Bu tarihi anlaşma, 14 Aralık 2000’de Barcelona yöneticisi Carles Rexach’ın, o dönem 13 yaşında olan Messi ile sözleşme imzalamak istemesiyle yapıldı.
Messi, Eylül 2000’de Barcelona ile geçirdiği iki haftalık deneme sürecinde oldukça etkileyici bir performans sergilemişti. Ancak kulüp, o dönemde genç ve Avrupa dışından gelen bir oyuncuyla sözleşme yapma konusunda tereddüt ediyordu.
Messi’nin memleketi Rosario’ya dönmesinden ve Barcelona’nın imzasını kaçırmasından endişelenen Rexach, genç yetenek konusunda kararlıydı.
Gaggioli, geçen yıl The Athletic’e verdiği demeçte, Aralık 2000’de Rexach’a Messi’yi transfer edememeleri halinde genç oyuncunun Real Madrid de dahil olmak üzere başka kulüplere teklif edileceğini söylediğini belirtti.

PEÇETE ÜZERİNE ATILAN İMZA
Rexach, Messi ile ilgili nihai kararı vermek için Gaggioli’yi Barselona’da bir akşam yemeğine davet etti. Ancak bir sorun vardı: Rexach’ın resmi bir sözleşme hazırlayacak ya da yazdıracak zamanı yoktu.
Bu nedenle, yasal olarak bağlayıcı olacak bir belge için imzalara ihtiyaç duydu ve sözleşmeyi peçete üzerine yazdı.
Rexach, o dönem 13 yaşında olan Messi ile sözleşme yapmak için bir peçete üzerine “14 Aralık 2000 tarihinde Barselona’da, beyefendinin (menajer Josep Maria) Minguella ve Horacio’nun (Gaggioli) huzurunda, FCB teknik sekreteri Carles Rexach, Lionel Messi’nin imzalanmasına karşı olan diğer kişilerin görüşlerine rağmen, anlaşılan ücretler korunduğu sürece, kendi sorumluluğunda olduğunu taahhüt eder.” sözlerini yazdı.
Peçete, Rexach, futbol menajerleri Josep Maria Minguella ve Horacio Gaggioli tarafından imzalanarak yasal bir taahhüde dönüştü. Rexach, daha önce Diego Maradona da dahil olmak üzere birçok Barcelona anlaşmasında görev almıştı.
“EN HEYECAN VERİCİ PARÇALARDAN BİRİ”
Bonhams New York’un güzel kitaplar ve el yazmaları bölüm başkanı Ian Ehling, “Bu şimdiye kadar elime geçen en heyecan verici parçalardan biri. Evet, bu bir kağıt peçete ama Lionel Messi’nin kariyerinin başlangıcında yer alan ünlü peçete. Messi’nin hayatını, FC Barcelona’nın geleceğini değiştirdi ve dünyanın dört bir yanındaki milyarlarca taraftara futbolun en görkemli anlarından bazılarını yaşattı.” ifadelerini kullandı.

Gaggioli ise yıllar sonra bu olayı “muhteşem bir an” olarak nitelendirerek ekledi: “O peçete kördüğümü çözdü.”
“PEÇETEYİ KASADA SAKLIYORUM”
Lionel Messi’nin Barcelona ile yaptığı ilk sözleşmenin yazılı olduğu peçetenin satışa çıkmasıyla, peçeteyi ilk bulan isim olan Josep Maria Minguella açıklamalarda bulundu.
Minguella, “Avukatlarım ona baktı. Peçetede her şey vardı: benim adım, onun adı, tarih. Noter onaylı. Yasal bir belgeydi. Hayatımın geri kalanında benim bir parçam olacak. Peçete her zaman yanımda olacak. Andorra’da yaşıyorum ve peçeteyi bir bankanın içindeki kasada saklıyorum.” ifadelerini kullandı.
Peçetenin yıllardır ofisinde durduğunu belirten Minguella, Katalunya Radyosu’na yaptığı açıklamada peçeteyi Barcelona’nın müzesinde sergilemeyi teklif ettiğini ancak kulüpten bir yanıt alamadığını söyledi.
Minguella, “Şimdi avukatlarımdan peçetenin yasal sahibinin kim olduğunu ve peçeteyi satışa çıkarmak için peçeteye yasal olarak sahip olduğumuzu nasıl kanıtlayabileceğimizi öğrenmelerini isteyeceğim.” dedi.
Ayrıca Minguella, peçeteden kar elde etmek istemediğini, ancak peçeteyi Barcelona’nın müzesinde görmeyi ya da satılması durumunda gelirinin kulübün vakfına gitmesini tercih edeceğini vurguladı.
]]>“Durup dururken imza süreci başlamadı. Herkes memnun mesut, dünya toz pembe, kimse şikayet etmiyor, boş vaktimiz var gidip imza toplayalım denmedi. Olağanüstü bir kişiyle muhatap oluyoruz. Milyonların maç skorlarına, hafta sonu skorlarına bütün haftasını etkilediği futbol sektörünün nasıl son derece ilginç, garip, kindar, son derece kolay günü anı kurtarmak için yalan söyleyen bir insanın elinde olduğunu anlatmaya çalışacağım. Biz artık bıktık devamlı kendimizi müdafaa etmekten. Riyad’da ihaleyi bize çıkardılar. Yine aynı şeyi yapıyorlar. En son sert cevabı mecburen, istemeyerek, üzülerek vermek zorundayım. Onlar siyaseti karıştırdıkları için siyasete değinmek zorundayım.”
