İfade – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Wed, 24 Jul 2024 21:36:33 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 ‘Kırık not’ veren hocasını bıçakladı: İddianamede dikkat çeken detaylar https://www.foxhaber.com.tr/kirik-not-veren-hocasini-bicakladi-iddianamede-dikkat-ceken-detaylar/ https://www.foxhaber.com.tr/kirik-not-veren-hocasini-bicakladi-iddianamede-dikkat-ceken-detaylar/#respond Wed, 24 Jul 2024 21:36:33 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=9106 Diyarbakır Dicle Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nde dekan yardımcısı olan Doçent Dr. Yunus Yılmaz 18 Eylül 2023 günü makam odasında kız öğrencisi B.Y.’nin bıçaklı saldırısına uğradı. Yaralanıp doktor raporu alan Yılmaz şikayetçi olunca gözaltına alınan B.Y. hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca iddianame hazırlandı.

İddianamede, sanığın olay günü Yunus Yılmaz’ın makam odasına girdikten sonra çantasından çıkardığı bıçakla hocasını kafasından yaraladığı belirtildi. Doktor raporu, tanık ve mağdur ifadeleri ile makam odasını gören koridordaki güvenlik kamera kayıtları bir bütün olarak incelendiğinde, sanık B.Y.’nin silahla kasten yaralama suçunun sabit olduğuna dikkat çekildi.

İDDİANAME HAZIRLANDI AMA ‘CEZA VERİLMESİN’ DENİLDİ

Olaydan sonra B.Y. hakkında alınan sağlık raporunda, sanığın ‘Sanrısal bozukluk’ rahatsızlığı bulunduğu için Yunus Yılmaz’a yönelik kasten yaralama suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu eylemiyle ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinde azalma olduğuna vurgu yapıldı. 

İddianamede, sanığın yargılamasının yapılarak cezalandırılması için hakkında yeterli şüpheyi oluşturacak nitelikte delil elde edilmiş ise de, alınan sağlık kurulu raporuna göre, akıl hastalığı bulunduğu için hakkında CMK’nın 223/3-a hükmü uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına, TCK’nın 57. hükmü uyarınca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanarak tedavi altına alınmasına karar verilmesi istendi. 

BASİT DEĞİL NİTELİKLİ YARALAMA

Asliye Ceza Mahkemesi’ne açılan dava ile ilgili mahkeme ise görevsizlik kararı verip dosyayı yargılama yapmaya yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Mahkeme, suçun basit yaralama değil, nitelikli kasten yaralama kapsamında kalması nedeniyle dosyanın Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesi gerektiğine hükmetti. 

BIÇAĞI ARKASINA GİZLEYİP ANİDEN SALDIRDI

Doç. Dr. Yunus Yılmaz ifadesinde, tanımadığı bir kişinin aniden makam odasının kapısını açarak içeri girdiğini belirterek, “Öğrenci olduğunu düşündüm. Kapıyı kapatmak istediğini söyledi, ben de açık kalmasını istedim. Kapıyı kapatarak masamın önündeki koltuğa oturdu. Bana genetik olarak psikolojik sorunları olduğunu söyledi. Ben de sakin olup problemini anlatmasını söyledim. Kim olduğunu öğrenmeye çalışıyordum. Ayağa kalkarak çantasından bir şey alıp arkasına sakladı. Benim olduğum tarafa geçmemesi için kendisini uyardım. Buna rağmen arkasına gizlediği bıçakla aniden saldırmaya başladı. Kendimi savunmaya çalıştım. Sürekli salladığı bıçak kafama isabet edince yaralandım. Bağrışma sesleri yükselince özel kalemdeki iki kadın personel içeri girdi. Ben de bana daha fazla zarar vermesin diye bileklerinden tutmuştum. Kendisini tanımıyorum” dedi. 

BAĞIRIP KRİZE GİRİNCE İFADESİ ALINAMADI

Gözaltına alınan B.Y.’nin hayatın olağan akışına aykırı biçimde bağırması, krize girmesi nedeniyle sağlıklı ifade alma işlemi gerçekleşmediğinden psikiyatri servisine sevk edildiği için ifadesi alınamadı. 

Özel kalemde çalışan E.B. ise, “İçeri girdiğimde kadın şahıs elindeki bıçakla defalarca Yunus Yılmaz’ın karın bölgesine doğru salladığını gördüm. Yılmaz’da kadını bileklerinden tutmuş kendini korumaya çalışıyordu. Ben kadını daha sonra dışarı çıkardım. Yunus hocanın kafasından kanlar akıyordu” dedi. 

Ş.G. adlı personel de tanık olarak alınan ifadesinde, “Bağırma sesleriyle hocanın odasına girdiğimizde kafasından kanlar akıyordu. Kadının elindeki bıçakla hocayı karnından da bıçaklamaya çalışırken o da engel olmaya çalışıyordu. Kadın da hocaya bağırmaya devam ediyordu. Biz hemen ambulans çağırdık” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kirik-not-veren-hocasini-bicakladi-iddianamede-dikkat-ceken-detaylar/feed/ 0
Cinsel istismar suçlusu Epstein’in ‘küçük kara kitabı’ açık artırmada https://www.foxhaber.com.tr/cinsel-istismar-suclusu-epsteinin-kucuk-kara-kitabi-acik-artirmada/ https://www.foxhaber.com.tr/cinsel-istismar-suclusu-epsteinin-kucuk-kara-kitabi-acik-artirmada/#respond Sun, 07 Jul 2024 21:27:31 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8683 ABD merkezli ‘Alexander Historical Auctions’ adlı müzayede evi çocuklara yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı oluşturma suçlamasıyla yargılanırken 2019’da hapishanede ölen Jeffrey Epstein’ın 221 önemli kişinin isminin yer aldığı ‘küçük kara kitabı’ 15 Mayıs’ta kapalı açık artırmayla satışa sunacağını açıkladı.

Müzayede evinden yapılan açıklamada satın alacak kişinin kimliğinin ve teklifinin gizli tutulacağı belirtildi:

“Kitapta Epstein’in irtibat kurduğu kişilerin isimleri, adresleri ve telefon numaralarının yanı sıra aile üyelerinin, sekreterlerin, acil durum iletişim bilgileri de bulunuyor. Kitapta daha önce kamuya açıklanan isimler dışında açıklanmayan yüksek profilli 221 kişinin ismi de bulunuyor.

Bu kitabı 1990’ların ortasında Manhattan’da yaşayan bir müzisyen, New York’ta bir kaldırımda buldu. Daha sonra kitap FBI tarafından incelendi fakat o dönem delil teşkil edecek bir öneme sahip olduğu düşünülmedi. Kitapta 1998’de satın aldığı özel adası Little Saint James ile ilgili ayrıntılar da bulunuyor.

Epstein’ın adayı satın aldığı adamın karısının iletişim bilgileri yer alıyor. Kitapta ayrıca adresleri kamuya açık kayıt aramalarında bulduğumuz konutlarla eşleşen Epstein’ın akrabalarına ilişkin ayrıntılı bilgiler de yer alıyor.”

EPSTEIN DAVASI 

Jeffrey Epstein dava dosyaları 3 Ocak’ta kamuya açıklanmaya başlanmış ve dünyada büyük yankı uyandırmıştı. Yayınlanan belgeler, Epstein’ın kurbanlarından biri olan Virginia Giuffre tarafından 2015 yılında Ghislaine Maxwell’e karşı açılan davanın bir parçası olan dosyalarda, birçok ünlü iş insanı, politikacı ve ünlünün isimleri yer almıştı. 

Jeffrey Epstein, 2005’te ABD’nin Florida eyaletinde, 14 yaşında bir kızla cinsel ilişkiye girmek için para verdiği iddiasıyla gözaltına alınmış, reşit olmayan birçok kız Epstein’in ve arkadaşlarının kendilerini cinsel istismara maruz bıraktığını iddia etse de mahkeme Epstein’i 2008’de tek bir kişiye cinsel istismar uygulamaktan suçlu bulmuştu.

Epstein, suçlu bulunmasının ardından 13 aylık bir ceza aldı. New York savcılarının Epstein’i 2019’da fuhuş ağı oluşturmaktan suçlu bulmasının ardından, milyarder gözaltında tutulurken hapishanede ölü bulundu. Dava dosyasında ilk gözaltı sürecine dair;

“Bu davanın kökenleri, finansçı Jeffrey Epstein’a karşı on yıldır devam eden ceza davasına dayanıyor. 30 Haziran 2008’de Epstein, Florida eyaletinde on sekiz yaşın altındaki bir kişiyi fuhuş için teşvik etme ve temin etme suçlamalarını kabul etti. Suçlamalar, bazıları Florida’nın reşit olma yaşı olan on sekiz yaşın altında olan, özel olarak kiralanan ‘masözler’ ile cinsel aktiviteden kaynaklanıyordu. Eyalet ve federal savcılarla yapılan anlaşma uyarınca Epstein, eyaletin suçlamalarını kabul etti. Sınırlı hapis cezasına çarptırıldı, cinsel suçlu olarak kaydedildi ve kurbanlarına tazminat ödemeyi kabul etti. Buna karşılık savcılar federal suçlamalarda bulunmayı reddetti” ifadeleri kullanıldı.

DOSYALARDA KİMLERİN İSİMLERİ GEÇİYOR?

Dosyalarda adı geçen çok sayıda tanınan politikacı ve ünlü bulunuyor. Clinton ve Trump’ın yanı sıra İngiltere Prensi Andrew, eski New Mexico Valisi Bill Richardson ve eski Senatör George Mitchell, ünlü mankenler Heidi Klum ve Naomi Campbell, şarkıcı Michael Jackson ‘da dosyalarda adı geçen ünlülerdendi.

Eski ABD Başkanı Bill Clinton ile ilgili olarak Epsetin ile yakın oldukları ve birçok uçak yolculuğu yaptıkları ifadeler arasında yer alırken, Prens Andrew’in söz konusu adayı çok kez ziyaret ettiği ve reşit olmayan kızlara cinsel istismarda bulunduğu davacılar tarafından iddia edilmişti. Prens, verdiği röportajlarda bu iddiaları reddederek Jeffrey ile arkadaş olduklarını doğruladı. Donald Trump ile ilgili dava dosyalarında, Epstein ile yakın oldukları ifadeleri kullanıldı. 

FRANSIZ ŞÜPHELİ DE ÖLÜ BULUNDU

Dosyada ismi geçen Fransız mankenlik ajansı sahibi Jean Luc Brunel ise, reşit olmayan kızların cinsel istismar amaçlı ticareti şüphesiyle 2020 Aralık’da tutuklanmıştı. Epstein ile yakın arkadaş olduğu belirtilen Brunel, 2022’nin Şubat ayında tutuklu olduğu Paris’teki hapishane hücresinde ölü bulunmuştu.

“EVİNİN HER KÖŞESİNDE ÇIPLAK KIZ TABLOLARI VARDI”

Birçok üst düzey siyasetçi ve sanatçı ile cinsel birlikteliğe zorlandığını ifade eden davacı Virginia Guiffre, tanınmış bir başbakan, iş insanı ve model ajansı işleten Jean Luc Brunel, Harvard hukuk profesörü Alan Dershowitz tarafından birçok kez istismar edildiğini ifade etmişti. Virginia ayrıca, Epstein’in istismar görüntülerini kayıt altında tuttuğunu açıklamıştı. Evde çalışan hizmetliler, evinin her odasında kamera olduğunu ve duvarlarda çıplak kız tablolarının olduğunu belirtmişti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/cinsel-istismar-suclusu-epsteinin-kucuk-kara-kitabi-acik-artirmada/feed/ 0
Cinayet davasında korkunç itiraf: Çıplak görüntülerimi kullanacağını söyledi https://www.foxhaber.com.tr/cinayet-davasinda-korkunc-itiraf-ciplak-goruntulerimi-kullanacagini-soyledi/ https://www.foxhaber.com.tr/cinayet-davasinda-korkunc-itiraf-ciplak-goruntulerimi-kullanacagini-soyledi/#respond Thu, 16 May 2024 21:21:41 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7342 Olay, 22 Haziran 2019’da Kayapınar ilçesindeki bir eğlence merkezinde meydana geldi. Abdurrahman Doğan ve yanındaki arkadaşı, mekan sahibi ile tartıştı.

Tartışma büyüyünce taraflar, mekanın önüne çıktı. Bu sırada 2 kişinin kendisine silah çektiğini söyleyen Doğan, otomobilinden tabancasını aldı. İddiaya göre; çevredekiler, Doğan’ın elinden silahını almak istedi, arbede çıktı.

Arbedede Doğan’ın tabancası ateş aldı. Bu sırada açılan ateşte Diyarbakır Barosu’na kayıtlı Avukat Armanç Arkaş, ağır yaralandı. Arkaş, hastanede hayatını kaybetti, Abdurrahman Doğan tutuklandı. 

TANIKTAN MAHKEMEYE DİLEKÇE

Abdurrahman Doğan hakkında ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezası istemi ile iddianame hazırlandı. İddianame, 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi. Yargılama sonunda Doğan ‘olası kastla adam öldürme’ suçundan 16 yıl 8 ay hapis cezası aldı. Karar, istinaf mahkemesine taşındı. İstinaf da kararı bozup, dosyayı yeniden yerel mahkemeye gönderdi. İkinci yargılamanın sonunda, 16 Şubat 2022’de Doğan, tanık beyanı ile bu kez ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı. İstinaf ve Yargıtay’ın onaması ile Doğan’ın müebbet hapis cezası kesinleşirken, tanık Tuğba K. 10 Ocak 2024’te yargılamanın yapıldığı 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne dilekçe yazıp, Arkaş’ın bir dönem stajyeri olduğu sonra da beraber çalıştığı avukat Ö.Ş.’nin tehditleriyle yalan beyanda bulunduğunu ve pişman olduğunu söyledi. Tuğba K., 11 Ocak’ta da savcılığa ifade vererek, avukat Ö.Ş.’den şikayetçi olduğunu söyledi.

‘BASKI VE TEHDİTTEN DOLAYI GERÇEK İFADEMİ VEREMEDİM’

Tuğba K. dilekçesinde, şu ifadeleri kullandı: 

“Daha önce verdiğim ifademle ilgili vicdanen rahatsız olduğum için bu dilekçeyi yazma gereğini duyuyorum. Hakkında ifade ve şahitlik ettiğim Abdurrahman Doğan ile ilgili psikolojik olarak kendimi rahatsız hissettiğim için mahkemenin olduğu tarihte bazı baskı ve tehditten dolayı gerçek ifademi veremedim.

Olaydan önceki dönemde Ö.Ş. ile yakinen ilişkimiz vardı. Şahitlik yapmam hususunda kendisiyle ilişkim olduğunu, beraber çekilmiş özel görüntülerimizi imam nikahlı eşim V.S.’ye ve sosyal medyaya atacağını söyleyerek, beni tehdit ederek zorladı. Ben görüntülerimi paylaşmasın diye korkudan onun istediği şekilde ifade verdim. Adamın müebbet hapis cezası aldığını Ö.Ş., bana söylediğinden beri günlerdir uyuyamıyorum, vicdan azabı çekiyorum.

Daha önce vermiş olduğum ve daha önce şahitlik etmiş olduğum bu davanın doğru olmadığını beyan ederek tekrar asıl gerçek ifademin alınmasını istiyorum. Ö.Ş., bana ilk mahkemenin verdiği cezanın az olduğunu söyleyip daha fazla cezayı alması için elinden geleni yapacağını, tanıdıklarının olduğunu söyleyip ‘en ağır cezayı aldıracağım’ dedi.

Ö.Ş., evimin olay yerine yakın olduğunu söyleyip, olayla ilgili şahitlik etmem için zorladı. Ben olayın olduğu gece evde olup ama net görmediğimi söylediğim halde, ‘sen bu olaya şahitlik edeceksin ve benden haber bekleyeceksin’ dedi. Nasıl ifade vermem gerektiği konusunda 2 gün boyunca kendi evinde şantajla tutup, beni bu ifadeyi vermeye zorladı. Ben de özel görüntülerimi yayınlamasın, paylaşmasın, diye bu ifadeyi verdim. Çünkü çok korkmuştum.” 

49 KEZ GÖRÜŞME YAPMIŞLAR

Dilekçenin haberleştirilmesinin ardından Ö.Ş.’nin de aralarında bulunduğu Armanç ailesinin avukatlarının yaptığı yazılı açıklamada, tehdit ve şantaj iddialarının yalan ve asılsız olduğu belirtilerek, Tuğba K.’yi tanımadıkları ve o dönem Tuğba K.’nin kendilerine gelip, tanıklık yapmak istediği kaydedildi.

Bunun üzerine Tuğba K., avukatı aracılığıyla Ö.Ş. ile yaptığı görüşmelerin HTS kayıtlarının çıkarılması talebiyle Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuru yaptı. HTS kayıtlarına göre avukat Ö.Ş. ile Tuğba K.’nin 2023’te 49 kez görüşme yaptıkları tespit edildi. 

‘VİCDANIM RAHAT DEĞİL’

Dilekçenin ve avukatların açıklaması sonrası Tuğba K., Ö.Ş. tarafından tehdit edildiğini iddia edip, “Beni tanımadığını söylüyor. Dekontlar, bana attığı paralar, videolarımız, cinayet olmadan önce arkadaşlık yaptığımız dönemlerde oturduğumuz yerler ve mekanlar var. Bunları da savcılığa sundum. Tek bir şey istiyorum; o da koruma kararı. Bir kadınım ve çaresizim, can güvenliğim yok. Ö.Ş. ile ilişkim olduğu için, çıplak görüntülerimi bana karşı kullanacağı için bu cinayeti gördüğümü söyledim. Bana, ‘Tuğba, sen bu cinayeti gördün, evinin altında oldu. Bu da benim stajyer avukatım. Sen buna karşı ifade ver yoksa eski kocana karşı fotoğraflarını gönderirim’ dedi. Ben de o zaman çok korktum. Görüntülerimi kullanarak, sırf kendisiyle görüştüm diye hayatımla oynuyor. Benim yüzümden bir insanın müebbet ceza yemesini istemiyorum. Mesajlar, görüntüler ve somut deliller elimde. Çok pişmanım, benim yüzümden bir insanın müebbet ceza almasını asla istemiyorum. Ö.Ş.’nin nasıl bir yalancı olduğunu da tüm Türkiye bilmeli. Vicdanım rahat değil” dedi.

