Gıda – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Fri, 21 Jun 2024 21:36:32 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Promosyon savaşları sürüyor https://www.foxhaber.com.tr/promosyon-savaslari-suruyor/ https://www.foxhaber.com.tr/promosyon-savaslari-suruyor/#respond Fri, 21 Jun 2024 21:36:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8423 Hanehalkı bütçesinin en büyük harcama kalemlerinden biri olan gıda enflasyonu manşet enflasyon üzerindeki artış seyrini sürdürürken, tüketici, sepetleri küçültüp ürün takibini sıklaştırdı. Özellikle maliyet tarafında başta kira ve işçilik olmak üzere pek çok kalemde yüksek artışlarla karşı karşıya kalan gıda perakendesi sektörü, fiyat ve maliyet arasındaki makasın da oldukça daraldığına dikkat çekiyor. Gıda Perakendecileri Derneği (GPD) Yönetim Kurulu Başkanı Alp Önder Özpamukçu, 2024 yılının enflasyonla mücadele çalışmalarına her zaman olduğu gibi devam edecekleri bir yıl olacağını belirterek, bu noktada devletin ve tedarikçilerin atacağı adımların sektörü önemli ölçüde etkileyeceğini kaydetti.

DARALMA BEKLENİYOR

Türk tüketicisinin enflasyonla yaşamayı bilen bir toplum olduğunu 2023 yılında alınan önlemlerle iç ticarette bir sıkıntı yaşanmadığını kaydeden Özpamukçu 2024 trendlerine ilişkin ise şu değerlendirmeyi yaptı: “2024 yılında bir miktar daralmayı bekliyoruz. Tüketicimiz de temel ihtiyaçlarını karşılama noktasında bilinçli. Hem market harcamalarında hem de yeme içme harcamalarında promosyon ve indirim hassasiyeti yoğun bir şekilde sürüyor. Özellikle hızlı servis restoranları kısmında yoğun rekabet ve tüketici talebi karşısında, fiyatlar ile maliyetler arasındaki makas çok daralmış durumda. Genel eğilim olarak alışveriş sepetlerinin küçüldüğünü, maliyet enflasyonu bazlı fiyatlar neticesinde ciroların artışta olduğunu, tüketici ve rakip işletmeler arasında promosyon savaşlarının sürdüğünü söyleyebiliriz.”

Komisyon oranları tahsilatı engelliyor

Türkiye’deki mevcut ekonomik koşullarla birlikte tedarikçilerin finansal kaynaklara erişim ve tahsilatlarda sorunlar yaşadığını kaydeden Alp Önder Özpamukçu, kredi kartı ile alışveriş oranlarının ise çok yüksek boyutlara ulaştığına dikkat çekti. Özpamukçu, “Kredi kartı ödemelerinin bankalardan tahsil edilmesi konusunda da yüksek maliyetler nedeniyle sıkıntı yaşanıyor. Bununla bağlantılı olarak hem ödeme sistemlerinde, hem de harcama noktaları konusunda maalesef kayıt dışına doğru bir kayma gözlemliyoruz. Enflasyonla mücadelenin yanı sıra kayıt dışı ile mücadelenin de önemli bir gündem olacağını görüyoruz” değerlendirmesini yaptı.

İstihdamda sirkülasyon yaşanıyor

Türkiye’nin döviz bazında pahalı bir ülke haline gelmesi ile birlikte turist ilgisini ve yabancılara ürün ve hizmet satışlarını zorladığını vurgulayan Özpamukçu, bugünlerde sakin seyretmesine rağmen yüksek döviz kurlarının ilave maliyet baskısı yarattığını söyledi. Diğer taraftan sektörün istihdamda  yüksek sirkülasyon nedeni ile sıkıntı yaşadığını aktaran Özpamukçu, “Gençlerimize buradan da bir çağrı yaparak, perakendeyi kısa dönemli bir iş değil önemli kariyer hedefleri sağlayan ve bireysel gelişime önemli katkı sunan bir sektör olarak görmelerini bekliyoruz” dedi.

PERAKENDE SEKTÖRÜNE İLİŞKİN ÖNGÖRÜLERİNİ PAYLAŞTILAR

Metro Türkiye Satın Almadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Deniz Alkaç: Marka ve ürünlerde tüketici ucuza yöneliyor

Yüksek enflasyon ve aralıksız olarak artan gıda fiyatları alışveriş tercihlerini temelden değiştirirken, pazarda trendler ucuz ürün ve markalara doğru kayışa işaret ediyor. Türkiye’de son 3 yıldır gıda fiyatlarının arttığını ve baz etkisinin devreye gireceği hazirana kadar yükselişin sürmesini beklediklerini kaydeden Metro Türkiye Satın Almadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Deniz Alkaç, “Daha ucuza doğru markalar arası, ürünler arası kaymalar görülüyor. Marketlerin kendi özel markalı ürünlerine de bir kayış olduğunu görüyoruz. Ekonomik etkenler ve azalan alım gücüyle birlikte tüketici alışkanlıklarındaki değişimlere baktığımızda, kuruyemiş talebi azalırken bisküvi tercihinde artış yaşandığını görüyoruz. Pirinçte talep düşerken makarna satışları artıyor. Kırmızı et, beyaz et ya da balık seçiminde daha uygun fiyatlı çeşitler tercih edilebiliyor” değerlendirmesini yaptı.

FİYATLAR YÜZDE 60 ARTTI

Ramazan’da gıda fiyatlarının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 60 artış gösterdiğini açıklayan Alkaç, şöyle devam etti: “Özellikle mayıs ayından sonra sıkılaşmış para politikalarının etkisiyle ve meyve-sebzede tarla sezonunun başlamasıyla birlikte enflasyonda ciddi bir düşüşün başlayacağını öngörüyoruz. Gıda fiyatlarındaki yükselişin ortaya çıkardığı en büyük risk ise tüketicilerin daha ekonomik ürün arayışına girmesini  fırsat bilenlerin taklit ve tağşiş ürüne yönelmesi, yani gıdada sahteciliğin artırması.”

20 bin üründe süreli değil sürekli iyi fiyat

Metro Türkiye olarak 2024’teki hedeflerini de aktaran Alkaç, bu yıl yeni fiyatlandırma politikalarıyla 20 bine yakın üründe süreli değil sürekli çok iyi fiyat sunduklarını kaydetti. “Çok Al Az Öde’ uygulamamız ile de profesyonel müşterilerimizin en çok talep gösterdiği ve ana ihtiyaçlarının tamamını karşılayan 4 bine yakın ürünümüzde yüzde 20, yüzde 30 hatta yüzde 50’lere varan fiyat avantajı sunuyoruz. Yeni müşterilere de ulaşmamızı sağlayacak bu strateji doğrultusunda satış ekibimizi iki katına çıkardık” diye konuşan Alkaç, bu sayede pazar paylarını da artırmayı planladıklarını dile getirdi.

Türkiye Perakendeciler Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Düzgün: Vatandaşın ana gündemi fiyatlar

Alışverişlerin temel belirleyicisi haline gelen fiyat hassasiyeti, ev dışı tüketimi hane içine kaydırırken, gıda perakendesinde bu yıl durgunluk bekliyor. Türkiye Perakendeciler Federasyonu Başkanı Ömer Düzgün, 2024’te sektörün pek çok zorlukla karşı karşıya kaldığına dikkat çekti.

TENCERE EVDE KAYNIYOR

Düzgün, “Sektör, enflasyon, maliyet artışları ve üretimdeki dalgalanmalar nedeniyle belirsizliklerle mücadele ediyor.  Tüketicilerin alım gücündeki düşüş ve fiyat odaklı olmaları perakende satışları üzerinde değişime neden oluyor. Tüketicinin ana gündemi fiyatlar. Raflardaki tüm fiyatlar inceleniyor, kıyaslanıyor, market arabasına içerik ve gramaj değerlendirilerek ekleniyor” değerlendirmesini yaptı. 

Son iki yılda fiyat hassasiyeti artan tüketicinin önce fiyat karşılaştırması yaptığını aktaran Düzgün, şöyle devam etti: “Ancak market arabalarında geçen yıla kıyasla daha fazla ürün yer alıyor. Çünkü artan maliyetler nedeniyle tüketiciler artık evde yemek yapma ve yeme eğiliminde. Bu da hafta içi ve hafta sonu dışarıda yeme içmeye ayrılan paranın kesildiğini, yeme-içme fiyatlarının gerekenin üzerinde olmasından dolayı vatandaşların tencereyi evde kaynattığına işaret ediyor.” Düzgün, gıda perakendesinin genelinde bir durgunluk gözlemlediklerini, fiyat artışlarındaki yavaşlamaya rağmen başta et grubu olmak üzere vatandaşların gıdaya erişimde zorlandığını kaydetti.

Üreticinin fiyat eğilimi belirsizlik yaratıyor

Üreticilerin döviz ve enerji maliyetlerindeki artışlar karşısında fiyatlarını ayarlama eğilimlerinin sektörde bir takım belirsizlikler yarattığını da aktaran Düzgün, daha cazip fiyatlar nedeni ile ihracata yöneldiklerini kaydetti. Düzgün, “Bu yanlış eğilim, yanlış fiyat politikalarının denetimi maalesef bizim raflarda gerçekleşiyor. Vatandaşlarımızla bizler karşı karşıya kalıyoruz” dedi.

Market ve AVM’lerde kart harcamaları yüzde 161 arttı

Yüksek enflasyon nedeniyle alım gücü, artan fiyatları karşılayamayan vatandaşın market ve alışveriş merkezlerinde (AVM) kartlı harcamaları arttı. Marketlerde geçmişte yüzde 60 olan kartlı alışverişler bu yıl yüzde 85’lere ulaştı. Bankalararası Kart Merkezi’nin Mart 2024 verilerine göre vatandaşların market ve alışveriş merkezlerindeki kredi kartı harcamaları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 161.5 artış gösterdi.

