Son dönemlerdeki konuşmalarında sık sık seçmene yönelik ‘oy yoksa hizmet yok’ tehdidinde buşulanan Erdoğan’a gönderme yapan İmamoğlu şöyle konuştu:
“BİZİ ENGELLEYEMECEKLERİNİ ANLADILAR”
“5 yıldır her işimize engel olmaya, aksatmaya, yavaşlatmaya çalışıyorlar. Biz sabırla ve kararlılıkla, cesaretle mücadele etmeye devam ediyoruz. O kadar cesuruz ki çünkü milletimizden güç alıyoruz. Eninde sonunda kazanıyoruz. Kaybettiğimiz hiç bir ey yok.
Zaman kaybedyoruz doru ama yalana, talana ve milletimizin malına gözkoyana fırsat vermiyoruz
Tüm engelleri aşıyoruz çünkü haklıyız. Gücümüzü haktan halkta ve hukuktan alıyoruz. Gücümüzü sevginizden desteğinizden alıyoruz. Ne yaparlarsa yapsınlar bizi engelleyemeyeceklerini anladılar.
“BÜKEMEYECEKLERİ ELİ ÖPECEKLER”
31 Mart’tan sonra ne yapacaklar? O millete hava atan ‘oy verirsen hizmet veririm’ diyen anlayış ne yapacak? Milletin elini bükemeyeceklerini ve o bükemedikeri milletin elini öpmek zorunda olduklarını öğrenecekler.
Milletin o güçlü elinin haktan, hukuktan ve adaletten ayrılmayan 16 milyon insanın eli olduğunu görecekler.
31 Mart’tan sınra istanbullaların iradesi karsında bu kör inatlarını bir kenara bırakacaklar. Milletle inatlaşamaycaklarını anlayacaklar ve bir anda bize, millete karşı çok değişecekler.
Niye biliyor mıusunuz? Bir sonraki seçimde hangi renge bürünecekler onu kollayacaklar.
Benim derdim bağcıyı dövmek değil İstanbul’luların sorunlarını çözmek. 5 yılda 25 yıla bedel iş yaptık. 10 yılda 50 yıla bedel iş yapacağız.
MURAT KURUM’A 8 ADIM YANITI
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu açılışının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. “Rakibinizin, 8 km yaptığınız ve İSKİ’nin elektrik faturalarını ödeyemiyor iddiası var. Sahnede 8 adım attı. Bu konuyla ilgili ne söyleyeceksiniz?” sorusuna İmamoğlu şu yanıtı verdi:
“ Ne söylememi bekliyorsunuz yani? Sadece şimdi açacağımız metrolar 20 küsur kilometre yani. Gelsin metro açılışında beraber adımlayalım isterse. Beraber bakalım adımlayabilecek mi? Çok komik.8 kilometreyi 8 adımla mı? Öyle söylediler ben izleyemedim. İzleyemiyorum çünkü üzülüyorum adına. Sadece bir hafta, on gün sonra 18’inde ve yanılmıyorsam 13’ünde iki metro açılışımız daha var; Ataköy-İkitelli, Çekmeköy- Sancaktepe- Samandıra. İkisi bile 20 kilometrenin üzerinde. Beklerim kendisini” yanıtını verdi.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’A MUĞLA YANITI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Muğla’da yaptığı CHP’li büyükşehir belediyesinin projelerini engellemek için her türlü girişimi yaptığı yönündeki açıklaması hatırlatılarak “Böyle bir şey mümkün mü?” sorusunun yöneltilmesi üzerine de İmamoğlu şunları söyledi:
“Mümkün olabilir mi? Düşünsenize şuradaki lojistik alanı taşıyacağız. Dünya güzeli bir yer yaptık burada. Yani konforlu, şık, işçi sağlığı, araç güvenliği, TEM otoyoluna birkaç dakika mesafede muhteşem bir tesis. Etrafında 65 bin metrekare yeşil alan yaptık.
Şuraya emniyet otogarını aylardır taşıyamıyoruz. Burası biteli 3.5-4 ay oldu. Yani bugün, yarın, bugün, yarın… Sabırla bekledik. Yani bugün burada söylediğim cümleler; kaymakamlık, valilik, bakanlık adına söylediğim cümleler, yani sabır taşının çatladığı an cümleleri.
Açılışını yaptık. 2-3 tüccar geldi, yerleşti. Onlar çözemeyecek ama bizim itibarlı esnafımız, tüccarımız yavaş yavaş buraya gelip kendi iş işini çözecek, öyle düşünüyorum. Kamuyla kimse mücadele etmeye kalkmasın.
Arkamızda hukuk var. Biz binlerce örnek anlatırız. Muhtemelen benim bütün cümlelerimi birebir kopyalayarak Sayın Cumhurbaşkanı bundan sonra aynı cümlelerle propaganda yapacak ama tutmaz.”
“YARI BÜTÇEYLE İKİ KAT İŞ YAPIYORUZ”
İmamoğlu, Kurum’un “İsrafı bitirdik deyip 175 milyon tabelalara harcadıları” açıklamasıyla ilgili de “Bitirdik, bitirdik. Biz israfı bitirdik. Yarı bütçeyle iki kat iş yapıyoruz” dedi.
