2021’de başlayan kazı çalışmaları, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Karatay Belediyesinin destekleriyle, Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlker Işık başkanlığında yürütülüyor.
1890’lı yıllarda Rus mezaliminden kaçan KırımTatar Türklerinin yurdu haline gelen Savatra Antik Kenti, Anadolu’da Türk adının geçtiği ve 1071 öncesi Türk varlığını ispatlayan Türkopol (Türkoğlu) yazıtının olmasıyla dikkat çekiyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ETÜ’de “Yaşam boyu öğren, yaşam boyu tazelen” temasıyla düzenlenecek eğitimlerde, 60 yaş üzeri vatandaşların teşvik edilerek yeni beceriler kazanmalarının sağlanması amaçlanıyor.
Bu çerçevede 60 yaş üzeri okuma yazma bilenlerin katılabileceği eğitimlere başvurular 3-14 Şubat tarihlerinde, eğitimler ise 17 Şubat’ta başlayacak. 60+ Tazelenme Üniversitesi’ne katılanlar, 4 yıl boyunca haftada 2 gün çeşitli alanlarda eğitim alacak.
ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, Edebiyat Fakültesi Prof. Dr. Muammer YaylalıKonferans Salonu’nda düzenlenen tanıtım toplantısında, öğrenme anlayışını temel alan programın, her yaşta öğrenmenin ve gelişmenin mümkün olduğu bilinciyle tasarlandığını söyledi.
Dünya Sağlık Örgütünün sağlığın korunması için yaşam boyu öğrenmeye vurgu yaptığını belirten Çakmak, “Amacımız, kıymetli büyüklerimizin bilgiye, beceriye ve sosyal hayata daha aktif katılımlarını destekleyerek onların sağlıklı, mutlu ve üretken bir yaşam sürmelerine katkı sunmaktır.” dedi.
“Yaşam kalitesini arttırmayı hedefliyoruz”
Üniversite olarak yaşam boyu öğrenmeyi temel ilke olarak benimsediklerini ifade eden Çakmak, şöyle devam etti:
“Sağlıktan sanata, kişisel fiziksel aktivitelere, bağımsız yaşam becerilerinden sosyal ve zihinsel aktivitelere kadar geniş bir yelpazede sunacağımız eğitimlerle, bireylerimizin yaşam kalitesini arttırmayı ve topluma daha aktif katılımlarını teşvik etmeyi hedefliyoruz. Hazırladığımız program, bilimsel temellere dayanarak multidisipliner bir ekip tarafından hazırlanmıştır. Katılımcılarımızı hayatlarının her döneminde öğrenmenin, üretmenin ve paylaşmanın mümkün olduğunu göstermek istiyoruz. Çıktığımız bu yolda büyüklerimizin hayatlarına yeni bir pencere açıp onların enerjilerini ve potansiyellerini yeniden keşfetmelerini sağlamayı hedefliyoruz. Hayata geçirdiğimiz bu programla büyüklerimizin de hayatlarına dokunmayı onların bizlerin akademik bilgi ve birikiminden faydalanmaları gibi bizlerin de onların hayat tecrübelerinden faydalanacağımız bir programı hayata geçiriyoruz.”
“Öğrenme ve gelişmenin yaşı yoktur”
Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve 60+ Tazelenme Üniversitesi Proje Yürütücüsü Prof. Dr. Elanur Yılmaz Karabulutlu da projeyle yaşam boyu öğrenmede önemli bir adım atıldığını söyledi.
Karabulutlu, yaşlı nüfusun Türkiye’de son 5 yılda yüzde 21,4 arttığını bildirerek, şunları kaydetti:
“İnsanlığa değer katan, öncü ve saygın bir üniversite olma vizyonuyla hareket eden üniversitemiz 60+ Tazelenme Üniversitesi Projesi’yle bölgemizdeki 60 yaş ve üzeri bireylerin yaşamına değer katmayı hedeflemektedir. 60+ Tazelenme Üniversitesi yaşanılan her dönemde öğrenmenin gelişmenin ve yenilenmenin mümkün olduğu inancından doğmuştur. Bu projeyle ileri yaş döneminde de aktif öğrenmenin paylaşmanın, üretmenin mümkün olduğunu göstermek istiyoruz, çünkü öğrenme ve gelişmenin yaşı yoktur.”
Programa, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Akarsu, Yakutiye Belediye Başkanı Mahmut Uçar, akademisyenler ve 60 yaş üzerindeki vatandaşlar katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Menteşe Belediyesi’nin ücretsiz kurslarına vatandaşlar 2024 yılında da yoğun ilgi gösterdi. Belediye bünyesinde uzman eğitmenler tarafından verilen farklı branşlardaki kurslarda 4 bin 647 kursiyer eğitim aldı.
Spordan sanata, tasarımdan dansa kadar farklı branşlardaki kurslara katılanların yeteneklerini keşfederek kendilerini geliştirdiklerini kaydeden Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal, “Farklı yaşlardan kursiyerlerimizin bu kurslar ile özgüvenleri artıyor, yaratıcılıkları ortaya çıkıyor ve sosyal çevreleri genişliyor. Ayrıca, disiplin, özveri ve problem çözme gibi hayat boyu fayda sağlayacak beceriler kazanıyorlar. Ücretsiz kurslarımız yaz ve kış dönemi olmak üzere yeni yılda da devam edecek” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Seminer, Alaçam Etyemez Mahallesi Merkez Camii Kur’an Kursu’nda yapıldı. Seminerde konuşan Alaçam İlçe Jandarma Komutanı Teğmen Mevlüt Şen, bağımlılığın dünyanın en önemli problemlerinden biri olduğunu söyledi. Şen, “Başta uyuşturucu olmak üzere her türlü olumsuz etkiye sahip bağımlılıkla mücadele konusunda anne ve babalara büyük sorumluluklar düşüyor. Bağımlılıkla mücadele konusunda devletimiz her türlü tedbiri alıyor ve önleyici çalışmalar yapıyor. Milli ve manevi değerlere bağlı, merhametli, karar alan, vicdanlı, ‘hayır’ demeyi bilen, vatanına ve milletine bağlı çocuklar yetiştirme gayretindeyiz. Böylece çocuklarımızın ve gençlerimizin bağımlılıkla karşılaşma ihtimali en aza indirmiş olacağız. Proje ilçemizde de başarılı bir şekilde uygulanıyor. Olumlu sonuçlar alıyoruz. Projenin hedef kitlesi olan annelerden bu projeleri sahiplenmelerini ve projenin geliştirilmesi yönünde katılımcı olmalarını istiyoruz” dedi.
İlçe Jandarma Komutanı Şen, proje ile ilgili bütün mahallelerde seminer vermeye devam edeceklerini sözlerine ekledi. – SAMSUN
JandarmaNarkotik3-sayfasamsunEğitimSağlıkAlaçam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Malatya’da, polis ekiplerinin okul çevreleri ile servis araçlarına yönelik denetimleri sürüyor. Bu kapsamda 35 okul çevresinde yapılan uygulamada, 426 şahıs ile 192 araç sorgulandı.
13 yurt çevresinde yapılan denetimlerde ise 189 şahıs ile 107 araç sorgulandı. Servis araçlarına yönelik denetimlerde de 62 araç kontrolü gerçekleştirildi.
Ekiplerin denetimlerinin devam edeceği bildirildi. – MALATYA
Yerel HaberlerGüvenlikmalatya3-sayfaEğitimPolis
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Elazığ 15 Temmuz Demokrasi Meydanında ayakkabı boyacılığı yapan Ahmet Kartalmış (52), azmiyle takdir topluyor. Mesleğe 17 yaşında başlayan 4 çocuk babası Kartalmış, yaşadığı geçim sıkıntısına rağmen 4 çocuğundan 2’sini okuttuğunu, 2’sini ise okutmaya devam ettiğini söyledi.
“Okumadığım için pişmanım”
Kış aylarında çalışmanın zorluğundan bahseden Kartalmış, “Ekmeğimi ayakkabı boyacılığı yaparak kazanıyorum. Bu iş sayesinde çocuklarımı okutuyorum. Tabi kış aylarında çalışmak çok zor. Bununda nedeni hava çok soğuk ama mecbur işimizi yapmak zorundayız. Günlük 600 ile 700 lira bir kazanç sağlıyoruz. Okumadığım için çok pişmanım. Okumanın kıymetini şimdi daha iyi anlıyorum. Bu yüzden çocuklarımı okutmaya çalışıyorum. Çocuklarıma okumanın öneminden bahsediyorum ve gençlere naçizane tavsiyem, eğitimlerini tamamlayarak kendilerini geliştirsinler ve bir meslek sahibi olsunlar” dedi.
“Boyacılık bizden sonra biter”
Yapmış olduğu mesleğin gençler tarafından tercih edilmediğini belirten Ahmet Kartalmış, “Gençler şimdi bir işe girip çalışmıyor bile, gelip burada boyacılık mı yapacak? Zaten gençlik bitmiş. Biz 17 yaşımızdan beri bu işi yaptığımız için devam ettiriyoruz ama bizden sonra boyacılık yapan olmaz. Bizde bir yerde mecburiyetten yapıyoruz. Geçimimizi sağlamamız gerekiyor” diye konuştu. – ELAZIĞ
Yerel HaberlerDemokrasi15 TemmuzEkonomiEğitimYerelYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yetkililerden çalışmalara ilişkin bilgi alan Vali Aygöl, yaptığı açıklamada, anaokulunun kentin eğitim kalitesini artırma yolunda önemli bir adım olduğunu belirtti.
Eğitim yatırımlarının sadece bugünü değil aynı zamanda geleceği de şekillendirdiğini vurgulayan Aygöl, “Çocuklarımızın çağın gereklerine uygun ortamlarda eğitim alabilmesi için elimizden gelenin en iyisini yapmaya devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.
İl genelinde eğitim altyapısını güçlendirmek ve modern kurumlar kazandırmak amacıyla sürdürülen çalışmalar kapsamında inşa edilmeye başlanan anaokulunun kısa sürede hizmete açılması planlanıyor.
Bahçelievler MahallesiŞefik AygölPolitikaEğitimGüncel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İLKOKUL, ORTAOKUL VE LİSELER İÇİN OKUL KIYAFETİ OKUL MÜDÜRLÜĞÜNCE BELİRLENECEK
Değişiklik ile birlikte; ilkokul, ortaokul ve liselerde öğrenciler için okul kıyafeti, okul-aile birliği yönetim kurulunun ve ikinci dönem başında yapılacak öğretmenler kurulunda öğretmenlerin de görüşü alınarak özel işaret, baskı ve desen gibi kısıtlayıcı ayrıntılara yer verilmeden okul müdürlüğünce belirlenecek. Belirlenen okul kıyafeti görseli ise okulun internet sitesinde yayınlanacak. Belirlenen okul kıyafeti 4 eğitim ve öğretim yılı geçmeden değiştirilemeyecek. Okul kıyafeti değiştirildiğinde ara sınıflardaki öğrenciler bir üst öğrenim kademesine geçene kadar mevcut okul kıyafetlerini giymeye devam edebilecek.
EKONOMİK OLACAK, ÖZEL GÜNLER İÇİN KIYAFET ALDIRILMAYACAK
Belirlenen okul kıyafeti 1739 sayılı kanunda yer alan genel ve özel amaçlar ile temel ilkeler doğrultusunda ekonomik, sade, kullanışlı, kolay temin edilebilir ve pedagojik esaslara uygun olacak. Özel gün, hafta ve kutlamalarda ders içi ve ders dışı faaliyetlerde kullanılmak üzere veliye mali yük getirecek özel kıyafet aldırılamayacak. Okul öncesi eğitim kurumları ve özel eğitim okullarındaki öğrenciler ise yaş grubu özelliklerine uygun, temiz ve düzenli bir kıyafet giyecek. Sağlık özrü bulunan ve bu durumu belgelendiren öğrenciler ise özürlerinin gerektirdiği şekilde kıyafet giyebilecek. Öğrenciler, öğrenim gördükleri programın özelliklerine göre atölye, işçilik, laboratuvar ve işyerlerinde okul yönetiminin onayı ile önlük, tulum veya yapılan işin özelliklerine uygun kıyafet giyecek. Okul kıyafeti temin edilmesine yönelik olarak okul-aile birliklerince kıyafet satışı ve serbest rekabet şartlarını ihlal eden yaklaşım ve yönlendirilmeler yapılamayacak.


Milli Eğitim BakanlığıAile İçi ŞiddetEğitimYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” kapsamında Beylikdüzü Haldun Taner İlkokulu’nda düzenlenen etkinlik saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı.
İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, programda yaptığı konuşmada, İstanbul’un farklı ilçelerinde kentin birikimi, kültürü ve akademik potansiyelini yazacak uzman eğiticiler ve üniversite hocalarıyla buluştuklarını söyledi.
İstanbul’un farklı yerlerinde bu etkinliklerin devam ettiğini belirten Yentür, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ndeki yeni pedagojik ve sınıf içi uygulamalar ağırlıklı, ölçme değerlendirme ve iletişime yönelik, öğretmen arkadaşlarımızın, sınıfta ve sahada daha güçlü olması ve ihtiyaç duydukları bütün alanlar için, öğrenme, erişim ve tecrübe paylaşımı etkinlikleri düzenliyoruz. Bu programının en büyük amacı, herhangi resmi zorunluluk yok. Tamamen gönüllü ve istekli.” diye konuştu.
Öğretmenlerin kendini geliştiren, yenileyen, değiştiren ve topluma öncü insanlar olduğuna dikkati çeken Yentür, “Öğretmen hem öğrenendir hem de öğretendir. O yüzden biz burada öğretmen arkadaşlarımıza çok nitelikli öğrenme ve paylaşma imkanları sunuyoruz ve hazırlıyoruz. Öğretmenlerimizin ilgi ve motivasyonu bizi de bu konuda şevklendiriyor.” ifadelerini kullandı.
Yentür, 5-6 yıldır İstanbul’da olan öğretmen akademelerini son 2 yılda daha çok yaygınlaştırdıklarını belirterek şöyle devam etti:
“Öğretmenlerin rahat erişebilecekleri Anadolu Yakası’nda Kadıköy, Üsküdar, Maltepe, Kartal; Avrupa Yakası’nda da Fatih, Zeytinburnu, Büyükçekmece, Beylikdüzü ilçelerinde haftasonları rahatlıkla erişebilecekleri okullarda bu tür faaliyetler ve atölyeleri düzenliyoruz. Bugün de Beylikdüzü’ndeki 130 öğretmen katılım belgesi alacak.”
Konuşmaların sonunda Yentür tarafından öğretmenlere katılım sertifikaları takdim edildi.
Beylikdüzü İlçe Milli Eğitim Müdürü Zekeriya Postacı da ay yıldızlı bayrağın olduğu tabloyu Yentür’e hediye etti.
Programın sonunda toplu hatıra fotoğrafı çekildi.
Türkiye YüzyılıYerel HaberlerKültür SanatEtkinliklerBeylikdüzüistanbulEğitimGüncel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uşak Valisi Naci Aktaş başkanlığında hayırsever etkinliğinde Yaşar Erdem, Saim Erdem, Sultan Metin ve Filiz Şanlı tarafından yaptırılıp Diyanet İşleri Başkanlığına devredilecek olan Kur’an kursunun protokol imza töreni gerçekleştirildi. İmza töreninde Vali Aktaş ve hayırseverlerin yanı sıra Uşak İl Müftüsü Burhan Çakır’da katıldı.
Öte yandan Vali Aktaş, hayırseverlere teşekkür ederek Uşak’a için hayırlı olmasını diledi. – UŞAK
Diyanet İşleri BaşkanlığıBurhan ÇakırPolitikaEğitimYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, eğitim, İnsan Kaynakları ve Eğitim Daire Başkanlığı tarafından gerçekleştirildi.
Eğitime Kayseri Büyükşehir Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Daire Başkanı Oğuzhan Postallı, Kayseri Mesleki Eğitim ve Kültür AŞ (KAYMEK) Aile Akademisi’nde görevli Psikolojik Danışman Muhammed Ali Akdağ, yetkililer ve belediye personeli katıldı.
Akdağ, burada yaptığı konuşmada, telefon, uyuşturucu, alkol, sigara ve kumar gibi bağımlılık türleri ile bunların tespiti, etkileri, sakıncaları ve kısmen önlem ve tedavilerine yönelik bilgi verdi.
Kayseri Büyükşehir BelediyesikayseriEğitimSağlıkGüncel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“ÇOCUKLAR YANLIŞ ANLAMIŞ”
Amasya Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi son sınıf öğrencisi 3 kızın ailesi konuyla ilgili açıklama yaptı. Cumhuriyet’ten Mehmet Menekşe’ye konuşan mağdur öğrencilerden A.K’nın annesi Ayşe K. “Kızım bana otelde çalışan şefin kendisine dokunduğunu, rahatsız ettiğini söyledi. Bana ‘Çocuklar yanlış anlamış, gözünüz arkada kalmasın, böyle bir sıkıntı yok’ dendi. Kızım şu an psikolojik destek alıyor” dedi.
“KIZLAR İFFETSİZLİK YAPIYOR”
Tacize uğrayan E.A’nın babası A.A. ise şu ifadeleri kullandı; “Lütfullah Aksu ismindeki hoca çocuğu tehdit etmiş ‘Sesini çıkarma, senin boğazını sıkarım’ diye. Benim çocuğum sekiz kez kriz geçirdi, şu anda psikolojik tedavi görüyor, ilaç kullanıyor. Ben bir buçuk ay önce okula gidip Müdür İbrahim Şimşek ile görüştüm ‘Önemli bir durum yok, bunlar çocuk’ dedi. Stajdan sorumlu Ahmet Ünlü de bir şey yok diye olayı kapatmaya çalışıyor. Müdür, çocukların erkek arkadaşı var, iffetsizlik yapıyor diye çocukları karalamaya çalışmış. Benim kızım böyle bir şey olmadığını söylüyor.”
Kız öğrencilerden A.A’nın üç yıl önce de okulun uygulama otelinde taciz edildiği, o dönemin okul müdür yardımcısı Lütfullah Aksu ve müdür Yusuf M’nin olayı örtbas ettiği öne sürüldü.
“SANA KİMSE İNANMAZ, BOŞUNA REKLAM YAPMA”
Müdür Yusuf M., geçtiğimiz yıl 11. sınıfta okuyan bir öğrencinin taciz şikâyeti üzerine görevden alınmış, başka bir okula öğretmen olarak atanmış. Daha sonra da emekli olmuştu. Yusuf M’nin taciz davası devam ediyor. Olaylara tepki gösteren baba A.A., “Üç yıl önce de okulun uygulama otelinde kızıma yönelik bir taciz olayı olduğunu duyunca okula gittim. O zaman da Müdür yardımcısı Lütfullah Aksu kızıma ‘Bundan bir şey tutturamazsın, sana kimse inanmaz, boşuna kendini reklam yapma, adın kötüye çıkar’ diye tehditkâr konuşmuş” şeklinde konuştu.
Cumhuriyet SavcılığıAntalya3-sayfaGüncelEğitimTurizmHukukÇocukYaşamBaba
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>VİDEO İZLEYEREK HELİKOPTER KULLANMAYI ÖĞRENİYORLAR
Silahlı muhaliflerin sık sık ele geçirdiklerinden birisi de helikopterler oluyor. Daha önce helikopter kullanmayan muhalifler, Youtube’da video izliyor. Muhaliflerin Youtube’dan video izleyerek helikopter kullanmayı öğrendiği anlar dikkat çekti.

Savaş ve ÇatışmaHelikopterTeknolojiYouTubeEğitimSuriyeDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde gerçekleştirilen çalıştaya, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Ahmet Yapıcı, Zeytinburnu İlçe Milli Eğitim Müdürü İsmail Çetinkaya, ÖNDER Genel Başkanı Abdullah Ceylan, din görevlileri, akademisyenler, öğretmenler ile sivil toplum kuruluşlarından temsilciler katıldı.
Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan çalıştayın açılışında konuşan İstanbul İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Ahmet Yapıcı, saha araştırmalarında karşılaştıkları sorunlardan birinin, imam hatip okullarında ya da seçmeli din derslerinde Kur’an-ı Kerim öğretimi olduğunu, bunun çözülmemesinin öğrencileri imam hatip okullarını tercih etme noktasında olumsuz etkilediğini söyledi.
Öğrencilerin, Kur’an-ı Kerim dersi nedeniyle imam hatip okullarından nakil aldırdığını aktaran Yapıcı, “Kur’an-ı Kerim öğretimi konusu öğrencilerin nazarında bir problem gibi gözüküyor. Bunları görmezden gelemeyiz, suçu da hiç kimseye atamayız. Bazı okullarda meslektaşlarımız öyle bir yöntem geliştirmişler ki Kur’an-ı Kerim dersi problem değil. İyi örnekler var sahada. O yüzden Kur’an-ı Kerim öğretimi konusunu sahada bunu uygulayan öğretmenlerimizle sorunla bizzat karşılaşan hocalarımızla bu işin paydaşı olan Diyanet İşleri Başkanlığı mensubu hocalarımızla ilahiyat fakültelerimizdeki hocalarımızla ve sivil toplum kuruluşlarımızın bu alandaki yetkin gönüllüleriyle bu meseleyi masaya yatırmak, ‘Sorun nedir? Bu sorunu nasıl çözebiliriz? Bu konuda farklı öneriler nelerdir?’ sorularını konuşalım istedik.” ifadelerini kullandı.
Çalıştayda, Kur’an-ı Kerim dersinin daha etkili ve verimli hale gelmesi için 7 başlığın tartışılacağını ve çözüm üretileceğini belirten Yapıcı, konunun “Kur’an-ı Kerim’i nasıl sevdirelim?”, “Kur’an-ı Kerim öğretiminde yöntem ve teknikler”, “Kur’an-ı Kerim dersinde ölçme, değerlendirme ve eğitim teknolojilerinin kullanımı”, “Kur’an-ı Kerim öğretmenlerinin eğitimi ve gelişimi”, “Kur’an-ı Kerim eğitiminde hafızlık”, “Çocukluk döneminde Kur’an-ı Kerim öğretimi” ve “Seçmeli derslerde Kur’an-ı Kerim öğretimi” başlıklarında ele alınacağını aktardı.
Yapıcı, Türkiye ve İstanbul genelindeki seçmeli ders oranlarına bakıldığında en düşük oranın Kur’an-ı Kerim dersi olduğunu vurguladı.
“Gençlerden ne kadarına Allah’ın kelamını ulaştırabiliyoruz?”
ÖNDER Genel Başkanı Abdullah Ceylan, bugünün gençlerine dini nasıl anlatacakları ve onlara ilahi kelamı nasıl ulaştıracakları konusuna önem verdiklerini anlattı.
Türkiye’de 4-6 yaştan üniversite son sınıfa kadar 28 milyon genç olduğuna işaret eden Ceylan, “Biz bu gençlerden ne kadarına Allah’ın kelamını ulaştırabiliyoruz? Ulaştıramadıklarımızı ne kadar dertleniyoruz? Ulaştırdıklarımızın niteliğini, kalitesini ne kadar artırabiliriz? Bu soruların cevaplarını arayacağız. İmam hatip okullarımızı baz aldığımızda 1,5 milyona yakın gencimiz var. Onları yeniden Kur’an’la buluşturmak, sadece yüzüyle değil, ruhuyla buluşturmak, o ruhu kimliklerine işlemek için bir mücadelemiz, çabamız var.” diye konuştu.
Çalıştayın sonucunda, Türkiye’de okullarda okutulan Kur’an-ı Kerim dersinin daha etkili ve verimli bir hale gelmesi amacıyla eylem planı çıkarılacak.
Kültür SanatSivil ToplumistanbulEğitimGüncel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AKILLARA İBRAHİM TATLISES GELDİ
Söz konusu anaokulu fiyatlarının Oxford’u bile sollaması ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses’in yıllar önce yaptığı “Urfa’da Oxford vardı da biz mi okumadık?” çıkışını da akıllara getirdi.

İbrahim TatlısesİstanbulEkonomi3-sayfaAnkaraEğitimGenelİzmir
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Depetris, Yanık ve Travma Derneğince Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) işbirliğiyle düzenlenen “1. Ulusal Yanık Kongresi”, “1. Avrasya Yanık Kongresi” ve “1. Ulusal Yanık Hemşireliği Kongresi” için geldiği Antalya’da, AA muhabirine, toplantıya katılmanın kendisi için mutluluk ve ayrıcalık olduğunu söyledi.
Kongreye ABD’den Avrupa’ya, Orta Doğu’dan Balkanlar’a kadar birçok ülkeden katılım olmasının önemine işaret eden Depetris, programa Avrupa Yanık Derneğini temsil etmek için katıldığını, “Uluslararası yanık yaralanmaları” üzerine sunum yaptığını belirtti.
Türkiye’ye ilk kez geldiğini anlatan Depetris, “Türk bilim insanlarının başarısını gördüm. Son yıllarda Türk meslektaşlarımla temaslarımız oldu. ‘Türkiye gerçekten bir referans noktası’ diye düşünüyorum. Bu kongre de bunların göstergelerinden bir tanesi. Türkiye, yanık tedavileri konusunda bu coğrafyada hem bilimsel verileri hem kaynaklarıyla hem de kültürel anlamda bir referans noktası. Bu coğrafyadaki diğer ülkeler gerçekten Türkiye’yi takip ediyor.” diye konuştu.
“Türkiye bu anlamda çok doğru yolda ilerliyor”
Depetris, dünya genelinde yanık bakımları ve tedavileriyle ilgili iyileştirilmesi gereken durumlar olduğunu vurgulayarak bunun sadece Türkiye’ye değil tüm dünyaya özgü olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin yanık tedavileri alanında oldukça başarılı olduğuna dikkati çeken Depetris, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye bu anlamda çok doğru yolda ilerliyor. Tedavi süreçlerinden güncel gelişmelere, tecrübe paylaşımına, teknolojik altyapısına kadar yanıkla ilgili tüm konuların konuşulduğu bu kongre, yanık tedavilerine katkı için önemli. Bu kongrenin çok etkili ve başarılı sonuçlar vereceğini düşünüyorum. Sadece Türkiye’den katılımcılar için değil, aynı zamanda dünyanın farklı yerlerinden, başka ülkelerden gelen katılımcılar için de önem arz ediyor.”
Avrupa ülkelerindeki yanıkla ilgili tedavi süreçlerini ve tecrübelerini paylaşan Depetris, yanık tedavilerinde ülkelerarası işbirliği ve tecrübe paylaşımının herkese faydalı olduğunu sözlerine ekledi.
TürkiyeantalyaEğitimSağlık
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünce desteklenen “Engellerin Ötesinde Müzik” başlıklı proje kapsamında kentteki bir otelde dün başlayan kampa, 15 ila 37 yaşlarındaki 15 otizmli birey katılıyor.
Eğitmenlerin destekleriyle hazırlandıkları koroda hünerlerini sergileyen katılımcılar, solo performanslarıyla dinleyiciler tarafından ayakta alkışlandı.
Kampı ziyaret eden Çanakkale Valisi Ömer Toraman, gazetecilere, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla farkındalık oluşturmak için hafta boyunca sosyal etkinlikler gerçekleştirildiğini söyledi.
ÇOMÜ Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Uğur Türkmen ve öğretim üyelerine, emeği geçen herkese teşekkür eden Toraman, şöyle konuştu:
“Annelerine, babalarına, yakınlarına onlara destek verdikleri, bu tür etkinliklere dahil ettikleri için teşekkür ederim. Bu etkinlikler çok kıymetli. Otizmli kardeşlerimiz çok üst seviyede parçaları çalabiliyor, icra edebiliyorlar. Önemli olan bu yeteneklerin açığa çıkarılması. Bu proje vesilesiyle bunun gerçekleşmiş olduğunu görmekten de memnuniyet duyuyoruz. Özellikle de otizmli gençlerimizi tebrik etmek istiyorum.”
Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Arda Aydın da ÇOMÜ olarak sadece bu haftaya özel değil sürekli bu tür etkinlikler yaptıklarını, halkın tüm kesimlerine, ihtiyaçlarına odaklanan, onlarla üreten ve emek veren bir üniversite oluşturmaya çalıştıklarını ifade etti.
Ziyarette, Dekan Prof. Dr. Uğur Türkmen, proje yürütücüleri, akademisyenler, eğitmenler ve otizmli bireylerin aileleri hazır bulundu.
“Otizm ve Müzik Kış Kampı” yarın sona erecek.
Dünya Engelliler GünüÇanakkale ValiliğiAralıkEğitimSağlıkGüncelMüzikOtizm
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kırklareli Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencileri, dezavantajlı çocuklara yönelik çalışma yaptı.
Yaklaşık 25 gönüllü öğrenci bir araya gelerek “Doya Doya Oyun Projesi”ni hazırladı.
Bu kapsamda gönüllü öğrenciler, Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren İl Çocuk Hakları Komitesiyle iletişime geçti.
Yaklaşık bir yıldır Kırklareli Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü Çocuk Koordinasyon Merkezi’ne giden öğrenciler, buradaki çocuklarla halat çekme, çuval, yumurta taşıma, duvar boyama gibi geleneksel oyunlar oynuyor.
Gönüllü öğrenciler zaman zaman dezavantajlı çocuklarla sohbet edip isteklerini dinliyor.
“Çocuklarla oyunlar oynadıkça biz de mutlu oluyoruz”?
Kırklareli Üniversitesi öğrencisi Sümeyra Ekşioğlu AA muhabirine, dezavantajlı çocuklarla haftanın belirli günlerinde bir araya geldiklerini söyledi.
Çocuklarla çok kaliteli zaman geçirdiklerini ifade eden Ekşioğlu, etkinlikler kapsamında duvar boyama, akrilik resim, halat çekme, çuval yarışmaları gibi etkinlikler düzenlediklerini kaydetti.
Projede 10 gönüllü öğrencinin yer aldığını dile getiren Ekşioğlu, çocukları mutlu görmenin kendilerini sevindirdiğini dile getirdi.
Ekşioğlu, her çocuğun mutlu olması gerektiğini vurgulayarak, “Çocukları çok seviyoruz, onlarla oyun oynamaktan keyif alıyoruz. Her hafta gelip çocukları mutlu etmeye çalışıyoruz. Çocuklarla oyunlar oynadıkça biz de mutlu oluyoruz.” dedi.
Projenin 1 yıldır sürdüğünü anlatan Ekşioğlu, haftanın bir günü 3 saat oyun oynadıklarını kaydetti.
Projenin sürdürülebilirliğini önemsediklerini ifade eden Ekşioğlu, “Buraya her hafta koşa koşa geliyoruz ama üzülerek dönüyoruz. Çünkü burada çocuklarla beraber oyun oynayıp, onların dertlerini, nasıl oyun oynamak istediklerini görüyoruz ve biz hiç gitmek istemiyoruz. İlk geldiğimizde kenarda çekingen duran çocukların şimdi bizi kapıda beklediklerini gördük. Burada çocukların rol modeli olduk, abileri ablaları olduk.” diye konuştu.
“Ben buraya geldiğimde kendimi çok mutlu hissediyorum”
Üniversite öğrencisi Merve Doğan ise proje kapsamında çocukların özgüvenleri ile motivasyonlarının artmasını istediklerini söyledi.
Çocukların bu ülkenin geleceği olduklarını vurgulayan Doğan, “Çocukların yüzünde birazcık da olsa gülümsemeyi görmek bizi mutlu ediyor.” dedi.
Çocukların hayatlarında güzel bir iz bırakmak istediklerini anlatan Doğan, şöyle devam etti:
“Çocuklarla olmak bizi mutlu ediyor. Kitap okuyoruz çocuklara, tuval resim yapıyoruz, halat çekme, çuval yarışı gibi. Ben buraya geldiğimde kendimi çok mutlu hissediyorum. Bazen gelemediğimde kendimi boşlukta hissediyorum. Onların mutluluğunu görmek beni mutlu ediyor.”
GüncelEğitimYaşamÇocuk
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Temaslarda bulunmak amacıyla Bingöl’e gelen Bakan Işıkhan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ile Valilik ziyaretinde Vali Ahmet Hamdi Usta ve il protokolü tarafından karşılandı.
Işıkhan, Şeref Defteri’ni imzaladıktan sonra Vali Usta ile görüştü.
Bakan Işıkhan’a, AK Parti Bingöl milletvekilleri Feyzi Berdibek ve Zeki Korkutata, Belediye Başkanı Erdal Arıkan, AK Parti İl Başkanı Yılmaz Seven de eşlik etti.
Bingöl ValiliğiYerel HaberlerVedat IşıkhanHamdi UstaPolitikaEğitim
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“HASTANE VE FAKÜLTELERDE YAŞANAN USULSÜZLÜK İDDİALARI BİR BİR ARAŞTIRILMALI!”
“Yenidoğan Çetesi” olarak adlandırılan çetenin ardından gündeme gelen sağlık kurumlarındaki usulsüzlüklere dair konuşan Dinç, kendilerine iletilen bazı iddiaları kamuoyuyla paylaşarak yetkililere seslendi: “Bu çetenin kendi menfaat ve çıkarları için akla-hayale gelmeyecek şekilde masum bebekleri katlettiklerini hepimiz gördük. Sağlık kuruluşlarında yaşanan ahlaksızlık ve usulsüzlüğe millet olarak hepimiz şahit olduk. Bu olayın açığa çıkması sonrasında bazı fakültelerde yaşanan sıkıntılarla ilgili iddia ve talepler tarafımıza iletildi. Fakülte ve bağlı bulunduğu üniversitenin ismini vermiyorum ama bize iletilen iddiaları dile getirmek istiyorum.
Fakültelerde doktorların, öğretim görevlilerinin malzeme parası adı altında yasa dışı bir şekilde astronomik rakamlarla hastalardan ücret talep edildiğine dair iddialar var. Bu ücretler hastanelerdeki aracılar üzerinden veya hastane dışındaki danışmanlık merkezi olarak gösterilen yasa dışı muayenehanelerden bu ücretlerin tahsil edildiği iddiaları bize iletildi. Ayrıca hastanenin imkânlarını, alet ve edevatını kendi özel muayenehanelerinde kullandıklarına dair de iddialar var. Sağlık personeli tarafından hastalarla ilgilenmek yerine estetik işlemler yapıldığı, yasa dışı olarak heyet raporları verildiği, ameliyathanelerdeki randevuların bile satıldığı ve ücretini ödemeyen hastaların ücreti ödeyene kadar ameliyatlarının ertelendiği gibi ciddi iddialar var. Ayrıca öğretim görevlilerinin derslere girmediği, asistanların eğitimsiz bırakıldığı konusunda da ciddi iddialar var. Yetkililerin tüm bunlara rağmen herhangi bir yaptırımda bulunmadığına dair de iddialar var. Bu iddialar tek tek araştırılmalı, İçişleri ve Sağlık Bakanlığı bu iddiaların üzerine gitmeli ve görevini suiistimal eden her kim varsa hesabını vermelidir. Tabii bunları söylerken tüm sağlık çalışanlarını ve öğretim görevlerini töhmet altında bırakmak istemiyorum.”
“GAZZE’NİN KUZEYİNDE CİDDİ KATLİAMLAR YAŞANIYOR”
Filistin’de yaşanan soykırımın halen devam ettiğini belirterek sözlerine devam eden Dinç, “Bir yılı aşkın bir süredir Filistin’de kadın, çocuk ve siviller katlediliyor. Bununla birlikte 2 aydır Lübnan’da işgal güçlerinin saldırıları sonucu katliamlar yaşanıyor. İşgal güçleri, 2 aydır gerçekleştirdikleri saldırılara rağmen Lübnan’da bir köy dahi elde edemediler, o bölgede bir tampon bölge oluşturamadılar ve bundan dolayı ateşkes yapmak zorunda kaldılar. Bu kazanım, siyonist terör şebekesine karşı diz çökmeyen Lübnan halkınındır. Siyonist rejim, Lübnan’da bir ateşkes yaptı ama Gazze’de halen soykırımlarına devam ediyor. Özellikle Gazze’nin kuzeyinde ciddi katliamlar yaşanıyor. Gazze’nin kuzeyinde açlık krizi ile birlikte sağlık krizi de başlamış durumda. 7 Ekim Aksa Tufanı’ndan günümüze Gazze’de bin 50 sağlık çalışanı şehit edildi, 310 tanesi de işgal güçlerinin zindanlarında esirdir. Tüm bu saldırılara rağmen sağlık çalışanları hiçbir şekilde pes etmiyorlar. İnsanlığın onuru ve haysiyeti için mücadelelerine devam ediyorlar.” diye belirtti.
“ACİL BİR ŞEKİLDE GAZZE’DE İNSANİ YARDIM KORİDORU OLUŞTURULMALI”
Kuzey Gazze’de yaşanan ilaç sıkıntısını bir kez daha dile getiren Dinç, kronik hastaların tedavi edilemediğini, halkın kirli suyu tüketmek zorunda kaldığını ve oluşan çöp yığınlarından dolayı salgın hastalıkların baş gösterdiğini söyleyerek şunları kaydetti:
“Siyonist terör şebekesinin sağlık hizmetlerini hedef alması, Gazze’deki tüm insanları yok etmek istediği anlamına gelmektedir. Bu yüzden acil bir şekilde Gazze’de insani yardım koridoru oluşturulmalıdır. O bölgeye tıbbi malzemeler gönderilmelidir. Sağlık çalışanları o bölgeye ivedilikle gitmelidir. Gazze’de kronik hastalığı bulunanların o bölgeden tahliye edilip acilen tedavi altına alınması gerekmektedir. Ayrıca ateşkesin sağlanabilmesi için İslam ülkeleri tüm gücünü kullanmalı, sağlanabilecek ateşkes ile hiçbir şart ve koşula bağlanılmadan siyonist terör şebekesi o bölgeden çıkmalıdır.”
“AZAMİ SÜRE MAĞDURLARI İÇİN KAPSAMLI BİR AF ÇIKARILMALI VE BU ÖĞRENCİLER ÜNİVERSİTELERİNE DÖNÜP MEZUN OLMALI”
İç gündeme dair bazı sorun ve sıkıntıları da gündeme getiren Dinç, ilk olarak azami süre mağdurlarının sorun ve taleplerini dile getirerek, “2014 yılında çıkan bir yasaya göre; 2 yıllık üniversite okuyanlar 4 yıl içerisinde, 4 yıllık üniversite okuyanlar 6 içerisinde, 6 yıllık üniversite okuyanlar ise 9 içerisinde mezun olması gerekiyor. Ancak ülkemizde önce pandemi sonra büyük bir deprem yaşandı. Ayrıca ekonomik sıkıntılar yaşandı. Tüm bunlara bağlı olarak öğrencilerimiz bu süreçlerde okullarından mezun olamadılar. 2022 yılında bir af çıktı ancak bu af kapsamlı olmadığı için genel olarak tüm öğrenciler bu aftan yararlanamadı. Bu öğrencilerimizin mağdur olmaması için, kapsamlı bir af çıkarılmalı ve üniversiteden mezun olması gereken öğrencilerimiz tekrardan üniversite kayıtlarını yaparak öğrenimlerine devam etmesi sağlanmalı.” dedi.
“MERSİN, ADANA VE ANTALYA GİBİ İLLERDE HER YAĞMUR YAĞDIĞINDA SEL FELAKETİ YAŞANIYOR”
Son olarak bazı illerde yaşanan bir takım sorunları da gündeme getiren Dinç, bazı illerde yaşanan sel felaketlerinin önüne geçilmesi için, “Mersin, Adana ve Antalya gibi illerde her yağmur yağdığında sel felaketi yaşanıyor. Her yağmur yağdığında sel felaketinin yaşanmaması için altyapı ile ilgili ciddi çalışma yapılmalı. Vatandaşların mağduriyet yaşamaması için yağan yağmur sularının tahliye edilmesine yönelik ciddi çalışmaların yapılması gerekiyor. Yağmur yağmadan önce erken uyarı sistemi geliştirilmeli ve önlemlerin önceden alınması gerekiyor. Mazgal ve kanalizasyon giderlerinin temizlenmesi gerekiyor. Önceden yaşanan sel felaketleri göz önünde bulundurularak bir daha bu tür felaketlerin yaşanmaması için tedbirlerin alınması gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.
“SUYUN DAR GELİRLİ VATANDAŞLARA BİR MİKTAR BELİRLENEREK ÜCRETSİZ OLARAK VERİLMESİNİ BEKLERKEN MAALESEF SU FİYATLARI HER YIL ASTRONOMİK BİR ŞEKİLDE YÜKSELMEKTE”
“Adana ve Mersin’deki su fiyatlarının diğer çevre illerdeki su fiyatları arasında astronomik farklar var.” diyerek sözlerine devam eden Dinç, “Mersin’de şu an su birim fiyatı 27,15 TL’dir. Bir ay sonra bu rakam 36,20 TL olacak. Adana’da da şu an su birim fiyatı, 17,85 TL’dir. Hatay’da ise bu rakam 7,63 TL’dir. Birbirine yakın farklı illerin arasında tüketilen suyun fiyatının bu kadar astronomik derecede farklı olması herhangi bir mantık sığmaz. Bu fiyatlar arasında neden bu kadar fark olduğunu soruyoruz ve cevabının şeffaf bir şekilde açıklanması gerektiğini belirtiyoruz. Ayrıca temel bir ihtiyaç olan suyun dar gelirli vatandaşlara bir miktar belirlenerek ücretsiz olarak verilmesi gerekmektedir. Fakat biz bunu beklerken maalesef su fiyatları her yıl astronomik bir şekilde yükselmektedir. Buna yönelik tedbirlerin alınıp düzenlemelerin yapılması lazım. Bu konuda seçim döneminde belediye başkanlarının vaatlerini uygulamaya koymaları gerekmektedir.” şeklinde konuştu.
“DİYARBAKIR-SİLVAN KARAYOLU’NDA ASFALTIN YAPISINDAN KAYNAKLI KAZALAR YAŞANIYOR, ARAÇLAR ZARAR GÖRÜYOR”
Dinç sözlerini “Diyarbakır-Silvan Karayolu’ndaki asfaltın yapısı ve kullanılan mıcır dolayısıyla bu yolu kullanan araçlar kaza yapıyor, can kayıpları yaşanıyor. En basiti olarak araçlarının camı kırılıyor. Bu konu ile ilgili Karayolları Müdürlüğü denetlemelerini yapmalı, sorunlar her neyse tek tek tespit edilip vatandaşların mağduriyeti giderilmelidir.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TARIM ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider, “Şu anda bizim göller dahil kullanılabilecek temiz suyumuz Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırlarında kişi başına düşen 1313 metreküp hakkımız var. Eğer gerekli tedbirleri alamazsak, o zaman bu rakam 2030 yılı itibariyle 975 metreküpe düşüyor. Eğer tedbirleri almazsak 5 yıl sonra su fakiri olmamız, kaçınılmaz bir gerçek” dedi.
Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider, çeşitli ziyaretler için Kayseri’ye geldi. İlk olarak Kayseri Valiliği’ni ziyaret eden Gizligider, ardından Büyükşehir Belediyesi’ne geçti. Büyükşehir Belediyesi meclis salonunda ‘Tarımsal Üretimin Planlanması’ bilgilendirme toplantısı düzenlendi.
85 milyon olan Türkiye nüfusunun 2030’da yaklaşık yüzde 10 artışla 93 milyonu aşacağını tahmin ettiklerini söyleyen Gizligider, şöyle konuştu:
“Şu anda bizim göller dahil kullanılabilecek temiz suyumuz Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırlarında kişi başına düşen 1313 metreküp hakkımız var. Uluslararası bir endeks, ‘eğer 1700 sınırını geçerse o ülke su bakımından zengindir ama 1000’in altına düşerse su fakiri sayılırsınız’ diyor. Eğer gerekli tedbirleri alamazsak, o zaman bu rakam 2030 yılı itibariyle 975 metreküpe düşüyor. Eğer tedbirleri almazsak 5 yıl sonra su fakiri olmamız, kaçınılmaz bir gerçek. Lakin Ekim 2023’teki rakam 36,6 milimetre. Ekim 2024’te düşen yağış ortalaması ise 26,8 milimetre. Bunu 30 yıllık Türkiye ortalaması ile karşılaştırdığımızda ise yarı yarıya. Oysa ki nüfusumuz yarı yarıya düşmüyor, tersine artıyor. Yani bizim bu planlamayı yaparken suyu temele koyma felsefemizin zaruretinin size sayısal değerlerini anlatmaya çalışıyorum.”
Haber-Kamera: Nuray UZATMAZ/KAYSERİ,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DÜ’den yapılan açıklamaya göre, Azerbaycan Mingeçevir Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Veysel Eyyubov ile Sürekli Gelişim ve Bölgesel İnovasyonlar Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Asım Memmedov’u makamında ağırlayan Sözbir, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Öğrenci değişim programları, ortak projeler ve işbirliği imkanlarının görüşüldüğü ziyaret, hediye takdimiyle sona erdi.
Ziyarette, DÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztürk ile DÜ Uluslararası Ofis Koordinatörü Doç. Dr. Sibel Bayram da yer aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AA muhabirine açıklama yapan Gedik, kodlamanın bir bilgisayarın veya elektronik cihazın belirli bir işlemi yapabilmesi için verilen komutlar dizisi olduğunu belirterek, robotik kavramının ise robotların tasarımı, üretimi, programlanması ve kullanımıyla ilgili mühendislik dalı olduğu bilgisini paylaştı.
Bir robotun hareket etmesi, bir iş yapması veya çevresine tepki vermesi için kodlanması gerektiğini aktaran Gedik, “Örneğin, bir robot kolunun bir nesneyi alıp yer değiştirmesi için motorlara ve sensörlere uygun komutlar yazılmalıdır. Sonuç olarak, kodlama bir robotu ‘hareket ettirir’ ve ona ne yapması gerektiğini söyler, robotik ise robotun bu komutları fiziksel dünyada hayata geçirebilmesi için gerekli mühendislik süreçlerini içerir.” ifadelerini kullandı.
Gedik, eğitimin öğrencilere yalnızca teknik bilgi kazandırmakla kalmadığına, aynı zamanda problem çözme, yaratıcılık, eleştirel düşünme ve işbirliği gibi becerilerini de geliştirdiğine vurgu yaptı.
Bu becerilerin, öğrencilerin 21. yüzyılda iş hayatına ve günlük yaşama başarılı bir şekilde uyum sağlamalarına olanak tanıdığını söyleyen Gedik, eğitim sürecinin sonunda, öğrencilerin sadece teknolojiyi kullanmakla kalmayarak aynı zamanda bu teknolojiyi geliştiren, iyileştiren ve topluma değer katacak projeler üreten bireyler olarak yetiştiğinin altını çizdi.
Teknolojinin doğru kullanımını ve güncel teknoloji becerilerini öğrencilere kazandırmak üzerine içerik geliştirdiklerine dikkati çeken Gedik, kodlama ve robotik dersinin anasınıfı 5 yaş itibarıyla başlayıp 11. sınıfa kadar devam ettiğini dile getirdi.
Gedik, tüm sınıflarda “Dijital Vatandaşlık” konusunu önemsediklerini kaydederek, “Çünkü bu konu teknolojide donanımlı ve bilinçli bir altyapı oluşturma sürecinin bir başlangıcı. Müfredatımızda öğrencilerimize algoritma becerilerini, problem çözme becerilerini kazandırıyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
Tüm sınıflarımızda 3 boyutlu tasarım geliştirme, yazılıma giriş, oyun ve mobil uygulama geliştirme, arduino, grafik tasarım oluşturma becerileri kazandıklarına işaret eden Gedik, şöyle devam etti:
“Bu beceriler oluşturulduktan sonra proje odaklı bir içeriğimiz ortaya çıkıyor. Devamında öğrencilerimizin kendi içeriklerini, uygulamalarını, oyunlarını, kodlarını ve robotlarını geliştirmelerini amaçlıyoruz. Derslerimizde öncelikli hedefimiz öğrencilerimizin teknolojiyi tüketen değil üreten bilinç ve deneyimde olmalarıdır.”
“Öğrencilerimiz, teknoloji firmalarını tanıma ve staj imkanlarına sahip”
Bölüm Başkanı Reşit Şafak Gedik, müfredatlarında birçok araç ve yazılım dili bulunduğuna değinerek, örnek olarak Python, C ve Java’yı verdi.
Öğretim araçlarında ise Microsoft ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü gibi kurumların araçlarını kullandıklarına dikkati çeken Gedik, “Günümüz teknoloji gelişmelerini de ele aldığımızda Python yazılım dilleri arasında hem kolay öğrenilebilir hem de güçlü ve çok yönlü bir dil olduğundan, okullarda programlama öğretimi için uygun bir dildir.” açıklamasını yaptı.
Gedik, Python’ın öğrencilerin sadece teknik becerilerini geliştirmekle kalmadığını, aynı zamanda problem çözme, mantıksal düşünme ve yaratıcılık gibi becerileri de kazanmalarına yardımcı olduğunu anlatarak, “Aynı zamanda yapay zeka alanında da çokça kullanılan bir dildir. Bu sebepleri ele aldığımızda yazılım dilleri arasında Python’ı bir adım öne çıkarmaktayız.” dedi.
Üniversite hayatlarında teknoloji alanında devam etmek isteyen öğrenciler için Uluslararası Robotik Turnuvalarında gösterdikleri başarılardan dolayı İstanbul Bilgi Üniversitesi, MIT, Yale, Georgia Tech gibi üniversitelerden burs imkanları sağlandığını aktaran Gedik, “Öğrencilerimiz, Doğa Koleji tarafından gerçekleştirilen Yerli Teknoloji Zirvelerinde ülkemizin en önde gelen teknoloji firmaları yöneticileriyle tanışma, firmaları tanıma ve staj imkanlarına sahip.” dedi.
Gedik, eğitimlerin Doğa Kolejinde olduğu gibi projeler, turnuvalar ve etkinliklerle uygulamalı bir hal aldığında, öğrencilerin yeri geldiğinde bir mühendis veya mimar tecrübesini deneyimlediklerine vurgu yaparak, deneyimler sonucunda da geri bildirimlerin, daha fazla keşfetme ve meslek seçiminde teknolojinin ön plana çıkması şeklinde gözlemlendiğini kaydetti.
Velilerin, çocuklarının gelişen becerilerinden memnuniyet ve gurur duyduğuna işaret eden Gedik, yeri geldiğinde kendilerinin de öğrencilerle birlikte deneyim ve tecrübeleri paylaştığını sözlerine ekledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Siber Suçların gerçekleşmeden engellenmesi, maddi manevi zararların en aza indirgenmesi, farkındalık ve bilinçlendirme faaliyetleri yapılması amacıyla oluşturulan SİBERAY Programı kapsamında; vatandaşlar Çevrimiçi Dolandırıcılık, Yasadışı Bahis, Dijital Bağımlılıkla Mücadele Yöntemleri, Siber Zorbalık, İnternette Kişisel Güvenlik ve Bilinçli İnternet Kullanımı, Sosyal Medya Kullanımı ve Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar, Siber Suçlar konularında bilgilendirildi.
Yapılan çalışma kapsamında TRT Radyosunda, Kazım Karabekir Stadyumu’nda, Erzurum Büyükşehir Belediyesine dijital panolarda ve alışveriş merkezlerine ait dijital panolarda halkın bilinçlendirilmesi için yayınlar yapılarak, Kıraathane, çay evleri ve iş yerlerinde, Üniversiteler ve halkın yoğun olduğu alanlarda stantlar kuruldu, broşür dağıtımı yapılarak halkın görebileceği uygun yerlere afişler asıldı. Palandöken Kaymakamlığı paydaşlığında sinema etkinliği düzenlenirken kentte bulunan kurum çalışanları, muhtarlar ve imamlara, ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite düzeyindeki okullarda öğrenci, öğretmen ve velilerin katılımı ile seminerler düzenlendi.
Yapılan etkinlikler kapsamında toplam 67 bin 267 vatandaşa ulaşılırken, Siberay Programı kapsamında halkı bilgilendirme faaliyetlerinin kararlılıkla devam edeceği belirtildi. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bir yazı göndererek, sahada yapılan incelemelerde belediyelere bağlı kreş adı altında açılan yerler olduğunu ve bu yerlerde 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren okul öncesi eğitim kurumlarının programında yer alan etkinliklerin yapıldığı ve bu program ve kapsamda eğitim öğretim faaliyeti yapıldığının tespit edildiğini bildirdi.
“BELEDİYELERİN KREŞ AÇMASI YASAK”
Konuya ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 2007 yılında verdiği karar ile Belediye Kanunu’nun ‘Belediyelerin okul öncesi eğitim kurumları açabilir” hükmünü iptal ettiği belirtilen yazıda, belediyelerin izinsiz eğitim öğretim faaliyeti konusunda uyarılarak yeni yerlerin açılmasının önüne geçilmesi ve mevcut yerler hakkında kanun hükümlerine göre hareket edilmesi konusunun belediyelere bildirilmesi istendi.
VALİLİKLERE YAZI GÖNDERİLDİ
Milli Eğitim Bakanlığı‘nın yazısı üzerine Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü de il müdürlükleri aracılığıyla yazıyı kreşi olan belediyelerin bulunduğu valiliklere ve bilgi için de ilgili belediyelere gönderdi. Yazıda, Milli Eğitim Bakanlığı’nın söz konusu yazısı hatırlatılarak, 5580 sayılı Kanuna aykırı faaliyetlerin engellenmesi için belediyelerin izinsiz eğitim öğretim faaliyetleri konusunda uyarılması ve yeni yerlerin açılmasının önüne geçilmesi ile mevcut yerler hakkında mezkur hükümlere göre hareket edilmesinin sağlanması istendi.
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü’nün yazısı şöyle:
“Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünce Bakanlığımız Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğüne iletilen ve ekte sunulan yazılarında bahisle Bakanlıklarınca sahada yapılan incelemelerde belediyelere bağlı kreş adı altında açılan yerler olduğunun tespit edildiği, bu yerlerde 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren okul öncesi eğitim kurumlarının programında yer alan etkinliklerin ve bu program kapsamındaki eğitim öğretim faaliyetlerinin yapıldığının tespit edildiği, konuya ilişkin mevzuat hükümlerine değinilerek yine konuyla ilgili Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu 24.1.2007 tarihli ve 2005/95 Esas sayılı karar ile ‘5393 sayılı ‘Belediye Kanunu’nun birinci fıkrasının (b) bendinin “Okul öncesi eğitim kurumları açabilir; …’ bölümünü Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal etmesine rağmen bu gibi yerlerin faaliyetlerini sürdürdüğünün ve yeni yerlerin açıldığının görüldüğü belirtilmiş olup 5580 sayılı Kanuna aykırı faaliyetlerin engellenmesi için belediyelerin izinsiz eğitim öğretim faaliyetleri konusunda uyarılması ve yeni yerlerin açılmasının önüne geçilmesi ile mevcut yerler hakkında mezkür hükümlere göre hareket edilmesi hususunda; bilgilerini ve gereğini önemle arz ederim.”
CHP LİDERİ ÖZEL: HODRİ MEYDAN, GELİN KAPATIN”
Konuya CHP Genel Başkanı Özgür Özel’den tepki gecikmedi. Özel, “Hadi gelin kapatın. Hodri meydan bakalım. Hadi gelin kapatın” şeklinde konuştu.

