“HALK SAĞLIĞI TEHDİT ALTINDA”
İstanbul Eczacı Odası Başkanı Şeker Pınar Özcan yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
* “1956 yılından beri var olan örgütlü yapımızla biz eczacılar, ülkemizin her ili, mahallesi ve köyünde hem mesleğimizin hem de halk sağlığının yararına hizmet veriyoruz. Bizler halkımızın eczacılarıyız. Pandemi gibi, deprem gibi olağanüstü dönemlerde biz eczacılar, halkımızın hep yanında olduk. Tarihe not düşelim, biz eczacılık hizmetini iyi yapıyoruz ve sadece eczacılık yapmak istiyoruz. Bugün burada iktidarı da muhalefeti de uyarıyoruz. Halk sağlığı tehdit altındadır çünkü bugün Türkiye’de bilim insanı yetiştirmek yerine apartmandan bozma üniversiteler açarak yeni mezun işsizler ordusu yaratılmaktadır.”
“9 BİN 500 ECZACI İŞSİZ”
Sağlık Bakanlığı’nın ‘Sağlıkta İnsan Kaynakları 2023 Raporu’na göre olması gerekenden 9 bin 500 fazla eczacı olduğunu kaydeden Özcan, şöyle devam etti:
* “Türk Eczacıları Birliği kayıtlarına göre de Türkiye’de bugün 9 bin 500 eczacı işsizdir ve buna önümüzdeki dönem, önümüzdeki ay mezun olacak 4 bin 500 eczacı dahil değildir. 20 yıl önce 8 olan eczacılık fakültesi bugün 62’dir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre, eğitim ve sağlık temel insan hakları olarak tanımlanmış ve devlet tarafından karşılanmak zorundadır. Buna rağmen bugün ülkemizde eğitim ve sağlık maalesef ticaretin konusu olmuştur. Eğitim ve sağlık ciddi bir iştir. Bir ülkenin geleceğidir. Ancak halkımızın sağlığı ve gençlerimizin geleceği maalesef ekonomiye, siyasete, ranta kurban gitmektedir. Artık bu aymazlıktan acilen vazgeçilmelidir.”
“ECZACILIK FAKÜLTESİ AÇILMASINA SON VERİLMELİ”
Sağlık Bakanlığı’na ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na seslenen Özcan, “Sağlıklı bir eczacılık eğitimi için artık eczacılık fakültesi açılmasına son verilmelidir. Eczacılık fakültesi kontenjanları yüzde 50 oranında düşürülmelidir. YKS sıralama barajı 60 bine çekilmelidir. Mevcut ve öğrenci alımına başlamamış eczacılık fakülteleri AR-GE merkezlerine veya akademisyen yetiştiren kurumlara dönüştürülmelidir. Yeni mezun eczacılarımız için kamuda kadro açılmalı, ilaç sanayinde eczacı kadrosu getirilmeli ve eczacılıkta uzmanlık alanları genişletilmelidir” diye konuştu.
“TALEPLERİMİZE MECLİSTE SAHİP ÇIKIN”
Özcan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki eczacı vekillere de şöyle seslendi:
* “Sağlık zincirinin vazgeçilmez halkası olan mesleğimiz, genç meslektaşlarımız fakülte enflasyonu nedeniyle gelecek endişesi içindeler. Eğitim politikası bir halk sağlığı sorunu haline geldi. Mesleğimizin ve genç meslektaşlarımızın geleceği için taleplerimize mecliste sahip çıkın. Bu plansızlık ve kaos biliyoruz ki sadece bizim mesleğimizin sorunu da değil. Tıp, diş hekimliği ve hukuk başta olmak üzere tüm mesleklerde de benzer sorunlar yaşanıyor. Bu vesileyle ilgili tüm meslek örgütlerini de bu liyakatsizliğe, bu plansızlığa fakülte enflasyonuna karşı ses yükseltmeye ve hep birlikte mücadeleye davet ediyoruz. Bizler sonuç alınıncaya dek her türlü demokratik eylemi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”
]]>
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve eşi Didem Özel, Festivale, Manisa Valisi Enver Ünlü, CHP Manisa milletvekilleri Bekir Başevirgen, Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, AKP Manisa milletvekilleri Tamer Akkal, Mücahit Arınç, MHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay, CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay, Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, Manisa’yı, Mesir’i Tanıtma ve Turizm Derneği Başkanı Ufuk Tanık, protokol üyeleri ve vatandaşlar katıldı.

MEHTER TAKIMI EŞLİĞİNDE KORTEJ YÜRÜYÜŞÜ
Büyükşehir belediyesi mehter takımı eşliğinde kortej yürüyüşü yapıldı. Kortejde, Manisa’da yetişen Osmanlı padişahları, şehzadeler, Hafsa Sultan ve Merkez Efendi de temsil edildi. Öte yandan kortej boyunca Türk ve yabancı halk oyunları ekipleri, gösteriler sundu. Valilik önünden başlayarak Sultan Camisi önünde son bulan kortej boyunca protokol üyeleri, halkı selamladı. Temsili Hafsa Sultan’ın, Merkez Efendi’ye berat vermesinin ardından Sultan Camisi’nin kubbe ve minarelerinden, alanda ellerini açarak bekleyenlere şifalı macunlar saçıldı.

ŞEMSİYE AÇIP, TERS ÇEVİRDİLER
20 dakika boyunca 41 ayrı noktadan 7 ton mesir macunu, saçıldı. Bazıları, çıktıkları aydınlatma direkleri ve ağaçlar üzerinde şemsiyelerini ters çevirerek, mesir macunu topladı. Halk, şifalı olduğu belirtilen macunlardan kapmak için birbiriyle yarıştı. Mesir macunları camiye yakın binalardan da saçıldı. Öte yandan festivalde, 4 bin polis, jandarma ve özel güvenlik görevlisi görev yaptı.

MESİRİN TARİHÇESİ
Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim’in eşi, ‘Muhteşem Süleyman’ olarak tarihe geçen Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Hafsa Sultan, Manisa’da hastalanır. Hafsa Sultan’ın yaptırdığı Sultan Camisi Medresesi’nin başına getirilen Merkez Efendi, bitki ve baharatların karışımından oluşan bir macun hazırlar.

41 çeşit baharat karıştırılarak, hazırlanan macunu yiyen Hafsa Sultan sağlığına kavuşur. Daha sonra Hafsa Sultan, hastalara bu macunun verilmesini ister. Hafsa Sultan, daha sonra kağıtlara sardırılan macunun kendi yaptırdığı Sultan Camisi’nin kubbe ve minarelerinde halka saçılmasını buyurur. Halk, her yıl 21 Mart günü Sultan Camisi’nin önünde kendiliğinden toplanmaya başlar. Böylece Manisa Mesir Şenlikleri doğar. 1539’dan bu yana on binlerce insan, Sultan Camisi etrafında toplanır, doğanın uyanışı, baharın gelişini, bereket ve bolluğun başlangıcını seyreder.

