-sadece-kardesime-vuran-birine-yumruk-attim/ https://www.foxhaber.com.tr/iki-kardesten-birini-olduren-sanik-sadece-kardesime-vuran-birine-yumruk-attim/#respond Wed, 24 Apr 2024 21:00:28 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6516 Kayseri’nin Melikgazi ilçesi Osmanlı Mahallesi Reisoğlu Caddesi’nde geçen yıl 13 Aralık’ta saat 17.00 sıralarında kavga çıktı. İki grup arasında çocukların kavga etmesi nedeniyle çıkan tartışma, kısa sürede büyüyerek, bıçaklı kavgaya dönüştü. Kavgada Resul İbaokurgil, Sedat Daşdemir ile kardeşi Ramazan Daşdemir’i bıçakla yaraladı.

İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralılar, sağlık ekiplerince çeşitli hastanelere kaldırıldı. Boğazına aldığı bıçak darbesi ile ağır yaralanan Sedat Daşdemir kaldırıldığı hastanede doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamazken, kardeşi Ramazan Daşdemir ise hastanedeki tedavisinin ardından taburcu edildi.

Gözaltına alınan cinayet zanlısı Resul İbaokurgil ise tutuklanarak, cezaevine konuldu. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma tamamlanarak, iddianame düzenlendi. Kayseri 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede sanık hakkında müebbet hapis cezası istendi. Kayseri 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasında sanık Resul İbaokurgil ile müşteki tutuksuz sanıklar Vedat ve Ramazan Daşdemir kardeşler ve ölen Sedat Daşdemir’in şikayetçi anne, baba ve eşi hazır bulundu.

MAKTULÜN ABLASI SANIĞA TOKAT ATTI

Duruşma öncesi, ölen Sedat Daşdemir’in ablası İ.L., sanığın duruşma salonuna girdiği sırada önünden geçerken tokat atarak, tükürdü. Mahkeme başkanının talimatı ile abla İ.L. duruşma salonundan çıkarıldı. İ.L. salondan çıkarılırken, “Benimle bunu niye yan yana getirdiniz? Şeriat şeriat. Siz devlet misiniz?” diye bağırdı. Duruşma tutanağına da geçen bu ifadeler sonrası mahkeme heyeti ara karar ile İ.L. hakkında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Duruşma nedeniyle adliye içinde ve duruşma salonunda jandarma ve polis ekipleri, geniş güvenlik önlemleri aldı.

“SADECE KARDEŞİME VURAN BİRİNE YUMRUK ATTIM”

Bıçağı sallamadığını öne süren sanık Resul İbaokurgil, “Kardeşim S.İ. arayarak, ‘Beni dövüyorlar’ dedi. Ben de ‘kaç gel’ dedim. ‘Bırakmıyorlar’ deyince de koştum. Biri kardeşime vuruyordu. Bırakmasını söyledim. Bırakmadı. Ben de yumruk vurdum. Ardından kaçtı. Sonra eve giderken önümü kestiler. Anneme ve eşime küfrettiler. Arkadan birisi yanındakine ‘silahı çıkar ve arabasını yakın’ dedi. Arabayı tekmeliyorlardı. Yanlarına gitmek zorunda kaldım. 15-20 kişi vardı. Maktule bıçak sallamadım. Nasıl yaralandığını görmedim. Ben o sıra baygınlık geçiriyordum. Böyle olsun istemedim. Sadece kardeşime vuran birine yumruk attım” ifadelerine yer verdi.

“SERİ KATİL GİBİ KAFASINA KOYMUŞ ŞEKİLDE KOŞARAK GELDİ”

Olay sırasında yaralanan müşteki sanık olarak tutuksuz yargılanan Ramazan Daşdemir ise “Bıçağı ilk bana soktu. Seri katil gibi kafasına koymuş şekilde koşarak geldi. Bıçağı sağa, sola salladı. Rahmetli ağabeyim engel olmaya çalıştı. Bıçağı ağabeyimin boğazına soktu. Ardından da sırtından bıçakladı. Bizim elimizde sadece okey takımı vardı” diye konuştu.

Şikayetçi olduğunu söyleyen anne M.D. ise “Ciğerim yanıyor. İnşallah onun da ciğeri yanar. Gün yüzü göremez. 2 duvar arasında inşallah çürür. Ben anayım ana. En ağır şekilde cezalandırılsın. Sonuna kadar şikayetçiyim” dedi.

“ÇOCUKLARIM HER GÜN BABALARINI SORUYOR”

Ölen Daşdemir’in şikayetçi eşi H.D. de “Çocuklarım her gün babalarını soruyor. Onun hesabını kim verecek? Bu adama müebbet verin. Hiçbir indirim yapmayın. Böyle adamlar dışarıda gezmeyi hak etmiyor” diye konuştu.

ANNE SANIĞA TEPKİ GÖSTERDİ, SALONDAN ÇIKARILDI

Duruşma devam ederken, maktül Sedat Daşdemir’in annesi M.D., söz almak istedi. Mahkeme başkanının söz verdiği anne, “Ciğerim yanıyor. Bunun idam edilmesini istiyorum” diyerek, sanığa hakaret etti. Mahkeme başkanın uyarısı sonrası anne, polis ekipleri tarafından salondan çıkarıldı. Anne salondan çıkartıldığı sırada da sanığa tepki gösterdi.

1 tanığın dinlendiği duruşmada mahkeme heyeti verdiği ara karar ile sanık Resul İbaokurgil’in, tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı eksikliklerin giderilmesi için ileri bir tarihe erteledi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/iki-kardesten-birini-olduren-sanik-sadece-kardesime-vuran-birine-yumruk-attim/feed/ 0
Hastanede kadın doktoru darbeden sanığa ikinci duruşmada tahliye https://www.foxhaber.com.tr/hastanede-kadin-doktoru-darbeden-saniga-ikinci-durusmada-tahliye/ https://www.foxhaber.com.tr/hastanede-kadin-doktoru-darbeden-saniga-ikinci-durusmada-tahliye/#respond Fri, 19 Apr 2024 21:27:28 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6301 Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi dahili yoğun bakım servisinde kanser tedavisi gören Nazife K., 6 Şubat’ta çoklu organ yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti. Serviste asistan doktor olarak görev yapan B.B.Ö., hastanın oğlu Volkan Kuşçu’ya ölüm belgelerinin doldurulması yönünde bilgi vermek istedi. Bu sırada Volkan Kuşçu, doktor B.B.Ö.’ye yumruklu saldırıda bulundu.

Güvenlik görevlileri araya girerken; hastane yönetimi ‘beyaz kod’ bildiriminde bulundu. Hastaneye gelen polis ekipleri, Volkan Kuşçu’yu gözaltına aldı. Kuşçu’nun yapılan kontrolünde, 1,30 promil alkollü olduğu tespit edildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı hakimlikçe ev hapsiyle cezalandırılan Volkan Kuşçu, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı üzerine yeniden gözaltına alındı ve çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe 9 Şubat’ta tutuklandı.

