Mehmet Cengiz Tesisleri’nde basın mensupları ile bir araya gelen İlhan Palut, herkese Ramazan Bayramı’nın mübarek olmasını diledi. Süper Lig’in 32. haftasında 14 Nisan Pazar günü Antalyaspor ile kendi sahalarında karşılaşacaklarını hatırlatan Palut, Laine, Benhur Keser ve Mithat Pala gibi önemli oyuncularının sakatlıkları nedeniyle forma giyemeyeceklerini açıkladı.
Ligde kalan son yedi maça odaklandıklarını belirten Palut, “İlk rakibimiz Antalyaspor. Gerçekten potansiyeli yüksek oyunculara sahip özellikle uç bölgesinde. Çok çok tecrübeli bir teknik direktörü olan güçlü bir ekip. Çok iyi hazırlanmamız, yüksek tempoda oynamamız, çok iyi mücadele etmemiz gerekiyor.” dedi.
Son dönemde İstanbulspor ile deplasmanda elde ettikleri galibiyetin ardından, artık daha istikrarlı bir galibiyet serisi yakalama niyetinde olduklarını ifade eden Palut, “İstanbulspor karşısında uzun bir aradan sonra deplasman galibiyeti aldık. Artık devamlılığı olan galibiyet serisi yakalamak istiyoruz. Pazar günü puanlar için elimizden gelen bütün mücadeleyi ortaya koyacağız.” ifadelerini kullanarak, Antalyaspor karşısında da tüm güçleriyle mücadele edeceklerini belirtti.

“AYRILACAKMIŞ GİBİ ÇALIŞMIYORUZ”
Palut, sözleşme süresinin sezon sonunda biteceğinin hatırlatılması üzerine, şu değerlendirmede bulundu:
Hiçbir zaman buradan ayrılacakmış gibi düşünerek çalışmıyoruz. Bu zaten doğru değil. Biz burada bütün planlamaları yapıyoruz. Olay şu boyutta değil, ‘Hocam kontrat için oturalım şartları konuşalım.’ Ben ligde maçlar devam ederken bunun için uygun zaman olduğunu düşünmüyorum. Zihnen burada bütün planlamaları yapıyorum orta vade en azından ama en büyük ağırlığı, en büyük konsantrasyonumu bugüne veriyorum. Dediğim gibi yönetim kurulu ile aramızda hiçbir sorun yok. Şehirle, camiayla hiçbir sorunumuz yok. Her şey güzel gidiyor ama dediğim gibi sadece bunun resmi kontrat kısmını konuşmaya başlamadık. Zaten işin en kolay kısmı orası. Şu an için hiçbir sıkıntı yok. Benim bu duruma konsantrasyonum yok ama böyle bir gündemin de olduğunu biliyorum. Yönetim kurulu başta olmak üzere hepimiz, ‘Bu seneyi en iyi nerede bitirebiliriz?’ konsantrasyonu içindeyiz.
“BİZ DE DAHİL OLMAK ÜZERE…”
Süper Lig’in kritik dönemine girilirken, ligdeki her puanın büyük önem taşıdığına dikkat çeken Palut, “Artık her takımın yarım puana bile ihtiyacı var. Ligde 7-8 üst sıralardaki dört takımı çıkardıktan sonra diğer grubun bir anda hem ilk 5-6’yı zorlaması hem de küme düşme pozisyonuna girmesi muhtemeldi. Bugüne geldiğimiz zaman 3-4 takım biraz daha ‘Acaba ligin üst tarafında, 5-6’ncı bitirebilir miyiz?’ düşüncesini kendilerine hedef olarak seçti. Biz de dahil olmak üzere alt taraf ile puan olarak fark oluştu. Kalan maçlar büyük oranda rakiplerimizle ama şu anda sadece Antalyaspor maçına odaklanmış durumdayız.” şeklinde konuştu.
“MAÇ MAÇ BAKMALIYIZ”
Avrupa kupaları için yarışın getirdiği baskı hakkında da konuşan Palut, takımın genç kadrosu üzerindeki etkisine dikkat çekti. “Çok güzel bir heyecan ama Avrupa stresini genç takımın omuzuna çok erken bıraktık. Bence maç maç bakmalıyız. Yapabileceğimizin en iyisini yaparsak geleceğimiz nokta belli.” diyerek, adım adım ilerlemenin önemini vurguladı.