163 MİLYARA DAYANDI

Mart 2023’te kredi kartı ile yapılan harcama tutarı 62 milyar 327 milyon 980 bin TL iken, Mart 2024’te bu tutar 162 milyar 977 milyon 490 bin TL’ye ulaştı. İşlem adedi de aynı dönemde 63 milyon artarak 272 milyon oldu. Mart 2024’te kredi kartı ile işlem başına yapılan ortalama ödeme bir önceki yılın aynı ayına göre iki katına çıktı. Mart 2023’te market ve alışveriş merkezlerinde kredi kartı ile yapılan işlem başına ortalama ödeme 298 lira iken Mart 2024’te bu tutar 599 liraya çıktı.

Market sayısı 52 bini aştı

Türkiye’de marketlerin sayısı geçen yıl sonu itibarıyla 52 bini aştı. Ülkede 400 kişiye 1 market düşerken, yerel market zincirleri de 7 bin 700’e ulaştı. Söz konusu büyümenin büyük kısmı bir önceki yıllarda olduğu gibi yine indirim (discount) marketlerinden geldi. 2019’da 25 bin 493, 2020’de 27 bin 660, 2021’de 30 bin 955 ve 2022’de 38 bin 122 şubeye ulaşan indirim marketler, 2023’te 3 bine yakın yeni şube açarak toplam mağaza sayısında yaklaşık 41 bini aştı. Böylece discount marketlerin pazardan aldığı pay yüzde 80’e yaklaştı. Ortakalan Perakende Raporu’na göre ise 2022’de 5 bin yeni market açılışıyla organize gıda perakendeciliğinde toplam market sayısı 48 bin 660 market ile kapatmıştı.

Atıştırmalıklar ana öğün oldu

Tüm kriz dönemleri tüketim alanında kendi trendlerini oluştururken, 63 aydır kesintisiz artan enflasyon, tüketiciyi gıdada farklı öğünlere ve yüksek maliyetlere maruz bıraktı. Araştırma şirketi Ipsos’un 2023 yılına dair gerçekleştirdiği analizde krizsiz dönemlerde keyif olarak tüketilen atıştırmalıkların artık ana öğün haline geldiğini ortaya koyuyor. “Öğün geçiştirmek eskiden belki sadece zaman kısıtıyla ilişkilendirilen bir davranıştı ancak şimdi ekonomik faydası ile de ön plana çıkıyor: 2023 yılında tüketicilerin yüzde 13’ü atıştırmalık ürünleri ana öğün niyetine tükettiğini söylüyor” tespitinin yapıldığı araştırma, uygun fiyatlı atıştırmalıkların temel gıda ürünlerinin yerine geçtiğini gösteriyor.  Diğer taraftan hane halkının geçen yıl gıda harcaması yüzde 67 artarken, et v et ürünlerinde yüzde 84, süt ve süt ürünlerinde yüzde 62, içecekte yüzde 74’lük artış görüldü.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/promosyon-savaslari-suruyor/feed/ 0
Mayalı besinler kilomuzu nasıl etkiler? https://www.foxhaber.com.tr/mayali-besinler-kilomuzu-nasil-etkiler/ https://www.foxhaber.com.tr/mayali-besinler-kilomuzu-nasil-etkiler/#respond Thu, 23 May 2024 21:27:56 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7600 Yüzlerce yıldır gıda hazırlama ve fermentasyon işlemlerinde kullanılan maya, günümüzde tükettiğimiz birçok gıdada bulunur. Dolayısıyla bazı kişilerde maya intoleransının (hassasiyetinin) görülebildiğine, bu durumun da kilo artışına ya da kaybına yol açabildiğine dikkat çeken Uzman Diyetisyen Ayşe Gül Güven, konuyla ilgili merak edilenleri şöyle anlattı:

Ayşe Gül Güven

Maya içeren besinler

Mayaya karşı hassasiyetinizi bazı yiyecekleri sırasıyla beslenmenizden çıkararak belirleyebilirsiniz. Bu besinleri şöyle sıralayabiliriz.

– Ekmek ve hamur işleri (kek, poğaça, kurabiye, simit, pizza hamuru, bisküvi gibi)

– Çoğu alkol çeşidi

– Peynir, kefir, yoğurt, ayran 

– İyi şartlarda muhafaza edilmeyen tereyağı, dondurma

– Turşu 

– Ambalajı açılıp, buzdolabında bekletilen işlenmiş meyve suları ve konserve domatesler

– Sirke

– Kurutulmuş et, sosis

– Mayonez, ketçap

– Tofu, soya sosu

– Tazeliğini yitirmiş üzüm, çilek, kiraz, mantar, kuru meyveler (Hepsi yüzeylerinde oluşabilen küflere karşı iyice yıkanmalı)

– Açıkta beklemiş yemekler 

– Krema

– Bazı et suyu tabletleri

Bu arada gıda etiketlerinin de maya içeriklerine karşı kontrol edilmesinde yarar var.

BESLENMEDEN TAMAMEN ÇIKARTILMAMALI ELEME YAPILMALI

Probiyotikler, bağırsaklardaki dost bakterilerin sayısının artmasına yardımcı oldukları için mayaya karşı toleransı da artırabileceği çalışmalarla gösterilmiştir. Bu nedenle aralarında kefir, yoğurt gibi faydalı gıdalar da bulunduğu için yiyecek günlüğü tutulup yakınmalara yol açmayan besinler elenenler listenizden çıkartılabilir. Böylece vücudunuzdaki maya miktarını kontrol etmenizi sağlar. Ayrıca maya, B vitamini kaynağı olmakla birlikte, potasyum, çinko ve magnezyum da içerir. Bu nedenle mayayı hayatınızdan çıkaracaksanız B vitaminin diğer kaynakları olan et, balık, yumurta, tam tahıllar, kuru yemişler, koyu yeşil yapraklıların günlük beslenmenizde yer aldığından emin olmalısınız.

Vücutta ne gibi değişiklikler olur?

Araştırmalara göre maya insülin direncine neden olan besinler arasındandır. Maya hassasiyeti vücutta histamin salınımını artırıp, ödeme neden olabilir. Bağırsaklardaki serotonin hormonunu salınımını azaltıp, mutsuzluğa ve duygusal açlığı tetikleyebilir. Bu nedenlerle de kilo alımına yol açabilir. Öte yandan mantarlar aleminin Candida cinsine ait olanları insan vücudunda enfeksiyonlara sebep olabilir. Bu mantarın 46 farklı cinsi bulunur. En yaygın türü Candida albicans olarak bilinen mayadır. Çoğu durumda bu maya vücudumuzda hastalığa neden olmadan bulunur. Ancak bazı durumlarda mayanın çoğalmaya başlaması ve rahatsızlıklara neden olması için uygun koşullar ortaya çıkar. Mayaların dengesiz üremesi ağız boşluğundan kalın bağırsağa kadar sindirim sisteminin herhangi bir yerinde meydana gelebilir. Midedeki maya enfeksiyonu arttığında sindirimi bozarak kilo kaybına yol açar.

GIDA ALERJİSİ İLE GIDA HASSASİYETİ ARASINDAKİ FARK

Çoğu kişide gıda alerjilerine nedeni olan belli gıdalar vardır. Buğday, balık (özellikle kabuklu deniz ürünleri), soya, süt, yumurta, fındık (özellikle yer fıstığı) ve turunçgiller en yaygın görülenleridir. Gıda alerjileri, daha yaygın fakat daha az şiddetli olan gıda hassasiyetiyle karıştırılmamalıdır. Gıda intoleransı (hassasiyeti) tüketilen bir besinin içerisinde bulunan herhangi bir maddeye karşı sindirim ve bağışıklık sisteminin reaksiyonu olarak tanımlanır.

BU BELİRTİLERE DİKKAT!

Gıda hassasiyetine yol açan nedenlerden biri de mayadır. Karşımıza çıkan en yaygın maya çeşitleri ekmek ve bira mayasıdır. Her ikisi de Saccharomyces cerevisiae mantar türünden kaynaklanır. Mayalı besinlere karşı hassasiyet kişide şişkinlik hali, hazımsızlık, yorgunluk, bulantı, şekerli gıdalara karşı aşırı istek, karın krampları, sivilce, egzama, cilt döküntüleri, ağız kokusu ve hazımsızlık gibi çeşitli semptomlara neden olur. Diğer birçok gıda hassasiyeti gibi maya hassasiyetine karşı önerilen yol da maya içeren gıdalardan uzak durulmasıdır. Mayasız bir diyet zor görülebilir çünkü günümüzde tükettiğimiz yiyecek, içecek ve hazır ürün çeşitliliğinin artması ve gıdalardaki çeşitli katkı maddeleri bu yakınmaları oluşturan gıdaları saptamanızı zorlaştırabilir. Ancak ortaya çıkan semptomlara karşı en iyi önleyici tedbir budur.

Maya içermeyen besinler

– Kabartma tozu ile hazırlanmış hamur işleri

– Taze sebze ve meyveler

– Et, tavuk, hindi, balık, deniz ürünleri

– Yumurta

– Yağlar 

– Otlar, baharatlar

– Votka, viski, cin, rom, tekila gibi damıtılmış alkoller

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/mayali-besinler-kilomuzu-nasil-etkiler/feed/ 0
Bayram öncesinde çikolata uyarısı: Hileye dikkat https://www.foxhaber.com.tr/bayram-oncesinde-cikolata-uyarisi-hileye-dikkat/ https://www.foxhaber.com.tr/bayram-oncesinde-cikolata-uyarisi-hileye-dikkat/#respond Wed, 22 May 2024 21:00:47 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7556 Ramazan Bayramı öncesinde çikolata, tatlı ve şekerlemeler raflarda yerini aldı. Bayramda tüketime sunulan çikolatalar, birçok perakende satış noktasında kutular içerisinde, kiloyla veya paketlenmemiş olarak farklı çeşitlerle satılıyor. Gıda Laboratuvarları ve Gıda Denetçileri Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr.Selman Bahadır Orhan, özellikle paketlenmemiş çikolatalarda içeriğe yönelik uyarıda bulundu, sahte çikolatalara dikkat çekti. Çikolata olarak satışa sunulan birçok üründe çeşitli ucuz yağ, aroma vericiler ve kimyasal maddeler bulunduğunu belirten Orhan, bu tarz ürünlerin insan sağlığına yönelik riskleri hakkında da bilgi verdi.

