İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırılarda 33 kişi yaşamını yitirdi.
İsrail’in Yunus kentinde yerinden edilenlerin sığındığı bir çadırı hedef aldığı saldırıda 3 Filistinli öldü.
İsrail’in Gazze Şeridi’nde toplanan Filistinlileri hedef aldığı saldırıda 8 kişi hayatını kaybetti.
BM’den “Gazze’de günlük acı ve eziyetin bir standart haline gelmesi kesinlikle korkunç” açıklaması yapıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BATMAN’da, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını protesto etmek amacıyla basın açıklaması düzenlendi.
Sivil Toplum Kuruluşları tarafından, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını protesto etmek ve Filistin halkının yanında olduklarını göstermek amacıyla, Gülistan Caddesi’nde basın açıklaması düzenlendi. Basın açıklamasına siyasi partiler, bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Alanda toplanan kalabalık, ellerinde ‘Direnişin adı Aksa Tufanı’ ve ‘Hamas’a selam, direnişe devam’ yazılı döviz ve pankartlar taşıyarak sık sık tekbirler getirdi. Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan basın açıklaması, dua edilmesinin ardından sona erdi.
‘GAZZE UNUTTURULMAYA ÇALIŞILIYOR’
Kalabalık adına basın açıklamasını okuyan Cengiz Arı, “Siyonistler ve işbirlikçilerince soykırım alıştırılmaya, Gazze unutturulmaya çalışılıyor. Kardeşlerim alışmayalım, unutmayalım. Alıştığımız, unuttuğumuz gün Siyonizm’in pençesinde buluruz kendimizi. Unutmamak için de sürekli olarak Filistin’deki cihada maddi ve manevi destek verelim. Direniş devam ediyor, cihad devam ediyor. Yardımların ulaştığını unutmayarak, umutsuzluğa kapılmadan dualarla beraber yardımlarımıza devam edelim. Biliyoruz ki Siyonistlerin nihai amacı tüm İslam beldelerini tehdit etmektir. Buna mani olmanın, bu soykırımı durdurmanın tek yolu İsrail’e karşı her anlamda cephe almaktır, güç kullanmaktır. Ancak maalesef tüm dünya İsrail’e ya destek verdi ya da katliamlarına sessiz kaldı. Bu soykırımın durması ve Siyonizm’in amaçlarına ulaşmasını engellemek için halkı Müslüman olan ülkelerin liderlerinden Müslümanca tavır sergileyerek kendilerini özgür kılmalarını bekliyoruz” dedi.
Haber-Kamera: Bayram AYHAN/BATMAN,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MANİSA’nın Saruhanlı ilçesindeki evinden yaklaşık 14 ay önce ‘Gazze’ye savaşmaya gidiyorum’ diyerek çıkan, Suriye’de rejim güçleri tarafından yakalanıp, cezaevine konulan Engin Arslan (30), dün gece özgürlüğüne kavuştu.
Saruhanlı ilçesinde yaşayan Engin Arslan (30), İsrail’in katliam yaptığı Gazze’ye gitmek için geçen yıl 11 Ekim’de evinden ayrıldı. 3 çocuklu Arslan ailesinin iki oğlundan biri olan Engin Arslan, Hatay’dan kaçak yollarla girdiği Suriye’de yakalandı. En son ablasına bir camide dinlendiğini belirten mesaj atan
Engin Arslan’dan bir daha haber alınamadı. Gözü yaşlı aile en azından oğullarının yaşadığını öğrenebilmek için yetkililerden yardım istedi.
Beklenen haberi AK Parti Grup Başkanvekili ve ManisaMilletvekiliBahadır Yenişehirlioğlu verdi. Yenişehirlioğlu, Suriye’de rejim güçleri tarafından tutuklanan Engin Arslan’ın dün gece itibarıyla özgürlüğüne kavuştuğunu söyledi. Bahadır Yenişehirlioğlu, Türkiye sınırına ulaşmak üzere olan Arslan’ın sınırdan sorunsuz bir şekilde geçmesi için İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile görüştüğünü de söyledi. Arslan’ın kısa süre içerisinde Manisa’da olması bekleniyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul’da, NUN Eğitim ve Kültür Vakfınca “Özgürleştiren Sınırlar” temasıyla “Eğitimde 1 Adım Ötesi Zirvesi” düzenlendi.
NUN Okulları Beykoz Kampüsü’nde düzenlenen zirvede bir konuşma yapan NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Esra Albayrak, zirvenin bu yıl dördüncü kez düzenlendiğini söyledi.

Zirvenin her yıl temasını belirlerken hem Türkiye hem de dünya gündemini yakından incelediklerini belirten Albayrak, “Önümüzdeki on yıllara hazırlıklı olmamız gereken temaları bilhassa da öğretmen, öğrenci ve aileleri ilgilendiren boyutlarıyla interdisipliner bir yaklaşımla ele almaya çalışıyoruz. Buradan ortaya çıkan bilginin, ortak anlayışın eğitimin bütün paydaşları için yol gösterici olmasını arzu ediyoruz.” dedi.
NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Esra Albayrak’ın açıklamaları
Albayrak, makine ve tekniğin gelişmesinin engel algısını sınırsız bir değişim fikriyle yeniden şekillendirdiğini vurgulayarak, “İnsanı zaman ve mekanda tutan her türlü sabite, bu değişim fikrinin beslediği dalgayla yüzer gezer hale gelerek, hayatta belirsizliğin hakim olduğu bir akışkanlık kazandırdı. Böylelikle insanın yaratıcıyla, kendisiyle, tabiat ve toplumla kurduğu ilişkide sınırlar göreceleşti ve özgürlük fikri ‘istediğini yapabilme gücü’ gibi korkunç bir başıboşluk durumu olarak, sanayi toplumundaki sahnesini aldı.” diye konuştu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

İnsanlığın artık yeryüzündeki bütün canlılarla birlikte bu ‘sorumsuz özgürlük’ fikrinin kıskacında bir bilinmeze doğru sürüklendiğini dile getiren Albayrak, şöyle devam etti:
“Dünyanın bir kısmında insanlar, sınırsız olduğunu düşündükleri kaynakları tüketme ve özgürlüğüne sahip olanlar yüzünden açlık çekiyor. Gazze’de, Suriye’de, Myanmar’da ve daha birçok ülkede masum insanlar, hiçbir insani, ahlaki sınır tanımayan, tırnak içinde ‘sözde özgürler’ tarafından acımasızca öldürülüyor.
Peki soruyoruz, birinin cenneti bir başkasının cehennemi üzerine inşa ediliyorsa orada cenneti yaratma özgürlüğünden söz edebilir miyiz? Böyle bir dünyada bir arada yaşama kültürü oluşabilir mi? Böyle bir dünyada insanlar arasında adalet gözetilebilir mi? İşte bu yüzden, vicdan sahibi bütün sosyal bilim insanları gibi biz de, özgürlüğü sınırsız bir yaşam ideali gibi sunarak sorumluluk ahlakını bir kenara koyan bütün çarpık anlayışları sorgulanmaya muhtaç buluyoruz.”

“HER 4 ÇOCUKTAN 1’İ OYUN OYNAMADIĞI ZAMAN HUZURSUZ VE MUTSUZ OLDUĞUNU BELİRTİYOR”
Albayrak, sınırların hem kimlik ve karakter oluşumu için hem de başkalarıyla sağlıklı ilişkiler sürdürebilmek ve bağlanabilmek için gerekli olduğunu kaydetti.
Zamanın sınırlı olduğu bir yaşamda her konuda sınırsız bir hayat deneyimi talep etmenin gerçekçi olmadığına dikkati çeken Albayrak, “Zira malumdur ki, sınırsız yemek sizi zamanla hasta, sınırsız konuşmak sizi zamanla mutsuz, sınırsız düşünmek ise sizi zamanla yorgun bir insana dönüştürebilir. Hem de tüm bu sınırsızlığı, özgürlük beklentisi ile yaşarken zamanın sınırları ile çarpışabilir ve bir anda sandığınızdan daha fazla tutsak ve bağımlı hale gelebilirsiniz.” dedi.

Albayrak, “Bugün her 10 çocuktan 4’ünün dijital oyun oynarken planladığı zaman sınırına uyamıyor, yaklaşık 3’te 2’si fazla oyun oynamaktan dolayı sorumluluklarını aksattıklarını düşünüyor. Her 4 çocuktan 1’i ise oyun oynamadığı zaman huzursuz ve mutsuz olduğunu belirtiyor. Ortaya çıkan bu tablo, çocuklarımızın kendi sınırlarını oluşturma ve bunları koruma konusunda ciddi bir rehberliğe ihtiyaç duyduğuna işaret ediyor.” diye konuştu.
Öğretmenleri birer “sınır mimarı” olarak gördüğünün altını çizen Albayrak, şunları kaydetti:
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika haberi: Barbar İsrail ordusu, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde akıl almaz vahşetine devam ediyor. Çocuk, kadın demeden sivilleri katleden katil İsrail ordusu, yaralıları bile yattığı yerde vuruyor.

Gazze’de bir ay görev yapan İngiliz organ nakli uzmanı Prof. Dr. Nizam Mamode, İngiltere Parlamentosu’nun Uluslararası Kalkınma Komitesi’nin “Gazze’deki İnsani Durum” başlıklı oturumunda İsrail vahşetini anlattı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Mamode, bölgedeki manzarayı 2. Dünya Savaşı’nda atom bombası atılan Hiroşima ve Nagasaki’ye benzettiğini söyledi.

İnsanların çadır veya derme çatma yapılarda yaşadığını kaydeden Mamode, drone’ların, İsrail bombardımanlarının ardından operasyon yaptığını söyledi.

Mamode “Çadırların bulunduğu kalabalık bir noktaya bomba düştükten sonra drone’lar geliyordu, çocukları ve sivilleri vuruyordu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Joyce Msuya’nın mesajını aktaran Dujarric, Gazze’nin kuzeyinin son 1 aydır tamamıyla İsrail kuşatması altında olduğuna işaret etti.
Dujarric, Msuya’nın “Dünya izlerken Filistinli siviller açlıktan ölüyor” ifadelerini ileterek, suçların son bulması gerektiğinin altını çizdi.
Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki durum
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki durum hakkında da bilgi veren Dujarric, sahadaki meslektaşlarından edindiği bilgiye göre bu bölgelerde bu yıl yaklaşık 1000 Filistinlinin evinin yıkıldığını bildirdi.
Dujarric, bu durumun 1100’den fazla kişinin yerinden edilmesine neden olduğunu belirterek, yerinden edilenlerin yüzde 40’ının Doğu Kudüs’ten olduğunu aktardı.
Fotoğraf, AA tarafından servis edilmiştir, temsilidir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GAZZE, 6 Kasım (Xinhua) — Gazze’de mahsur kalan onlarca Filistinli öğrenci salı günü protesto gösterisi düzenleyerek bölgeden ayrılmak ve yurtdışındaki öğrenimlerine devam etmek için izin verilmesi talebinde bulundu.
Uygulanan abluka ve devam eden savaş yüzünden 13 aydır Gazze Şeridi dışındaki üniversitelere gitmeleri ve kayıt olmaları engellenen öğrenciler, Gazze’nin güneyindeki Han Yunus kentinde bulunan Nasır Hastanesi’nin önünde toplanarak eğitimlerine devam hakkı için pankartlar taşıdı ve sloganlar attı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun devam eden çatışmalar ve insansız hava aracı (İHA) tehdidi nedeniyle oğlunun gelecek ay yapılması planlanan düğününün ertelenmesini istediği belirtildi.
İsrail devlet televizyonu KAN, Netanyahu’nun küçük oğlu Avner’in 26 Kasım’da düğününün yapılmasının planlandığını kaydetti.

Tel Aviv yakınlarındaki bir bölgede düzenlenmesi planlanan düğün töreninin ertelenmesinin gündemde olduğu ifade edildi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Planlanan bir etkinliğin katılımcılara risk oluşturabileceği öne sürüldü. Netanyahu’nun devam eden çatışmalar ve İHA tehdidi nedeniyle oğlunun düğününü ertelemeyi istediği aktarıldı.

Lübnan’dan 19 Ekim’de fırlatılan İHA, İsrail’in kuzeyindeki Kayserya kentinde Netanyahu’nun konutuna isabet etmişti.
Saldırı sırasında Netanyahu ve eşi Sara’nın konutta olmadığı açıklanırken, evin yatak odasının camında ufak hasar oluşmuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bölgede büyük bir projeyle karşı karşıyayız ve bu savaş sadece Lübnan ve Gazze ile sınırlı değil, direnişe karşı küresel bir savaş. Projenin hayata geçirilmesi için tüm vahşet ve soykırımın kullanıldığı bu saldırganlıkla yüzleşmeli ve seyretmekle yetinmemeliyiz. Bu yüzleşme, Batılı değerlerin sahte sloganlar olduğunu ve vahşinin yanında yer almadan önce düştüğünü ortaya çıkaracaktır. Gazze ve Lübnan’daki direnişin efsanevi kararlılığı bir haysiyet destanıdır ve nesillerimizin geleceğini şekillendirecektir. Efendimizin de vurguladığı gibi savaş istemediğimizi defalarca söyledik, ancak bize dayatılırsa hazırız ve bunu gururla karşılayacağız. Direnerek İsrail projesini sekteye uğratırız ama bekleyerek her şeyi kaybederiz. Savaş planımıza devam edeceğiz. Benim yolum Nasrallah’ın yoludur, onu takip edeceğim” ifadelerini kullandı.

“KİMSE ADINA SAVAŞMIYORUZ”
İran’ın İsrail’in saldırılarına karşı yanlarında durduğunu belirten Kasım, “Kimse bizim adımıza savaşmıyor ve biz de kimse adına savaşmıyoruz ve bizim projemiz topraklarımızı korumak ve ülkemizi savunmak. İran bizi destekliyor ve bizden hiçbir şey istemiyor ve İsrail ‘e karşı bizi desteklemek isteyen tüm Arap ve İslam ülkelerini memnuniyetle karşılıyoruz. İran direnişe verdiği destek için ödediği bedelin farkındadır ve şehit Korgeneral Süleymani aracılığıyla direnişe kimsenin vermediğini vermiştir. Biz kendi topraklarımızda savaşıyor ve işgal altındaki topraklarımızı kurtarıyoruz ve kimse bizden bir şey istemiyor ya da bizi bir şey yapmaya mecbur bırakmıyor” dedi.
Hizbullah lideri Naim Kasım ilk kez konuştu | Video
NAİM KASIM KİMDİR?
Beyrut’ta 1953 yılında dünyaya gelen Naim Kasım, 30 yıldan uzun süredir İran destekli Hizbullah’ın üst düzey isimlerinden biri. Lübnan Üniversitesi Kimya Bölümü’nden mezun olan Kasım, 1970’lerde Lübnanlı Müslüman Öğrenciler Birliğini kurdu.
Kasım, daha sonra Lübnan’daki Şii Emel Hareketine katıldı. İran’daki 1979 devriminin ardından Kasım, Emel Hareketinden ayrıldı. İran’daki devrim, birçok Lübnanlı Şii aktivistin siyasi düşüncesini de şekillendirdi.
Kasım, 1982’de İsrail’in Lübnan’ı işgaline yanıt olarak, İran Devrim Muhafızlarının desteğiyle kurulan Hizbullah’ın temelini atan toplantılara katıldı. Kasım, 1991 yılında silahlı hareketin o zamanki Genel Sekreteri Abbas el-Musavi tarafından Genel Sekreter Yardımcısı olarak atandı.
Musavi, ertesi yıl İsrail’in helikopter saldırısında öldürüldü ve Hasan Nasrallah Hizbullah’ın yeni lideri oldu. Nasrallah lider olduğunda da Kasım, Genel Sekreter Yardımcılığı görevine devam etti. Kasım, uzun süredir Hizbullah’ın önde gelen sözcülerinden biri olarak son bir yıldır İsrail ile yaşanan çatışmalarla ilgili uluslararası basına açıklamalarda bulunan bir isimdi.
Aynı şekilde Kasım, Nasrallah’ın 27 Eylül’de Beyrut’a düzenlenen İsrail hava saldırısında öldürülmesinin ardından televizyondan açıklama yapan ilk Hizbullah üst düzey yöneticisi idi.
Kasım, 30 Eylül’de yaptığı açıklamada, Hizbullah’ın eski Genel Sekreterinin yerine “en erken fırsatta” bir halef seçeceğini ve Filistinlilerle dayanışma içinde İsrail’e karşı mücadeleye devam edileceğini söylemişti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Elysee Sarayı’ndan yapılan açıklamaya göre, Macron ve Netanyahu telefon görüşmesi yaptı.
Macron, 19 Ekim’de Netanyahu’nun konutunun insansız hava aracı (İHA) ile hedef alındığı saldırıları “kabul edilemez” olarak niteledi ve dayanışma mesajı verdi.
Fransa’nın İsrail’in güvenliğine bağlılığını yineleyen Macron, Hamas lideri Yahya Sinvar’ın ölümünün, “Gazze’de ateşkesin sağlanmasına yönelik müzakerelerin yeni bir aşamaya taşınmasına fırsat sunması gerektiğini” savundu.

İsrail’in Lübnan’a saldırıları bağlamında Macron, sivil altyapıların hedef alınmamasını, sivillerin korunmasını ve bir an evvel ateşkes sağlanmasını istedi.
İsrail ordusunun, Birleşmiş Milletler (BM) Lübnan Geçici Barış Gücü’ne (UNIFIL) yönelik eylemlerini kınayan Macron, BM’nin “Güney Lübnan’daki rolünü tam olarak ifa etmesini” arzu ettiğini belirtti.
İki lider ayrıca, “İran’ın Orta Doğu’da krizlerin yayılmasındaki sorumluluğunu” ele aldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Koridor, savaş sırasında İsrail güçleri tarafından kurulmuştu ve Gazze’nin kuzeyini ülkenin geri kalanından ayırmışı.
İsrail medyasının haberine göre, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich konferansta bir konuşma yapacak.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GAZZE, 10 Ekim (Xinhua) — Filistinli kaynaklar, İsrail’in Salı günü Gazze’nin orta ve güney bölgelerine düzenlediği hava saldırılarında en az 24 Filistinlinin öldürüldüğünü söyledi.
Sivil Savunma Teşkilatı’na göre, İsrail savaş uçakları Gazze’nin iç kesimlerindeki Bureyc Mülteci Kampı’nda dört katlı bir konut binasını vurarak 16 kişiyi öldürdü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Gazze’deki hükümetin Medya Ofisi’nden 30 Eylül’de açıklanan verilere göre, İsrail ordusu bu 1 yıl içinde yaklaşık “3 bin 650 katliam” işledi. Bu katliamlarda, yaklaşık 17 bini çocuk, 11 bin 378’i kadın ve 13 bini erkek olmak üzere 41 bin 870 kişi hayatını kaybederken, 97 bin 166 kişi yaralandı. Enkaz altında ya da kayıp olan 10 bin kişinin cesedine ise hala ulaşılamadı. Bu haliyle ölenlerin yüzde 42’sini çocuklar, yüzde 27’sini kadınlar, yüzde 31’ini de erkekler oluşturdu.
EN AĞIR BEDELİ ÇOCUKLAR ÖDEDİ
İsrail saldırılarının en ağır bedelini çocuklar ödedi. Saldırılar sırasında doğan 171 bebek yaşama şansı dahi bulamadan öldü. Henüz 1 yaşını doldurmamış 710 bebek de saldırılarda hayatını kaybetti. Enkaz altından çıkarılan fetüsler bile oldu. 25 bin 973 çocuk anne ve babasını ya da ikisinden birini kaybetti. Hastanelerde ortaya çıkarılan 7 toplu mezarda 520 Filistinlinin cansız bedenine ulaşıldı.

902 AİLE NÜFUSTAN SİLİNDİ
İsrail’in saldırılarında yüzlerce ailenin tüm fertleri hayatlarını kaybederken, binlercesinin ise sadece bir ya da 2 ferdi hayatta kalabildi. Medya Ofisinin 2 Ekim tarihli yazılı açıklamasına göre, bir yıldır devam eden soykırım sırasında tüm fertleri ölen 902 aile nüfustan silindi, 1364 ailenin sadece bir ferdi, 3 bin 472 ailenin ise sadece 2 ferdi hayatta kaldı. Gazze Şeridi’ne açılan sınır kapılarını 5 aydır kapalı tutarak sıkı bir abluka uygulayan İsrail, hayatta kalan Filistinlilere karşı da açlık, yetersiz beslenme ve ilaç eksikliğini silah olarak kullandı. Bir yılda çoğu çocuk 36 Filistinli açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybetti. 3 bin 500 çocuk yetersiz beslenme nedeniyle ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. 71 bin 338 kişi sürekli yerinden edilme ve göç nedeniyle hepatite, 1 milyon 737 bin 524 kişi de çeşitli salgın hastalıklara yakalandı. 10 bin kanser hastası Gazze’de tedavi imkanı olmaması nedeniyle her an ölüm riskiyle karşı karşıya. Saldırılarda yaralanan 12 bin Filistinli ile 3 bin hastanın ise Gazze dışında tedavi edilmesi ihtiyacı doğdu.

DOKTORLAR İŞKENCE SONUCU HAYATINI KAYBETTİ
İsrail ordusu, uluslararası hukuku hiçe sayarak hastaneler ve sağlık çalışanlarını özellikle hedef aldı. Böylelikle, hastalar ve saldırılarda yaralanan Filistinlilerin tedavi imkanlarını da ellerinden aldı. Saldırılar nedeniyle 34 hastane ile 80 sağlık merkezi hizmet dışı kaldı, 162 sağlık kuruluşu zarar gördü, 131 ambulans da kullanılamaz hale geldi. 986 sağlıkçı hayatını kaybetti, 310 sağlıkçı ise alıkonuldu. İsrail’in alıkoyduğu doktorlardan bazıları İsrail hapishanelerinde gördüğü işkence sonucu hayatını kaybetti. Bunların başında bölgenin en tanınmış ortopedi cerrahlarından biri olan Adnan el-Burş ile kadın doğum uzmanı İyad er-Rantisi geldi.

OKUL VE ÜNİVERSİTELER YERLE BİR EDİLDİ
İsrail’in sürdürdüğü soykırımın en önemli boyutlarından biri de eğitim sistemine uygulanan “soykırım” oldu. İsrail kasıtlı şekilde Gazze’deki okul ve üniversiteleri yerle bir ederek bir nesli eğitimsiz bıraktı. Filistin verilerine göre, 7 Ekim 2023’ten önce Gazze Şeridi’nde 17 üniversite ve kolejin yanı sıra 800 bin öğrencinin eğitim aldığı 796 okul bulunuyordu. İsrail ordusu, saldırılarıyla bu okulların 125’ini tamamen, 337’sini ise kısmen yıktı. Böylelikle okul binalarının yüzde 93’ü tamamen ya da kısmen yıkılmış oldu. Medya Ofisinin verilerine göre, İsrail saldırıları sonucu Gazze’de ilköğretim ve lise çağındaki 11 bin 500 öğrenci, 750 öğretmen ve eğitim alanında çalışan kişi ile 115 üniversite hocası ve akademisyen katledildi.
Bölge halkı yanlarına alabildikleri eşyalarıyla güvenli gördükleri yerlere göç ediyor
ALT VE ÜST YAPI TAHRİP EDİLDİ
İsrail, 1 yılda 85 bin ton patlayıcı kullanarak Gazze’de taş üstünde taş bırakmadı. Bu saldırılarda, evler, hükümet binaları, tarihi eserlerin yanı sıra elektrik ve su şebekeleri de kullanılamaz hale geldi. Medya Ofisine göre, 611 cami tamamen, 214 cami kısmen, 150 bin konut tamamen, 200 bin konut kısmen yıkıldı, 80 bin konut ise kullanılamaz hale geldi. 201 kamu dairesi, 206 tarihi eser ve sit alanı ve 3 kilise de İsrail saldırılarının hedefi oldu. 36 spor tesisi ve stat ile 700 su kuyusu hizmet dışı kaldı.

MEZARLARIN İÇİNDEN CESETLER ÇALINDI
Gazze’deki Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı, 5 Ekim’de yaptığı açıklamada, Gazze genelindeki 1245 caminin yüzde 79’unun yıkıldığını, 60 mezarlıktan 19’unun kasıtlı ve sistematik olarak hedef alındığını, mezarların kazılarak onlarca cesedin çalındığını ve vücut bütünlüklerinin de bozulduğunu belirtti. Açıklamada, bakanlığın 238 görevlisinin İsrail ordusunca öldürüldüğü, 19’unun alıkonulduğu aktarıldı. Alt yapıda ise 3 bin 130 kilometrelik elektrik, 330 bin metrelik su, 655 bin metrelik kanalizasyon şebekesi ile 2 milyon 835 bin metrelik yol ağı tahrip edildi.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, 3 Ekim’de Katar’ın başkenti Doha’da “Spor diplomasisi” başlığıyla düzenlenen Asya İşbirliği Diyaloğu (AİD) Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, İsrail ordusunun “vahşi soykırım savaşında spor tesisleri dahil Gazze Şeridi’ndeki altyapının yüzde 90’ından fazlasını yok ettiğini” söyledi.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) –Gazze’de savaşın birinci yılı dolarken, İsrail ordusu Gazze Şeridi genelinde Hamas’a karşı tedbir ve saldırılarını yoğunlaştırdığını açıkladı. Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugayları, Tel Aviv’e roket saldırısı düzenledi . Ateşkes çabaları gölgede kalırken çatışmaların Lübnan’a da yayılması bölgeyi geniş çaplı bir savaş riskiyle tehdit ediyor.
Hamas’ın silahlı kanadı Kassam Tugayları, Tel Aviv’e yönelik bir roket saldırısı başlattığını duyurdu. Hamas’ın saldırısı sonrası Tel Aviv ve çevresinde siren sesleri duyulurken İsraillli yetkililer Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’tan Tel Aviv’e 5 roket ateşlendiğini, saldırı neticesinde şarapnel parçaları nedeniyle hafif yaralanan 30’lu yaşlardaki iki kadına tıbbi müdahale yapıldığını açıkladı.
Gazze’deki savaş birinci yılını doldururken, sabah erken saatlerde İsrail ordusu Gazze Şeridi genelinde Hamas’ın olası bir saldırısına karşı sınır bölgelerinde tedbirleri artırdığını ve bölgedeki Hamas mevzilerinin hedef alındığını açıklamıştı. İsrail’de Hamas’ın “Aksa Tufanı” olarak isimlendirdiği 7 Ekim 2023 saldırılarında öldürülen 1200 İsrailli ve rehin alınan 250 kişi için anma törenleri düzenleniyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Hamas’ı yok edeceklerini söylerken 7 Ekim’den bu yana Gazze’de öldürülen kadın ve çocukların da aralarında bulunduğıu 41 bin Filistinli’nin büyük bir kısmının Hamas militanı olduğunu iddia etti. İsrail ordusu ayrıca Lübnan’a yönelik kara operasyonunu yeni birlikler göndererek genişlettiğini duyurdu.
Ateşkes çabaları gölgede kaldı
Hafta sonu dünya genelinde düzenlenen savaş karşıtı protestolarda Gazze ve Lübnan’da ateşkesin sağlanması çağrısı yapıldı. Hamas’ın İsrail’e saldırısının yıldönümü olan 7 Ekim’de öncesinde planlanan protesto ve anma etkinlikleri nedeniyle Avrupa, Asya ve ABD’nin birçok büyük kentinde güvenlik önlemleri artırıldı.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, 31 Mayıs’ta Gazze’de ateşkesin sağlanması ve rehinelerin serbest bırakılması için üç aşamalı bir ateşkes planı sunmuştu. Hamas’ın kabul ettiği üç aşamalı ateşkes önerisi önerisi, ilk aşamada altı haftalık bir ateşkes ve rehinelerin bir kısmının serbest bırakılmasını öngörüyordu, ilerleyen aşamalarda da kalıcı ateşkese yönelik adımlar atılacaktı.
Temmuz ayında Roma’da düzenlenen ateşkes görüşmelerde, İsrail, “üç aşamalı ateşkes planına” eklemeler yapılmasını talep etmişti. Bu eklemeler Mısır-Gazze sınırındaki Philedelpia ve Gazze’nin ortasından geçen Netzarim koridorlarının İsrail tarafından kontrol edilmesini içeriyordu. Washington’ın İsrailli yetkililerle müzakere ederek hazırladığı düşünülen ateşkes önerisinin uygulanmasına ilişkin görüşmeler bu noktada tıkandı.
Roma görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından ABD, Mısır ve Katar liderleri ağustos ayında Gazze’de ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması anlaşmasını sağlamak üzere İsrail ve Hamas arasında ortak çabalarla arabuluculu ateşkes görüşmeleri başlattı. ABD’li yetkililer Doha ve Katar’da gerçekleştirilen görüşmelerin yapıcı geçtiğini ve teknik detaylar üzerinde heyetlerarası görüşmelerin devam ettiğini duyurmuştu. Görüşmelerin üzerinden neredeyse iki ay geçmişken ateşkes sağlanamamasıyla birlikte savaş Lübnan’a sıçradı.
İsrail’in İran’a nasıl bir cevap vereceği belirsizliğini koruyor
İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını genişletmesi ülkedeki İran destekli Hizbullah’ın lideri Hasan Nasrallah’ın bir İsrail saldırısı sırasında öldürülmesi İran’ın İsrail’e yönelik bir misilleme saldırısını kışkırttı. Geçen hafta yaklaşık 180 balistik füzeyle İsrail’e saldıran İran’a İsrail’in vereceği yanıtın bölgesel çatışmaları daha da derinleştirmesinden endişe duyuluyor. Beyaz Saray İsrail’in İran’ın nükleer altyapılarını hedef alabileceği olası bir saldırısını desteklemeyeceğini duyurmuştu. Ancak Biden’ın İsrail’in İran’a ait petrol tesislerine yönelik olası misilleme saldırısının değerlendirdiklerine ilişkin açıklamalarının ardından petrol fiyatlarında yüzde 5’in üzerinde artış kaydedildi.
Hizbullah ve İsrail arasında 7 Ekim’den sonra başlayan karşılıklı roket saldırıları, geçen ay İsrail ordusunun Lübnan’a yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırması ve Lübnan’a yönelik bir kara operasyonu başlatmasının ardından derinleşmişti. 7 Ekim’den sonra başlayan çatışmalardan etkilenen bölgelerde 3 milyondan fazla insanın yerinden olduğu tahmin ediliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’nin New York şehrindeki Birleşmiş Milletler Genel Kurul Toplantısının ardından Kanada’ya geçen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, burada Kanada Başbakanı Justin Trudeau’yu ziyaret etti.
Macron, Montreal kentinde Trudeau ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuştu.
İsrail’in Lübnan’a saldırılarını değerlendiren Macron, Gazze’de ve İsrail-Lübnan Mavi Hattı’nda ateşkes sağlanması çağrısında bulundu.
“BU DURUM SONA ERMELİ”
Macron, Gazze’ye insani yardımın ulaştırılması gerektiğini vurgulayarak, “Bu tahammül edilemez durum sona ermeli.” dedi.
Trudeau ile birlikte bölgede siyasi bir çözümün kalıcı barışı sağlayabileceği konusunda hemfikir olduklarını dile getiren Macron, “Gazze’deki savaşın devam etmesi, çatışmanın bölgede yayılmasına katkı sağlıyor. Bu son derece endişe verici ve bu durumun ana kurbanı Lübnan.” ifadelerini kullandı.
Macron, “Lübnan’da İsrail’in saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı son derece sarsıcı.” diyerek, Fransa’nın bugüne kadar Hizbullah’ın attığı adımları kınadığını kaydetti.

“FRANSA, LÜBNAN’IN GAZZE OLMASINA KARŞI ÇIKIYOR”
“Fransa, Lübnan’ın yeni bir Gazze olmasına karşı çıkıyor.” değerlendirmesini paylaşan Macron, İsrail’in saldırılarını durdurması ve Hizbullah’ın “misilleme mantığından” vazgeçmesi gerektiğini söyledi.
Macron, Lübnan ile İsrail arasındaki sorunun siyasi bir yolla çözülebileceğini belirtti.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Yusuf Balıkçı
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail, Gazze’de bir eve hava saldırısı düzenledi.
İsrail ordusu, Cibaliya bölgesinde el-Batş Ailesi’nin evine hava saldırısı düzenledi.
Gazze’deki Sivil Savunma Müdürlüğü’nden yapılan yazılı açıklamada, saldırıda 4 Filistinlinin yaşamını yitirdiği belirtildi.
BİR AİLE YOK OLDU!
Açıklamada, söz konusu saldırıda yaşamını yitirenlerin aynı aileden anne, baba ve engelli iki çocukları olduğu vurgulandı.
Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, hava saldırısında hedef alınan ev yıkıldı, çevredeki birçok evde büyük hasar meydana gelirken, çok sayıda kişi de yaralandı.
41 BİNDEN FAZLA MASUM ÖLDÜ
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 16 bin 795’i çocuk, 11 bin 378’i kadın olmak üzere 41 bin 534 Filistinli öldü, 96 bin 92 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
İLGİLİ HABERİsrail, Gazze’ye bomba yağdırmaya devam ediyorKaynak: Anadolu Ajansı (AA)Adile Topçu
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana abluka altındaki Gazze Şeridi’ne saldırıları sürüyor.
Katliamlarına her geçen gün yenilerini ekleyen İsrail; kadın, çocuk, yaşlı demeden öldürmeye devam ediyor.
İsraillilerin ise Binyamin Netanyahu’ya olan tepkileri artışta..
Kanal 13 televizyonunun İsrail Merkezi İstatistik Dairesinden aktardığı habere göre, İsraillilerin yurt dışına göçünde dikkate değer bir yükseliş kaydedildi.
ARTIŞ İSTATİSTİKLERE YANSIDI
“Negatif göç” olgusundaki büyük artışı ortaya koyan yeni istatistiğe göre, Ocak 2024-Temmuz 2024 döneminde 40 binden fazla İsrailli ülkeyi terk etti.
Aynı istatistiğe göre, 2023 yılı içinde yaklaşık 55 bin 300 İsrailli yurt dışına göç etti. Aynı yıl içinde 27 bin kişi İsrail’e geri döndü veya başka bir ülkeden İsrail’e göç etti.
2022 yılında yaklaşık 38 bin İsrailli yurt dışına göç ederken 23 bin kişi İsrail’e geri döndü veya göç etti.
2021 yılında İsrail’den ayrılanların sayısı 31 bin, geri dönenlerin sayısı ise 29 bin oldu.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Fatih Yıldırım
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çocuk felci vakalarındaki artış sonrası yapılan aşılama çalışmalarına ilişkin konuşan UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini, “Gazze’den nadir görülen olumlu bir hikaye.” ifadesinde bulundu.
Lazzarini, açıklamalarında ikinci doz uygulamalarına ilişkin de konuştu.
“BİR SONRAKİ GÖREVİMİZ İKİNCİ DOZU SAĞLAMAKTIR”
Aşılamaya ilişkin konuşan Lazzari, şu sözleri sarf etti:
Gazze’den nadir görülen olumlu bir hikaye: Çocuk felci aşılama kampanyasının 1. turu başarıyla sona erdi. UNRWA ve ortakları yüz binlerce çocuğu aşılayarak aşılama kapsamını yüzde 90’a ulaştırmıştır.
Çatışmanın tarafları, gerekli olan farklı ‘insani duraklamalara’ büyük ölçüde saygı göstererek, siyasi irade olduğunda yardımın kesintiye uğramadan sağlanabileceğini göstermiştir.
Bir sonraki görevimiz çocuklara Eylül sonunda ikinci dozu sağlamaktır. Kampanyayı güvenli bir şekilde yürütmek için yeni duraklamalara ihtiyaç duyulacak olsa da, Gazze’deki insanların nerede olurlarsa olsunlar acilen ihtiyaç duydukları şey ateşkestir.

KAMPANYA BAŞLATILMIŞTI
Filistin Sağlık Bakanlığı, 16 Ağustos’ta, Gazze’de ilk çocuk felci vakasının tespit edildiğini duyurması sonrası, DSÖ, Filistin Sağlık Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve BM’nin Filistin Ajansının (UNWRA) iş birliğiyle, Gazze’de 10 yaş altı 600 binden fazla çocuğu kapsayan çocuk felci aşılama kampanyası başlatılmıştı.
Ayrıca, cumartesi günü açıklamada bulunan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, kampanyanın ilk aşamasında 560 binden fazla çocuğun aşılandığını duyurmuştu.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Öznur Kaya
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail askerlerinin Gazze’de sürdürdüğü zulüm 10 ayı aşkındır devam ediyor.
Binlerce Gazzeliyi öldüren İsrail ordusu, savaştan kaçmayı başaran sivilleri ise yurtlarından ederek kendi topraklarından uzaklaştırıyor.
Göçebe olarak zor şartlar altında yaşamını sürdürmeye çalışan Gazzeliler, İsrail askerlerinin sınırda uyguladığı ambargo nedeniyle yiyecek ve temiz suya ulaşmakta zorluk çekiyor.
TÜRK KIZILAYI’NDAN YARDIM ELİ
Savaşın ilk gününden itibaren yardımlarını esirgemeyen Türk Kızılayı, açlıkla mücadele eden Gazzelilere bir gıda yardımı daha gerçekleştirdi.

