Fark – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Wed, 24 Jul 2024 21:46:45 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Puff barlar tehlike saçıyor https://www.foxhaber.com.tr/puff-barlar-tehlike-saciyor/ https://www.foxhaber.com.tr/puff-barlar-tehlike-saciyor/#respond Wed, 24 Jul 2024 21:46:45 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=9110 ELEKTRONİK sigara çeşitlerinden olan meyve aromalı puff barlar son zamanlarda çok popüler. Özellikle gençler arasında bunların zararsız olduğu algısı yayılıyor. Görüntüleri, kokuları ve aromaları da cezbedici olmalarını sağlıyor. Bu nedenle kullanımının hızla arttığına dikkat çeken Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ergün Tozkoparan, tıpkı diğer elektronik sigaralar gibi tehlikeli olan ‘puff barlar’la ilgili gerçekleri şöyle açıkladı:

Ergün Tozkoparan

Elektronik sigaranın bir çeşidi

Genel olarak elektronik sigaralar iki türden oluşur. Bir tanesinde, kartuş içerisine konulan bir solüsyonda nikotin ve diğer aromatik maddeler bulunmaktadır. Bu solüsyon, elektronik sigaranın içerisindeki bir çeşit buharlaştırıcı mekanizmayla buhar haline gelir, buhar da ciğerlere çekilir. Bu buhar çekme cihazları puff olarak da adlandırılmaktadır. Kartuşlu olanların hepsi puff sigaralardır. Bir diğer elektronik sigara çeşidinde ise işlenmiş tütün yaklaşık 250-300 dereceye kadar ısıtılmaktadır ve ısıtılan tütünün dumanı ciğerlere çekilmektedir.

GÖRÜNTÜSÜNE, AROMASINA VE KOKUSUNA KANMAYIN!

Puff barlar; nikotin, tatlandırıcı ve birçok kimyasal içermektedir. Görüntüsüne, kokusuna, aromasına kanılmaması gerekir. Çünkü puff barlar, nikotin bağımlılığına başlama aracı olarak karşımıza çıkmaktadır. Şu anda Amerika’daki  her 10 lise öğrencisinden biri elektronik sigara kullanmakta ve yarısı da daha önce hiç sigara içmemiş bireylerden oluşmaktadır. Bu öğrenciler, hiç normal sigara içmeden elektronik sigara aracılığıyla nikotin bağımlısı olmaktadır. Ülkemizde de puff sigaraların kullanımındaki artışa dikkat çekmek gereklidir ve bu yönde önlemler alınmalıdır.

HİÇBİRİ MASUM DEĞİL

Elektronik sigaralarda akciğerlere zararlı maddeler bulunur. Bunların zararsız olduğunu söylemek kesinlikle mümkün değildir. Nitekim Amerikan Sağlık Enstitüsü ve Amerikan Kanser Enstitüsü gibi kurumların yaptığı çalışmalarda elektronik sigaralarda çekilen buharın ya da dumanın içerisinde kanserojen madde olduğu kesin olarak gösterilmiştir. Bu nedenle kesinlikle kullanılmamalıdır.

ZARARLARI ZAMANLA ORTAYA ÇIKAR

Normal sigara tüm 1945’li yıllardan itibaren yaygınlaşmaya başladı. Akciğer kanseri ile olan ilişkisi ancak 60’lı yılların sonları ve 70’li yılların başlarında kesin olarak ortaya konabildi. Elektronik sigaralar 2016-2017 yılından sonra tüm dünyada yaygınlaşmaya başladı ve bunların uzun dönem etkileri şu anda bilinmiyor. Benzer şekilde uzun dönemde, belki bundan 15-20 yıl sonra elektronik sigaraların da bilemediğimiz birçok zararı ortaya çıkacaktır. Ayrıca elektronik sigara dumanlarında kurşun, arsenik, nikel gibi ağır metaller de bulunmaktadır. Bu ağır metallerin solunum yoluyla ciğerlere alınmasının uzun dönemde ne gibi etkiler yapacağı konusunda da herhangi bir araştırma bulunmamaktadır.

