19-21 Nisan 2024 tarihlerinde telefon araması yapılarak gerçekleştirilen araştırmada Türkiye’deki 15 yaş üstü nüfusun enflasyon beklentilerini ölçmek hedeflendi.
76 ilde ve 1447 farklı mahallede yaşayan 2 bin 906 kişiyle telefonda gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda Nisan 2024 itibarıyla yıllık enflasyon beklentisi yüzde 119, yıl sonu enflasyon beklentisi ise yüzde 96 olarak açıklandı.
Merkez Bankası’nın (TCMB) nisan ayı anket sonuçlarında ise yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi nisan anketinde yüzde 44,16, 12 ay sonrası TÜFE beklentisi ise yüzde 35,17 oldu.
Anket sonucunda yıl sonu enflasyon beklentilerinin Ocak 2024-Nisan 2024 döneminde yüzde 72’den yüzde 96’ya yükseldiği belirtildi.
Enflasyon beklentileri ortalama değeri hem yıllık hem yıl sonu enflasyon beklentisinde medyan değerin üzerinde ölçüldü. Yani yıllık enflasyon beklentileri yüzde 119’dan yüksek olanların sayısı, düşük olanlardan daha fazla oldu. Benzer şekilde yıl sonu enflasyon beklentileri yüzde 96’dan yüksek olanların sayısı düşük olanlardan daha fazla.
EN YÜKSEK BEKLENTİ METROPOLDE
Ankette bireylerin yaşadığı yerleşim tiplerine göre, kır, kent ve metropol şeklinde bir ayrıştırma yapıldığında kırdan metropol alanlarına doğru gittikçe fiyat artışı beklentisinin yükseldiği gözlemlendi.
Kırda yaşayanların fiyat artışı beklentisi yüzde 89,85 olurken bu oran kentte yüzde 92,46’ya metropolde ise 99,07 olarak ölçüldü.

EN YÜKSEK ENFLASYON BEKLENTİSİ EMEKLİDE
Görüşülen kişilerin çalışma durumuna göre bir inceleme yapıldığında ise enflasyon beklentisi en yüksek olan grup emekliler oldu. Emekli grubunu işsizler takip etti.
Emeklinin enflasyon beklentisi yüzde 111,09 olurken işsizlerin enflasyon beklentisi yüzde 98,37 oldu. İşçi, esnaf ve çiftçi grubunda ise beklenti yüzde 96,88 oldu.

GELİR DÜŞTÜKÇE BEKLENTİ YÜKSELİYOR
Haneye giren toplam gelir beyanına göre bir gruplama yapıldığında ise düşük gelir seviyeleri için gelir düştükçe yılsonu enflasyon beklentisinin yükseldiği gözlendi.
10 bin TL altı maaş alan grubun enflasyon beklentisi 108,13 olurken, 10 bin-15 bin arası gelire sahip kişilerin enflasyon beklentisi 104,25 oldu.

ENFLASYON BEKLENTİSİ NEDEN ÖNEMLİ?
TEBA sitesinde ayrıca hanehalkı enflasyon beklentisini ölçmenin önemine de yer verildi.
Açıklamada şunlar kaydedildi:
Enflasyon beklentileri ileriye yönelik ekonomik dinamiklerin anlaşılması açısından önemli bir öncü gösterge. Varlık fiyatlamalarında, politika kararlarında, tüketim ve yatırım kararlarının oluşturulmasında kritik bir rol oynuyor.
Firmalar ürün fiyatını belirlerken, çalışanlar ücret pazarlığına oturduklarında, ev sahibi kira ödemesini belirlerken enflasyon beklentilere göre hareket ediyor. Dolayısı ile bugünün enflasyon beklentileri yarının gerçekleşen enflasyonunu da şekillendiriyor.
Gelişmiş ülkelerde enflasyon beklentileri büyük ölçüde merkez bankalarının koyduğu enflasyon hedefine yakın seyretmesine rağmen bu veriyi yine de çok yakından takip ediyorlar. Gerek piyasa katılımcılarının perspektifinden, gerekse hanehalkı perspektifinden ayrı ayrı değerlendiriyorlar. Gelişmekte olan ülkelerde ise enflasyon beklentilerinin ölçümü çok yetersiz durumda.
]]>
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), enflasyon verilerinin ardından yaptığı açıklamada, “En yoksul gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 108 olurken, en yüksek gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 50 oranında kaldı” ifadelerine yer verdi.
Açıklamada ayrıca TÜİK’in Haziran 2022’de madde sepeti fiyat listesini açıklamaktan vazgeçmesi üzerine DİSK’in TÜİK’e karşı açtığı davaya rağmen madde sepeti verilerinin hâlâ yayımlanmadığına da değinildi.
YOKSULUN GIDA ENFLASYONU YÜZDE 108
“TÜİK, Nisan 2024 döneminde gıda enflasyonunu yüzde 68,5 olarak açıkladı. Ancak bu enflasyon halkın hissettiği gerçek enflasyonu yansıtmaktan oldukça uzak bir oran” denilen açıklamada DİSK-AR’ın araştırmasına ait verilere yer verildi.
DİSK-AR’ın TÜİK verilerinden yararlanarak yaptığı hesaplamaya göre resmi gıda enflasyonu ortalama yüzde 68,5 olarak gerçekleşirken emeklilerde gıda enflasyonu yüzde 84,1 oldu.
Üçüncü yüzde 20’lik gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 78,1 olurken, düşük gelirli ikinci yüzde 20’lik grubun gıda enflasyonu yüzde 89,5 ve en yoksul yüzde 20’lik gelir grubun gıda enflasyonu ise yüzde 107,6 olarak gerçekleşti.
“Yüksek gelir gruplarının daha düşük gıda enflasyonu hissettiği görülüyor” denilen açıklamada yüksek gelir gruplarının gıda enflasyonuna ilişkin şunlar paylaşıldı:
Dördüncü (yüksek) yüzde 20’lik gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 65,5 olurken, en yüksek gelir grubunun gıda enflasyonu ise yüzde 49,9 oldu. Böylece en yoksul gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 108 olurken, en yüksek gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 50 oranında kaldı. Bu durum enflasyonun gelir gruplarına, farklı toplumsal kesim ve sınıflara göre önemli ölçüde farklı hissedildiğini ortaya koyuyor.
DİSK- AR, TÜİK, aylık Tüketici Eğilim Anketi gerçekleştirmesine rağmen, bunun çıktısı olan “hissedilen/algılanan enflasyon”u açıklamadığını belirtirken “TÜİK, uluslararası kuruluşların yaptığı gibi halkın hissettiği/algıladığı enflasyon oranı ve beklenen enflasyonu da elinde hazır bulunan verileri işleyerek yeni bir veri olarak yayımlamalıdır. TÜİK ayrıca gelir gruplarına göre enflasyon farklılaşmasını da açıklamalıdır” ifadelerine yer verdi.
