İstinaf, sanık F.A. ile küçük kıza içki içirirken yanında bulunan Y.C.’den alınacak sürüntü örneklerinin, N.Y.’den elde edilen örneklerle karşılaştırılıp, rapor sonucuna göre yeniden yargılama yapılmasına hükmetti.
METRUK EVDE İÇKİ İÇİRDİLER
11 Kasım 2021’de meydana gelen olayda; F.A. ile Y.C., sosyal medyadan tanıştıkları o zaman 13 yaşında olan 8’inci sınıf öğrencisi N.Y.’yi metruk bir alana götürüp içki içirdi. N.Y., alkolün etkisiyle fenalaştı. F.A., baygın olan N.Y.’yi kucağına alıp, aracıyla evine götürdü. F.A. ve Y.C., bir süre sonra evden ayrıldı. N.Y.’nin ailesi, komşuları durumu haber verince eve geldi. Hastaneye götürülen N.Y.’nin, 1.80 promil alkollü olduğu tespit edildi.

KUCAĞINDA GÖTÜRDÜĞÜ ANLAR KAMERADA
Olaydan 10 gün sonra N.Y., ailesine, F.A.’nın kendisine cinsel istismarda bulunduğunu, tehdit ettiği için sustuğunu söyledi. Aile karakola giderek şikayetçi oldu. Gözaltına alınan F.A. ve Y.C., ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Soruşturma aşamasında F.A.’nın, N.Y.’yi kucağında baygın halde eve götürürken güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı.
Bunun üzerine F.A. tutuklandı. Soruşturma sonunda F.A. hakkında Ankara 36’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘cinsel istismar’ suçundan dava açılırken, Y.C. hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi. Mahkeme, 1 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen F.A. hakkında delil yetersizliğinden beraat kararı verdi.
YENİDEN DNA ÖRNEĞİ ALINACAK
Dava dosyasını inceleyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17’nci Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozdu. Bozma kararında; soruşturma aşamasında F.A. ile Y.C.’den alınan sürüntü örneklerinin, adli tıp şube müdürlüğünde unutulduğu ve DNA incelemesi yapılmadan, eksik soruşturma sonucu Y.B. hakkında kovuşturmaya yer olmadığı, F.A. hakkında da beraat kararı verildiği belirtildi.
Ayrıca Y.C.’nin N.Y.’ye fiziksel temasta bulunduğuna ilişkin fotoğraflar bulunduğuna da dikkat çeklidi. F.A. ve Y.C.’den sürüntü örneği alınıp, N.Y.’den elde edilen sürüntü örnekleriyle karşılaştırılması istendi. Rapor sonucuna göre F.A. ve Y.C. hakkında ‘çocuğun cinsel istismarı’, ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından yeniden yargılama yapılıp, hüküm kurulmasına karar verildi. Ayrıca küçük çocuğa alkol verme konusunda da işlem yapılması istendi. İstinafın kesin olan bozma kararı yeniden yargılama için ilk derece mahkemesine gönderildi.
“13 YAŞINDA BİR ÇOCUK TECAVÜZE UĞRADI”
N.Y.’nin avukatı Büşra Ayaz, 11 Kasım 2021 tarihinde insanlık adına utanç verici bir olay yaşandığını ifade ederek, davaya ilişkin şunları söyledi:
– Müvekkilim 13 yaşındaki bir kız çocuğu, 22 yaşındaki bir şahıs tarafından tecavüze uğradı. Kız çocuğu alkol verilerek bayıltılıp kendi evine götürülüyor ve tecavüz ediliyor. Hukuki mücadelemiz 3 yıldır devam ediyor ve maalesef yerel mahkeme sanık hakkında beraat kararı verdi.
