İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Hatay’da Uzun Çarşı’dan sonra Defne Belediyesi Çekmece Ek Hizmet Binasındaki programa katıldı.
Türk Belediyeler Birliği (TBB) adına Hatay ve ilçelerine 24 adet belediye hizmet aracı, 1000 adet de çöp konteyneri hibe ettiklerini söyleyen İmamoğlu, “Biz hizmeti AK Partili belediyeye, CHP’li belediyeye Türkiye İşçi partisinden bir belediyeye verdik. Biz adalete, hakkaniyete inanan insanlarız. O yüzden rakip siyasi partilere aynı davranırız. Onların yaptığı gibi yapmayız, herkese adaletli davranırız. Particilik, tarafgirlik bir virüs gibi tüm ortak değerlerimizi parçaladı. İstanbul’daki belediyelerden partizanlığı söküp attım, Türkiye’den de atacağız” diye konuştu.
“BEN 11 YILDIR SİZİNLE UĞRAŞIYORUM, GİDENE KADAR DA UĞRAŞACAĞIM”
İmamoğlu, kayyum atanan belediyeler hakkında da şunları söyledi: “Uğraşmak derken onlar zannediyorlar ki Ekrem İmamoğlu‘nu yıldırırız. Ben 11 senedir sizinle uğraşıyorum. Gidene kadar da uğraşacam gidene kadar. Yani bu şehrin insanları birilerini seçecek, uydurma iddianamelerle, uydurma tavırlarla, uydurma bir takım yaptığınız işlerle ama yargıda ama mülki amirler üzerinde bunları yapacaksınız, biz de öyle köşede oturacağız öyle mi?
Bakın size bir şey söyleyeyim sevgili hemşerilerim. 11 parti ile irtibat kurduk. Ben pazartesi günü 10 genel başkanla görüştüm. Bir tanesi de vermedi randevuyu, istismar edilir dedi. Saygı duyuyoruz şimdilik ama ondan da istemeye devam edeceğim randevuyu, hiç elimizden kurtulamaz. 10 parti genel başkanı bu konuda haksızlık, hukuksuzluk yapıldığını, hakkında hukuksuz karar verilen kişilerle aynı fikirde olmamasına rağmen, onun fikirlerine karşı çıkmasına rağmen, birkaç genel başkan ‘ben uygulamaya bakarım’ dedi, ‘bu haksızlığa karşıyım’ dedi. Milletin iradesine kimse dokunamaz dedi. Meclis’te bunun çalışması yapılacak.
Genel başkanımızla konuştuk. Onun talimat verdiği genel başkan vekillerimizle bir çalışma yapılacak. Ortak bir kanun maddesini meclisin gündemine getirecekler. TBMM’de iktidar en fazla yüzde 20 temsil eder. Yüzde 80’e yakını bu otokrat kafaya karşıdır kardeşim. Bu bazen oyla tespit edilmez biz bunu yaşıyoruz şu an. Bu uygulama haksız uygulamadır. Dolayısıyla Esenyurt’ta bunlar olacak, Mardin’de, Şanlıurfa’da bu işler olacak adalet mücadelesi veren kendisi de adaletsizlik yapacak bu insanlarla Ekrem İmamoğlu uğraşmayacak öyle mi hadi oradan.”
“BİZ BURAYA GELDİK DİYE ŞEHRİN VALİSİ VE BELEDİYE BAŞKANI İZNE ÇIKTI”
Bugün Antakya’ya geldikleri için şehrin valisi ve belediye başkanının izne çıktığını söyleyen İmamoğlu, “Biz buraya geldik diye şehrin valisi de izne çıktı şehrin büyükşehir belediye başkanı da. Şimdi ben bunlara eskiden üzülüyordum ama ben onlara iyilik yapıyorum onlar için dua ediyorum. Diyorum ki; Allah sizi ıslah etsin, Allah size akıl versin. Şimdi bu tam bir nezaketsizliktir ama önemli değil. Benim için önemli olan ne biliyor musunuz? Benim için hakkını vermeyen vekil değil; hakkını vermeyen, temsil etmeyen yönetici değil. Benim için asıl olan millet millet, sizsiniz. Ben onlara dua etmeye devam edeceğim Allah akıl versin.
Bu arada bu aralar bir moda var. Ekrem İmamoğlu’na laf atarsak birinin gözüne gireriz. Onların kimin gözüne girmek istediğini biliyorsunuz değil mi? Bir kişi. Yeter ki onun gözüne girsinler. Hani kameraya girmeye çalışanları hatırlıyorsunuz değil mi yanında durmaya çalışanları. Yahu onun değil, milletin yanında olacak, milletin yanında duracaksın, milletin. Ama biz bunu bunlara öğreteceğiz. Yavaş yavaş. Bak, ne yapalım? Hızla olmuyor ama yavaş yavaş, olacak.
Bazı eksiklerimiz olabilir, bazı hatalarımız olabilir. Düzelteceğiz. Milletimizin hak ettiği özgürlüğü, bu güzel cumhuriyete yakışan demokrasiyi elde etmek için size söz veriyorum. Bu kardeşiniz yola çıkmıştır. Sizi mahcup etmeyecek ve bunu başaracağız” şeklinde konuştu.

Devlet BahçeliEkrem İmamoğluİmamoğluPolitika3-sayfaKayyumGündemMHP
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yenilenen 7 köy parkının da açılışının yapıldığı temel atma törenine İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Amasya Belediye Başkanı Turgay Sevindi ve İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa ile birlikte katıldı.

“MUHALEFETE ÇOK ÇALIŞMAYI DA ÖĞRETECEĞİZ”
İmamoğlu törende yaptığı konuşmada, seçildikleri 2019 yılından beri 39 ilçeye ayrım yapmadan eşit hizmet götürdüklerini söyledi.
İmamoğlu “Biz seçimi sadece birkaç günlük seçim maratonu olarak görmüştük. Seçimin son gününe kadar sahada çalışıyorduk. İş üretiyorduk, temel atıyorduk, açılış yapıyorduk. Seçim bitti, o günden bugüne yine açılışlar yaptık, temel atma törenleri yaptık. Biz ne dedik? Arı gibi çalışmak… ‘Ekrem İmamoğlu atom karınca.’ Ben diyorum ki; biz bundan sonra çok çalışmanın adını bile değiştireceğiz. Bize bakıp akıllarına sadece şu gelecek; kim olursa olsun ‘biz de çok çalışmalıyız’ diyecekler. Biz Türkiye’de muhalefetimize çok çalışmayı da öğreteceğiz. Göreceksiniz hem gayretli, hem adaletli, hep liyakatli olacağız. Size mahcup olmayacağız” diye konuştu.

“ATIK SU KAYNAKLI KİRLİLİĞİ ORTADAN KALDIRACAĞIZ”
Çatalca’ya sundukları hizmetleri anlatan İmamoğlu, 16 mahallede altyapı eksikliğinden dolayı yaşanan su baskınlarını temelini attıkları yatırımlarla kalıcı olarak çözüleceğini belirtti.
İmamoğlu “Muhtemel can kayıplarını, mal kayıplarını artık Çatalca’da da hiç yaşamayacağız. Atık su kaynaklı kirliliği ortadan kaldıracağız. Ne Karadeniz’e ne de Büyükçekmece Gölü’ne herhangi bir atık su gitmeyecek. Çevre temizliğini çok önemsiyoruz. Arıtma tesislerinin yükünü hafifletiyoruz. Yağmur sularının en temiz şekilde göle denize ulaşmasını sağlıyoruz” dedi. Hiçbir zaman göz boyayan işler yapmayacaklarını vurgulayan İmamoğlu “Biz size faydalı işler yapacağız. Görmeyeceksiniz ama toprağın altında size hayatınızı güzelleştirecek, hayatınızı, yaşamınızı kaliteli hale getirecek yatırımları yaptık. Yapmaya devam edeceğiz” dedi. Çatalca’nın 7 köy parkını da yenileyerek açılışını yaptıklarını anlatarak Çatalca’nın bütün köylerinin elden geçirileceğini söyledi.

“İHANET, EMANETE EDİLMEZ”
Bakış açılarının “insana saygı ve şehre özen” olduğunu dile getiren İmamoğlu “İnsanlarımızı dinleyeceğiz. Onların ne dediklerini duyacağız. Ona göre sorunlarına çözüm ulaştıracağız. Çözemeyeceğimiz bir sorun ise niçin çözülemeyeceğini anlatacağız. Bizim gizlimiz saklımız yok. Biz neyi biliyoruz? Sizin adınıza görev yaptığınızı biliyoruz. Biz, sizlerin şehri emanet ettiği insanlarız. Ben de öyleyim Erhan Başkan da öyle. İhanet, emanete edilmez. Hele hele sizlerin emaneti olan bu kutsal şehre hiç ihanet edilmez. Bu şehre Allah’a şükür hep koruyucu gözle baktık. Hep iyi işler, güzel işler yapma gayretinde olduk, olmaya devam edeceğiz. 100 milyonlarca liralık temel atma töreni yapıyoruz. Bir liralık iş de, bir milyar liralık iş de birbirinden çok farklı değildir. Biz baktığımız pencere şu; milletin parasını kullanıyoruz. Milletin parasıyla sizlere faydalı işler yapıyoruz. Yani milletin parasını kuruşuna kadar millete veriyoruz. Bu bizim en asil yolculuğumuzdur” diye konuştu.

“BAŞARIMIZIN ÖNÜNDE ENGEL DEĞİL”
İmamoğlu, son seçimde AKP’den CHP’ye geçen Çatalca Belediyesi’nin sıkıntılarıyla teslim alındığını belirterek “ Problemleri var. Ama inşallah her birini çözeceğiz. Mazeretimiz yok. Sorunları tespit edecekler. Size anlatacaklar. Belediyenin borcu neydi? Hangi eksikler yapıldı? Hangi hatalar yapıldı? Hangi işler yapılırken vatandaşa bilgi verilmedi. Bunları tek tek sizinle paylaşacak ama hiçbirisi bizim başarımızın önündeki bir engel değil. El ele, kol kola, sizin de o manevi gücünüzle bizim bu sorunlara çözmeye ve aşmaya Allah’ın izniyle gücümüz yeter. Hiç endişeniz olmasın” dedi. İmamoğlu “Aradan 5 yıl geçecek, görev dönemimiz biterken sizin huzurunuza geldiğimizde hem seçim öncesi söylediklerimi hem de bugün burada söylediklerimi hatırlayacaksınız. Diyeceksiniz ki; ‘İmamoğlu hemşerimiz, Erhan Başkanımızla birlikte söylemişti, yaptı. Bize oraları kazandırdı.’ Endişeniz olmasın” diye konuştu.
]]>
Törende İmamoğlu’na Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen ile İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa da eşlik etti. İmamoğlu törende yaptığı konuşmada “Seçimler geçti. Biz aynı şeyi söylemeye devam ediyoruz. Bundan sonra da hedefe ulaşana kadar aynı sözleri kullanacağız. Nedir o? ‘Tam yol ileri’ kavramı aslında milletimizin diline de işledi, ruhuna da işledi. Tabiri caizse çok ciddi kabul gördü. Çünkü insanlarımıza moral veriyor. Geleceğe dair yol yürümenin, koşmanın çok iyi geldiğini görüyorum insanlarımıza” dedi.
“SEÇİMİ KAZANMAK BİR GÜNLÜK MESELE”
Hedeflerinin seçimi kazanmak olmadığını dile getiren İmamoğlu “Seçimi kazanacağız elbette ama o bir günlük mesele. Esas olan sonrası, 5 yıllık mesele. O da aslında hedefimiz olan; İstanbul’un sorunlarını çözmek, 16 milyonun hayatını kolaylaştırmak, güzelleştirmek. Hedefimiz İstanbul’da yaşam kalitesini yükseltmek. Bu konuda da çok kararlıyız. Odaklandığımız, kitlendiğimiz hedef budur. Seçim kazandığımız zaman değil, bu hedefe ulaştığımız zaman biz kazanmış olacağız ve mutlu olacağız. Bunu her yerden beyan ettik. Onun için tam yol ileri diyerek hızımızı artırdık. Ve seçimden bu yana yine açılışlarımızı yapıyoruz. Temel atma törenlerimizi yapıyoruz” diye konuştu.

“SÖZDE YATIRIMLARIN DEVRİ BİTTİ”
İmamoğlu, İstanbul’un geleceğinin ancak doğru, gerçek yatırımlarla güvence altına alınabileceğini vurgulayarak şöyle devam etti:
“Kamu yatırımlarını iyi yönetmek lazım. Aksi takdirde eğer israfa dayalı bir sistemle yönetir, bir avuç insanın ihya edilmesi gibi meseleyi görürseniz geleceğimizi karartan işler olur. Biz asla buna müsaade etmedik, etmeyeceğiz. O nedenle İBB’nin bütün yatırımlarını, işlerini şeffaf katılımcı ve bilimsel süreçlerle yönettik. Yönetmeye devam ediyoruz. Plansız, projesiz, seçimde insanların gözlerini boyamak için değil, insanları aldatmak için değil, insanlarımızın ihtiyaçlarını karşılamak için yol yürüdük. Sözde yatırımların devrini zaten milletimiz bu seçimde bitirdi. Zarar veren, doğasına, insanına fayda vermeyen, sadece cebindeki paraya göz diken anlayışı da bitirdi. Hatırlayın; Kanal İstanbul’un ismini bile ağızlarına alamadılar. Çünkü o milletimiz için bir kabustu. İsmini anmamalarına rağmen, ‘gündemimizde yok’ deyip insanımızı bu seçimde de aldatırız demelerine rağmen, hem onları aldatamadılar, hem insanımız aldanmadı hem de Kanal İstanbul denen ucubeye, o beton projesine ‘bay bay’ dedi insanımız. Onu uğurladı. Onu artık gündeminden kaldırdı İstanbul’un. Bu bakımdan biz İstanbul’u gerçekten yatırımlarımızla ekonomik, toplumsal, çevresel, risk ve tehditlere karşı güçlendiren işler yapıyoruz.”
“HER YÖNETİCİMİZİN RUHUNA İŞLEMELİ”
İmamoğlu “Bizim işimiz, bizim projemiz, bizim anlayışımız yani bir partinin projesi ya da şahsın projesi değil. Milletimize ait, sizin işiniz. Sizin paranız. Onu iyi kullanmanın gururunu yaşıyoruz. Siz de ‘bugün törene katıldım, temeli attık’ diyeceksiniz. Sahipleneceksiniz. Çünkü sizin, size ait” dedi.
Halkçı ve icraatçı bir belediyecilik anlayışına sahip olduklarını söyleyen İmamoğlu “Herkesin, her yöneticimizin ruhuna işlemeli; halkçı, icraatçı belediyecilik” dedi.
SU TASARRUFU VE MELEN BARAJI ÇAĞRISI
İmamoğlu küresel iklim değişikliğine ve yaklaşan yaz mevsimine de dikkat çekerek vatandaşlara su tasarrufu çağrısı yaptı.
Yapımı yılan hikayesine dönen ve 2016 yılında açılması planlanan İstanbul’un su sorununu çözecek Melen Barajı’nın hala bitmesine tepkisini sürdüren İmamoğlu, “Orada kocaman çatlak bir gövdeyle bir inşaat duruyor. Nasıl düzeltileceği, nasıl yönetileceği konusunda harekete geçilmiyor. Bu olumsuzluk bütün kurumlara iletildi. Cevap bile yazılmıyor, üzülüyoruz. Bu konuları bizimle masalarda konuşsalar, çözümü birlikte arasak, sorunu birlikte çözsek daha güçlü işler yaparız. Kurumların arasına bu soğukluğu sokan bir siyasi anlayıştır. O siyasi anlayışı her ne kadar bu seçimde yerel yönetimlerden uzaklaştırmış isek de hala hükümetin bazı kanallarında aynı anlayış devam ediyor. Bunun onlara siyasi olarak da faydası olmadığını bu seçim gösterdi. Bunun insanlarımıza da faydası yok. Bundan vazgeçin. Birlikte düşünelim, birlikte konuşalım. Geçmişte hatalar niçin yapıldı? Hatalarda bir ihmal var mıdır? Bir kamu zararı var mıdır? Hesabı sorulsun. Derhal Melen’in bir kaynak olarak sağlıklı bir biçimde depolanıp enerji üreterek İstanbul’a hizmet etmesinin sağlanması şart. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İSKİ olarak böylesi önemli bir problemin çözümüne katkı sunmaya hazırız” diye konuştu.
“EN ÖNDE YÜRÜYERLER OLACAĞIZ”
İstanbul’un 39 ilçesini ayrım yapmadan gezdiğini söyleyen İmamoğlu “Seçilen herkesin yeri başımızın üstü. Hiç sorun yok. Birlikte iş üretmek istiyoruz. Bürokrasimiz eş güdümlü çalışsın istiyoruz. O parti, bu parti demeden artık işimiz milletimize hizmet üretmek. Bu bağlamdaki anlayışın her zaman en önde yürüyenler olacağız. Altyapıdan üst yapıya, peyzajdan, yeşil alanda kreşlere, kültür merkezlerinden birçok noktaya kadar seçim öncesi söylediğimiz her sözün karşılığını bu 5 yıllık yolculuğumuzda bulacaksınız” dedi.
EMEKÇİLERİN İŞÇİ BAYRAMINI KUTLADI
Tüm bu yatırım projelerinde çalışan emekçilere özel olarak teşekkür eden İmamoğlu “Yarın işçinin ve emekçinin bayramı. Biz bu bayramı çok önemsiyoruz. Bayram tabii ki aynı zamanda bizim dertlenme günümüz. Dertleneceğiz, işçimizin, emekçimizin derdine. Ve çözüm bulma konusunda bize düşen payıyla en üstün sorumluluğu üzerimize alacağız. Ama ülkemizde biliyoruz ki ne yazık ki işçinin, emekçinin ve de ne yazık ki çok yazık ki çok üzülerek söylüyorum ki özellikle emeklinin derdi büyük. Biz elbette dayanışmayı, yardımlaşmayı arttırmayı da o insanlarımıza destek olmayı da birinci sırada tutuyoruz. İşçimizin, emekçimizin bayramı kutlu olsun. İnşallah sendikasız çalışan kalmasın. Biz İBB’de sadece 5 yılda hem sendikal çeşitliliği arttırdık. Hem de sendikalı çalışan sayısını iki katına çıkardık. Az buz değil. Biz insanımızla işimizi konuştuğumuz gibi insanımızla onun emeğinin karşılığını almasını da konuşmayı başarmalıyız. Çünkü biz demokrat olmayı, öncü olarak zihnine yerleştirmiş insanlarız. Demokrat olacağız, adil olacağız, ahlaklı olacağız. Özenli olacağız. Milletimize layık olacağız” dedi.
]]>Oturumu yönetmek üzere meclis salonuna alkışlarla gelen İmamoğlu, tüm meclis üyelerinin tek tek eline sıkarak kutladı.
316 meclis üyesinden oluşan mecliste, bu dönem CHP çoğunluğu sağladı, AKP azınlıkta kaldı. Meclis, İBB Başkanı İmamoğlu ve 185 CHP’li meclis üyesi, 129 AKP’li meclis üyesi ve 2 MHP’li meclis üyesinden oluştu.
İlk oturumda, meclis başkanvekilleri, katip üyeler, encümen ve ihtisas komisyonlarına üye seçimi yapıldı.
İstanbul Boğazı Belediyeler Birliği, Marmara Belediyeler Birliği, Tarihi Kentler Birliği üye seçimleri de gerçekleştirildi.
Meclis 1. Başkanvekili CHP’li Meclis Üyesi Nuri Aslan, 2.Başkanvekili Gökhan Gümüşdağ oldu. CHP’li Gümüşdağ, mecliste uzun yıllar grup başkanvekilliği yapan AKP’li Göksel Gümüşdağ’ın kuzeni.
PARTİ GRUPLARININ YENİ YÖNETİMLERİ
Oturumda siyasi parti gruplarının yeni yönetimleri de belli oldu. CHP Grup Başkanvekilliğine Ülkü Sakalar getirildi. Böylece meclis tarihinde ilk kez bir kadın, grup başkanvekili oldu.
CHP Grup Sözcülüğüne de önceki dönemde de meclis üyesi olan Gencay Özcan getirildi.
Önceki dönemde AKP Grup Başkanvekili olan Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu’nun yeni dönemde görevi sona erdi.
AKP’nin yeni grup başkanvekili önceki dönemde meclis 1. Başkanvekili olan Zeynel Abidin Okul oldu. Grup sözcüsü ise değişmedi ve Murat Türkyılmaz görevine devam etti.

“ALLAH UTANDIRMASIN”
İmamoğlu oturumu “Allah utandırmasın, herkese üstün başarılar diliyorum” sözleri ile açtı. Ardından İstiklal Marşı okundu ve saygı duruşunda bulunuldu. Ardından açılış konuşması yapan İmamoğlu, “31 Mart 2024 seçimlerinde, halkımız demokratik hakkını kullanmış ve İstanbul’u 5 yıl daha yönetmemiz yönünde bizlere vazife vermiştir. 5 yıl boyunca gösterdiğimiz gayret ve hizmetin halkımız nezdinde takdirle karşılanması ve teveccüh görmemiz bizi ziyadesiyle memnun etmiştir. Bu takdirin verdiği sorumluluk bilinciyle ikinci dönemimizde de, İstanbul’un atılım ve yatırım dönemi daha da büyüyerek devam edecektir. İsrafı bitirmiş, halkçı belediyeciliği getirmiş olan yönetim anlayışımız Türkiye’de pek çok kente örnek oldu. Dayanışmacı ruhumuzu temsil eden Askıda Fatura uygulamamız ise dünyada onlarca kent tarafından ne mutlu ki örnek alındı. Yolumuza hem kalkınmacı hem de dayanışmayı gözeten bu anlayışla daha güçlü şekilde devam edeceğimiz yeni bir döneme daha güçlü girmekten kıvanç duyuyorum” diye konuştu.
“MAKAMLAR GEÇİCİ”
İmamoğlu, meclis üyelerine “Unvan ve makamlarımız geçici, sorumluluğumuz ise her türlü şahsi ve siyasi hesabın üzerindedir. Allah hepimize, İstanbullulara mahcup olmamayı ve bu şehre hak ettiği hizmeti sunabilmeyi nasip etsin” diye seslendi.
“ATATÜRK’E LAYIK OLACAĞIZ”
31 Mart seçimlerinin çok önemli mesajlar verdiğine dikkat çeken İmamoğlu “Her birimiz o mesajları iyi anlamak ve gereğini yapmakla yükümlüyüz. Her şart altında, ortak akıl, istişare ve uzlaşma kültürüyle hareket eden, İstanbulluların menfaatlerini önceleyen, tam anlamıyla demokratik bir meclis tecrübesini bu dönem hemşerilerimize yaşatacağız. İstanbul tarihinin ve tüm Türkiye’nin en şeffaf, en demokratik, en etkili, en verimli meclisi olacağız. Yetkimizi sadece ve sadece 16 milyon İstanbullunun çıkarları için kullanacağız.Ülkemizin ve cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e layık olacağız” dedi.
“VİCDANLI SİYASET TALEBİNİN İFADESİ”
31 Mart seçim sonuçlarının; adaletli, dürüst, sorun çözme odaklı bir siyaset talebinin ifadesi olduğunu dile getiren İmamoğlu “31 Mart, insanları kutuplaştırmayan, ortak akla dayalı ve vicdanlı bir siyaset talebinin ifadesidir. Bizim hizmet anlayışımızda hiçbir kesim bir diğerinin düşmanı ve hasmı değildir. Partizanlık, asla ama asla bizim yönetim anlayışımızda yoktur. Önümüzdeki 5 yıl boyunca bunu bu anlayışı bu mecliste çok daha da güçlü şekilde göstereceğiz. Bu büyük ekonomik krizde vatandaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Kent lokantaları, yurtlar, öğrenci bursları, anne kartlar, kadın eğitim kurumları ve kreşler ile sosyal alt yapı projelerimize hız vereceğiz. Elimizden gelen her fırsatı ve bulacağımız her kaynağı kullanarak şehrimizin altını metro ağlarıyla örmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
CUMHURBAŞKANINA İMZA ÇAĞRISI
İmamoğlu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da mesaj vererek şunları söyledi:
-Umut ediyorum ki, hiçbir fayda sağlamadığı bu seçimlerle iyice anlaşılan, bazı engelleme çabaları da artık son bulur.
-Bugün, kıymetli İstanbul Meclisi’nde tekrar etmek isterim ki; başta Beylikdüzü-Sefaköy raylı sistemi olmak üzere artık bekleyen tüm imzalarımızı atınız. Atın ki biz de hızlıca işimize odaklanalım.
-İstanbul’un çevre, ulaşım ve trafik sorunlarını hızla çözebilelim. Bu yeni dönemde sırt sırta verebilirsek şehrimizin her ilçesinde yaşam kalitesini kat kat artırabiliriz.
“HEPİMİZ AYNI GEMİDEYİZ”
-İstanbullular bizden icraatçı ve halkçı bir belediyecilik yapmamızı bekliyorlar. Bu şehirde yaşayan 16 milyon hemşerimizin kahır ekseriyeti siyasi rekabetin demokrasi, hukuk, ahlak ve nezaket sınırları içerisinde yapılmasını talep ediyorlar. Hatırlatmak isterim ki hepimiz aynı gemideyiz.
-Ülkemizin etrafı, uluslararası sorunların adeta merkezi haline döndü. Ulusal güvenlikle ilgili daha büyük riskler içeren bir ateş çemberiyken particilik yapamayız. Yapmamalıyız.
-Geçmişe takılıp kalmadan, siyasetin her koşulda müzakere ve uzlaşı sanatı olduğunu bilerek hareket edeceğiz. Hep beraber öyle yapmalıyız.
“31 MART’I DEMOKRASİ İLE TAÇLANDIRALIM”
-Bu kürsüden hangi partiden olursa olsun seçilen tüm yeni meclis üyelerimize, belediye başkanlarımıza, hükümetimize çağrıda bulunuyorum: Gelin el birliği ile İstanbul’umuzu ve ülkemizi güzel ve müreffeh günlere taşıyalım. Bunu hep birlikte yapalım.
-Gelin 31 Mart’ı demokrasiyle taçlandıralım. Gelin bu sonucu hukuk devletimizi yeniden tesis etmek için bir sinerjiye dönüştürelim. Gelin hukuk devletini, demokrasimizi ve kardeşlik iklimini yeniden tesis edelim. Gelin akılcı, samimi, şeffaf ve hesap verebilir politikalarla ekonomimizi ayağa kaldıralım.
-Gelin el birliği ile ülkemizi, İstanbul’umuzu depreme hazırlayalım. Unutmayalım: İstanbul’daki yatırımlar ve hizmetler hepimizin, İstanbul’da harcanan her kuruş bütün milletimizindir. İstanbul’un her projesi bir partinin değil milletin projesidir.
-Gelin 31 Mart’ı bir milat olarak görelim. Şehrimizin ve ülkemizin kazanacağı, kaybedenin olmadığı bir dönüm noktasına çevirelim” diye konuştu.
KEPEZ BELEDİYE BAŞKANININ TUTUKLANMASINA TEPKİ
Konuşmasında adalet vurgusu yapan İmamoğlu, Antalya’daki teleferik kazası nedeniyle CHP’li Kepez Belediye Başkanı’nın tutuklanmasına tepki gösterdi.
İmamoğlu şunları kaydetti:
-Yıllar boyunca Soma faciasından Pamukova’ya ve benim de çok sevdiğim insanları kaybettiğim Çorlu tren faciasına kadar pek çok olay ortadadır. Yıllar geçmesine rağmen mahkemeler sürüyor. Kazalar ve facialar eğer ihmal yüzünden gerçekleşmişse sorumlusu ya da sorumlularının partisine bakılmaz. Gereği yapılır.
-Bu gereklilik iktidar partisi mensupları için neyse, benim partim CHP mensupları için de eşit olmalıdır. Adalet herkesi eşitler. Ne yazık ki birileri yıllarca korunurken, Kepez Belediye Başkanımızın tutuklanması akıl ve vicdanlarda soru işareti bırakmıştır. Bunun nedeni adaletin adamına göre tecelli etmesidir. Bu vesileyle, bir daha böyle üzücü olayların tekrar etmemesini Allah’tan niyaz ediyorum.
“ŞİİR GİBİ BİR 5 YIL”
İmamoğlu, konuşmasını şöyle tamamladı:
-İstanbul’da yeni bir dönemin eşiğindeyiz.Bugünden itibaren, birlikte atacağımız her doğru adım, İstanbul’umuzu çok daha güzel günlere, çok daha hızlı taşıyacak. Hep birlikte, uzlaşıyla atacağımız her doğru adım, şehrimizin ve ülkemizin bütünlüğünü, kardeşliğini pekiştirecek. İstanbulumuzun hem Ortadoğu hem de Balkan coğrafyası için çok önemli bir merkez, örnek bir coğrafya olduğu ortadadır.
-Bu bilinçle hareket etmeliyiz. İstanbul’a aynı zamanda insanlık için de çok önemli ve değerli merkezdir. Bu bilinçle, başta Gazze’de sürmekte olan insanlık dramının bir an evvel sona ermesini temenni ediyor, İstanbul’un kalbinin mazlumlarla attığını belirtmek istiyorum. Bölgemizde ne yazık ki artmakta olan gerilimlerin ve çatışma ortamının bir an evvel bitmesini temenni ediyorum.
-16 milyon hemşerimizin ve 86 milyon vatandaşımızın gözleri önünde sergileyeceğimiz demokrasi düzeyiyle herkes için örnek ve umut olmayı başarabiliriz.
-Hep birlikte, İstanbul’a şiir gibi, rüya gibi bir 5 yıl yaşatabilir, İstanbulluların gönlünde çok müstesna bir yere sahip olabiliriz. Bu umut ve heyecanla sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Oturum, MHP, AKP ve CHP grup başkanvekillerinin açılış konuşmalarının ardından oylamalar ile devam etti.
]]>
İmamoğlu, Trabzon’daki ikinci gününe bayram ziyaretleriyle başladı. İmamoğlu ilk ziyaretini Akçaabat Salacık Köyü’nde yaşayan 93 yaşındaki aile büyüğü Havva Cimşit’e yaptı. Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, CHP Trabzon milletvekili Sibel Suiçmez ve CHP Trabzon İl Başkanı Mustafa Bak’ın eşlik ettiği İmamoğlu, Cimşit ve yakınlarıyla bayramlaşıp, sohbet etti.
Salacık’tan yakınlarının hayır dualarıyla ayrılan İmamoğlu, yol üzerinde eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, çocukları Semih İmamoğlu ve Beren İmamoğlu’yla buluşarak, kendi köyü Cevizli’ye doğru yola çıktı. İmamoğlu çifti ve çocukları, Cevizli’deki ilk olarak aile kabristanı ziyaretini gerçekleştirip, dua etti.

Edilen duaların ardından köydeki baba evine doğru yola çıkan aile, davul-zurna ve horonla karşılandı. İmamoğlu’nun da dahil olduğu horon, vatandaşların katılımıyla genişledi.

Horonun ardından hemşehrileriyle köy meydanında bayramlaşan İmamoğlu, evlerinin önünden şu konuşmayı yaptı:
“HER ŞEYİMLE BURADAYIM”
– İnsanın doğduğu yere gelmesi kadar güzel bir şey yok. Bu da benim doğduğum köyüm. Doğduğum ev şu beyaz ev, ama burada da sonradan yetiştiğimiz evimiz var. Esas olan, insan, buralardan besleniyor. Buranın doğası, buradaki insanların sağlığı, iyiliği insana iyi geliyor.
– Dünyanın neresinde olursanız olun, insanın özü yine buradan başlayan öyle bir hikaye. Siz nasıl benim için dua ediyorsanız, ben de buradaki her insanımızın iyiliği için dua ediyorum. Şehrimizi, ilçemizi, köylerimizi çok seviyorum ve onların çok daha iyi olması için gözüm, kulağım, her şeyimle buradayım diyebilirim.

BELEDİYE BAŞKANLARINA SESLENDİ
– İl Başkanımız, milletvekilimiz, yeni seçilen belediye başkanlarımız burada. Bu arada ‘başkanlarımız’ demişken… Benim kapım her başkana açık. Kimsenin partisi benim için bir sınır değil, onu söyleyeyim. Trabzon’dan hangi belediye başkanı gelip kapımızı çalarsa, elimizde hangi güç-kuvvet varsa, hepsi için kullanmaya hazır bir hemşehrileriyim.
– Başka bir akıl bizim zihnimizde zaten dolaşmaz. Biz, insanları partisinden dolayı ayırt edenlerden olmadık, olmayız. İnsanımıza; benim canım hemşehrim, dostum, vatandaşım gözüyle bakarım. Dolayısıyla, umarım o akıl sona erer. Partiler detaydır. Esas olan milletin iyiliğidir. İnşallah öyle bir hizmet dönemini hep beraber var ederiz.
“BEN, BU CUMHURİYET’İN EVLADIYIM”
– Allah bana, bu küçük köyde doğup, dünyanın en güzel şehrinin belediye başkanlığını nasip etmiş. Onun için, kendime diyorum ki, ben, bu Cumhuriyetin evladıyım. Ve bu güzel köyde doğup ama daha sonra okullarında okuyup, sonra da milletine layık olma fırsatı ve mücadelesi içinde olan bir hemşehrinizim.
ANNEANNESİNDEN HAYIR DUASINI ALDI
İmamoğlu ailesi, Cevizli Köyü’ndeki bayramlaşmanın ardından 97 yaşındaki anneanneleri Emine İnan İmamoğlu’nu, Akçaabat Yıldızlı Mahallesi’ndeki evinde ziyaret etti.

Anneanne İmamoğlu’nun elini öpüp, hayır duasını alan İmamoğlu, cuma namazını kılmak için Söğütlü Ulu Camii’ne geçti. Hemşehrilerinin yoğun ilgisi ve sevgi gösterileri altında, zorlukla da olsa camiye giren İmamoğlu, cuma namazını, Ortahisar Belediye Başkanı Kaya ile birlikte kıldı.
]]>İngiltere’nin saygın gazetelerinden Financial Times da bugün bir başyazı yayınladı. Gazetenin yayın kurulunun imzasının yer aldığı makalede, “Türkiye’de muhalefetin çarpıcı dönüşü” başlığı kullanılırken, “Cumhurbaşkanı Erdoğan popülist politikalara dönmeye ve rakiplerini boğmaya direnmeli” ifadesine yer verildi.
Makalede, “Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz hafta sonu Türkiye’de yapılan yerel seçimlerin ardından alışılmışın dışında sönük bir görüntü çizdi. Yirmi yılı aşkın bir süredir ülkenin üzerinde yükselen Türkiye Cumhurbaşkanı, zafer kutlama konuşmalarına alışkındı. Ancak geçen hafta Ankara’da destekçilerine hitap ederken, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) 2002’de iktidara gelmesinden bu yana en kötü yenilgisini aldığını kabul etmek zorunda kaldı. Muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) oyların yüzde 38’ini alırken, AKP’ye verilen destek yüzde 35’e düştü. CHP sadece Türkiye’nin kilit şehirleri olan İstanbul ve Ankara’nın belediye başkanlıklarını korumakla kalmadı, aynı zamanda AKP’nin kalbi olan Anadolu’daki kasaba ve şehirlerde de kazandı” denildi.
Son dönemde birçok ülkede baskıcı rejimlerin güçlendiğine dikkat çekilirken, “Diktatörlerin yükselişe geçtiği bir dönemde, bu seçim liberal olmayan demokrasilerde bile seçimlerin önemine dair sağlıklı bir örnek teşkil etti. Daha da önemlisi, Erdoğan sonuçlara büyük ölçüde saygı duydu. 2019 yılında CHP’li Ekrem İmamoğlu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazandığında partisi yeniden oylama çağrısında bulunmuştu. Erdoğan yıllardır Türkiye’yi giderek daha otokratik bir yola soktu, devlet kurumlarının bağımsızlığını yok etti ve muhalefete karşı giderek daha tahammülsüz hale geldi. Türkiye’de oy verme nispeten serbest, ancak kesinlikle eşit olmayan bir oyun alanında gerçekleşiyor” ifadesi kullanıldı.
“ERDOĞAN İÇİN UYANIŞ ÇAĞRISI NİTELİĞİNDE”

VATANDAŞTAN İMAMOĞLU’NA: HER NAMAZDA DUA EDİYORUM SANA
Tur sırasında vatandaşlar ile İmamoğlu arasında ilginç diyaloglar yaşandı. Fotoğraf çekilmesi için torununu İmamoğlu’nun kucağına veren bir kadın vatandaş, “O kadar güzel insansınız ki, ailemizden biri gibisiniz. İnşallah uğurlu gelecek size” dedi. İmamoğlu vatandaşa, “Ne mutlu bana. Sağ olun” yanıtını verdi. Başka bir vatandaş da İmamoğlu’na desteğini, “Abim seni tebrik ederim. Hem de niye biliyor musun? İki kere seçim kazanıp, iki kere saydırdığın için. Allah nasip ederse, inşallah bir daha kazanacaksın. Bir daha saydıracağız” dedi. İmamoğlu’nun vatandaşa yanıtı, “Teşekkür ederim. Sağ olun” oldu.
İmamoğlu, “10 yıldır, 5 yıldır seni görmeyi hayal ediyorum. Hep böyle halkın içinde ol. Senin için can feda” diyen bir vatandaşı da “Allah razı olsun. Her zaman” şeklinde yanıtladı. Yaşlıı kadın ise, “Yavrum kazanacaksın, kazanacaksın. Her namazda dua ediyorum sana. Allah’ım, Allah’ım… Kurban olurum sana. Senin resmin bizim mahallede asılı” dedi. İmamoğlu da vatandaşa, “Sağ ol anacağım. Öpüyorum seni” yanıtını verdi.

“OYLARI BÖLMEYE ASLA GEREK YOK”
İmamoğlu’nun Eyüpsultan turu, vatandaşların yoğun ilgisi nedeniyle halk buluşmasına dönüştü. Rami’de ve ilçe merkezinde ayrı ayrı yolu kesilen İmamoğlu, buralarda yaptığı konuşmalarda özetle şunları söyledi:
* “Bugün Eyüpsultan’da vatandaşı selamlayalım istedik ama Rami’de siz, bizim önümüzü kestiniz. Sizleri burada görmek, elbette büyük bir moral, büyük bir motivasyon. Şu an itibariyle şunu söyleyeyim: Ekrem İmamoğlu kardeşiniz, arkadaşınız, evladınız bütün vatandaşlarımıza eşit hizmet etti; bundan sonra yine eşit hizmet etmeye devam edecek. Ekrem İmamoğlu’nun arkasında kabine yok, Ekrem İmamoğlu’nun arkasında 16 milyon İstanbullu var.
* Ekrem İmamoğlu’na talimat veren yok. Ekrem İmamoğlu’na talimat veren, fikrini söyleyen 16 milyon İstanbullu var. İstanbullu ne derse, İstanbul’u ne isterse onu yapar. Aynı şekilde değerli başkan adayımız, değerli dostum Bülent Özmen, devlet adamı kimliğini en iyi taşıyacak insanlardan birisi, Eyüpsultanlı. Eyüpsultan’a hizmet vermeye, sizlerle birlikte hazır. Sizlerle birlikte başaracak, hep birlikte. Oyları bölmeye asla gerek yok. Merkez tek. İstanbul’da oylar İmamoğlu’na, Eyüpsultan’da oylar Bülent Özmen’e.

“BİR AVUÇ İNSAN DEĞİL, KOCAMAN İSTANBULLULAR SEÇİMİ KAZANACAK”
* Sandıklara sahip çıkacak mıyız? Pazar günü, hep birlikte sandıklarda oy kullandıktan sonra -hava çok güzel- Ramazan ayı; otururuz, vakit geçiririz sandıklardaki oylar belli olana kadar. Komşu komşunun sofrasını kurar, iftarı beraber açarız. İftardan sonra sonuçlar belli olur. Sonuçlar belli olduktan sonra, Allah’ın izniyle güzel güzel evlerimize gideriz. Çünkü bu seçimin sonucu, bize bir de şunu gösterecek: Bu seçimde yine bir avuç insan değil, kocaman İstanbullular seçimi kazanacak hep birlikte.
* Öyle güzel güneş açtı ki bugün, Yaradan, gönlümüze göre verdi. Belli ki yarın herkes ceketi çıkarıp, kolları sıvayıp, oy kullanmayı öyle geliyor, öyle değil mi? Sevgili hemşehrilerim; Allah, bizi size mahcup etmesin. Bu milletin her evladını çok seviyorum. Bu milletin her ferdini çok seviyorum. 16 milyonu çok seviyorum. Bu şehrin pırlanta gibi çocuklarına, gençlerine, hanımefendilerine, beyefendilerine, emeklilerine, işçilerine kendimi çok sorumlu görüyorum.

“KALBİMİZİ KIRMAKTAN İMTİNA ETMEYENLERİ ALLAH’A HAVALE ETTİK”
* Çok çalışacağız, başaracağız. İstanbul’a çok güzel günler yaşatacağız. Çok emek verdik. Hep birlikte çalıştık. Kalp kırmadan, sadece işimizi yapmaya gayret ettik. Bizim kalbimizi kırmaktan imtina etmeyenleri, gerektiğinde duymadık, gerektiğinde Allah’a havale ettik. Aynı şekilde, ‘Allah onlara yardımcı olsun’ dedik. Başka bir şey demedik. En zor zamanda vatandaşımızın yanında olduk. Daha fazla yanında olacağız. Milletin hakkını, kimseye yedirmeyeceğiz. Milletin hakkını millete, yani sizin paranızı size dağıtacağız.”

Halk buluşmasında İmamoğlu’na eşi Dilek Kaya İmamoğlu da eşlik etti. İmamoğlu, konuşmasının başında meydanda taşınan pankartları tek tek okudu.
“KANAL İSTANBUL DEYİNCE GÖZLERİ FIRFIR DÖNÜYOR”
“Ekrem abi seninle olan aşkımız, çiftçinin borcu gibi hiç bitmesin” pankartını okuyan İmamoğlu şunları söyledi:
“Allah korusun. Çiftçinin borcunu bitireceğiz. Çiftçiye desteklerimizi tam iki katına çıkaracağız önümüzdeki dönemde. İstanbul’da çiftçiye bir ver 10 al. 2 ver 50 al. Bereket bu bereket. Bir avuç insana bin ver bir lira gelmez sana. Çiftçiye ver bereket gelsin İstanbul’a.
Emekliye ver. Emeklinin başı öne eğildiği zaman bu milletin başı öne eğik demektir. Bunlar saygıyı, hürmeti bile ezdiler. Emekliye verilecek bir lirayı bütçeye yük diye tariflediler. Bak bak bak…
Ama Kanal İstanbul deyince gözleri böyle fırfır dönüyor bunların. İçinde bir para işaret. Adını söylemeyeceğim. Anladınız siz ne olduğunu.
Bu güzel şehrin havasını, suyunu, toprağını, çiftçisini, memleketin boğazını, o güzel coğrafyayı, tarihini, maneviyatını bu bir avuç insana, bu kardeşiniz muhafızlık yapacak; onlara yedirmeyeceğiz”
“BENİM BİLDİĞİM KABİNE ANKARA’DA OLUR”
“İmamoğlu kabineye karşı” pankartını görünce de İmamoğlu “Bu kabine kim? Sen biliyor musun kabineni kim olduğunu. Ben de bilmiyorum. Kim o kabineyi bilen var mı? Kimdir kabine? Benim bildiğim kabine Ankara’da olur. Bunlar toplanmış İstanbul’a gelmiş. Haberiniz var mı? Misafir edecek miyiz onları? Edelim, edelim. Sandıkta misafir edelim, sandıkta. 23 Haziran’da etmiştiniz ya, 806 bin kez. Hatırlıyor musunuz? Onu kaça katlarsınız ben bilmem. Benim bildiğim İstanbullu ne hak yer, ne de hakkını yedirir” diye konuştu.
İmamoğlu “8 adımda geldim Ekrem Başkanım” pankartı üzerine de “O kadar zekice yazmış ki ‘8 adımda’ dememiş. ‘Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz adımda’ demiş. Yani anca ondan alınır. Haklısın” diye espri yaptı.
“O DEVİR BİTTİ”
Çatalca’nın önceki dönemde İBB tarafından ihmal edildiğini söyleyen İmamoğlu şöyle devam etti:
“Tarımla ilişki kurabileceği her sahasına özenle baktık. İBB tarihinde ilk kez tarıma destek oluyoruz. Çiftçi sayımız on katına çıktı. 700-800 iken 8 bin 200’e ulaştı. 8 bin 200 üzerindeki çiftçimize tohum, fide, silajlık mısır, yem verdik.
Mazot desteği verdik. Bir şeyin altını çizeyim. Çatalca’da o parti var diye buraya ayak basmayan, 10-15 yıl uğramadı büyükşehir belediyesi. Biz partizanlık yapmadık, yapmayız. Ben memleketimin hiçbir insanını birbirinden ayırmadım ki belediye başkanını birbirinden ayırayım.
Bunlar öyle yapmaz. Parti devleti kurmak istiyorlar. 100 seneyi aşmış Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş Allah’ın bir lütfu. Bir çift mavi göz gelmiş milletimizin atasıyla, dedesiyle cumhuriyeti kurmuş, bize emanet etmiş.
Ve bize görev vermiş; bu şehri, bu ülkeyi koruyun. Cumhuriyet ne diyor biliyor musunuz? Her insan eşit. Birbirinden şu kadar üstünlüğü yok, şu kadar. Cumhuriyet’te yönetici, vatandaşına şefkatle bakar. Yönetici, vatandaşına sert bakamaz. Talimat veremez, had bildiremez.
Öyle oy verenmiş, oy vermeyenmiş yok. O devir bitti. Öyle mülk sahibi falan yok. Mülk sahibi 86 milyon yurttaş. Onun için ‘ben karar verdim olacak’; o iş bitti kardeş. Kanal İstanbul gibi felaket projelerine nasıl dur dediysek dur demeye devam edeceğiz. Asla izin vermeyeceğiz.”
“RANDEVU VERMEDİLER, TELEFONUMA BAKILMADI”
İmamoğlu “Tabii ki vatandaşın seçtiği her yönetici başımızın üstünde. 5 yıl boyunca her ilçeye gittim. Ev ziyaretine giderken bile gittiğim yerin belediye başkanı kimdir diye bakmadım. Davet ettim. Gelen oldu gelmeyen oldu. Buradaki arkadaşımız gelmemeyi tercih etti. Kendi bilir. Yolu açık olsun. Ama ben her gittiğim yerde belediye başkanını davet ettim. Ben çünkü saygı duyarım. Saygı göstermeyen kendine yapar. Çatalca’ya 17 resmi ziyarette bulundum. Hiç ayrımcılık yapmadık. Çünkü ben ilçe belediye başkanıyken bir kez bile ziyaretime gelinmedi. Randevu vermediler. Telefonuma bakılmadı. Kendime yapılmasını istemediğim bir şeyi başkasına yapmayacak kadar anne-baba terbiyesi aldım” dedi.
ERDOĞAN’A RANDEVU TEPKİSİ: BU NASIL BİR KİBİR?
Göreve geldiğinden beri İstanbul’un sorunlarını konuşmak için defalarca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan randevu istediğini ama kendisine randevu verilmediğini hatırlatan İmamoğlu şöyle devam etti:
“Ayrımcılığa uğradık. Böyle bir şey olabilir mi? Bir kere bile randevu vermedi. Sadece ilk seçildiğimizde fazla ısrarcı olunca 30 büyükşehir belediye başkanını davet etti.
Ne tesadüfse -30 kişinin orada herkesin önünde ismi yazıyor- bana kırık sandalye denk geldi. Bak, bak, bak. Az kalsın düşüyorduk. Allah’tan sporcuyum da yerden ayağa kalktık hemen.
Sonra da bana bana demez mi; ‘Bak israf ediyorsun, sandalyeyi kırdın.’ Dedim ki ‘Vallahi birincide değil ama ikincide daha sağlam oturuyorum.’ Şimdi tabii işin esprisi ama bu gerçek.
İBB Başkanı, 16 milyon insanın belediye başkanına randevu vermemek, yanıt vermemek, bu nasıl bir kibir? Başka da bir randevu talebimize yanıt almadım zaten.
Onlar zannetti ki İmamoğlu’nu yok sayarsak, İmamoğlu’nun işlerine engel olmaya çalışırsak, İmamoğlu da böyle yerine sinecek. Bir dahaki seçimi de İstanbul’da kolayca alırız zannettiler. Öyle mi? Pışık… Biz öyle pes eder miyiz? Mümkün mü? Etmeyiz.
Ya ben hayatımda bir tek şeyi hiç yapmadım. Asla yılmadım. Ama yıldırırım. Ne kadar kötülük yaparsa yapsınlar biz daha fazla çalıştık. Engel çıkardılar, daha çok koştuk. O yüzden 5 yılda onların dönemine göre daha az gelir elde ettiğimiz halde onların iki katı iş yaptık.”
“16 MİLYON İSTANBULLU YANLIŞA EVET DEMEZ”
“Bu seçimi tekrar kazanacağız” diyen İmamoğlu özetle şunları söyledi:
“31 Mart’tan sonra her şey çok daha güzel olacak. Çünkü 5 yıl boyunca engelleyici tavrın işe yaramadığını görecekler bu pazar günü. Engellemenin yanlış olduğunu, o parti-bu parti demenin yanlış olduğunu bu halkımız onlara öğretecek. Milletin efendi olduğunu anlayacaklar.
Ne olacak ondan sonra biliyor musunuz? Hemen geri adım atacaklar. Yöntem değiştirecekler. Uyguladıkları planın yanlış olduğunu görecekler. Geri adım atacaklar. Hem de tam vites. Bakın yıllardır imzalamadıkları projelerimizi tek tek imzalayacaklar. Engeller tek tek kalkacak.
O yüzden 31 Mart’tan sonra her şey çok güzel olacak. Sizin sayenizde olacak. Siz yanlış yapana haddini bildiren insanlarsınız. Benim yurdum insanı, 16 milyon İstanbullu yanlışa evet demez. Vicdanıyla, ahlakıyla hareket eder.”
“EKONOMİYİ BEN BİLİRİM DEDİ, YANDIK”
“En büyük meselemiz hayat pahalılığı değil mi? Yüksek enflasyon değil mi? Mayıs seçimlerinde vaatler verdiler mi? Her şey güzel olacak dediler mi? Hayat pahalılığı iki kat arttı. Bakın yıllardır akla bilime, ekonomi kurallarına aykırı işler yaptılar. Biz de ceremesini çekiyoruz.
Çiftçi ceremesini çekiyor. Emekli ceremesini çekiyor. Öğrenci ceremesini çekiyor. Niye oldu biliyor musunuz? Bir kişi çıktı, ‘ekonomiyi ben bilirim’ dedi, yandık. ‘Ben ekonomistim’ dedi mi? O gün yandık işte.
Ekonomi yüzümüze bir daha gülmedi. Bir bakan ‘gözümüzdeki parıltıya bakın’ dedi. Ne parıltı kaldı ne bakan. Şimdi ne diyor? ‘İyi ücret veriyoruz ama bir- iki ayda eriyor.’ Yakında enflasyonu suçlarsa şaşırmayın. ‘Zam vermeye gerek yok, nasılsa verdiğimiz zam eriyor’ diyen ekonomi aklını bana biri öğretsin. Ya enflasyonu siz yarattınız.
Hani faiz düşmandı? Faiz aldı başını gidiyor. Milyarlarca dolar bozdular, sırf bu seçim için. Neymiş? Dolar artmayacakmış. Tutabiliyorlar mı doları, euroyu? Tutamazlar. Enflasyon düşmez.
Enflasyonu istediği kadar suçla. Suçlu, sizsiniz. Siz ekonomiyi yönetemediniz. Siz bir de kalktınız, Kanal İstanbul projeleri için parayı vermeyi göze alıyorsunuz ama emeklilere vereceğiniz birkaç lirayı fazla görüyorsunuz.
Kanal felaketine para verirken güzel, emeklinin başı öne eğilirken ona vereceğiniz parayı bütçeye yük görüyorsunuz. Dertleri başka. Onların derdi millet değil. Onların derdi millet olsa, emeklinin yanında olurlar.
Onların derdi millet olsa, mülakatı kaldırırlardı. Ama kaldırmazlar. Çünkü işlerine gelmez. Çünkü daha yapacakları kötülükler var. Bakın bir yıl geçti neredeyse seçimin üzerinden. Verdikleri vaatleri tuttular mı? Sanki yokmuş gibi davranıyorlar.”
“BAKAN İSRAFI YAPIYORLAR”
“Şimdi ne olacak biliyor musunuz? Dürüstlük kazanacak. Vicdan kazanacak vicdan. Onların işi ihanet, israf. Bunlar şimdi ne yapıyorlar? Kendi adaylarını desteklemek için ‘bakan israfı’ yapıyorlar. 17 bakana işi gücü bıraktırdılar. Hadi İstanbul’a dediler.
Yurt dışından biri gelse Ankara’da bakan bulamayacak. Bunlara milletimiz öyle bir ders verecek ki; tam gaz geri doğru Ankara’ya dönecekler 1 Nisan’da. Yanlış yaptıklarını anlayacaklar. Temennim bir Nisan itibariyle artık devlet adamı ciddiyetine yakışır hareket etmeleri.
Bizim başka bir beklentimiz yok. İstanbul Büyükşehir Belediyesi önemli. İstanbul’un seçimi çok önemli. İstanbul’un seçimi Türkiye’nin morali olacak, demokrasinin morali olacak. Dürüstlüğü kazandığı seçim olacak.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve eşi Dilek Kaya İmamoğlu, Gaziosmanpaşa Yaşam Merkezi’nde faaliyet gösteren Enstitü İstanbul İSMEK kursiyerleri ile buluştu.
100’den fazla kadın kursiyerle bir araya gelen İmamoğlu çifti, katılımcılarla sohbet etti.
İmamoğlu, 38 ilçede, 150 noktada hizmet verdiklerini belirterek önümüzdeki dönemde 20 noktada daha hizmet verir hale gelecekleri söyledi.
“YÖNETİCİLERİN KUTSALLAŞTIRILMASINA KARŞIYIM”
– Yöneticilerin kutsallaştırılmasına karşı olduğunu dile getiren İmamoğlu, “Bizim kutsallarımız var. İnancımız kutsal. Bayrağımız, vatanımız; bunlar kutsallarımız bizim. Ama yönetici kutsal değil. Yönetici… Tamam; Ekrem İmamoğlu’nu severiz sayarız.
-Tamam; eyvallah bir kardeşiniz. Bir vatandaşınız, küçükler için ağabey olabilir, arkadaş olabilir. Bu kadar. Herkes için aynı şey geçerli. İmtina ettiğim şey nedir? Ramazan ayındayız. Hak yemek; Allah muhafaza. Ben kimsenin hakkını yemem, hakkımı da yedirmem.
-Yönetici olarak da bir kişinin hakkını, bir başkasının yemesine müsaade edemem. Benim adaletim bu olmak zorunda” diye konuştu.
“BU MEMLEKET, PARTİZANLIKTAN ÇOK ÇEKMİŞTİR”
İBB tarihinde ilk olan Yuvamız İstanbul kreşlerini, öğrenci yurtlarını ve 100 bin üniversite öğrencisine karşılıksız olarak verdikleri bursları, bu anlayışın yerleşmesi adına önemsediklerini vurgulayan İmamoğlu, “Bu memleket, partizanlıktan çok çekmiştir. Ve hala çeker durumda. Benim öyle bir duygum yok. Parti, benim için hizmet ederken bir araç. Ama benim için amaç değil. Benim için amaç; bu şehirde yaşayan herkesin gönlüne girebiliyor musun? Mutlu edebiliyor musun? Adil bir yönetici olduğunu onlara gösterebiliyor musun? Benim için en kıymetli şey bu. O zaman ben başımı, huzur içinde yastığa koyabilirim” dedi.
“SIFIR TORPİL”
Kreşlere ve yurtlara alımlarda, “sıfır torpil” uygulamasıyla hareket ettiklerini belirten İmamoğlu, “Yöneticilerim burada. Ekrem İmamoğlu, ‘Şunu kreşe alın’ diye bir tane demişse, Allah benim evime gitmemi nasip etmesin. Hakkı olanı alın. 100 bin öğrenci bursa başvuruyorlar. Evrakları, belgeleri neyse, sistem üzerinden bursunu alıyor. Bu sene 7 bin 500 yüz lira verdik, seneye 15 bin lira vereceğiz” şeklinde konuştu.
İmamoğlu, özetle şöyle konuştu:
-2019’da görevi devraldıktan sonra, ne yazık ki bizde oluyor bu işler, bazı ilçe belediyelerinin binalarında verdiğimiz hizmetleri sona erdirdiler. O binalardan bizi çıkardılar. Birçok merkezimiz eksildi.
-Ama yeni yerler yaptık. Şimdi daha da fazla yapacağız burası gibi ve inşallah o eksiği kapatacağız. İnşallah önümüzdeki dönem, 20 noktada daha hizmet verir hale geleceğiz. Çünkü çok talep ediliyor.
“5 YIL DAHA HİZMET ETMEK İSTİYORUZ”
-1 Nisan Pazartesi sabahı, Allah nasip ederse, insanlarımız desteklerse, bir 5 yıl daha hizmet etmek istiyoruz sizlerin takdiriyle. Zor bir zamanda iş yaptığımızı düşünüyoruz. Pandemi yaşadık 1,5 sene. Evlerimizden çıkamadık.
-Gelirlerimiz düştü. Dayanışma süreci orada büyüdü. Biz, bizden önceki 5 yıla göre, bu dönem İBB’nin vatandaşa direkt desteklerini 6 kat artırdık.
-Artırmak zorunda kaldık. Niye? Hem ekonomik yoksulluklar buna sebep oldu hem de pandemi gibi bir dönem buna sebep oldu. İnsanların, gençlerin umutsuz olduğu değil de yurt dışına gideyim, edeyim değil de ‘Ne yurt dışısı?
-Bizim cennet vatanımızdan güzel vatan mı var’ deyip, burada ekmeğini çıkardığı, yeteneklerinin karşılığını bulduğu, hakkının yenmediği, liyakatle, ‘Ben çalışırsam, burada hakkımı alırım kardeşim. Ben çalışırsam, devletin istediğim yerine çıkarım’ diyebildiği bir ülke var ederiz inşallah.
“KAMUDA EŞ, DOST, AKRABA İŞİNİ ASLA SEVMEDİM, SEVMEM”
-Gençlerin, ‘Ben çalışıyorum da yani ne yaparsam boş, tanıdığım yoksa olmaz…’ Bakın bu duygu, çok kötü bir duygu. Bütün çalışma arkadaşlarım bilir, belki yüzde 3-4’ünü tanıyorumdur. Çoğunu inanın yetenek gibi aradık, sorduk.
-CV’lerine baktık, davet ettik. Şimdi her birisi yöneticimiz oldu. Eş, dost, akraba işini de kamuda asla sevmedim, sevmem. Akrabalık yeri değildir siyaset. Akrabalık yeri değildir kamu kurumu. Benim eşim şahit; bilir.
-Akrabam kapıdan içeri giremez benim kurumumda, yönetici olduğum yerde. Akrabam gitsin işini yapsın, gücünü yapsın. Burası herkesin eşitlendiği bir yerdir.
-O bakımdan, inşallah herkesin liyakatinin karşılığını elde ettiği, çocuklarımızı ve gençlerimizin hakkını aldığı günleri hep beraber görürüz. Ben de bunun karşılığını vermek adına, bir nefer gibi çalışmaya, hepinizin huzurunda söz veriyorum.