“BİZ SAHA İÇİNE ODAKLANIYORUZ”
Ayrıca, Türk futbolunun içinde bulunduğu gerilimli atmosfere değinen Palut, odaklarının yalnızca saha içi mücadele olduğunu belirtti:
“Keşke sahanın içindeki mücadeleye daha çok odaklanılsaydı ama bizi çok fazla etkilemiyor. Türk futbolunun birer paydaşıyız. Biz saha içindeki yarışa odaklanıyoruz. Geri kalan periyot buna aday. Son düzlükte sportif yarış devam eder ve biz de bu yarışta oluruz.”
]]>“BEYPAZARI’NDAYKEN RAHATSIZ OLURDUM”
Mansur Yavaş, seçim çalışmaları kapsamında Yenimahalle ilçesinde esnafı ziyaret etti. Yavaş, ardından aynı bölgede salonda esnafla buluştu. Yavaş, ülkede korku siyaseti yapıldığını belirterek şunları söyledi:
– Kimseyi işten atmadık. ‘Çalışan herkes mesai arkadaşımızdır’ dedik. Allah’a çok şükür daha bugüne kadar ne bir üst düzey personelim savcılığa gitti, ne de hakkımızda bir soruşturma getirecek bir konu bulunamadı. Eskiden Beypazarı’ndayken müfettiş geldiğinde rahatsız olurdum.
– Küçük yer; ‘belediyeye müfettiş geldi’ deyince yerin dibine girerdik utancımızdan, millet yanlış anlayacak diye. Şimdi müfettişten rahatsız olmuyorum. Çünkü gelen müfettiş, varsa yanlış bir şeyi çıkartsın. Yoksa da iftira atanların yüzlerine vurulsun istiyoruz. Allah’a çok şükür, dediğimiz gibi, bugüne kadar hiçbir evrakımızla ilgili açılan bir soruşturma yok.
“GELİRLERİMİZDE BÜYÜK DÜŞÜŞ OLDU”
Yavaş, 2010-2019 yılları ortalaması belediye bütçesinin 2 milyar 20 milyon dolar olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
-Bizim ki 1 milyar 140 milyon dolar. Son yılın rakamıdır bu da. Yani gelirlerimizde çok büyük düşüşler oldu. Ayrıca eskiden ASKİ’den halka 1,6 dolara su satılırken, yani 50 liraya su satılırken şu anda 0,70 cent’e satıyoruz suyu. Sosyal yardım alanlar tonu 1 liradan alıyor, depremzedeler 1 liradan alıyor, öğrenci evleri de yarı fiyatına suyu kullanıyor.

– ASKİ’nin bütçesi de 550 milyon dolardan 225 milyon dolara düştü. Ve ilk defa geçen 2023 yılında eksi 5 milyarlık bütçe yaptık ASKİ’ye. Çünkü yıllardır Çevre Bakanlığı’nın, Devlet Su İşleri’nin bize bildirdiği taşkın sahalarıyla ilgili hiçbir şey yapılmamış. Her tarafı sel basıyor. Ama bir şey yapılmamış.
“İHTİYAÇ NEYSE BELEDİYE ONU YAPACAK”
Yavaş, görev süreleri içerisinde israfı ortadan kaldırdıklarını vurgulayarak, “Ben belediyeciliği ‘ben çok asfalt attım, ben çok beton diktim’ diye görmüyorum. İhtiyaç neyse belediye önce onu yapacak. 220 köyde kanalizasyon açıktan akıyor. Hiçbir ilçeye giderken ‘buradan bana ne oy çıkmış’ diye bakmadım. Köyün birinde kanalizasyon açıktan akıyor, orada çocuklar oynuyor, o köyde salgın tehlikesi varsa, bunların nereye oy verdiğinin ne önemi var?” dedi.
“KİMSEYE KÖTÜLÜK YAPMADIK”
Yavaş, sözlerini şöyle tamamladı:
– Belediye olarak siz öncelikle bu işi yapacaksınız. İnsanların sağlığını koruyacaksınız. 200-300 tane köyde hiç su yok. Hep tankerle gidiyor. Biz seçimden önce 1 köyde yok zannediyorduk. Bunların da büyük çoğunluğunu yerine getirdik. Bir şoför, bir koruma, bir minibüsle geziyorum. Çünkü hiçbir Allah’ın kuluna kötülük yapmadık. Kasti bir şey yapmadık. 5 yıl boyunca insanların verdiği oydan dolayı küçümseyen veya onlara laf atan bir tane benim sosyal medya açıklamam olmamıştır.