“DİĞER SANIK YARGILAMADAN MUAF TUTULDU”
– Tanık beyanlarına dayanarak yazılı bir şekilde hüküm eksik bir şekilde kurulmuş. Fakat biz bu hukuki mücadelemizden vazgeçmedik ve istinaf yoluna başvurduk. Bunun sonucunda da beraat kararı kesin olmak suretiyle bozuldu. Hem genetik moleküler raporun alınmamış olması, hem de 22 yaşındaki şahıs dışında bir şahıs daha bulunmaktaydı olay yerinde. Bu şahıs da hiçbir şekilde yargılanmadı. Direkt yargılamadan muaf tutuldu.
“HAK ETTİKLERİ CEZAYI ALACAKLAR”
– Fakat istinaf mahkemesi ‘cinsel istismar’ suçunun dışında bir de ‘kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma’ suçunun da dahil edilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozdu. Dolayısıyla yeniden yapılacak olan yargılama tüm bu hususlar dikkate alınarak gerçekleşecek. İnanıyorum ki sanıklar hak ettiği cezayı alacaktır. Yani adalet er ya da geç yerini bulacaktır. Bu gibi olayların yaşanmaması için en yüksek cezanın verilmesini talep ediyoruz.
]]>Puff Daddy, P. Diddy, Puffy isimleriyle bilinen ünlü rapçi Sean John Combs, Cassie ile kısa sürede anlaşma sağlayıp skandalın önüne geçmeye çalışsa da hakkında birbiri ardına suçlamalar geldi. Son olarak da bu hafta ünlü rapçinin evlerine ABD İç Güvenlik Bakanlığı yetkililerinin gerçekleştirdiği baskın tüm dünya basınında yankı uyandırdı.

Ünlü rapçi hakkında reşit olmayan genç kızları taciz etmek, tecavüz, zorla uyuşturucu vermek, eski sevgililerine uyuşturucu taşıtmak ve silahlı saldırı gibi kan donduran iddialar ortaya atılırken; skandala ünlü bir isim daha karıştı.
50 CENT’İN ESKİ SEVGİLİSİ DE İŞİN İÇİNDE
Diddy’nin davasında, gerçek adı Curtis James Jackson III olan 50 Cent’in eski kız arkadaşı Daphne Joy da seks işçisi olarak anılıyor.

Şubat ayında Rodney “Lil Rod” Jones tarafından açılan davada, Daphne Joy’un hizmetlerini Combs’a sattığı iddia edilen seks işçisi olduğu belirtiliyor. Joy ve 50 Cent’in 2011 ve 2012 yılları arasında ilişkileri vardı. Joy ve 50 Cent’in 11 yaşında bir oğulları var. Çift, Joy’un rapçiyi tacizci olmakla suçlamasının ardından ayrılmış ve 50 Cent bu iddiaları reddetmişti.

50 Cent sosyal medyada Diddy ile Joy’un bir fotoğrafını paylaşarak, “Senin seks işçisi olduğunu bilmiyordum, seni küçük seks işçisi” diye yazdı.

İddiaların ardından 50 Cent’in, Joy ile paylaştığı oğlunun velayetini almak için girişimlerde bulunduğu söyleniyor. Ayrıca Puff Diddy hakkında çıkan taciz iddialarından sonra 50 Cent’in sosyal medya hesabından yaptığı iğneleyici paylaşımlar da dikkat çekiyor.
AYLIK ÖDEME YAPMIŞ
Tüm bu iddialar ise Rodney “Lil Rod” Jones’un açtığı dava ile ortaya atıldı. Jones, Diddy’nin kendisini fahişelerle seks yapmaya zorladığını ve Diddy’nin ortaklarından biri olan Brenden Paul’un silah kaçakçılığı yaptığını ve seks işçilerine ödeme yapılmasını sağladığını iddia ediyor.

Diddy’nin çalıştırdığı seks işçilerinin çoğuna nakit ödeme yapılıyordu, ancak davadaki bir paragrafta Joy da dahil olmak üzere seks işçilerinin dördüne hizmetleri karşılığında aylık ücret verildiği belirtiliyor.
