Adalet Bakanlığı, kırmızı bültenle aradığı Timur Cihantimur’u İnterpol aracılığıyla önce Mısır’dan, ABD’ye gittiği belirtilince de Amerikan makamlarından iadesini talep etti.
Adalet Bakanlığı, Timur Cihantimur ve annesi Eylem Tok’un iadesi için hazırlanan geçici tutuklama talep evrakını hem diplomatik kanaldan hem de İnterpol aracılığıyla ABD yetkili makamlarına ilettiğini, iade süreciyle, adli soruşturmanın titizlikle takip edildiğini açıkladı.
VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu’na konuşan New York Barosu Avukatı Cahit Akbulut “ABD, Timur Cihantimur ve annesi yazar Eylem Tok’u Türkiye’ye iade eder mi?” sorusuna “İsterse iade etmeyebilir” yanıtı verdi.
GÜLEN-SARRAF ÖRNEĞİ
Akbulut, Türkiye ile ABD arasında 20 Kasım 1980 tarihinde Kenan Evren’in imzasıyla yürürlüğe giren Türkiye ile ABD arasındaki suçluların iadesi anlaşması imzalandığını, doğal olarak bu anlaşma kapsamında ABD’nin Türkiye’nin iade talebini değerlendirerek gerekli adli kayıtlarının yapılacağını ancak özellikle Amerikan vatandaşı Timur Cihantimur’u isterse iade etmeyebileceğini söyledi.
Akbulut, şimdiye kadar Türkiye’nin işledikleri ağır suçlardan dolayı, Amerikan vatandaşı olmayan Türk vatandaşları FETÖ elebaşı Fethullah Gülen ve Rıza Sarraf’ı da ABD’den istediklerini ancak hiçbir sonuç alınamadığını hatırlattı.
“BU İŞLER O KADAR KOLAY OLMUYOR”
Akbulut, şunları söyledi:
– Türkiye ile arasında suçluların iadesi anlaşması olan ABD’de bu işler o kadar kolay olmuyor. Aradaki anlaşmaya göre bir suçlunun ülkesine iadesi ancak Amerikan Adalet Bakanlığı’nın izin ve onayıyla gerçekleşebiliyor. Türkiye ile ABD arasındaki anlaşmanın farklı kriterleri var. Anlaşmanın 4’üncü maddesine göre her iki ülkenin de vatandaşını diğer ülkeye iade etmeme yetkisi var.
– Bu maddeye göre, ‘ABD’nin yürütme makamı kendi isteğine göre eğer uygun gördüğü takdirde, kendi vatandaşının iadesine karar vermeye yetkilidir’ diye bir ek var. Eğer, Timur Cihantimur, ben burada kalmak istiyorum, dönersem ülkemde üzerimde büyük baskı olacak, kaçtı diyecekler gibi çok sayıda gerekçeler bulabilir ve ABD, onu Türkiye’ye asla iade etmez.
ANNE AMERİKAN VATANDAŞI MI BİLİNMİYOR
Akbulut, bir kişinin ölümüne, dört kişinin de yaralanmasına sebep olan olayın şüphelisi Timur Cihantimur, annesinin yardımı Eylem Tok ile birlikte Türkiye’den buraya kaçtığını, ancak Eylem Tok’un da bir Amerikan vatandaşı olup olmadığını henüz bilmediklerini söyledi.
Akbulut, şöyle devam etti:
– Yaptığımız tespitler sonrasında Timur Cihantimur, Amerikan vatandaşı olduğu anlaşılıyor. Havaalanı güvenlik kameralarından elde edilen fotoğraflarda elinde Amerikan pasaportuyla çıkış yaptığı gayet net görülüyor. Timur burada doğmuş olabilir. Ya da Cihantimur ailesi önceden kendilerine vatandaşlık yolu açan EB –5 ya da farklı yatırımlar aracılığıyla aldıkları Green Card’tan sonra vatandaşlığa geçmiş olabilirler.
