1 LİRADAN 42 LİRAYA
Ülke derin bir yoksullukla mücadele ederken Türk Lirası, diğer para birimleri karşısında her geçen gün erimeye devam ediyor. Ahmet Çakmak adlı esnafın 4 Nisan 2001 günü, ekonomik krizi protesto için Başbakanlık binası önünde Bülent Ecevit’e yazarkasa atması, 2001 krizinin simge anlarından biri olmuştu. Yazarkasa fırlatılmasının ardından geçen 23 yılda, Türkiye ekonomisi birçok barometrede daha da geriye gitti. 2001’de dolar 1.22 liraydı. Bugün ise 31.14 lira oldu. O gün 210 liralık emekli maaşıyla 1.750 ekmek alınırken, bugün 10 bin liralık emekli maaşı ile 1.250 ekmek alınabiliyor. Benzinin litresi 1.24 liraydı, bugün ise 40.46 lira oldu. Motorin ise 1 liradan, 42 liraya çıktı. O dönem beyaz peynirin kilogram fiyatı 3.39 liraydı bugün en ucuzu 325 liradan satılıyor. Kıyma ise 4 liradan 350 liraya yükseldi. Gram altında da benzer bir durum yaşanıyor. 2001 yılında emekli maaşıyla 20.6 gram altın alınırken, şimdi ancak 4.9 gram altın alınabiliyor. Emeklinin 15.7 gram altını yıllar içerisinde eridi. Ayrıca 23 yılda emeklinin sofrasından 101 litre ayçiçek yağı, 31 kilogram beyaz peyniri ve 93.2 kilogram pirinci de eksildi.
‘Bugün tülbent atsa tutuklanır’
2001 krizinde vatandaşlar, siyasetçileri rahat bir şekilde protesto edebiliyordu. Ancak 23 yılda özgürlük anlamında da geriye gittik. CHP Lideri Özgür Özel, geçen ay SÖZCÜ’ye verdiği röportajda “2001’de bir esnaf ekonomik krizi protesto için Başbakanlık önünde Bülent Ecevit’e yazarkasa attı. Ekonomik krizden bunalan esnaf o gün tepkisini böyle dile getirdi. Hakkında yasalar gereği normal hukuki işlem yapıldı. Şimdi hukuk sistemi de çıkmazda. Bugün değil yazarkasa, tülbent atsan tutuklanırsın” demişti.
2001’de Ecevit’e yazarkasa atmıştı

2001’de iflas ettiği için Ecevit’e yazar kasa fırlatan esnaf Ahmet Çakmak şimdi 58 yaşında. Emekli olarak yaşamını sürdürüyor.
O ŞİMDİ EMEKLİ
2001 ekonomik krizi sırasında Ahmet Çakmak isimli esnaf 4 Nisan 2001 günü Ankara Kızılay’daki Başbakanlık binası önüne gelmiş ve Başbakan Bülent Ecevit binadan çıkarken elindeki yazarkasayı “Sayın Başbakanım al, ben bir esnafım” diye bağırarak fırlatmıştı. Yazarkasa Ecevit’in yakınına düşüp parçalanmıştı. Kantin görevlisi zannedilen ve eylem öncesi engelle karşılaşmayan Çakmak, “Huzur bozmak” suçundan bugünün parası ile 47 lira para cezası verilip serbest bırakıldı. Ecevit’e yazar kasa atan Ahmet Çakmak, yazarkasa attığı tarihte 35 yaşında evli ve iki çocuk babasıydı. 2001 yılında çiçekçilik ve kahvehanecilik yapan Çakmak, borçlarından dolayı iflas edince yazarkasa eylemi gerçekleştirdiğini söylemişti. Ardından 2009 yılında Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde önce işçi olarak göreve başladı, sonra memur oldu. Şu anda Çakmak, 58 yaşında ve emekli olarak hayatını sürdürüyor.

Şimdiki kriz, milyonlarca dar gelirliyi perişan etti. Çok az ya da hiç geliri olmayanlar market önlerindeki konteynerlerden çürük gıdaları topluyor. Bunların sayısı her geçen gün artıyor. Bu görüntü Ankara Mamak’ta çekildi…
Vatandaş çöpten yiyecek topluyor
TÜRKİYE 2018’den bu yana krizden krize sürüklenirken vatandaşların içinde bulunduğu yoksulluk her geçen derinleşiyor. Hayat pahalılığı milyonlarca vatandaşı etkilemeye devam ediyor. Artan yoksulluğu özetleyen görüntüler dün Ankara Mamak’ta çekildi. Ankara Mamak’ta bir yurttaşın, yiyecek bir şey bulabilmek için çürük meyve ve sebzeleri çöp konteynerinden çıkarttığı görüldü. Bu yürek yakan tablo, halkın yaşadığı ekonomik zorlukları bir kez daha gözler önüne serdi. Görüntüleri izleyenler, “2024’te vatandaş çöpten yiyecek topluyor” değerlendirmesini yaptı.
