Buğday taban fiyatının en az 12 lira olması gerektiğini vurgulayan çiftçi Osman Durmuş, şunları söyledi:
“Fiyat açıklanmadı. Buğdayımızı dökecek yer yok.12 liradan aşağısı bizi kurtarmaz. Mazot olmuş 45 lira. Zehir olmuş dünyanın parası. Gübre olmuş dünyanın parası. Şuan da bizim mahsulümüz para etmiyor. 12 liradan aşağı bizi hayatta kurtarmaz. Çiftçi ekmezse bu milletin hali ne olur? Aç kalır.”
Çiftçi Şahin Akgöllü çiftçinin ekonomik zorluklar çektiğini ifade ederek, “Çiftçinin masrafı mazot pahalı. Verim fena değil 11-12 lira beklentisi var. Geçen sene 7 liraydı verim yoktu bir şey anlamadı çiftçi. Çiftçi perişan. Traktör alıyorlar banka faizleri yüksek. Ödeme yapamıyorlar faize düşüyorlar” dedi.
Biçerdöver fiyatlarının yüksekliğine değinen çiftçi Tahsin Aker, 20 dönüm için 40 bin lira masraf yaptığını belirterek, şu açıklamalarda bulundu:
“Geçen sene biçer döverciler 100 liraya biçiyordu bu sene 300 lira diyorlar. Adalet mi, vicdan mı? Geçen sene buğdayı 7 liraya aldılar. Bu sene daha buğdayın fiyatı açıklanmadı. Ne yapacak bu çiftçi ? Ne edecek ? Çiftçi ağlıyor. 300 lira olur mu arkadaş bu biçer. Buğday 10 lira, 12 lira, biçer de 200 lira, 220 lira olması lazım. 300 lira çok pahalı. 20 dönüm yer ektim 40 bin lira masrafım oldu”.
Biçerdöver işi yapan Vezir Akgöllü ise yakıt ve bakım masraflarının yüksekliğinden yakınarak, “Dönümde 3 litre mazot yakıyor. Yağmur yağdığında biçerler çöke çöke ekin biçiyoruz. 250-300 liradan aşağısı kurtarmıyor. Bir şoförün yevmiyesi aylık 200 bin lira. 1 ay çalışıyor 200 bin lira veriyorum. 200 bin lirada bakımına veriyorum ben kazanmayım da neden senin hamallığını
‘ŞU AN BUĞDAYI SATACAK YER BULAMIYORUM’
Buğdayda taban fiyatlar açıklanmadığı için mahsulü satacak yer bulamadığını belirten Çiftçi Osman Durmuş, şunları kaydetti:
“Yıllardır buğday ekerim, mısır ekerim, her şey ekeriz. Ama biz mahsulümüzü yetiştirdik, mahsulümüzü şu an satacak yer bulamıyorum. Fiyat açıklanmadı. Buğdayımızı dökecek yer yok. 12 liradan aşağısı bizi kurtarmaz. Mazot olmuş 45 lira. Zehir olmuş dünyanın parası. Gübre olmuş dünyanın parası. Şuan da bizim mahsulümüz para etmiyor. 12 liradan aşağı bizi hayatta kurtarmaz. Çiftçi ekmezse bu milletin hali ne olur ? Aç kalır. Bizi de düşünün arkadaşlar. Bu şekilde giderse çiftçilik biter. Çiftçilik kalmaz.”
Çiftçi Seyran Akgöllü ise biçtirdikleri buğdaya fiyat verilmemesine tepki göstererek, “Çiftçiyim, bende buğday ektim. Buğdayları biçtiriyoruz, götürüyoruz fiyat vermiyorlar. Ne zaman verecekleri belli değil şuan için. Bu sene el elde baş başta. Şuan ne kardayız, ne zarardayız” dedi.
]]>Başkanlar, Tarım Bakanlığı’ndan önce çay fiyatını açıklayan Rize Ticaret Borsası (RTB) ve Ulusal Çay Konseyi (UÇK) Başkanı olan özel sektör Orçay fabrikasının sahibi Mehmet Erdoğan’a da tepki gösterirken, kendilerini temsil etmediklerini belirterek Ulusal Çay Konseyi’nden istifa ettiklerini duyurdu.
‘İSTİFA EDİYORUZ’
Oda başkanları adına açıklamayı yapan Fındıklı Ziraat Odası Başkanı Mehmet Özsoy şunları söyledi:
“Biz çay bölgesi Ziraat Odaları olarak maliyet çalışması yaptık, neredeyse bütün odalarımızdan çıkan ortak maliyet 17 buçuk – 18 TL arası iken bugün görüyoruz ki Tarım ve Orman Bakanlığı, Ulusal Çay Konseyi ve Borsanın görüşleriyle hareket ederek bir fiyat çalışması yapmış ve gece yarısı Tarım ve Orman Bakanlığı’nın resmi sayfasında 17 TL’lik bir fiyat açıklandı. Bu fiyatı kesinlikle kabul etmiyoruz ve Ulusal Çay Konseyi’nin üreticiyi temsil etmediğine inanarak topluca Ulusal Çay Konseyi’nden istifa ediyoruz. Ulusal Çay Konseyi bizim için, sanayicileri temsil ediyor bu saatten sonra. Üretici temsilcisi olarak Ulusal Çay Konseyi’nden istifa ederek ilk tepkimizi gösteriyoruz.
Bundan sonra ki süreçte bu fiyatın kesinlikle revize edilmesi ile ilgili çalışmalarımız olacak. Orman Bakanlığı’na Sayın Cumhurbaşkanımıza mesajlarımız olacak. Çünkü bu maliyet fiyatıdır. Çiftçimizin günün sonunda sattığı çaydan alacağı para 17 TL’dir. Eklenen 2 TL’lik destekleme yılın sonunda alınacak bir fiyattır ve bunun çay taban fiyatı ile alakası yoktur. Yüzde 69 enflasyonun olduğu bir ülkede, çiftçinin cebine yansıyan gerçek enflasyonun yüzde 125 olduğu bir ülkede, çay üreticisinin emeğine ekmeğine yüzde 54 zammı kesinlikle kabul etmiyoruz ve tekrar açıkladığımız 25 TL’lik fiyatı talep ediyoruz.”
Özsoy, Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan açıklanan çay taban fiyatının belirlenmesinde dikkate aldıkları maliyet çalışmasını açıklamalarını talep etti.

‘ANKARA’DA MAKAM ODALARINDA BELİRLENMEMELİ’
Artvin, Kemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Olcay Muti “Çay fiyatı aslında bence Ankara’da makam odalarında belirlenmemeli. Çay fiyatı Aslında Rize’de, Trabzon’da, Hopa’da, Borçka’da, Artvin’de gelip yerinde incelenmeli, çiftçilerle temasa girilmeli, çiftçilerin sorunları dile getirmeli o günün enflasyon koşulları, o ayın enflasyon sonuçları dile alınmalı, diye düşünüyoruz. Bir gece yarısı operasyonuyla belirlenen 17 TL çay fiyatı, çay üretici açısından kabul edilebilir bir fiyat değil. Net 16.629 lira elimize geçecek” dedi.
Arhavi Ziraat Odası Başkanı Sadık Yıldırım Bayrak ise, “Ülkemizin en çok göç veren bölgesinde ikamet ediyoruz. 210 bin ruhsatlı üreticinin çay tarımı yaptığı bakan ve Çaykur verilere karşı belirlenmiştir. Biz doğduğumuz topraklarda yaptığımız tarımdan doymak istiyoruz. Yani hak ettiğimizi, emek ettiğimiz çayın karşılığı olarak alacağımız parayla doğduğumuz topraklarda hayatımızı idame etmek istiyoruz” diye konuştu.
‘FİYATIN REVİZE EDİLMESİNİ TALEP EDİYORUZ’
Artvin Borçka Ziraat Odası Başkanı ve Bölge Koordinatörü Tolga İskenderoğlu, şu şekilde konuştu:
“Karadeniz için ciddi anlamı olan hayatımızı idame ettirdiğimiz bir tarım ürünü çay. Ve Tirebolu’dan, Borçka’ya kadar çay üretimi yapılıyor ve bütün Karadeniz halkının doğrudan ve dolaylı olarak geçimini sağladıkları bir ürün çay. Aynı zamanda ülkemiz için de stratejik bir ürün çay, o yüzden devlet yetkililerimiz çay maliyetlerini ve sahadaki talepleri dikkate alarak tekrar konuyu değerlendirerek üreticinin memnun olacağı, STK’nın memnun olacağı, sektörün memnun olacağı bir fiyatın açıklanmasına ihtiyaç vardır.
Bu bir zincir halkası üretici işleyecek. Üretici üretecek, sanayi işleyecek. Dolayısıyla birbirinden ayrılmaz bir sektör. Dünyada üretimde beşinci olduğumuz, tüketimde de birinci olduğumuz bir ürünün hem kanuna hem taban fiyata hem de sanayinin, üretenin ve tüketenin memnun olduğu bir ortama ihtiyaç vardır. Bu açıklanan fiyat bu ortamı sağlamakta özellikle üreticinin mağduriyeti bu anlamda ciddi olmakta. O yüzden tekrar devlet yetkililerimizden bir Ziraat Odaları olarak üreticilerin temsilcileri olarak devlet yetkililerimiz maliyetlerin tekrar incelenerek bu fiyatın revize edilmesini talep ediyoruz.”
]]>Tarım ve Orman Bakanlığı, 2024 yılı yaş çay alım fiyatının kilogram başına 17 lira, üreticilere verilen destekleme bedelinin ise 2 lira olarak belirlendiğini, böylece 2024 yılı yaş çay bedeli olarak üreticilerin eline kilogram başına 19 lira geçeceğini açıkladı.
Rizeliler, açıklanan fiyata tepki göstererek, fiyatın en az 25 lira olmasını talep etti.
Yapılan açıklamalarda, “25 lira bu milletin hakkıdır. Çünkü burada geçen sene 800 lira yevmiye yapılırken, yevmiye çay toplanırken bugün bin 500 lira isteniyor. Bunun gübresi var, çapalaması var, ot temizliği var, bakımı var. Yani bunları üste koyduğunuzda çayın değerini bugün 19 lira olarak açıklamak öyle bir çay almak bu akla ziyandır” denildi.
Rize’deki siyasi parti temsilcileri ve ziraat odası başkanlarının konuyla ilgili değerlendirmeleri şöyle:
“25 LİRA BU MİLLETİN HAKKIDIR”
İYİ Parti Rize İl Başkanı Kürşat Hacısüleymanoğlu:
“Rize Ticaret Borsası’nın çay fiyatıyla ilgili 19 lira açıklamasının tamamen bir fiyasko olduğunu, çay fiyatının manipüle edildiğini düşünüyoruz.
Ayrıca açıklanacak olan çay fiyatının güncel ekonomik koşullar dikkatine alınarak, güncel enflasyon dikkate alınarak, maliyet hesabı yapıldı. Maliyet hesabına göre en az 25 TL olarak açıklanmasını talep ediyoruz.”
Demokrat Parti Rize İl Başkanı Hamit Çelik:
“Bugün çay fiyatının gerçek rakamı uluslararası piyasada 85 senttir. Yani o da 26 lira üzerindedir. Bu para, bugün çaya verilecek zam bir defa 25 liranın altına düşmemesi lazım. 25 lira bu milletin hakkıdır.
Çünkü burada geçen sene 800 lira yevmiye yapılırken, yevmiye çay toplanırken bugün bin 500 lira isteniyor. Bunun gübresi var, çapalaması var, ot temizliği var, bakımı var. Yani bunları üste koyduğunuzda çayın değerini bugün 19 lira olarak açıklamak öyle bir çay almak bu akla ziyandır.”
“BİR AN ÖNCE BU YANLIŞTAN VAZGEÇİLMELİDİR”
Gelecek Partisi Rize İl Başkanı Osman Civelek:
“Devletin en yetkilisi o günkü parlamenter sistemde başbakan vardı. Rahmetli Başbakan Mesut Yılmaz gelirdi Rize’ye, çay fiyatını açıklardı. Çay fiyatının açıklanmasıyla bir bayram havası estirirdi. Rize Meydanı mitinglere dönüşürdü adeta. Diyelim ki o gün ki şartlarda enflasyona yakın bir rakam verilirdi. Rizeli olması münasebetiyle de onun üzerine ilave bir ek ödenek daha aktarırdı başbakan ve çay fiyatını öyle açıklanırdı.
Son yıllarda artık alışkanlık haline getirdi iktidar, Çaykur binalarından, bakanlığın
odalarından çay fiyatları açıklanmaya başlandı. Buna da Rizeliyi alıştırdılar. En son geçen sene seçimlerde mayıs ayı çayı fiyatı açıklanırken Cumhurbaşkanı Rize Meydanı’nda bir fiyat açıkladı ve fiyattan da üreticilerimiz çok memnun kalmadı. Çünkü miting alanının boşaldığını hissettik ve gördük çay fiyatı açıklandıktan sonra.
Bugünün şartlarında fiyatın 25 TL ve üzerinde olması makbuldür. Çünkü ekonomik sıkıntılarla insanlarımız uğraşırken bir nebze nefes alma adı altında belki bir faydası olacaktır bu rakamın.
Saadet Partisi Rize İL Başkanı Muhammet Kaçar:
“Ülkemizde yaşanan enflasyon da nazara alınarak, daha önceden de ifade ettiğimiz üzere asgari 25 TL olarak çay fiyatının belirlenmesini ve desteklemenin de 3 TL olarak belirlenerek milletimizin güvenle önüne bakabileceği bir ortamın oluşmasını hükümet yetkililerimize önemle arz ediyoruz.
Bu yanlıştan bir an önce vazgeçilerek olması gereken asgari 25 TL olarak fiyatın belirlenmesini ve bu fiyatın bir an önce açıklanmasını yetkililerden önemle rica ediyoruz.”
Artvin Kemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Olcay Muti:
“4 Mayıs Cumartesi günü başlayan çay tarımı bir sürü belirsizliklerle, sıkıntılarla başladı. Biz çay üreticileri olarak en az en yüzde 100 zam istiyoruz. Yani maliyetlerimiz geçen yıldan bugüne arttı.
Mazota gelen, enerjiye, gıdaya gelen maliyetler arttı. Ziraat Odaları olarak maliyet hesaplaması yaparken birçok kalemde maliyet hesaplaması yaptık ve bunların bir yıllık almış olduğu zamları hesapladık ortalama 17.8 kuruşa denk düştü.
Biz Odalar olarak, çay bölgesi Ziraat Odaları olarak, Hopa Ziraat Odası olarak bu yıl çay fiyatının 25 liranın üzerinde olmasını talep ediyoruz. Döviz artışı alım gücümüz düştü. Geçen yıl 150 liraya aldığımız çay makası, bu yıl 600 geçen yıl 20 liraya aldığımız çuval bu yıl 50 lira buyurun sayın devlet büyükleri bu hesabı bu maliyeti siz yapın ve bu yıl üreticilerimizin yüzünü güldürecek bir fiyat belirleyin.”
]]>Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD) yaptığı yazılı açıklamada çiğ süt fiyatına gelen zammı hayvancılığına vurulan bir darbe olarak niteledi.
TÜSEDAD’tan yapılan açıklamada, “Enflasyonun yüzde 68,50 (TÜİK) olarak açıklandığı, yem ham maddelerinin yüzde 50’den fazlasının ithal edildiği ve tüm üretim girdilerinin hızla yükseldiği bir ortamda çiğ süt fiyatına yüzde 8,51’lik bir artış yapılmış olması USK’nın ülke hayvancılığına vurduğu bir darbedir”” denildi.
Dernek ayrıca sanayicilerin üreticilerden düşük fiyatla çiğ sür satın almaya çalışıldığına yönelik şikayet gelirse Rekabet Kurumu ve Ticaret Bakanlığı Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’na şikayette bulunacağını açıkladı.
Dernekten yapılan açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Ülke hayvancılığımızın süregelen sorunlarını defaten dile getiren; et fiyatlarındaki yükselişin sebebinin çiğ süt fiyatları olduğunu, dişi hayvanların kesiminin hızlanacağını son 4 yıldır her mecrada dile getiren derneğimiz, gelinen noktada Ulusal Süt Konseyi (USK) tarafından 15 Nisan 2024 tarihinde 13,50 TL/litre olan çiğ süt tavsiye fiyatını yüzde 8,51’lik artışla üstelik de 1 Mayıs’tan geçerli olacak şekilde 14,65 TL/litre olarak ilan etmesi üreticilerimiz için kabul edilebilir değildir.
Enflasyonun yüzde 68,50 (TÜİK) olarak açıklandığı, yem ham maddelerinin yüzde 50’den fazlasının ithal edildiği ve tüm üretim girdilerinin hızla yükseldiği bir ortamda çiğ süt fiyatına yüzde 8,51’lik bir artış yapılmış olması USK’nın ülke hayvancılığına vurduğu bir darbedir.
Yıllardır yaptığımız tüm uyarılara, bilimsel ve çiftlik gerçeklerine göre açıkladığımız çiğ süt maliyetine rağmen hem USK hem de çiğ sütü işleyen sanayicilerimiz, dişi hayvan kesimlerinden kaynaklı kırmızı et fiyatlarındaki yükselişi göz ardı etmektedir. Halbuki süt ve et üretimi birbirine bağlı 2 üretim koludur. Maliyetinin altında veya maliyet sınırında satış yapan üreticilerimiz hayvanlarını kestirerek üretimden çıkmaktadır. Bu durum herkesçe algılanmış net bir durumdur.
‘KIRMIZI ET FİYATLARININ YÜKSELMESİ KAÇINILMAZ’
Çiğ sütü işleyen ve süt üreticisinin tek alıcısı konumunda olan sanayicilerin ise, USK tarafından açıklanan tavsiye fiyatını da dikkate almayarak geriye dönük; Mart, Nisan ayları ve hatta Mayıs ayı için, kendi aralarında oluşturdukları fiyat düşürme politikası ile üretici fiyatını baskılama çabalarının olması ise oldukça üzücüdür. Üreticilerimiz ise sanayicinin bu baskısı altında ezilmekte ve zararına satış yapmak yerine dişi hayvanlarını keserek üretimden çıkmaktadır. Bu durumda da kırmızı et fiyatlarının yükselmesi kaçınılmaz olmakta ve bu kısır döngüden çıkılamamaktadır.
1 Mayıs 2024 tarihinden itibaren, açıklanan çiğ süt tavsiye fiyatının altında alım yapmak isteyen ve bu konuda kartel oluşturmaya çalışan sanayicilerimiz olmayacağı inancıyla, üreticilerimiz tarafından böyle bir durum bildirildiğinde; Rekabet Kurumu ve Ticaret Bakanlığı Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’na resmi şikâyette bulunacağımızı belirtir, saygılarımızı sunarız.”
]]>
DARALMA BEKLENİYOR
Türk tüketicisinin enflasyonla yaşamayı bilen bir toplum olduğunu 2023 yılında alınan önlemlerle iç ticarette bir sıkıntı yaşanmadığını kaydeden Özpamukçu 2024 trendlerine ilişkin ise şu değerlendirmeyi yaptı: “2024 yılında bir miktar daralmayı bekliyoruz. Tüketicimiz de temel ihtiyaçlarını karşılama noktasında bilinçli. Hem market harcamalarında hem de yeme içme harcamalarında promosyon ve indirim hassasiyeti yoğun bir şekilde sürüyor. Özellikle hızlı servis restoranları kısmında yoğun rekabet ve tüketici talebi karşısında, fiyatlar ile maliyetler arasındaki makas çok daralmış durumda. Genel eğilim olarak alışveriş sepetlerinin küçüldüğünü, maliyet enflasyonu bazlı fiyatlar neticesinde ciroların artışta olduğunu, tüketici ve rakip işletmeler arasında promosyon savaşlarının sürdüğünü söyleyebiliriz.”
Komisyon oranları tahsilatı engelliyor
Türkiye’deki mevcut ekonomik koşullarla birlikte tedarikçilerin finansal kaynaklara erişim ve tahsilatlarda sorunlar yaşadığını kaydeden Alp Önder Özpamukçu, kredi kartı ile alışveriş oranlarının ise çok yüksek boyutlara ulaştığına dikkat çekti. Özpamukçu, “Kredi kartı ödemelerinin bankalardan tahsil edilmesi konusunda da yüksek maliyetler nedeniyle sıkıntı yaşanıyor. Bununla bağlantılı olarak hem ödeme sistemlerinde, hem de harcama noktaları konusunda maalesef kayıt dışına doğru bir kayma gözlemliyoruz. Enflasyonla mücadelenin yanı sıra kayıt dışı ile mücadelenin de önemli bir gündem olacağını görüyoruz” değerlendirmesini yaptı.
İstihdamda sirkülasyon yaşanıyor
Türkiye’nin döviz bazında pahalı bir ülke haline gelmesi ile birlikte turist ilgisini ve yabancılara ürün ve hizmet satışlarını zorladığını vurgulayan Özpamukçu, bugünlerde sakin seyretmesine rağmen yüksek döviz kurlarının ilave maliyet baskısı yarattığını söyledi. Diğer taraftan sektörün istihdamda yüksek sirkülasyon nedeni ile sıkıntı yaşadığını aktaran Özpamukçu, “Gençlerimize buradan da bir çağrı yaparak, perakendeyi kısa dönemli bir iş değil önemli kariyer hedefleri sağlayan ve bireysel gelişime önemli katkı sunan bir sektör olarak görmelerini bekliyoruz” dedi.

