Ağır küfür ve hakaretler etmesi nedeniyle Diken’i öldürdüğünü dile getiren Boyacı, polis ekiplerince gözaltına alındı. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından Antalya’ya getirilen Boyacı, Diken’in cenazesinin olduğu yeri ekiplere gösterdi. Aksu ilçesi Kundu Mahallesi Sahil Caddesi’ndeki boş arazide kadavra arama köpeği ‘Obert’ ve kepçe ile yapılan aramada, Ali Diken’in cansız bedenine ulaşıldı.
Boyacı, aynı noktaya yaklaşık 30 metre mesafede battaniyeye sarılı şekilde çıkartılan cesedin ise bir süredir haber alınamayan baldızı Zeynep Ece Aksay’a ait olduğunu söyledi. Cenazeler Adli Tıp Kurumu morguna kaldırılırken, Zeynel Boyacı ifade işlemleri ve sağlık kontrolünün ardından çıkarıldığı mahkemece ‘kasten öldürme’ suçundan tutuklandı.
Boyacı’nın eşi İlknur Boyacı hakkında ise ‘konutu terk etmeme’ şartıyla denetimli serbestlik kararı verildi.

DNA TESTİNDE BELİRLENDİ
Battaniyeye sarılı cesedin Zeynep Ece Aksay’a ait olup olmadığının tespiti için ailesinden DNA örnekleri alındı. Adli Tıp Kurumu’nda yapılan testte cesedin Aksay’a ait olduğu kesinleşti.
‘KIZIM İLKNUR’UN DAHA ÇOK CEZA ALMASINI İSTİYORUM’
Zeynep Ece Aksay’ın babası Mustafa ve annesi Fatma Aksay ile yakınları cenazeyi almaya geldi.

Burada gazetecilere konuşan Mustafa Aksay, cinayetin aydınlatılmayan noktaları olduğunu belirterek, “Zeynep Ece Aksay cinayetinde biz emniyet mensuplarından rica ediyoruz. Bunun aydınlatılmayan tarafları var. Çünkü Zeynep Ece’nin ablası yanında mıydı? Yanındaysa niye kardeşini kurtarmadı? Zeynep Ece Aksay’ın cinayet gecesi eve geldiğinde battaniyesini Zeynel ‘çöpe attım’ demiş. Çöpe attı da madem kızımın bilgisi var mıymış? Biz kızımız İlknur’un bilgisi olduğunu düşünüyoruz. Kardeşine sahip çıkmamış. Niye kardeşini korumamış? İlknur’un ev hapsi nedir? Daha çok ceza almasını istiyoruz” dedi.

Fatma Aksay
‘HEM KIZIMDAN HEM DAMADIMDAN ŞİKAYETÇİYİM’
Olaya inanamadıklarını belirten Mustafa Aksay, “İnanamadık. Yani konduramadık. Şimdi şu anda cenazeyi almaya geldik ama DNA testiyle yüzde yüz olduğunu anladık. Yaşanan olaylardan dolayı hem kızım İlknur’dan hem damadım Zeynel Boyacı’dan şikayetçiyim. Bu olayın açık olmayan yerleri var, bu konuyu emniyet mensuplarının araştırmasını istiyorum” diye konuştu.
‘BABA SANA SÖYLEMEDİM Mİ ECE İYİYMİŞ’
Kızı Zeynep Ece Aksay’dan haber alınamamasının ardından diğer kızı İlknur’un kardeşinin kendisini gizli numaradan aradığını söylediğini ifade eden Mustafa Aksay, “Kızım Zeynep kaybolduktan 5-10 gün geçtikten sonra biz köyden İlknur’un evine gittik. Gelirken telefon ettik kızıma ve dedik ki ‘Kızım biz eve geliyoruz’ deyince ‘Tamam baba ben de geliyorum’ dedi. Biz eve geldikten sonra İlknur’a ‘Kardeşinden haberin yok mu?’ dediğimde ‘Baba sana söylemedim mi Ece iyiymiş. Beni gizli numaradan arıyor’ dedi. Kızım İlknur yanlış yönlendirdiği için bulunması bu kadar gecikti” dedi.
‘BELKİ DE ALİ DİKEN CİNAYETİ İŞLENMEYECEKTİ’
Yaşanan olaylar sırasında damatları Zeynel Boyacı’dan hiç şüphelenmediklerini belirten Mustafa Aksay, “Zeynep Ece’yi öldürdükten sonra bu şahıs bizimle geldi, oturdu, soframızda ekmeğimizi yedi. Gitti, geldi bize yardım etti. Kızım İlknur bizi yanlış yönlendirmeseydi, kızım Zeynep’in cesedi bulunsaydı belki de Ali Diken cinayeti işlenmemiş olabilirdi. Ölmeyecekti” diye konuştu.