AİLELER FARK EDEMİYOR

Meyve aromalı ‘puff’ların ergenlerde ve gençlerde yaygınlaşmasının birçok nedeni var. Kartuş içindeki solüsyonların içine çok değişik ve ilgi çekici aromalar konulmaktadır. İçindeki aromalar cihazları daha keyif verici hale getirmektedir. Bu da gençler arasında ayrı bir cazibe unsurudur. Bunlar ağızda ya da giysilerde koku bırakmamaktadır. Dolayısıyla aileler tarafından fark edilmeleri oldukça zordur. Normal sigara içildiği zaman ağız kokusu yapması, giysiler üzerinde koku bırakması gibi nedenlerle kolay anlaşılır. Ancak ‘puff bar’ları fark etmek mümkün değil. Bu da dolaylı yoldan yaygınlaşmasını artırmaktadır. ‘Puff barlar’ın dolma kalem, flash bellek gibi çok değişik şekilde olanları mevcuttur. Görüntüsü, rengi, aroması ve kokusu gibi birçok farklı özelliğiyle diğer sigaralardan ayrılması nedeniyle zararsız oldukları kanısı ve algısının yaygınlaşması kontrol edilmesini zorlaştırmaktadır.

EVALI sendromu riskini artırıyor

Elektronik sigaranın hangi çeşidi olduğu fark etmeksizin, içimi sonrası bazı duyarlı bireylerde EVALI sendromu olarak adlandırılan bir akut solunum yetmezliği tablosu gelişmektedir. Hastalar genellikle yoğun bakım şartlarında takip edilmeyi gerektirecek derecede ciddi solunum yetmezliğine girmektedir. Erken saptanırsa tedavisi mümkündür. Ancak saptanmadığı takdirde hayati kayıp vakaları da bildirilmiştir. ABD’de 2020 yılında 200’den fazla EVALI sendromuna bağlı hayati kayıp vakası bildirilmiştir. Bu da elektronik sigaralarda olan ama normal sigarada olmayan akut hayatı tehdit eden bir istenmeyen durum olduğunu gösteriyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/puff-barlar-tehlike-saciyor/feed/ 0
Evler küçülse de hayvanseverler patili dostlarından vazgeçmiyor https://www.foxhaber.com.tr/evler-kuculse-de-hayvanseverler-patili-dostlarindan-vazgecmiyor/ https://www.foxhaber.com.tr/evler-kuculse-de-hayvanseverler-patili-dostlarindan-vazgecmiyor/#respond Mon, 24 Jun 2024 21:44:56 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8488 Bahçeli evlerin azalması, apartman dairelerinde yaşamın artması ve büyükşehirlerde yeşil alan olanaklarının kısıtlı olması, insanların zamanla ailelerin bir ferdi haline gelen hayvan dostlarını seçmelerinde de etkili oluyor. 

Kentin park ve sokaklarına egzersiz yapmaları, sosyalleşmeleri ve tuvalet ihtiyacını gidermeleri için çıkarılan evcil köpeklerin çoğunun chihuahua, toy poodle, pug ve maltese gibi boyut olarak daha küçük ırklardan seçilmesi dikkati çekiyor. 

Bu seçimde küçük ırkların daha az alan ve egzersize ihtiyaç duyması ve az tüy dökmesi, apartman yaşamına daha kolay uyum sağlaması gibi faktörler ön plana çıkıyor. 

“İnsanların tercihleri mekan genişliği gibi farklı olgulara göre değişiyor” 

Türk Veteriner Hekimler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Murat Arslan, yaptığı açıklamada, insanların birlikte yaşayacakları evcil hayvanları seçerken, tercihlerinin mekan genişliği gibi farklı olgulara göre değiştiğini söyledi. 