Yung Miami, Jade ve Daphne Joy, Combs’un seks işçisi olarak çalışmaları için banka havalesi yoluyla aylık ücret ödediği kadınlar olarak sıralanıyor.
İDDİALARI ISRARLA REDDEDİYOR
Diddy şimdiye kadar kendisine yöneltilen tüm iddiaları reddetti ve şimdiye kadar herhangi bir suçla itham edilmedi, polis tarafından gözaltına alınmadı.

Diddy’nin avukatı Shawn Holley, “Lil Rod, 30 milyon dolarlık dava açan bir yalancıdan başka bir şey değil. Tamamen kurgu olan ve gerçekleşmemiş olaylar hakkında pervasızca konuşuyor. Tüm bunlar, manşetlere çıkmak için yapılan bir girişimden başka bir şey değil” diyerek konu hakkında açıklama yaptı.
Ayrıca Diddy’nin hukuk ekibinin, Jones’un iddialarının tamamen yalan olduğuna dair ezici, tartışılmaz kanıtlara sahip olduğunu söyledi:
“Bu tuhaf iddiaları mahkemede ele alacağız ve bunları yapanlara karşı gerekli tüm önlemleri alacağız.”
]]>İki grup arasında borç meselesinden çıkan tartışma, silahlı kavgaya dönüştü. Bu sırada devriye görevi yapan polis ekipleri, kavgaya müdahale edip tarafları ayırmaya çalıştı.
Pompalı tüfekle ateş eden Adnan Tosun, polis memuru Murat Akpınar’ı göğsünden, Mustafa Coşkun’u ise kolundan yaralayıp kaçtı.
İhbarla olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Durumu ağır olan Akpınar ve Coşkun, ilk müdahalelerinin ardından Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı.
Şüphelilerden Adnan Tosun polisin takibiyle, Muhammet Tosun ise saklandığı Kocasinan ilçesi Yenişehir Mahallesi’ndeki adreste yakalandı. İki kardeşe yardım ettiği belirlenen Celil T. , Halil T. ve Hakan T. de gözaltına alındı.
Şüphelilerden Adnan Tosun tutuklandı, diğerleri ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Polis memuru Murat Akpınar ise hastanede 34 gün sonra, 16 Eylül’de şehit oldu.
İDDİANAME DÜZENLENDİ
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın ardından iddianame hazırlanıp, Kayseri 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.
İddianamede, sanık Adnan Tosun hakkında, ‘Kasten öldürme’, ‘Görevi yaptırmamak için direnme’ ve ‘Mala zarar verme’ suçlarından müebbet hapis cezası istendi. Tutuksuz müşteki şüpheliler Muhammet Tosun hakkında ‘Kasten öldürmeye azmettirme’, ‘Silahla tehdit’ ve ‘Hakaret’, Celil T. hakkında ‘Silahla tehdit’ ve ‘Silahla basit yaralama’, Halil T. hakkında ‘Silahla basit yaralama’, Memet C. hakkında ‘Mala zarar verme’, ‘Hakaret’ ve ‘Silahla basit yaralama’, Mustafa C. hakkında ‘Silahla basit yaralama’ suçlarından, Hakan T. hakkında ‘Kasten öldürmeye azmettirme’ ve ‘Kasten öldürmeye azmettirmeye teşebbüs etme’, İbrahim C. hakkında ise ‘Silahla basit yaralama’ suçundan ceza istendi.
KARAR DURUŞMASI
Kayseri 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 3’üncü duruşmasında tutuklu sanık Adnan Tosun ve tutuksuz sanıklardan İbrahim C. ile şehit Akpınar’ın şikayetçi eşi D.A., kardeşi A.A. ve avukatları da hazır bulundu. Diğer sanıklar ise duruşmaya katılmadı.