ANNE AKSAY: YÜREĞİM PARÇALANIYOR
Fatma Aksay ise “Kızım ile damadımın sadece cezalandırılmasını istiyorum. Yüreğim parçalanıyor. Ömür boyu hapis görsün. Kızım bizi oyaladı. ‘Gelecek anne, telefon açtı’ diyerek bizi oyaladı. İlknur’u da evlatlıktan reddediyorum. Öyle benim evladım yok. Kardeşine nasıl böyle bir şey yapar? Bir anneye, bu babaya yapılır mı? En ağır cezayı almasını istiyorum” dedi.
ANNE GÖZYAŞLARINI TUTAMADI
İşlemlerin ardından Zeynep Ece Aksay’ın cenazesi ailesine teslim edildi. Antalya Adli Tıp Kurumu morgundan cenaze alındığı sırada Aksay çifti gözyaşlarını tutamadı. Ayakta durmakta güçlük çeken Fatma Aksay, büyük kızına yaslanarak ağladı.
Zeynep Ece Aksay’ın cenazesi, defnedilmek üzere Aksu ilçesinin Karaöz Mahallesi’ne götürüldü.
]]>Olay, perşembe günü saat 09.00 sıralarında Kocasinan Merkez Mahallesi mevkiinde Yayla-Topkapı güzergahında çalışan bir minibüste meydana geldi.
32 haftalık hamile Mizgin Güçlü (23) eşi Murat Güçlü (31) ile birlikte hastaneye kontrole gitmek için evden çıktı.
1 buçuk yaşındaki çocukları da yanlarında bulunan çift, Bahçelievler Devlet Hastanesi’ne gitmek için Yayla-Topkapı hattında çalışan Hakan Yücel’in kullandığı yolcu minibüsüne bindi.
Mizgin Güçlü’nün Yayla Işıkları Durağı mevkinde sancıları başladı. Murat Güçlü ve yolcuların ikazı üzerine sürücü Yücel, Bahçelievler Devlet Hastanesi’ne doğru yola çıktı. Minibüs kısa sürede hastaneye vardı.
Eşi, sağlık çalışanlarından sedye isteyerek Mizgin Güçlü’yü minibüsten indirmeye çalıştı.
Sancıları artan Mizgin Güçlü doğumun başladığı söyleyerek minibüsten inemeyeceğini belirtti.
Sağlık çalışanlarının yardımıyla 32 haftalık hamile Mizgin Güçlü minibüsün içinde doğum yaptı. Doğumun ardından bir sağlık çalışanın kucağında hastane içerisine götürülen prematüre bebeğin durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Asmin bebeğin Bahçelievler Devlet Hastanesi’nde yapılan müdahalelerin ardından Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildiği öğrenilirken enfeksiyon kapan kadının ise Bahçelievler Devlet Hastanesi’nde tedavisi sürüyor.

“MİNİBÜSÜN DEMİRLERİNDEN TUTUNARAK SESSİZCE KENDİMİ SIKTIM”
Güçlü Ailesi, ikinci çocukları olarak dünyaya gelen kızlarına Asmin ismini koydu.
Minibüste doğum yapan Mizgin Güçlü, şöyle konuştu:
-Ben hastaydım, eşim de beni muayeneye götürüyordu. Sonra birden sancım tuttu. Sancım tutunca ben de ıkınmaya başladım. Önce suyum geldi, sonra bebek doğdu. Doktor ve hemşireler hemen koştular ve bebeği aldılar. Minibüste de sağ olsun bir hemşire vardı, bana çok yardımcı oldu.
-Bana ‘Nefes al, nefes ver’ diyerek doğumu gerçekleştirdi. O yardımcı olunca doğum kolaylaştı.
-Bebeğim 7 aylık doğdu, erken doğum oldu. Beklemiyorduk. Minibüste bir anda sancım başlayınca kendimi yere attım. Minibüste bir sürü erkek vardı, ben de onlardan çekindiğim için bağıramadım. Minibüsün demirlerinden tutunarak sessizce kendimi sıktım.

