19 MAYIS HANGİ GÜN?
19 Mayıs tarihi 2024 yılında Pazar gününe denk geliyor.
19 MAYIS RESMİ TATİL Mİ?
19 Mayıs, Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı olarak resmi tatil takviminde yer alıyor. Resmi tatil olduğu için 19 Mayıs tarihinde kamu kurum ve kuruluşları yanı sıra bankalar, eczaneler, noterler gibi kurumlar da kapalı oluyor.
19 Mayıs tarihi 2024 yılında Pazar gününe denk geldiği için resmi tatil, hafta sonu tatili ile birleşmiş oldu.

19 MAYIS 1919 TARİHİ
19 Mayıs 1919 tarihi, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki dönüm noktalarından biridir. Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı tarih olan 19 Mayıs aynı zamanda “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanmaktadır. Atatürk Millî Mücadele sıralarında Türk milletini ileri götürecek olanların ve köhnemiş fikirlere karşı gelecek olanların genç fikirler olduğunu görmüştü. Bu nedenle de “gençlik” kavramı Atatürk için ayrı bir önem taşımaktadır. Atatürk gençlerden sık sık bahsederken, yaş sınırı dışında fikri olarak gençliği yani, fikirde yeniliği ifade etmiştir. O’nun şu sözü çok anlamlıdır: “Genç fikirli demek, doğruyu gören ve anlayan gerçek fikirli demektir.”
Atatürk’ün gençliğe armağan ettiği ve “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanan 19 Mayıs tarihinin önemini daha iyi anlayabilmek için Atatürk’ün 16-19 Mayıs 1919 tarihleri arasında gerçekleştirdiği İstanbul-Samsun yolculuğunu bir kez daha hatırlamamız gerekir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki önemli olaylardan biri Atatürk’ün Samsun’a ayak basışıdır. TürkMilleti Birinci Dünya Savaşı sonrasında kötüleşen koşullar içinde kurtuluş çareleri ararken büyük bir lider Mustafa Kemal Atatürk ortaya çıktı ve Samsun’a ayak basarak “Kurtuluş” yolunu açtı. Dolayısıyla Atatürk’ün 16-19 Mayıs 1919 İstanbul’dan başlayan yolculuğu bir kurtuluş dönemini simgeler. Samsun’a ayak basışının taşıdığı önem Atatürk’ün Büyük Nutku’nu 19 Mayıs 1919 Samsun’a çıkışı ile başlatmasından anlaşılmaktadır ki şimdi bu yolculuğu kısaca anlatmaya çalışalım.
Samsun işgal kuvvetleri için önemli noktalardan biriydi. Stratejik bakımdan büyük öneme sahipti ve Karadeniz’den Orta Anadolu’ya açılan en rahat ve güvenilir bir kapıydı. İngilizler 9 Mart 1919 tarihinde Samsun’a askerî birlik çıkarmışlardı. Buna tepki olarak Türk Makinalı Tüfek birliğinden Hamdi adındaki bir teğmenin askerlerini alarak dağa çıkması dikkatleri bu bölgeye çekti ve İngiliz Yüksek Komiserliği’nin de Türk halkının silâhlandığı konusundaki şikayetleri üzerine bu bölgeye güvenilir bir kumandanın olağanüstü yetkilerle gönderilmesine karar verildi. Bu kumandan Mustafa Kemal Atatürk’tü ve Atatürk uzun zamandan beri ülkenin içinde bulunduğu bu umutsuz duruma üzülüyor ve bir şeyler yapmak için Anadolu’ya geçmek istiyordu. Bu O’nun için bulunmaz fırsattır. İstanbul-Samsun yolculuğu öncesinde Atatürk’le Padişah Vahdettin arasında geçen konuşmayı Atatürk şöyle anlatır:
“-Paşa, Paşa!… Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin! Bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir (bu bir tarih kitabıdır)! Bunları unutun, dedi, asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden daha önemli olabilir…Paşa, Paşa…Devleti kurtarabilirsin!…
Bu sözlerden hayrete düştüm. Acaba Vahdettin benimle içtenlikle mi konuşuyor?…O Vahdettin ki… bütün yaptıklarından pişman mı olmuştur? Aldatıldığını mı anlamıştı? Fakat, böyle bir yorum ile başka konulara girişmeyi ürkütücü saydım, kendine karşılık verdim:
-Kişiliğe güveninize ve bana bunca yüz verişinize teşekkür ederim…Elimden gelen hizmeti esirgemeyeceğime lütfen güveniniz…”
Atatürk bu konuşmada plânlarının sezilmiş olabileceği duygusuna kapılmıştı ama, O’nu bekleyen ve O’na güvenen bir “Türk Milleti” vardı.
Atatürk ile beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü başlayacak yolculuğa gemi kaptanı İsmail Hakkı Durusu dışında 18 kişi eşlik edecekti. Bu 18 kişinin adları şöyleydi: III. Kolordu Komutanı Kurmay Albay Refet Bey (General Bele), Müfettişlik Kurmay Başkanı Kurmay Albay Manastırlı Kâzım Bey (General DIRIK), Müfettişlik Sağlık Bakanı Doktor Albay İbrahim Talî Bey (ÖNGÖREN), Kurmay Başkan Yardımcısı Kurbay Yarbay Mehmet Ârif Bey(AYICI), Karargâh Erkân-ı Harbiyesi İstihbarat ve Siyâsiyât Şubesi Müdürü Kurmay Binbaşı Hüsrev Bey(GEREDE), Müfettişlik Topçu Komutanı Topçu Binbaşı Refik Bey(SAYDAM), Müfettişlik Başyaveri Yüzbaşı Cevad Abbas(GÜRER), Kurmay Mülhakı Yüzbaşı Mümtaz (TÜNAY),Kurmay Mülhakı Yüzbaşı İsmail Hakkı (EDE), Müfettişlik Emir Subayı Yüzbaşı Ali Şevket (ÖNDERSEV), Karargâh Komutanı Yüzbaşı Mustafa Vasfi (SÜSOY), Kurmay Başkanı Emir Subayı ve Müfettişlik Kâlem Âmiri Üsteğmen Arif Hikmet (GERÇEKÇI), İaşe Subayı Üsteğmen Abdullah(KUNT), Müfettişlik İkinci Yaveri Teğmen Muzaffer (KILIÇ), Şifre Kâtibi, Birinci Sınıf Kâtip Fâik (AYBARS), Şifre Kâtibi Yardımcısı, Dördüncü Sınıf Kâtip Memduh (ATASEV).
Atatürk beraberindeki kişilerle beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra “Bandırma” adındaki eski bir vapurla Galata rıhtımından ayrılır. 17 Mayıs 1919 Cumartesi günü Bandırma Vapuru saat 21.40 sıralarında İnebolu’ya varır. 18Mayıs 1919 Pazartesi günü beklenen yolculuğun sonuna gelinir. Yolcular Kalyon Burnu denilen yerden sandallarla Merkez iskelesine çıkarılırlar. Bu sandallardan birinin sahibi olan İsmail Yurtsever, o zaman için Atatürk’ü tanımadığını söyler, Atatürk’ü sandalda ve Samsun’da iken geniş yakalı lejyon kaputu ve başında kalpakla gördüğünü anlatır.
Atatürk, İstanbul’dan başlayan ve Samsun’da sona eren yolculuk esnasında görevli bir askerdi ve giyimi de buna uygundu ancak Samsun’a ayak bastığı günden birkaç gün sonra asker değil, sivil olarak hareket edecekti.
Atatürk’ün Samsun’a çıkışında gördüğü manzara pek parlak değildi. Şehirde İngiliz işgal kuvvetleri vardı. Pontusçular sokaklarda kol geziyordu. Halk kendisini koruyamayacak durumdaydı. Atatürk bugün müze haline getirilen Hıntıka Palas’ta kaldıkları süre içinde hep bu sorunları düşündü, yolculukta geçirdiği uykusuz geceler sona ermemişti; şimdi de burada uykusuz geceler başlıyordu. Ama, O’nda ve O’nun gibi düşünenlerde bu azim oldukça hiçbir engel aşılmaz değildi.
Kısaca vermeye çalıştığımız bu yolculuk Türk Milleti için bir dönüm noktası oldu ve kurtuluşun başlangıcıydı. Millî Mücadele’yi başlatmak üzere Samsun’da Anadolu topraklarına bastığı 19 Mayıs 1919 tarihinin önemi nedeniyle de 19 Mayıs’ı Türk gençliğine armağan etti. Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi gençlik kavramı genel anlamda fikirlerdeki yeniliği anlatmaktadır.
Atatürk “Gençler! Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler! Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum” derken Türk gençliğine olan güvenini de anlatmıştır.
Atatürk’ün şu sözleri hepimiz için bir rehber olmalıdır:“ Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kâfidir” demiştir. Atatürk’ü anlamak, yaşadıklarını ve fikirlerini bilmekle mümkündür. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında yaşanan zorlukları her zaman göz önünde tutarak, 19 Mayısları Atatürk’ün emanetine daima sahip çıkarak kutlamalıyız.
]]>Her 45 dakikada 50 kadar üye yapıldığını ifade eden Özgür Özel, “Türkiye ittifakı kazandı ve Türkiye ittifakı büyük bir moralle güçlenmeye devam ediyor. CHP’nin üye kampanyasında, üye kayıt formu yetiştiremiyoruz. Kuyrukta gençler oluyor. 45 dakikada 50’ye yakın kayıt yapılan standımız oluyor. Ankara genç üye kayıtlarını yetiştiremiyor. Ailemiz büyüyor, baba evi büyüyor” diye konuştu.
Eskişehir’in bir önceki dönem belediye başkanı Yılmaz Büyükerşen’in tüm CHP’li belediyeler için kurulan Eğitim ve Eşgüdüm Denetim Komisyonu’nun başkanı olduğunu ve komisyonun hızla çalışmalarına devam ettiğini kaydeden Özel, şu ifadeleri kullandı:
* “Önümüzdeki günlerde hizmetlerin tüm belediyelerde ortaklaştığını, belli hizmetlerin tek tipleştiğini, CHP belediyeciliğinin kanıtlandığını ve artık bütün Türkiye’de görülen bu iyi uygulamaların ileride genel iktidar içinde CHP’ye olan ilgiyi, alakayı, güveni artıracağını hep birlikte göreceğiz. İsrafa son verip, hizmeti getirmeye devam edeceğiz. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde Kırıkkale’de, Kastamonu’da Eskişehirler yaratacağız.
* Türkiye’nin dört bir yanında CHP belediyeciliğini mutlaka özdenetimi kuvvetli, israfı olmayan, yolsuzluk olmayan bir şekilde halkın gözleri önünde şeffaf bir şekilde yönetecek, denetleyecek, denetlettirecek ve Türkiye Cumhuriyeti’nin de gerek işlevsizleştirilen Sayıştay’ın yeniden güçlendirileceği, gerek CHP iktidarında başkanlığını ana muhalefet partisinin yapacağı kesin hesap denetim komisyonunu kurulacağı ve bu memlekette artık rüşvetin, adam kayırmanın, ortadan kaldırılacağı yarınları müjdeleyeceğiz.”
ATANAMAYAN ÖĞRETMENLER VE EMEKLİLER İÇİN MİTİNG DÜZENLENECEK
Özgür Özel, atanamayan öğretmenler ve emeklilerin seslerini duyurabilmek için Ankara ve İstanbul’da iki miting düzenleyeceklerini belirterek, şunları söyledi:
* “Bu süreçte muhataplarımızla bir yandan sizlerin haklarını, işçinin ve emekçinin haklarını, kiracıların haklarını, atanmayan öğretmenin haklarını staj mağdurlarının haklarını, astsubayın, uzman çavuşun talep ve haklarını konuşurken bir yandan da büyük bir mücadeleyle sokaktan korkmadan, meydandan kaçmadan halkın sesini en yukarıdan duyuracağız. CHP geçen günlerde atanmayan öğretmenlerle ilgili mülakatın kaldırılma sözünün verildiği öğretmenlerle ilgili, onların talebine uygun olarak 68 bin mülakatsız atama talebinin kampanya boyunca arkasında durduk. Kürsümüzü, bu taleplere açtık. Ancak geçtiğimiz pazartesi günü Sayın Erdoğan, kendi açıklamaya varamadı, ertesi gün Milli Eğitim Bakanı’na bıraktı. Bakan salı günü, sadece 20 bin atama dediğinde gençlerimizin umutları kırıldı. Ardından biz ‘Hani mülakat yapmayacaktınız? Hani 14 Mayıs’ta, 28 Mayıs’ta Sayın Erdoğan ‘mülakatı kaldırıyoruz’ diye söz vermişti, hani seçim bildirgesine yazmıştınız.
* Gençlerin kendilerinden ailelerinden böyle oy istemiş, böyle oy toplamıştınız’ dediğimizde, ‘Mülakat gibi mülakat yapacağız’ dediler. Elbette kabul etmedik. Bugün duyuyoruz ki ‘Efendim 45 dakika sürecek, kamera da koyacağız, bunu da yapacağız’ diyerek partizanlığı, adam kayırmayı, yüksek not alanı ailesi muhalif, diye geride bırakıp, düşük not alanı birilerinin yakını, diye AK Parti’den diye ileri alan bir sistemi devam ettirecekleri anlaşılıyor. İşte biz bu şartlar altında, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’ndan bir gün önce genç hocalarımız, öğretmenlerimizle atanamayan değil, ne kusuru varmış da atanamıyormuş veya senin nasıl bir mesuliyetin var bu işte? Atayamıyormuşsun.
* Atanmayan öğretmenlerle, mülakat mağdurlarıyla çağdaş, bilimsel, laik eğitime karşı yürütülen müfredat çalışmasına da isyan eden herkes ile birlikte 18 Mayıs’ta İstanbul Saraçhane’de onların sesine ses, mücadelelerine omuz vereceğiz. Onların sesini duyuracağız, müzakere de edeceğiz ama bu güzelim gençler için mücadelenin de en büyüğünü vereceğiz. Artan enflasyon asgari ücreti kemiriyor. Biz temmuz ayında enflasyon güncellemesi beklerken, hatta yılda 4 kez olsun derken, asgari ücrete enflasyon zammı yapmamaya, emeklileri süründürmeye devam ediyorlar. Bununla da mücadele edeceğiz. Bunun için ilk adım emekliler, sonra da emekçiler geliyor. Emekliler için 26 Mayıs Pazar günü saat 13.00’te Ankara’da bir büyük emekli mitingi düzenliyoruz. Emeklilerin sesini bütün Türkiye’ye duyuracağız.”
“BİRAZ DA ZENGİNLERİN KAPISINA GİT”
Özel, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i eleştirerek, “Buradan herkese sesleniyorum, hayat pahalılığıyla mücadele emeklinin, emekçinin, yoksulun sırtından yapılamaz. Bugün Türkiye’de bir IMF programı uygulanmaktadır, örgülü bir IMF programı uygulanmaktadır. IMF hayalet gibi üzerimizde dolaşmaktadır. IMF, ‘Memura zam yapma’ diyecek yapmıyor. ‘Emekliye zam yapma’ diyecek, yapmıyor. IMF ile anlaşsan ‘İstihdam yaratma, işe alma’ diyecek ama adına bir tek IMF demiyor. Bu hayalet, bu gulyabani, hep emeklinin penceresinde, hep emekçinin, yoksulların kapısına dayanıyor. Mehmet Şimşek’e sesleniyorum; gulyabanini al biraz da zenginlerin kapısına git. Biraz da zenginlerle uğraş, yoksulun peşini bırak” diye konuştu.
]]>Shelvey, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’de olmaktan büyük mutluluk duyduğunu, Rize’deki futbol ortamının çok değerli olduğunu söyledi.
Deneyimli orta saha oyuncusu, Rize’ye uyum sağlamakta zorlanmadığını, genç ve dinamik bir takımda liderlik yapmanın kendisini mutlu ettiğini anlatarak, “Liderlik benim doğamda olan bir şey. Sahada her zaman en iyisini vermeye ve sorumluluk almaya çalışıyorum. Bu doğrultuda oynarken takım arkadaşlarım bana bu yolu açıyor. Birlikte çok güzel bir kimya oluşturduk. Başarıya giden yolda uyum çok değerli.” diye konuştu.
İngiliz oyuncu, genç bir takımda oynamanın kendisini heyecanlandırdığını vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:
“Genç oyuncuları bıraksanız bütün gün koşacaklar. Ne yazık ki ben yaştan dolayı fizik olarak o durumda değilim. Yıllar içerisinde edindiğim tecrübe ve oyunu öğrendiğim şekilde gördüklerimle onlara destek oluyorum. Top bizdeyken yönlendirme fırsatım oluyor. Benim yerime işin zor kısmını onlar yapıyor. Onlar daha çok koşup mücadele ediyor. Top rakibe geçtiğinde tecrübelerimle takım arkadaşlarımı yönlendirme fırsatım oluyor.”
Birlikte çok güzel iş yaptıklarını dile getiren 32 yaşındaki Shelvey, “Genç oyuncular her zaman çok enerjik ve istekli oluyor. Biz de bunun karışımını yaptık. Maç öncesi ve içerisinde arkadaşlarıma söylediklerim oluyor. Bazısı bunu hoş görmeyebilir ama futbolun içinde bunlar oluyor. Günün sonunda bütün genç arkadaşlarım için tek dileğim, kariyerlerinden maksimumunu elde etmeleri.” ifadelerini kullandı.
“TEK AMACIMIZ AVRUPA”
Shelvey, Avrupa yarışı içinde kalmaya çalıştıklarına dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Yarışa maç maç bakıyoruz. Sahada veya antrenmanda bu hedefi dillendirmiyoruz. Doğrusu bu. Önümüzde oynamamız gereken 6 maç var. Bu hedefe ancak maç maç bakarak ulaşabiliriz. Elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız. Ben buraya Çaykur Rizespor’u Avrupa kupalarına götürmek için geldim. Kendi bireysel hedefim buydu. Günün sonunda bu hedefe ulaşamazsak kendi adıma işimi doğru olarak yapamadığımı addedeceğim. Bunu başaramamış olarak göreceğim kendimi. Takım arkadaşlarımızın tek amacı bu hedefi başarmak.”
“KALMAKTAN MUTLU OLURUM”
Çaykur Rizespor’da iyi bir sezon geçirdiğini ve gelecek sezonla ilgili planlamasının şekillenmeye başladığını belirten Shelvey, şunları kaydetti:
“Benim isteklerimi kulüp, onların isteklerini de ben biliyorum. Burada olmaktan dolayı çok mutluyum. Burada kalmaya çok açığım. Bu büyük kulüp için oynamaktan dolayı mutluyum ama günün sonunda iki tarafın çıkarları için hareket etmek gerekir. Kulübün neye ihtiyacı var? Kulüp nasıl bir gelecek planlıyor? İki tarafın da çıkarlarına göre hareket edilecektir. Eğer teklif gelirse oturur konuşuruz, burada olmaktan çok mutlu olurum.”
SHELVEY’DEN SEMİH KILIÇSOY’A ÖVGÜ
Türkiye’de Fenerbahçe ve Galatasaray’da çok iyi genç oyuncular olduğunu anlatan Shelvey, “Son dönemde dikkatimi çeken Beşiktaş’ta Semih Kılıçsoy oldu. Böyle devam ederse çok iyi bir kariyeri olacağını düşünüyorum. Zaten fiziksel olarak Aguero’ya çok benziyor. Umarım iyi bir kariyeri olur. Bence çok iyi işler yapacaktır.” dedi.
İngiltere ve Türkiye’deki şampiyonluk yarışını yakından takip ettiğine değinen oyuncu, “İngiltere’de Manchester City bir şekilde şampiyon olacaktır ama Türkiye’deki yarıştan çok emin değilim. İkisi de çok iyi ve büyük takımlar. Sezon sonuna kadar çok çekişmeli geçecektir. Kimin şampiyon olacağına dair net bir fikrim yok.” diye konuştu.
]]>Bryan Johnson, yüzünün 2018, 2023 ve 2024 yıllarına ait üç fotoğrafını yan yana paylaşarak “Face ID’m bile karıştı” diye yazdı.
Gençleşmek için yılda yaklaşık 2 milyon dolar harcayan Johnson, nihayet beş yıl gençleştiğini iddia ediyor. Ancak herkes Johnson’a pek katılmıyor. Sosyal medya paylaşımına yorumlar gelen ünlü girişimci, bazılarına göre çok daha yaşlı görünüyor.

SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMI OLAY OLDU
X’te bir kullanıcı, “2018’de daha iyi görünmen çok çılgınca” derken bir başkası da 55 yaşında göründüğünü yazdı.
Teknoloji kralının gençleşmek için kullandığı yöntem de oldukça farklı. Johnson, 17 yaşındaki oğluyla kan alışverişi yaptığı için sert eleştirilerin hedefi olmuştu.
Johnson, Dallas yakınlarındaki bir klinikte, 70 yaşındaki babası Richard ve oğlu Talmage ile saatlerce süren bir kan değişim operasyonu geçirmişti. Genellikle kimliği bilinmeyen bir donörden plazma alırken oğlu Talmage, ona bir litre kan sağlamıştı.

SIRA DIŞI BİR YÖNTEM…
Johnson, plazma değişiminden rejimini denetlemeye kadar 30 doktor ve rejeneratif sağlık uzmanından oluşan bir ekiple çalıştığını ve bunun için bir servet harcadığını söylemişti.
Yaşlanma karşıtı bir teknik olarak plazma kullanmak, bilim insanlarının genç ve yaşlı fareler üzerindeki çalışmalarından sonra dikkat çekti. Uygulanan teknik sonrası daha yaşlı fareler bilişsel işlevlerinde, metabolizmalarında ve kemik yapılarında iyileşmeler gösterirken, daha genç olanlarda da sık kan bağışının olumlu etkileri olabileceği görüldü.
Ancak Johnson, sadece operasyonlara güvenmiyor; aynı zamanda uyku ve beslenme düzenine de son derece dikkat ediyor.

DAHA İYİ BİR UYKU İÇİN İPUÇLARI VERDİ
Bu hafta bir Youtube videosunda biyohacker Johnson, daha fazla uyumak için en iyi 10 ipucunu açıkladı; akşam yemeğini erken yemenin ve ideal bir sıcaklıkta dinlenmenin uykusuna nasıl yardımcı olduğunu ayrıntılarıyla anlattı.
Videonun başlığında “Uyku size süper güçler verecek” diye yazarken şunları söyledi:
“Hayatınızı değiştirecek 10 şeyi sizinle paylaşacağım. Hayatım boyunca çok az uyudum ama insanlık tarihindeki potansiyel olarak en iyi uyku skorunu kaydettim.”
İlk önce herkesin kendisini ‘profesyonel bir uyuyan’ olarak tanımlaması gerektiğini belirtti. Johnson, dinlenmeyi bir numaralı öncelik haline getirerek hayatın daha kolay olacağını açıkladı.

Ardından da “İkinci aşama olarak, tutarlı bir uyku saatine sahip olmak, bu gerçekten önemli; çünkü vücudunuza her gün bu saatte uyuduğumuzu söylüyorsunuz” diye ekledi.
Biyohacker, daha erken yatabilmek için yemek saatinin erkene alınması gerektiğini söyledi. Üçüncü ipucu olarak, her gece yatmaya hazırlanmaya yardımcı olacak bir dinlenme rutini oluşturmk gerektiğini belirtti:
“Bir ritüel oluşturmanızı, kitap okumanızı, yürüyüşe çıkmanızı, sevdiğiniz bir hobiyi yapmanızı, ancak ekranlardan uzak durmanızı ve sizi tahrik edecek her şeyden kaçınmanızı, kavga etmemenizi ve zor sorunlarla uğraşmamanızı tavsiye ederim.”

Johnson, ışığın da bu noktada önemli olduğuna dikkat çekti: “Yapılacak bir sonraki şey, akşamları ışığı düzenlemek… Bu nedenle bilgisayarımda bir uygulama ekrandaki mavi ışığı ortadan kaldırır.”
Son olarak da uyku sırasında ideal sıcaklığı korumak gerektiğini söyledi: “Çok sıcak ya da çok soğuk olmadığından emin olmanız gerekir.”
Bryan Johnson, 2020’de oldukça sıkı bir programa başladıktan sonra artık 37 yaşındaki bir kişinin kalbine, 28 yaşındaki bir kişinin cildine ve 18 yaşındaki bir kişinin kondisyonuna sahip olduğunu söylüyor.
]]>
“MANİSALILAR DÜNYANIN EN İYİ İNSANLARIDIR”
Düzenlenen Halk Buluşması programında Manisalılara seslenen Özel, şunları söyledi:
* “Biz bu meydanda bulunan herkesle iyi kötü çok gün yaşadık. Biz birbirimizin acısında beraberiz. Mutlu gününde beraberiz. Büyük mücadelelerde beraber olduk. 2009 yılında sevgili Kadri Kocabaş, kalp krizi geçirince, seçimlere 40 gün kala, 3 saat içinde karar vererek, partinin bayrağı yere düşmesin diye onu alıp görevi kabul ettiğimde, Manisa’ya geldim ve iki isimle, bir tanesi sağdıcım, çocukluk arkadaşım Demirhan Gözaçan. Diğeri çok değerli büyüğüm, o günün ilçe yöneticisi Reis Öncü ile birlikte, üç kişi il binasına gittik. O gün ilk yürürken üç kişiydik. Tabi ki ilçe yönetimimiz, il yönetimimiz 2011’den sonra diğer tüm ilçeler. Ama önce azdık, sonra çoğaldık. Birlikte çalıştık. Kaybettik, kaybede kaybede kazanmayı öğrendik.

