
Prof. Dr. Burhan Engin
BAĞIRSAK HASTALIKLARI
Sindirim sisteminin uzun süreli iltihaplanmasına neden olan geçirgen bağırsak sendromu gibi bazı bağırsak hastalıkları alerjik egzama, akne (sivilce), ürtiker gibi sorunlara yol açabilir. Bu hastalıkları tedavi etmek iç in kullanılan ilaçlar da bazı cilt rahatsızlıklarına neden olabilir. Bağırsaklarımızdaki mikrop topluluğu olan mikrobiyotadaki dengenin bozulmasıyla yani faydalı bakterilerin sayısının azalması, zararlı bakterilerin artması sonucu gelişen hastalıklar da egzama, alerji gibi cilt sorunlarına yol açabilir.

KARACİĞER HASTALIKLARI
Karaciğer hastalıklarında başlıca klinik bulgular deride ve gözlerde sarılıkla kendini gösterir. Daha ileri safhalarda bu sarılık yerini deri renginde koyulaşmaya bırakabilir. Ayrıca karaciğer hastalıklarında protein yıkımındaki artışa bağlı deri elastikiyetinde azalma ve tırnaklarda bozulma görülebilir.

STRES DE ÖNEMLİ BİR NEDEN
Cilt hastalıklarının oluşmasında genetik faktörlerin yanı sıra stresle ortaya çıkan endişe, korku gibi psikolojik faktörler de etkilidir. Strese bağlı gelişen inflamasyon ile birlikte egzama, sedef, vitiligo, ürtiker ve rozase (gül hastalığı) gibi pek çok cilt hastalığı ortaya çıkabilir. Araştırmalar, özelikle kronik cilt hastalığı olanların büyük bir bölümünde tetikleyici psikolojik bir durumun ve stresin etken olabileceğini ortaya koymaktadır. Ayrıca zayıf bir bağışıklık sistemi, aşırı güneşlenmek, virüsler, mantarlar, parazitler, alerjenler de cilt hastalıklarını tetikleyebilir.
KANSIZLIK
Dolaşım sisteminin ana görevi vücudun beslenmesini sağlamaktır. Bu sistemde görülecek bir bozukluk vücudumuzun en büyük organı olan deriyi ciddi anlamda etkileyecektir. Örneğin aneminin (kansızlık) ilk bulgusu deride ve göz altlarında solukluk şeklinde görülebilir. Bunun dışında damarı tutan romatizmal hastalıklar ve pıhtılaşma hücrelerindeki (trombositler) bozukluk deride noktasal veya daha büyük çapta kanamalar meydana getirebilir.
BÖBREK ÜSTÜ BEZİ HASTALIKLARI
Böbrek üstü bezinden salgılanan ve vücudun strese verdiği tepkiyi düzenleyen kortizol hormonunun bir hastalık sonrası aşırı salgılanması göbek çevresinde mor renkli çatlaklar, yanaklarda kızarıklık, deri altında kalınlaşma gibi farklı bulgulara neden olabilir. Böbrek üstü bezi yetmezliğinde ise tüm vücudun deri renginde koyulaşma görülebilir.

KRONİK BÖBREK HASTALIĞI
Kronik böbrek hastalığı olanlarda cilt kuruluğu ve şiddetli kaşıntı özellikle sık görülen ve hastanın hayat kalitesini bozan en önemli sorunlardan biridir.
DİYABET
Endokrin sistem her organda olduğu gibi derinin de fonksiyonlarınının devam ettirilmesinde önemli rol oynar. Boyun, koltuk altı gibi kıvrım bölgelerinde görülen kadifemsi kahverengi değişiklikler şeker hastalığının habercisi olabilir. Özellikle ayak parmak aralarında mantar, bakteri gibi enfeksiyonlar sık görülür. Kuruluk, çatlamalar ve kaşıntı da diyabetin cilt belirtileri arasında yer alır.

HİPERTİROİT VE HİPOTİROİT
Tiroit bezinin çok çalışması (hipertiroit) ellerde, koltuk altında veya vücutta terleme artışıyla kendini gösterebilir. Ayrıca ayaklarda ödem tırnaklarda şekil bozukluğu gelişebilir. Tiroit bezinin az çalışması (hipotiroit) sonucunda saçlarda ve kaşlarda dökülme görülebilir.