Fizyolojik ihtiyaçları olan köpeklerin bakımlarıyla ilgili bazen sorunlar yaşandığını belirten Arslan, bu nedenle son zamanlarda bazı hayvanseverlerin küçük ırk köpekler ve kedi sahiplenmeyi tercih ettiğini aktardı. 

Arslan, bunun nedenlerinden birinin evlerin daralması olduğunu belirterek, “Eskiden üç artı bir, dört artı bir evlerde otururken şimdi şehirlerin daralması ve nüfusun artmasıyla beraber daireler de küçülmeye başladı. İnsanlar daha dar bir alanda küçük ırklar tercih etmeye başladılar. Diğer önemli bir konu da aslında hayvanların ihtiyaçlarıyla ilgili. Bir hayvanın egzersiz yapabilmesi için yeterli alanının olabilmesi bilinçli hayvan severlerin tercihini etkiliyor. Hayvansever, bir hayvanı sahiplenirken kendi evinin büyüklüğüyle ilgili bir araştırma da yapıyor, ona göre karar veriyor” diye konuştu. 

“Köpek cinsi seçiminde hayvanseverin kişiliği de etkili” 

Arslan, köpek cinsi seçiminde hayvanseverin kişiliğinin de etkili olduğunu belirterek, “Bana köpeğini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim. Herkes kendi mizacına uygun köpeği seçiyor aslında. Sakin insanlar sakin ve küçük köpekleri seçerken, bazıları statü göstergesine göre büyük ve güçlü hayvan seçiyor” diye konuştu. 

Büyük ve küçük ırk köpekler arasında veteriner hizmetleri açısında pek bir fark olmadığını belirten Arslan, bu hayvanların beslenme şekli ve yedikleri mamamın miktarının değişim gösterdiğini anlattı. 

Arslan, hayvanseverlerin köpek dostlarına kıyafet ve ayakkabı giydirmelerini önermediklerini kaydederek, “Köpeklerin ısısını dışarıya vermeleriyle ilgili insanlardan farklı bir yapıları var. Isılarını ağızdan verirler. Köpeklerin solunumu ağızdan vermeleri, enerjilerini atabilmelerinin tek yolu. Köpeklere giysi ve ayakkabı giydirilmesini önermiyoruz çünkü ayaklarının, reseptörlerinin yere temas etmesi lazım” dedi. 

Ciddi bir hastalık geçirmedikleri sürece hayvanların üşümediğini dile getiren Arslan, hayvanlara giysi giydirmenin sağlıklarıyla ilgili riskler oluşturulabileceğini dile getirdi. 

“Büyük köpek bahçe ister, dışarıda olmak ister” 

“Mars” adını verdiği 5 yaşındaki poddle cinsi köpeğini Beşiktaş’taki bir parkta gezdirmeye çıkaran Erhan Çetinkaya küçük cins köpeklerin bakımının daha kolay olduğunu düşünenlerden biri. 

Bu cins köpeklerin çok sosyal hayvanlar olduğunu belirten Çetinkaya, “Büyük köpek bahçe ister, dışarıda olmak ister. Küçük köpeklerin çok fazla öyle derdi olmuyor. Bu tür küçük cins hayvanlar çok sosyal. Dolaşmayı, birbirleriyle oynamayı seviyorlar. Sahipleri mama masrafını çok düşünmez ama elbette büyük bir hayvan ile küçük cinsin arasında maliyet açısından mutlaka fark var” ifadelerini kullandı. 

Aynı parkta 8,5 aylık “Ricky” adını verdiği köpeğini gezdiren Hasan Kartın, French Bulldog ile Staffordshire Bull Terrier melezi olan köpeğinin tüylerinin çok kısa olmasının kendisi için bir avantaj olduğunu söyledi. 

Kartın, küçük cinslerin bakımı daha kolay olsa da köpek bakmanın sorumluluk istediğini belirterek, “Bir çocuktan farkı yok. Düzenli yemeğini vermeniz, sokağa çıkarmanız gerekiyor. Gün boyu evde yalnız kalınca sıkılıyorlar. Eve gidince onunla ilgilenmenizi istiyorlar.” diye konuştu. 