GIDA ENFLASYONU İLE FARK AÇILDI
2005 ve 2024 verilerinin karşılaştırıldığı açıklamada son yıllarda gıda enflasyonu ile genel enflasyon arasındaki farkın açılmaya başladığı belirtilerek şunlar kaydedildi:
*2005 Nisan’da 115,6 olan TÜFE endeksi, Nisan 2024’te 2207,5’e yükseldi.
*2005 Nisan’da 111,9 olan gıda fiyatları endeksi ise 2024 Nisan’da 3237,6’ya yükseldi.
*Nisan 2005’te yüzde 8 olan yıllık enflasyon oranı Nisan 2024’te yüzde 69,8 oldu.
*2005’te yüzde 3,5 olan yıllık gıda enflasyonu ise Nisan 2024’te yüzde 68,5’e yükseldi.
*Öte yandan son yıllarda gıda enflasyonu ile genel enflasyon arasındaki fark açılmaya başladı. Nisan 2005’te TÜFE’yle aynı seyreden gıda fiyatları endeksi Nisan 2024’te TÜFE’nin 1.030 puan (yüzde 46,6) üstüne çıktı.
]]>Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) verilerinden yapılan derlemeye göre, geçen yıl elde edilen gelirlere yönelik 1 Mart’ta başlayan gelir vergisi beyan dönemi 5 Nisan’da sona erdi.
Geçen yıl kira, ücret, menkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlardan gelir elde eden 1 milyon 811 bin mükellef beyanname verdi.
GİB, beyanname verme süresinin sona ermesinin ardından yaptığı incelemede, gelir elde ettiği halde beyanname vermeyen 400 binden fazla mükellefi tespit etti. Bu mükelleflerin vergi dairelerine bildirilmesine ilişkin çalışmalar başlarken, kısa süre içinde bildirimlerin yapılması bekleniyor.
Beyanname vermeyen mükellefler için son bir olanak daha bulunuyor. Elde ettikleri bu gelirlere ilişkin beyanname vermeyen mükellefler, pişmanlık imkanından faydalanabiliyor.
Kira gelirlerine ilişkin beyannamelerin verilmesine yönelik merak edilen 5 soru ve cevapları şöyle:
Soru 1 : Hangi mükellefler pişmanlık hükmünden yararlanabiliyor?
Sahip oldukları konuttan geçen sene yıllık 21 bin lira, iş yerinden ise 150 bin liranın üzerinde kira geliri elde eden gayrimenkul sahiplerinin gelir vergisi ödemesi gerekiyor. Gelir elde etmesine rağmen beyanname vermeyen mükellefler, ilgili vergi dairesi tarafından kendilerine yazı gönderilmeden önce pişmanlık imkanından yararlanarak beyanname verebiliyor. Pişmanlık hükmüyle beyanname verildiğinde, ceza uygulanmadan vergilerin ödenmesi imkanı bulunuyor.
Soru 2 : Bu hükümden faydalanmak isteyen mükellefler nasıl başvuru yapabilecek?
Mükellefler vergi dairesine giderek “pişmanlıkla beyanname vermek istediklerini” belirtecek ve dilekçeyle başvuru yapacak. İsteyen mülk sahipleri, Gelir İdaresi Başkanlığının “gib.gov.tr” internet adresindeki “Hazır Beyan Sistemi” üzerinden de beyannamelerini “pişmanlık” seçeneğini işaretleyerek doldurabilecek.
Soru 3 : Zamanında beyanname dolduran ancak vergisinin ilk taksitini ödemeyen mükellef vergisini ne zaman ödemeli?
Gelir vergisi, her yıl martta beyan ediliyor, mart ve temmuz aylarında 2 taksit halinde ödeniyor. Beyannamesini zamanında verdiği halde ilk taksitini ödeyememiş mükellefler, ödemede geciktikleri her ay için aylık yüzde 3,5 gecikme zammı ödeyecek. Vergi dairesinin icra işlemlerine muhatap olmamak için borcun bir an önce ödenmesi önem taşıyor.
Mükellefler, verginin taksitle ödenmesi talebinde de bulunabilir. Gerekli şartları taşımaları kaydıyla bu borçlar tecil faiziyle birlikte taksitler halinde ödenebiliyor.
Soru 4 : Kira geliri nedeniyle tahakkuk eden vergi nasıl ödenecek?
Vergiler, Dijital Vergi Dairesi’nden (dijital.gib.gov.tr), mobil uygulamadan anlaşmalı bankaların banka kartı/kredi kartı, banka hesabından havale yoluyla, yabancı ülkede faaliyet gösteren bankalara ait kartlar, vergi tahsiline yetkili bankalar, vergi dairesi vezneleri aracılığıyla veya PTT şubelerinden ödenebiliyor.
Soru 5 : Kira gelirleri beyan edilirken hangi giderler düşülebiliyor?
Elde edilen kira gelirinden “götürü” ve “gerçek” olmak üzere iki farklı yöntemle giderler düşülebiliyor. Götürü gider yöntemini seçen mükellefler, kira gelirlerinden istisna tutarını düştükten sonra kalan tutarın yüzde 15’ini gerçek giderlere karşılık olmak üzere indirebiliyor.
Gerçek gider yönteminin seçilmesi durumunda ise kiraya verilen gayrimenkul için ödenen aydınlatma, ısıtma, su, asansör, idare, sigorta, faiz, ısı yalıtımı ve enerji tasarrufu, onarım giderleri ile oturulan konut veya lojmanların kira bedeli gayrisafi hasılattan düşülebilir.
]]>Google, JPMorgan gibi üst düzey şirketlerde çalışırken bir yandan da gelirinin bir kısmını agresif bir şekilde hisse senetlerine yatırmaya başlayan George, ilk 1 milyon dolarını 20’li yaşlarının sonlarında kazandı.
2023 yılına gelindiğinde ise George, ABD’deki yıllık harcamalarının yatırımlarının yüzde 2’sinden az olduğunu farketti ve bu yüzden işinden ayrılmaya karar verdi.

Daniel George
George, Businnes Insıder’da erken emekliliğe adım atmasını sağlayan beş maddeyi yazdı. İşte George’un erken emekli olmasını sağlayan 5 kural:
1- EĞİTİM BORCUNDAN KAÇININ
Ailemin yılda 20 bin dolardan daha az kazandığı Hindistan’ın Kerala kentinde büyüdüm. Borçlanmadan ABD’de lisans eğitimi alamazdım, hatta Hindistan’da özel üniversitelere bile gidemezdim. Bu yüzden Hindistan’da çok daha ucuz olan bir devlet üniversitesinde okumaya karar verdim.
