İlaç – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Wed, 03 Apr 2024 21:48:33 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Oruç tutanlara hayati uyarı: Ramazan’da ilacı ihmal etmeyin https://www.foxhaber.com.tr/oruc-tutanlara-hayati-uyari-ramazanda-ilaci-ihmal-etmeyin/ https://www.foxhaber.com.tr/oruc-tutanlara-hayati-uyari-ramazanda-ilaci-ihmal-etmeyin/#respond Wed, 03 Apr 2024 21:48:33 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5587 Hasta ve yaşlıların Ramazan ayında ilaçlarını aksatmamaları gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Turgay Çelik, hasta ve yaşlı kişilerin Ramazanda ilaç kullanmamasının hastalıkların alevlenmesine veya yeni hastalıkların tetiklenmesine, tedavinin durmasına, hastalıkların tekrar başlamasına yol açabileceğini ifade etti.

HASTALIĞI UZATIR

Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turgay Çelik “Özellikle, yaşlılık, hamilelik ve emzirme gibi bazı özel sağlık durumlarında ve hastalıkların iyileşme dönemlerinde oruç tutma başka bir zamana ertelenebilir. Aksi durumda, orucun, sağlık durumunu kötüleştirebileceği veya hastalık dönemini uzatabileceği unutulmamalıdır” dedi.

İLACI SAATİNDE ALMAK HAYATİ

Hekimlerin hastanın ilacını “vücutta hastalığı tedavi edecek miktarda olmasını sağlayacak şekilde” yazdığını ifade eden Çelik, şunları söyledi:

– İlaç alım saatinin ertelenmesi, vücuttaki ilaç miktarını azaltır. Ramazanda, özellikle kalp, şeker, hipertansiyon, astım, tiroid, romatizma, kanser, epilepsi gibi kronik hastalıkları olan kişilerin ilaçlarını aksatmadan almaları hayati önem taşır. Kronik hastalığa bağlı sürekli ilaç kullanması gereken kişilerin, ilaç saatlerini değiştirirken mutlaka doktorlarına danışması gerekir.

– Bu durumlarda, öncelikle doktorunuzun sağlığınızın oruç tutmaya müsait olup olmadığını ortaya koyması gerekir. Doktorunuzun oruç tutmanıza izin vermesi halinde, ilaç saatleri onun önerisine göre planlanmalı ve sürdürülmelidir. Ayrıca, dengeli ve ölçülü beslenmeye ve yeterli sıvı almaya da özen gösterilmelidir

“DOKTORUNUZA DANIŞIN”

“Eğer hastalığınız tedavi edildiyse, daha iyi hale geldiyse, o zaman hekiminizle konuşarak, sahurda ve iftarda ilaçlarınızı kullanarak orucunuzu tutabilirsiniz” diyen Çelik, şunları kaydetti:

– Ancak oruç tutmak hastalığı artırıyorsa ve farklı hastalık belirtileri göstermeye başladıysa, kesinlikle oruç tutmayı ertelemek veya bırakmak gerekir. Günde 2 veya 3 defa alınan ilaçlarla süren tedavilerde, bunların yerini değiştirmek mümkün olmadığı için orucu bırakmak gerekir. İlaçlar belirli saatlerde, belirli aralıklarla alınmak zorundadır.

– Gün içinde alınan ilaç varsa veya sıkıntılar ortaya çıkmaya başladığında alınan ilaçlar varsa, o zaman oruç kesinlikle ertelenmeli veya bırakılmalıdır. Her şeye rağmen oruç tutma isteği var ise hekim kontrolünde hastalık durumu ve ilaç dozajı gözden geçirildikten sonra oruca başlanmalıdır.

“BEBEK GELİŞİMİNE ZARAR VERİYOR”

Hamileler ve emzirenlerin oruç tutmasına ilişkin de uyarılarda bulunan Prof. Dr. Çelik, “Hamileyseniz veya emziriyorsanız oruç tutmamalısınız. Oruç tutmayı doğum sonrasına veya emzirme dönemi sonrasına erteleyebilirsiniz. Çocuk ve kendisi için annenin, iyi ve gıda değeri yüksek besinleri alması ve su tüketmesi gerekir. Hamilelerin oruç tutmasının, bebek gelişimi üzerinde ciddi sağlık sorunları oluşturduğu değerlendirilmektedir. Anne-bebek sağlığı ve gelişimi için bu dönemlerde oruç mutlaka ertelenmelidir” ifadelerini kullandı.

Yine de oruç tutmayı tercih edenler için de önerilerde bulunan Çelik, şöyle devam etti:

– Doktor kontrolünde güneş batımı ile doğumu arasında gıda değeri yüksek yemek ve yeterli içecek almaya çok özen gösterilmesi gerekir. Özellikle, oruçlu dönemde aşırı fiziksel aktivitelerden uzak durmaya özen gösterilmelidir. Bu dönemde bebek hareketlerinde azalma, baş dönmesi, yorgunluk, bulantı veya kusma belirtileri gözlendiğinde oruç bırakılmalı ve hemen hekim kontrolü ve desteğine geçilmelidir. Bu arada hamilelik döneminde zaten iyi beslenme alışkanlıklarının sürdürülmesine özen gösterilmeli ve gerekirse ilgili uzman hekimlerden yardım alınmalıdır.

“ORUÇ TUTARKEN BUNLARI YAŞIYORSANIZ DOKTORA BAŞVURUN”

Oruç tutarken açlık nedeniyle rahatsızlık hissedilebileceğini ancak bazı durumların hastalık belirtisi olabileceğini belirten Prof. Dr. Çelik, şu durumlarda doktora başvurulması gerektiğini kaydetti:

* İstirahatle azalmayan yorgunluk, baş dönmesi varsa, düşük tansiyona bağlı olabilir.

* Bulantı, baş dönmesi ve odaklanma sorunu varsa, susuz kalmaya veya ve az sıvı alımına bağlı olabilir.