“AÇIK ÇİKOLATA UYARISI”

Orhan, “Kaliteli çikolata alabilmemiz için her zaman söylediğimiz gibi etiket incelemesi muhakkak yapmalıyız. Açık çikolatalardan, açık gıdalardan mümkün mertebe uzak kalmalıyız. Tekli çikolata satılıyorsa bile muhakkak ki etiketli olmasına, çizgi barkod haricinde esas QR dediğimiz kare barkodlardan olmasına ve bunlardan izlenebilirliğini takip etmemiz lazım. Çünkü Türk gıda kodeksine göre sınırları belirlenmiştir. Bu belirlenmeye göre de çikolatalarımızda hileye olabildiğince önüne geçelim. Dolayısıyla biz istiyoruz ki muhakkak ki izlenebilirliği olan barkodlu, kutu içerisinde çikolataları tercih etmeleri ve etiket üzerini muhakkak okumalarını herkesin kendisinin denetçi olmasını, bu anlamda aldığı gıdanın önce kendisi denetlenmesini eğer aykırı bir şey çıkarsa da bizim oralarda Tarım Bakanlığı üzerinden bunların izlenebilirliği ve gerekli cezai yaptırımları yapılabilecek incelemeleri yapma hakkımız doğmaktadır. “ dedi.

KOKOLİN, SENTETİK TATLANDIRICI, PALM YAĞI…

Orhan, “Her konuda olduğu gibi; çikolata bir gıda maddesidir ve pahalı bir gıda maddesidir. Pahalı olduğu için de hileye fevkalade açık bir gıda maddesi haline gelmektedir. Peki ne olabilir? Kakao yerine malum dünyada şu anda kakao fiyatları çok yükseldi. Kokolin, sentetik tatlandırıcılar katılabilmekte, içerisine fıstık gibi, çam fıstığı gibi özellikle çok pahalı olan gıda maddeler yerine hile ve tahşiş edilmiş başka lezzetlerle o lezzeti oluşturmak üzere ilave edilerekten yapılan tatlandırıcılar koruyabilmekte. İşte bunların yapılabilmesi için muhakkak ki o etiketin üzerinde olması lazım. Tabi ki kokolin de bir gıda maddesi, ama kakao fiyatına satılmamaktadır. Siz onu çikolata diye satarsınız, çikolata farklı gıdalardır. Bunların gıda kodeksinde tanımlamaları da farklıdır.” dedi.

Orhan, “Elbette ki vatandaş ben de çikolata aldım diyor, diğeri ben de çikolata aldım diyor. Fiyatlar çok uçurum olabiliyor ve aynı damak tadına ulaşamıyorsunuz. Malum içerisine katılan yağlardan işte trans yağlarına varıncaya kadar ki bu gıda kodeksimizde yasaklanmıştı. O trans yağların katılmaması lazım. Fakat, ucuz olduğu için ucuz elde edebilmek için maalesef onlar katılabilmektedir. Elbette ki Palm yağları da bu grupta yani ucuz netice itibariyle kakao yağının yanında çok daha ucuz ve katılabilmekte. Vatandaşımızın muhakkak ki üstüne basaraktan altını çizerekten söylüyoruz. Muhakkak etiketli gıdalara yönelmeleri. O etiketlerin üzerini okumalarını rica ediyoruz. Özellikle QR kod dediğimiz kare kodlu etiketlere daha çok yönelmeleri şart. Çünkü izlenebilirlik adına çizgi barkoddan ziyade QR kodlu gıdalar daha iyi izlenebilir veri vermektedir. Hangi parti numarasına varıncaya kadar sonuçlar çıkmaktadır. Zaten, tekli çikolata satışı esasen yasak. Tekli çikolata varsa, satılacaksa bile o tekli çikolatanın üzerinde muhakkak barkod olmak zorunda. Yani açıktan tekli çikolata satılması 2006’daki gıda düzenlemesine göre yasaklandı. Onun için muhakkak ki izlenebilirlik için barkodlu olmak zorunda” şeklinde konuştu.

“İLERLEYEN YAŞLARDA DAMAR SERTLİĞİ DE YAPAR”

Selman Bahadır Orhan, “Bu tür gıda maddelerinin içerisindeki trans yağlardan, palm yağlarından bahsettiğimiz hadiselerin, çoğu bizim kolesterol diye adlandırdığımız vücuttaki kötü kolesterol diye adlandırılan LDL kolesterolün fevkalade yükselmesine sebebiyet vermekte. Nitekim çocuk yaşta daha kolestrol sorunu mu olur? Elbette ki oluyor. Aşırı bu tür trans yağ içeren çikolataların tüketilmesi maalesef ki çocuklarda dahi kolesterol rahatsızlıklarının ortaya çıkmasına sebebiyet vermekte. İlerleyen yaşlarda damar sertliğinden, tansiyonundan, kalp rahatsızlığına varan sonuçlara gidebilmekte. Çünkü unutmayalım ki ne yiyorsak oyuz. Biz bu bozuk gıdalar tahşiş edilmiş gıdaları alıyorsak insan ömrü uzamaz tam tersi kısalır. Hayat kalitemiz de düşer. Evet, kolesterolün çözümü vardır ama siz artık o saatten sonra diyabet, şeker kolesterol, tansiyon gibi rahatsızlıklardan dolayı başka ilaçlar kullanarak da hayatınızı sürdürürsünüz. Altını tekrar çiziyorum, etiket, etiket” dedi.

 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bayram-oncesinde-cikolata-uyarisi-hileye-dikkat/feed/ 0
Kylian Mbappe’nin beslenme sırrı: Performansının arkasındaki güç https://www.foxhaber.com.tr/kylian-mbappenin-beslenme-sirri-performansinin-arkasindaki-guc/ https://www.foxhaber.com.tr/kylian-mbappenin-beslenme-sirri-performansinin-arkasindaki-guc/#respond Mon, 06 May 2024 21:18:30 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7004 Kylian Mbappe’nin Fransa’daki pembe dizisi sona ermek üzere. PSG’den ayrılacağını açıkladıktan sonra herkes onun bu yaz Real Madrid’e transfer olacağını varsayıyor.

25 yaşındaki futbolcunun, sözleşme detayları bile belli oldu. İspanya basınında çıkan haberlere göre, Fransız futbolcuya yıllık 14 milyon Euro ödenecek ve 40 milyon Euro’luk bir imza parası verilecek.

Madrid taraftarları, dünyanın en iyi oyuncusu olarak kabul edilen yıldızın gelişini heyecanla bekliyor. Ancak Mbappe’nin harika formu tesadüf değil. Fransız oyuncunun sportif başarısının ardında görünmez beslenme ve antrenman yatıyor.

Fransız futbolcu, formunu korumak için sıkı bir diyet uyguluyor. Mbappe günde birkaç öğün karbonhidrat ve protein açısından zengin, dengeli bir diyet uyguluyor.

Makarna ile birlikte somon balığı en sevdiği yemek ve protein ve omega-3 yağ asitlerinin yanı sıra vitamin ve mineraller açısından yüksek olduğu için kaslarını güçlendirmek için bir artı.

ANAHTAR: ŞEKERİ KALDIR, YULAFI EKLE

Planının anahtarlarından biri, şeker gibi bazı ürünleri hiçbir şekilde tüketmemesi ve her şeyden önce herkesin marketten satın alabileceği bir gıdanın dahil edilmesi: Yulaf.

Süper gıdalar, köklerden, tohumlardan, meyvelerden ve alglerden elde edilen, yüksek konsantrasyonda temel besin maddeleri içeren, kolayca özümsenen ve günde birkaç gram alarak fayda sağlayan doğal gıdalardır.

Hem hazırlık aşamasında (kasların veya kemiklerin ideal durumu) hem de antrenmanlarda, maçlarda ve sonrasında iyileşme sürecinde kilit öneme sahipler.

BİLİMLE DESTEKLİYOR

Beslenme bilimi birkaç yıldır soyunma odalarına da girmeye başladı.

Futbolcuların kendilerini pizzaya boğduktan sonra zaferlerini litrelerce alkolle yıkadıkları günler geride kaldı. Şimdi bunun yerine, beslenme ortodoksisi sayesinde performanslarını artırıyor ve sakatlıklardan kaçınıyorlar.

Nar veya yosun gibi birçok süper gıda, antioksidan güçleri, spor performansını artırma veya lipit (yağ) metabolizmasını iyileştirme yetenekleri nedeniyle bilim tarafından onaylı hale geldi.

SPORCULAR İÇİN YULAFIN ÖNEMİ

Ancak, aralarında Mbappe’nin de bulunduğu birçok sporcunun günlük diyetinin bir parçası haline gelen ve sadece sağlık için değil, aynı zamanda fiziksel aktivite için de harika bir müttefik olan çok daha yaygın bir süper gıda var. Çok fazla enerji sağlayan ve sporcular için önemli bir gıda haline gelen yulaf.

Birçok bilimsel çalışma, bu tahılın besinsel bileşimi nedeniyle her sporcu için bir mücevher olduğunu gösteriyor. Kompleks karbonhidratlar, lif, doymamış yağlar ve mikro besinler yulafın besin bileşiminin bir parçasıdır. Ayrıca iyi miktarda protein ve düşük glisemik indeks içerir.