]]>Bir ülkedeki ekonomik faaliyetlerde en az 6 ay süreyle gerileme yaşanması ve reel GSYH’nin düşmesi anlamına gelen resesyon, ekonomik aktivitede duraklama, milli gelirin düşmesi ve işsizliğin artması gibi birçok olumsuz etkiye yol açıyor.
Ekonomilerde resesyona girilmesi için üst üste iki çeyrek GSYH’de düşüş yaşanması gerekirken, resesyon belirtileri olarak sanayi üretiminde, perakende satışlarda, yatırımlarda azalma ile işsizlik oranında artış sıralanıyor.
Ülkelerin sıkı para ve maliye politikaları, dış talepte azalma, emtia fiyatlarında artış ekonomik belirsizlikler ile ciddi doğal afetler resesyona neden olabiliyor. Resesyon ortamı gelirleri düşürüyor, yoksulluk ve eşitsizliği artırıyor, firmaların kapanması ve ekonomik büyümenin yavaşlaması ile sonuçlanıyor.
Son dönemde gelişmiş pek çok ülkeden gelen resesyon veya duraklama yönündeki veriler ise küresel ekonomide resesyon kaygılarını doğuruyor.
Özellikle merkez bankalarının enflasyonla mücadele için uyguladığı tedbirler ve faiz artırımlarında geri adım atılmaması halinde resesyona sürüklenecek ülkelerin de artması bekleniyor.
İNGİLTERE’DE BREXIT SANCILARI SÜRÜYOR
İngiliz Ulusal İstatistik Ofisi (ONS) verilerine göre, geçen yıl ekim-aralık döneminde yüzde 0,3 ile beklentinin üzerinde küçülen ülke ekonomisi, son iki çeyrek daralarak teknik resesyona girdi.
İngiltere’de özellikle hizmet, üretim ve inşaat sektörlerinde düşüş dikkati çekti. İngiliz ekonomisi 2023’ün üçüncü çeyreğinde de yüzde 0,1 daralmıştı.
Ülkede yüksek enflasyon, İngiltere Merkez Bankasının faiz oranlarını sabit tutmasıyla sonuçlanırken, bu durum ekonomik büyümeyi engelledi.
Kovid-19 salgınından bu yana diğer gelişmiş ekonomilere kıyasla enflasyonla daha başarısız bir mücadele sergileyen İngiltere’de enflasyon oranı Ekim 2022’de yüzde 11’e kadar yükselirken, geçen ay itibarıyla yüzde 4’e kadar geriledi.
İngiltere Merkez Bankasının enflasyon hedefi ise yüzde 2 seviyesinde bulunuyor. Ülkede merkez bankası, son olarak 1 Şubat’ta politika faizini beklentiler doğrultusunda 15 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 5,25’te sabit bırakmıştı.
Yükselen fiyatlar İngilizlerin alım gücüne de zarar veriiyor. Uluslararası analistler ülkenin Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılma kararının yarattığı ekonomik sorunların sürdüğüne işaret ediyor.
İngiltere Maliye Bakanı Jeremy Hunt da Aralık 2023’te yaptığı açıklamada, ülkesinin AB’den ayrılmasının yaklaşık 5 yıllık bir istikrarsızlık sürecine neden olduğunu söylemişti. Öte yandan, İngiltere ekonomisi geçen yıl yüzde 0,1 büyüyerek 2008 küresel mali krizden bu yana en zayıf performansını gösterdi.
JAPONYA’DA ZAYIF YEN İHRACATI ETKİLİYOR
Japonya, geçen yılın son çeyreğinde zayıf iç talep nedeniyle resesyona girdi. Ülkede GSYH, son çeyrekte yıllık bazda yüzde 0,4 geriledi.
Japonya’nın GSYH’si 2023’ün üçüncü çeyreğinde de yüzde 3,3’lük düşüş göstermişti. Böylece Japon ekonomisi teknik olarak resesyona girmiş oldu.
Japonya’da iç tüketimin zayıf kalması ülkeyi resesyona sürükleyen ana etken olurken, tüketici harcamaları da dahil olmak üzere tüm önemli talep kategorileri negatifti.
Japonya’nın temel enerji ihtiyacının yüzde 90’ından fazlasını ve gıda ürünlerinin yüzde 60’ını ithal ettiği göz önüne alındığında zayıf yen yaşam maliyetinin artmasına önemli ölçüde katkıda bulundu.
Yen para biriminin son iki yılda dolar karşısında yaşadığı sert düşüşler ekonomik gerilemede önemli rol oynadı.