ŞİDDET MAĞDURU DOKTORU AVUKAT BABASI SAVUNDU

Volkan Kuşçu hakkında Edirne 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Kuşçu, ikinci duruşmaya tutuklu bulunduğu Edirne L Tipi Cezaevi’nden SEGBİS aracılığıyla katılırken, avukatları ise salonda hazır bulundu. Duruşmaya, B.B.Ö.’nün avukatlarıyla birlikte, babası Tunceli Barosu’na bağlı avukat Taner Özdeş de katılıp, kızının savunmasını üstlendi. Duruşmayı Edirne Tabip Odası’na bağlı çok sayıda doktor ve sağlık çalışanları da izledi.

Savcı, Volkan Kuşçu’nun tutukluluk halinin devamını isterken, B.B.Ö.’nün avukatları da aynı isteğe katıldıklarını beyan etti. Duruşmada söz alan B.B.Ö.’nün avukatı ve babası Taner Özdeş, sanığın yaptığı saldırının hiçbir bahanesi ve izahının olmadığını, sinsice ve canavarca hisle yaptığını söyledi. Saldırı sonucu kızının sol gözünde, basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek hasar oluştuğunu anlatan Özdeş, verilecek cezanın emsal teşkil etmesi gerektiğini kaydetti.

‘BİLİNÇSİZCE VE İSTEMSİZCE SALDIRDIM, ÖZÜR DİLERİM’

Söz verilen sanık Volkan Kuşçu ise hayatta tek varlığı olan annesini kaybetmenin etkisiyle bilinçsizce ve istemsizce saldırıyı gerçekleştirdiğini söyleyip, B.B.Ö. ve ailesiyle tüm sağlık çalışanlarından özür diledi. Mahkeme heyeti, saldırı mağduru doktor B.B.Ö. ile ilgili kati doktor raporunun beklenmesine ve sanık Volkan Kuşçu’nun tahliyesine karar verip, duruşmayı 12 Haziran’a erteledi.

‘HİÇBİR TAKDİR İNDİRİMİ UYGULANMASI MÜMKÜN DEĞİL’

Duruşma sonrası açıklama yapan Taner Özdeş, karara tepki gösterdi. Özdeş, “Adaletin işlemediğine bir örnek de az önce yaşadık. Çünkü kızımın, aynı zamanda müvekkilimin gözünde hasar oluştu ve basit tedaviyle giderilemeyecek bir hasar bu. Gencecik bir kız çocuğu, sağlık çalışanı, mesleğinin hemen başında bir emekçi. Olayda birden çok ağırlaştırıcı sebep var. Hiçbir takdir indirimi uygulanması mümkün değil. Haksız tahrikten bahsediyorlardı, onun da uygulanması mümkün değil. Sağlık çalışanı görevini yaparken neyin tahriki olacak? Hiçbir zaman olmaz” dedi.

Kızının gözünde de ciddi hasar oluştuğunu belirten Özdeş, “Biz zaten diken üstündeyiz, 40 gündür. Düşünün, okuyan bir insanın, hekim bir insanın gözünü kaybetmesi, benim de aynı şekilde gözümü kaybetmem. Bizim bir sürü insana faydamız oluyor, kamu görevi görüyoruz. Ne yazık ki, herhalde adalet mekanizması kamu hizmeti verdiğini unutuyor bazen. Kamu demek, toplum demek. Sağlıkçılar, hekimler var olacak ki, ben var olayım, onlar var olmazsa ben var olamam ki. Ama yaşam hakkı evrenseldir, bu olay da yaşam hakkının ihlaline yönelik, beden bütünlüğüne yönelik bir saldırıdır. Bunun böyle basite alınmaması gerekir. Burada sokaktan geçen iki insan tartışmamış, bu saldırı devletin kurumunda gerçekleşiyor. Devletin o hekimi koruması gereken bir yerde gerçekleşiyor. Onu yapamadın bari adalette yap. Devletten beklentimiz budur” diye konuştu.

‘TÜM İŞLERİMİ BIRAKIP, MÜCADELE VERECEĞİM’

Sağlıkta şiddetle ilgili yasaların değişmesi gerektiğini de söyleyen Özdeş, “Ciddi tedbirler alınması lazım, koruyucu önlemler alınması lazım, yasaların değişmesi lazım. Adaletin tecelli harfi harfine tecelli etmesi için elimizden ne geliyorsa yapacağım. Ben tüm işlerimi bırakacağım, bu mücadeleyi vereceğim. Hem meclis düzeyinde, hem de yargı düzeyinde bu mücadeleyi vereceğim” dedi.

‘BİR AN EVVEL ACİL ÖNLEMLER ALINMALI’

Edirne Tabip Odası Başkanı Gürcan Altun da sağlıkta şiddetle ilgili bir an önce ciddi tedbirler alınması gerektiğini söyledi. Altun, “Sağlık hizmeti kamusal bir hizmettir. Bu hizmetin sürdürülmesi sırasında gerek hekimlere, gerekse diğer sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin kabul edilebilir bir tarafı yok. Bizlerin güvenli ortamlarda ve insanca koşullarda çalışmaya ihtiyacımız var. Öncelikli olarak bu güvenliği sağlamak kamu otoritesinin görevi. Bunun haricinde bakıldığında buna yönelik caydırıcı önlemlerin alınması, yasaların çıkarılması gerekiyor. Aksi halde bunun önüne geçilmesi son derece zor. Sağlıkta fiziksel ve sözel şiddet günlük yüzleri bulmuş durumda. Bir an evvel acil önlem alınması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/hastanede-kadin-doktoru-darbeden-saniga-ikinci-durusmada-tahliye/feed/ 0
Hilal Sultan Kırgöz davasında gerginlik https://www.foxhaber.com.tr/hilal-sultan-kirgoz-davasinda-gerginlik/ https://www.foxhaber.com.tr/hilal-sultan-kirgoz-davasinda-gerginlik/#respond Wed, 17 Apr 2024 21:30:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6225 Manisa’daki bir sürücü kursunda eğitmenlik yapan Önder Lafçı, 6 Eylül 2022’de daha önce direksiyon eğitimi verdiği Hilal Sultan Kırgöz’ün, Şehzadeler ilçesindeki evinin önüne geldi.

Lafçı, iddiaya göre, bu sırada evden çıkan Hilal Sultan Kırgöz’ü, zorla hafif ticari aracına bindirmek istedi. Kırgöz direnince Lafçı, Hilal Sultan’ın başına tabanca dayadı. Çevredekilerin müdahalesiyle arbede çıktı.

Lafçı, arbededen faydalanıp kaçarken, Kırgöz’ü de tabancayla sırtından vurdu. Kırgöz, yere yığılırken, Lafçı ise yoldan geçen kamyonetin kasasına binip kaçtı.

Merkezefendi Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Hilal Sultan Kırgöz, buradaki ilk müdahalenin ardından Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildi. Kırgöz, burada 1 hafta yoğun bakımda tedavi gördükten sonra taburcu edildi.

Kırgöz’ün sırtındaki kurşun ise Şehzadeler ilçesindeki bir özel hastanede yapılan ameliyatla çıkartıldı. İkinci kez taburcu edildikten sonra evde fenalaşan Hilal Sultan Kırgöz’ün tedavisine Merkezefendi Devlet Hastanesi’nde devam edildi.