41 ÇEŞİT BAHARAT KULLANILIYOR
483 yıldır içeriği bozulmadan hazırlanan mesir macununun içinde şunlar bulunuyor:
“Tarçın, karabiber, yenibahar, karanfil, çörek otu, hardal tohumu, anason, kişniş, zencefil, hibiskus, zerdeçal, Hindistan cevizi, rezene, kebabiye, sinameki, sarıhalile, vanilya, darı fülfül, kakule, havlıcan, hıyarşembe, safran, kimyon, çam sakızı, mürsafi, meyan balı, zulumba, limon kabuğu, portakal kabuğu, deve dikeni tohumu, keten tohumu, keçiboynuzu, udi hindi, ısırgan tohumu, ak biber, üzüm çekirdeği, hayıt tohumu, biberiye, funda yaprağı, melisa otu, karahalile.”
]]>12 Nisan Cuma günü teleferik kazası sonucu hayatını kaybeden yurttaşın ailesine başsağlığı dileyerek sözlerine başlayan Deniz Yücel, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’n talimatıyla Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır’ın başkanlığında CHP heyetinin olay günü Antalya’ya hareket ettiğini hatırlatarak “Bu üzücü kaza ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında dün gece, Kepez Belediye Başkanımız Mesut Kocagöz hakkında tutuklama kararı verildi. Süreç, partimiz tarafından yakından takip ediliyor. Bu ülkede 7’si çocuk 25 kişinin öldüğü Çorlu Tren kazasında sorumlu kamu görevlileri, bırakın cezalandırılmayı ödüllendirilirken, onlarca madencimizin hayatını kaybettiği Amasra maden kazasındaki baş sorumlular hakkında aylarca soruşturma izni verilmezken, İliç’te toprak kayması sonucu meydana gelen faciada sorumlular korunurken, dün gece gelen tutuklama kararı şüphesiz, siyasi bir karardır” dedi.
“SORUŞTURMAYI SİYASETLE İLİŞKİLENDİRMEYE ÇALIŞANLAR KARŞILARINDA CHP’Yİ GÖRECEKTİR”
Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün 28 Kasım 2023 tarihinde belediye başkanlığına adaylık başvurusu yapmak için belediye iştiraki ANET Yönetim Kurulu Başkanlığı’ndan ve Genel Müdürlüğü’nden istifa ettiğini belirten Yücel, “İstifadan sonra işletmede defalarca denetim yapılmıştır. Ancak; bu acı olaydan bile siyasi rant devşirmeyi hedefleyen, partimizi karalamaya çalışanlar öncelikle şunu anlamalıdır: Kazada sorumluluğu olan herkes, tarafsız ve bağımsız yargı önünde hesap vermeli ve hak ettiği cezayı almalıdır. Kuşkusuz kazada dahli olan kim varsa kimsenin gözünün yaşına bakılmamalıdır. Bu bizim kırmızı çizgimizdir. Ancak bu soruşturmayı, siyasetle ilişkilendirmeye çalışanlar, karşılarında Cumhuriyet Halk Partisi’ni görecektir” diye konuştu.
“HUKUKSUZLUĞUN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”
Hatay’daki seçimlerin iptal edilmesi çağrısında da bulunan Yücel, “Sanmayın ki, bu milli irade gasbına sessiz kalacağız. Sanmayın ki Hatay’dan vazgeçtik. Kurucu liderimizin şahsi meselesi bizim de şahsi meselemizdir. Biz bu hukuksuzluğun peşini bırakmayacağız. Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘şahsi meselem’ dediği Hatay, her bir Cumhuriyet Halk Partilinin şahsi meselesidir ve Hatay halkının iradesine bu anlayışla her zaman sahip çıkılacaktır. Hatay seçimlerine şaibe bulaşmıştır. Var olan bu kanunsuzluklar nedeniyle Yüksek Seçim Kurulu tarafından Hatay seçimlerinin derhal iptal edilerek yenilenmesine karar verilmesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
“AKP İKTİDARI SAATLERCE NE DİYECEĞİNİ BİLEMEDİ”
İran ve İsrail arasında yaşanan son gerilime de değinen Yücel, AKP’yi eleştirerek “AKP iktidarı, saatlerce ne diyeceğini bilemedi… Bu önemli gelişmeler karşısında başta Dışişleri Bakanı olmak üzere tek bir yetkilinin dahi bu konuda, uzun süre bir açıklama yapmaması, ülkemizin dış politika hanesine eksi puan yazılmıştır. Füze ve roket atılıyor, ‘saldırı’ bile diyemiyorlar. ‘Adım’ ya da ‘hamle’ diyorlar… CHP olarak bizim tavrımız net… Biz Filistinlilerin ve tüm mazlum halkların yanındayız. Ortadoğu’da gerilimi yükseltecek tüm politikaların da karşısındayız. Tüm ülkelerin itidalli davranmasını istiyoruz. Böyle bir ortamda, hiç şüphesiz, ülkemizin ve partimizin kurucusu Büyük Önder Atatürk’ün bize gösterdiği ‘Yurtta Barış Dünyada Barış’ anlayışı ile hareket edilmelidir” şeklinde konuştu.
“ŞEBNEM BURSALI’NIN YEDİĞİ ISTAKOZUN HESABIYLA 1 AY GEÇİNMEK ZORUNDA OLAN AİLELER VAR”
AKP İzmir Milletvekili Şebnem Bursalı’nın ıstakoz paylaşımı hakkında da konuşan Yücel, “AKP milletvekili Şebnem Bursalı’nın yediği ıstakozun hesabıyla 1 ay geçinmek zorunda olan aileler var bu ülkede. Önümüzde Kurban Bayramı var… Bakalım 2 ay sonra, halkı küçümsemek adına neler yapacaklar. Kibir abidesi AKP’liler bu kez hangi görgüsüz davranışlarıyla gündem olacaklar, bekliyoruz… Bu görgüsüzlüğün, bu eşitsizliğin ve haksızlığın akıllara getirdiği Tevfik Fikret’in şiirinde de dediği gibi ‘Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin, doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin’. Ama unutmayın ki ilk genel seçimler de ıstakoz sofralarınızım sonu olacak” dedi.
“İŞİMİZ GÜCÜMÜZ TÜRKİYE”
“Partimizde başlattığımız değişim rüzgârı artık ülkemizde de esmeye başladı” diyen Yücel konuşmasını şöyle sonlandırdı:
* “Cumhuriyet Halk Partisi’ni, yerel seçimlerde Türkiye’nin birinci partisi yapan halkımız, inanıyoruz ki ilk genel seçimlerde de bize aynı gururu yaşatacak. Değerli arkadaşlar, buradan partim adına, partimin çeşitli kademelerinde görev yapan her bir ferdi adına söz veriyorum. Cumhuriyet Halk Parti’sinde kibirin en ufak bir emaresini dahi görmeyeceksiniz.
* Halkın verdiği oyları rahatlama sebebi olarak gören bir irade değil, aksine omuzlarımızda artan yükün farkında olarak ve fakat gururla taşıyarak doğru bildiği yolda durmaksızın ilerleyen bir irade göreceksiniz. Bu seçimlerde yaktığımız meşaleyi, hiç söndürmeden, değişim inancı ve gücü ile Türkiye İttifakı için çalışmaya devam edeceğiz. İşimiz gücümüz Türkiye” bizim için sadece bir seçim sloganı değildir. Sadece seçimde değil her gün için ‘İşimiz gücümüz Türkiye!’ diyorum.”
]]>■ 2019’daki mağlubiyetin ardından siz sahadan hiç çekilmediniz. Motivasyonunuz neydi?
Hedefimiz hep belliydi, biz büyükşehirde bir değişim yaşanması gerektiğini gördük. Çünkü Bursa gerçekten kötü yönetiliyordu. Hava kirliliği maksimum seviyelere ulaştı, çevre kirliliği vardı. Bursa’nın trafik ve ulaşım ile ilgili sorunları var. Bursa’nın planı yok, planlamadan başlayan, çevre düzeniyle ilgili projelendirmelere kadar bir sorunlar yumağı var. Bunları çözebilmek için de önce insan diyen bir anlayışın Bursa’nın dört bir tarafına yayılması gerekiyordu.
RÜZGAR FIRTINAYA DÖNÜŞTÜ
■ Seçim öncesi en çok gelen talep ve istekler nelerdi? Halk size nasıl güvendi?
Halk bizi zaten tanıyordu. Her gittiğimiz ilçede “Nilüfer gibi olacak mı?” sorusuyla karşılaştık. Nilüfer’deki hizmetlerin aynılarını tüm ilçelere yayma sözü verdik. İnsanlar bize inandı ve 3 ayda gördük ki rüzgâr zaten bizim lehimize esiyor, sonra o rüzgâr sandıkta fırtınaya dönüştü. İl ve ilçe başkanımızla 3 ay boyunca beraberdik. Görünmeyen kahramanlarımız vardı; ev ev dolaşıp bizi anlatan Bursalılar. Nilüferliler, farklı ilçelerdeki eşini dostunu arayıp bizleri anlattı. Gerçekten Nilüferliler inanılmaz çalıştı bu seçimde.
İNCELEME BAŞLATIYORUZ
■ Nasıl bir belediye devraldınız?
En geç mazbata alan büyükşehir belediyesi bizdik. Son iki haftada nelerin yapıldığını hiç bilmiyoruz. Bayramdan hemen sonra geniş kapsamlı inceleme başlatıyoruz. Kamuoyunu da bilgilendirip aydınlatacağız. Çünkü burada harcanan her bir kuruş bu şehirde yaşayan 3,3 milyon insanın parası. Şu an, bütçe dengesinin bozulduğunu görebiliyoruz, çünkü bütçenin 6 aylık harcamasını 3 ayda yapmışlar.

