“DEMOKRASİ ADINA KAZANÇ”
“Yeni anayasa çalışmaları için bir takvim var mı? Yeni siyasi iklim, yeni anayasaya yakınlaşmamızı daha çok sağlar mı?” sorusunu Kurtulmuş, şöyle yanıtladı: Anayasa çalışmaları, aslında hem Türkiye’de siyasetin normalleşmesi bakımından önemli bir fırsat olur hem de bu karşılıklı normalleşme sürecinin anayasa başta olmak üzere yasama faaliyetlerinin kalitesinin arttırılması bakımından katkısı olur. Siyasi partiler arasında görüşmelerin yapılmış olması, Sayın Cumhurbaşkanımızın ana muhalefet partisinin liderini kabul etmesi ve bu görüşmenin oldukça sıcak, dostane bir ortamda geçmesi Türkiye demokrasisi adına kazançtır.
Kurtulmuş, TBMM’nin 28. Dönemi’nde halkın oylarının yüzde 95’inin temsil edildiğine; 14 siyasi parti ve 6 siyasi parti grubunun bulunduğuna işaret ederek, “Çok sesliliğe açık bir parlamentomuz var. Eğer burada partiler bir uzlaşma zemini geliştirebilirlerse bu parlamentoda istenilen bir anayasa gerçekleşebilir” diye konuştu.
“DAYATMA DOĞRU DEĞİL”
Yeni anayasa için doğru zemin ve doğru yöntemin bulunması gerektiğine dikkati çeken Kurtulmuş, bu çalışmaların doğru zemininin TBMM olduğunu söyledi. Herkesin bu konuda fikrini söyleyeceği, toplumun bütün kesimlerinin anayasayla ilgili külli bir fikri de dile getirebileceğini anlatan Kurtulmuş, şöyle devam etti:
– İsteyen istediği maddelerle ilgili teklifler de yapılabilir. Bunun için parti ziyaretlerinden sonra sivil toplum kuruluşlarının, hukuk camiasının, üniversitelerin, kanaati olan grupların da fikirlerinin alınması için zemini düzgün bir şekilde oluşturmaya gayret edeceğiz. Ayrıca bu tartışmalar yapılırken doğru bir yöntemin tespit edilmesi lazım. Açıkçası şuna başından itibaren özen gösteriyorum. Doğru zemini, doğru yöntemi söylüyorum ama ‘Şu yöntemle yapacağız.’ ya da ‘Şöyle olması gerekir.’ diye bir dayatmayı ortaya koymanın doğru olmadığına inanıyorum. Partilerle görüşmelerimizi tamamladıktan sonra yönteme ilişkin belki teklifler talep edeceğim.
“ESAS TARTIŞMA KONULARA GİRİNCE ÇIKACAK”
Kurtulmuş, yeni anayasa konusunda yaptığı görüşmeler anımsatılarak, yapıcı görüşmeler olup olmadığı sorusunu, “Şimdiye kadar ziyaret ettiğim partiler, anayasa çalışmaları için kapıyı açık tutmuştur. Yani iyi karşıladılar, çok olumlu görüşmeler oldu. Ama tabii ki anayasa görüşmelerinde yöntemi bulunduktan sonra esas tartışma, konulara girildikçe ortaya çıkacaktır” diye yanıtladı.
Kurtulmuş, “Anayasa’nın değişmesi gerektiğini düşünüyorlar mı?” sorusuna karşılık, “Tabii ki. Zaten bu siyasi partilerin tamamı kendi programlarında da anayasa değişikliklerinden bahsetmişlerdir. Dolayısıyla bu bir fantezi değil, bu bir hayal değil. Olabilir. İlk turdaki görüşmelerimizi çok sıcak, çok olumlu gördüm. Ümit ediyorum ki sonuç alırız” ifadelerini kullandı.
Kurtulmuş, yeni anayasanın tartışılacağı yerin Meclis çatısı olduğunu belirterek, “TBMM, anayasa yapma iradesine de gücüne de yetkisine de sahiptir. Bu süreci kimsenin zehirlemesine müsaade edilmemesi lazım” dedi.
FİLİSTİNLİ AKADEMİSYEN ÇAĞRISI
Kurtulmuş, Filistin’e destek verdiği için okuldan uzaklaştırılan üniversite öğrencileri ve akademisyenlerle ilgili de çağrısını yineledi:
– Dünyanın dört bir tarafında şu anda siyonizmin baskılarıyla işini bırakmak zorunda kalan öğretim üyelerinin, akademisyenlerin tamamına çağrıda bulunuyoruz. Dünya üniversitelerinde siyonist baskılar yüzünden işinden atılan insanlara Türkiye üniversitelerinin kapıları açıktır.