Tuğba K.’nin açıklamaları sonrası avukat Ö.Ş., iddialara cevap vermedi. 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/cinayet-davasinda-korkunc-itiraf-ciplak-goruntulerimi-kullanacagini-soyledi/feed/ 0
Eş cinayetinde korkunç detay: Oğlunun dilini ve elini yakmış https://www.foxhaber.com.tr/es-cinayetinde-korkunc-detay-oglunun-dilini-ve-elini-yakmis/ https://www.foxhaber.com.tr/es-cinayetinde-korkunc-detay-oglunun-dilini-ve-elini-yakmis/#respond Thu, 02 May 2024 21:51:37 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6852 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında hazırlanan iddianamede, Meryem Ç.’nin annesi Nuray A., babası Ağcabal A. ve erkek kardeşi Emre A. müşteki olarak yer aldı.

İddianamede, 22 Ağustos’ta Kartaltepe Mahallesi, Ankara Caddesi’nde bulunan bir ikametten 5-6 el silah sesi geldiği, bir kadının vurulduğu ve küçük çocuğun camda ağladığı ihbarı üzerine polis ekiplerinin olay yerine geçtiği anlatıldı. Polis ekiplerinin kapısı açık olan dairenin balkonunda Meryem Ç.’yi bilinci kapalı bir şeklide bulduğu, yaralı kadının kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği belirtildi.

ÇAKMAKLA OĞLUNUN DİLİNİ VE ELİNİ YAKMIŞ

Olay yeri inceleme raporuna göre Meryem Ç. ile eşi Şehmuz Ç. arasında bilinmeyen bir nedenden dolayı tartışma çıktığı aktarılan iddianamede, Şehmus Ç.’nin eşini ateşli silahla ağır şekilde yaraladıktan sonra firar ettiği ifade edildi.

Adli Tıp Kurumu raporlarına da yer verilen iddianamede, müştekilerin avukatları Hüseyin Ersöz ve Buse Şahin tarafından savcılığa delil mahiyetinde ses kayıtları sunulduğu, bu kayıtlara ilişkin Jandarma Kriminal Lavoratuvar Müdürlüğünce rapor hazırlandığı bildirildi. Ses kayıtlarında, şüphelinin çakmakla oğlunun dilini ve elini yaktığı belirlendi.

TEHDİT SONUCU BOŞANMAKTAN VAZGEÇTİ

İddianamede, Meryem Ç.’nin daha önce şüpheli eşi Şehmuz Ç. hakkında tehdit, hakaret ve yaralama eksenli şikayetlerinin ve uzaklaştırma kararlarının bulunduğu ancak olay tarihinde şüpheli hakkında aktif herhangi bir tedbir kararının olmadığı bilgisine de yer verildi.

Meryem Ç.’nin babası Ağcabal A., iddianamede yer bulan ifadesinde, şüphelinin birkaç defa satırla kovaladığı kızına şiddet uyguladığını öğrendiğini belirterek, bir gün kızının eve gelerek bu durumu anlattığı ve şikayette bulunduğunu aktardı.

Baba Ağcabal A., eşinden boşanma kararı alan kızının kendileriyle beraber yaşamaya başladığı, ancak şüphelinin tehdit ederek ailesine zarar vereceğini söylemesi üzerine kızının şikayetinden ve boşanmaktan vazgeçtiği beyanında da bulundu.

Müşteki anne Nuray A. ise, kızının eşiyle problemleri olduğunu, misafirliğe geldiklerinde en ufak konularda bile aralarında tartışma çıktığını dile getirdi.

Kızının bir keresinde darbedildiği için yanlarına geldiği bilgisini de veren Nuray A, kızının birkaç defa şüpheli hakkında uzaklaştırma kararı aldırmasına rağmen baskıyla daha sonra şikayetinden vazgeçtiğini ifade etti.
Müşteki Emre A. da evde yaşanan olaylardan dolayı çiftin çocukları Y.Ç’yi psikoloğa götürdüklerini, çocuğun şu an kendileriyle birlikte yaşadığını bildirdi.

ÇOCUĞUN TANIKLIK İFADESİ

İddianamede, Y.Ç’nin tanık olarak alınan ifadesine de yer verildi. Y.Ç. ifadesinde, olay günü kendi odasında bulunduğu esnada anne ve babasının bağırma seslerini duyduğunu, kısa süre sonra da silah sesleri duyduğunu, odadan çıktığında babasını elinde sigara ve tabanca ile gördüğünü aktardı.

Babasının kendisini görünce silahı ve telefonu bırakıp evden koşarak ayrıldığını, giderken de kendisini odasına geçmesi için azarladığını söyleyen Y.Ç, odasının kapısını alttan ve üstten kilitleyip ambulansı aradığını fakat telefondakilerin kendisini ciddiye almadığını, bunun üzerine karşı komşuya geçtiğini ve onların olayı ambulansa ve polise haber verdiklerini anlattı. Y.Ç, babasından çok fazla şiddet gördüğünü de sözlerine ekledi.

PİŞMAN OLDUĞUNU SÖYLEDİ

Zanlı Şehmuz Ç. ise iddianamede yer alan ifadesinde, kaçarak ve severek evlendiklerini belirterek, ilk başlarda her şeyin güzel olduğunu fakat daha sonra eşinin karakterinde değişiklikler meydana geldiğini ileri sürdü.

Olay günü boşanmak istediğini söyleyen eşiyle tartışma sırasında kendisini kaybettiğini ifade eden Şehmuz Ç., silahı almak için yatak odasına doğru yöneldiğini, bu esnada eşinin mutfaktaki bıçak çekmecesine doğru hamle yaptığını ancak kendisinin çekmeceye vurarak buna engel olduğunu, önce yere doğru bir-iki el ateş ettiğini, sonrasını hatırlamadığını iddia etti.

Olayın şokuyla ne yapacağını ve nereye gideceğini bilemediğini, birkaç günü sokaklarda geçirdikten sonra teslim olmaya karar verdiğini belirten Şehmuz Ç., hem kendi hayatını hem çocuğunun hayatını mahvettiğini ve çok pişman olduğunu dile getirdi.

“HAKSIZ TAHRİK HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASINI GEREKTİREN DELİL YOK”

İddianamede, Şehmuz Ç.’nin 15 yıllık eşi Meryem Ç.’ye en az 5 el ateş etmek suretiyle eşinin ölmesine sebebiyet verdiği belirtilerek, adli tıp raporuna göre yakından ateş eden şüphelinin öldürme kastıyla hareket ettiğinin anlaşıldığı kaydedildi.

İddianamede, “Şüphelinin maktule ve müşterek çocuklarına evlilik içerisinde şiddet uyguladığı, bu kapsamda şüpheli hakkında olay tarihinde olmasa bile daha öncesinde uzaklaştırma kararlarının bulunduğu, bu nedenle şüphelinin soyut beyanı dışında hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektiren herhangi bir delil bulunmadığı anlaşılmıştır.” denildi.

Şüphelinin suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilemeyeceği belirtilen iddianamede, bu kişinin “hem eşe hem kadına karşı nitelikli olarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, “ruhsatsız silah bulundurma suçundan” ise 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. İddianameyi kabul eden İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde şüphelinin yargılanmasına 3 Nisan’da başlanacak.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/es-cinayetinde-korkunc-detay-oglunun-dilini-ve-elini-yakmis/feed/ 0
İstanbul’da dehşet notları! Gerçekler bu kağıtlarda ortaya çıktı https://www.foxhaber.com.tr/istanbulda-dehset-notlari-gercekler-bu-kagitlarda-ortaya-cikti/ https://www.foxhaber.com.tr/istanbulda-dehset-notlari-gercekler-bu-kagitlarda-ortaya-cikti/#respond Wed, 24 Apr 2024 21:39:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6542 İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede Serhat A. şikayetçi, 16 yaşındaki kız çocuğu G.I.A. mağdur, Yılmaz P. de şüpheli sıfatıyla yer aldı.

İddianameye göre olay şöyle yaşandı; 2 çocukları olan Serhat A. ile Mucize P. 2019 yılında boşandı.

Çocukların velayeti ise anne Mucize P.’ye verildi. Pilates hocalığı yapan Mucize P. 16 yaşındaki kızı G.I.A. ile birlikte yaşamaya başladı.

Mucize P., Yılmaz P.’ye pilates dersi verdi. Bir süre sonra Yılmaz P. İle Mucize P. arasında gönül ilişkisi kuruldu.

Yılmaz P. 2-3 ay boyunca pilates dersi almak için Mucize P.’nin evine gidip gelmeye başladı.

15 Şubat 2022 tarihinde Yılmaz P. Akşam saatlerinde Mucize P.’nin Kartal’da bulunan evine geldi.

İkili sabaha kadar oturdukları sırada 16 yaşındaki G.I.A. tuvalete gitmek için kalktı. Yılmaz P. G.I.A.’nın geri uyumaması için ısrar ederek yanlarında oturmasını istedi. 16 yaşındaki kız bir süre oturduktan sonra annesi Mucize P.’nin yatak odasına giderek uyumak istedi.

ANNE SEVGİLİSİNİN KIZINI TACİZ ETMESİNE GÖZ YUMMUŞ

Odaya giderek yatağa yatıktan bir süre sonra Yılmaz P. G.I.A. arkasından giderek yatağa yattı. 16 yaşındaki G.I.A.’nın arkasından sarıldığı sırada odaya anne Mucize P. geldi. Anne de Yılmaz P.’nin yanına uzandı.

Şüpheli Yılmaz P. ise G.I.A.’nın vücudunun çeşitli yerlerine elleyerek taciz etti. O sırada bir yandan da anne Mucize P.’nin de çeşitli yerlerine dokundu.

Kısa süre sonra anne Mucize P., yatakta oturur pozisyona geldi, ardından da Yılmaz P.’nin yataktan kalkarak odadan çıktı. İddianamede şüpheli olan Yılmaz P.’nin soruşturma aşamasında ifadesinde suçlamaları kabul etmediğini söylediği aktarıldı.

Şikayetçi baba Serhat A.’nın savcılığa sunduğu ses kaydının çözümü de iddianamede yer aldı. Ses kaydının bilirkişi tarafından yapılan çözümünde anne Mucize P.’nin kızı G.I.A.’ya “Olacakların farkında değilsin, bunların bak taciz davası açılınca hapse gireceğiz. Belki senin adını sicilde yazacaklar, taciz diye. Ondan sonra velayet davasında adın kötü lekeye karışacak. Siciline yazılacak. Kardeşimi dinledim. Yaptık diyemedim. Onu desem ben çok suçlu duruma düşerim tacizden” şeklinde sözler söylediği ifade edildi.

Bilirkişi raporunda anne Mucize P.’nin oğlu ve kızı arasında geçen konuşmalar ise şöyle;

Anne; Bak ben şunu söyleyemedim. Bu hepimizin hayatını mahveder ama

Kız Çocuk; Bizimkini mahvetmez seninkini mahveder

Anne; Sadece şunu diyemedim yanımızda yattı diyemedim. Çünkü onu desem ben çok suçlu duruma düşerim

Kız çocuk; Çünkü suçlusun

Anne; Ben tacizden hapiste yatarım. Hapiste yatmamı istermisin?

Şeklinde ses kaydına ilişkin bilirkişi çözümü de iddianamede yer aldı.

ANNE KIZI ŞİKAYETÇİ OLMASIN DİYE İKNA ETMEYE ÇALIŞMIŞ

İddianamede anne Mucize P. suçunu kabul ederek kızı G.I.A.’nın şikayetçi olmaması hususunda ikna etmeye çalıştığı belirtildi.

İddianamede anne Mucize P.’nin bu eyleminden dolayı hakkında Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğünün İhlali suçundan ayrıca savcılıkça soruşturma yürütüldüğü aktarıldı.

8 YILDAN 15 YILA KADAR HAPSİ İSTENDİ

İddianamede şüpheli Yılmaz P.’nin mağdur kız çocuğu G.I.A.’ya karşı “Çocuğun cinsel istismarı” suçundan 8 yıldan 15 yıla kadar cezalandırılması istendi.

İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesi’nce iddianame kabul edilerek şüphelinin yargılanmasına başlandı.

AVUKATIN İTİRAZI SONRASI TEKRAR SORUŞTURMA AÇILMIŞ

Öte yandan baba Serhat A.’nın olayı ilk öğrendiğinde savcılığa şikayet dilekçesi sunduğu, dilekçesinde eski eşi Mucize P.’nin evine aldığı Yılmaz P. İle birlikte çocukları evdeyken alkol aldığını anlattı.

Alkol aldıkları sırada kızları G.I.A.’ya hakaret içerikli sözler söylediğini, G.I.A’yı zorla alkol masasında oturttuğunu ifade ederek Yılmaz P. Hakkında şikayetçi olarak cezalandırılmasını istedi.

Soruşturma sonucu savcı dosyaya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdi. Bunun üzerine Serhat A.’nın avukatı Doğan Eriş, bu karara ilişkin üst mahkemeye itirazda bulundu. İtirazı değerlendiren Sulh Ceza Hakimliği kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı kaldırarak tekrar soruşturma yapılmasına hükmettiği ortaya çıktı.

“SUÇLAMAYI KABUL ETMİYORUM”

Sanık Yılmaz P. Savunmasında, “Ben mağdur kızın annesinin pilates öğrencisiyim. Evine pilates yapmak için gidiyordum. İleriki zamanlarda mağdurun annesi Mucize ile aramızda gönül ilişkisi oldu.

Mağdur kız ise annesi ve babasının tekrar birleşmesini istiyordu. Beni de bu birleşmeye engel olarak gördüğü için bana tavırları oldu. Mağdurun iddia ettiği gibi o gece aynı odada yatmadım. Kendisine sarılmadım, vücuduna dokunmadım. Suçlamayı kabul etmiyorum. Suçsuzum beraatimi istiyorum” şeklinde konuştu.

“YATAK ODASINDA ÜÇÜMÜZ BİR ARADA ASLA KALMADIK VE UYUMADIK”

Anne Mucize P. İse duruşmada tanık sıfatıyla dinlendi. Anne Mucize P. Mahkemedeki ifadesinde, “kızımın iddiaları onur kırıcıdır. Kesinlikle kabul etmiyorum. Hiçbir anne böyle bir şeye müsaade etmez. Sanık Yılmaz P. İle aramda cinsel ilişki yoktur. Sadece hoşlanma vardır. Sanık evimize gelip giderdi. Kızıma yönelik herhangi bir sarkıntılığına veyahut cinsel istismarına şahit olmadım. Başlarda sanık ve kızım ile oğlumun arası iyiydi. Kızım sanık kıskandı. Son zamanlarda bana tepkili davranıyordu. Kızım babasıyla birlikte kalmaya başladıktan sonra bana tepkili davranmaya başladı” dedi. Ses kaydının sorulması üzerine Mucize P., “Benim oradaki kastım sanığın bizim evde yattığını söyleyemediğim şeklindedir. Yoksa sanık benimle kızım arasına yatmamıştır. Ben kızıma yanlış yoldasın, bu işin sonu tacize gider, bizi hapse mi attırmaya mı çalışıyorsun diye nasihat ettim. Kızıma babanın iddiasıyla böyle bir kurgu yapman büyük vebaldir, sanığın evde yatması taciz değildir dedim. Kızımda bana ‘eve gelmesi bile tacizdir’ dedi. O akşam Yılmaz P. Eve geldiğinde kızım aşırı tepki gösterdi. Kızım çığlık atarak neden geldiğini sordu. Ardından kızım ‘velayetimi babama verirler niye geldin’ dedi. Yılmaz P.’yi tahrik edici konuşmalar yaptı. Bende kızımı alıp ikna etmeye çalıştım. Bahsedildiği gibi ben Yılmaz ve kızım yatak odasında üçümüz bir arada asla kalmadık ve uyumadık. Bu konuşmalar mutfakta oldu. Sanık Yılmaz P. Ranzada çocuk odasında tek başına yattı. Oğlum o saatte odada uyuyordu. Sanığın oğluma karşı hakaret içerikli söylemlerde bulunmadı. Kızıma yaptığının iftira olduğunu, böyle bir şey yaparsa adımın lekeleneceğini söyledim. Sanık doğulu, iftira atarsan bizi öldürür diye söyledim. Kızım işin büyüyeceğini ve bu işin ciddiyetinde olmadığı için bunları söyledim” şeklinde konuştu. Duruşmada Mucize P.’nin kardeşi T.P.’de tanık olarak ifade verdi.

“TANIK İFADELERİ TAMAMEN TAHMİNE VE YORUMA DAYALIDIR”

Şikayetçi baba Serhat A.’nın avukatı Doğan Eriş, tanık ifadelerine karşı, “Tanık ifadeleri tamamen tahmine ve yoruma dayalıdır olay gecesini anına ilişkin değildir. Olaydan önceki ve sonraki olaylar yaratılarak ve değiştirilerek sanığın aklanması amaçlanmıştır. İtiraz ediyoruz. Tanık ifadelerine karşı yazılı savunma yapmak için süre talep ederizö dedi.

O GECE YAŞADIKLARINI NOT KAĞIDINA YAZMIŞ

Yargılama aşamasında 16 yaşındaki kız çocuğu G.I.A.’nın olayı anlattığı 6 sayfalık not kağıtları da dosyaya girdi. G.I.A., kendi el yazısıyla olay günü ve öncesini uzunca yazdığı görüldü. Not kağıdında kız çocuğunun olay gecesini şöyle anlattı:

-Annemin yatağına doğru ilerledim, Yılmaz da benim arkamdan geldi. Ben yatağa yattığım gibi arkama yattı. Sırtımı Yılmaz’a döndüm. Omzumu ovuşturmaya başladı. Annem de geldi ve yanıma yattı o da. Yılmaz sol eliyle tişörtüme elini soktu.

-Soldan sağa doğru elini gezdirdi. Sağ eliyle de annemin tişörtüne elini soktu. Annem hiçbir şey yapmadı. Gözleri kapalı duruyordu. Yılmaz’ın elini çektim ve ‘yapma’ dedim. Bana ‘hani masajdan hoşlanıyordun’ dedi.