* Ramazan’da az sıvı alımına bağlı böbrek taşı oluşma riski ve belirtileri artabilir.

* Oruç sırasında kabızlık, kötü sindirim ve mide ekşimesi gibi belirtilerle sık olarak karşılaşılır. Bunların sıklığını azaltmak için sağlıklı ve doğru beslenme gerekir.

* Çoğu kişi oruç tutarken baş ağrısı ve migren gibi belirtilerin olduğunu belirtir: Bu belirtilerin geçmemesi ve artması halinde doktora başvurulmalı.

* Oruç sırasında aşırı spor ve fiziksel aktiviteden uzak durmak gerekir. Buna rağmen, spor yapılması gerekli ise günün sonunda hafif spor yapılması tavsiye edilir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/oruc-tutanlara-hayati-uyari-ramazanda-ilaci-ihmal-etmeyin/feed/ 0
Doktor yerine aktara gidenler dikkat! https://www.foxhaber.com.tr/doktor-yerine-aktara-gidenler-dikkat/ https://www.foxhaber.com.tr/doktor-yerine-aktara-gidenler-dikkat/#respond Sun, 31 Mar 2024 21:30:21 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5442 Uzmanlar, içeriği bilinmeyen rastgele otların, çöplerin veya kabukların kaynatılıp hastalık tedavisinde kullanılmasının çok riskli bir uygulama olduğunu vurguladı.

Türk Böbrek Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Şükrü Sever, “Bunlar doğaldır, yan etkisi yoktur şeklindeki önyargı geçersiz. Pek çok ilaç bitkilerden elde ediliyor. Ama bu ilaçlar için bitkiler önce saflaştırılıyor, toksisite çalışmaları yapılıyor, kimyasal içerikleri saptanıyor, dozları standardize ediliyor, hayvan çalışmaları yapılıyor vs, kısaca çok uzun bir süreçten geçiyor” dedi.

“BÖBREK EN RİSK ALTINDAKİ ORGAN”

Vücudumuzdaki zehirleri “süzme” görevinin iki organda olduğuna işaret eden Prof. Dr. Sever, “Bu organlar toksik maddeleri detoksifiye ediyor, yani zehirsiz hale getirip vücut dışına atıyor. Bunlardan biri karaciğer, diğeri böbrek. İskelet kasına bir dakikada 4 mililitre kan giderken beyne 50 mililitre, karaciğere 95 mililitre, böbreğe ise tam 360 mililitre kan gidiyor. Yani kalbin atımının büyük bir bölümünü böbrekler alıyor. Bu da çok fazla kan almak, çok fazla toksinle karşılaşmak demek. Bu nedenle böbreklerin riski çok çok daha yüksek. O nedenle komşular tarif etti, tavsiye verdi diye ne olduğu bilinmeyen yaprakların vs kaynatılıp ilaç niyetine içilmesi hiç masum değil. bu şekilde çok hasta yatırıyoruz akut böbrek yetersizlikleri saptadığımız” diye konuştu.

BALKANLARI VURAN OT HASTALIĞI

Çin ot nefropatisi hastalığını özellikle vurgulayan Prof. Dr. Sever, ülkemizde en sık Trakya yöresinde rastlandığı için Balkan nefropatisi olarak da adlandırılan bu hastalığın özellikle zayıflama çaylarında kullanıldığı bilinen bazı bitkilerin içeriğindeki “aristoloşik asitöten kaynaklandığını anlattı.

Aristoşilik asit, lohusa otu, zeravent, kabakulak otu, yılan kökü, kurtluca gibi bitkilerde bulunuyor ve diyaliz gerektirecek kadar ciddi böbrek yetmezliğine neden olabiliyor. Prof. Dr. Sever, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çin ot böbrek hastalığı denilen özel bir problem var. Buna yol açan madde de biliniyor. Aristo cholic asit asit. Bu olay özellikle Balkanlar’da da çok sık görülüyor. Tuna Nehri kıyısında ki bizde de Trakya yöresinde var. Balkan nefropatisi ya da Balkan böbrek hastalığı dediğimiz bir tabloya yol açtığı saptanmış bu maddenin. Çiçekli pek çok bitkide bu maddenin olduğunu görebiliyoruz. Oradaki asıl problem akut böbrek yetersizliğinden ziyade, kronik, sinsi ilerleyen böbrek yetmezliği. Bu hastalarda böbrek nakillerinin yapılmak zorunda kalındığını, kronik diyalize gittiğini biliyoruz. Ayrıca bu madde idrar yolu kanserlerine de yol açıyor”

“AĞRI KESİCİ NİYETİNE İÇİP BÖBREKLERDEN OLUYORLAR”

Halk arasında ağrı gidermek için sıkça başvurulan yaprak türlerinin başında çınar ya da söğüt yaprağı geliyor. Prof. Dr. Sever, direkt ağaçtan toplayıp kaynatarak içildiğine de şahit olduklarını anlatarak bunun tehlikelerine ise şöyle değinerek sözlerini noktaladı: “Bunları aktarlardan da almadan bahçeden toplayıp kaynatıp ekstraktını, suyunu içiyorlar. Sürekli olarak içen bir grup var. Biz çınar yaprağına bağlı akut böbrek yetersizliği ile hastalar yatırdık geçtiğimiz yıllarda. Söğüt ağacının yaprakları ve kabukları da çok toksik. Aspirinin temel maddesine çok benzeyen bir madde var içinde salisilik asit. Ama böbrekte büyük hasar yaratıyor. Bana bir nefrolog olarak ‘Aktardan şu otu aldım, acaba zararı dokunur mu?’ dediklerinde ‘Bilmem’ diyorum. Çünkü bunun yanıtını vermek o kadar kolay değil. O yaprağın vs içindeki bütün kimyasalları incelemiş olmak, bilmek ve bunların her birinin böbreklerde zararlı olup olmayacağını saptamak lazım ki bu da kolay değil.”