]]>Akşener’in açıklamalarından başlıklar şöyle:
-İYİ Parti olarak, haftaya;ilginç, ve bir o kadar da, manidar bulduğum, bir olayla başladık… Gerçekten ibretlik bir manzarayla karşı karşıyayız…
-Görünen o ki; Görüşleri fark etmeksizin; siyasetteki herkes, bizden çok rahatsız! İktidar, kurulduğumuz günden beri, bizden çok rahatsızdı; zaten biliyorduk…
-Eski HDP’liler, yeni DEM’liler, zaten ezelden beri, bizden çok rahatsızdı;onu da biliyorduk… Son dönemdeyse; artık açıkça görmeye başladık ki; meğer, ana muhalefet partisi de, bizden, çok rahatsızmış!…
-Hal böyleyken; ittifak sisteminden beslenen, bu kadar çok aktörü; aynı anda, rahatsız ediyorsak; Bu ne demektir, biliyor musunuz? Milletimiz için, çok doğru şeyler yapıyoruz demektir!
-Bugüne kadar, karşımıza; Nice engeller, iftiralar, yalanlar çıktı. Türlü baskılarla, tehditlerle, linçlerle mücadele ettik. Defalarca durdurulmak, sindirilmek, susturulmak istendik.
-Hepsini, teker teker aştık. Durmadık, yılmadık, yorulmadık; Ve rabbime şükürler olsun; bugünlere geldik. Sokaklarda yürüdük! Elektriklerimizi kestiler; ışıksız salonlarda buluştuk!
-Sesimizi kısmak istediler; megafonla konuştuk! Hatta yeri geldi; Sırf birilerinin tekerine, çomak sokuyoruz diye; sahipsiz kurşunlarla karşılaştık!
-Ve nitekim, bugün de; önümüzde, yeni bir engel var:Bugün de; birileri istiyor ki; bilbordsuz, seçim kampanyası yapalım!
“BİZİ ENGELLEMEYE ÇALIŞAN SARAÇHANE”
-Ama bu defa, öncekilerden farklı ve ilginç olarak; Önümüze, bu engeli çıkartan; iktidar değil, ana muhalefet! Bizi sansürlemek isteyen; Saray değil, Belediye!
-Bizi engellemeye çalışan; Beştepe değil, Saraçhane! Yaa, ne kadar da ilginç değil mi?… “Hadi canım, o kadar da olur mu?” dediğinizi, duyar gibiyim… Heyhat, oluyor. Maalesef oluyor…
-Şimdi gelin size, olayın detaylarını anlatayım. Ekranda, gördüğünüz görseller; yerel seçim kampanyamızın, ilk aşaması için hazırladığımız; bilbord görselleri…
-4 sloganımız var: Birincisi; “Tek adam baskısına da; eş başkan kavgasına da; mecbur değilsin!” İkincisi;“Cumhuriyete savaş açana da; teröre alan açana da; mecbur değilsin!” Üçüncüsü; “Yandaş medyaya da; yoldaş medyaya da; mecbur değilsin!” Dördüncüsü; “Hain diyene de; cahil diyene de; mecbur değilsin!.
-Muhteremlerin, büyük karın ağrısının sebebi,işte bunlar… Bir tane de, benden olsun; beşinciyi de, ben eklettim: “Saray sansürüne de; Belediye sansürüne de; mecbur değilsin!”
-Her siyasi parti gibi, biz de;seçim kampanyamızın hazırlıklarını, tamamladıktan sonra; bir şirketle anlaşarak; Ankara, İstanbul ve İzmir’de, bilbordlar kiraladık.
-Şirketle yaptığımız, anlaşmaya göre; standart bir uygulamayla, belediyelerden, onay alındıktan sonra; billboardlarımız, geçtiğimiz Pazar akşamı asılacak; Pazartesi sabahı da, sokaklarda görünür olacaktı…
-Ama ne oldu, biliyor musunuz? Bilbord görsellerimiz baskıya gitti. Ancak ne hikmetse; Basımı yapılan bilbordlarımızın, fotoğrafları çekilip; birilerine gönderilmiş. Sonra da; “İstanbul’dan”, şirkete bir telefon gelmiiiiiş… Peki telefonda, ne denmiş, biliyor musunuz? “Bunları asmayacaksınız.”
-Üstelik, sadece İstanbul’da değil; Ankara ve İzmir’de de asılmayacakmış… Yaaa… Sonra da, eş başkanlık deyince alınıyorlar… Gelen bu telefonun üzerine; şirket de haliyle, korkmuş, tedirgin olmuş…
-Uygulanan bu korkutma taktiği;size de, bir yerden tanıdık geliyor mu? Referandum sürecinde, toplantılarımız için kiraladığımız, salonları hatırlayın…
-Partimizin, kuruluş lansmanı için anlaştığımız; Ama sonra, anlaşmayı iptal eden, ünlü oteli hatırlayın… Hatta, genel merkezimiz için, kiralayacak bina aradığımız, günleri hatırlayın… Ne kadar da nostaljik değil mi?…
-Şimdi buradan, sizlere sormak istiyorum:Yıllardır, ceberut bir iktidar karşısında, dimdik duran bizler; şimdi onun, kötü bir taklidine mi, boyun eğeceğiz?
-Türlü engelleri, dikenli telleri, yüksek duvarları aşan bizler; şimdi bir çakıl taşına mı takılacağız? Ateşten çemberlerden geçip, bugünlere gelen bizler; şimdi bir kibritle mi yanacağız?
]]>