Kırgöz, olaydan 48 gün sonra, 23 Ekim’de yaşamını yitirdi. Olayın ardından aynı gün İzmir’in Buca ilçesinde saklandığı bağ evinde yakalanan Önder Lafçı ile kendisine yardım eden arkadaşı Muhammed Çatak ve Cumali C., gözaltına alındı.

Lafçı ve Çatak tutuklandı, Cumali C. ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Soruşturmanın ardından Önder Lafçı, kendisine yardım eden arkadaşları Muhammed Çatak ve Cumali C. hakkında iddianame hazırlandı.

İddianamede Lafçı’nın ‘Kadına karşı kasten öldürme’, ‘Cebir, tehdit ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ ve ‘Ruhsatsız ateşli silahlarla, mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma’ suçlarından müebbet hapis ve 17 yıla kadar hapsi istendi.

Diğer sanıklardan Muhammed Çatak’ın ‘Kadına karşı kasten öldürmeye yardım’ suçundan 15 yıla kadar, Cumali C.’nin ise ‘Suçluyu kayırma’ suçundan 5 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi. İddianame, Manisa 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

DURUŞMA ERTELENDİ

Önder Lafçı’nın yargılanmasına, bugün Manisa 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 5’inci duruşmayla devam edildi.

Duruşmaya sanık Önder Lafçı, Hilal Sultan Kırgöz’ün ailesi ve avukatı Yalçın Arcak katıldı.

Daha önceki duruşmalarda, Önder Lafçı’nın avukatının Adli Tıp Kurumu 1’inci Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun, ‘Kişinin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı skapula ve omur kırığı ile birlikte omurilik yaralanması, bu nedenle yatalak kalma ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğu, kişinin maruz kaldığı ateşli silah mermi çekirdeği yaralanması ile ölümü arasında illiyet bağı bulunmuştur” kararına itiraz etmiş ve Hilal’in ölümünde hastaneden kaynaklı enfeksiyon kapması sonucu öldüğünü iddia etti. Mahkeme heyeti ise raporun bir üst kurula gönderilmesine karar verdi. Bugünkü duruşma, ATK üst kurulunun hazırlayacağı raporun gelmemiş olması ve olayın yaşandığı gün Önder Lafçı’nın, Hilal’i kendisinden kurtarmaya çalışan mahalleli Beyti Çöte’ye doğrulttuğu silah nedeniyle hakkında ‘Öldürmeye teşebbüs’ suçundan açılan davanın, bu davayla birleşmesine karar verildiği için ertelendi.

Hilal Sultan Kırgöz’ün babası Veysel Kırgöz ve erkek kardeşi Enes Kırgöz, jandarma eşliğinde mahkeme salonundan çıkarılan Önder Lafçı’ya fiziki müdahalede bulundu. Araya giren polislere tepki gösteren aile ve mahkeme salonundakiler, hakimin talimatıyla salondan çıkarıldı. Önder Lafçı’nın ailesinin söylemleri üzerine mahkeme salonundaki gerginlik koridorda ve bahçede de sürdü. Olaya Kırgöz ailesinin avukatı Yalçın Arcak da dahil oldu. Polisin araya girmesiyle gerginlik son buldu.

‘ADALET YERİNİ BULSUN’

Mahkeme çıkışı gözyaşlarına boğulan Zeynep Kırgöz, “Artık adalet istiyorum. Varsa o adaletten bir parça bana da verin artık. Yoruldum, tükendim, bittim artık. Çocuğumu kaybetmiştim, hayatının baharında çocuğumu toprağın içine koymuştum. Bayram geliyor, herkes sevdiklerine gidecek, ben nereye gideceğim? Mezara gideceğim. Bahar geldi, herkes kızlarıyla dışarıda dolaşıyor ama benim ne baharım var ne de bayramım var. Hayallerimin hepsi elimden alındı, kızımı bir bez parçasının içine koydum, toprağın içine koydum. O cani şimdi açık görüş alarak, yakınlarıyla buluşacak, kucaklaşacak ama ben ne yapacağım? Adalet yerini bulsun istiyorum, cehennemi yaşasın istiyorum” diye konuştu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/hilal-sultan-kirgoz-davasinda-gerginlik/feed/ 0
Yuva köyü davasında bilirkişi raporuna itiraz https://www.foxhaber.com.tr/yuva-koyu-davasinda-bilirkisi-raporuna-itiraz/ https://www.foxhaber.com.tr/yuva-koyu-davasinda-bilirkisi-raporuna-itiraz/#respond Mon, 15 Apr 2024 21:36:37 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6149 Bolu’da merkeze bağlı Yuva köyünde 2022 Temmuz’da, Kurban Bayramı sonrası su kaynaklı zehirlenmeler yaşandı. 148 kişi farklı zamanlarda ishal, kusma ve bulantı şikayetleriyle hastaneye başvurdu. Kurban Bayramı için misafir olarak gittiği köyde suyla yıkadığı meyveleri yediği için fenalaşan Eyüp Ertem (49) öldü.

Ertem’in, E. Coli enfeksiyonuna maruz kaldığı ve ölümünün de E. Coli enfeksiyonuna bağlı olarak gelişen ‘invaziv enterokolit, sepsis, septik şok, tipik hemolitik üremik sendrom’ ile gelişen komplikasyonlar sonucu gerçekleştiği ortaya çıktı. Hastanelere sevk edilen bazı hastalara kanlı ishalle ortaya çıkan, anemi ve akut böbrek yetmezliğiyle seyreden ‘Hemolitik Üremik Sendrom’ tanısı konuldu. Rahatsızlanan 148 kişi ilerleyen süreçte taburcu oldu. Bazı hastalar, kendilerinde kalıcı hasarlar oluştuğunu iddia etti.

İDDİANAME HAZIRLANDI

Olayın ardından 5 sanık hakkında hazırlanan 14 sayfalık iddianame, Bolu 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 85 kişinin suç duyurusunda bulunduğu iddianame kapsamında İl Özel İdaresi Su ve Kanal Hizmetleri Müdürü M.A.A., İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Ü.B. ve köy muhtarı M.E. hakkında ‘Taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 15 yıl hapis istenirken, hemşireler B.K. (41) ve F.İ. (42) hakkında da ‘Görevi kötüye kullanma’dan dava açıldı. Davanın 29 Aralık 2023’te görülen ilk duruşmasında M.A.A., Ü.B., M.E. ve B.K. savunma yapıp suçlamaları reddetti.

2’NCİ DURUŞMA BUGÜN GÖRÜLDÜ

Davanın 2’nci duruşması bugün Bolu 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada, tutuksuz sanıklar Yuva köyü muhtarı M.E., İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Müdürü Ü.B. ve İl Sağlık Müdürlüğü’nde görevli hemşire B.K. ile avukatlar ve müştekilerin bir kısmı hazır bulundu. Tayini Yalova’ya çıkan hemşire F.İ. ise duruşmaya SEGBİS ile katıldı.

