Peki bu veriler bize ne söylüyor? Avukat Mustafa Zafer, yakın zamanda çekini ödeyemediği için birçok şirket hakkında icra takiplerine girişilebileceğini ve karşılıksız çıkan çeklerin yapılacak icra takipleri sonrasında tahsil edilmeye çalışılacağını söylüyor.
Aynı zamanda eski icra müdürü olan Zafer şöyle devam ediyor: “Merkez Bankası tarafından gerçekleştirilen faiz artışları sonrasında geçen yılın bu zamanlarında çeki karşılıksız çıkan bir borçlu alacaklısına yüzde 10,75 yıllık faiz öderken bugün karşılıksız çıkan bir çek hakkında yapılan takipte alacaklı yüzde 51,75 yıllık faiz talep edebilecek. Borcun anaparasını ödeyemeyen borçluya bir de faiz yükü binmiş olacak.” Avukat Zafer’den bir örnek vermesini istiyorum: “100 bin liralık çeki yazılan esnaf hakkında icra takibine başlandı diyelim. Borcun 3 ay sonra ödeneceği düşünülürse haciz masrafları hariç olmak üzere esnaf 154 bin lira icra dairesine ödemek suretiyle çekini icra dairesinden geri alabilecek.”

KONKORDATO TALEBİ ARTACAK
2024 Ocak ayından bu yana icra dosyalarındaki artış sayısı bankaların kredi musluklarını kapamasıyla hayli yükselmişti. UYAP istatistik bilgi siteminden edinilen verilere göre 2 Mayıs 2024 tarihi itibariyle 21 Milyon 852 bin icra dosyası derdest olup borçlular hakkında işlem yapılmaya devam edilmekte. Avukat Mustafa Zafer yaşanacak bir soruna daha dikkat çekiyor: “Merkez Bankası tarafından açıklanan sektörel bilançolar verisi de çok kıymetliydi. Özellikle gayrimenkul faaliyetlerinde bulunan firmalardaki zarar oranının yüzde 62’ye eğitim sektöründe faaliyet gösteren firmaların yüzde 60, madencilikte yüzde 55, kültür sanat ve eğlence sektöründe ise faaliyet gösteren şirketlerin yüzde 53’nün zarar gösterdiği verisi paylaşıldı. Tüm bu verilerden hareketle artan faiz oranları, kredi musluklarının kapatılması ve nakit akışlarında yaşanan önemli daralmalar sonrasına özellikle işletme sermayesi olmayan firmaların yakın bir dönemde ekonomik olarak daha fazla sıkıntı yaşayabileceği bununla birlikte konkordato taleplerinde ciddi bir artışın yaşanabileceğini söylemek yanlış olmayacaktır.”
VATANDAŞ KARTINI KULLANAMIYOR
Avukat Mustafa Zafer’e göre, kredi kartı kullanmaması için son 15 ayda azami gecikme faizi aylık yüzde 1,66 seviyesinden 4,55’e, kredi kartı nakit çekim işlemlerinde uygulanan faiz oranın ise yüzde 1,66 seviyesinden yüzde 5,3’ e yükseltilmesiyle vatandaş bitmeyen bir faiz sarmalının içine girdi. Bununla birlikte bankaların kredi kartlarındaki taksit uygulamasını neredeyse kaldırmış olmaları, düşürülen kullanım limitleri ve nakit avans taleplerinin bazı bankalar tarafından hemen hemen yüzde 15 seviyesine kadar düşürülmesi vatandaşın cebindeki kredi kartını da kullanamaz hale getirdi.
Ülkede Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), martta aylık bazda yüzde 0,4, yıllık bazda ise yüzde 3,5 artışla piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleşti.
Değişken enerji ve gıda fiyatlarını içermeyen çekirdek TÜFE ise martta şubatta olduğu gibi aylık yüzde 0,4 ve yıllık 3,8 arttı. Piyasa beklentileri çekirdek TÜFE’nin martta aylık bazda yüzde 0,3 ve yıllık bazda 3,7 artması yönündeydi.
Analistler, beklenenden güçlü gelen enflasyon verilerinin Fed’in faiz indirimlerine haziranda başlayacağına dair umutları azalttığını belirtti.
Enflasyon verilerinin ardından para piyasalarındaki fiyatlamalarda, Fed’in mayıs toplantısında politika faizini sabit bırakacağına kesin gözüyle bakılırken, ilk faiz indirimine gitme ihtimali haziran için yüzde 16’ya indi.
ABD Başkanı Joe Biden da mart ayına ait enflasyon verilerinin Fed’in faiz indirimlerine başlamasını geciktirebileceğini belirtti. Faiz indiriminin yıl sonundan önce gerçekleşeceği beklentisine sadık kaldığını ancak bir gecikme olabileceğini kaydeden Biden, “Fed’in ne yapacağını kesin olarak bilmiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
ALTIN DİRENCİNİ KORUYOR
Ülkede enflasyonun beklentileri aşması sonrası tahvil faizleri de yükselişe geçerken, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,57 seviyesine kadar çıktı.
Altın ise enflasyon verilerinin ardından geriledi. Hazine getirileri ve doların değer kazanmasıyla ons altın yüzde 1,4 kadar düşerek ons başına 2 bib 320 dolara kadar geriledi. Değerli metal sabah saatlerinde 2 bin 340 dolar seviyesine doğru toparlandı.
Öte yandan Fed’in bugün yayımlanan son toplantısına ait tutanaklar, Fed yetkililerinin, son verilerin enflasyonunun sürdürülebilir şekilde yüzde 2’ye indiğine dair güveni artırmadığı görüşünde olduğunu ortaya koydu.