“ÇOK VİCDAN AZABI ÇEKTİM”
Pişman olduğunu söyleyen sanık Adnan Tosun, “Çok vicdan azabı çektim. Olaydan dolayı çok pişmanım. Keşke böyle olmasaydı. Namluyu havaya doğrultmuştum. Tamamen kazayla oldu. Adaletin kestiği parmak acımaz. Keşke ben ölseydim. Takdir sizin” dedi.
Mahkeme heyeti, sanık Adnan Tosun’u, ‘Olası kastla öldürme’ suçundan 25 yıl hapis cezasına çarptırdı. Heyet, sanığa ayrıca Mustafa C.’ye yönelik ‘Öldürmeye teşebbüs etme’ suçundan 7,5 yıl, Memet C.’ye yönelik aynı suçtan 6 yıl 4 ay, Celil T.’ye yönelik ‘Yaralama’ suçundan da 2 yıl hapis cezasına çarptırdı. Böylece Adnan Tosun, toplam 40 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılmış oldu.
Heyet, sanıklardan Muhammet Tosun’un ise ‘Öldürmeye azmettirme’ suçundan beraatine hükmetti. Mahkeme, tutuksuz sanıklardan Halil T.’yi ise, ‘Silahla tehdit’ suçundan 1 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, diğer 5 sanığı ise ‘Silahla basit yaralama’ suçundan çeşitli oranlarda adli parasına çarptırdı.
]]>Olaylar nedeniyle maç tatil edildi. Derbi sonrası başlatılan soruşturmada gözaltına alınan Mehmet Nihat Aydın ile Altay tribünlerindeki Furkan Ersanlı, D.D., K.E., E.Y., H.Ç., M.E.K., A.G., H.K., M.Y., S.H., Ç.K., E.E., A.B., Ş.P., Ö.U., Ü.T., T.G., G.A.A ve E.K. tutuklandı. U.M.K., F.Ö., Y.A., N.A.D. ve F.E. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

23 YILA KADAR HAPİS İSTENDİ
Kaleci Ozan Evrim Özenç’e korner direğiyle saldıran Mehmet Nihat Aydın hakkında, İzmir 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde, ‘Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Soruşturmanın ardından diğer şüpheliler hakkında da İzmir 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.
İddianamede savcı, Furkan Ersanlı’nın tribünde planlı ve kararlı şekilde, işaret fişeğini binlerce kişinin bulunduğu Göztepe tribünlerine doğru hedef gözetip, ateşleyerek, ‘Kasten öldürmeye teşebbüs’, ‘Tehlike arz edebilecek aletleri spor alanlarına sokmak ve kullanarak müsabaka düzenini bozmak’, ‘Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması’ suçlarını işlediğinin altını çizdi. Ersanlı için bu suçlardan 23 yıla kadar hapis cezası istendi.

TEK TUTUKLU KALDI
Savcı; Ç.K., E.E., U.M.K., K.E., E.Y., D.D., H.Ç., M.E.K., S.H., A.B., A.G., H.K., Ö.U., Ş.P., Ü.T., T.G., G.A.A., E.K., M.Y., F.E., N.A.D., Y.A. ve F.Ö.’nün de ‘Kasten öldürmeye teşebbüs suçuna yardımdan’ cezalandırılmalarını talep etti. Ayrıca sanıkların ‘Tehlike arz edebilecek aletleri spor alanlarına sokmak’, ‘Tehlike arz edebilecek aletleri spor alanlarında kullanarak müsabaka düzenini bozmak’ ve ‘Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması’ suçlarından cezalandırılmaları istendi. Süreç içinde Furkan Ersanlı hariç tüm sanıklar, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
İzmir 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde sanıkların yargılanmasına bugün devam edildi. Duruşmaya tutuklu sanık Furkan Ersanlı’nın yanı sıra bazı tutuksuz sanıklar ve avukatları katıldı. Mahkeme heyeti başkanı, fişekten yaralanan Göztepeli taraftar Mehmet Çakır’ın olaydan 1 yıl sonra alınan sağlık raporunda yer alan bilgilere göre yüzündeki izin ‘sabit iz’ niteliğinde olduğunu kaydetti. Ayrıca sol kolunun üst kısmında engellilik oranının ise yüzde 13 olarak hesaplandığı ve çiğneme fonksiyonlarında kayıp bulunduğunu ifade etti.