Her üç ilçede de vatandaşlar, İmamoğlu ve adaylara sevgi gösterilerinde bulundu. İmamoğlu’na olan ilgi, 20’li yaşlarının başında köftecilik yapıp, ikamet ettiği Güngören’de de devam etti. İmamoğlu, seçim otobüsünün önünü kesip, kendisine sevgi gösterilerinde bulunan vatandaşlara, “Bu cadde, benim caddem. Yaklaşık 10-12 yıl buralarda ticaretimle, yaşamımla var oldum. Burada birçok insanı selamladım, kader birliği yaptım. Güngören’i ayrı seviyorum. Yüksel Yalçın Başkanımla, çok güzel bir 5 yıl Güngören’e daha farklı bir hizmet verme arzusundayız. Siz kıymetli dostlarım vasıtasıyla bütün komşularımıza, bütün gün görevli hemşehrilerime sevgilerimi, saygılarımı iletiyorum. İnşallah 1 Nisan’dan sonra İstanbul kazanacak, 16 milyonun iradesi kazanacak. İstanbul’un güçlü, vicdan ittifakı kazanacak” sözleriyle seslendi.
İBB YURDUNDA KALAN ÖĞRENCİLERLE SELAMLAŞTI
İmamoğlu, bugünün ilçe turlarını, Gaziosmanpaşa Küçükköy Meydanı’nda, CHP Gaziosmanpaşa Belediye Başkan adayı Hakan Bahçetepe ile birlikte gerçekleştirdiği halk buluşmasıyla noktaladı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş ve CHP milletvekili Ali Gökçek de halk buluşmasına katılan isimler oldu. Meydanı dolduran coşkulu kalabalığın sevgi gösterileri altında konuşan İmamoğlu, alana komşu İBB Yurdu’nda kalan ve kendisini izleyen öğrencileri selamladı. İmamoğlu, vatandaşların ellerinde yükselen bazı dövizlere şu ilginç karşılıkları verdi:

DÖVİZLERE KAYITSIZ KALMADI
“Küçük delikanlı diyor ki, ‘Tek umudumuz sensin.’ Şimdi bak; umut ne biliyor musun? Esas umut sensin, sen. Ben sana baktığımda umudu görüyorum, küçük dev adam. ‘Küçükköylü kadınların kalbindesin.’ Eğer size hizmette layık olursak, ne mutlu bize. Allah, bizi bu şehrin bütün hanımefendilerine mahcup etmesin. ‘Hoş geldin metrolar kralı.’ Estağfurullah. Tabii ki metroları yaptık. Bakın söyleyeyim. 122 kilometre diyorlar. 25 yılda yaptıklarının yarısından daha fazlasını, bu kardeşiniz, ekip arkadaşlarıyla 5 yılda yaptı; 65 kilometre. Yani hani adımlasam, nasıl adımlarım bilmiyorum ama; bir gün, bir adımın bir kilometre etmediğini gösterecekler ona ama ne zaman bilmiyorum. ‘Ne sağı, ne solu, tek yol İmamoğlu’ demiş. Bu duyguya layık olmak, benim için dünyanın en güzel şeyi. Nedir biliyor musunuz layık olmak? Şu: Bu toplumun tamamına, görüşleri ne olursa olsun, etnik kökeni, yaşamı, inancı, mezhebi ne olursa olsun, ben, bu şehrin her insanı tarafından eğer rızalık alıyorsam, helallik alıyorsam ne mutlu bana. Dünyanın en mutlu insanı olurum. ’17 bakan geldi de İstanbul’a senin gibi bakan gelmedi.’ Helal olsun hanımefendi, teşekkür ederim. Bakınız tam istediğim afiş bu. ‘Küçükköy’e hoş geldiniz’ diyor, altına da yazıyor; ‘İstanbul’un muhafızları.”

“BEN BU SEÇİMİ NİYE SEVİYORUM BİLİYOR MUSUNUZ?”
Seçimlere çık kısa bir süre kaldığını hatırlatan İmamoğlu, rakibi Murat Kurum’a, “31 Mart’a kaç gün kaldı? Bunu da adımlayayım mı? 1, 2… Yok, dur; perşembe, cuma, cumartesi. 3 gün. Sonra seçim. Ben bu seçimi niye seviyorum biliyor musunuz? Seçimde herkese eşitleniyor. Milyarderi de eşit, bakkalı da eşit. Köftecisi de eşit, bakanı da eşit” göndermesinde bulundu. Eşitlik durumunun, ülkemize Cumhuriyetin hediyesi olduğuna vurgu yapan İmamoğlu, “Bu güzel Türkiye Cumhuriyeti’ne ne kadar minnettar olsak az. Büyük bir minnettarlık borcumuz var. Onu ne yapacağız? Pazar günü, demokrasimizi ve Cumhuriyetimizi korumak için, hepimiz, hep birlikte demokrasi bayramı adına oy kullanmaya gideceğiz” dedi. İmamoğlu, iktidar kanadıyla kendilerinin anlayış farklılığını, “Birisi diyor ki, ‘Ben her şeyi bilirim.’ Her şeyi kendine ait görüyor. Biz de diyoruz ki; şu an konuştuğumuz bütün meseleler, milletimizin meseleleri, milletimize ait olan şeyleri konuşuyoruz. Milletimizin hakkını, milletimize emanet etmek için konuşuyoruz. Yani sizlerin hakkını, kendi hakkı gibi gören anlayışa karşı, bu pazar günü, hepimiz görevimizi yerine getirmekle yükümlüyüz” sözleriyle dile getirdi.

“SEÇİM GELİNCE BUNLARIN BİR ANDA HUYLARI DEĞİŞİYOR”
“Bu millet buyruğu sevmez, emredeni sevmez, talimat vereni sevmez” diyen İmamoğlu, “Bu millet, idareci olanın milletine had bildireni varsa, o idareciyi de sevmez. Öyle değil mi? Zaten güzel Cumhuriyet, bu güzel sistem bize ne şu talimatı vermiş: Cumhuriyetin yöneticileri, vatandaşına karşı had bildiren değil, vatandaşına karşı haddini bilen olmalı” ifadelerini kullandı. Siyasete atıldığı günden beri, güzel dil kullanma prensibinden vazgeçmediğinin altını çizen İmamoğlu, “Seçim gelince bunların bir anda huyları değişiyor. Bunlar, ricada bulunmaya başlıyorlar. Hemen yumuşuyorlar. Öyle mi? Seçimden seçime. Ama seçim bitti mi, ne biliyorlarsa, onu yapıyorlar. Doğru mu? Geçen sene genel seçimde ne dediler? Dediler ki, ‘Biz artık mülakat sistemini kaldıracağız.’ Kalktı mı? Kaldırmazlar. Ama seçim geçti mi, millete efelik yaparlar. Bunlar neden anlarlar biliyor musunuz? Bu anlayışa, bu sandıkta sağlam bir ders verirseniz, Gaziosmanpaşa’da sağlam bir sandık sesi çıkarsa, İstanbul’da sağlam bir sandık sesi çıkarsa, bunlar kendine gelir. ‘Ne yapalım’ diye tutuşurlar” dedi.

“ŞARKININ ADI DEĞİŞTİ: ANKARA’DAN KABİNE GELDİ”
Ankara’dan İstanbul’a taşınan bakanlar konusunu bir kez daha gündemine alan İmamoğlu, şunları söyledi:
– “Hani güzel bir şarkı vardı, ‘Ankara’da abim geldi’ diye. Ben de severim o şarkıyı. Şimdi bu şarkıyı bu sene değiştirdik; ‘Ankara’dan kabine geldi.’ Doğru mu? Bütün kabine burada. Geziyorlar mı? Ekrem İmamoğlu’na karşı çalışıyorlar mı? Biri Pendik’te, biri Sancaktepe’de, birisi Fatih’te, öbürü Bahçelievler’de dolaşıyorlar mı? Hatta şarkı söyleyip, eğlenenler de var gördünüz mü? Bakıyorsun İçişleri Bakanı; bu seçimin güvenliğinden sorumlu. Adalet Bakanı; bu süreçteki olaylardan sorumlu. Sağlık bakanı; sağlıkla ilgili süreçlerden sorumlu. Bakanlıkları boşaltmışlar, koşa koşa gelmişler ve burada, Ekrem İmamoğlu’nun karşısında birleşmişler. Şimdi bunu birkaç tane anlamı var: Bir; adaylarına güvenmiyorlar demek ki. Doğru mu? E o zaman yazık değil mi arkadaşınıza? Yani bakan arkadaşınızı, mahcup duruma düşürmüyor musunuz? İki; bu kadar önemli işleri var Türkiye Cumhuriyeti devletimizin. Her bakanlığın işlerini sayacak değilim; ekonomi, maliye, her konuda… Git enflasyonla uğraş. Git bu şehrin, bu ülkenin seçim güvenliğiyle uğraş. Git sağlıkla ilgili hastanelerde yaşanan sorunlarla ilgilen. Emeklinin maaşıyla ilgilen.”

“BAKANLAR, ALLAH BİLİR, KENDİLERİNE FAZLA MESAİ DE YAZDIRIRLAR”
– Ama bunlar, buraya geliyorlar. Hem de raporlu da gelmiyorlar. Allah bilir, kendilerine fazla mesai de yazdırırlar. Bunlar atanmış arkadaşlar, bunlar kendilerine fazla mesai bile yazdırırlar. Ben, kendi ahlakım gereği, normalde bunları bu kadar konuşmam. Niye biliyor musunuz? Belki içlerinde utanma huyu olan vardır da utanırlar diye konuşuyorum. Utanırlar diye. Yoksa bu kadar konuşmam. Ama utansınlar diye konuşuyorum. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bakanı olmak ne demek ya? İşinize baksanıza. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bakanı ağır olacak. Görevini yapacak. Herkesin ona eşit gözle bakmasını sağlayacaksın. Ama geliyorsun burada seçim çalışması yapıyorsun; bir de şarkılarla, türkülerle anons yaparak. Yazıktır, günahtır. Bu millet o zaman senin seçim güvenliğini sağlıklı bir şekilde yürüteceğinden nasıl emin olacak? Güvenebilir misiniz? Güvenemezsiniz. O bakımdan, kendilerine çeki düzen versinler diye, bunları anlatıyorum.”
“BAKTIK Kİ BUNLAR ÇİZMEYİ AŞIYORLAR, ‘ASKIDA FATURA’ YI BULDUK”
Kendi dönemlerinde, kurum tarihinde ilk olan uygulamalarının ve önümüzdeki dönemde yapacakları hizmetlerin kısa dökümlerini yapan İmamoğlu, “Hatırlıyor musunuz pandemiyi? Pandemide, insanlarımızın ihtiyaçlarını karşılamak üzere topladığımız bağışlara el koydular; hatırlıyor musunuz? Baktık ki bunlar bu kadar çizmeyi aşıyorlar, mucizevi bir şey bulduk. ‘Askıda Fatura’yı bulduk. 600 bin insanın faturası ödendi. Alan el, veren eli görmedi. Öyle bir vicdan köprüsü kurduk ki, dünya bu yaptığımızı alkışladı. Onun için biz bu dönem, şehrimize nefes aldırdık. Biz bu şehre, bereket getirdik. Niye biliyor musunuz bereket geldi? Milletin parasını millete verdik. Onun için bereket geldi. Bir avuç insana değil, milletin parasını millete verdik” diye konuştu.
“OYLARINIZI, GÜÇLERİNİZİ, YÜREKLERİNİZİ, ENERJİNİZİ BİRLEŞTİRMEYE HAZIR MIYIZ?”
Vatandaşları, seçim gününe kadar çalışmaya ve sandıklarda görev almaya davet eden İmamoğlu, konuşmasını özetle şu sözlerle tamamladı:
“Bu seçimi bir siyasi parti kazanmayacak. Bu seçimi, Küçükköylüler kazanacak. Bu seçimi, Gaziosmanpaşalılar kazanacak. Bu seçimi, bu şehrin çocukları kazanacak, bu şehrin gençleri kazanacak, bu şehrin hanımefendileri kazanacak. Dolayısıyla, millet kazanacak, millet. O nedenle okullarınızdan ayrılmayın. O günü orada, demokrasi şöleni gibi geçirmeye hazır mıyız? Oylarınızı, güçlerinizi, yüreklerinizi, enerjinizi birleştirmeye hazır mıyız? İsrafa, ihanete karşı gelmeye hazır mıyız? Size çok zor bir soru soracağım. Sorayım mı? Kanal mı, İstanbul mu? O zaman pazar günü ne yapıyoruz? Kanal hayali kuranlara diyoruz ki; ‘Güle güle, güle güle. 16 milyon İstanbul muhafızı var.’ Size söz veriyorum. 1 Nisan günü bu kardeşiniz, siz yetki verirseniz, Yaradan nasip ederse, Allah sağlık, sıhhat verirse, sizlere söz veriyorum, ant içiyorum. Hakan Bahçetepe ve bütün arkadaşlarımla ahlaklı, erdemli, halkı için çalışan, kalka hizmetin, Hakk’a hizmet olduğunu bilen ahlaklı bir süreci, daha güçlü bir icraatı sizlere var etmek için -değil atan karınca- gece-gündüz çalışmaya hazır Belediye Başkanınız olacağım. Size söz veriyorum. Size söz veriyorum. Ant içiyorum. Son söz: Onlar ne diyor? ‘Tam gaz geri.’ Biz ne diyoruz? Tam yol ileri.”
]]>İmamoğlu “İstanbul’un her noktasına özenli ve titiz bir şekilde hizmetlerimizi kavuşturduk. Bu dönem İstanbul’da hizmet noktasında hiç birbirinden ayırmadığımızın en güzel örneklerinden Üsküdar’dır. İstanbul’un en eşitlikçi belediye başkanı olacağım demiştim. İddia ediyorum; İstanbul’da gelmiş geçmiş her ilçesine aynı derecede hizmetleriyle buluşturmayı başaran bir dönemi İstanbul’da var ettiğimiz için ekibimizle gurur duyuyorum” dedi.

“İTHAL ADAY BUNU ANLAYABİLSE…”
Anne kart, halk süt, yurt hizmetlerini anlatan İmamoğlu, emeklilere verdikleri desteklere dikkat çekti ve ekonomiyi sert dille eleştirdi. İmamoğlu, “Emekliyi yani başımızın tacı olması gereken büyüklerimizi ne yazık ki tarihin en derin mahrumiyetini yaşattılar. 10 bin lira maaş ne demek? 2002 yılında bunlar iktidar olduğunda o dönemin asgari ücretine göre hesaplarsak şu anda en düşük emekli maaşı 25 bin lira olmalı. Bunlar ekonomiyi perişan ettiler” dedi.
“Ekonominin perişan olduğuna küçük bir örnek yine Üsküdar’dan vereyim” diyen İmamoğlu, daha önce de sosyal medyada önünde oluşan uzun kuyruklarla gündeme gelen Üsküdar’daki Kent Lokantası ile ilgili çarpıcı bir veri paylaşarak rakibi Murat Kurum’u eleştirdi.
İmamoğlu “Kent lokantamız açılalı daha bir sene oldu olmadı. 226 bin 950 kişi kent lokantamızdan faydalanmış. Bu kent lokantasını küçümseyen dersine çalışmamış o ithal aday var ya, ithal aday. Ah bunu bir anlayabilse” diye konuştu.

“İSTANBUL’U TANISIN ÖYLE GİTSİN ANKARA’YA”
İmamoğlu vatandaşlara şöyle seslendi:
*Birkaç gün sonra mühür size gelecek. Mührü doğru yerde kullanacaksınız. Bu kullanılan mühür, sizlerin geleceği adına en önemli kararın, onayı olacak. İstanbul’da zaten işiniz kolay.
*Biliyorsun iki tane aday var. O zaten 31 Mart’a kadar çalışsın, biraz hayat dersi alsın, sonra Ankara’ya yollayacağız onu. Öyle değil mi? Tabii şimdi gelirken dersine çalışmadı. Ben bazen çok detaylı anlatıyorum ki benim anlatımlarımdan İstanbul’u biraz daha tanısın da öyle gitsin Ankara’ya diye.
*Anlıyorum ki dinlemeyi de sevmiyor. Halbuki iyi bir belediye başkanı iyi öğrenci olacak. Ben iyi bir öğrenciyim. Halkı dinlerim ve öğrenirim. İyi belediye başkanı iyi öğrenci olacak. Şimdi tabii ben kendisine böyle takılıyorum zannetmeyin. Ben öyle düşünmüyorum sadece.
*İstanbul’da dersine çalışmadığını başka kim düşünüyor? 17 bakan arkadaşı. Öyle düşünmeseler Ankara’dan buraya niye gelsinler? Öyle değil mi? 17 yedi bakan arkadaşı, adayları yeterli olmadığını görünce çantayı, bavulu toplayıp İstanbul’a geldiler.
*Yetmedi, artı bir cumhurbaşkanı da geldi. Hepsi burada. Hepsi toplandı geldi. Hoş geldi, sefa geldi. Bunlara, misafirperverlik yapacak mıyız? Yapalım, ama 2019’daki gibi 23 Haziran’daki gibi 806 bin kez misafirperverliğe hazır mıyız?

“SEÇİLDİKLERİ MAKAMI KENDİ MÜLKLERİ ZANNEDİYORLAR”
“Sözüm ona İstanbul’u geri almak istiyorlar” diyen İmamoğlu şöyle devam etti:
“Kimden? Milletten. Düşünsenize bir metro açılışında diyor ki sayın Cumhurbaşkanı, ‘Sayın Kurum malımıza sahip çık.’ Ya kimin malı? Senin yaptığın metro da milletin malı, bizim yaptığımız metro da milletin malı. Bunu anlayamadılar. Onlar hala bir şeyi çözemediler. Millete ait olan şeylerin millete ait olduğunu kavrayamadılar. Hala seçildikleri yerlerin kendi makamları, kendi malları mülkleri zannediyorlar. Yahu değil, milletin malı. “
“1.5 GÜNDE BİR BİZE MÜFETTİŞ YOLLADILAR”
*İmtiyazlı bir avuç insana, imtiyazlı kişilere, binaları, mülkleri, yapıları kurumlara, derneklere dağıtırken nefes nefese kalmışlardı. İstanbul’u da perişan etmişlerdi. 5 yıldır İstanbul rahat bir nefes aldı. Bir kendine geldi. Var mıydı 100 bin çocuğa burs dağıtmak, biz dağıttık.
*5 yılda atom karınca gibi çalıştık. Onlar da boş durmadı. Onlar da çok çalıştı. Ne yaptılar biliyor musunuz? 1.5 günde bir bize müfettiş yolladılar. Tam 4 buçuk senede bin 9 kez Ekrem İmamoğlu’nu ve arkadaşlarını teftiş, soruşturmadan geçirdiler.
*O ahmak davası falan saymıyorum. Bize ne verdiler biliyor musunuz? Bin 19 kez şeref madalyası verdiler.. Biz teftiş edilmekten, denetlenmekten imtina etmeyiz ki milletin malını, milletin parasını biz yönetiyoruz. Tabii ki teftiş edilmeliyiz. Tabii ki hesap vermeliyiz.
*Ama sorun şurada. Bizden önceki 5 senede ne yaptılar? 146 kez teftiş. 146 nere, bin 19 nere? Sözüm ona Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarında leke bulacaklar. Ya da suçlayacaklar. Ne yapabildiler? 5 senede aça aça bir tane saçma sapan ahmak davası açabildiler. Başka bir şey yapabildiler mi? Yapamazlar.
*Çünkü biz 5 yıl boyunca ahlaklı, erdemli, şeffaf hesap veren halkçı belediyeciliğin en iyisi olmak için ant içmiştik, onu da yerine getirdik. Ne mutlu bize.

“SON ÇARE KUMPAS”
İmamoğlu kumpas videolarına da tepki göstererek “Biz bu kadar soruşturma geçirirken seçime 4-5 gün kaldı ya son çare ne? Kumpas. Son çare ne? İftira. Son çare ne? Yalan. Son çare ne? Montaj. Son çare ne? Video. Şimdi bu şekilde milleti aldatacaklar. Ekrem İmamoğlu’na sözüm ona leke atacaklar. Bunlara Allah akıl versin. Bunları Allah ıslah etsin. Ben vatandaş Ekrem olarak bunların yanlışlarını kabullenemiyorum” dedi.

“BUNU KENDİME YEDİREMİYORUM”
İmamoğlu Ankara’dan İstanbul’a AKP’nin seçim kampanyasına destek için gelen 17 bakan ve Cumhurbaşkanı’na da eleştirilerini sürdüren İmamoğlu şunları söyledi:
*Bunu kendime yediremiyorum. Devletin bakanı olmak şerefli bir görevdir. Atanmış kişilersiniz siz. Devletin bakanı olarak görev yapacaksınız. İçinde kim var? Dış İşleri Bakanı var. Maliye Bakanı var. Ekonomi Bakanı var. İçişleri Bakanı var, Adalet Bakanı var.
*Şimdi bunlar bakkal bakkal, market market, gezip oy istiyorlar. İçişleri Bakanı’na buradan sesleniyorum; ‘Dönsene Ankara’ya, işin gücün yok mu senin?’ İşte ‘Ekrem İmamoğlu burada aday. İmamoğlu’na oy vermeyin. Sayın aday Kurum’a verin…’ Yahu sizin başka işiniz yok mu? Devletin bakanısınız. Ben size bir şey diyeyim mi?
*Başları öne eğik gezecekler, biraz utanmaları varsa. Vatandaş Ekrem olarak utanıyorum. Niye biliyor musunuz? Devletin bakanı bunu yapmaz. Ama bir partinin bakanıysa, bir partinin görevlisi gibiyse o ayrı.
*O zaman sen devletin bakanı olamazsın. Pazar günü seçim güvenliğini sağlayacak kişi İçişleri Bakanı. Adalet Bakanı, adaleti sağlayacak hukuku sağlayacak Ekrem İmamoğlu üzerinden yaptıkları işlere bak.
*Savcılık yapıyor. Kumpas videoları üzerinden savcılık yapıyorlar. Utanmaları da yok. Bu kardeşiniz, bu hemşeriniz bu yola çıktı ya. Allah şahit siz de şahit olsun.Bir milim geri atmam bir milim.
*Ben 5.5 senedir bunlarla mücadele ediyorum büyükşehir nezdinde. Doğru yıkılmaz. İşinize bakın. Çünkü bunlar şuna alışmış. Seçim gününe kadar her şeyi yapacaklar. Seçimden bir gün sonra pazartesi günü ne diyecekler biliyor musunuz?
*‘Siyaseten söylemiştik, siyaseten yapmıştık…’ Biz siyasetin dilini değiştireceğiz. Onların yaptığı gibi seçimi kazanmak için her yol mübahtır anlayışı değişecek.
]]>
“DÜKKAN DÜKKAN GEZİYORLAR”
İmamoğlu şunları söyledi: “
* “İstanbul’da Cumhur İttifakı’nın adayı var mı? AK Parti’nin bir adayı var öyle değil mi? Peki kabine niye toplandı geldi Ankara’dan İstanbul’a? Onu anlayan var mı? Az değil 17 kişi. 17 bakanın buraya gelmesinin şöyle bir tarafı var. Demek ki; dersine çalışmayan acemi rakibimizi o kadar zayıf görmüşler ki, ‘hep beraber toplanalım, gidelim, yardımcı olalım’ demişler. E hoş gelmişler, sefa gelmişler. Dükkan dükkan geziyorlar. İzlediniz mi televizyonlarda? Tek başına gelmediler biliyorsunuz değil mi?
* Bakanlarla beraber daha 10 ay önce milletimiz oy verdi, seçildi. Hepinizin, herkesin cumhurbaşkanı, seçildi. Ama sayın Cumhurbaşkanı da İstanbul’a geldi. Hoş geldi sefa geldi. Biz misafirperveriz. Biz insan ağırlamayı biliriz. İstanbullu misafirperverdir. 23 Haziran’da hep beraber İstanbul’da kendisini ağırladık mı 2019’da? Hem de 806 bin kez, öyle değil mi? Bu sene daha fazlasıyla ağırlarız. Daha fazla mutlu ederiz. Öyle yapmaz mıyız? Daha fazla mutlu ederiz.

“BAKANLARA BİR ÇİFT LAFIM VAR”
* İstanbul’da dükkan dükkan gezen ya da pazar pazar gezen, salon salon gezip oy isteyen bakanlara bir çift lafım var. Bir; devletin işini bırakıp buraya niye geldiniz? Bakın memleketin etrafında her türlü sorun var. İsrail’de büyük bir insan kıyım var. Rusya’da terör saldırısı var, kınıyoruz. Öbür tarafta dış ilişkiler konusunda birçok gündem var. Sayın Bakan burada. İçişleri Bakanı; seçimin güvenliğinden sorumlusun. Ama dükkan dükkan oy istiyorsun. Bu vicdana sığar mı? Sığmaz. E peki Adalet Bakanı? Bu ülkeye adalet lazım mı? En sıkıntılı hat adalet. Ama sen yine dükkan dükkan, pazar pazar gezip oy istiyorsun.
* Oy iste, sorun yok ama buradan şunu söylemek istiyorum. Atanmış bakanlar, aynı zamanda bir memur gibidir. Yani bu şekilde siyaset yapamazlar, yapmamalılar. Bu milletin vicdanını sızlatır. Yanlış bir uygulamadır. Olmaz. Devletin belli kademeleri, bürokrasinin belli kademeleri bu işe girmemeli. Ama giriyorlar. Ayıp ediyorlar. Yanlış yapıyor. Sayın Cumhurbaşkanı’nın da bu şekilde bu sürecin içine girmemesi lazım. Ekonomiden sorumlu bakanı, ‘ben Cumhur İttifakı’nın adayına oy istiyorum’ dese; vatandaşımız ona ‘sen git enflasyonu düzelt’ demez mi?
* Yapılan bu işler devletin düzenini zedeliyor. Tabii bu yaptıkları mertliğe sığmaz. Bu 17 bakan, artı aday: 17+1. Artı sayın Cumhurbaşkanı, 17+2. Hep birlikte bunlara misafirperverliğe hazır mıyız? 31 Mart’ta onları misafirperverliğimizle mutlu edeceğiz mi? Onları Tuzla’da, onları İstanbul’da tarihi bir oy farkıyla mutlu edip Ankara’ya işlerinin başına yollayacağız mı? Sonuçta devletimizin başı kendisi. Sonuçta onlar da bizim bakanımız, onları mutlu etmek de bizim boynumuzun borcu. Memnun ederiz.”

“ONLAR LEKE ATSINLAR, TOZ KADAR KONMAZ”
“Özellikle Ramazan ayında kul hakkı yenmez” diyen İmamoğlu kumpas videolarına da tepki gösterdi. İmamoğlu şu ifadeleri kullandı:
* “Ramazan’da yalan konuşulmaz. Öyle değil mi? İftira atılmaz. Öyle değil mi? Bu kardeşinizi 5 senedir soruşturdular mı? Soruşturdular. Teftiş yolladılar mı? Yolladılar. Müfettiş yolladılar mı? Yolladılar. Ne yaptılar? Ekrem İmamoğlu’nu tam bin 19 kez soruşturdular. Yuhalamayın. Yollasınlar başımızın üstüne. Bizi teftiş edecekler. Bundan rahatsız değiliz. Didik didik ettiler. Bizden önceki 5 sene bu şehrin her kurumuna 140 kez geldiler. Bizim dönemimizde tam bin 19 kez. 20 senedir hiç gelmediği kurumları dolaştılar mı? Dolaştılar.
* Yahu 5 sene mercekle baktınız. Aşağıdan baktınız olmadı. Yukarıdan baktınız olmadı. Didik didik ettiniz. Her tarafından çekiştirdiniz. Mahkemelere verdiniz. Hapis cezası bile verdiniz Ekrem İmamoğlu’na. Baktılar gene olmuyor. Bir hafta kala Ekrem’e leke atmaya çalışıyorlar. Kumpasla, yalanla leke atmaya kalkıyorlar. Allah şahit Ramazan ayında söylüyorum. Onlar leke atsınlar. Toz kadar konmaz, toz. Kötü söz sahibine ait. Allah onları ıslah etsin. Allah onlara akıl versin. Ama biz bu zor günleri de atlatacağız.”

“MİLLETİN PARASINI MİLLETE VERİYORUZ”
5 yılda Türkiye’de yaşanan ekonomik kriz nedeniyle emekliler, asgari ücretliler mağdur olup işsizlik tavan yaparken İBB’nin sosyal yardımların 6 katına çıkardığına dikkat çeken İmamoğlu, şöyle konuştu:
* “Çocuklarımızın yanında olduk. Annelerin yanında olduk. Biz onun için anne kartı çıkarttık. Onun için süt dağıtıyoruz. Daha fazla dağıtacağız. Onun için burs verdik, daha fazla vereceğiz. Bu zor günleri bizle biz hep beraber atlatacağız. Milletin olanı, millete dağıtıyoruz. Milletin parasını millete veriyoruz. Yoksulluğun ve insanların sıkıntıda olduğu zaman dilimini birlikte aşacağız. Yeni dönemde kentsel dönüşümde dar gelirli emeklilerin kentsel dönüşüm masraflarının yüzde 65’ini biz karşılayacağız. 7 bin lira kira yardımı vereceğiz. Emeklilere 10 bin lira pazar desteği vereceğiz. Bütün bunları niye yapacağız biliyor musunuz? Onlar ekonomiyi kötü yönettiler, başaramadılar. İnsanımızı mağdur etti. Biz onların eksiğini kapatacağız. Çünkü biz devlet kurumuyuz. Biz milletin olanı millete vermeye devam edeceğiz.”
GENÇLERE SESLENDİ: TÜRKİYE’NİN KADERİ SİZİN ELİNİZDE
1993 doğumlu Tuzla Belediye Başkan Adayı Eren Ali Bingöl’ü yanına alan İmamoğlu gençlere de oy kullanmaları çağrısında bulundu. İmamoğlu gençlere şöyle seslendi:
* “Gençler siyasetten uzak duruyor. Haklılar, biliyorum. Artık gençler şöyle düşünüyor; ‘Ne yaparsak yapalım hiçbir şey değişmiyor.’ Ve gençler sandığa gitmek istemiyor. Gençler haklı ama şunu söyleyeyim. Bu seçimde gençlere bir şey hatırlatmak istiyorum. Sevgili gençler lütfen kendinize gelin. Bakın Türkiye’nin kaderi sizin elinizde. Özellikle Türkiye’nin talihini, Türkiye’nin kötü giden sürecini bir oyla değiştirebilirsiniz. Ben bütün gençlerimizi sandığa davet ediyorum. Oy hakkınızı kullanın. Sizin haklarınızı koruyan, sizlere burs veren, sizlere yurt açan, gençlerin önünü açan, gençliğin istediği projeleri yapan bizlere destek olun. Tuzla’da genç belediye başkanımıza destek olun. İstanbul’da İmamoğlu’nun ikinci dönemine destek olun. Biz, sizlerle birlikte İstanbul’dan güçlü bir gençlik ateşi daha yakalım.
* Bu gençlik ateşi Türkiye’nin talihsiz süreçlerini değiştirsin. Mustafa Kemal Atatürk’ün ülkeyi gençlere emanet ettiği gibi bugün yine gençlerimizin büyük sorumlulukları var. Gençlerimizin bu sese kulak vereceğine inanıyorum. 2019 öncesine dönmeyeceklerine inanıyorum. Ve birlikte inşallah bu süreçte duydukları bütün umutsuzlukları yok edeceğiz. Biz 2019’da rantçılığı bitirdik. Bu seçimde rantçılığı tarihe gömeceğiz. 2019’da israfın önünü kestik. Bu seçimde israfı tarihe gömeceğiz. Biz artık bu ülkenin bereketli bütçeye sahip olmasını istiyoruz. Onun için İstanbul’un sorumluluğu büyük. Birbirine engel olan, birbirini tanımayan, kibirli insanlar değil, bir kişi ne istiyorsa, onu yapan değil Tuzlalı ne istiyorsa İstanbullu ne istiyorsa onu yapan belediye başkanlarını seçin. Biz milletimiz ne derse onu yapacağız. Biz milletimizin istekleri için koşacağız. Bu süreç partiler ötesi. Bana bulmuşlar ama hoşuma gidiyor; ‘Yok bu işin sağı, solu, aklın yolu İmamoğlu.’ Ben oradayım. Aklın yolunun olduğu yerdeyim.”
]]>Yoğun yağmur yağışına rağmen Şile Kent Meydanı’nı dolduran vatandaşlara hitap eden İmamoğlu konuşmasına “Varsayalım ıslanmıyoruz, varsayalım hava çok güneşli bugün. Biz ayrıldıktan sonra yağacak barajlar su dolacak, topraklardan bereket fışkıracak” diyerek başladı. İmamoğlu “Şile’de biz Özgür Kabadayı’yla bu sene 5 yıllık dönemin başlangıcında Şile’nin bambaşka bir güzelliğe, bambaşka bir çağdaşlığa, bambaşka bir insancıllığa, partizanlığın olmadığı, köylerini tek tek düşünen, her köyüne hizmet üreten, insanını mutlu eden, tarım desteğini önde tutan, alt yapısını güçlendiren çok özel bir 5 yıla hazırladık” diye konuştu.
“ANKARA’DAKİ 8 ADIM AT DERSE ATAR”
İmamoğlu “Bizim için birkaç şey çok önemli. İnsana saygı, şehre özen, doğaya özen, toprağa özen… Bakın bunların anlayışı ne biliyor musunuz? Ankara’daki sus derse hepsi susar. Ankara’daki konuş derse hepsi konuşur. Yürü derse yürür, 8 adım at derse 8 adım atar. 9’u atmaz. Ama bizim belediye başkanlarımız nasıl yapar biliyor musunuz? Millet ne derse onu yapar. Milletine tabidir” dedi.
“BİR KİŞİ DEĞİL ŞİLELİ KAZANACAK”
İmamoğlu Şile’ye yaptıkları hizmetleri anlatarak “Hep birlikte başaracağız. Hep birlikte kazanacağız. Bir kişi değil, bir avuç insan değil Şileli kazanacak. Şile’nin bütün arızalı alanlarını toparladık. Sel basan yerde yaşam vadisi yapıyoruz. Pırıl pırıl içme suyunuzu biz veriyoruz. Şile’nin Kömürcüoda bölümünün bu bölgeye vereceği bütün zararları bertaraf ediyoruz. Atık yakma tesisiyle buraya olan yükü de büyük oranda azaltacağız. Şile’yi, bütün şehri düşünen bir yönetimiz biz” dedi.
“17 DEĞİL 27 BAKANLA GELSİN”
Cumhurbaşkanı’nın ve 17 bakanın Cumhur İttifakı’nın İBB Adayı Murat Kurum’un seçim kampanyasına desteğini eleştirmeye devam eden İmamoğlu şunları söyledi:
-Bunlar isterse Ankara’dan 17 değil, 27 bakanla gelsin. Bir de yetmedi aday var. E bir de yetmedi üstüne, seçilmiş herkesin cumhurbaşkanı olması gereken cumhurbaşkanı var. E hoş geldi, sefa geldi. Ne yapalım?
-Güzel bir misafirperverlik yapacağız. Ne zaman? 31 Mart’ta. Nasıl? Oy farkı büyüyecek, oy farkı büyüyecek. 23 Haziran misafirperverliğinizi hatırlıyorsunuz değil mi? Yetmez onlara bu sefer. Daha fazlasını istiyorlar. Yapacağız mı?
-Bir avuç insan kaybedecek mi? Millet kazanacak millet. İstanbul’da halkın ittifakı kazanacak. Şile’de Şile ittifakı kazanacak. İstanbul’da memur kazanacak, işçi kazanacak. Emekçi kazanacak, öğrenci kazanacak. İstanbul’da işsiz kazanacak, emekli kazanacak.
-Çünkü onların görmediklerini biz görüyoruz. Onların duymadıklarını biz duyuyoruz. Biz halkçıyız. İsrafçılar kaybedecek. Rantçılar kaybedecek. Halkçılar kazanacak. Bereket kazanacak. Yahu yağmayan yağmuru bile hatırlayın, bize mal etmeye kalktılar, doğru mu?
“BANA OY VERMESE DE MİLLETİM MUTLU OLSUN YETER”
-Vallahi ben Yaradan’a hep dua ediyorum; Allah’ım bizi, güzel günlere kavuştur. Bu şehirde hiçbir çocuk açta açıkta kalmasın. Bu şehirde hiçbir genç umutsuz kalmasın. Bu şehirde her emeklimiz abimiz, ablamız onuruyla yaşasın.
-Bu şehirde kadınlar özgür, işini kuran, işini yapan her haliyle bu toplumun gururu olsunlar. Emekçi hakkını alsın. İşveren hakkını kazansın. Biz bunları dua ediyoruz. Onlar ne istiyorlar biliyor musunuz? Bir kişiyi mutlu edelim yeter. Ankara diyorum, bir kişi… Biz de diyoruz ki ‘Bana oy versin vermesin, milletim mutlu olsun yeter.’ Bunların miladı doldu. Sıra nerede? Sıra İstanbul ittifakında.
-Sıra artık bizim o büyük güçlü ittifakımızda. Emeklilerimize desteği arttıracağız. Emeklerimizin bu zor anında onların yanında olacağız. Çiftçimize mazot desteğini de arttıracağız. Fide desteğini de arttıracağız.
-Biz çiftçimize verdiğimiz desteği iki katına çıkaracağız bu dönem. Niçin biliyor musunuz? Hatırlayın. Ne demişti? ‘Kimin parasını kime veriyorsun?’ dedi. Ben ne dedim? Milletin parasını millete veriyorum, vermeye devam edeceğiz. Özgür başkanla birlikte milletini anlayan bir belediye başkanı olmaya ikimiz milletimizin huzurunda Yaradan’ın şahitliğinde ant içiyoruz.
]]>Yenikapı’daki Dr. Mimar Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’nde bir araya gelen yaklaşık 3000 davetli, İmamoğlu çiftine sevgi gösterilerinde bulundu. İmamoğlu’nun etrafını saran minikler, İBB Başkanı’yla anı fotoğrafları çektirdi. Miniklerin İmamoğlu’na ilgisi, iftar öncesinde yaptığı konuşmada da devam etti. Ramazan nedeniyle, toplumun farklı kesimleriyle iftar sofralarında buluştuklarını belirten İmamoğlu, “Bu sofraların, bu buluşmaların her biri benim için servet değerinde. Fakat bugün burada olmak, sizlerle aynı iftar sofrasını paylaşmanın bambaşka bir önemi var” şeklinde konuştu.

“BU YOLA ÇIKARKEN, ‘BU ŞEHRİN ÇOCUKLARI EŞİT OLACAK’ DEMİŞTİM”
“5 yıl önce bu yola çıkarken, bu şehrin çocuklarının, kadınlarının hayatlarını kolaylaştırmak için çalışacağıma bütün insanlarımızın huzurunda söz vermiştim” diyen İmamoğlu, “Bu yola çıkarken, şehrin neresinde oturuyorsa otursunlar, ‘Bu şehrin çocukları eşit olacak’ demiştim. Siz değerli anne babalara baktığımda, bu güzel çocukların gözlerine baktığımda, verdiğim sözleri tutmanın huzurunu yaşıyorum. Göreve geldiğimizde, ilk etapta ekonomik olarak İstanbul’un en çok ihtiyaç duyulan bölgelerinde kreşlerimizi hizmete sunmuştuk. Şimdi faaliyet gösteren kreş sayımız 100’e ulaştı. İBB tarihinde bir ilki gerçekleştirdik. Artık, Arnavutköy’den Bağcılar’a, Başakşehir’den Bayrampaşa’ya, Çatalca’dan Gaziosmanpaşa’ya, İstanbul’un çocuklarının kreşleri var. Bu kreşlerde çocuklarımız; bilimsel eğitimle, yeteneklerini ve kendilerini keşfederek mutlulukla büyüyorlar. Yapacağımız 50 yeni Yuvamız İstanbul kreşi ve 50 yeni Yuvamız İstanbul Kısa Mola Merkezi ile de toplamı 200’ü bulacak kreşlerimizde, İstanbullu çocuklarımızı eşitlemek için durmadan çalışacağız” ifadelerini kullandı.

“KREŞLERİMİZ, YALNIZ ÇOCUKLARIMIZA BİR YATIRIM DEĞİL”
“Kreşlerimiz, yalnız çocuklarımıza bir yatırım değil” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:
“Çocuğunu kreşe verip, çalışmak isteyen annelerin de hayatını kolaylaştırmaya çalışıyoruz. Özel gereksinimli çocuklarımızın annesi 50.000 kadına, 5.000 TL nakit destek vererek hem annelerin sosyalleşmelerini hem de çocuklarının daha iyi bir eğitim almasına katkı sunacağız. Çünkü kadınların hayata karışması, kendi istek ve düşünceleri doğrultusunda yaşamlarını şekillendirmeleri, kendilerini gerçekleştirebilmeleri bizim için her şeyden çok daha önemli. Aynı bakış açısıyla, 0-4 yaş arası çocuklu annelere ücretsiz ulaşım desteği veriyoruz. İstanbul genelinde, tam 650 bin annemiz bu hizmetimizden faydalanıyor. Bizim için çok büyük bir gurur. Çocukların yanında olmak, kadınların ve erkeklerin sırtlandığı yüklerin bir kısmını üstlenmek, bizim için paha biçilemez değerde.”