-Sıkınca da zaten bebek geldi. Hastaneye 2 dakikalık mesafede bebek dünyaya geldi.
-Hastanenin kapısına gelir gelmez zaten bebek doğmuştu. Bebek arabanın içinde doğdu. Ben de şok oldum, ne yapacağımı bilemedim. Kucağıma almaya korktum. Minibüse bir tane bebeğimle bindim ama inerken iki bebeğimle indik. Aslında bu çok güzel bir duygu ama kızım uzakta, ben buradayım. Henüz kızımı göremedim.
-Bir an önce kızıma kavuşmak istiyorum. Doktorların söylediğine göre bebeğimin durumu iyiymiş. Sadece neden erken doğduğunu araştırıyorlar, yoğun bakımda şu an.
-Ne zaman göreceğiz daha belli değil, eşim yarın gidip doktorla görüşecek. Benim durumum da iyi ama inşallah tez zamanda kızıma kavuşurum.

“MİNİBÜSE KUCAĞIMIZDA BİR BEBEKLE BİNDİK, İKİ BEBEKLE İNDİK”
Eşinin minibüste doğum yapmasının ardından yaşadıkları şoku dile getiren baba Murat Güçlü, şöyle konuştu:
-Eşim geçtiğimiz gün hasta olduğu için doktora gittik. Gripti. Ben işteydim aradım onu hastaneye git dedim ama gitmedi. Ertesi sabah kötüleşince işten izin aldım, eşimi Perşembe sabahı hastaneye götürdüm.
-Avcılar’da oturuyoruz ama eşim hamile diye doktorlar kadın doğum uzmanının görmesi lazım dediler. Biz de Bakırköy’deki hastaneye geldik. Bakırköy’den de Bahçelievler’e yönelmemizi söylediler.
-Eşimin o sırada ağrıları başladı. Ona, ‘Hamilesin, doğum başlamış olmasın’ dedim. O da bana bir sıkıntı yok dedi. Ardından Bakırköy’den Bahçelievler’e gelmek üzere minibüse bindik. O sırada sancıları başladı. Arka tarafta oturuyordu eşim, öne doğru geçti.
-Benim de kucağımda bir buçuk yaşındaki oğlum vardı. Arka tarafta oturuyordum. Minibüsteki kadınlar yardımcı olmaya çalıştılar. Eşimi görüyordum, ellerini sıkmaya başladı.
“Ağrısı, sancısı vardı ama sesini çıkarmıyord. “Minibüsün içinde şansımıza bir de hemşire vardı. Bana, ‘eşinin doğumu başladı’ dedi.
-Eşime yardımcı olmaya başladı. Herkes minibüsçüye seslendi hızlansın diye. O da sağ olsun ambulans şoförü gibi sürmeye başladı. Hızlandı ve yoldakilere seslenerek yolu açtı. Tam hastanenin önüne geldiğimizde eşim minibüsün içerisinde doğum yaptı. Bebeğin ağlama sesini duydum. Doğum aracın içerisinde gerçekleşti, sonra eşimi içeri aldılar. Ben de o an çok heyecanlandım.
-Minibüse kucağımızda bir bebekle bindik, iki bebekle indik. Böyle bir olay beklemiyorduk, eşim yaklaşık 2 ay erken doğum yaptı. Olay 10 dakika içerisinde gerçekleşti zaten eşim de utangaç bir insan olduğu için hiç sesini bile çıkarmadı.
-Eşimin ve çocuğumuzun durumu şu an iyi. Eşim taburcu olacak, kızımız da kuvözde şu an. Tedavisine devam ediliyor, erken doğum gerçekleştiği için. Biz de bekliyoruz kızımızı. İsmini de Asmin koyacağız
“BEN DE YENİ BABAYIM 20 GÜN ÖNCE ÇOCUĞUM OLDU”
Sürücü Hakan Yücel de, şöyle konuştu:
-Yayla ışıklar dediğimiz yerde sancısı gelmeye başladı. Arkadan bir bayan geldi sancısı var yardımcı olur musunuz diye. Yolcu var bir anda anlayamıyorsun ne olduğunu, son sürat hastaneye sürdüm. Hastanenin içine girdik, dedim ‘inebilirsiniz’, dedi ‘aşağıya inemem, doğum başladı’.
-Yolcuları aşağıya indirdim, güvenlik görevlileri, hemşireler geldi. doğum oldu, aşağıya indiler. yolumuza devam ettik. Ben de yeni babayım 20 gün önce çocuğum oldu, farklı bir şeydi aslında.
-Beklemediğim bir olaydı minibüste doğum. Uçakta gördük, takside gördük de minibüsün içinde ilk defa böyle bir şeye şahit olduk. Yolculardan da Allah razı olsun hepsi yardımcı oldular.
-Babası yanındaydı bir anda heyecandan koşturdu gitti, göremedim babasını aslında, içerideydi bir anda hemşire geldi bir tane çocuk.
-‘Burada mı doğdu’ dedim, ‘içeride doğdu’ dediler. Sadece merakım şuydu, acaba sağlıklı mı bir sorunu var mı? sağlıklıymış onun durumunu da öğrendim.
Durakta kahya olarak çalışan Orhan Koşan ise, “İlk defa karşılaştık böyle bir şeyle. Arkadaşımız kadını doğuma yetiştirdiği için adını ‘Ebe Hakan’ koyduk.