Hindistan’daki üniversite sınavınad ilk yüzde 0,1’lik dilime girdim ve Hindistan’ın en iyi devlet üniversitelerinden biri olan Bombay Hindistan Teknoloji Enstitüsü’nde mühendislik ve fizik eğitimi almaya hak kazandım. Okul ücreti, barınma ve yemek dahil olmak üzere tüm maliyet yılda sadece 1200 dolardı
Sonrasında yüksek lisans yapmak için borçlanmak yerine ABD’de Illinois Üniversitesi’nde bir doktora programına doğrudan başvurdum. ABD’deki doktora programlarına önce yüksek lisans derecesi almadan doğrudan başvurabilirsiniz. ABD üniversitelerindeki doktora öğrencileri genellikle öğrenim ücretlerinden muaftır ve ilk günden itibaren aylık genellikle 2 bin ila 3 bin dolar arasında bir burs alırlar. Doktora programına iki yıl kala ücretsiz bir yüksek lisans derecesi alırsınız. Bu da size zaman ve para kazandırır.
Ben 2015’te Illinois’e taşındım. İki yıl içinde ücretsiz bir yüksek lisans derecesi aldım. Sadece bir yıl sonra, 24 yaşımda doktoramı erken bitirdim.
Tüm eğitimim maliyetsiz oldu. Yaşam masraflarımı karşılamak için aldığım bursun sadece yarısına ihtiyacım vardı. Kalan gelir lisans eğitimimin maliyetinden çok daha fazlaydı.
2- GENÇ YAŞTA HİSSE SENETLERİNE YATIRIM YAPIN
Ayrıca doktoram sırasında yarı zamanlı çalışarak ve teknoloji şirketlerinde yaz stajları yaparak yan gelir elde ettim. Başlangıçta kazandığım paranın çoğu bir banka hesabında duruyordu ve ihmal edilebilir bir faiz getirisi sağlıyordu. Doktoramın son yılında yavaş yavaş hisse senedi almaya başladım.
Yatırım hakkında daha çok şey öğrendim. Google X’te (Google’ın Ar-Ge bölümü) tam zamanlı çalışmaya başladığımda, tüm birikimlerimi yatırmaya başladım. Google X’teki maaşımın yüzde 10’undan daha azını harcadım ve vergilerden kalan her doları borsaya yatırdım (çoğunlukla teknoloji hisselerine). Hisse senetleri dışında hiçbir şeye yatırım yapmadım ve nakit birikimim olmadı.
Ne kadar erken yatırım yaparsanız, bileşik üstel büyüme nedeniyle o kadar iyi. Ancak, bu büyüme çok fazla risk ve dalgalanma ile birlikte gelir. Bununla birlikte, piyasada geçirilen zaman dalgalanmaları yener. Hisse senetleri düşse bile, satmadan yeterince uzun süre bekleyebilirseniz genellikle tekrar yükselecektir.
Gençken ve çalışırken, işinizden elde ettiğiniz bir geliriniz ve daha düşük yaşam maliyetleriniz olduğu için risk ve piyasa oynaklığı ile başa çıkabilirsiniz.
Yaşlandığınızda veya emekli olduğunuzda, muhtemelen tahviller, hazine bonoları ve düzenli tasarruf hesapları gibi daha güvenli, daha az değişken varlıklara yönelmek istersiniz.
3- PAHALI ŞEHİRLERE KISA VADELİ TAŞININ
San Francisco, New York ve Seattle’da birçok iş için ödenen ücret çok daha yüksek olabilir. Bu genellikle tasarruf yapmaya yardımcı olmaz çünkü buralarda yaşam maliyeti de yüksektir.
Kariyerinizin başlarında fazla masrafınız yokken bu şehirlere taşınmak, tasarruflarınızı hızla artırmak için bu yüksek gelirden tam olarak yararlanabileceğiniz anlamına gelir.
Kaliforniya’da Google X’te çalışmaya başladığımda yılda yaklaşık 270 bin dolar kazanıyordum. Arkadaşlarımla güzel bir daireyi paylaşıyordum, yemeklerimin çoğunu Google ofislerinde yiyordum ve başka büyük harcamalarım yoktu. Bu nedenle gelirimin yüzde 10’undan daha azını harcıyordum.
Sonunda, yerleşmek istediğinizde, yaşam masraflarının önemli ölçüde daha düşük olduğu yerlere taşınarak birikimlerinizin değerini katlayabilirsiniz.
4- ÜCRET PAZARLIĞI YAPMAYI ÖĞRENİN
Mezun olduktan hemen sonra Google X’teki ilk işim için bir teklif aldım ve kabul ettim.
Doktora yapmadan benden daha düşük bir pozisyonda işe başlayan arkadaşlarım vardı ama Google’a diğer şirketlerden gelen karşı teklifleri göstererek pazarlık yaptıkları için daha fazla maaş alıyorlardı.
Birkaç yıl sonra JPMorgan bana iş teklifinde bulunduğunda elimde çok fazla koz vardı çünkü teknoloji şirketlerinden ve hedge fonlardan birkaç teklif almıştım. Müzakere stratejilerini öğrenmek için de biraz zaman harcadım.
Diğer tekliflerden yararlandım, maaş beklentilerini tartışırken ve JP Morgan’da mülakat yaparken maaş paketimin tüm yönlerini inceledim. Maaşımla ilgili iyi pazarlık ettim ve teklif ettikleri ilk ücretin neredeyse iki katını aldım.
5 – BENZER HEDEFLERİ OLAN BİR ORTAK BULUN
Eşim ve ben Google X’te tanıştık. Aynı yaşlardaydık ve ikimiz de yapay zeka alanında doktora yapmıştık. Benzer gelirlerimiz vardı ve her ikimizin de ayrı hisse senedi hesaplarına yatırılmış aşağı yukarı eşit birikimlerimiz vardı.
Harcama ve yatırım konusunda aynı düşünce yapısını paylaşıyoruz ve harcamalarımızı eşit olarak bölüşüyoruz. İkimiz de minimalist bir dijital göçebe yaşam tarzından hoşlanıyoruz. Pahalı maddi eşyalara sahip olmak yerine seyahat ve deneyimlere değer veriyoruz, bu yüzden erken emekli olabildim.
Eğer bir eş istiyorsanız, doğru eşi bulmak uzun vadeli mutluluğunuz ve başarınız için en önemli faktörlerden biridir.
]]>Ordu’nun Ünye, Fatsa ve Çamaş ilçelerinde Seçim Koordinasyon Merkezlerinin açılışına katılan Erbakan, günfdr 2 bin 500 üy kaydı yaptıklarını, üye sayılarının 470 bini aştığını anlattı.
Partisinin yüzde 20’nin üzerinde oy alacağını savunan Erbakan, ekonomi üzerinden iktidara yüklendi:
– Sözün bittiği yerdeyiz. Hiçbir anlatılan hikaye karın doyurmuyor, derde derman olmuyor. Sadece oyalama, sadece zaman kaybı. ‘Bir seçimi daha atlatabilir miyiz’ kaygısı ile anlatılan hikayeler. Peki, gerçekler ne Türkiye’de? Halkın yüzde 85’i yoksul, yüzde 45’i açlık sınırının altında gelire sahip. Açlık sınırı 20 bine dayanmış. Bu ne demek; 10 milyon asgari ücretli ve milyonlarca emekli, açlık sınırının altında.
