Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Konya Çevre Yolu 2. Kesimi” açılış töreninde konuştu.
Göreve geldikleri günden beri eser ve hizmet siyasetiyle Konya’ya ve Konyalılara layık olmak için gece gündüz çalıştıklarını belirten Erdoğan, “Üretimin, istihdamın ve ihracatın artırılması, şehrin dengeli şekilde kalkınması için tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız.” ifadesini kullandı.
Hem Konya’ya hem de bölgeye ekonomik, ticari ve tarımsal olarak katkı yapacak projelerine, yatırımlarına ve hizmetlerine her gün bir yenisini eklediklerini söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Doğu-batı ve kuzey-güney istikametindeki ulaşım ağlarının adeta kavşak noktası olan Konya’nın, kara, demir ve hava yolu ulaşımının geliştirilmesi, temel önceliklerimizden biridir. Şu rakamı özellikle dikkatinizi çekiyorum, bugüne kadar ulaştırma alanında Konya’ya güncel rakamla 146,7 milyar liralık kamu yatırımı yaptık. Şehrimizi kuzeyde Ankara ve Eskişehir’e, batıda Isparta, Afyonkarahisar ve oradan İzmir’e, doğuda Aksaray, Niğde ve oradan Kayseri’ye, güneyde ise Antalya, Karaman ve Mersin’e bölünmüş yollarla bağladık. Ülkemizin en yüksek ayaklı ve en uzun dengeli konsol köprüsü olan Eğiste-Hadimi Viyadüğü’nü inşa ederek Konya’nın Akdeniz ve İç Anadolu Bölgesi’ne kesintisiz, konforlu ve güvenli ulaşımını temin ettik.
Şurası da çok önemlidir, Konya’mızın 2002’de 167 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 22 yıl içinde tam 1286 kilometreye çıkardık. Bitümlü sıcak karışım kaplamalı yol ağı ise 97 kilometreden 1296 kilometreye yükseldi. Yollarımızı daha güvenli, daha modern yapıya kavuşturduk. Konya-Ankara Yolu’nu, Konya-Akşehir-Afyonkarahisar Yolu’nu, Konya-Aksaray Yolu’nu, Konya-Karaman Yolu’nu, Konya-Belören-Hadim Yolu’nu şehrimizin istifadesine sunduk. Konya’yı Akdeniz’e en kestirme yoldan bağlayan 5 kilometre uzunluğundaki Demirkapı Tüneli’ni hizmete açtık.”
“Konya Çevre Yolu, şehrimize kazandırdığımız en önemli yatırımların başında geliyor”
Alacabel Tüneli ve bağlantı yolları ile Akşehir- Yunak Yolu, Taşkent- Balcılar Yolu, Ereğli-Halkapınar-İvriz Yolu ve Seydişehir- Bozkır Yolu gibi 11 ayrı kara yolu projesinin çalışmalarının da devam ettiğini bildiren Erdoğan, “İnşallah bu projeleri de yakın zamanda nihayete erdirecek ve Konyalı kardeşlerimizle birlikte bölgenin tüm şehirlerinin emrine vereceğiz.” dedi.
Konya’nın şehir içi ve şehirler arası ulaşımdaki merkezi konumunu güçlendirecek, tarım, ticaret ve sanayi birikimini çok daha üst seviyelere taşıyacak kara yolu yatırımlarını sürdürdüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlk kısmı 22, ikinci kısmı 46, üçüncü kısmı ise 54 kilometre olmak üzere 122 kilometre uzunluğundaki Konya Çevre Yolu, şehrimize kazandırdığımız en önemli yatırımların başında geliyor. Projeyle Konya’nın transit trafik yükünü çevre yoluna aktaracak, şehir içinde kalan eski çevre yolundaki trafik yoğunluğunu azaltacağız.” bilgisini paylaştı.
“Yıllık 6 milyar lira tasarruf edeceğiz”
Ülkenin turizm ve ticaret merkezlerine hızlı ve güvenli trafik akışını sağlayacak, Konya’nın ulaşım imkanlarını çeşitlendirmiş olacaklarını bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:
“Böylelikle şehrimizin ekonomik, sosyal ve ticari gelişimine de kayda değer katkılar yapacağız. Projemizin birinci kısmını, 2020’de tamamlayarak trafiğe açmıştık. Bugün ise ikinci kısmın Afyonkarahisar ve Aksaray aksındaki 30 kilometrelik kesimini ulaşıma açıyor, hizmete sunuyoruz. 3 köprü, 3 köprülü kavşak, 1 viyadük, 18 alt geçit ve 57 menfezin yer aldığı bu kesime tam 44 bin fidan diktik. İkinci kısmın geriye kalan 16 kilometrelik bölümü yani Aksaray- Adana aksı arasındaki 16 kilometrelik kesiminde çalışmalar devam ediyor. İnşallah yakın zamanda onu da tamamlıyoruz.
Bugün hizmete verdiğimiz Afyonkarahisar-Aksaray arasındaki 30 kilometrelik kesim ile mevcut yol üzerinden 40 kilometre katedilerek sağlanan ulaşımı 10 kilometre kısaltmış oluyoruz. Aynı şekilde seyahat süresini 49 dakikadan 17 dakikaya düşürüyoruz. Böylece zamandan 4,6 milyar, akaryakıttan 1,4 milyar olmak üzere yıllık toplam 6 milyar lira tasarruf edeceğiz. Çevreye zararlı karbon emisyonunu tam 81 bin 400 ton azaltıyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda çevre yolunun yapımında emeği geçenleri tebrik etti.
Notlar
Törene, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Ticaret BakanıÖmer Bolat, AK Parti genel başkan yardımcıları ve milletvekilleri ile Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ve diğer ilgililer katıldı.
Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir tablo hediye etti. Konya Müftüsü Ali Öge’nin yaptığı duanın ardından yolun açılış kurdelesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve protokoldekiler tarafından kesildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BİLECİK merkezli 8 ilde, sosyal medya üzerinden yaklaşık 1200 kişiyi dolandıran 19 şüpheli gözaltına alındı. Banka hesaplarında toplam 385 milyon lira para hareketi tespit edilen şüphelilerden 14’ü tutuklandı.
BilecikJandarma Komutanlığı ekipleri, mart ayında artan sosyal medya üzerinden dolandırıcılık şikayetleri üzerine inceleme başlattı. OsmaneliCumhuriyet Başsavcılığı koordinesindeki soruşturmada şüphelilerin sosyal medya üzerinden bulduğu yaklaşık 1200 kişiyi bungalov kiralama adı altında her türlü beyaz eşya, mobilya, elektronik cihaz, otomobil, evcil hayvan, tatil rezervasyonuyla kandırdığı, ayrıca sahte profille cinsel içerikli sohbet sonrası şantaj yaptıkları tespit edildi. MASAK ile yapılan iş birliğiyle kimlikleri tespit edilen şüphelilerin banka hesaplarında yaklaşık 385 milyon lira para giriş-çıkışının olduğu tespit edildi.
8 İLDE OPERASYON DÜZENLENDİ
Bilecik Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından şüphelilerin yakalanmasına yönelik operasyonlarda Bilecik’in yanı sıra Mersin, Adana, Antalya, Aydın, Diyarbakır, Elazığ ve İstanbul’da eş zamanlı baskınlar yapıldı, 19 şüpheli gözaltına alındı. İşlemlerinin ardından sevk edildikleri adliyede mahkemeye çıkarılan şüphelilerden 14’ü tutuklandı, 4’ü kadın 5 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
VALİ OPERASYON DETAYLARINI ANLATTI
Bilecik Valisi Şefik Aygöl, İl Jandarma Komutanı Ferdi Erbakıcı ve İl Emniyet Müdürü Beyti Kalaycı ile birlikte operasyonun detaylarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Vali Aygöl, bungalov kiralama adı altında sahte ilanlar veren şüphelilerin beyaz eşya, mobilya, elektronik cihaz, otomobil, tatil rezervasyonu ve evcil hayvan satışı gibi yollarla kişilerin dolandırıldığını söyledi. Vali Aygöl, “Sahte sosyal medya profilleri kullanarak şantaj yöntemiyle mağduriyet oluşturan şüphelilerin MASAK üzerinden yapılan incelemeler sonucu birbirleriyle bağlantılı olduğu belirlenen banka hesaplarında toplam 385 milyon lira para hareketi tespit edilmiştir. Ülke genelinde yaklaşık 1200 vatandaşımızın bu çete tarafından dolandırıldığı belirlenmiştir. Tutuklanan şüphelilerin bir kısmının banka hesaplarını suç şebekesine komisyon karşılığı kullandırdığı anlaşılmıştır. Elde edilen bu haksız kazanç ve suç gelirlerine yönelik çalışma da devam etmektedir. Vatandaşlarımızı bir kez daha uyarıyoruz, banka hesaplarınızı gelir elde etme vaadiyle kötü niyetli kişilere kullandırmayınız. İnternet üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık olaylarına karşı daima dikkatli olunuz” diye konuştu.
Vali Aygöl, operasyona ilişkin 4 kişinin arandığını da sözlerine ekledi. Soruşturma sürüyor.
Haber-Kamera: BİLECİK,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 3 Aralık’ta nitelikli dolandırıcılık suçlarına yönelik Elazığ merkezli 7 ilde eş zamanlı operasyon gerçekleştirdi.
Belirlenen adreslere düzenlenen operasyonda, 16 şüpheli yakalandı, yapılan aramalarda ruhsatsız tabanca, bir miktar uyuşturucu ve çok sayıda dijital materyal ele geçirildi.
Gözaltına alınan şüpheliler, emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi.
Şüphelilerden 7’si savcılıktaki ifade işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.
Mahkemeye çıkarılan 9 zanlıdan 5’i tutuklandı, 4’ü ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Şüphelilerin, sosyal medya platformları üzerinden sahte veya bir başka hesabın içeriklerinin bulunduğu görseller ile “Sivrice bungalov kiralama” adı altında hesaplar açtığı, bu hesaplar üzerinden bungalov ev kiralamak isteyen Elazığ ve çevre illerden çok sayıda vatandaşı, kiralama bedelinin tamamını veya kapora bedelini alarak dolandırdıkları belirlendi.
Dolandırıcılığa konu olan banka hesap hareketleri incelendiğinde 38 milyon 811 bin 289 lira işlem hacmi olduğu tespit edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Elazığ 15 Temmuz Demokrasi Meydanında ayakkabı boyacılığı yapan Ahmet Kartalmış (52), azmiyle takdir topluyor. Mesleğe 17 yaşında başlayan 4 çocuk babası Kartalmış, yaşadığı geçim sıkıntısına rağmen 4 çocuğundan 2’sini okuttuğunu, 2’sini ise okutmaya devam ettiğini söyledi.
“Okumadığım için pişmanım”
Kış aylarında çalışmanın zorluğundan bahseden Kartalmış, “Ekmeğimi ayakkabı boyacılığı yaparak kazanıyorum. Bu iş sayesinde çocuklarımı okutuyorum. Tabi kış aylarında çalışmak çok zor. Bununda nedeni hava çok soğuk ama mecbur işimizi yapmak zorundayız. Günlük 600 ile 700 lira bir kazanç sağlıyoruz. Okumadığım için çok pişmanım. Okumanın kıymetini şimdi daha iyi anlıyorum. Bu yüzden çocuklarımı okutmaya çalışıyorum. Çocuklarıma okumanın öneminden bahsediyorum ve gençlere naçizane tavsiyem, eğitimlerini tamamlayarak kendilerini geliştirsinler ve bir meslek sahibi olsunlar” dedi.
“Boyacılık bizden sonra biter”
Yapmış olduğu mesleğin gençler tarafından tercih edilmediğini belirten Ahmet Kartalmış, “Gençler şimdi bir işe girip çalışmıyor bile, gelip burada boyacılık mı yapacak? Zaten gençlik bitmiş. Biz 17 yaşımızdan beri bu işi yaptığımız için devam ettiriyoruz ama bizden sonra boyacılık yapan olmaz. Bizde bir yerde mecburiyetten yapıyoruz. Geçimimizi sağlamamız gerekiyor” diye konuştu. – ELAZIĞ
Yerel HaberlerDemokrasi15 TemmuzEkonomiEğitimYerelYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AKILLARA İBRAHİM TATLISES GELDİ
Söz konusu anaokulu fiyatlarının Oxford’u bile sollaması ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses’in yıllar önce yaptığı “Urfa’da Oxford vardı da biz mi okumadık?” çıkışını da akıllara getirdi.