“Küçük ırk daha sevimli, istediğin yere alıp götürüyorsun” 

“Çilek” adını verdiği köpeğiyle gezen Cüneyt Yılmaz ise “Evde ve ofiste bakımı çok zor. Muhakkak bir bahçe, toprak istiyor. Bayram tatilinde Ege tarafına götürdük. Hayvan bir anda değişti, gözlerinin içi parlamaya başladı. Oradaki mutluluğu bile hemen fark ediliyordu. İstanbul’a dönünce mutsuzlaştı tekrar, çünkü alanı daraldı. Orada hayvanlar var, toprak var, trafik yok ve mutlu. Burada ancak bahçeye, parka çıkarabilirsek mutlu olabiliyor. Evde bir karamsarlık halinde” diye konuştu. 

Yılmaz, büyük ırk köpeklerin evdeki eşyalara zarar verebildiğini kaydederek, “Tuvalet eğitimi sıkıntı. Evde bakım için bazı kanunlar var. Hayvan 10 kilo üstüyse binadakilerden izin alınması lazım. Küçük ırk daha sevimli, istediğin yere alıp götürüyorsun. Masrafları arasında fark var. Mama tüketimi büyük ırklarda daha çok. Daha haşarı oluyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/evler-kuculse-de-hayvanseverler-patili-dostlarindan-vazgecmiyor/feed/ 0
2 Nisan Otizm Farkındalık Günü: Otizm nedir, belirtileri nelerdir? https://www.foxhaber.com.tr/2-nisan-otizm-farkindalik-gunu-otizm-nedir-belirtileri-nelerdir/ https://www.foxhaber.com.tr/2-nisan-otizm-farkindalik-gunu-otizm-nedir-belirtileri-nelerdir/#respond Fri, 10 May 2024 21:33:47 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7138 Her 40 çocuktan birinde otizm spektrum bozukluğu belirtileri bulunurken, uzmanlar otizmin sıklıkla 1 ila 3 yaş arasında görüldüğüne dikkat çekiyor. Otizm belirtileri arasında başlıca olarak geriliği ve göz teması kuramamak geliyor.

2 NİSAN DÜNYA OTİZM FARKINDALIK GÜNÜ

2 Nisan, Birleşmiş Milletler tarafından 2008 yılında otizm konusunda farkındalık yaratmak ve otizm ile ilgili sorunlara çözüm bulmak amacıyla “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak ilan etti.

OTİZM FARKINDALIK GÜNÜ TARİHÇESİ

2 Nisan, tüm dünyada otizm konusunda farkındalık yaratarak otizmden kaynaklanan sorunlara çözümler yaratmak amacıyla, 2008 yılında Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak ilan edildi. Her yıl, “Otizm Farkındalık Ayı” olan Nisan ayı boyunca dünya genelinde otizmin sorunlarını ve çözümleri konuşuluyor, araştırmaların teşvik edilmesi ve erken teşhisle tedavinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.

OTİZM NEDİR?

Otizm spektrum bozukluğu, doğuştan gelen ya da yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan, diğerleriyle iletişim kurmayı zorlaştıran ve engelleyen, karmaşık bir nöro-gelişimsel bozukluk olarak tarif edilir.

OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU BELİRTİLERİ

Otizm en erken 8 aylıkken bulgu verir. 18 aylıkken testlerle tarama yapıldığında sonuç alınır. Güvenilir bir klinik tanı için 3 yaşı bitirmesi beklenmelidir. Göz teması, seslenildiğinde dönüp bakması ve işaret etmesi normal gelişim açısından önemlidir. Belirtileri otizmle karışan hastalıklar vardır. Özellikle dil sorunlarının bazı formları örtüşür.