]]>İddiaya göre, Kavackı örgütü de Türkiye’deki etkin mafya gruplarının gücünü kullanarak Vukotiç’e karşı saldırı planladı. Şişli’de 8 Eylül 2022’de saat 19.55 sıralarında Jovan Vukotiç birliktelik yaşadığı Masa Mısıc ve oğullarıyla birlikte bulunduğu otomobilde motosikletli kişilerce düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybetti.
Saldırıyı Kavackı suç örgütü yöneticisi Radoje Zivkovic’in Türkiye’deki bağlantıları aracılığıyla gerçekleştirdiği tespit edildi. Bunun üzerine düzenlenen operasyonla Zivkovic ve suça yardım edenler yakalandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma sonucunda Zivkovic’in arasında bulunduğu 16 kişiye dava açtı.
Bu suçtan tutuklanan Radoje Zivkovic’in ‘Silahlı suç örgütü kurmak ve yönetmek’, ‘Tasarlayarak kasten adam öldürme’ ve ‘Resmi belgede sahtecilik’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapsi ve 7 yıldan 17 yıla kadar hapsi istendi.
VİLLA CİNAYETİNDE DE ADI GEÇTİ
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılama devam ederken Zivkovic’in adı, Sarıyer’de işlendiği iddia edilen bir başka cinayette daha geçti. Karadağlı yetkilier, Radoje Zivkoviç’in, Skaljari’nin yüksek dereceli üyelerinden Risto Mijanoviç’in 9 Kasım 2020’de İstanbul’da kaçırılıp işkenceyle öldürülmesi olayının da organizatörü olduğunu iddia etmişti.
Karadağlı yetkililer, Mijanoviç’in Uskumruköy’de bir restoranda tuzağa düşürülerek kaçırıldığı, işkence edildikten sonra 10 Kasım 2020 günü öldürüldüğü, cesedinin bir Fiat Doblo ile taşındığı ve restoran yakınında bir villanın arkasına gömüldüğünü ileri sürdü.
Mijanoviç’in işkence gördüğüne dair fotoğraflar tutuklanan Radoje Zivkovic’in flaş belleğinde çıkmıştı. Risto Mijanoviç’in işkence yapıldıktan sonra gömüldüğü iddia edilen Sarıyer’deki Ormanada villaları 167 numarada yapılan kazıda ise ceset bulunamamıştı.
Villanın bodrum ve bahçe katında cinayeti kamufle etmak amacıyla kapsamlı tadilat yapıldığı, cesedin başka bir yere taşındığı iddia edilmişti.
Bu olayla ilgili soruşturma sonucunda da Rodaje Zivkovic’in ve villa sahibinin arasında bulunduğu 4 kişiye dava açıldı. Radoje Zivkovic hakkındaki iki ayrı dava daha sonra 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hukuki ve fiili irtibat nedeniyle birleştirildi.
KARADAĞ İADESİNİ TALEP ETTİ
Karadağ’da Podgorica Üst Mahkemesi, Radoje Zivkovic hakkında ‘Suç örgütü kurma’, ‘Uyuşturucu maddelerinin izinsiz üretimi, bulundurulması ve dağıtımı’, ‘Silah ve patlayıcı maddelerin yasadışı olarak bulundurulması’, ‘Adam öldürme’, ‘Adam öldürmeye teşebbüs’ suçlarından hakkında yakalama kararı verdi.
Karadağ adli makamları, İstanbul’da tutuklu yargılanan Zivkovic’in pek çok suçtan arandığı gerekçesiyle iadesini talep etti. İstanbul 41. ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen iade davasında, başka suçtan tutuklu Radoje Zivkovic bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.
Tercüman aracılığıyla söz verilen Zivkovic, “İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tutuklu olarak yargılanıyorum. İade edilmemeyi talep ediyorum” dedi.
İNFAZ TAMAMLANINCAYA KADAR TÜRKİYE’DE KALACAK
Mahkeme heyeti, iadesi talep edilen sanığın iade şartlarının bulunduğunu ve 6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş birliği Kanunu ve Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerinin Kaçakçılığına karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin 6. maddesi gereğince suç örgütü suçlarından iade talebinin kabul edilebilir olduğuna karar verdi.