İbrahim TatlısesİstanbulEkonomi3-sayfaAnkaraEğitimGenelİzmir
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Projeyi geliştiren Kocaeli Üniversitesinden Kılavuz Koustech takımının görüntü işleme ekibinden Akif Akbaş, Anadolu Ajansının (AA) düzenlediği, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının desteklediği, Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde, “Türkiye Yüzyılında Sanayi ve Teknoloji” ana temasıyla düzenlenen “Kocaeli Kent Ekonomileri Zirvesi”nde AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Üniversitenin ilk insansız hava aracı (İHA) takımı olduklarını belirten Akbaş, takım olarak 2017 yılından bu yana Kılavuz Teknoloji Merkezi atölyelerinde İHA’lar ve alt sistemleri üzerine faaliyet gösterdiklerini, bugüne kadar 6 araç ve birçok alt sistem ürettiklerini söyledi.
“Ürünlerimizi daha kompakt haline getirmeyi hedefliyoruz”
Akbaş, proje kapsamında yaptıkları SİHA’nın özellikleri hakkında da bilgi vererek, şunları kaydetti:
“Otonom kalkış, iniş ve otonom kilit ve otonom kamikaze görev yapabiliyor. Aynı zamanda uçağın, alt sistemlerini, yazılımlarını geliştiriyoruz. Kamerasının görüntü işlemesinden tutun da kontrolcülerine, tasarımlarına kadar biz yapıyoruz. Savunma sanayimiz için ucuz, yerli ve milli mühimmatlar, teknolojiler geliştirerek sadece askeri alanda değil sivil alanda da kendimizi geliştirmek istiyoruz. Bunlar gözlem olabilir, tarım olabilir. Bu sene bütün ürünlerimizi daha kompakt haline getirmeyi hedefliyoruz. Sadece bu uçak için AR-GE sürecimiz 4 yıl sürdü. Bu sene artık birleştirip ürün olarak sunmayı düşünüyoruz.”
Projeye 4 ödül
İlk olarak ABD’de düzenlenen AUVSI SUAS yarışmasına katıldıklarını ve finalist olduklarını anlatan Akbaş, Kovid-19 salgınıyla Türkiye’deki yarışmalara odaklandıklarını anlattı.
Türkiye’de 10 yarışmaya katıldıklarını anlatan Akbaş, 2021’den bu yana TEKNOFEST kapsamındaki “Savaşan İHA” yarışmalarına katıldıklarına, bu yarışmalarda 2022-2023’te “En Özgün Yazılım” ödülünü aldıklarına işaret etti.
Akbaş, 2023’te aynı yarışmada dördüncü olduklarını, 2024’te TEKNOFEST’te anılan yarışmada birincilik ödülünü aldıklarını dile getirerek, “Hem kamikaze hem otonom kilit görevlerini yapan ilk takım olarak bu sene birinciliğe nail olduk. Adana’daki TEKNOFEST’teyken, birçok şirketle görüşmeler gerçekleştirdik. Projemizi savunma sanayimize bir ürün olarak sunmak isteriz.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Cerrahpaşa Üniversitesi’nin Avcılar Kampüsü’nde düzenlenen ‘Liderler Zirvesi Yerli Teknolojiler Ticaret ve İnovasyon’ programına katıldı. Bolat’a programda İstanbul Valisi Davut Gül ve çok sayıda üniversitenin rektörü de eşlik etti. Programda konuşan Bakan Bolat, Türkiye’nin büyüme oranlarını ve ihracat rakamlarını paylaştı.
‘TÜRKİYE EKONOMİSİ BÜYÜME PERFORMANSINI SÜRDÜRMEYİ BAŞARDI’
Bakan Ömer Bolat konuşmasında, “Türkiye’de hükümetimizin kararlılıkla uyguladığı programı hamdolsun makro göstergelerin birçoğunda olumlu sonuçlar vermeye devam etmektedir. Geçtiğimiz yıl 6 Şubat’ta yaşadığımız 2 büyük depremin yaralarını hızlı bir şekilde sarıyoruz. ve diğer tarafta bizim de 16-17 yıl sonra tekrar yaşamak zorunda kaldığımız 2021’den bir yana 2 haneli yüksek oranlı enflasyonun düşürülmesi hedefi öncelikli olmak üzere ekonomik büyüme istihdam ihracat ve cari işlemler açığını azaltma çabalarımız hamdolsun olumlu neticeler vermektedir. Türkiye ekonomisi büyüme performansını sürdürmeyi başardı. Salgın yılı olan 2020’de yüzde 1,9 büyüyerek dünyada büyüme sıralamasında ilk üçün içinde yer alabildik. 2021’de yüzde 11,4 gibi rekor büyüme, 2022’de yüzde 5,5 2023’te de yüzde 5,1 büyümüştür. 2023 yılında yüzde 5,1 oranında büyüyerek OECD ülkeleri içinde 1., Avrupa’da 2., G-20 ülkeleri içinde ise 3. sırada yer almıştır. Geçen yıl 1 trilyon dolar bandını ilk defa tarihimizde aştık. 1 trilyon 130 milyon dolar milli gelir ve kişi başına da da 13 bin 243 dolara yükseltmiştik. 2024 yılında biraz daha yavaşlasa da ekonomik büyümemiz devam etmektedir. Yüzde 5.3 birinci çeyrek, yüzde 2.4 ikinci çeyrekte, yüzde 2.1 üçüncü çeyrekte büyüdük. Ortalama ilk 9 ayın sonunda Türkiye’miz yüzde 3.2 oranında ekonomik büyüme kaydetti. Bizim açımızdan en önemli faktör de bu 3.2’lik büyümenin 1.9 puanı bölümü mal ve hizmet ihracatının katkısı olarak sağlandı. Böylece sadece iç tüketime dayalı değil net mal ve hizmet ihracatı sağlayarak ülkemize döviz kazandırarak ve ekonomik stabilizasyona katkı vererek bu büyüme sağlandı” dedi.
‘TÜRKİYE, SATIN ALMA GÜCÜ KALİTESİNE GÖRE AVRUPA’NIN 4’ÜNCÜ BÜYÜK EKONOMİSİNE SAHİP ÜLKE KONUMUNA ULAŞTI’
Bakan Bolat, “2024 3’üncü çeyreğinin anlamı şu: Türkiye son 17 çeyrektir yani 4 yıl 3 aydır kesintisiz bir şekilde büyüme kaydetme başarısını gösterdi. 2024 Eylül itibari ile toplam milli gelirimiz 1 trilyon 260 milyon dolara yükseldi. Böylece rekor yenilenmiş oldu. Yıl sonunda inşallah 1 trilyon 300 milyon doları aşacağız. Türkiye, IMF’nin hesaplarına göre cari fiyatlar ve cari döviz kurları bazında dünyanın 17’nci, satın alma gücü kalitesine göre ise dünyanın 11’inci ve Avrupa’nın da 4’üncü büyük ekonomisine sahip bir ülke konumuna ulaştı. İstihdam tarafına bakacak olursak orada da hamdolsun olumlu göstergeler var. 2002 yılında Türkiye’deki toplam istihdam sayısı 21 milyon 300 bin kişiydi şu anda aktif çalışan sayımız 11 milyon kişi artarak toplamda 32 milyon 800 bin kişiye ulaştı. Sadece 2024 yılında son bir yılda 1 milyon 250 bin kişi yeni istihdam iş imkanları buldu. Bu yıl 11 ayda 5.5 trilyon 750 milyon doları geçtik. Bu yılı 6,5 milyar dolarlık savunma sanayi ihracatı ile inşallah kapatacağız. Hedefimiz 2028’e kadar savunma sanayi ihracatımızı yıllık 12 milyar doların üzerine taşımaktır. Özellikle otomotiv sanayinde elektrikli yerli otomobili üreterek bu alandaki rekabet ve yarışta ben de varım demiş olduk. TOGG gerçekten yüz akı iftihar projemiz. Türk otomotiv endüstrisi geçen yıl için söylüyorum 35 milyar dolar ihracat yapmıştır. Bunun yaklaşık 15 milyar doları araç, 20 milyar doları yan sanayi yedek parça sanayi ürünleridir. Elektrikli araç ve batarya üretiminde hedefimiz dünyanın önde gelen oyuncularından biri olmaktır” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURSA’da TEKNOSAB Kavşağı’nın açılışını gerçekleştiren Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, gişelerden ilk geçişi kullandığı Togg’la, eski Sanayi ve Teknoloji BakanıMustafa Varank ile birlikte yaptı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, TEKNOSAB Kavşağı açılış törenine katılmak üzere Bursa’ya geldi. Törene, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, AK Parti Bursa Milletvekilleri Mustafa Varank, Ahmet Kılıç, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ve Karayolları Genel Müdürlüğü yetkilileri katıldı. Törende konuşan TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, TEKNOSAB’da 11 firmanın üretime başladığını belirterek, “Şu ana kadar 40 milyar liranın üzerinde yatırım yapıldı. İnşallah 2025’in ikinci çeyreğinde, 37 büyük ölçekli firmamız burada üretime başlamış olacak. Allah’ın izniyle 2027 yılı sonunu bulmadan TEKNOSAB’daki tüm parsellerimizde üretime geçilmiş olacak. Bu aynı zamanda Türkiye’nin ihracat hedeflerini yakalamada, özellikle Bursa’nın 40 milyar dolarlık ihracat hedefinde, başta TEKNOSAB olmak üzere Bursa sanayisi bu ihracata en büyük katkıyı koyacak şehirlerden bir tanesi. Muratlı Kavşağı’na kadar olan bağlantının bir an önce tamamlanması sözü aldık. Burada yaklaşık 40 binin üzerinde çalışanımız olacak. Burada 160 bine yakın nüfus planlamasını düşünüyoruz. Bütün bunların sirkülasyonu inşallah otoban üzerinden olacak. Özellikle batı kavşağı çıkışında, TEKNOSAB girişine kadar olan bölümün ücretsiz olması gerçekten önemli” dedi.
‘BU KAVŞAK, TEKNOSAB’IN EKOSİSTEMİNE YENİ BİR CAN VERECEK’
Varank’ın ardından kürsüye gelen Bakan Uraloğlu, Bursa’nın, sanayi ve ihracatta önemli bir şehir olduğunu belirterek, “Bugün de ülkemiz ihracatında 3’üncü sırada yer alan, sanayimizin lokomotifi, üretim gücümüzün kalbi olan şehirlerimizden biridir. TEKNOSAB gibi organize sanayi bölgeleri ise bu kalbin odacıkları gibidir. Bu odacıkların çalışarak kalbin atması için, kan taşıyacak damarlar ise yollarımızdır. İşte bugün Bursa’nın kalbine yeni bir damar açmanın mutluluğunu ve gurunu yaşıyoruz. TEKNOSAB Kavşağı sadece bir yol değil, sanayimizin lokomotifine takılan yeni bir vagon, Bursa’nın sanayi, teknoloji ve inovasyon merkezi olan TEKNOSAB’ın gelişimine önemli katkı sağlayacak stratejik bir yatırımdır. Tıpkı bir tohumun toprağa düşerek filiz vermesi, kök salması ve göğe doğru uzanması gibi, bu kavşak da Bursa Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi’nin ekosistemine yeni bir can verecek, üretim gücümüzü katlayacak ve istihdam imkanlarımızı genişletecektir” diye konuştu.
‘BURSA’DA BÖLÜNMÜŞ YOL, 95 KİLOMETREDEN 605 KİLOMETREYE ÇIKTI’
Bursa’nın, uluslararası birçok yatırıma ev sahipliği yapan sanayisiyle, Türkiye’nin önemli şehirleri arasında yer aldığını söyleyen Uraloğlu, şöyle konuştu:
“Marmara ve Ege bölgeleri arasında uzanan gelişmiş otoyol ve bölünmüş yol güzergahında, geçiş noktası olan şehrimiz her geçen gün büyüyor. Bu nedenle Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak, Bursa’nın şehir merkezi, ilçeleri ve çevre illerle ulaşım standardını, yeni ulaşım yatırımlarıyla güçlendiriyoruz. 2002 yılından bu yana Bursa’nın ulaşım ve iletişim altyapısına yaklaşık 230 milyar lira yatırım gerçekleştirdik. Bölünmüş yol uzunluğunu 195 kilometreden 605 kilometreye, bitümlü sıcak kaplama yol uzunluğunu 148 kilometreden 784 kilometreye çıkardık. Bursa’da 292 adet yeni köprü yaptık. Hiç tüneli yoktu, 15,1 kilometre uzunluğunda 5 adet tüneli de bitirerek trafiğe açtık. İstanbul-Gebze-Orhangazi- İzmir Otoyolu, Bursa Çevre Otoyolu, Bursa-Eskişehir- Ankara Yolu, Bursa- Karacabey Yolu, Bursa- Mudanya gibi nice güzergahı bölünmüş yol olarak tamamladık. Hatırlayacağınız üzere eylül ayı içerisinde 7,3 kilometre uzunluğundaki İznik Çevre Yolu’nun açılışını da gerçekleştirmiştik. Bugün itibarıyla da 20 milyar 437 milyon lira proje bedeliyle, Yenişehir- Bilecik Yolu, Orhangazi-İznik Yolu, Çalı Yolu, Gemlik- Armutlu Yolu, Mudanya Gemlik Yolu, Dursunbey- Tavşanlı Yolu, İnegöl- Domaniç Yolu gibi, 26 karayolu projesinde yapım çalışmalarına devam ediyoruz.”
‘YHT OSMANELİ-BURSA ARASI 2025 SONU, BANDIRMA ARASINI 2028’DE BİTİRECEĞİZ’
Bursa’ya yatırımların kara yoluyla sınırlı kalmadığını belirten Uraloğlu, “Bursa’nın ulaşım ağını, ulaşımın tüm modlarıyla birlikte geliştiriyoruz. Ankara-Bursa tren hattımızı, Ankara-İstanbul YHT hattına bağlantılı olarak, hızlı tren hattı inşa ediyoruz. 105 kilometrelik Osmaneli-Bursa arasındaki işleri inşallah 2025 yıl sonunda tamamlamayı, Bursa- Bandırma arasını ise 2028 yılında bitirmeyi hedefliyoruz. Bursa’da devam etmekte olan önemli ulaşım projelerimizden biri de Emek-YHT Gar- Şehir Hastanesi Hafif Raylı Sistem Hattı, kısa adıyla Şehir Hastanesi Metrosu’dur. Saatte 80 kilometre işletme hızı ile günlük 410 bin yolcuya hizmet verecek. İnşallah bu projemizi de 2025 yılı sonunda tamamlamayı hedefliyoruz” dedi.
‘TEKNOSAB’A ERİŞİM YOLLARINI DA YAPIYORUZ’
TEKNOSAB’a erişim sağlayacak yolları da yaptıklarını hatırlatan Uraloğlu, “Bursa-Karacabey Devlet Yolu’ndan ayrılan Zeytinbağı İl Yolu’na bağlanacak TEKNOSAB Kavşağı da Bursa’da hayata geçirdiğimiz önemli projelerden biridir. Projemiz ile Bursa Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi’nin yüksek standartlı bir şekilde, İstanbul-İzmir Otoyolu’na ve Bursa-Karacabey Devlet Yolu’na bağlanmasını sağlıyoruz. Güzergahımız, Bursa-Karacabey Devlet Yolu’ndan ayrılıp, Taşpınar köyünün doğusundan geçerek, TEKNOSAB Kavşağı ile İstanbul-İzmir Otoyolu’na bağlanıyor. 10,5 kilometre uzunluğundaki Zeytinbağı İl Yolu’nu, 2 geliş 2 gidiş toplam 4 şeritli, bitümlü sıcak karışım kaplamalı bölünmüş yol standardında inşa ediyoruz. Bölgedeki yaşam alanları ve üretim merkezlerinin yol ağlarını, çeşitli noktalarından 7 adet kavşak ile bağlantısını tesis ediyoruz. Otoyol bağlantısını ise 1,8 kilometre uzunluğunda bölünmüş yol ve 4,2 kilometrelik kavşak kolu ile sağlanmasını planladık. Bugün ilk aşama olarak Taşpınar Mahallesi ile Hürriyet Mahallesi arasındaki 1,3 kilometrelik bölümü ve 1,8 kilometre uzunluğundaki otoyol bağlantısı ile kavşak kollarının 3 kilometresini tamamlayarak, hizmete açmanın mutluluğunu yaşıyoruz” diye konuştu.
‘BU PROJEYLE YILLIK 405 MİLYON LİRA TASARRUF ELDE EDECEĞİZ’
Bakan Uraloğlu, projeyle yıllık 405 milyon lira tasarruf elde edileceğine işaret ederek, “Bölgedeki yoğun ağır vasıta trafiğinin hızlı ulaşım imkanının sağlanması ile TEKNOSAB içerisinde yer alan sanayi tesislerinin gelişmesine katkıda bulunacağız. Şu anda Muratlı Kavşağı-Taşpınar Kavşağı arasındaki toprak ve sanat yapılarını da tamamlama aşamasındayız. Bu kesimin bitirilmesiyle, Bursa Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi’nden İstanbul-İzmir Otoyolu’na kadar, bölünmüş yol bütünlüğü de sağlanmış olacak. Projemizin tamamı hizmete açıldığında zamandan 288 milyon lira, akaryakıttan 117 milyon lira olmak üzere, yıllık toplam 405 milyon lira tasarruf edeceğiz. Buraya yaptığımız yatırımı, birkaç yıl içerisinde esasında geride bu vesileyle kazanmış olacağız. Çevreye zarar veren araçların karbon emisyonunu da 8 bin ton azaltarak, doğanın korunmasına katkı sağlayacağız” dedi.
‘BU PROJE, TÜM BURSA’YA HİZMET EDECEKTİR’
TEKNOSAB Kavşağı’nın, Bursa’nın geleceğine açılan bir kapı olduğunu söyleyen Uraloğlu, “Bugün burada açılışını yaptığımız kesim ise sadece bir başlangıçtır. İnanıyorum ki bu başlangıç daha büyük başarılarla, daha büyük projelerle sürecektir. TEKNOSAB, uluslararası arenada daha güçlü bir konuma yükselecek, yatırımcılar için daha cazip bir hale gelecektir. Ayrıca bu proje, sadece TEKNOSAB’a değil, tüm Bursa’mıza hizmet edecektir. Bursa, sanayisiyle, iş adamlarıyla, tüccarlarıyla, üniversitesiyle, gençleriyle, dinamik yapısıyla Türkiye’nin lokomotif şehirlerinden biri olmaya ve geleceğin yol haritasını çizmeye devam edecektir. Bakanlık olarak biz de Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, AK Parti iktidarlarımızda Bursa’nın gelişimi, insanımızın kalkınması ve ‘Türkiye Yüzyılı’ için koyduğumuz hedeflere ulaşmada, gerekli her türlü gayret ve kararlılığı göstereceğiz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın” dedi.
Konuşmaların ardından TEKNOSAB Kavşağı kesilen kurdele ile hizmete açılırken, Abdulkadir Uraloğlu direksiyonuna geçtiği Togg’la, Mustafa Varank ile birlikte gişelerden ilk geçişi yaptı.
Haber-Kamera: Mehmet İNAN/BURSA,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen ve Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu Doha Forum 2024’e katılan Şimşek, “Akıllı Ekonomiler Çağında Rekabet Edebilirlik” başlıklı panelde konuştu.
Şimşek, “Türkiye, küresel olarak önemli bir üretim üssü haline geldi.” diyerek, yapay zeka teknolojilerine hazırlık için önemli yatırımlar yaptıklarını anlattı. Şimşek, “Bu, insan sermayesi açısından olduğu kadar fiber optik hatlar, internet erişimi ve geniş bant abonelikleri gibi dijital altyapı yatırımlarını da içeriyor.” ifadelerini kullandı.
IMF’nin 174 ekonomiyi kapsayan Yapay Zeka Hazırlık Endeksi’ne göre Türkiye’nin gelişmekte olan ülkeler ortalamasının üstünde bulunduğuna dikkati çeken Şimşek, ülkede veri merkezlerine yönelik daha fazla yatırım yapılması gerektiğini vurguladı.
Birleşmiş Milletlerin (BM) öncü teknolojilere hazırlık konusunda bir endeks hazırladığını hatırlatan Şimşek, Türkiye’nin bu endekste de kişi başı gelirine oranla emsallerinin önünde olduğunu belirtti.
“Bizim için gerçekten de kilit konu KOBİ’lerin dijitalleşmesi”
Mehmet Şimşek, Türkiye’nin imalat sanayisi söz konusu olduğunda yatırımlarda ve ekosistemi genişletmede kayıtsız kalmadığını belirterek, şunları kaydetti:
“Bence bizim için asıl zorluk değer zincirini yukarı taşımak. Bu nedenle son 10 yıla bakacak olursanız AR-GE harcamalarını neredeyse iki katına çıkardık. Bu harcamaların GSYH içindeki oranı yüzde 1,4’ün biraz üzerinde ve gelişmiş ekonomilere kıyasla hala düşük. AR-GE harcamalarının yüzde 50’den fazlası özel sektör tarafından yapılıyor ancak devlet de büyük teşvikler sağlıyor.
1300’den fazla AR-GE merkezimiz, 300’den fazla tasarım merkezimiz ve ayrıca 100’den fazla teknoparkımız var. Yani bunlar, değer zincirinde yukarı çıkmamıza ve rekabetçi kalmamıza yardımcı olacak ekosistemin itici güçlerinden bazıları. Bizim için gerçekten de kilit konu KOBİ’lerin dijitalleşmesi. Çünkü gerçekten verimlilik açığı burada ortaya çıkıyor. Nispeten büyük şirketler veya orta ölçekli şirketler, yetenekli ve oldukça rekabetçi. Ancak daha küçük şirketlerde rekabeti artırmamız gerekiyor. Dijital becerilerin gerçekten çok önemli olacağı yer burası. Bu nedenle daha küçük şirketlerin dijitalleşmelerini artırarak verimlilik artışına yardımcı olacak programlar tasarlamaya çalışıyoruz. Türkiye için ileriye dönük en önemli zorluk da bu.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Zorlu kış şartlarında ticari araçların olumsuz etkilenmemesi için 1 Aralık’ta kış lastiği uygulaması devreye girdi. Türkiye’nin en önemli geçiş noktalarından biri olan D-100 kara yolunun Bolu Dağı geçişinde de polis ekipleri denetimlerini sıkılaştırdı. Kışın zorlu geçtiği ve dik rampaların bulunduğu kara yolunda ticari araçlara yönelik Bolu İl Emniyet Müdürlüğü Bölge Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından kış lastiği denetimi yapıldı. Hafif ticari, kamyon, tır ve yolcu otobüsleri denetim noktasında tek tek denetlendi.
Polis ekiplerinin bölgede denetimlerini artıracağı öğrenildi. – BOLU
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(TBMM) – TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Cumhurbaşkanlığı bütçe görüşmeleri devam ediyor. CHP İzmirMilletvekiliRahmi Aşkın Türeli, “Cumhurbaşkanlığı bütçesini görüşüyoruz. 14 kuruma ait 30’u aşkın bütçe kesin hesap ve Sayıştay denetim raporu var. Bu kadar kısa sürede bu kadar bütçenin görüşülmesi mümkün değil. TMSF’nin Cumhurbaşkanlığı ile ilişkisi ne, niye burada? Savunma Sanayi’nin burada ne işi var, Savunma Bakanlığı’nda olması gerekmiyor mu? Bakanlıklara paralel bakanlık gibi bir yapı oluşmuş” dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, Komisyon Başkanı AK PartiSamsun Milletvekili Mehmet Muş’un başkanlığında toplandı. Komisyonda, Cumhurbaşkanlığı ve bağlı kuruluşların 2025 yılı bütçesi görüşülüyor. CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, konuşmasında, “Bu ucube Cumhurbaşkanlığı sistemini sahiplenmeyin, sürdürülebilir değil. Daha üzerinden beş yıl geçti, bu sistem yürümüyor” dedi.
Rahmi Aşkın Türeli, konuşmasında şunlara değindi:
“Ülkenin kaynaklarını iki şekilde kullanacağız; doğru ve yerinde. Hiçbir usulsüzlüğe, hırsızlığa mahal vermeden, yerinde kullanılmasıyla da zaten kıt olan kaynaklarımızın yerinde olan ve ülkenin ihtiyacı olan yatırımlarda kullanılması gerekiyor. Kamu özel işbirliği, kur korumalı mevduat böyle değil. Bu ülkede merkezi hükümet ile yerel yönetimler birbirinin tamamlayıcısıdır. Yerel yönetimlerde zaten merkezi hükümetin vesayet yetkisi var. Sanki sizin belediyelerinizde her şey mükemmelmiş gibi bizim belediyelerimize çamur atarak siyaset yapılmaz. Ortada bir parti devleti var. Bunlar doğru şeyler değil.
Cumhurbaşkanlığı bütçesini görüşüyoruz. 14 kuruma ait 30’u aşkın bütçe kesin hesap ve sayıştay denetim raporu var. Bu kadar kısa sürede bu kadar bütçenin görüşülmesi mümkün değil. TMSF’nin Cumhurbaşkanlığı ile ilişkisi ne, niye burada? Savunma Sanayi’nin burada ne işi var, Savunma Bakanlığı’nda olması gerekmiyor mu? Bakanlıklara paralel bakanlık gibi bir yapı oluşmuş.
Bütçe hakkını yerine getirebiliyor muyuz? Hala kesin hesap komisyonu yok. Biz şimdi bütçeyi mi, kesin hesabı mı, Sayıştay raporlarını mı görüşeceğiz? Böyle bir görüşme sistemi yok. Biz bütçeyi layıkıyla görüşmüyoruz. Hesap verilebilirlik ilkesi işlemiyor.”
” Recep Tayyip Erdoğan’a göre bir hükümet sistemi değişikliği yapıldı”
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini eleştiren Türeli şunları söyledi:
Parlamenter sistem için en büyük eleştiri şudur; koalisyonların varlığı karar alma süreçlerini yavaşlatıyor ve sistemi istikrarsızlaştırıyor denilir 2017 referandumunda 15 yıldır siz zaten ülkeyi tek parti olarak yönetiyordunuz. Ne istediniz de yapamadığınız için bu sisteme geçtiniz? Burada amaç belli; Recep Tayyip Erdoğan’a göre bir hükümet sistemi değişikliği yapıldı.
Türkiye’nin tarihsel olarak başkanlık sistemine dair bir deneyimi yok, parlamenter sistem içerisinde şekillenmiş bir yapı var. Türkiye’de siyasi yelpaze çok geniş. Böyle bir yapının içerisinde başkanlık sistemi işlemez. Siyasi parti yapıları disiplinli parti yapılarıdır Türkiye’de. Bir partinin tüzüğüne, yapısına uymadığınız zaman ihraca kadar gider bu süreç. Türkiye’nin siyasi kültürü uzlaşmacı olmayan daha çok çatışmacıdır. Bütün bu kriterlerin şekillendirdiği bir yapı var. Bu yapı yeni geçilen sistemle birlikte bir zorunlulukla geldi ama bu sistem işlemiyor. Anayasa değişikliğinin altında da bunlar yatıyor. Bu sistemi işlemesi için nasıl revize ederiz çabası.
Ülkede her şey toz pembeymiş gibi konuşmayın. Ülkede Türkiye’nin belki de en büyük bölüşüm şoku yaşanıyor. En düşük ve en yüksek yüzde 5’lik gruplar arasında 26 kat fark var. Gelir dağılımı bozulmuş, yoksulluk artıyor. Asgari ücret açlık sınırının altında. Ekonomi yavaşladı. Bu krizin varlığını ücretler olarak görerek bir yere gidemeyiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, Komisyon Başkanı AK PartiSamsun Milletvekili Mehmet Muş’un başkanlığında toplandı. Komisyonda, Cumhurbaşkanlığı ve bağlı kuruluşların 2025 yılı bütçesi görüşülmeye devam ediyor. Komisyon’da konuşan DEM Parti Antalya Milletvekili Saruhan Oluç, şunları söyledi:
“Kürt sorunu, Türkiye’nin tarihsel ve toplumsal sorunu”
“Bugün Türkiye’deki sistemi, sizin deyiminizle ‘revize etmek’, bizim deyimimizle demokratikleştirme meselesini konuşacaksak, bütün bunların ele alınmasında fayda olduğunu düşünüyorum. Demokratikleşme deyince kaçınılmaz olarak Türkiye’nin tarihsel ve toplumsal bir sorunu var. Kürt sorunu. Bu sorunun demokratikleşme ile iç içe geçtiğini düşünüyoruz. Türkiye demokratikleşirse, Kürt sorununu çözer. Kürt sorununun çözülmesi için adımlar atıldığı halde Türkiye demokratikleşir. Bunlar birbirini besleyen konular. Demokratikleşme dediğimiz zaman bizim aklımızın önemli bir yerinde Kürt sorununun çözümünde barışçıl ve demokratik bir çözümün gerçekleşmesi yer alıyor.
“Hem yerel hem de bölgesel çözümlerin gerçekleşmesi gerekiyor”
Geçmişte baktığımızda Kürt sorunu yerel bir sorundu ağırlıklı olarak. Fakat bugün yerel bir sorun olmaktan çıktı. Türkiye sınırları içerisinde bir sorun olmanın ötesinde bölgesel bir sorun haline geldi. Hatta daha ileri gitti. Küresel güçlerin de içine dahil olduğu bir süreç durumuna geldi. Dolayısıyla bunun hem yerel hem de bölgesel çözümlerinin gerçekleşmesi gerekiyor. Türkiye sınırları açısından baktığımızda, yerel çözüm açısından, biraz önce sözünü ettiğim yerel demokrasinin gelişmesi gibi konuları tartışarak adımların atılması gerekiyor. Kürt halkının ana dilde eğitim gibi taleplerinin konuşulması gerekiyor.
“Türkiye’nin bölgede önemli bir yeri olduğunu düşünüyoruz”
Orta Doğu’da çok önemli bir döneme giriyoruz. Bu dönem çok büyük riskleri de barındıran, tehditleri de barındıran, çok önemli imkanları da içeren bir dönem. Kürt sorununun bölgesel çözümü olarak meseleye bakmak kaçınılmaz hale geldi. Bölgesel çözüm açısından baktığımızda Türkiye’nin bölgede önemli bir yeri olduğunu düşünüyoruz. Sorun şu. Bölgedeki Kürt halkı açısından bakarsak, Irak, Suriye… Hangi parçasını değerlendirirsek değerlendirelim Türkiye’nin her zaman yeri başkadır.
“Kilit mesele, Türk-Kürt ittifakının kurulup, kurulmayacağıdır”
Türkiye aslında bölgede güçlü bir model ülke olmak istiyorsa, bunu yapmanın yolu esas itibariyle demokrasi, hukukun üstünlüğü açısından model bir ülke haline gelmesidir. Burada bölgesel çözüm de gündeme geliyor. Kürt sorununda bölgesel adımlar atılacaksa eğer, Türkiye’nin bu konuda kendi iç sorunlarını da çözerek model ülke olma adımını atması gerekiyor. Burada da kilit bir mesele var. Tarihsel bir mesele. Bölgesel olarak baktığımızda sadece Türkiye açısından değil, Türk- Kürt ittifakının kurulup, kurulmama meselesidir. Kilit mesele bizce bu. Eğer Türkiye, attığı adımlarla ve geliştireceği politikalarla, alacağı önlemlerle, demokratikleşmesiyle Türk-Kürt ittifakının zeminini güçlendirse, bu sadece Türkiye sınırları açısından değil, baktığımızda bütün Kürdistan coğrafyasını da kapsayan şekilde ve Orta Doğu’da adımlar atılmasının mümkün hale gelebileceğini düşünüyoruz.
“Tarihsel bir fırsat”
Böyle bir dönemde tabi ki yeni bir Anayasa’nın tartışılması, tabi ki yeni bir toplumsal sözleşmenin yaratılması, demokratikleşme ve bununla birlikte hem Türkiye’deki hem de bölgedeki Kürt sorununun çözümü doğrultusunda adım atmak çok belirleyici bir noktaya geldi. Tarihsel bir fırsattır. Bu konjonktürü kaçırmamak gerekiyor. Fırsatın kaçırılmaması gereken bir andayız. Bu bir süreçtir. Bunun iklimin yaratılması, bunun demokratik ve politik ikliminin ortaya çıkmasının hem Türkiye sınırları açısından hem de bölge açısından baktığımızda imkanların geliştirilmesi önem taşıyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Savunma sanayinin lider firması olan ASELSAN geliştirdiği milli ve yerli ürünlerle göz dolduruyor. Hava savunmasından, kara ve deniz savunmasına kadar geliştirdiği yerli ve milli ürünlerle adından sık sık söz ettiren ASELSAN Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltmak için çalışmalarını sürdürüyor. ASELSAN tarafından üretilen hava savunma sistemleri, radarlar, elektro optik sistemler, MİLGEM projesi çerçevesinde inşa edilen gemiler de kullanılıyor. Sistemlerle gemilerin yerli ve millilik oranı arttırdığı gibi Türkiye’nin mavi vatandaki gücüne de güç katıyor.
MİLGEM gemilerinde kullanılan sitemlerden bahseden ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, “Mavi vatanda bizim için çok öncelikli bir konu. Burada da Deniz Kuvvetlerimizin yerli ve milli platformlarının akıllı elektronik sistemlerle donatılması da ASELSAN olarak bizim görevlerimizden biri. Milli gemimizin üzerinde 50’ye yakın ASELSAN’nın sistemi var. Radarı, elektro optik sistemleri, elektronik harbi sonar sistemleri, hava savunması, haberleşme sistemleri, bir dizi elektronik sistemlere baktığınız zaman bir geminin üzerinde ihtiyaç duyulan bütün sensör ve silahları artık millileştirdiğimizi çok rahatlıkla söyleye bilirim. Bunu aslında bir geminin üzerinde göstermiş oluyoruz. Mavi vatanda da platformlarımız kendi sensör ve silahlarımızla donatılmış olarak Deniz Kuvvetlerimize hizmet veriyor şu anda. Bu alanda da ciddi bir başarıyı ciddi bir ivmeyi yakaladık” dedi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bakan Kurum, TRT’nin bu yıl 8’incisini düzenlediği TRT World Forum 2024’te “Yarını Dönüştürmek: Eko-Rejenerasyonun Gücü” başlıklı oturumun açılış konuşmasını yaptı.
Dünyanın yaradılışından bugüne belki de en meşakkatli dönemlerinden birini yaşadığını kaydeden Kurum, bir yanda İsrail eliyle Gazze’de sürdürülen korkunç bir soykırım olduğunu, diğer yanda ise Rusya- Ukrayna Savaşı’nın neden olduğu acılarla boğuşulduğunu söyledi.
İnsanların iklim krizinin getirdiği sorunlarla küresel bir yıkımın tam eşiğinde hatta ortasında durduğunu ifade eden Kurum, şöyle konuştu:
“Bu noktada doğamızın kendi kendini yenileyebilme kapasitesini konuşmamız bu konferansta gerçekten çok kıymetli. Bu salondaki tüm katılımcılarla, iklim krizinin insan eliyle oluştuğu konusunda hemfikir olduğumuzu düşünüyorum. Zira tüm bilimsel çalışmalar, iklim değişiminin başlangıç noktası olarak sanayi devrimini işaret etmektedir. Ben de bu ortak kanaati paylaşıyorum ama sanayi devrimiyle başlayan kirlenmenin sadece bir sebep olduğunu değil, insanlığın çarpık doğa anlayışının bir sonucu olduğunu düşünüyorum. İklim değişikliği konusunda mevzubahis doğadır, insandır, ortak evimiz dünyamızdır. Doğa ve insan arasındaki ilişkiyi doğru tanımlamadan atacağımız her adımın parçalı olacağını ve bütünü kapsamayacağını düşünüyoruz.”
Doğa ve insan uyumu söz konusu olduğunda başvuru kaynağının Türk-İslam medeniyeti olduğuna dikkati çeken Kurum, “Bizim medeniyetimiz, dört mevsimin gereklerine en uygun şekilde yurt tutmayı emreden; dağların, ormanların, denizlerin, hayvanların ve bitkilerin doğal durumuna müdahale etmeyen, tek bir dalı bile incitmeyi suç sayan bir medeniyettir.” ifadelerini kullandı.
“Bu adil dünya bir gün mutlaka kurulacaktır”
İstanbul’dan bütün dünyaya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu adil gelecek vizyonunu ifade etmekten şeref duyduğunu kaydeden Kurum, “Doğasıyla, çevresiyle, ekonomisiyle, demokrasisiyle, insan haklarına saygısıyla daha adil bir dünya mümkündür. ve bu adil dünya bir gün mutlaka kurulacaktır.” dedi.
Kurum, Türkiye’nin Akdeniz Havzası’nda yer alan ve iklim krizinden en çok etkilenen ülkelerden biri olduğunu, buna da yaşanan afetlerle şahitlik edildiğini belirterek, Türkiye’de her yıl 1500’e yakın sel, orman yangını, su taşkını ve kuraklık gibi iklim kaynaklı doğal afetler yaşandığına işaret etti.
Türkiye’de geçen 10 yıllık süreçte yenilenebilir enerji kapasitesini iki katına çıkardıklarını vurgulayan Kurum, “Önümüzdeki 10 yıl içinde güneş ve rüzgar enerjisi kapasitemizi 4 kat daha arttıracağız. Emisyonların yaklaşık üçte ikisi çevremizde gerçekleşiyor. Bu nedenle ulaştırma ve yapılaşma konularında da yenilikçi çözümler bulmaya devam ediyoruz.” diye konuştu.
Kurum, 6 Şubat depremlerini anımsatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“11 ilimizi, 14 milyon vatandaşımızı etkileyen ve 6 Şubat sabahı tüm Türkiye’yi derin acılara götüren o afette binlerce canımızı yitirdik ama tek yürek olduk. 11 ilimizde asrın birlikteliğini göstererek 453 bin konutun inşa ve yapım faaliyetlerini sıfır atık uyumlu ve enerji verimli uygulamalarla inşa etmeye devam ediyoruz. İnşallah yarın da Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle Kahramanmaraş’ımızda 155 bininci konutumuzun anahtarlarını söz verdiğimiz gibi vatandaşlarımıza teslim edeceğiz. Tabii ki şehirlerimizi ihya ederken, konutlarımızın dönüşümünü gerçekleştirirken bu konutların iklim değişikliğine uyumlu ve duyarlı olmasını da önemsiyoruz. Sıfır atık anlayışıyla binalarımızı inşa ediyor, gerek yenilenebilir enerjilerden faydalanmak gerekse yağmur sularının toplanmasıyla birlikte tüketimi azaltacak, bize emanet edilen o doğanın suyunu, havasını, yeşilini koruyacak adımları atmaya gayret gösteriyoruz. Kentsel ulaşımda metro, hafif raylı ve tramvay sistemlerimizi de iki katına çıkarmak için yoğun gayret gösteriyoruz.”
Sıfır Atık projesi
Sıfır atık hareketini çok önemsediklerini belirten Kurum, “Sıfır atığın önemini daha iyi anlayabilmeniz için çarpıcı bir gerçeği sizlerle paylaşmak istiyorum. Konuşmama başlayalı 10 dakika oldu. Bu 10 dakikada dünyamızda toplam 5 bin 900 ton plastik atık oluştu ve 370 ton atık da okyanuslara karıştı. 20 deniz kuşu ve 2 kaplumbağa maalesef şu 10 dakika içerisinde öldü ve yine bu 10 dakikada 77 hektar ormanlık alan yok olmuştur. Şu geçen 10 dakikada çöpe attığımız 25 bin ton gıdayla tam 2,2 milyon Gazzeli kardeşimizin bir haftalık gıda ihtiyacını çöpe atmış oluyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
Kurum, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde yürütülen Sıfır Atık projesinin insanlığı küresel israf uçurumundan kurtarmanın en önemli adımı olduğunu söyleyerek, “Türkiye de bu kapsamda 193 bin binada sıfır atık yönetim sistemini kurmuş ve toplamda 60 milyon ton atığı geri kazandırmış, bu çerçevede tam 498 milyon ağacın kesilmesinin önüne geçilmiştir. Yeni dönemde Sıfır Atık hareketimizi tüm ülke geneline yaygınlaştıracağız. 7 bölgemizde Sıfır Atık pilot ilçeleri belirleyecek ve depozito yönetim sistemimizin kurulumunu ülke genelinde 2025 yılı sonuna kadar uygulamaya geçireceğiz.” diye konuştu.
İklim Kanunu bu yıl yasalaşıp yürürlüğe girecek
İklim Kanunu’nun bu yıl içerisinde yasalaşıp yürürlüğe girerek, iklim değişikliği konusunda atılacak adımlara kolaylık sağlayacağını vurgulayan Kurum, şöyle devam etti:
“İki hafta boyunca can Azerbaycan’da COP29 toplantılarına katıldık. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğiyle 2053’e ilişkin stratejilerimizi, hedeflerimizi tüm dünyayla paylaştık. Türkiye olarak, iklim krizinin maliyetini bu krizin oluşmasında en ufak katkısı olmayan devletlere yüklemenin adaletsizlik, vicdansızlık ve insafsızlık olduğunu en yüksek sesle dile getirdik. Dünyanın en zengin yüzde 1’lik kesiminin en yoksul yüzde 66’lık kesiminden daha fazla karbon salınımına neden olduğu bir ortamda bu adaletsizliğin devam etmemesi gerektiğini de en gür sesle tüm dünyaya ilettik ve bu tezimizi savunduk. İnsanlık doğanın yeniden kendisini toparlamasını istiyorsa finansal destek meselesini süratle çözmelidir ve herkes verdiği sözü acilen yerine getirmelidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tarihsel sorumluluğu yok denecek kadar azdır. Yani dünyanın kirletilmesinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin suçu neredeyse yoktur. Ama bugün uğraştığımız, 1,5 santigrat derecede tutmaya çalıştığımız ortalama sıcaklığımız için bu mücadeleyi veriyoruz.”
Kurum, Filistin meselesine değinerek konuşmasını, “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğiyle tüm Türkiye adil bir dünya için, Filistin’in özgürlüğü için, Filistinli kardeşlerimizin gür sesi olmaya devam ediyor. Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti, İsrail’le ilişkisini tamamen dondurmuş ve tüm dünya ülkelerine baktığımızda Filistin’e en çok yardım yapan ülkedir. Bu kararlılığımız ve duruşumuzdan asla ödün vermeyeceğiz. Ne pahasına olursa olsun Filistinli kardeşlerimizin yanında durmaya devam edeceğiz. Filistin’in özgürlüğünü, dünyanın 5’ten büyük olduğunu Sayın Cumhurbaşkanımız her yerde dile getirmeye devam edecek.” şeklinde tamamladı.
Oturumda, Absolute Foods Kurucusu ve Üst Yöneticisi (CEO) Agam Khare, EKI Enerji Hizmetleri, Uluslararası İşletmeler Kıdemli Genel Müdürü Bhuwan Shukla, Çevre Savunma Fonu Küresel İklim İş Birliği Müdürü Christopher Dekki, E+ Enerji Geçiş Enstitüsü İcra Direktörü Dr. Rosana Rodrigues dos Santos ve Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı Türkiye Ülke Ofisi Temsilcisi ve Ülke Direktörü Stephen John Cahill konuşma yaptı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, Komisyon Başkanı AK PartiSamsun Milletvekili Mehmet Muş’un başkanlığında toplandı. Komisyon’da, Cumhurbaşkanlığı ve bağlı kuruluşların 2025 yılı bütçesi görüşülüyor. Komisyon’da konuşan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, şunları söyledi:
“Sabah söz alarak İletişim Başkanı nerede, Diyanet İşleri Başkanı nerede diye sordum. O soruyu sorduktan yaklaşık on – on beş dakika sonra bir büyük saldırı başladı. Aynı tweetler atıldı. İletişim Başkanlığı… İletişim Başkanlığı demek doğru değil, troll başkanlığı benimle ilgili binlerce tweet atmış. İçeriğinde de bir tane dolu bir şey olsa. Ben bunlardan korkmam. Trollerden korkan troller gibi olsun. Bir kelime eksik söylersem, bir milim eğilirsem namussuzum. Hiç kimseye ben teslim olmam. Devletin vergisiyle kurulan troll başkanlığı, trollük yapıyor.
“Deprem bölgesi mücbir sebebin uzatılmasını istiyor”
Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız Malatya’yı çok iyi biliyor. Kendisi de hemşehrimiz. Mücbir sebep diye sadece Malatya’nın değil bütün deprem bölgesinin problemi var. Maalesef yarın bitiyor. İnşaatlar devam ediyor. Hayat normale dönmüş değil. Hatırlarsanız Van’da beş yıl mücbir sebep ilan edildi. Depremin yaraları hala sarılmış değil. Esnaf konteynerde hizmet vermeye çalışıyor. Bölgenin bütün odaları bas bas bağırıyor. ‘Lütfen mücbir sebebi uzatın’ diyor. Bu konunun bir daha değerlendirilmesini istiyoruz.
“Dünyadaki en yoksul ülkeler ya tek adam sistemiyle yönetiliyor ya da bu benzer rejimlerle yönetiliyor”
Az önce AK Partili İsmail Güneş konuşurken ‘Koalisyonlar tehlikeli, koalisyonlar yok’ dedi. Bu sistemle koalisyon eskiden seçimden sonra kuruluyordu. Şimdi MHP ile koalisyonsunuz. Büyük Birlik Partisi ile koalisyonsunuz ya da Yeniden Refah Partisi ile koalisyon kurdunuz seçimden önce. En büyük fikir ideologunuz Doğu Perinçek ile ittifaksınız. HÜDA-PAR’ı unuttuk. Gaffar Okkan’dan dolayı hatırlarsınız. Onlara bir bakın. Biz bu sistem gelirken, eleştirimiz şuydu; Başında kim olursa olsun, bu sistemin Türkiye’yi refaha ulaştırması mümkün değildi diyorduk. Bu iddiamızda yanılmadığımızı gördük. Tek adamlıkla ya da bu tür başkanlık sistemiyle yönetilen ülkelerin zenginleşmediğini görürsünüz. Dünyadaki en yoksul ülkeler ya tek adam sistemiyle yönetiliyor ya da bu benzer rejimlerle yönetiliyor. Bu sistem başında kim olursa olsun, ülkeyi büyütmesi mümkün görünmüyor. Sayın Erdoğan, ‘verin yetkiyi, görün etkiyi’ diyordu. Hakikaten doğru söylüyormuş. 24 Haziran 2018’de çeyrek altın 315 lira iken, 28 Mayıs seçimlerinde 2 bin 808 lira, bugün ise 4 bin 988 lira. Dolar o tarihte 4.6 lirayken, bugün 34.6 lira. 2018’de faiz oranı 17,75 iken bugün faiz oranı yüzde 50.
“Birisine ‘katil’ deniliyor, ertesi gün havalimanında karşılanıyor”
Kur Korumalı Mevduat Sistemi geldi ülkenin başına bela oldu. Sonra Mehmet Şimşek bakan oldu tekrar. Rasyonel ekonomiye geçildi. ya da S-400’lerin alınması Türkiye’nin başına bela oldu. Türkiye’de birçok özel kuruluş, F-35’den dolayı fabrikalar açtı. Onların hepsi iptal edilen anlaşmalar dolayısıyla kapanmak zorunda kaldı. ya da düşürülen Rus uçağı… O da Türkiye’nin başına bela açtı. ya da dış ilişkiler. Birisine ‘katil’ deniliyor, ertesi gün havalimanında karşılanıyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Buna göre, GSYH 2024 yılı üçüncü çeyrek ilk tahmini; zincirlenmiş hacim endeksi olarak, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,1 arttı.
GSYH’yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2024 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yıla göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; inşaat yüzde 9,2, finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 6,2, tarım sektörü yüzde 4,6, gayrimenkul faaliyetleri yüzde 2,5, ürün üzerindeki vergiler eksi sübvansiyonlar yüzde 2,3, bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 2,2, kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri yüzde 1,9 ve hizmetler yüzde 1,4 arttı. Diğer hizmet faaliyetleri yüzde 2,4, sanayi sektörü yüzde 2,2, mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri ise yüzde 0,3 azaldı.
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,2 azaldı. Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2024 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 1,9 arttı.
GSYH, 11 TRİLYON 893 MİLYAR 252 MİLYON TL OLDU
Üretim yöntemiyle Gayrisafi Yurt İçi Hasıla tahmini, 2024 yılının üçüncü çeyreğinde cari fiyatlarla bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 53,3 artarak 11 trilyon 893 milyar 252 milyon TL oldu. GSYH’nin üçüncü çeyrek değeri cari fiyatlarla ABD doları bazında 357 milyar 989 milyon olarak gerçekleşti.
HANEHALKI NİHAİ TÜKETİM HARCAMALARI YÜZDE 3,1 ARTTI
Yerleşik hanehalklarının nihai tüketim harcamaları 2024 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 3,1 arttı. Devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 0,9, gayrisafi sabit sermaye oluşumu ise yüzde 0,8 azaldı.
Mal ve hizmet ihracatı, 2024 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 0,8 artarken ithalatı yüzde 9,6 azaldı.
İŞGÜCÜ ÖDEMELERİ YÜZDE 76,3 ARTTI
İşgücü ödemeleri, 2024 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 76,3 arttı. Net işletme artığı/karma gelir yüzde 45,7 arttı.
İşgücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı geçen yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 31,9 iken, bu oran 2024 yılında yüzde 36,4 oldu. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise yüzde 47,8 iken yüzde 45,1 oldu.
Erdem AksoyHaberler.com – EkonomiTürkiye İstatistik KurumuTürkiyeEkonomiGüncel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bursa Emniyet MüdürlüğüKaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, kaçakçılık faaliyetlerinin önlenmesine yönelik çalışmalar kapsamında A.Ç. yönetimindeki otobüsü durdurdu.
Araçtakileri indirerek arama yapan ekipler, yedek kaptanın uyuması için ayrılan bölme ile merdivenin altına gizlenmiş gümrük kaçağı 140 cep telefonu, 475 elektronik sigara ve 300 paket sigara ele geçirdi.
Merdiven basamaklarının altına gizlenen paketler halindeki telefonların, kolaylıkla alınabilmesi için çamaşır ipleriyle birbirine bağlandığı görüldü.
Gözaltına alınan A.Ç. hakkında “Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet” suçundan yasal işlem başlatıldı.
Yolcular ise başka bir otobüsle gidecekleri şehirlere gönderildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Son dönemde piyasaya yüklü miktarda 50’lik ve 100’lük sahte doların piyasaya sürüldüğü haberleri üzerine dün Kapalıçarşı başta olmak üzere çok sayıda yerde döviz büroları dolar alımını durdurdu. Sahte dolarların gerçeğinden ayrılmasının oldukça güç olduğu belirtilirken İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatıldığını açıkladı. Açıklama şöyle:
“İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından sosyal medyada ve bazı basın yayın organlarında gündeme getirilen İstanbul merkezli sahte para basımı ve dağıtımı konuların araştırılması amacıyla Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Büromuzca re’sen soruşturma başlatılmıştır.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TİKA’dan yapılan yazılı açıklamaya göre, Cezayir’in doğusundaki Annebe şehrinde kurulan “Geleneksel Kıyafet Eğitim ve Üretim” atölyesinin açılışına Türkiye’nin Cezayir Büyükelçisi Muhammet Mücahit Küçükyılmaz’ın yanı sıra Cezayir Turizm ve Geleneksel El Sanatları Bakanlığı yetkilileri, Vilayet Meclisi üyeleri ve kentteki yöneticiler katıldı.
Büyükelçi Küçükyılmaz, açılışta yaptığı konuşmada, “Geleneksel Kıyafet Üretim ve Eğitim Atölyesinde üretilen kıyafetleri görünce Anadolu’da bir yerde olduğumu düşündüm. Çünkü kıyafetler ve özellikle desenler hemen hemen aynı özelliklere sahip” diyerek, iki ülke arasındaki kültürel benzerliğe işaret etti.
TİKA tarafından kurulan atölyenin gençlere meslek öğretmenin yanı sıra kültürel değerlerin yaşatılmasına da yardımcı olacağına dikkati çeken Küçükyılmaz, “Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak her zaman ve her konuda kardeş Cezayir halkının yanında olmaya devem edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Annebe’deki atölyede, genç kızlara geleneksel kıyafetlerin dikişi konusunda eğitim verileceği ve aynı zamanda bu kıyafetlerin üretiminin yapılacağı ve elde edilen gelirin üretimde görev alanlara dağıtılacağı kaydedildi.
“Hurma Mumülleri” atölyesi
TİKA, başkentin güneydoğusunda bulunan ve ülkenin önemli hurma üretim merkezlerinden biri olan Biskra kentinde ise “Hurma Mamulleri Üretimi ve Eğitimi Atölyesi” kurdu.
Türkiye’nin Cezayir Büyükelçisi Küçükyılmaz, TİKA Cezayir Program Koordinatörü Gökçen Kalkan, Cezayir Turizm ve Geleneksel El Sanatları Bakanlığı yetkilileri ve ildeki bazı kurum yöneticilerinin katıldığı bu törende de yaptığı konuşmada, Biskra’da Cezayir’in “en kaliteli hurmalarının yetiştiğini” vurgulayarak, atölyede bölgedeki hurmaların işlenerek yüzden fazla ürüne dönüştürüleceğini ve böylece ekonomik değerinin artırılacağını ifade etti.
Hurma mamullerini üretmek için kurulan atölyenin aynı zamanda AR-GE ve eğitim merkezi olarak işletileceğini aktaran Küçükyılmaz, kurulan atölyede verilecek eğitim ve yapılması planlanan üretimin bölgede ve Cezayir genelinde örmek teşkil edeceğine inandığını kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AA muhabirine açıklama yapan Gedik, kodlamanın bir bilgisayarın veya elektronik cihazın belirli bir işlemi yapabilmesi için verilen komutlar dizisi olduğunu belirterek, robotik kavramının ise robotların tasarımı, üretimi, programlanması ve kullanımıyla ilgili mühendislik dalı olduğu bilgisini paylaştı.
Bir robotun hareket etmesi, bir iş yapması veya çevresine tepki vermesi için kodlanması gerektiğini aktaran Gedik, “Örneğin, bir robot kolunun bir nesneyi alıp yer değiştirmesi için motorlara ve sensörlere uygun komutlar yazılmalıdır. Sonuç olarak, kodlama bir robotu ‘hareket ettirir’ ve ona ne yapması gerektiğini söyler, robotik ise robotun bu komutları fiziksel dünyada hayata geçirebilmesi için gerekli mühendislik süreçlerini içerir.” ifadelerini kullandı.
Gedik, eğitimin öğrencilere yalnızca teknik bilgi kazandırmakla kalmadığına, aynı zamanda problem çözme, yaratıcılık, eleştirel düşünme ve işbirliği gibi becerilerini de geliştirdiğine vurgu yaptı.
Bu becerilerin, öğrencilerin 21. yüzyılda iş hayatına ve günlük yaşama başarılı bir şekilde uyum sağlamalarına olanak tanıdığını söyleyen Gedik, eğitim sürecinin sonunda, öğrencilerin sadece teknolojiyi kullanmakla kalmayarak aynı zamanda bu teknolojiyi geliştiren, iyileştiren ve topluma değer katacak projeler üreten bireyler olarak yetiştiğinin altını çizdi.
Teknolojinin doğru kullanımını ve güncel teknoloji becerilerini öğrencilere kazandırmak üzerine içerik geliştirdiklerine dikkati çeken Gedik, kodlama ve robotik dersinin anasınıfı 5 yaş itibarıyla başlayıp 11. sınıfa kadar devam ettiğini dile getirdi.
Gedik, tüm sınıflarda “Dijital Vatandaşlık” konusunu önemsediklerini kaydederek, “Çünkü bu konu teknolojide donanımlı ve bilinçli bir altyapı oluşturma sürecinin bir başlangıcı. Müfredatımızda öğrencilerimize algoritma becerilerini, problem çözme becerilerini kazandırıyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
Tüm sınıflarımızda 3 boyutlu tasarım geliştirme, yazılıma giriş, oyun ve mobil uygulama geliştirme, arduino, grafik tasarım oluşturma becerileri kazandıklarına işaret eden Gedik, şöyle devam etti:
“Bu beceriler oluşturulduktan sonra proje odaklı bir içeriğimiz ortaya çıkıyor. Devamında öğrencilerimizin kendi içeriklerini, uygulamalarını, oyunlarını, kodlarını ve robotlarını geliştirmelerini amaçlıyoruz. Derslerimizde öncelikli hedefimiz öğrencilerimizin teknolojiyi tüketen değil üreten bilinç ve deneyimde olmalarıdır.”
“Öğrencilerimiz, teknoloji firmalarını tanıma ve staj imkanlarına sahip”
Bölüm Başkanı Reşit Şafak Gedik, müfredatlarında birçok araç ve yazılım dili bulunduğuna değinerek, örnek olarak Python, C ve Java’yı verdi.
Öğretim araçlarında ise Microsoft ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü gibi kurumların araçlarını kullandıklarına dikkati çeken Gedik, “Günümüz teknoloji gelişmelerini de ele aldığımızda Python yazılım dilleri arasında hem kolay öğrenilebilir hem de güçlü ve çok yönlü bir dil olduğundan, okullarda programlama öğretimi için uygun bir dildir.” açıklamasını yaptı.
Gedik, Python’ın öğrencilerin sadece teknik becerilerini geliştirmekle kalmadığını, aynı zamanda problem çözme, mantıksal düşünme ve yaratıcılık gibi becerileri de kazanmalarına yardımcı olduğunu anlatarak, “Aynı zamanda yapay zeka alanında da çokça kullanılan bir dildir. Bu sebepleri ele aldığımızda yazılım dilleri arasında Python’ı bir adım öne çıkarmaktayız.” dedi.
Üniversite hayatlarında teknoloji alanında devam etmek isteyen öğrenciler için Uluslararası Robotik Turnuvalarında gösterdikleri başarılardan dolayı İstanbul Bilgi Üniversitesi, MIT, Yale, Georgia Tech gibi üniversitelerden burs imkanları sağlandığını aktaran Gedik, “Öğrencilerimiz, Doğa Koleji tarafından gerçekleştirilen Yerli Teknoloji Zirvelerinde ülkemizin en önde gelen teknoloji firmaları yöneticileriyle tanışma, firmaları tanıma ve staj imkanlarına sahip.” dedi.
Gedik, eğitimlerin Doğa Kolejinde olduğu gibi projeler, turnuvalar ve etkinliklerle uygulamalı bir hal aldığında, öğrencilerin yeri geldiğinde bir mühendis veya mimar tecrübesini deneyimlediklerine vurgu yaparak, deneyimler sonucunda da geri bildirimlerin, daha fazla keşfetme ve meslek seçiminde teknolojinin ön plana çıkması şeklinde gözlemlendiğini kaydetti.
Velilerin, çocuklarının gelişen becerilerinden memnuniyet ve gurur duyduğuna işaret eden Gedik, yeri geldiğinde kendilerinin de öğrencilerle birlikte deneyim ve tecrübeleri paylaştığını sözlerine ekledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>???????Rosatom’dan yapılan açıklamaya göre, şirket, nükleer farkındalığı küresel düzeyde artırmak amacıyla aralarında Türkiye’nin de olduğu 100 ülkede Global Atomic Quiz ve belgesel gösterimi etkinlikleri düzenledi.
Dünya Bilim Günü kapsamında yapılan Atomic Quiz’e 25 bin kişi katılırken, Türkiye katılan ülkeler arasında katılımcı sayısı ve ilgi düzeyi açısından 3’üncü sırada yer aldı. Rosatom’un, Türkiye’de düzenlediği etkinlik kapsamında Hacettepe Üniversitesi, Sinop Üniversitesi, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi ve Tarsus Üniversitesi olmak üzere 4 üniversitede öğrencilerle bir araya gelindi. Üniversitelerde dünyaca ünlü yönetmen Oliver Stone’un “Nuclear Now” belgesel gösterimi ile akademisyen ve uzmanların katılımıyla söyleşiler yapıldı.
Hacettepe Üniversitesi
Hacettepe Üniversitesi’nde çoğunluğu geleceğin nükleer enerji mühendislerinden oluşan 150’den fazla öğrenci, Atomic Quiz’de yer alan farklı zorluk ve kategorilerdeki 25 soruyu yanıtladı. Nükleer enerji hakkındaki bilgilerini test etmelerinin yanı sıra yeni şeyler öğrenmelerine olanak sağlayan testi çözen öğrenciler, etkinlik kapsamında soruların doğru yanıtları üzerine tartışma fırsatı da buldu.
Nükleer İletişim Uzmanı ve Nükleer Sanayi Derneği (NIATR) Yönetim Kurulu Üyesi Nesrin Sevimli moderatörlüğünde öğrencilerle buluşan Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şule Ergün, Atomic Quiz’de yer alan soruların doğru yanıtlarını nedenleri ve ayrıntılı açıklamalarıyla katılımcılara aktardı. Öğrenciler, Ergün’ün anlatımıyla hem nükleer enerji hakkında yeni şeyler öğrenme hem de kendi yanıtlarını değerlendirme fırsatı buldu.
Tarsus Üniversitesi
Tarsus Üniversitesi’nde farklı mühendislik fakültelerinden 110’u aşkın öğrenciyi bir araya getiren etkinlik çerçevesinde öğrenciler Atomic Quiz’de yer alan soruları yanıtladı. Rektör Vekili Prof. Dr. Ali Özen, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Deran ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Osman Murat Özkendir’in de katıldığı etkinlikte soruları cevaplayan öğrenciler, yanıtlarının doğruluğunu Akkuyu Nükleer AŞ Ticari Operatörler Grubu Baş Uzmanı Ahmet Yasin Öner’le değerlendirme fırsatı buldu. Öner, bazı sorular için detaylı açıklamalar yaptı.
NIATR Yönetim Kurulu Üyesi Sevimli’nin yönettiği söyleşide, Türkiye ve Rusya arasında imzalanan anlaşma çerçevesinde Rusya’da eğitimlerini tamamlayarak Akkuyu’da görev yapan Türk mühendisler arasında yer alan Öner, Türkiye’nin ilk nükleer santrali Akkuyu projesi hakkında da bilgi ve deneyimlerini paylaştı.
Panelin ardından Tarsus Üniversitesi öğrencileri de nükleer enerjinin dünyadaki yolculuğunu benzersiz bir şekilde aktaran Nuclear Now belgeselini izledi.
Sinop Üniversitesi
Hacettepe Üniversitesi’nden sonra Türkiye’nin ikinci Nükleer Enerji Mühendisliği Bölümü’ne ev sahipliği yapan Sinop Üniversitesi’nde düzenlenen etkinliğe 80’e yakın öğrenci katıldı. Etkinliğe, Sinop Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Rıza Bayrak ve Nükleer Enerji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Meryem Seferinoğlu’nun da aralarında olduğu pek çok öğretim görevlisi de katıldı. Etkinlikte belgesel gösteriminden önce Seferinoğlu ve Öner’in katılımıyla söyleşi yapıldı.
Öğrencilerle Akkuyu NGS’de görev yapmak için Rusya’da aldığı eğitimin ayrıntılarını paylaşan Öner, kendisiyle aynı yolu izlemek isteyen öğrencilere deneyimlerini aktardı.
Hacı Bayram Veli Üniversitesi
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Nuclear Now belgeselinin gösterildiği ve söyleşi yapılan bir diğer durak oldu. Belgesel, İletişim Fakültesi öğrencileri ve öğretim üyeleri tarafından büyük ilgiyle izlendi. Belgeselin ardından Ergün, katılımcılara nükleer enerji hakkında bilgi verdi, soruları yanıtladı. Ergün, geleceğin iletişimcileri, gazetecileri ve sinemacıları tarafından ilgiyle dinlendi.
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özge Güven Akdoğan da belgeseli sinematografik açıdan ele aldı ve Stone’un belgeselciliği hakkında bilgi verdi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Rosatom Orta Doğu ve Kuzey Afrika Direktörü ve Bölge Başkan Yardımcısı Alexander Voronkov, yönetmenin karmaşık bir konuyu basit bir dil kullanarak ele aldığını, böylece izleyici ile kolayca iletişim kurduğuğunu belirterek, “‘Nuclear Now’ hem nükleer enerjinin günümüzde geldiği noktayı göstermeyi vadediyor hem de insanlığın nükleer enerjiye ihtiyacı olduğuna dair bir eylem çağrısında bulunuyor. ‘Yeniden düşünme vakti’ sloganı, izleyicileri, özellikle günümüzün çevresel zorlukları ve aşırı enerji tüketimi bağlamında, nükleer enerjiyi temiz bir enerji alternatifi olarak yeniden düşünmeye teşvik ediyor. İzleyicilerin belgeseli izledikten sonra bu bakış açısını benimseyeceklerini umuyorum.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nden (UEZ) yapılan açıklamaya göre, Türkiye ile bölgedeki iş ve ekonomi temsilcilerini bir araya getiren zirve, gelecek yıldan itibaren yoluna yeni ismi ve geliştirilen kurgusuyla devam edecek.
Bu yılın teması, zirvenin yeni ismine uygun olarak “Değişen Küresel Gerçekler ve Gelecek 5.0” olarak belirlendi.
Capital, Ekonomist, Start Up ve CeoLife dergilerince 17-20 Nisan’da Sapanca’da düzenlenecek UEZ’ye, ulusal ve uluslararası çok sayıda konuşmacı ve iş insanının yanı sıra alanında önde gelen akademisyenler, sivil toplum önderleri ve sektörel liderler katılacak.
UEZ 2025’te “Eğitimden sağlığa, endüstriden tarıma her alanda ‘Gelecek 5.0’ yaratılabilir mi?”, “Adil ve kapsayıcı bir enerji geçişini sağlayarak jeopolitik şokları ve gerilimleri azaltmak mümkün mü?”, “Gelecek 5.0 ve Ekonomi 5.0 hedefine dünya nasıl ulaşabilir?” gibi sorulara yanıt aranacak.
Zirve, 2012’de 50 iş insanı ve 650 izleyicinin katılımıyla yola çıkarken, yıllar içinde gelişerek Türkiye ve dünyadan üst düzey 110 konuşmacı ve 2 bin katılımcıya ev sahipliği yaptı.
UEZ, 2021’de salgın döneminin hızlı değişen gündemi ve dinamiklerini yakalamak üzere bahar ve güz olmak üzere iki kez hibrit formatta İstanbul’da hayata geçirildi.
Zirve, tamamen yenilenip Sapanca’da 6-9 Ekim 2022’de 80’den fazla konuşmacı ve 1000 üst düzey katılımcıyla düzenlendi. Eski Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande da programa “özel konuşmacı” olarak iştirak etti.
Geçen sene 27-30 Nisan’da “Tek Dünya, Ortak Bir Gelecek: Yeni Nesiller İçin Yarını Şekillendirecek Politikalar ve İş Stratejileri” ana temasıyla düzenlenen zirveye, “özel konuşmacı” olarak eski Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff’un yanı sıra eski İtalya Başbakanı Enrico Letta, İngiltere’de Cameron, May ve Johnson hükümetleri eski Devlet Bakanı Jo Johnson katıldı.
Bu yıl ise zirve, “Sorumlu ve Duyarlı Liderlik: Yenilik, Teknoloji ve Yapay Zeka Çağında Gezegen ve İnsanlıkla Uyumlu Bir Sisteme Öncülük Etmek” temasıyla, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, eski İsveç Başbakanı Fredrik Reinfeldt, eski Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varoufakis, Uber Başkan Yardımcısı Anabel Diaz, yapay zeka uzmanı ve girişimci Daniel Doll Steinberg, HSBC Baş Ekonomisti Janet Henry, Missouri Üniversitesi İktisat Tarihi Profesörü Max Gillman gibi çok sayıda yerli ve yabancı konuğun katılımıyla gerçekleştirildi.
Zirveye “www.uluslararasiekonomizirvesi.org” internet adresinden kayıt yapılabiliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şirketten yapılan açıklamaya göre, Vodafone Sigorta Aracılık Hizmetleri AŞ çatısı altında hayata geçirilen anlaşma kapsamında MetLife, Vodafone Sigorta müşterilerinin, Vodafone Sigorta’nın yeni internet sitesi üzerinden kullanıcı dostu bir deneyimle Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve Tamamlayıcı Sağlık Sigortası (TSS) ürünlerini kolayca satın alabilmesini sağlayacak. Vodafone Sigorta müşterileri, ayrıca MetLife’ın 0-18 yaş arası katılımcılara yönelik tasarladığı “İlk BES’im” veya TSS ürünlerini aileleri için satın alabilecek.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Vodafone Sigorta Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Aysal, Vodafone Sigorta Aracılık Hizmetleri ile sigorta pazarının dijitalleşmesine katkıda bulunmayı ve müşterilerine dijital ortamda ayrıcalıklı sigorta teklifleri sunmayı hedeflediklerini belirtti.
Aysal, bu hedefle müşteri içgörüleri doğrultusunda, güvenilir sigorta sağlayıcılarının müşteri ihtiyaçlarına cevap verebildiği ürünlerin satışına aracılık ettiklerini aktararak, şunları kaydetti:
“Bu ürünleri dijital servislerimizle entegre ederek, müşterilerimizin ihtiyaç duydukları anlarda doğru sigorta ürünleriyle buluşmasını sağlıyoruz. Vodafone Sigorta’nın yeni internet sitesi üzerinden Türkiye’deki en iyi sigorta şirketleriyle çalışarak müşterilerimizin sigorta ihtiyaçlarını tek noktadan karşılamayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda, 2021’den beri birlikte çalıştığımız MetLife ile işbirliğimizi geliştirmekten memnuniyet duyuyoruz. Müşterilerimizin ihtiyaç duyduğu güvencelere uçtan uca bir dijital deneyimle erişebilmesi için çalışmaya devam edeceğiz.”
“Daha geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyoruz”
MetLife Emeklilik ve Hayat Genel Müdürü Deniz Yurtseven de müşterilerini işlerinin odak noktasına alan bir kurum olduklarını, değişen ihtiyaç ve beklentilere en iyi şekilde yanıt vermek için dijitalleşmenin sunduğu fırsatları değerlendirerek projelerimizi tasarladıklarını aktardı.
Yurtseven, “Vodafone müşterilerine sunduğumuz ‘CepFaturam Güvende Sigortası’nın ardından Vodafone ile olan başarılı işbirliğimizi bir adım daha ileriye taşımaya karar verdik. Bu anlaşma kapsamında, katılımcılarımızın emeklilik dönemleri için birikim yapmalarını teşvik ettiğimiz ‘BES’ ve müşterilerimizin sağlık ihtiyaçlarına yanıt vermenin yanı sıra birbirinden değerli ek hizmetlerle yaşam kalitelerini koruma imkanı sunduğumuz ‘TSS’ ürünlerimizi Vodafone Sigorta internet sitesi üzerinden Vodafone Sigorta müşterilerine sunarak daha geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyoruz. Yeni iş birliğimizin her iki taraf için de hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı.
En uygun sigorta ürünleri ve özel faydalar
Vodafone, teknoloji üretimindeki avantajıyla müşterilerinin ihtiyaç duyduğu güvencelere uçtan uca bir dijital deneyimle erişebilmesi için sigorta sektörüne de adım atarak müşterilerine ayrıcalıklı sigorta teklifleri sunmak amacıyla Vodafone Sigorta Aracılık Hizmetleri AŞ’yi kurdu.
Böylece, faaliyet alanlarına “sigorta acenteliğini” de eklemiş oldu. Vodafone, “Güvencem Yanımda” anlayışıyla hayata geçirdiği Vodafone Sigorta Aracılık Hizmetleri üzerinden, müşterilerine dijital ortamda ayrıcalıklı sigorta teklifleri sunuyor. Vodafone Sigorta Aracılık Hizmetleri çatısı altında, bir yandan sigorta pazarının dijitalleşmesine katkıda bulunurken, bir yandan da müşterilerini dijital ortamda en uygun sigorta ürünleri ve özel faydalar ile buluşturuyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şirketten yapılan açıklamaya göre, her yıl, HackZone Open Insurance ve Hackzone Scale Up Accelerator isimli açık inovasyon programlarını geliştirmeye devam eden Allianz Türkiye, bu yıl itibarıyla iki programını birleştirerek, HackZone markası altında 6 aylık hızlandırma program formatıyla devam edecek.
Program ortağı Tenity ile birlikte düzenlenen ve startuplarla birlikte sigorta sektöründe yenilikçi iş modelleri geliştirerek, girişimleri hızlandırmaya odaklanan programın yeni dönemi için başvurular başladı.
Programın 5. döneminde yerini almak isteyen startuplar, Üretken Yapay Zeka ve Makine Öğrenmesi, Dijital Sağlık Çözümleri, Finansal Danışmanlık ve Küresel İklim Kriziyle Mücadele kategorilerinde başvuru yapabilecek.
Programa katılacak startuplar, bu alanlarda sigorta çözümleri geliştirerek, sektöre yenilikçi ürün ve hizmetler kazandırmayı hedefleyecek.
Sigorta sektöründe yenilikçi gelişmelere öncülük etmek isteyen startuplar için son başvuru tarihi ise 12 Aralık olarak belirlendi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Allianz Türkiye Pazarlama ve Dijital Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Onur Kırcı, programın önemli bir ilerleme kaydettiğini belirterek, sektöre pek çok yenilikçi çözüm kazandırıldığını aktardı.
2020’den bu yana Tenity ile işbirliğiyle 450’den fazla startupı değerlendirdiklerini kaydeden Kırcı, “35’ten fazla girişimle işbirliği yaparak girişimlerinin hızlanmasına katkıda bulunduk. Programda yer alan startupların ekosistemden şimdiye kadar aldığı yatırım tutarı ise 12 milyon doları geçti. Startupların kurumsal işbirlikleri gerçekleştirerek büyümelerini hedefleyen Hackzone programımızla dört yılda 34 farklı PoC çalışmasına imza attık. Programımıza olan ilginin her geçen yıl artarak devam ettiğini görmekten ve sigorta sektörüne odaklanan startup sayısının artmasından memnuniyet duyuyoruz.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RUSYA Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom tarafından Mersin’de inşa edilen Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) projesinde yer alan Bayramoğlu Endüstriyel Çelik’in Yönetim Kurulu Başkanı Burak Çeliktaş, proje sayesinde edindikleri deneyimi, “Santral sayesinde hem istihdam artışı sağlandı hem de eğitim ve sertifikasyon konusunda yetkinlik kazanıldı” sözleriyle ifade etti.
Türk firmalarının Akkuyu NGS projesinde inşaat ve altyapı işlerinin yanı sıra çelik ve metal üretimi alanında da önemli tedarikçiler arasında yer aldığını belirten Çeliktaş, “Akkuyu projesi ile Türk mühendis ve teknisyenlerinin teknolojik ilerlemedeki yetkinlikleri artmış, bilgi ve deneyim paylaşımı için fırsatlar oluşmuştur. İhracat ve yatırım fırsatlarına baktığımızda ise Türk firmaları önemli bir oyuncu konumuna gelmiştir. Ekonomik katkıları düşünüldüğünde yerel işletmeler desteklenerek, bölgesel kalkınmada fırsatlar yaratılmıştır. Tüm bu deneyimlerin dünya çapındaki nükleer santral projelerinde kullanılabileceğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
1960’tan bu yana faaliyet gösteren Bayramoğlu’nun, Akkuyu NGS projesinde gömülü eleman üretiminin yanı sıra boru spool, buhar ve yağ hatları imalatı ve ekipman imalatı gibi pek çok kritik aşamada görev aldığının altını çizen Çeliktaş, projede yer alan ilk 10 firmadan biri olduklarını belirtti. Burak Çeliktaş şunları söyledi:
” Türkiye’nin Akkuyu NGS de dahil nükleer güç santrali kurma hedefleri ve küçük modüler reaktör (SMR) projeleri, Türk sanayisine büyük katkılar sağlayabilir. Bu projeler sadece enerji üretimiyle ilgili değil, aynı zamanda sanayinin modernleşmesi, teknolojik gelişimi ve yeni ihracat fırsatları anlamında da kritik bir rol oynayacaktır. Hem ekonomik büyüme hem de küresel rekabetteki güçlenme açısından önemli fırsatlar sunan bu projeler, Türkiye’yi sadece bölgesel bir enerji oyuncusu değil, aynı zamanda nükleer enerji teknolojileri konusunda önemli bir aktör haline getirebilir.”
Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda hayata geçirmeye hazırlandığı yeni nükleer santral ve SMR inşa etme hedeflerinin sanayinin teknolojiye erişimini artırmak ve yerli üretimi teşvik etmek açısından çok önemli fırsatlar sunduğunu vurgulayan Çeliktaş, Türk sanayicisinin bu projelerde çelik ve metal üretimi, elektrik ekipmanları, kontrol sistemleri, soğutma ve ısı transfer teknolojileri gibi alanlarda önemli bir roller üstlenebileceğini belirtti.
‘NÜKLEER ENERJİ, HEDEFLERE ULAŞMADA ÖNEMLİ BİR YER TUTUYOR’
Çeliktaş, “Yerli firmalar, SMR teknolojilerinin geliştirilmesi ve üretim süreçlerinin yerelleştirilmesiyle büyük bir potansiyel kazanabilir. Bu durum, nükleer enerji sektöründeki yerli tedarik zincirinin güçlenmesini sağlayacaktır. Enerji Güvenliği ve Sıfır Karbon Hedefine baktığımızda ise Türkiye, enerji güvenliği açısından dışa bağımlılığı azaltmayı ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla entegre bir enerji sistemini oluşturmayı hedefliyor. Nükleer enerji, bu hedefe ulaşmada önemli bir yer tutmaktadır. Yüksek teknoloji altyapıları, Türk sanayisinin verimliliğini artırma, dijital dönüşümünü hızlandırma ve global tedarik zincirlerine entegrasyonunu sağlama konusunda önemli bir itici güç olabilir” diye konuştu.
‘AKKUYU NGS’DE EDİNDİĞİMİZ TECRÜBEYLE YENİ NÜKLEER PROJELERDE AKTİF ROL ALABİLECEĞİZ’
Akkuyu NGS projesinde 1 ve 2 numaralı pompa istasyonlarının kurulumunu üstlenen Aydıner İnşaat’ta Kıdemli İnşaat Mühendisi olarak görev yapan Ferhat Türker de ‘ilklerin projesi’ olarak tanımladığı Akkuyu NGS’nin inşasında yer almaktan gurur duyduklarını söyledi. Akkuyu NGS’nin Türk sanayisine önemli katkılarda bulunduğunun altını çizen Türker, “Akkuyu ile biz de bir ilki yaşıyoruz. Burada edindiğimiz tecrübeyle gelecekte yeni nükleer projelerde aktif rol alabileceğiz” dedi.
Nükleer Düzenleme Kurumu’ndan verilen bir imalatçı onay belgesine sahip olduklarını vurgulayan Türker, “Diğer bir deyişle, bir nükleer santral inşasında yer alma yetkimiz bulunuyor. Dolayısıyla, Türkiye’de yeni bir nükleer enerji santrali yapılacaksa hem devletimizin hem de Nükleer Düzenleme Kurumu’nun referansıyla bu işe uygun ve yeterli olduğumuzu kanıtladık” ifadelerini kullandı.
“PROJE SÜRECİNDE HIZLA İLERLİYORUZ”
Aydıner İnşaat A.Ş. olarak 2021 yılında Akkuyu NGS projesinde, çalışmaya başladıklarını söyleyen Türker, “Şu anda 1 numaralı pompa istasyonunun kaba inşaatını bitirdik ve 2 numaralı istasyonda ise kaba inşaatı yüzde 80 oranında tamamladık. Bölge halkından istihdam sağlamak, projeye olan katkımızı artırıyor. Personel sayımız, inşaat sürecinin hızına göre aylık olarak artıyor. Projede toplam 19 taşeron firmayla çalışıyor, 2 bin kişiye istihdam sağlıyoruz. Akkuyu NGS projesi, sadece bizim değil, taşeron firmaların da gelişimine katkı sağlıyor” diye konuştu.
“AKKUYU NÜKLEER ENERJİYE GEÇİŞİN ANAHTARIDIR”
Akkuyu’nun Türkiye için bir dönüm noktası olduğuna dikkat çeken Türker, şunları kaydetti:
“Akkuyu, ülkemize nükleer enerjinin girmesine olanak tanıyan, yani; nükleer enerjiye geçişin anahtarı bir proje. Sektördeki köklü firmalardan biri olarak burada çalışmaktan gurur duyuyoruz. İlkler daima zor ve sancılıdır. Fakat bu ilk eşik aşıldığında süreç daha profesyonel ve hızlı ilerliyor. Akkuyu ile biz de bir ilki yaşıyoruz ve gelecekte yapılacak diğer nükleer projelerde daha aktif rol alarak büyük projelerde yer alabileceğimizi kanıtlıyoruz.”
“AKKUYU İLE İŞ BİRLİĞİMİZ, BİZİ NİTELİKLİ NÜKLEER SANTRAL TEDARİKÇİSİ YAPIYOR”
Akkuyu NGS projesinde aktif rol alan SMS Sanayi Malzemeleri Üretim ve Satış A.Ş. de, ‘TORK’ markasıyla nükleer sektörde önemli bir oyuncu haline geldi. Akışkanlığı kontrol eden endüstriyel vanaların imalatını yapan şirket, 2016 yılında Varnasan isimli firmayı bünyesine katarak küresel vana üretiminde imalat hacmini artırdı. SMS-TORK, emniyet valfleri gibi farklı alanlarda üretim yapıyor.
SMS-TORK Genel Müdürü Ömer Kaya, “Sektördeki 39. yılımızda 180 kişilik kadromuzla 80 ülkeye ihracat yapıyoruz. Akkuyu NGS ile iş birliğimiz, bizi nitelikli nükleer santral tedarikçisi konumuna getiriyor. Böylece bu alanda tecrübemizi artırırken, gelecekte diğer nükleer projelerde de yer alma şansı bulacağız. Şirket olarak, tanındıkça ve güvenilirliğimiz arttıkça bu alanda daha önce çalışmış olan firmalarla ortaklık yapma şansı yakaladık. Nükleer enerji alanında tecrübe edindikçe, şu anda diğer ülkelerde inşası süren nükleer tesislerde yer alma şansımız olduğuna da inanıyoruz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sosyal belediyecilik anlayışıyla takdir toplayan çok sayıda projeyi kısa sürede hayata geçiren Ataşehir Belediyesi, bütçesinde de vatandaşın menfaatlerini gözetecek sürdürülebilir adımlar atıyor. İlçe genelinde daha hızlı ve etkin hizmet sunabilmek için araç filosunu güçlendiren belediye yönetimi, kiralama modeli yerine 59 yeni aracı doğrudan bünyesine katarak bütçesindeki yükleri hafifletiyor. Bu stratejik hamle ile belediye bütçesinde uzun vadeli büyük bir tasarruf elde edilmesi planlanırken, belediyenin öz kaynaklarının da çeşitlendirilmesi hedefleniyor.
Temizlik İşleri Müdürlüğü’ne bağlı alanda sergilendi
Belediye filosuna katılan 59 yeni aracın tanıtımına ilişkin Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in ev sahipliğinde, Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin’in de katılımıyla ‘Kiralamadık Filomuza Kattık’ sloganıyla bir lansman düzenlendi. Lansmanda, kiralama yerine satın alma modeliyle filoya katılan yeni araçlar Ferhatpaşa Mahallesi’ndeki Temizlik İşleri Müdürlüğü’ne bağlı alanda sergilendi. Belediye bütçesine ciddi anlamda tasarruf sağlayacak modelle bünyeye dahil edilen araçlar, altyapı hizmetlerinden çevre sağlığına kadar pek çok alanda büyük kolaylık sağlayacak. Aralarında çok sayıda otobüs, minibüs, kamyon ve kamyonet ile iş makinesinin de yer aldığı araçlar ilçedeki çeşitli faaliyetlerin etkinliğini artırmak ve vatandaşlara daha hızlı ve verimli bir şekilde hizmet verebilmek için tasarlandı.
“Bir yıllık kiralama maliyetleriyle araçları filomuza kattık”
Lansmanda konuşan Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, sürdürülebilirlik ve ekonomik yönetim odaklı projelerle halkın güvenini kazanmaya devam ettiklerini belirtti. Yeni araç filosunun da bu anlayışın somut bir göstergesi olduğunu ifade eden Başkan Adıgüzel, “Hizmet kalitesini artırmak için her alanda sürdürülebilir çözümler üretiyoruz. Kiralama yerine satın alma modeline geçerek, halkımızın vergilerini en verimli şekilde kullanmayı hedefledik. Bu adım, hem maliyetleri düşürdü hem de belediyemizin operasyonel gücünü artırdı. Göreve geldiğimiz ilk günden beri akıllı belediyecilik anlayışıyla daha kaliteli, daha verimli hizmetleri Ataşehir’e nasıl sunarız diye çalışıyoruz. Kaynaklarımızı israf etmeden Ataşehir’de şeffaf, hesap verebilir, katılımcı belediyeciliği ayağa kaldırmak için ciddi bir tasarruf ediyoruz. Bu kapsamda bir yıllık kiralama maliyetleriyle bu araçları filomuza kattık” dedi.
Çöp toplamada yapay zekalı çözüm
Öte yandan “Akıllı Belediyecilik” vizyonuyla projelerini hayata geçiren Ataşehir Belediyesi faaliyetlerini teknolojik yeniliklerle buluşturmaya da devam ediyor. Bu kapsamda verimli atık yönetimini sağlamak amacıyla yeni bir teknolojik sistemi devreye alan Ataşehir Belediyesi, lansmanda ‘Akıllı Atık Toplama Sistemi’nin entegre edildiği araçları da tanıttı. Kısa adı ÇAÇA olan Çok Amaçlı Çöp Aracı’na entegre edilen sistem, atık türlerini ve yoğunluklarını izlemek için konteyner ve atık tankına kolayca monte edilebilen sensörler aracılığıyla çalışıyor. Sistem, yapay zeka ile rota optimizasyonu sağlayarak çok sayıda alanda tasarrufun da önünü açıyor.
Maliyetleri yüzde 50 azaltacak
Çöp konteynerlerine yerleştirilen sensörler sayesinde, hangi konteynerin dolu hangisinin boş olduğunun anlık olarak belirlenebildiği yenilikçi teknoloji sayesinde, Ataşehir Belediyesi’nin temizlik ekipleri, trafikte harcadıkları zamanı önemli ölçüde azaltarak daha hızlı ve etkili bir hizmet sunabilecek. Ayrıca, sistemin sağladığı operasyonel verimlilik, ekiplerin performansını artırırken, yakıt tüketimini de yüzde 50’ye düşürecek ve bu sayede karbon emisyonlarını da azaltarak çevreye duyarlı bir atık yönetimi sağlamış olacak.
300 konteynerden sensörlerle veri toplanıyor
Ataşehir Belediyesi Akıllı Atık Toplama Sistemi’nde yer alan sensörleri, ilçe genelindeki 300 konteynere yerleştirerek, aldığı veriler üzerinden denetlemelerini sürdürüyor ve dolum sınırına ulaşan konteynerleri takip ederek, atıkları topluyor. Bu projeyle yerleştirilen sensörlerden alınan sinyaller sayesinde; ekipler, daha az zaman kaybıyla daha fazla atık toplama kapasitesine ulaşarak temizlik faaliyetlerini daha etkin kılmayı, doğal kaynakları ise daha verimli kullanmayı başarıyor.
‘Teknolojik belediyecilik anlayışını bir adım daha ileri taşıyoruz’
Akıllı Atık Toplama Sistemi ile çevreye duyarlı teknolojik belediyecilik anlayışını bir adım daha ileri taşıdıklarını vurgulayan Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, “Ataşehir Belediyesi olarak, çevreyi koruma ve kaynaklarımızı verimli kullanma konusunda yenilikçi adımlar atıyoruz. Akıllı Atık Toplama Sistemi, bu anlayışımızın en güzel örneklerinden biri. Bu sistem sayesinde atık toplama süreçlerini gerçek zamanlı olarak takip ediyor, doluluk oranlarına göre hareket ederek hem maliyetleri azaltıyor hem de karbon salınımını düşürüyoruz. Bu proje, yalnızca çevre dostu bir uygulama olmakla kalmıyor; aynı zamanda şehir genelinde daha düzenli, temiz ve yaşanabilir bir ortam sağlıyor. Amacımız, Ataşehir’i hem bugünün hem de geleceğin ihtiyaçlarına cevap veren bir şehir haline getirmek” dedi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İnsanlık tarihi boyunca ellerden hiç düşmeyen ve insanoğlunda özel bir yeri bulunan tespihler bazen duaların ve yakarışların aracı kimi zaman erkeklerin aksesuarı kimi zaman da koleksiyoncuların vazgeçilmezi oldu. Birbirinden özel taşlar ve bin bir emek ile yapılan tespihler özellikleri kadar fiyatlarıyla da hep dikkat çekiyor. Elazığ’da bir tespih dükkanında satılan Osmanlı sıkma kehribarı da hem fiyatı hem de görüntüsüyle görenlerin ağzını açık bırakıyor. Osmanlı döneminden kalma taşların özel ellerde işlenmesi ile elde edilen kehribar tespih, görüntüsü kadar fiyatı ile de dikkat çekiyor. Yaklaşık 200 yıl önce yapılan ve bugüne kadar orijinalliğini koruyan Osmanlı kehribarı tespih Elazığ’da 330 bin liraya satılıyor.
Tespih ustası Hadin Bulut yaptığı açıklamada, “Bu tespih Osmanlı sıkma kehribardır. Ortalama 150-200 yıllık bir tespihtir. O dönemde tespihe çevrilmiş bir üründür. Bu yıla kadar vişne rengi olarak gelmiş. Bazı müşterilerimiz var tekrar tıraşlayalım iç rengi ortaya çıksın dediklerinde tıraşlandı ve kayısı rengine doğru gitti. Ortalama 10-15 yıl sonra tekrar vişne rengine dönecek. Bu tespih kıymetli ve antika üründür. Genelde kıymetini bilenler alıyor. Yatırım için alıyorlar. Şu an istediğimiz rakam 300 bin lira. Altın püskülü ile 330 bin liraya buluyor. Çok nadir bir üründür. Mesela koleksiyoncular ya da tespihçiler bilir, imamenin ve habbenin temizliği ve o dönemden bu güne kadar çatlak olmamış yani değişen olmamış bir üründür. Osmanlının ham döküm fabrikası 1900’lü yılların sonunda kapandı. Ortalama 150-200 yıllık bir tespihtir. Tam yılını bilemeyiz ama kokusuna ve özelliklerine baktığımız da o kadar bir yılı olduğunu düşünüyoruz. Talep oldukça fazla. Özellikle Araplar ilgi gösteriyor. Son zamanlarda ülkemizde de ilgi görmeye başladı. Yatırımlık alanlar oluyor. Koleksiyon için alanlar oluyor” dedi. – ELAZIĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – CHP Antalya Milletvekili Aykut Kaya, Side Antik Kenti Anıtsal Çeşme Yapısı 2. Etap Restorasyon ihalesini gündeme getirerek, “Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü 423 metrekare işin 700 TL birim fiyat üzerinden yapılmasını öngörmüşken yüklenici ise bu iş için 19 bin 415 TL birim fiyat teklifiyle almış. Yani 28 kat daha fazla bir bedel üzerinden işi almış. Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü bu kalem iş için 296 bin TL toplam harcama öngörürken yüklenici aynı iş için 8 milyon 214 bin 913 TL harcama öngörmektedir” dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinde konuşan CHP AntalyaMilletvekili Aykut Kaya, “Kültürel ve tarihi mirasımızın korunmasını ve ortaya çıkartılmasını amaçlayan çalışmaların doğru olduğunu düşünüyoruz. Ancak bu çalışmaların kamu yararını gözeterek yapılıp yapılmadığı, birim fiyatlarının doğru hazırlanıp hazırlanmadığı konusunda ciddi endişelerim var” dedi. Kaya, “Bu konuyu size somut olarak örnek bir olay üzerinden resmi belgelerle anlatmak istiyorum” diyerek, şu ifadelere yer verdi:
“296 bin liralık iş için 8.2 milyon TL ödenmiş”
“2023 yılında ihalesi yapılan Side Antik Kenti Anıtsal Çeşme Yapısı 2. Etap Restorasyonu işinin birim fiyat teklif cetveline baktığımız zaman, Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’nün yaptığı maliyet cetveline uygun hareket edilmediği görülmektedir. Örneğin, 9 numaralı harcama kaleminde ‘imitasyon yapılması pozu’ işi için Rölövö ve Anıtlar Müdürlüğü 423 metrekare işin 700 TL birim fiyat üzerinden yapılmasını öngörmüşken yüklenici ise bu iş için 19 bin 415 TL birim fiyat teklifiyle almış. Yani 28 kat daha fazla bir bedel üzerinden işi almış. Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü bu kalem iş için 296 bin TL toplam harcama öngörürken yüklenici aynı iş için 8 milyon 214 bin 913 TL harcama öngörmektedir.
Yine aynı şekilde 44 numaralı harcama kalemindeki enjeksiyon harcında, Rölöve ve Anıtlar Kurulu birim fiyat olarak 62 ton kalem iş için 30.81 TL belirlerken, yüklenici aynı iş için 130 TL birim fiyatı vermiş. Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’ne göre bu kalem iş için 1 milyon 916 bin 998 TL harcama öngörülmüşken yüklenici 8 milyon TL olarak işi almış. Aradaki farka bakın ve sadece bu iki kalemde metrekareler arttıkça yüklenicinin karını siz düşünün. Hakediş raporlarında da bu gözükecektir.”
“Yapılacak işe yüksek, yapılmayacak işe düşük fiyat”
Aynı ihale kapsamında, 7 numaralı iş kalemindeki montaj işini, Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’nün birim fiyatını 4 bin 268 TL olarak öngördüğü işi, yüklenici 250 TL birim fiyat üzerinden yapmayı taahhüt ettiğine dikkat çeken Milletvekili Aykut Kaya, “Sayın Bakan, yüklenici bu kalem iş için birim fiyatını neden düşük vermiş, hiç düşündünüz mü? Çünkü bu işi yapmayacağı için düşük fiyat vermiş. Yapacağı kalemlerin birim fiyatını yüksek vermiş. Yani Birim Fiyat teklif cetveli ile kamu adına 15-20 milyon TL’ye imal edilecek bir iş, nasıl oluyor da 75 milyon TL’ye yapılıyor? Lütfen bu konuları araştıralım” diyerek Kültür ve Turizm BakanıMehmet Nuri Ersoy’a seslendi.
“Devlet kaynakları israf olacak”
Aykut Kaya, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Elimdeki resmi belgeleri de sizlerle paylaşıyoruma ama işin sonunda siz de göreceksiniz ki yüklenici karlı olan kalemleri yapmış, karı düşük olanları yapmamış ve ödeneğin tümünü kullanmış, ancak iş bitmemiş. Siz diğer yüklenicinin düşük karlılık sebebi ile yapmadığı işler için ikmal ihalesine çıkacaksınız ve devletin kaynaklarını israf edeceksiniz. Lütfen Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’nün hazırladığı yaklaşık maliyetlere uygun ihale yapın ve ihale sürecini ona uygun yönetin. İhaleyi alanların hesap oyunlarıyla kamu kaynaklarını haksız yere edinmelerine izin vermeyin. Kanaatimce bu tür ihalelerde bu kötü niyet uygulamalarının yaygın olduğunu düşünüyorum. Bu konuları siz hiç takip etmiyor musunuz? Bugüne kadar herhangi bir tespitte bulundunuz mu? Merak ediyorum, bulunduysanız, sorumlulardan hesabını sordunuz mu?”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın seçim vaatleri arasında yer alan ve ilki 12 Temmuz’da İskenderpaşa Mahallesi’nde açılan Kent Lokantası’nın ikincisi, İnönü Mahallesi’nde yoğun bir katılımla hizmete girdi. Kent Lokantası’nda ilk güne özel yemekler ücretsiz dağıtıldı.