“FAKİRLİK 4.5 KAT ARTTI”
– 10 bin TL alan emekli açlık sınırının yarısı kadar maaş alıyor demek. Yoksulluk sınırı, bu ülkede aylık 53 bin TL’ye gelmiş. Bu fiyatlarla, bu enflasyonla 4 kişilik ailenin aylık 53 bin TL geliri yoksa; o aile bu ülkede fakir konumunda. İşte bu matematikle baktığınızda halkın yüzde 85’i yoksul, yüzde 45’i aç. Zaten sosyal yardımlar, dağıtılan erzaklar, gıda yardımları, çok övünerek söyledikleri aslında Türkiye’nin nasıl fakirleştiğinin bir ispatı.
– 2002’de 1 milyon haneye sosyal yardım yapılırken, bugün 4,5 milyon haneye sosyal yardım yapılıyor. Nüfusumuz 2002’den bu yana 4,5 kat mı arttı? Hayır. Ama fakirlik 4,5 kat arttı. 1 milyon hane sosyal yardıma muhtaçken, bugün 4,5 milyon hane yardıma muhtaç hale gelmiş. 20 sene önce vatandaşın bankalara borcu 6 milyar TL iken; bugün 2,5 trilyon TL’ye fırlamış. Bir insan, bankaya, kredi kartına keyfinden borçlanır mı?
“85 MİLYONUN BANKAYA BORCU 400 KAT ARTTI”
– Gelir seviyesi, maaşı yeterli olsa, imkanı olsa gidip de kredi çeker mi, kredi kartı kullanmak zorunda kalır mı? 85 milyon vatandaşın bankaya borcu, son 20 senede 400 misli artmış. Çiftçinin, köylünün borçları 20 senede 2,5 milyar TL’den 530 milyar TL’ye geldi. 220 misli artmış. Dar gelirli milyonlar, işçi, memur, esnaf, emekli, köylü, boğazına kadar borca batıyor. Neden? Çünkü gelir seviyesi yeterli değil. Çünkü açlık ve yoksulluk sınırının altında gelir ile hayatta kalmak mecburiyetinde kalıyor.
“KENDİSİ ‘DOLAR 45 TL OLACAK’ DİYOR”
Doların iki seçim arasında 19 liradan 34 liraya çıktığını ifade eden Erbakan, şöyle devam etti:
– Nisan ayında, geçen seçimden önce dolar 19 TL’ydi. Bu hafta 34 TL’ye dayandı. Şimdi 33 TL seviyesinde. ‘Düşüreceğiz’ diye ne yapacaklarını şaşırıyorlar. Bu gidişle seçime kadar 38 TL olursa hiç şaşırmayın. Orta vadeli programda; devlet, kendi ekonomi programında yazmış. ‘2024 sonu döviz kuru 45 TL olacak’ diyor. 45 TL olacak diye kendisi söylüyor.
Sonra çıkıyor ‘Enflasyon düşecek’ diyorlar. Kendileri ile çelişiyorlar. Doların 45 TL olacağı ülkede enflasyon düşer mi, düşmez. Hikaye bunlar. Enflasyonun düşmesi için denk bütçe lazım. İsrafın önlenmesi lazım. Milli kaynak paketlerinin hayata geçirilmesi lazım. Üretim ve ihracatla dış ticaret açığının önlenmesi lazım. Dış borçlanmadan kurtulması lazım. Bütün bunları olması için de Milli Görüş ruhu lazım.
]]>Enflasyonun belirli bir eşik seviyeyi aştığı ülkelerde ekonomi politikalarını yönetmek ve yönlendirme de zordur. Bir kaç yıldan beri 3 haneyi yakalayan enflasyon oranının en fazla etkilediği ücretler reel olarak hızla erimekte, bu da ulusal gelir hızlı bir şekilde eritmekte.
Harcamalar yöntemiyle ölçülen ulusal gelirin ortalama %60-70’nin tüketim harcamalarından geldiği gerçeği ile reel ücretlerdeki azalma ulusumuzun varlı birikimini de zayıflatmakta.
Rezervleri hızla yok olan, Merkez Bankası’nın döviz kurunu yönetememesi ve iç piyasada sürekli yükselen fiyatlar nedeniyle ücretler reel olarak daha da azalacaktır. Bu ve önümüzdeki uzun bir sürede bunun düzelmesinin de zor olduğunu söylemek gerekir.
-Şubat enflasyon verilerinde ilk kez TÜİK, ENAG’dan yüksek veri açıkladı. TÜİK’te bir değişim mi var, ya da bir hazırlık mı?
Artık TÜİK aralıklarla enflasyonu doğru açıklama yerine bunu sürekli hale getirmeli, halkın cebinden veriler vasıtasıyla alınan alın teri karşılığının da yerine konması gerekir. Korkarım önümüzdeki dönemde hem yetkililer hem de siyasi sorumlara karşı açılacak davalar baş ağrıtacak nitelikte olacaktır. Bunun en son örneğini Arjantin ve Yunanistan’da tecrübe ettik.
-Bu süreç en çok emeklileri etkileyecek gibi sanki. Cumhurbaşkanı bunun en net sinyalini verdi sanırım.
Çünkü para yok, kaynak kalmadı. Ulusal gelir tam anlamıyla birkaç aileye transfer edildi… ve hala da ediliyor.
-Yıl ortasında yeni maaş zammı yapılmalı mı?
Hem de birkaç defa yapılması zorunlu. Sonuçta halkında bir dayanma gücü var. Yaşam maliyeti artar, ücretler ona yetişemezse daha da huzursuz bir toplum oluruz.
-Herkesin merak ettiği konu: Seçimlerden sonra ekonomide ne olacak? Siz ne bekliyorsunuz?
Seçimler fiyatlar ve diğer olumsuzlukların baskılandığı dönemleri kapsar. Bu sefer de farklı bir gelişme yok. Swaplarla desteklenen rezervlerdeki açık, döviz kurundaki baskılama ve fiyatların telefon trafiği ile sabitlenmesi çabası yanında demokrasi seviyesindeki erime seçim öncesi değilse de ertesi, döviz kurunu artıracak, fiyatları daha da artıracak, reel ücretleri eritecektir. Bu programsızlık ve siyasi yönetim tarzı ülkeyi daha çok uzun süre sıkıntılar içinde bırakacaktır.
-Halk da seçim sonrası için hazırlıklara başladı sanırım. Dövizdeki hareketliliği bu şekilde yorumlayabilir miyiz?
Ekonomik büyüme oranları enflasyon verilerinin baskılandığı bir ortamda reel olarak yanlış hesaplanır. Diğer ifadeyle olduğunda fazla çıkar. Bunu son dönemde ekonomik büyüme matematiğini, metodunu bilen ekonomistler sıkça vurguladı. Zaten enflasyonu ile milli gelir verileri yanlış ise de diğer verilerin oynaklığının artacağını belirtmek yanlış olmaz. Bunlardan bir tanesi de döviz kurudur.
