Futbolu yönetenlerin, başkanların ve sporcuların üzerine düşen görevler olduğunun altını çizen Özbek, şunları kaydetti:
“Gerginliği tırmandırıcı faaliyetlerden kaçınmamız lazım. Galatasaray, 500 yıllık bir gelenekten gelen bir kulüp. Galatasaray Kulübünün hami başkanı Tevfik Fikret, söylemleriyle Mustafa Kemal Atatürk’ü etkileyebilen, Cumhuriyet’in kuruluşuna katkı veren bir isim. Böyle bir camiayı, hiç ilişkisi olmadığı, adını dahi anmak istemediğimiz yapılarla bir araya getirmenin son derece yanlış olduğunu düşünüyorum. Söyleyen kişilerin de böyle bir haddi olduğunu düşünmüyorum. Bu gerginlik artık son bulmalı. Bunun için herkes elinden geleni yapmak zorundadır. Pazar günü Trabzon’da cereyan eden olayların detaylı incelemesinin yapılması lazım. Bu olaylara sebebiyet veren yönetici, taraftar, sporcu kim varsa, adilane şekilde değerlendirilip gerekli cezaların verileceğine eminim. Böyle yapılması gerekiyor. Bir milat olması lazım. Olayların bu güne nasıl geldiğinin, gelişini hazırlayan sebeplerin incelenmesi lazım. Sadece sahada oluşmuş günlük bir olay olduğunu değerlendirmiyoruz. Sezon boyu bir akışı var. Türkiye Futbol Federasyonunun (TFF) buna sebep olanlara, bu olaylara karışanlara adil bir yargılamayla gereken cezaları mutlaka vermesi lazım. Geçmişte çok iyi örnek olmayan, bugünleri hazırlayan olaylar var. Aynı hataya düşmemek lazım. Türk futbolunun geleceği önemliyse, bu olaylarla ilgili PFDK’nin alacağı kararlar da o derece önemlidir. TFF’ye çok büyük iş düşüyor. Türk futbolunu bu kaostan çıkarması lazım.”
ALİ KOÇ’UN İSTİFASI
Ali Koç’un Kulüpler Birliği Vakfındaki başkanlık görevinden istifa etmesinin kişisel bir karar olduğunu, Kulüpler Birliği Vakfının da önemli bir kurum olduğunu dile getiren Özbek, çok önemli isimlerin bulunduğuna dikkati çekerek, vakfı en iyi şekilde temsil edecek bir kişiyi başkan seçeceklerini söyledi.
Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç’un, düzenlediği basın toplantısında Dursun Özbek’in ortak tanıdıkları aracılığıyla görüşme talebinde bulunduğunu ifade etmesi hakkında konuşan Özbek, konunun 4-5 ay önce yaşandığını belirterek, “Ali Bey’in söylediğinden farklı olarak, kendisi Türk futbolundaki gergin ortamın ortadan kalkması için bana çağrıda bulundu. Ali Bey’le bu konuyu görüşebileceğimizi, kendi düzenlediği mekanda buluşabileceğimizi, Türk sporundaki gergin ortamın son bulması için bir araya gelebileceğimizi söyledim. İşin başından beri Türk sporuna hakim olan bu gerginliğin ortadan kalkması, daha güzel günlerde bu sportif yarışı yapabilmemiz için bu görüşmeyi ben de Ali Bey de kabul etti. Daha sonra kendisi bir açıklamaya istinaden görüşmeyi iptal etti. Olayın özeti budur. Gerginliğin sona ermesini istedik fakat rakibimiz bu görüşmeyi iptal etti. Keşke görüşebilseydik, bugünlere gelmeseydik. Türk sporundaki bu gerginliğin önemle incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Geçmişten bugüne yaptıklarımızı göz önüne almamız lazım. Bunların ne kadar faydası, ne kadar zararı olmuştur, bu muhasebenin yapılması gerekiyor” açıklamasını yaptı.
“TFF’DEN KONUYLA İLGİLİ BİR ÇAĞRI YOKTUR”
7 Nisan’da Şanlıurfa’da oynanması planlanan Süper Kupa finaliyle ilgili olarak Fenerbahçe Kulübünün erteleme başvurusunda bulunmak istemesi de hatırlatılan Özbek, konuyla ilgili şunları söyledi:
“TFF bir tarih açıkladı. 7 Nisan’da Şanlıurfa’da oynanacak. Urfalı kardeşlerimiz bizi devamlı arıyor. İki büyük kulübün buradaki maçını izlemek için hazırlıklarını yapıyorlar, son derece heyecanlılar. Bundan sonraki gelişmeler TFF’nin inisiyatifindedir. TFF’den konuyla ilgili bana ya da kulübe iletilen herhangi bir çağrı yoktur. Bize iletilmiş olan 7 Nisan’da maçın oynanacağı şeklindedir. Erteleme konusu, gündemimize geldiğinde cevaplamamız gereken bir konudur. Bize gelen herhangi bir talep ya da bilgi yoktur. Galatasaray’ın bir yönetimi var. Konu gündemimize gelirse değerlendiririz. Böyle bir soru Galatasaray’a sorulmamışken, herhangi bir fikir beyan etmek yanlıştır. TFF bunu Galatasaray’a sorarken, gerekçesiyle soracaktır. Bu gerekçe de önemlidir. Galatasaray, bunun ne kadar uygun, ne kadar adil olduğunu değerlendirecektir. Ama böyle bir talep yokken fikir beyan etmemiz doğru değil. Karar mekanizması TFF’dir. Galatasaray, Türk futbolunun hayrı için, Türk futboluna faydası olacak her türlü kararın arkasında durur.”
