Hatay Emniyet Müdürlüğü ekiplerince aranan şahısların yakalanmasına yönelik çalışmalarda İskenderun ilçesinde bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçundan toplam 5 yıl 10 ay hapis cezası bulunan R.D. ile bina içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hırsızlığı suçundan 3 yıl 9 ay hapis cezası aranan B.E. yakalandı.
Adli makamlara çıkarılan şüpheliler R.D. ile B.E. tutuklanarak cezaevine teslim edildi. – HATAY
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gözcüler Konteyner Kent sakini Acip Fahracı, Gözcüler Mahallesi’nde bitkin haldeki yavru karacayı fark etti.
Karacayı konteynerine getiren Fahracı, hayvanı besleyerek, durumu mahalle muhtarı Züher Ekenel’e ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğüne bildirildi.
Ekiplerin yaptığı tıbbi müdahale ve sağlık kontrolünde durumunun iyi olduğu belirlenen karaca, doğaya salındı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özel şöyle konuştu:
“HATAY’I YETERİNCE DOĞRU YÖNETEMEDİK”
Elbette eksiklikler, hatalar olmaması mümkün değil. Siyaset söz ile yapılan bir iş, insan ile yapılan bir iş. İnsan varsa ve söz varsa elbette hata olur, olmaması mümkün değil. Pişmanlıklar, hatalar var. Hatay’ı süreci yeterince doğru yönetemediğimiz için kaybettik.
“DİLRUBA SÖZLERİNİ DÜZELTMEDİ…”
Özel, kamuoyunda çok tartışılan Dilruba Kayserilioğlu’yla ilgili özeleştiride bulundu ve şöyle konuştu:
REKLAM
O gün fuar açılışı var konuşma yapacağım. Yanımda boş koltuk vardı. ‘Size bir sürpriz var’ denildi ve geldi, Dilruba geldi oturdu. AK Parti’ye hakaret ettiği düşünülen birisinin protokolde sözlerini düzeltmeden oturmuş olması yanlış oldu. Gönül kırdı. O yanlışa ben de ortak olmuş oldum. Ben ‘Dilruba yanımda oturamaz’ demiyorum. Keşke bir vakit olsaydı. Dilruba cezaevinden çıkmış, bana sürpriz yapacaklar, araca alıp getirmişler, yanıma oturtmuşlar. Sakin sakin düşünüp, seçmenle helalleşseydi sonra gelip en baş köşeye otursaydı. O söylem düzelmeden o şey gerçekten yanlış oldu. O da bizim sahadaki acemiliğimiz oldu. Siyaset sembollerle yapılan bir iş, sanki o söylemleri sahipleniyormuş gibi. Sonra ben ne desem boş.
ÖZEL’E YANIT VERDİ
Özel’in açıklamasına sosyal medya hesabından yanıt veren Dilruba Kayserilioğlu, “Yuhhh yalana gel. Ben mi sürpriz yapmışım? Allahtan telefon kayıtları denen bir şey var. kahve içmeye diye gittik, ısrar üzerine protokol çıktı. Ben de kendisi bana geldi, ayıp olmasın diye çıkalı 1 gün olduğu halde kabul ettim” dedi.
ÖZEL’E BU YANIT SORULDU
Özel, daha sonra gazetecilerin sorusu üzerine şunları söyledi: “Neyi nereden okudu bilmem. Yalanlamıyor ki doğruluyor aslında. Ben ‘Dilruba geldi’ demedim. İzmir’de o organizasyonu yapan arkadaşlar, Dilruba’yı ziyaret ettiğim gün çıkınca, güya bana iyi bir şey yapacaklarını düşünerek, yanımdaki koltuğa Dilruba’yı getirdiler. ‘Araç yollanmış almış, bu görüntü doğru değildi. Belki Dilruba’nın bir düzeltmesinden sonra olsa sorun olmazdı’ dedim. Ama Dilruba ne kadarını, neyi duydu? Dünkü programı izleyip de yalanladığı kısım, beni doğruluyor. Ben zaten ‘Dilruba kendi geldi’ demedim. Orada dedim hatta ‘Sahada bizim bir kusurumuz var. Bizim arkadaşlar yapmış onu, iyi bir şey yapıyoruz diye düşünüp. Serbest kaldı, araba yollamışlar, almışlar protokolde yanımıza.’ Öyle olunca da o kötü sözleri sanki ben sahiplenmişim gibi anlaşılıyor. Ben Dilruba’nın söz söyleme özgürlüğünü sahiplendim. Genç bir kadının verdiği bir sokak röportajından hapiste tutulmasına itiraz ettim. Yoksa sözlerinin altına imza atmadım. Ama protokolde yanında oturunca genel başkanın, imza atmışım gibi oluyor. Dilruba’ya bu böyle izah edilse o da yanlış şeyi yalanladığını görür herhalde. Bir tek genç arkadaş herhalde ya yanlış anladı ya sosyal medyadan bir miktar bir şey duydu, ona bir şey söyledi. Olabilir. Ona da canı sağ olsun der geçeriz.”
Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Polis eşliğinde itfaiye tarafında girilen evde kadının cesedi bulundu. Olay yerinde yapılan incelemenin ardından Akan’ın cansız bedeni hastane morguna kaldırıldı. İlk belirlemelere göre Akan’ın ölümünün 3 gün önce kalp krizinden dolayı gerçekleştiği düşünülüyor. Akan’ın kesin ölüm nedeniyse yapılacak otopsi sonrası ortaya çıkacak.

En son 4 gün önce amcasının kızını gördüğünü ifade eden Ahmet Akan, evden gelen koku üzerine girdiklerinde cansız bedeniyle karşılaştıklarını söyledi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Hatay ziyaretleri kapsamında, Arsuz ilçesinde bulunan Füsun Sayek Sağlık ve Eğitim Derneği bünyesindeki dokuma atölyesini ziyaret etti.
Partisinin MYK toplantısı öncesinde, burada kadın dokumacılarla bir araya gelen Özel, dokumacılarla sohbet etti. Kadın dokumacılar Özel’e ve eşi Didem Özel’e kendi dokudukları atkılardan hediye etti. Dokuma tezgahının nasıl çalıştığını dinleyen Özel, tezgahın başına oturarak atkı dokudu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Merkez Yönetim Kurulu toplantısına katılmak üzere Hatay’ın Arsuz ilçesine geldi. Özel, MYK toplantısının yapılacağı Füsun Sayek Sağlık ve Eğitim Geliştirme Derneği’nin konteynerlerinde incelemelerde bulundu. Dokuma tezgahının başına geçen Özgür Özel, kadınlarla birlikte kilim dokudu. Özel ve beraberindeki MYK üyeleri, daha sonra basına kapalı toplantıya başladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konteyner kentlerde kalan depremzede çocukların spora yönlendirilmesi ve moral bulmasının amaçlandığı kurs, 4 seansta gerçekleştiriliyor. Kursta antrenörler tarafından ayda 400 çocuğa yüzme eğitimi veriliyor.
Antakya Belediye Başkanı İbrahim Naci Yapar, AA muhabirine, projede yer almaktan mutluluk duyduklarını söyledi.
Çocukların spor hayatına dahil edilmesi gerektiğini belirten Yapar, “Çocuklarımıza hem sosyal aktivite sağlıyor hem de yüzme sporuna karşı yakınlık oluşturmaya çalışıyoruz. Belki bu çocuklarımız içerisinden yarın şampiyonlar, yıldızlar çıkacak” dedi. Yapar, depremlerden etkilenen ilçede yüzme havuzlarının yanı sıra spor tesisleri, parklar ve sosyal donatıların da yenilendiğini dile getirdi.
Kursa katılan öğrencilerden Derin Artar ise hem yüzme öğrendiğini hem de eğlenceli vakit geçirdiğini kaydetti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çamaltı Mahallesi’nde, iş insanı Ahmet Eren ve Cem Eren’in destekleriyle yapılan 24 derslikli lisenin açılışı İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu ve Hatay Valisi Mustafa Masatlı‘nın katımıyla gerçekleştirildi.
İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, törende yaptığı konuşmada, Hatay’ın 6 Şubat 2023’teki depremlerden en çok etkilenen il olduğunu hatırlattı.
Depremlerde eğitim kurumlarının da hasar aldığını belirten Karaloğlu, şöyle devam etti:
“Çok hızlı müdahaleyle eğitimi kesintisiz hale getirerek Hatay’da devam ettiriyoruz. Bugün tamamlanan, devam eden ve proje aşamasında olan okul ve dersliklerimiz tamamlandığında, Hatay’da 5 Şubat 2023’teki derslik sayımıza 2 bin yeni derslik daha ilave olacak. Ortalama 14 bin 500 sayısında olan derslik sayımızı, ortalama 17 bin derslik sayısına ulaştıracağız.”
Hayırseverlere de desteklerinden dolayı teşekkür eden Karaloğlu, Hatay’ın eğitim sisteminin inşa ve ihya faaliyetleriyle deprem öncesinden daha iyi konuma geleceğini söyledi.
Hatay Valisi Mustafa Masatlı da depremlerde kentteki konutların yanı sıra çok sayıda okulun da yıkıldığını belirterek, “Eğitim ve öğretime başlama bakımından süratle tarihin en büyük iyileştirme operasyonunu Sayın Cumhurbaşkanı’mızın başkanlığında, bakanlarımız, kamu kurum ve kuruluşlarımız, sivil toplum örgütlerimizle hayırsever vatandaşlarımızın da desteğiyle başlattık. İlk önce 422 okulumuzu bakım ve onarımdan geçirttik, devamında derslik sayısı 718 olan 100 okulumuzu da eğitim öğretim hizmetine aldık.” diye konuştu.
Hayırseverlere de desteklerinden dolayı teşekkür eden Masatlı, yeni eğitim öğretim yılının hayırlı olmasını diledi.
Törende, Yayladağı Belediye Başkanı Mehmet Yalçın ile iş insanı Ahmet Eren de konuşma yaptı.
Açılışı yapılan ve sınavla öğrenci alan okulda bu yıl 750 öğrenci eğitim görecek.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye’nin en bereketli topraklarına ev sahipliği yapan Hatay’da onlarca ürün yetişiyor. Depremin vurduğu kentin yeniden ayağa kalkması için önemli bir role sahip olan tarım, bölge halkına umut olmuş durumda.

Arsuz ilçesi Kurtbağı Mahallesi’nde 100 yıllık zeytin ağaçlarında hasat başladı. Asrın felaketi sonrası üreterek hayata tutunmaya başlayan Kurtbağı Mahallesi sakinlerinden Sezer Kala ve ailesi de 30 dönümlük tarlada zeytin üretimine devam ediyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

“BU YIL MAHSUL ÇOK İYİ”
Özenle toplanan sofralık halhalı zeytin, kırım işlemlerinin ardından kilogram fiyatı 70 TL’den alıcı bulurken tarım işçileri günlük bin TL kazanç elde ediyor. “Belli bir tonaj kestiremeyiz, bu yıl mahsul çok iyi kalibre de çok iyi çok memnunuz hasattan” Bahçe sahibi 32 yaşındaki Sezer Kala, sabahın erken saatleriyle birlikte hasada başladıklarını belirterek “Ağustos ayının gelmesiyle birlikte halhalı zeytine başlanır.

Kasım ve Aralık ayına kadar devam eder. Kendi ektiğimiz de var, dededen kalan 100 yıllık ağaçlarımız da var. Ortalama olarak işçinin eline geçen para masraflarıyla birlikte Bin TL. Sabah altıda başlıyoruz havalar sıcak olduğu için maksimum saat 13.00-14.00’ye kadar devam ediyoruz. Belli bir tonaj kestiremeyiz, bu yıl mahsul çok iyi kalibre de çok iyi çok memnunuz hasattan.

Bunu tüketiciye ulaştırmaya çalışıyoruz. Bizim burada 30 dönüm arazimiz var. Hava durumuna göre çalışıyoruz, zaten çok sıcak havaları da erken bırakıyoruz. Eğer hava kapalıysa ona göre biraz daha dirayet göstermeye çalışıyoruz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Deprem öncesi Bölgesel Amatör Lig’de Antakya Belediyespor’un kalesini koruyan genç futbolcu, Samandağ Belediyesi Geleneksel Mahalleler Arası Tahsin Demir Futbol Turnuvasıyla yeşil sahalara yeniden döndü.