Milli Eğitim BakanlığıAnayasa Mahkemesiİklim DeğişikliğiÖzgür ÖzelPolitikaGüncelEğitimHukuk
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İbrahim Erkal Kültür Merkezindeki, Öğretmenler Müzik Topluluğunun, Öğretmenler Günü Konseri, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Öğretmen olan Ruşen Hattatoğlu Ece ile eşi Bilal Ece’nin sunduğu programda, ERSANDER Başkanı olan eğitimci Ümit Gergit, açılış konuşması yaptı.
Programın ilk bölümünde; ERSANDER Kadın Kolları Başkanı ve eğitimci Sevnur İçyar, Cumhuriyet dönemi edebiyatının önemli şairlerinden Ceyhun Atuf Kansu’nun ‘Dünyanın en güzel çiçekleri’ şiirini seslendirdi.
Ardından Türk Halk Müziği Sanatçısı, ERSANDER Genel Sekreteri Vahit Alkır’ın yönetmenliğini yaptığı programda öğretmenlerden oluşan solistler Yasemin Deniz Akköse, Uğur İdem, Berna Kılıç, Hayrullah Yabatu, saz sanatçıları Ahmet Erdoğan, Bekir Karamollaoğlu, Burhanettin Kaya, Burhan Yakut, Cihangir Koşapınar, Çağatay Çapan, Eda Alemdar Çankaya, Gönül Kürkçüoğlu, Murat Yakut, Rıdvan Şanlı sahne aldı.
Vahit Alkır, ERSANDER yönetiminde görev alan Gazeteci- Fotoğraf sanatçısı Öztürk Akkök ve Ahşap Yakma sanatçısı Canip Cihangir’in hastanede tedavi gördüklerini dile getirdi, izleyicilerden alkış göndermelerini istedi.
Sonra birer ses sanatçısı gibi öğretmenler, Vahit Alkır’la birlikte Türk Sanat ve Türk Halk Müziği eserlerini, okudular. Vahit Alkır’ın isteği üzerine sahneye çıkan Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız da öğretmenlerle beraber ‘Eski Dostlar’ şarkısını söyledi.
Programın son bölümünde Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız, seyirciler tarafından alkışlanan sanatçı öğretmenlere çiçek verdi ve teşekkür etti. Yakup Yıldız, “Öğretmenler Gününü bir günle sınırlamamak gerekir. Öğretmenler her gün hatırlanmalı ve anılmalı” diye konuştu. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ziyarette, resim bölümü öğrencilerinin Bilecik Valiliği iş birliğiyle sürdürülen ‘Bilecik İlinin Tarihi ve Kültürel Mirası’ teması kapsamında tuval üzerine ürettikleri eserler incelendi. Aynı zamanda, Aralık ayında açılması planlanan ‘Kent Belleği-Kent İzlenimleri’ sergisi için hazırlanan çalışmalar da değerlendirildi.
Rektör Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, öğrencilerle bir araya gelerek projeleri ve eserlerin üretim süreçleri hakkında bilgi aldı. Öğrencilerin sanatsal bakış açısı ve çalışmalarına duyduğu memnuniyeti dile getiren Rektör Kaplancıklı, bu tür iş birliklerinin üniversitenin sanatsal ve kültürel katkılarını artırdığına dikkat çekerek, yapılan çalışmalara desteklerinin devam edeceğini ifade etti. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NAZAR BÜYÜM NEDEN ÖLDÜ?
Adam Yayınları, Merkez Ajans ve Anadolu Yayıncılık kurucusu, çevirmen, şair ve yazar Nazar Büyüm hayatını kaybetti. Agos gazetesinde yer alan bilgiye göre Büyüm, hastalığı nedeniyle bir süredir tedavi görüyordu.
NAZAR BÜYÜM KİMDİR?
Nazar Bu¨yu¨m 1944’te dogˆdu. I·stanbul Üniversitesi’nde I·ngiliz Dili ve Edebiyatı okudu. 1975’te iki arkadas¸ıyla kurdugˆu Ajans Ada’dan 1981’de ayrılarak Adam Yayınları’nı, Merkez Ajans’ı ve Anadolu Yayıncılık’ı kurdu. Adam Yayınları’nda edebiyat-sanat kitapları ve dergiler, Anadolu Yayıncılık’ta Yurt Ansiklopedisi, Tu¨rk ve Du¨nya Ansiklopedisi gibi kaynak kitaplar yayımladı. 1985’te Osman Kavala ve Selahattin Beyazıt’la birlikte kurdugˆu Ana Yayıncılık, Britannica Ansiklopedisi’nin Tu¨rkc¸e versiyonu AnaBritannica’yı, Britannica Compton’s’u ve Temel Britannica’yı yayımladı. Büyüm’ün çevirileri, derlemeleri, s¸iir kitapları bulunuyor.
Agos gazetesi yazarlarından Büyüm gazetedeki yazılarını “Dönük Baktığımda” başlıklı kitapta toplamıştı. Yazılar bir yandan kendisinin 1960’ların başlarından itibaren merkez noktalarında yer aldığı kültür, sanat, edebiyat ve yayıncılık dünyasından eşi bulunmaz tanıklıklar, portreler, galeriler sunuyor, bir yandan da Kayseri-Develi’de başlayan, İstanbul’da süren bu hayatın bir Ermeni gencinde, bir Ermeni ailesinde bıraktığı izleri renkli satırlarla canlandırıyor.
Osman DEMİRHaberler.com – GündemKültür SanatSoğuk HaberEğitim
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda düzenlenen programda, kentin 17 ilçesinden öğrencilerin yanı sıra, Samsun’da düzenlenen 7. Uluslararası Türk Dünyası Bilim ve Kültür Şenliği’ne yurt dışından katılan öğrenciler yer aldı.
Meclis üyesi öğrenciler, temsilcileri aracılığıyla ilçeleri hakkında eksiklikleri ve yetkililerden yapılmasını istedikleri çalışmaları dile getirdi.
Bafra Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 11. sınıf öğrencisi Ömer Can Yılmaz, dünyanın birçok yerinde çocukların savaşı çirkin yüzüyle karşılaşmak zorunda kaldığını söyledi.
Devam eden savaşlarda çocukların yaralandığını, engelli kaldığını birçoğunun ise hayatlarını kaybettiğini dile getiren Yılmaz, “Filistin’de devam eden savaş nedeniyle İsrail’in pervasınca sivillere saldırması sonucu hayatını kaybeden çocuklar maalesef bunun en güncel örneğidir. Tüm dünyaya barışın gelmesi, savaşların sona ermesi, tüm çocukların temel hak ve özgürlükleriyle sağlıklı, huzurlu bir şekilde yaşamlarını devam ettirebilmesi büyüklerimizden ve sorumlu kişilerden de bu konuda daha fazla çaba gösterilmesini istiyoruz.” dedi.
Her ilçenin temsilcisinin kendi ilçesi hakkında taleplerini dile getirdiği toplantıda ortak karar olarak, spor salonları, futbol ve basketbol sahaları gibi tesislerin kurulması, kültürel etkinliklere erişimin artırılması için tiyatro, sinema, konser gibi faaliyetlerinin desteklenmesi, okulların çevre güvenliğinin artırılması, farkındalık bilincinin oluşturulması, çocuk parklarının sayısının artırılması, bakım ve temizliklerinin düzenli olarak yapılması, trafik güvenliği önlemlerinin alınması, çocukları güvenli oyun alanlarına ulaşımının kolaylaştırılması konuları oylamaya sunularak oy birliğiyle kabul edildi.
Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Necmi Çamaş, çocuklar olduğu sürece Türkiye’nin var olacağını söyledi. Samsun’un tarih boyunca başlangıçların şehri olduğunu ifade eden Çamaş, “Bağımsızlık meşalesinin yakıldığı Samsun’un çocukları olarak sizler en iyisini, en güzelini başaracaksınız.” dedi.
Samsun Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Kemal Gümrükçü ise 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nde dünyadaki her çocuğun eşit, adil ve sevgi dolu bir yaşama sahip olması gerektiğini hatırlattı.
Her çocuğun hayallerinin peşinden koşabileceği, güvenli bir ortamda büyüme hakkına sahip olduğunu vurgulayan Gümrükçü, şunları kaydetti:
“Ancak bugün kutlama yaparken, aynı zamanda dünyanın dört bir yanında zor şartlar altında yaşayan, haklarına erişemeyen çocukları da hatırlamalıyız. Özellikle Filistin’deki çocukların yaşadığı acılar, hepimizin yüreğinde bir yara. Savaşlar ve çatışmalar yüzünden sevdiklerini kaybeden, evsiz kalan ve en temel haklarına erişemeyen çocuklar var. Oysa hiçbir çocuk, savaşın gölgesinde büyümemeli, her çocuk oyun oynamalı, öğrenmeli, güvende hissetmeli ve sevgiyle sarılmalı. Bu durum hepimize büyük bir sorumluluk yüklüyor. Sevgili çocuklar, sizler bizim geleceğimizsiniz. Her birinizin hayalleri değerli. Sizlere inanıyor ve güveniyoruz. Dünyayı daha güzel bir yer yapmak için en büyük ilham kaynağımız sizlersiniz. Hayallerinizi özgürce yaşadığınız, savaşların ve yoksullukların olmadığı bir dünya dileğiyle, Dünya Çocuk Hakları Günü’nüz kutlu olsun.”
Türk Dünyası Çocuk Vakfı Türkiye Koordinatörü İbrahim Erdoğan da çocukların 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nü kutlayarak çocukları 7. Uluslararası Türk Dünyası Bilim ve Kültür Şenliği’ne davet etti.
Programın sonunda öğrenciler, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Bandırma Vapuru ile Samsun’a gelişini simgeleyen Kurtuluş Yolu ve Tütün İskelesi’ni ziyaret etti.
Uluslararası İlişkilerÇocuk Hakları GünüYerel YönetimEğitimGüncelsamsunKadınÇocukDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HAVELSAN, gelecek nesillerde bilim ve teknoloji farkındalığı yaratmak, “istekli ve yetenekli” çocukların bu yönde eğitim almalarını sağlamak için bir süre önce Mühendis Çocuk Sosyal Sorumluluk Projesi başlattı. Projeyle, bir mucidin, mühendisin henüz ilkokulda keşfedilmesi ve eğitim hayatı boyunca desteklenmesi amaçlanıyor.
Proje kapsamında HAVELSAN gönüllüleri, düzenledikleri çeşitli etkinliklerle, geliştirdikleri teknolojilerle çocukları buluşturuyor ve kendilerinin de ilerde bunların benzerlerini, daha iyilerini üretebileceklerini anlatıyor.
Mühendis Çocuk Projesi kapsamında HAVELSAN mühendisleri bu kez AnkaraCahit Zarifoğlu İlkokulu’nu ziyaret etti. Geleceğin mühendislerine robotik otonom sistemler hakkında bilgi veren, sorularını yanıtlayan mühendisler, insansız hava aracı BAHA ve insansız kara aracı BARKAN ile minikleri hem eğlendirdi hem de mühendisliğe teşvik etti.
Etkinlik sonrasında pek çok okuldan benzer bir faaliyet için HAVELSAN’a davette bulunuldu.
HAVELSAN Ürün Geliştirme Direktörü Veysel Ataoğlu, etkinliğe ilişkin, Cumhuriyet’in 101. yılında çocukların geleceğine yapılacak her yatırımın, Cumhuriyet’in ilelebet yaşaması için bir adım olduğu düşüncesiyle, geliştirdikleri insansız teknolojileri Ankara Cahit Zarifoğlu İlkokulu’nda tanıttıklarını söyledi.
Mühendis Çocuk Projesi kapsamında çocuklara mühendisliğe ve teknolojiye ilgilerini artıracak mesajlar verdiklerini anlatan Ataoğlu, “Çocukların ilgisi, merakı, heyecanı gelecekte yapacaklarının işaretlerini taşıyor. Bu yaşlarda atılan tohumların ileride meyvelerini vereceğini çocukların gözlerinde gördük. Amacımız çocuklarda mühendislik, teknoloji kıvılcımı yakmaktı, bunu da başardığımıza inanıyorum. Öğretmen ve velilerden aldığımız olumlu tepkilerde bu düşüncemizi güçlendirdi. Bu buluşmaya vesile olan Cahit Zarifoğlu İlkokulu yönetimi ve öğretmenlerine de teşekkür ediyorum. ” diye konuştu.
Ziyarete ilişkin bazı öğretmen ve öğrenci velileri de şu değerlendirmelerde bulundu:
“- HAVELSAN’a, öğrencilerimize İHA ve insansız kara araçlarını tanıttıkları sunumları için teşekkür ederiz. Çocuklarımızın merakını ve ilgisini artırarak, teknolojiye olan bakış açılarını genişletmelerine katkı sağladınız. Geleceğin mühendisleri ve bilim insanları için ilham kaynağı oldunuz. Teşekkürler HAVELSAN.
Bir veli olarak çocuklarımızda çok güzel bir deneyim bıraktığınız söylemek istiyorum. Tüm akşam heyecanla gördüklerini paylaştılar.
Tebrik ederim. Ben öğretmenim, eğitim budur. Gerçek eğitim tam da böyle olmalıdır.
Çok güzel, ne kadar şanslılar. İçlerinde birazcık heves olan bile varsa artık çok daha farklı düşüncelerdedir.
Bunu izleyen çocukların arasından daha iyisini yapmak isteyenler olacak ve daha iyisini yapacaklar eminim.
Keşke her ilde yapılmış olsa çocukların dünyası değişir.
Teşekkür ederiz. Çocuklarımız çok mutlu oldular.
Tüm okullarda görmek istiyoruz.
Tüm çocuklara ulaşmak ne güzel olurdu.
Tüm Türkiye’de yapılmalı.
İnşallah bizim okula da gelir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eğitim, ASO Kağıt Ürünleri ve Baskı İşleri Sanayi Meslek Komitesi, İstanbul Sanayi Odası Basım Yayın Sanayi Meslek Komitesi ve Basım Sanayi Eğitim Vakfı (BASEV) işbirliğinde düzenlendi.
ASO Başkanı Ardıç, açılış konuşmasında, yatırım süreçleri, üretim teknolojileri ve ticaret ortamında yaşanan değişime işaret etti. Bu değişime uyum sağlamak için beşeri sermayenin çağın gereklerine uygun donatılması gerektiğini belirten Ardıç, iş gücü piyasasının ihtiyaçlarını karşılayabilmek açısından mesleki bilginin öneminin her geçen gün arttığını söyledi.
Ardıç, geçen ay açıklanan Küresel Ekonomik Görünüm Anketi’nin sonuçlarına göre, küresel iş dünyası ve işletmeler için en önemli sorunun nitelikli iş gücü eksikliği ile enflasyon olduğunu dile getirdi.
“İş gücü politikalarının bütüncül yaklaşımla dizayn edilmesi gerekiyor”
Kalifiye iş gücü ihtiyacının dünyada da sorun olduğunu anlatan Ardıç, şu ifadeleri kullandı:
“Ülke olarak insan kaynağımızı etkin kullanıp rekabet gücümüzü artırabilmemiz için eğitim kalitesini mutlaka yükseltmeliyiz. Mesleki eğitimi hem ekonominin ihtiyaçlarını hem de küresel rekabet ve teknolojideki değişimleri dikkate alarak planlamalıyız. Bu noktada sanayi, teknoloji, eğitim ve iş gücü politikalarının bütüncül bir yaklaşımla dizayn edilmesi gerekiyor.”
Ardıç, ASO’nun mesleki eğitime yönelik yürüttüğü projelere de değinerek, “Amacımız sanayinin nitelikli insan kaynağı ihtiyacına çözüm üretmek, bunu yaparken de doğru projelerle tüm Türkiye’ye örnek modeller ortaya koymaktır.” dedi.
Ankara’daki pek çok üniversiteyle imzaladıkları işbirliği protokolleriyle gençlerin başkentteki sanayi tesislerinde staj yapmalarına imkan sağladıklarını belirten Ardıç, “Ankara Sanayi Odası Sürekli Eğitim Merkezinde meslek geliştirme ve meslek edindirme kursları ile sanayimizin farklı sektörlerinin iş gücü ihtiyacını karşılamaya çalışıyoruz.” diye konuştu.
ASO Kağıt Ürünleri ve Baskı İşleri Sanayi Meslek Komitesi Başkanı Beste Rodoslu da komitenin matbaa bölümü bulunan iki okulla protokoller imzaladığını söyledi.
BASEV Yönetim Kurulu Başkanı Murat Demir de kalifiye iş gücünün katma değerli üretim için önemini vurguladı.
Konuşmaların ardından Demir, ASO Başkanı Ardıç’a teşekkür belgesi ile ülkenin Cumhuriyet dönemindeki matbaacılık tarihini anlatan kitap takdim etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uzun süredir baş ve karın ağrısı ile mide bulantısı olan Demirel, nefes darlığı ve ani tansiyon yükselmesi gibi şikayetlerinin artması üzerine hastaneye gitti.
Hastanede sol böbreğinin alınması önerilen hasta, tavsiye üzerine kentteki Lokman Hekim Hastanesi’ne başvurdu.
Üroloji uzmanı Doç. Dr. Kasım Ertaş’ın muayene ettiği Demirel’in tetkiklerinde, böbreğinde 4 santimetrelik kötü huylu kitle tespit edildi.
Ertaş ve ekibi tarafından ameliyata alınan kadının sol böbreğindeki kitle, parsiyel nefrektomi tekniğiyle (açık yöntemle böbrekteki kanser dokusunun alınması) çıkarıldı.
4 saat süren ameliyatın ardından şikayetlerinden kurtulan Demirel, taburcu edildi.
“Koruyucu cerrahi yöntemlerle böbrekler kurtarılabiliyor”
Ertaş, AA muhabirine, böbrek kanserinde erken tanının önemli olduğunu söyledi.
Böbrek tümörünün genellikle 60’lı yaşlardan sonra gelişen, ölümcül bir hastalık olduğunu belirten Ertaş, “Özellikle ailesinde böbrek kanseri hikayesi olanların mutlaka düzenli kontrole gitmelerini tavsiye ediyoruz. Görüntüleme yöntemlerinin gelişmesiyle erken evrede tanı konulabiliyor. Bu tarz durumlarda koruyucu cerrahi yöntemlerle böbrekler kurtarılabiliyor. Bu ameliyatlar hastanın hem yaşam süresini hem de kalitesini olumlu etkiliyor.” diye konuştu.
Hastaya daha önce böbreğinin alınmasının önerildiğini ifade eden Ertaş, “Tecrübeli ekibimizle böbreği koruyarak başarılı bir ameliyat gerçekleştirdik. Yaklaşık 4 saat süren operasyonla kitleyi böbreğin içinden çıkardık. Sağlık durumu iyi.” dedi.
Demirel ise kontrollerinin devam ettiğini dile getirerek, “Sürekli başım, karnım ağrıyordu, midem bulanıyordu. Birçok doktora gittim. Böbreğimin alınacağını söylediler. Kabul etmedim. Tavsiye üzerine Kasım hocaya başvurduk. Allah razı olsun. Ameliyat oldum. Onun sayesinde sağlığıma kavuştum.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Eğitim yardımlarını gerçekleştirmek amacıyla okulları ziyaret eden ÇTB Meclis Başkanı Hacı Toraman, okul müdürlerine belirlenen eğitim yardımlarını teslim ederek, yetkililerden okulların şartları ve öğrenciler hakkında detaylı bilgi aldı.
“Eğitim ilim yayacak gençlerin en aydınlık yoludur”
Çocukların aydınlık bir geleceğe sahip olması için, aldıkları eğitimle yetkin bir öğrenim kazanmış donanımlı bireyler olması gerektiğinin altını çizen Başkan Toraman, bu hususta her yıl eğitim yardımlarının düzenli olarak yapılmasına büyük önem verdiklerini vurguladı. Toraman, “Her yıl olduğu gibi bu yıl da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin desteği ile Çarşamba ilçe merkezinde ve kırsal mahalle okullarında belirlenen öğrencilerimize kışlık bot yardımlarımızı meclis kurulumuz ve personellerimiz aracılığıyla ulaştırmanın mutluluğu içerisindeyiz. Eğitime gereken tüm desteği vermeyi amaçlayarak tüm öğrencilerimize ulaşmaya çalışıyoruz. Öğrencilerimizin eşit şartlarda okuyabilmesi adına gerekli adımları atmaya hazır olduğumuzu bir kez daha yineliyoruz. Eğitim, ilim yayacak gençlerimizin tek aydınlık yoldur, öğrencilerimizin destekçisi olamaya devam edeceğiz” dedi.
Başkan Toraman konuşmasının devamında, “TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu başta olmak üzere, eğitim yardımlarının öğrencilerimize ulaşmasında emeği geçen İl Milli Eğitim Müdürlüğümüze, okul müdürlerimize, öğretmenlerimize ve personelimize teşekkür ediyoruz” ifadelerine yer verdi.
Ziyaretlere Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Servet Zeren, Genel Sekreter Sercan Yaşar, Genel Sekreter Yardımcısı Saliha Şen, Meclis Üyeleri Mehmet Çalışkan ile Onur Bahattin Yılmaz ve Kurucu Meclis Başkanı Nurettin Öztekin iştirak etti. – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GAZZE, 6 Kasım (Xinhua) — Gazze’de mahsur kalan onlarca Filistinli öğrenci salı günü protesto gösterisi düzenleyerek bölgeden ayrılmak ve yurtdışındaki öğrenimlerine devam etmek için izin verilmesi talebinde bulundu.
Uygulanan abluka ve devam eden savaş yüzünden 13 aydır Gazze Şeridi dışındaki üniversitelere gitmeleri ve kayıt olmaları engellenen öğrenciler, Gazze’nin güneyindeki Han Yunus kentinde bulunan Nasır Hastanesi’nin önünde toplanarak eğitimlerine devam hakkı için pankartlar taşıdı ve sloganlar attı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, eğitim faaliyetleri kapsamında Ferizli Tekstil İşverenler Sendikası Halit Narin Ortaokulu öğrencileriyle bir araya geldi.
Öğrencilere trafikte uyulması gereken kuralları anlatan ekipler, uyuşturucunun zararları hakkında da bilgilendirme yaptı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Merkez Şafak Mahallesi’nde 7 yaşından beri marangozluk yapan babasının yanında zanaat öğrenen Sima Elhilali, açık öğretimden lise eğitimini de sürdürüyor. Liseyi bitirdiğinde askeri alanda veya hukuk eğitimi almak istediğini söyleyen Elhilali, dükkanda matkap, tutkal vurma, bant ve freze gibi işler yaparken insanların şaşkın bakışlarıyla karşılaştığını belirtti. Elhilali, “Genellikle inşaata babam gidiyor, ben gitmiyorum. Babam diyor ki, ‘Ağır iş olduğu için yapmana gerek yok, başka masaüstü işlerde çalışabilirsin.’ Kadınların bu meslekte daha fazla yer alması gerekiyor. Kadının değdiği her yer güzelleşiyor. Kadınlar ve erkekler birlikte çalışabilir” dedi.
Babasının neredeyse 40 yıldır marangozluk yaptığını anlatan Elhilali, “10 yıldır çocukluğumdan beri buraya gidip geliyorum. Bu meslekte ilerlemek istiyorum. Gelecekte kendi işimin içinde aktif olmak, çalışabilmek istiyorum. Bir kadın olarak bu mesleği bilmek bile yeterli. Meslek, genellikle erkekler tarafından yapıldığı için kadın görünce insanlar şaşırıyor. Genç yaşta insanlara örnek olmak mutluluk veriyor” şeklinde konuştu. – BATMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şener, AA muhabirine, son günlerde hastaneye grip şikayetiyle başvuran hastaların sayısında artış olduğunu, birçok kişinin ise hastaneye gitmeden aldıkları ilaçlarla bu süreci ayakta geçirmeye çalıştığını anlattı.
Kovid-19, influenza ve grip virüslerini ayırt etmenin zor olduğunu ifade eden Şener, “Üst solunum yolu enfeksiyonu, burun akıntısı ve burun tıkanıklığının daha belirgin olduğu tablolar rinovirüs dediğimiz tablo. Boğazda ağrı ve yanma, kuru öksürük ile eklem ve kas ağrılarının daha belirgin olduğu tablolarda ise korona ya da influenza dediğimiz tablolarla karşı karşıya kalıyoruz. Özellikle gece gündüz ısı farkının artmasıyla virüsün yayılımının başlaması aslında şaşırtıcı değil.” dedi.
Şener, okulların açılmasıyla birlikte çocuk ve gençlerin enfeksiyonları evlere taşımaya başladığını, onlar ağır geçirmese de evlerde temas ettikleri grip aşısı olmayan 65 yaş üstü ve bağlı hastalığı olan kişilerin daha ağır semptomlar gösterdiğini kaydetti.
Grip aşısının önemine değinen Şener, şunları kaydetti:
“65 yaş üstü kişilerin 15 Kasım’a kadar olan periyotta grip aşısını olmaları gerekiyor. Çünkü grip aşısı olmayan grupta yaygın akciğer enfeksiyonu ve zatürre gibi tabloları sık görüyoruz. Grip vakaları her sene artıyor aslında. Grip aşısı, hastalığın yayılımını engelleyen bir aşı değil. Bireysel korunma için olmak gerekiyor. Yani ağır akciğer enfeksiyonu geçirmemek için, yoğun bakıma yatmamak için. Yoksa aşı olunca grip olmayacaksın demek değil. Hastalığı hafif atlatmanız, sonrasında komplikasyon gelişme ihtimalinizin düşük olması demek.”
Prof. Dr. Alper Şener, grip ve benzeri enfeksiyonlardan korunmak için kapalı ya da iyi havalandırılmayan alanlarda maske kullanımının da önemli olduğunu sözlerine ekledi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belediyeden yapılan yazılı açıklamaya göre, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş liderliğinde, sosyal destek alan ailelerin çocukları için ücretsiz HPV aşısı uygulaması hayata geçirildi.
Bu kapsamda, 9-30 yaş aralığındaki kişilere yönelik “HPV Aşı Programı” için başvurular, 20 Mart-20 Nisan arasında kabul edildi.
Gazi Üniversitesi Hastanesi işbirliğiyle gerçekleştirilen programda 15 yaş altı 251 ve 15 yaş üzeri 1324 birey olmak üzere 1575 kişinin başvurusu alındı.
Projeye, 15 milyon 180 bin lira bütçe ayrıldı ve 5 bin doz HPV aşısı temin edildi. İlk dozlar Gazi Hastanesinde yapılmaya başlandı. Projenin ilk etabında 2 bin kişinin aşılanması planlanıyor.
Açıklamada değerlendirmesine yer verilen Sağlık İşleri Daire Başkanı Mustafa Ünsal, proje kapsamında 9-30 yaş arasındaki kız çocuklarına ve kadınlara, rahim ağzı kanserini önlemeye yönelik üç doz HPV aşısı yapılacağını belirtti.
Ünsal, ilk dozun bugün, ikinci dozun 2 ay sonra ve üçüncü dozun ise 6 ay sonra yapılacağını, projenin yaklaşık 1 yıl süreceğini kaydederek, 11 belediyenin teknik destek almak için başvuruda bulunduğunu aktardı.
“İş birliğinden mutluluk duyuyoruz”
GÜ Hastanesi Başhekim Prof. Dr. Hasan Bostancı da iş birliğinden memnuniyet duyduğunu belirterek, uygulamanın Türkiye’de yayılarak devam etmesini temenni etti.
GÜ Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol ise “HPV aşısı, özellikle 15 yaş altındaki bireylere uygulandığında yüzde 99,5 oranında koruma sağlıyor. Enfeksiyon kadın ve erkek bireylerin yüzde 85’ini etkiliyor. Dileriz ki Türkiye’deki tüm kadınlar ve erkekler bu aşıya kavuşur. Bu enfeksiyonu önlemenin başka bir yolu yok.” değerlendirmesinde bulundu.
GÜ Hastanesi Yetişkin Aşı Merkezi’ne gelerek ilk doz HPV aşısını yaptıran vatandaşlar, emeği geçenlere teşekkür etti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Van YYÜ Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği birinci sınıf öğrencisi olan Rojin Kabaiş, üniversiteye yeni kayıt yaptırdıktan sonra Diyarbakır’dan Van’a geldi. 27 Eylül 2024 günü kaldığı yurtta yemek yedikten sonra Van Gölü sahiline inmek üzere yurttan ayrılan Kabaiş’ten bir daha haber alınamadı. Kameralara yansıyan görüntülere göre, yolda annesiyle görüntülü konuşan ve ardından bir büfeden alışveriş yapan genç kız, sahile ulaşarak bir süre bankta oturup gölü izledi. Kamera açısından çıkan Rojin, o andan itibaren ortadan kayboldu.
12 gündür kendisinden haber alınamayan Kabaiş’in babası Nizamettin ve anne Aygül Kabaiş’in umutlu bekleyişi ise devam ediyor. – VAN
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>VAN’da kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra, geri dönmeyen üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’ten (21), 12 gündür haber alınamıyor. Arama kurtarma çalışmaları, gölde tekne ve botlarla, karada polis, AFAD, itfaiye ve gönüllü arama ekiplerinin katılımıyla devam ediyor. Polis helikopteri zaman zaman aramalara bölgede alçak uçuşlarla destek verirken, çalışmalarda hassas burunlu iz köpekleri de kullanılıyor.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş, 27 Eylül’de kaldığı yurtta akşam yemeğini yedikten sonra dışarı çıktı. Geri dönmeyen Rojin Kabaiş’e telefonla ulaşamayan arkadaşları, 28 Eylül’de saat 12.00 sıralarında polise haber verdi. Kabaiş’in 27 Eylül’de saat 18.30 sıralarında Van Gölü Sahili’ne çakıl taşı toplamaya gideceğini söylediği, birlikte gitmeyi teklif ettiği arkadaşının olumsuz yanıt verdiği tespit edildi. Kabaiş’in arkadaşları, 28 Eylül’de Van Gölü Sahili’nde Rojin’e ait cep telefonu, kulaklık, kek ve su bulundu. Yüksek düzeyde şifreli olan telefon incelenmek üzere polise teslim edildi.
Polis, Jandarma Sahil Güvenlik, AFAD ve Büyükşehir Belediyesi’nin itfaiye ekiplerinin katıldığı arama çalışmaları, 12’nci gününe girdi. Göl üzerinde tekne ve botlarla, karada da polis, AFAD, itfaiye ve gönüllü arama birliklerinin katıldığı arama çalışmalarında polis helikopteri zaman zaman alçak uçuşlar yaparak destek veriyor.
Ekipler, ‘Rojin kaçtı mı, kaçırıldı mı, öldü mü, öldürüldü mü’ gibi tüm şüpheleri değerlendirerek çalışmalarını yürütüyor. Ekipler, iskele sahilinden Yüzüncü Yıl Üniversitesi ve Bardakçı Mahallesi’ne kadar ekipler her yeri detaylıca arıyor. AFAD’ın deprem bölgesinde kullandığı hassas burunlu iz köpeklerinin de kullanıldığı arama çalışmalarında, gönüllü arama kurtarma ekipleri de termal kameralı dronla göl üzerini ile etrafını tarıyor. Çalışmalarda, yandan taramalı sonar ile su üstü radar cihazları da kullanılıyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) öğrencisi 21 yaşındaki Rojin Kabaiş’in kaybolmasının üzerinden 12 gün geçti. Van’da kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra geri dönmeyen üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’ten 12 gündür haber alınamazken hem Van Gölü‘nde hem de karada aramalar devam ediyor.
Olay yerinde devam eden çalışmaları yerinde gezen Van Valisi Ozan Balcı, gazetecilere açıklamalarda bulundu. Rojin Kabaiş’in 25 Eylül’de babasıyla beraber okumak için Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nin yurduna geldiğini ifade eden vali Balcı, “Rojin, 25 Eylül’de giriş yapıyor. 25 ve 26 Eylül’de kalıyor. 27 Eylül Cuma’da akşam çıkıyor. Yani geldikten sonra 3 gün sonra bu sahilde gezerken cep telefonuyla kulaklığı bulunuyor. Saat 12.00 civarında yurt görevleri haberdar ediliyor. Oradan da emniyet müdürlüğüne kayıp şahıs ilanı veriliyor. O günden itibaren emniyet müdürlüğümüz, jandarma, sahil güvenlik ve üniversiteyle beraber yoğun bir şekilde eldeki bütün iz, emare ve delilleri değerlendirerek kızımızı aramaya, bulmaya çalışıyoruz. Sadece sahilde yapmıyoruz arama taramayı. Kampüs içerisinde, çevre köylerde, hatta tüm 81 il emniyet müdürlüklerine, jandarma komutanlıklarına da kızımızın kimlik bilgileri verildi” dedi.
En son Rojin’in kameralara yansıdığı Van Gölü sahilinde aramaların yoğun olarak sürdüğünü belirten Vali Balcı, “Burada cep telefonu ile kulaklığı bulunduğu için emniyet, jandarma birimlerimiz, sahil güvenlik birimimiz, AFAD ve üniversitesi ile beraber yoğun bir şekilde aramaya, bulmaya çalışıyoruz. Elimizdeki bütün izleri, bulguları, emareleri ve delilleri çok titiz bir şekilde değerlendiriyoruz. İşte helikopterlerimiz sürekli tarıyor. Gölde kaybolma ihtimalle güvenliğimizin botları yoğun bir şekilde çalışıyor. Daha dip taramalar yapmak için Çanakkale’den Sonar cihazı getirdik. Kesin bir şey söylemek mümkün değil. Dalgıçlarımız çalışıyor. Şehirdeki bütün kameralarımız inceleniyor. Umarım en kısa zamanda kızımıza kavuşuruz” ifadelerini kullandı.
“Rojin’i arama çalışmalarımız 81 ilde devam ediyor”
Arama çalışmalarının her yerde yürütüldüğüne vurgu yapan Vali Balcı, “Rojin’i her yerde arıyoruz. Sadece gölde değil her yerde arıyoruz. Hatta Van’da değil 81 il emniyet müdürlüğüne, jandarma komutanlıklarına kimlik bilgileri zaten verildi. Elimizdeki bütün izleri, bulguları, emareleri, olabilecek nitelikteki her şeyi de değerlendiriyoruz. Onun dışında itibar etmemek lazım. Bizim amacımız da bir an önce bulmak. Bütün birimlerimiz bu kızımızın bulmaya çalışıyor. Devletimizin tüm imkanlarını kızımızı bulmak için kullanıyoruz. Umarım bir an önce kavuşuruz” diye konuştu. – VAN
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YILDIZ Holding, çalışanlarına yönelik eğitim ve gelişim programlarına bir yenisini ekledi. Holding çalışanları, yapay zekanın uçtan uca kullanımında yetkinliklerini artırmak üzere Yapay Zeka Akademisi’nden eğitim alacak.
Yıldız Holding‘İnsana Yatırım’ yaklaşımıyla çalışanları için hayata geçirdiği eğitim ve gelişim programlarına bir yenisini daha ekledi. Çalışanların yeni yetkinlikler kazanmaları ve yapay zekanın geleceğine hazırlanmaları amacıyla Yapay Zeka Akademisi (AI Academy) hayata geçirildi. Akademi, yapay zeka teknolojilerinin günlük yaşamdaki etkileri ve gelecek potansiyeli göz önünde bulundurularak özel olarak tasarlandı. Programa, yapay zekanın temellerini anlamak, gelişmiş uygulamalar hakkında bilgi sahibi olmak, sektör uygulamalarını öğrenerek kendini bu alanda geliştirmek isteyen Yıldız Holding çalışanları başvuru yaparak katılabiliyor.
Akademideki dersler, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan ‘Yerinde Ar-Ge Merkezi’ statüsü alan Yıldız Tech ekibi tarafından Yıldız Holding’in Çamlıca Kampüsü’nde verilecek. 4 Ekim’de başlayan Yapay Zeka Akademisi, Holding çalışanlarını işin geleceğine taşıyacak yetkinliklerin kazandırılması amacıyla bir süre önce hayata geçirilen Analitik Akademi’nin devamı niteliğini taşıyor.
‘SÜRDÜRÜLEBİLİR BAŞARININ EN ÖNEMLİ UNSURU ÇALIŞANLARIMIZ’
Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve CEO’su Mehmet Tütüncü, paradigma kırılımlarının yaşandığı iş dünyasında yapay zeka teknolojilerinin ağırlığının arttığını vurgulayarak, çalışanların yetkinliklerine yatırım yapmanın daha da önemli hale geldiğini belirtti. Yıldız Holding’de “İnsana Yatırım” yaklaşımıyla bugüne kadar Holding bünyesinde öncü birçok eğitim programı hayata geçirdiklerinin altını çizen Tütüncü, Yapay Zeka Akademisi ile ilgili şunları söyledi:
“Yıldız Holding’de ‘İşin Geleceği’ kapsamında attığımız adımların tamamında insan kaynağımızı ve şirketlerimizi geleceğe hazırlamak bulunuyor. Biliyoruz ki, sürdürülebilir başarının en önemli unsuru çalışanlarımız. Bizler hedeflerimize ancak alanında uzman, yetkinliği yüksek ekiplerle ulaşabiliriz. Holding bünyesinde bugüne kadar, çalışanlarımızın yetkinliklerini artıran ve entelektüel birikimlerine katkı sağlayan birçok önemli eğitim programını hayata geçirdik. Şimdi de hayatın her alanında giderek daha fazla yer almaya başlayan yapay zeka teknolojilerine uyumun, çalışanlarımızın ana yetkinlikleri arasında yer almasını istedik ve Yapay Zeka Akademisi’ni hayata geçirdik. Yıldız Tech ile Yıldız Holding İnsan ve İş Destek Başkanlığımızın iş birliğinde “birbirimizden öğrenme” yaklaşımıyla tasarlanan bu program ile Holding çalışanlarımızın bu alanda yetkinliklerini geliştirmeleri, iş süreçlerinin iyileştirilmesi ve verimliliğin artırılmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz. Bu eğitimlerle dijitalleşen iş dünyasında Yıldız Holding çalışanlarını bir adım öne taşıyor, geleceğe hazırlıyoruz.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

“ÇALIŞMALARIMDA DESTEK OLAN EŞİME İTHAFEN İSMİ VERDİM”
Yeni akrep türünü tespit eden Prof. Dr. Ersen Aydın Yağmur, “Bu türü yaptığım saha çalışmaları sırasında keşfettim. Çalışmalarıma verdiği destek nedeniyle bu türe eşim Gülhanım Yağmur’a ithafen ‘Euscorpius gulhanimae’ ismini verdim” dedi. Beyşehir Gölü’ne yakın bir yerde çam ormanının içerisinden topladığı akrebin Türkiye için yeni bir tür olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Yağmur, “Örnekleri toplayıp çalışmaları yaptığım zaman, patellasındaki trichobothri sayılarının bilinen türlerden daha yüksek olduğunu gördüm. Bu iki renk bir tür. Bu yönüyle bilinen türlerden çok bariz bir şekilde ayrılıyor” dedi. Yeni keşfedilen akrep türü, MCBÜ Alaşehir Meslek Yüksekokulu Zooloji Müzesi’nde korunuyor.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BELİNE YAZMA BAĞLATIP OYNATIYOR
Anne Esra, çocuğuna kadın kıyafetleri giydirilip, makyajlı ve ojeli hallerinin eski eşi Alper Gümüş’ün imam nikahlı eşi Selin tarafından gönderildiğini açıkladı. Hayatının şokunu yaşayan Esra, “Babaannesi küçük yaşta alıştırmıştır. Kadın hareketleri yaptırıyor. Beline yazma bağlayıp oynatıyor,” diyerek çocuğunun yaşadığı durumu gözler önüne serdi.
Babanın bu duruma umursamaz bir tavırla yaklaştığını belirten Esra, çocuğunun bu hallerine izin verildiğini ifade etti. Bu çarpıcı iddialar, izleyicileri derinden etkileyerek, çocuk istismarı ve cinsiyet algısı konularında önemli bir tartışma başlattı. Esra Hanım, çocuğunun acil olarak kurtarılması gerektiğini vurgulayarak, yetkililere seslendi.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yıldız Holding‘den yapılan açıklamaya göre AI Academy, yapay zeka teknolojilerinin günlük yaşamdaki etkileri ve gelecek potansiyeli göz önünde bulundurularak özel olarak tasarlandı. Programa, yapay zekanın temellerini anlamak, gelişmiş uygulamalar hakkında bilgi sahibi olmak, sektör uygulamalarını öğrenerek kendini bu alanda geliştirmek isteyen Holding çalışanları başvuru yaparak katılabiliyor.
Akademideki dersler, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan “Yerinde AR-GE Merkezi” statüsü alan Yıldız Tech ekibi tarafından Yıldız Holding‘in Çamlıca Kampüsü’nde verilecek. 4 Ekim’de başlayan Yapay Zeka Akademisi, Holding çalışanlarını işin geleceğine taşıyacak yetkinliklerin kazandırılması amacıyla bir süre önce hayata geçirilen Analitik Akademi’nin devamı niteliğini taşıyor.
“Dijital dönüşümle çalışanlarımızı geleceğe hazırlıyoruz”
Açıklamada görüşlerine yer verilen Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Üst Yöneticisi (CEO) Mehmet Tütüncü, paradigma kırılımlarının yaşandığı iş dünyasında yapay zeka teknolojilerinin ağırlığının arttığını vurgulayarak, çalışanların yetkinliklerine yatırım yapmanın daha da önemli hale geldiğini belirtti.
Tütüncü, “‘İnsana Yatırım’ yaklaşımıyla bugüne kadar Holding bünyesinde öncü birçok eğitim programı hayata geçirdik. Yıldız Holding’de ‘İşin Geleceği’ kapsamında attığımız adımların tamamında insan kaynağımızı ve şirketlerimizi geleceğe hazırlamak bulunuyor. Biliyoruz ki, sürdürülebilir başarının en önemli unsuru çalışanlarımız.” ifadelerini kullandı.
Hedeflerine ancak alanında uzman, yetkinliği yüksek ekiplerle ulaşabileceklerine işaret eden Tütüncü, Holding bünyesinde bugüne kadar, çalışanlarının yetkinliklerini artıran ve entelektüel birikimlerine katkı sağlayan birçok önemli eğitim programını hayata geçirdiklerine değindi.
Tütüncü, “Yıldız Tech ile Yıldız Holding İnsan ve İş Destek Başkanlığımızın iş birliğinde ‘birbirimizden öğrenme’ yaklaşımıyla tasarlanan bu program ile Holding çalışanlarımızın bu alanda yetkinliklerini geliştirmeleri, iş süreçlerinin iyileştirilmesi ve verimliliğin artırılmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz. Bu eğitimlerle dijitalleşen iş dünyasında Yıldız Holding çalışanlarını bir adım öne taşıyor, geleceğe hazırlıyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Elazığ’da İl Jandarma Komutanlığına bağlı Çevre, Doğa ve Hayvanları Koruma timleri, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’ dolayısıyla Sivrice ilçesinde bulunan Hazar Gölü kıyısında ve Hayvan Rehabilitasyon ve Bakım Merkezinde bulunan hayvanları ziyaret ederek mama desteğinde bulundu. Ekipler daha sonra, Avukat Rasim Küçükel Ortaokulunda öğrencilerle bir araya gelerek ‘Hayvan hakları ve hayvan sevgisi’ hakkında bilgilendirmelerde bulundu. – ELAZIĞ
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mustafa Tarık Erdoğan, 1996 yılında Uludağ Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nü birincilikle bitirdi. 50 yaşındaki Erdoğan, dönemin şartları nedeniyle ticaretle uğraşmaya başladı. Ticaret yaptığı sırada bir kişinin borcuna karşılık lunapark alan Erdoğan, içerisinde gondol, salıncak, atlı karınca gibi eğlence aletlerinin bulunduğu taşınabilir malzemelerle Türkiye’nin birçok şehrini gezmeye başladı. Vinç yardımıyla tırlara lunapark aletlerini koyan Erdoğan, 25 çalışanıyla şehir şehir gezerek panayırlara katılıyor. Erdoğan, son olarak Bolu’nun Mudurnu ilçesi, Taşkesti beldesi ve Gerede ilçesinde düzenlenen panayırlara katıldı.
“İl il, ilçe ilçe giderek hizmet vermeye çalışıyorum”
Mezun olduğu dönemde şartlar nedeniyle ticarete atıldığını ifade eden Mustafa Tarık Erdoğan, “Ülkemizin bulunduğu şartlar nedeniyle ticaretle uğraştım. Alacağım karşılığında bir lunapark almak zorunda kaldım ve bu işe başladım. Türkiye’nin çeşitli noktalarına il il, ilçe ilçe giderek hizmet vermeye çalışıyorum. Ekmeğimizin kavgasındayız. Bir makine mühendisi olarak bu işle uğraşıyorum. Bazen gondol sallıyorum, gerektiğinde bakımını yapıyorum. Makine mühendisleri arasında Türkiye’de lunaparkçılık yapan tek benimdir. Ancak masrafımızı alabiliyoruz. Tır, nakliye, vinç ve eleman giderlerine harcıyoruz. Ama en azından yanımızda yaklaşık 20-25 kişinin geçimini sağlamış oluyoruz” dedi. – BOLU
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TÜRKİYE’NİN ÖNDE GELEN BİLİM İNSANI
Kocaeli Üniversitesi’nin bilimsel başarıları bir kez daha dünya çapında dikkat çekti. Üniversitenin önemli öğretim üyelerinden Prof. Dr. Zafer Cantürk, “Kariyer Boyu Etki” kategorisinde dünyanın en etkili bilim insanları listesine girerek büyük bir onur elde etti. Bu prestijli liste, bilim insanlarının kariyerleri boyunca yaptıkları araştırmaların ve yayınladıkları makalelerin dünya bilim camiasında yarattığı etkiyi ölçüyor. Prof. Dr. Cantürk’ün uzun yıllar boyunca sağlık ve bilim dünyasında gerçekleştirdiği çalışmalar, onun bu prestijli listeye adını yazdırmasını sağladı.