Ayrıca yulaf, potasyum, magnezyum, kalsiyum ve fosfor gibi sporcular için gerekli mineralleri içerir. Bunlardan herhangi birinin kaslar üzerinde etkisi vardır ve nöromüsküler fonksiyon üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir.

Aynı zamanda enerji artırıcı vitaminlerin de taşıyıcısı. Özellikle, karbonhidrat metabolizması için gerekli olan ve atletik performansınız üzerinde etkili olan B5 ve B1 vitaminlerini içerir.

Yulafın mucize özellikleri:

  • 1. Kilo vermenize yardımcı olur
  • Yulaf ezmesi yemek zayıflatmaz, ancak bileşik bir karbonhidrat olmanın size tokluk hissi verdiği ve açlık hissetmeden veya öğünler arasında yeme ihtiyacı duymadan daha uzun süre kalmanızı sağlar.
  • 2. Enerji sağlar
  • Yulafın temel özelliklerinden biri de potasyum, magnezyum, kalsiyum ve fosfor gibi sporcular için gerekli mineralleri içermesidir. Tüm bunların kaslar üzerinde etkisi vardır. Ayrıca, günlük işlerinizle boğuşurken ihtiyaç duyduğunuz enerjiyi sağlayacak vitaminler de sağlarlar.
  • 3. Kan şekerini düşürür
  • Yulafın faydalarından bir diğeri de, kan şekerini düşürmeye yardımcı olmasıdır ve tüketimi kardiyovasküler hastalıkların, diyabetin önlenmesi ve kontrolü ve kan basıncının düzenlenmesi için de idealdir.
  • 4. Kolesterolü düzenler
  • Beta-glukanlar sayesinde yulaf, kötü kolesterolün (LDL) yanı sıra trigliserit seviyelerini düşürmek için de faydalıdır. Ayrıca omega-3 ve linoleik asit içeriği (iyi kalite yağ) iyi kolesterolü yükseltir.
  • 5. Kaliteli protein kaynağı
  • Düşük maliyetli bir protein kaynağıdır ve yüksek lif içeriğine sahiptir. Bitkisel protein kaynağı olduğu ve vitamin ve mineraller açısından zengin olduğu için vejetaryen veya vegan sporcular için mükemmeldir.
  • 6. Kas ağrısını hafifletir ve metabolizmayı harekete geçirir.
  • Yulaf ayrıca vitamin ve mineraller açısından da zengindir. Metabolizmayı ve kas gevşemesini teşvik etmek için B-kompleks vitaminleri içerir. Ayrıca cildi genç tutan E vitamini ve kemik sağlığı için önemli olan magnezyum, kalsiyum ve demir gibi antioksidanlar sağlar ve yulaf ezmesi yedikten sonra kas ağrısını hafifletir ve vücuttaki kortizol (stres hormonu) seviyelerini düşürür.
]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kylian-mbappenin-beslenme-sirri-performansinin-arkasindaki-guc/feed/ 0
Ramazanda neden kilo alınır https://www.foxhaber.com.tr/ramazanda-neden-kilo-alinir/ https://www.foxhaber.com.tr/ramazanda-neden-kilo-alinir/#respond Thu, 25 Apr 2024 21:21:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6583 Ramazan ayında genellikle kilo şikayetleri artar. Hatta pek çok kişi zayıflamak için çaba harcasa da bunu başarmakta zorlanır. Aslında iftar ve sahurda bilinçli beslenmeye özen göstermenin kilo alımını engellediğini hatırlatan İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Osman Erk, bu konuda önemli ipuçları verdi. İşte onlar:

Bu hataları yapmayın

Oruç tutmak metabolizmayı yavaşlatmaz aksine yağ yakımını sağlar. Fakat iftar ve sahur arasında aşırı gıda tüketmek, dengesiz beslenmek, çok fazla rafine karbonhidrat ve rafine yağ tüketmek vücutta yağlanmaya ve kilo alımına neden olur. Sahur yapmadan, akşamdan yemek yiyip yatmak da kilo aldırır. Uzun süren açlıkların metabolizma hızını düşürdüğünü ve vücut yağ yapımına neden olduğunu düşünürsek, sahura kalkmadan oruca niyetlenmek buna yol açabilir. Metabolizma hızını artıran ve vücudu toksinlerden arındıran su, bedenimiz için çok önemli bir yere sahiptir. Günlük vücut su ihtiyacının, iftardan sahura kadar olan zaman zarfında karşılanamaması metabolizma hızını düşüreceğinden kilo alımına sebep olabilir. Ayrıca hareketsizlik ve uykusuzluk da metabolizma hızını yavaşlatır. Özellikle tatlıların miktarını fazla kaçırmak, sebze ve meyveye beslenme tablomuzda az yer vermek kilo alımını hızlandırır.

Nasıl beslenmek gerekir?

İftar ve sahur arası dönemde kalorilerin yüzde 70’ini bitkisel besinlerden, yüzde 30’unu organik hayvansal besinlerden gelmesi idealdir. İftar yemeklerinde uzun süren açlık sonrası gıda alımına ağırlık vermemek, porsiyonları küçük tutmak, yavaş yemek de gereksiz gıda alımının önlenmesine yardımcıdır. Yani iftarı hafif bir çorba ile açmak ve ardından sebze, protein kaynakları ve tam tahıllarla hazırlanmış bir ana öğün tüketmek hem tokluk hissini uzatır hem de aşırı kalori alımını önler. Sahurda ise gün boyu tok tutacak ve gerekli gıda maddelerini sağlayacak şekilde lif yönünden zengin tahıllar, protein, meyve ve sebze tüketimine ağırlık verilmelidir. Burada lif ağırlıklı beslenme oruç süresince açlık hissini baskılayacağı gibi sindirimi destekleyerek kalori alımını kontrol altında tutacaktır. Yeterli miktarda sıvı alımı da (özellikle su içmek) gereksiz kalori alımının önüne geçerek sağlığın korunmasına yardımcı olacaktır.

3 SORU CEVAP

1- Oruç şekeri ve tansiyonu düşürür mü?

Oruç esnasında kan şekeri bir miktar düşebilir ama hipoglisemi sınırlarına varmaz. Sahurda mutlaka dengeli ve yeterli beslenme şarttır. Sahurda glisemik indeksi ve glisemik yükü fazla rafine şekerden zengin gıdalar yemek kısa süre içerisinde kan şekerinin hızla düşmesine ve insülin salgılanmasına neden olur ve gereksizdir. Sahurda protein, sebze ve kaliteli yağ ağırlıklı bir diyet gün boyunca tok kalmayı sağlar. Tatlı meyveler, meyve suyu, baklava, sütlü tatlılar, beyaz undan yapılmış mamuller ve şeker tüketilmemelidir. Oruç esnasında çok fazla terleyip su kaybetmedikçe ve efor gerektiren sporlar yapılmadıkça tansiyonda düşüş olmaz. Açlık sırasında yükselen noradrenalin hormonu hem yağ yakar, hem de tansiyonun düşmesine engel olur.

2- Ülseri alevlendirir mi?

Oruç tutmak ülser ve gastriti alevlendirmez, mide ve bağırsak kanamasını artırmaz. Ülser hastaları sahurdan önce ilaçlarını kullanabilir ve gün boyu koruma sağlanmış olur. Ülser ve gastrite neden olan en yaygın faktörler Helicobacterpylori enfeksiyonu (mide mikrobu), antiromatizmal ve ağrı kesici ilaçların kullanılmasıdır. Sahurda çok fazla çay, kahve, asitli içecekle birlikte fazla miktarda kafein tüketimi ve çok fazla yemek de ülser ve gastritin alevlenmesine neden olabilir.

3- Vitamin almak gerekir mi?

Çeşitli, dengeli, yeterli, taze, temiz, organik, bütün, işlenmemiş besinler yeterli miktarlarda tüketilirse Ramazan’da vitamin ve mineral takviyesine gerek kalmaz. Bitkisel besinlerden sebzeler, yeşillikler, baklagiller, kuruyemişler ve meyveler hayvansal gıdalardan organik ve taze et, yumurta, balık ve süt ürünleri yeterli ve dengeli olmalıdır. Yüzde 70 bitkisel, yüzde 30 hayvansal ağırlıklı beslenmede vitamin almaya gerek yoktur. Çok fazla işlenmiş gıda, tatlı tüketimi söz konusu olursa vitamin takviyesi gerekecektir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ramazanda-neden-kilo-alinir/feed/ 0
Birleşik Kamu-İş: Gıda fiyatlarında yıllık enflasyon yüzde 105’i aştı https://www.foxhaber.com.tr/birlesik-kamu-is-gida-fiyatlarinda-yillik-enflasyon-yuzde-105i-asti/ https://www.foxhaber.com.tr/birlesik-kamu-is-gida-fiyatlarinda-yillik-enflasyon-yuzde-105i-asti/#respond Tue, 23 Apr 2024 21:06:31 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6471 Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, “Halkın Enflasyonu” araştırmasından elde ettiği sonuçları paylaştı. Buna göre dünya genelinde son bir yılda yüzde 10,5 oranında gerileyen gıda fiyatları Türkiye’de 46 aydır artmaya devam ediyor.

Bu yıl mart ayında da gıda fiyatlarında bir önceki aya göre yüzde 5,9 oranında artış yaşandı. Yılın ilk üç aylık döneminde yüzde 22,5 oranında gözlenen artış, yıllık bazda yüzde 105,1 olarak gerçekleşti.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonunun Ar-Ge birimi KAMUAR’ın fiyatlarını Ankara’daki marketlerden düzenli olarak derlediği ve halkın en fazla tükettiği 64 temel gıda maddesinden oluşan bir sepeti esas alarak hazırladığı gıda fiyatları endeksinin Mart 2024 sonuçları açıklandı.