YAŞLILAR ÇOK DAHA BÜYÜK RİSK ALTINDA”

TBV Vakfı Başkanı Timur Erk ise poşet içinde satılan ürünlerin içeriğinde ne olduğunun bilinmediğine dikkat çekti ve “Bir poşet içinde ya da kavanozda veriyorlar ürünü size. Üzerinde son tüketim tarihi yok, hangi koşullarda saklanıyor Allah bilir. Nemli ortam olabilir, böceklenme olabilir, herhangi bir başka sıkıntı olabilir. Dolayısıyla bu tür konularda mutlaka tıpkı gelişmiş ülkelerde ‘drug store’larda olduğu gibi, tüketim tarihi, içerik bilgisi ve olması gereken ikazların da etiket içinde bulunduğu ürünler şeklinde satılmalı” dedi.

Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Gülistan Bahat Öztürk ise özellikle yaşlı nüfusta kontrolsüz bitkisel ürün kullanımının daha büyük riskler yarattığına değinerek “Toplumumuzda şöyle genel bir algı var, aktarlar eczanelerden daha güvenlidir. Özellikle yaşlılarımız çok sayıda ilaç kullanıyor. Araştırmalarımız var bu konuda, yaşlı hastalarımız günde ortalama 5 farklı ilaç kullanıyor. Bitkisel ürün ya da gıda takviyelerinin ilaç etkileşimlerini bilmiyoruz. İlacın etkisini artırabilir azaltabilir, toksik etkileşim yapabilir. Örneğin kiraz sapıyla karaciğer yetersizliği olduğunu biliyoruz. Ginkgo Biloba kan sulandırıcı etkisi olan bir takım ilaçlarla beraber kullanıldığında hayati tehlike yaratan kanamalara neden olabiliyor. Depresyon için kullanılan sarı kantaron, depresyon ilaçları ile birlikte kullanıldığında serotonin sendromuna yol açabiliyor. Bitkisel ürünler karaciğerde bir takım enzimleri, metabolik yolları aktive edebiliyor. Bu da hali hazırda kullanılan ilaçların etkisini arttırabiliyor ya da azaltabiliyor. Tüm bunlar ileri yaşlarda çok daha yüksek risklere yol açıyor.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/doktor-yerine-aktara-gidenler-dikkat/feed/ 0
Alzheimer ilaçlarıyla ilgili gerçekler https://www.foxhaber.com.tr/alzheimer-ilaclariyla-ilgili-gercekler/ https://www.foxhaber.com.tr/alzheimer-ilaclariyla-ilgili-gercekler/#respond Wed, 06 Mar 2024 21:54:11 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4331 Bilim insanları, küresel bir sağlık krizi olarak nitelendirilen Alzheimer’ın tedavisi için araştırmalarını sürdürürken, yeni ilaçların bulunması da büyük bir heyecan yaratıyor. Peki bu ilaçlar Alzheimer tedavisinde yeni bir dönem mi başlatacak? Gerçekten hastalığı çare olacak mı? Yan etkileri var mı?

İşte Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Kaynak Selekler’in bu sorularıma verdiği yanıtlar:

143 iLAÇ ÜZERiNDE ÇALIŞILIYOR

Alzheimer’ın bugünkü tedavi hedefleri, başlangıcını önlemek, geciktirmek, ilerlemeyi yavaşlatmak, bilişi geliştirmek ve hastalığın davranışsal bozukluklarını azaltmaktır. Alzheimer tedavisi için 25 Ocak 2022 itibarıyla 172 klinik çalışmada 143 ilaç bulunuyor. Bu ilaçlar içinde hastalığı değiştiren (modifiye eden) tedaviler, aday tedavilerin yüzde 83,2’sini temsil ediyor. Alzheimer’ı değiştiren (modifiye eden) ilaçlar, hastanın kendi bağışıklık sistemini uyaran monoklonal antikorları içerir. Hastalığa neden olduğu ileri sürülen ve beyinde biriken toksik beta amiloide karşı monoklonal tedavi, Alzheimer tedavisindeki çok önemli yaklaşımlardan biridir. Monoklonal antikorlar antijen olarak tanıdıkları beta amiloid proteinini beyinden temizler. Alzheimer hastalığında monoklonal antikor tedavisi 2000’li yılların başından beri denenmektedir ama maalesef ilk yıllarda birçok ilaç denemesi başarısızlıkla sonuçlanmış ve milyonlarca dolar çöpe gitmiştir. Hatta bazı ilaç firmaları araştırmalarını durdurmuştur.

BU iLAÇLAR NE KADAR ETKiLi?

Alzheimer’ı tam iyileştiren, bulguları ortadan kaldıran ve kişiyi eski sağlıklı durumuna getiren tam bir tedavi ne yazık ki henüz mevcut değil. Aslında ilaçlar 1990’lı yıllardan beri bu saydığım hedefleri kısmen karşılamaktadır. Alzheimer’ın seyrini yavaşlatmak için tasarlanan monoklonal antikorlar, bilişsel gerilemeyi yavaşlatmada yalnızca orta derecede etkilidir. Sadece erken evredeki Alzheimer hastalar için kullanılır. Hastalığı tam durdurmaları olası değildir. Demansın ilerlemesini yavaşlatırlar, kötüleşme başlamadan önce (aylar mertebesinde) hastalara zaman kazandırırlar. Diğer yandan yeni araştırmalar, Alzheimer’ın erken evrelerindeki yaşlı yetişkinlerin yalnızca küçük bir kısmının, yeni onaylanmış anti-amiloid ilaçlarla tedavi almak için uygun kriterlere sahip olduğunu göstermektedir. Yeni geliştirilen ilaçların bazı hastaların beyninde küçük kanama odakları oluşturduğu tespit edilirken, yüksek fiyatları nedeniyle de kullanımları kısıtlıdır. Ancak yine de umutsuz olmamak gerekir. Alzheimer tedavisi için dünyada yüzlerce çalışma yapılmaktadır. İnsanlık mutlaka bir gün, bu illeti tedavi edecek bir yöntem geliştirecektir. Örneğin monoklonal antikor tedavisi bu hastalık için çok ihtiyaç duyulan tedavilerin yolunu açabilir. Şimdilik Alzheimer’ın önlenmesi için, hastalığın risk faktörlerine yönelik genç ve orta yaşlarda başlanacak tedavilere ve hastalığı önleyici/koruyucu etmenlere yönelmek gerekir.