ÇOK İYİ BİR FUTBOLCU OLACAĞIM
Futbolcu olma hayallerini gerçekleştirmek için yeşil sahalara döndüğünü anlatan Çakmak, “Depremde bütün ailemi kaybettim. Ankara ve Mersin’de tedaviler gördüm. Benim ve ailemin hayali iyi futbolcu olmaktı. Ben bu hayalime bir süre ara vererek yeniden geri döndüm. Yaşama geri dönmek zorundaydım ve bunu da futbol sayesinde yapıyorum. Çok iyi bir kaleci olacağım. Çünkü takımımda birinci kaleciydim Ailemi verdiğim futbolcu olacağım sözünü de yerine getireceğim” diye konuştu.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HATAY – Hatay’ın Altınözü ilçesinde çıkan zeytinlik yangını itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle söndürüldü.
Edinilen bilgilere göre yangın, Altınözü ilçesi Akamber Mahallesi’nde meydana geldi. Bilinmeyen bir nedenden dolayı zeytinlik alan yanmaya başladı. Ağaçların yandığını gören vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirilmesi üzerine yangın bölgesine çok sayıda itfaiye ekipleri sevk edildi. Kısa sürede bölgeye gelen itfaiye ekiplerinin müdahaleleri sonucunda yangın büyümeden kontrol altına alındı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Onlara çeşitli hediyeler, gıda, giyecek gibi yardımları ulaştırıyoruz. Artık onların ağabeyi, kardeşi, hocası olduk. 7 yaşındakine de 70 yaşındakine de hizmet ediyoruz. O çocuklar bir şekerle, bir balonla mutlu oluyorlar. Kötü günler geride kaldı. Artık yüzlerimiz gülüyor. Yoruluyoruz ama yüreğine her dokunduğumuz çocuk bizi şarj ediyor. Yetim-öksüz çocuklarımızı da asla yalnız bırakmıyoruz. Onlara yalnızlıklarını hissettirmemeye çalışıyoruz” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Depremin yıkımlara neden olduğu 11 ilde 296 bin 755 yuvanın inşasını sürdürdüklerini anlatan Bakan Kurum, “Şu ana kadar; 76 bin yuvamızı kardeşlerimize teslim ettik. 45 günde 21 bin yeni yuvamızın daha ihalesini yaptık, çalışmaları başlattık. Eylül ayında 24 bin konutumuzu daha bitirip, teslim sayımızı 100 bine ulaştıracağız. İşte dün de 17 Ağustos’un 25’inci yılında, 11 ilimizin tamamına yayılan tam 25 bin 1 konut ve iş yerimizin temellerini attık. İnşallah yıl sonuna kadar toplamda en az 200 bin konutumuzu teslim edeceğiz” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaza, Kırıkhan ilçesi Alparslan Mahallesi 134. Sokak’ta meydana geldi.
Mehmet A. idaresindeki kargo taşıyan kamyonet, evinin önünde oynayan 2020 doğumlu Elif Çakıroğlu’na çarptı.
Ağır yaralanan çocuk, ailesi tarafından hastaneye kaldırıldı.
Küçük çocuk yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İTİRAZLARA İLİŞKİN AÇIKLAMA
İtirazların ardından basın açıklaması yapan Özel, basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
31 Mart 2019’daki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilendiğini hatırlan Özel, itiraz başvurularına ilişkin şu detayları verdi:
*Biraz önce YSK’ya Hatay Büyükşehir ve Hatay İskenderun ilçesi için ayrı ayrı ‘tam kanunsuzluk’ iddiasıyla başvurmuş durumdayız. Bu başvuruyu bizzat yapacağımı ve takip edeceğimi söylemiştim.
*Tam kanunsuzluk başvurumuz herhalde YSK’ya tarihi boyunca yapılmış en kapsamlı tam kanunsuzluk başvurusudur. Birazdan sadece 8 başlığına değineceğim meselenin herhangi bir tanesi tarafsız ve siyasi baskılardan arındırılmış, sadece hukuk normlarına göre düşünülen vicdan sahibi insanlarda seçimin yenilenmesi yönünde bir karar verme durumunu yaratacaktır. Her birisinde YSK’nın geçmişte talebimize uygun kararlar mevcuttur. Eğer 31 Mart 2019 seçimleri iptal edildiyse Hatay seçimleri 8 kez iptal edilebilir.
*Kanuna aykırı olarak emniyet görevlilerin ve zabıtaların seçim kurullarında göreve yaptıkları, sandık kurulu başkanı oldukları ve memur üye olarak görevlendirildikleri ortadadır, sabittir. Hal, tam kanunsuzluk halidir. Hakkında kısıtlılık kararı bulunan 108 seçmeni biraz önce YSK’ya verdiğimiz dilekçenin ekinde sunduk.
*Ayrıca 3 bin 389 ölü seçmen seçimlerde oy kullanmıştır ve bununla ilgili kanıtlar çuvalların içinde YSK’nın adalet terazisine konmak üzere beklemektedirler. CHP lehine sayım kararı alındığında, ‘Aradaki farktan çok geçersiz oy var, bakmalıyız’ demişlerdi. Aradaki farkın 15 katı geçersiz oy var ve kanuna göre geçersiz oyların niçin geçersiz olduğu mutlaka yazılmalıdır. Durum, tam kanunsuzluk halidir.
*Ayrıca Reyhanlı ve Kumlu ilçelerinde belediye meclis üyesi olan ve İlçe Seçim Kurulu üyesi olan kişiler kurul üyeliklerinden istifa etmedikleri halde seçimlerde aday olmuşlar. Seçimlere partilerin yaptığı itirazlarda bulunmuşlar. İtirazlara karar vermişler, oy kullanmışlar ve hatta bir tanesi kendi mazbatasını kendi imzalamıştır. Hal, tam kununsuzluğun daniskasıdır.

“HATAY’DA HİÇBİR OY YENİDEN SAYILMADI; ŞİMDİ İŞ, YSK’NIN ÖNÜNDE”
Kütahya ve Gaziosmanpaşa’daki oyların AKP itirazları üzerine yeniden sayıldığını hatırlatan Özel, Hatay’da oyların yeniden sayılmamasına tepki gösterdi. Özel, şöyle konuştu:
*Yurt dışında tespit ettiğimiz seçmenler oy kullanmışlardır. Biz, 300’e yakın seçmenin yurt dışında bulunduklarını o gün ispatlıyoruz. Oy kullanmadıklarının ispatı için çizelgeler açılmalıdır. Eğer gerçeği açıklayacaksak, bu kurul hakikatin peşinde koşacaksa ve adalet dağıtacaksa yurt dışında olduğunu ispatladığımız seçmenlerin yerlerine oy kullanılmadığına imza föyleriyle bakmak durumundalar.
*Kırıkhan’da seçim sürerken çıkan arbedede sandıklar dağılmış, pusulalar saçılmış, bir saat sonra; ‘Sıfırdan başlıyoruz’ denmiş. O ana kadar oy kullanan seçmenler, kullandıkları oyların sandıkta olduğunu sanıp evlerine gitmişler ama o oylar kullanılamamıştır. Seçim öğlenin 11’inde yeniden başlatılmıştır.
*Hal, tam kanunsuzluk halidir. Sıfır oy aldığımız sandıklardan maddi hataları düzelttirerek fark 3 bin 900’den 2 bin 569’a inmişken tüm sandıkların bu denetime tabii tutulmasından daha doğal bir talep olamaz.
*İstanbul Gaziosmanpaşa’da bütün oylar yeniden sayıldı, YSK; ‘Sayıma devam edin’ kararı verdi. Kütahya, geçersiz oylar tek tek sayıldı. Bu kararlar bu kadar açık ortadayken Hatay’da hiçbir oy yeniden sayılmadı. Hatay’da hiçbir sandık ne ilçe düzeyinde, ne İl Seçim Kurulu’nda sayılmıştır. Şimdi iş, YSK’nın önündedir.
“SEÇİLMİŞ KURULA SİYASİ SEBEPLERLE BASKI YAPMAK BÜYÜK BİR SUÇTUR”
YSK üzerinde siyasi bir baskı olduğunu ileri süren Özel, itirazlarının yeniden reddedilmesi halinde kararın siyasi olacağına dikkat çekti. Özel’in açıklamalarının devamı şöyle:
*Geçen sefer itiraz ettiğimizde saymama kararı hukuki değil, siyasiydi çünkü AKP isteyince sayıyorsun ama bugün onlara 3 bin 389 ölü seçmenin listesini vermişken, yurt dışındakilerin listesini vermişken, tüm kanıtlarımızla tam kanunsuzluk hallerini sıralamışken, kendisi aday olan kişi seçim kurulunda görev yapıyorken artık bu vakitten sonra bu tam kanunsuzluğa, ‘Ben tam kanunsuzluk demedim, görmedim’ diye imza atacak birisi çocuklarına çok doğru bir miras bırakmayacaktır.
*Bu karar bugün böyle alınırsa siyasi bir karar olacaktır. 2019 seçiminin siyasi bir kararla iptal edildiğini seçmenin vicdanı 2 ay sonra cevaplamadı mı? Seçmen o kararı verenlere mi katıldı, itiraz edenleri mi katıldı? Seçmen mağdurun yanında yer aldı ve o gün 806 bin fark, bugün 1 milyon fark olduysa hep o yapılanlar yüzündendir.
*Buraya talimat verenlere söylüyorum. Aklınızı başınıza alın, bunlar seçmenin vicdanından dönüyor. Size bu aklı verenler size de iyilik yapmıyor, ülkeye hiç iyilik yapmıyor, Hatay’a hiç iyilik yapmıyor. Bir seçilmiş kurula siyasi sebeplerle baskı yapmak büyük bir suçtur ama o baskıya boyun eğmek hiçbir hakimden beklediğimiz bir tutum değildir. YSK’nın asla ve asla böyle bir karar vermeyeceğini, bu siyasi baskılara boyun eğmeyeceğine yürekten inanıyorum.”
“BEN YÜZÜNE SÖYLEYEMEYECEĞİM HİÇBİR ŞEYİ…”
Bir basın mensubunun “Açıklamada dile getirdiğiniz siyasi baskı iddialarını YSK Başkanı’nın yüzüne söyleyebildiniz mi” sorusuna Özel, “Kendisine dilekçemiz hakkında bilgi verdik. Kendisi kararıyla konuşacak bir mercide olduğu için kendisinden bu konuda somut bir cevap da beklemedik. Zaten ‘Ne kendisinin ne kurulun herhangi bir üyesinin bir baskıya boyun eğmeyeceğine olan inancım tamdır’ derken kendilerine bir saygısızlık yoktur, bu kurula baskı yapanları söylerim. Ben yüzüne söyleyemeyeceğim hiçbir şeyi kameraların önünde ya da arkasından söylemem” diye konuştu.