* Yenilgiyi umutsuzlukla değil daha büyük bir enerji ile çalışmak için verilen bir mesaj olarak gördük. Hep şuna inandık. İlk gün il başkanlığının balkonunda konuşurken söylediğim bir şeyi kimse unutmasın. O gün demiştim ki ben bu şehrin evladıyım. Dedelerim, ninelerim, anneannem bu şehirde büyümüş, annem ve babam bu şehirde doğmuş, büyümüş, şehrin yarısını okutmuş insanlar. Bizim evimiz belli, mezarımız belli. Ben mezarlığa girdiğimde önce Allah gani gani rahmet eylesin, Manisa Tarzanı Ahmet Bedevi’ye Fatiha okumadan geçmem. Çünkü o demiştir ki benim gibi bir yarı çıplak insanı bu Manisalılar bağrına bastılar, karnımı doyurdular, beni sevdiler, bu Manisalılar dünyanın en iyi insanlarıdır. Gerçekten de Manisalılar çok iyi insanlardır, hangi partiden olursa olsunlar.”

MANİSA’YA HİZMET EDENLERE TEŞEKKÜR
Manisa’da her siyasi görüşten oy aldıklarını belirten Özel, şunları belirtti:
* “Ben kabristanda yürürüm, sağda ilk köşede Neşe Ablanın, Neşe Gülersoy’un, bu partinin kadın kolları başkanıyken, İzmir Eczacı Odasının Genel Sekreteri, Manisa temsilcisiyken MHP’li Eczacı Cemil Çöllü’nün öldürülmesini kınayan bir metni kaleme aldı. O cinayete misilleme olarak hayatını kaybetmişti. Beyaz önlükleri içinde. Afiyet Eczanesinin camından 4 yaşında burnumu cama koyarak gördüğüm o kanlı önlüklü, partimizin ve mesleğimizin öncüsü Neşe Gülersoy’un mezarında bir dua okur, sonra anneannemin, dedemin mezarına varırım.

* Bugün her görüşten Manisalının sevdiği, Manisa Tarzanının, Türkiye Cumhuriyeti siyasi tarihinin en haksız cinayetlerine kurban gitmiş, sağdan soldan Manisa’nın evlatlarının manevi huzurunda ben ve arkadaşlarım adına söz veririm ki bu kenti varlığına, birliğine uygun, beraberliğine uygun, siyasi kavgalarla değil Manisalılık bilinci, eşitlik ve adaletle yöneteceğiz. Partimin Genel Başkanı olduğum gün Manisa’ya geldiğimde, biz bizi biliriz. AKP’liler biz seni mahcup etmeyeceğiz dedi. MHP’liler seni mahcup etmeyiz dedi. Birine inanamadım. Abi sen de mi destekleyeceksin dedim. Isparta Süleyman Demirel’i destekliyorsa, ben sol bir partiye oy vermişim, yanlış mı yapmış olurum? Manisa’nın evladını destekleyeceğim dedi.”

Özel, “Büyük heyecan, genç, yakışıklı, çalışkan il başkanımızı Manisa göreve çağırdı. Onunla birlikte görevi devralan, Türkiye’nin 4 kadın il başkanından birisi. İlk gün konuştuğumuz gibi. Parti içinde bir kişiyi geride bırakmadan. Kimseyi dışlamadan. Eskiden yaşanmış olumsuz hiçbir şeyi hatırlamadan ama bu partiye verilen tüm emekleri de görerek, çok büyük bir kucaklaşmayı hep birlikte sağladık. Biz örgütümüzü kucakladık, Manisa bizi kucakladı. Manisa’nın varıp da bugüne kadar hizmet etmiş yöneticilerini gün gün eleştirdik. Bugün o gün değil. Manisa Belediyesi kurulduğu günden bugüne kadar Manisa’mıza hizmet eden, ilk belediye başkanından son belediye başkanına kadar tüm siyasi partilerden belediye başkanlarımıza ölmüşlerine rahmetlerimizi, hayatta olanlara da minnet ve saygılarımızı sunuyorum” dedi.

“MANİSA’DAN İZMİR’E KARAYEL ESMİŞ”
Özel, konuşmasının devamında ise şunları söyledi:
* “Manisa artık Manisa’nın evladı tarafından eşit, hakkaniyetli şekilde yönetilmeyi hak ediyordu. Manisa tüm ilçeleri, örgütümüzde emeği olan ya da örgütümüzün üzerinde tam mutabık olduğu isimlerle adaylaştırma çalışmalarını tamamladık. Biz birbirimize sarıldık. Manisa bize sarıldı. Sağ olsun şimdi yanımızda İzmir İl Başkanımız da var. O dedi ki İzmir’den esen meltemi, Manisa’ya ulaştırırsak, Manisa’yı kazanırız demişti. Seçim sonuçlarına baktık. İzmir yüzde 50 o akşam. Manisa yüzde 60. İzmir’den Manisa’ya meltem değil Manisa’dan İzmir’e karayel esmiş. Ben emek veren il başkanımın şahsında, tüm ilçe başkanlarıma, il yöneticilerine, ilçe yöneticilerine, bu görevi geçmişte yapanlara, kadın ve gençlik kollarına, hiçbir görevi olmasa da partinin bir neferi olarak Atatürk’ün baba evinin bugüne kadar bacasını tüttürenlere, çayını demleyenlere teşekkür ediyorum.

SIFIR BELEDİYEDEN, 15 BELEDİYEYE
* 40-50 yıl iktidarda değiliz ama bir aradayız. Bu birlikteliği Manisalılar gördü. Şunu gördüler. Tayin yaptıramazlar, terfi yaptıramazlar. İhale zaten almazlar. Bu partinin üyesi olunca hiçbir işleri görülmez ama bir yere gitmezler. Bu insanlar, bu insanlara güvendiler ve Manisa siyasi tarihte görülmeyen bir başarıyı elde etti. Sadece 2 seçim önce sıfır belediyemiz vardı, aynı kanunlarla. Belediye meclislerinde çoğunda hiç belediye meclis üyemiz yoktu. Büyükşehirde sadece 7 belediye meclis üyemiz vardı. Bugün 16 ilçede seçime girdik, 14 ilçede seçimleri kazandık. 15’inci olarak da Ferdi Zeyrek Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. Bu büyük onur için bütün Manisalılara, hangi siyasi görüşten olursa olsun yüzde 60 oyla bu güveni telkin eden bütün Manisalılara yürekten teşekkür ediyorum. Partinin Genel Başkanı olarak yetiştiğim, büyüdüğüm, ekmeği ve suyuyla büyüdüğüm bu memlekette, sizin huzurunuzda şunu ilan etmek durumundayım. CHP, 1977 yılından sonra ilk kez yüzde 38 oy oranı ile Türkiye’nin birinci partisidir.

AVRUPA’NIN EN BÜYÜK SOSYAL DEMOKRAT PARTİSİ
* 14 büyükşehri, 35 il belediyesini kazanan, en yakın takipçisi partiye 11 belediye fark atan, oylarını 10 ay önceki seçime göre 3 milyon 600 bin artırarak, 17 milyon 400 bine çıkaran, bu seçimlerde Türkiye’nin birinci partisi olan, Avrupa’nın en büyük sosyal demokrat partisi olan, Türkiye’nin değil dünyanın en çok belediyeye sahip sosyal demokrat partisi olan, CHP’ye hayırlı olsun. 58 genç belediye başkanımızla, neredeyse tamamı gençlik kollarından geliyor, yine geçen seçimlere göre sayıları 3 katın üzerinde artan 35 kadın belediye başkanımızla CHP rakiplerinden, kurucusunun Cumhuriyeti emanet ettiği gençlere ve siyasette önünü açıp, siyasette seçme ve seçilme hakkını verdiği kadınlara sarılan CHP, diğer rakiplerinden gençleri, kadınlarıyla, birikimiyle, liyakatleri ile ayrışmıştır. Her birisini ayrı ayrı tebrik ediyorum. Bütün Türkiye’ye bir mesajımı tekrar etmek isterim. Bize oy versin ya da vermesin bu seçimin kazananı 86 milyondur. Bu seçimin kaybedeni yoktur. Ben millete zam yapmasam da mazotu 45 lira yapsam da emekliye 10 bin lira versem de çiftçiye al ananı da git desem de esnafa siftahsız kepenk kapattırsam da bana mecbur oy verecekler diyen anlayış kaybetmiştir. Bu seçim yok sayılanların, hesaba katılmayanların kazandığı bir seçimdir.

“SESİZLERİ BÜYÜK SES YÜKSELTTİĞİ ZAFER SEÇİMİ”
* Bu seçim emeklilerin, esnafın, çiftçinin, atanmayan öğretmenlerin, staj mağdurlarının, 9 bin gün mağdurlarının, kademeli emeklilik bekleyenlerin, bu seçim kimsenin görmediği sessizlerin büyük ses yükselttiği bir zafer seçimidir. Bu seçim meydanlara çağırdığımız emekliler koşup geldiği için, aramızda göremeyip artık aramızda olan gençler sandıklara koştukları için, artık bu ülkeden gitmek istiyoruz demeyip, biz bu ülkede Özgür Abiyle birlikte mücadele edeceğiz dedikleri için bu seçimi gençler kazanmıştır. Gençler kendi geleceklerine sahip çıkmaya karar vermişlerdir. Meydandaki gençlerin elini göreyim. Bakın bu kadar çoklar artık. 2011 seçimlerini kaybettiğimizde, önceki dönem il başkanlarımızla oturduk, ilde değerlendirme yapıyorduk. Allah gani gani rahmet eylesin il başkalarımızın değerlendirmesi şuydu. 1980 öncesi bu partiye gençlerden girilmiyordu. Nerede gençler dedi, Hüdai Fazlılar. Allah rahmet eylesin Hüdai Abi, kaldırın ellerinizi görsün. Burada artık bu gençler. Ali Abimiz vardı, Ali Ağar. Önceki il başkanımız. Hüdai doğru söylüyor dedi. Kısa ve öz konuşurdu, Hüdai doğru söylüyor dedi. Sen gençsin, bu partiye gençleri çekersen sen çekersin. Görev senindir dedi. Allah rahmet eylesin Ali Abi işte burada o gençler.

“TÜKETİCİ KREDİSİ DEĞİLDİR”
* Manisa’nın tüm siyasi partilerinin kıymetli seçmenlerine sesleniyorum. Oy vermiş kimseyi verdiği oydan dolayı pişman etmeyeceğiz. Oy vermemiş olanların oyunu hak etmek için çalışacağız. CHP’nin belediye başkanlarıyla, örgütüyle beraber büyük sorumluluğun farkındayız. Milletimiz bize kredi açmıştır. Bu kredi bir tüketici kredisi değildir. Tüketici kredisi al harca diye verilir. Tüketici kredisi çok borçlanmışsın, al borcunu kapat ve taksit taksit öde diye verilir. Benim meydan meydan talep ettiğim, tüm siyasi partilerden talep ettiğim kredi yatırım kredisidir. İnsanlar emeklisi, genciyle, çiftçisi, esnafıyla, beyaz, mavi, gri yakalı çalışanlarıyla, Türkiye’nin adil yönetilecek, sosyal demokrat anlayışla onlara sahip çıkarak yönetilebilecek, emeği öne alacak, emek mücadelesini sahiplendirecek, kimseyi ötekileştirmeyecek bir anlayışa yatırım kredisi vermiştir. Bu krediyi doğru kullanırsak genel seçimlerde nasıl bir banka yatırımı yapan firmadan memnunsa artırarak kredi verir, o krediyi bize verecek, bu ülkeyi bize yönettirecektir.

