300’den fazla bitki türünde beslenebilen ve biyolojik mücadelenin sürdürüldüğü istilacı böceğin erginlerinin uzun mesafelere uçabilme yeteneğinde olması, yayılışını kolaylaştırıyor.
Dadandığı fındık bahçelerinde yapraklarını yiyip, suyunu emdiği bitkilerin kökünü kurutan istilacı, son dönemlerde hava sıcaklıklardaki ani artış nedeniyle bu yıl bahçelerde erken görülmeye başlandı.

Bölgede yayılarak tehdidini sürdüren zararlının, popülasyonunun ciddi seviyede arttığını belirten uzmanlar, biyolojik mücadelenin yanında kimyasal mücadelenin de devreye alınmasını öneriyor.
‘GEÇEN YILA GÖRE 4-5 KAT DAHA FAZLA ZARAR VERECEK’
Ulusal Fındık Konseyi (UFK) Yönetim Kurulu Üyesi Sebahattin Arslantürk, kahverengi kokarcanın bu yıl bahçelerde 1 ay erken görülmeye başladığını belirterek, “Kahverengi kokarca böceği normalde mayısın birinci haftası ya da ikinci haftası çıkıyordu. Ama bu yıl iklim şartlarının aşırı derecede sıcak gitmesiyle artık kahverengi kokarca erkenden sahada yayılmaya başladı. Bu böcek normalde mayısın ikinci haftasından itibaren yumurtasını bırakıyordu. Şimdi bu mayısın başında yumurtaları da çıkmış olacak. Çok büyük bir yayılımı var ve gelen ihbarlardan da şunu söyleyebiliriz ki; anormal boyutta çoğaldı. Bu da demek oluyor ki, bu yıl geçmiş yıllara göre verdiği zararın en az dört beş katı daha fazla zarar verecek. Amerikalı bilim insanları, ‘bu böcek dünyaya gelmiş en zararlı tarım zararlısıdır’ diye bahsediyor. Türkiye’de de bunun önleminin daha önceden alınması gerekiyordu” diye konuştu.

‘FİZİKSEL MÜDAHALEDE GEÇ KALDIK’
Kahverengi kokarcaya karşı fiziksel mücadele için geç kalındığı değerlendirmesinde bulunan Arslantürk, “Kahverengi kokarca popülasyonundaki artışa karşı samuray arının salınımı yeterli olacak mı? Hayır olmayacak. Bu böceği yok etmede en kolay yöntemler fiziksel ve kimyasal mücadeleler ama bunu da kışlığa gittiği zaman yapmamız gerekirdi, onun için de geç kaldık. Bu yıl Giresun ve Ordu tarım il müdürlükleri böceğin yok olması için çalışmalar yaptı ama bizim üreticimiz de bununla nasıl mücadele yapılacağını bilmiyor. Türkiye’nin önümüzdeki süreçte bu işe çok ciddi şekilde eğilmesi gerekiyor” dedi.

‘KIRMIZI ALARMA GEÇİLMELİ’
Bu yıl kahverengi kokarcanın fındıkta 150 bin ton kayba neden olacağını öngördüğünü ifade eden Arslantürk, “Bu yıl Artvin bölgesinde bazı köylerde kahverengi kokarcanın verdiği zarar yüzde 60’ı geçti; bu çok büyük ve korkunç bir rakam. Bizde de geçen yıl sadece 150 rakıma kadar alanda görülürken bu sene şu anda gelen ihbarlar böceğin 700 rakımlı arazilere kadar çıktığını gösteriyor. Bu da demek oluyor ki, büyük bir alana zarar verecek. Umarım öyle bir şey olmaz. Bununla ilgili artık bakanlığın kırmızı alarma geçmesi gerekiyor. Böyle giderse, önlem alınmazsa benim öngörüm 150 bin ton civarında bir zarar olabilir; bu çok büyük bir rakam. Biyolojik mücadele kesinlikle yeterli değil. Çünkü böceğin popülasyonunun anormal şekilde büyüyen bir yapısı var. Yani bir anne babadan bir sezonda 14 bin tane böcek ortaya çıkıyor. Fındık üreticisi olarak çok endişeliyiz. Böceğin verdiği zararın nasıl olduğunu biliyorum. Bu dakikadan itibaren üreticiler olarak da kimyasal mücadeleden başka çaremiz yok. Şu anda görüntüye bakarsanız, kimyasal mücadelenin bir an önce tam yerinde ve zamanında yapılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
]]>Çamaş ilçesinde esnaf ile bir araya gelen Davutoğlu, ardından miting düzenledi. Burada kalabalığa hitap eden Davutoğlu, başbakanlık döneminde en büyük gurur duyduğu şeyin fındığa verdikleri para olduğunu söyledi.