PERAKENDE SEKTÖRÜNE İLİŞKİN ÖNGÖRÜLERİNİ PAYLAŞTILAR
Metro Türkiye Satın Almadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Deniz Alkaç: Marka ve ürünlerde tüketici ucuza yöneliyor
Yüksek enflasyon ve aralıksız olarak artan gıda fiyatları alışveriş tercihlerini temelden değiştirirken, pazarda trendler ucuz ürün ve markalara doğru kayışa işaret ediyor. Türkiye’de son 3 yıldır gıda fiyatlarının arttığını ve baz etkisinin devreye gireceği hazirana kadar yükselişin sürmesini beklediklerini kaydeden Metro Türkiye Satın Almadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Deniz Alkaç, “Daha ucuza doğru markalar arası, ürünler arası kaymalar görülüyor. Marketlerin kendi özel markalı ürünlerine de bir kayış olduğunu görüyoruz. Ekonomik etkenler ve azalan alım gücüyle birlikte tüketici alışkanlıklarındaki değişimlere baktığımızda, kuruyemiş talebi azalırken bisküvi tercihinde artış yaşandığını görüyoruz. Pirinçte talep düşerken makarna satışları artıyor. Kırmızı et, beyaz et ya da balık seçiminde daha uygun fiyatlı çeşitler tercih edilebiliyor” değerlendirmesini yaptı.
FİYATLAR YÜZDE 60 ARTTI
Ramazan’da gıda fiyatlarının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 60 artış gösterdiğini açıklayan Alkaç, şöyle devam etti: “Özellikle mayıs ayından sonra sıkılaşmış para politikalarının etkisiyle ve meyve-sebzede tarla sezonunun başlamasıyla birlikte enflasyonda ciddi bir düşüşün başlayacağını öngörüyoruz. Gıda fiyatlarındaki yükselişin ortaya çıkardığı en büyük risk ise tüketicilerin daha ekonomik ürün arayışına girmesini fırsat bilenlerin taklit ve tağşiş ürüne yönelmesi, yani gıdada sahteciliğin artırması.”
20 bin üründe süreli değil sürekli iyi fiyat
Metro Türkiye olarak 2024’teki hedeflerini de aktaran Alkaç, bu yıl yeni fiyatlandırma politikalarıyla 20 bine yakın üründe süreli değil sürekli çok iyi fiyat sunduklarını kaydetti. “Çok Al Az Öde’ uygulamamız ile de profesyonel müşterilerimizin en çok talep gösterdiği ve ana ihtiyaçlarının tamamını karşılayan 4 bine yakın ürünümüzde yüzde 20, yüzde 30 hatta yüzde 50’lere varan fiyat avantajı sunuyoruz. Yeni müşterilere de ulaşmamızı sağlayacak bu strateji doğrultusunda satış ekibimizi iki katına çıkardık” diye konuşan Alkaç, bu sayede pazar paylarını da artırmayı planladıklarını dile getirdi.
Türkiye Perakendeciler Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Düzgün: Vatandaşın ana gündemi fiyatlar
Alışverişlerin temel belirleyicisi haline gelen fiyat hassasiyeti, ev dışı tüketimi hane içine kaydırırken, gıda perakendesinde bu yıl durgunluk bekliyor. Türkiye Perakendeciler Federasyonu Başkanı Ömer Düzgün, 2024’te sektörün pek çok zorlukla karşı karşıya kaldığına dikkat çekti.
TENCERE EVDE KAYNIYOR
Düzgün, “Sektör, enflasyon, maliyet artışları ve üretimdeki dalgalanmalar nedeniyle belirsizliklerle mücadele ediyor. Tüketicilerin alım gücündeki düşüş ve fiyat odaklı olmaları perakende satışları üzerinde değişime neden oluyor. Tüketicinin ana gündemi fiyatlar. Raflardaki tüm fiyatlar inceleniyor, kıyaslanıyor, market arabasına içerik ve gramaj değerlendirilerek ekleniyor” değerlendirmesini yaptı.
Son iki yılda fiyat hassasiyeti artan tüketicinin önce fiyat karşılaştırması yaptığını aktaran Düzgün, şöyle devam etti: “Ancak market arabalarında geçen yıla kıyasla daha fazla ürün yer alıyor. Çünkü artan maliyetler nedeniyle tüketiciler artık evde yemek yapma ve yeme eğiliminde. Bu da hafta içi ve hafta sonu dışarıda yeme içmeye ayrılan paranın kesildiğini, yeme-içme fiyatlarının gerekenin üzerinde olmasından dolayı vatandaşların tencereyi evde kaynattığına işaret ediyor.” Düzgün, gıda perakendesinin genelinde bir durgunluk gözlemlediklerini, fiyat artışlarındaki yavaşlamaya rağmen başta et grubu olmak üzere vatandaşların gıdaya erişimde zorlandığını kaydetti.
Üreticinin fiyat eğilimi belirsizlik yaratıyor
Üreticilerin döviz ve enerji maliyetlerindeki artışlar karşısında fiyatlarını ayarlama eğilimlerinin sektörde bir takım belirsizlikler yarattığını da aktaran Düzgün, daha cazip fiyatlar nedeni ile ihracata yöneldiklerini kaydetti. Düzgün, “Bu yanlış eğilim, yanlış fiyat politikalarının denetimi maalesef bizim raflarda gerçekleşiyor. Vatandaşlarımızla bizler karşı karşıya kalıyoruz” dedi.