“ANTALYA’DA BÜYÜK BİR HUKUKSUZLUK YAŞANIYOR”
Özgür Özel, Antalya’da 1 kişinin hayatını kaybettiği, 174 kişinin havada asılı duran kabinlerde mahsur kaldığı teleferik faciasıyla ilgili tutuklanan CHP’li Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz hakkındaki soruya şu yanıtı verdi:
*Antalya Kepez’de iki hukukçu milletvekilimiz, birisi Grup Başkanvekilimiz Ali Mahir Başarır, bir diğeri Ankara Milletvekilimiz Umut Akdoğan olmak üzere bugün Antalya’dalar. Örgütümüzle görüştüler. Belediye başkanımızı ziyaret etme aşamasındalardı. Antalya’da büyük bir hukuksuzluk, kanunsuzluk, vicdansızlık yapılıyor.
*Bakın CHP olarak kusuru olan kimse cezasını çeksin. Kimseyi koruyacak değiliz. Ancak Kepez Belediye başkanımız önceden o şirketin başındayken ilgili bakanlıktan onaylı, sertifikalı, ‘buna yaptırabilirsin’ dedikleri şirkete bakım yaptırdıysa, görevi bıraktıktan sonra üç kere de bakım yapıldıysa, denetim olduysa, benim belediye başkanımın görevi bıraktıktan sonra üç kere bakımı olan, denetim gören teleferiğin kazasından sorumlu tutulup tutuklanması siyasi karardır.
*Eğer kusuru olsa mutlaka ama mutlaka bunun soruşturulması gerekir. Kaldı ki kendisine Kepezliler bir hafta önce ‘Kepez’i sen yönet’ diye oy vermişler.
“BUNU KİME YAPTINIZ DA BENİM BELEDİYE BAŞKANIMA YAPIYORSUNUZ?”
*Tutuklu yargılanması Kepez’ı bırakıp kaçacak mı? Başında olmadığı şirketin delilini mi karartacak? Görevini yapmasına engel olunması siyasidir. Tamamen haksızlıktır. Ayrıca Kepez Belediye Başkanımızın şu kadarcık suçu olduğuna inanmakla ve buna yürekten suçu olmadığına inanmakla beraber gözümüzün önünde Soma’da 301 kişi öldü.
*En son İliç’te… Bir kamu görevlisi yargılandı mı arkadaşlar? Dönemin tren kazasında ilgili genel müdürünü görevden aldılar, dava bitmeden yeniden göreve atadılar. Bir kişiye Soma’dan İliç’e kadar tüm facialarda bir kamu görevlisine yargılanma izni verdiniz mi?
*Hesabını sordunuz mu? O şirketlerin genel müdürlerine sordunuz mu? Şimdi gelip bize soruyorsunuz. Belediye başkanımın suçu olsa ben bu soruşturmanın yapılmasından hiçbir rahatsızlık duymam.
*Tutuksuz yargıla, göreceksin onun döneminde işlerin dört dörtlük yapıldığını. Burada bir suç varsa bakımı, denetimi yapan firmada bir eksiklik varsa hesabını hep birlikte soralım. Bizden yana birinde varsa hep birlikte soralım. Bunu kime yaptınız da benim belediye başkanıma yapıyorsunuz. Büyük bir haksızlıktır. İtirazın kabul edileceğine, başkanımızın görevi başına döneceğine en kısa sürede inanıyorum. Aksi durum akılla da vicdanla da bağdaşmaz.
]]>Türkiye tarihinin en yıkıcı depreminde evi sağlam kaldığı için kendini şanslı hisseden Samandağlı Habip Yapar (61), yaşanan felaketten aylar sonra cep telefonuna gelen bir mesajla büyük şok yaşayan depremzedelerden yalnızca biri
Samandağ çarşısındaki evinin Hazine’ye devredilmekte olduğunu belirten SMS’in ardından önce tapu idaresine, ardından belediyeye koşan ancak doyurucu bilgi alamayan Yapar, mesajın gönderildiği ekim ayından bu yana evinin akıbeti konusunda hâlâ çaresiz bir bekleyiş içerisinde.
Ancak 61 yaşındaki emekli inşaat mühendisi Yapar yaşadıklarında yalnız değil. Samandağ’da rezerv yapı alanı ilan edilen 1.6 hektar alanın yanı sıra, Hatay’ın Antakya ve Defne ilçelerinde de rezerv yapı alanı ilan edilen 207 hektarlık alandaki binlerce mülk sahibi de belirsiz bir bekleyişte.
REZERV ALAN KARARI NEDİR?
Söz konusu bölgelerin rezerv yapı alanı ilan edilmesi kararı, 9 Kasım’da Resmi Gazete’de yayımlanan ve kentsel dönüşüme yönelik düzenlemeler içeren Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’da değişiklik yapılmasına dair kanuna dayandırılıyor.
Kanun kapsamında “rezerv yapı alanı” tanımında değişikliğe gidilirken; “yeni yerleşim alanı olarak” ibaresi metinden çıkarılmıştı. Böylece sadece boş alanların değil, meskun mahallerin de rezerv yapı alanı ilan edilebilmesinin önü açılmıştı.
Söz konusu düzenlemeyle, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde, hasarlarla bağlantılı yargı süreçlerinin hızlandırılması amaçlanıyor.
Ancak maliklerin rızası aranmadan mülklerinin rezerv yapı alanı kapsamına alınmasını mümkün kılması, kanuna yönelik eleştirilerin temel noktalarından birini oluşturuyor. Çünkü rezerv alan sınırları içinde kalan yapıların yıkılıp yerlerine yenilerinin yapılması için mülk sahiplerinin rızası aranmıyor ancak oluşacak inşa maliyetini üstlenmeleri isteniyor.
MALİYETİ BELİRSİZ
Öte yandan ülk sahipleri, yeniden inşa sürecinde ne kadar maliyetle karşılaşacaklarını bilmiyor. Ancak bu maliyeti üstlenmek istemeyen ya da istese dahi mali durumu el vermeği için ödeyemeyecek kişilerin tapularının ne olacağı belirsiz.
Ayrıca bir mülk sahibinin borcunu ödemeden ölmesi halinde, tapu Hazine’ye geçmiş olduğu için varislerin herhangi bir hak kaybına uğrayıp uğramayacağı; malikler borçlarının tamamını ödeyene kadar tapu sahibi Hazine olacağı için insanların kendi mülklerini satamayacak ya da kiraya veremeyecek olması nedeniyle uğrayacağı kayıplar gibi çok sayıda soru işareti ve belirsizlik bulunuyor.
SMS’LE BİLGİ VERİLDİ
Samandağ’daki mülkleri rezerv yapı alanı içerisinde kalan 56 yaşındaki doktor Hasan Fehmi Cilli de, mülklerinin akıbeti konusunda endişe taşıyanlardan biri:
“Bir gün mülkümüzün Hazine’ye devredileceğine iliskin SMS ile bilgi geldi. Hemen dava açtık. Rezerv alan diyerek tapulu malımızı alıyorlar. Hiçbir şekilde rızamız yok. Hangi şartlarda mülkümüzü alyorlar, herşey belirsiz” dedi ve ekledi:
“Bizim mülkümüzü yıktıktan sonra bana yine aynı yerde, aynı parselde aynı büyüklükte mülk verilecek mi? Belli değil. Çevre Bakanlığı’na bile gittik, cevap alamıyoruz.”
Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, 3 Şubat’ta Hatay’da deprem konutlarının anahtar teslmi töreninde yaptığı konuşmada rezerv yapı alanı uygulamasının afet bölgesinin yeniden imarını hızlandırmayı amaçladığını söylemişti.
Özhaseki, “Devlet kimsenin malına çökmez, devlet kimsenin evini elinden almaz. Ne yapacak alıp da evi devlet? Bizim yasa olarak o bölgelerde iş yapabilmemizin tek yolu rezerv alan ilan etmek, sonra da gelip evler yapmak. Sonra da orada yıkılan ev kiminse o mahallede kim oturuyorsa o alanda kimin hakkı varsa bunu kendisine teslim etmek” diye konuşmuştu.
HATAY’DA 50 BİN KİŞİNİN ETKİLENECEĞİ TAHMİN EDİLİYOR
Rezerv alan ilan edilen bölgelerde kaç adet mülk sahibinin etkilendiğine dair açıklanmış resmi bir veri olmasa da, Hatay Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Ecevit Alkan’ın Reuters’a yaptığı değerlendirmeye göre, söz konusu alandaki nüfustan hareketle 50,000 civarında kişinin düzenlemeden etkilenmesi bekleniyor.
Hatay Valiliği’nin internet sitesinde Şubat ayı sonunda yayınlanan afet projelerine göre, rezerv alan kapsamında 44,723 konut yapımı planlandığı görülüyor. Ancak kaç mülk sahibinin tapusunun Hazine’ye devredildiği ile ilgili bir bilgi yer almıyor.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Reuters’ın rezerv alan uygulamasından kaç mülk sahibinin etkilendiği ve kaç kişinin tapusunun Hazine’ye devredildiği ya da devredileceği ile ilgili sorularına yanıt vermedi. Reuters konuya ilişkin diğer sorularına da yanıt alamadı.
Muhalefet partilerinden çeşitli milletvekillerinin konu ile ilgili TBMM’ye verdiği çeşitli soru önergeleri de yanıtsız kaldı.
EVLER BOŞALTILMAYA BAŞLANDI
Öte yandan, evleri rezerv alan sınırları içinde kalanlar, çaresizce evlerini boşatmaya başlamış bile.
Antakya’da yaşayan Hatice Altınöz ve oğlu Ahmet Altınöz, iki kez “az hasarlı” raporu verilen evlerini tamir edip yeniden oturmayı planlarken, bölgenin rezerv yapı ilan edilmesi ile evlerini tahliye etmiş.
Eşyalarını da evden taşıyan Hatice Altınöz, “Evimize iki defa az hasarlı raporu verildi. Tadilat yaptırıp oturma şansımız vardı. Ama şu saatten sonra artık oturamayız” dedi ve ekledi:
“Bize konteyner de zaten verilmiyor, evimiz az hasarlı diye. Kızımın yanında konteynerde yaşıyorum.”
Evi rezerv yapı alanı içinde kalan ve şu anda eşi ve iki çocuğu ile birlikte çadırda yaşayan Samandağlı Yapar da, evinin yıkılıp yeniden yapılmayı gerektirecek bir hasarı olmadığını ve evini kendisinin sağlamlaştırabileceğini belirtti:
“Bizim evlerimizde bir sıkıntı varsa biz yıkıp en sağlam şekilde kendimiz yeniden yaparız. Devletten de 1 kuruş istemiyoruz. Ama mülkümüzü elimizden almasınlar.”
“ÖNÜNÜZE NE FATURA GELİRSE ÖDEMEK ZORUNDASINIZ”
Hatay Barosu’ndan Alkan, mülk sahiplerinin planlama ve onay süreçlerinin hiçbir aşamasına dahil edilmediğini, ancak önlerine konulacak tüm faturayı üstlenmelerinin istendiğine dikkat çekti.
Alkan, “Rezerv alanda yapılacak olan bütün planlama, uygulama ve imalatı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kendisi yapıyor. O yapılan bütün harcamalar üst üste toplanacak ve vatandaşa bir fatura çıkacak. Şu an o faturanın ne olduğunu bilmiyoruz” dedi ve ekledi:
“Yani bir restorana gidiyorsunuz, çok iyi bir yemek getirecekler ama siz fiyatını bilmiyorsunuz. Hesap ne gelirse onu ödemeniz gerekiyor.”
Devletin önce vatandaşın rızasını alması, hak sahipleri ile iletişime geçerek gerekli bilgilendirmeleri yapması gerektiğini belirten Alkan, “Biz dava açarak aslında devletin kendiliğinden vermesi gereken bu bilgileri edinmeye çalışıyoruz. Yani aslında dava açmadan devletin görevini yapması gerekirken ancak dava yoluyla bu tür bilgilere ulaşabiliyoruz” diye konuştu.
MÜLK SAHİPLERİ DAVA YOLUNA GİDİYOR
Müvekkilleri adına rezerv alan uygulamasına yönelik yürütmeyi durdurma talebiyle dava açan Samandağlı avukat Orhan Özen de, yasanın mülkiyet haklarını ihlal ettiğini belirterek; yeniden inşa vaadine rağmen, mülkleri Hazine’ye devredildikten sonra maliklerin nasıl korunacaklarının belirtilmediğine dikkat çekti.
Samandağ’da rezerv alan ilan edilen bölgenin ilçenin en değerli yeri olduğunu belirten Özen, “Kamu yararı ile vatandaşlar arasındaki denge gözardı ediliyor” dedi.
Öte yandan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Hatay İdare Mahkemesi’ne sunduğu ve Reuters tarafından görülen savunma metnine göre; bakanlık, davacıların yalnızca kendi bireysel taşınmazları üzerinde hak sahibi olduğuna işaret ederek, rezerv alanın tamamı üzerinde hak sahibi olmadıkları, dolayısıyla da rezerv yapı alanı kararının yürütmesinin durdurulması talebinin reddedilmesi gerektiğini savundu.
]]>*Ülkemizin yaşadığı büyük yıkımların suçlusu olan AKP’nin yerel seçimde Hatay’dan gösterdiği Büyükşehir Belediye Başkanı adayı karşısında, yine bir deprem suçlusu olan mevcut belediye başkanı Lütfü Savaş’ın Hatay halkının tüm itirazlarına rağmen yeniden aday gösterilmesi üzerine, Türkiye İşçi Partisi olarak, Hatay halkını seçeneksiz bırakmayacağımızı ilan edip Büyükşehir Belediye Başkanı adaylığı için girişimlerde bulunduk.
*Bu girişimler sonucunda Hatay halkının çeşitli temsilcilerinin ve önde gelen kanaat önderlerinin de inisiyatifiyle deprem günlerindeki özverili çalışmasıyla tanınan eski milli futbolcu, Hataylı spor insanı Gökhan Zan ortak bir iradeyle önerilen isim oldu. Partimiz ise “Hatay İttifakı” olarak adlandırılan bu iradeye saygı duyduğunu belirtti ve partimizin üyesi olmayan Gökhan Zan’a adaylık sırasını verdi.
“ADAYLIĞINI GERİ ÇEKTİĞİMİZİ KAMUOYUNA İLAN EDİYORUZ”
*Türkiye İşçi Partisi olarak, Hatay halkının iki deprem suçlusu arasında bir seçime zorlanmasının ve Lütfü Savaş’ın CHP adayı olarak dayatılmasının telafisi mümkün olmayan bir ayıp olduğunu ve acılı Hatay halkına bir hakaret anlamı taşıdığını tekrar ifade ediyoruz.
*Bununla birlikte, Hatay İttifakı’nın ortak aday olarak önerdiği Gökhan Zan’ın partimizin asla tasvip etmeyeceği ilişkilere girdiğine dair çeşitli iddialar tarafımıza ulaşmıştır. Gökhan Zan söz konusu iddiaların kendisine yönelik bir kumpas olduğunu ve hukuki süreci başlatacağını partimize iletmiştir.
*Ancak, her ne kadar süreç hukuki mercilere taşınacak olsa da, en ufak bir şaibenin varlığına bile göz yummayacağımızı ve kumpas ve şantaj gibi yolları alışkanlık haline getirmiş olan düzen siyasetine olan kapanmaz mesafemizi hatırlatıyor, Gökhan Zan’ın adaylığını geri çektiğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz.
“AZAMİ HASSASİYET GÖSTERECEĞİZ”
*Türkiye İşçi Partisi, mücadelesini sadece ve sadece halkın gücüyle, halkın çıkarları doğrultusunda ve halkın sesini güçlendirmek amacıyla yürütür. Türkiye İşçi Partisi, alacağı her türlü kararı yetkili kurullarında alır ve kurulları aracılığıyla uygular.
*Türkiye İşçi Partisi, şimdiye kadar hiçbir siyasi grup ya da partiyle pazarlık ilişkisi kurmamış, bundan sonra da kurmayacaktır. Siyasetin kirli pazarlıklarla, kumpas ve şantajlarla yürütüldüğü bir ülkede temiz, dürüst ve şeffaf siyasette inat eden Türkiye İşçi Partisi olarak, ilkelerimizin üzerine hiçbir gölge düşmemesi için bugüne kadar olduğu gibi azami hassasiyeti göstereceğiz.
“ÖZÜR DİLİYORUZ”
*Başta Hatay halkına olmak üzere, Türkiye’nin gönlü TİP’ten yana atan tüm emekçilerine kararımızı duyuruyor, istemeden de olsa parçası olduğumuz bu tablo için özür diliyoruz.
Partimiz, halka karşı işlenmiş bir suça bulaşmış hiç kimseyi desteklememeyi, dolayısıyla Hatay’da da deprem suçlarında ve yıkımda payı bulunan iktidar ve ana muhalefet adayları karşısında mücadele etmeyi ve halkımızı onlara oy vermemeye çağırmayı görev bilir.
Mücadelemizde, haysiyetimizde, ilkelerimizde inat edeceğiz.
Türkiye İşçi Partisi, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da pazarlıksız, tavizsiz, düzen siyasetinin kirli ve yozlaşmış ilişkilerinden tamamen uzak bir kimlikle yürüyüşüne devam edecektir.”
]]>Ölüdeniz Fayı’nın, Amik Ovası’nın güneyinden itibaren aşağı doğru ilerlediğini ve hareketinin sönümlendiğini belirten Prof. Dr. Över, “Ölüdeniz Fayı, 1000 kilometrelik bir fay. Antakya’nın güneyinden, Suriye, Lübnan, İsrail ve Akabe Körfezi’ne kadar uzanan bir fay. Dolayısıyla Hatay’da kırılmış olan alanlardan Ölüdeniz Fayı geçmediği için bizim geliştirdiğimizi modele göre, orada büyük bir deprem beklemiyoruz. Bizim modele göre; Ölüdeniz Fayı, Antakya’nın ya da Hatay’ın içerisine girmiyor. Nerede başlıyor? Amik Ovası’nın güneyinden itibaren, Suriye, Lübnan, İsrail şeklinde Ölüdeniz’e kadar devam ediyor. Burada 7 veya daha büyük deprem üretme potansiyeline sahip bir fay, çünkü levha sınır fayıdır. Biz de bunu planlamıştık, burada meydana gelebilecek bir depremin yeri çok önemli. Eğer Türkiye’ye, Hatay’a yakın bir yerde meydana gelirse, elbette Hatay’da da daha çok hasar olur. Eğer uzak yerde olursa, ne kadar çok uzaklaşırsa; hasar o kadar az olur. Ancak Hatay’a yakın bir yerde, Suriye, Lübnan gibi bir yerde olacakmış gibi davranmamız gerekiyor. Orta ve kısa vadede, orta ve ağır hasarlı binalardan uzak durmamız gerekiyor. Uzun vadede yeniden inşa edilecek olan yıkılmış binalar yerine depreme dayanıklı binalar yapmamız gerekiyor. Uzun vadede, 10, 50, 100-200 yıl sonra meydana gelecek depreme dayanıklı binaları inşa etmek zorundayız” dedi.

