Hastalar – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Tue, 13 Feb 2024 09:09:43 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Kanser artık yaşlı hastalığı değil! https://www.foxhaber.com.tr/kanser-artik-yasli-hastaligi-degil/ https://www.foxhaber.com.tr/kanser-artik-yasli-hastaligi-degil/#respond Tue, 13 Feb 2024 09:09:43 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3301 Son yıllarda kanser vakalarındaki artış hız kesmiyor. Bir zamanlar “yaşlı hastalığı” olarak bilinen kanserin, 1990’lardan itibaren 50 yaş altında görülme sıklığının her geçen gün arttığını belirten Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, bu konuda önemli bilgiler verip, hayati uyarılarda bulundu. İşte açıklamaları:

Bilimsel araştırmalar dünya çapında 50 yaşın altındaki kişilerde kanser görülme oranının son 30 yılda yaklaşık yüzde 80 arttığını gösteriyor. Araştırmalar gençlerde özellikle meme, kalın bağırsak, endometrium, pankreas ve karaciğer kanserinin yaygın görüldüğünü ortaya koyuyor. Bu artışın arkasında ise büyük oranda hareketsiz yaşam ve kötü beslenme alışkanlıkları yatıyor. Çocukluk çağı obezitesi, şekerli-gazlı içeceklerin tüketimi, fast-food, işlenmiş et ürünleriyle beslenme ve tip 2 diyabet ilk sıralarda yer alıyor.

Her 100 kanserden 5-10’u kalıtsal

En sık görülen kanserler erkeklerde akciğer, prostat, kalın bağırsak, mide ve karaciğer; kadınlarda ise meme, akciğer, kalın bağırsak, rahim ağzı ve tiroit kanseridir. Her 100 kanserden 5-10’nu kalıtsal hatalı gene bağlı gelişmektedir. Ailede birden fazla kişide meme, bağırsak, yumurtalık kanseri gibi öyküler varsa bu durum bazı kanserlerin görülme riskini artırır. Fakat bu kansere yakalanacağınız anlamını değil sadece riskin yükseldiği anlamını taşır. Kalıtsal, yani hatalı genlerin neden olduğu kanserler; yaşlanma, sigara içme, fazla kilolu olma, düzenli egzersiz yapmama veya sağlıklı ve dengeli beslenmeme gibi diğer faktörlerin neden olduğu kanserlerden çok daha az görülmektedir.

HASTALIK RiSKiNi AZALTMA YOLLARI

Gençler, kanser gelişim risklerini azaltabilmek için; daha hareketli olmalı, ekran karşısında daha az vakit geçirmeli, sağlıklı beslenmeli (özellikle fast food’dan uzak durmalı), düzenli uyumalı ve sigara-alkol tüketmemeli.

Egzersiz kanser tedavisinin yan etkilerini hafifletir

Aktif fiziksel yaşam kanser riski ve kanser tedavisine bağlı yan etkileri azaltır. Araştırmalar kanser tedavilerinde fiziksel olarak aktif olmanın tedavilere bağlı yan etkileri azalttığını ve daha hızlı iyileşme sağladığını gösteriyor. Egzersiz aynı zamanda yaşam kalitesini artırma, endişe ve depresyonun önlenmesinde de etkili. Düzenli yapılan hafif tempolu yürüyüşler bile kanser tedavisinin daha rahat geçmesine yardımcı olur. Kemoterapi ve radyoterapi gören hastalar da egzersiz yapabilir.

Kışın tedavi gören hastalara tavsiyeler

Kış günleri kanser tedavisi gören hastalar için zorlu şartlar yaratabilir. Tedavilere bağlı anemi veya sıvı kaybı sorunları yaşayan hastaların soğuk havanın etkisiyle hipotermiye yani düşük vücut sıcaklığına eğilimi artar. Bununla birlikte nöropati gibi yan etkiler soğuk havanın etkisi ile daha da belirginleşebilir. Elbette solunum yolu enfeksiyonları, grip ve Covid-19 de bu mevsimlerde hastalar için risk oluşturabilir. Dolayısıyla hastalar şu noktalara dikkat etmeli:

Soğuk havalarda dışarıda olduğunuzda şapka, atkı, eldiven ve sıcak tutan bir palto giyin. Sıcak tutan çoraplar ve eldivenler özellikle nöropati şikayeti olanlar için koruyucu olacaktır.

