*Öncelikle ifade etmek isterim, en son sizlerle paylaştığım süreçten bu yana artık seçimin son anlarına yaklaşmış durumdayız.
*Şu anda bizim sistemimizde teknolojiyle birlikte elde ettiğimiz farklı veri akışlarının bir arada değerlendirilmiş haliyle yüzde 96’nın sonuçları elimizde var. Ve 1 milyonun üzerinde biraz daha farkla birinci durumdayız.
*İBB seçimleri bu an itibarıyla artık yeni dönemdeki yetkiyi İstanbul halkı, 16 milyon insanımızla birlikte bize vermiş diyebiliriz.
*Elbette resmi açıklamaları YSK rakamlarıyla birlikte mazbata anıdır esas olan ama şu an itibarıyla 1 milyonun üzerinde bir oyla hemen hemen sonuçlar belli olmuştur diyebilirim. Milleti anlamayan kaybeder.
11 İLÇE DAHA KAZANILDI
*Yüzde 52’ye yakın bir oy oranımızla yüzde 39,5 oy oranı, iki rakip arasındaki farkı tariflemekte. Bunun yanı sıra bizi mutlu eden ilçeler noktasında da büyük oranda gerçekleşti.
*14 belediyemiz bize daha önceki dönemde de yönettiğimiz 14 belediyemizin tamamı görevimize devam edeceğimiz belediyeler.
*Bunun yanı sıra 11 belediyede de elde ettiğimiz verilerle, neredeyse sonuçlar belli olmuş belediyeler.
*Bu ilçeler, Beyoğlu, Bayrampaşa, Beykoz, Çatalca, Silivri, Çekmeköy, Eyüpsultan, Sancaktepe, Tuzla, Üsküdar ve Şile.
*Şu anda Gaziosmapaşa ve Pendik gibi ilçelerimizde rekabetin devam ettiğini ifade etmek isterim.
*İlçelerdeki oy sayımı ve sürecin takibinde yoğun emek gösteren arkadaşlarıma çok ama çok teşekkür ediyorum ve süreçler henüz bitmediğini, ilçe belediye meclis üyeliklerinin ve ilçe belediye başkanlıklarının sonuçlanmadığını bu noktada tutanaklara net olarak toparlanıp ıslan imzalı tutanakların, il başkanlığımızın belirlediği şekilde ulaştırılacak ana kadar takibin en sıkı şekilde yapılmasını yol arkadaşlarımıza iletmeyi borç biliyoruz.
*Seçimi kazanmış bulunuyoruz. Bu başarının elbette paydaşları var. Çok saygıdeğer CHP Genel Başkanımız Özgür Özel, MYK üyelerimize, PM üyelerimize, milletvekillerimize çok çok teşekkür ediyorum.
*İstanbul’da olağanüstü bir örgütsel mücadeleyi veren il başkanımız nezdinde bütün örgüt üyelerimize, kadın kollarımıza, gençlik kollarımıza, üyelerimize yürekten teşekkür ediyoruz.
*Bu seçimler önemli tabii, İstanbul ittifakına, İstanbul’un 16 milyon muhafızına şunu söylemek istiyorum… Millet sadece seçimlerde kimin yöneteceğine karar vermez, aynı zamanda seçime giren herkese görevler verir.
“MİLLETİN VERDİĞİ GÖREVİ YOK SAYANLAR…”
*Seçmen ne mesaj verdi, millet ne görev verdi diye anlamakla yükümlüyüz. Milletin sandıkta verdiği görevleri yok sayanlar, doğru anlamayanlar eninde sonunda milletin gönlündeki yerlerini kaybederler.
*Onun için milletin sandıkta verdikleri görevleri herkesin doğru anlamakla ilgili yükümlülükleri vardır. Bugün gerçekleşen iradesiyle İstanbullular bana icraatçi, halkçı, insanını ayırmayan, dayanışmacı belediyecilikte tam yol ileri görevini vermiştir.
*Daha fazla hizmet, daha çok yatırım, milletin parasını millete verme yönünde daha güçlü adımlar atma görevi vermiştir.