Başkan Boybey Sözcü TV’den Gülinay Selçuk’un sorularını yanıtladı.
EMEKLİLERE HALK KART GELİYOR
■ Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin halka yönelik ilk hizmetleri neler olacak?
İlk olarak çocuklara süt projemiz var, yeni dönemde anaokulu ve 1. Sınıfa giden çocuklarımıza okul sütü dağıtımına başlayacağız. Biz bunu Nilüfer’de başardık ve Türkiye’de bir ilkti. Daha sonra Bakanlık “biz yapalım” dedi. Bakanlığa devrettik, 2 ay dağıtım yaptılar, 3. ayda bıraktılar. Emekliye, ihtiyaç sahiplerine Nilüfer’de yıllarca Halkkart dağıttık. Şimdi bu çalışmamızı Bursa geneline yayıyoruz. Emeklilerimize de destek paketlerimizi en kısa sürede devreye sokacağız. Hayvancılıkla ilgili çalışmalar yapacağız.
HAVA KİRLİLİĞİNİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ
■ Hava kirliliği Bursa’da en kritik seviyede. Bu soruna nasıl eğileceksiniz?
Bursa’nın bugün İnegöl de dahil olmak üzere havası kirli. Bakanlıkla ve valilikle görüşeceğiz. Nilüfer’deki 20 yıllık başkanlık dönemimde hava ölçüm istasyonları yapıp üniversitemizle ortak bir proje ile ilçemizdeki hava kirliliğini sürekli takip ettik. Şimdi aynı modeli tüm Bursa geneline yayacağız ve kentteki hava kalitesini sürekli izleyeceğiz, halkımızla da paylaşacağız. Ayrıca kirleticilere karşı hassasiyetimiz çok yüksek. Kirleticileri tespit edip tedbir alması gerekenlerin takipçisi olacağız.
]]>İmamoğlu, Esenyurt’da CHP’nin Esenyurt Belediye Başkan Adayı Ahmet Özer ile birlikte halk buluşmasına katıldı. Yazar Yaşar Kemal’in adı verilen meydanın ve Haramidere ıslahı 1. Etap kavşak düzenlemesinin açılışını da gerçekleştirdi. Etkinliğe Yaşar Kemal’in eşi Ayşe Semiha Baban da katıldı. İmamoğlu sahneye de sözleri Yaşar Kemal’e müziği Zülfi Livaneli’ye ait “Merhaba” şarkısı ile çıktı.
BAKANLARA GÖNDERME
İmamoğlu sözlerine “Bakın Yaşar Kemal ne söylemiş? ‘Dünyanın ucunda bir gül açılmış, efil efil esen yele merhaba/ Karanlığın sonu bir ulu şafak, sarp kayadan geçen yola merhaba’ demiş. Yaşar Kemal en sert kayasına bile bu memleketin merhaba demiş. Ben de canım ciğerim, komşum hemşerim sevgili Esenyurtlulara merhaba diyorum” cümleleriyle başladı. Meydanı dolduran vatandaşların taşıdığı pankartları tek tek okuyan İmamoğlu “Kabine İmamoğlu’na karşı” pankartını göründe “Kabine kim ya? Kabine kim? Tanıyan var mı? Ben tanımıyorum. Ha şu Ankara’dan gelen 17 arkadaş tamam… Çıkaramadım pardon” diye espri yaptı.
“BİNA YAPMAK İÇİN DERENİN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİRDİLER”
Esenyurt’a yaptıkları hizmetleri sıralayan İmamoğlu açtıkları kreş, yurt ve kütüphaneleri, bursları, anne kart ve halk sütü anlattı. Gündeme sık sık can ve mal kaybına neden olan sel baskınları ile gelen Esenyurt’a İSKİ’nin 4.4 milyar liralık yatırım yaparak alt yapısı sorunu çözdüğünü belirtti.
İmamoğlu “Bunların karnesi sıfırdı. İstanbul’un 39 otuz dokuz ilçesinde olduğu gibi Esenyurt’ta da icraatçı olduk, halkçı bir belediye olduk. Her yağmurda can ve mal kaybı oluyordu. Bunu sona erdirdik. Bunlar bina yapmak için derenin yönünü bile değiştirdiler. İmara açtılar. Biz derenin akışını normalleştirdik” diye konuştu.
“ESENYURT’U KABATAŞ’A BAĞLIYORUZ”
Esenyurt’un ilk metro hattı olan Mahmutbey-Bahçeşehir- Esenyurt metrosunun yüzde 40’ını bitirdiklerini belirten İmamoğlu şöyle konuştu:
– Bu hattı Esenkent, Ardıçlı ve Esenyurt meydandaki durağı ile vatandaşlarımızı, İstanbul Boğazı’nın kıyısına Kabataş’a bağlayacağız. Beylikdüzü -Sefaköy- Yenikapı metro hattını da göreceksiniz bu kardeşiniz yapacak. Bu kardeşimiz bizden önceki 25 yılda yapılan metro hattının yarısını 5 yılda yaptı.
– Size söz, bu kardeşiniz 10 yılda, 50 yıllık iş yapacak. İstanbul ulaşımında bir devrim olacak olan Hızray yapacağız. Sizi TÜYAP’tan, Esenyurt’tan Sabiha Gökçen’e, 75 kilometreyi 55 dakikada İstanbul’u bir uçtan öbür uca bağlayacak İstanbul tarihinin en büyük, en hızlı, ekspres metro hattını da bu kardeşimiz yapacak. Yine bu bölgede metrobüs hattının Büyükçekmece’yle eklentisini sağlayacağız.
“30 BİN KONUT MAĞDURU YARATTILAR”
İmamoğlu, “Bunların derdi ve çocuktu ve kadındı, ne anneydi, ne de gençti. Bunların tek derdi rant, rant. Başka bir dertleri yoktu. Onun için Esenyurt’ta bizden önce 30 bin konut mağduru yarattılar. Sırf bir avuç insan zengin olsun diye. Ama biz bu eksiklikleri de gidereceğiz” dedi.
“OYLARINIZI BÖLMEYİN” ÇAĞRISI
Esenyurt’ta yeni kreşler ve kent lokantası açacaklarını duyuran İmamoğlu şöyle devam etti:
– Bunları onlar yapabilir mi? Onların aklına siz gelir misiniz? Vatandaşımız bizim aklımızda, bizim yüreğimizde. Ancak biz yaparız bunları. Onlar yapamaz. Çünkü onlar israfçı, biz icraatçıyız. Onlar rantçı, biz halkçıyız, halkçı. 31 Mart neyin tarihi? İsrafçıların ve rantçıların tarihe gömülme vakti. Hep birlikte 31 Mart’ta bunları tarihe gömmeye hazır mıyız? İsraf ve ihanet dönemini tarihe gömmeye hazır mıyız?
– Bir avuç insana asla oy verilmesine müsaade etmeyin. Oylarınızı bölmeyin. Anlaştık mı? Oylarınızı bölmeyeceğiz. Oylarımızı ve güçlerimizi birleştireceğiz. Particilik yapma zamanı değil. Biz halkçı İstanbul’un büyük ittifakıyız. Biz halkını düşünen, partiler ötesi düşünen, şehrini düşünen, insanını düşünen, bu şehrin emekçisini, işverenini, kadınını, gencini, çocuğunu düşünen büyük bir halk ittifakıyız. Bazıları pireye kızıp yorganı yakmak isteyebilir. Sakın buna fırsat vermeyin. Her zaman birleşeceğiz. Birleşe birleşe kazanacağız.
“ONLARIN DEVRİ BİTTİ”
– Bugün karşımızda olan güç hiç değişmedi. 2019’da bize ne yaşattı iseler aynı kişiler, hiçbir zaman dürüst ve adil olmadılar. Bugün de değiller. Demokrat değildiler. Şimdi de değiller. Onların bugüne kadar akıllarına bile gelmeyen vaatlerine sakın aldanmayın. Sakın dinlemeyin. Onların artık dönemi devri bitti. Emekliyi sefil etmediler mi? İşçiyi sefil etmediler mi? Paramızı pul etmediler mi? Bir emekli bir kahvehaneye girip çay bile içemiyor. Dolayısıyla onlar sadece kendi çıkarları için siyaset yaparlar. Biz sizin için çalışacağız. Biz milletimiz için çalışacağız. Onlar 2019’dan bugüne hiç değişmediler. Ama bizim birliğimizi ve bütünlüğümüzü bozmaya çalışıyorlar. Bunlara fırsat vermeyeceğiz. Onların gözünü gördüğü tek şey çıkarları, bizim derdimiz milletimiz.
– Bir avuç israfçıya ve rantçıya fırsat vermeden biz vicdanlı, mert, akıllıca, ahlaklıca, erdemlice bir döneme hazırlık yapıyoruz. 31 Mart’ta mertlik kazanacak. 31 Mart’ta particilik değil birliktelik, bir partinin değil halkın zaferi olacak. Bu şehre, başta Esenyurt’ta, ihanet ve zulüm edenleri, vatandaşı ayrıştıranları 31 Mart’ta hep birlikte tarihe gömeceğiz. Hoşgörü ve kardeşlikle beraber kazanacağız. Yaşar Kemal diyor ki; ‘Bir toplum hoşgörüsü kadar güçlü, sağlam, haklıdır. Zulmü kadar zalim ve zayıftır.’ Onlar zulümleriyle bu şehri, bu ülkeyi bu milleti zayıflatanlardır. Bir avuç bir avuç zalim kaybedecek, halkın hoşgörüsü kazanacak. Halkın vicdanı kazanacak, vicdan ittifakı kazanacak.
]]>İmamoğlu, coşkulu kalabalığa yaptığı konuşmada, “Vallahi bu tam istediğimiz şey. Burası ne biliyor musunuz? Bu ittifak, İstanbul ittifakı. Bu ittifak, halkın ittifakı. Partiler ötesi bir ittifak. İstanbul’un hakkını savunan bir ittifak. Onun için sizi yürekten kutluyorum. Bu yolculuğa beraber çıktık. Gerçekten aklın yolunu, hep beraber bulacağız ve İstanbul’un muhafızlığına devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“SEÇİMDE İKİ SEÇENEK VAR”
“Bu seçimde, iki seçenek var” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:
* “Bir tanesi, ya ‘tam gaz geri’ diyenler kazanacak ya da ‘tam yol ileri’ diyenler kazanacak. Çünkü ‘Tam gaz geri’ diyenler, İstanbul’u 2019 öncesine geri döndürmek istiyorlar. Başarabilecekler mi? İstanbul, hızını almış gidiyor, gidiyor. Hizmette, icraatta, yatırımda rekor üstüne rekor kırıyor. Öyle değil mi? Ama onlar, İstanbul’u yine ‘sıfır noktasına’ döndürmek istiyorlar. Onların İstanbul için yaptıklarını toplayıp çıkarınca, elde ne kalıyor biliyor musunuz? Vallahi sıfır. Elde var sıfır, sıfıra sıfır. Çünkü bunların yöneticilikten anladıkları vatandaşa kaşıkla ver, kepçeyle al. Mesela, biz göreve başladığımızda, İstanbul’da, kaç metro inşaatında çalışma vardı biliyor musunuz? Sıfır. Koskoca bir sıfır. 10 metro inşaatının 10’u da durdurulmuştu. Paraları yoktu, finansmanını bulmamışlardı. Bazılarını hiç başlamamışlardı. Benden önceki belediye başkanı, bir de yazı yazıp, yazıyla durdurmuştu. Sonra, ‘başlayalım’ demişlerdi, başlayamamışlardı. Başlayanlar, bir süre sonra yine durmuştu.