Zayıf yen ihracat karlarını düşürürken, yenin özellikle 2022 ve 2023’te ABD doları karşısında neredeyse beşte bir oranında değer kaybetmesi dikkati çekti.
Resesyona giren Japonya, dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi unvanını ise Almanya’ya devretti.
Son verilerle Japonya Merkez Bankasının (BOJ) 10 yıldır uyguladığı gevşek para politikasından çıkışına dair şüpheler de arttı. GSYH verileri aynı zamanda ülkenin merkez bankasının faiz artırma kararını daha da geciktirebileceği olarak yorumlandı.
ALMANYA’DA RESESYON TEHLİKESİ ARTTI
Özellikle enerji alanında Rusya ile kopan ilişkiler nedeniyle sanayisi zor günler geçiren Almanya’da ise ekonomi geçen yılın son çeyreğinde yüzde 0,3 küçüldü.
Ekonominin bu yılın ilk çeyreğinde de küçülmesi halinde teknik resesyona girecek Almanya’da ekonominin yıllık performansı da endişeleri artırıyor.
Ülke ekonomisi 2023’te bir önceki yıla göre yüzde 0,3 küçülürken, Almanya Maliye Bakanı Christian Lindner, 5 Şubat’ta yaptığı açıklamada, ekonomide yaşanan küçülmenin ülkesini daha fakir hale getirdiğini söyledi.
“Büyüme olmadığı için fakirleşiyoruz. Geride kalıyoruz.” ifadesini kullanan Lindner, Almanya’nın artık rekabetçi de olmadığını belirtti.
Ülke çapında çiftçi protestoları da devam ederken, Alman Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği (DIHK) tahminlerine göre, 2024 de ekonomik açıdan zor bir yıl olacak.
DIHK’in 27 binden fazla şirketle yaptığı ankete göre, katılımcıların yüzde 35’i, bu yıl iş dünyasındaki durumun daha da kötüleşmesini bekliyor.
Hükümet 2024 için yüzde 0,2 ekonomik büyüme beklerken, DIHK’a göre Alman ekonomisi bu yıl da yüzde 0,5 küçülecek.
EURO BÖLGESİ DURGUNLUKTA
Euro Bölgesi ekonomisi, geçen yılın son çeyreğinde önceki çeyreğe kıyasla büyümedi.
20 üyeli Euro Bölgesi’nde mevsimsellikten arındırılmış GSYH, geçen yılın üçüncü çeyreğinde önceki çeyreğe kıyasla yüzde 0,1 küçülmüştü.
Resesyona girmekten kıl payı kurtulan Euro Bölgesi durgunluktan çıkamadı. Ekonomideki zayıf performans özellikle iç talep ve yatırımlardaki sert düşüşten kaynaklandı.
Euro Bölgesi ekonomisi, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başlamasıyla yaşanan enerji fiyatlarındaki büyük artışın ardından yeniden ivme kazanmakta zorlandı.
Avrupa’nın en büyük ekonomisi olan ve ucuz enerjiye bağımlı Almanya, ekonomik sınamayı en sert hisseden ülkelerden oldu.
Avrupa Merkez Bankasınınyükselen enflasyonu dizginlemek için yaptığı sert faiz artışları, tüketiciler ve işletmelerin harcamaları üzerinde daha fazla baskı yarattı.
Euro Bölgesi’nin üretim ve hizmet sektörlerindeki faaliyet yavaşlarken mal ve hizmetlere olan talep geriledi.
AB Komisyonu, satın alma gücünün zayıflaması ve yüksek faiz oranlarının kredileri azaltmasıyla Euro Bölgesi’nde bu yılki ekonomik büyüme beklentisini yüzde 1,2’den yüzde 0,8’e indirdi.
Yapılan aşağı yönlü revizyon, hane halkı satın alma gücündeki zayıflama, güçlü parasal sıkılaştırma, mali desteğin kısmen geri çekilmesi ve düşen dış talep nedeniyle büyümenin düşük kalmasına bağlandı.
Özellikle enflasyonla mücadele için yüksek faiz oranlarının devamı, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın şiddetlenmesi, Orta Doğu’da İsrail Filistin arasındaki çatışmaların bölgeye yayılması, Kızıldeniz’de yaşanan saldırıların devamı ile Çin ekonomisindeki yavaşlama küresel ekonomideki belirsizlikleri daha da artırıyor.
Böylece, geçen yıl boyunca küresel ekonomide oldukça yüksek seyreden resesyon kaygısının bu yıl da devam etmesi, büyüme oranının düşük seviyelerde kalması bekleniyor.
]]>Toplantılar dünyanın dört bir yanından 3 bin katılımcıyı bir araya getirdi. Bunlar arasında 1600 iş insanı, 350 devlet başkanı ve bakan ile yüzlerce akademisyen, sivil toplum lideri ve girişimci yer aldı.