20 BİN KİŞİLİK GIDA YARDIMI DAĞITILIYOR
Gazze’ye insani yardımın ulaşmasında yaşanan zorluğu yerelden temin ettiği gıda malzemeleriyle aşma yoluna giden Kızılay, kuru gıda, sıvı yağ, ton balığı dahil 16 kalem malzemeden oluşan 20 bin kişilik gıda kolisini Han Yunus’taki dağınık yerleşim bölgelerindeki ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaya başladı.
Yardımların Gazze’ye ulaşması sürecinin her aşamasında Filistin, Mısır ve Ürdün Kızılayı ile koordineli bir çalışma yürüten Kızılay, bölgeye karayolu üzerinden insani yardım sevkiyatı gerçekleştirmek için de planlama çalışmalarını sürdürüyor.
GÜNDE 15 BİN KİŞİ KAPASİTELİ AŞEVİ FAALİYETİ SÜRÜYOR
Çatışmaların başladığı 7 Ekim’den bu yana önce Refah’ta, ardından Deyr Belah’ta hizmet veren aşeviyle Kızılay, günde 15 bin kişinin sıcak yemek ihtiyacını karşılıyor.
Aşevinden yararlananların pek çoğu, günde sadece bir öğün yemek yediklerini, bu yemeğin de Türk Kızılay aşevinden sağladıkları öğün olduğunu anlatıyor.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Büşra Yıldız
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), ağır yaralı bir askerin tahliyesi için Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah kentine uçan UH-60 Black Hawk tipi helikopterin iniş yaptığı sırada düştüğünü duyurdu.
Yerel saatle 00.30 sıralarında meydana gelen kazada 37 ve 38 yaşlarındaki iki İsrail askerinin öldüğü, 7 askerin yaralandığı belirtildi.
SORUŞTURMA DEVAM EDİYOR
Olayla ilgili ön soruşturmada helikopterin vurulmadığı, olayın bir kaza olduğu ve alçak irtifadayken düştüğü kaydedildi.
Yaralanan askerlerin hastaneye kaldırıldığı ifade edilen açıklama, helikopterin ağır hasar aldığı belirtildi.
Kazanın nedenine ilişkin soruşturma devam ediyor.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Abdullah Paçal
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, geçtiğimiz günlerde de beş senenin ardından Avrupa Birliği’nce dışişleri bakanlarının Gymnich adı verilen gayri resmi toplantısına davet edildi. Fidan’ın AB’nin ardından AL toplantısına davet edilmesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde ülkelerle normalleşme süreçlerine verdiği katkının bir sonucu olarak değerlendiriliyor.

Fidan, bu toplantılara katılım göstererek küresel şartları gözeterek alternatif kulvarlarda Türkiye’nin politikalarını ve tezlerini üst düzeyde dünyaya anlatıyor. Türkiye uyguladığı kapsayıcı ve çok boyutlu diplomasi ile dünya politikalarında etkisini günden güne artırıyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

KURUMSAL İLİŞKİLERİN GELİŞTİRİLMESİ GÜNDEMDE
Konsey toplantıları Mart ve Eylül aylarında olmak üzere düzenli olarak yılda iki kez Kahire’de yapılıyor. Arap Ligi’nin gündeminde bulunan Filistin başta olmak üzere birçok başlık Türkiye’nin dış politika gündeminde öncelikli konular arasında yer alıyor.

Türkiye’nin Arap ülkeleriyle son yıllarda gelişen ve çeşitlenen ilişkileri, hem bölgedeki mevcut sorunlara çözüm arayışları hem de karşılıklı yarar temelinde geleceğe yönelik somut işbirlikleri bağlamında yeni fırsatlar sunuyor.Bu çerçevede, Arap Ligi’yle kurumsal ilişkilerin geliştirilmesi ve eşgüdümün artırılması gündemde.

ÜYE ÜLKELERLE GELİŞEN İLİŞKİLERİN YANSIMASI
Fidan’ın Arap Ligi Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısına davet edilmesi de üye ülkelerle gelişen ikili ilişkilerin yanı sıra, Türkiye’nin bölgedeki rolüne duyulan ilginin yansıması olarak değerlendiriliyor.
SON DÖNEM TEMASLARDA ARTIŞ
AL Dışişleri Bakanları Konseyi (DBK) toplantılarında, 2018 yılından başlayarak Türkiye’nin Arap ülkelerinin içişlerine karıştığı iddiasıyla bazı aleyhte kararlar kabul edilmiş, ancak farklı seviyelerde gerçekleştirilen girişimler ve zaman içinde Mısır başta olmak üzere Arap ülkeleriyle gelişen ilişkiler neticesinde mezkûr kararlarda kullanılan dilin giderek yumuşatıldığı görüldü. Bu süre zarfında AL’yle gelişen temas ve ilişkilerimiz kapsamında, Fidan 13-14 Ekim 2023 tarihlerinde Kahire’ye gerçekleştirdiği ziyarette AL Genel Sekreteri (ALGS) Ahmed Aboul Gheit’le görüştü. Bakan Yardımcısı Büyükelçi Ahmet Yıldız ile AL Genel Sekreter Yardımcısı (ALGSY) Büyükelçi Hossam Zaki başkanlığında 28 Şubat 2024 tarihinde Ankara’da siyasi istişareler gerçekleştirildi, Hossam Zaki bilahare Antalya Diplomasi Forumu’na katıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Netanyahu’nun dün akşam düzenlediği basın toplantısında, Hamas’ı, 6 İsrailli esirin ölümünden sorumlu tutmasının ardından Hareketin Siyasi Büro üyesi İzzet er-Rişk, Telegram hesabından yazılı açıklama yaptı.
Rişk, “Direniş güçlerinin elindeki esirlerin hayatından Netanyahu sorumludur. Direniş güçleri onların hayatını korumaya ve iyi muamelede bulunmaya özen gösterirken o (Netanyahu) onları öldürme ve durumlarını görmezden gelmede ısrar ediyor.” ifadelerini kullandı.
Netanyahu’nun yaptığı açıklamayla esir takası ve ateşkes anlaşmasını engelleyenin kendisi olduğunu ortaya koyduğunu dile getiren Rişk, “Netanyahu, 11 aydır Gazze’de yürüttüğü ve halkına pazarlamada başarılı olamadığı hayali bir zafer arıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
REKLAM
Netanyahu dünkü basın toplantısında, geçen hafta Gazze’de 6 İsrailli esirin cenazelerinin bulunmasının ardından bazı İsrailli yetkililerin Mısır ile Gazze sınır hattındaki Philadelphi Koridoru’ndaki işgalin sona erdirilmesi yönündeki açıklamalarını duyduğunda “şoke olduğunu” belirtmiş ve buradaki işgale devam etme konusunda ısrarcı olacaklarını söylemişti.
İsrail ordusu, 1 Eylül’de Gazze Şeridi’nin Refah kentinde bir tünelde 6 İsrailli esirin cesedine ulaşıldığını açıklamıştı.
Hamas, 6 İsrailli esirin “Amerikan silahlarıyla Filistin halkını katleden İsrail bombardımanında” öldüğünü belirtmişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’de hafta sonu 6 esirin cansız bedeninin bulunmasının ardından Başbakan Binyamin Netanyahu’ya duyulan öfke artıyor. Başkent Tel Aviv başta olmak üzere ülke genelinde hafta sonundan bu yana devam eden hükümet karşıtı protestolarda göstericiler İsrail hükümetinin esirler için ateşkes anlaşmasını sağlayamamasına tepki gösteriyor. Başkentteki gösteride Netanyahu’ya anlaşmayı kabul etmesi için çağrılar yapan binlerce gösterici, “Bu kadar kan dökmek yeter, masada bir anlaşma var!”, “Utanç, Utanç, Utanç”, “Onları (esirleri) canlı istiyoruz” sloganları atarak bölgedeki politikadan vazgeçilmesini talep etti. “Baştaki sensin. Suçlu sensin” yazılı pankartlar taşıyan İsrailliler, anlaşmaya yanaşmayan Netanyahu’yu istifaya çağırdı.
Ülke genelinde greve gidildi
İsrail’in en büyük işçi sendikası Histadrut tarafından dün yapılan açıklamada, bugün için ülke genelinde grev çağrısı yapılmış, “Esirlerin terk edilmesini durdurmalıyız. Sadece bizim müdahalemizin sarsılması gerekenleri sarsabileceği sonucuna vardık” ifadeleri kullanılmıştı. Tel Aviv’deki Ben Gurion Havalimanı’nda da bugün uçuşlar askıya alınmış ve havalimanında aksamalar yaşanmıştı. – TEL AVİV
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Toplantının başında Savunma Bakanı, kabine üyelerine hitaben yaptığı konuşmada esir takası anlaşmasının İsrail için stratejik bir dönüm noktası olduğunu savunarak, İsrail’in anlaşma müzakerelerine devam etmemesi halinde bu durumun etkilerinin esir meselesinden çok daha öteye taşınacağını ve bölgesel savaşa yol açabileceğini söyledi.
Netanyahu’nun, ordunun İsrail işgalinin sürdüğü Mısır ile Gazze sınırındaki 14 kilometrelik Philadelphi Koridoru’ndaki varlığının devam etmesini oylamaya sunmak istediğine dair planlanmamış duyurusu kabine üyeleri arasında gerilime yol açtı.
Başbakan’ın duyurusuna karşı çıkan Gallant, Philadelphi Koridoru’nda kalma yönünde resmi bir karar almanın esir takası müzakerelerinde “İsrail’in elini kolunu bağlayacağını” öne sürdü.
“NETANYAHU’NUN ESİRLERİ İDAM ETME YETKİSİ DAHİ VAR”
Üst düzey bir İsrailli yetkili, Netanyahu’nun konuyu oylamaya sunma niyetini açıklamasının ardından Gallant’ın, “Başbakanın her kararı oylamaya sunma yetkisi, hatta esirleri idam etme yetkisi dahi var.” dediğini söyledi.
Gallant, “Philadelphi Koridoru’nda kalmak veya esir takası yapmak” seçeneklerinden birinin tercih edilmesi gerektiğini ve iki seçeneğe birlikte ulaşılmayacağını kaydetti.
Ayrıca, Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi ve Mossad Direktörü David Barnea da oylama öncesinde çekincelerini dile getirdi.
Halevi, ordunun Philadelphi Koridoru’ndaki varlığının devam etmesi yönündeki bir resmi kararın esirlerle ilgili durumu daha da karmaşık hale getireceğini ifade etti.
İKİLİ ARASINDA GERİLİM UZUN ZAMANDIR SÜRÜYOR
Netanyahu ile Gallant, İsrail ile Hamas arasında Gazze’de ateşkes ve esir takası anlaşması için yapılan dolaylı müzakerelerin önündeki engellerden biri olarak görülen, İsrail işgalinin sürdüğü Mısır ile Gazze sınırındaki 14 kilometrelik Philadelphi Koridoru konusunda uzun süredir ayrışma yaşıyor.
Savunma Bakanı Gallant, 27 Ağustos’ta İsrail’in koridorda “bulunması ila bulunmamasının güvenlik engeli oluşturmadığını” belirtirken, Başbakan, “Philadelphi Koridoru’yla ilgili talebimizden geri adım atmayacağız. (Yahudi) ölse de vazgeçmez.” demişti.
İsrail Başbakanı Netanyahu, İsrail ve uluslararası kamuoyunda siyasi nedenlerle Hamas ile esir takası anlaşması yapmamakla suçlanıyor.
Netanyahu’nun anlaşma teklifine eklediği maddelerin uzlaşıyı zora soktuğu aktarılıyor.
Netanyahu’nun Mısır-Gazze sınır hattındaki “Philadelphi Koridoru’nda” İsrail’in kontrolünü şart koşan maddeyi anlaşmaya eklemesinin görüşmeleri tıkadığı kaydediliyor. Netanyahu, söz konusu maddede geri adım atmayacağının altını çizmişti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail ordusu, Han Yunus kentine bağlı Absan el-Kebire beldesinde bir evi insansız hava aracıyla (İHA) bombaladı.
İsrail’in düzenlediği saldırıda 3 kişi hayatını kaybederken, çok sayıda ise yaralı olduğu öğrenildi.
Han Yunus’un el-Fahhari beldesinde de eve düzenlenen hava saldırısı sonucu çok sayıda Filistinlinin yaralandığı bilgisi verildi.
Görgü tanıkları da İsrail topçu birliklerinin, Han Yunus’un batı kesimi ve Dar Selam Hastanesi muhitini topçu atışlarıyla hedef aldığını aktardı.
CENAZELER AKSA HASTANESİ’NE KALDIRILDI
Hastane kaynaklarından alınan bilgiye göre, İsrail Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Belah’ta bir grup vatandaşı İHA’yla hedef aldı. Söz konusu saldırıda ölen bir kişinin cansız bedeni ile birkaç yaralı, Aksa Şehitleri Hastanesi’ne kaldırıldı.
İsrail ordusunun gece saatlerinde de İHA’yla düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden 3 Filistinlinin cenazesi Aksa Şehitleri Hastanesi’ne nakledildi.
Deyr el-Belah kentinin doğusunda konuşlanan İsrail zırhlı araçlarından vatandaşların evlerine ateş açılmasıyla bir kişi yaralandı. Nusayrat Mülteci Kampı’nda İsrail’in İHA’yla bir evi bombalaması sonucu çok sayıda Filistinlinin yaralandığı bilgisi paylaşıldı.
Gazze Şeridi’nin kuzeyinde de İsrail’in Ebu Neda ailesine ait eve hava saldırısı düzenlemesi sonucu 3 kişinin yaşamını yitirdiği ifade edildi.
7 EKİM’DEN BU YANA SALDIRILAR DURMUYOR
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 16 bin 589’u çocuk, 10 bin 980’i kadın olmak üzere 40 bin 602 Filistinli öldü, 93 bin 855 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kent merkezinde sadece kadınlara özel olan kitap kafenin kurucusu Meryem Akalan ve arkadaşları, katıldıkları İsrail karşıtı protestolar ve yürüyüşlerin ardından Filistin‘e daha fazla destek için kermes düzenlemeye karar verdi.
Akalan ve arkadaşları, kitap kafede her hafta çarşamba günü çeşitli ürünlerden kermes düzenleyeceklerini çevrelerine duyurdu.
Kadınların evlerinde pişirdikleri yemekler ve el emeği dokuma ürünleriyle oluşturulan kermese, esnaf da dükkanlarından ürünler gönderip katkıda bulundu.
Dayanışmayla kurulan kermes ile kafenin bir günlük geliri aşevleri, kurumlar ve hekimler aracılığıyla Filistin‘e gönderiliyor.
Kafenin işletmecisi Meryem Akalan, AA muhabirine, işgal altındaki Filistinlilere destek olabilmek için ellerinden geleni yaptıklarını söyledi.
Kermesi 4 haftadır sürdürdüklerini ifade eden Akalan, “Gündemdeki Filistin içimizi kanatan bir mevzu, arkadaşlarımızla ‘Ne yapabiliriz?’ diye düşünürken ‘Neden bir günlük gelirimizi bağışlamayalım?’ dedik. Sonra adım attık ve bayanlar ile esnaftan destek olmak isteyenlerle kermes düzenledik. Her çarşamba günü kermesle gelirimizi Filistin’e gönderiyoruz.” dedi.
“Haftada yaklaşık 10-15 bin lira gönderiyoruz”
Akalan, kermese vatandaşların ilgi gösterdiğini belirterek, esnafın da iş yaptıkları sektöre göre ürün göndererek kendilerine destek olduğunu dile getirdi.
Bu şekilde bir çatı altında birleştiklerini anlatan Akalan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İnsanın kendi cebinden her hafta düzenli olarak bir şeyler göndermesi kişiyi zorlar ama böyle düşününce her hafta belli bir miktar bağışlıyoruz. Buradan gelen yardımı direkt öylece gönderiyoruz. Maddi desteğin daha elzem olduğu söylendi, o yüzden biz de kıyafetleri ya da yapılan yardımları maddiyata çevirip o şekilde gönderiyoruz. Kermesle sınırlı kalmıyor, böyle bir faaliyet yaptığımızı şehir dışından duyanlar da bir meblağ gönderiyor. Haftada yaklaşık 10-15 bin lira gönderiyoruz. Kermes sürecinde şunu öğrendik, kişinin gücünün yetemeyeceği şey toplu yapınca kolaylaşıyor, yardım daha iyi ulaşmış oluyor ve süreklilik arz ediyor. Filistin mevzusu gündemlerimize otursun diye gayret ediyoruz. Gücümüz bu kadarına yetiyor, gücü yeten tüm kardeşlerimizin bu tarz etkinliklere katılmasını rica ediyorum. İnşallah bu zulümler bitene kadar sürdüreceğiz, hatta inşallah ilerleyen zamanlarda çok daha geniş çerçevelerde düşünüyoruz.”
“Ne yapabiliyorsak bu alanda seferber olmalıyız”
Evinde pişirdiği yemeklerle kermese katılan Zehra Eren de Filistin’de yerinden edilen ve zulüm altındaki inanlar için çok üzüldüğünü dile getirdi.
Kermeste güzel bir dayanışma sergilediklerini vurgulayan Eren, “Daha önce de buraya geliyordum, sonra burada böyle bir etkinlik yapıldığını gördüm ve ‘Ne yapabilirim?’ diye düşündüm çünkü herkes bir şeyler yapıyordu. Evde poğaça gibi yiyecekler yapıp getirdim. Gücümüz neyi gerektiriyorsa, ne yapabiliyorsak bu alanda seferber olmalıyız. Ben gücüm yettiğince maddi ve yeteneklerim açısından böyle destek oluyorum.” ifadelerini kullandı.
Annesiyle kermese katılan 11 yaşındaki Mevsim Çürük ise Filistin’deki çocuklar için çok üzüldüğünü, bunun için de kumbarasındaki harçlıklarıyla kermese katılıp destek olduğunu belirtti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları sürerken, en fazla zararı yine çocuklar görüyor.
Gazze’de binlerce sivil yerinden ediliyor ve İsrail, bölgeye gönderilen yardımların da Filistinli halka ulaşmasına engel oluyor.
Bu yardımların bölgeye gelmemesi de binlerce çocuğu, hem açlık hem de hastalıkla başa başa bırakıyor.
Şimdiye kadar açlık nedeniyle Gazze’de hayatını kaybeden çocuklar da oldu…
GAZZE’DE ÇOCUKLARDAN YEMEK SIRASI
Gazze’deki gönüllüler, Deyr Belah kentine sığınan yerinden edilmiş Filistinliler için sıcak yemek dağıttı. Aralarında çocukların da bulunduğu Filistinliler dağıtılan yemeklerden alabilmek için kuyrukta beklerken gönüllüler yemekleri tencere ve kaplara doldurarak paylaştırdı.
İnsani yardımın önemini vurgulamak ve dünya genelindeki insani yardım faaliyetlerine daha fazla dikkat çekmek amacıyla her yıl 19 Ağustos “Dünya İnsani Yardım Günü” olarak anılıyor.
Irak’ın başkenti Bağdat’ta, 19 Ağustos 2003’te, aralarında Birleşmiş Milletler (BM) Irak Özel Temsilcisi Sergio Vieira de Mello’nun da bulunduğu 22 yardım çalışanının bombalı saldırıda hayatını kaybetmesi sonucu BM Genel Kurulu’nda 2008’de alınan kararla 19 Ağustos, “Dünya İnsani Yardım Günü” ilan edilmişti.










Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kent merkezindeki Erzurum Kalesi önünde bir araya gelen doktorlar, tıp ve eczacılık fakültesi öğrencileri, sağlık çalışanları ile vatandaşlar, Türk, Filistin ve Doğu Türkistan bayrakları eşliğinde taşıdıkları döviz ve pankartlarla kale önündeki park ve etkinlik alanında yürüdü.
Grup adına açıklama yapan Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğrencisi Hakan Sümbül, Filistin halkının büyük zulümler altında hayatını devam ettirmeye çalıştığını söyledi.
Filistin’de hayatını kaybedenlere rahmet dileyen Sümbül, “Gazze halkı; aylardır devam eden açlığa, kıtlığa, salgın hastalıklara, yardımsız bırakılmaya, hapse atılmaya, her türlü şiddet ve işkencelere, tecavüzlere, mallarının ve hatta organlarının çalınmasına rağmen davasından en ufak bir taviz vermeden onurlu ve güçlü direnişine devam etmektedir.” dedi.
Sümbül, İsrail ürünlerine karşı yapılan boykotun önemine değinerek, şunları kaydetti:
“Dünya yeni bir bahara gebeyken vicdanımızla, şuurumuzla, duamızla, eylemimizle Gazze’deki kardeşlerimizin yanındayız. Unutan kalabalıklara karışmayacağız, alışan yok sayan önemsemeyen vurdumduymazlara uymayacağız, ‘Bana ne ben keyfime bakarım” diyen vicdansızlardan olmayacağız. Boykottan bir adım sapmayacağız, ömür boyu sürdürüp, yaşam biçimi haline getirmek için gereken ne varsa yapacağız. Yerli ürünleri yerli ilaçları destekleyip ülkemize kazandıracağız. Yerli ürünleri yücelten bir nesil inşa edeceğiz. Parasıyla dünyayı kendine köle yapmış bu fesat kaynağının başını ezeceğiz inşallah. Hepinizi ömür boyu boykot hareketine katılmaya davet ediyoruz.”
Grup, basın açıklamasının ardından hayatını kaybedenler için dua ettikten sonra dağıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>FilistinSağlık Bakanlığı, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana saldırılarını sürdürdüğü Gazze Şeridi’nde çocuk felci vakasının görüldüğünü açıkladı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, 640 binden fazla çocuğun aşılanması için çalışmalara başladıklarını duyurdu.
Filistin Sağlık Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Gazze’de ilk çocuk felci vakasının görüldüğünü duyurdu. Açıklamada, “Gazze Şeridi’ndeki zor sağlık koşulları, bulaşıcı hastalıkların yayılması, sokaklarda ve yerinden edilmiş insanların çadırları arasında kanalizasyon akması, kişisel hijyen malzemeleri ve içme suyu eksikliği ve çocuk felci ile uyumlu semptomlar nedeniyle çocuklardan birinin çocuk felci virüsü ile enfekte olduğu laboratuvar tarafından doğrulandı” denildi. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Gazze’de 10 yaşının altında 640 binden fazla çocuğu aşılamak için çalışmaların başlatıldığını duyurdu. Guterres, “Gazze’nin sağlık, su ve sanitasyon sistemleri tamamen tahrip edildi. Hastaneler ve birincil bakım tesislerinin çoğu çalışmıyor. Ayrıca çatışmalar nedeniyle rutin aşılamalar da ciddi şekilde aksadı, bu da kızamık, hepatit A ve diğer önlenebilir hastalıkların yayılmasını artırdı. Etkili bir çocuk felci aşılama kampanyasının nasıl yönetilmesi gerektiğini biliyoruz. Gazze’deki toptan yıkım göz önüne alındığında, çocuk felcinin yayılmasını önlemek ve ortaya çıkışını azaltmak için iki turdan oluşan kampanyanın her turunda en az yüzde 95 aşılama oranına ihtiyaç duyulacak” dedi.
“AŞILAMA SÜRECİNİN SAĞLIKLI GEÇEBİLMESİ İÇİN GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ALINMALI”
Aşılama çalışmalarına hastanelerde ve birincil sağlık merkezlerinde 708 ekibin katılacağını belirten Guterres, Gazze genelinde ise 316 toplum odaklı yardım ekibinin görev yapacağını ifade etti. Sağlıklı bir süreç için, sağlık çalışanlarının güvenliklerinin garanti altına alınması gerektiğini belirten Guterres,” Aşıların ve ekipmanlarının etkili bir şekilde taşınması, çocuk felci uzmanlarının Gazze’ye girmesi ve sağlık ekiplerinin çalışmalarını sürdürebilmesi için yakıt sağlanması gerekiyor. İletişimin yaygınlaştırılması için güvenilir internet ve telefon hizmetlerinin sağlanması ve sağlık çalışanlarının maaşlarının ödenmesi için Gazze’ye girişine izin verilen nakit miktarının artırılması da gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hamas yönetimindeki Gazze Sağlık Bakanlığı, Gazze’de ilk çocuk felci vakasının 10 aylık bir bebekte tespit edildiğini aktardı. Birleşmiş Milletler’in (BM) bölgede çalışan sağlık ajansları, daha önce Gazze’deki atık su örneklerinde polio virüsünün tespit edildiğini duyurmuş ve hastalığın yayılmasını engellemek için acil önlem çağrısı yapmıştı.
New York’taki BM Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenleyen BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, konuyla ilgili açıklamasında çatışma taraflarına aşı kampanyasının yürütülebilmesi için ateşkes çağrısında bulundu. Guterres, “Açık olalım: Çocuk felcini mutlak bir şekilde durduracak şey barış ve acil insani bir ateşkestir. Ancak her durumda, polio (aşı kampanyası için) çatışmaların duraklaması şarttır” dedi.
Gazze’deki 600 binden fazla çocuğun aşılanması için iki aşamalı bir aşı kampanyası öneren Guterres, bağışıklığın sağlanması için yüz 95 oranında aşılama yapılması gerektiğini ifade etti
BM sağlık ajansı, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ağustos ayının başında Gazze’deki atık su örneklerinde polio virüsü (çocuk felci) tip 2’nin bir varyantı tespit edildiğini aktarmıştı. DSÖ Bölgesel Direktörü Dr. Hanan Balkhy, çocukların yüksek risk altında olduğu uyarısında bulunmuş, virüsün Gazze sınırlarını geçebileceği konusunda uyarılarda bulunmuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Doha’da ABD, Mısır ve Katar arabuluculuğunda gerçekleşen Gazze’de ateşkes sağlanması müzakerelerinin ikinci günü sona erdi. Arabulucular tarafından yayımlanan ortak açıklamada, müzakerelerde her iki tarafın da “taraflar arasındaki farkları azaltan” bir öneriyle temsil edildiği ve taraflara ABD Başkanı Joe Biden’ın mayıs ayında gündeme getirdiği üç aşamalı ateşkes planındaki ilkelerle uyumlu bir öneri sunulduğu ifade edildi.
Ortak açıklamada, “Hükümetlerimizden üst düzey yetkililer, önümüzdeki haftanın sonunda Kahire’de tekrar bir araya gelecekler ve bugün belirlenen şartlarda bir anlaşmaya varmayı umuyorlar” denildi. Katar, Mısır ve ABD’nin görüşmelerle ilgili daha önceki ortak açıklamasında olduğu gibi “Artık kaybedilecek zaman yok ve hiçbir tarafça kabul edilebilecek bir gecikme mazereti bulunmuyor” ifadelerine yer verildi.
ABD, Mısır ve Katar’ın ortak açıklamasında şunlar kaydedildi:
“Son 48 saatte Doha’da, hükümetlerimizden üst düzey yetkililer, ateşkesin sağlanması ve rehinelerin serbest bırakılması için anlaşmayı sonuçlandırmayı hedefleyen yoğun görüşmelerde bulundu. Bu görüşmeler ciddi ve yapıcıydı ve olumlu bir atmosferde gerçekleştirildi. Bugün erken saatlerde, ABD, Mısır ve Katar’ın desteğiyle, her iki tarafa da Başkan (Joe) Biden’ın 31 Mayıs 2024 tarihinde belirttiği ilkelerle ve BM Güvenlik Konseyi 2735 numaralı kararı ile uyumlu bir köprü önerisi sunuldu. Bu öneri, geçen hafta boyunca üzerinde anlaşmaya varılan noktalara dayanarak, anlaşmanın hızlı bir şekilde uygulanmasını sağlayacak şekilde kalan detayları kapatmakta.
Çalışma ekipleri, önümüzdeki günlerde uygulama detayları üzerinde teknik çalışmalarına devam edecek, bu kapsamda anlaşmanın geniş kapsamlı insani hükümlerinin uygulanması için düzenlemeler ve rehine ile tutuklularla ilgili özel konular ele alınacaktır.
Hükümetlerimizden üst düzey yetkililer, önümüzdeki haftanın sonunda Kahire’de yeniden bir araya gelecek ve bugün ortaya konan şartlar altında anlaşmayı sonuca bağlamak için çabalayacaklar. Üç ülkenin liderlerinin geçen hafta belirttiği gibi, artık kaybedilecek zaman yok ve herhangi bir tarafın daha fazla erteleme için hiçbir mazereti kabul edilemez. Rehineleri ve tutukluları serbest bırakma, ateşkesi başlatma ve anlaşmayı uygulama zamanı geldi.
Sonuca ulaşmak, hayat kurtarmak, Gazze halkına yardım sağlamak ve bölgesel gerilimleri yatıştırmak için bir yol artık açtık.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Filistin halkının, 40 binden fazla şehit ve kayıp, 70 binden fazla yaralıyla sonuçlanan bir imha, yerinden etme, açlık, tutuklama ve kitlesel katliam savaşına maruz kaldığını” belirten Dekran, erkek ve kadın hemşirelerin, Filistin halkının ayrılmaz bir parçası olduğunu, yaralılar ve hastaların hayatlarını kurtarmak için ulusal ve insani görevlerini yerine getirdiklerini ifade etti.
İsrail’in sağlık çalışanlarından 500’ünü öldürdüğünü, 1500’ünü yaraladığını, 312’sini ise alıkoyduğunu aktaran Dekran, İsrail’in, 7 Ekim’den bu yana 33 hastaneyi, 53 sağlık merkezini, 133 ambulansı imha ettiğini dile getirdi.
Dekran, uluslararası topluma ve dünyanın özgür insanlarına, sağlık çalışanları ve sağlık kurumlarını koruma, sınır kapılarının açılması için baskı yapma ve tıbbi yardım gönderilmesi çağrısında bulundu.
“NEKBE’DEN BU YANA 134 BİNDEN FAZLA KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ”
Filistin Merkezi İstatistik Kurumu, 15 Mayıs 1948’in 76’ıncı yıl dönümü münasebetiyle, Filistin’de yaşanan ölüm, gözaltı, yerleşim birimleri inşaatları ve toprak gasplarıyla ilgili istatistiki bilgilerin yer aldığı bir rapor yayımladı.
Buna göre, 1948’den bu yana (Filistin içinde ve dışında) yaklaşık 134 bin Filistinli ve Arap öldürüldü. Sadece 7 Ekim’den bu yana Gazze’de en az 14 bin 944’ü çocuk, 9 bin 849’u kadın olmak üzere 35 bin 34 Filistinli öldürüldü, çoğu kadın ve çocuk yaklaşık 7 bin kişinin cesedine ulaşılamadı. Batı Şeria’da ise 7 Ekim’den bu yana 492 Filistinli, İsrail askerleri ile Yahudi yerleşimcilerin saldırıları sonucu hayatını kaybetti.
Filistin Kurtuluş Örgütüne bağlı Esirler ve Serbest Bırakılanlar Heyetinin verilerine yer verilen rapora göre, 1967’den bu yana yaklaşık 1 milyon kişi gözaltına alındı.
Sadece 7 Ekim’den bu yana Batı Şeria’da gözaltına alınanların sayısı 8 bin 520’ye ulaştı, bunlardan bazıları serbest kalırken bazıları tutuklandı. Nisan ayı sonu itibarıyla İsrail hapishanelerinde bulunan tutuklu sayısı 3 bin 600’ü “idari tutuklu” olmak üzere 9 bin 400’e ulaştı.
BATI ŞERİA VE GAZZE’DEKİ SALDIRILAR
Rapora göre, 2022 sonu itibarıyla Batı Şeria’daki İsrail askeri noktaları ile yerleşim bölgelerinin sayısı 483’e ulaştı. Batı Şeria’daki yerleşimci sayısı ise yine 2022 sonu itibarıyla çoğu Kudüs’te olmak üzere 745 bin 467’ye yükseldi. 2023 yılında ise yerleşim birimleri inşaatında büyük bir artış gözlendi. İsrail makamları, Kudüs de dahil olmak üzere Batı Şeria’da, 18 bini aşkın yerleşim biriminin inşaat planına onay verdi.
İsrail makamları, Batı Şeria’da 2022’de 26 bin dönümlük Filistin toprağına el koyarken, bu rakam 2023’te 50 bin 526 dönüme yükseldi.
İsrail’in, 7 Ekim 2023’ten bu yana düzenlediği saldırılarda Gazze’de 104’ü Birleşmiş Milletlere (BM) ait olmak üzere toplamda 89 bin bina tamamen yıkıldı ya da büyük zarar gördü. Alt yapı, yollar, elektrik ve su şebekeleri ile tarım arazilerinin de zarar gördüğü Gazze’de savaşın maliyetinin 30 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.
İsrail, Batı Şeria’da ise 2023’te 659 bina ve tesisi kısmen ya da tamamen yıktı. Ruhsatsız oldukları gerekçesiyle 1333 Filistin tesisine de yıkım emri çıkardı.
Yahudi yerleşimciler ve İsrail güçleri, 2023’te Filistinlilere ve mülklerine yönelik 12 bin 161 saldırı gerçekleştirdi. Bunlardan 3 bin 808’i mülklere ve dini mekanlara, 707’si arazilere ve doğal kaynaklara, 7 bin 646’sı ise bireylere yönelik gerçekleşti. Bu saldırılarda 18 bin 964’ü zeytin ağacı olmak üzere yaklaşık 21 bin 700 ağaca zarar verildi ya da yerinden söküldü.
]]>Hamas’ın kabul ettiği anlaşmaya İsrail’den ret geldi. İsrail, ateşkesin taleplerini karşılama konusunda yetersiz kaldığını ancak bir anlaşmaya varmak için bir heyet göndereceğini duyurdu.
Katar ve Mısır tarafından iletilen, Hamas’ın onay verdiği ateşkes teklifinin, toplamda 124 gün süreceği ve 3 aşamadan oluştuğu belirtiliyor.
Filistinli bir yetkiliye göre, ilk aşama “ilk günden itibaren iki taraf arasındaki karşılıklı saldırıların geçici olarak durdurulmasını ve İsrail askerlerinin, Gazze’nin doğu bölgelerine ve nüfusu yoğun bölgelerden uzakta İsrail sınırına yakın bir bölgeye çekilmesini içerecek.
İlk aşamanın 7’inci gününde tüm İsrailli kadın esirlerin serbest bırakılmasının ardından, İsrail askerleri, sahil boyunca uzanan Er-Reşid Caddesi ile doğuda onun paralelindeki Salahaddin Caddesi’nden çekilecek ve böylece, insani yardımların kuzeye girişleri kolaylaşacak, yerinden edilenlerin evlerine dönüşüne izin verilecek ve Gazze’nin tamamında halkın hareket özgürlüğü garanti edilecek.
İlk aşamada ayrıca, İsrail’in askeri ve keşif uçuşları günde 8 saat, İsrailli esirlerin serbest bırakıldığı günlerde ise 10 saat süreyle durdurulacak. Ayrıca 50’si yakıt olmak üzere günlük 500 yardım tırı Gazze’ye girecek ve bunlardan 250’si kuzeye gönderilecek, Gazze genelinde hastaneler, sağlık merkezleri ve fırınlar yeniden faaliyete geçirilecek.
KARŞILIKLI ESİR TAKASI
Hamas’ın, aralarında hala hayatta olan kadınlar, 19 yaş altı çocuklar ve 50 yaş üstü yaşlıların da bulunduğu 33 İsrailli tutukluyu serbest bırakmasına karşılık İsrail tarafı, Hamas’ın belirleyeceği liste doğrultusunda her bir İsrailli için çocuk, kadın ve yaşlılardan 20 Filistinliyi serbest bırakacak.
İlk aşamada ayrıca, 7 Ekim’de alıkonulduklarında fiili olarak askerlik görevini yürüten ve halen hayatta olan her bir İsrailli kadın askere karşılık 20’si müebbet hapis mahkumu 40 Filistinli tutuklu serbest bırakılacak.