“BU PARALAR NEREYE GİDİYOR”
O dönemde fındık için 15 lira 48 kuruş verildiğini hatırlatan Davutoğlu, şunları söyledi;
*Dolar 2 lira 70 kuruştu. O gün fındık için 5 dolar 62 sent vermiştik. Bizden sonra 15 liradan 9 liraya düştü. Bakın fındık istatistiklerine. Eğer 5 doları şimdi vermiş olsalardı; ağustos ayında fındığa 120 lira falan vermeleri lazımdı.
*83 lira verdiler ama şimdi fındık 120-130 liraya çıktı. Ama üretici kazanmadı. Fındık üreticisinden 83 liradan alım yapıldı ama fındık üreticisi karşılayamadı.
*O zaman 1 kilo fındığa 4 litre mazot alınıyordu. 15 lira 62 kuruş vermiştik, mazot 3 lira civarındaydı. Şimdi 83 lirayı baz alırsanız 2 litreyi zor alırsınız. 120 lirayı da esas alsanız yine 2 veya 2,5 litre yapar. Bu paralar nereye gidiyor? Ülkenin kıt kaynaklarını yolsuzluklarla ve israfla heba ediyorlar. Size fındık fiyatı verirken 50 kere düşünüyorlar, müteahhitlere Hazine garantili ödeme yaparken milyarları, trilyonları dağıtıveriyorlar.
*Bu sene bütçede çiftçilere verilen toplam destek 91 milyar Türk Lirası. Aynı bütçede faize ayrılan kaynak, 1 trilyon 254 milyar Türk Lirası. Kur korumalı mevduat diye faiz üzeri faiz yaptılar.
*Siz burada fındık bahçesi ile uğraşın, siz burada elinizin emeği ile 3-5 kuruş helal rızık temin etmeye çalışın; öbür tarafta parası olan, milyonları nasıl kazandığı belli olmayan parayı gidip, kur korumalı mevduata yatırdı.
*Bu Hazine, Cumhurbaşkanının Hazinesi değil. Bu Hazine iktidarın da değil. Başbakanken benim de değildi. Bu Hazine milletindir. O Hazineden bu rantiye sınıfına, faizcilere kur korumalı mevduattan 1 trilyon lira aktarıldı.
“DÜNYADA ENFLASYON FALAN YOK”
*Cumhurbaşkanı dün, ‘Dipsiz kuyu gibi attıkça kayboluyor, verdikçe gidiyor’ diyor. Niye gidiyor biliyor musun Sayın Cumhurbaşkanı? Doğru, dipsiz kuyu. Emeklinin cüzdanı da dipsiz kuyu. Sen bir cebine koyuyorsun, öbür cebinden boşalıyor.
*Enflasyonun olduğu yerde ne verirsen ver faydası yok. Enflasyon canavardır, yer bitirir. Peki, enflasyonu kim yaptı? Sayın Cumhurbaşkanı diyor ki; bütün dünyada enflasyon var. Bacılarım, fileleri siz dolduruyorsunuz, sakın ha inanmayın. Dünyada enflasyon falan yok. Aldatmasınlar milleti.
*Ekonomi hocasıyım, siyaset bilimi hocasıyım. İki fakülte, birçok diplomam var. Onlar hiç önemli değil. Amerika’da enflasyon yüzde 3. Avrupa’da yüzde 3. Savaşan Rusya’da yüzde 4,4. Ukrayna’da yüzde 4,7. Bir tek Türkiye’de böyle yüksek.
*Başka nerede biliyor musunuz? Bir Arjantin’de, bir Venezuela’da, bir Namibya’da. Ya Allah aşkına vicdan sahibi olun. Neden veremiyorlar emekliye parayı biliyor musunuz? Çünkü IMF ile anlaştılar.
*IMF, ‘Emekliye para vermeyeceksin’ dedi. Kime vereceksin parayı? Faizi yüzde 50’ye çıkarıp, faizcilere vereceksin ki onlar zengin oldukça zenginleşecek. Göreceksiniz seçimden sonra ortaya çıkacak; bunlar IMF ile anlaştılar. IMF’ye borcumuzu ödemiştik. Çünkü o yıllarda yolsuzluk, hırsızlık yoktu.