Suçluların iadesine dair Avrupa Sözleşmesi’nin 19. maddesi uyarınca sanığın İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki kararının kesinleşmesinin ve hakkında mahkumiyet hükmü verilmesi halinde infazının tamamlanmasına kadar iadesinin tehirine (ertelenmesine) hükmedildi.
Kararda, sanığın sadece iade kararına teşkil eden suçtan dolayı yargılanabileceği ve karara karşı 15 gün içinde itirazda bulunabileceği kaydedildi.
]]>Her ne kadar hayranlık uyandıran özelliklere sahip olup endüstri uzmanlarının beğenisini kazansa da bazı kullanıcılar artırılımış gerçeklik başlıklarının göz ve baş ağrısına neden olduğunu iddia etti.

TEK TEK İADE EDİYORLAR
Hatta bir kısmı, ürünü iade edeceğini söylüyor.
Torontolu YouTube yorumcusu Rjey Tech de bunlardan biri: “Muhtemelen şimdiye kadar denediğim en akıllara durgunluk veren teknoloji parçası olan Vision Pro’yu iade etmek için sabırsızlanıyorum. 10 dakikalık kullanımdan sonra bu baş ağrılarıyla başa çıkamıyorum.”
Benzer şikayetler Reddit’in Vision Pro forumununda da görüldü. Bir kullanıcı, ürünle ilgili şunları yazdı: “Kesinlikle sevdim ama çok ağır, boyun ağrısına neden oldu.”
GÖZ VE BAŞ AĞRISI, YALNIZLIK HİSSİ…
Ayrıca teknoloji sitesi Verge’den Parker Ortolan de Threads’de şunu paylaştı: “Sağ gözümde büyük, kanlı bir leke oluştu. Teşekkürler Vision Pro! İnanamıyorum ama Vision Pro’yu iade ettim. Giymek çok rahatsız edici ve gözlerimi yoruyor. Bu açıkça gelecek. Sihir gibi çalışıyor. Ancak fiziksel sorunları yüzünden şu anda benim için buna değmez. Bu konfor sorunlarını çözdüklerinde geri döneceğim.”

ABD Savunma İstihbarat Teşkilatı’nda çalışan VR uzmanı John Grant da LinkedIn’de şunları yazdı: “Apple Vision Pro başlığımı az önce iade ettim. Harika bir cihaz ama genel olarak kişisel kullanıma yönelik bu fiyat noktasında bana göre değil.”
Bir başka kullanıcı ise yaşattığı yalnızlık hissinden bahsederek Reddit’te şunları yazdı: “Tüm gece boyunca tüm ailemi görmezden geldiğim korkunç bir yalnızlık ve suçluluk duygusu yaşadım.”
Geri dönüşlerin sayısına ilişkin kesin rakamlar olmadığı için yaşanan bu tepkinin boyutu belirsizliğini koruyor.

SADECE APPLE’IN SORUNU DEĞİL
Analist Leo Gebbie ise iade edilen Vision Pro’larla ilgili şunları söyledi: “Vision Pro satın alan kişilerden rahatsızlık duyduklarına dair raporlar duymak gerçekten de sürpriz değil. Araştırmamız sürekli olarak bu cihazların ağırlığının ve kullanıcıların VR kullanırken kendilerini hasta hissetmelerinin insanları teknolojiyi kullanmaktan alıkoyan sıkıntılı noktalar olduğunu buldu. Bu sadece Apple’ın değil, genel olarak VR endüstrisinin karşılaştığı bir sorun.

Apple birinci sınıf tasarım felsefesindeki ısrarıyla bu sorunu daha da kötüleştirmiş olabilir. Vision Pro, güzel bir estetik elde etmek için alüminyum ve kavisli cam gibi malzemeler kullanıyor ancak bunlar ağırlığı artırıyor.
3.500 dolar deneysel yeni bir ürüne harcanacak göz yaşartıcı bir miktar ve belki de alıcılar Vision Pro’nun yüksek fiyat etiketini haklı çıkarmak için yeterince çaba göstermediğini fark etmişlerdir.”