İLK İLAÇ: ADUCANUMAB

Başlangıçta çok ümit bağlanan monoklonal antikor “Aducanumab”dır. Bu insan monoklonal antikorudur ve beyinde beta amiloid plakları temizler. İlk araştırmalarda Alzheimer hastalığındaki bellek dahil zihinsel işlevlerdeki gerilemeyi önemli derecede yavaşlattığı iddia edildi. Uzun araştırma yıllarından sonra, etkisinin kesin olmamasına ve istenmeyen yan etkilere yol açmasına ve danışma panelinin ilacı onaylamamasına rağmen, Haziran 2021’de ABD Gıda ve İlaç İdaresi’nden (FDA) hızlandırılmış onay aldı. “Bu karar, ciddi hastalığı olanların ilaçlara daha erken erişmesini sağlayan hızlandırılmış onay yolu” kapsamında verildi. İlacın hastalar üzerindeki takip süresi beş yıldı. Fakat Firma, 31 Ocak 2024’te Aducanumab’ın geliştirilmesini ve ticarileştirilmesini durduracağını duyurdu ve ilacı piyasadan çekti. Hızlandırılmış onaya rağmen, klinik faydaların belirsizliği açıktı, ilaç doktorlar tarafından reçetelenmedi. Bu, Alzheimer hastalığı tedavisinde, anti-amiloid monoklonal ilaçların ilk başarısız sonuçlarından biri değildi.

iKiNCi iLAÇ: LECANEMAB

6 Ocak 2023’te, ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), Alzheimer demansı için hastalık modifiye edici tedavi olan Lecanemab’ı onayladı. Lecanemab da beta amiloid toksik proteinini hedefleyen bir monoklonal antikordur. Aducanumab ile karşılaştırıldığında amiloid-beta için daha yüksek çekime sahiptir. FDA onayı, hafif bilişsel bozukluğu ve hafif Alzheimer demansı olan erişkinlerde bilişsel düşüş ve amiloid yükü azaltmak için verildi. Lecanemab’ın da Aducanumab’a benzer yan etkileri mevcut. Ancak firma, Lecanemab’ı geliştirmeye odaklanacağını söylüyor. Ayrıca potansiyel yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesini hızlandırmayı planlıyor. Bunlar arasında beyindeki diğer toksik protein olan tau’yu hedef alan ilaçlar mevcut.

KAPIDA BEKLEYEN İLAÇ: DONANEMAB

Donanemab, diğerleri gibi bir insan monoklonal antikorudur. Bu biyolojik ilaç, beyinde mevcut beta amiloidin oluşturduğu plakları temizler. Ocak 2023’te FDA, bu ilacın ”hızlandırılmış onay” başvurusunu yetersiz güvenlik verileri nedeniyle reddetti. İlerletilen çalışmalardan sonra, firma ilacın yüzde 40 oranında etkili olduğunu açıkladı ve Donanemab’ın geleneksel onayı için 2023’ün ikinci çeyreğinde FDA’ya tekrar başvurdu. Sonuç bekleniyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/alzheimer-ilaclariyla-ilgili-gercekler/feed/ 0
Sağlık alanındaki düzenlemelerin 17 maddesi kabul edildi https://www.foxhaber.com.tr/saglik-alanindaki-duzenlemelerin-17-maddesi-kabul-edildi/ https://www.foxhaber.com.tr/saglik-alanindaki-duzenlemelerin-17-maddesi-kabul-edildi/#respond Sun, 25 Feb 2024 09:00:30 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3883 Kabul edilen maddelere göre, Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun’da yapılan değişiklikle, bu kapsamda istihdam edilen personele ek ödemenin usul ve esasları Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenecek.

Düzenlemeyle yan dal uzmanlığının teşvik edilmesi amacıyla uzman tabipler için öngörülen ek ödeme, yan dal uzmanları için 200 puan artırılarak ödenecek. Ek ödemenin yapılabilmesi için disiplin cezası almamış veya sözleşmede belirtilen yükümlülüklerin haklı bir nedene dayanmaksızın ihlali nedeniyle ikaz edilmemiş olmak gerekecek.

Ödüllendirilerek motivasyonunun artırılması amacıyla yapılan ek ödeme, uyarma cezası alanlara bir ek ödeme dönemi, kınama cezası alanlara iki ek ödeme dönemi, aylıktan kesme ya da kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanlara üç ek ödeme dönemi süresince yapılmayacak.

Bu düzenleme öğretim elemanları ve diğer personel için sözleşmedeki yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle savunması alınmak kaydıyla, bir sözleşme döneminde yazılı olarak hastane koordinasyon kurulu tarafından bir kez ikaz edilenlere bir ek ödeme dönemi, iki kez ikaz edilenlere iki ek ödeme dönemi, üç kez ikaz edilenlere üç ek ödeme dönemi ödeme yapılmaması şeklinde uygulanacak.

YÖK TARAFINDAN TESPİT EDİLECEK

İlaç analizlerinin ruhsatlandırmadan sonra yapılacağı düzenlendiğinden, Harçlar Kanunu’nda uyum düzenlemesi yapılacak. Bu kapsamda ilaçların ticarete çıkarılması için Sağlık Bakanlığınca verilecek ruhsatnamelerin tarifesinde değişikliğe gidilecek.

Üniversiteler, Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastaneleriyle kullanım protokolleri yaparak sağlık uygulama ve araştırma faaliyetlerini yürütebilecek.

Üniversitenin birlikte kullanım protokolü imzaladığı eğitim ve araştırma hastaneleri, aynı zamanda üniversitenin uygulama ve araştırma merkezi statüsü kazanacak.