Önerinin 42 gün sürecek ikinci aşamasında ise sürdürülebilir sükunet için gerekli düzenlemeler üzerinde anlaşılacak ve tüm esirlerin takas edilmesinden önce bunun yürürlüğe gireceği ilan edilecek. İkinci aşamada ayrıca, üzerinde anlaşmaya varılan sayıda Filistinli mahkuma karşılık hala hayatta olan İsrailli sivil erkekler ile askerler serbest bırakılacak, İsrail askerleri Gazze’den tamamen çekilecek, savaş nedeniyle tahrip edilen evlerin, sivil tesislerin ve altyapının kapsamlı bir şekilde yeniden inşası için gerekli düzenlemeler başlatılacak.
Üçüncü aşamada ise her iki tarafın elinde bulunan hayatını kaybetmiş tüm esirlerin naaşları takas edilecek ve Gazze’nin 5 yıllık imar planı uygulamaya koyulacak.
ABD: İSRAİL’İN CEVABINI BEKLİYORUZ
ABD yönetimi, Hamas’ın Katar ve Mısır tarafından iletilen “İsrail’le ateşkes önerilerine” onay vermesini hem içeride hem de bölgedeki müttefikleriyle değerlendirdiğini ve İsrail’in cevabını beklediğini açıkladı.
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik İletişim Danışmanı John Kirby, günlük basın brifinginde, Gazze’deki olası ateşkes durumuna ilişkin son durumu değerlendirdi. “Rehine anlaşması konusunda Hamas’ın bir yanıtı oldu. Şu anda bunu değerlendiriyoruz. Bunu bölgedeki ortaklarımızla da konuşuyoruz. (CIA) Direktörü Burns bölgede ve şu anda sahada bunun üzerine çalışıyor” diyen Kirby, hassas bir noktada olunduğu için daha ileri bir yorum yapamayacağını söyledi.
Kirby, bu noktada herkesin İsrail’in vereceği yanıtı beklediğini ve kendilerinin bu sürecin önüne geçmek istemediğini kaydetti.
]]>Açıklamada, İsrail ordusunun “7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde 3 bin 70 katliam gerçekleştirdiği” bildirildi.
İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında 14 bin 944 çocuk ve 9 bin 849 kadının hayatını kaybettiği belirtilen açıklamada, 10 bin kişinin enkaz altında veya kayıp olduğu, hastanelere ulaşan ölü sayısının 34 bin 622, yaralı sayısının da 77 bin 867 olduğu kaydedildi.
Açıklamada ayrıca Gazze’de İsrail saldırılarına maruz kalanların yüzde 72’sinin kadın ve çocuk olduğu vurgulandı.
75 BİN TONDAN FAZLA PATLAYICIYLA SALDIRI DÜZENLENDİ
İsrail’in halkı zorla aç ve susuz bıraktığı, yardımların girişini engelleyerek insani felakete neden olduğu Gazze’de 30 çocuğun yetersiz beslenme ve sıvı kaybı nedeniyle hayatını kaybettiği hatırlatıldı.
İsrail ordusunun 7 Ekim’den bu yana Gazze’ye 75 bin tondan fazla patlayıcıyla saldırı düzenlediği aktarılan açıklamada, sağlık sektörünü de hedef alan İsrail saldırılarında Gazze’de 492 sağlık çalışanı ve 68 sivil savunma görevlisinin yaşamını yitirdiği ifade edildi.
İsrail askerlerinin baskın yaptığı hastanelerde bulunan 6 toplu mezardan 471 Filistinlinin cenazesinin çıkarıldığı belirtildi.
Saldırılar nedeniyle Gazze’de 17 bin çocuğun ebeveynlerinden biri veya her ikisinden yoksun şekilde yaşadığı vurgulandı.
Hayati tehlikesi bulunan ve yurt dışında tedavi edilmesi gereken yaralı sayısının 11 bin olduğu, yetersiz sağlık hizmeti nedeniyle 10 bin kanser hastasının ölüm tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğu aktarıldı.
2 MİLYON KİŞİ YERİNDEN EDİLDİ
Yerinden edilen Filistinlilerin sığındığı kalabalık barınma merkezlerindeki gayriinsani duruma işaret edilen açıklamada, yerinden edilme sonucu 1 milyon 95 bin bulaşıcı hastalık ve 20 binden fazla “Hepatit A” vakasının tespit edildiği bilgisi verildi.
Gazze’de sağlık bakımı verilemediği için 60 bin hamile kadının, ilaç eksikliği nedeniyle de kronik hastalığı bulunan 350 bin kişinin hayati tehlikesinin olduğu kaydedildi.
Açıklamada, İsrail ordusunun saldırılarını başlatmasından bu yana Gazze’de 5 binden fazla Filistinliyi gözaltına aldığı belirtildi.
İsrail askerlerinin 310 sağlık çalışanı ve 20 gazeteciyi alıkoyduğu, 2,3 milyon nüfuslu Gazze Şeridi’nde 2 milyon kişinin yerinden edildiği vurgulandı.
İsrail’in Gazze’deki saldırılarında 86 bin konutun tamamen yıkıldığı, toplamda ise 294 bin konutun zarar görerek oturulamaz durumda olduğu bilgisi paylaşıldı.
İSRAİL’İN VERDİĞİ ZARAR 33 MİLYAR DOLAR
İsrail ordusunun, 184 hükümet tesisi ile 103 okul ve üniversiteyi yerle bir ettiği, 311 okul ve üniversitenin ise kısmen zarar gördüğü kaydedildi.
İsrail ordusunun Gazze’de 243’ünü tümüyle yıktığı 321 camiye zarar verdiği ve 3 kiliseyi hedef alarak yıkımına neden olduğu aktarıldı.
Gazze’de İsrail’in 160 sağlık kuruluşunu hedef aldığı, 53 sağlık merkezi ile 32 hastaneyi hizmet dışı bıraktığı, 126 ambulansı da kullanılamaz hale getirdiği belirtildi.
İsrail’in Filistin’in kültürel mirasını da hedef aldığı, Gazze’de 206 tarihi ve kültürel varlığı yıktığı ifade edildi.
Gazze Şeridi’nde İsrail’in saldırılarıyla doğrudan verdiği zararın 33 milyar dolar olduğu belirtildi.
]]>7 Ekim’in ardından Gazze’de durumun her gün kötüleştiğine dikkati çeken Guterres, insani ateşkes, esirlerin acilen ve koşulsuz serbest bırakılması ve insani yardımın artırılması için çok kez çağrıda bulunduğunu anımsatarak, henüz bunun gerçekleşmediğini ancak müzakerelerin tekrar başlatıldığını kaydetti.
Guterres, “Gazze’deki halk, esirler ve İsrail’deki aileleri, bölge ve dünya için İsrail ve Hamas liderlerini anlaşma sağlamaları için güçlü bir şekilde teşvik ediyorum. Eğer anlaşma sağlanmazsa, Gazze ve bölgedeki durum çok daha hızlı bir şekilde kötüleşir.” uyarısında bulundu.
REFAH’A SALDIRIYA KARŞI GÜÇLÜ İKAZ
Refah’a yönelik hava saldırılarının arttığına işaret eden Guterres, “Refah’a yönelik bir askeri saldırı dayanılmaz bir şekilde gerginliği arttırır, binlerce sivilin ölümüne yol açar ve yüz binlerce kişiyi yerinden eder. Bunun, Gazze’deki Filistinliler, işgal altındaki Batı Şeria ve bölge için korkunç sonuçları olur.” ifadesini kullandı.
Hem BM Güvenlik Konseyi üyeleri, hem de diğer ülkelerin Refah operasyonuna açık bir şekilde karşı çıktığının altını çizen Guterres, “İsrail üzerinde nüfuzu olan ülkelerin var gücüyle Refah’a operasyonu engellemeleri için çağrıda bulunuyorum.” vurgusunu yaptı.
Gazze’nin kuzeyinde çocuklar ve engelli kişilerin açlık ve hastalıktan öldüğünü ifade eden Guterres, “İnsan eliyle oluşturulan ve engellenebilen kıtlığın önüne geçmek için her şeyi yapmalıyız.” dedi.
Korkunç bir trajediyi engellemek için her türlü baskıyı uygulamanın önemli olduğuna işaret eden Guterres, Gazze’ye yardım önündeki en büyük engelin insani yardım çalışanlarının güvende olmaması olduğunu, insani yardım konvoyları, tesisleri, personeli ve ihtiyaç sahiplerinin hedef olmaması gerektiğini kaydetti.
Hava ve denizden yardımı da memnuniyetle karşıladıklarını ancak bunların kara yoluna alternatif teşkil etmediğini ifade eden Guterres, İsrailli yetkililerin güvenli, hızlı ve engelsiz yardıma izin vermeleri çağrısını yineledi.
TOPLU MEZARLARA ULUSLARARASI SORUŞTURMA ÇAĞRISI
Gazze’de sağlık sisteminin yok edildiğini ve “bazı hastanelerin mezarlığa dönüştüğünü” vurgulayan Guterres, Gazze’nin farklı yerlerinde bulunan toplu mezarlara ilişkin haberleri derin endişeyle takip ettiğini, sadece Nasir Hastanesi’nde 390 cesedin çıkarıldığına dikkati çekti.
Toplu mezarlara ilişkin farklı iddiaların bulunduğunu, bazı kişilerin yasa dışı yollarla öldürülerek gömüldüklerinin iddia edildiğini anımsatan Guterres, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Adli tıp uzmanlığı bulunan, bağımsız, uluslararası soruşturmacılara bu alanlara acilen giriş izni verilmesi şart. Yüzlerce Filistinlinin hangi koşullar altında hayatlarını kaybettikleri ve gömüldüklerinin bilinmesi gerekiyor. Yakınlarını kaybeden ailelerin buna hakkı var. Dünyanın uluslararası hukuk ihlallerinin cezalandırıldığını görmeye hakkı var.”
UNRWA’YA DESTEK ÇAĞRISI
BM Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) tarafsızlığına ilişkin Bağımsız İnceleme Grubu’nun raporunun ardından tavsiyeleri uygulamak için eylem planı oluşturulduğunu dile getiren Guterres, UNRWA’ya fonlarını askıya alan birçok ülkenin tekrar fon sağlamaya başladığını bildirdi.
Guterres, bazı üye ülkelerin ise ilk kez UNRWA’ya destek olmaya başladığını belirterek, özel donörlerin de cömertliğine karşın hala fon açığı olduğu bilgisini paylaştı.
“UNRWA’nın operasyonlarını sürdürebilmesi için tüm üye ülkelere, geleneksel ve yeni donörlere cömertçe katkı sağlama çağrısında bulunuyorum.” diyen Guterres, UNRWA’nın varlığının bölge için umut ve istikrar kaynağı olduğunu bildirdi.
İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜME VURGU
Antonio Guterres, “Şimdi iki devletli çözüm için umut ve katkılarımızı sunma zamanı.” diyerek, bunun sürdürülebilir barış ve güvenlik için tek yol olduğunu ifade etti.
BM Genel Sekreteri, BM’nin işgalin sonlandığı, Gazze’nin de parçası olduğu tamamen bağımsız, demokratik ve egemen Filistin devletinin kurulduğu barış sürecini desteklediğini sözlerine ekledi.
]]>Açıklamada, Halevi’nin, İsrail Güney Bölgesi Komutanı Tümgeneral Yaron Finkelman ve bazı komutanlarla yaptığı görüşmelerin ardından Gazze Şeridi’ndeki savaşı sürdürme planlarını onayladığı aktarıldı.
İsrail’in “Walla” internet sitesindeki habere göre, Genelkurmay Başkanı’nın görüşmeler sırasında Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ı işgal etme yönündeki operasyonel planları onayladığı aktarıldı.
İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich de bugün yaptığı açıklamada, Binyamin Netanyahu başbakanlığındaki hükümetin Refah’ı işgal etmediği müddetçe var olma hakkının bulunmadığını söylemişti.
HAMAS YARIN AÇIKLAMA YAPACAK
“Al Qahera News”in haberine göre, Halil el-Hayye başkanlığındaki Hamas heyeti, hareketin Gazze’deki ateşkes önerisine ilişkin yanıtını iletmek üzere pazartesi günü Kahire’ye gelecek.
AA muhabirine konuşan isminin açıklanmasını istemeyen Filistinli bir kaynak da Hayye başkanlığındaki Hamas heyetinin Gazze’deki ateşkes önerisine ilişkin yanıtını iletmek üzere yarın Mısır’a geleceğini doğruladı.
Filistin İslami Direniş Hareketi Hamas, dün, İsrail’in, 13 Nisan’da arabulucu Mısır ve Katar’a ilettiği esir değişimi ve ateşkes anlaşmasına dair tutumuna ilişkin resmi yanıtını aldığını duyurmuştu.
Hamas Siyasi Büro Üyesi Halil el-Hayye, 24 Nisan’da yaptığı açıklamada, İsrail ile dolaylı müzakerelerde esnek bir tutum sergilediklerini ancak Tel Aviv yönetiminin Gazze’ye yönelik savaşı bitirmeyi reddederek süreci uzattığını söylemişti.
İstihbarat Şefi Abbas Kamil’in başkanlığındaki Mısır heyeti de İsrail ile Hamas arasında esir takası müzakerelerini görüşmek için dün İsrail’e gitmişti.
İsrail hükümetinin, Hamas ile esir takası müzakerelerine “son bir şans vermeye hazır olduğunu” ancak müzakerelerde ilerleme kaydedilmezse Refah’a kara saldırısı başlatacağı mesajını Mısır tarafına ilettiği bildirilmişti.
REFAH NEDEN ÖNEMLİ?
Gazze’nin güneyinde Mısır sınırında yer alan Refah şehri, İsrail saldırılarından önce yaklaşık 280 bin Filistinliye ev sahipliği yapıyordu. İsrail’in 7 Ekim’deki saldırıları nedeniyle 2,3 milyon nüfusa sahip Gazze Şeridi’nde 1,9 milyon kişi yerinden oldu.
Yerinden edilen Filistinlilerin büyük bölümü, İsrail’in daha önce “güvenli olduğunu” iddia ettiği Refah’a sığındı. Kuzey bölgelerden gelenlerle Refah’ın nüfusu 4 katından fazla artarak 1,5 milyona ulaştı.
Yeterli konut olmaması nedeniyle Refah’a sığınan Filistinlilerin büyük bir bölümü derme çatma çadırlardan oluşan kamplarda yaşam mücadelesi veriyor.
İsrail güçleri, Refah kentini sık sık hava saldırılarıyla hedef alıyor. İsrail’in Refah kentine kara saldırısı başlatması halinde sivillerin Gazze Şeridi’nde sığınacak bir yerinin kalmayacağından endişe ediliyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 9 Şubat’ta İsrail ordusu ve güvenlik teşkilatına “Refah’a saldırı planı hazırlanması” talimatını vermişti.
MERON HAVA ÜSSÜNE SALDIRI
İbranice yayın yapan Kanal 7 televizyonuna göre, dün gece Lübnan’ın güneyinden İsrail’in kuzeyine yoğun füze saldırısı yapıldı.
Saldırı sonucu yaralanan bir askerin Zeif Safad Hastanesi’ne kaldırıldığı ve tedavinin ardından taburcu edildiği belirtildi.
İsrail’in kuzeyindeki Yukarı Celil bölgesinde bulunan Bar Yohai yerleşim birimi ve Meron Hava Üssü güzergahında Lübnan topraklarından 26 füzenin geçiş yaptığı ve sınırı geçen bazı füzelerin imha edildiği bazılarının da boş alana düştüğü belirtildi.
Televizyon kanalı, saldırının ardından İsrail Hava Kuvvetlerinin karşılık olarak, Lübnan’ın güney sınırındaki Maron Ras beldesinde bulunan Hizbullah hedeflerini vurduğunu ayrıca, Tayr Harfa ve Yarin beldelerindeki Hizbullah’ın askeri altyapısını tahrip ettiğini kaydetti.
Öte yandan Lübnan resmi haber ajansı NNA, İsrail saldırısını doğrularken, savaş uçaklarının gece yarısı öncesinde Tayr Harfa ve Dahira beldelerinin çevresine düzenlediği saldırılarda evlere ve tarım alanlarına büyük zarar verdiğini duyurdu.
Lübnan’daki İran destekli Hizbullah’tan yapılan açıklamada ise, sınır hattı üzerinde yer alan Meron yerleşim birimi ve çevresinin onlarca katyuşa füzesiyle hedef alındığı ifade edilmişti.
Son verilere göre, İsrail ordusu ile Hizbullah arasında 8 Ekim 2023’ten beri devam eden çatışmalarda 287 Hizbullah mensubu, 56 Lübnanlı sivil, 18 Emel Hareketi, 13 Hamas, 12 İslami Cihad mensubu ile 7 İsrailli sivil ve 12 asker öldü.
]]>
Patel, 300’den fazla Filistinlinin bulunduğu toplu mezarla ilgili olarak ABD’nin İsrail’le nasıl bir süreç yürüttüğü konusunda Tel Aviv’le yakın irtibat halinde olduklarını söyledi.
“Bu konudaki haberleri gördük ve İsrail hükümetinden de daha fazla bilgi ve detay istedik.” diyen Patel, “İsrail hükümetinin güvenilir bir kaynak olduğuna ve bizi bu konuda aydınlatacağına inanıyor musunuz?” şeklindeki soruya da, “Evet güveniyoruz.” yanıtını verdi.
KIRBY: İSRAİL İLE HEMEN İRTİBATA GEÇTİK
Aynı konuyla ilgili açıklama yapan Beyaz Saray Ulusal Güvenlik İletişim Danışmanı John Kirby de söz konusu haberleri yeni gördüğünü ve konuyla ilgili hemen İsrail tarafıyla irtibata geçtiklerini söyledi.
Kirby, “Tabi ki genel anlamda toplu mezar görüntüleri derin şekilde endişe verici, ancak şu anda bu haberleri onaylayacak herhangi bir şey yok elimde” değerlendirmesini yaptı.
Söz konusu toplu mezarlarla ilgili ABD’nin soruşturma başlatması veya dahil olmasının mümkün olmadığını belirten Kirby, İsrail’in yapacağı soruşturmayı takip edeceklerini söyledi.
İsrail ordusunun aylar süren saldırı ve işgalinin ardından çekildiği Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kentinde toplu mezarlar ortaya çıkarılmıştı.
İsrail’e koşulsuz desteğini sürdüren ABD yönetimi, söz konusu toplu mezarlarla ilgili bağımsız soruşturma yapılmasına karşı çıkmış ve bu konuda İsrail yönetiminin yürüteceği soruşturmaları kabul edeceğini belirtmişti.
“GAZETECİLER KORUNMALI”
Öte yandan Patel, Gazze’de çok sayıda gazetecinin İsrail tarafından öldürüldüğü ya da darbedildiği ve bu durumun ABD Dışişleri Bakanlığının 2023 İnsan Hakları Raporu’na da aynı şekilde yansıdığı şeklindeki bir soruya şu cevabı verdi:
“Aslında tüm ülkelere aynı mesajı iletiyoruz, gazeteciler korunmalı. Onlar önemli bir görev icra ediyor, özellikle kamuoyuna bilgi ulaştırabilmek için zorlu (savaşın olduğu) sahalarda neler olduğuna onlar ışık tutuyor. Mesela Gazze gibi, insanları bilgilendirmek için kritik bir iş yapıyorlar. Dolayısıyla tüm gazeteciler ve basın mensupları kesinlikle korunmalı.”
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, insan hakları raporuyla ilgili dünkü açıklamasında, Gazze’de “eşi görülmemiş sayıda” gazetecinin öldürüldüğünü veya darbedildiğini ve bu konudaki endişelerini İsrail tarafına sıklıkla ilettiklerini belirtmişti.
Kudüs’te görev yapan AA foto muhabiri Mustafa Haruf, geçen aralık ayında İsrail askerlerince şiddetli şekilde darbedilmiş, hastaneye kaldırılan Haruf ile ilgili çeşitli uluslararası medya ve basın yayın birlikleri kınama yayımlamıştı.
“YARDIMLAR ARTIYOR”
Öte yandan brifinge katılan ABD’nin Orta Doğu İnsani İşler Özel Temsilcisi David Satterfield, ABD’nin son birkaç haftada İsrail’in Gazze’ye giren yardımların önünü açması konusunda ciddi çaba gösterdiğini söyledi.
Satterfield, son haftalarda Gazze’nin hangi bölgelerine ve ne şekilde daha fazla insani yardım ulaştırıldığını anlatırken, “Gazze’ye üç hafta öncesine göre daha fazla yardım ulaşıyor mu, ulaşıyor. Peki yeterli mi değil. Bunları artırmalıyız” şeklinde konuştu.
“İsrail sivil kayıplarını minimize etmek için gereken tüm adımları atmalı. Sivilleri korumak sadece ahlaki bir yükümlülük değil aynı zamanda stratejik bir önceliktir” diye konuşan Satterfield, halen uzlaşılamayan ateşkes anlaşması konusunda ise Hamas’ı suçladı.
Gazze’ye daha fazla yardım ulaştırılabilmesi konusunda bir çatışmasızlık mekanizması üzerinde çalıştıklarını anlatan Satterfield, bu mekanizmanın şu an ne aşamada olduğu sorusuna, “Bu, şu an devam eden bir süreç, burada kalkıp buna bir puan veremem ama devam eden bir süreçten bahsediyoruz” yanıtını verdi.
]]>Esir takası için tüm tekliflerinin Hamas tarafından reddedildiğini iddia eden Netanyahu, İsrail sokaklarında hükümetin istifası, erken seçim ve bir an önce esir takası anlaşması imzalanması için düzenlenen protestolara işaret ederek, “Hamas’ın İsrail’deki ayrışmadan yararlandığını ve hükümete yönelik baskıdan cesaret aldığını” öne sürdü.
Hamas’ın esirleri serbest bırakmak için şartlarını ağırlaştırdığını söyleyen Netanyahu, ilerleyen günlerde Hamas’ın üzerindeki “diplomatik ve askeri baskıyı artıracaklarını” çünkü bunun esirleri geri getirmek ve “zafer kazanmak” için tek yol olduğunu ileri sürdü.
Netanyahu, “İsrail ordusunun savunma ve saldırıda güçlü olduğunu, düşmanlarının İsrail’e galip gelemeyeceğini, kendilerinin üstün olacağını” söyledi.
İsrail ordusunu ve savaşçılarını savunacağını belirten Netanyahu, ABD’nin Batı Şeria’daki insan hakları ihlalleri nedeniyle İsrail ordusuna bağlı “Netzah Yehuda” taburuna yaptırım uygulamayı planladığı haberlerine ilişkin, “Eğer ki birisi İsrail ordusunda bir birime yaptırım uygulayabileceğini düşünüyorsa buna karşı tüm gücümle savaşacağım.” ifadesini kullandı.
HAMAS VE İSRAİL ARASINDAKİ MÜZAKERELER
Hamas, 13 Nisan’da İsrail ile ateşkes teklifine ilişkin cevabını Mısır ve Katar’a ilettiğini duyurmuştu.
İsrail Başbakanlık Ofisi de Hamas’ın cevabının genel hatlarıyla olumsuz olduğuna ilişkin açıklama yapmıştı.
Hamas Siyasi Büro Üyesi ve Batı Şeria Sorumlusu Zahir Cebbarin, “gerçek bir anlaşma olmaksızın İsrailli esirleri kesinlikle teslim etmeyeceklerini” ifade etmişti.
İsrail Başbakanı Netanyahu, İsrail ve uluslararası kamuoyunda siyasi nedenlerden dolayı Hamas ile esir takası anlaşması yapmamakla suçlanıyor.
Taraflar arasındaki temel anlaşmazlıkların başında Hamas’ın kalıcı bir ateşkes talep etmesi buna karşın İsrail’in Gazze’ye saldırılarında ısrar etmesinin geldiği belirtiliyor.
Hamas’ın Gazze Şeridi içinde zorla yerinden edilmiş 1,5 milyondan fazla Filistinlinin kuzeydeki evlerine geri dönmesini talep ettiği İsrail’inse Gazze’de kara işgaline devam etmekte ısrarcı olduğu bilgisi paylaşılıyor.
İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich dahil olmak üzere Netanyahu hükümetinin üst düzey isimleri, esirlerin İsrail’in birinci önceliği olmaması gerektiğini ve Hamas’ı yok etmenin daha önemli olduğunu savunuyor.
Bazı esir yakınları, Netanyahu destekçilerince sosyal medyada gördükleri tepkilerin yanı sıra hükümete çağrıda bulundukları gösterilerde de fiziksel saldırıya uğradıklarını belirtiyor.
İsrail makamlarına göre, Gazze Şeridi’nde, bazıları hayatta bazıları ölü 130’dan fazla İsrailli esir bulunuyor. Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin Kassam Tugayları, İsrail’in Gazze’ye saldırılarında öldürülen İsrailli esir sayısının 70’i geçtiğini duyurmuştu.
İsrail’in Gazze’ye 7 Ekim’den bu yana aralıksız şekilde devam eden saldırılarında çoğu kadın ve çocuk 34 binden fazla Filistinli can verdi, yaklaşık 78 bin kişi yaralandı. İsrail’in 16 yıldır süren ablukasının ardından kara işgali ve ağır bombardımanına sahne olan 360 kilometrekarelik Gazze’de 2,3 milyon Filistinli, insan hakları örgütlerine göre 21. yüzyılın en ağır insanlık felaketlerinden birini yaşıyor.
]]>
“ANLATACAK CÜMLE YOK”
*Gazze bombalanırken İsrail’le ticaretteki ikiyüzlülüğü anlatacak cümle bulamıyorum. İsrail ile ticaret hep inkar edildi. Hasan Bitmez arkadaşımız bu kürsüde hayatını kaybetti. Ona rağmen inkara devam ettiniz, İsrail ile ‘al-veriniz’ bitmedi. Sonunda 9 Nisan’da İsrail ile ticaret yaptığınızı itiraf ettiniz.

Fotoğraf: Zekeriya ALBAYRAK / SÖZCÜ
“NAMAZ KLARKEN BENZİN SATTINIZ”
*1 Ocak sabahında İstanbul’da sabah namazından sonra İsrail’i protesto eden miting düzenlediniz, namaz kılarken İsrail uçaklarına benzin sattınız.
*İkiyüzlülüğü, rezilliği düşünebiliyor musunuz? Bir tarafta namaz kılıyorlar Gazzeli çocuklar için diğer taraftan İsrail’in jetlerine yakıt gönderiyorlar.
YATACAK YERİNİZ YOK
*Yazıklar olsun bu ikiyüzlülüğe. ‘Kudüs kırmızı çizgimiz’ diyordunuz, tel örgü gönderiyorsunuz. Bir tarafta Gazzeli çocuklar bir tarafta yeşil dolarlar. Sizin tercihiniz yeşil dolarlar. Yatacak yeriniz yok. Ticareti kim yapıyor? Ne kadar akrabaları varsa, yapıyor. Hepsi AKP’li.
*Birisi CHP’li olsa ne yapardınız, biliyor musunuz? Yeri göğü inletirdiniz. Hepsi sizin siyasi akrabanız. Kimi Cumhurbaşkanı yakını, kimi Milletvekili yakını. Ticaret Bakanlığı önce inkar etti, sonra ‘bazı ürünleri kısıtlıyoruz’ dedi. Mescidi Aksa’daki kapının tel örgüsünü sen gönderdin, herşeyiniz yalan, sahtekarlık, iyi yüzlüsünüz.

Fotoğraf: Zekeriya ALBAYRAK / SÖZCÜ
“KOLAYI YASAKLADILAR”
*Gazze’de çocuklar ölürken bunlar sahte gözyaşı döküyor, diğer taraftan İsrail’e malzeme satıyorlar. Ama hakkınızı yemeyelim Meclis’te Cola’yı yasakladılar. Nescafeyi yasakladılar.
*İsrail’in dizleri titredi, bu tedbir karşısında. Allah size akıl versin. Çocuklar ölürken bunlar 2.3 milyarlık mal satmışlar. Kurtla yediniz, kuzuyla ağladınız. Samimiyetsizler. Sizde yürek varsa, kolayı yasaklayacağına Kürecik İsrail Kalkanını geri kapatın. Hala gemiler gitmeye devam ediyor. Durdurun gemileri.
ECEVİT VE ERBAKAN
CHP, 1970’lerde Ecevit nerede duruyorsa orada duruyor, Arafat’ın yanındayız. Deniz Gezmiş nerede duruyorsa, Filistin’in arkasındayız. Erbakan nerede duruyorsa, orada duruyor, 15 sene önce Peres’e one minute diyordunuz şimdi,
*İsrail’le ticarete durun diyenlere one minute diyorsunuz. Utanmazsınız. Ramazan’da yalan söyleyenler sahtekardır. 1 Ocak’ta namaz kılarken, İsrail’e satış yapanlar sahtekardır. Ne satmışsınız: Demir, çelik, uçak yakıtı…
AKP SAVUNMASI
AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin ise Ağbaba’nın sözlerini çok ağır olduğunu ve aynen iade ettiklerini belirterek, şu savunmayı yaptı:
“Bizim Gazze meselemiz çok eski, AKP’den de eski. Bütün arkadaşlarımızın hayatı Filistin’le ilgili sahici gözyaşlarından oluşan bir hareketle bugüne geldik. Asla silah gönderilmiyor. Bu Meclis’te Filistin taraftarı olmayan var mı? (Muhalefet AKP sıralarını gösterdi) Siz İsrail, ABD’ye kızmak yerine AKP’ye kızıyorsunuz. Asla uçak yakıtı gönderilmiyor. Özel uçaklara buraya gelmiş, kalkıp geri gitmesi lazım. Alınan yakıtla ancak yarım saat gidebilirsiniz.”
]]>İsrail ordusunun çekilmesiyle kentteki yıkım gün yüzüne çıktı. Haftalarca devam eden İsrail bombardımanı, kentteki binaları moloz ve kül yığınına çevirdi.

Yollar hem buldozerlerle hem de hava saldırıları nedeniyle altüst oldu. Bölge sakini bazı Filistinliler, evlerine dönmeye başladı.
GAZZE MOLOZ YIĞININA DÖNÜŞTÜ
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) ramazan ayı boyunca Gazze Şeridi’nde derhal ateşkes çağrısında bulunan kararına rağmen Gazze’yi moloz yığınına çeviren ve bölge sakinlerini güneye göç etmeye zorlayan İsrail’in saldırıları, başladığı günden bu yana aralıksız devam etti.

İsrail’in Gazze Şeridi’ne 6 aydır düzenlediği saldırılarda en az 14 bin 500’ü çocuk, 9 bin 560’ı kadın olmak üzere 33 bin 207 Filistinli öldürüldü, 75 bin 933 kişi yaralandı.
Gazze Şeridi’nde hayatını kaybedenler arasında 484 sağlık personeli, 65 sivil savunma personeli, 140 gazeteci ve en 30’u görevi başındayken 224 yardım görevlisi bulunuyor.
Ayrıca, Gazze Şeridi genelinde İsrail ordusunun hava saldırıları sonucu başta enkaz altında kalanlar olmak üzere kayıp kişilerin sayısı 7 bine ulaştı.
İsrail saldırıları sonucu annesiz ve babasız kalan çocukların sayısının 17 bin olduğu belirtildi.

BÜYÜK YIKIM YAŞANDI
İsrail’in havadan, karadan ve denizden şiddetli saldırılarına hedef olan Gazze, Han Yunus ve kuzey bölgeleri başta olmak üzere nüfusun yoğun olduğu Gazze Şeridi, yıkılan binaların oluşturduğu geniş moloz alanlarına dönüştü.
Kanlı saldırılar, evlerde ve altyapıda büyük yıkıma yol açtı. BM yetkilileri yaptıkları açıklamalarda bölgeyi “yaşanmaz” ve bölgedeki durumu kelimenin tam anlamıyla “felaket” olarak nitelendirdi.
Gazze’deki hükümetin medya ofisi, 70 bin konutun tamamen, 290 bin konutun ise kısmen yıkıldığını; bu yapıların yaşanmaz hale geldiğini belgeledi.

Saldırılarda Gazze Şeridi’ndeki 171 hükümet merkezi ile 100 eğitim kurumu tamamen, 305’i ise kısmen yıkıldı. Saldırılara hedef olan 229 cami tamamen yıkılırken, 297 cami kısmen zarar gördü. Ayrıca 3 kilise saldırılar sonucu yerle bir oldu.
İsrail ordusu, 32 hastane ve 53 sağlık merkezini hizmet dışı bıraktı, 159 sağlık kuruluşunu ve 126 ambulansı kasten hedef aldı, 200 tarihi alanı da yıktı.

BM: ŞOK EDECİ
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) İcra Direktörü Catherine Russell, Gazze Şeridi’ndeki yıkımın boyutu ve hızının şok edici olduğunu belirterek, derhal ateşkes çağrısında bulundu.
Dünya Bankası ve BM’nin raporlarına göre saldırıların Gazze Şeridi’ndeki altyapıya verdiği zararın maliyetinin yaklaşık 18,5 milyar dolar olduğu; bunun Filistin’in 2022’deki gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 97’sine eşdeğer olduğu tahmin ediliyor.
Gazze Şeridi’nde üretimin neredeyse tamamen durması ve bunun Batı Şeria’daki yansımalarının bir sonucu olarak saldırının günlük kayıplarının değerinin yaklaşık 25 milyon dolar olarak öngörülüyor.

GAZZE’NİN KARADAN İŞGALİ DEVAM EDİYOR
Gazze Şeridi’nde Filistin direniş gruplarıyla İsrail ordusu arasındaki çatışmalar karadan da yoğun bir şekilde devam ediyor.
Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugayları ve İslami Cihad’ın askeri kanadı Kudüs Tugayları liderliğindeki grupların yaptığı açıklamalara göre, çatışmalar bölgenin farklı eksenlerinde yürütülüyor.
İsrail ordusu, yaklaşık dört aydır kara saldırısına devam ettiği Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’tan 7 Nisan’da çekildiğini açıkladı.
Açıklamada, Han Yunus’taki saldırıyı yürüten 98. Komando Tümeninin bölgedeki görevini tamamladığı kaydedildi.
Han Yunus’taki saldırıyı yürüten 98. Komando Tümeninin Gazze Şeridi’nden dün gece tamamen çekildiği, sadece Nahal Tugayının Gazze Şeridi’nde kalmaya devam edeceği ifade edildi.

İsrail Gazze saldırılarında hava kuvvetlerindeki tüm askeri birimlerinin ardından deniz, kara, mühendislik ve istihbarat güçlerinin yanı sıra akıllı bombalar, daha önce kullanılmamış yeni silahlar, yapay zekaya dayalı araçlar kullandı.
İsrail ordusu ise Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 260’ı karadan işgal sürecinde olmak üzere 604 askerinin öldüğünü, yaklaşık bin 500’ü kara işgali sürecinde olmak üzere 3 binden fazla askerin de yaralandığını duyurdu.
Gazze’deki hastaneler de saldırılardan kurtulamadı. İsrail ordusunun, Şifa Hastanesi yerleşkesi ve çevresine 14 gün boyunca uyguladığı kuşatma ardında büyük bir yıkım, insani felaket bıraktı; çevredeki evler, yerleşkedeki binalardan bazıları, oksijen istasyonları ve jeneratörler yakıp yıkıldı.
Ordunun bölgede gerçekleştirdiği korkunç katliamın boyutları, daha sonra evlerin enkazı altında, sokaklarda ve yollarda elleri ayakları bağlı şekilde bulunan cansız bedenlerle gözler önüne serildi.
KITLIK VE SAĞLIK SORUNLARI
Saldırılar 2,3 milyon nüfuslu Gazze’de 2 milyon kişiyi yerinden yurdundan etti. Filistinliler mülteci kamplarına, yol kenarlarına ya da akrabalarına sığınmak zorunda kaldı.
Temel ihtiyaçlardan bile yoksun olan Filistinlilerin insani olmayan şartlar altında yaşamak zorunda kaldıkları kamplarda salgın hastalıklar yayıldı.