MARK ZUCKERBERG ETKİSİ
Eleştirilere katkıda bulunan kişilerden biri de rakibi Meta Quest 3’ü, Vision Pro’yu inceleyerek tanıtmaya çalışan Mark Zuckerberg’di.
Salı günü yayınlanan videoda Zuckerberg, Quest başlığının çok daha rahat olduğunu, sürükleyici içerik kitaplığının daha derin olduğunu, görüş alanının daha geniş olduğunu, el takibinin daha doğru olduğunu ve ekranının daha parlak olduğunu düşündüğünü söyledi.
Ancak Apple’ın ekranının daha yüksek çözünürlüğe sahip olduğunu ve göz takibi özelliğinin gerçekten güzel olduğunu kaydetti:

“Görünüşe göre Vision Pro’nun Apple olduğu ve maliyeti 3000 dolar daha fazla olduğu için daha kaliteli olacağını düşünen pek çok insan var, ama dürüst olmak gerekirse, Quest’in çok daha iyi olmasına oldukça şaşırdım.”
Vision Pro, kullanıcıların kendilerini filmlere, videolara ve fotoğraflara kaptırabilecekleri ve gözlerinin önünde sanal bir ofis yaratabilecekleri bir eğlence ve üretkenlik cihazı olarak tanıtıldı. Ve Apple, müşterilerin ürünleri 14 gün içinde iade etmelerine olanak tanıyor. Şu anda yalnızca ABD’de satışa sunuldu ve bu yılın sonlarında dünya çapında piyasaya sürülmesi bekleniyor.
]]>Daha önce duruşmalara görüntülü katılan eşinin gelecek hafta yapılacak iade davasına şahsen katılması için başvuru yapıldığını hatırlatan Stella Assange, “Duruşmalara görüntülü olarak katılması çok saçma. Mahkemenin, Julian’a karar duruşmasına katılması için izin vermesini umuyorum. Bunun olup olmayacağını bilemiyoruz. Bu bile davanın saçmalığını gösteriyor.” dedi.
Assange, eşi hakkında ABD’ye iadesine hükmedilirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde bir süreç başlatacaklarını da belirterek, İngiltere’de temyiz davası açmak da dahil iç hukuk yollarının tükendiğini ifade etti.
“SAĞLIĞI KÖTÜYE GİDİYOR”
Eşinin en son 6 Ocak 2021’de mahkemeye şahsen katıldığını söyleyen Assange, şunları kaydetti:
“Julian, Noel döneminde hastaydı. Hasta olduğu yaklaşık 1 hafta boyunca ziyaret etme fırsatımız olmadı. Avustralya’nın Londra Büyükelçisi sürece dahil oldu ve Belmarsh Hapishanesi yönetimiyle doktor göndermeleri konusunu görüştü. Julian’a doktorla görüşebileceği sözü verildi ancak Büyükelçinin müdahalesi sonrası görüşebildi. Akli ve bedensel sağlığı kötüye gidiyor. Hapishanede kaldığı her gün hayati risk taşıyor. Julian, (ABD’ye) iade edilirse ölecek.”
İade kararının ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğüyle ilgili yasaları ihlal edeceğini savunan Assange, “Bir devletin suçlarını haberleştirmek suç değildir. Julian, basında da yer aldığı üzere aynı zamanda bir suikast komplosunun da kurbanı. Eski CIA Direktörü Mike Pompeo döneminde, Julian’ın nasıl infaz edileceğine dair planlar yapıldığı haberleri çıktı. Pompeo, Julian’a takıntılıydı. Onu öldürmeyi, Beyaz Sarayın en üst makamlarıyla görüştü.” ifadelerini kullandı.
Assange, mahkemede bu iddialara ilişkin delillerin dikkate alınması gerektiğini söyleyerek, Julian Assange’ın iadesinin ABD ile İngiltere arasındaki iade anlaşmasını da ihlal ettiğine vurgu yaptı.
Mahkemenin iade kararı vermemesi halinde Julian Assange’ın serbest bırakılmayacağını ancak temyiz mahkemesi yolunun açılacağını da vurgulayan Assange, eşini son olarak 3 Şubat’ta görebildiğini, eşinin durumundan dolayı endişe duyduğunu anlattı.
