İLETİŞİM Başkanı Fahrettin Altun, “Bir yandan ülkemizin küresel itibarını, marka değerini arttırmak için çabalıyoruz, daha da güçlendirmek için çabalıyoruz, öte yanda hakikat odaklı iletişim anlayışını hakim kılmaya çalışıyoruz” dedi.
İletişim Başkanı Altun, İletişim Başkanlığı Konferans Salonu’nda ‘Stratcom Youth 2024 Küresel İletişimde Gençlik ve Teknoloji: Yeni Dönem’ programında konuştu. Altun, İletişim Başkanlığı olarak küresel iletişim konusunu farklı boyutlarıyla ele aldıklarını söyledi. Altun, bugün karşılarında sömürü ilişkilerini meşrulaştıran bir küresel iletişim rejimi bulunduğunu belirterek, “Nasıl ki karşımızda adaletsiz bir küresel düzen varsa aynı şekilde bu düzene dayanak oluşturan bir küresel iletişim düzeni var. Bu adaletsiz iletişim üzerinden gerçek anlamda adil bir iletişim düzenine geçmek için mücadele ediyoruz. Elbette bir yandan ülkemizin küresel itibarını, marka değerini arttırmak için çabalıyoruz, daha da güçlendirmek için çabalıyoruz, öte yanda hakikat odaklı iletişim anlayışını hakim kılmaya çalışıyoruz. ve bu doğrultuda ülkemizin Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sürdürdüğü küresel adalet mücadelesine katkı sunmaya gayret ediyoruz. Bu süreçte bizler gençlerimizin öncü bir rol oynadığına inanıyoruz. Bu nedenle küresel iletişim alanında yaşanan eşitsizlikleri, adaletsizlikleri, sorunları ve çözüm ödevlerini gençlerimizle birlikte konuşalım, müzakere edelim istiyoruz ve bu toplantıyı da tam da bunun için düzenliyoruz” diye konuştu.
‘GÖKYÜZÜ ARTIK SINIR DEĞİL’
Gençlerin günden güne uzay çalışmaları alanına daha fazla ilgi gösterdiğini söyleyen Altun, “Bir diğer başlığımız, Milli Teknoloji Hamlemiz. Milli Teknoloji Hamlemiz; gençlerimizin, genç beyinlerin ülkemize armağanıdır. Genç mühendislerimiz, genç bilim insanlarımız sayesinde bu hamle başarılı sonuçlar üretmiştir. İnsansız otonom araçlar alanındaki ilerlemeler ve savunma sanayimizde gelinen yüksek teknolojik düzey, yerli otomobilimizin, yerli uydularımızın imalatı gibi kilometre taşları, az önce de altını çizdiğim uzay yolculuğumuz gibi başarılar ve elbette TÜBİTAK başta olmak üzere kurumlarımızın ilköğretimden doktora düzeyine kadar verdiği proje destekleri, Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesi’nin somut tezahürleridir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da dediği gibi tüm bu ilerlemelerin katalizarü, ‘TEKNOFEST gençliği’ olarak adlandırılan, dinamik yeni nesildir. TEKNOFEST markasının bu yıl 1 milyon 630 bin yarışmacının başvurusuna kucak açması da ülkemizin gelecek nesillere verdiği değerin, gençlerimizin dinamizminin somut göstergeleridir. Karşımızdaki bu gençlik, çok şükür öz güvenlidir ve sınırların aşılabilirliğine dair farkındalığa sahiptir. Bu ülkenin gençliği için gökyüzü artık sınır değil, sadece başlangıçtır. Ülkemiz merkezinde gençlerin olduğu 21’inci yüzyıl Türkiye’sini bilim ve teknoloji ile inşa etmenin gayreti içerisindedir” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Adalet Peşinde Aileleri Platformu yeni adli yıla ilişkin açıklama yaparak hakim ve savcılara seslendi. Platform tarafından yapılan açıklamada 6 Şubat depremleriyle ilgili başlatılan davalarda geçen süreye rağmen önemli bir ilerleme kaydedilmediği belirtildi.