Gazze’nin genelinde yaşanan gıda, su, ilaç ve yakıt kıtlığı sebebiyle kuzeyde 30 çocuk açlıktan öldü.
Gazze Şeridi’nin kuzeyinde akut yetersiz beslenmeden muzdarip iki yaşın altındaki çocukların oranı yüzde 31’e ulaştı.
]]>
7 Ekim'de Hamas'ın İsrail'de bir müzik festivaline yaptığı baskında kaçırdığı kişiler arasında 23 yaşındaki Alman vatandaşı Shani Louk da vardı. Louk'un cansız bedenine Gazze Şeridi'nde ulaşıldı.
Filistin halkına yönelik saldırılar aralıksız devam ederken, İsrail ordusu Gazze Şeridi'nde 3 tutsağın cansız bedenine casino siteleri ulaşıldığını duyurdu. Ordu sözcüsü Daniel Hagari, "Shani Louk, Amit Buskila ve İzak Gelernter'in cansız bedenlerine ulaşıldı. Onlar Hamas tarafından 7 Ekim'deki Nova müzik festivalinden kaçarken öldürüldü ve bedenleri Gazze'ye getirildi" ifadelerini kullandı.
Alman vatandaşı olan 23 yaşındaki genç kadının ailesi yaşadıkları süreci anlattı. Louk'un babası Nissim Louk, "Kızımın bedeni tam ve çok güzel ve sanki canlıymış gibi. Vücudunun durumunun bu şekilde olması bir mucize. Sanırım yeraltındaki tüneller çok soğuk olduğu için bedeni iyi korunmuş. Halen dövmelerini görebiliyorsunuz ve ten rengi değişmemiş" dedi.
Shani Louk'un annesi Ricarda Louk da, "Ordu geldi ve Shani'nin bedeninin İsrail'e getirildiğini söyledi. Onun geri gelmesine sevindik ve onu uygun bir şekilde toprağa verebileceğiz" ifadelerini kullandı.
]]>ABD’li Büyükelçi Lew, İsrail’in Yediot Ahronot gazetesine verdiği röportajda, Joe Biden başkanlığındaki ABD yönetiminin Netanyahu hükümetinin 6 aydır İsrail savaşına maruz kalan Gazze Şeridi’ndeki tutumundan rahatsız olduğunu belirtti.
“YÖNETİM HAYAL KIRIKLIĞI İÇİNDE”
“Yönetimimiz Netanyahu hükümetinin eylemleri karşısında hayal kırıklığı içinde” diyen Lew, Gazze Şeridi’nin acil gıda, su ve atık su altyapısına ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
“SÜREÇ KOLAY VE UCUZ DEĞİL”
ABD’nin Gazze’ye deniz yoluyla insani yardımın girişini kolaylaştırmak için “çok çalıştığını” ileri süren Lew, sürecin “kolay ve ucuz” olmadığını kaydetti.
“BİRÇOK TARTIŞMA MEVCUT”
Lew, İsrail’in Aşdod Limanı üzerinden Gazze Şeridi’ne un getirilmesi konusunda birçok tartışma olduğuna dikkati çekerek, unun şu anda Gazze’ye doğru yola çıktığını vurguladı.
OLASI ESİR TAKASI ANLAŞMASI
Hamas ile İsrail arasındaki esir değişimi ve Gazze Şeridi’nde ateşkese ilişkin de Lew, “Sürekli esirlerin serbest bırakılması konusunda anlaşmaya varmak için ve görüşmeleri doğru yolda tutmaya ve ileriye taşımaya çalışıyoruz” dedi.
Lew, esir takasının sadece insani bir mesele olarak değil aynı zamanda bölgesel stratejik bir mesele olarak da çok önemli olduğuna dikkati çekerek, “Hâlâ bir esir anlaşmasının olmasını umuyorum” ifadelerini kullandı.
Suudi Arabistan’ın İsrail ile normalleşme sürecine ilişkin ise Lew, “Pencerenin hala açık olduğuna inanıyorum ancak zaman geçtikçe daha da zorlaşacak.” dedi.
33 BİNDEN FAZLA FİLİSTİNLİ ÖLDÜRÜLDÜ
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi.
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 14 bin 500’ü çocuk, 9 bin 560’ı kadın olmak üzere 33 bin 91 Filistinli öldürüldü, 75 bin 750 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 256’sı karadan işgal sürecinde olmak üzere 600 askerinin öldüğünü duyurdu.
Çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail askerleri ile yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 459 Filistinli hayatını kaybetti.
Son verilere göre, İsrail ordusu ile Hizbullah arasında 8 Ekim 2023’ten beri devam eden çatışmalarda 261 Hizbullah mensubu, 53 Lübnanlı sivil, 12 Emel Hareketi, 13 Hamas, 14 İslami Cihad mensubu ile 7 İsrailli sivil ve 11 asker öldü.
]]>Analistlere göre halen bıçak sırtındaki İstanbul seçiminin sonucu ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gelecek dönemdeki gücünü test edecek.
“İstanbul, iki kıtanın, iki denizin, iki cihanın şehri İstanbul milletimizin ziyneti, serveti, gözbebeği İstanbul… Senin için ne söylesek, ne desek eksik kalır. Biz de sözün bittiği yerde, altyapısıyla üstyapısıyla insana dair tüm unsurlarıyla sana hizmete talibiz.”
Seçim öncesi son pazar günü büyük İstanbul mitinginde konuşan Erdoğan bu sözleriyle İstanbul’u kazanma arzusunu vurgularken, tabanına da önceki seçimde kaybettiği İstanbul’u yeniden “fethedilmesi” gereken şehir olarak ilan ediyordu: İstanbul’un beş yıllık fetret devrine son vererek, şehrimizde eser ve hizmet siyasetini inşallah tekrar başlatacağız.

Erdoğan, Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen İstanbul mitinginde Cengiz Kurtoğlu ile şarkı söylerken… (FOTOĞRAF:AA)
AKP’nin yaklaşık 25 yıl elinden bırakmadığı İstanbul, 2019 seçimlerinde muhalafet ittifakı sayesinde Erdoğan’ın iktidarında rahatsızlık yaratacak şekilde CHP’ye geçmişti.
Anket şirketlerinin çok net olmayan sonuçlarına göre, İstanbul’un her iki adayının da kıran kırana bir yarışa gireceği kesin. Şu an hiç birisi bir diğerinin önüne “kesin kazanır” denilecek şekilde konumlanmamış görünürken; birkaç puan farkla bazı anketlerde CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nun, bazı anketlerde ise AKP adayı Murat Kurum’un önde olduğu görülüyor. Anketler Ankara’da ise mevcut muhalefet belediye başkanı Mansur Yavaş’ın önde olduğunu gösteriyor.
Analistlere göre, muhalefetin 2019’da ittifak yaparak uzun yıllar sonra AKP’nin elinden aldığı İstanbul’u kaybetmesi halinde, geçen yıl hüsranla sonuçlanan ve muhalefet seçmeninde derin yaralar açan genel seçimin ardından muhafelet seçmenini daha da moralsiz bırakabilir. Erdoğan’ın başarıya ulaşması durumunda ise bu, bundan sonraki dönemler için gücünü koruyacağı ve atacağı adımlarda daha güçlü olacağının bir işareti olacak.
TÜRK LİRASI ERİDİ
TL’nin son 10 yılda dolar karşısında % 90’dan fazla değer kaybetmesi ve bununla birlikte gelen yüksek enflasyon, halkın alım gücünü son dönemde belirgin şeklide zayıflatı. Hayat pahalılığı, genel seçim sonrası da devam etti.
Ekonomistler TÜFE’nin Mayıs’ta % 70 üzerinde tepe noktasına ulaştıktan sonra yıl sonunda % 45’in altına doğru gerilemesini bekliyor. TCMB’nin yılsonu enflasyon tahmini ise % 36 seviyesinde. Erdoğan da bu hafta bir seçim konuşmasında “en büyük baş ağrımız” dediği enflasyonun yılın ikinci yarısında düşeceğini söylemişti.
EKONOMİ VE İSRAİL TEPKİSİ
AKP’nin karşısında hem ekonomideki sorunlara yönelik söylemleri, hem de Türkiye’nin İsrail’e karşı tutumunu eleştiren tavrı ile islamcı taban üzerinde etkili olduğu gözlenen Yeniden Refah Partisi’nin oylarının düşük bile olsa yükselmesi ise aynı kökten gelen Erdoğan’ın partisini zorlayacak görünüyor.
“İnsanlar Milli Görüş istiyor” diyen Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Belediye Başkanı Adayı Mehmet Altınöz “Şu anda Türkiye maalesef ekonomik açıdan iyi yönetilemiyor. Dış politikada çok ciddi zikzaklar var. Bunlar halkımız tarafından hoş karşılanmıyor” dedi ve ekledi:
– Örneğin Gazze. Hükümetin Gazze politikasını vatandaşın kabul etmesi mümkün değil…Altı aydır orada insanlar katlediliyor, öldürülüyor, bir soykırım var. Buna rağmen Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İslam aleminin lideri olan Türkiye’nin yönetimi maalesef buna sahip çıkmıyor. Hatta şu anda Meclis Aksa’nın etrafında Müslümanlar Meclis Aksa’ya girmesin diye çevrilen dikenli teller Türkiye’den gidiyor.
“GAZZE POLİTİKASINDA SINITA KALDI”
Gazze tepkisi nedeniyle partilerine doğru bir yönelim olup olmadığı sorusuna ise Altınöz “Elbette var…Çünkü AK Partili yöneticiler Gazze politikasında maalesef sınıfta kaldı. Çünkü biz iktidarda olsaydık İsrail Gazze’ye saldıramazdı” dedi ve İsrail’e ambargo uygulanmamasını eleştirdi.
Altınöz, kendilerine yönelik desteğin hızla arttığını ve üye sayılarının katlanarak büyüdüğünü ve 500 binin üzerine çıktığını söyledi. İstanbul’da ana muhalefet ve iktidar partisinin oyları düşük farkla yarıştığından YRP’nin alması beklenen en az yüzde 4-5 oy AKP adayını etkileyebilir.
İSTANBUL: SİYASİ REJİMİN YÖRÜNGESİ
İstanbul’daki yerel seçimin Türkiye’nin siyasi rejiminin yörüngesini belirleme açısından son derece önemli olduğunu söyleyen Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi ve siyaset bilimci Berk Esen, İstanbul’u yönetecek partinin Türkiye’deki milyonlarca seçmene ulaşmak için kullanabileceği muazzam miktarda kaynağa da erişeceğine işaret etti.
Esen “İşte bu nedenle muhalefetin adayı İstanbul’da kazanabilirse, en azından ana muhalefet partisi önümüzdeki yıllarda Erdoğan’a meydan okumak için yeterli gücü elde edebilir ve onun daha da fazla güç toplamasını engelleyebilir” diye konuştu.
İmamoğlu’nun kazanması durumunda bunun Erdoğan’a “Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmış olsa da çok fazla destek görmediği ve muhalefet partilerinin ne zaman yapılırsa yapılsın bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçiminde mücadele şansı elde edeceği yönünde güçlü bir mesaj göndereceğini düşünüyorum” diyen Esen, muhalefet ittifakının 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki yenilgisinin ardından dağılmasının ise İmamoğlu’nun önünde zorluk oluşturduğunu söyledi.
Gazze’nin Yeniden Refah’a kayan oylarda bir etkisi olup olmadığı sorusuna ise Esen “Gazze krizinin iktidar partisinin İslamcı tabanı üzerinde kesinlikle bir etkisi var ve muhtemelen son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’ı destekleyen bazı çok muhafazakar, dindar seçmenler bu hükümet tarafından yürürlüğe konan dış politikaya şüphe ve itiraz duyuyorlar” yanıtını verdi.
Esen’e göre bu seçmenlerin en azından bir kısmı Gazze sorunu ve İsrail hükümeti söz konusu olduğunda çok daha agresif bir söyleme sahip olan bu küçük İslamcı partiye desteklerini kaydırmaya hazır olabilir.

İmamoğlu, Gaziosmanpaşa’da seçmene seslenirken… (FOTOĞRAF:REUTERS)
“MESELE BELEDİYE BAŞKANLIĞI SEÇİMİNİ AŞTI”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ise yerel seçimleri “Mesele bir belediye başkanlığı seçimini aştı” şeklinde niteliyor.
İmamoğlu Reuters’a yaptığı değerlendirmede “(Bu seçim) bir anlayış meselesinin tarihe gömülmesi meselesi. Tarihe gömülürse demokrasi canlanacak, tarihe gömülürse bu ülkede özgürlük yeniden vücut bulacak. Tarihe gömülürse bu anlayış -ki bu 31 Mart öyle bir seçim- gerçekten hukuk ve adalet kendine gelecek” derken İstanbul’un AKP adayı Murat Kurum ise, mevcut yönetimi liyakatsızlıkla suçluyor.

Kurum ve Erdoğan İstanbul mitinginde… (FOTOĞRAF:AA)
İstanbul mitinginde konuşan Kurum “Bugün İstanbul, iş bilmez bir yönetimin elinde huzursuz ve mutsuz. Çünkü geride bıraktığımız beş yılda İstanbul, liyakatsizliğin kurbanı oldu. Beceriksizliğe mahkum edildi. Hiç olmadığı kadar ihmal edildi. Biz, bu şehri depreme hazırlayacağız dediler. Tek bir çivi çakmadılar” dedi.
]]>Gazze’de 32 binden fazla can kaybına ve ağır yıkıma neden olan İsrail ordusu, yeniden hastaneleri hedef alıyor.
Uyguladığı abluka ve yardım tırlarının girişine getirdiği kısıtlamaların yanı sıra İsrail’in saldırıları nedeniyle Gazze’de çok sayıda hastane ve sağlık kuruluşu hizmet dışı kaldı.
İsrail ordusu, 18 Mart’ta Gazze’nin kuzeyinde yer alan ve bölgenin en büyük sağlık merkezi olan Şifa Hastanesi’ni kuşattı.
Hastane ve çevresine düzenlediği saldırılarda İsrail güçleri şu ana kadar yaklaşık 150 Filistinliyi öldürdü, 480 Filistinliyi de alıkoydu.

Daha önce de “Hamas’ın komuta merkezi” yalanıyla Şifa Hastanesi’ne saldıran İsrail ordusunun bu son kuşatması 18 Mart’tan bu yana devam ediyor.
Gazze’deki en büyük hastane olan Şifa’ya yaralı ve hastaların yanı sıra İsrail saldırıları nedeniyle yerinden edilmiş yaklaşık 30 bin Filistinli sığınmıştı.
GÜNEYDEKİ HASTANELER DE KUŞATMA ALTINDA
Şifa Hastanesi ve çevresindeki saldırılarını sürdüren İsrail ordusu, dün de Gazze’nin güneyinde yer alan Nasır ve Emel hastanelerini kuşatmaya başladı.

Filistin Kızılayı, gönüllü bir sağlık çalışanı ile yerinden edilmiş bir Filistinlinin İsrail güçlerinin Emel Hastanesi’ne düzenlediği saldırıda öldüğünü bildirdi. Filistin Kızılayı ayrıca İsrail güçlerinin hastalardan ve buraya sığınan yerinden edilmiş Filistinlilerden Emel Hastanesi’ni boşaltmalarını istediğini aktardı.
Gazze’ye yönelik saldırılarını 7 Ekim’den bu yana sürdüren İsrail ordusu, daha önce de Şifa başta olmak üzere bölgedeki birçok hastane ve sağlık kuruluşunu hedef almıştı.
ONLARCA FLİSTİNLİ ÖLDÜ
İsrail’in, Gazze Şeridi’nde Şifa Hastanesi çevresine ve farklı bölgelere düzenlediği saldırılarda aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu onlarca Filistinlinin öldüğü ve yaralandığı bildirildi.
Filistin resmi ajansı WAFA’nın yerel kaynaklara dayandırdığı haberine göre, İsrail, Şifa Hastanesi çevresi ve Deyr el-Belah, Kuveyt Kavşağı, Refah şehri ve Han Yunus’un doğu bölgeleri başta olmak üzere Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerini gece saatlerinde hedef aldı.

İsrail’in askeri araçları ve tanklarının yoğun ateşi eşliğinde topçu ateşi ve savaş uçaklarının saldırılarıyla Gazze’nin batısındaki Şifa Hastanesi çevresini hedef alması sonucu onlarca Filistinli hayatını kaybetti ve yaralandı.
İsrail güçleri, hoparlör aracılığıyla Filistinlilerden Şifa Hastanesi’ni derhal boşaltmalarını talep etti.
İsrail savaş uçakları Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Belah şehrinde de Selman ailesine ait bir eve hava saldırısı düzenledi. Hava saldırısında Selman ailesinden 18 kişi hayatını kaybetti.
Deyr el-Belah’ın El-Hikir bölgesinde Ebu Amra ailesinin evine düzenlenen saldırıda da çok sayıda kişi yaralandı.
İsrail güçleri, Kuveyt Kavşağı’nda insani yardım dağıtımını sağlayan komiteleri de hedef aldı.
İsrail savaş uçaklarının Refah kent merkezindeki Yebna Mülteci Kampı’nda Berhum ailesine ait bir evi hedef alması sonucu çok sayıda kişi öldü ve yaralandı.
Kuveyt Hastanesi’ndeki sağlık yetkilileri, İsrail’in kamptaki evleri bombalaması sonucu ölen ve yaralananların hastaneye getirildiğini belirtti.
İsrail’in Deyr el-Belah’ı bombalaması sonucunda ölü sayısı 10’a yükselirken, çok sayıda kişinin enkazda olduğu aktarıldı.
İsrail’in Refah kentinde dün sabahtan bu yana 5 evi hedef alması sonucu aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 27’den fazla Filistinli hayatını kaybetmişti.
]]>“ABD’nin Hamas’a karşı savaşta 5 aydan uzun süredir İsrail ile omuz omuza durduğunu ve bunu takdir ettiklerini” belirten Netanyahu, “sivil nüfusun savaş alanından çıkarılması ve insani ihtiyaçlarının karşılanması gerektiğinin farkında olduklarını ve bunun üzerinde çalıştıklarını ABD Dışişleri Bakanı’na ilettiğini” belirtti.
“BLINKEN’A ANLATTIM…”
Netanyahu, “Ama aynı zamanda Blinken’a Refah’a girmeden ve Hamas’ın buradaki tugaylarını etkisiz hale getirmeden Hamas’ı yenmenin yolu olmadığını anlattım. Bunu ABD’nin desteği ile yapmayı umduğumuzu ama gerekirse tek başımıza yapacağımızı söyledim” diye konuştu.
“GAZZE’DEKİ MİSYON TAMAMLANMALI”
İsrail Savaş Kabinesi Üyesi Benny Gantz da Tel Aviv ile Hamas arasında esir takası müzakerelerinin gündemde olduğu dönemde ülkesini ziyaret eden Blinken ile bir araya geldiğini aktardı.
ABD’nin, İsrail’e verdiği destekten dolayı Blinken’a minnettarlığını sunduğunu kaydeden Gantz, 7 Ekim saldırılarının ardından “Hamas’ı yok etmek için Refah’a operasyon dahil Gazze’deki misyonun tamamlanmasının gerektiğini” muhatabına ilettiğini kaydetti.
“İsrail’in, Gazze’deki sivillere yardım için insani çözümler sunmaya devam edeceğini ancak bu yardımların Hamas’ın eline geçmemesini de sağlayacağını sözlerime ekledim.” ifadelerini kullanan Gantz, Blinken ile “bölgesel güvenlik ve istikrarı” ele aldıklarını belirtti.
BLINKEN’DAN SERT UYARI
ABD’den yayın yapan “Axios” haber sitesinin bir kaynağa dayandırdığı haberine göre, Tel Aviv ile Hamas arasında ateşkes ve karşılıklı esir takası müzakereleri devam ederken İsrail’e gelen Blinken, Netanyahu ile savaş kabinesiyle toplantısında İsrailli muhataplarını uyardı.
Blinken, toplantıda İsrail’in güvenliğinin ve dünyadaki yerinin tehlikede olduğunun altını çizerek, “Çok geç olana kadar bunu fark edemeyebilirsiniz.” değerlendirmesinde bulundu.
Mevcut gidişatla devam eder ve savaş sonrasına dair net bir plan yapılamazsa İsrail’in başa çıkamayacağı büyük bir ayaklanmayla karşı karşıya kalacağı konusunda uyarıda bulunan Blinken, “Tutarlı bir plana ihtiyacınız var yoksa Gazze’de sıkışıp kalacaksınız.” ifadelerini kullandı.
Blinken, İsrail’in mevcut yöntemleri izlemesi durumunda “Hamas’ın Gazze’de kontrolü elinde tutacağını veya anarşinin ortaya çıkacağını” dile getirdi.
Kaynağa göre, Netanyahu ise Blinken’ın sözleri üzerine, “On yıllarca işimiz başımızdan aşkın olacak.” dedi.
Axios’un Blinken’ın uyarısına ilişkin yorum talebine İsrail Başbakanlık Ofisi’nin henüz yanıt vermediği aktarıldı.
BLINKEN’IN ZİYARETİ
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in, bir günlük Tel Aviv ziyaretinin ardından Washington’a dönmesi bekleniyor.
Bölge turu kapsamında Suudi Arabistan ve Mısır’ı ziyaret eden Blinken, Kahire’de “Refah’a saldırının hata olacağını İsraillilere anlatacağını” dile getirmişti.
FİLİSTİNLİLER, REFAH’A SIKIŞTI
Gazze Şeridi’nin en güneyinde Mısır sınırında yer alan Refah’ın İsrail saldırılarından önce 280 bin olan nüfusu 5 katından fazla artarak 1,5 milyona ulaştı.
Yeterli miktarda kalacak yerin bulunmadığı ve altyapının yetersiz kaldığı Refah’a İsrail saldırılarından kaçarak sığınan Filistinlilerin büyük bir bölümü, derme çatma çadırlardan oluşan kamplarda yaşam mücadelesi veriyor.
]]>İrlanda’da 2017’den bu yana Fine Gael partisinin genel başkanlığını yürüten 45 yaşındaki Varadkar, dün başkent Dublin’de yaptığı istifa açıklamasında, ülkesine liderlik ettiği süreyi “hayatının en tatmin edici dönemi” olarak tanımladı.
İki kez İrlanda Başbakanı olarak görev yapan Varadkar, konuşması sırasında duygulanarak, görevini bırakma nedenlerinin “hem kişisel hem de siyasi” olduğunu belirtti.
YEREL MEDYA: İSTİFA KARARI SÜRPRİZ OLDU
Başbakanlık görevinden istifa eden Varadkar, parlamento üyesi olarak kalmaya devam edecek.
İrlanda ve İngiliz basını, istifa kararının “sürpriz” olduğu ve Varadkar’ı böyle bir karar almaya iten nedenin henüz bilinmediğini belirtti.
Başbakanlık görevini üstlendiğinde 38 yaşında ve ülkesinin “en genç Başbakanı” ünvanına sahip olan Varadkar, istifa kararının hemen öncesinde Aziz Patrick Günü dolayısıyla ABD’ye ziyaret gerçekleştirmişti.
Leo Varadkar’ın, İrlanda asıllı ABD Başkanı Biden’ın Beyaz Saray’da Aziz Patrick Günü için verdiği davette, Gazze’de yaşananları İrlanda’nın geçmişine benzettiği konuşması gündeme oturmuştu.
Varadkar, konuşmasında, Biden’a, İrlandalıların Filistin halkıyla empati kurmasının nedeninin, Gazze halkının kendi yaşadıklarına benzer acılar çekmesi olduğunu hatırlatmıştı.
Gazze’deki insanlık dramını, ülkesinin sömürgeleştirildiği dönemde yaşananlara benzeten Varadkar, “Kendi tarihimizi onların gözlerinde görebiliyoruz” ifadesiyle ABD Başkanı’na sitemde bulunmuştu.
Varadkar, “Dünyayı dolaştığımda liderler bana sık sık ‘İrlandalıların, Filistin halkına karşı neden bu kadar empati duyduğunu’ soruyor. Cevabı basit, onların gözlerinde kendi tarihimizi görüyoruz. Yerlerinden edilmesi, mülklerinin ellerinden alınması, ulusal kimlikliklerinin kabul edilmemesi, zorunlu göç, ayrımcılık ve açlığın hikayesi…” ifadelerini kullanmıştı.
İrlanda’nın, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına Avrupa’da en çok karşı çıkan ülkelerden biri olduğunu vurgulayan Varadkar, İrlandalıların, Gazze’de yaşanan felaketten derin endişe duyduğunu belirtmişti.
Biden’a, bir İrlandalı olarak demokrasinin gerekliliklerini yerine getirmesi ve Gazze’deki dramın son bulmasına öncülük etmesi çağrısında bulunan Varadkar, “Gazze halkı, acil gıdaya, ilaca, barınağa ve özellikle de bombardımanın durmasına ihtiyaç duyuyor” demişti.
GAZZE İÇİN BİR DİZİ GÖRÜŞME GERÇEKLEŞTİRMİŞTİ
İrlanda parlamentosunun alt kanadı Dail’de yapılan bir oturumda da İsrail’in artık ABD dahil dünyadaki hiçbir ülkeyi dinlemediğini kaydeden Varadkar, “Öfke gözlerini kör etmiş durumda ve gittikleri yolda ilerleyerek uzun vadede kendi güvenlikleri açısından durumu çok daha kötü hale getireceklerine inanıyorum” ifadesini kullanmıştı.
Ayrıca, Varadkar, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’e geçen ay gönderdiği mektupta, AB’den İsrail’le ticari bağların gözden geçirilmesini talep etmişti.
Varadkar, AB’nin, Gazze konusunda açık ve güçlü bir tutum benimsemeyerek ve çifte standart uyguladığı algısı vererek “kredibilitesini kaybettiği” uyarısında da bulunmuştu.
– İrlanda, 7 Ekim’den bu yana Gazze’ye verdiği destekle ön plana çıkıyor
Varadkar başta olmak üzere İrlanda, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’ye verdiği destekle ön plana çıkıyor.
İrlanda Cumhurbaşkanı Michael Higgins de Birleşmiş Milletler (BM) Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) Genel Komiseri Philippe Lazzarini’nin, “İsrail’in UNRWA’yı yok etme kampanyası yürüttüğü” açıklamalarına atıfta bulunarak, böyle bir kampanyanın başlatılmasını “utanç verici bir rezalet” olarak nitelemişti.
İrlanda Başbakan Yardımcısı, Dışişleri ve Savunma Bakanı Micheal Martin de Gazze’deki insani krizi “insan yapımı” olarak nitelemiş ve “tamamen kabul edilmez” olduğunu belirtmişti.
Ayrıca, İrlanda, bazı ülkelerin UNRWA’ya finansal desteği kesme kararının ardından Ajans’a 20 milyon avroluk finansal destek sağlayacağını açıklamıştı.
]]>Yediot Ahronot gazetesinde yayımlanan bir analizde, savaşın ardından Gazze’nin kapıları insan hakları örgütleri ve yabancı gazetecilere açıldığında, savaş suçları işledikleri gerekçesiyle İsrail ordusu ve askerleri hakkında tutuklama emirleri çıkartılmasında büyük bir sıçrama beklendiği kaydedildi.
“EŞİ BENZERİ GÖRÜLMEMİŞ HUKUK SAVAŞIYLA MÜCADELE”
Gazeteciler ve insan hakları örgütlerinin Filistinlilerin başına gelen zarar ve yıkımın boyutlarına tanık olduklarında ordunun eşi benzeri görülmemiş bir uluslararası hukuk savaşıyla mücadele için buna hazırlandığı ifade ediliyor.
Gazete, Savunma Bakanı Yoav Galant’ın Pentagon’a yazılı olarak ABD’den alınan silahların hukukun ihlal edildiği şekilde kullanılmadığını garanti eden bir belge imzaladığını vurguladı.
Galant’ın Pentagon’a sunduğu yazılı belgenin aslında bir güvenlik kurumunun, savaştan sonra hakkında soruşturmaların genişleyeceğine kesin gözüyle bakılan İsrail ordusu ve devletine karşı açılacak hukuki savaşta nasıl bir savunma yapılacağına dönük ilk işaretlerden biriydi.
“ASIL TEHLİKE MEŞRUİYET KAYBI”
Gazeteye göre ayrıca, İsrail ordusunun, Gazze savaşının sonuçlarından duyduğu endişeler arasında yalnızca subay ve askerlerin yurt dışında bir tehlikeyle karşılaşmaları değil, asıl tehlike ordunun gelecekte, her türlü düşmana karşı kendini savunma hakkının batı ülkeleri tarafından kabul edilmeyecek olması ve uluslararası meşruiyet kaybına uğraması olacak.
“DAVALAR ARTACAK”
İsrail’e yönelik uluslararası baskının gerçekte söz konusu savaştan önce, 2019’da Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin İsrail karşıtı bir inceleme başlatma kararı aldığında başladığını belirten gazete, ordudan ismini vermeyen bir yetkiliye dayandırdığı açıklamada şimdi artık yalnızca Güney Afrika Cumhuriyeti değil daha birçok ülkenin İsrail ordusu ve devletine karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda davaların daha da artacağına işaret etti.
Gazete yaklaşmakta olan hukuk savaşına ilişkin, Askeri Savcılık Ofisi’nde uluslararası hukuk bölümü başkanı Roni Katsier ile yardımcılarının son aylarda savcılıkta en çok işi olanlar arasında yer aldığını kaydetti.
Ayrıca yakında onlarca askeri avukatla birlikte bir tuğgeneral rütbesi altında askeri savcılığın büyük ölçüde daha da genişleyeceği öngörüsünde bulundu.
“GAZZE KAPILARI GAZETECİ VE İNSAN HAKLARI ÖRGÜTÜNE AÇILINCA…”
Ancak gazete, asıl tsunaminin yabancı gazeteciler ve insan hakları örgütlerine Gazze’nin kapıları açıldığında olacağı uyarısında bulundu.
Savaş sırasında İsrail ordusunun on binlerce binaya zarar verdiğini, sınır bölgesine tel örgüler çekilmesi için binlerce dönümlük Filistin arazilerine el koyduğunu belirten gazete, “Uluslararası Ceza Mahkemesi, Gazze’deki sivil mevzilerin gerekçesiz yok edildiğine ilişkin delillere ulaşacak olursa, subaylar, askerler ve İsrailli üst düzey yetkililer hakkında tutuklama kararı emirleri verebilir.” ifadelerini kullandı.
Öte yandan gazeteye göre, Avrupa’da Filistinlilere destek veren örgütler, savaşa katılan İsrail subay ve askerlerinin yüzlercesini kara listeler olarak yayınlıyor. Sosyal medya hesaplarında da söz konusu askerlerin resimleri ve Filistinlilerden intikam alırken bizzat kendilerinin çektiği videolar yer alıyor.
]]>Açıklamada, İsrail ordusunun “7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’nde 2 bin 807 katliam gerçekleştirdiği” bildirildi.
İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında 14 bin çocuk ve 9 bin 220 kadının hayatını kaybettiği belirtildi.
Açıklamada, 7 bin kişinin enkaz altında veya kayıp olduğu belirtilirken, hastanelere ulaşan ölülerin sayısının 31 bin 819 olduğu, 73 bin 934 kişinin yaralandığı hatırlatıldı.
Gazze’de İsrail saldırılarına maruz kalanların yüzde 72’sinin kadın ve çocuk olduğuna vurgu yapıldı.
ÇOCUKLAR YETERSİZ BESLENME NEDENİYLE ÖLÜYOR
İsrail’in halkı zorla aç ve susuz bıraktığı ve insani yardımların girişini engelleyerek insani felakete sebep olduğu Gazze’de 27 çocuğun yetersiz beslenme ve sıvı kaybı nedeniyle hayatını kaybettiği aktarıldı.
İsrail ordusunun 7 Ekim’den bu yana Gazze’ye 70 bin tondan fazla patlayıcıyla saldırı düzenlediği vurgulandı.
Açıklamada, sağlık sektörünü de hedef alan İsrail saldırılarında Gazze’de 364 sağlık çalışanı ve 48 sivil savunma görevlisinin yaşamını yitirdiği kaydedildi.
Gazze’de 135 gazetecinin İsrail saldırılarında öldüğüne dikkati çekildi.
İsrail saldırıları nedeniyle Gazze’de 17 bin çocuğun ebeveynlerinden biri veya her ikisinden yoksun şekilde yaşadığı vurgulandı.
Hayati tehlikesi bulunan ve Gazze dışında tedavi edilmesi gereken yaralı sayısının 11 bin olduğu, yetersiz sağlık hizmeti nedeniyle 10 bin kanser hastasının ölüm tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğuna dikkat çekildi.
700 BİN KİŞİDE BULAŞICI HASTALIK TESPİT EDİLDİ
Yerinden edilen Filistinlilerin sığındığı kalabalık barınma merkezlerindeki gayriinsani duruma işaret edilerek, yerinden edilme sonucu 700 bin bulaşıcı hastalık ve 8 binden fazla “Hepatit A” vakasının tespit edildiği bilgisi verildi.
Gazze’de sağlık bakımı verilemediği için 60 bin hamile kadının, ilaç eksikliği nedeniyle de kronik hastalığı bulunan 350 bin kişinin hayati tehlikesinin olduğu belirtildi.
İsrail güçlerinin 269 sağlık çalışanı ve 10 gazeteciyi alıkoyduğu, 2,3 milyon nüfuslu Gazze Şeridi’nde 2 milyon kişinin yerinden edildiği vurgulandı.
İsrail’in Gazze’deki saldırılarında 70 bin konutun tamamen yıkıldığı, toplamda ise 290 bin konutun zarar görerek oturulamaz durumda olduğu bilgisi paylaşıldı.
İsrail ordusunun, 168 hükümet tesisi ile 100 okul ve üniversiteyi yerle bir ettiği, 305 okul ve üniversitenin ise kısmen zarar gördüğü kaydedildi.
İsrail ordusunun Gazze’de 224’ünü tümüyle yıktığı 290 camiye zarar verdiği ve 3 kiliseyi hedef alarak yıkımına neden olduğu bildirildi.
Gazze’de İsrail’in 155 sağlık kuruluşunu hedef aldığı, 53 sağlık merkezi ile 32 hastaneyi hizmet dışı bıraktığı, 126 ambulansı da kullanılmaz hale getirdiği belirtildi.
İsrail’in Filistin’in kültürel mirasını da hedef aldığı, Gazze’de 200 tarihi ve kültürel varlığı yıktığı aktarıldı.
ÇOCUKLAR YIKIM ARASINDA YİYECEK ARIYOR
Filistin resmi haber ajansı WAFA, Gazze Şeridi’nin güneyinde evlerine ekmek götürmek için tezgah açan çocukların görüntüsünü, “Gazze’ye yönelik savaş Filistinli çocukları seyyar satıcı olmaya mecbur bıraktı” başlığıyla yayımladı.
Gazze’nin kuzeyinden güneye sığınan Muhammed Şeleh, ailelerine katkı için seyyar satıcı olan çocuklara işaret ederek, “Bu çocuklar, dışarıda görebildiğiniz dünyadaki diğer çocuklara benzemiyorlar. Çünkü çocuklar oyun oynar ve okuluna gider.” dedi.
Yerinden edilmiş Filistinli Said Halil de çocuklarıyla açtığı küçük tezgahta rızıklarını aradıklarını ifade etti.
Kendilerine yardımların ulaşamadığından şikayet eden Halil, Gazze’de yerinden edilmiş insanlara yardım ulaştığına dair anlatılanların doğru olmadığını söyledi.
Gelen yardımlardan çok az insanın yararlanabildiği ve kendilerine ulaşan bir şey olmadığını dile getiren Halil, oturarak beklemek yerine küçük çocuklarıyla açtıkları tezgahta para kazanmaya çalıştığını kaydetti.
Küçük tezgahta başörtü satan 13 yaşındaki Muhammed Yusuf da Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kentinden göç etmek zorunda kaldıklarını belirtti.
Seyyar satıcı çocuklardan Ömer et-Tahravi ise halihazırda babasının geçimini sağlayacağı hiçbir geliri olmadığı için seyyar satıcılık yaptığını ifade etti.
Tahravi, gün boyunca elde ettiği kazancıyla akşam eve yiyecek götürdüğünü kaydetti.
Seyyar satıcı çocuklardan Ahmed en-Nevacihe de babasının öldüğünü, amcasıyla açtıkları tezgahta kazandıklarıyla ailesini geçindirmeye çalıştığını anlattı.
GAZZE’DE NELER YAŞANDI?
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi.
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 13 bin 500’ü çocuk, 9 bini kadın olmak üzere 31 bin 819 Filistinli öldürüldü, 73 bin 934 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
]]>Konuşmasına, davete icabet ederek iftar sofrasını paylaşan büyükelçiler ve partisinin Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) üyelerine teşekkür ederek başlayan Erdoğan, Ramazan-ı Şerif’in tüm insanlığa barış, huzur ve esenlik getirmesini diledi.
Barış, dayanışma ve rahmet ayı olan ramazanı, Gazze başta olmak üzere Türkiye’nin yakın çevresinde yaşanan hadiseler sebebiyle bu sene buruk karşıladıklarını belirten Erdoğan, mübarek günlere rağmen gönül coğrafyasında acıların, gözyaşlarının, gönül yaralarının devam etmesi nedeniyle üzüntü içinde olduklarını söyledi.
Erdoğan, Gazze ve işgal edilmiş Filistin topraklarında 5 aydır süren İsrail saldırılarında 32 bin kişinin şehit olduğunu, sivilleri ve sivil yerleşim yerlerini hedef alan ağır bombardımanlarda da 73 bin Filistinlinin yaralandığını anlattı.
“ÖRNEKLERİNE İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NDA ŞAHİT OLDUK”
İsrail’in 7 Ekim öncesinde 17 sene boyunca uyguladığı ablukayla Gazze’yi bir açık hava hapishanesine çevirdiğine dikkati çeken Erdoğan, “Son 5 aydır ise Gazze’yi örneklerine ancak İkinci Dünya Savaşı’nda şahit olduğumuz büyük bir imha kampı haline getirdi” diye konuştu.