“GÜVENCELER ABD’Yİ BİR ŞEY YAPMAKTAN ALIKOYMAYACAK”
Son 5 yıldır hücrede kalan eşinin yargılanma ve cezaevi koşullarına ilişkin ABD’nin bazı güvenceler verdiğini hatırlatan Assange, “Bunlar güvence değil çünkü koşullara bağlı. ABD’yi bir şey yapmaktan alıkoymayacak. Kendisini öldürmeye itecek şartların içine koyabilecek imkanı veriyor. Yüksek Mahkemede sağlık durumuna ilişkin raporlar kabul edilse de hiçbir şey değişmedi. ABD ve İngiltere tıbbi raporları, Julian’ın içinde bulunduğu koşullar nedeniyle kendisini öldürme riski taşıdığını ortaya koydu.” dedi.
Assange, ABD’ye iade edilmesi halinde eşinin hapishane şartlarından ABD’li istihbarat servislerinin sorumlu olacağını da söyleyerek, “Bu servisler Julian’ı öldürme planı yaptı. Onlar için ulusal güvenlik konusu olduğu için cezaevine Julian’ı hücre hapsine koymaları tavsiyesi ettiklerinde bunu gerekçelendirmelerine bile gerek yok.” diye konuştu.
ABD’deki hapishane şartlarının Julian Assange’ın sağlığı için iyi olmayacağını kaydeden Assange, iade edilirse eşini bir daha görememekten endişe duyduğunu ifade etti.
Stella Assange, eşinin İngiltere’de hiçbir suçtan ceza almamış olmasına rağmen yüksek güvenlikli bir cezaevinde 5 yıldır hücre cezası çektiğini, bu durumu ABD’de sürdüremeyeceğini de sözlerine ekledi.
“JULIAN’IN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN MÜCADELE ETMEK GEREK”
WikiLeaks Editör Vekili Hrafnsson da Assange’ın ABD’ye iadesinin basın özgürlüğü için kötü sonuçlar doğuracağını söyleyerek “Avrupa’da yayın yapan Avustralyalı bir gazetecinin ABD ve İngiltere’de hapse girme ihtimali, dünyanın hiçbir yerindeki gazetecinin güvende olmadığı anlamına geliyor.” dedi.
Dünya genelinde basın özgürlüğünün saldırı altında olduğunu kaydeden Hrafnsson, “Bu bir hastalık gibi, salgın gibi. Bu bağlamda Julian, kömür madenindeki bir kanarya gibi.” diye konuştu.
Hrafnsson, İngiltere’de aralıkta kabul edilen Ulusal Güvenlik Yasası’nın, ABD yasalarından etkilendiğini de ifade ederek “Julian’ın özgürlüğü için mücadele etmek, gazetecilik için mücadele etmektir.” diye konuştu.
DAVA SÜRECİ
Assange’ın kurduğu WikiLeaks, 28 Ekim 2010’da ABD’nin Irak ve Afganistan’da işlediği suçları da delillendiren 251 bin gizli belgeyi yayımlamıştı.
Assange, Haziran 2012’de sığındığı Ekvador’un Londra Büyükelçiliği’nden 11 Nisan 2019’da çıkarılarak gözaltına alınmış ve “kefaletle serbest bırakılma şartlarını ihlal etmekten” tutuklanarak Londra’daki Belmarsh Hapishanesi’ne konulmuştu.
Mahkeme, 50 hafta hapse mahkum edilen Assange’ın iade talebi çerçevesinde cezasını tamamladıktan sonra da tutuklu kalmasına karar vermişti.
Yüksek Mahkeme, 10 Aralık 2021’de Assange’ın ABD’ye iade edilebileceğine hükmetmişti.
Westminster Sulh Ceza Mahkemesinin 20 Nisan 2022’de iadeye hükmetmesiyle dönemin İçişleri Bakanı Priti Patel, 17 Haziran 2022’de Assange’ın ABD’ye iade edilmesi kararını imzalamıştı.
Assange’ın avukatları da 1 Temmuz 2022’de karara ilişkin Yüksek Mahkemeye itiraz başvurusunda bulunmuştu.