ABD PİYASALARI NEGATİF
Bu gelişmelerle birlikte New York borsası, ABD’de mart ayında beklentilerin üzerinde gerçekleşen enflasyon verilerinin ardından ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz indirimlerine haziranda başlama ihtimalinin zayıflamasıyla günü sert düşüşle tamamladı.
Kapanışta Dow Jones endeksi, 400 puanın üzerinde değer kaybetti ve yüzde 1,09 azalarak 38.461,51 puana indi.
S&P 500 endeksi yüzde 0,95 azalışla 5.160,64 puana ve Nasdaq endeksi yüzde 0,84 kayıpla 16.170,36 puana geriledi.
ASYA PİYASALARINDA KARIŞIK SEYİR
Asya tarafında ise bugün açıklanan verilere göre Çin’de Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) martta aylık yüzde 1 azalırken, yıllık yüzde 0,1 arttı. Ülkede, Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ise yıllık yüzde 2,8 düştü.
Analistler, Çin’de açıklanan verilerin ülkede deflasyon endişesini yeniden gündeme getirdiğini kaydederek, bu durumun hükümetin ekonomiyi desteklemek için yeni adımlar atabileceği beklentisini ortaya çıkardığını ifade etti.
Söz konusu gelişmelerle Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,3’lük azalışla 39.445 puan, Güney Kore’de Kospi endeksi önceki kapanışın hemen altında 2.703 puandan günü tamamlarken, dolar/yen paritesi 153 ile 34 yılın en yüksek seviyesinde seyrediyor.
Çin’de Şanghay Bileşik Endeksi ise yüzde 0,2 primle 3.033 puan, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,5 kayıpla 17.053 puan ve Hindistan’da Sensex endeksi yüzde 0,5’ye yakın yükselişle 75.038 puanda seyrediyor.
]]>‘Benim alanım ekonomi, ben ekonomistim‘ diyerek Türkiye’yi 2022 yılına yeni bir ekonomi modeliyle sokan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “faiz sebep, enflasyon neticedir” tezi Türkiye’ye ağır bir bedel ödetti. Mayıs 2023 seçimlerinden sonra da bu uygulanan program rafa kaldırıldı ve Haziran 2023 ile Mart 2024 arasındaki dönemde Merkez Bankası politika faizini 4 bin 50 baz puan yükseltti. Hali hazırda politika faizi yüzde 50 ile AKP döneminin rekorunu kırarken, bir yıl önce “Bu kardeşiniz iktidarda olduğu sürece, faiz yükselemez, faiz devamlı düşecektir” diyen Erdoğan’ın geçmişte faiz ile ilgili söylediği sözler sosyal medyanın dilinden düşmüyor:
NAS ORTADA
17 Kasım 2021: Diğer ülkeler giderek daha çok sıkıntıya girerken biz ise önümüzdeki yıldan itibaren ferahlamaya başlayacağız. Faiz sebeptir, enflasyon neticedir. Bunu farklı yere çevirme gayretine girenlere diyorum ki boşuna uğraşmayın. Bu görevde olduğum sürece faizle mücadelemi sonuna kadar sürdüreceğim ve enflasyonla mücadelemi de sürdüreceğim. Bu konuda nas ortada. Nas ortada olduğuna göre sana, bana ne oluyor?
PROGRAMDAN GERİ DÖNÜŞ YOK
26 Kasım 2021: Ne yaparlarsa yapsınlar bizi üretim, istihdam ve cari denge odaklı bu ekonomi programımızdan geri döndüremeyecekler. Yüksek faizi, enflasyonu, kur tuzaklarını ülkemizin kaderi gibi görenlerin teslimiyetçiliği öğretilmiş bir çaresizliktir. Bu faizler düşecek. Biz yüksek faize halkımızı da çiftçimizi de ezdirmeyeceğiz. Yüksek faizmiş, düşük kurmuş, IMF reçeteleriymiş, küresel siyaset ve para baronlarının şantajlarıymış; bunların hiçbiri bizim için insanımızın işinden, aşından, geleceğinden daha önemli değildir. İşte bunun için dünyada gelişmekte olan ülkeler üzerinde yıllarca oynanan enflasyonu yükseltip faizleri artırarak ekonomiyi sıcak paraya boğup sonra faizler ve kurlar düşünce yüzde 40, yüzde 50 kârlarla çıkma oyunun önünü kesecek adımları attık.
FAİZ KONUSUNDA ASLA TAVİZ VERMEM
29 Kasım 2021: Bizi kendi istedikleri çizgiye çekmek isteyenlerin kur, faiz oyunlarına prim vermedik, vermiyoruz. Eğer ben de ekonomi tahsili görmüşsem ve bu ekonomi tahsilinden de öte bazı değerler silsilesi içerisinde de inandıklarım, bilgim varsa, faiz sebeptir, netice değildir. Enflasyon neticedir. Tabii burada bazıları bunun tam aksini savunuyorlar. Bunlar enflasyonun sebep, faizin netice olduğunu savunuyorlar. Tayyip Erdoğan, zaten en başından beri düşük faizden bahsediyor ve bu faiz inecek diyor. Hiçbir zaman faizin yükseltilmesini savunmadım, savunmuyorum ve savunmayacağım. Farklı düşünenler de çıksa Tayyip Erdoğan aynı noktadadır. Asla bu konudan taviz vermem. Çünkü bu benim aynı zamanda değerler silsilesi içindeki yapımdır. Bundan taviz veremem ve vermeyeceğim. Biz bu işi başaracağız.
TEMENNİ DEĞİL, TEKNİK HAKİKAT
31 Aralık 2021: Bak, yine söylüyorum; faiz sebep, enflasyon neticedir. Buna inandığımız gün başarılı olacağız. Enflasyon ve fiyat artışları hızla düşecek derken temennimizi değil, teknik bir hakikati, mutlaka olması gereken bir durumu ifade ediyoruz. İnşallah çok yakında bunu da hep beraber göreceğiz.