‘SURİYE, LÜBNAN VE İSRAİL’DE BÜYÜK DEPREM BEKLİYORUZ’
Ölüdeniz Fay hattının kırılmasıyla olası büyük depremin Suriye, Lübnan, İsrail tarafında beklendiğini vurgulayan Prof. Dr. Över, şu ifadeleri kullandı:
“Orada olabilecek bir depremin, Hatay’da yüzey kırığı oluşturmasını beklemiyoruz. Yakın ve uzak deprem durumlarında olduğu gibi, civar bölgelerde sarsıntılar olacaktır. Yer bilimciler, deprem bilimciler bir depremin oluş zamanını maalesef söyleyemiyor. 6 Şubat depremi ve sonrasındaki deprem silsilesinde, bölgemizi etkileyen pek çok hasarlar meydana geldi. Bunların başında yaklaşık 300 kilometrelik bir yüzey kırığı oluştu. Yüzey kırıkları, ana faylar boyunca 4- 4,5 metrelik atımlar meydana geldi. Bu bölgede meydana gelen depremlerin levha sınırları boyunca geliştiğini söyleyebiliriz. Levha sınırları, levhaların göreceli hareketleri boyunca meydana gelir. Bölgemizi etkileyen levhalar, Arabistan, Afrika, Avrasya’dır. Söz konusu levhaların hareketlerini denetleyen ve hareketlerini sağlayan levha sınırları ülkemizde kuzey hattı boyunca, Kuzey Anadolu Fay Zonu, Doğu Anadolu Fay Zonu ve güneyde Helenik Kıbrıs Fay Zonu’dur. Ülkemizde belirgin olmayan levha sınır fayları 2 tanedir, bir tanesi Hatay bölgesi, bir tanesi Marmara bölgesidir. Marmara bölgesinde belirsizlik hala devam ediyor. Birçok model geliştirilmiştir. Bu modellerin hangisinin doğru olacağı, olası bir depremde daha netlik kazanacaktır ama şu anda tartışma sürüyor. Anadolu Fay Zonu Bingöl’ün Karlıova ilçesinden, Türkoğlu’na kadar, Amik Ovası’na kadar uzanır. Oradan da Antakya’dan Samandağ üzerinden Kıbrıs’ın güneyine kadar uzanan Kıbrıs Antakya Transform Fay Zonu var; o da Amik Ovası’nda sönümlenir”
]]>CHP’nin yeniden aday gösterdiği Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın kendisine yönelik sözlerine yanıt veren Gökhan Zan, şu ifadeleri kullandı;
*Hatay halkının CHP ile sorunu yok. Şahıs ve kişiyle ilgili sorunu var. ‘Topçu ve sanatçılara güvenilir mi’ diye bir söz kullandı. Biz sporcu ve sanatçılar olarak birleştirici ve bütünleştirici bir ruh vardır.
*Lütfü Bey’in bahsettiği topçular… Soruyorum; Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, federasyon… Herkes Hatay’a ve Hatayspora sahip çıkmak için seferber olmadı mı? Bunu nasıl söyleyebilir?
CHP’NİN ANKETİ
*Bu anketi hangi verilere göre yaptılar bilmiyorum açıkçası. Ama en büyük anketin sokak olduğunu, halk olduğunu, gayet güzel bir şekilde gördüler. Halkın Lütfü Savaş’ı istemediğini gördüler.
*Diyor ki Sayın Özel, “Biz aday bulamadık.” Hem aday bulamadığını söylüyorsun, hem de Hatay halkına Hatay’da adam bulamadım mesajını veriyorsun.
*Ben dün saat 16.55’e kadar bekledim. Sonuna kadar doğru bir insan peşinde, Hatay’ı demografik yapısıyla birleştirecek hem de Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi Hatay’a şahsi meselesi olarak bakacak birisini getireceksiniz.
*İnsanlar depremden sonra anladı ki Hatay’a hizmet yapılmamış. Sayın Lütfü Savaş hep “Önümde engel oldu” diyor. Devamlı bir engel ve şikayetten bahsediyor. Madem şikayetten bahsediyorsunuz o zaman o koltuktan istifa edeceksiniz.
*Hata yaptığınızı söyleyin, olabilir. Deyin ki “Ben yetemedim, ben yapamadım, ben azıyla ve çoğuyla doğrusuyla yanlışıyla hakkınızı helal edin” ve helalleşin bu halkla. Neden inatlaştınız. Neden zorla aday gösteriyorsunuz?
“HERKES ELİNİ VİCDANINA KOYSUN”
*Ben soruyorum size, Lütfü Savaş ya da AK Parti adayı sayın Mehmet Öntürk. Bu kriterlere uyuyor mu? Herkes elini vicdanına koysun. Hem AK Parti adayı, hem de Lütfü Savaş bu kriterlere uyuyor mu? Ben sonuna kadar bekledim, çekilmeye hazır olduğumu söyledim. Ben de buranın bir evladıyım, siyasetçi olarak bakılmasın. Ben Hatay halkının bir sesi, sözcüsü olmaya çalışıyorum.
RÜŞVET İDDİASI
Ece Üner: Çekilmem adına bana rüşvet teklif edildi dediğiniz konuyu merak ediyorum, nedir bu konu? Kim etti bu teklifi size?
Gökhan Zan: Kimin ettiği değil… Ben organize işlerden bir amirle de görüşmeyi sağladım. Bundan sonrası için siyasetin ne kadar kirli bir yüzü olduğunu ifade etmek istedim. Kim üzerine alınır bilmiyorum. İsim vermeyeceğim ama emniyette veya savcılıkta isim vermem gerekiyorsa gider veririm. Avukatım ve partimizle birlikte bunun kararını veririz. 2-3 kişiyle neler yapabiliyoruz, nasıl bir araya gelebiliriz, neler istersin, mağduriyetini giderelim diyorlar bana… Neyin mağduriyetini gidereceksin kardeşim? Ben mağdur değilim ki Hatay halkı mağdur. Madem ki sizin bu kadar çok… Şikayet ediyorsunuz “hem iş yapmıyorum diyorsunuz, engelliyorlar… Hem de paranız var. Ya bu parayı bana teklif edeceğinize gidip sefalet içerisinde olan Hatay halkına…
Ece Üner: “İş yapamıyoruz, engelliyoruz” diyenler Lütfü Savaş olduğuna göre, bu kadar parası olan ve teklifte bulunan da CHP ve Lütfü Savaş anladığım kadarıyla.
Gökhan Zan: Onu kamuoyuna bırakıyorum.
Ece Üner: Hayır demiyorsunuz ama.
Gökhan Zan: İki defa geldi… Açık ve net söyledim, bir kez daha yaparsanız bunu savcılık ve yargıya taşıyacağım. Ama bu demek değildir ki ben yarın gidip bunu yargıya ve savcılığa taşımayacağım. Ben bunu siyasetin kirli yüzünü göstermek için çok net ifade ettim.
]]>Adının ilan edileceğini düşünerek, törene katılmak için önceki gece Ankara’ya gelen Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, etkinliğin başlamasına bir saat kala CHP’ye davet edildi.
CHP lideri Özel, görüşme yaptığı Savaş’a son ankette, muhalif oyların CHP ile TİP’in arasında bölündüğünü, kararsızlar ve protesto oylarının yükseldiğini ve kazanma
ihtimalinin düştüğünü söyledi.
Ve bu yüzden Savaş’ın ilan edilmeyeceğini belirtti. Savaş ve ekibi, bugün saat 10.30’da CHP’de Özel ile yeniden buluşacak.
Savaş krizini CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek’le görüştüm.
Hatay meselesi ne aşamada?
– Yarın (bugün) görüşmeler devam edecek. Akşam Hatay’daki durum açıklığa kavuşacak. Aday yarın belli olur. Bizim istediğimiz Savaş’ın da içinde yer alıp onay verdiği, Hatay örgütümüzün kabul ettiği süreci beraberce yönetmek. Yani bir aday belirleyeceksiniz; adayı Savaş onaylayacak. Ya da tersi. Savaş önerecek ve biz de o ismin etrafında süreci yöneteceğiz.
Kararı bugün (dün) mü aldınız?
– İki aylık süreçte defalarca şunu gördük; Savaş, belli potansiyel üzerinde oy alıyor ama bu kazanmasına yetmiyor. Bunu kampanya sürecinde kapatacağını ve öne geçeceğini öngördük. Ancak kararsız ve oy kullanmama eğilimindeki seçmen olduğu yerde duruyor. TİP de Savaş’ın aday olması halinde aday çıkaracağını açıkladı. CHP’nin oyunu en üst seviyeye getirebilir miyiz diye çalışma yaptık. Gördük ki seçime 40 gün kala risk devam ediyor. Savaş’ın kendisine bu risk anlatılmıştır.
Bu risk sayısal olarak nedir?
– Muhalefet bloğunun oyları kazanmaya yetiyor ama birlikteliğe ihtiyaç var. TİP aday çıkarırsa CHP’nin kazanması mümkün olmaktan çıkıyor… Demeyelim ama ihtimal olarak azalıyor.
Bu tablo son ankette mi ortaya çıktı?
– Kararsızlarda oy vermeme eğilimi güçleniyor. Aralıktan beri 7 anket yaptık. Savaş, güçlü bir figür. Ama 11 büyükşehir belediyemiz içinde riskli olan tek ilimiz. Temel sebebi, deprem geçiren illerin durumu. Kahramanmaraş’ın memnuniyet oranı yüzde 12 çıktı. Malatya’nınki yüzde 18. Savaş, bunların üzerinde. Ama deprem travması yöneticilere tepki
oluşturuyor. Biz kampanya ile aşılabileceğini öngördük. Öngördüğümüz biçimiyle ilerlemedi. Hatay’da birinci parti, kararsızlar. 40 gün kala bu oranın inmesi gerekirdi. Muhalefetin oyu konsolide edememenin sıkıntısını gördük.
Şu anki durum ne? Savaş’ı aday göstermeyecek misiniz?
– Yarın (bugün) yapacağımız toplantı bunu belirler.
Başka aday var mı?
– Bugüne kadar Lütfü Bey dışında bir isme odaklanmadık.
Savaş’ın bağımsız aday olma ihtimali var mı?
– Savaş’ın CHP’de değişik zamanlarda çok daha iyi görevler yapabileceğine yürekten inanıyorum. Şu an siz sordunuz, ben de söyledim. Lütfü Bey, seçimi kazanma ihtimali çok yüksekti. Anlamak gerekir ki depremin travması seçmen davranışları üzerinde, bizim yönetemediğimiz siyasal ve toplumsal sonuçlar doğruyor.
SALONDAN İZLENİMLER
– CHP lideri Özgür Özel salona Zülfü Livaneli’nin seslendirdiği “Merhaba” şarkısıyla giriş yaptı. Özel’e bazı kadın belediye başkan adayları eşlik etti.
– Ankara Spor Salonu’nda yapılan toplantı bir buçuk saat geç başladı. Salonda heyecan ve katılım düşük kaldı.
– İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cemil Tugay törende hazır bulundu.
– CHP lideri Özel’in davetine uyan eski genel başkanlardan Hikmet Çetin ve Murat Karayalçın salonda yer aldı. Kemal Kılıçdaroğlu ve Altan Öymen ise katılmadı.
– Salonda “İşimiz gücümüz Türkiye” sloganları atıldı. “Şimdi Türkiye’nin gücüne güç katma zamanı”, “Atamızın mirası Çankaya gençlere emanet” pankartı asıldı.
– CHP Türkiye genelinde bin 127 seçim çevresinde aday gösterdi.
– CHP’ni adaylarının 100’ü kadın. Ayrıca 40 yaş altı 196, 30 yaş altı 23 aday bulunuyor.
– Mevcut belediye başkanlarının 145’i yeniden aday gösterildi.
]]>■ Depremin birinci yılını geride bıraktık. Siz Hatay’ı hiç bırakmadınız, bu bir yıl boyunca sesini duyurmak için elinizden geleni yaptınız. Bir dolu tartışma yaşandı ve biz yine gerçek sorunları konuşmaktan uzak kaldık. Gökhan Bey, Hatay halkının sorununu tüm çıplaklığıyla ortaya koyalım. O geceki öfkenin bir nedeni var. Aylardır depremzedeler ne yaşıyor?
Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki, Hatay benim can evim, çocukluğum, gençliğim, anamın babamın kokusu, Ata yurdu, can evim. Ben Hatay ve Hataylılarla büyüdüm, güldüm, ağladım. Yeri geldi bir lokma ekmeği, yeri geldi bir kap yemeği bölüştük. Hatay manevi duyguların en yoğun yaşandığı, ecdadın hasta yatağında düşman elinden kurtardığı en mukaddes emanet olması sebebiyle de bambaşka bir yerdedir bizler için. Deprem ne yazık ki, inanılmaz bir yıkım ve beraberinde kayıplar getirdi. İlk defa böylesine büyük bir yıkımla çaresizliğe, umutsuzluğa ve karamsarlığa düştük. Aksaklıklar, plansızlıklar, düşünülmeden konuşulan sözler hepimizin kopma noktası oldu. Bu durum ister istemez tepkileri de beraberinde getirdi. Halen çadırlarda, konteynerlerde insanlık dışı koşullarda yaşayan insanlarımız var. Eğitime tam olarak ulaşamayan, sağlık hizmetlerine erişimde kısıt yaşayan, sosyal ve ekonomik açıdan tükenmiş bir halk var. İnanın abartmıyorum yaşayan ölüler gibiyiz. Kimse kimseyi kandırmasın, biz sokaktayız ve her gün canlı canlı yaşıyoruz bunları. Sanki şehrimizdeki yıkım, ruhumuzu da aldı götürdü. Tebessüm etmekten bile utanıyoruz biliyor musunuz? Hiçbir kelime bu duyguyu ifade etmeme yetmiyor, yetmez de… Halen yıkık evleri ve bulunamayan insanlarımızı düşününce yutkunamıyorum, nefesim daralıyor.
KUTSALLARIMIZA SÖZ SÖYLEMESİNLER
■ Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki “Ev sahipleri eğer ölüleri de yoksa, valla yıkıldığı iyi olmuş, bize villa verdiniz diyorlar” gibi bir açıklama yaptı. Depremzede olmasanız da “Hiçbir şey anlamamışlar” dedirtecek, canımızı acıtan bir açıklama… Sahiden insana dair, duygusuna dair, kayıplarına dair hiçbir şey anlaşılamadı mı acaba bu bir yılda?
Bunlar normal bir akılla ifade edilemeyecek kadar düşüncesiz sözler! Kaldı ki, siz hiç “Ohhh ne güzel evim yıkıldı, villa aldım” diye sevinecek, insani vasfını kaybetmiş bir insan gördünüz mü? Hele ki, geçmişi bir karış toprak için ölüme yürümüş şehitlerle dolu Anadolu’da.. Bunu diyenler de inanın o evde bir kahvaltı masası etrafında huzuru yaşamamış, duvara asılı bir kuru biberin, bir bağ soğanın, bin bir emekle kazanılmış helal duygunun hazzını bilmeyenlerdir. Hangi villa koskoca bir yaşanmışlığın yerini tutabilir? Büyüklerimizden ricam, lütfen bizlerin kutsallarına söz söylerken birkaç kez düşünsünler.
DEPREM YERİNE SAVAŞ’IN KOLTUĞU
■ O akşam eşinizle birlikte eylemcilerin arasındaydınız. Çok sahici bir tepki gösterdiniz, ama sonra bir baktık ki, siyasetin diline başka türlü düştünüz. Örneğin Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş, protestoların nedeni olarak sizi gösterdi. CHP’nin Savaş ısrarını değerlendirmenizi isteyeceğim. Siz Hatay’ı biliyor, tanıyorsunuz, sahiden Lütfü Savaş’ı istiyor olabilir mi Hatay halkı? Parti yetkilileri, dört ayrı anket sonucunun böyle çıktığını söylüyor.
Kendi siyaset evinde bile şaibeli hale gelmiş bir insanı, Hataylılar gibi benim de görmezden gelmem mümkün değil. Biz her gün sokakta o tepkiyi görüyoruz. Üstelik bu yeni bir durum da değil. Devam eden bir yıllık sürecin bugün büyüyerek dışa vurulmuş hali. Anketleri neye göre, nerede, kiminle yaptılar bilemem, ama bu tepki aslında tüm siyasilere ortak bir ses yükseltmesidir. Doğru yerde, doğru zamanda, yanlış kişilerin yanında olarak gönül köprüleri kurulmaz. Sadece Hatay’da değil, tüm Türkiye’den kendisine tepkiler varken, sadece beni suçlaması inanılır gibi değil! İnsanlar zaten bu suçlu siyasetçi figürlerinden bıktı, zaten en çok buna tepkili…
■ Siyasetçilere “En zor zamanımızda yanımızda olmadınız” diye isyan ettiniz. Ne yapmalarını bekliyordunuz, neyi yapmadılar? Ne yapabilirlerdi?
Bakın bizim insanımız kadirşinas, sağduyulu, fedakârdır. Kendisine yapılan iyilik kadar, kötülüğü de unutmaz. Hele ki canı yanmışsa, yakılmışsa. Siz halkın yanında olmak yerine, karşısında olursanız bütün gemileri yakarsınız. “Ateş sadece düştüğü yeri yakar” demek başka, “Kimse ateşte yanmasın” demek bambaşka. Bu ayrımı yapamazsanız tepkilerin odağında olursunuz. Daha da acısı, Hatay’da deprem acıları yerine Lütfü Savaş’ın siyasi ikbali, koltuğu konuşuluyor. Bir siyasi için bundan daha büyük bir utanç olabilir mi? Lütfü Başkan neyi mi yapamadı?
VOLKAN İLE ARAMIZDA SORUN YOK
■ Evet, tam olarak bunu soruyorum.
Büyük projelerin güçlü mimarı olamadı mesela, Siyasi söylemlerinde halktan değil, siyasi hamilerinden taraf oldu mesela, barınma krizi, su krizi, sağlık ve eğitim hakkına erişim, ulaşım sorunlarını gündem etmedi mesela. Hataylıların ve şehrin geleceğindeki belirsizlikler için bir yol haritası paylaşmadı mesela. Şehrimizde sığınmacı karşıtı bir görüş hâkimken, olası bir çatışma durumuna karşı önlem almadı mesela. İmkan bulan Hataylılar şehri tek tek terk ederken kimsesizliklerini gidermedi mesela, tarıma, hayvancılığa, ormancılığa bir katma değer sunamadı mesela…
■ Peki bize Volkan Demirel meselesini anlatır mısınız? Sahiden aranızda sorun var mı?
Volkan Demirel ile aramızda bir kırgınlık, Sayın Lütfü Savaş’ın iddia ettiği gibi bir durum söz konusu değil, olamaz da. Bir kere biz spor yaşantımızda hep yan yana duruşumuz, ortak bir uğurda mücadele vermemiz ve başarılı kariyer hayatımızla anılmış, halkın takdirini kazanmış kişileriz. Her ikimiz de kendilerine en ihtiyaç duyulan zamanda olmamız gereken yerdeydik. Hiç kimsenin ne benim, ne Volkan Demirel’in, ne de bir başkasını bahane ederek kayıplarımız üzerinden siyasi husumet yaratmasına izin vermem. Bu büyük bir vebal ve bu vebal sahibini yakar. Dolayısıyla, bu tamamen iddianın sahibini bağlar.
■ Sosyal medya hesabınızdan “Siz daha depremin ilk günlerinde, binlerce insanın vebaline girmiş İDEALİST müteahhitlerinizi AK-lamadınız mı?” diye sordunuz Lütfü Savaş’a… Kim onlar?
Birlikte siyasi hamaset yaptığı müteahhitler… Yoldan çevirip, hangi hemşehrime sorsanız, kimlerle yoldaşlık ettiğini size söyler. Bugün gerek geleneksel gerekse yeni medyada sık sık insanlar tarafından dile getirilen doğrular. İnkâr etmek halkı aldatmaktır. Arama motoruna yazdığınızda bile karşınıza birçok haber çıkıyor, belgeli ve bizzat kendisinin sözlerinin yer aldığı. İşte biz çadır tüccarlarına nasıl ses yükselttiysek siyasi tüccarlara da ses çıkartıyoruz. Haksızlığa, hukuksuzluğa, vicdansızlığa dilsiz şeytan olmuyoruz. Zaten yargı süreçlerini yakından takip edenler de görecekler ki adalet er ya da geç herkese tecelli edecektir. Ama bu dünyada ama öbür dünyada…