“UTANMADAN…”
* Bunların iş bilmezliği, israfçılığı, rantçılığı yüzünden, İstanbul’un bütçesi iflas etmişti. Metro inşaatlarını yapan şirketlere tam 70 milyon Euro borçları vardı. Artık, TL de konuşamıyoruz. Paramızı pul ettiler. Biz ne yaptık biliyor musunuz? O borçların hepsini ödedik. Bütün sorunları çözdük ve 5 yılda tam 65 kilometre metro bitirdik. 62 tane metro durağı açtık. Daha yeni, Eyüpsultan-Bayrampaşa metrosunun ihalesini yaptık ve başladık. Şimdi utanmadan, bizim yaptığımız 65 kilometre metroya sahip çıkmaya kalkıyorlar. ‘Yapmadın’ diyorlar, rakamlarla oynuyorlar. Az önce fıstığın dediği gibi, ‘3 aylık kardeşim var. O bile 8 kilometrenin 8 adım etmediğini biliyor’ diyor. Adım atarak, sözüm ona bizim işimizi hafife almaya kalkıyor. Ama Allah konuşturuyor. Daha yeni, TV programında, ’65 kilometre metro yaptı’ demiş; çıkarmış, toplamış, mecburen. Allah konuşturuyor.

“METRO KONUSUNDA AĞZINI AÇMAYA HAKKIN YOK”
* Yahu sen, 10 metro inşaatını aylarca, yıllarca durdurmuşsun. Bize 70 milyon Euro borç bırakmışsın. Senin metro konusunda gerçekten ağzını açmaya hakkın yok. Ayıp. Yazık etmişsin. ‘10 metro inşaatının 10’unu da durdurmuştuk, İstanbullulardan özür dileriz’ demiyorsunuz; Ekrem İmamoğlu’nun ekibiyle, halkıyla yaptığı bu güzel işleri reddetmeye çalışıyorsunuz. Biz, 5 yıldır metro yapıyoruz. 5 yıldır yerin altında gün geldi 10 binin üzerinde insanımız çalıştı. Bir tek gün metro yapım çalışmalarını durdurmadık.
* En zor zamanda bile, pandemide bile, ekonomik krizin tavan yaptığı günlerde bile, dövizin tavan yaptığı zaman diliminde bile metro inşaatlarını paydos etmedik. Firmalar orada, yükleniciler orada. Hepsi şahit. Bakın; edilmez. Bir saatlik gecikmenin bile, İstanbullulara eziyeti var, maliyeti var. İstanbul’un bütçesine yük olarak döner. 10 metro inşaatını plansızlıktan, parasızlıktan durduran, bu kendini ve haddini bilmezlere 31 Mart’ta bence siz, bir puan vereceksiniz, öyle değil mi? Anladınız mı o puanı? Kaç vereceksiniz? (Kalabalıktan ‘sıfır’ sesleri.) Vallahi biliyorlar. Bu halkımız, kime kaç puan vereceğini biliyor. Bakın; bunların belediyeciliğinin notu bu.

“ONLARIN TEK DERDİ VAR: BİR AVUÇ İNSAN NE OLACAK?”
* 2019 öncesinde İBB’nin kaç kreşi vardı biliyor musunuz? (Sıfır.) Vallahi biliyor işte. En kolay zaten onların notunu bilmek. Şimdi 100 kreşimiz var. Önümüzdeki dönem 200 olacak, 200. İstanbul’un ilçelerinde de bizi göreve getirin, biz bu şehirde 500 tane kreş açarız, 500 tane. Onların derdi, o değil.
* 2019 öncesinde İBB’nin kaç yurdu vardı? Sıfır. Bizden önce bunların her şeyi, sıfır. İBB, bizden önce kaç üniversite öğrencisine, kaç matan evladına burs veriyordu? Arada, 1-2 diyen oldu. Doğru. Ama ben, ‘milletin evlatları’ dedim, ‘bir avuç insanın evlatlarına’ demedim. Biz, tam 300 bin milletin evlatlarına, sevgili gençlerimize burs verdik. Helali hoş olsun.
* Önümüzdeki dönemde iki katına çıkartıyoruz burs miktarını. 7.500 lira verdik, şimdi 15 bin lira vereceğiz. Tabii ki onlar, 1-2 kişiye torpilli burs verdiler, yurt dışına yolladılar. Ayıptır, yazıktır, günahtır. Ama onları bu millet hiç affetmeyecek. Biz, millete ait olanı kime veririz? Millete veririz. Onların öyle bir derdi yok. Onların tek derdi var: Bir avuç insan ne olacak? Onu düşünürler, başka bir şey düşünmezler. Bunun gibi daha birçok konuda sıfır verebiliriz.”

