Düğünlerde çalgıcılık yapan Gencay Korur, 9 Ağustos 2022 saat 20.00 sıralarında, boşanma davaları süren eşiyle konuşmak için kayınpederinin evine gitti. Gencay Korur, burada yanında getirdiği av tüfeğiyle eşini öldürüp, kaçtı.
Sosyal medya hesabından ‘gülen yüz’ ifadesi ve ‘gururlu hissediyor’ paylaşımı yapan Korur, polis tarafından İzmir’in Dikili ilçesinde yakalandı. İfadesinde, “Olay günü eşimin yaşadığı ailesinin evine gittiğimde dışarıda telefon ile konuşurken gördüm.
Cilveli şekilde konuştuğunu duyunca sinirlenerek av tüfeğini sakladığım yerden aldım. Eşimi takip ederek evin içerisine girip kendisine ateş ettim” diyen Korur, tutuklandı. Korur hakkında ‘eşi kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı.
AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI
Davanın 12 Mart’ta görülen Çanakkale 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki karar duruşmasına tutuklu sanık Gencay Korur, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılırken, Ayşe Korur’un yakınları ise duruşma salonunda yerlerini aldı.
Duruşmada mütalaasını açıklayan savcı, tutuklu sanık Gencay Korur’un ‘eşe ve kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması talebinde bulundu.
Duruşmada savunma yapan sanık Korur, “Yaptığınızın adil yargılanma olmadığını düşünüyorum. Mütalaayı kabul etmiyorum” dedi. Korur’un savunmasından sonra mahkeme heyeti kararını açıkladı. Korur, ‘eşe ve kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, indirim de uygulamadı.
GEREKÇELİ KARAR AÇIKLANDI
Davayla ilgili 14 sayfalık gerekçeli karar açıklandı. Açıklanan gerekçeli kararda olay günü sanığın ilk önce olay yerinde bulanan evin bahçesinin içindeki hurda araca tüfeği bıraktığı, daha sonrasında saklandığı ve evi izlediği belirtildi. Sanık Gencay Korur’un, o sırada telefonla konuşmak için evin dışına çıkan Ayşe Korur’u gördüğü, ailesi eve girdiğinde ise harekete geçtiği kaydedildi.
Sanık Korur’un evin dış penceresinden içeriye hedef gözeterek Ayşe Korur’a doğru tüfekle tek el ateş edip, ağır yaralayıp, ölümüne neden olduğu da gerekçeli kararda belirtildi. 10 Ağustos 2022 tarihli olay yeri inceleme raporunda, evin tek katlı olduğu ve sadece bir odası bulunduğu ve tüfekten atılan saçmaları evin farklı yerlerine isabet ettiği, kartuşun olay yerinde olduğu tüfeğin ise olmadığı daha sonrasında ise olay yerinden kaçan sanık Korur için yakalama kararı çıkartıldığı, mobil telefonun sinyal bilgilerinin takip edilerek 11 Ağustos 2022 tarihinde İzmir’in Dikili ilçesinde olayda kullanılan tüfekle beraber yakalandığı da kararda yer buldu.
Korur’un olayda kullandığı pompalı tüfeğin incelenmesi sonucunda, alınan swaplarda atış artıkları çıktığı ve olay yerinde bulunan boş kartuşun bu tüfekten atıldığının sabit olduğu belirtilerek, bilirkişi raporunda ise sanığın telefonu incelenmiş olup savunmasında geçtiği üzere Ayşe Korur’un kendisini aldattığına dair mesaj kayıtları ve ekran görüntülerinin yer almadığı, aksine sanığın bir başka kadınla yazışmasının olduğu sonucuna varıldığı kaydedildi. Adli Tıp Raporu’nda Ayşe Korur’un silah saçma taneleriyle yaralanmasına bağlı olarak beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu öldüğünün anlaşıldığına da dikkat çekildi.