Birlikte iyileşiyoruz
■ Doğrusu eşinizi çok takdir ediyorum. Bambaşka bir hayat sürebilirdiniz. Hatay’ı arkada bırakıp, İstanbul’da hayatınıza konforlu bir şekilde devam edebilirdiniz. İkiniz de direniyorsunuz. Bu direncin ilk günden beri motivasyonu nedir?
Eşim Müge de ben de depreme Hatay’da yakalandık. Bizi en çok kahreden kayıplarımızın çok oluşu, halen bulunamayan insanlarımız, anasız babasız kalan evlatlarımızdı. Her biri bizden bir parça, bizden biri oldu. Birçoğu bizi evladı, ana-babası, kardeşi, abisi yerine koydu. Bu öylesine güçlü bir gönül bağı kurmamızı sağladı ki, onlardan kopmamız, kayıtsız kalmamız mümkün olmadı, olamazdı da… Sokakta görünce Müge ve bana sarılan, tebessüm eden, el sallayan yaralı yürekleri görünce biz de iyileşmeye başladık, tıpkı onlar gibi. Yoksa bu acı azalacak türden değil. Sevgi dili dünyada size her kapıyı açacak çok yüce bir duygu. İşte biz, bir insan için en kıymetli hazine olan gönül kapısını açıp motive oluyoruz. Birlikte iyileşiyoruz.