“BUNLARIN BELEDİYECİLİĞİ: SIFIR, SIFIR, SIFIR”
Daha önce sıfır olan Anne Kart’tan Halk Süt’e, Evlilik Destek Paketi’nden Bölgesel İstihdam Ofisleri gibi yeni İBB uygulamalarından örnekler veren İmamoğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
* “Sıfır, sıfır, sıfır. Bunların belediyeciliği bu. Şimdi yine vatandaşa kaşıkla verip, kepçeyle geri almak istiyorlar. Bu fırsatı onlara verecek misiniz? İstanbul’un kaynaklarına göz diktiler. Bu fırsatı onlara verecek misiniz? Buldukları her boş arsaya ya da tanıdıkları bir avuç insanın arsalarına torpilli imar çıkartacaklar. Bu fırsatı onlara verecek misiniz? O günler geçti geçti. Bu millet, size bu hakkı vermez. Onlara ne diyeceğiz biliyor musunuz? ‘Bay bay, güle güle’ diyeceğiz onlara.
* İstanbullu; icraatçı, halkçı belediyeciliğin farkını gördü. İnsanın içinde, insanının arasında, yaptığını paylaşan, her anını konuşan, anlatan belediyeciliğin tadını aldı. Millettin parasını millete veren bir belediye başkanının neler başarabileceğini, milletini nasıl memnun edebileceğini gördü. Öyle değil mi? İstanbullu artık israfçıları seçer mi? İcraatçıları seçer, öyle değil mi? Rantçıları seçer mi? Halkçıları seçer, öyle değil mi?
“O BİR AVUÇ İNSANA, BU MİLLET OY, MOY VERMEZ”
* İstanbul’u rotasından çıkarıp, israf ve ihanet dönemine geri döndürmeye heves eden o bir avuç insana, bu millet oy, moy vermez. Bu millet, kapıyı gösterir, kapıyı. Biz 31 Mart’ta ne yapacağız biliyor musunuz? İsrafı, ihaneti, kumpası, yalanı, bütün bu işlerini, hepsini, Allah’ın izniyle, milletin gücüyle tarihe gömeceğiz, tarihe. Onlara oy vermemek yetmez. Oylarınızı, güçlerinizi tek bir odakta birleştirin. Zaman, particilik yapma zamanı değil. Zaman, pireye kızıp yorgan yakma zamanı asla değil. Şimdi hep birlikte, az önce anlattığım, o güçlü İstanbul ittifakı, vicdan ittifakını, memleketin geleceğinin en güçlü birlikteliği olan halkçı ittifakını birleştirip, büyütme zamanı. Kumpaslarla, kurgularla, kışkırtmalarla milletin iradesini etkilemeye kalkanlara ders verme zamanı.
“UNUTMAYIN; ONLAR HİÇ DEĞİŞMEDİ”
* Unutmayın; onlar hiç değişmedi. 2019’da ne kadar ahlaklı, ne kadar demokrat, ne kadar adaletli iseler, bugün de o kadar adaletliler. 2019’da vatandaşın halinden ne kadar anlıyorlarsa, bugün de o kadar anlıyorlar. Bunların süreci, büyük bir tehdit süreci artık. İstanbul’u kazanırlarsa, daha da kötüleşecekler. İstanbul seçimini, kendilerine verilmiş bir onay kabul edecekler. Yaptıklarının doğru olduğunu düşünecekler. İşçileri yine umursamayacaklar. Bizim canım abilerimizi, ablalarımızı, amcalarımızı, teyzelerimizi, milletine emek verip çalışmış emeklilere nasıl bir muamele yaptıklarını görüyorsunuz değil mi?
* 1000 liralık artışı bile devletin bütçesine yük kabul ediyorlar mı? Peki, Kanal İstanbul gibi beton ihanetini yapmaktan geri duruyorlar mı? Durmuyorlar. Onun için, bunlara bu seçimde fırsat verirsek, daha da kötüleşecekler. Kendilerinden olmayanları daha da fazla dışlamaya, yok saymaya devam edecekler. Emeklilerin, işçilerin durumu daha da perişan olacak. Söz verdikleri mülakatı yine kaldırmayacaklar. Yine 3600 ek göstergeyi vermeyecekler.
“MİLLET, ONLARA HADDİNİ BİLDİRECEK”
* Onlar, hiçbir zaman değişmediler, değişmeyecekler. Bugün de dürüst ve adil değiller. Bugün yaptıkları o kumpaslara aldanmayan bu millet, onlara haddini bildirecek.
Yine siyaseti yürekli yapmıyorlar, mertçe yapmıyorlar. Ben onları mertçe, er meydanına çağırıyorum, onlar yol kıyılarında otobüs yakarak, film çekiyorlar. Bir kumpasla, 4,5 sene önce il başkanlığı binasının alım esnasındaki sürecin filminin kaseti üzerinden bizi lekelemeye çalışıyorlar. Bunlar kumpasçı değil mi? Bunlar, hiç değişmediler. Şu anda sokak sokak bakanları geziyor biliyor musunuz? Eskiden bir türkü vardı, ‘Ankara’dan abim geldi’ diye, şimdi Ankara’dan 17 tane bakan geldi. İstanbul’da sokak sokak, mahalle mahalle geziyorlar, çalışıyorlar. Yahu anlamadıkları bir şey var. 17 bakan, aday, o, bu, şu; hepsi bir avuç insan. Onların arkasında bir kişi var. Benim arkamda 16 milyon var. Bunu anlayamıyorlar, bunu kavrayamıyorlar.
“BİRLİKTELİK KAZANACAK, AYRIŞTIRMA KAYBEDECEK”
* Dolayısıyla, onlar hiç değişmediler. Bizi değiştirmeye, birliğimizi, bütünlüğümüzü bozmaya çalışıyorlar. Başaramayacaklar. 16 milyon vicdanlı, mert İstanbullu, sandıkta bu ülkenin en büyük buluşmasını 31 Mart’ta gerçekleştirecek. 31 Mart’ta vicdan kazanacak, mertlik kazanacak. Particilik değil, belediyecilik kazanacak. Halkını düşünenler kazanacak. O partinin, bu partinin değil, İstanbul’un ve İstanbulluların zaferi için hep birlikte olacağız. Birliktelik kazanacak, ayrıştırma kaybedecek. Dışlama kaybedecek, buluşturma kazanacak.”
]]>Bir iş yerinde Yeniden Refah Partisi İlçe Başkanı Ali Yazıcı ile karşılaşan Akşener, seçimlerin hayırlı olması temennisinde bulunarak, Necmettin Erbakan ile olan anılarını anlattı.
“GÖZÜNÜZÜN ÖNÜNDE OLACAK”
Daha sonra Beşikdüzü ilçesine geçen Akşener, halka hitaben yaptığı konuşmada, halkın sesi olmaya çalıştıklarını belirterek, “Siyasetin çok rahat yapıldığı bu kutuplaşma sistemini yıkmak için partimiz kuruldu. Bizim partimiz sizin sesiniz olmak üzere kuruldu. Bu sesi de duyurmak için elimizden geleni yaptık. Şimdi 2023 yılında bana dediniz ki siz seçmen olarak ‘Ey Meral Akşener ve İYİ Partililer biz sizi muhalefet ettik, gözümüzün önünde bulunacaksınız, takip ediyoruz sizi.’ Verdiğiniz görev ne? Halkın avukatı olmak, yani sizin sesiniz olmak, sizin sesiniz olmaya devam etmek.” diye konuştu.
“ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPTIK”
Akşener, halkın kendilerine verdiği görev çerçevesinde üzerlerine düşeni yaptıklarını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
*Fakat bir ara bu ucube sistemin getirdiği ittifak sistemine mecbur kaldığımız için biz de malum seçmenin bir denge kurabilmesi için, bu sisteme muhalefet edenlerin güç edinebilmesi için, güç hissetmesi için, umutlanması için bu ittifak sisteminin birinin içine dahil olduk. Yapılan eksiklikleri gördük 2018’de, sonra 2019’a giderken.
*Sizin hemşehriniz Koray Aydın karşımda, geldi bana ‘Bacım.’ dedi, ‘Bu seçmen umutsuz halde, yani bu ucube sistemi değiştirmeye yönelik yetersiz kalındığını hissediyor.’ Dolayısıyla ‘Ne yapalım ağabey?’ dedim. Dedi ki ‘Biz Cumhuriyet Halk Partisine gidelim, belediye dahil bir ortaklaşmayı, bir ittifakı teklif edelim.’ Bakın karşımızdakiler akıl etmedi ha gene sizin hemşehriniz akıl etti.
*Randevuyu bizzat ben aldım. Sayın Kılıçdaroğlu’na gitti, görüştü ve Allah’ım şahittir ki ‘Biz Türkiye mi, İYİ Parti mi?’ dendiğinde Türkiye’yi tercih ettik. Sonuç itibarıyla İstanbul ve Ankara kazanıldı.
“BU SİSTEMİ DEĞİŞTİREMEDİK”
Kimseyi kötülemek için konuşma yapmadığını dile getiren Akşener, “2023’e giderken bu iki arkadaşımızı istediniz. İç Anadolu Mansur Bey’i istedi, bu bölgeler Akdeniz, Ege Bölgesi, Marmara Bölgesi de Sayın İmamoğlu’nu istedi. Sonuç itibarıyla öyle oldu, böyle oldu derken mesele Tayyip Erdoğan’a düşmanlık veya dostluk değil. Bu sistemin yamukluğu, bu sistem yamuk bir sistem, bu sistem sizi yok farz eden sistem. Sonuç itibarıyla bu sistemi değiştiremedik.” dedi.
“REKABET PROJE ÜZERİNDEN OLSUN”
Akşener, sonra kuruluş felsefelerine dönmeye karar verdiklerini kaydederek, “Nedir bu? Sizin sesiniz olmak, hür ve müstakil olarak kutuplaşmış bu sistemin içerisinden sadece sizi düşünen, sadece köylüyü, esnafı, atanamayan öğretmeni, mülakatta elenen çocukları, şiddet gören kadınları, ülkenin refahını ve elbette dertli olan insanların sesi olmayı öne koyalım. Rekabet hizmet üzerinden, rekabet proje üzerinden olsun. Nasıl sizin için müşteri velinimetse, seçmen de siyasetçi için velinimet olmalı.” ifadesini kullandı.
İYİ Parti lideri Akşener, emekli maaşlarını eleştirerek, “Erdoğan’a diyorum ki ‘Emekliyi rahat ettirirsen oylarını alabilirsin.’, ona diyecek bir şeyimiz yok. Dönüp diyorlar ki ‘Erdoğan’a Akşener oy istiyor.’ Ne alakası var kardeşim? Ben sizin sesinizim, yapsın, gereğini yaparsınız yapmazsınız, o beni ilgilendirmez ama yapmadığı takdirde oylarınıza talibim. Tutun elimi bakın 2028’e kadar muhalefet nasıl yapılır görün, göstereyim herkese.” diye konuştu.
Akşener, konuşmasının ardından esnafı ziyaret ederek belediye başkan adayları için oy istedi.
Son olarak Yomra ilçesine giden Akşener, esnaf ziyaretinde bulundu.
]]>İmamoğlu, Kağıthane’ye gelmeden önce Fatih’te atanamayan genç bir öğretmenin kendisinde bu konuda destek istediğini anlatarak “Bu atanamayan öğretmenler ve mülakat meselesinde sözler tutulmadı. Hala mülakat sisteminin varlığı toplumun adalet duygusunu yok etti. Özellikle kıymetli öğretmenlerimiz bu konuda çok siteamkar ve çok öfkeli. Lütfen bu işi çözün. Bırakın İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’yla uğraşmayı atanamayan öğretmenlerin dertlerini çözün” dedi.

İSTANBUL İTTİFAKI VURGUSU
Gücünü annelerin dualarından, iyileştiricilikten, birleştiricilikten aldığını vurgulayan İmamoğlu “Kimseyi karşıt görmemekten, herkesi bizden görmekten, biz biriz, birlikteyiz demekten gücümüzü alıyoruz. Kimseyi ayrımcılık yaparak tarifleniyoruz. Herkesi bizim asil vatandaşımız olarak görüyoruz. Ve bunu yürekten söylüyoruz. Onun için biz çok güçlü İstanbul ittifakıyız, halkın ittifakı. Bu ittifak çok güzel işler başardı, başarmaya devam edecek” diye konuştu.

“İSRAFÇILAR GİTTİ, İCRAATÇILAR GELDİ”
İmamoğlu, 5 yıllık görev süreleri boyunca hizmet verirken kimseye partisini, etnik kökenini, yaşamını veya tercihlerini sormadıklarını belirten İmamoğlu “Sormadan 650 bin annenizin cebine Anne Kart koyduk. Sormadan Halk Sütü dağıttık. Sormadan kreşlerimize çocuklarımızı davet ettik. Kimseye sormadan 100 bin gencimize burs dağıttık. İsrafçılar gitti, icraatçılar geldi. Rantçılar gitti, halkçılar geldi. Hem de cumhuriyetin, Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden giden halkçılar geldi” diye konuştu.