“PARTİMİZİ İKTİDARA TAŞIYACAĞIZ”
* Bugünden sonra siyasetin nezaketine sahip çıkarak ama rekabetinin de en dik alasını göstererek, unutulanları, ezilenleri, yok sayılanları sahiplenmeye, umutsuzların umudu olmaya, kimsesizin kimsesi olmaya, gençlerin gitmeyi hayal ettikleri ülke değil geleceklerini hayal ettikleri bir ülke olmaya hep birlikte çalışarak hazırlanacağız. Ferdi Zeyrek’in verdiği tüm sözler. Ucuz sudan tutun da iyi bir toplu taşımaya kadar. Hepimiz tarafından sahiplenilmiş sözlerdir. Bunun için elimizdeki belediyenin imkanları nispetinde, diğer belediyelerimizle dayanışma içinde, dünyanın öbür ucundan alınabilecek temiz fon ve kredilerle, yaşadığımız, doğduğumuz Manisa’ya, hepimizin ekmeğini, suyunu tüketip, her şeyimiz borçlu olduğumuz bu Manisa’ya en iyi hizmetleri getirirken, Türkiye’de de partimizi hep birlikte iktidara taşıyacağız.
“BİZE ÜMİT BAĞLAMIŞ HERKESE SAHİP ÇIKMAYA HEP BİRLİKTE BAŞLIYORUZ”
* Bundan önce olduğu gibi bundan sonra da yanımıza gelene, ardımıza düşene, bizimle birlikte olana sonuna kadar sahip çıkmaya, bugüne kadar sesimizi duyuramadığımıza bir daha anlatmaya, bugüne kadar bizi anlamayana sabırla yaklaşmaya, iktidarın kibrinden uzak durmaya ve iktidarın sorumluluğu ile bu toplumda bize ümit bağlamış herkese sahip çıkmaya hep birlikte başlıyoruz. Bugün zafer ile sonuçlanmış bir seçimin üç gün sonrası değildir. Bugün yeni zaferler elde etmek zorunda olduğumuz, Cumhuriyetin ikinci yüzyılındaki ilk genel seçime giderken seçimin dördüncü günüdür. Hep birlikte Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini iktidar yapana kadar çalışmaya devam edeceğiz. Bir büyük teşekkür. Manisa ittifakı dedik, kuruldu. Türkiye ittifakı dedik, kuruldu.
* Manisa’da dört belediye başkanımız son 5 yıl hepimizin göğsünü kabartan, hepimizin takdirini toplayan işler yaptılar. Her birini yeniden görevlendirdik. Ancak listelerin teslimi sırasında Saruhanlı’da yaşanan büyük talihsizlikten ötürü, Saruhanlı Belediye Başkanımız sevgili Zeki Bilgin adaylaşamadı. Saadet Partisi örgütüne teşekkür ediyoruz. Listemize ve adayımıza ev sahipliği yaptılar. Partinin bayrağını Saadet Partisi listelerinden sevgili Mustafa Arguz dalgalandırdı, taşıdı ancak sayısız geçersiz oy, başka partilere verilen oylar yüzünden muvaffak olamadı. Mustafa Arguz, Zeki Bilgin’e yürekten teşekkür ediyoruz. İyi ki varlar. Demirci’de Şerif Akmeşe. Yılların emeğini bir kez daha parti için seferber etti. Ama Demirci’de belediye başkanlığını bir sonraki döneme bıraktık. O hedeften vazgeçmedik. Selendi’de Cemil Kurt hedefe çok yaklaşmışken kazanamadı. Hem Cemil Kurt’a, hem Şerif Akmeşe’ye, hem de Selendi ve Demirci örgütlerimize yürekten teşekkür ediyorum.
“TÜRKİYE İTTİFAKI KAZANDI”
* Geri kalan, seçilen 14 ilçe belediye başkanımızla bütün CHP olarak biz onların kaya gibi arkasındayız. Onlar hizmeti ederken, parti ayırmadan ama kendi partili kimliklerini de unutmadan ellerinden gelen tüm katkıları sağlayarak bu kente hizmet edecekler. CHP olarak kırgını olmayan, küskünü olmayan, kavgası olmayan bu kentte, kırgın, küskün ve kavgası olmayan bu parti ile çok daha güzel günler göreceğiz. İlk günden bugüne bana, adaylarımıza, seçilen belediye başkanlarımıza, örgütümüze katkı sağlayan, emek veren, destek veren her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Son olarak tüm Türkiye’de olduğu gibi, bir kez daha şunu hatırlatıyoruz. CHP kurucu partidir. Gücünü milletinden renklerini ay yıldızlı al bayraktan alır.
* Şimdi o parti, Kurtuluş Savaşının, Milli Mücadelenin partisi, Cumhuriyeti kuran parti, kadınlara seçme ve seçilme hakkı veren parti. Çok partili rejime geçen parti. Sendikal hakları getiren parti. Emeklilik hakkını getiren parti. Şimdi Cumhuriyetin ikinci yüzyılında siyasi ittifaklarla değil, milletle, seçmenle sandıkta kurduğu gönül ittifakı ile bu seçimlerden büyük bir zaferle çıkmıştır. Ben o ittifakın arkadaşlar kurucusu diyor, kurucusu buna ihtiyaç duyan millettir. Ben isim babasıyım. Biz bu seçimleri Türkiye ittifakı ile kazandık. Türkiye ittifakı gücünü milletinden, renklerini ay yıldızlı al bayraktan alır. Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. Türkiye ittifakı kazandı, Türkiye kazanacak. İlk seçimlerde Atatürk’ün partisi iktidar olacak.
ÖZEL’DEN ÜYE KAMPANYASI ÇAĞRISI
* En kuvvetli alkışlarınızı, haftaya başlatacağımız üye kampanyası ile koşarak baba ocağına gelecek olan, tüm siyasi görüşlerden insanlara ve bilhassa gençlerimize davet alkışı istiyorum. En kuvvetli alkış. Gençler CHP baba ocağıdır. Herkes baba ocağına doğar. Sonra kimi gider büyüğünü arar, kimi küçüğü ile yetinir, kimi ırakta oturur, kimi yakında oturur. Ama herkes bilir ki bir gün ihtiyaç doğarsa baba evinin çorbası kaynamaktadır, bacası tütmektedir. Bu baba evinin kapısı ardına kadar açıktır. Gelene nereden geldin demeyiz. Çünkü tapusu bizde değildir. Tapusu ne Özgür Özel’dedir, ne Kemal Beydedir.
* Rahmetli Ecevit’te de yoktu, İnönü’ye de kayıtlı değildir. Baba ocağının tapusu bir kişiye kayıtlıdır, o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Her yaştan gençleri, bilhassa gençleri, her siyasi görüşü mademki başınız sıkışmıştır, baba evine davet ediyoruz. Buyurunuz. Hep veda ve emanetlerle geçer kampanyalar. Kampanya bitti ve adaylar seçildi. Şimdi elbette sizleri Allah’a, adaylarımızı çalışmalarını desteklemek için örgütümüze, Ahmetli, Turgutlu, Salihli, Alaşehir, Sarıgöl, Kula, Soma, Kırkağaç, Gölmarmara, Akhisar, Gördes, Kula, Şehzadeler, Yunusemre, Köprübaşı ve büyükşehri değerli belediye başkanlarıma emanet ediyorum.”
“75 YILLIK HAYALE MANİSA İTTİFAKI İNANDI”
Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek ise “Tam 75 yıllık bir hayaldi. Bu hayale önce bizler inandık. Daha sonra partililerim inandı. Daha sonra Manisa İttifakı inandı. 31 Mart’ta bu büyük zaferi bizlere armağan eden, bizimle birlikte olan tüm herkese sonsuz sevgiler saygılar. Öncelikle Manisa’mızın evladı, gururu sayın Genel Başkanım Özgür Özel’e Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin anahtarını teslim etmek, bu belediyede de ağırlamanın verdiği mutluluk her şeyden öte. Öncelikle önümüzdeki günlerde olacak olan Ramazan Bayramımız mübarek olsun. Sizler bu görevi bana bayram hediyesi olarak verdiniz. Genel Başkanıma, il ve ilçe örgütlerime, Manisam’da yaşayan herkese bu bayram hediyesini vermenin gururunu yaşattınız hepiniz sağ olun var olun” dedi.
]]>Amerikan Kanser Derneği tarafından ocak ayında yayınlanan bir raporda kanserin, 65 yaşın üzerindeki kişilerde görülme sıklığı azalsa bile, 20’li, 30’lu ve 40’lı yaşlarındaki insanlar arasında kolorektal kanser oranlarının hızla arttığını öne sürüldü.
50 YAŞ ALTINDAKİ ERKEKLERDE KANSERDEN ÖLÜMLERİN SEBEBİ
Gastrointestinal Kanserler Merkezi’nin eş direktörü ve aynı zamanda Yale Kanser Merkezi’nde tıbbi onkolog olan Dr. Michael Cecchini, “Ne yazık ki her yıl daha büyük bir sorun haline geliyor” dedi. Cecchini, ayrıca sözlerine erken başlangıçlı kolorektal kanserlerin 1990’ların ortasından bu yana yılda yaklaşık yüzde 2 oranında arttığını ekledi: “Bu artış, kolorektal kanseri, Amerika Birleşik Devletleri’nde 50 yaşın altındaki erkeklerde kanserden ölümlerin en büyük nedeni ve 50 yaşın altındaki kadınlarda kanserden ölümlerin ikinci önde gelen nedeni haline getirdi.”

GENÇ OLDUĞU İÇİN TARAMA YAPILMADI
ABD’nin çok okunan gazetelerinden New York Times’ın hazırladığı haberde; 30’lu yaşlarında kolon kanserine yakalanan Marisa Peters, hastalığın nasıl teşhis edildiğini anlatıyor. Peters, aslında yıllardır tuvalete gittikten sonra tuvalet kağıdında kan, dışkısında değişiklikler ve kaka yapma dürtüsünü kontrol etmekte zorluk gibi semptomları yaşadığını belirtiyor.
Ama 30’lu yaşlarındaydı, sağlıklıydı ve fiziksel olarak aktifti. Herhangi bir karın ağrısı yoktu ve doktorlar bu semptomları hemoroit veya ilk oğlunun doğumundan sonra normal doğum sonrası değişiklikler olarak değerlendirdi. Peters, üçüncü çocuğunu doğurduktan ve dışkı kıvamında değişikliklerle birlikte rektum kanamasının kötüleştiğini gördükten sonra 2021’de bir gastroenterologu ziyaret ettiğinde, acil kolonoskopi yapıldı ve kolorektal kanser olduğu ortaya çıktı.

Belirtilerinin ilk ortaya çıkışının üzerinden dört ya da beş yıl geçmişti. Ancak Peters, yine de bir kanser teşhisi beklemiyordu.
Peters gibi genç yaşta kolon kanserine yakalanan vaka sayılarındaki trajik artış üzerine bilim insanları özellikle gençlerde kolorektal kanserin neden arttığı üzerine odaklandı.
RUTİN TARAMALAR İÇİN ÖNERİLEMEYECEK KADAR GENÇLER
Kolon ve rektum kanserleri pek çok benzerliğe sahip ve genellikle kolorektal kanser adı verilen tek bir kategoride toplanır. Ancak çalışmalar, teşhislerdeki artışın temel olarak rektal kanserlerdeki ve kolonun sol veya distal tarafında, rektumun yakınında bulunan kanserlerdeki artıştan kaynaklandığını gösteriyor.
UTHealth Houston’da doçent ve kanser araştırmacısı olan Caitlin Murphy, “Bu belki de neler olup bittiğini anlamak için önemli bir ipucu sağlayabilir” diyor.
Dr. Murphy, genç insanlarda kolorektal kanserlerin daha agresif olma eğiliminde olduğunu ve sıklıkla daha ileri bir aşamada bulunduğunu söylüyor. Ancak erken başlangıçlı kolorektal kanserden etkilenen insanların çoğu, rutin kanser taramaları için önerilemeyecek kadar genç.
Amerikan Kanser Derneği geçen yıl, 2023 yılında ABD’de yaklaşık 153 bin yeni teşhis konulacağını ve bunların 19.550’sinin 50 yaşın altındaki kişilerde olacağını öngörmüştü. Ancak 1990 civarında doğan kuşağının kolon kanseri riski şu anda bu bölgede doğan insanlarla karşılaştırıldığında iki kat daha fazla.

GENETİK HER ŞEYİ AÇIKLAMIYOR
Kanser normalden daha genç yaşta tespit edildiğinde, doktorlar genellikle bunun sorumlusunun genetik mutasyonlar olabileceğinden şüphelenir. Bazı moleküler çalışmalar, erken başlangıçlı kolorektal kanserlerdeki tümörlerin, yaşlı yetişkinlerdeki tümörlerle karşılaştırıldığında kanseri tetikleyen farklı mutasyonlara sahip olduğunu ileri sürüyor.
Dr. Cecchini, kolorektal kansere (hatta kanser öncesi polipe) sahip birinci derece bir akrabaya sahip olmanın riski artırabileceğini söylüyor. Ancak genetik değişikliklerin her şeyi açıklamadığını da belirtiyor.
Bazı araştırmalar, yaşam tarzı ve beslenme değişikliklerinin hem gençlerde hem de yaşlı yetişkinlerde artan kolorektal kanser oranlarıyla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Yeni nesiller daha fazla kırmızı et, aşırı işlenmiş gıdalar ve şekerli içecekler tüketiyor ve daha sık alkol alırken; 1992 ile 1998 yılları arasında sigara içimi de arttı ve fiziksel aktivite de yıllardır azalıyor. Tüm bu faktörler de kanser riskiyle ilişkilendiriliyor.