Açılış törenine Başkan Kaya’nın yanı sıra Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık, CHP Trabzon İl Başkanı Mustafa Bak, Ortahisar İlçe Başkanı Haluk Batmaz, Ortahisar Muhtarlar Derneği Başkanı Muhittin Eyüboğlu, Muharip Gaziler Derneği Trabzon Şube Başkanı Seyyah Sağıroğlu, Trabzon Şehit Aileleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Şeref İşler, Belediye Başkan Yardımcıları, Belediye Meclis Üyeleri, birim müdürleri, STK temsilcileri, muhtarlar ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Kent Lokantası projesinin önemine değinen Kaya, şunları söyledi:
“Sizlerin de bildiği gibi biz seçildiğimiz günden beri sosyal belediyecilik demiştik. Vatandaşa dokunan, vatandaşın derdiyle dertlenen ve o dertleri çözme gayreti içinde olan bir anlayışla Trabzonumuza ve Trabzonlu hemşehrilerimize hizmet edeceğiz demiştik. Seçildiğimiz günden beri de bu gayret içinde çalışıyoruz. Bu kapsamda ilk kent lokantamızı ki bu işin mimarı İstanbul’daki gururumuz, Türkiye’nin gururu Sayın Ekrem İmamoğlu’dur, ilk kent lokantasını Sayın Ekrem İmamoğlu İstanbul’da açtı. Orada yarattığı marka, dalga dalga Türkiye’ye yayıldı. ve bugün bütün illerde, bütün ilçelerde bir şubesi açılsın diye vatandaşlardan talep gelen bir kent lokantası gerçeğine dönüştü. Bazıları tabi bunu küçümseyebilir, bazıları bu konuda gerekli gerekli sözler söyleyebilir ama ben vatandaşa, halka bakıyorum, ben vatandaşın içindeyim. Kent Lokantası’na gittiğimde orada vatandaşlara selam verdiğimde, ‘nasıl memnun musunuz’ dediğimde binlerce insandan ‘Allah razı olsun, çok doğru bir iş, sayenizde sıcak yemeye uygun fiyata kavuşuyoruz’ diyorlar.
‘Bizim derdimiz millete hizmet’
Biz buna bakıyoruz. Bizim derdimiz millet, bizim derdimiz millete hizmet. Biz saraylarda sırça köşklerde yaşamıyoruz. Biz vatandaşın içindeyiz. Biz sokaktayız. Vatandaşımızın derdi, vatandaşımızın sıkıntısı, vatandaşımızın önceliği ne, bunu biliyoruz. Bugün üzülerek söylüyorum. Bugün bu ülkede yüzlerce insan gıdaya ulaşma sıkıntısı çekiyor, geçim sıkıntısı çekiyor. O her gün gelen zamların altında insanlarımız inim inim inliyor. İşte sosyal belediyecilik, halkçı belediyecilik bunu gerektiriyor. Vatandaşın derdi neyse onunla dertleneceksin. Onu çözmeye gayret edeceksin. Böyle bir yoksulluk sıkıntısı, böyle bir geçim sıkıntısı varken biz gidip keyfi işler yapamayız arkadaşlar. Şuraya şunu yaptım, buraya bunu yaptım diyemeyiz. Biz vatandaşın önceliği neyse onu çözmeye çalışıyoruz.
‘Önceliğimiz vatandaşlarımızın memnuniyetidir’
Tabi biz bunu çözerken, yaptığımız işler bugüne kadar bu alanda, çok hizmeti olmayan, ihtiyaçları duymayan birçok arkadaşa da ilham veriyor. Bakıyorsun biz Kent Lokantası açıyoruz, Halk Ekmek büfesi açıyoruz. Bugüne kadar bu işler hiç aklına gelmeyenler de bu alanda adım atıyorlar. Mesela bir market açıldı Trabzon’da. Teşekkür ediyoruz. Güzel bir hizmet, vatandaşımıza uygun fiyattan et temin edeceklerini söylüyorlar. Ben teşekkür ediyorum. Arkadaşlar mesele vatandaşın, milletin, memleketin faydasına iş yapmaktır. Kim yaptığından bağımsız olarak yapılan işin doğru ya da yanlış olduğuna bakmaktır. Tabi orada bir hassasiyet var. Kasap esnafımızı da mağdur etmemek lazım. Biz Kent Lokantalarını açarken özellikle esnafımız, lokantacı esnafımız mağdur olmasın ama vatandaşımıza da hizmet verebilelim diye hem nitelikli, kaliteli, uygun fiyata yemek veriyoruz ama bir yandan da çalışma saatlerini kısıtlayarak ve alanı dar tutarak da lokantacı esnafımızın mağdur olmasını önlemeye çalışıyoruz. Yoksa biz burada buranın on katı büyüklüğünde bir lokanta yapabilirdik. Günün yirmi dört saati açık bir lokanta yapabilirdik. Ama bütün lokantacı esnafımızı mağdur ederdik. Bu mağduriyetleri de dikkate alarak esnafımızı da koruyacak tedbirleri alarak yol almaya çalışıyoruz. Önceliğimiz tabii vatandaş memnuniyetidir.
‘Gıda mühendisi denetiminde yemeklerimiz yapılıyor’
Biraz sonra lokantamıza sizler de gireceksiniz. Yemeklerimizden takma olanağı bulacaksınız. Birbirinden lezzetli, kaliteli, besleyici ki, gıda mühendisi denetiminde yemeklerimiz yapılıyor. Öyle tesadüfen yemek pişirmiyoruz. Gıda mühendisi denetiminde her türlü hijyen şartlarında, besleyici nitelikli, kaliteli yemekler yapıyoruz. Tabii bugün açılışa özgü hiçbir vatandaşımızdan para almıyoruz. Yemek paralarını bugün ben ödüyorum, belediye başkan yardımcılarım ödüyor, il başkanımız ödüyor, ilçe başkanımız ödüyor. Kredi kartlarımızı vereceğiz. Bugünkü yemeğin parasını biz ödeyeceğiz. Bütün misafirler bugün bizim misafirimizdir. Sonrasındaki günlerde de dört çeşit yemeği burada 50 liraya vatandaşlarımızla buluşturmuş olacağız. Ben Trabzonumuza vatandaşlarımıza hepimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Nice nice güzel hizmette, nice nice güzel günlerde buluşmak dileğiyle hepinize saygılar sunuyorum sevgiler sunuyorum. Hayırlı uğurlu olsun diyorum.”
Bak: Trabzon’a sosyal belediyeciliğin en güzel örneklerini sunuyoruz
CHP Trabzon İl Başkanı Mustafa Bak, yerel seçimlerde Trabzon’a sosyal belediyeciliği en güzel şekliyle getireceklerini, halka yaşatacaklarının sözünü verdiklerini hatırlatarak, “Şimdi bugün bunun en güzel örneklerinden birini yaşıyoruz. Öncelikle Belediye Başkanımız Ahmet Kaya’ya, yedi ay gibi kısa bir süre içerisinde ikinci kent lokantasını bu şehre kazandırdığı için yürekten teşekkürlerimi sunuyorum. Burada emek veren belediye çalışanları, meclis üyeleri, il ve ilçe yöneticileri, mahalle sakinlerinin hepsine teşekkür ediyorum. Şimdi emeklinin aldığı maaş ortada mı? Dar gelirlinin aldığı maaş ortada mı? Hepsinin açlık sınırının altında yaşadığı da acı bir gerçek. Bu durumda Belediye Başkanımızın bu kadar kısa sürede ikincisini açtığı kent lokantası gibi bir hizmeti küçümseyecek kadar bu şehrin sorunlarından ve şehirden habersiz bir siyasi kadro, Trabzon şehrini yönetme kabiliyetinden uzak ve şehirden habersizdir. Onun için burada bugün açılan kent lokantamızı çok kıymetli buluyorum. Sevgili halkımıza hayırlı, uğurlu olsun diyorum. Hizmet etme sevdasından asla vazgeçmeyeceğiz. Ömrümüz yettiğince bu şehre hizmet edeceğiz. Belediye başkanlarım, meclis üyelerim, ilçe başkanlarım, bütün yöneticilerimiz, muhtarlarımız, STK’larımız bir araya geleceğiz ve bu şehri kalkındırma adına büyük işlere imza atacağız” diye konuştu.
Hüseyin Avni Aker Millet Parkı’nın karşısında hizmete açılan ikinci Kent Lokantası’nın ilk gün menüsünde mercimek çorbası, fırında köfte, pirinç pilavı, yoğurt, tatlı, ekmek ve su yer aldı. İlk gün yemeği ücretsiz olarak sunulurken, Başkan Kaya vatandaşlara yemek servisi yaptı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, İl Genel Meclisi 2024 Yılı Kasım Ayı 13. birleşimine konuk oldu. Başkan Uzun, Sivas Belediyesi’nin 2024 yılı faaliyetleri hakkında meclis üyelerine bilgi vererek soruları yanıtladı. İl genel Meclisi Kasım ayı 13. birleşimi İl Genel Meclisi Başkanı Mehmet Şarkışla’nın yönetiminde başladı. Gündem maddelerinin görüşülerek karara bağlandığı toplantının ardından Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun tarafından Sivas Belediyesi’nin çalışmaları anlatıldı.
Başkan Uzun, göreve başladıkları günden bu yana kent merkezinde hayata geçirilen; parklar ve yeşil alan projeleri, altyapı ve üstyapı projeleri, ulaşım projeleri, tarih kültür ve turizm projeleri, Sosyal yaşam ve engelsiz şehir projeleri, gençlik spor ve eğitim projeleri, çevre ve yaşam projeleri gibi ana başlıklar altında yapılan çalışmaları özetledi. Başkan Uzun ayrıca, seçim döneminde vaat ettikleri ve halk tarafından merak edilen emekliler için 2 bin lira nakit destek ödemelerinin Ocak ayında yapılacağının müjdesini verdi. İçme suyunda ciddi boyutlara varan kayıp-kaçak oranının minimuma indirilmesi adına yoğun bir çalışma yürüttüklerini dile getiren Başkan Uzun, SCADA sistemi ile su yönetimini daha verimli hale getireceklerini ifade etti. Şehir kültürünü yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak adına hassasiyetle çalıştıklarını kaydeden Başkan Uzun, özellikle şehir hafızasında yer alan eski isimlerin tekrar kullanılacağını vurguladı. – SİVAS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ulusal basındaki haberlere göre, sendika ve meslek odalarının çağrısıyla doktorlar ve hemşireler, hükümeti 2025 bütçesinde sağlığa az kaynak ayırdığı gerekçesiyle protesto etmek ve hastanelerde sağlık çalışanlarının güvenliğinin yetersiz olmasına tepki göstermek için bir günlük iş bırakma eylemi yaptı.
Sendikalar, ülke genelinde greve katılım oranının yüzde 85 civarında olduğunu belirtti.
Grevde acil durumdaki hastalar için hizmetler garanti edilirken, durumu acil olmayan 15 binin üzerinde operasyon ile 100 bin muayenenin ertelenme riski olduğu kaydedildi.
Grev nedeniyle 500’ü aşkın sağlık çalışanı da başkent Roma’nın Apostoli Meydanı’nda miting düzenledi.
Hastanelerde sağlık personeline daha fazla saygı gösterilmesini talep eden gruptakiler, İtalyanca “saygı” yazılı dövizler taşıdı. Katılımcılar, kaynak yetersizliğine de tepki gösterdi.
Sağlık sektörü temsilcilerinden ve muhalefetten hükümete yöneltilen 2025 bütçesinde sağlığa az kaynak ayrıldığı eleştirilerine karşı çıkan Başbakan Giorgia Meloni, hükümetinin ulusal sağlık hizmetlerine benzeri görülmemiş bir kaynak ayırdığını savunuyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, bugünkü Ankara temasları kapsamında, ilk olarak Ankara büyükşehir Belediyesi’ni (ABB) ziyaret ederek ABB Başkanı Mansur Yavaş ile görüştü. İmamoğlu ardından, TBMM’de CHP Grup Başkanvekilleriyle bir araya geldi. İmamoğlu ardından CHP Genel Merkezi’ne gelerek CHP Lideri Özel’i ziyaret etti. Saat 14.00 itibarıyla başlayan görüşme yaklaşık bir saat 20 dakika sürdü. İmamoğlu, görüşmenin ardından basın açıklaması yaptı. Açıklamada kendisine CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke’nin eşlik ettiği İmamoğlu, şunları söyledi:
“Bugün Ankara programımız kapsamında, ilk olarak Sayın Mansur Yavaş Başkanımızı ziyaret ettim. Gerçekten kendisiyle hem çok kıymetli hem verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Mansur Başkanımız ve ben aynı ilkeleri paylaşan iki belediye başkanıyız ve iki yol arkadaşı olarak her zaman iş birliği ve dayanışma içerisinde olduk ve olmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin en büyük iki şehrine belediye başkanlığı yapıyoruz. Nüfusun tam dörtte biri. Adaletle hizmet ediyoruz, milletin kaynağını sadece milletimize hizmet için harcamakta kararlı iki belediye başkanıyız. Şehirlerimizde geçmişten bugüne artarak devam eden israf dönemini bitirdik ve tabiri caizse tarihe gömdük. Bizler, 2019’da büyük bir umudu başlatan başarılara imza atmış iki belediye başkanıyız. Elbette bizimle beraber bir kısım büyükşehir belediye başkanımızı da burada anmaktan ve onlara teşekkür ve minnet duygularımı iletmekten geri durmam. 2023’te milletimizin sarsılan hayallerini, yine 2024’te umutla ayağa kaldırdık.
“Milletimiz bilmelidir ki aramızda koltuğa, makama, rollere değil; sadece ama sadece milletin menfaatlerine odaklanan bir yol arkadaşlığı vardır”
Bugün iktidarda olanların milletin tercihlerine saygı duymak yerine, kendi gündelik çıkarları ve kendi fikirlerine hizmet etsinler anlayışı uğruna bizlere yönelik fütursuzca saldırılar başlattığını görüyoruz. Bu saldırılarla ne amaçladıklarının da farkındayız. Siyasi münafıklık yaparak, fitne ateşini yakarak çalışanlara söyleyecek sözümüz yok. Ancak milletimizin elbette bilgilendirilmeye ihtiyacı vardır. Milletimiz bilmelidir ki bizim aramızda koltuğa, makama, rollere değil; sadece ama sadece milletin menfaatlerine odaklanan bir yol arkadaşlığı vardır ve bundan asla vazgeçmeyiz. Biz kutuplaşmanın değil, beraberliğin tarafındayız. Birlikte güçlü olduğunun ve birlikteyken kazandığının bilincinde olan siyasetçileriz, belediye başkanlarıyız. Bize yapılan saldırıları tesadüf asla bulmuyoruz, tekil olarak asla değerlendirmiyoruz. Bunlar bizim ortak paydamız olan ve ülkemizin tek güçlü ve en önemli lokomotifine yani partimize, çatısı altında bulunduğumuz CHP’ye yönelik topyekun bir saldırı boyutuna ulaştığını da tespit ediyoruz ve halkımızla paylaşıyoruz. Bu saldırıları ilk genel seçimde tecelli edecek millet iradesini engelleme girişimi olarak da görüyoruz. Bir nevi, bugünden saldırıların başlamasının altında yatan gerçek budur.
“Meseleye asla kişisel pencereden bakmayan insanlarız. CHP bünyesinden bulunan her arkadaşımız böyledir ve böyle davranmalıdır”
Tüm saldırılara karşı, partimizle ve milletimizle tek yumruğuz. Karşımızdaki, kesinlikle geçmişten bugüne tariflediğim şekliyle organize kötülüktür. Ancak bu kötülük ardına milletin iradesini alan bizlerle mücadele edemediğini ve açıkçası biçare olduklarını da yaşıyoruz. Mertçe bir mücadele için ne ahlaka ne kapasiteye sahip olmadığını ne yazık ki bize yaşatıyorlar. Her seçimden önce avaz avaz bağırarak ‘Mertçe mücadeleye sizi davet ediyorum’ demiş bir kişiyim. Milletimizin bize bağladığı umutların, bizden beklenen görevlerin farkındayız. Millete karşı görevlerimizi her zaman, her koşulda, bugünkü kardeşlik ve dayanışma duygularımızla ve tam bir sorumluluk içerisinde, el ele yerine getireceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Çünkü biz davaya hizmet eden insanlarız. Biz meseleye asla kişisel pencereden bakmayan ve bakmayacak insanlarız. Bizim bu yürüyüşümüzde CHP bünyesinden bulunan her arkadaşımız böyledir ve böyle davranmalıdır.
“Tüm siyasi parti liderlerine teşekkür ediyorum”
Mansur Başkan ile buluşmamızdan ve birliğimizi, dayanışmamızı tazeleyen samimi sohbetten hemen sonra TBMM’ye geçtim ve partimizin çok kıymetli grup başkanvekilleriyle buluştum. Sadece bir grup başkanvekilimizin başka bir önemli toplantısı olduğu için Gökhan Günaydın Başkanımız ve Ali Mahir Başarır Başkanımız ile birlikte oldum. TBMM’deydim ve partimizin grup başkanvekilleriyle yaptığımız toplantımızda önemli bir hususu değerlendirdik. Biliyorsunuz, iki hafta önce Ankara’ya gelmiş ve siyasi partilerin liderlerine ziyarette bulunmuştum. Bu kapsamda sırasıyla Meclis’te temsil olan partileri ziyaret ettim. Elbette önce bu süreci başlatırken sürece dair CHP’yi, Sayın Genel Başkanımızı ziyaret ederek, bilgilendirerek sürece başladım. ve Demokrat Parti, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, İYİ Parti, Saadet Partisi, DEM Parti, Yeniden Refah Partisi (YRP) ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanlarını ama aynı zamanda Meclis’te temsil edilmeyen Zafer Partisi ve Memleket Partisi Genel Başkanlarını ziyaret ettim veya görüşmeler yaparak sürecimi tamamladım. Tüm siyasi parti liderlerine bir kez daha huzurunuzda öncelikle teşekkür ediyorum.
“Yaptığımız çalışmalar karşılık buldu ve oluşan fikir birliği zemini beni mutlu etti”
Bu ziyaretlerdeki temel amacımız, iktidarın giderek bir yönetim sistemine dönüşen ne yazık ki kayyum sürecine dair ortak bir tutum geliştirmek ve ülkemizi milletin iradesine darbe vuran bu antidemokratik yaklaşımdan kurtarmak için bir süreç aydınlatması yapmak, iki TBB çerçevesinde bu süreci tamamen bu ülkenin üzerinden kaldırabilecek bir kısım adımı, TBMM üzerinden atabilmenin tarifini yapmaktı. Bu manada bu yaptığımız çalışmalar çok değerli karşılık buldu ve açıkçası bu oluşan fikir birliği zemini de beni ziyadesiyle mutlu etti. Bu kapsamda partimiz, Meclis’te oluşan bu altyapıyla bir kanun tasarısı hazırlamak ve tüm partilerin katılımıyla ülkemizi bu kötü yükten kurtarmak üzere bir çalışma başlattı. Grup başkanvekillerimizle bu çalışma süreci hakkında görüş alışverişi yapma fırsatını bu vesileyle yakalamış olduk ve çok değerli bir sonuca doğru evrilmek üzere, elbette tümden bazı hususları değiştirmek ya da dönüştürmek mümkün olmuyor bugünkü Meclis çatısı altında. Ama bir yerden başlamak ve makul ölçüde bugünkü sorunları, en azından bir bölümünü, antidemokratik bir noktadan demokratik bir noktaya evirmek adına, adımların atılmasıyla ilgili süreç tarifinin öncü fikirlerini kendilerinden almış oldum.
“Genel Başkanımız ile kumpaslara boyun eğmeden nasıl bir yol izlememiz konusunda görüş alışverişlerinde bulunduk”
Meclis’ten sonra, Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel ile görüşmek üzere Genel Merkezimize geldim. Genel Başkanımız ile iktidarın izlediği kumpas politikalarını, vesayetçi düzeni, iktidarın başta ekonomi olmak üzere halkın gerçek gündemini görünmez kılan hileli adımlarının nasıl büyüdüğünü konuştuk. Bunlara karşı halkın gündeminden kopmadan halkımızla gerçek gündemi yakalayan ve kumpaslara da boyun eğmeden nasıl bir yol izlememiz konusunda çok kıymetli görüş alışverişlerinde bulunduk. TBB ve İBB Başkanı olarak Genel Başkanımıza belediyelerin iktidarın saldırıları karşısındaki dirençli, öz güvenli tutumlarını, milletin iradesini vesayetçilere kurban etmeme konusundaki kararlılığını anlattım. Bu doğrultuda izleyeceğimiz adımları ortak akılla tespit etmeye ve hayata geçirilmesi için sonuna kadar birlikte mücadele etmeye kararlı bir süreç gördüğümü ve bütün ülkenin her noktasında yerel yöneticilerin bu kararlılıkta olduğunu kendilerine ifade ettim. Bu vesileyle Genel Başkanımız ile bu çerçevedeki geniş anlamda görüşlerimi paylaştım. Bundan sonra da Genel Başkanımızla bir bütün olarak partililerimizle, belediyelerimizle birlikte çalışmaya kararlılıkla da devam edeceğiz.
“Yerel yönetimleri kayyumcu, vesayetçi anlayıştan kurtarıp milletin egemenliğini kayıtsız, şartsız sağlamak için acilen atılması gereken demokratik ve hukuki adımlar vardır”
Şehirlerimizi ve ülkemizi iktidarların atadığı şahıslar değil, milletin seçtiği siyasetçiler ve belediye başkanları yönetmelidir. Hükümetin yargı ve kayyumlar eliyle kendi iradesini millete dayatma politikası ne yazık ki demokrasimizi, kardeşliğimizi, birliğimizi baltalıyor, boynumuzu büküyor, başımızı öne eğdiriyor. Bakın, bugün hükümetin en büyük, ülkemizi en derinden sarsan ekonomi politikalarındaki, süreçteki yetersizlik, kapasitesizlik ve sıkıntıları çözme adına atmak istedikleri bir kısım adımları dahi dünya ölçeğinde itibarsızlaştıran bir sürece taşıyor. İşte milleti hiçe sayan bu anlayış yüzünden ekonomiden eğitime, sağlıktan adalete her alanda ne yazık ki çürümeler ve gerilemeler yaşanıyor. Bugün demokrasi ve hukuk için mücadele etmek, milletin iradesine sahip çıkmak kesinlikle ve kesinlikle aslında ülkemizin bugünlerine değil, geleceğine sahip çıkmaktır. Yerel yönetimleri kayyumcu, vesayetçi anlayıştan kurtarıp milletin egemenliğini kayıtsız, şartsız sağlamak için acilen atılması gereken demokratik ve hukuki adımlar vardır.
“Konser tartışması, SGK borcu tartışması, müfettişler, kayyumlar… Her biri birbirinden trajikomik hamleler”
Anlaşılıyor ki bugün iktidarda olanlar, ilk seçimlerde ortaya çıkacağı belirginleşen milletin kararını engellemek üzere her türlü hukuksuzluğa tenezzül eden adımlar atmaya karar vermiştir. ve ne yazık ki bu adımları atma konusunda, belli hazırlıklar artık sokakta kahvehane dedikodusuna kadar ulaşmıştır. İşte yaşıyoruz; konser tartışması, SGK borcu tartışması, müfettişler, kayyumlar… Her biri birbirinden trajikomik hamleler. Kendi menfaatini, koltuğunu, iktidarını; milletin menfaatinin üstünde görenlerin çaresizliğini gösteren detaylardan ibarettir bu çalışmalar. Dolayısıyla biz belediyelerimize, millet iradesine karşı atılan adımları birbirinden kopuk, tekil vakalar olarak görmüyoruz. Milletimiz de bunu böyle görmemelidir.
“Güçlü bir millet cephesi tahkim edilecektir. ve bu cephe organize kötülüğe karşı mutlak bir zafer elde edecektir”
Bunlara karşı mevzi direnişiyle de yanıt veremeyiz. Bu organize kötülüğe karşı yanıtımız da topyekun olmalıdır. Milletimiz bu konuda en ciddi şekilde bilinçlendirilmelidir. Çünkü milletin iradesine karşı, devletin imkanlarıyla düşmanlık yapmanın karşılığı ancak milletin topyekun gücünün arkasına alan topyekun mücadeleyle verileceğini bilen bir ekibiz. Bu yönüyle vatandaşlarımızla, milletimizle ama pazarda ama çarşıda ama vatandaşlarımızı birebir evlerde ziyaret ederek, hizmetlerimizi yaparken onları bilinçlendirerek birlik ve beraberliğimizi her zamankinden güçlü bir seviyeye taşıyarak kesinlikle güçlü bir millet cephesi tahkim edilecektir. ve oluşan milletin demokratik ve güçlü cephesi bugünkü organize kötülüğe karşı mutlak bir zafer elde edecektir. Ben de her zaman ifade ettiğim gibi, kendisini bu yola adamış hem partimizin bir evladı hem bir cumhuriyet vatandaşı ama bir yanıyla da kendi görevleri itibarıyla yılmaz bir mücadeleyi vermeye devam edecek bir siyasetçiyim.”
“Süreci takip edeceğimizi buradan duyururuz”
İmamoğlu, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. İmamoğlu, “DEM Partili Tunceli Belediye Başkanı Cevdet Konak ile CHP’li Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, ‘terör örgütüne üye olma’ suçlamasıyla yargılandıkları davada 6 yıl 3’er ay hapis cezasına çarptırıldı. Bir yandan da olası kayyum atamaları gelir mi, ne dersiniz” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Mahkemeyle ilgili detayları, -bu haberi Sayın Genel Başkanımız ile toplantıya girmeden önce almıştık- detayları takip ediyoruz. Sonuçta bir mahkeme var, mahkemede alınmış bir karar var. Muhtemeldir ki birinci derece mahkemenin itiraz süreçleri söz konusudur. Hukuki mücadelenin devam ettiği bir hususta hem bugüne kadar gelinen noktada süreç nasıl işlemiş onu irdeleyeceğiz hem de bundan sonraki mücadele nasıl yürütülmelidir, ona dikkatle bakacağız. Şu anda bu detaylara hakim değilim. Şimdilik bu şekilde süreci en ciddi biçimde; başta partimiz, sonra TBB olarak bizler, yerel yönetim adına takip edeceğimizi buradan duyururuz.”
“Arbede güzel bir görüntü teşkil etmez”
İmamoğlu, “Bugün Meclis’te Plan ve Bütçe Komisyonu’nda İçişleri Bakanı ve CHP’li vekiller arasında bir arbede oldu. O görüntüleri izleyebildiniz mi, neler söylersiniz” sorusunu ise şöyle yanıtladı:
“Her türlü arbede görüntüsü güzel bir görüntü teşkil etmez. Arbedeyi istemeyiz. Sadece böyle bir an gözüm ekranda gördü, o şekilde karşılıklı tartışma anını. Bu tür ortamlarda her iki tarafı da suhulete davet etmekten başka bir şey söyleyemem.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ATO Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mine Coşkun, Yönetim Kurulu Üyesi Alpertan Açar ve TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Alpay Azap, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen Sağlık Bakanlığı’nın 2025 yılı bütçesiyle ilgili Ankara Tabip Odası’nda (ATO) basın toplantısı düzenledi.
ATO Yönetim Kurulu Başkanı Coşkun şunları kaydetti:
“Sağlık Bakanlığı 2025 bütçe teklifini incelediğimizde kamu yararı doğrultusunda Türkiye sağlık ortamını gözeten bir anlayış yerine, ‘Sağlıkta Dönüşüm Programı’na ve neoliberal sağlık politikalarına dayalı bir bütçenin hazırlandığını görmekteyiz. Uygulanan sağlık modelinin ve finansman sisteminin yıllardır hekim emeğine, halk sağlığına ve kamu bütçesine verdiği zararlar bilinmesine rağmen, hükümet ve Sağlık Bakanlığı söz konusu modelde ısrarını sürdürmektedir. Sağlık Bakanlığı’nın bütçelendirme anlayışı, sorunların çözümünden uzak, mevcut sorunlara yenilerini ekler niteliktedir.
“Sağlığa ayrılan kaynak resmi enflasyonun da altında kalırken, yüzde 10’u bulmamaktadır“
14,7 trilyon liralık Merkezi İdare Bütçesinin yüzde 6,9’u sağlık hizmetlerine ayrılarak, Sağlık Bakanlığı’nın 2025 yılı bütçesi 1 trilyon 20 milyar 317 milyon 291 bin lira olarak teklif edilmektedir. 2024 yılı bütçe teklifi ile kıyasladığımızda sağlığa ayrılan kaynakta ciddi bir artışın olmadığı görülmektedir. Bir önceki yıl da Merkezi İdare Bütçesinin yüzde 6,6’sı yani 732 milyar 562 milyon 378 bin lirası sağlığa ayrılmıştı. Sağlığa ayrılan kaynak resmi enflasyonun da altında kalırken, yüzde 10’u bulmamaktadır. Sağlık harcamalarının GSYH’ya oranı düşmektedir. 2002 yılında kamu ve özel sağlık harcamaları toplamının GSYH’ya oranı yüzde 5.2 iken, 2022 yılında yüzde 4’e gerilemiştir. OECD’ye üye ülkeler ortalaması 9.2 iken Türkiye sondan üçüncü sırada yer almaktadır.”
“Toplum sağlığını korumaya yönelik birinci basamak planlamasına yeterince kaynak ayrılmamaktadır”
Yönetim Kurulu Üyesi Açar ise şöyle konuştu:
“Sağlık Bakanlığı toplam bütçesinden koruyucu sağlık hizmetlerine 273 milyar 585 milyon 813 bin lira, tedavi edici sağlık hizmetlerine 733 milyar 273 milyon 977 bin lira ayrılmıştır.
2025 yılı toplam bütçesinde tedavi edici sağlık hizmetlerine ayrılan kaynak yüzde 72’yi bulurken, sadece yüzde 28’i birinci basamak koruyucu sağlık hizmetlerine tahsis edilmiştir. Bir önceki yılın bütçe teklifine kıyasla birinci basamağa ayrılan kaynak 71 milyar lira, tedavi edici sağlığa ayrılan kaynak ise 215 milyar lira artmıştır. Koruyucu sağlık hizmetleri, halk sağlığının yapı taşlarından biridir. Sadece hastalıkla mücadeleye değil, hastalığa neden olan risk etkenlerini tespit ederek bunların bertaraf edilmesine, halk sağlığını doğrudan ve dolaylı olarak etkileyen toplumsal etkenlerin saptanmasına, buradan hareketle de sağlığın yalnızca bireysel düzlemde ele alınmaksızın toplumsal düzlemde de korunmasına ve geliştirilmesine odaklanır.
“‘Eziyet Yönetmeliği’ ile aile hekimlerinin üzerlerindeki baskıyı artıyor”
Sağlık Bakanlığı, birinci basamak koruyucu sağlık hizmeti sunumunun asli özneleri olan Aile Hekimliği ve Aile Sağlığı Merkezi (ASM) emekçilerinin haklarını ve çalışma koşullarını iyileştirmek yerine ‘Eziyet Yönetmeliği’ ile üzerlerindeki baskıyı artırmayı tercih etmektedir.
2023 yılında Aile Hekimliği Birim Başına Düşen Nüfus sayısı 2 bin 700 olarak planlanmasına karşılık aynı yılın gerçekleşmesi 3 bin 65 olmuştur. Benzer bir projeksiyon yaptığımızda 2025 yılı için hedeflenen 2 bin 800 nüfusun gerçekleme sayısının en az 3 bin 100 nüfus olacağı tahmin edilebilir. Sağlık Bakanlığı, Aile Hekimliği Birim sayısını artıramadığı gibi, sanal ASM ile de bu sorunu çözememektedir. Yeni AHB’lerin faaliyete geçmemesinin palyatif çözümü kendi içinde birim başına düşen nüfusu artırmakta görülmektedir. Bu çözüm değil, çözümsüzlüktür.”
“Hekime başvuru sayılarında olağan dışı artış sistemi kilitlemekte”
ATO Yönetim Kurulu Başkanı Coşkun ise şunları söyledi:
Sağlık Bakanlığı kışkırtılmış sağlık talebini kontrol altına almaya yönelik önlemler ve düzenlemeler yerine kişi başı hekime müracaatı 2025 yılında 11,9, 2026 yılında 12,2, 2027 yılında 12,6 olarak tahmin etmektedir.
Hekime başvuru sayılarında olağan dışı artış sistemi kilitlemekte, muayene sürelerini 5 dakikaya ve altına çekmekte, bazı branşlarda randevu krizine neden olmaktadır. Sağlık çalışanlarını daha fazla, daha esnek ve güvencesiz çalıştırma, angarya görev dayatma stratejisiyle bu sorunları çözme girişimleri ise yeni sorunlara yol açmaktadır.
“Şehir Hastaneleri’ne ayrılan ödenek bütçenin yüzde 10’una karşılık geliyor”
37 milyar 420 milyon 717 bini hizmet alımı, 67 milyar 181 milyon 365 bini kullanım bedeli olmak üzere şehir hastanelerine ayrılan ödenek Sağlık Bakanlığı bütçesinin yüzde 10’una karşılık gelmektedir.
2024 yılı bütçesinde yer alan 57 milyar 554 milyon liralık kullanım bedeli teklifi, 2024 yılı tamamlanmadan ilk altı ayda 33 milyar lirayı geçmiştir. 2024 yılında Şehir Hastaneleri için ayrılan ödeneğin aşıldığı rakamlardan anlaşılabilir. Yüksek enflasyon ve bundan kaynaklı maliyetlerin artışı göz önüne alındığında 2025 yılı için de benzer bir projeksiyon yapılabilir. Kamu bütçesinin özel şirketlerin çıkarlarına göre yapılandırılmasının en net göstergelerinden birisi, Şehir Hastanelerine ayrılan ödenekler ve kira bedelleridir.
“Sağlık Bakanı suçluları ‘çürük elma’ olarak nitelese de ağacı kurtçuklar sarmıştır”
Bebeklerimizi öldüren ‘Yenidoğan çetesi’ olayında gördüğümüz üzere sağlık planlamasında özel sektörü daha çok büyütmeyi hedefleyen piyasacı anlayış, suç ve suçlu üreten bir yapıya dönüşmüştür. Sağlık Bakanlığı’nın ‘Türkiye’de Bebek Ölümleri Durum Raporu’na göre yenidoğan yoğun bakım yataklarının yüzde 56’sının özel hastanelerin kontrolünde olması bu skandalın altındaki somut nedenlerden birisidir. Sağlık Bakanı suçluları ‘çürük elma’ olarak nitelese de ağacı kurtçuklar sarmıştır.
Özel sektörün sağlıktaki hacmini büyütmek amacıyla kamudan özele daha yoğun kaynak aktarımı yapılmaktadır. 2002 yılında 774 kamu hastanesi, 50 üniversite hastanesi, 271 özel hastane varken; 2023 yılı itibariyle 933 kamu hastanesi, 68 üniversite hastanesi, 565 özel hastane faaliyet göstermektedir. Özel sektör, kamu sektörüne göre 20 yılda 2 kattan fazla büyürken, sağlık sektörünün üçte birini kontrol etmektedir. Buna paralel şekilde özel sektör sağlık harcamaları da neredeyse yüzde yüze ulaşmış durumda.”
“2025 yılı için öngörülen bütçe yine istenilenin çok altında kalmış durumda”
TTB Merkez Konseyi Başkanı Azap ise şu değerlendirmeyi yaptı:
“Komisyonda umarız ki, halkın yararına hekimlerin yararına sağlık çalışanlarının yararına bir takım değişiklikler olur. Bu konuda da takipteyiz. Genel kurula geldiği zaman Sağlık Bakanlığı bütçesi TTB olarak biz de halkı ve sağlık kamuoyunu hekim arkadaşlarımızı bilgilendirecek bir açıklama yapacağız ama şimdiden Ankara Tabip Odamızın açıkladığı verilerle maalesef kötü bir sağlık bütçesi ile karşı karşıya olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunun tabii sağlık alanında yine kötü sonuçları olacaktır. Üstelik de bu az miktardaki kaynağın nerelere ayrıldığına baktığımızda da işlemekte olan sistemin daha da kötüleşerek devam edeceği görebiliyoruz rahatlıkla. Bu bütçe ‘yenidoğan çeteleri’ne yeni sağlık çetelerine yol açacak bir bütçedir o yüzden kabul edilemez buluyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Giresun Belediye Meclisi Kasım ayı üçüncü toplantısı yapıldı. Belediye Başkanı Fuat Köse başkanlığında gerçekleşen toplantıda, Belediye’nin 2025 mali yılı bütçe ve tarifeleri görüşüldü. Oylamaya sunulan belediyenin 2025 yılı bütçesi 2 milyar 500 milyon TL olarak oy çokluğuyla kabul edildi. Belediye’nin 2024 yılı bütçesi ise 1 milyar 750 milyon TL olarak onaylanmıştı. Bütçe yüzde 45 artırılarak 2025 yılı bütçesi 2 milyar 500 milyon TL’ye yükseltilmiş oldu. Toplantıda ayrıca, bütçe gelir kalemleri, gider kalemleri ve müdürlüklere ayrılan bütçe tutarları da ayrı ayrı görüşülerek karara bağlandı.
Belediye Başkanı Fuat Köse, yeni bütçenin hayırlı olmasını dileyerek, “Bütçenin hazırlanmasında emeği geçen arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Giresun şehri daha büyük bütçeler hak ediyor ama bunun içinde gelir kalemlerimiz artmalı. İnşallah ileride daha büyük bütçeler oluştururuz. Bu bütçeyle Giresun halkımıza hizmet edeceğiz. Ben sürekli el birliği mesajı veriyorum. Beraber yönetim tarzını benimsiyorum. Onun için muhalefet meclis üyesi arkadaşlarımızın görüş ve önerileri bizim için önemli” diye konuştu.
Bir sonraki Belediye Meclisi toplantısının 4 Aralık 2024 Çarşamba günü yapılması kararlaştırılarak oturuma son verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yunanistan İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (GESEE) ülke çapında hayat pahalılığına karşı grev çağrısı üzerine çeşitli sektörlerde çalışanlar, bir gün süreyle iş bıraktı. Başkent Atina’da greve giden binlerce çalışan sokaklara döküldü. Gösteriye katılan işçi sendikaları, öğrenci birlikleri, sağlık çalışanları, öğretmenler, siyasi parti üyeleri ve itfaiye çalışanları, parlamento binasına yürüdü. Kalıcı ve istikrarlı çalışma için kapsamlı sigorta, tüm sektörlerde toplu iş sözleşmeleri yapılmasını, maaşların artırılmasını ve 8 saatlik çalışma süresinin uygulanmasını talep eden göstericiler, “Patronların olmadan devam edebilirsin”, “Tek yol yine direnmek”, “Toplu sözleşmeler, istikrarlı çalışma” şeklinde sloganlar attı. İşçilerin eylemleri nedeniyle toplu taşımada aksaklıklar yaşandı.
Yunanistan’da günde 8 saat çalışma sistemi zorunlu olmasına rağmen birçok işveren bu kurala uymuyor. Hükümetin denetimlerinin yetersiz kaldığını belirten işçiler, elektrik, ekmek, benzin gibi temel ihtiyaçların fiyatlarının yükselmesine ve artan enflasyona karşı maaşların düşük kalması nedeniyle zam talep ediyor. – ATİNA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti İlkadım 6. Olağan İlçe Kongresi, Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da gerçekleştirildi. Mevcut İlçe Başkanı Ersin Kasap’ın tek aday olarak gösterildiği kongreye AK Parti Genel Merkez Dış İlişkiler Başkanı ve İstanbulMilletvekiliZafer Sırakaya, AK Parti Genel Merkez Yerel Yönetimler Başkanı ve Samsun Milletvekili Yusuf Ziya Yılmaz, önceki dönem Sağlık Bakanı ve Samsun Milletvekili Ahmet Demircan, AK Parti Samsun Milletvekilleri Orhan Kırcalı ve Ersan Aksu, AK Parti Genel Başkan Vekili Yardımcısı Fuat Köktaş, önceki dönem Samsun Milletvekili Mehmet Kurt, AK Parti Samsun İl Başkanı Mehmet Köse, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, AK Parti ilçe Başkanları, ilçe belediye başkanları, önceki dönem ilçe başkanları ve AK Parti teşkilat mensupları katıldı.
Konuşmasına tüm teşkilat mensuplarına teşekkür ederek başlayan İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, “Daha önce ben de partimize, İlkadım İlçe Başkanı olarak uzun süre hizmet ettim. Bunun dışında partimizin farklı kademelerinde görev aldım. 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Yerel seçimleri sonucunda ise İlkadım Belediye Başkanlığı görevi ile İlkadım’a hizmet etme fırsatı bize nasip oldu. İlkadım Belediyesi inşallah 6 ay içerisinde borçsuz bir belediye olacaktır. Bu noktada çalışmalarımızı ve hizmetlerimizi sürdürüyoruz. AK Partimizin İlkadım İlçe Başkanlığı görevi, kendisine yeniden tevdi edilen Ersin Kasap başkanımıza da görevinde başarılar diliyorum. Kongremizin şenlik ve bayram havasında geçmesine vesile olan tüm teşkilat mensuplarımıza da ayrı ayrı tekrar teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, TAKE Projesi kapsamında Akçadağ, Arapgir, Arguvan, Battalgazi, Darende, Doğanşehir, Doğanyol, Hekimhan, Kale, Kuluncak, Pütürge, Yazıhan ve Yeşilyurt ilçelerinde 2 bin 78 üretici desteklendi.
Çiftçilere 118 kilo 300 gram nohut, 8 kilo 300 gram kuru fasulye, 400 bin kilogram arpa ve 421 kilo 900 gram buğday olmak üzere toplam 948 kilo 500 gram tohum, 906 bin 144 adet sebze fidesi dağıtıldı.
Desteklerle 49 bin 755 dekar arazi tarıma kazandırıldı.
Tarım ve Orman Bakanlığı, 14 milyon 528 bin 782 lira proje desteği, üreticilere ise 7 milyon 176 bin 261 lira katkı sundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURSA’nın İnegöl ilçesindeki mobilya imalathanesinde çıkan yangın, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle 1 saatte söndürüldü.
Yangın saat 19.30 sıralarında Mahmudiye Mahallesi 2’nci mobilya sokakta faaliyet gösteren 2 katlı mobilya imalathanesinin 2’nci katında çıktı. Alevler kısa sürede büyürken, çevredekilerin ihbarıyla adrese itfaiye ekipleri sevk edildi. Yangın, itfaiyecilerin müdahalesiyle diğer iş yerlerine sıçramadan kontrol altına alınıp, yaklaşık 1 saatte söndürüldü. Mobilya imalathanesinde, maddi zarar meydana geldi. Yangının çıkış nedeniyle ilgili çalışma başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Trabzon’da düzenlenen bir kongreye katılan Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Umut Toprak, AA muhabirine, yöneticisi de olduğu Moleküler Entomoloji Laboratuvarında zararlılarla mücadelede biyolojik yöntemlerle yeni iki ürün geliştirdiklerini söyledi.
Toprak, zararlılarla mücadelede çevre dostu ve aynı zamanda etkili yaklaşımlara ihtiyaç duyulduğunu belirterek, “Bunlardan bir tanesi de aslında örümceklerden elde edilen, ‘venom’ adını verdiğimiz, örümceklerin hayat döngülerinde salgılamış olduğu bazı zehirler. Zararlı böceklerle bir mücadele ajanı olarak örümceklerin salgılamış olduğu zehirler kullanılabiliyor.” dedi.
Bu yöntemin 2019’da ABD’de ruhsatlandırıldığını dile getiren Toprak, şöyle devam etti:
“Bu bizim için şöyle bir önem arz ediyor, bu şekilde, daha bulunmayı bekleyen pek çok venom var. Ülkemiz ciddi bir örümcek faunasına sahip. Biz de laboratuvarımızda araştırıyoruz, yeni venomlar buluyoruz. Bunların bir tanesinin insektisit yani böcek öldürücü olarak bir prototipini geliştirmiş durumdayız. Bunun güzel yanı ise sadece o zararlı böceklerle ilişki içerisinde olması, diğer taraftan çevrede bulunan, hedef alınmayan diğer organizmalara olumsuz bir etkisinin olmaması.”
Doğanın döngüsünden yola çıkarak araştırmalar yaptıklarını vurgulayan Toprak, şu değerlendirmede bulundu:
“Biz de bu kapsamda böceklerin doğadaki yaşam döngülerinde rakiplerine bakıyoruz. Yani böcek bir taraftan bitki üzerinde besleniyor ama o böcekleri de yiyen, onlarla beslenen, doğada ‘doğal düşman’ adını verdiğimiz düşmanları var. İşte o ilişkiyi yakaladığımız zaman ardından, acaba nasıl oluyor da o doğal düşman, o böceği öldürüyor? Bu durumda bir örümcekten bahsediyorduk. İşte örümceğin salgıladığı bir zehrin burada önemli olduğunu bulduk.”
Toprak, ürünün 5 yıl araştırma ve uygulama süreçlerinden sonra hazırlandığını, kullanıma girebilmesi için de bazı test aşamalarından geçmesi gerektiğini anlattı.
İki ürün de patates böceğine karşı test aşamasında
Laboratuvarda geliştirilen bir diğer kaynağın da çift sarmallı RNA olduğunu ifade eden Toprak, “RNA interferans” adı verilen ve iki sarmallı RNA kullanımına dayalı bu stratejinin ABD’de Aralık 2023’te ruhsat aldığını söyledi.
Toprak, laboratuvarda böceğe iki sarmallı RNA’ları verdiklerini belirterek, bunun için çok ciddi bir AR-GE süreci gerektiğinin altını çizdi.
Yaptıkları çalışmada sadece zararlı böceklerde yer alan fizyolojik mekanizmaları hedeflediklerine dikkati çeken Toprak, “Yani dolayısıyla arazide karşılaştığımız sadece zararlı böceklerde bulunan oradaki mRNA yapısına göre bizim bir şekilde üretmiş olduğumuz çift sarmallı RNA’larla önemli bir mekanizmayı bozmak suretiyle böceğin fizyolojisi bozuluyor.” dedi.
Toprak, iki ürünün de şu an ülkenin önemli zararlısı patates böceğine karşı test aşamasında olduğunu belirterek, bunların ilerleyen zamanda gerekli izinlerin alınması durumunda kullanıma sunulabileceğini sözlerine ekledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘FİBER Mobilite’ hamlesiyle dikkat çeken Türk Telekom, 2024 yılı üçüncü çeyrek finansal ve operasyonel sonuçlarını açıkladı. Buna göre, 2024’ün üçüncü çeyreğinde konsolide gelirlerini yıllık bazda yüzde 15 artışla 40,4 milyar TL’ye yükseltti. Sabit internet ARPU’da yıllık bazda yüzde 21,2’lik artışla beklenen ivmeyi yakalarken, mobil gelir büyümesini korudu. Türk Telekom’un üçüncü çeyrekteki FAVÖK’ü yıllık bazda yüzde 30,8 artarak yüzde 40,8 marjla 16,5 milyar TL’ye ulaşırken, üçüncü çeyrekteki net karı 1,1 milyar TL oldu. Gelir büyümesinde görülen hızlanma ile FAVÖK ve nakit akışı üretimi arttı.
Mobil abone sayısını 27 milyona yükselten Türk Telekom’un, son on iki ayda mobil faturalı net abone kazanımı 2 milyonu aştı. 2024 üçüncü çeyreği itibarıyla fiber altyapı uzunluğu 459 bin kilometreye, fiber hane kapsaması 32,7 milyona, fiber abone sayısı ise 13,4 milyona ulaştı. Fiber Mobilite çağını başlatan şirketin, fibere bağlı LTE mobil baz istasyonu oranı ise yüzde 53’e yükseldi.
FAVÖK’Ü YILIK BAZDA YÜZDE 30,8 ARTTI
Türk Telekom, 2024 yılı üçüncü çeyrek finansal ve operasyonel sonuçlarını açıkladı. Yılın üçüncü çeyreğinde güçlü performansıyla konsolide gelirlerini yıllık bazda yüzde 15,9 artışla 40,4 milyar TL’ye yükselen Türk Telekom’un FAVÖK’ü yılık bazda yüzde 30,8 artışla yüzde 40,8 marjla 16,5 milyar TL’ye ulaştı. Şirketin 2024 üçüncü çeyreğinde net karı 1,1 milyar TL oldu.
Türk Telekom’un 2024 üçüncü çeyrek itibarıyla toplam abone sayısı 53,2 milyon olurken, Türkiye’nin her köşesinde yüksek hızlı internet sunma amacıyla sürdürdüğü çalışmaların sonucunda, fiber ağının uzunluğu 459 bin kilometreye yükseldi. 2024 ikinci çeyrek itibarıyla 32,4 milyon haneyi kapsayan fiber ağ, 2024 üçüncü çeyreğinde 32,7 milyon hane kapsamasına ulaştı.
‘GÜÇLÜ FİNANSAL PERFORMANSIMIZI KORUMAK’
2024 yılı üçüncü çeyreğine dair finansal ve operasyonel sonuçlarını değerlendiren Türk Telekom CEO’su Ümit Önal, “Ülkemizin her noktasında hem fiber hem de mobil teknolojilere hız kesmeden yaptığımız yatırımlarla, dijital dönüşümde öncü rolümüzü sürdürüyoruz. Üçüncü çeyrek pek çok temel performans göstergesinde zirveyi gördüğümüz olağanüstü bir dönem oldu. Bölgemizin teknoloji taşıyıcısı olma ve küresele açılma vizyonumuz kapsamında öncü çalışmalarımız devam ediyor. Üçüncü çeyrek performansımız hedeflerimizi gerçekleştirmek için attığımız kararlı adımların göstergesi. Fiber hane kapsamamız 32,7 milyona yükselirken, fiberin gücünü mobile taşıyarak başlattığımız Fiber Mobilite çağında 27 milyon mobil aboneye ulaştık ve son on iki aylık mobil abone kazanımında tarihi rekorumuzu yeniledik. Yıl sonuna hızla yaklaşırken, Türk Telekom için en az 2024 kadar heyecanlı olacağına inandığımız gelecek yıla hazırlanıyoruz. Faaliyet gösterdiğimiz pazarlardaki konumumuzu daha da güçlendirmek, müşteri deneyimini artırmak ve güçlü finansal performansımızı korumak, yatırımlarımıza devam etmek, değişmez odaklarımız olacak” diye konuştu.
‘GELECEK YILA HAZIRLANIYORUZ’
Önal, “Beklediğimiz üzere üçüncü çeyrek pek çok temel performans göstergesinin zirve yaptığı olağanüstü bir dönem oldu. Gelir büyümesinde öngördüğümüz hızlanma ile birlikte FAVÖK ve nakit akışı üretimi önemli ölçüde arttı. Sabit internet ve mobil, üçüncü çeyrekte operasyonel gelirin yüzde 74,5’ini oluşturdu. Üçüncü çeyrekte sabit ses segmenti dışındaki tüm iş kollarımız, makroekonomik ve diğer zorlukların üstesinden gelmek üzere hayata geçirdiğimiz stratejilerin meyvelerini vermesi ve olumlu etkilerini hissettiğimiz yüksek sezon sayesinde reel gelir büyümesi kaydetti. Bu nedenle, daha önce yüzde 36-38 olan FAVÖK marjı öngörümüzü yüzde 38 olarak güncelliyoruz. Yıl sonuna hızla yaklaşırken, Türk Telekom için en az 2024 kadar heyecanlı olacağına inandığımız gelecek yıla hazırlanıyoruz. Faaliyet gösterdiğimiz pazarlardaki konumumuzu daha da güçlendirmek, müşteri deneyimini artırmak ve güçlü finansal performansımızı korumak, yatırımlarımıza devam etmek, değişmez odaklarımız olacak” dedi.
“MOBİLDE 27 MİLYON ABONEYE ULAŞTIK’
Uzun zamandır izledikleri stratejinin sonucu olarak mobilde yine üstün bir performans sergilediklerini vurgulayan Ümit Önal, “Müşteri memnuniyeti odaklı çalışmalarımız ve doğru yatırımlarla büyümeye devam eden mobil segmentte bu çeyrekte de kayda değer sonuçlar elde ettik. 651 bin net abone kazanan mobil segment toplamda 27 milyonluk bir müşteri kitlesine ulaştı. Faturalı segment önceki iki çeyrekteki güçlü performansını aşarak 568 bin net abone kazandı. Tarihi rekorunu tazeleyen faturalı segment son on iki aylık net abone kazanımında ilk kez toplamda 2 milyonu aştı. Kapsama ve kapasite olarak mobildeki konumumuzu günden güne güçlendirmeye devam ediyoruz. 4.5G ihalesi sonrası frekans sahipliğimizi 3 katına çıkardık. Hız için önemli olan abone başı frekansta ve 5G için de kritik öneme sahip 1800 Mhz frekans sahipliğinde pazar lideriyiz. Temmuz ayında elde ettiğimiz tarihi yüksek aylık net abone kazanımı sayesinde üçüncü çeyrekte MNT pazarındaki liderliğimizi sürdürdük, bu anlamda en çok tercih edilen operatör olduk. Uzun yıllardır yaptığımız yatırımların ve elde ettiğimiz birikiminin bir sonucu olan bu kazanımlarla, mobil iş kolumuzu daha da büyütmeye devam edeceğiz. Türkiye’nin 81 ilini uçtan uca bağlayan fiber ağımızın gücünü mobile yansıtarak Fiber Mobilite çağını başlattığımız bu dönemde güçlü büyüme ivmemizi sürdürmeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.
SABİT GENİŞBANTTAKİ FİBER ABONE ORANI YÜZDE 90’A YAKLAŞTI
Herkes için erişilebilir yüksek hızda internet için Türkiye’nin her köşesini fiber ağlarla ördüklerine dikkat çeken Ümit Önal, “Sabit genişbant tabanı üçüncü çeyrekte 59 bin net abone kazanımıyla 15,3 milyona, fiber abone tabanı ise 219 bin net abone kazanımıyla 13,4 milyona ulaştı. Fiberdeki gücünü mobile aktararak Fiber Mobilite çağını başlatan Türk Telekom’un, fibere bağlı LTE mobil baz istasyonu oranı ise yüzde 53’e yükseldi. FTTC abone sayımız 8,5 milyon olurken, FTTH/B abone sayımız 4,9 milyona yükseldi. Geçen yıl yüzde 83,3 olan fiber abonelerimizin toplam sabit genişbant aboneleri içindeki payı yüzde 87,9’a yükseldi. İkinci çeyrekte 449 bin km olan fiber ağ uzunluğumuz 459 bin km’ye yükseldi. İkinci çeyrekte 32,4 milyon haneyi kapsayan fiber ağ üçüncü çeyrek sonu itibarıyla 32,7 milyon haneyi kapsar duruma geldi. FTTC hane kapsaması 19,9 milyon olurken, FTTH/B hane kapsaması 12,8 milyona yükseldi. Dijital geleceğin inşası için Türkiye’nin her köşesinde fiber yatırımlarımıza ara vermeden devam ediyoruz” diye konuştu.
‘SİBER GÜVENLİK ALANINDA ÜÇ BAŞLIKTA AKREDİTE EDİLEN TEK KURUMUZ’
Sürekli yenilenen ürün ve hizmetlerle siber güvenlik alanında müşterilerine dünya standartlarında çözümler sunduklarını belirten Önal, “Türkiye’nin en geniş koruma kapasitesine sahip olan Türk Telekom Siber Güvenlik Merkezi’nde, 250’den fazla alanında uzman mühendisle müşterilerimize destek veriyoruz. Bu alandaki liderliğimizi uluslararası tescillerle de kanıtladık. Sertifikasyon kuruluşu CREST tarafından siber güvenlik alanında üç başlıkta akredite edilen Türkiye’deki tek kurumuz. Ayrıca yerli ve milli ürün kullanma vizyonu ile ürünlerin yerlileştirilmesi konusunda kararlı çalışmalarımız sürüyor. Siber güvenlik alanında 2018’de yüzde 26 olan yerli ve milli çözümlerle ikame oranını, 2023 itibarıyla yüzde 65’e yükselttik. Verinin iletilmesi, saklanması ve korunması aşamalarının tümünde müşterilerimize yüksek standartlarda çözümler sunmaya, yerli ekosistemi destekleyerek ürün portföyümüzü zenginleştirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
DAHA YEŞİL BİR GELECEK İÇİN YENİLİKÇİ VE ÇEVRECİ TEKNOLOJİLER
Önal, “Türkiye genelinde hem fiber hem de mobil teknolojilere hız kesmeden yaptığımız yatırımlarla ülkemizin dijital dönüşümünde öncü rol üstleniyoruz. Türkiye’nin dijital geleceğini inşa ederken, yarınlara daha iyi dünya hazırlamak hedefiyle Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile uyumlu çalışmalar yürütüyoruz. 2023 yılı itibarıyla enerji verimliliği projelerimiz sayesinde 47 GWh enerji tasarrufu sağlarken, yenilenebilir enerji sistemlerimizin toplam gücünü 4,3 MW’a çıkardık. 405,8 MWe kurulu güç kapasite izni ile yenilenebilir enerji yatırımlarımızı hızlandırıyoruz. Bu kapasite 2023 yılı elektrik tüketimimizin yüzde 65’ini karşılayacak seviyede. 2023 itibarıyla emisyonlarımızı yüzde 22 oranında azalttık. Bu yıl ilk kez yayınladığımız Entegre Faaliyet Raporu ile sürdürülebilirlik stratejilerimizin çevresel etki, toplumsal fayda, dijital eşitlik ve ekonomiye olan katkılarını da ortaya koyduk. Tüm emisyon hesaplamaları bağımsız bir üçüncü tarafça doğrulandı. 2030 yılına kadar Kapsam 1 ve 2 emisyonlarımızı yüzde 45 oranında azaltmayı ve 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşmayı hedefliyoruz. Geleceği iyileştiren teknoloji anlayışımızla tüm faaliyet alanlarımızda değer yaratmaya odaklanıyoruz. Dijital dönüşümün her alanında sürdürülebilirlik ilkesini benimseyerek, gelecek nesillere daha yeşil bir dünya emanet etmek istiyoruz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Son dönemde mobilite alanındaki çalışmalarına hız veren Vestel, 7-9 Kasım tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenen, Türkiye’nin güneş enerjisi ve enerji depolama sektörlerine yönelik önemli fuar organizasyonu konumundaki Solar+Storage NX’te yer alıyor. Fuarda 88 metrekarelik bir alanda, hall 11/ A5 standında enerji depolama için geliştirdiği ürün ve teknolojileri ziyaretçilerin beğenisine sunuyor.
Vestel Mobilite Genel Müdürü Hakan Kutlu, günümüzde dünya genelinde güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik depolama çözümlerinin hızla yaygınlaştığını hatırlattı. Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere pek çok ülkede gündüz güneş panelleri aracılığıyla depoladıkları enerjiyi akşam evlerinde kullanan pek çok insan bulunduğunu belirten Kutlu, “Bu kullanıcılar batarya çözümleri sayesinde enerji maliyetlerinde önemli tasarruf elde ediyorlar. Şirket olarak biz de bu bakış açısıyla dünya kaynaklarını daha verimli kullanmayı sağlayacak çözümler üretiyoruz” dedi.
Vestel Mobilite’nin bugün konut, ticari ve endüstriyel alanlarda, yenilenebilir güneş ve rüzgar enerjisi santrallerinde, ayrıca telekomünikasyon sektöründe kullanılan enerji depolama sistemleri geliştirdiğini ve ürettiğini kaydeden Kutlu, ” Güneş ve rüzgar gibi kesintili yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji üretmediği durumlarda, bu kaynakların enerji depolama teknolojileri ile desteklenmesi gerekiyor. Bu ihtiyaca yanıt olarak 3 ila 5 MWh kapasiteli konteyner boyutunda enerji batarya depolama üniteleri tasarlayıp üretiyoruz” diye konuştu.
Çalışmaları kapsamında yakın zamanda Türkiye’nin ilk yerli batarya enerji depolama sistemini devreye aldıklarını ifade eden Hakan Kutlu, ” Bilecik’in Bozüyük ilçesinde bulunan SARAR Outlet tesislerinde kurduğumuz ticari ve endüstriyel işletmeler için çözüm sunan enerji batarya depolama sistemi 400kW gücündeki dört adet EVC’ye aynı anda kesintisiz enerji sağlıyor” dedi.
Dünyada çok az EVC arkası kullanım örneği olduğunu hatırlatan Kutlu, “Şirketimizin mühendisleri tarafından geliştirilen sistemimiz 300kWh kapasite ve 200kW maksimum çıkış gücüne sahip. EMS (enerji yönetim sistemi) ile uzaktan kontrol edilebilen enerji batarya depolama sistemi, tesiste bulunan 400kW gücündeki EVC’lere aynı anda aynı performansla enerji sağlıyor. Batarya enerji depolama sistemi, hibrit olarak solar panelleri vasıtasıyla şarj oluyor, solar panellerin kullanılamadığı durumlarda ise şebekeden şarj olabiliyor. EVC-Batarya-Solar- Şebeke entegrasyonu sağlanan sistemde güneş panelleri üzerinden depolanan enerji, ihtiyaç duyulduğu anda şebekeye destek vererek elektrikli şarj istasyonlarının kullanılmasını sağlıyor” şeklinde konuştu.
NextGen Mobility Expo & Summit kapsamında gerçekleştirilen Solar+Storage NX, güneş enerjisi ve enerji depolama teknolojilerinin gelişimine katkıda bulunmak amacıyla düzenleniyor. Fuar, yatırımcılarla proje geliştiricileri, tüketicilerle tedarikçileri, karar vericilerle enerji sektörünü aynı ağda buluşturarak uzun vadeli kalıcı iş birlikleri ve ticari anlaşmalar oluşturan fırsatlar sunuyor. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bankalararası Kart Merkezi (BKM) 2014’te hayata geçirilen ve başta kamu kurumları olmak üzere kamu yararına çalışan çok sayıda kurumun banka kartı, kredi kartı veya ön ödemeli kartlarla ödeme almasını sağlayan ‘Kamu Ödeme Geçidi’ hizmetinin altyapısını yeniledi. Tamamen BKM’nin kendi kaynakları ile geliştirerek bünyesinde işlettiği yeni altyapı sayesinde artık kamu kurumlarının kartla ödeme alması çok daha hızlı hale gelirken, vatandaşlar da hizmetten işlem kesintisi olmadan ve güvenle yararlanabiliyor.
Yapılan açıklamaya göre, aralarında Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB), Karayolları Genel Müdürlüğü – HGS, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü, MüzeKart, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, otoyol şirketleri, belediyeler ve iştirakleri gibi önemli kurumların yer aldığı ve yakın zamanda Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Türk Kızılay, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı gibi kamu yararına çalışan kuruluşların da dahil olduğu 180 farklı kurum bu altyapı ile internet üzerinden ödeme alıyor. Ödemelerin hızlı ve güvenli bir şekilde gerçekleşmesini sağlayan Kamu Ödeme Geçidi’ne dahil olan tüm kurumlar hizmetten ücretsiz bir şekilde yararlanıyor. Bu altyapı sayesinde kamu hizmeti veren kurumlar diledikleri kart kabul eden kuruluş ile hızlı bir şekilde çalışmaya başlama esnekliğini yakalarken altyapı, bakım ve işlem başına maliyet gibi ek masraflardan tasarruf da sağlamış oluyor. Ödeme yapan vatandaşlar ve şirket temsilcileri ise bu sistem kanalıyla tüm bankaların TROY kart dahil diledikleri şemaya ait kartları ile ödemelerini kolayca ve güvenle gerçekleştirebiliyor.
Yeni yapı ile birlikte kurum ve banka entegrasyonları da kolaylaşmış oldu Kamu Ödeme Geçidi altyapısının bütünüyle BKM bünyesinde yenilenmesi ve geliştirilen esnek altyapı sayesinde zaman içerisinde ihtiyaç duyulacak yeniliklerin ve geliştirmelerin devreye alınma süreleri kısalıyor. Hizmetin modern çözümlere çok daha kolay uyum sağlayabilmesi, kullanıcı dostu çözümlerle dijital ödemelerdeki verimliliğin artırılabilmesi ve taleplerin çok daha etkin ve hızlı çözülebilmesi mümkün hale geliyor. Dijital ödeme ve tahsilat sistemleri alanında dünyada öncü konumda bulunan Türkiye için oldukça kıymetli bir hizmet altyapısı sunan bu sistem uluslararası standartlarda hizmet sunulması ve dijital ödeme çözümlerindeki gelişimin sürekliliğini sağlama noktasında değer taşıyor.
Kamu Ödeme Geçidi’ne dahil olmak çok kolay Kartla ödeme alma süreçlerini hızlı ve güvenli hale getiren altyapıdan yararlanmak isteyen kurumlar, BKM ile doğrudan entegrasyon sağlayabiliyor. Aynı zamanda TÜRKSAT ile de entegrasyon yaparak e-Devlet kapısı (turkiye.gov.tr) üzerinden tahsilatlarını gerçekleştirebiliyor. Vatandaşlar ise ilgili kurumun web sayfasında yer alan online tahsilat alanından ya da e-Devlet kanalıyla ilgili kurum özelinde açılan sayfa üzerinden ödeme gerçekleştirmek istediğinde Ödeme Geçidi ekranlarına otomatik olarak yönlendirilerek ödemelerini gerçekleştirebiliyor.
‘Kamu Ödeme Geçidi’ hizmeti sayesinde BKM’nin diğer ürünleriyle de koordineli bir şekilde çalışabilen sisteme dahil olan kurumlar, tüm paydaşlar açısından entegrasyon maliyetlerini optimize ederken sunucularında sadeleşme sağlayarak operasyonel verimlilikle işlemlerini gerçekleştirmeye devam ediyor. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şimşek, bir etkinliğe katılmak üzere geldiği Gaziantep’te AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Dünyada hissedilen iklim değişikliğiyle mücadele için yeşil ve dijital dönüşümü sağlamak adına uluslararası kaynakları bölgeye kazandırmaya çalıştıklarını ifade eden Şimşek, yeni destek mekanizmalarını öncelik haline getirdiklerini söyledi.
Şimşek, şunları kaydetti:
“Çalışmalarımızı yoğun şekilde devam ettiriyoruz. Yakın zamanda Dünya Bankası ile Türkiye’nin yeşil dönüşüm konusunda daha dirençli olmasını sağlamak üzere yeni bir uygulamayı hayata geçireceğiz. Yaklaşık 400 milyon dolar kredi sağladığımız sosyal kapsayıcı yeşil dönüşüm projesiyle sektörlerimizin bu etkilerini asgariye indirmeyi ve daha dirençli hale getirmeye yönelik destekler sağlayacağız. Özellikle bölgelerde yeşil dönüşümün en fazla etkileneceği sektörlerde ortak kullanım tesisleri ve altyapıları oluşturmayı düşünüyoruz.”
Sektörlerin tamamının istifade edebileceği ekosistem desteklerini sunmayı planladıklarını anlatan Şimşek, çalışmalara devam ettiklerini belirtti.
Girişimcilerin destek alması için ajansların çalıştığını dile getiren Şimşek, şöyle devam etti:
“Uluslararası finansmanı ajanslarımız eliyle şehirlerimize kazandırıyoruz. Bugüne kadar 570 milyon avronun üzerinde tamamı hibe olan desteği kazandırdık. Uygulaması devam eden projelerle, yeni aldığımız kredi imkanlarıyla da çok büyük bir bütçeyi şehirlerimize kazandırmış olacağız.”
“Desteklerimiz ilden ile farklılık gösteriyor”
Şimşek, birçok alanda destek verdiklerini ve bunların her il için ayrı olduğunu kaydetti.
İllerde verilen desteklerin önemine işaret eden Şimşek, şunları söyledi:
“Biz yerelin özelliklerini önceleyen destek mekanizmaları uyguluyoruz. Desteklerimiz ilden ile farklılık gösteriyor. Yani Gaziantep’in yüksek potansiyeli olan alanlarda destekler veriyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın da müjdesini verdiği Yerel Kalkınma Hamlesi, aslında bu desteklerden bir tanesi olacak. Gaziantep’in yeni teknoloji geliştirebileceği alanların tekstil, gıda ve makine olduğunu tespit ettik. Cari açığı kapatmaya katkı sağlayacak alanlarda destekleme amacımız var.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eğitim, ASO Kağıt Ürünleri ve Baskı İşleri Sanayi Meslek Komitesi, İstanbul Sanayi Odası Basım Yayın Sanayi Meslek Komitesi ve Basım Sanayi Eğitim Vakfı (BASEV) işbirliğinde düzenlendi.
ASO Başkanı Ardıç, açılış konuşmasında, yatırım süreçleri, üretim teknolojileri ve ticaret ortamında yaşanan değişime işaret etti. Bu değişime uyum sağlamak için beşeri sermayenin çağın gereklerine uygun donatılması gerektiğini belirten Ardıç, iş gücü piyasasının ihtiyaçlarını karşılayabilmek açısından mesleki bilginin öneminin her geçen gün arttığını söyledi.
Ardıç, geçen ay açıklanan Küresel Ekonomik Görünüm Anketi’nin sonuçlarına göre, küresel iş dünyası ve işletmeler için en önemli sorunun nitelikli iş gücü eksikliği ile enflasyon olduğunu dile getirdi.
“İş gücü politikalarının bütüncül yaklaşımla dizayn edilmesi gerekiyor”
Kalifiye iş gücü ihtiyacının dünyada da sorun olduğunu anlatan Ardıç, şu ifadeleri kullandı:
“Ülke olarak insan kaynağımızı etkin kullanıp rekabet gücümüzü artırabilmemiz için eğitim kalitesini mutlaka yükseltmeliyiz. Mesleki eğitimi hem ekonominin ihtiyaçlarını hem de küresel rekabet ve teknolojideki değişimleri dikkate alarak planlamalıyız. Bu noktada sanayi, teknoloji, eğitim ve iş gücü politikalarının bütüncül bir yaklaşımla dizayn edilmesi gerekiyor.”
Ardıç, ASO’nun mesleki eğitime yönelik yürüttüğü projelere de değinerek, “Amacımız sanayinin nitelikli insan kaynağı ihtiyacına çözüm üretmek, bunu yaparken de doğru projelerle tüm Türkiye’ye örnek modeller ortaya koymaktır.” dedi.
Ankara’daki pek çok üniversiteyle imzaladıkları işbirliği protokolleriyle gençlerin başkentteki sanayi tesislerinde staj yapmalarına imkan sağladıklarını belirten Ardıç, “Ankara Sanayi Odası Sürekli Eğitim Merkezinde meslek geliştirme ve meslek edindirme kursları ile sanayimizin farklı sektörlerinin iş gücü ihtiyacını karşılamaya çalışıyoruz.” diye konuştu.
ASO Kağıt Ürünleri ve Baskı İşleri Sanayi Meslek Komitesi Başkanı Beste Rodoslu da komitenin matbaa bölümü bulunan iki okulla protokoller imzaladığını söyledi.
BASEV Yönetim Kurulu Başkanı Murat Demir de kalifiye iş gücünün katma değerli üretim için önemini vurguladı.
Konuşmaların ardından Demir, ASO Başkanı Ardıç’a teşekkür belgesi ile ülkenin Cumhuriyet dönemindeki matbaacılık tarihini anlatan kitap takdim etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, ?”Türk dünyası için ortak bir gelecek inşasını hedef alıyoruz. Türk dünyası yüzyılı için birlikte çalışacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ?Türk Devletleri Teşkilatı 11. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde konuştu. Türk dünyası için ortak bir gelecek inşasını hedef aldıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ata yurdumuz Bişkek’te bulunmaktan memnuniyet duyuyorum. Zirvemizin tüm Türk dünyası için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Türk Devletleri Teşkilatı, örnek alınan bir platform haline gelmiştir. Türk dünyasını ilelebet payidar kılacak güçlü irade masanın etrafındaki tüm dostlarımda ziyadesiyle mevcuttur. Teşkilatımızı çok daha ileriye taşıyacağız” dedi.
Erdoğan, Gazze başta olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarında yaşanan soykırımın durdurulması noktasında uluslararası toplumun kötü bir sınav verdiğini belirterek, “Karar dahi alamıyor, almak istemiyor. İsrail’in kan ve gözyaşını tüm bölgeye yayma hedefini Lübnan’da görüyoruz. Türkiye olarak bu vahşeti, katliamı kabul etmiyoruz. İsrail’i durdurmak Filistin devletini kalıcı tesis etmek için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz” diye konuştu.
Azerbaycan’ın şehitler vererek elde ettiği tarihi kazanımların bir barış anlaşması imzalanması suretiyle masada da perçinlenmesini ümit ve temenni ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “KKTC’nin teşkilatımızın bugünkü zirvesinde onur konuğu olarak yer alması dayanışma irademizin tezahürüdür. Kendilerinin yakın zamanda tam üye olarak yer almasını bekliyoruz. Kıbrıs’ta adil çözüm için Türk dünyasına sorumluluk düşüyor. Ukrayna’da da kalıcı ve adil bir barışı destekliyoruz” ifadelerini kullandı.
‘POTANSİYELİMİZİ ORTAYA ÇIKARMAK İÇİN İŞ BİRLİĞİMİZİ GELİŞTİRELİM’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bilim, enerji ve ulaştırma gibi alanlardaki iş birliğine vurgu yaparak, “175 milyona ulaşan genç ve dinamik nüfusumuz ve ticaret hacmimizle büyük atılımlar gerçekleşebilir. Bilim, enerji ve ulaştırma gibi alanlarda potansiyelimizi ortaya çıkarmak için iş birliğimizi geliştirelim. Geçen sene hayata geçirdiğimiz Türk projelerimize destek sağlayacağından eminim. Enerji konusunda da tek kaynağa bağımlılığı azaltmalıyız” dedi.
Ortak alfabe oluşturulması girişimlerinin Eylül 2024’te tamamlandığı belirten Erdoğan, “Ortak alfabemiz geleceği birlikte inşa etmemizin de nişanesidir. Bundan sonra üye ülkelerin bu alfabeyi esas alarak gerekli dönüşümü gerçekleştirmesi gerekiyor. Üyelerimizin yeni alfabeye geçişte adım atması isabetli olacak. Türk dünyası yüzyılı için birlikte çalışacağız” diye konuştu.
…………………………………………………………………………………………..
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Eğitim yardımlarını gerçekleştirmek amacıyla okulları ziyaret eden ÇTB Meclis Başkanı Hacı Toraman, okul müdürlerine belirlenen eğitim yardımlarını teslim ederek, yetkililerden okulların şartları ve öğrenciler hakkında detaylı bilgi aldı.
“Eğitim ilim yayacak gençlerin en aydınlık yoludur”
Çocukların aydınlık bir geleceğe sahip olması için, aldıkları eğitimle yetkin bir öğrenim kazanmış donanımlı bireyler olması gerektiğinin altını çizen Başkan Toraman, bu hususta her yıl eğitim yardımlarının düzenli olarak yapılmasına büyük önem verdiklerini vurguladı. Toraman, “Her yıl olduğu gibi bu yıl da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin desteği ile Çarşamba ilçe merkezinde ve kırsal mahalle okullarında belirlenen öğrencilerimize kışlık bot yardımlarımızı meclis kurulumuz ve personellerimiz aracılığıyla ulaştırmanın mutluluğu içerisindeyiz. Eğitime gereken tüm desteği vermeyi amaçlayarak tüm öğrencilerimize ulaşmaya çalışıyoruz. Öğrencilerimizin eşit şartlarda okuyabilmesi adına gerekli adımları atmaya hazır olduğumuzu bir kez daha yineliyoruz. Eğitim, ilim yayacak gençlerimizin tek aydınlık yoldur, öğrencilerimizin destekçisi olamaya devam edeceğiz” dedi.
Başkan Toraman konuşmasının devamında, “TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu başta olmak üzere, eğitim yardımlarının öğrencilerimize ulaşmasında emeği geçen İl Milli Eğitim Müdürlüğümüze, okul müdürlerimize, öğretmenlerimize ve personelimize teşekkür ediyoruz” ifadelerine yer verdi.
Ziyaretlere Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Servet Zeren, Genel Sekreter Sercan Yaşar, Genel Sekreter Yardımcısı Saliha Şen, Meclis Üyeleri Mehmet Çalışkan ile Onur Bahattin Yılmaz ve Kurucu Meclis Başkanı Nurettin Öztekin iştirak etti. – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çayırhan Termik Santrali ve maden işletmeleri çalışanları, bölgede yaptıkları yürüyüşle termik santral ve maden sahalarının özelleştirilmesine tepkilerini dile getirdi. MADEN-İŞ Sendikası Genel Başkanı Nurettin Akçul, yaptığı açıklamada Türkiye ekonomisi ve madencilik sektörü için kritik öneme sahip Çayırhan Termik Santrali ve maden sahalarının özelleştirilmesi kararının nelere mal olacağını anlatmak ve satışa dur demek için bir araya geldiklerini belirtti. Akçul, “Bu maden işletmesi uzun yıllardır devletin güvenilir eli altında faaliyet göstermektedir. Bu faaliyetlerden de binlerce kişi ekmek yemektedir. Yüzlerce maden emekçisinin bu topraklarda alın teri, madenin her taşında, her kömür parçasında emeği vardır. Bu maden aynı zamanda ülkemizin ortak zenginliğidir, halkımızın malıdır. Ancak bugün bu madenin kapısına özelleştirme adı altında kilit vurulmak istenmektedir. Net olarak ifade etmek istiyorum, bunun adı özelleştirme değil, varlık satışıdır. Ülkemizin geleceğini satmaktır. Emekçilerin ve bu bölgede yaşayan her insanın ekmeğiyle oynamak demektir” dedi.
“Satış sonrası işçileri işten çıkarabilirler”
Akçul, ihale şartnamesinde madencilerin kazanılmış haklarına ilişkin hiçbir maddenin bulunmadığını söyleyerek, “İçeriğini tam olarak bilemiyoruz ancak özelleştirmenin hem madencinin hem de bölge halkının çıkarlarına zarar vereceği aşikardır. Yarın bu satış sonrası maliyetleri düşürmek için işçi haklarını göz ardı edebilirler, işçileri işten çıkarabilirler, mevcut işçi sayısını azaltabilirler. Yani emekçinin emeğini yok sayabilirler. Bu durum çalışanların iş güvencesini ortadan kaldırırken, yerel ekonomiyi de tehdit eder. Özelleştirilen işletmelerde işçi ücretleri düşer, sosyal haklar azalır, bu da bölge halkının yaşam standartlarının düşmesine yol açar. Yani bu sadece madencinin, emekçinin sorunu değil, Çayırhan’ın, Nallıhan’ın, Beypazarı’nın, Ankara’nın, Türkiye’nin sorunudur” ifadelerine yer verdi.
“Çayırhan, Nallıhan ve Beypazarlılar bu kaybın sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalacak”
Çayırhan kömür işletmelerinin ilklerin yapıldığı ve Türkiye ekonomisi için vazgeçilmez bir değer olduğuna işaret eden Akçul, “Burası Türk madenciliği için örnek teşkil eden bir okuldur. Burada yetişen kalifiye elemanlar, ülkemizin diğer madenlerine transfer edilerek sektördeki işleyişe büyük katkılar sağlamaktadır. İşte bu nedenle Çayırhan’ın ulusal anlamda ne denli önemli bir merkez olduğunu hatırlatmak gerekiyor. Böylesine bir başarı öyküsünün yok sayılmasını asla kabul etmiyoruz. Özelleştirme idaresinin işgüzarlığı, emekçi kardeşlerimizi belirsizliğe terk etmekte, haklarımızı ve geleceğimizi hiçe saymaktadır. Madencinin gelirinin düşmesi, bölge halkı için sadece ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda esnafın kazancının da azalması demektir. Çayırhan, Nallıhan ve Beypazarı gibi yerlerde yaşayan insanlar, bu kaybın sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalacaklar” şeklinde konuştu.
Akçul, özelleştirme kararlarının kamu yararını gözetmeden alınmaması, kararın çok geç olmadan geri çekilmesi gerektiğini vurguladı.
TES-İŞ Genel Başkanı İrfan Kabaloğlu ise, maden işletmesi ve termik santral işçileriyle birlikte Nallıhan, Çayırhan ve Beypazarı halkının da bu eyleme destek vermesi gerektiğini dile getirdi. Gelişmiş ülkelerin birçok sektörü devletleştirmeye çalıştığını aktaran Kabaoğlu, Türkiye’de de enerji ve maden işletmelerinin özelleştirilmemesi gerektiğini kaydetti. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SALGININ NEDENİ KIYILMIŞ SOĞANLAR MI?
Baird analisti David Tarantino salgının tüketici duyarlılığı ve ABD’deki satışlar üzerinde büyük bir tehdit oluşturabileceği konusunda uyardı. Tarantino sorunun ne kadar sürede çözüleceği ve medyanın ilgisinin sonuçları belirleyeceğini belirtti. Colorado Tarım Bakanlığı salgının muhtemel nedeni olarak hamburgerlerde kullanılan kıyılmış soğanları gösterdi. Soğanların, Taylor Farms tarafından tedarik edildiği bildirildi.
ÜRÜNÜN SATIŞI DURDURULDU
McDonald’s, 23 Ekim’den itibaren bazı restoranlarında Quarter Pounder satışını durdurdu ve bu hafta ürünü menüye yeniden eklemeyi planlıyor. Wedbush analistleri, salgının etkilerinin sınırlı ve kısa süreli olmasını beklerken, diğer analistler ise McDonald’s’ın önceki E. coli vakalarından daha az etkileneceğini öngörüyor.
SATIŞLARIN YENİDEN CANLANMASI ZORLAŞABİLİR
Üçüncü çeyrek sonuçlarına göre, McDonald’s’ın küresel mağaza satışlarının yüzde 0,72 düşmesi ve hisse başına kazancın 3,20 dolar olması bekleniyor. Haziran ayında başlatılan 5 dolarlık yemek kampanyası, müşteri trafiğinde toparlanma sinyalleri vermişti. Ancak salgın nedeniyle olumsuz tanıtımın uzaması, satışların yeniden canlanmasını zorlaştırabilir.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAZAN – İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan’da 16’ncısı düzenlenen BRICS Liderler Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “ABD’nin bağımsız ülkeleri kontrol etmek için doları bir silah ve yaptırım aracı olarak kullanmasına izin verilmemeli. Bu konuda BRICS üyesi ülkeler ortak hareket edebilir” dedi.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Rusya Federasyonu’na bağlı Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan’da 16’ncısı düzenlenen BRICS Liderler Zirvesi’nde konuştu. BRICS’in bölgesel gelişmeler karşısında daha fazla rol alması gerektiğini belirten Pezeşkiyan, “İsrail ordusu Gazze’den tamamen geri çekilmeli ve Lübnan’ı da kapsayacak ateşkes ilan edilmelidir. Bölgeye insani yardımlar ulaştırılarak, Filistinli ve Lübnanlı mültecilerin yerleşim yerlerine dönmeleri sağlanmalıdır” ifadelerini kullandı.
BRICS’in önemine ve dünya siyasetinde alacağı role değinen Pezeşkiyan, ABD yönetiminin başını çektiği tek kutuplu dünya sistemine karşı bağımsız ülkelerin ortak hareket etmesi gerektiğini söyledi. Pezeşkiyan, “BRICS’e üye ülkelerin ekonomik ve ticari iş birliğinin arttırılması konusunda daha hızlı hareket etmeleri gerekiyor. ABD’nin bağımsız ülkeleri kontrol etmek için doları bir silah ve yaptırım aracı olarak kullanmasına izin verilmemeli. Bu konuda BRICS üyesi ülkeler ortak hareket edebilir” şeklinde konuştu.
“Doların egemenliği sona ermeli”
Uluslararası ticarette dolar egemenliğinin sona erdirilmesi gerektiğini kaydeden Pezeşkiyan, BRICS’in doların gücünü zayıflatacak ve ulusal para birimlerini devreye koyacak bir kuruluş olarak ön plana çıkabileceğini söyledi. Pezeşkiyan, “BRICS üyesi ülkelerin enerji, gıda ve diğer malların en büyük üreticileri ve tüketicileri olmaları, ayrıca önemli ulaşım ve transit hatlarına sahip olmaları, ulusal para birimlerinin kullanımını kolaylaştırmaktadır” dedi.
BRICS bünyesinde kurulan Yeni Kalkınma Bankası’nın güçlendirilmesi gerektiğini belirten Pezeşkiyan, “Gelişmiş kuzey ülkeleri, elde ettikleri teknolojik gelişmeleri güney ülkeleri ile paylaşmıyor. Bu nedenle tecrübe ve bilgi paylaşımı yapılarak ortak yatırımlarla yeni teknolojilere ulaşmak için adımlar atılmalıdır. Ayrıca yeni üyeler kabul edilerek, BRICS kapsamında sermaye artırımı sağlanmalı ve üye ülkelerin altyapı çalışmalarına destek verilmelidir” ifadelerini kullandı.
BRICS, 2006 yılında Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin tarafından kuruldu. 2011 yılında ise Güney Afrika birliğe katıldı. Bu yıl 1 Ocak’ta Mısır, İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Etiyopya gruba tam üye oldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, BRICS Zirvesi’ndeki temasları kapsamında, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, BRICS Zirvesi kapsamında Rusya Devlet Başkanı Putin ile bir araya geldi. Putin, zirvenin düzenlendiği Kazan EXPO’daki görüşmenin basına açık kısmında TUSAŞ’a yapılan terör saldırısını kınayarak, taziye dileklerini iletti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, BRICS Zirvesi Genişletilmiş Liderler Oturumu’na daveti ve ev sahipliği için Putin’e teşekkür etti, Astana’daki görüşmenin ardından Putin ile yeniden bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Putin’in, TUSAŞ’a yönelik terör saldırısında hayatını kaybedenler için taziye dileklerine teşekkür eden Erdoğan, “4 şehidimiz var, 14 yaralımız var. Bu menfur terör saldırısını lanetliyor, şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Dışişleri Bakanınız 3+3 Bölgesel İşbirliği Platformu vesilesiyle Cuma günü İstanbul’daydı. Artık siz değerli dostumu da en kısa zamanda Türkiye’de görelim istiyorum. Banka ödemelerindeki sıkıntıların çözülmesine yönelik çabalar sürüyor. Bu hususta bir mekanizma tesis edilmesi maksadıyla Hazine ve Maliye bakanlıklarımız, Merkez Bankalarımız temas halinde. Ticaret bakanlıklarımız arasında da bir kurumlar arası çalışma başlatıldı. Yaptırım kapsamında yer almayan, ticari açıdan risk arz etmeyen ürünlerden oluşan bir listeyi geçen hafta heyetinize ilettik. Liste üzerinde mutabık kalınmasının ardından ödemeler için nasıl bir platform geliştirileceğine odaklanılacak” diye konuştu.
Bugünkü toplantının çok önemli olduğunu belirten Putin, “Ticari ve ekonomik işbirliğimiz gelişmeye devam ediyor. Geçen sene ticaret hacmimiz 55 milyar dolardı. Bu yılın ilk 8 ayında yüzde 6,2 artış gösterdi. Türk iş dünyası da burada makine ve otomotiv sanayisine önemli yatırımlar yaptı. Geçen sene boru hatları üzerinde 20,5 milyar metreküp doğal gaz sevk edildi. Doğal gaz merkezi üzerinde çalışmalar devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>EN ÇOK HİLE LAHMACUNDA YAPILIYOR
Bir köfte firmasının köfte ve dönerinde domuz eti tespit edilmesi, skandalı daha da derinleştirdi. Listeye bakıldığında, en çok hilenin lahmacunda yapıldığı dikkat çekiyor. Peki, hilesiz bir lahmacunun fiyatı en az kaç lira olmalı? Ustalar, gerçek et kullanılarak yapılan bir lahmacunun en az 50-60 TL olması gerektiğini, bu fiyatın altında satılan lahmacunlardan kaçınılması gerektiğini belirtiyor.
Lahmacun, içine eklenen bol baharat, soya sosu ve tavuk taşlık gibi ürünler sayesinde müşterinin sahteciliği fark etmesinin en zor olduğu yiyeceklerden biri. Kıyma katılmadan, sanki et varmış gibi bir lezzet elde edilmesi bu yöntemlerle sağlanabiliyor. Bu durum, tüketicilerin gerçek et kullanılıp kullanılmadığını anlamasını oldukça zorlaştırıyor.
60 LİRAYA DA 250 LİRAYA DA BULMAK MÜMKÜN
Fiyatı düştükçe şüpheler artıyor. Piyasada 60 liraya da 250 liraya da lahmacun bulmak mümkün. Tarım ve Orman Bakanlığının açıkladığı tağşiş listesine göre sıklıkla kanatlı eti kullanıldığı tespit edildi. Gerçek lahmacunun fiyatı, kullanılan etin kalitesine, diğer malzemelere ve işletmenin genel maliyetlerine bağlı olarak değişir.
BU FİYATIN ALTINDAYSA SAKIN ALMAYIN
Uzmanlar, maliyetler göz önünde bulundurulduğunda gerçek et kullanılan bir lahmacunun 100 TL civarında olması gerektiğini ifade ediyorlar. Daha düşük fiyatlara satılan lahmacunlarda ise tağşiş riski olabileceği belirtiliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YILDIZ Holding, çalışanlarına yönelik eğitim ve gelişim programlarına bir yenisini ekledi. Holding çalışanları, yapay zekanın uçtan uca kullanımında yetkinliklerini artırmak üzere Yapay Zeka Akademisi’nden eğitim alacak.
Yıldız Holding‘İnsana Yatırım’ yaklaşımıyla çalışanları için hayata geçirdiği eğitim ve gelişim programlarına bir yenisini daha ekledi. Çalışanların yeni yetkinlikler kazanmaları ve yapay zekanın geleceğine hazırlanmaları amacıyla Yapay Zeka Akademisi (AI Academy) hayata geçirildi. Akademi, yapay zeka teknolojilerinin günlük yaşamdaki etkileri ve gelecek potansiyeli göz önünde bulundurularak özel olarak tasarlandı. Programa, yapay zekanın temellerini anlamak, gelişmiş uygulamalar hakkında bilgi sahibi olmak, sektör uygulamalarını öğrenerek kendini bu alanda geliştirmek isteyen Yıldız Holding çalışanları başvuru yaparak katılabiliyor.
Akademideki dersler, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan ‘Yerinde Ar-Ge Merkezi’ statüsü alan Yıldız Tech ekibi tarafından Yıldız Holding’in Çamlıca Kampüsü’nde verilecek. 4 Ekim’de başlayan Yapay Zeka Akademisi, Holding çalışanlarını işin geleceğine taşıyacak yetkinliklerin kazandırılması amacıyla bir süre önce hayata geçirilen Analitik Akademi’nin devamı niteliğini taşıyor.
‘SÜRDÜRÜLEBİLİR BAŞARININ EN ÖNEMLİ UNSURU ÇALIŞANLARIMIZ’
Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve CEO’su Mehmet Tütüncü, paradigma kırılımlarının yaşandığı iş dünyasında yapay zeka teknolojilerinin ağırlığının arttığını vurgulayarak, çalışanların yetkinliklerine yatırım yapmanın daha da önemli hale geldiğini belirtti. Yıldız Holding’de “İnsana Yatırım” yaklaşımıyla bugüne kadar Holding bünyesinde öncü birçok eğitim programı hayata geçirdiklerinin altını çizen Tütüncü, Yapay Zeka Akademisi ile ilgili şunları söyledi:
“Yıldız Holding’de ‘İşin Geleceği’ kapsamında attığımız adımların tamamında insan kaynağımızı ve şirketlerimizi geleceğe hazırlamak bulunuyor. Biliyoruz ki, sürdürülebilir başarının en önemli unsuru çalışanlarımız. Bizler hedeflerimize ancak alanında uzman, yetkinliği yüksek ekiplerle ulaşabiliriz. Holding bünyesinde bugüne kadar, çalışanlarımızın yetkinliklerini artıran ve entelektüel birikimlerine katkı sağlayan birçok önemli eğitim programını hayata geçirdik. Şimdi de hayatın her alanında giderek daha fazla yer almaya başlayan yapay zeka teknolojilerine uyumun, çalışanlarımızın ana yetkinlikleri arasında yer almasını istedik ve Yapay Zeka Akademisi’ni hayata geçirdik. Yıldız Tech ile Yıldız Holding İnsan ve İş Destek Başkanlığımızın iş birliğinde “birbirimizden öğrenme” yaklaşımıyla tasarlanan bu program ile Holding çalışanlarımızın bu alanda yetkinliklerini geliştirmeleri, iş süreçlerinin iyileştirilmesi ve verimliliğin artırılmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz. Bu eğitimlerle dijitalleşen iş dünyasında Yıldız Holding çalışanlarını bir adım öne taşıyor, geleceğe hazırlıyoruz.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yıldız Holding‘den yapılan açıklamaya göre AI Academy, yapay zeka teknolojilerinin günlük yaşamdaki etkileri ve gelecek potansiyeli göz önünde bulundurularak özel olarak tasarlandı. Programa, yapay zekanın temellerini anlamak, gelişmiş uygulamalar hakkında bilgi sahibi olmak, sektör uygulamalarını öğrenerek kendini bu alanda geliştirmek isteyen Holding çalışanları başvuru yaparak katılabiliyor.
Akademideki dersler, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan “Yerinde AR-GE Merkezi” statüsü alan Yıldız Tech ekibi tarafından Yıldız Holding‘in Çamlıca Kampüsü’nde verilecek. 4 Ekim’de başlayan Yapay Zeka Akademisi, Holding çalışanlarını işin geleceğine taşıyacak yetkinliklerin kazandırılması amacıyla bir süre önce hayata geçirilen Analitik Akademi’nin devamı niteliğini taşıyor.
“Dijital dönüşümle çalışanlarımızı geleceğe hazırlıyoruz”
Açıklamada görüşlerine yer verilen Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Üst Yöneticisi (CEO) Mehmet Tütüncü, paradigma kırılımlarının yaşandığı iş dünyasında yapay zeka teknolojilerinin ağırlığının arttığını vurgulayarak, çalışanların yetkinliklerine yatırım yapmanın daha da önemli hale geldiğini belirtti.
Tütüncü, “‘İnsana Yatırım’ yaklaşımıyla bugüne kadar Holding bünyesinde öncü birçok eğitim programı hayata geçirdik. Yıldız Holding’de ‘İşin Geleceği’ kapsamında attığımız adımların tamamında insan kaynağımızı ve şirketlerimizi geleceğe hazırlamak bulunuyor. Biliyoruz ki, sürdürülebilir başarının en önemli unsuru çalışanlarımız.” ifadelerini kullandı.
Hedeflerine ancak alanında uzman, yetkinliği yüksek ekiplerle ulaşabileceklerine işaret eden Tütüncü, Holding bünyesinde bugüne kadar, çalışanlarının yetkinliklerini artıran ve entelektüel birikimlerine katkı sağlayan birçok önemli eğitim programını hayata geçirdiklerine değindi.
Tütüncü, “Yıldız Tech ile Yıldız Holding İnsan ve İş Destek Başkanlığımızın iş birliğinde ‘birbirimizden öğrenme’ yaklaşımıyla tasarlanan bu program ile Holding çalışanlarımızın bu alanda yetkinliklerini geliştirmeleri, iş süreçlerinin iyileştirilmesi ve verimliliğin artırılmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz. Bu eğitimlerle dijitalleşen iş dünyasında Yıldız Holding çalışanlarını bir adım öne taşıyor, geleceğe hazırlıyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Hatay ziyaretleri kapsamında, Arsuz ilçesinde bulunan Füsun Sayek Sağlık ve Eğitim Derneği bünyesindeki dokuma atölyesini ziyaret etti.
Partisinin MYK toplantısı öncesinde, burada kadın dokumacılarla bir araya gelen Özel, dokumacılarla sohbet etti. Kadın dokumacılar Özel’e ve eşi Didem Özel’e kendi dokudukları atkılardan hediye etti. Dokuma tezgahının nasıl çalıştığını dinleyen Özel, tezgahın başına oturarak atkı dokudu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