“ONLAR PAZARA GİDEMEZ”
İmamoğlu şöyle devam etti:
“Enerjimizin kaynağını merak edenlere şöyle deyin; Ekrem İmamoğlu’nun enerjisinin kaynağı çarşılarda, esnafın yanında. Ekrem İmamoğlu’nun enerjisinin kaynağı güzel annelerimizle konuşurken. Halkın sevgisinden enerjimizi alıyoruz.
Ama onlar bunu anlayamaz. Niye biliyor musunuz? Çarşıya gidebilirler mi onlar? Pazara gidebilirler mi? Esnafa selam verebilirler mi? Gidemezler. Yüzleri yok. Sorulara cevapları yok. Tembeller, çalışmıyorlar.
Allah aşkına çalışsalar bu ülkede emeklilerimiz bu kadar mağdur olur mu? İşsizlik bu kadar yüksek olur mu çalışsalar? Onlar çalışmıyor ama biz İstanbul’daki görevimizi keyifle, gururla yerine getiriyoruz.”

“YÖNETİM KALİTESİ BİZDE, ONLARDA KALMADI”
Kağıthane’nin İstanbul’un kalbinde olduğunu dile getiren İmamoğlu “Siz bunu yaşayamıyorsunuz, yaşayamadınız. Çünkü burayı yönetenler durumu idare ettiler. Burayı merkez bir alan halinde dururken hiç buranın o duygusunu bu insanlara yaşatmadılar. Yakınınızdaki komşu ilçelerde ne kadar zenginlik var ise size fakirlik olarak yansıdı. Fakirlik, yoksulluk sadece cebinizdeki para değil. Yaşam kalitesinden bahsediyorum. Buradaki insanların şehirden keyif almasından bahsediyorum. Huzurlu olmasından bahsediyorum. Kağıthane’nin bu huzuru, bu keyfi yaşamak için yönetim kalitesine de ihtiyacı var. Yönetim kalitesi kimde? Bizde. Onlarda yok, kalmadı” dedi.

“TALİMATIN NEREDEN GELDİĞİNİ BİLİYORSUNUZ”
İmamoğlu şöyle devam etti:
“Onlara talimat ne gelirse onu yaparlar. Nereden geldiğini biliyorsunuz değil mi? Söylememe gerek var mı? Aranızda ‘ben merak ediyorum kimmiş?’ diyen var mı? Hep biliyorsunuz.
Tonguç başkan, buraya belediye başkanı olduğunda kimden talimat alacak? Milletten, komşularından… Kağıthane’deki bir değişim nedir biliyor musunuz? Bırakın İstanbul’u Türkiye’deki büyük ve güçlü değişimin, halkçı değişimin, demokrat değişimin, özgürlük dolu bir değişimin kaynağıdır.”

“HASTANEYİ İBB DEĞİL BAKANLIK APAR TOPAR KAPATTI”
Rakibi Murat Kurum’un Kağıthane’de katıldığı bir etkinlikte İBB’nin buradaki hastaneyi kapattığına ilişkin iddiasına da yanıt verdi. İBB’ye ait binadaki hastanenin Sağlık Bakanlığı tarafından bina riskli olduğu gerekçesiyle haber bile verilmeden apar topar taşındığını aktaran İmamoğlu şunları söyledi:
“Bakın size söyleyeyim; yolda gelirken birisi demiştir ki ona ‘Kağıthane’de bir hastane var. O hastaneyi biz taşıdık. Ama aslında biz taşımadık.’ Kafası karışmıştır. Yani şöyle demişlerdir ona; ‘ Sen kısa yoldan git de ki CHP bu hastaneyi taşıdı de.’ O da çıkıp bunu demiştir.
O kadar riyakarlık var ki ruhlarında bir yalan üzerinden Ekrem İmamoğlu’nun, mensubu bulunduğu Cumhuriyet Halk Partisi’ni karalamak için yalan konuşuyorlar. Çıkarken haber bile vermemişler. Apar topar bir hafta sonu kaçar gibi öbür hastaneye kaça kaça gitmişler. Ben gazetede öğrendim.
Arkadaşlarımı aradım, iki gün sonra o binaya geldim. Terk edilmiş bir bina gibi. Yahu bunlarda devlet görgüsü de yok. İnsan etrafını toplar. Taşınırken halka, çevresindeki eczaneye, esnafa haber verir. Ama bunları biz yaparız, onlar yapmaz.
Çünkü biz halkı dert ederiz. Halkı düşünürüz. Onlar ne yapar biliyor musunuz? Bir yerden talimat geldi ya, kaça kaça giderler. Ama ne yaptınız biliyor musunuz halk olarak? Onları dize getirdiniz. Şimdi niye diyorlar ‘oraya gelmek istiyoruz’ biliyor musunuz?
İşin içinde oy var oy. Oy olmasa var ya sizi duymazlar. Bak bunlar, seçimden sonra onu unuturlar. Nasıl unutmazlar biliyor musunuz? Onlara Kağıthane’de bir ders verin. Kağıthane’de seçimi siz kazanın, millet kazansın. Belediye başkanı Tonguç Çoban olsun, o hastane koşa koşa oraya gelecek. Onların dediğini yaparsanız değil, dediğini yapmazsanız değerli olursunuz.”
EMEKLİLERİN FERYADINI DUYURDU
Emeklilerin kendisine aktardığı şikayetlerini de anlatan İmamoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bize canım emeklim geliyor diyor ki; ‘Ben 5 evladıma 5 daire yaptım. Şimdi emekli oldum, bu devlet, bu hükümet beni 5 evladına muhtaç bir adam yaptı’.
Bundan daha büyük feryat, bundan daha acı bir baba feryadı olmaz. Bunu duymayan akıl, o akıl. Ama bunu duyarak, İstanbul’da emekliye nasıl katkı sunabilirim diye arkadaşlarıyla gece gündüz düşünen akıl da halkçı Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarıdır.
Onun için bu feryadı yapan emekliye 10 bin lira pazar desteği vereceğiz. O aileye her gün Halk Ekmek’ten bir ekmek desteğini vereceğiz.
O aileye eğer binaları dönüşüyor ve emekliyse 9 bin lira kira desteği vereceğiz. Depreme dayanıksız evinin dönüştürmesi için inşaat maliyetinin yüzde 65’ini biz karşılayacağız. Mesele insanını sevme meselesi.
Onun için kreş açtık, süt dağıtıyoruz. Sosyal yardımları bütçede tam 6 kat arttırıyoruz. Siyaset yapmıyoruz, halkımıza hizmet ediyoruz.
Onlar için siyaset amaç, parti amaç. Partilerinin liderini kutsallaştıran anlayış. Bizim kutsalımız, bizim insanımız. Bakın Ramazan ayında söylüyorum. Biz insanımızı yaratandan ötürü seviyoruz.”
“ONLAR TAM GAZ GERİ, BİZ TAM YOL İLERİ”
İmamoğlu konuşmasını “İhmalleri, ihanetleri tarihe gömmeye hazır mıyız? Kanal İstanbul’u tarihe gömmeye hazır mıyız? Atom karınca bile bizi geçemez. Bunlar, bizi seyrederken bile yorulacak, yerlere serilecekler. Allah, bu kardeşinizi ve Tonguç Çoban’ı mahcup etmesin. Ben onları da bıraktım kendi hallerine. Allah onları ıslah etsin. Allah onları affetsin, Allah onlara akıl versin. Yolumuz açık olsun. Onlar tam gaz geri, biz tam yol ileri” sözleriyle tamamladı.
]]>“SIKINTI VAR MI?”
HÜDA PAR Adayı Serkan Ramanlı da sosyal medya hesabından partisinin il teşkilatını etiketleyerek, DEM Parti Adayı Öztüzün ve diğer adaylarla çekilmiş fotoğraflarını paylaşıp, “Sıkıntı var mı?” diye yazdı.