Her zamanki gibi yüksek konaklama ücretlerinin ve şampanyalı gece etkinliklerinin damga vurduğu etkinlik, dünyanın dört bir yanındaki elitleri bir araya getirdi.
Yüzlerce oturumda dünyanın geleceği üzerine tartışan kişiler; yapay zeka, jeopolitik gerginlikler gibi pek çok konu üzerinde tartışmalarda bulundu.
Dünya Ekonomik Forumu’nda yürütülen tartışmalardan öne çıkan başlıklar ise şöyle oldu:
JEOPOLİTİK GERİLİMLER DAMGA VURDU
Dünya Ekonomik Forumu bildirgesinde, “Bu yılki toplantı, son yılların en karmaşık jeopolitik ve jeoekonomik zemininde gerçekleşiyor. Bu da amaca yönelik ve etkili eylem ihtiyacını daha da önemli hale getiriyor” demişti.
Katar Maliye Bakanı, İsrail ile Hamas arasında devam eden çatışmanın tüm Orta Doğu ekonomisini yavaşlattığını söylerken, Arap devletleri, kalıcı barış sağlanmadıkça yeniden yapılanmaya fon sağlamayacaklarını açıkça belirttiler.
Denetim, Vergi ve Danışmanlık Hizmeti veren KPMG’nin ABD CEO’su Paul Knopp’a Davos’a gelirken verdiği bir röportajda, “Geçen yıl benim için en önemli konu ekonomi olurdu. Şu anda dünya çapında şok yaratabilecek jeopolitik endişeler konusunda biraz daha endişeliyim” dedi.
“Jeopoliitk gerilimler yüksek düzeyde bir endişeyi gerektiriyor” diyen Knopp, bu gerilimlerini, “Gazze Şeridi’nde yaşanan savaş, Kızıldeniz’de ve Süveyş Kanalı’nda yaşananlar ve bunların tedarik zincirlerini bozması, Ukrayna’daki savaşla ilgili devam eden endişeler ve enerji ile gıda güvenliği…” olarak sıraladı.
Liman işletmecisi DP World yetkilileri ise, Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’deki saldırılarının Asya’dan Avrupa’ya yapılan ticaretin maliyetini artıracağını söyledi.
ANA GÜNDEM: YAPAY ZEKA
Davos’ta bu yıl ana gündem, yapay zeka teknolojisinin geleceği oldu.
Salesforce CEO’su Marc Benioff, yapay zeka teknolojisindeki belirsizliklere ilişkin endişelerin ortasında, “Yapay Zeka Hiroşima’yı görmek istemiyoruz” dedi.
Yapay zeka uygulaması ChatGPT’yi geliştiren OpenAI’ın CEO’su Sam Altman, yapay zekanın “muazzam faydaları” olduğunu ancak potansiyel riskler konusunda dikkatli olunmamasının “çok kötü” sonuçlar doğurabileceğine dikkati çekti
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ GÜNDEME GELDİ
Davos’ta düzenlenen çeşitli panellerde iklim değişikliğinin insan sağlığını nasıl etkilediği konusunda artan farkındalığa dikkat çekildi.
Bunlardan birinde Brezilya Sağlık Bakanı Nisia Trindade Lima, sel ve aşırı yağışlarla birlikte gelen su ve sivrisinek kaynaklı hastalıklar; kuraklıkla birlikte gelebilecek yetersiz beslenme gibi endişelere dikkat çekti.
EKONOMİSTLER TAHMİNLERİNİ AÇIKLADI
Öte yandan ekonomistler arasında ekonomik koşulların geleceğine ilişkin bölünme gerçekleşti.
Üst düzey ekonomistler, küresel ekonominin, jeopolitik çekişmeler, sıkı finansman koşulları ve belirsizliklerle 2024’te zayıflayacağını tahmin etti..
Dünya Ekonomik Forumu’nun “Baş Ekonomist Görünüm Raporu 2024”, Davos’ta gerçekleştirilen WEF yıllık toplantısında açıklandı.
Raporda, küresel ekonomi için beklentilerin “durgun” olmaya devam ettiği belirtilerek, küresel ekonominin yüksek enflasyon sonrası sıkı finansal koşullar, jeopolitik anlaşmazlıklar ve yapay zeka (AI-YP) alanındaki hızlı ilerlemelerden kaynaklanan sıkıntılarla mücadeleye devam ettiği aktarıldı.
Başekonomistlerin yüzde 56’sı küresel ekonominin bu yıl zayıflamasını beklerken, yüzde 43’ü koşulların değişmeyeceğini veya küresel ekonominin daha güçlü büyüyeceğini öngördü.
]]>