Üzerine atılı ‘Görevi kötüye kullanma’ suçunu kabul etmediğini ifade eden F.İ, “Covid-19 nöbeti tuttuğum esnada şifahen bilgi gelmesi üzerine vakaların olduğu anlaşıldı. Bulaşıcı Hastalık Surveyans ve Erken Uyarı Sistemi’nin (İZCİ), geçmişe dönük, o tarihteki verilen bakıldığında 15’inde sinyal yoktur, 16’sında sinyal görülmektedir ve 16’sında ben zaten şifahen bilgilendirildiğimden dolayı iş ve işlemlerin hepsini yaptım. Hastaları hastanede ziyaret ettim. Köy muhtarı, İl Özel İdaresi ve halk bilgilendirildi. İçme suyu kullanıma kapandı. Benim tuttuğum nöbet Covid koordinasyon nöbeti. İZCİ sistemiyle ilgili herhangi bir yönlendirme, emir, yazılı bir şey verilmedi. Kusurum olmadığını düşünüyorum” diyerek kendini savundu.

“YAYLA SUYU”

Duruşmada söz alan zehirlenme mağdurlarının avukatı Tunahan Sarıalan, “Dosya kapsamında hazırlanan bilirkişi raporu yeterli değildir. Bilirkişi heyetinde İl Sağlık Müdürlüğü’nden personel bulunmaktadır. Tarafsızlık ilkesine aykırıdır. Akabinde zehirlenmenin sebebi olarak tavuk dışkısı olarak geçmektedir. Ancak buna ilişkin bilirkişi heyetinde herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Yayla suyu denilerek üzerinden geçilmiştir. Teknik kurallara uygun bir mantık çerçevesine oturtulmamıştır. Yayla suyu 4 farklı mahalleye gitmektedir, sadece 1 mahallede zehirlenme yaşanmıştır. Tavuk dışkısına göre araştırma yapılması gerekmektedir. Tavuk dışkısına dair bir araştırma yapılmasını akabinde, tarafsız farklı şehirlerden bilirkişi heyeti oluşturularak, dosyanın bilirkişiye tebliğ edilmesini talep ederiz” diye konuştu.

Avukatın yeniden bilirkişi raporu oluşturulması talebi, davanın ilerleyen aşamada genişletileceği belirtilerek reddedildi. Sanıkların tutuksuzluk hallerinin devamına karar verilirken, duruşma eksikliklerin giderilmesi için ertelendi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/yuva-koyu-davasinda-bilirkisi-raporuna-itiraz/feed/ 0
20 yıl önceki vahşet kardeşlerin ihbarıyla ortaya çıkmıştı… Savcı, mütalaasını açıkladı https://www.foxhaber.com.tr/20-yil-onceki-vahset-kardeslerin-ihbariyla-ortaya-cikmisti-savci-mutalaasini-acikladi/ https://www.foxhaber.com.tr/20-yil-onceki-vahset-kardeslerin-ihbariyla-ortaya-cikmisti-savci-mutalaasini-acikladi/#respond Thu, 11 Apr 2024 09:06:38 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5944 İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Hüseyin K. Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı.

Şikayetçiler E.E. ve V.K. de duruşmada hazır bulundu. Aile Bakanlığı adına Abdullah Yılmaz da davaya katılma talebinde bulundu.

TEYZE TANIK OLARAK DİNLENDİ

Duruşmada tanık olarak dinlenen çocukların teyzeleri Dudu Kadın A., 2012 yılından beri Hüseyin K.’nin evinden ayrı olduğunu ifade ederek “Ölmeden önce çocuğun merdivenden düşüp düşmediği konusunda bilgim yoktur. Bir rahatsızlığı yoktu, ara sıra mevsimsel grip olurdu. O gece çocukla ben Sanığın, diğer çocuklarla arası iyiydi, darp etmezdi. Ölüm kaydının neden nüfusa bildirilmediğini bilmiyorum” dedi.

Şikayetçi E.E. bu ifadeye karşı çıkarak “1996 yılından 2012 yılına kadar bizimle yaşamıştır. Çocuklara o bakıyordu. O gelip çocuk öldü demiştir” derken, V.K. ise “Tanık, sanığı sadece korumaya çalışıyor. Teyzem babamdan da şiddet görmüştür. Oğlu neden 16 yaşına kadar eğitime başlamamış? Bizim gördüğümüz şiddetin mislisiyle fazlasını gördü. Nasıl şiddet gördüğünü defalarca anlattı” dedi.

Çocuğunu sanığı okula gönderip görmediği sorulan tanık Dudu Kadın, “Eşimden ayrılınca hiç maddi gelirim yoktu, bu nedenle gönderemedim. Hüseyin gönderebilirsin dedi. Orada kaldığım sürece Hüseyin geçimime yardımcı oldu” diye konuştu.

KUZEN DE DİNLENDİ

Duruşmada Dudu Kadın’ın oğlu Hakan Y. tanık olarak dinlendi. Hakan Y. “Ölen çocuğu hayal meyal hatırlıyorum. 7 yaşındaydım. Sanığın çocuklara vurduğunu görmedim ama bağırdığını hatırlıyorum. Annemi darp ettiğini görmedim. Beni darp etmedi” dedi.

Hakan Y. okulu dışarıdan okuduğunu belirtti. Bu ifadeye karşı söz alan şikayetçiler, “Yalan söylüyor. 15 yıl yaşadıkları evde hiçbirşeyi hatırlamıyorlar. Hakan annesini korumaya çalışıyor” dedi. Şikayetçilerin avukatı ise, “Tanıkların her ikisi de sanığa sığınmışlardır. Sanığın her türlü psikolojik şiddetine maruz kalmışlardır. Sanığın nasıl bir psikopat olduğunu bilmektedirler” diye konuştu.

TAHLİYESİNİ İSTEDİ

Tanık ifadelerinin ardından ifadesi sorulan sanık Hüseyin K. çocuklarının 2016 yılında sebepsiz olarak evden ayrıldıklarını ifade ederek “Kötü insanların ellerine düştüler. Yeryüzünde bir tek doğru bunlar sanki. Bunun bir kumpas, kirli bir oyun olduğu ortada. Tahliyemi isterim” dedi.

SAVCIDAN AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS TALEBİ

Duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasında, sanığın beyanlarının ve tanık olarak dinlenen eşinin beyanlarının çelişkili olduğunu, sanığın çocuğun ölümünü yetkililere haber vermeden hayatın olağan akışına aykırı şekilde gizlediği, sanığın suç delillerinin ortaya çıkmaması için bebeği bir başka bebeğin gömülü olduğu yere gömdüğünü ifade etti.

Savcı, sanığın “Kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti.

Mütalaaya karşı söz verilen şikayetçiler, mütalaaya katıldıklarını belirtti.

Şikayetçileri avukatları “Savcının eksiği var, fazlası yok” diyerek mütalaaya karşı ayrıntılı beyanda bulunmak için süre talep etti.Sanık Hüseyin K. ise “Benim savunmalarım hiçe sayılıyor. Benim kendimi savunmam için tahliye edilmem gerekiyor. Üzerimde çok yönlü kumpas vardır. Söyledikleri gibi vahim bir durum varsa 2016’ya kadar neyi beklediler? İnsanın evlatları tarafından linç edilmeye çalışılması insanlık tarihinde görülmemiştir. İlk fırsatta gazetelerde, sosyal medyada fenomen olmaya çalışıyorlar. Ailelerini zıplama tahtası olarak kullanıyorlar. Tutuklanmam kaldırılsın” dedi.