Market ve AVM’lerde kart harcamaları yüzde 161 arttı
Yüksek enflasyon nedeniyle alım gücü, artan fiyatları karşılayamayan vatandaşın market ve alışveriş merkezlerinde (AVM) kartlı harcamaları arttı. Marketlerde geçmişte yüzde 60 olan kartlı alışverişler bu yıl yüzde 85’lere ulaştı. Bankalararası Kart Merkezi’nin Mart 2024 verilerine göre vatandaşların market ve alışveriş merkezlerindeki kredi kartı harcamaları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 161.5 artış gösterdi.
163 MİLYARA DAYANDI
Mart 2023’te kredi kartı ile yapılan harcama tutarı 62 milyar 327 milyon 980 bin TL iken, Mart 2024’te bu tutar 162 milyar 977 milyon 490 bin TL’ye ulaştı. İşlem adedi de aynı dönemde 63 milyon artarak 272 milyon oldu. Mart 2024’te kredi kartı ile işlem başına yapılan ortalama ödeme bir önceki yılın aynı ayına göre iki katına çıktı. Mart 2023’te market ve alışveriş merkezlerinde kredi kartı ile yapılan işlem başına ortalama ödeme 298 lira iken Mart 2024’te bu tutar 599 liraya çıktı.
Market sayısı 52 bini aştı
Türkiye’de marketlerin sayısı geçen yıl sonu itibarıyla 52 bini aştı. Ülkede 400 kişiye 1 market düşerken, yerel market zincirleri de 7 bin 700’e ulaştı. Söz konusu büyümenin büyük kısmı bir önceki yıllarda olduğu gibi yine indirim (discount) marketlerinden geldi. 2019’da 25 bin 493, 2020’de 27 bin 660, 2021’de 30 bin 955 ve 2022’de 38 bin 122 şubeye ulaşan indirim marketler, 2023’te 3 bine yakın yeni şube açarak toplam mağaza sayısında yaklaşık 41 bini aştı. Böylece discount marketlerin pazardan aldığı pay yüzde 80’e yaklaştı. Ortakalan Perakende Raporu’na göre ise 2022’de 5 bin yeni market açılışıyla organize gıda perakendeciliğinde toplam market sayısı 48 bin 660 market ile kapatmıştı.
Atıştırmalıklar ana öğün oldu
Tüm kriz dönemleri tüketim alanında kendi trendlerini oluştururken, 63 aydır kesintisiz artan enflasyon, tüketiciyi gıdada farklı öğünlere ve yüksek maliyetlere maruz bıraktı. Araştırma şirketi Ipsos’un 2023 yılına dair gerçekleştirdiği analizde krizsiz dönemlerde keyif olarak tüketilen atıştırmalıkların artık ana öğün haline geldiğini ortaya koyuyor. “Öğün geçiştirmek eskiden belki sadece zaman kısıtıyla ilişkilendirilen bir davranıştı ancak şimdi ekonomik faydası ile de ön plana çıkıyor: 2023 yılında tüketicilerin yüzde 13’ü atıştırmalık ürünleri ana öğün niyetine tükettiğini söylüyor” tespitinin yapıldığı araştırma, uygun fiyatlı atıştırmalıkların temel gıda ürünlerinin yerine geçtiğini gösteriyor. Diğer taraftan hane halkının geçen yıl gıda harcaması yüzde 67 artarken, et v et ürünlerinde yüzde 84, süt ve süt ürünlerinde yüzde 62, içecekte yüzde 74’lük artış görüldü.
]]>Denetimlerde, fiyat tarifelerinin, söz konusu iş yerlerinin giriş kapısının önüne ve hizmet sunulan masaların üstüne, tüketiciler tarafından kolaylıkla görülebilir ve okunabilir şekilde konulup konulmadığı incelendi.
Bu kapsamda Ankara Ticaret İl Müdür Vekili Elif Tan ve beraberindeki ekip, Çankaya ilçesinde yiyecek ve içecek hizmeti sunan iş yerlerini denetledi.
Tan, denetimlerin ardından AA muhabirine yaptığı değerlendirme, “Lokantaların giriş kapısının önünde her bir ürünün fiyatının belirtilip belirtilmediğini kontrol edip, her bir masaya fiyat listesi var mı diye bakıyoruz. Lokanta ve restoranlarda servis ücreti veya başka bir isim altında herhangi bir ücret alınıyorsa bunun fiyat listesinde ya da menülerde belirtilip belirtilmediği hususunu da kontrol ettik.” ifadelerini kullandı.

Bursa’da da il müdürlüğü ekipleri, lokanta ve kafelerde incelemelerde bulundu. Bursa Ticaret İl Müdürü İsmail Aslanlar, konuya ilişkin değerlendirmesinde, AVM’lerde farklı işletmelerin ortak alanda faaliyet göstermesi nedeniyle giriş kapısı olmadığına işaret etti. Aslanlar, “Sipariş verilen ve ödeme yapılan noktalarda tarife ve fiyat listelerinin yer alıp almadığına bakıyoruz.” dedi.
Masaya servis hizmeti sunulan işletmelerde, tüketiciler sipariş verinceye kadar fiyat listelerinin masanın üstüne konulması gerektiğini anlatan Aslanlar, otel, hastane ve mağaza gibi ana faaliyetin yanı sıra kantin, kafeterya gibi yiyecek-içecek hizmeti sunulan işletmelerde de aynı kriterleri aradıklarını vurguladı.
Arslanlar, masaların üzerinde yer alan QR kodlu menülerin tek başına yeterli olmadığına dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hizmet sunulan masaya menü getirilmesi esastır. Ek bir hizmet olarak QR kodu kullanılmasında bir sakınca görülmemektedir. Denetim esnasında tarife ve fiyat listelerine rastlanılmaması veya liste fiyatı ile kasa fiyatı arasında uyumsuzluk olması halinde her bir aykırılık için 2 bin 172 lira idari para cezası uygulanmaktadır. Girdi fiyatlarında bir artış olmamasına rağmen satış fiyatlarında artış söz konusuysa, bunları da tespit ederek Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulunda değerlendirilmek ve gereği yapılmak üzere Bakanlığımıza gönderiyoruz. Aykırılık olması halinde bunlara da Bakanlığımızca idari para cezası uygulanmaktadır. Kent genelinde bu yıl 1207 işletmede 300 bin 40 ürün denetlendi, 1 milyon 776 bin 682 lira idari para cezası uygulandı.”

Kocaeli Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, Başiskele ilçesinde de fiyat etiketi denetiminde bulundu. Kocaeli Ticaret İl Müdürü Veysi Uzunkaya, kafe, restoran, pastane ve benzeri işletmelere yönelik denetimlerin etkin şekilde yapıldığını söyledi.
Temel amacın tüketicinin ekonomik çıkarlarını korumak, haksız ve fahiş fiyat hususlarının önüne geçmek olduğunu belirten Uzunkaya, işletmelerin, bütün ürünlere ilişkin fiyat listelerini tüketicinin kolaylıkla görebileceği şekilde mekan girişine asmak zorunda olduğunu anımsattı.
Uzunkaya, işletme girişlerinde belirtilen fiyat listeleri ile masada yer alan fiyat listelerinin aynı olması gerektiğini dile getirerek, kasada ne kadar ücret ödeyeceğini bilerek masadan kalkmasının tüketicinin en doğal hakkı olduğunu kaydetti.
Kocaeli’de 15 ekiple denetim yaptıklarını bildiren Uzunkaya, “Sadece kafe, restoran ve pastane gibi işletmelere yönelik denetimlerde 2024’ün başından bugüne kadar 1537 firma denetlendi. 331 firmada aykırılık tespit edildi. 331 firmaya uygulanan idari para cezası yaklaşık 720 bin lira oldu.” diye konuştu.
Uzunkaya, bugün denetledikleri işletmelerin mevzuata uygun faaliyette bulunduğunu ifade ederek, denetimlerde amaçlarının işletmeleri zora sokmak değil, tüketicinin haklarını korumak olduğunu söyledi.

