Yılmaz “‘Kamuya eleman alınmayacak’ diye bir şey söz konusu değil. Emekli sayısı, vefat edenler, istifa vesaire bütün bunların toplamı kadar, ne kadar eksildiyse o kadar yine istihdam edilebilecek. Kamuda 5 milyonun üzerinde çalışan var. Kamu hizmetlerini aksatmayacak bir anlayış içinde belli bir dönem için böyle bir sınır getirilmiş oldu” dedi.
SERVİSİ ALINAN MEMURA TOPLU TAŞIMA
Savunma ve güvenlik hariç tutularak toplu taşıma olan yerlerde servis uygulamasının kaldırılmasına yönelik soruyu yanıtlayan Yılmaz, güvenlik açısından sıkıntılı, farklı riskler barındıran bir bölgeyse orada daha kontrollü bir yaklaşımın söz konusu olacağını söyledi.
Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının zaten bu uygulamaya geçtiğini belirterek, şunları söyledi:
– Bunu yaygınlaştırmış olacağız. Öyle kurumlar, öyle yerleşkeler vardır ki, burada toplu taşıma imkanı yoktur. Dolayısıyla oralarda aynı uygulamalar devam edecek. Şu anda devam eden servisler de süresi doluncaya kadar devam edip yenilenme aşamasında yeni bir yönteme geçmiş olacağız. Bir taraftan da toplu taşıma konusunda kamu çalışanlarına birtakım destekler de sunulacak. Belli sayıda toplu taşıma hakkı doğurucu birtakım desteklerle birlikte bu süreç yapılacak.
BİRDEN FAZLA MAAŞ ALANLAR
Birden fazla yerden maaş alan kamu görevlilerinin ücretlerine üst sınır getirilmesine ilişkin soru üzerine Yılmaz, kamunun geneli için yıllardır bir uygulama bulunduğunu ve ne kadar yönetim kurulu üyeliği olursa olsun maaşı dışında sadece bir yerden maaş alma hakkı verildiğini anlattı.
Yılmaz, buna yönelik bazı istisnaların olduğunu belirterek “Birtakım şirketlerde, kamunun ortaklığı olduğu yapılarda görevlendirilenler istisnai de olsa yüksek (maaş) alabiliyorlar. Kamuoyunda bir tepki oluştu bu konulara, adaletsizlik duygusu oluşturdu. Dolayısıyla bir genel sınır koyma kararı aldık” dedi.
‘MAAŞ 200 BİN İSE 50 BİN ALACAK’
Koydukları sınırı örnek vererek anlatan Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
“Diyelim ki bir kamu görevlisi kamunun iştiraki olan bir bankada görev yapıyor. Kamu ortak olduğu için oraya, kamuya belli bir yönetim hakkı oluşuyor. ‘Bunu hiç almayalım’ dediğinizde bu sefer kamuyu zarara uğratmış oluyorsunuz, o bankada kalmış oluyor. Bunu şöyle çözdük, orada görevlendirilen kamu görevlisi belli bir limit içinde alabilsin. Maaşı kadar olmaz, daha düşük olur. Geçmişte bir Yüksek Planlama Kurulu (YPK) kararı vardı, onunla bağlantılı bir limit olacak ve çok yüksek bir rakam olmayacak bu. Onun üzerinde aldığını da bütçeye kaydedeceğiz.
– Diyelim ki, aylık 200 bin lira kamu hakkı var yönetim kurulunda, bunun 50 bin lirasını orada kamuyu temsil eden kişi, çünkü o da sorumluluk alıyor, mesai harcıyor, hak ettiği kadar bir şeyi almış olacak. Genel ortalamamıza uygun bir karşılık almış olacak. Bunun üzerindeki rakam, mesela 150 bin lira bütçeye gidecek, genel bütçeye kaydedilmiş olacak. YPK kararı var geçmişte onunla bağlantılı ölçü konacak ama bu maaşı geçemeyecek.
]]>İBB Park Bahçe ve Yeşil Alanlar Dairesi Başkanlığı yönetimindeki park içeresinde meydana gelen ve elim olayla ilgili İBB Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğü ile İBB iştiraki Ağaç A.Ş. görevlilerinin ihmali olup olmadığı araştırıldı. Soruşturma sonrası zaafiyetin varlığı araştırılarak raporlandı.
İHRAÇ KARARI PAYLAŞILDI
Suda Boğulma olayına istinaden hazırlanan raporda AĞAÇ A.Ş. uhdesinde işçi statüsünde bulunan Makine Teknikeri F. K., kepçe operatörü S. A. ve tesisat ustası F. C. ile 2. Bölge Şefi C.Ş. isimli personellerin gerçekleştirmiş oldukları eylemlerin şirket Disiplin Yönergesinin ‘Disiplin Cezaları’ başlıklı 4.maddesinde sayılan ‘III.İhraç’ başlıklı ceza türüne tekabül ettiği değerlendirildi.
Hükmünün tesis edilmesi maksadıyla Soruşturma Raporunun bir örneğinin AĞAÇ A.Ş. Genel Müdürlüğü Disiplin Kuruluna gönderilmesi gerektiği belirtildi.
İDARİ SORUMLULUĞU SORUŞTURULDU
İBB Park Bahçe ve Yeşil Alanlar Dairesi Başkanlığı Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğü görevlilerinin idari sorumluluğu (disiplin) da soruşturuldu. Soruşturmada Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürü Z.D. , Teknik Müdür Yardımcısı E. U., Küçükçekmece Bölge Şefi T.Y. ’nin, 26 Nisan 2024 tarihinde Ağaç A.Ş. görevlileri tarafından gerçekleştirilen kazı işlemi öncesinde ve sonraki süreçte haberdar edilmedikleri anlaşıldı. Kazı esnasında alanda bulunmadıkları, bu bağlamda yüklenici firma görevlileri tarafından sergilenen ihmalkar tutum ve davranışların neticesi olarak açık bırakılan 135 cm derinliğindeki çukurun su dolması nedeniyle 5 yaşında bir çocuğun boğularak hayatını kaybetmesi eyleminde doğrudan bir dahli ve illiyet bağı bulunmadığı tespit edildi.
İKİ GÜN ÖNCE SU BİRİKİNTİSİ TESPİT EDİLDİ
Raporda ayrıca ölümle ilgili doğrudan bağları bulunmamakla birlikte Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürü Z. D., Teknik Müdür Yardımcısı E. U., Küçükçekmece Bölge Şefi T.Y. ve AĞAÇ A.Ş. yetkililerinin vuku bulan olayın gerçekleşme tarihinden iki gün önce 24 Nisan 2024 tarihinde bakım çalışmalarını kontrol ettikleri esnada parkın bir lokasyonunda çim ve yürüyüş yolu üzerinde yüzeyde bir su sızıntısı/birikintisi olduğunun tespit ettiğine yer verildi. Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürü Z. D.’nin sorunun tespitinin yapılması ve sorunun çözülmesi için talimat verdiği bilgisi raporda paylaşıldı. “İdare kontrol teşkilatının teknik konulardaki görev dağılımına göre süreci idare adına takip edecek olan kontrol mühendisi (Makine Mühendisi) M.E.Ö’nün 24 Nisan 2024 tarihinde yapılan saha gezisindeki heyet arasında bulunmadığı (Başakşehir şefliği ofisinde bulunduğu), su sızıntısına/birikintisine dair sorunun giderilmesi yönünde (Makine Mühendisi) M.E Ö.’nün bilgilendirilmediği/haberdar edilmediği, nitekim 26 Nisan 2024 tarihinde yüklenici firma çalışanlarının idareye haber vermeksizin/bildirim yapmaksızın kazı çalışması yapıldığı, dosya içeriğinde yer alan belgelerle sübuta erdiğinin anlaşıldı” denildi.
MÜDÜR VE TEKNİK PERSONEL DE SORUŞTURULDU
Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürü Z.D.’nin 24 Nisan 2024 tarihindeki talimatının gereğinin yapılıp yapılmadığını takip etmemesi nedeniyle “Uyarma” cezası alması raporda tavsiye edildi. Talimata yönelik işlem tesis etmeyen kontrol mühendisi (Makine Mühendisi) M. E. Ö.’nün bilgilendirme noktasında eylemsiz kaldıkları anlaşılan Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğü Teknik Müdür Yardımcısı E.U. ile Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğü Küçükçekmece Bölge Şefi T. Y.’nin “Kınama” cezası alması gerektiği soruşturma raporunda yer aldı.
]]>AYM Başkanlığı makamında basına kapalı yapılan törende Arslan, görevini Özkaya’ya devretti.

“DEĞİŞİMİ, DÖNÜŞÜMÜ HEP BİRLİKTE GERÇEKLEŞTİRDİK”
AYM Yüce Divan Salonu’nda düzenlenen veda törenine Zühtü Arslan’ın yanı sıra Yüksek Mahkemenin yeni Başkanı Kadir Özkaya, AYM üyeleri ve personeli katıldı.
Arslan’ın görev sürecine ilişkin kesitlerin yer aldığı video gösterimiyle başlayan törende konuşan Zühtü Arslan, veda konuşmalarının zor olduğunu, 12 yıl görev aldığı bir yerden ayrılırken konuşmanın daha da zor olduğunu söyledi.
Yozgat’ın Sorgun ilçesinde 40 metrekarelik bir evde doğduğunu anlatan Arslan, küçük yaşta babasını kaybetmesi nedeniyle erken yaşta “büyüdüğünü”, bu sorumluluk duygusu içinde eğitim hayatıyla birlikte, geçimini de sağlamayı sürdürdüğünü ifade etti.
Akademik hayatla pratiğin birbirinden farklı olduğunu belirten Arslan, AYM’de görev almadan önce Yüksek Mahkemenin kararlarını en fazla eleştiren akademisyenlerden biri olduğunu, 2001’deki bir makalesinde de bu yöndeki eleştirilerinin yer aldığını dile getirdi.
Anayasa yargısı alanında iki temel paradigmanın bulunduğunu belirten Arslan, bunlardan birinin hak eksenli bireylerin haklarını önceleyen, diğerinin ise ideoloji eksenli daha devletçi yaklaşım olduğunu, iki yaklaşımın birbiri ile çatıştığını bildirdi.
“Kişi kınadığını yaşamadan ölmez” ifadelerini kullanan Arslan, 2012’de AYM’de görevine başladığını belirterek, şöyle devam etti:
“2001 yılında o makalede savunduğum hak eksenli paradigma, hak eksenli yorum ve yaklaşım bugün Anayasa Mahkemesinde hakim paradigmadır. Bu değişimi, dönüşümü biz hep birlikte gerçekleştirdik. Bundan dolayı çok mutlu olduğumu ifade etmek isterim. Anayasa Mahkemesi 2012’de getirilen bireysel başvuru hakkından sonra hak eksenli kararlar vermektedir. Vermeye de devam edecektir, benim inancım o yöndedir.”

“AYM’NİN TEMEL GÖREVİ TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİ KORUMAKTIR”
AYM başkanı Arslan, hak eksenli yaklaşımın Türk toplumuna ithal bir yaklaşım olmadığını, bu yaklaşımın Mevlana’nın yüzyıllar önce verdiği mesajın ete kemiğe bürünmüş hali olduğunu vurguladı.
Hak eksenli yaklaşımın bir zorunluluk olduğunu bildiren Arslan, “Anayasa mahkemelerinin temel görevi, temel hak ve özgürlükleri korumaktır. Bireyin hak ve özgürlüklerini korumaktır. Bu bir zorunluluktur. Bunu yapmak elbette kolay değildir.” diye konuştu.
Görevi boyunca hak eksenli yaklaşımın temel alınması ve sürdürülmesi için tüm gayretini gösterdiğini dile getiren Arslan, şöyle devam etti:
“Bir insan için en zor işlerden birisi karar vermektir. Hele verdiğiniz karar her bir insanın, ülkenin kaderini etkiliyorsa o zaman gerçekten de karar vermek dünyanın en zor işidir. Karar sürecini doğum sürecine benzetiyorum. Karar verdiğinde herkesi memnun edemiyorsunuz, beklentiler farklı olabiliyor. Zaman zaman eleştirinin çok ötesine geçen saldırılarla da karşılaşabilirsiniz. O ağır saldırılar karşısında yutkunursunuz, öfkenizi içinize akıtırsınız. Haksızlık olduğunu bilirsiniz. İçinizde o haksızlığa karşı duyduğunuz isyan çığ gibi büyür. Ağzınızı açmak istersiniz, açamazsınız. Bu da fedakarlığın önemli bir boyutudur. Anayasa yargıcı olmak bedeli ağır olan bir görevdir. Bu görevi önemli olan layıkıyla yapabilmek ve vadesi geldiğinde ayrılabilmektir.”
Zühtü Arslan, görev süreci boyunca birlikte çalıştığı başkan, üye ve personele teşekkürlerini iletti, Yüksek Mahkemenin yeni başkanı Kadir Özkaya’ya başarı dileğinde bulundu.

KADİR ÖZKAYA’DAN TEŞEKKÜR KONUŞMASI
Yüksek Mahkemenin Başkanlığına seçilen Kadir Özkaya, Arslan’ın görev süresi boyunca disiplinle ve akla dayalı şekilde görev icra ettiğini, AYM’nin kurumsallaşması anlamında önemli işlere imza attığını söyledi.
Arslan’dan devraldığı bayrağı daha ileri götürmenin gayreti içinde olacağını dile getiren Özkaya, “Sayın Başkanımız hak eksenli yargılama anlayışıyla Anayasa Mahkemesi tarihinde, Türk hukuk tarihinde kendisine bir yer edindi. Bu ayrıca bir kez daha takdir edilmesi gereken özelliği. Kendilerini çok özleyeceğiz. Mahkememize yaptıkları tüm katkılarından dolayı müteşekkiriz.” ifadelerini kulandı.
]]>Servet Yardımcı, “Türk futbolunun içinde bulunduğu türbülanstan çıkması için TFF Başkanlığı’na adayım.” sözlerini aktardı.
Türk futbolunun ciddi bir yönetsel krizle karşı karşıya olduğunu belirten Yardımcı, “Dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biri olan Türkiye’nin futbolda hak ettiği yerlerin çok gerisinde kalmış olması ülkemizin vizyonuna ters düşmektedir. 40 yıldır iş hayatının içindeyim, 20 yıldır da ulusal/uluslararası düzeyde yönetsel görevler üstlenmiş bir futbol adamı olarak yetkin liyakatli ekibimle birlikte birikim ve ilişkilerimi Türk futbolunun istifadesine sunma kararı almış bulunuyorum.” değerlendirmesini yaptı.
Yardımcı, 5 kavramı öncelik olarak gündemde tutmak istediğini vurgulayarak, bunları şöyle sıraladı:
Türk futbolunu UEFA/FIFA’da belirlenen uluslararası kriterlere uyumlu ve uygun hale getirerek, futbol ailesi ve paydaşlarıyla birlikte katılımcı, paylaşımcı, şeffaf ve hesap verebilir şekilde yöneteceğiz.
Ülke ekonomisi ve milli menfaatlerimiz gereği futbolun Türkiye’ye döviz kaybettiren değil katma değer yaratan, markalaşma ve altyapıya önem veren çağdaş bir düzene geçmesini sağlayacağız.
Ülkemizin doğusuyla batısıyla her metrekaresinin futbol aşkıyla dolu olduğu bilinciyle; Anadolu futbolu ve alt liglerimizi en verimli ve destekleyici şekilde yeniden ele alıp, maddi kaynakları futbolun gelişimine odaklı biçimde adil ve doğru paylaştıracağız.
TFF’nin belirli bir ekibin ve zümrenin değil, kulüplerimizin ve paydaşlarımızın federasyonu olduğu bilinciyle, kulüplerimizin Avrupa ve dünyadaki temsiline önem veren, destekleyen bir yaklaşım içinde olacağız. TFF çatısında uluslararası turnuvaların ev sahipliğini yapmaya namzet bir organizasyonu oluşturtarak rekabetçi ve uluslararası nitelikte bir kurumsal yapıyı tesis edeceğiz.
Maalesef yıpranan Türk hakemliğini, Türk futbolunun hak ettiği standartlarda, uluslararası seviye ve saygınlığa yeniden kavuşturmak için, futbol kamuoyunu tatmin edecek şekilde reorganize edeceğiz, kurumsal tarafsız koşulların oluşumunu sağlayacağız.
Servet Yardımcı, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) seçimlerinin, Türk futbolunun ilerlemesi adına projelerin ve stratejilerin değerlendirildiği, rekabetçi bir platformda gerçekleşmesinin önemini vurguladı. Bu bağlamda, kendisinin de projelerini ve gelecek vizyonunu ilan edeceği bir basın toplantısı düzenleyeceğini ifade etti.
Diğer yandan, TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi, 18 Temmuz’da yapılacak olan TFF Mali Genel Kurulu’nun seçimli genel kurul olarak düzenleneceğini duyurmuştu.