İLAÇLAR İNCELEME ALTINDA
Uzmanlar, erken başlangıçlı kanserin başka çevresel etkenlerinin olup olmadığını araştırıyor. Örneğin, bazı küçük çalışmalar erken yaşta kolorektal kansere yakalanan kişilerin bağırsaklarında “iyi” ve “kötü” bakteriler arasında dengesizlik olduğu fikrine işaret ediyor.
Araştırmacılar bağırsak mikrobiyomunu değiştirebilen antibiyotik kullanımını, ağrı kesici olarak kullanılan steroid olmayan antiinflamatuar ilaçları, mide asidi sorunlarına karşı kullanılan proton pompası inhibitörlerini ve bağırsak yoluyla emilebilecek çeşitli psikiyatrik ilaçları da inceliyorlar.
Ayrıca bazı uzmanlar çevredeki toksik kimyasallara maruz kalmanın da sorumlu olabileceğine inanıyor. Örneğin, Dr. Murphy, uzun yıllar boyunca kolorektal kanser teşhis oranlarının Hispanik olmayan siyahiler arasında en yüksek düzeyde olduğunu, ancak araştırmaların bu kanserlerin 1990’larda ve 2000’lerin başında İspanyol olmayan beyaz insanlar arasında da daha fazla arttığını gösterdiğini söyledi.
Kanserdeki artışta coğrafi eşitsizlikler de oldukça etkili; uzmanlar Mississippi Nehri kıyısındaki şehir ve kasabalarda, Güneydoğu eyaletlerinde ve Appalachia’da daha fazla vakanın ortaya çıktığını görüyor. Bu durum arsenik, krom ve nikel gibi elementlere mesleki maruziyetle açıklanabilir. Bu elementler, söz konusu bölgelerde kömür üretiminde, kimya tesislerinde ve diğer endüstrilerde sıklıkla kullanılıyor.
Dr. Murphy, kanserin pek çok etkenle açıklanabileceğini belirtiyor: “Her şeyi açıklayacak tek bir silahın olacağını sanmıyorum. Bu bir sürü şeye bağlı.”

RİSK ALTINDA MISINIZ? NELER YAPABİLİRSİNİZ?
Kolon Kanseri Koalisyonu, kolorektal kanser konusundan dikkatli olmak için bazı önerilerde bulunuyor. Örneğin ailede birinci dereceden akrabada kolon veya rektum kanseri teşhisi varsa (ya da ailenin sağlık geçmişi hakkında bir bilgiye sahip değilken) açıklanamayan karın ağrısı, dışkıda değişiklikler gibi sorunlar yaşanıyorsa bir doktorla konuşup test yaptırmayı öneriyor.
Dr. Cercek, dışkıdaki DNA yoluyla kolorektal kanserlerin yüzde 92’sini tespit edebilen bir ev testinin de mevcut olduğunu, ancak kanser öncesi polipleri tespit etmede daha az hassas olduğunu ve herhangi bir dokuyu çıkarmak için kullanılamayacağını da belirtiyor.
]]>Garcia, Arda’nın bir oyuncu olarak olgunlaşması ve gelişmesi için mükemmel bir ortamda olduğunu düşünüyor. Türkiye’nin duygusal bir ülke olduğunu dile getiren Garcia, Arda Güler’in az süre alması konusunda açıklamalar yaptı:
“Türkiye çok duygusal bir ülke. Tutkulu bir futbol iklimi var. Bu durum genç oyuncular için ‘iki ucu keskin bir kılıç’. İki maç iyi oynadıklarında ‘Türk Messi’, iki maç kötü oynadıklarında ise ‘bu olamaz’ deniyor. Arda Güler’in durumu farklı. Çünkü çok genç yaşta ülkenin büyük takımlarından birinde oynamaya başladı. Çok iyi maçlar oynadı. Kalitesinin yanı sıra çekici bir oyun stili de var. Onu izlediğinizde hemen dikkatinizi çekiyor. Üstelik dünyanın en büyük kulübüne transfer oldu.”

Okan Buruk, İrfan Saraloğlu ve Ismael Garcia Gomez
“AĞIR ANTRENMANLARIN SAYISI YÜKSEK”
Antrenöre daha sonra Arda’nın Madrid’e ilk katıldığında yaşadığı sakatlıklar ve bu sakatlıkların Real Madrid’deki elit seviye antrenmanların bir ürünü olup olmadığı soruldu:
Arda’nın yaşadığı fiziksel zorlukların Real Madrid’in antrenman seviyesiyle ilgili olduğunu düşünmüyorum. Real Madrid çok fazla maç oynayan bir takım. Bu yüzden ağır antrenmanların sayısı çok yüksek. Arda yeni bir ülkeye gelen genç bir çocuk. Yeni bir kültür, yeni bir dil… Yapabileceğiniz tek şey yeşil sahaya çıkmak ve 11 kişiye karşı oynamak.
“ARDA’YA KARŞI SABIRLI OLMAK GEREK”
“Bu değişiklikler stres yaratabilir. Belki stres bu tür sorunları tetikleyebilir, bilmiyorum. Bildiğim şey şu; Arda çok çalışmaya devam etmesi gereken genç bir futbolcu. Uzun ve başarılı bir kariyer için gereken her şeye sahip. Real Madrid genç futbolculara nasıl davranacağını bilen bir kulüp. Arda’ya karşı sabırlı olmak ve ona olgunlaşması için gereken zamanı vermek akıllıca olacaktır.”