Siyaset olsun ya da olmasın, ülkem için fedakârlık yapmaktan çekinmem
■ Kısa bir dönem İYİ Parti’de siyaset yaptınız, fakat tüm yorumlardan anlıyoruz ki, daha fazlasını istiyorlarsizden. Bazı partilerin peşinizde olduğunu biliyorum.Belediye başkanlığınaaday olacak mısınız?
Halk kimi, nerede görmek isterse siz o kadar varsınız ya da yoksunuz. Beni gönüllerine koyan Yüce Türk Milleti, nerede görmek isterse ben ordayım. Siyaset olsun ya da olmasın, bu toprakların bir evladı olarak ülkem için fedakârlık etmekten çekinmem. Hani yüzyıllar öncesinden söylenmiş bir söz vardır “ Mevzubahis vatansa hepimiz ölelim” diye, ben böyle bir kültürden, Hatay gibi mukaddes bir şehrin maneviyatında büyümüş ve hayatın tüm zorluklarını görerek gelmiş biriyim. Vatana hizmet için siyasete gerek olmadığını, görevini en iyi yapanın vatanını en çok sevenden geçtiğinin bilincindeyim. Bu zaten hem insani, hem ahlaki hem vicdanidir. Ben sadece isterim ki milletimizin gönlünden düşmeyeyim.
HERGÜN BİR BOŞLUK
Mevki, makam dünyalık şeyler, ben memleketimin tekrar eski günlerine kavuşmasını istiyorum. Bakın, sabah sokakta yürürken kırık yıkık binalar, uçsuz bucaksız bir boşlukla yüzleşiyorsunuz üstelik her gün. İnsanlar, sokaklar, parklar, ağaçlar, kuşlar bile azalmış. Her baktığınız yerde ayrı bir acı, ayrı bir kayıp. Mezarlığa gidiyorum sık sık, yakınlarımı ve binlerce hemşehrimizi ziyaret ediyorum. Onlarca insan, onlarca hikâye, onlarca kayıp, acı… En çok da sahipsiz kız ve erkek çocuğu yazısını gördüğümde kahroluyorum, isyan ediyorum, kızıyorum.. Bu dayanılacak bir durum değil. Hiç kimse bu gerçekleri görmezden gelemez. Hepsinin bizlerde hakkı var, onlara vicdan borcumuz var.
GÖKÇEK SİYASİ YÜZSÜZLÜKLE BESLENİYOR
■ Bir de Melih Gökçek meselesi var. Gökçek neden size “Futbolcu olacağına artist olsaydın” dedi?
İ. Melih Gökçek siyasi edebi rafa kaldırmış, siyasi yüzsüzlükle beslenen, zavallı bir tür. Tıp bilimi ne yazık ki, kendisine henüz çare üretmiş değil. İyi ve güzel olanı, Anadolu insanına layık görmeyen istisnai bir tür, ar damarı çatlamış bir varlık. Anlayacağınız umutsuz vaka.
]]>“SUÇLAMALARINA ÇOK ÜZÜLDÜM”
Savaş’a sosyal medya hesabında yaptığı açıklama ile yanıt veren Zan “Siz daha depremin ilk günlerinde, binlerce insanın vebaline girmiş idealist müteahhitlerinizi ak-lamadınız mı?” tepkisini gösterdi. Zan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
– Değerli büyüğüm Sayın Lütfü Savaş Başkanıma cevaben; Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, şahsıma karşı atfettiğiniz suçlamaları şaşkınlıkla izledim ve bu toprakların bir evladı olarak Hataylılar adına daha çok üzüldüm.
– Bir devlet büyüğüm olarak bana katkılarınızı inkar etmeyeceğim gibi, yanınızda çalışmış biri olarak, emeğimin karşılığını almamın nesi sizi bu kadar rahatsız etti anlayabilmiş değilim.
– Sizin depremin birinci yılında, Hataylılar tarafından böylesine bir protestoya maruz kalmanız herkesten çok beni üzmüştür.
– Ancak, bu protestoların nedeni BEN değil, kendi seçmeninizle bu denli iddialaşmanız, en zor zamanlarımızda yanımızda olmamanız ve kalpten kalbe giden yolda bizlerle bağınızı koparıp, SAVAŞ-mak yerine YALNIZ bırakmanızdır.
“VOLKAN DEMİREL’İ BAHANE ETMENİZ…”
– Kaldı ki, farklı kültürlerin sembolü olan Hatay’da, birlik ve beraberliğimizi yakanda, kül edende, yanlış kararlara imza atanda, bize sırtını dönen de SİZSİNİZ!
– Ayrıca şahsınıza karşı yapılan bu protestolar yeni değil, daha adaylığınızın açıklandığında ilk gün başlamıştır. Yani benimle alakalı DEĞİLDİR!
– Öyle ki, olayla hiç alakası olmayan, depremde gece gündüz çalışan, Hatay için elini taşın altına koyan kıymetli hocam kardeşim Volkan Demirel’i bahane etmeniz ise, hem kendisine, hem halkın gönlündeki yerine HAKARETTİR.
– Zaten, geldiğiniz yerin diliyle topluma karşı siyasi söylem üretmekten asla vazgeçmemeniz, ahde vefayı yüreğine kötülük uğramamış HATAYLILARLA değil, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde olduklarınızla, yol arkadaşlığı etmenizdir.
“ALTIN MAKASLI AÇILIŞLAR…”
– Üstelik, protesto edilmenizle benim bir alakamın olmadığını, İDEALİST UĞRULARLA, ALTIN MAKASLI açılışları benim yapmadığımı en iyi SİZ biliyorsunuz!
– Hiçbir anmada bir Hataylının elini tuttunuz mu? Elinizi omzumuza koydunuz mu? İçtenlikle samimi bir şekilde sarıldınız mı?
– Siz SEÇİLMİŞ biri olarak, hemşehrilerimizin enerjisini polemiklerle tüketip, ihanet ideolojisi içerisinde Hatay ve Hataylılar’a en büyük kötülüğü yapmıyor musunuz?
– Siz kendi mensubu olduğunuz siyaset arenasında bile, MECBURİ bir aday olarak karşımıza çıkartılmadınız mı?
– Siyasi şaibelerinizle hakkınızda yapılan anketler yeterli görülmediğinden, yenilerini yaptıranlar bizzat SİYASET EVİNİZİN mensupları değil mi!
“MÜTEAHHİTLERİNİZİ AK-LAMADINIZ MI?”
– Siz daha depremin ilk günlerinde, binlerce insanın vebaline girmiş İDEALİST müteahhitlerinizi AK-lamadınız mı?
– Bizim tek isteğimiz, kaybettiklerimiz için saatler tam 04:17’yi gösterdiğinde sessizce YAS tutmaktı. Ne yazık ki, bu mümkün olmadığı gibi sizde yanımızda da durmadınız.
– Bizim sizden beklentimiz, ağır yıkım yaşamış yaralı yüreklere birazda olsa DOKUNABİLMENİZDEN ibaretti. İhtiyaç duyduğumuz tam da buydu ama olmadı, yapmadınız.
– Siz suçunu bilen siyasetçi kimliğinizle bahaneler üretip, bizleri provokatörlükle suçlamak yerine, kişisel hırslarınız, tercihleriniz ve heveslerinizin bir gün MİLLİ İRADENİN kalkanına çarparak darmadağın olacağınızı bilmeliydiniz.
– KEŞKE siz, “Kırk yıl önce düşman eline bırakılmayan TÜRK yurdu Hatay’ı, eski görkemli günlerine kavuşturup İHYA ve İNŞA etmek için hep birlikte mücadele edelim, Hatay hepimizin ŞAHSi MESELESİ olsun” diyebilseydiniz.
– Bilmenizi isterim ki, Son söz elbette HATAY HALKININ olacaktır.
Söz konusu açıklamaya herhangi bir editöryal müdahale yapılmamıştır.
]]>Başarır, özetle şunları söyledi:
-Hatay’ın, Antep’in, Maraş’ın yalnız kaldığı. Hala insanlar konteynerde çok da az da olsa çadırda yaşıyorlar. 21 metrekare evde 7 kişi yaşıyorlar. Biz ne gerekiyorsa yapalım ama evlerini verelim.
-Kayıpları geri getiremeyiz ama onların bir yaşam alanı olmalı dedik. Üzülerek söylüyorum, depremin yıldönümüne yakın Cumhurbaşkanı ve bazı bakanlar yüreklerimizi burktu. Ben bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na ve Şehircilik Çevre Bakanı’na yakıştıramadım bu cümleleri. Hala biz, siz, o diye konuşabiliyorlar. Oy veren oy vermeyen diye konuşabiliyorlar.
-Hatay halkı oy verseydi daha farklı olabileceğini ima eden bir cumhurbaşkanı var. Neden sayın Cumhurbaşkanı? Ben CHP Grup Başkanvekili olarak bunu sormak zorundayım. Sizin Ulaştırma Bakanınız Afrika’da bir yerde meydan açılışı yaparken Hatay’ın halkı saat 04.17’de yürürken bir metre çamurun içerisindeydik. Karanlık bir şehir vardı.
ÖZHASEKİ’YE CEVAP
-Diğer bir Bakan çıkıyor, yahu yazıklar olsun. Çevre ve Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki gidip evlerini teslim ettiğim köylerdeki insanlarla konuşuyorum.
-Allah razı olsun, bak evimiz yıkıldı iyi olmuş. Eğer ölüler de yoksa bize mis gibi villa verdiniz diyor. Hayır sayın Bakan. Maraş’ta, Gaziantep’te, Hatay’da insanlar ne diyor biliyor musunuz? Evimiz yıkılmadı ama keşke tüm servetimizi verseydik de Türkiye’de deprem olmasaydı diyor. Ama bu ülkenin Bakanı, evler yıkıldığı iyi olmuş diyormuş, bak ne güzel villamız oldu. Teslim ettikleri evler de belli. Bu dil doğru değil.
-İmar affının mimarı Murat Kurum’u İstanbul’a getirip aday yapıyorsun. Yahu bir imar affı çıktı internet üzerinden başvuru aldılar. Parayı aldılar. Kurum’a sormak istiyorum: İnternet üzerinden başvuru aldığın binalara bir görevli baktı mı? Bakmadı.
-Sonra deprem felaketi geldi. Bu Kurum, bir tane daha imar affını hazırlıyordu. İşte felaket, İstanbul için de başka bölgeler için de bağıra bağıra geliyor. Hala bu ülkenin Cumhurbaşkanı oy peşinde. Hala geç kalınmış sayılmaz. Gelin deprem bölgesini yeniden inşa edelim.
“TERÖRÜ HER TÜRLÜSÜNÜ BİR KEZ DAHA LANETLİYORUM
Dün Çağlayan Adliyesi’nde alçak bir saldırı vardı. Terörü her türlüsünü bir kez daha lanetliyorum. Geçmiş olsun diyorum ülkeme.
“BAŞTAN DEĞERLENDİRİLEBİLİR”
(Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı ve adayı Lütfü Savaş ile ilgili soru üzerine)
-Hatay’da yaşananlar, halkı bizim için çok önemli. Onların verdiği tepki, her konudaki tepki başımızın üzerinde. Adayla ilgili Hatay’ın genelinde bir sıkıntı varsa partinin yetkili kurulları bunu değerlendirecektir.
-Biz, Hatay halkından da ülkemizdeki yurttaşlarımızdan da büyük değiliz. Onların bu konudaki eleştirileri bizim başımızın tacıdır. O yüzden partinin yetkili kurulları, bu konuyu enine boyuna değerlendirip belki hemen iki, üç gün içerisinde kapsamlı bir anket yapıp bir karar verecektir. Genel Başkanımız da dün sahadaydı, insanları dinledi, tüm eleştirileri not aldı. Partinin yetkili kurulları doğru, yerinde bir karar verecektir.
-Türkiye’nin her yerinde anketler yapıldı. Tüm adaylar değerlendirildi. Lütfü beyle ilgili toplumun bir kısmı evet burada bir sorun var, eksiklikler var yine o çözecektir dedi. Bir kısmı gerçekten tepki verdi.
-Tüm adaylar için oranları aldık bunlar tartışıldı ve aday yapıldı. Ama gördüğüm kadarıyla aday yapıldıktan sonra tartışmalar büyüdü.
-Bu yüzden yeni bir değerlendirme, aday yapıldığıyla bugün arasında insanların düşüncesi değişmiş olabilir. Buna saygı duyuyoruz. Bu baştan değerlendirilebilir. Buna karar verecek kurum CHP’nin MYK’sı ve PM’sidir.
]]>Sabaha karşı 03.30 sıralarında kente gelen Özel ve İmamoğlu, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş tarafından karşılandı.
Acıları hala taze olan çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek Hataylılar; depremin yıldönümünde, kentin sembol mekanlarından Antakya’daki Köprübaşı Meydanı’nda toplandı.
SESSİZ YÜRÜYÜŞE KATILDILAR
Meydana çıkan yolda gerçekleştirilen sessiz yürüyüşte, yalnızca “Sesimi duyan var mı” feryadı yankılandı. Özel ve İmamoğlu, anmanın ana merkezi Köprübaşı Meydanı’na ulaşmak için, yaklaşık 1 kilometrelik mesafeyi, vatandaşlarla birlikte kat etti.
Saatler 04.17’yi gösterdiğinde, yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunuldu. Bütün semavi dinlere mensup dini liderler, başta Hatay olmak üzere, toplam 11 ili etkileyen depremde yitirilen on binlerce canı, dualarla andı.
Depremde yaşamını yitiren vatandaşlar anısına Asi Nehri’ne karanfil bırakıldı.