DÜNYANIN EN ETKİLİ BİLİM İNSANLARI LİSTESİNDE
Kocaeli Üniversitesi’nden yalnızca Prof. Dr. Cantürk değil, pek çok öğretim üyesi de bu önemli listede yer aldı. “Yıllık Etki” ve “Kariyer Boyu Etki” kategorilerinde öne çıkan isimler, mühendislik, teknoloji ve sağlık alanlarında yaptıkları çalışmalarla bilime değerli katkılarda bulunuyor. Prof. Dr. Mustafa Çanakçı, Doç. Dr. Ertan Alptekin gibi isimler de bu listeye girmeyi başaran bilim insanları arasında yer alıyor.

GELECEĞİN BİLİM İNSANLARINI YETİŞTİRİYOR
Kocaeli Üniversitesi’nin dünya çapındaki bu bilimsel başarıları, üniversitenin ulusal ve uluslararası alanda tanınırlığını daha da artırırken, Türkiye’nin bilim dünyasındaki yükselen konumunu da pekiştiriyor. Üniversite, güçlü akademik kadrosu ile geleceğin bilim insanlarını yetiştirmeye ve bilim dünyasına önemli katkılar sağlamaya devam ediyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ZONGULDAK
Aşırı yağıştan kaynaklanan su taşkınları ve heyelanların yaşandığı Zonguldak’ta, valilik sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, kent genelinde devam etmesi beklenen olumsuz hava koşulları nedeniyle 2 Ekim Çarşamba günü tüm okullarda eğitim öğretime 1 gün süreyle ara verildiği duyuruldu. Valiliğin açıklamasında kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan engelli ve hamile personelin de idari izinli sayılacağı ifade edildi. Ayrıca BEUN sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, üniversitede de eğitim öğretime 1 gün süreyle ara verildiği açıklandı.
BARTIN
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün turuncu kod uyarısı verdiği Bartın’da, valilikçe sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, kent genelinde olumsuz hava koşulları nedeniyle 2 Ekim Çarşamba günü tüm okullarda eğitim öğretime 1 gün süreyle ara verildiği duyuruldu. Vali Nurtaç Arslan imzasını taşıyan açıklamada, “Bartın il genelinde olumsuz hava koşulları nedeniyle 2 Ekim 2024 Çarşamba günü tüm resmi ve özel örgün ile yaygın eğitim kurumlarında (rehabilitasyon merkezleri ve özel kurslar dahil) eğitim öğretime bir gün süreyle ara verilmiştir. Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan engelli ve hamile personel de 2 Ekim 2024 tarihinde 1 gün süreyle idari izinli sayılacaklardır” denildi.
KASTAMONU
Valilikten yapılan açıklamada, olumsuz hava koşulları nedeniyle kent genelindeki resmi ve özel tüm eğitim kurumlarında, 1 Ekim Salı günü eğitim öğretime bir gün süreyle ara verildiği belirtildi. Açıklamada ayrıca, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan engelli ve hamile personelin de belirtilen tarihte idari izinli sayılacağı kaydedildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Zonguldak ve Bartın Valilikleri’nce x hesabı üzerinden eğitime 1 günlük ara verildiği bildirildi. Zonguldak Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamada “Olumsuz hava koşulları nedeniyle; ilimiz genelindeki resmi, özel örgün ve yaygın eğitim kurumları, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile özel eğitim kurslarında 1 Ekim 2024 Salı günü eğitim-öğretime bir gün süreyle ara verilmiştir” denildi.
Bartın Valiliği’nden yapılan açıklamada ise “Meteorolojik verilere göre ilimiz genelindeki olumsuz hava koşulları göz önüne alınarak 01.10.2024 Salı günü il genelinde özel ve resmi tüm eğitim kurumlarımızda eğitim-öğretime 1 gün süreyle ara verilmiştir. Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan engelli ve hamile personel de 1 gün süreyle idari izinli sayılacaktır” ifadelerine yer verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ZONGULDAK’ta olumsuz hava koşulları nedeniyle 1 Ekim Salı günü tüm okullarda eğitim öğretime 1 gün ara verildi.
AFAD’ın turuncu kod uyarısı verdiği Zonguldak’ta, valilik sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, kent genelinde beklenen olumsuz hava koşulları nedeniyle 1 Ekim Pazartesi günü tüm okullarda eğitim öğretime 1 gün süreyle ara verildiği duyuruldu. Vali Osman Hacıbektaşoğlu imzasını taşıyan açıklamada, “Olumsuz hava koşulları nedeniyle; ilimiz genelindeki resmi, özel örgün ve yaygın eğitim kurumları, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile özel eğitim kurslarında 1 Ekim Pazartesi günü eğitim-öğretime bir gün süreyle ara verilmiştir.” denildi.
Açıklamada, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan engelli ve hamile personelin de idari izinli sayılacağı ifade edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Üniversitenin 1071 Malazgirt Kongre ve Kültür Merkezinde başlayan etkinlik, birçok yazara ev sahipliği yapıyor.
İlgi gören etkinlikte, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, öğrencilere hediye çeki dağıttı.
Vali Vekili Mustafa Batuhan Alpboğa, yaptığı konuşmada, etkinliği geleneksel hale getirmeyi amaçladıklarını söyledi.
Alpboğa, “Bu güzel programla bir araya gelmemizden dolayı mutluluk duyduğumuzu belirtmek istiyoruz. İnşallah önümüzdeki yıllarda da program devam edecek.” dedi.
Rektör Prof. Dr. Mustafa Alican da “Onlarca yazarı burada ağırlayacağız. Yine üniversitemizin değişik salonlarında yazarların söyleşileri ve imza günleri olacak. Fırsatı olan herkesi buraya bekliyorum. İnşallah bu kitap fuarı kalıcı olur.” diye konuştu.
Gençlik ve Spor İl Müdürü Mehmet Arif Taşdemir de üniversite öğrencisi 4 bin 500 öğrencinin GSB yurtlarında barındığını hatırlattı.
Taşdemir, “Çocuklarımızı ve gençlerimizi kitap okumaya teşvik ediyoruz. Bugün burada da birbirinden değerli yazarlarımızla buluşuyoruz. Bir hafta sürecek etkinlikte gençlerimiz kitap okumayı sevecek. 500 adet hediye çekimizi gençlerimize verdik.” diye konuştu.
Konuşmaların ardında protokol üyeleri, stantları gezerek yazarlarla sohbet etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Etkinliğe, Hindistan’ın Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Anto Alphonse, Dışişleri BakanlığıDoğu Asya Genel Müdür Yardımcısı Sadin Ayyıldız, ITEC programı mezunları ve çok sayıda davetli katıldı.
Alphonse, 1964’ten beri yürütülen ITEC programı kapsamında, yaklaşık 160 ülkeden 200 binin üzerinde memurun eğitim gördüğünü söyleyerek, programın her yıl binlerce kişiye Hindistan’daki enstitülerde eğitim görme imkanı sağladığını kaydetti.
Programın Türkiye ile Hindistan arasında dostluk köprüleri kurmaya katkı sunduğunu dile getiren Alphonse, 1964’ten beri birçok Türk memurun programdan faydalandığını belirtti.
Alphonse, iki ülke arasındaki tarihsel ilişkilere dikkati çekerek, halklar arasındaki etkileşimin önemli olduğunu vurguladı.
Türkiye-Hindistan ilişkileri
Ayyıldız da haziranda hayatını kaybeden Hindistan’ın Ankara Büyükelçisi Virander Paul’u anarak, taziyelerini dile getirdi.
Dışişleri Bakanlığının merhum Büyükelçi hakkında yayınladığı taziye mesajına atıfta bulunan Ayyıldız, Paul’un görevi sırasında Türkiye-Hindistan ilişkilerini geliştirmek için çaba sarf ettiğini anlattı.
Ayyıldız, iki ülke arasındaki ilişkilere değinerek, Hindistan ve Türkiye ilişkilerinin tarihinin köklü geçmişi olduğuna dikkati çekti.
İki ülke arasında ve halkları arasında her zaman dayanışma örneklerinin görüldüğünü vurgulayan Ayyıldız, dayanışmanın sadece ihtiyaç anlarında değil, teknik, bilimsel, kültür ve diğer işbirliği alanlarının da teşvik edilmesi gerektiğini ifade etti.
Ayyıldız, “ITEC bu tür işbirliklerinin çok başarılı bir örneğidir. ITEC’in Türkiye’deki kapasite geliştirme çalışmaları sayesinde, birçok devlet kurumundan çok sayıda Türk yetkili, Hindistan’da çeşitli alanlarda ve sektörlerde eğitimler aldı.” diye konuştu.
Hindistan hükümeti tarafından 1964’ten bu yana finanse edilen ITEC programı çerçevesinde Hindistan, kalkınma deneyimlerini gelişmekte olan yaklaşık 160 ülke ile paylaşıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MUŞ – Muş’ta ‘Okutan şehir okuyan nesil’ mottosuyla düzenlenen 2. Kitap Günleri başladı.
Muş Valiliği ile Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen “2. Kitap Günleri” kitapseverleri buluşturdu. 7 gün boyunca MAUN kampüsünde ziyaretçilerini ağırlayacak olan etkinlik, birçok yazarın katılacağı söyleşilere de ev sahipliği yapacak. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından stantları ziyaret eden öğrencilere ise hediye çeki verildi.
Etkinliğin açılışında konuşan Muş Vali Vekili Mustafa Batuhan Alpboğa, geçen yıl ilkini yaptıkları programın ikincisini düzenlediklerini ifade ederek, “2. Kitap Günleri etkinliği yapmanın mutluluğu ve sevinci içerisindeyiz. Önümüzdeki zamanlarda da üçüncüsünü, dördüncüsünü, beşincisini, böyle devamını getirerek bu programın geleneksel hale gelmesi bizim en büyük temennilerimizden birisidir. Bu vesileyle katılımcıların hepsine teşekkür ediyorum. Öncelikli olarak bu yıl Zeliha hocamıza teşekkür etmek istiyorum. Kendisi öncelikle bizlere geldi. Kitap günleri programını yapmak istediklerini söylediler. Daha sonra sayın rektörümüzle beraber birlikte bir organizasyon içinde programın başlangıcını yaptık. Valiliğimiz ve Gençlik ve Spor İl Müdürlüğümüz, yine Milli Eğitim Müdürlüğümüz vasıtasıyla programı icra etme aşamasına geldik. Bu güzel programla bir araya gelmemizden dolayı mutluluk duyduğumuzu belirtmek istiyoruz. İnşallah önümüzdeki yıllarda da programın devam edeceğini temenni ediyoruz” dedi.
Muş’ta yaklaşık 4 bin 500 üniversite öğrencisinin Gençlik ve Spor Bakanlığı yurtlarında barındığını söyleyen Gençlik ve Spor İl Müdürü Mehmet Arif Taşdemir ise, “Burada her faaliyeti desteklediğimiz gibi kitap okumanın önemi ehemmiyetine binaen gençlik merkezimizde kitap okuma halkalarını düzenliyor ve zaman zaman okuryazar buluşmasıyla çocuklarımızı, gençlerimizi kitap okumaya teşvik ediyoruz. Bugün burada da birbirinden değerli yazarlarımız ve okurlarla beraber inşallah bir hafta sürecek bu kitap fuarında gençler kitap okumayı sevecek. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü olarak 500 tane hediye çekimizi gençlerimize verdik. Burada yazarlarımızın kitaplarını almak suretiyle kitaplarını imzalayacaklar. İnşallah yazarlarımız kitapseverlerle buluşacaklardır. Kitap stantlarımızı boş bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından protokol üyeleri stantları gezerek, yazarlarla sohbet etti. Etkinliğe Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Kantar, Adalet Komisyonu Başkanı İbrahim Karlı, İl Milli Eğitim Müdürü Enver Kıvanç, akademisyenler, yazarlar, öğrenciler ve kitapseverler katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BARTIN’DA EĞİTİME 1 GÜN ARA
Meteorolojinin sarı kodla yağış uyarısında bulunduğu 21 il arasında yer alan Bartın’da okulların 1 gün tatil olduğu duyuruldu. Kentte uyarı üstüne uyarı yapılarak, sel, su baskını ve taşkınlar konusunda vatandaşların dikkatli olması isteniyor.
Bartın Valiliği tarafından okulların tatil edildiğini belirtilen açıklamada “Meteorolojik verilere göre ilimiz genelindeki olumsuz hava şartları göz önüne alınarak 01.10.2024 Salı günü il genelinde özel ve resmi tüm eğitim kurumlarımızda eğitim-öğretime 1 (bir) gün süreyle ara verilmiştir. Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan engelli ve hamile personel de 01.10.2024 tarihinde 1 (bir) gün süreyle idari izinli sayılacaktır” denildi.

ZONGULDAK’TA DA EĞİTİME ARA VERİLDİ
Zonguldak’ta olumsuz hava koşulları nedeniyle eğitime 1 gün ara verildi. Valiliğin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, olumsuz hava koşulları nedeniyle kent genelindeki resmi, özel örgün ve yaygın eğitim kurumları, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile özel eğitim kurslarında 1 Ekim Salı günü eğitim öğretime bir gün süreyle ara verildiği belirtildi. Ayrıca belirtilen tarihte engelli ve hamile kamu personeli de idari izinli sayılacak.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edirne Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, Edirne Belediyesi Gençlik Korosu seçmeleri 8-18 yaş arası gençler arasında olacak.
Kontenjanın sınırlı olduğu seçmeler, 30 Eylül-4 Ekim tarihleri arasında Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi ve Belediye Konservatuvarında gerçekleşecek.
Belediye Başkanı Akın, çocuklara süt dağıttı
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, 28 Eylül Dünya Okul Sütü Günü kapsamında çocuklara süt dağıttı.
Belediyeden yapılan açıklamaya göre, Akın, Edirne Belediyesi Romacted Çocuk Evi’ni ziyaret ederek burada eğitim gören çocuklarla bir araya geldi.
Çocuklara süt ikram eden Akın, eğitimde fırsat eşitliği sağlamak ve dezavantajlı çocukların eğitime erişimini arttırmak amacıyla hizmet veren Romacted öğrencilerine belediye olarak desteklerini sürdüreceklerini söyledi.
Programa Belediye Başkan Yardımcısı Ertuğrul Tanrıkulu, Edirne Belediyesi Sağlık Hizmetleri Birimi Hemşiresi İnci Özer ve Çavuşbey Mahalle Muhtarı Serkan Kuş da katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Tasarruf tedbirleri kapsamında okullarda temizlik hizmetlerinin sınırlandırılmasıyla ortaya çıkan hijyen sorunu çözmek için harekete geçen Ankara Büyükşehir Belediyesi, “Temiz Okul, Sağlıklı Gelecek” projesiyle Başkent’teki okullara destek vermeye başladı. Çankaya, Keçiören ve Gölbaşı Belediyeleri de okullara temizlik desteğinin ilk gününde Büyükşehir Belediyesi’ni yalnız bırakmadı.
Projenin ilk gününde toplamda 22 okulun 454 dersliği temizlendi
Büyükşehir Belediyesi, yeni başlattığı projeyle okullara hem temizlik malzemesi sağlıyor hem de hafta sonları belediyeye bağlı ekiplerle okullarda temizlik hizmeti sunuyor. Başkent’te yaşayan öğrencilerin sağlıklı ve hijyenik bir ortamda eğitim almasını hedefleyen Büyükşehir Belediyesi, projenin ilk gününde 208 personel ve 44 aracıyla toplam 10 bin 376 öğrencinin öğrenim gördüğü 22 okulun 454 dersliğini detaylı bir şekilde temizledi. Okullarda ayrıca ilaçlama işlemleri de yapıldı.
Başvuruların 106’sı son dakika iptal edildi
Büyükşehir Belediyesi’nin okulların temizlik taleplerini almaya başlamasının ardından toplam 265 okul hizmetten faydalanmak için başvuruda bulundu. Başvuran okullardan 106’sı “Milli Eğitim Bakanlığı talimatıyla başvurumuzu iptal ediyoruz”, “Okulda tadilat var”, “Okulda sınav var”, “Velilerin talebi üzerine başvurumuzu iptal ediyoruz” gibi çeşitli nedenlerle son dakikada başvurularının iptalini istedi.
208 personel ve 44 muhtelif araçla temizlik başladı
Kent Estetiği Daire Başkanı Esra Güngör, okullara temizlik desteğine ilişkin, “Ankara’da eğitim öğretim veren okullarımızda temizlik ve hijyen malzemelerinin dağıtılmasının yanında, hafta sonları da belediyemizin tüm ekiplerinin seferberliğiyle temizleme ve dezenfekte çalışmalarına başlamış bulunmaktayız. Her hafta sonu 50 okulumuzun bu hizmetten yararlanmasını hedefliyoruz. Kısa sürede 208 personel ve 44 muhtelif araçla ekibimizi kurduk” dedi.
28 ve 29 Eylül’de 52 okul için temizlik planlaması yaptıklarını kaydeden Güngör, “Talep formunda bize iletilen bilgilere göre 1199 derslikte toplam 30 bin 985 öğrencinin kullandığı 52 okulda okul içi ve avlusunda temizlik, dezenfekte ve ilaçlama çalışması programlanmıştır” diye konuştu. Bazı okulların taleplerini son dakika iptal ettiklerini belirten Güngör, temizlik desteği programında ilk ve orta dereceli okullara öncelik verdiklerinin altını çizerek, “Avlu temizliğiyle başlayıp iç mekanlarda sınıf ve ortak kullanım alanlarının temizliği yapılacak, tüm sıraları silip, tuvaletleri yıkayacağız. Okulu komple dezenfekte edip belediyemizin kendi şirketinin ürettiği el dezenfektanlarını okullara bırakacağız” ifadelerini kullandı.
Okullara malzeme ve hizmet desteği
“Temiz Okul, Sağlıklı Gelecek” projesiyle talepte bulunan tüm okullara hem temizlik malzemesi sağlanıyor hem de hafta sonları belediyeye bağlı ekiplerle okullarda temizlik hizmeti sunuluyor. Okullar, temizlik malzemesi talebi için “https://forms.ankara.bel.tr/okul-temizlik”, hafta sonu temizlik hizmeti için ise “https://forms.ankara.bel.tr/temizlik-hizmeti” adreslerinden başvurabiliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AVM içerisinde kurulan eğitim parkurunda çocuklar, itfaiyecilik mesleğini keşfetme fırsatı buldu. Çocuklar aynı zamanda parkurda yer alan çeşitli aktivitelerle yangın güvenliği ve acil durum müdahale yöntemleri hakkında bilgi sahibi oldu. Ayrıca, etkinlik alanında kurulan bilgilendirme standında uzman itfaiyeciler, ziyaretçilere meslekleri hakkında detaylı bilgi vererek yangın güvenliği konusunda bilinçlendirme çalışması yaptı.
Mersin Büyükşehir Belediyesinin bu etkinliği, çocukların itfaiyecilik mesleğine olan ilgisini ve yangın güvenliği konusundaki farkındalığını arttırdı. – MERSİN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilikten yapılan açıklamada, Vali Hasan Şıldak’ın Taş Tepeler Projesi kapsamında il genelinde 10 noktada devam eden kazı çalışmalarını yakından takip ettiği belirtildi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Vali Şıldak, Dünya Neolitik Kongresi’nin bir ilk olacağını, birçok ülkeden akademisyen ve uzmanın Şanlıurfa’da bir araya geleceğini ifade etti.
Kongre öncesi tüm planlamaları gözden geçirdiklerini belirten Şıldak, şunları kaydetti:
“Bu buluşma ile birlikte yine neolitik sözcüğünün gerçek değerinin Şanlıurfa’da çok daha değer kazanacağını düşünüyorum. Böylesine bir buluşmanın dünyada ilk kez olacak olması ilimiz adına mutluluk verici. İnşallah 4-8 Kasım tarihleri arasında ilimizdeki tüm arkeolojik çalışmalara ivme kazandıracak bu girişim, Valiliğimiz ile birlikte Büyükşehir Belediyemiz, Kalkınma Ajansımızın desteği ve iki güzide üniversitemiz ev sahipliğinde ilimizde yapılacaktır. Şanlıurfa adına gurur duyacağımız bir buluşma olacak. Bizler de bu organizasyona katkı sunmak için heyecanlanıyoruz. Tüm bu çerçevede Şanlıurfa, zengin tarihi ve kültürel mirasıyla göz kamaştırıyor. Son yıllarda hızla ilerleyen arkeolojik kazılar şimdi Taş Tepeler Projesi ile çok daha kapsamlı bir boyutta gelişiyor. Bizler de Dünya Neolitik Kongresi öncesi tüm planlamalarımızı gözden geçirerek, ilimizi en iyi şekilde bu dev buluşmaya hazırlıyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bunge Gıda Türkiye ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) arasında gerçekleştirilen iş birliği çerçevesinde kurulan KomiliZeytin ve Zeytinyağı Enstitüsü’nün Sonbahar dönemi eğitimlerinin ikinci etabı tamamlandı. Geçen yıl eğitimlerine başlayan Komili Zeytin ve Zeytinyağı Enstitüsü’nde 2023 yılı boyunca 127 kadın zeytin çiftçisi eğitim alarak zeytin yetiştiriciliği sertifikasına sahip olurken proje kapsamında beş yılın sonunda en az 600 kadın çiftçiye eğitim verilmesi hedefleniyor. Proje Koordinatörü Bülent Önder, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın ekonomik desteğiyle yürütülen Kadın Zeytincilerin Sürdürülebilir Tarıma dahil edilebilmesi projesinin bir etabının daha başarılı bir şekilde sona ermesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. 2023 yılında başladıkları eğitim serüveni yolculuğunda bugüne kadar 7 eğitim verdiklerini aktaran Önder, “Geçen yıl 127 kadın zeytin üreticimize yönelik bu eğitimleri verdik. Bu yıl Edremit Körfezi bölgesinde 150 kadın üreticimize eğitim verebilmek için yola çıktık. Bundan sonra da Ayvalık Ticaret Odası’nda bir eğitim daha yapacağız. Devamında da Burhaniye ve Edremit’te de eğitimlerimizi sürdüreceğiz” dedi.
Bülent Önder, verdikleri eğitimlerde öncelikle dünya ve Türkiye’de zeytincilik ile başlayıp; zeytincilik ve zeytinyağındaki genel durumun yanı sıra zeytin filizinin seçiminden, ekimine, aşılanmasına, budanmasına, bakımına, hasadına, hasatta dikkat edilmesi gerekenlere, ambalajlamaya, gıda regülasyonuna, devamında ise işin ticarileşme boyutuna, markalaşmasına, nihayetinde de zeytinyağı ve turizm ilişkisiyle de eğitimlerimizi tamamlıyoruz. 2023 yılında eğitim verdikleri 127 kadın zeytinci üzerinde olan etkilerini ölçmek için bu yıl içerisinde ‘etki enerjisi’ çalışması yapacağız. Bu eğitimlerde o kadın zeytincilerimizin hayatlarına nasıl dokunduğumuzu ve neleri değiştirebildiğini ölçerek, bunların sonucunu bir rapor halinde yayınlayacağız” diye konuştu.
Bünge -Komili Zeytinyağları Operasyon Şefi Mehmet Cavlı ise Türkiye geneline bakıldığında zeytin üreticilerinin bilimsel olarak bazı eksikliklerinin olduğunu ve bu tür bir eğitime ihtiyaçları olduğunu tespit ettikten hemen sonra Kadın Zeytin Çiftçilere yönelik söz konusu eğitimlere başladıklarını anlattı. Zeytin ağaçlarının verimini ve daha kaliteli zeytinyağı üretimini arttırabilmek adına Kadın Çiftçilere yönelik verdikleri eğitimlerin oldukça başarılı olduğunu belirten Cavlı, “Eğitimlerin ardından bu eğitimlere katılan kadın çiftçilerimiz kendi aralarında oluşturdukları sosyal medya gruplarında bilgi birikimlerini paylaşıyorlar. Zeytin hasadı yaptıklarında; hasat konusunda yaptıkları çalışmaları bu gruplarda bulunan diğer arkadaşlarıyla paylaşarak, aslında kendi aralarında bambaşka bir eğitim sürecine daha girmiş oluyorlar. Hatta bazı sosyal medya guruplarındaki kadın çiftçilerimiz kooperatifleşmeye kadar gidebiliyorlar. Bizler, bu gelişmeleri izledikçe, sektörel anlamda gerçekten çok önemli bir meşale yaktığımızı gözlemleyebiliyoruz. Bu durumda bizleri sonsuz mutlu kılıyor” dedi.
Kadın çiftçiler için verilen sonbahar eğitimlerinin ikinci etabının sertifika töreninde; Bülent Önder ve Mehmet Cavlı’nın yanı sıra Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, ATO Yönetim Kurulu Mehmet Çokkorkmaz ve proje eğitmenleri yer aldı.
Öte yandan, Komili Zeytin ve Zeytinyağı Enstitü’nün düzenlediği ‘Kadın zeytinciler için zeytin yetiştiriciliği, zeytinyağı üretimi ve girişimcilik’ eğitim programına katılan kadın zeytin çiftçilerinin eğitimini desteklemesi için ‘Zeytincinin Başucu Rehberi’ kitabı hazırlandığı da gelen bilgiler arasında. – BALIKESİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şırnak Meslek Yüksekokulunda, yeni nesil teknoloji cihazlardan oluşan 40 masaüstü bilgisayarın bulunduğu Bilgisayar Laboratuvarı kuruldu.
Laboratuvarın açılışını, Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahim Alkış ve Şırnak Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Mahmut Dirik yaptı.
Rektör Pof. Dr. Alkış, üniversitenin fiziki ve teknik altyapısını iyi yapmak amacıyla çalışmalarını sürdürdüklerini ifade ederek, laboratuvarda yer alan ileri teknoloji bilgisayarların yüksek hızlı internet aracılığıyla öğrenci ve akademisyenlerin kullanımına sunduklarını söyledi.
Bilgisayarların yeni nesil teknolojiye sahip yazılım ve programlarla donatıldığını belirten Alkış, şöyle konuştu:
“Bilgisayar teknolojileri önümüzdeki yılların en gözde meslekleri olacak. Biz de üniversite olarak gençlerimizin kendilerini geliştirmeleri için her türlü desteği vermeye çalışıyoruz. Her alanda artık bilgisayar teknolojileri ve yapay zeka programları kullanılıyor. Önümüzdeki 40 yıla bu alanlardaki meslek gruplarının damga vuracağına inanıyorum. Gençlerimizin de bu alanda kendilerini geliştirmeleri için her türlü imkanı sunmak için çalışıyoruz. Laboratuvarımızın hayırlı olmasını diliyorum.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Doğubayazıt Ahmed-i Hani Meslek Yüksekokulu’nda bulunan Otel Uygulama Dersliği, Mutfak Uygulama Dersliği, Halıcılık Uygulama Dersliği, Dans Stüdyosu, Animasyon Stüdyosu, İlk ve Acil Yardım Uygulama Laboratuvarı ile Çocuk Gelişimi Uygulama Sınıfı hakkında Müdür Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Salih Yıldırım’dan bilgi alan Prof. Dr. Abdulhalik Karabulut, Meslek Yüksekokulu bünyesine kazandırılan laboratuvarlar ve donanımlı özgün sınıflarla öğrencilerin teorik eğitimin yanı sıra uygulamalı eğitimlerini modern imkanlara sahip laboratuvarlarda alma imkanı bulduğunu söyledi.
Meslek Yüksekokulu bünyesinde bulunan Bilgisayar Laboratuvarı’na ek olarak yeni Bilgisayar Laboratuvarı’nın açıldığını ifade eden Prof. Dr. Karabulut, bilgisayar laboratuvarının açılmasında emeği bulunan herkese teşekkür ettiğini belirtti. – AĞRI
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>T3 Vakfı Elazığ il sorumlusu Sinan Koçak, Türkiye’nin 81 ilinden ortaokul, lise, ön lisans, lisans ve lisansüstü seviyesinde eğitim gören tüm öğrencileri kapsayan burs programı hakkında bilgilendirmede bulundu. 5 bin öğrenciye destek olması hedeflenen program hakkında açıklamalarda bulunan Koçak, Yükselen Yıldız Burs Programı ile 100 öğrenciye 5 bin lira burs desteği, Eğitmen Mentor Burs Programı ile 720 öğrenciye 5 bin lira burs desteği, Sen Geleceksin Burs Programı ile 300 öğrenciye 5 bin lira burs desteği ve Eğitim Desteği Burs Programı ile 3 bin 880 öğrenciye 3 bin lira burs desteği sağlanacağını ifade etti.
Detaylı bilgi hakkında öğrencileri Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı’nın resmi sayfasına yönlendiren Sinan Koçak, vakfın gençlerin teknoloji ve inovasyon alanındaki yolculuklarına güç katmayı hedeflediklerine dikkat çekti. – ELAZIĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
9 üniversitenin bulunduğu İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde Belediye, öğrencilerin ücretsiz yemek yiyebilmesi için TURYİD ile iş birliği yaparak bir sosyal dayanışma uygulaması olan Öğrenci-Ye projesini hayata geçirdi. İlçede öğrenim gören üniversite öğrencileri, Öğrenci-Ye uygulamasını telefonlarına indirerek anlaşmalı restoranlarda ücretsiz yemek yiyebiliyor.
Arnavutköy’de esnaflık yapan Kadir Şaki, projeyi desteklediğini belirterek, “Yaklaşık 6 yıldır burada esnaflık yapıyorum. Beşiktaş Belediyesi’nin başlatmış olduğu kampanyayı severek ve isteyerek destekliyoruz. Talebi ne kadar karşılayabilirsek biz de o kadar mutlu oluyoruz. Belediyemize ve belediye başkanımıza bu konudan teşekkürlerimi iletiyorum. Bu desteğin devamlı olması gerekliliğini bütün esnaf arkadaşlarla da paylaşıyorum” diye konuştu.
Öğrenci-Ye uygulamasını kısa bir süre önce kullanmaya başladığını belirten İstanbul ÜniversitesiHukuk Fakültesi 2. sınıf öğrencisi Sıla Kayış da yemeklerin çok lezzetli olduğunu ve kendi imkanlarıyla bu standartlarda yemek yiyemeyeceğini belirterek, “Öğrenci-Ye uygulamasıyla bir pano da görerek tanıştım. Daha sonra başvuru yaptım ve başvurum onaylandı. Onaylandığı günden bu yana neredeyse her gün kullanıyorum. Öğrenciler için çok yararlı bir uygulama. Yemekler çok lezzetli ve normalde bir öğrencinin bütçesinin yetmeyeceği yerlerde yemek yiyebiliyoruz. Bu bir öğrenci için çok kıymetli bir şey” dedi.
Bahçeşehir Üniversitesi Hemşirelik Bölümü öğrencisi Zeynep Arda, Öğrenci-Ye uygulamasından duyduğu memnuniyeti şöyle dile getirdi:
“Beşiktaş Belediyesi’nin Öğrenci-Ye uygulaması gerçekten çok güzel. Birçok imkandan yararlanabiliyorsunuz. Öğrenci-Ye uygulamasının olduğu yerdeki yemekler gerçekten çok lezzetli. Belediyenin bu imkanından diğer bütün öğrencilerin de yararlanmasını isterim. Belediye başkanımıza ve diğer bütün çalışanlara teşekkür ediyorum.”
Etiler’de bir restoranda işletme müdürü olarak görev yapan Mustafa Korkmaz ise öğrencilere her zaman destek olduklarını aktararak, “Etiler Develi olarak belediye tarafından gelen öğrencilere günlük karavana yemek hizmeti vermekteyiz. Karavana olmasa bile biz yemek, lahmacun, pide, kebap yaptırıyoruz. Biz de elimizden geldiği kadar destek olmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>17 takımın yer aldığı yarışmada, Atatürk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğrencilerinden oluşan iki takım, ilk beş içerisinde yer alarak gurur kaynağı oldu. Prof. Dr. Köksal Erentürk’ün danışmanlığını yaptığı TTURKS ROCKET Team ikinci olurken, Dr. Öğr. Üyesi Ruhi Yeşildal’ın danışmanlığını yürüttüğü Atauni Rocket Team V dördüncü sırayı elde etti. İlk beşte aynı anda iki takım bulundurabilen tek üniversitenin Atatürk Üniversitesi olması ise dikkat çekti.
TTURKS ROCKET Team: Altı Yıldır Süren Başarı Hikayesi
2018 yılında Atatürk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğrencileri tarafından kurulan ve Havacılık- Uzay ve Savunma Teknolojileri Kulübü çatısı altında faaliyetlerini sürdüren TTURKS ROCKET Team, milli teknoloji hamlesine katkı sağlama vizyonuyla hareket ediyor. Farklı mühendislik disiplinlerinden gelen üyeleriyle bir araya gelen ekip, takım çalışmasının ve disiplinli yaklaşımın meyvelerini topluyor.
Takım, kurulduğu günden bu yana model roketçilik, dikey inişli roket teknolojileri, model uydu, hava savunma sistemleri ve insansız hava araçları gibi birçok alanda özgün projeler geliştirdi. TTURKS ROCKET Team, uluslararası alanda da dikkat çeken bir ekip olmayı başardı. ABD’nin New Mexico eyaletinde düzenlenen Esra Irec Roket Mühendisliği Yarışmasında Boston, Yale, California, Stanford gibi dünyanın önde gelen üniversitelerinden takımlarla yarışarak finalistler arasında yer aldı. Tasarladıkları roket, tam görev başarıyla iniş yaptı.
Dikey İnişli Roket Teknolojisinde Öncü
TTURKS ROCKET Team’in üzerinde çalıştığı projelerden biri olan dikey inişli roket teknolojisi, soğuk gaz itki sistemi ile güvenli ve kontrollü iniş yapmayı amaçlıyor. Bu teknoloji, Türkiye’nin savunma sanayii ihtiyaçlarına çözüm bulma hedefiyle geliştirildi. Teknofest aracılığıyla dikkat çeken bu projede Muhammet Emir Akdeniz, Arda Gümrükçü, Beyza Korkmaz, Enes Gökay Nuroğlu, Abdussamet Mehlep, Muhammet Veli Sarı, Hüseyin Allale, Metehan Örs, Olkan Saraç, Ufuk Şahin, Yağmur Yurdigül’den oluşan ekip, Türkiye’de TÜBİTAK SAGE tarafından desteklenen yarışmada, inovatif tasarımlarını sergileyerek büyük bir başarı elde etti. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA – Memorial Hastanesi tarafından üçüncüsü düzenlenen ‘Cardiac Memorial 24’ isimli etkinliğe dünyaca ünlü kalp cerrahları katıldı.
Ankara’da bir otelde düzenlenen ‘Cardiac Memorial 24’ isimli etkinlik kapsamında 250 doktor bir araya geldi. Etkinlik, Memorial Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Serkan Durdu, Prof. Dr. Cengiz Bolcal ve Doç. Dr. Fatih Gümüş’ün liderliğinde gerçekleşti. Minimal İnvaziv cerrahinin dünyadaki öncüleri arasında bulunan Oleksandr Babliak, Patrick Perier, Marco Solinas, Theo Kofidis ve Antonios Pitsis tecrübelerini aktardı.
“Robotik cerrahiyle ilgili eğitimler veriyoruz”
Toplantı kapsamında doktorları konuk ettiklerini dile getiren Prof. Dr. Serkan Durdu, “Toplantı kapsamında ve eğitim amaçlı yurtdışından birçok meslektaşımızı merkezimizde konuk ediyoruz ve robotik cerrahiyle ilgili eğitimler veriyoruz. Moskova’dan 5 kişilik bir cerrah topluluğu aramızda. Suudi Arabistan’dan önemli bir cerrah arkadaşımız yine bizimle eğitim amaçlı burada. Bugünkü toplantıda paradigmanın değiştiği ve modern kalp cerrahisinin artık robotik, hastaya daha az zarar veren, sonuçları itibariyle başarılı işlemlerin uygulandığı bir sempozyumun konu başlıklarını tartışmak amacıyla buradayız” diye konuştu.
“Türkiye kalp damar cerrahisinde belli dönemlerde gerçekten liderliğe oynayan ülkelerden”
Türkiye’nin kalp cerrahisi alanında iyi bir noktada olduğunu aktaran Memorial Sağlık Grubu CEO’su Bora Uludüz, “Cerrahi olarak Türkiye çok iyi bir noktaya sahip. Bugün de bir sunumda paylaşıldı. Türkiye kalp damar cerrahisinde belli dönemlerde gerçekten liderliğe oynayan ülkelerden bir tanesi. Bugün baktığımızda teknoloji yatırımları ve destekleriyle bunu daha da ileriye taşımaya çalışıyoruz. Kendi kurumumuzda 3 robotumuz var. Bu robotlar sayesinde hastalar için çok daha konforlu ve kaliteli girişimler yapılabiliyor. Bunun en büyük faydası ameliyat sonrasında hastaların iyileşme sürecinin çok daha rahat ve hızlı geçmesini sağlayan teknolojiler olması. Ortalama 8-9 gün olan bir yatış sürecini 3-5 güne indiren bir teknoloji söz konusu” açıklamasında bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Çarşamba ilçesinde Motorlu Taşıtlar Sürücü Kursu e-Sınav Merkezi’nde elektronik haberleşme cihazı kullanarak kopya çekildiğine ilişkin bilgi üzerine çalışma başlattı.
A.S’yi (30) kopya düzeneğiyle girdiği sınavda suçüstü yakalayan polis, sistem üzerinden kopya veren ve zanlının üzerine sistemi kuran M.S. (22) ile N.E’yi (42) de gözaltına aldı.
Bu kişilerin üzerinde ve yanındaki eşyada yapılan aramada ?2 mikro casus kulaklık, ??4 mikro casus kulaklık pili, ?2 kamufle edilmiş yaka kamerası, mobil wifi cihazı, ?2 mobil aktarım cihazı, ?5 cep telefonu, powerbank, ?3 şarj kablosu, cımbız ile flash bellek ele geçirildi.
Şüpheliler hakkında “Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında Kanun’a muhalefet” suçundan adli işlem başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RESMİ GAZETE BUGÜNÜN KARARLARI NELER?YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ
YÖNETMELİKLER
–– Dönüşüm Projeleri Özel Hesabı Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Elektrik Piyasası Ölçüm Sistemleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
TEBLİĞLER
–– Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 565)
–– Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 483)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 566)
–– Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 552)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 567)
–– Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 456)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 568)
–– Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın Uygulanmasına İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2012/1)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2024/3)
–– İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2024/3)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ
–– Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ
–– Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu Kararı
–– Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu Kararı
İLÂN BÖLÜMÜ
a – Yargı İlânları
b – Artırma, Eksiltme ve İhale İlânları
c – Çeşitli İlânlar
– T.C. Merkez Bankasınca Belirlenen Döviz Kurları ve Devlet İç Borçlanma Senetlerinin Günlük Değerleri
TÜMÜ
Osman DEMİRHaberler.com – Gündem
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRKİYE İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) hayat tabloları verilerinde eğitim düzeyi yükseldikçe yaşam süresinin uzadığı görüldü. Ortaöğretim altı eğitim seviyesi ile yükseköğretim eğitim seviyesine sahip 30 yaşındaki kişilerin beklenen yaşam süreleri arasındaki fark 5 yıl olarak tespit edildi. Prof. Dr. Emine Özmete, “Okulda geçen her 1 yıl, insana yaşam becerisi kazandırmaktadır. Bu yaşam becerilerinin de hayata yansıdığını ve ömrü uzattığını değerlendirebiliriz” dedi.
TÜİK, 2021-2023 dönemine ait hayat tabloları verilerinde ilk kez eğitim seviyesinin yaşam süresine etkisini hesapladı. Buna göre 30 yaş erkekte ortaöğretim altı eğitime sahip olanlarda yaşam süresi 45,7, ortaöğretim mezunlarında 47,7, yükseköğretim mezunlarında 50,5 olarak hesaplandı. 65 yaş erkekte ortaöğretim altı eğitime sahip olanlarda 15,3, ortaöğretim mezunlarında 16,7, yükseköğretim mezunlarında 18,5 oldu. 30 yaş kadında ortaöğretim altı eğitime sahip olanlarda 51,1, ortaöğretim mezunlarında 54,0, yükseköğretim mezunlarında 56,1 olurken, 65 yaş kadında ortaöğretim altı eğitime sahip olanlarda 18,9, ortaöğretim mezunlarında 21,2, yükseköğretim mezunlarında 22,9 olarak hesaplandı. Tabloda eğitim düzeyi yükseldikçe beklenen yaşam süresinin de uzadığı görüldü. Ortaöğretim altı eğitim seviyesi ile yükseköğretim eğitim seviyesine sahip 30 yaşındaki kişilerin beklenen yaşam süreleri arasındaki farkın 5 yıl civarında olduğu tespit edildi.
‘SAĞLIK OKURYAZARLIĞIYLA DOĞRUDAN BAĞLANTILI’
Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı, Yaşlılık Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Emine Özmete, eğitim seviyesinin yaşam süresine etkisinin sağlık okuryazarlığıyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Prof. Dr. Özmete, “Yani sağlık alanında bilgi ve hizmetlere erişim, sağlıklı yaşam biçimini benimseme, zararlı alışkanlıklardan korunma, düzenli doktora gitme, kronik hastalıklardan korunma, düzenli egzersiz, erken teşhis ve tedaviden yararlanma olanaklarıyla doğrudan bağlantılıdır. Diğer yandan, eğitim düzeyi yüksek olan bireylerin kendi sorun çözme kapasitelerinin daha yüksek olmasını beklemekteyiz” dedi.
Eğitim düzeyinin yükselmesiyle bireylerin toplumdaki olanaklardan yararlanma oranlarının da arttığını belirten Prof. Dr. Özmete, birey sağlığının korunmasında sosyal etkileşim ve sosyal destek mekanizmalarının önem arz ettiğini dile getirdi.
‘ÖMRÜN UZAMASI, İNSANLIĞIN EN BÜYÜK BAŞARISIDIR’
Yaşam kalitesi göstergeleri ile eğitim seviyesini değerlendiren Prof. Dr. Özmete, “Okulda geçen her 1 yıl, insana yaşam becerisi kazandırmaktadır. Bu yaşam becerilerinin de hayata yansıdığını ve ömrü uzattığını değerlendirebiliriz. Ömrün uzaması, insanlığın en büyük başarısıdır. Eğitim düzeyinin yükselmesi bireylerde yaşam kalitesini de yükseltmektedir. Güvenli yaşam koşullarını tesis etme, gelir düzeyi yüksek olan meslek sahibi olma ve bilinçli bir yaşam sürmek kolaylaşıyor. Sağlıklı olmak yaşam kalitesinin en önemli göstergelerinden bir tanesidir. Sağlığı bozulan bireylerin topluma katılım olanakları da azalıyor. Bu durum bireyin yaşamdan duyduğu memnuniyeti de azaltıyor. Yaşam memnuniyetini artıran en önemli unsurlardan bir tanesi ise özellikle yaşlılarda aile, torun ve çocuklarla zamanını geçirmesidir. Hem aile içerisinde, hem de toplum içerisinde sosyal etkileşim sistemlerinin ve kuşaklar arası dayanışmanın korunması ve sürdürülmesi önemli hale gelmektedir” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Özmete, Türkiye’de yaşlı nüfus oranının hızla arttığına vurgu yaparak, “Bugün genel nüfus içerisinde yaşlı nüfusu oranımız yüzde 10,2 düzeyindedir. Yaklaşık 8 milyon 65 yaşın üzerinde nüfus grubumuz bulunmaktadır. Önemli olan uzun yaşamak değil, sağlıklı yaşamaktır. Sağlıklı yaşam beklentisinin artırılması için de hareketli bir yaşam, kronik hastalıkların önlenmesi önemli hale gelmektedir. Sağlıklı yaşam beklentimiz, ortalama beklenen yaşam süresinden daha düşüktür” dedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belediyeden yapılan açıklamaya göre, ilçede yaşayan ve 2024-2025 eğitim-öğretim döneminde üniversiteye başlayacak öğrencilere başarı ödülü verilecek.
Devlet ile vakıf üniversitelerinin yüzde 100 burslu lisans programlarında örgün eğitime yerleşen öğrencilere 10 bin lira takdim edilecek projede, başvurular 31 Ekim’e kadar belediyenin resmi internet adresinden yapılacak.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, üniversite sınavını başarıyla geçen tüm gençleri tebrik etti.
Özdemir, gençlerin yarının güçlü Türkiye’sini inşa edecek nesilleri oluşturduğunu belirterek, “Bizim de görevimiz onlara bu yolda destek vermek. Bu amaçla çalışkan öğrencilerimizi ödüllendiriyoruz. Geçen yıl 6 bin lira olarak verdiğimiz başarı ödülümüzü bu yıl 10 bin liraya yükseltiyoruz. Şimdiden hayırlı olsun.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün öncülüğünde yürütülen çalışmalar kapsamında kente gelen Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Kağan Kadıoğlu ve Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selma Kadıoğlu, arkeolojik kazıların devam ettiği Arhavi Ciha Kalesi, Ardanuç Kutlu Köyü Bağlığı Yapısı ve Ardanuç’taki Gevhernik Kalesi’nde görüntüleme yaptı.
Kazıların, hazırlanacak rapor doğrultusunda ilerlemesi planlanıyor.
Ankara Üniversitesi Yer Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi de olan Prof. Dr. Yusuf Kağan Kadıoğlu, AA muhabirine, zamanla tahrip olan ve toprak altında kalan yapıların arkeolojik kazısına yön vermek amacıyla bölgede inceleme yaptıklarını söyledi.
Arhavi Ciha Kalesi’nin bulunduğu alanda 50 santimetre aralıklarla, Kutlu köyü bağlığındaki alanda ise 1 metre aralıklarla yer altı görüntülemesi gerçekleştirdiklerini anlatan Kadıoğlu, bu alanların oluşumuna ilişkin bilgi verdi.
Kadıoğlu, bölgeden aldıkları kaya, toprak ve harç örneklerini inceleyeceklerini ifade ederek, şu değerlendirmede bulundu:
“Kutlu köyündeki alanda 1-2 yerde volkanik cam olan obsidiyen parçalarını gördük, onlardan da örnek aldık. Bu volkanik camla birlikte seramik antik fırın ocağı olabilecek şekilde bir yapı gördük, oradan da örnek aldık. Onların analizlerini yapacağız, obsidiyen ile ilişkilerini ortaya koyacağız. Özellikle Kutlu köyünde bulunan yapı arkeolojik olarak kazanıldığı zaman gerçek anlamda Türkiye’nin kültürel mirası açısından bir zenginliğini yeniden ortaya koyacaktır. Bu kazı bölgenin de kalkınmasına yardımcı olacak. O yüzden ekip olarak bu bölgeyi bir şekilde kültürel mirasa kazandırmak için ne gerekiyorsa yapmamız gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle bu bölgeye geldik ve ekip olarak da yine bu şekilde çalışıyoruz.”
Prof. Dr. Selma Kadıoğlu ise hedeflerinin kazmadan, yer altı görüntüleme yaparak kale içindeki olası yapı kalıntılarının konum, alan ve derinlik değişimi hakkındaki bilgileri ortaya koymak olduğunu dile getirdi.
Sadece üst yüzeydeki yapı kalıntılarını değil katman katman da kalıntıların değişimini görüntülediklerine dikkati çeken Kadıoğlu, “Arkeolog hocalarımıza, kazmadan görüntüleme değerlerini sunarak başlangıç ve ne kadar derine inebilecekleri konusunda ciddi bir bilgi paylaşımı yapacağız. Bu açıdan çalışma çok önemli. Buranın bakir bir arkeolojik alan olması bütün çalışma ekibi ve bizler adına da çok önemli.” diye konuştu.
Ekibe çalışmaları sırasında, İl Kültür ve Turizm Müdürü Yunus Emre Aytekin ile Gevhernik Kalesi Kazı Başkanı Dr. Osman Aytekin de eşlik etti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu bir dizi programlara katılmak üzere Sivas’a geldi. Bakan Memişoğlu, kent merkezinde hayırsever iş adamı Hulusi Şahin tarafından yaptırılacak olan Bekir-Latife Şahin İlkokulu binasının temel atma törenine katıldı. Burada konuşan Bakan Memişoğlu, birlikte olunduğu sürece üstesinden gelinmeyecek hiçbir sorunun olmadığını ifade etti.
Bakan Memişoğlu, okul açılışında bulunmaktan onur duyduğunu söyleyerek, “Selçuklu’nun baş şehri Osmanlı’nın merkez vilayeti kadim şehrimiz Sivas’ta böyle güzel bir açılışta bulunmaktan onur ve gurur duyuyorum. Şu anda yaptığımız en önemli yatırım, geleceğe yatırım yapıyoruz. Buraya isimlerini verdikleri anne ve babalarından Allah razı olsun. Böyle evlat yetiştirdikleri için mekanları cennet olsun. Biz artık ülke olarak daha çok çalışacağız daha çok üreteceğiz daha güçlü olacağız ve birlikte hareket edeceğiz. Birlikte olduğumuz sürece üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir sorun yok” dedi.
“Geleceğe yatırım çok önemli”
Geleceğe yatırımın çok önemli olduğunu vurgulayan Bakan Memişoğlu, ” Bugün baktığımız zaman maalesef dünyada birçok vahşeti ve kötülüğün olduğunu görüyoruz. Eğer bizler çalışıp üretirsek bu kötülüğe üstünlük sağlar ve iyiliği dünyaya hakim kılarız diye düşünüyorum. Bunun için geleceğe yatırım çok önemli. Ben bu okulda çocuklarımızın en değerlilerimizi emanet edeceğimiz ve 30 yıl ilkokul öğretmenliği yapmış bir annenin evladı olarak bütün öğretmenlerimizden Allah razı olsun. Onların emeklerine çok teşekkür ediyorum. Hakları ödenmez. Çocuklarımızı geleceğe hazırlayan bütün öğretmenlere ve eğitim camiasına teşekkür ediyorum” diye konuştu.
İş adamı Hulusi Şahin, okumanın cehaletten kurtulmak olduğuna değinerek, ” Böyle bir coşkuyu görünce hiç durmadan okul temeli atası geliyor insanın. Çocuklarımızla bir arada olmak çok güzel. Aslında okumak; cehaletten kurtulmak, gelişmek, büyümek, öğrenmek demektir. Biz burada bir okul temeli atmıyoruz. Biz burada devletimizi ileriye taşıyacak çocuklarımızın temelini atıyoruz” şeklinde konuştu.
Sivas Valisi Yılmaz Şimşek ise okulun hayırlara vesile olmasını diledi.
Konuşmaların ardından ilkokulun temeli atıldı. – SİVAS
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ankara, üçüncü kez Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında yer alıyor ve şehrin dört bir yanındaki 100’den fazla mekanda sergiler, konserler, söyleşiler ve her yaş grubuna hitap eden etkinlikler düzenleniyor. Sanatçılar, bu etkinlikler aracılığıyla Ankaralılarla buluşuyor.
Festivalin dikkat çeken etkinliklerinden biri, ses sanatçısı ve televizyon programcısı Züleyha Ortak moderatörlüğünde Psikolog Yazar Beyhan Budak’ın, Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nde gerçekleştirdiği söyleşi oldu.