“TÜRKİYE’DEKİ ORTAMDAN AYRILIP…”
Garcia, Real Madrid’in Arda için en iyi ortam olduğuna inandığını da sözlerine ekledi:
“Genç oyuncular hızla idol olarak görüldüğü ve olgunlaşma evresi karmaşık olduğu için ondan beklentiler çok yüksek. Bence Türkiye’deki ortamdan ayrılıp Real Madrid’e gelmek çok yardımcı olabilir, burada oyunculara çok akıllıca davranıyorlar. Vinicius ve Rodrygo gibi oyuncular uygun aşamalardan geçirildi.”
“Real Madrid gençlere nasıl davranacağını çok iyi biliyor ve onlara Madrid’de olmaları için gerekenlerin ötesinde gereksiz baskı uygulamadığını gösteriyor. Aşamalardan geçmeleri ve geri kalanların ya da dış baskının onları yakmasına izin vermemeleri gerekiyor.”
“GEREKLİ ZAMANI VERİLMELİ”
“Madrid’e ulaşmak için gereken filtre o kadar büyük ki, Madrid balonunun içinde tüm koşullara ve daha fazlasına sahip olmaları gerekiyor, diğer kulüplerde birçoğu yol kenarına düşebilir. Sabırlı olmak ve Arda Güler’e olgunlaşmaya devam etmesi için gerekli zamanı vermek, bunu yapmanın çok akıllıca bir yoludur.”
]]>“GENÇLERİN CEBİNDEKİ TELEFONLA UĞRAŞTILAR”
İmamoğlu, Türkiye’nin Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip olmasına karşın gençlerin kayıp bir dönem yaşadığına dikkat çekerek “Baskıya, yasağa, işsizliğe, düşük ücretli işlere maruz bırakıldılar, özgürlükleri kısıtlandı. Gençlere her türlü imkanı sağlaması gerekenler ceplerindeki telefonla uğraştı. Emek verdiğimiz gözümüz gibi büyüttüğümüz gençler arasında umutsuzluğa kapılanlar, umudu başka ülkelerde aramak zorunda kalanlar oldu. Anne babalarımızın ve gençlerimizin en fazla mustarip olduğu konu gelecek kaygısı. Bu gidişe dur diyeceğiz” dedi. İmamoğlu “Bizler bu potansiyeli görüyor ve özellikle yeni ekonominin ihtiyaçları olan eğitim, bilgi ve teknolojiyle başta gençlerimiz tüm İstanbulluları buluşturacak araçları üretiyoruz ve üretmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
“İSTANBUL’U İNŞAAT EKONOMİSİNE MAHKUM ETTİLER”
İstanbul’un stratejik ve jeopolitik önemine vurgu yapan İmamoğlu şöyle devam etti:
-Maalesef gençlerimize olduğu gibi İstanbul’a da özensiz davrandılar, ihanet ettiler. İstanbul’u sadece bir rant alanı olarak gören anlayış, dünya bambaşka bir yere giderken İstanbul’u sadece inşaat ekonomisine mahkum etti.
-Tek anladıkları beton ve imar rantı, bu kafayla geldiğimiz yer de ortada. Şu soruyu kendinize sormanızı isterim; büyümesini büyük oranda İstanbul’a borçlu olan en çok övündüğümüz inşaat ekonomisi İstanbul’u veya risk altındaki diğer kentlerimizi depreme karşı daha dirençli bir hale neden getiremedi?
-Ben size söyleyeyim; bize kentsel dönüşüm konusunda söz söylemeye kalkanlar önce 25 yılın hesabını vermek zorundadır.
-İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bizden önce dönüştürdüğü tek bina yok, sıfır. Diğer taraftan imar değişiklikleriyle adama, kişiye, bir takım imtiyazlı kişilere milyarlarca dolarlık rant sağladılar. 2004’ten beri atılan adımlar bu yönde.
-Dersine çalışmayan adaya soruyorlar, ‘İstanbul depreme hazır mı’ diye, ‘hayır’ diyor. ‘1999’dan beri belediyede, 2002’den beri ülkede iktidardınız, sorumlusu kim?’ denilince nutku tutuluyor. O da biliyor ki, 5 yılda deprem ilgili sorunun çözülmesi mümkün değil.
“KANAL İSTANBUL” GÖNDERMESİ
-Bir de unutturmaya çalıştıkları yeni bir ihanet var, en büyüğü bu; İstanbul’un doğal kaynaklar bakımından en zengin bölgesini imara açıp akılları sıra yine bir yerlere peşkeş çekecekler. Kanal İstanbul ya da namı diğer beton İstanbul.
-İstanbul bunun altından kalkamaz. Daha önce de söyledim Kanal İstanbul bir gayrimenkul geliştirme projesidir. Bu bir emlak projesidir. Arsa satmak, en iyi anladıkları şeydir. Beton kanal bahane, bunlar ihanete doymamıştır, doymayacaklar. Bir de çıkmışlar ‘beton kanal gündemimizde değil… ‘ Bakanları, il başkanı yalanlıyor.
-Cumhurbaşkanı umursamıyor bile. Kendisini herhalde 2 metroya güvenlik şefi yapacak. Orayı koruyun diye mesaj veriyor. O kadar büyük bir ihanet ki, oradaki parsellere baktığınızda artık kimlere söz verdilerse ‘isteyen binasını yapar’ diyor dersine çalışmamış acemi aday.
-Aklı sıra beton kanalla etrafında imara açtığı alanları ayırmaya çalışıyor. Aldandık diye geçirdikleri yıllardan sonra zannediyorlar ki İstanbulluları da aldatırız. Öyle bir şey yok. İçme suyu havzasını kanal bahanesiyle imara açıyorlar.
-Neymiş vatandaşın parseliymiş, orda kimlerin parseli var İstanbul halkı biliyor. 5 tane Esenyurt büyüklüğünde alanı imara açmak bu kentin ölüm fermanını imzalamaktır. Buna hep birlikte müsaade etmedik, yine birlikte müsaade etmeyeceğiz. Çoktan orayı inşaat çöplüğüne çevirmişlerdi. 2019 onun için tarihi bir andır.
GEZİ PARKI KARARI
-İstanbul’un benim gibi milyonlarca muhafızı olduğunu biliyorum, 1 Nisan sabahı öğrenecekler. Bu kenti hep birlikte koruyacağız bu büyük ihanet projelerine müsaade etmeyeceğiz.
-Aynen elimizden hukukun kurallarının dinlemez biçimde almak için verdikleri çabanın karşılığında her şeye rağmen,bütün baskılara rağmen, geçmişte milyonlarca insanın büyük çaba göstererek korumaya çalıştığı Gezi Parkı’nı tekrar İBB’ye iade edildiği gibi….
“OYUNUZA, SANDIĞINIZA ŞEHRİNİZE SAHİP ÇIKIN”
İmamoğlu şu çağrıda bulundu:
-Beton kanalla, rant projeleriyle değil girişimcisiyle, teknolojisiyle, yatırımcısıyla ekonomisini güçlendiren, doğal alanlarını, içme suyu havzalarını tarım alanlarını tahrip etmeyen İstanbul’u sürdürülebilirliğiyle geleceğe taşıyacak yol haritasını paylaştım. Biz bu yol haritasını hayata geçirebilecek yegâne siyasi kadroyuz.
-Bizim geçmişimizde ihmal ya da ihanetle tanımlanabilecek hiçbir şey yok. İstanbul’un kaynaklarını asla israf etmedik. İstanbul’un rotasını geriye çevirmeye niyet edenler değil, ‘tam yol ileri’ diyenler kazanacak.
-Seçime kadar çok çalışacağız. Muhakkak sandık başına gidip oyumuzu kullanacağız. Yaratılmak istenen parti devleti anlayışından uzak 16 milyonun sesiyiz, herkesin oyuna talibiz. Sandık başında herkese ihtiyaç var. Hazırlıklarımız tamam. Sandıklar kontrolümüz altında olacak.
-Ama seçim günü bir fazla kişi daha görev alırsa, gücümüze güç katacak. Biz güçlendikçe, bütün karanlık oyunlar, daha başlamadan bozulacak. Onun için durmayın, beklemeyin, görev alın. Parti örgütlerimizle irtibata geçin. Oyunuza, sandığınıza, şehrinize sahip çıkın.
“ATAŞEHİR HALİ TUZLA’YA TAŞINACAK”
İmamoğlu, sürdürülebilir bir İstanbul için tarım alanlarını, doğal kaynakları koruyacaklarını, girişimciler için de gerekli altyapı, üretim olanaklarını özgürlük ve güven ortamını sağlayacaklarını belirterek yeni dönemin projelerini anlattı.
İmamoğlu “Sürdürülebilir İstanbul” için hazırladıkları 10 projeyi şöyle tanıttı:
Ürünlerin Sağlıklı Ortamlarda Depolanması : İstanbul’daki tahıl üretimini desteklemek ve hasat zamanında çiftçinin elindeki malı kaptırmasını engellemek amacıyla Silivri ve Pendik’te 150 bin tonluk iki depo inşa ederek Lisanslı Depoculuk Sistemini hayata geçireceğiz, çiftçilerimize güvenli depolama alanı sunacağız. Kentin merkezinde kalan Ataşehir Halini Tuzla’ya taşıyarak bu alana büyük tonajlı araç girişinin önüne geçecek bölgede ki trafiği yükünü de hafifleteceğiz.
“DESTEK 2 KATINA ÇIKACAK”
Üreten İstanbul’a Destek: İstanbul’un emeği İstanbul’un ekmeği diyerek başlattığımız satın alma politikamızı genişleterek yılda 30 bin ton buğday alımı gerçekleştireceğiz. İBB tarihinde ilk kez dönemimizde başlattığımız tohum, gübre, fide, mazot, yem gibi destekler ile arıcılık ve balıkçılık desteklerini iki katına çıkaracağız.
Tarımsal Mirası Koruma: Büyükdere Fidanlığında Yerel Tohum Merkezimizi hayata geçirerek genetik mirasımıza sahip çıkacağız. Tohumlarımızı çiftçilerimizle ve talep eden yurttaşlarımızla ücretsiz paylaşacağız. Kentlerde az alandan çok tasarruf etmek için uygulanan dikey tarım ve topraksız tarım pilot uygulamalarımızı başlatacağız. Biri Anadolu biri de Avrupa Yakasında olmak üzere 2 tane “Süt İşleme Tesisi” yapacağız.
Bireysel Tarım: Halkımızı toprakla buluşturmak ve bireysel tarımı desteklemek amacıyla İBB Halk Bostan projemizi uygun mahallelerde yaygınlaştıracağız. Tarihi bostanlarımızda yer alan üreticilerimize ücretsiz tohum desteği sunacağız.
Tarımsal Sulama: 6 adet sulama göletinde kapalı devre sulama sistemleri dönüşümü tamamlayarak kuraklıkla mücadele önemli adımlar atmaya devam edeceğiz. Avrupa ve Anadolu Yakası’nda yapacağımız birer yeni sulama göletiyle tarımsal üretimde yaşanan sulama sorununu ortadan kaldıracağız.
100 YENİ HALK EKMEK BÜFESİ
Halk Ekmek: İstanbul Halk ekmek kapsamında glutensiz ürün çeşitliliğini artıracak yeni hat yatırımı yapacağız. Vatandaşlarımızın Halk Ekmek ürünlerine ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla 100 yeni büfe kuracağız ve bunun dışında zincir marketlerle anlaşmalar yaparak daha çok yerde halkımıza hizmet edeceğiz.
Hamidiye Su : Hamidiye Su ürün yelpazesini soda ve cam şişe üretimlerini hizmete alarak genişleteceğiz. Günde 2 milyon litre olan üretim kapasitesini 4 milyon litreye çıkartacağız.
Temiz Su Tedariği: İçme suyu deposu kapasitesini 25 adet su deposu inşa ederek 2 milyon 250 bin metreküpe çıkaracağız. İçme suyu terfi merkezi sayısını 143’ten 156’ya çıkaracağız.
“İSTANBUL’A ATILAN BÜYÜK BİR KAZIK”
Rezve Projesi ve Melen Barajı: Avrupa Yakasındaki toplam su kaynaklarını yüzde 20 oranında artıracak olan yıllık 100 milyon metreküplük kapasiteye sahip Rezve Projesini 4 yıl içerisinde tamamlayıp İstanbul’a kazandıracağız. Yıllık 1 milyar metreküplük verime sahip, yıllardır bitirilemeyen Melen Projesi İstanbul’a atılan büyük bir kazıktır. Proje çöplüğüne döndü orası. Hepimizin vergileriyle yapılan bu büyük kamu yatırımını heba olmaktan kurtaracağız.
Su Tasarrufu: Yeni dönemde tek haneli oranlara inerek kayıp kaçak sorununu İstanbul’un gündeminden çıkaracağız.
İSTANBUL GİRİŞİMCİLİK VE TEKNOLOJİ MERKEZİ OLACAK
İmamoğlu İstanbul’un girişimcilik ve teknolojinin merkezi haline getirmek için atacakları 10 adımı da şöyle sıraladı:
10 Yeni Bilgi ve İnovasyon Fabrikası: Pendik, Sancaktepe, Ataşehir, Üsküdar, Kağıthane, Eyüpsultan, Esenler, Bağcılar, Başakşehir ve Esenyurt ilçelerimizde kuracağımız Hızray ve metro hatlarımızla da entegre olacak. Bilgi fabrikaları ile gençler hem iş kurma imkanına sahip olacak hem kendini geliştirme imkanı bulacak hem de uluslararası ağlara entegre olacak. Yılda 5 bin olmak üzere 5 yılda 25 bin gencimize gelir sağlayacağız.
5 Yeni Tech İstanbul ve 2. OGEM: 5 olan Tech İstanbul girişimcilik merkezlerimizin sayısını önümüzdeki dönem 10’a çıkaracağız. Bunlardan ikisi Yapay Zeka merkezli olacak. Girişimci firmalarımıza vergi muafiyetleri kazandırmayı da planlıyoruz.Oyun sektörünün gelişimi için birincisini Avrupa yakasında açtığımız OGEM(Oyun Geliştirme Merkezi)’in ikincisini de Anadolu yakasında hayata geçireceğiz.
İstanbul Robotics: İstanbul Robotics markası ile kuracağımız kampüs kara, hava ve su robotlarının tek alanda birleştirme özelliğiyle dünyada bir ilki gerçekleştirecek. Okulların robot takımları için uzman mentörlerimiz aracılığıyla teknik donanım sağlayacağımız bu alanda geliştirilen robotların testleri de yapılabilecek. Her yılda 100 olmak üzere 5 yılın sonunda 500 faydalı model robot patenti başvurusunda bulunmak.
“1 MİLYON DOLARLIK BÜTÇE DESTEĞİ”
İstanbul Girişimcilik Fonu: İstanbul’un öncelikleri doğrultusunda girişimcilerin desteklenmesi amacıyla, Melek yatırımcılar, sektör temsilcileri, İBB ve iştiraklerinden oluşan bir üst kurul ile katılımcı perspektifle “İstanbul Girişimcilik Sermayesi Yatırım Fonu”nu kuracağız. Seçilen projelere yılda toplam 1 milyon dolarlılık bütçe desteği vereceğiz.
Girişimcilik Eğitimleri: Girişimci firmalarımızı doğru alanlara yönlendirmek ve rehberlik etmek üzere teknoloji alanında hizmet verecek 10 adet Enstitü İstanbul İsmek açacağız. Kadın, Genç ve Çocuk olmak üzere 3 Adet Girişimcilik Okulu kuracağız.Ülkemizin tamamını kapsayacak biçimde 18-25 yaş arası gençlerimiz için İnovasyon Yaz Kampları düzenleyeceğiz.
Girişimci Destekleri: 750 girişim ve 3000 girişimciye destek olacağız. Onay alan girişimlerimizi 200 bin TL hibe desteğinden yararlandıracağız.
2 Yeni Uluslararası Fuar Merkezi: Avrupa yakasında Arnavutköy ve Anadolu yakasında Pendik ilçelerimizde iki fuar alanı hizmete açacağız. Akıllı Şehircilik, Yapay Zeka, Robotik Teknolojiler, Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Uzaktan Algılama, Bilişim teknolojileri vb. alanlarda yılda 10 Uluslararası Fuar ve Kongre organizasyonu yapacağız.
AR-GE Merkezi: Üniversitelerimizle işbirliği içerisinde her yıl belirlediğimiz konu başlıklarında 5000 Ar-Ge Projesine destek vereceğiz.
DATA- İSTANBUL: Avrupa yakasında Başakşehir’de hizmete aldığımız veri merkezimizin yanı sıra Anadolu yakasında kuracağımız 2. veri merkeziyle dünyanın en büyük veri sağlayıcısı kentlerinden biri olacağız. Bu veri merkezlerimizde öğrencilere 10 GB’lık ücretsiz bulut depolama alanı servisi sunacağız.
SINIRSIZ İNTERNET ERİŞİMİ
İBB Wifi ve İBB Fiber: İBB Wifi’da sınırları kaldırıyoruz. Yeni dönemde başta dezavantajlı bölgelerimiz olmak üzere İstanbul geneline yayacağımız wifi noktalarımızda sınırsız internet hizmeti sağlayacağız. 12 bin erişim noktasına ulaştırdığımız İBB Wifi hizmetini 30 bin noktaya ve 10 milyon kullanıcıya çıkararak, kotasız ve sınırsız ücretsiz internet hizmeti sağlayacağız. Ayrıca İBB Fiber’i kurarak İstanbulda Fiber hat ulaşmayan sokak bırakmayacağız.
]]>“YAŞANAN SÜREÇTE EN BÜYÜK YARAYI TÜRK GENÇLİĞİ ALMAKTADIR”
“Milletimize arzımızdır” başlığıyla yayınlanan açıklama şöyle:
“Tüm kamuoyunun malumu olduğu üzere, canımızdan can, kanımızdan kan güzel vatanımız, ekonomik, siyasi ve kültürel bir dar boğazdan geçmektedir. Türk Milleti bir tarafta ekonomik kriz ve milyonlarca kaçak sığınmacıyla; diğer tarafta ise yıkıcı ve bölücü terör örgütleriyle mücadele etmektedir. Yaşanan süreçte en büyük yarayı ise maalesef Türk gençliği almaktadır.
Bu dar boğazdan çıkışın, demokratik hukuk devletlerinde ancak siyasal mücadele ile olabileceği bilinciyle Atamızın biz gençlere hitabında gösterdiği yoldan giderek İYİ Parti Gençlik Kollarını kurduk ve özveriyle görev aldık.
Aldığımız görevlerin genç yaşımızda tüm geleceğimizi etkileme ihtimalini göze alırken tek amacımız, Türk gençliğinin layık olduğu muasır medeniyetler seviyesinde bir geleceğe sahip olması idi. Bu yolda da partimizin mücadele ettiği 2 genel ve 1 yerel seçimde, sayın genel başkanımızın liderliğinde tam bir inançla çalıştık.
“‘ÖZÜ BAŞINA İYİ PARTİ’ İDDİASIYLA İLGİLİ OLMAYAN…”
Ancak, partimizin son kurultayı ertesinde ‘özü başına’ seçime girme kararı alınmış olsa da gelinen noktada, gösterilen adayların önemli bir bölümünün ne özümüzden ne de sözümüzden olmadığı gerçeği ile karşı karşıya kalmış bulunuyoruz.
Özellikle bu kişilerin kendi partilerinden aday gösterilmemeleri neticesinde kişisel hırs ve intikamları için partimizi araç olarak kullandıklarını görüyoruz. Dahası 2018 ve 2023 yıllarındaki genel seçimlerden, gömlek değiştirir gibi parti değiştiren milletvekilleri gerçeğinden ders çıkarılmadığını anlıyoruz. Bu duruma karşı sorumluluğumuz olduğu bilinciyle de bu açıklamayı yapma ihtiyacı duyuyoruz.
Bugün gelinen noktada, Ankara’da ‘özü başına İYİ Parti’ iddiasıyla ilgisi olmayan bir adayla seçmenlerimizin karşısına çıkıldı. Dahası bu aday, hem partimizin hem de seçmenlerimizin cumhurbaşkanı adaylığına layık gördüğü gibi ahlakına, çalışmasına ve azmine kefil olduğu sayın Mansur Yavaş aleyhinde nezaketsiz ve yakışıksız ifadelerle karalama kampanyası yürütmektedir. Nihayetinde bu kampanya partimizde yeni bir istifa dalgası yaratmıştır.
“YAVAŞ’IN HUKUKUNA TÜM CESARETİMİZLE SAHİP ÇIKACAĞIZ”
Ankara’da ‘tarihe 25 yıllık rant belediyeciliği’ olarak geçen dönem aleyhine en ufak bir açıklama yapmayan, adeta iktidar kanadı tarafından görevlendirilmişçesine; yapacağı proje ve vaatleri açıklamak yerine yalnızca sayın Mansur Yavaş aleyhinde propaganda yapan partimiz adayının bu tavrı ile rant belediyeciliğini meşrulaştırmaktan öteye gidemediği kanaatindeyiz.
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır düsturu ile İYİ Parti rozetini iki gün önce takan bir aday tarafından yürütülen bu karalama kampanyasında, Mansur Yavaş’ın hukukuna tüm cesaretimiz ve gençliğimizle sahip çıktığımızı ifade etmek isteriz.
Bu tarihsel sorumluluk bilinciyle Ankara ve ilçelerinde ithal adayları değil; bir başka partiden aday olmak zorunda kalan özümüzden ve sözümüzden adayların desteklenmesi konusunda mutabık kaldığımızı beyan etmek isteriz.”
Açıklamada imzası bulunan isimler şöyle:
“Av. Orhun Bilenler – Eski İYİ Parti Gençlik Kolları Genel Başkanı,
İsa Can Mesut- Eski İYİ Parti Gençlik Kolları Bölge Koordinatörü,
Av. Oğuzhan Boyraz- Eski İYİ Parti Gençlik Kolları Bölge Koordinatörü,
Av. Yasin Uygun – Eski İYİ Parti Gençlik Kolları Bölge Koordinatörü,
Av. Mert Koray Aslanbaş– Eski İYİ Parti Gençlik Kolları Hukuk ve Kamu İşleri Komisyonu üyesi,
Ömer Faruk Alpkılıç- Eski İYİ Parti Gençlik Kolları Keçiören İlçe Başkanı
Yusuf Yılmaz- Eski İYİ Parti Gençlik Kolları Etimesgut İlçe Başkanı
Muhammet Değirmenci- Eski İYİ Parti Gençlik Kolları Altındağ İlçe Başkanı
Mehtap Elzem Aydemir- Eski İYİ Parti Gençlik Kolları Bala İlçe Başkanı
Murat Erçorumlu- Eski İYİ Parti Gençlik Kolları Yenimahalle İlçe Başkanı
Mutlu Ergün- Eski İYİ Parti Gençlik Kolları Mamak İlçe Başkanı
Emre Okyay- Eski İYİ Parti Gençlik Kolları Nallıhan İlçe Başkanı
Ali Oğuzhan Sayıcı- Eski İYİ Parti Gençlik Kolları Nallıhan İlçe Başkanı
Özgür Can- Eski İYİ Parti Gençlik Kolları Ayaş İlçe Başkanı
Rafet Onur Keskin- Eski İYİ Parti Gençlik Kolları Evren İlçe Başkanı
Tahir Özkan- Eski İYİ Parti Gençlik Kolları Kızılcahamam İlçe Başkanı
Abdullah Şahin- Eski İYİ Parti Gençlik Kolları Kızılcahamam İlçe Başkanı
Hakan Solu- Eski İYİ Parti Gençlik Kolları Güdül İlçe Başkanı
Mustafa Hilmi Alpoğlu- Eski İYİ Parti Gençlik Kolları Polatlı İlçe Başkanı”
]]>31 Mart seçiminde de ipi göğüslemeye en yakın aday hukukçu Hüseyin Can Güner… Henüz 31 yaşında olan CHP adayı Güner, SÖZCÜ’ye projelerini anlattı. Hayata geçireceği ilk projesini de çok ucuza yemek yenecek “Belediye Halk Lokantaları’’ olarak açıkladı.
Hüseyin Can Güner şunları söyledi:
GENÇ OLMAK AVANTAJ: Hem yeni bir yüz hem de genç bir aday olmam nedeniyle vatandaşların bana olan ilgisi daha yoğun oldu. Kan dolaşımı hızlı, genç ve dinamik kadrolara ihtiyaç var. Partimizin Çankaya’daki oy oranında ciddi anlamda artış bekliyorum. Herkesin bir ilk dönemi vardır. Önemli olan özgüven, yönetim kabiliyeti ve yaratıcılık. Gençlik anlamında hikaye yazan çok insanımız var ve şans verilirse kendilerini ispatlıyorlar. Parti yönetimimiz ‘Gençlere ve kadınlara güveniyoruz’ dedi. Onlar da bunu boşa çıkarmayacak. Çankaya’da devasa sorunlar yok ama temizlik, parkların bakımı ve sokak hayvanlarıyla ilgili yapılması gerekenler var. Belediye ve Başkan ile halk iletişimini daha güçlü sağlamamız da lazım.
EMEKLİ LOKALLERİ YAPILACAK: Hayata geçirmek istediğim çok proje var ama önceliği Halk Lokantalarına vereceğiz. Dar gelirliler ve öğrencilerin çok uygun fiyatla karnını doyurabileceği Halk Lokantaları açacağız. Çankaya’da yaşayan varlıklı bir kesim olsa da çok sayıda ihtiyaç sahibi ve dar gelirli var. Halk Lokantaları, emekli lokalleri ve gençler için sosyal alanlar gerekiyor. Yeni spor kompleksleri, gençlik kampüsleri ve öğrenci yurtları yapacağız. Hedef insanların Çankaya’da yaşamaktan mutlu olduğu bir ortamı yaratmak.
Tenisçi, fotoğrafçı ve şimdilik bekar
Ankara’da doğan 31 yaşındaki Güner, Malatyalı bir ailenin tek çocuğu. Dedeleri 1948 yılında Malatya’dan Ankara’ya gelerek yerleşmiş. Babasını henüz 39 yaşında kalp krizinden kaybeden Güner, 3 yaşından bu yana anne şefkati ile büyüdü. Cezaevi infaz koruma memuru olan annesi halen Adalet Bakanlığı iş yurtlarında görev yapıyor. 2015’de Hukuk Fakültesi’ni bitiren Güner, iki kez hakimlik sınavına girdi ve yazılıda yüksek puan almasına rağmen mülakatta elendi. CHP Gençlik Kolları ve Çankaya İlçe Başkanlığında çalıştı. Son kurultayda Parti Meclisine seçildi. Mesleğini CHP’nin avukatı olarak sürdürürken 31 Mart yerel seçiminde aday gösterildi. Fotoğrafçılığa da meraklı olan Güner, tenis oynuyor ve şimdilik bekar… İstanbul Esenyurt ve Gaziantep Şahinbey’den sonra Türkiye’nin nüfus bakımından en büyük 3. ilçesi olan Çankaya’nın 124 mahallesi ve 938 bin nüfusu var. Anıtkabir ve TBMM’nin yanı sıra çok sayıda kamu kurumu, 14 üniversite 115 büyükelçilik ile Genelkurmay ve kuvvet komutanlıkları da burada yer alıyor. Atatürk, Çankaya için ‘’Milletim beni nereye isterse oraya gömsün; fakat benim anılarımın yaşayacağı yer Çankaya’dır” demişti. İlçe 1989’dan bu yana 35 yıldır CHP’li Belediye Başkanlarınca yönetiliyor.
]]>Ulusal Sağlık ve Bakım Mükemmelliği Enstitüsü’ne (Nice) göre androgenetik alopesi veya erkek tipi kellik, 30 yaşın altındaki erkeklerin yüzde 30’unu ve 70 yaşın üzerindeki erkeklerin yaklaşık yüzde 80’ini etkiliyor.
Pekin’deki Tsinghua Üniversitesi’nde yakın zamanda yapılan bir araştırma, şekerli içecekler tüketen genç erkeklerin, kellik yaşama olasılıklarının daha yüksek olduğunu buldu. Araştırmacılar şeker alımı ile erkek tipi saç dökülmesi arasında bir ilişki olduğunu gördüler.
Bu alanda uzman isimlerden biri olan Anabel Kingsley de birçok genç erkeğin saç dökülmesini son derece üzücü bulduğunu söylüyor:

“Arkadaşlarıyla fotoğraf çektirmeyi reddeden birkaç genç adamla karşılaştım, erkeklerle dalga geçmek daha kabul edilebilir olduğu için bu konuda onlarla dalga geçiliyor. Gülüyorlar ama sonra özel olarak gerçekten bu konuda içlerine kapanıyorlar. Depresyona giren genç adamlarla tanıştım. Mesela; bir adam yüzmeyi sevdiği halde yüzmeyi reddetti çünkü saçları ıslandığında kelliği daha belirgin hale geliyordu.”
Kingsley’e erkek tipi saç dökülmesinde yaşam tarzının nasıl bir rol oynadığı sorulduğunda ise genetiğin bu durumun arkasında olduğunu ancak yaşama şeklimizin sorunu daha da kötüleştirebileceğini söylüyor.
İşte saç dökülmesini hızlandıran etkenler:
1. STRES
Kingsley, kronik devam eden stresin tüm sistem üzerinde tükenici bir etkiye sahip olduğunu ve daha çok geçici saç dökülmesi durumlarıyla ilişkili olduğunu, ancak erkek hormonları üzerindeki etkisinin saç ve saç derisini etkileyebileceğini söylüyor: “Stres büyük bir sorun. Her yaştan erkek stresli olabilir, özellikle de gençken. Erkek tipi kelliğin tetikleyicisi testosteron üretimidir. Stres, testosteron düzeylerini artırabildiği gibi saç derisi sağlığını da etkileyerek kepek olasılığını artırabilir. Kepek de kellik oluşumunu hızlandırabilir; kafa derisindeki fazla miktardaki maya, çok fazla cilt yenilenmesine neden olur ve bu da günlük saç dökülmesini artırır.”
2. KÖTÜ BESLENME
Kingsley, özellikle genç erkeklerde kötü beslenmenin olumsuz etkilerinin görüldüğünü belirtiyor: “Özellikle üniversitede çok iyi beslenmediklerinde ya da hiç yemedikleri ve içki içmedikleri zaman ortaya çıkan beslenme eksikliklerini çok sık görüyorum. D vitamini eksikliği yaşayan ve takviye alma konusunda bilgisi veya farkındalığı olmayan genç erkeklerde daha da yaygın.”
Kingsley, ayrıca çok fazla alkol tüketiliyorsa, B12 vitamini eksikliği yaşanıyor olabilir.
3. ÇOK FAZLA EGZERSİZ YAPMAK
Kingsley, aşırı egzersiz yapmanın saç dökülmesini artıracağını söylüyor. Çok fazla egzersiz, vücut üzerinde bir tür stres etkisine sahiptir.
Çin’deki Central South Üniversitesi’nde yakın zamanda yürütülen bir araştırma, düzenli olarak 60 dakikalık egzersizin erkek tipi kelliğin ilerlemesini geciktirmeye ve semptomları iyileştirmeye yardımcı olduğunu buldu. Ağırlık çalışması testosteronu artırabilir ve bu da erkek tipi kelliğin ilerlemesine neden olabilir, ancak Kingsley bu artışın geçici olduğuna dikkat çekiyor.

TEDAVİ İÇİN…
Erkek tipi kellik için Kingsley, ilaç ve hormon tedavisi kombinasyonuyla çok olumlu sonuçlar görüldüğünü söylüyor: “Tedaviye ne kadar genç yaşta başlarsanız o kadar etkili olur. En iyi tedavinin minoksidil ve hormon tedavisi olduğunu düşünüyoruz.”
Ayrıca Kingsley, erkeklerde kadınlık hormonlarının genel dengeyi etkilemediğini de vurguluyor.
Kingsley, ayrıca en etkili tedavilerin reçeteli D vitamini, UV tedavisi, steroid enjeksiyonları (dermatologdan alınan) ve bağışıklık sistemine yönelik ilaçlar olduğunu söylüyor. Ve ilaçların doktor reçetesi ve takibiyle kullanılması gerektiğine dikkat çekiyor.
]]>FAİZSİZ EVLİLİK KREDİSİ BAŞVURUSU NASIL YAPILIR?
Evlilik kredisi başvurusu Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın internet sitesi aile.gov.tr adresinden veya e-Devlet üzerinden yapılabilecek.
EVLİLİK KREDİSİ BAŞVURU EKRANI
EVLİLİK KREDİSİ ŞARTLARI
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, evlilik kredisi için “ilk etapta Adıyaman, Gaziantep’in İslahiye ve Nurdağı ilçeleri ile Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya’daki gençlerimizin başvurularını alacağız.” dedi.
150 bin TL kredi toplam 48 ay vadeli 2 yılı geri ödemesiz olarak verilecek.
Evlilik kredisi almak isteyen başvuru tarihi itibarıyla 18-29 yaş arasında yani 30 yaşından gün almamış olması gerekiyor.
Evlilik kredisi almak isteyen için çiftlerin gelir toplamının brüt 2 asgari ücreti aşmaması gerektiği yönünde bir kriter belirlendi.
Fondan yararlanmak isteyenlerin başvuru tarihi itibarıyla resmi nikah gününe en az 2 ay en fazla 6 ay kalmış olması gerektiğine işaret eden Göktaş, başvuruların özenle değerlendirileceğini söyledi.
Evlilik kredisi almak isteyen çiftlerin Bakanlığın evlilik öncesi sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetinden yararlanması ve evlilik sonrasında sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmayı taahhüt etmesi gerekiyor.
Aile ve Gençlik Fonu için başvuruları 15 Şubat’tan itibaren Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın internet sitesinden alınmaya başlayacak.

