“ALDIRDIĞIN ÇOCUK BENDEN DEĞİL MİYDİ?”
Duruşmada savunma yapan sanık Yunus Yıldırım, “Sabah eşimle beraber kalktık. Kahvaltı hazırladık. Aramızda tartışma başladı. “Senden çocuk yapmak istemiyorum” dedi. Daha önce de kürtaj olmuştu. Bu durumu hazmedemedim. Ağzına geleni söyledi bana. “Aldırdığın çocuk benden değil miydi” dedim. ‘Hayır değildi’ dedi. Kahvaltıyı hazırladığımız bıçağı aldım. Hala bana bir şeyler söylüyordu. İlk o bıçağı elimden almaya çalışırken. Benim parmaklarım kesildi. Boğazımı sıktı. Şimdi takipçi kazanmak için medyaya çıkıyor. Ben isteyerek yapsam 112’yi aramam. 1 buçuk yıldır evliyiz. Daha önce de tartışmalarız oldu. Evlendikten sonra hamile kaldıktan sonra “Sen çocuğa sevinmedin boşanmak istiyorum” dedi. “Çocuk senden değildi, ben aldırdım” dedi. Sanık Yunus Yıldırım, evlenmeden önce zengin olduğunu, bıçaklama olayı olmadan 1 hafta önce ise inşaatta amele olduğunu söyledi.

“BEN SENİ BURADA ÖLDÜRSEM BİLE 5-6 AY YATAR ÇIKARIM”
Duruşmada söz verilen Merve Veziroğlu, “Söylenen şeylerin hepsi yalan. Çok sinirli, öfkeli bir insan. Sürekli psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kaldım. Uzun süre tehdit etti. Bir gün önce işten ayrılmıştı. O gün çok sinirli geldi. Ertesi gün kalktık hala çok sinirliydi. Yanıma geldiğinde bana “Yüklü miktarda para verebilir misin” dedi. Ben hiç bir şekilde eşimi aldatmadım. Ben zaten fiziksel olarak onunla mücadele edebilecek bir insan değilim. Kahvaltıyı hazırladım. Bıçağı mutfağa bıraktım. Beni içeri çağırdı. Kapıları kapattı. Perdeleri kapattı. İlk olarak beni fiziksel olarak hırpaladı. “Ben seni burada öldürsem bile 5-6 ay yatar çıkarım” dedi. Kedileri içerideki odaya kapattı. Mutfağa gidip elinde bıçakla geldi. Korkuyla yorganı etrafıma sardım. Kurtulmaya çalışırken kafama darbe aldım. Sonra bıçakladı beni. Her yerimi kesti. Ben çocuğu aldırtmamak için çok mücadele verdim” şeklinde konuştu. Merve Yıldırım’ın sözlerinin ardından sanık Yunus Yıldırım, “Sen çocuk katilisin” dedi.

30 YILA KADAR HAPİS TALEBİ
Duruşmada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı, kullanılan aletin niteliği itibariyle öldürmeye elverişli olması, darbe sayısı, darbe yerleri, meydana gelen yaralanmanın niteliğini de göz önüne alarak, sanığın öldürme kastıyla hareket ederek yatak odasına kilitledikten sonra eylemini gerçekleştirdiği, her ne kadar sanık haksız tahrik ve meşru savunma hükümlerinden faydalanmak üzere savunmalarda bulunmuş ise de, katılan beyan ve dosya kapsamından bunların uygulanma koşullarının da bulunmadığı anlaşıldığını belirtti. Sanık Yunus Yıldırım’ın ‘Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçundan 2 yıldan 10 yıla kadar, ‘Eşe karşı kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan ise 13 yıldan 20 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istendi.
Ara kararını açıklayan Mahkeme heyeti, sanığın savunma yapması için süre vererek duruşmayı erteledi.
İDDİANAME
Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede sanık Yunus Yıldırım’ın “eşe karşı kasten öldürmeye teşebbüsö ve “hürriyetinden yoksun kılmaö suçlarından 34 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep edilmişti.
]]>Bu noktada da gözler Norveç’e bağlı bir takımada olan Svalbard’a yeniden çevriliyor. Svalbard, dünyanın besin kaynaklarını güvende tutan geniş bir kasa aslında. Ve şimdi de dünyanın en büyük tohum bankası yeni bir numune grubunu kabul etmeye hazırlanıyor.