Sanığın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı son savunmalar için ileri bir tarihe erteledi.

OLAYIN GEÇMİŞİ

Olay, 14 Temmuz 2016 tarihinde V.K. (25) ile adlarını daha sonra değiştiren Ö.K. (23) ve M.K. (21) adlı kardeşlerin, Arnavutköy İlçe Emniyet Müdürlüğüne yaptığı ihbarla ortaya çıktı.

Üç kardeş babalarının 2003 tarihinde o sırada 15 aylık olan kardeşleri Armağan’ı eziyet edercesine dövdüğünü, uğradığı şiddet sonucu sabaha kadar ağlayan kardeşlerinin öldüğünü, babalarının bu olayı gizlemek için bir arkadaşıyla birlikte küçük kardeşlerini Arnavutköy Mezarlığına gömdüğünü iddia ettiler.

Korkunç iddia üzerine Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı.

Savcılıkça, 9 Haziran 2022 tarihinde sanık babanın gösterdiği yerde fethi kabir işlemi yapıldı. Açılan mezarda iki farklı bebek cesedi bulundu, yapılan DNA incelemesinde bulunan bebek kemiklerinden birinin sanık babanın DNA’sıyla uyumlu olduğu saptandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına fezlekeyle gönderilen soruşturma sonucunda 27 Ekim 2023’te iddianame hazırlandı.

İddianamede, İlahiyat Fakültesi mezunu baba Hüseyin K.’nin İslam dininin gereği üzerine cenaze merasimi düzenlemeden bebeğini erken saatlerde arkadaşıyla defnetmiş olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığına dikkat çekildi.

İddianamede, 2003 yılının kış aylarında, kesin olarak tespit edilemeyen bir tarihte öz oğlu olan 2001 doğumlu Armağan’ı kabloyla başına vurarak, tekme ve yumrukla, eşarpla boğazını sıkarak ve duvara fırlatıp darbederek bebeğin ölümüne neden olduğu belirtildi.

Sanığın “Olası kastla nitelikli kasten öldürme” suçundan müebbet hapisle cezalandırılması istendi. Baba Hüseyin K. 13 Şubat’taki ikinci duruşmada tutuklanmıştı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/20-yil-onceki-vahset-kardeslerin-ihbariyla-ortaya-cikmisti-savci-mutalaasini-acikladi/feed/ 0
6 yaşındaki Nur Elif açlıktan ölmüştü! Akrabaları için istenen ceza belli oldu https://www.foxhaber.com.tr/6-yasindaki-nur-elif-acliktan-olmustu-akrabalari-icin-istenen-ceza-belli-oldu/ https://www.foxhaber.com.tr/6-yasindaki-nur-elif-acliktan-olmustu-akrabalari-icin-istenen-ceza-belli-oldu/#respond Sat, 06 Apr 2024 21:19:03 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5731 Eskişehir 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar Nur Elif T’nin babaannesi Cihangül K, amcası Sezer T. ve halası Deniz T, cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.

Nur Elif T’nin babası Gökhan T. ve annesi Sibel T. ile tarafların avukatları duruşma salonunda yer aldı. Sibel T’nin babası Ali T, duruşmada SEGBİS üzerinden tanık olarak dinlendi.

ÇOCUKLARA İYİ BAKTIĞINI SÖYLEDİ

Ali T, duruşmadaki beyanında, hala Deniz T’nin çocuklara iyi baktığını söyledi.

Çocukların daha önce Bursa’da kendisinde de kaldığını ifade eden Ali T, çocukları yanına almak için gittiğinde, onların kendisiyle gelmek istemediklerini aktardı.

Sibel T. ise tanık babasının beyanlarına ilişkin aleyhte olan hususları kabul etmediğini belirterek, “Babama, çocuklarıma kötü baktıklarını söyledim. 3 çocuğumu da yanımda götürmesini istemiştim.” dedi.

Sanıklardan Deniz T, konuyla ilgili, “Amcam doğru söylüyor. Yeğenlerim amcamda da kaldı. Bende de kalmıştı.” ifadelerini kullandı.

İSTENEN CEZA BELLİ OLDU

Sanık ve tanık beyanlarının ardından esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, Nur Elif T’nin ölümüne ilişkin, sanıklar Cihangül K, Deniz T. ve Sezer T. hakkında, “Canavarca hisle öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talebinde bulundu.

“ADALET YERİNİ BULSUN”

Ölen Nur Elif T’nin annesi Sibel ve babası Gökhan T, mütalaaya ilişkin adaletin yerini bulmasını istediklerini ifade etti. Duruşma 2 Nisan’a ertelendi.

NE OLMUŞTU?

Tepebaşı ilçesi Fevzi Çakmak Mahallesi Uzunpınar Sokağı’nda iki ağabeyi ile yaşayan Nur Elif T. (6), 14 Aralık 2022’de rahatsızlanmasının ardından tedaviye alındığı Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde hayatını kaybetmiş, bakımsız kaldığı iddia edilen kızın ölümüne ilişkin gözaltına alınan halası Deniz T, amcası Sezer T. ve babaannesi Cihangir K. tutuklanmıştı.

Babası Gökhan T. ile annesi Sibel T. cezaevinde tutuklu bulunan Nur Elif T’nin ağabeyleri Y.T. (9) ve M.T. (12) ise Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünce korumaya alınmıştı.

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca iddianamede yer verilen adli tıp raporunda, Nur Elif T’nin farklı tarihlerde fiziksel istismara maruz bırakıldığı ve ölümünün uzun süreli beslenme yetersizliğine bağlı gerçekleştiği belirtilmişti.

Ayrıca iddianamede, maktul ve mağdurların insani şartlarda ve insani koşullarda yaşamadıkları, soğuk bir ortamda, eşyasız, çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimine uygun olmayan koşullarda yaşadıkları, odadan ayrılmalarına engel olacak şekilde kapıya çan bağlamak suretiyle kapının açılmasından sanıkların haberdar oldukları, mağdur çocukların ve maktulün günlerce herhangi bir besin maddesi yemeden çatı arasında kaldıklarına yer verilmişti.

AÇ BIRAKILDI, ÖLÜME TERK EDİLDİ

Elif Nur T’nin günlerce hatta haftalarca aç bırakılarak şüpheliler tarafından ölüme terk edildiği aktarılan iddianamede, mağdurların ise yine açlığa ve susuzluğa terk edildikleri buna rağmen sanıkların bu duruma aldırış etmeden yaşantılarına devam ettikleri, kendileri uygun ortamda ve yeterli beslenme imkanı bulmuşken maktul ve mağdurları bu imkanlardan bilerek mahrum ettikleri belirtilmişti.