Adana’da da Ticaret İl Müdür Vekili Hüseyin Gödelek ve beraberindeki ekip, Turgut Özal Bulvarı’nda fiyat etiketi denetimi yaptı. Ekipler, iş yeri sahiplerine işletme girişlerine fiyat listesi konulması uygulamasına yönelik bilgi de verdi.
Gödelek, 1 Ocak’ta yürürlüğe giren düzenlemeyle keyfi fiyat artışı yapılmasının önüne geçildiğini hatırlatarak, hizmete sunulmayan herhangi bir ürünün menüde bulunmaması gerektiğini bildirdi. Gödelek, denetimlerdeki ilk hedefin tüketicinin mağdur edilmemesi olduğuna işaret etti.
‘İŞLETMELERİ UYARDIK’
Trabzon’un Ortahisar ilçesinde faaliyet gösteren kafe ve restoranlara yönelik de denetim yapıldı. Ticaret İl Müdürü Kasım Tiryaki, fiyat listelerinin yanı sıra “servis ücreti” adı altında herhangi bir ücret talep edilip edilmediğini incelediklerini söyledi.
Menü ve kasa fiyatı uyumunu da kontrol ettiklerini vurgulayan Tiryaki, şu değerlendirmede bulundu:
“Denetimlerimiz devam edecek. Burada amacımız, vatandaşlarımızın restorana veya kafeye girmeden önce alacağı hizmeti ve buna mukabil ödeyeceği ücreti görmesi ve bu doğrultuda bir tercihte bulunabilmesi. Tüketicinin bilgilendirilmesini, ekonomik çıkarlarının korunmasını ve olabilecek mağduriyetlerin engellenmesini hedefliyoruz.”
Diyarbakır Ticaret İl Müdürü Zafer Atik de restoran, kafe ve benzeri işletmelerde Fiyat Etiketi Yönetmeliği kapsamında denetim yaptıklarını söyledi.
Fiyat listeleri ile servis ücreti uygulamasına yönelik inceleme gerçekleştirdiklerini belirten Atik, şunları kaydetti:
“Denetimlerde amacımız, tüketicilerin yiyecek ve içecek hizmeti sunulan yerlerde işletmelere girmeden kapı girişlerindeki tarife ve ücret listelerini görerek ve fiyat karşılaştırması yaparak tercihte bulunabilmelerini sağlamak. Yönetmeliğimiz yürürlüğe girmeden önce Bakanlığımızın rehberlik görevi kapsamında sektör temsilcilerimizi ve işletmelerimizi bu konularda uyardık. İşletmelerimizin cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalması açısından belirtilen hususlara dikkat etmeleri faydalı olacaktır.”
]]>Çikolata fiyatları geçtiğimiz yılki ramazan bayramına göre yüzde 90’dan fazla zamlandı.
Ayrıca şeker fiyatlarına da büyük zam geldi. Şeker fiyatlarında gelen zam, geçen yıl ramazandan bu yana yüzde 100’ü aşarken kurban bayramından bu yana ise yüze 75 oldu.
KAKAO KRİZİ
Dünyanın en büyük en büyük iki kakao tedarikçisi Fildişi Sahili ve Gana’daki tarımsal üretim sorunları nedeniyle kakao fiyatları geçtiğimiz haftalarda rekor üstüne rekor kırmıştı. Arz sorunları nedeniyle New York’ta kakao fiyatları ton başına fiyatı 10 bin doları gördü.
Kakao fiyatları, küresel arzdaki düşüşün etkisiyle 3 ayda yaklaşık iki katına çıkarak rekor seviyelere yükselirken, çikolata üreticileri hem boyutlarda küçülmeye hem de fiyatlarda artışa gitti.
Sektör temsilcilerine göre kakao krizi çikolata piyasasına yansımış durumda. Diğer yandan artan şeker fiyatları da şekerleme ve çikolata ürünlerini etkiliyor.
Kakao arzında sorunlarının ana nedeni uzun süreli kuraklık ve şiddetli yağmur gibi kötü hava koşulları gösterilirken, virüs kaynaklı bitki hastalıkları da mahsulü etkiledi.
ÇİKOLATA FİYATLARI TIRMANDI
Dünyadaki kakao üretiminin yüzde 60’ını karşılayan iki ülkeden gelen haberlerin ardından, tüm dünyada çikolata fiyatlarına yansımaya başladı. Çikolata üreticileri, yüksek kakao fiyatlarını ya fiyat artışları şeklinde ya da ambalaj boyutlarını azaltarak tüketicilere yansıtıyor.
Ramazan bayramlarında yaygın olarak tüketilen bir çikolata, marketlerde kilogram başına 380 TL civarında alıcı buluyor. 2023 yılındaki Ramazan bayramında benzer çikolatların fiyatı 200 TL civarında olurken Kurban Bayramı’nda ise 260 TL’ye satılıyordu.
2023 yılı Ramazan Bayramı’nda 100 TL civarında olan ikramlık şekerlemeler marketlerde bu bayram öncesi ortalama 215 TL’den satılıyor.
YÜZDE 140’LIK ARTIŞ FİYATLARA YANSIYACAK
Çikolata krizi ile ilgili açıklama yapan Patiswiss Yönetim Kurulu Başkanı Elif Aslı Yıldız, “Bu konuda çok fazla bilgi kirliliği var. Kakao ağaçlarını etkileyen virüsle ilgili net bir bilgi yok” açıklamasında bulunmuştu.
Yıldız, “El Nino derken iklim krizi derken, Ukrayna savaşından dolayı gübrenin yetersiz kalmasının da etkisiyle limanlara yüzde 30-35 daha az kakao ulaşmış durumda. Biz yüzde 3-5 bir etkilenme bekliyorduk yüzde 35-40 bir azalış beklemediğimiz bir azalış oldu. Maalesef bu durum kakao fiyatlarına bir yılda tonunda 2 bin pound’dan 4 bin 800 pound’a çıkmasına neden oldu” dedi.
ÇİKOLATA ALIRKEN DİKKAT
Kakao fiyatlarındaki yüzde 140’lık artış fiyatlara çok kısa sürede yansıyacağını dile getiren Yıldız, “Fiyatlara yansıtmamak için elimizden geleni yapıyoruz ancak TL’deki değer kaybından bağımsız bir durumla karşı karşıyayız” dedi.
Tüketimin de dünyada yüzde 10 azalması gerektiğini, yoksa önümüzdeki dönemde çikolataya ulaşmanın zorlaşacağını belirten Yıldız, “Çikolata alırken mutlaka etiketlere bakılmalı. Güvendiğiniz markaları tercih edin, çünkü bazı üreticiler kakao yerine başka reçetelere yönlenebilir” açıklamasında bulundu.
ŞEKERLEMEDE FİYAT YÜZDE 80 ARTTI
İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR) Başkanı Kazım Taycı İHBİR’in 2024 hedefleri ve ihracattaki son durumun değerlendirildiği toplantıda çikolata ve şeker fiyatlarındaki son duruma değindi.
Toplantıda İHBİR’in faaliyet alanına giren şekerleme ve çikolata ürünlerinde Ramazan Bayramı öncesindeki fiyat gelişmelerini de değerlendiren Taycı, “Şekerlemede fiyatlar geçtiğimiz yılki bayram dönemine göre yüzde 80 arttı. Enflasyon oranındaki artış halihazırda rakamlara yansımış durumda” dedi.
Bununla birlikte çikolatanın hammaddesi kakaodaki rekolte düşüşü ve buna bağlı fiyat artışları nedeniyle şekerleme ürünlerinin çikolataya göre hâlâ daha cazip olacağını belirten Taycı, “Kakao yağının tonu 30,000-32,000 euroya çıktı. Maliyet artışı ürünlere hala yansımadı. Bayramdan sonra fiyatlara yansıyacak. Ramazan Bayramı’ndan sonra çikolata fiyatından dolayı ulaşılması zor bir ürün olacak” dedi.
Taycı, kakao fiyatlarındaki artış nedeniyle hem üretici hem de tüketicilerin alternatif arayışında olacağını belirterek, “Masif çikolatadan ziyade, çikolata kaplamalı ürünler tercih edilecek” diye konuştu.
Dünya genelinde önemli merkez bankaları yavaş yavaş faiz indirimlerine hazırlanırken, Fed’in faiz indirimlerine diğer ülkelerden sonraya kalabileceği ihtimalinin artması varlık fiyatlarını etkilemeye devam ediyor.
Dün ABD’de açıklanan verilere göre, imalat sanayide 16 aylık daralmanın ardından ilk kez genişleme kaydedilirken, Tedarik Yönetim Enstitüsünün (ISM) imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI), martta 50,3 değeriyle piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleşti.
Analistler, söz konusu gelişmelerin görece riskli varlıklara olan risk iştahını törpülediğini kaydederek, Fed Başkanı Jerome Powell’ın yarın yapacağı açıklamalardaki tonun piyasaların yönü üzerinde etkili olabileceğini ifade etti.
Para piyasalarındaki fiyatlamalar açıklanan makroekonomik verilerle dalgalanmaya devam ederken, Fed’in ilk faiz indirimine haziranda gitme ihtimali yüzde 58’e geriledi.
DOLAR VE TAHVİL PİYASASI
Söz konusu veriyle birlikte dolar endeksi 14 Kasım 2023’ten bu yana ilk kez 105 seviyesinin üzerinde kapanış gerçekleştirirken, tahvil piyasalarında da satış baskısının arttığı görüldü.
ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi dün yaklaşık 11 baz puanlık artışla günü yüzde 4,32’den tamamlarken, şu sıralarda yüzde 4,31’de bulunuyor.
ALTIN VE PETROLDE YÜKSELİŞ SÜRÜYOR
Yükseliş eğilimini üst üste altıncı işlem gününe taşıyan altının ons fiyatı, bugün önceki kapanışının yüzde 0,2 üzerinde 2 bin 257 dolardan alıcı buluyor. Altının ons fiyatı, dün 2 bin 266 dolara çıkarak tüm zamanların en yüksek seviyesini test etmişti.
Artan jeopolitik riskler ve Meksika’dan gelen arz daralmasıyla petrol fiyatlarındaki yükseliş de devam ederken, Brent petrolün varil fiyatı yükseliş eğilimini üst üste 4. işlem gününe taşıyarak, yüzde 0,1 artışla 87,6 dolardan işlem görüyor.
ABD BORSALARI KARIŞIK SEYREDİYOR
Diğer taraftan, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta Nasdaq borsasında işlem görmeye başlayan sosyal medya şirketi, geçen yıl 58 milyon dolar zarar ettiğini bildirdi. Trump Media & Technology Group’un hisseleri dün yüzde 21’den fazla değer kaybetti.
Dün New York borsasında Nasdaq endeksi yüzde 0,11 değer kazanırken, S&P 500 endeksi yüzde 0,20 ve Dow Jones endeksi de yüzde 0,60 azalış kaydetti. ABD’de endeks vadeli kontratlar, yeni güne de karışık bir seyirle başladı.
AVRUPA PİYASALARI BUGÜN AÇILACAK
Avrupa borsaları, Paskalya tatilinin ardından bugün işleme açılması beklenirken, gözler bölge genelinde açıklanacak imalat sanayi PMI verilerine çevrildi.
Bugün Almanya’da öncü Tüketici Fİyat Endeksi (TÜFE) verilerinin de yatırımcıların odağına yerleştiğini belirten analistler, ülkede enflasyonun martta aylık yüzde 0,5 ve yıllık yüzde 2,2 olmasının beklendiğini bildirdi.
Avrupa’da endeks vadeli kontratlar, yeni güne karışık bir seyirle başladı.
ASYA’DA POZİTİF SEYİR
Asya pay piyasalarında ise Çin hariç pozitif bir seyir öne çıkarken, Japonya Maliye Bakanı Shunichi Suzuki, Japonya Merkez Bankasının (BoJ), genişleyici para politikasına “muhtemelen” devam edeceğini dile getirdi.
Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,1, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,1 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 2,3 değer kazanırken, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,3 geriledi.
YURT İÇİ PİYASALAR DALGALI
Yurt içinde dün dalgalı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,17 değer kazancıyla 9 bin 157,54 puandan tamamladı.
Dolar/TL, dün satıcılı bir seyir izleyerek günü önceki kapanışının yüzde 0,4 altında 32,2565’ten tamamlamasının ardından bugün bankalararası piyasanın açılışında 32,2640 seviyesinden işlem görüyor.
Analistler, bugün yurt içinde veri gündeminin sakin olduğunu yurt dışında ise Avrupa genelinde imalat sanayi PMI, Almanya’da öncü enflasyonun yanı sıra ABD’de JOLTS açık iş sayısı, fabrika siparişleri ve dayanıklı mal siparişleri verilerinin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9 bin 200 ve 9 bin 300 seviyelerinin direnç, 9 bin 100 ve 9 bin puanın destek konumunda olduğunu kaydetti.
BU VERİLER İZLENECEK
Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle:
09.00 İngiltere mart ayı konut fiyat endeksi
10.55 Almanya mart ayı imalat sanayi PMI
11.00 Avro Bölgesi mart ayı imalat sanayi PMI
11.30 İngiltere mart ayı imalat sanayi PMI
15.00 Almanya mart ayı tüketici fiyat endeksi
17.00 ABD mart ayı JOLTS açık iş sayısı
17.00 ABD şubat ayı fabrika siparişleri
17.00 ABD şubat ayı dayanıklı mal siparişleri
]]>Bayraktar, yaptığı açıklamada, martta üretici ile market fiyatları arasında oluşan farklara ilişkin değerlendirmede bulundu.
Söz konusu aydaki üretici ve market arasındaki fiyat farklarına dikkati çeken Bayraktar, “Martta üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 378 ile limonda görüldü. Limondaki fiyat farkını yüzde 255,2 ile kuru incir, yüzde 245,9 ile patlıcan, yüzde 232,4 ile yeşil soğan, yüzde 184,3 ile maydanoz takip etti” ifadesini kullandı.
Bayraktar, limonun 4,8 kat, kuru incirin 3,6 kat, patlıcanın 3,5 kat, yeşil soğanın 3,3 kat, maydanozun 2,8 kat fazlaya satıldığını işaret ederek, üreticide 3 lira 50 kuruş olan limonun markette 16 lira 73 kuruşa, 115 lira olan kuru incirin 408 lira 48 kuruşa, 15 lira 88 kuruş olan patlıcanın 54 lira 93 kuruşa, 10 lira 17 kuruş olan yeşil soğanın 33 lira 81 kuruşa, 4 lira 33 kuruş olan maydanozun 12 lira 31 kuruşa satıldığını kaydetti.
EN YÜKSEK FİYAT ARTIŞI HAVUÇTA
Martta üreticide 31 ürününün 10’unda fiyat artışı, 12’sinde fiyat düşüşü görüldüğü, 9 üründe ise fiyat değişimi olmadığını aktaran Bayraktar, şöyle devam etti:
“Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 46,4 ile yeşil soğanda görüldü. Yeşil soğandaki fiyat düşüşünü yüzde 29,4 ile domates, yüzde 26,6 ile salatalık, yüzde 24,9 ile patlıcan, yüzde 23,3 ile marul, yüzde 18,7 ile patates izledi. Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 55,5 ile havuçta görüldü. Havuçtaki fiyat artışını yüzde 40 ile limon, yüzde 17,6 ile kuru soğan, yüzde 17,4 ile sivri biber, yüzde 12,5 ile kabak takip etti.”
YÜKSEK FİYAT DENETİMLERİ ARTIRILMALI
Bayraktar, üretici fiyat değişimlerinin nedenlerine ilişkin tespitlerini de paylaştı.
Bu ay marketlerde 23 üründe fiyat düşüşü yaşandığına dikkati çeken Bayraktar, “Ramazan ayı başından itibaren artan denetimler ve Birliğimizce yapılan uyarıların da etkisiyle, marketler çeşitli kampanyalarla ürün fiyatlarında indirime gitti ya da fiyatları çok fazla artırmadı. Üreticilerimiz ekim, dikim döneminin başından itibaren doğal afet riskleri başta olmak birçok sorunla üretim yapıyor. Çiftçilerimizin ürettiği üründen bazı kesimlerin fazla kar beklentileri ortadan kalkmalı. Enflasyonla mücadele ederken gıda fiyatları üzerinden fırsatçılık yapılmamalı. Her kesim üzerine düşenin daha fazlasını yapmalı. Son bir ayda marketlerde gerileyen fiyatlar ramazanla sınırlı kalmamalı.” değerlendirmesinde bulundu.
Bayraktar, tüketicilerin market ve pazarlar arasındaki değişen fiyatları göz önünde bulundurmaları ve alışverişlerde fiyat araştırması yapmaları önerisinde bulundu.
Yüksek fiyat farklarının önüne geçmek için “Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun”‘un da değişiklik yapılarak üreticiden doğrudan alınan ürünlerde kar marjının sınırlandırılması gerektiğini ifade eden Bayraktar, “Yüksek fiyat konusunda yapılan denetimlerin sayısı arttırılmalı, vatandaşlarımızda karşılaştıkları yüksek fiyatları gerekli mercilere şikayet etmelidir.” ifadesini kullandı.
]]>İstanbul Kuyumcular Odası Başkanı Mustafa Atayık, son dönemde altına olan ilgiyle birlikte harekete geçen dolandırıcılara karşı uyarılarda bulundu. Kuyumcu ve Finans Analisti İslam Memiş ise fiziki altın alırken tanıdık ve güvenilir kuyumculardan altın alınmasını önerirken, internet üzerinden yapılan alışverişlerde ise sitenin Maliye Bakanlığı sayfasından kontrol edilmesini tavsiye etti.
‘KUYUMCU ESNAFI ALTIN BULMAKTA ZORLANIYOR’
Kuyumcu ve Finans Analisti İslam Memiş, “Altın fiyatlarında yaşanan hızlı yükselişler ve yeni rekorlarla birlikte vatandaşların altına olan talebinin arttığını gözlemliyoruz. Özellikle son 2 aydır hem 24 ayar bir gram altınlarda, 5 gram, 10 gram altınlarda hem de Darphane Genel Müdürlüğü’nün basmış olduğu çeyrek altın, yarım altın, ziynet altın, Cumhuriyet altını gibi sarrafiye ürünlerde arz tarafında problemler yaşandığını gözlemliyoruz” dedi.
Bu problemin genel sebebi altına ulaşamama olduğunu belirten Memiş, “Tabii ki içeride de yoğun talep olunca ister istemez vatandaşlar da altın bulmakta zorlanıyor. Ama öncelikle kuyumcu esnafı altın bulmakta zorlanıyor. Kuyumcu esnafının altın bulmakta zorlandığı bir ortamda vatandaşın altına ulaşımı her geçen gün maalesef zorlaşıyor” dedi.
‘KALPAZANLARA, DOLANDIRICILARA GÜN DOĞDU’
Memiş, bu durumu fırsat bilen dolandırıcıların arttığını söyleyerek şöyle konuştu:
“Şimdi hal böyle olunca piyasaya da artık dolandırıcılar biraz daha hakim olmuş durumda ve özellikle sosyal medyada, internet üzerinden kalpazanlara, dolandırıcılara gün doğdu. Fırsat mı fırsat, biz düşük ayarlı, sahte taklit ürünleri aynı gram altına benzetelim nasıl olsa vatandaş fiziki olarak piyasada altın bulamıyor, internetten biz bunu satalım modunda bir atağa geçtiler. Genelde Türkiye’de bu dolandırıcılık hadiseleri, düğün sezonlarında, yaz aylarında altın fiyatlarında sert dalgalandığı dönemlerde olurdu. Ama Son 2 aydır yaşanan bu arz tarafındaki problemler yine kalpazanları devreye soktu.
Vatandaşlarımız çok dikkat etsin. Ucuz altın olmaz. Şu anda fiziki altın tarafında, kuyumcudan satın alacağınız gram altının fiyatı 2 bin 500 lira. Bir gram altını 2 bin 500 liradan aşağı alamazsınız. 2 bin 450 liraya hiç kimse gram altın satamaz. Eğer öyle bir fiyat bulursanız o internet sitesini terk edin. Çünkü dolandırıcıdır. Altının fiyatı standarttır ve düşük bir fiyattan altın bulma imkanınız maalesef yok. Dışarıda tanımadığınız insanlarda kesinlikle altın alışverişinde bulunmayın. Altın kuyumcudan alınır. Vatandaşlarımız fiziki olarak kuyumcudan almayı tercih etmeli.
Türkiye’nin bilindik, kurumsal rafine mağazaları vardır. Onlardan alışveriş mutlaka yapsınlar. İnternet sitelerinden sipariş vermeden önce o rafinerinin altın üretimine yetkili olup olmadığını, Hazine Maliye Bakanlığı’nın sayfasından kontrol etsinler. Yani içeride altın olmayınca gayrimeşru işler de maalesef çoğalıyor. Altın kaçakçılığı, sahte altın gibi hadiseler meydana geliyor. Bu olaylara prim vermemek için veya bu olayların yolunu açmamak için kesinlikle altın ithalatı tarafında o yasağın kalkması gerektiğine inanıyorum. Yasak ne kadar sürerse vatandaşın altına olan fiziki ulaşımı bir o kadar zorlaşır.”
‘ALTININ AYARINI DÜŞÜRÜYORLAR’
İstanbul Kuyumcular Odası Başkanı Mustafa Atayık ise, “Altına ulaşım konusunda bir sıkıntı var. Uzun süredir de devam ediyor bu sıkıntı” dedi.
Atayık, “Son zamanlarda büyük bir talep var. Altına bir hücum var. Yani bu seçim öncesinde her zaman oluyor belirsizlikte. Fakat bunun geçici olduğunu düşünüyoruz biz. Vatandaşlarımız panik yapmasınlar. Bizim vatandaşlarımıza tavsiyemiz bu panik havasından çıkıp ihtiyaçları oranında altına yatırım yapmaları.
Çok yakın zamanda darphanemiz de üretimini iki katına çıkardı. Bu arz yakın bir zamanda talebi karşılayacak ve fiyatlar rayına oturacak. Dolayısıyla vatandaşlarımızın şimdi altına yönelik bu aşırı taleplerini biraz frenlemeleri lazım.
Fiyat farklarından dolayı bazı uyanıklar demeyeyim de, kötü niyetli insanlar piyasaya bu altınların ayarını düşürerek veya değişik şekilde vatandaşı kandıranlar piyasada oluşmaya başladı. Neden oluyor bu? Altına vatandaşımız rahat ulaşamadığı için, üreticimiz rahat ulaşamadığı için, ihracatımız bundan çok büyük zarar görüyor, ulaşamıyor. Yani bu kotanın kesinlikle kaldırılması lazım.”
]]>
3 TON 816 KİLOGRAM ET SATIŞI YAPILDI
Yüzde yüz yerli besi hayvanlardan temin edilen et ürünleri, Ankara’daki kesimhanelerde kesimi sağlanarak antemortem ve postmortem muayenelerden geçirildikten sonra Başkent Marketlerde uygun fiyata satışa sunuluyor.
Marketlerde; uygulamanın başladığı ilk gün olan 11 Mart’ta (dün) toplam 1 ton beyaz et ve 2 ton 816 kilogram da kırmızı et olmak üzere toplam 3 ton 816 kilogram satışı yapıldı.
Uygun fiyatlı et satışı; GİMAT Başkent Market, Batıkent Başkent Market, ASKİ Başkent Market & Kafe, ABB Başkent Market, Şafaktepe Başkent Market, Kızılay Başkent Market ve Etimesgut Başkent Marketler olmak üzere toplamda 7 noktada, 10.00 ile 17.00 saatleri arasında devam ediyor.