Ülke enflasyon oranı ile diğer ülke enflasyon oranlarının farkı, ulusal gelir seviyesi, enflasyon oranı vb. değişkenlere bağlı olan döviz seviyesinin günümüz değerinde durması akıldışı olur. Zaten bunu anlayan halk da döviz büroları ve kuyumculara akın etmeye başladı.
]]>ABB Başkanı ve CHP ABB Başkan Adayı Mansur Yavaş, Keçiören Belediye Başkan Adayı Mesut Özarslan ile Bağlum’da Seçim Koordinasyon Merkezi (SKM) açılışına katıldı. Burada konuşan Yavaş şunları söyledi:
“MAL VARLIĞIMI AÇIKLADIM AMA BAKIN RAKİBİM HALA AÇIKLAMIYOR”
*Sizlerden aldığım parayı ‘Ben proje yapıyorum’ deyip çöp projelere yatırmadık. Peki sizden aldığımız parayı harcarken ne yaptık? Açık ihaleler, birinci günden itibaren belediye meclis üyeliğini de canlı yayınlayarak tüm ihaleleri de canlı yayınlayarak herkesin olanı biteni görmesini sağladık, kapalı kapılar ardında ihale dönemi bitti.
*Yaptığımız tüm harcamaları web sayfasından düzenli şekilde yayınladık kuruşu kuruşuna. Sizin bize emanetinizi nerede kullanmışız bütün vatandaşlarımızın görmesini sağladık. Böyle yaparak üstümüze çamur sıçramasını da engelliyoruz. Yetmedi ben aday oldum yine 2019’daki mal varlığım nedir 2023’teki mal varlığım ne olmuş hemen bunu da açıkladım insanlar görsün diye.
*Artık belediyeler üzerindeki bu şaibelerin kalkması için elimizden geleni yapıyoruz. Ben açıkladım ama bakın rakibim hala açıklamıyor. Açıklayacak. Çünkü o da kamu malı kullandı. Dört dönem belediye başkanlığı yaptı.
*İlk başladığında şimdiki arasındaki mal varlığını çıkıp halka açıklaması lazım. Yoksa şaibe altında kalır. Kul hakkına girer. Bizler harcadığımız bu paraların şeffaf bir şekilde görünmesini sağladık ve Türkiye’de örnek aldık. Yaptığımız bu çalışmalar sonunda Dünya Başkent Belediye Başkanları Birliği Ödülü’nü aldık. Şeffaflık Ödülü’nü aldık.
“YOLSUZLUK VE İSRAF”
*Bu ülkede zengin ve fakir arasında bu kadar uçurum varsa unutmayın ki bunun tek sebebi yolsuzluklar ve israftır. Başka hiçbir sebebi yoktur. Çatır çatır kul hakkı yeniyor. Buna artık göz yummayalım. Bunun artık sona gelmesi lazım.
*Çatır çatır israf yapılıyor. Bunun artık bitirilmesi lazım. Seçildiğimden itibaren tek arabayla gezdim. Bir minibüsle gezdim Ankara’da. Hiçbir yerde fotoğrafımı görmediniz. O çakarlarla, konvoylarla gezenler sizin paranızla geziyor.
*Kendi paralarıyla gelsinler. Hatta iş başına geldiğimizde baktık şirketlerde lüks arabalar kiralanmış, bizim kendi şirketlerimizde araba kavgası var. Alayını sattım geçtim. Herkes aynı arabaya biniyor.
“BU DÜNYADA HESABINI VEREMEYEN…”
*Seçildik rozetimizi çıkarttık bu çok önemliydi çünkü önceki dönemlerde kim çok oy verirse oraya öncelikle hizmet ederim oy vermeyene de hizmet etmem anlayışı vardı. Halbuki herkesten vergi alıyoruz.
*Şu topluluğun içinde birçok insan belki bize oy vermemiştir. Nasıl ayıracaksınız? Ama onlar da su parası ödüyor. Onlar da vergi veriyor. Eğer siz oy vermedi diye insanlara, parasını aldığınız insanlara hizmet etmezseniz o da direkt kul hakkıdır, Allah bunu yarın soracaktır. Siz şehrin ihtiyacı neyse ona göre davranacaksınız.
*Acil ihtiyaçlar neyse ona göre davranacaksınız. Çok şükür şimdiye kadar hiçbir Allah’ın kulunu ayırmadık. Ayırmaya da bizim vicdanımız el vermez. İnşallah Mesut Başkanım da aynı şekilde çalışacak. İhaleleri açık yapacak. Kimseyi ayırmadan tüm Keçiören’e eşit bir şekilde hizmet edecek.
*Yaptığımız bütün yatırımların üzerine bu yaptığımız tesis şu kadar TL’ye mal olmuş diyoruz. Hesabını veriyoruz. Vermek zorundayız. Bir daha söylüyorum; mal varlığını açıklamazsanız sorun, açıklamaktan korkan ‘Benden hiç kimse hesap soramaz. Öbür dünyada Allah’a veririm hesabını’ der geçerler.
*Ben de iddia ediyorum. Bu dünyada hesabını veremeyen öbür dünyada hiçbir şekilde veremez. Çünkü vereceğiniz hesap kendi hesabınız olmayacak. Halkın bütçesini kullanıyorsunuz. Madem halkın bütçesini kullanıyorsanız geliriniz nereden gelmiş, belediye bütçesinden gelmediyse hangi faaliyetle bu kadar gelir elde ettiniz, daire sahibi oldunuz bunların hepsini açıklamanız lazım yoksa şaibe altında kalırsınız.
“BUNUN SORUMLUSU DAR GELİRLİLER Mİ?”
*Seçimlerden önce bir karalama daha vardı. Şimdi Mesut Başkanım üstüne basa basa söylüyor. Bunlar gelirse işçileri çıkaracaklar ikincisi sosyal yardımları kesecekler. Babamızın parasını mı harcayacağız niye keselim? Bu bir haktır. Desteğe ihtiyacı olan insanlar için haktır. Çünkü ben sadece bu hükümeti de kastetmiyorum. Uzun yıllardır hükümet maalesef adil gelir dağılımını başaramamıştır.
*Bunun sorumlusu dar gelirliler midir? Bu nedenle hükümet, devlet bütün kamu ihtiyacı olanların yanında olması lazım. Onların da diğer vatandaşları gibi eşit şartlarda yaşaması için birtakım destekler de olması lazım. Ama bizim bir farkımız var. Seçimden önce çok eleştirdik. Paket paket dağıtıp bir de paket verdiklerini kameraya çekip şu kadar paket dağıttık diye övünüyorlardı. İnsanların onuruyla oynuyorlardı.
*Biz de söz vermiştik. Gelir gelmez Başkent Kartımızı çıkarttık, artık o anneler, o babalar evde çocuğu ne istiyor alamıyorsa kendi ihtiyacına göre gidiyor, kasaptan, marketten alacağını alıyor, ihtiyacını görüyor ve bir elin verdiğini öbür el görmüyor. Budur belediyecilik. Ondan sonra da benim rakibim diyor ki; ‘Mansur Yavaş’ın projesi yok.’ Bundan daha büyük bir proje olur mu Allah aşkına?