YOKSULARIN HARCAMASININ YÜZDE 35,8’İ GIDA

Sonuçların yer aldığı raporda şu ifadelere yer verildi:

“TÜİK’in en son açıkladığı tüketim harcamalarıyla ilgili istatistiklere göre en zengin yüzde 20’lik kesim, tüketim harcamalarının yüzde 16,6’sını, en yoksul yüzde 20’lik kesim ise yüzde 35,8’ini gıda için yapıyor.

Dolayısıyla gıda fiyatlarında Türkiye’de son 44 aydır yaşanan kesintisiz artış en fazla sabit gelirli ve yoksul kesimleri etkiliyor. Açıklanan enflasyon bu nedenle bu kesimin gerçek hayatta yaşadığı enflasyonu tam olarak yansıtmıyor. Zira TÜİK enflasyonu hesaplarken gıda harcamalarının ağırlığını yaklaşık yüzde 25 olarak esas alıyor.

AÇLIK RİSKİ ARTIYOR

İktidarın Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra ‘akıl dışı ilan ettiği’ ancak yerel seçimlerden önce yeniden uygulamaya başladığı yanlış ekonomik politikaların tetiklediği yüksek enflasyon sürecinin en ağır faturasını gıda fiyatları yüzünden yoksullar ödemeye devam ediyor.

Türkiye’nin, bu yanlış politikalarla yıllarca sürecek bugünkü enflasyon sarmalına sürüklendiği Eylül 2021’den bu yana gıda fiyatları yüzde 721 oranında arttı. Diğer bir ifadeyle Eylül 2021’de 100 liraya satın alınan bir gıda sepeti için vatandaşlar bu yıl mart ayında 821 lira ödemek zorunda kaldılar.

Uygulanan ekonomik politikalar, hem Türk lirasının satın alma gücünü azaltarak, hem tarım sektörünün girdi maliyetlerini ilgili artırarak, hem de fiyatlama davranışlarını bozarak diğer başta gıda olmak üzere tüm harcama gruplarında yüksek bir enflasyon sürecini tetikledi. İktidar seçim kaybetmemek için enflasyonla mücadele etmediği için bu süreçte olan ücretli, dar ve sabit gelirlilere oluyor.

AYLIK FİYAT ARTIŞI

Martta ekmek, pirinç, un, bulgur grubu dışındaki tüm gıda harcama gruplarında fiyatlar bir önceki aya göre arttı. Et-balık, süt ve süt ürünleri, meyve ve sebze, gibi temel gıda maddelerinde önceki aya göre önemli artışlar yaşandı.

Ekmek, pirinç, un, bulgur fiyatları martta bulgur ve şehriye fiyatlarındaki düşüş nedeniyle bir önceki aya göre ortalama yüzde 0,1 oranında azalırken, et ve balık grubu fiyatlarında yüzde 11,3 oranında artış kaydedildi. Et ve balık fiyatlarında yaşanan yıllık artış ise yüzde 112,6 oldu. Martta önceki aya göre süt ve süt ürünleri ile yumurta grubu harcamaları yüzde 2,3 oranında artarken, yağ fiyatlarındaki artış yüzde 0,2 olarak gerçekleşti.

Meyve fiyatlarının yüzde 18,4 oranında arttığı Martta sebze fiyatlarında, bir önceki aya göre ortalama yüzde 6,7 oranında artış kaydedildi.

Martta bakliyat fiyatları yüzde 0,4, salça, zeytin, bal, çay, tuz ve benzeri işlenmiş gıda maddelerinden oluşan diğer gıda fiyatları ise yüzde 1,1 oranında zamlandı.

Vatandaşlar mevcut gıda tüketim alışkanlıklarına göre seçilen 64 gıda maddesinden oluşturulan gıda sepetini satın alabilmek için Martta, bir önceki aya göre yüzde 5,9 oranında daha fazla para ödemek zorunda kaldı.

ÜÇ AYLIK DEĞİŞİM

Gıda fiyatlarında bu yılın ilk üç aylık döneminde ise toplam yüzde 15,7 oranında artış gerçekleşti.

Ocak-mart döneminde, ekmek, pirinç, un bulgur, makarna fiyatları yüzde 10,3, et-balık fiyatları yüzde 29,8, süt, süt ürünleri yüzde 12,7, yağ fiyatları yüzde 10,3, meyve fiyatları yüzde 42,8, sebze fiyatları yüzde 42,6, bakliyat fiyatları yüzde 15,7, diğer ürünlerin fiyatları yüzde 8,6 arttı.

YILLIK DEĞİŞİM

Bu yıl martta geçen yılın aynı ayına göre ekmek, un, bulgur, makarna fiyatlarında yüzde 48,8, et-balık fiyatlarında 112,6, süt ve süt ürünleri ile yumurta fiyatlarında yüzde 53,8 oranında artış oldu.

Bir yıl öncesine göre yağ fiyatları yüzde 96,3 oranında arttı. Meyve fiyatları yüzde 183, sebze fiyatları ise yüzde 246,7 oranında artış gösterdi. Bakliyat fiyatları son bir yılda yüzde 69,5, diğer gıda fiyatları ise yüzde 83 oranında zamlandı.

Döviz kuru ve tarım ürünü üretici fiyatlarındaki artışlar gıda fiyatlarındaki yüksek artış hızının önümüzdeki aylarda da devam edeceğine işaret ediyor.

Mart 2024 sonu itibariyle son 12 aylık ortalama gıda fiyatları ise bir önceki 12 aylık ortalama fiyatlara göre yüzde 99,7 oranında arttı.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/birlesik-kamu-is-gida-fiyatlarinda-yillik-enflasyon-yuzde-105i-asti/feed/ 0
Küresel ısınma ayılara kış uykusunu unutturdu https://www.foxhaber.com.tr/kuresel-isinma-ayilara-kis-uykusunu-unutturdu/ https://www.foxhaber.com.tr/kuresel-isinma-ayilara-kis-uykusunu-unutturdu/#respond Sun, 07 Apr 2024 21:24:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5794 Kış uykusu, bazı hayvanların çetin kış koşullarına dayanabilmek için metabolizmalarının, nefes alıp verme ve kalp atış hızlarının yavaşladığı, vücut sıcaklıklarının azaldığı dönem olarak biliniyor.

Uzun süreli hareketsizlik hali olan kış uykusu, genellikle vücutlarında depoladıkları besinleri yakarak enerji elde eden ayı, yarasa, sincap, kirpi, yer sincabı, dağ sıçanı, fındık faresi, kurbağa gibi “sıcak kanlı” hayvanlarda görülüyor.

Kışın yeterli besin kaynağı bulamayan hayvanlar, bu süreci kış uykusunda geçirerek yaşamsal faaliyetleri için gereken enerjiyi saklayıp hayatta kalıyor. Söz konusu hayvanlar, kış uykusuna yatmadan birkaç ay önce ise uyurken harcanacak besini vücutlarında depoluyor.

Küresel ısınma ve insanlara bağlı etkenler, bu hayvanlardan özellikle bozayılara son senelerde kış uykusunu adeta unutturdu.

Türkiye’deki bozayılarla ilgili 24 yıldır çalışmalarını sürdüren Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Cihan, ayıların yırtıcı memeliler grubuna dahil olduğunu ve besin zincirinin en üst tabakasında yer aldıklarını söyledi.

Kış uykusunun ayılar için çok önemli bir süreç olduğunu belirten Cihan, bu hayvanların hormonal süreçlerini tamamlamak ve besin ihtiyaçlarını giderip uygun metabolizmaya ulaştıktan sonra kışın uykuya yatmak durumunda olduklarını anlattı.

Ayıların üremelerinde kış uykusunun engel olmadığını, doğum yapabildiklerini dile getiren Cihan, “Yavrularını bu şekilde beslerler ve hayata bahar mevsiminde, kış uykusundan çıktıktan sonra daha aktif olacak halde yavrularının dışarıya çıkartmayı sağlarlar. Bu çok önemlidir.

Doğadaki besinsel ihtiyaçlar ya da ne zaman beslenebilecekleri, çevrenin sıcaklığıyla ilişkilidir. Örneğin kışın gıda bulabilme oranı düştüğü için sonbaharda beslenmeye başlarlar ki yağlanırlar. Bu, yavrularını da beslemek amacıyla kışa, o gıdasız zamana hazırlık oluşturur. Sütünün de çok yüksek yağ oranına ihtiyacı vardır” diye konuştu.

“Ormanlarda yabani meyvelerin çoğaltılması” önerisi

Prof. Dr. Cihan, ayıların yaşam süreçlerinde uzun yıllardır bazı sorunlar olduğunu, bunların başında kendi besin zincirlerinde gereken gıdaya ulaşamamalarının geldiğini anlattı.

İnsanlar tarafından yaşam alanları daraltılan bu hayvanların farklı arayışlara girdiğini aktaran Cihan, şöyle devam etti:

“Normal habitatlarında uygun gıdaları elde demiyorlar, bulamıyorlar, demek ki yetersiz. Tabii ki bizden kaynaklanıyor, insanoğlundan kaynaklanıyor. Onların alanlarına o kadar fazla girdik, o kadar tahrip ettik ki oraları, hayvanlar kendi gıdalarını bulamıyorlar. Mecburen çöplere, insan gıdalarına yönelmeye çalışıyorlar.

Kolay yiyeceğe alışkın olan, çok zeki olan hayvanlardır ve bu yüzden de o çöplüğü mecburen karıştırıyorlar. Kış uykusuna yatmama sebeplerinden biri kendi habitatlarındaki yiyeceklere ulaşamamaları, insan gıdalarına kolay ulaşmaları. Diğeri de tabii küresel ısınma. Çok aşırı soğuklar olmadı ve ne oluyor, kar yağmayınca gıdaya ulaşabilme imkanı da artıyor. Bu sefer zaten yatmaz.”

Cihan, bozayıların tam anlamıyla kış uykusuna yatan hayvanlar olmadığını, kışın dönem dönem uyandıklarını, kalkıp inlerinden çıktıklarını bildirdi.