“NETANYAHU BİZİ SUSTURABİLECEĞİNİ ZANNEDİYOR”
İsrail’in vahşi saldırıları sonucu Gazze’nin, dünyanın en büyük çocuk ve kadın mezarlığına dönüştüğünü vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bunu sadece biz değil, bölgeyi ziyaret eden, Gazze’de yaşayan, Gazze’yi gören vicdan sahibi herkes söylüyor ama biz böyle konuştuğumuzda Netanyahu ve cinayet şebekesi rahatsız oluyor, hemen antisemitizm yaftası vurarak, bizi susturabileceğini zannediyor. Bu amaçla şimdiye kadar gizli açık her yolu denediler ama Tayyip Erdoğan’ın hakkı ve hakikati haykırmasına asla engel olamadılar. Bugün de katile katil, zalime zalim demekten bizi alıkoyamazlar. İsrailli yöneticiler bize saldırarak soykırım gerçeğini saklamaya çalışmak yerine Gazze’de susuzluktan ve açlıktan ölen bebeklerin hesabını versin.”
Erdoğan, “İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve suç ortaklarının, kimsenin itibar etmediği yalanlara sarılmadan önce Gazze’deki 35 hastaneden 31’inin niçin devre dışı bırakıldığını, doktoru ve hemşiresiyle niye 400’e yakın sağlık personelini öldürdüklerini, aralarında tarihi camilerin de olduğu 220 ibadethaneyi neden yıktıklarını ve eğitim kurumlarının yüzde 90’ını niçin enkaza döndürdüklerini” açıklamalarını istedi.
“KATİL, ZALİM, HIRSIZ, YALANCI, FAŞİST”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir miktar un, bir miktar makarna, belki bir adet kuru ekmek alabilmek için sıra bekleyen masum sivilleri katledenlerin bize söyleyecek sözü olamaz. İsrail yönetimi ne yaparsa yapsın katil, zalim, hırsız, yalancı ve faşist olduğu gerçeğini artık gizleyemez.” ifadelerini kullandı.
“İSRAİL, SAVAŞ SUÇLARINI PERVASIZCA SÜRDÜRÜYOR”
Meselenin çok daha vahim tarafının, Uluslararası Adalet Divanı’nın ihtiyati tedbir kararına rağmen İsrail’in hiçbir şey olmamış gibi katliamlarına devam etmesi olduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:
“Kimseyi dinlemeyen İsrail, savaş suçlarını pervasızca sürdürüyor, hatta acil ateşkes çağrısı yapan ülkeleri dahi tehdit edecek kadar küstahlaşıyor. İsrail yaklaşık bir asırdır şımartılmanın, katliamları, toprak gaspları, hırsızlıkları karşısında sessiz kalınmasının faturasını sadece Filistin halkına ödetmiyor, bu fatura aynı zamanda uluslararası kurumlara da ödetiliyor. Uluslararası kurumlara yönelik güven kaybının bedeli önümüzdeki yıllarda daha fazla terör, daha fazla istikrarsızlık olarak hepimizin önüne gelecektir. Netanyahu ve suç ortaklarına bu cesareti veren, üzülerek ifade ediyorum, İsrail’e koşulsuz askeri ve diplomatik destek sağlayanların ikircikli politikalarıdır.”
Erdoğan, kargo uçakları Batı başkentlerinden Tel Aviv’e sürekli silah ve mühimmat taşırken yasak savma kabilinden kurulan cümlelerin hiçbir anlamı olmadığının altını çizdi.

“40 TONDAN FAZLA İNSANİ YARDIM ULAŞTIRDIK”
Gazze’ye yönelik saldırılar ve abluka devam ederken mevcut yardım miktarının yeterli olmadığının çok iyi bilindiğini belirten Erdoğan, Refah Sınır Kapısı’ndan tır geçişlerinin olması gereken düzeye çıkarılmasının en acil ihtiyaç olduğunu bildirdi.
Bunun için İsrail’in üzerinde daha fazla baskı kurulması gerektiğine dikkati çeken Erdoğan, “Türkiye olarak şimdiye kadar 40 bin tondan fazla insani yardım malzemesini Mısır üzerinden Gazze’ye ulaştırdık, ulaştırmaya da devam ediyoruz. Son olarak önceki gün Kızılay’ımıza ve sivil toplum kuruluşlarımıza ait bir gemi Mısır’ın El Ariş limanına vardı” bilgisini verdi.
GARANTÖRLÜK TEKLİFİ
Ramazan ayı boyunca resmi kurumlar, belediyeler, vakıf ve dernekler vasıtasıyla yardımları artırarak sürdüreceklerini dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gazze’deki katliamların tekrar etmemesi ve bölgenin ihyası için garantör olarak sorumluluk üstlenmeye de hazırız. Şu gerçeğin artık herkes farkındadır, Filistin meselesi adil bir çözüme kavuşturulmadan ne bölgemizde ne dünyada kalıcı barış ve istikrar mümkündür. Bunun tek yolu ise 1967 sınırları temelinde Doğu Kudüs’ün başkent olduğu, bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz Filistin devletinin kurulmasıdır. Hepimizin katledilen Filistinli çocuklara borcu vardır. Bu borç da ancak bağımsız Filistin devletinin tesis edilmesiyle ödenebilir. Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Filistinli kardeşlerine sahip çıkacak, hakkı ve hakikati haykırmaya devam edecek, zalimler karşısında da kesinlikle geri adım atmayacaktır.”
PUTİN’İN TÜRKİYE ZİYARETİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki yılı aşkın süredir Ukrayna’da devam eden savaşta da Türkiye’nin vicdanlı ve ilkeli yaklaşımıyla barışın sağlanmasına dönük her türlü çabayı sergilediğini anımsatarak, “Ukrayna’nın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne desteğimizi ortaya koyarken, Rusya’yı dışlayan barış planlarının sonuç getirmeyeceğini de ifade ettik” dedi.

Karadeniz’de komşu olan her iki ülkeyle de diyaloğun sürdürüldüğünü anlatan Erdoğan, şunları söyledi:
“Cuma günü Ukrayna Devlet Başkanı Sayın Zelenskiy’i İstanbul’da misafir ettik. Seçimler sonrasında da Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’i ağırlayacağız. Karadeniz’de seyrüsefer güvenliğini yeniden tesis etmek ve tahıl ticaretinin güvenli şekilde yapılmasını temin etmek amacıyla çalışıyoruz. Bölgede çatışmaları kızıştıracak, NATO’ya da sirayet etmesine sebep olacak her türlü adımdan uzak durulması gerektiği inancındayız. Savaşın kazananı, barışın kaybedeni olmayacağı düsturuyla Rusya-Ukrayna arasında barışın tesisi için gayretlerimizi devam ettiriyoruz.”
]]>Filistin Merkezi İstatistik Bürosu (PCBS) tarafından yayımlanan rapora göre, saldırıların başladığı 7 Ekim 2023’ten bu yana yaklaşık 9 bin kadın öldürüldü. Yaralanan kadınların oranı ise toplamın yüzde 75’ine ulaştı. Kayıpların yüzde 70’ini de kadın ve çocuklar oluşturdu.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 13 bin 500’ü çocuk, 9 bini kadın olmak üzere 31 bin 45 Filistinli öldürüldü, 72 bin 654 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
PSİKOLOJİK ÇÖKÜNTÜ YAŞANIYOR
Gazze kentinin doğusunda yer alan Şucaiye Mahallesi’nden, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr Belah kenti doğusundaki El Aksa Şehitleri Hastanesi’ne gönderilen Filistinli Fatıma Ebu Asr, devam eden yıkıcı savaş nedeniyle çok zor yaşam koşullarıyla karşı karşıya.
Ebu Asr ve ailesi, zorla yerlerinden edilerek, orta bölgede güvenli ve uygun bir sığınak arama derdiyle er-Raşid Caddesi’nde yürürken İsrail askerlerinin direkt hedefi oldu.
Ebu Asr, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Filistinli kadınlar olarak bedenen ve ruhen son derece yorgunuz. Hayal edilemeyecek kadar zor şartlarda hayatta kalmaya çalışıyoruz.” dedi.
Savaş öncesindeki durumdan farklı bir durumla karşı karşıya kaldıktan sonra insanlardan yardım istemek zorunda kalması nedeniyle psikolojik durumunun çöküşün eşiğine geldiğini aktaran Ebu Asr, ağır sağlık ve psikolojik sorunlar yaşadığını ve eskisi gibi hareket edemediğini ifade etti.
Ebu Asr, savaştan önceki hayatına ilişkin ise “Çocuklarımızla mutlu yaşar, eğlenirdik. Ama bugün çok yorgunum ve Gazze’deki evime dönmek istiyorum.” diye konuştu.
“DÜNYA NEDEN SESİNİ YÜKSELTMİYOR?”
Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya’da bulunan Kemal Advan Hastanesi’nde çalışan İman Ebu Calhum, Gazzeli kadınların bütün sıkıntılara rağmen savaşın zorlu koşullarına ve sonuçlarına katlandığını söyledi.
Gazze’deki tüm Filistinli kadınların savaş ve zor yaşam koşullarına karşı sabırlarını ve dayanıklılıklarından övgüyle bahseden Calhum, dünyaya “Filistinli kadınların haklarının ve statülerinin yükseltilmesi, barış ve güvenlik içinde yaşayabilmeleri için onlara tüm hakların sağlanması gerektiği” mesajını iletti.
Calhum, Gazze Şeridi’nde Filistinli kadınların İsrail güçleri tarafından alıkonulması, işkenceye ve kötü muameleye maruz kalmasına değinerek, “Kadınlar neden alıkonur? Neden burada Filistinli kadınların hakları ihlal ediliyor ve aşağılanıyor? Dünya neden Filistinli kadınların haklarının desteklenmesi ve sağlanması konusunda sesini yükseltmiyor?” dedi.
İsrail’in yıkıcı ve acımasız saldırılarının durdurulması, Gazze Şeridi’nin kurtarılması ve başta savaşın belasından muzdarib Filistinli kadınlar olmak üzere halka yardım sağlanması çağrısında bulunan Calhum, son olarak da “Kaç kadının bacağı kesildi? Kaç kadının eli kesildi? Kaç kadının kısmi felç veya tam felç durumu var?” ifadelerini kullandı.
GAZZE’DE KADINLARIN DURUMU
İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 9 bin kadın öldü.
Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, yaklaşık 1 milyon kadın ve kız çocuğu yerinden edildi. 3 binden fazla kadın eşini kaybetti ve ailesinin sorumluluğunu üstlenmek zorunda kaldı.
BM raportörleri, hamilelerin giderek artan sayıda düşük yaptığına, ağrı kesici ve anestezi olmadan sezaryenle doğurmak zorunda kaldığına, annelerin açlık ve susuzluk nedeniyle bebeklerini emziremediğine işaret ediyor.
]]>İngiliz haber ajansı Reuters’ın bütün dünyaya servis ettiği fotoğraflarda İsrail’in saldırılarında ölen ve İsrail’in cansız bedenlerini teslim ettiği Filistinlilerin cenaze töreni gerçekleşti.
İsrail’in son dönemde saldırılarını yoğunlaştırdığı Refah’ta düzenlenen törenle yaşamını yitirenler toplu mezara gömüldü. Bir ekskavatör aracılığıyla mavi kılıfa sarılı vaziyetteki naaşlar yakınlarının gözyaşlarıyla izlediği törende son yolculuklarına uğurlandı.
YETERSİZ BESLENME VE SUSUZLUK KRİZİ BÜYÜYOR
İsrail’in yaklaşık 5 aydır saldırılarını sürdürüp yardım girişini engelleyerek büyük bir “insani felakete” neden olduğu Gazze Şeridi’nde yetersiz beslenme ve susuzluktan ölenlerin sayısının 20’ye ulaştığı bildirilmişti.
Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, 6 Mart’ta yaptığı yazılı açıklamada, Gazze kentindeki Şifa Hastanesinde yetersiz beslenme ve susuzluk nedeniyle 15 yaşındaki bir çocuğun hayatını kaybettiğini duyurmuştu.
Birleşmiş Milletler (BM) İsrail’in yoğun saldırısı altındaki Gazze Şeridi’nde 2,2 milyon kişinin kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulunmuştu.
BM’ye göre, Gazze’de 378 bin kişi Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) ölçeğine göre “felaket” olarak adlandırılan 5. seviye, 939 bin kişi de “acil durum” olarak bilinen 4. seviye açlıkla karşı karşıya bulunuyor.
Özellikle Gazze’nin kuzeyinde yaşayan Filistinlilerin un bulamadıkları için hayvan yemlerini öğütmeye başladığı bildiriliyor.
BİNLERCE İNSAN ÖLDÜ
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi.
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 13 bin 430’u çocuk, 8 bin 900’ü kadın olmak üzere 30 bin 717 Filistinli öldürüldü, 72 bin 156 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 247’si karadan işgal sürecinde olmak üzere 587 askerinin öldürüldüğünü duyurdu.
Çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail güçleri ile yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 424 Filistinli hayatını kaybetti.
İsrail ordusu ve Hizbullah arasında 8 Ekim’den bu yana sınırda yaşanan çatışmalarda 232 Hizbullah mensubu, 45 Lübnanlı sivil, 11 Emel Hareketi, 12 Hamas ve 12 İslami Cihad mensubu ile 6 İsrailli sivil ve 11 asker öldü.
]]>McGoldrick, “Açlık tehdidine karşı uyardınız ve açlık nedeniyle ölümler gerçekleştiğini dile getirdiniz. Gazze Sağlık Bakanlığına göre açlıktan ölen kişilerin sayısı 20’ye ulaştı. Bunların arasında 14 günlük bir bebek de var. Sizin sahadaki deneyiminize göre, bu ölümlerden kim sorumlu? Yakın zamanda açlık ve susuzluk nedeniyle ölümlerin artmasından endişe duyuyor musunuz?” sorusunu yanıtladı.
McGoldrick, farklı kaynaklar ve raporlardan söz konusu ölümleri takip ettiğini belirterek, 14 günlük bebeğin açlık nedeniyle hayatını kaybedenlerin ilki olduğunu belirtti.
Özellikle Gazze’nin kuzeyindeki durum, hijyen ve sağlık koşulları ile gıda eksikliğinin toplumun en kırılgan kesimini vurduğunu belirten McGoldrick, “Bu bölgelerde gıda krizinin büyüyeceğini tahmin etmek mümkün.” dedi.
McGoldrick, BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve diğer BM örgütlerinin raporlarında da buna işaret edildiğini kaydederek, ölümlerin engellenebileceğinin altını çizdi.
“DEHŞET VERİCİ”
Ayrıca “ABD’li yetkililer ramazan ayında geçici ateşkes üzerinde duruyorlar. Kutsal ramazan ayı, aynı imkanlara sahip olmayan insanlarla dayanışma göstermeyi amaçlar. Gazze’deki insanların ramazan ayı ya da sonrasında bayramı kutlayacak durumu var mı? Görünen, yaşam için temel ihtiyaçlardan yoksun oldukları yönünde. Ramazanı beklemek, hususi olarak bu ay için çağrıda bulunmak sizce ne kadar mantıklı?” sorusunu da yanıtlayan McGoldrick şunları söyledi:
“Ramazan konusunda dikkati çektiğiniz nokta önemli. Ziyaret ettiğim kamplardan birinde, bir kadın ramazan yaklaşırken ne kadar strese girdiklerini ve mutsuz olduklarını anlattı. Bu koşullarda ramazanı düzgün bir şekilde kutlayamayacaklarından yakındı. Gerekli ürün, gıda ve hatta yemek pişirmek için gazları bile yok. Ramazanı normal bir şekilde icra etmek birçok aile için mümkün olmayacak, bu da dehşet verici.”
“YAŞAM KOŞULLARI KORKUNÇ”
Gazze’deki 2,3 milyon kişi için yaşam koşullarının korkunç olduğunun altını çizen McGoldrick, bir taraftan ateşkese hazırlık yaparken, diğer taraftan Refah’a olası bir askeri operasyon durumunda ne yapacaklarını planlamaları gerektiğini söyledi.
McGoldrick, kronik hastalıkların yaygınlaştığını, sağlık sisteminin diz çöktüğünü ve temiz su ile hijyen yoksunluğunun çok büyük sorun teşkil ettiğini dile getirdi.
“Gazze’de kadınlar, çocuklar, kırılgan gruplar ve diğerleri için birçok şeyi yoluna koymamız gerekiyor” diyen McGoldrick, özellikle Gazze’nin kuzeyinde açlığın çok büyük boyutlara ulaştığı konusunda uyardı.
McGoldrick, insani yardımların artırılması gerektiğini, günde en az 300 yardım tırına ihtiyaç olduğunu belirterek, halihazırda 150 yardım tırının bile Gazze’ye zor girdiğini ifade etti.
“HAVADAN YARDIM ALTERNATİF OLAMAZ”
Havadan atılan insani yardımlarla ilgili ise McGoldrick, bunların faydalı olduğunu ancak çok büyük ihtiyaçları karşılama konusunda yetersiz olduğunu dile getirdi.
McGoldrick, “Havadan yardım fırlatma kara yoluyla gelen gıda yardımının alternatifi olamaz. Çok büyük ihtiyaçlardan bahsediyoruz” dedi.
Yardım tırlarının havadan fırlatmaya göre yaklaşık 10 kat daha fazla yardım sağladığını aktaran McGoldrick, aynı zamanda havadan fırlatmanın aksine ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldığını söyledi.
McGoldrick, havadan atılan yardımların bazılarının denize düştüğünü ve gerçekten ihtiyacı olanların aksine güçlü olanlar tarafından ele geçirildiğini kaydetti.
]]>Gazze’deki yıkıma dikkati çeken Fidan, “5 ay süren acımasız ve yoğun bombardımanın sonrasında Gazze büyük ölçüde yaşanmaz hale geldi.” ifadesini kullandı.
Fidan, Gazze’de hayatını kaybeden insanların sayısının fazlalığına işaret ederek, yaşanılan bu durumu “tarifsiz” olarak nitelendirdi.
Ailelerin ve nesillerin tamamının kaybolduğuna dikkati çeken Fidan, bu acının kelimelerle tarif edilemeyeceğini dile getirdi.
Fidan, “utanç verici bir cezasızlığa” tanık olunduğunu vurgulayarak, “İsrail katliamlar, zulümler, her türlü suçu işlemeye devam ediyor fakat sorumlu tutulmuyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Söz konusu durumun umutsuzluğu körüklediğini belirten Fidan, “Bu, çaresizliği artırıyor ve adaleti kendileri sağlamak isteyenleri teşvik ediyor. Sokaklarımız duygusal olarak kışkırtılmış ve gergin durumda.” diye konuştu.
Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF) Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ve Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki ile Gazze Temas Grubu’na ayrılan panele katıldıklarını aktararak, forumun Gazze’de nerede durulduğuna yönelik “küresel bir kamuoyu barometresine” benzediğini kaydetti.
Bakan Fidan, “Bu tek taraflı bir eylem dahi olsa (Gazze konusunda) derhal harekete geçmemiz yönünde büyük bir beklenti var.” dedi.
“TEMAS GRUBU, BÖLGESEL BİR SAHİPLENME RUHU YARATTI”
Gazze Temas Grubu’nun “sadece kınamalardan oluşan kısır döngüyü kıran” yenilikçi bir girişim olduğunun altını çizen Fidan, “(Gazze Temas Grubu) aynı zamanda bölgesel bir sahiplenme ruhu da yarattı.” açıklamasında bulundu.
Fidan, diplomasideki tüm araçların kullanıldığını vurgulayarak, “Bugün grubun çabaları sayesinde uluslararası toplumun ezici çoğunluğu, acil ateşkes ve iki devletli çözümden yana.” ifadesini kullandı.
Bu durumun kendilerini kayıtsız kalmaya ve hafife almaya itmemesi gerektiğine işaret eden Fidan, “İsrail’deki aşırılıkçı ve ırkçı hükümet bir kez daha dünyayı kandırmaya çalışıyor.” görüşünü dile getirdi.
Fidan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, “Refah’ta tuzağa düşürülen Filistinlilere” yönelik bir operasyonun “şart olduğu” propagandasını yaptığını vurgulayarak, “İsrail, bizim çok iyi bildiğimiz her türlü yol ve yönteme başvuracaktır.” dedi.
Tüm Filistin’in Müslümanların kalesi olduğunu düşünce ve faaliyet birliğiyle açıkça göstermeleri gerektiğine dikkati çeken Fidan, “Bunu göstermek için Refah’a gidebiliriz, baskıyı artırdığımız gibi meselelere dikkat çekebilir ve farkındalığı artırabiliriz. Bunu dünyanın her tarafından hemfikir bakanlar grubu olarak yapabiliriz.” diye konuştu.
Fidan, bunun, Mısır’ın duyduğu büyük sorumluluk karşısında Mısırlı dostlarla bir dayanışma göstergesi olabileceğine dikkati çekti.
“GAZZE’NİN ETRAFINDAKİ ABLUKA KIRILMALI”
12 Kasım 2023’te Riyad Zirvesi’nde alınan kararı hatırlatan Fidan, “Gazze’nin etrafındaki abluka kırılmalı, şu anda bu yapılmalı. Hepimiz İsrail’in, insani yardımı savaşta bir silah olarak kullandığını biliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Fidan, şu anda 400 binden fazla Filistinlinin açlık sınırında olduğuna vurgu yaparak, “Sivil toplum ve insan hakları örgütlerinin riskleri göze alarak Gazze’ye girmesine izin verilmeli. Gazze halkını, İsrail’in merhametine ya da hegemon güçlerin lütfuna bırakmamalıyız.” değerlendirmesinde bulundu.
Müslüman dünyası olarak Gazze’deki zulümle mücadele etmek için 3 alana dayanan bir plan geliştirmeleri gerektiğini aktaran Fidan, asıl sahada İsrail’in ablukasını kırarak insanların açlıktan ölmesini engellemeleri gerektiğini vurguladı.
Fidan, siyasi ve diplomatik alanda da toplu ve birlik içinde hareket ederek ve tüm uygun yöntemleri kullanarak İsrail üzerinde baskıyı artırmaları gerektiğini söyledi. Bunları yaparken “koyun postuna bürünmüş kurtlara” dikkat etmeleri gerektiğinin altını çizen Fidan, şunları kaydetti:
“Bugün Gazze’nin tam karşısında Akdeniz’in ortasında bir Ada, İsrail için silah ve mühimmat lojistik üssü haline geldi. Bu Ada, hala Gazzeliler için insani merkez adı altında bu amaca hizmet ediyor. Böyle ülkelere de dikkat etmemiz gerekiyor. Ayrıca İsrail’e silah satışını durdurma kararımızın uygulanmasını da gözlemlememiz gerekiyor.”
Fidan, yasal çerçevede de uluslararası hukuka destekten ne olursa olsun vazgeçilemeyeceğinin altını çizerek, İİT oturumu kapsamında Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesindeki davalara, üyelerin dahil olmasına ilişkin alınan kararları memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.
“RAMAZANDA KISITLAMALARA KARŞIYIZ”
Ramazanın yaklaştığını ifade eden Fidan, diğer Müslümanlar gibi Gazze ve Doğu Kudüs dahil Batı Şeria’daki Filistinlilerin de bu kutsal ayı onurlu şekilde geçirme hakkı olduğunu kaydetti.
Fidan, “İsrail’in Harem-i Şerif’e uygulayabileceği herhangi bir kısıtlamaya karşı kaya gibi sağlam durmalıyız. Kararlılığımız ve faaliyetlerimiz ramazandaki olası geniş çaplı gerginlikleri yatıştıracaktır.” dedi.
Filistinlilerin çok fazla acıya katlandığını ve çok fazla fedakarlık yaptığını aktaran Fidan, “Filistinlilerin sorunlarını, barış ve güvenlik içinde ve onurlu şekilde devletlerine ve topraklarına dönüştürmek bizim sorumluluğumuz. Aksi takdirde sadece haklarımız tarafından değil tarih tarafında da yargılanacağız.” ifadelerini kullandı.
]]>İsrail ordusunun 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’nde “savunmasız Filistin halkına, sivillere, çocuklara ve kadınlara” yönelik 2 bin 675 katliam gerçekleştirdiği belirtildi.
Gazze Şeridi’nde 151 gündür düzenlenen saldırılarda 13 bin 430 çocuk ve 8 bin 900 kadının öldürüldüğü kaydedildi.
Saldırıların beş ayı geride bırakarak altıncı aya girdiğine işaret edilen açıklamada, yüzde 70’i kadın ve çocuk olmak üzere 7 bin kişinin halen enkaz altında veya kayıp olduğu belirtilirken, hastanelere getirilen ölü sayısının 30 bin 534, yaralı sayısının ise 71 bin 920 olduğu bildirildi.
Sağlık sektörünü de hedef alan İsrail’in, Gazze’de 364 sağlık çalışanı ve 48 sivil savunma görevlisini öldürdüğü aktarıldı.
Gazze’de 132 gazetecinin İsrail saldırılarında öldürüldüğüne dikkati çekildi.
Abluka altındaki bölgede Filistinlilerin maruz bırakıldığı kıtlığa işaret edilen açıklamada, un, pirinç ve tahılın yanı sıra halkın yemek zorunda kaldığı hayvan yemlerinin de tükenmesinin ardından özellikle Kuzey Gazze ve Gazze’de kıtlığın daha da kötü bir hal aldığı uyarısında bulunuldu.
İsrail’in gıda ve yardım malzemesi girişini engellediği, hatta bölgeye ulaşmaya çalışan yardım araçlarını hedef alarak çocuklarına ve ailelerine yiyecek arayan onlarca kişinin ölümüne yol açtığı ifade edilen açıklamada, aç bırakma politikası; sivillere, çocuklara ve kadınlara yönelik baskılar; gıda, su ve ilaç güvensizliği sonucu bu iki vilayette hayatını kaybeden 700 binden fazla kişinin sorumluluğunun İsrail ile başta ABD ve uluslararası toplum olmak üzere müttefiklerini sorumlu tuttuğu vurgulandı.
İnsani yardımın havadan ulaştırılmasının en iyi yollardan biri olmadığı kaydedilen açıklamada, “tüm dünyanın da bildiği gibi” kara yoluyla günde 1000 yardım tırının Gazze Şeridi’nin kuzeyi başta olmak üzere tüm bölgeye ulaştırılmasının en kesin çözüm yolu olduğu ifade edildi.
İsrail ordusunun, yaşanılan kıtlığın gölgesinde dağıtılan yardım malzemesi ve unu almak isteyen binlerce kişiye yönelik katliamlar gerçekleştirdiği belirtilen açıklamada, İsrail’in Gazze’de un almak için bekleyenleri hedef aldığı saldırıda 116 kişinin öldürüldüğü; 700’den fazla kişinin yaralandığı, ayrıca Deyr Belah’ta Kuveytli bir hayır kurumuna ait yardım aracının vurulması sonucu 8 kişinin öldürüldüğü; yine Gazze’deki Kuveyt Kavşağındaki saldırıda onlarca kişinin hayatını kaybettiği ve yaralandığı bildirildi.

İsrail’in ayrıca Filistinlilere karşı uluslararası hukuku ihlal eden 19 savaş suçu işlediği, bunların aynı zamanda Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılar sırasında işlediği soykırım suçunun unsurlarını da oluşturduğu aktarıldı.
Birleşmiş Milletler’in, Gazze’nin kuzeyine yardım malzemelerinin teslimini durdurma kararının şaşkınlıkla karşılandığı kaydedilen açıklamada, bu kararın 700 bin insanın ölüme terk edilmesi ve insani koşulların katlanarak ağırlaştırılması anlamına geldiği ifade edildi.
İsrail’in Nasır ve Emel hastanelerini tank ve insansız hava aracıyla yıktığı, sağlık personeline ve yerlerinden edilerek hastaneye sığınanlara ateş açtığı, çok sayıda Filistinliyi öldürerek hastaneyi toplu mezara ve kışlaya çevirdiği kaydedilen açıklamada bunun da açık şekilde bir savaş suçu olduğu, benzerlerinin bölgedeki 32 hastaneye de uygulandığı aktarıldı.
Yerinden edilmiş 2 milyon insanın hâlâ yüzlerce barınma merkezinde çetin, zor ve trajik bir hayat yaşadığı kaydedilen açıklamada, yerinden edilenlerin yiyecek, su ve ilaç bulamadığı, yerinden edilmenin zorlu koşulları ve uluslararası kuruluşların mültecilere ve yerinden edilenlere tahsis ettiği hizmetlerin yokluğu nedeniyle 700 binden fazlasının bulaşıcı hastalıklara yakalandığı belirtildi.
Saldırılar altıncı ayına girerken İsrail’in 1000’den fazla okulu, üniversiteyi, eğitim kurumunu, camiyi, kiliseyi ve hastaneyi hedef alarak yıktığı ifade edilen açıklamada,
İsrail’in Filistin tarihini ve coğrafyasını haritadan silmek amacıyla yaklaşık 200 arkeolojik ve miras alanını yok ettiği ifade edilen açıklamada, ilk belirlemelere göre Gazze Şeridi’ndeki soykırım savaşının doğrudan verdiği zararın 15 milyar doları aştığı, dolaylı zararların ise bunun çok üzerinde olduğuna işaret edildi.

Açıklamada, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik sürdürdüğü soykırım savaşından ve bu savaşın durdurulamamasından “işgalcilerin ortağı” ABD yönetiminin yanı sıra BM Güvenlik Konseyi ve uluslararası toplum da sorumlu tutuldu.
Ofisin açıklamasında, dünyanın tüm ülkelerine, tüm uluslararası kuruluşlara, tüm Arap ve İslam ülkelerine, Gazze Şeridi’nde sivillere, çocuklara ve kadınlara karşı yürüttüğü soykırım savaşını durdurması için İsrail’e baskı yapmaları ve işlediği korkunç suçlardan dolayı İsrail’i kınamaları ve tüm uluslararası mahkemelerde takipçisi olmaları çağrısında bulunuldu.
Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatına, Refah Sınır Kapısının kalıcı olarak ve derhal açılması, her gün 24 saat boyunca kısıtlama olmaksızın açık bir insani koridor haline getirilmesi ve yüzbinlerce ton yardımın mülteciye ulaştırılması için azami çaba göstermeleri çağrısı yapılan açıklamada, Gazze’deki 11 bin yaralının tedavi için yurt dışına gönderilmesi ve Gazze Şeridi’ndeki hayati tesislerin yeniden çalıştırılması için Refah Sınır Kapısından yakıt girdirilmesi talep edildi.
Tüm insani yardım ve uluslararası kuruluşlarına Gazze şehri ve kuzeyindeki çalışmalarına yeniden dönmeleri ve özellikle insani durumun kötüleşmesi ve çatışmaların derinleşmesiyle birlikte bu iki kentteki tüm vatandaşlara yardım, un, gıda dağıtmaları çağrısı yapılan açıklamada, diğer kentlerdeki çalışmaların güçlendirilmesi ve tüm vatandaşlara gıda sağlanması istendi.
Açıklamada, Körfez İşbirliği Konseyi, İslam İşbirliği Teşkilatı, Arap Birliği ve dünyanın tüm ülkelerine Gazze Şeridi’nin yeniden inşasına çözüm bulmak için derhal ve acilen bir araya gelmeleri çağrısında bulunuldu.
]]>Saldırıların başladığı 7 Ekim’den hemen sonra havayolu ve turizm şirketlerinin büyük bir çoğunluğu, İsrail’e seferlerini askıya aldığını duyurdu. Bunların bir kısmı daha sonra kademeli olarak seferlerine başlasa da ülkeye gelen turist sayısında yaşanan ciddi düşüş devam etti.
Saldırılar 5’nci ayını geride bırakırken, büyük havayolu şirketleri bir sonraki duyuruya kadar uçuşlarını durdurmuş durumda.
İsrail İstatistik Merkezi’nin paylaştığı rakamlara göre, 2023’ün son çeyreğinde turizm sektöründe yaşanan daralma, 2020’deki Kovid-19 dönemi dışında II. İntifada’nın başladığı 2000’li yıllardan bu yana en düşük seviyeye ulaştı.
Verilere göre 2023’ün son çeyreğinde yaklaşık 180 bin turistin ziyaret ettiği İsrail’i, önceki yıl aynı dönemde 930 bin kişi ziyaret etmişti.
Yaklaşık 5 aydır Gazze Şeridi’nde çok sayıda katliama imza atan İsrail’e gelen turist sayısı bu dönemde yüzde 81,5 geriledi.
EKİM, KASIM VE ARALIKTAKİ GERİLEME
İsrail’in Gazze’ye saldırılarına karşılık veren Filistinli grupların sahil kentlerine düzenledikleri roket saldırıları nedeniyle uluslararası turizm şirketlerinin çoğu turlarını iptal etti.
Akdeniz kıyısındaki Tel Aviv, Kızıldeniz kıyısındaki Eilat şehri, Hayfa, Gazze sınırındaki yerleşim birimleri ve kuzeyde Lübnan sınırındaki şehirler en çok ziyaret edilen yerler arasında yer alıyordu.
Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları nedeniyle İsrail, bir taraftan da Lübnan Hizbullahı ile kuzeyde artan gerilimlerle karşı karşıya. İsrail, yaşanan çatışmalar nedeniyle on binlerce İsrailli yerleşimciyi ikamet yerlerinden farklı bölgelere tahliye etmek zorunda kaldı.
Benzer şekilde, İsrail’in güneyindeki Eilat kenti, Yemen’deki Husilerin İHA saldırılarıyla karşı karşıya kalırken, Kudüs ise Yahudi ve Hıristiyan dini turizminin en kötü sezonlarından birini yaşadı.
İsrail Dış Turizm Tur Operatörleri Birliği Başkanı Yossi Fattal, geçen ay yaptığı açıklamada, İsrail’in “Kuzey Kore gibi izole bir ülke haline geldiğini” ve Gazze Şeridi’nde savaşın patlak vermesinden sonra onlarca şirketin İsrail’e uçmak konusunda isteksiz olduğunu söylemişti.
İsrail’in dış turizm alanında çalışan seyahat acentelerini bir araya getiren ve bu sektörü temsil eden Fattal, İsrail’in Maariv gazetesine 21 Şubat tarihinde yaptığı açıklamada, “İsrail, dünyadan tamamen izole olmuş durumda. Halihazırda İsrail’deki uçuşların yüzde 80’i, İsrail’in resmi havayolu şirketi El Al Hava Yollarına ait uçaklarla gerçekleştiriliyor.” ifadesini kullanmıştı.
FAALİYET GÖSTEREN HAVA YOLU SAYISI 45’E DÜŞTÜ
Fattal, Gazze’ye saldırıların başladığı 7 Ekim 2023’ten önce İsrail’de 250 hava yolunun faaliyet gösterdiğini ancak bu sayının 45’e düştüğünü belirtti.
Geçen yılın son çeyreğinde neredeyse tüm yabancı havayollarının İsrail’e gidiş-geliş seferlerini durdurmasının ardından, ulusal havayolu şirketi El Al ve diğer İsrailli hava yolları, Tel Aviv’e gidiş-dönüş seferlerini tekeline aldı.
El Al Havayolu, Gazze saldırılarının başladığı ilk günlerde 2023’ün dördüncü çeyreği ile 2024’ün ilk çeyreğindeki çatışmalardan mali darbe almayı beklediğini iki kez duyurmuştu, ancak artık tablonun tam tersi olduğu ortaya çıktı.
El Al, 2023’ü kar artışıyla bitirerek 117 milyon dolar net kar bildirdi ve 2023’ün dördüncü çeyreğinde net kar, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 370 artışla 39,7 milyon dolara ulaştı.
İsrail’de yayın yapan Calcalist internet sitesinin ocak ayında yayımladığı raporda da Gazze’ye saldırıların başlamasından sonraki 3 aylık dönemde İsrail’e 900 bin turistin gelmesi beklenirken bu sayının 190 binde kaldığı belirtilmişti.
]]>Bu trajik tablo, Gazze Şeridi sakinlerine yönelik İsrail’in yıkıcı saldırıları, zorla aç ve susuz bırakması ve yerinden etmesi sonucu maruz kalınan feci durumu somutlaştırıyor.
Filistinli çocuklar, bozuk gıdanın, gıda zehirlenmesi ve şiddetli ishal gibi hastalıklara yol açabileceğinden; sağlık açısından ne gibi ciddi etkiler yaratabileceğinden habersiz.
Filistinli 11 yaşındaki Said Fethi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail’in bölgeye yönelik saldırılarının ardından üç kardeşi ve anne-babasıyla birlikte evlerini terk etmek zorunda kaldıklarını, şu anda Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye bölgesinde yaşadıklarını ifade etti.
Uzun süredir aç ve susuz bırakılan bölgede ailesiyle birlikte yiyecek bir şeyler aradıklarını aktaran Fethi, “Bir gün çöp konteynırlarında yiyecek aramak zorunda kalacağımı hiç düşünmemiştim. Ancak maruz bırakıldığımız açlık nedeniyle çöpten yiyecek toplamak dışında başka bir seçeneğimiz kalmadı.” dedi.
Fethi, Gazze Şeridi’nin kuzeyinde yaşanan kıtlık nedeniyle çürük patateslerin ve kabukların döküldüğü bu konteynıra geldiklerini, topladıklarını ailesiyle birlikte yemek için kaldıkları yere götürdüğünü aktardı.
“KARDEŞLERİM AÇLIKTAN AĞLAYARAK UYUYOR”
Filistinli çocuk, “Gazze’nin kuzeyinde yiyecek bir şey yok, ailemle birlikte günlerdir açlık çekiyoruz. Açlığımızı gidermek için çürük patates yemek zorunda kalıyoruz; yanında ekmek bile bulamıyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Kardeşlerim geceleri açlıktan ağlayarak uyuyor; yemek istiyorlar. Bu durum karşısında ne yapacağız bilmiyoruz?” diyen Fethi, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana yürüttüğü saldırılarının gölgesinde Gazze Şeridi’nin kuşatma altına aldığı kuzey bölgelerinde un yoksunluğu çekildiğini hatırlattı.
Fethi, “Aylardır maruz kaldığımız açlığı giderecek, tamamen doyduğumuz lezzetli ve sıcak bir yemek yemeği hayal ediyorum.” ifadesini kullandı.
“YAŞITLARIM GİBİ OYUN OYNAMAYI HAYAL EDİYORUM”
Filistinli 12 yaşındaki Nermin Abdussamed ise zorla yerinden edilen Filistinlilerin sığındığı okullardaki şartların çok zor ve trajik olduğunu belirtti.
Ekmek bile bulamadıklarını, bulabilirlerse patates yediklerini aktaran Filistinli küçük kız şunları söyledi:
“Okul sırasında oturmayı ve ders çalışmayı hayal ediyorum. Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki kıtlık nedeniyle çaresizce çöp konteynırlarında yiyecek aramak yerine herhangi bir kısıtlamaya maruz kalmaksızın dünyadaki yaşıtlarımın yapabildiği gibi oyun oynamayı; eğlenmeyi hayal ediyorum.”
Nermin, önceki günlerde açlıklarını bastırmak için hayvan yemi yediklerini ama onun da bittiğini artık yiyecek bir şey kalmadığını ifade etti.
“Çocukluğumuzdan; eğitim ve oyun oynama haklarımızdan mahrum ettiler, sokaklarda evsiz barksız kaldık.” diyen Nermin, Gazze’nin kuzey bölgelerinde daha önce nadiren buldukları yiyeceklerin de artık kalmadığını; oyun oynamak için bile fırsatları olmadığını artık saldırılardan çok yorulduklarını aktardı.
İsrail, Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarının yanı sıra yaklaşık 5 aydır abluka altındaki bölgeye su, yiyecek, ilaç, yakıt ve elektrik tedarikini kesti; yaklaşık 2,3 milyon Filistinli büyük bir trajediye yol açan insani koşullarla karşı karşıya kaldı.
İsrail ayrıca Gazze Şeridi’nin kuzeyi ile Gazze kentini boğucu bir kuşatma altına almış durumda. Kuşatma nedeniyle bu bölgelerdeki Filistinlilere, gıda yardımlarının ulaşmasının engellenmesi yiyecek ve içilebilir suyun tükenmesine yol açıyor.
Yıllardır abluka ve 7 Ekim’den bu yana yıkıcı saldırı altındaki bölgeye kısmi insani yardım, ilk kez 24 Kasım’da başlayan ve bir hafta süren insani ara sırasında girmişti.
Gazze’deki hükümetin Medya Ofisi’nden 13 Ocak’ta yapılan açıklamada, İsrail’in Filistin halkına yönelik yürüttüğü aç ve susuz bırakma politikası nedeniyle orta kesimdeki Gazze kenti ile kuzey bölgelerindeki yaklaşık 800 bin kişinin hayatının tehlikede olduğu belirtmişti.
Gazze kentine 700, kuzeye 600 olmak üzere günlük 1300 tır insani yardıma ihtiyaç duyulduğu, ancak İsrail’in bölgede tam bir kıtlık yaşattığı aktarılmıştı.
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), 16 Şubat’ta yaptığı açıklamada, İsrailli yetkililerin Gazze’nin kuzeyine yönelik insani yardım misyonlarının yüzde 51’ini reddettiğini duyurmuştu.
GAZZE’DE NELER YAŞANDI?
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi.
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 13 bin 230’u çocuk, 8 bin 860’ı kadın olmak üzere 30 bin 410 Filistinli öldürüldü, 71 bin 700 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 245’i karadan işgal sürecinde olmak üzere 585 askerinin öldürüldüğünü duyurdu.
Çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail güçleri ile yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 419 Filistinli hayatını kaybetti.
İsrail ordusu ve Hizbullah arasında 8 Ekim’den bu yana sınırda yaşanan çatışmalarda 219 Hizbullah mensubu, 45 Lübnanlı sivil, 11 Emel Hareketi, 12 Hamas ve 12 İslami Cihad mensubu ile 6 İsrailli sivil ve 11 asker öldü.
]]>“MEKKE DE DÜŞMEDİ ESENYURT DA”
2019 yerel seçim sürecinde çok tartışılan “Esenyurt düşerse Mekke düşer” söylemine atıf yapan İmamoğlu şunları söyledi:
* “Böyle bir söz desem ben, bu milletin huzuruna vallahi çıkamam. Bu yüz müdür, meşin midir anlamadım. Nasıl bir yüz var bunlarda ben anlamadım. Esenyurt düşerse… Bak bak lafa bak. Lafın ağırlığına bak. Neymiş efendim Mekke düşermiş. Allah sizi ıslah etsin. Mekke’yle Esenyurt ne alaka? Milletin arasına nifak sokacaklar ya, milletin o masum inancını kullanacaklar ya…Binde bir sokakta bana kızgın bakıyorlar.
* Niye? Bu yalan ifadeleri dinledikleri için. Şu 12-13 kanal var ya bizim paramızla bile reklamımızı almıyor. Senin benim paramla yayın yapan TRT bile reklamımızı almıyor. O yöneticiler, 86 milyonun kul hakkını yiyorlar. Zehir zıkkım olsun onlara. Sanıyorlar ki bu millet bu ucuz numaraları yutacak, yutmaz. İşte onun için inançları mesele ediyorlar. Neymiş? Esenyurt düşerse Mekke düşermiş. Ne oldu? Esenyurt’u da kazandık. Mekke de Esenyurt da düştü mü? Düşmedi. Her şey yerinde kardeşim.”