SERVET YARDIMCI KİMDİR?
Rize doğumlu olan Servet Yardımcı, eğitimini Londra Metropolitan Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nde tamamladı.
Yardımcı, iş hayatında 40 yıldır armatörlük ve tersanecilik sektörlerinde faaliyet gösteriyor ve aile şirketlerinde yönetim kurulu başkanı olarak görev alıyor. 2008 yılından bu yana Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) yönetimlerinde çeşitli görevler üstlenen Yardımcı, bir dönem TFF Başkanlığı görevini de yürüttü.
Şenes Erzik’ten sonra UEFA’da en üst düzeyde görev alan ilk Türk olarak bilinen Servet Yardımcı, son 7 yıldır UEFA İcra Kurulu Üyeliği görevini sürdürmektedir.
Bu süre zarfında Türkiye’nin 1 Şampiyonlar Ligi ve 1 UEFA Süper Kupa Finali’ne ev sahipliği yapmasını sağladı. Ayrıca, Monte Carlo’dan sonra UEFA Şampiyonlar Ligi, Avrupa Ligi ve Konferans Ligi kura çekimlerinin 2 yıl üst üste Türkiye’de düzenlenmesine öncülük etti.
Servet Yardımcı, 2032 UEFA Avrupa Futbol Şampiyonası’nın İtalya ile ortak olarak Türkiye’de gerçekleştirilmesi için de öncü rol oynadı.
]]>Üniversite sınavının ardından birinci tercihi olarak yerleştiği Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Mudurnu Süreyya Astarcı Meslek Yüksekokulu Ormancılık ve Orman Ürünleri Programını tamamlayan Yumuş, daha sonra Kamu Personeli Seçme Sınavında (KPSS) aldığı puanla Sakarya’ya orman muhafaza memuru olarak atandı.

Söğütlü ilçesindeki Orman İşletme Şefliğinde 8 ay önce çalışmaya başlayan Yumuş, ormanların korunması için her koşulda görev yapıyor.
Kendini adeta ormanların korunmasına adayan Yumuş, hayalindeki mesleği yapmanın mutluluğunu yaşıyor.
Merve Yumuş, AA muhabirine, üniversiteden mezun olur olmaz mesleğe atandığını söyledi.
Yumuş, lise son sınıftayken ormancıları gördükçe mesleğe olan heves ve merakının giderek arttığını dile getirerek, “Aklımda soru işaretleri vardı ilk başta. Yapabilir miyim diye düşünüyordum, sonradan geçti. Mesleğe girecekler, akıllarında soru işareti kalmadan seçebilirler. Yapabilecekleri bir meslek bence. Kadın elinin değdiği her yer belli oluyor zaten.” diye konuştu.
İş ortamından ve çalışma arkadaşlarından memnun olduğunu belirten Yumuş, şöyle devam etti:
“Aslen Orduluyuz ama babam 18 senedir burada imam olarak görev yaptığı için burayı seçtim. İşimi severek yapıyorum. İyi ki orman muhafaza memuru olmuşum. En azından bildiğim, sevdiğim bir iş. Daha öncesinde polislik gibi önüme fırsatlar da çıkmıştı ama kendi bölümümden ilerlemek istedim. İyi ki de o şekilde yapmışım.”

Sakarya’da lise son sınıfta ormancılara özenen ve bu alanda eğitim alan 22 yaşındaki Merve Yumuş (solda), meslek olarak orman koruma memurluğunu seçti. Söğütlü ilçesindeki Orman İşletme Şefliğinde 8 ay önce çalışmaya başlayan Yumuş, ormanların korunması için her koşulda görev yapıyor. Yumuş, aynı işletme şefliğinde Merve Emiroğlu (sağda) ile çalışıyor.
Yumuş, en büyük destekçisinin ailesi olduğunu anlatarak, “O yüzden güzelce ilerledim ve mesleğimi elime aldım, mutluyum. İş arkadaşlarım da benimle beraber çok mutlu oldu. Herkes benimle gerçekten gurur duydu. Ekip arkadaşlarım kalabalık ama yanımda hemcinsimin olması güzel oluyor. Merve’yle beraber çalışıyoruz. Güzel vakit geçiriyoruz, o açıdan rahatım.” ifadelerini kullandı.
Baba Aydın Yumuş da çocuklarının eğitimi için elinden geleni yaptığını söyledi.
Kızının meslek tercihini kendi isteğiyle yaptığını anlatan Yumuş, “Daha önce ben polis olmasını istedim. ‘Ben ormancılığı seviyorum’ dedi ve o bölüme devam etti. Azmetti ilk senesinde istediği bölümü kazandı. Orayı bitirdikten sonra 21 yaşında hiçbir boşluk yaşamadan görevine başladı. Herkes kızımla gurur duydu, biz de gurur duyuyoruz.” diye konuştu.
Aynı işletme şefliğinde çalışan Merve Emiroğlu ise orman yönünden zengin olan Kastamonu’da büyüdüğünü ve çocukluğundan beri ormanlarda gezdiğini kaydetti.
Hep ormancı olmak istediğini aktaran Emiroğlu, “Çamurda, yağmurda, karda, her şekilde arazideyiz. Kadın için zor bir meslek ama çok severek yaptığın zaman kolaylaşıyor. Tek başıma kadın memurdum burada, daha sonra Merve arkadaşımız geldi. Şimdi daha iyi çalışıyoruz beraber. Orman muhafaza memuru olmaktan çok mutluyum. Herkese de tavsiye ediyorum.” dedi.
]]>Genel Sağlık İş Sendikası Genel Başkanı Dr. Derya Uğur, “Sağlık Hizmetleri Müdürü Yasemin Kılkış’ın, defalarca ‘Arkamda AKP Basın Sözcüsü Ömer Çelik ve AKP Belediye Başkanı Yüreğir Adayı Dr. Halil Nacar var, bana kimse bir şey yapamaz, soruşturma açılırsa da kapattırırım’ sözleri, binlerce vatandaşımızın sağlık hizmeti beklediği kurumun nasıl liyakatsiz eller tarafından yönetildiğinin ispatıdır. Halk sağlığını tehdit eden, çalışma barışını bozan, adalet ve liyakatten uzak yöneticilerin derhal görevden alınmasını talep ediyoruz” dedi.
Genel Sağlık İş Sendikası üyeleri, Adana Şehir Hastanesi Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Yasemin Kılkış’ı sağlık emekçilerine baskı ve mobbing uyguladığı gerekçesi ile protesto etti. Hastanenin önünde sendika üyeleri ile yapılan tepki açıklamasında Kılkış’ın istifası istendi. Açıklamayı okuyan Genel Sağlık İş Sendikası Genel Başkanı Dr. Derya Uğur, Sağlık Bakanlığı’na seslenerek şunları kaydetti:
“SERVİSTE VERİLEN KALİTELİ SAĞLIK HİZMETİNDEN Mİ RAHATSIZ OLMAKTADIR”
“8 yıldır aynı kliniğin sorumlu hemşiresi, sendikamız iş yeri temsilcisi olan arkadaşımız bu zamana kadar her denetimde tam puan almış, servis işleyişi ve çalışma barışını sağlamış, görevinin gereklerini tam olarak yerine getirmiştir. Her denetimden tam puan alan servisin sorumlusu, Sendikamız Genel Sağlık-İş üyesi ve iş yeri temsilcimiz başhekim imzalı bir yazıyla 2 gün önce görevden alınmıştır. Bugüne kadar hakkında hiçbir soruşturma açılmamış, hiçbir tutanak tutulmamış, görevinin tüm gereklerini yerine getirmiş bir servis sorumlusu ne amaçla görevinden alınmıştır? İşleyen bir servis işlemez hale mi getirmeye çalışılmaktadır? Sağlık hizmetleri müdürü, serviste verilen kaliteli sağlık hizmetinden mi rahatsız olmaktadır, yoksa serviste uyum içinde görev yapan sağlık emekçilerinin çalışma barışına mı kastetmektedir?”

Sağlık Hizmetleri Müdürü Yasemin Kılkış
“ÇELİK VE NACAR, SAĞLIK HİZMETLERİ MÜDÜRÜNÜN ARKASINDA SİZ Mİ VARSINIZ”
“Görevinin gereklerini yerine getirmekten çok uzak olan Yasemin Kılkış hakkında sağlık müdürlüğü neden hiçbir idari işlem yapmamaktadır? Sağlık Hizmetleri Müdürü Yasemin Kılkış, defalarca ‘Arkamda AKP Basın Sözcüsü Ömer Çelik ve AKP Belediye Başkanı Yüreğir Adayı Dr. Halil Nacar var, bana kimse bir şey yapamaz, soruşturma açılırsa da kapattırırım’’ sözleri, binlerce vatandaşımızın sağlık hizmeti beklediği kurumun nasıl liyakatsiz eller tarafından yönetildiğinin ispatıdır. Ömer Çelik’e ve bir hekim olan Halil Nacar’a soruyorum? Halkımızın nitelikli sağlık hizmeti almasını engelleyen, baskı ve mobing ile sağlık çalışanlarına zulüm eden bu sağlık hizmetleri müdürünün arkasında siz mi varsınız? Soruşturmaları engelleyen siz misiniz? Yasemin Kılkış’a yakınlığınız Adana halkının sağlığından daha mı değerli?”
“ADANA ŞEHİR HASTANESİ’NDE ARTIK TUZ KOKMUŞTUR”
“Yasemin Kılkış’ın bu baskı ve mobbingi yalnızca iş yeri temsilcimizin görev yeri değişikliği ile sınırlı kalmamıştır. Hemşire olarak görev yapmakta olan sağlık çalışanına tekniker görevi verilmesi üzerine bu kanunsuz görevlendirmeyi kabul etmeyen sağlık çalışanı arkadaşımız açıkça Hatay iline sürgün edilmekle tehdit ediliyor. Konu dönemin il sağlık müdürü, şimdinin belediye başkanı adayı Halil Nacar’a iletilmesine rağmen bu skandalın üstü örtülüyor. Adana Şehir Hastanesi’nde artık tuz kokmuştur.”
“DERHAL GÖREVDEN ALINMASINI TALEP EDİYORUZ”
“Durumun kısa özeti şudur; Yasemin Kılkış’a yakınsanız nöbetten muaf tutulursunuz, değilseniz canınız çıkana kadar nöbetlerde sürünürsünüz. Genel Sağlık-İş olarak bu keyfiyeti kabul etmiyoruz. Hukuksuzluğa, liyakatsizliğe, adam kayırmacılığına teslim olmuyoruz. Halkımızın sağlığı için sağlık emekçilerinin insan onuruna yaraşır yaşam ve çalışma koşulları için mücadele ediyoruz. Hangi siyasetten olursa olsun, hukuksuz işlemlerde bulunan tüm idareciler karşısında bizleri bulacaktır. Başta Sağlık Bakanı olmak üzere tüm yetkilileri göreve davet ediyoruz. Halk sağlığını tehdit eden, çalışma barışını bozan, adalet ve liyakatten uzak yöneticilerin derhal görevden alınmasını talep ediyoruz.”
]]>Siyah-beyazlı ekip, Portekizli teknik adamın göreve getirilişinden önce oynanan 19 lig müsabakasında 30 gol kaydetti, Santos yönetiminde ise 10 karşılaşmada 9 kez fileleri havalandırdı.
Bu istatistikle Beşiktaş, bu sezon görev yapan teknik direktörler arasında en düşük gol ortalamasını 0,9’la Portekizli çalıştırıcı idaresinde yaşadı.
SANTOS’LA 10 MAÇIN 6’SINDA GOL YOK
Beşiktaş’ta bu sezon görev yapan 5. teknik direktör olan Santos, gol ortalaması bakımından kendisinden önceki meslektaşlarının gerisinde kaldı.
Sezonun ilk 7 haftasında Beşiktaş’ın başında yer alan Şenol Güneş yönetiminde siyah-beyazlı ekip, 10 gol atarken, daha sonra göreve gelen Burak Yılmaz idaresinde ise 4 maçta 7 kez fileleri havalandırdı.
Beşiktaş’ın sembol isimleri arasında yer alan Rıza Çalımbay, 5 maçlık görev süresinde 6 gole şahitlik ederken, Santos öncesi 3 karşılaşmada görev alan Serdar Topraktepe, 7 golle siyah-beyazlı ekibin bu sezonki en yüksek gol ortalamasına ulaşan çalıştırıcısı oldu.
Siyah-beyazlı ekip, Şenol Güneş’le maç başına 1,42, Burak Yılmaz’la 1,75, Rıza Çalımbay’la 1,2, Serdar Topraktepe’yle de 2,3 gol ortalaması yakaladı.
İLK GOLÜ YEDİĞİ HİÇBİR MAÇI ÇEVİREMEDİ
Beşiktaş, Fernando Santos’un görev yaptığı 10 maçta 4 kez sahadan mağlup ayrılırken hiçbir yenilgisinde rakiplerinin gollerine karşılık veremedi.
Santos’un Beşiktaş’ını mağlup eden Siltaş Yapı Pendikspor, EMS Yapı Sivasspor, Galatasaray ve Gaziantep FK, siyah-beyazlılarla oynadığı maçlarda ilk golü kaydeden taraf oldu ve 90 dakikanın sonunda sahadan 3 puanla ayrıldı.
Deneyimli teknik adam, sadece takımının kazandığı 4 müsabakada gol sevinci yaşadı.
Santos yönetiminde siyah-beyazlı ekip, VavaCars Fatih Karagümrük, Trabzonspor, TÜMOSAN Konyaspor ve İstanbulspor karşısında gol atabildi.
Beşiktaş, Santos yönetiminde çıktığı Yukatel Adana Demirspor ve Mondihome Kayserispor maçlarında ise rakipleriyle golsüz berabere kaldı.
GOL DAHİ ATAMADI
Maçlarda ilk golü yedikten sonra rakiplerine reaksiyon gösteremeyen Santos’un Beşiktaş’ı, aldığı mağlubiyetlerin yanı sıra rakiplerine gol dahi atamadı.
Beşiktaş, Santos yönetiminde yaşadığı mağlubiyetlerde 8 gol yedi. İlk yenilgisini Pendikspor’dan 4-0’la alan Santoslu Beşiktaş, daha sonra Sivasspor ve Galatasaray’a 1-0, Gaziantep FK’ye de 2-0 yenildi.
Siyah-beyazlı ekip, Santos öncesi dönemde Adana Demirspor, Galatasaray, Bitexen Antalyaspor, Fenerbahçe, Corendon Alanyaspor ve Kasımpaşa maçlarında sahadan mağlubiyetle ayrılmasına rağmen rakiplerine gol atmayı başarmıştı. Pendikspor ve MKE Ankaragücü ile de bu dönemde sahadan gollü beraberliklerle (1-1) ayrılmıştı.
Beşiktaş, Santos’tan önceki dönemdeki 4 maçta rakiplerinin ilk golü atmasına cevap vermeyi başarmıştı.
Siyah-beyazlı ekip, ilk golü yemesine rağmen Kayserispor’u 2-1 mağlup etmiş, MKE Ankaragücü karşısında 1-0 geriye düştükten sonra attığı golle başkentten bir puanla ayrılmıştı.
Siyah-beyazlılar, ligin bu bölümünde Galatasaray, Fenerbahçe ve Kasımpaşa maçlarında rakiplerinin 1-0 öne geçmesine karşılık vermeyi başarmıştı. Rakiplerinin ilk golü atmasının ardından Beşiktaş skoru eşitlese de 90 dakikanın sonunda Galatasaray, Fenerbahçe ve Kasımpaşa sahadan galibiyetle ayrılan taraf olmuştu.
Gill, 2022’ye kadar Feltham Cezaevi ve Genç Suçlular Kurumu’nda çalıştı ve halen cezaevi hizmetinde ara sıra vardiyalı olarak görev yapıyor.
Oyuncuları yönetmeyi biraz daha kolay buluyorum! Ancak her zaman baskı var ve farklı pozisyonlarda her zaman bir fikri olacak 22 çift göz var. Bir hapishanede, insanlar sinirlendiğinde ve hayal kırıklığına uğradığında onlarla nasıl konuşacağınızı bilmeniz gerekir. Oyuncular da işler istedikleri gibi gitmediğinde aynı şeyi yaparlar. Kararınızı onlara hemen kabul ettirmelisiniz. Biraz sevimli olmalısınız.
“3. DÜNYA SAVAŞI GİBİYDİ”
Gill, 17 yaşında Pazar Ligi maçlarında hakemlik yapmaya başladığında bunun çok daha zor olduğunu söylüyor:
“Oyuncular Cumartesi gecesinden yarı sarhoş bir şekilde gelirlerdi. Her zaman sizden daha çok şey bildiklerini düşünürlerdi. Verdiğiniz her karar 3. Dünya Savaşı gibiydi. Maç başına 25 sterlin ya da her neyse, bundan zevk bile almadım ve bu beni soğuttu. Hiç ırkçı yorumlarla karşılaşmadım ama neredeyse birkaç kavgaya karışıyordum, kesinlikle. Ve oyunda beyaz olmayan biri olarak, bir hata yaptığınızda insanların yüzünüzü hatırlaması daha kolay oluyor.”
BABALARININ YOLUNDAN…
Gill ve üst düzey bir yardımcı hakem olan kardeşi Bhupindere, babaları Jarnail Singh mükemmel bir rol model oldu.
Babaları Jarnail Singh, 2004-2010 yılları arasında 150 EFL maçında görev alarak, bir İngiliz ligi maçında hakemlik yapan tek türbanlı kişi olma ünvanına sahip.