-Annemse sadece ‘herhalde hoşlanmıyor Yılmaz yapma’ dedi. Yılmaz yatakta oturur pozisyonda gelerek ‘ben içeri gidiyorum’ dedi. Annemde ‘ben de birazdan gelirim’ dedi. Annem biraz yattıktan sonra içeri gitti. Bu esnada sabah olmuştu neredeyse.

DURUŞMA ERTELENDİ

Mahkeme heyeti dosyadaki ses kayıtlarına ilişkin bilirkişi raporu alınmasını istedi. heyet, şikayetçi avukatı Doğan Eriş’in tanık ifadelerine karşın yazılı savunması için süre talebini kabul ederek duruşmayı erteledi.

ŞİKAYETÇİ AVUKATI REDDİ HAKİM TALEBİNDE BULUNDU

Şikayetçi avukat Doğan Eriş duruşma sonrası mahkemeye sunduğu dilekçesinde reddi hakim talebinde bulunarak, “İlk duruşmada olduğu gibi sürekli mahkeme hakiminin tarafımızla sözlü tartışmaya girmiştir. Mahkeme hakiminin tarafsızlığı noktasında ciddi şüpheler yaratmış, yargılamayı tarafsız ve bağımsız şekilde yürütmediği, yargılama sonucu hukuka aykırı bir karar vereceği yönünde haklı endişelerimiz nedeniyle mahkeme hakimini reddediyoruz ifadelerini kullandı. Eriş, talepleri doğrultusunda yeni bir hakim görevlendirilmesini istedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/istanbulda-dehset-notlari-gercekler-bu-kagitlarda-ortaya-cikti/feed/ 0
Fenerbahçe’den, AKP’li Ahmet Metin Genç’e suç duyurusu https://www.foxhaber.com.tr/fenerbahceden-akpli-ahmet-metin-gence-suc-duyurusu/ https://www.foxhaber.com.tr/fenerbahceden-akpli-ahmet-metin-gence-suc-duyurusu/#respond Mon, 22 Apr 2024 21:57:27 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6465 Fenerbahçe Kulübü, Trabzonspor’un düzenlediği basın toplantısına katılan AKP Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Metin Genç’in yaptığı açıklamalar sonrası sessiz kalmadı.

Ortahisar Belediye Başkanı ve Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı olan AKP’li Genç, Trabzonspor-Fenerbahçe maçından sonra yaşananlarla ilgili olarak olay yaratan ifadeler kullanmıştı.

Özellikle Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın 2011 Süper Kupa maçını oynama planı üzerinden iki kulübe yüklenen Genç, şu sözleri sarf etti:

Eğer olağanüstü genel kurul kararı alacaksan, 3 Temmuz’da şikeyle hakkını çaldığınız kupayı gündeme almanı isterim. 3 Temmuz 2011’den sonra, ‘Fenerbahçe’yi 1. Lig’e düşürmeye gidiyorum’ diyen de sensin. Ses kaydın bizde. Ama yapamazsınız bunu, şov yapıyorsun. Başka bir şey yapmıyorsun. Tamamen şova dönük hareketleriniz.

“AKLIMIZLA DALGA MI GEÇİYORSUNUZ?”

“Ya biz 3 Temmuz’dan sonra başımız beladan kurtulmuyor diyorlar. Hak yediğinizi göreceksiniz orada. UEFA’nın sitesinde hala Fenerbahçe ve Beşiktaş şikeci kulüp olarak güncel bir şekilde duruyorken, fütursuzca, utanmadan, Fenerbahçe ile Beşiktaş 2011’in Süper Kupa’sını oynamaya kalkıyor. Aklımızla dalga mı geçiyorsunuz ya. Ne yapmaya çalışıyorsunuz. Öyle bir şey yok.”

“AHMET METİN GENÇ İNFİAL YARATMIŞTIR”

Genç’in bu sözlerinin ardından bir açıklama yayınlayan Fenerbahçe Kulübü, “Tehlikeli bir oyunun parçası olmakta ve açık bir şekilde FETÖ kumpası olan 3 Temmuz davamızla ilgili terör örgütünün argümanlarını kullanmaktadır.” ifadelerine yer verdi.

Genç’in açıklamalarının suç teşkil ettiğine dikkat çekilirken, FIFA’nın sürece dahil olması halinde TFF’nin de ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceği belirtildi. AKP’li siyasetçi Ahmet Metin Genç için suç duyurusunda bulunan Fenebahçe Kulübü, “Gerçekleşen bu basın toplantısı Fenerbahçe Spor Kulübü olarak bugüne kadar dile getirdiğimiz siyaset-futbol ilişkisindeki çarpıklığın en net göstergesi olmuştur.” dedi.

İşte Fenerbahçe’nin açıklaması:

Trabzonspor’un düzenlediği basın toplantısında Ortahisar Belediye Başkanı ve Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Metin Genç açıklamaları ile infial yaratmıştır.

Futbol üzerinden oy devşirmeye çalışarak siyasi rekabette kendisine avantaj sağlamaya çalışan Ahmet Metin Genç, Türkiye’nin en köklü camialarından ikisini hedef alarak, kazanmak için her yolun mübah olduğu bir anlayışla hareket etmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti mahkemelerinin verdikleri kararları hiçe sayan bu anlayışı ile tehlikeli bir oyunun parçası olmakta ve açık bir şekilde FETÖ kumpası olan 3 Temmuz davamızla ilgili terör örgütünün argümanlarını kullanmaktadır.

Halkı kutuplaştıran ifadelerin sahibi siyasetçiye hatırlatmak isteriz ki;

Argümanlarını kullandığı terör örgütü, milli değerlerimizi hedef alan sayısız kumpası ülkemize yaşatmış, 17-25 Aralık operasyonları, 15 Temmuz darbe girişimleri ile öncelikle devletimizin varlığına ve birliğine kast etmiş, Sayın Cumhurbaşkanımızı ve ailesini hedef almıştır.

Bahsi geçen siyasetçinin açıklamaları hem 6222 sayılı Kanun hem de Türk Ceza Kanunu (TCK) açısından suç teşkil etmektedir.

Açıklamalar, aynı zamanda FIFA tarafından düzenlenen etik kurallara da aykırılık teşkil etmektedir.

Bu aykırılıklar çerçevesinde, konunun FIFA’nın gündemine gelmesi durumunda Türkiye Futbol Federasyonu’nun daha önceki emsal kararlarda göz önüne alındığında, ağır cezalarla karşı karşıya kalma riski yüksektir.

Tüm bunların ötesinde, gerçekleşen bu basın toplantısı Fenerbahçe Spor Kulübü olarak bugüne kadar dile getirdiğimiz siyaset-futbol ilişkisindeki çarpıklığın en net göstergesi olmuştur.

Spor camiasının her zaman siyaset üstü bir noktada olması gerektiğini defalarca ifade etmeye çalıştık. Bu konudaki duruşumuzdan asla taviz vermemekle beraber, aynı hassasiyeti siyasetçilerin de göstermesi gerektiğine inanıyoruz.

Fenerbahçe Spor Kulübü olarak hakkımızda haddini aşan ifadelerle beyanatlar veren Ahmet Metin Genç hakkında gerekli suç duyurularında bulunulmuştur.

FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/fenerbahceden-akpli-ahmet-metin-gence-suc-duyurusu/feed/ 0
Adli emanetten 6 kilogram kokain çalındı… ‘İçici memur’ savunması https://www.foxhaber.com.tr/adli-emanetten-6-kilogram-kokain-calindi-icici-memur-savunmasi/ https://www.foxhaber.com.tr/adli-emanetten-6-kilogram-kokain-calindi-icici-memur-savunmasi/#respond Tue, 16 Apr 2024 21:48:35 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6202 Antalya İl Emniyet Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, geçen yıl 28 Nisan’da Kepez ilçesi Ahatlı Mahallesi’ndeki bir eve operasyon düzenledi. Evdeki Berkay Kılınç ile Antalya Adliyesi Adli Emanet Memurluğu’nda görevli zabıt katibi Gençay Hacı Aytan, gözaltına alındı. Kılınç’ın üzerinde daralı 117 gram kokain bulundu.

Aytan’ın da evine giden ekipler, daralı 10 gram esrar ile 1 hassas terazi ele geçirdi. Ayrıca Aytan ve Kılınç’ın dijital materyallerine el konuldu. Berkay Kılınç, ilk ifadesinde, uyuşturucu maddeyi Gençay Hacı Aytan’dan aldığını söyledi. Aytan ve Kılınç, geçen 29 Nisan’da tutuklandı. Soruşturma kapsamında olayla ilişkisi olduğu belirlenen Koray Güneş de geçen 10 Haziran’da tutuklandı.

6 KİLO KOKAİN EKSİK ÇIKTI

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı, Gençay Hacı Aytan’ın Adli Emanet Memurluğu’nda görevli zabıt katibi olması nedeniyle idari soruşturma başlattı. Bu kapsamda Adli Emanet Memurluğu’nun uyuşturucu muhafaza edilen bölümünde yapılan kontrolde, 6 kilo kokainin olmadığı anlaşıldı. Bunun üzerine başsavcılık yeni bir soruşturma daha başlattı.

MALİ RAPORLAR İNCELENDİ

Gencay Hacı Aytan ve Berkay Kılınç’ın tutuklandıkları süreçte alınan kolluk ve savcılık ifadelerinde; uyuşturucu ödemesinin Bitcoin üzerinden yapılacağına yönelik beyanların bulunması ile şüphelilerin genel bankacılık hareketlerinin tespiti amacıyla Mali Suçları Araştırma Kurulu’ndan (MASAK) rapor talebinde bulunuldu. Aytan ve Kılınç’ın dijital materyalleri ve MASAK verileri üzerinden yapılan incelemede, şüpheliler arasında uzun süredir uyuşturucu madde trafiği olduğu anlaşıldı.

ETKİN PİŞMANLIKTAN YARARLANDI

Bu süreçte etkin pişmanlıktan faydalanan Berkay Kılınç, 18 Ağustos’ta ek ifade verdi. Kılınç, ifadesinde, Gençay Hacı Aytan ile arasındaki uyuşturucu ticaretine ilişkin detaylı bilgiler verdi.

İfadesinde, Adli Emanet Memurluğu’nda görevli zabıt katibi Özlem Özabay’dan (41) uyuşturucu madde aldığını söyleyen Kılınç, MASAK raporunda da tespiti yapılan para transferi ile ilgili detayları anlattı.

UYUŞTURUCU TİCARETİ YAPTIKLARI ANLAŞILDI

Soruşturmanın devamında, Gençay Hacı Aytan, Özlem Özabay ve Berkay Kılınç’ın süreklilik arz edecek şekilde örgütlü bir faaliyet içerisinde uyuşturucu madde ticareti yaptıkları anlaşıldı. Berkay Kılınç’ın ayrıca Koray Güneş adlı kişinin Gençay Hacı Aytan’dan uyuşturucu alması için aracılık ettiğini, kendisine temin edeceği uyuşturucuyu Aytan’ın yönlendirmesi ile yine Emanet Memurluğu’nda görevli Sedef Sayan’ın (36) yardımıyla aldığına yönelik ifadesi, dijital materyal tespitleri ile doğrulandı. MASAK verilerinde yapılan incelemede de yoğun para akışları tespit edildi.

2 DOSYA BİRLEŞTİ

Antalya Adliyesi Adli Emanet Memurluğu’nda 6 kilo kokainin kaybolmasına yönelik soruşturmanın yanı sıra yine Adli Emanet Memurluğu’ndan uyuşturucu madde çıkarıldığına yönelik ihbara ilişkin soruşturma dosyaları birleştirildi. Soruşturma kapsamında 30 Ağustos’ta Özlem Özabay, Sedef Sayan, Enes Y., Soner Ş., Tarık P., Ayşe Ç., Kubilay D., Sait K., Ali C., Cumhur U., Ali A. ve Aydın Adil A. gözaltına alındı. Ayşe Ç. ifadesinde, “Adli Emanet Memurluğu’nda görevli Gençay Hacı Aytan’ın uyuşturucu madde kullandığını biliyordum. Şahsın esrar içtiğine defalarca şahit oldum. Kokain kullandığına denk gelmedim” dedi.

ADLİ EMANET ÇALIŞANLARI TUTUKLANDI

Şüphelilerden Ayşe Ç., Kubilay D., Sait K., Ali C., Cumhur U., Ali A. ve Aydın Adil A. ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Enes Y., Tarık P. ve Soner Ş., adli kontrol talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Soruşturma sürecinde Enes Y. ve Tarık P.’nin tutuksuz yargılanmasına karar verildi. Adli emanet çalışanları Özlem Özabay ile Sedef Sayan ise tutuklandı. Ayrıca 10 Haziran’da Koray Güneş ve arkadaşları hakkında yürütülen soruşturma kapsamında Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen operasyonda, Serhat Ç. ve Ensar B.’nin uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçlarından yakalandığı, tutuksuz yargılanmasına karar verildiği öğrenildi.

İDDİANAME İADE EDİLDİ

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nca hazırlanan iddianame, 10 Mart’ta 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Gençay Hacı Aytan’ın ‘nitelikli zimmet, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama, suç işlemek amacıyla örgüt kurma’ suçlarından, Özlem Özabay ve Sedef Sayan’ın ise ‘nitelikli zimmet, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma’ suçlarından cezalandırılması talep edildi. Soruşturma esnasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan Berkay Kılınç ve Koray Güneş’in ‘uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma’ suçlarından cezalandırılması istendi. Enes Y.’nin ‘uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma’ suçundan, Ensar B. ve Serhat Ç.’nin ‘uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama’ suçlarından, etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ifadesi alınan Tarık P.’nin ise ‘uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama’ suçlarından cezalandırılması istendi. 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, iddianamedeki eksiklikler nedeniyle dosyayı Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na iade etti.

‘SORUŞMA AŞAMASI AŞIRI UZUN SÜRDÜ’

Gençay Hacı Aytan ve Sedef Sayan’ın avukatı Ayşen Alkan, soruşturmanın 11 aydır devam ettiğini belirterek, bu sürenin çok uzun olduğunu, soruşturmanın tamamlanıp yargılamaya başlanılması gerektiğini söyledi. Alkan, “Şüpheli Gençay Hacı Aytan 29 Nisan 2023’ten itibaren tutuklu. Diğer müvekkilim Sedef de aynı şekilde. Soruşturma aşaması aşırı uzun sürdü. Müvekkillerim bu aşamada çok hak kaybına maruz kaldı. Savunma hakları dosyanın gizli yürütülmesi nedeniyle ellerinden alınmıştır. Bu süreci ne kadar hızlandırmaya çalışsak da müvekkillerim gerekli bilgileri verip, elinden gelen her şeyi yaptı. Ama elimizde olmayan sebepler nedeniyle bu süreç aşırı uzadı” dedi.

‘GERÇEKTEN SUÇLULAR KİMSE TESPİT EDİLMELİ’

Alkan, “İddia edildiği gibi emanetten çalındıysa, emanetin sorumluları ile ilgili herhangi bir soruşturma yürütülmedi. Bununla ilgili bir soruşturmanın olmadığı bilgisini edindik. Antalya Adliyesi’nde emanet gibi önemli bir yerin korunamaması ve oradan 6 kilo kokain çalındığı iddia edilerek, bunun sadece oradaki çalışan memurun üzerine atılmaya çalışılması, hukuka ve usule çok aykırı. Çünkü müvekkilim Gençay Hacı Aytan zaten içici. Adliyede herkes müvekkilimin içici olduğunu biliyormuş. İçici bir memurun emanete verilmesi, emanetteki sorumluların o memurun içici olduğunu bilmesine rağmen, orada görevinin devam ettirilmesi belli usulsüzlüklerin üstünün kapatılmaya çalışıldığının göstergesi. Dosyayı sadece 2-3 memur üzerine bırakalım, kapatalım düşüncesi olmamalı. Gerçekten suçlular kimse tespit edilmeli. Yargılamanın o şekilde yapılması gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştu. (DHA)

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/adli-emanetten-6-kilogram-kokain-calindi-icici-memur-savunmasi/feed/ 0
‘Para sayma’ görüntüleriyle ilgili ifadeler ortaya çıktı https://www.foxhaber.com.tr/para-sayma-goruntuleriyle-ilgili-ifadeler-ortaya-cikti/ https://www.foxhaber.com.tr/para-sayma-goruntuleriyle-ilgili-ifadeler-ortaya-cikti/#respond Tue, 16 Apr 2024 09:00:37 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6167 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, CHP İl Başkanlığında çekildiği iddia edilen ve sosyal medyada paylaşılan para sayma görüntülerine ilişkin başlatılan soruşturma devam ediyor.

Soruşturma kapsamında bugün adliyeye gelen İmamoğlu İnşaat Şirketi Genel Müdürü Tuncay Yılmaz ve Ali Rıza Braka’nın savcılık ifadelerine ulaşıldı.

“İKİ YIL SONRA VATANDAŞLIK ALDIM”

Braka ifadesinde, Arnavut vatandaşı olduğunu, 2016’da Türkiye’ye geldiğini, 2019’da Türk vatandaşlığı için başvuru yaptıktan iki yıl sonra vatandaşlık aldığını dile getirdi.

Farklı alanlarda yatırımlar yapan iş insanı olduğunu, Tokat ve İzmir’de yatırımları bulunduğunu anlatan Braka, “Soruşturmaya konu Ayazağa’daki 14 adet taşınmazı ben 15 Ağustos 2018’de Emlak Konut GYO’dan satın aldım. Daireleri toplamda 22 milyon 553 bin liraya aldım. O tarihte Türk vatandaşı olmadığım için Sas Besicilik’in resmi sahibi ve ortağım olan U.K. adına daireleri satın aldım. Daireleri aldıktan sonra bir yatırımcı olarak kar elde etmek amacıyla satmaya karar verdim.” dedi.

“PARTİ İÇİN BİNAYI SATIN ALMAK İSTEDİLER”

Braka, satış işlemi için bir emlak şirketiyle anlaştığını, burada çalışan H.C’nin 2019’da kendisini emlak ofisine çağırdığını ifade ederek, ofiste, CHP teşkilatından geldiğini söyleyen bir kişinin parti için kullanılmak üzere binayı satın almak istediğini kaydettiğini anlattı.