]]>Yazılımda, bölgelerdeki tarihsel depremler ile yıllık yeryüzü hareket verileri, coğrafi bilgi sistemi destekli programa aktarılarak, fay hatlarının ‘mavi’, ‘yeşil’ ve ‘kırmızı’ tonlarına göre değerlendirilen ‘fay gerginlikleri’ belirlendi.
“MARMARA BÖLGESİ’NDEKİ FAYLAR ÇOK DAHA GERGİN”
Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın analizini tamamladıklarını, diğer fay hatları için de çalışmaların devam ettiğini belirten Prof. Dr. Kutoğlu, geliştirdikleri yapay zeka destekli dijital model ile gergin fayları tespit edebildiklerini söyledi.
1’i Doğu Anadolu’da, 3’ü Marmara’da olan 4 faya dikkat çeken Prof. Dr. Kutoğlu şunları kaydetti:
“Erzincan’ın 40-50 kilometre doğusunda kalan Yedisu Fayı zaten biliniyordu. En doğuda, en gergin fay olarak burası gözüküyor. Marmara Denizi’ne kadar, Yedisu Fayı’ndan daha gergin bir fay görmüyoruz.
Ancak Marmara Bölgesi’nde çok daha gergin faylar olduğunu görüyoruz. 1999’da İzmit Düzce’de deprem meydana gelen hattın çok soğuk olduğunu görüyoruz. Koyu lacivert görüyoruz.
Çünkü 24 senelik yer hareketi sebebiyle enerji biriktiriyor, o yüzden burası soğuk. Gerginliğin artması için çok daha uzun yıllara ihtiyaç var. Ama onun altında Sakarya’dan Pamukova- Geyve’ye doğru dönen bir hat var.
Onun kırmızı renkte olduğunu görüyoruz. Burada en son depremin 1000’li yıllardan önce olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla yıllık yer hareketlerini buraya uyguladığımızda fayın oldukça gergin durumda olduğu tabloda ortaya çıkıyor.”

Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu
“BANDIRMA VE ERDEK’TEKİ KOLLAR, HEPSİNDEN DAHA GERGİN”
Doğudan Marmara’ya kadar gergin hat gözlemlemediklerini belirten Prof. Dr. Kutoğlu, şöyle konuştu:
“99 depreminden sonra kuzey kollardaki fayların üzerinde duruluyor. Çınarcık segmentinin gerginlik seviyesinin artmış olduğunu, hemen batısında da Marmaraereğlisi, Silivri önlerindeki hattın ondan daha da gergin olduğunu, turuncu renkte olduğunu görüyoruz.
Bu orta kol üzerinde, Çınarcık’tan Tekirdağ’a olan kısımda Marmaraereğlisi ve Silivri önlerindeki kısmın daha gergin olduğu, yer hareketlerine göre ortaya çıkıyor.
Ama buralar, her ne kadar gergin olsa da güneyde özellikle Gemlik Körfezi’nden denize dalan ve Mudanya önlerinden devam eden hattın kuzeydeki koldan daha da gergin olduğunu ama biraz daha batıya geçtiğimizde Bandırma ve Erdek’teki kolların ise hepsinden daha da gergin olduğunu görüyoruz.”

İSTANBUL İÇİN KRİTİK 2 HAT
İstanbul ile ilgili güneydeki hatlara da dikkati çeken Prof. Dr. Kutoğlu, “Çalışmamızdan hareketle baktığımızda İstanbul anlamında sadece kuzey koldan değil; Sakarya’dan güneye dalan Geyve-Pamukova hattında devam eden yine Gemlik’ten Mudanya önlerinden devam eden Bandırma- Erdek hattına da son derece dikkat edilmesi gerekiyor. Çünkü bizim yaptığımız çalışmaya göre, tarihsel depremlerden yola çıkarak ve yıllık hareket hızlarına bakarak elde ettiğimiz gerginlik değerlerine göre, bu hatlar diğerlerinden çok daha gergin durumda gözüküyor” dedi.
“7’NİN ÜZERİNDE BÜYÜK DEPREM ÜRETMİŞLER”
Fay uzunluğu 30 kilometre üzerine çıktığında, deprem büyüklüğünün de 7 ve üzeri deprem üretme potansiyelinin arttığını anlatan Prof. Dr. Kutoğlu, “Bölgede de bu potansiyel var. Geçmişteki depremlere baktığımız zaman da bu faylar zaten tarihin değişik zamanlarında 7’nin üzerinde büyük depremler üretmişler. Mesela Mudanya önündeki Gemlik’teki fayın tarihsel dönemine baktığımız zaman 6.6 büyüklüğünde bir deprem üretmiş. Bandırma tarafında 7.2 gibi bu civarda depremler var. En gergin Bandırma ve Erdek tarafı, 2’nci sırada Sakarya, 3’üncü sırada Gemlik tarafı, 4’üncü sırada Marmara Denizi bölgesini koyabiliriz” diye konuştu.
]]>