“2 BÜYÜK ‘ÇOCUK OYUN DÜNYASI’ KURACAĞIZ”
İstanbullu çocukların sağlıkla, güvenle vakit geçirebilecekleri iki büyük “Çocuk Oyun Dünyası” kuracakları bilgisini paylaşan İmamoğlu, konuşmasını, “2 milyon beslenme destek paketi, okula yeni başlayacak 30 bin kız çocuğumuza eğitim desteği vereceğiz. Ve daha fazlasını yapacağız. Geçtiğimiz 5 yılda çocuklarımızı, annelerimizi nasıl unutmadıysak, önümüzdeki senelerde de asla unutmayacağız. Unutmayacağız; çünkü bu ülkenin güzel insanlarına borcumuz var. İnsanca, adilce, eşitçe, mutlulukla bu güzel şehirde yaşamak hepimizin hakkı. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyor, yavrularımızı gözlerinden öpüyor, şimdiden mübarek Ramazan Bayramınızı kutluyorum” sözleriyle tamamladı.

İmamoğlu, Esenyurt’da CHP’nin Esenyurt Belediye Başkan Adayı Ahmet Özer ile birlikte halk buluşmasına katıldı. Yazar Yaşar Kemal’in adı verilen meydanın ve Haramidere ıslahı 1. Etap kavşak düzenlemesinin açılışını da gerçekleştirdi. Etkinliğe Yaşar Kemal’in eşi Ayşe Semiha Baban da katıldı. İmamoğlu sahneye de sözleri Yaşar Kemal’e müziği Zülfi Livaneli’ye ait “Merhaba” şarkısı ile çıktı.
BAKANLARA GÖNDERME
İmamoğlu sözlerine “Bakın Yaşar Kemal ne söylemiş? ‘Dünyanın ucunda bir gül açılmış, efil efil esen yele merhaba/ Karanlığın sonu bir ulu şafak, sarp kayadan geçen yola merhaba’ demiş. Yaşar Kemal en sert kayasına bile bu memleketin merhaba demiş. Ben de canım ciğerim, komşum hemşerim sevgili Esenyurtlulara merhaba diyorum” cümleleriyle başladı. Meydanı dolduran vatandaşların taşıdığı pankartları tek tek okuyan İmamoğlu “Kabine İmamoğlu’na karşı” pankartını göründe “Kabine kim ya? Kabine kim? Tanıyan var mı? Ben tanımıyorum. Ha şu Ankara’dan gelen 17 arkadaş tamam… Çıkaramadım pardon” diye espri yaptı.
“BİNA YAPMAK İÇİN DERENİN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİRDİLER”
Esenyurt’a yaptıkları hizmetleri sıralayan İmamoğlu açtıkları kreş, yurt ve kütüphaneleri, bursları, anne kart ve halk sütü anlattı. Gündeme sık sık can ve mal kaybına neden olan sel baskınları ile gelen Esenyurt’a İSKİ’nin 4.4 milyar liralık yatırım yaparak alt yapısı sorunu çözdüğünü belirtti.
İmamoğlu “Bunların karnesi sıfırdı. İstanbul’un 39 otuz dokuz ilçesinde olduğu gibi Esenyurt’ta da icraatçı olduk, halkçı bir belediye olduk. Her yağmurda can ve mal kaybı oluyordu. Bunu sona erdirdik. Bunlar bina yapmak için derenin yönünü bile değiştirdiler. İmara açtılar. Biz derenin akışını normalleştirdik” diye konuştu.
“ESENYURT’U KABATAŞ’A BAĞLIYORUZ”
Esenyurt’un ilk metro hattı olan Mahmutbey-Bahçeşehir- Esenyurt metrosunun yüzde 40’ını bitirdiklerini belirten İmamoğlu şöyle konuştu:
– Bu hattı Esenkent, Ardıçlı ve Esenyurt meydandaki durağı ile vatandaşlarımızı, İstanbul Boğazı’nın kıyısına Kabataş’a bağlayacağız. Beylikdüzü -Sefaköy- Yenikapı metro hattını da göreceksiniz bu kardeşiniz yapacak. Bu kardeşimiz bizden önceki 25 yılda yapılan metro hattının yarısını 5 yılda yaptı.
– Size söz, bu kardeşiniz 10 yılda, 50 yıllık iş yapacak. İstanbul ulaşımında bir devrim olacak olan Hızray yapacağız. Sizi TÜYAP’tan, Esenyurt’tan Sabiha Gökçen’e, 75 kilometreyi 55 dakikada İstanbul’u bir uçtan öbür uca bağlayacak İstanbul tarihinin en büyük, en hızlı, ekspres metro hattını da bu kardeşimiz yapacak. Yine bu bölgede metrobüs hattının Büyükçekmece’yle eklentisini sağlayacağız.
“30 BİN KONUT MAĞDURU YARATTILAR”
İmamoğlu, “Bunların derdi ve çocuktu ve kadındı, ne anneydi, ne de gençti. Bunların tek derdi rant, rant. Başka bir dertleri yoktu. Onun için Esenyurt’ta bizden önce 30 bin konut mağduru yarattılar. Sırf bir avuç insan zengin olsun diye. Ama biz bu eksiklikleri de gidereceğiz” dedi.
“OYLARINIZI BÖLMEYİN” ÇAĞRISI
Esenyurt’ta yeni kreşler ve kent lokantası açacaklarını duyuran İmamoğlu şöyle devam etti:
– Bunları onlar yapabilir mi? Onların aklına siz gelir misiniz? Vatandaşımız bizim aklımızda, bizim yüreğimizde. Ancak biz yaparız bunları. Onlar yapamaz. Çünkü onlar israfçı, biz icraatçıyız. Onlar rantçı, biz halkçıyız, halkçı. 31 Mart neyin tarihi? İsrafçıların ve rantçıların tarihe gömülme vakti. Hep birlikte 31 Mart’ta bunları tarihe gömmeye hazır mıyız? İsraf ve ihanet dönemini tarihe gömmeye hazır mıyız?
– Bir avuç insana asla oy verilmesine müsaade etmeyin. Oylarınızı bölmeyin. Anlaştık mı? Oylarınızı bölmeyeceğiz. Oylarımızı ve güçlerimizi birleştireceğiz. Particilik yapma zamanı değil. Biz halkçı İstanbul’un büyük ittifakıyız. Biz halkını düşünen, partiler ötesi düşünen, şehrini düşünen, insanını düşünen, bu şehrin emekçisini, işverenini, kadınını, gencini, çocuğunu düşünen büyük bir halk ittifakıyız. Bazıları pireye kızıp yorganı yakmak isteyebilir. Sakın buna fırsat vermeyin. Her zaman birleşeceğiz. Birleşe birleşe kazanacağız.
“ONLARIN DEVRİ BİTTİ”
– Bugün karşımızda olan güç hiç değişmedi. 2019’da bize ne yaşattı iseler aynı kişiler, hiçbir zaman dürüst ve adil olmadılar. Bugün de değiller. Demokrat değildiler. Şimdi de değiller. Onların bugüne kadar akıllarına bile gelmeyen vaatlerine sakın aldanmayın. Sakın dinlemeyin. Onların artık dönemi devri bitti. Emekliyi sefil etmediler mi? İşçiyi sefil etmediler mi? Paramızı pul etmediler mi? Bir emekli bir kahvehaneye girip çay bile içemiyor. Dolayısıyla onlar sadece kendi çıkarları için siyaset yaparlar. Biz sizin için çalışacağız. Biz milletimiz için çalışacağız. Onlar 2019’dan bugüne hiç değişmediler. Ama bizim birliğimizi ve bütünlüğümüzü bozmaya çalışıyorlar. Bunlara fırsat vermeyeceğiz. Onların gözünü gördüğü tek şey çıkarları, bizim derdimiz milletimiz.
– Bir avuç israfçıya ve rantçıya fırsat vermeden biz vicdanlı, mert, akıllıca, ahlaklıca, erdemlice bir döneme hazırlık yapıyoruz. 31 Mart’ta mertlik kazanacak. 31 Mart’ta particilik değil birliktelik, bir partinin değil halkın zaferi olacak. Bu şehre, başta Esenyurt’ta, ihanet ve zulüm edenleri, vatandaşı ayrıştıranları 31 Mart’ta hep birlikte tarihe gömeceğiz. Hoşgörü ve kardeşlikle beraber kazanacağız. Yaşar Kemal diyor ki; ‘Bir toplum hoşgörüsü kadar güçlü, sağlam, haklıdır. Zulmü kadar zalim ve zayıftır.’ Onlar zulümleriyle bu şehri, bu ülkeyi bu milleti zayıflatanlardır. Bir avuç bir avuç zalim kaybedecek, halkın hoşgörüsü kazanacak. Halkın vicdanı kazanacak, vicdan ittifakı kazanacak.
]]>■ Ekrem her zaman görevinin hakkını verebilmek için büyük bir sorumluluk bilinciyle çalışır. Ama İBB Başkanı olmasıyla yoğunluğu ve sorumluluğu elbette ciddi bir şekilde arttı. Bu nedenle de ailece geçirdiğimiz, Ekrem’in çocuklarla geçirebildiği zaman oldukça sınırlı kaldı. Çocukların da büyümeye başladığı, ergenlik süreçlerini yaşadığı bir döneme denk geldi.
‘SAĞLIĞINI HİÇ DÜŞÜNMÜYOR’
■ Biz aslında çocuklarımızı hiç siyasetin içine dahil etmiyoruz. Bu Ekrem’in de benim de üzerinde hassasiyetle durduğumuz bir konu. Babalarının siyasetçi olmaları onlarla ilgili bir konu değil. Onlar kendi hayatlarını inşa ediyorlar. Bu 5 yıllık süreçte Ekrem için tek endişem her zaman sağlığı oldu. Sağlığını hiç düşünmeden kendini yaptığı işe adıyor. Biraz daha kendisine dikkat etmesini dilerdim.
■ 5 yıl içinde beni en etkileyen gelişmelerden biri pandemi dönemi oldu. Bu salgın nedeniyle vefat eden, sağlığı bozulan insanlar, pandeminin ekonomik ve sosyal hayata yansımaları ve tüm bunlarla beraber çocukların eğitim hayatının olumsuz etkilenmesi beni çok üzdü. Yine bu dönemde annemi kaybettim ve o günlerde korona olduğum için maalesef cenazesine katılamadım. Tabi ki, geçtiğimiz yıl 11 ilimizi derinden etkileyen 6 Şubat depremi de hepimiz için çok büyük bir travma oldu.
“DAVA HUKUKSUZLUK ÖRNEĞİ”
■ Bir diğer olay da Ekrem’in dava süreci… Türkiye bir hukuk devleti; bu ülkede herkesin yasalar karşısında eşit olması, kanunların herkese adil bir şekilde uygulanması gerekiyor. Eğer bir ülkede adalet işlemiyorsa, ülkenin temel değerleri yara almış demektir. Benzer davalarda olduğu gibi Ekrem’in davası da ne yazık ki benim için bir hukuksuzluk örneği oldu.
■ Ekrem’le birbirimizi çok eleştiririz. Çocuklarımız da fikrini açıkça söyler, yanlış olduğunu düşündüğü herhangi bir şeyi dile getirip bizi eleştirirler. Çünkü biliriz ki eleştiri gelişimin ve değişimin en temel parçalarından biridir. Benim Ekrem’e fikrimi beyan ettiğim en temel konu kadınların toplumdaki yeri… Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için atılması gereken adımları ve yorumlarımı söylüyorum genelde.
‘PEK ÇOK İLKLER YAŞANDI’
■ Yerel seçimi kazanacağını biliyorum. Ekrem Başkan’ın İstanbul için yaptığı ve yapmayı planladığı çalışmaları, İstanbulluların bu çalışmalara gösterdiği ilgiyi ve Ekrem’e duydukları sevgiyi görüyorum. Özellikle bir kadın olarak baktığımda İstanbul’da pek çok ilkin yaşandığını görüyorum. İBB’nin tarihinde ilk defa açtığı Yuvamız İstanbul kreşleri, Anne Kart, Mahalle Evleri… Örneğin İBB’de bu dönemde ilk defa kadın itfaiyeciler görev başı yaptı, otobüslerde kadın şoförlerin sayısı her geçen gün artıyor. Ülkemizin geleceği olan gençler için yapılan çalışmalar da önemli…
■ Seçim öncesinde yaşanan yoğunluk gerçekten olağanüstü. Ekrem’in çalışma temposunun yanında ben mümkün olabildiğince yanında olmaya, destek vermeye gayret ediyorum. İstanbul ve İstanbullular için sosyal belediyecilik anlayışıyla 5 yıldır çok yoğun şekilde çalışmalar yapılıyor. En büyük dileğim, bu yoğun dönemin hepimiz için huzurla geçmesi ve demokratik, adil bir seçimle tamamlanması…
3 bin gence burs desteği
Dilek Kaya İmamoğlu, 5 yıllık dönemde iş ve eğitim hayatında yaşadıklarını da şöyle anlattı: “Yoğun ve tempolu geçti. Beni en mutlu eden gelişme Büyüt Hayallerini projesini hayata geçirmemiz oldu. Projeyle 3 bin üniversiteli genç kıza burs desteği sağlıyoruz. Projeye 2021’de İstanbul Vakfı çatısı altında başladık. Ama bu proje sadece bir burs projesi değil. Gençlerin hayata hazırlık süreçlerinde de yanlarında oluyoruz. Büyüt Hayallerini Gelişim Programı’nda bursiyerlerimiz bir hafta boyunca hem iş hayatına yönelik eğitimler alıyor hem de şirketlerin çalışma alanlarına giderek saha süreçlerini deneyimleyebiliyorlar. Proje kapsamında 40 değerli kalemin, Türkiye’de yaşamış ve yaşamakta olan 40 başarılı kadının hayat hikayesini anlattığı İlham Veren Adımlar kitabımızı çıkardık ve kitabın satış geliriyle de burs fonuna destek sağladık.”
KADINLARIN İŞ HAYATINDA KARŞILAŞTIĞI ENGELLERİ YAZDI
Dilek Kaya İmamoğlu 2022’de liderlik türleri üzerine çalıştığı doktorasını tamamladığını belirterek, “Ekim 2023’te de kadınların iş hayatında karşılaştığı engelleri anlatmak için kullanılan bir kavram olan cam tavan sendromunu ele aldığım yüksek lisans tezimi, “Cam Işığı Kesemez” ismiyle kitap olarak yayınladık” dedi.
2014’ten 2024’e İmamoğlu ailesi

2014 HATIRASI: Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı seçildiğinde ailesiyle bu pozu vermişti.
Ekrem-Dilek İmamoğlu çifti; çocukları Selim, Semih ve Beren ile 2014 yılından beri her seçim sonrası aile fotoğrafı çektirdi. İmamoğlu ailesinin, 31 Mart 2024 yerel seçim sürecinde kameralara poz vermesinin üzerinden 10 yıl geçti.

2019 HATIRASI: İmamoğlu, İBB Başkanı seçildiğinde başarısını ailesiyle böyle paylaşmıştı.
2014 yılında çekilen ilk fotoğraf ile 2024 yılında çekilen son fotoğraf, ailedeki 10 yıllık değişimi gözler önüne serdi. 2014 yılında yerde oyun oynayan iki küçük çocuk artık büyüdü. Semih üniversiteye hazırlanıyor, Beren ise voleybolcu oldu. Selim de üniversiteyi bitirdi ve iş hayatına atıldı.

2019 HATIRASI: İmamoğlu, İBB Başkanı seçildiğinde başarısını ailesiyle böyle paylaşmıştı.
]]>– 17 tane bakan İstanbul’da siyaset yapıyor. 17 bakan + 1 aday… 17+1, bir kişi daha var, yakında o da gelecek. Bekliyoruz vallahi, gel. Bekliyoruz, bu İstanbullu misafir ağırlamayı sever mi? 23 Haziran’da 806 bin kere nasıl misafir ettiyse şimdi daha büyük rakamla misafir edecek.
“HIRSIZ” DEDİLER, “TERÖRİST” DEDİLER
2019’da başkan seçildiği yerel seçimi hatırlatan İmamoğlu, şöyle devam etti:
– 2019’da seçimi kazandıktan sonra “Çaldılar” dediler mi? Dediler. “Hırsız” dediler mi? Dediler. Sandık başındakilere “Terörist” dediler mi? Dediler. Bir bakan “Sandık başlarında 700 tane terörist tespit ettik” dedi.
– Bu millet öyle bir demokrasi tokadı attı ki… Mİlletimizin vicdanı, adaleti büyüktür. Kul hakkı yediler, hesabını vermediler. Millet hesabını kesti” ifadelerini kullandı.
“HADİ ORADAN İŞİNE BAK”
Bakanlık tarafından yapılan Sabiha Gökçen Metro Hattı için İBB’den 10 ayda 5.5 milyar tahsil ettiğini hatırlatan İmamoğlu şöyle devam etti:
– Daha önce 20 senede parasını alırlardı. Bu da milletin parası, bu da milletin parası. Dertleri ne biliyor musunuz? Güya Ekrem İmamoğlu’nu köşeye sıkıştıracaklar. Güya Ekrem İmamoğlu’na diz çöktürecekler. Güya Ekrem İmamoğlu’nu yıldıracaklar. Ya hadi oradan işine bak… Bu millet, hizmet edeni görür. Parti, purtu işi değil bu. Bu millet hakkını verir. Nasıl hakkını verir biliyor musunuz?
– 2019’da seçimi kazandıktan sonra ‘çaldılar’ dediler, ‘hırsız’ dediler. Bir bakan çıktı ‘sandık başlarında 700 tane terörist tespit ettik’ dedi. Seçimi iptal ettiler mi? Bu millet ne yaptı? Onlara öyle bir demokrasi tokadı attı ki… Milletimizin vicdanı, milletimizin adaleti büyüktür. Kul hakkı yediler, hesabını vermediler. Ama millet hesabını kesti. Seçimden sonra utanmadan, ‘biz o hırsız laflarını siyaseten söyledik’ dediler. Yahu Allah’tan kork. Allah korusun; ben birine siyaseten hırsız diyeceğim. Yahu ağzımdan çıkamaz. Siyaseten birine terörist diyeceğim. Ya birine terörist denir mi durduk yere? Hırsız denir mi? Allah bunların gazabından milletimizi korusun.
“KAYBEDECEKLERİNİ ANLADILAR KUMPASA BAŞLADILAR”
İmamoğlu, gündemdeki kumpas videolarına tepki göstererek şunları kaydetti:
“Seçimi kaybedeceğini anladı hemen yalana, dolana, kumpasa başladılar. Yolun kenarında, caddede, orada burada yanan otobüs filmleri çekmek, kumpaslar kurmak, 4.5 sene önceki videodan kendine iş aramak, savcı gibi her gün açıklama yapıyor Adalet Bakanı. Üzülüyorum onun haline. 17 bakan İstanbul’da, siyaset yapıyor. 17 bakan, artı aday, etti 17+1. Ama bir kişi daha var. O da geliyor, yakındır gelecek. Bekliyoruz vallahi gel. Buyursun gelsin. İstanbul’a bekliyoruz. Bu İstanbullu misafir ağırlamasını sever. 23 Haziran’da 806 bin kere nasıl misafir ettiyse şimdi daha büyük rakamla misafir edeceğiz.”
]]>Vatandaşlardan gelen sorun, öneri, talep ve eleştirileri alan İmamoğlu, esnaf ve yurttaşlarla samimi sohbetler gerçekleştirdi. İmamoğlu’nun ilçedeki son adresi ‘Büyükçekmece Tepecik Göl Sahili Açılışı’ ve halk buluşması oldu.

“BELKİ DE BUNLARIN NİYETİ; KALDIKLARI YERDEN İHANETE DEVAM ETMEK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul’a ihanet ettikleri yönündeki açıklamasını hatırlatan İmamoğlu, “Belki de bunların niyeti; kaldıkları yerden devam etmek istiyorlar ihanete. Onların bildiği iş zaten birazcık da bu. Biraz rant, biraz ihanet falan derken; yeşil alanlar, kamu arazilerini, deprem toplanma alanlarını imara açıp, birbirlerine de biraz haksız kazanç sağlamak, bunların hayata bakışı” dedi.
Askeri alanlara lüks konut yapılmasını sözlerine örnek olarak gösteren İmamoğlu, “Biraz ihanet dedik ya, bunları konuşmak lazım. Kanal İstanbul meselesini biliyorsunuz. Buradaki süreçte, Kanal İstanbul’a bütün mücadelemizi verdik. Bu süreç içerisinde adım adım ama sinsi sinsi sürdürmeye çalışıyorlar. Ama acemi adaya sorsanız, gündeminde yokmuş. Yani onun gündeminde olsa ne olur, olmasa ne olur? Bir kişinin gündemi önemli, öyle değil mi? Bir de kendisi, daha bir yıl önce kameralara çıkıp nasıl tekrarlıyordu? Aynen şöyle; güya millete inat olsun diye ‘ya-pa-ca-ğız!’ Şimdi kapıda oy var ya seçim var ya, bu milletin de yüzde 70-75’i Kanal İstanbul diye bir ihanet projesini istemiyor… Bu sefer değişti” dedi.

“ADAY, SADECE MİLLETE ŞİRİN GÖZÜKME PEŞİNDE”
Kurum’un aksine, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın planlara devam edildiğine dair rapor açıkladığını hatırlatan İmamoğlu, şunları söyledi:
* “Yani bu konuda adayın yetkisinin etkisi de yok. Sadece milletine şirin gözükme peşinde. Bakın; yetkisi bugüne dair yok derken, dün de yoktu. Bunlardaki yetki nasıl biliyor musunuz? Bir kişi ‘yap’ derse yaparlar, bir kişi ‘yapma’ derse yapmazlar. Aramızdaki fark ne biliyor musunuz? Bize ancak siz talimat verirsiniz. Millet talimat verir bize, millet. Başka kimse bize emir veremez. Aramızdaki fark bu. Bakın; bunlar bakanken bile böyle davranırken, belediye başındayken farklı mı davranacaklar? Hayır, asla. Onun için bu konu, dersine çalışmamış sevgili acemi aday, seni aşar. Bu konu seni aşar. Zaten bu arkadaşların sözlerine itibar da etmek mümkün değil.
* Sizi bir o köşe, bir bu köşe yaparlar3-4 gün önce Sayın Cumhurbaşkanı ne dedi? Güya seçim yaklaştı ya demokrat damarları kabarıyor. ‘Hakikatleri yüzüme çekinmeden haykırın ki gerçeklerle yüzleşelim ey milletim’ diyor. Dün Konya’da ne oldu? Haykırmaya karar veren staj ve çıraklık mağdurları gittiler mitingine. Yüzlerine dertlerini haykırdı. Sonuç: 50 kişiyi gözaltına aldılar. Bunları Allah ıslah etsin. Milletin hak, hukuk mücadelesini bile dinleyecek sabırları yok.”

“İNSANLARIN HAK ARAYIŞ İLE KARŞILAŞINCA ÇOK ŞAŞIRIYORLAR”
Aynı sahnelerin, İstanbul seçimleri için Ankara’dan İstanbul’a yollanan Çevre Bakanı Mehmet Özhaseki’nin katıldığı bir etkinlikte de yaşandığını aktaran İmamoğlu, bakana dertlerini anlatmak isteyen kentsel dönüşüm mağdurlarının alandan uzaklaştırıldığını kaydetti. “Bunlar halden anlamazlar” diyen İmamoğlu, “Kibirleri dağları aşmış. Ama neyse ki Sayın Cumhurbaşkanı’nın olduğu yerdeki gibi gözaltına alınmadı da en azından bu birazcık kızma kızdı onlara. Bu arkadaşlar, insanların hak arayış ile karşılaşınca çok şaşırıyorlar. Kimse onlara bir şey demeyecek, her yaptıkları doğru! Çünkü her alanda o kadar yanlışları var ki, mağdur ettiği insanlar sayısı o kadar fazla ki; yaşadıkları o sırça köşklerinden ya da saraydan biraz çıktılar mı kafaları karışıyor. Şiddetleri büyüyor, hiddetleri büyüyor” diye konuştu.

“ELİ KULAĞINDA, SAYIN CUMHURBAŞKANI DA GELİR”
Çarşıda, pazarda karşılaştığı vatandaşların geçim feryatlarıyla yüzleştiğini vurgulayan İmamoğlu, yaşanan ekonomik krizle ilgili çeşitli örnekler verdi. “17 bakan, toplanıp İstanbul’a geliyorsa, yani eli kulağında, Sayın Cumhurbaşkanı da gelir” diyen İmamoğlu, “Darlanıyordur muhtemelen. Birkaç güne olur burada. O da gelecek. İlçe ilçe gezecekler. Peki bu sorunları kim çözecek? Emekli maaşıyla kim uğraşacak? Dertleri, ‘Ya bu İstanbul’u nasıl kaybettik?’ Sanki babalarından, analarından mülk kalmış. İstanbul dediğin, tarihten bize emanet. 86 milyon sahibi var, 16 milyon sahibi var. Benim hissem ne kadarsa, Cumhurbaşkanının da hissesi o kadar. Şimdi buraya Hakkari’den belediye başkanı adayımız geldi. Hakkari’deki belediye başkan adayımızın İstanbul’da hissesi ne kadarsa, ablacığım senin de o kadar. 86 milyonun malı bu, senin değil ki” ifadelerini kullandı.

“31 MART’TA ONLARI ÇOK GÜZEL BİR SONUÇ BEKLİYOR”
31 Mart’ın bu anlamda bir fırsat olduğunu dile getiren İmamoğlu, şunları belirtti:
* “31 Mart’ta onları çok güzel bir sonuç bekliyor. 31 Mart’ta, bu milletin demokrasi dersiyle, bunlar kendilerine gelecek mi? Bunları biraz sert bir şekilde uyaracak mıyız? Niye biliyor musunuz? Başlarını ellerinin arasına alıp düşünsünler diye. Kara kara düşünecekler, diyecekler ki, ‘Bir dakika, millete efendilik yapma dönemi değil bu dönem. Bu millet uyandı. Bu millet, sen 2019’da seçimi elinden almaya kalktın ya o gün uyandı. O gün ‘bir dakika’ dedi. O bakımdan milletin derdiyle dertlenmeye, derdini hissetmeye başlamaları için hepimiz sorumluyuz. 31 Mart’ta kazanacağız. Millet kazanacak. 31 Mart’ta İstanbul’da…
* Bakın burası önemli. Hani var ya bir tane (Berat Albayrak) diyordu onlarda; ‘Burası önemli’ diye diye ekonomiyi perişan etti. Şimdi bak; burası önemli. İstanbul’da farkı ne kadar açarsak, işlerimiz o kadar hızlanacak. Aynen öyle. Şaka değil, bu gerçek. Bakın farkı mesela çok açtık -söylemeyeyim nazar değer kafamdakini- farkı çok aştık mesela; göreceksiniz imzalanmayan dosyalar, bir haftada imzalanacak. Biraz azalırsa iki hafta. Onun için yapılan engellemeler, göreceksin kalkacak. Hiç şüpheniz olmasın. Çünkü, 4 sene sonra seçim var ya. Bu sefer kara kara o seçimi düşünmeye başlayacaklar.”

“GÖREVE GELDİK, RANTÇI ANLAYIŞI TARİHE GÖMDÜK”
Göreve geldikten sonra rantçı anlayışı tarihe gömdüklerini belirten İmamoğlu, şöyle konuştu:
* “Ne geldi? Halkçı ve icraatçı bir anlayış iş başına geldi. 5 yıldır bir tek kamu arazisine yapılaşma iznini İstanbul Büyükşehir Belediyesi vermedi. Eskiden her Meclis’te dosyalar meclise girer, çıkardı. Öyle ayrıcalıklı bir kişinin imar dosyası meclise girmedi, imar açmadık. Kişiye özel imar yapmadık, yaptırmadık. Ama bakın; bölge planlarını geçirdik. Onlar, bir tanıdıklarının, imar dosyasını meclisten çıkarmayı bilirler. Ama mesela Tepecik’teki halkı mağdur eden bölge imarlarını çıkarmazlar. Niye biliyor musun? O, işlerine gelmez. Biz halkın lehine olan 90’ın üzerinde bölge imar planını Meclis’ten geçirdik.
* Kamuya ait alanların, yapıların, sahillerin, göl kıyılarının bir grup rantçı tarafından işgal edilmesine asla göz yummadık. Bizimle uğraştılar. Yıldırmak istediler. Geri adım atmadık. Ben söyleyeyim; geri adım atmam. Cesaretimi nereden alıyorum biliyor musunuz? Milletten milletten, sizden alıyorum. Halka ait alanları kendi mülkü gibi kullananlara, bir milim eğilmedik, eğilmeyeceğiz. Ne dedik? ‘Halka ait alanları halka veririz kardeşim.’ Bir de ne dedik? ‘Milletin parasını millete veririz kardeşim’ dedik. O kadar net.”

“SİZİN YÜZÜNÜZÜ KARA ÇIKARMAYACAĞIM”
“Bu şehri israftan, ranttan, ihanetten koruyayım diye beni işbaşına getirdiniz” diyen İmamoğlu, “Ben sizin yüzünüzü kara çıkarmayacağım. Söz veriyorum size. Sizler arkamızda durmaya, bizi desteklemeye devam ediyorsunuz. Ben de size, başta bu şehrin o mini minnacık çocukları olmak üzere, her birinize, tek tek layık olmaya devam edeceğim” şeklinde konuştu. Bu sırada kalabalık içinden İmamoğlu’nun konuşma yaptığı platforma ulaşan 2 çocuk İBB Başkanı’na sarıldı. İmamoğlu, konuşmasının bir bölümünü miniklere sarılarak gerçekleştirdi.
“DOĞAL KISIMLARI VAR, ORALARA DOKUNMAYACAĞIZ”
“Bugün Büyükçekmece Gölü’nün muazzam tabiatının bir bölümünü, 1 milyon 200 bin metrekaresini hizmete açıyoruz” diyen İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
* “Arkadaşlarımla konuştu. Dedim ki; arkadaşlar, milletimize şunu gösterelim. Biz, buraya atık su üreten şu bu koymayacağız? Buraya gözümüz gibi bakacağız. Buraya çöp getirecek, çöp taşıyacak hiçbir işi burada yapmayacağız. Burayı ne yapacağız biliyor musunuz? Birlikte koruyacağız. Tertemiz olacak. Doğal kısımları var. Oralara dokunmayacağız. Oralarda flamingolar, leylekler gelip, konup gidecekler. Bir de geleceğiz burada mis gibi hava alacağız. Temiz spor yapacağız. Vakit geçireceğiz. İçimiz huzur dolacak.
* Memleketini, şehrini koruyan en büyük milliyetçidir unutmayın. Doğasını, suyunu, havasını koruyan en büyük milliyetçidir. Benim Atatürk milliyetçiliğim, -bunu hep söylüyorum- memleketinin her insanını eşit gören milliyetçiliktir. Her insanın eşit gören, doğasını, vatanını, suyunu, toprağını korumak, en büyük milliyetçiliktir. Bir de kalkınmayı, icraatçılığı, ekonomik kalkınmayı, güvenlikle birlikte koruyan kavramdır milliyetçilik.”
KURDELE KESİLDİ, GÖL SAHİLİ HİZMETE GİRDİ
İmamoğlu’nun konuşmasının ardından; CHP’nin eski genel başkanlarından Hikmet Çetin, CHP milletvekilleri Engin Altay, Zeynel Emre, Parti Meclisi üyeleri Cem Aydın, Ozan Işık, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, CHP Çatalca Belediye Başkan adayı Erhan Güzel, CHP İzmir Çeşme Belediye Başkan adayı Lal Denizli ve CHP Hakkari Belediye Başkan adayı Cüneyt Özbek tarafından kesilen kurdele ile Büyükçekmece Tepecik Göl Sahili, resmen vatandaşların kullanımına girmiş oldu.
]]>İmamoğlu, Kağıthane’ye gelmeden önce Fatih’te atanamayan genç bir öğretmenin kendisinde bu konuda destek istediğini anlatarak “Bu atanamayan öğretmenler ve mülakat meselesinde sözler tutulmadı. Hala mülakat sisteminin varlığı toplumun adalet duygusunu yok etti. Özellikle kıymetli öğretmenlerimiz bu konuda çok siteamkar ve çok öfkeli. Lütfen bu işi çözün. Bırakın İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’yla uğraşmayı atanamayan öğretmenlerin dertlerini çözün” dedi.

İSTANBUL İTTİFAKI VURGUSU
Gücünü annelerin dualarından, iyileştiricilikten, birleştiricilikten aldığını vurgulayan İmamoğlu “Kimseyi karşıt görmemekten, herkesi bizden görmekten, biz biriz, birlikteyiz demekten gücümüzü alıyoruz. Kimseyi ayrımcılık yaparak tarifleniyoruz. Herkesi bizim asil vatandaşımız olarak görüyoruz. Ve bunu yürekten söylüyoruz. Onun için biz çok güçlü İstanbul ittifakıyız, halkın ittifakı. Bu ittifak çok güzel işler başardı, başarmaya devam edecek” diye konuştu.

“İSRAFÇILAR GİTTİ, İCRAATÇILAR GELDİ”
İmamoğlu, 5 yıllık görev süreleri boyunca hizmet verirken kimseye partisini, etnik kökenini, yaşamını veya tercihlerini sormadıklarını belirten İmamoğlu “Sormadan 650 bin annenizin cebine Anne Kart koyduk. Sormadan Halk Sütü dağıttık. Sormadan kreşlerimize çocuklarımızı davet ettik. Kimseye sormadan 100 bin gencimize burs dağıttık. İsrafçılar gitti, icraatçılar geldi. Rantçılar gitti, halkçılar geldi. Hem de cumhuriyetin, Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden giden halkçılar geldi” diye konuştu.

“ONLAR PAZARA GİDEMEZ”
İmamoğlu şöyle devam etti:
“Enerjimizin kaynağını merak edenlere şöyle deyin; Ekrem İmamoğlu’nun enerjisinin kaynağı çarşılarda, esnafın yanında. Ekrem İmamoğlu’nun enerjisinin kaynağı güzel annelerimizle konuşurken. Halkın sevgisinden enerjimizi alıyoruz.
Ama onlar bunu anlayamaz. Niye biliyor musunuz? Çarşıya gidebilirler mi onlar? Pazara gidebilirler mi? Esnafa selam verebilirler mi? Gidemezler. Yüzleri yok. Sorulara cevapları yok. Tembeller, çalışmıyorlar.
Allah aşkına çalışsalar bu ülkede emeklilerimiz bu kadar mağdur olur mu? İşsizlik bu kadar yüksek olur mu çalışsalar? Onlar çalışmıyor ama biz İstanbul’daki görevimizi keyifle, gururla yerine getiriyoruz.”

“YÖNETİM KALİTESİ BİZDE, ONLARDA KALMADI”
Kağıthane’nin İstanbul’un kalbinde olduğunu dile getiren İmamoğlu “Siz bunu yaşayamıyorsunuz, yaşayamadınız. Çünkü burayı yönetenler durumu idare ettiler. Burayı merkez bir alan halinde dururken hiç buranın o duygusunu bu insanlara yaşatmadılar. Yakınınızdaki komşu ilçelerde ne kadar zenginlik var ise size fakirlik olarak yansıdı. Fakirlik, yoksulluk sadece cebinizdeki para değil. Yaşam kalitesinden bahsediyorum. Buradaki insanların şehirden keyif almasından bahsediyorum. Huzurlu olmasından bahsediyorum. Kağıthane’nin bu huzuru, bu keyfi yaşamak için yönetim kalitesine de ihtiyacı var. Yönetim kalitesi kimde? Bizde. Onlarda yok, kalmadı” dedi.

“TALİMATIN NEREDEN GELDİĞİNİ BİLİYORSUNUZ”
İmamoğlu şöyle devam etti:
“Onlara talimat ne gelirse onu yaparlar. Nereden geldiğini biliyorsunuz değil mi? Söylememe gerek var mı? Aranızda ‘ben merak ediyorum kimmiş?’ diyen var mı? Hep biliyorsunuz.
Tonguç başkan, buraya belediye başkanı olduğunda kimden talimat alacak? Milletten, komşularından… Kağıthane’deki bir değişim nedir biliyor musunuz? Bırakın İstanbul’u Türkiye’deki büyük ve güçlü değişimin, halkçı değişimin, demokrat değişimin, özgürlük dolu bir değişimin kaynağıdır.”

“HASTANEYİ İBB DEĞİL BAKANLIK APAR TOPAR KAPATTI”
Rakibi Murat Kurum’un Kağıthane’de katıldığı bir etkinlikte İBB’nin buradaki hastaneyi kapattığına ilişkin iddiasına da yanıt verdi. İBB’ye ait binadaki hastanenin Sağlık Bakanlığı tarafından bina riskli olduğu gerekçesiyle haber bile verilmeden apar topar taşındığını aktaran İmamoğlu şunları söyledi:
“Bakın size söyleyeyim; yolda gelirken birisi demiştir ki ona ‘Kağıthane’de bir hastane var. O hastaneyi biz taşıdık. Ama aslında biz taşımadık.’ Kafası karışmıştır. Yani şöyle demişlerdir ona; ‘ Sen kısa yoldan git de ki CHP bu hastaneyi taşıdı de.’ O da çıkıp bunu demiştir.
O kadar riyakarlık var ki ruhlarında bir yalan üzerinden Ekrem İmamoğlu’nun, mensubu bulunduğu Cumhuriyet Halk Partisi’ni karalamak için yalan konuşuyorlar. Çıkarken haber bile vermemişler. Apar topar bir hafta sonu kaçar gibi öbür hastaneye kaça kaça gitmişler. Ben gazetede öğrendim.
Arkadaşlarımı aradım, iki gün sonra o binaya geldim. Terk edilmiş bir bina gibi. Yahu bunlarda devlet görgüsü de yok. İnsan etrafını toplar. Taşınırken halka, çevresindeki eczaneye, esnafa haber verir. Ama bunları biz yaparız, onlar yapmaz.
Çünkü biz halkı dert ederiz. Halkı düşünürüz. Onlar ne yapar biliyor musunuz? Bir yerden talimat geldi ya, kaça kaça giderler. Ama ne yaptınız biliyor musunuz halk olarak? Onları dize getirdiniz. Şimdi niye diyorlar ‘oraya gelmek istiyoruz’ biliyor musunuz?
İşin içinde oy var oy. Oy olmasa var ya sizi duymazlar. Bak bunlar, seçimden sonra onu unuturlar. Nasıl unutmazlar biliyor musunuz? Onlara Kağıthane’de bir ders verin. Kağıthane’de seçimi siz kazanın, millet kazansın. Belediye başkanı Tonguç Çoban olsun, o hastane koşa koşa oraya gelecek. Onların dediğini yaparsanız değil, dediğini yapmazsanız değerli olursunuz.”
EMEKLİLERİN FERYADINI DUYURDU
Emeklilerin kendisine aktardığı şikayetlerini de anlatan İmamoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bize canım emeklim geliyor diyor ki; ‘Ben 5 evladıma 5 daire yaptım. Şimdi emekli oldum, bu devlet, bu hükümet beni 5 evladına muhtaç bir adam yaptı’.
Bundan daha büyük feryat, bundan daha acı bir baba feryadı olmaz. Bunu duymayan akıl, o akıl. Ama bunu duyarak, İstanbul’da emekliye nasıl katkı sunabilirim diye arkadaşlarıyla gece gündüz düşünen akıl da halkçı Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarıdır.
Onun için bu feryadı yapan emekliye 10 bin lira pazar desteği vereceğiz. O aileye her gün Halk Ekmek’ten bir ekmek desteğini vereceğiz.
O aileye eğer binaları dönüşüyor ve emekliyse 9 bin lira kira desteği vereceğiz. Depreme dayanıksız evinin dönüştürmesi için inşaat maliyetinin yüzde 65’ini biz karşılayacağız. Mesele insanını sevme meselesi.
Onun için kreş açtık, süt dağıtıyoruz. Sosyal yardımları bütçede tam 6 kat arttırıyoruz. Siyaset yapmıyoruz, halkımıza hizmet ediyoruz.
Onlar için siyaset amaç, parti amaç. Partilerinin liderini kutsallaştıran anlayış. Bizim kutsalımız, bizim insanımız. Bakın Ramazan ayında söylüyorum. Biz insanımızı yaratandan ötürü seviyoruz.”
“ONLAR TAM GAZ GERİ, BİZ TAM YOL İLERİ”
İmamoğlu konuşmasını “İhmalleri, ihanetleri tarihe gömmeye hazır mıyız? Kanal İstanbul’u tarihe gömmeye hazır mıyız? Atom karınca bile bizi geçemez. Bunlar, bizi seyrederken bile yorulacak, yerlere serilecekler. Allah, bu kardeşinizi ve Tonguç Çoban’ı mahcup etmesin. Ben onları da bıraktım kendi hallerine. Allah onları ıslah etsin. Allah onları affetsin, Allah onlara akıl versin. Yolumuz açık olsun. Onlar tam gaz geri, biz tam yol ileri” sözleriyle tamamladı.
]]>İmamoğlu “Bu meydanda kızlarımız, çocuklarımız, oğullarımız var. Bu meydanda hanımefendiler, duaları benimle olan güzel annelerimiz var. Onun için milletim meydanında konuşurken dilimize dikkat edeceğiz. Çünkü bizi çocuklarımız, annelerimiz dinliyor. Şu; sözünü dinletemeyen, dinletmek isterken parmak gösteren, bağıran, çağıran, küfür eden, şunu söyleyen, bunu söyleyen var ya Allah onlardan esirgesin çocuklarımızı” dedi. Ramazan’ı anımsatan İmamoğlu “Allah kötülüklerden yalandan, iftiradan korusun” diye dua etti.

“NE YAPACAĞINIZI BİLİYORDUM”
2019 İstanbul seçiminin Ramazan ayının ilk günü iptal edildiğini ve haberi iftar sofrasında aldığını anlatan İmamoğlu “İçime hiçbir kötü his gelmedi. Niye biliyor musunuz? Ben sizin ne yapacağınızı biliyordum. O bilmiyor ama ben biliyorum siz ne yapacağınızı. O, ‘13 bin oyla seçim mi alırsın’ diye sordu.Halbuki seçim bir oyla da alınır. Bu millet ‘madem 13 bin oyla alınmaz diyorsun, al sana 806 bin oy’ dedi. Seçimi iptal ettiler, zannettiler ki Ekrem’in gardı düşer, yüzü asılır. Benim milletime baktıkça yüzüm gülümsüyor, içim moral doluyor. Atom karınca olacağım dedim, ben artık atom karıncayı da geçeceğim. İşte 5 yıldır bu tempoyla çalışıyoruz” diye konuştu.

“TEPETAKLAK GİDİYORSUN”
İmamoğlu konuşmasında Cumhur İttifakı’nın İstanbul Adayı Murat Kurum’a tepki gösterdi. İmamoğlu şunları söyledi:
* “Belediyecilikte rakip olabilecek birini bulamadıkları için şimdi bu seçimi, yerel seçim alanından çıkarmaya çalışıyorlar. Her seçimden önce yaptıkları gibi ne yapıyorlar? Hemen milli duygular, inançları istismar ediyorlar. Geçen dersine çalışmayan rakibimin bir konuşmasını dinledim. Dersine hiç çalışmıyor. Diyor ki; ‘seçimde öyle bir zafer kazanacağız ki şehit aileleri bayram edecek.’ Bak, bak, bak, bak, bak. Sanki biz düşman ordusuyuz. Bir savaş ilan etti. Allah akıl versin sana.
* Hatırlayın ‘İstanbul’u alınca Filistin Gazze’ diyordu. Şimdi de şehitlerimizi ve gazilerimizi sürecin içerisine dahil etmeye kalkıyor. Ben sana bir şey söyleyeyim buradan dersine çalışmayan ithal aday; tepetaklak gidiyorsun. 31 Mart’ı çıkartabilir misin, emin değilim. Tavsiyede bulunayım; bir kere seçim kazanmak zafer kazanmak değildir. Zafer birilerine karşı kurulan üstünlüktür. Birilerini teslim almak, onlara hakim olmaktır. Belli ki seçimleri, İstanbulluları teslim almak gibi görüyorsun.

* Ama olgun bir insan, demokrat bir insan bu ifadeleri kullanmaz. Ama demokratlığı bilmiyor. Demokratlıkla ilgileri yok zaten. Seçilmek bir gün, yönetmek 5 yıl. Yönetirken de kimseyi kimseden ayırt etmezsin. İnsanları kucaklarsın. Ne kökenine bakabilirsin, ne siyasi görüşüne. İnancı nedeniyle ayrımcılık asla yapamazsın. Demokratlık budur. İstanbul’da belediye başkanlığı yapmak budur. Diğerini bu millet kabul etmez. Vatandaşın bir bölümünü kendinden görüp diğerlerini düşmanlaştıramazsın. Başta belediye başkanları ve hiçbir kamu yöneticisinin böyle bir yetkisi asla yoktur, hakkı da yoktur. Bu sözleri söyleyen ne muhafazakardır, ne demokrattır. Tavsiyem kendini daha fazla küçük düşürme.”

“NİYETİ BETON İSTANBUL’A ŞANTİYE ŞEFİ OLMAK”
İmamoğlu, Kanal İstanbul güzergahında yapılacak lüks konut projesi için yeni imzalanan 6.2 milyar liralık sözleşmeye dikkat çekerek Kurum’u eleştirmeye devam etti. İmamoğlu şunları belirtti:
* “Bu aday geldiği günden beri ‘milletin gündeminde olmayan benim gündeminde yok.’ Hayatımda gördüğüm en yuvarlak cümle. ‘Evet destekliyorum’ da demiyor, ‘hayır asla yapılmamalıdır’ da demiyor. Eveliyor, geveliyor. ‘Kanal İstanbul mutlaka yapılmalı’ dese biliyor millet ağzının payını verecek. ‘Kanal İstanbul yanlıştır asla yapılmamalı’ dese bu sefer onu buraya gönderen kişi ağzının payını verecek. İşi zor. O yüzden cesaretle, öz güvenle cümle kuramıyor.
* Kendini bu hale düşüren, Allah muhafaza İstanbul’u ne hale düşürür? İstanbul’u Allah korusun. Bu seçim, ‘kanal mı, İstanbul mu?’ seçimi. Gizli gizli de değil yine yangından mal kaçırır gibi 6.5 milyar liralık Dursunköy’de tam beton kanal güzergahında ihale yaptılar. İthal aday diyor ki; ‘ beni şantiyelerde göreceksiniz.’ Doğru, ama İstanbulluların şantiyelerinde değil senin niyetin beton kanalın şantiyelerinde şantiye şefi olmak. Ama seni biz oraya şantiye şefi de yapmayacağız. Çünkü biz İstanbul’a o ihanet projesini, Kanal İstanbul projesini yaptırmayacağız.”

“ÖNÜMÜZDE 2 SEÇENEK VAR”
İmamoğlu ş ifadeleri kullandı:
* “Bunların bakışı ‘şak diye emretti tak diye yaptım’ bakışıdır. Bunlar bir şey yapacağı zaman hemen yukarı bakarlar, ne diyecek acaba diye. Ankara’dan bir ses gelecek mi? Yap derse yapar, yapma derse elini kıpırdatamaz. Ama biz fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür, neslinin temsilcileriyiz. İstanbul bu akla 31 Mart’ta hak ettiği yanıtı verecek. İstanbul özgüvenli bir yönetim ister. İstanbul’u yönetecek olanın gözü de kulağı da Ankara’da değil vatandaşta olacak. Saraylarda değil.
* Siyasi hesaplarla, kurgularla, kumpaslarla hareket edenlere, size masallar anlatanlara itibar etmeyin. Önünüzde sadece iki seçenek var. İstanbul ya ihmal, israf, ihanet devrine dönecek ya da icraat, hizmet, yatırım yolunda yürüyecek. Önünüzde iki seçenek var. İstanbul ya yeniden ayrımcılığın, partizanlığın pençesine düşecek ya da adalet ve kardeşlik yolunda ilerleyecek. İstanbul ya tam gaz geri ya da tam yol ileri diyecek.”
AVUKATLARA ÇAĞRI
İmamoğlu, avukatları da seçim günü sandıklarda görev almaya çağırarak “31 Mart günü hiçbir gücün sandığı ele geçirmesine fırsat vermediniz, yine vermeyin. İstanbul’da seçim güvenliğini sağlamak için görev alın” çağrısı yaptı.
]]>
Devlet Demir Yolları’ndan emekli olduğunu söyleyen Şemsettin Güneş isimli vatandaş “Tek başıma 5 daire yaptım, benim çocuğum şimdi kendine bakamıyor. Bu adaletsizlik nedir” diyerek yaşanan ekonomik krizden yakındı. İmamoğlu, Güneş’e, “3 nesildir inşaat işiyle uğraşıyoruz. Emekli ikramiyesini alıp, bize gelip, 70’li, 80’li, hatta 90’lı yıllarda, nice insan biliyorum, dairesini alırdı. Emekli ikramiyesi şimdi bir insana 5 ay bakmaz, bırak maaşı” yanıtını verdi.

“ERDOĞAN DUYABİLECEK Mİ?”
İmamoğlu’na dert yanan ikinci emekli de Şakir Kızıltaş oldu. Kızıltaş, pazarda karşılaştığı İmamoğlu’na, “Ben bir şey diyeceğim ama Recep Tayyip Erdoğan duyabilecek mi benim dediğimi? Sizin duyurmanızı istiyorum. Ben, emekliyim. 11 bin 300 lira maaş alıyorum. Ben nasıl harcayacağımı bilmiyorum. Bana çizelgesini göstersin de ona göre harcayacağım. Nereye ne harcayacağımı bilemiyorum. Bunun çizelgesini istiyorum. Hastaneye mi? Giyime mi? Yemeye mi? İçmeye mi? Pazara mı? Ben bunu bilemiyorum. Bana açıklamasını istiyorum. Beni çocuklarıma mahkum etti. 2002 yılından önce ben fakirlere yardım eder durumda bir insandım. Şimdi yardım alacak duruma getirdi emeklileri. Böyle bir şey olmaz ya. Yardım almıyorum ama nereye, ne harcayacağımı bilmiyorum” sözleriyle dert yandı.

İmamoğlu’nun Kızıltaş’a “Duyuralım. Duyurabiliriz belki. 11 bin lira yoksulluk, açlık maaşıdır. Başka bir şey olmaz. Onun için yeni dönemde en fazla emekliler için vaatlerimiz var. Sizi yalnız bırakmayacağız. Biz de takipçisiyiz. Biz, büyüklerimizin onurunu koruyacağız. Size söz veriyorum. Bu emekliler işi, bizim özel alanımız. Sizi mutlu edeceğiz” karşılığını verdi.