Buzlu koşullarda dolaşmak zorunda kalırsanız, uygun ayakkabılar giyin ve/veya baston veya yürüteç gibi bir hareket yardımcısı kullanın.

Bağışıklık sisteminizi desteklemek amacıyla taze meyve ve sebze tüketin, zerdeçal ve zencefil gibi baharatları yemeklerinizde uygun ölçüde kullanın. Bol sıvı tüketin ve evde yapacağınız ıhlamur, nane ve limon içeren taze hazırlanmış kış çaylarını ölçülü olarak içmeyi ihmal etmeyin.

Kalabalık halka açık yerlerde mutlaka maske takın.

Hangi aşıları yaptırmanız gerektiği konusunda doktorunuza danışın.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kanser-artik-yasli-hastaligi-degil/feed/ 0
Soğuklar kalbi nasıl etkiler? https://www.foxhaber.com.tr/soguklar-kalbi-nasil-etkiler/ https://www.foxhaber.com.tr/soguklar-kalbi-nasil-etkiler/#respond Wed, 24 Jan 2024 09:00:38 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2573 Kalp krizi kaynaklı ölümlerin kış aylarında arttığı biliniyor. Nitekim ‘’Sadece kardiyologlar değil tüm hekimler kış aylarında kalp hastalığından kaynaklanan başvuruların arttığı gözlemler’’ diyen Kalp Cerrahı Prof. Dr. Bingür Sönmez, soğuk havanın kalbe etkilerini ve dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle açıkladı:

Prof. Dr. Bingür Sönmez

Soğuk havada kalpte nasıl bir yük oluşur?

Soğukhava, damarlarda büzüşmeye yol açarak, tansiyonun yükselmesine neden olduğu gibi kalbin önemli organlara (beyin, karaciğer, böbrek) daha çok kan gönderebilmek ve vücudun ihtiyacını olan fazla enerjiyi karşılamak için gayret etmesi nabzın hızlanmasına neden olur. Dolayısıyla kalbin yükü artar. Bu da özellikle yüksek tansiyonu ve kalp yetmezliği olan hastalarda bir kalp krizi ve akut kalp yetmezliğini tetikleyebilir.

Hangi hastalar kalp krizini fark edemeyebilir?

Soğukhavalarda koroner kalp hastalarının göğüs ağrısı eşiği düşer ve daha kolay göğüs ağrısı oluşur. Bu sayede hastalar erken uyarı alabilirler fakat daha çok diyabetik hastalarda görülen sessiz iskemi ve ayaklarda görülen nöropati (his bozukluğu) nedeniyle bu alarm mekanizması çalışmayabilir. El ve ayak damarlarında sorun olan hastaların, his bozukluğu nedeniyle donmaya karşı farkındalıkları azalır. Özellikle diyabetik hastalar soğuk havada çok dikkatli olmalı. Yaşlılar da soğuk havalarda ayakları çok üşüdüğü için eski bir alışkanlık olarak yataklarına sıcak su kesesi veya ısıtılmış tuğla alırlar. Bu hastalarda his bozukluğu olduğu için iyileşmeyen yanık yaraları meydana gelebilir. Kesin çözüm yün çoraptır.

Enfeksiyonlar kalp hastalıklarını tetikler mi?

Bütün virütik enfeksiyonların (Covid-19, Influenza gibi) ve alt grupları, kronik olarak koroner kalp hastalığını artırdığı saptanmış olmakla birlikte ortaya çıkan pıhtılaşma faktörlerinin yükselmesi nedeniyle beklenmeyen akut kalp krizleri ve venöz trombozlar (pıhtılaşmalar) görülebilir. Enfeksiyonlar ayrıca vücut direncini düşürücü etkileri yanında kanda iltihap ve pıhtılaşma değerlerini (CRP, D-dimer) yükselterek kalp krizine tetikleyici bir rol üstlenebilir. Grip için kullanılan ilaçlarda çarpıntı, ritim bozukluğu yapabilen adrenalin ve noradrenalin ihtiva etmeyen, hatta basit parasetamol türü ilaçlar tercih edilmeli. Coumadin kullanan (Kapak ameliyatı olmuş, ritim bozukluğu olan, inme hastaları) kullanacakları antibiyotik dahil bütün ilaçlar INR ayarını bozacağı için mutlaka doktora danışmalı ve daha sık INR kontrolü yaptırmalıdır.