“16 MİLYON İSTANBULLU CUMHURBAŞKANI’NA DA MESAJ VERDİ”
*16 milyon vatandaşımızla birlikte partizanlığı tarihe gömdük. İstanbulluların bütün bana verdiği görevi, anlayışı emir kabul ediyorum. Yerine getirmeyi onurlu ve büyük bir sorumluluk olarak görüyorum.
*16 milyon İstanbullu sadece bana değil elbette iktidara, rakiplerimize, sayın Cumhurbaşkanı’na ve hükümet yetkililerine de mesajlar vermiştir. İktidara milletin söylediği şudur: Hükümet-belediye ilişkileri açısından yeni bir dönemin ele alınması sorumluluğunu yüklemiştir.
*İstanbulluların iradesiyle karşısında yeni metrolar başta olmak üzere nedensizle bekletilen tüm imzaların bir an önce tamamlanması, atılması ve İstanbul’un yatırımlarının geciktirilmemesi, engellenmemesi görevini vermişlerdir.
*Depreme hazırlık konusunda iş birliği hususunun en önemli konu olduğunu, merkezi idarenin yerel yönetimleri yok sayarak hareket etmemesi, başta İstanbul olmak üzere Marmara Bölgesi ekseninde güçlü bir iş birliğinin kurulmasıyla ilgili bir sürecin başlatılması görevini vermiştir.
]]>Bu süre zarfında, yapılan onlarca transfere rağmen beklenen sonuçlar alınamayınca, sürekli teknik direktör değişimi yaşandı ve kulüp teknik direktör öğütmeye başladı. Buna son örnek de dünyaca ünlü teknik adam Fernando Santos’un, büyük şovlarla takımın başına getirilmesine rağmen, 14 maç sonunda kalıp kalmayacağının sorgulanır hale gelmesi oldu. Hatta yönetim içinde kendisini istemeyen yöneticilerin olduğu, bu durumun sezon sonunda değerlendirmeye alınacağı yönündeki haberler de sıklıkla basında yer almaya başladı.

ŞAMPİYONLUKTAN SONRAKİ SEZONLAR İYİ PLANLANAMADI
Sergen Yalçın’la kazanılan 2021 şampiyonluğundan sonraki sezonlarda, transfer başarısını neredeyse hiç sağlayamayan Ahmet Nur Çebi başkanlığındaki eski yönetim, çareyi sürekli teknik direktör değiştirmekte aradı.
Önce Şampiyonlar Ligi’nde sıfır çektikten sonra Sergen Yalçın görevi bıraktı ve yerine altyapı antrenörü Önder Karaveli geldi. Sonu gelmeyen hoca değişiminin ilk hareketiydi bu. Önder Karaveli 30’uncu haftaya kadar takımın başında kaldı ve 30’uncu haftadaki Hatayspor beraberliğinden sonra baskılara dayanamadığını söyleyip görevini bıraktı.

DONANIMLI TEKNİK DİREKTÖR BEKLENİRKEN VALERIEN ISMAEL GETİRİLDİ
Tüm taraftarlar Önder Karaveli’den sonra çok donanımlı bir teknik direktör beklerken, Fransız Valerien Ismael göreve getirildi ve 2021-2022 sezonuna da onunla başlandı.
Mükemmel derecede kondisyon idmanları yaptıran Valerien Ismael, aynı mükemmeliyeti teknik, taktik ve hücum anlamında gösteremedi ve takımın oynadığı çözümsüz futbol sonu oldu. Hatayspor’a karşı alınan 2-1’lik mağlubiyetin ardından Valerien Ismael gönderildi ve 1 yılda 3’üncü kez teknik direktör aranmaya başlandı.

ŞENOL GÜNEŞ DÖNEMİNDE BÜYÜK TRANSFER BAŞARISIZLIĞI
Valerien Ismael’in gönderilmesinden 2 gün sonra taraftarın çok istediği Şenol Güneş, Beşiktaş’ın başına 2’nci kez teknik direktör olarak geldi.
