
UMUTSUZ KADIN SAYISI ARTTI
2023’te 2.2 milyon kadın umudunu yitirerek iş aramaktan vazgeçerken işsizlik ödeneğine başvuran kadın sayısı da arttı. CHP Bolu Milletvekili Türker Ateş, “Ülkemizde açıklanan resmi kadın işsiz sayısı buzdağının görünen yüzü. Kadın istihdamında güvencesizlik riskleri var” dedi. Ateş, yaptığı açıklamada, “Nüfusun yüzde 49.9’unu kadınların oluşturduğu ülkemizde işgücüne dahil olmayan 30.6 milyon kişinin yaklaşık yüzde 70’i kadınlardan oluşuyor. Kadınların iş hayatındaki varlığı son bir yılda geriledi ve halen yüzde 35.8 olan kadınların işgücüne katılım oranı, yüzde 65.8’lik ortalamaya sahip OECD içinde açık ara en düşük duruma geriledi” ifadelerine yer verdi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), kadın işsiz sayısını 1.4 milyon olarak açıkladığını hatırlatan Ateş, bu sayıya ek olarak işgücüne dahil olmayan ve potansiyel işgücü içinde yer alan 2.2 milyon kadın daha olduğuna dikkat çekti. Ateş, “Çok sayıda kadın, iş bulma ümidini yitirmiş durumda ve artık iş aramıyor. Bu durum geçtiğimiz yıl kritik bir hal aldı ve son çeyrekte umutsuz kadın işsiz oranı önceki yıla oranla yüzde 26 arttı. Geçen yıl kadınlarda işsizlik ödeneğine başvuru da arttı ve 588 bin 641’e yükseldi. Bunlardan sadece 300 bin 294’ü işsizlik maaşı alabildi” dedi.

Her 5 kadından 1’i kayıtlı ve tam zamanlı çalışıyor
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi’nin (DİSK-AR) TÜİK verilerinden derlediği araştırmasına göre, her 5 kadından yalnızca 1’i kayıtlı ve tam zamanlı istihdamda bulunuyor. Resmi istihdam oranı yüzde 31.8 iken Kayıtlı Tam Zamanlı İstihdam (KATİ) oranı ise sadece yüzde 20.1. Yani çalışma çağındaki 33 milyon kadının sadece 6.7 milyonu kayıtlı ve tam zamanlı istihdamda bulunurken çalışma çağındaki 32.5 milyon erkeğin ise 16 milyonu kayıtlı ve tam zamanlı istihdamda yer alıyor. Geniş tanımlı işsizlik (atıl işgücü) oranı erkeklerde yüzde 18.1 seviyesindeyken, kadınlarda yüzde 31.2 olarak hesaplandı. Genç kadın işsizlik oranı ise yüzde 41.1’e ulaştı. Araştırmada, Türkiye’de kadın işsizliğinin ortalama işsizlikten daha yüksek, kadın istihdam oranının ise ortalama istihdam oranından daha düşük olduğuna dikkat çekildi.