“ÇILDIRMAMAK ELDE DEĞİL”
Bir vatandaş İmamoğlu’na oyunun rengini, “İnşallah bu dönem sizinleyiz. Bu zamana kadar hep AK Parti’ye verdim. Ama bu sezon inşallah…” sözleriyle belli etti. İmamoğlu’nun vatandaşa yanıtı, “Memnun oldum. Ben de sizi mahcup etmeyeceğim. Eren Ali Başkanımla birlikte güzel işler yapacağız” oldu.
İmamoğlu’nu perdeci dükkanına davet eden bir esnaf da “Valla Başkanım, biz sizin sağlığınızı istiyoruz. Çünkü ortamı görüyorum. Yani çıldırmamak elde değil. Nasıl siz anlatıyorsanız, biz insanlara anlatıyoruz. Adam direkt yaftalıyor bizi, ama benim umurumda değil. Ama yazık. Mücadelenizi hep seyrediyorum, hep destekliyorum. İnşallah ülkenin başında da sizin gibi adamlar olur. Ülkenin başındakinin kim olduğu önemli değil. Yeter ki sizin gibi böyle temiz, iyi insanlar bu ülkeyi yönetsin. Hangi partiden olduğu da önemli değil. Yani kalbi güzel olsun. Benim yaşım 50 olmuş. Bundan sonrası benim umurumda değil. Ne kadar yaşayacağımı Allah bilir. Ama çocuklarımız var efendim” sözleriyle içini döktü. İmamoğlu da esnafa, “Allah razı olsun. Büyük mücadele veriyoruz” karşılığını verdi.
]]>Hiç endişeniz olmasın” yanıtını verdi. KADIN VATANDAŞTAN İMAMOĞLU’NA: “SAYENİZDE İSPARK’A GİRİŞ YAPTIM” İmamoğlu, Gaziomanpaşa Barbaros Hayrettin Paşa Mahallesi’ndeki semt pazarında da yoğun ilgiyle karşılandı. Esnafa hayırlı işler temennisinden bulunan İmamoğlu, vatandaşlarla da sohbet etti. İmamoğlu, “Sizin sayenizde İBB’de, İSPARK’a giriş yaptım” diyen bir kadın vatandaşı, “Ne güzel, iyi işlerin olsun. Ailene sevgilerimi ilet” şeklinde yanıtladı. İmamoğlu ve Bahçetepe’nin Gaziosmanpaşa’daki son durağı, Karadeniz Mahallesi’nde gerçekleştirilen halk buluşması oldu. Coşkulu bir kalabalığa konuşan İmamoğlu, özetle şunları söyledi: “HİÇBİR ZAMAN BİZE OY VERMEZSENİZ GÜNÜNÜZÜ GÖRÜRSÜNÜZ KİMSEYE DEMEDİK: Beş yıla yaklaşan bu zaman dilimi içerisinde İstanbul olarak en fazla gurur duyduğum şey açık söyleyeyim İstanbul’un 39 ilçesine de eşit hizmet götürmek. Az önce marsbahis giriş adresi marsbahis giriş adresi bir arkadaşım sordu. Özellikle annelerin, hanımefendilerin yoğun teveccünü görüyorsunuz dediler. Dedim ki ben bir şehre bakışım şöyle. Aileme nasıl bakıyorsam ailemle ilgili yuvamla ilgili eşim, çocuklarım annem, babam, aileme nasıl bakıyorsam Allah sizi inandırsın tüm kalbimle söylüyorum, bu şehrin çocuklarına, bu şehrin kadınlarına, bu şehrin yuvalarına da öyle bakıyorum. Hiçbiri birbirinden ayırt etmiyorum.
Tabii aynı zamanda şunu söyleyeyim. Hiçbir zaman bize oy vermezseniz gününüzü görürsünüz kimseye demedik. Allah’a şükürler olsun. Biz meseleyi sadece oy veren, vermeyen meselesini asla indirgemedik bunu da yapmayacağız. Zaten açık söyleyeyim ben Ekrem olarak böyle bir ayrımcılığı yapamam ki. Ben öyle bir ailede büyüdüm ki biraz bahsedeyim. Benim rahmetli dedem Adalet Partiliydi. Bir kardeşim Milli Selamet Partiliydi. Sonra amcam Milliyetçi Hareket Partiliydi. Babam Anavatan Partisi’nin kurucularından siyaset yaptı. Aynı zamanda benim anneanne tarafım, dedem tarafı, bütün dayılarım Cumhuriyet Halk Partiliydi. Ben böyle bir ailede büyüdüm. Vallahi benim ailemde kimse. Birbirine vatan haini demedi. Birbirine kötü demedi, birbirine kavga etmedi. Dostluk, barış ve huzur içerisinde insanlar geçindi gitti. ENİNDE SONUNDA BU MİLLET SANA GÜNÜNÜ GÖSTERİR KARDEŞİM: Vallahi gül gibi geçindiğimiz o dönemden o günlerden bugünlere geldik. Siyaset şuna evrildi. Bugünün iktidarı şuna evrildi. Senden, benden olanlar, bendensen varsın. Başka taraftansan bertarafsın yani tarafını seç diyor. Bugünün iktidarı böyle bir dünyayı bu ülkenin güzelim insanlar. reva görmeye çalışıyor bu millet bunu yemez kardeşim. Bak bu millete sıkıntı çektirirsin, bu milletin kalbini burkarsın, bu milleti üzersin, bu millete zaman kaybettirirsin. Ama eninde sonunda bu millet sana gününü gösterir kardeşim. O kadar net. Sevgili Gaziosmanpaşalılar esas meseleleri ıskalıyoruz. Bugün baktığımızda da açıkçası bugün en fazla aklıma gelen şey emeklilerle ilgili sıkıntılar. Emekli kim? Emekli benim babam, amcam, teyzem buradaki sevgili büyüklerimiz, teyzelerimiz, amcalarımız, ablalarımız, abilerimiz, emekli kim onlar? Peki onlar ne yaptı? Farklı alanlarda ülkesine, milletine hizmet etti. Farklı alanlarda helalinden ekmeğini evine getirip çoluğunu çocuğunu yetiştirdi. Peki bugün, bugün yaş almış abilerim, ablalarım iki, üç lira ucuz diye Halk Ekmek’te kuyruğa giriyor mu? Peki benim emekli abilerim, ablalarım artık benden her gittiğim yerde istiyorlar haklılar ve yapacağım da. Kent lokantalarının önünde kuyruğa giriyorlar mı? Eskiden paranın değeri vardı diyorlar. NE YAZIK Kİ BU HÜKÜMET 16 MİLYON EMEKLİMİZE CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK ZULMÜNÜ ÇEKTİRİYOR:
Emekli primi ile ev aldıkları hikayelerini anlatıyorlar. Araba alırlardı onları anlatıyorlar doğru mu? Bugün düştükleri duruma isyan ediyorlar. Ne yazık ki bu hükümet 16 milyon emeklimize Cumhuriyet tarihinin en büyük zulmünü çektiriyor bu kadar net. Türkiye’de yaşam bu güzel memlekette yaşam ne yazık ki emeklilerimize cehennem oldu. Oysa emeklilerimizde hep umut vardı. Onlar şöyle düşünüyorlardı seçim yakın bu hükümet bir şeyi düşünür. Emeklimize bir şeyler verir derdi. Öyle düşünmüş olabilir emeklilerimiz. Ama umut dün yandı bitti kül oldu. Dün dün ne dedi Sayın Cumhurbaşkanı? Birileri emekli maaşına yedi bin lira on bin lira seyyanen zam isteyerek emeklilerimizi tahrik ediyor dedi. 10 bin lira maaşla emekli, bu ülkede yaşayabilir mi? Emekli, herhangi bir şehrinde bu ülkenin yaşayabilir mi? Yahu emekli perişanız bize yardımcı ol diyor. ve bu insanlar senden medet umuyor. Siz ise emekliye sırtınızı dönüyorsunuz. Bundan niye bahsediyorum biliyor musunuz? Emekli meselesi, ekonomi meselesi, sözüm ona bunlar unutturacaklar, enflasyonu unutturacaklar, üç haneli enflasyonu unutturacaklar, geçinemeyen,insanlarımızın ekonomik sıkıntılarını unutturacaklar, eğitimle ilgili problemleri unutturacaklar sözüm ona ondan sonra da dönecekler benden değilsen bir tarafsın. Benden değilsen teröristsin osun busun diyecekler. Bu millet de yiyecek yemez kardeşim yemez. BU ZİHNİYETİN, BU AKLIN SEÇİMDE OY ALMAK İÇİN HER ŞEY MÜBAHTIR DİYEN AKLIN BU TOPRAKLARDAN SÖKÜLÜP ATILMASI LAZIM: Diyor ki eğer emekliye yedi bin lira verirsem bir nokta dört trilyon, on bin lira verirsem bir nokta dokuz trilyon yük gelir diyor bütçeye yük gelir diyor. Doğru. Ben size bütçeye gelen yükle ilgili bir hatırlatma yapayım. Kaç yıl önce hatırlayın. Mültecilere 40 milyar dolar harcadım dedi mi? Peki o yük olmadı. O günden bugüne de dört yıl geçti. Dört yılda daha ne kadar harcadı onu da bilmiyoruz. Bütçeye o kadar yük olan şey var ki. Saraylı mı söylesem başka şeyleri mi söylesem onlara girmeyeceğim. Onun için onlar. işin, bu kötü sayfasını, siyasetin kirli sayfalarını açmaya çalıştıkça ben bu kötü yönettikleri ülkenin ekonomisini, ülkenin eğitimini, ülkenin mülteci sorununu suratlarına vurmaya devam edeceğim kardeşim. Bütçeye yük olurmuş. Bütçe kimin? Bütçe kimin biliyor musunuz? Bu ülkenin emeklisinin, işçisinin, emekçisinin, çocuğunun, kadınının, gencinin, annesinin bu ülkenin bütçesi, bu milletin bütçesi. Eğer sen milletine sırtını dönersen, milletinin ne hissettiğini anlayamazsın bile. O bakımdan o kadar maliyetler, kötü ekonomi yönetiminin o kadar kötü yönetilen örneğin kur korumalı mevduatla milyarlarca dolarlık kasasından kasasından, bütçesinden çıkan paraları anlatırım burada saatleri alır. Ama buraya girmeyeceğim. O bakımdan bu zihniyetin, bu aklın seçimde oy almak için her şey mübahtır diyen aklın bu topraklardan sökülüp atılması lazım. Bu hükümetin ettiği tarihi laflardan birisini her meydanda hatırlatacağım. Ben hatırlayın sıfır dört yaş arası çocuklarımıza annelere beraber gezerken çocuğu olan güzel annelerimize, anne kart vereceğim dedim, hatırlıyorsunuz değil mi? ve 650 bin civarında annemiz şu anda o kartı cebinde taşıyor. Doğru mu? Aradaki zihniyet farkı için bunu söylüyorum. Peki ben bunu 2019’da vaat ettiğimde ben milletime bunu anlattığımda ne dedi meydanlarda? Kimin parasını kime veriyorsun dedi. İşte zihniyeti biz değiştiriyoruz. Bunu her meydanda söyleyeceğim.
Söyleyeceğim ve ezberleyecekler. Milletin parasını, millete veriyoruz kardeşim. ZİHNİYETİ ÖYLE BİR YERE EVRİLDİ Kİ İSTANBUL ONUN ZANNEDİYOR. BU MEMLEKET ONUN ZANNEDİYOR. BÜTÇEDEKİ PARALARI BİLE ONUN ZANNEDİYOR ALLAHIM NE DİYEYİM: Bu zihniyeti niye anlatıyorum biliyor musunuz? Zihniyeti öyle bir yere evrildi ki İstanbul onun zannediyor. Bu memleket onun zannediyor. Bütçedeki paralar bile onun zannediyor. Allah’ım ne diyeyim? Bakın o bakımdan milletin parasını millete ben veriyorum o gün dedim. Verdim mi hemşehrilerim? Verdin mi millete milletin parasını? Anneye ücretsiz kartı verdin mi? Evet veriniz kardeşim vermeye de devam ederiz. Yeter ki aklın milletinde olsun. Yeter ki kalbin, milletinin refahı için çarpsın. Millete vereceğin her kuruşun onun hakkı olduğuna inan verirsin. Ama milletine vereceğin her kuruşu yük olarak gören bir anlayışa Allah akıl versin. Allah onu ıslah etsin, başka bir şey demiyorum. Benden değil, önce sizden korkuyor, sizden. Milletten korkuyor. Bak niye biliyor musunuz? Meydanlarda sıklıkla vatandaşına diyor ya belediyeyi bana vermezsen, millete bunu söylüyor. Belediyeyi bana vermezsen hizmet gelmez diyor. Hatay’da dedi Ordu’da dedi. Şimdi İstanbul’da diyecek demeye başladı. Ama sizi tehdit ediyor ya. O tehdit neden biliyor musunuz? Sizden korkuyor. Milletinden korkuyor. O bakımdan çok mutluyum. 39 ilçesine Allah şahit her belediye başkanı da bunu biliyor. Birazcık vicdanı olan bunu da söyler. Ben her gittiğim ilçede hizmeti oradan esirgemedim kardeşim. ve her gittiğim ilçede ilçe belediye başkanlarıyla birlikte çalıştım. Niye biliyor musunuz. Ben demokrasiye inancı tam bir Türkiye ondan. Demokrasi sandık, demokrasi sandık kardeşim. ONLARIN İŞİ GÜCÜ AKLI ÇOCUKLARIMIZDA ANNELERİMİZDE DEĞİL: Mecidiyeköy Mahmutbey metro hattını açtık. Karadeniz istasyonu, Yenimahalle istasyonu, Kazım Karabekir İstasyonu, Gaziosmanpaşa’ya ulaşımda kolaylık sağladı. Gaziosmanpaşa’da ben Hakan Bahçete’ye hepinizin desteğini istiyorum. Onlar şehrine duyarlı gencecik insanlar. Sizinle sahada sokak sokak gezecek sizin de düşünecek genç kardeşlerim onlar az önce de söyledi İstanbul’da onların aklına hiç kreş gelmedi ama bu kardeşiniz iki taneyi açtı üçüncüsü de yolda. Daha fazlasını açacağız ama çok daha fazla olsun istiyorsanız biz İstanbul’da 100 tane kreş açtık 200 yapacağız sayısını. Ama Gaziosmanpaşa’nın birçok mahallesi var. Her mahallede kreş istiyorsanız Hakan Bahçetepe’ye oy vereceksin o yapacak. Onların, onların işi gücü aklı çocuklarımızda annelerimizle değil. Bizim aklımız fikrimiz sizin evlatlarınızda gencecik pırlanta gibi evlatlarınızda. İçinde Yuvamız İstanbul, Bölgesel İstihdam Ofisi, Enstitü İstanbul bulunan Barbaros Hayrettin Paşa Kültür Merkezi’mizi açtık. Bünyesinde Yuvamız İstanbul pazar alanı ve 800 araçlık zemin altı otoparkı olan Halit Kıvanç Şehir Stadını açtık. Gaziosmanpaşa’da öğrenci yurtlarımızdan birisini açtık. Erkek öğrenci yurdu açtık burada. Sevgili hemşerilerim sıfırdı, sıfır. Size bir hatırlatma yapayım. Seçimden önce 2019’dan önce İstanbul’da yurt sayısı ne kadardı? Peki kreş sayısı? ya bunların notu sıfır zaten. Onun için işte beş bin 200 öğrencimiz yurtlarımızda kalıyor birini Gaziosmanpaşa’da açtık. Mart’ta Merkez Mahallesi’nde Gaziosmanpaşa’ya çok değerli bir yaşam merkezide kazandırıyoruz. Orada muhteşem bir jimnastik salonumuz var muhteşem bir yüzme havuzumuz var. Yine orada belki de İstanbul’un en güzel kreşlerinden birini açıyor olacağız. İnanın çok keyif alacağınız çok büyük bir kütüphanemizi açacağız. Fazla değil iki hafta sonra yani aylar sonradan bahsetmiyorum.
Çevresiyle, meydanıyla spor sahalarıyla Gaziosmanpaşa’nın kalbi olacak çok güzel bir merkezi hep birlikte Gaziosmanpaşa halkıyla iki hafta sonra buluşturuyoruz. Açılışta beraber olacağız. BEN YILMAM YILDIRIRIM ONU SÖYLEYEYİM: Yine yine bir buçuk milyar liranın üzerinde İSKİ yatırımları yaptık Gaziosmanpaşa’ya. Bunun dışında altyapı, üstyapı, iyileştirmeler çalışmalar devam ettiğimiz birçok projemiz var. Bir kısım çalışmalarımızdan yine size bahsetmek istiyorum. Tüm İstanbul’da bunları özellikle kentsel dönüşümü çok derinden yaşayan Gaziosmanpaşa’ya duyurmak isterim. 2019 seçimlerinde özellikle bugüne kadar yaptığımız kentsel dönüşüm çalışmalarının yine çok güzel bir örneğini bugün Eyüpsultan’da başlattık. Yetkimiz olan her yerde verdiğimiz sözü yapmak üzerine süreçler başlatıyoruz. Tek emekli maaşıyla geçinen hanelere 10 bin lira pazar desteği vereceğiz. Tek emekli maaşı giren evlere her gün halk ekmekten bir ekmek bedava vereceğiz. Dar gelirliye, yüzde 60 emeklilere yüzde 65 gibi yüksek oranda kentsel dönüşümlerindeki masrafları karşılamayı taahhüt ediyoruz. Yine emeklilere kira desteğini dokuz bin lira yapıyoruz. Kentsel dönüşüme giren emeklilere eğer emekli değilse de bakanlıktan kira yardımı da alsa diğer hanelere de yedi bin lira kira desteği vereceğiz. Bugüne kadar çok değerli işler yaptık. Bu Mart ayında iki tane daha metro açıyoruz. Ataköy, İkitelli metrosu ve Çekmeköy Sancaktepe, Samandıra metrosu bu iki metroyla beraber tam 65 kilometre uzunluğa ulaşacağız. O bakımdan yeni dönemde, yeni işlerle beraber yolculuğumuza devam ediyoruz. Bakın 2019′ da iş bulmak belediyenin işi değil demişlerdi. Iş ve istihdam ofisleri açtık. İki yüz bine yakın hemşehrimizi oralarda iş bulduk. İnşallah yeni dönemde bu sayıyı 2024-2029 döneminde beş yüz bin insana kadar çıkartacağız. Dünyanın en önemli kariyer merkezi, kariyer birimlerinden birini biz kurmuş olacağız. Yapamaz dediler, yaptık ve gerçekten insanlarımıza hizmet ettik. Engelleriz dediler daha birkaç gün önce Sayın Cumhurbaşkanı engellediklerini dile getirdiler. Hiç umursamadık işimize baktık. Bu senin işin değil dediler, işimiz kabul ettik, yaptık. Yine kimin parasını kime veriyorsun dediler. Milletin parasını, millete dedik verdik, vermeye de devam edeceğiz. Bakın bizi belki yıldırmaya çalıştılar, ama yıldıramazlar.
Bu kardeşiniz yılmaz bu kardeşiniz, bu hemşeriniz kararlı, kararlı akılcı ve kararlı sizi mahcup etmeyecek. ve şunu söyleyeyim şairin var ya güzel sözü, hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım. Ben yılmam yılmam yıldırırım,. Onu söyleyeyim İSTANBUL’A ASLA VE ASLA İHANET ETMEYECEĞİZ: İstanbul’da göreve geldik. Beş yılda rakibimin dediği gibi yüzde 87’sinin taahhütlerimin yerine getirdim. Sizlerden destek istiyoruz. Sizlerden yeni nesil siyasete ahlaklı, erdemli, hesap veren, milletin parasını millete veren çok güzel bir belediyecilik döneminde her ilçede destek istiyoruz. Gaziosmanpaşa’da Hakan Bahçetepe’ye destek istiyoruz. Biz bunu başardığımız takdirde Türkiye’nin geleceği de çok emin ellerde olacak. Gaziosmanpaşa’da o oy pusulasında mührü Hakan Bahçetepe’nin ismini gördüğünüz yere basacaksınız desteğinizi istiyoruz. Biz insanımızı birbirinden ayırmıyoruz. Insanımız kimmiş nereliymiş hiç bakmayız. O bakımdan evet bizim partimizle koşan hemşerilerim var. Ama illa parti değil biz İstanbul ittifakının oyuna talibiz. Bu milletin kurduğu, bu milletin kurduğu vicdan ittifakının oylarına talibiz. Onun için her birinizin oyunu isterken her birinizden bize destek olmanızı, çalışmanızı istiyoruz.
Lütfen bu kardeşinizi, komşularınızı anlatınız. Gelin İstanbul gönüllülerine üye olunuz, onlarla birlikte çalışmaya devam ediniz oy vermeye ikna ediniz. İsrafı bitirdik. Bundan sonra tarihe gömeceğiz. Hizmeti getirdik. İcraatte Türkiye’de rekorlar kıracağız. Metroları yapacağız, yeşil alanları yapacağız. Ama daha önemlisi ne yapacağız biliyor musunuz? İstanbul’a asla ve asla ihanet etmelerine müsaade etmeyeceğiz. Onların hayali olan, Kanal İstanbul’u onlara yaptırmayacağız. Onlara bakmayın şimdi sustuklarına ağızlarına bile almıyorlar. Ama onların niyetini biz biliyoruz. Onun için onlara Kanal İstanbul’u da yaptırmayacağız. Bu memleketin, bu memleketin hiçbir insanını, hiçbir evladını çocuğunu gencini, yaş almışını da geride bırakmayacağız. Hep önde tutup onlara hizmet vermeye devam edeceğiz”
]]>İmamoğlu, bazı noktalarda otobüsün önünü kesen vatandaşlara kısa konuşmalar yaptı. Esenyurt’un ardından Başakşehir’e geçen İmamoğlu ve CHP Başakşehir Belediye Başkan adayı Mesut Öksüz, Altınşehir Mahallesi’ndeki Güvercintepe Meydanı’nda halkla buluştu.
8 YAŞINDAKİ KÜÇÜK KIZIN PANKARTI ALANI GÜLDÜRDÜ
Vatandaşların sevgi gösterileriyle karşılanan İmamoğlu’nun okuduğu, “Ekrem Amca, 8 yaşındayım, 8 kilometrenin 8 adım olmadığını biliyorum” pankartı, meydandaki coşkulu kalabalığı güldürdü.
“Dersine çalışmayan ithal adaya yolluyor o sözü” diyen İmamoğlu’na konuşması sırasında, Şahintepe Veli Baba Cemevi’nden gelen yöresel kıyafetli kadınlar eşlik etti.
Ülkedeki siyaset dilinin sorunlu olduğu tespitinde bulunan İmamoğlu, “Bizim dilimizde ayrımcılık yok. Bizim dilimizde insanlarımızı hor görmek yok. Bizim dilimizde insanları ‘oy veren, vermeyen’ diye tasniflemek hiç yok. Hizmetlerimiz insanımız için ve bu hizmetlerimizi insanlarımıza verirken, insanlarımızın ihtiyaçlarını sizlerden dinliyoruz. Sizler bize yol gösteriyorsunuz. Onun için bizim aramızdaki diyalog, bizim aramızdaki köprü çok” dedi.
“BİR KİŞİ ÇIKTI, ‘BEN EKONOMİSTİM’ DEDİ”
“İnsanlarımızla yeni bir tarih yazıyoruz” diyen İmamoğlu, “Bu tarihin içinde müthiş bir toplumsal ittifak var. Bu ittifakın içinde herkes var. Bütün siyasi görüşler, bütün siyasi partiler var. Bu yerel yönetim seçimi, İstanbul’dan olağanüstü bir demokrasi meşalesi yakacak. Ve artık hiç kimse ben bu topluma, bu şehre, bu ülkeye tek başına hükmederim, ‘Ben ne dersem o olur’ diyemeyecek. Bütün o antidemokratik ruhu, hep beraber tarihe gömeceğiz, tarihe gömeceğiz” şeklinde konuştu.
Son 6-7 yıldır ülkenin en büyük sorununun yoksulluk olduğunu vurgulayan İmamoğlu, “Peki bu ülkenin ekonomisi, bu ülkenin sorunları bu kadar ağır olur muydu? Bakın olmazdı. Ama bir kişi çıktı ne dedi? ‘Ben ekonomistim’ dedi. Ekonominin kurallarını altüst etti. Hatırlayın; suçu faize, sonucu enflasyona bağladı. Ve yeni bir kural yazmaya kalktı. Bu yazmaya çalıştığı kural, hepimizin başına dert oldu. İşi bilmez ekonomi bakanlarını göreve getirdi. Liyakat aramadı. Aradığı şey şuydu: ‘Ben ne dersem onu yapsın.’ Oraya işi bilen biri gelse, onun dediğini yapmayacaktı. Doğru insanlar, ekonominin doğru kurallarını uygulamaya çalışıyorlar gücü yettiğince. Ama Merkez Bankası’nda ama bakanlıkta. Ama o koyduğu bakanlar, bizim paramızı altüst etti. Cebimizdeki parayı pul etti. Yoksulumuzu daha yoksul etti. Orta kesim diye kimse kalmadı. Emeklileri aç, açıkta bıraktı” ifadelerini kullandı.
“SOSYAL YARDIMLARI ANLATMAK, İNSANIN HOŞUNA GİTMİYOR”
Kötü ekonomi yönetimi sürdükçe, kendilerinin de sosyal yardımları süreç içerisinde 6 kat artırmak zorunda kaldıklarını kaydeden İmamoğlu, bu kapsamda yaptıkları ve yapacakları hizmetleri örneklendirdi.
İmamoğlu, “Sosyal yardımları anlatmak, insanın hoşuna gitmiyor. Bunlar sizin hakkınız. İnsanlarımız yokluk çekiyorsa, biz, insanlarımızın yanında olmak zorundayız. Bu devletin kuralı. Devlet, bunu yapmak zorunda ve yapmaya da devam edeceğiz. Arttırmaya da devam edeceğiz. Ama temel mesele ne biliyor musunuz? Bu memleketin yoksulluk sorununu tarihe gömmek. Ama bunlar yapamayacak. Bakın niye yapamayacaklar biliyor musunuz? Bunların tek derdi, koltuğu korumak. Bunların tek derdi, koltuğun ve makamın sahibi olmak. Onlar, kendilerini makamın sahibi zannediyorlar, koltuğun sahibi zannediyorlar. Mesela onlar, şimdi olmazsa olmaz İstanbul’u kazanacaklar. Sanki İstanbul’u tapu edecekler. Sanki İstanbul’u mülk edecekler” diye konuştu.
“YAKINDA O DA GELİR”
Ekonomiyi, hukuku, sağlık sorunlarını çözmesi gereken bakanların Ankara’dan yola çıkarak tek tek İstanbul’a gelmeye başladığına dikkat çeken İmamoğlu, alandaki vatandaşlara, “Yakında o da gelir. O da gelecek yakında. Ama söyleyeyim, sevgili hemşehrilerim, güzel hemşerilerim; siz misafirperversiniz, öyle değil mi? 2019’da misafirperverliği onlara gösterdiniz, öyle değil mi? Ev sahipliği nasıl yapılırmış gösterdiniz, öyle değil mi? Ne yaptınız? Onlara misafirperverliğinizi 13 bin kez değil, 100 bin kez değil, tam 806 bin kez gösterdiniz. Daha fazlasını göstermeye hazır mıyız” sorusunu yöneltti.
“18 MART’TA AÇACAĞIZ”
“Ataköy-İkitelli, metrosunu, Allah’ın izniyle 18 Mart günü Başakşehirlilerle birlikte açacağız” diyen İmamoğlu, ilçe genelinde 5 yılda yaptıkları bazı hizmetleri sıraladı. Bakanlık tarafından yapılıp, İBB’ye teslim edilen Başakşehir-Kayaşehir ve Sabiha Gökçen Havaalanı metro hatlarının toplam 6 milyar lira tutan parasının, önceki dönemlerde 16-17 senede tahsile edilirken, kendilerinden 10 ay içinde tahsil edildiği bilgisini paylaşan İmamoğlu, “Bunlar zannediyorlar ki, Ankara’daki kasa onların, İstanbul’daki kasa bizim. Böyle bir şey olur mu? Ankara’daki kasa da milletin, İstanbul da milletin. Sen kimi cezalandırıyorsun? Allah’ın adamı, sen kimi cezalandırıyorsun? Ama benim bunlara çok güzel duam var. Bu duamın da tuttuğunu düşünüyorum. İnşallah bunlara 1 Nisan’dan sonra akıl gelecek. Allah bunlara akıl versin” dedi.
]]>İmamoğlu, “Devletin rakamları hiç yalan söylemez. Dönersin 25- 30 sene öncesine en fazla izin yapmış bakarsın. Hani çok çalışıyor, ediyor vesaire. Birçok isimden çok çok daha az izin kullandım. Size mahcup olmamak için atom karınca gibi çalıştım. Özellikle bu rakamları vermeyeceğim birilerinin başı öne eğilmesin. Zaten bu aralar canı sıkkın morali bozuk” dedi.

“ATEŞTEN GÖMLEĞİ GİYMEYE KARAR VERDİYSEN…”
İmamoğlu sözlerine şöyle devam etti:
* “İstanbul’da biliyorsunuz her parti aday çıkarttı Ekrem İmamoğlu’nun karşısına. Çıkartsınlar biz saygı duyuyoruz. Cumhur İttifakı da AK Parti’yle toplam dört partinin ortak adayı çıktı. Bir de ben varım. Rakibime diyorum ki; İstanbul’a yabancı bir aday, dışarıdan atandı, atama aday. İthal aday diyorum. İlçelerin sadece adını değil hangi yakada olduğunu da bilmiyor. Kötü olan şu diyelim öyle görevlendirdin, yolladın. Ama yolladığın insan çalışkan olacak dersine çalışacak.
* Öyle ayağına baret giymekle olmuyor baret kafaya takılır bir kere. Bakın ben dalga geçmiyorum. Acemi aday derken bir tespit yapıyorum. İstanbul’u bilemeyebilirsin ama bu ateşten gömleği giymeye karar verdiysen dersine çalışacaksın. İstanbul zor bir sınav dersine çalışmazsan bu millet seni sınıfta bırakır. Bu adayın kondisyonu da yok benim koşuşuma yetişemedi. Hoş benim koşuma orası da yetmedi ama neyse. Benim komşuma yetmedi, geride kaldı.”

“GERİDE KALINCA PANİK BAŞLADI”
İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Son seçimim” açıklamasına sert tepki göstererek şunları söyledi:
* “Geride kalınca hemen bir yerlerde panik başladı. Ne yapsak ne yapsak? Hemen tutuştular. O kadar tutuştular, korktular ki bak ne oldu? Bir hafta boyunca hatırlayın, sayın Cumhurbaşkanı milletini tehdit etti. ‘ Oy vermezseniz hizmet gelmez’ dedi. Bir başka ile gitti, ‘oy vermezseniz doğalgaz gelmez’ dedi. Bu arada unuttu, orasını zaten 15 yıldır onlar yönetiyordu, onu da unuttu. Ama bakın şimdi ağlamaklı oldu. Duygusallaştı.
* Ne demiştim size? ‘Sakın onun tehditlerinden korkmayın. Sizi tehdit ediyor. Çünkü sizden korkuyor’ demiştim. Dediğim çıktı.’ Oy yoksa hizmet yok’ diyen kişi dün ne dedi? ‘ Lütfen’ diyor, lütfen. ‘Değerli milletim, bu benim son seçimim’ diyor. Bak, bak, bak, bak, bak. Hani birkaç hafta önce efelik yapıyordun. Hani ‘millete oy verirsen hizmet getiririm, oy vermezsen hizmet getirmem’ diyordun. Tehditten nereye geldik? Lütfene geldik lütfen. Seni gidi seni. Bu millet bunu yer öyle mi? Yemez.”

“BAŞKA YERE ADAY OLDU DA HABERİMİZ Mİ YOK?”
“Siz daha yeni cumhurbaşkanı seçilmediniz mi?” diye soran İmamoğlu şunları belirtti:
* “Ya bu millet daha yeni size cumhurbaşkanı seçmek için oy vermedi mi? Daha dört yıl göreviniz yok mu? O seçim bitti. Ben hatırlatayım. Bu belediye başkanlığı seçimi, bu İstanbul’un seçimi. Hani acaba rakibimiz kim, biz karıştırmaya başladık. Rakibimiz kim? Başka bir yere aday oldu da haberimiz mi yok? Bunlar kuralları alt üst ediyor biliyorsunuz.
* İşte milletin iradesi adamı böyle hizaya sokar kardeşim. Soktu mu? Bu milleti hafife alır efelenirsen işte böyle başını öne eğersin. Başlarsın lütfen demeye. Ne dedim? Onlar hep böyledir. Biz milletine had bildiren değil, milletine karşı haddini bilen cumhuriyetin evladıyım, milliyetçi, milletine her zaman hürmette, şefkatte, güzel duyguda, eksik yapmayan terbiyesi Atatürk terbiyesi olan evlatlarız.”

BAKANLARA TEPKİ: NE İŞİNİZ VAR İSTANBUL’DA?
Medyada, bakanların da İstanbul’da seçim çalışmaları için sahaya çıkacağı yönündeki haberleri hatırlatan İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
* “Son aday bana yetişemeyince soluğu kesilince ne olmuş biliyor musunuz? Ankara’da seferberlik kararı çıkmış, bütün bakanlar, İstanbul’a demişler. Hepsi buraya geliyor. Galiba az önce de bir tanesine yol vermek zorunda kaldık sahil yolunda. Şaşırdı herhalde yukarıdaki yoldan gideceğine buradan geçiyordu. Bir kısmı zaten sahada. Bütün semtleri paylaşmışlar. 17’si birden İstanbul’a gelecekmiş. Hatta o bir kişi de gelmek üzereymiş. Az kalmış. Bugün yarın gelir. Ben misafirperverim. Misafiri ağırlamayı bilirim. 2019’da nasıl misafiri milletimizle ağırladık, en iyi onlar biliyor. Varsın gelsinler. Tüm kabine gelsin, hepsi gelsin.
* Ama bir şey soracağız. Türkiye’nin bu devasa sorunlarıyla kim uğraşacak? Madem derdiniz İstanbul derdiniz, Ekrem İmamoğlu yani bu arkadaşlar İstanbul’da siyaset yapmaya geldiğinde şimdi soruyorum; hayat pahalılığı azalacak mı? Enflasyon düşecek mi? Emeklinin perişan hali iyileşecek mi? Yüksek kiralar azalacak mı? Atanamayan öğretmenler, atanacak mı? Kardeşim sizin işiniz bu. Ne işiniz var İstanbul’da? 2023’te bu millet sizi seçti. İşinize bakın. İçlerinde itibarlı bakanlar var. İtibarınızı ezdirmeyin. İtibar dediğiniz kolay birikmez. İtibarınızı yok etmeyin. Onlarca derdi var bu memleketin. Gidin onları çözmek için çalışın.”

“ŞAPKAYI ÖNLERİNE KOYUP DERİN DERİN DÜŞÜNECEKLER”
İmamoğlu sözlerini şöyle tamamladı:
* “Bir musibet bin nasihatten iyidir. Ben bunlara, 5 yıldır nasihat ediyorum. Partizanlık yapmayın diyorum. İstanbul’a hizmeti engellemeyin diyorum. Gelin, hep birlikte kol kola çalışalım. Milleti tehdit etmeyin, bu millete had bildirmeye kalkmayın. Bu millet size haddini bildirir. Anlamak istemiyorlar. Dilimde tüy bitti. Yine anlamadılar. Ama ne zaman anlayacaklar? 31 Mart günü anlayacaklar. Gözlerini açtıklarında akıllarına ilk İstanbul gelecek. Diyecekler ki; ‘biz İstanbul’a, arkasına dört de parti koyarak aday olduk. Ama yetmedi. Kamunun kaynaklarını kullandık. Yetmedi. Adayın yanına 17 bakan yolladık, o da olmadı. O da geldi, o da olmadı.’
* Sonra şapkayı önlerine koyacaklar, derin derin düşürecekler. Ve sizin sayenizde öyle bir demokrasi dersi alacaklar ki, doğruyu bulacaklar. 1 Nisan’dan sonra her şey değişecek. Milletin seçtiği artık kimse engel olamayacak. İş birliği yapmak zorunda kalacaklar. Milletin derdine koşacaklar. Bir imza değil yüz imza atmak zorunda kalacaklar. Onlar da heyecanla, tutkuyla işlerine koşmaya başlayacaklar. Çünkü 2028’de öbür seçim var. Hemen ona dönüp bakacaklar. Mecburen işlerine dönülecekler. Bunlara işlerinize dönün dersi vermeye Pendik hazır mı? Milletinize olan borcunuzu ödeyin demeye Pendik hazır mı?”

Dumlupınar Mahallesi’ndeki bir restoranda gerçekleşen buluşmada, İmamoğlu ve Balyalı birer konuşma yaptı. Birbirinden farklı toplum kesimi ve meslek gruplarından oluşan 117 kanaat önderine konuşan İmamoğlu, 2019 yerel seçim sürecinde yaşanan mazbata krizini ve seçim iptali sürecini anlattı.
İmamoğlu “Seçimi kazanan bir insanın karşısına dikilerek, uyduruk bahanelerle… Sandıkta ‘teröristler’ vardı. Hiç unutmuyorum bakanın tarifini; ‘Sandıkta 700 terörist tespit ettik’ demişti. Terörle bağlantılı ve bu ve buna benzer sebeplerle, aynı zarftan çıkan 4 oyun, sadece bir tanesini iptal ettiler. 4 oy çıkıyor ve 1 tanesini iptal ediyorlar. Düşünsenize; yani o sandık başındaki ‘700 terörist’, 4 oyun 3’ünü sayarken sorun çıkarmıyor, ama Ekrem İmamoğlu’nu sayarken problem çıkarıyor minvalinde. Kime anlatsanız gülerler. Ama bu trajikomik durum, aynı zamanda beni çok derin üzen bir konudur. İptal edildi seçimimiz. Ardından milletimiz hassasiyet gösterdi ve işin farkını daha farklı bir boyuta taşıyarak, bana görevi tevdi etti” dedi.

PANDEMİ VE EKONOMİK KRİZİ ANLATTI
Göreve geldikten 6 ay sonra pandemi ve ekonomik kriz ile uğraşmak zorunda kaldıklarını hatırlatan İmamoğlu “Yani ‘Faiz sebep, enflasyon sonuç’ diyerek, ekonomi kurallarını ne yazık ki altüst eden bir anlayış, bizleri dünyanın en yüksek enflasyonuna, paramızı pul eden anlayışa, bankalarımızı krize sokan, güvensiz bir piyasa hareketi oluşturan bir sürece evirdi. Cebinize 14 yıl önce giren 200 lira, 130 doların üzerinde dolar satın alıyordu. Şu anda 6 dolar satın alabiliyor. Çökerttik paramızı. son periyotta, bir 10 yıllık döneme bir bakın. 10 yıl içerisinde kötü hamleler bizi buraya kadar taşıdı. Bu ekonomik kriz de bizimle beraber yürüdü bu beş yıllık süreç içerisinde” diye konuştu.
“ANKARA’DAN ESEN KRİZ RÜZGARI”
Görev süresi boyunca soruşturmalar ve uyduruk davalarla, siyasi yasaklarla karşı karşıya kaldığına dikkat çeken İmamoğlu “Hiçbir gün olmadı ki Ekrem İmamoğlu, sabah kalktığında, Ankara’dan esen bir kriz rüzgarı esmiş olmasın. Yani aşağı yattılar Ekrem İmamoğlu, yukarı kalktılar Ekrem İmamoğlu Böyle bir zaman dilimiyle 5 yıl geçti” dedi.

“VATANDAŞTAN SADECE YOKSULLUK DİNLİYORUZ”
5 yıllık dönemde sosyal yardımları 6 katına çıkardıklarını vurgulayan İmamoğlu “Peki keyiften mi yaptık bunu? Hayır. İnsanımızın zorda olduğunu, sıkıntıda olduğunu, taleplerin arttığını gördüğümüz için. Peki neyle gururlanırsın? Elbette vatandaşımın yoksulluğunda, ihtiyacında ona yetişebilmenin, ona katkı sunabilmenin Türkiye’deki ekonomik koşulların sıkıntıya soktuğu insanlarımızın yanında olabilmenin gururunu yaşarım. Ama keşke milletimizin zenginliğiyle gurur duyabilseydik. İstanbul gibi bir şehirde, sadece ve sadece insanlarımızdan yoksulluk dinliyoruz. Emeklilerimizin derin yoksulluğunu dinliyoruz. Çocuklarımızın okula aç gitmesini duyuyoruz. Ve politikalarımızı buna göre büyütmek zorunda kalıyoruz. İnsanlarımızın yanında olmak zorunda kalıyoruz” dedi.
“DALGA GEÇTİKLERİ HİZMETLERİMİ VAAT EDİYORLAR”
İmamoğlu şunları söyledi:
* “Bizim çocuklara süt dağıtmamızla dalga geçtiler. Şimdi biz ne vaat ettiysek, aynı vaatleri bu seçimde veriyorlar. Versinler. Bizim her vaadimiz insanımız için. Bizim vaatlerimizi bir başka partinin, bir başka adayın kullanması tam aksine mutlu eder. Kullansınlar. Ama zamanında dalga geçtikleri bazı hizmetlerimizi bugün sahiplenerek ifade etmeleri, şunu da gösteriyor; iyi bir muhalefetin bu şehre, bu ülkeye aslında farklı açılımları getirebildiğini de gösteriyor. Bu bağlamda biz, güçlü bir muhalif düşünceyi iktidara taşımanın da gücünü yaşıyoruz ve taşıyoruz. Ama bu iktidarın bir farkı var. Bizim iktidar yürüyüşümüz, siyasi parti iktidarının ötesinde bir yürüyüştür. Yani biz, partiler ötesi bir ittifakı kurup, toplumsal bir ittifak üzerinden, bir nevi ayağa kalkışı, bir nevi dirilişi, bir nevi güçlü bir siyasal değişimi var edebilme yürüyüşüdür. Bu bağlamda ben, sorumluluğumu görüyorum. Bunun ana merkezi de İstanbul’dur. Bunu İstanbul’dan başarabiliriz. Bu çok başka bir yere doğru gider.”

“EN BAŞARILI 5 YILINI YAŞATTIK”
Halk Süt, Anne Kart, Kent Lokantaları, Bölgesel İstihdam Ofisleri başta olmak üzere İBB’nin sosyal hizmetlerinin gördüğü ilgiye vurgu yapan İmamoğlu “İddia ediyorum, sosyal politikalarda Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en başarılı 5 yılını bu şehre yaşattığımızı düşünüyorum. Ve bundan asla geride durmuyorum bunu söylemekte” dedi.
“AYNI ANDA 10 METRO YAPMAK CİĞER İSTER”
İkinci başlık olarak da bu şehre kalkınmacı ve icraatçı bir dönem yaşadıklarını anlatan İmamoğlu metro yatırımlarından örnek verdi. İmamoğlu şunları söyledi:
* “Aynı anda 10 metroyu yapabilmek, ciğer ister. İyi bir planlama ister. Bunların hiçbiri hikaye değil. Bizi kirletiyorlar. ‘Efendim biz başlamıştık.’ Neye başlamıştınız? ‘Biz başladık’ dediğiniz metroların 6 tanesine başlamamıştınız bile. Sadece ihalesini yaptınız. Şantiyeyi kurdunuz. Başka bir şey yok. Projesi yok. Kaynağı yok. Metro, öyle kolay iş değil. Projesini bulamamışsın. Bir kuruş para kaynak bulamamışsın. Hepsi stop etmiş. Hatta bunlar, 2015-16-17’de ihale edilen işler. Hatırlarsanız; rahmetli Kadir Topbaş görevinden ayrılmak zorunda kalmıştı. O dönemde atanan diğer belediye başkanı sayın Uysal, geldiğinde bu projelerin, bu ihalelerin tamamını iptal etmişti.
* Kıyamet kopunca -yanlış bir işlem çünkü- tekrar o vatandaşlara tebliğ ile ihalelerin devam ettiğini bildirmişti. Çünkü parası yok, pulu yok. Peki biz ne yaptık? Biz, tam 1.6 milyar Euro bu işlere kaynak bulduk. Ve bu zor ekonomik koşullarda bulduk. Peki aklınıza şu gelmiyor mu? ‘Ya Ekrem Başkan, sen dış kaynak dış kaynak diyorsun da niye devletin kurumlarından para almadın da gittin dışarıdan aldın?’
* İki sebebi var. Birincisi; yurt dışından çok daha uzun vadeli, 10 yıla varan uzun vadeli kaynaklar bulabiliyoruz. İkincisi; devlet kurumlarından bu hemşehrinize, bu kardeşinize, belediye başkanlığı döneminde bir kuruş lira bile vermediler. Bir kuruş lira. Devletin bankaları, kurumları… İller Bankası dahil. Bize 1 lira bile vermediler.Yatırımlarda da Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en başarılı 5 yılını icraatçı ve kalkınmacı alanda yaptığımızı iddia ediyorum. Bu iddiam da yine rakamlarla sabittir.”
“PARTİCİLİK, PARTİZANLIK YAPMADIK”
İmamoğlu, üçüncü başlığın adaletli şehir var etmek olduğunu dile getirerek açılan kreşleri, üniversite öğrencilerine verilen bursları, yurtları anlattı. İmamoğlu “Bir; sosyal politikalarda Türkiye Cumhuriyeti’nin en başarılı 5 yılı. İki; kalkınmacı, icraatçı bir politika noktasında Türkiye’nin en başarılı 5 yılı. İddiamız budur. Hesap veriyorum. Üçüncüsü; adaletli bir yönetim olma konusunda da en başarılı, en adil yönetim olduğumuzu düşünüyorum” dedi. İmamoğlu, belediye olarak particilik ve partizanlık yapmadıklarını vurguladı.
“BU ŞEHRİN 1 LİRASINA LEKE GETİRMEDİK”
İmamoğlu şunları belirtti:
* “2014-2019 döneminde geliri, bizim dönemden 2.5 milyar dolar daha fazla. Harcamalar bizim dönemde, bizden önceki 5 yıldan 4.2 milyar dolar daha az. Bizim dönemde gelir de 2.2 milyar az. Hem aldığımız para az ve harcadığımız para çok az. Bütün bu başarıları ona rağmen yaptık. Ve bizim bizden önceki beş yılda yani 2014-2019’daki demir rakamıyla bugünün demir rakamıyla kıyaslayamazsınız bile. Bir de bizim dönemde inanılmaz bir emtia farkı da var. Buna rağmen biz bu işleri başardık.
* Peki nasıl oldu? İsrafı engelledik, tasarruf yaptık. Ona, buna dağıtmadık. Milletin parasın vallahi millete dağıttık. Başka hiçbir şey yapmadık. Ve ben hep söylüyorum. Bereket bir kavramdır. Bereket tariflenebilir. Ekonomik kurallar üzerinden ticaret kuralları üzerinden gerçekler ama bir de tariflenemeyen bereketin manevi tarafı da vardır. Biz bu şehrin belediyesini yönetirken o kasanın, o bütçenin parasına el değmeyecek diye bir karar verdik. Eksiğimiz, hatamız olabilir ama biz bu şehrin 1 lirasına bile bir leke, bir zeval gelmemesi için çok etkin çalıştık.”
“YAZIKLAR OLSUN”
Bütün bunları tek başına başarmadığını arkasında 90 bin liyakatli, ahlaklı bir kadro olduğunu vurgulayan İmamoğlu “Her ne kadar bakanlar çıkıp benim yanımda çalışanlara ‘belediyede şu kadar terörist var’ diye anons etme hadsizliğini yapmış olsalar da sonrasında ne o sandıkta bir tane buldular, ne de İBB’de bir tane terörist buldular. Yazıklar olsun. Başka bir şey demiyorum. Yazıklar olsun. Ama biz milletin evladı 90 bin çalışanımızla, yöneticileriyle bu başarılar elde ettik” dedi.
“BİR KİŞİ NE DERSE O OLUYOR, BUNU DEĞİŞTİRMEK ZORUNDASINIZ”
İmamoğlu şöyle devam etti:
* “Mesela Ekrem İmamoğlu’na hiç kimse, bir kişi olarak talimat veremez. Ama 16 milyon bana talimat verir. Biz talimatı da uyarıyı da ikazı da öneri noktasında 16 milyon insanı birinci sıraya koyarız. Bizim karşımızdaki anlayış artık şuna evrildi; bir kişi ne derse o oluyor. Bunu değiştirmek zorundasınız. Bunun A partisi, B partisi yok. Bugün bu anlayışın ülkeye de zararı var kendi partilerine de zararı var. Böyle siyaset olmaz. Böyle anlayış olmaz.
“KAPIMI ÇALAMADILAR”
* Siz, kimi seçeceğinize karar verin. Bir kişiden talimat alanı mı seçeceksiniz? Ortak akılla doğruları yapma gayretinde milletiyle beraber, milletiyle şeffaf düşüneni mi? Pendik’te de öyle, İstanbul’da da öyle. Biz buna talibiz. Ben 39 kuz ilçeye eşit hizmet taşıdım. Niye biliyor musunuz? Ben Beylikdüzü’nde belediye başkanıyken benim kapımı çalamadılar. Telefonumu açamadılar. Randevu vermediler. Niye? CHP’li ya Ekrem İmamoğlu, vermeyin. İlçeme bir kez ziyarete gelmez mi büyükşehir yöneten bir belediye başkanı. Peki ilçemde iş yapmaz mı, vallahi yapmadılar. Biz her yerde yaptık. Partizanlığı o anlamda da bitirdik.
“ÇARPILIRLAR EKREM’LE YAN YANA GÖRÜNÜRLERSE”
* Pendik’e en az 25 defa gelmişimdir. Ben yapılmamışı yapıyorum. Belediye başkanına mutlaka haber verdiririm, davet ederim. Ben Pendik Belediyesini ziyaret ettiğimde bir kez masaya oturduk. Ondan sonra sayın başkanı, 20 kez davet ettiğim bir açılışa, bir toplantıya bir buluşmaya, bir şantiye ziyaretine bile bak gelmemiştir demeyeceğim, gelememiştir. Gelemez. Çarpılırlar Ekrem’le yan yana görünürse bunlar. Bir kişi onlara parmağını gösterir.”
“KORKUYU SİLİN ATIN”
Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde ilçede dönemin başbakanının katılacağı İSKİ açılışına kendisini nasıl zorla davet ettirdiğini anlatan İmamoğlu, sözü en son yaşanan davet krizine getirdi. İmamoğlu, şunları söyledi:
* “Bana 5 yıl üzerine ilk kez bir davet geldi. Ben de çıktım otobüsün üstünde dedim ki ‘Allah razı olsun. 5 yıl üzerine beni ilk kez davet ettiler’ dedim. Aday hemen yetişti; ‘Ne daveti? Yok öyle bir davet. Nereden davet edildi? ‘ Sanki davet etmek ayıp. Davet etmek bizim kültürümüzde var. Davete icabet de bizim kültürümüzde var. Sonra bakanlık tutuştu. Sonra belediye aradı, ‘acaba sehven mi yolladık?’ Yahu telaşa bakar mısınız? Bu ne biliyor musunuz? İşte o bir kişiden talimat almanın, o bir kişinin yarattığı korku. Bu korkuyu silin atın kardeşim. Korku duvarlarını yıkın. Cumhuriyet rejimi var bizde. Demokrasi var.
* Cumhuriyet ve demokrasinin olduğu yerde yönetici, vatandaşına had bildiremez. Yönetici, vatandaşının karşısında haddini bilen olur. Öyle had bildirmek yok. O bakımdan diyorum ki biz fikri hür, vicdanı irfanı hür, sizinle konuşan, sizi dinleyen, sizin düşüncelerinizi alan yasaya, hukuka uygun bir süreç yöneten, ahlaklı, erdemli, partizanlık yapmayan, particilik yapmayan iki adayınız var. Birisi Pendik’te Tarık Balyalı. Öbürü İstanbul’da Ekrem İmamoğlu. Biz oyunuzu istiyoruz sevgili hemşerilerim. Oyunuza zeval getirmeyiz. Oyunuzu gururla taşırız. Karşılığını veririz. Halkımıza veririz. Milletimize veririz. Bu şehrin evlatlarına veririz.
“UNUTUN BÜTÜN SİYASİ EZBERLERİNİZİ”
* Unutun bütün siyasi ezberlerinizi çünkü biz de unuttuk siyasi ezberlerimizi. Bir başka bir memleket hayal ediyoruz. İnsanların birbirine karşı siyaset üzerinden düşmanlaştığı değil, siyaseti ideolojiyi bir zenginlik olarak görüp bu ülkenin bu şehrin bütün etnik gruplarını, bütün kültürlerini, bütün inançlarını, her şeyini kol kola omuz omuza bir şehir ve bir ülke var etme çabası içindeyiz.”
]]>İmamoğlu ve Koç, Battalgazi Mahallesi’ndeki semt pazarı ziyaretinde, vatandaşların ve esnafın yoğun ilgisiyle karşılaştı.
Vatandaşlardan gelen öneri, şikayet, talep, destek ve temennileri alan İmamoğlu’nun Sultanbeyli’deki ikinci adresi, Turgutreis Mahallesi oldu.
İmamoğlu, 31 Mart 2019 yerel seçim kampanyasının, 16 Ocak 2019’da gerçekleştirdiği ilk pazar ziyaretinde tanıştığı Mahruze Keleş’in evine, Koç ile birlikte konuk oldu.