VATANDAŞ KUYRUĞA GİRDİ
Mamak Şafaktepe, Batıkent Atlantis ve Kızılay Başkent Market Şubelerinde et alışverişi yapmaya gelen vatandaşlar, memnuniyetlerini şu sözlerle dile getirdi:
Nuri Bozkurt: “Hem uygun fiyata et alıyoruz hem de ne aldığımızı biliyoruz. Yerli et almış oluyoruz teşekkür ederiz.”
“İNSANLAR GIDASINI ALAMADIĞI İÇİN İBADETLERİNİ BİLE YAPAMIYOR”
Elif Ulusoy: “Halkın yararına olan her şeyden memnunuz. Keşke her zaman devam etse. İnsanlar gıdasını alamadığı için ibadetlerini bile yapamıyor, orucunu bile tutamıyor. Bir simitle gününü geçiren insanlar var. Evine et girmeyen insanlar var. Bu vesileyle evine gıda götüren insanlar oluyor.”
“DIŞARIDAN ZOR ALIYORUZ”
Tamam Bozkurt: “Burada fiyatlar her zaman daha uygun olduğu için burayı tercih ediyoruz. Dışarıdan zor alıyoruz. Burası daha kaliteli daha uygun.”
Nurcan Taşkesen: “Gerçekten güzel bir indirim var. Evine en azından yarım kilo bile olsa et götürebilecek. Ramazan’da eskiden zamlar olurdu ama bu belediyenin yaptığı çok güzel bir çalışma. Umarım bu indirim diğer ürünlere de yansır. İnsanlar evlerine etlerini ekmeğini rahatça götürür ve onlarda ibadetlerinin tadını çıkarır diye düşünüyorum.”
Mehmet Emin Köylü: “Çok mutluyuz, seviniyoruz. Burası piyasaya göre bayağı bir uygun. Daha sağlıklı ve güvenilir olduğu için burayı tercih ediyoruz.”

Aycan Sezen: “En azından güvenilir ve yerli et olduğu için çok memnunuz teşekkür ederiz. Dışarıda daha pahalı.”
Şeref Türkmen: “Bir nebze insanların evine et girecek. Bu ülke hepimizin taşın altına elimizi koyacağız. 6,5 TL ekmek özellikle beni mutlu ediyor. Ama bu uygulama çok hoşuma gitti fiyatlar gayet makul.”
“EMEKLİ KAN AĞLIYOR”
Gülseren Bukan: “Hizmet harika. Emekli kan ağlıyor. Onun sayesinde üç beş kuruş bir şeyler yemeğe başladık. Bütün ürünleri denedim hepsi temiz pak. Sabit fiyat uygulamasıyla piyasanın yarı fiyatına. Düzenli bir şekilde insanlar ete ulaşabiliyor.”
Ersin Alkan: “Mansur Başkan’ın bugüne kadar uyguladığı her şeye helal olsun. Kursağımıza güzel bir et düşüyor. Emekliyim şu anda nasıl mutlu ayrıldığımı görüyoruz. Böyle kutsal bir günde bu kadar olur. Teşekkür ediyoruz.”
Behcet Umaroğlu: “Dışarıdaki et hem pahalı hem de güven verici değil. Hem ekonomik hem güvenilir olduğu için buraya geldim.”
]]>Bayraktar, yaptığı açıklamada, fiyatlardaki artışa ve değişim nedenlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.
Geçen yıl ile bu yılın Ramazan ayı öncesindeki fiyatlara bakıldığında 38 üründe fiyat artışı yaşanırken yalnızca 1 üründe fiyat düşüşü yaşandığını belirten Bayraktar, “Markette en fazla fiyat artışı yüzde 195 ile kuru incirde görüldü. Kuru incirdeki fiyat artışını yüzde 171 buçuk ile zeytinyağı, yüzde 149 ile kuru kayısı, yüzde 148 ile sivri biber izledi. Markette fiyatı düşen tek ürün ise yüzde 11 buçuk ile kuru soğan oldu” dedi.
Geçtiğimiz yılın Ramazan öncesine göre bu sene tüketiciler marketten kuru inciri 2,9 kat, zeytinyağını 2,7 kat, kuru kayısıyı ve sivri biberi 2,5 kat fazlaya alarak tüketmek zorunda kalacaklar.
ÜRETİCİDE 27 ÜRÜNDE FİYAT ARTIŞI YAŞANDI
Geçen yıl ile bu yılın Ramazan ayı öncesine göre üreticide 27 üründe fiyat artışı, 4 üründe fiyat düşüşü görüldüğünü söyleyen Bayraktar, üreticide en fazla fiyat düşüşünün yüzde 38 ile limonda görüldüğünü kaydetti. Limondaki fiyat düşüşünü yüzde 35 ile kuru soğan, yüzde 7 ile salatalık, yüzde 3 ile kabak izledi.
Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 242 ile zeytinyağında yaşandı. Zeytinyağındaki fiyat artışını yüzde 199 ile marul, yüzde 186 ile elma, yüzde 178 ile karnabahar izledi.
Üretici fiyatlarındaki artışın en önemli nedeni girdilerde ve işçilikte görülen artışlar olduğunu belirten Bayraktar “Yıllık bazda ortalama olarak mazotta yüzde 103,7, işçilikte yüzde 99,9, yemde yüzde 42,7, ilaçta yüzde 38, gübrede yüzde 29,8 oranlarında görülen artışların yanı sıra lojistik ve depolama maliyetlerindeki artışlar da ürün fiyatlarını artırdı” ifadelerine yer verdi.
ET FİYATLARINDAKİ ATIŞLAR
Bayraktar, et fiyatlarındaki değişimlere ilişkin de konuştu. Bayraktar, et fiyatlarında yaşanan artışların temel nedeninin hayvan sayısının azalmasına paralel olarak et arzında yaşanan düşüşler olduğunu söyledi.
“Geçmiş dönemde süt fiyatlarının düşük kalması neticesinde anaç hayvanların kesime gitmesinin faturasını bugün hepimiz ödüyoruz. 2023 yılında 1,4 milyar dolarlık canlı hayvan ve et ithalatı yapılırken bu yıl da ithalat hız kesmeden devam ediyor. Et fiyatları ise yapılan yoğun ithalata rağmen artmaya devam ediyor” diyen Bayraktar yaşanan fiyat artışlarını aktardı.
Bayraktar açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
* Ocak ayı sonunda; üreticide 267 lira olan dana karkasın fiyatı Ramazan ayı öncesinde yüzde 20 artışla 321 liraya, 296 lira olan kuzu karkasın fiyatı yüzde 32 buçuk artışla 392 liraya yükseldi.
* Marketlerde 415 liraya satılan dana kuşbaşının fiyatı Ramazan ayı öncesinde yüzde 20 artışla 497 liraya, 458 liraya satılan kuzu kuşbaşının fiyatı yüzde 32 artışla 606 liraya yükseldi.
* Geçen yıl Ramazan öncesine göre ise dana karkasın fiyatı yüzde 83, kuzu karkasın fiyatı yüzde 139 artarken, marketlerde dana kuşbaşının fiyatı yüzde 94, kuzu kuşbaşının fiyatı yüzde 127 buçuk oranında arttı.
FİYATLAR MARKETTEN MARKETE DEĞİŞTİ
Bayraktar ürünlerin belirli markalar tarafından paketlenmiş fiyatı marketten markete oldukça değişkenlik gösterdiğini söyledi. Bayraktar, “Tüm zorluklara karşın üretimine devam eden üreticilerimizin ürettiği ürünlerin marketlerdeki fiyat farkının yüzde 69 buçuklara kadar çıkması kabul edilebilir değildir” dedi.
Et ve süt ürünlerinde; dana kuşbaşında yüzde 69 buçuk, tereyağında yüzde 40,2, kuzu kuşbaşında yüzde 38,4, bütün tavukta yüzde 23,3, yoğurtta yüzde 8,4, bitkisel ürünlerde ise; yeşil mercimekte yüzde 25,2, pirinçte yüzde 13,7, nohutta yüzde 5,6’ya varan oranlarda değişimler olduğu tespit edildi.
Marketlerdeki farklı fiyatlara ilişkin konuşan Bayraktar şu ifadelere yer verdi:
* 1 kilogram dana kuşbaşının fiyatı, A markette 354 lira, B markette 490 lira, C markette 465 lira, D markette 530 lira ve D marketin online satışında 600 liradır. Dana kuşbaşının farklı marketlerdeki fiyatı, yüzde 69 buçuk oranına kadar değişiyor.
* 1 kilogram tereyağının paketlenmiş Y markasının fiyatı, A ve C markette 299 lira, D markette ve D marketin online satışında 420 liradır. Tereyağında aynı markanın farklı marketlerdeki fiyatı, yüzde 40,2 oranına kadar değişiyor.
* 1 kilogram kuzu kuşbaşının fiyatı, A markette 575 lira, B markette 599 lira, C markette 610 lira, D markette 796 lira, D marketin online satışında 716 liradır. Kuzu kuşbaşının farklı marketlerdeki fiyatı, yüzde 38,4 oranına kadar değişiyor.
* 1 kilogram bütün tavuğun paketlenmiş Y markasının fiyatı, A markette 73 lira, C markette 76 lira, D markette ise 90 liradır. Paketlenmiş bütün tavukta aynı markanın farklı marketlerdeki fiyatı, yüzde 23,3 oranına kadar değişiyor.
* 1 kilogram yeşil mercimeğin paketlenmiş Z markasının fiyatı, C ve D markette 100 lira, D marketin online satışında 80 liradır. Yeşil mercimekte aynı markanın farklı marketlerdeki fiyatı, yüzde 25,2 oranına kadar değişiyor.
* 1 kilogram pirincin paketlenmiş Z markasının fiyatı, C markette 66 lira, D markette ve D marketin online satışında 75 liradır. Pirinçte aynı markanın farklı marketlerdeki fiyatı, yüzde 13,7 oranına kadar değişiyor.
]]>Özellikle şehir otellerinde nisan ayı itibarıyla beklenen hareketliliğin Türk turizmini 2024’te yeni rekor ve zirvelere taşıması öngörülüyor.

NİSANDA HAREKETLİLİK BAŞLAYACAK
Yükselen turist sayısına rağmen otellerin geçen yıl doluluklarda yüzde 10’luk kayıp yaşadığını kaydeden Türkiye Otelciler Birliği Başkanı Müberra Eresin, oda fiyatlarında ise artış olduğuna işaret etti. Bu yıl için de fiyatlarda yüzde 8’lik artış olduğunu Türkiye’nin hâlâ seyahat edilmek istenen destinasyonların en başında geldiğini aktaran Eresin, “Nisan ayına kadar şehir otellerinde bir hareket görmüyoruz. Nisan itibarıyla umuyoruz ki, 2024 daha iyi bir yıl olur ve hedeflerimize ulaşırız. Tek dileğimiz dünyada barışın sağlanması, savaşın konuşulduğu bir ortamda turizm hareketliliğinden bahsetmek çok zor. Bu ortamda 2023 rakamları bir mucizedir aslında” dedi. Türkiye Otelciler Federasyonu Başkanı Erkan Yağcı ise 2024’ün bir test yılı olacağını belirterek, “Hem gelir hem kişi sayısını korumak bu yıl bizim çok önemli. 2024, fiyat artışlarının dünya piyasasında kabul edilmesinin test edildiği bir yıl olacak” diye konuştu.
Markalaşmaya ihtiyaç var
Sektörün 2024 için umut vaat ettiğini ve burada markalaşmanın büyük önem taşıdığını kaydeden Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı (TTYD) Naile Göçen Çukurova şu değerlendirmeyi yaptı: “2024’ün başlarında genel bir resme baktığımızda ana pazarlarımızda rezervasyonların iyi bir yükselişte olduğunu görüyoruz. Son on yıla bakarsak, ciddi bir sıçrama yaptık. Fiyatlarda standartlarımızı yükseltebiliyoruz. Çünkü marka demek güven demek. Markalaşmaya ihtiyacımız var. O yeterlilikte tesislerimiz, otel zincirlerimiz var. Bu noktada markalaşma sürecimizin güçlenmesi gerekiyor.”
2024’ÜN ÖNE ÇIKAN TRENDLERiNi YORUMLADILAR
Öne çıkan pazarlar ABD İngiltere ve AB olur

Hilton Türkiye Üst Sınıf ve Lüks Otellerden Sorumlu Ülke Müdürü Armin Zerunyan
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2024 için 60 milyon turist ile 60 milyar dolarlık gelir hedefi koyduğunu hatırlatan Hilton Türkiye Üst Sınıf ve Lüks Otellerden Sorumlu Ülke Müdürü Armin Zerunyan, Türkiye’nin Hilton’un küresel ölçekteki en önemli pazarlarından biri olduğunu dile getirdi. Uluslararası toplantı, teşvik, kongre ve etkinlik turizmi (MICE) alanında büyük bir potansiyel gördüklerini belirten Zerunyan, 2024 beklentilerini şöyle aktardı: “Sektördeki riskleri değerlendirirken, coğrafi konuma bağlı gelişmeleri de yakından takip ediyoruz. Bu, siyasi ve ekonomik gelişmelerden küresel trendlere kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Fakat, tüm koşulları göz önünde bulundurduğumuzda şirket olarak gelecek yıl için turizm sektörü adına beklentilerimizin olumlu yönde ilerlediğini söylemeliyiz. ABD, İngiltere ve AB ülkeleri önemli pazarlar olmaya devam edecek. Nefes kesen doğal güzellikleri ve farklı damak zevklerine hitap eden zengin gastronomisiyle Türkiye’nin küresel pazardaki cazibesi, İstanbul’un, Travel + Leisure Reader’s Choice tarafından 2023 yılının Avrupa’daki en iyi destinasyonu olarak seçilmesiyle bir kez daha gözler önüne serildi.”
Yerli turistler rotayı yurt dışına çeviriyor