Binayı 43 milyon lira üzerinden ilana koyduğunu, CHP’den geldiğini söyleyen bu kişiyle çok düşük teklif verdiği için görüşmek istemediğini anlatan Braka, bu kişinin daha sonra avukatı Gökhan Taşkapan ile iletişime geçtiğini söyledi.

Braka, bir süre sonra görüşme ayarlandığını ve Sarıyer Belediye Başkanlığı binası olarak bildiği konuma gittiğinde, belediye başkanının odasında toplandıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:

“O sırada odada ben, avukatım Gökhan Taşkapan, CHP teşkilatından tanımadığım biri ve muhtemelen belediye başkanı olan kişi bulunuyordu. Yine aramızda pazarlık yürütüldü ancak bir sonuca ulaşamadık ve oradan ayrıldım. Avukatım ve taşınmazı satın almak isteyen CHP’li kişiler sürekli irtibat halindeydi. Bir gün avukatım beni arayarak, karşı tarafın 41 milyon lira bedelle bütün taşınmazları almayı kabul ettiğini söyledi. Tüm görüşmeleri ve ayarlamaları avukatım yaptı.”

”6 KASIM 2019’DA NOTERDE SATIŞ SÖZLEŞMESİ İMZALADIK”

İlk görüşmeden sonra iki tarafın da emlak şirketini aradan çıkardığını ve görüşmelerin avukatı aracılığıyla sürdüğünü, avukatının 41 milyon bedelle taşınmazları CHP’ye satacaklarını söylediğini kaydeden şüpheli, “CHP adına süreci o tarihte İl Başkanı olan Canan Kaftancıoğlu yürütüyordu. Kendisiyle 6 Kasım 2019’da Beyoğlu 3. Noterliğinde satış sözleşmesi imzaladık. Buna göre tüm paralar hesabıma yattıktan sonra ben taşınmazları kendilerine devredecektim.” dedi.

Braka, ifadesinin devamında, “Bu sözleşmede de görüleceği üzere resmi olarak 24 milyon 360 bin lira bedel gösterdik. Yine bu sözleşmede CHP tarafından bana o gün 6 milyon lira, 18 Kasım 2019’da 8 milyon lira ve geri kalan bedelin de 9 Aralık 2019 tarihinde ödeneceğini kararlaştırdık. Ben her ne kadar gerçekte taşınmazları 41 milyon lira bedelle satmış olsam da satış vaadi sözleşmesinde ve resmi olarak 24 milyon 360 bin lira göstermiş olmanın herhangi bir sakıncası olduğunu düşünmedim. Sözleşmenin karşı tarafı olan Canan Kaftancıoğlu’nu sadece o gün noterde gördüm.” diye konuştu.

Satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı gün CHP İstanbul İl Başkanlığı tarafından şirketinin hesabına 6 milyon lira ve 18 Kasım 2019’da da 8 milyon lira gönderildiğini ifade eden Braka, 9 Aralık 2019’da arayan avukatının, paranın bir kısmının elden teslim edileceğini söyleyerek kendisini ofisine çağırdığını anlattı.

Braka, avukatının ofisine gittiğinde tanımadığı 4-5 kişinin bulunduğunu, paranın bir kısmının orada olduğunu, bir kısmının da çantalarla getirildiğini aktararak, paraların dolar veya avro değil Türk lirası olduğunu ifade etti.

“15 MİLYON 510 BİN LİRAYI O GÜN OFİSTEN ALARAK AYRILDIM”

15 milyon 510 bin lirayı o gün ofisten alarak ayrıldığını, 11 Aralık 2019’da taşınmazın tapusunu devrettiği gün 360 bin lira ve 10 milyon lira olmak üzere iki kez ödeme aldığını anlatan Braka, “Her ne kadar taşınmazları 41 milyon liraya satmış olsam da elime geçen para resmi olarak 24 milyon 369 bin lira ve elden aldığım 15 milyon 510 bin lira, toplamda 39 milyon 870 bin liradır. Geriye kalan meblağı ise komisyon ve diğer giderler olduğunu söyleyerek vermediler.” dedi.

Braka, yasa dışı işi olmadığını, iş insanı olarak yatırım amacıyla daire satın aldığını ve 1 yıl sonra bunları karlı şekilde sattığını, herhangi bir siyasi partiyle işi olmayacağını dile getirerek, hakkında takipsizlik kararı verilmesini talep etti.

Kamera görüntülerinde masa başında bulunan 3 kişinin avro cinsinden para saydığının görüldüğünün hatırlatılması üzerine Braka, “Elinde avro bulunan kişiyi tanımıyorum. Ben gittiğimde ofiste yoktu. Bu görüntüler muhtemelen ofiste bulunmadığım bir zaman diliminde çekilmiştir. Zaten avro görüntülerinin olduğu fotoğraflarda benim ve adamlarımın bulunmadığı görülmektedir. O görüntülerde sadece avukat Gökhan Taşkapan ve tanımadığım 4 kişi bulunmaktadır. Muhtemelen kendilerine sorulduğunda o paraların ne olduğunu söyleyeceklerdir. Çünkü ben paranın tamamını lira olarak aldığıma çok eminim.” ifadelerini kullandı.

Diğer şüpheli Tuncay Yılmaz ise ifadesinde, 2016’dan bu yana Hasan İmamoğlu ve Ekrem İmamoğlu’nun ortağı oldukları İmamoğlu İnşaat’ın Genel Müdürü olarak çalıştığını söyledi.

Fatih Keleş’i 12-13 yıldır tanıdığını, aile dostu olduğunu ve ikisinin de inşaat sektöründe çalıştıklarını belirten Yılmaz, dosyada tanıdığı başka kimse olmadığını öne sürdü.

“CHP İL BİNASININ SATIN ALINMASI İÇİN HARCAYACAKLARINI SÖYLEDİ”

Yılmaz, söz konusu görüntülerin çekildiği 2019’da Keleş’in kendisini arayarak yüz yüze görüşmek istediğini söylediğini, Keleş’le Beylikdüzü’nde buluştuklarını anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kendisi bana arabada bir miktar emanet para olduğunu, bu parayı tek başına götürmekten korktuğu için bir kısmını benim taşımamı rica etti. Yanlış hatırlamıyorsam para çantalarından bir tanesini bana verdi. Yine parayı götüreceğim yerin konumunu gönderdi. Ben bu paranın nereden geldiğini sormadım. Çantayı da açıp içinde ne kadar para olduğuna bakmadım. Bana paranın emanet olduğunu ve CHP il binasının satın alınması için harcayacaklarını söyledi. Ben de tek başıma arabamda bir çanta para olduğu halde Fatih ağabeyimin attığı konuma gittim.”

Gittiği konumda Keleş ile başka kişilerin de olduğunu dile getiren Yılmaz, bu kişileri tanımadığını iddia etti.

Yılmaz, Keleş’in kendisine ihtiyacı olabileceği düşüncesiyle ofiste yarım saat daha kaldıktan sonra ayrıldığını, bu olaydan önce ve sonra söz konusu adrese gitmediğini anlatarak, CHP il binasının satın alınmasıyla ilgili bilgi sahibi olmadığını savundu.

SORUŞTURMA

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bazı sosyal medya hesaplarında, “Fatih Keleş’in CHP İstanbul İl Başkanlığında para destelerini sayarken çekilen görüntüleri ortaya çıktı” notuyla paylaşılan görüntülere ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, suç ve suç unsuru bulunup bulunmadığının tespit edilmesi amacıyla resen soruşturma başlatmıştı.

Soruşturma kapsamında İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, eski CHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Özgür Nas ve eski CHP İstanbul İl Başkanlığı Basın Danışmanı Can Poyraz’ın şüpheli olarak savcılıkça ifadesi alınmıştı.

Keleş, “Parayı avukatlık ofisinde CHP İstanbul il binasını satan Ali Rıza Braka teslim aldı.” şeklinde ifade vermişti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/para-sayma-goruntuleriyle-ilgili-ifadeler-ortaya-cikti/feed/ 0
20 yıl önceki vahşet kardeşlerin ihbarıyla ortaya çıkmıştı… Savcı, mütalaasını açıkladı https://www.foxhaber.com.tr/20-yil-onceki-vahset-kardeslerin-ihbariyla-ortaya-cikmisti-savci-mutalaasini-acikladi/ https://www.foxhaber.com.tr/20-yil-onceki-vahset-kardeslerin-ihbariyla-ortaya-cikmisti-savci-mutalaasini-acikladi/#respond Thu, 11 Apr 2024 09:06:38 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5944 İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Hüseyin K. Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı.

Şikayetçiler E.E. ve V.K. de duruşmada hazır bulundu. Aile Bakanlığı adına Abdullah Yılmaz da davaya katılma talebinde bulundu.

TEYZE TANIK OLARAK DİNLENDİ

Duruşmada tanık olarak dinlenen çocukların teyzeleri Dudu Kadın A., 2012 yılından beri Hüseyin K.’nin evinden ayrı olduğunu ifade ederek “Ölmeden önce çocuğun merdivenden düşüp düşmediği konusunda bilgim yoktur. Bir rahatsızlığı yoktu, ara sıra mevsimsel grip olurdu. O gece çocukla ben Sanığın, diğer çocuklarla arası iyiydi, darp etmezdi. Ölüm kaydının neden nüfusa bildirilmediğini bilmiyorum” dedi.

Şikayetçi E.E. bu ifadeye karşı çıkarak “1996 yılından 2012 yılına kadar bizimle yaşamıştır. Çocuklara o bakıyordu. O gelip çocuk öldü demiştir” derken, V.K. ise “Tanık, sanığı sadece korumaya çalışıyor. Teyzem babamdan da şiddet görmüştür. Oğlu neden 16 yaşına kadar eğitime başlamamış? Bizim gördüğümüz şiddetin mislisiyle fazlasını gördü. Nasıl şiddet gördüğünü defalarca anlattı” dedi.

Çocuğunu sanığı okula gönderip görmediği sorulan tanık Dudu Kadın, “Eşimden ayrılınca hiç maddi gelirim yoktu, bu nedenle gönderemedim. Hüseyin gönderebilirsin dedi. Orada kaldığım sürece Hüseyin geçimime yardımcı oldu” diye konuştu.

KUZEN DE DİNLENDİ

Duruşmada Dudu Kadın’ın oğlu Hakan Y. tanık olarak dinlendi. Hakan Y. “Ölen çocuğu hayal meyal hatırlıyorum. 7 yaşındaydım. Sanığın çocuklara vurduğunu görmedim ama bağırdığını hatırlıyorum. Annemi darp ettiğini görmedim. Beni darp etmedi” dedi.

Hakan Y. okulu dışarıdan okuduğunu belirtti. Bu ifadeye karşı söz alan şikayetçiler, “Yalan söylüyor. 15 yıl yaşadıkları evde hiçbirşeyi hatırlamıyorlar. Hakan annesini korumaya çalışıyor” dedi. Şikayetçilerin avukatı ise, “Tanıkların her ikisi de sanığa sığınmışlardır. Sanığın her türlü psikolojik şiddetine maruz kalmışlardır. Sanığın nasıl bir psikopat olduğunu bilmektedirler” diye konuştu.

TAHLİYESİNİ İSTEDİ

Tanık ifadelerinin ardından ifadesi sorulan sanık Hüseyin K. çocuklarının 2016 yılında sebepsiz olarak evden ayrıldıklarını ifade ederek “Kötü insanların ellerine düştüler. Yeryüzünde bir tek doğru bunlar sanki. Bunun bir kumpas, kirli bir oyun olduğu ortada. Tahliyemi isterim” dedi.

SAVCIDAN AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS TALEBİ

Duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasında, sanığın beyanlarının ve tanık olarak dinlenen eşinin beyanlarının çelişkili olduğunu, sanığın çocuğun ölümünü yetkililere haber vermeden hayatın olağan akışına aykırı şekilde gizlediği, sanığın suç delillerinin ortaya çıkmaması için bebeği bir başka bebeğin gömülü olduğu yere gömdüğünü ifade etti.

Savcı, sanığın “Kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti.

Mütalaaya karşı söz verilen şikayetçiler, mütalaaya katıldıklarını belirtti.

Şikayetçileri avukatları “Savcının eksiği var, fazlası yok” diyerek mütalaaya karşı ayrıntılı beyanda bulunmak için süre talep etti.Sanık Hüseyin K. ise “Benim savunmalarım hiçe sayılıyor. Benim kendimi savunmam için tahliye edilmem gerekiyor. Üzerimde çok yönlü kumpas vardır. Söyledikleri gibi vahim bir durum varsa 2016’ya kadar neyi beklediler? İnsanın evlatları tarafından linç edilmeye çalışılması insanlık tarihinde görülmemiştir. İlk fırsatta gazetelerde, sosyal medyada fenomen olmaya çalışıyorlar. Ailelerini zıplama tahtası olarak kullanıyorlar. Tutuklanmam kaldırılsın” dedi.

Sanığın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı son savunmalar için ileri bir tarihe erteledi.

OLAYIN GEÇMİŞİ

Olay, 14 Temmuz 2016 tarihinde V.K. (25) ile adlarını daha sonra değiştiren Ö.K. (23) ve M.K. (21) adlı kardeşlerin, Arnavutköy İlçe Emniyet Müdürlüğüne yaptığı ihbarla ortaya çıktı.

Üç kardeş babalarının 2003 tarihinde o sırada 15 aylık olan kardeşleri Armağan’ı eziyet edercesine dövdüğünü, uğradığı şiddet sonucu sabaha kadar ağlayan kardeşlerinin öldüğünü, babalarının bu olayı gizlemek için bir arkadaşıyla birlikte küçük kardeşlerini Arnavutköy Mezarlığına gömdüğünü iddia ettiler.

Korkunç iddia üzerine Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı.

Savcılıkça, 9 Haziran 2022 tarihinde sanık babanın gösterdiği yerde fethi kabir işlemi yapıldı. Açılan mezarda iki farklı bebek cesedi bulundu, yapılan DNA incelemesinde bulunan bebek kemiklerinden birinin sanık babanın DNA’sıyla uyumlu olduğu saptandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına fezlekeyle gönderilen soruşturma sonucunda 27 Ekim 2023’te iddianame hazırlandı.

İddianamede, İlahiyat Fakültesi mezunu baba Hüseyin K.’nin İslam dininin gereği üzerine cenaze merasimi düzenlemeden bebeğini erken saatlerde arkadaşıyla defnetmiş olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığına dikkat çekildi.

İddianamede, 2003 yılının kış aylarında, kesin olarak tespit edilemeyen bir tarihte öz oğlu olan 2001 doğumlu Armağan’ı kabloyla başına vurarak, tekme ve yumrukla, eşarpla boğazını sıkarak ve duvara fırlatıp darbederek bebeğin ölümüne neden olduğu belirtildi.

Sanığın “Olası kastla nitelikli kasten öldürme” suçundan müebbet hapisle cezalandırılması istendi. Baba Hüseyin K. 13 Şubat’taki ikinci duruşmada tutuklanmıştı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/20-yil-onceki-vahset-kardeslerin-ihbariyla-ortaya-cikmisti-savci-mutalaasini-acikladi/feed/ 0
Netanyahu baskı altında: Erken seçim çağrısına, muz cumhuriyeti yanıtı https://www.foxhaber.com.tr/netanyahu-baski-altinda-erken-secim-cagrisina-muz-cumhuriyeti-yaniti/ https://www.foxhaber.com.tr/netanyahu-baski-altinda-erken-secim-cagrisina-muz-cumhuriyeti-yaniti/#respond Wed, 10 Apr 2024 21:42:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5927 7 Ekim’de Hamas’ın silahlı kanadı Kassam Tugayları’nın saldırısı sonrasında Filistin’e saldıran ve sivillere yönelik saldırıları artıran İsrail’in Başbakanı Binyamin Netanyahu büyük baskı altında.

Uluslararası kamuoyunun “ateşkes” çağrısına yanıt vermeyen Netanyahu, İsrail’in uzun yıllardır en büyük müttefiki olan ABD ile de büyük bir kriz içerisinde.

ABD Senatosu Çoğunluk Lideri Demokrat Chuck Schumer, Senato’da yaptığı konuşmada, Netanyahu’nun 7 Ekim’den sonraki süreci kötü yönettiğini vurgulayarak, “Bu kritik dönemeçte yeni seçimlerin, İsrail’in geleceğiyle ilgili sağlıklı ve açık bir karar verme süreci için tek yol olduğuna inanıyorum” dedi.

ABD’de en yüksek resmi makama seçilmiş Yahudi olarak nitelendirilen Schumer, konuşmasında kendisinin her zaman İsrail dostu olduğunu ve İsrail lehine olan şeyleri gündeme getirdiğini belirtmişti.

ABD’li Senatör, “Başbakan Netanyahu, kendi siyasi kurtuluşunu İsrail’in çıkarlarının önüne koyarak yolunu kaybetti. Kendisini, Ben-Gvir ve Smotrich gibi aşırı sağcılarla birlikte bir koalisyona soktu ve bunun sonucu olarak Gazze’deki sivil kaybını tolere etmeye fazla meyilli oldu. Bu durum dünya genelinde İsrail’e desteği tarihin en düşük seviyesine itiyor” ifadesini kullandı.

Schumer, Netanyahu’nun yargı reformu konusunda da başarısız olduğunu kaydederek, “İsrail bir firavuna dönüşürse hayatta kalamaz. Hayatı boyunca İsrail’e destek veren biri olarak söylüyorum ki Netanyahu koalisyonu 7 Ekim’den sonra İsrail’in ihtiyaçlarını artık karşılamıyor” demişti.

Gazze’deki saldırılarla birlikte dünyanın konuya bakışının ciddi şekilde değiştiğini belirten Schumer, İsrail halkının da “geçmişte sıkışıp kalan” Netanyahu hükümetinin eylemleri sebebiyle “boğulduğunu” ifade etmişti.

İSRAİL’DEN TEPKİ GECİKMEDİ

Schumer’in sözleri İsrail’de infial yarattı…

The Times of Israel’in haberine göre, Likud Partisi tarafından yapılan açıklamada, Schumer’in sözlerine sert tepki verildi.