“Kaliteli İlişkiler” başlığı altında özsaygı ve yaşamda dikkat edilmesi gereken konular ele alınan etkinliğe Ankaralılar büyük ilgi gösterdi, tarihi mekan dolup taştı.
Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Züleyha Ortak ve Beyhan Budak, 30 Eylül’de AKM’de İstanbullularla buluşacak. İkilinin sonraki durağı ise Diyarbakır olacak.

Züleyha Ortak Kimdir?
Züleyha Ortak, 1987’de İstanbul’da doğdu ve Türkçe, Zazaca ve Kürtçe olmak üzere üç dilin konuşulduğu bir ailede büyüdü. Marmara Üniversitesi’nde Büro Yönetimi okurken, bir yandan müzik eğitimi aldı ve Zülfü Livaneli’nin asistanlığını yaptı. Livaneli, Züleyha’nın yeteneğini keşfederek ona sahnede yer verdi. Kürtçe seslendirdiği “Yiğidim Aslanım” şarkısıyla büyük beğeni topladı ve müzik kariyerine profesyonel olarak adım attı.
2012’de “Müzik Evi” adlı programı hazırlayıp sundu, ardından “Gelin Kınası” albümüyle Anadolu’nun düğün türkülerini yorumladı. 2015’te TRT1’de “İyi Fikir” programını sundu. Ayrıca, Göksel Baktagir’in yönettiği “7 Cihan Kadınları” grubunda yer alarak konserler vermeye devam ediyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Narlıdere Huzurevi Toplantı Salonu’ndaki etkinliğin açılışında konuşan dernek başkanı ve Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Geriatri Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Turan Işık, uluslararası boyutu bulunan programın temasının “kırılgan hastalıklara çok boyutlu yaklaşımlar” olduğunu söyledi.
Işık, 21 Eylül’ün DünyaAlzheimer Hastalığı Farkındalık Günü olduğunu hatırlatarak, “Dernek olarak Alzheimer ve demans gibi geriatrik hastalıklara dikkat çekmek için böyle toplantılar düzenliyoruz. Toplumda her geçen yıl bu hastalıklar nedeniyle hastanelere başvurular artma eğilimi gösteriyor. Toplumun tüm kesimlerine ulaşarak, hastalıkların teşhis konmasının önemine vurgu yapmak istiyoruz.” dedi.
Alzheimer hastalığının tedavisinde ilaçların bulunduğunu kaydeden Işık, şunları ifade etti:
“Bu herkes için umut verici oldu. Bu çalışmaların devamının geleceğini düşünüyorum. Bu ilaçlar konusunda çok romantik davranmamak lazım. Bazı yan etkileri de beraberinde getirmesi nedeniyle seçilmiş hastalarda uygun dönemlerde verilmesi gerekir. Çok erken dönemde bu hastalıkları yakalarsanız faydalı oluyor. Belli bir süreci yaşamış hastalarda bu ilaçlar çok önerilmiyor. Hastalığa karşı bilinçli olmak çok önemli. Alzheimer ve demans gibi geriatrik hastalıkların önlenmesinde kişilerin egzersiz ve zihinsel aktivitelerin yapılmasının önemli.”
Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz da toplantıyı düzenledikleri için Işık ve ekibine teşekkür etti.
Programda “Alzheimer önlenebilir mi?” konulu söyleşi yapıldı, ardından Alzheimer hastalığına dikkati çekmek amacıyla “Alzheimer’a karşı el ele” sloganıyla Güzelbahçe sahilinde yürüyüş yapıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yalçın’ın sosyal medya hesabından yaptığı açıklamaya göre, Yalçın ve beraberinde Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı Hacı Bayram Tonbul, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ı ziyaret etti.
Görüşmeyi 29 Ağustos’ta tanıtımı yapılan İşgücü Uyum Programının (İUP) okulların personel ihtiyacını çözmesi amacıyla gerçekleştirdiklerini belirten Yalçın, “Okulların temel hizmet ihtiyaçlarını karşılamayan, iş ve sosyal güvenceden yoksun ve ücret adaletsizliği üreten İUP, çözümde anahtar olamamıştır. Öğrencilerimize, çocuklarımıza iyi bir eğitim, sağlıklı ve hijyenik bir okul ortamı sağlanabilmesi için idarecisinden öğretmenine tüm eğitim çalışanları seferber olmak zorunda kalmıştır. Yan hizmetlerin eksiksiz yerine getirilmesiyle eğitim sistemimiz çok daha iyi sonuçlar verecektir.” ifadelerini kullandı.
Ücret adaletsizliğinin giderilerek programın işlevsel hale getirilebileceğini ve asgari ücretin altındaki rakamların ilgi görmediğinin bilinmesini istediklerini ifade eden Yalçın, programın cazip hale getirilmesi gerekliliğini Bakan Işıkhan’a ilettiklerini bildirdi.
Yalçın, bunun üzerine Bakan Işıkhan’ın, İUP kapsamında ödenecek ücretin 12 bin liraya yükseltilmesi ve ilgili mevzuattaki eksikliklerin giderilmesi için çalışma yapacaklarını belirttiğini aktardı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kilis İl Emniyet Müdürlüğü, 2024-2025 eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte, okullar ve çevresinde denetimlerini sıkılaştırdı. Okulların bulunduğu bölgelerde trafiğin yoğunlaşmasından dolayı kazaların önlenmesi amacıyla sıkı denetim yaptı. Denetimler sonucunda Karayolları Trafik Kanununun ilgili maddelerinin eksiği olan araç ve motosiklet sürücülerine gerekli cezai işlem uygulandı. Okul çevrelerinde GBT ve ehliyet sorgulamasında bulunan ekipler sürücülere ise kurallara uymaları konusunda uyarılarda bulundu.
Okullar bölgesinde yaya ve öğrenci güvenliği sağlanabilmesi için uygulamaların devam edeceği bilgisi öğrenildi. – KİLİS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KİLİS – Kilis’te polis ekipleri, yeni eğitim öğretimin yılının başlamasıyla birlikte okul önlerinde denetim gerçekleştirdi.
Kilis İl Emniyet Müdürlüğü, 2024-2025 eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte, okullar ve çevresinde denetimlerini sıkılaştırdı. Okulların bulunduğu bölgelerde trafiğin yoğunlaşmasından dolayı kazaların önlenmesi amacıyla sıkı denetim yaptı. Denetimler sonucunda Karayolları Trafik Kanununun ilgili maddelerinin eksiği olan araç ve motosiklet sürücülerine gerekli cezai işlem uygulandı. Okul çevrelerinde GBT ve ehliyet sorgulamasında bulunan ekipler sürücülere ise kurallara uymaları konusunda uyarılarda bulundu.
Okullar bölgesinde yaya ve öğrenci güvenliği sağlanabilmesi için uygulamaların devam edeceği bilgisi öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ahi Evran Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki etkinlikte konuşan Rektör Prof. Dr. Mustafa Kasım Karahocagil, Ahiliğin bir meslek örgütü olmasının dışında insan yetiştirme ve medeniyet projesi olduğunu söyledi.
Ahiliğin toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini, toplumsal hayata düzen getirdiğini, yeni bir anlayışın hakim olmasını sağladığını, dışarıdan tehditlerin olduğu dönemlerde devleti ve milleti ayakta tutabildiğini vurgulayan Karahocagil, “Ahiliğin bizim ne kadar önemli bir değerimiz olduğu daha çok ortaya çıkmaktadır. Bir yıla yakın bir süredir Gazze’de insanlık katliamı ve soykırım yapılıyor, bütün dünyanın seyirci kaldığı bu sistem devam ediyor. Yarın bunların başka yerlerde olma ihtimalini görüyoruz. Bunun için mazlumların sesi ve güvencesi olmak, onların güvendiği yer olmak gibi tarihi bir sorumluluğumuz var. Ahilik öyle bir değer ve sistem ki içindekilerle toplumsal düzeni, barışı sağlarken, insanın gelişimine de odaklanmaktadır.” diye konuştu.
Daha sonra öğrencilere üniversite, yerleşke, imkanlar ve kent hakkında bilgiler verilirken, her fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokulu da kendi bünyesinde öğrencilere yönelik seminer düzenledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇALIŞMA ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Memur- Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ı kabul etti.
Yalçın’ın sosyal medya hesabından yaptığı açıklamaya göre, Yalçın ve beraberinde Memur- Sen Genel Başkan Yardımcısı Hacı Bayram Tonbul, Bakan Işıkhan’ı ziyaret etti. Görüşmeyi 29 Ağustos’ta tanıtımı yapılan İşgücü Uyum Programının (İUP) okulların personel ihtiyacını çözmesi amacıyla gerçekleştirdiklerini ifade eden Yalçın, “Okulların temel hizmet ihtiyaçlarını karşılamayan, iş ve sosyal güvenceden yoksun ve ücret adaletsizliği üreten İUP, çözümde anahtar olamamıştır. Öğrencilerimize, çocuklarımıza iyi bir eğitim, sağlıklı ve hijyenik bir okul ortamı sağlanabilmesi için idarecisinden öğretmenine tüm eğitim çalışanları seferber olmak zorunda kalmıştır. Yan hizmetlerin eksiksiz yerine getirilmesiyle eğitim sistemimiz çok daha iyi sonuçlar verecektir” dedi.
Yalçın, ücret adaletsizliğinin giderilerek programın işlevsel hale getirilebileceğini ve asgari ücret altı rakamların ilgi görmediğinin bilinmesini istediklerini ve uygulamanın cazip hale getirilmesi gerekliliğini Bakan Işıkhan’a ilettiklerini ifade etti.
Yalçın, bunun üzerine Bakan Işıkhan’ın, İUP kapsamında ödenecek ücretin 12 bin liraya yükseltilmesi ve ilgili mevzuattaki eksikliklerin giderilmesi için çalışma yapacaklarını kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Törene, Kaymakam Semih Doğanoğlu, Belediye Başkanı Ertunç Güngör, İlçe Milli Eğitim Müdürü Hakan Keşküş, Nallıhan Meslek Yüksekokulu Müdürü Ayhan Aydın ve öğrenciler katıldı.
Bilgisayar programcılığı ve elektronik teknolojisi alanında 2 yıl eğitim görecek öğrencilere başarılar dileyen Aydın, her zaman öğrencilerin yanında olacaklarını kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakırhan, bir restoranda düzenlenen “Ekmek ve Adalet Mücadelesinde Buluşuyoruz Programı”na katılarak, basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Burada konuşan Bakırhan, yerel basının Türkiye’nin aynası olduğunu ifade etti.
Toplumun her kesimiyle bir araya geldiklerini dile getiren Bakırhan, adalet ve özgürlük arayanların yanında olmaya devam edeceklerini anlattı.
Bir gazetecinin Anayasa çalışmaları hakkındaki sorusu üzerine Bakırhan, şu cevabı verdi:
“Yeni bir Anayasa olmalı, demokratik olmalı. Toplumun dinamikleri yapım sürecine katılmalı. Bu konuda samimiyet olmalı. Anayasa 3-5 farklı partinin bir araya gelerek yapacağı bir şey değil, toplum sözleşmesidir. Toplumun dahil olmadığı bir Anayasa, Anayasa olmaz. Öncekilerinin kötü bir örneği olur. Adı Anayasa olur, yine olur, demokratik olmaz.”
Bakırhan, daha sonra Akdeniz ilçesindeki Karaduvar Balıkçılar Kooperatifi’ni ziyaret etti, ardından Kazanlı Taziye Evi’nde “Kazanlı Örtü Altı Üreticileri Toplantısı”na katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, kentteki e-sınav merkezinde yapılacak sürücü belgesi sınavında ses ve görüntü aktaran cihazlar ile usulsüzlük yapılacağı ihbarı üzerine çalışma başlattı.
Teknik ve fiziki takibin ardından operasyon düzenleyen ekipler, düzenek hazırlayan M.H.Y’yi (42) sınav merkezi dışında, sınava giren A.M’yi (24) de kopya düzeneğiyle suçüstü yakaladı.
Şüphelilerin üst aramasında kamera, kulaklık, mikrofon, cımbız, modem ve ses aktarım cihazı ele geçirildi.
Gözaltına alınan şüpheliler hakkında, “Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında Kanun’a muhalefet” suçundan adli işlem başlatıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İçinde 15 adet ürün bulunan çantalarda, beslenme çantası, kırmızı kalem, kurşun kalem, silgi, kalemtraş, kalemlik, çizgili defter, kareli defter, resim defteri, güzel yazı defteri, 12’li kuru boya ve abeküs yer aldı.
Birinci sınıfları ziyaretinde konuşan Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, “Yeni eğitim-öğretim yılının tüm Sultangazililelere hayırlı olmasını diliyorum. Çocuklarımız bugün okula başlıyorlar. Uyum haftasındayız, önümüzdeki hafta 9 Eylül itibariyle tüm okullarımızda eğitim-öğretim yılı başlamış olacak. Çocuklarımız için güzel, mutlu ve huzurlu bir yıl olmasını diliyoruz. Her sene olduğu gibi bu yılda tüm ilkokul birinci sınıfa başlayan çocuklarımıza ihtiyaç duydukları tüm kırtasiye malzemelerini dağıtıyoruz. Bu sene 15 bin öğrenci birinci sınıfa başladı. Biz de 15 bin adet kırtasiye setlerimizi hazırladık. Bugün çocukların anne ve babalar burada, onları yalnız bırakmadılar. Biz de sınıflarımızda dağıtımımızı gerçekleştiriyoruz. Bu hediyelerimizin yalnızca bir maddi karşılığı yok. Bizim Sultangazi’de esas önceliğimiz eğitim. Asıl hedefimiz, eğitimli bireylerin oluşması, gelişmesi ve eğitimde daha iyi yerlere gelmek. Dolayısıyla Milli Eğitim ile çok ciddi çalışmalar gerçekleştiriyoruz” dedi.
Eğitim ve kültürün her şey olduğunu ve bunun için adımlar attıklarını belirten Dursun, “Kaşif Çocuk’ta çok özel bir eğitimle buluşturuyoruz. 8-14 yaş arasındaki çocuklarımızı Bilim Merkezimizde sanat ve bilimle buluşturuyoruz. SEDA’da ise deneyimli kadromuzla çocuklarımızı lise ve üniversite sınavlarına en iyi şekilde hazırlıyoruz. Çocukların 5 yaşından üniversite eğitimine dek her daim yanlarında oluyoruz. Üniversitede de peşlerini bırakmıyoruz. Üniversite öğrencilerimizin geçen sene olduğu gibi bu yıl da bütün ulaşım masraflarını biz karşılayacağız. Sultangazi’de yaşayan tüm üniversitelilerin yol masraflarını Sultangazi Belediyesi olarak karşılayacağız. Tüm bunları yapma nedenimiz Sultangazi’de yaşayan insanlarımızın, çocukların ve gençlerin daha eğitimli hale gelmeleri, ayrıca devletimize milletimize katkı sağlamaları. Eğitimle yanlarında olmaya her zaman devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Asmin Azra Yılmaz (6) “Çanta ve boyama seti dağıldı. Çok beğendim. Okula yeni başladığım için heyecanlıyım” dedi. Zeynep İnan da (6) “Okulda çantalar ve okul malzemeleri dağıtıldı. Dağıtılan malzemeleri çok beğendim” diye konuştu. Alparslan Arslan ise (6) “Bugün dağıtılan çanta ve okul malzemeleri için çok teşekkür ederim” ifadelerini kullandı. Ulushan Doğauslu (6) “Çanta,defter, kalem, kalemlik gibi malzemeler dağıldı. Hediyeler için çok teşekkür ederim. Okulumu da çok beğendim” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Düzce’de S plaka öğrenci servis taşımacılığı 2024-2025 eğitim öğretim yılı kilometre ücret tarifelerinin belirlenmesi için Düzce Belediyesi Meclis Toplantı Salonu’nda toplantı düzenlendi.
Belediye Başkan Yardımcısı Cihan Ünal başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya, Düzce Ticaret ve Sanayi Odası, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İl Emniyet Müdürlüğü, SS Otobüsçüler Minibüsçüler ve Servis Araçları Odası ile Düzce Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası temsilcileri katıldı. Görüşmelerde çevre illerdeki ücret tarifeleri de göz önünde bulunduruldu. Görüşmeler sonucu, kar oranı düşürülerek yeni servis ücretleri maliyetin altında ve diğer şehirlerden daha düşük tutuldu.
Buna göre, 2024-2025 eğitim-öğretim döneminde Düzce’de uygulanacak servis ücret tarifesi en kısa mesafe (0-1 km) için bin 670 lira, en uzun mesafe (23-25 km) için ise 3 bin 900 TL olarak belirlendi. 25 kilometreyi aşanlar için kilometre başına alınacak ücret ise 39 TL olarak tespit edildi.
Ayrıca, 36 hafta üzerinden hesaplanan servis ücret tarifesinde; aynı aileden 2 çocuğun aynı servisten yararlanması halinde ve ayrıca peşin ödemelerde yüzde 10 indirim uygulanması da kararlaştırıldı.
Yeni ücret tarifesinin 1 yıl süreyle artış planlanmadan uygulanacağı açıklandı. – DÜZCE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul’da 9 Eyül’de başlayacak yeni eğitim öğretim yılında 2 milyon 951 bin 685 öğrenci ders başı yapacak. İstanbul Valiliği, servis araçları ve ilk günlerde velilerin yaratacağı sirkülasyonun şehir trafiğinde yoğunluk yaşanmasına neden olabileceği gerekçesiyle, eğitim – öğretim saatlerinde düzenlemeye gidildiğini duyurdu.
Konuyla ilgili İstanbul Valiliği’nden yapılan açıklama şöyle:
“2024 – 2025 Eğitim öğretim yılı, 09.09.2024 Pazartesi günü başlayacak. İstanbul’da resmi ve özel okullarımızda 2.951.685 öğrencimiz eğitim öğretime başlayacak olup bu öğrencilerimizden 715.835’i ilk kez yeni okullarında eğitim – öğretime başlayacaklardır. Okulların açılmasıyla birlikte 16.000’i aşkın öğrenci servisi trafiğe çıkacaktır. Servis araçları ve velilerimizin ilk günlerde yaratacağı sirkülasyonun, şehir trafiğinde yoğunluk yaşanmasına sebep olacağı değerlendirilmektedir. Bu nedenle İstanbul’daki tüm okullarda okulların açılacağı 09.09.2024 Pazartesi günü eğitim öğretimin 10.00 ile 15.00 saatleri arasında yapılmasına karar verilmiştir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>McGarry, 1943 yılında ailesinin ihtiyaçları nedeniyle son sınıftayken okulu bırakmıştı. Yıllar boyunca eczacı ve hademe olarak çalışan McGarry, her zaman liseyi bitirme hayalini korudu. Bu hayalin farkında olan arkadaşı Marie Adams, okul bölgesiyle iletişime geçerek bu sürprizi organize etti.
Tören günü, akşam yemeğine gideceğini sanan McGarry, Switzerland of Ohio Yerel Okul Bölgesi binasına getirildi. Burada, Müdür Phil Ackerman tarafından diploması takdim edildi. McGarry ayrıca bir cübbe ve kep de aldı.
Ohio Revize Edilmiş Yasası’ndaki bir istisna sayesinde, McGarry’ye 2024 yerine 1944 tarihli diploma verildi. Bu istisna, savaş sırasında iş gücüne katılmak için liseyi bırakan kadınları kapsıyor.
Müdür Ackerman, bu olayın hedeflere ulaşmak için hiçbir zaman geç olmadığını gösterdiğini vurguladı. McGarry’nin 99 yaşında diplomasını alması, herkes için ilham verici bir örnek oluşturdu.
Birkaç ay içinde 100 yaşına girecek olan ve hala Woodsfield’da yaşayan McGarry, uzun zamandır beklediği bu başarının tadını çıkaracağını ifade etti. Bu hikâye, yaşam boyu öğrenmenin ve hayallerin peşinden gitmenin önemini bir kez daha gözler önüne serdi.




Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Uzman Psikolog Muhammed Ali Bakış, uyum haftasıyla birlikte okula yeni başlayan çocuklarda enerji kaybı, isteksizlik, iştahsızlık, mide bulantısı ve baş ağrısı gibi şikayetlerin okul fobisinin belirtileri olduğunu açıkladı. Okul fobisinin ilk günlerden başladığını belirten Uzman Psikolog Bakış, okul korkusu yaşayan çocukların geçmiş zamanında anne, baba, tutum ve davranışlarına bağlı olarak geliştiğini belirtti. Çocuklarda görülecek hastalıklara karşı dikkat çeken Bakış; “Bu yüzden çocukta okula gitme korkusu ya da okul zamanı geldiğinde baş ağrısı, mide bulantısı, karın ağrısı gibi belirtiler görülebilir. Bu okul fobisini işaret eden belirtilerdir. Bu tür belirtiler görüldüğünde çocuğun mutlaka psikolojik destek alması gerekiyor çünkü bu bir tanıdır. Tanıyı koyduktan sonra anne babayla ilgili tutum ve davranışlarıyla ilgili mutlaka bir sorun olduğunu gösterir. Çocuk okula gitmek istemediği zaman ne yapmamız gerekiyor? Bazen çocuk okula gider, okulda ağlamaya başlar, hemen ne yaparlar? Anne babayı çağırırlar, anneyi çağırırlar ve çocuğunuzu alıp götürmenizi isterler. Çünkü çocuk okulda duramaz. Bu şekilde yapıldığı zaman çocuğun mutlaka okulda kalması gerekiyor. Çocuk ağladı diye onu okuldan almamak gerekiyor. Anne ona yakın bir yerde bir müddet bekleyebilir. Çocuk her ağladığında onu okuldan alınması yanlış olur. Çocuk her ağladığında okuldan alınırsa pekiştirilmiş olur. Bu da tedaviyi olumsuz etkileyen bir durumdur. Buna mutlaka dikkat edilmesi gerekiyor. Anne babaların dikkat etmesi gereken en önemli husustur. Anne, baba, tutum ve davranışlarına bağlı olduğu için çocuk bağımlı büyümüş anne ve babasıyla, daha çok annesiyle bağımlı olduğu için okula adapte olamıyor, uyum sağlayamıyor. Bunun en büyük problemi budur. Yani çocuk annesine bağımlı olduğu için annesinden kopamıyor haliyle okula da uyum sağlayamıyor. O yüzden bu şekilde bir durum ile karşılaşılırsa mutlaka uzmanlar tarafından incelenmesi gerekiyor” dedi. – SİİRT
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇANAKKALE – Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen 4. Uluslararası Avrasya Mikoloji Kongresi Troia Kültür Merkezinde devam ediyor. Kongrede, Kastamonu Üniversitesi İhsan Gazi Meslek Yüksekokulu Öğretim Elemanı ve Veteriner Hekim Abdullah Şimşek, ‘Ahırlardaki Mikrofungal Kontaminasyonun: Veteriner Hekimler ve Hayvanlar İçin Sağlık Riskleri ve Ekonomik Etkileri’ konulu sunum gerçekleştirdi. Sunumda Öğretim Elemanı Abdullah Şimşek, Veteriner hekimlerin sağlık sektörünün vazgeçilmez bir parçası olduğunu, sağlık çalışanı sayılmadıklarına dikkat çekti. Şimşek, İnsan, hayvan yada çevre sağlığı olmadığını, tek tip tek sağlık olduğunu vurguladı.
Dün açılışı gerçekleştirilen 4. Uluslararası Avrasya Mikoloji Kongresi, Troia Kültür Merkezi’nde devam ediyor. Kongrede, Türkiye’nin çeşitli üniversitelerden gelen akademisyenler, Mikoloji alanında yapılan çalışmalar hakkında sunumlar yaptı.
Prof. Dr. Ümit Serdaroğlu Amfisinde de devam eden kongrede, Kastamonu Üniversitesi İhsan Gazi Meslek Yüksekokulu Öğretim Elemanı ve Veteriner Hekim Abdullah Şimşek, ‘Ahırlardaki Mikrofungal Kontaminasyonun: Veteriner Hekimler ve Hayvanlar İçin Sağlık Riskleri ve Ekonomik Etkileri’ konulu sunum gerçekleştirdi. Sunumda Öğretim Elemanı Abdullah Şimşek, Veteriner hekimlerin sağlık sektörünün vazgeçilmez bir parçası olduğunu, sağlık çalışanı sayılmadıklarına dikkat çekti. Şimşek, İnsan, hayvan yada çevre sağlığı olmadığını, tek tip tek sağlık olduğunu vurguladı. Aynı zamanda veteriner hekimlerin çalışma şartları, ortamlarının sağlık için elverişsiz olduğunu da ifade etti.
Kongreyle, mikoloji alanında yeni araştırmaların paylaşılması ve genç bilim insanlarının bu alanda teşvik edilmesi hedefleniyor.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İhtiyaç sahibi öğrencilere yönelik eğitim yardımı dolayısıyla İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde tören düzenlendi.
Törene katılan Mut Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şahin Sezer, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğince gönderilen 150 bin liralık çeki, İlçe Milli Eğitim Müdürü Erdal Dölek’e teslim etti.
Programda konuşan Kaymakam İhsan Ayrancı, “Geleceğimiz olan çocuklarımızın eğitimi her şeyden önemli. Bu konuda katkı sağlayan tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyorum.” dedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Süleyman Bülbül, yaptığı yazılı açıklamada, 9 Eylül’de başlayacak olan 2024-2025 yılı eğitim-öğretim yılı öncesinde öğrenci ve velilerin geçtiğimiz yıla kıyasla yüzde 300’e yakın zamlanan kırtasiye ürünleri yüzünden zor durumda olduğunu belirtti. Forma fiyatlarının da en az kırtasiye ürünlerinin fiyatları kadar arttığını söyleyen Bülbül, asgari ücretin 17 bin 2 TL olduğu yerde, iki çocuğun okula başlangıç masrafı 10 bin TL ile 14 bin TL arasında değiştiğine dikkati çekti.
Bülbül, şunları kaydetti:
“Okul zili, 9 Eylül Pazartesi günü çalacak. Yeni eğitim öğretim yılı ise öğrenciler ve veliler için coşkuyla başlayamıyor. Veliler, geçtiğimiz yıla kıyasla yüzde 300’e yakın zamlanan kırtasiye ürünleri yüzünden mutsuz, umutsuz. En uygun fiyatlı ürünlere bakıldığında bile fiyatlar cep yakıyor. Sözde parasız eğitim, asgari ücretle çocuklarını okutmaya çalışanların belini büküyor. Eğitim malzemelerine erişim konusunda bile öğrenciler arasında eşitsizlik büyüyor.
“2023’te 200 TL olan çanta 350 TL oldu”
Ucuzluk marketlerinde geçtiğimiz yıl 200 TL’ye satılan bir okul çantası bu yıl 350 TL’ye satılıyor. İyi bir okul çantası almak ise 700 TL ile 2 bin 500 TL arasında değişiyor. Okul çantaları ise en uygun fiyatlı haliyle bile 5 ile 7 bin TL arasında doluyor. Asgari ücretin 17 bin 2 TL olduğu yerde, iki çocuğun okula başlangıç masrafı 10 bin TL ile 14 bin TL arasında değişiyor. Bir asgari ücretli bunu nasıl karşılayacak?
Tişört, gömlek, ceket, etek, pantolon ve eşofman takımı almak zorunda olanlar için ise masraflar daha da büyüyor. 2023’te 2 bin TL olan forma masrafı bu yıl bir tişört, kazak, ceket ve pantolon alındığında en az 4 bin TL’yi buluyor. Yeni okula başlayacaklar için 14 bin TL bir bütçe gerekiyor. Bu ekonomik baskının olduğu ortamda, ailelerin yükünün hafifletilmesi gerekmektedir. Kırtasiye yardımları, burslar ve okul masraflarının karşılanması gibi önlemler alınmaya çalışılsa da ülkemizde AKP iktidarının sürüklediği yaşam şartları ile baş etmek artık imkansız hale gelmiştir.
“Veliler umutsuz, öğrenciler formasız”
Velilerimiz, umutsuz ve mutsuz, öğrencilerimiz ise çanta, forma, defter olmada en temel malzemelere erişemeyerek yeni eğitim öğretim yılına başlamaktadır. Ülkemizin geleceği olan çocuklarımızı eğitim öğretim hayatlarının ilk gününde dahi yoksulluğu düşünmeye iten bu halin artık sonu gelmelidir. Çocuklarımıza bir okul çantası bile alırken zorlanmak AKP iktidarının en büyük başarısızlığı ve ülkemizin geleceğine karşı işlenmiş bir ayıptır. Eğitimde fırsat eşitsizliği, yoksulluğun yaratacağı sosyolojik yıkım geleceğimizi ve nesillerimizi tehdit etmektedir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı, Samsun Valiliği ile İŞKUR İl Müdürlüğü tarafından desteklenen Gezici Kütüphane, il merkezi ve köylerde hizmet veriyor.
En ücra mahallelere kadar giderek öğrencilere kitaplara erişim imkanı sağlayan Gezici Kütüphane ile Samsun’un Çarşamba ilçesi Ustacalı ve Kızılot mahalleleri ile Terme’nin Kumcağız Mahallesi’nde mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan ailelerin çocuklarına yönelik etkinlikler düzenlendi.
Kütüphane otobüsü ile çocuklar kitapla buluşturularak vakitlerini değerlendirmeleri ve gelişimlerine katkı verilmesi sağlanıyor.
Ayrıca akıl ve zeka oyunları oynama, boyama, çizgi film izleme gibi etkinliklerin yanı sıra otobüsün yanında oluşturulan alanda halat çekme, çuval yarışı, seksek gibi oyunlar oynanarak sosyal ve kültürel gelişimlerine katkıda bulunuluyor.
Gazi İl Halk Kütüphanesi Müdürü Mikdat Malat, AA muhabirine, Gezici Kütüphane ile mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarına yönelik sosyal ve kültürel faaliyetlerde bulunduklarını söyledi.
Çocukların sportif ve sosyal yeteneklerini geliştirmek, kütüphaneye farkındalıklarını artırmak amacıyla çeşitli aktiviteler sunduklarını belirten Malat, “Bundan sonra da mevsimlik tarım işçilerinin bulunduğu alanlarda kütüphane otobüsümüzle hizmet vermeye devam edeceğiz.” dedi.
İŞKUR Çarşamba Hizmet Merkezi Şube Müdürü Rıfat Yıldız da mevsimlik işçilerin bölgede bulunduğu dönemde boşta kalan çocuklara yönelik etkinlikler yaptıklarını, bu sayede çocukların eğitim ve sosyal anlamda eksiklerini bir nebze gidermeyi amaçladıklarını vurguladı.
Gezici Kütüphane’den yararlanan çocuklardan Yaren Karka ise oyunlar oynayıp kütüphane aracına girince kendisini mutlu hissettiğini, resim yaparken yeteneğinin geliştiğini, kitap okurken de okumasının hızlandığını fark ettiğini anlattı.
Rosidar Utaş da kitap okuyup resim yaptığını kaydetti.
Helin Yol, boyadığı resimlerin kendisini resim öğretmeni olma hayaline yönelttiğini dile getirerek, “Resimler çok güzeldi, inşallah resim öğretmeni olurum. Burayı çok sevdim.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbulKültür Üniversitesi’nde Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi’nin faaliyete açılmasını duyuran, Üniversite Rektörü Prof. Dr. Fadime Üney Yüksektepe ve üniversitenin Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi Müdürü Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Burcu Yavuz Tiftikçigil, üniversite öğrencilerinin, sürdürülebilir kalkınma amaçlarının gerçekleşmesinde en önemli rolü üstlendiklerini belirtti.
İstanbul Kültür Üniversitesi Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi’ni faaliyete açtı. Müdürlüğünü Üniversitenin Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Burcu Yavuz Tiftikçigil’in yürüteceği Merkezde sürdürülebilir kalkınmada üniversite ve sanayi iş birliği üzerine çalışmalar olacak.
REKTÖR PROF.DR.YÜKSEKTEPE: SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMADA ÜNİVERSİTELERİN ROLÜ BÜYÜK
Sürdürülebilir kalkınma amaçlarının bir kültür olarak benimsenmesi, gerektiğini kaydeden Üniversitenin Rektörü Prof. Dr. Fadime Üney Yüksektepe, üniversitelerin bu başlıktaki rolünden bahsederek, “2015’te Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Konferansında “Gündem 2030: BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları” belirlendi. Bu kapsamda üniversitelerden beklenen bir rehberlik misyonu var. “Gündem 2030″ İstanbul Kültür Üniversitesi olarak bizim Kurumsal Anayasamızda başta doğaya, çevreye saygı ve toplumsal duyarlılık olmak üzere pek çok maddemizle örtüşüyor. Dolayısıyla Merkezin açılışında Gündem 2030 referansımız, kurumsal anayasamız ise planladığımız faaliyet alanlarında ilham kaynağımız oldu” dedi.
“BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİN BELİRLEDİĞİ TÜM KALKINMA AMAÇLARI BİZİM İÇİN KIYMETLİ”
Pandemi ile birlikte kriz ve riskler noktasında çok önemli dersler alındığını kaydeden Rektör Prof. Dr. Üney Yüksektepe, Kültür Üniversitesi’nin Sürdürülebilir Kalkınma Merkezinde odaklanacakları temel faaliyet alanlarını ise şöyle açıkladı: “Birleşmiş Milletlerin belirlediği tüm kalkınma amaçları bizim için çok kıymetli. Bu 17 amaç içinde Kültür olarak; nitelikli eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği, sanayi, yenilikçilik ve altyapı, eşitsizliklerin azaltılması, amaçlar için ortaklıklar alanında Merkezimizle fayda üreteceğiz. Merkez bünyesinde tüm çalışma başlıklarımızda önlisans ve lisans öğrencilerimizin aktif rol alması da bizim için önemli. Her öğrencimizi, sürdürülebilir kalkınma amaçlarını içselleştirmiş, bu konuda duyarlı bireyler olarak iş dünyasına hazırlamak en önemli hedefimiz”.
PROF.DR. TİFTİKÇİGİL: SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMADA SANAYİ VE ÜNİVERSİTE İŞ BİRLİĞİ ÖN PLANDA OLACAK
2024-2025 yılında faaliyetlerine başlayacak Sürdürülebilir Kalkınma Merkezinin; ulusal ve uluslararası boyutta çalışmalara odaklanacağını belirten Merkez Müdürü Prof. Dr. Burcu Yavuz Tiftikçigil, sürdürülebilir kalkınma amaçlarını yükseköğretim misyonu ve vizyonunun bir parçası olarak benimsediklerini belirtti. Eğitim faaliyetlerini gerçekleştirirken; çevresel, sosyal ve ekonomik açıdan topluma sürdürülebilir bir yaşam biçimi oluşturma konusunda da öncülük etmeyi hedeflediklerini belirten Prof.Dr. Yavuz Tiftikçigil merkezin amaçları ve faaliyet alanlarını şöyle özetledi:
“Öncelikli amacımız Sürdürülebilir kalkınmanın bir alan olarak gelişmesi ve farkındalığı artırmak. Bu amaç çerçevesinde sanayi ile üniversite iş birliğini sağlamak ve geliştirmek üzerine çıktılar vereceğiz. Türkiye’deki yeşil ekonomik dönüşüm başlığındaki konular da alanımızda olacak. Mikro ve makro düzeyde sürdürülebilir büyüme ve kalkınma, kapsayıcı kalkınma, adil dönüşüm, ekonomik, sosyal ve ekolojik sürdürülebilirlik gibi alanlarda bilgi üretmek, araştırma ve uygulama girişimlerimiz olacak. Sürdürülebilir kalkınmayı merkeze alan kurum ve kuruluşlara eğitim-öğretim, danışmanlık hizmeti, Ar-Ge ve proje desteği başlıklarında da aktif çalışmalarımız olacak.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Depremin derin izlerini kendisini çocuklara adayarak sildi
ADIYAMAN – Adıyaman’ın Besni ilçesinde yetim büyüyen ve 6 Şubat depreminde kardeşini kaybeden Leman Neslihan Aslan, deprem sonrası travmaları kendisini yetim ve öksüz çocuklara adayarak atlattı.
Babasız büyüyen Leman Neslihan Aslan, 6 Şubat depreminde Besni ilçesi Pınarbaşı Mahallesi Abdiağa Caddesi’nde bulunan Nur Apartmanı’nın enkazında kaldı. Annesi ve iki kardeşiyle saatler sonra enkazdan sağ çıkmayı başaran Leman Neslihan Aslan’ın 19 yaşındaki kardeşi İbrahim Aslan’ın cansız bedeni enkazdan çıkartıldı.
Annesi ağır yaralanan, kardeşini kaybeden Leman Neslihan Aslan, depremden sonra yetim ve öksüz çocuklara destek olmak için Besni Sosyal Hizmetler Merkezi gönüllüsü oldu. İngilizce Öğretmenliği mezunu olan Leman Neslihan Aslan, köy köy dolaşarak çocukların yanında oldu. Leman öğretmen daha sonra Besni Belediyesi Toplumsal Gelişim Merkezi bünyesinde açılan İngilizce kursunda öğrencilere İngilizce eğitimi verdi. Yaz tatili boyunca 60 öğrenciye İngilizce eğitimi veren Leman öğretmen, depremin açtığı derin yaraları kendisini çocuklara adayarak kapattı.
Çocuklarla hayata bağlandığını vurgulayan öğretmen Leman Neslihan Aslan, “6 Şubat depreminde yani asrın felaketi olayında Adıyaman’ın Besni ilçesinde ailemle birlikte enkazda kaldık maalesef. Bir kardeşimi enkazda kaybettik, annem ağır yaralı olarak çıktı, hala tedavileri devam etmekte. Ben içerden kendim çıktım. Daha önce AFAD eğitimleri almıştım, depremin olduğunu bildiğim için güvenli bir şekilde çıktım. Kendim çıktıktan sonra annemi çıkarttım aynı şekilde. Sosyal hizmetlere giderek ‘ailesini kaybeden yetim, öksüzlerle ilgilenmek istiyorum’ dedim. Onlar da sağ olsunlar yardımcı oldular. Besni de ailesini kaybeden 19 yetim ve öksüz öğrenci var, çocuk var. Daha öğrenci olmayan 5 yaşında çocuklar var. Onlarla ilgilenmek istedim. Onların psiko-sosyal destekte bulunmak istedim. Okul hayatlarında eğitimlerine katkı sunmak istedim. Bir şeyler yapmak istedim. Sosyal hizmetlerde beş ay boyunca gönüllü öğretmenlik yapmamı sağladılar ve o çocuklarla ilgilendim. Ben yetim büyüdüm, o yüzden benim hayatım her zaman yetimlerin hayatında iz bırakmak, yetimlere dokunmak. Yasımı hala tutmadım, hala içimde bir yerde kardeşimin sızısı, hala içimde bir yerde var. Çocuklar ben demek olduğu için çocuklarla birlikte yasımı, stresimi, her türlü hüznümü attım zaten. Öğretmen olduğum için de benim tek gayem öğretmek, çocuklarla birlikte olmak. O yüzden her şeyi çocuklarla birlikte hallettim, öyle güzel gelişmeler yaşadık ki hayata tutundular, eğitime tutundular. Bir hayalleri oldu. Deprem zamanı umudunu kaybeden çocuklar şuan kitap okuyorlar, bir yandan okul dersleriyle ilgileniyorlar, bir yandan edebiyatla ilgileniyorlar. O şekilde hayata tutundular yani” dedi.
Besni Belediye Başkanı Reşit Alkan ise konuşmasında, “Leman hocamız 6 Şubat depreminde bütün halkımızla, bizimle birlikte yaşadığımız bütün acıların hepsini yaşamış bir öğretmenimiz. Belediyemizin himayesindeki TOGEM’lerde kurs vererek öğrencilere faydalı olmaya çalıştı. Bu vesileyle de üzerindeki travmayı, üzüntüyü, bir takım yaşadığı psikolojik sorunları bu şekliyle bertaraf etmiş oldu” şeklinde konuştu.
Leman öğretmen ile aynı okulda görev yapan öğretmen Songül Tüy ise, “Birçok insanda kaygı bozukluğu, psikolojik sıkıntılar, umutsuzluk baş gösterirken Leman öğretmenimde tam tersine her gün yeni bir ışık, her gün yeni bir umut oldu. Hem kendisine, hem bize, hem tüm öğrencilerine umut vermeye devam ediyor. Işık saçıyor, kendisini tebrik ediyorum” diye konuştu.
Öğrenciler ise Leman öğretmenlerini çok sevdiklerini ve onun derslerine katıldıkları için oldukça mutlu olduklarını vurguladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>EHAD’dan yapılan açıklamaya göre, dün açılış konuşmalarıyla başlayan program, bugün de çeşitli etkinlikler ve toplantılarla devam etti.
Kızılcahamam İlçe Müftülüğü ve Kızılcahamam Belediyesinin de katkılarıyla gerçekleştirilen ve yarın da sürecek kamp programında, öğretim görevlisi Ayşe Karakaya “Hafızlığın Değeri ve İşlevselliğinin Arttırılması”, Emine Çınar da ” Gazze, Kur’an ve Direniş Gücü” konulu sunum yapacak.
Türkiye’nin farklı illerinden 80 üniversiteli kadın hafızın katıldığı programda ayrıca takım çalışması ve gönüllülük, zaman yönetimi, kariyer planlama, temel iletişim becerileri, liderlik, gençlerin zararlı akımlardan korunması ve aile bilinci, hızlı öğrenme teknikleri konularında seminerler verilecek.
Gençlerin ve hafızların profesyonel kariyerlerinde başarılı olmaları için gereken bilgi ve becerileri kazanmalarını amaçlayan ve staj ile kariyer geliştirme süreçlerini destekleyen çeşitli eğitim modüllerini içeren EHAD Staj ve Kariyer Eğitim Programı, Ankara gezisiyle son bulacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Atatürk Üniversitesi Rektörlük makamında gerçekleşen bu anlamlı buluşma, Türkiye ve İran arasındaki dostane ilişkilerin eğitim ve kültürel iş birliği alanlarında daha da güçlendirilmesi için önemli bir adım olarak değerlendirildi.
Ziyaret sırasında Başkonsolos Ebrahimi, Prof. Dr. Hacımüftüoğlu’nu tebrik ederek, yeni görevinde başarılar diledi. Ebrahimi, İran ve Türkiye arasındaki tarihi ve kültürel bağların her iki ülkenin de akademik alanlarda yapacağı ortak çalışmalarla daha da pekişeceğine olan inancını dile getirdi. İki ülke arasındaki ilişkilerin her alanda güçlenmesi adına, başta eğitim, kültür ve bilimsel araştırmalar olmak üzere çeşitli projelerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Ebrahimi, Erzurum’da görev yaptığı süre boyunca bu tür iş birliklerine öncülük edeceklerini belirtti.
Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade ederek, Atatürk Üniversitesinin sadece ulusal değil, uluslararası alanda da önemli projelere imza attığını ve bu projelerin bölgesel kalkınmaya önemli katkılar sağladığını söyledi. Üniversitenin, uluslararası iş birlikleri kapsamında gerçekleştirdiği sosyal, kültürel ve bilimsel faaliyetlerin artarak devam edeceğini belirten Hacımüftüoğlu, İran üniversiteleri ile ortak yürütülecek projelerin iki ülke halkları arasındaki bağları daha da güçlendireceğini vurguladı.
Öğrenci ve akademisyen değişim programları gibi alanlarda yapılabilecek iş birliklerinin de gündeme geldiği görüşme, karşılıklı iyi dileklerin sunulmasının ardından sona erdi. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ağrı İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek, Milli Eğitim Müdür Yardımcısı İshak Hasanoğlu ile birlikte Patnos İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nü ziyaret etti. Ziyarette, yeni eğitim-öğretim yılına yönelik hazırlıklar hakkında bilgi alındı. Daha sonra Patnos Kaymakamı Hasan Taş’ı makamında ziyaret eden Kökrek, ilçedeki eğitim çalışmaları ve hazırlıklarla ilgili görüş alışverişinde bulundu. Kökrek, Patnos Belediye Başkanı Abdulhalik Taşkın’ı da makamında ziyaret ederek, ilçede yeni eğitim-öğretim yılında hayata geçirilecek projeler üzerinde duruldu. Dedeli Belde Belediye Başkanı Veysi Durak’ı ziyaret eden Kökrek, yerel yönetimlerle iş birliğinin eğitimde daha etkili çözümler üretilmesine katkı sağlayacağını belirtti. Kökrek, Patnos Süphan Dağı Anadolu Lisesi’nde de incelemelerde bulunarak, yeni eğitim öğretim yılı öncesinde yapılan hazırlıkları yerinde inceledi. Program kapsamında, Patnos İlçe Milli Eğitim Müdürü Mansur Vural’ın vefat eden annesi Hazal Vural için de taziye ziyaretinde bulunan Kökrek, merhumeye Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı diledi. – AĞRI
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay günü sabah saatlerinde, Melotte sosyal medya hesaplarından tehdit içerikli mesajlar paylaşmaya başladı. “Bugün o gün” ve “Tanrı’nın emrini yerine getireceğim” gibi ifadeler kullanan gencin bu paylaşımları, maalesef yaklaşan tehlikenin habercisiydi.
Saat 10:00 civarında, Melotte elinde gizlediği kırık cam parçalarıyla okula girdi. Güvenlik kamerası görüntüleri, gencin sakin bir şekilde resepsiyona yaklaştığını, ardından aniden “Sizi öldüreceğim!” diye bağırarak saldırıya geçtiğini gösteriyor. İlk hedefi, maalesef 12 yaşındaki bir öğrenci oldu.
Bu kritik anda, okulun iki kahraman çalışanı devreye girdi. Gençlik ve entegrasyon koordinatörü Molly Bulmer ile resepsiyonist Alicia Richards, kendi canlarını hiçe sayarak Melotte’u etkisiz hale getirmeye çalıştılar. Bu cesur müdahale sayesinde, daha büyük bir facianın önüne geçildi.
Olayın ardından okul hemen kapatıldı ve polis ekipleri kısa sürede olay yerine ulaştı. Melotte gözaltına alındı ve ardından başlayan hukuki süreç, geçtiğimiz günlerde sonuçlandı.
Sheffield Crown Court’ta görülen davada, Melotte üç kez ağır yaralama teşebbüsünden suçlu bulundu. Hâkim Jeremy Richardson KC, gencin ruh sağlığı sorunları olduğunu kabul etmekle birlikte, toplum güvenliğinin ön planda tutulması gerektiğini vurguladı. Sonuç olarak Melotte, 5 yılı genç suçlu kurumunda ve 5 yılı şartlı tahliye olmak üzere toplam 10 yıllık bir cezaya çarptırıldı.




Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Mali Sekreteri Hasan Kütük, 9 eylül’de başlayacak 2024-2025 eğitim öğretim yılı öncesi artan eğitim giderlerini ve ailelerin yaşadıkları ekonomik sorunları ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.
Yeni eğitim öğretim dönemi öncesi çeşitli eğitim materyallerinin maliyetlerinin hesaplandığı ve geçen yıllarla karşılaştırıldığı bir rapor hazırladıklarını belirten Kütük, raporda ayrıca hükümetin eğitimde nasıl sorunlara sebep olduğuna iliksin tespitler ve bu sorunların çözümlerine yönelik önerilere yer verdiklerini söyledi.
Kütük’ün yaptığı açıklamalar şöyle:
“Çocuklarımızın okula kaydında bir ailenin ödemesi gereken maliyeti ve bir çocuğun okula başlama giderleriyle ilgili bir araştırma yaptık. Ankara’da 137 kalem üzerinden yaptırmış olduğumuz araştırmalarda maliyetlerin ne kadar yüksek olduğunu, veliler ve aileler için bunu karşılamanın ne kadar zor olduğunu gördük. Burada geçen yılla bu yıl arasında yaptığımız bir kıyaslamada ortalama artışın yüzde 88.8 olduğunu gördük. Asgari ücretin 17 bin lira olduğu, memur emeklilerine ve memurlara yüzde 19 zam yapıldığı bir yerde bir çocuğun okula başlamasının maliyetinin geçen yılla bu yıl arasındaki artışı yüzde 88.8 olmuştur.
“Zor bir eğitim-öğretim süreci bizleri bekliyor”
Gerçekten okulların açılmasıyla beraber çocuklar, veliler ve öğretmenler açısından da zor bir eğitim-öğretim sürecinin bizleri beklediğini görüyoruz. Doğal olarak hükümet, Milli Eğitim Bakanlığı’na yeterli bütçeyi ayırmadığı için okul idareleri bu giderleri karşılamak için velilere yükleniyor. Oradan bunun karşılanması için çeşitli adlar altında veliler ödeme yapmak durumunda kalıyor. Veliler müşteri, öğretmenler tahsildar, okullar ticarethane haline gelmiş.
Buradan baktığımızda önünde ‘milli’ sözcüğü yazan bir kurumda hükümetin ve devletin bu çocukların nitelikle eğitim-öğretim alabilmesi için öncelikle çocukların ihtiyaçlarını karşılayabilecek ekonomik bir desteğe ihtiyaç var. Ama görüyoruz ki özel okullara hükümet tarafından aktarılan paralar devlet okullarına aktarıldığı zaman -çok az bir miktarıyla bile- çok zor durumda kalmadan eğitim-öğretim devam eder.
Bu eğitim-öğretim yılında çocuklarımızın daha nitelikli okullara başlayabilmesi, velilerin daha az sıkıntı yaşaması adına hükümete çağrımızdır. Okullarımızın ihtiyaçlarını karşılayın. Bir de bunun gibi, güvenlik ve temizlik ihtiyacını karşılayacak personel gibi de ayrıca yine veliler üzerinden okul idaresinin yapmış olduğu personel alımları da olacak. Bu da velilerin üzerine ek yükün getirileceğini gösteriyor.”
Okullar eğitim-öğretime hazır değil. Deprem bölgesindeki konteyner kentlerde çok ilkel ve zor koşullarda hiçbir destek almadan eğitim-öğretimini sürdürmek zorunda kalan öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz olacak.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tekin, Gerede Esentepe Güreş Sahası’nda düzenlenen 4. Ramazan Dede Anma Etkinlikleri ve Gerede 73. Tarihi Esentepe Yağlı Güreşleri programına katıldı.
Başpehlivanlarla dev Türk bayrağını taşıyan ve fotoğraf çektiren Tekin, daha sonra başpehlivanların kura çekimini gerçekleştirdi.
Tekin, yaptığı konuşmada, bu geleneğe ve kültüre sahip çıkan Geredelilere teşekkür etti.
Bu geleneğin, Anadolu’da azalmaya başladığını dile getiren Tekin, “Aynı şey seyirci açısından da geçerli. Şimdi seyircilerimiz de azaldı. Ama ısrarla bu geleneklere sahip çıkmamız lazım. Biz sahip çıkacağız, güreşçi kardeşlerimiz sahip çıkacak ve bu gelenek devam edecek inşallah. Hep beraber bunlara sahip çıkmamız lazım.” ifadelerini kullandı.
“Bizi bir arada tutan değerler ilanihaye devam edecek”
Bakanlık olarak hedeflerine değinen Tekin, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Milli Eğitim Bakanlığı olarak görevimiz, çocuklarımıza, gençlerimize bu kültürü gelecek kuşaklara aksettirecek şekilde bir eğitim öğretim vermek. Sizi temin ediyorum, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile geleneklerimizin, kültürümüzün gelecek kuşaklara aktarılması için inanın yapılması gereken şeyleri yapıyoruz. Siz de destek verirseniz başarılı olacağız. Biz başarılı olursak, işte bu ilişkilerimiz, toplumsal yapımız, kültürümüz, geleneklerimiz bizi bir arada tutan değerler, ilanihaye devam edecek inşallah.”
Gerede’de planlanan eğitim yatırımlarından bahseden Tekin, 2024 ve 2025 yatırım programındaki çalışmalarla ilgili bilgi verdi.
Tekin, bu etkinlikleri devam ettiren Kaymakamlığa, Belediyeye, Valiliğe ve milletvekillerine teşekkür ederek, “Sporcularımız ve seyircilerimize teşekkür ediyorum. Onlar olmasa bu etkinliğin hiçbir anlamı yok.” dedi.
Konuşmasının ardından Bakan Tekin, “güreş ağası açık artırması”na katıldı. İş insanı Sadık Öner, açık artırmayla Güreş ağası oldu.
Etkinliğe, Bolu Valisi Erkan Kılıç, AK Parti Bolu MilletvekiliYüksel Coşkunyürek, MHP Bolu Milletvekili İsmail Akgül, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Gerede Belediye Başkanı Mustafa Allar, AK Parti İl Başkanı Suat Güner, MHP İl Başkanı Ayhan Çelikkol, vatandaşlar ve güreşçiler katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adaklı ilçesine bağlı Sütlüce köyünden uzun yıllar önce İstanbul’a göç eden 1924 doğumlu iş insanı Kazım Demircioğlu, köyünün 2 bin 300 rakımlı tepesinde bulunan Şeker Baba Türbesi’nin (Haser Baba) yolunu yaptırdı ve türbenin yanına mutfak inşa ettirdi.
Mutfak binasının hizmete açılması dolayısıyla Vali Ahmet Hamdi Usta, Demircioğlu ve Belediye Başkanı Erdal Arıkan’ın da katılımıyla program düzenlendi.
Programda Demircioğlu, öğrencilere burs verilmesi için Valiliğe 500 bin lira teslim edeceğini söyledi. Ardından Vali Usta’nın Bingöl’de bazı okulları depreme dayanaksız olması nedeniyle yıktıklarını anlatmasına üzerine Demircioğlu, kentte anne ve babasının adını taşıyan 12 derslikli okul yaptıracağı sözünü verdi.
Vali Usta, Demircioğlu’na verdiği destekten dolayı teşekkür etti.
Kazım Demircioğlu gibi insanların çok kıymetli olduğunu ifade eden Usta, “Bu insanları kuvözde büyütülen bir bebek gibi pamuklar içerisinde yaşatmamız, gerekli ilgiyi göstermemiz lazım. Onların her sözü, konuşması, adımı inanın asırlık birikimin neticesi olan işler. Onun için de o insanlarla sık sık beraber olmak, konuşmak ve anmak büyük bir kazanç. Allah Kazım amcaya uzun ve sağlıklı ömürler versin.” diye konuştu.
Mutfağın olduğu yapının etrafına ceviz ağaçları diken Vali Usta ve beraberindekiler, daha sonra Şeker Baba Türbesi’ni ziyaret etti.
Programa, Vali Usta’nın eşi Şerife Usta, İstanbul Kent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necmettin Atsü, Yayladere Kaymakamı Mehmet Buğra Katırcı, Bingöl Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Kadir Çintay, Adaklı Belediye Başkanı Erdal Almalı, eski Ilıcalar Belediye Başkanı Mehmet Akif Günerigök, askeri erkan, bölgede yaşayan vatandaşlar katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Rektörlük görevine atanması sonrasında üniversitenin geleceğine yönelik önemli değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Hacımüftüoğlu, bilimsel çalışmaların toplumsal kalkınmayı önceleyen ve sorunlara çözüm ürütecek nitelikte olması gerektiğine vurgu yaparak, bilimsel bilginin toplum yararına kullanılmasının önemine değindi.
Misafirleri ile tek tek ilgilenen ve üniversitenin geleceğine ilişkin plan ve projelerinden bahseden Rektör Hacımüftüoğlu: “Rektör olarak, üniversitemizde bilimsel çalışmaların sadece akademik yayınlar ve patentlerle sınırlı kalmaması, aynı zamanda somut ürünlerle de taçlandırılması gerektiğine inanıyorum. Bilimsel bilginin toplum yararına dönüştürülmesi, üniversitelerin en önemli görevlerinden biridir. Bu doğrultuda, araştırma faaliyetlerimizin, yenilikçi ürünler geliştirmeye ve bu ürünlerin ticarileştirilmesine yönelik olarak desteklenmesini sağlayacağız. Akademik başarıyı sadece yayın ve patent sayısıyla değil, ortaya konulan ürünlerin ekonomik ve toplumsal etkisiyle de değerlendiren bir yaklaşımı üniversitemize kazandıracağız. Böylece, üniversitemiz bilimsel bilgi üretiminin yanı sıra, bu bilgiyi pratiğe dökerek topluma doğrudan katkı sunan bir merkez haline gelecektir” dedi.
Rektör Hacımüftüoğlu: “Bilimsel çalışmalara hız vereceğiz”
Rektör Hacımüftüoğlu ayrıca, üniversitenin sosyal bilimler alanında da önemli projelere imza atacağını vurgulayarak, şunları ekledi: “Üniversitemizin, yalnızca pozitif bilimler alanında değil, aynı zamanda sosyal bilimler alanında da hem Erzurum’a hem de ülkemize önemli katkılar sunabilecek bir konumda olduğunu biliyoruz. Hem bu misyonu geliştirmek hem de dünya üniversiteleri ile rekabet edecek düzeye gelmek adına bilimsel çalışmalarımıza hız vereceğiz. Sosyal bilimler, toplumsal sorunların analiz edilmesi, kültürel değerlerin korunması ve insan davranışlarının daha iyi anlaşılması gibi alanlarda kritik bir rol oynamaktadır. Bu doğrultuda, üniversitemizde sosyal bilimler araştırmalarını destekleyerek, şehrimizin ve ülkemizin ihtiyaçlarına yönelik çözümler üreten projeler geliştireceğiz. Üniversitemiz, sosyal bilimler alanında yürütülecek çalışmalarla, toplumsal gelişime rehberlik eden, politikaların oluşturulmasına katkıda bulunan ve kültürel zenginliğimizi güçlendiren bir merkez olacaktır.”
Atatürk Üniversitesinin yeni dönemde hem bilimsel hem de toplumsal alanda önemli adımlar atacağını belirten Hacımüftüoğlu, bu doğrultuda akademik ve idari personelin de katkılarına büyük önem verdiklerini dile getirdi. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstinye Üniversitesi (İSÜ) Liv Hospital Bahçeşehir, Kadın Hekimler Eğitime Destek Vakfı’nın (KAHEV) pandemide yaşamını kaybeden sağlık çalışanlarının çocuklarının eğitim bursuna destek olmak amacıyla ‘Emanetiniz emanetimizdir’ sloganıyla etkinlik düzenledi.

Uzman hekimlerden ve hastanenin sağlık çalışanlarından oluşan koro, meslektaşlarının çocukları için sahne aldı. Konseri koro şefi Atakan Konakçı yönetti.
Yaklaşık 4 aylık bir süre içerisinde hazırlıklarını tamamlayan ekip, repertuarında Türk Sanat Müziği, Pop Müziği ve Türk Halk Müziği’nin sevilen eserlerine yer verdi.
‘Sarı Gelin, ‘Bahçede Yeşil Çınar’ ve ‘Elveda Gençliğim’ gibi eserleri yorumlayan koro ve solistler dinleyicilerden büyük alkış aldı.
ÇOCUKLARIN EĞİTİMİNE HARCANACAK
Konserin tüm geliri KAHEV üzerinden fonlanacak ve çocukların eğitimlerine destek sağlamak için kullanılacak.

REKTÖR İBİŞ: SANAT GÜZELLİĞİN, İYİLİĞİN VE İNSANLIĞIN İFADESİ
Konsere katılan İstinye Üniversitesi’nin Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, şunları söyledi;
*Cumhuriyetimizin Kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyeti ‘kimsesizin kimsesi’ olarak tanımlıyor. Bu aslında çok derin anlamlı bir söz.
*Başka bir sözü ise diyor ki; ‘sanat güzelliğin ifadesidir.’ Elbette ki hepimiz biliyoruz; sanat güzelliğin, iyiliğin ve insanlığın ifadesi. İşte bugün burada her iki sözü birleştirdiğimiz zaman bir, kimsesizin kimsesi olma yolunda bir etkinlik.
*İki, onun için de en güçlü, en değerli araç sanat. Amatör bir ruhla çok üstün bir inanç ve kararlılıkla pandemide şehit olan meslektaşlarının çocuklarına sahip çıkma bilinciyle hareket eden ve bu konuda sanatı en iyi şekilde kullanan İstinye Üniversitesi’nin çok değerli Liv Bahçeşehir Hastanesinin hekiminden sağlık personeline kadar tüm paydaşları bugün bize güzel bir sunuda bulunacaklar.
“SAĞLIK ÇALIŞANLARININ ÇOCUKLARI ASLINDA BİZİM DE ÇOCUKLARIMIZ”
Hastanenin Genel Müdürü Dr. Fatih Akpınar ise şunları söyledi;
*Bu konseri düzenleyen ekip hastanedeki sağlık çalışanlarından oluşan bir koro. Tamamıyla esas işi sağlık olan insanlar bir araya geldi, aramızda hiç müzisyen yok. Biliyorsunuz, çok büyük bir pandemi yaşadık.
*Onlardan oluşan koroyla bu pandemide şehit olan sağlık çalışanlarının çocukları için bir burs düzenleniyor. Biz de buna etkinlikle katkı vermek istedik. Bu konserin bütün geliri Kadın Hekimler Eğitime Destek Vakfı’nın düzenlediği ‘Emanetiniz emanetimizdir’ ön sözüyle sağlık şehitlerinin çocuklarına eğitim bursu olarak gidecek.
*Bütün arkadaşlarımız aylardır çok yoğun bir çalışma içerisinde. Onların iki sorumluluğu var hem burada önemli bir gösteri icra edecekler hem de böyle önemli bir sosyal sorumluluk projesinin içindeler.
*Pandemide şehit olan sağlık çalışanlarının çocukları aslında bizim de çocuklarımız. Sağlık çalışanları bir aile ve zor günler geçirdik. Artık bu zor günlerin ardından onların emanetlerine bakma sırası bize geldi. Biz de bu emanete sahip çıkmak için böyle bir etkinlik yaptık. Bu bir iyilik hareketi, umarım bu yaklaşım bizim gibi düşünen bütün kurumlar da örnek olur.
KESTEK: ÇOK DUYGU YÜKLÜ ANLAR YAŞIYORUZ
Hastanenin Genel Müdür Yardımcısı Mehtap İgaç Kestek, “Bugün hepimiz bütün ekip arkadaşlarımızla birlikte çok duygu yüklü anlar yaşıyoruz. Çünkü bu konserin bir amacı var. Pandemide şehit olan sağlık çalışanlarımızın evlatlarına aslında ‘Emanetiniz emanetimizdir’ sloganıyla destek vermek istiyoruz. Bu desteği bu konserdeki biletlerin gelirleriyle onlara eğitim bursu şeklinde gerçekleştirmek istedik. Böyle anlamlı bir amaç olunca gerçekten hepimiz çok duygu yüklü oluyoruz” diye konuştu.
AKSOY: GIDA OLARAK RUHUMU BESLEDİ
Koroda yer alan Klinik Diyetisyen Serkan Aksoy, “Bu koroda olmaktan çok onur duyuyorum. Sağlık çalışanlarının çocuklarının eğitim katkılarına bir nebze olsun karşılayabiliyorsak ne mutlu bizlere. Elimizden geldiğince güzel bir vakit geçirdik. Biz konsere hazırlanırken de aslında çok güzel vakit geçirdik. Şimdi de sahnede biz bile kendi halimize şaşırıyoruz. Bizi çalıştıran çok iyi bir şefimiz vardı. Bunun için 4 aydır uğraşıyoruz. Şarkı söylemek aslında bir nevi motivasyon kaynağı. Ruhumuzu beslememiz gerekiyor. Aslında ben beslenme danışmanı olarak kişilere belki gıdalar yönünde yardım ediyorum ama bu da gıda olarak benim ruhumu besledi. Çok keyif aldım. Bütün arkadaşlarımla birlikte omuz omuza çalışmaktan da kıvanç duyuyorum” dedi.
“ŞARKI SÖYLEMEK DAHA ZOR”
Şarkı söylemenin mesleğine göre daha zor olduğunu ifade eden Aksoy, “Şarkı söylemek gerçekten zor bir şey. Dolayısıyla, bunun için özel bir çaba sarf ediyoruz. Bunun için bir eğitim almıştık. Bu da aslında çok kısa bir eğitimdi. Çok güzel vakit geçirdim. Anılarım arasında kalacak bir şey. Belki de devam bile edebiliriz, çok güzel oldu benim için. Güzel bir konser olacağını tahmin ediyordum ama bu kadar iyisini tahmin etmiyordum. Açıkçası beni bile şaşırttı. Hayatını kaybetmiş sağlık çalışanlarını rahmetle anıyorum, çocuklarına da başarılar diliyorum” diye konuştu.
]]>“HALK SAĞLIĞI TEHDİT ALTINDA”
İstanbul Eczacı Odası Başkanı Şeker Pınar Özcan yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
* “1956 yılından beri var olan örgütlü yapımızla biz eczacılar, ülkemizin her ili, mahallesi ve köyünde hem mesleğimizin hem de halk sağlığının yararına hizmet veriyoruz. Bizler halkımızın eczacılarıyız. Pandemi gibi, deprem gibi olağanüstü dönemlerde biz eczacılar, halkımızın hep yanında olduk. Tarihe not düşelim, biz eczacılık hizmetini iyi yapıyoruz ve sadece eczacılık yapmak istiyoruz. Bugün burada iktidarı da muhalefeti de uyarıyoruz. Halk sağlığı tehdit altındadır çünkü bugün Türkiye’de bilim insanı yetiştirmek yerine apartmandan bozma üniversiteler açarak yeni mezun işsizler ordusu yaratılmaktadır.”
“9 BİN 500 ECZACI İŞSİZ”
Sağlık Bakanlığı’nın ‘Sağlıkta İnsan Kaynakları 2023 Raporu’na göre olması gerekenden 9 bin 500 fazla eczacı olduğunu kaydeden Özcan, şöyle devam etti:
* “Türk Eczacıları Birliği kayıtlarına göre de Türkiye’de bugün 9 bin 500 eczacı işsizdir ve buna önümüzdeki dönem, önümüzdeki ay mezun olacak 4 bin 500 eczacı dahil değildir. 20 yıl önce 8 olan eczacılık fakültesi bugün 62’dir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre, eğitim ve sağlık temel insan hakları olarak tanımlanmış ve devlet tarafından karşılanmak zorundadır. Buna rağmen bugün ülkemizde eğitim ve sağlık maalesef ticaretin konusu olmuştur. Eğitim ve sağlık ciddi bir iştir. Bir ülkenin geleceğidir. Ancak halkımızın sağlığı ve gençlerimizin geleceği maalesef ekonomiye, siyasete, ranta kurban gitmektedir. Artık bu aymazlıktan acilen vazgeçilmelidir.”
“ECZACILIK FAKÜLTESİ AÇILMASINA SON VERİLMELİ”
Sağlık Bakanlığı’na ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na seslenen Özcan, “Sağlıklı bir eczacılık eğitimi için artık eczacılık fakültesi açılmasına son verilmelidir. Eczacılık fakültesi kontenjanları yüzde 50 oranında düşürülmelidir. YKS sıralama barajı 60 bine çekilmelidir. Mevcut ve öğrenci alımına başlamamış eczacılık fakülteleri AR-GE merkezlerine veya akademisyen yetiştiren kurumlara dönüştürülmelidir. Yeni mezun eczacılarımız için kamuda kadro açılmalı, ilaç sanayinde eczacı kadrosu getirilmeli ve eczacılıkta uzmanlık alanları genişletilmelidir” diye konuştu.
“TALEPLERİMİZE MECLİSTE SAHİP ÇIKIN”
Özcan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki eczacı vekillere de şöyle seslendi:
* “Sağlık zincirinin vazgeçilmez halkası olan mesleğimiz, genç meslektaşlarımız fakülte enflasyonu nedeniyle gelecek endişesi içindeler. Eğitim politikası bir halk sağlığı sorunu haline geldi. Mesleğimizin ve genç meslektaşlarımızın geleceği için taleplerimize mecliste sahip çıkın. Bu plansızlık ve kaos biliyoruz ki sadece bizim mesleğimizin sorunu da değil. Tıp, diş hekimliği ve hukuk başta olmak üzere tüm mesleklerde de benzer sorunlar yaşanıyor. Bu vesileyle ilgili tüm meslek örgütlerini de bu liyakatsizliğe, bu plansızlığa fakülte enflasyonuna karşı ses yükseltmeye ve hep birlikte mücadeleye davet ediyoruz. Bizler sonuç alınıncaya dek her türlü demokratik eylemi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”
]]>“Gerçek beka meselesi olan eğitimde müfredat değişikliği oldubittiye getirilmemelidir” çıkışının yer aldığı açıklamada, “Çocuklarımıza ve gençlerimize Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışır çağdaş bir eğitim sunulmalıdır” ifadelerine yer verildi.
‘ÇAĞDAŞ EĞİTİMİN GEREKLERİNİ NE KADAR KARŞILADIĞI TARTIŞMALI’
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” başlıklı eğitim müfredatının, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışır çağdaş bir eğitimin gerekliliklerini ne kadar karşıladığı kapsamlı şekilde tartışılmalıdır.
Bilimi esas alan, farklılıklara duyarlı, çocukların ve gençlerin potansiyellerini özgürce gerçekleştirmesini ve dünya çapında üst düzey bilgi, beceri, yetkinliklere sahip olmasını sağlayan bir müfredat hedeflenmelidir.
Farklı görüşlerden eğitim paydaşlarının müfredatın hazırlık sürecine dahil olması için bilimsel ve mutlaka daha fazla zamana yayılan bir geri bildirim süreci işletilmesi gereklidir. Bu süre zarfında ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ başlıklı müfredat değişikliğinin askıda kalmaya devam etmesi, eğitim paydaşlarının eleştiri ve önerileri ışığında yeniden ele alınması katılımcılığı ve uzlaşıyı artıracaktır.
Eğitim hepimizin en öncelikli ve ortak meselesidir. Müfredatın çağın gerektirdiği bilgi, beceri ve yetkinlikleri kazandırması kritik önemdedir. Çocuklarımıza ve gençlerimize Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışır çağdaş bir eğitim sunulmalıdır. Yeni nesillerin ve ülkemizin geleceğinde belirleyici önemdeki müfredat çalışmasının hem yöntem hem içerik olarak bilimsel temelde, şeffaflık ve katılımcılık ile yürütülmesi esas olmalıdır.
Dünyada eğitim sistemleri yarış halindeyken ve yüksek katma değerli ekonomi olma hedefimiz varken, ülkemizin en kıymetli varlığı çocuklarımız ve gençlerimizin vasat bir eğitime mahkum edilmeyeceğinden emin olmalıyız. Çağdaş uygarlık seviyesini aşmanın yolu; Cumhuriyet değerlerini ve demokrasi ilkelerini özümsemiş, bilim-teknolojide yetkinleşmiş, sosyo-duygusal becerileri gelişmiş, özgür düşünceli nesiller yetiştirmektir.
Bu çerçevede, geçtiğimiz Cuma günü açıklanan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” başlıklı eğitim müfredatının, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışır çağdaş bir eğitimin gerekliliklerini ne kadar karşıladığı kapsamlı şekilde tartışılmalıdır.
STK’LAR YETERİNCE DAHİL EDİLMEDİ
Ülkemiz; eğitim STK’ları, öğretmenleri, öğrencileri, velileri, akademisyen ve uzmanları, eğitim-iş dünyası etkileşimi ile çok geniş bir “eğitim paydaş ekosistemi”ne sahiptir. Oysa müfredat hazırlık sürecinde yer alan kişi ve kurumlar açıklanmamış, farklı görüşlerden eğitim uzmanı ve STK’lar sürece yeterince dahil edilmemiş, yeni müfredata ilişkin görüşlerin iletilmesi için sadece bir hafta süre verilmiş, yeni müfredatın hemen önümüzdeki öğretim yılında belirli sınıflarda uygulamaya geçeceği kaydedilmiştir.
Gerçek beka meselesi olan eğitimde müfredat değişikliği oldu bittiye getirilmemelidir. Müfredat çalışmasında yer almış kişi ve kurumlar, yapılan ihtiyaç analizleri, çalıştay sonuçları gibi bilgi ve belgelerin kamuoyuna açıklanması faydalı olacaktır.
Farklı görüşlerden eğitim paydaşlarının müfredatın hazırlık sürecine dahil olması için bilimsel ve mutlaka daha fazla zamana yayılan bir geri bildirim süreci işletilmesi gereklidir. Bu süre zarfında ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ başlıklı müfredat değişikliğinin askıda kalmaya devam etmesi, eğitim paydaşlarının eleştiri ve önerileri ışığında yeniden ele alınması katılımcılığı ve uzlaşıyı artıracaktır. Alınan geri bildirimlerin neler olduğu ve müfredat revizyonunda nasıl dikkate alındığının açıklanması sürecin şeffaflığına katkı sağlayacaktır.
Bilimi esas alan, farklılıklara duyarlı, çocukların ve gençlerin potansiyellerini özgürce gerçekleştirmesini ve dünya çapında üst düzey bilgi, beceri, yetkinliklere sahip olmasını sağlayan bir müfredat ülkemizin çağdaş uygarlık seviyesini aşma hedefine hizmet edecektir.
Söz konusu müfredata isim verilirken, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk olarak 28 Ekim 2022’de paylaştığı ve o günden bu yana propaganda sürecinin ana teması haline gelen ‘Türkiye Yüzyılı’ndan esinlenildi.
Tekin, ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adını taşıyan yeni müfredatla ilgili görüş ve önerilerin MEB’in internet adresinden paylaşılabileceğini bildirdi.
“TÜRKİYE YÜZYILI’NA DÖNÜŞTÜRMEK İÇİN…”
Tekin, müfredat çalışmalarının ana eksenine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:
– Çocuklarımızın ileriye daha güvenle bakabilecekleri, kendilerini daha iyi geliştirebilecekleri ve elde ettikleri bilgileri, hayallerini geliştirecek, hayata geçirebilecekleri bir ortam oluşturabilmek. Buradan hareketle birinci felsefemiz, eğitim sistemimizin felsefesini bilgiye erişmekten ziyade, beceri kazandırarak eriştikleri bilgiyi analiz edebilecek ve bu hayallerinin gelişmesine katkıda bulunacak hale getirmek.
– Dolayısıyla müfredat çalışmalarının ana ekseni bu. Yani özüne, değerlerine bağlı ama dünyadaki örnekleriyle rekabet edebilen çocuklarımızın kendi hayallerini geliştirebileceklerini istiyoruz. Önümüzdeki yüzyılı, ‘Türkiye Yüzyılı’ haline dönüştürmek için çocuklardan hayal kurabilmelerini arzu ediyoruz. Müfredatımız dolayısıyla bu iki eksene oturuyor.
Tekin, yeni müfredatın ismini bu sebeplerle “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” olarak tanımladıklarını belirterek, “Evrensel, uluslararası modellerden yararlanarak kendi değerlerimizi de sistemin içerisine yerleştirerek özgün bir model üretmeye çaba sarf ettik” dedi.
MÜFREDAT BİR HAFTA ASKIDA KALACAK
Tekin, yeni müfredatı kamuoyu değerlendirmesine açacaklarını belirterek, “İnşallah yarın öğleden sonra kamuoyuyla paylaşmış olacağız” açıklamasında bulundu.
Tekin, şöyle konuştu:
– Herkesle ortak çalışmak istiyoruz. ‘Bu ülkenin eğitim öğretim süreçlerine katkı vermek istiyorum’ diyen her kim varsa üniversiteler, akademisyenler, sivil toplum örgütleri, sendikalar, eğitim alanında çalışan kuruluşlar, siyasetçiler, bürokratlar ve herkese açık bir çalışmayı yarın öğleden sonra itibarıyla kamuoyuyla paylaşmış olacağız. Paylaştıktan sonra biraz önce saydığım kişilerden her kim arzu ediyorsa ‘gorusoneri.meb.gov.tr’ adresinden girerek görüş ve önerilerini paylaşabilir.
Tekin, müfredatın ne kadar süreyle askıda kalacağına ilişkin soru üzerine, “Planımız bir hafta. Öneri ve görüşler, eğer yoğun bir şekilde gelmeye devam ederse süreyi uzatabiliriz. Ama uzun zamandır tartışıldığı için herkesin bence bu konuda birikimi ve hazırlığı olduğunu varsayıyorum. Bu süre içerisinde bizlerle paylaşırlarsa mutlu oluruz. Bir haftanın sonunda da modeli Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığımız son eleştiri, görüş, öneri ve paylaşımlar doğrultusunda revize edip uygulanmak üzere onaylamış olacağız” diye konuştu.
“ELEŞTİRİLER OLACAK”
Tekin, müfredat değişikliğinin 10 yıllık tedrici bir gelişmenin sonucunda nihai bir metin olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
– Kuşkusuz kamuoyunda bu konuda eleştiriler olacaktır, öneriler olacaktır. Eğitimle ilgili konu, üzerinde insanların çok rahat uzlaşabileceği bir konu değil. Ben, bakan olduğum tarihten itibaren, beni ziyaret eden gruplar içerisinde bile kendi aralarında muhalefet ettikleri, anlaşamadıkları konular oluyor. Hal böyle olunca bizim hazırladığımız metinde de itirazlı olanlar olabilir, eleştiriler olabilir.
KADEMELİ ŞEKİLDE UYGULANACAK
Tekin, yeni müfredatın gelecek eğitim öğretim yılından itibaren kademeli şekilde uygulanacağını bildirdi. Kapsamlı bir revizyon olan yeni müfredatın eğitim ve öğretim kademelerinin tamamında ve tüm sınıf düzeylerine geçilmesi halinde farklı mağduriyetlerin ortaya çıkmasını istemediklerini ifade eden Tekin “Hazırladığımız program, her kademenin birinci sınıfında uygulanacak. 4 sınıf düzeyi olan okul öncesi, ilkokul birinci sınıf, ortaokul beşinci sınıf ve lise dokuzuncu sınıflarda önümüzdeki eylül ayından itibaren yeni programımızı uygulamaya başlamış olacağız” açıklamasını yaptı.
MÜFREDAT SEYRELTİLİYOR
Dünyada ne öğretiliyorsa bunun müfredatta bulunduğunu, bunun dışındakilerin ise ilerleyen eğitim süreçleri olan ön lisans, lisans, lisansüstü eğitime aktarılmasının da seyreltme anlamına geldiğini vurgulayan Tekin, bunun çocukların akademik bilgiyi kazanabilme yeteneklerine de uygun olmadığını kaydetti.
Aylık rutin öğretmenler odası buluşmalarında, müfredatı yetiştirebilmek için haftalık ders saatlerinin artırılması gerektiği yönünde görüşler aldığını belirten Tekin, şunları söyledi:
– Bunları üst üste koyduğumuz zaman da ortalama 60-70 saat haftalık ders yükü olması gerekiyor. Şimdi bu mümkün olmadığına göre yapılması gereken şey belli. Biz bu anlamda müfredatımızı, programlarımızı ciddi bir seyreltme sürecine de tabi tuttuk. Tekrarlanan bilgilerin çıkartılması, aynı konuları 12 yıllık zorunlu eğitim içerisinde 3-4 defa veya daha fazla tekrarlamanın çok bir anlamı yok.
– İkincisi çocuklarımızın akademik yetkinliklerinin veya akademik pozisyonlarının üstünde almakta zorlanabilecekleri bilgileri çocuklarımızla paylaşmanın da bir anlamı yok. O da gereksiz bir hale geliyor. Bütün bunları göz önünde bulundurarak müfredatta yüzde 35’lik bir seyreltme içerisine girdik.
DERS SAATLERİ AZALMAYACAK
Yeni müfredatla haftalık ders saatlerinde azalma olmayacağını belirten Tekin, “Şimdilik sadece programlarımızı bilgi edinmeden çok edindikleri bilgiyi beceriye dönüştürebilecek şekilde revize etmeye odaklandık” dedi.
ÖĞRETMENLERE EĞİTİM
Öğretmenlerin yeni programı nasıl uygulayacaklarına ilişkin soruya Tekin, “Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Müdürlüğümüz, ilgili eğitim öğretim daireleri, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığımız, programların kesin onay sürecini tamamladığımız andan itibaren başlamak üzere öğretmen arkadaşlarımızın hizmet içi eğitim sürecine tabi tutulmalarına dair bir takvim oluşturuyor. Programlar onaylandığı an, takvim hayata geçecek ve şu andan itibaren eylül ayına kadar öğretmen arkadaşlarımızı bu anlamda yeni programın mantığı, felsefesi ve uygulanmasıyla ilgili olarak çok ciddi bir hizmet içi eğitim sürecini başlatmış olacağız” cevabını verdi.
Bakan Tekin, okullarda müfredatın uygulama programlarının hayata geçirilmesi için yeni alanlar ve atölyelerin planlanacağını, yeni okul planlarında da uygulama alanlarını biraz daha ağırlıklı hale getireceklerini belirterek “İnşallah birkaç yıl içerisinde bu süreç tamamlanır ve çocuklarımız derslerde edindikleri teorik bilgileri uygulayabilecekleri uygulama atölyeleri, uygulama alanlarına da sahip olurlar” dedi.
]]>
“MEZUNLARA SINAV KONMALI”
“Üniversite eğitimi yaygınlaştırıldı ama kalite çok aşağı indi. Bu, büyük bir risk. Hukuk, tıp, diş hekimliği, inşaat gibi bazı mühendislik mezunlarına, mezuniyet sonrası sınav konulmalı. Adamın yaptığı inşaat, ilk depremde çöküyor. Yüzlerce insan ölüyor. Türkiye’de yükseköğretim standardını artırmalıyız. Herkesin üniversite mezunu olması gerekmiyor. Ama herkesin bir meslek sahibi olması gerekiyor. Türkiye’de teknik elemanlar, mühendisten çok daha fazla para kazanıyor.”

“DİPLOMALI İŞSİZLER YETİŞTİRİYORUZ”
“Üniversite mezunları, mecburen bir işe giriyor. Asgari ücret alıyor. Bu çok acı. Diplomalı işsizler yetiştiriyoruz. Bazı üniversiteler, teknisyen yetiştiren okullara çevrilip, güçlü laboratuvarlar kurulup, ara kademe insan yetiştirilmeli. Piramit terse döndü. Sistem, üniversite mezunlarını, hayatta cezalı bir hale düşürdü. ”

“SEÇMELİ SINAV İHANETTİR”
“Çoktan seçmeli sınav, 1953’te ABD’den Türkiye’ye geldi. İlkokul 5. sınıftaydım. ‘Birinci oldum’ diye çok sevindim. Türkiye’de eğitimi, bu sistem mahvetti. Çoktan seçmeli sınav, insanlığa ihanettir. Düşünmeyi kaldırıp, ezberi besleyip, insanları robotlaştırıyor. Dünyada karar vericiler, düşünen insan istemiyor. Ne kadar mümkünse, o kadar aptallaştırmak istiyorlar.”

KADINLAR KURTARACAK
“Türkler, bütün kıtalarda devlet kurup, kültür öğreten 20 bin yıllık bir millet. Türkleri çıkarırsan, dünya tarihi çöker. Coğrafyamızdaki, ‘Batılılar ne yaparsa çok daha iyi yapar’ kompleksini kaldırmak için Atatürk, ‘Ey Türk, öğün, çalış, güven’ dedi. Biz Atatürkçüler, kadın erkek eşitliğini yüzde 100 sağlamalıyız ki, Türkiye kurtulsun. İBB Başkanı olduğumda yüzde 2 olan kadın oranını, 5 yılda yüzde 50’ye çıkardım. Yeditepe’de de kadın yönetici oranı yüzde 50’yi geçti.”

GENÇLERE ALTIN ÖĞÜTLER
“Nobel Ödüllü İva Andirç’in Dirina Köprüsü romanını 15 yaşında okuduğumda, vakıf kurma kararı aldım. Gençler; istediğiniz filmi seyredip, dünyayı görün. Ama mutlaka klasik roman okuyun. Klasikler, sizi okul hayatından daha fazla eğitir. Coğrafyamızı, zamanınızı ve sınırlarınızı aşın.”

TORPİL YOK
Yeditepe Hukuk’ta okurken az bir farkla sınıfta kalan torunu Mustafa Kemal Dalan (25), “Dede bu kadar da olmaz” çıkışına, “Ayrıcalık yok” dedi. Dalan’ın torunu, üniversiteyi 6 yılda bitirdi.

Bedrettin Dalan oturanlar alt solda…
TÜRKİYE’DE ÜNİVERSİTE OKUYUP ABD ONAYLI DİPLOMA ALACAKLAR
Amerika Diş Hekimliği Birliği Akreditasyon Komisyonu (CODA), Avrupa’da ilk ve dünyada ikinci üniversite olarak Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi diplomasını akredite etti. ABD ve ABD diplomasının geçerli olduğu tüm ülkelerde, Yeditepe Diş Hekimliği diploması da geçerli oldu. Yeditepe Üniversitesi Kurucu Başkanı Bedrettin Dalan, “Bu akreditasyon Türkiye’de, diş hekimliği eğitiminde önemli bir mihenk taşı” dedi. Rektör Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, dünya standartlarında eğitim verdiklerinin tescillediğini söyledi. Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bahar Eren Kuru, fakültenin 6 ana ve 86 alt standartta incelendiğini bildirdi. Amerika’da diş hekimliği yapmak isteyenler, Ulusal Diş Hekimliği ve EPT gibi zorlu sınavları geçip, 100 bin dolar (3.2 milyon TL) gibi paralar ödeyerek ancak akreditasyon alabiliyordu.
]]>YENİ BAŞKANLARA ÖNERİM
Özellikle ilk kez belediye başkanı seçilenlerin seçilmişliğin baş döndürücü havasına kapılmamasını, çok dikkatli olmalarını, plan-proje yapma konusunda acele etmemelerini, büyük projelere birden bire girmemelerini öneren Büyükerşen şunları söyledi:
“Biraz sükunetle bekleyip içinde bulundukları yönetimin sisteminin nasıl bir sistem olduğunu anlamaya çalışsınlar. Çünkü yerel yönetimler bozuk da değil bombozuk bir sistem. Bunun ıslah edilmesi için yapılacak çok önemli işler var. Rastgele ‘Şunu yapalım, bunu yapalım’ demesinler. Bir ortalık durulsun, Türkiye’nin üzerine çöken kara bulutları dağıtmaya çalışmak lazım. Etraf toz- toprak hiçbir şey gözükmüyor. Belediye sistemi karışık. Öncelikle büyükşehir belediyeleri için ayrı bir belediye meclisi seçilmeli. Bu yapılmadıkça büyükşehirlerde belediyelerin hizmet yapabileceği sağlıklı bir sisteme sahip olduklarını iddia etmek mümkün değil. Yani Yerel Yönetimler Yasası değiştirilmeli.”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’le ayrıntılı bir görüşmenin henüz olmadığını kaydeden Büyükerşen şu bilgileri verdi:
KOORDİNASYON GÖREVİ
“Şimdilik Sayın Genel Başkanın söylediği, bir koordinasyon görevi. Ama koordinasyon görevinden çok bir sistemin kurulması gerekiyor. Önerileri şöyle yapalım, böyle yapalım diye yanlış yollara gitmemek, kalıcı çözümler bulmamız lazım. Türkiye’nin dört bir tarafında seçilmiş CHP’li belediye başkanlarımız görevlerinin başında. Bunlara nasıl ulaşılacak, nasıl eğitim içerisine alınacaklar bunları önce planlamalıyız. Bunun için CHP yönetimiyle, parti meclisiyle çok zaman almayacak şekilde tartışıp bir yol bulmalıyız. Ülkemizin hemen her tarafında belediyelerimiz var. Bunları nasıl bir eğitim sistemi içerisine alacağımızı belirlemeliyiz. Sosyal demokrasi, sosyal demokrat belediyecilik eğitimiyle başlamalıyız. Bir eğitim teşkilatımız olacak. Bana göre adeta ikinci açıköğretim gibi bir model üzerinde durmak gerekiyor. Eğitimden sonra bunun sınavları da olacak. Bu eğitim yalnız belediye başkanlarını değil belediye meclis üyelerini, personeli de kapsayacak.”
DENEYİMLERİMİZİ AKTARACAĞIZ
Deneyimli belediye başkanlarının, önceki genel başkanların, bu alanda başarılı çalışmalarını bildiğimiz hocaların da tecrübelerini, önerilerini anlatacağını kaydeden Büyükerşen, uygulamanın başlanmasından sonra yeni gelişmelerle eğitimin daha da güçlendirileceğini belirtti. Bazı eğitim konularının büyükşehir başkanları için ayrı ilçe belediye başkanları için farklı olacağını ifade eden Büyükerşen açıklamasını şöyle tamamladı:
“Sosyal demokrasi çizgisi içerisinde, hedef sosyal demokrasi, sosyal belediyecilik olmakla beraber kalkınma, demokrasi, siyaset, özgürlük, özlem duyduğumuz milletçe hatasız bir düzene geçmek için ne gerekiyorsa o dersleri de hocalarımıza hazırlatırız. Sistemsizlikle mücadele edecek bir sosyal demokrasiyi gerçekleştirmeliyiz. Türkiye, bugün merkezi yönetimden, yerel yönetimlere kadar sistemsizlik içerisinde boğuşup duruyor.”
Erken seçim mutlaka gerekli
Yılmaz Büyükerşen, Türkiye’nin bir an önce genel seçime gitmesinden yana olduğunu belirtti. Nedenini şöyle açıkladı: “İflas ettirilmiş bir memleketle karşı karşıyayız. Bunun kurtuluşu bir an önce bu hükümeti genel seçime zorlamaktır. Cumhurbaşkanı ‘Parlamenter rejime dönmek değil de bu rejimi düzeltelim’ diyor. Nesini düzelteceksin bu rejimin? Mevcutta bir sistem yok ki düzelteceksin. Türkiye’nin bugünkü durumu bir sistem değil. Bunun çözümü için Türkiye’yi yeniden kuruluş ayarlarına döndürmek lazım. Bunun için genel seçim mutlaka gerekli. İktidarı parlamenter sisteme geçmeye zorlamalı.”
]]>CANININ İSTEDİĞİNE TAHSİS
Milli Eğitim Bakanlığı’nca izin verilen vakıf ve dernekleri kapsayan yönetmelikteki, “vergi muafiyeti tanınan vakıflarla kamu yararına çalışan dernekler” ifadesi kaldırıldı. Diyanet Akademisi de kapsam içine alındı. Yönetmelikteki değişiklikle, “eğitim faaliyetleri ve yurt yapacaklar” gerekçesiyle AKP artık okul ve yurt yapımı için ayrılan araziler başta olmak üzere kamu arazilerini, canı kime isterse ona tahsis edebilecek.
YURTTA 517 BİN YATAK BOŞ
Yurt bahanesiyle çıkarılan yönetmeliğe rağmen MEB’e bağlı 524 bin 537 yatak kapasiteli 3 bin 43 pansiyonlu yurttaki yataklardan 284 bin 34’ü doluyken 240 bin 503’ü bomboş. Yükseköğretim dahil tüm eğitim kademelerindeki 4 bin 588 özel yurt var. Bu yurtların yatak kapasitesi 445 bin 812 olup 168 bin 807’si doluyken 277 bin 5’i boş. MEB’in denetimindeki devlet ve özel yurtlardaki yatakların 517 bin 508’i halen boş!
“KAMU YARARI” ŞARTI KALKTI
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Meclis’teki bütçe görüşmelerinde, “Sizin tarikat, cemaat dediğiniz bizim sivil toplum kuruluşu dediğimiz yapılarla protokol yapmaya devam edeceğiz” ifadesini kullanmıştı. Şimdi, “Değerler Eğitimi” gibi protokollerle kalmayıp eğitim arazilerinin tahsisi toptan açıldı. Arazi tahsisinde artık “kamu yararına çalışma” şartı da aranmayacak.
DİNCİLERLE PROTOKOLE DOYMADILAR!
İktidarın, “kamu yararına vakıf” statüsüne alarak vergi muafiyeti hakkı verdiği tarikat cemaat ve STK’larla protokole doymadı. Dinci ve siyasi yapıları arazi tahsisi dışında protokollerle okullara sokan MEB, en son Dini İlimler ve Değerler Araştırma Derneği adı altında medreseleri olan Safa Vakfı’yla bağlantılı Verenel Derneği’yle protokol imzaladı. 56 ilde TÜGVA’ya derslikler tahsis edildi. Nakşibendi Cemaati’nin Hayrat Vakfı ile Ensar Vakfı’nın, Değerler Eğitimi protokolleri sürüyor. İnsan Vakfı’nın ‘mescitsiz okul kalmasın” projesine de MEB sponsor oldu.
“KAMU ARAZİLERİ PEŞKEŞ ÇEKİLEMEZ”

Eğitim Uzmanı Alaaddin Dinçer, “Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Meclis’teki konuşmasında ‘STK adı altında örgütlenmiş bazı dernek ve vakıflarla protokol yapmaya devam edeceğiz’ demişti. Bu düzenleme o sürecin bir parçası. Kamu arazileri, ‘tahsis’ adı altında belli kesimlere peşkeş çekilemez. KYK yurt ihtiyacı olduğu bir gerçek ama MEB’e bağlı yurt ve pansiyonların kontenjanlarında yüzbinlerce yatak boş.
ÜNİVERSİTE AÇABİLECEKLER
Öğrencilere yurt yapmak devletin asli görev ve sorumluluğu. Kamu arazileri, ne gerekçeyle olursa olsun devredilemez. Seçime 3 gün kala yapılan bu değişiklik tarikat ve cemaatlerden oy devşirme amacı taşıyor. Deprem bahanesiyle kamulaştırılacak rezerv alanlarının da tarikatlara tahsisinin önü açıldı. Bu uygulama sadece okul yurt değil üniversite açma yetkisini de toplumun malumu belli kesimlere devrediyor.”
OKUL ARAZİSİNE MORG, AMELİYATHANE, SPA İZNİ!
2024 yerel seçimlerinde CHP’nin kazandığı Üsküdar’da 9 yıl önce 12 dönüm arazi “eğitim amaçlı kamu yararı” gerekçesiyle Nakşibendi Tarikatı’na bağlı Mahmut Esad Coşan Vakfı’na tahsis edilmişti. Anaokulu kreş, ilkokul, lise ve yurt yapma izni verilip özel eğitim alanı ilan edilerek 30 yıllığına karşılıksız tahsis edildi. Arazi devredilince vakıf, ilk iş üzerindeki devlete ait öğrenci yurdunu yıktı. İBB Başkanı Kadir Topbaş dönemindeki tahsis sonrası arazide 1/5000 ölçekli imar plan tadilatı yapıldı. Tarikat vakfı, okul yapma amaçlı aldığı araziye spa, yüzme havuzu, mescit, ameliyathane, morg, laboratuvar, görüntüleme merkezi, yoğun bakım ünitesi gibi izinler de aldı.
]]>Komşusu olan özel eğitim öğretmeni Serkan Can’ın müzik çalışmalarının olduğunu öğrenen Aktaş, kendisine ulaşıp Ahmet Kaan’ın müziğe merakından bahsetti.
Can ile yaklaşık bir yıl önce haftada iki saat ritim, davul ve bateri derslerine başlayan Ahmet Kaan, bu enstrümanları çalmayı öğrenmesi ve dikkat süresinin artmasının yanı sıra konser için kente gelen bazı sanatçılarla bir araya gelme imkanı buldu.
Çeşitli etkinliklerle sosyalleşen Ahmet Kaan, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla ramazan davulu çalarak komşularını ziyaret etti. Ahmet Kaan’a teşekkür eden komşular, ikramlarda bulundu.
Anne Emine Aktaş en büyük şanslarının, özel eğitim öğretmeni Serkan Can olduğunu vurguladı.
Can’ın oğluna eğitim verirken asla pes etmediğini dile getiren Aktaş, “Ahmet Kaan’ın yapabileceğini biliyorum ama bazı şeyleri söylemekte yetersiz kalıyoruz.