Setur Turizm Genel Müdür Yardımcısı Koray Küçükyılmaz
Geçen yıl yavaş bir başlangıç yapan iç pazarda dinamiklerin değiştiğini kaydeden Setur Turizm Genel Müdür Yardımcısı Koray Küçükyılmaz, “2023 yılında gördüğümüz temel değişimin, iç pazar payının bir miktar dış pazara kayması olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye’deki yüksek enflasyon ve pandemi sonrası yükselen deneyim odaklı seyahat trendi nedeniyle de tatil severler yurt dışı seyahatlerine yöneldi. Setur olarak, misafir portföyümüz ağırlıkla iç pazara yönelik olmakla birlikte, 2023 yılında dış pazar payının arttığını gördük” dedi. 2024 yılında sektör için sınırlı bir büyüme öngördüklerini fiyat kalite dengesinin öne çıktığını aktaran Küçükyılmaz şöyle devam etti: “Özellikle yurt dışı turlarımızda geçen yıla göre yüzde 50 oranında büyüme hedefimiz bulunuyor. Yurt içine baktığımızda, 2024 yılı için otel fiyatlarında geçen yıla göre ortalama yüzde 60 artış olmasına rağmen büyüme beklediğimizi söyleyebiliriz. Yurt dışı turizmi açısından da 10 Yunan adası için kapıda vize uygulamasının gelmesi ile birlikte 2024 yazında Türkiye’den Yunanistan’a seyahatlerde büyük bir talep artışı bekleniyor.’ Küçükyılmaz, Tayland, Bali, Balkanlar, Mısır, ve İtalya, İspanya, Fransa ve Orta Avrupa’nın da öne çıktığını sözlerine ekledi.
Kamp turizmi ve tIny house yeni bir kapı açar
Türkiye’de otelcilik sektörünün olumlu bir ivme yakaladığına dikkat çeken Accor Türkiye Operasyon Başkan Yardımcısı Sinan Köseoğlu, sürdürülebilir ve çevreci turizm yaklaşımlarının sektörde yeni akımlar yarattığını aktardı. “Örneğin kamp turizmi, tiny house konaklamaları sektörümüzde yeni bir kapı açabilir. Accor’un da bu konuda geliştirdiği markaları mevcut. Bunun yanı sıra macera turizmi, gastronomi turizmi ve sağlık-tedavi turizmi gibi farklı segmentlerdeki turist sayısının artacağını öngörüyoruz” ifadelerini kullanan Köseoğlu, Türkiye’de ilk etapta 2024 yılının sonuna kadar 14 otel yatırımı planladıklarını ve Türkiye’deki otel sayılarını 5 yıl içerisinde 100’e tamamlamayı hedeflediklerini açıkladı. Türkiye’nin, gelen ziyaretçi sayısının sürekli artmasıyla turizmde kayda değer bir büyüme yaşadığına işaret eden Köseoğlu, şöyle devam etti: “2024 yılına baktığımızda ise Türk turizm sektörünün geleceği olumlu görünüyor. Türkiye’nin daha fazla seyehatsever çekme yönündeki çabaları ve altyapı geliştirme yatırımlarıyla birlikte sektörün gelişmesi bekleniyor. Bunun yanı sıra özellikle geçtiğimiz yıl Suudi Arabistan’dan gelen turist oranında 2022’ye kıyasla düşüş yaşansa da Accor olarak Suudi Arabistan, halihazırda en büyük hedef pazarlarımızdan biri.”

Accor Türkiye Operasyon Başkan Yardımcısı Sinan Köseoğlu
Rezervasyonlar arttı 2024 umut veriyor
Zorlu geçen 2023’ün son çeyreğinde rezervasyonların arttığını ve durumun 2024 için umut sinyalleri verdiğini kaydeden Kaya Palazzo Hotels & Resorts COO’su Hakan Demirçeken, sektör paydaşlarının dinamik bir strateji benimsemelerinin ve adaptasyon kapasitelerini güçlendirmelerinin önemli olacağını dile getirdi. Türkiye’nin turizm sektörünün de 2024’te olumlu bir büyüme potansiyeli taşıdığını aktaran Demirçeken, şöyle devam etti: “Ülkenin tarihi ve kültürel zenginlikleri, doğal güzellikleri turistleri cezbetmeye devam edecektir. Ayrıca, sürdürülebilir turizme odaklanma ve kaliteli hizmet sunma fırsatları değerlendirilebilir. Ancak, küresel ekonomik dalgalanmalar, artan maliyetler, altyapı eksiklikleri, vize politikalarındaki değişiklikler gibi riskler ve pandemi, doğal afet gibi beklenmedik durumlar da sektörü olumsuz etkileyebilir. Türkiye’nin turizmde sürdürülebilir bir büyüme için bu faktörleri dengelemesi önemlidir.” Kaya Turizm Grubu olarak toplamda 12 otellerinin bulunduğunu belirten Demirçeken, “Özellikle Antalya, Kuzey Kıbrıs ve Bodrum’daki otellerimizde Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkelerinden yüksek sayıda misafir ağırlıyoruz. Bu sene kış otellerimizdeki doluluk oranı ve yaz otellerimizde şimdiden elde ettiğimiz yüksek erken rezervasyon sayıları, bizlere 2024’ün hem iç hem de dış pazar açısından olumlu ilerleyeceğini gösteriyor” dedi.

Kaya Palazzo Hotels & Resorts COO’su Hakan Demirçeken
Yeni sezonda harcamalar artacak
Pandemi sonrası dünya genelinde seyahat hareketlerinde yaşanan canlanma ile birlikte, 2021 ve 2022 yıllarında sektörün yaşadığı olumlu ivmelerin 2023’te hedefleri yukarı taşıdığını kaydeden Elite World Hotels & Resorts CEO’su Orkun Petekçi, deprem felaketinin sektörü ve talebi yıl sonuna kadar etkilediğini söyledi.
2024’TE TALEP TOPARLANACAK
Yılın kalan döneminde de talep düşüşü ile bu olumsuz sürecin yıl sonuna kadar devam ettiğini kaydeden Petekçi, bu yıla dair beklentilerini “2024 yılında, talebin toparlanacağına dair düşüncelerle hedeflerimizi belirledik. 2024 yılında beklentimiz, ana pazarlarımız olan Rusya, Almanya ve İngiltere’den gelen talebin aynı şekilde pozitif yönde seyredeceği şeklinde. Bunun yanı sıra, ülkemiz için potansiyel pazarlardan olan Uzak Doğu’dan gelen ziyaretçi sayısının artacağına inanıyoruz. Doluluk oranları konusunda 2023 seviyesinin üzerinde bir beklentimiz bulunmakta ve kişi başı harcamalarda bir artış bekliyoruz” ifadeleri ile aktardı. Yakın coğrafyalarda yaşanan gelişmelerin de risk unsuru olabileceğini dile getiren Petekçi, “Euro/dolar kur hareketliliğinden bağımsız olarak, üretim girdilerimizdeki artan fiyatlar satış fiyatlarımıza yansıdığı için, kişi başı ziyaretçi harcamalarında doğal bir artış olmasını öngörüyoruz” dedi.
İklim etkisi ile plaj turizmi Karadeniz Bölgesi’ne kayacak
İklim değişikliği turizm sektöründe de dengeleri değiştirirken, yapılan çalışmalar önümüzdeki dönemlerde özellikle sahil turizminde Karadeniz Bölgesi’nin öne çıkacağına işaret ediyor. Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Dr Nazan An ve Dr Tufan Turp tarafından hazırlanan çalışmaya göre, Karadeniz Bölgesi’nin plaj turizmi için öne çıkacağına dikkat çekilerek, “Özellikle Sakarya, Ordu, Samsun, Trabzon’da ve Rize’de bazı bölgelerin, Tatil İklim Endeksi sınıflandırmasındaki en ideal koşullara ulaşabileceği öngörülüyor” denildi.
]]>Vatandaşlar, yaklaşan ramazan ayı nedeniyle iftar ve sahur alışverişlerini yapmaya başladı. Bu dönemde artan mutfak alışverişi yanında, içinde çeşitli gıda ürünlerinin yer aldığı ramazan kolileri de rağbet görüyor.
Pek çok market ve e-ticaret platformu ramazan paketlerini çeşitli kampanyalarla satmaya başlarken, ürünlerin fiyatları da paket içeriğine göre değişiklik gösteriyor. Paketlerde, meşrubat, makarna, bakliyat ürünleri, salça, sıvı yağ, çay ve şeker gibi temel gıda maddeleri yer alıyor. Kimi paketlerde sucuk, kaşar, kavurma, hurma, zeytin, helva ve reçel gibi iftariyelikler de bulunabiliyor.
Şirketler çalışanlarına, hayır kurumları da ihtiyaç sahiplerine dağıtmak için de bu kolileri tercih ediyor.
FİYAT KIYASLAMASI YAPILMALI
Tüketiciler Derneği (TÜDER) Genel Başkanı Levent Küçük, ramazan alışverişi yapan vatandaşların, ürünün farklı satış noktalarındaki fiyatı hakkında önceden araştırma yapmasını önerdi.
Fiyat mukayesesinin önemine işaret eden Küçük, “Yaklaşan ramazan nedeniyle bazı işletmeler ürün fiyatlarını yükseltebiliyor. Böyle dönemlerde bazı satıcılar artan talebi fırsata çevirmek istiyor. Bu nedenler özellikle ihtiyacımız kadar alışveriş yapmamız önemli. İhtiyacımızdan fazla alışveriş yaparak yoğun talep oluşturmak işletmeler tarafından suistimal edilebiliyor.” ifadelerini kullandı.
Küçük, alışverişe çıkmadan önce vatandaşların mutlaka ihtiyaç listesi hazırlaması önerisinde bulunarak, bu liste sayesinde ihtiyaca uygun alışveriş yapılabileceğini söyledi.
Marketlerde son dönemde etiket fiyatı ile kasa fiyatı arasında farklılıklar olabildiğine dikkati çeken Küçük, şu uyarılarda bulundu:
“Satın alınan ürünün etiket fiyatıyla kasa fiyatı arasında bir fark olduğunda hangi fiyat daha düşükse tüketici onun uygulanmasını isteme hakkına sahip. Bu konuda gerek ilgili kanun ve yönetmeliklerde tüketiciler lehine gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Mutlaka etiketlerdeki fiyatlarla kasadan geçen fiyatları kontrol edip eğer etiket fiyatı ile kasa fiyatı arasında bir fark varsa işletmeye itiraz edip hangisi düşükse fiyat onun uygulanmasını istemeliyiz.”
KOLİLERDE SON KULLANMA TARİHİ TUZAĞI
Vatandaşların aldıkları ramazan kolilerinde mutlaka ürünlerin son kullanma tarihinin geçip geçmediğini kontrol etmeleri gerektiğine dikkati çeken Küçük, şöyle devam etti:
“Son kullanma tarihine az bir süre kalmış ürünleri ramazan kolilerine koyabiliyorlar. Ramazan kolisini aldığınızda son kullanma tarihi geçmiş ürünleri fark etmeyebiliyorsunuz. Bu durum ayıplı mal kapsamına giriyor. Eğer ürünün son kullanma tarihi geçmişse veya son kullanma tarihine çok az bir süre kalan ürünler koliye koyulmuşsa yine işletmeye maddi zararımızın giderilmesi için başvurabiliriz. Satın aldığımız tarihi elimizdeki fişle ispatlayabiliriz. Eğer işletmeler bunu kabul etmezlerse yine tüketici hakem heyetlerine başvurabiliriz.”
FİYAT ETİKETİ UYARISI
Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) Genel Başkanı Aziz Koçal da ramazan kolisi hazırlatan vatandaşlar ve şirketlerin, koli içine konulan ürünleri bizzat başında durarak kontrol etmesinin önem taşıdığını belirtti. Koçal, “Kolilere, son tüketim tarihi geçmiş ve merdiven altı ürün olmamasına dikkat edilmeli. ‘Hayır’ yapalım derken vatandaşın sağlığını tehlikeye atmayalım.”dedi.
Koçal, ramazan nedeniyle fırsatçıların ürünlere her yıl olduğu gibi bu yıl da fahiş zamlar yapabileceğine işaret ederek, gıda alışverişi yapmadan önce hangi gıdadan ne kadar alınacağının belirlenmesini ve en uygun fiyatın nerelerde olduğunun araştırılması önerdi.
Planlı alışverişin önemine dikkati çeken Koçal, şunları kaydetti:
“Alışverişlerinizi planlı, bilinçli ve bilgili yapmanız, bütçeniz ve sağlığınız için önem taşımaktadır. Perakende olarak satılan ürünlerin ambalaj veya kaplarının üzerlerine kolaylıkla görülebilir ve okunabilir şekilde vatandaşların ödeyeceği tüm vergiler dahil satış fiyatı ve birim fiyatını gösteren, üretim yeri ve ayırıcı özelliklerini içeren etiket konulması mecburidir. Etiket konulmaması halinde ise aynı bilgileri kapsayan listelerin kolaylıkla görülebilir ve okunabilir şekilde uygun yere asılması mecburidir. Tarife ve fiyat listesinde gösterilen fiyatların dışında servis ücreti veya herhangi bir isim altında başka bir ücret alınması halinde, bunun tarife ve fiyat listesinde gösterilmesi zorunludur.”
Bayraktar, yaptığı açıklamada, şubatta üretici ile market fiyatları arasında oluşan farklara ve değişim nedenlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.
Liste başında yer alan ürünleri paylaşan Bayraktar, “Şubatta üretici ile market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 634,4 ile limonda görüldü. Limondaki fiyat farkını yüzde 572,2 ile portakal, yüzde 340,1 ile kuru incir, yüzde 259,3 ile kabak takip etti” dedi.
ÜRETİCİDE 2,5 MARKETTE 18,36 LİRA
Bayraktar, üretici fiyatına göre markette limonun 7,3 kat, portakalın 6,7 kat, kuru incirin 4,4 kat, kabağın 3,6 kat fazlaya satıldığına dikkati çekerek, üreticide 2 lira 50 kuruş olan limonun 18 lira 36 kuruşa, 3 lira 50 kuruş olan portakalın 23 lira 53 kuruşa, 115 lira olan kuru incirin 506 lira 20 kuruşa, 13 lira 33 kuruş olan kabağın 47 lira 90 kuruşa markette satıldığını söyledi.
Şubatta üreticide 32 ürününün 17’sinde fiyat artışı 8’inde düşüşü görüldüğü, 7 üründe ise fiyat değişimi olmadığını aktaran Bayraktar, şöyle konuştu:
“Üreticide en fazla fiyat düşüşü yüzde 41,4 ile kabakta görüldü. Kabaktaki fiyat düşüşünü yüzde 34,7 ile limon, yüzde 18,4 ile yumurta, yüzde 18,1 ile havuç, yüzde 17,2 ile salatalık izledi. Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 67,3 ile kuru soğanda görüldü. Kuru soğandaki fiyat artışını yüzde 39,5 ile sivri biber, yüzde 29,7 ile kuzu eti, yüzde 21,9 ile yeşil soğan, yüzde 20,6 ile patlıcan takip etti.”
ÜRETİCİ FİYAT DEĞİŞİMLERİNİN NEDENLERİ
Şemsi Bayraktar, üretici fiyat değişimlerinin nedenlerine ilişkin tespitlerini de paylaştı.
Kuru soğanda İç Anadolu Bölgesi’nde sezonun sona ermesi nedeniyle fiyatlarda artış yaşandığına dikkati çeken Bayraktar, “Kuzu etindeki fiyat artışı arz ve talep değişiminden kaynaklandı. Sivri biber, yeşil soğan, patlıcan, ıspanak ve marulda dönemsel arzda yaşanan azalma fiyatların yükselmesine neden oldu. Kabak ve salatalıkta havaların sıcak gitmesi nedeniyle arzda yaşanan artış fiyatlarda düşüşe yol açtı. Havuçta talep azalmasıyla üretici fiyatları geriledi. Yumurtadaki fiyat düşüşünün sebebi arz ve talepteki değişimden kaynaklandı” dedi.
Bayraktar, şubat ayında girdilerde yıllık değişimde en fazla fiyat artışının mazotta görüldüğünü aktardı. Son 15 günde mazot fiyatının 2 kez değiştiğini dile getiren Bayraktar, şubat sonunda mazotun litresinin 42 lira 77 kuruş olduğunu ifade etti.
Bayraktar, mazot fiyatının artışı dolayısıyla tarımsal üretimin sekteye uğramaması için buradan alınan vergilerin kaldırılması talebinde bulundu.
Bu sayede girdi maliyeti düşen üreticilerin düşük maliyetle üretime daha rahat devam edebileceğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:
“Üreticilerimiz son yıllarda artan üretim maliyetleriyle gerçekleştirilen üretimde beklediği geliri elde edemediğinde üretmekten kaçınıyor, zaman zaman kullandığı gübreyi de azaltıyor. Birbirinden farklı yüksek fiyatlardan çiftçilerimizi korumak gerekiyor. Yaşanan yüksek fiyat farkının önüne geçmek amacıyla gübrelerde tavan fiyat uygulanmalı.”
]]>Bakanlık, yaklaşan ramazan ayı dolayısıyla denetimlerini sıklaştırdı. Bu kapsamda Bakanlık ekiplerince Ankara, İstanbul, Adana, Mersin, Bursa, Antalya, Konya, İzmir, Kocaeli ve Kayseri’deki marketlerde eş zamanlı fahiş fiyat ve etiket denetimi yapıldı.
Ekipler, özellikle temel gıda ve temel ihtiyaç ürünlerine yönelik etiketleri inceledi. Denetimlerde, ürünlerde fahiş fiyat olup olmadığına, ürünün etiket fiyatı ile kasa fiyatı arasında fark bulunup bulunmadığına, etiketlerdeki ürün fiyatının son değişim tarihi ile önceki fiyatı gibi bilgilere bakıldı.