Netanyahu’nun halkın büyük çoğunluğu tarafından desteklenen kararlı bir politika izlediği iddia edilen açıklamada, “İsrail muz cumhuriyeti değil, Netanyahu’yu Başbakan seçen bağımsız ve gururlu bir demokrasidir” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, Schumer’in sözlerinin aksine, İsrail halkının, Hamas’a karşı kesin bir zaferi desteklediği ve bir “Filistin terör devleti kurulması yönündeki her türlü uluslararası talimatı” reddettiği savunularak, “Senatör Schumer’in İsrail’in seçilmiş hükümetine saygı duyması ve hükümetin altını oymaması bekleniyor. Bu her zaman doğrudur ancak savaş zamanlarında daha da doğrudur” ifadeleri kullanıldı.

İsrail Savaş Kabinesi Üyesi Benny Gantz ise Schumer’in İsrail’de erken seçim yapılması yönündeki çağrılarına sosyal medya platformu X üzerinden yanıt verdi.

Gantz, “ABD Senatosu Çoğunluk Lideri Chuck Schumer, İsrail’in dostudur ve bugünlerde dahi bize çok yardımcı oluyor.” diyerek, ABD’li Senatörün açıklamalarında “hata yaptığını” ifade etti.
İsrail’in güçlü bir demokrasi olduğunu ve ülkenin geleceğini yalnızca vatandaşlarının belirleyeceğini savunan Gantz, “Bu konuda herhangi bir dış müdahale yanlış ve kabul edilemez” ifadesini kullandı.

ANA MUHALEFET LİDERİ DE TEPKİLİ

İsrail’de ana muhalefet lideri Yair Lapid, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun, Tel Aviv’in ABD’deki en büyük destekçilerini kaybetmesine neden olduğunu belirtti.

Lapid, ABD Senatosu Çoğunluk Lideri Demokrat Chuck Schumer’in, “Netanyahu’nun, 7 Ekim’den sonraki süreci kötü yönettiği” şeklindeki açıklamalarını X sosyal medya hesabından değerlendirdi.

Lapid, “Schumer’in açıklamaları, Netanyahu’nun, İsrail’in ABD’deki en büyük destekçilerini birer birer kaybetmesine neden olduğunu gösteriyor ve daha da kötüsü bunu kasıtlı olarak yapıyor” ifadesini kullandı.

Ana muhalefet lideri, Netanyahu’nun, Gazze Şeridi’nde savaşı kazanma ve İsrail’in güvenliğini korumaya yönelik ulusal çabalara ciddi zarar verdiğini kaydetti.

ABD’li Senatör Schumer, Senato’da yaptığı konuşmada, İsrail Başbakanı Netanyahu ve Savaş Kabinesine yüklenerek İsrail’de yeni seçimlerin yapılması için çağrıda bulunmuştu.

Schumer, “Başbakan Netanyahu, kendi siyasi kurtuluşunu İsrail’in çıkarlarının önüne koyarak yolunu kaybetti. Kendisini, Ben-Gvir ve Smotrich gibi aşırı sağcılarla birlikte bir koalisyona soktu ve bunun sonucu olarak Gazze’deki sivil kaybını tolere etmeye fazla meyilli oldu. Bu durum dünya genelinde İsrail’e desteği tarihin en düşük seviyesine itiyor” şeklinde konuşmuştu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/netanyahu-baski-altinda-erken-secim-cagrisina-muz-cumhuriyeti-yaniti/feed/ 0
Başı ezilerek öldürülmüştü… Cezası belli oldu https://www.foxhaber.com.tr/basi-ezilerek-oldurulmustu-cezasi-belli-oldu/ https://www.foxhaber.com.tr/basi-ezilerek-oldurulmustu-cezasi-belli-oldu/#respond Sun, 07 Apr 2024 21:39:38 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5808 Dehşet veren olay, geçen yıl 13 Kasım’da saat 21.00 sıralarında Melikgazi ilçesi Gesi Güney Mahallesi Yüksel Çavuşoğlu Caddesi’ndeki 2 katlı evde meydana geldi.

Seyit Ahmet Soykuk, hayvanlarını otlattıktan sonra eve geldiğinde eşi Hasibe Soykuk’u kanlar içinde yerde yatarken buldu. İhbarla eve jandarma ve sağlık ekipleri geldi. Hasibe Soykuk’un başına sert bir cisim ile vurularak öldürüldüğü belirlendi.

İl Jandarma Komutanlığı ekipleri ve Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT), şüpheli olarak kadının eşi Seyit Ahmet Soykuk ile komşuları İsmail Kocatürk’ü gözaltına aldı.

Soykuk ifadesi sonrası serbest bırakılırken, İsmail Kocatürk cinayeti kadının oğlu B.B.S.’nin işlediğini öne sürüp, “B.B.S.’nin elinde keser vardı, birbirimizi itekledik. B.B.S., bana ‘Kimseye bir şey söyleme, aileni de çocuklarını da öldürürüm’ dedi. Korkuyla evime gittim. Kan lekelerini yıkadım” diyerek ifade verdi.

Bu ifade sonrası kadının oğulları S.S. ve B.B.S. de gözaltına alındı. Ancak kadının çocuklarının olay günü başka yerde olduğunun belirlenmesi üzerine S.S. ve B.B.S., serbest bırakıldı.

CİNAYETİ CEZAEVİNDE İTİRAF ETTİ

115 saatlik güvenlik kamerası görüntüsü inceleyen JASAT ekipleri, Kocatürk’ün evinin bulunduğu yerde kan izleri de tespit etti.

İncelemede, evde de kan izleri bulundu. İlk ifadesinde, “Söz konusu malzemeleri de boş bir alana götürüp, attım” diyen Kocatürk’ün poşet ile malzeme taşıdığı görüntülerle de ortaya çıktı. Jandarma ekiplerinin yaptığı keşifte bölgede keser, kanlı elbise ve ayakkabılar bulundu. ‘Hırsızlık’ ve ‘dolandırıcılık’ suçlarından 9 kaydı olup, ilk ifadesinde cinayeti işlemediğini savunan İsmail Kocatürk, cezaevinde dilekçe yazıp, Hasibe Soykuk’u öldürdüğünü itiraf etti. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame düzenlendi. İddianamede, sanık Kocatürk hakkında ‘bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak veya yakalanmamak amacıyla kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.

İKİNCİ DURUŞMA YAPILDI

Kayseri 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ikinci duruşmasında tutuklu sanık Kocatürk bulunduğu cezaevinden Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığı ile katılırken, ölen Soykuk’un eşi Seyit Ahmet, oğulları M.S., S.S. ve B.B.S. salonda hazır bulundu. Duruşma nedeniyle polis ekipleri, geniş güvenlik önlemleri aldı.

‘TAVANDA KANLAR VARDI’

Şikayetçi olduğunu söyleyen Seyit Ahmet Soykuk, “32 yıllık eşimdi. Küçük oğlum kapıyı açtığında eşimi o vaziyette görünce yıkıldı. Oğlum sakinleşsin diye ‘annen uyuyor’ dedim. Tavanda kanlar vardı. Bağ bozmaya gittiğimizde eşimin kolundaki 5 bileziği görmüştü. Kolundaki bilezikler hırpalanmıştı. Dirseğine kadar bilezikler sıyrılmıştı. Eşimin öldüğüne inanmadım. Çalınır diye kolundaki bilezikleri aldım. İçeri girdikten sonra eşime yumruk atmış. Akli dengemi kaybettim. Günlerdir ağlıyorum. En ağır cezayı almasını istiyorum” dedi.

‘ANNEMİ O HALDE GÖRÜNCE DÜNYANIN DURDUĞUNU HİSSETTİM’

Soykuk’un küçük oğlu B.B.S. ise, “Olaydan 1 gün önce beraber çalıştık. 500 lira para verdim. 10 dakika önce bizi görmüştü. Neden parayı istemedi? 1500 TL’ye mi tenezzül edeceğiz. Eve geldiğimizde mutfakta ocağın üstünde yemek pişiyordu. ‘Anne anne’ dedim. Ama göremedim. Eve baktığımda annemi banyo ile hol arasında yerde kanlar içinde yatarken buldum. Annemi o şekilde görünce yemin ederim dünyanın durduğunu hissettim. Biz kasabız, hayvan kesimi yaparız. Ama ömrü hayatımda o kadar kanı görmedim. Annemin o görüntüsü hala kafamdan atamıyorum. Annemin kafasının arkası yoktu. Beyni boşalmıştı. En az 15-20 keser darbesi vardı. Kanlar tavandan yere damlıyordu. Böyle bir vahşilik, canavarlık yok. Burnunda darbe vardı. Annemin bir gözü açık gitti. Benim psikolojim bozuldu. Annem böyle ölmeyi hak etmedi” ifadelerini kullandı.

‘AMACIM ÖLDÜRMEK DEĞİLDİ’

Sanık İsmail Kocatürk ise, bilezikleri aldığı yönündeki suçlamaları kabul etmediğini söyleyerek, “Kesinlikle yalan konuşuyorlar. Altınları alacak olsam hepsini alırdım. Sadece birini almazdım. Bu konuda üzerime atılan ‘yağma’ suçunu kabul etmiyorum. O durumda kimse eşinin kolundaki bilezikleri çıkarmaz. Eşini mi düşünüyorsun yoksa bilezikleri mi? Ben cinayeti işlediğimi kabul ediyorum. Bundan dolayı da çok pişmanım. Bana ve eşime hakaret edince kevgirle de bana vurmak isteyince kendimi korumak amacıyla vurdum. Amacım öldürmek değildi” diye konuştu.

Mahkeme heyeti sanık İsmail Kocatürk’ü, ‘bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak veya yakalanmamak amacıyla kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme başkanı, sanığın geçmiş sabıkaları ve duruşmadaki tutum ve davranışı ile pişmanlığı gözlemlenmediğinden ‘iyi hal’ indirimi uygulanmadığını belirtti. Heyet, sanığa ayrıca ‘silahla yağma’ suçundan da 10 yıl 6 ay hapis cezası verilmesine karar verdi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/basi-ezilerek-oldurulmustu-cezasi-belli-oldu/feed/ 0
Avukat Gökhan Kadir Gülaçar’a silahlı saldırı https://www.foxhaber.com.tr/avukat-gokhan-kadir-gulacara-silahli-saldiri/ https://www.foxhaber.com.tr/avukat-gokhan-kadir-gulacara-silahli-saldiri/#respond Sun, 31 Mar 2024 21:27:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5439 Antalya’da silahlı saldırıya uğrayan Avukat Gökhan Kadir Gülaçar, sol kol ve bacağından yaralandı. Suç duyurusunda bulunan Gülaçar, kendisine saldıranların “Mr. Oliver’in dosyalarından çekil demedik mi?” dedikten sonra 4-5 el ateş ettiğini söyledi.

Avukat Gülaçar, 16 Şubat saat 02.30 sıralarında arkadaşı F.Ç.’nin aracıyla Kepez Seyir Terası’nı geçtikten sonra iki kişi aracını durdurdu. Şüphelilerden birinin tabancayla 4-5 el ateş ettiği Gülaçar, sol kolu ve bacağından yaralandı. Saldırganlar bölgedeki ormana doğru kaçarken, yaralanan Gülaçar, aradığı arkadaşının yardımıyla Atatürk Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

Ameliyat edilen ve yaklaşık 15 gün hastanede kalan Gülaçar, saldırganlardan şikayetçi oldu. Gülaçar savcılıktaki ifadesinde, müvekkili Bahtiyar Muradov’un husumetlisi Rus vatandaşı O.M.L.R.’nin, saldırının azmettiricisi olduğunu iddia etti.

KRİPTO PARA HUSUMETİ

Gülaçar, ifadesinde, vekaletini aldığı iş insanı Bahtiyar Muradov’un, kripto para üretimi için yatırım amacıyla Rus vatandaşı O.M.L.R.’ye 1,5 milyon dolar verdiğini anlattı. Yatırım sonucunda müvekkiline ödediği meblağ iade edilmediği gibi herhangi bir kar payının da verilmediğini belirten Gülaçar, bu nedenle Bahtiyar Muradov ile O.M.L.R. arasında anlaşmazlık olduğunu aktardı.

İSTİSMAR DA VAR

Bu anlaşmazlığa bağlı olarak Antalya Adliyesi’nde birçok dava bulunduğunu belirten Gülaçar, O.M.L.R.’nin üvey oğlunun Bahtiyar Muradov’un kızına cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla Antalya Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığını, davada mağdur tarafın avukatlığını yaptığını anlattı. Gülaçar, dosya kapsamında O.M.L.R.’nin üvey oğlunun Ankara’da bir otelde sahte kimlikle konakladığını tespit ettiğini belirterek emniyete bildirip, yakalanmasını sağladığını söyledi.

“DOSYALARDAN ÇEKİL DEMEDİK Mİ”

İfadesinde olay günü yaşananları anlatan Gülaçar, arkadaşı F.Ç.’nin aracıyla Kepez Seyir Terası’nı geçtikten sonra daha önce hiç görmediği iki kişinin aracın önüne çıkması üzerine otomobili durdurduğunu, bu kişilerin elleriyle ‘dur’ işareti yaptığını da söyledi.

Şüphelilerden birinin, aracı neden durdurduğunu anlamak için ineceği sırada kendisine doğru geldiğini belirten Gülaçar, O.M.L.R.’yi kastederek, “Mr. Oliver’in dosyalarından çekil demedik mi?” denildikten sonra tabancayla 4-5 el ateş edildiğini anlattı. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı, olayla ilgili soruşturma başlattı.

4 KURŞUNLA VURULDU

Savcılık ifadelerinin ardından Gülaçar, “Yaklaşık 2 hafta hastanede kaldıktan sonra taburcu oldum. Savcılığa ifade verdim. 4 kurşun yarası aldım. Kurşunlardan biri sol koluma, 3’ü sol bacağıma isabet etti” dedi. Gülaçar, O.M.L.R.’nin şu an yurt dışında olduğunu da kaydetti.

“AVUKATLARA YÖNELİK EN BÜYÜK SALDIRILARDAN BİRİ”

Avukat Gülaçar’ın silahlı saldırıya uğramasına, Antalya Barosu’ndan da tepki geldi. Baro Başkanı Hüseyin Geçilmez, “Meslektaşımız yaklaşık 3 hafta önce maalesef silahlı saldırıya uğradı. Çok vahim bir olay. Çünkü bir avukatın kendi ifadesiyle mesleki faaliyetini yürütürken saldırıya uğraması, Türk adalet sistemine aynı zamanda yapılmış bir saldırıdır. Meslektaşımıza yapılan saldırıda 4 kurşun isabet etti. Bu son yıllarda avukatlara yönelik yapılmış en büyük saldırılardan birisidir” dedi.

“DAVANIN TARAFI DEĞİLİZ”

Baro olarak Gülaçar’ın yanında olduklarını belirten Geçilmez, şunları söyledi:

– Hiçbir meslektaşımızın, hiçbir hukukçunun, hiçbir adalet mensubunun mesleğini ifa etmesinden kaynaklı saldırıya uğraması kabul edilemez. Adliyede de hakim savcılarımızın bu olayı değerlendirirken meslektaşımızın kamu görevi ifa ederken bu saldırıya uğramış olma ihtimali üzerinden soruşturmayı ve kovuşturma aşamasını yürütmesini bekliyoruz.

– Avukatlar davaların tarafı değildir. Avukatlar davanın tarafıyla özdeşleştirilmemelidir. Suçluların bir an önce yakalanmasını bekliyoruz.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/avukat-gokhan-kadir-gulacara-silahli-saldiri/feed/ 0
Irak’tan PKK açıklaması https://www.foxhaber.com.tr/iraktan-pkk-aciklamasi/ https://www.foxhaber.com.tr/iraktan-pkk-aciklamasi/#respond Sun, 17 Mar 2024 21:24:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4812 Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, 3. Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF) soruları yanıtladı.

Anayasa’nın, Irak topraklarından hiçbir grubun ve örgütün başka ülkelere saldırmasına izin verilmemesi gerektiğine işaret ettiğini belirten Hüseyin, “PKK’nın Türkiye’de sorun olduğu doğru ama Irak için de sorun” diye konuştu.

Bakan Hüseyin, Anayasa’da belirtilen çerçevede Türkiye’yle bu konuda görüşmelere başladıklarını ve aralık ayında Ankara’da bir toplantı yapıldığını hatırlatarak, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Türk heyetine, kendisinin de Irak heyetine liderlik ettiği ortak komitenin oldukça güzel bir toplantı gerçekleştirdiğini aktardı.

Söz konusu ortak komitede bir sonraki toplantıya sunulmak üzere iki bildiri hazırlamaya karar verdiklerini dile getiren Hüseyin, “Irak tarafı güvenlik, sınır güvenliği ve iki ülke arasındaki ilişkilerin güvenliğiyle ilgili belgeyi şimdiden hazırladı. Gelecek ay Bağdat’ta buluşmayı, bu belgeleri tartışabilmeyi ve bu iki belgeye dayanarak bir plan geliştirmeyi ümit ediyoruz” şeklinde konuştu.

PETROL İHRACATININ YENİDEN BAŞLAMASI

Bakan Hüseyin, Paris merkezli Uluslararası Tahkim Mahkemesinin Türkiye ile Irak arasındaki petrol ihracatı konusunda verdiği karar sonrası 25 Mart 2023’te Irak’tan Ceyhan Limanı’na petrol akışının durdurulmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Irak’tan Türkiye’ye petrol ihracatının yeniden başlaması konusuna değinen Hüseyin, Türkiye tarafıyla yaptıkları görüşmelerde boru hattının hazır olduğunu belirttiğini ve Türkiye’nin de boru hattını açmaya hazır olduğunu söyledi.

Hüseyin, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) de ihracata hazır olduğunu ifade ettiğini aktararak, Bağdat ile Erbil arasında konuya ilişkin anlaşma olduğunu ancak anlaşmanın hayata geçirilmesi için Bağdat’ın, IKBY’de faaliyet gösteren petrol şirketleriyle görüşmeler yaptığını anlattı.

Federal hükümetin bu sorunu çözeceğini umduğunu vurgulayan Hüseyin, sorun hallolduktan sonra Ceyhan Limanı’na petrol ihracatının konuşulacağını ifade etti.