5 YIL SONRA YİNE BİR ARAYA GELDİLER
İmamoğlu ve Mahruze Teyze, yaklaşık 5 yıl sonra tekrar bir araya geldi. Mahruze-Hasan Keleş çifti, İmamoğlu’nu, ana menüsünde ketenin bulunduğu mükellef bir sofrada ağırladı. İmamoğlu, kendisini, “Senin için sabaha kadar yatmadım. Vallahi senin sevdiklerini hep yaptım” sözleriyle karşılayan Keleş’e sofrayı göstererek, “Ne güzel şeyler yapmışsın” şeklinde yanıtladı. Renkli sohbetin bundan sonrası özetle şöyle gerçekleşti:
Keleş: Yine kavuştuk Allah’a şükür.
İmamoğlu: Allah ayırmasın.
Keleş: Amin.
İmamoğlu: Maşallah iyi gördüm sizi.
Keleş: Ben iyiyim de adam hasta.
İmamoğlu: Niye?
Hasan Keleş: Yaşlılık. O kadar rahatsızlık olacak.
“ALLAH’IN İZNİYLE MAHRUZE ABLA’NIN OYUNU ALMAYA GELDİK”
Sohbetin bu noktasında Mahruze Keleş’in annesi telefonla kızını aradı.
Keleş: Ana, sonra konuşalım. He ana. E kim gelecek, Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu geldi. Bak, selamımı söyle diyor.
Telefonu alan İmamoğlu: Ellerinden öperim. Tanıştık annemle. Sağ ol anneciğim, sağ ol. Allah’ın izniyle Mahruze Abla’nın oyunu almaya geldik. Alıp gideceğiz. Yok yok, yine biz dua isteriz, başka bir şey istemeyiz.
Keleş: Canın sağ olsun. Senin aha bu gelmen yetti bana zaten. Senin aha bu güler yüzün, öyle gelmen, böyle alçak gönüllülüğün, milletle böyle açık açık konuşmam… Yani vallahi tatlı dil, güler yüz… Cehennemi de buradan götürüyor, cenneti de aha bu dilimiz.
İmamoğlu: Öyle öyle. Ne güzel söyledin.
Keleş: Her şeyi buradan götürüyoruz. Ne yapalım? Hepimizi Allah yarattı. Allah yaratmazsa biz buralara gelmezdik.

GAZETECİLER SORDU: “OY VERECEK MİSİNİZ?” KELEŞ: “E DEDİM YA, ‘SENİNLEYİM’ DEDİM
Esprilerin ve kahkahaların havada uçuştuğu sohbetin son bölümlerinde gazeteciler, Keleş’e, “Mahruze Hanımcığım, oy verecek misiniz? 2019’dan beri bu soruyu çok merak ediyoruz” sorusunu yöneltti.
Keleş’in soruya yanıtı, “E dedim ya, dedim ya. ‘Seninleyim’ dedim” oldu. Keleş, gazetecilerin ikinci olarak sorduğu, “Bu eve pek çok isim girdi. Sayın İmamoğlu’yla olan ilişkiniz ne durumda artık” soruyu ise, “Valla bunun güler yüzü, tatlı dili yeter. Benim oğlum gibi seviyorum. Başkalarını böyle davet etsem gelmezlerdi. Telefon açsam, hemen ‘Alo.’ Kendi çıkıyor. Benim kıza kan lazım olmuştu. Cenazemiz de vardı. Hastaneye yatmıştı, Zeynep Kamil’e. Ölümüzü bıraktık, hemen Başkanımı aradım. Ne edeyim’ O yanı da aradım. Aramaz değilim. Oradan hiç ses çıkmadı. Bunu aradım, ‘Tamam Mahruze Abla’ dedi. Hemen hastaneyi ayağa kaldırmış. Hastanede bana, ‘İmamoğlu senin neyin’ diye sordular. ‘Kardeşim’ dedim” şeklinde yanıtladı.

İMAMOĞLU: “OY VERSE DE VERMESE DE İNSAN SEVİLMEZ Mİ?”
Gazeteciler Keleş’e, “O zaman önce gönlünüzü, şimdi oyunuzu mu kazandı” sorusunu yöneltince, İmamoğlu araya girip, “Önce duasını, sonra gönlünü, sonra oyunu” dedi.
Keleş, İmamoğlu’nu, “Doğru, evet. Allah. Allah’a kurban olayım. Allah ne derse, o olur” sözleriyle onayladı. İmamoğlu ise, gazetecilerin, “Keteyi yediniz mi” sorusuna, “Aldım, aldım, arabama aldım” yanıtını verdi. İmamoğlu, Keleş ailesinin evinden ayrılırken kendisine yöneltilen, “Herkesin oyunu alırım, demiştiniz dün de yine meydanlarda. En zor AK Parti seçmeni Mahruze Keleş’in de oyunu almış gibi görünüyorsunuz…” sorusuna da “Şöyle. Hep söylerim; insana emek önemli. İnsanın gönlüne girmek önemli. İnsanın duasını almak önemli. Ben hep diyorum; önce duasını alırsın, sonra gönlünü kazanırsın, sonra oyunu alırsın. Oy nasip. Yani ben şöyle… ‘Oyunu istiyorum. Oy oy oy…’ Yani oy verse de vermese de insan sevilmez mi? Ben herkesi seviyorum. Oy verse de olur, vermese de olur. Ama bugün ‘Oyumu vereceğim’ diyorsa, Allah razı olsun. Ben de ona layık olurum yani” şeklinde yanıtladı.
Keleş, İmamoğlu’nu evinin balkonundan el sallayarak uğurladı.
İMAMOĞLU VE KELEŞ’İN HİKAYESİ
31 Mart 2019 yerel seçim kampanyasının temeline, “partisinin en az oy aldığı ilçelere ziyaretleri” oturtan İmamoğlu’nun pazarda karşılaştığı, o dönemde 60 yaşında olan Mahruze Keleş ile yaşadığı diyalog, İstanbul kadar, tüm Türkiye’nin gündemine oturmuştu.
İmamoğlu’nun siyasetçi olduğunu öğrenen Keleş, diyalogun başında hayat pahalılığından yakınmış ve CHP adayına nereli olduğunu sormuştu.
İmamoğlu’ndan “Trabzon” cevabını alan Keleş, “Ben de Gümüşhaneliyim” yanıtını vermişti.
İmamoğlu’nun CHP adayı olduğunu öğrenen Keleş, “Sen Tayyip Erdoğan’a bağlı değilsen, sana oy yok” karşılığını vermişti.
Keleş, İmamoğlu’nun, “Ben CHP’nin, İBB Başkan adayıyım” demesi üzerine, “Yok yok, onlardan iş olmaz. Sana börek, kete yaparım ama oy vermem” yanıtını vermişti. Bunun üzerine İmamoğlu, “Senden oyunu değil, duanı istiyorum. Seçimi kazanacağım ve evinize geleceğim, böreklerinizi, ketelerinizi yiyeceğim, enerji alıp, 5 yıl deli gibi çalışacağım” karşılığını vermişti.
İBB Başkanı olduktan sonra sözünü tutan İmamoğlu, 6 Ağustos 2019’da, Sultanbeyli Turgutreis Mahallesi’ndeki evinde ziyaret etmişti.
İmamoğlu’nun ardından, dönemin İBB Başkan adayı Binali Yıldırım ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Keleş ailesinin evine ayrı ayrı ziyaretlerde bulunmuştu.
]]>İmamoğlu’na CHP’nin Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Adayı Hakan Bahçetepe ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer de eşlik etti.

“TERS GİDEN NE VARSA DÜZELTTİK”
İmamoğlu “ İstanbul’da ters giden ne varsa düzelttik, toparladık. Ama daha çok işimiz var. Sıkıntılı projeler, yapılmayan işler, eksik kalan işler her birisini tek tek düzenlemek, tamamlamak bize nasip oluyor. Bu da bir görev” dedi. İmamoğlu, projeleri Türkiye’deki ekonomik krize, yüksek enflasyon, döviz artışı ve pandemiye rağmen hayata geçirdiklerini söyledi. Gaziosmanpaşa’da açılışını yaptıkları tesisin Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tanıdığı yetki ile yüklenicinin projeden çekilmesinin ardından 2021 yılında ihaleyi ve projesini yenileyerek hayata geçirdiklerini anlattı.

KURUM’A METRO GÖNDERMESİ
İmamoğlu “Bugün hayırlı bir gün, cuma günü. Ramazan ayına girmek üzereyiz. Paylaşma ayındayız. Vicdanlarımızın en yüksek seviyede olması gereken aydayız. Allah herkesi yalandan ve iftiradan korusun. Çıkıyor insanlar diyor ki ‘proje yapmadı, onu yapmadı, bunu yapmadı.’ 2 tane metro açıyoruz bir hafta sonra. Toplam 65 kilometre metro yapıyoruz. Çıkıyor İstanbul’a yabancı, dersine hiç çalışmamış, acemi aday sahnenin önünde sekiz adım atarak…. Ben böylesi kötü espri duymadım. Böylesi bir yalanı, iftirayı da duymadım. İstanbul’un 39 ilçesine bu kardeşiniz eşit davrandı. Ben kimseyi ayırt etmem. Benim belediye başkanlığından anladığım şey ne biliyor musunuz? Bu şehirde bir kişiye dahi ben kızamam, küsemem. Onun için İstanbul’un 39 ilçesi gibi Gaziosmanpaşa da bizim icraatçı, halkçı belediyeciliğimizden çok faydalandı” diye konuştu.

“İSTANBUL’U RANTÇI BELEDİYECİLİKTEN KURTARDIK”
Gaziosmanpaşa’ya yaptıkları yatırımları sıralayan İmamoğlu “5 yıldır biliyorsunuz aşağı Ekrem yukarı Ekrem. Her sabah kalktılar; Ekrem İmamoğlu. Ekrem İmamoğlu’na iftira, Ekrem İmamoğlu’na soruşturma. Ekrem İmamoğlu’na dava, Ekrem İmamoğlu’na şu, bu… Onca engellemelere rağmen çok büyük bir ekonomik krize ve özellikle pandemiye rağmen biz ne yaptık biliyor musunuz? Atom karınca gibi çalıştık, bunları başardık. Bu yaptıklarımız israfı bitirmenin, hizmeti getirmenin sonuçlarıdır. İstanbul’u neden kurtardık biliyor musunuz? Rantçı belediyecilikten kurtardık. İstanbul’a halkçı belediyeciliği getirdik. Particilik yapmadık. Partizanlık yapmadık. Belediyecilik yaptık” diye konuştu.
“İNSAN AYIRT EDEN DİLİ KABUL ETMEYİZ”
İBB olarak vatandaşlara kamu desteği sunarken kimseye partisini, kökenini, inancını sormadıklarını vurgulayan İmamoğlu şöyle devam etti:
“Eskiden yapıldığı gibi biz ayrımcılık yapmayız. Ben bu şehrin bütün evlatlarını, kökeni ne olursa olsun, geçmişi ne olursa olsun, çocuğunu gencini bir baba gibi evlat gözüyle bakmıyorsam namerdim. Bu ülkenin başına gelen bütün sıkıntılar particilikten, partizanlıktan, insanları ayırt etmekten olmuştur.
Onun için kimseyi ‘git de şu partiye üye ol’ diye zorlamadık zorlamayız. Tüm yurttaşlarımız buna tanıktır. Bizden önce yapıldığı gibi ‘oy verirsen hizmet veririz’ anlayışına İstanbul’da son verdik. İma bile etmedik, etmeyiz. İnsan ayırt eden dili asla kabul etmeyiz.
Benim için bu şehirde bir tarafta 16 milyon insan var. Bir tarafta bir avuç imtiyazlı insan var. Ben 16 milyon insanın emrindeyim kardeşim. Bir avuç insanın ise karşısındayım. Ayrımcılığa, kayırmacılığa karşıyım.
Kurdukları israf düzenine karşıyım. Bu şehre verdikleri zararı iyileştireceğiz ve halkın bütçesine, asalak gibi yapışanları o bütçeden uzak tutacağız. Parsel parsel imar çıkaranlara, arazilere, yapılara, sahillere, yeşil alanlara, çöreklenenlere, o projelere çıkaranlara imza atanlara İstanbul’da 16 milyon yetki vermez, vermeyecek.”
“BEN MİLLETİMİN EMRİNDEYİM”
İmamoğlu “Çünkü sizden yetki isteyen bu arkadaşlar, onlar bir kişinin karşısında boynunu eğerler, onun emrine, onun buyruğuna itaat ederler. Ben milletimin emrindeyim, milletimin. Sizlerin karşısında boyun eğerim. Çünkü siz, bu şehrin sahibisiniz unutmayın. Size hizmet etmekle görevliyim. Sizden aldığım güç ve destekle hiçbir çıkar grubu karşısında eğilmiyor, bütün o bir avuç insanın gücüne karşı dimdik ayakta duruyoruz. Doğru bildiğimiz yoldan da asla sapmıyoruz. Ne pahasına olursa olsun milletin parasını, millete veriyoruz. Size ait olanı size teslim ediyoruz” diye konuştu.
Seçim için destek isteyen İmamoğlu şunları söyledi:
“Öyle bir destek verin ki; İstanbul bir daha asla ihmal, israf ve ihanet devrine asla geri dönmesin. Bundan sonra bu ülkenin bütün yöneticileri, belediye başkanları, bakanları, cumhurbaşkanları; halkın açlığını, yoksulluğunu yok sayarak, vatandaşın şikayetlerine, taleplerine kulaklarını tıkayarak siyaset yapamayacaklarını bu sandıkta çıkacak sonuçtan sonra anlasınlar.”
“TUNÇ BAŞKANIMIZ BENİMLE BİRAZ İSTANBUL’DA ÇALIŞACAK”
İmamoğlu konuşması sırasında sahnede yanına İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Adayı Hakan Bahçetepe’yi davet etti.
İmamoğlu “Bugün bana sürpriz yaptı; değerli dostum, İzmir’de çok başarılı işlere imza atmış ve bugün de bana destek olmaya gelmiş İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Tunç Soyer burada. Tunç başkanımız benimle İstanbul’da biraz çalışacak.
Tabii İzmir’de işleri var, oraya dönecek. İnşallah İzmir’de kazanmamız için de çalışacak. Bütün büyükşehirlerde, her yerde iddiamızı ortaya koyacağız. Aynen İstanbul’un bütün ilçelerinde iddia ortaya koyacağımız gibi. Sonuçta memleketimiz kazanacak. Biz 5 yıl boyunca Tunç Bey gibi 11 büyükşehir belediye başkanı arkadaşımızla kader birliği yaptık.
Omuz omuza olduk, güzel işler yaptık. Eksiklerimiz olabilir ama biz birikimlerimizle yan yana olmaya, omuz omuza olmaya devam edeceğiz. Bizim birliğimizi, bizim dostluğumuzu, bizim kardeşliğimizi kimse bozamaz, bozamayacak. Yolumuz bir bütündür” dedi.
“MEYDAN MEYDAN ANLATACAĞIM ONA”
İmamoğlu bütün siyasi partilerin oyuna talip olduğunu belirterek şunları kaydetti:
“Kalbime öyle geliyor ki bana öyle bir ses veriyor ki… Diyorum, ‘Allah’ım ben herkesin oyunu alırım, bana yardım et. Bu Cuma günü dua tutar. Vallahi billahi içten söylüyorum, benim ikna edemeyeceğim kimse yok.
Çünkü ben hizmetleri yaparken benim partilim, o partili, bu partili vallahi bakmıyorum. Ben öyle bir ailede bulundum ki benim ailemde her partiden vardı. Kimse kimseye düşmanlık yapmadı. Herkes birbirine komşuluk yaptı.
Arkadaşlık, akrabalık yaptı. Bunlar şimdi ne diyor biliyor musunuz? ‘Bizden olanlar, bizden olmayanlar.’ Biz ne diyoruz? ‘Hepiniz birlikte, hepimiz.’ Bu işin partisi olmaz. Bu işin doğulusu batılısı olmaz.
Bu işin Kürt’ü, Türk’ü, Çerkez’i, Laz’ı, Boşnak’ı olmaz. Biz bir milletiz. Atatürk; bizim o kurucu liderimiz öyle ulu, öyle güzel insan ki… 1920’de kurtuluş mücadelesini başlatmadan önce meclisi topladı. O meclisi kimle topladı.
Balkanlar’dan Ortadoğu’ya kadar, Kafkaslar’dan Ege’ye kadar o dönemin milletin her parçasından doğup gelen ve sonra bu Anadolu’da, Trakya’da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran milletin evlatlarıyla hepinizin dedesi ninesiyle kurdu.
Sizi ayrıştıranlara ben ne diyorum biliyor musunuz? ‘Hadi oradan! İşine bak!’ Bizi kimse bölemez. Bana oy vermemiş insanı, bana oy verenle aynı derecede seviyorum. Onu bu anlayamaz biliyor musun? Ama yakında geliyormuş meydan meydan anlatacağım ona.”
]]>“BİZİMLE KİMSE YARIŞAMAZ”
İmamoğlu, İBB olarak Bağcılar’a yaptıkları yatırımları anlatarak “Bağcılar’a yaptığımız hizmetleri ve yatırımları bizden önceki yönetimin yaptıklarıyla kıyaslarsanız bir gerçeği çok net olarak görürsünüz. Milletin parasını millete verme konusunda bizimle hiç kimse yarışamaz. Bu yeni bir kavram, yeni bir prensip, yeni bir tutku. Yeni diyorum çünkü bize unutturdular. Aslında olması gereken buydu. Devletçiliğin, halkçılığın, milletini seven yönetimin olması gereken buydu. Bu konuda net söylüyorum. Yanımıza bile yaklaşamazlar” dedi.
“SUS PUS OLDULAR”
2019’daki yerel seçim sürecinde “İmamoğlu gelince sosyal yardımları kesecek” diye propaganda yapıldığını hatırlatan İmamoğlu, tam tersine sosyal yardımları 6 kat arttırdıklarını söyledi. İmamoğlu “Bizim sergilediğimiz halkçı belediyecilik karşısında bugün suspus oldular. Hatta bizim halkçı faaliyetlerimizi ve politikalarımızı kendi projeleri şeklinde sanki yokmuş gibi anlatıyorlar. Bizim projelerimizi herkes ağzı dolu dolu anlatabilir. Çünkü bizim projelerimiz zaten millet için. Yani bir parti projesi gibi tanımlanmaz. Kişiye ait proje gibi tanımlanmaz. Millete ait, halka ait proje olarak tanımlanır” diye konuştu.
“YÜREKLERİ YETİYORSA…”
İmamoğlu şöyle devam etti:
“Yürekleri yetiyorsa gelsinler o gün söylediği yalanları Bağcılar sokaklarında, pazarlarında, meydanlarında tekrar etsinler. Yapamazlar. Gelsinler Bağcılar’da anne kart kullananlara anlatsınlar.
Bir diyecekleri varsa yürekleri yetiyorsa gelsinler Bağcılar’da evlerine tam 2 milyon litre süt ulaştırdığımız 18 bin 406 çocuğumuza ve onun annesine, babasına desinler ne diyeceklerse. Diyemezler.
Bağcılar Kent Lokantamızda hizmet almış 311 bin 795 vatandaşımızın karşısına geçip ‘İmamoğlu sosyal destekleri kesti’ desinler diyebiliyorlarsa, yürekleri yiyorsa.
Karşılıksız burs verdiğimiz Bağcılar’daki binlerce üniversite öğrencisinin yüzüne desinler. Bak o gençler onlara nasıl cevap veriyor.”
“ARAYA BAŞKA ELLERİN GİRMESİNE İZİN VERMİYORUZ”
“Milletin parasını, millete verme konusunda bizimle kimse yarışamaz” diyen İmamoğlu şunları söyledi:
“Gerçekler ortadadır. Ama gerçekler bundan ibaret de değildir. Sosyal destekler konusundaki gerçeklerin çok farklı yönleri de var. Örneğin biz milletin parasını millete verirken daha önceki gibi araya başka ellerin girmesine ve bu işten birilerinin nemalanmasına da izin vermiyoruz. Bizim bütçemiz çok bereketli.
Bizim bütçemiz hijyenik. Onların yarısı kadar bütçe kullandığımız halde onlardan misli misli fazla iş yapıyoruz. Vatandaşın halinden anlamadıkları için onların aklına bile gelmezdi. Ama hadi diyelim ki bizden önce kreş ya da kent lokantası açmış veya halk süt dağıtmış olsalardı bu işleri nasıl yaparlardı?
Hemen araya birilerini aracı olarak koymaya gayret ederlerdi. Araya bir yetmez iki koyarlardı. Ve o yine bir avuç insanı besleyecek sistemleri oluştururlardı. Milletin parası, millete giderken mutlaka araya bir elleri sokarlar. Biz o ellere; ‘çek elini’ diyoruz.
Tek tek onları geriye itiyoruz. Milletin parasıyla milletin arasına kimseyi katmıyoruz kardeşim. Bir avuç insana onlar kepçeyle verirdi ya, şimdi biz millete kepçeyle veriyoruz. Onun hakkı çünkü, onun parası.”
“PARTİZANLIĞI BİTİRDİK”
İsraf düzeninin yıllarca böyle işlediğini vurgulayan İmamoğlu, sosyal destekleri 6 kat arttırmakla kalmadıklarını sistemi de temizlediklerini belirtti.
İmamoğlu “Sosyal yardımları, siyasi istismar konusu olmaktan çıkarttık. Partili olmakla yardım almak arasında kurulan o niteliksiz, seviyesiz, inancımıza, örf adetimize yakışmayan o bağı, o partizanlığı kestik artık. ‘Ben sana yardımda bulunayım, sen de bana oy ver’ anlayışını tarihe gömdük. Bu siyaseti de toplumsal ahlakı da bozar. Bu ülkede ne çektiyse ‘bizden olanlar- olmayanlardan’ çekti” dedi. İmamoğlu, ihtiyaç sahibi ailelere gıda yardımı dağıtımında muhtarları da ilk kez sürece kattıklarını hatırlatarak “Yardım alan hemşerimizin siyasi eğilimiyle ilgilenmediğimiz gibi muhtarımız hangi siyasi görüşteymiş onunla da ilgilenmedik” dedi.
BABASININ NASİHATINI ANLATTI
Babasının kendisine verdiği “Partili olabilirsin, ol, partine layık ol. Ama particilik ve partizanlık yapma. Yaparsan evladım değilsin” nasihatini anlatan İmamoğlu “Biz particilik yapmıyoruz. Tertemiz, mis gibi belediyecilik yapıyoruz kardeşim. Aradaki kirli elleri temizledik. Siyasi istismar konusu olmadan çıkardık. Atatürk’ün bize emaneti, halkçılığın gereklerini yerine getiriyoruz” diye konuştu.
“VATANDAŞIN KARŞISINA ÇIKAMIYORLAR”
Vatandaşın yardıma muhtaç olmasın diye istihdam ofisleri açtıklarını söyleyen İmamoğlu şunları kaydetti:
“Sadece 5 yılda 200 bin insanımıza iş imkanı sağladık. Bağcılar Bölgesel İslam Ofisi’nden 10 bin 928 kişi iş buldu. Hadi gelsin anlatsınlar onlara bakalım Ekrem İmamoğlu şöyle Ekrem İmamoğlu. Anlatamazlar. Bunlar vatandaşın karşısına da çıkamıyorlar.
İşsiz yurttaşlarımız, ekonomiyi batırmalarının kendisini işsiz bırakmalarının hesabını sorar diye dolaşamıyorlar. Sokağa çıkamıyorlar. Bir ev kadını evine alamadığı etin, peynirin hesabını sorar diye çarşıya, pazara gidemiyor.
Gene Ekrem İmamoğlu gidiyor. 5 senedir gidiyor, çıkmadı o pazarlardan. Kiraları bu hale getiren politikaların hesabını sorar diye bunlar sokaktan kaçıyorlar. Bir emekli, kendisine yaşatılan bu ekonomik zulmün hesabını sorar diye korkudan ortalıkta görünemiyorlar. Kapalı devre, kamera ve onlar. Biz öyle değiliz.
Çat kapı pazara gireriz. Çat kapı esnafa gireriz. Biz öyleyiz. Girmeye de devam edeceğiz. Bizi de eleştirenler olacak. Gelecekler yüzümüze söyleyecekler. Biz kimiz? Milletimizin ferdiyiz. Ben 16 milyon İstanbullunun belediye başkanıyım.”
“DERSİNE İYİ ÇALIŞMAMIŞ”
İmamoğlu sözlerini şöyle tamamladı:
“Bunların İstanbul’u hiç bilmeyen, öğrenmeye de gönlü olmayan bir adayları var. Tabii TOKİ mağduru karşısına çıkar da söylediği, hesabını sorduğu hususlar olur diye sokakta dolaşamaz. Ben saygısızlık etmem kimseye. Acemi, dersini çalışmamış. Keşke çalışmış olsa. İstanbullu ithal aday, atama aday kabul etmez.
AK Parti’nin içinde de çok deneyimli, İstanbul’u iyi bilen insanlar vardır. Ama hayırlı olsun tabii ki Cumhur İttifakı’nın adayıdır. Saygıyla karşılıyorum ama dersine iyi çalışmamış. Bir İstanbullu karşısına çıkıp Kanal İstanbul’u sorduğunda lafı eveleme geveleme yapmayacak. Karşıysan, ‘karşıyım’ diyeceksin.
Yok efendim ‘İstanbul’un gündeminde olmayan, benim de gündemimde olmaz.’ Bırakın bu işleri. O kanal kimin gündeminde herkes biliyor değil mi? Bir kişinin gündeminde.Senin gündeminde, onun gündeminde bakar mı? Bakmaz. Onun için vatandaşından uzak durandan, vatandaşla arasına fiziken ve ruhen mesafe koyandan bu şehre hayır gelmez.
31 Mart’ta ince ince hesaplar yapmaya hiç gerek yok. Vatandaştan kaçan, vatandaşı oy veren-vermeyen diye ayıran anlayışın yerine vatandaşa kucak açan, vatandaşıyla birlikte olan, vatandaşı seven, vatandaşla iç içe olan arasında tercih yapacaksınız.
İstanbul’un rotasını geri çevirip bu şehri ihmal, israf, ihanet batağına doğru sürüklemek isteyenlere izin vermeyeceksiniz.”
]]>
“MİLLET KENDİSİNE EFELİK YAPANI SEVMEZ”
İmamoğlu “Bu memlekette cumhuriyet var. Bu memlekette demokrasi var. Bu millet kendisini efelik yapanı sevmez. Bu millet mutlaka ve mutlaka haddini bildirir. Demokrasinin en güzel hat bildirme yeri neresi? Sandık. Onun için bu milletin hizasına, rızasına geldi. Bakalım kaç gün tahammül edecek. Bakalım kaç gün dişiniz sıkacak? Huylu huyundan vazgeçmez” diye konuştu.
“HAYAT PAHALILIĞI ALTINDA EZİLİYORUZ”
Türkiye’de yaşanan derin ekonomik krize vurgu yapan İmamoğlu şöyle devam etti:
* “Bugün enflasyon açıkladı bir kuruluş. Yüzde 130’a yakın enflasyon rakamları var artık bu ülkede. Üç haneli. Bu milletin cebindeki parayı pul ediyor. Bu milleti fakirleştiriyor. Aklın ve bilimin dışında davranırsa, liyakatli kişilere emanet etmezsen ekonomi politikaları çöker. Ağır bir faiz yükü ve döviz karşısında her gün değer kaybeden Türk lirası sorunuyla uğraşıyoruz. En büyük paramız 200 lira değil mi? 200 lirayla 14 sene önce 130 dolar alınıyordu. Şu anda 6 dolar alabiliyor.
* Çok ağır bir hayat pahalılığı altında eziliyoruz. Başta emeklilerimiz olmak üzere milyonlarca aile cumhuriyet tarihinin en sefil ekonomik koşullarına mahkum edilmiştir. Emekliler için istenen bir maaş artışında ise hemen kıyamet kopardı.. Neymiş efendim? ‘7 bin lira verirsek 1.4 trilyon lira yük olurmuş. 10 bin lira verirsek 1.9 trilyon lira yük olurmuş’ dedi. Zaten bütçeye yük hep nedense bu emeklilere verilince aklına geliyor. Başka koşullarda aklına gelmiyor.

“MİLLET O BOYNU BÜKMEYİ BİLİR KARDEŞİM”
* Biz ne yaptık? Çıktık bu gerçekleri meydanlarda konuştuk, tartıştık. Niye anlatıyorum biliyor musunuz? Onları kendine getirmek için anlatıyorum. Bunları boş bıraktın mı; sabah kalkıyorlar Ekrem İmamoğlu. Öğlen Ekrem İmamoğlu. Akşam Ekrem İmamoğlu. Başka bir şey yok. Aşağı Ekrem İmamoğlu, yukarı Ekrem İmamoğlu. Ben de ona gerçek görevini hatırlatıyorum. ‘Elinin tersiyle emeklilerin sıkıntısını itemezsin’ dedik. Bu insanlar bu yaşta ucuz ekmek, ucuz gıda kuyruklarına sabah ezanı vakti giriyor mu? Saatlerce sıra bekliyor mu? Bunu görmezden gelemezsin kardeşim. Onun için 3 günde tavrı değişti farkında mısınız?
* Yük dediği emekliye bugün okuduğum haberler doğruysa bayramda ikramiye 10 bin lira verecekmiş. İnşallah verir, versin. Ama seyyanen zam konusunu da atlatamaz. Emeklinin ihtiyacı olan zammı da verecek. Gücünüzü bilin istedim. Milletin gücü hem oy üzerinden yaptığı efeliği yendi, hem de yük diye tabir ettiği milyonlarca insana istemese de zamlı ikramiye vermek zorunda kalacak. Rahmetli dedem çok güzel bir söz söylemişti çocukluğumda; ’oğlum makamın büyüdükçe boynun eğilecek’ dedi. Bu anlayış, makamı büyüdükçe milletine yukarıdan bakmayı kendine yol biçmiş. Boynunu bükmezsen bu millet o boynu bükmeyi bilir kardeşim, bilir.”

KURUM’A GÖNDERME YAPTI
İmamoğlu, rakibi Murat Kurum’un daha önce katıldığı programda Küçükçekmece ile Büyükçekmece’yi karıştırmasına atıf yaparak “Küçükçekmece’yi seviyorum çünkü benim hayatım buralarda geçti. İlçelerin ismini bırak karıştırmayı da Küçükçekmece’yi mahalle mahalle bilirim. Ne bu ilçeler, ilçesini unutanları kabul eder ne bu şehir ithal aday kabul eder” dedi.
“MİLLET O İMZAYI DA ATTIRACAK”
Küçükçekmece’den geçecek Sefaköy-Beylikdüzü Metro Hattı’nın Cumhurbaşkanı tarafından bir imza atılmadığı için engellendiğini hatırlatan İmamoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
* “O imzayı tam 1.5 yıldır atmıyor. Bu millet o imzayı da attıracak. Hiç boşuna direnmesin. Nasıl attıracak biliyor musunuz? 31 Otuz bir Mart’ta bize vereceğiniz oy katlanacak. 2 hafta içinde o imza atılacak göreceksiniz. Millete hizmeti bir ülkenin başındaki yönetici engelleyebilir mi? Böyle bir şey olabilir mi? Bakın desem ki bugün ‘Kanal İstanbul’u yapalım.’ Ne var, ne yok her şeyi bir günde imzalar. Çatır çutur. Ama buradan söyleyeyim; sen o işi unut kardeşim. Kanal İstanbul’u unut. Bu milletin geleceğini yok edecek böyle bir rant projesine bu millet evet demeyecek.

“SENİN ÖYLE BİR YETKİN YOK”
* Bu konuda en çok bu konuda en çok rakibimin cevaplarına gülüyorum. Neymiş? İstanbul’un gündeminde olmayan konu onun da gündeminde olmazmış. Açıkçası en doğru kurduğu uzun cümle de bu. Gündemini sen belirleyemiyorsun ki? Senin, senin böyle bir yetkin yok. İstanbul’da reklamlarında senden çok başkalarının fotoğrafları var. Senin gündemini de o belirliyor. Madem öyle iddialısın; çık kameraların karşısına de ki ‘Kanal İstanbul ya-pıl-ma-ya-cak’. Diyebilir mi? Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür olmayanlar kendi gündemini belirleyemez de ondan diyemez. Bir kişi ne diyorsa onu yapmaya mahkumdur. 16 milyon İstanbullu ne derse desin onun bir kişinin ağzına bakacağını biliyoruz.

“HEPSİ İSTANBUL’A DADANDI”
* İstanbul’un gündemi hayat pahalılığı. Hayat pahalılığını gündemlerine alsın. Bakanları işinden koparıp İstanbul’a siyaset yapmaya yollamasınlar. Hepsi işlerini, güçlerini bıraktılar İstanbul’a dadandılar. Ya bırakın İstanbul’u, İstanbulluya. Gidin asıl işlerinize bakın. Millet sizi İstanbul seçiminde Ekrem’in ve İstanbulluların aleyhine çalışma yapsın diye seçmedi. Memleketi batırdılar. 2023’te bu millet size oy verdi. Kabul ediyoruz. Ama siz bu işleri düzeltin diye oy verdi. Ama ne yaptılar? Daha kötü yaptılar. Bugün daha kötü bir ekonomiyle karşı karşıyayız. Ama biz ne yapıyoruz? Ben her gün bir açılış yapıyorum.
* Sizin engellerinizi birer birer aştık. Kurduğunuz tuzakları teker teker bozduk. Baktılar ki bizim İstanbullulara hizmet aşkımız bunların hile ve ortaya koydukları kötülüklerden daha güçlü, baktılar ki bizim milletimize hizmetkar olma azmimiz bunların iftiralarından ve tuzaklarından daha güçlü şaşkına döndüler. Aklı sıra beni yıldıracaklardı. Ben yılmam, yıldırırım. Adaylarıyla ilgili fazla konuşmayacağım. Vallahi ne dediğini ben de anlamıyorum. Arkadaşlarım bazen diyorlar ki bazı konuşmaları var işte bunu dinleseniz mi falan…
* Dinlemek bile istemiyorum. Tuhaf konuşmalar yapıyor. Allah yardımcısı olsun. Tuhaf konuşmalardan sonra o da kendine gülüyor. İşin garip tarafı da o. Bakın onlara bir hatırlatma yapayım. Milletimiz notunu sessizce veriyor. Sonra da seçimde o notu ne yapacak? Oy pusulasının altına o mührü basacak. 31 Mart akşamı notlarını görecekler.”
]]>Son dönemlerdeki konuşmalarında sık sık seçmene yönelik ‘oy yoksa hizmet yok’ tehdidinde buşulanan Erdoğan’a gönderme yapan İmamoğlu şöyle konuştu:
“BİZİ ENGELLEYEMECEKLERİNİ ANLADILAR”
“5 yıldır her işimize engel olmaya, aksatmaya, yavaşlatmaya çalışıyorlar. Biz sabırla ve kararlılıkla, cesaretle mücadele etmeye devam ediyoruz. O kadar cesuruz ki çünkü milletimizden güç alıyoruz. Eninde sonunda kazanıyoruz. Kaybettiğimiz hiç bir ey yok.
Zaman kaybedyoruz doru ama yalana, talana ve milletimizin malına gözkoyana fırsat vermiyoruz
Tüm engelleri aşıyoruz çünkü haklıyız. Gücümüzü haktan halkta ve hukuktan alıyoruz. Gücümüzü sevginizden desteğinizden alıyoruz. Ne yaparlarsa yapsınlar bizi engelleyemeyeceklerini anladılar.
“BÜKEMEYECEKLERİ ELİ ÖPECEKLER”
31 Mart’tan sonra ne yapacaklar? O millete hava atan ‘oy verirsen hizmet veririm’ diyen anlayış ne yapacak? Milletin elini bükemeyeceklerini ve o bükemedikeri milletin elini öpmek zorunda olduklarını öğrenecekler.
Milletin o güçlü elinin haktan, hukuktan ve adaletten ayrılmayan 16 milyon insanın eli olduğunu görecekler.
31 Mart’tan sınra istanbullaların iradesi karsında bu kör inatlarını bir kenara bırakacaklar. Milletle inatlaşamaycaklarını anlayacaklar ve bir anda bize, millete karşı çok değişecekler.
Niye biliyor mıusunuz? Bir sonraki seçimde hangi renge bürünecekler onu kollayacaklar.
Benim derdim bağcıyı dövmek değil İstanbul’luların sorunlarını çözmek. 5 yılda 25 yıla bedel iş yaptık. 10 yılda 50 yıla bedel iş yapacağız.
MURAT KURUM’A 8 ADIM YANITI
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu açılışının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. “Rakibinizin, 8 km yaptığınız ve İSKİ’nin elektrik faturalarını ödeyemiyor iddiası var. Sahnede 8 adım attı. Bu konuyla ilgili ne söyleyeceksiniz?” sorusuna İmamoğlu şu yanıtı verdi:
“ Ne söylememi bekliyorsunuz yani? Sadece şimdi açacağımız metrolar 20 küsur kilometre yani. Gelsin metro açılışında beraber adımlayalım isterse. Beraber bakalım adımlayabilecek mi? Çok komik.8 kilometreyi 8 adımla mı? Öyle söylediler ben izleyemedim. İzleyemiyorum çünkü üzülüyorum adına. Sadece bir hafta, on gün sonra 18’inde ve yanılmıyorsam 13’ünde iki metro açılışımız daha var; Ataköy-İkitelli, Çekmeköy- Sancaktepe- Samandıra. İkisi bile 20 kilometrenin üzerinde. Beklerim kendisini” yanıtını verdi.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’A MUĞLA YANITI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Muğla’da yaptığı CHP’li büyükşehir belediyesinin projelerini engellemek için her türlü girişimi yaptığı yönündeki açıklaması hatırlatılarak “Böyle bir şey mümkün mü?” sorusunun yöneltilmesi üzerine de İmamoğlu şunları söyledi:
“Mümkün olabilir mi? Düşünsenize şuradaki lojistik alanı taşıyacağız. Dünya güzeli bir yer yaptık burada. Yani konforlu, şık, işçi sağlığı, araç güvenliği, TEM otoyoluna birkaç dakika mesafede muhteşem bir tesis. Etrafında 65 bin metrekare yeşil alan yaptık.
Şuraya emniyet otogarını aylardır taşıyamıyoruz. Burası biteli 3.5-4 ay oldu. Yani bugün, yarın, bugün, yarın… Sabırla bekledik. Yani bugün burada söylediğim cümleler; kaymakamlık, valilik, bakanlık adına söylediğim cümleler, yani sabır taşının çatladığı an cümleleri.
Açılışını yaptık. 2-3 tüccar geldi, yerleşti. Onlar çözemeyecek ama bizim itibarlı esnafımız, tüccarımız yavaş yavaş buraya gelip kendi iş işini çözecek, öyle düşünüyorum. Kamuyla kimse mücadele etmeye kalkmasın.
Arkamızda hukuk var. Biz binlerce örnek anlatırız. Muhtemelen benim bütün cümlelerimi birebir kopyalayarak Sayın Cumhurbaşkanı bundan sonra aynı cümlelerle propaganda yapacak ama tutmaz.”
“YARI BÜTÇEYLE İKİ KAT İŞ YAPIYORUZ”
İmamoğlu, Kurum’un “İsrafı bitirdik deyip 175 milyon tabelalara harcadıları” açıklamasıyla ilgili de “Bitirdik, bitirdik. Biz israfı bitirdik. Yarı bütçeyle iki kat iş yapıyoruz” dedi.
]]>
“SENDEN MEMNUN İSTANBUL HALKI”
İmamoğlu, tezgahına uğradığı bir pazarcının, “Çalışıyorsun. Senden memnun İstanbul halkı. İnşallah, Allah’ın izniyle, bütün desteğimiz seninle” sözleriyle karşılandı. Eesnafın, “Ben, Ümraniye’de yaşayan bir vatandaş olarak, İsmet Yıldırım’ın (Ümraniye Belediye Başkanı) yüzünü görmüş değilim. Çok teşekkür ederim. İyi yaptın. Güzel bir jesttir insanlarla buluşmak” sözlerine İmamoğlu “Pazarlarda aldığım öneriler, eleştiriler ya da pazarda duyduğum şeyler, bana belki de en fazla yardımcı olan şeyler. Vatandaşın yüzde 70’ini burada görüyoruz. Çünkü, gidip de bir ofiste, orada, burada olmuyor. Biz de diyoruz ki; halkın önüne her zaman çıkacak, enerjisi yüksek, benim de dostum Aykut Erdoğdu, Ümraniye’ye başkanlık yapacak. Onun da desteklenmesini istiyoruz” karşılığını verdi.

“ONLARIN 20 SENEDE YAPAMADIĞI PLANLAMALARI, BİZ 5 SENEDE YAPTIK”
Aynı esnaf, Ümraniye’deki kentsel dönüşüm sorununu gündeme getirerek, ilçe belediyesinin sorunun kaynağı olarak İBB’den gerekli dosyaların gelmemesini gösterdiğini aktardı.
İmamoğlu’nun esnafa yanıtı, “Öyle bir şey yok. Biz İstanbul’da, onların 20 senede yapamadığı planlamaları 5 senede yaptık. 100’ün üstünde noktada planları biz geçirdik bu 5 yılda. Onun için öyle bir şey yok. Ama Ümraniye’nin her mahallesinin farklı sorunu var. Kimi yerde tapu sorunu var, kimi yerde 2B sorunu var, kimi yerde Hazine sorunu var, kimi yer ilçe belediyesinin sorumluluğunda, bizim sorumluluğumuzda olan alanlar var. Her birinin farklı yorumu var. Ama sana öz, net bilgiyi sunabilme şansına sahibiz. Nerede tam sorunu yaşıyorsan, alırız arkadaşlarımla, misafir de ederiz, sana da anlatırız; nasıl çözülecek, kime aittir sorumluluk, sana anlatabiliriz” oldu.

“ABİM” DİYEREK İMAMOĞLU’NA SARILDI
Genç bir kadın vatandaşın, “Abim” diyerek İmamoğlu’na sarılması, ilginç anların yaşanmasına neden oldu. İmamoğlu, “Ne güzel ‘abim’ dedin” diyerek genç kadına sarıldı. Bu sırada İmamoğlu’nun yanına yaklaşan bir vatandaş da duygularını, “Başkanım, sen gidersen İstanbul biter. Seni alnından öpüyorum” sözleriyle dile getirdi. Bir başka vatandaş da İmamoğlu’na oy vermek için köye gitmeyi ertelediğini söyledi.

“TANSU ÇİLLER’E ÖZEL İMAR ÇIKARAN MURAT KURUM’A OY YOK”
“Sen iyi olduktan sonra biz de iyiyiz. Tansu Çiller’e özel imar çıkaran, bu vatandaşın, fakir fukaranın, tüyü bitmemiş yetimin hakkını peşkeş çeken Murat Kurum’a oy yok. 25 yıldır bu ülkeyi yönettiler, kentsel dönüşüm yeni mi akıllarına geldi” diyen başka bir vatandaşa da İmamoğlu “Biz, hakkınızı koruyacağız” yanıtını verdi.
Pazar ziyaretinin ardından Topağacı Şehit Fatih Mehmet Han Camii’ne geçen İmamoğlu ve Erdoğdu, önce cami derneği yöneticileriyle bir araya geldi, sonra cuma namazlarını kıldı. İmamoğlu ve Erdoğdu, namaz sonrasında da cami çevresinde bulunan esnafa ve Ordu Mesudiye Güvenli Köyü Güzelleştirme ve Yardımlaşma Derneği’ne ziyaretler gerçekleştirdi. Topağacı’ndan Kazım Karabekir Cemevi’ne geçen İmamoğlu ve Erdoğdu, burada Alevi vatandaşlarla buluştu.
]]>“3 AYIMIZI ÇALDILAR”
İmamoğlu, 2019’da İstanbul seçiminin iptal edilmesi nedeniyle göreve 3 ay geç başladığını hatırlatarak “Tüm belediye başkanlarından daha az görev yapıyorum aslında. 3 ayımızı çaldılar. Milletin hakkı olan o 3 ayı elimizden haksızca, hukuksuzca çaldılar. Bu, milletin başına da ilk kez geldi. ‘Onları 18 günde deli ettim, 5 yılda çıldırtacağım’ demiştim. Vallahi çıldırdılar. Eskiden ne diyorlardı; ‘Çalıyor ama çalışıyor.’ Öyle deniyordu, hatırlıyorsunuz değil mi? Artık bu millet ne diyor biliyorsunuz değil mi? ‘Hem çalmıyor, hem de çok çalışıyor.”
“TRT DAHİL 12 TV REKLAMLARIMIZI BİLE ALMADI”
İmamoğlu “Bir medya çılgınlığı var. Türkiye’de medya diye bir şey var; ama var mı yok mu belli değil.12 tane televizyon TRT dahil, bırakın benim haberimi vermeyi, paramızla verdiğimiz reklamlarımızı bile vermeme kararı aldılar. Beyaz TV vardı. Ankara’da önceden belediye başkanlığı (Melih Gökçek) yapmıştı. Şimdi işi gücü birilerine laf yetiştirmek. Arada bana da dilini uzatıyor ama buraya uzanamıyor dili. Onun televizyonu bile reklam almaktan vazgeçti. TRT kimin? TRT milletin. Bu dünya tarihinde yok. TRT’nin her bir kuruş lirası sizin cebinizden çıkıyor. 16 milyon insanın belediye başkanıyım, 5 yıldır Ekrem İmamoğlu’nun televizyonda ismi geçmedi. Yahu arşivine girmedi, arşivine. 10 yıl, 3 yıl, 5 yıl sonra Allah’ın izniyle bu memleketin her kurumuna olduğu gibi TRT’ye de adalet gelecek. Bugünlerin arşivini açacağız bir tane Ekrem İmamoğlu bulamayacağız. Ama unuttukları bir şey var. Bu milletin hafızası, bu milletin vicdanı, bu milletin kalbi kötüyü de unutmayacak, iyiyi de unutmayacak. Adaletliyi de unutmayacak, acımasız, hukuksuz davrananı da unutmayacak” dedi.
“TOZ ZERRESİ BİLE OLMAZ ÜSTÜMDE”
“Beni yıldırmaya çalışıyorlar” diyen İmamoğlu “Bunlar çok sıkıştığında dedikodu çıkartırlar. Yalan dolanla insanların üstüne milli duygularıyla, inançlarıyla gelmeye başlarlar. Ama bu millet onları geçti. Onların o kötü dili var ya toz zerresi bile olmaz üstümde. Bana okuyup üfleyen annelerin nefesi onları boğar” ifadelerini kullandı.
“YARI YOLDA YERE YIĞILIRSIN”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisini engellediğini itiraf ettiğini hatırlatan İmamoğlu şöyle devam etti:
“Engellemeye çalıştı değil mi? Çalıştı. Peki engelleyebildi mi? Engelleyemezsin kardeşim. Ben öyle bir koşarım ki nefes nefese kalır, yarı yolda yere yığılırsın.. Benim enerjime dayanamazsın. Çünkü benim arkamda 16 milyon insan var. Sen insanlardan uzaklaştın, uzaklaştın. Benim, şükürler olsun oy vermese bile bana dua eden insanlar var bu şehirde” diye konuştu.
“MEGA PROJE DEYİNCE BETON ANLIYORLAR”
İBB olarak kötü ekonomi nedeniyle sundukları sosyal yardımı, açılan yurtları, kreşleri, bursları, Anne Kart’ı anlatan İmamoğlu “Şimdi onlar bizim bu projelerimizi beğenmiyorlar. Onlar diyorlar ki; ‘Biz bu işten anlamayız kardeşim, bize mega proje söyle.’ Onlar mega deyince beton anlıyorlar beton. Biz mega proje deyince insana hizmet anlıyoruz” dedi.
“BİR İMZA KİMİN BİLİYORSUNUZ”
Önceki dönemde durdurulan 10 metronun inşaatını yeniden başlattıklarını, 65 km metro yaptıklarını hatırlatan İmamoğlu, “Diyorlar ki, ‘biz kazma vurmasak da ihalesini biz yaptık.’ Yani ihaleyi marifet zannediyorlar. Doğru, onlar bazen iyi ihalelerden anlarlar. Biz anlamayız. Ama diyorlar ki ihaleni göster, işi bize öyle anlat. Bak size bir örnek vereyim. Sefaköy -Beylikdüzü metro hattı projemiz var. Kaynağını bile bulduk. Her şeyi hazır 1.5 senedir yatırım planına alınması için bir imzaya ihtiyacımız var. O bir imza kimin? Anladınız değil mi o bir imzayı? Atmıyor. Bir imzayı atmıyor. Bu kadar kalpleri kararmış. Bir imzayı at hemen ihaleyi yapacağız. Kaynağı da hazır. Ama 31 Mart’ta sizden öyle bir demokrasi dersi alacak ki bir hafta içinde imzalayacak. Yoksa milletin huzuruna çıkamayacak” diye konuştu.
“KENDİ PROJELERİYMİŞ GİBİ ANLATIYORLAR”
İmamoğlu “Kötülükte ve aşırmakta bunlardan maharetlisi yok” diyerek sözü rakibi Kurum’un açıkladığı ulaşım projelerine getirdi.
Üsküdar -Kadıköy–Maltepe Tramvay hattının projesini hazırlayıp ilgili bakanlığa bile sunduklarını anlatan İmamoğlu “İmamoğlu’nun arkadaşlarıyla yaptığı projeyi dün kendi projeleriymiş gibi anlatıyorlar. Anlatsınlar. Bundan mutluyuz. Ama esas komik olanı anlatayım size. Eyüpsultan-Bayrampaşa kısmi metro ve tramvay hattı projemiz var. Aynı Beylikdüzü hattı gibi ısrarla o imzayı atmadı. Atmadığı için de buranın hazır olan finansmanını kullanamıyoruz. Bir seneden fazladır bekliyordu. Biz bunu kendi bütçemizle toparlarız dedim. Hemen ihalesini yapın dedim. Bu ayın başında ihalesi yapıldı. Biz ona başlayacağız. Ama komik olan ne biliyor musunuz? Hem Üsküdar- Kadıköy -Maltepe hattında olduğu gibi bu hattımızı da ihalesinin bile yapıldığından haberi yok. Onu bile kendi projesi olarak yine acemi aday İstanbullulara açıklamış. Varsın açıklasın. Nasılsa bu projeleri metro fatihi Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları yapacak kardeşim. Bu kopyacılar, sözüm ona beni beğenmiyorlar ya; vallahi bunlar kıskançlıktan çıldırıyorlar. Çıldırsınlar. “
“HÜKÜMETİN KİBRİ ZAMLARA BOĞAR”
İmamoğlu şöyle devam etti:
“Bu kardeşiniz sizi hiç aldatmadı. Bundan sonra da asla aldatmayacak. Siz aldananı da sevmezsiniz, aldatanı da sevmezsiniz. Ama milletine hizmet edeni seversiniz. Birlikte yol yürüyeceğiz. Hani ‘oy verirseniz hizmet gelir, vermezseniz hizmet gelmez’ diyor ya Sayın Cumhurbaşkanı. Niye öyle diyor biliyor musunuz? Sizden korkuyor, milletten korkuyor. Onun için öyle yapıyor. 23 Haziran’da seçimi kaybetti, 3 gün çıt çıkmadı. Bu seçimde, 31 Mart’ta öyle bir fark atacaksınız ki 2 hafta ortadan kaybolacak. 2 hafta Külliye’den çıkmayacak. Ondan sonra milletine esas görevi olan işleri yapmaya başlayacak. Becerir beceremez…İnşallah becersin. Ama ekonomiyle uğraşacak. Emekli maaşını düzeltmeye çalışacak. İnsanların gerçek sorunlarına çözüm bulmaya gayret edecek. Bu kardeşinize oy verin. Aksi takdirde bunların kibri, hükümet kibri seçimden sonra milleti zamlara boğar.”
]]>“İSTANBUL’UN MİRASI 5 YILDIR EMİN ELLERDEDİR”
İmamoğlu, tarihe sahip çıkmanın önemine işaret ederek “Ne yazık ki İstanbul’un tarihi ve kültürel mirası, uzun yıllar ihmal edilmiştir. Pek çok yanlış ve zararlı işler yapılmıştır. Özenli davranılmamıştır. Ve İstanbul’a, tabiri caizse, gözünün nuru gibi bakmak gerekirken, sıradan davranışlar sergilenmiştir. 5 yıldır bu değişti. İstanbul’un mirası 5 yıldır emin ellerdedir” dedi.