Kalp hastaları nelere dikkat etmeli?

1 – Bu aylarda soğuğa maruz kalmamak ve soğuk havada geçirilen zamanı sınırlandırmak gerekir. Örneğin evin önündeki karları temizlemeye çalışmak, kar topu oynamak kalbin iş yükünü artırarak kalp krizine yol açabilir.

2 – Dışarı çıkılması gerekiyorsa sıkı giyinmek, ısı kaybının büyük kısmı baş bölgesinden olduğu için mutlaka bere, eldiven kullanılmalı, rahat ayakkabı (sıkmayan) ve yün çorap giyilmelidir. Sıcak tutacak kat kat giysiler ve bir atkı ile ağız sarılarak soğuk havanın biraz ısınarak vücuda girmesi sağlanmalı, göğsün mümkün olduğu kadar direkt olarak soğukla teması önlenmeli, palto veya kabanın önü kapalı tutulmalıdır.

3 – Yapılan aktivite ve egzersizlerde kalbin yükünü azalmak için sık molalar verilmeli, daha düşük bir tempoda yapılmalı, aşırı terlememeye ve susuz kalmamaya dikkat edilmelidir. Mümkün olduğu kadar açık havada sportif aktivitelerden kaçınılmalı, yokuş yukarı veya karlı bir yolda yürümemeye dikkat edilmelidir.

4 – Dışarı çıkmadan önce ağır yemek yemekten ve alkol alımından kaçınılmalıdır.

5 – Kalp için alınan ilaçlar var ise düzenli kullanmaya özen gösterilmeli hatta mevsim başında kardiyolog ile görüşülmesi gerekir.

Kış aylarında kolesterol düzeyi artar mı?

Araştırmalar, kış aylarında kan kolesterol düzeyinin yaz aylarına göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Kış aylarında soğuğa direnci artırmak için daha çok yağlı ve karbonhidratlı gıda tüketmek ve hareketsizliğin neden olduğu kilo artışıyla birlikte kan kolesterol düzeyi yükselmektedir. Bu da kalp sağlığı için diğer bir risktir.

Kanda pıhtılaşma olur mu?

Soğuk etkisiyle damarlarda meydana gelen damar büzüşmeleri sonucu akım yavaşlaması nedeniyle damar içinde pıhtılaşmalar olabilir. Özellikle normal şartlarda damar içinde sorun yaratmayan bir darlık (yüzde 50’nin altı) böyle bir durumda pıhtı tıkamasına neden olabilir.

Kışın insanlar neden daha çabuk yorulur?

Soğuk havalarda nabız ve tansiyon artışı, koroner kalp hastalığı olanlarda ve belirli bir yaşın üzerindeki kişilerde çabuk yorulmaya neden olur.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/soguklar-kalbi-nasil-etkiler/feed/ 0
JN1 virüsü tehlikeli mi? https://www.foxhaber.com.tr/jn1-virusu-tehlikeli-mi/ https://www.foxhaber.com.tr/jn1-virusu-tehlikeli-mi/#respond Tue, 23 Jan 2024 09:00:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2528 Virüs kaynaklı hastalıklar, soğuklar ve kapalı ortamlarda daha fazla bulunmamız nedeniyle artışa geçti. Her yeni dönemde yeni bir varyantla karşımıza çıkan Covid, son günlerde Omicron’un alt varyantı JN1’ye kendini gösteriyor. Üstelik Covid aynı kişide influenza ya da RSV gibi hastalıklarla aynı anda görülebiliyor. Bazen de tüm bu enfeksiyonlarla art arda ortaya çıkabiliyor. Dolayısıyla iyileşme süresi de hayli uzuyor.

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ergün Tozkoparan, Covid’in ve virüs kaynaklı hastalıkların güncel durumunu şöyle değerlendirdi:

Bir salgınla mı karşı karşıyayız?