‘SAVUNMASINI DEĞİŞTİRDİĞİNE KANAAT GETİRİLMİŞ’
Gerekçeli kararda sanık Korur’un eşi sadakatsiz olduğu için eylemi gerçekleştirdiğini savunduğu belirtilip, “Sanık mahkememiz huzurunda verdiği beyanında ‘Ses gelince eşim beni fark etti. ‘Korkma’ dedim. Bana ‘Neden geldin’ diye sordu. Ben de ‘Senin için geldim. Hadi gidelim. Neden böyle yapıyorsun? Hani sen tövbe etmiştin? Adamlarla konuşuyorsun ama ben seni dinledim’ dedim. O da bana ‘Madem bunları biliyorsun boynuzlusun, niye geliyorsun’ dedi ve yüzüme tükürdü. Ben de ona ‘Kızıma seni adamlara satacağım’ dedin mi diye sordum. Ayağa kalkıp eve gitmeye başladı. Eve giderken dönüp, bana küfretti. ‘Bıktım sizden Allah sizin belanızı versin’ dedi ve eve girdi. Ben de kendimi tutamadım. Tüfeği aldım evin içine direkt ateş ettim’ beyanında bulunmuş. Ancak, Ezine Cumhuriyet Başsavcılığı’nda 11 Ağustos 2022 tarihli beyanında böyle bir olaydan bahsetmediği buna göre sanığın haksız tahrik indiriminden yararlanabilmek için savunmalarını değiştirdiğine kanaat getirilmiş, sonradan değiştirdiği bu beyanlarına da mahkememizce itibar edilmemiştir” denildi.
‘OLAY ANİ KASTLA GELİŞMİŞ’
Öte yandan gösterilen delillere ve sanığın savunmalarına göre olayın ani bir kastla geliştiği, olay yerine gitmeden önce yaptıklarına ve içinde bulundukları ruh hallerine dair herhangi bir delilin dava dosyasında bulunmadığı anlaşıldığı için sanık hakkında tasarlama hükümlerinin uygulanmadığı gerekçeli kararda yer aldı.
]]>Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, tutuklu sanıklar B.E, K.S.Y, F.P. ve B.G’nin, “tasarlayarak öldürme”, “cebir kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya azmettirme”, “kamu hizmetine tahsis edilmiş eşyaya zarar vermeye azmettirme” ve “gece vakti konut dokunulmazlığını ihlal etmeye azmettirme” suçlarından cezalandırılmaları istendi.
Tutuksuz sanıklar M.T. ve A.T. için de “tasarlayarak öldürmeye yardım etme”, “cebir kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya yardım etme”, “kamu hizmetine tahsis edilmiş eşyaya zarar vermeye yardım etme” ve “gece vakti konut dokunulmazlığını ihlal etmeye yardım etme” suçlarından ceza istenen iddianame, Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.
Sanık, müşteki ve tanık beyanlarına yer verilen iddianamede, Eyüp Arslantürk’ün ölümüne ilişkin detaylar yer aldı.
EŞİNİ VE KIZINI MİSAFİRLİĞE ÇAĞIRIP KAÇIRMIŞLAR
Soyadını değiştiren iki kardeşten sanık B.E’nin, annesi sanık M.T. hakkında çirkin ithamlarda bulunduğu iddiasıyla, daha önce ikamet ettikleri Develi ilçesinden ailece tanıştıkları Arslantürk’ü kaçırmak için kardeşi K.S.Y, bacanağı F.P. ve arkadaşı B.G’yi azmettirdiği belirtilen iddianamede, sanıkların B.E’nin iş yerinde toplanıp plan, maktulün evinin yakınlarında ise keşif yaptıkları belirtildi.
Önce maktulü camiye giderken araçla önünü keserek kaçırmayı düşünen, sonra bu plandan vazgeçen sanıklardan B.E’nin, maktulün evde yalnız kalmasını sağlamak için annesinden yardım istediği bilgisi de iddianamede yer aldı.