“BİZDEN ÖNCE BAZI DERNEK VE VAKIFLARIN KULLANIMINA VERİLİRDİ”
İmamoğlu şöyle konuştu:
“Bulgur Palas, aslında bizden önceki yönetimle aramızdaki zihniyet farkını ortaya koyan çok özel örneklerden birisi. Bizden önce İstanbul’un kamuya ait tarihi alanları, yapıları, bazı şahısların, imtiyazlı bazı dernek ve vakıfların kullanımına verilirdi.
Biz ise, tam tersini yapıyoruz. Kamuya ait alanları, yapıları yeniden halka açmakla kalmıyor, Bulgur Palas örneğindeki gibi, ihmal edilmiş özel mülkleri de tüm İstanbulluların yararlanabileceği hale getiriyoruz.
Bu önemli bir anlayış farkıdır. Zihniyet farkıdır. Ahlak farkıdır. Tarihe sahip çıkmak, öyle lafla olmaz. İş yapacaksınız. İcraat yapacaksınız. Bizim yaptıklarımızı, gerekirse kopyalayacaksınız. Sorun yok, kopyalayabilirsiniz yani. Problem değil”

“EMEKLİ ETMEYE HAZIRLANIYORUZ”
İstanbul’un tarihinin en çok restorasyon yapılan dönemini yaşadığına dikkat çeken İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim meydanlarından yaptığı konuşmalara da tepki gösterdi. İmamoğlu şunları söyledi:
“Bugün İstanbul’un hizmet alması için farklı görüşleri olanlar var. Ne diyorlar? İlla hükümetle belediye, aynı partiden olmalıymış. Bak sen! Seçim yapmayalım o zaman. Muhtarlar da gitsin otursun evinde.
İstiyor ki, her şeyi ona teslim edelim. Neyse; biz onu yavaş yavaş emekli etmeye hazırlanıyoruz. Merak etmesin. Yıllarca İstanbul’u, hükümetle el ele yönettiler. O şımarıklık, o kibir, İstanbul’un her köşesini ihmale boğdu.
Sarayburnu’na gidin; biblo gibi şimdi. Çöplüktü. Beyazıt çöplüktü, biblo gibi. Haliç kıyıları pırlanta gibi, yemyeşil. Öyle değil mi? Bakın sadece burayı anlatıyorum. İşte Bulgur Palas, Beyazıt Meydanı…
Kara surlarının içine yüzlerce kamyon çöp yığdılar, çöp. Şimdi pırıl pırıl. Onun için işi bilene, ehline verince bu işler güzel oluyor. O bakımdan demokrasiye inancını kaybetmiş insanlara, demokrasiyi güçlü şekilde hatırlatacağız. Nerede? Az kaldı. 31 Mart’ta sandıkta. Bu sandığı biz çok seviyoruz.”

“25 YILDA YAPAMADIKLARINI, BİZ 5 YILDA YAPTIK”
“Farkında mısınız; İstanbul’un bu 5 yılını, son 25 yılla kıyaslıyorlar. Olsun, kıyaslasınlar. Çünkü o 25 yılda yapamadıklarını, biz 5 yılda yaptık. Gururla anlatıyoruz. Hükümet, belediye el ele olduğu dönemde, bizim yaptığımız kadar metroyu yapamadılar.
Yeni metroları biz yapacağız, yapmamamız için imzayı erteliyorlar. 31 Mart’ta, demokrasi dersini alsın, bak bir hafta içinde imzalayacak. Göreceksiniz. Yapamazlar. Çünkü niye yapamazlar biliyor musunuz? Bunlar şöyle bakıyorlar, ‘Bizden mi onlardan mı!’ Bu milletin hepsi bizim.
Anlayamadılar bunu hala. Biz, insanı insan olduğu için çok seviyoruz. Vatandaşları, ‘Bize oy verenler vermeyenler’ diye bölenlerin yaptığı işten var ya, kimseye hayır gelmez kardeşim.”
“ATOM KARINCAYI DA GEÇERİM”
“Biz; tarihimizi, inançları, dini ve milli duyguları istismar etmeden, 16 milyon İstanbulluyu eşit ve değerli kabul eden bir anlayışla devam edeceğiz çalışmaya. Hem de çok çalışacağız, onu söyleyeyim. Yani ben artık, ‘atom karınca’ diyorum ama, atom karıncayı da geçerim, onu söyleyeyim. Durmak yok. Biz, tarihimizi bu anlamda daha da güzel günlere eriştireceğiz. Emanetlerimizi, bu milleti birleştiren, bütünleştiren, manevi köprüleri, duygusal bağları güçlendirip, büyütmeye devam edeceğiz.”
“MAGNUM İSTANBUL’DA” SERGİSİYLE AÇILDI
İmamoğlu ve beraberindeki heyet, açılış töreninin ardından Bulgur Palas ve çevresini gezdi. Tarihi yapının açılışı; dünyaca ünlü fotoğraf ajansı Magnum Photos ve İBB’nin kalıcı iş birliğiyle, Magnum’un 77. yıl özel sergisi “Magnum İstanbul’da” ile gerçekleştirildi.
“Magnum İstanbul’da” sergisi, bazıları dünyanın en ikonik fotoğrafları arasında değerlendirilen 200’ün üzerinde eserden oluşuyor. Sergide; Jonas Bendiksen, Henri Cartier-Bresson, Cornell ve Robert Capa, Ara Güler, David Seymour gibi önemli fotoğrafçıların da aralarında bulunduğu 70 sanatçının çalışmaları yer alıyor.
GÖRKEMLİ YAPININ TARİHÇESİ
Fatih’te, şehrin yedinci tepesi olarak tanımlanan Kocamustafapaşa Tepesi’nde bulunan görkemli yapı, dönemin Bolu Milletvekili Mehmet Habib Bey tarafından yaptırıldı. 1912 yılına tarihlenen konağın, İtalyan Mimar Giulio Mongeri’nin imzasını taşıdığı düşünülüyor.
Konağın inşa sürecinde ekonomik açıdan büyük bir yükün altına giren Mehmet Habib Bey’in ödeyemediği borçları nedeniyle 1926 yılında Osmanlı Bankası’na devredilen yapı, uzun yıllar Osmanlı Bankası arşivi olarak kullanılmış, aynı zamanda banka çalışanlarının konutu olarak da işlev gördü.
Osmanlı Bankası’nın 2001 yılında özel bir bankaya devredilmesiyle yapının mülkiyeti de el değiştirdi. Kent sakinlerinin erişimine kapalı özel bir mülk iken 2021 yılında İBB tarafından satın alınarak İstanbullulara armağan edildi.
Tarihî yapı; 135 kişilik kütüphanesiyle, sergi salonu, öğrenci kulüplerinin kullanımına tahsis edilen alanlar, restoran, çok amaçlı etkinlik alanları ve benzersiz İstanbul manzarasına sahip seyir terasıyla artık bir yaşam merkezi olarak tüm İstanbullularla buluştu.
Pazartesi hariç her gün 10.00 – 19.00 arası ücretsiz olarak ziyaret edilebilen Bulgur Palas’ın kütüphanesi ise her gün 22.00’ye kadar açık.
]]>“Bu şehrin bebeklerine dağıttığımız sütle dalga geçiyorlar” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:
* “İstanbul’un gündeminden israfı, ihmali ve ihaneti çıkardık. Yerine ne getirdik biliyor musunuz? Biz bu şehre, icraat getirdik. Biz bu şehre, yatırım getirdik. Biz bu şehre, hizmet getirdik, hizmet. Yani israf, ihmal, ihanet gitti; bu şehre ne geldi? Hizmet, icraat, yatırım geldi, yatırım. Yani sizin hayatınıza dokunan, sizi koruyan, yok zamanınızda yanınıza koşan işler geldi.
* Evet, süt kardeşim. 250 bine yakın bebeğe süt dağıtmak, mega projedir. Ama bunların kafası almaz. 4 yaşına kadar bebeği olan annelere, Anne Kart dağıtmak, ne kadar vicdanlı biliyor musunuz? Bunu anlamıyorlar. Anlayamıyorlar. Çünkü, halktan uzaklaştılar. Onun için gündemde Halk Süt; gündemde Anne Bebek Kartı; gündemde kreş; gündemde gençlere yurt; gündemde 100 bin gencine burs veren belediye var.”
Fatih’in altyapısına 3.5 milyar liralık yatırım yaptıklarını söyleyen İmamoğlu, Yedikule Gazhanesi’nden Bulgur Palas’a, Ordu Caddesi’nden Yerebatan Sarnıcı’na kadar Fatih’te hayata geçirdikleri projeleri anlattı.

“BU SEÇİM NE SEÇİMİ BİLİYOR MUSUNUZ?”
İktidar kanadının kendilerine oy verenlere hizmet edeceği itirafında bulunduğunu hatırlatan İmamoğlu, “Hiç kimsenin partisine, geçmişine, etnik kökenine, giyimine, kuşamına bakmadık; bakmayız. Bu şehirde yaşayan 16 milyon, bu ülkede yaşayan 86 milyon, benim vatansever hemşerim, vatandaşım, canım, ciğerim. Bu seçim ne seçimi biliyor musunuz? Bu seçim; ayrımcılık yapanla birleştirenlerin arasındaki seçim. Bu seçim; rantçılarla icraatçılar arasındaki seçim. Bu seçim; müsriflerle, israf yapanlarla tasarruf yapan, bereketli bütçe üretenler arasındaki seçim” dedi.

“ÇOK HIZLI KAYIŞ ATTILAR”
Siyasi hayatı boyunca temiz dil kullandığını ve kullanmaya devam edeceğini belirten İmamoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
* “Ayıp söz söyleyemem kardeşim. Kimsenin hakkında iftirada bulunamam. Kimseye iftira atamam. Gıybet yapamam. Allah korusun, yalan söylemem. Ama bunlar, her seçim, köşeye sıkıştı mı, başka şeylere başvuruyorlar. Bu sefer dayanamadılar. Açık söyleyeyim; çok hızlı kayış attılar. Daha bir hafta, üç hafta, dört hafta demeden, bir baktım hemen ‘teröriste’, şuna, buna geçtiler. Her zamanki hikayeleri. Hatırlayın; bunu hiç unutmayın.
* 2019’da, bunlar, milletin elinden en büyük güçleri olan demokrasi haklarını çaldılar. Seçimi çaldılar, iptal ettiler. O seçime giderken, sırf oy için bana ne dediler? ‘Sisi’ dediler hatırlıyor musunuz Sisi? Yahu madem ben Sisi’yim; niye gittiniz -14 Şubat Sevgililer Günü’nde hem de-Mısır’a gidip göz göze, diz dize niye muhabbet ettiniz? Bunlar hemen U dönüşünü çok kolaylıkla yapan bir siyasi anlayış. Bunlar böyle. Şimdi köşeye sıkıştılar, hemen işi teröriste, şuna, buna bağlamaya çalıştılar. Ama bu millet ne yaptı. Tek tek onlara bütün iftiralarını 2019’da yutturdu, yutturdu. Bu millet var ya Allah şahit, bu millet, bu seçimde, bu sandıkta göreceksiniz bunlara öyle bir haddini bildirecekler ki; bir daha milletin yüzüne çıkamayacaklar.”

“MÜSTAKBEL RAKİBİME ÜZÜLÜYORUM”
“Müstakbel rakibime üzülüyorum” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:
* “Niye müstakbel rakibime üzülüyorum? Kim ne derse, onu söylüyor. Kim ne verirse, onu söylüyor. Ama bazen, doğruları söylüyor Allah için. Demiş ya, ‘İmamoğlu ancak vaatlerinin yüzde 87’sini yapabildi.’ Arkadaşlarımı çağırtıp dedim ki, ‘Arkadaşlar, siz bana yüzde 83, yüzde 84 diyordunuz. Şunu bir daha hesaplayın’ dedim. Hesapladılar; vallahi bir tek o konuda yanılmadı, yüzde 87 çıktı. Müstakbel aday ne yapıyor? O arkasında bir kişi olmadan, bir şey diyemiyor. Ona bağımlı olduğunu söylüyor.
* Ama bir şeyi söyleyemiyor, fark ettiniz mi? Ağzına Kanal İstanbul’u alamıyor. Spiker diyor ki ona. İzledim. ‘Efendim, Kanal İstanbul konusunda ne düşünüyorsunuz’ diyor. ‘Ya biz ne dedik size? İstanbul’un gündeminde olmayanlar, bizim de gündemimizde yok’ diyor. Tekrar soruyorum. Tamam da Kanal İstanbul konusunda düşüncen ne? Demişler ki; ‘Sakın kanal deme. İstanbul de, ama kanalla birlikte deme.’ İşi zor. Allah yardımcısı olsun. Alışık da değil.”


İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Varlıkları Dairesi Başkanlığı’na bağlı İBB Miras, Sümbülefendi Mahallesi’ndeki Belgradkapı Kara Surları’nın 30 yıl aradan sonra en kapsamlı restorasyonu gerçekleştirdi. Dünya mirası 1600 yıllık Kara Surları Belgradkapı için açılış töreni düzenlendi.
Törenin yapılacağı alana, CHP Fatih Belediye Başkan adayı Mahir Polat ile birlikte gelen İmamoğlu, önce Çocuk Kütüphanesi ve İBB Kültür’ün düzenlediği çocuk atölyesine konuk oldu. Bir anda karşılarında İmamoğlu’nun görünce şaşkınlıklarını gizleyemeyen çocuklarla, İBB Başkanı arasında renkli sohbetler yaşandı.
TRT SOHBETİ GÜLDÜRDÜ
İmamoğlu, kendisini izleyen kameraları göstererek, “Hangi kanallar bunlar” sorusunu yönelten Öykü isimli miniğe, “Bilmiyorum ki, bütün kanallar var orada” yanıtını verdi. İmamoğlu, Öykü’nün “TRT Haber mi” sorusunu ise, “Bilmiyorum ki, TRT Haber… O uğramıyor buraya, gelmiyor pek. Gelirken yolunu kaybediyor. Sonra diyorlar ki, ‘Bulamadık sizi.’” şeklinde yanıtladı. İmamoğlu, sözlerine, “Ağlayayım mı” şeklinde tepki veren Öykü’ye, “Bir türlü beni göstermiyorlar. Ne yapayım ben de” yanıtını verdi. Öykü’nün soruları, tepkileri ve İmamoğlu’nun yanıtları gülüşmelere neden oldu.

“GEÇMİŞTE VAHİM İŞLERE İMZA ATTILAR”
İmamoğlu açılışta yaptığı konuşmada “Fatih’in göbeğinde bir çöp yığınından tarihi alanı kurtarmak, bizim için gerçekten şereftir, onurdur. İstanbul’un yıllardır ihmal edilmiş, özellikle kültürel mirasını gün yüzüne çıkarıyor, şehir hayatının da bir parçası yapıyoruz. Tarihi eserlerin restorasyonunu herhangi bir inşaat gibi görenler, İstanbul’a ne yazık ki dönem dönem tahminimizin çok üzerinde zarar verdiler. İşin özüne, ruhuna değil, ne yazık ki farklı duygularına; bazen rantına, bazen kazancına, bazen de iş bilmezliğine odaklandılar. Geçmişte, ne yazık ki vahim işlere imza attılar” diye konuştu.
“İSTANBUL, ÜÇ ŞEYDEN ÇOK ÇEKTİ”
İmamoğlu şöyle devam etti:
– İstanbul, yıllarca üç şeyden çok çekti: İhmalden, ihanetten, israftan. Sadece ihmalin görüntüsünü, buranın ilk halini gelip gördüğünüzde, anlardınız. Binlerce kamyon çöpün buradan taşınmasını görürken, burası bir yığın gibi çöp doldurulmuş, düşünsenize. Onu gördüğünüzde, ihmali görürdünüz.
– İsrafı engellediğinizde, İstanbul’un her köşesinde iş ürettiğinizi, her rotasında, her noktasında açılışlar yaptığınızı görürsünüz. Ki onu biz gösteriyoruz. İhaneti de zaten kendi söyledi. Ben söylemedim. İstanbul’un bütün temel sorunları ihmal edilmiştir. Rant hesabıyla, kendi söylediği şekliyle, İstanbul’a ihanet edilmiştir. Her alanda İstanbul hiç bu kadar icraatçı bir dönem yaşamadı. Ben, her türlü yarışa varım. Zaten bu arkadaşların yaklaşık 20 yılı ile de yarışır durumdayım. 5 yıl eşittir, 20 yıl, 25 yıl.
“İFTİRA SİYASETİNE BAŞLADILAR”
– Bu sebeple, bizim belediyecilik konusunda ortaya koyduğumuz kabiliyet, bizimle yarışamayacaklarını onlara gösterdi. Bunu anlayınca neye döndüler? Bildikleri işe geri döndüler. ‘Sadece İstanbul’u konuşacağız’ diyenler, İstanbul’u bir kenara bırakıp, neye başladılar? Hemen iftira siyasetine başladılar. Bunlar, 2019’da da böyleydi. Hatırlayın; 2019’da da bize her şeyi söylediler. Bunlar o dönemde çıktılar, ‘terörist’ dediler, ‘hırsız’ dediler bize. Yahu seçimi hem kendileri çalıyor hem de ‘hırsız’ diyorlar. Ama en güzeli şu, en güzeli… Tarih ya bu. İşte tarihin göbeğindeyiz. Tarih, bütün yanılgıları ortadan kaldırıyor.

– Hatırlayın, bana, ‘Sisi’ dedi, Sisi. Ne güzel Allah’ın işi. Tevafuk ya; Sevgililer Günü’nde gidip, Sisi’nin gözlerine bakmak, ona nasip oldu Mısır’da. Bütün iftiralarını bu millet, tek tek yutturdu onlara. Tek bir delil yokken… Bırak delili; bunu diyeli 2,5-3 sene oldu. Bir de benim 90 bine yakın çalışma arkadaşımı zan altında bıraktılar, töhmet altında bıraktılar. Bundan bile ar etmediler. Ne oldu? Hani, bir tane terörist niye bulmadınız? Şimdi ortada yok. Bu da ortadan kaybolacak, söyleyeyim size. Gönül isterdi ki, eski bakanların yolundan gitmesin. Ama sanki o yoldan gitmeye niyetli gibi duruyor. Tabii kendisi bilir. Ben akıl verecek değilim. Yolu açık olsun.
“ORADAN SİZE EKMEK YOK”
– İstanbul’a dünüyle, bugünüyle, yarınıyla topyekun sahip çıkma yoludur bizim yolumuz. Bizim yolumuz adalet, eşitlik, kardeşlik yoludur. Oy uğruna her kılığa bürünenler, her renge boyananlar bunu iyi anlasınlar. İstanbul’da inançları, dini, milli duyguları istismar ederek siyaset yapma devri bitmiştir, kapanmıştır. Oradan size ekmek yok. İnancınız, milli duygularınız güçlü ise; bunu işinizle, icraatınızla göstereceksiniz.
– Sizin kullandığınız bütçenin yarısıyla hem de tüm engellere rağmen sizden misli misli fazla çok icraat yapmış bir yönetimin vatanseverliğini sorgulamak, sizin haddinize bile değil. Siz alışmışsınız bir kişinin emrine, buyruğuna itaat etmeye. Biz ise, yeni bir yol çiziyoruz. Bize 16 milyon insan emir verir. Başka hiç kimse veremez. 86 milyon insan bize yol gösterir. Onun için burada, İstanbul’un ecdat yadigarı eserlerini öksüz bıraktınız, her yeri çöpe çevirdiniz. İnanın camileri hazinelerini bile… Onun için bu zihniyete cevabımız, yaptığımız doğru ve özenli işlerle olacak.
ŞEVKİ YILMAZ’A TEPKİ
İmamoğlu, Atatürk’e hakaret eden Şevki Yılmaz’a da tepki göstererek “Bir meczup çıkacak, sözüm ona Osmanlı’yı savunacak, Atatürk’e laf edecek ve sokakta rahat rahat gezebilecek. Buna müsaade eden devlet yetkililerini buradan göreve davet ediyorum. Bu tarz ortamı yaratan insanlar ne Fatih Sultan Mehmet’e saygı duyar, ne de Mustafa Kemal Atatürk’e saygı duyar” dedi.
]]>İmamoğlu “5 yıl Beylikdüzü Belediye Başkanlığı yaptım ilçemde bir kez bile büyükşehir belediye başkanını görmedim. Ben bu 5 yıl içerisinde her ilçeye gittim ve ilçenin seçilmiş belediye başkanını demokrasi gereği saygı gösterdim davet ettim. Hangi açılışı yapıyorsam davet ettim. Açılışlara giderken bir partinin töreni mi yapıyorum? Hayır. Belediyenin. Belediye kimin? Milletin. Belki bir iki defa gelmiş olabilirler. Onun dışında gelmediler. Çünkü alışık değiller. Benim neredeyse görev sürem dolmak üzere. Hiç davet edilmedim biliyor musunuz? İstanbul’daki törenlerine hatta parasını İBB’nin ödediği metro açılışlarına bile davet edilmedim” dedi.

İLK KEZ DAVET EDİLDİĞİNİ AÇIKLADI, BAKANA TEŞEKKÜR ETTİ
İmamoğlu yaptığı bu şikayetlerin ardından ilk kez bir davet aldığını açıklayarak “Son günlerinde akılları başına gelir diyeceğim. Bu sefer ben ilk kez Sirkeci-Kazlıçeşme raylı sistemler açılışına Ulaştırma Bakanı tarafından davet edildi. Vallahi teşekkür ediyorum. Pazartesi oraya gideceğim. Bakın bu ülkede bazı alışkanlıkları böyle yapa yapa değiştireceğiz. Şunun için gideceğim. O açılış, o bakanlık, o makamlar, onlar kadar benim kardeşim benim. Benim makamım İstanbul Büyükşehir Belediyesi, benim kadar onların. Bunu onlara öğretene kadar, bunu her yerde anlatacağım” diye konuştu.
“BİR TANESİNİN HER AKŞAM RÜYASINA DA GİRİYORUM”
2019’daki seçimlerde yaşanan mazbata krizi ve iptal sürecine değinen İmamoğlu “18 günde İstanbul’u yönetirken bile demiştim ki ’18 günde çıldırttım, 5 yılda size söz, bunlar deli edeceğim’ dediğim oldu. Yahu adamlar 5 yıl boyunca sabah kalktılar Ekrem İmamoğlu, akşam yattılar Ekrem İmamoğlu. Yok sözümü geri alıyorum. Vallahi bir tanesinin muhtemelen her akşam rüyasına da giriyorum. Benimle derdiniz ne Allah aşkına? Ben İstanbul’da işini yapmaya, hizmet etmeye çalışan bir insanım. Kaldı ki yok birbirimizden farkımız yok” dedi.
“RAKİBİM SU KAYNATTI”
İmamoğlu, “2019’daki rakibim Binali Yıldırım’dan daha memnundum” diyerek rakibi Murat Kurum’un “Kandil uzlaşısının adayı İmamoğlu’dur” sözlerine tepki gösterdi. İmamoğlu şunları söyledi:
* “Şimdiki rakibim biraz sıkıntı çekecek dedim ama daha ilk günlerde bile su kaynattı. Çünkü şimdiden bir takım iftiralar uydurmaya başlamış. Hemen bunlar sıkışınca ne yapıyorlar? Herkesin, milli duygularını sorgulamaya çalışıyorlar. Bir de bazen utanmadan inancını sorgulamaya çalışıyorlar. Ben hep ne diyorum biliyor musunuz? Ben Türkiye Cumhuriyeti’nde 86 milyon vatandaşımın içinden bir Allah’ın kulunun inancını da sorgulama hakkım yok. Milli duygularını da sorgulama hakkım yok benim. Benim; vatanıma, milletime, bayrağıma, atama, dedeme, nineme, Atatürk’üme olan tutkumu sorgulayacak adam anasının karnından doğmadı. İşine bak sen. Onun için su kaynattı. “
“BU KÖTÜ SÖZLERE İNANMAYIN”
İmamoğlu “Bunlar daha azıtacaklar, biliyorum. Önden bunu söyleyelim de herkes haddini bilecek. İnanç Allah’la kul arasında. Kimse kimsenin inancını ölçemez. Ben bir tek Yaradan’a sığınır bir tek Yaradan’dan korkarım. Allah’ın kulundan korkmam. Benim inancımı sorgulayacak, benim inancımı yorumlayacak Allah’ın kulu anasının karnından doğmadı kardeşim. İşine baksın. Bu kötü sözlere inanmayın, muhatap olmayın. O kötü sözlerle ilgilenmeyin” diye konuştu.
SİSİ GÖNDERMESİ: HERHALDE BANA OY VERECEK
“Çünkü bunlar U dönüşünü seviyorlar” diyen İmamoğlu, 2019 yerel seçim sürecinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisini Sisi’ye benzettiğini hatırlattı. İmamoğlu şunları söyledi:
* “Sayın Cumhurbaşkanı ne demişti? ‘Binali mi Sisi mi?’ Güya Sisi ben. 14 Şubat’ta hem de Sevgililer Günü’nde gözlerinin içine baka baka Mısır’da yanına, ayağına gitmedi mi? Gitti. Herhalde bana oy verecek söyleyeyim. Öyle düşünüyorum. İşin şakası bir yana; bu işin, bu işin, bu dilin bu siyasetin, bu milletin gündeminde yeri yok. Şunu söyleyeyim; eğer saygıdeğer Sisi Türkiye’ye gelmek isterse ben onu İstanbul’da ağırlarım.
* Benim güzel çocuklarımın, benim güzel gençlerim, benim güzel insanlarım bu tarz yaklaşımı hak etmiyor. Neyi hak ediyor kütüphaneyi, metroyu, yeşil alanı, yurdu, bursu, kursu hak ediyor. Ama üç haneli enflasyonu hak etmiyor. Hiçbir işe yaramayan emekli maaşını hak etmiyor. Dar gelirlinin sıfıra inmiş, tükenmiş maaşını bu millet hak etmiyor. Yüksek faizi, yüksek enflasyonu, yüksek maliyet artışlarını bu millet hak etmiyor.
* Onun için ben ne diyorum onlara biliyor musunuz? İşinize bakın, işinizi yapın. Sizin işiniz ekonomiyi yönetmek. Ekonomiyi batırdınız. Şimdi bunlar sıkıştılar mı, hemen başka şeylere başvururlar. Sıkıştılar mı hemen insanları kötülemeye çalışırlar. Ama söyleyeyim biz bunlara pabuç bırakmayız kardeşim. Bu millet haklının, hukuku koruyanın, adil olanın yanındadır. Biz hak, hukuk, adaletten asla vazgeçmeyeceğiz. Asla vazgeçmeyiz.”
]]>Başkan Ekrem İmamoğlu, İstanbul’un dört bir yanında çok özenli işlere imza attıklarını belirterek taş ocaklarıyla çevrili tarihi Cebeci Köyü’nde yaptıkları hizmetleri anlattı.
Başkan İmamoğlu, “Burada oluşan çevre kirliliği ilgili sıkıntılar, derenin ıslahından atık suya, doğalgaz yatırımlarından tutun birçok konuya varıncaya kadar bu sürecin derlenip toparlanıp insanca yaşam koşullarını sağladık” dedi.

4.5 yılda Sultangazi’ye 20-25 kez geldiğini anlatan İmamoğlu şöyle devam etti:
– Burayı ayrı önemsiyoruz. Her gün yeni bir temel atmanın, yeni bir açılış yapmanın gururunu yaşıyorum. Ve hiçbir ayrım yapmadan herkesin sorununu çözmek için çalışıyoruz. Madenin çalışmaları belli sebeplerle bakanlık tarafından durdurulmuştu. Ama çözüm için de bir yolculuk net olarak tariflenmemişti. İkİ şeyi aynı anda yapmamız gerekiyordu. Hem bu madenin çevreyi olumsuz etkilerini gidermek hem de bu madenden çıkartılan kaliteli kalker madenini de İstanbul’a sağlıklı bir şekilde eriştirmek. Biz bunu başardık.
17 YIL SONRA DOĞALGAZ GELDİ
Bölgede otoyol ile maden bölgesi bağlantısını sağlayan bin 800 metre uzunluğundaki kavşak bölgesi bağlantı yolunu tamamladıklarını, Sultangazi ilçesindeki kamyon trafiğini de ortadan kaldırmak için yolları yeniden düzenlediklerini, mahallenin yolu ile maden sahası yolunu birbirinden ayırdıklarını belirten Ekrem İmamoğlu “Maden yolu trafiğini mahallenin dışına taşıyarak insanlarımızın sağlığını, can güvenliğini ve mal güvenliğini sağlamış olduk” dedi.
İmamoğlu, dere ıslahı ve yeşillendirme çalışması yaptıklarını, yağmur ve atıksuyu sorunu çözdüklerini, mahalleye 17 yıl sonra doğalgaz ile buluşturduklarını anlattı. Madencilik faaliyetlerinin çevreyle uyumlu şekilde yapılması için denetimlerini sürdürdüklerini de söyledi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diğer açıklamaları şöyle:
– Bir sorun nasıl topyekun ele alınır ve işbirliği ile çözülürün örneğini burada sergiledik. Bu önemli projeye destekleri olan, emeği geçen tüm kamu kurumları ve kuruluşları, Sultangazi Belediyesi’nden bakanlığa, valilikten diğer kurum, kuruluşlara da hepinizin huzurunda yetki, belge, izin vesaire hususlarında birlikte çalıştığımız emniyet güçleri dahil herkese yürekten teşekkür ediyorum.
– Hükümet, belediye, şu, bu fark etmez. Yeter ki sorunları hızlı çözmek adına aklın, kanunun, yasanın, öngördüğü ne varsa iş birliği içerisinde hızlı ve etkili çözümleri birlikte tasarlayalım. Ama bunun için illa herkes aynı partiden olacak, herkes şu olacak, herkes bu olacak diye bir kaide yok.

PARTİZANLIKTAN ARINMAK GEREKİYOR
– Bu memleketin, bu milletin gündemine böyle lüzumsuz işleri taşıyanlar gerçekten bu milletin kalitesinin farkında değil. Milletimiz 86 milyon insanımız, 16 milyon hemşerimiz bu süreçleri en nizami şekliyle anlayıp işlerin yapılma biçimine bakıp yeter ki hizmet alalım bakışıyla hareket ettiğinin hepimiz farkındayız. Ne gerekir? Açıkçası milletçe bütün kurumlarda partizanlığı bırakmak, partizanlıktan arınmak ve herkesin işine odaklanması gerekir.
YOLUMUZA AYNI ŞEKİLDE DEVAM EDECEĞİZ
– Biz yaklaşık 5 yıldır sadece çözüme, icraate, hizmete odaklanmış bir belediyecilik yapıyoruz. Bu sayede yıllarca ihmal edilmiş içinden çıkılmaz hale gelmiş sorunları çözüyoruz. Bundan sonra da yolumuzu aynı şekliyle devam edeceğiz. Halkımızdan alacağımız destekle, sizlerin oylarıyla daha da hızlanarak, daha da güçlü işleri bütün şehrimizde harekete geçireceğiz.
TEK YOLUMUZ VAR, MİLLETE HİZMET
– Güçlü bir millet ittifakını kuracağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın.Bizim sözümüz, bizim yüreğimiz, bizim gönlümüz, bizim gözümüz, bizim yüzümüz, inanın iyiliğin dışında, güzel duyguların dışında, milletimizin çıkarının dışında hiçbir konuyu muhatap almayacak. Bu anlamda bizi tek yolumuz var, milletimize hizmet.
]]>Törende konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, yaptıkları çalışmalarla, halk sağlığını koruduklarına ve çevre kirliliğinin önüne geçmiş olduklarına vurgulayarak “Haziran 2019’dan bu yana tamamlanan ve yatırımı devam eden işler gözünün önüne alındığında, altyapıya bugünün fiyatlarıyla, -memleketimizde enflasyon bizi öyle bir alabora etti ki, dünü bugünle kıyaslamak zor- onun için bugünün fiyatlarıyla, yaklaşık 94 milyar lira yatırım yapmanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz.
Bu yatırımlardan kimler, hangi partililer yararlanacak diye düşünmek, bizim aklımıza bile gelmedi. Bizim aklımıza bile gelmeyen, başkasının aklından çıkmıyor. Yani bu garip bir durum. Normal bir insan, zaten böyle düşünmez. Bu ülkenin yönetimine böyle ayrımcı, böyle akıl dışı bir anlayış hakim maalesef ne yazık ki; üzülüyorum. Bir kamu yöneticisinin, bir siyasetçinin, bir devlet insanının nasıl böyle bir laf edebileceğini ben anlamıyorum” diye konuştu.
“İMAMOĞLU İMZASI VARSA TEK KURUŞ KREDİ VERMİYORLAR”
“Bunlar, işi gücü bırakıp, altyapı yatırımlarını bile bazen kimin yaptığına bakıyorlar” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:
“Sadece vatandaşa bu tehdidi yapmıyorlar çoğu zaman. Mesela, eğer bir altyapı projesi varsa, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılıyorsa, altında da İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu imzası varsa, kamu kaynaklarından tek bir kuruş bile kredi vermiyorlar.
Devlet kurumlarının bu anlamda partizanlık yapsın diye organize edildiği bir ortam yaşıyoruz. Tek dertleri ne biliyor musunuz? Bize engel olmak. Ama söyleyeyim; bize engel olamazsınız. Bu millet size hak ettiğiniz dersi verecek. Biz, sizin hayallerinizin bile yetişemeyeceği kadar çok iş yapıyoruz.”
“O SÖZLERİN ESAS SAHİBİ ŞİMDİ TÜRKİYE’Yİ GEZİYOR”
Eski İBB Başkanı Mevlüt Uysal’ın “bize oy verenlere metroyu götüreceğiz” sözlerini hatırlatan İmamoğlu şöyle konuştu:
“Biz, o sözleri sadece o kişiye mal ettik önce. Ama sözlerin esas sahibini, şimdi Türkiye’yi gezerken görüyoruz. Yarın İstanbul’a gelince de aynısını diyebilecek mi bakacağız.
Yapınca bizde cevaba hazır. Onu söyleyeyim. Tabii, ‘Bize oy vermeyene hizmet de götürmeyiz’ diye kabadayılık taslayanların bu hallerine, ben acıyorum. Kendilerine oy veren vatandaşlarımıza doğru dürüst iş yapıyorlarmış gibi de bu arada.
Şunu söyleyeyim: Bakın, siz hükümetsiniz. Sizin yapacağınız hizmet… Her şeyden önce bu ülkede en güncel sorun ne? E-ko-no-mi. Ekonomiyi düzeltin kardeşim.
Vatandaşın iyi bir yaşamı için gereken geliri elde etmesini sağlayan maaşını, evine götüreceği parayı, onu sağlayın. Sağlığı düzeltin. Eğitimi düzeltin. Milletin canı yanıyor. Daha da önemlisi ne? Adaleti düzeltin, adaleti. En kötü sınavda kaldığınız yer”
“VATANDAŞ SANDIKTA HADDİNİ BİLDİRİR”
“Hangi birini düzelttiniz de ‘Ona hizmet götürürüm, buna götürmem’ diye efeleniyorsunuz” diyen İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
“Siz, bu hale düşürdüğünüz ekonomiyle, zaten kimseye doğru dürüst hizmet götüremiyorsunuz. Yöneticiler, depremzedelere bile, ‘Oy ver, hizmet al’ diyecek kadar ne yazık ki kibre kapılmış durumda. İnanın devlet yöneticiliği, devlet terbiyesi, demokrasi, hukuk; bütün bunlar, milli iradeyi bu şekilde hiçe saymaya kalkarsa, vatandaşın da yapacağı şey bellidir.
Sandıkta, yöneticilerin bu şekilde buyuran, bu şekilde üstenci, bu şekilde kibirli, bu şekilde had bildirene, vatandaş, yöneticilere seçimde, sandıkta hem haddini bildirir hem de ağzının payını verme konusunda hakkı doğmuş olacak. Sizler bunun hakkını vereceksiniz diye düşünüyorum.
31 Mart’ta kesinlikle en üst seviyede vatandaşımızın hakkını kullanacağını düşünüyorum. Hem bu şehir için en doğrusunu seçmenizi hem de bu ülkenin ayrımcılıkla, partizanlıkla yönetilmeyeceğini gösterin. 31 Mart’ta yapacağınız seçim, inanın ne seçimidir biliyor musunuz? Ayrımcılıkla birleştiricilik arasındaki seçimdir.
Tek adamcılıkla halkçılık arasındaki tercihtir. Milletin, memleketin malı olan, yeşil alanı gasp eden ya da bu şehirde her tarafı imar yoğunluğuna boğan ya da Kanal İstanbul gibi baş belası bir süreci tercih edeni mi ya da icraatiyle bu şehri güzelleştiren, meydanlarını, derelerini, altyapısını, üstyapısını, metrolarını, kreşlerini ya da milletin parasını millete dağıtanı mı seçeceksiniz?”
“ANCAK TELEVİZYONLARDA KONUŞABİLİRLER”
“Biz, göreceksiniz vatandaşın her derdine yetişecek ve vatandaşı için koşacak bir enerjiye de sahibiz. Enerjimizin kaynağını merak edenler var ise, söyleyeyim. Mesela bugün bir ilkokul, ortaokul, lise ziyareti yaptım. Enerjimi aldım, çıktım. Biraz enerjim düşse, bir tane mahalle pazarına giriyorum. Orada annelerimiz, teyzelerimiz, kardeşlerimiz ya da evlatlarımızla buluşuyorum. Vallahi billahi moralim en yüksek seviyeye çıkıyor. Onun için, ‘Gelin birlikte dolaşalım, enerjimizin kaynağını kendi gözleriyle görsünler’ diyeceğim ama dolaşmaya cesaretleri yok. Gelemezler pazara, mahalle aralarına. Ancak ve ancak televizyonlardan konuşabilirler.
KAĞITHANE TURU YAPTI
Törenin ardından Kağıthane turuna çıkan İmamoğlu ve CHP Kağıthane Belediye Başkan Adayı Tonguç Çoban, Cendere Caddesi, Talatpaşa Caddesi, Büyükdere yan yol Caddesi ve İbrahim Karaoğlu Caddesi hattı boyunca vatandaşları selamladı.
]]>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İhmal edilen bu işlerin kaybettirdiği çok şey var. O bakımdan çevre duyarlılığını yitirmiş yönetimler ne yazık ki etkileri nesiller boyu sürecek çok acı kayıplara yol açıyor. Bu vesileyle bunu ülkemizin dört bir yanında gördüğümüzü ve çevre facialarından sonra ne yazık ki mercekle arasak sorumlu yönetici bulamadığımızı da görüyoruz. Bu çok acı bir durum. İnsana, doğaya değer vermeyen uzmanların uyarılarını dikkate almayan yönetim anlayışı ölüm getiriyor, felaket getiriyor. Doğayı sadece kendilerine ait bir kazanç kapısı gibi görenler sadece gösterişli projelerle özellikle de rant getiren projelerle ilgileniyorlar. Sadece seçim sonrası süreçleri hesaba katıyorlar. Seçimi kazanalım. Seçimi kazandıktan sonra biz işimize bakalım diyenler ne yapıyorlar? Aslında geleceğimizi yok ediyorlar” ifadelerini kullandı.
“MİLLETİMİZİN 31 MART’I İPLE ÇEKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM”
İliç’te yaşananları hatırlatan İmamoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
“Son günlerde saha da gözü yaşlı insanların Erzincan İliç’te ki meseleyi benimle paylaşmalarının duygusallığı içerisindeyim. Bizim insanımız o kadar değerli ki bazen tahmin edemeyeceğiniz noktada tahmin edemeyeceğiniz duyarlılıkta insanlarla karşılaşıyorsunuz. Örneğin, dün Esenler de semt pazarında 4-5 teyzemizin gözü nemli nemli İliç’i sormasından bunu anlıyorum.
Hiçbir şey olmamış gibi davrananlar ve bunun sorumluluğunu üstlenmeyenler bu sürece dair açık ve net konuşmayıp ortadan kaybolanlar sadece seçim sürecine dair seçmeni tehdit edenler, o gözü yaşlı, gözü nemli annelerimizin hakkı hukuku adına bu sandıkta milletimizden hak ettiği cevabı alacak, dersi alacaktır diye düşünüyorum. 31 Martı milletimizin bu anlamda iple çektiğini düşünüyorum”
“ÇÖPTEN ELEKTRİK ÜRETİM KAPASİTESİNİ 3 KATINA ÇIKARDIK”
Çevre yatırımlarına tam 945 milyon dolar bütçe ayırarak İstanbul’u çevre felaketlerine karşı güçlendirdiklerini ifade eden İmamoğlu, sözlerini şunları kaydetti:
“Avrupa’nın en büyük atık yakma ve enerji üretim tesisini açtık ve özellikle yeni açtığımız dört tesisle birlikte İstanbul’un çöpten elektrik üretim kapasitesini tam 3 katına çıkardık, sadece 4.5 yılda. Avrupa Yakası’nda açmış olduğumuz atık yakma tesisinin aynı kapasitede olanını her aşamasını bitirdik.
Yine sizlerin, özellikle bizi dinleyen vatandaşlarımızın şaşırmayacağı gibi ülkemizin yatırım planına alınmasını bekleyen bu projemiz 2024 yatırım planına alınmadı.
Yani İstanbul’da çöp yığını oluşmasını değil, çöpten enerji üretme tesisini hızlıca başlatıp bitirme hedefinde olduğumuz kredisini hazırladığımız, ihaleye hazır olan bir tesisin, yatırım planına alınmaması yine görüyorsunuz ki az önce çevre felaketi oluştuğunda ortadan kayboldukları gibi Ekrem İmamoğlu’ndan ya da İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetiminden faydalı bir iş geldiğinde yine ortadan kayboluyorlar”
‘Yapılan hizmetler bizim dönemde başlamıştı’ eleştirilerine de cevap veren İmamoğlu, “Tabii ki tamamladığımız projeler vardır; tamamlayacağız da bunda hiçbir tuhaflık yok. Acaba başlattıkları projeleri biz ne safhada aldık veya nasıl o projeleri bitirdik hangi aşamada projeler niçin durdu? İşin bu boyutuyla ilgili hiç sesleri çıkmıyor. Örneğin geçen sene açılışını yaptığımız Silivri Seymen Çöp Sızıntı Arıtma Suyu Projesi bizden önceki dönemde başlatılmış bir projeydi. Sözleşmeye göre 32 ay içerisinde bitirilmesi gereken bir projeydi. Fakat biz göreve geldiğimizde sözleşme süresinin yarısı bitmiş olmasına rağmen ne kadar yapılmıştı işin biliyor musunuz? Yüzde 1’i yapılmıştı, yüzde 3’ü ben yaptım demek oraya bir konteyner koymak ya da şantiyeyi kurmak anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.
]]>Pazar girişinden itibaren yoğun ilgiyle karşılanan İmamoğlu, vatandaşların fotoğraf çektirme isteklerini yerine getirdi. Bu sırada kalabalığın arasından sıyrılan yaşlı bir kadın ağlayarak İmamoğlu’na sarıldı.
Vatandaşın ilk sözleri, “İlk kazandığınızda göremedim. ‘Sizi kucaklamazsam, gözüm arkada gider’ dedim” olunca, İmamoğlu, “Allah korusun” şeklinde yanıt verdi.

“YÜZÜNÜZDEN NUR AKIYOR, KALBİNİZ DE TEMİZ”
Vatandaş ile İmamoğlu arasındaki diyalog şöyle gerçekleşti:
Vatandaş: 72 yaşındayım.
İmamoğlu: Oy kurban olurum sana. Sağ ol anneciğim, sağ ol.
Vatandaş: Ben sana kurban olayım. Yüzünüzden nur akıyor. Kalbiniz de temiz. Ya inşallah… Şeker hastasıyım.
İmamoğlu: Allah korusun seni.
Vatandaş: Kucakladım ya… Canım benim.
İmamoğlu: Kurban olurum sana. Duanı et.
Vatandaş: Ben her zaman ediyorum.

“YEMİN EDERİM, DÜN RÜYAMDA GÖRDÜM; KAZANIYORDUK”
Yaşlı bir kadın İmamoğlu’na “Sen pazara geldin, ben senin ayağına Kartal’a gittim. Dörtyol’a çıktım, senin mitinglerine gittim” dedi. İmamoğlu’nun vatandaşa yanıtı, “Oy kurban olurum sana” oldu. İmamoğlu, genç bir vatandaşın, “Yemin ederim, dün rüyamda gördüm; kazanıyorduk. Yemin ediyorum size. Vallahi, billahi, tillahi diyorum” sözlerine ise, “İnşallah. Ne mutlu bana” karşılığını verdi.

“ONLARA DERS VERECEĞİZ”
Adıyamanlı ve depremzede olduğunu belirten bir vatandaş da İmamoğlu’na, Erdoğan’ın, ‘Tehdit dili’ni şikayet etti. İmamoğlu, “Bizi tehdit ediyorlar. ‘Oy olmazsa, hizmet yok’ diyorlar. Depremzedelere öyle denilir mi” diyen vatandaşa, “Kimse edemez tehdit. Ama onlara ders vereceğiz. Öyle denilir mi? Milletin acısı var orada. Adıyaman’a üç defa gittim. Milletin acısı var. Allah yardımcımız olsun. Ama kurtulacağız” karşılığını verdi.
Malatya Darendeli olduğunu söyleyen bir başka depremzede vatandaş da yaşadığı zorlukları, “Bak Malatya’dan geldim. Evim yıkıldı orada. Daha enkazı kaldırmadılar. Burada orada, burada kalıyorum, yani günü geçireyim de yazın köye gideceğim” sözleriyle İmamoğlu’yla paylaştı. İmamoğlu, yardımcılarından, vatandaşın CHP Malatya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Veli Ağbaba ile görüştürülmesine aracılık etmelerini istedi.