PARÇALAYIP ATACAĞIZ
29 Ocak 2022: Enflasyonun sizlerin üzerinde ciddi bir yük haline dönüştüğünü biliyoruz, görüyoruz. Faizle mücadelemi biliyorsunuz, faizi indireceğiz ve indiriyoruz. Bilin ki enflasyon da inecek, daha da düşecek.
17 Şubat 2022: Ülkemizin ayağına vurulan her pranga gibi, faiz prangasını da döviz kuru prangasını da enflasyon prangasını da parçalayıp atacağız. Dikkat ederseniz artık faiz tartışması, gündemden önemli ölçüde düştü. Aynı şekilde döviz kuru da istikrara kavuştu. Şimdi sırada enflasyonu yeniden tek haneli rakamlara indirme var.
KAZANAN KİM? KAYBEDEN KİM?
6 Haziran 2022: Türkiye ekonomisini belli bir çizginin üzerine çıkartmayarak yüksek faizle soyulacak kadar diri, üretimle ayağa kalkamayacak kadar halsiz bırakacak programlarla yıllarımız heba edilmiştir. Ülkemizdeki mandacı zihniyetlerin, müstemleke (sömürge) heveslilerinin, zihni ve kalbi emperyalistlerin virüsleriyle formatlanmış olanların anlayamadıkları hakikat işte budur. Aslında bu kısır döngünün ilk adımı enflasyonun tanımı ile başlıyor. Batı’nın ekonomi mecralarına göbek bağıyla tabi olanlara göre enflasyon, insanların ve kamunun aşırı tüketiminden kaynaklanıyor. Bu sorunun çözümü de faizleri artırarak parayı tasarruf araçlarına yönlendirmek suretiyle tüketimi azaltmak ve böylece fiyatları düşürmek olarak sunuluyor. Peki, burada kazanan kim? Yüksek faizle cebi dolan içerideki bir avuç tuzu kuru kesim. Onlarla birlikte yükselen faizlere ve değerlenen liraya heveslenerek dışarıdan gelen sıcak para sahibi fonlar. Elbette ucuzlayan döviz sebebiyle ülkeyi yabancı tüketim ürünlerinin pazarı hâline getiren ithalatçıları da bu arada unutmamak lazım.
‘Emperyalist mandacılar’
Peki, kaybeden kim? Üretimin düşmesi sebebiyle işsiz ve aşsız kalan, umutları törpülenen, gelecekleri kararan milyonlar. Biz tercihimizi faizleri yükselt baskısıyla bir kez daha ülkeyi soymak için ellerini ovuşturanlardan değil, istihdamı koruyarak işini, aşını, geçimini sürdürmesini sağladığımız milyonlardan yana kullandık. Hele ki dünyanın içinden geçtiği şu ekonomik buhranda tercihi üretimden ve istihdamdan değil de, finansal illüzyonlardan yana kullanmak ülkeyi emperyalist mandacılara peşkeş çekmek kesinlikle demektir, bunu da unutmayacağız.
FAİZ LOBİLERİ ÇÖKMEYE BAŞLADI
22 Ekim 2022: Faiz lobilerinin sözcülüğünü yapan mandacı ekonomistlere rağmen Türkiye’yi her yıl ortalama yüzde 5,5 oranında büyüttük. Dikkat ederseniz şu anda faiz lobileri çökmeye başladı. Ve artık faizde tek haneli rakama doğru iniyoruz.
BU KARDEŞİNİZ İKTİDARDA OLDUĞU SÜRECE…
24 Nisan 2023: Türkiye’nin önündeki tüm engelleri nasıl birer birer kaldırdıysak, enflasyon meselesini de bu yılsonuna kadar kontrol altına almış, önümüzdeki yıl tamamen çözmüş olacağız. Bu kardeşiniz iktidarda olduğu sürece, faiz yükselemez, faiz devamlı düşecektir… ve göreceksiniz enflasyon da faizle beraber düşecek
]]>Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), nisan ayı faiz samsun escort kararını açıkladı. Buna göre, banka politika faizini beklentiler doğrultusunda yüzde 50 seviyesinde sabit bıraktı.
Merkez Bankası, genel seçimlerin ardından haziranda 650, temmuzda 250, ağustosta 750, eylül, ekim ve kasımda 500'er baz puan, aralık ve ocakta 250'şer ve mart ayında 500 baz puan olmak üzere 9 konya escort toplantıda, toplam 4 bin 150 baz puan faiz artırdı. Banka, şubat ayında ise faizde değişiklik yapmadı.
Son faiz kararının alındığı 21 Mart’ta dolar 32,31 düzeyinde kayseri escort olan dolar kuru 32,51 seviyesinde hareket ediyor. Aradan geçen bir aylık dönemde dolar kurunda ciddi bir artış yaşanmaması ve enflasyon görünümünde beklentilerin dışında bir gelişme olmaması TCMB’nin faizi sabit bırakacağı yönünde beklentileri artırmıştı. Bu yönde alınan kararın ardından izmir escort yayımlanan karar metninde "Enflasyonda kalıcı düşüş sağlanana kadar sıkı para politikası sürecek" ifadelerine yer verildi. TCMB, "Hizmet enflasyonundaki yüksek seyir ve katılık, enflasyon beklentileri, jeopolitik riskler ve gıda fiyatları enflasyonist baskıları canlı tutmaktadır" uyarısında bulundu.