SAVCI MÜTALASINI AÇIKLADI
Duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Mütalaada, tutuklu sanık Furkan Ersanlı’nın ‘silahla kasten yaralama’, ‘spor alanlarına yasak madde sokulması ve müsabaka düzeninin bozulması’ suçlarından cezalandırılmasını talep etti. 5 sanık hakkında ‘spor alanlarına yasak madde sokulması’, 1 sanık hakkında ‘spor alanlarına sokulan yasak maddeyi seyircilere temin etme’, 8 sanık hakkında ise ‘müsabaka düzeninin bozulması’ suçundan ceza istendi. Ayrıca 9 sanığın beraati talep edildi. Savcı 15 sanığın güvenlik tedbiri olarak spor müsabakalarını seyirden yasaklanması yönünde ayrıca görüş bildirdi.
Mahkeme heyeti başkanı, tutuklu sanığın bu halinin devamına karar verip sanıklar ve avukatlarına esas hakkındaki savunmalarını hazırlamaları için süre verilmesine karar vererek duruşmayı erteledi.
]]>Diğer terörist Emrah Yayla ile birlikte etkisiz hale getirilen Pınar Birkoç hakkında, 9 Mayıs 2017’de “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi” suçlarından dava açıldı.
‘KOZMİK ODA’DA PARMAK İZİ
Dava dosyasında yer alan iddianamede, DHKP/C terör örgütünün faaliyetlerinin deşifresine yönelik çalışmalarda örgüt mensubu olduğu değerlendirilen Cemil Kurt’un, 17 Eylül 2016’da polis kıyafeti giyerek İstanbul Anadolu Adliyesi içinde keşif çalışması yaptıktan sonra ticari taksiye binerek Kocaeli’ye gittiği belirtildi.
Kocaeli’nde 18 Eylül 2016’da sahte polis kimlik kartıyla yakalanan Kurt’un barındığı tespit edilen Beyoğlu’ndaki Gençlik Federasyonu’na, 21 Aralık 2016’da operasyon düzenlendiği ve demirlerle güçlendirilmiş kapılar kırılarak içeri girildiği aktarılan iddianamede, şüphelilerin kendilerini güçlendirilmiş çelik duvarlardan oluşan odaya kapattıkları ve bu özel korunaklı oda kapısının da çelik kapı teçhizatlarıyla açıldığı vurgulandı.
“Kozmik oda” olarak tabir edilen odadakiler arasında sanık Pınar Birkoç’un da bulunduğu ve bu kişilerin çok sayıda tahrip edilmiş örgütsel dokümanla yakalandığı kaydedilen iddianamede, Beyoğlu Piyalepaşa Mahallesi’ndeki bir adrese yönelik 23 Ekim 2016 tarihli operasyonda ele geçirilen örgütsel suç aletlerinden kırmızı renkli bez maskedeki DNA profilinin de Pınar Birkoç’unkiyle uyumlu olduğu dile getirildi.
İddianamede, Pınar Birkoç’un, yoğunluk, çeşitlilik ve süreklilik arz eden eylemleriyle DHKP/C silahlı terör örgütünün hedef ve çıkarları doğrultusunda örgüt üyesi olarak faaliyet gösterdiği belirtildi.
“BIRAKIN OKULUMA GİDEYİM” SAVUNMASI YAPMIŞ
İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinde tutuklu yargılanan Birkoç, duruşmalarda yaptığı savunmalarda tahliye talebinde bulunurken, “Artık bu adaletsizliğe bir son verin. Bırakın gideyim, ailemin yanında olayım, okuluma, hayatıma devam edeyim, kendime bir gelecek kurmak telaşı içerisine gireyim” ifadelerini kullandı.