“FARKINDA OLMADAN ERDOĞAN’I ELEŞTİRİYOR”
İmamoğlu tepkisini şöyle dile getirdi:
* “Şimdi bu Mekke- Esenyurt meselesini alet ettiler ya o zaman, sanki işe yaramış gibi bu acemi aday dayanamadı dün bir laf yetiştirdi. Neymiş efendim? Bak lafa bak Allah’ınızı severseniz ya;’31 Mart’ta Gazze’deki mazlumlar sevinecek.’ İBB’yi o kazanırsa ‘Gazze’ye yardım edeceğim’ demiş. Neresinden tutarsan eline geliyor. Bir; ey Allah’ın adamı, ey güzel adam. Ne diyeyim sana? Daha ne diyeyim yani? Allah seni ailene bağışlasın. Git ailenle yaşa. Ama bu şehri sen bilmiyorsun. Bu şehrin insanı ne hiç bilmiyorsun. Ben bu laftan ne anlarım biliyor musun? Aslında farkında değil. Hükümeti eleştiriyor burada hükümeti. Yani koca Türkiye Cumhuriyeti Gazze’ye yardım edemedi. O gelince edecekmiş. Acemi adayın dengesi o kadar bozuk ki, farkında olmadan aramızda kalsın Erdoğan’ı eleştiriyor.
* Sayın Cumhurbaşkanı’na diyor ki, ‘Gazze’ye yardım et. Bak sen etmedin, ben gelirsem ben edeceğim’ diyor. ‘İBB başkan olursam yardım edeceğim’ diyor. Bak daha yeni başladık. Kavga etmeyin. Yan yana afişleriniz var. Sonra makası alıp kesmeye başlarlar. Bak Sayın Erdoğan’ın sağı solu belli olmaz. Resimlerinden bir gün sonra seni pat diye çıkarıverir ha. Tek kendi resimleriyle seçime girer İstanbul’da. Yapar vallahi yapar. Ben zaten bekliyorum. Bir hafta bilemedin, iki hafta sonra meydanlarda söyleyeyim. Gene dayanamayacak. Keşke memleketin gerçek sorunlarına eğilse ama hani bir laf vardır ya; ‘Boynun eğri demişler, nerem doğru ki’ demiş. Şimdi bunların işi böyle. Ben bunlara boşuna su kaynattı demiyorum. Boşuna kayış attılar demiyorum. Vallahi Allah’a yardımcıları olsun. Ama neyse. Bu zor zamanlarda, emeklilerimizin yüzünün gülmediği zamanlarda, dar gelirlilerin sıkıntılarını had safhada olduğu zamanlarda , enflasyonun tavan yaptığı zamanlarda Allah razı olsun İstanbul’da yüzümüzü güldüren bir acemi aday var.”

KURUM’U DAVET ETTİ
Yardım konusunun istismar edilmemesi gereken hassas konular olduğunu vurgulayan İmamoğlu, Kurum’a şu çağrıyı yaptı:
* “İsrail’in insanlık dışı Gazze saldırısı başlayınca hemen yönetici ekibimizle hemen o gün oturduk. İBB Meclisi’nin önergemizi verdik. Gazze yardımı için karar çıkarttık. Bölgeye yardım ulaştırılması zor şartlarda oluyor. Onun için bu süreci bir tek ülkemiz adına da AFAD planlıyor. Sonuçta izin çıktı, hazırlıklarımızı bitirdik. 2 gün sonra bu milletimiz adına yardımlarınız Gazze’ye gidiyor. Buradan sayın adaya yeni bir davette bulunuyorum. Bu davet işi olunca başı dönüyor ama 5 Mart salı günü sabah 11.30’da seni Sultangazi’deki tesislerimize lojistik sahaya davet ediyorum. Gel orada beraber İstanbulluların yardımlarını hep beraber Gazze’ye yollayalım. Çekinme gel.
* Biz sana benzemeyiz. Davetimiz de asildir. Misafirperverliğinizde asildir. Senin gibi misafire kaba saba sözler etmeyiz, ettirmeyiz. Gel birlikte Gazze’ye, el ele yardımları İstanbul halkı adına uğurlayarak. Hayat boyu en çok sevdiğim sözlerden birisi. Atamızın güzel sözü; ‘Fikri hür, vicdanı hür nesiller…’ Akıl da vicdan da hür olmayınca insan böyle mekanikleşiyor. Ne diyeceğini bilmiyor. Çünkü bunlar talimat alarak iş yapmaya alışmışlar. İnşallah 31 Mart’ta, 16 milyon insanımızla birlikte bu fikri hür, vicdanı hür olmayanları bile özgürleştireceğiz. Hani bir parmak eksilterek el sallıyorlar ya, 31 Mart’tan sonra o parmaklarını da özgürleştireceğiz.”
“ONLARA BENZEMEM”
İmamoğlu, İstanbul’un yanında hissettiğini bunun kendisine güç verdiğini belirterek “Zaten 24 saat dolmadan söylediklerini yolda giderken bile döndüren, 24 saat dolmadan kendi söylediklerini çeviren ve yalanlayanlara benzemem. Bu kardeşiniz size verdiği her sözü yapmak için gecesini gündüzüne katar. Bu kardeşiniz sizi aldatmaz. Zaten siz aldananı da sevmezsiniz, aldatanı da sevmezsiniz” dedi.
KURUM’A “TORNİSTAN” GÖNDERMESİ
İmamoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
* “Bakın onlar ne yapıyor? Bir gün ‘onu davet etmedik, kendi kendine davet uyduruyor’ diyorlar. Ertesi gün, ‘koltukta ismi vardı, niye gelmedi?’ diyorlar. Yani sözleri bir gün. Ya da bu milletin parasıyla, bu milletin vergisiyle çalışan ama bizim adımızı bile anamayan TRT’ye çıkar, ‘benimle yayına çıkamaz benimle proje tartışamaz’ der. Bir gün geçer, ‘İstanbul’u konuşacağımız her alanda olmaktan zevk duyarım’ diye ben söylediğimde hemen geri adım atıp ‘samimi değil’ der benim için. Bu bu arkadaşı ve ekibini tarifleyen bir söz; hani milletimiz biliyor, tornistan… Ama bizdeki ses, bizdeki yol ne biliyor musunuz sevgili hemşehrilerim? Tam yol ileri.”
“KIVIR KIVIR BİR HALDELER”
Kanal İstanbul projesi üzerinden eleştirilerini sürdüren İmamoğlu şöyle konuştu:
* “Tornistana bir örnek daha söyleyeyim mi? Felaket projesi. Allah’ın izniyle yaptırmadık, yaptırmayacağız Kanal İstanbul’u. Bu milletin geleceğini çalamayacaklar. Bu memleketin topraklarını bu milletten alamayacaklar. Yaptırmayacağız. Kanal İstanbul için bağıra bağıra ‘ya-pa-ca-ğız’ diyorlardı. Şimdi de ona soru soran gazetecilere de fırça atıyor; ‘Neden devamlı bana bunu soruyorsunuz’ diyor. Bunların seçimler gelince büründüğü hallere inanın, acı acı gülüyorum.
* Hani kullandıkları parola vardı ya ‘Dik dur eğilme’. Vallahi şimdi eğri büğrü değil, bunlar büklüm büklüm. Kıvır kıvır bir haldeler. Tuhaf halleri var. Bu hallere düşmelerine vallahi billahi üzülüyorum. Fikirleri ve vicdanları hür olmadığı için üzülüyorum. Onlar sadece bir kişiden buyruğunda, boyunduruğunda ya da tensipleriyle iş yaptıkları için üzülüyorum.”
“SİSİ’Yİ SEVGİLİLER GÜNÜ’NDE ZİYARET ETTİ”
2019 yerel seçimlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Binali’ye mi Sisi’ye mi oy vereceksiniz” söylemini hatırlatan İmamoğlu “Kötü dedikleri Sisi’nin 15-20 gün önce ayağına gittiler. Allah insana öyle bir günde bunu yaptırıyor ki, Sevgililer Günü’nde yaptırıyor. Bakın çıt yok. Kimse hayırdır demiyor. O gün onu alkışlayanlar çıkıp da ‘Hayırdır, nedir bu U dönüşü’ demiyor?” ifadelerini kullandı.
“16 MİLYON HEMŞEHRİM DAĞ GİBİ YANIMDA”
İmamoğlu “Bana diyorlar ki bu seçimde tek kaldın. ‘52 aday var, işin zor’ diyorlar. Ama Allah’ıma bin şükür, kul hakkı yemedim kardeşim. Eş, dost, akraba kollamadım. Ayrımcılık yapmadım. 5 yılın sonunda milletin parasını millete verdim, vermeye devam ediyorum. O yüzden tek değilim. 16 milyon hemşehrim dağ gibi yanında. 52 değil, 152 rakip de 31 Mart akşamı biz İstanbul’la birlikte oluruz. İstanbullularla birlikte olur ve anlaşırız. Hem de öyle güzel anlaşırız ki hayal kuranlar şaşa kalır” dedi.
]]>“21’İNCİ YÜZYIL BUHRANLAR ÇAĞINA DÖNÜŞMEKTE”
Forumun bu yılki ‘Krizler Döneminde Diplomasiyi Öne Çıkarmak’ olarak belirlenen temasının, küresel siyasetin kaotik durumuna göz atıldığında ne kadar isabetli seçildiğinin anlaşılacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
* “İnsanlık olarak gerçekten sancılı, sıkıntılı ve krizlerin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Sadece dış politikada değil, üretim, iletişim, yönetim, sanat, ticaret ve teknoloji gibi pek çok alanda ezberler bozuluyor. Gönül ister ki bu değişim, insanlığın güncel sorunlarına çözüm getirsin. Açlığa, yoksulluğa, geri kalmışlığa çare olsun. Maalesef bu konuda ümitvar konuşamıyoruz. Ülkeler arasındaki gelir adaletsizliği katlanarak artıyor. Savaşlar, eskisinden çok daha kanlı ve yıkıcı geçiyor. Sömürgecilik, yeni yöntemlerle ne yazık ki devam ettiriliyor.
* Kültürel ırkçılık, İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı dünyanın birçok bölgesinde toplum içinde veba salgını gibi yayılıyor. Karşı karşıya olduğumuz gerçeklik şudur; refah, huzur, barış ve özgürlük asrı olmasını umduğumuz 21’inci yüzyıl beklentilerin tam aksine giderek bir buhranlar çağına dönüşmektedir. Herkesin diline pelesenk ettiği kural temelli uluslararası düzen, anlamını ve ağırlığını kaybetmekte, bir slogandan öteye geçememektedir.”
“TERÖR TEHDİDİYLE 40 YILDIR MÜCADELE EDİYORUZ”
Türkiye’nin coğrafi konumu, beşeri ve kültürel bağları, beynelmilel ilişkileri itibarıyla krizlerden en çok etkilenen ülkelerden biri olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları belirtti:
* “İnsanlığın gündemini meşgul eden çatışmaların, gerilimlerin, savaşların, risklerin kahir ekseriyeti bizim yakın coğrafyamızda yaşandı. Örneğin pek çok ülkenin son 5-10 yılda yüzleştiği terör tehdidiyle biz tam 40 yıldır mücadele ediyoruz. DEAŞ’la sahada göğüs göğüse mücadele edip, bu örgütü bozguna uğratan yegane NATO müttefikiyiz. Yükselen İslam düşmanlığının hedef aldığı toplum kesimlerinin başında bizim yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız geliyor.
* Son dönemde protesto eylemi kılıfı altında Avrupa’da mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim’e yönelik yapılan menfur saldırıların çoğu Türk büyükelçiliklerinin önünde gerçekleşti. Türkiye ve Avrupalı Türkler bu süreçte özellikle provoke edilmek istendi. Düzensiz göç meselesinde 12 yıldır zaten ciddi baskı altındayız. Çatışmalardan ve terör örgütlerinin baskılarından kaçan yaklaşık 4 milyon sığınmacıya ev sahipliği yapıyoruz.”
“GERÇEKLERİ DİLLENDİRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
İnsanlığın yüzleştiği bir diğer önemli sorun olan iklim değişikliği konusunda da durumun farklı olmadığını kaydeden Erdoğan, şunları belirtti:
* “Akdeniz çanağında olmamız hasebiyle, iklim değişikliğinin menfi etkilerine her geçen yıl daha fazla maruz kalıyoruz. Bu listeyi daha da uzatmak mümkündür. Türkiye’nin hiçbir hadiseyi uzaktan seyretmek veya görmezden gelme lüksü yoktur. Sorumluluk sahibi bir ülke olarak doğru bildiklerimizi cesaretle söylemek hem kendi insanımıza hem de tüm insanlığa karşı görevimizdir. Hakikati konuşanların seslerinin kısıldığı günümüzde böyle bir misyonun zorluklarının şüphesiz farkındayız. Ama buna rağmen acı da olsa birileri için rahatsız edici de olsa gerçekleri dillendirmeye devam edeceğiz. Forum boyunca ortaya konacak fikirlerin bizlere bu mücadelemizde katkı sunacağına inanıyorum.”
“MİLLİ GELİR 5 KAT ARTIŞLA 1 TRİLYON 119 MİLYAR DOLARA YÜKSELDİ”
İçeride güçlü olmadan, dışarıda güçlü olunamayacağını, sahada varlık göstermeden masada kazanım elde edilemeyeceğini de çok iyi bildiklerini söyleyen Erdoğan, şöyle konuştu:
* “Nitekim bu hakikatleri göz önüne alarak son 21 yılda ekonomiden ticarete, savunmadan ihracata, her alanda büyük atılımlar gerçekleştirdik. Diklenmeden dik durabilmek için, milli onurumuzu, bekamızı, milletimizin hak ve hukukunu koruyabilmek için her türlü adımı attık. Ekonomide ülkemizi yılda ortalama yüzde 5,5 oranında büyüttük. Milli gelirimizi 238 milyar dolardan tam beş kat artışla 1 trilyon 119 milyar dolara yükselttik.
* Ülkemizi satın alma paritesine göre milli gelir sıralamasında dünyada 11’inci sıraya çıkardık. İhracatı 35 milyar dolardan 256 milyar dolara, turizm gelirlerimizi 13 milyar dolardan yaklaşık 54,5 milyar dolara getirdik. En stratejik alanlardan biri olan savunma sanayinde yerli ve milli üretimin payını yüzde 20’lerden bugünkü yüzde 80’ler seviyesine ulaştırdık. Silahlı, silahsız insansız hava araçları teknolojisinde Türkiye’nin yazdığı başarı hikayesi herkesin malumudur. Geçtiğimiz hafta beşinci nesil savaş uçağımız Kaan’ın da ilk uçuşunu başarıyla yapmasıyla artık bu alanda farklı bir lige yükseldik.”
“ULUSLARARASI DÜZENİN İFLAS BAYRAĞINI ASIL ÇEKTİĞİ YER GAZZE”
Bugün Türkiye’nin hem Batı’ya hem Doğu’ya ‘kazan kazan’ temelinde ilişkiler kurabilen bir ülke olduğunu dile getiren Erdoğan, Suriye, Yemen, Libya ve son olarak Ukrayna’daki çatışmaların mevcut küresel sistemin işlevini tamamen kaybettiğini gösterdiğini söyledi. Türkiye’nin gönül coğrafyasında patlak veren bu krizlerde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi başta olmak üzere uluslararası kurum ve kuruluşların kanı, gözyaşını ve yıkımı durduracak adımları atamadığını vurgulayan Erdoğan, “Üçüncü yılına giren Ukrayna krizinde Antalya’daki buluşmayla başlayan, İstanbul süreciyle bir üst seviyeye çıkan barış umutları maalesef gerekli destek verilmediği için akim kalmıştır. On binlerce insanın hayatını kurtaracak, yaşanan acının yıkımının önüne geçecek tarihi bir fırsat heba edildi. Daha doğrusu sabote edildi. Ancak kural temelli uluslararası düzenin iflas bayrağını asıl çektiği yer Gazze olmuştur. 7 Ekim’den bu yana Gazze’de yaşanan barbarlığı ve katliamları hepimiz içimiz kanayarak takip ediyoruz” dedi.
“GAZZE’DE YAŞANANLAR SOYKIRIMDIR”
İsrail’in sivil yerleşim yerlerini hedef alan kasıtlı saldırıları sonucunda bugüne kadar çoğu çocuk ve kadın 30 bin Gazzeliyi şehit ettiğini söyleyen Erdoğan, şöyle konuştu:
* “70 binden fazla Filistinli yaralandı ve yaklaşık 2 milyon insan evlerinden göçe zorlandı. Burada bir hususu çok açık ve net ifade etmek isterim, Gazze’de sadece çocuklar, kadınlar ve siviller canice katledilmiyor. Aynı zamanda milyarlarca insanın uluslararası sisteme, adalete ve hukuka dair inancı yok edildi. Söz konusu İsrail olunca İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, görevi küresel barışı temin olan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin, Avrupa Birliği’nin sürekli hak ve hukuktan bahseden kurumlarının tarafsızlıktan dem vuran uluslararası basın yayın organlarının, hasılı yıllardır bize örnek gösterilen güvenmemiz, itibar etmemiz gerektiği söylenen yapıların ne kadar aciz ve işlevsiz olduğunu hep birlikte gördük. Gazze’de yaşananlar kesinlikle bir savaş değil, bir soykırımı içindir. Çünkü savaşın bile uyulması gereken bir ahlakı, adabı ve hukuku vardır. Ana kucağındaki yavruları açlığa ve susuzluğa mahkum eden, hastaneleri, kiliseleri, camileri, okulları, üniversiteleri, mülteci kamplarını, ambulansları bombalayan, dün olduğu gibi gıda yardımı almak için sırada bekleyen sivilleri kalleşçe, onursuzca hedef alan bir barbarlıktan bahsediyoruz.”
BATILI ÜLKELERE ELEŞTİRİ
Ailesiyle güvenli bir yer ararken, araçları İsrail güçleri tarafından vurulan ve tüm ailesini kaybeden 6 yaşındaki bir çocuğun trafik hikayesinin trajik bir hikayeye dönüştüğünü dile getiren Erdoğan, şunları belirtti:
* “Aslında Gazze’de öldürülen 15 bine yakın masum çocuğun da hikayesidir. ‘İnsanlık olarak beni almaya gelecek misiniz, korkuyorum’ diyen 6 yaşındaki bir kız çocuğunun hayatını 12 gün boyunca kurtarmayı başaramadık. Maalesef kimse birlikte diğer Gazzeli çocuklara karşı sorumluluklarımızı da tam manasıyla yerine getiremedik. Türkiye olarak saldırıların ilk gününden itibaren ortaya koyduğumuz çabalara, bölgeye gönderdiğimiz 37 bin tona varan insani yardımlara, küresel ölçekte yürüttüğümüz tüm diplomatik temaslara refakatçileri dahil 900’den fazla Gazzeli hastayı ülkemize getirmemize rağmen bunun mahcubiyetini iç dünyamızda halen yaşıyoruz. Uluslararası Adalet Divanı’nın İsrail’in soykırımı önlemesi yönünde aldığı ihtiyati tedbir kararı apaçık ortadayken Netanyahu yönetimi işgal, yıkım ve katliam politikalarını dün olduğu gibi pervasızca sürdürebiliyor. İsrail’e ilk günden beri koşulsuz destek veren Batılı güçler ise ‘tazıya tut, tavşana kaç’ diyen ikiyüzlü politikalarıyla dökülen kana ortak oldular.”
1967 SINIRLARI TEMELİNDE FİLİSTİN DEVLETİ ÇAĞRISI
Sözler eylemle desteklenmedikçe ne Filistin’deki zulmü durdurmanın ne de uluslararası sisteme güveni yeniden inşa etmenin mümkün olmadığına işaret eden Erdoğan, “Uluslararası toplum Filistin halkına borcunu ancak Filistin Devleti’nin kurulmasıyla ödeyebilir. Bunun için 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz Filistin Devleti’nin teşekkülü sağlanmalı. Bu maksatla garantörlüğü de içerecek şekilde sorumluluk almaya Türkiye olarak hazır olduğumuzu belirttik. Gelecekte de Filistinli kardeşlerimize gereken desteği verecek, Gazze’nin yeniden toparlanmasına da elimizden gelen katkıyı sağlayacağız. Buradan bir kez daha uluslararası toplumu Gazze’ye ve Filistin davasına samimiyetle sahip çıkmaya davet ediyorum. Dünyanın dört bir yanında, hemen her hafta meydanları dolduran, zulmü lanetleyen, tüm baskılara rağmen gerçekleri cesaretle dile getiren tüm Filistin dostlarına şükranlarımı sunuyorum. Formumuzun bir daha benzer katliamların yaşanmaması için neler yapabileceğimiz noktasında verimli tartışmalara vesile olmasını diliyorum” dedi.
“DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR”
Dünyadaki olumsuzluklara rağmen Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda kararlılıkla ilerlediklerini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
* “Balkanlar’ı bölgesel sahiplenme ve birliğin temeli, barış, istikrar ve refahın hakim olduğu bir coğrafya olarak görüyoruz. Kıbrıs Türk halkının müktesep hakları olan egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescili için çabalarımızı yoğunlaştırdık. Orta Asya’daki kardeşlerimizle ekonomiden enerjiye, eğitimden kültüre, ulaşımdan savunma sanayine iş birliğimizi güçlendiriyoruz. Türk Devletleri Teşkilatımız aracılığıyla Türk dünyasının birlikte daha güçlü kılınmasına yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Karabağ’ın 30 yıllık işgalinin sona ermesiyle Ermenistan’la başlattığımız normalleşme sürecini Azerbaycan’la yakın eş güdüm içerisinde sürdürmeye devam ediyoruz. Köklü bağlarımızın olduğu Afrika kıtasıyla ve Latin Amerika ülkeleriyle iş birliğimizi karşılıklı saygı temelinde inşallah daha da ilerleteceğiz. Dünya beşten büyüktür. Ve daha adil dünya mümkün şiarından çalışmaktan geri durmayacağız.”
FİDAN: DİPLOMASİYE DUYULAN İHTİYAÇ DEĞİŞMEDİ
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise bu yıl üçüncüsü düzenlenen ADF’nin, çoğulculuğu ve gerçek sorunları öne çıkarmasıyla diplomaside önemli bir marka ve fikir platformu haline geldiğini söyledi. Bakan Fidan, diplomasiye duyulan ihtiyacın değişmediğine vurgu yaparak, “Ekonomiden güvenliğe, teknolojiden enerjiye, ulaştırmadan kültüre pek çok alan diplomasinin asli konusu haline gelmiş durumdadır. Çok kutuplu bir uluslararası sistem daha belirgin hale gelirken, kaba kuvvet üzerinden sonuç değiştirme pratikleri giderek öne çıkıyor. Afrika’dan Amerika’ya, Avrupa’dan Asya ve Orta Doğu’ya egemenlik, refah ve güvenlik arayışının uzlaşıyla çözülmesine ihtiyaç daha da artıyor. İşte bu nedenle bu yılki Antalya’daki forumun başlığını ‘Krizler Döneminde Diplomasiyi Öne Çıkarmak’ olarak yeniledik” dedi.
“MEVCUT ULUSLARARASI DÜZEN BARIŞ ÜRETEMİYOR”
Mevcut uluslararası düzenin barış üretemediğini söyleyen Bakan Fidan, istikrar, adalet ve eşitlik üretmediğini, uluslararası sistemin giderek zayıfladığını, bu uluslararası düzende adaletsizliklerin her alanda devam ettiğini kaydetti. Fidan, “Bu kötü gidişatı gören ve küresel adalet için sesini yükselten ilkeli ülkeler de var. Adalet bizim geleneğimizde çok özel yeri olan bir yapıdır. Türkiye sorunların çözümüne her daim yapıcı katkı sağlamakta, krizler ve çatışmalar karşısında ilkeli, etkin bir tutum sergilemektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yıllardır uygulamakta olduğumuz dış politikamız yakın coğrafyamızdan başlamak suretiyle barış, istikrar, refah kuşağı teşrif etmeyi hedeflemektedir” diye konuştu.
“KÜRESEL VİCDAN ATEŞKES İSTİYOR”
Uluslararası sistemin etkinlik ve meşruiyetini yitirdiğini, beraberinde daha fazla şiddet ve vahşet getirdiğini vurgulayan Hakan Fidan, şu ifadeleri kullandı:
* “Bu nedenle kaybedecek zamanımız yok. Diplomasiye hemen şimdi ihtiyacımız var. Gazze’de yaşananlar uluslararası sistemin meşruiyet krizinin en açılmış halidir. Gazze’nin fotoğrafı, uluslararası sistemin, ikiyüzlülüğün ortaya çıktığı bir felaket anıdır. Bugün artık katliamın suç ortaklığını taşıyamadığı için kendini yakan Amerikalı askerin duruşu, uluslararası sistemin meşruiyet krizinin örtülemez işaretidir. Görüyoruz ki Batı’nın onurlu insanları da bu vahşete artık kayıtsız kalmıyor. Küresel vicdan ateşkes istiyor. İslam dünyası ayakta, küresel vicdan ayakta, Batı’nın vicdanlı insanları ayakta, insani değerlere sahip çıkan herkes Gazze’deki katliamın durmasını istiyor. Ancak katliamın failleri bu haykırışa kör ve sağır.”
Gazze halkına yönelik şiddete ivedilikle son verilmesi amacıyla krizin ilk gününden itibaren her seviyede ilişkilerin başlatıldığını anlatan Bakan Fidan, “Bölge ülkeleriyle birlikte garantörlük dahil sorumluluk işlenmeye hazır olduğumuzu krizin başından bu yana dile getirmekteyiz. Gazze Temas Grubu olarak bugünkü forumda da alternatif çözüm yollarının ne olabileceğini ve akan kanın nasıl durdurulacağını tartışacağız” diye konuştu.
Uluslararası ilişkilerdeki krizlerin bir diğer yansımasının da üçüncü yılına giren Rusya- Ukrayna Savaşı olduğuna dikkati çeken Fidan, “Savaşın geldiği aşamada tarafları bir araya getirmenin yollarını ciddi biçimde aramamız gerekiyor. Barış müzakerelerini kolaylaştırmak için her türlü çabayı sergilemeye dün olduğu gibi bugün de hazırız. Aynı zamanda Karadeniz’den seyrüsefer güvenliğini yeniden tesis etmek ve tahıl ticaretinin güvenli şekilde yapılmasını temin etmek amacıyla çalışmalarımızı sürdürmekteyiz” dedi.
]]>Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya’da bulunan Kemal Advan Hastanesi Müdürü Husam Ebu Safiye, düzenlediği basın toplantısında hastanedeki duruma ilişkin açıklamalarda bulundu.
Hastanede hastaları kurtarmak için yakıt yardımı çağrısını yineleyen Ebu Safiye, “Yakıt eksikliği nedeniyle hastane bugün itibarıyla hizmet dışı kalıyor” dedi.
Ebu Safiye, hastanedeki yakıt, ilaç ve gıda eksikliği sebebiyle hastaların öldüğüne dikkati çekerek, “Hastanede son günlerde yetersiz beslenme ve dehidrasyon (sıvı kaybı) nedeniyle 4 çocuk hayatını kaybetti. Hastanenin hizmet dışı kalması binlerce kişiyi sağlık hizmeti alma hakkından yoksun bırakacak” ifadesini kullandı.
HASTANEDE CERRAHİ OPERASYONLAR DURDU
Kemal Advan Hastanesi Müdürü Ebu Safiye, daha önce, yetersiz imkanlar nedeniyle hastanede cerrahi operasyonların tamamen durduğunu açıklamıştı.
Gazze’deki Sağlık Bakanlığından dün yapılan açıklamada, Kemal Advan Hastanesine yetersiz beslenme ve dehidrasyon (sıvı kaybı) sebebiyle hayati tehlikesi bulunan çok sayıda bebeğin getirildiği belirtilmişti.
Açıklamada, hastanedeki 2 bebeğin yetersiz beslenme ve sıvı kaybı nedeniyle yaşamını yitirdiği belirtilmişti.
BİR YANDAN ÖLÜM KORKUSU, BİR YANDAN AÇLIK
İsrail ordusunun 145 gündür sivil yerleşim yerleri, hastane, okul ve yerinden edilmiş Filistinlilerin sığındığı barınakları da hedef alan saldırılarını sürdürmesinin yanı sıra insani yardımların girişini engellemesi nedeniyle yaklaşık 2,3 milyon nüfuslu Gazze Şeridi’nde insani bir felaket yaşanıyor.
Başta BM’ye ait kuruluşlar olmak üzere uluslararası çevreler, çoğu hastanenin hizmet dışı kaldığı, tıbbi malzeme eksikliğinin yaşandığı, açlık, susuzluk ve hijyen malzemeleri eksikliğinin tetiklediği hastalıklar nedeniyle Gazze’de ateşkes ilan edilmesi ve bölgeye insani yardımların girişinin artırılması çağrısında bulunuyor.
Uluslararası Adalet Divanı’nın 26 Ocak’ta İsrail’e karşı hükmettiği ihtiyati tedbir kararları arasında Gazze’de insani yardıma erişimin sağlanması yer almasına rağmen, şubat ayında Gazze’ye giren yardımın ocak ayına oranla yarı yarıya düştüğünü belirtiyor.
BM kuruluşlarının verilerine göre, Gazze’de 378 bin kişi Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) ölçeğinde “felaket” olarak adlandırılan 5. seviye, 939 bin kişi de “acil durum” olarak bilinen 4. seviye açlıkla karşı karşıya bulunuyor.
Gazze Şeridi’ndeki akut gıda güvensizliği Dünya Sağlık Örgütü’nün “kritik” olarak nitelediği yüzde 15 çıtasını aşarak yüzde 16,2’ye ulaştı. Bölgede 6 ila 59 ay arasındaki çocuklarda akıt gıda güvensizliği oranında ciddi bir artış yaşanıyor.
İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 12 bin 660’ı çocuk, 8 bin 570’i kadın olmak üzere 29 bin 954 Filistinli öldürüldü, 70 bin 325 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
]]>24 Şubat 2022’den beri süren Rusya-Ukrayna Savaşı ile İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze’ye düzenlediği saldırılarda ölen sivillerin sayısı karşılaştırılınca ise kan donduran detaylar ortaya çıktı.

İsrail, yaklaşık 2.3 milyon Filistinlinin yaşadığı Gazze Şeridi’ni havadan, karadan ve denizden aralıksız bombalıyor.

Filistinli kaynaklara göre, İsrail, bu saldırılarında 66 bin tondan fazla patlayıcı kullandı. Bu da Gazze’de kilometrekareye 183 ton patlayıcının atıldığı anlamına geliyor.
Saldırılar nedeniyle Gazze harabeye dönerken, bölgede 1.9 milyon Filistinli yerinden oldu.
İsrail’in saldırılarında, 29 bin 410 Filistinli öldürüldü, 69 bin 465 kişi yaralandı. Saldırılarda öldürülenlerin en az 12 bin 660’ını çocuklar, 8 bin 570’ini kadınlar oluşturuyor.

Yaralıların, yüzde 70’inden fazlası da kadın ve çocuklardan oluşuyor. Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
Bir yandan İsrail’in saldırılarından kaçarak hayatta kalma mücadelesi veren Filistinliler, Tel Aviv yönetiminin bölgeye yardım girişlerine çıkardığı engellemeler nedeniyle de açlıkla mücadele ediyor.

Birleşmiş Milletler (BM), İsrail’in yoğun saldırısı altındaki Gazze Şeridi’nde 2.2 milyon kişinin kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu.
BM’ye göre, Gazze’de 378 bin kişi Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) ölçeğine göre “felaket” olarak adlandırılan 5. seviye, 939 bin kişi de “acil durum” olarak bilinen 4. seviye açlıkla karşı karşıya bulunuyor.

Gazze Şeridi’ndeki akut gıda güvensizliği Dünya Sağlık Örgütünün “kritik” olarak nitelediği yüzde 15 çıtasını aşarak yüzde 16.2’ye ulaştı.
BM Dünya Gıda Programı (WFP), İsrail’in saldırılarına işaret ederek, emniyetli dağıtıma izin veren koşullar oluşana dek Gazze’nin kuzeyine hayat kurtaran gıda yardımı dağıtımını durdurma kararı aldı.