İkinci Şenol Güneş dönemi iyi başlayıp, bir sonraki sezon için büyük umutlarla bitse de, yeni sezon çok büyük hayal kırıklığına döndü. Şenol Güneş’in onay verdiği hatta 2-3 tanesi için ısrarcı olduğu yeni transferlerin hiçbirisinden fayda sağlanamadı. Kötü oyun ve sonuçlar gelmeye başlayınca Güneş daha 7’nci haftada istifa etti ve hiçbir açıklama yapmadan ayrıldı. Aynı zamanda Ahmet Nur Çebi yönetimi de olağanüstü kongre kararı aldı.

BURAK YILMAZ VE RIZA ÇALIMBAY DÖNEMİ YİNE BAŞARISIZLIKLA BİTTİ
Bu noktada seri şekilde teknik direktör değişimine başlandı. Önce ‘takımı tanıyor’ bahanesiyle, en ufak bir tecrübesi bulunmayan Burak Yılmaz teknik direktör yapıldı. 6 maçta sadece 2 galibiyet alabilen Yılmaz da hemen istifa etti ve bu kez Rıza Çalımbay göreve getirildi.
Çalımbay, Ahmet Nur Çebi ile başladığı görevini yeni başkan Hasan Arat’la devam ettirmek iste de, Arat yönetimi 3-1’lik Alanyaspor mağlubiyeti sonrası efsane kaptan Çalımbay’ın görevine son verdi.

ŞİMDİ DE FERNANDO SANTOS İÇİN ‘GİTSİN’ DENİLİYOR
Beşiktaş’ın bu sezonki 4’üncü teknik direktörü geçici olarak altyapıdan getirilen Serdar Topraktepe oldu. Topraktepe’nin 3 maçlık görevi Fernando Santos’un gelişiyle son buldu.
Fernando Santos son 3 sezondaki 8’inci, bu sezonki de 5’inci teknik direktör olarak 7 Ocak’ta görevine başladı. Defans güvenliğini ön planda tutan futbol düşüncesiyle, ilk başlarda hoş görülen Santos, son 3 maçta mağlubiyet alması, sadece 1 gol atabilmesiyle taraftarların ve spor kamuoyunun hedefi haline gelmeye başladı.
Beşiktaş yönetiminin Fernando Santos’a sonuna kadar destek olup olmayacağını ve yeni sezona başlayıp başlamayacağını büyük ihtimalle ligde değil, kupada alınacak sonuçlar belirleyecek.
]]>Akdaş, yaptığı yazılı açıklamada, “11 Ocak itibarıyla başkanlık görevimden istifa etmiş bulunuyorum. Ancak yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımın ricasıyla kararımı açıklamayı Sakaryaspor maçı sonrasına bırakmıştım. Bugün itibarıyla saygılarımla kamuoyunun bilgisine sunarım.” ifadelerini kullandı.
“KAYYUM ATANMASINI ENGELLEMEK İÇİN…”
Kırmızı-siyahlı kulüpte başkanlık görevine ilk olarak 10 Haziran 2021’de seçilen Akdaş, yönetim kuruluna da istifaya ilişkin yazılı açıklama gönderdi. Söz konusu metinde kulübü büyük bir borç yüküyle Murat Cavcav’dan devraldığını vurgulayan Akdaş, şöyle devam etti:
“Gençlerbirliği Kulübü başkanlık görevim sırasında borçları ödeyebilmek için birkaç genel kurul yaparak yeni atanan üyelerden katkı bekledim. Maalesef beklediğim maddi katkıyı alamadım. Bilindiği gibi 31 Temmuz 2022’de başkanlığı Sayın Talip Çankırı’ya devrettim. O yönetimin de seçimli olağanüstü kongre kararı almasının ardından delegelerimizin ısrarı üzerine kulübümüze kayyum atanmasını engellemek için başkanlığa tekrar aday oldum. Belki de aday olmamam en doğru karardı ama kulübüme olan sevdam beni böyle yönlendirdi. 25 Eylül 2022’de yapılan kongrede katılan delegelerin büyük çoğunluğuyla tekrar seçildim.”