KIRIKHAN’DA “İBB EMEKÇİLERİ LİSESİ”NİN TEMELİ ATILDI
Özel ve İmamoğlu’nun Hatay’daki ikinci adresi, Kırıkhan ilçesi oldu. İBB’nin 90 bin çalışanı, depremde ağır hasar gören Kırıkhan Endüstri Meslek Lisesi’nin yeniden yapımı için, kurum tarafından bayramlarda kendilerine ikram edilen kutu çikolatalardan vazgeçti.
İBB iştiraki KİPTAŞ, bu şekilde oluşturulan bütçe ile Milli Eğitim Bakanlığı’ndan gerekli izinleri alarak, Kırıkhan Endüstri Meslek Lisesi’ni yıktı.
“İBB Emekçileri Lisesi” adıyla yeniden inşa edilecek okul için temel atma töreni düzenlendi. Törene; Özel’in yanı sıra CHP TBMM Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, CHP Genel Başkan Yardımcıları Zeliha Aksaz Şahbaz, Gökan Zeybek, milletvekilleri, PM üyeleri, İmamoğlu ve Savaş katıldı. Törende, sırasıyla; KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt, Savaş, İmamoğlu ve Özel birer konuşma yaptı.
ÖZEL: “TAM 8 KEZ İMAR AFFI ÇIKARDILAR”
Özel, AKP iktidarının, 79 yıllık süre içinde, Cumhuriyet hükümetlerinin topladığı toplam verginin 4 katına denk gelen 3 trilyon dolar topladığına vurgu yaparak “Ayrıca, bir önceki deprem için olan, ‘Deprem Vergisi’ diye bildiğimiz, adına sonra ‘Özel İletişim Vergisi’ denilen vergiyle birlikte, 40 milyar dolarlık deprem vergisi tahsil etmişlerdi. Ve depreme karşı hazırlık yapmak için, dile kolay 21 yıl; öyle 21 gün, 21 ay değil, 21 yıldır iktidardaydılar. Ve ellerinde inanılmaz bir kaynak vardı. Ama işe, gömleğin ilk düğmesini yanlış ilikleyerek başlamışlardı. Kaynakları; depreme karşı dirençli kentler yaratmak için, gerçek anlamda bir kentsel dönüşüme harcamak yerine, bambaşka yerlere harcadılar ve tam 8 kez imar affı çıkardılar. Çıkardıkları imar aflarından aldıkları 26 milyar lirayı bile deprem için harcamadıkları, kurulan komisyonların raporlarında açıkça ortaya çıktı” dedi.
“650 BİN KONUT VERECEĞİZ DEDİLER 18 BİN 19 KONUT VERDİLER”
Kahramanmaraş merkezli depremlerin, özellikle ilk 3 gününde hükümet ve kurumları kaynaklı yaşanan sorunları anlatan Özel, sözü, iktidarın vatandaşlara verdiği, “650 bin konutu 1 yılda depremzedelere vereceğiz” vaadine getirdi. Özel “15 Mart gelince, ‘650 bin konutun 319 binini, 1 yılın sonunda vereceğim’ dediler. Ve bugün itibarıyla -bugün 1 yıl bitti- 18 bin 19 konut vermiş durumda. Bugün verilen konut sayısı, toplam konut ihtiyacının yüzde 2,7’si” diye konuştu.
“DÜNYA SİYASİ TARİHİNİN EN UTANÇ VERİCİ ŞANTAJI”
Özel, şunları söyledi:
-Halen daha sevdiklerinin mezarına kavuşamamış naaşlarına kavuşamamış depremzedeler var. Ve bir yandan da Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde Hatay’da sarf ettiği sözler üzerinden, aslında hepimizin bildiği, ama belki bir çocuk, ‘Kral çıplak’ der de görünür derken, kralın çırılçıplak karşımıza çıkıp, kendini ifşa ettiği o manzaralar…
-Diyor ki kral, ‘Merkezi yönetimle’ diyor, ‘Benim sarayımla’ diyor, ‘Yerel yönetim’; kendi gözünde derebeyliği, kendi yolladığı uç beyi, ‘Uyum içinde’ olmazsa diyor -elini böyle yapıp- ‘Hizmet gelmez’ diyor.
-Sonra bakıyor Hataylıların gözünün içine, ‘Geldi mi’ diyor. ‘Gelmedi’ diyor. ‘Mahsun kaldınız’ işte diyor. ‘Bana oy vermediğiniz için size hizmet etmedim. Vermezseniz, yine etmeyeceğim’ diyerek… Dünya siyasi tarihinin en utanç verici şantajını milletimizin yüreğine, milletimizin vicdanına havale ediyorum. Yazıklar olsun.
“CHP’Lİ BELEDİYELERİN YARDIMLARINI GÖRMEZDEN GELME EĞİLİMİ VAR”
İktidar kanadının, muhalefete ait belediyelerin deprem yardımlarını küçük görme ve görmezden gelme eğiliminde olduğuna dikkat çeken Özel, şöyle konuştu:
-Oysa CHP’li belediyeler, 9 bin 600 araçla burada oldular. 28 bin 500 yüz personel, bütün deprem bölgesinde çalıştı. 7200 tır, 4 uçak, 6 gemiyle, 155 mobil mutfak gelip kurdular buraya.
-163 ikram aracı, 18 mobil fırın, 3 milyon battaniye ve 266 bin ısıtıcı, 49 bin 931 çadır, 1809 konteyner… İlk 2 ay içinde CHP’li belediyelerin bu bölgeye yaptıkları bunlardı. Bunu belki Recep Tayyip Erdoğan görmüyor olabilir.
-Ama bunu sadece Hataylılar değil, Malatyalılar, Adıyamanlılar, Gaziantepliler. Kahramanmaraşlılar, depremden yıkıma uğrayan her yerdeki, her siyasi görüşten insan gördü.
-Eğer bu sözlerime rağmen, ‘Cumhuriyet Halk Partisi bir şey yapmadı’ diyorsa, milletimiz Recep Tayyip Erdoğan’a da notunu versin. Eğer yaptıysak, Cumhuriyet Halk Partililere de öyle not falan vermesin; sadece bir helallik versin, yeter bize.
“İSTANBUL’DA BİR BÜYÜK AİLE VAR: İBB AİLESİ”
-İstanbul’da bir büyük aile var. İBB ailesi. Bunlar CHP’lilerden falan oluşmuyor. Hatta belki önemli bir kısmı, Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul Büyükşehir’i yönetirken işe girmiş çalışanlar, emekçiler.
-Ama onlar bir aile. İstanbul’a hep birlikte hizmet ediyorlar. Ekrem Başkan, onları ayırmıyor. ‘Sen şu siyasi görüştensin, bundansın’ diye. İlk başta korkutmuşlardı.
-Gelirse, hepsini işten çıkaracaktı. Geldi. ‘Hepinizi kovacak’ diyordu. Hepsine sarıldı Ekrem Başkan. Sarıldı ve hep birlikte çalışıyorlar.
-İşte o sıcaklık, şöyle bir dayanışmayı şekillendirdi: 90 bin kişi, sadece bayram çikolatalarından vazgeçince, koskocaman bir meslek lisesini yeniden inşa etme imkanı oluyor. Hem de öyle herhangi bir okul değil; dört dörtlük bir okul.
-Bir gün gelecek, onu da hep beraber açacağız. Bu, 90 bin tane güzel yürekli insanın Hatay’a uzattığı dostluk elini, dostluk köprüsünü gösteriyor. Diğer yandan da dayanışmanın ne muhteşem bir şey olduğunu gösteriyor.
“90 bin kişinin çikolatası, bir meslek lisesine karşılık gelebiliyorsa, siz 900 bin kişinin, 9 milyonun, 16 milyonun dayanışmasını düşünün” diyen Özel, “Hani elimizi kolumuzu bağladı ya; güya Meclis çoğunluğumuz yoktu.
-Her imkandan Ekrem Başkan’ı mahrum bıraktı ya Ankara’dan. Hatay’a, depremzedenin gözünün yaşına bakmamış adam, Ekrem İmamoğlu’na mı bakar? Hiçbir imkandan yararlandırtmadı.
-Ama hiç bunları mazeret bilip, ‘Yapamıyorum’ demeyip, bu işlerin yapılması; işte bu 16 milyonluk şehrin gücünü arkasına almanın, dayanışma belediyeciliği, kaynakları doğru kullanmanın ve israf etmek yerine tasarruf edip, artan değeri İstanbullulara ve Türkiye’ye aktarmanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