39 yaşındaki Gill şunları, babasının kariyeriyle ilgili şu sözleri sarf etti:
Babamla birlikte gittiğim ilk maç, onun dördüncü hakem olduğu Arsenal – Everton maçıydı. Babamı Match of the Day’de görmeye ve okulda onun hakkında konuşmaya alışmıştım.
Gill, hızlı yükselişinin ardından ilk kez BBC’deki programa çıkacak.
Nisan 2021’de, kendisi ve Bhups, Nottingham Forest’ın Bristol City’yi ziyaretinde dördüncü hakem ve kardeşi de yardımcı hakem olarak aynı Championship maçında görev yapan ilk Güney Asyalılar oldular.
Ardından Kasım 2023’te Gill, Huddersfield – Watford maçını yöneterek babasından sonra bir Championship maçını yöneten ilk Güney Asyalı oldu.
Sunny Singh Gill will become the first British South Asian to referee a Premier League match this weekend
pic.twitter.com/q7KtuNRDMP
— Sky Sports Premier League (@SkySportsPL) March 4, 2024
ASYA KAPSAYICILIK STRATEJİSİ
O ve kardeşi, FA’in üç yıllık eşitlik, çeşitlilik ve kapsayıcılık planı olan İlerlemenin Peşinde’den ve özel Asya Kapsayıcılık Stratejisi’nden yararlandı.
2019 yılında FA, Asya kökenli daha fazla oyuncu, antrenör, hakem ve personeli futbolu seçtikleri kariyer yolu haline getirmeye teşvik ederek Asya topluluklarının yetersiz temsilini ele almayı amaçlayan beş ayaklı bir plan olan Asya Kapsayıcılık Stratejisini başlattı.
Şimdi FA ve hakemlik kurumu PGMOL, üst düzey maç görevlileri arasında daha fazla çeşitlilik yaratmak için yeni Core X programı aracılığıyla birlikte çalışırken, ayrı bir girişim de yetersiz temsil edilen geçmişlerden 1.000 hakemi daha işe almayı hedefliyor.
]]>Aldığı ileri sürüş tekniği eğitimleriyle kendisini geliştiren Kırandı, toplamda 12 yıl sahada, 1 yıl da çağrı komuta merkezinde çalıştıktan sonra Sağlık Bakanlığı’nın Trabzon Sağlık Müdürlüğü Simülasyon Eğitim Merkezinde eğitmen olarak görev aldı.
Burada da yaklaşık 7 yıldır ileri sürüş tekniği ve simülasyon eğitimleri veren Kırandı, ambulansta çalışacak personeli tatbikatlarla göreve hazırlıyor.
“Araç kullanırken insanların gözü hep üzerimizdeydi”
Mesleğinin yanı sıra eğitime de hemşirelik alanında yüksek lisans yaparak devam eden üç çocuk annesi Zeynep Kırandı, göreve 2004’te Çaykara 112’de paramedik olarak başladığını söyledi.
İlk görevinin ambulans şoförlüğü olduğunu dile getiren Kırandı, aynı zamanda da arka kabinde bulunan hastaların bakımından sorumlu olduğunu ifade etti.
Kırandı, 20 yıl öncesinin Çaykara’sında 20’li yaşlarda bir kadının ambulans sürücülüğü yapmasının ilk başlarda hoş karşılanmadığını anlatarak, şunları kaydetti:
“İnsanların üzerinde bir ön yargı vardı. Beni sürücü koltuğunda gördüklerinde tedirgin olurlardı. Tabii bu bizim üzerimizde de ciddi baskı oluşturmuştu. Bir erkek araç kullanırken insanlar o kadar dikkat etmezler ama biz 4 kadın göreve başlamıştık.
Araç kullanırken insanların gözü hep üzerimizdeydi. Çaykara’nın coğrafi koşulları da zaten çok zor. Dağlar, dik yamaçlar, kar, buz tabii ki zorluyordu ama bir süre sonra insanlar da bize alıştı, destek oldular. Araç sürücülüğü yaptığım 5 yıllık süre boyunca zorlandım ama güzel, keyifli de zamanlardı.”
“Son 7 yıldır tam zamanlı eğitim biriminde çalışıyorum”
Sahada 12 yıl çalıştığını belirten Zeynep Kırandı, “Kısa bir dönem komuta kontrol merkezinde deneyimim oldu. Ardından eğitimcilik yapma kısmına geçtim. 112 eğitim biriminde modül eğitmeni ve ambulans sürüş teknikleri eğitmenliği yapmaya başladım. Son 7 yıldır da tam zamanlı olarak eğitim biriminde çalışıyorum” dedi.
Kırandı, acil sağlık çalışanlarının zorluklarla karşılaştığını vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:
“112 Acil çalışanları olarak çok zor grupla çalışıyoruz. Kişi ya kendi hasta ya da çok yakını hasta. O süreci yönetmek oldukça zor. Hızlı müdahale etmemiz, hızlı karar vermemiz gerekiyor. Bu anlamda zor bir meslek ama diğer taraftan da hem para kazanabildiğiniz hem de dua alabildiğiniz bir meslek. Manevi olarak doyuma ulaşabildiğiniz bir meslek. Ben de yaklaşık 20 yıldır bu işi çok severek yapıyorum.”
Ambulans şoförlüğünün zor olduğuna işaret eden Kırandı, “Bunu sahada yaşamış birisi olarak eğitimini vermek çok daha farklı bakış açısı kazandırıyor. Gelen arkadaşlarımızın nasıl zorluklarla çalıştığına eğitim birimindeki ben ve tüm eğitmen arkadaşlarım oldukça hakimiz” dedi.
Kırandı, ambulans sürücülüğünde kadınların başarı gösterdiğini dile getirerek, “Biz kadınlar her alanda olduğu gibi ambulans sürüşü alanında da çok başarılıyız. Çok farklı bakış açısı da kazandırdığını düşünüyoruz. Kesinlikle sayılarımızın yaygınlaştırılması gerekiyor” diye konuştu.
]]>İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak 5 yılın verdiği deneyim ve tecrübe ile yola çıktığını anlatan Başkan Cemil Tugay, “Şu anda çok deneyimliyim. Belediyenin ne olduğunu biliyorum. Kararların nasıl alındığını biliyorum. Bu göreve hazırım. Dersimi iyi çalıştım. İzmir’i iyi çalıştım. Kendimi çok rahat hissediyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi büyük ve güçlü bir kurum. Doğru yönetirseniz verimli sonuçlar alırsınız” dedi.
Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Eşrefpaşa Hastanesi’ne dair de büyük hayallerinin olduğunu belirtip, “İnsanların sağlıksız çevrede yaşamasından kaynaklı ne kadar hasta olduklarını, yaşam konforlarının nasıl bozulduğunu anlatacağız. Eşrefpaşa Hastanesi ile ilgili büyük hayallerim var. Onun toplum sağlığı ile doğrudan bağlantısını kuracağım. İzmir’in her yerinde Eşrefpaşa Hastanesi’ne bağlı tıp merkezleri, sağlık merkezleri alanları oluşturacağım” dedi.
‘BAKANLARLA İLETİŞİMİ KESEMEZSİNİZ’
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı seçildikten sonra sağlıklı hizmet açısından çalışılması gereken her kurumla iletişim halinde olacaklarının altını çizen Tugay, şunları söyledi:
-Devlet idaresinde kamu kurumları arasındaki ast üst ilişkisinin kopuk olması mümkün değil. Burada sadece yönettiğiniz kentin hakkını yedirmemek ve istismar edilmesini engellemek için dikkat etmeniz lazım.
-Saf, tuzağa düşen bir insan olmamalısınız. Bakanlar, bakan yardımcıları genel müdürlerle iletişimi kesemezsiniz. Karşıyaka’da bunu yapmadım. Büyükşehir Belediye Başkanı olursam bütün bakanlarla, yardımcılarıyla tanışmak, önemli kişilerle iletişim içinde olmak zorundayım.
‘BU GÖREVİ ÜSTLENMEYE HAZIRIM’
Geçmiş seçimlerde CHP’ye ’emaneten’ verilen oyların bulunduğu, bunların başka partilere kayması halinde seçimin kaybedilme riskinin olup olmadığı yönündeki bir soru üzerine Tugay, şunları söyledi:
-İyi niyetliyim ve bu göreve iyi hazırlandım. Bu görevi üstlenmeye hazırım. Bu yükü taşıyacağımı biliyorum. Yüzümün akı ile çıkacağım. Ne yaptığını bilen biriyim.
-Rastgele, tesadüfen burada durmuyorum. Bu konuda siz de inisiyatif alın. Sizler de seçmenden CHP’nin adayları için destek isteyin. İnsanlar mantıksız kararlar almasın. Ben de bir insanım. İzmirli bir yurttaş olarak buraya AKP’li birinin gelip de bizi mahvetmesini istemem. Benim neyimi beğenmiyorlarsa onu konuşmak lazım.
-Demokrasi ortamında yaşıyoruz. Halk birini tercih edecek. O kazanacak. Seçimi kazanacağım yönünde sahadan geri dönüşler alıyorum. Ama diyelim ki son anda bir şeyler yaptılar. İnsanları kandırdılar, kaybettik.
-Ben üzülürüm. Kendi boyutum kadar üzülürüm. Köşeme çekilirim, bir şekilde hayatıma devam ederim. Ama herkes şunu bilmeli; bu şehir sadece benim şehrim değil. Bu hikaye sadece benim hikayem değil.
‘HİÇBİR ZAMAN KENDİMİ KİMSEYE PAZARLAMAYACAĞIM’
Kariyer peşinde olmadığının altını çizen CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tugay, “Ne kendimi kahraman olarak görüyorum ne de yarın kahraman olarak göstereceğim. Sadece ve sadece bir görevi üstlenmeye çalışıyorum. Bu görevin gereğini neyse onu yerine getirmeyi amaçlıyorum. Hiçbir zaman kendimi kimseye pazarlamayacağım. Adımın bir yerde geçmesini dahi istemiyorum. Eğer İzmir hayal ettiğim, güzel bir şehir olursa, bunu sağlamada ben de bir koordinatör olarak görev almış olursam, onur duyarım” dedi.
SEÇMENE SAĞDUYU ÇAĞRISI
Seçmenin 31 Mart’ta sağduyu davranmasını isteyen Tugay, sözlerini şöyle tamamladı:
-Bu işi tek başına bir kişi yapamaz. Her meslekten insanla yapılacak bir iş. Asla, ‘Ben yaptım’ diye kimse sahiplenemez. Bu büyük bir hadsizliktir. Başkan kendini özel bir konuma koymamalıdır. Bu altı üstü bir koordinatörlük konusu.
-Bu şehir ve bu ülke, beni bu nokta için yetiştirdi. Ne yapacağımı biliyorum. İlçe belediye başkan adayları ile aramızda özel bağlar kuruyoruz. Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyesi ile yarışmaz. Koordineli çalışır.
-Kendi geleceğine İzmir karar verecek. Tutup da farklı bir karar verirse, herkes de sonucuna katlansın. Ülkemiz ne halde, ortada.
]]>Görev öncesi “meyvest” adı verilen ve üzerinde işaret tabancası, köpek balığı kovucu boya, çakar lambası, oksijen tüpü ve telsiz gibi malzemelerin bulunduğu yeleği giyen kadın pilotlar, kasklarını yanlarına alarak helikoptere geçiyor.
Son kontrollerin ardından görev bölgelerine hareket eden pilotlar, “iki mavi” olarak adlandırdıkları gökyüzü ve deniz arasında güvenliği sağlıyor, afet ve acil durumlar için her an göreve hazır bekliyor.
Deniz kazalarının yanı sıra Kahramanmaraş merkezli depremlerden Karadeniz’deki sel felaketlerine kadar çok sayıda afette can kurtaran pilotlar, göklerde cumhuriyet kadınlarını temsil etmenin gururunu da yaşıyor.

“Çevremize örnek oluyoruz”
Kadın pilotlardan Teğmen Yüksel Gamze Koçak, pilot olmanın çok gurur verici bir duygu olduğunu söyledi.
Üstlendikleri görevlerin icrasında herhangi bir cinsiyet ayrımı olmadığını vurgulayan Koçak, “Tüm pilotlar gibi bize verilen görevleri canla başla üstleniyoruz. Cinsiyetimizin bizi kısıtlamadığını biliyoruz ve bu konuda sürekli çevremize örnek oluyoruz. Denizlerimiz ve ihtiyaç duyulduğunda doğal afetlerde arama kurtarma faaliyetlerinde görev almak ve bu faaliyetlerde insan hayatını kurtarmak oldukça mutluluk verici” diye konuştu.

Üsteğmen Sinem Derya Gökçe, afet görevleri sırasında unutamayacakları pek çok olayla karşılaştıklarına dikkat çekti.
6 Şubat 2023 depremlerinde Hatay’da görev yaptığını, pek çok canın kurtarılmasına yardımcı olduğunu anlatan Gökçe, şöyle konuştu:
“Başımızdan birçok olay geçti ama en çok aklımda kalanı, hamile bir kadının Hatay’dan Adana’ya tıbbi tahliyesini gerçekleştirmemiz oldu. Uçuşta doğumu başlamıştı. Tıbbi tahliyeden sonra hastanede 5 dakika içerisinde doğumu gerçekleşmişti ve bir erkek bebek dünyaya gelmişti. Anne ve bebeğin iyi olduğunu öğrendikten sonra kendimi çok iyi hissettim. Gurur duydum ve ‘iyi ki bu meslekteyim’ dedim. Umarım bir daha böyle bir felaket başımıza gelmez.”

Üsteğmen Bircan Erkan ise 2021 yılında Karadeniz Bölgesi’nde meydana gelen sel felaketinde görev yaptığını ve bunun meslek hayatındaki ilk görevi olduğunu söyledi.
Bugüne kadarki en zor ve etkileyici görevi bu afet bölgesinde yaptığını dile getiren Erkan, “Afet bölgesine ilk intikal eden ekipler olarak orada birçok görev icra etik. Afetin yaşandığı ilk gün helikopterle evlerin çatılarında mahsur kalan 64 vatandaşımızın güvenli bölgelere tahliyesini gerçekleştirdik. Kayıp vatandaşlarımız için aylar süren arama faaliyetleri yaptık. Bölgede gördüğüm üzücü manzaralar beni çok etkiledi ve icra ettiğimiz mesleğin önemini kavradım. Böyle kötü sonuçlanan doğal afetlerin tekrarının umarım bir kez daha yaşamayız” ifadelerini kullandı.

Komutanlıkta ikinci pilot olarak görev yapan Teğmen Beyza Birol Serin ise birçok pilot gibi havacılığa olan tutkusunun çocukluk hayallerine dayandığını söyledi.
Pilot olma hayaliyle Sahil Güvenlik Komutanlığında görev yapmak üzere başvuru yaptığını anlatan Serin, pilot olmanın yanı sıra “iki mavide” uçacak olmanın mutluluğunu yaşadığını, hayallerinin arkasından yılmadan bugünlere geldiğini bildirdi.
Serin, “Kadınlarımız nasıl tarih boyunca birçok fedakarlıkta bulunup kahraman olmuşlarsa biz de cumhuriyet kadınları olarak bu yolda yürümeye, sayımızı artırarak devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
]]>SANDIK GÖREVLİSİ ÜCRETİ NE KADAR?
31 Mart yerel seçimleri için sandık kurulu başkanı 2.947 TL, sandık görevlisi 2.088 TL, partili üyeler 1.044 TL ve bina sorumluları 2.936 TL ücret alacak.
SANDIK GÖREVLİSİ BAŞVURUSU BAŞLADI MI, NASIL YAPILIR?
31 Mart yerel seçim sandık başkanı ve sandık görevisi için başvuru süreci henüz başlamadı. Sandık başkanı ve sandık görevisi için başvuru genellikle seçimden bir ay önce açılıyor.
Seçim günü sandık başında görev almak isteyenler ikametgah adresine göre seçim kurulun başkanlığına başvuru yapacak.
İki çeşit sandık görevlisi bulunur. Bunlardan ilki olan sandık kurulu görevlisi, devlet memuru olanlardan Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından belirlenmektedir.
İkincisi ise partilerin sandık görevlisi olacaktır. Seçime girecek olan siyasi partilerin sandık görevlileri için başvurular YSK’ye yapılır.
Partiler, sandık görevlisi olarak belirleyecekleri kişileri YSK’ye bildirir ve bunun için başvuru formu doldurulur ve internet üzerinden yapılmamakta olup YSK’ye müracaat etmek gerekmektedir.