Birkoç hakkındaki dava 2019 yılında karara bağlandı ancak verilen hüküm 2021 yılında Yargıtay incelemesinin ardından bozuldu.
Aynı mahkemede 2021 yılında yeniden görülmeye başlanan davada sanık Birkoç, tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak Şubat 2022’deki duruşmada tahliye edildi. Hakkındaki karar ise 22 Mart 2022’de açıklandı. Buna göre Birkoç, “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi” suçlarından 11 yıl 8 ay hapis cezası ile 120 lira adli para cezasına çarptırıldı, hakkında yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol işlemi uygulandı.
HAKKINDA GİZLİ TANIK İFADELERİ VAR
Mahkemenin gerekçeli kararında da, gizli tanık D.A. ve K.D’nin Birkoç hakkındaki beyanlarına yer verildi.
D.A, “Birkoç’un terör örgütü DHKP/C’nin gençlik yapılanması liseli Dev-Genç içerisinde faaliyet yürüttüğü, aynı zamanda Sarıyer’deki Armutlu bölgesinde kurulan ‘Dilek Doğan Adalet Çadırı’nın polis tarafından kaldırılması sonrası süreçte geldiği bu bölgedeki eylemlere katıldığı, polis karakoluna yönelik saldırılarda Birkoç’un molotofkokteyli atan kişi olduğu” şeklinde ifadeler kullandı.
Kararda, diğer gizli tanık K.D’nin ise Birkoç ile ilgili şu beyanı yer aldı:
– DHKP/C örgütünde Nurtepe mahalli alan içerisinde faaliyet yürütmekteydi. Örgütün talimatı doğrultusunda Bağcılar’da silahlı çatışmada yaşamanı yitiren Günay Özarslan için, 24-27 Temmuz 2015 tarihleri arasında Gazi Mahallesi’nde düzenlenen korsan gösteriye de katılan şahıstır. Bana izlettiğiniz görüntülerde, örgütün tek tip kıyafeti olan yeşil gömlek, kahverengi etek, boynunda kırmızı fular ve kafasında siyah bere ile elinde flama taşıyan şahıstır.
Birkoç’un örgütsel yayın yapan internet sitesi ve sosyal medya hesapları aracılığıyla yapılan genel veya özel nitelikli çağrılar veya talimatlar üzerine, örgütün önem verdiği gün ve olaylarda yasa dışı eylemlere katıldığının tespit edildiği de kaydedilen kararda, bu kişinin terör örgütünün hiyerarşik yapılanması içerisinde bilerek ve isteyerek yer aldığı anlatıldı.
ÇOCUKKEN DE YARGILANMIŞ
Gerekçeli kararda, Birkoç’un, 24 Temmuz 2015’te terör örgütlerine yönelik yaklaşık 5 bin polisin katılımıyla düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda Bağcılar Bülbül Sokak’ta ölü olarak ele geçirilen Günay Özaslan için düzenlenen ve DHKP/C’nin propagandasına dönüştüğü anlaşılan toplantıya katıldığı vurgulanarak, sanık hakkında bu dosyadan da İstanbul Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldığı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği bildirildi.
Boğaziçi Üniversitesi’nde 18 Ekim 2016’da düzenlenen yasa dışı toplantıya katılarak “yaşasın dev genç” sloganı atan Birkoç hakkında, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçundan ayrı bir dava açıldığı hatırlatılan gerekçeli kararda, sanığın 30 Mart 2016’da Tokat’ta içeriği itibariyle örgüt propagandasına dönüştüğü anlaşılan Mahir Çayan eylemine katılarak flama taşıdığı ve bununla ilgili soruşturmasının devam ettiği bilgisi de paylaşıldı.