Sanıkların, “çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, korumaya alınan 2 kardeş için “çocuğa karşı eziyet” suçundan 16’şar yıla kadar hapsi isteniyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/6-yasindaki-nur-elif-acliktan-olmustu-akrabalari-icin-istenen-ceza-belli-oldu/feed/ 0
Eşini öldürüp, ‘Gururlu hissediyor’ paylaşımı yapmıştı sevgilisine mesaj atmış https://www.foxhaber.com.tr/esini-oldurup-gururlu-hissediyor-paylasimi-yapmisti-sevgilisine-mesaj-atmis/ https://www.foxhaber.com.tr/esini-oldurup-gururlu-hissediyor-paylasimi-yapmisti-sevgilisine-mesaj-atmis/#respond Thu, 14 Mar 2024 21:24:31 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4655 Çanakkale’nin Bayramiç’te yaşayan Ayşe Korur, uzun süredir şiddetli geçimsizlik yaşadığı 2 çocuğunun babası 17 yıllık eşi Gencay Korur’u bir yıl önce terk edip, Ezine ilçesindeki babaevine dönerek, boşanma davası açtı.

Düğünlerde çalgıcılık yapan Gencay Korur, 9 Ağustos 2022 saat 20.00 sıralarında, boşanma davaları süren eşiyle konuşmak için kayınpederinin evine gitti.

Gencay Korur, burada yanında getirdiği av tüfeğiyle eşini öldürüp, kaçtı. Sosyal medya hesabından ‘gülen yüz’ ifadesi ve ‘Gururlu hissediyor’ paylaşımı yapan Korur, polis tarafından İzmir’in Dikili ilçesinde yakalandı.

İfadesinde, “Olay günü eşimin yaşadığı ailesinin evine gittiğimde dışarıda telefon ile konuşurken gördüm. Cilveli şekilde konuştuğunu duyunca sinirlenerek av tüfeğini sakladığım yerden aldım. Eşimi takip ederek evin içerisine girip kendisine ateş ettim” diyen Korur, tutuklandı.

Korur hakkında ‘eşi kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı.

CİNAYETTEN 1 GÜN SONRAKİ MESAJLAR

Davanın 5’inci duruşması Çanakkale 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tutuklu sanık Gencay Korur, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya katılırken, Ayşe Korur’un yakınları duruşma salonundaki yerlerini aldı.

Duruşmada, Gencay Korur’a ait telefon kayıtlarının bilirkişi tarafından incelenmesi sonucunda hazırlanan rapor mahkemeye sunuldu. Bilirkişi raporunda Gencay Korur’un telefon rehberinde ‘Aşkım’ isimli kişiye yazdığı mesajda 10 Ağustos 2022 tarihinde cinayetten 1 gün sonra yazdığı mesajlarda şu ifadeler yer alıyor:

“Gencay Korur: Ayşe’yi öldürdüm, kaçıyorum; Aşkım; Ne zaman? Hani yapmaktan vazgeçmiştin. Sen ciddi misin? O zaman neden teslim olmuyorsun da kaçıyorsun ki?; Gencay Korur: Olacağım, Aşkım; Hani hapiste el üstünde tutarlardı, şimdi ne değişti. Gencay Korur: Gidiyorum. Teslim olacağım. Aşkım; Öldüğüne emin misin? Belki sadece yaralanmıştır. Gencay Korur: Ya salak salak konuşma öldü diyorum.”

Tutuklu sanık Gencay Korur, mahkemedeki savunmasında bilirkişi raporunu kabul etmediğini belirterek, “3 kızım da benden değil. Çocuklar benden değil. Eşim kimden hamile kaldı? DNA testi istiyorum” dedi. Korur’un savunmaSInın ardından, mahkeme heyeti, duruşmayı 12 Mart’a erteledi.

‘SEVGİLİSİNİ ‘AŞKIM’ DİYE KAYDEDİYOR’

Duruşma sonrası adliye çıkışında açıklama yapan şikayetçi Avukatı Ahmet Erzi şunları söyledi:

“Ayşe Korur cinayetinde sanık her ne kadar ‘namus cinayeti’ şeklinde cinayeti işlediğini beyan etmiş ise de telefon yazışmalarında sanığın başka kadınlarla olan samimi konuşmaları, aynı zamanda birlikte olduğu kadınlara kendi eşini Ayşe Korur’u öldüreceğine dair beyanları ortaya çıkmıştı.

Dolayısıyla namusa ilişkin hiçbir şey yoktur, kalmamıştır. Mevcut halden Cumhuriyet savcımız mütalaasını hazırlamak üzere dosyanın kendisine tevdi edilmesini talep etti. Önümüzdeki celse mütalaa açıklanacak.

Biz mütalaanın ağırlaştırılmış müebbet olacağından hiçbir şüphe duymamaktayız. Sanığında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alacağından şu andaki durum itibariyle hukuken de emin durumdayız. İnşallah hak ettiği cezayı alacak.

Ayşe Korur’u öldürdüğünü kendi kız arkadaşına anlatıyor. Anlattıktan sonra da kız arkadaşının şöyle bir beyanı var. Diyor ki; ‘Hani öldürmekten vazgeçecektin?’ yani karısını öldürmeyi daha önce planlayıp, kendi kız arkadaşına anlatıyor. Öldürdükten sonra da kız arkadaşına bilgi veriyor; ‘Karımı öldürdüm’ diye.

Cep telefonu kayıtlarında var. Sevgilisini telefonuna ‘Aşkım’ diye kaydediyor. Daha sonra da ‘Karım beni aldattı’ diye savunma yapıyor. Yani ortada bir namusa ilişkin herhangi bir durum söz konusu değil. Burada eşini aldatan da sanığın kendisi.

Ayrıca, cezasında indirim almak için dava boyunca birtakım yalanlar, iftiralar attı. Lakin bunların hiçbiri de gerçeklik payı noktasında ortaya çıkmadı. Sanığın en ağır cezayı alacağından biz artık eminiz”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/esini-oldurup-gururlu-hissediyor-paylasimi-yapmisti-sevgilisine-mesaj-atmis/feed/ 0
Ender Saraç, oğluna cinsel istismar suçlamasıyla hakim karşısında https://www.foxhaber.com.tr/ender-sarac-ogluna-cinsel-istismar-suclamasiyla-hakim-karsisinda/ https://www.foxhaber.com.tr/ender-sarac-ogluna-cinsel-istismar-suclamasiyla-hakim-karsisinda/#respond Fri, 01 Mar 2024 21:09:25 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4062 İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesindeki ilk duruşmaya, tutuksuz yargılanan Ender Saraç katılırken; Benan Saraç ve mağdur çocuk katılmadı. Duruşmada, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı ve çocuk adına baronun atadığı avukatlar ile Ender Saraç’ın avukatları da hazır bulundu. Ender Saraç’ın avukatı Altın Mimir, müvekkilinin kişilik hakları ve çocuğun yaşının küçüklüğü nedeniyle duruşmanın kapalı yapılmasını talep etti. Ancak mahkeme, şartlar oluşmadığı gerekçesiyle kapalı oturum talebini reddetti.

“BU SUÇU KESİNLİKLE REDDEDİYORUM”

Savunması sorulan Ender Saraç, “Kesinlikle bu suçu tümüyle reddediyorum. Bu önceden hazırlanmış tuzaktır. Ucundan kıyısından dahi geçmedim, komplodur” dedi. Oğlunun Çocuk İzlem Merkezi’nde verdiği ikinci ifadesinde tüm suçlamaları geri çektiğini söyleyen Saraç, eşi Benan Saraç ile aralarındaki boşanma sürecinin Eylül 2023’te başladığını, oğlunun okuluna giden Benan Saraç’ın, avukatı Yücel Önder ile telefonda konuşarak oğluna ne yazdırması gerektiğine dair talimat aldığını da iddia etti.