KREDİ FAİZLERİ MEVDUATTAN HIZLI ARTTI
Merkez Bankası, politika faizini yüzde 50 seviyesinde sabit bıraksa da dövize talebi azaltmak, özellikle KKM’den çözülen paranın döviz yerine TL mevduata geçmesini özendirmek için bankaları mevduat faizini artırmaya zorluyor. Ancak bankalar mevduat faizini daha düşük, kredi faiz oranlarını ise daha yüksek hızda artırıyor.
Bankaların, 5-9 Nisan arasında açtıkları tüm vadelerdeki TL mevduatın bursa escort ortalama faizi önceki haftaya göre 1,56 puan azalarak yüzde 57,89’e geriledi.
Ancak aynı dönemde bankaların, ihtiyaç kredisine uyguladığı yıllık faiz yüzde 83,06 seviyesine ulaştı. Bütün bireysel kredilerin ortalama faizi ise 2,99 puanlık artışla yüzde 82,03 seviyesine geldi.
Merkez Bankası'nın faizi sabit tutmasına karşın bireysel kredilerde yurttaşın faiz yükü sürekli artıyor. Bir bankanın 100 bin TL tutarında 24 ay vadeli bir ihtiyaç kredisinde aylık maliyet oranı yüzde 7,48 oldu. Kredide KKDF, BSMV gibi maliyetler dâhil yıllık maliyeti yüzde 137,53 olarak hesaplandı. Aylık yüzde 5,79 faiz uygulanan adana escort kredide aylık 9 bin 126 TL taksit ödeniyor. Ödemenin ilk yılında aylık taksit tutarının yalnızca bin 599 TL’si anapara olurken 5 bin 790 TL’si faiz, 868 TL’si KKDF, 868 TL’si ise BSMV’den kaynaklandı. İki yıl vadeli kredinin ilk yılında faiz ödemesi anapara ödemesinden fazla oldu.
FAİZDEN BEZDİRENE KADAR
İktisatçı Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, faiz kararına ilişkin sosyal medya platformu X'ten yaptığı değerlendirmede TCMB'nin "İşler yolunda gitmiyor. Halkı enflasyonun düşeceğine ikna edemedik. İnsanlar yüksek ankara escort faizden bezip talebini kısana kadar sıkılaştırmaya devam edeceğiz" mesajını verdiğini ancak fazla sıkılaşmayla ekonominin durgunluğa saplanacağını belirtti.
FAİZ SABİT KALDI
TCMB, geçtiğimiz ay sürpriz bir kararla 500 baz puanlık faiz artışına imza atmıştı.

∗∗∗
500 BİN YENİ İCRA DOSYASI
Faiz oranlarındaki yükseliş sonrası icradaki dosya sayısı arttı. TCMB faiz antalya escort oranını yüzde 8 buçuktan yüzde 50’ye çıkarıldı. Bankalar da bu durumu kredi ve kredi kartı faizlerine yansıttı.
Artan borç yükü ile icradaki dosya sayısı yılbaşından bu yana 500 bin adet artış kaydetti. Ulusal Yargı Ağı Projesi verilerine göre, 1 Ocak’ta icradaki dosya sayısı 21 milyon 307 bin adetti. 22 Nisan’a gelindiğinde bu sayı 21 milyon 798 bine yükseldi. İcra takibi borcun bir ay ödenmemesinden sonra başlatılabiliyor. Süreç gaziantep escort ortalama 32 ile 93 gün arasında değişiyor. Artan faiz oranları en az üç ay gecikmeli olarak icra dosyası sayısına yansıyor. Geçen ay bankalar nakit avans çekim tutarlarını düşürdü. Çekim tutarları limitin yüzde 25’ine indirildi. Uzmanlar bunun da ödenemeyen borçların sayısını artıracağını belirtiyor.
∗∗∗
FITCH: DAHA FAZLA SIKILAŞTIRMA
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings’ten Türkiye’nin maliye politikasıyla ilgili eleştiri geldi. Fitch’in Kıdemli Direktörü ve Türkiye Analisti Morales, Türkiye’nin mali mersin escort duruşunun genişleyici olduğunu savunarak, "Enflasyonu sürdürülebilir şekilde düşürmek için politikaların sıkılaştırılması gerekiyor" dedi. Morales, Türkiye ekonomisinde kırılganlıkların azaldığını ve cari açıkta daralmanın sürdüğünü dile getirdi. Türk bankalarının ihraçlarında büyük bir artış gözlemlediklerini belirten Morales, bankalar için bazı risklerin sürdüğünü de kaydetti.
]]>Gazetecilerle de sohbet ederek açıklamalarda bulunan Babacan, Türkiye’nin neresine gidilirse gidilsin şu anda en önemli sorunun emeklilerin yaşadığı ağır şartlar ve çiftçilerin karşı karşıya kaldığı ağır, yüksek maliyetler olduğunu söyledi.
“ÇİFTÇİLERİMİZ NE KADAR ÇOK ÜRETİRSE O KADAR ÇOK ZARAR EDİYORLAR”
Babacan, açıklamasında şunları kaydetti:
*Şu anda herhalde Türkiye’de en önemli sorunlar ne diye saysanız; çiftçimiz ve emeklimiz en çok feryat eden, en çok sıkıntı çeken kesim. Burası Yozgat, bir tarım memleketi. Yozgat’ta tabii ki başka çok farklı sektörler var ama Anadolu’da tarımla uğraşan böyle bir şehrimizde çiftçilerimizin karşı karşıya kaldığı sorunları gayet iyi biliyoruz.
*Artan maliyetler gerçekten çiftçilerimizin üretmesini çok zorlaştırdı. Çiftçilerimiz ne kadar çok üretirse o kadar çok zarar ediyorlar. Böyle bir ortamdayız şu anda maalesef. Ve artan maliyetler, artan gıda fiyatları vatandaşlarımızın da hayatını son derece zorlaştırdı. Artık yumurta taneyle, kıyma elli gram, yüz gram satılır hale geldi.