DOSYASI YARGITAY’DA
Gerekçeli kararın açıklanmasının ardından İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dava dosyası, temyiz için Yargıtay Ceza Dairesi’ne gönderildi. Dosyanın temyiz incelemesi sürüyor.
]]>Doku’nun bulunması için cep telefonu sinyallerini izleyen güvenlik güçleri, saat 11.29’da Atatürk Mahallesi’ndeki minibüs durağından üniversite aracına bindiğini tespit etti. Yol güzergahındaki Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) kameralarında yapılan incelemelere rağmen Doku’nun araçtan nerede indiği tespit edilemedi.
Araştırmalar sonunda Gülistan Doku’nun cep telefonunun, en son Uzunçayır Baraj Gölü’ndeki Sarı Saltuk Viyadüğü’nde sinyal verdiği belirlendi. Viyadük üzerinden geçen bir aracın kamerasına da Gülistan Doku’nun olduğu ifade edilen görüntü yansıdı.
Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel koordinesinde Uzunçayır Baraj Gölünde AFAD Başkanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Ankara, Denizli, Diyarbakır, İstanbul, İzmir, Konya, Malatya, Manisa ve Kahramanmaraş büyükşehir belediyeleri ile sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve gönüllülerden oluşan 542 kişilik personel, 88 araç, 38 bot, 10 ROV cihazı, 6 dron, 4 sonar ve 3 arama köpeğiyle yapılan aramalara rağmen Doku’ya ait ize rastlanmayınca çalışmalar sonlandırıldı.

Zeinal A
BAŞ ŞÜPHELİ ADLİ KONTROLLE SERBEST
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmada, kaybolmadan önce son görüştüğü kişi olduğu belirtilen erkek arkadaşı Rusya doğumlu Zeinal A., olaydan yaklaşık 2 yıl sonra Antalya’nın Alanya ilçesinde gözaltına alındı.
Zeinal A., 4 saat süren ifadenin ardından adli kontrolle serbest bırakıldı ve hakkında yurt dışı yasağı konuldu. Zeinal A.’nın babası E.Y. hakkında da Doku ile ilgili gizli kalması gereken kişisel bilgileri sosyal medyadan ifşa ettiği gerekçesiyle dava açıldı. Mahkeme, E.Y.’yi kişisel verileri ele geçirip, yaydığı gerekçesiyle 2,5 yıl hapse çarptırdı.
Ayrıca sosyal medya hesaplarında yapılan inceleme ve araştırmalarda, E.Y.’nin, 2018 yılında Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’yi şehit eden polis memuru İsmail Hakkı Saraçoğlu hakkında da sosyal medya üzerinden olumlu ifadeler kullandığı tespit edildi.
Tunceli Valiliği’nin önerisi üzerine İçişleri Bakanlığı tarafından Zeinal A.’nın babası E.Y., polislik mesleğinden ihraç edildi.
“DOSYAMIZIN MAĞDURU 4 YILDIR ULAŞILAMAYAN DOKU’DUR”
Doku ailesinin Avukatı Ali Çimen, baş şüpheli Zeinal A. hakkında verilen adli kontrol şartının yetersiz olduğunu kuvvetli şüpheli sıfatıyla tutuklanmasıyla ilgili savcılığa dilekçe verdiklerini belirterek, şunları kaydetti:
“Gülistan Doku soruşturma dosyası 07.01.2020 tarihinde başladı. Bu soruşturmanın devam eden evresinde yargısal uygulamalar toplumdaki adalet duygusunu incitir hale geldi. Dosyada birden çok hatalı işlem söz konusu.
Faillerin korunduğuna ilişkin dosyada delillerimiz mevcut. Buna ilişkin gelinen bu aşamada bizim de bir suç duyurumuz oldu. Gülistan Doku soruşturmasının baş şüphelisi hakkında Sulh Ceza Hakimliği tarafından kuvvetli şüphesi bulunduğu gerekçesiyle yurt dışına çıkmama, belli yerlere başvurma şeklinde adli tedbir uygulandı.