“MUHATAP BULAMIYORUM”
Hakkında partisi tarafından inceleme başlatılan Öztüzün de sosyal medya hesabından paylaşım yaparak, konuyla ilgili muhatap bulamadığını açıkladı. Öztüzün, açıklamasında şunları söyledi:
* “İl eş başkanlarının haberi var maça gideceğimden. Maçtan bir gün önce Eş başkan Adayımız Gülistan Sönük, kendisinin de maça gelmek istediğini söylemesi üzerine, ‘Tamam’ dedim, ‘Gençlerle konuşurum, ayarlarız’ dedim. Gençlerle konuştum. ‘O gelmezse ben de gelmem’ dedim. Biz beraber orada bir birlik fotoğrafı vereceğiz düşüncesindeydik. Gençler de ikna oldu. Saat 7 buçukta arkadaşımızı aradım. Telefonuma cevap vermedi. Hala da geri dönmüş değil. Sonra bizim Bağlar Mahallesi’ndeki gençlerle beraber, kalabalık bir şekilde stadyuma giriş yaptık. Taraftarın büyük ilgisiyle karşılaştık ve ‘Halkın başkanı halkın içinde’ sloganı, tezahüratı yaptılar. O ara Serkan Ramanlı protokol tribününde oturuyordu.
* Maç izlemeye devam ettik tezahüratlar eşliğinde. Maçımızı izledik. Maça konsantre olduk. Sonradan Serkan Ramanlı geldi yanımıza ve böyle de maçı izlerken öyle bir fotoğraf çekti. Daha sonra benimle görüşmeden paylaşım yapılıyor. Benden, il yönetimim, yetkililer benden olayın nasıl olduğu ile ilgili herhangi bir açıklama dahi almadan, sormadan açıklama yapıyor. Ben o paylaşımı X’te gördüm. İl başkanı veya il yönetimi bana öyle bir şey bildirmedi. Bu partinin adayıyım. Kendi siyasi partim, benimle konuşmadan X’te beni hedef gösteren bir yazı yayınladı. Sonrasında görüştük. Efendim işte ‘Bunu düzeltiriz’ dediler, bekledim bugüne kadar da herhangi bir açıklama yok. Arkadaşların haklı eleştirileri var. Yani bu olay sosyal medya üzerinde tartışılmamalı fakat bu konuda muhatap bulamıyoruz. İl başkanlığı herhangi bir düzeltme, yeni bir açıklama yapılmadığından mecburen çok iç tartışmaları burada tartışma ihtiyacı duyduk. Halkımızı bilgilendirme ihtiyacı hissettiğimizden dolayı sosyal medyayı kullanmak zorunda kaldım.”
“MEHDİ ÖZTÜZÜN İLE HERHANGİ BİR BAĞ VE İLİŞKİ KALMAMIŞTIR”
DEM Parti İl Teşkilatı tarafından yapılan basın açıklamasında ise Öztüzün’ün parti ile ilişkisinin kalmadığı belirtilerek şöyle denildi:
* “Halkımız ve partimiz açısından önemli bir seçim sürecinin içindeyiz. Partimiz bu sürece hazırlanırken 31 Mart yerel seçimlerinde belediye eş başkan adaylarımızın halk oylamasıyla seçileceğini kamuoyuna açıklamış ve adaylarımız büyük bir şeffaflıkla halk tarafından belirlenmiştir. Tüm aday adayları eş başkanlık ilkesini kabul ettiklerini beyan etmiştir. Bize başvuran tüm aday adaylarımız, eş başkanlık için başvurmuştur. Halk oylamamız büyük bir başarıyla sonuçlandıktan sonra Batman Belediye eş başkan adayı olarak seçilen Mehdi Öztüzün, beyanının aksine bir tutumun içine girmiştir.
* İl örgütümüz ve merkezi komisyonlarımızın tüm çözüm çabalarına rağmen bizim açımızdan kadın iradesinin yok sayılması ve eş başkanlık ilkemizin reddi anlamına gelen ‘Belediye Başkanı’ olma tutumunda ısrar etmiştir. Kurulduğu günden itibaren resmi ideoloji ve karanlık güçlerin tetikçiliğini yapan, binlerce yurtseverimizin kanında eli olan, Kürt halkına yönelik topyekûn saldırı içerisinde olan karanlık yapıların Batman halkına, partimize ve değerlerimize yönelik özel ve psikolojik saldırılara zemin sunmuştur.
* Mehdi Öztüzün kişisel ikbalini öncelemiş, çoğunlukla seçim çalışmalarına katılmaktan imtina etmiştir. Partimizin sorunları parti mekanizmalarında çözme çabalarına karşı Öztüzün, sanal medya üzerinden kültürümüze ve parti disiplinine aykırı tutum ve pratiğinde ısrar etmiş; adeta partimize, değerlerimize karşı bir karalama kampanyası başlatmıştır. Gelinen aşamada partimize, yurtseverlik kültürümüze ve kadın iradesine karşı tutumu nedeniyle Mehdi Öztüzün ile partimiz ve kurumlarımız ile herhangi bir bağı ve ilişkisi kalmamıştır. Öztüzün’ün belediye eş başkan adayımız olmadığını kamuoyuna duyuruyoruz.”
]]>31 Mart seçiminde de ipi göğüslemeye en yakın aday hukukçu Hüseyin Can Güner… Henüz 31 yaşında olan CHP adayı Güner, SÖZCÜ’ye projelerini anlattı. Hayata geçireceği ilk projesini de çok ucuza yemek yenecek “Belediye Halk Lokantaları’’ olarak açıkladı.
Hüseyin Can Güner şunları söyledi:
GENÇ OLMAK AVANTAJ: Hem yeni bir yüz hem de genç bir aday olmam nedeniyle vatandaşların bana olan ilgisi daha yoğun oldu. Kan dolaşımı hızlı, genç ve dinamik kadrolara ihtiyaç var. Partimizin Çankaya’daki oy oranında ciddi anlamda artış bekliyorum. Herkesin bir ilk dönemi vardır. Önemli olan özgüven, yönetim kabiliyeti ve yaratıcılık. Gençlik anlamında hikaye yazan çok insanımız var ve şans verilirse kendilerini ispatlıyorlar. Parti yönetimimiz ‘Gençlere ve kadınlara güveniyoruz’ dedi. Onlar da bunu boşa çıkarmayacak. Çankaya’da devasa sorunlar yok ama temizlik, parkların bakımı ve sokak hayvanlarıyla ilgili yapılması gerekenler var. Belediye ve Başkan ile halk iletişimini daha güçlü sağlamamız da lazım.
EMEKLİ LOKALLERİ YAPILACAK: Hayata geçirmek istediğim çok proje var ama önceliği Halk Lokantalarına vereceğiz. Dar gelirliler ve öğrencilerin çok uygun fiyatla karnını doyurabileceği Halk Lokantaları açacağız. Çankaya’da yaşayan varlıklı bir kesim olsa da çok sayıda ihtiyaç sahibi ve dar gelirli var. Halk Lokantaları, emekli lokalleri ve gençler için sosyal alanlar gerekiyor. Yeni spor kompleksleri, gençlik kampüsleri ve öğrenci yurtları yapacağız. Hedef insanların Çankaya’da yaşamaktan mutlu olduğu bir ortamı yaratmak.
Tenisçi, fotoğrafçı ve şimdilik bekar
Ankara’da doğan 31 yaşındaki Güner, Malatyalı bir ailenin tek çocuğu. Dedeleri 1948 yılında Malatya’dan Ankara’ya gelerek yerleşmiş. Babasını henüz 39 yaşında kalp krizinden kaybeden Güner, 3 yaşından bu yana anne şefkati ile büyüdü. Cezaevi infaz koruma memuru olan annesi halen Adalet Bakanlığı iş yurtlarında görev yapıyor. 2015’de Hukuk Fakültesi’ni bitiren Güner, iki kez hakimlik sınavına girdi ve yazılıda yüksek puan almasına rağmen mülakatta elendi. CHP Gençlik Kolları ve Çankaya İlçe Başkanlığında çalıştı. Son kurultayda Parti Meclisine seçildi. Mesleğini CHP’nin avukatı olarak sürdürürken 31 Mart yerel seçiminde aday gösterildi. Fotoğrafçılığa da meraklı olan Güner, tenis oynuyor ve şimdilik bekar… İstanbul Esenyurt ve Gaziantep Şahinbey’den sonra Türkiye’nin nüfus bakımından en büyük 3. ilçesi olan Çankaya’nın 124 mahallesi ve 938 bin nüfusu var. Anıtkabir ve TBMM’nin yanı sıra çok sayıda kamu kurumu, 14 üniversite 115 büyükelçilik ile Genelkurmay ve kuvvet komutanlıkları da burada yer alıyor. Atatürk, Çankaya için ‘’Milletim beni nereye isterse oraya gömsün; fakat benim anılarımın yaşayacağı yer Çankaya’dır” demişti. İlçe 1989’dan bu yana 35 yıldır CHP’li Belediye Başkanlarınca yönetiliyor.
]]>BENİM ANKETİM HALKTIR
– Ne benim, ne de Zeynel Bey’in birbirimizle bir problemimiz son dakikaya kadar olmamıştı. Bana, ‘Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı ile ilgili ankette yüksek çıktığım için gaza geldiğimi’ söyleyebilirler. Benim anketim halktır ben resmi şeylere tabii ki itibar ederim ama resmi anketlerle çok da ilgilenmem. Bu halk dedi ki: Bu memlekette bir problem, bir yara var. Sağcısı, solcusu feryat ediyor. Benim belediye başkanlığı için dosyam, başvurum yok. Genel başkan danışmanıyım, keyfim yerinde. Ben 15 günde bir MKYK toplantısına giriyorum. Benim Şanlıurfa’ya gitmek gibi kesinlikle ne talebimde, derdimde yok.
YAPILANLAR ÇELİŞİYOR
– Zaten öyle bir şey olsa, ben cumhurbaşkanımıza gidip ‘Efendim ben Şanlıurfa’ya gitmek istiyorum’ derdim. Ama şimdi halk kalkıp da ‘Biz değişim istiyoruz değişim’ diyor ve adres olarak Kasım Gülpınar’ı gösteriyorsa ben de AKP Genel Merkezi’ne şunu sorarım: Halkın sesine neden kulak vermiyorsunuz?
SOKAKTAKİ ÇOCUĞA SORSAN
– Beyazgül kaybeder, kazanmaz hiç böyle iddiam yok. Herkes kazanabilir. Fakat şu var: Sen bugün sokaktaki çocuğa da ‘Şanlıurfa’da en fazla oyu kim aday olursa alır?’ diye sorsan, herkes diyecek ki ‘Kasım Gülpınar ile alır.’ Şimdi hangi siyasi parti şunu diyebilir: Bana fazla oy lazım değil. Ben kendi adamımı koyacağım. Az oy alması benim için önemli değil.’ Bu, bir kere halkın idaresini yok saymaktadır. Bunlar Cumhurbaşkanına ve partiye iyilik değildir. Çok oy alacak bir adamı bu süreçte nasıl göz ardı edersin? Çünkü bu Türkiye ortalamasına yansıyacak. Her siyasi parti, mutlaka bir oy fazlasını bile gözetmesi lazım. İster en güçlü, ister en zayıf parti ‘Benim fazla oya ihtiyacım yok, az oyla yetinirim’ diyemez, dememesi lazım. Şanlıurfa’da da denen budur.
FEDAKARLIĞI GÖZE ALDIM
– Benimle sıkıntı var ama onun da ne olduğunu söylemiyorsun. Ama ben de siyaset yapıyorum. Şimdi ben bu halka ne diyeceğim? Halk ayağa kalmışken büyük bir fedakarlığı göze aldım. Bütün projemi yapmışım. Türkiye’de siyaseti bırakıp yurtdışına yerleşme gibi planım vardı. Şimdi bu halka sırtımı dönsem, ben bir daha Şanlıurfa’ya dönemem, giremem.