Nijerya’daki bir çeşit börülce, Afrika sıcağında yetiştikten sonra toplanıp hazırlandı. Diğer börülce tohumlarıyla karıştırılarak paketlendi ve kurutuldu. Daha sonra dünyanın dört bir yanından alınan diğer binlerce tohumla aynı anda bir pakete konularak mühürlendi.
Artık o da yetiştiği yerden 50 derece daha soğuk ve Norveç kışının sonsuz karanlığında bulacak.
Kazakistan, Endonezya, Sırbistan ve Kamerun’dan gelen 14 bin tohum gibi dünyanın en büyük tarım sigortası poliçesine; Svalbard Küresel Tohum Deposu’na yapılan en büyük eklemenin bir parçası olacak.

OLASI TÜM FELAKETLERE KARŞI DAYANIKLI
Küresel Ürün Çeşitliliği Örgütü (GDTC) ile Norveç hükûmeti tarafından desteklenen Svalbard Küresel Tohum Deposu, olası bir küresel afet halinde yeryüzündeki bitki türlerini koruyarak yeniden ekilebilmelerini sağlamak için oluşturulmuş bir proje.
Nükleer patlamalara karşı bile dayanaklı bir şekilde tasarlanan kasaya basında yer alan haberlere göre dünyanın önde gelen zenginlerinden de destek sağlanıyor.
“Küresel Tohum Deposu” projesi 1983 yılında hazırlanmaya başladı. 9 milyon dolara mal olan kasa, Spitsbergen adasında bulunan bir dağın altında yer alıyor.

Bilim insanları bu eşsiz kasaya tohumları, yalnızca geleceğe yönelik planlar için değil, aynı zamanda geçmişin bir anısını saklamak için de topluyor. Çünkü bir mahsul türünün yabani akrabası kaybolursa, onun kazandığı tüm adaptasyonlar kaybolur.
Global Crop Çeşitlilik Vakfı, Crop Trust’tan Beri Bonglim, “Tüm yumurtalarınızı aynı sepete koyamazsınız. Bu ulusal tohum bankaları, savaşlar gibi insan yapımı felaketler veya deprem gibi doğal afetler tarafından tehdit ediliyor” diyor ve Svalbard Küresel Tohum Deposu’un neden önemli olduğunu vurguluyor.
HER KITADAN, HER İKLİMDEN TOHUM VAR
Burada permafrost sıcaklıkları sıfırın altında tutuyor. Geçtiğimiz on yılda, geniş yeraltı kasası yavaş yavaş dolduruldu. Her kıtadan, her iklimden tohumlar geldi. Plastik kutularda sıralar halinde yan yana duran Güneydoğu Asya pirinci, Güney Amerika mısırıyla rafları paylaşıyor. Kahve ve kakao, buğday ve kızılcık. Yoncanın 78, akasyanın ise 85 türü bulunuyor. Temel ürünler arasında 52 buğday, 49 arpa ve 25 çeşit pirinç bulunuyor; ancak daha lezzetli yiyecekler de yer alıyor; 48 çeşit böğürtlen ve 32 çeşit yaban mersini gibi.
Tohumlar burada, kataloglanmış ve depolanmış durumda, gerektiğinde yeniden ekilmeye hazır. Bonglim, çoğumuz öldüğünde bile hâlâ hazır ve yaşayabilir durumda olacaklarını söylüyor: “Bu tohumlar iyi işlenirse, iyi paketlenir ve mühürlenirse çok çok uzun süre dayanabilirler.”

Şu anda 1,3 milyon tohum çeşidine sahip olan tohum bankasının planlanan kapasitesinin yaklaşık dörtte birini pek kimse görmedi. Yılda yalnızca birkaç kez yeni ürünler kabul ediliyor ve önümüzdeki günlerde rekor sayıda tohum gelecek. Çok az kişi de gönderdiği tohumlara eşlik edip kasayı gördü.
Ancak Almanya’da bir ürün çeşitliliği projesini koordine eden Bonglim, kasayı görmek için Norveç’in en kuzeyine yolculuk yapanlardan biri.
Çıplak beton girişten arkadaki dağa doğru yürümenin etkileyici bir deneyim olduğunu söylüyor: “Benim için çok duygusal bir andı; dünyanın genetik kaynaklarının çeşitliliğinin bu tek odada bulunduğunu bilmek çok ilginç.”

TOHUMLARI KİMLER KULLANACAK?
Tüm bu idealist yaklaşımlara rağmen kasadaki tohumların gerektiğinde nasıl kullanılacağıyla ilgili tartışmalar ise hâlâ devam ediyor. Tohumların sadece belirli kişiler tarafından mı kullanılıp kullanılmayacağı soruları sık sık dünya basınına yansıyor.
]]>