SANDIK GÖREVLİSİ BAŞVURU ŞARTLARI 31 MART 2024
Sandık görevlisi olmak isteyenlerde başlıca şu şartlar aranıyor:
-Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak,
-18 yaşını doldurmuş olmak,
-Herhangi bir siyasi parti üyeliğine sahip olmamak
-Herhangi bir suçtan hüküm giymemiş olmak
Başvuru yapan kişiler için seçim kurulu tarafından belirlenen eğitim programlarına katılmaları zorunlu olabilir. Eğitimin ardından sandık görevlisi olarak atama işlemlerinin yapılması beklenmektedir. İdare amirleri, zabıta amir ve memurları, Askeri Ceza Kanunu’nun 3. maddesinde yazılı (sivil memurlar dâhil) askeri şahıslar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve adaylar sandık kurullarına seçilemezler.
İki çeşit sandık görevlisi vardır. Bunlardan ilki olan sandık kurulu görevlisi, devlet memuru olanlardan Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından belirlenir. İkincisi ise partilerin sandık görevlisidir. Seçime girecek olan siyasi partilerin sandık görevlileri için başvurular YSK’ya yapılmaktadır.
Partiler, sandık görevlisi olarak belirleyecekleri kişileri YSK’ya bildirir ve bunun için başvuru formu doldurulur. Sandık görevlisi başvurusu internet üzerinden yapılmamakta olup YSK’ya müracaat etmek gerekmektedir.
SANDIK GÖREVLİSİ NE YAPAR?
Seçim sandık görevlisi, seçim günü sandık kurulunda görev alarak seçimin güvenli ve adil bir şekilde gerçekleşmesine katkıda bulunan kişidir. Görevleri şunlardır:
Oy verme işlemini yönetmek:
Seçmenlerin kimliklerini kontrol etmek ve seçmen kütüğünde kayıtlı olduklarını doğrulamak
Seçmenlere oy pusulalarını ve zarfları dağıtmak
Oy verme işleminin gizli ve güvenli bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak
Kullanılmış oy pusulalarının sandığa atılmasını kontrol etmek
Oyların sayım ve dökümünü yapmak:
Oy verme işlemi sona erdiğinde, sandığı açmak ve oyların sayımını yapmak
Oyların geçerliliğini kontrol etmek ve geçersiz oyları ayırmak
Geçerli oyların sayısını ve her adaya çıkan oy sayısını tutanağa kaydetmek
Seçim sonuçlarını tutanaklara geçirmek:
Sayım ve döküm işlemi tamamlandıktan sonra, seçim sonuçlarını tutanağa kaydetmek
Tutanakları imzalamak ve ilçe seçim kuruluna teslim etmek
Diğer görevler:
Sandık kurulunun diğer üyeleriyle birlikte çalışarak seçimin sorunsuz bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak
Seçimle ilgili herhangi bir usulsüzlük veya şüpheli durumla karşılaştığında, durumu ilçe seçim kuruluna bildirmek
Seçim sandık görevlileri, seçimin demokratik bir şekilde gerçekleşmesinde önemli bir rol oynarlar. Görevlerini tarafsız ve objektif bir şekilde yerine getirmeleri ve seçim yasalarına uymaları önemlidir.
]]>Oturumda Bakan Yardımcısı Akçapar, övgüyle söz ettiği Gezeravcı’ya uçuş öncesi heyecanlanıp heyecanlanmadığını sordu. Alper Gezeravcı, aslında bu uzay yolculuğunun başarısının kendisinin başardığı bir şey değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin başardığı bir şey olduğunu belirterek, “Ve bu başarının gururunu, o görevi yapan bir astronot olmaktan ziyade bu ülkenin bir vatandaşı olarak iliklerime kadar hissettim. Bu en büyük ayrıcalıktı. Başlangıç, fırlatma aşamasına gelecek olursak orası hissedilebilecek en son korku hissiyatının olduğu yer. Benim aslında görevim başlangıcından itibaren insanlar biraz şaşıracak, biraz da serzeniş olarak bana ilettikleri husus, ‘heyecanlı mısın’ diye sorduklarında, ‘heyecanlı değilim ama mutluyum’ diye ısrarla vurguluyordum” diye konuştu.

“TÜRKİYE’NİN 10 HEDEFİNDEN SADECE BİR TANESİYDİ”
Türkiye’nin Uluslararası Uzay İstasyonu Projesi’ne dahil olmakla ilgili projeleri sorulan Gezeravcı, Uluslararası Uzay İstasyonu 2026 itibarıyla sonlandırılması düşünülen bir araştırma platformuyken, şu anda sürecin ötelenmiş durumda olduğunu söyledi. Gezeravcı, şunları söyledi:
* “Ancak Uluslararası Uzay İstasyonu’nun uzaydaki faaliyeti sonlandıktan sonra şimdiden onun yerini almak üzere hazırlanan farklı oluşumlar var. Türk astronot ve bilim misyonu zaten ülkemizin koymuş olduğu uzay alanındaki 10 önemli hedeften sadece bir tanesiydi. Çok mutlulukla da dile getiriyorum, halihazırda kalan dokuz hedefle ilgili ciddi çalışmalar yürütülüyor.
* Görev sürecimiz biraz daha göz önünde, odak noktasında olduğu için dikkatler toplandı ama eş zamanlı olarak birçok hedefe ilişkin çalışmanın da hareket olarak yürüyor, devam ettiriliyor olmasından son derece mutluyum. İnşallah devletimizin büyükleri yakın zamanda bu soruya karşılık gelecek güzel, spesifik cevapları da uygun gördüklerinde halkımızla paylaşırlar.”
“UZAY TURİZMİ EN TEPE HEDEFLERDEN BİRİ”
Uzay turizminin bu alanda yatırım yapan şirketlerin en tepe hedeflerinden bir tanesi olduğunu dile getiren Alper Gezeravcı, şunları söyledi:
* “Çünkü minimum seferde maksimum kazancın elde edilebileceği bir aşamaya evirmeye çalışıyorlar. Şu anda yapılan görevlerde, görev içeriği bir uzay turizmi konseptinden çok uzak. Görevin tüm gerekliliklerini sağlıyor olmanız lazım. Bir insanın turist modunda oraya gidip gelebilmesi için o konforu sağlayabilecek bir ortamı elde edebilecek hava taşıtlarının, uzay araçlarının üretiliyor olması lazım.
* Ama amaç son noktada orası, yani imkanı olan noktasından başlayıp bu işi yapılan yatırıma karşılık gelecek katma değeri elde edecek şekilde şu an uzay alanında yatırım yapan şirketlerin ana hedefi bu. Maksimum insanı uzaya taşıyacak, görev yaptırmak belki bir hedef değildir, ama o insanlara uzay tecrübesini yaşatacak bir aşamaya evrilmeye çalışıyorlar. Ana hedef bu.”
UZAYDA GÖREV YAPAN DÜNYADAN 275’İNCİ KİŞİ
Görev ekibindeki diğer iki ülkenin yaptığı bütün deneyleri de detaylarıyla incelediğini anlatan Gezeravcı, şu ifadeleri kullandı:
* “Türkiye Uzay Ajansı 2018 yılının sonlarına doğru kuruldu. Bu kadar taze olan hafızasına rağmen bir vatandaşını uzaya göndermeye karar verip, bu gönderim esnasında aynı zamanda bilimsel çalışmalar yürütme noktasında karar verip, bu kadar kısa bir hazırlık sürecine bu görevleri sığdırabilmiş başka bir ülke yok. Zaten 193 ülke içerisinde uzaya kendi insanını gönderebilmiş 22’nci ülkeyiz.
* Uluslararası Uzay İstasyonu’na kendi insanını ulaştırabilmiş, orada görev yapan 275’inci ülke insanıyım. Diğer ülkelerde tabi bizim yaptığımız çalışmaları izledi orada. Bu kadar kurumsal hafıza yönünden geçmişinde herhangi insanlı bir görev icra etmemiş bir ülkenin bu derece komplike ve amaç olarak da bundan sonra hedeflenen Ay ve Mars’a yönelik uzay ekosistemindeki döngünün içerisinde yer almasına vesile olabilecek çalışmalara bu kadar hızlı giriş yapabilen başka örnek yok. Bu konuda son derece mutluyum. Arayı kapatmak için geç başladık ama bundan sonraki süreçte aynı gecikme yaşanmayacak. Çok hızlı bir ivmeyle girdik ve devletimizin iradesi çok sağlam.”
UZAYDAKİ İLK DENEYİNİ ANLATTI
Uzayda ilk günden ilk deneye başlama fırsatı bulduğunu belirten Gezeravcı, deneyi şöyle anlattı:
* “Antarktika’dan 8 yıldır bilimsel çalışmalar yürüten bilim insanlarımızın oradan getirdiği çok ekstrem koşullara adapte olmayı başarabilmiş yosunlar, alglerin Türkiye’ye getirilmiş örneklerini biz Uluslararası Uzay İstasyonu’nda yaşam destek ünitesi içerisinde bir döngü, filtrelerle belli bir akış içerisinde götürdük. Ve burada aktive ettik sistemde. Üniversitemizde sistem yeryüzünde denendi. Dünyada yoğunlaştırılmış karbondioksit uygulandığında oksijene istenilen oranda dönüştürebildiğini görüyorlar.
* Bunun aynı şekilde Uluslararası Uzay İstasyonu’nda gerçekleştirilip, gerçekleştirilemeyeceğini merak ediyorduk. Standart karbondioksitin beş katı yoğunlaştırılmış karbondioksit uyguladık bu alglerin içerisine ve ilk parametreler 13 gün sonunda gayet güzel, pozitif sonuçları orada elde ettik. Halihazırda çalışmalar şu anda inceleniyor. Bundan sonra işte Ay ortamında ve bir sonraki aşamada Mars’a kadar gidecek uzay denemelerinin, çalışmalarının altyapısında ihtiyaç olacak yaşam destek ünitelerinden bir tanesine potansiyel oluşturuyor.”
“BU ÜLKENİN ÇOCUĞUNUN İLK ADIMIYDI”
Uzay yolculuğu öncesi resmi olarak açıklandığı güne kadar başvuru aşamasından itibaren gizli olması gerektiğinden dolayı anne-babası ve kardeşinin dahi hiç haberi olmadığını da anlatan Gezeravcı, uzay yolculuğu öncesi ise annesinin endişelendiğini gördüğünü söyledi. Gezeravcı, Akçapar’ın, bir çocuğun “Uzayda deniz yıldızı var m?”‘ şeklindeki sorusunu da ilettiği Gezeravcı, şu yanıtı verdi:
* “Ülkemizdeki çocuklar için önemli bir eşik noktasıyım. Yıldızın her çeşidini gördük ama deniz yıldızının ayrımını henüz yapamadım, sanırım biraz daha çalışmam gerekecek cevap verebilmek için. Bugüne kadar işte 70 yıldır uzay alanında birçok milletin yaptığı şeyden neyi yaptık farklı diye, aynısını da yapabildik, gururla söylüyorum. Farklı işler yaptık, farklı işlerin altına imza attık. Ama aynısını da yapabilirdik.
* Önemli olan şu, bugün milyarlarca insan dışarıda, sokakta yürüyor. Günün çok rutin faaliyetlerinden bir tanesi, belki çok insan için farkında bile olunmayan bir faaliyet. Bu kadar sıradan bir şey olmasına rağmen günlük rutin yaşantımızda bir anne- babanın hayatındaki en önemli yürüme adımı çocuğunun ilk adımıdır. Dolayısıyla bu adımda bu ülkenin çocuğunun ilk adımıydı. Başlangıçtı.”
]]>Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan ara celsede tanık Sadettin Tantan, katılanların avukatının daha önceden dosyaya sunduğu dilekçedeki 37 sorudan bazılarını yanıtladı.
Dava dosyasında yer alan “Cezaevleri İnceleme Gezisi Sonuç Raporu” belgesindeki, operasyon öncesi, Marmara bölgesindeki cezaevlerinin gezilerek tutukluların olası bir operasyona karşı çıkıp çıkmayacağına ilişkin keşif yapıldığına yönelik iddialara ilişkin Tantan, şunları dile getirdi:
– Bana gösterilen raporun hazırlanmasını ben söylemedim. O zamanlarda pankart asmak, duvarlara yazı yazmak gibi basit suçlarla yatan gençlerin tahliye şartı gerçekleşmiş olmasına rağmen örgüt mensuplarınca cezaevlerinde tutuluyorlardı. Buna ilişkin aileler tarafından ve mahkemeler tarafından çokça şikayet vardı. Amaçları örgütün kontrolünü sağlayabilmek ve örgüt mensubu kişiler yetiştirebilmekti.

“CEZAEVLERİ ÖRGÜT LİDERLERİNİN KONTROLÜNE GİRMİŞTİ”
– Bunlar arşiv kayıtlarında da zaten vardır. O zaman tam anlamıyla cezaevlerinin kontrolü devletten çıkmış, örgüt liderlerinin kontrolüne girmişti. Örgüt liderleri cezaevlerindeki örgüt mensuplarına da bu şekilde devam etmeleri yönünde talimatlar veriyordu. Aynı zamanda cezaevlerinin mimarisi örgüt mensuplarınca değiştirilmişti. Biz de o zamanlar bu duruma bizzat şahit olmuştuk. Operasyonun gerçekleşmesinin gerçek nedeni budur.

“EMRİN ALTINDA BAŞKA İMZALAR DA VAR”
Tantan, yargılama dosyasında yer alan “gizli” ibareli, 14 Aralık 2000 tarihli ve başlığında “Cezaevleri Müdahale Harekat Emri No:1” yazan belgenin altındaki imzanın kendisine ait olduğunu belirterek, “Hükümet kararı icra edilmiştir. Benim tek başıma böyle bir emir düzenlemem mümkün değildir. Zaten emrin altında başka imzalar da vardır. O zaman yetkim gereği bu emre imza atmam gerekiyordu. Buradaki asıl amaç kimsenin canına zarar gelmeden operasyonu tamamlamaktı. Kesin emir bu şekildeydi.” ifadelerini kullandı.

Dönemin Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun’un ifadesindeki, “Hayata Dönüş Operasyonu’nun yetkisi İçişleri Bakanlığındaydı. Operasyon planını İçişleri Bakanlığı yaptı.

Operasyonu İçişleri Bakanlığı ve Jandarma Genel komutanlığı yaptı. Operasyonel güç İçişleri Bakanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığınındır.” sözlerinin hatırlatılması üzerine Tantan, şunları kaydetti:
“ÖN ÇALIŞMA YAPARAK OPERASYONUN İÇİNDE YER ALDIK”
“Milli Güvenlik Kurulu ve hükümetin aldığı kararlar doğrultusunda Adalet Bakanlığının cezaevlerinde bu operasyonu gerçekleştirmesi gerekiyordu ve bu operasyon için ilgili kurumların yardımı gerekiyordu. Bu yüzden İçişleri Bakanlığı olarak yetkili olan bizler ve yetkili cezaevi savcılığı ve jandarma komutanlıkları hep birlikte ön çalışma yaparak bu operasyonun içinde yer aldık. Operasyonu gerçekleştirirken bütün ceza infaz kurumlarının mimari planını da göz önünde bulundurarak hiçbir cana zarar gelmemesi adına hassasiyetle hareket ettik.”

“KAMERA KAYDI VARSA, ARŞİVLERDE BULUNABİLİR”
“Kapalı alanda kullanılamayacak silahların hangi amaç ve nedenle hapishanenin içinde kullanıldığı” yönündeki soruya Tantan, “Bu operasyonu yürüten kolluk personelinin, çalışanların ve içeride bulunan tüm mahkumların can güvenliğinin sağlanması için ne yapılması gerekiyorsa cezaevi savcısı ve jandarma komutanlığı her türlü kararı almakta yetkiliydi. Benim ne tür silahlar kullanıldığına dair bilgimin olması mümkün değildir, böyle bir talimatımız da yoktur.” şeklinde yanıt verdi.
Tantan, operasyon sırasında kamera kaydı olup olmadığına ilişkin bilgisinin bulunmadığını, kamera kaydı olması durumunda bunun arşivlerde bulunabileceğini dile getirdi.