*Ama bunu derken bir de şunu diyor; ‘Ben de diyor Başkent Kart çıkartacağım. Para yükleyeceğim’ diyor. Dört yıldır yapıyorum Allah’tan kork. Yuh demek yok sandıkta vereceksiniz cevabı. En son ‘Kantin Kart çıkaracağım’ dedi onu da iki yıldır uyguluyorum. Dolayısıyla neyi gösteriyor? Projesi yok derken mansuryavasneyaptı.com adresine girmiş, usul usul tırtıklayarak benim projelerimi proje diye söylüyor. Belediyecilik asfalt değildir, beton değildir. Yaşadığı kentte insanlara huzur veren, onların iyi yaşamasını sağlamaktır.
]]>“Kurumlar vergisini artırmayacağız. Gelir vergisini artırmayacağız. KDV genel oranları artırmayacağız. İstistanalar varsa, indirimli olanlar var ise bunu gözden geçireceğimizi zaten söylemiştik. Motorlu Taşıtlara ilave bir oran gündemimizde değil” dedi.
Vergilerde genel oranları değiştirmeyeceklerini vurgulayan Şimşek, seçim sonrasında harcamalarda tasarruf, kayıt dışılıkla mücadele ve vergide istisnalar ile indirimleri gözden geçirme planladıklarını söyledi.
Para ve sermaye piyasalarına dönük olası vergi düzenlemeleriyle ilgili de konuşan Şimşek, “Biz piyasaları tedirgin edecek adımlar atmayız. Ne borsaya ne de başka alana piyasayı bozacak vergi düzenlemesi gündemimizde değil” dedi.
“Kripto düzenlemesi de seçimden sonra çok büyük ihtimalle Meclis’ten geçecek” diyen Şimşek, kredi kartında da piyasaları bozmadan düzenleme yapacaklarını söyledi.
Şimşek’in açıklamalarında satır aralarındaki mesajları ve vergi politikalarında seçim sonrası olabilecekleri Ondokuz Mayıs Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mali Hukuk Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Batı ve EY Türkiye Vergi Bölümü Şirket Ortağı Abdülkadir Kahraman sozcu.com.tr’ye değerlendirdi.
GENEL ORAN DEĞİŞMEYECEK AMA…
Şimşek’in “değimeyecek” dediği KDV’deki genel oranın yüzde 20 olduğunu ancak yüzde 1 ve yüzde 10 oranında KDV uygulanan ürün ve hizmetlerin yer aldığı iki liste bulunduğunu hatırlatan Murat Batı, “Genel oranı değiştirmeyeceklerini söyledi ancak (I) ile (II) sayılı listede sayılan ürünler bu listeden çıkarılırsa bu ürünlerin KDV oranı direkt yüzde 20’ye yükselecektir. Örneğin konaklama hizmetleri (II) sayılı listede bulunmakta ve bu konaklama hizmetinden (otel) yüzde 10 KDV hesaplanmaktadır. Şayet konaklama hizmeti (II) sayılı listeden çıkarılırsa konaklama hizmetinde KDV yüzde 20’ye yükselmiş olacaktır” dedi.
Benzer bir durumun Mayıs 2023 seçimleri sonrasında 7 Temmuz 2023 günü 7346 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yapıldığını hatırlatan Batı, “Sabun şampuan, deterjan, dezenfektanlar, ıslak mendil (sabun, deterjan veya solüsyon emdirilmiş olsun olmasın), tuvalet kağıdı, kağıt havlu, kağıt mendil ve peçete de (II) sayılı listedeydi ve (II) listeden çıkarıldı o yüzden KDV oranı da yüzde 20’ye yükselmişti” ifadelerini kullandı.
KRİPTO, BORSA, İNDİRİM VE İSTİSNALAR
Şimşek’in vergi düzenlemelerinde yapılması öngörülen değişikler için işaret ettiği Orta Vadeli Program’da (OVP) “vergi tabanının genişletilmesine” atıf yapıldığını, bunun da vergiye tabi olmayanların verginin konusuna dâhil edilmesi anlamına geleceğini belirten Batı, “Vergi tabanının genişletilmesinden vergi kanunları kapsamında olmayan -kripto varlıklardan elde edilen gelirler gibi- bazı unsurların vergi kanunlarının kapsamına alınması anlaşılmalıdır” dedi.
“Vergilendirilebilir saha daha etkin kullanılacak” diyen Batı, “Örneğin altın, inci, pırlanta gibi kıymetli madenler tekrar ÖTV kapsamına alınabilir, KKM gibi enstrümanlardan elde edilen gelirler vergilendirilebilir. Özetle maddi vergi kanunlarının (gelir, kurumlar, KDV, ÖTV gibi) konusunun genişletileceği anlaşılıyor” değerlendirmesinde bulundu.
OVP’deki “Vergi harcamaları gözden geçirilecek, etkin olmayan istisna, muafiyet ve indirimler kaldırılacaktır.” maddesini hatırlatan Batı, “Verimsiz sayılan yüzlerce muafiyet ve istisna hükmü kaldırılacak gibi duruyor. Örneğin toplam vergi harcamalarının toplam vergi hasılatına oranı 2024 yılı için yüzde 26,51 olarak tahmin edilmiş. Yani devlet 2024 yılında 100 TL vergi geliri hedeflemiş ise bunun 26,51 TL’sinden vazgeçecektir. 2024 yıl dâhil altı (6) yılın vergi harcama tutarlarının vergi hasılatına oranının ortalaması ise yüzde 23’tür” bilgisini paylaştı.
‘O SİLAH MUTLAKA PATLAR’
Şimşek’in “Borsaya ya da herhangi bir enstrümana, piyasayı bozacak bir vergi düzenlemesi gündemde değil” dediğini, buradaki anahtar ifadenin “piyasayı bozacak bir vergi düzenlemesi gündemde değil” kısmı olduğunu belirten Batı, “Piyasayı bozmadan pekâlâ bir düzenleme yapılabilir. Zira birçok finansal enstrümandan elde edilen gelirlerden hala yüzde sıfır vergi alınmaktadır. Hatta geçen günlerde bazı enstrümanların gelirlerinden yapılacak stopaj oranını yüzde 40’a kadar artırma yetkisi Cumhurbaşkanına verildi. Anton Çehov’un dediği gibi, eğer ilk sahnede duvarda bir silah asılıysa, oyunun sonunda mutlaka patlar. Yani bir yetki verildiyse kullanılacaktır diye düşünüyorum” yorumunu paylaştı.