Ender Saraç, söz konusu tutanak tutulduktan sonra Benan Saraç’ın bu tutanağı ve montajlanarak hazırlandığını öne sürdüğü video kayıtlarını, çeşitli suçlardan hakkında kırmızı bültenle arama kararı bulunan firari Muhammed Yakut’a gönderdiğini ve Yakut aracılığıyla sosyal medyada paylaştırıldığını, bu görüntülerin yapay zekayla oluşturulduğunu öne sürdü.

Kendisi ve yanında çalışanlar hakkında çeşitli iftiralarda bulunulduğunu anlatan Saraç, “Bunların FETÖ bağlantısı ortaya çıkıyor. Bununla ilgili Benan Saraç organize suçlar şubesi tarafından gözaltına alındığını öğrendik. Dün de serbest bırakılmıştır. Bunların tüm iddiaları yalan” diye konuştu.

“ÇOK BÜYÜK BİR İFTİRAYA UĞRADIM”

Ender Saraç, “Çok büyük bir iftiraya uğradım. Trafik cezam bile yok. Vergi cezam yok. 40 yıllık doktorum, 200 bin hastam oldu. Bu olaylardan sonra ilk 24 saat kusmak istedim. Üzüntüden hasta oldum. Benan Saraç tarafından iki kere darp edildim. Bir keresinde öldürmeye teşebbüs etti. Bir kere boğuluyordum, son anda elemanım kurtardı. Erkek olarak negatif ayrımcılık var maalesef. Tek yapabildiğim kendimi savunmaktı. Boşanma davasından sonra çok yüksek bir para istendi. Sonra bunlar iddia edildi. Oğlum ve annesi ikinci ifadelerinde gerçeği söylüyorlar. Burada olmaktan dolayı çok üzgünüm. Çocuklarımı 4 aydır göremiyorum ve onları çok özledim” diyerek gözyaşlarına hakim olamadı. Saraç, “Türkiye’de 30 yıldır tanınan bir doktorum. Mağdur oldum. Zarar gördüm. Acilen beraatimi ve hayatımı geri istiyorum” dedi.

Saraç’ın avukatı Altın Mimir de davanın tarafları ile aynı apartmandan komşu olduklarını, daha sonra Ender Bey’in avukatı olarak boşanma davasını üstlendiğini, tüm olanların kurgudan ibaret olduğunu , örgütlü şekilde planlandığını ifade ederek “Müvekkilim bir komployla karşı karşıya. Boşanma davasında alamadığını bu yolla almaya çalışmış biri vardır karşıda. Kişisel hırsı uğruna evladını mağdur etmiştir. Annenin akıl sağlığının yerinde olup olmadığının araştırılmasını istiyoruz” dedi.

AİLE BAKANLIĞI AVUKATI TUTUKLU YARGILANMASINI TALEP ETTİ

Mağdur çocuğun avukatı, çocuğun ilk ifadesinde olayı detaylı anlattığını belirterek bunları yaşamadan anlatmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu öne sürdü. Aile Bakanlığı avukatı ise Ender Saraç’ın tutuklu yargılanmasını talep etti.

TANIK DİNLENDİ

Daha sonra Ender Saraç’ın komşusu avukat Murat Aksu duruşmada tanık olarak dinlendi. Aksu, 25 senedir Ender Saraç’la hem doktor, hasta hem de dostluk ilişkilerinin olduğunu, Benan Saraç ile de dolayısıyla dostluklarının olduğunu ifade ederek Benan Saraç’ın kendisini arayarak elinde kasetler olduğunu ve Ender Saraç’tan boşanmak istediğini söylediğini, bir görüntüyü ısrarı üzerine birkaç saniye izledikten sonra kendisinin dostlukları nedeniyle davayı almasının etik olmayacağını, ancak anlaşmalı boşanma isterse yardımcı olacağını Ender’le görüşeceğini söylediğini anlattı.

DURUŞMA ERTELENDİ

Mahkeme heyeti mazeret sunan Benan Saraç’ın bir defalık mazeretinin kabul edildiği ihtarında bulunarak gelecek celse dinlenmesine, mağdurun uzman eşliğinde ifadesinin alınmasına ve rehber öğretmenlerin tanık olarak dinlenmesine karar verdi.

Benan Saraç’ın akıl sağlığının yerinde olup olmadığının araştırılması talebini reddeden heyet, Aile Bakanlığı avukatının duruşmaya kabulüne karar verdi. Ender Saraç’ın tutuklanması talebini reddeden heyet, duruşmayı erteledi.

“YARGILAMANIN BÜTÜN GERÇEKLERİ ORTAYA ÇIKARACAĞINA İNANCIMIZ TAM”

Ender Saraç’ın avukatı Altın Mimir, basın mensuplarının soruları üzerine, “Duydunuz müvekkilimin nasıl bir komploya maruz bırakıldığını. Biz yüce Türk adaletinin yargılamasının bütün gerçekleri ortaya çıkaracağına inancımız tam. Müvekkilim gerçekten çok büyük bir iftirayla karşı karşıya bunun bütün delillerini dosyaya sunduk. Kısa sürede yargılamanın sonuçlanmasını bekliyoruz” dedi.

İDDİANAME

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, mağdur çocuk M.S’nin 5 Aralık 2023 günü öğrenim gördüğü okuldaki öğretmenlerine, babasından cinsel istismar gördüğüne dair beyanda bulunduğu, öğretmenlerinin ve okul idaresinin tutmuş olduğu tutanakların polise bildirildiği ve savcılıkça soruşturma başlatıldığı belirtildi.

Mağdur çocuğun 7 Aralık 2023 günü Çocuk İzlem Merkezinde (ÇİM) ilk verdiği ifadesinde, istismara uğradığını anlattığı, ancak 13 Aralık 2023’te ÇİM’de ek ifade vererek bu kez babasının annesine ve kendilerine kötü davrandığı için babasına ders vermek amacıyla cinsel istismara maruz kaldığını söylediğini, istismara maruz kalmadığını, şikayetçi olmadığını söylediği iddianamede yer aldı.

Benan Saraç’ın da 13 Aralık 2023 tarihinde polise ek ifade verdiği, çocuğu ile yapmış olduğu görüşmede oğlunun babası hakkında yalan beyanda bulunduğunu kendisine bildirdiğini, babasını ailelerinden uzak tutmak için çocuğun babası hakkında cinsel istismar olayını uydurduğunu, bu nedenle şüpheli hakkındaki şikayetlerinden vazgeçtiklerini söylediği belirtildi.