Akdaş, büyük maddi ve manevi çabalarla kırmızı-siyahlı kulübü son iki sezonda Trendyol 1. Lig’de tutmayı başardıklarına işaret ederek, “Eski borçların büyük bir kısmını ödeyebildik. Şirketleşme vaadiyle 14 Ekim 2023 tarihli kongremizde Sayın Cantürk Alagöz ile birleşme kararı aldık ve ortak bir yönetim kurulu oluşturduk. Sayın Alagöz’e bu dönem verdiği katkılar için bir kez daha teşekkür ederim. Kulübümüzün üst sıradaki takımlarla çok az puan farkı var. Kariyer hayatım süresince, kendime her zaman büyük hedefler koydum ve şükürler olsun hepsini birer birer de gerçekleştirebildim. Ne yazık ki hayatımda ilk defa kulübümde koyduğum hedefin, gelinen nokta ile bağdaşmadığı gerçeğini büyük bir üzüntüyle görüyorum. Maddi olarak hayal ettiklerimizi maalesef gerçekleştiremediğimiz bir noktadayız. Her geçen gün öngörülemez bir şekilde artan giderler ve kur artışları tüm uğraşlarımıza rağmen artık içinden çıkılamaz bir hal almıştır.” değerlendirmesinde bulundu.
“KULÜBÜN MENFAATLERİNİ HER ŞEYİN ÜSTÜNDE TUTTUM”
“Ailem ve yakınlarım bilirler ki Gençlerbirliği sevdam tartışmaya açık değildir.” ifadelerini kullanan Akdaş, şunları kaydetti:
“Başkanlığım süresince kulübümüzün menfaatlerini her şeyin üstünde tuttum. İyi niyet, çaba ve fedakarlık anlayışı ile kulübümüzü ancak bu noktaya kadar getirebildim. Son olarak yine üzerime düşen görevi yapmak adına, kulübümüzün menfaatleri doğrultusunda ‘sürdürülebilirliğinin sağlanması’ için şu an hemen hemen tüm kulüplerin başvurduğu bir yöntem olan ‘şirketleşme’ yolunda adım atmak amacıyla delegelerimize genel kurul çağrısında bulunduk. Çünkü günümüzde futbol kulüplerinin idari ve mali yapılarının profesyonel ve bütünlük içinde yönetilmesi, gelirleri artırıcı bir kurumsal yapıya kavuşması, dinamik bir işleyişe sahip olması şirketleşmeyle elde edilebilecek kazanımlardır. Bu arada şunu da belirtmeliyim ki geçmiş genel kurullarda söz verdiğim gibi kulübe yaklaşık 2000 çalışanımdan bir çalışanımı dahi kaydettirmedim.”
Akdaş, şirketleşme gündemiyle yapılması planlanan genel kurulda toplantı yeter sayısına ulaşılamadığını hatırlatarak, “Bu nedenle de Sayın Alagöz, kulübümüzle alakasını kesmiştir. Çoğunluk sağlanmaması adına genel kurula girmeyip dışarda bekleyen delege arkadaşlarımızın ve defalarca arandıkları halde genel kurulumuza katılmayan delegelerimizin yaptıkları bu davranışların kulübümüzün yararına olup olmadığını onların vicdanlarına bırakıyorum. Gelinen noktada hem maddi hem manevi olarak ciddi anlamda yıpranmış biri olarak Gençlerbirliği Spor Kulübüne, Gençlerbirliği taraftarına, içinde bulunduğum camiaya ve aileme, sağlığıma daha fazla zarar gelmemesi için an itibarıyla başkanlık görevimden istifa ettiğimi bildirmek istiyorum. Gençlerbirliği’ne olan sevgim ve sevdam hayatımın sonuna kadar yaşayacaktır. Hakkınızı helal edin. Bu arada istemeyerek de olsa kırdığım, üzdüğüm kişiler varsa hepsinden özür diliyorum. Bize verilen bu kıymetli görevi yönetimimle birlikte yerine getirdiğimiz kanaatindeyim. Bizden sonra gelecek arkadaşlarımızın, devrettiğimiz noktadan bayrağı daha da yukarıya taşıyacağına olan inancım tamdır.” şeklinde görüş belirtti.
]]>