150 BİN LİRA EVLİLİK KREDİSİ BAŞVURUSU NE ZAMAN?
Evlilik kredisi başvurusu 15 Şubat Perşembe deprem bölgesinden alınmaya başladı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “İlk defa deprem bölgesinde uygulayacağımız Aile ve Gençlik Fonuna başvuruları 15 Şubatta kalmayaz. Deprem bölgesinde aile kurma yolunda ilk adım atacak gençlerimize faizsiz kredi imkanı sunacağız. Gençlerimiz bu destek ile aynı zamanda kendi projelerini de hayata geçirebilecekler dedi.
BAKAN GÖKTAŞ EVLİLİK KREDİSİ HAKKINDA KONUŞTU
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Aile ve Gençlik Fonu’nu oluştururken uluslararası kriterlerden faydalandık. Ancak deprem bölgesi için şartları özellikle esnettik, farklı tuttuk. İlerleyen süreçte programı tüm gençlerimizi kapsayacak şekilde bütün Türkiye’de yaygınlaştıracağız” dedi.
Bakan Göktaş, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı sonrası gazetecilere açıklama yaptı. Göktaş, Aile ve Gençlik Fonu’na başvuruların 15 Şubat’tan itibaren Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın internet sitesinden alınacağını belirtti. Pilot bölge olarak deprem bölgesinin belirlendiğini aktaran Göktaş, “Aile ve Gençlik Fonu’nu oluştururken uluslararası kriterlerden faydalandık. Ancak deprem bölgesi için şartları özellikle esnettik, farklı tuttuk. İlk etapta Adıyaman, Gaziantep’in İslahiye ve Nurdağı ilçeleri ile Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya’daki gençlerimizin başvurularını alacağız. İlerleyen süreçte programı tüm gençlerimizi kapsayacak şekilde bütün Türkiye’de yaygınlaştıracağız. Gençlerimizin hem evlilik hayallerine hem de farklı projelerine destek olmayı hedefledik. Aile kurma yolunda ilk adımı atacak gençlerimize faizsiz kredi imkanı sunacağız. Gençlerimiz bu destekle aynı zamanda kendi projelerini hayata geçirebilecek. Programın ekonomik destek kısmı ile başvurusu onaylanan kişilere, toplam 48 ay vadeli 2 yılı geri ödemesiz 150 bin lira kredi desteği sunulacak. Fonda biriken parayla orantılı şekilde süreci yürüteceğiz” diye konuştu.
‘YOĞUN FİZİBİLİTE ÇALIŞMALARI YAPILDI’
Göktaş, başvuru kriterlerine yönelik, “Yaş gruplarına ilişkin incelemeler yapıldı. Fondan faydalanmak isteyen gençlerimizin başvuru tarihi itibarıyla 18-29 yaş arasında; 30 yaşından gün almamış olması gerekiyor. Yoğun fizibilite çalışmaları yapıldı, uluslararası kriterler incelendi. Çok sayıda gencimizin söz konusu fondan yararlanması için çiftlerin gelir toplamının, brüt 2 asgari ücreti aşmaması gerektiği yönünde bir kriter belirlendi” dedi.
‘NİKAHA EN AZ 2, EN FAZLA 6 AY KALMIŞ OLMASI GEREKİYOR’
Göktaş, fondan yararlanmak isteyenlerin başvuru tarihi itibarıyla resmi nikah gününe en az 2 ay en fazla 6 ay kalmış olması gerektiğini söyledi. Başvuruların özenle değerlendirileceğini aktaran Göktaş, değerlendirmelerin ardından gerekli şartları taşıyanların fondan yararlanacağını kaydederek, “Fondan yararlanacak gençlerimizin bakanlığımızın evlilik öncesi sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetinden yararlanmak ve evlilik sonrasında sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmayı taahhüt etmesi gerekiyor. Bu fonla Türkiye’nin yer altı zenginliklerinden elde edilecek gelirlerle gençlerimizin geleceğine yatırım yapacağız” diye konuştu.
]]>Aynı zamanda Prof. Gökhan Aybulus ile düzenli olarak piyano çalışmalarını sürdüren Saraç, Liechtenstein International Music Academy’nin bursiyeri olarak da akademi tarafından verilen tüm eğitim ve konserlere düzenli olarak katılıyor.
Almanya, İtalya, Makedonya, Bulgaristan, İspanya, Macaristan gibi birçok ülkede düzenlenen uluslararası yarışmalarda solo ve duo performanslarıyla birincilik ödülleri kazanan Saraç, bu yıl İtalya’da düzenlenen Piano Academy Eppan’da birincilik elde ederek, ‘Arturo Benedetti Michelangeli’ ödülünü en genç yaşta kazanan piyanist olma başarısı da gösterdi.
“ÖĞRETMENİM, MÜZİK KULAĞIMIN İYİ OLDUĞUNU SÖYLEDİ”
Solo ve oda müziği konserlerine devam eden genç sanatçı, başarılarla dolu müzik hayatını ve gelecekle ilgili hedeflerini anlattı.
Piyano eğitimine ailesinin yönlendirmesiyle 5 yaşında başladığını belirten Saraç, “Evimizin yakınındaki bir sanat merkezine giderek piyano dersleri aldım. Oradaki öğretmenim Cem Cücenoğlu, müzik kulağımın çok iyi olduğunu ve konservatuvar sınavlarına girmem gerektiğini söyledi. Sınavlara girip kazandım ve böylece müzik yolculuğum başlamış oldu” diye konuştu.
“GÜNDE 8 SAAT ÇALIŞIYORUM”
Müzik ve piyano hayatında önemli bir yer tuttuğu için sıkı bir çalışma disiplinine sahip olduğuna dikkati çeken sanatçı, “Uzun saatler çalışıyorum özellikle önümde önemli konserlerim varsa çalışma sürem daha da uzuyor. Günde 8 saat çalışıyorum. Okula gittiğim günler çok vaktim olmuyor ancak yine de 4 saat çalışabiliyorum” dedi.
Bu yıl İtalya’da elde ettiği birincilik hakkında bilgi veren Saraç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Piano Academy Eppan İtalya’da önemli bir akademi. Dünyadan çok sayıda yapılan başvuru arasından bu akademiye katılmak üzere seçilen 24 piyanistten biri oldum. Bu sene akademiye kabul edilen en genç katılımcı bendim. Sonra akademideki deneyimli profesörler final konserine çıkmak için aralarında benim de olduğum 6 finalist belirledi. Finalde, ‘Arturo Benedetti Michelangeli’ ödülünü kazanan en genç piyanist oldum.”
2022 yılında ‘Pianissimo-Live’ serisinden davet alan en genç piyanist olarak St.Petersburg’daki Hermitage Müzesi ve Moskova’da solo konserler verdiğini aktaran Saraç, 2023 yılında ise ABD Teksas’ta dört yılda bir düzenlenen ve dünyanın en prestijli organizasyonlarından biri olarak kabul edilen The Cliburn Junior’a ‘Festival Artist’ olarak katıldığını dile getirdi.
EN BÜYÜK DESTEK AİLESİNDEN
Eğitimine devam edip, dünyanın en önemli sahnelerinde konser verme hedefi olduğunu anlatan Saraç, başarısını en büyük destekçisi olan ailesine borçlu olduğunu ve arkadaşlarının kendisine cesaret verdiğini kaydetti.
Saraç, müziğe ilgi duyan gençler için ise şu tavsiyelerde bulundu:
“Bence tüm gençler hiç zaman kaybetmeden sanatla ilgilenmeye başlasın ve yılmadan devam etsinler. Profesyonel olmak için çok çalışmak, disiplinli ve özverili olmak gerekiyor. İlla profesyonel olmak da gerekmiyor aslında hobi olarak da sanatın bir dalıyla uğraşmak çok güzel. Maddi anlamda piyano ve benzeri müzik aletlerine ulaşım çok zor olabiliyor. O yüzden gençlerin özellikle okullarda müzik aletleriyle tanışması büyük önem taşıyor. Birçok genç, müzik aletine ulaşabilse belki kendilerindeki potansiyeli keşfetme imkanı bulacak. Böylece yeni yeteneklerle tanışabileceğiz. O yüzden müzik aletlerinin ulaşılabilir olması çok önemli.”
]]>Düvenci gönüllü oldu
ÇEV Sanat’ın genç sanatçılarından Arya Su Gülenç (Piyano), Bade Dastan (Keman), Deniz Şensoy (Keman) ve Sofiko Tchumbridze’nin (Keman), dünyaca ünlü keman virtüözü Maxim Vengerov ile birlikte aynı sahneyi paylaşacağı konserde, ÇEV Sanat Oda Orkestrası’nı ünlü Maestro İbrahim Yazıcı yönetecek. QNB Finansbank’ın katkılarıyla sürdürülen proje kapsamında düzenlenen ve Ceyda Düvenci’nin sunuculuğunu gönüllü olarak üstleneceği konser, Borusan Otomotiv ve Tektaş Saatçilik’in katkılarıyla gerçekleşecek.
100. yıla özel beste
ÇEV Sanat’ın mezunlarından, Berklee College of Music’te akademisyen Prof. Utar Artun’un Cumhuriyet’in 100. yılı için bestelediği eserin prömiyerinin de gerçekleşeceği konserde, eseri genç sanatçılar Melis Sağlam ve Kerem Tunçer icra edecek. ÇEV Sanat Başkanı Berrin Yoleri’nin organize ettiği konsere; KÜSAV Başkanı Çiğdem Simavi ve Sosyal Komite üyeleri Revna Demirören, Dalia Garih, Tal Garih, Berna Çebi, Feryal Gülman, Beyza Uyanoğlu, Aslıgül Atasagun, Ayda Elgiz, Cana Sialom, Ebru Kumova, Gülgün Kocaoğlu, Mehtap Ferah, Susanne Aşçı, Pelin Akın, Seval Bahçıvan, Yelda Tiftik, Yıldız Yalman, Yıldız Özer, Yelda İpekli, Şah Yaycı, Ayşin Ekşioğlu, Songül Özsan, Berrin Güneş, Burcu Ersöz, Gamze Aksoy, İdil Gazioğlu, Oya Gençoğlu, Merve Tanrıverdi, Sedef Korkmaz ve Müge Sevil destek verdi.
‘ATATÜRK II’ yarın Vizyona giriyor

Başrolünde Aras Bulut İynemli’nin oynadığı, bir Mehmet Ada Öztekin filmi olan “ATATÜRK II” yarın vizyona giriyor. Film, 1915’ten başlayarak Çanakkale Savaşı’na ve 1919 yılına kadar devam eden sürece odaklanıyor. 1915 yılında, Gelibolu cephesinde büyük bir sınav veren Mustafa Kemal’in önünde başka savaşlar vardır. Doğu Cephesi’nde Ruslara, Suriye cephesinde ise İngilizlere karşı büyük bir mücadele verecek; sonunda 1. Dünya Savaşı’nda Savaşı’nı kaybetmeyen tek Osmanlı Subayı olarak tarihe geçecektir. Fakat tüm bu başarıların üstüne İstanbul’a döndüğünde kötü bir sürprizle karşılaşacaktır… Yönetmenliğini Mehmet Ada Öztekin’in yaptığı filmde; Mustafa Kemal Atatürk rolünü Aras Bulut İynemli, Zübeyde Hanım’ı Songül Öden, Enver Paşa’yı Sarp Akkaya ve Madame Corinne’i Esra Bilgiç canlandırıyor.
Bu ikonlar geleceğin sporcularına destek olacak
Kazandıkları başarılarla göğsümüzü kabartan Filenin Sultanları, ikonlarıyla genç sporculara destek olacak. A Milli Kadın Voleybol Takımımızın topluma rol model olmasına ve Dünya çapında bir markaya dönüşmesine vesile olmaktan büyük mutluluk ve gurur duyduklarını belriten Vestel CEO’su Ergün Güler, ‘’Eda Erdem, Zehra Güneş, Hande Baladın ve Ebrar Karakurt’un ikonlarından elde edilecek gelirin tamamı, ülkemizde voleybolun gelişimini sürdürülebilirliğini sağlamak için gerçekleştirdiğimiz çalışmalara ek kaynak yaratacak. Bu vesileyle başta voleybol olmak üzere Türk sporunun farklı dallarını desteklemeyi sürdüreceğimizi belirtmek isterim’’ dedi.
]]>