“KÖRFEZ VE TÜRKİYE YATIRIM YAPMAK İSTİYOR”

Bakan Hüseyin, Basra Körfezi’nden Ovaköy’e 1200 kilometrelik otoyol, demir yolu, enerji nakil ve iletişim hatlarını içeren Kalkınma Yolu Koridoru’nun önemine ilişkin de şunları söyledi:

“Bu gerçekten de devasa bir proje. Basra’daki Büyük Fav Limanı’ndan başlayan proje Türkiye’de bitiyor. Türkiye’den de Avrupa’ya uzanıyor. Fav ve Irak’tan bahsettiğimde, bu, Irak, Irak ekonomisi, Irak’ın Fav Limanı’nın Türkiye ile güçlü bağını ifade ediyor. Bu, aynı zamanda, Irak ile Körfez ülkeleri arasında ve ayrıca Körfez ülkelerinin Irak aracılığıyla Türkiye ve Avrupa ile bir bağlantı kurduğu anlamına geliyor.”

Hüseyin, projenin büyük finansmana ihtiyaç duyduğuna ve bunun çeşitli ülkelerin projeye yatırım yapmaya katılabileceği anlamına geldiğine dikkati çekti.

Hüseyin, “Elbette yatırım yapmayı planlayan ve düşünen bazı Körfez ülkeleri var, Türkiye de yatırım yapmak istiyor. Projeyle ilgili Türkiye ile iyi bir görüşme içerisindeyiz.” ifadelerini kullandı.

ABD İLE IRAK ARASINDA MÜZAKERE

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının ardından ABD askerlerinin Irak’tan geri çekilmesi yönünde artan tartışmalara ilişkin konuşan Hüseyin, Amerikan tarafı ile Irak arasında konuya ilişkin müzakerelerin yeniden başladığını anlattı.

Hüseyin, müzakerelerin iki tarafın ordularının temsilcileri arasında yürütüldüğünü dile getirerek, “Geçtiğimiz hafta çeşitli toplantılar yaptılar, biz de bu konuyu tartışabilmek ve tartışmanın nereye gittiğini takip edebilmek için ekibimizin Sayın Başbakan’a (Muhammed Şiya es-Sudani) ve siyasi liderlere sunacağı raporu bekliyoruz” dedi.

Terör örgütü IŞİD ile mücadele etmek için ABD askerlerinin ülkeye davet edildiğini hatırlatan Hüseyin, IŞİD’in çöktüğünü ve halihazırda küçük bir terör örgütü olarak varlığını sürdürdüğünü ifade etti.

Bakan Hüseyin, ABD askerlerinin ülkenin tamamından çekilip çekilmeyeceğini dair değerlendirmede de bulundu.

Bağdat hükümetinin ülkenin bütün bölgelerinden sorumlu olduğuna işaret eden Hüseyin, konuyu müzakere eden ekibin hükümete olduğu kadar siyasi liderliğe de bir rapor sunacağını ve böylece askerlerin geleceğinin belirleneceğini ifade etti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/iraktan-pkk-aciklamasi/feed/ 0
Keserli komşu cinayeti davasında arbede: Benim eşime rahmetli deme https://www.foxhaber.com.tr/keserli-komsu-cinayeti-davasinda-arbede-benim-esime-rahmetli-deme/ https://www.foxhaber.com.tr/keserli-komsu-cinayeti-davasinda-arbede-benim-esime-rahmetli-deme/#respond Wed, 13 Mar 2024 21:36:13 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4620 Kayseri’de gerçekleşen olay, geçen yıl 13 Kasım’da saat 21.00 sıralarında Melikgazi ilçesi Gesi Güney Mahallesi Yüksel Çavuşoğlu Caddesi’ndeki 2 katlı evde meydana geldi. Seyit Ahmet Soykuk, hayvanlarını otlattıktan sonra eve geldiğinde eşi Hasibe Soykuk’u kanlar içinde yerde yatarken buldu. İhbarla eve jandarma ve sağlık ekipleri geldi. Hasibe Soykuk’un başına sert bir cisim ile vurularak öldürüldüğü belirlendi.

İl Jandarma Komutanlığı ekipleri ve Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT), şüpheli olarak kadının eşi Seyit Ahmet Soykuk ile komşuları İsmail Kocatürk’ü gözaltına aldı. Soykuk ifadesi sonrası serbest bırakılırken, İsmail Kocatürk cinayeti kadının oğlu B.B.S.’nin işlediğini öne sürüp, “B.B.S.’nin elinde keser vardı, birbirimizi itekledik. B.B.S., bana ‘Kimseye bir şey söyleme, aileni de çocuklarını da öldürürüm’ dedi. Korkuyla evime gittim. Kan lekelerini yıkadım” diyerek ifade verdi.

Bu ifade sonrası kadının oğulları S.S. ve B.B.S. de gözaltına alındı. Ancak kadının çocuklarının olay günü başka yerde olduğunun belirlenmesi üzerine S.S. ve B.B.S., serbest bırakıldı.

CİNAYETİ CEZAEVİNDE İTİRAF ETTİ

115 saatlik güvenlik kamerası görüntüsü inceleyen JASAT ekipleri, Kocatürk’ün evinin bulunduğu yerde kan izleri de tespit etti. İncelemede, evde de kan izleri bulundu.

İlk ifadesinde, “Söz konusu malzemeleri de boş bir alana götürüp, attım” diyen Kocatürk’ün poşet ile malzeme taşıdığı görüntülerle de ortaya çıktı. Jandarma ekiplerince keşif yapılan bölgede keser, kanlı elbise ve ayakkabılar bulundu. ‘Hırsızlık’ ve ‘dolandırıcılık’ suçlarından 9 kaydı olup, ilk ifadesinde cinayeti işlemediğini savunan İsmail Kocatürk, cezaevinde dilekçe yazıp, Hasibe Soykuk’u öldürdüğünü itiraf etti. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı’nca iddianame düzenlendi. İddianamede, sanık Kocatürk hakkında ‘bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak veya yakalanmamak amacıyla kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.

DAVA GERGİN BAŞLADI

Kayseri 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasında tutuklu sanık Kocatürk ile ölen Soykuk’un eşi Seyit Ahmet, oğulları M.S., S.S. ve B.B.S. hazır bulundu. Duruşma nedeniyle polis ekipleri, geniş güvenlik önlemleri aldı. Kocatürk savunmasına başladıktan kısa süre sonra Seyit Ahmet Soykuk sanığa, “Benim eşime rahmetli deme lan. Hem öldürüp hem rahmetli diyorsun” diyerek tepki gösterdi. Oğullarının da sanığa saldırmak istemesi üzerine hem sanık hem de taraf yakınları salondan dışarı çıkarıldı. Kadının oğulları da sanığa saldırmak isteyince taraflar salondan çıkarıldı. Çıkan arbede sırasında mahkeme koltukları ile arşiv kapısı zarar gördü.

TANIK: SELAM VERMEDİ

Gerginlik sonrası devam eden duruşmada savunma yapan Kocatürk, Ahmet Seyit Soykuk’un çalıştığını belirterek, “1 günlük paramı aldım ama 3 günlük yevmiyemi vermedikleri için 1500 TL olan alacağımı istedim. Hasibe abla da ‘Paran kalmaz, paraları yok olunca verirler’ dedi. Ben de ‘Abla ihtiyacım var. Yanlış anlama alkole ve esrara paraları oluyor da benim 3 kuruşumu mu bulamıyorlar’ dedim. O da bana ‘Sen benim evlatlarımı takip edene kadar, süslenip püslenip evden çıkan eşini takip et’ dedi. Kapının orada itekleştik. Yüzüme tükürerek, ‘Eşini satıyorsun’ diyerek hakaret etti. Ben de koltukta gördüğüm keser sapı ile korkutmak amacıyla vurdum. Yere düştü, amacım öldürmek değildi. Ardından kaçtım. Üzerime kan sıçramıştı. Kıyafetlerimi değişip, lavaboda ellerimi ve keseri yıkadım. Market poşetine kıyafetlerimi, keseri ve ayakkabıyı koyup, ardından da halk otobüsüne binip boş bir alana belli aralıklarla attım. Tekrar vicdan azabı çektiğim için de cezaevinden olayın aslını anlatan bir dilekçe yazdım. Namusuma ve bana hakaret ettiği için korkutmak amacıyla keser sapı ile vurmak istedim. Ama kafasına denk geldi” dedi.

Olay yerinde oturan ve tanık olarak dinlenen Ş.K. ise “Elinde poşetle hızlı bir şekilde aşağı doğru gidiyordu. Herkes olay yerindeydi ama bu tam tersi yöne gidiyordu. Telaşlıydı. Yanımdan geçti ama bana hiç bakmadı, selam vermedi” diye konuştu. Mahkeme heyeti, salondan çıkarılan kişilerin de ifadelerinin alınması için duruşmayı erteledi.

‘107 GÜNDÜR FOTOĞRAFINA SARILMADAN UYUYAMIYORUM’

Duruşma sonrası DHA’ya konuşan Seyit Ahmet Soykuk, “Komşumuz denen cani tarafından eşim kafasına 5 kez keserle vurularak katledildi. Derdi, eşimin bileziklerini çalmaktı. Bu aileye eşim 3 ay yardım etti, ekmek verdi. Benim 300 tane koyunum vardı. 1500 TL çerez parası. Bizim kültürümüzde para kadından istenmez, erkekten istenir. Madem borcumuz vardı da neden yanıma gelmedi? 107 gündür bu fotoğrafa sarılmadan uyuyamıyorum. Artık gözlerimden kan geliyor. Eşini seven böyle bir adama bir de ‘katil’ dediler” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/keserli-komsu-cinayeti-davasinda-arbede-benim-esime-rahmetli-deme/feed/ 0
Küçük Mira ilk ifadesini verdi: Büyük ihmal ortaya çıktı https://www.foxhaber.com.tr/kucuk-mira-ilk-ifadesini-verdi-buyuk-ihmal-ortaya-cikti/ https://www.foxhaber.com.tr/kucuk-mira-ilk-ifadesini-verdi-buyuk-ihmal-ortaya-cikti/#respond Sun, 10 Mar 2024 21:00:29 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4463 Ankara’nın Keçiören ilçesindeki Halit Fahri Ozansoy İlkokulu’nda 22 Şubat’ta meydana gelen olayda, 3’üncü sınıf öğrencisi Mira Şahin, okulda düşüp, başını sıraya çarptıktan sonra rahatsızlandı.

Şahin, çağırılan ambulansla Etlik Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. Mira’nın kafatasında kırık tespit edildi. Yaklaşık 10 saat süren ameliyattan sonra Mira, yoğun bakımda tedaviye alındı.

Sağlık durumu iyiye giden Mira, ilk ifadesini pedagog eşliğinde verdi.

Mira’nın, arkadaşlarıyla kovalamaca oynarken düşüp, başını sıraya çarptığını söylediği belirtildi.

Mira Şahin’in ailesi ise olayda ihmal olduğu iddiasıyla okul yönetimi ve öğretmen hakkında şikayette bulundu. Olayla ilgili adli ve idari soruşturma başlatıldı.

‘ÖĞRETMEN, OTUR İYİLEŞİRSİN DEMİŞ’

Hastane önünde avukatı ile birlikte açıklama yapan Mira’nın babası Çağrı Şahin, kızının sağlık durumunun iyiye gittiğini söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:

-Dün ifadesi alındı. En başta söylediğimiz gibi ihmal var; Mira rahatsızlandığını öğretmene söylemiş.

-Öğretmen, ‘otur Mira iyileşirsin, geçer’ gibi bir terim kullanmış. Mira ile öğretmeni değil de sınıf arkadaşları ilgilenmiş. Zamanla yarışmış, 2-3 saatlik bir kanama mevcutmuş buraya geldiğinde. Büyük bir ameliyat geçirdi.

-İlk uyandığında pide istedi. Onu da bir iki lokma olsa da yiyebildi; şu an yürütmeye çalışıyorlar. O aşamayı da tamamladıktan sonra servise çıkacağız. Öğretmenle dün görüştüğümüz zaman üzgün olduğunu dile getirdi.

-Bu dereceye geleceğini tahmin etmediğini söyledi. Ama bu tahminlerle olmuyor; tabii ki kimse bilemez bunu, hiçbirimiz doktor değiliz; ama dışarıda düşen bir vatandaşı görsek insanı görevimizi yaparız, ilk yardımımızı yaparız. Bu çocuk kafatasında kırık ve beyin kanaması ile 3 ders geçirmiş. Bu bizi üzüyor, hiç kimseyi suçlamıyoruz” dedi.

‘ORTADA AÇIK BİR İHMAL VAR’

Avukat Hilal Çelik de Mira’nın dün ifade verdiğini söyleyerek, “Mira, okulda arkadaşlarıyla oynarken ayağının takıldığını ve düşerek sıraya çarptığını beyan etti. Ancak yine Mira’nın ifadelerinde gördüğümüz, başını çarptığını öğretmenine bildirmesine rağmen öğretmenin zamanında müdahale etmediği, aileyi haberdar etmediği ve birkaç ders geçtikten sonra yani Mira bilincini yitirdikten sonra okul idaresinin aileye haber verdiği yönünde. Haliyle ortada açık bir ihmal var. Bakım ve gözetim yükümlülüğünün ihlali söz konusu. Bu noktada da biz bu durumdan dolayı ihmali olan okul idarecilerinin ve öğretmenlerin yargılanması için şikayetçi olduk. Süreci de takip edeceğiz. Şu anda öğretmenle ilgili disiplin soruşturması devam ediyor; ama neticesi hakkında bize bir bilgi verilmedi. Aslında Mira başını çarptıktan sonra yoğun bir baş ağrısı yaşadığı için doğrudan öğretmenle diyalog kurmamış. Arkadaşları bu durumu öğretmene iletmişler. Öğretmen basit bir kontrol yapmış; iyileşeceğini, geçeceğini söylemiş ve derse devam etmiş” diye konuştu.

‘İLK MÜDAHALEYİ ARKADAŞLARI YAPMIŞ’

Mira’nın olaydan sonra en az 2 ders geçirdiğinin söyleyen Avukat Çelik, şöyle konuştu:

-Mira bu süre içerisinde hiçbir şekilde derse aktif olarak katılmamış; sıranın üzerinde yatarak geçirmiş bütün ders saatlerini. Öğretmenin ifadesini henüz göremedik, nasıl bir ifade verdiğini şu an bilemiyoruz.

-Sosyal medyada özellikle bilgi kirliliği var. Öğretmenin çocuğun kafasına buz koyduğu, müdahale ettiği yönünde ama böyle bir müdahale de hiç olmamış. Mira’nın arkadaşları Mira’ya ilk müdahaleyi yapmışlar. Çocuklar buz aramış; bulamayınca kantinden bir şişe soğuk su almışlar ve Mira’nın başının ağrısını geçirmeye çalışmışlar.

-İlk müdahale bile kendi arkadaşları tarafından yapılmış. İki dersin bu şekilde geçtiğini, üçüncü derste zaten artık kendisi de tamamen konuşamaz hale geldiği için öğretmenin elinin ayağının dolandığını ve sınıftan dışarı çıkarak okul müdürünü sınıfa getirdiğini söylüyor.

-Okul müdürü ve müdür yardımcısı sınıfta çocuğun durumunu gördükten sonra derhal aileye haber verilmiş. Mira şöyle söylüyor; ‘Her şeyi duyabiliyordum ama konuşamıyordum.

-Gözlerim de birazcık açıktı, birazcık kapalıydı.’ Mira aslında olayları duyabiliyor, teyzesinin okula gelip ambulansa teyzesinin haber verdiğini söylüyor. Mira açıkça; ‘kovalama oynarken ayağım takıldı, kafamı sıraya çarptım. Herhangi bir arkadaşım beni itmedi’ şeklinde beyanda bulundu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kucuk-mira-ilk-ifadesini-verdi-buyuk-ihmal-ortaya-cikti/feed/ 0
Ender Saraç, oğluna cinsel istismar suçlamasıyla hakim karşısında https://www.foxhaber.com.tr/ender-sarac-ogluna-cinsel-istismar-suclamasiyla-hakim-karsisinda/ https://www.foxhaber.com.tr/ender-sarac-ogluna-cinsel-istismar-suclamasiyla-hakim-karsisinda/#respond Fri, 01 Mar 2024 21:09:25 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4062 İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesindeki ilk duruşmaya, tutuksuz yargılanan Ender Saraç katılırken; Benan Saraç ve mağdur çocuk katılmadı. Duruşmada, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı ve çocuk adına baronun atadığı avukatlar ile Ender Saraç’ın avukatları da hazır bulundu. Ender Saraç’ın avukatı Altın Mimir, müvekkilinin kişilik hakları ve çocuğun yaşının küçüklüğü nedeniyle duruşmanın kapalı yapılmasını talep etti. Ancak mahkeme, şartlar oluşmadığı gerekçesiyle kapalı oturum talebini reddetti.

“BU SUÇU KESİNLİKLE REDDEDİYORUM”

Savunması sorulan Ender Saraç, “Kesinlikle bu suçu tümüyle reddediyorum. Bu önceden hazırlanmış tuzaktır. Ucundan kıyısından dahi geçmedim, komplodur” dedi. Oğlunun Çocuk İzlem Merkezi’nde verdiği ikinci ifadesinde tüm suçlamaları geri çektiğini söyleyen Saraç, eşi Benan Saraç ile aralarındaki boşanma sürecinin Eylül 2023’te başladığını, oğlunun okuluna giden Benan Saraç’ın, avukatı Yücel Önder ile telefonda konuşarak oğluna ne yazdırması gerektiğine dair talimat aldığını da iddia etti.

Ender Saraç, söz konusu tutanak tutulduktan sonra Benan Saraç’ın bu tutanağı ve montajlanarak hazırlandığını öne sürdüğü video kayıtlarını, çeşitli suçlardan hakkında kırmızı bültenle arama kararı bulunan firari Muhammed Yakut’a gönderdiğini ve Yakut aracılığıyla sosyal medyada paylaştırıldığını, bu görüntülerin yapay zekayla oluşturulduğunu öne sürdü.