“BİZ KİRACILARIN HALİ NE OLACAK?”
Kürtçe konuşan bir kadın ise İmamoğlu’na, hasta olduğunu, tedavi olmak istediğini ve onu çok sevdiğini söyledi. İmamoğlu, vatandaşa yardımcı olmaları için yanında bulunan ekibini görevlendirdi. Başka bir vatandaş da elindeki poşeti göstererek, “Maaşı aldık. Ekmekle bu, 500 lira. Yandık Başkanım. Kurban olayım size ya” diyerek hayat pahalılığından yakındı. İmamoğlu’nun vatandaşa yanıtı, “Allah yardımcımız olsun” oldu.
Kiraların durumundan şikayet eden bir kadın vatandaş ise, yaşadıkları sorunu, “Biz kiracıların hali ne olacak? Ev sahiplerine kimse dur demiyor. 8 binken, 15 bin istiyorlar. 3 binken, 15 bin… Tek bir kişi çalışıyor. Sigortasız. Günlük böyle çalışanların sigortaları var mı? Hiçbirinin de yok. Ne olacağız peki hocam” sözleriyle dile getirdi.
İmamoğlu vatandaşa, “Zor bir ekonomi şu anda. Ekonomi yönetilemedi. Şu anda bizim vatandaşımıza sunduğumuz destek, görevi aldığımızla bugünün arasında 5-6 kat fark var. Niye? İnsanlarımız daha çok yoksul” yanıtını verdi. Vatandaşa, “Anne Kart’ımızdan aldın mı” sorusunu yönelten İmamoğlu, olumlu yanıt aldı.

VATANDAŞTAN İMAMOĞLU’NA: ‘HIZIR YOLDAŞIN OLSUN’
Genç bir kadın vatandaş da İmamoğlu’na, “Yeni açtığınız, Alibeyköy metrosunu kullandım. Mükemmel bir metro. Emeğinize sağlık” dedi. Bir kadın vatandaş da “Kurban olurum ben sana. 12 İmamlar uğrunda olsun. Hızır yoldaşın olsun” diyerek İmamoğlu’na dua etti. Vatandaşa teşekkür eden İmamoğlu, “Duanı hep et” temennisinde bulundu.
Bir başka vatandaş da duygularını, “Bu şehri haramilere bırakmayacaksın” diyerek, İmamoğlu ile paylaştı. İmamoğlu’nun vatandaşa yanıtı, “Biz bu şehri koruyacağız, hep beraber” oldu. İmamoğlu, kendisine sarılıp, ağlayarak, “Kazanacak mıyız” sorunu yönelten genç kıza ise, “Kazanacağız. Beraber kazanacağız. Hiç üzülme güzel kızım. Başarılar. Hiç canını sıkma” yanıtını verdi.

ANNEDEN İMAMOĞLU’NA: ‘SİZİN İÇİN 2 KİLOMETRE YOLDAN GELDİM’
Pazar ziyaretinin son metrelerinde İmamoğlu’nu yakalayan bir anne ile İmamoğlu arasında şu konuşmalar geçti:
Anne: Sizin için 2 kilometre yoldan geldim. Yürüdüm. Yemin ederim.
İmamoğlu: Kurban olurum sana.
Anne: Hiçbir başkan bu kadar sevilmez. Kurban olurum ben size.
İmamoğlu: Nerede oturuyorsun?
Anne: Ben, Esenler Güney Hastanesi’nin oradayım. Dörtyol’a kadar gittim. Oradan buraya kadar yürüyerek geldim.
İmamoğlu: Ne yapıyorsun?
Anne: Ben ev hanımıyım. Engelliyim.
İmamoğlu: Çocuk?
Anne: Kiradayım. Çocuk, Allah razı olsun, sütlerinizi alıyor.

Kadıköy Merdivenköy Mahallesi’ndeki Şahkulu Sultan Dergahı Cemevi’nde verilen Hızır lokması öncesinde türbede dua eden İmamoğlu, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaştı.
Şahkulu Sultan Dergâhı Vakfı Başkanı Hasan Şahin’in davetiyle konuşan İmamoğlu, dergahı 90’lı yılların başından itibaren ziyaret etmeye başladığını aktardı. Bir vatandaşın, dergahı, “Hızır’ın evi” nitelemesine katıldığını belirten İmamoğlu, “Şahkulu Dergahı’nı ziyaret etmem ve burayı tanımam, görmem, belki de kendi adıma ifade edeyim, cemevini tanımam anlamına gelir. O tarihten bugüne de gelişen süreç içerisinde, Allah nasip etti ve belediye başkanı oldum. Belediye başkanı olmak, kutsal bir konu, kutsal bir durum. Çünkü insana hizmet” dedi.

“DUAM ODUR Kİ, HER BİRİSİ ÇOK BAŞARILI OLSUNLAR VE BİZ ONLARLA GURUR DUYALIM”
Önce Beylikdüzü, sonra İBB Başkanı olduğunu hatırlatan İmamoğlu, “Burada, siz kıymetli dostlarımla, hemşehrilerimle, sevgili canlarla bir olmak, buranın, Şahkulu’nun maneviyatını sizlerle beraber hissetmek, her zaman beni heyecanlandırmıştır, duygulandırmıştır. Sorumluluğumu bir kez daha hissettirmiştir. Çünkü bu toprakların bize emaneti, inanılmaz erenler var, çok kıymetli, geçmişte bu toplumun maneviyatına, yaşamına hizmet etmiş insanlar var. Ve bu alanı eğer gelip gezmişseniz, görmüşseniz, gezdiğinizde şunu hissetmelisiniz: 600 yılı aşkın zaman içerisinde buraya gözcülük yapan, burayı kollayan koruyan insanların huzuruna gelmişsiniz demektir. Onun için bunun hem bir manevi huzuru var hem de büyük bir manevi sorumluluğu var” diye konuştu.
Beraberindeki belediye başkanı adaylarının da aynı sorumlulukla yola çıktıklarını vurgulayan İmamoğlu, “Hiçbirisi inşallah, asla ve asla sizlere mahcup olmayacaklardır. Duam odur ki, her birisi çok başarılı olsunlar ve her birimiz onlarla gurur duyalım” ifadelerini kullandı.

“DEVLETİN, MİLLETİN İMKANLARI İNSANLARINI MUTLU ETMEK İÇİN VARDIR”
“Bugün darda kalan herkesin yoldaşı olan Hızır aşkıyla bir aradayız” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:
“Biz, öyle bir çare bekleriz ki aslında Hızır aşkına dua ederken; biliriz ki onun ruhu, bugün toplumda var. Yani nasıl var? Darda kalana yardım için koşan her insanın ruhunda Hızır’ın ruhu var ve bize ilham olur. O kültür, oradan gelir. Ve biliriz ki, dualarımız kabul olmuştur. Darda kalanın kapısı çalınmıştır, bir eksiği giderilmiştir. Ben, kendi adıma bir de şöyle bakıyorum: Biz İstanbul’da darda kalana hizmet için koşarken, Hızır aşkıyla koşuyoruz. Ve o şekilde yoksulların, sıkıntılı insanların, toplumda kendisini yalnız gören, çaresiz gören her kulun yardımına koşan bir kurum olarak, Hızır aşkıyla koşarız. Kendimizi onlara borçlu görerek koşarız. Onları kendimize borçlu kılmayız.
* Devletin, milletin imkanları, insanlarını mutlu etmek için vardır. Sıkıntılarını gidermek için vardır. Onun için biz bugün, bu tutulan oruçların kabul olması için dua edeceğiz. İnsanlığın, darda olan kim varsa, Yaradan’ın onların yanında olması için dua edeceğiz. Memleketimizin, milletimizin, çocuklarımızın, gençlerimizin iyiliği için, sağlığı için geleceği için, adaletli bir dünyada yaşamaları için dua edeceğiz. Eminim ki siz güzel insanlar, değerli canlar birlikte dua edersek, biz bir olursak, birlikte olursak; dualarımız kabul olur. Bütün sıkıntıları bertaraf ederiz. Bu anlamda, bu manevi buluşmada, bu duygularımı sizlerle içtenlikle, kalbimden geçtiği sıcaklıkla paylaşmak istedim.”

“HER İNANCIN BELEDİYE BAŞKANIYIZ”
İBB Başkanı olarak, kentte yaşayan herkese eşit hizmet duygusuyla yola çıkmış bir kişi olduğunun altını çizen İmamoğlu, şöyle konuştu:
* “Her inanca saygılı ve her inancın ihtiyaçlarına koşmayı kendisine görev bilen bir Belediye Başkanınız olarak, elbette ki İstanbul’da bütün cemevleriyle ilgili çok hassas bir süreci yönetme gayreti içerisinde olduk. Bu konuda ibadethanelerimizin, cemevlerimizin her hususta yanında olduk; olmaya devam edeceğiz. İhtiyaç duyulan noktalarda, Alevi yurttaşlarımızın ihtiyacı olan ibadethaneleri tamamlamaya eksikliklerini gidermeye, gerekirse yeniden yapmaya, elbette ki kararlı bir yönetimiz.
* Biz, bu şehirde her inancın belediye başkanıyız. Sünnilerin de belediye başkanıyız. Alevilerin de belediye başkanıyız. Şafilerin de belediye başkanıyız. Caferilerin de belediye başkanıyız. Yani her mezhebin belediye başkanıyız. Aynı zamanda her inancın da belediye başkanıyız. Müslümanların da Hristiyanların da Yahudilerin de, Süryanilerin de her inancın belediye başkanıyız.”
“DEVLETİN DİNİ, ADALETTİR”
“Devletin dini, adalettir” diyen İmamoğlu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
* “Konunun net tarifi budur. Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin, güzel memleketimizin ve Cumhuriyetin değerlerinin korunmasında, adaletli bir şehrin var olması yolculuğunda, Yaradan bizi bu şehrin insanlarına ve ülkemizin bütün insanlarına mahcup etmesin. Sadece İstanbul’da değil, ülkemizin her noktasında da özellikle Alevi inancına hizmet ettiğimiz yardımlarımız, desteklerimiz var oluyor; olmaya devam edecek. İfade etmeliyim ki; biz çok güzel bir ülkede yaşıyoruz.
* Cennet vatanımız var. Güzel Anadolu’nun güzel insanları, en zor koşullarda bir araya gelmiş, bir arada olmuş. Kimi zaman bir bağımsızlık mücadelesi vermiş, kimi zaman en kötü afetlerden kurtuluş mücadelesi vermiş. Onun için, birliğimizi ve beraberliğimizi bozan her unsurdan uzak olmayı, iyi bir gelecek için mücadele etmeyi, çocuklarımıza çok güzel bir ülke ve şehirler bırakmayı şiar edinmeliyiz. Bu duygularla aranızdayım. Tuttuğunuz oruçlar kabul olsun. Dualarımız kabul olsun.”
İmamoğlu’nun konuşması sonrası Dede Ali Doğan’ın okuduğu duanın ardından Hızır lokması paylaşıldı. Lokma paylaşımının ardından dergahtan ayrılmayan İmamoğlu ve beraberindeki heyet, vatandaşlarla sohbet etti.
]]>Açılışta konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu zor koşullarda birçok hizmete imza attıklarını belirtti. “Göreve geldiğimiz an itibariyle neler yaşadık, neler” diyen İmamoğlu, 2019 yerel seçim sürecindeki mazbata kriziyle başlayan ve İstanbul seçiminin iptali ile sonuçlanan süreci anlattı. İmamoğlu “Göreve geldik, ‘bu seçimi kazanmadınız’ dediler. Hile dediler. Hırsız dediler. Ve çaldınız dediler. İnsan kendi gibi bilirmiş. Milletin hakkını hukukunu çiğnemeye ve insanların elinden demokratik haklarını almaya kalktılar” dedi. Bu sırada törene katılan bir vatandaşın “sen bizim sadece kalbimizi çaldın” sözlerine üzerine İmamoğlu “İnanın tek hırsızlığıma olacak. Başka hiçbir şey olmayacak. Hayat boyu gönlünüzü çalmaya devam edeceğim” karşılığını verdi.

“NE HAK YEDİM NE HAKKIMI YEDİRDİM”
İmamoğlu şöyle devam etti:
“Kalktılar, bütün bu suçlamalarla birlikte görevi elimizden aldılar. Ve çalmaya devam ettiler. Çünkü 3 ayımızı oradan aldılar, götürdüler. O süreçte unuttukları bir şey var. Ne bu millet, ne 16 milyon insanımız, ne de onları temsilen ben ne hak yedim ne de hakkımı yediririm kardeşim. O gün halk olarak hakkımızı savunduk ve bu zorluğu aştık. Ardından gerçekten mali olarak çokça anlatacağım usulsüz, sıkıntılı bütçelerini bir nevi kurumun kasasını devraldık. Yarım bırakılmış, hatta sadece ihalesi yapılıp hiç başlatılmamış başta metro olmak üzere birçok projeyi devraldık.”
“SİYASET HİZMET İÇİN ARAÇTIR”
Yaşanan pandeminin, ekonomik krizin ve 6 şubat depremlerinin yarattığı sıkıntılara da değinen İmamoğlu bütün zorluklara rağmen tarihi başarılara imza attıklarını söyledi. Hizmet dönemlerinin en önemli kavramının adalet olduğunu vurgulayan İmamoğlu “Biz bu şehre adalet getirdik. Siyaset, siyasi partiler hizmet için bir araçtır. Amaç olamaz. Biz siyasi partilerdeki görev sürecimizi katiyen kesinlikle bir araç olarak görürüz. Devletin kurumlarını, millete ait alanları, hususları, bütçeyi partiyle tariflemeyiz. Hizmetlerimizi partiyle tariflemeyiz. Partiyle hizmeti kovalamayız. Bakın Gökhan Yüksel başkanımla Kartal’da yürüttüğümüz diyalog kalitesini İstanbul’un 39 ilçesiyle yönettik. Hiçbirini birbirinden ayırmadık. Ben hangi ilçeye gidersem gideyim o ilçenin belediye başkanının partisine bakmadan davet etmişimdir. Gelen gelmiştir, gelmeyen gelmemiştir. Biz demokrasiye inanıyoruz” diye konuştu.

“BÖYLE DEYİNCE DE SESİM BİRİNE BENZİYOR”
İmamoğlu “Bu ahlakla ve bu adalet duygusuyla yürürken elbette neler neler yaşadık” derken sesinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a benzemesini tiye aldı. İmamoğlu “Böyle deyince de sesim birine benziyor. Allah’ım ya rabbim, ne diyeyim? Neler neler yaşadık, ne engellemeler, ne engellemeler, komedi filmi gibi bir kısmı” dedi.
RAKİBİ KURUM’A İMZA GÖNDERMESİ
İmamoğlu, bugün İçişleri Bakanı olan dönemin İstanbul Valisi Ali Yerlikaya ile katıldığı acil afet toplantılarında İstanbul’un afetlere müdahalede önemli görevler üstlenen ilen yeni itfaiye ve zabıta personeli ihtiyacının gündeme geldiğini hatırlattı. 3 bin 500 itfaiye eri taleplerinin sadece 750’sine, 1000 zabıta taleplerinin de 400’üne izin verildiğini kaydeden İmamoğlu “Bir imza atmadılar. O atmayan kişi şimdi İstanbul adayı Diyebilir ki, ‘haberim yoktu.’ Hani maden kazasıyla ilgili de ilişkisini böyle tarifliyorlar ya. Haberi vardı çünkü ben bunu bizzat kendisine 2-3 kez telefonda söyledim. Mektuplar yazdım. Daha çok şey var. Ama oraya girmeyeceğim” diye konuştu.

“KİBİR DAĞLARI AŞMIŞ”
Bu sürecin, sistemin sorumlusunun İstanbul’a aday olan isim olmadığını vurgulayan İmamoğlu “Diğerleri de değil. Çünkü sorumlusu bir kişi. Bunu herkes biliyor. Adını bile demiyorum. Nasıl ki ‘rakibimin kim olduğunu biliyorum’ dediğimde siz de ‘evet biliyoruz’ dediniz; öyle bir şey bu. O bir kişilik anlayış kendini her konuda muktedir görüyor. Ve kibir dağları aşmış. Hatay’da depremzedelerin huzuruna çıkıp oy vermedikleri için hizmetin nasıl geciktiğini depremzedelerin gözünün içine baka baka anlattı. Diyor ki ‘bana oy verirseniz hizmet gelirdi. Vermediniz, onun için gelmedi’. Çok tepki gelince milletin aklıyla alay eder gibi 2-3 gün sonra şöyle bir söz söyledi; ‘Bu Cumhuriyet Halk Partililer var ya kendilerine oy verenlere hizmet eder. Oy vermeyenlere hizmet etmez’ dedi. Allah akıl versin. Milletin aklıyla alay eder gibi 2-3 gün önce milletin huzurunda bunu söylüyor, tepki alınca sözü çevirip CHP’ye getiriyor. Millet bunu yemez” dedi.
CUMHURBAŞKANINA TEPKİ
İmamoğlu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ordu’da yaptığı tepki çeken konuşmaya da sert tepki gösterdi. İmamoğlu tepkisini şöyle dile getirdi:
“Huylu huyundan vazgeçmez. Gerçek duygularını ifade ediyor. Tam açık etti tarzını. Diyor ki ‘Siyasetin namusu var.’ Ardından namus anlayışını şöyle anlatıyor; ‘Ben cumhurbaşkanıyım. Hükümet bende. Benim adayımı seçerseniz Ordu’nun kılına zarar gelmez. Doğal gaz gelsin istiyorsan benim adayıma oy vereceksin’ dedi. Kıymetli milletimize bir uyarıda bulunmayı kendimi borçlu hissediyorum. 31 Mart’ta seçim var. Seçime giderken bile milletini tehdit ederek oy isteyenden seçimden sonra bu milleti Allah korusun. 31 Mart’tan sonra neler yapar neler. Onun için milletimize buradan sesleniyorum. Sandığa giderken bu sözleri aklınızdan sakın çıkartmayın. Bugün sizi tehdit eden, oyu alınca neler yapar neler. Hakkı, hukuku, marifeti. insanlarımızın iradesini bile kendinde gören bir akıl seçimden sonra neler yapar neler. Milletimize bir şey daha tavsiye ediyorum. O’nun dediğinin tam tersini yapmayı tavsiye ediyorum. O’nun dediği kim varsa ona oy vermemelerini. Niye biliyor musunuz? O’na ve bu akla sandıkta öyle bir ders verin ki seçimden sonra kalan 4 yılında size deli gibi hizmet etmek zorunda kalsınlar.”
“SÜT DÖKMÜŞ KEDİYE DÖNERSİNİZ”
“Sizi dikkate alması için oyunuzu sizi tehdit edene vermeyin. Bizim milletimiz cesurdur. Bizim milletimiz akıllıdır, zekidir. Bizim milletimizi tehdit edene bu millet pabucu bırakmaz. Öyle değil. Bu millet öyle bir had bildirir ki süt dökmüş kediye dönersiniz. Aynen 23 Haziran’da olduğu gibi. 13 bin fark, 800 bin oldu. Bu tehditten sonra 800 bini kaç yaparsınız Allah bilir. 31 Mart’ta bize oy vereceksiniz. Biz diliyor ve istiyoruz ki bizi seçeceksiniz. Biz bize oy verene de vermeyene de büyük büyük hizmetler yapacağız. Onlar da giderayak daha çok çalışmak zorunda kalacaklar. Bunun adı hizmet yarışı olacak. Kulaklarımız sizde olacak, milletimizin dediği olacak. Tabiri ona ait şekliyle bize ‘buyuracak’ bir Allah’ın kulu yok. Bize buyuracak millettir. 16 milyon insanımız için çalışacağız. Sandıklarımıza sahip çıkacağız. Herkese birbirimizi anlatacağız.”
]]>İmamoğlu, pazarın girişinde karşılaştığı bir kadın vatandaşın, “5 sene önce size oy vermedim, ama bu sefer oyum size. Kesinlikle size. Çok pişmanım. Ama artık oyum size” sözlerine, “Sağ olun. Ben de size layık olacağım” karşılığını verdi.
İmamoğlu, “Selamünaleyküm. İnşallah kazanırsın, inşallah” sözleriyle kendisini karşılayan kadın vatandaşa da “Aleykümselam. Ay anneciğim ellerinden öperim. Bir isteğiniz var mı” sorusunu yöneltti. Vatandaşın İmamoğlu’na yanıtı, “Can sağlığı. Kazan yeter” oldu.

VATANDAŞLA İMAMOĞLU ARASINDA “PAHALILIK” SOHBETİ
Çarşı, pazardaki pahalılıktan yakınan bir vatandaş ile İmamoğlu arasında şu konuşmalar geçti:
Vatandaş: Ülkenin iyi olmasını bekliyoruz, ama gördüğünüz üzere, her şey ateş pahası. Yani geçinmek zor. Bunu kim düzeltecek, bilmiyoruz. Değiştirmek için uğraşıyoruz.
İmamoğlu: Bunlar ekonomiyi yönetemediği için bu durumdayız. Biz hazırdık, olmadı. Ama şimdi çalışacağız, şehirlerde iyi bir yönetim olacağız. Bir dahaki seçimde…
Vatandaş: Herkes bir vaatle geliyor, ama kimse vaadini gerçekleştirmiyor.
İmamoğlu: Ama biz ülkeyi yönetemedik. İnşallah yöneteceğiz. Bunlar beceremedi. Dünyada en kötü ekonomiye sahibiz şu anda.
Vatandaş: Yani bilmiyorum; emekli aç, işçi aç. Herkes perişan yani.
İmamoğlu: Her şey artıyor ama aynı oranda sizin geliriniz artmıyor. En büyük sorun o.
Vatandaş: Aynen öyle: Yani bir gün gidiyorsunuz markete alıyorsun, ertesi gün pahalı alıyorsun. Ne yapacağız, bilmiyorum.
İmamoğlu: İşte bu enflasyonu, bu ekonomiyi, bu döviz artışlarını, bu maliyeti yapan, ekonomiyi yönetemeyen hükümet. Biz değiliz.

“PAHALILIĞA NE KADAR GÜZEL GELDİNİZ”
Bu diyalogların ardından, bir kadın vatandaşın, “Çok mutlu oldum. Bu pahalılığa ne kadar güzel geldiniz şimdi siz” şeklindeki esprili sözleri hem İmamoğlu’nu hem de yanında bulunanları gülümsetti. İmamoğlu, başka bir vatandaşın “5 sene sonra cumhurbaşkanı olun da şu pahalılığı indirin artık başkanım” sözlerine, “Ekonomiyi bunlar kötü yönetiyor. Biz iyi yöneteceğiz” yanıtını verdi.

ESNAFTAN İMAMOĞLU’NA: “SİZ VARSANIZ, GÜVENİMİZ VAR”
İmamoğlu’nu tezgahında karşılayan pazarcı esnafı ise, “20 yılımız gitti, inşallah bundan sonra 20 yılımız gitmesin aman ha. Sizi takip ediyorum. İstanbul, hakikaten kendi kendine yetiyor artık. Cemaatlere, bilmem şu gruplara, hiçbir şey… Sadece öz İstanbul… Bizim insanımıza… Çok güzel. Ben takip ediyorum: Kreşler, yapılması gereken spor merkezleri… Gururla anlatıyorum. Hep böyle ol” dedi.

İmamoğlu da esnafa, “100’üncü kreşi bugün açtık. 750 milyon lira, 100 bin üniversite öğrencimize dağıttık. Kimdir, nedir; bilmeyiz. Daha önce niye sıfırdı? Biz verdik. 750 milyon lira; 1 milyara yakın bak. İnşallah zenginleşiriz, o parayı başka yerlere harcarız. Ama bu yoksulluktan kurtulmamız lazım” şeklinde karşılık verdi.
Vatandaşların ve esnafın yoğun ilgisi altında pazardan ayrılan İmamoğlu, Bağcılar Ebubekir Parkı Kapalı Yüzme Havuzu, Kreş Ve Engelli Rehabilitasyon Merkezi inşaatında incelemelerde bulundu.


Toplu açılış töreni Yenikapı’daki Dr. Mimar Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi.
İmamoğlu ve eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, açılış törenini kreşlerde eğitim gören çocuklarla birlikte izledi.
Açılışı çocukluklarla birlikte yapan İmamoğlu “5 yıldır, özellikle bu çocuklarımıza mahcup olmamak için, inanınız gece-gündüz çok çalışıyoruz. Ve hiçbir siyasi hesabın, hiçbir çıkar grubunun gözetilmediği, tümüyle tertemiz ve bereketli bir bütçeyle, muazzam işler yapıyoruz. Bu süreci yönetirken, bizi en fazla gururlandıran, içimizi en çok ısıtan, bu Yuvamız İstanbul ve Yuvamız İstanbul’un çocuklarının kullandığı o güzel kreşlerimiz, bizi çok mutlu ediyor” dedi.
“20-25 YILDA TEK KREŞ AÇMADILAR”
Daha önce İBB’nin kreş hizmetinin bulunmadığına dikkat çeken İmamoğlu, isim vermeden AKP’nin İBB Başkan Adayı Murat Kurum’un seçim kampanyasında kreş vaadinde bulunmasına atıf yaptı.

İmamoğlu “Böylesi bir hizmetin, hiç gündeminde olmayan bir siyasal süreçte, bütün Türkiye’nin gündemine, hatta bir kısım adayların bile gündemine dahil etmekten de mutlu oluyoruz. Çocukların eşitlenmesi, çocukların eşit ve adil bir biçimde eğitim alabildiği bir ortamın var edilmesi, bizim en önemli görevlerimizden birisidir. Çünkü bu prensip, Cumhuriyetin prensibidir. Maalesef, bizden önceki 20-25 yılda, tek bir kreş dahi İstanbul’a açmayan bir yönetim vardı. Onca yıl tek bir kreş açmayan bu yönetim, şimdi sanki sıfırdan başlayacakmış gibi, kreş açmayı şehre vadetmeyi en önemli vaatlerinden birisi olarak dile getiriyor. Buna ben ne yapıyorum? Vallahi de billahi de seviniyorum” diye konuştu.
“KREŞ VAADİ HAFİFE ALDILAR”
İmamoğlu şöyle devam etti:
-Yanımda bulunan çocuklarımızın her birinin gelecekteki İstanbul Belediye Başkanı ya da gelecekteki bir bilim insanı ya da gelecekteki çok değerli bir eğitimci, mesleğini en iyi yapan bireyler olması noktasındaki yolculuğun başarılı çocukları olduğunu düşünüyorum.
-Bütün bunları ıskalar, devleti yönetirken böylesi önemli bir konuyu unutursanız, işte bugün komik duruma düşersiniz.
-Tabii biz 2019 yılında bu kreşler vaadimizi söylediğimizde, hafife aldıklarını lütfen hatırlayınız. Zannettiler ki, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları bunu vaat edecekler ve ondan sonra da unutacaklar. Öyle bir şey yapmadık tabii.
-Biz, samimiyiz. Onlar gibi, 25 yıl unutup, bugün seçimden önce -ceyiz, -cağız demiyoruz. Biz söyledik; yaptık.
“ÇOCUĞUNUZA, DEĞER VEREN YÖNETİM ANLAYIŞINI TERCİH EDİN”
Mart ayı itibariyle, 100’ü aşkın kreşin hizmete girmiş olacağını belirten İmamoğlu, şöyle konuştu:
-İstanbul’un çocuklarının kreş ihtiyacını, elbette tek başına Büyükşehir Belediyesi çözemez. Buna elbette başka kurumlar da destek olmalı.
-İstanbul’da 14 Cumhuriyet Halk Partili belediye, kaç kreşte hizmet ediyor; geri kalan 25 belediye kaç kreşte hizmet ediyor?
-Buna bile baktığınızda, anlayış farkını görüyor olacaksınız. Yani neredeyse sayısının iki katı kadar belediyeye sahip olmalarına rağmen, öbür taraftaki kreş sayısının neredeyse 6-7 katı kadar kreşte de ilçe belediyelerimiz hizmet sunuyor.
-Bu neye önem verdiğinizle ilgili bir konudur. Biz, bu şehrin çocuklarına, bu şehrin geleceğine önem veriyoruz.
-O bakımdan biz, buradan şunu söylüyoruz: Sevgili hemşerilerim; çocuğunuza, hayatınıza, gençlere, yaşamınıza değer veren yönetim anlayışını tercih edin. Sizin yaşamınızla değil, sadece bir avuç insanın yaşam kalitesiyle uğraşanlara ya da ona değer verenlere önceliği o alanlara asla fırsat vermeyin.
“BİZİ KÜÇÜMSEDİLER…”
-Hatırlayınız; kreş dedik, küçümsediler. Hiç yoktu; 100’ü aşkın kreşimiz var. Tek bir yurt yatağımız yoktu çocuklarımız için, gençlerimiz için.
-Eylül ayı itibariyle 6000 yatağa geçiyoruz. Şu an 5 bin 200 gencimiz var yurtlarımızda. ‘Süt dağıtacağız’ dedik. ‘Hani nerede? Süt dağıtacaktınız, göremedik’ dediler. Çünkü biz, göstererek dağıtmadık.
-Yüz binlerce çocuğumuza süt dağıttık milyonlarca litre. ‘Burs vereceğiz’ dedik. ‘Hayır veremezsiniz ki, ‘Yasa engel’ diye bağırdınız’ dediler. Biz, bu sene tam 750 milyon lira bütçe ayırarak, gençlerimize burs verdik.
-İstanbul Vakfı üzerinden 3000 kız öğrencimize burs veriyoruz. 100 bini aşkın ilk, orta, lise öğrencilerimize, destek bursu veriyoruz.
-Ne yazık ki kötü yönettikleri ekonominin, insanların yaşamlarını zorlaştırdığı bu dönemde 0-4yaş arası çocuk sahibi 650 bin annenin cebinde ücretsiz ulaşım kartı var.
“TEK KİŞİYE PARTİSİNİ SORMADIK”
Bu hizmetleri verirken kimseye partisini, düşüncesini sormadıklarını vurgulayan İmamoğlu şunları kaydetti:
-Sormayız. Bizim insanımız aynı. Bu şehrin çocukları bizim çocuklarımız. Onun için hangisine ayırt edebiliriz?
-Birileri, bazı ailelerin çocuklarını seçerek, tek bir kişiye 150-200-250 bin dolar burs verip, yurt dışına, Amerika’ya, oraya buraya gönderip, sonra onu 5-10 yıl sonra da milletvekili yapıyor olabilir.
-Ama Allah şahit; biz, milletin her evladını evlat kabul ediyoruz. Şehrin hangi imkanı varsa da onu dağıtıyoruz.
-Bunu her yerde anlatacağım, sıkılmadan. Kürsüye çıkıp dedi ki… Bunu bize bakarak söyledi, milletimize bakarak söyledi.
-‘Sen’ dedi, ‘Anne Kart verecekmişsin,ben ilave yapıyorum, süt dağıtacakmışsın, kreş yapacakmışsın- kimin parasını kime veriyorsun’ dedi.
-Ben de o kadar temiz bir cevap verdim ki: ‘Vallahi billahi milletin parasını millete veriyorum’ dedim. Milletin parasını millete ve milletin evlatlarına vermeye de aralıksız devam edeceğiz.
“BİZİM YARIŞIMIZ HİZMET YARIŞI”
İmamoğlu, kreşlerde ve kent lokantalarında sadece kadınları istihdam ettiklerini de belirtti. İmamoğlu şöyle devam etti:
-Bizim yarışımızın adı, başkalarının yaptığı gibi, bir siyaset yarışı değil. Bizim yarışımızın tek adı var.
-Vallahi de billahi de milletine hizmet yarışı. Bu konuda da ben şahsen iddia ediyorum ki; beni geçecek bir belediye başkanı Türkiye’de yok. Hizmette yarışırken, kimseyi rakip görmezsin. Ama siyasette yarışırken, herkesi kötü görürsün, herkesi rakip görürsün.
-Ben hizmette yarışan bir karaktere sahip olduğum için, vallahi billahi hiç kimseyi rakip görmüyorum. Yani ‘Rakipsizim’ demek istemiyorum, yanlış anlamasın kimse. Rakip görmüyorum.
-Hizmette yarışalım, hizmette koşalım. Güzel konuşalım. Milletimizin lehine uzlaşalım, anlaşalım.
-Beni bugüne getiren Cumhuriyetimizin, devletimizin ve onu var eden milletimizin evlatlarına hizmet etmek de benim en büyük sorumluluğum, en büyük borcumdur. Allah’ım beni size mahcup etmesin. Bu çocuklara mahcup etmesin.
KURDELE ÇOCUKLARLA VE BAĞIŞÇILARLA BİRLİKTE KESİLDİ
İstanbul’a kazandırılan 11 yeni kreşin açılışı; Yuvamız İstanbul öğrencileri, İmamoğlu, CHP milletvekilleri Engin Altay, Zeynel Emre, PM üyeleri Mahir Yüksel, Berker Esen, Turgay Özcan, belediye başkan adayları ve bağışçı ailelerin birlikte kestiği kurdele ile hizmete girmiş oldu. Mevcut durumda hizmet vermeye devam eden İstanbul Çocuk Etkinlik Merkezlerinde, toplam 6 bin 276 kapasite ile hizmet sunuluyor. Yeni açılan 11 yeni “Yuvamız İstanbul” kreşi ile toplam kapasite ise 7 bin 231’e ulaşacak.
]]>Vatandaşlar, desteklerini ilettikleri İmamoğlu ile anı fotoğrafları çektirdi. Bir kadın vatandaşın, “Başkanım, deli oluyorum size. Allah seni başımızdan eksik etmesin” sözleri etmesi, İmamoğlu’nu ve etraftakileri gülümsetti. İmamoğlu’nun vatandaşa yanıtı, “Sağ olun. Harikasınız” oldu. İmamoğlu, “Kocaeli’de doktorum. İkametgahımı almıyorum size oy vermek için. Araba falan hiç mesele değil. İki defa daha olsa geleceğim oy vermeye” diyen vatandaşa ise, “Sağ olun hocam. Onur duydum” karşılığını verdi.

SEVGİLİLER GÜNÜ MESAJINI İSTİKLAL CADDESİ’NDEN VERDİ
İmamoğlu, “14 Şubat Sevgililer Günü” mesajını da sevgililerin uğrak mekanı İstiklal Caddesi’nden cep telefonu üzerinden yapılan canlı yayınla verdi:
*Beyoğlu bugün Sevgililer Günü’nün ışıltısını taşıyor. Çok güzel hanımefendiler, çok yakışıklı beyefendiler, güzel buluşmalarla sevgililer gününü yaşayacaklar. Bütün İstanbul’un birbirini sevmesini, tabii ki Beyoğlu’nun da birbirini sevmesini istiyoruz.
*Aynı şekilde bütün Türkiye’nin birbirini seven, birbirine saygı duyan bir toplum olmasını istiyoruz. Seçimler, şunlar, bunlar gelir geçer. Milletçe birbirimizi sevelim. Sevgi dolu insanlarımız var. Aranıza ne olur nifak sokmayın.
*Aranıza yalan sokmayın. Aranıza ön yargıları sokmayın. Aranıza empatiyi koyun. Birbirinizi düşünmeye gayret edin. Bugün İliç’te canımız yandı. İliç için üzülelim. Ama milletçe birbirimizi sevelim.
*Acıları beraber paylaşarak azaltalım, birlikte paylaşarak büyütelim. Güzel bir gelecek hem İstanbul’u hem Beyoğlu’nu hem bütün Türkiye’yi bekliyor. Kocaman, sevgi dolu selamlar İstanbul’daki bütün hemşehrilerimize.

“BU ÜLKENİN SİZE İHTİYACI VAR”
İmamoğlu, İstiklal Caddesi’ni gezen turistlerin de ilgi odağı oldu. Yurt dışında yaşadığını belirten bir vatandaş da imamoğlu’na, “Ben bu şehirde yaşamıyorum. Bu şehri bilmiyorum ama bu ülkenin size ihtiyacı olduğunu biliyorum. Bunu bütün samimiyetimle söylüyorum. Neden biliyor musunuz? Ben, 10 yıl önce bu şehirde, bu ülkede yaşıyordum. Dün bu ülkeye tekrar yeniden geldim. Ülke bitmiş. Bunu siyaset olsun diye söylemiyorum. Gerçekten de size ihtiyaç var. Kendinize iyi bakmanızı istiyorum” sözleriyle seslendi.

İKİNCİ ADRES: OKMEYDANI
İstiklal Caddesi’nden Okmeydanı’na geçen İmamoğlu ve Güney’in ikinci adresi, Kaptanpaşa Mahallesi Fatih Sultan Minberi Caddesi oldu. Mahalle halkı tarafından sevgi gösterileriyle karşılanan İmamoğlu ve Güney, yoğun ilgi altında zorlukla da olsa esnaf ziyaretlerini gerçekleştirdi. Bir tostçu dükkanına giren İmamoğlu, esnaf ve müşterilerle sohbet etti. Ziyarete, bir müşterinin İmamoğlu’na söylediği şu sözler damga vurdu:
“EŞİME YÜZÜĞÜ BÜYÜKŞEHİR’DEN ALDIĞIM PARAYLA ALDIM”
*Seçimi kazandığınızdan beri, zamanında topal ördek dediler size. ‘Seçilse bile topal ördek olacak’ dediler. Seçildiniz; bu kez, ‘Bir iş yapmıyor’ dediler. Fakat yaptınız. Ben evlendim, evlilik yardımı aldım.
*Fakat Beyoğlu Belediyesi’ne nikah ücreti ödedim, Büyükşehir Belediyesi yardım verdi. Ben, eşime yüzüğü Büyükşehir’den aldığım parayla aldım. Yani bunları ben gördüm. Allah razı olsun sizden. Şehidimiz de vardı bizim Pençe-Kilit’te. Baktım Sayın Kılıçdaroğlu’nun gönderdiği çelenkleri parçaladılar. Basına baktım, ‘Çelenkleri parçaladılar…’ Biz yapmadık. Şehidin babası da rahatsız oldu bu durumdan. Yapanları buldum ben. ‘Niye yaptınız, ayıp. Bizim herkese kapımız açık.
*Biz CHP’li değiliz, AK Parti’li de değiliz. Fakat niye çelenkleri parçaladınız’ dediğimde, ‘Ya onlar işte şunla, bunla bir…’ ‘Ya geçin onları’ dedim, Bu ülkede CHP’lide şehit var, AK Parti’lide şehit var. Biz aynı vatanın evladıyız. Ülkeyi böyle kutuplaştırdılar. Bu dönemde de ben, Büyüşehir’de size oy vereceğim. Aileme de eşime de söyledim.

“İNŞALLAH BİZİM GİBİ İSTANBUL YİNE KAZANACAK”
İmamoğlu’nun vatandaşa yanıtı, “İnşallah mahcup olmayız. Ailene sevgilerini ilet. Allah mutlu etsin” oldu.
Bir grup genç de bir anda karşılarında gördükleri İmamoğlu’na, “Kütüphaneler için çok teşekkür ederiz. Üniversite sınavına sizin hazırladığınız kütüphanelerde çalıştık, kazandık. Vize ve finaller yine hep orada çalışıyoruz. İnşallah bizim gibi İstanbul yine kazanacak. Çok mutluyuz. Arkanızdayız. Allah yolunuzu açık etsin” sözleriyle teşekkürlerini sundu. İmamoğlu da gençlere, “Ne hoş. Teşekkürler” karşılığını verdi. İmamoğlu’yla fotoğraf çeken bir başka genç de “İlk resim, ilk oy Başkanım. Doğru mu” diyerek, vereceği oyun rengini belli etti. İmamoğlu’nun gence yanıtı, “Ne mutlu bana” oldu. Yol üstündeki AK Parti seçim bürosunu ziyaret etmeyi de ihmal etmeyen İmamoğlu, ellerini sıktığı görevlilere, “Sağlıklı, sıhhatli bir mücadele olsun inşallah. Gürültüsüz, sevgiyle, saygıyla, herkesin becerisiyle kendini anlattığı bir seçim olsun” temennisinde bulundu.
]]>İmamoğlu’na CHP milletvekili Turan Taşkın Özer, CHP PM üyeleri Cem Aydın, Turgay Özcan, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi ve Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli de eşlik etti.
İmamoğlu açılışta yaptığı konuşmada İstanbul’un bir spor şehri olduğunu belirterek “100 yılı aşmış kulüpleri bu şehri dünyada ayrı bir yere koyar. İstanbul şampiyonların, rekortmenlerin şehri. Sporun bu şehrin hayatında, ruhunda çok önemli yeri var. Türkiye’nin spor tarihi biraz da İstanbul’un spor tarihi gibidir. Bütün bu köklü geçmişine rağmen ne yazık ki sporda İstanbul için hak ettiği yere ulaşamadı” dedi.
“KAMU ARAZİLERİ SPORA DEĞİL İMARA AÇILDI”
İstanbul’da sporun ihmal edildiğini vurgulayan İmamoğlu, şöyle konuştu:
-Özellikle kamu arazilerini, spor alanlarına dönüştürüp işte burada gördüğümüz çocukların, gençlerin daha sıhhatli bir geleceğe erişmesini sağlamak yerine ne yazık ki çoğunlukla imara açılması tercih edildi.
-Kamu kaynaklarını, spor yapma imkanlarını arttırmaya kullanmak yerine ne yazık ki bir kısım insanın mutluluğuna aktarıldı.
-Bu anlayış, İstanbul’u spor tesisi ve imkanları açısından da çeşitlenmesinde, farklı branşların zenginleşmesinde eksik kaldı. Görevi devraldığımızda ne yazık ki 13 ilçemizde İBB’ye ait bir spor tesisi bile yoktu.
-İstanbul gibi bir şehirde su sporları merkezi yoktu. Mahalleler, spor sahalarından, okullar spor salonlarından büyük oranda yoksundu.
-Spor meselesi gerçekten yine akılla, bilimle, teknikle bu süreci dert etme meselesidir. Çocuklarımızın, gençlerimizin mutlaka ve mutlaka dert eden insanların kabiliyetleriyle spor imkanlarından daha fazla yoksun kalmasını engelleyebilir.
“TÜRKİYE’NİN İLK SPOR MASTER PLANINI YAPTIK”
İmamoğlu 2019’da göreve geldikten sonra spor alanında da bir değişim başlattıklarını anlatarak şöyle konuştu:
-Öncelikle uzman spor insanlarıyla birlikte İstanbul’un çok önemli bir master planını hazırladık. Aynı zamanda, Türkiye’nin ilk master planı oldu bu çalışmamız.
-Bu planla birlikte ortaya çıkan ihtiyaçlar ve hedefler doğrultusunda yatırımlarımızı planlı bir şekilde hayata geçirmeye başladık. 4.5 yılda 7’si futbol stadı toplam 19 spor tesisini İstanbul’un yaşamına kazandırdık.
-Çok sayıda semt stadlarımızın eksiklerini tamamladık. Engelsiz spor parklarıyla İstanbul’da bir ilki gerçekleştirdik.
-Toplam 35 okulumuzda spor salonu kazandırdık. Haliç Su Sporları Merkezini açtık. İstanbul’da 9 mini spor merkezi oluşturduk, 5’ini açılışa hazırladık. 4’ü de yaz aylarında insanlarımızın hizmetinde olacak.
Vatandaşların spor tesislerinde yararlanma düzeyini yüzde 30’un üzerine çıkardıklarını söyledi.
3 BİN 500 SPORCU YARARLANACAK
İmamoğlu, açılışı yapılan stadyumun FİFA standartlarına uygun hale getirilerek yenilendiğini ve 39 adet amatör futbol takımının ve 3 bin 500 sporcunun yararlanacağını söyledi.
Stadın aynı zamanda spor organizasyonları ve resmi törenlerde de kullanılacağını, vatandaşlar için açık alan aktivitelerine de ev sahipliği yapacağını kaydetti.
“2019’DA MERTÇE KAYBETMEYİ BAŞARAMADILAR”
Eski bir sporcu ve spor yöneticisi olarak sporun dinamizmini, ahlakını, kültürünü çok önemsediğini vurgulayan İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
-Sporun özünde yatan iyi değerleri, yaygınlaştırmak ve yüceltmek gerektiğine inanıyorum. Örneğin mertçe ve centilmence yarışma kültürünü sporda olduğu kadar siyasette de hakim olmasını sağlamalıyız.
-Bir maç ya da seçim kazanılacaksa, mertlikle kazanılmalı. Kaybedilecekse mertlikle kaybedilmelidir. Çok önemli bir kavram bu. 2019 seçimlerini kaybedenler, mertçe kaybetmeyi başaramadılar.
-Dilerim ki bu defa mertçe kaybetmeyi başarırlar. Biz bunu onlara göstereceğiz. Umarım geçen sefer milletten gördükleri kırmızı kartın, bu sefer görmelerini yaşamazlar.
-Sportmenliğin, sportif ahlakın, başta siyaset olmak üzere hayatın her alanında hakim olmasını diliyorum.
-İstanbul Büyükşehir Belediyemizin bu alanda insanımıza sonsuz hizmet etmeye devam edeceğini ve bu güzel güzide şehre İstanbul’umuza hem Avrupa oyunlarını 2027’de ve 2036 Olimpiyat Oyunlarını da İstanbul’a getirerek İstanbul’un spor tarihini şahlandıracağımızı ve taçlandıracağımızı buradan bütün İstanbul’a duyuruyorum.

Törene Cumhur İttifakı’nın tekrar aday gösterdiği AKP’li Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız da katıldı. İmamoğlu açılış konuşmasının sonunda kurdele kesmek üzere AKP’li belediye başkanı Haydar Ali Yıldız ve CHP Beyoğlu Belediye Başkan adayı İnan Güney’i iki yanına aldı. İmamoğlu “Bu fotoğraf önemli, bu çok kıymetli bir fotoğraf” diyerek demokrasi mesajı verdi.
“BU GÖRÜNTÜ TOPLUMUN ARZU ETTİĞİ ŞEYDİR”
İmamoğlu “Belediye başkanlığı dediğimiz makam kime ait biliyor musunuz? Size ait. Milletimize ait. Burada ben de, değerli belediye başkanı arkadaşım da vatandaşa ait olan bir mevkiyi emanet olarak alıyoruz. En iyi şekilde o görevi yerine getirme gayreti içinde oluyoruz. Avcılar Belediye Başkanımız, Sarıyer Belediye Başkanımız da bizimle. Mühim olan şu; demokrasideki şu görüntüyü vermek ve sağlamak. Tabii bunun iki şartı var. Bir; buradaki töreni biz yaparken bizim görevimiz olan, davet etme sorumluluğunu yerine getirmek. Biz kendisini davet ettik. Kendisi gelmese bir anlamı olur muydu? Gene olmazdı. Güzel olan şey onun da bu davete icabet etmesidir. Dolayısıyla karşılıklı bu nezaket, bu görüntü toplumun arzu ettiği şeydir” dedi.
“AĞIR TRAVMA HALİNE GETİRMEMEK HEPİMİZİN SORUMLULUĞU”
İmamoğlu şöyle devam etti:
“Tabii benim gönlümden geçen İnan başkanın kazanması. Ama İnan başkan hizmetiyle, projeleriyle yarışını ortaya koyacak. Haydar Ali bey de kendi hizmetleriyle yarışını öne koyacak. Takdir kimin? Milletin. Bu kadar basit. Bunu ağır travma haline getirmemek hepimizin sorumluluğu. Çünkü başkan seçildi, o günden beri Beyoğlu’nda herkesin belediye başkanı. Ben seçildim, herkesin belediye başkanıyım 16 milyon insanın huzurunda. Yarın öbür gün İnan başkan seçildiği takdirde o da herkesin belediye başkanı olmayı arzu ediyor. Mesela bu kadar özdür. Bu kadar nettir. Hiç kimse kendine ait olan bir koltuğun mücadelesini vermiyor. Onun için manevi değerlerimizi, inançlarımızı, milli duygularımızı bu meselenin bir parçası yapmadan, hizmet odaklı, şehrini, insanını düşünen süreçleri ortaya koyarak hak eden kimse o kazansın kardeşim. Bu kadar basit. Bu yönüyle ben bugün burada bu manzaranın varlığı için elbette ki iki başkana da teşekkür ediyorum ama özellikle davetimize icabet ettiği için Beyoğlu Belediye Başkanımıza ayrıca teşekkür ediyorum. Tekrar bu hizmetimiz hayırlı uğurlu olsun.”