Platform tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“6 Şubat 2023’te meydana gelen depremde binlerce kişi hayatını kaybetti. Bu trajik olayın ardından başlatılan davalarda, geçen süreye rağmen önemli bir ilerleme kaydedilmemiştir. Mahkemeler tarafından alınan olumsuz kararlar, mağdur ailelerde derin bir üzüntü ve hayal kırıklığı yaratmıştır. 19 ayın ardından, bu büyük felaketin sorumluları ya hiç tutuklanmamış, firari durumda ya da serbest bırakılmıştır. Tutuklu bulunanlar ise yalnızca bilinçli taksirle yargılanmaktadır. Bu durumu kabul etmemiz mümkün değildir. Yeni adli dönemde, hakim ve savcıların adil ve vicdanlara uygun kararlar vermelerini talep ediyoruz. Deprem suçlularının hak ettiği cezaları almasını ve adaletin yerini bulmasını umut ediyoruz. Adaletin sağlanması ve mağdur ailelerin beklentilerinin karşılanması için gerekli adımların atılmasını talep ediyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mahkeme, avukat suçlarının Adalet Bakanlığının iznine tabi olması nedeniyle yargılamayı durdurup dosyayı kovuşturma izin için Adalet Bakanlığına gönderdi. Sadece avukat olan sanık yönünden dosyaya tefrik kararı verilerek diğer sanıklar yönünden hukukçu kimlikleri olmadığı için yargılamaya devam edilmesi gerekirken, mahkemenin tüm sanıklar yönünden yargılamaya durma kararı verdiği belirlendi.
Adalet Bakanlığı ise avukat suçlarıyla ilgili 1-2 ay içinde olumlu veya olumsuz yönde görüş bildirirken, hakimin hedef gösterildiği bu dava ile ilgili 3 yıldır herhangi bir karar vermemesi dikkat çekti. Hizbullah’a yakınlığıyla bilinen Rehber TV’de “Rehberde Gündem” adlı canlı yayımlanan programa HÜDA-PAR eski Genel Başkan Yardımcısı Avukat Hüseyin Yılmaz katıldı.
Hizbullah terör örgütüyle ilgili gerekçeli kararları yazan ve örgütün vahşi cinayetlerine, laik Cumhuriyeti yıkma girişimlerine dikkat çeken eski Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi Oktay Kuban’ı yayında hedef gösterdiği gerekçesiyle hakkında dava açıldı.
HAKİME “ERGENEKONCU” YAFTASI
Avukat Yılmaz hakim Kuban’la ilgili, “Diyarbakır 6.Ağır Ceza Mahkemesinde ETÖ (Ergenekon Terör Örgütü) ile FETÖ ortaklığı söz konusu. Mahkeme heyetinden birinin ismi Oktay Kuban. Bu şahıs Ergenekon operasyonları sırasında FETÖ’cülerin, ETÖ’cülere yönelik operasyonlarında Ergenekoncuları tahliye eden itirazlarla serbest bırakılan bir hakim. FETÖ ve ETÖ ortak bir şekilde Hasan Kutulman adlı müvekkilimize müebbet cezası verdiler. Yargıtay 9.Ceza Dairesi kararı gözü kapalı tasdik etti” dedi.

Hakim Oktay Kuban 2019’da Erdoğan’ın afişlerini toplatmıştı
YAYINCILARA DA DAVA AÇILDI
Bu röportaj Doğru Haber Gazetesi ve İlke Haber Ajansında da yayımlanınca Avukat Hüseyin Yılmaz ile birlikte ajansın yayın yönetmeni Raif Açar, gazetenin sorumlu yayın yönetmeni Mehmet Göktaş ve gazetenin imtiyaz sahibi Mehmet Sait Özcan hakkında da “Terörle Mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek ve hakaret” suçlarından Ağır Ceza Mahkemesine dava açıldı.