İnfluenza olguları her yıl aralık ve ocak aylarında artar ve bu yıl da aralık ayı ile birlikte influenza vakalarının yanı sıra Covid vakaları da arttı. Solunum sistemi belirtileriyle hastaneye başvuran hastaların büyük çoğunluğunu Covid ya da influenza virüsüne bağlı enfeksiyonlar oluşturmaktadır. Covid, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de aralık ayında, ekim ve kasıma göre bir miktar artış gösterdi. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre küresel olarak tüm dünyada Covid olgularında aralık ayında, kasım ayına göre yüzde 52 oranında artış var. Benzer şekilde Covid nedeniyle hastane yatışında yüzde 25 ve yoğun bakım gereksinimli hastalarda da yüzde 21 oranında artış görülmüştür. Aslında bunlar beklenen rakamlardır. Soğuk mevsimlere girilmesi nedeniyle kapalı ortamlarda daha fazla temas olması soğuk mevsimlerde genel olarak viral enfeksiyon oranını artırmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre olguların yüzde 50’nin fazlasından Omicron’un JN1 varyantı sorumludur. Ancak Rinovirüs ve RSV gibi diğer virüslere de rastlanabiliyor. Tüm viral enfeksiyonlarda olduğu gibi yeni varyantlar, büyük oranda risk faktörleri olan kişiler üzerinde daha ağır ve ciddi seyredebiliyor.

Önlem alınmalı

Covid, artık grip gibi oldu diyebiliriz. Ancak bundan Covid’i önemsemeyeceğimiz anlamı çıkarılmamalı. Hastalık büyük oranda influenza gibi seyrediyor. 2 yıl önce yaşanan Covid’in Delta varyantını yaşamıyoruz. Yeni varyantlarla oluşan Covid olguları var. Bunlar da normal grip gibi davranıyor ve riskli gruplarda hayati kayıplara neden oluyor. Özetle 2 yıl önceki pandemi koşullarını yaşamasak da her koşulda önlem alınmasında yarar var.

En çok kimler risk altında?

65 yaş üzeri kişiler, kronik kalp, akciğer, böbrek, diyabet hastalarının, kemoterapi görenlerin ve bağışıklığı baskılanmış hastaların risk altında olduğunu söyleyebiliriz.

Yoğun bakım servisleri ne durumda?

Yoğun bakımlarda Covid ya da influenza vakaları olmakla beraber, çok büyük bir bölümünü risk faktörü olan hastalar oluşturmaktadır. Beklenenin üstünde bir yoğun bakım gereksinimi yoktur. Yoğun bakımdaki hastaların hemen hemen yüzde 99’u risk faktörü olan hastalardır. Aralarında hayati tehlikesi olanlar da var. Özellikle yaşlılar, eşlik eden kalp hastalığı, akciğer hastalığı, kemoterapi gören hastalar, bağışıklığı baskılanmış hastalarda hayati risk yüksek olabiliyor.

Nelere dikkat edilmeli?

Covid ve artan hastalıklardan korunmak için yapılması gerekenlerin en başında olabildiğince toplu ortamlardan uzak durmak gerekiyor. Ancak bu, okul ve iş gibi nedenlerden dolayı günlük sosyal yaşamda mümkün olamamaktadır. Risk faktörü olan kişilerle gebelerin kalabalık ortamlardan mutlaka sakınmaları gerekiyor. Hasta olan bireyler risk faktörleri olan bireylerden uzak durmalıdır. Bağışıklığı destekleyici gıdalar ve bol su tüketilebilir. Beslenmede dikkat edilmesi gereken konulardan biri bol sıvı alımıdır. Akdeniz usulü ve C vitamininden zengin gıdalarla beslenmek gerekir. Özellikle içinde antioksidan içeren ve bağışıklık güçlendirdiği bilinen mor meyveler tercih edilmelidir. Nar, pancar, orman meyveleri gibi bu tür beslenme bağışıklık sistemimizi destekler.

Maskeye geri dönülmeli mi?

Özellikle risk faktörleri olan bireylerin özellikle kalabalık ortamlarda maske takması gerekir. Bu kişilerin enfeksiyondan korunması çok önemlidir. Dışarıdan eve virüs getirilmemesi için risk faktörü olmasa bile kalabalık ortamlarda yaşayan kişilerin maske ile korunması gerekir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/jn1-virusu-tehlikeli-mi/feed/ 0