*Gıda enflasyonu yükselince, gıda fiyatları yükselince hükümet ne yaptı? Faizleri arttırdı. Diyorlar ki; ‘biz faizi arttırınca gıda enflasyonu düşer.’ Buraya gelsinler, Yozgat’ta çiftçilerimizle otursunlar, bu nasıl oluyor bir anlatsınlar da göreyim. Türkiye’de gıda enflasyonunu düşürmenin yolu, çiftçimizin maliyetini düşürmekten geçiyor.
*Yani gübreye yüzde elli destek, yeme yüzde elli destek, mazota destek, elektriğe destek olmadan, çiftçimizin maliyetini aşağıya çekmeden ne ülkede enflasyon düşer ne de milletin yüzü güler.
“ÇİFTÇİMİZE VERİLEN DESTEĞİN TAMAMI 91 MİLYAR”
“Hükümetin şu anda önceliği rant” diyen Babacan, şunları söyledi:
*Şu anda hükümetin tarıma koyduğu bütçe bu yıl için 91 milyar. Faize koyduğu bütçe bir trilyon 254 milyar. Seçimden önce nas var diyen, faiz inecek, daha da inecek diyen ama sekiz ayda, sekiz kere faiz artıran Sayın Erdoğan, şu anda devletin bütçesinden bir trilyon 254 milyar lirayı zaten parası olan ödüyor.
*Çiftçimize verilen desteğin tamamı 91 milyar. Bu da yetmedi, kur korumalı mevduata bir trilyon lira da karşılıksız para bastılar, ödediler seçimden bu yana, bir trilyon lira. Çiftçiye destek 91 milyar, kur korumalıya devletin ödediği kur farkı bir trilyon. Yani kur ile faize ödediği çiftçimize ödediğinin 25 misli.
*Bu ülkede tarım ayağa kalkmaz. Bu ülkede tarım alanları küçülür. Hayvan sayısı azalır. Ve Türkiye gemi gemi buğdayı ithal etmek zorunda kalır. Canlı hayvanı, eti ithal etmek zorunda, şu anda yaşadığımız tam da bu. Bununla da kalmıyor. Türkiye’de şu anda enflasyon yüzde yüzün üzerinde. Ama hükümet Türkiye yüzde altmış küsür enflasyon açıklattırıyor. Maaş zamları yüzde altmış küstüre göre yapılıyor.
*Halbuki çarşıya, pazara çıktığınızda fiyat artışları yüzde yüzün üzerinde. Fiyat artışlarıyla maaş zammı arasındaki o yüzde altmış kadar farkı emeklimizin fakirleşmesi olarak yoksullaşması olarak maalesef görüyoruz. Bu sebeple de Türkiye’nin her yerinde büyük bir feryat var. Hatta biliyorsunuz en düşük emekli maaşı yedi bin beş yüzden on bine çıkarıldı. Yani yüzde otuz üç arttırıldı.
*Yüz otuz üç artınca emeklimiz dedi ki hükümete; ya senin kendi açıkladığın enflasyon bile altmış beş. Bana niye yüzde otuz üç verdin? Hükümet ne dedi? Maaşın köküne zam yaptık ya dedi. Yani maaşın kökünü de maalesef millete böyle bir şey olduğunu da gösterdiler, öğrettiler.
“BELEDİYECİLİK DEYİNCE ÇOĞUNUN GÖZÜNDE…”
DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan, seçimlerde vatandaşın hükümete sarı kart göstermesini isteyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
*Belediyecilik deyince hemen akıllara gelen rant. Belediyecilik deyince çoğunun gözü dolar, euro işaretleri oluşuyor. Halbuki biz belediyeciliği hizmet olarak görüyoruz. Bu seçimler aynı zamanda hükümeti uyarmak için hükümete yanlış yoldasın demek için de önemli bir fırsat. Dolayısıyla bu seçimleri biz aynı zamanda hükümete yani iktidara bir sarı kart gösterme seçimi olarak görüyoruz.
*Hata yapıyorsun hukuka uymuyorsun. Anayasayı çiğniyorsun. Adaleti ayaklar altına alıyorsun diye sarı kart gösterme seçimi olarak görüyoruz. Sadece belediye başkanlığımızı seçmiyoruz. Aynı zamanda hükümete sarı kart göstermemiz gerekiyor bu seçimde. Bana diyorlar bazen niye sarı kart başkanı niye kırmızı kart değil?
*Çünkü bu seçim belediye seçimi, hükümet seçimi, iktidar değişimi bir sonraki seçimde olacak. Kırmızı kartımızı öbür cebimizde hazır. Bir sonraki genel seçimlerde de inşallah hep beraber kırmızı kart göstereceğiz ki ülkeye adalet gelsin, hep beraber kırmızı kartı göstereceğiz ki ülkeye refah gelsin.
*Bu yoksulluk bitsin. Aynı zamanda yaşadığımız gibi benim ekonominin başında olduğum dönemde bu millete hep beraber yaşattığımız gibi Türkiye’nin o güçlü, zengin ve aynı zamanda adaletin, hukukun daha iyi işlediği dönemler geri gelsin. Hatta ondan da daha iyi günlere doğru Türkiye yola çıksın. Şimdi bu seçimlerden gerçekten bir sarı kart çıkarsa yani hükümete artık güvenimiz yok mesajı çıkar ise hükümetin siyasi meşruiyetinde önemli ölçüde aşınma meydana gelir.