]]>“HİÇBİR YERE SİZİN TERTEMİZ PARANIZI HARCAMAM”
Burada konuşan Yavaş, şunları söyledi:
* “Belediye başkanı olmadan önce ‘Yapamazlar, edemezler, yönetemezler, daha ilk aydan maaşları ödeyemezler’ gibi korkutmaya başlayıp daha sonra ‘Sosyal yardımları kesecekler, işçileri çıkaracak’ ve benzer biliyorsunuz karalamaların hepsi vardı. Allah’a çok şükür bir beş yıl geçti. Ne işçileri çıkarttık? Hepsi mutlu, hep birlikte mesai arkadaşımız gibi çalışıyoruz ne de sosyal yardımları kestik. O ‘Maaşları bile ödeyemezler’ diyen belediyeyi şu anda Amerika’daki fişlenen kuruluşa göre kredibilitesi en büyük belediyenin Ankara Büyükşehir Belediyesi olduğunu açıkladı.
* Yaptığımız çalışmalardan İngiltere’den Dünya Başkentleri Başkent Ödülü’nü aldık. Ve bugün Türkiye’de ‘Mansur Yavaş Belediyeciliği’ konuşuluyor. Çünkü bizden öncekilerin sadece ‘Proje yapıyoruz’ deyip çöp projelere yatırdıkları paraları görünce o çöp projeleri görünce aradaki farkı anladılar. İçinde insan olmayan hiçbir projeye bir kuruş para harcamam. Kendi paramı harcamayacağım hiçbir yere sizin tertemiz paranızı harcamam. Öncelikli olarak hemşehrilerimin bu bölgelerde Ankara’nın tüm sınırları içerisinde birçok ihtiyacı var. İşbaşına geldik, 232 köyde kanalizasyonu açıktan akıyor. Yüzlerce köyde su yok.

* Polatlı suyundan memnun değil. Bunlar yıllardır ihmal edildi. Çünkü ‘Yerin altına yapılan yatırım görülmez’ dediler. Oysa şöyle bir kendinizi yoklayın; iki saat suyunuz kesilse başlıyorsunuz heyecanlanmaya. Peki onlarca yıldır su sıkıntısı çeken, tankerle su taşınan köyleri düşündüğünüz zaman hangisi acil, hangisi farz? Çöp projeler mi? Bunlar mı? Elbette ki insanların acil ihtiyaçları farz. Ve gelir gelmez öncelikli olarak belediyedeki tüm çakarlı araçların çakarlarını söktük. Beş yıldır ben bir minibüs, bir şoför, bir korumayla geziyorum.
* 4 bin kadar ihaleyi canlı yayınladık. Türkiye’de benden başka yok. A’dan Z’ye bütün ihalelerimiz yayınladı. Belediyenin bütün mali tabloları nereye beş kuruş harcıyorsak hepsini internet sitemizden görüyorsunuz. Hesabınızı bu şekilde veriyoruz. Sayıştay gelir zaman zaman tehdit eder. Çekinmeden Sayıştay raporlarını da yayınlıyoruz. Ve hesabımızı her vesileyle veriyoruz. Nereye bir icraat yaparsak bu park, bu kavşak şu kadar TL’ye mal olmuştur diye. Eski dönemden iki misli daha fazla Ankara’nın çeşitli yerlerinden, bütün ilçelerde yeşil alanlar kazandırdık. Ama hiçbir yere hani asfaltını yapıyoruz, kıymetini bilirler gibi, asfaltınız hayırlı olsun kavşağınız hayırlı olsun tabelalarını da asmadık hiçbir şekilde.
“HER ŞEYİMİZ O KADAR AÇIK Kİ HER YERDE HESAP VERMEYE HAZIRIZ”
* Zaman zaman bazı siyasileri görürsünüz. Herhangi bir yolsuzluk iddiası olduğu zaman ‘Ben hesabımı öbür dünyada veririm. Kimseye hesap vermem’ gibi böbürlenenleri görürsünüz. Her şeyimiz o kadar açık ki her yerde hesap vermeye hazırız. Ve diyoruz ki; bu dünyada hesabını veremeyen kimse öbür dünyada mümkün değil veremez. Onun için hem bu dünyada hesabını vereceksiniz hem öbür dünyada. Ondan sonra vatandaşın karşısına böyle korumasız bir şekilde alnı açık bir şekilde çıkacaksınız. Allah’ıma bin şükür, bana güvenlerin başını eğecek hiçbir işin içinde olmadık. Olsaydık duyardınız. Diyoruz ki; süremiz bitince de aynı şekilde. O zaman korumamız da olmayacak. Şoförümüz de olmayacak. İnşallah sizlerin yanına gayet rahat bir şekilde geleceğiz. Neden korumasız geziyoruz? Kimseyi ayırmadık ki. Herhangi bir köye, mahalleye, ilçeye hizmet ederken ‘Burada kaç oy çıkmış’ diye bakmadık.