İddianamede, mağdur çocuğun ilk aşamada vermiş olduğu ayrıntılı beyanlarının samimi ve gerçeği yansıtır mahiyette olduğuna kanaat getirildiği, olay yargıya taşındıktan ve basında yer aldıktan sonra mağdur çocuğun şikayetten vazgeçmesine itibar edilmediği vurgulandı. Ender Saraç’ın “Çocuğun Cinsel İstismarı” suçundan 12 yıldan 22,5 yıla kadar hapsi istendi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ender-sarac-ogluna-cinsel-istismar-suclamasiyla-hakim-karsisinda/feed/ 0
Ebrar Sitesi’nin kurucusundan dehşete düşüren itiraf! İşte yıkımın nedeni https://www.foxhaber.com.tr/ebrar-sitesinin-kurucusundan-dehsete-dusuren-itiraf-iste-yikimin-nedeni/ https://www.foxhaber.com.tr/ebrar-sitesinin-kurucusundan-dehsete-dusuren-itiraf-iste-yikimin-nedeni/#respond Sun, 21 Jan 2024 21:15:30 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2477 Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depreminde yıkılan ve bin 400 kişinin hayatını kaybettiği değerlendirilen Ebrar Sitesi’nde; 80 kişinin öldüğü N bloğukla ilgili açılan ve 1’i tutuklu 5 sanığın ‘bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 22,5 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davanın ilk duruşması, görüldü.

Kahramanmaraş 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ölenlerin yakınları ile taraf avukatları mahkeme salonunda hazır bulunurken, tutuklu Ahmet Özdemir (64) ile başka dosyadan tutuklu olan Tevfik Tepebaşı, kaldıkları cezaevinden SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katıldı.

Tevfik Tepebaşı’nın damadı tutuksuz Mustafa Timurbanga duruşmaya katılmazken, başka dosyalardan tutuklu olan Atilla Öz (62) ile Tepebaşı’nın diğer damadı Ahmet Doğan (51), kaldıkları cezaevinde yaşanan teknik sorun nedeniyle duruşma salonuna bağlanamadı.

Duruşma; 80 kişinin öldüğü, 3 kişinin de yaralandığı N bloğunun fenni mesulü Ahmet Özdemir’in savunmasıyla başladı. Suçlamaları kabul etmeyen Özdemir, “Yüzde 100 eksiksiz yapılmış olsa bile 1997 yılı yönetmeliğine göre yapılmış olan bu projenin 7.6 şiddetindeki birinci derecede depreme dayanması imkansızdır. Birinci derecede depreme göre yapılan binalar, sağlam kalmıştır” dedi.

“İNŞAATTAN ANLAMAM”

Ebrar Sitesi’nin kurucusu Tevfik Tepebaşı ise binadan alınan karot numunelerinin test değerlerinin her ne kadar düşük çıkmış olsa bile depremden önce yapı kullanım izin belgesi için alınan karot numunelerinin değerlerinin yüksek çıktığını söyledi. Tepebaşı, kendisini şöyle savundu:

“Vefat edenleri Allah cennetiyle mükafatlandırsın inşallah. Bir kooperatif başkanıyım. Mustafa Timur, başka bir kooperatif başkanı, Atilla Öz başka bir kooperatif başkanı. Bunlar, benim yakınlarımdır. Herkesin kendisine ait yönettiği bir kooperatif vardır.

Buradaki herkesi bütün kooperatiflerden sorumlu tutmanın yasal olmadığına inanıyorum. N Blok inşaatını oluşturan oğlum Mehmet Ali Tepebaşı’dır ve kendisi jeofizik mühendisidir. Buranın zemin etüdünü yapan da Mehmet Ali Tepebaşı’dır ve aynı zamanda Kahramanmaraş’ta zemin etüdü projesini uygulayan ilk kişidir.

Projesini Ahmet Özdemir’e yaptırmıştır. Temel attıktan sonra ve 9 tablası da belediye tarafından vize edilmiştir. Tamamen denetlenmiş bir bina olduğunu biliyorum. Burası kooperatifçe yapılmıştır ama hangi kooperatif olduğunu bilmiyorum. İnşaattan anlamam, inşaatın yapımıyla ilgili uzaktan yakından ilgim olmamıştır.

Burasının yıkılmasının sebebine gelince, Kahramanmaraş’ta 6.5-7 şiddetinde bir deprem beklenirken 3 katı büyüklüğünde bir deprem oluşmuştur. Yerin çürük, depremin de beklenenden büyük olmasından dolayı bina yıkılmıştır.”

“SEN DE BİZİM SINANDIĞIMIZ GİBİ SINAN”

Duruşmada yakınlarını kaybedenlerden Fatma Nur Özbağış ise sanıkların cezalandırılmasını isteyerek, Tevfik Tepebaşı’na tepki göstererek, “Tevfik Tepebaşı, ‘Allah’ın onları cennetine almasını istiyorum’dedi. Ben de kendisine ‘Allah seni bir an önce cehenneme alsın’ diyorum. Sen de bizim sınandığımız gibi sınan. Eniştem ve ağabeyim beni elleriyle o betonları kazıyarak enkazdan 12 saat sonra çıkardı. Karotlar tam söylenildiği gibidir, parmaklarıyla çıkardılar, betonlar birbirini tutmuyordu çünkü topraktı” dedi.

“İMARA AÇANLAR DA YARGILANSIN”

Tarafların avukatları ise dosyalarda sadece müteahhitlerin sanık olarak yer aldığını ancak binalara izin veren ve denetleyen kamu görevlilerin olmadığını söyledi. Tevfik Tepebaşı’nın avukatı Emrullah Kurar, bilirkişi raporlarında kusurlu bulunan belediye görevlilerinin isimlerini dahi bilmediklerini belirterek, “Bu kadar insanımızın vefat etmiş olduğu bir yerde buralara yoğunluğu veren, imara açan, buralara 4 kat, 8 kat veren sorumlular, burada yok. Sorumlular burada olmadan, buralara kat yoğunluğu verenlerin buraya gelip de ‘Burayı bu müteahhide şu şekilde kat yapması karşılığında verdik. Buraya 4 kat, yukarıya ise 10 kat verdik. Bunu da görevimiz dahilinde şu bilimsel verilerle yaptık’ diye savunma yaparak mahkemeye izah edip, ilgili belediye başkanlığının kayıtlarının dosyalara geçirilmesi gerekiyor” diye konuştu.

“YAPANLAR KADAR İZİN VERENLER DE KUSURLU”

Ölenlerin yakınlarının avukatlarından Ömer Furkan Demir de olayın başlangıcının bölgeye imar izni verilmesiyle başladığını vurgulayarak, “O dönem zemin etütlerini yapan ya da yapılmadan bu izni veren dönemim belediye başkanı, başkan yardımcıları, kimlerin imzası varsa onların da dosyaya sanık olarak eklenmesi gerekmektedir. Dirisi dokunulmaz olan siyasetçinin ölüsü de dokunulmaz değildir. 80-90 yılında imara açılan bir alan var. Tüm Maraş halkının dere bölgesi olduğunu, marul yetiştirildiğini söylediği bir sulak alandan bahsediyoruz. Yapanlar ne kadar kusurluysa izni verenlerin de o kadar kusurlu olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.

Duruşma sonunda mahkeme heyeti, tutuksuz sanıklardan Mustafa Timurbanga hakkında yakalama kararı çıkartılmasına karar verip, duruşmayı erteledi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ebrar-sitesinin-kurucusundan-dehsete-dusuren-itiraf-iste-yikimin-nedeni/feed/ 0