İnsanların, ‘Otizmli, yapamaz zaten’, ‘Dokundurtmaz kendine’, ‘Yok, olmuyor, şunu yapamadık’ gibi ifadelerine karşı ‘Aslında isteyince oluyor’ demek istiyorum. Çocukla o frekansı yakalayınca çok güzel şeyler oluyor. Bu da onun bir örneği” ifadesini kullandı.
Aktaş, oğlunun müzik derslerinden keyif alarak yola devam etmesine özen gösterdiklerini belirtti.
Bazen nazlandığını, böyle durumlarda müzik eğitimine ara verdiklerini aktaran Aktaş, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Zorla değil de severek yaptırıyoruz. Çünkü zorla yaptırdığımız zaman kısa sürede başarı katedebiliyoruz ama bu uzun mesafede olmuyor. İçine kapanmaya neden oluyor. Biz böyle mutluyuz. Benim hep hayalimdi. Bu müzikle olacakmış, mutluyum. Herkesin görmek istemediği çocuk şu an sahnede. Herkes onu alkışlıyor. Bu benim için inanılmaz bir duygu.”
“İleride bir açık hava konseri neden olmasın”
Baba Erdal Aktaş, Ahmet Kaan’ın müziğe olan yeteneğinin öğretmeni sayesinde ortaya çıktığını anlattı.
Oğlunun müzikteki başarısının kendilerini çok mutlu ettiğini bildiren Aktaş, şunları kaydetti:
“Bu durumdan çok memnunuz. Aklımızdan böyle bir şey hiç geçmiyordu, düşünmüyorduk. Şu an bulutların üstündeyiz. Biz Ahmet Kaan’la normalde bir adım ileri gitmeyi düşünürken bu durum sayesinde koşmaya başladık.
İleride bir konser vermesini istiyoruz. Halkın, insanların içine girsin. Daha öncesinde mesela biz sese çok duyarlıydık. Hiçbir seste rahat duramazdık. Bir düğünde duramazdık. Şu an bir düğünde durup düğünü tamamlayabiliyoruz. Bu bizim için çok büyük bir şey. İleride bir açık hava konseri neden olmasın.”

“Doğru eğitimle gündelik hayatlarına rahatlıkla devam edebiliyorlar”
Öğretmen Serkan Can, doğru eğitimle otizmli bireylerin gündelik hayatlarına rahatlıkla devam edebildiğini söyledi.
Bu durumu Ahmet Kaan ile müzik sayesinde başardıklarını belirten Can, “Amacımız aslında yaşadığımız duruma bir farkındalık kazandırmak. Çünkü otizmli bireyler bunu yapabiliyorlar. Otizmli çocuklar öğrenebiliyorlar. Otizm bir hastalık değil sadece bir farklılık. Herkese bunun mesajını vermek istiyoruz” diye konuştu.
Can, Ahmet Kaan’ın öğrenmeye karşı dirençli olduğunu ancak bunu doğru metotlarla aşabildiklerini dile getirdi.
Onun toplumsal hayata katılımı için sahne aldıklarını, bunun için okullara gittiklerini aktaran Can, şu bilgileri verdi:
“Bateri çalışmalarına yoğurt kovalarıyla başladık. Elimizde enstrüman yoktu, sadece inancımız vardı. ‘Nasıl yapabiliriz?’ dedik. ‘Yoğurt kovalarıyla başlayalım’ dedik. Daha sonra bunu projeye döktük. Ahmet Kaan’ın babası Erdal Bey’in çalıştığı şirkete bir proje sunduk. Okulumuza şu anda herhalde Türkiye’deki en donanımlı müzik sınıfını kurdular. Bu, Ahmet Kaan’ın parmakları ve başarısı sayesinde. Şu an her şeyimiz var. Onun okulunda bütün enstrümanlarımız var.”
]]>Eğitimini aldığı bölüm ve yaptığı işlerden farklı bir meslek arayışına giren Ceyhan, 2014’te BŞEÜ Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Seramik ve Cam Tasarımı Bölümü’nü kazandı.
Ceyhan, 2018’de bölüm birinciliği, fakülte ikinciliği dereceleriyle mezun oldu.

Evlerinin yanında babasından kalma ağılın 8 metrekarelik bölümünde 2017’de atölye kuran Ceyhan, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Kültürel Miras ve Turizm Programı’nı da 2020’de tamamlayıp 3’üncü üniversite diplomasını aldı.
Çamuru kupa, tabak, pano gibi seramik eşyalara dönüştüren Ceyhan, 2022’den bu yana BŞEÜ Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Seramik ve Cam Ana Sanat Dalı’nda eğitimini sürdürüyor.
Ceyhan, babasının hatıralarını yaşatmak amacıyla atölyeye çevirdiği eski keçi ağılında, seramikten estetik eserler ortaya koyma hayalini gerçekleştirdiğini söyledi.

Osmaneli ilçesinde eğitimini aldığı, özel sektörde çalıştığı mesleğin kendisine hitap etmediğini zamanla anladığını belirten Ceyhan, “Bunun için seramik ve cam bölümünü okudum. Neleri seviyorum, hangi mesleği yapmak istiyorum?
‘Ne olacaksın, hangi mesleği yapacaksın?’ sorusunun cevabını ben yıllarca bulamadım ve 25 yaşından sonra seramik işi olduğunu fark ettim. Kendi işimi kurmak için bir yolculuğa başladım. Seramikte bunu sürekli çeşitlendiriyorum” diye konuştu.

“Çamurdan aklınıza gelebilecek her şeyi yapabiliyorum”
Ceyhan, şu anda atölye olarak kullandığı yerin, eskiden babasının emekliye ayrıldıktan sonra keçi beslediği ağıl olduğunu aktardı.
Atölyenin her köşesinde birilerinin emeğinin olduğunu anlatan Ceyhan, şöyle devam etti:
“Küçücük çocukların hatta yaşlı insanların bile atölyenin güzelleştirmesinde emekleri var. İlk önce çevremdekilerden ‘Burada atölye olur mu? Yaptıklarını nasıl satacaksın?’ diye eleştiriler aldım. Zamanla yaptıklarımı görenler bu sefer takdir etmeye başladı. Çamurdan kupa, bardak, seramik üzerine hayvan ve doğa figürleri yapıyorum.
Kalıpta insan yüzü çıkartıyorum, panolar yapıyorum. Çamurdan aklınıza gelebilecek her şeyi yapabiliyorum. Yaptıklarımı sosyal medya üzerinden satıyorum. Yani tek alanda kalmak yerine kendimi geliştirmeye çalıştım. E-ticaret ve sosyal medyayla ilgili eğitimler aldım. Buradan satış yapabiliyorum hatta sosyal medya üzerinden Almanya’dan sipariş aldım ve seramik tabaklar gönderdim.”

Ceyhan, atölyede hem üretim yaptığını hem de seramik sanatına ilgi duyan kadınlara, engelli bireylere ücretsiz eğitim verdiğini dile getirdi.
“Engelli bireyler ile çocukların aktif olabileceği, sosyalleşebileceği alanlarda ne yapabilirim?” düşüncesinden yola çıkarak onlara atölyenin kapısını açtığını belirten Ceyhan, şunları kaydetti:

“Devletimiz, engelli bireylerimize her türlü desteği veriyor. Otizmli ve down sendromlu çocuklarımızı buraya davet ediyorum ve onlarla çok güzel vakit geçiriyoruz. Buradan giderken mutlu oluyorlar, tabii ki ben de kendimi geliştiriyorum. Çocuklarımızın yaptıklarından harikalar çıkıyor hatta ben bile hayran kalıyorum.
Engelli bireylerle ilgilenmem, biraz da rahmetli babamın işitme ve kolundan engelli olmasından kaynaklanıyor. Babamın hatıralarını yaşatmak için gönüllü olarak engelli bireylerle ilgileniyorum ve hatta Bilecik Engelsiz Yarınlar Derneği üyesiyim.”
]]>ÜST DÜZEY İSİMLER TUTUKLANDI
KKTC’nin Güzelyurt ilçesindeki Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi’nde başlayan sahte diploma krizi gündemdeki yerini koruyor. KKTC’de üniversiteleri denetlemekle sorumlu YÖDAK Başkanı Prof. Dr. Turgay Avcı ve yolsuzluğun yaşandığı dönemdeki Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Hasgüler ile çok sayıda üst düzey bürokrat ve yetkili bu kapsamda tutuklandı.
KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, Lefkoşa’da bir grup gazeteciye yaptığı değerlendirmede; “Bu skandala ilişkin KKTC’de bunun genel bir tecrübe olduğunu kabul edemem. Çok iyi eğitim veren üniversitelerimiz var. Eğitim sektörümüzü korumamız lazım. YÖK’ten destek talep ettik. YÖK’ün YÖDAK ile çalışmasıyla sıkıntılar giderilecek. Gereği neyse yapılacak. Yıpratıcı söylemler de sona erecek” ifadelerini kullandı.
“ÇÜRÜME SADECE SİYASAL DEĞİL”
Muhalefet partilerinden Halkın Partisi Genel Başkanı Kudret Özersay ise konuya ilişkin şunları kaydetti:
– Sadece bu diplomayı verenler açısından değil, yozlaşma toplumun her düzeyine sirayet etmiş durumda. Yani müdür, müsteşar, milletvekili, eski bakan, üniversitelerden sorumlu kurum başkanı, bu bir kategori. İkinci kategori öğretmen, polis, asker aldığı diplomayı da devlete verip kademe derece ilerlemesi, makam-mevki maaş artışı. Şimdi bütün bunları biz gördük şu ana kadar. Toplumdan bağımsız bir şey değil bu. Çürüme, sadece siyasal bir çürüme değil.
– Toplumun bazı kesimleri de buna ortak olmuş durumda. Bir şeye karar vermemiz lazım, bu sorunu nasıl çözeceğiz? YÖK heyeti geldi, YÖDAK ile birlikte çalışarak sorunu çözecek. Evet bunu konuşmamız lazım, doğrudur. Ama eğer biz mevcutların üzerini örterek ‘Yeni bir sistem yaratalım. Geçmişe bakmayalım’ dersek, bu çuval içerisinde kalan o çürümüş patatesler hepsini çürütecek ve bu koku gitmeyecek.
“BU İŞ FARKLI BOYUTLARA GİDECEK”
Bu durumun eğitime büyük zarar verdiğini kaydeden eski Başbakan ve Ulusal Birlik Partisi (UBP) Lefkoşa Milletvekili Faiz Sucuoğlu, “Çok fazla ve denetimsiz üniversite izni verildi ve bazıları tabela üniversitesi şeklinde kaldı. Bir nevi ticari açıdan olaya bakıldı” dedi.
Sucuoğlu “Bu diplomayı kötü niyetle kullanan, terfi için kullananlar ayrı ama bir de hiç bir yerde kullanılmamış diplomalar için ayrı bir şey yapmak lazım. Çünkü iş farklı boyutlara gidecek gibi görünüyor ve bu büyük bir zarar verecektir. Kuzey Kıbrıs’ın iki önemli hususu var, biri turizm biri de eğitim. Siz eğitimi böyle yaralarsanız yarın öbür gün inanılmaz ekonomik sıkıntılar yaratacaktır” diye konuştu.
YÖK HEYETİ ADA’DA
25 Mart itibariyle KKTC talebiyle Ada’ya gelen YÖK heyetinin çalışmalarına başladığını söyleyen, Türkiye ve KKTC’den bir grup gazeteciyle bir araya gelen Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu, KKTC’deki 17 üniversitenin YÖK’e akredite olduğunu, 5 üniversitenin olmadığını ifade etti.
Akredite olan üniversitelerin tüm bölüm ve kontenjanlarıyla YÖK tarafından denkliklerinin kabul edildiği anlamına gelmediğinin altını çizen Feyzioğlu, şöyle konuştu:
– Türkiye’de ÖSYM kılavuzunda hangi üniversite ve bölümleri, kaç kontenjanla yer alıyorsa o sayıda bölüm ve öğrenci diploması denk kabul ediliyor. Örneğin A üniversitesinin hukuk fakültesinden 5 kontenjan ÖSYM kılavuzunda yer alıyorsa sadece o yıl, bu şekilde giren 5 öğrencinin diploması Türkiye’de geçerli oluyor. Oysa o üniversite ve o fakülte 90 öğrenciyi sınavsız, kapıdan aldıysa onların diplomaları denk kabul edilmeyen diğer 5 üniversite ile aynı muameleyi görüyor. Yani denk kabul edilmesi için onların da başka prosedürleri yerine getirmesi gerekiyor.
DİPLOMALARA BARKOD GELİYOR
– Yaşananlar üzerine KKTC Başbakanı Türkiye’ye, Cumhurbaşkanımıza yazı yazdı ve YÖK’ün burada sistem kurmasını istedi. YÖK heyeti de görüşmek üzere buraya geldi. YÖK, YÖDAK’a bu sistemi kurduğunda tek bir ekrandan, her bir öğrencinin ders seçiminden derslere devam edip etmediğine; ödevden teze tüm bilgileri görülecek ve her bir diplomaya da barkod verilecek.
]]>Çocuk ve torunları yaşındakilerle aynı sıraları paylaşan 60 yaş ve üzeri 24 üniversiteli, haftanın 3 günü insan anatomisi ve fizyolojisi, ağız ve diş sağlığı, iktisat, kadın çalışmaları, fiziksel egzersiz, hukuk, tarih, ziraat ve aşçılık dersleri alıyor.
“DERSLERİNİ HİÇ KAÇIRMIYORLAR”
Muş Alparslan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Alican, AA muhabirine, dünyanın birçok yerinde hızlı bir gelişme gösteren “60+ Tazelenme Üniversitesi”ni Muş’ta kurdukları için kendilerini şanslı hissettiklerini söyledi.
Bu çalışmanın kent ile üniversitenin bütünleşmesi açısından önemli bir proje olduğunu belirten Alican, “Üniversitemizde şehrimizin yaşlılarını ağırlıyoruz ve onlarla haftanın 3 günü ders yapıyoruz. Tazeleme Üniversitesi bir anlamda daha kaliteli yaşlanma süreci geçirilmesi amacını taşıyan bir uygulama. Yaşlılar üniversite sıralarında oturup torunlarının gittiği okulda ders işliyorlar. Yaşlılarımızı üniversitemize getirmek, sınıflarımızda ağırlamak, çay içmek ve sohbet etmek istiyoruz. Onların deneyimlerinden istifade ederek kayıt altına almak istiyoruz. Tazelenme Üniversitesinin birçok anlamı var. Hem yaşlılarımızın buluşması hem de yaşlı insanlarımızın gençlerle bir araya gelmesi.” diye konuştu.
Alican, böylece güzel bir sinerji yakaladıklarını dile getirerek, “İlkokul, ortaokul ve liseye gitmemiş ya da gitmiş ama üniversite okuyamamış birçok yaşlı insanımızı üniversiteyle buluşturmuş olmanın keyfini yaşıyoruz. Yaşlılarımız, ‘Biz üniversite okuyamadık, Tazelenme Üniversitesi ile bir anlamda üniversite öğrencisi gibi eğitim alma imkanına kavuşmuş olmak bizim için çok heyecan verici.’ diyorlar. Derslerini de hiç kaçırmıyorlar, yoklamalarda her zaman varlar. Kendilerini çok seviyoruz.” ifadelerini kullandı.
“BÖYLE BİR ORTAMI GÖRMEK GERÇEKTEN GÜZEL”
Lise mezunu öğrencilerden Burhan Sayılgan ise imkansızlıklardan dolayı hayali olan üniversiteyi okuyamadığını belirtti. Okumanın, öğrenmenin yaşının olmadığını vurgulayan Sayılgan, şunları kaydetti:
“Bize böyle bir imkan tanındı ve kayıtlarımızı yaptık. Çok memnunuz. İnşallah mezun olacağım. 4 yıllık üniversite hayalimiz var, o da gerçekleşecek inşallah. Ömrümüz yeterse diplomamızı alacağız. Bu ortamı görmek, yeni arkadaşlar ve çevre edinmek güzel. Kentte esnafım. Uzun yıllar sonra, böyle bir ortamı görmek gerçekten güzel. Haftanın üç günü geliyoruz. Ondan sonra tekrar işimize dönüyoruz. Önceden böyle imkanlar olmadığı için biz üniversiteyi okuyamadık ama şimdi 81 ilde üniversite var.”
Birçok alanda eğitim gördüklerini anlatan Sayılgan, “Derslerin faydasını şimdiden görmeye başladık. Eve gittiğimde derste ne işlediğimi eşime ve çocuklarıma anlatıyorum. Çocuklar da ‘Baba üniversiteli oluyor’ diyorlar. 4 çocuğum var hepsi üniversite mezunu. Onların arasına katılmak istiyorum. Beşinci üniversiteli olarak eve gireceğim inşallah.” dedi.

63 yaşındaki Mehmet Sait Çağlayan da Muş’ta yaşadığını ve 5 çocuk babası olduğunu belirterek, “Bu yaştan sonra biz de üniversiteli olduk. Çok güzel bir duygu. Lise mezunuyum. Bilginin sınırı yok. Elbette her yaşta bilgi edinmek güzel bir şey. Üniversite hayalim vardı, o dönemde bu kadar imkan yoktu. Çocuklarımı okutmaya çalıştım. Çok şükür 5 çocuğumdan 4’ü üniversite mezunu. Emekli memurum. İkinci baharımızda üniversite okuyoruz. Burada bilgilerimizi tazeliyoruz. Güzel bir şey. Ayrıca terzilik mesleğim de var. Onu da yapıyorum. Boş zamanlarımda kitap okuyorum.” diye konuştu.
“AMACIMIZ KUŞAKLARARASI İLETİŞİMİ SAĞLAMAK”
60+ Tazelenme Üniversitesi Koordinatörü Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Efe ise 24 kişinin kayıt yaptırarak eğitime başladığını bildirerek, “Birinci gayemiz yaşlılarımızın aktif ve başarılı bir yaşlanma dönemiyle yaşamlarını devam ettirmek, kuşaklararası iletişimi sağlamak ve sosyalleşmelerini artırmak. Çok güzel dönüşler alıyoruz. Eğitime, 4 Mart’ta başladık. Eğitim sürecimiz 4 yıl devam edecek.” dedi.
]]>Sönmez, “Anadolu’da bir söz vardır: ‘Komşun açken tok yatılmaz’. Ancak ülkemizde en zengin bölgenin en zengin yüzde 10’u ile en yoksul bölgenin en yoksul yüzde 10’u arasında 55 kat fark var. Yani gelir adaletsizliği alarm veriyor. Bu fark da toplumsal yapıyı tahrip ediyor, ülke olarak birlik duygusunu zedeliyor.” dedi.
“65 yaş üstü grupta yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oranında da özellikle geçtiğimiz yıl keskin bir sıçrama yaşandı” diyen Sönmez ayrıca, küresel sistemdeki değişimin fırsata çevrilmesi ve Türkiye’nin yeni bir kalkınma hamlesi başlatabilmesi için ekonomi, hukuk ve eğitimi kapsayan 7 maddelik bir yol haritası açıkladı.
‘YÜKSEK ENFLASYON EKONOMİNİN KİMYASINI BOZUYOR’
Gelir dağılımında bozulmaya yol açan faktörlerin başında yüksek enflasyon ve refah üretmeyen büyümenin geldiğini ifade eden Sönmez, “Enflasyonist ortamda nasıl iş yapmak gerektiğini mecburen öğrendik. Ama yüksek enflasyon ülke ekonomisinin kimyasını bozuyor. Bizi düşük gelir seviyesine, teknolojiye ve rekabetçiliğe hapsediyor” dedi.
“En büyük öncelik enflasyonun düşürülmesi olmalıdır” çağrısı yapan Sönmez, “Bu da her şeyden önce doğru politikalar ve liyakatli kadrolar gerektirir. Bu koşulları sağlamış durumdayız. Umudumuz, Merkez Bankasının
öngörüleri doğrultusunda enflasyonun kontrol altına alınmasıdır” ifadelerini kullandı.
2023 son çeyrek rakamlarına göre tüketim artışı yüzde 9,3 iken artış oranının sanayide 1,9, tarım ve hayvancılıkta ise yalnızca yüzde 0,5’te kaldığına işaret eden Sönmez, “Enflasyonu düşüreceksek üretim ve tüketim arasındaki bu büyük makası kapatmak gerekiyor” diye konuştu.
İNSAN KAYNAĞI SIKINTISI
Üretim yapısında dönüşüm sağlanması için ekonomi dışında da yapılması gerekenler olduğunu vurgulayan Sönmez şöyle devam etti; “‘Orta Gelir’ tuzağını aşmanın yolu ‘Orta Demokrasi’ ve ‘Orta Eğitim’ tuzaklarını aşmaktan geçiyor. Her şeyden önce de hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığının sağlanması geliyor.”
Anadolu’yu gezdiklerinde iş insanlarının en çok yakındıkları konulardan birinin insan kaynağı sıkıntısı olduğunu gördüklerini belirten Sönmez, “Geçmişin temel bilgi alanları üzerine kurulu olan eğitim artık demode oldu. Bugün yapay zeka uygulamalarına ve dijital teknolojilere alan açmak gerekiyor. Beklentimiz, çağın gerektirdiği becerilere ve yetkinliklere sahip nesiller yetiştirmek. Bunun da tek bir yolu var: Laiklik ve bilimsellik ilkelerinden hiçbir ödün vermemek” dedi.
İki kutuplu dünyanın yerini çok kutuplu dünyaya bıraktığını belirten Sönmez, “Türkiye iki kutuplu bir dünyada köprü rolü oynamıştı. Şimdi sahnede Brezilya, Hindistan, Rusya, Çin, Orta Doğu ülkeleri gibi birçok güçlü aktör var. Güç dengelerindeki değişimin yanı sıra iklim krizinden göç dalgaları ve toplumsal hareketlere uzanan çok sayıda risk ve tehditle de mücadele etmek gerekiyor. Aslında bu süreçte Türkiye’nin önünde önemli fırsatlar var. Küresel sistemdeki değişimi fırsata çevirip, yeni bir kalkınma hamlesi başlatabiliriz” şeklinde konuştu.
TÜSİAD BAŞKANI: TL İSTİKRARLI OLMALI
TÜSİAD Başkanı Orhan Turan da toplantıdaki konuşmasında “Dünya ekonomisinde büyümenin düştüğü ve ticaretin yavaşladığı bir atmosferde makroekonomide öngörülebilirlik sağlamak ve TL’nin değerine istikrar getirmek gerekiyor” dedi.
“Enflasyonla mücadeleyi güçlendirmek önceliğimiz. Merkez Bankası’nın, yüksek enflasyonun kontrol altına alınması için başlattığı parasal sıkılaştırma sürecinin devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz” diyen Turan, şöyle devam etti:
“Dış ticaret açığının iyileşme eğilimine girmesini de ekonomide dengelenme sürecinin bir göstergesi olarak görüyoruz. Gençlerimize dijital çağın aradığı niteliklere sahip olmalarını sağlayacak iyi bir eğitim veremezsek, yeni teknolojik devrimi yakalayamayacak ve dolayısıyla geleceğin dünyasında hak ettiğimiz yeri alamayacağız. Eğitim müfredatımızı çocuklarımıza 21. yüzyıl becerilerini kazandıracak şekilde güncellemeli ve tüm çocuklarımız için fırsat eşitliği sağlamalıyız. Eğitim müfredatını yenilerken, laiklik ve bilimsellik ilkelerini temel
almalıyız.”
Aldığı ileri sürüş tekniği eğitimleriyle kendisini geliştiren Kırandı, toplamda 12 yıl sahada, 1 yıl da çağrı komuta merkezinde çalıştıktan sonra Sağlık Bakanlığı’nın Trabzon Sağlık Müdürlüğü Simülasyon Eğitim Merkezinde eğitmen olarak görev aldı.
Burada da yaklaşık 7 yıldır ileri sürüş tekniği ve simülasyon eğitimleri veren Kırandı, ambulansta çalışacak personeli tatbikatlarla göreve hazırlıyor.
“Araç kullanırken insanların gözü hep üzerimizdeydi”
Mesleğinin yanı sıra eğitime de hemşirelik alanında yüksek lisans yaparak devam eden üç çocuk annesi Zeynep Kırandı, göreve 2004’te Çaykara 112’de paramedik olarak başladığını söyledi.
İlk görevinin ambulans şoförlüğü olduğunu dile getiren Kırandı, aynı zamanda da arka kabinde bulunan hastaların bakımından sorumlu olduğunu ifade etti.
Kırandı, 20 yıl öncesinin Çaykara’sında 20’li yaşlarda bir kadının ambulans sürücülüğü yapmasının ilk başlarda hoş karşılanmadığını anlatarak, şunları kaydetti:
“İnsanların üzerinde bir ön yargı vardı. Beni sürücü koltuğunda gördüklerinde tedirgin olurlardı. Tabii bu bizim üzerimizde de ciddi baskı oluşturmuştu. Bir erkek araç kullanırken insanlar o kadar dikkat etmezler ama biz 4 kadın göreve başlamıştık.
Araç kullanırken insanların gözü hep üzerimizdeydi. Çaykara’nın coğrafi koşulları da zaten çok zor. Dağlar, dik yamaçlar, kar, buz tabii ki zorluyordu ama bir süre sonra insanlar da bize alıştı, destek oldular. Araç sürücülüğü yaptığım 5 yıllık süre boyunca zorlandım ama güzel, keyifli de zamanlardı.”
“Son 7 yıldır tam zamanlı eğitim biriminde çalışıyorum”
Sahada 12 yıl çalıştığını belirten Zeynep Kırandı, “Kısa bir dönem komuta kontrol merkezinde deneyimim oldu. Ardından eğitimcilik yapma kısmına geçtim. 112 eğitim biriminde modül eğitmeni ve ambulans sürüş teknikleri eğitmenliği yapmaya başladım. Son 7 yıldır da tam zamanlı olarak eğitim biriminde çalışıyorum” dedi.
Kırandı, acil sağlık çalışanlarının zorluklarla karşılaştığını vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:
“112 Acil çalışanları olarak çok zor grupla çalışıyoruz. Kişi ya kendi hasta ya da çok yakını hasta. O süreci yönetmek oldukça zor. Hızlı müdahale etmemiz, hızlı karar vermemiz gerekiyor. Bu anlamda zor bir meslek ama diğer taraftan da hem para kazanabildiğiniz hem de dua alabildiğiniz bir meslek. Manevi olarak doyuma ulaşabildiğiniz bir meslek. Ben de yaklaşık 20 yıldır bu işi çok severek yapıyorum.”
Ambulans şoförlüğünün zor olduğuna işaret eden Kırandı, “Bunu sahada yaşamış birisi olarak eğitimini vermek çok daha farklı bakış açısı kazandırıyor. Gelen arkadaşlarımızın nasıl zorluklarla çalıştığına eğitim birimindeki ben ve tüm eğitmen arkadaşlarım oldukça hakimiz” dedi.
Kırandı, ambulans sürücülüğünde kadınların başarı gösterdiğini dile getirerek, “Biz kadınlar her alanda olduğu gibi ambulans sürüşü alanında da çok başarılıyız. Çok farklı bakış açısı da kazandırdığını düşünüyoruz. Kesinlikle sayılarımızın yaygınlaştırılması gerekiyor” diye konuştu.
]]>Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre, toplam nüfusun yüzde 49,9’unu kadınlar, yüzde 50,1’ini ise erkekler oluşturdu.
Kadınlar ile erkekler arasındaki bu oransal denge, kadınların daha uzun yaşaması nedeniyle, 60 ve daha yukarı yaş grubundan itibaren kadınların lehine değişti. Kadın nüfusun oranı, 60-74 yaş grubunda yüzde 52,1 iken 90 ve üzeri yaş grubunda yüzde 70,2 oldu.
KADINLAR DAHA UZUN YAŞIYOR
Hayat Tabloları sonuçlarına göre, doğuşta beklenen yaşam süresi 2020-2022 döneminde Türkiye geneli için 77,5 yıl iken kadınlarda 80,3 yıl, erkeklerde 74,8 yıl oldu. Genel olarak kadınların erkeklerden daha uzun yaşadığı ve doğuşta beklenen yaşam süresi farkının 5,5 yıl olduğu görüldü.
Hayat Tabloları sonuçlarına göre, belirli bir yaştaki kişinin günlük hayattaki faaliyetlerini sınırlandıracak bir sağlık sorunu olmadan yaşaması beklenen yıl sayısını ifade eden sağlıklı yaşam süresi, 2020-2022 döneminde sıfır yaşında bulunan bir kişi için Türkiye genelinde 58,4 yıl iken kadınlarda 57,0 yıl, erkeklerde 59,7 yıl oldu. Buna göre, erkeklerin doğuşta sağlıklı yaşam süresinin kadınlardan 2,7 yıl daha uzun olduğu görüldü.
ORTALAMA EĞİTİM SÜRESİ 8,5 YIL
Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre, ortalama eğitim süresinin yıllara göre arttığı görüldü. Türkiye geneli için ortalama eğitim süresi 2011 yılında 7,3 yıl, kadınlarda 6,4 yıl, erkeklerde 8,3 yıl iken, 2022 yılında Türkiye genelinde 9,2 yıl, kadınlarda 8,5 yıl, erkeklerde 10 yıl oldu.

Cinsiyete göre ortalama eğitim süresi, 2011-2022
Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre, en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranının 2008-2022 yılları arasında arttığı görüldü.
En az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki bireylerin toplam nüfus içindeki oranı, 2008 yılında yüzde 75,1 iken 2022 yılında yüzde 91,3 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008 yılında en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 67,5, erkeklerin oranı yüzde 82,8 iken, bu oran 2022 yılında kadınlarda yüzde 86,7, erkeklerde ise yüzde 96,1 oldu.
Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre, yüksekokul ve fakülte, yüksek lisans ve doktora mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranı, 2008 yılında yüzde 9,1 iken 2022 yılında yüzde 23,5 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008 yılında yükseköğretim mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 7,1, erkeklerin oranı yüzde 11,2 iken bu oran 2022 yılında kadınlarda yüzde 21,6, erkeklerde ise yüzde 25,5 oldu.
Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre 2022 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun işgücüne katılma oranının yüzde 53,1 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 35,1, erkeklerde ise yüzde 71,4 oldu.
ÜNİVERSİTE MEZUNU KADINLARIN ÜÇTE BİRİ EVDE OTURUYOR
İşgücüne katılma oranı eğitim durumuna göre incelendiğinde, kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe işgücüne daha fazla katıldıkları görüldü.
Okuryazar olmayan kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 13,9, lise altı eğitimli kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 27,1, lise mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 36,1, mesleki veya teknik lise mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 43,0 iken, yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 68,8 oldu.

Cinsiyet ve eğitim durumuna göre işgücüne katılma oranı, 2022
KADINLARIN İSTİHDAM ORANI ERKEKLERİN YARISINDAN AZ
Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre 2022 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun istihdam oranının yüzde 47,5 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 30,4, erkeklerde ise yüzde 65,0 oldu.
En yüksek kadın istihdam oranı, yüzde 37,4 ile Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, Gümüşhane) bölgesinde, en düşük kadın istihdam oranı ise yüzde 18,2 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt bölgesinde gerçekleşti.
Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre yarı zamanlı çalışanların istihdam içindeki oranının 2022 yılında yüzde 9,8 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 16,1, erkeklerde ise yüzde 6,7 oldu.
Hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadın istihdam oranı yüzde 28,0 oldu
Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki bireylerin istihdam oranı, 2014 yılında yüzde 59,8 iken 2022 yılında yüzde 60,5 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2022 yılında hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranının yüzde 28,0, erkeklerin istihdam oranının ise yüzde 90,5 olduğu görüldü.
CİNSİYETLER ARASI ÜCRET FARKI ERKEK LEHİNE
Cinsiyetler arası ücret veya kazanç farkı, erkek ve kadın arasındaki ücret veya kazanç farkının erkek ücret veya kazancına yüzdesel oranı olarak tanımlanmaktadır.
Kazanç Yapısı İstatistiklerine göre, yıllık ortalama brüt ücret-maaş ile hesaplanan gösterge için en yüksek fark yüzde 17,1 ile yükseköğretim mezunlarında, en düşük fark yüzde 12,4 ile yine ilkokul ve altı mezunlarda gerçekleşti.

Eğitim durumuna göre cinsiyetler arası ücret veya kazanç farkı, 2022
Yıllık ortalama brüt kazanç ile hesaplanan gösterge için ise, en yüksek fark yüzde 19,6 ile lise mezunlarında, en düşük fark ise yüzde 14,5 ile ilkokul ve altı mezunlarda gerçekleşti.
Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre şirketlerde üst ve orta düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranı 2012 yılında yüzde 14,4 iken 2022 yılında yüzde 19,6 oldu.
ORTALAMA İLK EVLENME YAŞI 25,7
Evlenme İstatistiklerine göre resmi olarak ilk evliliğini 2023 yılında yapmış olan kadınların ortalama evlenme yaşı 25,7 iken erkeklerin ortalama evlenme yaşı 28,3 oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en yüksek olduğu il, kadınlarda 29,0 yaş, erkeklerde 32,7 yaş ile Tunceli oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en düşük olduğu il ise kadınlarda 22,9 yaş ile Ağrı, erkeklerde 26,2 yaş ile Şanlıurfa oldu.
Resmi evliliklerde eşler arasındaki eğitim farkı incelendiğinde, 2022 yılında kadınların yüzde 38,9’unun kendilerinden daha yüksek eğitimli erkeklerle evli olduğu görüldü. Eşlerinden daha yüksek eğitimli olan kadınların oranının yüzde 16,2, eğitim seviyeleri aynı olan eşlerin oranının ise yüzde 42,8 olduğu görüldü.
Boşanma İstatistiklerine göre 2023 yılında kesinleşen boşanma davaları sonucu çocukların velayetinin çoğunlukla anneye verildiği görüldü. Annenin velayetine verilen çocuk oranı yüzde 74,9 iken babanın velayetine verilen çocuk oranı ise yüzde 25,1 oldu.
KADINLARIN YÜZDE 24,7’Sİ GECE KENDİNİ GÜVENSİZ HİSSETTİ
Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre 2023 yılında, yaşadıkları çevrede gece yalnız yürürken kendilerini güvensiz hissedenlerin oranı yüzde 18,9 iken bu oran kadınlarda yüzde 27,4, erkeklerde yüzde 10,2 oldu. Kadınların yüzde 56,3’ü, erkeklerin ise yüzde 75,8’i yaşadıkları çevrede gece yalnız yürürken kendilerini güvende hissetti.
Evde yalnız olduklarında kendilerini güvensiz hissedenlerin oranı 2023 yılında yüzde 4,6 iken bu oran kadınlarda yüzde 6,3, erkeklerde yüzde 2,7 oldu. Kadınların yüzde 83,4’ü, erkeklerin ise yüzde 90,8’i evde yalnız olduklarında kendilerini güvende hissetti.
]]>Teğmen Kubilay’ın gerici ayaklanmada şehit edildiği Menemen’de ise çocuklar, Nakşibendi tarikatı şeyhi Esad Erbili’nin türbesine götürüldü.
Şeyh Erbili, Menemen olayına karışmış, idam ile yargılanmış ve yaşı nedeniyle müebbet hapse mahkûm edilmişti.
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, (ÇYDD) İzmir’de Menemen Müftülüğü tarafından çocukların gerici Menemen ayaklanmasından yargılanıp ceza alan tarikat şeyhi Esad Erbili’nin mezarına götürülmesine tepki gösterdi.
Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı ile arasında imzalanarak yürürlüğe giren ÇEDES projesinin tüm uyarılara rağmen skandallarla devam ettirildiği belirten ÇYDD, “Bu proje ile Anayasa’ya, yasalara, bilime ve eğitimin temel ilkelerine aykırı şekilde okullar tarikat ve cemaatlere ve dinselleşmeye açılmaktadır” ifadelerine yer verild
ÇYDD’den yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“ÇEDES ile yaşanan başlıca skandalları basına yansıdığı şekilde hatırlatacak olursak:
11 Kasım 2023 tarihinde Batman’da öğrenciler cami temizliğine götürüldü. 20 Aralık 2023 tarihinde Muğla’nın Menteşe ilçesinde öğrenciler mezarlığa götürüldü.
21 Aralık 2023 tarihinde Kocaeli’nde anaokuluna cami imamı getirildi. 23 Aralık 2023 tarihinde Konya’nın Karatay ilçesinde özel eğitim öğrencilerine imam cübbesi giydirildi.
11 Ocak 2024 tarihinde Muğla’nın Dalaman ilçesinde öğretmen ve öğrenciler sabah namazına götürüldü.
10 Şubat 2024 tarihinde Bitlis’te bir ortaokulda öğrencilere, şeytan taşlama provası yaptırıldı. 14 Şubat 2024 tarihinde İzmir’in Bayındır ilçesinde ÇEDES’in öğrenciler için tehlikeleri hakkında velileri bilgilendiren öğretmene uyarı cezası verildi.
26 Şubat 2024 tarihinde Kars’ta bir ortaokulda maket mezar kuruldu ve öğrencilerin ağıt yakması istendi. 29 Şubat 2024 tarihinde Isparta’da bir okulda çocuklara bıçak verildi, ellerine kelepçe takılıp fotoğraf çektirildi.
Bunca skandal ve eğitim hakkı ihlali yetmezmiş gibi son olarak 29 Şubat 2024 tarihinde İzmir’de Menemen Müftülüğü tarafından çocuklar mezarlığa götürüldü; gerici Menemen ayaklanmasından yargılanıp ceza alan tarikat şeyhi Esad Erbili’nin mezarı ziyaret edildi.
Bu yapılan milli değerlerimize, ulus bilincine ve Cumhuriyet devrimlerine açık bir meydan okumadır.
Anayasamızın 42. maddesine göre eğitim ve öğretim, Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda çağdaş bilim ve eğitim esasına göre yapılır. Laiklik ilkesi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde anayasal bir zorunluluktur, vazgeçilemez.
Devletin dini olmaz, devlet tüm dinlere ve inançlara eşit mesafede olmalıdır. Millî Eğitim Bakanlığı, eğitim sistemini dini esaslara göre kuramaz. Laiklik tartışmaya açılamayacağı gibi ücretsiz eğitim hakkından da vazgeçmeyiz.
Eğitim sisteminin ve okullarımızın gerçek sorunlarına odaklanılmalıdır. Artan yoksullaşma ile okullarımızda çocuklarımızın beslenme sorunu artık daha da artmıştır, çocuklarımızın başarı seviyesi düşmektedir, öğretmenlerimizin başta ücretleri olmak üzere özlük hakları son derece yetersizdir, eğitimde nitelik sorunu her geçen gün büyümektedir.
Okullarımızın derslik sayısı yetersizdir. Eğitimin gerçek sorunları dinselleştirme adımları ile örtülmek istenmektedir.
Buradan tüm anne ve babalara, öğrenci velilerimize çağrıda bulunuyoruz, çocuklarımıza ve okullarımıza sahip çıkalım.
Öğrencilerimizi okullardaki yasalara ve bilime aykırı projelerden, uygulamalardan uzak tutalım, okul yönetimlerini denetleyelim, gerektiğinde dilekçeler verelim, suç duyurularında bulunalım. Önce çocuklarımızın geleceğine, sonra da ülkemize, laikliğe ve Cumhuriyetimize sahip çıkalım.”
]]>Okulda, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında eğitim gören sadece 3’üncü sınıf öğrencisi İsmail Bozkurt kaldı. Mezranın ilçeye 2 saat uzaklıkta olması nedeniyle okulun lojmanında kalan ücretli öğretmen Pınar Aktaş, kış aylarının soğuk geçtiği mezrada, sabahları sobayı yakarak işe başlıyor. İsmail’in hem tek öğretmeni hem de okuldaki tek arkadaşı olan Aktaş, teneffüs saatlerini bahçede çeşitli oyunlarla değerlendiriyor.

“AİLE GİBİ OLDUK”
Öğretmen Pınar Aktaş, “Köye geldiğimde 2 saatlik bir mesafenin olduğunu gördüm. Okula geldiğimde de farklı bir şaşkınlık içerisindeydim. Okulda sadece 1 öğrenci vardı. Daha öncelerde görev yaptığım okullarda kalabalık sınıflar vardı. Tabii ki o da farklı bir deneyim ama bir öğrencinin olması çok farklı bir deneyim. Eğitim konusunda daha farklı üzerine düştüm. Eğitiminden kesinlikle geri çekilmedim, daha çok önem verdim. Öğrencimin hem öğretmeni hem okul arkadaşıyım. Öğrencimle badminton, satranç, futbol tarzı oyunları oynuyoruz. Teneffüslerimizi bu şekilde değerlendirebiliyoruz. Ders işlerken eğlenceli hale getirmeye çalışıyorum. Okuldan soğumamasını sağlıyorum. Sabah sobayı yakıyorum. İsmail’in gelmesini bekliyorum. O geldikten sonra dersimizi işliyoruz. Bazen olumsuz hava koşulları olabiliyor. O zaman da evine giderek ona ders veriyorum. Orada eksikliğini tamamlamaya çalışıyorum. İsmail neşeli, çalışkan, söylenenleri çabuk kavrayabilen bir öğrenci. İleride güzel bir yerde olacağını düşünüyorum. Burada tek öğretmen olduğum için önem veriliyor. Biz birer aile gibi olduk. Öğretmenden ziyade abla da oldum, arkadaş da oldum. Bu sayede aileyle de çok samimi olduk” diye konuştu.

“BİR ÖĞRENCİMİZİ DAHİ KAYBEDECEK DURUMUMUZ YOK”
Zor bir coğrafyada kalan öğretmen Pınar Aktaş’ın büyük fedakarlık yaptığını ifade eden İlçe Milli Eğitim Müdürü Veysi Bozkurt da “Burası bizim narin okullarımızdan bir tanesi. Doğayla iç içe. Ancak şu özelliği var; tek öğrencisi olan bir okulumuz. Milli Eğitim Bakanlığımızın geçen sene çıkartmış olduğu yönetmelik dahilinde, tek öğrenci dahi olsa biz tüm okullarımızı fırsat eşitliği dahilinde öğretmen görevlendirip, kendilerine gerekli eğitim hizmetlerini sunuyoruz. Geleceğin nesillerini yetiştirmede, bir öğrencimizi dahi kaybedecek durumumuz yok. Etrafı dağlarla çevrili, kış şartlarının çok ağır geçtiği bu bölgemizde bir kadın öğretmenimizin tek başına burada bulunup, bu hizmeti icra etmesi gerçekten kolay bir şey değil” ifadelerini kullandı.

“OKULUMU VE ÖĞRETMENİMİ ÇOK SEVİYORUM”
Büyüyünce polis olmak istediğini söyleyen İsmail Bozkurt da “Okulumu ve öğretmenimi çok seviyorum. Tek öğrenci olmama rağmen sıkılmıyorum. Çünkü öğretmenimle hem ders yapıyoruz hem de oyun oynuyoruz. Öğretmenim bana çok iyi davranıyor. Benim 2 tane yavru keçim var. Okul bittikten sonra keçilerimin yanına gidiyorum. Onlarla oynuyorum” dedi.
]]>“İSTEYEN HERKESİN İL MÜDÜRÜMÜZE ULAŞMASI GEREKİYOR”
Bakanlık olarak attıkları her adımın en ince detayına kadar planlandığını vurgulayan Tekin, hayata geçirilen tüm projelerin titizlikle takibinin yapılmasını istedi.
Her fırsatta eğitimin tüm paydaşlarıyla bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunduklarını belirten Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü;
*Hayata geçirdiğimiz her projeyi, attığımız her adımın daha iyi anlaşılır ve uygulanabilir olması için bütün paydaşlarımızla paylaşmamız gerekmektedir. Bunun için de öncellikle bunu kendi yaşantımızla da göstermek zorundayız.
*Nasıl ki bana ulaşmak isteyen herhangi bir yönetici, öğretmen, öğrenci veya velimizle gerek yüz yüze gerekse farklı iletişim kanallarıyla görüşme imkanı sağlayabiliyorsak sizlerden de aynı hassasiyeti göstermenizi ve size ulaşmak isteyen herkesle iletişiminizi açık tutmanızı istiyorum.
*İsteyen herkesin il müdürümüze ulaşması gerekiyor, ulaşmak isteyip de ulaşmayan kimse kalmasın istiyorum.
DEPREM BÖLGESİ AÇIKLAMASI
Ardından deprem bölgesine yapılan yatırımlara değinen Tekin, depremin oluşturduğu hasarın yaralarını, ‘Asrın felaketinde asrın birlikteliği’ anlayışıyla sarmaya devam ettiklerini kaydetti. Yapılan mevzuat değişiklileriyle ilgili hatırlatmalarda bulunan Bakan Tekin, “Biz, merkezden aldığımız kararlarla genel bir çerçeve çiziyoruz. Bakanlık politikaları doğrultusunda, inşa etmeye çalıştığımız felsefeye uygun olarak il düzeyinde projeler geliştirebilirsiniz. Böylece alınacak tedbirlerle birlikte çeşitli projelerle eğitim politikalarımızı hayata geçirmiş oluruz” dedi.
Bakan Tekin, çocukların okul bahçelerinde geleneksel oyunlarla vakit geçirmeleri ve bu sayede hem obeziteyle mücadele hem de dijital bağımlılıktan uzaklaşarak, arkadaşlık bağlarını güçlendirmeyi hedeflediklerini vurgulayarak, öğrencilerin geleneksel oyunları daha sağlıklı oynayabilmeleri için okul bahçelerinde gerekli düzenlemelerin yapılmasına devam edilmesi gerektiğini söyledi.
Her dönemin son haftasını etkinlikler haftası olarak ilan ettiklerini hatırlatan Tekin, “Bu proje kapsamında birinci dönemin sonunda çeşitli etkinlikler organize ettik. İnşallah, haziran ayında ikinci dönemin son haftasında da aynı etkinlikleri organize ederek bu haftayı daha dolu dolu geçirmek istiyoruz. Bu etkinliklerin çocuklarımız üzerindeki sonuçlarını da özellikle görmek istiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
SINIF TEKRARI VE DEVAMSIZLIK AÇIKLAMASI
Yükseköğretim Kurumları Sınavı için ÖSYM soru bankasına soru yazım çalışmalarına ÖSYM uzmanları ve akademisyenlerle birlikte bakanlığa bağlı okullarda görev yapan öğretmenlerin de dahil edildiğini kaydeden Tekin, YKS için oluşturulacak soru havuzunun Milli Eğitim Bakanlığı’nın müfredatı doğrultusunda hazırlanan ders kitaplarındaki konu ve kazanımları kapsayacağı bilgisinin illerdeki eğitim paydaşlarıyla paylaşılmasını isteyerek, öğrencilerin sınıf tekrarı ve devamsızlık affıyla ilgili aldıkları karar konusunda taviz vermeyeceklerini vurguladı.
Bakan Tekin’in konuşmasının ardından tüm genel müdürler, bağlı oldukları bakan yardımcıları koordinesinde kendi alanlarıyla ilgili sunum yaparak fikir alışverişinde bulundu. Ayrıca il milli eğitim müdürleri de illerinde karşılaştıkları sorunları ileterek çözüm noktalarını istişare etti.
]]>“AĞIR CEZAYA ÇARPTIRILMASI GEREKİR”
Eğitim sistemini anlatan Prof. Dr. Ortaylı, şunları söyledi:
* “Okumak denilen şey insanların kafasına sokulur; modern devlet de bunu hazırlamakla mükelleftir. Geçen asırda değildi. Bizim zavallı çocuklarımız, gençlerimiz istediğini seçmek şansına sahip değil. Onun için hayatımda en çok kızdığım şey, bu seçim safhasında adaletsizliktir. Yani eğer üniversite seçme sınavlarında bu seküriteyi, imtihan güvenliğini sağlamak mümkün değilse, biri bunu yapamıyorsa ağır cezaya çarptırılması gerekir.
* Bilhassa bizim dönemimizde bu iş daha evvel de vardı; şahsi kopyalar, yerine adam sokmalar falan ama eğitim sistemimiz FETÖ ile birlikte dejenere olmuştur. Bunun suçluları tespit de edildi; mahkum da edildiler. O mahkumiyeti çekmeleri gerekir çünkü hiçbir hırsızlık insanların hayatını çalıp bir cepten bir cebe sokmak kadar hazin ve utanç verici değildir. Bu işi tertipleyenlerin isimlerinin bronza kazınması gerekir ta ki silinmesin, bütün nesiller bilsin bu adamları.”
“20 YAŞINA YAKLAŞIYOR HALEN NE OKUMAK İSTEDİĞİNİ BİLMİYOR”
“Türkiye’de çocuklar, gençler 20 yaşına yaklaşıyor daha halen ne okumak istediğini, ne yapacağını bilmiyor” diyen Prof. Dr. Ortaylı, “Birinci nedeni bunun umumi kültür noksanlığıdır. Yani şu kitabı, bu kitabı, edebiyatı, tarihi, biyoloji ve coğrafyayı çok iyi öğrenmediğiniz için ilgi duyacağınız dallarla alakanız olmuyor. Yani bu çok hazin bir şey. Buna karar vermeniz lazım” ifadelerini kullandı.
“EĞİTİMDE BİR HİYERARŞİ LAZIM”
Türkiye’de eğitim sistemi tarihine değinen Ortaylı, şunları belirtti:
* “Bunu söylemek çok zor ama örneğimiz var. Neler yapmışız biz düşünebiliyor musunuz? 1920’lerin, 30’ların yetiştirdiği insanlarla birinci harbin kayıplarını karşıladık. Biz cihan harbinde çok yetişkin çocuk kaybettik; 10 sene sürdü. Niye şimdi bu kadar insan malzemesiyle bunu yapmayalım? ‘Uçak sanayi kuruldu’ deniliyor, güzel, bunları kim karşılayacak? ‘Efendim çok dahi mühendislerimiz var’ eyvallah ama orada senin dahi mühendis yardımcısına, teknisyene ve çırağa da ihtiyacın var. O da bu okullarla olacak. Ara eleman sıkıntısı var Türkiye’de yani herkes reis olabiliyor.
* Herkesin reis olabileceği bir Türkiye, Kızılderili yok. Kızılderilileri nasıl yetiştireceğiz? Üzerinde durduğunuz staj programı çok iyi bir şey ama bir de gerisi var, onu da düşünmek lazım. Eğitim. Bu kadar açık. Eğitimde bir hiyerarşi lazım. Herkesi mühendis yapamayız, herkes hekim olmaz. Herkes savcı olmak zorunda değil ama herkesin zabıt katibini, hapishane müdürünü, gardiyan şefini bile yetiştirmek zorundayız. Çünkü onlar da meslek.”
]]>Ortaokul mezunu olan Atakan Darendelioğlu, liseyi dışarıdan sınavlara girerek bitirdi. Daha sonra üniversite sınavına giren Darendelioğlu, Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi’nin 2 yıllık Adalet Bölümü’nü kazandı. Bu bölümde onur belgesi alan Darandelioğlu, dikey geçiş yapıp aldığı ek derslerle, aynı üniversitenin 4 yıllık İşletme Bölümü’nden de mezun oldu. Bu diplomayla da yetinmeyen Atakan Darendelioğlu, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi’nin 2 yıllık Toptan ve Perakende Satış Bölümü Emlak ve Emlak Yönetimi Programı’ndan 2016 yılında mezun oldu.