İddianamede, Hakim Oktay Kuban’ın isminin açıkça yayımlanarak haberlerin veriliş şekli de dikkate alındığında kamuoyunu bilgilendirme amacının dışına çıkılarak Hizbullah terör örgütü nezdinde hedef olduğu, onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir olgu isnat edildiğine dikkat çekildi.
“CUMHURBAŞKANLIĞI BASIN KARTLARIMIZ VAR”
İfadesi alınan Avukat Yılmaz, şunları söyledi:
“Ben avukatlık yaparken Oktay Kuban isimli Ağır Ceza Mahkemesi üyesi hakim vardı. Kuban’ın Ergenekon ve Balyoz operasyonlarında bu davaların sanıklarını tahliye etmesi nedeniyle kendisinin de Ergenekoncu olabileceği konuşuluyordu.
Rehber TV’deki programın asıl amacı ihraç edilen hakim ve savcıların vermiş olduğu kararların geçerlilikleri ve bu davaların yeniden yargılamaya konu yapılıp yapılamayacağına ilişkindi. Kendisinin kimliğini açıklama veya hedef göstermek amacıyla belirtmedim.
Kendisinin de bir ideoloji doğrultusunda bir gruba yakın olabileceğini belirtmeye çalıştım. Bildiğim kadarıyla Oktay Kuban isimli hakim şu an görevdedir”
Gazetenin yayın yönetmeni Mehmet Göktaş ise kendisine hürmet edildiği için sembolik olarak adının gazetenin künyesinde geçtiğini belirterek yayın yönetmeni olmadığını söyledi.
Raif Açar’da haberdeki isimleri kaldırıp düzeltme yaptıklarını belirtti. Mehmet Sait Özcan’da habercilik görevinin gereklerini yerine getirdiklerini, kimseyi deşifre etme amacı taşımadıklarını belirterek suçlamaları kabul etmedi.
Özcan, “Şunun bilinmesini istiyorum. 10 yılı aşan bir gazetecilik geçmişimiz var. Amacımız kamuoyunu en doğru şekilde bilgilendirmektir. Bizim Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına bağlı onlarca basın kartı sahibi gazetecimiz var” dedi.
TÜM SANIKLARA DURMA KARARI VERİLDİ
Ağır Ceza Mahkemesi tüm sanıkların ifadelerini aldıktan sonra avukat Hüseyin Yılmaz’ın işlediği suçun avukatlık görevi kapsamında kaldığını, bu suçlara ilişkin düzenlemelerin avukatlık kanununun 58/1 maddesine göre Adalet Bakanlığının iznine tabi olduğunu ve izin alınmadan hakkında dava açıldığı için yargılamanın CMK’nın 223/8 maddesi uyarınca durdurulmasına karar verdi.
İzin için sadece avukat Yılmaz yönünden durma kararı verilmesi gerekirken, hukukçu kimliği bulunmayan diğer üç sanık hakkında da durma kararı verilmesi hukukçuların da eleştirilerine neden oldu.
Sadece avukat olan sanık yönünden durma kararı verilerek diğer sanıklar yönünden ayırma kararıyla yargılamaya devam edilmesi gerekirken hukukçu olmayan diğer 3 sanık yönünden de durma kararı verilmesi dikkat çekti.
Adalet Bakanlığı ise 3 yıldır henüz bir karar vermediği için bu davanın da sürüncemede bırakılarak sanıklar hakkında zamanaşımından düşme kararı verilebileceği öğrenildi. Dosya 14 Ocak 2021’den beri Adalet Bakanlığı’nda bekletiliyor.
Avukat suçlarıyla ilgili Adalet Bakanlığından istenen soruşturma ve yargılama izinlerine izinlere en geç 2 ay içinde cevap veriliyor.
ERDOĞAN’IN AFİŞLERİNİ TOPLATTI BAŞINA GELMEYEN KALMADI
Diyarbakır’da Ağır Ceza Mahkemesi hakimliği yaparken aynı zamanda Yenişehir İlçe Seçim Kurulu Başkanı olan Hakim Oktay Kuban, 29 Mart 2019 yerel seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan’ın bilboardlara asılan ve üzerinde “İşimiz hizmet, gücümüz millet” yazılı afişlerine toplatma kararı vermişti.