Eğitim fark etmiyor, kadınlar hep düşük ücret alıyor
Kadınlar, eğitim düzeyi fark etmeksizin, aynı işi yaptığı erkek meslektaşlarından düşük maaş alıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun yayınladığı ‘İstatistiklerle Kadın 2023’ raporundaki Kazanç Yapısı İstatistikleri’ne göre, yıllık ortalama brüt ücret-maaş karşılaştırmasında en yüksek fark yüzde 17.1 ile yükseköğretim mezunlarında, en düşük fark yüzde 12.4 ile yine ilkokul ve altı mezunlarda gerçekleşti. Yıllık ortalama brüt kazanç ile hesaplanan gösterge için ise en yüksek fark yüzde 19.6 ile lise mezunlarında, en düşük fark ise yüzde 14.5 ile ilkokul ve altı mezunlarda gerçekleşti. Ipsos’un araştırmasına göre kadınların yüzde 57’si çalışmak istediğinde ailesinden veya eşinden izin almaya mecbur olduğunu ifade ederken yüzde 53’ü de işe alımlarda kadınların ayrımcılığa uğradığını düşünüyor. Kadınlar bu aşamaları geçtikten sonra işe girebildiğinde ise eşitsizlik sona ermiyor. Araştırmaya katılanların yüzde 44’ü iş yerinde kadınlara ve erkeklere eşit davranılmadığını ifade ediyor. Eşit işe eşit ücret konusunda da katılımcıların yüzde 41’i, kadınların aynı iş için erkeklerden daha düşük ücret kazandığını belirtiyor. (SÖZCÜ)
Adım atılmazsa eşitlik için 131 yıla ihtiyaç olur
Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’nden (TÜSİAD) yapılan açıklamada, “Demokratik, gelişmiş, saygın, adil bir gelecek için kadın-erkek eşitliğini hızla hayata geçirmeliyiz” denildi. Açıklamada, “Adım atılmadığı durumda toplumsal cinsiyet eşitliğini tüm dünyada sağlamak için 131 yıla ihtiyaç olduğunu dikkate alarak, bu tabloyu hızla iyileştirmek için kamu, özel sektör, sivil toplum ve akademinin işbirliğini etkin şekilde sağlamalıyız” ifadeleri kullanıldı. (SÖZCÜ)
‘Güçlü Türkiye için kadınlar her alanda olmalı’
Türkiye Genç İş İnsanları Derneği (TÜGİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Yıldırım, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle yaptığı açıklamada; yasalara göre bir engel olmamasına rağmen, toplumsal baskı nedeniyle kadınların eğitim, iş hayatı ve siyasette gerektiği kadar yer alamadığını söyledi. Yıldırım, “Güçlü bir Türkiye istiyorsak, kadınlarımız, eğitim, iş hayatı, kültür ve sanatta olduğu gibi siyasette de çok daha fazla yer almalıdır” diye konuştu. (SÖZCÜ)
]]>TİHEK’in kararına göre, Alanya’da tatil yapmak isteyen iki erkek, seyahat acentesi aracılığıyla bir otele rezervasyon yaptırdı. Çevrim içi ödeme yapan iki arkadaş, rezervasyonu teyit etmek için oteli aradığında, “aynı odada iki erkek konaklama yapılamayacağı” gerekçesiyle rezervasyonlarının iptal edildiğini öğrendi.
AYRIMCILIK BAŞVURUSU
Rezervasyonları iptal edilen iki kişi, kadınların iki kişilik rezervasyon yaptırarak konaklayabildiklerini belirterek, bu durumun ayrımcılık yasağını teşkil ettiği iddiasıyla TİHEK’e başvurdu. Kurum, otel ve seyahat acentesinden yazılı görüş talep etti.
Otel yönetimi, söz konusu kişilerin işletmeleriyle herhangi bir konaklama ve sözleşmesi bulunmadığını, konuyla ilgili de herhangi bir irtibat kurulmadığını iddia etti.
Erkek misafirlerin, tek veya daha fazla kişi aynı odada konaklayabildiklerini, daha önce böyle konaklamaların olduğu ve halihazırda ileriye dönük rezervasyonların da bulunduğunu belirten otel yönetimi, tesislerinde eşitliğe uygun şekilde kadın ve erkek ayrımı yapılmaksızın rezervasyon yapılarak konaklama sağlanabildiğini savundu.
ÜCRET İADE EDİLDİ
Seyahat acentesi ise otelin bir odada iki erkeğin konaklamasına izin vermemesi sebebiyle başvuranın, “bir erkek, bir kadın” konaklama seçeneğini işaretlediğini kaydetti. Teyit amaçlı tesisi arayan başvurucuların, iki erkeğin aynı odada konaklamasının mümkün olmadığı yanıtını alması üzerine otelle iletişime geçilerek sorunun çözülmeye çalışıldığını aktaran acentenin yazılı görüşünde, bundan olumlu sonuç alınamadığı, başvuranın talebi üzerine ücretin iade edildiği bildirildi.
DAHA ÖNCE İSTİSNA YAPILMIŞ
TİHEK, otelden, iki veya daha fazla erkeğin aynı odada konakladığını gösteren rezervasyon bilgilerini ve yıl içinde bu şekilde yapılan geçmiş konaklamalara dair belgeleri istedi.