YILDIZ: İNSANLARIN EN İYİSİ İNSANA HİZMET EDERDİR
İmamoğlu sözü önce Haydar Ali Yıldız’a verdi. Yıldız, “Sayın Büyükşehir Belediye Başkanım, saygıdeğer belediye başkanı arkadaşlarım, saygıdeğer muhtarlarım sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Elbette ki insan esastır. İnsana hizmet esastır. İnsanların en iyisi, en hayırlısı insanlara hizmet edendir. Anlayışımız budur. Şehirler de insanlar gibi zamanla ihtiyaçları değişir. Bu bölgenin insanı olarak burada bu otoparkın, bu meydanın düzenlenmesi çok önemliydi. Geçmişten bugüne bir projeydi. Değerli başkana geçmiş dönemdeki bu projenin hazırlanmasında emeği olan merhum Kadir Topbaş Başkanımıza, emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.
GÜNEY: BETON LOBİSİNE TERK ETMEYECEĞİZ
İmamoğlu ardından mikrofonu CHP Beyoğlu Belediye Başkan adayı İnan Güney’e verdi. Güney, “Bizler Beyoğlu’nda doğduk, büyüdük. Bu sokaklara kulak verdiğimizde, bu sokaklar insana hizmet istiyor. Bu sokaklar beton lobisine terk edecek bir metrekaremiz kalmadı diyor. Bu sokaklar kapalı otoparklar, kapalı pazar yerleri, çocuklarımıza yeşil alanlar, yaşlılarımızı sahille buluşturan projeler istiyor. Bu kadar yıldır belediyecilik hizmeti görmüş Beyoğlu’nun ilk kapalı pazar yerini açan sayın Ekrem İmamoğlu’na teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Son olarak mikrofonu alan İmamoğlu “Geçmişten bugüne emeği olan herkese teşekkür ediyoruz” diyerek beraberindeki heyet ile birlikte kurdeleyi kesti.
CENAZE İÇİN İZMİT’E GİTTİ
İmamoğlu açılış töreninin ardından hayatını kaybeden İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in ablası Mualla Özen’in cenaze törenine katılmak üzere İzmit’e hareket etti.
]]>
İmamoğlu 8 istasyonlu 10.9 kilometrelik Çekmeköy–Sancaktepe-Sultanbeyli metro hattının ilk etabının test sürüşünü gerçekleştirdi. Metro mart ayında açılacak.
AKŞENER ‘OĞLUM’ DİYORDU
AKP İBB için Çevre Şehircilik eski Bakanı ve İstanbul Milletvekili Murat Kurum’u aday gösterdi. Kurum da projelerini açıklayarak çalışmaya başladı. Kurum’dan sonra 6’lı masanın ortaklarından İYİ Parti de İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu ile sahaya çıktı. Kavuncu, geçmişte sıkı dostluk ilişkisi olan İmamoğlu’na karşı mücadele edecek. Böylelikle Meral Akşener de Cumhurbaşkanı yardımcısı adayı gösterdiği ve “oğlum gibi” dediği Ekrem İmamoğlu’na karşı aday çıkarmış oldu.
İKİSİ DE TRABZONLU
Saadet Partisi de İstanbul Milletvekili Birol Aydın’ı İBB adayı yaptı. Ümit Özdağ’ın Zafer Partisi ise eski Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Azmi Karamahmutoğlu’nu aday gösterdi. Karamahmutoğlu da Ekrem İmamoğlu gibi Trabzon doğumlu… Memleket Partisi ise İstanbul’da CHP eski Milletvekili ve Devlet eski Bakanı Malatyalı Mehmet Sevigen ile yarışacak. DEM’in Büyükşehir için aday çıkarması da dengeleri etkileyecek. Demokrat Parti’nin de aday çıkarması halinde rakip sayısı 8’e çıkacak.
İmamoğlu’ndan rakibiyle ilgili ilginç tespit:

Kurum, Kanal İstanbul’u ağzına bile almıyor
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çekmeköy-Sancaktepe-Sultanbeyli Metro Hattı’nın test sürüşünü gerçekleştirdikten sonra gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Cumhur İttifakı’nın İBB Başkan adayı Murat Kurum’un kreşlerden, ulaşıma, metrolardan taksi sayısının arttırılmasına kadar mevcut yönetimin projelerini vaat olarak açıklaması ile ilgili değerlendirmesi soruldu.
İNCE KARARI GÖZDEN GEÇİRSİN
İmamoğlu, rakibi Murat Kurum’un İstanbul için açıkladığı vaatlerin kendi projelerinden kes-kopyala-yapıştır olduğunu söyleyerek “Biz 5 yılı bile dolmamış bir yönetim iken bu şehri 20 yıla yakın yönetmiş bir anlayışın bugün bizim projelerimiz üzerinden proje açıklamak zorunda kalması ve hayati diye tarifledikleri İstanbul’a çağ atlatacak diye söyledikleri Kanal İstanbul’u ağzına bile almamış olması bugün baktığımızda yine halkı aldatmaya dönük bir yolculuğu tarifliyor. Ama bizim milletimiz aldanmaz” dedi. Memleket Partisi lideri Muharrem İnce’nin seçime ayrı olarak girme kararı, CHP’yi, “DEM’lenmekle” itham ettiği açıklaması ve “Özgür Özel ve İmamoğlu, 1991 seçimlerini bilmezler. SHP o dönem böyle bir yol yürümüştü. Onlar bilmiyorlar tabii yaşları yetmez” ifadelerinin sorulması üzerine İmamoğlu şöyle konuştu: “Sayın İnce ile birkaç kez görüştüm. Ve görüşmelerimiz bu söylemlerinin tam tersi bir durumdu. Açıkçası niçin bu duruma geldi ben bilmiyorum. Çünkü benimle söylemleri ve konuşmaları veya şahsıma dönük şu cümleleri söylemişse bu cümlelerin muhatabı değilim. Sayın İnce ile biz bu tonda, bu dilde ve bu kavramlarla konuşmadık. 1991’i bilmemek suç değil. 2019’u bilmek marifet. Umut ederim sayın İnce bu kararını gözden geçirir.”
]]>664 konut ve 14 dükkan olmak üzere, toplam 678 bağımsız birimden oluşan projenin, 113 hak sahibi ve 197 bağımsız birimini kapsayan ikinci etap anahtar teslim de bugün gerçekleştirildi.
“KENTSEL DÖNÜŞÜM DEDİLER, LÜKS KONUT ÜRETTİLER”
Anahtar teslim töreninde konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, deprem ve kentsel dönüşümün İstanbul ve Türkiye’nin beka sorunu olduğuna dikkat çekti.
17 Ağustos 1999 depreminden bu yana ülkenin ana meselesi haline gelen sürecin hak ettiği şekliyle yönetilemediğine vurgu yaparak “Deprem, dönüşüm, değişim derken; bir baktık İstanbul’a binlerce, on binlerce, hatta yüz binlerce lüks konut yaparak, temelde depremle ilgili sorunu olan sahanın çözümü yerine, halka dağıtılmayan, bir avuç insanı mutlu eden ranta dönüşmüştür. Bu zihniyet, dönüşümü başaramamıştır” diye konuştu. İmamoğlu “Kentsel dönüşüm meselesini eğer siz, birilerinin kazanç sahası haline getirirseniz, buradan başarı elde etme şansınız olmaz. Halk yararına bir süreç işletilmez ise, vatandaşların çıkarını her şeyin üstüne koymaz iseniz, bu sistem yürümez” dedi.

“HALKÇILARLA -RANTÇILAR ARASINDAKİ FARK”
İmamoğlu, şunları söyledi:
-Vatandaşın çıkarlarını en üst seviyeye koyduk. O insanların, güvenli yuvalarına kavuştuklarında ne kadar kıymetli, ibadet gibi bir hizmet olduğunu asla zihnimizden çıkartmadık.
-İşte onun için kurmuş olduğumuz bu sistem, başarıya kavuştu. Sadece Eyüpsultan, Yeşilpınar Evleri’nde geçmişte yapılanlara baktığınızda dahi, aslında aradaki farkı görürsünüz.
-Yani halkçılarla, rantçılar arasındaki farkı çok net bir şekilde görür ve anlarsınız. Biz; halkçı kimliğimizle halkımızın yanında ve hiç kimsenin siyasi görüşüne zaten bakmaksızın, onların dertlerini çözüme kavuşturma konusunda kararlılığımızı ortaya koyduk.
“GAZETE İLANIYLA SATIŞA ÇIKARMIŞLARDI”
50 yıldır çözüm bekleyen bölgenin durumunu İmamoğlu şöyle anlattı:
-Bakanlar Kurulu tarafından riskli ilan edilmişti. Hükümet de bizden önceki İBB ve KİPTAŞ yönetimi de kılını kıpırdatmadı. Tek bir şey yaptılar. Şaşkınlıkla bunu incelemiştim.
-Bu alanı, yani üstünde yaşayan insanların olduğu bu alanı, gazete ilanıyla satışa dahi çıkarmışlardı.
-Vatandaş çaresizlik, belirsizlik içinde; onlar, ‘Bu alanı birilerine satalım, orada bir rant elde edilecek’ derdinde.
-İnsanların oradaki dertlerini, sıkıntılarını hiç dinlemeye bile tahammülleri yoktu. Biz göreve gelince, nasıl çözüm buluruz arayışı içinde olduk. Bazen makul yetki aşımının riskini dahi aldık.
-Yüzde 100 uzlaşı sağladık. Hiç kimseyi boş hayallerle de kandırmadık. Tüm engellemelere rağmen 18 ay içinde tüm sorunları çözüldü ve projenin temelini attık.
-İnşaatın başlamasının ardından, sürecin önüne yine engeller çıkarılmaya çalışsalar da özveriyle çalıştık.
“ENFLASYONDA VE FAİZDE ÇAĞ ATLADIK”
Tüm bunları zorlu ekonomik koşullar içinde gerçekleştirdiklerinin altını çizen İmamoğlu, şöyle konuştu:
-Dünyada, savaşın içinde olan ülkelerde dahi, bu kadar yüksek enflasyon, bu kadar yüksek faiz, insanların kendi ücretleri için, ‘Bugün birazcık rahatladım’ dediğinde, iki ay sonra bile inanılmaz yoksullaştığı, fakirleştiği, maliyet artışları dünyanın hiçbir yerinde yok.
-Ne yazık ki, dünyada, bir tek enflasyonda ve faizde bize çağ atlatan bir yönetimle karşı karşıyayız. Bir tek bu konuda ‘çağ atlattık’ sözü ya da ‘sıçradık’ sözü geçerli. Bu koşullarda, inşaat yapmak kolay bir iş değil.
-Bu koşullara rağmen, vatandaşımıza hiçbir mağduriyet yaşatmadık. Hükümetin ekonomi politikalarının faturasını, siz kıymetli hak sahiplerimizi ödetmeden, süreci çözüme kavuşturduk.
-‘Sizin evinizi 1 liraya mal edeceğiz’ derken, milletin cebinden bunun 20-30 katı çıkacak şekilde sistem yönetmeye gayret edenlerin ya da bu sistemi övenlerin yaptığı hatalardan anlıyoruz ki; ekonomiyi yönetemeyenler, kentsel dönüşümü de yönetemezler.
-Milletini mağdur ederler. Parasını pul ettikleri gibi, o alım gücü küçülen paralarının misli misli, kat kat fazlasını kentsel dönüşüm kavramı üzerinden ceplerinden söküp alırlar. Tabiri caizse hortumlarlar.
RAKİBİ KURUM’A ATIF YAPTI
Kendilerinin bu anlayışı tümden reddettiğini vurgulayan İmamoğlu, isim vermeden rakibi Murat Kurum’un sosyal medyada paylaşılan TOKİ mağduru vatandaşın kamerasını kapamaya çalıştığı görüntülere atıf yaptı.
İmamoğlu, “Bir yandan işsizlik, yoksulluk, pahalılık yaratırlarken, bir yandan kentsel dönüşüm mağdurlarını dinlemeye dahi tahammül edemiyorlar. Halkın sesinin duyulmasını istemedikleri için, vatandaşın kamerasını bile kapatabiliyorlar. İnanın ben diliyor ve istiyorum ki; ne biz, ne de bir tek yöneticim, böylesi bir duruma, hiçbir vatandaşın huzurunda düşmesin. Düşmeyecekler de. Bizim derdimiz, vatandaşın sıkıntısını çözme derdi” ifadelerini kullandı.
“KOMŞULARIMLA BİRLİKTE ‘PARK TEFTİŞİ’ YAPACAĞIM”
İmamoğlu, özetle şu ifadeleri kullandı:
-2018 yılında satılmaya çalışan bir alanda, yüzlerce vatandaşımızın sağlam, dirençli yuvalarına kavuşmasının gururu bir başka.
-Ben, o dönemde en az üç kez buraya geldim. Vatandaşın tepkisini duymak için de geldim.
-Temel atma töreninde bir feryat duymuştum. Birtakım yanlış yönlendirmelerle, insanlarımız kaygılanmıştı, tedirgin olmuştu. Onlara da kızmıyorum. Çünkü geçmişte kaygılanacakları birçok hatayı yönetimler yapmıştı. İster istemez bizi de aynı zannediyorlar. Biz öyle değiliz.
-İşte bu gördüğünüz alanda, bugünkü anahtar teslim töreninden sonra, arkadaşlarım hızlıca çok güzel bir park ve donatı alanı yapmaya başlayacaklar.
-Daha önce, ‘Yok orası kapanacak, site içinde kalacak’ cümlelerinin tam tersine, bu bölgede yaşayan herkesin keyifle kullanacağı, çok şık bir mahalle parkını da buraya hediye edecekler.
-Ben de 20-25 gün sonra geleceğim, ‘Bu park bitti mi’ diye komşularımla beraber teftişini yapacağım.
“ONLARI UYKUSUZ BIRAKMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
-Biz, bunun iyisini yapıyoruz. Bir başkası, ondan daha iyi yapmak için mücadele etsin; bizi aşağı bastırmak için değil. Biz, bunu söyledik: ‘Yahu deprem, işi kentsel dönüşüm birlikte mücadele işi. Kol kola, omuz omuza açılışlarını birlikte yapalım, temellerini birlikte atalım.’ Bizden mal kaçırır gibi davrananlar, meseleyi sadece şuraya koyuyorlar. Onlar şöyle: ‘Biz kazanalım.’ Ben de diyorum ki, ‘Ey milletim, siz kazanın.’ Milletimiz kazansın. Aramızdaki fark bu. O sadece ‘ben’ diyen, ‘biz’ diyen akıldan çıkıp, millet kazanacak.
-Bunu bir türlü öğretemedik. İnşallah İstanbulluların, ülkemizin insanının sevgisini, güvenini, takdirini hep birlikte kazanacağız. Bizim huzurumuz, güzel işler sayesinde arttıkça, kafamızı yastığa huzurla koydukça, başkalarının da uykuları kaçıyor. Bunu anlıyorum. Onları uykusuz bırakmaya devam edeceğiz.”
HAK SAHİPLERİNE ANAHTARLARINI TESLİM ETTİ
Konuşmasının ardından CHP Eyüpsultan Belediye Başkan adayı Mithat Bülent Özmen ve CHP Eyüpsultan İlçe Başkanı Doğan Sarıtaş’ı yanına davet eden İmamoğlu, ilçe sakinlerinden yerel seçimler için destek istedi.
Anahtar teslim törenine; CHP İstanbul milletvekili Yunus Emre, CHP PM üyeleri Ozan Işık, Turgay Özcan, Mahir Yüksel, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli ve KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt katıldı.
İmamoğlu, sembolik olarak 10 hak sahibine anahtarlarını teslim etti.

50 YILLIK MÜLKİYET SORUNUNU ÇÖZEN ÖDÜLLÜ PROJE
KİPTAŞ Genel Müdürü Kurt’un verdiği bilgilere göre; projenin yapıldığı alan, çarpık yapılaşma ve dayanıksız yapı stoku nedeniyle, 2016 yılında Bakanlar Kurulu tarafından riskli alan ilan edildi.
Arsa, önceki KİPTAŞ yönetimi tarafından 14 milyon 227 bin lira bedelle, üzerinde ikamet eden vatandaşlar varken satışa çıkarıldı. 2019’da göreve gelen İmamoğlu başkanlığındaki yeni yönetim, satış kararını iptal ederek, yerinde dönüşüm projesi için çalışmaya başladı.
Görüşmeler sonucunda her bir hak sahibi ile uzlaşıldı. Söz konusu bölgede depreme dayanıklı evler yapan KİPTAŞ, hak sahiplerine tapularını da vererek, 50 yıllık mülkiyet problemini çözmüş oldu.
Eyüpsultan Yeşilpınar Evleri; gayrimenkul sektörünün en prestijli yarışması Sign of the City Awards’ta “En İyi Kentsel Dönüşüm / Sağlıklaştırma Projesi” kategorisinde ödül kazandı.
]]>İmamoğlu, Eyüpsultan-Bayrampaşa Tramvay Hattı ve Sefaköy-Beylikdüz-TÜYAP Metro Hattı projelerinin 2024 Cumhurbaşkanlığı Yatırım Programı’na alınmamasına tepki gösterdi.
“MİLLETİMİZE BUNLARI ŞİKAYET EDECEĞİM”
İmamoğlu kararla ilgili şunları söyledi:
“Dün konuşma yaptım. Üsküdar’da yaptığımız temel atma töreninde ‘yatırım planını açıklayacaklar. İki önemli konumuz var orada. Bayrampaşa- Eyüpsultan tramvay hattımız ve Sefaköy- Beylikdüzü metro hattımız.
Bakın bunların kaynağı hazır. Yurt dışından temin ettiğimiz uygun ve uzun vadeli kredisi hazır. Bir tek ne biliyor musunuz? Yatırım planına alınması. Yatırım planı, devletin kaydına alınmak. Başka hiçbir katkısı yok.
Bizim alacağımız krediye bir kefaleti yok. Ya da bir katkıları yok. Bir onay, yatırım planını almak. Eninde sonunda verecekler. Vermek zorundalar.
Milletini cezalandıranı, millet sevmez. Bu milleti cezalandırıyorlar. Ben Eyüpsultan’da, Bayrampaşa’da, Beylikdüzü’nde, Avcılar’da, Büyükçekmece’de, Başakşehir’de, Küçükçekmece’de hatta Bakırköy’de hatta Bahçelievler’de milletimize bunları şikayet edeceğim” dedi.
“DOMİNO TAŞI GİBİ ÇÖZÜLECEKLER”
İmamoğlu şöyle devam etti:
“Millet, kendisine verilecek hizmeti engelleyeni sevmez. Dün bunu yatırım planına almayan insanların İstanbul halkına borçları var. Ben bizzat Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısına bunu özenli bir biçimde telefonda ilettim.
Kendisine bunun uzunca ne kadar önemli olduğunu, hangi kuruluşlardan kredilerinin temin edildiğini, ön protokollerinin yapıldığını, ne kadar milyon insana hizmet edeceğini yazıyla da bildirdim.
Hem sözlü, hem yazılı bunun ne kadar önemli olduğunu anlattım. Neredeyse bir buçuk ay önce. Şimdi yatırım planının alınmaması… Listeye ekliyorsunuz. Listenin altına iki satır daha ekliyorsunuz. Çok acayip bir durum.
Bunlar seçim için her şey mubahtır anlayışının en fanatik bireyleri. Ama tekrar söylüyorum; bunları mazeret olsun diye de anlatmıyorum. Bunlar öyle bir domino taşı gibi çözülecek ki göreceksiniz.
16 milyon insanımızın baskın kuvveti, iradesine set vurulamaz anlayışı göreceksiniz hem sandıkta karşılığını bulacak, o sandıktan çıkan o gücün de karşısında bütün bu çektirilen sıkıntıların zulümlerin tam tersine hareket etmek zorunda kalacaklar.
Ben bu tutum ve tavrından dolayı kim buna mani oluyorsa kınıyorum. İstanbul halkı adına kınıyorum. Bu yanlışı düzeltmeleri için de acilen çağrı yapıyorum.
Bırakın İstanbul’un Sefaköy’den başlayıp Beylikdüzü’ne giden hem metrobüs hattını hafifleten, hem metroyla beraber İstanbul’un batısını bütün İstanbul’a bağlayan hem de Eyüpsultan’ı Bayrampaşa halkını bu hizmetten mağdur etmeyin diyerek şikayetimi yapıyorum.”
“UMARIM BU YANLIŞTAN DÖNERLER”
İmamoğlu, yatırım planına ara dönemde ilaveler yapılabildiğine dikkat çekerek “ Daha önce uygulamaları yaşandı. Bu yanlışlarından istedikleri zaman dönebilirler. Sadece ocak ayında açıklanacak diye bir kural yok. Sefaköy- Beylikdüzü süreci neredeyse artık bir buçuk senesini buldu. Her geçen zaman ihaleyi geciktiriyor. İhaleyi geciktirince süreçler istediğimiz düzlemde ilerleyemiyor. Biz bunu Türkiye’de yatırımlar yapan, Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası’nı açıklayamıyoruz bile. Onlar da niçin diyorlar. ‘Her şeyiniz tamam. Uluslararası düzeyde biz de inceledik, baktık, her şey on numara. Niçin?’ diye soruyorlar. Utanç verici. Umarım bu yanlıştan dönerler” dedi.
KURUM’A: ALIŞMAK İÇİN ZAMANA İHTİYACI VAR
Gazetecilerin Cumhur İttifakı’nın İBB adayı Murat Kurum’un sosyal medyada paylaşılan bir videoda TOKİ mağduru bir vatandaşı dinlemeyip kamera kapatmaya çalışması ile ilgili sorusu üzerine İmamoğlu şöyle konuştu:
“Toplumla yüz yüze gelmek, onlarla hasbihal etmek her zaman burun buruna sohbet etmek tabii biraz alışkanlık ister. Alışmak için biraz zamana ihtiyacı ar. Yani o diyalog biçimi kolay değildir. Sabır kolay değildir. Biraz zamana ihtiyacı var.
Bir alışma dönemi yaşayacak. Zaten herhalde o kadar yaşayacak. Ondan sonra 31 Mart’tan sonra görev yerine geri döner” karşılığını verdi.
Yine Kurum’a Beykoz’da evi yıkılan bir vatandaşın 5 yıldır İBB’nin kentsel dönüşüm yapmasını beklediğini söylediği görüntülerin hatırlatılması üzerine de “Ben ilk gün sordurdum; ‘Yıktığınız ve beklettiğiniz bir yer var mı’ diye. Böyle bir yer yok. O hanımefendiye çağrı yapıyorum, lütfen bizi arayın.
Ben tatilde değilim, İstanbul’dayım. Kendisini bekliyorum. Bizi arasın. Bakalım binası neredeymiş? Beni herkes bulabiliyor. O da muhtemelen tak diye bulabilir. Bizi lütfen arasın. Beni eğer bir gün içinde aramazsa bu işin sağlam bir kurgu olduğuna inanacağım yoksa…”
]]>“BAZEN ACIYI BİLE BÖLÜYORUZ”
Kura törenine katılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, konuşmasının başında Pençe- Kilit operasyon bölgesinde şehit düşen 9 askere rahmet diledi. İmamoğlu şunları söyledi:
“Ne yazık ki hepimizin evine ulaşan acı haberle sarsıldık. Bu ülkenin pırıl pırıl genç evlatlarını, askerlerimizi şehit vermek elbette hepimizi üzüyor. Ben başta bir baba olarak üzülüyorum. Hepimizin evlatları bugün eğer yaşamlarını sürdürüyorsa, şehitlerimizin mücadelesi sayesinde. Biz bazen acıyı bile bölüyoruz. Şehitlerimizin verdiğimiz anlarda bile bu işi dönem dönem siyasetin bir parçası haline getirme çabalarını yaşıyoruz. Bu bizi büklüm büklüm ediyor, parçalıyor. Bu milletin hiçbir ferdinin bazı şeylerde duygu farklılığı olamaz. Bu milletin bayrağı, bu milletin vatanı, bu milletin birliği, beraberliği, bütünlüğü cennet vatanı hep birlikte var ettik. Hepimizin evinde şehit de var, gazi de var.”
“DEPREM DE BEKA SORUNU”
Depremin de bu ülke için bir beka sorunu olduğunu vurgulayan İmamoğlu 10 binlerce kişinin hayatını kaybettiği 6 Şubat depremlerinin birinci yılına girmek üzere olduğunu söyledi. İmamoğlu milyonlarca kişinin de deprem bölgesinde hala çözüm bekleyen derin sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade etti.
İstanbul’da beklenen depremin de bir beka sorunu olduğunun altını çizen İmamoğlu “Deprem, büyük bir tehlike olarak kapıda beklemektedir. Depremin ne zaman olacağını, kaç şiddetinde olacağına hiçbir etkimiz olamıyor. Bu doğanın bir gereği. İstanbul’da da yaklaşık 250 senede bir yüksek şiddette deprem oluyor. Ve biz aslında şu anda o devinimin, o dönemin ucunda yaşayan insanlarız İstanbul’da. Dolayısıyla bunu konuşmayalım. Bayılıyoruz bunu televizyonda bunun konuşulmasına. Ne zaman olacak? Şiddeti ne olacak? Zannediyoruz çok konuşulunca bir 20-30 sene daha ileri gidecek veya şiddeti biraz aşağıya düşecek” diye konuştu.

“İSTANBUL YÜZDE 60’INI ÜRETİYOR”
Riskli yapılarla ilgili çözüm bulunması gerektiğini ifade eden İmamoğlu, bu çözümün de kamu kurumları, halk ve sektör bileşenleriyle birlikte ortak akılla bulunabileceğini söyledi. İmamoğlu “Bu iş bütünlükçü bir hareket istiyor. Niçin beka sorunu biliyor musunuz? İstanbul ve çevresinin bu ülkenin gayr safi milli hasılasının yüzde 60’ını ürettiğini unutmayalım. Yani İstanbul aslında belli bölgelere, depreme ya da bir afete koşan, yetişir, çözüm de bulur. Ama İstanbul’a çözüm bulmak kolay değildir. Bu bakımdan en az hasarla en hafif haliyle inşallah Allah’ımıza dua ediyoruz; hep birlikte çalışarak başaracağımıza da inanıyoruz. Kimsenin burnunun kanamayacağı şekliyle depremleri atlatabilmenin yolunu çizmeli ve çözümlerini bulmalıyız” dedi.
“UTANÇ DUYMALIYIZ”
Kısa süre önce Japonya’da 7.6 şiddetinde meydana gelen depremde büyük bir can kaybı ya da trajik bir görüntü yaşanmadığına dikkat çeken İmamoğlu “Raporunu istedim. Biz bunu niçin yapmayalım? Niçin yapamayız. Yaparız. Şili yapmış, Arjantin yapmış. Biz yapamayacağız… Olmaz. Utanç duymalıyız. Bu işin elimize, yüzümüze, gözümüze bulaştırmayalım. Birlikte konuşalım. Birlikte çözüm bulalım. Hep beraber yapalım” dedi.

“250 MİLYON METREKÜP ENKAZ ÇIKACAK”
İmamoğlu “Bu şehirde Allah korusun bir deprem olduğunda 250 milyon metreküpün üzerinde enkaz çıkacak. Enkazın kaldırılmasının yükünü düşünün” diyerek yaptıkları lojistik yatırımlarını anlattı. İmamoğlu “Beka sorunu dediğimiz ekonomik olarak çok büyük zora sokacak olan bu deprem sürecine dair mücadelemizin gerçekten topyekun verilmesi ve devletimizin, milletimizin asla diz çökmemesi için birlikte hareket etmeli ve çözümler bulmalıyız” dedi.
“MİLLET İSTANBUL’A İHANET EDENLERİ SEVMEZ”
2019 yılında göreve geldiklerinden beri bir şahsın, şirketin ya da bir grubun özel çıkarı uğruna bir tek parsele özel imar çıkarılmasına izin vermediklerini vurgulayan İmamoğlu şunları söyledi:
“Böyle bir teklifi meclise asla getirmedik. O büyükşehir belediyesinin koridorlarını ben siyaset yaşamım ve belediye başkanlığı dönemlerinden dolayı yaklaşık 15 yıldır bilirim. Parsel bazında bir kişinin, bir grubun imar artışı meselesinde oralarda bu işin nasıl takip edildiğini ve adımlar atıldığını bilirim. Biz yapmadık, yaptırmadık, yaptırmayacağız. Bakın bu önemli. Bu şehre bir bütün bakmazsak bu millet nasıl yaşayacak? Mahalleler nasıl oluşacak? Evler nasıl bir araya gelecek? O evlerin okulları, sağlık ocakları, hastaneleri nasıl tasarlanacak meselesine bir bütün olarak bakmayı başaramazsak bu kadim şehri Fatih Sultan Mehmet’in, Mustafa Kemal Atatürk’ün bize emaneti İstanbul’a ihanet ederiz. Zaten bizden önce yönetenler çıkıp dediler ki; ‘Biz İstanbul’a ihanet ettik.’ Onun için millet İstanbul’a ihanet edeni sevmez. Biz bu tarz yapılaşmalara, imarlaşmalara, kaçak yapılara, işgallere asla göz yummadık yummayacağız. Kamuya ait alanlar, koruma alanları, su havzaları bizim için hassas bölgeler oldu, olmaya devam edecek.”
İSİM VERMEDEN RAKİBİ KURUM’U ELEŞTİRDİ
Karanfilköy’de gerçekleştirdikleri kentsel dönüşüme yönelik “rantı yüksek, çözümü kolay oldu” eleştirilerine Fikirtepe örneği ile yanıt verdi. İsim vermeden rakibi olan eski Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’u hedef aldı. İmamoğlu şunları kaydetti:
“Fikirtepe’ye ister D100 karayolundan gelirken bakın, ister 1. Köprü’yü geçtikten sonra aşağı inerken bakın, ister Harem’den gelirken bakın. Göreceğiniz tek şey kocaman bir beton blok duvar. Fikirtepe, fikirleşmeden gelir. Osmanlı döneminde aydınlanmanın en çok hissedildiği, konuşulduğu, sohbet edildiği mekanların olduğu Fikirtepe ne yazık ki ismine de yakışmayacak, İstanbul’a da yakışmayacak, Kadıköy’e de yakışmayacak bir pozisyona evrildi. Ben meslek yaşamımdan biliyorum. 2000’lerin başından itibaren Fikirtepe tartışması başlatıldı. Neler yapılmadı? Ben biliyorum uzaktan izledim. Kulak misafiri oldum. Gizli emsal artışları, gizli pazarlıklar, o zamanın büyükşehir belediyesi TOKİ, Emlak Konut, Şehircilik Bakanlığı dönem denen bu işe alet edildi. Ve kötü bir iş çıktı ortaya. Evini gecekondusunu veren gariban vatandaşımın hiçbirisi mutlu değil. Müteahhit mutlu değil, o da battı. Devlet de kurumlar da mutlu değil. Belki bilmediğimiz bir avuç insan mutlu. Onu da ben takip edecek değilim. Bu acı durumun yaşanmasının sebepleri var.

(Fikirtepe şu anda bu halde)
Gelelim Karanfilköy’e. 50 yıllık geçmişi var, kimse çözüm bulmadı. Her şey şeffaf yaptık. Bazıları şaşırdı, bu kadar şeffaf olmanın arkasında ne var diye. Arkasında bir tek şey var, bizim gönlümüzdeki iyi niyet var. Vatandaşımızın kazandığı yerde biz varız. Onların kaybettiği yerde biz yokuz. Ya da bir avuç insanın kazandığı yerde biz yokuz. Milletin kazandığı yerde biz varız. Bu kadar net. Vatandaşa rağmen, bilime, ortak akla rağmen iş yapılmaz. Güzel bir iş çıktı ortaya. Fikirtepe’yi alıp koyun bir maket olarak sol tarafa, Karanfilköy’ü koyun maket olarak sağ tarafa. Bütün İstanbullular seyretsin. İstanbul’un geleceğini kime emanet edeceğine de oradan karar versin.”

(Karanfilköy’de kentsel dönüşüm çalışmaları devam ediyor)
“İSTANBULLU TEMSİLCİYE OY VERMEZ”
İmamoğlu, Karanfilköy’deki kentsel dönüşümden yaratılan kaynakla Sarıyer Büyükdere Fidanlığı’nın ve Büyükada’daki otel ve plajın İstanbul’a kazandırıldığını anlattı. İmamoğlu “Övünç ile söyleyeyim biz olmasaydık 20-25 yıl daha burada uğraşırdınız. Bütün arkadaşlarıma söyledim. Yapacağınız her işi milletin huzurunda yapın. Bizim hiçbir gizli işimiz olamaz. Biz yaşamımızı bu işe vakfettik, kendimizi İstanbul’a da mühürledik kardeşim. Bu şehir, temsilciye değil, birinden izin alarak hareket edecek kişilere değil, 16 milyon insandan talimat alan, onların arzularını, isteklerini yerine getirene oy verir. Temsilciye oy vermez. İstanbul’un yönetim koltuğu, kumanda koltuğu önemlidir. O koltuğa oturan milletini dinleyecek, tam yol ileri diyecek. Tam yol ileri derken dönüp arkaya ‘acaba o ne der?’ diye korkarak bakıyorsa o İstanbul’un koltuğunda oturmasın” dedi.
“BU BİZİM MİLLİ MESELEMİZ”
Kentsel dönüşümde kamu kaynaklarının İBB’den uzak tutulduğunu da söyleyen İmamoğlu “Bazı bankaların bu sürece destek olmalarını hala sağlayabilmiş değiller. Ama biz çözüm üreteceğiz. Ama yüzlerine de vuracağız; ‘bu millete niçin yardımcı olmuyorsunuz’ diye yüzüne vuracağız. Ama yolumuza da devam edeceğiz. Çözüm bulacağız. Kaynak üreteceğiz. Sektörün bileşenleriyle vade farksız, fiyatı artmaksızın iş yaptıracakları sistemler sunacağız. İnsanlarımızı yaşamlarını yitirmeyecekleri, depremden korkmayacakları yuvalarına kavuşturacağız. Bu bizim milli bir meselemizdir. Milli bir sorundur. Çözümü için de gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

“GEÇMİŞTE EKSİKLİK VARDI”
İmamoğlu, “Cemevlerimize ne yapıyorsak, sorumluluğumuz gereği yapıyoruz. Bu, bizim için ekstra bir durum değil, olması gereken. Geçmişte eksiklik vardı, şimdi tamamlamaya gayret ediyoruz. Daha da yapacaklarımız var. Keşke bu iş daha da düzenli hale gelse. Cemevlerimizin bir kısım problemlerini, sıkıntılarını biliyoruz. Çözebildiklerimiz var, çözebileceklerimizle ilgili attığımız adımlar var. Bir de tabii daha genel olarak çözülmesi gereken sorunları var cemevlerimizin. Bu bağlamda, biz hem yönetim olarak hem siyasi yol arkadaşlarımızla birlikte son derece hassasız. Eksikleri tariflemiştiniz. Çoğunun bitmiş olması sevindirici. Diğerlerin de arkadaşlarım toparlarlar” dedi.

“KATKI SUNACAĞINIZ HER BİR BRİKETİ, ALEVİLERİN GÖNLÜNE KURULMUŞ SAYIYORUZ”
Alibeyköy Cemevi’nin bölgenin en büyük cemevi olduğunu ve bağışlarla yapıldığını aktaran dede Güzelgül de duygularını şu sözlerle dile getirdi:
* “Ama artık kalan işler için halkın da gücü kalmadı. Sizlerin buraya katkı sunacağı her bir briketi, Alevilerin gönlüne kurulmuş sayıyoruz. Bugüne kadar Alevilerin İstanbul’da yoğunlukta yaşamasına rağmen, hiçbir şey göremedik. Sizlere ve yönetiminize sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz. Sizin de hizmetleriniz daim olsun. Geçen seçimde de bir araya gelmiştik. Yine dua istemiştiniz. (İmamoğlu: Duayı hep istiyoruz.) İnşallah tekrar başaracağız hep birlikte. Birlik önemli, sevgi önemli, güzel ahlak önemli. Zaten bütün kültürler, bütün inançlar, güzel ahlak ve sevgi üzerine var olmuş, varlığını onun üzerinde sürdürüyor. Olması gereken de budur. Bu da sizlerde mevcuttur. Yönetiminizde de mevcuttur. Sağ olsunlar, bizi yalnız bırakmadılar.”

“KUSURA BAKMAYIN” DİYEREK VATANDAŞLARA HİTAP ETTİ
İmamoğlu, cemevi binası incelemesini tamamladıktan sonra, ibadethane bahçesinde kendisini bekleyen kalabalık bir vatandaş topluluğuna kısa bir konuşma yaptı. Sözlerine, “Kusura bakmayın” diyerek başlayan İmamoğlu, şunları söyledi:
* “Ben aslında, burada yapılan hizmetlerle ilgili bilgi almaya geldim. Hem Sayayolu Caddesi’ni, yapılan işle ilgili kontrolünü yapacaktım hem de geçen, 1,5 ay önce, Hüseyin Dede’mizin cemevi ile ilgili istekleri olmuştu, ekiplerimizi yönlendirmiştik. Aslında bugün benim buraya bir şantiye ziyaretim söz konusuydu ama teveccühte bulundunuz ve buraya eşlik ettiniz. Gördüğümüz kadarıyla, işler yolunda gidiyor. Yaptığımız iş, milletin işi. Milletin işini, milletten gizleyerek yapamazsınız.
* Tam aksine onlarla konuşarak, onlarla düşünerek yürüyoruz. Her aklı önemsiyoruz. Bu aklın, tek kişilik aklın fayda vermeyeceğini, milletin aklıyla hareket etmenin, bu milleti en güzel günlere kavuşturacağını biliyoruz. Milletimizin bir ferdini bile dert edinmeyi, hangi inançta, hangi yaşam biçiminde olursa olsun, her yaşam biçimine, her inanca saygılı olmak bizim temel şartımızdır. Onlara hizmet etmek temel şartımızdır. Tabii şimdi seçim yaklaşıyor. Yine geleceğiz.
* Seçime dönük düşüncelerimizi Eyüpsultan, diğer ilçeler, cemevlerimiz, diğer ibadethaneler… Neresi olursa olsun; gideceğiz, vatandaşımızla dertleşeceğiz, dertlerimizi anlatacağız. Bugünü lütfen bir şantiye ziyareti gibi kabul edin. Yapılan bir kısım işlerin cemevindeki kontrolü gibi kabul edin lütfen. Daha sonra geleceğiz, şikayetleri dinleyeceğiz, çözümlerimizi anlatacağız. Sizlerin arasında yine yerel seçime doğru duygu ve düşüncelerimizi paylaşıyor olacağız.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki KİPTAŞ’ın, “İstanbul Yenileniyor” projesi kapsamında 14 Nisan 2023’te temelini attığı, yaklaşık bin 200 kişinin yaşadığı Kartal Kaper Sitesi’ndeki hak sahiplerinin yaşayacağı daireleri belirlemek üzere noter huzurunda kura çekimi yaptı.
“BİR HANEYİ DÖNÜŞTÜRMEK DÖRT CANI KURTARACAK”
Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen kura törenine İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile birlikte CHP Genel Başkan Yardımcısı Volkan Demir, CHP Parti Meclisi Üyeleri Mahir Yüksel, Cem Aydın, Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel ve KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt da katıldı. Kura çekiminden önce konuşan İmamoğlu “Türkiye’de hane halkının ortalamasını 4 kabul edebiliriz. Bir haneyi bile dönüştürmenin 4 canı kurtaracağı çok net. Allah korusun, Allah gecinden versin İstanbul’da deprem meselesi hepimizin kabusu. Allah gecinden versin diyoruz çünkü tarihsel süreçte doğanın ortaya koyduğu bir gerçekle depremin olmaması diye bir kavram yok, olacak. Ama geç olması duamız çünkü ne yazık ki çok eksiğimiz var. Yani yapmamız gereken, başarmamız gereken ve sonuçlandırmamız gereken çok işimiz var” dedi.

“HİÇBİR GAYRETİ KÜÇÜMSEMİYORUM”
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıkıcı etkilerine dikkat çeken İmamoğlu “1999 depremiyle tekrar deprem gerçeğiyle sarsıldık ve bunun bir gerçek olduğunu, var olacağını ve can aldığını gördük. O günde beni de İstanbul’da herkes bir gayret içerisinde. Hiçbir gayreti küçümsemiyorum. O dönemin hükümetinden başlayın, sonraki hükümetler, yöneticiler aynı zamanda belediye başkanları, hem o dönemim partileri, hem sonraki dönem hizmet edenler, bizler hep birlikte hizmet ediyoruz. Bu hizmetin yok sayılması mümkün değil ama eksiklerimizi görmek, hatalarımızı görmek ve ona göre de bir yol yürüyüş biçimini ortaya koymakla da yükümlüyüz” dedi.
“80 SENE DE GEÇSE TAMAMLAYAMAYIZ”
“1999 yılından bugüne yürüdüğümüz hız ile hareket edersek 80 sene de geçse İstanbul’un dönüşümünü tamamlayamıyoruz” tespitini yapan İmamoğlu şöyle devam etti:
– O zaman başka bir şey yapmamız lazım. Hızlı hareket etmemiz lazım. Ve zaman kaybetmememiz lazım. Bu büyük bir seferberlik aslında bahsettiğimiz şey. Kaper Sitesi bile 2017’de riskli yapı ilan ediliyor.2019’da yıkılıyor. Anlaştım denirken olmuyor. Yeniden başlanıyor. Şimdi tabii hızla inşaatı devam ediyor. 2023 yılındayız, muhtemelen inşaatın 1.5-2 yılı var. 2 yıl daha üstüne koyarsak 2025. Yani 8 sene. Bunlar çok uzun süreler. Bu işler böyle olmayacak. Hızlı olmak zorunda. Ben her birinizin yuvası sağlam olursa kafamı yastığıma rahat koyabilirim.
“GÖRÜYORUM, AYIPLIYORUM”
Bütün bunlar için kanuna ihtiyaç olduğuna vurgu yapan İmamoğlu, şunları söyledi:
– Hukuksal bir zemine ihtiyacımız var. Türkiye’nin bütün kurum ve kuruluşları bir arada hareket etmeli. Kamu bankaları kapıların ardına kadar açmalı. Allah aşkına bu işin partisi olur mu? Bu işin partisi olmaz. Bu işin siyaseti hiç olmaz. Burada yaşayan her vatandaşımız bizim için kıymetli. Bu alanda beraber üretelim, iş birliği yapalım. Çıkalım milletin huzuruna ‘biz beraber yaptık’ diyelim. Birbirimizi alkışlayalım, ellerimizi tutalım, ayağa kaldıralım. Böyle olmalı. İş böyle yürümedi ama. Yürümemesi için de gayret sarf ediliyor. Ben bunu görüyorum. Ayıplıyorum. Ama yine de bunu ısrarla söyleyeceğiz.
– Hep birlikte bu işi beraber çözelim, beraber üretelim. Bu yasal zemini birlikte oluşturalım. İstanbul şehrini yok saymadan, ilçe belediyesini yok saymadan hep birlikte kotararak, kamu bankalarının kaynaklarında KİPTAŞ’ı kenara iterek değil. Kiptaş parayı alıp cebine koymuyor ki. Vatandaş adına inşaata harcayacak. Biz başka kaynak bulur muyuz? Onu da buluruz. Ama biz diyoruz ki, o kaynağı da bulalım, devletimizin kaynağını da kullanalım. Hep birlikte ayağa kaldıralım İstanbul’u. Bir an önce insanların kaygılarını, yaşadığı binalarda giderelim.

“HIZLI TARAMA YÖNTEMİNİ KÜÇÜMSEDİLER”
İstanbul’da uyguladıkları hızlı tarama yöntemini bakanlığa da önerdiklerini ama bu çalışmanın küçümsendiğini ifade eden İmamoğlu “Uzaktan seyreden bir takım tavırlara sahipler ama aslında biz hızlı taramayla insanların evlerinin durumunu bir ön tespitini yapıyoruz. Tabiri caizse sıkıntı varsa binanın kapısını sert çalıyoruz. 113 bin binayı ziyaret edip 35 binini inceledik. Bütün bunları liyakatle yaptık” dedi.
“BİZİM BU DÖNEM GİTMEYE NİYETİMİZ YOK”
İmamoğlu seçim dönemi yaklaşırken açıklanan sosyal konut projelerine işaret ederek şunları dile getirdi:
– Bazen ben bile utanıyorum. Niye utanıyorum? 300 bin sosyal konut, 400 bin sosyal konut, 500 bin falan… Bunlar havada uçuşuyor. Bunlara gerek yok. Seçim yaklaşıyor diye özellikle İstanbul manşeti atılarak bu iş yapılıyor. Sanki İstanbul Patagonya’da bir yer. İstanbul hepimizin. İstanbul’da bir belediye başkanı var. Bir Allah’ın günü ‘sizin masanız ayrı, bizim masanız ayrı’ dedik mi? Demeyiz. İstanbul belediye başkanlığı kimin? Milletin, 16 milyon insanın. Seçimle gelir, yarın da gider. Bizim bu dönem gitmeye niyetimiz yok, onu söyleyeyim de… Kurumlar bizim. Biz orada beraber çalışacağız. Millet bizi bir arada çalışırken gördü mü mutlu olur. Seçimden önce ‘vay işte biz orada Ekrem İmamoğlu’nu azıcık aşağı nasıl basarız?’ vesaire gibi hamleler, şunlar, bunlar…. Çok önemli değil. Biz işimize bakacağız. İlk günden beri bu işin partisinin olmadığını söyledik. Hep beraber çalışmayı öğrenmeliyiz. Bunu yasaya bağlamalıyız.
“BUNLAR HALKÇI ÇÖZÜMLER DEĞİL”
Göreve geldiklerinden beri deprem için tek çatı altında birlikte çalışılacak bir sistem kurulmasını önerdiklerini hatırlatan İmamoğlu “İstanbul Deprem Başkanlığı, İstanbul Deprem Konseyi, İstanbul Deprem Heyeti, adına ne dersek diyelim bir çatı altında çalışmamız gerektiğini önerdik. Öyle bir yapı kurardık ki örneğin Kaper sitesinin 3 yıl beklemesine gerek kalmaz bir günde karar çıkardı. Buna hiç kulak asmıyorlar. Ama bir tane Kanal İstanbul yapacağız diye gecelerini, gündüzlerini o işle meşgul edebiliyorlar. Niye? Orada birilerinin arsası var. O işi bırakın, milletin işini çözelim. İstanbul’da askeri alanlar tek tek imara açıldı, büyükşehir belediyesi yok sayılarak. Yüzde 85’i lüks konut oldu. Yanına yaklaşamazsınız. 15-20 milyondan aşağıya konut bulamazsınız orada. Bunlar halkçı çözümler değil. Biz halkçı çözümler üretirsek bu milleti mutlu edebiliriz” dedi.

“BEN SİZİN EMANETÇİNİZİM”
İmamoğlu yerel seçim mesajı da vererek şunları söyledi:
– Sizlerin oylarınıza talibiz. Ama her şeyden önce gönlünüzdeki sevgiye talibiz, oy verseniz de vermeseniz de. Oy peşinden gelir. Önce ona talibiz. Bize vereceğiniz her oy bizi daha güçlü kılacak. Daha çok iş üreteceğiz, göreceksiniz. Ve vatandaşımızın beklediği huzur, güven ortamını daha fazla yaşatacağız size. Kiptaş’ın size ait bir şirket olduğunu size göstereceğiz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin size ait belediye olduğunu göstereceğiz. Ben sizin emanetçinizim. Bir kuruşunuza bile sahip çıkan emanetçinizim, benimle çalışan her arkadaşım öyle olacak. Ve devletin, milletin parası, hijyenik yönetilecek. Kimsenin eli değmeyecek. Böyle olunca Allah şahittir ki bereketi bol oluyor. Bizim bütçemiz bereketli kardeşim. İsrafa, ranta, milletin parasını çarçur etmeye son. Huzura, berekete, insanını korumaya devam. Bu şekilde yolumuza tam gaz devam edeceğiz.
Konuşmaların ardından, Bakırköy 23. Noter başkatibi Nurettin Aytekin’in gözetiminde daire çekilişlerine geçildi. Dairesi için kura çekecek ilk üç hak sahibi, İmamoğlu, Yüksel ve Kurt’un çektiği kuralarla belli oldu.
2017’DE RİSKLİ YAPI İLAN EDİLMİŞTİ
Kartal ilçesinin Hürriyet Mahallesi’nde 1988 yılı öncesinde yapılmış Kaper Sitesi, 2017 yılında riskli yapı ilan edildi. 16 blok 292 konut bağımsız birimden oluşan bin 200 kişinin yaşadığı Kaper Sitesi’nin hak sahipleri riskli yapılarını güvenli konutlara dönüştürebilmek için yıllarca çözüm aradı. Dönüşüm için müteahhitle anlaşıldı ve 2019 yılında binalar yıkıldı. Ancak yıkımdan sonra mevzuat değişiklikleri ile süreç tıkandı. Mağdur olan hak sahipleri 2021 yılında çözüm için KİPTAŞ’ın “İstanbul Yenileniyor” projesine başvurdu. Anlaşma sağlandı ve 14 Nisan 2023’te temel atıldı.
]]>Ardından basın mensuplarına açıklama yaptı. İmamoğlu “Büyükada Nizam Cami depreme dayanıklı olmadığı tespit edilmiş, ibadeti yoğun olan bir camimizdi. Bu tespitten sonra buranın yıkılması gerekiyordu. Yerine, özenli bir tasarımla hem çevreyle uyumlu hem Adalar’ın güzel coğrafyasına mesaj verebilen bir tasarımla mimarlarımız yola çıktılar ve güzel bir biçimde buraya yerleştirilen, güçlü bir statik yapısıyla depreme dayanıklı, hem estetik hem farklı fonksiyonları da olan bir camimizi bitirdik” dedi.
“İNSANLAR CAMİDE EŞİTLENİR”
Camide taziye evi ve aş evi de bulunduğunu dile getiren İmamoğlu “Camilerimiz çok önemli. Buralarda insanlar caminin içine girdiği anda her yönüyle eşitlenirler ve yan yana bir safta dualarını ederler. Yaradanına sığınırlar. Böylesi maneviyatı yüksek olan camilerimizin de her yönüyle topluma sağlıklı ve güzel mesajlar verebilmesini hep önemsemişimdir. Tarih boyunca İstanbul’da var olan çok önemli, çok kıdemli, çok farklı izleri olabilen, mimarlık eserleri var. Ama yanı sıra bazen mahalle içinde, bazen bir sokakta oranın yaşayanların ihtiyacını görecek boyutta, naif, çevresiyle uyumlu, çevreci ve çok nadide eserler de var. Geçmişten bugüne hem Osmanlı döneminin hem Cumhuriyet döneminin bu anlamda çok güzel eserlerini İstanbul’umuzda görebilirsiniz” diye konuştu.
BARIŞ MESAJI
Büyükada’nın bütün inançların bir arada yaşadığı çok özel bir coğrafya olduğunu belirten İmamoğlu “Burada sonsuz bir saygıyı görürsünüz. Her inançtan insanın birbirine olan sevgisini ve komşuluğunu, hemşeriliğini yaşarsınız. Bu bağlamda da bugün bu açılan camiye gelirken her cemaatten, her inançtan insan bizimle selamlaştılar ve bir arada buraya geldik. Lokmayı da bizlerle birlikte paylaştılar. İstanbul’un Adalar gibi çok farklı semtleri ve mahalleleri de var bu yönüyle. O bakımdan bu caminin bütün komşularıyla, bütün inançlarıyla birlikte Adalar’da açılması da bizim için çok çok kıymetli, çok güçlü mesajlar içeren, dünya barışına, dünya huzuruna da buradan çok önemli göndermeler yapabilen bir açılıştır” dedi.
“YIL BİTMETDEN AÇIKLANMASINI UMUT EDİYORUM”
Gazetecilerin CHP’nin Pendik ve Fatih belediye başkan adaylarının açıklanmasını hatırlatarak İstanbul’daki diğer adayların ne zaman açıklanacağını sorması üzerine İmamoğlu şunları kaydetti:
“Hem genel merkezimizde hem İstanbul İl Başkanlığımızda ve elbetteki bizim büyükşehir belediyemiz olarak geçirdiğimiz 4.5-5 yıldaki deneyimlerimizi de aktardığımız çalışma merkezleri var. Bu anlamda çok hassas ilerlendiğini biliyorum.
Her yerde hem vatandaşlarımızla iyi diyalog kurabileceğine inandığımız güçlü adayların oluşması yönünde çalışan heyetler söz konusu ve aynı zamanda tabii ki sonrasında güçlü bir yönetim kabiliyetini bütün İstanbul’a yaygınlaştıracak bir tasarım içerisinde olduğunu biliyorum, partimizin kurumlarının.
Dün itibariyle de Parti Meclisimizin takdiriyle İstanbul’da Fatih’te Mahir Polat arkadaşımız, Pendik’te de Tarık Balyalı arkadaşımız adaylığa layık görüldüler. Kendilerine başarılar diliyorum.
Umut ederim ki çok geçmeden, yıl bitmeden, bu 3 ayın en güçlü şekliyle kampanyada değerlendirildiği ki; bu anlamda CHP’nin yönetmediği ama çok büyük nüfusa sahip ilçeleri de ayrıca çok önemsiyorum. Hızlıca adaylar belirlenir.
Bu yönde çalışmaların sürdüğünü biliyorum. Bu hassasiyetle süreci yöneten bütün kurumlarımıza, il başkanlığımıza, Parti Meclisimize ve elbette ki çok kıymetli Genel Başkanımız sayın Özgür Özel’e İstanbul adına teşekkür ediyorum.”
]]>