İngiltere’de tutuklu bulunan Assange’la ilgili ABD’ye iade davası 20-21 Şubat’ta görülecek.
]]>Turistlerin iddiasına göre, dünya turunun önce ertelendiği ardından da ‘Life At Sea Cruises’ gemisiyle yapılmayacağı söylendi. İstanbul’dan başlaması planlanan dünya turu için İstanbul’a gelen ABD’li Kara ve Joe Youssef çifti iki apartman dairesini sattı.
Janice Chappelear ise, emeklilik birikimini tur bileti satın almak için kullandı. Üç turist ülkelerine dönmek için Fatih’te masrafları tur şirketi tarafından karşılanan bir otelde yaklaşık 2 aydır para iadesi bekliyor.
Turistler şirketle para iadesinn 3 taksit şeklinde ödenmesi için anlaştıklarını, birçok kişiye henüz ilk ödemelerin yapılmadığını, mağduriyet yaşayan birçok yolcunun ise ülkesine geri döndüğünü ifade etti. Miray Cruises isimli denizcilik ve seyahat şirketi ise, yaşananlar hakkında açıklama yaptı.

“İPTAL EDİLDİĞİNİ ÖĞRENDİK”
2 aydır Fath’teki bir otelde yaşayan ABD’li Kara Youssef “Bu gerçekten çok hayal kırıcı, belki de hayatımızın yolculuğu olacaktı fakat hiç olmadı” dedi. Kara Youssef, “Turu online bulduk, şirket hakkında biraz araştırma yaptık ve bunun maliyetini karşılamak istediğimiz bir seyahat olduğuna karar verdik. Kocam ve ben için 2 kişilik 3 yıllık toplam ödeme 224 bin dolar tutuyordu. Biz de kaydolduk. Yüzde 25 depozito yatırdık ve Ağustos ayında bir ödeme daha yaptık. Ekim ayı sonlarında geminin gecikeceği söylendi. Sadece 1 ay gecikme olacağını düşünerek İstanbul’a geldik. Yanlış hatırlamıyorsam o ayın 20sinde gezinin tamamen iptal edildiğini öğrendik.” ifadelerini kullandı.

“BANKACILIK SORUNLARINDAN DOLAYI GECİKMELER YAŞANDIĞINI İDDİA ETTİLER”
Şirketin geri ödemeleri 3 taksit halinde yapacağını söylediğini belirten Kara Youssef, “Bankacılık sorunlarından dolayı gecikmeler yaşandığını iddia ettiler. İlk ödememizi New York Times’taki bir haberin yayınlanmasından sonra geçen Cuma günü aldık. 10-15 kişi ilk ödemesini aldı 115 kişiden pek çoğu da halâ ilk ödemelerini bekliyor. İkinci ödemelerin tarihine yakın bir zaman kaldı fakat henüz daha ilk ödemelerin yarısına bile gelmediler” dedi.Kara Youssef, “Kocam ve ben için ileriye dönük karar vermek çok zor, iade alıp alamayacağımıza da bağlı. Şirketin geçmişte verdiği sözler vardı ve ödeme sözünü tuttuklarından emin olmak için burada olmak istedik. Ödememizin tamamını aldıktan sonra geleceğimiz için plan yapabileceğiz. Bu çok hayal kırıcı, belki de hayatımızın yolculuğu olacaktı fakat hiç olmadı. Şirketin bunu 2024te yapmayı planladığını biliyorum, iyi şanslar diliyorum fakat umarım bir plan yapmadan önce ilk yolcuları için işleri düzeltirler” dedi.

“EVİM VARDI ARTIK YOK”
Kara Youssef’in eşi Joe Youssef ise, “Hüsrana uğradık, hayallerimiz kırıldı, bu şirketle ilgili umudumuz vardı. Son ana kadar güvendik, çok fazla insan negatif şey söylüyordu. Böyle bir gemi olmadığını görene kadar belki de en çok güvenenlerdendik. Tüm paramızı geri alabilmeyi umuyorum. Burada 36 kişiydik, herkes sanırım çok uzun süre beklemekten hüsran yaşadı. Yani paramızı bir an önce ödeyin herkes normal yaşamına geri dönsün. Bizim normal bir yaşamımız da olmayacak. Benim evim vardı, artık yok. Ne yapacağımı bilmiyorum. Fakat her şey gelecek planlarımız, paraya, iadeye bağlı.” ifadelerini kullandı.