BM Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) da İsrail’in zorla aç ve susuz bırakarak insanlık felaketine yol açtığı Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Filistinlilerin kıtlığın eşiğinde olduğunu duyurdu.
Özellikle Gazze’nin kuzeyinde yaşayan Filistinlilerin un bulamadıkları için hayvan yemlerini öğüterek tüketmek zorunda kaldığı bildiriliyor.
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞINDA 10.378 SİVİL ÖLDÜRÜLDÜ
Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başlamasının üzerinden 2 sene geçerken, Ukrayna’daki BM İnsan Hakları İzleme Misyonunun (HRMMU) 7 Şubat’ta yayımladığı verilere göre, savaşın başından beri ülkede 579’u çocuk, 2 bin 992’si kadın olmak üzere 10 bin 378 sivil öldürüldü, 19 bin 632 sivil yaralandı.
Ölümlerin 8 bin 95’i Ukrayna topraklarında, 2 bin 283’ü Rusya’nın yasa dışı ilhak ettiği topraklarda gerçekleşti.

Raporda, sayıların daha yüksek olabileceği belirtiliyor.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze’de öldürdüğü kadın ve çocukların sayısı, 2 yılda Rusya-Ukrayna Savaşı’nda hayatını kaybeden kadın ve çocukların sayısının 6 katından fazlasına tekabül ediyor.
GAZZELİLER KAÇAMIYOR
Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başlamasıyla kadın ve çocuklardan oluşan milyonlarca Ukraynalı, saldırılar nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalmış ve komşu ülkelere sığınmıştı.
Savaşın başından bu yana Ukrayna’ya destek veren Avrupa ülkeleri, Ukraynalı kadın ve çocukların oluşturduğu sivillere kucak açmıştı.
Öte yandan, 2007’den beri İsrail’in karadan, havadan ve denizden ablukası altında bulunan Gazze’deki 2,3 milyon Filistinli, yaklaşık 360 kilometrekarelik bölgede sıkışmış vaziyette.
İsrail saldırıları nedeniyle Filistinlilerin Gazze’de sığınabilecekleri güvenli bir yer bulunmuyor.
Gazze’nin kuzeyi, orta kesimleri ve güneyde yer alan Han Yunus bölgesine düzenlenen saldırılar nedeniyle yaklaşık 1,5 milyon Filistinli, 64 kilometrekarelik alana sahip Refah kentine sığındı.
BM verilerine göre, 7 Ekim’den önce 280 bin olan Refah’ın nüfusu, yerinden edilmiş Filistinlilerin göçüyle 5 kattan fazla arttı. Bu da Gazze’deki nüfusun yarısından fazlasının bu daracık kara parçasına sığındığı gözler önüne seriyor.
Yeteri kadar konut olmaması nedeniyle, Refah’a sığınan Filistinlilerin büyük bir bölümü, derme çatma çadırlardan oluşan kamplarda hayat mücadelesi veriyor.
İsrail yönetimi, son günlerde Filistinlilerin sığındığı Refah’a kara saldırısı başlatma yönünde sinyaller veriyor.
Refah’a saldırılması halinde, buraya sığınan Filistinlileri daha da zor günler beklediği belirtiliyor.
İsrail’in çıkardığı zorluklar nedeniyle bölgeye yeteri kadar yardım da ulaştırılamıyor.
]]>Gazze Şehri’nin batısında Filistinli mültecilerin kaldığı Sahil Kampı’nda yaşayan gençlerden Bilal Abdullatif, AA muhabirine yaptığı açıklamada karşılaştıkları sorunları anlattı.
“Acımasız saldırıların devam etmesi belediyenin çalışmalarını sekteye uğrattı ve sokaklarda ve mahallelerde dayanılmaz atık birikmesine neden oldu.” diyen Abdullatif, Gazze şehrinin merkezindeki el-Vahde Caddesi’ndeki geçici Yermuk çöplüğünün yanından olabildiğince çabuk geçmek için aceleyle yürüdüğünü dile getirdi.
Çöp depolama alanının yanından geçerken, büyük miktarlarda katı atığın birikmesi sonucu çevreye yayılan kötü kokular sebebiyle baş ağrısı ve dönmesi hissettiğini aktaran Abdullatif, “Atık her yere yayıldı ve kokusu havaya yayılıyor. Sadece bu da değil, böceklerin, kemirgenlerin ve bulaşıcı hastalıkların da yayılmasına neden oldu.” dedi.
FİLİSTİNLİLERİN SAĞLIĞI TEHLİKEDE
Abdullatif, Gazze Şehri’ndeki çevre ve sağlık felaketinin genişlemesiyle birlikte insani koşulların ve yaşam koşullarının daha da kötüleşmesinden endişe ettiğini vurguladı.
Gazze’nin doğusundaki eş-Şucaiyye Mahallesinde yerinden edilen 45 yaşındaki Siham el-Kıta, yaşananların büyük bir sağlık ve çevre felaketinin habercisi olduğunu ifade ederek, “Saldırılardan önce toplanan, taşınan ve ayrıştırılan atıklar, şimdi Filistinliler arasında birikerek çeşitli hastalıklarla sağlıklarını tehdit ediyor. Atıklar, fiziksel ve psikolojik sağlık sorunlarına ve birçok hastalığa neden oluyor.” diye konuştu.
Gazze’de ilaç yokluğu ve okulların çevresinde atıkların birikmesi nedeniyle küçük çocukların birçok bağırsak ve cilt hastalığına yakalandığına dikkati çeken Kıta, yaşanan atık krizine acil bir çözüm bulunması çağrısında bulundu.
“80 BİN TON ATIK BİRİKTİ”
Gazze Belediyesi Sözcüsü Hüsni Muhenna, belediye ekiplerinin katı atıkları, Cuhr ed-Dik depolama sahasına aktaramaması nedeniyle Yermuk depolama sahası ve çevresinin artık herhangi bir ilave katı atık miktarını alamayacağını belirtti.
Gazze kentindeki koşulları “felaket” olarak niteleyen Muhenna, İsrail saldırılarının başlangıcından bu yana şehrin doğu sınırında bulunan ana atık depolama alanına taşıma işleminin durdurulması nedeniyle yaklaşık 80 bin ton çöp ve atık biriktiğini kaydetti.
Bölgedeki atık krizinin, İsrail’in yoğun saldırıları sebebiyle güvenlik koşulları, atıkları toplamak için kullanılan araç ve kamyonlar için gereken yakıtın tükenmesi ve bu araçların saldırılarda yok edilmesinden kaynaklandığı vurgulayan Muhenna, yıkıcı İsrail saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana İsrail ordusunun, Gazze belediyesine ait çeşitli sektörlerde hizmet veren 90 aracı imha ettiğini aktararak, bu durumun temel hizmetlerin neredeyse tamamen aksamasına neden olduğunu vurguladı.
Belediye yetkilisi Muhenna, İsrail’in yıkıcı saldırılarını durdurarak, vatandaşlara temel hizmetleri sunmaya devam etmek için makine, teçhizat ve yakıt sağlanması için uluslararası kurum ve kuruluşlara, acil müdahale çağrısında bulundu.
ESİRLER AÇ BIRAKILIYOR
Filistin Kurtuluş Örgütüne bağlı Esirler ve Serbest Bırakılanlar Heyetinden yapılan açıklamada, İsrail’in aç bırakma uygulamasının Filistinli tutukluların sağlıklarını tehlikeye atacak şekilde kilo kaybetmesine sebep olduğu belirtildi.
Heyete bağlı avukatların son günlerde İsrail cezaevlerine ve gözaltı merkezlerine ziyaretlerine istinaden gerçekleştirilen açıklamada, her Filistinli tutuklunun 15 ila 25 kilo kaybı yaşadığına vurgu yapıldı.
İsrail makamlarının aç bırakma uygulamasının tehlikesine değinilen açıklamada, bu durumun Filistinli tutukluların mevcut ve gelecekteki sağlık durumlarına olumsuz yansımalarının olacağı belirtildi.
Açıklamada, “Erkek ve kadın tutuklulara verilen yemeğin gerekli olan asgari miktarın altında kalması, kalitesiz ve hazırlama şeklinin kötü olması, kasıtlı olarak kirletilmesi, tutukluların vücutlarını virüs ve hastalıklara karşı savunmasız bırakıyor.” ifadesi kullanıldı.
Filistinli tutukluların sağlık durumlarının kötüleşmeye başladığı kaydedilen açıklamada, “Hasta tutukluların sayısı ciddi bir şekilde iki katına çıktı ve aç bırakma 7 Ekim’den beri sürdürülen günlük bir cezalandırma yöntemi haline geldi.” ifadesine yer verildi.
İsrail’in aç bırakma uygulaması ile Filistinli tutukluların tedaviden mahrum bırakılması uygulamasına dikkat çekilen açıklamada, bu yıl kış mevsiminin de sert geçmesinin tutukluların sağlık durumlarını kötüleştirdiğine işaret edildi.
Açıklamada, İsrail’in Filistinli tutuklulara kötü muamelesine vurgu yapılarak, “son günlerde cezaevi idaresinin Filistinli tutuklulara diz çöktürüp başlarını yere indirdiği, hakaret, küfür, şantaj ve darbettiği” kaydedildi.
İsrail makamlarının Filistinli tutuklulara sözlü hakaret ve psikolojik baskı uyguladığı belirtilerek anne, kız kardeş ve dini değerlerinin hakaret ve aşağılama ile hedef alındığı aktarıldı.
EN AZ 8 BİN 800 FİLİSTİNLİ ESİR VAR
Filistin Esirler Cemiyeti ile Esirler ve Serbest Bırakılanlar Heyetinin verilerine göre, İsrail hapishanelerinde en az 8 bin 800 Filistinlinin bulunduğu tahmin ediliyor.
İsrail’de yayın yapan Calcalist internet sitesinin, İsrail Cezaevleri İdaresi’nin meclise sunduğu rapora dayandırdığı haberinde, İsrail hapishanelerindeki Filistinlilerin yüzde 91’inin, İsrail Yüksek Mahkemesinin asgari ölçüde yaşam alanı ve uyumak için yatak sağlanmasına yönelik kararına uyulmayan koşullarda tutulduğu belirtilmişti.
İsrail’in Gazze Şeridi’ne 7 Ekim 2023’te saldırılarını başlatmasının ardından, işgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs’te de baskınlarını yoğunlaştırdı.
İsrail güçlerinin baskınlarında Batı Şeria ve Kudüs’te 7 Ekim’den bu yana 7 bin 170 Filistinli gözaltına alındı, 400 Filistinli öldürüldü ve yaklaşık 4 bin 500’ü yaralandı.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 12 bin 660’ı çocuk, 8 bin 570’i kadın olmak üzere 29 bin 410 Filistinli öldürüldü, 69 bin 465 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
]]>Haberde, birkaç hafta sürmesi beklenen saldırılarda Hamas’ın altyapısına odaklanılacağı ifade edildi.
Hamas’tan konuya ilişkin açıklama yapılmazken, Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, Zeytun Mahallesi’nin güneyinde İsrail Merkava tanklarından birini Yasin 105 füzesiyle hedef aldıklarını duyurdu.
BİNLERCE FİLİSTİNLİ YOLLARA DÜŞTÜ
Açlığın kol gezdiği Gazze’nin kuzeyinde binlerce Filistinli bu sabah yeniden yerlerinden edildi.
İsrail kara güçlerinin Zeytun Mahallesi’ndeki bazı bölgelere yeniden girmesi nedeniyle binlerce Filistinli tekrar yollara düştü.
Ellerindeki birkaç poşet ile Filistinliler, Zeytun Mahallesi’nden daha önce İsrail’in baskınına uğrayan Şifa Hastanesi’ne doğru yola koyuldu.

KADIN VE ÇOCUKLAR YAYA OLARAK BÖLGEDEN AYRILIYOR
Yerinden edilen Filistinlilerin büyük kısmını kadın ve çocukların oluşturması dikkati çekti. Kimisi eşek arabası, kimisi bisikletle birkaç parça eşyasını taşımaya çalıştı.
Büyük kısmının ise araç bulunmaması nedeniyle yaya olarak bölgeden ayrılmak zorunda kaldığı görüldü. Hasta ve yaşlı olanlar ise İsrail’in tahrip ettiği sokaklarda yakınlarınca tekerlekli sandalyeyle bölgeden taşınmaya çalışıldı.
SOKAKLAR SAVAŞ ALANINA DÖNDÜ
Filistinlilerin geçtiği sokaklarda, İsrail saldırıları nedeniyle oluşan yıkımın boyutları dikkati çekti.
İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, bu sabah X platformundan yaptığı açıklamada, Gazze’nin kuzeyindeki bazı bölgelerde yaşayan Filistinlilerden yerlerini terk etmelerini istemişti.
İsrail’in saldırıları nedeniyle yaklaşık 2,3 milyon nüfusa sahip Gazze Şeridi’nde 1,9 milyon kişi yerinden edildi.
Filistinlilerin büyük bir bölümü, İsrail’in saldırıları nedeniyle birçok kez yer değiştirmek zorunda kaldı.
FİLİSTİNLİLERİN ELBİSELERİNİ ÇIKARDILAR
Sosyal medya platformlarında yayınlanan bir videoda, İsrail askerlerinin Gazze’de Birleşmiş Milletler (BM) Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’na (UNRWA) bağlı bir okulda alıkoyduğu yüzlerce Filistinlinin elbiselerini çıkardığı görülüyor.
Videoda, Gazze Şehri’nde UNRWA’ya ait Selahaddin Ortaokulu’nun avlusunda İsrail ordu güçleri tarafından alıkonulan erkeklerin, kıyafetleri çıkarılmış, elleri havada yerde oturması göze çarpıyor.
Sosyal medyada paylaşılan ve bir İsrail askerinin çektiği videonun çekim tarihine ilişkin bilgi edinilemedi.

“ESİRLERİN SERBEST BIRAKILMASI ÖNEMLİ BİR ŞEY DEĞİL”
İsrail’de aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Gazze’deki İsrailli esirlerin serbest bırakılmasının ülkesi için “en önemli şey olmadığını” belirtti.
Smotrich, İsrail devlet televizyonu KAN’a yaptığı açıklamada, Gazze’deki İsrailli esirlerle ilgili açıklamada bulundu.
“Esirlerin, İsrail’in endişe etmesi gereken en önemli şey olmadığını” kaydeden Smotrich, İsrail için en önemli şeyin “Hamas’ı yok etmek olduğunu” vurguladı.
Smotrich, “Neden bunu bir yarışma haline getirelim? Şu an önemli olan nedir? Hamas’ı yok etmemiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Esirlerin serbest bırakılması çabasının önemli olduğunu aktaran Smotrich, “Ancak ‘bedeli ne olursa olsun’ sözünün sorunlu olduğunu anlamanız lazım.” ifadelerine yer verdi.
İsrail Savaş Kabinesi Üyesi Benny Gantz da X sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, esirlerin geri dönüşünü “en acil şey” diye niteleyerek, bunun sadece “amaçları olmadığı ve aynı zamanda da ahlaki zorunluluk olduğu” açıklamasında bulundu.
İsrail’de ana muhalefet lideri Yair Lapid de X platformundan yaptığı paylaşımda, “Smotrich’in kaçırılanların ailelerine yönelik saldırısı ahlaki bir rezalet.” diye tepki verdi.
Lapid, “Kalpsiz insanlar İsrail devletini uçuruma sürüklemeye devam edemezler.” ifadelerini kullandı.
İSRAİL YARDIMLARI ENGELLİYOR
UNRWA’nın X sosyal medya hesabından İsrail’in abluka altına aldığı Gazze’de yardım faaliyetlerini engellemesine ilişkin paylaşımda bulunuldu.
Paylaşımda, bu yılın başından bu yana İsrail’in, UNRWA ve insani yardım ortaklarının Gazze’in kuzeyine yönelik yardım ulaştırma ve değerlendirme yapma çalışmalarının yüzde 51’ini engellediği belirtildi.
Ayrıca, Gazze’nin kuzeyinde “gıda güvensizliğinin de son derece kritik bir aşamaya ulaştığı” uyarısı yapıldı.
ÖLÜ SAYISI 30 BİNE YAKLAŞTI
İsrail 7 Ekim 2023’ten beri yaklaşık 2,3 milyon Filistinlinin yaşadığı Gazze Şeridi’ne hava, kara ve denizden saldırılarını sürdürüyor.
Saldırılar nedeniyle bugüne kadar çoğu kadın ve çocuk 29 bin 195 Filistinli öldürüldü, 69 bin 170 Filistinli yaralandı.
Hava, kara ve denizden düzenlenen saldırılar nedeniyle Gazze’de 1,9 milyon Filistinli de yerinden oldu. İsrail’in çıkardığı zorluklar nedeniyle bölgeye yeteri kadar yardım da ulaştırılamıyor. Filistinliler bir taraftan İsrail saldırıları diğer taraftan da her gün daha derinleşen açlıkla mücadele ediyor.
BM, İsrail’in yoğun saldırısı altındaki Gazze Şeridi’nde 2,2 milyon kişinin kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulunmuştu.
BM’ye göre, Gazze’de 378 bin kişi Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) ölçeğine göre “felaket” olarak adlandırılan 5. seviye, 939 bin kişi de “acil durum” olarak bilinen 4. seviye açlıkla karşı karşıya bulunuyor.
Özellikle Gazze’nin kuzeyinde yaşayan Filistinlilerin un bulamadıkları için hayvan yemlerini öğüterek tüketmek zorunda kaldığı bildiriliyor.
]]>İsimlerinin açıklanmasını istemeyen iki İsrailli yetkili ve iki bölge yetkilisi ordudaki yetkililerin bahsi geçen sürede Hamas’ın geri kalan imkanlarına önemli ölçüde zarar verebileceklerini, böylece hedefli hava saldırıları ve özel ekip operasyonlarının düzenleneceği daha az yoğunluklu bir döneme geçişin önünü açabileceklerini düşündüklerini belirttiler.
İsrail’in eski istihbarat yetkililerinden olan ve Filistinlilerin biri 1980’ler biri de 2000’lerde olmak üzere iki ayaklanmasında da müzakereci olarak yer alan Avi Melamed ise, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun hükümetinin Refah’a kara hârekatı düzenlememesi yönündeki uluslararası çağrılara kulak verme olasılığının düşük olduğunu söyledi.
Melamed, “Refah, Hamas’ın kontrolünde kalan son kale ve burada İsrail’in bu savaştaki hedeflerine ulaşmak için etkisiz hâle getirmesi gereken taburlar bulunuyor” dedi.
İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant Cuma günü İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) Refah’ta Hamas militanlarını, komuta merkezlerini ve tünellerini hedef alan operasyonlar planladığını söylemiş ancak herhangi bir tarih vermemişti. Gallant, sivil ölümlerinin önüne geçmek için “olağanüstü tedbirler” alındığının altını çizmişti.
Basın toplantısında konuşan Gallant “Gazze’de 24 bölgesel tabur vardı, bunların 18’ini dağıttık. Şimdi Hamas’ın yeni ağırlık merkezi Refah” dedi.
Dünya liderleri ise Refah hârekatının bir insani krize yol açmasından endişeleniyorlar.
İsrail üzerindeki diplomatik baskıların arttığı geçen haftada, ABD Başkanı Joe Biden İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile telefonda görüşmüş Refah’ta sivilleri korumak üzere güvenilir ve uygulanabilir bir plan olmadan kentte askeri operasyona başlamaması gerektiği uyarısında bulunmuştu.
Netanyahu, “mutlak zafer” sözü verse de sivillerin hârekat öncesinde savaş alanını terk etmelerine izin verileceğini söylemişti.
İsrail ordusu, bir milyondan fazla insanı Gazze Şeridi’ndeki yıkıntıların arasından nasıl aktaracağını açıklamadı.

“TARAMADAN GEÇİRECEKLER”
İsrailli bir güvenlik kaynağına ve adının açıklanmasını istemeyen bir uluslararası yardım yetkilisine göre, Gazzeliler kuzeye gönderilmeden önce içlerindeki Hamas savaşçılarının tespiti için taramadan geçirilebilirler. Başka bir İsrailli kaynak ise İsrail’in Refah kentinin kuzeyinde yüzen bir iskele inşa ederek uluslararası yardımların ve hastane gemilerinin deniz yoluyla ulaşmasını sağlayabileceğini söyledi.
Öte yandan İsrailli bir savunma yetkilisi, Filistinlilerin Gazze Şeridi’nin kuzeyine toplu hâlde dönmelerine izin verilmeyeceğini, Refah çevresindeki çalılık alanların çadır kentler için bir seçenek olabileceğini söyledi.
BÖLGE GÜVENLİ DEĞİL
Bununla beraber, bölge yetkilileri patlamamış mühimmatların hâlâ temizlenmediği ve elektrik ile suyun olmadığı kuzeydeki bölgeye çok sayıda insanın taşınmasının güvenli olmayacağını belirttiler.
İki hükümet arasındaki görüşmelere yakın olan bazı yetkililer, sivillerin güvenli bir şekilde bölgeden çıkartılması konusunda İsrail’in yeterli hazırlığı yaptığına dair ABD’nin şüphelerinin olduğunu ifade etti. ABD Başkanı Joe Biden Cuma günü yaptığı açıklamada, İsrail’in Refah’a yönelik “büyük” kara harekâtının yakın zamanda olmasını beklemediğini belirtmişti.
Katar’da bulunan Hamas’ın bir yetkilisi Reuters’a yaptığı açıklamada, örgütün dört aydır süren çatışmalarda tahminen 6 bin savaşçısını kaybettiğini belirtti. İsrail’in 12 bin Hamas savaşçısını öldürdüğünü açıklamıştı.
“HAMAS AYAKTA VE YAŞIYOR”
Adının açıklanmasını istemeyen Hamas yetkilisi, Hamas’ın Gazze’de savaşmaya devam edebileceğini ve Refah kenti ile Gazze’nin merkezinde uzun bir savaşa hazırlıklı olduklarını söyledi ve şunu ekledi:
“Netanyahu’nun seçenekleri zor, bizimkiler de öyle. Gazze’yi işgal edebilir ama Hamas hâlâ ayakta ve savaşıyor. Hamas’ın liderlerini öldürme ya da Hamas’ı yok etme hedeflerine ulaşamadı.”
“REFAH’TA BOŞ YER KALMADI”
İsrail, Hamas militanlarının 7 Ekim 2023’te ülkeye eş zamanlı saldırılar düzenleyerek 1,200 İsrailliyi öldürmeleri ve 253 kişiyi rehin almalarının ardından Gazze’de harekât başlatmıştı. İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’ye düzenlediği saldırılarda 28,000’den fazla Filistinli hayatını kaybetti.
İsrail’in saldırılarıyla Gazze’nin büyük kısmı enkaz haline geldi. Gazze’nin güneyindeki Han Yunus kentinde çatışmalar devam ederken, İsrail’in Hamas savaşçılarından arındırdığını iddia ettiği kuzey bölgelerde de ara sıra çatışmalar yaşanıyor.
Gazze’de yaşayan 2,3 milyon kişinin yüzde 85’inden fazlası evsiz kaldı. Gazze’de evsiz kalanların çoğu, savaş öncesi nüfusu yaklaşık 300 bin olan Refah kentine sığındı.

Gazze’deki savaştan kaçarak ailesiyle birlikte Refah’a sığınan 55 yaşındaki Emad Joudat, “Refah’ta boş yer yok, bir buçuk milyondan fazla insan var. Dünya bunu biliyor mu? Tanklar girerse katliam yaşanacak” dedi.
Refah’ta yiyecek ya da suyu olmayan bir çadır kentte yaşayan beş çocuk babası olan Joudat, “Büyük ailemin sorumluluğu benim üzerimde. Kendimi çaresiz hissediyorum çünkü İsrail bu bölgeye saldırı başlatırsa ailemle birlikte nereye gideceğimi bilmiyorum” dedi.
REFAH AÇIKLAMALARI
Mısır, Refah sınırını kapattı. Mısır, Filistinlilerin Gazze’den göç ettirilmesine karşı çıkışını, 1948’de İsrail’in kuruluşunu çevreleyen savaşta 700 bin Filistinlinin şiddet kullanılarak evlerinden edildiği ya da zorla göç ettirildiği “Nakba”nın ya da “felaket”in tekrarlanmasını reddeden, daha kapsamlı bir Arap reddinin parçası olarak tanımladı.
Üç güvenlik kaynağı 16 Şubat’ta Reuters’a yaptığı açıklamada Mısır’ın, Gazze Şeridi sınırında, İsrail’in Refah kentine saldırması hâlinde Filistinlilerin olası toplu göçü sırasında sığınabilecekleri bir alan hazırladığını belirtmişti.
Mısır hükümeti ise bu yönde bir hazırlığın olduğunu reddetmişti.
İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, İsrail’in Filistinli sivillerin Mısır’a gönderilme niyeti olmadığını açıkladı.
İsrail’in eski istihbarat yetkilisi ve müzakerecisi Melamed, Hamas’ın rehine müzakerelerinde geri adım atması ve 7 Ekim’de rehin aldığı İsrailli rehineleri İsrail’e geri göndermesi durumunda, İsrail’in Refah’a hârekatında gecikme yaşabileneğini söyledi.
Üst düzey bir bölgesel güvenlik yetkilisi, İsrail’in bazı Hamas komutanları ve rehinelerin Refah’ta olduğuna inandığını belirtti.
Hamas, Katarlı ve Mısırlı arabulucuların 29 Ocak haftasında gönderdikleri ve ABD ile İsrail’in de desteklediği ateşkes önerisine yanıt olarak Gazze’deki savaşı tamamen sonlandırmaya yönelik 7 Şubat’ta üç aşamalı, 135 günlük bir ateşkes planı önermişti.
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Hamas’ın Gazze’de savaşı sonlandırmaya yönelik ateşkes önerisini 7 Şubat’ta reddetmişti.
Netanyahu, Hamas’ın ateşkes için önerdiği şartların “hayal ürünü” olduğunu söylemişti. Netanyahu ayrıca zaferin aylar içinde mümkün olduğunu söyleyerek savaşmaya devam etmekte kararlı olduğunu ifade etmişti.
]]>Valilik yanındaki alanda düzenlenen mitingde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
* “Giresun’a olan şükran borcumuzu ödemek istiyorum. Giresun, şimdiye kadar girdiğimiz seçimlerde hamdolsun bizi hiç yalnız bırakmadı. Her zaman Türkiye ortalamasının çok üzerinde oy oranlarıyla Giresunlu kardeşlerimiz bize sahip çıktı. Giresun yine kendisine yakışanı yaptı. ilk turda yüzde 61 oy oranıyla ikinci turda yüzde 65’e yaklaşan bir oranla bize destek veren Giresun’a şükranlarımı sunuyorum. Allah hepinizden razı olsun. Bu davaya bu kardeşinize, Cumhur İttifakı’na sahip çıktığınız için Mevla sizlerden razı olsun.
* Siz bizimle yol yürüdüğünüz müddetçe Allah’ın izniyle biz de Giresun’a aşkla hizmet etmeyi sürdüreceğiz. Biliyorsunuz önümüzde çok kritik bir seçim daha var. Bundan 45 gün sonra hep birlikte tekrar sandıklara gideceğiz, bu sefer ilçe ve beldelerimizi yönetecek kadroları belirleyeceğiz. Giresun’dan yine rekor bir oy alacağımızdan şüphe duymuyorum. Giresun’un 31 Mart’ta da sandıkları patlatacağına yürekten inanıyorum. Elbette bunun için her zamankinden daha çok çalışacağız, daha fazla ter dökeceğiz.”
“BÖLGE GERÇEKTEN SANCILI GÜNLERDEN GEÇİYOR”
Rusya-Ukrayna savaşına değinen Erdoğan, şunları belirtti:
* “Çok değerli kardeşlerim, ülkemizin içinde yer aldığı coğrafya, bölge gerçekten sancılı günlerden geçiyor. Karadeniz’in hemen öte yakasında 2 komşumuz arasındaki savaş 2’nci yılını doldurmak üzere Rusya Ukrayna Savaşı’nda şimdiye kadar 10 binlerce insan öldü, 10 binlercesi yaralandı. Yüz binlerce insan, göç etmek zorunda kaldı. Küresel ekonomi enerji ve gıda fiyatlarındaki aşırı artış sebebiyle çok ciddi sıkıntılarla karşılaştı.
* Sizler de o günleri çok iyi hatırlıyorsunuz; doğalgaz fiyatlarının zirveye ulaştığı dönemlerde öyle günler gördük ki kimi Avrupa ülkelerinde lambalar söküldü, kombiler kapatıldı, devlet daireleri çalışanlarına battaniye dağıttı. Ama benim ülkemde doğalgaz evelallah aynı şekilde devam etti. Şu anda Karadeniz doğalgazı, devam ediyor mu? Hani olmayacaktı ama bak bizde oluyor. Petrol, Gabar’dan çıkıyor mu? Çıkıyor. Gıda krizinden dolayı dünyanın birçok ülkesinde ciddi sıkıntılar, açlıklar, yokluklar yaşandı, muhalefet tarafından sürekli bize örnek gösterilen ülkelerin esasında kağıttan birer kaplan olduğu böylece anlaşılmış oldu.”
“ATEŞE BENZİN DÖKMEK YERİNE YANGINI SÖNDÜRMEYE ÇALIŞTIK”
Türkiye’nin tüm zor süreçleri en başarılı yöneten ülkelerden biri olduğunu kaydeden Erdoğan şunları söyledi:
* “Türkiye tüm zor süreçleri en başarılı yöneten ülkelerden biri. Salgın döneminde üretimden istihdamdan taviz vermedik. Destek ve hibe programlarımızla toplumumuzun yanında yer aldık. Güçlü ve modern sağlık altyapımız sayesinde hiçbir vatandaşımızı çaresiz bırakmadık. Ukrayna-Rusya krizinde ise başkaları gibi ateşe benzin dökmek yerine tüm imkanlarımızla yangını söndürmeye çalıştık. Hatırlarsanız o dönem CHP ve ortakları bizi savaşa sürüklemek için çok uğraştı, çok çaba harcadı.
* ‘Eksen kayması’ diye bir şey uydurarak Türkiye’yi, birilerinin yanında savaşa dahil etmek için pek çok yol denediler. Savaş çığırtkanlığını en son 14-28 Mayıs seçimlerinde asılsız iddialarla Rusya’yı suçlamaya varacak kadar ileri taşıdılar. Ama biz bunlara kulak asmadık. Muhalefetin savaş tellallığına asla prim vermedik. CHP ve ortakları gibi meselelere batılıların gözünden değil, milletimizin zaviyesinden baktık. ‘Siz ne diyorsanız o’ dedik. Türkiye’nin çıkarları neyi gerektiriyorsa, milletimiz için en iyisi, en doğrusu neyse, onu yapmanın gayretinde olduk.”
“YANGININ KIVILCIMI ÜLKEMİZE SIÇRAMADI”
Dış politikaya ilişkin konuşan Erdoğan şu mesajları verdi:
* “Kardeşlerim, zaman bizi haklı, muhalefeti de haksız çıkardı. Bugün elimizi vicdanımıza koyup, muhasebe yaptığımızda, ne kadar basiretli davrandığımızı çok daha iyi anlıyoruz. Tüm kışkırtmalara, tüm kirli senaryolara rağmen Karadeniz’in huzuru bozulmadı. Bölgemizdeki yangının kıvılcımı ülkemize sıçramadı. Giresun’la birlikte Karadeniz’deki tüm illerimizi tedirgin edecek, ekonomik ve güvenlik açısından zora sokacak hiçbir hadise yaşanmadı. Ne muhalefetin gazına geldik ne de batılı güçlerin tuzağına düştük. Usta bir satranç oyuncusu gibi yapacağımızı aynen yaptık. Çok iyi planladık ve kararlılıkla hayata geçirdik. Böylece Türkiye çok tehlikeli bir süreçten tek bir vatandaşımızın kılına dahi zarar gelmeden çıkarmayı başardık.
* Bugün de attığımız her adımı, Türkiye eksenli atıyor, milletimizin ve devletimizin menfaatlerini düşünüyoruz. Karadeniz’den Orta Doğu’ya bölgemiz bir yangın yerine dönmüşken, ‘yeni düşmanlıklar, yeni gerilimler olmasın’ diye çaba harcıyoruz. Çok açık ve net ifade etmek isterim; bizim dış politikada tek bir amacımız vardır, o da dostlarımızın sayısını mümkün olduğunca çoğaltmaktır. Türkiye Yüzyılı’nın aynı zamanda barışın da yüzyılı olmasını istiyorsak, dost ve kardeş ülkelerle iş birliğimizi geliştirmekten başka yolumuz yok. Emperyalist güçlerin bölgemize yönelik oyunlarını bozmak istiyorsak, kardeş ülkelerle birbirimize kenetlenmek mecburiyetindeyiz. Görüş ayrılıklarına takılıp kalmak yerine iş birliği alanlarına odaklanmak zorundayız. Şu hakikatin hepimiz farkındayız; vahdet olmadan, rahmet olmaz.”
“MISIR ZİYARETİMİZ, ÇOK BAŞARILI GEÇTİ”
Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır ziyaretlerinin çok başarılı geçtiğini aktaran Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
* “Gazze’de akan kanı durdurmak, İsrail’deki katliamların önüne geçmek istiyorsak, kardeşlerimizle saflarımızı sıklaştırmak gerekiyor. Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır ziyaretimiz, bu açıdan çok başarılı geçti. Devlet başkanları ile ticaret ve yatırımların yanı sıra Filistin meselesini de detaylıca görüştük. Her iki ülkeyle iş birliğimizi güçlendirmeye karar verdik. Biliyorsunuz 7 Ekim’den beri Gazze’deki kardeşlerimize insani yardım malzemesi gönderiyoruz. Gazze’ye yaptığımız yatırımların ulaştırılmasında Mısır makamlarıyla hep koordinasyon içinde hareket ettik.
* Mısır’ın desteğiyle 34 bin tondan fazla insani yardım malzemesini bölgeye sevk ettik. Önümüz Ramazan. İsrail’in Gazze’ye yönelik katliamları giderek artıyor. Gazze halkının direniş ve mücadele azmini, bombalarla kıramayan İsrail, açlıkla Gazzelileri teslim olmaya zorluyor. Amacımız bir an önce ateşkesin sağlanması ve Gazze’ye insani yardımların kesintisiz ve ihtiyaç miktarınca ulaştırılmasıdır. Ramazan’da Gazze’ye daha fazla el uzatmamız, daha fazla yardım etmemiz, bizim kardeşlik görevimizdir.”
“HASSASİYETLERİMİZİ CHP VE ŞÜREKASI ANLAMIYOR”
Muhalefete tepki gösteren Erdoğan, şunları söyledi:
* “Unutmayın kim sabrederse zafere o ulaşır. İnşallah bu yardımların sevkinde de Mısır’la iş birliği içinde olacağız. Ayrıca Gazze halkının kendi topraklarından sürgün edilmesine karşı da Mısır’la beraber hareket edeceğiz. Tabii bizim bu hassasiyetlerimizi CHP ve şürekası anlamıyor. Üzülerek söylemek isterim ki onların gündeminde ne Gazze’deki vahşet, ne de Filistin’deki işgal ve yıkım var. CHP yönetimi ne Balkanlar’da, ne Kafkasya’yla, ne Afrika’yla, ne de gönül coğrafyamızın diğer yerlerindeki krizlerin hiçbiriyle ilgilenmiyor. Bunların nelerle meşgul olduklarını sizler de görüyorsunuz.
* CHP’nin acemi genel başkanı, sabık genel başkanı ve sütre gerisinden bu partiyi yönetenlerin tamamının öncelikli gündemi kupon belediyeleri; kimin adamının yöneteceği meselesidir. Bunun dışında inanın dünya batsa, kıyamet kopsa, 3’üncü cihan harbi çıksa, bunların zerre kadar umurlarında olmaz. Siyasi ikballeri haricinde hiçbir şeyi görmüyorlar, duymuyorlar. Varsın bu krizlerle ilgilenmesinler, varsın CHP ve şürekası anlamasın. Milletimiz bizim doğru yolda olduğumuzu çok iyi biliyor ve görüyor. Bundan dolayı biz dış politikada adımlarımızı atarken daha önlerini dahi görmekten aciz muhalefete değil, size bakıyoruz, milletimize bakıyoruz. Milletimiz ne derse onu yapıyor, devletimizi neyi gerektiriyorsa devletimizle onu yapıyoruz.”
“BİZE UZATILAN BARIŞ ELİNİ, HAVADA KESİNLİKLE BIRAKMAYACAĞIZ”
“Türkiye’nin dostluğunu arayan hiç kimseye sırtımızı dönmeyeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle konuştu:
* “İnşallah bundan sonra da milletin çizdiği istikamette yürüyeceğiz, bize uzatılan barış elini, havada kesinlikle bırakmayacağız. Türkiye’nin dostluğunu arayan hiç kimseye sırtımızı dönmeyeceğiz. Fitnecilerin aramıza nifak tohumu ekmesine müsaade etmeyeceğiz. Türk ve İslam dünyası olarak birlik beraberlik, dayanışma içinde hak ve adalet mücadelemizi sürdüreceğiz. Rabbim ülkemizin her alanda yar ve yardımcısı olsun diyorum.
* CHP’li yöneticilerin verdiği belediyeler meydan muharebesi, öncelikle CHP’ye gönül veren vatandaşlarımızı ilgilendirir. Tek bildikleri iş kavga, ayak oyunu, kumpas ve dalavere olanlarla bizim boşa harcayacak tek bir saniyemiz dahi bulunmuyor. Biz iş yapmanın eser üretmenin hizmet etmenin gayretindeyiz. Bunun en yakın şahidi Giresunlu kardeşlerimizin bizatihi kendileridir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının son bölümünde merkez ve 15 ilçe belediye başkan adayını tanıttı. Giresun’da belediye başkan adayları şöyle:
“Aytekin Şenlikoğlu (Giresun), Faruk Demirağ (Alucra), Emrullah Guguk (Bulancak), Ergün Bakırhan (Çamoluk), Sedat Koca (Çanakçı), Zeki Şenlikoğlu (Dereli), Rüşan Özden (Doğankent), Mustafa Karadere (Espiye), Barış Güdük (Eynesil- Cumhur İttifakı), Ahmet Süleymanoğlu (Görele), Aytekin Boduroğlu (Güce), Muhammet Tuncay Arışan (Keşap), Esat Ayyıldız (Piraziz), Ömer Şentürk (Şebinkarahisar), Ömer Hıdır (Tirebolu), Ömer Bayram (Yağlıdere)”
]]>İsrail ile Hamas arasındaki çatışmalar devam ederken Tel Aviv’de bugün yine eylem vardı.
İsrail Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetinin politikalarının Hamas’ın güçlenmesini sağladığını savunan göstericiler ellerinde “Netanyahu, senin hükümetin cehennemden gelme”, “Ancak Netanyahu olmadan kazanabiliriz” ve “Netanyahu’yu verip (Gazze’deki İsrailli) esirleri geri alalım” yazılı pankartlar taşıdı.
Göstericiler sık sık “Hemen erken seçim istiyoruz” ve “Utan (Netanyahu)” sloganları attı.
Daha sonra yürüyüşe geçen protestoculardan bir kısmı şehrin ana arterlerinden Ayalon Caddesi’ni trafiğe kapattı.