– Göz kontağı kuramama,

– Yaşıtlarıyla arkadaşlık kuramama,

– Diğerleriyle eğlence, ilgi veya başarıyı paylaşmaya karşı ilgisizlik,

– Empati eksikliği. Otistikler, diğerlerinin acı ve üzüntü gibi duygularını anlamada zorluk çekebilirler,

– Konuşmayı öğrenememe veya konuşmada gecikme. Otistiklerin % 40’ı asla konuşmaz,

– Sohbet etmeye başlamada zorlanma ya da başlamış bir konuşmayı sürdürmede zorlanma,

– Kalıplaşmış veya sürekli tekrarlanan konuşma,

– Aynı şeyleri yapmakta ısrar, rutine sıkı bağlılık,

– Duyusal az veya çok uyarılma,

– Dinleyicilerinin bakış açısını anlamada zorlanma. Örnek vermek gerekirse, karşısındaki kişinin yaptığı espriyi anlamayabilir. Kelimeleri algılayıp anlar ama ima edileni anlayamaz.

OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU ÇEŞİTLERİ

Üç tip otizm spektrum bozukluğu vardır:

Otizm

Buna bazen “klasik” otizm denir. “Otizm” kelimesini duyunca çoğu insan böyle düşünüyor. Otistik bozukluğu olan kişilerde genellikle önemli dil gecikmeleri, sosyal ve iletişim sorunları ve sıra dışı davranışlar ve ilgi alanları vardır. Otistik bozukluğu olan birçok kişi de zihinsel engellidir.

Asperger Sendromu

Asperger sendromu olan kişilerde genellikle daha hafif otistik bozukluk belirtileri vardır. Sosyal zorlukları, sıra dışı davranışları ve ilgileri olabilir. Ancak, genellikle dil veya zihinsel engellilik sorunları yoktur.

Yaygın Gelişimsel Bozukluk

Buna bazen “atipik otizm” veya PDD-NOS denir. Otistik bozukluk veya Asperger sendromu için bazı kriterlere uyan, ancak hepsine uymayan kişilere atipik otizm teşhisi konulabilir. Bu insanlar genellikle otistik bozukluğu olanlara göre daha az ve daha hafif semptomlara sahiptir. Belirtiler sadece sosyal ve iletişim sorunlarına neden olabilir.

OTİZM TEDAVİSİ

Şu anda otizm spektrum bozukluğu (OSB) için tek bir standart tedavi yoktur. Ancak semptomları en aza indirmenin ve yetenekleri en üst düzeye çıkarmanın birçok yolu vardır. OSB’li kişiler, uygun tedaviler ve müdahalelerle, tüm yeteneklerini ve becerilerini kullanma şansına sahip olurlar.

En etkili tedaviler ve müdahaleler her insan için genellikle farklıdır. Bazı durumlarda, tedavi otizmi olan kişilerin normal insanlar gibi yaşam sürmesine yardımcı olabilir. Bu amaçla davranışsal eğitim ve özel terapiler uygulanır. Uygulanacak tedavinin aileye uygun olması da önemlidir. Konuşma terapisi, motor yetenekleri artırmaya yönelik terapiler, sosyal ileşim becerisini kazandırmaya yönelik terapiler uygulanan tedaviler arasındadır.

İlaçlar, depresyon, dikkat eksikliği-hiperaktivite, obsesif kompulsif bozukluk gibi otizme eşlik eden durumlarda kullanılabilir.

İLK BELİRTİLERİ GÖZDEN KAÇIRMAYIN

Çocuk Nöroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Yasemin Topçu, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında otizm spektrum bozukluğuna ilişkin bilgiler verdi. Doç. Dr. Yasemin Topçu, nörogelişimsel bozukluk olan otizm hastalığının nedeninin tam bilinmediğini vurgulayarak, “Otizm bebeklik çağında başlayan, çocukluk çağında da görülebilen bir hastalıktır. Otizmde genetik ve çevresel faktörlerin etkili olduğu bilinir. Genetik faktörlerin özel bir önemi vardır ama genetik kökenli olmayan da birçok otizm vakası kanıtlanmıştır. Genetik demek anne ya da babada otizm bulunması demek değildir. Çünkü DNA üzerinde nedeni bilinmeyen bir şekilde ortaya çıkan küçük farklılıklar, anne karnında çocuk gelişirken otizme neden olabiliyor. Çevresel faktörlerde otizme neden olan en önemli sebeplerden biri ise annenin gebelikte geçirdiği hastalıklar ve enfeksiyonlar başta olmak üzere kullandığı ilaçlardır” diye konuştu.