Hakim Kuban, Erdoğan’ın afişindeki fotoğrafında yakasında Türk bayrağı rozeti bulunduğu gerekçesiyle toplatma kararı verdi. Hakim Kuban, Seçim Yasasının 58. maddesine göre siyasi partilerin propaganda afişlerinde ulusal semboller, Türk bayrağı veya dini motiflerin kesinlikle kullanılamayacağına dair kesin hüküm bulunduğunu, bu nedenle kentin Yenişehir İlçesindeki değişik noktalara asılan bilboardlardaki binlerce afişin seçimlere 13 gün kala toplatılması kararı vermişti.
Hakim Kuban aldığı bu kararı Emniyet Müdürlüğü Siyasi Partiler Bürosuna tebliğ edince çok sayıda afiş reklam panolarından indirildi. Kuban’ın aldığı bu karar üzerine merkez Bağlar, Sur ve Kayapınar İlçelerindeki asılı bulunan afişlerde Erdoğan’ın yakasındaki Türk bayrağı rozetinin üzeri siyah boya ile kapatıldı.
AKP İl Teşkilatı ise afiş toplatma kararına karşı İl Seçim Kurulu’na itirazda bulundu. İtirazı inceleyen İl Seçim Kurulu Başkanlığı da afişlerin toplatılması yönünde verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığını, doğru ve yerinde bir karar olduğu ifade edilerek itirazın reddini kararlaştırmıştı.
FETÖ’CÜLERİN DE HEDEFİNDEKİ İSİMDİ
Diyarbakır’dan İstanbul’a tayin edilen Hakim Oktay Kuban burada Balyoz ve Ergenekon kumpasıyla tutuklanan ve aralarında emekli Orgeneral Çetin Doğan ile muvazzaf askerlerin de bulunduğu TSK mensupları hakkında itiraz üzerine tahliye kararları verince hedef haline getirildi.
2010 yılında yapısı tamamen değişen ve FETÖ tutuklusu İbrahim Okur’un başkanlığında FETÖ’cülerin kontrolüne geçen HSK tarafından il il sürgüne gönderilen Hakim Oktay Kuban, maruz kaldığı mobbing uygulamalarıyla emekliliğe zorlandı. Ceza yargılamasında kıdemli hakim olmasına rağmen kürsüde pasif görevlere atandı.
]]>“SİYASİ İTHAMLARA CEVAP OLARAK YAZDIM”
Rahmi Kurt, adalet.org sitesinde yaptığı paylaşımın suç olmadığını belirterek “Diyarbakır Adliyesi’nde hakim olarak görevliydim. O tarihte HSYK üyelik seçimleri yapılmaktaydı. Kızılcahamam’da görev yapan savcı F.M bir paylaşımda bulunmuştu. Bu paylaşımın içeriği hakim ve savcılara yönelik olmasına rağmen tamamen siyasi ithamlardan oluşuyordu. Ben bu meslektaşın siyasi ithamlar içeren paylaşımına cevaben yazı yazdım. Yazıda Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hiçbir organının adı geçmemektedir. Paylaşım Anayasa ile teminat altına alınmış ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilmesi gerekirken birden fazla kez aleyhime olacak şekilde hakkımda dava açılmıştır. Beraatımı istiyorum” dedi.
Hakim Fahrettin Kaya ise “Yapmış olduğum yorum TCK’nın 301.maddesinde düzenlenen suça vücut vermediği açıktır. Suçun maddi ve manevi unsurları oluşmamıştır. Yaptığım yorum eleştiridir. Beraatımı istiyorum” ifadesini kullandı.