“EN SONUNDA HEP İYİLER KAZANIR”
KİPTAŞ’ın, İstanbul’da ve Türkiye’nin farklı noktalarında örnek işlere imza attığını kaydeden Özel, konuşmasını şu sözlerle noktaladı:
-Bundan sonraki süreçte hep birlikte Hatay’da olmaya, deprem bölgesinde olmaya devam edeceğiz.
-Birilerinin kalbinin yerinde taş olabilir. Biz; İstanbul’daki 16 milyon İstanbullunun tertemiz kalbinin, tertemiz duygularının, Türkiye’deki 86 milyon insanın tertemiz duygularının hem tercümanı olmaya hem onlar adına buraya yapılabilecek hizmetlere vesile olmaya aracı olmaya devam edeceğiz.
-Bundan sonra güçlenmeye devam edeceğiz. Çünkü herkes şunu bilsin: 6 Şubat 2023, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en karanlık gecesiydi. Ama göreceksiniz… Gidenler geri gelmeyecek. Yüreğimizdeki o ateş sönmeyecek.
-Ama yavaş yavaş her şey daha iyiye gidecek ve eninde sonunda iyiler kazanacak. Hiçbir zaman karanlık, aydınlığa galip gelmez.
-Eninde sonunda şafak söker, güneş doğar, aydınlanır. Hiçbir zaman kötülük, iyiliğe galip gelmez.
-En sonunda hep iyiler kazanır. Ben iyilerin kazanacağı, güzelliklerin kazanacağı ve eninde sonunda güzel insanların eski mutlu günlerine kavuşacağı yarınlar için size Cumhuriyet Halk Partisi ailesinin ve yönettiğimiz kentlerdeki herkesin en sıcak dayanışma duygularını iletiyorum. Başımız sağ olsun.
-Bundan sonra hep beraber kötülükleri yeneceğiz. Kötü kalplileri yeneceğiz. Taş kalplileri yeneceğiz. İyi yürekliler kazanacak, sevgi kazanacak, Hatay kazanacak.
İMAMOĞLU: EN ACI GÜNLERDEN BİRİ…
6 Şubat’ın ülkemizin en acı günlerinden birisi olduğunun altını çizen İmamoğlu ise konuşmasına, şu ifadeleri kullandı:
-Hiçbir zaman unutulmayacak ve unutulmaması gereken bir gün olduğunu biliyoruz. Deprem bölgesinde bir tek vatandaşımız bile unutulduğunu, ihmal edildiğini hissederse, bunun hepimizi rahatsız etmesi, milletçe mahcup olmamız gerekir.
-Hepimizin yüreği dağlanmıştır. Ve bugün buraya 1 yıl sonra geldiğimizde, insanlarımızın depremin olduğu saniyede, acıyı hala derinden yaşadığını görüyor ve burada bu acının tam da odağında, göbeğinde olan insanlarımızın o derin acısını hissetmeye, onu paylaşmaya gayret ediyoruz.
-Gerçekten unutulduklarını ve devleti yanlarında görmediklerini hisseden vatandaşlarımız var. Bu en çok da Hatay’da, 6 Şubat’tan itibaren bu feryadı dile getiren, anlatmaya gayret eden hemşehrilerimiz, dostlarımız var.
-Dolayısıyla buna kulağımızı tıkamak, buna başka yorum yapmak, hiçbir kamu yöneticisine, devletimizin bir biriminin başındaki olan insana; bana, bize yakışmaz.
-Biz, başımızı öne eğip, düşünmesi gereken, ‘Biz niçin bu duruma düştük, nasıl buradan daha iyi ayağa kalkabilirdik’ diye sorgulaması gereken, o sorumluluğa sahip koltuklarda oturan insanlarız

“Vatandaşımızı anlamak yerine, vatandaşımıza soru sormak ya da vatandaşımızı sorgulamak, hiçbir yöneticinin haddi olamaz” diyen İmamoğlu, şöyle konuştu:
-Siyasetin amacı; hiçbir ayrım yapmadan, herkesin sağlığını, güvenliğini, mutluluğunu sağlamaktır.
-Siyaset, ‘Depremlerde hiç kimse ölmesin’ diye yapmak durumunda olduğumuz bir görevdir. Siyaset, siyasi rakipleri yenmek için yapılmaz; afetleri, krizleri, vatandaşın yaşadığı zorlukları yenmek için yapılması gereken bir görevdir.
Siyasetin anlamını ve amacını unutanların olabileceğini aktaran İmamoğlu, “Ama asla bu doğru değildir. Unutanlardan olmamak, asla bu sorumluluğu unutmadan bu görevleri yapmanın asil amacımız olduğunun altını çizmek isterim” dedi.
İBB’nin, 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin ardından, AFAD tarafından Hatay ile eşleştirildiğini hatırlatan İmamoğlu, “Hatay’a yardımla görevlendirildiğimizden bu yana, elimizden gelenin en iyisini yapmak adına, 16 milyon İstanbullumuzun vicdanını, adaletini ve 16 milyon İstanbul’umuz adına sorumluluğumuzu yerine getirmek adına, yoğun bir çaba içerisinde olduk, olmaya devam ediyoruz” diye konuştu.
“BÜTÜN YAPTIKLARIMIZI 16 MİLYON İSTANBULLU ADINA YAPTIK”
Arama-kurtarmadan barınma ve beslenmeye, eğitim ve sağlıktan şehircilik ve altyapıya, istihdamdan iletişime kadar, devletin farklı kurumlarıyla ve Hatay Büyükşehir Belediyesi’yle iş birliği yaptıklarını ve yapmaya devam etiklerini belirten İmamoğlu, şunları söyledi:
-Bunları yaparken, bütün bu yaptıklarımızı 16 milyon İstanbullu adına yaptık ve asla bir şahıs veya bir parti adına yapmadık.
-Böyle de tanımlamadık; tanımlamayız. Yüreği Hataylılarla ve tüm depremzedelerle atan vatandaşlarımız, hemşerilerimiz, 16 milyon insanımız adına yaptık. Bugün yine İstanbulluların duygularına burada aracılık ediyoruz. Bu sefer özel olarak, ‘Çok daha özenli bir davranış’ diye altını çizmek isterim.
-90 bin İBB çalışanının sevgilerini, dostluk ve dayanışma duygularını Hataylılara iletmek için geldik ve buradayız. Hatay İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün yönlendirmesiyle, depremden zarar gören Kırıkhan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ni, İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak, iştirakimizin de katkılarıyla KİPTAŞ’la yeniden inşa ediyoruz.
-90 bin İBB çalışanlarının katkılarıyla yapılmakta olan bu okul hem çok sağlam hem çok modern ve kaliteli, aynı zamanda tüm donanımlarıyla birlikte, İBB ailesi tarafından Milli Eğitim Müdürlüğümüze teslim edilecek.
-Derslikleri, laboratuvarları, güzel sanatlar atölyesi, çok amaçlı salonu, yemekhanesi, spor salonuyla ve bütün altyapısıyla çok güçlü bir eğitim kurumu olacak.
-Gençlerimiz burada güvenle ve mutlulukla, geleceğe umutla hazırlanacaklar. ‘İstanbul Büyükşehir Belediyesi Emekçileri Lisesi’ adına alacak olan bu okul, İBB çalışanları ile çok değerli Hataylılarla, çok özel bir sevgi ve kardeşlik simgesi pozisyonuna dönüşecek. Buradan yetişecek gençlerimiz, o sevgiyi ve kardeşliği hissederek eğitim ve hayat yolculuklarına buradan devam edecekler.
İMAMOĞLU’NDAN “ELAZIĞ” MÜJDESİ
Okulu en kısa sürede bitireceklerinin sözünü veren İmamoğlu, şöyle konuştu:
-KİPTAŞ, bütün donanımıyla bu okulu, bütün içeriğiyle beraber, önümüzdeki eğitim dönemine eksiksiz bir şekilde hazırlayacak ve Hataylı vatandaşlarımızın, çocuklarımızın, gençlerimizin hizmetine sunacaktır.
-Bu manada KİPTAŞ’ın bütün ekibine, buradaki bütün emekçilere, yüklenicilerimize şimdiden teşekkürü bir borç bilirim. Başta birlikte çalışmaktan gurur duyduğum 90 bin İstanbul Büyükşehir Belediyesi emekçisine de hepinizin huzurunda, buradan ayrıca bir teşekkür ediyorum. Onların katkılarıyla bunu gerçekleştirdik.
-Daha önce de Elazığ’da, yine ne yazık ki depremden hasar görmüş olan ve şu anda çok özenli büyük bir kampüsü olan Gazi Endüstri Meslek Lisesi’ni de bitirmek üzere olduğumuzu ve yaz başında da orayı Elazığlı hemşerilerimize, yine İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak teslim edeceğimizi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi gibi kurumlarımızın, her ortamda dayanışmayı en üst seviyede göstermesi gereken kurumlarımız olduğunun altını çizerek, bunu da buradan hem buraya hem de Elazığlılara müjdelemek isterim.
]]>Türkiye İşçi Partisi tarafından sosyal medyada paylaşılan o görüntülerde annesinin “Eğer Mecliste olabilseydin Türkiye halklarına ve Hatay halkına ne söylemek isterdin” sorusuna yanıt veren Can Atalay, sözlerine TBMM’deki konuşmasını tamamlamasının ardından kalp krizinden yaşamını yitiren Saadet Partisi Milletvekili Hasan Bitmez’i anarak başladı.
Can Atalay, “Son nefesine kadar Filistin halkının derdini dillendirme iradesini gösteren Hasan Bitmez’in hatırası önünde saygıyla eğiliyorum” dedi.
ÇOCUĞUNA 10 LİRA VEREMEYEN İŞÇİYİ HATIRLATTI
Görüşmede, TBMM’deki bütçe görüşmelerine değinen Can Atalay, şunları söyledi:
– Şimdi bu, 6 Şubat’tan sonra, yani o büyük depremden sonraki ilk merkezi bütçe, genel bütçe görüşmesi. Biraz önce buraya gelmeden, Türk-İş logosu önünde bir işçinin, Türk-İş’in Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na temsilci olarak gönderdiği bir işçinin konuşmasını dinledim. Sadece benim değil, dinleyen herkesin ciğeri dağlanmıştır.
– Diyor ki o işçi kardeş, ‘Çocuğum benden Öğretmenler Günü için yapılacak faaliyete katkı payı olmak üzere 10 lira istedi, veremedim. 10 lirayı borç almaya gittim.’
– Türkiye’nin başka gündemi yoktur, Türkiye’nin tek gündemi budur. Türkiye’nin tek gündemi, yoksulluğun istismarıdır. Türkiye’nin tek gündemi gelirde adaletsizliktir, gelirde eşitsizliktir, vergide adaletsizliktir, vergide eşitsizliktir. Türkiye’nin tek gündemi, öğün atlamak zorunda kalan çocuklardır, yatağa aç giren çocuklardır.
– Türkiye’nin tek gündemi kamu hizmeti kötü ifa ediliyor diye ya da piyasa koşullarına teslim ediliyor, falanca tarikata teslim ediliyor diye göz göre göre ölüme gönderilen insanlardır. Türkiye’nin gündemi budur” diye konuştu.
“GENEL BÜTÇEDE HATAY YOK”
Kendisini milletvekili seçen Hataylıların sorunlarını da dile getiren seslenen Atalay, şöyle devam etti:
– O genel bütçede deprem bölgesi yok, genel bütçede Hatay yok. Esas olması gereken şey yok bu genel bütçede. Bu genel bütçeyle çözülmesi gereken, konuşulması gereken şeylerin hiçbirisi yok. Hatay’ı gün gün takip etmeye çalışıyorum.
– Hatay’da çözülmesi gereken sorunlar çözülmedi. Altyapı çöktü, buna ilişkin alınması gereken tedbirler neredeyse 11 ay olacak alınmadı hala. Hatay’da enkaz kaldırmaya ilişkin, atık yönetmeliğine ilişkin sorunlar çözülmedi, giderek derinleşiyor. Üstelik Hatay’da öyle bir altyapı sorunu, öyle bir sıkıntı yaşanıyor ki; havalar soğudu, sürekli elektirler kesiliyor. Elektriği kesilen yurttaşlar ısınamıyorlar, herhangi bir faaliyet sürdüremiyorlar.
– Şunu konuşmak durumundayız, depremden bu yana son 10 aydır 4 kere İskenderun çok ciddi taşkın ve sel yaşadı. Geçtiğimiz 10 ay içerisinde buna ilişkin ne tedbir alındı bunu konuşmak zorundayız. Enkaz kaldırmasına, atık yönetmeliğine ilişkin bunca zamandır alınamayan tedbirleri konuşmak zorundayız. Başta depremin konuşulması lazım, bu konuşulmuyor. Hayretle izliyorum. Durum budur. Nerede olduğum belli, koşullar belli, dolayısıyla yapacak bir şey yok.

ANNE-BABANIN HÜZÜNLÜ HALLERİ DİKKAT ÇEKTİ
Gezi Davası kapsamında cezaevinde bulunan, Anayasa Mahkemesi’nin iki kez ‘hak ihlali’ kararı vermesine rağmen tahliye edilmeyen oğulları Can Atalay ile yaptıkları kısa telefon görüşmesinin ardından anne Şükran Atalay ve baba Mustafa Atalay’ın hüzünlü halleri dikkat çekti.
]]>