“Çevresel faktörler ve mental gerilik riski artırıyor”

Otizmli çocukların etkilendiği genetik ve çevresel faktörleri Doç. Dr. Topçu, şöyle açıkladı: “Anne karnında radyasyona maruz kalmak, anne ve babanın 40 yaş üstünde olması, erken doğum öyküsünün olması yani 35 haftadan önce ve 2.5 gramın altında doğması çevresel faktörler arasındadır. Bir diğer çevresel faktörler de yeni doğan döneminde yoğun bakımda kalma öyküsü ve kimyasal materyalin yoğun olduğu bölgelerde yaşamaktır. Cep telefonu, tablet ve televizyon gibi teknolojik iletişim araçlarına fazla maruz kalmaları ve sosyal çevreden uzak büyüyen çocuklarda özellikle bu risk faktörü otizmi tetikleyebiliyor. Genetik faktörlere sebebiyet veren durumlar ise Frajil X sendromu, tüberoskleroz gibi bazı özel hastalık gruplarıdır. Sadece mental geriliği olan hastalıklarda da otizm sık olarak görülebiliyor”.

“Konuşma geriliği ve göz temasına dikkat”

Doç. Dr. Topçu, son yıllarda yapılan çalışmalarda 40 çocuktan birinde otizm görüldüğünü ifade ederek, belirtilerini şu şekilde sıraladı: “Otizm sıklıkla 1 ila 3 yaş arasında görülür. Otizmli çocukların en çok ortaya çıkan belirtileri konuşma geriliği ve göz teması kuramamalarıdır. Hastaların 2 aylıktan itibaren başlaması gereken sosyal gülümsemesinin olmaması, agulama gibi konuşma basamaklarının gecikmesi, 1 yaşına geldiğinde çocukların anlamlı bir kelime çıkaramıyor olması, kucağa alınmaktan hoşlanmıyor olması ilk belirtiler olarak ortaya çıkıyor. Dokunmaya hiç cevap vermezler ya da aşırı tepki verirler, oyun çağına geldiği zaman yaşıtlarına ilgi duymazlar ve yaşıtlarıyla birlikte oyun oynamak istemezler. Özellikle senaryoda, oyun kurmada sorun yaşarlar ve cümle kuramazlar. Otizm dediğinizde akla gelen en önemli özellik olan sosyal ve iletişim, etkileşimde kısıtlılık olması, ortak dikkati sağlayamaması ve sosyal hayata uyum sağlayamamasıdır. Günümüzde otizm konusundaki farkındalık arttı. Çünkü aileler artık bilgiye çok kolay ulaşabiliyor ve çocuklarındaki değişimi daha erken fark edebiliyor”.

“Her çocukta belirtiler birbirinden farklı”