Gelen belgeleri inceleyen kurum, 498 oda ve 996 yatak kapasiteli otelde, yalnızca erkek müşterilerin yaptığı 5 rezervasyonun olduğu, bunlardan ikisinin tek, diğer üçünün ise iki erkek konaklayacak şekilde düzenlendiğini belirledi.
Kurum, “Yıl boyunca iki erkek olacak şekilde toplam üç konaklama yapılmasının, muhatap şirketin rezervasyon politikasında eşitlik ilkesine uygun hareket ettiğini ispat etmekten ziyade bu tür rezervasyonlara oldukça istisnai şekilde onay verildiğini gösterdiği” tespitinde bulundu.
Cinsiyet temelinde ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine hükmeden TİHEK, otele, 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu kapsamında idari para cezasının üst sınırı olan 89 bin 571 lira ceza verdi.
CİNSİYET AYRIMCILIĞI VURGUSU
TİHEK’in kararında, herkesin kanunlar önünde eşit olduğu ve Anayasa’nın 10’uncu maddesinde, “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir” hükmünün yer aldığı anlatıldı.
Ayrımcılık yasağının, uluslararası insan hakları hukukunun temelinde yer aldığı ve pek çok uluslararası insan hakları sözleşmesinde de özel olarak düzenlendiğine işaret edildi. Kararda, bir kişinin hukuken tanınmış hak ve hürriyetlerden, karşılaştırılabilir durumdakilere kıyasla eşit şekilde yararlanmasını cinsiyeti nedeniyle engelleyen veya zorlaştıran her türlü farklı muamelenin, cinsiyet temelinde ayrımcılığı oluşturduğu vurgulandı.
]]>“SALDIRILARA KARŞI SİZLERLE BİRLİKTE MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”
Özel, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:
* “Buraya CHP Genel Başkanı olarak geldim, bunu önemsiyorum. Her sene temmuz ayının başında yüreğimizde bir kor gibi yanmaya devam eden Madımak’a giderdik, bu sene de yıl dönümüne CHP Genel Başkanı olarak gidip, biraz önce anonsta söylendiği gibi orası bir utanç müzesi olana kadar, devlet mağdurlardan özür dileyene kadar, o ayıptan hepimiz bu ülkeyi, devleti kurtarana kadar bu mücadeleye sizlerle birlikte devam edeceğim.
* Bir kucağında ceylanı bir kucağında aslanı tutabilen Hacı Bektaşı Veli’nin, ‘Kadılar müftüler fetva yazarsa, işte kement, işte boynum asarsa, işte hançer, işte kellem keserse, dönen dönsün ben dönmezem yolumdan’ diyen Pir Sultan Abdal’ın ve bu topraklarda kardeşlikle, bu topraklarda beraberce, bu topraklarda yalana, harama bulaşmadan kimsenin ekmeğine, kimsenin namusuna yan gözle bakmadan kardeşçe yaşamak isteyip de bir kirli, karanlık zihniyet tarafından sürekli ötekileştirilmeye çalışılan; hatta Cumhuriyet’in 100’üncü yılını geri bıraktığımız bu dönemde Anayasa’nın eşitliğe bütün vurgularına rağmen ‘herkes eşittir ama Aleviler daha az eşittir’ anlayışı ile bu ülkeyi yönetenlere inat, Alevilerin maaşlarından kesilen vergi herkesin maaşından kesilenden aynıyken, hatta tüm dezavantajlarıyla geri bırakılmışlıklarıyla, yoksul bırakılmışlıklarıyla, dolaylı vergilerle aslında bu ülkede en büyük yükün altında ezilen, toplumun mağdur kesimlerden olan bu canların, maaşlarından aynı vergi kesiliyorken, vergi yükü altında daha çok eziliyorken herkes ibadethanesini seçebiliyorken, ibadetine karar veriyorken Alevilerin ibadetini ibadet görmeyen, onların ibadethanesini ibadethane olarak görmeyen, onlara bu hizmeti vermeyen bir anlayışa karşı bugün burada kahramanca bir iş yapan bir yerel yöneticimizle, bugün burada gurur duyduğum bir örnek belediye başkanımızla karşınızdayım. Daha önce Serçeşme Cemevi, şimdi Pir Sultan Abdal Cemevi’ni Türkiye’de kamu bütçesiyle yapmaya cesaret eden belediye başkanımızı yürekten alkışlıyorum. Hepiniz adına ona binlerce teşekkür ediyorum. İyi ki varsın Fethi Yaşar.