*Bu seçimlerden sonra milletimiz biraz daha izler. Der ki ben sana mayıs ayında yetkiyi verdim. Üstelik tam yetki verdim. Tek imzayla aklına gelip de yapamadığın hiçbir şey yok. Faiz indir diyorsun indiriyorsun, bindir diyorsun bindiriyor. Seçimden önce indir dedin indirdi Merkez Bankası. Seçimden sonra da bindir dedim bindirdi. Demek ki elini tutan yok. Tek imzayla istediğini yapabiliyor.
*Bu kadar geniş yetkiye sahip ve tek imzayla aklına geleni yapabilen bir cumhurbaşkanının ülkenin sorularına hızla çözüm bulması gerekiyor. Seçimden bu yana Türkiye’de yoksullaşma devam ediyor. Seçimden bu yana Türkiye dünyada ultra zenginlerin en çok arttığı ülke olmuş. Ama aynı zamanda ultra fakirlerin de en çok arttığı ülke oldu Türkiye. Son beş yıldır Türkiye’de geliri artan sadece nüfusun yüzde beşi. En zengin yüzde beşin geliri artmış Türkiye’de. Onun dışında bütün kesimlerin geliri ya düşmüş ya sabit kalmış.
“ÜÇ DÖNEMDEN SONRA BEN BIRAKACAĞIM DEDİ, BIRAKMADI”
*Dolayısıyla yoksulluğun yaygınlaştığı, gelir dağılımının bozulduğu, adaletsizliğin arttığı bir ülkede hükümetin ya bu işi becermesi ya da ‘yapamıyorum’ deyip bırakıp gitmesi lazım. Bu milletin yıllarca bekleyecek artık sabrı kalmadı. Destek istedi, destek verdi, oy istedik, oy verdi. Şimdi ne diyor? ‘Bir kerecik daha’ diyor değil mi? Bu son seçimdir, bir kerecik daha diyor. ‘Son kez adayım’ diyor.
*Öyle değil. Daha önce üç kere yaptı. ‘Son kez adayım’ dedi. Tekrar tekrar aday oldu. Üç dönem var dedi. Üç dönemden sonra ben bırakacağım dedi, bırakmadı. Dolayısıyla her seçimde bir istismar var. Her seçimde söz verip, tutmamak var. Mazotu seçimden önce millete 18 lira göstermedi mi? Seçimden sonra 40. Seçimden önce faizi yüzde sekiz buçuk göstermedi mi? Seçimden sonra sekiz ayda sekiz kere faiz arttırdı. Seçimden önce dolara on sekiz lira gösterdi. Seçimden sonra otuz lirayı patlattı. Onun için diyorum ki kazandı mı? Helalinden kazanmadı.
*Zaten geçen seneki seçim helalinden kazanılmış bir seçim değil. Sen TÜİK’in terazisini bozarsan, TÜİK’in ayarını bozarsan, TÜİK’e gerçek olmayan düşük bir enflasyon açıklattırırsan helalinden kazanmazsın. Çünkü bizim bildiğimiz ticarette de siyasette de helalinden kazanmak için doğruyu söylemek lazım. Doğruyu söylemezsen, milleti aldatırsan helalinden kazanmazsın. Ölçü tartı da hile yaparsan ticarette helalinden kazanmazsın.
*Siyasette de ölçü tartıda hile yaparsan TÜİK’e gerçek olmayan düşük bir enflasyonu açıklattırırsan seçimden önce fiyatları düşük gösterip seçimden sonra patlatırsan helalinden kazanmış olmazsın. Onun için biz pırıl pırıl tertemiz milletimizin karşına çıktık. Ben on üç yıl bakanlık yaptım.
*Hamdolsun. Önümüzden yüz milyarlarca dolar geçti. Boğazımızdan bir lokma haram geçmedi. Onun için böyle kaç sene sonra gelip milletimizin karşısına alnım açık başım dik çıkabiliyorum. Bütün kadrolarımız böyle. Dürüst olmak zorundayız. Bu memleket için ama şu andaki hükümet maalesef dürüstlükten sapmış durumda.
*Algıyla seçimleri almaya çalışıyor ama milletimiz de artık buna inanmıyor. İnşallah bu seçimlerde bizim beklentimiz benim biraz önce gösterdiğim gibi nasıl ben sarı kartı cebimden çıkarttım, gösterdim. Milletimize sarı kartı gösterecek ama bunu ne zaman gösterecek? Sandıkta gösterecek.
YUMURTA ÖRNEĞİ VERDİ
Babacan, bakanlığı döneminde paradan 6 sıfır attıklarını hatırlatarak açıklamasını şöyle tamamladı:
*Altı sıfır attığımız paralar da yanında, şöyle çıkarıp size göstereyim. Ben bunu hatıra diye saklıyorum bakın. Yıl 31 Aralık 2004. Bir milyon liraydı, en küçük para. Biz bunu bir YTL yaptık.
*Bu bir lirayla sekiz yumurta alabiliyorsunuz, şu anda bundan yan yana üç tane koyarsan ancak bir yumurta alıyorsun. Hesap ortada. Enflasyon yoluyla milletimizi fakirleştirdiler. Paranın değerini düşünerek milletimiz fakirleştirdiler. Bankada zaten parası olana değil. Bankada kur korumalı mevduata para yatırana bir trilyonları ödediler.
*Bir trilyon lira para bastılar karşılıksız, bütün milletin cebinden aldılar. Ve tuttular o parayı zaten parası olana verdiler. Faizle parası olana bir trilyon iki yüz elli dört milyar lira para ödüyorlar, çiftçiye gelince doksan bir milyar.
*Emekliye ne diyor? ‘Devletin parası yok’ diyor değil mi Sayın Erdoğan? Ne diyor? ‘Param yok’ diyor ne yapayım diyor. İyi de sen bir trilyon parayı basıyorsun, veriyorsun kur korumalı mevduata. Faize de işine gelince bir trilyon iki yüz elli dört milyarı da faize veriyorsun da millete niye vermiyorsun?