YÜKSEK LİSANS YAPIYOR
Cezaevinde geçirdiği 19 yılda 3 üniversite bitiren ve Bilecik Bozüyük Açık Ceza İnfaz Kurumu’na geçiş yapan Darendelioğlu aynı zamanda Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (ALES) ile Anadolu Üniversitesi Otelcilik Konaklama İşletmeciliği Bölümü’nde de yüksek lisans yapmaya başladı.
Atakan Darendelioğlu hayatının cezaevi eğitim birimi öğretmeni ile Ceza İnfaz Kurumu Müdürü sayesinde değiştiğini söyledi. Darendelioğlu, “O dönem seferberlik başlatılmıştı. Adalet Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ile koordineli çalışmasına hız vermişti. Sürekli eğitime önem veriliyordu. Topluma kazandırılma üzerine çalışma yapılıyordu. Bununla ilgili eğitimden sorumlu müdürümüz etkin çalışmasıyla, kurum öğretmenimizin de desteğiyle beraber, ben ve benim gibi birçok mahkumun rehabilitasyon ve eğitim süreci başladı” ifadelerini kullandı.

Suçun kaynağının eğitimsizlik olduğunu söyleyen Darendelioğlu, “Cezaevindeyken suç dediğimiz olayın tamamen eğitimsizlikten kaynaklandığını öğrendim. Eğitimden kastım, illaki okul okumak değil. Ailede başlayan bir eğitimden bahsediyorum. Psikologların, psikiyatristlerin dediği gibi 0-6 yaştan itibaren başlayan bir süreç olduğunu gözlemledim. Ailenin çok önemli olduğunu gördüm. Aile içi şiddet varsa, aile içinde seni yönlendirecek kişiler seni düzgün bir yere kanalize edemiyorsa bir şekilde suça bulaşabiliyorsun. Arkadaş ortamı da büyük bir faktör oluyor” dedi.
“ELİMDEN TUTMASALARDI EĞİTİMDEN BAHSETMİYOR OLACAKTIM”
Kendi durumundaki kişilere örnek olmak için çabaladığını belirten Atakan Darendelioğlu, şunları söyledi:
“Bütün çabam diğer insanlara örnek teşkil edebilmek. Ben suç dünyasına çok küçük yaşlarda girdim. 12-13 yaşlarındaydım. Daha sonra 17 yaşında cezaevine girdim. Ardından suçlar devam etti. 1997 yılında yapılan operasyonla Bayrampaşa Cezaevinde 3 sene yattım. 2005 yılına kadar suçla bir yerlerde var olmak devam etti. Cezaevindeki insanlar, suçu içselleştirebiliyor. Suç hayatını devam ettirenler oluyor. Bizler suça bulaşmış insanlardık. Bizim elimizden tutulmaması, bizim görmemezlikten gelinmesi, bananecilikten kaynaklanan sıkıntılar, suç potansiyelini arttırıyor. Kurum müdürü ve öğretmenimiz elimden tutmasaydı, çok kötü durumda olurdum. Cezaevlerinde eğitime yönlendirilmemiş kitleler var. Hayattan umudunu kesen kitleler var. Benim elimden tutmasalardı yine gece alemi, kulüp, barlarda hayatım devam edecekti. Bugün eğitimlerden bahsetmiyor, suç dünyasının bir parçası olarak hayatımı devam ettiriyor olacaktım.”

“AVUKAT OLUP SUÇTAN ZARAR GÖRENLERE YARDIM EDECEĞİM”
Önce ailesine ve henüz 7 aylık olan torununa örnek olmak istediğini söyleyen Darendelioğlu, “Ardından elini tutabildiğim herkese, suçtan zarar görenlere örnek olmak istiyorum. Bu mağdur da olabiliyor suçlu da olabiliyor. Hukuk fakültesini bitirdikten sonra avukat olup, suçtan kim zarar gördüyse onların yardımlarına koşabilmek. Ben yandım, başkaları yanmasın. Hiç kimsenin evladı yanmasın. Kimse babasız kalmasın. Kimse babasız çocuk büyütmek zorunda kalmasın. Benim kızım babasız büyüdü. Cezaevine girdiğimde kızım 3-4 yaşındaydı. Cezaevinden çıktığımda, torunumu onun yaşında kucağıma alacağım” ifadelerini kullandı.
]]>Bir taraftan okula gidip bir taraftan çalışan Akgül, bir süre Nişantaşı’nda çalıştıktan sonra sonunda hayallerini kurduğu butiğini Kadıköy’de açtı.
Burada eskiyle yeniyi birleştirerek kendine has bir stil oluşturan Akgül, diktiği kıyafetlerle semt sakinlerinin de dikkatini çekti. Akgül, terzilik mesleğini sürdürürken bir yandan da kadınlara dikiş eğitimi vermeye başladı.
Akgül’ün öğrencileri arasında ev hanımlarının yanında, diş hekimi, doktor, avukat gibi çeşitli mesleklerden kadınlar da yer aldı.
Verdiği bu eğitimler sayesinde bir şey dikmenin, ortaya koymanın kadınlar üzerindeki olumlu etkisini gören Akgül, bu etkiyi depremzede kadınlar üzerinde de oluşturmak için harekete geçti.
Züleyha Akgül, 6 şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen bölgedeki kadınlara destek olmak amacıyla Hatay’a gitti.
Burada, çadırda kurduğu atölyede depremzede kadınlara dikiş eğitimi vermeye başlayan Akgül, onların hem meslek sahibi olmalarını hem de aile bütçelerine katkıda bulunmalarını sağlıyor.

“Depremzedelere nasıl dokunurum düşüncesiyle yola çıktım”
Züleyha Akgül, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 11 ili etkileyen ve asrın felaketi olarak nitelendiren depremlerin ardından, bir terzi olarak, “Depremzedelere nasıl dokunurum” düşüncesiyle yola çıktığını söyledi.
İlk önce aklına çocuklara oyuncak yapmak geldiğini aktaran Akgül, şöyle konuştu:
“Defne’de ilk kez Ramazan Bayramı’nda çocuklarla buluştuk. Bezlere pamuk doldurup, kaş, göz çizerek birlikte oyuncaklar yaptık. Oyuncak yapmanın çocuklar üzerinde ne kadar olumlu etki yaptığını görmek bizi de çok mutlu etti.
Daha planlı ve programlı ne yapılabilir düşüncesiyle Kırkyama Kadın Dayanışması ve Çağdaş Yaşam Atölyesi ile irtibata geçtim. Onlar sayesinde çadırda, konteynırda, bahçede çocuklarla bir araya gelip oyuncaklar yaptık.”
Akgül, çocuklarla oyuncak yapma etkinliğine annelerin de katılım gösterdiğini fark etmesi üzerine “Neden annelere de dikiş öğretmiyoruz?” sorusunun aklına geldiğini ve bunun için kollarını sıvadığını anlattı.
“Çadırda 5 makinayla 8 gün boyunca eğitim verdik”
Züleyha Akgül, daha sonra hayırseverlerin yardımıyla Hatay’a makine, kumaş ve dikişle ilgili malzemeler götürüp, kadınlar için bir terzilik kursu başlattıklarını aktardı.
Depremzede kadınlarla ilk terzilik kursunu Kurban Bayramında başlattıklarını dile getiren Akgül, “Çadırda 5 makinayla 8 gün boyunca eğitim verdik. Bu eğitimin ardından hayırseverler ve yerel yönetimlerin katkısıyla makina sayımızı artırdık bir anlamda sanayileşmiş olduk.
Eğitime devam edip, projeye yeni kadınlar ekledik. Depremzede kadınlar meslek edinsin, ev bütçesine katkı sağlasın ve fason atölyelerine iş yapabilsin istedik. Şu an atölyemizdeki kadınlar dikiyor ve ürettiğini satıyor” şeklinde konuştu.
Akgül, hala çadırda atölye çalışmalarını sürdürdüklerini dile getirerek, “Başta bir konteynır ya da prefabrik bir yapıya ihtiyacımız var. Kumaş ve makinanın yanı sıra kadınların yaptıkları ürünleri satacakları yeni pazarlara da ihtiyacımız var” dedi.

“Yaklaşık 50 kadına dikiş eğitimi verdik”
Bir meslek öğrenip, dikiş dikmeye başlayan kadınların psikolojilerinde olumlu yönde bir farklılık gözlemlediğini vurgulayan Akgül, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kadınlar, dikiş diktikleri sürece yaşadıkları acıdan uzak kalmış oldular. Bir depremzede kadının aldığı eğitimden sonra ‘İlk kez kendi paramı kazandım ve cebime koydum, bunu beni çok mutlu etti’ demesi bizi ondan çok daha mutlu etti. Kadınlar ne yapabildiklerini gördükçe daha çok motive oldular.
Bir şey üretmenin hissiyatı onları bir anlamda hayata bağladı. Yaklaşık 50 kadına dikiş eğitimi verdik. Şimdi bu kadınlar kendi ayaklarının üzerinde durup, ailelerinin geçimine katkı sağlıyor. Gerek yeni şeyler dikerek, gerekse paça tadilatı gibi basit işlemler yaparak ekmeklerini kazanıyorlar.”
Akgül, yaklaşık 10 aydır devam eden projenin daha çok kadına ulaşmasını istediklerinin altını çizdi.
Hatay’daki bu projeyi tam anlamıyla oturtabildiklerinde diğer deprem bölgelerine giderek başka kadınlara da dikiş eğitimi vermek istediklerini aktaran Akgül, “11 ilde tüm kadınlara ulaşmak istiyoruz. Bir kadına dokunmak, onun çocuğuna ailesine dokunmak demek. Anne mutlu olunca çocuk da ailede mutlu oluyor” ifadelerini kullandı.
]]>BARINMA İMKANI TANINACAK
Yeni mevzuatla meslek liselerinin sektörlerin içinde eğitim vermesinin önü açıldı. Ayrıca, sektör yoğunluğunun bulunduğu okullara yerleştirilecek 11. sınıf öğrencileri için yeni kontenjanlar ayrılacak, barınma ihtiyaçları da karşılanacak. Bakanlığın mesleki eğitime “istihdam odaklı” yaklaşımı yerleştiren yeni mevzuatı, gelecek eğitim öğretimden itibaren uygulamaya geçecek.
MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Ali Karagöz, “MEB bölge, ihtisas, sektör içi ve sektöre entegre mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarına ilişkin usul ve esaslar hakkında yönerge” adlı yeni mevzuata ilişkin açıklamalarda bulundu.
İŞ GÜCÜ İHTİYACI KARŞILANACAK
Karagöz, mesleki eğitimde fırsat eşitliğini karşılamaya ve erişimi kolaylaştırmaya yönelik hazırlanan yeni yönergeye ilişkin şu bilgileri verdi:
– Yeni yönergemiz doğrultusunda Türkiye’nin herhangi bir yerindeki meslek liselilerin istihdamının kolaylaştırılması için bölge, ihtisas, sektör içi ve sektöre entegre olmak üzere 4 yeni okul programını hayata geçiriyoruz. Burada yeni okul türleri tanımlamıyoruz, mesleki eğitim merkezleri ile mesleki ve teknik Anadolu liselerinin mevcut yapısı içine yeni okul eğitim modelleri getiriyoruz.
– Bunun sonucunda, mesleki ve teknik eğitim kurumlarının kendilerini yenilemesi, değişen ve dönüşen sistemlere entegre olması, sektörün talep ettiği nitelikli iş gücü ihtiyacını karşılaması, öğrencilerin edindikleri bilgi ve beceriler sonucunda istihdam edilebilmelerinin kolaylaştırılması sağlanmış olacak.
PANSİYONLU BÖLGE OKULLARI
Karagöz, sektör yoğunluğunun bulunduğu bölgelere öğrenci hareketliliğini başlatacak “bölge okulu” adı verilen programı şöyle tanıttı:
– Bölge okullarımız, işletmelerin yoğun olduğu yerlerde ve pansiyonlu olacak. İşletme eğitimine tam erişemeyen 11. sınıflarda okuyan öğrencilerimiz için bölge okullarımızda yeni kontenjanlar açacağız. Bu öğrencilerimiz, başarılarına bağlı olarak yerleşmeleri halinde okulun barınma imkanından yararlanacak ve işletme eğitimleri dahil tüm eğitimlerini bu okullarda alacaklar. Böylece 11. sınıflarda da işletmelerde meslek eğitimini hayata geçireceğiz.
İHTİSAS OKULLARI
Meslek liselerinde 53 alanda 114 dalda eğitim verdiklerini belirten Karagöz, bu alanlar içinde birbirini destekleyen ve aynı eğitim ortamlarında olabilecek şekilde mesleki kümelenmeler oluşturarak “ihtisas” okullarını hayata geçireceklerini bildirdi.
Eğitim ortamlarının daha etkin ve verimli kullanılmasının sağlanacak ihtisas okulları ile aynı zamanda mesleki teknik eğitime ilişkin Ar-Ge faaliyetlerinin yürütüleceğini belirten Karagöz, böylece mesleki eğitime ilişkin öğretim programlarını okulların tecrübeleriyle güçlendireceklerini söyledi. Karagöz, ihtisas okullarında alan öğretmenlerinin hizmet içi eğitimlerinin de yapılacağını kaydetti.
ÖĞRENCİLER HEM OKUYUP HEM ÜRETECEK
li Karagöz, “sektör içi” özelliğe sahip okullarla üretim kabiliyeti çok güçlü ve kapasitesi büyük işletmelerin üretim altyapısıyla meslek ve teknik eğitim sürecini buluşturacaklarını belirterek, şu bilgileri verdi:
– Sektör içi okullarımız, üretim ve işletme teknikleri güncel ve sürekli gelişim içindeki büyük işletmelerin içerisinde açılacak. Öğrencilerimiz 9. sınıftan itibaren işletmenin içinde açılmış okulda eğitim alacaklar. Öğrencilerimiz, 9 ve 10. sınıf eğitimlerini işletmenin içindeki güvenli ortamlarda alacaklar, 11 ve 12. sınıfta ise o işletmenin üretim hattına öğretmenlerinin gözetiminde, usta öğreticilerinin nezaretinde dahil olacaklar.
Karagöz, “sektöre entegre” okullara ilişkin, “Bölge okullarında olduğu gibi sektöre entegre özellikli okullarımızda da mesleki ve teknik eğitim kurumlarımızın içerisindeki alanların sektörle ilişkilendirilmeleri sağlanacak, öğrencilerin sektörel yoğunluğun bulunduğu yerlerdeki işletmelerde mesleki eğitime katılmaları sağlanacak, böylece mesleki yeterlilikleri artırılacak” değerlendirmesini yaptı.
SANAYİ BÖLGELERİNE NAKİL
Bu modele, mesleki ve teknik Anadolu liselerinin 11. ve 12. sınıf öğrencilerinin dahil olacağını bildiren Karagöz, şöyle devam etti:
– Bölge okulu ve sektöre entegre özellikli okul programımızda, okulun bulunduğu kayıt alanı dışındaki diğer mesleki ve teknik eğitim veren liselerde öğrenim gören ve 10. sınıfı tamamlayan belli niteliklere sahip öğrencilerin nakil ve geçişleri yapılacak. Bunun için nakil kontenjanları oluşturulacak.
– Sanayinin az geliştiği bölgelerdeki öğrenciler, parasız yatılılık imkanlarından yararlandırılarak sanayisi gelişmiş bölgelerde fırsat eşitliği temelinde, mesleki ve teknik eğitim almalarının yolu açılmış olacak. Öğrenciler, yerleşmeleri halinde işletmenin içerisinde doğrudan üretim hattıyla bütünleşmiş, sektörün üretim kabiliyetiyle, oradaki yetişmiş iş gücünün teknik personelin de nezaretinde mesleki derinleşmelerini sağlayacaklar.”
SENEYE BAŞLIYOR
Bu dönem içinde mesleki eğitimdeki yeni yaklaşıma entegrasyon için çalışacaklarını dile getiren Karagöz, 2024-2025 eğitim öğretim yılından itibaren meslek lisesi öğrencilerinin yeni programa sahip okullarıyla buluşacaklarını bildirdi.
Karagöz “Meslek eğitimdeki öğrencilerimize öncelikli önerimiz, 9 ve 10. sınıf eğitimlerini başarılı geçirsinler. Bu okullarımızın kontenjanlarını belirledikten sonra duyuruya çıkaracağız. Öğrencilerimiz ve velilerimiz, duyurularımızı takip etsinler. E-okul üzerinden öğrencilerimiz başvuru yapacak” dedi.
]]>– Nasıl tanıştınız Türkan Saylan ile, anlatır mısınız?
İstanbul Üniversitesi Florance Nigthingale Hemşirelik Yüksek Okulu 3. sınıf öğrencisiyken, okulda Prof. Dr. Türkan Saylan’ın ‘Lepra’ konferansına katıldım. Şimdi bile gözümün önüne onun siyah puantiyeli kırmızı döpiyesi, kırmızı ruju, kızıl saçları, zarafeti, içtenliği geliyor. Yanında iyileşmiş iki lepra hastası da vardı, onlarla iletişimi beni çok etkilemişti, ama benim hayalim halk sağlığı alanında akademisyen olmaktı. 1980 yılının ilk aylarıydı, mezun olmuş, evde İngilizce ve bilim çalışarak araştırma görevlisi sınavlarına hazırlanıyordum. Türkan Hocamın yakın arkadaşı Cüzzamla Savaş Derneği’nde birlikte çalıştığı Müeyyet Perk Hocam beni aradı, “Türkan Hoca ile lepra hastanesinde başhemşire olarak çalışmak ister misin” diye sordu. Ben hayallerim nedeniyle ‘hayır’ dedim, birkaç kere daha aynı teklifte ısrar etti. Ben de “Türkan Hoca’ya neden kabul etmek istemediğimi ve hayallerimi kendim anlatayım” dedim. Çapa Tıp Fakültesi Dermatoloji Kliniği’ndeki odasında buluştuk. Kolay ulaşılabilsin diye kapısı sonuna kadar açıktı, hastalarla, sağlıkçılarla şahane bir iletişimi vardı, beni can kulağıyla dinliyordu. “Hem hayallerini gerçekleştirebilirsin hem de bizimle çalışabilirsin, aynı anda mümkün” dedi. ‘Hayır’ demeye gittiğim o odadan ‘Evet’ diyerek çıktım. O yanıttan hiç pişman olmadım.
– ÇYDD nasıl bir ihtiyaçtan doğdu?
ÇYDD, başta laiklik olmak üzere Cumhuriyet’in kazanımlarının çok ciddi tehdit ve tehlike altında olduğu bir zamanda, toplumsal bir tepki oluşturabilmek için Türkan Saylan ve bir grup aydınımız tarafından kuruldu. Bugün de aynı durumda olmamız çok üzücü ve düşündürücüdür. Derneğimizin kuruluş yıllarında ‘laiklik’ tartışılıyordu. 12 Eylül’e ülkeyi getirenlerin ‘sağ-sol’ diye bölemediği toplumda bu kez ‘dinci-laik’ diyerek ikilik başladı. Ancak bu kez tehlike çok daha büyüktü, arkasında çok uzun yıllara giden bir çalışma vardı. Konu hassastı… Kurucularımız, bir avuç aydın akademisyen, öncelikle 12 Eylül sonrası henüz toparlanmaya çalışan öğrencileri bölmeden, akıl yoluyla bir arada tutmanın yolunu arıyorlardı; bu da ancak eğitimle olabilirdi. Bu uzun ince bir yoldu, ancak toplum üniversiteden başlayarak eğitilebilirse, yani içinde olduğumuz durumun kuruluş ilkelerimizle zıtlığı geniş kitlelere ne kadar anlatılırsa yeniden aydınlanma gerçekleşebilirdi. Onlar, üniversite öğretim üyeleriydi, işleri eğitimdi, tek ve en iyi bildikleri iş buydu. İnandılar ve uzun, ince bir yola 35 yıl önce sadece eğitimle düze çıkacağımıza inanarak çıktılar.
– ÇYDD hayatımızda olmasaydı neler eksik olurdu?
Kuruluşundan bugüne yaptıklarıyla aslında çalışıldığında ve istenildiğinde bir şeylerin değişebileceğini, değiştirilebileceğini göstermiştir. Başta eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması ve kız çocuklarının okullaşması konuları olmak üzere gelir dağılımındaki eşitsizliğin yol açtığı sorunlar konusunda çok ciddi farkındalık yaratmıştır. Sadece farkındalık yaratmamış, saha çalışmaları yapmış, çözüm üretmiş ve bu çözümleri 104 bin 915 öğrenciye burs vererek, onları geleceğe hazırlayarak hayat geçirmiştir. ÇYDD’nin 35 yıllık varlığı ve ortaya koydukları, toplumsal bir moral ve motivasyon unsurudur. Türk Ulusu için bir özgüven kaynağıdır, ulusumuzun içinden çıkan derneğimiz tüm bunları sadece ve sadece gönüllülerin bağışlarıyla, insan gücüyle hayata geçirmiştir. Bu bir övünç nedenidir. İnanıyoruz ki önümüzdeki yıllarda çok daha fazlasını hep birlikte hayata geçireceğiz. ÇYDD olmasaydı; kız çocuklarının eğitimsiz, fırsatların eşit olmadığı bir toplumun geleceğinin hiç de aydınlık olmayacağını daha acı deneyimlerle görebilirdik. En önemlisi tüm bildiklerimize bu denli sürdürülebilir, çevik çözümler üretemezdik. ÇYDD, akıl yoluyla çözümün bir parçası olan ve en önemlisi bu çözümün ekiple, dayanışmayla paylaşarak olabileceğine, yani örgüt gücüne inanan bir demokratik kitle örgütüdür.
– Türkiye’de 1989’da kız çocuklarının durumuyla, bugün 2024’teki hayatları arasında nasıl bir fark var?
O yıllarda özellikle kalkınmada öncelikli illerde, kırsal alanda, köyde, mezrada kız çocukları, köylerindeki ilkokula gidebiliyordu, köyde öğretmen vardı. Ortaokula, liseye ekonomik koşullar nedeniyle gidemiyordu. İlkokul öğretmeninin duyarlılığı söz konusu olduğunda parasız yatılı ortaokul ve lise sınavları ile devam edebiliyordu. Yatılı Bölge Okulları vardı, ortaokulu orada okuyabiliyordu. Aile ekonomik sıkıntı nedeniyle ancak oğlan çocuklarını okutabiliyordu. Cemaat ve tarikat yapılanması günümüzdeki gibi yaygın, açık açık yoktu. 1997 yılında zorunlu eğitim 8 yıl oldu, Cumhuriyet tarihinin en önemli kazanımı idi. Ama köyde, kırsalda aileler zorunlu eğitimi bilemedikleri için yine 6. Sınıfa, özellikle kız çocuklarını göndermediler. İşte ÇYDD de o yıl ortaokula giden kız öğrencilere burs vererek okula devamı güçlendirmek istedi. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, ‘Haydi Kızlar Okula’ kampanyası başlattı, kız çocuklarındaki okullaşmayı yükseltmek için. ÇYDD Milli Eğitim Bakanlığı’na örnek oldu. Her geçen gün kız çocukları eğitimde fırsat eşitsizliğini daha çok yaşamaya başladı. Kız çocukları cemaat ve tarikatların yaygın çalışmaları sonucu okul dışı bırakıldı, örgün eğitim yerine dinci yapılanmalara terk edildi. MEB 2023 istatistiklerine göre 19 milyon 90 bin 679 öğrenci var, bunun 9 milyon 640 bin 726’ı kız öğrenci. Lisede 1 milyon 839 bin 414 öğrenci açık öğretimde, bu sayının 855 bin 842’si kız öğrenci. Bu öğrenciler nerede, neden örgün eğitimde değiller? ÇYDD, 2022’de MEB’e açık olarak sormuştu “860 bin kız çocuğu nerede” diye! Hâlâ durum aynı. “Bu kız çocukları evlendi mi? Çocuk İşçi mi? Cemaat yurtlarında mı?” diye soruyoruz. Devletin pansiyonlu liseleri var, 524 bin 537 yatak kapasiteli ve bu yatakların 240 bin 503’ü boş. Neden örgün eğitimin dışında kalan kız çocukları bu boş yataklı okullara yerleştirilmiyor? Kız çocukları daha okul öncesinde dinci eğitim ile buluşturuluyor, çağdaş laik bilimsel eğitimden uzak tutuluyor.
– İmam Hatiplere tanınan önceliği biliyoruz. Orada yetişenler kolay iş buluyor, ya ÇYDD bursuyla okuyan gençler?
MEB, yıllardır İmam Hatip okulları üzerinde çalıştı, ama hedefine yeterince ulaşamadı. MEB verilerine göre 139 bin 2 imam hatip lisesi için yatak kapasitesi var, bunun 61 bin 563’ü boş. Lise seviyesinde başarılı olamayınca daha küçük yaşlarda din eğitimine ağırlık vermeye başladılar. Cemaat ve tarikatlarla, Diyanet İşleri Başkanlığı’yla imzalanan protokollerle okul öncesi, ilkokul ve ortaokuldaki çocuklara ulaşıyorlar. ÇYDD kültürüyle yetişen gençlere Atatürk devrim ve ilkelerine inanan iş kurumları sahip çıkıyor, devlet memuru olmalarında eşitsizlik yaşıyorlar.

FETÖ KUMPASI DÖNEMİNDE KURUMSAL BAĞIŞLAR AZALDI
– Türkan Saylan’ın ve ÇYDD’nin nasıl operasyonlara maruz kaldığını hatırlıyoruz. O günden sonra biraz içe kapanma ihtiyacı hissettiniz mi? ÇYDD gönüllüleri azaldı mı?
ÇYDD 2009 yılında FETÖ Terör Örgütü kumpasına uğradı. O günlerde kurumsal bağışçılarımız azaldı, bireysel bağışçılarımız ise çoğaldı. Yıllar içinde kumpas olduğu bizzat yöneticiler tarafından da ifade edilince, durum değişti. Günümüzde ÇYDD’yi ‘Çağdaş Türkiye’nin Çağdaş Gelecek Güvencesi’ olarak gören birçok kişi ve kurum bize destek oluyor. Bağışçılarımıza minnettarız. Onların maddi desteğiyle biz de binlerce okumak isteyen çocuklara dokunabiliyor onların eğitimine destek olabiliyoruz.
“ÇYDD’Yİ HİÇ UNUTMADIM, BEN DE KIZ ÖĞRENCİLERE BURS VERİYORUM”
– ÇYDD’nin dokunduğu bir kız çocuğunun hayatını anlatır mısınız bize örnek olarak?
ÇYDD, 25 yıl boyunca akademik hayatta, iş dünyasında, kamuda, kendi işinde birçok başarılı kadın yetiştirdi. Cumhuriyetimizin 100. yılında burs desteği ile okumuş meslek sahibi olmuş 100 kadını bir araya getirdik. Gün boyu öykülerini dinledik. Her biri çok etkileyiciydi. Beni en çok etkileyen öykü ise şöyle: “28 yaşında, diş hekimi, evli ve 12 haftalık gebe bir kadınım. Beni ÇYDD yetiştirdi. Ortaokulda tanıştım, o yıllarda evimizde elektrik bile yoktu, gün boyu komşunun evinde şarj olan ışıldakla gece boyu ders çalışırdım. Lise giriş sınavlarında bursum sayesinde alabildiğim kaynak kitaplar, gönüllü öğretmenlerin ders desteğiyle başarılı oldum. Sonrasında Diş Hekimliği Fakültesi’ni kazandım, öğrencinin sahip olması gereken aletler çok pahalıydı, o zaman da bana ÇYDD destek oldu, bütün aletlerimi temin etti. Başarıyla mezun oldum. Çalışmaya başladım, ilk işim aileme destek olmak oldu. Şimdi kendi kliniğimi açabildim, doktora yapıyorum, evlendim ilk bebeğimi bekliyorum. ÇYDD’yi hiç unutmadım ben de kız öğrencilere burs veriyorum.”
SAYILARLA ÇYDD
* 2023 Haziran ayına kadar 42 bin 671’i kadın, 18 bin 371’i erkek; toplam 61 bin 042 üniversite öğrencisini bursla destekleyip, mezun etti…
* 1997 yılında, 17 kız öğrenci eğitim bursu ile başladığımız Çağdaş Türkiye’nin Çağdaş Kızları-Kardelenler ile, 25 yılda 104 bin 915 kız öğrenci bursu verdi.
* 2023-2024 öğretim yılında da toplam 25 bin 611 öğrenciye burs veriyoruz. Bu sayının 10 bin 510’u üniversitede kız öğrenci, 5 bin 140’ı üniversitede erkek öğrenci, 7 bin 492’si orta öğretimde kız öğrenci, bin 899’u orta öğretimde erkek çocuğu.
]]>Öğretmenlerinin seçtiği ünlü ressamlara ait tabloları kendi yorumuyla resmeden Atar, üç kişisel sergi açtı.
Liseler arası yarışmalarda geçen yıl birincilik, bu sene de ikincilik elde eden Atar, dördüncü sergisini açmak için hazırlıklarını sürdürüyor.
12. sınıf öğrencisi Zehra Atar, resim yapmayı çok sevdiğini belirterek, “Kendimi iyi hissediyorum. Resim yapmaya devam etmek istiyorum” dedi.
Özel eğitim öğretmeni Semra Gülay, Zehra’nın içine dönük ve az konuşan bir öğrenci olduğunu, 9’uncu sınıfta serbest resim yaparken insan ve manzarayı çok güzel çizdiğini gördüklerini söyledi.
Gülay, öğrencinin resim yaparak kendisini ifade etmeyi öğrendiğini, öz güveninin geliştiğini dile getirerek, “Sergiler açtıkça da toplumda var olduğunu ve değerli olduğunu hissetti. Zehra 27 resim yaptı, 5’i satıldı ve resimleri sergiye gelenler tarafından beğenildi” diye konuştu.

“Birçok özel gereksinimi olan öğrenci özel yeteneklere sahip”
Dördüncü sergiyi mayıs ayında Engelliler Haftası’nda açmayı planladıklarını aktaran Gülay, “Zehra aslında özel gereksinimi olan öğrenciler için bir kardelen, bir öncü olacak. Çünkü birçok özel gereksinimi olan öğrenci özel yeteneklere sahip. Ama Zehra gibi fark edilen de oluyor. Bazen fark edilmeden mezun olan da oluyor. Zehra onlar için bir öncü olacak” ifadelerini kullandı.
Gülay, özel gereksinimi olan öğrenciler için Güzel Sanatlar Lisesi veya üniversitelerin Güzel Sanatlar Bölümünde akademik anlamda olmasa da sanatsal eğitimler olması gerektiğini belirterek, bu öğrenciler için de kontenjan açılmasını istedi.
“Onun yaşam ve iletişim kaynağı resim”
Görsel sanatlar öğretmeni Kıymet Bayer de Zehra’nın, kendini resimle ifade eden bir öğrenci olduğunu vurguladı.
Resim yaparken öğrencisinin kendini çok iyi hissettiğine işaret eden Bayer, “Onun yaşam ve iletişim kaynağı resim. Her halükarda her yerde resim yapabilir. Yaptığı eserler de çok güzel. Hepsini de severek ilgiyle yaptı” dedi.

Bayer, Zehra’nın kendi deneyimleri olan resimleri yapmayı tercih ettiğini kaydederek, şunları söyledi:
“Zehra köyde hayvanlarıyla meşgul olan, tavuklara yem atan, doğayla iç içe bir öğrenci. Dikkat edilirse de bütün resimlerimiz doğayla ilgili ve bizim Anadolu’dan çıkan tarihimizi, kültürümüzü aktaran resimler bunlar. Ünlü ressamların resimleri bunlar. Hikmet Onat’tan İbrahim Çallı’ya, Giresunlu ressamımız Bedri Rahmi Eyüboğlu’ndan Nuri İyem’e kadar.
Bu isimler Anadolu ressamları olarak da geçer. Anadolu’yu bize anlatan, kültürümüzü bize aktaran ressamlar. Biz de Zehra ile öyle bir bağlantı kurduk. Zehra da Anadolu’dan çıkan bir öğrenci. Dolayısıyla öyle bir bağlantıyla hem Anadolu’yu hem Zehra’nın kendi deneyimlerini hem yaşadığı ortamı yansıtalım dedik ve bu eserleri çıkardık.”
Okul müdürü Hüseyin Bayır da eğitimcilerin dokunuşlarıyla bazı özel yeteneklerin keşfedilebildiğini, öğretmenlerin talebi doğrultusunda öğrencinin yeteneğine yönelik gerekli desteği verdiklerini anlattı.
Zehra gibi başka öğrencilerin de eğitime katılarak özel yeteneklerinin fark edilip geliştirilebileceğini belirten Bayır, ailelerden çocuklarını eğitime kazandırmalarını istedi.
]]>YÜZDE 56.89’U GEÇEMEZ!
“Türkiye’de özel okullar eğitimin lokomotifidir. Bizim yaptığımız ulusal ve uluslararası programlarla Türk Milli Eğitimi ayakta duruyor. Özel okulların ücret artışlarının, ara sınıflarda 300 bin liraya çıktığı iddiaları gerçeği yansıtmıyor. Bu rakamlar ilk kez kayıt yapılan birinci sınıflar ve hazırlıkta oldu. Yasaya göre ara sınıflara maksimum yüzde 56.89 zam yapılabilir. Okullarda tam gün eğitim ve 3 öğün yemek var. Yemek fiyatlarımıza, ekstra zam yapmadık. Gıda enflasyonu nedeniyle yemek fiyatları, çok fahiş arttı. Yasal hakkımız etüt için para almıyorduk. Artık alıyorlar.
Ara sınıflarda ücret artışı da yüzde 56.89’u etüt ücreti nedeniyle geçti. İlkokul 1. sınıf, 5. sınıf ve 9. sınıf gibi sınıflarında yüzde 200 zam yapanlar oldu.”
VELİLER DESTEKLENSİN
“Özel okulların hepsi aynı kefeye konulamaz. Sorun, özel okulların fiyatlarının indirilmesiyle çözülecek bir sorun değil. Sektör de veliler de sıkıntıda. Dünyada, özel okulların velisine devlet destek oluyor. MEB, bir öğrencinin kendisine maliyetini hesaplasın. Devlet de bu rakamı istisnasız tüm özel okul velisine teşvik versin. Bize ödeme yapılmasın.”

33 bin 598 depremzede tam burslu okuyor
TÖZOK Başkanı Zafer Öztürk, “Ülkemizin en değerli hazinesi çocuklarımız” diyerek, depremzede 33 bin 598 öğrencinin, 3 bin 93 okulda tam burslu okuduklarını söyledi.
SORU-CEVAP
■ Yıllık 600 bin TL okul ücreti olur mu?
“Özel okul ders materyali, öğretmen kalitesi, ulusal-uluslararası program farklılıkları ücreti artırıyor. Ücreti çok yüksek olanların oranı yüzde 3’ü geçmiyor.”
■ Öğretmen maaşları ödenmiyor mu?
“Seçim ve ekonomik koşullar nedeniyle 2 yıldır bize yüzde 65’i dayattılar. Asgari ücret 2021’de 2.800 TL iken, bugün 17 bin TL. Maaşlar 3 yılda 6 kat arttı. TÜFE+ ÜFE’ye göre ücret artışı 2023’te yüzde 105’e çıkabiliyordu. Maaş ödemelerinde sıkıntı var.”
■ Ekonomik krizden kaç okul battı?
“15 yıl önce özel okul oranı yüzde 2’ydi. 2010 sonrası ciddi oranda büyüdü. 15 Temmuz sonrasında, kurslar bir gecede özel okul olunca, sektör balon gibi şişti. Şimdi 12 bin okul, 1.4 milyon öğrencimiz var. Okullaşma oranı yüzde 10’a düştü. Pandemide 2 bin 500 okul battı. Ekonomik nedenle bu yıl da bin okulun daha batmasını bekliyoruz.”
■ Özel okul velileri krizden etkilendi mi?
“MEB’in yüzde 3 burslu öğrenci okutma zorunluluğunu, okullarda biz yüzde 10’a çıkardık. Ekonomik çalkantılardan etkilenmeyen yüzde 3’lük bir kesim ödemede sıkıntı yaşamıyor. Ancak orta sınıf denilen beyaz yakalılarda, şu an ciddi bir sıkıntı görülüyor.”
■ Eğitimde franchising sistemi olur mu?
“Türkiye’deki marka merakı ve tüketim alışkanlığı bunu franchisingi tetikledi. Kendi markasını oluşturamayan bir okul, franchising alınca öğrenci mevcudunu 2 kat arttırdı. Franchisinge sıcak bakmıyorum. Eğitim; il, ilçeye göre farklılık gösteren bireysel bir yapıdır. Bir okul, öğretmeni kadar iyidir. Öğretmen niteliksiz ise en büyük franchising yapıda bile aynı standart yakalanamaz.”
Birinci sınıf ücreti 1 milyon TL’ye çıktı
Kitap, kıyafet, etüt ve servis ücretleri hariç bazı okullarda ilkokul 1. sınıf eğitim ve yemek ücreti KDV dahil 759 bin TL’ye kadar çıktı. İlkokulda 4 yıl tek kuruş zam yapılmasa bile 4 yılın sonunda veli en az 3 milyon TL ödeyecek.
KDV DE ARTTI
Devletin özel okullardan aldığı eğitimin KDV oranı da 2024-2025 eğitim yılından itibaren yüzde 8 yerine, yüzde 10 olarak uygulanacak. Veliler, eğitim-öğretim için yüzde 10, yemek için yüzde 8, servis ve kıyafet için ise devlete yüzde 18 KDV ödeyecek. İlkokul 1. sınıf öğrencisinin devlet okulunda, devlete eğitim maliyeti yıllık 23 bin TL’den 50 bin TL’ye çıktı.
■ British İnternational School: Yemek, servis, kitap, kıyafet hariç 759 bin 400 TL
■ Çevre Koleji: 463 bin 637+KDV. Yemek 70 bin 90+KDV. Toplam 597 bin TL
■ Bilfen Çamlıca Koleji: 485 bin 800+KDV, yemek 96 bin TL+KDV. Toplam: 581 bin TL
■ Fide Okulları: KDV dahil eğitim 462 bin TL, yemek 77 bin TL. Toplam: 539 bin TL
■ TED Atakent: 351 bin 446 TL, yemek 69 bin 500 TL, etkinlik 29 bin 500. Toplam 450 bin 546 TL
■ Modafen Okulları: İlkokul 1. sınıf KDV, yemek, kıyafet vs hariç 450 bin TL
]]>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla mesleki eğitimde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin illere yazı gönderildi.
DENETİMLER ARTIRILSIN TALEBİ
Yazıda, meslek liselerinde öğrenim gören öğrencilerin işletmelerde mesleki eğitim ve staj çalışmaları ile meslek derslerinin yapıldığı atölye ve laboratuvarlarda iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin işlemlerin; “İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu”, “Mesleki Eğitim Kanunu”, “İş Kanunu” ile ilgili yönetmelikler, genelgeler ve diğer mevzuat hükümleri doğrultusunda yürütüldüğü hatırlatıldı.
Bakanlığın yazısında, işletmelerdeki mesleki eğitim sürecine ilişkin “2024 yılına mahsus olmak üzere şubat ve mart aylarında, sonraki yıllarda ise çalışma takvimi esas alınarak ağustos ayı sonuna kadar yapılacak ilgili tüm toplantılarda iş sağlığı ve güvenliği konuları gündeme alınacaktır” ifadesine yer verilerek, bu konudaki denetimlerin artırılması istendi.
MÜFETTİŞLER DENETLEYECEK
Yazıda ayrıca mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarındaki yönetici, öğretmen ve diğer tüm tarafların desteğiyle iş sağlığı ve güvenliği konusunda farkındalıkların artırılması ve bu konuda yapılacak çalışmalara yüksek hassasiyet gösterilmesi gerektiği de vurgulandı.
Milli Eğitim Bakanlığı, ayrıca, kamu ve özel kurum ve kuruluşlarındaki aday çırak, çırak ile kalfaların eğitimi ile işletmelerdeki mesleki eğitim konusunda yeni bir karara imza attı.
Buna göre, Mesleki Eğitim Kanunu’nun “denetleme ve ceza” hükümlerini düzenleyen madde doğrultusunda, işletmelerde verilen mesleki eğitim süreçleri; müfredata ve ilgili mevzuata uygunluk açısından oda veya birlik temsilcilerinin katılımıyla bakanlık müfettişleri veya eğitim müfettişlerince denetlenecek.
VALİLİKLERDE ACİL TOPLANTI
Bakanlık bu kararların yanında, “valilikler”, “il/ilçe milli eğitim müdürlükleri”, “mesleki ve teknik ortaöğretim kurumları” ve “işletmeler” olmak üzere 4 kurum ve kuruluşun daha mesleki eğitimde iş sağlığı ve güvenliği alanlarında yapacağı işlemleri de madde madde belirledi.
Bu kapsamda valiliklerce yapılacak işlemler şöyle olacak:
– İl istihdam ve mesleki eğitim kurulu, “iş sağlığı ve güvenliği acil gündemi” ile valinin başkanlığında ve ilgili tüm tarafların eksiksiz katılımıyla 2024 yılı Şubat ayı sonuna kadar toplanacak.
– İşletmelerin İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümlerine göre iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini alması ve valilikçe takibinin yapılması sağlanacak.
ŞARTLAR İYİLEŞTİRİLMEZSE ÖĞRENCİ YOLLANMAYACAK
– İşletmelerin, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin alınan tedbirlerle ilgili raporlarını, 2024 yılı Mart ayı sonuna kadar il istihdam ve mesleki eğitim kuruluna teslim etmesi, sonraki yıllarda ise bu işlemlerin ağustos ayı sonuna kadar tamamlaması gerekecek. Mesleki Eğitim Kanunu’nun 41’inci maddesi kapsamında, müfettişlerce yapılan denetim sonucu hazırlanan raporlar, valilikçe değerlendirilecek.
– Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında 2024 yılı mart ayında, sonraki yıllarda ise ağustos ayında yapılacak toplantılara, sektör ve işletme temsilcileri katılacak.
– İl ve ilçe milli eğitim müdürlükleri bünyesindeki komisyonların mesleki eğitim ve staj yapılması uygun gördüğü işletmeler, yükümlülüklerini ilgili kanunlara göre yerine getirmesi yönüyle bu ay içerisinde yeniden değerlendirilecek. Uygun görülmeyen işletmelerle ilgili olarak sözleşmelerin feshine ilişkin görüşler, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarına bildirilecek.
– İşletmelerde mesleki eğitim ve staj yapılması uygun görülmeyen işletmelere şartlarını iyileştirmediği sürece öğrenci yerleştirilmeyecek.
– İl ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinde görevli iş sağlığı ile güvenliği uzmanlarınca atölye ve laboratuvar öğretmenlerine alanlarına özel risk değerlendirme eğitimi, mart sonuna kadar verilecek.
OKULDA İŞ SAĞLIĞI EĞİTİMİ
Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarınca yapılacak bazı işlemler şöyle:
– İl ve ilçe milli eğitim müdürlüğü işletme belirleme komisyonunca mesleki eğitim ve staj yapılması uygun görülmeyen işletmelerle sözleşmelerin feshine ilişkin iş ve işlemler yapılacak, işletmelere şartlarını iyileştirmediği sürece öğrenci yerleştirilmeyecek.
– Okulda oluşturulan işletme belirleme komisyonu kararına göre kapsama alınan işletmeler bu ay içerisinde yeniden değerlendirilecek.
– Okullarda yönetici, öğretmen ve personelin, iş sağlığı ve güvenliği farkındalık eğitimleri, daha önce alınıp alınmadığına bakılmadan bu ay içerisinde olacak.
– Bakanlık aldığı yeni kararla, öğretmen ve yöneticilerin yanı sıra öğrencilere de iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri getirdi. Bu kapsamda mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarındaki öğrencilere tüm sınıf seviyelerinde bu ay içerisinde, diğer yıllarda ise her ders yılının başında en az 8 saat olmak üzere, “mesleki eğitimde iş sağlığı ve güvenliği” eğitimi verilecek.
EĞİTİCİYE BELGE ZORUNLULUĞU
İşletmelerce yapılacak bazı işlemler şöyle olacak:
– İşletmeler, ilgili kanun ve yönetmelik esaslarına göre, mesleki eğitim ve staj yapan öğrencilerin iş kazaları ve meslek hastalıklarından korunması, teşhis ve tedavileri için gerekli önlemleri alacak.
– Öğrencilere, koordinatör öğretmen gözetiminde eğitici personel ile usta öğreticilerin katılımıyla iş sağlığı ve güvenliği eğitimi ile iş yerine özgü tanıtım ve güvenlik eğitimleri verilecek.
– İşletmelerde mesleki eğitim ve staj çalışmasından sorumlu eğitici personel veya usta öğreticilerin öğrencinin eğitim aldığı aynı alanda ustalık/usta öğreticilik belgesine sahip olması gerekecek.
]]>Ceyhan Kaymakamı Muhammed Gürbüz, kaymakamlık hizmet ve faaliyetlerinin etkin, hızlı bir şekilde yürütülmesi amacıyla kamu-özel kurum ve kuruluşları ile bağlılarından ihtiyaç duyulabilecek her türlü bilgi-belgeyi kaymakamlık makamı adına sözlü-yazılı olarak istemeye yetkilendirdiği 7 isim belirledi. Bunlardan Remzi Varan’ın Memur Sen İlçe Başkanı, Kenan Kılıç’ın Eğitim Bir Sen Şube Başkanı, diğer 5 ismin ise aynı sendikanın üyeleri olduğu belirlendi.
KENDİ YAPILANMALARINI OLUŞTURUYORLAR
Eğitim İş Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay, bu uygulamanın sakıncasını şöyle anlattı:
“İktidar, liyakatsiz atama konusunda o kadar istikrarlı ve tutarlı davranmıştır ki artık liyakatsiz yöneticiler yerellerde kendi küçük yapılanmalarını oluşturmaktadır. Kaymakam, Ceyhan’da adeta ufak bir ‘sen, ben, bizim oğlan’ yapısı kurmuş, devletin kendisine verdiği yetkiyi de adeta bu ufak yapılanmaya bölüştürmüş. Oysa mülki amirlerin çeşitli nedenlerle yetemediği yerlerde yerlerine kimlerin bakabileceği yasa ve yönetmeliklerle belirlenmiştir. Bu konuda zaten yardımcılara ve yeterli personele sahip bir mülki amirin, devlet yetkisini bakkal devreder gibi ‘tanıdıklara’ devretmesinin akla yatkın bir tarafı yoktur.
Küçük yerlerde verilen bu tür yetkilerin, sınırı aşabileceğine dikkat çeken Özbay, “Yetkilerin suiistimal edilmeyeceği, sendikaların lehine ve baskı aracı olarak kullanılmayacağının garantisi yoktur. Bu yersiz yandaş dayanışmasının kamu yönetiminde yeri yoktur, olamaz. Eğitim-İş olarak Ceyhan Kaymakamına sesleniyoruz: Kendi işinizi yapamayacaksanız o makamda ne işiniz var? Kaymakamlık yapmayıp işinizi arkadaşlarınıza bölüştürecekseniz, halk yoksulluktan kırılırken gelişmiş ülkelerde başbakanların bindiğinden bile lüks olan o makam aracında ne işiniz var? Kamu yönetim ilkelerine aykırı, etik dışı bu uygulamanızdan vazgeçin ve oturduğunuz makamın tarafsızlık öngördüğünü unutmayın” dedi.