* Biz CHP olarak bundan sonra ‘Kim ne der’ demeden, kimseden çekinmeden hem doğrularımızı hem de sizin bildiğiniz doğruları özgürce savunmaya devam edeceğiz. Anayasal eşit vatandaşlık hakkı talebini dile getirmeyi sanki ifade edilemeyecek bir mesele ya da var olmayan bir eşitsizliğe itiraz olarak küçümseyenlere, bu talebi küçük görenlere ya da bu talebi yersiz görenlere karşı ana muhalefet partisinin genel başkanı olarak diyorum ki; anayasal eşit vatandaşlık hakkı tanınana ve sonuna kadar yaşanana kadar bu toplumun yanındayız, omuz omuzayız, kol kolayız.
* Camilerin ibadethane olarak kabul edilip, bunun yasal güvenceyle, Meclis’ten çıkacak kanunla, Cumhurbaşkanı’nın onayı ile Resmi Gazete’de yayınlanması ile cemevlerinin yasal bir ibadethane kabul edilmesine kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz. ÇEDES programı adı altında laik eğitimin örselendiği bu saldırılara karşı sizlerle birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı adı altında Alevilerin inançlarını bir ibadet değil de kültürel faaliyet olarak gören, onların ibadethanesini bir zamanlar dediği gibi ‘cemevi cümbüş evi’ mantığı ile sanatın, kültürün bir parçası ilan edenlere karşı günün birinde bu ülke Sünnilere hangi imkânları tanıyorsa, Alevilere de o imkânları tanıyana, onların bu haklarını görene kadar sizinle birlikte mücadele edeceğiz.
* Mülakatlarda mezhep ve din ayrımı yapılıp da Alevi canlar teker teker elenip, bu devlette bir yere gelmesine engel olanların zihniyeti ortadayken sanki bu yokmuş gibi söylemlerle, göstermelik atamalarla, ‘Siz gidin burada oyalanın’, ‘Bu mevki ve makamı da size vereyim’ gibi yapmacıklıklara karşı hep birlikte samimi gayret göstermek durumundayız.
“AJANDALARINDA MELİH GÖKÇEK ZİHNİYETİNİ GERİ GETİRMEK VAR”
* Bu hafta içimize çok sinen, içinize çok sinen bir süreci hep beraber başlatacağız. CHP aday belirleme süreçlerini tamamladı. Pazartesi günü itibarıyla da son bulacak. Bundan sonra hep beraber sokaklarda, meydanlarda, kahvelerde, evlerde, beldelerde, köylerde büyük bir mücadele başlayacak. Bir seçim var. Bu seçimi şöyle tanımlamak mümkün, bu seçimde iki ittifak, iki anlayış yarışacak. Biri Cumhur İttifakı, Adalet ve Kalkınma Partisi ve MHP’den oluşan, her geçen gün birbirine benzeyen, farklılıkları reddeden, tekçi, baskıcı ve bu ülkede ittifakı genişletmek istediğinde aklına domuz bağcılar gelen, onları ittifakına dahil eden, kadınları sahiplendirilecek varlıklar gibi gösterenleri Meclis kürsüsüne taşıyan hadsizlikte olan ve bu ülkeyi her geçen gün biraz daha baskının arttığı, bir inancın alabildiğine serbest, diğer inançların dışlandığı, baskılandığı, bu ülkede etnisite farklılıklarını renk olarak görmeyip ayrım olarak gören bir anlayış Cumhur İttifakı olarak seçimlere giriyor.