Üniversite öğretim elemanı kadrolarından birlikte kullanılan eğitim ve araştırma hastanelerine tahsis edilecek akademik kadroların dağılımı ve nitelikleri Sağlık Bakanlığınca belirlenecek.

Bu kadrolara öğretim üyelerinin atamaları üniversite tarafından Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak yapılacak.

Öğretim elemanları ile eğitim ve araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmeti sunumu için sözleşme imzalanabilecek. Üniversitenin birimlerine tahsis edilecek öğretim üyesi norm kadro sayısı, rektörün önerisi ile Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilecek.

PARTİLERİN AÇIKLAMALARI

Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, Türkiye’nin, kişi başına düşen hekim sayısı açısından OECD ülkeleri arasında son sırada bulunduğunu belirterek, “Hekim az, hasta sayısı çok. Dolayısıyla, ne oluyor? 1 hekimin 1 hastaya ayırdığı ortalama süre, çok kısıtlı bir süre oluyor.” dedi.

Doktorların stratejik personel olarak ilan edildiğini anlatan Şahin, “Stratejik personel oldukları için eşi özel sektörde çalışan doktorlarımız ve o stratejik personele göre daha alt seviyede olan, eşi kamu görevlisi olan doktorlarımız mazeret tayin hakkından yararlanamıyor. Sonra ne oluyor? Aile birlikleri bozuluyor.” diye konuştu.

İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Hamşıoğlu, Tekirdağ’da SMA TİP-1 hastası Yağız Batu Demirtaş ve Güney Elmacı’nın fotoğraflarını göstererek, “Şimdi sorsam, ‘Türkiye SMA tedavisini karşılayan ülkeler arasında’ diyecekler. Öyleyse bu çocuklar neden iyileşemiyorlar? Bu çocuklar tedavi olabildikleri için mi ölüyorlar?” diye sordu.

MHP Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy, hastaların ilaca kolay erişimi için yerli ilaç politikalarının uygulanması, yerli ilaç sanayi desteklenerek ilaçta dışa bağımlılığın azaltılması gerektiğini söyledi.

DEM Parti Muş Milletvekili Sümeyye Boz, özgürlüğün olmadığı yerde toplumsal sağlıktan bahsedilemeyeceğini belirterek, “Sadece ana dilde sağlık hizmetinde değil, yaşamın her alanında, baskılayıcı zihniyetin olduğu her yerde toplum sağlığının iyileşmesi mümkün olmaz.” dedi.

CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, ilaç sektörünü bağımsızlaştırmak için acilen bir seferberlik ilan edilmesi gerektiğini söyleyerek, “‘İlaçların ruhsatlandırma sürecini hızlandıracağız’ diyerek, halk sağlığını tehlikeye atacak düzenlemeler yapıyorsunuz.” ifadelerini kullandı.

Sarı, hastaların denetimsiz ilaç kullanmaya itildiğini savundu.

Kanun teklifinin 17. maddesinin kabul edilmesinin ardından TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşime ara verdi. Adan, aradan sonra Komisyonun yerini almaması üzerine birleşimi, yarın saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/saglik-alanindaki-duzenlemelerin-17-maddesi-kabul-edildi/feed/ 0
Kolesterolü ilaçsız düşürme yolları https://www.foxhaber.com.tr/kolesterolu-ilacsiz-dusurme-yollari/ https://www.foxhaber.com.tr/kolesterolu-ilacsiz-dusurme-yollari/#respond Mon, 12 Feb 2024 09:06:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3242 Kalp hastalıklarının altında yatan en önemli sebeplerden biri de kolesterol değerlerinin normalin dışında seyretmesidir. Yüksek kolesterol değerleri (LDL) dikkate alınmadığında ciddi sağlık sorunlarına yol açarken, uzmanlara göre bu sorunla basit yaşam tarzı önlemleriyle başa çıkmak mümkün. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Yılmaz, işte bu önlemlere dikkat çekerek, kolesterolle ilgili şu bilgileri paylaştı:

Prof. Dr. Oğuz Yılmaz

NELER YAPILABİLİR?

Kolesterolü doğal yöntemlerle kontrol altında tutmanın yolları şöyle sıralayabiliriz:

1-Sağlıklı bir diyet uygulayın: Kırmızı et, tam yağlı süt ürünleri, tereyağı, margarin gibi doymuş yağ ve trans yağ içeren yiyecekleri sınırlayın. Zeytinyağı, avokado, fındık ve tohumlar gibi doymamış yağ içeren yiyecekleri tercih edin. Ayrıca, yüksek lifli gıdaları tüketmeye özen gösterin. Tuz ve şekeri azaltın, bol su için.

2-Mutlaka egzersiz yapın: Haftada en az 150 dakika orta düzeyde aerobik egzersiz yapmaya çalışın. Yürüyüş, koşu, bisiklet sürme, yüzme, dans gibi aktiviteler kalp-damar hastalıklarından korunmaya da yardımcı olur. Özellikle egzersiz kötü kolesterolü düşürüp, iyi kolesterolü ise belirgin derecede yükseltebilir.

3-Sigara içmeyin: Tütün kullanımının zararları dünya çapında bilinmektedir ve sadece kalp-damar hastalıklarına da neden olabilir. Eğer sigara bırakma konusunda zorlanıyorsanız, ailenizden veya hekiminizden destek alabilirsiniz.

4-Alkol tüketiminizi sınırlayın: Alkol tüketimi, vücutta enerji depolamak için kullanılan yağ molekülleri olan trigliserit düzeylerini artırabilir. Yüksek trigliserit düzeyleri, özellikle kolesterolle birlikte yüksekse, kalp-damar sistemi üzerinde olumsuz etkiler yapabilir. Bu nedenle alkolden uzak durmak ya da tüketimini sınırlamak önemlidir.