Meyve ve sebze reyonunda da ürünlerin menşei ve geliş fiyat bilgisi Hal Kayıt Sistemi (HKS) üzerinden kontrol edildi.
Ankara Ticaret İl Müdür Vekili Elif Tan, Ankara’da bir markette gerçekleştirilen denetimin ardından yaptığı açıklamada, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında fiyat etiketi ve haksız fiyat artışlarıyla ilgili denetim yaptıklarını söyledi.
Marketlerde özellikle fiyat etiketlerini incelediklerini aktaran Tan, “Etiketlerde, malın birim fiyatı, satış fiyatı ve üretildiği yer gibi unsurların olup olmadığına, ayrıca ürünün raf ve kasa fiyatının uyumuna bakıyoruz. Ayrıca fahiş fiyat artışları ile ilgili denetimlerimiz de var” dedi.

BÜYÜK GIDA TOPTANCILARI DA DENETLENDİ
İstanbul Ticaret İl Müdürü İsmail Menteşe ve beraberindeki ekip de Kağıthane’de bulunan bazı marketlerde denetim gerçekleştirdi.
Ramazan ayı öncesinde ürün fiyatlarını kontrol ettiklerini ifade eden Menteşe, “Yaklaşık üç haftadır İstanbul’daki büyük gıda toptancılarını denetliyoruz. Oradaki ürünleri inceledik. Perakendede de temel gıda maddeleri başta olmak üzere ramazan ayında yoğun tüketilecek ürünlere yönelik hem etiket hem fahiş fiyat denetimi yapıyoruz” dedi.
Menteşe, kontroller esnasında ürünün fiyat değişim tarihi ile şu an ki satış fiyatına da dikkat ettiklerine işaret ederek, “Son 2-3 ay içerisindeki fiyat hareketleri ve bugünkü fiyat hareketlerini karşılaştırıp, burada bir anormallik gördüğümüzde Bakanlığımızdaki Haksız Fiyat Değerlendirme Kuruluna gönderiyoruz. Orada da bu firmaya farklı tutarlarda idari para cezaları uygulanıyor. Şu anda 150 yeni denetmen arkadaşımız İstanbul’a geldi. Ramazana kadar eğitimleri devam edecek. Ramazan ayı öncesinde başlattığımız bu denetimlere, ramazan ayı boyunca da yoğun şekilde devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Vatandaşların alışveriş yaparken etiket üzerindeki fiyat değişim tarihine bakmasını tavsiye eden Menteşe, herhangi bir olumsuz durumla karşılaşanların e-Devlet ve “Alo 175 Tüketici Danışma Hattı” üzerinden kendilerine şikayette bulunabileceklerini bildirdi.

DENETİMLER SÜRÜYOR
Mersin Ticaret İl Müdürü Ferhat Sümer de kent genelinde market denetimlerinin aralıksız sürdüğünü söyledi. Tespit ve inceleme sonuçlarının tutanakla kayıt altına alındığını aktaran Sümer, “Fiyat etiketlerinde yer verilen göstermelik, aldatıcı ve yanıltıcı indirimlerin neden olduğu tüketici mağduriyetiyle mücadelemize devam ediyoruz. Hem masada hem de sahada, yaklaşan ramazan ayı öncesi gerçekleştirdiğimiz yoğun denetimlerimiz sürüyor” ifadelerini kullandı.
Adana Ticaret İl Müdürü Hüseyin Gödelek de denetimlerin ardından yaptığı açıklamada, “Bakanlığımızın 81 ilde eş zamanlı başlatmış olduğu haksız fiyat artışı ve fiyat etiketi denetimlerimizi gerçekleştiriyoruz. Bu amaçla raflarda fiyat etiketi bulunup bulunmadığı, ürünün raftaki ve kasadaki fiyatında herhangi bir uyumsuzluk olup olmadığı konusunda incelemelerde bulunuyoruz.” dedi.
Kayseri Ticaret İl Müdür Vekili Gazi Dinçaslan, gerçekleştirdikleri denetime ilişkin değerlendirmede bulunarak, “Bir taraftan haksız fiyat artışları diğer taraftan da fiyat etiketlerinde yer verilen yanıltıcı indirimlerin neden olduğu tüketici mağduriyetleriyle etkin mücadelemize devam ediyoruz.” diye konuştu.

Bursa Ticaret İl Müdürü İsmail Aslanlar, ramazan ayı öncesi denetimlerin sıklaştırıldığını belirterek, “Cumhurbaşkanımızın gösterdiği ‘Türkiye Yüzyılı’ hedefinin temel taşlarından ‘Ticaretin Yüzyılı’ hedefleri doğrultusunda fahiş fiyat artışlarının olumsuz etkilerinden vatandaşlarımızı korunmak için etkin mücadelemizi sürdürüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Konya Ticaret İl Müdürü Mustafa Çağlayan ve il müdürlüğü ekipleri de Konya’nın Selçuklu ilçesindeki marketlerde denetimde bulundu. Çağlayan, yaklaşan ramazan ayı öncesinde denetimleri yoğunlaştırdıklarını, tüm kentte denetim çalışmaları yaptıklarını söyledi.
Antalya Ticaret İl Müdürü Halil Özşahan da fahiş fiyat artışlarının olumsuz etkilerinden vatandaşları korumak için çaba gösterdiklerini dile getirerek, marketlerdeki reyonları tek tek gezerek fiyatları incelediklerini aktardı. Özşahan, denetimlerde bir usulsüzlük tespit edilmesi halinde ceza uyguladıklarını kaydetti.
‘GEÇİT VERİLMEYECEK’
Kocaeli Ticaret İl Müdürü Veysi Uzunkaya, tüketicilerin, tacirin ve esnafın korunması maksadıyla ülke genelinde Ticaret Bakanı Ömer Bolat, il genelinde de Vali Seddar Yavuz’un talimatları doğrultusunda fiyat etiketi, haksız fiyat artışı, kasa ve raf fiyatı arasındaki farkların denetlenmesine yönelik çalışmalarının sürdüğünü söyledi.
Denetimlerin devam edeceğini ifade eden Uzunkaya, şöyle konuştu:
“Özellikle yaklaşan ramazan ayında hem gıda toptancıları hem marketler üzerinde yoğun denetimimiz devam edecektir. Bu denetimlerimiz sadece tüketicimizin korunmasına yönelik değil, dürüst, basiretli tacirlerimizin de haklarını korumaya yönelik olacaktır. Denetimler kimseye zarar vermek için değil, tam tersine tacirimiz, esnafımız ve tüketicimizin haklarını belli ölçülerde korumaya yöneliktir. Bu anlamda haksız fiyat artışlarına ya da fahiş fiyata yeltenecek tacirimize ve esnafımıza asla geçit verilmeyeceğini buradan ilan etmek istiyoruz.”

İzmir’de de Alsancak semtindeki bir zincir marketin şubesini denetleyen ekipler, fahiş fiyat, satıştan kaçınma, etiket ve kasa arasında fiyat farkı olup olmadığına yönelik incelemelerde bulundu. İzmir Ticaret İl Müdürlüğü yetkilileri, günde en az 5 ekiple kent genelinde 50-60 işletmede denetim yaptıklarına işaret etti. Denetimlerde mevzuata aykırılık tespit edilmesi durumunda işletmelere idari para cezası uygulandığı bildirildi.
]]>Diyarbakır’a gönderilen müfettişlerin yaptıkları araştırma, inceleme ve alınan tanık ifadelerine göre, 1 Nisan 2019 tarihinden itibaren belediyeye gelir sağlamak amacıyla Bağlar Belediyesi’ne ait 12 farklı ada ve parselde arsa satışının yapıldığı belirlendi.
MEVZUATA UYDURMAK İÇİN SAHTE KAŞE YAPMIŞLAR
Kamuya ait arazilerin satışıyla ilgili yasa ve mevzuat gereğince o ilin mülki sınırlarında gayrı menkul danışmanlık hizmeti veren 4 büyük emlak firmasından fiyat tespiti yapılaması zorunlu kılınıyor.
4 firmadan alınan fiyat tespitinin ardından en düşük ile en yükseğin ortalaması bir fiyatla araziler satışa çıkarılıyor.
Bağlar belediyesine ait konut ve ticari imarlı arazilerin güncel mali değerinin 6-9 milyon lira arasında değiştiği için Bağlar Belediye Başkanı Hüseyin Beyoğlu ile Emlak İstimlak Müdürlüğü’nde görevli yöneticilerin satışa çıkarılan arsaların fiyatını gerçek mali değerinin çok altında gösterebilmek için kentteki 4 büyük emlak firmasının kaşelerini matbaada yaptırdıkları, bu sahte kaşe ve imzalarla dönümü 9 milyon lira olan arsaların fiyatlamasını 4’te 1 fiyatlama üzerinden değer taktiri yaptıkları belirlendi.
Emlakçıların bilgileri ve rızaları dışında kaşeleri yaptırılarak sahte imzalarla sahte teklifler oluşturdukları tespit edildi.
İMZA VE KAŞELER BİZE AİT DEĞİL TEKLİF DE VERMEDİK
Soruşturmayı yürüten ve 12 dosyada hileli satış yapıldığını belirleyen müfettişler kaşeleri taklit edilen emlakçıların da ifadelerine başvurdu.
Emlakçılar ifadelerinde, kullanılan kaşe ve imzaların kendilerine ait olmadığı gibi Bağlar belediyesine arsa satışıyla ilgili hiçbir şekilde fiyat taktirine dair teklif vermediklerini belirttiler.
MİLYONLARCA LİRALIK KAMU ZARARI OLUŞTU
Mülkiye müfettişleri tapu tescil kayıtları, belediyedeki satış dosyaları, dinlenen emlakçılar ve ihbara konu tanık ifadelerine göre, belediyeye ait arazilerin satışıyla ilgili kamunun milyonlarca liralık zarara uğratıldığını belirledi.
Müfettiş raporunda, söz konusu emlakçıların kaşelerinin yaptırılarak kullanılarak yerlerine sahte ıslak imzaların atılarak sahte teklifler üretilerek satışa esas fiyat taktir komisyonu raporu düzenleyerek arsaların gerçek değerinin çok altında gösterilerek satışının yapıldığı bildirildi.
İMARLI ARSALARI SUSUZ TARLA İLE TAKAS ETMİŞLER
Dönümü 9 milyon liralık bir arazinin 4 milyona satıldığı, arsayı neredeyse yarı fiyatına alan üçüncü kişilerin bu fiyatlama üzerinden belediye başkanı ve satışta imzası bulunan ilgili görevlilere maddi menfaat sağladıkları, satışın gerçekleşmesinden sonra da arsaların gerçek değeri üzerinden konut ve ticari imarlı olduğu için bu kez de fahiş rakamlar üzerinden kentteki yap-sat işi yapan müteahhit firmalara satılmak istendiği tespit edildi.
Bazı imarlı değeri yüksek arazilerin ise Diyarbakır’ın Mardin karayolu üzerindeki Çarıklı Köyü sınırlarında yer alan susuz tarla niteliğindeki vasıfsız arazilerle takas yoluyla kamunun zarara uğratıldığı bildirildi.
SATIŞIN İPTALİ İSTENECEK SUÇ DUYURUSU YAPILACAK
Mülkiye Başmüfettişliğinin hileli satışla ilgili rapor ve soruşturmasını tamamladığı ve önümüzdeki günlerde adli yönden de soruşturma yapılması için Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulacağı öğrenildi.
Hileli satışla ilgili Bağlar Tapu Müdürlüğü’ne de yazı yazılarak satışların kamu zararı oluştuğu ve hileli sahte evraklar düzenlenerek yapıldığı için iptali talep edilecek.
Oluşan kamu zararının ise belediye başkanı Hüseyin Beyoğlu ile Emlak İstimlâk Müdürlüğü’nde görevli olup satışta imzası bulunan görevlilere rücu edileceği bildirildi.