* Hedefleri belli. Kimse seçim beyannamelerini merak edip açmıyor. Çünkü yapacakları iş ne sosyal donatı alanıdır, ne sosyal yardımdır, ne halkçı belediyeciliktir, ne başka bir şeydir. Ajandalarında şu var: Ankara’ya Ankara’yı parsel parsel satan, peşkeş çeken Melih Gökçek zihniyetini geri getirmek. İstanbul’a üzerinde helikopter ile uçup, kupon arsaları Arap şeyhlerine ve Katar emirlerine ayıran, satacak arsa kalmıyor endişesi ile Kanal İstanbul gibi İstanbul’un böğrüne bir bıçak dayayarak, yeni bir boğaz yaratıp, etrafını satmayı planlayan rantçı ve talancı anlayışı geri getirmek istiyorlar. Onlardan alıp, özgür ve insanların istedikleri gibi kendilerini ifade edebildikleri, yaşayabildikleri, ayrımcılığın ve kötü muamelenin her geçen gün azaldığı, Mersin’de, Adana’da, Antalya’da bir önceki baskıcı, iktidara geldikleri gün binlerce canı, binlerce garibanı, binlerce sosyal demokratı kapı önüne koyan bir aşırı politik ve karşısındakileri düşman gören anlayışı oralara tekrar hakim kılmak istiyorlar. Bu, Cumhur İttifakı ve onun 31 Mart’tan sonraki 1 Nisan planı.
“TÜRKİYE İTTİFAKINDA EŞİTLİĞİ SAVUNAN HERKES VAR”
* Karşısında bir ittifak var mı? Karşısında ittifak olsun diye, resmi iş birlikleri olsun diye samimi gayret gösterdik. Maalesef, eleştirmeyeceğim, saygı duyacağım gerekçelerle birlikte olma taleplerimiz reddedildi. Maalesef pek çok yerde karşımıza geçmiş dönemlerde birlikte olduğumuz siyasi partiler, rakipler çıkardılar. Oysa bu seçim ya Recep Tayyip Erdoğan’ın adayları ya da mevcut belediye başkanlarımız ya da iddialı adaylarımız tarafından kazanılabilir. Bu durum bize kaybettirirse Türkiye’ye kaybettirir. Çünkü Cumhur İttifakı’nın hedefi bellidir. Bunun karşısında bir çare var mı? Evet var. Bunun karşısında ikinci bir ittifak, çok güçlü bir ittifak, aslında kendine inandığında, güvendiğinde Cumhur İttifakı’nın yanından bile geçemeyeceği bir ittifak var. O ittifakın adı Türkiye ittifakıdır.
* Türkiye ittifakında Alevi olsun, Sünni olsun eşitliği savunan herkes var. Türkiye ittifakında Kürt olsun, Türk olsun kardeşliğe inanan herkes var. Türkiye ittifakında sağcı olsun, solcu olsun belediyeler namuslu yönetilsin, israf olmasın, dayanışma olsun, garibe, fukaraya sahip çıkanlar olsun, rantçıların yerine halkçılar olsun diyen herkes var. Türkiye ittifakında karşı tarafın despotluğuna karşı demokratlar var. Sadece sosyal demokratlar yok, sosyal demokratlar var, muhafazakar demokratlar var, milliyetçi demokratlar var. Ama Türkiye’nin birliğine, bütünlüğüne inanan bütün demokratlar var. Tüm demokratlar olduğu gibi Kürt demokratlar da var. Alevi’si, Sünni’si, Çerkez’i, Laz’ı var ama bizim içimizde iyi insanlar var.
“31 MART’TA BİZ BİRLİKTE OLURSAK 31 MART BİZİMDİR, YARINLAR BİZİMDİR”
* Buradan, Ankara’dan Yenimahalle’den bütün Türkiye’ye, Pir Sultan Abdal Cemevi’nin karşısından binlerce candan, ülkesini seven, namuslu, dürüst, çalışkan, haramdan, yalandan korkan bu güzel insanlardan aldığım enerji ile Türkiye’ye sesleniyorum: Korkmayın. 31 Mart’ta biz birlikte olursak, iyi insanlar birlikte olursak, dürüst insanlar birlikte olursak, çalışkan insanlar birlikte olursak, bu ülkede Cumhuriyet’e inanan, Atatürk devrimlerine inanan, Atatürk ve Cumhuriyet’in kurucu kadroları ile bir sorunu olmayan, onlara husumet değil hayranlık duyan bizler birlikte olursak 31 Mart bizimdir, yarınlar bizimdir.”
]]>