Batı’ya göre, Şimşek’in söylemlerinden özetle şu sonuçları çıkarmak mümkün:
“Kurumlar vergisi oranı artmayacak ama kurumlar vergisine ilişkin istisna ve muafiyetler azaltılacak; borsa, TL mevduat gibi enstrümanlardan piyasayı bozmayacak şekilde vergi alınacak (oran artacak); KDV genel oranı değişmeyecek ama listeler (I ve II) daraltılarak yüzde 20’ye tabi ürün sayısı artırılacak; mükellef lehine düzeltilmesi gereken –özellikler otomobiller için- ÖTV tarifesi değiştirilmeyecek/düzeltilmeyecek ve böylelikle ÖTV hasılatı artacak; gayrimenkul satışlarında gerçek bedel dikkate alınacak ve bunun için de ekspertiz uygulaması getirilebilir.”
927,9 MİLYAR TL’LİK RET VE İSTİSNA
Abdülkadir Kahraman da Şimşek’in açıklamalarının, seçim sonrasında özellikle KDV’deki bazı indirim ve istisnaların kaldırılacağının işareti olduğunu söyledi.
2024 bütçesinde toplamda 927,9 milyar TL’lik vergi ret ve iadesinin öngörüldüğünü, bunun 844 milyar TL’lik bölümünün dahilde alınan KDV’den kaynaklanacağını belirten Kahraman, bu tablonun değiştirilmesinin beklenebileceğini dile getirdi.
KDV’nin yüzde 1 ve yüzde 10 olarak uygulandığı bazı ürün ve hizmetlerin de yüzde 20’lik genel orana dahil edilebileceğini belirten Kahraman, para ve sermaye piyasalarından elde edilen ve şu an vergi alınmayan gelirlere da piyasayı bozmadan belirli bir oranda vergi gelebileceğini söyledi.
]]>İsrail ile Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) arasında 1994’te imzalanan Paris Ekonomi Protokolü gereğince Tel Aviv yönetimi, kontrolü altındaki sınır kapılarından Filistinliler adına topladığı vergi gelirini Filistin hazinesine aktarıyor. İsrail, Filistin’in ithal ettiği malların gümrük vergilerini “Filistin yönetimi adına” topluyor ve Filistin’e ortalama aylık 200 milyon dolar ödeme yapıyor. Bu vergiler, Filistin ekonomisi için önemli bir gelir sağlıyor.
Ancak İsrail’de Bakanlar Kurulu, 7 Ekim saldırısının ardından 3 Kasım’da Filistin hükümeti adına topladığı vergi fonundan Gazze Şeridi’ne ve Filistinli tutuklulara ayrılan miktarın kesilmesine karar verdi. Bunun üzerine Filistin yönetimi, 5 Kasım’da İsrail’in Gazze’ye tahsis edilen miktarı keserek yaptığı ödemeyi almayı reddettiğini duyurdu.
Norveç Dışişleri Bakanlığından 19 Şubat’ta yapılan açıklamada, Norveç’in, İsrail tarafından Filistin yönetimi adına toplanan ve 7 Ekim’den sonra durdurulan süreci üstlendiği belirtildi. Açıklamada, İsrail’in topladığı vergiyi Norveç’e transfer etmesi ve Norveç’in de Gazze için ayrılanın dışındaki meblağı Filistin yönetimine göndermesi şeklinde işleyeceği ifade edildi.
Ancak henüz bu transfer gerçekleşmedi. Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye, dünkü haftalık kabine toplantısında, İsrail’in topladığı vergi gelirlerine işaret ederek “İsrail hâlâ paralarımızı tümüyle alıkoymaya devam ediyor ve şu ana kadar hiçbir meblağı transfer etmedi” dedi.
MEMUR VE EMEKLİ MAAŞLARINI ÖDEYEMİYORLAR
İsrail’in Filistin yönetiminin gelirlerinin büyük kısmını oluşturan vergi gelirlerini aktarmaması Filistin hükümetinin aylardır memur ve emekli maaşlarını ödeyememesine neden oluyor.
Filistin yönetiminden maaş alan çalışanlar ve emekliler, son olarak tam maaşlarını Ekim 2021’de aldı. Bu tarihten sonra hükümetin içinde bulunduğu mali kriz nedeniyle ücretlerini kesintili şekilde alan Filistinliler, ocak ayından bu yana ise hiç alamadı.
Filistin hükümeti, 2021’de maaşlarda yaşanan kesintinin, İsrail’in vergi gelirlerinde yaptığı hukuk dışı kesintileri arttırmasından ve bunun sonucu hükümetin gelirlerinin azalmasından kaynaklandığını bildirdi.
Batı Şeria’daki Filistinliler, 2021’den itibaren maaşlarının ancak yüzde 80’ini alabildi. Kalan kısmın ise “hükümetin hak sahiplerine borcu” olduğu ifade edildi.
OCAKTAN BU YANA ÖDEME YAPILMADI
İsrail’in Gazze’ye saldırılarının başladığı 7 Ekim 2023’ten bu yana ise hak sahipleri Ekim-Kasım-Aralık ayı maaşlarının ancak aylık yüzde 60’ını alırken, ocak ayından itibaren ise hak sahiplerine hiçbir ödeme yapılmadı.
İsrail’in vergileri göndermemesi memur ve emekli maaşlarının ödenmesi konusunda Filistin hükümetinin belini büküyor.
YAKLAŞIK 245 BİN HAK SAHİBİ BULUNUYOR
Filistin Maliye Bakanı Şukri Bişara, 14 Şubat’ta düzenlediği basın toplantısında, maaş ödemelerinin aylık 1 milyar şekeli (272 milyon dolar) bulduğunu belirtti.
Yaklaşık 245 bin hak sahibinden, 144 binini çalışanlar, geri kalanını ise emekli, esir, şehit aileleri gibi kesimler oluşturuyor.
Filistin yönetiminin aylık toplam mali geliri normal şartlarda 1,35 ila 1,4 milyar şekele (367-380 milyon dolar) ulaşıyor.
Bunun yaklaşık yüzde 90’ı gerek İsrail’in gerekse Filistin yönetiminin topladığı vergilerden oluşuyor.
İsrail’in Gazze’ye tahsis edilen miktarı keserek yapacağı ödeme ise Filistin yönetiminin ihtiyacını karşılamıyor. Normal şartlarda İsrail’in Filistin’e ortalama aylık 200 milyon dolar ödeme yapması gerekirken, Tel Aviv’in kesinti miktarının aylık 275 milyon şekeli (yaklaşık 74 milyon dolar) bulduğu ifade ediliyor.
]]>Son yapılan araştırma sonuçlarına göre; en yüksek eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay bir önceki yıla göre 1,8 puan artarak yüzde 49,8’e çıkarken, en düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun aldığı pay 0,1 puan azalarak yüzde 5,9 oldu.
EŞİTSİZLİK ARTTI
En son yapılan araştırma sonuçlarına göre Gini katsayısı bir önceki yıla göre 0,018 puan artış ile 0,433 olarak tahmin edildi. Tüm sosyal transferler hariç tutulduğunda Gini katsayısı 0,520, emekli ve dul yetim maaşı dahil diğer tüm sosyal transfer gelirleri hariç tutulduğunda ise 0,445 olarak tahmin edildi.