TAKI TÖRENİ 5 SAAT SÜRDÜ
Takı töreninin 5 saat sürdüğü düğünde, damada 10 milyon TL, geline ise yaklaşık 4 kilo altın takıldı. Takılan parayı yaklaşık 25 kişi sayarken, gelin Hasret Bilici’nin üzerindeki takıları taşımakta zorlandığı görüldü. Davetliler, gelin ve damatla birlikte halay çekti, söylenen Kürtçe şarkılar eşliğinde saatlerce oynadı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>10 DEPREMZEDEDEN, 7’Sİ HALA ÇADIRLARDA KALIYOR’
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Kepez Santral Mahallesi Kentsel Dönüşüm Projesi’nin anahtar teslim törenine katıldı. Bin 68 dairenin anahtarlarının hak sahiplerine teslim edildiği törende konuşan Özel, kentsel dönüşüm projesinin kendi dönemlerinde bu seviyeye getirildiğini söyledi. Son evin anahtarını alan kişinin evinde çay içeceklerini söyleyen Özel, “İktidar depremde yıkılan şehirlerimizde sözler verdi. Aynı bu mahalleye 2017’de verdikleri söz gibi. Dediler ki ‘650 bin konutu yapıp, herkese 1 ev vereceğiz’ dediler. Depremin üzerinden neredeyse 2 yıl geçti. Konutların sadece yüzde 30’unu yaptılar. Görünen o ki daha yıllarca depremzedeler çadırlarda, konteynerlerde kalmaya devam edecekler. Devlet sözü verdiler, 1 yılda anahtar teslim dediler. 10 depremzeden, 7’si hala çadırlarda kalıyor. 2 gün Hatay’da olacağım, MYK’yı orada toplayacağım. Size nasıl sahip çıktıysak, depremzedelere de biz sahip çıkıyoruz” dedi.
SİNAN ATEŞ DAVASINDAKİ KARARLARI ELEŞTİRDİ
Sinan Ateş cinayetiyle ilgili dün Ankara’da görülen davayla ilgili konuşan Özel, “Sinan Ateş ile siyaseten zıttık. Geçmişte bizi çok ağır eleştirmiş. O gencecik akademisyenin naaşı Ankara’nın orta yerinde kaldı. Ne bir başsağlığı dilediler, ne cenazesine gittiler. Elbette ülkücüler, gerçek dostları, MHP’de yüreği buna dayanmayanlar cenazeye de mahkemeye de koştular. Dün karar açıklanmadan bir gün önce 4 gazeteci ve Sinan Ateş’in ailesi açıkça tehdit edildi, hedef gösterildi. Dün ablasına arkadan haince saldırdılar, yakalandılar, bugün içeri tıkıldılar. Mahkeme, tetikçiye, azmettirene, taşıyana, keşif yapana cezaları verdiler ama bunların hepsi uyuşturucu çetesiydiler, kiralanmıştılar. Esas hedef gösterenleri, talimat verenleri, finanse edenleri, bu işe polisi karıştıranları, gerçek katilleri görmezden geldiler” diye konuştu.
‘O DAVA UYUŞTURUCU ÇETELERİYLE SİYASET BAĞLANTISININ DÜĞÜM NOKTASIDIR’
CHP iktidarında yeniden yargılama yapılacağını belirten Özel, “Bir dava daha yürüyor. Bu davadaki torbacılara müebbet verince sanki kamu vicdanı tatmin olmuş diyecekler. Gizli yürütülen soruşturmadan sır vermiyorlar. Sanki orada takipsizlik verecekler. O dava uyuşturucu çeteleriyle siyaset bağlantısının düğüm noktasıdır. O davayla ilgili takipsizlik verilmemesi, siyasi bağlantılarına ulaşılması gerekmektedir. Bugün olursa bugün olmazsa CHP iktidara geldiğinde Sinan Ateş davası da bu kamuoyunun vicdanın yara olarak kalan davalar da yeniden görülecek, suçlular hesap verecek” dedi.
ENFLASYON ELEŞTİRİSİ
Enflasyonun artmaya devam ettiğini belirten Özel, “Aylık yüzde 3 açıklanan enflasyon rakamı dünyadaki 83 ülkenin 1 yıllık enflasyonunun üzerinde. TÜİK, Tayyip’i üzmeyen istatistik kurumunun baş harfleri. Emekçiyi, memuru, bizleri üzüyor. Gerçek enflasyon yüzde 88. Bunların enflasyonu tek haneye indiremeyecekleri belli. Mehmet Şimşek geldi enflasyonu düşürmeyi vaat ediyor. O göreve geldiğinde enflasyon yüzde 38’di. Algılara kimse kanmasın. Asgari ücret 9 ayda 5 bin 600 lira, emekli maaşı 4 bin 500 lira eridi. ‘Ekonomi programımız işliyor’ diyenlere bıçağın kemikte olduğunu göstermek lazım” diye konuştu.
‘ANAYASAYI KONUŞMAYA DEĞİL, KURTULUŞU KONUŞMAYA İHTİYACIMIZ VAR’
Anayasa görüşmeleri hakkında konuşan Özel, “Erdoğan ve Bahçeli bugün 42 dakika konuştular. Ne konuştular bilmiyoruz. Deniyor ki anayasa yapalım diyecekler. Anayasa yapılacak her doğan için yapılır, Erdoğan için yapılmaz. Önce mevcut anayasaya uyularak yapılır. Hatay’ın seçtiği vekil hapiste, masumlar hapiste, AİHM kararları uygulanmıyor, anayasal haklar hiçe sayılıyorken onlarla oturup anayasayı konuşmaya değil, kurtuluşu konuşmaya ihtiyacımız var. Maaşları düzeltmeye, yaşam koşullarını düzeltmeye, bu ülkeyi zengin, güçlü bir ülke olmaya ant içtik. Ülkede kimseyi zenginlere ezdirmeyiz” dedi.
TELEFERİK DAVASINDA TUTUKLANAN KOCAGÖZ’Ü ZİYARET ETTİ
Konuşmaların ardından Özel, Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ile birlikte 11 hak sahibine anahtarlarını teslim etti. Özel, teleferik davasında tutuklanan ve ardından tahliye edilen Mesut Kocagöz’ün belediye başkanlığı yaptığı Kepez Belediyesi’ne de ziyarette bulundu. Daha önce Kocagöz ve ailesine ziyaret için söz verdiğini söyleyen Özel, konuşmasında Mesut Kocagöz’ün cezalandırılmak için hiçbir sorumluluğu olmamasına rağmen tutuklandığını belirtti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özel, Çankaya Belediyesi Zübeyde Hanım Tesisleri’nde düzenlenen Birinci Basamak ve Koruyucu Sağlık Hizmetleri Çalıştayı’na katıldı.
Hükümetin sağlık politikalarını eleştiren Özel, randevu sürelerinin uzadığı, randevuların alınamadığı, hastaların telefon başında sinir krizleri geçirdiği bir sürecin içinden geçildiğini söyledi.
Döviz kurunun biraz oynamasıyla bile Türkiye’de en basit ilaçların eksikliğinin yaşandığını ifade eden Özel, diş sağlığı konusundaki hizmetlerin ise çok parası olanlar ya da iyi poliçe alanlar dışında kimseye sunulmadığı bir noktaya gelindiğini savundu.
Hemşireler ile veteriner hekimlerin yaşadığı sorunları da değinen Özel, “Bu salon haklı çıkanların salonu. Biz, 22 yıldır bu salonu duyan, dinleyen, bu salonun içinden gelmişler olarak bütün politikaları buna göre öneren, eleştiren siyasi parti olarak bundan sonra doğruların nasıl yapılacağını da biliyoruz. Ne yapılacaksa bu salonla birlikte yapılacak.” diye konuştu.
“Koruyucu sağlık hizmetleri için kişi başına ayrılan tutar 1243 lira”
Türkiye’nin uzun zamandır ağır bir ekonomik krizin içinde olduğunu dile getiren Özel, ekonomik krizin özellikle eğitim ve sağlık hizmetlerine yansıyan bir sosyal krize dönüştüğünü belirtti.
Özel, temel önceliklerinin koruyucu sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi, herkesin yeterli, eşit ve nitelikli sağlık hizmetine erişimini temin edebilmek olduğunu vurguladı.
2024 için hazırlanan bütçede koruyucu sağlık hizmetleri için kişi başına ayrılan tutarın 1243 lira olduğunu bildiren Özel, şöyle konuştu:
“Bu devlet her birimizin sağlığını korumak için sadece 1243 lira ayırmıştır ve bu meseleye asıl nereden bakıldığını göstermek için en önemli göstergedir. Sağlık Bakanlığının 2024 bütçesinin başlangıç ödeneğinin yüzde 27,6’sı, kabaca 4’de 1’i koruyucu sağlık hizmetlerine, 4’te 3’ü tedavi edici sağlık hizmetlerine ayrılmış durumdadır. Oysa koruyucu sağlık hizmetlerinin bütçe içindeki oranının artması gerekliliği bu salonun çok uzun yıllardır ifade ettiği ve tüm sorunların kaynağını oluşturan sebebin kendisidir.”
Vatandaşların yaşadığı yere en yakın noktada düzenli sağlık kontrolü ve erken tanı testleri yaptırabilmelerinin temin edilmesi gerektiğini dile getiren Özel, ücretsiz periyodik aşılamaların gerçekleşme oranının derhal artırılmasının ve bununla ilgili acil durum planının ilan edilmesinin önemine işaret etti.
“Hizmet etme görevi devletin, onuruyla yaşama hakkı da bu milletin”
Özel, 2023’te kızamık ve verem gibi pek çok aşının zamanında tedarikinin yapılmadığı için aşılama hizmetlerinde büyük aksaklıkların yaşandığını ifade ederek, şunları kaydetti:
“Temmuz 2024’te Sağlık Bakanlığının aşı deposundan 5’li karma, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, Hepatit A, Hepatit B, su çiçeği, anti serumlarla ilgili dağıtımın yapılmadığını endişeyle takip ettik. Öte yandan, 2024 tedavi edici sağlık programı için ayrılan bütçenin yüzde 11’inden fazlası şehir hastanelerinin kira bedellerini karşılamak üzere ödendi, bu rakam 57,5 milyar liradır. ‘Milletin cebinden kuruş çıkmayacak’ denilen hastanelerin kullanım bedeli için bütçeden bu yıl dahil 2026 sonuna kadar 3 yılda toplam 186 milyar lira ödenecektir.”
Bugün hastanelerde endoskopi için 1 yıl sonrasına gün verilmesinin normalleştiğini söyleyen Özel, yaratılan sorunun tamamen yapısal bir mesele olduğunu belirtti.
CHP Genel Başkanı Özel, “Önümüzdeki Türkiye Cumhuriyeti’nin iktidarında, gerçek anlamda halkın iktidarı koyulduğunda sorunlar kökünden çözülecektir. Hastaneler milletin, hizmet etme görevi devletin, onuruyla yaşama hakkı da bu milletindir.” dedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İZMİR’de yaşayan Davut Dinçel (54), dezavantajlı yerlerde yaşayan ihtiyaç sahibi ailelere destek olmak için’ Kanatsız Melekler İyilik Grubu’ adıyla bir WhatsApp grubu kurdu. Üye sayısı 1023’e ulaşan grup aracılığıyla hayırseverler hem birçok aileye eşya yardımı götürüyor hem de iş arayanların istihdamına katkı sağlıyor.
Gaziemir ilçesinde oturan Davut Dinçel, 5 yıl önce Gaziemir Kızılay Şube Başkanı olarak görev yaparken WhatsApp üzerinden Kanatsız Melekler İyilik Grubu’nu kurdu. Hayırseverlerin ihtiyaç sahiplerine ulaşması amacıyla kurulan grup, yüzlerce aileye eşya ve maddi yardımlar götürülmesini sağlarken iş arayan çok sayıda insana da yeni bir kapı aralıyor. Kızılay faaliyetlerini organize etmek için gönüllüler ve bağışçıların katılımıyla bu grubu kurduğunu anlatan Davut Dinçel, 1 Nisan 2024 tarihinde kurumdaki görevini bıraktığını belirterek, “Bu grubun bozulmasını istemedik. Ortak kararla grubun faaliyetlerine devam etmeye başladık. 1023 kişiyiz. Vatandaşların bizden iş talepleri oluyor. Günlük 10-15 iş ilanı paylaşıyoruz. 1023 kişi içinden 500’ü kendi WhatsApp gruplarından bu ilanları paylaşıyor. Grupta yayınlanan bir ilan 50 bin kişi tarafından görülüyor. İşe giren arkadaşlarımızdan güzel geri dönüşler alıyoruz. İhtiyaç sahibi aileleri ziyaret edip ihtiyaçları grupta paylaşıyoruz. Bağışçı ile ihtiyaç sahibi ailenin direkt temasa geçmesini sağlıyoruz. Bağışçı, aileye direkt yardım ediyor. Ayni olarak aldığımız bağışları vatandaşlara teslim ediyoruz” dedi.
‘DUYARLI VATANDAŞLARDAN DESTEK BEKLİYORUZ’
Bazı ailelerin de tepeden tırnağa tüm ev eşyalarını bağışlarla temin ettiklerini anlatan Dinçel, Van’dan İzmir’e tedavi amacıyla gelen bir aileye de ulaştıklarını belirterek, “Van’dan gelen ailemize soba, buzdolabı ve kanepe getirdik. Oturdukları evin çatısı akıyor. Sağlık sorunları nedeniyle daha düzgün bir evde yaşamaları gerekir. Kiralarının düzenli ödenmesi gerekiyor. Kısıtlı imkanları var. Vatandaşlardan duyarlılık bekliyoruz. Yardım etmek isteyen herkes bize sosyal medyadan ulaşabilir” ifadelerini kullandı.
‘DÖRT FARKLI CİHAZ KULLANIYORUM’
Van’dan 4 yıl önce sağlık sorunları nedeniyle eşi Yıldız Toktaş (58) ile birlikte İzmir’e gelip Gaziemir’e yerleşen 5 çocuk babası Mehmet Toktaş (56), hayırseverlerin yardımıyla yaşamlarını sürdürdüklerini belirterek, “Bana 4 yıl önce akciğer kanseri teşhisi konuldu. Tedavi için İzmir’e geldim. Suat Seren Göğüs Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedaviye başladık. Belirli aralıklarla yatarak tedavi görüyorum. 35 gün hastanede yattım, yeni çıktım. Buhar cihazı, bipap cihazı, oksijen tüpü ile birlikte 4 farklı cihaz kullanmam gerekiyor. 3 bin lira engelli gelirim var. Cihazları devlet verdi. Evin kirası 3 bin lira. Komşular bize yardım ediyor. Elektrik faturasını ödeyebilmek için eşim gündelik işlerde çalışıyor” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Denizli’nin Beyağaç ilçesinde uzun yıllar üretilen, ilçenin adıyla anılan ince uzun, dışı beyaz içi kırmızı, lezzetli, karpuzlar 20 yıl aradan sonra iki yıl önce tekrar üretilmeye başlandı. Adına festivaller düzenlenen, ihraç edilen karpuzların tohumlarını ilçe halkından toplayan çiftçi Mehmet Özdemir, tarlasına 2022 yılında tohumu çoğaltmak için ‘Beyağaç Karpuzu’ ekti. Meşhur karpuzlardan elde ettiği tohumlardan fide yetiştiren Özdemir, ilçeye bağlı Hürriyet Mahallesinde bulanan 10 dönümlük tarlasına karpuz ekti. Ağırlıkları 20 kilograma yaklaşan büyük karpuzları üretmeyi başaran çiftçi Özdemir, karpuz fiyatı toptan 1 TL’ye gerileyince satmaktan vazgeçti.
Arayış içine girdi
Ürettiği karpuzlar para etmeyince tarlasındaki 30 tona yakın meşhur Beyağaç Karpuzunun heba olmaması için arayış içine giren çiftçi Mehmet Özdemir, karpuzdan pekmez üreterek ürününü değerlendirmek için hareke geçti. Sabah erken saatlerde aracının arkasına bağladığı römorka karpuz toplayan Özdemir, karpuzları tek tek yıkadıktan sonra kabuklarını soyup, karpuzları ezerek, karpuz suyu elde ediyor. Karpuz suyunu süzerek çekirdeklerinden ayıran Özdemir, odun ateşinde bakır kazanlarda karpuz suyunu yaklaşık sekiz saat kaynatarak karpuz pekmezi elde ediyor.
Fiyatı düştü, pazarı bitti
Büyük bir hevesle 10 dönümlük tarlasına meşhur karpuzdan diktiğini ancak ilk zamanlar dilimle çok yüksek fiyatlara satılan karpuzun son dönemde para etmediğine dikkat çeken Mehmet Özdemir, “Bir zamanlar çok meşhur olan ilçemizin uzun karpuzu artık üretilmiyordu. Ben ilçedeki yaşlılardan ata tohumlarını toplayarak iki yıl önce tohumu çoğaltmak adına tarlama karpuz ektim. Meşhur karpuzun tohumunu çoğalttıktan yılbaşında tohumları ekerek karpuz fidanları ürettim. 10 dönümlük tarlama bu karpuz fidanları diktirdim. Çapalattım. Suladım, aylarca emek verdim, masraf ettim. Gerçekten de istediğim gibi çok büyük karpuzlar üretmeyi başardım. Karpuz rekoltemiz çok güzel oldu. Ancak, hasada başladığımızda kilogramı toptan 7 TL olan karpuz fiyatı bir anda kilogramı toptan 1 TL’ye geriledi. Fiyat düşüp Pazar bitince bin bir emekle ürettiğim karpuzları tarlada çürümeye bırakmak istemedim. Arayış içine girdim” dedi.
20 kilogram karpuz suyundan bir kilogram pekmez
Tadı, rengi ve aromasıyla çok farklı olan Beyağaç meşhur karpuzundan pekmez üretmeye karar verdiğini anlatan Mehmet Özdemir, “İşçilere para verip daha çok zarar etmemek için her sabah arabamın arkasına bağladım römorka karpuz toplayıp geliyorum. Karpuzları tek tek yıkadıktan sonra kabuklarını soyuyorum. Karpuzları ezerek karpuz suyu elde ediyorum. Çekirdeklerinden ayrılmış karpuz suyunu bakır kazanlarda, odun ateşinde yaklaşık sekiz saat kaynattıktan sonra karpuz pekmezi elde ediyorum. Karpuzdan pekmez yapmak için daha öncede çalışmalar yapıldı ancak başarılı olunamadı. Ben pekmez yapmayı çok iyi bildiğim için karpuz pekmezini üretmeyi başardım. Yaklaşık 20 kilogram karpuz suyundan 1 kilograma yakın karpuz pekmezi elde ediyorum. Karpuz pekmezinin tadı aroması, üzüm pekmezine göre çok farklı ve bana göre daha güzel. Kışın insanların sağlıklarını koruması, daha çok enerjik olması için mutlaka tamamen organik, ürettiğim karpuz pekmezinin tadına bakmaya davet ediyorum” şeklinde konuştu. – DENİZLİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara’nın Çubuk ilçesinde Ankara armudu olarak bilinen kış armudunun hasadına başlandı. En büyük özelliğinin kış aylarında olgunlaşması olan armut, hasat edilmesinin ardından önce üretici depolarında bekletiliyor. Bu depolarda 2-3 ay bekleyerek olgunlaşan Ankara armudu, yumuşayıp tüketime hazır olduğunda ise manavlardaki yerleri alıyor. Tadının yoğun olmasıyla bilinen Ankara armudu, kış aylarında komposto ve tatlı gibi birçok alanda kullanılabiliyor.
Armut Hasadına ilişkin konuşan Kuruçay Köyü Derneği Başkanı Ali Tohumcu, köylerinde yapılan armut hasadına ilişkin bilgilendirmelerde bulundu. Tohumcu, “Ankara armudunun özellikle İç Anadolu bölgesinde yetişen ve İç Anadolu bölgesinde yoğunluğu Ankara’da olan özellikle Çubuk’ta yetişen armut çeşididir” diye konuştu.
“Bu armut aralık ayına kadar üreticinin depolarında saklanır”
Ankara Armudunun diğer armut türlerine göre çok daha dayanıklı olduğunu sözlerine ekleyen Tohumcu, “Mesela şu an hasat yapıyoruz. Ama bu sene 20 gün önceden hasat yapıyoruz. Biraz erken oldu. Normal şartlarda Ekim ayının ortalarına doğru hasadı başlardı. Bu armut aralık ayına kadar üreticinin depolarında saklanır. Oluşmaya başladıktan sonra tüketiciye sunulur. Armudumuz, sulu aroma değeri yüksek ve kaliteli bir armut çeşididir” açıklamasında bulundu.
“Armut toplandığı anda yenmiyor”
Armudun olgunlaşma süresine ilişkin de konuşan Tohumcu, “Armut toplandığı anda yenmiyor. Armut, özellikle biraz depolarda bekleyecek. Havalar soğuduğunda armut oluşacak ve tüketiciye, pazara sunulacak. Kış armudumuz şu anda dağlık arazideki bahçemizde olduğu gibi buralardan köydeki üreticinin deposuna inecek. Aralık ayına kadar bekleyecek. Aralık ayında sonra olgunlaşma başladıktan sonra armut oluştukça pazara ve tüketiciye sunulacak” şeklinde konuştu.
“Ankara armudunun şeker oranı düşüktür”
Ankara armudunun neden bu kadar ünlü olduğuna da dikkati çeken Tohumcu, “Tamamen iklimsel olarak değerlendirilir. Burada yüksek bir rakım var, Ilıman bir iklim var. Toprağın humuslu olması armudun oluşumuna katkı sağlıyor. Armut, insanların bağırsaklarının temizlenmesinde, kalp sağlığında da Ankara armudunun özellikleri var. Ankara armudunun şeker oranı düşüktür. O yüzden kaliteli bir armuttur” ifadelerini kullandı.
“Ankara armudunun coğrafi işaret belgesinin Çubuk’a kazandırılması gerek”
Tohumcu Çubuk’un şu anda 4 tane coğrafi işaretli ürünü olduğunu belirterek, “Bunlardan bir tanesi Çubuk Turşusu. Dünyaca ünlü. Dünyada 22 ülkeye pazarlanabilen bir marka Çubuk Turşusu. Ardından Çubuk Vişnesi var. Agat Taşı ve Homaça var. Bunlara ilaveten Ankara armudunun da coğrafi işaret belgesinin Çubuk’a kazandırılmasının gerektiğini düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.
“Armut üretiminde bu sene masraflar arttı”
Ankara Armudu üreticisi Orhan Çakır ise bahçesinde yaklaşık 300 armut ağacını bulunduğunu ve bu ağaçlardan 6-7 ton arası armut hasadı beklediğini söyleyerek, “Normalde daha fazla bekliyorduk. Ama iklimden dolayı yarı yarıya belki yarıdan fazla bir düşüş oldu. Kalitede olmadı fazla yağmur yağması sebebiyle fazla ilaç yaptık, masraflar arttı” açıklamasında bulundu.
“Armudun üretilmesine devam edilmesi gerekiyor, dışarı bağımlı olmak da iyi değil”
Ankara armudunun üreticideki fiyatlarına değinen Çakır, “Fiyatlar düştü. Şu anda ben bu armudu 25’e satmam lazım ki tatlı para kazanayım. Seneye devam edeyim. Ama öyle para şu an yok. Pazarlarda ortalama fiyat 15-20 arası konuşuluyor. Bizim işçiliğimiz kendimizden olduğundan iyi kötü karşılıyor. Dışardan olduğu zaman zor. İşçiliğimizi kendimiz karşılayarak devam ediyoruz. Gücümüzün yettiği yere kadar yapmaya devam edeceğiz. Başka işimiz yok zaten. Üretime devam edilmesi gerekiyor. Yoksa durum kötüye gidiyor. Üretmedikten sonra millet ne yiyecek? Hep dışarı bağımlı olmak da iyi değil” ifadelerine yer verdi.
“Eve gittiğiniz zaman hemen çürüyecek bir armut değil”
Kuruçay armudunun tadına herkesin bakması gerektiğini de vurgulayan Çakır, “Diğer şehirlerden gelen halde satılan armutlar gibi değildir bizim armudumuz. Görünüşü biraz ufak ama çok lezzetli, tatlı, sulu ve dayanıklı bir armuttur. Eve gittiğiniz zaman hemen çürüyecek bir armut değil. Evin ısı durumuna göre 1-2 ay hiçbir şey olmadan durur. Biz ayıklama yaptığımız zaman hafif bir çizik olsa dahi biz onu ıskartaya ayırıyoruz. Çizik olmasa bu armut 3 ay hiçbir şey olmadan bekler” dedi. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bunge Gıda Türkiye ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) arasında gerçekleştirilen iş birliği çerçevesinde kurulan KomiliZeytin ve Zeytinyağı Enstitüsü’nün Sonbahar dönemi eğitimlerinin ikinci etabı tamamlandı. Geçen yıl eğitimlerine başlayan Komili Zeytin ve Zeytinyağı Enstitüsü’nde 2023 yılı boyunca 127 kadın zeytin çiftçisi eğitim alarak zeytin yetiştiriciliği sertifikasına sahip olurken proje kapsamında beş yılın sonunda en az 600 kadın çiftçiye eğitim verilmesi hedefleniyor. Proje Koordinatörü Bülent Önder, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın ekonomik desteğiyle yürütülen Kadın Zeytincilerin Sürdürülebilir Tarıma dahil edilebilmesi projesinin bir etabının daha başarılı bir şekilde sona ermesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. 2023 yılında başladıkları eğitim serüveni yolculuğunda bugüne kadar 7 eğitim verdiklerini aktaran Önder, “Geçen yıl 127 kadın zeytin üreticimize yönelik bu eğitimleri verdik. Bu yıl Edremit Körfezi bölgesinde 150 kadın üreticimize eğitim verebilmek için yola çıktık. Bundan sonra da Ayvalık Ticaret Odası’nda bir eğitim daha yapacağız. Devamında da Burhaniye ve Edremit’te de eğitimlerimizi sürdüreceğiz” dedi.
Bülent Önder, verdikleri eğitimlerde öncelikle dünya ve Türkiye’de zeytincilik ile başlayıp; zeytincilik ve zeytinyağındaki genel durumun yanı sıra zeytin filizinin seçiminden, ekimine, aşılanmasına, budanmasına, bakımına, hasadına, hasatta dikkat edilmesi gerekenlere, ambalajlamaya, gıda regülasyonuna, devamında ise işin ticarileşme boyutuna, markalaşmasına, nihayetinde de zeytinyağı ve turizm ilişkisiyle de eğitimlerimizi tamamlıyoruz. 2023 yılında eğitim verdikleri 127 kadın zeytinci üzerinde olan etkilerini ölçmek için bu yıl içerisinde ‘etki enerjisi’ çalışması yapacağız. Bu eğitimlerde o kadın zeytincilerimizin hayatlarına nasıl dokunduğumuzu ve neleri değiştirebildiğini ölçerek, bunların sonucunu bir rapor halinde yayınlayacağız” diye konuştu.
Bünge -Komili Zeytinyağları Operasyon Şefi Mehmet Cavlı ise Türkiye geneline bakıldığında zeytin üreticilerinin bilimsel olarak bazı eksikliklerinin olduğunu ve bu tür bir eğitime ihtiyaçları olduğunu tespit ettikten hemen sonra Kadın Zeytin Çiftçilere yönelik söz konusu eğitimlere başladıklarını anlattı. Zeytin ağaçlarının verimini ve daha kaliteli zeytinyağı üretimini arttırabilmek adına Kadın Çiftçilere yönelik verdikleri eğitimlerin oldukça başarılı olduğunu belirten Cavlı, “Eğitimlerin ardından bu eğitimlere katılan kadın çiftçilerimiz kendi aralarında oluşturdukları sosyal medya gruplarında bilgi birikimlerini paylaşıyorlar. Zeytin hasadı yaptıklarında; hasat konusunda yaptıkları çalışmaları bu gruplarda bulunan diğer arkadaşlarıyla paylaşarak, aslında kendi aralarında bambaşka bir eğitim sürecine daha girmiş oluyorlar. Hatta bazı sosyal medya guruplarındaki kadın çiftçilerimiz kooperatifleşmeye kadar gidebiliyorlar. Bizler, bu gelişmeleri izledikçe, sektörel anlamda gerçekten çok önemli bir meşale yaktığımızı gözlemleyebiliyoruz. Bu durumda bizleri sonsuz mutlu kılıyor” dedi.
Kadın çiftçiler için verilen sonbahar eğitimlerinin ikinci etabının sertifika töreninde; Bülent Önder ve Mehmet Cavlı’nın yanı sıra Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, ATO Yönetim Kurulu Mehmet Çokkorkmaz ve proje eğitmenleri yer aldı.
Öte yandan, Komili Zeytin ve Zeytinyağı Enstitü’nün düzenlediği ‘Kadın zeytinciler için zeytin yetiştiriciliği, zeytinyağı üretimi ve girişimcilik’ eğitim programına katılan kadın zeytin çiftçilerinin eğitimini desteklemesi için ‘Zeytincinin Başucu Rehberi’ kitabı hazırlandığı da gelen bilgiler arasında. – BALIKESİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HAİKOU, 28 Eylül (Xinhua) — 2024 Dünya Yeni Enerjili Araç Kongresi Cuma günü Çin’in güneyindeki Hainan eyaletinin merkezi Haikou’da başladı.
“Düşük Karbonlu Evrim ve Küresel İşbirliği” temalı üç günlük etkinlik, yeni enerjili araçların sürdürülebilir ve sağlıklı gelişimini teşvik etmeyi ve karbon nötrlüğü hedefine ortaklaşa ulaşmak için küresel işbirliğini güçlendirmeyi amaçlıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ENERJİ ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın kuruluşu olan Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK) tarafından kurulan ve Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde görev üstlenen Nükleer Teknik Destek Anonim Şirketi (NÜTED), Macaristan’da bulunan PAKS-II Nükleer Santral Projesi’nde imalat denetim hizmeti verecek.
NÜTED, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın ilişkili kuruluşu olan NDK tarafından 2020 yılında kuruldu. Türkiye’nin nükleer alandaki ilk teknik destek şirketi olan NÜTED, nükleer alanda ihtiyaç duyulan her türlü teknik destek, analiz, danışmanlık, denetim, eğitim ve sertifikalandırma hizmeti yürütüyor. NÜTED, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde de görev üstlenerek saha, inşaat, imalat ve işletmeye alma süreçlerinde denetim, gözetim, değerlendirme, eğitim ve mühendislik hizmetleri olmak üzere birçok alanda çalışmalar yapıyor.
Akkuyu’dan elde edilen kazanımları uluslararası geçerliliği olan sertifikalar ile güçlendiren NÜTED, Macaristan’da kurulumu devam eden PAKS-II Nükleer Santral Projesi ile sözleşme imzaladı. Sözleşme kapsamında NÜTED, santrale imalat denetim hizmeti verecek. Macaristan’daki santral ile daha yüksek kapsamlı farklı hizmetlere yönelik görüşmelerin de devam ettiği belirtildi. Sözleşme ile Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde Türk mühendislerin elde ettiği yetkinlik, ilk kez ihracata konu olmuş oldu. Türkiye’nin nükleer alandaki ilk hizmet ihracı olan sözleşmenin, Türk mühendislerinin nükleer alanda sahip olduğu yetkinliği de gösterdiğine işaret edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHONGQİNG, 28 Eylül (Xinhua) — Çin’in güneybatısındaki Chongqing Belediyesi’nde Cuma günü Fortune 500 ve çok uluslu şirketlerin iş dünyası liderleri, yerel hükümet yetkilileriyle bir araya gelerek dışa açılma ve kalkınma stratejilerini görüştü.
Chongqing Belediye Başkanı’na bağlı Uluslararası Ekonomik Danışma Konseyi’nin 18. Yıllık Toplantısı’na katılan 17 iş insanı, akıllı üretim yeteneklerinin geliştirilmesi, yeşil endüstriyel gelişimin araştırılması, pazar erişiminin genişletilmesi ve önde gelen teknolojilerin etkileşiminin teşvik edilmesi gibi kilit öneme sahip konuları ele alarak görüşlerini paylaştı.
Konsey, bu yıl iki yeni danışman üye eklediğini duyurdu. 2006 yılında kurulan konsey, ticaret, enerji tedariki, finans, sigorta ve bilgi teknolojileri gibi sektörlerde faaliyet gösteren 38 uluslararası şirketi bünyesine katarak büyümeye devam ediyor.
Ford Motor Company Başkan Yardımcısı Wu Shengbo, toplantıda yaptığı açıklamada, “Chongqing, bu kanal aracılığıyla küresel sesleri dinliyor. Biz de kentin sosyal, ekonomik ve endüstriyel gelişimine fikir ve önerilerimizle katkıda bulunuyoruz” dedi.
Wu, belediye yönetiminin, konseyin önerilerini sosyal canlılığı artıran politika ve tedbirlere dönüştürdüğünü ve bu yaklaşımın şirketlerin Chongqing’deki gelişimlerine olan güven ve bağlılığını güçlendirdiğini söyledi.
Danışma konseyi, geçtiğimiz 18 yıl boyunca yerel hükümete 1.000’den fazla tavsiye sunarak yabancı yatırımcıların yerel pazarda karşılaştıkları sorunların ele alınmasına yardımcı oldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Firma yetkilisi Erdal Gamsız, Avrupa Serbest Bölgesi’nde (ASB) düzenlenen açılışta yaptığı konuşmada, ilk üç yılda 50 milyon avroluk üretim hedeflediklerini söyledi.
Gamsız, Türkiye’ye hem ileri teknoloji hem de yatırım getirdiklerini ve Tayvanlı ortaklarıyla tesisi kurduklarını ifade ederek, “CNC takım tezgahları dediğimiz, aslında bizim eskiden beri bildiğimiz torna ve fireze makinelerinin yeni ve teknolojik halleri. Bu makineler, tamamen insan eli değmeden bilgisayar kontrollü olarak çalışma sistemine sahip. Bu sistemde bu makineler, bilgisayarda ne programladıysanız ne üretmek ya da ne yapmak istediyseniz onu yapıyor. Bu bir otomobil parçası da olabilir, bir kalıp da olabilir ya da savunma sanayindeki bir silahın parçası da olabilir.” diye konuştu.
İnşaattan savunma sanayine kadar her yerde bu makinelerin işlevsel olarak aktif rol oynadığını aktaran Gamsız, makinelerin uzay ve havacılık sektörlerinde de kullanıldığını dile getirdi.
Yeni fabrikanın önemli bir üretim noktası olacağını belirten Gamsız, şöyle devam etti:
“Elektrikten, zamandan ve insan gücünden de tasarruf edilebildikleri için tamamen çevreye yararlı, duyarlı ve tam anlamıyla çevre dostu makineler. Bu makineler, içinde bulunduğumuz inşaat da dahil, uzay, havacılık, savunma sanayi de olmak üzere sanayinin içinde olduğu her yerde kullanılan ana üretim makineleridir. Türkiye’de bu teknoloji maalesef yoktu. Biz, yıllardır beraber çalıştığımız Tayvanlı firmayı bir şekilde ikna ederek buraya yatırım yapmalarını sağladık. Yani hem teknoloji hem de yatırım getirdik. Doğrudan yatırım ülkemiz için önemli ve değerli. Hem teknoloji hem de döviz gelmiş oldu buraya.”
Ciddi bir üretim ve ciro hedeflediklerini aktaran Gamsız, şunları kaydetti:
“Burada başlangıç olarak ilk yıl 220 makineyle başlıyoruz. İkinci yıl 400 makineye çıkacağız, üçüncü yıl ise 600-650 makine üretimine çıkacağız. Burada teknoloji kullanılıyor. Burada bizim başarımız az adamla çok iş, çok ciro yapmak. Biz burada, 50-60 kişiyle 60 milyon dolar ciro yapacağız. Serbest bölgeye gelmemizin ana sebebi de yurt dışına üretim yapmak. Ana firma olan Tayvanlı firmanın zaten dünyanın 54 ülkesinde müşterisi var, otomatik olarak bu ülkelerdeki firmalar bizim fabrikamızın da müşterisi oluyor.”
Konuşmalarının ardından açılışı yapılan fabrika katılımcılar tarafından gezildi.
Programa, Kaymakam Kadir Duman, Belediye Başkanı Müge Yıldız Topak, Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin, Avrupa Serbest Bölge Müdürü Eyüp Daşkın, firma yetkilileri ve sektör temsilcileri katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ULAŞTIRMA ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yıl sonunda devreye alınması planlanan otomatik tren muayene istasyonları (OTMİ) ile trenlerin hareket halinde dahi otonom olarak muayene edilebileceğini açıkladı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye Cumhuriyet Devlet Demiryolları (TCDD) ile Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Kurumu Raylı Ulaşım Teknolojileri Enstitüsü (TÜBİTAK RUTE) tarafından geliştirilen OTMİ hakkında yazılı açıklama yaptı. Bakan Uraloğlu, yerli imkanlarla geliştirilen muayene istasyonları ile trenlerin tekerlerinde oluşması muhtemel çatlak, kırık, fren sistemi hataları ve olağan dışı ısınma gibi kusurların, önceden tespit edilebileceğini ifade etti. OTMİ’lerin demir yolu ağının çeşitli noktalarına yerleştirileceğini aktaran Uraloğlu, “Yerli ve milli imkanlarla geliştirilen OTMİ’ler trenler hareket halindeyken dahi otonom olarak demir yolu araçlarını muayene edilebilecek. Böylece araçlardaki kusurlar büyük kayıplara yol açmadan tespit edilecek” dedi.
‘KONFORLU TAŞIMACILIĞA İMKAN SAĞLAYACAK’
Kara yollarındaki akıllı ulaşım sistemleri dönüşümünü, demir yollarında da başlattıklarını vurgulayan Uraloğlu, “Demir yollarında dijitalleşme ve akıllı sistemler alanında imza attığımız en önemli projelerden biri olan OTMİ, uluslararası standartlara ve gelişen teknolojiye uygun, güvenli, hızlı ve konforlu yolcu ve yük taşımacılığına imkan sağlayacak” açıklamasında bulundu. Gelişen teknolojinin tüm imkanlarını kullanacak OTMİ sistemleri ile demir yollarında bakım ve onarımda dışa bağımlılığın önüne geçerek, işletme maliyetlerini düşüreceklerini belirten Bakan Uraloğlu, TCDD ve TÜBİTAK RUTE arasında OTMİ Geliştirme Projesi Protokolü’nün 2021 yılında imzalandığını aktardı. Bakan Uraloğlu, “Uygulama yeri olarak seçilen Köseköy İstasyonu’nda çalışmalarımıza devam ediyoruz. Proje kapsamında ilk olarak geliştirdiğimiz tren tanıma pantograf denetleme ve tekerlek apleti tespit sistemlerini, 2023 yılında devreye almıştık. Şimdi de bu yıl sonuna kadar fren sabo, fren balata, disk aşıntı ve aks rulman sıcaklık ölçüm sistemlerini devreye almaya planlıyoruz” dedi.
‘İZLEME MERKEZİNDEN TAKİP EDİLECEK’
Geliştirilen sistemlerin Avrupa Birliği araştırma ve inovasyon projeleri içerisinde öncelikli projelerden olduğunun altını çizen Bakan Uraloğlu, şunları kaydetti: “Yerli ve milli imkanlarla geliştirilen OTMİ, tamamen otonom olarak, demir yolu araçlarını mevcuttaki muayene istasyonlarından daha ileri seviyede muayene edilebilecek. Toplanan bilgiler, akıllı algoritmalarla makine öğrenmesi ve görüntü işleme teknikleri ile analiz edilerek anomali tespiti yapılabilecek. Bir araçtan toplanan bilgilerin zamana göre değişimi ve tarihçesi toplanarak bakım çalışmaları, olası bir arızadan önce yapılabilecek. Böylece araçlardaki kusurlar, büyük kayıplara yol açmadan tespit edilebilecek. OTMİ’ler ile hem tesis edildiği bölgelerden gelen veriler hem de tüm ülke ağındaki sistemlerden gelen veriler, Ankara’da kurulacak izleme merkezinden takip edilecek. Böylelikle olası raydan çıkmaların önüne geçilmesi sağlanacak.” Mini OTMİ tesisleri kurulumu yapılacağını, mevcut hatlara kurulacak istasyonlarda ise lokasyon özelliklerini dikkate alacaklarını kaydeden Uraloğlu, “Hat kapasitesi ve yoğunluğu, güzergah üzerinden taşınan yük cinsi, kent içi ve dışına ulaşım yapan hatlar gibi bazı sınıflandırmalar yaparak tren muayene istasyonları kurulumlarını yapacağız” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde Yatırım Danışma Konseyi 10. Toplantısı’nda konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık ürün sepetimizin yarıya yakını yüksek ve orta yüksek teknolojili ürünlerden oluşuyor. Son 21 yılda ortalama yüzde 5,4’lük büyüme kaydederek satın alma gücü paritesine göre 11’inci sıraya yükseldik” dedi.
Yatırım Danışma Konseyi, 8 yıl aradan sonra bugün İstanbul’da, Dolmabahçe’de bulunan Cumhurbaşkanlığı Çalışma Ofisi’nde toplandı. Küresel şirketlerin katıldığı toplantıda açılış konuşmasını yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Yatırım Danışma Konseyi’ni uluslararası iş dünyasının görüş ve önerilerini almak amacıyla 2004 yılında oluşturduk. Konseyde iletilen birçok teklif ve tavsiyeyi ülkemizin yatırım ortamını iyileştirirken daima göz önünde bulundurduk. Doğrudan yabancı yatırımlar kanunundan sermaye piyasaları düzenlemelerine, bankacılık ve finans sisteminin etkinleştirilmesinden yatırım teşviklerine, fikri mülkiyetten gümrük ve rekabet düzenlemelerine uzanan geniş bir yelpazede devrim niteliğinde adımlar attık. Tüm bunlar sayesinde ülkemiz bugün, uluslararası doğrudan yatırımların yöneldiği öncü destinasyonlardan biri haline geldi’ dedi.
‘BUGÜN 256 MİLYAR DOLARA ULAŞAN İHRACATIMIZA PAYIMIZI YÜZDE 1’İN ÜZERİNE ÇIKARDIK’
256 milyar dolar ihracata ulaşıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Yakın dönemde yaşanan birçok gelişme Türkiye’nin küresel ekonomideki rolünü daha da öne çıkarmıştır. Mesela bu yılbaşında Süveyş Kanalı’nda yaşanan kriz, dünya ticaretinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Türkiye, Süveyş kanalındaki tıkanma döneminde alternatif ulaşım rotaları sunarak, küresel ticarette ne kadar güvenilir bir partner olduğunu ispatlamıştır. Ülkemizin küresel tedarik zincirlerindeki konumu her geçen yıl daha da güçleniyor. 2002 yılında 36 milyar dolar ihracatla dünya ticaretinden binde 5 oranında pay alırken, bugün 256 milyar dolara ulaşan ihracatımıza payımızı yüzde 1’in üzerine çıkardık. Bakınız burada sadece bir hacim artışından bahsetmiyoruz. İhraç ettiğimiz ürünlerin teknoloji kompozisyonu da genişlettik. Artık ürün sepetimizin yarıya yakını yüksek ve orta yüksek teknolojili ürünlerden oluşuyor. Son 21 yılda, yılda ortalama yüzde 5,4’lük büyüme kaydederek satın alma gücü paritesine göre 11’inci sıraya yükseldik’ ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Nükleer Teknik Destek Anonim Şirketi (NÜTED), Akkuyu’nun birçok sürecinde edindiği tecrübeyi Macaristan’a taşıdı. Macaristan’da bulunan PAKS-II Nükleer Santral Projesi’nde imalat denetim hizmeti verecek olan NÜTED, Macar tarafıyla yeni sözleşmeler için de görüşmeleri sürdürüyor.
Akkuyu’dan elde edilen kazanımları uluslararası geçerliliği olan sertifikalar ile güçlendiren NÜTED, Macaristan’da kurulumu devam eden söz konusu projeyle imzaladığı sözleşme kapsamında santrale imalat denetim hizmeti verecek.
Macaristan’daki santral ile daha yüksek kapsamlı farklı hizmetlere yönelik görüşmeler de devam ediyor. Türkiye’nin nükleer alandaki ilk hizmet ihracı olan bu sözleşme, Türk mühendislerinin nükleer alanda sahip olduğu yetkinliği de gösteriyor.
NÜTED, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın ilişkili kuruluşu olan Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK) tarafından 2020 yılında kuruldu. Türkiye’nin nükleer alandaki ilk teknik destek şirketi olan NÜTED, nükleer alanda ihtiyaç duyulan her türlü teknik destek, analiz, danışmanlık, denetim, eğitim ve sertifikalandırma hizmetleri yürütüyor.
NÜTED, Akkuyu NGS’de de görev üstlenerek saha, inşaat, imalat ve işletmeye alma süreçlerinde denetim, gözetim, değerlendirme, eğitim ve mühendislik hizmetleri olmak üzere birçok alanda çalışmalar yapıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yerli ve Milli Tren Muayene sistemi geliyor
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu:
“Demiryolu ağına yerleştirilecek muayene istasyonları ile trenlerin yürüyen aksam, yük dengesi ile muhtemel arızaları önceden tespit edeceğiz”
“Yerli ve milli otomatik tren muayene istasyonlarını yıl sonunda devreye almayı planlıyoruz”
“Trenler hareket halindeyken dahi tamamen otonom olarak muayene edilebilecek”
ANKARA – Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, tamamen Türk mühendislerce geliştirilen Otomatik Tren Muayene İstasyonlarını yıl sonunda devreye almayı planladıklarını açıkladı. Bakan Uraloğlu, “Trenler hareket halindeyken dahi otonom olarak demiryolu araçlarını, mevcuttaki muayene istasyonlarından daha ileri seviyede muayene edilebileceğiz. Böylece araçlardaki kusurları büyük kayıplara yol açmadan tespit edeceğiz” dedi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye CumhuriyetiDevlet Demiryolları ve Tübitak Raylı Ulaşım Teknolojileri Enstitüsü tarafından geliştirilen OTMİ çalışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Bakan Uraloğlu, yerli ve milli imkanlarla geliştirilen muayene istasyonları ile trenlerin tekerlerinde oluşması muhtemel çatlak, kırık, fren sistemi hataları ve olağan dışı ısınmalar gibi kusurların bu sistem ile önceden tespit edilebileceğini ifade etti.
Arıza hareket halindeyken tespit edilecek
Demiryolu ağının çeşitli noktalarına yerleştirilecek OTMİ’ler ile trenlerin tekerlerinde oluşması muhtemel çatlak, kırık, fren sistemi hataları ile olağan dışı ısınmalar gibi kusurların önceden tespit edilebileceğini söyleyen Bakan Uraloğlu, “Yerli ve milli imkanlarla geliştirilen OTMİ’ler trenler hareket halindeyken dahi otonom olarak demiryolu araçlarını, mevcuttaki muayene istasyonlarından daha ileri seviyede muayene edilebilecek. Böylece araçlardaki kusurlar büyük kayıplara yol açmadan tespit edilecek” şeklinde konuştu.
Hedef daha güvenli yolculuk
Karayollarındaki akıllı ulaşım sistemleri dönüşümünü demiryollarında da başlattıklarını vurgulayan Uraloğlu, “Demiryollarında dijitalleşme ve akıllı sistemler alanında imza attığımız en önemli projelerden biri olan OTMİ, uluslararası standartlara ve gelişen teknolojiye uygun, güvenli, hızlı ve konforlu yolcu ve yük taşımacılığına imkan sağlayacak” diye konuştu
Akıllı yazılımlarla erken tespit
Daha önceleri doğrudan insan eliyle yapılan demiryolu araçları yürüyen aksam, yük dengesi ve muhtemel arıza kontrollerinin OTMİ sayesinde tamamen elektronik sensörler ve akıllı yazılımlar ile trenlerin hareket halindeyken dahi yapılabileceğini kaydeden Bakan Uraloğlu, demiryolu ağının çeşitli noktalarına yerleştirilecek muayene istasyonları ile trenlerin tekerinde oluşması muhtemel çatlak, kırık, aşınma, fren sistemi hataları ve olağandışı ısınmalar gibi kusurların önceden tespit edilebileceğini söyledi.
“Yıl sonuna kadar devreye alınacak”
Yerli ve milli imkanlarla üretilen ve gelişen teknolojinin tüm imkanlarını kullanacak OTMİ sistemleri ile demiryollarında bakım ve onarımda dışa bağımlılığın önüne geçerek işletme maliyetlerini düşüreceklerinin altını çizen Bakan Uraloğlu, TCDD ve TÜBİTAK RUTE arasında OTMİ Geliştirme Projesi protokolünün 2021 yılında imzalandığını hatırlattı. Bakan Uraloğlu, “Uygulama yeri olarak seçilen Köseköy İstasyonu’nda çalışmalarımıza devam ediyoruz. Proje kapsamında ilk olarak geliştirdiğimiz Tren Tanıma Pantograf Denetleme ve Tekerlek Apleti Tespit Sistemlerini 2023 yılında devreye almıştık. Şimdi de bu yıl sonuna kadar Fren Sabo, Fren Balata, Disk Asıntı ve Aks Rulman Sıcaklık Ölçüm Sistemlerini devreye almaya planlıyoruz” bilgilerini verdi.
“Sistem Ankara’dan kontrol edilecek”
Bakan Uraloğlu, geliştirilen sistemlerin Avrupa Birliği Araştırma ve İnovasyon projeleri içerisinde öncelikli projelerden olduğunun altını çizerek, “Yerli ve milli imkanlarla geliştirilen OTMİ tamamen otonom olarak demiryolu araçlarını mevcuttaki muayene istasyonlarından daha ileri seviyede muayene edilebilecek. Toplanan bilgiler, akıllı algoritmalarla makine öğrenmesi ve görüntü işleme teknikleri ile analiz edilerek anomali tespiti yapılabilecek. Bir araçtan toplanan bilgilerin zamana göre değişimi ve tarihçesi toplanarak bakım çalışmaları muhtemel bir arızadan önce yapılabilecek. Böylece araçlardaki kusurlar, büyük kayıplara yol açmadan tespit edilebilecek. OTMİ’ler ile hem tesis edildiği bölgelerden gelen veriler hem de tüm ülke ağındaki sistemlerden gelen verilerle birlikte Ankara’da kurulacak izleme merkezinden takip edilecek. Böylelikle muhtemel raydan çıkmaların önüne geçilmesi sağlanacak” ifadelerini kullandı.
“OTMİ Kurulumunda hattın kapasitesi esas alınacak”
Anlaşma kapsamında Mini OTMİ tesisleri kurulumu yapılacağını, mevcut hatlara kurulacak istasyonlarda ise lokasyon özelliklerini dikkate alacaklarını kaydeden Bakan Uraloğlu, “Hat kapasitesi ve yoğunluğu, güzergah üzerinden taşınan yük cinsi, kent içi ve dışına ulaşım yapan hatlar gibi bazı sınıflandırmalar yaparak tren muayene istasyonları kurulumlarını yapacağız” değerlendirmesini yaptı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, çeşitli toplantılara katılmak üzere Konya’ya geldi. AK Parti Konya İl Başkanlığı tarafından Ali Ulvi KurucuGençlik Merkezi’nde düzenlenen Türkiye Buluşmaları Konya Toplantısı’na katılan Bakan Yumaklı, burada yaptığı açıklamada, üretim planlamasının önemine değinerek, “Bu ülkeye gelen turistlerin veya diğer misafirlerin ihtiyaçlarını karşılayacak, fazlasını da ihraç etmeye devam edeceğiz. 2024 yılı ihracat rakamının 35 milyar dolara doğru gittiğini de buradan belirtmek istiyorum. Tarımsal üretim destekleri artık 3 yıllığına ve üretim sezonu açılmadan önce açıklanmış oldu bu da ilk olarak yapılanların bir tanesi. Desteklerin nakdi olarak verilmesi uygulamasını tekrar yürürlüğe soktuk. En önemlisi de çoğumuz gençlerimizin ve kadınların, kadın girişimcilerimizin mutlaka ama mutlaka üretimin içerisinde tarımsal üretimin içerisinde olmasını sağlamak adına birçok pozitif ayrımcılık yaptık. Bunu buradan net bir şekilde söyleyeyim ve bunu da yapmaya devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımızın ‘Türkiye Yüzyılının inşasında herkes yorulmak bilmeden gece gündüz çalışacak’ sözüne istinaden çalışarak enerjimizi harcıyoruz” şeklinde konuştu.
“Suyu merkeze alarak bir üretim planlaması çalışması yaptık”
Konya’daki sürdürülebilir tarım hakkında konuşan Bakan Yumaklı, “Konya’da tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin çok önemli olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum. Bu konumunu koruması için suyu merkeze alan bir üretim plan ve AR-GE çalışmaları şart. Bu nedenle Konya’da diğer bütün Türkiye’mizin illerinde olduğu gibi suyu merkeze alarak bir üretim planlaması çalışması yaptık. Bu çalışma elbette 2 yıldır çok ivme kazandı ya da onun öncesindeki çalışmaları da belki zaman zaman gündeme geldi ama bu konuda bundan önceki dönemlerde gayret sarf etmiş, bu konuya kafa yormuş, emek vermiş bütün bakanlığımıza, bütün bürokrat arkadaşlarımıza da buradan sizlerin huzurunda teşekkür etmek istiyorum. Çünkü ben eminim Konya başta olmak üzere diğer bütün illerimizdeki vekillerimizden, teşkilatlarımızdan, üreticimizden o ile ait, o ile dair fikir beyan eden, ileri gelenlerden herkesin eminim katkısı olmuştur. Dolayısıyla bu konudaki başarı Türkiye’nin başarısı olacaktır” diye konuştu.
“Konya’nın çok önemli üretim merkezi olduğunu biliyoruz”
Hayvansal üretim hakkında konuşan Bakan Yumaklı, “Hayvansal üretimle alakalı da yine Konya’nın çok önemli üretim merkezi olduğunu biliyoruz. Özellikle burada mevcut hayvancılık tesislerinin altyapılarının güçlendirilmesiyle ilgili bundan sonraki dönemde çalışmalarımız devam edecek. Atıl durumda olanların da aktif hale getirilmesi için özellikle Ziraat Bankası desteklerinin veya kredilerinin ekstradan ilave indirimlerle bunlara sevk edileceğini söylemek istiyorum” ifadelerini kullandı.
“Su konusu kendi içinde hakikaten yerini çok fazla artıran bir konuma gelmiş durumda”
Su konusun tüm dünya için çok önemli bir sorun olduğunu ifade eden Bakan Yumaklı, “Konya’ya havza dışından su getirme konusu en önemli başlıklardan bir tanesi. Su konusu kendi içinde hakikaten yerini çok fazla artıran bir konuma gelmiş durumda. Hep söyledik, tekrar söyleyelim bunu. Su konusu iklim değişikliği başta olmak üzere çok farklı etkenlerle sadece bizim ülkemizin değil Akdeniz başta olmak üzere ülkelerin tamamının bundan sonra yönetmek zorunda oldukları bir sorun. Yönetmekten kastım ne? Elbette bir iklim değişikliğiyle ilgili konulara direkt etki edemeyeceğiz. Ancak elimizde bir suyu kullanmakla alakalı eğer yapılması gerekenleri yapmazsak çok değil sadece 5-6 sene sonra bugünkü pozisyonumuzdan çok daha farklı ve istemeyeceğimiz sonuçları görebiliriz. Bir tarafta vahşi sulama bir tarafta damla sulama. Devlet damla sulama yatırımlarının yarısını bunu yapan üreticilerimize veriyor. Sulama kanallarını kapalı sulama sistemlerine çevirmek için bütçesinin büyük bir kısmını harcamaya devam ediyor. Belediyelerimizin kayıp kaçak oranlarının arttırılması konusunda Ulusal Su Kurulunda başta olmak üzere çok yoğun çalışmalar var. Sanayimizin kullandığı suyu yani gri su dediğimiz suyu arıtarak tekrar üretim proseslerinde bir daha bir daha mümkün olduğu kadar kullanılmasının da yine suyun yönetiminin en önemli unsurlarından bir tanesi olduğunu söylemek istiyorum” dedi.
Programa, Konya AK Parti milletvekilleri, AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı, ilçe belediye başkanları, partililer ve çeşitli illerden gelenler katıldı. – KONYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şirketten yapılan açıklamada yayımladığı mesaja yer verilen Aral, geçmişten bugüne elde ettikleri başarılarla güçlü büyüme hikayeleri paylaşmaktan büyük mutluluk duyduklarını belirtti.
Aral ailesinin 75 yıllık sanayicilik geçmişinin ardından SYS olarak 1998’de çıktıkları yolculukta savunma sanayisi alanında yüksek kaliteli çözümler sunan teknoloji odaklı bir grup olarak büyümeyi sürdürdüklerini kaydeden Aral, “SYS’nin ilk adımlarını atarken hedefimiz, Türk savunma sanayisinin en güvenilir ve yenilikçi oyuncularından biri olmaktı. Bugün, CANiK markasıyla dünya çapında tanınan bir silah ve teknoloji üreticisi haline geldik. 2005’te uluslararası pazara adım atmamız ve ürünlerimizin kalitesi yanında da dünyanın dört bir tarafında en büyük silah fuarlarında boy göstermemiz, büyümemizin önemli aşamalarını oluşturuyor.” ifadelerini kullandı.
CANiK’in dünya genelinde 70’ten fazla ülkeye ihracat yapması ve başta ABD olmak üzere birçok pazarda güçlü bir yer edinmesinin, markanın küreselleşmesini sağladığına vurgu yapan Aral, 2020’de kurdukları UNIROBOTICS’ın, 2022’de gruba katılan İngiliz AEI Systems ve son olarak da 2024’te üretime başlayan CANiK USA fabrikalarıyla da şirketin, küresel bir oyuncu haline geldiğini kaydetti.
SYS Grup, CANiK Türkiye, CANiK USA, CANiK Europe, AEI Systems, UNIROBOTICS, MECANIK ve CANiK Academy gibi alanlarında lider şirketleri tek bir çatı altında toplayarak savunma sanayisi ve güvenlik güçlerine geniş bir ürün ve çözüm yelpazesi sunduklarının bilgisini paylaşan Aral, 2024 itibarıyla SYS’nin Türkiye’deki tesislerinde yıllık 450 bin adet tabanca, 6 bin adet uçaksavar, İngiltere ve Türkiye’deki tesislerinde 250 adet orta kalibre top ve İstanbul’daki tesisinde de bu silahların atış kontrol sistemlerinin üretiminin gerçekleştirildiğini bildirdi.
Aral, “Silah üretim kapasitemiz, dünya standartların çok ötesindeki üretim teknolojilerimiz ve mühendislik gücümüzle, yerli ve milli ürünlerimizle Türk güvenlik güçlerine de hizmet ediyoruz. SYS, Türkiye ve İngiltere’nin yanı sıra Amerika’daki tesisinde de 2025’te ayrıca 100 bin adet tabanca üretimi gerçekleştiriyor olacak. Özellikle, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ihtiyaçlarını karşılamak adına yaptığımız çalışmalar ve yeni yatırımlarımızla milli güvenliğe olan katkılarımız artarak devam edecek.” değerlendirmesinde bulundu.
Aral, SYS’nin son 5 yıldır Türkiye’nin en büyük 10 savunma şirketi arasında yer almayı başardığını, gurubun savunma ve havacılık ihracatında da ilk 8’de yer edindiği bilgisini vererek, her geçen gün büyümeye ve Türkiye’ye değer katmaya devam ettiğinin altını çizdi.
26 yıl boyunca, Türk savunma sanayisi için kritik bir rol üstlendiklerini ve Türkiye’nin savunma gücünü artıran projelere imza attıklarına dikkati çeken Aral, mesajnda şu ifadelere yer verdi:
“Bu süreçte, yerli ve milli üretim anlayışını ilke edinerek, dışa bağımlılığı azaltma yönündeki stratejimizi kararlılıkla sürdürdük. Bundan sonraki hedefimiz, uluslararası pazarlardaki gücümüzü daha da artırmak ve dünya savunma sanayinde öncü bir rol oynamak. Gelecek hedeflerimizde teknoloji ve yeniliği en üst seviyeye çıkararak savunma sanayinde liderliğimizi pekiştirmeyi amaçlıyoruz. Dijitalleşme ve yapay zeka destekli üretim tekniklerine yatırımlarımızı sürdürmek, silah ve savunma teknolojilerinde geleceğin projelerine imza atmak ve dünya çapında daha fazla ülkeye erişim sağlamak vizyonumuzun temel taşlarını oluşturuyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kerevitaş’tan yapılan açıklamaya göre, Sustainable Brands Türkiye 2024 kapsamında panel düzenlendi.
Projenin gelecek dönem hedeflerinin aktarıldığı panele, Kerevitaş Üst Yöneticisi (CEO) Mert Altınkılınç’a, Tabit kurucusu Tülin Akın ve Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Tamer Atabarut eşlik etti.
Panelde, akademi-sanayi- sivil toplum işbirliği açısından etkili örnek teşkil eden projede yapılan çalışmalar aktarılırken tarım alanında akıllı çözümler sunan sosyal girişim Tabit ile sahadaki işbirliğine ilişkin detaylara da yer verildi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Altınkılınç, Kerevitaş olarak çevresel performansın yanı sıra fırsat eşitliği ve kapsayıcılık odağında kararlılıkla çalıştıklarını belirtti.
Sosyal sürdürülebilirlik alanında dönüştürücü etkilerini pekiştirecek projeler geliştirmenin en önemli hedefleri arasında yer aldığını vurgulayan Altınkılınç, 150 bin ton ürün hacmiyle Türkiye’nin en büyük tedarikçilerinden biri olduklarını kaydetti.
2022’de Tarım ve Orman Bakanlığı’nın desteğiyle başlattıkları projeyle, destekledikleri kadın çiftçi oranını 3 yılda yüzde 100 artırmayı hedeflediklerini hatırlatan Altınkılınç, bu hedeflerine bir yılda ulaştıklarını bildirdi.
Altınkılınç, “Projemiz kısa sürede globalde de 8 ödüle layık görüldü. Geçtiğimiz eylülde Birleşmiş Milletler’deki (BM) özel oturumda örnek proje olarak sunuldu. Doğru yolda olduğumuzu gösteren bu ödüller bizi daha da yüreklendirdi. Bu sebeple bu yıl projenin ikinci etabında deyim yerindeyse vites büyüttük ve daha fazla sayıda kadın çiftçiye ulaşma hedefiyle çalışmalarımızı hızlandırdık. Yeni dönemde, tohum seçiminden hasada kadar her aşamada yanında olduğumuz kadın çiftçilerimize proje paydaşımız Tabit ile yapay zeka, finansal ve ekolojik okuryazarlık ile girişimcilik eğitimleri vermeye devam edeceğiz.”
IPSOS ve Boğaziçi Üniversitesi ile yaptıkları “Sosyal Etki Araştırması” ile projenin ortaya koyduğu etkinin yanı sıra Türkiye’de tarıma bakış, tarımda kadının rolü gibi önemli konularda içgörüler elde ettiklerine değinen Altınkılınç, bu araştırmaya dahil olan kadınların, Tarımın Kadın Yıldızları’nın hayatlarında önemli ve olumlu değişim oluşturduğunu belirttiğini aktardı.
Altınkılınç, “Yeni dönemde Tabit’in başarılı saha çalışmalarını ve geniş çiftçi ağını, SuperFresh’in gücüyle birleştirerek daha çok kadın çiftçimizi Tarımın Kadın Yıldızları arasına katacağımıza inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dünya genelinden birçok madeni yağ markasının buluştuğu “Lubricant Expo”, Almanya’nın Düsseldorf kentinde bulunan Messe Düsseldorf fuar alanında gerçekleşti. Türkiye madeni yağlar ve kimyasallar pazarının önde gelen firmalarından Petrol Ofisi Madeni Yağlar da bu yıl 3. kez katıldığı fuarda, geniş ürün portföyünü ve yenilikçi çözümlerini misafirlerle buluşturdu.
2021 yılından bu yana düzenlenen fuar, her geçen yıl artan ilgi ve katılımcı sayısı nedeniyle bu yıl Almanya’nın Essen kentinden Düsseldorf’a taşındı. 5 binden fazla ziyaretçinin bir araya geldiği fuar, madeni yağ çözüm sağlayıcıları ile son kullanıcıların yanı sıra tüm kimyasal ve ekipman tedarik zincirini bir araya getirdi. Ziyaretçiler madeni yağlar, katkı maddeleri, otomasyon sistemleri, veri teknolojileri, son kullanıcı uygulama sistemleri ve daha fazlasını içeren teknolojileri yerinde görüp deneyimleme fırsatını yakaladı.
Petrol Ofisi Grubu Madeni Yağlar Direktörü Sezgin Gürsu, fuara katılımları hakkında yaptığı açıklamada, “Lubricant Expo, sektörümüzün kıymetli paydaşlarının bir araya geldiği ve Petrol Ofisi’nin global görünürlüğünü güçlendirdiğimiz etkinliklerden biri. Türkiye madeni yağlar ve kimyasallar pazarının 2010’dan beri geleneksel lideri olarak yenilikçi çözümlerimizi ve yüksek kalite standartlarımızı bu prestijli platformda 3. kez sergilemiş olmaktan mutluluk duyduk. Aynı zamanda bu yıl Türkiye’nin madeni yağ tüketiminin yarısını sağlayan firma apoletiyle burada bulunmak da bizim için ayrı bir gurur kaynağı oldu. Bu fuar ülke sınırlarımızın ötesinde global pazardaki varlığımızı daha da güçlendirmemiz için benzersiz fırsatlar sundu. Lubricant Expo’da hem mevcut hem de potansiyel iş ortaklarımızla bir araya gelerek sektördeki en son gelişmeleri ve trendleri değerlendirme imkanı bulduk” dedi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Uysal, Kariyer.net’in verilerinden yola çıkarak analizler gerçekleştirdiklerini, bunlardan birinin de “Global Yeteneklerin Şifresi” araştırmaları olduğunu söyledi.
Yaptıkları araştırmalarla Türkiye’de istihdam piyasasının çeyrek asrını ve geleceğini mercek altına aldıklarını belirten Uysal, “Son 10 yılın verilerini analiz ettiğimizde, teknoloji sektörü en hızlı ve belirgin değişimi yaşayan alanlardan biri olarak öne çıkıyor.” ifadelerini kullandı.
2013-2015 döneminde pozisyonlar, yazılım geliştirici, web mobil geliştirici gibi genel ve geniş kapsamlı olurken bugün çok daha spesifik ve uzmanlık gerektiren pozisyonların oluştuğuna işaret eden Uysal, 2022-2024 aralığında, MongoDB Geliştirici, React Native Geliştirici, Robotik Proses Otomasyonu Geliştiricisi gibi uzmanlık alanı daha net rollerin karşılarına çıktığını aktardı.
Uysal, araştırma sonuçlarına göre, işverenlerin daha net beklentilere sahip olduğunu ve adayların daha özelleşmiş becerilere ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.
“‘Çok yönlülük’ işverenlerin önemli beklentileri arasında”
Global Yeteneklerin Şifresi araştırmalarına göre Türkiye’deki yeteneklerin yüzde 45’inin ayda birden fazla kez üretken yapay zeka araçlarını kullandığını ve yüksek eğitimli kesimde bu oranın yüzde 65’e çıktığını vurgulayan Uysal, şu bilgileri verdi:
“Profesyonellerin neredeyse yarısı üretimsel yapay zekayı çalışma, öğrenme ve araştırma için kullanırken her 3 kişiden biri ise yaratıcı görevlerde üretimsel yapay zekadan faydalanıyor. Üretimsel yapay zekayı kullananların yarısı, yapay zeka tarafından verilen öneride küçük değişiklikler yaparak kullandığını belirtirken, dörtte biri sadece girdi olarak kullandığını ve hala işin çoğunu kendisinin yaptığını belirtiyor.”
Uysal, 2013-2015 döneminde açılan ilanlara bakıldığında, bayi satış şefi, satış elemanı, bölge satış şefi gibi genel ve geleneksel pozisyonların karşılarına çıktığını, bugün daha stratejik, analitik ve koordinasyon odaklı rollere ihtiyaç duyulduğunu aktardı.
Satış pazarlama koordinatörü, kıdemli satış geliştirme yöneticisi, satış raporlama birim yönetmeni gibi pozisyonlar için ilanların arttığına dikkati çeken Uysal, bu değişimin, satış ve pazarlama alanlarının daha veri odaklı ve stratejik bir yaklaşıma doğru evrildiğini gösterdiğini anlattı.
“Çok yönlülük” ilkesinin işverenlerin önemli beklentileri arasında yer aldığının bilgisini paylaşan Uysal, “Yapay zeka entegrasyonunun geleneksel roller için de otomasyon, dijitalleşme ve veri gibi kavramları iş süreçlerine dahil ettiğini söyleyebiliriz. Aynı zamanda spesifik alanlarda uzmanlaşmanın bir ihtiyaç haline geldiğini görüyoruz.” şeklinde konuştu.
İstihdam piyasasının dönüşmesine öncülük eden yapay zeka teknolojilerinin, sadece dönüşüm ve değişime yol açmakla kalmadığını aynı zamanda yeni meslek gruplarının doğmasını sağladığını dile getiren Uysal, “2023’ten önce Kariyer.net’te yayınlanan iş ilanları arasında yapay zeka odağındaki pozisyonlar daha genel ve yaygın şekilde bilinen rollerdi. 2023 sonrasında ise üretken yapay zekanın da daha güçlü şekilde istihdam piyasasına etki etmesiyle beraber yeni ve özelleşmiş pozisyonlar görmeye başladık. Hayatımıza yeni giren bu pozisyonlar arasında ‘Yapay Zeka Ürün Müdürü’ ve ‘Prompt Engineer’, son dönemde en fazla ilan açılan ve en fazla adayın başvuru yaptığı roller oldu. Eğilimin bu iki pozisyon özelinde daha net olduğunu söylemek mümkün.” değerlendirmesinde bulundu.
“Eğitimde ya da sağlıkta yapay zeka teknolojilerini kullanmayı bilen profesyoneller tercih nedeni olacak”
Yenibiriş Yönetici Ortağı Uğur Karaboğa da iş hayatını doğrudan etkileyen alanlarda büyük değişimlerin yaşandığını kaydetti.
Teknolojiyle direkt bağlantılı meslek gruplarında yaşanan farklılıkların öne çıktığının altını çizen Karaboğa, şunları söyledi:
“Üretim ve lojistik hizmetleri de yine önemli gelişmelere sahne oldu. Bu sektörlerde robotik otomasyon ve yapay zeka tabanlı süreç optimizasyonu arttı. Ancak tüm bu değişimleri yapay zeka ve teknoloji alanında değerlendirmek çok yeterli olmayabilir. Yaşanan pandemi süreci, müşteri hizmetlerinden, finans sektörüne, inşaat sektöründen ulaşıma kadar pek çok işi ve mesleği değiştirdi. Gelişmeleri yakalamanın ve değişime uyum sağlayabilmenin sürdürülebilir bir iş hayatı için vazgeçilmez olduğu tüm unsurlarıyla ortaya çıktı.”
Karaboğa, yapay zeka teknolojilerinin çok büyük aşamalar kaydettiğini, özellikle de otonom teknolojilerin çoğalması, böylece rutin ve tekrarlayan işlerin otomatikleşerek verimliliğin artmasının işgücü piyasasının öncelikli hedefleri arasında yer aldığına dikkati çekti.
Müşteri hizmetleri alanında kullanılan sistemlerin önemli bir gelişme olarak karşılarına çıktığından söz eden Karaboğa, “Aynı zamanda, perakende sektöründe, yapay zeka stok yönetimi, müşteri analizleri ve kişiselleştirilmiş alışveriş deneyimleri sağlamak için kullanılan sistemler alışveriş deneyimlerini bambaşka bir noktaya taşımaya hazırlanıyor. Öte yandan finans sektöründe yapay zeka risk analizi, dolandırıcılık tespiti ve otomatik ticaret sistemleri her geçen gün yoğunluğunu artırıyor.” açıklamalarında bulundu.
Karaboğa, rutin işlerde verimlilik artarken yapay zeka teknolojisini kullanacak insan gücüne ihtiyacın olacağını ve bazı hizmet alanlarında makinelerin yapamayacağını, insan unsurlarının olduğu gerçeğini de göz ardı edemeyeceklerinin altını çizdi.
Kişiselleştirilmiş hizmet sunmak, müşteri ihtiyaçlarını anlamak, karmaşık durumları yönetmek için iletişim becerilerini geliştirmenin her zaman gerekli olacağını dile getiren Karaboğa, “Bugünkü tabloda henüz yapay zeka nedeniyle büyük bir iş gücü kaybından söz edemeyiz. Ancak işgücü piyasasının her iki tarafı için yani hem işverenler hem çalışanlar için bu sürece hazırlanmak zorunluluğunu geri plana atamayız. Özellikle çalışanlar için uzmanlaşmanın öneminin bir kez daha altını çizmek gerekiyor. Belirli bir alanda uzmanlaşmak ve bu konudaki tüm gelişmeleri yakından takip etmek günümüz iş hayatının en önemli becerilerinden biri olarak öne çıkıyor.” ifadelerini kullandı.
Bilgiye ve veriye dayalı birçok işte yeni kavramlar ortaya çıktığını söyleyen Karaboğa, veri madenciliği kavramına dikkati çekerek sözlerini şöyle tamamladı:
“Verinin ve bilginin bu kadar önemli olduğu bir dünyada onun doğru kullanımı iş süreçlerinin de doğru yönetimi anlamına geliyor. Veri ve özellikle kişisel veri bu kadar önemli oldukça etik ve yönetişim uzmanlığı da yine önemli alanların başında gelecek. Örneğin duygu analizi yakın dönemde yepyeni bir meslek olarak karşımıza çıkacak. ve tüm bunlarla birlikte şirketlerde yapay zeka uyumluluk uzmanları, yapay zeka eğitmenleri gibi yeni pozisyonlar göreceğiz. Elbette öğretmenlik ya da doktorluk gibi bireysel işlerin önemi azalmayacak ancak eğitimde ya da sağlıkta yapay zeka teknolojilerini kullanmayı bilen profesyoneller tercih nedeni olacak.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye Noterler Birliği Başkanı İstemez: “Güvenli Ödeme Sistemi’yle birlikte hem olası, dolandırılma tehlikesi önlenecek”
ANKARA – Türkiye Noterler Birliği Başkanı Abdullah İstemez, “Güvenli Ödeme Sistemi’yle birlikte hem alıcının hem satıcının olası sahte banknot, dolandırılma tehlikesi önlenecek ve para sayma gibi zaman kayıplarından tasarruf yapma gibi faydaları söz konusu olacak” dedi.
İkinci el araç alışverişinde yeni dönem başlıyor. Ticaret Bakanlığı ve Türkiye Noterler Birliği işbirliğiyle ikinci el araç alışverişini çok daha güvenli hale getirmek amacıyla Güvenli Ödeme Sistemi geliştirdi. Uygulama, 27 Eylül’den itibaren tüm vatandaşlara zorunlu olacak. Sistemle önce satıcı güvenli ödeme sürecini başlatacak. Satışın onaylanması ile para satıcının hesabına geçecek. Taşıt alım satımında güven tesis edilmesi, dolandırıcılık, sahtecilik ve çalınma risklerinin bertaraf edilmesi amaçlanan uygulamanın nasıl işleyeceğini ise Türkiye Noterler Birliği Başkanı Abdullah İstemez, adım adım İhlas Haber Ajansı Muhabirine aktardı.
“Hem alıcı hem satıcı güven içerisinde işlemlerini yapmış olacak”
İstemez, Güvenli Ödeme Sistemi’nin noterliklerde yapılan ikinci el kara taşıtı satışlarının güvenli bir şekilde yapılmasıyla ilgili olduğunu ve bununla alıcı ve satıcının araç bedelini güvenli bir şekilde aktaracağını kaydetti. Sistemin nasıl uygulanacağını da aktaran İstemez, “Satıcı önce, ya aracı bankanın web sayfasından ya mobil uygulamadan veya bizzat şubesine giderek güvenli ödemeyle ilgili işlemini başlatmış olacak. Bu sistemlerden birine girdiği zaman kendi adını, soyadını, T.C. Kimlik Numarasını ve arabasının plakasını girmiş olacak. Ardından alıcının adını soyadını ve T.C. Kimlik Numarasını sisteme girmiş olacak. İşlemlerin ardından bir referans numarası verilecek. Bu referans numarasına istinaden alıcı belirtilen meblağı hesaba yatıracak. Alıcı ve satıcı beraber notere gidecekler. Burada sistem otomatik olarak güvenli ödemenin hem meblağsını hem de taraflarını göreceği için işlem başlatılmış olacak. Noterlikte yapılan işlem bittiği anda alıcının hesaba yatırmış olduğu para 5 dakika içerisinde hesabına geçmiş olacak. Hem alıcı hem satıcı güven içerisinde işlemlerini yapmış olacak” açıklamasında bulundu.
Aracı kuruluşlara ilişkin de bilgilendirmede bulunan İstemez, bunların banka, elektronik para kuruluşu ve ödeme kuruluşları olmak üzere imzalayan kuruluşlardan oluşacağını kaydetti.
“Para transferi güvenli hale gelecek, sahtecilik önlenmiş olacak”
İstemez, uygulamanın sektördeki dolandırıcılıkların giderilmesi açısından önemine değinerek, “Noterlik kurumu güven kurumudur. Bizim varlık sebebimiz kamu düzenin sağlanmasına yönelik faaliyetlerde bulunmak. Bu Güvenli Ödeme Sistemi de bunun bir parçası. Güvenli Ödeme Sistemi’yle birlikte hem alıcının hem satıcının olası sahte banknot, dolandırılma tehlikesi önlenecek ve para sayma gibi zaman kayıplarından tasarruf yapma gibi faydaları söz konusu olacak. Şimdi bir defa para transferi güvenli hale gelecek. Sahtecilik önlenmiş olacak. Hizmette sağlanan kolaylık sayesinde vatandaşlarda memnuniyet artacak. Bir de kamu düzeni sağlandığı için devlete güven artacak” diye konuştu.
“Bütün ikinci el kara taşıtları bu uygulamaya dahil olacak”
Vatandaşların güven içerisinde gelip işlemlerini noterlerden yapacaklarını ifade eden İstemez, “Biz sistem olarak hazır hale getirdik. Özellikle sistem ikiye aşamada uygulanmaya konuldu. 27 Ağustos tarihinde yetki belgesine dayalı olarak veya yıl içerisinde 3’ten fazla satış yapan vatandaşların yetki belgesi statüsünde kabul edilmesiyle Güvenli Ödeme Sistemi uygulanmıştı. Bununda dışında kalan bütün gerçek ve tüzel kişiler ise yönetmelik gereği 1 ay sonrası olan 27 Eylül’de kapsama dahil edilecek. Dolayısıyla istisnalar dışında bütün ikinci el kara taşıtları bu uygulamaya dahil olacak. Böylece hem alıcının hem satıcının güven içerisinde para transferi yapmasına vesile olacağız” değerlendirmesinde bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Emniyet MüdürlüğüKaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Başkale KOM Büro Amirliği görevlilerince kaçakçılığın önlenmesi amacıyla gerçekleştirilen operasyonda tespit edilen bir araçta arama yapıldı. Başkale’de durdurulan araçta yapılan aramada, piyasa değeri yaklaşık 2 milyon 500 bin TL olan gümrük kaçağı 202 adet cep telefonu ele geçirildi.
Ele geçirilen suç unsurlarıyla ilgili 1 şüpheli şahıs hakkında gerekli yasal işlem başlatıldı. – VAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İklim değişikliğinin çevre, ekosistemler ve toplumlar üzerindeki kapsamlı etkileri, enerji, su, kentsel gelişim, ulaşım ve sanayi gibi temel sektörlerde dönüşümü zorunlu kılıyor. İnşaat, taahhüt ve gayrimenkul sektörlerinin sürdürülebilirlik odağındaki dönüşümüne öncülük eden Hollanda merkezli Ballast Nedam, Rönesans Holding çatısı altında Avrupa, Karayipler, Afrika ve Asya’daki faaliyetlerini artırarak uluslararası varlığını güçlendirmeyi hedefliyor.
Köprü, tünel, kamu binası, liman, konut ve otoyol inşaatı gibi farklı projeleri hayata geçiren şirket, ekonomik kalkınma, hareketlilik ve erişilebilirliği artırmak amacıyla sunduğu yenilikçi çözümlerle sürdürülebilir yaşam alanları oluşturuyor.
Hedef, 2040’ta enerji nötr inşaat
2024 yılı boyunca enerji, su, konut, ulaşım ve sanayi gibi temel sektörlerde sürdürülebilir dönüşümleri hayata geçirerek büyümeyi hedefleyen şirket, temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı, iklim krizine karşı dirençli sistemler kurmaya odaklanıyor. Şirket, sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda, 2030 yılına kadar şantiyelerde yüzde 100 karbon nötr olmayı, 2040 yılına kadar ise ‘enerji nötr inşaat’ hedefini gerçekleştirmeyi amaçlıyor.
Yenilikçi projelerle dönüşen altyapılar
Hollanda’nın temel altyapısını yenileme konusunda önemli adımlar atan Ballast Nedam, Rijkswaterstaat ile iş birliği içinde, DEME ve Macquarie konsorsiyum ortaklığıyla A24 Blankenburgverbinding yol bağlantısı projesini hayata geçiriyor. Rotterdam bölgesinde erişilebilirliği ve ulaşımı geliştirmeyi, sürdürülebilir altyapı yoluyla bölgenin geleceğini güvence altına almayı hedefleyen proje kapsamında, iki kavşak, bir kara tüneli ve Scheur Nehri’nin altından geçen bir tünelin tasarımı, inşası, finansmanı ve 20 yıllık bakımı üstleniliyor.
Tünel parçalarının suyun altına yerleştirilmesi gibi karmaşık ve hassas bir operasyon gerektiren Maasdeltatunnel projesi, Ballast Nedam’ın 2023 yılına attığı başarılı bir imza olarak değerlendiriliyor. Hollanda’da bir ilk olarak kabul edilen bu operasyon, dünya çapında önemli bir teknik başarı olarak görülüyor. Bölgedeki trafiği rahatlatmak ve ekonomik büyümeyi desteklemek açısından önemli bir role sahip olacak tünelin inşasının 2024 yılı sonunda tamamlanması planlanıyor.
Proje Direktörü Patrick van Os, proje hakkında şöyle konuştu: “Bu proje, üstün teknik yetenek ve yenilikçi düşünce gerektiren bir çalışmaydı. Çığır açan bu projeyi başarıyla tamamlayan ekibimizle büyük gurur duyuyorum. BAAK ve Rijkswaterstaat yetkilileri, danışmanlar, çok sayıda alt yüklenici ve Rotterdam Liman İdaresi gibi paydaşlar da dahil olmak üzere yüzlerce kişi bu projenin gerçekleşmesini mümkün kıldı. Ballast Nedam çalışmalarımızın 2024 sonunda kullanıma girdiğini görmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz. Bizi en çok heyecanlandıran, Rotterdam bölgesinin erişilebilirliğini geliştirmek ve ekonominin büyümesine katkıda bulunmak.”
Cartesius: Kent yaşamını sürdürülebilirlik ve refah ile birleştiriyor
Ballast Nedam, sürdürülebilir yaşam alanları kurma hedefi kapsamında, yenilenebilir enerjiye yönelik küresel stratejisini de genişletiyor. Bu stratejinin bir parçası olan Cartesius projesi, dünya genelinde insanların daha uzun, mutlu ve sağlıklı yaşadığı “Mavi Bölgeler” biliminden esinlenerek hayata geçirildi.
Mavi Bölgeler bilimi, modern kentleşme projelerinde ve sürdürülebilir yaşam alanlarının tasarımında ilham kaynağı olarak kullanılıyor. Proje, yoğun kent yaşamını sürdürülebilirlik ve refah ile birleştirirken, modern ulaşım yöntemlerini de entegre ediyor. Cartesius’taki tüm evler, düşük enerji tüketimi ve yeniden kullanılabilir malzemelerle inşa edilerek çevresel etkiler minimize ediliyor. Sıcak su ve ısıtma, ortak toprak enerji kaynağı ve güneş panelleri aracılığıyla sağlanırken, binalar iklimle uyumlu beyaz çatılarla donatılarak yaz aylarında soğutma ihtiyacı azaltılıyor.
Rönesans Holding Yönetim Kurulu Başkanı İpek Ilıcak Kayaalp’in, projeye yönelik değerlendirmeleri şöyle: “Amacımız, yaşam alanları ile sürdürülebilirliği bir araya getiren, kendi kendine yeten, akıllı ve yeşil binalar inşa etmekti. Ballast Nedam’ın bu alandaki global başarılarından ve sürdürülebilirlik odaklı yürüttüğü öncü çalışmalardan büyük gurur duyuyoruz.”
Hidrojenle güçlenen gelecek
Ballast Nedam, sürdürülebilirlik taahhüdünü bir adım daha ileri taşıyarak, kablo kanallarından temellere ve çatıya kadar tamamı sürdürülebilir malzemelerle inşa edilen çok işlevli bir hidrojen istasyonu geliştirdi.
Hollanda’nın ilk 700 bar hidrojen dolum istasyonu olan Mexicostraat Hidrojen İstasyonu, hidrojen üretimini yerinde elektroliz yöntemiyle gerçekleştiriyor. Bu yenilikçi tesis, otomobillerden otobüslere, kamyonlardan teknelere kadar geniş bir yelpazede taşıma araçlarının fosil yakıtlar yerine hidrojenle dolum yapmasına olanak tanıyor ve temiz enerjiye geçişi hızlandırıyor.
Jonas Projesi
Şirket, Rönesans Holding ile birlikte, bu yıl Edie Ödülleri’nde Jonas Projesi ile finalistler arasında yer alırken, SEAL Sürdürülebilirlik İş Ödülleri’nde ise Yılın Sürdürülebilir Ürün Ödülü’nü kazanarak, önemli bir başarıya imza attı. Amsterdam’ın IJburg bölgesinde yer alan bu yeni ikonik bina, sağlıklı yaşam, sürdürülebilir malzeme kullanımı ve enerji verimliliği esas alınarak tasarlandı. Projede ahşap ve sürdürülebilir beton gibi çevre dostu malzemeler kullanılırken, yapı yüzde 97’lik atık ayırma oranına ulaşarak sürdürülebilirlik alanında en yüksek BREEAM sertifikasına layık görüldü.
Jonas Projesi, modern şehir yaşamının gereksinimlerini karşılayan, çevresel etkiyi en aza indiren ve geleceğe yön veren bir model olarak öne çıkıyor. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İkinci el araç alışverişinde yeni dönem başlıyor. Ticaret Bakanlığı ve Türkiye Noterler Birliği işbirliğiyle ikinci el araç alışverişini çok daha güvenli hale getirmek için Güvenli Ödeme Sistemi geliştirildi. 27 Eylül’den itibaren zorunlu hale gelecek olan uygulama ile önce satıcı güvenli ödeme sürecini başlatacak. Satışın onaylanması ile para satıcının hesabına geçecek. Taşıt alım satımında güven tesis edilmesi, dolandırıcılık, sahtecilik ve çalınma risklerinin bertaraf edilmesi amaçlanan uygulamanın nasıl işleyeceğini ise Türkiye Noterler Birliği Başkanı Abdullah İstemez, İhlas Haber Ajansı muhabirine anlattı.
“Hem alıcı hem satıcı güven içerisinde işlemlerini yapmış olacak”
İstemez, Güvenli Ödeme Sistemi’nin noterliklerde yapılan ikinci el kara taşıtı satışlarının güvenli bir şekilde yapılmasıyla ilgili olduğunu ve bununla alıcı ve satıcının araç bedelini güvenli bir şekilde aktaracağını kaydetti. Sistemin nasıl uygulanacağını da aktaran İstemez, “Satıcı önce ya aracı bankanın web sayfasından ya mobil uygulamadan veya bizzat şubesine giderek güvenli ödemeyle ilgili işlemini başlatmış olacak. Bu sistemlerden birine girdiği zaman kendi adını, soyadını, T.C. kimlik numarasını ve arabasının plakasını girmiş olacak. Ardından alıcının adını soyadını ve T.C. kimlik numarasını sisteme girmiş olacak. İşlemlerin ardından bir referans numarası verilecek. Bu referans numarasına istinaden alıcı belirtilen meblağı hesaba yatıracak. Alıcı ve satıcı beraber notere gidecekler. Burada sistem otomatik olarak güvenli ödemenin hem meblağsını hem de taraflarını göreceği için işlem başlatılmış olacak. Noterlikte yapılan işlem bittiği anda alıcının hesaba yatırmış olduğu para 5 dakika içerisinde hesabına geçmiş olacak. Hem alıcı hem satıcı güven içerisinde işlemlerini yapmış olacak” açıklamasında bulundu.
Aracı kuruluşlara ilişkin de bilgi veren İstemez, bunların banka, elektronik para kuruluşu ve ödeme kuruluşları olmak üzere imzalayan kuruluşlardan oluşacağını kaydetti.
“Para transferi güvenli hale gelecek, sahtecilik önlenmiş olacak”
İstemez, uygulamanın sektördeki dolandırıcılıkların giderilmesi açısından önemine değinerek, “Noterlik kurumu güven kurumudur. Bizim varlık sebebimiz kamu düzeninin sağlanmasına yönelik faaliyetlerde bulunmak. Bu Güvenli Ödeme Sistemi de bunun bir parçası. Güvenli Ödeme Sistemi’yle birlikte hem alıcının hem satıcının muhtemel sahte banknot, dolandırılma tehlikesi önlenecek ve para sayma gibi zaman kayıplarından tasarruf yapma gibi faydaları söz konusu olacak. Şimdi bir defa para transferi güvenli hale gelecek, sahtecilik önlenmiş olacak. Hizmette sağlanan kolaylık sayesinde vatandaşlarda memnuniyet artacak. Bir de kamu düzeni sağlandığı için devlete güven artacak” diye konuştu.
“Bütün ikinci el kara taşıtları bu uygulamaya dahil olacak”
Vatandaşların güven içerisinde gelip işlemlerini noterlerden yapacaklarını ifade eden İstemez, “Biz sistem olarak hazır hale getirdik. Özellikle sistem iki aşamada uygulanmaya konuldu. 27 Ağustos tarihinde yetki belgesine dayalı olarak veya yıl içerisinde 3’ten fazla satış yapan vatandaşların yetki belgesi statüsünde kabul edilmesiyle Güvenli Ödeme Sistemi uygulanmıştı. Bunun dışında kalan bütün gerçek ve tüzel kişiler ise yönetmelik gereği 1 ay sonrası olan 27 Eylül’de kapsama
dahil edilecek. Dolayısıyla istisnalar dışında bütün ikinci el kara taşıtları bu uygulamaya dahil olacak. Böylece hem alıcının hem satıcının güven içerisinde para transferi yapmasına vesile olacağız” değerlendirmesinde bulundu. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dr. Kasapoğlu, Denizli programına bir tekstil fabrikasını ziyaret ederek başladı. Burada Pamukkale eski Belediye Başkanı Hüseyin Gürlesin ve fabrika çalışanlarıyla bir araya gelen Kasapoğlu daha sonra AK Parti Pamukkale İlçe Başkanlığına geçerek burada bulunan partililerle bir toplantıya katıldı. Mehmet Kasapoğlu, AK Parti Pamukkale ilçe başkanlığında yaptığı konuşmada, “Hem Denizli genelinde hem de Pamukkale’de yaptığımız spor tesisleriyle, gençlik yatırımlarıyla, bu toprakların evlatlarına yıllarca hizmet edecek güçlü bir altyapıyı birlikte inşa ettik. Tüm bu eserlerimizle gurur duyuyoruz. Hizmet etmek herkese nasip olmaz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 23 yıllık bir gönül hareketi, hizmet siyaseti var. Amacımız, davamız 85 milyon insanımızın mutlu olması, derdine derman olunması. Eminim ki bundan sonra da Türkiye Yüzyılında çok daha yüksek hedeflere birlikte ulaşacağız. Bu 23 yıllık süreçte emek, gayret ve birliktelik var. Bu birlikteliğin, güzel tablonun temelinde de AK Parti teşkilatlarımız var. Teşkilatlarımız tüm kademeleriyle bu ülkenin evlatları için gençleri, kadınları için durmadan çalışıyor. Öz eleştirimizi yaparak, varsa eksiklerimizi ortaya koyarak tüm kademelerimizle bu yolu daha güçlü nasıl yürüyeceğimizi belirleyip koşar adım milletin hizmetinde olmaya devam edeceğiz. Çünkü bu davanın temelinde dinamizm var, yenilenme var, tazelenme ve umut var. Biz ‘iki günü eşit olan ziyandadır’ düşüncesiyle hep daha iyisini bulma, farklılık oluşturma felsefesindeyiz. İşte önümüzde bir kongre süreci var. Liyakatiyle, gayretiyle, inanmışlığıyla bu harekete omuz veren tüm dava arkadaşlarımızla bu yolu yürümeye devam edeceğiz. ‘Türkiye Buluşmaları’ serimizi Pamukkale’den başlattık. Teşkilatlarımızla ve milletimizle her zaman olduğu gibi bir araya gelip hasbihal etmeye devam edeceğiz.” dedi.
Mehmet Kasapoğlu Ak Parti Pamukkale ilçe başkanlığı ziyaretinin ardından Güzelpınar ve Akköy köylerinde vatandaşlarla bir araya gelerek sohbet etti.
“Golbol milli sporcularımız yalnız Denizli’nin değil Türkiye’nin gururları”
Dr. Kasapoğlu stat incelemesinin ardından Paris Paralimpik oyunlarında Türkiye’yi temsil ederek şampiyonluğa ulaşan Golbol paralimpik Takımı oyuncularından Şeydanur Kaplan ve Berfin Altan’la bir araya geldi. Denizli Merkezefendi ilçesinde Şeydanur Kaplan’ın evinde gerçekleşen buluşmada Kasapoğlu, Paralimpik oyunlarına üst üste üçüncü kez altın madalya alarak şampiyon olan sporcuları kutlarken hem Paris Paralimpik oyunları hazırlık sürecini hem de Tokyo Paralimpik oyunlarındaki hatıralarını tazelediler. Kasapoğlu, şampiyon sporcularla yaptığı görüşmede, “Sizler yalnızca burada bulunan kıymetli ailelerinizin ve Denizli’nin değil, Türkiye’nin gururusunuz. Üst üste üçüncü kez şampiyonluk demek bu sporun artık rol modeli oldunuz demektir. Sizden sonra gelecek nesiller sizin başarılarınızı örnek alacak ve sizlerin başarılarına erişmeye çalışacaklar. Bu hem gurur verici hem de mesuliyet gerektiren bir başarı. Sizler Türkiye’nin örnek sporcularısınız. Sizi uzun yıllardır tanıyorum, birçok vesile ile sohbetlerimiz oldu her sohbetimizde karşımda duran güzel gönüllü sporcularla gurur duydum. Bu şampiyonluğun arkasında elbette çok kişi var ancak ailenin özellikle annelerin yeri ayrı. Size verdikleri destek için özellikle onlara teşekkür ederim. Başarılarınızla, azminizle göğsümüzü kabarttınız. Canı gönülden tebrik ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Golbol milli takım sporcusu Sevda Altunoluk’la da bir telefon görüşmesi de yapan Kasapoğlu, milli sporcuları tekrar bir araya gelmek üzere TBMM’ye davet etti. Dr. Mehmet Kasapoğlu milli sporcularla gerçekleştirdiği buluşmanın ardından Gülay Kaynak Anadolu Lisesi Ragbi Takımı ve dereceye giren Judo sporcularıyla da bir araya geldi. Kasapoğlu burada genç sporcuların yoğun ilgisiyle karşılaştı.
Dr. Mehmet Kasapoğlu, AK Parti Türkiye Buluşmaları kapsamında gittiği Pamukkale’de, 2022 yılında açılışını gerçekleştirdikleri Güzelpınar ve Akköy statları ile 2 bin 796 kişi kapasiteli 7 blok ve sosyal tesisten oluşan Pamukkale Kız Öğrenci yurdu ve Kınıklı Spor tesisleri ziyaretiyle devam etti. Burada bir açıklama yapan Dr. Kasapoğlu, “Bu statların ve bu muhteşem yurdumuzun protokollerini imzaladığımız günden açılışını yaptığımız güne kadar tüm süreçleri özenle planladık. Hizmet siyaseti dediğimiz, gönülden hizmet dediğimiz işte burada ete kemiğe bürünmüş şekilde karşımızda duruyor. Ortaya koyduğumuz eserlerin milletimizin hizmetinde olduğunu, gençlerin, çocukların ve tüm sporseverlerin bu tesislerden yararlandığını görmek mutluluk verici.” dedi.
“Denizli’de yurt sorunu kalmadı”
Kasapoğlu, Pamukkale Kız Öğrenci Yurdu’nda yaptığı açıklamada, “Bakın bu yıl Denizli merkezde yurt başvurusunda bulunan tüm öğrencilerimiz istisnasız yerleştirildi. Başvurup açıkta kalan, kız ya da erkek, bir tek öğrencimiz bile yok. Türkiye benzersiz bir yurt altyapısına sahip. Buralara kolay gelinmedi. Ancak planlı ve sistemli bir büyüme ile bu başarı sağlanabilirdi. Gençlerimizin üniversite yıllarındaki evi olacak bu mekanların her bir metrekaresi için özenli ve titiz çalışmalar yaptık. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gençlerimiz için çalışmaya ve üretmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
“Bu ülke şehitlerimizin bize emaneti”
Denizli programının son bölümünde 2016 yılında DiyarbakırLice’de şehit olan Jandarma Uzman Çavuş Özkan Bilgiç’in ailesini ziyaret eden Dr. Kasapoğlu, “Tüm şehitlerimiz bizim kırmızı çizgimiz. Bugün ülkemizde huzurla yaşayabiliyorsak şehitlerimiz sayesindedir. Bu ülke ve kıymetli aileleri aziz şehitlerimizin bize emanetidir. Bu emaneti canımız pahasına korumaya ve el üstünde tutmaya devam edeceğiz Onlar Allah katında mükafatların en güzeli ile şerefleniyorlar” ifadelerini kullandı.
Kasapoğlu, daha sonra tüm şehitler için dua okuyarak evden ayrıldı. – DENİZLİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre Yumaklı, Brezilya’nın Mato Grosso eyaletinin başkenti Cuiaba’da düzenlenen G20 Tarım Bakanları Zirvesi’ne katıldı.
Açılış oturumunun ardından bakanlar, günün anısına fidan dikerken, Bakanlar Toplantısı Birinci Oturumu’nda konuşan Yumaklı, son yıllardaki gelişmelerin, dayanıklı ve sürdürülebilir tarım ve gıda sistemlerine ilişkin sorumluluklarının her zamankinden daha da önemli olduğunu gösterdiğine işaret etti.
Yumaklı, toprak, su ve gıdanın ulusal politikaları ve küresel ilişkileri belirleyen stratejik unsurlar olduğunu aktararak “İklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin yanı sıra, Kovid-19 gibi krizler ve bölgesel çatışmalar giderek tüm dünyayı etkilemekte ve küresel gıda güvenliğini tehdit etmektedir. Bu, barış ve güvenlikle tarımın sürdürülebilirliği arasında yakın bir ilişki olduğunu göstermektedir. Ancak su olmadan tarımın sürdürülebilirliğini sağlayamayız. Bu nedenle suyu tarım politikalarımızın merkezine koyuyoruz.” ifadelerini kullandı.
Tüm dünya olarak bir geçiş döneminde olunduğunu, bunu da “yeni normal” olarak adlandırdıklarını belirten Yumaklı, şöyle devam etti:
“Bu yeni normale uyum sağlayabilmek amacıyla, etkili arazi kullanımı, su yönetimi ve üretim planlaması için yeni stratejiler oluşturmaktayız. Şimdi neyi, nerede ve ne kadar üreteceğimizi planlayacağız. Bu yıl itibarıyla planlı üretim uygulamalarını hayata geçireceğiz. Su merkezli tarımsal üretim planlamasıyla en uygun yerde stratejik ürünler üreterek tarımsal verimliliği artırmayı hedeflemekteyiz. Tüm bu politikalarla gıda tedarik güvenliğimizi garanti altına almayı ve üreticilerimizin hasat döneminde pazarlama sorunlarıyla karşılaşmasını engellemeyi amaçlıyoruz.”
“Sürdürülebilir tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak önemli”
Yumaklı, “Sıfır Açlık” için birlikte çalışılması gerektiğine vurgu yaparak, yiyeceğin temel bir insan hakkı olmasına rağmen 800 milyondan fazla insanın bu hakka erişemediğini bildirdi.
Yaklaşık 500 bin kişinin gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalmasına neden olan Gazze’deki katliama dikkati çekmek istediğini belirten Yumaklı, “Gazze’de Filistinlilere uygulanan katliam, milyonlarca insanın kabul edilemez bir şekilde gıda ve suya erişimini engelliyor. Neredeyse bir yıldır devam eden bu zihinsel tutulmanın, insanlık adına sona ermesi gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Yumaklı, Gazze’de olduğu gibi, yetersiz hasat veya kıtlığa neden olan doğal afetler gibi farklı sebeplerle kronik açlık çeken birçok bölgenin bulunduğuna dikkati çekerek, “Bu noktada, gıda ticaretinin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor. Uluslararası ticaretin gıda güvenliği ve beslenme üzerindeki rolü, gıda bulunabilirliğini ve gıda güvenliğinin istikrarını doğrudan etkileyecek hassas bir konudur. Ticaret, gıdanın daha bol olduğu bölgelerden ihtiyacı olan bölgelere gıda aktararak bu açığı kapatabilir.” ifadesini kullandı.
Türkiye’nin küresel ticaret ağlarına giderek daha fazla entegre olduğuna vurgu yapan Yumaklı, “Türkiye olarak, sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırmanın önemini kabul ediyoruz. Bu yaklaşım yalnızca fayda sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda iklim değişikliğini ele almak ve gıda sistemlerinin uzun vadeli dayanıklılığını sağlamak için küresel çabalarla da uyumlu olacaktır.” şeklinde konuştu.
Yumaklı, sürdürülebilir geleceğin sadece bir olasılık değil, gereklilik olduğuna işaret ederek, tüm dünyanın kendisini çevresel olarak güvenli, gıda açısından yeterli ve iklim değişikliğine dayanıklı bir dünyaya adaması gerektiğini bildirdi.
Bazı ülkelerin bakanlarıyla ikili görüşme
Bakan Yumaklı, zirve kapsamında bazı ülkelerin tarım bakanlarıyla da buluştu. Toplantıya ev sahipliği yapan Brezilya’nın Tarım ve Balıkçılık Bakanı Carlos Favaro ile görüşen Yumaklı, yine Brezilya’nın Tarımsal Kalkınma ve Aile Çiftçiliği Bakanı Paulo Teixeira ve Balıkçılık ve Su Ürünleri Bakan Yardımcısı Edipo Cruz ile bir araya geldi.
Yumaklı, zirveye katılan Azerbaycan Tarım Bakanı Majnun Mammadov, Suudi Arabistan Çevre, Su ve Tarım Bakanı Abdulrahman Al Fadley, İspanya Tarım, Balıkçılık ve Gıda Bakanı Luis Planas, ABD Tarım Bakan Yardımcısı Xochitl Toores Small, Rusya Tarım Bakan Yardımcısı Sergey Levin ile görüştü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilikten yapılan açıklamaya göre, Bursa Valisi Erol Ayyıldız başkanlığında gerçekleştirilen, Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy ile yönetim kurulu üyelerinin yer aldığı toplantıda Aygöl, “Edebali Havzası Tanıtım ve Karşılama Projesi”nin BEBKA Yönetim Kurulunca ön onayının alındığını bildirdi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığındaki sürecin ardından gerekli çalışmalara başlanacağını kaydeden Aygöl, projenin kente “hayırlı uğurlu olmasını” diledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAHRAMANMARAŞ – Depremin merkez üssü Kahramanmaraş’ta bir esnaf sektöründeki fiyatlara kıyasla, vatandaşlara uygun fiyatla hizmet verdiği için Ticaret Bakanlığı tarafından Ahilik Beratı ile ödüllendirildi.
Yaşanan 6 Şubat depreminin ardından sektöründeki fiyatlara kıyasla uygun fiyat ile tüketicilere hizmet sunan Altın Kaşık EV Yemekleri işletmesine, Esnaf, Sanatkarlar ve Kooperatifçilik Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Akif Memiş’in katılımıyla Ahilik Beratı verildi.
Kahramanmaraşlı Esnaf İbrahim Yılmaz’ın Ahilik bilincini kendilerine yeniden hatırlattığını dile getiren Esnaf, Sanatkarlar ve Kooperatifçilik Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Akif Memiş, “Güzide İllerimizden Kurtuluş Savaş’ında gösterdiği kahramanlık ile adını tarihe altın harflere yazmış Kahramanmaraş ilimizde tam da bu kültürün temsili ve yaşatılması açısından örnek teşkil eden yöresel ev yemekleri, ülkemizi derinden sarsan deprem felaketinden itibaren sektörel piyasanın fiyatlarına kıyasla uygun fiyatla tüketicilere hizmet sunma hususundaki özverili gayretleri nedeniyle Sayın Bakanımız Prof. Dr. Ömer Bolat Beyefendi adına, Altın Kaşık Ev Yemekleri Şirketi’nin sahibi İbrahim Yılmaz kardeşimizin esnaf ve halk arasındaki ahilik bilincine yeniden bizleri hatırlattığı ve saygı uyandıran bu tavrı ile yeni yeşerecek genç, genç ailelere de örnek teşkil ettiği için tebrik ediyor, takdirlerimizin bir nişanesi olarak da kendilerine ahi esnaf beratı ödülüyle ödüllendiriyoruz.” ifadelerini kullandı.
Ahi Beratı ile ödüllendirilen esnaf İbrahim Yılmaz ise “Biz bu Altın Kaşık Ev Yemeklerini 2019 yılında başlatmış olup pandemi hastalığı ile kapatmak zorunda kaldık. Deprem oldu ilk şubemiz yıkıldı ardından bu dükkanı ise bir vatandaştan kiralayarak tekrardan Deprem bölgesi olan Kahramanmaraş’a hizmet vermeye devam etmeye karar verdik. Fiyatlarımızda ve güzelliğimizde daha titiz daha güzel hizmet vermeye devam ettiğimizden dolayı halkımıza ve devletimize teşekkür ediyoruz.” ifadelerine yer verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Düzce’de S plaka öğrenci servis taşımacılığı 2024-2025 eğitim öğretim yılı kilometre ücret tarifelerinin belirlenmesi için Düzce Belediyesi Meclis Toplantı Salonu’nda toplantı düzenlendi.
Belediye Başkan Yardımcısı Cihan Ünal başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya, Düzce Ticaret ve Sanayi Odası, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İl Emniyet Müdürlüğü, SS Otobüsçüler Minibüsçüler ve Servis Araçları Odası ile Düzce Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası temsilcileri katıldı. Görüşmelerde çevre illerdeki ücret tarifeleri de göz önünde bulunduruldu. Görüşmeler sonucu, kar oranı düşürülerek yeni servis ücretleri maliyetin altında ve diğer şehirlerden daha düşük tutuldu.
Buna göre, 2024-2025 eğitim-öğretim döneminde Düzce’de uygulanacak servis ücret tarifesi en kısa mesafe (0-1 km) için bin 670 lira, en uzun mesafe (23-25 km) için ise 3 bin 900 TL olarak belirlendi. 25 kilometreyi aşanlar için kilometre başına alınacak ücret ise 39 TL olarak tespit edildi.
Ayrıca, 36 hafta üzerinden hesaplanan servis ücret tarifesinde; aynı aileden 2 çocuğun aynı servisten yararlanması halinde ve ayrıca peşin ödemelerde yüzde 10 indirim uygulanması da kararlaştırıldı.
Yeni ücret tarifesinin 1 yıl süreyle artış planlanmadan uygulanacağı açıklandı. – DÜZCE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Trabzon Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Yusuf Aksoy:
“Arıcılar açısından bu yıl, son 10 yılın en zor senesi diyebiliriz”
“Türkiye geneline bakıldığında yüzde 40 oranında bal kaybı var”
“Dünyada bal üretiminde 10., arı sayısı bakımından ise 3. sıradayız”
TRABZON – Doğu Karadeniz Bölgesindeki arıcılar bu sezon, son on yılın en verimsiz sezonunu yaşarken bunun nedeninin iklimsel koşullardan kaynaklandığı ifade etti
Dünyada son yıllarda görülen iklim değişiklikleri özellikle gıda sektörünü olumsuz yönde etkiliyor. İklim değişikliğinden Türkiye de nasibini alırken, özellikle son yıllarda üretilen bal oranında ciddi düşüşler yaşandığı gözleniyor. Trabzonlu arıcılar bu sezonki hasattan umduğunu bulamazken, bölgeye özgü kestane balında da önemli ölçüde düşüş yaşandığı, Türkiye genelinde ise yüzde 40 oranında bal kaybının yaşandığını ifade edildi.
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Trabzon Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Yusuf Aksoy, son 10 yılın en verimsiz sezonunu yaşadıklarını belirterek “Bu yıl Karadeniz’de gerek kestane balı, gerek orman gülü balı gerekse yaylalardaki yayla ballarımız istediğimiz oranda olmadı. İklim şartlarının olumsuzluğundan dolayı sıkıntı yaşadık. Yağmurdan dolayı kestane balı olmadı. Yukarlarda dolu, yağmur daha sonra da kurak derken hasadımız çok zayıf. Arıcılar açısından son 10 yılın en zor senesi diyebiliriz. Türkiye geneline bakıldığında yüzde 40 oranında bal kaybı var. Ayrıca bal olmayan yılların akabinde arı ölümleri meydana geliyor” dedi.
“Arılar ve kovanlar giderek azalıyor”
Arıların giderek azaldığına dikkat çeken Aksoy, “Arılar giderek azalıyor. Mesela 3 yıl önce göreve geldiğimde Trabzon’da arıcıların 225 bin kovanı var idi. Önceki sene 181 bin, geçen sene ise 161 bin kovan tespit ettik. Dolayısıyla git gide arı ve kovan sayısında azalma söz konusu. Her önüne gelen arıcılık yapmaması lazım maalesef bunların olumsuz sonuçları oluyor. Bilgisizlikten dolayı hastalıkların yayılma ihtimali çok yüksek. Karadeniz’de bu sene pek kestane balı olmadı. Zaten kestane ağaçlarında oluşan bir gal arısı söz konusu şu an Orman Bölge Müdürlüğümüz bu konuda bir çalışma yapıyor ama yeterli değil. Zaman alacak bir mücadele ve mücadelede 10 yıldan bahsediyorlar. Dolayısıyla 10 yılda Karadeniz arıcısı olumsuz etkilenecek” diye konuştu.
Bal üretimi bakımından dünyada 10. sırada olduklarını kaydeden Aksoy, “Dünyada bal üretiminde 10. sıradayız ancak arı sayısı bakımından dünyada 3. sıradayız. İhracatımızın bir bölümünde sıkıntı var giden ballarımız piyasadaki bazı firmaların ballar geri dönüyor bu da sektörümüze büyük darbe vuruyor. Sahte ballar, merdiven altı yapımlar, laboratuvarlarda yapılan ballar, arı görmeden yapılan ballar” ifadelerini kullandı.
“Aracıdan değil arıcıdan alın”
Vatandaşlara balı mutlaka arıcıdan almaları tavsiyesinde bulunan Aksoy, “Mutlaka balı arıcıdan alsınlar, aracıdan almasınlar. Özellikle birlik dolumu olan balları alsınlar çok dikkatli olmaları gerekiyor. Yaylalarda yol kenarlarında satılan ballar normalde bizim arıcılarımızın balı ama güneş ışığı altında olduğu için onlara da rağbet etmesinler. Mutlaka ışık görmeyen raflardan, kapalı alanlardan ballarını alsınlar. Balın hakiki olduğunu görerek anlayamayız ancak tahlille anlaşılır. Tatmayla anlamak söz konusu değil. Özellikle eski sistem makinelerde sahte balı ayırt etmede yanılma olabiliyor yeni sistem makineler devreye girerse yanılma riski olmayacak. Bizim arıcımız genellikle bin 500 rakımın üzerinde bal üretiyor. Dolayısıyla bu ballar çok değerli ballardır. Bilim adamları bunu böyle öngörüyorlar. Çünkü gübre görmemiş, tarımsal ilaçlama yok değerli ballardır. Kesinlikle gıda değil ilaçtır” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TİCARET Bakanı Ömer Bolat, resmi temaslarda bulunmak üzere gittiği İsveç’te Uluslararası Kalkınma İşbirliği ve Dış Ticaret Bakanı Johan Forssell ile bir araya geldi.
Bakan Bolat, görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada, “İsveç’te Uluslararası Kalkınma İşbirliği ve Dış Ticaret Bakanı Sayın Johan Forssell ile JETCO II. Dönem Toplantısı vesilesiyle bir araya gelerek, ülkelerimiz arasındaki işbirliğini ve fırsatları değerlendirdik. Toplantıda, ikili ekonomik ilişkilerimizin geliştirilmesini teminen özellikle yenilenebilir enerji, sağlık turizmi, yeşil ekonomi, teknoloji, savunma, KOBİler ve start-uplar konusunda yeni işbirlikleri için güçlü bir zemin inşa ettik, yol haritamızı imzaladığımız JETCO Protokolü ile kayda geçirdik. Özel sektör kuruluşlarımız, iş dünyamız, sanayicilerimiz ve şirketlerimizle el ele vererek ikili ticaret hacmimizi kısa süre içerisinde 5 milyar doların üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. İsveç ile ikili düzeydeki işbirliğimizi ilerletmenin yanı sıra Gümrük Birliğinin modernizasyonu için de ortak çalışmalar yapmaya devam edeceğiz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜİK’in bugün açıkladığı verilere göre aylık enflasyon yüzde 2,47, yıllık enflasyon ise yüzde 51,97 oldu. TÜED Genel Başkanı Kazım Ergün, verilere ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Ergün, şu ifadeleri kullandı:
“Son iki yıldır yüksek enflasyonla yaşayan bir ülke olmamızdan en büyük zararı emekliler görüyor. Yüksek enflasyon, gelirleri küçülttüğü gibi gelir dağılımını da bozmaktadır. Milli gelirden en az payı emekliler alıyor. Emekli aylıklarının yetersiz kalması nedeniyle alım gücü düştüğünden emekliler sağlıklı beslenemiyor. Devletimizin, anayasamızda güvence altına alınan ve kutsal hak olan emekliliği koruması ve geliştirmesi için emeklilerimize hak ettiği aylığı vermesi gerekir. Emekli aylıkların hesaplanması ve artışı, TÜFE oranlarına göre yapılması hak kayıplarına neden olmaktadır. Kök aylıkların düşmesi, enflasyon ile birlikte hesaplama sisteminden kaynaklanıyor. Gerçek enflasyonu yansıtmayan bir hesaplama sistemi ile emekli aylıklarına yapılan zamların küçültülmesi, emeklilerin alım gücünü de düşürmektedir. Şeffaf bir enflasyon hesaplaması için sepete yer alan madde fiyatlarının açıklanması ve kamuoyu ile paylaşılması gerekir. Emeklinin gıda, kira, elektrik, su ve yakıt giderleri incelendiğinde enflasyonun yıllık bazda açıklanan oranların çok üzerinde olduğu net bir şekilde görülmektedir.
‘EMEKLİLERE HAK ETTİKLERİ PAY VERİLMELİ’
TÜİK, çalışanlar ve emekliler için yeni bir endeks oluşturmalıdır. Bu yapılmadığı sürece emekli aylıkları da küçülmeye devam edecektir. Temmuz ve ağustos aylarında konut (kira), eğitim, elektrik, ulaşım ve su fiyatlarına yapılan yüksek oranlı artışlara rağmen son iki ayda TÜFE artışının yüzde 5,78 olarak açıklanmasına inanan emekli yoktur. Kaldı ki, her ay açıklanan enflasyon ile emeklilere verilen zamlar erimektedir. Örneğin son iki aylık yüzde 5,78’lik enflasyon nedeniyle en düşük emekli aylığının alım gücü 12 bin 500 TL’den 11 bin 777 TL’ye gerilemiştir. Emekliler çarşı-pazara çıkamaz duruma gelmiştir. Emekli aylıkları en azından açlık sınırının altında olmamalıdır. Bu nedenle TBMM açıldığında seyyanen bir iyileştirme yapılması, zor şartlar altında yaşam mücadelesi veren emeklilerimiz için bir can suyu olacaktır. Devletimiz, toplanan vergilerden ve büyüyen ekonomiden emeklilere hak ettiği payı vermelidir. TBMM açılır açılmaz, emeklilere seyyanen zam konusu ele alınmalıdır.”