ÇÖLYAK
Bu hastalık özellikle buğday, arpa ve çavdar gibi gıdaların alınması sonrası hem bağırsaklarda sindirme güçlüğü hem de deride şiddetli kaşıntılı lezyonlar şeklinde kendini gösterebilir.
DiKKAT!
Yukarıda bahsedilen deri bulguları iç organlarda bir bozukluk olmadan da kendini gösterebilir. Bu nedenle ortaya çıkan bu şikayetlerde bir dermatolji uzmanına başvurulması gerekir.
]]>ERÜ Tıp Fakültesi ile Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Bilim Dalları öğretim üyelerinin, 2021 yılında, ‘kuaförlerde mesleksel alerjik hastalıkların değerlendirilmesi’ isimli ortak projesi 2 yılda tamamlandı.
Proje araştırmacılarından ERÜ Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İnsu Yılmaz, tamamlanan projeyle ilgili bilgi vererek, klinikteki hastalarının çoğunu, alerjik kişilerin oluşturduğunu belirtti.
Prof. Dr. Yılmaz, “İmmun yetmezlikler çok daha az bir kısmını oluşturuyor. Çünkü erişkin dönemde görülen immun yetmezlikler daha nadir. Ama alerjik hastalıklara çok sık rastlıyoruz. Bunlardan toplumda en sık karşılaşılanları, alerjik nezle, alerjik rinit (saman nezlesi), alerjik konjonktivit, alerjik astım, alerjik kontakt dermatit (egzema), alerjik cilt hastalıkları ve solunum yolu hastalıkları gibi birçok hastalığı kliniğimizde sıklıkla görüyoruz. Hem tanı hem de tedavi konusunda hastalara yardımcı oluyoruz” diye konuştu.

‘CİLT ALERJİLERİ BAZI MESLEKLERDE DAHA SIK GÖRÜLÜYOR’
Alerjik hastalıkların bir kısmının da yapılan mesleklerle ilişkili olduğunu aktaran Prof. Dr. Yılmaz, “Özellikle bazı solunum yolu hastalıkları ve alerjileri ile cilt alerjileri bazı mesleklerde daha sık görülüyor. Bunlara örnek olarak kuaförler, boyacılar, inşaat işçileri, fırıncılar hem solunumsal hem de cilt hastalıkları açısından risk grubunda olan meslek grupları. Bunların başında da kuaförler geliyor. Solunum yolu alerjileri, alerjik nezle, alerjik astım, alerjik kontakt dermatit gibi hastalıklar kuaförlerde daha fazla görülüyor. Kuaförlerde, cilt hastalıkları, solunum yolları hastalıklarına göre daha fazla görülüyor. Yurt dışında bu hastalıkların, mesleklerde görülmesiyle ilgili daha fazla oranlar var. Kabaca, 4 kuaförden birinde alerjik cilt hastalıkları görülebiliyor. Kuaförlerden 5-10’undan birinde ise astım gibi solunum yolu hastalıkları görülüyor” dedi.
‘KUAFÖRLERDE EN ÇOK EGZEMA HASTALIĞI GÖRÜLÜYOR’
Kuaförlerde görülen hastalıklara değinen Prof. Dr. Yılmaz, şöyle konuştu:
-Kuaförlerde en çok egzema hastalığı görülüyor. Kuaförler gerçekten çok fazla saç boyası, saç açıcı, şampuanlar gibi kimyasal kullanıyorlar.
-Çok sık ellerini yıkıyor ve eldiven kullanıyorlar. Bir şekilde kimyasallara daha fazla maruz kalıyorlar. Kullandıkları maddelerin içinde bazı kimyasallar var. Bunlardan özellikle persülfatlar kuaförlerde hastalıklara neden olan maddelerin başında geliyor.
-Bunlar kullanılan malzemelerin içinde sıklıkla bulunabiliyor. Bunlara ne kadar sık maruz kalırsa alerjik egzema dediğimiz cilt problemi ortaya çıkabiliyor.
-Burada çevresel maruziyet çok önemli. Hastanın, genetik olarak da o maddeye alerji oluşturabilecek yatkınlığı olması gerekiyor. 4-5 kuaförden birinde gelişiyor diyoruz ama diğerlerinde de gelişmeyebiliyor.
‘ELDİVENİN KENDİSİ DE EGZEMA YAPABİLİR’
Hastaların kliniğe başvurmaları gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Yılmaz, şöyle devam etti:
-Burada hangi maddeye karşı alerji olduğunu anladıktan sonra kişinin o maddeden uzak durması gerekiyor. Maddelere temasın engellenmesi ve eldiven kullanılması gerekiyor. Ancak burada eldivenin kendisi de alerjik egzema yapabilir.
-Çok sık eldiven kullananlarda latekse bağlı alerji ortaya çıkabiliyor. Sağlık çalışanları da aslında risk grubu içindeler. Ama lateks içeren eldivenler eskisi kadar çok sık kullanılmıyor. Lateksin pudraya yapışması sonucunda hem solunum yolu hem de cilt alerjileri ortaya çıkabiliyor. Kuaförlerde çok sık eldiven kullanıyorlar. Islak elleri nemleniyor ve bariyerleri bozuluyor.
-Lateks içermeyen eldiven kullansa bile eldivenin içinde bulunan diğer katkı maddelerine karşı alerjik reaksiyon geliştirebilme potansiyelleri var. Bu kişilerin mutlaka immünoloji ve alerji hekimlerine başvurması gerekiyor. Etkeni ortaya çıkarmak, teşhis etmek, önerilerde bulunmak ve tedavi için bazı ilaçlarda tavsiye de bulunmak etkili oluyor.
]]>