Her otizmli bireyin semptomlarının birbirinden farklı olduğunu belirten Doç. Dr. Topçu, “Otizm spektrum bozukluğu denmesinin nedeni belirtilerin ve semptomların farklı veya ağırlık derecesine göre sınıflandırılıyor olmasıdır. Yani bir çocukta bir tek bulgu varken bazı çocuklarda iki ya da üç bulgu olabilir. Hiçbir olgu birbirinin standardı ya da eşi değildir, farklı bulguları bir arada gösterebilir. Otizmli çocukların mental kapasitesi ne kadar iyiyse tedaviden o kadar yarar görürler. Çünkü mental yani zihinsel gerilikle otizm yaklaşık yüzde 30 ila 40 vakada birlikte olabiliyor. O yüzden de mental kapasite ve dil gelişimi ne kadar iyiyse tedaviden yarar görme ihtimali o kadar yüksek oluyor. Erken teşhis de çok önemlidir. Çocuğun durumunda bir farklılık oluştuğu anda mutlaka bir nöroloji, psikiyatr ve psikolog takibinde olması gerekiyor. Fark edilir edilmez çocuğun hangi gelişim alanında gerilik varsa o yönde çocuğa uyarı verilmesi özellikle gerekiyor. Otizm spektrum bozukluğunun ana birim sırasındaki tedavisi bireysel eğitim yani davranış eğitimi ve yapılandırılmasıdır. Daha sonra gelen seçenekler ise eğer otizme eşlik eden dikkat eksikliği, davranış bozukluğu, dürtüsellik, depresyon gibi ekstra psikolojik belirtiler varsa tedavi edilmesi gerekiyor. Aynı zamanda son dönemde özellikle daha çok ön plana çıkan vitamin destekleri, Omega3 desteği, probiyotikler ve diyet uygulamaları var. Fakat vitamin ve probiyotiklerle ilgili bilgilerimiz çok kısıtlı. Ama genel olarak bir çocuğun eğer bağırsak sistemi ile ilgili kabızlık gibi bir sıkıntısı varsa, kilo almasında ve gelişiminde bir problem varsa biz bu çocukların diyetinin gözden geçirilmesini öneriyoruz. Fakat günümüzde kullanılan yoğun diyet uygulamalarının aslında otizm üzerine kanıtlanmış net bir etkisi yok. Ancak ketojenik diyetin özellikle ağır otizmi olan, davranış bozukluğu olan çocuklarda etkili olduğunu gösteren bazı bilgiler var. Özellikle bazı epilepsi türlerinin de otizm gibi belirti verebileceğini, davranış bozukluğuyla gelebileceğini ve otizm spektrum bozukluğu adı altında hasta araştırırken mutlaka nöroloji değerlendirmenin yapılması gerektiğini öneriyoruz” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/2-nisan-otizm-farkindalik-gunu-otizm-nedir-belirtileri-nelerdir/feed/ 0
Teşekkürler Türkiye https://www.foxhaber.com.tr/tesekkurler-turkiye/ https://www.foxhaber.com.tr/tesekkurler-turkiye/#respond Thu, 09 May 2024 21:22:09 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7109

 SÖZCÜ TV Genel Müdürü Alişer Delek.

Yakup Kadri’nin Yaban romanında kullandığı bir terimdir; çarıklı erkanıharp… Kimilerine göre eleştiri, kimlerine göreyse bir gerçekliğin teslimi. Bana göre yurdum insanının kurnaz ve işini bilirliğinin şaka yollu tanımlaması. Yerel seçimin sonucunu belirleyen de onlar oldu.

Önceki seçimlerin aksine AK Parti’ye ve liderine iktidarı kaybettirmeden uyarısını yaptı, sorunların farkında olduğunun mesajını verdi. Aynı şey günümüz medyası için de geçerli. Türkiye 2024 yerel seçim sonuçlarını haber kanalları içerisinde uzak ara bir farkla SÖZCÜ Televizyonu’ndan izledi. Uzak ara diyorum, çünkü, (19 yıllık TV kanalı ikinci olurken) aradaki fark iki katı. Geride kalan on yılların haber kanallarının toplamından daha fazla bir raytingle birinci oldu SÖZCÜ Televizyonu.

Seçim yayınının Youtube’daki toplam video görüntülenmesi de 14 milyon 600 bin oldu.

Bu başarının arkasında bir dava var. O dava da habercilik. Daha yayında birinci yılını yeni doldurmuş bir haber kanalının, kısa sürede zirveye oturması, seçim gibi önemli bir gecede böyle büyük bir fark atması, çarıklı erkanıharpın olanın bitenin farkında olmasıyla açıklanabilir.