5-İdeal kilonuzda kalın: Vücut ağırlığının artışı, kas iskelet sistemi problemleri, psikolojik hastalıklar, hormon dengesizlikleri, şeker hastalığı, insülin direnci ve tiroit bezi hastalıkları gibi birçok sağlık sorunu obezitenin yaygın sonuçları arasındadır. İdeal kiloya ulaşmak görünüş açısından değil, aynı zamanda kalp-damar sağlığı açısından da önemlidir.

6-Stresinizi yönetin: Kronik stresin vücut üzerindeki olumsuz etkilerinden biri de kolesterol seviyelerinin artırmasıdır. Stres, vücutta kortizol gibi stres hormonlarının salgılanmasına neden olabilir. Bu hormonlar, trigliserit seviyelerini artırabilir ve kötü kolesterol seviyelerini yükseltebilir. Bu da kalp-damar hastalıkları riskini artırabilir. Stresle başa çıkmak için derin nefes egzersizlerini deneyebilirsiniz.

7-Düzenli olarak kontrole gidin: Kolesterol seviyeleri basit bir kan tetkikiyle tespit edilebilir ve düzenli aralıklarla kontrol edilmesi önemlidir. Kolesterol seviyeleri sınırda veya yüksek ise özellikle de hipertansiyon, diyabet, ailesel kolesterol yüksekliği veya ailede kalp ve damar hastalığı hikayesi var ise bu kontroller sıklaştırılmalıdır. Çünkü erken teşhis, gerekli önlemleri almanızı sağlayabilir. Kolesterol seviyelerinde artış tespit edildiğinde, doktorunuz size uygun tedavi planını önerecektir. Bu genellikle yaşam tarzı değişikliklerini içerir, ancak bazen ilaç tedavisi de gerekebilir. 9-11 yaş aralığında mutlaka bir kez de olsa kolesterol seviyelerinin kontrol edilmesi, normal ise de her 5 yılda bir tetkik edilmesi önerilmektedir. Yüksek kolesterol, yaşam tarzı değişiklikleriyle düşürülemediğinde veya eşlik eden kalp damar hastalıkları var ise ilaç kullanımı kaçınılmazdır.

NEDEN YÜKSELİR?

– Ailesel kolesterol yüksekliği gibi genetik durumların olması, sağlıksız beslenme ve yağlı besinlerin aşırı tüketilmesi, fazla kilolu olmak ve fiziksel aktivite eksikliği sonucu hareketsiz yaşam sürmek kolesterolü yükselten sebeplerdir.

BELİRTİ VERİR Mİ?

Kolesterol seviyeleri kan şekerinin düşüp yükselmesi gibi hissedilmez. Tehlikeli olan da zaten budur. Belirti vermeden zamanla tüm vücut damarlarında hızla artan hastalığa sebep olabilir. Göz kapakları ve çevresinde sarı yağ birikimi, ellerde ve tendonlarda yağ birikimi kan yağlarının sürekli ve çok yüksek gittiğinin bir işareti olabilir. Diğer taraftan göğüs ağrısı, uzuvlarda uyuşma, soğukluk, baş dönmesi, konuşma bozukluğu, geç iyileşen yaralar da yüksek kolesterole bağlı gelişmiş damar hastalıklarının işaretleri olabilir.

HANGİ SORUNLARA SEBEP OLUR?

Kan seviyelerinin yüksekliği kan damarlarının iç duvarlarında yağ birikintilerine sebep olur. Bunlar da zamanla damarlarda darlık ve tıkanıklıklar yaratarak; kalp krizi, inme (felç) gibi hayati kayıplara sebep olan sonuçlar doğurur.

İLAÇLARIN YAN ETKİLERİ VAR MI?

Kolesterol yüksekliğinde ilaç tedavisi genellikle statin adı verilen ilaçlarla başlar. Vücudumuza zararlı etkileri olabileceği korkusuyla çoğu zaman hayat kurtarıcı bu ilaçlar kullanılmamaktadır. Nadir durumlar haricinde bu ilaçlar gerek hormon seviyelerinde gerekse diğer vücut fonksiyonlarında klinik olarak belirgin olumsuzluklar yaratmamaktadır. Kolesterol seviyelerinin yüksek seyretmesiyle karşılaşacağınız tehlikeler ise çok daha hayatidir. Aralıksız kullanılması gereken ilacın olumlu veya olumsuz tüm etkileri hekiminiz tarafından da yakından takip edilecek ve gereğinde doz veya ilaç değişikliği yapılacaktır.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kolesterolu-ilacsiz-dusurme-yollari/feed/ 0
Türk Eczacıları Birliği’nden üç hastalık için ‘ilaç yokluğu’ uyarısı https://www.foxhaber.com.tr/turk-eczacilari-birliginden-uc-hastalik-icin-ilac-yoklugu-uyarisi/ https://www.foxhaber.com.tr/turk-eczacilari-birliginden-uc-hastalik-icin-ilac-yoklugu-uyarisi/#respond Mon, 29 Jan 2024 21:00:35 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2758 Türk Eczacıları Birliği, yabancı bir ilaç firmasının Türkiye’de satışa sunduğu epilepsi, alzheimer, migren hastalarının kullandığı ilaçların satışını durdurduğunu ve bu ilaçların bazılarının eşdeğerlerinin olmaması nedeniyle hastaların mağduriyet yaşayacağını bildirdi. Birlik açıklamasında; “Yerli ilaç sanayimizin tüm imkanlar kullanılarak desteklenmesi ve bu ilaçların ülkemizde bir an önce üretilerek ülke insanımızın hizmetine sunulması gerekmektedir. Türk Eczacıları Birliği olarak bu konuda gereken sorumluluğu alacağımızı belirtiyor, ilgili tedbirlerin acilen alınması konusunda yetkili kurumlara çağrıda bulunuyoruz” denildi.

“GÖZ DAMLALARINDA DA SORUN YAŞANACAK”

Türk Eczacıları Birliği (TEB), yabancı bir ilaç firmasının Türkiye’de satışa sunduğu bazı ilaçların satışını sonlandırdığını duyurması üzerine yazılı açıklama yaptı. Firmanın aldığı bu karar ile epilepsi, alzheimer, migren hastalarının kullandığı ilaçlar ile göz damlalarını içeren bazı ilaçların satışının durdurulduğunu ve bu ilaçların bazılarının eşdeğerlerinin de olmaması nedeniyle hastaların mağduriyet yaşayacağı ifade edildi.