İddianamede, sanık M.T’nin maktulün eşi ve kızını evinde misafir ettiği 12 Ekim 2023 akşamı, diğer sanıklar B.E, K.S.Y, F.P. ve B.G’nin eylemi gerçekleştirmek üzere harekete geçtiği kaydedildi.
AĞZINI BEZ VE KOLİ BANDIYLA BAĞLADILAR
B.E’nin kar maskeleri, fenerler, plastik kelepçeler, bez ve koli bandını, F.P’nin ise maktulün evinin elektriğini kesmede kullandığı makası temin ettiği belirtilen iddianamede, şu bilgilere yer verildi:
“4 sanığın B.E’nin kullandığı araçla, güvenlik kameralarına yakalanmamak için arka yollardan maktulün evinin bulunduğu yere gittiği, plan doğrultusunda sanıklardan K.S.Y’nin evin elektriğinin bağlı olduğu trafonun kablosunu kestiği tespit edilmiştir.
3 sanığı evin arka kapı tarafına bırakan B.E’nin aracıyla iş yerine geri döndüğü, evin kapısını açan maktulü darbeden kar maskeli 3 sanığın, maktulün ağzını bez ve koli bandıyla, ellerini de plastik kelepçeyle bağladığı belirlenmiştir.
Daha sonra maktulü kendi aracına bindiren 3 sanığın, B.E’nin nişanlısının üzerine kayıtlı parselde bulunan bağ evine gitmek üzere yola çıktığı, yolda sanıklardan B.E’nin de aracıyla kendilerine katıldığı, sanıkların maktulü bağ evinin kömürlük olarak kullanılan deposuna götürdüğü tespit edilmiştir.
İŞKENCEYLE ÖLDÜRÜP KAZA SÜSÜ VERDİLER
Sanıkların sandalyeye oturttukları maktulü ağzı bağlı olarak darbettikleri, göğsünde kaburga kırıkları oluşacak şekilde darbedilen maktulün olay yerinde hayatını kaybettiği belirlenmiştir.
Sanıkların, olaya trafik kazası süsü vermek amacıyla, maktulü öldürdükten sonra aracının şoför koltuğuna taşıdığı, F.P’nin maktulün kucağına, yan koltuğa da K.S.Y’nin oturduğu, B.E’nin aracıyla takip ettiği, F.P’nin vitesi boşa alarak araçtan indiği ve aracı iterek su kanalına doğru yönlendirdiği tespit edilmiştir. Aracın çok fazla ilerlemeden durduğu, sanıkların diğer araç ile olay yerinden ayrıldığı belirlenmiştir.”
“ANNEM HAKKINDA ÇİRKİN SÖZLER SÖYLEDİ”
Sanık B.E. ise iddianamede yer alan ifadesinde, annesi hakkında asılsız ve çirkin sözler sarf ettiğini öne sürdüğü maktulü evinden alıp, korkutup bırakmayı amaçladığını iddia etti.
B.E, “Maktul beni tanıdığı için aracımdan inmedim, yüzümü görmesini istemedim. B.G. veya F.P. maktulün nefes almadığını söyledi.” dedi.
Maktulü aracıyla yolda bıraktıklarını belirten B.E, “Biz şehir merkezine döndük. Maktulün aracının hareket edip su kanalına girdiğini görmedim.” ifadesini kullandı.
Sanıklardan M.T. ve kocası A.T. de olay hakkında bilgileri olmadığını iddia etti.
Diğer sanıklar da maktulün ölümüne sebep olacak herhangi bir şey yapmadıklarını öne sürdü.