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AİLE ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, evlenecek gençlere yönelik 48 ay vadeli, 2 yıl geri ödemesiz, 150 bin lira tutarında faizsiz kredi desteğinin çok büyük ilgi gördüğünü belirterek, “Aile ve Gençlik Fonu’na bugüne kadar 12 bin 132 çift başvurdu, şu ana kadar şartları yerine getiren toplam 3 bin 963 çift, söz konusu krediden yararlandı” dedi.
Aile Ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, gazetecilere yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonuyla ortaya çıkarılan Aile ve Gençlik Fonu ile gençlerin aile kurmalarını desteklediklerini belirtti. Projenin pilot uygulamasını deprem bölgesi olan Adıyaman, Gaziantep’in İslahiye ve Nurdağı ilçeleri ile Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya’da başlattıklarını hatırlatan Göktaş, evlenecek gençlere yönelik 48 ay vadeli, 2 yıl geri ödemesiz, 150 bin lira tutarında faizsiz kredi desteğinin çok büyük ilgi gördüğünü ifade etti. Projeye başvuruların 15 Şubat itibarıyla ‘www.aile.gov.tr’ adresi üzerinden alınmaya başlandığını belirten Göktaş, “Aile ve Gençlik Fonu’na bugüne kadar 12 bin 132 çift başvurdu, şu ana kadar şartları yerine getiren toplam 3 bin 963 çift, söz konusu krediden yararlandı” diye konuştu.
‘KARABÜK, BARTIN, ZONGULDAK’I DAHİL ETTİK’
Aile ve Gençlik Fonu’nda yeni bir döneme geçtiklerini ve projenin pilot uygulamasının ikinci bölümünü başlattıklarını açıklayan Bakan Göktaş, “Aile ve Gençlik Fonu’na TÜİK verilerine göre doğurganlık hızının en düşük olduğu Karabük, Bartın ve Zonguldak’ı dahil ettik. Bu 3 ilden şartları sağlayan çiftlerimizin başvurularını almaya başladık” ifadelerini kullandı.Yeni eklenen illerin yanı sıra söz konusu destekten daha fazla çiftin yararlanabilmesi için şartları da kolaylaştırdıklarını vurgulayan Göktaş, desteğe başvuru şartlarının arasında yer alan çiftlerin toplam gelirlerinin 2 asgari ücreti aşmaması şartında düzenlemeye gidildiğini belirtti.Pilot uygulama kapsamında sahadan aldıkları dönüşler ve vatandaşların talepleri kapsamında gelir kriterinde yeni düzenleme yaptıklarını aktaran Bakan Göktaş, “Gelir kriterini, kişilerin alabilecekleri ek ödemeleri de kapsayacak şekilde 2,3 asgari ücrete çıkartıyoruz. Böylece daha fazla gencimizin desteğimizden yararlanmasının önünü açmış oluyoruz” dedi.Göktaş, Bakanlık olarak gençleri desteklemeyi sürdüreceklerini söyledi.
Haber: Ruken KADIOĞLU /ANKARA,
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Süleyman Bülbül, yaptığı yazılı açıklamada, 9 Eylül’de başlayacak olan 2024-2025 yılı eğitim-öğretim yılı öncesinde öğrenci ve velilerin geçtiğimiz yıla kıyasla yüzde 300’e yakın zamlanan kırtasiye ürünleri yüzünden zor durumda olduğunu belirtti. Forma fiyatlarının da en az kırtasiye ürünlerinin fiyatları kadar arttığını söyleyen Bülbül, asgari ücretin 17 bin 2 TL olduğu yerde, iki çocuğun okula başlangıç masrafı 10 bin TL ile 14 bin TL arasında değiştiğine dikkati çekti.
Bülbül, şunları kaydetti:
“Okul zili, 9 Eylül Pazartesi günü çalacak. Yeni eğitim öğretim yılı ise öğrenciler ve veliler için coşkuyla başlayamıyor. Veliler, geçtiğimiz yıla kıyasla yüzde 300’e yakın zamlanan kırtasiye ürünleri yüzünden mutsuz, umutsuz. En uygun fiyatlı ürünlere bakıldığında bile fiyatlar cep yakıyor. Sözde parasız eğitim, asgari ücretle çocuklarını okutmaya çalışanların belini büküyor. Eğitim malzemelerine erişim konusunda bile öğrenciler arasında eşitsizlik büyüyor.
“2023’te 200 TL olan çanta 350 TL oldu”
Ucuzluk marketlerinde geçtiğimiz yıl 200 TL’ye satılan bir okul çantası bu yıl 350 TL’ye satılıyor. İyi bir okul çantası almak ise 700 TL ile 2 bin 500 TL arasında değişiyor. Okul çantaları ise en uygun fiyatlı haliyle bile 5 ile 7 bin TL arasında doluyor. Asgari ücretin 17 bin 2 TL olduğu yerde, iki çocuğun okula başlangıç masrafı 10 bin TL ile 14 bin TL arasında değişiyor. Bir asgari ücretli bunu nasıl karşılayacak?
Tişört, gömlek, ceket, etek, pantolon ve eşofman takımı almak zorunda olanlar için ise masraflar daha da büyüyor. 2023’te 2 bin TL olan forma masrafı bu yıl bir tişört, kazak, ceket ve pantolon alındığında en az 4 bin TL’yi buluyor. Yeni okula başlayacaklar için 14 bin TL bir bütçe gerekiyor. Bu ekonomik baskının olduğu ortamda, ailelerin yükünün hafifletilmesi gerekmektedir. Kırtasiye yardımları, burslar ve okul masraflarının karşılanması gibi önlemler alınmaya çalışılsa da ülkemizde AKP iktidarının sürüklediği yaşam şartları ile baş etmek artık imkansız hale gelmiştir.
“Veliler umutsuz, öğrenciler formasız”
Velilerimiz, umutsuz ve mutsuz, öğrencilerimiz ise çanta, forma, defter olmada en temel malzemelere erişemeyerek yeni eğitim öğretim yılına başlamaktadır. Ülkemizin geleceği olan çocuklarımızı eğitim öğretim hayatlarının ilk gününde dahi yoksulluğu düşünmeye iten bu halin artık sonu gelmelidir. Çocuklarımıza bir okul çantası bile alırken zorlanmak AKP iktidarının en büyük başarısızlığı ve ülkemizin geleceğine karşı işlenmiş bir ayıptır. Eğitimde fırsat eşitsizliği, yoksulluğun yaratacağı sosyolojik yıkım geleceğimizi ve nesillerimizi tehdit etmektedir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SOSAD Başkanı İsmail Timuçin, Mustafa Kemal Atatürk’ün tam bağımsızlık için ekonomik bağımsızlığın zaruretine dikkat çektiğini dile getirerek, “Mustafa Kemal Paşa henüz Cumhuriyeti ilan etmeden önce Şubat 1923 yaptığı İzmir iktisat Kongresinde ‘Yeni Türkiye’mize layık olduğumuz düzeye eriştirebilmemiz için mutlaka ekonomimize birinci derecede önem vermek zorundayız. Siyasi, askeri zaferler ne kadar büyük olurlarsa olsunlar ekonomik zaferlerle taçlandırılmamışlarsa, meydana gelen zaferler devamlı olamaz’ demiştir. Nice savaşlarda zafer elde etmiş olan büyük önder, tam bağımsızlık için ekonomik bağımsızlığın zaruretine dikkat çekmiştir. Nitekim Cumhuriyetin ilanından hemen sonra Cumhuriyetin temellerinin atıldığı Sivas’ta kurulmasını istediği Cer atölyesinin yapım aşamasında bizzat gelerek ziyaret etmesi sanayileşmeye ve ekonomiye verdiği önemin bir göstergesidir” dedi.
4 Eylül ruhuyla ülke ekonomisine katkı sağlıyorlar
Timuçin, 4 Eylül ruhuyla Sivas’a ve ülkemizin ekonomisine değer katabilmek için gayret ettiklerini söyleyerek, “Dünyadaki gelişmeler güçlü ekonomiye ve sanayiye sahip ülkelerin diğer ülkeler karşısında ne kadar üstünlük sağladığını göstermektedir. Bizler de Anadolu’nun ortasında Cumhuriyet şehri Sivas’ta karşılaşılan olumsuzluklar ve zorluklara rağmen 4 Eylül ruhuna yakışır vatansever bir ruhla şehrimizin ve ülkemizin ekonomisine değer katabilmek, daha ileriye taşıyabilmek, muasır medeniyetler seviyesine girebilmenin gayreti içerisindeyiz. Üretim yapmanın kutsiyetine inanan insanlar olarak binerce şehit vererek kazandığımız bağımsızlığımızı nice fabrikalar dikerek ekonomik bağımsızlığımızla taçlandırmak ve güçlendirmek en büyük sorumluluğumuzdur. Türkiye Cumhuriyetini kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve tüm dava arkadaşlarına minnettarız, ruhları şad olsun. Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı Sivas Kongresinin 105. yılı kutlu olsun” ifadelerine yer verdi. – SİVAS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ARDAHAN – Türkiye’nin Gürcistan sınırında, Kafkaslar ve Orta Asya’ya açılan kapısı konumundaki Posof Türkgözü Sınır Kapısı’nda Rusya- Ukrayna savaşı nedeniyle tır yoğunluğu devam ediyor.
Türkiye’nin Gürcistan üzerinden Kafkas ülkelerine açılan Ardahan’ın Posof ilçesindeki Türkgözü Gümrük Kapısında tır kuyruğu devam ediyor.
Ukrayna-Rusya savaşı nedeniyle güzergah değiştiren tırlar, Türkiye ile Gürcistan arasındaki Posof-Türkgözü Gümrük Kapısı’nda yoğunluk oluşturdu. Tır kuyruğunun 3 kilometreyi bulduğu gümrük kapısında sürücüler, Posof-Türkgözü Gümrük kapısından geçmek için uzun süre beklemek zorunda kalıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Mali Sekreteri Hasan Kütük, 9 eylül’de başlayacak 2024-2025 eğitim öğretim yılı öncesi artan eğitim giderlerini ve ailelerin yaşadıkları ekonomik sorunları ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.
Yeni eğitim öğretim dönemi öncesi çeşitli eğitim materyallerinin maliyetlerinin hesaplandığı ve geçen yıllarla karşılaştırıldığı bir rapor hazırladıklarını belirten Kütük, raporda ayrıca hükümetin eğitimde nasıl sorunlara sebep olduğuna iliksin tespitler ve bu sorunların çözümlerine yönelik önerilere yer verdiklerini söyledi.
Kütük’ün yaptığı açıklamalar şöyle:
“Çocuklarımızın okula kaydında bir ailenin ödemesi gereken maliyeti ve bir çocuğun okula başlama giderleriyle ilgili bir araştırma yaptık. Ankara’da 137 kalem üzerinden yaptırmış olduğumuz araştırmalarda maliyetlerin ne kadar yüksek olduğunu, veliler ve aileler için bunu karşılamanın ne kadar zor olduğunu gördük. Burada geçen yılla bu yıl arasında yaptığımız bir kıyaslamada ortalama artışın yüzde 88.8 olduğunu gördük. Asgari ücretin 17 bin lira olduğu, memur emeklilerine ve memurlara yüzde 19 zam yapıldığı bir yerde bir çocuğun okula başlamasının maliyetinin geçen yılla bu yıl arasındaki artışı yüzde 88.8 olmuştur.
“Zor bir eğitim-öğretim süreci bizleri bekliyor”
Gerçekten okulların açılmasıyla beraber çocuklar, veliler ve öğretmenler açısından da zor bir eğitim-öğretim sürecinin bizleri beklediğini görüyoruz. Doğal olarak hükümet, Milli Eğitim Bakanlığı’na yeterli bütçeyi ayırmadığı için okul idareleri bu giderleri karşılamak için velilere yükleniyor. Oradan bunun karşılanması için çeşitli adlar altında veliler ödeme yapmak durumunda kalıyor. Veliler müşteri, öğretmenler tahsildar, okullar ticarethane haline gelmiş.
Buradan baktığımızda önünde ‘milli’ sözcüğü yazan bir kurumda hükümetin ve devletin bu çocukların nitelikle eğitim-öğretim alabilmesi için öncelikle çocukların ihtiyaçlarını karşılayabilecek ekonomik bir desteğe ihtiyaç var. Ama görüyoruz ki özel okullara hükümet tarafından aktarılan paralar devlet okullarına aktarıldığı zaman -çok az bir miktarıyla bile- çok zor durumda kalmadan eğitim-öğretim devam eder.
Bu eğitim-öğretim yılında çocuklarımızın daha nitelikli okullara başlayabilmesi, velilerin daha az sıkıntı yaşaması adına hükümete çağrımızdır. Okullarımızın ihtiyaçlarını karşılayın. Bir de bunun gibi, güvenlik ve temizlik ihtiyacını karşılayacak personel gibi de ayrıca yine veliler üzerinden okul idaresinin yapmış olduğu personel alımları da olacak. Bu da velilerin üzerine ek yükün getirileceğini gösteriyor.”
Okullar eğitim-öğretime hazır değil. Deprem bölgesindeki konteyner kentlerde çok ilkel ve zor koşullarda hiçbir destek almadan eğitim-öğretimini sürdürmek zorunda kalan öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz olacak.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Balıkesir Kadın Girişimciler İl İcra Kurulu, Erdek Ticaret Odası Kadın Girişimciler Kurulu’nu ziyaret etti. Balıkesir Kadın Girişimciler İl İcra Kurulu Başkanı Buse Tellioğlu Altındiş’in başkanlığında, merkez ve çeşitli ilçelerin kadın girişimcilerinden oluşan kurul, Erdek Ticaret Odası Kadın Girişimciler Kurulu üyeleri ile bir araya geldiler.
Erdek Ticaret Odası Kadın Girişimciler Kurulu Üyesi Beyza Aydın’ın yetkilisi olduğu işletme ziyareti ile programlarına başlayan Balıkesir Kadın Girişimciler İl İcra Kurulu, Erdek Ticaret Odası Kadın Girişimciler Kurulu ziyareti sonrasında Bandırma Ticaret Odası’nda Kadın Girişimciler Kurulu’nun misafiri oldu.
Bandırma Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Gözde Engür, konuklara yaptıkları ve planladıkları faaliyet ve projeleri aktarırken Balıkesir Kadın Girişimciler İl İcra Kurulu Başkanı Buse Tellioğlu Altındiş ise birlikte proje yapabileceklerini iletti.
Balıkesir Kadın Girişimciler İl İcra Kurulu’nun Bandırma ziyareti, Bandırma Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Gözde Engür’ün İşletme ziyareti ile sonlandı. – BALIKESİR
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RESMİ GAZETE BUGÜNÜN KARARLARI NELER? ÇARŞAMBA CUMHURBAŞKANI KARARLARI
YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ
YÖNETMELİKLER
–– Yenilenmiş Ürünlerin Satışı Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Doğuş Üniversitesi İngilizce Hazırlık Sınıfı Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– İstanbul Kent Üniversitesi Kent Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği
TEBLİĞ
–– 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılında Organize Sanayi Bölgeleri İçinde ve Organize Sanayi Bölgeleri Dışında Açılan Özel Meslekî ve Teknik Anadolu Liselerinde Öğrenim Gören/Görecek Öğrenciler İçin Eğitim ve Öğretim Desteği Verilmesine İlişkin Tebliğ
İLÂN BÖLÜMÜ
a – Artırma, Eksiltme ve İhale İlânları
b – Çeşitli İlânlar
– T.C. Merkez Bankasınca Belirlenen Döviz Kurları ve Devlet İç Borçlanma Senetlerinin Günlük Değerleri
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erzincan Belediyesince 1932’de üretimine başlanan ve çevre illere gönderilen Ekşisu Erzincan Bögert Doğal Maden Suyu tüketiminde, artan hava sıcaklığı yüzünden artış yaşandı.
Kent merkezine 14 kilometre uzaklıkta Ekşisu Mesire Alanı’ndan çıkan Ekşisu Erzincan Bögert Doğal Maden Suyu, 5 yıllık aranın ardından tekrar üretilmeye başlandı.
Yoğun talep nedeniyle iki vardiya şeklinde çalışmaya başlanan fabrika, günlük üretimini 100 binden 250 bin şişeye çıkardı.
Hazmı kolaylaştıran, mineral ve tuz kaybını kısa sürede gideren “ekşi su”, “sade”, “limonlu”, “elmalı” ve “nar” türleriyle yurt içindeki çeşitli şehirlerin yanı sıra yurt dışına da gönderiliyor.
Sodalar ihraç ediliyor
Erzincan Bögert Maden Suyu Fabrikası Müdürü Kenan Çeribaşı, AA muhabirine, artan sıcaklarla maden suyuna yoğun talep aldıklarını söyledi.
Gelen talebi karşılamakta zaman zaman zorlandıklarını aktaran Çeribaşı, yaz sezonunda satışların zirveye çıktığını anlattı.
“Sürekli stoklu çalışmamıza rağmen yine de talebi karşılamakta zorlanıyoruz. Yurt içi ve dışında pazarlama ağımızı genişletmiş durumdayız. Yeni ürünlerimiz ile Erzincan ve dışına hizmet vermekteyiz.” diyen Çeribaşı, Erzincan’ın bu özel içeceğini vatandaşlara ulaştırmanın gayreti içinde olduklarını belirtti.
Yeni ihracat rotaları belirlediklerini dile getiren Çeribaşı, şöyle devam etti:
“İlk olarak limonla başlamıştık akabinde ürünlerimize elma ve nar eklendi. Nasip olursa ağustos ayı sonuna kadar mandalinayı da ürün yelpazemize eklemiş olacağız. Yurt dışında şu anda mevcutta Arabistan ve İsviçre ile çalışıyoruz. Almanya, Ürdün, Libya ve Dubai gibi ülkelerle görüşmelerimiz devam ediyor. Çok yakın zamanda bu ülkelere de sevkiyatlarımızı başlatmış olacağız.”
Maden suyu vücudun mineral ihtiyacını karşılıyor
Maden suyunun sağlık açısından da önemine değinen Çeribaşı, şunları kaydetti:
“Günde 2 şişe Erzincan Bögert Maden Suyu içen bir insan günlük mineral ihtiyacını buradan karşılamış oluyor. Özellikle magnezyum, kas yapısı ve vücut ağrıların giderilmesi için çok önemli bir mineral. Kas yapısını desteklemesinden dolayı yazın özellikle bu mineral çok fazla tüketiliyor. Ürettiğimiz limonlu maden suyu ise içinde barındırdığı minerallerin yanında C vitamini deposu olması sebebiyle insanlara şiddetle tavsiye ediyoruz.”
Doğal maden suyu için de Ekşisu Mesire Alanı’na geliyorlar
Fabrikanın bulunduğu bölgedeki Ekşisu Mesire Alanı’na gelen vatandaşlar da çeşmelerden akan doğal maden suyundan alıyor.
Ziyaretçilerden Yusuf Mermer, maden suyunun insan sağlığı için önemli olduğunu belirterek “Özellikle yaz aylarında ve ramazanda şifa kaynağı olduğu için buraya geliyoruz. Yaz aylarında özellikle vücudun çok fazla terlemesi ile birlikte su kaybı oluyor. Burada çıkan maden suyu vücudun kaybolan mineral ihtiyacını karşılıyor.” dedi.
İstanbul’dan gelen Emsal Gençalp “ekşi suyun” vazgeçilmez yerlerden biri olduğunu belirterek, Erzincan için burasının ayrı bir öneminin olduğunu söyledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) mayıs ayına Escort Bayan ilişkin Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) rakamlarını açıkladı. Buna göre, TÜFE'deki değişim 2024 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 3,37, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 22,72, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 75,45 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 62,51 olarak gerçekleşti.
Buna göre, TÜFE'deki değişim 2024 yılı Mayıs ayında Beylikdüzü Escort bir önceki aya göre yüzde 3,37, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 22,72, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 75,45 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 62,51 olarak gerçekleşti.
Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 50,85 ile giyim ve ayakkabı oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 104,80 ile eğitim oldu.
TÜİK'in açıkladığı mayıs ayı enflasyon İstanbul Escort rakamlarına göre haziran enflasyonu hariç memur ve memur emeklisinin zam oranı yüzde 17,38 olurken, işçi ve Bağkur emeklisinin zam oranı ise yüzde 22,72 oldu.
]]>BDDK, Marin Yatırım Bankası AŞ, Aytemiz Yatırım Bankası AŞ ve Adil Katılım Bankası AŞ'ye faaliyet izni verdi.
BDDK'nin söz konusu kararları bugün Resmi Gazete'de yayımlandı. Buna göre, BDDK, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 7'nci ve 8'inci maddeleri kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde, kanunun 6'ncı maddesi uyarınca kurucu ortaklar Mehmet Koç, Sefa Koç, Noman Tekin, Meltem Süloğlu ve Yavuz Duranoğlu tarafından 1 milyar 500 milyon TL sermayeli "Marin Yatırım Bankası AŞ" ünvanlı, kurucu ortaklar Aytemiz Finansal Hizmetler AŞ, İsmail Aytemiz, Hüseyin Aytemiz, Ahmet Aytemiz ve Kerem Aytemiz tarafından 1 milyar 500 milyon TL sermayeli "Aytemiz Yatırım Bankası AŞ" ünvanlı kalkınma ve yatırım bankalarının kurulmasına izin verdi.
BDDK yine 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 7'nci ve 8'inci maddeleri kapsamında yapılan Deneme bonusu veren siteler inceleme ve değerlendirme neticesinde, kanunun 6'ncı maddesi uyarınca, Dijital Banka Yönetmeliğinde dijital bankalar için belirtilen faaliyet esaslarına uygun olarak faaliyet göstermek ve faaliyet izni başvurusunu bu çerçevede yapmak üzere, kurucu ortaklar Ali Emre Ballı, Murat Yönaç, Özberk Çetinkaya, Ali Paslı ve Fahri Akcan tarafından Türkiye'de 3 milyar TL kuruluş sermayeli "Adil Katılım Bankası AŞ" ünvanlı bir (dijital) katılım bankası kurulmasını da onayladı.
]]>Fahiş fiyat artışı ve stokçuluk yaparak piyasa dengesini bozanlara karşı beklenen adım geldi. Söz konusu faaliyetlerde bulunanların cezalarını artıran kanun teklifi TBMM Komisyonu'nda kabul edildi.
Teklifle, Anayasa Mahkemesinin kararı doğrultusunda Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'unda değişikliğe gidiliyor. Buna göre, Kanun'un ekinde yer alan cetvellerde yer alan kadro unvanlarıyla sınırlı olmak kaydıyla dolu kadrolarda derece değişikliği ile boş kadrolarda sınıf, unvan ve derece değişiklikleri Rekabet Kurulu kararıyla yapılacak.
Rekabet Kurulu, başlattığı soruşturmaları, soruşturmaya başlanması kararının verildiği tarihten itibaren 15 gün içinde ilgili taraflara bildirecek. Kurul, bu bildirim yazısı ile birlikte iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgiyi ilgili taraflara gönderecek. Böylece hem tarafların daha etkin savunma yapabilmesine olanak sağlanması hem de soruşturma süreçlerinin daha seri ilerlemesi amaçlanıyor.
Taraflara yazılı savunmalarını soruşturma raporunun tebliğinden itibaren 30 gün içinde Kurula konya escort bayan göndermeleri tebliğ edilecek. Haklı gerekçeler sunulması halinde bu süre bir kereye mahsus olmak üzere ve en çok bir katına kadar uzatılabilecek. Soruşturmayı yürütmekle görevlendirilenler, gelen yazılı savunmalar sonucunda soruşturma raporundaki görüşlerinde bir değişiklik olması halinde 15 gün içinde yazılı görüşlerini tüm Kurul üyeleri ile ilgili taraflara bildirecek. Taraflar 30 gün içinde bu görüşe cevap verebilecek.
Teklifle, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nda değişiklik öngörülüyor.
Buna göre, ürün senetleri ve alivre sözleşmelere ilişkin işlemlerde, devir ile bedelin ödenmesi, alıcı ve satıcının diğer yükümlülüklerinin ürün ihtisas borsalarında alım satımına aracılık edenlerce veya takas ve saklama hizmeti aldıkları kuruluşlarca yerine getirilmesi, alım satımın tescili ve alım satıma ilişkin diğer hususlar yasa ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak ürün ihtisas borsası tarafından yürütülecek.