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ SAYILMADI
Mahkeme, hakim Rahmi Kurt’un adalet.org sayfasında şu paylaşımda bulunduğunu hatırlattı:
– Attığınız iftiralara alfabenin yetmediğini biliyoruz ama çalıp çırptığınız paralara kamyon yetmediğini de biliyoruz. Ahlaken sıfırlananların çalıp çırptıklarını sıfırlayamadıklarını da biliyoruz. Üç beş hırsızı kollamak için yargı ve emniyet teşkilatının haram lokma yemeyen binlerce mensubuna nasıl kıydığınızı da biliyoruz. Üç beş kuruşluk, üç beş müteahhidin cebinden birkaç kuruş çıkmasın diye 300 masum madenciyi diri diri nasıl yaktığınızı da biliyoruz. Sağ kalan yakınlarına nasıl tekmeler savurduğunuzu da biliyoruz.
– Bu milletin … diyen leş kargası müteahhitlerinize tarihi yakarak yıkarak İstanbul’u nasıl parsellediğinize ve karşılığı olarak aldığınız haraçla nasıl bir içi kir ve intikam dolusu havuz medyasını oluşturduğunuzu da biliyoruz. IŞİD’e tırlarla silah taşıdığınızı da Acem Reza’nın önüne nasıl yattığınızı da biliyoruz. Biz değil dünya biliyor. Sizin pisliklerinizi saymak için harf değil rakam yetmez.
AŞAĞILAMA SUÇU SAYILDI
Mahkeme bu paylaşımın, Türkiye Cumhuriyeti hükümetine yönelik olarak; düşünce özgürlüğü ve eleştiri kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayan, aşağılayıcı ifadeler olduğunu vurguladı. adalet.org sosyal paylaşım sitesinde paylaşılan cümlelerin Türkiye Cumhuriyeti hükümetini alenen aşağılamak, Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin Yargı Organlarını Alenen Aşağılama suçunu oluşturduğu için Rahmi Kurt’un 5 ay hapisle cezalandırılmasına karar veridi. Mahkeme cezayı 5 yıl süreyle erteledi.
BU CÜMLELER SUÇ SAYILMADI
Mahkeme, Fahrettin Kaya’nın da adalet.org sitesinde “Hakim-Savcıları kararname ile uslandırmak” başlığıyla yazdığı yazıda, “HSYK elindeki tüm yetki ve argümanları hakim-savcıları pasif, itaatkâr, korkak ve güdümlü hâle getirmek için kullanmaktadır” cümlesini alarak altına “Korkak bir güruh yaratırsanız bir gün o korkaklar daha güçlü birini gördüğünde önceki efendilerine aynı muameleyi yapmaktan kaçınmazlar. Korkarak hayat sürenler ise bir ömür boyu alnında bu leke ile dolaşırlar” yorumuyla paylaşımlar yaptığını belirtti.
Mahkeme bu paylaşımdan dolayı her ne kadar dava açılmış ise de paylaşımda genel ifadeler kullanıldığı, Türkiye Cumhuriyeti yargı organlarına yönelik olarak aşağılama içeren ifadeler bulunmadığı, bu nedenle yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmaması nedeniyle beraatına karar verilmesi gerektiğinin altını çizdi.
]]>Diyarbakır Adliyesi’nde görev yapan katip T.M. polisin sulh ceza hâkimliğinden aldığı arama, el koyma ve gözaltı kararını hakime onaylattıktan sonra evine baskın yapılacak Sabri D. ile sosyal medya üzerinden iletişim kurdu.
Kendini adliyede görevli savcı Murat Mert olarak tanıttıktan sonra da, “Evinizde arama yapılacak. Gözaltına alınacaksınız” diyerek para istedi.
Sabri D. önce dolandırıcı olduğunu düşündü, ancak polislerin eve baskın yaptığını görünce, “Sizi daha erken bekliyordum. Beni adliyeden bir savcı arayıp evime baskın yapılacağını dün haber vermişti, ama inanmamıştım” dedi.
Sabri D, kendisine gönderilen mesajı polise teslim edince yapılan araştırmada bu kişinin arama, el koyma, gözaltı ve dinleme kararlarının verildiği sulh ceza hakimliğinde görevli katip T.M. olduğunu tespit etti.