Dosyamızın mağduru yaklaşık 4 yıldır kendisine ulaşılamayan Gülistan Dokudur ve bu aşamaya kadar akıbeti bilinmiyor. Gelinen bu aşamada artık biz dosyada bulunan delillerin tekrardan değerlendirilerek şüpheli hakkında devam eden adli kontrolün yetersiz olması gerekçesiyle tutuklama talebimiz söz konusu oldu.
Bizim beklentimiz artık Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının dosyadaki delilleri değerlendirip baş şüpheli hakkında tutuklama kararı vermesidir. Buna ilişkin dilekçemizi sunduk”
TOPLANMASINI İSTEDİĞİMİZ BİRÇOK DELİL VAR
Avukat Ali Çimen, ayrıca Zeinal A.nın babası hakkında dosyaya şüpheli sıfatıyla girmesi için dilekçe verdiklerini ve dönemin valisi Tuncay Sonel hakkında da görevi kötüye kullandığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulunduklarını ifade ederek, şunları söyledi:
“Dosyayı Tunceli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube yönetmektedir. Asayiş şubede bir polis memuru vardı o da baş şüphelinin babasıydı. Dosyaya şüpheli olarak girmesi hakkında da bir talebimiz oldu.
Onun gerekçesi de şuydu; Gülistanın 04.01.2020 günü gittiği son bir ev var ve bu da şüphelinin babasının evidir. Yine Gülistan 04.01.2020 gecesi evden çıktıktan sonra savcılık tutanaklarına yansıyan, bir vatandaşın Gülistanın bir araca zorla bindirilme ihbarı olmuştu.
O zorla bindirilmeye çalışılan araç da yine bu baş şüphelinin babasına aitti. Basına da yansıdı. Soruşturmanın başladığı gün araç Tunceliyi terk ediyordu.
Yine dosyamızda 5 hedef numara var. Bu 5 hedef numaraya ilişkin HTS kayıtları dosyaya girdi. Tamamı da asayiş büroda çalışan babaya ait.
Biz bu dosyada onun odak haline geldiğini ve dolayısıyla dosyaya şüpheli olarak girmesini ve gereğinin yapılması talebinde bulunduk. Bu da son verdiğimiz dilekçenin ikinci aşamasındaki talebimizdir. Dosyada toplanmasını istediğimiz birçok delil var.”
VALİNİN BU İŞE GİRMESİ GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA
Avukat Çimen, baş şüphelinin annesi C.Y.’nin CİMERe gönderdiği dilekçede dönemin valisi Tuncay Sonel ile ilgili geçen ifade hakkında da suç duyurusunda bulunduklarını belirterek, şunları söyledi:
Dilekçe de dönemin valisi Tuncay Sonelin bilgisi dahilinde baş şüphelinin yurt dışına kaçırıldığına ilişkin şikayet ifade ediliyor. Bir dosyada bulunan şüpheliyle ilgili onun yurt dışına çıkartılmasıyla ilgili dönemin valisinin bu işe girmesi görevi kötüye kullanmadır.
Bu bizim beyanımız da değildir baş şüphelinin annesinin CİMERe yazdığı dilekçede mevcuttur. Bu nedenle biz bunları geçen kişinin de görevi kötüye kullanma suçundan yargılanması istiyoruz.
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına sunduk, delilleri toplamasını istiyoruz. 4 yıldır kendisine ulaşılamayan bir kadın var. Baş şüpheli hakkında yeterince delil var ve Tunceli Sulh Ceza Hakimliği de kuvvetli suç şüphesi gerekçesiyle hakkında iki yönlü tedbir uyguladı.
Şimdi gelinen bu aşamada mağdura ulaşamıyorsak adli tedbirin yetersiz kaldığı ortadadır. Biz bundan dolayı baş şüphelinin tutuklanmasını istiyoruz.”
]]>