]]>“Asgari Ücret Tespit Komisyonu”nun toplanacağı haberleri düşük ücretle çalışanları umutlandırır. Hele ki bu hayat pahalılığında. Oturulup maaşın ne kadar olacağına ilişkin hesaplamalar yapılır. Ancak evdeki, işyerindeki hesap 5 hükümet, 5 işçi, 5 işveren temsilcisinden oluşan “Asgari Ücret Tespit Komisyonu” hesabına uymuyor.
Türk İş, asgari ücret görüşmelerine asgari ücretle çalışan hastane işçisi Hatice Akgedik’i, AVM işçisi Meliha Nur Şıkbudak’ı, karayolu işçisi Durmuş Öztürk’ü, enerji işçisi Saffet Canbaz’ı da aldı. Onlar nasıl geçim zorlukları çektiklerini anlattılar. Türk İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, her adımı onlarla attı, onlar da bütün gelişmelerin içinde yer aldı. Türk İş Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, SÖZCÜ’nün asgari ücret görüşmeleri süreciyle ilgili sorularını şöyle cevaplandırdı:
İÇERİDE NELER KONUŞULDU?
■ Biz rakam vermedik. Çünkü rakam söylediğimiz zaman o rakamın altına düşme şansımız yok. Son günlere geldiğinde önce 14 bin 500, sonra 15 bin, 15 bin 500 rakamları telaffuz edildi. Bu rakamlar sohbet sırasında geçti. 500 doların 14.500 bin lira yaptığı söylendi. Ayrıca işveren, yapılacak desteğin bir hatta iki bin lira olmasını önerdi. Sonuçta bu işveren desteği 700 lira olarak belirlendi.
■ Çalışma Bakanı, Türk İş Temsilcisi Ergün Atalay ve TİSK Başkanı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yaklaşık 1.5 saat görüştü. Daha sonra Çalışma Genel Müdürü, ben ve TİSK Genel Sekreteri de toplantıya dahil olduk. Görüşmeler devam ederken, işveren kesimi ücretin 16 bin 500 liraya çıkarılmasını son fiyat önerileri olarak belirtti. Cumhurbaşkanı da bunun 17 bin liraya yükseltilmesini istedi. Nihayet onlar 17 bin liraya “Evet” dedi.
GÖNÜLSÜZ ‘EVET’ DEDİLER
■ Biz ücretin en az 18 bin lira olması yönünde karar almıştık. 18 bin lira dedik ama işveren temsilcileri bunun üzerine çıkamayacaklarını söyledi. Kabul edilmemesi halinde şerh koyacağımızı da söyledik. Cumhurbaşkanının araya girmesiyle işveren de miktarın 17 bin lira olmasına gönülsüz de olsa ‘evet’ dedi.
■ Genel başkanımız Ergün Atalay’ın 18 bin liradan az olmaması için diretmesi, işverenin 16 bin 300’de kaldığı bir ortamda, Cumhurbaşkanı devreye girmese belki 700 liralık zammı almamız mümkün olmayabilirdi. Ergün Atalay, 18 bin liradan az asgari ücreti kabul etmeyeceğimizi, muhalefet şerhi koyacağımızı, 18 binden az olması halinde imza atmayacağımızı biz de söyledik. İşveren de kendine göre hesap yapıyor. Burada cumhurbaşkanıyla görüşme imkanı olmasaydı belki de bu 17 bin lira da olmayabilirdi.

Ramazan Ağar, görüşmeleri SÖZCÜ Medya Grubu Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk’e anlattı.
2 LİRA HİÇ KONUŞULMADI
Ramazan Ağar’a, sonuçta 17.002 liraya bağlanan asgari ücretteki o iki lirayı da sordum. Ağar, önceki gece tüm Türkiye’nin tartıştığı 2 lirayı şöyle anlattı: “Bize de bu 2 liranın nereden çıktığı soruluyor: Daha önce asgari ücret 11 bin 402 liraydı. Şimdi de 17 bin 002 lira oldu. Aslında onun bir anlamı da yok. Aslında 2 lira lafı hiç geçmemişti. Hep 17 bin lira konuşulmuştu.”
]]>