]]>Kulübün muhasip yönetim kurulu üyesi İsmail Sarıkaya’nın yapacağı sunuma değinen Özbek, “Bundan önceki 6 aylık (1 Ocak-31 Mayıs 2023) dönemde konsolide olarak ödediğimiz faiz miktarı 200 küsur milyon lira seviyesindeydi. O dönemde faiz oranları yüzde 11-12’lerdeydi. 1 Haziran-30 Kasım arasında faiz oranı yüzde 35-36’ya çıkmışken, ödenen faiz miktarı 540 milyon lira. Bunun hızı kesilmedi. Bugün faiz oranı yüzde 45-46 seviyesinde. Faiz, Galatasaray’ın kanayan bir yarası. Sportif ve diğer faaliyetlerde Galatasaray son derece başarılı. Eğer Galatasaray bu faiz yükünden kurtulmuş olsaydı 6 aylık konsolide bilançosunda çok değerli ve güzel bir karlılığı vardı. Seçildiğimiz ilk günden beri ifade ettiğimiz en önemli şey, Galatasaray’ın kanayan yarası olarak ifade ettiğim faiz sarmalından çıkmamız. Bunun için çalışmalarımız üst seviyede devam ediyor. Kısa bir süre içinde yapılandırmadan oluşan borcu ödemek suretiyle Galatasaray’ı faiz sarmalından çıkaracağız.” diye konuştu.
“BİRÇOK MİHRAK VAR”
Dursun Özbek, kulüp olarak birden fazla cephede mücadele verdiklerini ileri sürdü.
Kritik ve önemli bir dönemden geçtiklerini aktaran Özbek, “Galatasaray’a karşı açılan 8-9 cephe var. Bu cephelerde arkadaşlarımla büyük bir mücadele veriyoruz. Her zamankinden çok daha fazla desteğinize, arkamızda durmanıza ihtiyacımız var. Bunu sizlerden rica ediyorum. Galatasaray’ın hem sportif hem de finansal olarak başarılı yürüyüşüne çelme takmak isteyen, bunu engellemek isteyen birçok mihrak var. Her fırsatta bunu kullanıyorlar. Bu dönemdeki birlik ve beraberliğimizin, sırt sırta olmamızın büyük önemi var.” ifadelerini kullandı.
SARIKAYA: İKİNCİ 6 AYDA 333 MİLYON LİRA ZARAR ETMİŞ GÖZÜKÜYOR
Sarı-kırmızılı kulübün muhasip yönetim kurulu üyesi İsmail Sarıkaya, kulübün 1 Haziran-30 Kasım 2023 döneminde 333 milyon lira zarar ettiğini söyledi.
Mali konularla ilgili sunum gerçekleştiren Sarıkaya, “Hasılatımız ilk 6 ayda 1 milyar liradan ikinci altı ayda 3 milyar 240 milyon liraya çıktı. Satış maliyeti 1 milyar 445 milyon liradan 2,5 milyar liraya çıkmış durumda. Buna rağmen ilk 6 ayda 436 milyon lira zarar gözükürken, ikinci 6 ayda 698 milyon lira kar yaptık.” diye konuştu.
Kulüp faaliyetlerindeki gelir ve giderlere değinen Sarıkaya, “Toplamda ilk 6 ayda 799 milyon zarar gözükürken, ikinci 6 ayda bu zarar 300 milyon liraya kadar indi. Finansman giderleri 251 milyonken, ikinci 6 ayda 540 milyon liraya ulaştı. İlk 6 ayda yüzde 11 olan faiz, ikinci 6 ayda yüzde 36’lar civarına çıktı. Dönem karı ve zararı açısından ilk 6 ayda 219 milyon lirayken, ikinci 6 ayda 333 milyon lira zarar etmiş gözüküyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
KULÜBÜN BORCU YAKLAŞIK 11,5 MİLYAR LİRA
– Kulübün borcu yaklaşık 11,5 milyar lira
Galatasaray Kulübü ve bağlı ortaklıklarının 30 Kasım 2023 itibariyle borcunun 11,5 milyar liraya yaklaştığı bildirildi.
İsmail Sarıkaya ve denetleme kurulunun yaptığı sunumlarda ekrana getirilen tabloda kulübün toplam yükümlülüklerinin 11 milyar 481 milyon 647 bin 201 lira olduğu görüldü.
Bilançoda kulübün konsolide dönem zararının 333 milyon 392 bin lira olduğu yer aldı.
BAŞKAN ÖZBEK ELEŞTİRİLERİ YANITLADI
Başkan Dursun Özbek, divan kurulunun sonunda üyelerden gelen eleştirilere yanıt verdi.
Camia içindeki birlikteliğe değinen Özbek, “Galatasaray’ın gerek bundan önce, gerek bu yönetim, gerekse sonraki yönetimler için olmazsa olmazı barış ve sevgi. Bu, Galatasaray’ın varlığı için çok önemli. Hiçbir Galatasaraylı bu iklimi zedelemek için ne bir söz söylemeli ne de yorum yapmalı. Ben ve arkadaşlarım sevgi ikliminin zedelenmemesi için elimizden geleni yapıyoruz. Tavsiyem herkesin aynı şeyi yapması.” şeklinde görüş belirtti.