]]>BİLEZİKLERİMİ ALMAK İÇİN BENİ YAKTILAR
Yanık tedavisi tamamlanan genç kadın ifadesinde, “Duş alıp banyodan çıkınca evde kayınbiraderimi gördüm. Uyuşturucu işiyle uğraştığı için evime gelmesini istemiyordum. Eşime ‘Bunun ne işi var burada’ diye sorunca eşim saçımdan sürükleyerek beni oturma odasına götürdü. Ütüyü fişe takıp bacağıma bastırdı. Kaçmak isterken bu kez kayınbiraderim saçımdan beni yakalayıp yere düşürüp üzerime kolonya döküp yaktı. Can havliyle komşumuzun evine sığındım. O da üzerime su dökerek beni söndürmeye çalıştı. Bu sırada kocam ve kardeşi beni zorla evden çıkarmak istedi. Ben de kapıyı kilitleyip pencereden yardım istedim. Olay günü evimize 2 kilo uyuşturucu getirmişlerdi. Evdeki 4 tane burma bileziğimi benden zorla aldılar. Beni yakmalarının nedeni eve uyuşturucu getirmelerine karşı çıktığım içindir. Beni halen tehdit edip davadan vazgeçirmeye çalışıyorlar” diye konuştu.
KÜÇÜK YAŞTA ONA KAÇTIM KİMSEYE BİRŞEY ANLATAMADIM
Eşiyle kendi isteğimle küçük yaşta kaçıp evlendiğini, gördüğü şiddet nedeniyle bugüne kadar kendi ailesi de dahil kimseye bir şey anlatamadığını belirten Yazgül Ç. “Kocam cezaevinde benimle görüşmek için haber göndermişti. Cezaevine kendisini ziyarete gittiğimde bana görüş kabininde pişman olduğunu, hakkımı kendisine helal etmemi istedi. Bu kayıtları da isteyebilirsiniz” diyerek şikâyetçi olduğunu söyledi. Ceza infaz kurumunda kayıt altına alınan görüşme içerikleri de mahkemeye gönderildi.
“KENDİ KENDİNİ YAKTI BEN YAKMADIM”
Kadının kocası Mahmut Ç. ise “Eşim onu aldattığımı düşündüğü için kıskançlık krizine girince tartıştık. Bana ‘Kendimi de seni de yakarım’ dedi. Birden kolonya döküp kendini yaktı. Onu söndürmeye çalışırken benim de kolum yandı. Eşim çıplak halde kaçmaya çalıştı. Ben de o halde çıkmasına engel olmak istedim. Karşı komşunun kapısını çaldı ve kapı açılınca içeri girip kapıyı arkadan kapattı. Kardeşim Ahmet bizde değildi. Kendisiyle görüşmüyoruz. Ütüyle eşimin bacağını yaktığımız iddiaları da yalandır” dedi.
Kadının kayınbiraderi Ahmet Ç. ise, ağabeyi ile iki yıldır görüşmediklerini, yengesinin kendisine iftira ettiğini belirterek, olay saatinde bir çay ocağında oturuyordum. Evlerine hiç gitmedim” dedi.
“ÇIPLAK HALDE BENİM EVİME SIĞINDI”
Kadının sığındığı evin sahibi Abdurrahim K. tanık olarak alınan ifadesinde merdivenlerde çıplak ve vücudu yanık halde Yazgül’ü gördüğünü belirterek, “Aşağı inmeye çalışırken kocası da onu eve çekmeye çalışıyordu. Yazgül hanım bu sırada benim evime girdi ve kapıyı kapatarak pencereden yardım istedi. Kocası da evine geri gitti. Ben kocasını sakinleştirmek için evlerine gittiğimde yalnızdı ve banyoda yanan havluyu söndürmeye çalışıyordu” diye konuştu.
BELİNDEN YÜZÜNE KADAR HER YERİNDE YANIKLAR VAR
Mahkeme, kadının çıplak bir halde komşusunun evine sığındıktan sonra evin penceresine çıkarak yardım çığlıkları atması üzerine çevredekilerin ihbarıyla eve gelen polislerin kadını hastaneye kaldırdıklarını belirtti.