Gelir dağılımı eşitsizliği ölçütlerinden olan Gini katsayısı, sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımında eşitliği, bire yaklaştıkça gelir dağılımında bozulmayı ifade ediyor.
Toplumun en yüksek gelir elde eden yüzde 20’sinin elde ettiği payın en düşük gelir elde eden yüzde 20’sinin elde ettiği paya oranı (P80/P20) 7,9’dan 8,4’e, gelirden en fazla pay alan yüzde 10’unun elde ettiği gelirin en az pay alan yüzde 10’unun elde ettiği gelire oranı ise 14,2’den 15,0’a yükseldi.
YILLIK ORTALAMA HANEHALKI KULLANILABİLİR GELİRİ
Türkiye’de yıllık ortalama hanehalkı kullanılabilir geliri 2023 yılı anket sonuçlarına göre yüzde 70,7 artarak 167 bin 983 TL oldu.
Türkiye’de yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri bir önceki yıla göre yüzde 72,3 artarak 48 bin 642 TL’den 83 bin 808 TL’ye yükseldi.
Yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirlerinde en yüksek gelir, geçen yıla göre 37 bin 522 TL artarak 100 bin 76 TL ile tek kişilik hanehalklarının oldu.
Çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hanehalklarının yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri 99 bin 916 TL iken tek çekirdek aileden oluşan hanehalklarında bu değer 85 bin 758 TL oldu.
En düşük yıllık ortalama eşdeğer kullanılabilir hanehalkı fert gelirine sahip hanehalkı tipi ise 66 bin 001 TL ile en az bir çekirdek aile ve diğer kişilerden oluşan hanehalkları oldu.
TOPLAM GELİRDEN EN YÜKSEK PAYI MAAŞ VE ÜCRET GELİRİ ALDI
Toplam gelir içerisinde en yüksek payı, yüzde 48,5 ile bir önceki yıla göre 2,3 puan artan maaş ve ücret geliri aldı. İkinci sırayı yüzde 22,1 ile önceki yıla göre 1,1 puan artan müteşebbis geliri alırken üçüncü sırayı yüzde 17,6 ile önceki yıla göre 2,6 puanlık azalış gösteren sosyal transfer geliri oluşturdu.
Tarım gelirinin müteşebbis geliri içindeki payı yüzde 20,5 olurken, emekli ve dul-yetim aylıklarının sosyal transferler içindeki payı ise yüzde 88,4 olarak gerçekleşti.
EN YÜKSEK YILLIK ORTALAMA ESAS İŞ GELİRİ YÜKSEKÖĞRETİM MEZUNLARININ
Yıllık ortalama esas iş gelirleri sırasıyla yükseköğretim mezunlarında 157 bin 851 TL, lise ve dengi okul mezunlarında 114 bin 374 TL, lise altı eğitimlilerde 89 bin 012 TL, bir okul bitirmeyenlerde 63 bin 425 TL ve okur-yazar olmayan fertlerde 45 bin 637 TL olarak hesaplandı. Geçen yıla göre yıllık ortalama esas iş gelirinde en yüksek artış yüzde 89,7 ile lise altı eğitimli, en düşük artış ise yüzde 79,6 ile okur-yazar olmayan fertlerde oldu.
Esas iş gelirleri sektörel ayrımda incelendiğinde; en yüksek yıllık ortalama gelirin 121 bin 013 TL ile hizmet sektöründe, en düşük yıllık ortalama gelirin ise 92 bin 632 TL ile tarım sektöründe olduğu görüldü. Bir önceki yıla göre; yıllık ortalama esas iş gelirinde en yüksek artış yüzde 100,9 ile tarım sektöründe gözlenirken, bunu yüzde 86,7 ile sanayi sektörü izledi. Diğer taraftan hizmet sektöründe yüzde 83,2, inşaat sektöründe ise yüzde 74,3 artış gözlendi.
Yıllık ortalama esas iş gelirleri sırasıyla işverenlerde 408 bin 174 TL, kendi hesabına çalışanlarda 115 bin 622 TL, ücretli maaşlılarda 102 bin 821 TL ve yevmiyelilerde 53 bin 334 TL olarak hesaplandı. Geçen yıla göre en yüksek artış yüzde 108,1 ile yevmiyelilerde, en düşük artış ise yüzde 80,7 ile ücretli maaşlılarda oldu.
EN DÜŞÜK GELİR VAN, MUŞ, BİTLİS, HAKKARİ BÖLGESİNDE
Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’de yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri 2023 yılında 83 bin 808 TL iken, İBBS 2. Düzey bölgeleri itibarıyla en yüksek olduğu bölge 114 bin 634 TL ile TR10 (İstanbul) bölgesi oldu. Bu bölgeyi, 108 bin 036 TL ile TR51 (Ankara) bölgesi ve 101 bin 372 TL ile TR21 (Tekirdağ, Edirne, Kırklareli) bölgesi izledi. En düşük yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri ise 39 bin 173 TL ile TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) bölgesinde gerçekleşti.
Son yapılan araştırma sonuçlarına göre P80/P20 oranı Türkiye’de 8,4 iken, bu değerin en düşük olduğu İBBS 2. Düzey bölgesi 5,3 ile TR81 (Zonguldak, Karabük, Bartın) olurken bu bölgeyi 5,4 ile TR42 (Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova) ve 5,5 ile TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) bölgeleri izledi.
P80/P20 oranının en yüksek olduğu İBBS 2. Düzey bölgeleri ise 9,4 ile TRA2 (Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan), 8,4 ile TR10 (İstanbul) ve TR51 (Ankara) oldu.
Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine göre sıralı yüzde 10’luk gelir grupları itibarıyla fertlerin bir önceki yıla göre yüzdelik geçişleri incelendiğinde; bir önceki yılda birinci yüzde 10’luk grupta olan fertlerin 2023 yılında yüzde 49,2’sinin, son yüzde 10’luk grupta olan fertlerin ise yüzde 66,5’inin gelir grubu değişmedi. Ayrıca 2022 yılında birinci yüzde 10’luk grupta olan fertlerin yüzde 29,9’unun 2023 yılında gelir grubu birden fazla yükseldi. Son yüzde 10’luk grupta olan fertlerin ise yüzde 13,1’inin gelir grubu birden fazla düştü.
İŞSİZLERİN YÜZDE 42,4’Ü ÇALIŞMAYA BAŞLADI
Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması panel veriden elde edilen sonuçlara göre 2022 yılında işsiz olan fertlerin yüzde 42,4’ü 2023 yılında çalışmaya başladı. Faaliyet durumu 2022 yılında çalışan olarak belirlenen fertlerin 2023 yılında yüzde 90,5’i çalışma hayatına devam etti. Bir önceki yıl işgücüne dahil olmayan fertlerin ise yüzde 10,1’i işgücüne katıldı.
]]>