Ürün ihtisas borsasının veya ürün ihtisas borsası tarafından takas merkezi olarak yetkilendirilen kuruluşun takas işlemlerinde mali sorumluluğu, tesis edecekleri limitler dahilinde ve alınacak teminatlar ile garanti fonu varlıklarıyla sınırlı olacak.
Ürün ihtisas borsalarında gerçekleştirilen işlemlerden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlamak ve zararların tazmini için alınacak teminatların ve oluşturulabilecek garanti fonunun kuruluşu, işletimi, kullanımı ve katılımcılarına ilişkin usul ve esaslar, Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek. Düzenlenen teminatlar ve garanti fonundaki varlıklar tevdi amaçları dışında kullanılamayacak, üçüncü kişilere devredilemeyecek, kamu alacakları için olsa dahi haczedilemeyecek, rehin edilemeyecek, iflas masasına dahil edilemeyecek ve üzerlerine ihtiyati tedbir konulamayacak.
Ürün senetleri ve alivre sözleşmelerin ürün ihtisas borsalarında alım satımına aracılık edilmesine, aracıların bursa escort bayan yetkilendirilmesi ile bu yetkinin askıya alınması ve iptaline, aracıların gözetim ve denetimine, ürün senetleri ve alivre sözleşmeler üzerindeki aracılık hizmetlerine dair diğer işlemlere müşterinin verdiği yetkiye bağlı olarak müşteri hesaplarındaki nakit alacak bakiyelerinin nemalandırılmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık ve Sermaye Piyasası Kurulunun birlikte çıkaracağı yönetmeliklerle düzenlenecek.
Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu'nda değişiklik yapılarak, cezaların etkinliği ile caydırıcılığının artırılması amacıyla bazı fiillere yeni cezai yaptırımlar getiriliyor ve idari para cezaları artırılıyor.
Buna göre, lisanslı depoculuk ücret tarifesinde belirlenenin üzerinde veya ücret tarifesinde yer almayan hizmetler için ücret talep ve tahsil eden ya da ürün teslimi sırasında mevzuata aykırı şekilde ürün miktarından kesinti yapan, yasanın "teşhir" hükmüne aykırı hareket eden, ürün senedinin ilgili yönetmeliğinde düzenlenen içerik, şekil ve muhafaza şartlarına uymayan lisanslı depo işletmelerine 200 bin liradan 1 milyon liraya kadar idari para cezası kesilecek.
Teslim yükümlülüğü düzenlenmiş ve iptal edilmemiş ürün senedinin temsil ettiği tarım ürününün tümü veya bir bölümü için başka bir ürün senedi düzenlenememesi, teslim yükümlülüğü, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının uyarı ve idari tedbirlerine rağmen verilen sürede kanuna ve ilgili yönetmeliklere aykırı ya da eksik hususların giderilmemesinin de aralarında bulunduğu hükümlere aykırı hareket eden lisanslı depo işletmelerine 200 bin liradan 1 milyon liraya kadar idari para cezası verilecek.
Analiz ve sınıflandırma işlemi yapılmadan ürünün depoya kabul edilmesi veya depodan çıkarılması, tartım makbuzunun ilgili yönetmelikte belirlenen şartları taşımaması, alet ve ekipmanların kalibrasyonunun ya da periyodik kontrollerinin yapılmadan kullanılması, muhafaza marmaris escort bayan şartlarına uyulmaması nedeniyle ürünü temsil eden elektronik ürün senedinde belirtilen sınıf ve kalite ile depoda bulunan ürünlerin sınıf ve kalitesi arasında farklılık tespit edilmesi durumlarında, bu fiilleri gerçekleştiren lisanslı depo işletmelerine her bir aykırılık için 200 bin lira idari para cezası uygulanacak.
Şahit numune alınmaması ve ilgili yönetmelikte belirlenen süre boyunca saklanmaması, analiz ve sınıflandırma belgesinin ilgili yönetmelikte belirlenen şartları taşımaması, laboratuvarda yer alan alet ve ekipmanların kalibrasyonunun ya da periyodik kontrollerinin yapılmadan kullanılması, şahit numune ile bu numunenin temsil ettiği ürünün analiz ve sınıflandırma belgesinin farklı olması, analiz esnasında tutulan kayıtlardaki değerler ile analiz ve sınıflandırma belgesindeki değerlerin farklı olması durumlarında bu fiilleri gerçekleştiren yetkili sınıflandırıcılara her bir aykırılık için 200 bin lira idari para cezası kesilecek.
Yetkili sınıflandırıcılık ücret tarifesinde belirlenenin üzerinde veya ücret tarifesinde yer almayan hizmetler için ücret talep ve tahsil eden ya da ilgili hükme aykırı hareket eden yetkili sınıflandırıcılara 200 bin liradan 1 milyon liraya kadar idari para cezası verilecek.
İdari para cezalarının verilmesini gerektiren aykırılığın bir takvim yılı içinde tekrarı halinde her bir tekrar için bir önceki cezanın iki katı idari para cezası uygulanacak.
Yasa teklifiyle, Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'da da değişiklik yapılması öngörülüyor.
Düzenlemeye göre, kapalı pazar yerlerindeki satış yerleri ve diğer yerlerin, pazarcılara yüksek fiyatlarla kiralanmasına neden olan sınırlı ayni hak yöntemiyle kiralama usulü kaldırılıyor. Pazar yerlerinde bulunan satış yerleri yalnızca tahsis usulüyle kullandırılarak pazarcıların maliyetlerinin azaltılması amaçlanıyor.
Teklifle, kapalı pazar yerlerindeki satış yerlerinin sınırlı ayni hak yöntemiyle pazarcılık mesleğinden olmayan diğer kişilere verilmesi sonucu pazarcıların maliyetlerinin artmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.
3 Mayıs 2024'ten önce kapalı pazar yerlerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve kiracılık hakları, bu hakların kullanımı için öngörülen sürenin sonuna kadar geçerli olacak.

AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan düzenlemeyle Kooperatifler Kanunu'nda değişikliğe gidiliyor. Buna göre, kooperatif ve üst kuruluşları yönetim kurulu üyelerinin, kooperatifin ticaret sicili kayıtlarını, finansal tablolarını, yönetim kurulu yıllık faaliyet raporlarını, genel kurul toplantı evrakını, ortaklarının kimlik, iletişim, pay ve ödemelerine ilişkin bilgilerini Kooperatif Bilgi Sistemi'ne (KOOPBİS) aktarmaya yönelik geçiş sürecinin tamamlanamadığının tespit edilmesi halinde Ticaret Bakanlığınca birer yıl olmak üzere iki defa daha süre uzatımı yapılabilecek.
Bu süre sona erinceye kadar kooperatif ve üst kuruluşlarının yönetim kurulu üyeleri ve memurları hakkında KOOPBİS yükümlülüğüne aykırı davranmalarına yönelik hükümler uygulanmayacak. Bu düzenleme, 26 Nisan 2024 tarihinden itibaren uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girecek. Kooperatiflerin ana sözleşmelerini intibak ettirmeleri için öngörülen süre, 2 yıl daha uzatılıyor.
Fahiş fiyat uyguladığı tespit edilen işletmelere uygulanan ceza 100 bin liradan 1 milyon liraya, stokçuluk yapanlara uygulanan ceza ise 1 milyon liradan 12 milyon liraya çıkarılacak.
Stokçuluğu sürdüren işletmelerin bu suçu bir yılda 3 kez işlediği tespit edilirse 6 güne kadar kapatma cezası uygulanabilecek.
]]>Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin resmi olmayan sonuçlarına göre, Ankara, İzmir, İstanbul dahil pek çok büyükşehir belediyesini ve kritik ilçeyi CHP alırken, AKP de sandıktan ikinci parti olarak çıktı.
TL’nin sert değer kaybının ve enflasyonun sürmesi ile birlikte faizlerin de yüksek seyretmesi, mayıs ve hazirandaki seçimlerin ardından ekonomik darboğazın artmasına neden oldu.
ENFLASYON HIZLANMIŞ, FAİZLER ARTTIRILMIŞTI
Haziran seçimlerinden bu yana Merkez Bankası (TCMB) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan destekli sıkılaştırma adımlarıyla bugüne kadar 4 bin 150 baz puan faiz artışı gerçekleştirmişti.
Öte yandan mayıs seçimlerinden önce 19,9 seviyesinin altında olan Dolar/TL kuru yerel seçimler öncesi 33,3 seviyesinin üstüne çıktı. Geçen yıl mayıs ayında yüzde 39,59 olan yıllık enflasyon ise Şubat 2024’te gelindiğinde yüzde 67,07’ye yükseldi.
İki seçim arasında halkın alım gücü belirgin şeklide zayıflarken hayat pahalılığı genel seçim sonrası da artarak devam etti. Üstelik yüksek faizler yüzünden ucuz kredi döneminin sona ermesi ve kredilere erişimin azalması da vatandaşları olumsuz etkiledi.
‘SEÇMEN EKONOMİK ZORLUKLAR NEDENİYLE CEZALANDIRDI’
Financial Times, Erdoğan’ın iktidara gelmesinden bu yana en ağır seçim yenilgilerinden birini aldığını, iktidarı en çok zorlayan sorunlar arasında ekonominin olduğunu belirtti.
Bloomberg’e konuşan siyasi risk danışmanlığı şirketi Eurasia Group Avrupa Direktörü Emre Peker, “Seçmenler yerel seçimlerde Erdoğan’ın partisini ve adaylarını ekonomik zorluklar nedeniyle cezalandırmış görünüyor. Erdoğan artık seçmenin ekonomiyle ilgili kaygılarına karşı dirençli değil” dedi.
Küresel varlık yöneticisi East Capital’de kıdemli danışman olan Emre Akçakmak, “Seçim sonrasında beklenenden daha dalgalı bir dönem görebiliriz. Daha da kötüsü, bu belirsiz dönem Merkez Bankası net döviz rezervlerinin eksi 65 milyar dolarla tüm zamanların en düşük seviyesine indiği ve enflasyonun Mayıs ayında yüzde 70’in üzerine çıkacağı bir döneme denk gelecek” ifadelerini kullandı.
PİYASALAR NASIL YORUMLAYACAK?
Öte yandan piyasaların seçimleri nasıl yorumladığı da yakından izlenecek. Seçim sonrası AKP’nin aldığı ağır yenilginin faturasının Mehmet Şimşek liderliğindeki yeni ekonomi programına kesilip kesilmeyeceği merak konusuydu.
Ancak Erdoğan’ın, “Enflasyon başta olmak üzere uyguladığımız ekonomi programımızın olumlu sonuçlarını yılın ikinci yarısında görmeye başlayacağız” ifadeleri piyasaları bir miktar rahatlattı.
Erdoğan, “Ekonomideki sıkıntıların giderilmesi başta olmak üzere ülkemizin acil meselelerine daha fazla eğileceğiz. Ekonomide yol haritamız olan OVP ve 12’nci Kalkınma Planımızı bugüne kadar kararlılıkla uyguladık. Ülkemize ve gelecek nesillere bedel ödetecek popülist adımlardan bugüne kadar uzak durduk” dedi.
Mehmet Şimşek de aynı şekilde seçimlerin ardından yaptığı paylaşımda, “Ana hedefimiz olan enflasyonu kalıcı olarak tek haneye düşürmek için sıkı para, seçici kredi ve gelirler politikasına ilaveten kamuda harcama kontrolü yaparak tasarrufu ön planda tutacağız” ifadeleriyle sıkı para politikasına devam mesajı verdi.
DÖVİZ TALEBİ KRİTİK
Reuters’ın aktardığına göre ekonomist Haluk Bürümcekçi, Erdoğan’ın seçim sonrası konuşmasında yer alan ekonomi programının devamına ilişkin vurguların piyasalar tarafından Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e verilen “destek” olarak okunacağını belirtti.
“Seçimsiz dört yıl vurgusu ile popülist olmayan politikalara devam mesajı verildiği söylenebilir” diyen Bürümcekçi, “Bu doğrultuda, kısa vadede ekonomi açısından seçim öncesi gözlenen yüklü döviz talebinin devam edip etmeyeceği en kritik konu olarak öne çıkıyor” dedi.
Finansal veri sağlayıcısı Tellimer stratejisti Hasnain Malik konu ile ilgili raporunda, “Erdoğan’ın yerel seçim kaybı (şimdilik) makro politikayı raydan çıkarmamalı” ifadelerine yer verdi.
Malik, “Eğer sonuçtan büyük ölçüde ekonomik sıkıntılar ve özellikle de enflasyon sorumluysa, o zaman enflasyonla mücadele artık ekonomik olduğu kadar siyasi bir önceliktir ve kısa vadede ortodoks politika rotasının enflasyonu düzeltmesi desteklenmelidir” dedi.
]]>
İSO, İTO, TOBB ve TÜSİAD yaptıkları değerlendirmelerde seçimsiz bir döneme girildiği ve ekonomi politikalarına ve reformlara odaklanılması gerektiğini kaydetti.
İşte iş dünyasından gelen seçim yorumları…
İSO BAŞKANI: EKONOMİYE ODAKLANMAK GEREKİYOR
İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan seçim sonuçlarının ardından X hesabından yaptığı paylaşımda seçim nedeniyle ekonomik reformalara yönelik temponun beklenen düzeyde olmadığını, seçimin geride kalmasıyla ekonomiye ve sorunlara odaklanmak gerektiğini kaydetti.
Bahçıvan paylaşımının tamamında şu ifadelere yer verdi:
“Ülkemiz bugün Yerel Seçim sürecini örnek bir demokratik kültür ve olgunlukla tamamladı. Muhtelif defalar ifade ettiğim gibi seçimler bir bayrak yarışıdır. Bugünkü bayrak yarışının münferit bazı hadiseler dışında huzur içinde gerçekleşmiş olması demokrasimiz adına sevindirici ve çok kıymetlidir.
Seçim nedeniyle ekonomiye ve bu alandaki reformlara yönelik tempo maalesef arzu edilen seviyede olmadı. Artık çok ivedi bir şekilde ekonomiye ve sorunlara odaklanmak gerekiyor.
Yerel Seçim sonuçlarının başta İstanbul olmak üzere memletimiz için hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye’nin yıldız şehiri İstanbul’a yeniden Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’nu kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.”
İTO BAŞKANI: ÇOK İYİ DEĞERLENDİRİLMELİ
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç de X hesabından yaptığı paylaşımda önümüzdeki dönemde enflasyon ve yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiğini kaydetti.
Avdagiç “İş dünyası olarak Türkiye’nin bu seçimden sonra uygulanmakta olan ekonomik programa odaklanması gerektiğine inanıyoruz” ifadelerine yer verdiği paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
“Türkiye bir seçimi daha aklıselim ve demokratik bir olgunlukla geride bıraktı.
Seçim sonuçlarının şehrimiz, ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyor, seçilen belediye başkanlarımızı tebrik ediyorum.
İş dünyası olarak Türkiye’nin bu seçimden sonra uygulanmakta olan ekonomik programa odaklanması gerektiğine inanıyoruz.
Önümüzde dönem, enflasyon ve yapısal reformların hayata geçirilmesi başta olmak üzere birçok sorunla kalıcı, sürdürülebilir ve rasyonel bir mücadele için çok iyi değerlendirilmelidir.
Bu sayede, çevresinde çatışma ve savaşların kol gezdiği Türkiye, daha da güçlenen ekonomisi ve demokrasisiyle güvenli bir liman olmayı sürdürecektir.
İş dünyası olarak, üzerimize düşen sorumluluğun bilinciyle, tüm gücümüzle yatırıma, üretime, ihracata ve istihdama devam edeceğiz.”
TÜSİAD DA YAPISAL REFORMLARA DİKKAT ÇEKTİ
Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) da seçimin ardından açıklamlarda bulundu.
TÜSİAD’ın resmi X hesabından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Demokrasinin temel unsurlarından yerel yönetim seçimlerini geride bıraktık. Görevlerine başlayacak belediye başkanlarımızı ve yerel yöneticilerimizi kutluyoruz.
Yerel yönetimlere kentlerde tüm vatandaşlarımız için yaşam kalitesinin iyileştirilmesi, iyi yönetişim ve etkin hizmet sunumuna yönelik çalışmalarında başarılar diliyoruz. Başta afet yönetimi olmak üzere tüm konularda merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında işbirliğinin güçlendiği bir dönem olmasını temenni ediyoruz.
Yerel seçimlerin ardından ekonomimizi, demokrasimizi ve hukuk sistemimizi güçlendirecek yapısal reformlara hızla odaklanarak daha gelişmiş, saygın, adil ve çevreci Türkiye hedefine ulaşmak üzere elbirliğiyle çalışmalıyız.”
]]>
ABD Merkez Bankası’nın (Fed) bu yıl başlaması beklenen faiz indirimlerinin zamanı ve hızına ilişkin belirsizliklerle birlikte Fed yetkililerinin sözle yönlendirmelerindeki temkinli ton, pay piyasalarında satış baskısının güç kazanmasına yardımcı oldu.
Analistler, ABD’de ekonomik aktivitenin güçlü kalmaya devam etmesinin Fed’in politika alanını kısıtladığını, bunun Fed yetkililerinin sözle yönlendirmelerine de yansıdığını ifade etti.
FED YETKİLİLERİNDEN AÇIKLAMALAR
Atlanta Fed Başkanı Raphael Bostic, bu yıl sadece bir faiz indirimi beklediğini belirterek, hala Covid-19 salgını ekonomisinde olunduğunu, ekonomi ve enflasyonun kademeli yavaşlamasını beklediğini bildirdi.
Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee de bu yıl 3 faiz indiriminin düşüncesine uygun olduğunu ifade etti. Hikayenin temelden değişmiş gibi görünmediğini belirten Goolsbee, ancak enflasyon konusunda kaydedilen ilerlemenin, düşüşte olduğunun görülmesi gerektiğini dile getirdi.
Fed Yönetim Kurulu Üyesi Lisa Cook, Fed’in ekonominin bazı kesimlerinde enflasyonun yavaşlaması için daha fazla zaman tanımak amacıyla faiz oranlarını düşürürken temkinli bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini ifade etti.
Fed Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller, faiz oranlarını düşürmek için aceleye gerek olmadığını ve faiz indiriminden önce “en az birkaç ay daha iyi enflasyon verileri” görmek istediğini söyledi.
Fed yetkililerinin temkinli sözle yönlendirmelerinin ardından para piyasalarında, Bankanın ilk faiz indirimine haziranda gitme ihtimali yüzde 75 seviyelerinden yüzde 64’e geriledi.
TAHVİL, ALTIN, PETROL
Bu gelişmelerle ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi, haftayı bir önceki haftanın hemen üstünde yüzde 4,2050’den tamamladı.
Jeopolitik risklerin yanı sıra OPEC+ grubunun üretim kesintilerine devam edebileceğine yönelik beklentilerin petrol fiyatlarını yukarı yönlü desteklemeyi sürdürmesiyle Brent petrolün varil fiyatı yüzde 2,1 artışla 86,8 dolara yükseldi.
Altının ons fiyatı da yüzde 3,1 artışla 2 bin 233 dolara çıkarak haftayı rekorla tamamladı. Cuma günü Paskalya tatili dolayısıyla ABD, Avrupa ve Hong Kong’da piyasalar işleme kapalıydı.
NEW YORK BORSASINDA KARIŞIK SEYİR
New York borsasında, açıklanan makroekonomik veriler sonrasında Fed’in faiz indirimi zamanlamasına ilişkin belirsizliklerin sürmesiyle karışık bir seyir izlendi.
ABD ekonomisi, 2023’ün 4. çeyreğinde yüzde 3,4 ile beklentilerin üzerinde büyüme kaydetti. Bu dönemde büyüme verisinde yukarı yönlü revizyona gidilirken, piyasa beklentisi ekonominin son çeyrekte yüzde 3,2 büyüyeceği yönündeydi.
Öte yandan, Michigan Üniversitesince ölçülen tüketici güven endeksi de martta yukarı yönlü revize edilerek 79,4 oldu.
ABD’de ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı, geçen hafta 210 bine gerileyerek beklentilerin altında gerçekleşti. Ülkede yeni konut satışları, şubatta aylık bazda yüzde 0,3 azalışla 662 bine gerileyerek piyasa beklentilerinin altında gerçekleşti.
ABD’de geçen ay satışa çıkan yeni konutların medyan satış fiyatı yıllık bazda yaklaşık yüzde 7,6 düşüşle 400 bin 500 dolara inerek 2,5 yılın en düşük seviyesini kaydetti.
Ülkede dayanıklı mal siparişleri, şubatta aylık bazda yüzde 1,4 ile piyasa beklentilerinin üzerinde artış gösterdi. Conference Board (CB) Tüketici Güven Endeksi ise martta aylık 0,1 puan azalışla 104,7’ye indi.
ABD’de kişisel tüketim harcamaları, şubatta yüzde 0,8 ile beklentilerin üzerinde artış kaydetti. Fed’in enflasyon göstergesi olarak dikkate aldığı gıda ve enerji kalemlerinin hesaplama dışı tutulduğu çekirdek kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi de aynı dönemde beklentilere paralel olarak aylık bazda yüzde 0,3 ve yıllık bazda yüzde 2,8 arttı.
Diğer yandan, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P Global, ABD ekonomisine ilişkin raporunda, iş gücü piyasasının sağlam kalması nedeniyle ABD’de ekonomik büyümenin 2024’te yüzde 2,5 olmasının beklendiğini bildirdi.
Fed, geçen yıla ilişkin yıllık denetlenmiş bilançosunu yayınladı. Buna göre Banka, 114,3 milyar dolarla bu zamana kadarki en büyük faaliyet zararını kaydetti.
Mevduat kurumlarının rezerv bakiyelerine yönelik faiz gideri geçen yıl 176,8 milyar dolara çıkarken, repo operasyonlarına ilişkin faiz gideri 104,3 milyar dolar oldu. Ayrıca, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard&Poor’s, ABD’nin uzun vadeli kredi notunu “AA+” ve kısa vadeli kredi notunu “A-1+” olarak teyit ederken, kredi notu görünümünü “durağan” olarak korudu.
Söz konusu gelişmelerle New York borsasında Nasdaq endeksi yüzde 0,30 değer kaybederken, Dow Jones endeksi yüzde 0,84, S&P 500 endeksi yüzde 0,33 değer kazandı.
Ayrıca, yılın ilk çeyreğini tamamlayan ABD pay piyasalarında, S&P 500 endeksi ilk 3 ayda yüzde 10,2 artışla 2019’dan bu yana en iyi ilk çeyrek kazancını kaydetti. Söz konusu dönemde Dow Jones endeksi yüzde 5,6 artışla 2021’den bu yana en güçlü ilk çeyrek performansını elde ederken, Nasdaq endeksi de yüzde 9,1 arttı.
Gelecek hafta pazartesi günü imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI), ISM imalat sanayi PMI, inşaat harcamaları, salı fabrika siparişleri, dayanıklı mal siparişleri, çarşamba ADP istihdam raporu, hizmet sektörü PMI, ISM hizmet sektörü PMI, perşembe dış ticaret dengesi, haftalık işsizlik başvuruları, cuma günü ise tarım dışı istihdam ve işsizlik verileri takip edilecek.
AVRUPA BORSALARI POZİTİF SEYRETTİ
Avrupa borsalarında pozitif bir seyir izlenirken, bölgedeki merkez bankası yetkililerinin sözle yönlendirmeleri ve makroekonomik veri gündemi yatırımcıların odağında olmayı sürdürdü.
Avrupa Merkez Bankası (ECB) Baş Ekonomisti Philip Lane, ECB Yönetim Konseyi’nin olası faiz indirimine ilişkin genişleyen bir uzlaşması olduğunu, ücret artışlarının yavaşladığına ilişkin güveninin arttığını ifade etti.
ECB İcra Kurulu Üyesi Piero Cipollone, faiz oranlarını düşürmek için çok uzun süre beklemenin zaten zayıf olan ekonomik büyüme bağlamında risk oluşturabileceğini dile getirdi.
ECB Yönetim Konseyi Üyesi Francois Villeroy de Galhau, ECB’nin muhtemelen bu baharda “ölçülü” faiz indirimine başlayacağını ve bunun Fed’in zaman diliminden bağımsız olarak gerçekleşeceğini söyledi. Francois Villeroy de Galhau, söz konusu indirimin nisan ya da haziranda gerçekleşmesinin “varoluşsal bir önem” taşımadığını belirtti.
Analistler, ECB ve İngiltere Merkez Bankasının (BoE) faiz indirimlerine ne zaman başlayacaklarının belirsiz olduğunu ancak para piyasalarındaki fiyatlamalarda iki bankanın da haziran toplantısında ilk faiz indirimine gitme ihtimalinin öne çıktığını bildirdi.
Öte yandan, Avrupa Birliği (AB), Apple, Alphabet ve Meta’nın Dijital Piyasalar Yasası kapsamındaki kurallara uyup uymadıklarını belirlemek üzere soruşturma başlattığını açıkladı.
Bu gelişmelerle, geçen hafta Almanya’da DAX endeksi yüzde 1,57, İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 1,13, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,66, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,27 değer kazandı.
Bu yılın ilk çeyrek performanslarına bakıldığında, Almanya’da DAX 40 endeksinin yüzde 10,4 artış gösterdiği dikkati çekti. Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 8,8 değer kazandı. İngiltere’de FTSE 100 endeksi de ilk çeyreği yüzde 2,8 yükselişle tamamladı.
Gelecek hafta salı günü Avro Bölgesi’nde ve Almanya’da imalat sanayi PMI, Almanya’da enflasyon, çarşamba Avro Bölgesi’nde enflasyon ve işsizlik, perşembe Avro Bölgesi’nde ve Almanya’da hizmet sektörü PMI, Avro Bölgesinde Üretici Fiyat Endeksi, cuma günü Avro Bölgesi’nde perakende satış verileri açıklanacak.
ASYA PİYASALARI SATIŞ AĞIRLIK SEYRETTİ
Asya piyasalarında ise bu hafta satış ağırlıklı bir seyir izlendi.
Küresel pay piyasalarında düşen risk iştahı Asya pay piyasalarında da etkili oldu.
Japonya Merkez Bankası (BoJ) Yönetim Kurulu üyesi Naoki Tamura’nın bir süre daha destekleyici finansal koşulların sürdürüleceğini ve politika değişikliklerinde “yavaş ve istikrarlı” ilerleneceğini söylemesinin ardından dolar/yen paritesi 151,97 ile yaklaşık son 34 yılın en yüksek seviyesine çıktı.
Söz konusu gelişmelerin ardından BoJ Başkanı Kazuo Ueda’nın, “Gelecekteki para politikası kararları, ekonomiye ve o anki fiyat gelişmelerine bağlı olacak.” demesi ve Japonya Maliye Bakanı Shunichi Suzuki’nin “Piyasa hareketlerini dikkate alarak kur istikrarı için elimizden gelen önlemleri alacağız.” açıklamasını yapmasıyla dolar/yen paritesi sınırlı da olsa gerileyerek 151,3 seviyesine indi.
BoJ’un son toplantı tutanaklarında da yetkililerin gelecekteki faiz artışlarında temkinli davranmayı düşündükleri görüldü.
Japonya meclisi, 2024 mali yılı için 112,5 trilyon yenlik (744 milyar dolar) bütçeyi yasalaştırırken Maliye Bakanı Shunichi Suzuki, bütçenin “ertelenemeyecek acil zorlukların üstesinden gelmeyi” hedeflediğini bildirdi.
Öte yandan, Japonya’da Tokyo Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), yıllık bazda yüzde 2,6 ve çekirdek TÜFE yüzde 2,4 artış kaydetti. Ülkede öncü verilere göre, sanayi üretimi şubatta aylık yüzde 0,1 azalışla beklentilerin altında kalırken işsizlik oranı yüzde 2,6’ya çıktı.
Çin’de açıklanan veriler ise ülkede ocak ve şubatta toplam sanayi karının yıllık bazda yüzde 10,2 arttığını gösterdi, endüstriyel karlar ise 2023’te yüzde 2,3 geriledi.
Ayrıca, Çin, ABD’nin 2022’de çıkardığı Enflasyonu Düşürme Yasası’nda yer alan iklim değişikliğiyle mücadele için yerli elektrikli araç üreticilerine yönelik sübvansiyonların rekabet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle Dünya Ticaret Örgütüne başvuruda bulundu.
Çin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, hafta başında gerçekleştirilen Çin Kalkınma Forumu için başkent Pekin’de bulunan ABD iş, strateji ve akademi çevrelerinin temsilcilerinden oluşan heyetle bir araya geldi.
Şi’nin, ABD ve Çin’in, birbirinin kalkınma hakkına saygı göstererek, iki ülkenin ve dünyanın faydasına olacak bir işbirliği için birlikte çalışması gerektiği mesajını verdiğini bildirildi.
Söz konusu gelişmelerle haftalık bazda Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,23, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,05, Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 1,27 gerilerken, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,25 yükseldi.
Gelecek hafta Çin’de imalat sanayi PMI, çarşamba günü hizmet sektörü PMI takip edilecek.
YURT İÇİNDE GÖZLER ENFLASYONDA
Yurt içinde ise Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi haftayı yüzde 0,34 artışla 9.142,40 puandan kapattı. Dolar/TL, haftayı bir önceki kapanışın yüzde 1,13 üstünde 32,1814’ten tamamladı.
S&P Global, gelişmekte olan ülkeler için 2024 yılı toplam büyüme tahminini yüzde 4,1’den yüzde 4,2’ye, Türkiye için de yüzde 2,4’ten yüzde 3’e yükseltti.
Gelecek hafta pazartesi günü imalat sanayi PMI, çarşamba enflasyon, perşembe reel efektif döviz kuru, cuma günü hazine nakit dengesi verileri takip edilecek.
Analistler, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.200 ve 9.350 seviyelerinin direnç, 9.000 ve 8.900 puanın ise destek konumunda olduğunu kaydetti.
]]>‘Benim alanım ekonomi, ben ekonomistim‘ diyerek Türkiye’yi 2022 yılına yeni bir ekonomi modeliyle sokan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “faiz sebep, enflasyon neticedir” tezi Türkiye’ye ağır bir bedel ödetti. Mayıs 2023 seçimlerinden sonra da bu uygulanan program rafa kaldırıldı ve Haziran 2023 ile Mart 2024 arasındaki dönemde Merkez Bankası politika faizini 4 bin 50 baz puan yükseltti. Hali hazırda politika faizi yüzde 50 ile AKP döneminin rekorunu kırarken, bir yıl önce “Bu kardeşiniz iktidarda olduğu sürece, faiz yükselemez, faiz devamlı düşecektir” diyen Erdoğan’ın geçmişte faiz ile ilgili söylediği sözler sosyal medyanın dilinden düşmüyor:
NAS ORTADA
17 Kasım 2021: Diğer ülkeler giderek daha çok sıkıntıya girerken biz ise önümüzdeki yıldan itibaren ferahlamaya başlayacağız. Faiz sebeptir, enflasyon neticedir. Bunu farklı yere çevirme gayretine girenlere diyorum ki boşuna uğraşmayın. Bu görevde olduğum sürece faizle mücadelemi sonuna kadar sürdüreceğim ve enflasyonla mücadelemi de sürdüreceğim. Bu konuda nas ortada. Nas ortada olduğuna göre sana, bana ne oluyor?
PROGRAMDAN GERİ DÖNÜŞ YOK
26 Kasım 2021: Ne yaparlarsa yapsınlar bizi üretim, istihdam ve cari denge odaklı bu ekonomi programımızdan geri döndüremeyecekler. Yüksek faizi, enflasyonu, kur tuzaklarını ülkemizin kaderi gibi görenlerin teslimiyetçiliği öğretilmiş bir çaresizliktir. Bu faizler düşecek. Biz yüksek faize halkımızı da çiftçimizi de ezdirmeyeceğiz. Yüksek faizmiş, düşük kurmuş, IMF reçeteleriymiş, küresel siyaset ve para baronlarının şantajlarıymış; bunların hiçbiri bizim için insanımızın işinden, aşından, geleceğinden daha önemli değildir. İşte bunun için dünyada gelişmekte olan ülkeler üzerinde yıllarca oynanan enflasyonu yükseltip faizleri artırarak ekonomiyi sıcak paraya boğup sonra faizler ve kurlar düşünce yüzde 40, yüzde 50 kârlarla çıkma oyunun önünü kesecek adımları attık.
FAİZ KONUSUNDA ASLA TAVİZ VERMEM
29 Kasım 2021: Bizi kendi istedikleri çizgiye çekmek isteyenlerin kur, faiz oyunlarına prim vermedik, vermiyoruz. Eğer ben de ekonomi tahsili görmüşsem ve bu ekonomi tahsilinden de öte bazı değerler silsilesi içerisinde de inandıklarım, bilgim varsa, faiz sebeptir, netice değildir. Enflasyon neticedir. Tabii burada bazıları bunun tam aksini savunuyorlar. Bunlar enflasyonun sebep, faizin netice olduğunu savunuyorlar. Tayyip Erdoğan, zaten en başından beri düşük faizden bahsediyor ve bu faiz inecek diyor. Hiçbir zaman faizin yükseltilmesini savunmadım, savunmuyorum ve savunmayacağım. Farklı düşünenler de çıksa Tayyip Erdoğan aynı noktadadır. Asla bu konudan taviz vermem. Çünkü bu benim aynı zamanda değerler silsilesi içindeki yapımdır. Bundan taviz veremem ve vermeyeceğim. Biz bu işi başaracağız.
TEMENNİ DEĞİL, TEKNİK HAKİKAT
31 Aralık 2021: Bak, yine söylüyorum; faiz sebep, enflasyon neticedir. Buna inandığımız gün başarılı olacağız. Enflasyon ve fiyat artışları hızla düşecek derken temennimizi değil, teknik bir hakikati, mutlaka olması gereken bir durumu ifade ediyoruz. İnşallah çok yakında bunu da hep beraber göreceğiz.
PARÇALAYIP ATACAĞIZ
29 Ocak 2022: Enflasyonun sizlerin üzerinde ciddi bir yük haline dönüştüğünü biliyoruz, görüyoruz. Faizle mücadelemi biliyorsunuz, faizi indireceğiz ve indiriyoruz. Bilin ki enflasyon da inecek, daha da düşecek.
17 Şubat 2022: Ülkemizin ayağına vurulan her pranga gibi, faiz prangasını da döviz kuru prangasını da enflasyon prangasını da parçalayıp atacağız. Dikkat ederseniz artık faiz tartışması, gündemden önemli ölçüde düştü. Aynı şekilde döviz kuru da istikrara kavuştu. Şimdi sırada enflasyonu yeniden tek haneli rakamlara indirme var.
KAZANAN KİM? KAYBEDEN KİM?
6 Haziran 2022: Türkiye ekonomisini belli bir çizginin üzerine çıkartmayarak yüksek faizle soyulacak kadar diri, üretimle ayağa kalkamayacak kadar halsiz bırakacak programlarla yıllarımız heba edilmiştir. Ülkemizdeki mandacı zihniyetlerin, müstemleke (sömürge) heveslilerinin, zihni ve kalbi emperyalistlerin virüsleriyle formatlanmış olanların anlayamadıkları hakikat işte budur. Aslında bu kısır döngünün ilk adımı enflasyonun tanımı ile başlıyor. Batı’nın ekonomi mecralarına göbek bağıyla tabi olanlara göre enflasyon, insanların ve kamunun aşırı tüketiminden kaynaklanıyor. Bu sorunun çözümü de faizleri artırarak parayı tasarruf araçlarına yönlendirmek suretiyle tüketimi azaltmak ve böylece fiyatları düşürmek olarak sunuluyor. Peki, burada kazanan kim? Yüksek faizle cebi dolan içerideki bir avuç tuzu kuru kesim. Onlarla birlikte yükselen faizlere ve değerlenen liraya heveslenerek dışarıdan gelen sıcak para sahibi fonlar. Elbette ucuzlayan döviz sebebiyle ülkeyi yabancı tüketim ürünlerinin pazarı hâline getiren ithalatçıları da bu arada unutmamak lazım.
‘Emperyalist mandacılar’
Peki, kaybeden kim? Üretimin düşmesi sebebiyle işsiz ve aşsız kalan, umutları törpülenen, gelecekleri kararan milyonlar. Biz tercihimizi faizleri yükselt baskısıyla bir kez daha ülkeyi soymak için ellerini ovuşturanlardan değil, istihdamı koruyarak işini, aşını, geçimini sürdürmesini sağladığımız milyonlardan yana kullandık. Hele ki dünyanın içinden geçtiği şu ekonomik buhranda tercihi üretimden ve istihdamdan değil de, finansal illüzyonlardan yana kullanmak ülkeyi emperyalist mandacılara peşkeş çekmek kesinlikle demektir, bunu da unutmayacağız.
FAİZ LOBİLERİ ÇÖKMEYE BAŞLADI
22 Ekim 2022: Faiz lobilerinin sözcülüğünü yapan mandacı ekonomistlere rağmen Türkiye’yi her yıl ortalama yüzde 5,5 oranında büyüttük. Dikkat ederseniz şu anda faiz lobileri çökmeye başladı. Ve artık faizde tek haneli rakama doğru iniyoruz.
BU KARDEŞİNİZ İKTİDARDA OLDUĞU SÜRECE…
24 Nisan 2023: Türkiye’nin önündeki tüm engelleri nasıl birer birer kaldırdıysak, enflasyon meselesini de bu yılsonuna kadar kontrol altına almış, önümüzdeki yıl tamamen çözmüş olacağız. Bu kardeşiniz iktidarda olduğu sürece, faiz yükselemez, faiz devamlı düşecektir… ve göreceksiniz enflasyon da faizle beraber düşecek
]]>Merkez Bankası'ndan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı: "Kredi kartı işlemlerinde uygulanacak aylık azami akdi faiz oranı yüzde 3,66'dan yüzde 4,25'e çıkarıldı. Menkul ataşehir escort kıymet tesisine tabi yükümlülüklere uygulanan menkul kıymet tesis oranının yüzde 4'ten yüzde 1'e düşürülmesine, kredi büyümesine göre menkul kıymet tesisine ilişkin uygulamanın sonlandırılmasına karar verilmiştir"
Akdi faiz; kredi kartının dönem borcu ödendikten sonra uygulanan bir faiz türüdür. Eğer kredi kartı borcunuzun yalnızca asgari tutarını öderseniz, geriye kalan borç üzerine akdi faiz uygulaması yapılmaktadır.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre bir yılda krediler yüzde 50'nin, kredi kartlarıysa yüzde 150'nin üzerinde büyümüştü. Enflasyon Raporu kartal escort 2024 Bilgilendirme Toplantısı'nın ardından konuşan Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, kredi kartlarına düzenlemelerin gündemde olduğunu söylemişti.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de kredi kartları için düzenleme sinyali vermişti: "Kredi kartları, bireysel kredi, taşıt kredisi ve ikinci konut kredisinde sadece faizleri artırarak değil, bankalar üzerinden kredi verme iştahını keserek de kredi büyümesini düşüreceğiz. Başkasının parasıyla, krediyle, kartla zenginlik olmaz."
Kredi kartı kullanımını sınırlama kapsamında daha önce azami taksit sayısı 12'den üçe indirilmişti. Nakit avans limiti de yüzde 25'e düşürülmüştü. Sonra da nakit avans faiz oranı yüzde 4.42'den yüzde 5'e çıkarılmıştı. Bugün de aylık azami akdi faiz oranı yüzde 3,66'dan yüzde 4,25'e yükseldi.
]]>
İmamoğlu, bazı noktalarda otobüsün önünü kesen vatandaşlara kısa konuşmalar yaptı. Esenyurt’un ardından Başakşehir’e geçen İmamoğlu ve CHP Başakşehir Belediye Başkan adayı Mesut Öksüz, Altınşehir Mahallesi’ndeki Güvercintepe Meydanı’nda halkla buluştu.
8 YAŞINDAKİ KÜÇÜK KIZIN PANKARTI ALANI GÜLDÜRDÜ
Vatandaşların sevgi gösterileriyle karşılanan İmamoğlu’nun okuduğu, “Ekrem Amca, 8 yaşındayım, 8 kilometrenin 8 adım olmadığını biliyorum” pankartı, meydandaki coşkulu kalabalığı güldürdü.
“Dersine çalışmayan ithal adaya yolluyor o sözü” diyen İmamoğlu’na konuşması sırasında, Şahintepe Veli Baba Cemevi’nden gelen yöresel kıyafetli kadınlar eşlik etti.
Ülkedeki siyaset dilinin sorunlu olduğu tespitinde bulunan İmamoğlu, “Bizim dilimizde ayrımcılık yok. Bizim dilimizde insanlarımızı hor görmek yok. Bizim dilimizde insanları ‘oy veren, vermeyen’ diye tasniflemek hiç yok. Hizmetlerimiz insanımız için ve bu hizmetlerimizi insanlarımıza verirken, insanlarımızın ihtiyaçlarını sizlerden dinliyoruz. Sizler bize yol gösteriyorsunuz. Onun için bizim aramızdaki diyalog, bizim aramızdaki köprü çok” dedi.
“BİR KİŞİ ÇIKTI, ‘BEN EKONOMİSTİM’ DEDİ”
“İnsanlarımızla yeni bir tarih yazıyoruz” diyen İmamoğlu, “Bu tarihin içinde müthiş bir toplumsal ittifak var. Bu ittifakın içinde herkes var. Bütün siyasi görüşler, bütün siyasi partiler var. Bu yerel yönetim seçimi, İstanbul’dan olağanüstü bir demokrasi meşalesi yakacak. Ve artık hiç kimse ben bu topluma, bu şehre, bu ülkeye tek başına hükmederim, ‘Ben ne dersem o olur’ diyemeyecek. Bütün o antidemokratik ruhu, hep beraber tarihe gömeceğiz, tarihe gömeceğiz” şeklinde konuştu.
Son 6-7 yıldır ülkenin en büyük sorununun yoksulluk olduğunu vurgulayan İmamoğlu, “Peki bu ülkenin ekonomisi, bu ülkenin sorunları bu kadar ağır olur muydu? Bakın olmazdı. Ama bir kişi çıktı ne dedi? ‘Ben ekonomistim’ dedi. Ekonominin kurallarını altüst etti. Hatırlayın; suçu faize, sonucu enflasyona bağladı. Ve yeni bir kural yazmaya kalktı. Bu yazmaya çalıştığı kural, hepimizin başına dert oldu. İşi bilmez ekonomi bakanlarını göreve getirdi. Liyakat aramadı. Aradığı şey şuydu: ‘Ben ne dersem onu yapsın.’ Oraya işi bilen biri gelse, onun dediğini yapmayacaktı. Doğru insanlar, ekonominin doğru kurallarını uygulamaya çalışıyorlar gücü yettiğince. Ama Merkez Bankası’nda ama bakanlıkta. Ama o koyduğu bakanlar, bizim paramızı altüst etti. Cebimizdeki parayı pul etti. Yoksulumuzu daha yoksul etti. Orta kesim diye kimse kalmadı. Emeklileri aç, açıkta bıraktı” ifadelerini kullandı.
“SOSYAL YARDIMLARI ANLATMAK, İNSANIN HOŞUNA GİTMİYOR”
Kötü ekonomi yönetimi sürdükçe, kendilerinin de sosyal yardımları süreç içerisinde 6 kat artırmak zorunda kaldıklarını kaydeden İmamoğlu, bu kapsamda yaptıkları ve yapacakları hizmetleri örneklendirdi.
İmamoğlu, “Sosyal yardımları anlatmak, insanın hoşuna gitmiyor. Bunlar sizin hakkınız. İnsanlarımız yokluk çekiyorsa, biz, insanlarımızın yanında olmak zorundayız. Bu devletin kuralı. Devlet, bunu yapmak zorunda ve yapmaya da devam edeceğiz. Arttırmaya da devam edeceğiz. Ama temel mesele ne biliyor musunuz? Bu memleketin yoksulluk sorununu tarihe gömmek. Ama bunlar yapamayacak. Bakın niye yapamayacaklar biliyor musunuz? Bunların tek derdi, koltuğu korumak. Bunların tek derdi, koltuğun ve makamın sahibi olmak. Onlar, kendilerini makamın sahibi zannediyorlar, koltuğun sahibi zannediyorlar. Mesela onlar, şimdi olmazsa olmaz İstanbul’u kazanacaklar. Sanki İstanbul’u tapu edecekler. Sanki İstanbul’u mülk edecekler” diye konuştu.
“YAKINDA O DA GELİR”
Ekonomiyi, hukuku, sağlık sorunlarını çözmesi gereken bakanların Ankara’dan yola çıkarak tek tek İstanbul’a gelmeye başladığına dikkat çeken İmamoğlu, alandaki vatandaşlara, “Yakında o da gelir. O da gelecek yakında. Ama söyleyeyim, sevgili hemşehrilerim, güzel hemşerilerim; siz misafirperversiniz, öyle değil mi? 2019’da misafirperverliği onlara gösterdiniz, öyle değil mi? Ev sahipliği nasıl yapılırmış gösterdiniz, öyle değil mi? Ne yaptınız? Onlara misafirperverliğinizi 13 bin kez değil, 100 bin kez değil, tam 806 bin kez gösterdiniz. Daha fazlasını göstermeye hazır mıyız” sorusunu yöneltti.
“18 MART’TA AÇACAĞIZ”
“Ataköy-İkitelli, metrosunu, Allah’ın izniyle 18 Mart günü Başakşehirlilerle birlikte açacağız” diyen İmamoğlu, ilçe genelinde 5 yılda yaptıkları bazı hizmetleri sıraladı. Bakanlık tarafından yapılıp, İBB’ye teslim edilen Başakşehir-Kayaşehir ve Sabiha Gökçen Havaalanı metro hatlarının toplam 6 milyar lira tutan parasının, önceki dönemlerde 16-17 senede tahsile edilirken, kendilerinden 10 ay içinde tahsil edildiği bilgisini paylaşan İmamoğlu, “Bunlar zannediyorlar ki, Ankara’daki kasa onların, İstanbul’daki kasa bizim. Böyle bir şey olur mu? Ankara’daki kasa da milletin, İstanbul da milletin. Sen kimi cezalandırıyorsun? Allah’ın adamı, sen kimi cezalandırıyorsun? Ama benim bunlara çok güzel duam var. Bu duamın da tuttuğunu düşünüyorum. İnşallah bunlara 1 Nisan’dan sonra akıl gelecek. Allah bunlara akıl versin” dedi.
]]>Sönmez, “Anadolu’da bir söz vardır: ‘Komşun açken tok yatılmaz’. Ancak ülkemizde en zengin bölgenin en zengin yüzde 10’u ile en yoksul bölgenin en yoksul yüzde 10’u arasında 55 kat fark var. Yani gelir adaletsizliği alarm veriyor. Bu fark da toplumsal yapıyı tahrip ediyor, ülke olarak birlik duygusunu zedeliyor.” dedi.
“65 yaş üstü grupta yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oranında da özellikle geçtiğimiz yıl keskin bir sıçrama yaşandı” diyen Sönmez ayrıca, küresel sistemdeki değişimin fırsata çevrilmesi ve Türkiye’nin yeni bir kalkınma hamlesi başlatabilmesi için ekonomi, hukuk ve eğitimi kapsayan 7 maddelik bir yol haritası açıkladı.
‘YÜKSEK ENFLASYON EKONOMİNİN KİMYASINI BOZUYOR’
Gelir dağılımında bozulmaya yol açan faktörlerin başında yüksek enflasyon ve refah üretmeyen büyümenin geldiğini ifade eden Sönmez, “Enflasyonist ortamda nasıl iş yapmak gerektiğini mecburen öğrendik. Ama yüksek enflasyon ülke ekonomisinin kimyasını bozuyor. Bizi düşük gelir seviyesine, teknolojiye ve rekabetçiliğe hapsediyor” dedi.
“En büyük öncelik enflasyonun düşürülmesi olmalıdır” çağrısı yapan Sönmez, “Bu da her şeyden önce doğru politikalar ve liyakatli kadrolar gerektirir. Bu koşulları sağlamış durumdayız. Umudumuz, Merkez Bankasının
öngörüleri doğrultusunda enflasyonun kontrol altına alınmasıdır” ifadelerini kullandı.
2023 son çeyrek rakamlarına göre tüketim artışı yüzde 9,3 iken artış oranının sanayide 1,9, tarım ve hayvancılıkta ise yalnızca yüzde 0,5’te kaldığına işaret eden Sönmez, “Enflasyonu düşüreceksek üretim ve tüketim arasındaki bu büyük makası kapatmak gerekiyor” diye konuştu.
İNSAN KAYNAĞI SIKINTISI
Üretim yapısında dönüşüm sağlanması için ekonomi dışında da yapılması gerekenler olduğunu vurgulayan Sönmez şöyle devam etti; “‘Orta Gelir’ tuzağını aşmanın yolu ‘Orta Demokrasi’ ve ‘Orta Eğitim’ tuzaklarını aşmaktan geçiyor. Her şeyden önce de hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığının sağlanması geliyor.”
Anadolu’yu gezdiklerinde iş insanlarının en çok yakındıkları konulardan birinin insan kaynağı sıkıntısı olduğunu gördüklerini belirten Sönmez, “Geçmişin temel bilgi alanları üzerine kurulu olan eğitim artık demode oldu. Bugün yapay zeka uygulamalarına ve dijital teknolojilere alan açmak gerekiyor. Beklentimiz, çağın gerektirdiği becerilere ve yetkinliklere sahip nesiller yetiştirmek. Bunun da tek bir yolu var: Laiklik ve bilimsellik ilkelerinden hiçbir ödün vermemek” dedi.
İki kutuplu dünyanın yerini çok kutuplu dünyaya bıraktığını belirten Sönmez, “Türkiye iki kutuplu bir dünyada köprü rolü oynamıştı. Şimdi sahnede Brezilya, Hindistan, Rusya, Çin, Orta Doğu ülkeleri gibi birçok güçlü aktör var. Güç dengelerindeki değişimin yanı sıra iklim krizinden göç dalgaları ve toplumsal hareketlere uzanan çok sayıda risk ve tehditle de mücadele etmek gerekiyor. Aslında bu süreçte Türkiye’nin önünde önemli fırsatlar var. Küresel sistemdeki değişimi fırsata çevirip, yeni bir kalkınma hamlesi başlatabiliriz” şeklinde konuştu.
TÜSİAD BAŞKANI: TL İSTİKRARLI OLMALI
TÜSİAD Başkanı Orhan Turan da toplantıdaki konuşmasında “Dünya ekonomisinde büyümenin düştüğü ve ticaretin yavaşladığı bir atmosferde makroekonomide öngörülebilirlik sağlamak ve TL’nin değerine istikrar getirmek gerekiyor” dedi.
“Enflasyonla mücadeleyi güçlendirmek önceliğimiz. Merkez Bankası’nın, yüksek enflasyonun kontrol altına alınması için başlattığı parasal sıkılaştırma sürecinin devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz” diyen Turan, şöyle devam etti:
“Dış ticaret açığının iyileşme eğilimine girmesini de ekonomide dengelenme sürecinin bir göstergesi olarak görüyoruz. Gençlerimize dijital çağın aradığı niteliklere sahip olmalarını sağlayacak iyi bir eğitim veremezsek, yeni teknolojik devrimi yakalayamayacak ve dolayısıyla geleceğin dünyasında hak ettiğimiz yeri alamayacağız. Eğitim müfredatımızı çocuklarımıza 21. yüzyıl becerilerini kazandıracak şekilde güncellemeli ve tüm çocuklarımız için fırsat eşitliği sağlamalıyız. Eğitim müfredatını yenilerken, laiklik ve bilimsellik ilkelerini temel
almalıyız.”
Geçen yıl küresel ekonomik büyümenin dirençli ve tahmin edilenden daha güçlü olduğunu belirten Yellen, enflasyonun ise düştüğünü ve ekonomilerin yaklaşık yüzde 80’inde bu yıl da düşmeye devam etmesinin beklendiğini söyledi.
Yellen, ileriye dönük olarak küresel görünümün karşı karşıya olduğu risklerin farkında olduklarını ve bazı ülkelerdeki ekonomik zorlukları dikkatle izlemeyi sürdürdüklerini ancak küresel ekonominin dayanıklılığını koruduğunu kaydetti.
ABD ekonomisinin gücünün bu olumlu ekonomik performansın temel itici gücü olduğunu aktaran Yellen, Amerika’nın “yumuşak inişe” giden yolunun küresel büyümeyi desteklediğini ifade etti.
İSRAİL VERGİ GELİRLERİNİ FİLİSTİN’E AKTARMAYA BAŞLADI
Orta Doğu’daki çatışmalar ile Rusya’nın Ukrayna’daki savaşına da değinen Yellen, Orta Doğu’daki çatışmaların başlamasından bu yana küresel ekonomi üzerinde önemli bir etki görmediklerini ancak durumu yakından takip etmeye devam ettiklerini aktardı.
Batı Şeria ekonomisini güçlendirmeye yönelik seçenekleri araştırmaya devam ettiklerini kaydeden Yellen, ABD’nin İsrail hükümetine temel hizmetleri finanse etmek ve Batı Şeria’daki ekonomiyi desteklemek için vergi gelirlerini Filistin yönetimine aktarmaya çağırdığını kaydetti. Yellen, “Anlaşmaya varıldığı ve fon akışının başladığı haberlerini memnuniyetle karşılıyorum. Bu devam etmeli.” diye konuştu.
Aynı zamanda İsrail Başbakanı Netanyahu’ya bir mektup yazdığını belirten Yellen, “Yakın zamanda Başbakan Netanyahu’ya yazdığım mektupta, Filistinlilere çalışma izinlerinin yeniden verilmesi ve Batı Şeria’daki ticaretin önündeki engellerin azaltılması da dahil olmak üzere ABD’nin atılması gerektiğine inandığı bir dizi adımı özetledim. Bu eylemler hem Filistinlilerin hem de İsraillilerin ekonomik refahı için hayati öneme sahip.” dedi.
Yellen, İsrail ve Batı Şeria ekonomilerine ilişkin endişe duyduklarını ifade ederek, İsrail’in Batı Şeria’daki eylemlerinin Batı Şeria ekonomisine ciddi şekilde zarar verdiğine, gelirleri azalttığına ve aynı zamanda İsrail üzerinde olumsuz bir etkiye de sahip olduğuna inandığını anlattı.
RUSYA’NIN DONDURULAN VARLIKLARININ UKRAYNA İÇİN KULLANILMASI
Rusya-Ukrayna savaşının ise iki yılda yıkıcı insani etkileri olduğuna işaret eden Yellen, savaşın aynı zamanda dünya genelinde ekonomik zarara da neden olduğunu vurguladı.
Yellen, ABD ve güçlü bir küresel koalisyonun, Ukrayna’yı askeri, insani ve ekonomik yardımla desteklediği, Rusya’yı ise ihtiyaç duyduğu finansman ve askeri teçhizattan mahrum etmek için çalıştığını ifade etti.
Rus petrolüne tavan fiyat uygulaması ve yaptırımlarla Rusya’nın gelirlerinin azaltıldığına vurgu yapan Yellen, savaşın üçüncü yılına girilirken, ABD ve müttefiklerinin daha fazlasını yapmaya kararlı olduğuna dikkati çekti.
Yellen, küresel ekonominin yarısından fazlasını temsil eden koalisyonun, 285 milyar dolarlık Rus varlığını bloke etmek için harekete geçtiğine ve Rusya’nın sebep olduğu zararın bedelini ödeyene kadar bu paranın dondurulmasına söz verdiğine değinerek, “Ukrayna’nın devam eden direnişini ve uzun vadeli yeniden yapılanmasını desteklemek için koalisyonumuzun bu dondurulan varlıkları çözmenin bir yolunu bulmasının gerekli ve acil olduğuna inanıyorum.” diye konuştu.
]]>100 yıl önceki o refahta, İngiltere’ye yaptıkları kırmızı et ihracatının büyük payı vardı.
Bugün ise, içinde bulundukları ekonomik kriz nedeniyle Dünya Bankası’nın kişi başı gayrı safi yurtiçi hasıla listesinde 70.’liğe gerilemiş durumdalar.
BBC’nin haberine göre artık ülkedeki pek çok kişi, çayırlarda otlamaya devam eden ineklerin etini satın alamıyor.