TEB açıklamasında, bu sorunların önüne geçilebilmesi için yerli ilaç sanayisinin desteklenmesi ve bu ilaçların bir an önce üretilerek hizmete sunulması gerektiğine dikkat çekildi. Birliğin açıklamasında şöyle denildi:

– Ülkemizde faaliyet gösteren yabancı bir ilaç firması, dağıtım kanallarına gönderdiği bir yazıyla Türkiye pazarındaki satışa sunduğu bazı ilaçların satışını sonlandırdığını duyurmuş, firmanın İletişim ve Hasta İlişkileri Direktörlüğü tarafından da bir basın kuruluşuna ‘Mevcut ekonomik koşullara ve kur farklarına bağlı olarak ürünlerimizin bazı formlarının pazara sunumunu durdurmak zorunda kaldık’ açıklaması yapılmıştır. Söz konusu firma geçtiğimiz cumartesi günü yaptığı açıklamada şirketlerinin Türkiye’den çekildiği yönündeki haberlerin asılsız olduğunu ifade etmiştir. Açıklamada kamuoyunda haberlere esas olan bazı ilaçların satışının durdurulmasıyla ilgili farklı bir gelişmeden bahsedilmemiştir.

“FİRMA ÇEKİLMİYOR AMA İLAÇLAR BULUNAMAYACAK”

– Konunun özü, firmanın Türkiye pazarından kısmen ya da tamamen çekilip çekilmemesi değildir. Konunun esası, epilepsi, Alzheimer, migren hastalarının kullandığı ilaçlar ile göz damlalarını içeren bazı ilaçların satışının durdurulması ve bu ilaçların bazılarının eşdeğerlerinin de olmaması nedeniyle hastalarımızın yaşadığı mağduriyettir. Firma tarafından yapılan açıklamada bu konuya açıklık getirilmemiştir.

– Bölge Eczacı Odalarımızın ve eczacılarımızın, ilaca erişimde sıkıntılar yaşanan bu dönemde hastalarımızı ve kamuoyunu ilaç eczacılık faaliyetleri hakkında şeffaf bir şekilde bilgilendirmesi mesleki zorunluluğudur. Firma yaptığı açıklamada ayrıca uzun süredir bu ülke insanına hizmet verdiğini dile getirmiştir. Verdikleri hizmetler nedeniyle kendilerine teşekkür etmekle birlikte, vatandaşlarımızın da ülkemizin de bu hizmetleri karşılıksız bırakmadığını, bedeli ne ise ödediğini belirtmemiz gerekir.

“YERLİ İLAÇ SANAYİ DESTEKLENMELİ”

– Hastalarımızın yaşayacağı bu tür mağduriyetlerin önüne geçilebilmesi için yerli ilaç sanayimizin tüm imkanlar kullanılarak desteklenmesi ve bu ilaçların ülkemizde bir an önce üretilerek ülke insanımızın hizmetine sunulması gerekmektedir. Türk Eczacıları Birliği olarak bu konuda gereken sorumluluğu alacağımızı belirtiyor, ilgili tedbirlerin acilen alınması konusunda yetkili kurumlara çağrıda bulunuyoruz.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/turk-eczacilari-birliginden-uc-hastalik-icin-ilac-yoklugu-uyarisi/feed/ 0
Aile hekimleri uyardı: İkram ilaç kalp krizine yol açabilir https://www.foxhaber.com.tr/aile-hekimleri-uyardi-ikram-ilac-kalp-krizine-yol-acabilir/ https://www.foxhaber.com.tr/aile-hekimleri-uyardi-ikram-ilac-kalp-krizine-yol-acabilir/#respond Fri, 29 Dec 2023 21:09:35 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1667 Viral enfeksiyonların arttığı son günlerde soğuk algınlığı belirtilerine karşı tavsiye ve ikram ile kullanılan ilaçlara karşı uzmanlar uyarıyor.

İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Başkanı Dr. Esin Ayfer Çulha Dildök “Burun tıkanıklığı için doktor kontrolü olmadan kullanılan ilaçlar, huzursuzluktan kalp krizi belirtilerine, alerjik semptomlar için alınan antihistaminikler ise tehlikeli iş kazalarına kadar pek çok tehlikeli duruma neden olabilir. Her hastalığın tedavisi aynı değil, ilaca ve dozuna doktor karar vermeli” dedi.

Son bir aydır hem aile hekimlikleri hem poliklinikler hem de acillerde, üst solunum yolu enfeksiyonu ve soğuk algınlığı şikayetiyle yoğun bir şekilde hasta gördüklerini anlatan İSTAHED Başkanı Dr. Esin Ayfer Çulha Dildök, eş dost tavsiyesi veya ikramı ile kullanılan ilaçların tehlikelerine işaret etti.

“EZBERE İLAÇ ALINMAMALI”

Özellikle burun tıkanıklığı ve akıntısı için doktor kontrolü olmadan en sık ‘dekonjestan’ içerikli ilaçların kullanıldığına dikkat çeken Dr. Dildök, diğer ilaç ve hastalıklarla etkileşimi nedeniyle herkes tarafından ezbere alınmaması gerektiğini, huzursuzluk, kaygı ve hatta kalp krizi belirtilerine bile yol açabileceğini söyledi. Viral enfeksiyonlar ile alerjik rinit belirtilerinin de karıştırıldığını ve bu nedenle vatandaşların ‘uyku ve sersemlik’ etkisi olabilen alerji ilaçlarını da doktor önerisi olmadan almaması gerektiğini vurguladı.