“ŞU ANA KADAR 66 BİN DOLAR HARCADIM”
28 Ekimde İstanbula geldiğini belirten Massachusettsli ABDli emekli Janice Chappelear ise, “1 Kasım’da yolculuğun başlamasını umuyordum ama olmadı. Şu ana kadar bu tura 66 bin dolar harcadım. Şu an, ödemenin ilk taksitini geri almam gerektiğini söyleyen bir banka dekontu gördüm. Ancak henüz hesabıma ulaşmadı ve bu da geçen Cuma olmalıydı, bu yüzden çok geç kaldılar. Bildiğim kadarıyla yalnızca 9 ya da 10 yolcu Miray Cruisesdan bir ödeme aldı. Şirketten Türkiyeye gelen her yolcuya geri ödemelerin yapılacağı belirtildi, o yolculardan çoğu ülkesine döndü. Sözlerini tutmaları ve konuştuğumuz gibi bize geri ödeme yapmaları gerekiyor. Sabrımız tükeniyor. Emeklilik birikimimin çok büyük bir kısmını bu tur için harcadım. Eğer geri alamazsam, bu gerçekten emekliliğimi etkileyecek. Benim için çok zor olacak.” dedi.
“TURUN BAŞLANGIÇ TARİHİ 1 ARALIK 2024’E ERTELENMİŞTİR”
Miray Cruises adlı turizm şirketi konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu anda İstanbul’da 5 yolcunun kaldığı belirtti. Açıklamada, “Öncelikle, Life At Sea Projesi, iptal edilmemiştir; seyahatin başlangıç tarihi 1 Aralık 2024 tarihine ertelenmiştir. 3 yıllık gemi turuna çıkacak yeni gemiyi Mart ayı ortalarında açıklamayı planlıyoruz. 1 Aralık 2023 kalkışı için para ödeyen misafirlerimize, para iadesi talebinde bulunmak ya da kaparolarını 2024 kalkışı için kullanma alternatifleri verilmiştir. Ertelemeden önce İstanbul’ a gelmiş olan yaklaşık 50 misafirimiz, yaklaşık 1 ay İstanbul’da konaklamış ve tüm konaklama masrafları tarafımızdan karşılanmış ve istedikleri ülkeye gidiş biletleri temin edilmiştir.” ifadelerine yer verildi.
“KONAKLAMALARI TARAFIMIZDAN KARŞILANACAKTIR”
Şirket açıklamada, “Halen İstanbul da kalan 5 misafirimizin de konaklamaları, Türkiyeyi terk edene kadar tarafımızdan karşılanacaktır. Misafirlerin tamamı yabancı uyrukludur. 1 Aralık 2023 kalkışı için para ödeyen misafirlerimize, para iadesi talebinde bulunmak ya da kaparolarını 2024 kalkışı için kullanma alternatifleri verilmiştir. Ayrıca, tüm misafirlerimiz, Mart Ekim 2024 döneminde M/V Gemini isimli gemimizle ücretsiz Yunan Adaları gemi turuna davet edilmişlerdir.” dedi.
“ŞUBAT SONUNDA PARA İADELERİ TAMAMLANMIŞ OLACAK”
Açıklamada ayrıca, “Bazı misafirlerimiz, paralarını geri istemeyip, şimdiden 2024 seferi için rezervasyonlarının devam etmesini talep etmişlerdir. Bazı misafirlerimiz ise ödemelerinin iadelerini istemişlerdir. İade isteyen misafirlerimizle, ödemiş oldukları tutarları 3 taksitte geri ödeneceği konusunda uzlaşma sağlanmıştır. Geri ödemeler devam etmektedir ve Şubat sonunda tüm misafirlere ödemiş oldukları tutarlar iade edilmiş olacaktır.” cümleleri de yer aldı
]]>