Bel üstünden yüzüne kadar vücudunda yanıklar oluşan kadının Dicle Üniversitesi yanık ünitesinde tedavi gördüğünü belirten mahkeme, alınan doktor raporunda, kadının yüz, kol, kulak, el, göğüs bölgesinde basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek derecede yanıklar tespit edildiği ve hayati tehlikesi olduğu belirtildi.
Ayrıca yüzünde sabit iz kalacak derecede yaralandığı da dikkate alındığında sanığın işlediği suçun yaralama suçu olmayıp eşi kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğuna dikkat çekti.
AĞIR MÜEBBETTEN 18 YILA İNDİRİLDİ
Mahkeme sanık kocanın eline geçirdiği kızgın ütü ile eşini yakmak istediği, korku ve panikle evden kaçmaya çalışan eşini yere düşürdükten sonra bu kez kolonya dökerek vücudunu ateşe verdiği için ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasına oy birliğiyle karar verdi.
Mahkeme suçun teşebbüs aşamasında kalması nedeniyle cezayı daha sonra 18 yıla indirip hükmen tutukluluk halinin devamına karar verdi. Kardeşi Ahmet Ç. ise delil yetersizliğinden beraat etti.
]]>Bakırköy 39. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen 7. duruşmaya tutuksuz sanık Nizam Şimşek gelirken taraf avukatları salonda hazır bulundu.
“SAMİMİ BİR İTİRAFTA BULUNMAK İSTİYORUM”
Söz hakkı verilen sanık Nizam Şimşek, samimi bir itirafta bulunmak ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini belirterek şunları söyledi:
“Biz o dönem Serdar Ok ile yarı zamanlı bodyguardlık ve koruma isleri alıyorduk. Ben Serdar ve yanımızda çalışan Şahin diye bir arkadaş Şirinevler de bir kafede Mehmet Cengiz ile görüştük.
O gün oraya gittiğimizde Mehmet bize ‘Ataköy’de 400 dairem var. Kiraları toplarken yanımda bulunun’ dedi. Biz de koruma işini kabul ettik.
Aynı zamanda ‘Bir dairem var, bu daireme çöktüler, bu dairemdeki kiracıyı çıkarmama yardımcı olun, işi bitirin karşılığında 20 bin dolarınızı alın’ dedi.
Nadir’in şahsi evinin adresini dahi bize verdi. Nadir’in karısının numarasını Serdar’a gönderdi. Gerekirse ayaklarına sıkın diyerek bize işi verdi”
“GEÇMİŞE DÖNÜK EVRAK DÜZENLEDİLER”
Savunmasının devamında Şimşek şunları kaydetti:
“Ben o dönem evlenecektim asgari ücretle çalışıyordum. Maddi sıkıntı yaşadığım için işi kabul ettim. Bir sonraki gün hanım efendinin evine gittik. Aracı dışarı park ettik, apartman kapıcısı bize kapıyı açtı. Mehmet Bey apartman kapıcısına para verdi.
Daireye gittik yalnızca kadın vardı bir an önce evden çıkmasının kendisi için en hayırlısı olacağını söyledik. Tehdit etmedik.
Pişmanım. Evin bize kiralandığına dair sözleşmede avukat beyin ofisinde yapılmıştır. Ofisin arkasındaki noterde de tasdiklenmiştir.
Geçmişe dönük evrak düzenlenmiştir. Daha sonra çıkacak olaylardaki sorumluluğu ortadan kaldırmak için bu evrak düzenlendi”
Mahkeme, Mehmet Cengiz Bilik’in 6 suçtan toplamda 7 yıl 1 ay hapsine hükmederken Nazım Şimşek ve Serdar Ok, ‘Birden fazla kişiyle birlikte tehdit’ suçundan ayrı ayrı 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı.