“MGK İÇERİSİNDEKİ HİYERARŞİK YAPI PLANLAMIŞTIR”
Operasyonun, 19 Aralık 2000 tarihinde yapılacağını daha önceden bildiğini, bu tarihin Milli Güvenlik Kurulu’nun tavsiye kararıyla hükümete sunulduğunu, tarihe ve ne şekilde yapıldığına hükümetin karar verdiğini belirten Tantan, operasyondaki birinci sorumlunun kim olduğunu yönelik soruyu ise “Milli Güvenlik Kurulu (MGK) içerisinde hiyerarşik yapıda kim varsa operasyonu onlar hep birlikte planlamışlardır.” şeklinde yanıtladı.
Mahkeme, duruşmanın daha önceden planlandığı gibi 1 Nisan’da yapılmasına hükmetti.

AŞIRI GÜÇ VE SİLAH KULLANIMI
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanıkların 19 Aralık 2000’de Bayrampaşa Cezaevi’nde düzenlenen “Hayata Dönüş Operasyonu”nda görevli jandarma birliklerinde yer aldığı belirtiliyor.
Sanık olan dönemin 39 jandarma görevlisinin, görev sınırlarını aşarak aşırı güç ve silah kullanıp faili belli olmayacak şekilde 12 kişinin ölümüne sebep oldukları, 29 kişiyi de öldürmeye teşebbüs ettikleri aktarılan iddianamede, özellikle görev sınırları ve silah kullanma yetkilerinin aşılıp aşılmadığına, orantılı veya aşırı güç kullanılıp kullanılmadığına ilişkin delillerin değerlendirilmesinin mahkemeye ait olduğu ifade ediliyor.

SANIK SAYISI 194
İddianamede, suç tarihinde jandarma görevlisi olan sanıklar hakkında, ölen 12 kişi için ayrı ayrı “görevin ifası sırasında kasten öldürme” suçundan 20 yıldan 25 yıla kadar, 29 mağdur için de ayrı ayrı “görevin ifası sırasında kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan 9 ila 15 yıl arasında değişen hapis cezası isteniyor.
Yargılama devam ederken İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca olayla ilgili 157 sanık hakkında hazırlanan ek iddianamede, bu sanıkların “kasten öldürme” suçundan cezalandırılmaları talep edilmişti.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, bu iddianame ile Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dosyanın birleştirilmesine karar vermiş, bu kapsamda sanık sayısı 196’ya yükselmişti. Yargılama sırasında ikisinin hayatını kaybetmesiyle sanık sayısı 194 olmuştu.
]]>SANDIK GÖREVLİSİ ÜCRETİ NE KADAR?
31 Mart yerel seçimleri için sandık kurulu başkanı 2.947 TL, sandık görevlisi 2.088 TL, partili üyeler 1.044 TL ve bina sorumluları 2.936 TL ücret alacak.
SANDIK GÖREVLİSİ BAŞVURUSU BAŞLADI MI, NASIL YAPILIR?
31 Mart yerel seçim sandık başkanı ve sandık görevisi için başvuru süreci henüz başlamadı. Sandık başkanı ve sandık görevisi için başvuru genellikle seçimden bir ay önce açılıyor.
Seçim günü sandık başında görev almak isteyenler ikametgah adresine göre seçim kurulun başkanlığına başvuru yapacak.
İki çeşit sandık görevlisi bulunur. Bunlardan ilki olan sandık kurulu görevlisi, devlet memuru olanlardan Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından belirlenmektedir.
İkincisi ise partilerin sandık görevlisi olacaktır. Seçime girecek olan siyasi partilerin sandık görevlileri için başvurular YSK’ye yapılır.
Partiler, sandık görevlisi olarak belirleyecekleri kişileri YSK’ye bildirir ve bunun için başvuru formu doldurulur ve internet üzerinden yapılmamakta olup YSK’ye müracaat etmek gerekmektedir.

SANDIK GÖREVLİSİ BAŞVURU ŞARTLARI 31 MART 2024
Sandık görevlisi olmak isteyenlerde başlıca şu şartlar aranıyor:
-Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak,
-18 yaşını doldurmuş olmak,
-Herhangi bir siyasi parti üyeliğine sahip olmamak
-Herhangi bir suçtan hüküm giymemiş olmak
Başvuru yapan kişiler için seçim kurulu tarafından belirlenen eğitim programlarına katılmaları zorunlu olabilir. Eğitimin ardından sandık görevlisi olarak atama işlemlerinin yapılması beklenmektedir. İdare amirleri, zabıta amir ve memurları, Askeri Ceza Kanunu’nun 3. maddesinde yazılı (sivil memurlar dâhil) askeri şahıslar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve adaylar sandık kurullarına seçilemezler.
İki çeşit sandık görevlisi vardır. Bunlardan ilki olan sandık kurulu görevlisi, devlet memuru olanlardan Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından belirlenir. İkincisi ise partilerin sandık görevlisidir. Seçime girecek olan siyasi partilerin sandık görevlileri için başvurular YSK’ya yapılmaktadır.
Partiler, sandık görevlisi olarak belirleyecekleri kişileri YSK’ya bildirir ve bunun için başvuru formu doldurulur. Sandık görevlisi başvurusu internet üzerinden yapılmamakta olup YSK’ya müracaat etmek gerekmektedir.
SANDIK GÖREVLİSİ NE YAPAR?
Seçim sandık görevlisi, seçim günü sandık kurulunda görev alarak seçimin güvenli ve adil bir şekilde gerçekleşmesine katkıda bulunan kişidir. Görevleri şunlardır:
Oy verme işlemini yönetmek:
Seçmenlerin kimliklerini kontrol etmek ve seçmen kütüğünde kayıtlı olduklarını doğrulamak
Seçmenlere oy pusulalarını ve zarfları dağıtmak
Oy verme işleminin gizli ve güvenli bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak
Kullanılmış oy pusulalarının sandığa atılmasını kontrol etmek
Oyların sayım ve dökümünü yapmak:
Oy verme işlemi sona erdiğinde, sandığı açmak ve oyların sayımını yapmak
Oyların geçerliliğini kontrol etmek ve geçersiz oyları ayırmak
Geçerli oyların sayısını ve her adaya çıkan oy sayısını tutanağa kaydetmek
Seçim sonuçlarını tutanaklara geçirmek:
Sayım ve döküm işlemi tamamlandıktan sonra, seçim sonuçlarını tutanağa kaydetmek
Tutanakları imzalamak ve ilçe seçim kuruluna teslim etmek
Diğer görevler:
Sandık kurulunun diğer üyeleriyle birlikte çalışarak seçimin sorunsuz bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak
Seçimle ilgili herhangi bir usulsüzlük veya şüpheli durumla karşılaştığında, durumu ilçe seçim kuruluna bildirmek
Seçim sandık görevlileri, seçimin demokratik bir şekilde gerçekleşmesinde önemli bir rol oynarlar. Görevlerini tarafsız ve objektif bir şekilde yerine getirmeleri ve seçim yasalarına uymaları önemlidir.
]]>GAFFAR OKKAN KİMDİR?
Sakarya’nın Hendek ilçesinde 1952 yılında dünya çapında gelen, 30 Eylül 1970’te Polis Kolejinden, 29 Eylül 1973’te Polis Akademisinden mezun olup İzmir Emniyet Müdürlüğüne komiser bölümü olarak atanan Ali Gaffar Okkan, çeşitli yerlerde görevlendirildikten sonra 1983 yılında Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğünde göreve başladı. 1985’te şube müdürlüğüne terfi etti.
1986 yılında Eskişehir Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görev yapan Okkan, 1992 yılında ise Emniyet Müdür Yardımcısı oldu. 6 Aralık 1993’te 1’inci Sınıf Emniyet Müdürlüğü’ne terfi edip, Kars Emniyet Müdürü olarak ataması yapılan Ali Gaffar Okkan, 18 Kasım 1997’de ise Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü görevine başladı. Okkan bu arada Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünden de mezun oldu.
Evli ve 2 çocuk babası Okkan, 24 Ocak 2001 günü saat 17.40 sularında sabırlı Valilik evindena doğru seyir halindeyken, Şehitlik semti Sezai Karakoç Bulvarı’nda pusuya düşürüldüğü grupta saldırıda bulundu.
Hain saldırısında Okkan’ın yanı sıra polis memurları Mehmet Kamalı, Sabri Kün, Mehmet Sepetçi, Atilla Durmuş ve Selahattin Baysoy da şehit oldu.
İHTİYAÇ SAHİBİ AİLELERE VE ÖĞRENCİLERE DESTEK OLDU
Görev yaptığı süre boyunca kentteki huzuru en üst seviyeye ulaştıran Okkan, meslektaşları ve hayırseverlerden topladığı yardımlarla ihtiyaç sahibi ailelere ve destek oldu.
Ali Gaffar Okkan, şehirde küçükten büyüğe herkesle geliştirilen iyi pazarlarla Diyarbakırlıların gönlünde taht kurdu.
KADIN POLİSLER DİYARBAKIR’DA İLK KEZ ONUN EMRİYLE SOKAĞA ÇIKTI
Kadın polisler Diyarbakır’da ilk kez Okkan’ın emriyle işlemlerinin sistemlerini yönetti. İki otomobil alan Ali Gaffar Okkan, mavi ve beyaz renklere boyattığı araçlarda 2’şer kadın polis görevlendirdi. Bir otomobil kaybolan çocukları toplayıp ailelerine teslim ederken, diğer kişi de yürümekte zorlanan yaşlılara yardım etti.

TEBDİLİ KIYAFETLE KENTİ DOLAŞTI
Geceleri tebdili kıyafetiyle sık sık esnaf ziyaretinde bulunup sokakta karşılaşılana cep telefonu numarasını veren Okkan, zaman yolda gördüğü yaşlılar da makam aracıyla evlerine bıraktı.
Okkan, bu sayede talep ve sıkıntılarını iletme fırsatı bulan Diyarbakırlıları sık sık makamında ağırladı.
ÇOCUKLARI EĞİTİME KAZANDIRDI, GENÇLERİ SPORA YÖNLENDİRDİ
Sokakta çalıştırılan çocukların sorunlarıyla yakından ilgilenen Okkan, ailelerine destek sunarak onlara eğitim kazandırdı. Gençlerin terör örgütlerinden ve şebekelerinden uzak tutmak için spora yönlendirdi, amatör spor kulüplerine de malzeme yardımında bulundu.
GECE ŞEHİRDEKİ GÜVENLİĞİ TAKİP EDİYORDU
Okkan, yurt içi huzur ve güvenliğin sürdürülmesi için devam eden mesainin yanı sıra, Diyarbakır’ın kritik noktalarında, kameralardan da gece geç saatlere kadar makam odalarındaki dev ekranlardan sokaklardaki mevcutları takip etti.
DİYARBAKIRSPOR’UN ONURSAL BAŞKANI İLAN EDİLDİ
Diyarbakırspor’un 1’inci Lig’e (Süper Lig) yükselmesi için uğraş veren Ali Gaffar Okkan, bunun için yoğun mesaisi arasında bir kulüp üyesi gibi çaba gösterdi.
Yeşil kırmızılı takımın sahasında oynadığı tüm maçlar, sahaya çıkış tünelinin kapısından izleyip futbolcuların gol sevincine ortak olması nedeniyle taraftarın da gönlünü kazanan Okkan’a, tribünlerden maç öncesinde büyük sevgi gösterileri yapılıyordu.
Diyarbakır’a ve Diyarbakırspor’a beslediği sevgiyi sık sık dile getiren Okkan, Diyarbakırspor’a katkılarından dolayı dönem yönetimi tarafından kulüp tarafından “onursal başkan” ilan edildi.
DİYARBAKIRLILAR ÇOCUKLARINA İSMİNİ VERDİ
Diyarbakırlılar Okkan’a sevgi nedeniyle hatırasını yaşatmak için doğan çocuklara onun üstünlüğünü verdi.
Kentte “Ali Gaffar”ın onlarca çocuktan oluşan kısmı, şehadetinin yıl dönümünde Sakarya’ya giderek Okkan’ı mezarının başında yadıyor.
]]>Şahin’den sonra ağabeyi Salih Şahin de 1957’den itibaren yıllarca bu mesleği yaparak, emniyet teşkilatından emekli oldu.
İkinci kuşakta Gürsel Şahin de babası Salih ve amcasının izinden giderek çarşı ve mahalle bekçiliğini tercih etti.
Şahin, 1987’de Osmangazi ilçesindeki Çarşı Polis Merkezi’nde göreve başladıktan sonra Keles ilçesine atandı. Gece bekçiliği uygulamasının 1990’ların ortalarında kaldırılmasının ardından aynı ilçede polis merkezinde görevini sürdüren Şahin, 34 yıl hizmet verdiği teşkilattan 2021’de emekliye ayrıldı.
Gürsel Şahin’den sonra oğulları 36 yaşındaki Abdulbaki ve 27 yaşındaki Bahadır da ata mesleğini devam ettirdi.
Abdulbaki Şahin babasının ilk görev yerinde, kardeşi ise Keles’te babasının emekli olduğu polis merkezinde görev yapıyor.
“İnsan kendini koruyamazsa toplumu koruyamaz”
Gürsel Şahin, yıllar önce babasından habersiz bekçilik sınavına girdiğini söyledi.
Daha sonra anlattığında babasının gülümseyerek “Hayırlı olsun” karşılığını verdiğini aktaran Şahin, şöyle konuştu:
“İlk görev yerim olan Çarşı Karakolu’nda başladım. 5 ay görev yaptıktan sonra Keles’e tayinim çıktı. Burada 34 yıl görev yaptıktan sonra 2021 yılında emekli oldum. Üç erkek evladımdan ikisi bekçi oldu. Çocuklarım da ata mesleğini yaptığı için çok mutluyum.
Benim için fevkalade bir durum bu. Hem ben hem de ailem bu duruma aşinayız. Ailelerimizde hanımlarımız da bizi destekliyor, onlar bizi desteklemese bu kadar çalışamazdık. Çünkü sürekli gece çalışıyoruz.
Her akşam sabaha kadar ne olduğu belli değil çünkü gece olumsuzlukların perdesidir. Biz bu görevi seçmekle önce kendimizi koruyoruz. Çünkü insan kendini koruyamazsa toplumu koruyamaz. Toplum da bizi kabul ediyor, bize ‘bekçi amca’, ‘bekçi baba’ diye hitap ediyorlar.”
Şahin, merhum babası ve amcasıyla başlayan mesleği oğullarının sürdürmesinden gurur duyduğunu ifade etti.
Abdülbaki Şahin de özel bir firmada çalışırken yıllar sonra yeniden bekçi alımı yapılacağını öğrenince müracaat edip 2018’de mesleğe başladığını dile getirdi.
Şehrin sokaklarında geceleri halkın güvenliği için çalışmanın kendisine huzur verdiğini kaydeden Şahin, şunları anlattı:
“Babamın ilk görev yerinde bekçiliğe başladım. Kardeşimin de babamın emekli olduğu yerde göreve başlaması güzel bir tevafuk oldu. Bu mesleği bizden sonraki kuşaklara aktarmak, sadece kendi içimizde değil komşularımıza, arkadaşlarımıza da sevdirebilmek için her şeyi yapmaya devam edeceğiz.”
“Soyadınızı ‘bekçi’ olarak değiştirin” diyenler oldu
Şahin, aile büyüklerinin de bekçilik yaptığını duyanların şaşkınlıkla karşıladığını, akıllarına Kemal Sunal filmlerindeki bekçi sahnelerinin geldiğini, “Soyadınızı ‘bekçi’ olarak değiştirin” diyenler olduğunu belirtti.
Bahadır Şahin ise birçok insan gibi meslek seçerken babasını örnek aldığını vurguladı.
Ağabeyi başladıktan sonra mesleğe merakının daha da arttığını anlatan Şahin, “Küçükken babamdan dolayı emniyet teşkilatına hep merakım oldu. Küçüklüğümden beri karakolda babamın yanında çok zaman geçirdim. Allah bana da bu kutsal mesleği nasip etti. Meslek sahibi olmak bir yana, vatana, millete ve bayrağa hizmetimiz de beni ayrıca gururlandırdı ve mutlu etti” ifadesini kullandı.
]]>MAZERETE BAĞLI YER DEĞİŞTİRME BAŞVURUSU NE ZAMAN?
Öğretmenler mazerete bağlı yer değiştirme işlemi için birinci aşamada 2-8 Ocak 2024 tarihleri arasında belgeleri ile birlikte mazeretlerini bildirecek.
Ön başvurusu onaylananlar, ikinci aşamada 13-17 Ocak 2024 tarihleri arasında MEBBİS üzerinden eğitim kurumu tercihinde bulunacak.
MAZERETE BAĞLI YER DEĞİŞTİRME BAŞVURU SONUÇLARI NE ZAMAN AÇIKLANACAK?
Atamalar 18 Ocak 2024 tarihinde gerçekleştirilecek. Ataması gerçekleştirilenlerin ayrılma işlemleri, 19 Ocak 2024 tarihi itibarıyla yapılacak.