Mehmet Kasım Gülpınar’ın adaylığını önceki gün YRP lideri Fatih Erbakan, duyurdu. Erbakan, “Cumhurbaşkanı Danışmanı, Ak Parti MKYK Üyesi, 24-25-26-27. dönem Ak Parti Şanlıurfa Milletvekili Kasım Gülpınar, partimize katılarak Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkan adayımız oldu. Başkanımıza hoşgeldiniz diyor, başarılar ve hayırlı hizmetler diliyoruz” notuyla birlikte çektirdikleri yandaki fotoğrafı paylaştı.
Başka bir yola girdim artık bunun geri dönüşü yok
Israr edilmesi halinde yeniden AKP’ye dönüş olur mu?
– Geri dönüş diye bir şey olmaz. Yani bu vakitten sonra nasıl döneyim? Ne olacak ki geri dönmek için? Toplantılar, her şey bittikten sonra ben de istifa ettim. Başka bir yola girmişim. Geri dönüşü yok. İstifadan önce genel başkanla değil ama partinin üst düzey yetkilileri bir araya gelip görüşmüş. O noktada beni çağırdılar. Benimle oturup toplantı yapıyorlar. Ben de dedim ki ‘Bu vakitten sonra olur mu yani?’ Formül üretmeye çalışıyorlar. Formülü yok bu işin. Şimdi ne diyeceğim ben size? Formülü üretecekseniz buyurun üretin. Ben makam peşinde değilim. Ben en istemediğim görevi istiyor konumundayım. Niçin? Halk için. Madem siyaset halka rağmen değil, halk için yapılır. Biz öyle gördük. Cumhurbaşkanımızın da fikri budur.
Halk oyunu sorgulamadan veriyor
– Maalesef o perdelemeler, o karalamalar, o yanlış bilgilendirmeler her zaman olduğu gibi biz her seçimde, her zaman bunu gördük. Ama o zaman tabii başarı olunca bunlar göz ardı ediliyor demek ki. Başarı olunca hiç kimse yapılan yanlışı görmüyor. Ama bunu da bu kadar istismar etmemek lazım. Tamam Şanlıurfa halkı oyunu AKP’ye sorgulamadan veriyor. Bu işlerde AK Parti sevdalı ama bunu da çok da istismar etmemek lazım. Daha önce bu konu Şanlıurfa’da çok istismar edildi.
]]>Burada konuşan Özel, “31 Mart seçimlerinde eğer CHP belediyelerine oy verirseniz, böyle halkçı belediye başkanları ve bu kadar hizmetler sizin beldenize, ilçenize, şehrinize gelebilir. Onun için de yapılması gereken CHP’nin belediyecilik anlayışına sahip olacak olan belediye başkanlarımıza Anadolu’nun dört bir yanında, 976 ilçe ve 81 ilde oy vermektir” dedi.
Milli Mücadele Köşkü açılışında Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen’in konuşmasının ardından Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, söz aldı. Yavaş, 31 Mart’ta gerçekleştirilecek yerel seçimlerde CHP’li belediye sayısını artıracaklarını kaydetti. Özel ise açılışta yaptığı konuşmada, “Bugün burada bir açılış törenindeyiz, benim için çok önemli bir gün. Benden önce hem CHP’ye hem devletimize hem Ankara’ya çok önemli hizmetler etmiş, hepimize emeği olan ve Türkiye’ye emeği olan, bundan sonraki süreçte de varlıkları ile hepimize yol gösterecek olan üç sayın genel başkanımın huzurunda buradayım. Üçüne de katılımları, partimize, ülkemize, hepimize yapmış oldukları katkıları için minnetlerimi sunuyorum” dedi.
“CUMHURİYET DEĞERLERİNİ AŞINDIRMA PEŞİNDELER”
Özel, konuşmasında şunları söyledi:
– Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ‘Tarihini bilmeyen milletler yok olmaya mahkumdur’ der. Bozkırın ortasında bir Avrupa başkenti yaratmış, bir büyük vizyondan bahsediyoruz. Onun partisinde siyaset yapmanın, üye olmanın gururunu hepimiz taşıyoruz. Birileri başka bir Ankara düşlüyor. Ankara’nın köklü kurumlarını, devletin köklü kurumlarını İstanbul’a taşıyorlar, taşımayı hayal ediyorlar. Ankara’ya burun kıvırıyorlar çünkü bu Ankara’nın Gazi’nin Ankara’sı ve onun büyük vizyonu olduğunu biliyorlar. Cumhuriyetin kurucu kadrolarına duydukları husumetle, Cumhuriyeti Cumhuriyet yapan değerlerle yaşadıkları çelişkilerle bir aşındırmanın telaşı içindeler.
– Ne diyorlar? ‘Biz 150 yıldır bunlarla karşı karşıyayız. Onlar 150 yıl önce genç Türklerden CHP akımıdır. Biz bu genç Türklerin karşısındayız, o gün bugündür karşı karşıyayız’ diyorlar. Ben öyle ayırmak, kutuplaşmak ve çatışmaktan yana değilim. Ama madem ki ‘150 yıldır onlar başka tarafta’ diyorlar, evet biz 150 yıldır tek adam yerine meclisleri savunuyoruz. 150 yıldır buyruklar yerine anayasayı savunuyoruz. Biz İkinci Meşrutiyet için can vermeyi göze alanlarız. Biz Sevr’i yırtıp atıp, Lozan’ı yapanların yolundan yürüyoruz. Biz Ankara fetvasını veren Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi’nin yolundan yürüyoruz. Biz Altıncı Filo’nun karşısına geçip, onları denize dökenlerin, Denizlerin yolundan yürüyoruz.
– Biz meşrutiyet ilan edenleriz, meclis kuranlarız, tek adam iradesine karşı anayasa yapanlarız, rejime kasteden anayasa değişikliklerine karşı halkın iradesini, toplum sözleşmesini savunanlarız. O yüzden 150 yıldır yürüdüğümüz yoldan da peşinden gittiklerimizden de kurduklarına sahip çıkmaktan da çok memnunuz. O yüzden yaşasın Cumhuriyet, yaşasın CHP diyoruz.
“GÖÇ ALAN KENTLER, İLÇELER CHP YÖNETİMİNDE”
– CHP’li belediye ne demek derseniz, önce dürüstlük, temizlik, şeffaflık, halka hizmet, rant yerine ve rantçılık yerine halkçılık, müze, yeşillik, orman, insan demek. Sosyal donatı alanlarına, parklara, bahçelere, sosyal yardımlara önem vermek, halkçı belediyecilik yapmak demek.
– Göç alan kentler, ilçeler CHP yönetiminde. İnsanların göç edip ayrılmak istediği yerleri başkaları yönetiyor. Herkesi Çankaya’ya getirebilir, herkesi Yenimahalleli yapabilir miyiz? Herkes Karşıyaka, Kadıköy’de oturabilir mi? Olmaz. Ama 31 Mart seçimlerinde eğer CHP belediyelerine oy verirseniz, böyle halkçı belediye başkanları ve bu kadar hizmetler sizin beldenize, ilçenize, şehrinize gelebilir. Onun için de yapılması gereken CHP’nin belediyecilik anlayışına sahip olacak olan belediye başkanlarımıza Anadolu’nun dört bir yanında, 973 ilçe ve 81 ilde oy vermektir.
“BÜTÜN ADAYLARIMIZA KEFİLİZ”
– Biz her birisiyle gurur duyuyoruz, bütün adaylarımıza kefiliz. Ayrıca ilk kez CHP’li olacak belediyeler mevcut başkanlarımızın deneyimlerinden yararlanacaklar. Kardeş belediye uygulamalarından yararlanacaklar. CHP’nin Avrupa’daki ve dünyadaki siyasi akrabalarının yönettiği kentlerle kardeş belediye olacaklar. O kentler çok kısa zamanda CHP’nin yönettiği bu güzel kentlere benzemeye başlayacak.
]]>