“ELMADAĞI’IN EN ÜCRA KÖŞESİNDEKİ KÖYDEKİ BAKKAL DAHİ ŞİMDİ PARA KAZANIYOR”
* Buradaki sıkıntıları biliyoruz. Başkanım biraz önce yapılanları anlattı. Başkanım direkt arıyor şu ihtiyacımız var diye. İkinci defa söyletmiyoruz. Derhal talimatını veriyoruz. İmkanınız varsa anında destek olmaya çalışıyoruz. Ama maalesef diğer belediye başkanlarımızdan birçoğu uzattığımız eli tutmadılar, kendi ilçeleri kaybetti. Elmadağ hep yanımızda durdu. Elmadağ kazandı ve kazanmaya devam edecek. Elbette eksiklerimiz vardır. Eski dönemden farklı daha neler var? Eskiden biliyorsunuz destek ihtiyacı olan ailelere destek olunurdu. Belediyecilik başkanım da söyledi, yol yapmak, asfalt değil. Bunu herkes yapar. Az yapar, çok yapar ama mutlaka yapar.
* Belediyecilik şöyle tarif edilir; doğumundan ölümüne kadar insanların her türlü beşeriye ihtiyacını karşılayan kurumdur diye geçer. Dolayısıyla bizler öncelikli olarak bu ihtiyaçları karşılamak zorundayız. Komşusu aç yatarken tok yatamayız. Verdiğim sözlerden bir tanesi şuydu buraya geldiğimde; kimseyi açıkta bırakmayacağız, okuluna gidemeyen, okuyamayan hiçbir çocuk olmayacak diye. Söz verdiğimiz gibi Başkent Kart’ı çıkarttık. Üç yılı geçti. Başkent Kart’a para yüklemek suretiyle o evin ihtiyacını en iyi bilen anne ve baba gidiyor istediği esnaftan ihtiyacını gideriyor.
* Eskiden nasıl oluyordu? Bir tane esnaftan toptan alınıyordu. Koli koli getirip evlere dağıtılıyordu ve hem dağıtım masrafı çıkıyordu hem de zaman zaman o dağıtılan kolilerden şikayetler oluyordu. Şimdi böyle bir ihtiyaç yok. Bir kişi değil Ankara’daki tüm esnaflar da kazanıyor. Elmadağ’ın en ücra köşesindeki köydeki bakkal dahi şimdi para kazanıyor. Onlar da ayakta kalıyor. 200 bin aileye Ankara’da protein yardımı, et yardımı yapıyoruz Tam 27 aydır kasaplar kazanıyor. Kırtasiye yardımını da aynı şekilde şimdi birer tane çanta yaptırıp sırtlarını vermek suretiyle yapmıyoruz. Kırtasiye yardımı olarak parayı kartlara yüklüyoruz. Kırtasiyecilerden alıyor, üç harflilerden ve AVM’lerden geçmiyor ki kırtasiye esnafını da ayakta kalsın.
“ÜÇ YILDIR DAĞITTIĞIMIZ ŞEYİ İCRAAT OLARAK SUNUYOR”
* Şimdi Başkent Kart’ı üç yıldır uyguluyorum değil mi? Fakat rakibim Başkent Kart verecekmiş, duymamış. Üç yıldır dağıttığımız şeyi icraat olarak sunuyor. Biz birer kilo et veriyoruz. ‘Ben but veriyorum’ diye övünüyor. Faaliyet raporuna bastık ki bir şubat ayında iki kişiye kasım ayında 11 kişiye vermiş. Biz Keçiören’de 50 bin aileye destek oluyoruz. Siz yönettiğiniz ilçede 50 bin kadar desteğe ihtiyacı olan aileyi bilmiyorsanız o zaman hiç bu konulardan bahsetmeyeceksiniz. Çünkü onun da çöp projeleri var.
* İnsan hayatına dokunmaktan daha güzel bir şey olabilir mi? Türkiye’de hala doğal gaz dağıtan hiçbir belediye yok. İnsanlarımızı evde üşütmüyoruz. Bizim gibi protein yardımı yapan hiçbir belediye yok. 918 köye internet götürmüş hiçbir belediye yok. Kırsal kalkınmalarda destek olan belediyeler var ama bizim hızımıza yetişemiyorlar.
Meclis’teki engellemeleri falan hepsini görüyorsunuz. Adalet hep lafta kalıyor. Partisinin, partilerinin adı adalet ama artık görüyoruz ki adaletin A harfi dahi kalmamış.”