Meslekten ihraç edilen katibin birlikte çalıştığı hakimin UYAP şifresiyle Türkiye’de tanınmış birçok ünlü kişi hakkında sorgulama yaparak “Kişisel verilerini hukuka aykırı biçimde elde ettiği tespit edilince hakkında dava açıldı.
İKİ HAKİMİN ŞİFRESİYLE BİNLERCE SORGULAMA
Katip T.M’nin hakim M.E’nin UYAP şifresiyle 1807 işlem yaptığı, ünlü kişileri dosyaya taraf olarak ekleyip ilgili içeriğe, bu kişilerin adres ve telefonlarına ulaştıktan sonra da taraf eklediği kişiyi tekrardan sildiği belirlendi.
Birlikte çalıştığı Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı H.T’nin ise şifresiyle 1270 kayıt oluşturacak şekilde işlem yaptığı ve mağdurların adli sicil ve UYAP kayıtlarını sorguladığı, mernis adreslerini güncellediği, dosyalara taraf eklediği belirlendi.
Cezaevlerindeki terör zanlısı tutukluların da kişisel bilgilerini elde ettiği tespit edildi.
SUÇUNU İTİRAF ETTİ
İfadesi alınan sanık katip T.M, “Evinde arama yapılacak olan Sabri D’ye önceden haber verdiğim doğrudur. Amacım güven verip para istemekti. Borçlarımdan dolayı para bulmak için savcı Murat Mert adıyla fake bir hesap açtım. UYAP üzerinden ulaştığım ünlü kişilerin bilgilerini üçüncü şahıslarla paylaşmadım. Amacım onların dosya içeriklerine girip cep telefonlarını elde etmek ve kendilerine ulaşıp para istemekti. Bazılarının telefonlarına maddi yardım almak için mesaj da gönderdim” dedi.
Mahkeme, sanığın 361 kişiye ait kişisel verileri iki hakimin UYAP şifresiyle ele geçirip maddi menfaat temin etmek için kullandığını belirtti.
Mahkeme sanığı gizliliği ihlal etmek, kişisel verileri hukuka aykırı biçimde ele geçirmek, sistemi engelleme, bozma, verileri yok etmek suçlarından 8 yıl 2 ay hapisle cezalandırdı.
Kişisel verileri kayıt altına alınan ve dosyada mağdur olarak yer alan isimlerden bazıları şunlar:
CUMHURBAŞKANI VE AİLESİ DE VAR
Recep Tayyip Erdoğan, Emine Erdoğan, Bilal Erdoğan, Selçuk Bayraktar, Erdoğan Bayraktar, Ali Koç, Fikret Orman, Aziz Yıldırım, Adnan Oktar, Ahmet Çalık, Murat Ülker, Ümit Özdağ, Kemal Kılıçdaroğlu, Fatih Terim, Necati Şaşmaz, Rıza Çalımbay, Ferit Şahenk, Türkan Şoray, Ercan Kesal, Meltem Cumbul, Yılmaz Morgül, Murat Boz, Abdulhalim El Hüseyni (Menzil tarikatı lideri), Şevket Çoruh, Beyazıt Öztürk, Mustafa Ceceli, Emre Belözoğlu, Cüneyt Arkın, Sedat Peker, Dilek ve Ömer Sabancı, Yıldız Tilbe, Kenan Sofuoğlu, Kenan İmirzalıoğlu, Tuncay Özilhan, Haydar Baş, Tarkan Tevetoğlu, Mehmet Ali Erbil, Aylin Nazlıaka, Rıdvan Dilmen, Ali Ağaoğlu, Ahmet Mahmut Ünlü (Cübbeli Ahmet), Sadullah Ergin, Seda Sayan, Gökhan Özoğuz, İdris Naim Şahin, Hasan Şaş, Şarık Tara, Canan Karatay, Kenan Doğulu, Beren Saat, Arda Turan, Ethem Sancak, Adnan Oktar, İbrahim Çeçen, Rüştü Reçber, Nazire Dedeman.
]]>