İDDİANAMEDEN
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Mehmet Cengiz Bilik’in geçen sene yüzde 100’ün üzerinde kira artışı yapmak istemesi, Guldzhakhan Krıtckaıa’nın bu durumu kabul etmemesi üzerine şüphelinin şiddet uygulayarak kiracısını evden çıkarmak istediği yer aldı.
İddianamede Nadir Önüç ve Guldzhakhan Krıtckaıa’nın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte yaralandıkları kaydedildi. Olay günü ikametine girildiğinde yerde çok sayıda cam kırıklarının olduğu, yatak odası kapısının menteşesinin çıkmış ve kapısının eğik olduğu, ayrıca kahve makinesinin yerde kırık vaziyette olduğu tespit edildi.
İddianamede ayrıca dosyaya giren görüntülerde Mehmet Cengiz Bilik’in evin içerisinde bağırıp çağırdığı, buzdolabından aldığı içerisi dolu cam kavanozları fırlatarak kırdığı, evin içerisinin cam parçaları ile dolduğu ve oluşan yaralanmalar neticesinde ev içerisinde kan izlerinin olduğu belirtildi.
Cumhuriyet savcısı Bilik’in ‘Kasten yaralama’, ‘Hakaret’, ‘Silahla tehdit’, ‘Mala zarar verme’, ‘Nitelikli hırsızlık’, ‘Konut dokunulmazlığını ihlal’ suçlarından toplamda 9 yıl 3 aydan 24 yıla kadar hapsini talep etti.
]]>GÖZALTINDAKİ EŞİ SERBEST
İl Jandarma Komutanlığı ekipleri ve Jandarma Suç Araştırma Timi’nin (JASAT) çalışması sonucu olayla bağlantısı olabileceği düşünülen, Soykuk’un eşi S.A.S., oğulları S.S. ve B.B.S. ile komşuları İsmail Kocatürk gözaltına alındı. Soykuk’un eşi S.A.S., ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakılırken, diğer 3 şüpheli ise adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden İsmail Kocatürk tutuklandı, Soykuk’un 2 oğlu ise serbest kaldı.
115 SAATLİK KAMERA GÖRÜNTÜSÜ İZLENDİ
İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı JASAT ekipleri, Hasibe Soykuk’un cinayet şüphelisini bulmak için çalışma başlattı. 115 saatlik güvenlik kamerası görüntüsü inceleyen ekipler, ölen Soykuk’un evinin arka bahçe kısmını gören kamera görüntüsünde bir kedinin hayatın olağan akışına aykırı hareketlerde bulunarak, panikle kaçtığını belirledi. Bu bölgede yapılan araştırmada, Hasibe Soykuk’un komşusu ve çocuklarının arkadaşı olan İsmail Kocatürk’ün evinin bulunduğu yerde kan izlerinin olduğu tespit edildi. Şüpheli komşu Kocatürk’ün evinde yapılan incelemede ise evin bazı bölümlerinde ve lavaboda kan izleri bulundu.
POŞETLE MALZEME GÖTÜRMÜŞ
Jandarma ekipleri, çevredeki kamera görüntülerinde yaptığı incelemede, İsmail Kocatürk’ün elinde poşet ile malzeme götürdüğünü belirledi. Kocatürk ise karakolda alınan ifadesinde söz konusu poşet içinde suça konu olan keser ile kanlı elbise ve ayakkabıyı evin uzağında bulunan boş bir alana attığını söyledi. Jandarma tarafından keşif yapılan bölgede söz konusu malzemeler de ele geçirildi. Hasibe Soykuk’un kafasına keser ile vurarak öldürdüğü iddia edilen İsmail Kocatürk’ün, ‘hırsızlık’ ve ‘dolandırıcılık’ suçlarından da 9 farklı suç kaydı olduğu ortaya çıktı.