Kendisi ve yanında çalışanlar hakkında çeşitli iftiralarda bulunulduğunu anlatan Saraç, “Bunların FETÖ bağlantısı ortaya çıkıyor. Bununla ilgili Benan Saraç organize suçlar şubesi tarafından gözaltına alındığını öğrendik. Dün de serbest bırakılmıştır. Bunların tüm iddiaları yalan” diye konuştu.

“ÇOK BÜYÜK BİR İFTİRAYA UĞRADIM”

Ender Saraç, “Çok büyük bir iftiraya uğradım. Trafik cezam bile yok. Vergi cezam yok. 40 yıllık doktorum, 200 bin hastam oldu. Bu olaylardan sonra ilk 24 saat kusmak istedim. Üzüntüden hasta oldum. Benan Saraç tarafından iki kere darp edildim. Bir keresinde öldürmeye teşebbüs etti. Bir kere boğuluyordum, son anda elemanım kurtardı. Erkek olarak negatif ayrımcılık var maalesef. Tek yapabildiğim kendimi savunmaktı. Boşanma davasından sonra çok yüksek bir para istendi. Sonra bunlar iddia edildi. Oğlum ve annesi ikinci ifadelerinde gerçeği söylüyorlar. Burada olmaktan dolayı çok üzgünüm. Çocuklarımı 4 aydır göremiyorum ve onları çok özledim” diyerek gözyaşlarına hakim olamadı. Saraç, “Türkiye’de 30 yıldır tanınan bir doktorum. Mağdur oldum. Zarar gördüm. Acilen beraatimi ve hayatımı geri istiyorum” dedi.

Saraç’ın avukatı Altın Mimir de davanın tarafları ile aynı apartmandan komşu olduklarını, daha sonra Ender Bey’in avukatı olarak boşanma davasını üstlendiğini, tüm olanların kurgudan ibaret olduğunu , örgütlü şekilde planlandığını ifade ederek “Müvekkilim bir komployla karşı karşıya. Boşanma davasında alamadığını bu yolla almaya çalışmış biri vardır karşıda. Kişisel hırsı uğruna evladını mağdur etmiştir. Annenin akıl sağlığının yerinde olup olmadığının araştırılmasını istiyoruz” dedi.

AİLE BAKANLIĞI AVUKATI TUTUKLU YARGILANMASINI TALEP ETTİ

Mağdur çocuğun avukatı, çocuğun ilk ifadesinde olayı detaylı anlattığını belirterek bunları yaşamadan anlatmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu öne sürdü. Aile Bakanlığı avukatı ise Ender Saraç’ın tutuklu yargılanmasını talep etti.

TANIK DİNLENDİ

Daha sonra Ender Saraç’ın komşusu avukat Murat Aksu duruşmada tanık olarak dinlendi. Aksu, 25 senedir Ender Saraç’la hem doktor, hasta hem de dostluk ilişkilerinin olduğunu, Benan Saraç ile de dolayısıyla dostluklarının olduğunu ifade ederek Benan Saraç’ın kendisini arayarak elinde kasetler olduğunu ve Ender Saraç’tan boşanmak istediğini söylediğini, bir görüntüyü ısrarı üzerine birkaç saniye izledikten sonra kendisinin dostlukları nedeniyle davayı almasının etik olmayacağını, ancak anlaşmalı boşanma isterse yardımcı olacağını Ender’le görüşeceğini söylediğini anlattı.

DURUŞMA ERTELENDİ

Mahkeme heyeti mazeret sunan Benan Saraç’ın bir defalık mazeretinin kabul edildiği ihtarında bulunarak gelecek celse dinlenmesine, mağdurun uzman eşliğinde ifadesinin alınmasına ve rehber öğretmenlerin tanık olarak dinlenmesine karar verdi.

Benan Saraç’ın akıl sağlığının yerinde olup olmadığının araştırılması talebini reddeden heyet, Aile Bakanlığı avukatının duruşmaya kabulüne karar verdi. Ender Saraç’ın tutuklanması talebini reddeden heyet, duruşmayı erteledi.

“YARGILAMANIN BÜTÜN GERÇEKLERİ ORTAYA ÇIKARACAĞINA İNANCIMIZ TAM”

Ender Saraç’ın avukatı Altın Mimir, basın mensuplarının soruları üzerine, “Duydunuz müvekkilimin nasıl bir komploya maruz bırakıldığını. Biz yüce Türk adaletinin yargılamasının bütün gerçekleri ortaya çıkaracağına inancımız tam. Müvekkilim gerçekten çok büyük bir iftirayla karşı karşıya bunun bütün delillerini dosyaya sunduk. Kısa sürede yargılamanın sonuçlanmasını bekliyoruz” dedi.

İDDİANAME

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, mağdur çocuk M.S’nin 5 Aralık 2023 günü öğrenim gördüğü okuldaki öğretmenlerine, babasından cinsel istismar gördüğüne dair beyanda bulunduğu, öğretmenlerinin ve okul idaresinin tutmuş olduğu tutanakların polise bildirildiği ve savcılıkça soruşturma başlatıldığı belirtildi.

Mağdur çocuğun 7 Aralık 2023 günü Çocuk İzlem Merkezinde (ÇİM) ilk verdiği ifadesinde, istismara uğradığını anlattığı, ancak 13 Aralık 2023’te ÇİM’de ek ifade vererek bu kez babasının annesine ve kendilerine kötü davrandığı için babasına ders vermek amacıyla cinsel istismara maruz kaldığını söylediğini, istismara maruz kalmadığını, şikayetçi olmadığını söylediği iddianamede yer aldı.

Benan Saraç’ın da 13 Aralık 2023 tarihinde polise ek ifade verdiği, çocuğu ile yapmış olduğu görüşmede oğlunun babası hakkında yalan beyanda bulunduğunu kendisine bildirdiğini, babasını ailelerinden uzak tutmak için çocuğun babası hakkında cinsel istismar olayını uydurduğunu, bu nedenle şüpheli hakkındaki şikayetlerinden vazgeçtiklerini söylediği belirtildi.

İddianamede, mağdur çocuğun ilk aşamada vermiş olduğu ayrıntılı beyanlarının samimi ve gerçeği yansıtır mahiyette olduğuna kanaat getirildiği, olay yargıya taşındıktan ve basında yer aldıktan sonra mağdur çocuğun şikayetten vazgeçmesine itibar edilmediği vurgulandı. Ender Saraç’ın “Çocuğun Cinsel İstismarı” suçundan 12 yıldan 22,5 yıla kadar hapsi istendi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ender-sarac-ogluna-cinsel-istismar-suclamasiyla-hakim-karsisinda/feed/ 0
Erzurum’da işlenen cinayeti akıllı saat çözecek https://www.foxhaber.com.tr/erzurumda-islenen-cinayeti-akilli-saat-cozecek/ https://www.foxhaber.com.tr/erzurumda-islenen-cinayeti-akilli-saat-cozecek/#respond Mon, 19 Feb 2024 21:15:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3635 Dehşete düşüren olay, Yakutiye ilçesi Ömer Nasuhi Bilmen Mahallesi Cengiz Topel Caddesi’ndeki 4 katlı bir apartmanda meydana geldi.

Ukrayna-Rusya savaşından sonra Türkiye’ye gelip Erzurum’a yerleşen Anastasia Emelianova, bir iş yerinde bilgi işlem personeli olarak çalışmaya başladı. Emelianova, yaklaşık 8 ay önce sosyal medya üzerinden bir kafede baristalık yapan Suriye uyruklu Mohammad Nizar Arnabeh ile tanıştı.

İkili arkadaş olup, sık sık görüşmeye başladı. İddiaya göre, geçen yıl 20 Eylül saat 23.00 sıralarında ikili arasında tartışma çıktı.

Apartmanda oturanların da duyduğu tartışmadan birkaç saat sonra Mohammad Nizar Arnabeh, alt kat komşusuna giderek Anastasia Emelianova’nın yaralandığını belirtip yardım istedi.

112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan ihbar üzerine apartmana polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Eve giren ekipler, Anastasia Emelianova’ın kan kaybından öldüğünü belirledi. Kadının cenazesi Erzurum Adli Tıp Kurumu’na kaldırılırken, Mohammad Nizar Arnabeh ise İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet ve Gasp Büro Amirliği ekipleri tarafından gözaltına alındı ve çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Yaşamını yitiren Emelianova’nın cenazesi ise uçakla ülkesine gönderildi.

POLİSTEKİ İFADESİNİ KABUL ETMEDİ

Tutuklu yargılandığı 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez hakim karşısına çıkarılan Arnabeh, Emelianova ile tartıştıklarını ve kırılan sehpanın cam parçasını alarak baldırına sapladığı yönündeki ifadesini kabul etmedi.

Hakim huzurunda ifade veren Mohammad Nizar Arnabeh, “Polis merkezindeki ifademi kabul etmiyorum. İfadem bir kurgudan ibaret. Olay şöyle gerçekleşti. Saat 01.15’te işten çıktım 01.35 gibi eve geldim. Bunlar güvenlik kamerası görüntülerinde de mevcut. Mutfaktaki ocakta tencere içinde yanmış çorba vardı ve ocağın altıda yanıyordu. Anastasia’yı oturma odasında yüz üstü yatmış vaziyette gördüm. Yüzü soluk, göz altlarında karartılar olduğunu tespit ettim. Nabzını kontrol ettim. Ölmüş olabileceğini düşündüm. Kalp masajı yaptım. Sonra yardım çağırdım polisler gelip beni gözaltına aldı” dedi.

KOL SAATİ, KALP ATIŞLARININ KAÇTA DURDUĞUNU BELİRLEYECEK

Şüphelinin hep çelişkili beyanlarda bulunduğunu belirten Emelianova’nın ailesinin avukatı Begüm Osma şunları söyledi:

-İlk celsede de sanık daha evvel bahsettiği, çelişkili beyanlarına devam etti. Sürekli olarak kendisinin her fail gibi, her şiddet faili gibi Anastasia’yı sevdiğinden, tatlı ve akıllı bir kadın olduğundan bahsederek olayı kendisinin işlemediğini ifade etti.

-Ancak sanığın beyanlarının aksine sanığın ifadesini alan kolluk memurları tekrardan bu celsede mahkemede dinlendiler. Her birinin çelişkisiz ve kuşkuya mahal vermeyecek beyanları zabıtlara geçti. Savcılık bu celse mütalaasını açıkladı.

-Savcılık mütalaasında kadına karşı kasten öldürme suçundan cezalandırılmasını talep etti. Ancak mahkeme, bizlerin ve sanık müdafinin talepleri doğrultusunda, eksik hususların değerlendirilmesi yönünde bir ara karar kurdu.

-Şöyle ki en önemli husus aslında Anastasia’nın akıllı bir kol saati vardı orada kol saati nezdinde kalp atışlarının durup durmadığına ilişkin, o saate ilişkin bir inceleme yapılacak. En önemli aslında ara kararlardan bir tanesi bu.

-Sanığın Anastasia’yı öldürdüğü olay günü, başka bir kadınla da görüştüğü ve dosyaya ilk defa bu ismin girdiği sebepleriyle bizlerin de itirazları ve beyanları üzerine o şahsın da dinlenmesi ve hazır edilmesi yönünde bir ara karar kuruldu.

-Bizler kadın cinayetleri durana kadar, elimizden ne geliyorsa yapmaya devam edeceğiz. Her zamanki gibi şiddet faillerinin bu yöndeki beyanlarını asla bizler dosyaya çelişkisiz ve açık bir şekilde kabul etmiyoruz diyebilirim.

-Bizler açısından zaten her ne kadar kanunen unsurların oluşup olmadığı tartışmalı olsa da, bu sanığın yapmış olduğu eylemler ispat edildiği takdirde, kuşkuya mahal vermeyecek şekilde olduğu takdirde, birden fazla kez cam parçalarıyla makulü yaraladığı yönündeki beyanları vardı koltuk ifadesinde.

-Bizler nezdinde bu durum aslında canavarca hisle, eziyet çektirerek, kadına karşı kasten öldürme suçunun varlığını göstermekte. Davamızın peşindeyiz, takip edeceğiz.” Akıllı saatin bilirkişi tarafından incelenmesini kabul eden mahkeme heyeti, duruşmayı mart ayına erteledi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/erzurumda-islenen-cinayeti-akilli-saat-cozecek/feed/ 0
Başını keserle ezdiği komşusunu 1500 lira için öldürmüş https://www.foxhaber.com.tr/basini-keserle-ezdigi-komsusunu-1500-lira-icin-oldurmus/ https://www.foxhaber.com.tr/basini-keserle-ezdigi-komsusunu-1500-lira-icin-oldurmus/#respond Sun, 04 Feb 2024 09:15:28 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2918 Kayseri’de gerçekleşen olay, geçen yıl 13 Kasım saat 21.00 sıralarında Melikgazi ilçesi Gesi Güney Mahallesi Yüksel Çavuşoğlu Caddesi’ndeki 2 katlı evde meydana geldi. S.A.S. hayvanlarını otlattıktan sonra eve geldiğinde eşi Hasibe Soykuk’u kanlar içinde yerde yatarken buldu. İhbar üzerine eve jandarma ve sağlık ekipleri geldi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Hasibe Soykuk’un kafasına sert bir cisim ile vurularak öldürüldüğü belirlendi.

GÖZALTINDAKİ EŞİ SERBEST

İl Jandarma Komutanlığı ekipleri ve Jandarma Suç Araştırma Timi’nin (JASAT) çalışması sonucu olayla bağlantısı olabileceği düşünülen, Soykuk’un eşi S.A.S., oğulları S.S. ve B.B.S. ile komşuları İsmail Kocatürk gözaltına alındı. Soykuk’un eşi S.A.S., ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakılırken, diğer 3 şüpheli ise adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden İsmail Kocatürk tutuklandı, Soykuk’un 2 oğlu ise serbest kaldı.

115 SAATLİK KAMERA GÖRÜNTÜSÜ İZLENDİ

İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı JASAT ekipleri, Hasibe Soykuk’un cinayet şüphelisini bulmak için çalışma başlattı. 115 saatlik güvenlik kamerası görüntüsü inceleyen ekipler, ölen Soykuk’un evinin arka bahçe kısmını gören kamera görüntüsünde bir kedinin hayatın olağan akışına aykırı hareketlerde bulunarak, panikle kaçtığını belirledi. Bu bölgede yapılan araştırmada, Hasibe Soykuk’un komşusu ve çocuklarının arkadaşı olan İsmail Kocatürk’ün evinin bulunduğu yerde kan izlerinin olduğu tespit edildi. Şüpheli komşu Kocatürk’ün evinde yapılan incelemede ise evin bazı bölümlerinde ve lavaboda kan izleri bulundu.

POŞETLE MALZEME GÖTÜRMÜŞ

Jandarma ekipleri, çevredeki kamera görüntülerinde yaptığı incelemede, İsmail Kocatürk’ün elinde poşet ile malzeme götürdüğünü belirledi. Kocatürk ise karakolda alınan ifadesinde söz konusu poşet içinde suça konu olan keser ile kanlı elbise ve ayakkabıyı evin uzağında bulunan boş bir alana attığını söyledi. Jandarma tarafından keşif yapılan bölgede söz konusu malzemeler de ele geçirildi. Hasibe Soykuk’un kafasına keser ile vurarak öldürdüğü iddia edilen İsmail Kocatürk’ün, ‘hırsızlık’ ve ‘dolandırıcılık’ suçlarından da 9 farklı suç kaydı olduğu ortaya çıktı.

İLK İFADESİNDE CİNAYETİ KABUL ETMEDİ

İsmail Kocatürk ilk ifadesinde cinayeti işlemediğini öne sürerek, “Ses geldi. B.B.S.’nin elinde keser vardı. Birbirimizi itekledik. B.B.S., bana ‘kimseye bir şey söyleme, aileni de çocuklarını da öldürürüm’ dedi. Korkuyla evime gittim. Kan lekelerini yıkadım. Söz konusu malzemeleri de boş bir alana götürüp attım” dedi.

CEZAEVİNDEN İTİRAF İÇİN DİLEKÇE YAZDI

Şüpheli komşu İsmail Kocatürk, tutuklu bulunduğu cezaevinden dilekçe yazarak, yeniden ifade vermek istedi. Kocatürk’ün dilekçesi sonrası savcılık tarafından yeniden alınan ifadesinde, “Hasibe Soykuk’un ailesi ile 4 gün için gübre taşıma için anlaştım. 1 günlük ücretimi verdiler. 500 lira aldım. Ama 3 günlük ücretim olan toplam 1500 TL’yi vermediler. Evlerine gittim oğlu B.B.S.’yi sordum. Hasibe’ye, ‘oğlun esrar içmek yerine paramı versin’ dedim. Hasibe bana ‘sen oğlumu takip edeceğine önce karını takip et’ dedi. Tartıştık. İtişme oldu. Koltuk üzerinde keseri gördüm, alıp vurdum. Ardından Hasibe içeri doğru gitti. Arkasından gidip bir kez daha vurdum. Araç sesini duyunca kaçtım. Amacım öldürmek değildi. Pişmanım” dediği ortaya çıktı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/basini-keserle-ezdigi-komsusunu-1500-lira-icin-oldurmus/feed/ 0
Uyuşturucu örgütü liderliğiyle suçlanan sanık: Hurdacılık torbacılığa daha ağır basar https://www.foxhaber.com.tr/uyusturucu-orgutu-liderligiyle-suclanan-sanik-hurdacilik-torbaciliga-daha-agir-basar/ https://www.foxhaber.com.tr/uyusturucu-orgutu-liderligiyle-suclanan-sanik-hurdacilik-torbaciliga-daha-agir-basar/#respond Thu, 11 Jan 2024 21:36:36 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2183 Zonguldak’ta, Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince geçen yıl 5 Mayıs’ta 4 ilçede uyuşturucu tacirlerine yönelik ‘kökünü kurutma’ operasyonu düzenlendi. 7 aylık teknik ve fiziki takip sonucu düzenlenen operasyonda; Emircan İleri’nin lideri olduğu öne sürülen uyuşturucu satmak amacıyla kurulmuş örgüte üye olduğu iddia edilen 32 kişi eş zamanlı baskınlarla yakalanıp, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

Örgüt lideri olduğu iddia edilen Emircan İleri ile birlikte çete üyesi olduğu öne sürülen Yüksel Kocasoy (59), Batuhan Yıldırım (21), Bircan İleri (72), Ejder İleri (49), Emre Köse (27), Erçin Taşçıoğlu (43), Gökhan Türkmen (34), Mehmed Çakır (29), Mert Dikici (28), Ogün Akbulut (32), Ömer Etçioğlu (47), Selahattin Köse (31), Serdar Kuyucu (40), Ufuk Sarıkaya (37) ve Yıldırım Üçer (47) tutuklandı, 16 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest kaldı. Tutuksuz sanıklardan 2’si ise işledikleri başka suçlardan dolayı tutuklandı. 9 Ocak’ta başlayan yargılamada, polis ifadesinde örgüt şemasını açıklayan ancak mahkemede ifadesinin yanlış anlaşıldığını söyleyip duyduğu dedikoduları anlattığını ifade eden Hüseyin Pirecioğlu (44) da duruşma sonunda tutuklandı. Dosya kapsamında tutuklu sanık sayısı 17’ye yükseldi.