Göstericilere müdahale eden İsrail polisi, yolda oturma eylemi yapan göstericileri zorla kaldırarak yolu açtı.
Protestocular ile polis arasında yaşanan arbedenin ardından, 4 gösterici gözaltına alındı.

Göstericilerden Yahiam Prior, İsrail hükümetinin 7 Ekim’de Hamas’a karşı başarısız olduğunu söyledi.
Weizmann Enstitüsünde bilim adamı olarak çalışan Prior, “Şimdi de ekonomiyi ve toplumu kötü yönetiyorlar ve geleceğe dair planları yok. En önemli şey gelecek” dedi.
Savaşın bir gün mutlaka biteceğini dile getiren Prior, şunları kaydetti:
“Bu noktaya geldiğinizde bir planınız olması lazım. O zaman bizimle Gazze ve Batı Şeria’daki Filistinliler ve Katar ve Suudi Arabistan gibi komşularımız arasında bir çeşit düzenlemeye ihtiyaç var. Netanyahu’nun böyle bir planı yok. Netanyahu siyasi olarak pozisyonunu koruyabilmek için savaşı uzatmak istiyor.”
Eleştirilerinin iktidardaki birlik hükümetine mi yoksa sadece Netanyahu’ya yönelik mi olduğu yönündeki soru üzerine Prior, “Hükümetin başında Netanyahu var. Bakanları o seçiyor. Dolayısıyla benim eleştirilerim hem Netanyahu’ya hem de tüm hükümete yönelik” ifadelerini kullandı.

Prior, Netanyahu’nun yıllardır aleyhindeki protestolara rağmen iktidarda kalmayı başardığının hatırlatılması üzerine, bu sefer durumun farklı olduğunu ifade ederek şunları kaydetti:
“(Hamas’ın İsrail’e karşı eylem düzenlediği) 7 Ekim’de yaşananlar korkunçtu (ve bu Netanyahu’nun başbakanlığı zamanında oldu). Halkın buna tepkisiz kalacağını sanmıyorum. Şu an (hükümet karşıtı gösteriler) şiddet içermiyor ve çok yaygın değil çünkü savaş devam ederken insanlar protesto yapmak istemiyor. Savaş halinde olan askerler protesto düzenleyemez. Ancak önümüzdeki haftalarda ve aylarda milyonlarca insanın protesto düzenlediğine şahit olacaksınız.”

“HALKIN PARASINI ÇALDI”
Protestoya katılan Anna Goldman isimli diğer bir İsrailli de Netanyahu’yu, “İsrail’in güvenliğini sağlayamamak ve (halkın) parasını çalmakla” suçladı.
Gazze Şeridi’ne saldırılar başlamadan önce de Netanyahu’ya yönelik eleştirileri olduğunu dile getiren Anna, “(Katar’ın Gazze Şeridi’ne yaptığı yardımlar) Netanyahu, Katar’dan aldığı milyonlarca doları Hamas’a verdi” dedi.
Anna, “Netanyahu, koltuğunu koruyabilmek için savaşı uzatıyor ve İsrail’in güvenliğini sağlayamıyor” ifadelerini kullandı.
Gazze’deki İsrailli esirlerin bir kısmının yapılan müzakereler sonucunda bırakıldığını hatırlatan Anna, diğer esirlerin de serbest bırakılması için “Hamas dahil tüm taraflarla” müzakere yapılması gerektiğini söyledi.

SAVAŞ KARŞITLARI DA DESTEK VERDİ
Netanyahu karşıtı gösteriye Gazze’ye yönelik saldırılara karşı çıkan bir grup da destek verdi.
Savaş karşıtı bu göstericilerden Cindy Anna, İsrail’in Gazze’de katliam yaptığı yönündeki eleştirilere katıldığını söyledi.
Anna, “Bu sorunun (İsrail-Filistin meselesi) askeri bir çözümü yok. Hamas 7 Ekim’de katliam yaptı. Savaş (Gazze’deki İsrailli) esirleri geri getiremez. Müzakere ederek barışa ulaşmalıyız” dedi.
Savaş karşıtı yaklaşık üç yüz kişilik grup daha sonra buradan ayrılarak başka bir noktada eylemlerine devam etti.
]]>Bin Bandar, 7 Ekim 2023’te başlayan olayların ardından ABD’nin arabuluculuğundaki Suudi Arabistan-İsrail görüşmelerinin durdurulduğunu ancak o dönemde iki ülke arasında anlaşmaya varılmasının yakın olduğunu ifade etti.
Gazze’deki çok kötü duruma rağmen Suudi Arabistan’ın hala İsrail’le ilişki kurabileceğine inandığını kaydeden Bin Bandar, “Ancak bu, Filistin halkı pahasına olmayacak.” dedi.
Büyükelçi, uluslararası toplumun yeterli derecede mücadele etmemesi nedeniyle Gazze konusunun “insanlığın başarısızlığı” olarak görülmesine ilişkin uyarıda bulunarak, İngiltere’nin de pozisyonunu yumuşattığını ve İsrail’e de herkese nasıl davranıyorlarsa öyle davranmalarını istediklerini söyledi.
Bin Bandar, İsrail’e yönelik bazı konuların görmezden gelinmesine ilişkin, “Asıl sorun bu çünkü barışı görmezden gelmenize neden oluyor.” dedi.
“ANLAŞMA YAKINDI”
Ülkesinin bir anlaşma sağlanmasını istediğini aktaran Bin Bandar, “(Bir anlaşma) yakındı, bu sorgulanamaz. Bizim için nihai son nokta kesinlikle bağımsız bir Filistin devletinden başkasını içermiyor. Dolayısıyla 7 Ekim’den sonra hala normalleşmeye inanıyor olsak da bu Filistin halkı pahasına olmayacak.” ifadelerini kullandı.
Bin Bandar, normalleşmeye ve bu nedenle bir Filistin devletine de yakın olduklarını kaydederek “(Normalleşme) Biri, diğeri (Filistin devleti) olmadan gerçekleşmeyecek. Ardışık olması, sürecin nasıl yönetileceği, bunlar görüşülüyordu.” dedi.
Programda Suudi Arabistan’ın, İsrail, ABD, İngiltere ve birçok Batı ülkesi tarafından “terör örgütü” olarak kabul edilen Hamas’ı Filistin devletinin geleceği olarak görüp görmediğine ilişkin soruya Bin Bandar, “Bu çokça düşünülmesi gereken bir konu. İnanç ve umut olduğu sürece her zaman değişim için fırsat vardır. Ancak bir kriz olduğunda ilk fark etmeniz gereken şey iki tarafın da kaybettiğidir.” şeklinde yanıt verdi.
Bin Bandar, bugün İsrail hükümetindeki sorunun, uzlaşıya ulaşılmasını sağlamayacak aşırı ve mutlak perspektif olduğuna işaret ederek, bu nedenle de krizin sonlanmadığını söyledi.
Savaş nedeniyle bir radikalleşme riski olduğu konusunda uyarıda bulunan Bin Bandar, bu savaşın sadece binlerce sivilin ölümüne neden olmadığını Gazze’de büyük bir yıkıma ve insani krize sebebiyet verdiğini ifade etti.
“GAZZE’DE SAYILAR İÇLER ACISI”
Bin Bandar, 3 ayı aşkın süredir devam eden bu “eşi görülmemiş şiddeti” hayatında görmediğini vurgulayarak, “Sayılar içler acısı, kesinlikle içler acısı.” dedi.
Bunun Filistin halkında yalnızca ümit kaybına neden olmayacağına ve dünyadaki hoşnutsuz insanları da etkileyeceğine işaret eden Bin Bandar, “Hepsi olanlarda insanlığın başarısızlığını görüyor çünkü hiç kimse bunu durdurmak için bir şey yapmıyor. Çabalar var ama yeterli değil.” ifadelerini kullandı.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, dün Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile görüşmesinin ardından basın mensuplarına “normalleşmenin” de gündeme geldiğini söylemişti.
Blinken, “Burada (Suudi Arabistan) bunun için açık bir istek var ancak Gazze’deki krizin bitmesi ve Filistin devleti için de uygulanabilir bir yol belirlenmesi açık bir şekilde gerekiyor.” ifadesini kullanmıştı.
]]>2024’ün “zorlu” geçeceğini ifade eden Halevi, “Gazze’de savaşta olacağız. Bütün yıl Gazze’de savaşacağız, orası kesin.” diye konuştu.
Halevi, İsrail’in kuzeyinde yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünden sorumlu olan ordunun bu görevi “Hizbullah üzerine baskı kurarak” gerçekleştireceğini, aksi takdirde “başka bir savaşa yol açılacağını” söyledi.
İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, dün yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nin kuzeyinde “Hamas’ın askeri yapısının tamamen dağıtıldığını” öne sürerek, ordunun Gazze Şeridi’nin orta kesimi ve güneyinde de “Hamas’ın dağıtılmasına” odaklandığını söylemişti.
“GAZZE’DE 6 BİN YARALININ ACİLEN TEDAVİ EDİLMESİ GEREKİYOR”
Gazze’deki hükümetin basın ofisinden yapılan açıklamada, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana devam eden saldırıları nedeniyle sağlık sektörünün içinde bulunduğu “felaket duruma” ilişkin bilgi verildi.
Gazze Şeridi’nde 30 hastanenin hizmet dışı kaldığı ifade edilen açıklamada, İsrail saldırıları nedeniyle 7 Ekim’den bu yana 58 binden fazla kişinin yaralandığı belirtildi.
Yaralılardan 6 bininin durumunun kritik olduğuna dikkati çekilen açıklamada, “Mısır’daki kardeşlerimize Refah Sınır Kapısı’nı acilen açmaları, Gazze Şeridi’ndeki hastanelerin bu kadar hastaya müdahalede yetersiz olması nedeniyle kritik durumdaki 6 bin yaralının tedavi için ivedilikle Gazze dışına nakledilmesini onaylamaları çağrısında bulunuyoruz.” ifadesi kullanıldı.
Günde sadece 10 ila 20 yaralının nakledilmesine izin verildiği, bunun da sayıları her geçen gün yüzer yüzer artan yaralı Filistinlinin maruz kaldığı sıkıntıları katladığı aktarıldı.
Uluslararası topluma ve ABD’ye, İsrail güçlerinin savunmasız Filistin halkı aleyhinde yürüttüğü “soykırım savaşını” durdurması için bu ülkeye baskı uygulaması çağrısında bulunuldu.
GAZZE’DE NELER YAŞANDI?
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi.
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.
İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırılarında en az 10 bin çocuk, 7 bin kadın olmak üzere, 22 bin 835 Filistinli öldürüldü. Enkaz altında binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı tahrip ediliyor.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 176’sı karadan işgal sürecinde olmak üzere 510 askerinin öldürüldüğünü duyurdu.
Çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail güçleri ve yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 334 Filistinli hayatını kaybetti.
İsrail ordusu ile Hizbullah arasında 8 Ekim 2023’ten bu yana sınırda devam eden çatışmalarda 28 Lübnanlı sivil, 152 Hizbullah mensubu ile 5 İsrailli sivil ve 9 İsrail askeri öldü.
]]>Rajagopal’ın atıf yaptığı İsrail basınında, İsrailli yetkililerin Kongo ve diğer bazı potansiyel alıcı ülkelerle Gazzelileri göndermek için gizli görüşmeler yürüttüğü belirtiliyor ve adını açıklamak istemeyen bir yetkilinin “Kongo, göçmenleri almak istiyor ve diğerleriyle de görüşmeler içindeyiz.” şeklindeki açıklamasına yer veriliyor.
İsrailli aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, yaptıkları açıklamalarda, Filistinlilerin Gazze’den “gönüllü göç etmesinin” en iyi çözüm olduğunu savunmuştu.
SOKAKLARDA ÇÜRÜMÜŞ CESETLER BIRAKARAK ÇEKİLİYORLAR
Gazze Şeridi’ne yönelik 7 Ekim’de başlayan saldırılarının ardından 27 Ekim’de de kara işgaline başlayan İsrail güçleri, Gazze Limanı, Şatı Mülteci Kampı, Eş-Şeyh Rıdvan, Ed-Derec, Eş-Şucaiye, Et-Tuffah, Ez-Zeytun mahallelerinden dün sabah saatlerinde çekilmeye başladı.
İsrail askerleri, doğu kesimdeki Şeyh Rıdvan, Şucaiye ve Tuffah mahallelerinin eteklerinde yeniden konuşlanıyor.
Bu çekilme, İsrail ordusunun 31 Aralık’ta Gazze Şeridi’ni karadan işgalinde görev alan 5 muharip tugayını terhis etmesinden sonra gerçekleşti.
Gazze’nin farklı mahallelerindeki olayların görgü tanıkları ile yerel kaynaklar, İsrail saldırılarının neden olduğu enkazı AA muhabirine anlattı.
Buna göre, İsrail askerleri tarafından öldürülen Filistinlilere ait onlarca ceset, kent sokaklarında duruyor.
Günlerce defnedilmeden bekleyen cansız bedenlerin bazılarının çürümüş bazıları da çürümeye başladığı belirtildi.
İsrail askerlerinin çekilmesinin ardından Şeyh Rıdvan Mahallesi’nde büyük bir yıkım ortaya çıktı.
Haftalarca devam eden İsrail bombardımanı, mahalleyi moloz ve kül yığınına çevirdi.
Bölge sakinleri, İsrail yıkımından sonra artık mahallelerini tanıyamadıklarını anlattı.
Haftalar sonra evlerini bulmak için çevrede dolaşan Filistinliler, yollarda sağda solda yatan cansız bedenleri görünce şaşkınlığa uğradı. Bazılarının artık “defnedilemeyecek durum” olduğu ifade edildi.
Filistinliler, kayıplarının yanı sıra uzun süredir defnedilmeyen cansız bedenler nedeniyle salgın hastalıklardan endişe ettiklerini dile getirdi.
KENTLER TANINMAZ HALE GELDİ
İsrail ordusu ayrıca Şeyh Rıdvan’ın merkezindeki çarşıyı buldozerlerle yerle bir etti. Artık kumdan bir tepe haline gelen çarşıdan geriye hiçbir şey kalmadı.
Gazze kentindeki yollar da saldırılar nedeniyle tahrip oldu. Asfalt yollar hem buldozerlerle hem de hava saldırıları nedeniyle altüst oldu.
İsrail ordusunun yol açtığı yıkım, altyapı, kanalizasyon, su ve elektrik şebekelerini de etkiledi. Bu yıkım, bölge sakinlerinin enkazları üzerinde bile olsa evlerinde yaşamak üzere geri dönmeleri ihtimalini zorlaştırdı hatta imkansız hale getirdi.
Kentin kuzeyinde yer alan, konutların yanı sıra eğitim kurumlarının yer aldığı Feyruz binalarında da büyük hasar meydana geldi.
Tamamen yıkılmayan binalar da ciddi ölçüde hasarlı ve her an yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya.
Öte yandan Gazze Şeridi’nin batısında, sokakları ışıklarla süslenmiş, kafeterya, otel, eğlence merkezleri gibi iç turizme yönelik destinasyonlar da İsrail güçlerince, kum yığınına dönüştürüldü.
Gazze’nin lüks yerleşim yerleri ve turistik bölgelerinden biri olarak kabul edilen; konutların yanı sıra eğlence alanları, alışveriş mağazaları, araba showroomlarının yer aldığı bölge, geniş çaplı yıkıma maruz kaldı. Binaların tamamı ya da bir kısmı yıkıldı.
İSRAİL ÖZEL MÜLKLERİ TAHRİP EDİYOR
İsrail askerleri, bu bölgedeki showroomlarda sergilenen ya da zorla yerinden ailelerinin geride bırakmak mecburiyetinde kaldıkları araçlarını kundakladı.
Ayrıca Gazze Limanı’nda yer alan balıkçı tekneleri de tahrip edildi, kısmen ya da tamamen yakıldı; balıkçılara kolaylık sağlamak için dış destekle inşa edilen balıkçı odaları da yıkıldı.
İsrail uçakları ve askeri araçları ve araçları tarafından yerle bir edilmeden, binalar moloz yığını haline getirilmeden önce şehrin en prestijli bölgelerinden biri olan El-Rimal Mahallesi’ndeki El-Abbas bölgesi saldırılardan önce Filistinlilerin maişet arayışında olduğu bir yerdi.
Son dönemde Filistinliler burada kalan yiyecek ve kıyafetlerin satıldığı birkaç tezgahtan müteşekkil mütevazi bir pazar yeri açtı.
Bölge sakinleri bu minvalde ürünlerin kısıtlı olması ve limanların kapatılması nedeniyle fiyatların saldırılar öncesi dönemine oranla iki katına çıktığını ifade etti.
]]>Kudra, “saldırıların başladığı günden bu yana geçen 87 günde 21 bin 978 şehit verdiklerini, 57 bin 697 kişinin de yaralandığını, hayatını kaybedenlerin yüzde 70’inin kadın ve çocuklardan oluştuğunu” ifade etti.
“SAĞLIK ÇALIŞANLARINA İŞKENCE YAPILDI”
Saldırılarda 326 sağlık personelinin öldürüldüğünü aktaran Kudra, hasar gören 104 ambulansın ise hizmet dışı kaldığını söyledi.
İsrail’in Gazze Şeridi’nde 150 sağlık kurumunu hedef aldığını ve direkt saldırılar sonucu 30 hastane ve 53 sağlık merkezinin hizmet dışı kaldığına dikkati çeken Kudra, Gazze’nin kuzeyindeki hastanelerin yeniden işletime açılması için çaba gösterdiklerini vurguladı.
Kudra, Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerinde sağlık merkezlerinin yeniden hizmet verebilmesi için Birleşmiş Milletlere (BM) bağlı kurumlarla temas halinde olduklarını kaydetti.
Sözcü Eşref Kudra, İsrail’in başta hastane müdürleri olmak üzere sağlık kadrolarından 99 kişiyi insanlık dışı şartlarda, şiddetli soğukta, aç susuz bırakarak işkencelerle sorgulamalar altında alıkoyduğunu belirterek, BM kurumlarından kentteki sağlık sistemi ve ekiplerini korumak için adım atma talebinde bulundu.
HAMİLE KADINLARIN DURUMU
Eşref Kudra, Gazze Şeridi’nde saldırılar sebebiyle yerinden edilenlerin barındığı merkezlerdeki 50 bin hamile kadının temel ihtiyaçlarının karşılanmaması nedeniyle yetersiz beslenme ve sağlık sorunlarıyla karşı karşıya olduğuna dikkati çekti.
Barınma merkezlerinde bulunan 900 bin çocuğun şiddetli soğuk, susuzluk, kötü beslenme, salgın deri hastalıkları, psikolojik rahatsızlıklar ve travmalarla mücadele ettiğini aktaran Kudra, uluslararası kurum ve kuruluşlardan “sağlık ekipleri ve gerekli tıbbi yardım göndermeleri ve sahra hastaneleri kurmaları” talebini yineledi. BM’ye bağlı kurumlara da çocukların ve hamile kadınların kurtarılması için acil müdahale etmeleri çağrısı yaptı.
SALGIN HASTALIK RİSKİ
Gazze Şeridi’ndeki insani ve sağlık şartlarına ilişkin Kudra “1 milyon 900 bin yerinden edilmiş insan, içmeye uygun su, temizlik, yemek ve ilaç sıkıntısını had safhada yaşıyor, insanlar perişan halde, açlık ve salgın hastalık tehlikesiyle karşı karşıyalar” dedi.
BİNLERCE KİŞİ ACİL TEDAVİ BEKLİYOR
Kudra, Gazze Şeridi’ne giren tıbbi yardımların hala, İsrail işgal güçlerinin uzlaşmaz tutumunun engeline takıldığını, kente girişine izin verilen yardımların son derece kısıtlı olduğunu ve var olan sağlık imkanlarının binlerce yaralıyı kurtarmaya yetmediğini hatırlatarak, şu ana dek sadece 645 yaralının tedavi amacıyla yurt dışına çıktığını bunun da yaralıların çıkışına ilişkin izlenen mekanizmanın ne durumda olduğunu açıkça gösterdiğini vurguladı.
Dışarıda acil tedavi edilmesi gereken yaralı ve hastalara ilişkin Kudra, 5 bin 500 acil vakanın yurt dışında tedavi edilmesinin zorunlu olduğunu belirterek, uluslararası kuruluşlar ve tüm çevrelere bu konuda etkin bir mekanizma kurmaları çağrısında bulundu.
Kudra, başta Kızılhaç olmak üzere, BM kurumlarının özellikle tıp kadrolarını alıkonuldukları mekanlarda ziyaret etmelerini ve serbest bırakılmaları için İsrail’ baskı yapmalarını istedi.
]]>Kudra, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nde son 24 saatte 250 Filistinliyi öldürdüğü, 500’ünü de yaraladığını belirtti.
Gazze’de 7 Ekim’den bu yana İsrail saldırılarında öldürülen Filistinlilerin sayısının 20 bin 674’e çıktığını ifade eden Kudra, 54 bin 536 kişinin yaralandığını aktardı.
Kudra, 311 sağlık çalışanının İsrail ordusunun saldırılarında öldürüldüğünü, 102 ambulansın da kullanılmaz hale getirildiğini aktardı.
İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki 141 sağlık kuruluşunu hedef aldığını kaydeden Sözcü Kudra, 23 hastane ile 53 sağlık merkezinin hizmet dışı kaldığını vurguladı.
Kudra, İsrail güçlerinin başta Şifa Hastanesi Müdürü Muhammed Ebu Silmiyye ile Kemal Advan Hastanesi Müdürü Ahmed el-Kahlut olmak üzere 99 sağlık çalışanını alıkoymaya devam ettiğini hatırlattı.
KUZEYDE 800 BİN KİŞİ SAĞLIK HİZMETİNDEN MAHRUM
Kudra, İsrail’in Gazze’nin kuzeyinde hastaneleri kasıtlı şekilde hedef alarak 800 bin Filistinliyi sağlık hizmetinden mahrum bıraktığını, yaralılar, hastalar, hamile kadınlar ve bebeklerin ölüm tehlikesi altında olduğunu belirtti.
Filistinli yetkili, Gazze’nin güneyindeki hastanelerin doluluk oranının yüzde 350’ye ulaştığını ve yüzlerce hastanın hastane koridorlarında yerlerde yattığını kaydetti.
Sağlık ekiplerinin tıbbi ve klinik imkanların bulunmaması nedeniyle yüzlerce yaralı vaka karşısında çaresiz kaldığını vurgulayan Kudra, şu ifadeleri kullandı:
“Sağlık ekipleri kurtarılması mümkün olanları kurtarmak için yaralılar arasında tercih yapmak zorunda kalıyor ve her gün tıbbi yetersizliklerden dolayı onlarca canı kaybediyoruz.”
Kudra, yerinden edilen Filistinlilerin sığındığı merkezlerdeki sıhhi ve insani durumun felaket seviyesine ulaştığına, 1,8 milyon yerinden edilmiş kişinin, açlık, şiddetli soğuk ve bulaşıcı hastalıkların yayılması tehlikesiyle karşı karşıya olduğuna dikkati çekti.
900 BİN ÇOCUK HASTALIK TEHLİKESİ ALTINDA
Gazze’deki Sağlık Bakanlığı Sözcüsü, “Barınma merkezlerindeki 900 bin çocuk, sıvı kaybı, açlık, sindirim ve solunum sistemi ile cilt hastalıkları ve anemi tehlikesi altında” ifadelerine yer verdi.
Kudra, barınma merkezlerindeki 50 bin hamile kadının, yiyecek, içecek ve sağlık hizmeti alamadığını, günde 180’den fazla kadının güvensiz ve insanlık dışı şartlarda doğum yaptığını ifade etti.
Gazze’deki hastanelerin tıbbi yetersizlikleri nedeniyle çok sayıda yaralının öldüğüne dikkati çeken Kudra, şöyle devam etti:
“Yaralıların yaşadığı gerçeklik felaket düzeyinde ve dayanılabilir gibi değil. Sağlık durumlarında hızla artan problemler, iyileşmesi zor yanıklar ve yaralarda şiddetli enfeksiyonlar gözlemliyoruz.”
Kudra, İsrail ordusunun saldırıları, yerinden edilme ve başta Gazze’nin kuzeyi olmak üzere sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan zorluklar nedeniyle böbrek hastalarının yüzde 70’inin felaket derecede risklerle karşı karşıya olduğunu duyurdu.
“İSRAİL’İN KISITLAMALARI, HASTALARI ÖLDÜRÜYOR”
Yaralıların Gazze dışına çıkarılması için uygulanan prosedürün, yaralıları öldürdüğünü vurgulayan Kudra, 5 bin kişinin öncelikli olarak tedavi olması için bölge dışına çıkması gerektiğini açıkladı.
Kudra, “İsrail’in yaralılarımızı ve hastalarımızı öldüren kısıtlamaları olmaksızın Gazze Şeridi’ndeki hastanelere tıbbi yardım ve yakıt girişinin sağlanması için etkili önlemler alma çağrısında bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.
Sağlık Bakanlığı Sözcüsü, tüm ülke ve uluslararası sağlık kuruluşlarına Gazze Şeridi’nde sahra hastanesi kurma, sağlık ekibi gönderme ve yaralıların hayatını kurtarmak için Gazze’ye ulaşma çağrısını yineledi.
Şifa Tıp Kompleksi ve Gazze’nin kuzeyindeki hastanelerin yeniden aktif hale getirilmesi için uluslararası kuruluşlara acil eylem çağrısı yapan Kudra, yerinden edilen Filistinlilerin barınma merkezlerindeki ihtiyaçlarının da giderilmesini talep etti.
Kudra, felaket durumu yaşayan yerinden edilen Filistinliler için kış şartlarına uygun barınma imkanları, gıda desteği ve sağlık hizmetlerinin sağlanması gerektiğine vurgu yaptı.
]]>23 HASTANE HİZMET DIŞI KALDI
Sevabite, Gazze Şeridi’nde 23 hastanenin İsrail saldırıları nedeniyle hizmet dışı kaldığını belirtti.
Gazze’de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle ölü sayısının artabileceğine dikkati çeken Sevabite, 9 binden fazla Filistinlinin tedavi edilemediği için hayatını kaybettiğine vurgu yaptı.

Sevabite, Gazze Şeridi’ne gönderilen yardımların, sağlık sektöründeki ihtiyacın ancak yüzde 2’sine yettiğine dikkati çekerek, İsrail’in 80 gündür saldırılarını sürdürdüğü Gazze’de sağlık sisteminin canlandırılması için günlük 1000 yardım tırının ulaştırılması gerektiğini kaydetti.

19 ARALIKTA HİZMET DIŞI KALMIŞTI
Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, Gazze’nin kuzeyinde aktif hastanenin kalmaması ve Şifa Tıp Kompleksi’ndeki yetersizlikler nedeniyle yaralıların hayatını kaybettiğini açıklamıştı.
Gazze kentindeki son aktif hastane olan El-Ehli Baptist’in de 19 Aralık’ta hizmet dışı kaldığı duyurulmuştu.
Tıbbi imkanların yetersizliği, yerinden edilen kişilerin hastanelere sığınması ve yaralı sayısının çokluğu nedeniyle Gazze Şeridi’nin güneyindeki hastanelerde durumun kontrolden çıktığı belirtilmişti.

İNSANİ FELAKET YAŞANIYOR
İsrail saldırıları nedeniyle nüfusun yüzde 85’ine tekabül eden 1,9 milyon kişinin yerinden edildiği Gazze Şeridi’nde, yerinden edilen Filistinlilerin sığındığı merkezlerdeki kalabalık ve hijyen malzemeleri eksikliğinin bulaşıcı hastalıklara yol açtığı açıklanmıştı.
Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, dünya ülkelerine ve uluslararası kuruluşlara sık sık tıbbi malzeme ve sahra hastanesi kurma çağrısını yineliyor.

İsrail’in, yıllarca abluka altında tuttuğu Gazze Şeridi’ne 7 Ekim saldırılarının ardından elektrik ve su tedariki ile yardım ve yakıt girişini kesmesi nedeniyle bölge halkı insani bir felaket yaşıyor.
İSRAİL’İN GAZZE’Yİ İŞGALİNDE 7 EKİM SONRASI
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim’de kapsamlı saldırı düzenledi.
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.

İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırılarında en az 8 bin 200’ü çocuk, 6 bin 200’ü kadın olmak üzere, 20 bin 424 Filistinli öldürüldü, 54 bin 36 kişi de yaralandı. Enkaz altında binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı tahrip ediliyor.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 156’sı karadan işgal sürecinde olmak üzere 489 askerinin öldürüldüğünü duyurdu.

Çatışmalara 24 Kasım’da 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani arada” 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs’te de İsrail güçleri ve yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 303 Filistinli hayatını kaybetti.

İsrail ordusu ile Hizbullah arasında 8 Ekim’den bu yana sınırda devam eden çatışmalarda 26 Lübnanlı sivil, 126 Hizbullah mensubu ile 5 İsrailli sivil ve 7 İsrail askeri öldü.
]]>Rajagopal, diğer bir X mesajında, İsrail’in Gazze’de bombalayarak kısmen yıktığı konutları buldozerlerle tamamen yıkma görüntüsünü alıntılayarak evleri yıkmanın soykırım olduğunu vurguladı.
BM raportörleri ve insan hakları kuruluşları İsrail’in Gazze’de sivilleri hedef alan saldırılarını ve toplu cezalandırma eylemlerini soykırım olarak nitelendirirken, UCM Başsavcısı Karim Han’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başta olmak üzere sorumlular hakkında tutuklama kararı çıkarmak gibi önleyici bir adım atmaması eleştiriliyor.
NELER YAŞANMIŞTI?
Başsavcı Han, son olarak 7 Aralık’ta yaptığı açıklamada, Gazze’de sivillere yardım malzemeleri ulaştırılmasını kasten engellemenin savaş suçu olarak değerlendirilebileceği uyarısında bulunmuştu. Buna rağmen İsrail Gazze’ye insani yardımların girişlerini sınırlandırmaya devam etmiş, BM Dünya Gıda Programı (WFP) 20 Aralık’ta yaptığı açıklamada, Gazze’de her dört kişiden birinin felaket düzeyinde açlık çektiğini bildirmişti. Uluslararası yardım kuruluşu Oxfam, Gazze’de gerçekte bu oranın yüzde 90’ın üzerinde olduğu uyarısında bulunmuştu.
Karim Han’ın, İsrail’in Gazze’ye yönelik ayrım gözetmeyen saldırıları tüm şiddetiyle sürerken, kasımda İsrail’i ve ardından Ramallah’ta Filistin hükümetini ziyaret etmesi fakat Filistinlilere yönelik İsrail soykırımının devam ettiği Gazze’ye gitmemesi eleştirilmişti.
Han, Rusya’nın Ukrayna’ya açtığı savaşın başlamasından 50 gün sonra Kiev yakınlarında yer alan Buça şehrinde incelemelerde bulunmuş ve Ukrayna davasında 1 yıl gibi bir sürede Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hakkında yakalama kararı talep etmişti. UCM Savcılığının, Filistin’de işlenen suçlar için 8 yıldır devam eden soruşturmaya rağmen henüz bir yakalama kararı çıkarmaması “çifte standart” eleştirilerini beraberinde getiriyor.
ÖLDÜRÜLEN BM ÇALIŞANI SAYISI 142’YE YÜKSELDİ
Birleşmiş Milletler (BM) Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırılarında 142 çalışanının öldürüldüğünü duyurdu.
UNRWA’nın X hesabından yapılan açıklamada, İsrail’in yoğun saldırıları altındaki Gazze’deki kayıplara ilişkin bilgi verildi.
Gazze’de öldürülen BM çalışanı sayısının 142’ye ulaştığı belirtilen açıklamada, çoğunluğunun aileleriyle birlikte hayatını kaybettiği kaydedildi.
Açıklamada, keder ve yıkımın sürdüğü bu felaket zamanlarında Noel kutlayanlara “Mutlu Noeller” demenin zor olduğu ifade edildi.
“BM OKULLARI SİVİLLERE KARŞI SUÇ İŞLENEN ALANLARA DÖNDÜ”
Cenevre merkezli Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları İzleme Örgütü (Euro-Med), yaptığı yazılı açıklamada, İsrail güçlerinin okullarda işlediği suçlara ilişkin bilgi verdi.
Açıklamada, İsrail güçlerinin, çoğunluğu Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansına (UNRWA) ait ve BM logosu bulunan barınma merkezlerini savaşın başladığı ilk günden beri hedef haline getirdiği kaydedildi.
Okullarda sivillere yönelik fiziki tasfiye, alıkoyma, taciz ve korkutma dahil ciddi ihlaller işlendiği ifade edilen açıklamada, bugün İsrail askerlerinin, Cibaliya’da Er-Rafii Okulu’nu bastığı ve 15 yaş ve üstündeki erkekleri soyunmaya zorlayıp bilinmeyen bir yere götürdüğü, kadınları da zorla dışarı çıkarıp ateş açtığı belirtildi.
İsrail’in okullarda işlediği ihlallerin aşamalara ayrılarak aktarıldığı açıklamaya göre birinci aşamada; barınma merkezlerine pek çok kez hava saldırısı düzenlendi. Bu saldırılarda yüzlerce kişi öldü ve yaralandı. Bunun örnekleri Gazze’nin kuzeyi, güneyi ve orta kesiminde pek çok okulda yaşandı.
İkinci aşamada; kara harekatının başlamasıyla birlikte İsrail güçleri, okulların duvarlarını, ana kapılarını tanklarla yıktı ve yoğun ateş altında okulları bastı. Bu aşamada okullarda pek çok kişi infaz edildi. Bunun yanı sıra genç erkekler soyunmaya zorlandı ve işkence gördü, kadınlar ise sorguya çekildi.
Üçüncü aşamada; bu okullar ve barınaklar, askeri araçlar için bir kışlaya, askerler için geçici karargaha ve halkın sorgulandığı ve kötü muameleye tabi tutulduğu merkezlere dönüştürüldü.
Dördüncü aşamada ise bu okullar, patlayıcı yerleştirilerek kısmen ya da tamamen yıkıldı. Üstelik İsrail güçleri, okulların nasıl yıkıldığını gösteren görüntüleri de yayımladı.
Euro-Med’in açıklamasında, devam eden cinayetlerin, fiziki tasfiyelerin, bina ve tesislerin sistematik olarak tahrip edilmesinin “sivillere yönelik sistematik intikam operasyonlarının” parçası olmaktan başka hiçbir açıklaması veya gerekçesi olmadığı vurgulandı.
GAZZE’DE SON DURUM
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim’de kapsamlı saldırı düzenledi.
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.
İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırılarında en az 8 bin 200’ü çocuk, 6 bin 200’ü kadın olmak üzere, 20 bin 424 Filistinli öldürüldü, 54 bin 36 kişi de yaralandı. Enkaz altında binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı tahrip ediliyor.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 153’ü karadan işgal sürecinde olmak üzere 486 askerinin öldürüldüğünü duyurdu.
Çatışmalara 24 Kasım’da 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani arada” 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs’te de İsrail güçleri ve yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 303 Filistinli hayatını kaybetti.
İsrail ordusu ile Hizbullah arasında 8 Ekim’den bu yana sınırda devam eden çatışmalarda 26 Lübnanlı sivil, 124 Hizbullah mensubu ile 5 İsrailli sivil ve 7 İsrail askeri öldü.
]]>