BAŞVURU ŞARTLARI NELER?
– Bakanlığımız kadrolarında görev yapan öğretmenler bu duyuru kapsamında başvuruda bulunabilecektir. Sözleşmeli öğretmen olarak görev yapmakta iken 7433 sayılı Kanun kapsamında öğretmen kadrolarına atananlardan 19 Ocak 2024 tarihi itibarıyla sözleşmeli ve kadrolu toplam üç yıllık çalışma süresini tamamlamayanlar başvuruda bulunamayacaktır.
– Sözleşmeli öğretmen olarak görev yapanlardan, 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ya da 7433 sayılı Kanun kapsamında ön başvurunun son günü olan 8 Ocak 2024 tarihine kadar öğretmen kadrosunda göreve başlayanlar da bu bölümün 1 inci maddesinde yer alan şartı sağlamak kaydıyla bu duyuru kapsamında başvuru yapabilecektir.
– Başvurular duyuruda yer alan “E.YER DEĞİŞTİRME TAKVİMİ” doğrultusunda “Ön Başvuru” ve “Tercih Başvurusu” olmak üzere iki aşamalı olacaktır. Birinci aşamada başvuru yapmayanlar ikinci aşamada tercih başvurusunda bulunamayacaktır.
– 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 37 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası kapsamındaki eğitim kurumları ve bilim ve sanat merkezleri hariç olmak üzere, alanlar itibarıyla norm kadro açığı bulunan eğitim kurumlarının tamamı ile alanlar itibarıyla muhtemel boşalacak eğitim kurumları tercih edilebilecek olup öğretmenlerin tercih edebilecekleri eğitim kurumları listesine ikinci aşamada başvuru sistemi üzerinden erişilebilecek, yer değiştirmeler tercih edilen eğitim kurumları dikkate alınarak hizmet puanı üstünlüğü esasına göre bilgisayar ortamında gerçekleştirilecektir. Hizmet puanının hesabında yer değiştirme başvurusunun (tercih başvurusu) son günü, hizmet süresinin hesabında ise 19 Ocak 2024 tarihi esas alınacaktır.
– Yer değiştirmeler, tercihler dikkate alınarak hizmet puanı üstünlüğüne göre gerçekleştirilecek olup başvuru kayıt işlemi yapıldıktan sonra hizmet puanlarına etki edecek değişiklikler başvuru sistemine yansımayacağından ilgililerin hizmet puanına etki edecek değişiklikleri yer değiştirme başvurusunu yapmadan önce tamamlamaları gerekmektedir.
– Sağlık durumu veya can güvenliği mazereti ile engellilik durumuna veya diğer nedenlere bağlı olarak yer değiştirme başvurusunda bulunan ve başvurusu uygun görülen öğretmenlerin bu bölümün 1 inci maddesinde belirtilen şartı taşıması kaydıyla öğretmen olan eşleri de talebi halinde yer değiştirme başvurusunda bulunabilecektir.
– Sağlık durumu hariç olmak üzere, haklarında yapılan adli ve idari soruşturma sonucunda görev yerleri; il dışına değiştirilenler daha önce görev yaptıkları il’e, il içinde değiştirilenler daha önce görev yaptıkları ilçeye, ilçe içinde değiştirilenler ise daha önce görev yaptıkları eğitim kurumuna ön başvurunun son günü itibarıyla aradan üç yıl geçmeden atanma isteğinde bulunamayacaktır.
– Başvurular, “mebbis.meb.gov.tr” veya “personel.meb.gov.tr” adreslerindeki “MEBBİS Mazeret Durumuna Bağlı Yer Değiştirme Başvuru Formu” doldurularak yapılacak ve belgeler eğitim kurumu müdürlüğüne teslim edilecektir. Başvuru formu eğitim kurumu müdürlüğünce onaylanacak ve bir örneği öğretmene verilecektir.
– Öğretmenler, başvuru formunun gerçeğe uygun şekilde doldurulmasından sorumludur. Öğretmenler başvuruları onaylanmadan önce eğitim kurumu yöneticiliklerinden belgeye dayalı bilgi düzeltme talebinde bulunabilecektir. Başvuru süresi içinde bilgi düzeltme talebinde bulunanlardan; onay aşamasındaki başvurular reddedilerek, onaylanmış başvurular ise iptal edilerek öğretmenlerin yeniden başvuru yapmaları sağlanacaktır.
– Öğretmenler, başvuru süresi içinde görevli olduğu eğitim kurumuna ya da kadrosunun bulunduğu il/ilçe millî eğitim müdürlüğüne dilekçe vermek suretiyle yer değiştirme başvurusundan vazgeçebilecektir. Bu durumda öğretmenlerin başvuruları elektronik ortamda da iptal edilecektir.
– Öğretmenlerin şahsen başvuru yapmaları esas olmakla birlikte görevli oldukları il/ilçe dışında bulunan öğretmenler, ibraz edilecek belgeleri e-posta, telefon, faks gibi uygun iletişim araçlarıyla kadrolarının bulunduğu eğitim kurumu müdürlüğüne süresi içinde ulaştırarak başvurularının onaylanmasını isteyebilecektir. Yöneticiler uygun olan başvuruları süresi içinde elektronik ortamda onaylayarak formun çıktısını göreve başladıklarında öğretmenlere imzalattıracaktır.
– Müstakil müdürlüğü bulunmayan eğitim kurumlarında görevli öğretmenler ile kadroları il/ilçe millî eğitim müdürlüklerinde bulunan öğretmenler, başvurularını kadrolarının bulunduğu il/ilçe millî eğitim müdürlüklerine yapacaktır.
– Yurt dışında görevlendirilenler ile aylıksız izinli olan öğretmenlerden yurt dışı görev sürelerinin veya izinlerinin 5 Şubat 2024 tarihine kadar sona ereceğini belgelendirenler, diğer şartları da taşımaları kaydıyla yer değiştirme başvurusunda bulunabilecektir. Bu kapsamda yer değişikliği yapılanlardan en geç 9 Şubat 2024 tarihine kadar görevine başlamayanların atamaları iptal edilecektir.
– Başvurular birinci aşamada sırasıyla eğitim kurumu, ilçe ve il millî eğitim müdürlüklerince onaylanacaktır. İkinci aşamada ise eğitim kurumu tercihleri alınacak olup eğitim kurumu müdürlüklerince elektronik ortamda onaylanacaktır.
– Başvuruları il millî eğitim müdürlükleri tarafından reddedilenler ön başvuru süresi ve E. Başvuru ve Atama Takvimi’nde belirtilen 10-11 Ocak 2024 (16.00) tarihi içerisinde, eğitim kurumu ve ilçe millî eğitim müdürlüklerince reddedilenler ise sadece ön başvuru süresince başvurularının reddedilme gerekçeleri doğrultusunda gereken belgelerle birlikte yeniden başvuru yapabilecektir.
– Elektronik Başvuru Formu dışında bir belgeyle veya posta yoluyla yapılan başvurular, gerekli şartları taşımayan başvurular, gerçeğe aykırı bilgi ve belgeyle ya da istenilen bilgiler uygun biçimde işaretlenmeden yapılan başvurular ile Elektronik Başvuru Formu çıktısı imzalanmadan ve/veya onaylanmadan yapılan başvurular geçersiz sayılacak; geçersiz başvurulara dayalı yer değiştirmeler iptal edilecektir.
– Yer değiştirme sürecinde yapılan işlemlerle ilgili olarak gerçeğe aykırı beyanda bulunan öğretmenler ile gerekli kontrolleri yapmadan bu başvuruları onaylayan sorumlular hakkında yasal işlem yapılacaktır.
– Yer değiştirme sürecinde ihtiyaç duyulan açıklamalar Bakanlığın “personel.meb.gov.tr” internet adresinden ayrıca duyurulacaktır.
]]>Çalışma hayatıyla ilgili düzenlemeler içeren İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Başkanlığına sunuldu.
Teklife göre, kısa çalışma gerekçelerine “genel salgın” durumu da eklenecek. Sigortalının kısa çalışma ödeneğinden yararlanabilmesi için gereken asgari prim ödeme gün sayısı 600 günden 450 güne indirilecek.
Sigortalının kısa çalışma ödeneğine hak kazanabilmesi için kısa çalışma başlama tarihinden önceki son 120 gün hizmet akdine tabi olması ve son 3 yılda en az 450 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olması gerekecek.
Kısa çalışma ödeneği, her ayın beşinde aylık olarak sigortalının kendisine ödenecek. Ödeme tarihini öne çekmeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yetkili olacak.
Kısa çalışma ödeneği, damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmayacak; nafaka borçları dışında onda birinden fazlası haczedilemeyecek veya başkasına devir ve temlik edilemeyecek.
Kısa çalışma ödeneği olarak ödenen süreler, kısa çalışma başlama tarihinden itibaren 3 yıl içerisindeki hizmet akdi fesihlerine istinaden yapılacak işsizlik ödeneği ödemelerine ilişkin hak sahipliği sürelerinden düşürülecek.
Sigortalının kusurundan kaynaklanan fazla ödemeler, yasal faizi ile birlikte sigortalıdan tahsil edilecek, ölen sigortalılara ait fazla ödemeler geri tahsil edilmeyecek.
Uygulama, kısa çalışma başlama tarihi, bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce olanlar hakkında da geçerli olacak. Kısa çalışma ödeneğine ilişkin hükümler 1 Mart’ta yürürlüğe girecek.
ASGARİ ÜCRET DESTEĞİ 700 LİRA OLACAK
İlave istihdamın sağlanması ve özel politika gerektiren kadın, genç ve mesleki yeterlilik belgesi sahibi olan işsizlerin istihdamının desteklenmesi için verilen teşvik, 31 Aralık 2025 tarihine kadar devam edecek ve uygulamanın 31 Aralık 2026’ya kadar uzatılabilmesi için Cumhurbaşkanına yetki verilecek.
İşverenlerin iş gücü maliyetlerinin düşürülerek istihdamın arttırılması ve kayıtlı istihdamın korunması amacıyla 2016 yılından bu yana uygulanan asgari ücret desteği 2024 yılında aylık 700 lira olarak uygulanacak. Böylece, asgari ücret desteği 500 liradan 700 liraya yükseltilmiş olacak.
İSG İNCELEMELERİNE YÖNELİK DÜZENLEMELER
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, ilgili kanun kapsamında yer alan işyerlerinde, iş sağlığı ve güvenliği konularında ölçüm, inceleme ve araştırma yapmaya, bilgi, belge ve numune almaya; eğitim kurumları, ortak sağlık ve güvenlik birimleri, ekipman muayene kuruluşları, iş hijyeni ölçüm, test ve analiz laboratuvarlarında inceleme, yetkilendirme, kontrol ve denetim yapmaya yetkili olacak.
Bakanlık adına inceleme, kontrol ve denetim, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğünde görevli çalışma uzman ve uzman yardımcısı, mühendis, fizikçi, kimyager, biyolog ve tabip unvanlı personel tarafından yerine getirilecek.
Görevlendirilen personel inceleme, kontrol ve denetim esnasında mümkün olduğu kadar işi aksatmamak, işverenin ve iş yerinin meslek sırları ile gördükleri ve öğrendikleri hususları tamamen gizli tutmakla yükümlü olacak. Görevlendirilen personele işveren veya çalışanlar tarafından gereken kolaylık sağlanacak.
Görev yapan Bakanlık personeli kolluk kuvvetlerinin yardımına ihtiyaç duydukları takdirde, askeri iş yerleri hariç olmak üzere, durumu ilgili mülki idare amirine iletecek. Mülki idare amiri, talebi uygun bulursa yeteri kadar kolluk kuvveti görevlendirecek.
BİR HAFTADA 35 TERÖRİST ETKİSİZ
Aktürk “Son bir haftada 7 taciz ve saldırı gerçekleştirilmiş, anında ve misliyle verilen karşılıkla 35 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Böylece 1 Ocak 2023’ten itibaren gerçekleştirilen taciz ve saldırı sayısı 533’e, etkisiz hale getirilen terörist sayısı ise 1564’e ulaşmıştır” dedi.
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, basın bilgilendirme toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Türkiye, Romanya ve Bulgaristan arasındaki Üçlü Girişim’e yeni üyelerin de katılacağı ve Montrö’nün tehlikeye düşebileceğine dair iddialara cevap veren kaynaklar, İstanbul’da imzalanan mutabakat ile ilgili şu bilgileri paylaştı:
MAYIN ANLAŞMASININ DETAYLARI
– Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu (MCM Blacksea) Türkiye’nin öncülüğünde Romanya ve Bulgaristan Deniz Kuvvetleri’nin katılımıyla kıyıdaş ülkelerin kurduğu bir mayın temizleme grubudur. Bu organizasyon Karadeniz sahildar ülkelerinin organizasyonudur. İmzalanan mutabakata göre, organizasyon yapısı içerisinde üç ülkenin deniz kuvvetleri komutanlarından oluşan bir komite yılda iki defa toplanacaktır. Bu komite görev grubunun faaliyetleri ve uygun şartlar oluştuğunda, savaşın bitmesini müteakip katılacak ülkelerin belirlenmesi ve kabul edilmesi konularında oy birliğiyle karar alacaktır.
Kıyıdaş olmayan müttefiklerin bu organizasyona katkı beklentilerinin değerli olduğunu ancak oluşturulan bu inisiyatifin sadece üç kıyıdaş müttefik ülke gemilerine açık olacağını belirten kaynaklar, şöyle devam etti:
İNGİLTERE’YE MONTRÖ HATIRLATMASI
– Karadeniz’e kıyıdaş diğer ülkelerin mutabık kalınan ve belli alanlardaki katkıları zaman içinde ve şartlar oluştuğunda yine üç ülkenin oybirliğiyle gerçekleşebilir. Montrö kurallarının uygulatılması titizlikle sağlanmaktadır. Karadeniz’de istikrarın teminatı Montrö Sözleşmesi’dir. İngiltere’nin Ukrayna’ya sattığı mayın avlama gemileri, savaş bitmeden Karadeniz’e giremez.
– İngiltere’ye bu durum daha önce bildirildi ve kendilerinin de bu konuda şu an için bir talebi yoktur. MCM Blacksea kapsamında her ülkeden birer mayın avlama gemisi ve bir komuta kontrol gemisi olmak üzere toplam 4 gemi Karadeniz’de görev yapacaktır.
TUZLA SORUŞTURMASI
Bakanlık kaynakları, Tuzla Piyade Okulu’nda yaşanan olayla ilgili Yüksek Disiplin Kurulu’nun toplanıp toplanmadığına ilişkin soru üzerine şunları söyledi:
– Önceliği müesses disiplini muhafaza etmek olan Türk Silahlı Kuvvetlerimizde temel değerlerini sarsacak, disipline aykırı ve askeri hiyerarşiyi bozan, bozabilecek hiçbir kişi, olay ve duruma müsamaha gösterilmeyeceğinden en ufak bir şüphe duyulmamalıdır.
– Türk Silahlı Kuvvetlerimiz her olayda olduğu gibi bu olayda da hukuk çerçevesinde hareket etmektedir. Yüksek Disiplin Kurulu ocak ayı ikinci yarısında toplanacak olup, inceleme ve araştırmanın tamamlanmasını müteakip en doğru ve objektif karar verilecek ve Sayın Bakanımızın da ifade ettiği gibi kamuoyuyla paylaşılacaktır.