İLK İFADESİNDE CİNAYETİ KABUL ETMEDİ
İsmail Kocatürk ilk ifadesinde cinayeti işlemediğini öne sürerek, “Ses geldi. B.B.S.’nin elinde keser vardı. Birbirimizi itekledik. B.B.S., bana ‘kimseye bir şey söyleme, aileni de çocuklarını da öldürürüm’ dedi. Korkuyla evime gittim. Kan lekelerini yıkadım. Söz konusu malzemeleri de boş bir alana götürüp attım” dedi.
CEZAEVİNDEN İTİRAF İÇİN DİLEKÇE YAZDI
Şüpheli komşu İsmail Kocatürk, tutuklu bulunduğu cezaevinden dilekçe yazarak, yeniden ifade vermek istedi. Kocatürk’ün dilekçesi sonrası savcılık tarafından yeniden alınan ifadesinde, “Hasibe Soykuk’un ailesi ile 4 gün için gübre taşıma için anlaştım. 1 günlük ücretimi verdiler. 500 lira aldım. Ama 3 günlük ücretim olan toplam 1500 TL’yi vermediler. Evlerine gittim oğlu B.B.S.’yi sordum. Hasibe’ye, ‘oğlun esrar içmek yerine paramı versin’ dedim. Hasibe bana ‘sen oğlumu takip edeceğine önce karını takip et’ dedi. Tartıştık. İtişme oldu. Koltuk üzerinde keseri gördüm, alıp vurdum. Ardından Hasibe içeri doğru gitti. Arkasından gidip bir kez daha vurdum. Araç sesini duyunca kaçtım. Amacım öldürmek değildi. Pişmanım” dediği ortaya çıktı.
]]>OLAYDAN SONRA KAÇTI
Olay, geçen yıl 29 Haziran’da meydana geldi. İnşaat şirketi sahibi Mustafa Bangiz, iddiaya göre, Toroslar ilçesindeki evine geldiği, 1 yıldır birlikte olduğu sevgilisi Esra Asena Temir ile gezmeye çıktı. Otomobilde Bangiz ile Temir, bilinmeyen nedenle tartıştı. Mustafa Bangiz, sevgilisini dövdü. Başına ve vücudunun çeşitli yerlerine darbe alan Temir, Toros Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Beyin kanaması geçiren Temir, kurtarılamadı. Olaydan sonra kaçan Bangiz, gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Mustafa Bangiz tutuklandı. Otopsi işlemleri sonrası morgdan alınan Esra Asena Temir’in cenazesi, Akbelen Şehir Mezarlığı’nda toprağa verildi.
ESRA’YI YOL KENARINA BIRAKMIŞ
Mustafa Bangiz ile ilgili soruşturma tamamlandı. Hakkında ‘Kadına karşı kasten öldürme’ suçundan iddianame hazırlanan Bangiz’in, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanması istendi. İddianamede, Temir’in aldığı ağır darbeler nedeniyle beyin kanaması sonucu yaşamını yitirdiğine yer verildi. Bangiz’in, Temir’i hastaneye götürmek yerine yol kenarına bırakıp aile bireylerini aradığı ve onlar tarafından hastaneye götürüldüğü belirtildi.
‘YETER ARTIK’ DEDİM
Davanın ilk duruşması, Mersin Adliyesi 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tutuklu sanık Mustafa Bangiz, duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılırken, avukatlar ve Temir’in ailesi ise salonda hazır bulundu.
Savunmasında maktulün, kız arkadaşı olduğunu anlatan Bangiz şunları söyledi:
– Bayram telaşı nedeniyle 4-5 katlı bir giyim mağazasında çalıştığı için kendisiyle görüşemiyorduk. Olay günü akşam da yurt dışından kuzenleri ve akrabaları geldiği için görüşememiştik. Kendisine misafirler uyuduktan sonra görüşmek istediğimi, benim evimde kalabileceğimizi, işe oradan gidebileceğimizi söyledim. Daha önce de bu şekilde buluştuğumuz olmuştu. Kendi aracımı onların evinin yakınında bir yere bıraktım. Kendisi de buluşmayı kabul ettiği için aşağı indi.