İstanbul Aile Hekimliği Derneği Başkanı Dr. Esin Ayfer Çulha Dildök

“KOMŞUMDAN ŞU İLACI ALDIM DİYE GELİYORLAR”

Dr. Dildök, şöyle devam etti:

– Yaklaşık bir aydır üst solunum yolu enfeksiyonları açısından inanılmaz bir yoğunluk var. Sezonun birçok hastalığı aynı anda görülüyor. Bu hastalıkların tedavi süreçleri birbirlerinden farklı olsa da halkımız için bunların hepsi grip ya da soğuk algınlığı. Oysa sezonda influenzasından normal nezleye, soğuk algınlığından Beta streptokok gibi boğaz enfeksiyonlarına, hatta Kovid’e kadar birçok üst solunum yolu enfeksiyonu etkeni var.

Dr. Dildök, bu dönemlerde en çok yaşadıkları sorunun, ezbere ilaç kullanımı olduğuna işaret ederek, “Tüm soğuk algınlığı semptomlarına iyi geldiği düşünülen ilaçlar maalesef her hastaya uygun olmuyor. Özellikle burun tıkanıklığı temel bir problem olduğu için insanlar bunu bir an önce çözmek istiyor. Bunun için de burun tıkanıklığına iyi geldiğini düşündükleri, başkasının tavsiyesiyle aldıkları ilaçları kullanıyorlar. Hastalarımız bize muayeneye gelince de ‘Şunu kullanıp geldim’ ya da ‘Komşuma iyi gelmiş bundan aldım, bana da ondan yazar mısınız?’ şeklinde taleplerde bulunabiliyor” diye konuştu.

“KALP KRİZİ GİBİ BELİRTİLERE BİLE YOL AÇABİLİR”

Hekim kontrolünde kullanılması gereken birçok ilaç olduğunu ancak bunların bilinçsizce çok yaygın olarak kullanılabildiğine de dikkat çeken Dr. Dildök, sözlerini şöyle sürdürdü:

– Hekim kontrolü olmadan yaş grubuna, ek hastalıklarına, kullandığı diğer ilaçlara bakmaksızın hızlı bir şekilde nefes yolunu açmaya çalışıyor hastalarımız. Bu ilaçlardaki temel mekanizma oradaki sıvının azaltılması ve burnun içinde bulunan ve yastıkçık diye bilinen, konka diye tıbbi olarak tarif ettiğimiz bölgedeki ödemi azaltarak nefes yolunu açması. Dolayısıyla hastalar hızlı sonuç vermesinden çok memnun kalıyor ama bu etki o kadar hızlı oluyor ki bazen diğer sistemleri de etkileyebiliyor.

– Burun tıkanıklığına iyi gelen dekonjestan dediğimiz ilaçların, kronik hastalıklarda, örneğin epilepsisi olan kişilerde, yaşlı hastalarda kullanılmaması gerekiyor. Bunların doktor kontrolü dışında kullanımı ilk etapta huysuzluk, ajitasyon, el titremesi, kalp hızının artması gibi semptomlara neden olabildiği gibi kalbi çok zorlayarak ciddi anlamda kalp krizini taklit eden belirtiler göstermesine bile neden olabiliyor.

“ALERJİ İLE SOĞUK ALGINLIĞI KARIŞTIRILIYOR”

Dr. Dildök, bir diğer problemin de soğuk algınlığı semptomları ile alerjik rinit gibi alerji alevlenmesinin karıştırılması olduğuna da vurgu yaparak antihistaminik adı verilen alerji ilaçlarının da yine doktorun bilgisi olmadan ezbere kullanımının, çok ciddi sonuçları olabileceğine değindi. Dr. Dildök, şu uyarılarda bulundu: “Semptomlar birbirine çok benzediği için alerjiyi önleyici ilaçların da (antisaminik) bilinçsiz kullanımı söz konusu oluyor. Kimi antihistaminik ilaçların ise sedatif, yani uyku getirici, dalgınlık gibi yan etkisi olabileceği için yine örneğin günlük hayatında araba kullananlarda, dikkat gerektiren işlerde çalışanlarda mesela inşaat işçileri, çok dikkatli kullanılması gerekiyor. Gerek dekonjestan içeren gerekse antihistaminikleri, hepsini elbette ki gerektiğinde tedavide kullanıyoruz. Ama buna bir hekim karar vermeli. Dozu, hastanın durumuna göre ayarlamalıdır.”

ALINACAK ÖNLEM MASKE VE GRİP AŞISI

Dr. Esin Ayfer Çulha Dildök, son olarak da bu kritik günlerde maske kullanımı ve grip aşısının önemine de değinerek sözlerini şöyle noktaladı:

– Üst solunum yolu enfeksiyonları gerçekten bu yıl çok ciddi başladı. Toplu taşımalarda, okullarda, maske kullanmak gerekiyor. Maalesef biz maskeyi Kovid dönemine ait bir koruyucu olarak tanıdık. Oysa öyle değil. Maske gerçekten şu an için en büyük koruyucumuz. Henüz hala geç değil. Mart sonunu kadar kullanmaya devam etmemiz gerekiyor. Bu hastalık süreci de yükselerek devam edecek gibi görünüyor. Grip aşısı olmak da çok önem kazanıyor. Bunu çok ihmal ediyoruz.

– Aşılarda tereddüt ediyor bazı hastalarımız ama şunu bilmeliyiz ki aşının koruyuculuğu, aşısız bir ortamda yaşayacağımız hastalıkların yoğunluğu ve ağırlığından, hastaneye yatışlardan çok daha ucuz ve çok daha güvenilir. Sadece aşının tanımlandığı risk grubundakiler değil, 2 yaşından itibaren herkese ücreti karşılığında alınıp uygulatabiliriz. Ben kendi çocuğuma, 2 yaşından beri grip aşısı yaptırıyorum. Ve açıkçası kreşe gitmesine rağmen bir gün bile devamsızlığı olmadı. Evet nezle oluyor, grip oluyor ama hiçbir zaman ateşli ve ağır geçirmedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/aile-hekimleri-uyardi-ikram-ilac-kalp-krizine-yol-acabilir/feed/ 0