“‘ACILIK ÇETESİ’ BİZE DEVLETİN YAKIŞTIRDIĞI BİR İSİMDİR”

Tutuksuz sanıklardan A.N., “Emircan İleri benim kan kardeşim, hiç tanık olamadım. Ne zaman Emircan alınsa, ben de alındım. Buradaki arkadaşların çoğu beni ve Emircan’ı tanımaz. Acılık Çetesi diye bir şey yoktur. Bu devletin bize yakıştırdığı bir isimdir. Acılık Çetesi diye bundan önce de operasyon ve yargılamalar yapıldı. Kabul etmemekle birlikte bir örgüt var ise biz birbirimize yakınlığımızdan ve sürekli görüştüğümüzdendir. Emircan’ın başına bunların gelmesi, Hüseyin Pirecioğlu ile arkadaşlık yapmasıdır. Emircan’ın yasa dışı bahis oynatma gibi bir durumu da yoktur. Kızı öldükten sonra kafası dağılsın diye ben ona öğrettim oynamasını. Kendi hesapları icralıktı o yüzden de yeğeni Batuhan’ın hesaplarını kullandı. Bu paraları da onun için o hesaba yatırıyorduk” diye konuştu.

Sanık A.N. ve Hüseyin Pirecioğlu’nun birbirine hakaret etmeleri sonucu kısa süreli gerginlik yaşandı. A.N. söz almadan konuşmaya devam edince duruşma salonundan atıldı.

TEHDİT EDİLDİĞİNİ ÖNE SÜRDÜ

İlk duruşmada poliste verdiği ifadeyi mahkemede değiştirip tutuklanan Hüseyin Pirecioğlu, duruşmanın başladığı sabah tehdit edildiğini öne sürdü. Kendisini tehdit edenlerin ismini söyleyen Pirecioğlu, “D.İ., bana ‘Amcamın çok selamı var. Gerekeni yap. Kendini düşünmüyorsan geride kalanları düşün. Zonguldak’ı terk et’ dedi. Bundan 1-2 hafta önce de dövülmüştüm. Ş.Ö. bana ‘Canını kurtardım’ dedi. Emircan İleri, öldürülmem için para teklif etmiş” diye konuştu.

Poliste verdiği ifadelerin doğru olduğunu söyleyen Pirecioğlu, “Bana Emircan ‘Şu bu para, bana şu kadar para getirin’ diyordu. Ben de parayı aldığım gibi Emircan’a getiriyordum. Satacağım uyuşturucuyu Emircan’dan alırdım. Benim altımdakilere verdiğim malın parası gelmezse Emircan’a benim borcum olurdu. Örgüt şemasını oluştururken polisler isim sordukça anlattım. Bana uyuşturucu satıp satmadıkları sorulmuştu, ben de ‘Satıyorlar’ dedim. Polise anlatırken grup isimlerini ben söyledim. Emircan’ın hesabını kullandığı Batuhan Y.’nin paranın nereden geldiğini bilme imkanı yoktur” ifadelerini kullandı.

“HER 3- 4 SENEDE BİR MAĞDUR EDİLİYORUM”

SEGBİS aracılığıyla ifade veren ve örgüt lideri olmakla suçlanan hurdacılık yaptığını iddia eden Emircan İleri, tüm suçlamaları reddederek şunları söyledi:

* “Örgüt kurmadım, böyle bir olaya teşebbüs etmedim. 3 kere örgütten yargılandım, örgütü bilerek bu cezai risk karşısında o işe girer miyim? Hurdacılık torbacılığa daha ağır basar. Mesleğimin kazancı yerindedir. Uyuşturucu parasına ihtiyacım yoktur. Her 3- 4 senede bir hakkımda bu şekilde soruşturmalar yapılıp mağdur ediliyorum. Bunların cezasını bildiğimden bu işe hayatta girmem.

* O kadar operasyon geçirmiş biri olarak uyuşturucu paralarını bana ulaşılmasının kolay olduğu yeğenimin hesabına yatırtır mıyım? Hüseyin’in iddia ettiği uyuşturucu parası diye iddia ettiği şeyler beraber oynadığımız bahis paralarıdır. Kendisi yalan konuşmaktadır. Hüseyin yalanlarıyla mahkemedeki herkesin kuyruğunu birbirine bağlamış. Hüseyin neden emniyete bir parça uyuşturucu teslim etmemiş? Hüseyinin iddia ettiği 2 kilo metanfetamin varken dosyada 2 gram metanfetamin yok.

* Ayrıca Hüseyin’i niye dövdüreyim? Karakolda 64 sayfa ifadesini vermiş, söyleyeceğini söylemiş bu saatten sonra dövdürsem ne olur. Sedat ve Gülcan bana iftira atmışlardır. Dedikodu çıkartmışlardır. 2021’den beri aramızda husumet vardır. Verdiği ifadeler yalandır. Hüseyin benden korkmuş olsa, benden uyuşturucu satın aldığını söyleyebilir mi? Örgüt adı altında gruplandırma yapmışsa da ben yargılanan sanıkların çoğunu tanımıyorum.”

İleri savunmasında, “Böyle bir iş yapsam kazandığım parayı adliyeye getirir, bir çuvala koyarım, avukatıma veririm. ‘Ben böyle bir suç işledim, kazandığım para da budur’ derim. Cezaevinde 10 sene yatmak mı iyi yoksa devlete bunları teslim etmek mi iyi? İsmimi kullandıkları için yerel gazetelere haberler yaptırdım. Bu dedikoduların çıkmasından dolayı uyuşturucu farkındalığını artırmak için pankartlar yaptırdım. Bir insan hem örgüt kurup hem de örgüt üyelerinin yakalanması için çaba harcar mı? Hüseyin’in adımı kullandığını öğrendim. Sonra ise İl Jandarma Komutanlığı’nda görevli bir astsubaya onunla ilgili bilgiler verdim. Bu soruların ona da sorulmasını istiyorum” ifadelerini kullandı.

Dünkü duruşmada sanıkların ifadesi tamamlandı, tanıkların dinlenmesine geçildi. Dinlenilmeyen tanıkların dinlenmesi için duruşma bugüne ertelendi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/uyusturucu-orgutu-liderligiyle-suclanan-sanik-hurdacilik-torbaciliga-daha-agir-basar/feed/ 0
Suudi Arabistan ile İsrail arasında normalleşme olabilir https://www.foxhaber.com.tr/suudi-arabistan-ile-israil-arasinda-normallesme-olabilir/ https://www.foxhaber.com.tr/suudi-arabistan-ile-israil-arasinda-normallesme-olabilir/#respond Tue, 09 Jan 2024 21:36:30 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2098 Suudi Arabistan’ın Londra Büyükelçisi Bin Bandar, BBC’nin Today programında Gazze’deki duruma ve Suudi Arabistan ile İsrail arasındaki ilişkilere dair konuştu.

Bin Bandar, 7 Ekim 2023’te başlayan olayların ardından ABD’nin arabuluculuğundaki Suudi Arabistan-İsrail görüşmelerinin durdurulduğunu ancak o dönemde iki ülke arasında anlaşmaya varılmasının yakın olduğunu ifade etti.

Gazze’deki çok kötü duruma rağmen Suudi Arabistan’ın hala İsrail’le ilişki kurabileceğine inandığını kaydeden Bin Bandar, “Ancak bu, Filistin halkı pahasına olmayacak.” dedi.

Büyükelçi, uluslararası toplumun yeterli derecede mücadele etmemesi nedeniyle Gazze konusunun “insanlığın başarısızlığı” olarak görülmesine ilişkin uyarıda bulunarak, İngiltere’nin de pozisyonunu yumuşattığını ve İsrail’e de herkese nasıl davranıyorlarsa öyle davranmalarını istediklerini söyledi.

Bin Bandar, İsrail’e yönelik bazı konuların görmezden gelinmesine ilişkin, “Asıl sorun bu çünkü barışı görmezden gelmenize neden oluyor.” dedi.

“ANLAŞMA YAKINDI”

Ülkesinin bir anlaşma sağlanmasını istediğini aktaran Bin Bandar, “(Bir anlaşma) yakındı, bu sorgulanamaz. Bizim için nihai son nokta kesinlikle bağımsız bir Filistin devletinden başkasını içermiyor. Dolayısıyla 7 Ekim’den sonra hala normalleşmeye inanıyor olsak da bu Filistin halkı pahasına olmayacak.” ifadelerini kullandı.

Bin Bandar, normalleşmeye ve bu nedenle bir Filistin devletine de yakın olduklarını kaydederek “(Normalleşme) Biri, diğeri (Filistin devleti) olmadan gerçekleşmeyecek. Ardışık olması, sürecin nasıl yönetileceği, bunlar görüşülüyordu.” dedi.

Programda Suudi Arabistan’ın, İsrail, ABD, İngiltere ve birçok Batı ülkesi tarafından “terör örgütü” olarak kabul edilen Hamas’ı Filistin devletinin geleceği olarak görüp görmediğine ilişkin soruya Bin Bandar, “Bu çokça düşünülmesi gereken bir konu. İnanç ve umut olduğu sürece her zaman değişim için fırsat vardır. Ancak bir kriz olduğunda ilk fark etmeniz gereken şey iki tarafın da kaybettiğidir.” şeklinde yanıt verdi.

Bin Bandar, bugün İsrail hükümetindeki sorunun, uzlaşıya ulaşılmasını sağlamayacak aşırı ve mutlak perspektif olduğuna işaret ederek, bu nedenle de krizin sonlanmadığını söyledi.

Savaş nedeniyle bir radikalleşme riski olduğu konusunda uyarıda bulunan Bin Bandar, bu savaşın sadece binlerce sivilin ölümüne neden olmadığını Gazze’de büyük bir yıkıma ve insani krize sebebiyet verdiğini ifade etti.

“GAZZE’DE SAYILAR İÇLER ACISI”

Bin Bandar, 3 ayı aşkın süredir devam eden bu “eşi görülmemiş şiddeti” hayatında görmediğini vurgulayarak, “Sayılar içler acısı, kesinlikle içler acısı.” dedi.

Bunun Filistin halkında yalnızca ümit kaybına neden olmayacağına ve dünyadaki hoşnutsuz insanları da etkileyeceğine işaret eden Bin Bandar, “Hepsi olanlarda insanlığın başarısızlığını görüyor çünkü hiç kimse bunu durdurmak için bir şey yapmıyor. Çabalar var ama yeterli değil.” ifadelerini kullandı.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, dün Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile görüşmesinin ardından basın mensuplarına “normalleşmenin” de gündeme geldiğini söylemişti.

Blinken, “Burada (Suudi Arabistan) bunun için açık bir istek var ancak Gazze’deki krizin bitmesi ve Filistin devleti için de uygulanabilir bir yol belirlenmesi açık bir şekilde gerekiyor.” ifadesini kullanmıştı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/suudi-arabistan-ile-israil-arasinda-normallesme-olabilir/feed/ 0
Saliha hemşirenin şüpheli ölümü ardındaki sır perdesi aralandı https://www.foxhaber.com.tr/saliha-hemsirenin-supheli-olumu-ardindaki-sir-perdesi-aralandi/ https://www.foxhaber.com.tr/saliha-hemsirenin-supheli-olumu-ardindaki-sir-perdesi-aralandi/#respond Fri, 22 Dec 2023 09:24:23 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1306 Aksaray’da özel bir hastanede çalışan hemşire Saliha Tuncel, 24 Mayıs’ta aynı hastanede görevli doktor sevgilisi Halil İbrahim A.’nın oturduğu rezidansın 7’nci katındaki dairenin Fransız model balkonundan 3’üncü katın balkonuna düştü.

Hastaneye kaldırılan Tuncel, kurtarılamadı. Soruşturmada gözaltına alınıp ifadesinde, ”O sırada içerideydim, düştüğünü görmedim” diyen Halil İbrahim A., serbest bırakıldı.

Daha sonra ikinci kez gözaltına alınan Halil İbrahim A., bu defa adli kontrolle salıverildi.

‘TEHDİT VE ŞANTAJ’ İDDİASI

Soruşturmada çiftin çalıştığı hastanenin mali işler uzmanı ve icra kurulu üyesi Çiğdem Özkan da gözaltına alındı. ‘Tehdit ve şantaj’ suçlamasıyla tutuklanan Özkan’ın, hastanenin sahibi ve başhekimi olan doktor T.C. ile sevgili oldukları belirtildi.

Özkan’ın, T.C. ile Saliha Tuncel’in birlikte villaya girdiklerine dair görüntülerle hemşireyi tehdit ettiği öne sürüldü. Daha önce ifadesine başvurulan T.C. de yeniden gözaltına alındı. T.C., işlemlerinin ardından adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

PENCERE VE KORKULUKTA PARMAK İZİNE RASTLANMADI

Olayın ardından tüm delil ve alınan doku örnekleri üzerinde Ankara Adli Tıp Kurumu tarafından da bilirkişi raporu hazırlandı.

Bilirkişi raporunda, fiziksel darp ve zorlama nedeniyle çığlık atan veya mukavemet gösteren kadın sesi duyulduğunu gösterir dosyada herhangi bir ifadeye rastlanmadığı belirtildi.

Düşmenin yaşandığı pencere ve korkuluk üzerinde herhangi bir parmak izi ve DNA örneği bulunmadığı kaydedildi.

Raporda, Halil İbrahim A.’nın da düşmenin hemen ardından, düşmeyi duyarak veya görerek bir telaşa kapıldığının, kamera görüntüleri ve ifade tutanaklarından anlaşıldığına yer verildi.

İNTİHARA MEYİLLİ DEĞİL

Bilirkişi raporunda, Saliha Tuncel’in, intihara meyilli bir kişiliği olduğuna yönelik psikolojik sorunu olduğunu gösteren belgeye veya tanık ifadelerine rastlanmadığı belirtildi. Hemşirenin ölümünün, künt genel beden travmasına bağlı kafatası, boyun omuru ve kemik kırıklarıyla, beyin ve iç kanama sonucu meydana geldiği anlatıldı. Hemşire Tuncel’in, ölümünde zehirlenmeye bağlı herhangi bir tıbbi bulguya da rastlanmadığı ifade edildi.

Saliha Tuncel’den alınan tırnak sürüntülerinde hem kendisine hem de Halil İbrahim A.’nın DNA örneklerinin birlikte bulunmasının da aynı iş yerinde çalışmaları, 4 yıldır birlikte olmaları, olay tarihinden önceki 3 gün içerisinde birkaç kez buluşmaları, olay anında aynı evde bulunmaları ve olay sonrası Halil İbrahim A.’nın yanına inerek yardımda bulunmasından kaynaklanabileceğinin değerlendirildiği anlatıldı.

DENGESİNİ KAYBEDİP DÜŞTÜ

Olay yerinde yapılan fiziki incelemelerin de değerlendirildiği raporda, ”Düşme pozisyonu ve bedenin binadan çok ileri doğru bir menzille ayrılmaması, eşikte bulunduğu düşünülen müteveffa Saliha Tuncel’in vücudunun dengesini kaybetmesi sonrası yeterince yüksek olmayan balkon korkuluğunun üzerinden düştüğü yönünde bulgu olduğu, zorlamaya bağlı bir düşme bulgusunun olmadığı değerlendirilmektedir” denildi.

ŞANTAJ DAVASI BAŞLADI

Olayın ardından, ‘Tehdit ve şantaj’ suçundan tutuklanan Çiğdem Özkan’ın, Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki yargılanmasına da başlandı. Davada, Özkan’ın tutukluluk halinin devam etmesine karar verilirken, duruşma ertelendi.

‘BAŞKA KIZ ÇOCUKLARI YANMASIN’

Niğde’den eşi ve kızıyla duruşmayı izlemeye gelen baba Salim Tuncel, duruşma sonrası açıklamada bulundu.

Tuncel, ”Çok sağ olsun hakim, savcılarımız, avukatım ile devletimiz bizden yana oldular. Bir kadının, bir kız çocuğunun Aksaray iline emanet edilebileceğini gördüm. Aksaray’da iyi kişilerin de olduğu biliyorum. Devletimizden Allah razı olsun. Biz her zaman devletimizin yanındayız. Bugün karar çıkmadı, ileriki aşamada ne çıkar biz de bilmiyoruz. Tek dileğim benim kızımdan başka kız çocukları yanmasın. Devletimiz de burada bir kız çocuğuna sahip çıktı. Hastane müdürü Çiğdem Özkan’ın, tutukluluğunun devam etmesi bizim içimizi az da olsa rahatlattı” dedi.

Hacer Tuncel de ”Benim 25 yaşındaki kızımla 40 yaş üstü 3 kişi ortada oynamışlar. Benim kızım böyle birisi değildi. Hayatı yaşamayı seven birisiydi. 3 kişi kızımı oyuncak etmişler. Benim içimi yakanların da içi yansın. Adalet istiyoruz. Sabah 10’dan gece 20.30 kadar davadaydık. Ben kendi kızım için ayakta durmak zorundayım. Çünkü arkamda daha çocuklarım var” diye konuştu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/saliha-hemsirenin-supheli-olumu-ardindaki-sir-perdesi-aralandi/feed/ 0