MSB bu kareyi “Güneşin doğuşunu ilk biz görürüz” ifadesiyle paylaştı.
İDLİB’DE İHA’YA ENGELLEME
Bakanlık kaynakları, Türk savaş uçaklarının birkaç gün önce İdlib üzerinde uçuş gerçekleştirdiğine dair haberlere ilişkin olarak şunları söyledi:
-7 Ocak 2024’te İdlib’deki üs bölgelerimizi tehdit edebilecek ve milliyeti belirlenemeyen insansız hava aracı tespit edilmiştir. Hava Kuvvetlerimize ait uçaklar tarafından derhal önleme ve engelleme yapılmıştır. Suriye sınırındaki faaliyetler Rusya Federasyonu ile yakın koordinasyon içerisinde yürütülmektedir.
AKILLI TELEFON KARARI
Operasyon bölgelerinde akıllı telefon kullanımına ilişkin ne tür tedbirler alındığına ilişkin soru üzerine MSB kaynakları şu bilgileri paylaştı:
-Harekat alanında görevli personelin cep telefonu kullanımıyla ilgili emir yayınlanmıştır. Bu emir doğrultusunda operasyon ve harekat bölgelerinde akıllı ve kameralı telefon kullanımı kesinlikle yasaklanmıştır. Hudut, harekat ve operasyon bölgelerinde görev alacak personele bölgeye gitmeden önce haberleşme ihtiyaçları ve sosyal medya kullanımı ile kullanılacak cihaz, sistem ve uygulamaların yaratacağı olumsuz etkiler konusunda farkındalık eğitimleri verilmeye başlanmıştır. İlgili mevzuat ve emirler hilafında hareket ederek konusu suç teşkil eden paylaşım yaptığı tespit edilen personel hakkında ağır yaptırımlar uygulanacaktır.
]]>İstifa edenler adına açıklama yapan Ali Deniz, “İktidara alternatif olmak için kurduğumuz ancak gelinen noktada Antalya İl Başkanı Vahdet Afşin Karacan ve ekibinin kişilere kanalize olmuş yapısıyla İYİ Parti’nin özellikle Antalya’da iktidara talip olmadığını üzülerek görmekteyiz.” dedi.
“YÖNETEMEME KRİZİ”
Deniz, “2017 yılında gerçekleştirilen referandum sonrasında güçler ayrılığı ilkesine dayalı parlamenter sistemi yeniden ülke yönetiminde hakim kılmak için kuruluşundan bugüne büyük emek ve umutlarla Atatürk ve Cumhuriyet değerleri doğrultusunda çetin mücadeleler verdiğimiz İYİ Parti’deki görevlerimizden, Antalya İl Başkanı Karacan’ın yönetememe krizi sonrasında ortak iradelerimiz sonucunda almış olduğumuz karara istinaden yol arkadaşımızla birlikte İYİ Parti Antalya İl Yönetim Kurulu üyeliğimizden istifa ediyoruz” ifadelerini kullandı.
‘SEÇİMDEN SONRA TABELA PARTİSİ OLURUZ’
İl Başkanı Karacan’a bazı sorular sormak istediklerini belirten Deniz, “Toplantılarda varsa yoksa CHP’yi eleştiriyorsunuz. İktidarın AKP ve MHP olduğunun farkında değil misiniz? Bire bir ikili görüşmemizde ‘Abi genel başkan yanlış yapıyor. Seçimden sonra tabela partisi oluruz’ dediniz mi? Partinin siyasi görüşünü değil de kişinin görüşüne güdümlü ilerleyip, paranın gücüne göre partiyi evirip çevirdiğiniz doğru mu? Öte yandan belediye başkanları ve meclis üyeleri başka bir siyasi partiye katılırken, neden tepkisiz kaldınız? Genel seçimlerden sonra yaptığınız konuşmada başarısızlığı ‘Ben mi masadan kalktım, sonra ben mi oturdum’ diyerek Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’i hedefe koymanız ne kadar doğruydu? 99 kişiden 40 kişiye düşmüş olan yönetiminizle daha ne kadar görevde kalmayı düşünüyorsunuz?” diye konuştu.
‘ÖNCEKİ SEÇİMDE ALDIĞIMIZ OYUN YARISINI ALAMAYIZ’
Milletvekillerine ulaşmakta sıkıntı yaşadıklarını söyleyen Deniz, “Hedefi olmayan bir insan, bizi nasıl seçime hazırlayacak. 6 kişi olarak yönetim kurulundan istifa ediyoruz. Genel başkan bu doğruları görür, doğru neşter vurursa toparlanacağımızı düşünüyoruz. Milletvekilliği seçimleri öncesinde yapılan temayül yoklamasında bazı ilçelerde usulsüzlük yapıldı. İl başkanına söylememize rağmen bu duruma müdahale etmedi. İttifak ile ilgili genel başkanımızın kararına saygılıyız. Bu il başkanıyla yerel seçimlerde, önceki seçimde aldığımız oyların yarısını bile alamayız. Genel merkezden randevu istedik. Muhalefete muhalefet yapar olduk. Bizim hedefimiz iktidar, ne için buradayız” dedi.
‘SEÇİM SONUÇ TUTANAKLARI EKSİKTİ’
İstifa edenler arasında yer alan Mustafa Eser, bugüne kadar birçok olumsuzlukla karşılaştıklarını söyledi. Eser, “14 ve 28 Mayıs seçimleri öncesinde defalarca sandık görevlileri ile ilgili sorular sordum. Bana cevap verilmedi. 5 bin sandıkta 3 bin 500 sandık görevlisi ancak bulduk. Okul sorumlularımız da eksikti. Sonucunda ise seçim sonuç tutanaklarının çoğunun eksik geldiğini gördük” diye konuştu.
]]>MAZERETE BAĞLI YER DEĞİŞTİRME BAŞVURUSU NE ZAMAN?
Öğretmenler mazerete bağlı yer değiştirme işlemi için birinci aşamada 2-8 Ocak 2024 tarihleri arasında belgeleri ile birlikte mazeretlerini bildirecek.
Ön başvurusu onaylananlar, ikinci aşamada 13-17 Ocak 2024 tarihleri arasında MEBBİS üzerinden eğitim kurumu tercihinde bulunacak.
MAZERETE BAĞLI YER DEĞİŞTİRME BAŞVURU SONUÇLARI NE ZAMAN AÇIKLANACAK?
Atamalar 18 Ocak 2024 tarihinde gerçekleştirilecek. Ataması gerçekleştirilenlerin ayrılma işlemleri, 19 Ocak 2024 tarihi itibarıyla yapılacak.
BAŞVURU ŞARTLARI NELER?
– Bakanlığımız kadrolarında görev yapan öğretmenler bu duyuru kapsamında başvuruda bulunabilecektir. Sözleşmeli öğretmen olarak görev yapmakta iken 7433 sayılı Kanun kapsamında öğretmen kadrolarına atananlardan 19 Ocak 2024 tarihi itibarıyla sözleşmeli ve kadrolu toplam üç yıllık çalışma süresini tamamlamayanlar başvuruda bulunamayacaktır.
– Sözleşmeli öğretmen olarak görev yapanlardan, 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ya da 7433 sayılı Kanun kapsamında ön başvurunun son günü olan 8 Ocak 2024 tarihine kadar öğretmen kadrosunda göreve başlayanlar da bu bölümün 1 inci maddesinde yer alan şartı sağlamak kaydıyla bu duyuru kapsamında başvuru yapabilecektir.
– Başvurular duyuruda yer alan “E.YER DEĞİŞTİRME TAKVİMİ” doğrultusunda “Ön Başvuru” ve “Tercih Başvurusu” olmak üzere iki aşamalı olacaktır. Birinci aşamada başvuru yapmayanlar ikinci aşamada tercih başvurusunda bulunamayacaktır.
– 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 37 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası kapsamındaki eğitim kurumları ve bilim ve sanat merkezleri hariç olmak üzere, alanlar itibarıyla norm kadro açığı bulunan eğitim kurumlarının tamamı ile alanlar itibarıyla muhtemel boşalacak eğitim kurumları tercih edilebilecek olup öğretmenlerin tercih edebilecekleri eğitim kurumları listesine ikinci aşamada başvuru sistemi üzerinden erişilebilecek, yer değiştirmeler tercih edilen eğitim kurumları dikkate alınarak hizmet puanı üstünlüğü esasına göre bilgisayar ortamında gerçekleştirilecektir. Hizmet puanının hesabında yer değiştirme başvurusunun (tercih başvurusu) son günü, hizmet süresinin hesabında ise 19 Ocak 2024 tarihi esas alınacaktır.
– Yer değiştirmeler, tercihler dikkate alınarak hizmet puanı üstünlüğüne göre gerçekleştirilecek olup başvuru kayıt işlemi yapıldıktan sonra hizmet puanlarına etki edecek değişiklikler başvuru sistemine yansımayacağından ilgililerin hizmet puanına etki edecek değişiklikleri yer değiştirme başvurusunu yapmadan önce tamamlamaları gerekmektedir.
– Sağlık durumu veya can güvenliği mazereti ile engellilik durumuna veya diğer nedenlere bağlı olarak yer değiştirme başvurusunda bulunan ve başvurusu uygun görülen öğretmenlerin bu bölümün 1 inci maddesinde belirtilen şartı taşıması kaydıyla öğretmen olan eşleri de talebi halinde yer değiştirme başvurusunda bulunabilecektir.
– Sağlık durumu hariç olmak üzere, haklarında yapılan adli ve idari soruşturma sonucunda görev yerleri; il dışına değiştirilenler daha önce görev yaptıkları il’e, il içinde değiştirilenler daha önce görev yaptıkları ilçeye, ilçe içinde değiştirilenler ise daha önce görev yaptıkları eğitim kurumuna ön başvurunun son günü itibarıyla aradan üç yıl geçmeden atanma isteğinde bulunamayacaktır.
– Başvurular, “mebbis.meb.gov.tr” veya “personel.meb.gov.tr” adreslerindeki “MEBBİS Mazeret Durumuna Bağlı Yer Değiştirme Başvuru Formu” doldurularak yapılacak ve belgeler eğitim kurumu müdürlüğüne teslim edilecektir. Başvuru formu eğitim kurumu müdürlüğünce onaylanacak ve bir örneği öğretmene verilecektir.
– Öğretmenler, başvuru formunun gerçeğe uygun şekilde doldurulmasından sorumludur. Öğretmenler başvuruları onaylanmadan önce eğitim kurumu yöneticiliklerinden belgeye dayalı bilgi düzeltme talebinde bulunabilecektir. Başvuru süresi içinde bilgi düzeltme talebinde bulunanlardan; onay aşamasındaki başvurular reddedilerek, onaylanmış başvurular ise iptal edilerek öğretmenlerin yeniden başvuru yapmaları sağlanacaktır.
– Öğretmenler, başvuru süresi içinde görevli olduğu eğitim kurumuna ya da kadrosunun bulunduğu il/ilçe millî eğitim müdürlüğüne dilekçe vermek suretiyle yer değiştirme başvurusundan vazgeçebilecektir. Bu durumda öğretmenlerin başvuruları elektronik ortamda da iptal edilecektir.
– Öğretmenlerin şahsen başvuru yapmaları esas olmakla birlikte görevli oldukları il/ilçe dışında bulunan öğretmenler, ibraz edilecek belgeleri e-posta, telefon, faks gibi uygun iletişim araçlarıyla kadrolarının bulunduğu eğitim kurumu müdürlüğüne süresi içinde ulaştırarak başvurularının onaylanmasını isteyebilecektir. Yöneticiler uygun olan başvuruları süresi içinde elektronik ortamda onaylayarak formun çıktısını göreve başladıklarında öğretmenlere imzalattıracaktır.
– Müstakil müdürlüğü bulunmayan eğitim kurumlarında görevli öğretmenler ile kadroları il/ilçe millî eğitim müdürlüklerinde bulunan öğretmenler, başvurularını kadrolarının bulunduğu il/ilçe millî eğitim müdürlüklerine yapacaktır.
– Yurt dışında görevlendirilenler ile aylıksız izinli olan öğretmenlerden yurt dışı görev sürelerinin veya izinlerinin 5 Şubat 2024 tarihine kadar sona ereceğini belgelendirenler, diğer şartları da taşımaları kaydıyla yer değiştirme başvurusunda bulunabilecektir. Bu kapsamda yer değişikliği yapılanlardan en geç 9 Şubat 2024 tarihine kadar görevine başlamayanların atamaları iptal edilecektir.
– Başvurular birinci aşamada sırasıyla eğitim kurumu, ilçe ve il millî eğitim müdürlüklerince onaylanacaktır. İkinci aşamada ise eğitim kurumu tercihleri alınacak olup eğitim kurumu müdürlüklerince elektronik ortamda onaylanacaktır.
– Başvuruları il millî eğitim müdürlükleri tarafından reddedilenler ön başvuru süresi ve E. Başvuru ve Atama Takvimi’nde belirtilen 10-11 Ocak 2024 (16.00) tarihi içerisinde, eğitim kurumu ve ilçe millî eğitim müdürlüklerince reddedilenler ise sadece ön başvuru süresince başvurularının reddedilme gerekçeleri doğrultusunda gereken belgelerle birlikte yeniden başvuru yapabilecektir.
– Elektronik Başvuru Formu dışında bir belgeyle veya posta yoluyla yapılan başvurular, gerekli şartları taşımayan başvurular, gerçeğe aykırı bilgi ve belgeyle ya da istenilen bilgiler uygun biçimde işaretlenmeden yapılan başvurular ile Elektronik Başvuru Formu çıktısı imzalanmadan ve/veya onaylanmadan yapılan başvurular geçersiz sayılacak; geçersiz başvurulara dayalı yer değiştirmeler iptal edilecektir.
– Yer değiştirme sürecinde yapılan işlemlerle ilgili olarak gerçeğe aykırı beyanda bulunan öğretmenler ile gerekli kontrolleri yapmadan bu başvuruları onaylayan sorumlular hakkında yasal işlem yapılacaktır.
– Yer değiştirme sürecinde ihtiyaç duyulan açıklamalar Bakanlığın “personel.meb.gov.tr” internet adresinden ayrıca duyurulacaktır.
]]>İSMET İNÖNÜ ANILIYOR
İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün vefatının 50. yılı dolayısıyla Anıtkabir’deki mezarı başında tören düzenlendi.
Törene, İnönü’nün kızı Özden Toker, torunu Gülsün Bilgehan ve bazı aile fertlerinin yanı sıra CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürü Bilal Şentürk ile askeri erkan katıldı.
Törende ilk olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine çelenk konuldu ve saygı duruşunda bulunuldu. Heyet, daha sonra İnönü’nün kabrinin bulunduğu alana geçti.
Burada İnönü’nün öz geçmişinin okunmasının ardından Cumhurbaşkanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), CHP ve ailesi adına kabre çelenk bırakıldı.
Tören, saygı duruşunda bulunulmasının ardından sona erdi.