– İşe gideceği için kıyafetlerini ve çantasını da yanına almıştı. Onun arabasının direksiyonuna ben geçtim. O da ön yolcu koltuğuna geçti. Birlikte benim evime doğru yola çıktık. Yoldayken tavrında tarzında bir değişiklik vardı. Sinirliydi. Bir konu varmış da söylemek istemiyor gibiydi. Evlerimiz 15-20 dakikada araçla varılabilecek yakın bir mesafededir. Eve yaklaştığımızda konudan bahsetmeye başladı.
– Beni bir aile dostumuzun kızından çok kıskanıyordu. Bundan dolayı da aramızda daha önce tartışma ve küskünlük olmuştu. Konuyu açtı. Bahseder gibi oldu. Evin önüne geldiğimizde sesi yükselmeye başladı. Bana vurmaya başladı ben de sakinleştirmeye çalıştım. O benim yüzümü elleriyle tutunca ben de omzundan ittim, ‘Yeter artık’ dedim. Kendisini sürekli ittim.
“KUCAĞIMA ALIP EVE ÇIKARDIM”
Maktulün astım hastalığı olduğu için sürekli kendisine vurmaktan ve itmekten yorulduğunu kaydeden Bangiz iddialarına şöyle devam etti:
– Bu süre zarfında davranışları hiddetlendiğinde zaman zaman arabayı sağa geçip durduğum da oluyordu. Bayağı bir sakinleştirdikten sonra tekrardan evin önüne geldik. Evin önüne geldiğimizde elini yüzünü yıkayalım, hastaneye gidelim dedim, ancak ısrarla hastaneye gitmeyi kabul etmedi. Ağlamaktan gözleri şişti, burnu aktı. Bu halde hastaneye gidemem diye ters ters konuşuyordu. Binanın kapısını açıp kendisini kucağıma aldım. Eve çıkarken dahi hala söyleniyordu.

“BURNU KANIYORDU”
– Ayakkabılarını çıkardı. Kendisi yatak odasına yürüyerek geçti. Pencereleri ve klimayı açtım. Evin içerisinde dahi ben kolunu tutmak istediğimde beni itiyordu. Ben de ‘Şımarıklık mı yapıyorsun’ deyip yumuşatmaya çalışıyordum. Arabanın içerisi karanlık olduğu için çok fark edememişim. Ancak evde baktığım zaman kaşında, yüzünde, burnunda çizikler vardı. Burnu kanıyordu. Kendisi bu halde ne işe gidebilirdi ne de eve gidebilirdi. Ben de annemden hastaneye götürmeye ikna etsin diye rica ettim. Kendisi kabul etmedi. Ben üzerimi değiştirdim. Annemi arabayla alıp geldim.

– Geldiğimizde yine şuuru yerindeydi ancak yine hastaneye gitmeyi kabul etmedi. Annem de ‘Kucağına al, hastaneye götürelim’ dedi. Bunun üzerine kucağıma alıp arabaya götürdüm. Zaten Toros Devlet Hastanesi bir sokak aşağımızdadır. Annesi ve ağabeyiyle ailelerimiz tanıştığı için annem de onlarla telefonda konuşmuş. Hastane önünde bir şeyler olmasın diye babam beni uzaklaştırdı. ‘Sen eve geç’ dedi. Ben de yürüyerek eve geçtim. Sürekli telefonla bilgi aldım. ‘İçeri aldılar, yüzüne gözüne bakıyorlar’ diye söylediler. Bana saldırmalarından korktuğum için Adana’ya gittim. Bir yere saklanmadım.
Avukatları ve tanıkları dinleyen mahkeme, eksiklerin giderilmesi, kalan tanıkların dinlenmesi için duruşmayı erteledi.
]]>