Çok az da olsa gıda bulabilirlerse onları yiyip uykularına devam ettikleri bilgisini veren Cihan, “Yani gerçek kış uykusu değildir, sürüngenlerde olduğu gibi ama ne yazık ki ısı arttığı için ve gıdayı bulabilme imkanları biraz olsun arttığı için bu dönemlerde kış uykusuna yatma ihtiyacı duymuyorlar” dedi.

Cihan, bozayıları korumak için insanların doğaya daha fazla zarar vermemesi, canlıların yaşam alanlarını tahrip etmemesi ve ormanlarda meyvelendirme çalışmaları yapılmasını önerdi.

Ayıların yaşadığı alanlarda yabani meyvelerin çoğaltılmasına yönelik çalışmalar yapılmasının, insanların yaşadığı alanlara gelmesinin de önüne geçeceğini vurgulayan Cihan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Aslında onlar bizimle bir araya gelmeyi hiç istemiyor. Ne oluyor? Aç kaldıklarında tabii yine insan ile ayı çatışması oluyor. Bu, hayvanların suçu değil aslında, yine suç bizde oluyor. Onlara doğru gıdayı, uygun gıda alanlarını da bulacak şekilde bir çalışma yapacak olursak inanın onlar da bizimle birlikte olmak istemeyecekler.

Bursa’mızda, Uludağ’da ayı popülasyonu oldukça iyi durumda, iyi diyorum çünkü onların artışı, alanlarında bulunması bizim için de çok iyidir aslında. Türkiye’de Karadeniz Bölgesi ayı popülasyonu yönünden en zengin olan alanlardan biridir.

Bence oradaki koruma çalışmalarına çok ağırlık vermek gerekiyor. Sadece tabii ki Karadeniz’de değil, ülkenin tamamında ayı çalışmalarına, koruma çalışmalarına hız vermek gerekiyor. Umarım hem o muhteşem canlılarımızı ve hem de insanlarımızı barışçıl bir şekilde yaşama tutturmuş oluruz.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kuresel-isinma-ayilara-kis-uykusunu-unutturdu/feed/ 0
Besin alerjileri neden artıyor? https://www.foxhaber.com.tr/besin-alerjileri-neden-artiyor/ https://www.foxhaber.com.tr/besin-alerjileri-neden-artiyor/#respond Tue, 20 Feb 2024 21:12:18 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3686 Vücudun bağışıklık sisteminin yabancı olan veya yabancı olarak tanımladığı maddelere karşı geliştirdiği reaksiyonlara ‘besin alerjisi’ adı verilir. Reaksiyonlar genellikle gıdanın tüketilmesiyle birlikte ilk iki saat içinde ortaya çıkar. Son yıllarda besin alerji sıklığının gerek çocuklar gerekse yetişkinlerde giderek daha yaygın hale geldiğini belirten İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Osman Erk, ‘’Bu durum vücutta inflamasyona (iltihaplanma) yol açarak bağışıklık sisteminin dengesini bozar, çok değişik organlara ait belirti ve bulgularla seyredebilir’’ dedi ve nedenlerini şöyle açıkladı:

Farklı belirtilere yol açar

Besin alerjisinin bulguları-belirtileri hafif bir hastalıktan ciddi hastalık tablosuna kadar değişkenlik gösterir. Besin alerjileri çok değişik organları ilgilendiren ve tanı karışıklığına yol açan belirtilerle seyredebilir. Deride kaşıntı, yanma, kızarıklık, egzama, sivilce; burunda akıntı, tıkanıklık, hapşırma, nezle; gözlerde sulanma, kaşıntı, seğirme, konjonktivit; eklemlerde ağrı, sindirim sisteminde ağız kuruluğu, geğirme, midede yanma, reflü, ishal, bulantı, kusma, gastrit; akciğerlerde kuru öksürük, astım; sinir sisteminde baş ağrısı, migren, uyku hali gibi çok değişik, teşhis konulamayan belirti ve bulgulara yol açar. Besin alerjileri ayrıca solunum yollarında daralmaya yol açan anaflaksi olarak adlandırılan ölümcül bir tabloya da neden olabilir. Fıstık alerjisi en yaygın alerjik gıdalardan biridir. Anafilaksi tarzında alerjik reaksiyonlara neden olarak anafilaktik ölüme dahi neden olabilir. Fıstığa alerjisi olanlar fıstık yağı kullanabilir. Çünkü yağın çıkarılması esnasında proteinler tam besinden ayrıştırılmış olur.

NASIL ANLAŞILIR?

Her besin alerjiye yol açabilir. Sık yenilen gıdalara karşı alerji daha yaygındır. Bir besine karşı alerjinin olup olmadığı, kişinin sorgulanması, alerjik deri testleri ve alerjen maddeye karşı ortaya çıkan IgE sınıfı antikorların kandaki varlığıyla ortaya konabilir.

BU BESİNLERE DİKKAT!

İnek sütü, yumurta, balık, kabuklu deniz ürünleri (karides, kerevit, ıstakoz, yengeç), kabuklu kuruyemişler (fındık, fıstık, ceviz), yaban mersini, domates, çilek, çikolata, bal gibi gıdaların yanı sıra ketçap, mayonez, margarinin de aralarında bulunduğu pek çok işlenmiş gıda da en sık alerjiye yol açan besinlerdir. Yani ne kadar işlenmiş ürün tüketilirse besin alerjisi gelişme riski artar. Tahıllar da alerjiyi tetikler. Tahılların içinde bulunan glüten proteini işlenmiş gıdalarda en fazla bulunan katkı maddesidir ve alerjiktir. İnek sütünde bulunan kazein proteini de alerjik ve kanserojendir.

Katkı maddelerinin etkisi

Tatlandırıcı gibi amaçlarla sık olarak kullanılan katkı maddelerinin alerjik reaksiyonlara yol açma ihtimali azdır. Özellikle monosodyum glutamat, sülfit ve benzoik asit gibi maddeler daha sık alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Besinlerin işleme tabi tutulması, pişirme, kızartma gibi işlemler alerjik maddelerin niteliğini değiştirir. Besin maddesinde bulunan alerjenlerin miktarı azalırken yeni alerjenler ortaya çıkabilir. Günümüzde hazır gıdalarda 10 binden fazla katkı maddesi bulunmaktadır. Bu katkı maddelerinin alerjik belirtilere ve kanserojen etkiye yol açıp açmadıkları kestirilememektedir. Alerjiye yol açan genellikle besinlerin içindeki protein yapılarıdır. GDO’lu besinlere aktarılan DNA’lar ve ürünleri de çoğunlukla protein yapıda olduğu için alerjik reaksiyona yol açabilmektedir.

Nelere dikkat edilmeli

Besinlerin ağızda iyice çiğnenmesi, mide ve bağırsak sindiriminin yeterli olması çok önemlidir. Mide asidini azaltacak ilaçlar, çok yemek, uygun olmayan yiyecek kombinasyonları alerji ihtimalini artırır. Proteinlerle nişastalı yiyecekler ve meyveler birlikte tüketilmemelidir. Meyveler kahvaltı öncesi ve öğün aralarında yenmelidir. Yeşil yapraklı sebzeler her besin türüyle birlikte tüketilebilir. Temiz, bütün, organik, taze, işlenmemiş (doğal) gıdalar tüketilmelidir. Gıdaların pişirilmesi, kavrulması alerjiyi etkiler. Glüten alerjisi sanıldığından çok daha yaygındır. İşlenmiş ambalajlı gıda maddelerinin etiketlerinin incelenmesi önemlidir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/besin-alerjileri-neden-artiyor/feed/ 0
Dondurulmuş gıdalara dikkat! https://www.foxhaber.com.tr/dondurulmus-gidalara-dikkat/ https://www.foxhaber.com.tr/dondurulmus-gidalara-dikkat/#respond Wed, 10 Jan 2024 09:00:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2105 Günlük yaşamın temposu ve koşturmacası gıda tüketiminde de hızlı olma gereksinimi doğuruyor. Evde yemek hazırlarken dondurulmuş gıdaları tercih etmek en pratik çözümlerden biri oluyor. ‘‘Ancak bu gıdaları tüketirken bazı kurallara dikkat etmek gerekiyor’’ diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Güzin Çaltı Yener, dondurulmuş gıdaların ne zaman tehlikeli olabileceğini ve en sağlıklı tüketim biçimlerini şöyle açıkladı:

Güzin Çaltı Yener

Dondurma işlemi doğru yapılmalı

Dondurma işlemi sağlıklı tüketim için doğru yöntemlerle ve güvenli şekilde yapılmalıdır. Muhafaza sürelerini uzun tutmak için, dondurulmuş gıdaların hava geçirmez ambalajlar içinde dondurulması ve dondurucunun sıcaklığının -18°C’de korunması önemlidir. Çok uzun süre dondurucuda bekletilen gıdaların kalitesi ve lezzeti azalabilir. Bu nedenle mümkünse dondurucuda saklama sürelerini kısa tutup bir an önce tüketmeye çalışmak, dolaptan benzer dondurulmuş ürünlerin tüketiminde ilk dondurulanların önce tüketimini sağlamak, soğuk zincir denilen dondurulmuş gıdanın transferi icap ettiğinde hızlı hareket edip donmuş besinin uygunsuz çözülmesine fırsat vermemek dondurulmuş gıdaların saklanmasında dikkat edilmesi gereken önemli noktalar olarak sıralanabilir.