]]>Ulusal Fındık Konseyi (UFK) Yönetim Kurulu Üyesi Sebahattin Arslantürk, “Son 3 yıldır iklim değişikliğine bağlı ciddi oranda rekolte kaybı olduğunu çok net. Son 30 yılın en sıcak kışını yaşıyoruz; böyle sürerse fındık üretimimiz yüzde 50 oranında azalabilir” dedi.
‘Türkiye’nin fındık ambarı’ Karadeniz Bölgesi’nde, küresel iklim değişikliği kaynaklı kuraklık ve hava sıcaklıklarındaki ani değişimler, fındık tarımını olumsuz etkiliyor.
Baharda gündüz sıcaklarının ani yükselmesi sonucu aldanıp, çiçek açan ağaçlar, gece sıcaklıkların düşük seyretmesiyle dona maruz kalıyor. Zararlı istilacı böcek türlerinin tehdidi altında da olan fındıkta, son yıllarda ciddi rekolte kayıpları yaşanıyor.
2022’de 765 bin 287 ton olarak belirlenen fındık rekoltesinin, 2023’te 717 bin 931 tona geriledi. Bölgede son 30 yılın en sıcak kış mevsiminin yaşandığını belirten uzmanlar, olumsuzlukların sürmesi halinde fındık üretiminde ciddi azalmalar yaşanabileceğine dikkati çekip, üreticilerin modern tarıma yönlenmesini öneriyor.
‘ZARAR 500 MİLYON DOLARA ÇIKACAK’
UFK Yönetim Kurulu Üyesi Sebahattin Arslantürk, ‘Drakula’ olarak bilinen ‘Turunçgil Uzun Antenli Teke Böceği’ ve ‘kahverengi kokarca’ istilasının artacağını öngördüklerini belirterek, “Son yıllarda istilacı türlerin verdiği zararlardan ötürü fındıkta ciddi bir rekolte kaybı var. Bu zararlar artmaya da başladı. İstilacı türlerin verdiği zararlar her yıl yüzde 10 civarında olurken bu zararın önümüzdeki yıllarda artarak 500 milyon dolara kadar çıkacağını öngörüyoruz. Bu anlamda üretimde her geçen yıl daha fazla şekilde yaşadığımız kayıp ihracat gelirlerimizi de doğal olarak azaltacaktır” diye konuştu.
İklim değişikliğinin fındık üretiminde olumsuz etkilerini anlatan Arslantürk şöyle devam etti:
“2023 yılı fındık üretim miktarı 600 bin ton civarında idi. Bu da son yılların en düşük üretim miktarı. 2024 mahsul yılını da iklim açısından incelediğimizde maalesef bu yıl son 30 yılın en sıcak kışını yaşıyoruz. Elimizde bölgemizin iklim koşullarına ilişkin 30 yıllık bir veri var ve bu verilerden yola çıkıldığında son 3 yıldan beri iklim değişikliğine bağlı ciddi oranda bir rekolte kaybı olduğunu net olarak görebiliyoruz. Geçen yıl bunu çok daha belirgin bir şekilde yaşamış olduk. Bunun da ürüne olumsuz bir yansıması olacağını düşünüyoruz.”
‘FINDIK ÜRETİMİ YÜZDE 50 ORANINDA AZALABİLİR’
Modern tarım uygulamaları ve damla sulama sistemlerine geçilmesi gerektiğini de söyleyen Arslantürk, “Acil önlem alınması gerekiyor. Zaten yaşlı olan fındık bahçelerinin yenilenmesi gerekiyor. Bu önlemler kapsamında yaşlı bahçelerin iklim koşullarına uygun türler seçilerek kanun doğrultusunda her yıl belli bir oranda yenilenmesi gerekiyor. Bunun bir an önce yapılması lazım” dedi.
Aslantürk, sözlerini şöyle tamamlandı:
“Sıcaklıklar arttığı için de toprağı soğutmak adına artık damla sulama sistemlerine geçmemiz gerekiyor. Modern tarım uygulamalarını yapmamız lazım ki sürdürülebilir üretimi sağlayıp, 5 milyar dolarlık ihracat hedefimize kısa zamanda ulaşabilelim.
İklim değişikliğinin etkileri her geçen yıl hissedilir düzeyde kendini gösteriyor. Böyle devam ederse fındık üretimimiz yüzde 50 oranında azalabilir. Bu azalma da üreticinin alternatif tarım ürünlerine yönelmesine ve gelirlerimizin ciddi oranda azalmasına neden olacaktır.”
]]>