20’lerinin başında, başkent Buenos Aires’in izbe bir mahallesinde yaşayan Oriana ve Samir çifti de onlardan biri.
Oriana “Çok zor durumdayız. Sürekli ay sonunu nasıl getireceğiz diye düşünüyoruz” diyor ve ekliyor: “Biftek ülkesiyiz ama paramız yalnızca tavuk almaya yetiyor.”
Hatta tavuk da artık bir lüks haline gelmiş. Geçen yıl enflasyon yüzde 211 ile 30 yılın zirvesine çıkmıştı. Yalnızca Aralık’taki aylık enflasyon yüzde 25 oldu.
Genç çift kızları Ciara, Samir’in ebeveynleri ve erkek kardeşiyle küçük bir evi paylaşıyor. Faturaları ödeyebilmek için büyük bir çaba harcamaları gerekiyor. Gıda fiyatlarının yanı sıra kira, elektrik ve ulaşım maliyetleri de her ay artıyor.

Her şeyin fiyatı artarken kuryelik yapan Samir’in geliri ekonomik kriz nedeniyle azalmış. Sokaklardaki insanların artan çaresizliği de onu endişelendiriyor. “Elinizden cep telefonunuzu almak için sizi öldürebilirler” diyor. Resmi verilere göre nüfusun yüzde 40’ından fazlası yoksulluk sınırı altında.
Pek çokları, gerçek oranın daha yüksek olduğunu düşünüyor. Oriana da, Samir de Arjantin’in yeni lideri Javier Milei’ye oy verdi.
Radikal sağcı Milei geçen yıl oyların yüzde 55’ini alarak iktidara geldi. Samir “O halkın sorunlarını anlıyor. Arjantin’in enflasyonla mücadele için ihtiyacı olan kişi o” diyor. Fakat herkes bu kadar emin değil.

12 adet tatlıcı ve bakkal zinciri olan Claudio Paez bir zamanlar başarılı bir iş insanıydı.
Fakat halkın alım gücünün düşmesi sonucu dükkanlarını kapatmak zorunda kalmış. Bugün yalnızca iki dükkanı açık ve işlerin daha da kötüleşmesini bekliyor: “Ekonomik sorunlar üç ay daha devam ederse giderlerim gelirlerimden daha fazla olacak.”

Maddi sorunlar karşısında halk yeni çözümler üretmeye çalışıyor. Claudio’nun dükkanlarından birinin yanına park eden bir minivan 1 ABD dolarına 12 yumurta satıyor. İlgi yüksek, aracın önünde kuyruk oluşmuş. Fakat polisin gelip bu kayıt dışı satışı cezalandırmasından korkan satıcı, fazla kalamadan hareket ediyor.
Buenos Aires sokakları hâlâ 19. yüzyıldaki hızlı ekonomik büyüme döneminde yapılmış gösterişli binalarla dolu. Fakat önlerinde kayıt dışı sokak satıcıları ve korsan taksiler bekliyor. Salta Ulusal Üniversitesi’nin resmi verileri kullanarak yaptığı bir analiz, işgücünün yarısının gayrı resmi bir şekilde çalıştığını gösteriyor. Seçimden hemen önce eski hükümetin çıkardığı bir yasa sonucu ülkede gelir vergisi ödeyen kişi sayısı epey azaldı.
Bu, kasasında para kalmamış ve gelire ihtiyacı olan bir ülke için kötü haber. Arjantin kazandığından daha fazlasını harcıyor. Uluslararası Para Fonu’na (IMF) borcu 44 milyar dolar civarında. Aynı zamanda IMF’ye en fazla borcu olan ülke konumunda.

Milei net bir oy farkıyla iktidara gelmiş olsa da partisinin Kongre’de çoğunluğu yok. Hatta bir çoğunluktan epey uzaklar. Özgürlük Gelişimi adlı partisi 2021’deki yasama seçiminde sandalyelerin yalnızca yüzde 15’ini kazanabilmişti. Buna ek olarak ülkedeki güçlü muhalefet, sendikalarda etkili. Sendikalar geçen hafta bir genel grev yaptı ve ülkede on binlerce insanın katıldığı büyük gösteriler düzenledi.
Danışmanlık şirketi Cafeidas Group’tan Juan Cruz Diaz, Milei’nin önerdiği değişikliklerin ülkeye zarar verebileceğini söylüyor: “Milei’ye oy verenlerin çoğu bir değişim istiyordu. Fakat bu, ekonomi ve devlet yapısına dair liberter yaklaşımını destekledikleri anlamına gelmiyor.”
Kongre önümüzdeki hafta Milei’nin önerilerini oylayacak. Kabul edilip edilmeyeceklerini kestirmek zor. Dahası kabul edilseler bile enflasyonun düşeceğinin bir garantisi yok. Ve seçmenler için en önemli konu da enflasyonun düşmesi.
Diaz, yeni devlet başkanının ekonomideki durumu değiştirip insanlara nefes aldırması için “birkaç ayı olduğunu” söylüyor.
]]>Toplantılar dünyanın dört bir yanından 3 bin katılımcıyı bir araya getirdi. Bunlar arasında 1600 iş insanı, 350 devlet başkanı ve bakan ile yüzlerce akademisyen, sivil toplum lideri ve girişimci yer aldı.
Her zamanki gibi yüksek konaklama ücretlerinin ve şampanyalı gece etkinliklerinin damga vurduğu etkinlik, dünyanın dört bir yanındaki elitleri bir araya getirdi.
Yüzlerce oturumda dünyanın geleceği üzerine tartışan kişiler; yapay zeka, jeopolitik gerginlikler gibi pek çok konu üzerinde tartışmalarda bulundu.
Dünya Ekonomik Forumu’nda yürütülen tartışmalardan öne çıkan başlıklar ise şöyle oldu:
JEOPOLİTİK GERİLİMLER DAMGA VURDU
Dünya Ekonomik Forumu bildirgesinde, “Bu yılki toplantı, son yılların en karmaşık jeopolitik ve jeoekonomik zemininde gerçekleşiyor. Bu da amaca yönelik ve etkili eylem ihtiyacını daha da önemli hale getiriyor” demişti.
Katar Maliye Bakanı, İsrail ile Hamas arasında devam eden çatışmanın tüm Orta Doğu ekonomisini yavaşlattığını söylerken, Arap devletleri, kalıcı barış sağlanmadıkça yeniden yapılanmaya fon sağlamayacaklarını açıkça belirttiler.
Denetim, Vergi ve Danışmanlık Hizmeti veren KPMG’nin ABD CEO’su Paul Knopp’a Davos’a gelirken verdiği bir röportajda, “Geçen yıl benim için en önemli konu ekonomi olurdu. Şu anda dünya çapında şok yaratabilecek jeopolitik endişeler konusunda biraz daha endişeliyim” dedi.
“Jeopoliitk gerilimler yüksek düzeyde bir endişeyi gerektiriyor” diyen Knopp, bu gerilimlerini, “Gazze Şeridi’nde yaşanan savaş, Kızıldeniz’de ve Süveyş Kanalı’nda yaşananlar ve bunların tedarik zincirlerini bozması, Ukrayna’daki savaşla ilgili devam eden endişeler ve enerji ile gıda güvenliği…” olarak sıraladı.
Liman işletmecisi DP World yetkilileri ise, Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’deki saldırılarının Asya’dan Avrupa’ya yapılan ticaretin maliyetini artıracağını söyledi.
ANA GÜNDEM: YAPAY ZEKA
Davos’ta bu yıl ana gündem, yapay zeka teknolojisinin geleceği oldu.
Salesforce CEO’su Marc Benioff, yapay zeka teknolojisindeki belirsizliklere ilişkin endişelerin ortasında, “Yapay Zeka Hiroşima’yı görmek istemiyoruz” dedi.
Yapay zeka uygulaması ChatGPT’yi geliştiren OpenAI’ın CEO’su Sam Altman, yapay zekanın “muazzam faydaları” olduğunu ancak potansiyel riskler konusunda dikkatli olunmamasının “çok kötü” sonuçlar doğurabileceğine dikkati çekti
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ GÜNDEME GELDİ
Davos’ta düzenlenen çeşitli panellerde iklim değişikliğinin insan sağlığını nasıl etkilediği konusunda artan farkındalığa dikkat çekildi.
Bunlardan birinde Brezilya Sağlık Bakanı Nisia Trindade Lima, sel ve aşırı yağışlarla birlikte gelen su ve sivrisinek kaynaklı hastalıklar; kuraklıkla birlikte gelebilecek yetersiz beslenme gibi endişelere dikkat çekti.
EKONOMİSTLER TAHMİNLERİNİ AÇIKLADI
Öte yandan ekonomistler arasında ekonomik koşulların geleceğine ilişkin bölünme gerçekleşti.
Üst düzey ekonomistler, küresel ekonominin, jeopolitik çekişmeler, sıkı finansman koşulları ve belirsizliklerle 2024’te zayıflayacağını tahmin etti..
Dünya Ekonomik Forumu’nun “Baş Ekonomist Görünüm Raporu 2024”, Davos’ta gerçekleştirilen WEF yıllık toplantısında açıklandı.
Raporda, küresel ekonomi için beklentilerin “durgun” olmaya devam ettiği belirtilerek, küresel ekonominin yüksek enflasyon sonrası sıkı finansal koşullar, jeopolitik anlaşmazlıklar ve yapay zeka (AI-YP) alanındaki hızlı ilerlemelerden kaynaklanan sıkıntılarla mücadeleye devam ettiği aktarıldı.
Başekonomistlerin yüzde 56’sı küresel ekonominin bu yıl zayıflamasını beklerken, yüzde 43’ü koşulların değişmeyeceğini veya küresel ekonominin daha güçlü büyüyeceğini öngördü.
]]>Almanya Federal İstatistik Ofisi (Destatis), sanayi üretimine ilişkin Kasım 2023 geçici verilerini açıkladı.
Buna göre, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi, 2023 Kasım’da bir önceki aya kıyasla yüzde 0,7 düştü. Piyasa beklentisi yüzde 0,2 artış olacağı yönündeydi. Böylece, ülkede sanayi üretimi art arda altı ay geriledi.
Ekimde aylık yüzde 0,4 gerileme olarak açıklanan sanayi üretimi verisi de yüzde 0,3 düşüş olarak revize edildi.
Sanayi üretimi verileri, 2023 Kasım’da önceki aya göre enerji ve inşaat hariç sanayi üretiminin yüzde 0,5 azaldığını ortaya koydu.
Söz konusu dönemde ara malı üretimi yüzde 0,5, sermaye malı üretimi yüzde 0,7 ve tüketim malları üretimi yüzde 0,1 düşüş gösterdi. Enerji üretiminde yüzde 3,9 artış ve inşaatta yüzde 2,9 düşüş kaydedildi.
Destatis, enerji yoğun sanayi kollarında söz konusu ayda üretimin ekime göre yüzde 3,1 arttığını ve Kasım 2022’ye göre yüzde 4 azaldığını kaydetti.
SANAYİDE HIZLI TOPARLANMA BEKLENMİYOR
Federal İstatistik Ofisi, daha az değişken olan üç aydan üç aya karşılaştırmanın, Eylül-Kasım 2023 döneminde üretimin önceki üç aya göre yüzde 1,9 daha düşük olduğunu gösterdiğini belirtti.
Almanya Ekonomi ve İklimi Koruma Bakanlığından yapılan açıklamada, alınan siparişler ve iş ortamı gibi mevcut öncü göstergeler dikkate alındığında sanayide hızlı bir toparlanma beklenmediği belirtilerek, “Bununla birlikte yıl içinde beklenen iç ekonomik toparlanma ve artan ihracat zemininde sanayi üretiminde en azından bir toparlanma işaretinin görülmesi muhtemel.” ifadesi kullanıldı.
YENİ YILDA ESKİ SORUNLAR
Commerzbank Başekonomisti Jörg Kramer, sanayi üretiminde yeniden görülen önemli düşüşün, şirketlerin boşalan sipariş defterlerine giderek daha fazla tepki verdiğini gösterdiğini belirterek, “Yüksek enflasyona tepki olarak son dönemde yapılan küresel faiz artışları etkisini gösteriyor.” değerlendirmesinde bulundu.
ING Küresel Makro Araştırma Başkanı ve Almanya Başekonomisti Carsten Brzeski de Alman ekonomisinde yeni yılda da eski sorunların devam ettiğini vurgulayarak, “Sanayi üretimindeki düşüş eğilimi kasım ayında da devam etti ve ekonominin teknik resesyona girme ihtimalini artırdı.” dedi.
Brzeski, şunları kaydetti:
“Hükümetin mali sıkıntıları, Süveyş Kanalı’ndaki sıkıntılar ve zayıf olduğu bildirilen Noel satışlarının ekonomik yansımalarının ilk işaretleri ile Aralık 2023’ün daha olumsuz sürprizler getirmesi muhtemeldir. Tüm bunlar Alman ekonomisinde dördüncü çeyrekte bir başka küçük daralmaya işaret ediyor ve ekonomiyi 2020’den bu yana ilk -kuşkusuz çok küçük- teknik resesyona itiyor. Dediğimiz gibi, yeni yıl, eski sorunlar.”
Alman ekonomisi geçen yılın üçüncü çeyreğinde, zayıf satın alma gücü ve yüksek faiz oranları nedeniyle bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,1 daralmıştı. Almanya Merkez Bankası (Bundesbank), zayıf dış talep ve bir önce yıl enerji fiyatlarındaki şokun sonuçlarının üretimi yavaşlatması nedeniyle 4. çeyrekte ekonominin küçülmesini bekliyor.
Ülkenin, ekonominin son çeyrekte küçülmesi halinde art arda iki olumsuz çeyrek daralarak teknik resesyona gireceği öngörülüyor.
Hükümet 11 Ekim’de, 2023 için daha önce yüzde 0,4 olarak açıklanan büyüme beklentisini küresel ekonomideki durgunluk nedeniyle eksi yüzde 0,4 olarak güncellemişti.
Uluslararası Para Fonu da Almanya için büyüme beklentisini yüzde eksi 0,3’ten eksi 0,5’e indirerek 2023’te küçülen tek gelişmiş ülkenin Almanya olacağını bildirmişti.
]]>İZMİR SANCAK GEMİSİ: İzmir’e 46 milletvekili gönderdik. Tüm ilçelerde seçmenle, meslek örgütleriyle, esnafla görüştüler. Anketler ve onlardan gelen raporları örtüştüreceğiz. İzmir bizim için bir sancak gemisi. Oraya kaptan belirlerken ince eleyip sık dokuyoruz. İzmir’e özel önem veriyorum. Menemen ve Urla elimizden yargı yoluyla alındı. Oraları da mutlaka geri almalıyız.
CHP’nin kalesi olan yerlerde memnuniyet anketi yapıyoruz. Örneğin Çankaya’nın özel bir önemi var. Atamız orada, Anıtkabir orada. İstanbul’da 39 ilçede de hem milletvekillerimiz ve teşkilatımız, hem de Ekrem Bey çalışıyor. Bizim İstanbul’u kazanmaktan öte belediye meclisinde çoğunluğu alma hedefimiz var. En yüksek oyu almalıyız. Yoksa eli kolu bağlı başkanlık yapılmak zorunda kalınıyor.
Hedefimiz kıyı şeridini içeriye doğru kalınlaştırmak. Denizli, Balıkesir, Manisa, Bursa önemli. Karadeniz’de almamız gereken yerler var. İç Anadolu’da da önemli sürprizler yapacağız. Kırıkkale ve Kastamonu kazanabileceğimiz iller arasında. 300 belediyenin çok çok üzerine çıkacağız.
SANDIKTA İTTİFAK: İYİ Parti’nin seçmeni cumhuriyetçi ve Atatürk milliyetçisi. Bir belediyeyi CHP’ye kaybettirip AKP veya MHP’ye hediye etmek istemez. Tavanda yapılamayan ittifakı mahallede, beldede, ilçede ve sandıkta Atatürkçüler yapacak. İyi insanlar iyi karar verecek. Görev artık seçmende. Türkiye ittifakını kurmalıyız. Seçmende genel seçim sonrası kırgınlık, küskünlük hali vardı. Sandığa gitmeyeceğiz diyorlardı. Kurultay sonrası ciddi şekilde bir moral, umut yükselmesi var.
Kendi partisinin adayının seçimi kazanamayacağını düşünen bütün muhalefet seçmenini AKP’nin karşısında kazanma ihtimali kuvvetli adayda birleşmeye davet ediyorum. Bu seçimde mutlaka psikolojik üstünlüğün muhalefete geçmesi, büyükşehirlerin korunması ve muhalefetin de belediye sayısını arttırması gerekiyor. Bu konuda seçmenin öngörüsüne inanıyorum. Muhalif seçmeni birleşmeye davet ediyorum. Yerel seçimden sonra da Türkiye’de gündem belirleyen bir siyaset görecekler. Seçmen karar verirse önünde hiçbir engel duramaz.

Özgür Özel, parti merkezinde bir araya geldiği, SÖZCÜ Medya Grubu Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk, Ankara Haber Müdürümüz Emin Özgönül ve muhabirimiz Başak Kaya’nın sorularını yanıtladı.
ADAY BELİRLEME: 700’ün üzerinde ilçe ve beldede kararı kendilerine bıraktık, 110’u önseçim istedi ve yapıyoruz. 500 yerde de önce anket yapıyoruz. Kazanma ihtimalimizin en yüksek olup bizde olmayan yerlerin anketlerini inceliyoruz. Anketten eğer mevcut başkan başarılı ise atıyoruz, değilse ankette yeşil banda girenleri yani kazanabilir denilenler arasında tercih yapıyoruz. Adaylar eşitse kadın aday varsa onu tercih ediyoruz. İki aday birbirine yakınsa kararı örgüte bırakıyoruz. Giresun’da, Sinop’ta önseçim yapıyoruz. Oturup kendimiz adayı kafadan atamıyoruz.
HİLAFET ÇAĞRISI: Hilafet çağrıları ve Ege’nin tutuklandığı olaya çok üzüldüm. Şiddeti savunmak mümkün değil ama gencecik bir çocuk bir hata yaptı, devlet de buna karşı çok daha büyük bir hata yaptı. Basit müessir fiil, geçmişte sabıkası yok, sabit ikametgahı var. Daha önce kim tutuklanmış ki Ege tutuklanıyor. Bu meselede tutuklama uygulanmamalı. Bu iş siyasi, hukuki değil. Talimatla normalde ifadesi alınıp bırakılması gereken bir çocuk tutuklandı. Ege’nin babası Zafer Bey ile de görüştüm. Ege’yi bu lince kurban etmem, sahipsiz bırakmam. O mitingde hilafet çağrısı yapılması, Filistin’e hiçbir faydası olmadığı gibi anayasal düzene baş kaldırmaktır. Tek suç Ege’nin yumruğu mu? Kılıçdaroğlu’nu Meclis’te yumruklayan, Çubuk’ta saldırıp linç etmek isteyenler tutuklandı mı?
PEŞLERİNE TAKILMAYIZ: Gerekçe ister terörle mücadele ister milli mesele olsun biz ne kadar milli, vatansever olduğumuzdan şüphemiz yok. Ama asla iktidarı meşrulaştıracak şekilde peşlerine de takılmayız. Katar olmayız çünkü biz lokomotifiz. CHP olarak Erdoğan’ı ve AKP’yi meşrulaştıracak hiçbir yerde yanında, arkasında olmayız. Seçmen bu özgüvenli siyasete inansın. Tüm muhalif seçmeni birleşmeye davet ediyorum. Yerel seçimden sonra da kişilikli, kimlikli, neyi nasıl eleştireceğini bilen bir CHP görecekler. Türkiye ittifakına inanıyorum.
DEM VE CHP: AKP’ye helal olan hiçbir şey CHP’ye yasak olamaz. Biz lokomotifiz, AKP’nin katarı da olmayız. AKP istediği zaman DEM’i ziyaret ediyor, istemediğinde şeytanlaştırıyorlar. DEM’e TBMM Başkanı gitti, Bekir Bozdağ gitti. Biz gidince mi sorun oluyor? Erdoğan yarın DEM’i ziyaret etse alkışlarlar. Bu kadar oy alan bir partiyi ziyarete gitmek kadar normal bir şey yok. Erdoğan istiyor diye kimseyle kavga edecek değiliz veya partinin menfaatini, sahadaki etkisini düşünmeden iş de yapacak değiliz. Kendi doğrularımızın gereğini yapıyoruz.
GEMİCİKLERLE TİCARET: İstanbul’da yapılan Gazze mitinginin Filistin’e ne faydası oldu? Destek mitingi doğru ama iktidarın yapması komik. Sen muhalefet partisi, sendika, dernek değilsin. Sen gereğini yapacaksın. Yapmadığında biz seni uyarmak için miting yapacağız. 1 Ocak sabahı, namaz sonrası miting yapılması da son derece riskli. Yeni yılı kutlayıp eve dönenlerle çok kötü şeyler olabilirdi. Erdoğan ailesinin mitingi sahiplenmesi de iç politika hamlesi… Onlar mitingde kınama yapıyor, aşağıda Boğaz’dan İsrail’e ticaret yapan gemiler geçiyor. Mahdumlar gemicikleri ile ticaret yapıp arkadaşlarıyla miting yapıyor.

Özel, duvardaki tablolar ve fotoğrafların hikayelerini anlattı. Özel’in Soma davasının görüldüğü Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi önünde çekilen fotoğrafında
tutuklu milletvekili Can Atalay da var.
En mutlu en üzgün olduğu anları odasına astı
CHPGenel Başkanın Özel makam odasını yeniden dizayn etti. Odada Kemal Kılıçdaroğlu döneminden kalan, ‘’Bilen, duyan, gören ve yazan’’ dört maymun heykeli var. Resim öğretmeni Dudu Aksoy’un Soma faciasını anlatan tablosu ile Gezi olaylarında hayatını kaybeden gençleri yansıtan tablo da duvarda yerini aldı. Odada Atatürk’ün 10. yıl nutkunu okuduğu mikrofon ve gramofon ile Cumhuriyet çanı, zaman kapsülünden oluşan bir set de bulunuyor. Özel’in Soma faciası sonrası çekilen ‘’en üzgün olduğu’’ fotoğraf ile CHP’nin İstanbul seçimini kazandığı gün çekilen ‘’en sevinçli’’ fotoğraf da yan yana duruyor.
MOR REYHAN ÇAYI
CHPlideri Özgür Özel, bir önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu gibi ‘’Mor Reyhan’’ çayı içiyor ve misafirlerine de bu çaydan ikram ediyor. En kaliteli Mor Reyhan bitkisinin Malatya’nın Arapgir ilçesinde yetiştiğini belirten Özel, ‘’Bizim belediyemiz gayret gösterdi, Mor Reyhan bitkisinin üretimi ve çaya dönüşmesinde önemli rol oynadı. Güzel paketleme de yapıyor, içen herkes beğeniyor’’ dedi. Anti bakteriyel özelliği olan Mor Reyhan çayı, solunum yolu enfeksiyonlarının önlenmesine katkıda bulunuyor. Metabolizmayı güçlendirip, sindirimi kolaylaştırıyor ve öksürüğü kesiyor, cilt ve saça da iyi geliyor. Yağ yakıcı ve ödem atıcı özelliği de bulunuyor.
‘BUGÜN TÜLBENT ATSAN TUTUKLANIRSIN’
CHPlideri Özgür Özel, ekonominin durumunu da değerlendirdi. “Türkiye 2001’de de ekonomik kriz yaşadı ve o günlerde dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’e yazar kasa atıldı. Aradan 25 yıla yakın zaman geçti bugün sadece ekonomi değil hukuk da açmazda’’ dedi. Parti genel merkezinde bir araya geldiğimiz Özel, şunları söyledi:
“İnsanlar bugün açlık sınırında yaşam mücadelesi veriyor. Bu iktidarın zam yaparken hiç acıması yok ama çalışana, emekliye maaş zammı yaparken, TÜİK’in hileli rakamlarını kullanıyorlar. TÜİK, iktidarı üzmeme kurumu oldu. Bu ülkede ekonomi, zamlar, yoksulluk konuşulmasın diye kutuplaştırma tercih ediliyor. 2001’de bir esnaf ekonomik krizi protesto için Başbakanlık önünde Bülent Ecevit’e yazar kasa fırlattı. Ekonomik krizden bunalan esnaf o gün tepkisini böyle dile getirdi. Hakkında yasaların öngördüğü normal hukuki işlem yapıldı. Şimdi ise sadece ekonomi değil hukuk sistemi de çıkmazda. Bugün değil yazar kasa, tülbent atsan tutuklanırsın.’’
DOLAR 1.20 LİRAYDI
2001 ekonomik krizi sırasında dolar hızla artmış ve 1.20 lira olmuştu. Ahmet Çakmak adlı esnaf 4 Nisan 2001 günü Kızılay’daki Başbakanlık binası önüne geldi ve Ecevit’in binadan çıktığını görünce elindeki yazar kasayı ‘’Sayın Başbakanım al, ben bir esnafım’’ diye bağırarak fırlattı. Yazar kasa Ecevit’in yakınına düşüp parçalandı. Kantin görevlisi zannedilen ve eylem öncesi engelle karşılaşmayan Çakmak, ‘’Huzur bozmak’’ suçundan bugünün parası ile 47 lira para cezası verilip serbest bırakıldı. Mamak’ta çiçekçi dükkanı olan Çakmak, iflas edince borçlarını ödeyemeyip bunalıma girmişti. Eylem sonrası, ‘’Derdimi böyle anlattım, herkes bana yardım etti. Ecevit’ten iyilik gördüm. MHP’liler de yardım etti’’’ dedi. Emin ÖZGÖNÜL
]]>Rusya, Şubat 2022’de başlayan Ukrayna savaşının ardından modern tarihin en çok yaptırım uygulanan ülkesi haline gelirken, özellikle Batılı uzmanlar ülke ekonomisinde çift haneli küçülme rakamları öngörmüştü.
Ancak, Rus ekonomisi 2022’yi yüzde 2,1 küçülmeyle kapatarak, beklentilerden daha iyi bir performans sergiledi.
Batılı ülkelerin yaptırımları Rusya’da başta ticaret ve yatırımı sekteye uğratarak imalat ve finans gibi kritik sektörleri etkilerken, Rus hükümetinin askeri ve sosyal programlara yönelik artan harcamaları, ekonomik faaliyetlerdeki düşüşün kısmen dengelenmesine yardımcı oldu.
Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanlığının resmi tahminlerine göre ülke ekonomisinin bu yıl yüzde 2,8 büyümesi beklenirken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise beklentilerin aşılacağını ve ekonominin yüzde 3,5’e yakın büyüyeceğini söyledi.
ENERJİDE DÖNÜŞÜM SÜRECİ DEVAM EDİYOR
Dünyanın en büyük enerji üreticilerinden ve ihracatçılarından Rusya’da ekonomiyi destekleyen ana unsurların başında 2023’te de petrol ve doğal gaz ihracatı vardı.
Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, 27 Aralık’ta yaptığı açıklamada, petrol ve doğal gaz gelirlerinin bu yıl yaklaşık 9 trilyon ruble (yaklaşık 98 milyar dolar) seviyesinde gerçekleşeceğini ifade etti.
Covid-19 salgınının ardından hızla artan emtia fiyatları sayesinde önemli bir gelir kaynağı elde eden Rus enerji sektörü, yaptırımlar, teknoloji kısıtlamaları ve Avrupa’da değişim yaşanan enerji denklemleri nedeniyle zorluklarla karşı karşıya kalmaya devam ediyor.
Yılda yaklaşık 150 milyar metreküp gaz ihracatı gerçekleştirdiği Avrupa pazarını önemli oranda kaybeden Rusya, kayıplarını telafi edebilmek için ihracatını başta Çin olmak üzere Asya’ya yönlendirmeye çalışıyor.
Rusya’nın Sibirya’nın Gücü boru hattından Çin’e gaz sevkiyatının bu yıl 22 milyar metreküp düzeyinde gerçekleşmesi beklenirken, inşa çalışmalarının sürdüğü Sibirya’nın Gücü 2 boru hattı projesiyle Çin’e toplam doğal gaz sevkiyat hacminin yaklaşık 100 milyar metreküpe ulaşması planlanıyor.
G7 ülkelerinin Aralık 2022’de yürürlüğe koyduğu “Rus petrolüne tavan fiyat” uygulaması ise önemli oranda başarısız oldu. Rusya, yılın ikinci yarısı itibarıyla petrolünü tavan fiyat üzerinde fiyatlardan satarken, özellikle Hindistan Rus petrolü ithalatını artırmaya devam etti.
Rusya’nın stratejik önem verdiği Türkiye’de bir doğal gaz merkezi kurulmasına yönelik istişareler sürerken, iki ülke arasında projeye yönelik yol haritasının yakın zamanda onaylanması bekleniyor.
RUSYA’DA AKARYAKIT KRİZİ
Önemli bir petrol ürünü ihracatçısı olmasına rağmen Rusya’da yaşanan akaryakıt krizi ise 2023’te enerji alanında ön plana çıkan olaylar arasında yer aldı.
Küresel piyasada petrol ürünleri fiyatlarında artışla Rusya’daki rafinerilerin ürünlerini ihracata yönlendirmesi nedeniyle benzin ve motorin fiyatları eylülde rekor seviyelere çıktı. Rusya’nın tarım üretimi yapılan bazı bölgelerinde yakıt kıtlığı yaşandı.
Rus hükümeti, sübvansiyonlara yönelik yaptığı düzenlemelerin akaryakıt fiyatlarında düşüş yaratmaması sebebiyle 21 Eylül’de yakıt ürünlerinin ihracatını tümüyle yasaklama kararı aldı.
Söz konusu adımın ardından akaryakıt fiyatlarında düşüş yaşandı ve ihracata yönelik yasaklar büyük oranda kaldırıldı.
FAİZ ARTIŞLARI, RUBLE ÖNLEMLERİ
Rus hükümetinin askeri ve sosyal programlara yönelik artan harcamalarıyla yükselen enflasyon ve Rus rublesindeki değer kaybını önlemek için alınan önlemler ekonomi alanında dikkati çeken gelişmeler arasında öne çıktı.
Rusya Merkez Bankası, yıllık enflasyonun aralıkta yüzde 7,4 seviyesine çıkması ve daha da artacağına yönelik beklentiler nedeniyle politika faizini 15 Aralık’taki son toplantısında 100 baz puan artışla yüzde 16’ya yükseltti. Banka, gelecek yıl enflasyon oranında yüzde 4 hedefine ulaşılması için sıkı mali politikanın devam edeceğini de vurguladı.
Öte yandan, 1 Ocak’ta 71 seviyesindeki dolar/ruble paritesinin 1 Ekim’de 100 seviyesine gelmesi Putin’in eleştirilerine ve hükümetin de çeşitli önlemler almasına neden oldu.
Rus hükümetinden 12 Ekim’de yapılan açıklamada, Putin’in bazı Rus ihracatçı şirketlere yönelik kararname imzaladığı belirtildi. Buna göre, Rusya’nın en büyük 43 ihracatçı şirketine döviz gelirlerini iç piyasada satma zorunluluğu getirildi.
Rublenin dolar karşısındaki değer kaybı söz konusu adımın ardından dururken, dolar/ruble paritesi 19 Aralık itibarıyla 90 seviyesinden işlem görüyor.
PERSONEL KITLIĞI DEVAM EDİYOR
Rusya’daki iş gücü piyasasında ise Ukrayna savaşı nedeniyle benzeri görülmemiş bir personel sıkıntısı yaşanıyor.
Ukrayna savaşı nedeniyle cepheye giden veya seferberlikten ötürü Rusya’yı terk eden yüzbinlerce kişinin yarattığı personel açığı, hükümetin ve şirketlerin başını ağrıtan başlıca sorunlar arasında yer alıyor.
Rusya Merkez Bankası tarafından yapılan araştırmaya göre, Rus şirketlerindeki personel açığı araştırmanın ilk defa yapıldığı 1998’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.
Rusya Federal İstatistik Kurumunun (Rosstat) açıkladığı verilere göre, ülkede işsizlik oranı kasımda yüzde 2,9 ile tarihin en düşük seviyesine geriledi.
Düşük bir doğum oranı bulunan Rusya’nın özellikle komşu ülkelerden göçmen çekmesi gerekirken, Rus yetkililer göçmenlerin bile yeterli olmayacağına, iş gücü verimliliğini artırmak gerektiğine işaret ediyor.
]]>GEÇİM SIKINTISI SÜRECEK
Yüksek faizler, kontrol altına alınamayan mutfaktaki yangın bugünden itibaren yine vatandaşların yakasını bırakmayacak. Geçim sıkıntı yaşayan milyonlar kredi kartlarına, tüketici kredilerine sarılarak ihtiyaçlarını karşılamaya çabalayacak. Asgari ücretin 17.002 lira olarak açıklanmasından sonra iktidar kanadından gelen demeçlere bakılırsa ocak ayında memur ve memur emeklileri yüzde 50 seviyesinde zam alırken, SGK ve Bağ-Kur emeklilerinin alacağı zam oranın yüzde 37 seviyelerinde kalması büyük tepkilere neden olacak. Yeni yılda da devam edecek tüm bu zorluklara rağmen umudunu kaybetmeyen vatandaşlar, iyi dileklerle 2024’ü karşıladı.

Halkın gündemi zam, enflasyon
Ekonomide ‘faiz sebep enflasyon sonuçtur’ tezinin denendiği Eylül 2021 itibarıyla 1.5 yılda rekorlar kıran enflasyonun 2023 karnesinde yeni zirvelerin işaretleri yer aldı. Türkiye İstatistik Kurumu, verilerine göre yılın ilk ayı olan Ocak 2023’te yüzde 57.68 olan enflasyon, deprem ve iki seçim süreci ile zorlu geçen ilk yarıda baz etkisi ve toplanamayan verilerle haziran ayında yüzde 38.21 olmuştu. Seçim sonrası değişen ekonomi yönetimi ve politikaları ile yeniden çıkışa geçen enflasyonda Kasım 2023’te yüzde 61.98 seviyesi görülürken, 2023’te halkın ve vatandaşın yine ana gündemi geçim sıkıntısı oldu. ENAG enflasyonu aynı dönem için yüzde 129.7 olarak açıklarken Merkez Bankası ise 2023 yıl sonu enflasyon tahminini 58’den yüzde 65’e çıkardı. MB 2024 enflasyon tahmini ise yüzde 33’ten yüzde 36’ya çıkardı.

Borsa İstanbul ‘enflasyon kalkanı’nı mevduata kaptırdı
Türkiye’de enflasyon korkusuyla yatırımcıların akın ettiği Borsa İstanbul, tarihi zirveleri test ettiği 2023 yılını yatay bantta kapattı. BIST 100 endeksi, yılın son işlem gününü yüzde 1 yükselişle 7.470 puandan tamamladı, endekste yükseliş bu yıl yüzde 35.6’da kaldı. Mevduat faizlerindeki hızlı yükselişle borsada, sert çekilmeler yaşandı. 8.5 milyon yatırımcıyı kucaklayan Borsa İstanbul’da 15 Aralık itibarıyla tam 54 şirket halka arz oldu. Borsa İstanbul’a 2024’te yabancı girişlerin olabileceği düşünülüyor.

Benzine 1 yılda %77 zam
Akaryakıt, 2023’te zam yağmuruna yakalandı. Ocakta 19.47 TL olan benzinin litre fiyatı nisana geldiğimizde 22.46 liraya kadar çıktı. Seçimin ilk turu öncesinde, 9 Mayıs’ta ise 19.81 TL’ye düşen benzinin litre fiyatı, üç ayda yüzde 82.4 yükseldi ve 13 Ağustos’ta 36.14 TL’ye çıktı. 16 Temmuz’da Özel Tüketim Vergisi’nin (ÖTV) de artırılmasıyla benzinin litresinden alınan ÖTV tutarı 2.52 liradan 7.52 liraya çıktı. Bununla birlikte 15 Temmuz’da 28.02 lira olan benzinin litre fiyatı 16 Temmuz’da 34.02 TL’yi gördü. 30 Aralık itibarıyla 34.45 TL olan benzin, 12 ayda yüzde 76.9 zamlandı.

Kur korumada erime başladı
Düşük faiz ve baskılanan döviz kurlarını sürdürebilmek için seçim öncesinin gözde aracı Kur Korumalı Mevduat’ta (KKM) erime başlarken, KKM’yi tasfiye için yeni kararlar alınmaya devam ediyor. Eski ekonomi yönetimine göre “çağın buluşu” olan KKM, 18 Ağustos’tan bu yana 756 milyar lira azaldı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise 2024’ün “Kur korumalı sisteminin sonlandığı” yıl olacağını söyledi.

Bir EYT çözüldü ikincisi bekleniyor
1999 yılında çıkarılan yasa ile ortaya çıkan emeklilikte yaşa takılanların (EYT) mağduriyeti 3 Mart 2023’te giderildi. Çıkarılan yeni yasayla 8 Eylül 1999 ve öncesinde işe girenler emeklilik hakkı elde ederken 9 Eylül 1999 ve sonrasında işe başlayanlar ise 24 yıldır çalışmalarına rağmen faydalanamadı. İkinci EYT mağdurları yeni yılda çözüm bekliyor.

Dolar yılı 29.55 TL ile kapattı
Döviz fiyatları, yılın son işlem gününde zirvelerini yeniledi. Dolar, en yüksek 29.8525 TL’yi görürken, 2023 yılını 29.5599 TL’den tamamladı. 2022 yılını 18.7015 TL ile sonlandıran doların yıllık getirisi, böylelikle yüzde 58 oldu. Euro fiyatları ise sığ piyasada rekorunu 33.0750 TL’ye taşırken; yıllık kazancı yüzde 63 oldu. İngiliz sterlini ise ilk kez 38 TL’nin üzerini test etti.

Ekonomide U dönüşü
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “faiz sebep, enflasyon sonuç” sözleriyle 23 Eylül 2021’de başlayan indirimlerle yüzde 19’dan yüzde 8.5’e kadar düşen faiz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in göreve gelmesinin ardından sert bir politika değişikliği ile son yedi ayda yüzde 42.5’e yükseldi. ‘Nas’ kurallarından U dönüşüne geçildi ve Türkiye, 2023 sonuna kadar faizi toplam 3 bin 400 baz puan yükseltti.
Deprem ve resesyon istihdamı vurdu
İhracat pazarlarındaki resesyon, deprem etkisi ve ekonomik kriz ile sanayiyi işsizlik vurdu. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre yılın başında 3.4 milyon olan işsiz sayısı Ekim 2023’te 2.9 milyona geriledi. Aynı dönemlerde işsizlik oranı ise yüzde 9.7’den yüzde 8.5’e indi. Ancak gerçek işsiz sayısı ise 8 milyonu aştı. TEPAV tarafından açıklanan verilere göre deprem bölgesinde yer alan 11 çalışan sayısı yıllık olarak 90 bin 164 azaldı. 2023’te en yüksek istihdam kaybı ise yüzde 30 ile ayakkabı ve 200 bin çalışan ile tekstil ve hazır giyim sektörlerinde oldu.
]]>EKONOMİK KAOS YAŞANDI
Gelişmiş ülkelerde son iki yılda kademeli geçiş uygulandığını hatırlatan Babuşcu, Türkiye’nin içinde bulunduğu ve krize doğru giden ağır sorunlu ekonomik ortamın, kademeli geçişten daha çok radikal ve kısa sürede etki gösterecek hızlı önlemleri gerektirdiğini ifade etti. Bu yapılmadığı için bugün aradan geçen altı aylık sürede pek bir gelişme sağlanamadığını belirten Babuşcu, “2023’ün ilk yarısı seçim ekonomisi ve yanlış politikalar ile birlikte tam bir ekonomik kaos şeklinde geçmiş, yılın ikinci yarısı ise doğru politikaların ürkek adımlarla atılmaya çalışıldığı bir dönem oldu” dedi.
TALEP DÜŞÜRÜLEMİYOR
Prof. Babuşcu, son 6 aydır uygulaan politikalarla enflasyonda istenilen ölçüde düşüş sağlanamadığına işaret ederek, bunun nedenlerini ise şöyle sıraladı: “Hane halkının talebinin yeterince düşürülemediği, kamu kesiminde zaten tasarruf nitelikli hiçbir şey yapılmadığı için kamunun mal ve hizmet talebi de son hızla devam ediyor. Bunların yanında geleceğe güven de halen sağlanamadı. Enflasyonun düşmesi için bütün ümidimizi 2024’ün ikinci yarısında oluşacak baz etkisine bağlamış durumdayız.”
Kaç kişi ‘kesinlikle evet’ cevabını verir?
Şu anki gidişata göre, iktidar mevcut politikaları destekliyormuş ve uzun süre devam ettirilecekmiş gibi bir ortam olduğunu ifade eden İktisatçı, Prof. Dr. Şenol Babuşcu, şöyle devam etti: “Ancak acaba kaç kişi yerel seçimler sonrası ve özellikle de 2024’ün ikinci yarısında bu politikalar devam ettirilir mi sorusuna ‘kesinlikle evet’ cevabı verebilir? Geçmiş sicilimizin bu anlamda bozukluğu ve tek adama dayalı yönetim sistemi bize bu güvensizliği veriyor. Ekonomi yönetiminin ve Merkez Bankası Başkanı’nın bir sabah kalktığımızda görevden alınmış ve çok farklı politikaların uygulanmaya başlanmış olma durumlarıyla karşılaşma olasılığımız hiç de az değil. Hem yurt içinde hem de yurt dışında duyulan güvensizliğin temel nedeni bu.”
KKM yavaş eriyor, tasfiyesi zaman alır
Seçim sonrası politika değişiklikleri ile zaman içinde tasfiye edilmesine yönelik cazibesini ortadan kaldırıcı alınan önlemlerle 3 trilyon TL’yi aşan Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarının en son 2.7 trilyon TL’nin altına indiğine de değinen Prof. Dr. Babuşcu, bu düşüşün olumlu gibi görünmekle birlikte düşüş hızının çok yavaş olduğunu ve bu nedenle tasfiyesinin çok uzun zaman alacağını söyledi. Dolayısıyla KKM 2024’te de devletin üzerinde bir yük olmaya devam edecek.
]]>