Evde donduracağınız gıdaları böyle hazırlayın

Evde yapılıp dondurulan gıdalarda besin değeri kaybı olabilir. Ancak bu kayıp, doğru yöntemlerle en aza indirilebilir. Bunların en başında taze ve kaliteli malzemeler kullanmak gelir. Çünkü taze malzemeler daha fazla besin değeri içerirler. Ayrıca dondurma işlemini hızlı bir şekilde gerçekleştirmek de besin değerlerini korumada önemlidir. Dondurucunun sıcaklığını kontrol etmeyi ihmal etmemek gerekir. Bir diğer önemli konu da; yiyecekleri hava geçirmez kaplarda saklamak, buzdolabında dondurma işlemine uygun poşetler kullanmak, dondurulmuş gıdaların tazeliklerini, dondurulmadan önceki koku ve yapılarını korumak bakımından değerlidir. Dondurulan yiyeceklerin üzerine tarih koyarak tüketim sırasını takip etmek, dolaptan benzer dondurulmuş ürünlerin tüketiminde ilk dondurulanların önce tüketimini sağlamak, ilk giren ilk çıkar kuralına uymak ve özellikle çözünmüş pişirilmiş yiyecekleri daha sonra yerken ısıtma aşamasında da besin değerlerini daha fazla kaybetmemek için düşük ateşte yavaşça ısıtarak ve aşırı pişirmekten kaçınmak diğer önemli ipuçları olarak sıralanabilir.

Hangi besin ne kadar süre saklanabilir?

Dondurulmuş gıdaların muhafaza süreleri son derece önemlidir. Bu süreler, ürün türüne ve saklama koşullarına bağlı olarak değişebilir. Gıdaların dondurulmuş olarak saklanma süreleri özellikle lezzet ve besin değerleri açısından en iyi sonuçları elde etmek için dikkate alınmalıdır. Sebze ve meyveler 8-12 ay arasında; etler ve deniz ürünleri 3 ile 12 ay arasında saklanabilir. Balık 2-3 ay gibi daha kısa bir süre saklanabilirken, kırmızı et ve tavuk 6-12 ay gibi daha uzun süre dayanabilir. Hazır ve yarı hazır dondurulmuş yemekler, ultra işlenmiş kategorisinde dondurulmuş hazır ürünler genellikle 3-4 ay arasında saklanabilir. Bu ürünlerin etiket bilgileri dikkatle incelenmelidir. Ekmek ve pastane ürünleri, hamur işleri ise 2-3 ay arasında buzlukta muhafaza edilebilir.

Paketli gıdaları dikkatli tüketin

Paketli dondurulmuş gıda ürünlerini açtıktan sonra tüketme süresi, ürünün türüne ve saklama koşullarına bağlı olarak değişebilir. Açılan dondurulmuş gıda ürününün ambalajı üzerinde son kullanma tarihi veya tüketim tarihi belirtilmişse bu tarihe dikkat etmek gerekir. Dondurulmuş gıdaların ambalajları açıldıktan sonra 1-2 gün içinde tüketilmeleri önerilir. Açılan gıdanın sadece bir kısmı kullanılacaksa geri kalan kısmı çözülmeden hava almayan şekilde tasarlanmış bir saklama kabı veya sızdırmaz güvenilir bir buzdolabı poşet içinde saklanabilir. Tabii yine tüketim süresi mümkün olduğunca kısa tutulmalıdır.

En büyük yanlış hızlı çözdürmektir

Dondurulmuş gıdaların çözdürülmeye çalışılması sırasında yapılan en büyük hata sabırsızlıktır. Besini hızlı çözülmek doğru değildir. Örneğin, ısıtıcı üstüne koymak, sıcak suyun içinde bekletmek, güneşte çözdürmeye çalışmak gibi yöntemler besinlerin doğal yapısındaki enzimlerin çalışması ve kimyasal tepkimeleri başlatabilir. Böylece mikrobiyal gelişme faaliyete geçerek bu durum sağlığa zararlı hale gelebilir. Dondurulmuş gıdaların güvenli bir şekilde çözdürülmesi için kullanılabilecek yöntemler; buzdolabında (bu yöntem sırasında gıdayı buzdolabında bekletirken mutlaka bir kap içinde tutmalı böylece çözünme esnasında dolaptaki başka bir besine çapraz bulaş riskleri de azaltılmalıdır), soğuk suda (Hızlı bir çözünme gerekiyorsa, gıda sızdırmaz bir torba içinde soğuk su altında da çözdürülebilir) ve mikrodalga (Bu yöntemi kullanırken gıdanın tüm bölgelerinin eridiğinden emin olmak önemlidir. Dikkatli olunmalı ve sık sık kontrol edilmelidir, çözdürülecek gıdanın üzeri cam bir tabakla kapatılmalıdır) özelliğiyle çözdürmedir.

Bu sorunlar ortaya çıkabilir

Gıdayı çözdürdükten sonra, tüketimi öncesi iyice pişirmek gerekir. Kısmi çözünmüş gıdaları tekrar dondurmak yerine hemen bir kerede kullanmak gıda güvenliği açısından son derece önemlidir. Çünkü tekrar dondurma işlemi mikrobiyel faaliyetlere neden olabilir. İçerisinde mikroorganizmaların üremesine ve özellikle bir sonraki kullanımda besin zehirlenmelerine neden olabilir. Bu durum özellikle şeker hastalığı ve yüksek tansiyon gibi kronik sağlık sorunları olan kişiler için risk oluşturabileceği gibi yanlış dondurulmuş gıdaların tüketilmesi durumunda gastrointestinal rahatsızlıklar ve enfeksiyonlar gibi sağlık sorunları da ortaya çıkabilir. Bu nedenle, gıdaların doğru şekilde dondurulması ve çözdürülmesi önemlidir.

İnternetten sipariş etmeyin

Dondurulmuş gıdaları satın alırken güvenilir markaları tercih edin ve ürünlerin ambalajını dikkatlice inceleyin. Paketlerin hasar görmemiş olmasına, ürünlerin donmuş halde olmasına dikkat edin. Alışveriş sırasında en son sepete koyulması gereken ürünlerin dondurulmuş gıdalar olduğunu unutmayın. İnternetten alışverişlerde mümkün olduğunca dondurulmuş gıda ürünlerini sipariş etmeyin. Yakın mesafe alışverişe önem verip soğuk zincire uyulduğuna emin olun. Saklama koşullarına dikkat edip ürünleri dondurucunuzun içinde en düşük sıcaklıkta; -18°C veya daha düşük sıcaklıkta saklayın ve tüketim sürelerini takip edin. Dondurulmuş gıda ambalajlarının içerik listesini dikkatlice okuyup katkı maddeleri, koruyucular ve fazla şeker veya tuz içeren ürünlerden kaçınmaya çalışın. Böbrek hastaları, tansiyon hastaları, alerjen faktörlere duyarlılığı olan, tuzsuz yemeyi gerektiren özel bir beslenme durumu olan kişiler, özellikle etiket okuma konusunda bilinçli olmaya; ürünlerin üzerindeki uyarıları göz ardı etmemeye çalışmalıdır.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/dondurulmus-gidalara-dikkat/feed/ 0
Aspartan neden zararlı? https://www.foxhaber.com.tr/aspartan-neden-zararli/ https://www.foxhaber.com.tr/aspartan-neden-zararli/#respond Tue, 02 Jan 2024 09:00:33 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1792 Bugüne kadar tatlandırıcılarla ilgili pek çok bilimsel araştırma yapıldı ve bu kimyasalların vücutta yol açtığı olumsuz etkileri sık sık gündeme geldi.

Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Binnur Pınarbaşı Şimşek de Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’nın aspartanı ‘muhtemel kanser yapıcı maddeler’ arasına aldığını hatırlatarak, bu maddeyle ilgili bilinmesi gerekenleri şöyle anlattı:

Şekerden 200 kat daha tatlı

Aspartam, şekerden 150-200 kat daha tatlı olup, beyaz toz yapıda ve kokusuz bir tatlandırıcıdır. Aspartam FDA (Amerika Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından 1974’te onay aldı. Ancak hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda muhtemel toksik ve kanserojen etkileri görülmesi üzerine onay bir yıl sonra askıya alındı. FDA, 1981 yılında insanlar tarafından tüketilen miktarının kanser yapacak seviyenin çok altında olduğu gerekçesi ile aspartamı yeniden onayladı. 1983’ten itibaren de içeceklerde kullanılmasına onay verdi. Aspartamın 1 gramı 4 kilokalori enerji sağlar, şekerden 200 kat daha tatlıdır, maliyeti düşük olduğu için kullanımı sadece gıdaları tatlandırmak amacıyla olmayıp, diş macunlarında, aralarında boğaz pastilleri, çiğnenebilir vitaminlerin de bulunduğu 600’den fazla ilaçta da bulunmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre bir kişinin günlük tüketebileceği aspartam miktarı kilosu başına 40 mg’ı geçmemelidir.”

Hangi gıdalarda bulunur?

Aspartam aroma modifikasyonu amacıyla gıdalara yüzde 0.01, tatlılğı artırmak için ise yüzde 0.6 düzeyinde katılmaktadır. E951 numaralı gıda katkı maddesidir. Gıdalara ilave edilecek aspartam miktarı gıdanın pH değerine, sıcaklığa, viskozite, toplam kuru madde ve ürünün spesifik aromasına göre değişiklik göstermektedir. Alkolsüz içecekler, tatlı karışımları, donmuş tatlı ve yoğurt, aromalı süt ürünleri, toz içecek karışımları, kahvelere konulan aromalı şuruplar, sebze suları, sakız, çiğnenebilir multivitamin, diş macunu ve kahvaltılık gevrek dahil olmak üzere 6 binden fazla ürün içinde bulunmaktadır. Gazlı içecekler, tatlılığı ve tüketimi fazla olan gıda maddeleridir. Gazlı içeceklerde kullanılan aspartam düzeyi pH ve gazlı içecek cinsine göre farklılık gösterir. Tahıl ürünlerinde, bir kısım şeker yerine aspartam kullanılmaktadır. Kullanılan aspartamla şeker miktarı azaldığı için daha fazla tahıl ile daha az enerji eldesi mümkün olabilmektedir. Şekerlemelerde (şekersiz naneli şekerler, sert şekerlemeler, çikolata, sakız, yumuşak şekerlemeler vb.) diş çürümelerine neden olmaması, kalori değerinin düşük olması nedeniyle yaygın şekilde kullanılmaktadır. Aspartam bunların dışında tatlı turşularda, kremalarda, reçel, marmelat, jöle ve benzeri pasta dolgu maddelerinde de kullanılmaktadır.”