İSMET İNÖNÜ KİMDİR?
Tam adı Mustafa İsmet İnönü’dür. 24 Eylül 1884’te İzmir’de doğmuş, 25 Aralık 1973’te Ankara)’da vefat etmiştir. Osmanlı döneminde albay, Cumhuriyet döneminde orgeneral ve eski Genelkurmay Başkanı olan, cumhuriyetin ilanından sonraki Türkiye’nin ilk başbakanı, ikinci cumhurbaşkanı, İstiklal Madalyası sahibi asker ve siyasetçi olan İsmet İnönü, Cumhurbaşkanlık görevini Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatından 1 gün sonra 11 Kasım 1938’den 22 Mayıs 1950 tarihine kadar sürdürdü.
CHP Kurultayı tarafından kendisine “Millî Şef” unvanı verildi. İnönü, Kurtuluş Savaşı’na katılmış ve Lozan Antlaşması’nı imzalamış, birçok defa başbakanlık görevini üstlenmiştir. 1925-1937 yılları arasında 12 yıllık kesintisiz başbakanlık süresi olmakla birlikte, toplam 17 yıl 11 ay ile Türkiye’de cumhuriyet tarihinin en uzun süreli başbakanlık yapmış kişidir.
İSMET İNÖNÜ’NÜN ÇOCUKLUĞU
24 Eylül 1884 İsmet İnönü’nün doğum tarihidir. Babası Reşit Bey, Mustafa İsmet’in doğum tarihini titiz karekterine uygun olarak evdeki Kuran-i Kerim’in arka sayfasına kaydetmişti. Mustafa İsmet İzmir’de doğdu. İzmir’de o zaman İngiliz Yokuşu denilen, sonradan 842 numaralı sokak olarak tanınan sokakta mütevazi, basit, ahşap bir kira evinde bir Çarşamba günü hayata gözlerini açtı. Mustafa İsmet İzmir’de doğdu ama ne anne ne de baba tarafı İzmir’li değildi. Annesi Cevriye Hanım Tunaboyu Deliorman Türklerindendi. Razgrad’lıdır. Babası Reşit Bey ise Kürüm soyundandı, bu soy da Bitlis’de yaşardı. Cevriye Hanım, okumuş bir aileden, Müderris Razgradlı Hasan efendinin kızıdır. Babasının ölümünden sonra iki erkek ve bir kız kardeşi ile beraber İstanbul’a göçerler. Malatya’lı Reşit Bey ile 1880’de İstanbul’da evlenir.
Mustafa İsmet, beş kardeşin ikincisi olarak doğdu. İlk oğlan Ahmet Mithat daha sonra askeri doktor oldu. Küçük oğlan Rıza Temelli iş hayatına atıldı. En küçük kardeşi Reşit Hayri genç yaşta bir deniz kazasında öldü. Kız kardeş Saniha ise Topçu Binbaşı olan Abdürrazzek Okatan ile evlendi. İsmet’in doğduğu yıl babası Reşit Bey İzmir Adliyesinde sorgu yargıcı yardımcısı olarak çalışıyordu. Doğumdan 40 gün sonra Foça sorgu yargıçlığına tayin oldu. Sonra Boldan’da görev yaptı ve 4 yıl sonra İzmir’e döndü. Mustafa İsmet o yaşlarda askercilik oyunlarına, mızıka boru seslerine meraklıdır. İzmir’den sonra Reşit Bey’in çalışma yeri Sivas olur. Aile uzun bir yolculuktan sonra Sivas’a gelir ve Mustafa İsmet orada okula başlar. Çocukluk devri olarak Sivas’ı hatırlar. Oturdukları ev geniş sofaları ve alaturka sedirleri ile bir meydanı andırırdı. Babası Reşit bey ahlak konularında hayli titiz, samimi bir müslümandır. Terbiyesi serttir. İnönü daha sonra “ Ben kendi çocuklarımı, arkadaş gibi davranarak yetiştirmeye çalıştım” diye anlatırdı. Babası iyi satranç oynardı. İnönü 10 yaşından itibaren satranç taşlarını tanıdı. Babası sorgu yargıçı olduğu için vakitli vakitsiz araştırmalara gittiği için evde at beslerdi. İnönü’nün atlarla tanışıklığı da çok genç yaşlarda başladı.
Sivas’da altı ay kadar Mahkeme Çarşısında bir ilkokuluna gider. Babası da eğitimi ile ilgilenmektedir. İlkokul sonrası iki seçeneği olur. Ya sivil ortaokula girecektir ya da askeri ortaokula. Sivas şehrinde askeri bir ortaokul da bulunmaktadır. Mustafa İsmet’in askerlik merakı seçimini kolaylaştırır, 1892 yılında askeri ortaokulda eğitimine başlar. Yaka numarası 32’dir. O zamanki asker okullarında öğrenciler yaka numarası ile birlikte bulundukları mahallenin ismini soyadı gibi taşırlar. Sivas’ın Ali Baba mahallesinde oturdukları için künyesi “İsmet efendi Ali Baba”olur.
İsmet İnönü sonradan o günleri anlatırken “ Ben kabiliyeti sonradan keşfedilmiş bir çocuktum. Sivas askeri ortaokulunda bir sene sınıfta kaldım” der. Ama bu olay ona ders olur. Ortaokulu 4 sene yerine 5 senede bitirir. Onu bir sene sınıfta bırakan matematik öğretmeni Ömer Efendi’yi sonradan minnetle anar. Hatta ikinci oğluna Ömer adını verir. Bu yıllarda Fransızca öğrenmeye başlar. 1895’de ortaokulu tamamlar. Ama yaşı çok küçüktür. Bir sene Sivas Mülkiye Lisesinin beşinci sınıfında okur.
Sivas’ta bulunduğu sıralar dedesi Abdülfettah Efendi ile tanışır. Dede Malatya’dan Sivas’a gelmiştir. Mustafa İsmet dedesini çok sever. Sonra Malatya’ya giderler ve orada sünnet düğünü olur. İsmet İnönü daha sonra “ Malatya’yı bu ilk görüşümde, günlerce, geniş kayısı bahçelerinde koşup eğlendik. Dedem 1854 Rus Savaşında bulunmuş, bize savaş hikayeleri anlatırdı. Ailemiz içinde doktorluk hariç, askeri mesleğe giren ben varım. Dedem 1854, babam 1877 savaşlarında çarpışmışlar, ben onları takip etmiş oluyorum” der.
Mülkiye lisesinin beşinci sınıfını bitirince babası onu İstanbul’a getirir ve Topçu Lisesinin sınavlarına girer. Okula kabul edilen 12 kişi arasındadır. Lise sınıfları iyi geçer. Askeri liseden önce Mülkiye lisesinde bir sene okuması fayda sağlamıştır. Topçu Harbiye sınıflarında artık hep sınıfın birincisidir. 1903 yılında 19 yaşında teğmen rütbesi ile Harbiye’yi bitirir. İyi derece ile bitirenler Erkanıharbiyeye girerlerdi. Mustafa İsmet de Pangaltı’daki Erkanıharbiyeye girer. 1906 yılında da kurmay yüzbaşı olarak mezun olur.
Daha sonra İnönü çocukluk günlerini şöyle anlatır “ Okul sırasında geniş imkanı olmayan orta halli bir ailede yetiştim. İstanbul’da Valde Camii karşısında bir küçük evde kiracıydık. Sonra Rumelikavağı’nda bir iki sene hava değişikliği için oturduk. Altı sene askeri eğitimin yıl sonu tatillerini İzmir’de geçirdim. İzmir’e dayımın yanına gidiş benim için mutluluk ve açılıp serpilme fırsatı olmuştur. Değirmen Dağı’ndaki küçük, mütevazi ev, denize karşı hala bana dünyanın en güzel köşkü gibi görünür. Dinlenirdim, gezerdim. Fransızca gazeteler okur, memleketimin dört köşesinde önemli bir olay varsa onu öğrenir takip ederdim. Gelecek sene dersleri için biraz hazırlanır, bazen dil dersi de alırdım. Küçük dayım doktordu, edebiyat meraklısıydı. Onunla beraber bulunmak da bana zevk verirdi. İzmir , on üç yaşımdan itibaren çok sevdiğim bir şehir olmuştur.”

İSMET İNÖNÜ’NÜN HAYATI
24 Eylül 1884′ te İzmir’de doğdu. Babası Malatya’ya yerleşmiş, Bitlisli Kürümoğulları ailesinden Reşit bey, annesi Bulgaristan’ın Deliorman bölgesinden Cevriye Hanım. Sivas Askeri Rüştiyesini (ilkokul) bitirdikten sonra ( 1895) Topçu Harbiyesine girdi. Harbiye (1903) ve Harp Akademisinden birincilikle mezun oldu ( 1906). Kurmay yüzbaşı olarak Edirne’deki II. Ordu’ya atandı. 1907’de İttihat ve Terakki Cemiyetinde kısa bir süre çalıştı. 31 Mart Olayını bastırmak için toplanan Harekat Ordusuna Yeşilköy’ de katıldı. Ahmet İzzet Paşa komutasında Yemen’e gönderilen Dördüncü Kolordu kurmay heyetinde yer aldı ve 1912’de binbaşılığa yükselerek Yemen kuvvetleri komutanlığı kurmay başkanı oldu. İlk diplomatik görevini burada üstlenip, İmam Yahya ile görüşerek barışı sağladı. Balkan Savaşı sırasında Çatalca’da bulundu.
Birinci Dünya Savaşında Başkomutanlık karargahında Harekat Şubesi Müdürlüğü yaptı ve yarbay oldu (1914). Ertesi yıl albaylığa yükselerek Trakya’daki II. Ordu kurmay başkanlığına atandı. Sonra, Doğu ve Suriye cephelerinde Dördüncü, Yirminci ve Üçüncü Kolordu Komutanlıklarında bulundu. Bu dönemde II.Ordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa ile birlikte çalıştı, aralarında derin bir dostluk doğdu ve ondan yüksek ve anlamlı bir sicil aldı (1917). İstanbul’da 1916’da Mevhibe Hanım’la evlendi ve hemen cepheye döndü. Mondros Mütarekesi günlerinde başkente geri gelerek Harbiye Nezareti Müsteşarı oldu (1918). Askeri Şura’da görev aldı. Bu yıllarda Mustafa Kemal Paşa ile görüşmelerini sürdürdü.
İsmet Bey Ocak 1920’de Ankara’ya kısa bir süre için gidip, döndü. 19 Mart 1920’de Mustafa Kemal’in çağrısı üzerine gizlice tekrar Ankara’ya geçip, Milli Mücadelede önemli görevler üstlendi. Edirne Milletvekili seçilerek çalışmalara katıldı ve Genel Kurmay Başkanı olarak düzenli bir ordu kurmayı başardı. İstanbul Hükümeti tarafından idama mahkum edildi ( Haziran 1920). Batı Cephesi komutanlığına atanarak (4 Mayıs 1921) Birinci ve İkinci İnönü Savaşlarını kazandı. Generalliğe yükseldi ve İsmet Paşa olarak anılmaya başlandı. Sakarya ve Başkumandanlık Meydan Savaşlarında etkili oldu.(1922).
Zaferin ardından Mudanya’da ateşkes görüşmelerini yürüttü ( 3 Ekim 1922). Dışişleri Bakanı ve Lozan baş delegesi oldu. Lozan Barış Antlaşmasını imzaladı (24 Temmuz 1923) . İlk cumhuriyet hükümetini kurdu (3o Ekim 1923). 8 Kasım 1924’te başbakanlıktan ayrıldı ve daha sonra Şeyh Sait isyanı nedeniyle yeniden aynı göreve getirildi (3 Mart 1925). Soyadı kanunu çıkınca Atatürk kendisine İnönü soyadını verdi.15 Yıl başbakanlıkta bulunduktan sonra, bazı görüş ayrılıkları nedeniyle hükümetten ayrıldı ( Eylül 1937).
Atatürk’ün ölümünden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisinin oybirliği ile Cumhurbaşkanı seçildi (11 Kasım 1938). İkinci Dünya Savaşına Türkiye’yi sokmamak için devletlerarası politika alanında çok yönlü çalıştı ve bunu başardı. Çok partili demokratik hayata geçişi sağladı ve dürüst bir seçim yasası yaptırarak iktidarı devretti (14 Mayıs 1950).
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı ve muhalefet lideri olarak on yıl boyunca büyük bir demokrasi savaşı verdi ( 1950-1960). 27 Mayıs ihtilali ve seçimler sonucunda gerçekleşen üç koalisyonda başbakanlık yaptı ve bu görevini 6 Şubat 1965’e kadar sürdürdü. C.H.P‘de “ortanın solu” hareketini başlattı. Parti içi mücadeleler sonucunda C.H.P’den istifa ederek senatör kimliğiyle TBMM’ne devam etti (8 Mayıs 1972). 25 Aralık 1973’de Ankara’da öldü ve hükümet kararıyla Anıtkabire defnedildi. Örnek bir evlilik sürdürdüğü Mevhibe Hanımla birisi Kurtuluş Savaşı sırasında ölen dört çocukları oldu, İzzet ( 1919-1921), Ömer (1924), Erdal (1926), Özden (1930).

ASKERİ YAŞAMI
Orduda ilk yılları
1908 yılında 2. Süvari Fırkasının kurmayı oldu ve 31 Mart İsyanı’nda Hareket Ordusu karargâhında görev aldı. 1910’da 4. Kolordu kurmaylığına getirildi ve 1911’de Yemen Kuvayi Mürettebe Komutanlığı kurmayı ve 26 Nisan 1912 tarihinde binbaşı rütbesine terfi etti ve Yemen Kuva-yi Umumîye Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevine atandı.
1912-1913 yılları arasında Harbiye Nezareti’nde Başkomutanlık Karargâhı 1. Şubede bulundu ve İkinci Balkan Savaşı’nda Çatalca Ordusu Sağ Cenah Komutanlığı kurmaylığına getirildi. Savaştan sonra İstanbul Antlaşması’nın bağıtlanmasında Bulgarlar ile müzakere eden heyete askerî danışman olarak katıldı.
1914 yılında Harbiye Nazırlığı ve Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisliği’ne atanan Enver Paşa’nın başlattığı ordunun yenileştirilmesi hareketinde etkin rol oynadı.
I. Dünya Savaşı
29 Kasım 1914 tarihinde kaymakam rütbesine terfi etti ve 2 Aralık 1914 tarihinde Genel Karargâh 1. Şube Müdürü olarak atandı. 9 Ekim 1915 tarihinde 2. Ordu Kurmay Başkanlığına getirildi ve 14 Aralık 1915 tarihinde miralay rütbesine terfi etti.
I. Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi’nde Kolordu Komutanı olarak, Mustafa Kemal Paşa ile birlikte çalıştı. Bu sırada Mustafa Kemal bu ordunun 16. Kolordu komutanlığına atandı. 1916 yılının yaz aylarında bir süre çarpışmaları yönetti. 2. Ordu Komutan Vekili Mustafa Kemal Paşa’nın önerisiyle, 12 Ocak 1917 tarihinde 4. Kolordu Komutanlığı’na atandı.
Bir süre sonra İstanbul’a geri çağrıldı ve Halep’te 7. Ordu’nun oluşturulmasında görev aldı. 1 Mayıs 1917 tarihinde Filistin Cephesi’nde 20. Kolordu komutanlığına, 20 Haziran’da 3. Kolordu komutanlığına atandı. Bu sırada 7. Ordu’nun komutanlığını üstlenen Mustafa Kemal Paşa ile yeniden yakın ilişki içinde oldu. Ancak Megiddo Muharebesi sırasında yaralanınca İstanbul’a gönderildi.
Kurtuluş Savaşı
Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından az önce Sina ve Filistin Cephesi’ndeki Yıldırım Orduları Grubu’nun General Edmund Allenby karşısında uğradığı Nablus Bozgunu sırasında yaralanarak İstanbul’a döndü. 24 Ekim 1918 tarihinde Harbiye Nezareti Müsteşarlığı’na atandı. 29 Aralık 1919 tarihinde Paris Barış Konferansı’na hazırlık için kurulan komisyonda askeri müşavir oldu. 4 Ağustos 1919 tarihinde yalnızca sekiz gün için Askeri Şûra Muamelat-ı Umumiye Müdürlüğü’ne, bir ara da jandarma ve polis örgütünün iyileştirilmesi için kurulan komisyona üye olarak atandı. Bütün bunlar genellikle birkaç günlük görevlerdi.
İlk kez 8 Ocak 1920 tarihinde Ankara’ya gitti ve kısa bir süre Mustafa Kemal Paşa ile çalıştı. Yeni kurulan Ali Rıza Paşa hükümetinde harbiye nazırı olan Fevzi Paşa’nın çağrısı üzerine şubat sonlarında İstanbul’a gitti. 9 Nisan 1920 tarihinde Mustafa Kemal Paşa’nın çağrısı üzerine tekrar Ankara’ya döndü ve İstanbul ile bütün resmî bağlarını kopardı.
23 Nisan 1920 tarihinde açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Edirne milletvekili olarak katıldı. 6 Haziran 1920 tarihinde İstanbul’daki Divan-ı Harp tarafından gıyabında idam cezasına çarptırıldı.
Erkân-ı Harbiye Reisi ve Garp Cephesi Komutanı Mirliva İsmet Paşa
10 Kasım 1920 tarihinde milletvekilliği ve vekillik görevi saklı kalmak üzere Garp Cephesi (Batı cephesi) Kuzey Kesimi Komutanlığı’na atandı. Çerkez Ethem ayaklanmasının ve iç isyanların bastırılmasında etkin rol oynadı. Batı Cephesi Kuzey Kısım Komutanı olarak, Ocak 1921 tarihinde Yunan ilerlemesini durdurunca 5 senedir bulunduğu Miralay rütbesinden Mirliva rütbesine terfi etti ve Paşa oldu. 4 Mayıs 1921 tarihinde Batı Cephesi Komutanlığına atandı. Ancak 17 Temmuz 1921 tarihinde Kütahya-Eskişehir Muharebeleri’nde aldığı mağlubiyet üzerine TBMM tarafından Genelkurmay Başkanlığı görevinden azledildi. Yerine 3 Ağustos 1921 tarihinde aynı zamanda Başvekil ve Millî Savunma Vekili de olan Fevzi Paşa getirildi.
Daha sonra Sakarya Meydan Muharebesi sırasında TBMM tarafından Meclis Başkanı Mustafa Kemal Paşa’nın Başkomutanlığa getirilmesi üzerine onun maiyetinde Mirliva rütbesi ile Batı Cephesi Komutanlığı görevinde bulundu. Büyük Taarruz’dan sonra başarılarından dolayı Ferik rütbesine terfi etti. İzmir’in geri alınmasından sonra Mustafa Kemal Paşa tarafından ateşkes görüşmelerinde bulunmak üzere görevlendirilerek Mudanya’ya gönderildi.
]]>