Türkiye Bankalar Birliği (TBB) ile imzaladıkları yapılandırma anlaşması kapsamında teminatlar verdiklerini dile getiren Özbek, şunları kaydetti:
“Bu işten kurtulmamız lazım. Bunun gerekli olduğuna inanmamız lazım. Nasıl yapacağımızı da defalarca söyledik. Bu kürsüden, ‘Bu faaliyetle, tabloyla bu borç ödenmez.’ deniyor. Ben hiç size, ‘Bu borcu futboldan veya basketboldan kazandığım parayla ödeyeceğim.’ dedim mi? Elbette ki Galatasaray’ın esas sportif faaliyetleri anca kendisini çevirecek nispette. Böyle 2 milyar 200 milyon liralık borcu kapatamaz. Bunu biz de biliyoruz. Bu borcu nasıl ödeyeceğimizi rakip takımların başkanları, TBB’nin yöneticileri ve çalışanları bile biliyor. Bizim toplantılarımızı, genel kurullarımızı takip ediyorlar. Gururla ifade etmek istiyorum ki borçlu olduğumuz TBB yöneticileri yaptığımız toplantılarda tebrik ediyorlar. Yaptığımız projelerin gelişimini her gün takip ettikleri için bu faaliyetlerin takdirle karşılanması gerektiğini yüzümüze söylüyorlar.”
Dursun Özbek, divan kurulu toplantılarında üyelerin yaptığı yorumlara ve konuşmalara dikkat etmesi gerektiği uyarısında bulundu. Özbek, yapılan konuşmaların kamuoyunu, camiayı, muhatapları ve bankaları etkilediğini sözlerine ekledi.
]]>TCMB bugünkü toplantıda politika faizini piyasa beklentilerine paralel olarak yüzde 45 seviyesinde sabit tuttu.
Önde gelen yabancı basın kuruluşlarının faiz artışına ilişkin haberleri ise şöyle oldu:
‘SEÇİM POLİTİKALARI ENFLASYON İÇİN TEHDİT’
ABD’li finans ajansı Bloomberg, Karahan’ın selefinden daha şahin bir ton kullandığını belirttiği haberde mayıs ayından bu yana ilk kez faizlerin sabit tutulduğunnu hatırlattı.
Beril Akman imzalı haberde şu ifadelere yer verildi:
“Karahan’ın geçtiğimiz temmuz ayında PPK’ya gelmesi ve diğer iki yeni üyenin atanması, takip eden aylarda ucuz para ve geleneksel olmayan politikalar döneminden uzaklaşmanın bir parçası olarak çok daha hızlı bir parasal sıkılaştırma hızına yol açmıştı.
Mart ayında yapılacak yerel seçimler öncesindeki gevşek maliye politikası bir başka tehdit oluştururken, ücret ve vergi artışları nedeniyle aylık enflasyon geçen ay ağustos ayından bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.”
FRANSIZ AJANSTAN SEÇİM VE FAİZ YORUMU
Fransız haber ajansı AFP’de yer alan haberde, kararın New York Fed ve Amazon’un eski ekonomistlerinden Fatih Karahan tarafından alınan ilk faiz kararı olduğu hatırlatıldı.
“Enflasyon, mart ayında yapılacak yerel seçimler öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hükümeti için acil bir sorun olmaya devam ediyor” ifadeleri kullanılan haberde şu değerlendirmelerde yer verildi:
“AKP, İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde ana muhalefet partisinin elinde olan belediyeleri geri kazanmaya çalışıyor.
Karahan 8 Şubat’ta kamuoyunun karşısına ilk kez çıktığında faiz artırımına gerek olmadığını söyledi ancak enflasyon görünümünün kötüleşmesi halinde Merkez Bankası’nın kararını gözden geçireceği uyarısında bulunarak fiyat istikrarını sağlamak için gereken sıkılığın sürdürülmesine kapı araladı.”
KARAHAN SELEFİNİ TAKİP EDECEK
ABD’li finans gazetesi Wall Street Journal’ın haberinde, “Karahan, geçen yıl Erkan’ın başkanlığında başlayan daha ortodoks yüksek faiz oranları politikasına sadık kalacak gibi görünüyor” ifadelerine yer verildi.
Haberde Fintech firması Conotoxia’nın piyasa analisti Bartosz Sawicki’nin görüşleri de yer aldı. Sawicki, faizde yeni bir artış olasılığının çok düşük olduğunu, ancak indirimlere gelecekte hâlâ uzun bir yol göründüğünü söyledi.
Sawicki bir notunda, “Agresif sıkılaştırmanın Türkiye’nin uzun süredir devam eden enflasyon sorununu kararlı bir şekilde evcilleştirip evcilleştirmeyeceğini göreceğiz. Karahan, selefinin sıkılaştırma döngüsünün Ocak ayında tamamlandığı yönündeki yönlendirmesini takip etti” dedi.
Haberde şu ifadelere yer verildi:
“Yatırımcılar ve analistler, eski bir merkez bankası başkan yardımcısı ve New York Federal Rezerv Bankası’nda eski bir ekonomist olarak selefine benzer bir özgeçmişe sahip olan Karahan’ın atanmasına büyük ölçüde rahatlayarak tepki verdi. Beş yıl içinde altıncı banka başkanı olan Karahan’ın, Erkan tarafından çizilen ortodoks politika yolunu sürdürmesi bekleniyor”
FINANCIAL TIMES’TAN FAİZ YORUMU
İngiliz finans ajansı Financial Times, politika yapıcıların faiz artışı döngüsünü durdurduğunu belirtti.
Haberde şu ifadeler yer aldı::
“TCMB, faizlerin uzun süredir devam eden enflasyon krizini bastırmak için yeterince yüksek olduğu iddiasıyla büyük faiz artışları döngüsünü durdurdu.
Perşembe günkü karar, selefinin ulusal basında çıkan iddialar üzerine görevinden ayrılmasının ardından eski başkan yardımcısı Fatih Karahan’ın dümene geçtiği ilk karar oldu.”