Ne gibi riskleri var?

Gebelikte aspartam büyük ölçüde kalori alımını azaltmak için geleneksel şekerin yerine kullanılmasına rağmen, kadınların üreme sağlığı açısından güvenliği belirsizliğini korumaktadır. Aspartam ve benzeri tatlandırıcıların önerilen seviyeler aşılmadığı sürece hamilelik ve emzirme döneminde tüketilmesi güvenli olarak kabul edilmektedir. Besin değeri olmayan tatlandırıcıların tüketiminin erken doğum riskine neden olabileceği düşünülmektedir. Klinik, hayvan ve hücre deneylerini içeren çalışmalar, aspartam tüketiminin oosit olgunlaşmasını bozarak kısırlık riskini 1,79 kat artırdığını göstermektedir. Uzun süreli aspartam tüketiminin müllerian hormon (AMH) ve progesteron sekresyonunu azaltarak yumurtalık ve granüloza hücrelerinde oksidatif stresin artmasına neden olduğu gösterimiştir. Aspartam kullanımı aynı zamanda tip 2 diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, alkol dışı yağlı karaciğer hastalığı ve hormonla ilişkili kanser riskinde artışla da ilişkilendirilmiştir. Araştırmalar ayrıca 9-10 yaş arası kızlarda erken menarş riskinin yüksek olduğunu göstermiştir.

Mental stresi de artırabilir

Tatlandırıcıların olumsuz etkinliğinde öne sürülen mekanizmalar; tatlandırıcıların bağırsaktaki glukozun emilimini artırdığı, bağırsak mikrobiyotasını değiştirdiği, oksidatif stresi tetiklediği, beyin nörotransmiterlerinde değişikliğe neden olduğu şeklinde sayılabilir. Aspartamın günlük kabul edilebilir alım miktarından daha yüksek alınması durumunda, glutatyon seviyelerinin artmasının yanı sıra beynindeki oksidatif stres düzeylerini artırdığı bulunmuştur. Çalışmalar, aspartam ve metabolitlerinin Alzheimer hastalığı, Parkinsonizm, Multiple Skleroz ve beyin tümörleri gibi nörodejeneratif hastalıkların riskini artırdığını göstermektedir. Ayrıca aspartam, nöronlardaki çeşitli kalsiyum kanallarını aktive ederek hücre ölümüne neden olabilmektedir. Aspartamın insanlarda nörolojik ve davranışsal bozukluklara neden olabileceği öne sürülmektedir. Aynı zamanda bağırsak mikrobiyotasının kompozisyonunu da değiştirebilir. Uzun süreli aspartam tüketiminin mental stresi de artırdığı gösterilmiştir. Aspartam tüketiminin cilt döküntüleri, kaşıntı, gözlerde sulanma ve solunum zorluğu gibi alerjik reaksiyonlara neden olabileceği bildirilmiştir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/aspartan-neden-zararli/feed/ 0
Gıda fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 100’ü aştı https://www.foxhaber.com.tr/gida-fiyatlarindaki-yillik-artis-yuzde-100u-asti/ https://www.foxhaber.com.tr/gida-fiyatlarindaki-yillik-artis-yuzde-100u-asti/#respond Sun, 24 Dec 2023 09:03:25 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1421 Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Ar-Ge birimi KAMU-AR, fiyatlarını Ankara’daki marketlerden düzenli olarak derlediği ve halkın en fazla tükettiği 64 temel gıda maddesinden oluşan bir sepeti esas alarak hazırladığı gıda fiyatları endeksinin Aralık 2023 sonuçlarını açıkladı.

“Halkın Enflasyonu” adlı araştırmada dünya genelinde düşmeye devam eden gıda fiyatlarının Türkiye’de 43 aydır aralıksız arttığına dikkat çekildi.

Araştırma sonuçlarına göre aralık ayında gıda fiyatları bir önceki aya göre yüzde 6,2 oranında arttı. Gıda fiyatlarındaki yıllık artış ise 2023 yılı sonunda yüzde 100,2 olarak gerçekleşti.

Araştırmada, TÜİK’in en son açıkladığı tüketim harcamalarıyla ilgili istatistiklere göre en zengin yüzde 20’lik kesim tüketim harcamalarının yüzde 16,6’sını, en yoksul yüzde 20’lik kesim ise yüzde 35,8’ini gıda için yaptığı dolayısıyla da gıda fiyatlarında Türkiye’de son 43 aydır yaşanan kesintisiz artıştan en fazla sabit gelirli ve yoksul kesimleri olumsuz etkilendiği belirtildi.

AÇLIK VE YOKSULLUK RİSKİ ARTIYOR

Eylül 2021’den bu yana gıda fiyatlarının yüzde 670 oranında arttığı belirtilen araştırmada şu ifadelere yer verildi:

“Yanlış ekonomik politikaların gıda fiyatlarında tetiklediği artış, ülkedeki açlık ve yoksulluk riskini giderek daha da büyütüyor. İktidarın, ancak seçimden sonra zımnen “akıl dışı” ilan ettiği ekonomi politikalarının faturasını yoksullar, sadece gıdada değil diğer harcamalarında da yüksek enflasyon yoluyla ödemeye devam ediyor.

Türkiye’nin, bu yanlış politikalarla yıllarca sürecek bugünkü enflasyon sarmalına sürüklendiği Eylül 2021’den bu yana gıda fiyatları yüzde 670 oranında arttı. Diğer bir ifadeyle Eylül 2021’de 100 liraya satın alınan bir gıda sepeti için vatandaşlar bu yıl aralık ayında 670 lira ödemek zorunda kaldılar.

2022 yılında yüzde 179,3’e kadar yükselen gıda fiyatlarındaki yıllık artış bu yıl haziran ayına kadar baz etkisiyle, diğer bir ifadeyle bir önceki yılın aynı aylarında gıda fiyatlarında yaşanan artışın bu yılın aynı ayındaki artıştan yüksek olması nedeniyle düşüş eğilimindeydi. Ancak bu yıl temmuz ayından başlayarak aylık artışlar yeniden önceki yılın aynı ayındaki artış oranının üzerinde seyretmeye ve dolayısıyla da yıllık enflasyon yeniden yükselmeye başladı.

Haziranda yüzde 80,5’e indikten sonra temmuzda yüzde 92,2’ye çıkan gıdadaki yıllık enflasyon, ağustosta yeniden yüzde 100’ün üzerine yükselmişti. Eylülde yüzde 107,1’e ekimde yüzde 108,2’ye çıktı. Kasımda yüzde 104,1’le, aralıkta da yüzde 100,2 ile üç haneli oranlarda kalmaya devam etti.”

GIDA FİYATLARI 6 AYDA YÜZDE 50,5 ARTTI

Aralıkta, meyve dışındaki tüm harcama gruplarında fiyatlar bir önceki aya göre arttı. Ekmek, pirinç, un bulgur grubu ile et-balık, süt ve süt ürünleri, yağ, sebze, bakliyat gibi gıda maddelerinde önceki aya göre önemli artışlar yaşandı.

Ekmek, pirinç, un, bulgur fiyatları aralıkta bir önceki aya göre ortalama yüzde 4,4 oranında artarken, et ve balık grubu fiyatlarında yüzde 3.7 oranında artış kaydedildi.

Et ve balık fiyatlarında 2023 yılının tümünde yana yaşanan artış yüzde 129,8 oldu. Aralıkta önceki aya göre süt ve süt ürünleri ile yumurta grubu harcamaları yüzde 3,2 oranında artarken, yağ fiyatlarındaki artış yüzde 2,9 olarak gerçekleşti.

Meyve fiyatlarının yüzde 1,1 oranında gerilediği aralıkta sebze fiyatlarında, bir önceki aya göre ortalama yüzde 29,8 oranında artış yaşandı.

Aralıkta bakliyat fiyatları yüzde 3,4, salça, zeytin, bal, çay, tuz ve benzeri işlenmiş gıda maddelerinden oluşan diğer gıda fiyatları ise yüzde 2,4 arttı.

Vatandaşlar mevcut gıda tüketim alışkanlıklarına göre seçilen 64 gıda maddesinden oluşturulan gıda sepetini satın alabilmek için aralıkta, bir önceki aya göre yüzde 6,2 oranında daha fazla para ödemek zorunda kaldı.

Gıda fiyatları son altı ayda toplam yüzde 50,5 oranında artış kaydetti.

GIDA FİYATLARINDA YILLIK DEĞİŞİMLER

Bu yıl aralıkta geçen yılın aynı ayına göre ekmek, un, bulgur, makarna fiyatlarında yüzde 55,4, et-balık fiyatlarında 129,8, süt ve süt ürünleri ile yumurta fiyatlarında yüzde 55,5 oranında artış oldu.

Bir yıl öncesine göre yağ fiyatları yüzde 77,7 oranında arttı. Meyve fiyatları yüzde 104,9, sebze fiyatları ise yüzde 212,7 oranında artış gösterdi. Bakliyat fiyatları son bir yılda yüzde 59,4, diğer gıda fiyatları ise yüzde 78,1 oranında zamlandı.

Döviz kuru ve tarım ürünü üretici fiyatlarındaki artışlar gıda fiyatlarındaki yıllık artışın önümüzdeki aylarda da üç haneli oranlarda kalmaya devam edeceğine işaret ediyor.

12 aylık ortalama fiyatlar esas alınarak yapılan hesaplamaya göre ise 2023 yılındaki ortalama gıda fiyatları 2022 yılındaki ortalamalara göre yüzde 103,5 oranında artış gösterdi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/gida-fiyatlarindaki-yillik-artis-yuzde-100u-asti/feed/ 0