Hüseyin Beyoğlu ve Fırat Kılıç
RÜŞVET SUÇUNDAN YARGILANIYOR
Belediye Başkanı Hüseyin Beyoğlu hakkında geçtiğimiz günlerde bir müteahhitten ruhsat ve kazı izni için 5,5 milyon lira rüşvet istediği için dava açılmıştı.
Hakkında evine en yakın polis merkezine imza vermek koşuluyla adli kontrol kararı ve yurtdışına çıkış yasağı bulunan Hüseyin Beyoğlu’nun yanı sıra suçüstü yapılan rüşvet olayı ile ilgili İmar Müdürü Fırat Kılıç ve Belediye Başkan Yardımcısı Sıddık Aycıl ise halen tutuklu bulunuyor.
Hüseyin Beyoğlu, 2019 yerel seçimlerinde kentin değişik noktalarındaki reklam panolarına, “Belediye İşi gönül işi” yazılı kendi fotoğrafları bulunan afişlerini asmıştı.
]]>Bakanlık tarafından Fiyat Etiketi Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle, tarife ve fiyat listelerine ilişkin belge, levha ve panoların; lokanta, restoran, kafe, pastane ve benzeri yiyecek ve içecek hizmeti sunulan iş yerlerinin giriş kapısının önüne ve hizmet sunulan masaların üstüne, tüketiciler tarafından kolaylıkla görülebilir ve okunabilir şekilde konulması 1 Ocak’tan itibaren zorunlu oldu.
Sektörden, yeni uygulamaya ilişkin Bakanlığa çok sayıda soru ve görüş iletildi. Bunun üzerine Bakanlık, işletmeleri uygulamaya yönelik bilgilendirmek ve konuya açıklık getirmek üzere bir yazı hazırladı.
SELF SERVİS İŞLETMELER VE AVM’LER
Buna göre, yiyecek-içecek sektöründe self-servis (masaya servis hizmeti sunulmayan) çalışan işletmelerde uygulanan tarife ve fiyat listeleri, sipariş verilen ve ödeme yapılan noktalarda tüketiciler tarafından kolaylıkla görülebilir ve okunabilir şekilde yer alacak. Bu koşulu sağlayan işletmelerin menülerini ayrıca masaların üzerinde bulundurma zorunluluğu olmamasına rağmen kapı girişlerinde fiyat listelerine yer vermeleri gerekecek.
Alışveriş merkezi gibi birden fazla restoranın faaliyet gösterdiği ortak mekanlarda ise işletmelerin kendilerine ait giriş kapısı olmaması nedeniyle kapı önünde tarife ve fiyat listesi bulundurma yükümlülüğü bulunmuyor. Ancak alışveriş merkezlerinde de sipariş verilen ve ödeme yapılan noktalarda tarife ve fiyat listeleri tüketiciler tarafından kolaylıkla görülebilir şeklide açıkça yer alacak.
Masaya servis hizmeti sunulan geleneksel işletmelerde de giriş kapıları önünde fiyat listelerinin yer alması zorunlu olacak. Tüketicilerin sipariş verinceye kadar ürünlerin tarife ve fiyat listelerinin hizmet sunulan masanın üstünde bulundurulması gerekecek. Ayrıca birden fazla girişi bulunan işletmelerin de her bir kapıya ayrı ayrı fiyat listesi koyma zorunluluğu bulunuyor.
Giriş kapısı önünde yer verilecek tarife ve listeler, tüketici tarafından kolaylıkla görülebilir ve okunabilir şekilde (ve makul bir süre incelemeye elverişli olarak) dijital veya elektronik pano, levha şeklinde de olabilecek.
HER AYKIRILIK İÇİN CEZA KESİLECEK
İşletmelerde genellikle menü şeklinde bir kitapçık olarak verilebilen tarife ve fiyat listelerine, işletme giriş kapısı önünde de benzer olarak menü veya işletmenin tercih edeceği diğer şekillerde, tüketici tarafından kolaylıkla görülebilir ve okunabilir olmak şartıyla yer verilebilecek.
Teknolojinin getirdiği yenilikler doğrultusunda bazı işletmeler tarafından sadece kare kodlu menüler kullanılıyor. Ancak bu uygulama, yönetmeliğe uyum için tek başına yeterli olmayacak. Bu uygulama, tarife ve liste bulundurma zorunluluğu karşılanmış olarak yorumlanmayacak. Fiyat tarifelerinin açıkça görülebilir şekilde konulması yanında ek bir hizmet olarak kare kodlu menü kullanılmasında ise sakınca olmayacak.
Bakanlık yazısına göre, bu kurallar doğrultusunda yapılacak denetimlerde uygunsuzluk tespit edilmesi durumunda işletmelere idari yaptırım uygulanacak. Bu yıl uygulanacak para cezası her bir aykırılık için ayrı ayrı olmak üzere 2 bin 172 lira olacak.
]]>BETAM tarafından hazırlanan “Kiralık ve Satılık Konut Piyasası Görünümü” araştırmasının aralık sonuçlarına göre, aralıkta Türkiye genelindeki satılık konut fiyatlarında yıllık artış oranı yüzde 65,1’e düştü. Kiralık ev fiyatlarındaki artış oranı ise yüzde 87 oldu.
Buna göre, satılık konutlarda reel fiyatlardaki yıllık artış oranı da ülke genelinde yüzde 0,2’ye, Ankara’da yüzde 12,9’a geriledi. İstanbul’da yıllık reel fiyattaki düşüş yüzde 6,1 olurken, İzmir’de uzun zaman sonra ilk kez yıllık reel fiyat azaldı.
ORTALAMA KONUT FİYATI NE KADAR OLDU?
Satılık konutlarda cari fiyatlarda yıllık artış oranı kasıma kıyasla ülke genelinde 5,5 puan azalarak yüzde 65,1’e düştü. Buna göre, Türkiye genelinde ortalama satılık konut ilan metrekare cari fiyatı 26 bin 93 TL oldu. Böylece 100 metrekarelik bir konutun ortalama satış fiyatı 2 milyon 693 bin TL oldu.

Satılık konut ilan metrekare cari fiyatlarındaki yıllık artış oranları üç büyük şehirde de azalarak İstanbul’da yüzde 54,8, Ankara’da yüzde 86 ve İzmir’de yüzde 64 oldu. Ortalama satılık konut metrekare fiyatları İstanbul’da 36 bin 111 TL, Ankara’da 19 bin 608 TL ve İzmir’de 29 bin 404 TL oldu.
Böylece rapordaki metrekare fiyatları baz alındığında 100 metrekarelik bir konutun ortalama satış fiyatı İstanbul’da 3 milyon 611 bin TL, Ankara’da 1 milyon 960 bin TL, İzmir’de ise 2 milyon 940 bin TL oldu.
Satılık konut ilan sayısı hem ülke genelinde hem de 3 büyükşehirde azaldı. Satılık konut arzı aralıkta önceki aya göre ülke genelinde yüzde 4,8, İstanbul’da yüzde 4,5, Ankara’da yüzde 2,5, İzmir’de ise yüzde 6,9 düştü.
REEL KİRA ARTIŞI YAVAŞLIYOR

Yıllık kira artış oranı İstanbul’da yüzde 73,3’e, Ankara’da yüzde 151,6’ya, İzmir’de ise yüzde 113,3’e düştü. Ortalama kiralık konut ilan metrekare fiyatları İstanbul’da 173,3 TL, Ankara’da 118,2 TL, İzmir’de ise 145,5 TL oldu. 100 metrekarelik ortalama konut esas alıntığında İstanbul’da ortalama kira 17 bin 330 TL, Ankara’da 11 bin 820 TL, İzmir’de ise 14 bin 550 TL oldu. Rapora göre, Türkiye genelinde enflasyondan arındırılmış reel kirada yıllık artışlar uzun süredir azalıyor. Yıllık reel kira artışı aralıkta kasıma göre 4,8 puan azalarak yüzde 13,5’e geriledi.
Kiralık konut ilan sayısı aralıkta ülke genlinde yüzde 5,1, İstanbul’da yüzde 3,4, Ankara’da yüzde 5,9, İzmir’de yüzde 5,5 azaldı.
KONUT TALEBİ YÜKSELDİ
Şubattaki depremlerden sonra çok sert bir düşüş gösteren konut talebi temmuzda artmış ve sonrasında kasıma kadar düşmüştü. Ancak konut talebi aralıkta kasım ayına göre yüzde 5,5 artarak 93,6 oldu.
Türkiye genelinde, İstanbul’da ve İzmir’de kasımdan aralıka cari kira fiyatlarındaki artışın aylık enflasyondan daha yüksek olması sonucu enflasyondan arındırılmış reel kira fiyatları bu bölgelerde yükseldi.
Ülke genelinde Sahibinden platformu üzerinden ilana çıkan kiralık konutların ortalama metrekare fiyatı 132,7 lira olarak gerçekleşti.
]]>Bayraktar, 2023 yılında ve aralıkta üretici ile market arasındaki fiyat farklılıklarını değerlendirdi.
EN FAZLA FİYAT ARTIŞI YÜZDE 156,3’LE KABAKTA
“2023 yılı aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre markette takip edilen 41 ürünün tamamında fiyat artışı oldu.” değerlendirmesinde bulunan Bayraktar, şöyle devam etti:
“Fiyatı en fazla artan ürün markette yüzde 156,3 ile kabak oldu. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 152,5 ile yeşil soğan, yüzde 146,4 ile maydanoz, yüzde 141,9 ile zeytinyağı ve yüzde 138,5 ile patlıcan izledi. Üretimi bir önceki yıla göre azalan kabak, zeytinyağı, elma, salatalık, sivri biber ve kuru üzüm fiyatı en fazla artan ürünler oldu.”
Bayraktar, 2023’te üreticide en fazla fiyat artışının yüzde 365,9 ile kabakta görüldüğünü aktararak, kabaktaki fiyat artışını yüzde 263,1 ile zeytinyağı, yüzde 200 ile elma, yüzde 159 ile salatalık, yüzde 152,2 ile sivri biberin izlediğini belirtti.
Mandalina, limon, portakal ve kuru soğanda üretici fiyatlarında düşüş görüldüğüne değinen Bayraktar, “Üreticide mandalinanın yüzde 63, limonun yüzde 57,1, kuru soğanın yüzde 31,9, portakalın yüzde 2,3 oranında fiyatları düştü. Bu düşüşlere rağmen markette portakalın yüzde 29,5, mandalinanın yüzde 20,8, kuru soğanın yüzde 15,8, limonun yüzde 0,5 oranında fiyatının artması dikkati çekti.” değerlendirmesinde bulundu.
AYLIK FİYAT DEĞİŞİMLERİ
Bayraktar, aralıkta bir önceki aya göre üretici ve market arasındaki fiyat farkının en fazla yüzde 408,5 ile mandalinada görüldüğünü, bunu yüzde 407,4 ile limon, yüzde 277,8 ile portakal, yüzde 243 ile kuru soğanın takip ettiğini belirterek, “Mandalina ve limon 5 kat, portakal 4 kat, kuru soğan ve marul 3,5 kat, yeşil soğan 3 kat fazlaya satıldı.” ifadesini kullandı.
Aralık ayında marketlerde takip edilen 42 ürünün 30’unda fiyat artışı, 12’sinde fiyat azalışı görüldüğünü aktaran Bayraktar, şunları kaydetti:
“Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 54,5 ile patlıcan oldu. Patlıcandaki fiyat artışını yüzde 54 ile yeşil fasulye, yüzde 46,7 ile marul, yüzde 30,1 ile salatalık, yüzde 27,3 ile ıspanak takip etti. Markette fiyatı en çok azalan ürün yüzde 16 ile mısırözü yağı oldu. Mısırözü yağındaki fiyat düşüşünü yüzde 11,8 ile portakal, yüzde 9,1 ile nohut, yüzde 7,3 ile pırasa, yüzde 4,2 ile ayçiçek yağı, yüzde 3,5 ile patates izledi.”
Bayraktar, aralık ayında üretici fiyatlarında takip edilen 34 ürünün 23’ünde fiyat artışı olurken, 3’ünde fiyat düşüşü görüldüğünü. 8 üründe ise fiyat değişimi olmadığına işaret ederek, üreticide en çok fiyat düşüşünün yüzde 20,5 ile beyaz lahanada, en fazla fiyat artışının ise yüzde 58,5 ile marulda görüldüğünü belirtti.
Girdi fiyatlarındaki değişimleri de değerlendiren Bayraktar, gübre, yem, elektrik, zirai ilaç gibi girdilerin üreticilere makul fiyatlardan sağlanmasını istedi.
]]>