Kadem Özbay, SÖZCÜ Medya Grubu Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk’e konuştu.
GENÇ GÖNÜLLER PROJESİ
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın elini eğitimden çekmediğini, asıl amacı olan dinin tarikatlar tarafından sömürü aracı olarak kullanılmasını engellemekle değil, eğitimi dinselleştirmekle ilgilendiğini öne süren Özbay, şunları anlattı:
“Ankara ve İstanbul başta olmak üzere 10 ilde uygulamaya konacak olan son proje de bizim en başından beri karşısında olduğumuz ÇEDES’ten sonra en gerici hamle niteliğinde.
‘Genç Gönüller, Çocuk Gönüllerle Buluşuyor Projesi’ adı verilen bu uygulamada Diyanet’in belirlediği lise ve üniversitelilerin ilkokul üçüncü ve dördüncü sınıftaki çocuklarla eşleştirilerek, ‘Etkinlik’ adı altında
ne olduğu muğlak faaliyetler yapması planlanıyor.
FETÖ’NÜN AYAK İZLERİ
Bu proje, Diyanet’in iddia ettiği gibi pilot uygulama değil. Çünkü pilot uygulama, ilk kez denenecek bir yöntemi ölçmek için proje alanının ve süresinin kısıtlı tutulmasıdır. Oysa bu yöntem ilk kez denenmiyor, aksine Diyanet, FETÖ’nün ayak izlerini takip ediyor. Çünkü adına proje dedikleri bu garabet, FETÖ dönemlerinden bildiğimiz ‘Abi-abla’ kavramlarının resmiyete kavuşmasından, atanmış ‘Abi-abla’ dönemine geçilmesinden başka bir şey değil. Üstelik nasıl FETÖ yıllarca eşit ve nitelikli eğitim hakkının devlet tarafından sağlanmamasından ve sınav odaklı hale getirilen eğitim sisteminin boşluğundan yararlanıp, eğitimin kamusal olmamasını istismar edip dershaneye gidemeyen, ek ders alamayan çocuklara ‘Etüt ve ödev yardımı’ adı altında kanca taktıysa, Diyanet de bu projeyi ‘Ev ödevlerine yardım” adı altında gerekçelendiriyor. Yani karşımızda kötü bir imitasyon var.”

ATANMIŞ ABİ-ABLA
Kadem Özbay, projeye göre atanmış “Abi ve ablalar”ın, ortalama 8 yaşındaki çocukları okullardan çıkarıp camiye, diyanet merkezlerine götürebileceğini, projede muğlak bırakılan bir kavramında “Ziyaretler” olduğuna dikkat çekti. Özbay, “Burada kasıt türbe ziyaretleri mi, yoksa çocuklar gerici vakıflarda kapı kapı mı dolaştırılacak bilmiyoruz” dedi.
Projede, din görevlileri eşliğinde “Değerler eğitimi” verme planın da bulunduğunu, öğle namazı kılma gibi dayatmalara da “Etkinlik” denildiğini öne süren Özbay, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Her şeyden önce bu insanlar kim? Yetkinlikleri ne? Formasyonları var mı? Pedagoji bilirler mi? Hiçbir şey bilmiyoruz. Gerici vakıflarla ilgili her gün şiddet ve istismar haberlerinin geldiği bu ülkede, söz konusu projede 8 yaşındaki yavruların vücut bütünlüklerinden, psikolojilerinden, güvenliklerinden nasıl emin olacağız? En ufak bir trajedinin hesabı nasıl verilecek? Ödev zaten çocuğun okulda öğrendiklerini pekiştirmesi için tek başına yapması gereken bir çalışmayken camide ‘Hep birlikte’ ödev yapmanın mantığı nedir? Bunlar akla ziyan sorular olarak orta yerde duruyor.”
Milli Eğitim Bakanlığı’nın çok faydalı bir faaliyet olan uzmanlar eşliğinde yapılan izciliği okullarda bitirdiğini, bu projede cami avlusunda çadır kurmaktan bahsedildiğini hatırlatan Özbay, “Velilerden bağış adı altında durmadan para toplanırken, birçok okulda sporda başarılı öğrenciler şehirlerarası müsabakalara bile imkansızlık yüzünden gidemezken, okulların birçoğunda spor salonu ve spor aleti eksikliği yaşanırken bu projede sportif faaliyetler yapılmasının öngörüldüğünü” belirtti. Özbay, “Bakanlığın bilerek boş bıraktığı, boşalttığı alanlara Diyanet sokuluyor. Adeta milli eğitim parça parça Diyanet’e ve gerici vakıflara devrediliyor” dedi.
FİŞLENME TEHLİKESİ DE VAR
Projenin laikliğe zıt olduğunu, Anayasa’ya da Milli Eğitim Temel Kanunu’na da bariz aykırılıklar içerdiğini, çocuğunun emniyetinden rahatsız olduğu için ya da dinsel bir eğitim almasını istemediği için bu programdan uzak durmayı tercih edecek velilerin, başka inanç grubuna ait öğrencilerin dolaylı olarak fişlenmesi tehlikesini barındırdığını öne süren Özbay, açıklamasını
şöyle sürdürdü:
“Eğitim, sadece eğitimcilerle verilir. Bakanlık, bu yaş grubundaki çocuklarda öğrenme kaybı tespit ettiyse, ödevleri konusunda zorlandıklarına dair bulgular varsa, sportif ve kültürel faaliyetleri artırmak istiyorsa öğretmenlerle bir programlama yapılabilir. Bu ihtiyaçları gidermek için atama bekleyen 1 milyona yakın öğretmen var. Niyet eğitimse, eğitimciler burada. Her gerici hamle karşısında olduğu gibi bu projeye karşı da mücadele edeceğiz, yasal yollara başvuracağız, süreci takip edeceğiz. Başöğretmenin eğitim neferleri olarak çocuklarımızı kimsenin karanlık düşlerine feda etmedik, etmiyoruz.”
]]>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesinde kurulacak Türkiye’nin ilk güzel sanatlar ilkokulu ile lisesine ilişkin “Türkiye’de müzik eğitimi konusunda devrim niteliğinde bir adım olduğuna inanıyorum. Bu konuda yetenekli çocuklarımız için yepyeni bir alan, yepyeni bir imkan açılıyor” dedi.
DEVLET KORUMASINDAKİ ÇOCUKLAR DAHİL EDİLECEK
Tekin, hayata geçecek yeni okulların 2014’ten itibaren yürütülen “proje okul” formatıyla eğitim öğretim sistematiğine dahil ettikleri okul türlerinden biri olduğunu belirtti. Bu yeni modelden hareketle sektörle işbirliği yaparak meslek liselerinin tematik hale gelmesi için önemli adım attıklarını anlatan Tekin, benzer şekilde spor liseleri ile ilgili federasyonlarla çalıştıklarını ve voleybol, futbol ve basketbol liseleri açtıklarını anlattı.
Tekin “Okullar, Türkiye’nin her tarafından öğrenci kabul edecek. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı himayesindeki çocukların da bu sürece dahil olabileceği, kampüsün içerisinde çocuklarımızın konaklayabileceği bir yurdun, bir pansiyonun da olduğu bir kompleks halinde süreci başlatacağız” dedi.
Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Özden ise protokolle Türkiye Cumhuriyeti tarihinde sanat eğitimi için çok önemli bir adımın atılacağı bir ana şahitlik edildiğini vurguladı.
YETENEK SINAVI İLE ÖĞRENCİ ALINACAK
Protokolle Türkiye’nin ilk Güzel Sanatlar İlkokulu ve Ortaokulu, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Yerleşkesi’nde açılacak. Yerleşkede, ayrıca bir de Güzel Sanatlar Lisesi kurulacak. Bu okullarda ilköğretim kurumlarında uygulanan müfredat ile güzel sanatlar içerisinde yer alan müzik alanında da eğitim verilerek Türk müziğinde nitelikli insan kaynağının artırılması amaçlanıyor.
Müzik okulları, öğrencilerin birlikte müzik yapma isteklerini ve çalgı çalma bilgi ve becerilerini geliştirmelerine rehberlik edecek derslerin sunulduğu bir eğitim programına sahip olacak. Yeni bir model olarak uygulanacak müzik okulları, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında Ulusal Beceri Haritası ile ilişkilendirilerek hayata geçirilecek.
Milli Eğitim Bakanlığı’na ait bu okullara Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Türk müziği alanında eğitmen desteği verecek.
Güzel Sanatlar Lisesine “Yetenek Sınavı ile Öğrenci Alımı Yapan Okullara Başvuru Kılavuzu” kapsamında öğrenci seçilecek.
Türk Müziği Programı Uygulayan Güzel Sanatlar İlköğretim Okuluna alınacak öğrenciler için ise Bakanlık tarafından hazırlanan “Yetenek ile Öğrenci Alımına İlişkin Başvuru ve Yerleştirme Kılavuzu” geçerli olacak.
YETENEK TARAMASI YAPILACAK
Okullara öğrenci seçimine yetenek taraması sonucunda başarılı bulunan çocuklar da dahil olacak.
Yetenek taraması, Türkiye genelindeki tüm okullarda, çocuk evleri ve çocuk evleri sitelerinde yapılacak. Müzik okullarında öğrenim gören öğrenciler için pansiyon imkanı sunularak ülke genelindeki yetenekli tüm öğrencilere müzik alanında eğitim fırsatı verilmeye gayret edilecek.
Müzik okullarında, müzik aletlerinin bakımı ve onarımı için özel bir atölye alanı da oluşturulacak.
Çalgı aletlerinin temizliği, ayarları ve onarımları için gerekli araç ve malzemelerle donatılacak olan bu atölyelerde ayrıca öğrencilerin yaş gruplarına uygun çalgı aletlerinin üretiminin yapılması da planlanıyor.
]]>Bakanın tepki çeken konuşmasının ardından, Ordu Fen Lisesi okul müdürü Turgay Türkmen’in Işık Cemaati’nden Hüseyin Hilmi Işık’ın “Herkese lazım olan iman”, M. Sıddık Gümüş’ün “İngiliz casusunun itirafları ve İngilizlerin İslam düşmanlığı” ile Konak Vakfı’nın “Mızraklı İlmihal” kitaplarının dağıtıldığı ortaya çıktı.
Milli eğitim il ve ilçe müdürlükleri ile velilerden izin alınmadan dağıtılan kitaplara CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel ile Eğitim-Sen Ordu Şubesi tepki gösterdi.

“BAKANDAN CESARET ALIYORLAR”
Işık Cemaati’ne ait kitaplar ücretsiz dağıtıldığını belirten Mustafa Adıgüzel, şunları söyledi:
“Milli Eğitim Bakanı Mecliste yaptığı konuşmada tarikat ve cemaatleri Milli Eğitim Bakanlığı’na ortak etmesi meyvelerini vermeye başladı. Ordu Fen Lisesi müdürü bir cemaatin 3 kitabını okul öğrencilerine dağıttı.
Üstelik İlçe ve İl Milli Eğitim Müdürlerinden izin almadan. Hatta öğrenci velilerine de sormadan. Bu cesareti ona veren Milli Eğitim Bakanı’nın yaptığı açıklamadır. İmam – cemaat ilişkisi üzerinden değerlendirmek gerekir.
Bu okul müdürünün şeceresini görmek için sosyal medyasına baktığımızda laik eğitim düşmanı olduğunu gördük. ‘Türkiye’nin başına bela olan laik eğitimdir’ diye paylaşımı var.
Kadir Mısıroğlu meczubunu bolca paylaşmış. Bunlardan biri de Nablus Savaşı’nda Atatürk’ün bir askeri deha olarak 7. Ordu’yu kurtarmasını eleştiren ve Atatürk’ten ‘Aslı Yahudi olan bir komutan’ şeklinde bahseden paylaşımı.
Bir diğer paylaşımı 28 Mayıs gecesi seçim sonuçları için Arapça Allah’a şükürler olsun paylaşımı. Bir okul müdürü olarak hiçbir resmi bayramı kutlamamış. 29 Ekim, 23 Nisan, 19 Mayıs’ı paylaşmamış, Atatürk’ün ölüm yıl dönümünde 10 Kasım’da tek bir paylaşım yapmamış.
Ancak her türlü Cumhuriyet düşmanı paylaşımı var. Bu tür insanlar aslında her yerde var ancak ortaya çıkmıyorlardı.
Milli Eğitim Bakanı’nın mecliste açıkça cemaat ve tarikatlarla işbirliğini ifade etmesinden cesaret alıp ortaya döküldüler.”

“BAKAN EĞİTİMCİ BİLE DEĞİL”
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Tarikat ve cemaatlerle işbirliği yapacağım. Çünkü çocukların dağa çıkmasına engel oluyorlar” sözlerini hatırlatan Milletvekili Adıgüzel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“15 Temmuz’da darbe yapan komutanlar dağdan mı inmişti? Vaiz kürsüsünden inmişti. Kışlalardan çıktı, senin Bakanı olduğun Milli Eğitim’den aşağıya inmişti. Milli Eğitim Bakanı şuna sebep oluyor; yavrularımızı dağdaki terör ile şehirdeki terör yuvaları, taciz ve tecavüzün yuvası haline gelmiş cemaatlerin arasına sıkıştırıyor.
Dağdaki terörden korkutup şehirdeki terörün kucağına atmaya çalışıyor. Oysa ki çağdaş, bilimsel, laik eğitim bizim olmazsa olmazımızdır.
Bu okul dahil olmak üzere velilerimizin yüzde 99’u Atatürk ve Cumhuriyeti seven velilerdir. Onların çocuklarına izinsiz kitapları dağıtmak suçtur. Öyle talihsiz bir dönemdeyiz ki bu Milli Eğitim Bakanı eğitimci bile değil siyaset bilimci.
Aynı zamanda iktisatçı ama iktisat eğitimi olduğu için söylemiyorum bakanlık maaşının yanında Tarım Kredi’den ikinci maaş alıyor. Aynı zamanda Cumhuriyet düşmanı bir tarikatçıdır”

İDARECİLER OKUL KAPILARINI CEMAATLERE AÇTI
Eğitim-Sen Ordu Şubesi ise okul önünde eylem yaptı. Şube Başkanı Nursen Kaymaz yaptığı açıklamada Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in açıklamasının ardından devlet okullarındaki idarecilerin, cemaatlere ve onların yayınlarına okulların kapılarını sonuna kadar açma konusunda daha cesur davrandklarını söyledi.
Eğitim biliminin en temel ilkeleri ve öğrencilerin gelişim süreçleri yok sayıldığını vurgulayan Kaymaz, “Ordu Fen Lisesi’nde Işık Cemaatine ait olduğu bilinen kitaplar, bizzat okul müdürü Turgay Türkmen’in sınıf başkanlarına verdiği talimatla ile öğrencilere dağıtılmıştır. Cumhuriyet değerlerini yok sayan, çağdaş, laik ve demokratik toplum düzenini yok etmeye çalışan bu uygulamaların takipçisi olacağız” dedi.
]]>Annem soprano sanatçısı Saime Tendü Vefa ben 13 yaşındayken hayatını kaybetti. Babam Yeşilçam’ın kötü adam rolündeki yakışıklı jönü ancak normal hayatında tam bir salon beyefendisi olan Önder Somer’di. 300’ü aşkın filmde rol aldı. Hem işte hem evde çok vakit geçirdiğimiz için asıl hocam babamdı. Ailemiz Kapalıçarşı esnafıydı. Dedemle birlikte 100 yıllık bir mazimiz var Kapalıçarşı’da. Ben 4. kuşağım. Döşer soyadı mobilya döşemeciliğinden geliyor. 1940’lı yıllarda Kapalıçarşı’dan dükkân almak mümkünmüş ve dedem dükkanlar almış. Babam da orada çalışıyormuş.
– Yeşilçam’a girişi nasıl oluyor?
Kapalıçarşı’daki dükkânda çalışırken film teklifi geliyor. Dedem “Ben esnafım benim soyadımla aktör olamazsın” deyince takma bir soyadı kullanıyor ve Önder Döşer’i, Önder Somer olarak değiştiriyor. 17 yıl Yeşilçam’da aktörlük yaptıktan sonra Kapalıçarşı’ya işlerin başına geri dönüyor.

Ünlü Astrolog Öner Döşer, arkadaşımız Hande Zeyrek’in sorularını yanıtladı.
– Sizi de yanına çağırıyor…
Yıl 1984. Üniversite sınavına girdim astronomi yazacağım dedim ama babam “Biz tüccar aileyiz. Kapalıçarşı’ya yanıma ne kadar erken gelirsen o kadar iyi. Açık öğretim oku” dedi. Aralarında hukuk da olan tüm tercihlerimi silip sadece işletme Açıköğretim Fakültesi yazdım. Dil puanım çok iyiydi ve Boğaziçi’nde dil bilim okumak isterdim. Ama iki kız bir erkek kardeştik ve babam tek erkek çocuğunun işlerin başında olmasını istedi. Oldum da. 2003’te işleri tamamen bırakana kadar 50 civarı çalışanı olan bir ayda 3 bin çanta üreten ve 6 dükkân işleten bir iş insanıydım. O zaman babamın arkadaşları ve Kapalıçarşı’da bana “Çılgın mısın ne yapıyorsun?” dediler. Başkalarının 1 metrekare yer aradığı çarşıdan dükkanları kiraya verip ayrıldı.
– Peki ne oldu da her şeyi bıraktınız?
Astrolojiye, felsefe, dil ve din konularına ilgim liseden bu yana vardı. 1996’da ilk kez kendi doğum haritamı astroloji kitaplarına bakarak elle çizdim. İlgiliydim ama vakit ayıramıyordum. 1997’de babamın 60 yaşında trafik kazasında hayatını kaybetmesi bana hayatı sorgulattı. Neden Kapalıçarşı’dayım? Babam için ama hayatta değil… 1999 depremini “ağustos ayında deprem olabilir” diyerek tahmin eden astrolog Hülya Koçak’ı izlemiştim televizyonda ve çok etkilendim. Öngörüsü çıkmıştı. Hayatta değil şu an ama kendisinden iki kez danışmanlık aldım.
– Astrolojide ilerlemenizi mi söyledi?
2001’de eşimle Hülya Koçak’a gittiğimde eşim Gaye “Öner astrolog olmak istiyor” dedi. O da “haritası çok müsait değerli bir meslektaş kazanmış oluruz” yanıtını verdi. Beni eğitim için Astroloji Birliği Derneği’nde dersler veren Hakan Kırkoğlu’na yolladı. 2002’de eğitime başladım. 2003’te ortaçağ astrolojisinde dünyaca tanınan Amerikalı astrolog Robert Zoller’den eğitim aldım. Diploma seviyesini tamamlayarak “ustalık belgesi” sahibi oldum.

Yeşilçam artisti Önder Somer’in oğlu olan Öner Döşer babasına çok düşkün bir çocuktu.
– Astrolojideki kırılma noktanız Zoller’in eğitimi mi oldu?
Ortaçağ astrolojisi eğitimi hayatımı ve astrolojiye bakışımı tamamen değiştirdi. Tarihi astroloji ve ön görünün önemine vakıf oldum ve tarihsel metinler üzerine çalışmaya başladım. Zoller, sadece klasik gezegenleri kullanarak 2001 ikiz kuleler saldırılarını önceden bildirmişti ve uyarı geçmişti. Klasik metinlerin aslında ne kadar önemli olduğunu ve eski alimlerin bu tür alanda ne kadar iyi öngörülerinin olduğunu görünce eskiyi araştırmaya yöneldim ve Osmanlı astrolojisinde çevirilere başladım.
– Hiç ilgisi olmayan birine astrolojiyi nasıl tanımlarsınız?
Güneş ay ve gezegenlerin birbirlerine göre değişen konumlarını dünyada hayat üzerindeki yansımalarını anlatır astroloji. “Yukarıda nasılsa aşağıda öyledir” der filozoflar astroloji için. Gökyüzü ilmi kendisine vahiy yoluyla indirilen İdris Peygamber ile başlar.
– Astrolojiyi hayatımızda önemli kılan nedir?
Astroloji, neden burada olduğumuzu, hayatımızın anlamını, misyonumuzu idrak etmemizi sağlıyor. Doğum haritası olarak baktığımızda böyle. Dönemsel gezegen geçişleri ile hareketlerini okumak nasıl bir süreçten geçtiğimizi ve önümüzde neler olduğunu anlamamızı sağlıyor.
– Astrologlar nasıl bu kadar isabetli öngörüler yapıyor?
Aslında astrolojinin öngörüleri basit ve tesadüfi bir tahmin değildir. Tecrübidir ve bir nevi istatistiksel verilere dayanır. Tarih tekerrürden ibarettir derler. Astroloji bu tekerrürleri yakalamamızı ve onlardan istifade etmemizi sağlayan bir ilimdir. Gezegenler tıpa tıp aynı konumlara sık gelmiyor. Bunun olması için çok uzun zaman geçmesi gerekir. Bu yüzden çeşitli benzerliklerden yola çıkarak mantıklı çıkarımlar yoluyla içinde bulunduğumuz dönemi açıklamamızı ve anlamamızı sağlıyor. Astroloji kendine has metodolojisi olan bir bilimdir. Astroloji bir olasılıklar bütünüdür. Astrologlar da bu olasılıkları insanlara aktarıyor.

Astroloji dünyasının hocası olarak tanınan ünlü astrolog Öner Döşer son yıllarda yaptığı isabetli öngörülerle dikkatleri üzerine çekti… SÖZCÜ TV’de her hafta sonu “Gökyüzü Sohbetleri” programıyla da büyük ilgi gören Döşer’in hayat hikayesi oldukça dikkat çekici. Yeşilçam’ın yakışıklı jönü Önder Somer’in oğlu olan Öner Döşer, babasının isteği üzerine Kapalıçarşı’daki mobilya ve çanta dükkanlarının başına geçti. 50 çalışanı olan bir iş insanıyken çevresindekilerin deyimiyle ‘bir çılgınlık’ yapıp her şeyi geride bırakan Döşer, 20 yıl önce çocuk yaştan itibaren ilgi duyduğu astroloji eğitimine başladı ve bir daha hiç kopmadı…

Öner Döşer, 2005 yılında eşi Gaye Döşer ile İstanbul’da AstroArt Astroloji Okulu’nu kurdu. Yurt içi ve yurt dışında 5 bini aşkın öğrenciye eğitim veren Döşer, Uluslararası Astroloji Araştırmaları Derneği üyesi ve uluslararası sertifika veren astroloji okulunda dünya astrolojisi dersleri veriyor.
EĞİTİMLER VERİYOR
Yaşamını astrolojiye adayan 57 yaşındaki Öner Döşer 2005 yılından 2022 yılına kadar iş, sanat ve siyaset dünyasından çok sayıda tanınmış ismin yanı sıra 5 bini aşkın kişiye danışmanlık hizmeti verdi. Ancak 2002 yılında bireysel danışmanlığı bırakıp kendisini seminerler ve eğitimlere adadı. 14’ü yabancı dile çevrilen 40 kitap yazdı.

ASTROLOGLAR GERÇEĞİN PEŞİNDEDİR
– Olacakları öngörmek ve bunların gerçekleşmesi ürkütücü değil mi?
Hayır. Olaylara dışarıdan ve objektif bakarsanız gerçekte neler olduğunu çok daha iyi görürsünüz. Bir astrolog gerçeğin peşindedir. Olayların nasıl gösterildiğini değil, gerçekte nasıl olduğunu idrak etme ve tespitlerini aktarma arayışındadır. Astroloji cesaret gerektirir. Geleceği inceleyen herhangi bir alanla uğraşıyorsanız yürekli olmanız ve olaylara objektif bakabilmeniz gerekli.
– 6 Şubat’ta yaşanan Kahramanmaraş merkezli deprem felaketi için önceden uyarmıştınız…
24 ve 28 Ocak’ta katıldığım yayınlarda şubat ayının başı için ‘inşallah çok büyük bir depremden bahsetmiyoruzdur’ demiştim. Elimden geldiğince çok endişelendirmeden muhtemel gelişmelere hazırlama amacındayım. Çünkü eğer kendimizi zihnen duygusal olarak muhtemel geleceğe önceden hazırlarsak ani gelişen olaylar karşısında çok daha hazırlıklı oluyoruz.
– Dünyada astrolojiyi en çok kullanan ülke hangisi? Bizde durum nedir?
ABD çok kullanıyor. Gazeteci Fatih Altaylı Saray’da resmi kayıtlı 4 tane müneccim (astrolog) olduğunu açıklamıştı. Osmanlı döneminde 500 yıllık süre boyunca 37 müneccimbaşı devlet görevlisi olarak hizmet verdi. Bunlardan 35.’si Seyid Mehmed Arif Efendi anne tarafımdan akrabamdır. Benim tarihi metinlere ilgi duymamın sebeplerinden biri de bu oldu. Osmanlıca’dan, Farsça ve Arapça’dan eserler çevirmek üzere 2015’te komisyon oluşturdum. Cumhuriyet döneminde ise 1924’te son müneccim başının vefatıyla bu uygulama son bulmuş.
YARIN
– 2024’TE TÜRKİYE’Yİ NELER BEKLİYOR?
– YEREL SEÇİMLER NASIL GEÇECEK?
– AKP İÇİN İSTANBUL NEDEN ÖNEMLİ?
]]>
Tarikat ve cemaatlerle MEB’in yaptığı protokollerinin iptali için çok sayıda dava açtıklarını belirten Özbay, “Devam eden davalar da var. Danıştay, protokollerin iptali istemli açtığımız çok sayıda davayı, “Bakanlığın takdiri” diyerek, reddetti. Kazandığımız davalarda da mahkeme kararını, MEB uygulamıyor. Anayasa ve Milli
Eğitim Temel Kanunu açıkça ihlal ediliyor” diye konuştu.
PROTOKOLLER GİZLİ
Bakanlığın 10 yıl önce sadece 1-2 vakıf ve dernekle imzaladığı protokol sayısının, davalar sürerken bugün 2709’a kadar çıktığına dikkat çeken Başkan Özbay, “Protokol imzalanan Ensar, Hayrat, Türgev, Tügva, İlim Yayma gibi bazıları biliniyor. Başka kimler var? Gizli. Cumhuriyetin temeli, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkesi, MEB’de yerini keyfilik ve gizliliğe bıraktı. Öğrenciler, veliler hatta öğretmenler, bir sonraki gün sınıfta derse kimin gireceğini bilmiyor” dedi. Özbay sözlerini şöyle sürdürdü:
CEMAAT REFERANSI
“Cumhuriyet kurumlarında, liyakat değil sadakat hakim oldu. Tarikat ve cemaat referansları, diplomaların önüne geçti. MEB’in, çocuklara her istediğini yapma ve canının istediğini, derslere sokma gibi bir hakkı yok. STK adı altında toplumun huzurunu bozacak anlaşmaları, anayasanın 2. maddesi ve Milli Eğitim Temel Kanunu’na aykırı yapamazlar. MEB’in işi çocuklara eğitim vermek olsa da, tarikatları okullara sokarak, eğitim vermekten aciz olduklarını kanıtladılar.”
MÜRİT TOPLUYORLAR
“Tarikatlar bu protokollerle okullarda özellikle yoksul aile çocuklarına ulaşıyor. Kamp, gezi adı altında ‘Tarikatlar iyidir, yardımseverdir’ algısı yayarak, okullardan öğrenci topluyorlar. FETÖ’nün okullardan mürit toplama yöntemini, MEB bu protokollerle tüm tarikat ve cemaatler için açtı. Bakanın tarikat ve cemaatlerle ilgili meclisteki sözleri, okul gruplarında anında paylaşılıp, öğrenci yönlendirilmesi için okul idareleri cesaretlendirildi. Öğrenciler, tarikat ve cemaatler için açık hedef yapıldı.”

DERSLERE GiRMELERi SUÇ!
“Okul dışı faaliyet için izin verilmiş gibi görünse de, tarikat müritleri okullara yerleşti. Cübbeli, sarıklı, çarşaflı yani tarikatların sembol giysilerini giyen bu kişiler, ‘sohbet’ adı altında özellikle yatılı okullardaki öğrencilerle doğrudan temas kuruyor. MEB, ‘veli izin belgesi’ almadan, tarikat cemaat bağlantılı bu kişileri okullara hatta derslere sokuyor. MEB protokol yapsa bile, ‘veli izin belgesi’ olmadan çocuklara, tarikat müritleri ile temas kurduramaz. STK maskesiyle, tarikatçılar okullarda derslere giremez. Anayasa’ya aykırı bu duruma itirazı olan tüm velilere, hukuki desteğe hazırız.”
BAKANLIĞIN “TAKDİR YETKİSİ” ANAYASANIN ÜZERİNDE Mİ?
Milli Eğitim Bakanlığı, 2023 yılında çoğu tarikat ve cemaatlerle protokol anlaşması iptali ve idari soruşturma olan 24 bin 247 davaya müdahil oldu. Davalar için bu yıl eğitim bütçesinden, 297 milyon TL harcandı. Tarikat ve cemaatlerin kapatılması talepli davalar Danıştay’da, “Gönüllülük esas” ve “Bakanlığın takdir yetkisi” gerekçesiyle reddedildi. Tarikatların okullara girişi, bu kararlarla hukuken açıldı.
1- MAHKEME KARARIYLA TARiKAT KUMBARASI

İHH Vakfı, ‘Her Sınıfın Bir Kardeşi Var’ projesiyle, MEB’le protokol imzaladı. Devlet okullarına kumbara koyup para topladı. Eğitim İş Sendikası, protokol iptali için dava açtı. MEB, “Değerler eğitimi ile uyumluluk var. Vakıfları denetleme yetkisi bizde değil. Öğrencilerden zorla para toplanmıyor. Gönüllülük esası var” diye kendini savundu. Danıştay da, ‘Gönüllük esası var’ diyerek, davayı reddetti. Kumbaralar, ilkokul ve ortaokulda reşit olmayan çocuklarının önüne hâlâ konulup, para toplanılıyor.
2- MEB DEĞERLER EĞiTiMi VERMEKTEN ACiZ Mi?
MEB ve Hizmet Vakfı, ‘Değerler Eğitimi’ protokolü imzaladı. Anayasanın eşitlik ilkeleri ile Milli Eğitim Temel Kanunu’nun laiklikle ilgili 12. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 2022’de dava açıldı. Bakanlık mahkemede; milli, manevi, ahlaki değerleri benimsetmek amacıyla protokol imzaladığını savundu. Danıştay Tetkik Hakimi, eğitim ve öğretim hizmetini devlet adına verme sorumluluğunun MEB’de olduğunu hatırlatıp, örgün öğretimde iptal edilmesi için şerh düştü. Mahkeme, MEB’in Değerler Eğitimi verme yetkinliğinin tespit edilmesini istese de, davayı reddetti.

“DİNCİ EĞİTİME GÖZ YUMULUYOR”
ÇYDD Genel Başkanı Prof. Dr. Ayşe Yüksel: “Anayasanın 2. maddesinde vurgulandığı gibi Türkiye Cumhuriyeti, laik bir hukuk devletidir. Atatürk, 1925’te yanu 98 yıl önce tekke ve zaviyeleri kapattı. Bu yasa hâlâ yürürlükteyken tarikat ve cemaatlerin ülkenin her yerinde üstelik MEB onayıyla örgütlenmesi, dinci eğitim yapılanmasına göz yumulduğunu kanıtlıyor. Bakanın, ‘Öğrenciler dağa çıkmasın’ diye tarikat ve cemaatlerle işbirliği ısrarı, tam bir akıl tutulmasıdır. Çare; Atatürk’ün eğitim yasaları…”
“PSİKOLOJİK TRAVMALARA YOL AÇAR”
MEF Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Özcan: “Türkiye’deki bütün çocukların eğitiminden, Milli Eğitim Bakanı sorumlu. Okullarda ders veren öğretmenlerin pedagojik formasyonu olma şartı var. STK’lardan gelip öğretmenlik yapanların, pedagojik formasyonu olmadığı gibi pedagojik formasyonu olma şartı da yok. Çocuklara karşı çok büyük bir yanlış yapılıyor. Öğrenciyle nasıl konuşup, nasıl ödev, ödül vereceğini bilmeyen birinin derslere sokulması, çocukları okuldan soğutur. Çocuklarda, etkisi yıllarca sürecek, psikolojik travmalara yol açar.”
]]>
Tarikat ve cemaatlerle imzalanan protokollerin içeriği velilerden gizli tutuluyor. Bunları elde etmek çok zor. Yargıtay Onursal Üyesi Ali Suat Ertosun, SÖZCÜ’ye “Örneğin ben ünlü bir dini vakfın bakanlıkla imzaladığı protokolün içeriğini öğrenmek için başvurdum. Vermediler. İdare mahkemesine dava açtım, kazandım. Ama protokolü yine vermediler mahkemeye gönderdiler” dedi. Ertosun, şunları söyledi:
KOZMİK ODAYA GİRİLİRKEN
“Bu ülkenin en mahrem yerlerinden olan Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın ‘Kozmik Odası’na girildi. Ama okullarla, öğrencilerle ilgili tarikat ve cemaatlerle imzalanan protokollerin ne olduğu vatandaştan gizleniyor. Biz daha önce 300 civarında protokol imzalandığını sanırken, meğer 3 bine yaklaşmış. Yani, Özel Kuvvetler’in Kozmik Odası’na girilirken, gizli olmaması gereken protokoller Milli Eğitimin Kozmik odalarından dışarıya sızmıyor.”
PROTOKOLDE NELER VAR?
Milli Eğitim Bakanlığı’nın kendisini silikleştirirken eğitim sistemini tarikat ve cemaatlere devreden adımlarını Bakan Yusuf Tekin de TBMM’de yaptığı konuşmayla kabul etti, tarikat ve cemaatlerle işbirliği protokolleri yapmaya devam edeceklerini açıkladı.
Tarikat ve cemaatlerle imzalanan işbirliği protokolleriyle bu yapıların okullarda öğrencilere yönelik olarak sanatsal, sportif, sosyal, kültürel, bilimsel ve teknolojik gelişimi desteklemeye yönelik eğitim, seminer, proje, gezi, kitap okuma, yarışma, kamp, yaz okulu adı altında etkinlikler düzenleyebilmesine olanak sağlanıyor. Protokollerde kamuoyundan, mahkeme kararlarına rağmen gizlenen bölümlerde yer alıyor. Protokollerde yer alan bazı maddeler şunlar:
■ Vakıf tarafından öğrenciler gezilere ve kamplara götürülebilecek. Bu etkinliklerin güzergahı ise belli değil. Yani öğrencilerin ‘gezi’ adı altında tarikat yuvalarına, ‘kamp’ adı altında da cemaatlerin eğitim kamplarına götürülmesi mümkün olacak.
■ Vakıf isterse, eğitimleri kendisi tarafından belirlenen mekanlarda yapabilecek. Vakıf, çağdaş olduğuna dair takiye yapmaya ihtiyaç duymazsa, öğrencileri tarikat yuvalarına bile sokabilecek.
■ ‘Kitap okuma etkinliği’ adı altında öğrencilerin hangi ‘eserlere’ mecbur bırakılacağı meçhul. Yani Fetullah Gülen tarafından henüz ‘kandırılmadan’ önce okullara Said-i Nursi’yi sokma gayretindeki AKP, bu protokolle birçok şeyhin çağdışı kitaplarını çocuklara dayatabilecek.
■ Bakanlık bünyesindeki Halk Eğitim Müdürlükleri, vakfın protokol kapsamında düzenleyeceği gezi, kamp, eğitim, yarışma gibi etkinliklere katılım sağlanmasına çalışacak. Yani Bakanlık, vakfa devlet okullarında faaliyet alanı sağlamakla yetinmeyip, bu faaliyetlere öğrencilerin katılması konusunda da elinden geleni yapacak.
■ Vakıf ile Bakanlık, ortaklaşa belirledikleri kulüpleri liselerde kuracaklar. Hangi ihtiyaca cevaben protokole koyulduğu belirsiz olan bu madde, okullarda bu kulüplere katılan ve katılmayan öğrenciler arasında bir ayrıma neden olacak.
■ Protokol, tarafların uzlaşmaları ile sonlandırılabilecek. Milli Eğitim Bakanlığı, önceki protokollerinde (TÜRGEV ile yapılan protokol dahil) tek taraflı fesih yetkisi almıştı. Son yapılan protokollerde vakfın isteği olmadan protokolü sonlandıramayacak.
■ Geçerlilik süresi 5 yıl olarak belirtilen protokol, fiilen 10 yıllık. 5 yılın sonunda yenilenmemesi halinde bir 5 yıl daha devam edecek.
■ Bu etkinlikler kapsamında vakıf çalışanlarına Milli Eğitim Bakanlığı ödeme yapıyor. Yani öğretmenlerin yaşam şartlarının iyileştirilmesine ve özlük haklarının korunmasına dair her türlü talebini ‘bütçe kısıtlılığı’ gerekçesiyle geri çeviren Bakanlık, devletin parasını vakfa aktarıyor. Bunların Milli Eğitim Sistemi’ne dahil edilmesiyle, bakanlıktan elde ettiği gelirle daha da palazlanıyor.
Siyasi çıkarlar şekillendiriliyor
SÖZCÜ’nüngörüştüğü Milli Eğitim Bakanlığı’nın bazı yetkilileri, Bakan Tekin’in tutumunu eleştirdi ve şunları dile getirdi: “Devletin asli görevlerinin başında gelen eğitim, cemaatlere peşkeş çekiliyor. Her fırsatta dile getirdiğimiz üzere; hiçbir dernek, vakıf, cemaat, tarikat Milli Eğitim Sistemine ortak edilmemeli. Kimse Türkiye’nin geleceği olan yavrularımız üzerinden siyasi çıkarlarını şekillendirememeli. Kimse, Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün biz eğitim neferlerine mirası olan çocuklarımıza, çağdışı bir eğitimi reva görememeli. Laik eğitim ve sosyal devlet ilkelerine aykırılık taşıyan hiçbir uygulamaya geçit verilmemeli. Ancak, bazı yapılarla yakın ilişki içinde olduğu imzalanan protokollerle ortaya çıkan Bakanın önce anlayışını değiştirmesi gerekir.”
]]>Çelik’in okuduğu açıklamada AKP döneminde eğitimde yaşanan başarısızlığa dikkat çekilerek şunlar dile getirildi:
-Ülkemizin kurucusu Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ‘Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüce bir toplum olarak yaşatır veya bir milleti esaret ve sefalete terk eder’ demiştir.
-Ancak, milletin bağımsızlığı ve gelişimi için hayati önem taşıyan Milli Eğitim, mevcut iktidarın başarısızlık içinde olduğu bir alandır. Bu başarısızlık, bizzat AKP Genel Başkanı’nın ‘Eğitim alanında başarısız olduk’ sözleriyle itiraf edildi.
-21 yıllık AKP döneminde, 9 bakan değişti, eğitim sistemi yaz boz tahtasına döndürüldü. Eğitim siyasallaştırıldı, dinselleştirildi ve iktidarın ideolojik hedefleri için bir araç haline getirildi.
BAKANLIĞIN MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ İÇERİSİNDEKİ PAYI YÜZDE YÜZDE 14,56’YA GERİLEDİ
Meclis’te görüşülen ve kabul edilen eğitim bütçesinin yetersizliğine vurgu yapılan açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı:
-Oysa Milli Eğitim, ülkemizi geleceğe taşıyacak kuşakların iyi eğitimli ve donanımlı olmasını sağlayacak en önemli hizmet alanı ve ülke için bir beka sorunudur. Meclis’te kabul edilen bütçe, öğretmenlerin, akademisyenlerin, eğitim emekçilerinin, ailelerin ve en önemlisi ülkemizin geleceği olan çocuklarımızın sorunlarını çözebilecek bir akla, vicdana ve niyete sahip değildir.
-Milli Eğitim Bakanlığı’nın merkezi yönetim bütçesi içerisindeki payı yüzde 19,24’lerden yüzde 14,56’ya geriledi.
-Yüzde 81’i personel gideri olan, yatırım bütçesi 2002’de yüzde 17,18 iken yüzde 9,15’e kadar geriledi.
-Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi, Meclis Genel Kurulu’nda görüşülerek iktidar milletvekillerinin oylarıyla bu şekilde kabul edildi.”
“BAKANI’NIN LAİKLİK KARŞITI AÇIKLAMALARINI KONUŞMAK ZORUNDA KALIYORUZ”
Açıklamada eğitimin sorunları yerine Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in laiklik karşıtı açıklamalarının konuşulmak zorunda kalındığı belirtilerek şöyle denildi:
-Öğrencilere bilimsel ve nitelikli bir eğitim vermekten uzak, ailelerin artan mali yüklerini ve kaygılarını azaltmayı hedeflemeyen, öğretmenlerini yoksulluk sınırının altında maaşlara reva gören, bir milyonu aşan atanamayan öğretmenlere bir umut vermeyen bu bütçeyi konuşmamız gerekirken,maalesef Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in gün boyu yapılan bütçeye yönelik eleştirilere vermesi gereken cevapları değil; Türkiye’nin geleceği için çok büyük bir tehlike olan laiklik karşıtı demeçlerini konuşmak zorunda kalıyoruz.
-Bakan’ın verdiği rakamlara göre Milli Eğitim Bakanlığı, bin 167’si resmi kurumlarla olmak üzere 2 bin 709 protokol imzalamış bulunuyor.
-Bu protokoller, okullarımızın ve milli eğitim sistemimizin gereksinim duyduğu fiziki altyapı, malzeme, yazılım ve/veya donanıma yönelik çeşitli kurumların yapacağı katkılara yönelik değildir.
-Aksine, Milli Eğitim Bakanlığı’nın anayasal görevi olan ve öğretmenlerimizin uzmanlığında okul yaşamında geliştirilmesi beklenen yaşam becerilerine yönelik. Bunu, Bakan’ın Meclis’te bu protokolleri savunurken ortaya koyduğu gerekçelerden de anlıyoruz.
“MİLLİ EĞİTİM BAKANININ BEYANLARI ASLA KABUL EDİLEMEZ”
Öğrencilerin bilgi, beceri, davranışlarının geliştirilmesi Milli Eğitim Bakanlığı ve öğretmenlerin görevidir” ifadelerinin yer aldığı açıklamada “Milli Eğitim Bakanı’nın, tarikat ve cemaatleri, çocukların dağa çıkmasını engelleyen sivil toplum örgütü olarak gördüğüne ve protokol imzalamaya devam edeceğine yönelik beyanları asla kabul edilemez. Bakanın bu sözleri, bugüne kadar zor şartlarda hizmet veren öğretmenlerimizi dağa insan kaynağı yetiştirmekle suçlaması anlamına da geliyor. Öğretmenlerimizin, çocukların terör örgütüne kaynak olarak dağa çıkmasını engelleyemeyeceğini ama kerameti kendinden menkul tarikat ve cemaat unsurlarının engelleyeceğini dile getirmek de başlı başına bir zavallılıktır” denildi.
“EĞİTİMİN TOPYEKUN DİNSELLEŞTİRİLMESİNİ HEDEFLEYEN POLİTİKALARI İFŞA ETMİŞTİR”
Milli Eğitim Bakanı’nın bu yapılarla ilişkiyi savunurken özelikle belirli bir bölgeyi işaret ettiği, cemaat ve tarikatlar aracılığıyla bölgenin şekillendirilmek istendiğini de açıkça itiraf ettiği dile getirilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
-Yatılı okulları kapatıp çocuklarımızı tarikat ve cemaatlerin yurtlarına mahkûm eden kişinin gerekçesi bu nedenle doğru değildir. Bakanlığın tarikat ve cemaatler ile yaptığı protokolleri tasdik etmesi, eğitimin topyekûn dinselleştirilmesini hedefleyen politikaları ifşa etmiştir.
-Ancak, unutulmamalıdır ki bu politikalar, geçmişte milletimizin hafızasından uzun süre silinmeyecek travmalar ile sonuçlandı. Bu yapıların araç olarak kullanılmasının sonuçlarını 15 Temmuz darbe girişimiyle acı bir şekilde deneyimledik.
-Bakanın ve AKP kadrolarının bu yaşananlardan ders almadığını görüyor; kendilerine bu yoldan dönmeleri için bir kez daha çağrıda bulunuyoruz.”
“LAİK EĞİTİMİ SONLANDIRMA HAMLESİNİN BUGÜN ARTIK BAŞKA BİR AŞAMAYA GEÇTİĞİNİ ANLIYORUZ”
“Bakanın açıklamalarından ve tavırlarından, siyasi iktidarın 4+4+4 düzenlemesi ile hız kazanan bilimsel, çağdaş, laik eğitimi sonlandırma hamlesinin bugün artık başka bir aşamaya geçtiğini anlıyoruz” ifadelerinin yer aldığı açıklamada “Bakanın çocukların dağa çıkmasını engellemek perdesiyle gizlemek istediği bu icraatlar, örneğin ÇEDES projesinin İzmir, Kırklareli, Eskişehir gibi partisinin az toplumsal destek aldığı bölgelerde başlaması göz önüne alındığında, başka bir siyasal hedefin unsurları olduğunu da açıkça gösteriyor” ifadeleri yer aldı.
“MİLLİ EĞİTİM BAKANI LAİKLİK KARŞITI ODAKLARIN SÖZCÜSÜ VE HAMİSİ DURUMUNA GELMİŞTİR”
“Milli Eğitim Bakanlığı ve bizzat Bakan Yusuf Tekin gerçekleştirilen bu icraatlar ve söylemler ile maalesef laiklik karşıtı odakların sözcüsü ve hamisi durumuna gelmiş bulunmaktadır” ifadelerinin yer aldığı açıklamanın sonunda Tekin şu sözlerle istifaya çağrıldı:
-Kişiye özel bir yasal değişiklik ile rektör olan ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın tüm tartışmalı icraatlarının sorumluluğunu taşıyan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifaya davet ediyoruz.
-Bu çağrının karşılık bulamayacağı ve iktidarında görevden çekilme erdemi gösteren bir bakan olmadığı öngörüsüyle, kendisinin atamasını yapan Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusu ve şerefi üzerine ant içtiği ’laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağına’ yönelik yeminini hatırlatıyor, görevlendirdiği Milli Eğitim Bakanı’nı görevden alması çağrısında bulunuyoruz.”
“MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Açıklamanın sonunda “Son sözümüz milletimizedir! Laiklik, bu ülkenin geleceği için en önemli Cumhuriyet ilkesidir. AKP ve onun beslediği her tür laiklik karşıtı unsur, politika ve söylemle, yasal ve toplumsal her platformda mücadele etmeye devam edeceğiz” denildi.
]]>Uykuya ve gün ışığına gelişimsel olarak en ihtiyaç duyduğu yıllarda çocuklarımızın bu kör, ışıksız saatlerde okula gitmek zorunda bırakılması velileri de zora düşürüyor. Kış mevsiminde, günün ilk ders saatlerinde çocuklar henüz uyku mahmurluğunu üzerlerinden atamadığı için verim alınamıyor. Hiçbir bilimsel temeli olmayan, milli eğitimi ve milli ekonomiyi baltalayan, ülkede koca bir güvenlik açığı oluşturan kalıcı yaz saati uygulamasından derhal vazgeçin” dedi.
VARDİYALI EĞİTİM
Eğitimin içine atıldığı zifiri karanlığın sadece saat ayarlamasıyla olmadığını söyleyen Deniz, “Okul ve derslik sayısındaki yetersizlik nedeniyle büyükşehirlerde bile birçok okulda ikili eğitim devam ediyor. Bir okul binasında birkaç okulu dolduracak kadar çok sayıda öğrenci, adeta vardiyalı biçimde eğitim görüyor. AKP’nin 5 yıl önce bitirme sözü verdiği ikili eğitim garabeti nedeniyle bir grup öğrenci okula daha gün ağarmadan giderken, okula geç gelen grup ise ancak akşam karanlığında evine dönebiliyor. Ailelerin sosyal ve kültürel yaşamlarını da baltalayan ikili eğitim sistemi devam ettikçe, öğrencilerin hem soyut hem de somut anlamda karanlıkta kalması kaçınılmazdır” diyerek iktidarın eğitim politikasını eleştirdi.
“EĞİTİMİ MANEVİ KARANLIKTAN KURTARACAĞIZ”
Deniz, “Yanlış ekonomi politikalarıyla, gerici hamlelerle, adaletsizliklerle manevi olarak koyu bir karanlığın içine itilen ülkeyi, bir de somut bir karanlığa mahkûm etmeyin! Üstelik eğitimin içine atıldığı soyut karanlık daha da büyüktür. Tarikatlar, MEB desteğiyle ve protokoller aracılığıyla eğitimde cirit atıyor. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in pişkince tarikatlarla protokolleri sürdüreceklerini açıklaması, eğitimdeki gerici kuşatmanın dozunun daha da artırılacağının emaresi olmuştur. Bu durumda Başöğretmen’in eğitim neferleri olarak bizlere düşen de eğitimi içine gömüldüğü bu manevi karanlıktan da kurtarmaktır. Kurtaracağız!” diyerek tüm yurttaşlara eğitime ve çocuklara sahip çıkma çağrısı yaptı.
EYLİMLİLİK SÜRECİ BAŞLATILDI
Eğitim-İş sekreteri Funda Deniz, şu ifadeleri kullandı;
*“Okullarımızda tarikat ve cemaatleri istemiyoruz!!!” sloganıyla eylemlilik sürecimizi başlatıyoruz. Tüm yurttaşlara eğitime ve çocuklarımıza sahip çıkma çağrısı yapıyoruz! Tüm siyasi partileri, sendikaları, meslek odalarını, dernekleri ve velilerimizi, bugünümüze ve yarınımıza sahip çıkmaya çağırıyoruz!
*Gelin hep birlikte Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’e, devrimlerine, emanetlerine ve Cumhuriyetimize ilelebet sahip çıkacağımızı bir kez daha ilan edelim!
*Tüm illerde, Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “Efendiler ve ey millet! İyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti; şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat, tarikat-ı medeniyettir. Medeniyetin emrettiğini ve talep ettiğini yapmak, insan olmak için kâfidir” sözlerini içeren pankartları sendika binalarımıza asacağız.
* Bugün “Karanlıkta eğitime hayır” eylemliliğimizde “okullarda tarikat ve cemaatleri istemiyoruz, okullar öğretmenlerin iş yerleridir” diyor ve eylemliliğimizi ilan ediyoruz!
]]>