KAMU HABERCİLİĞİ

Nedir o olan biten? Diğer bütün haber kanalları belediye başkan adaylarını, adayların belirlediği saatlerde, adayların istediği sorularla ve hatta adayların istediği sunucularla para karşılığı yayına alırken, biz SÖZCÜ Televizyonu olarak kamuyu ilgilendiren ve haber değeri olmayan hiçbir adayı ekrana taşımadık. Çünkü tek bir amacımız vardı, kamu yararına habercilik yapmak.

Bu yazıyı kaleme alırken medya tarihinin günümüzdeki en büyük zaferine imza ekibin sözcüsü olarak konuşuyorum; bu başarı bir tesadüf değil, bu başarının arkasında patronumuz Burak Akbay’dan başlayarak, Genel Yayın Yönetmeni Metin Yılmaz liderliğindeki SÖZCÜ Gazetesi’nin, İsmail Şahin yönetimindeki sozcu.com.tr’nin, idari işlerimizin, medya grubumuzun reklam departmanının ve bu medya grubu bünyesi altında çalışan her bir insanın, her bir emekçinin alın teri, eve götürdüğü ekmeğin namusu, ödediği bedellerin bilinci var.

Bu kanalın ve bu başarının bir sözcüsü olarak sadece bir yılda gelinen noktanın farkındayım. Geride kalan bir yılda bu haber merkezinin yalanlanan bir haberi, sosyal medyaya düşen bir skandalı, siyasi çıkarlara alet edilme amaçlı yayılanlar dışında herhangi bir yanlışı olmamıştır. Bu bile bütün sözcü medya grubu için bir madalyaz olarak taşınabilecek bir onurken, Türkiye’nin en kritik seçiminin çok büyük bir farkla sözcü televizyonunda izlenmesi hepimizin omuzlarına çok büyük bir yük bıraktı. SÖZCÜ medya grubunun habercilik davası ve bu dava için ödediği bedelin kurumsal hafızası bu yükü taşımamızı daha da kolaylaştırıyor. Bundan bir yıl önce yayına ilk başladığımız gün söylediğim sözle hepinizin huzurunda tüm emekçi arkadaşlarıma teşekkür ediyorum: Gözünüzü bu ekrandan alamayacaksınız çünkü bu daha başlangıç.

sozcu.com.tr Genel Yayın Yönetmeni İsmail Şahin dijital medyadaki 31 Mart gecesini anlattı:

Saldırılar başarılı olamadı ziyaretçi rekoru kırdık

Türkiye, sonuçları açısından siyasi tarihe geçen bir seçimi geride bıraktı. 22 yıllık AKP iktidarı büyük hüsran yaşarken, sozcu.com.tr’nin seçime özel hazırladığı sayfalar yoğun ilgi gördü. Yayın yasağının kalkmasıyla birlikte büyükşehirlerdeki gelişmeleri anbean aktardığımız haberler ve sonuçlara ilişkin analizlerimiz günün en çok okunan içerikleri oldu. Gece boyunca hem yurt içinden hem de yurt dışından sozcu.com.tr’ye çok sayıda siber saldırı gerçekleşti. Okurlarımızın doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmasını engellemek isteyenler başarılı olamadı. Tekil 4.9 milyon kişi 31 Mart günü sozcu.com.tr’ye giriş yaptı. Gece yarısına geldiğimizde ziyaret sayısı 8.2 milyona ulaştı. 1 Nisan günü öğlen saatlerinde bu sayı 13 milyonu geçti. Her gelen ziyaretçi ortalama 12 dakika sitemizde zaman geçirirken, toplamda 86 milyon sayfa görüntüledi. Sosyal medya hesaplarımızı takip eden 9 milyondan fazla kullanıcı paylaşımlarımıza büyük ilgi gösterdi. Ortaya çıkan bu tablo için okurlarımıza, takipçilerimize ve sozcu.com.tr’nin emekçilerine teşekkür ederim.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/tesekkurler-turkiye/feed/ 0