Olayla ilgili çalışma başlatan İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, şüphelileri tespit edip, operasyon düzenledi. Gözaltına alınan 4 şüpheli, adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden Hüseyin El Hammud’un 2 kardeşi öldürdüğü, tartışmanın da borç meselesi yüzünden çıktığı belirtildi. Adliyeye sevk edilen Abdul Hamid Alhıs ile cinayet şüphelisi Hüseyin El Hammud ve kardeşi Beşşar El Hammud tutuklandı, U.H. ise adli kontrolle salıverildi.
2 FARKLI GÜNDE 5 KİŞİ DAHA GÖZALTINA ALINDI
İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, olaya ilişkin 2 farklı günde operasyonlar düzenledi. Polis ekipleri ilk operasyonda İsmail O., Muhammed El H. ve Bilal O.’yu, diğer operasyonda ise Eymed İ. ve Ahmad A.yı gözaltına aldı. 5 şüpheli, çıkarıldıkları Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği tarafından ‘Kasten öldürme’ suçundan tutuklandı. Böylece olayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında tutuklananların sayısı 8’e yükseldi.
İLK İFADESİNDE ÖLDÜRDÜĞÜNÜ KABUL ETMEDİ
Cinayet şüphelisi Hammud, ilk ifadesinde cinayeti kimin işlediğini görmediğini öne sürerek, “Kardeşim Beşşar ile birlikte yaklaşık 1 aydır Abdulhamit Alhıs’ın evinde misafir olarak kalırım. Olay gününde Bilal’e telefon geldi ve ölen şahısların da içinde olduğu 4 kişi eve geldi. Şahıslar eve geldiğinde ellerinde bıçaklar vardı. Eve geldiklerinde bıçaklar ceplerindeymiş, odaya geçtiler. Orada Bilal ile kavga ettiklerini duyunca odaya girdik. Bu sırada ellerinde bıçakları gördük. Kavga edenleri ayırmaya çalıştık. O sırada yaralandım. Bilal kavga esnasında ilk önce yere doğru daha sonrasında da biz kaçarken şahıslardan birisine ateş etti. Biz korkup aşağıya indik. Kaçarken 2-3 el daha ateş edildiğini duydum. Benim elimde kesinlikle silah veya tüfek yoktu. Ben kimseyi öldürmedim. Öldüreni de görmedim” diye konuştu.
CEZAEVİNDEN MEKTUP YAZARAK İTİRAFÇI OLDU
Hüseyin El Hammud, cezaevinden itirafçı olmak istediğine dair mektup yazdı. Savcılıkça yeniden ifadesi alınan Hammud, “3 yıldır uyuşturucu kullanıyorum. Olaydan 2 gün önce Muhammed’den 150 TL karşılığında uyuşturucu aldım. Ama parasını vermedim. Ardından beni arayıp, ‘150 TL, bin TL oldu’ dedi. Küfür etti. 15 dakika sonra da eve 5-6 kişi geldi. Beni dövmeye başladılar. Öldürecekler diye korktum. Tüfek ile 1 el ateş ettim. Ama, korkmadılar. Üzerime gelmeye devam ettiler. 2 el daha ateş ettim. Sonra da korkumdan olay yerinden kaçtım. ‘Parayı vermezsen seni keseceğiz’ dediler. Daha önce korktuğum için farklı ifade verdim” dedi.
Olayla ilgili soruşturmanın devam ettiği bildirildi.
]]>