“RAHATÇA YALAN SÖYLEYEN BİR İNSAN…”
“MHK Başkanı’na ‘omurgasız’ derken bunu ifade etmek istiyorum. İmzasını koyduruyor ve açıklamayı yaptırıyor. Yaşanan bunca skandal ve kriz var, bunları yönetemedi. Mesela hakem olayı… Talihsiz olaydan önce TFF’deydik. Devre arasında MHK’yi ve hakemlerin yüzde 40’ını değiştireceğini söyledi. Yumruk olayı oldu, bizim başkan 180 derece değişti. Riyad olayı zaten malumunuz. Bir sürü başkan çıktı ‘Bana şike teklif edildi’ dedi, bahis olayları diz boyu… Bunlar soruşturuldu mu? Hiçbirine cesaret edemedi. Bizim futbolcularımıza Trabzonspor maçından dolayı dörder beşer maç ceza verilecekti, cesaret edemedi. Liyakatsiz kadrolar… Kurumsal hafıza silindi silinecek. Futbolla alakası olmayan danışmanlarla kurumu yönetmeyi çalıştı. Ama esas sıkıntı şu; doğruları söylememek, gerçekleri çarpıtmak. Olağanüstü şekilde rahatça yalan söyleyen bir insandan söz ediyoruz.”
“TELEFONUNUZDA BYLOCK ÇIKTI”
”Sayın başkan beni iyi dinleyin! Söz konusu milli değerler ise bizi en son sorgulayacak kişilerden biri sizsiniz. 2 telefonunuzda Bylock çıktı. Bize milli değerler hakkında konuşamazsınız.”
“Bu ülkeyi de anlamıyorum artık! Bu örgütün kenarından köşesinden geçenlerin futbolun içinde yer almaması lazım. Adam mı kalmadı bu ülkede? Bu FETÖ unsuru hala futbolun içerisinde. Daha fazla o günlere dönme adımları atılmaktadır.”
“BEŞİKTAŞ OLAYINDA GÖRDÜK Kİ KİNDAR BİRİ”
“21 ayda hakemlik müessesinde ne kadar çok format denenip vazgeçildi. Kişilere ve kurumlara özel düzenlemelere gidildi. TFF statüsü madde 3, tarafsız davranmak ve ayrımcılık yapmamak diyor. Bize göre tamamen ters bir yönetim anlayışı var. Bunu anlamamız zaman aldı. Kindar bir başkan var. Sayın Ahmet Nur Çebi ile ilgili girdiği polemikte olayı kişiselleştirdi. Birçok kez arayı bulmaya çalıştım, olmadı. Beşiktaş’a gösterdiği muamele… Amirimiz TFF. Seviyorum sevmiyorumla futbolu yönetemez. Standart içinde muamele göstermesi lazım. Beşiktaş olayında gördük ki kindar biri.”
“GALATASARAY’LA ARASINDA GARİP BİR İLİŞKİ VAR”
“Galatasaray ile arasında garip bir ilişki var. Kendilerine söylüyorum. Galatasaray Başkanı ve TFF Başkanı’na ‘Sizin kavganız kayıkçı kavgası’ diyorum.”
“DERHAL SEÇİME GİDELİM DİYEN DURSUN ÖZBEK…”
“4 Nisan’da 8 takım, Galatasaray ve Trabzonspor da dahil buna, imza vereceklerini söylüyorlar. Pazartesi lafı geçiyor, pazartesi geç diyenler de var. 5 Nisan’da 4 takım daha sürece dahil oluyor, bunlardan biri Fenerbahçe. Süper Kupa’yla ilgili TFF’den bize zehir zemberek bir yazı geldi. Biz de ‘Yeter’ dedik ve katıldık. Sonrasında Beşiktaş da katıldı. Beşiktaş da suçlanıyor ya. Bu işin farkına varan Büyükekşi, dayanamayacağını anlayıp Şanlıurfa’da zaman kazanmak için bir açıklama yaptı. Hala yönetim kurulu kararı var mı yok mu bilmiyoruz. Bu açıklama gelince, orada da Dursun Özbek ile istişare yapıyorlar. Derhal seçime gidelim diyen Dursun Özbek ne olacak 15-20 günden noktasına geliyor. İmza vereceğinden üçü, 18 Temmuz hedefimize ulaştık, imzaya gerek yok diyorlar. 18 Temmuz’da yeni bir TFF seçileceğini düşünerek bunu söylüyorlar.””
]]>Yapılan açıklamada; “Şimdi TFF Başkanının Genel Kurul tarihini Haziran ayı başına almaması nedeniyle SENİN SÖZÜN DE YERE DÜŞMÜŞKEN; bizlere verdiğin imza sözünü tutmanı bekliyor ve artık sana verdiği sözlerin dahi arkasında durmayan ve zavallı bahanelere sığınan TFF Başkanını hiçbir ortamda sahiplenmeni istemiyoruz Dursun Abi.” denildi.
İşte İstanbulspor’un o açıklaması:
“HATIRLA DURSUN ABİ!
16.04.2024 tarihli Süper Lig Kulüpler Birliği Vakfı toplantısındaki ifadelerini hatırlıyor musun Dursun Abi?
Bize olan ifadelerini hatırlamıyorsan da; en azından TFF Yönetimine ilişkin, birebir görüşmelerin öncesindeki açıklamalarını unutmamışsındır Abi.
Mevcut TFF Yönetimine “gelmiş geçmiş en kötü federasyon” dediğin günler de üzerinden çok geçmiş değil Abi.
“BUNLARI HATIRLATMAK İSTERİZ”
Ama halen bir büyüğümüz olduğun, “Abi” dediğimiz ve temsil ettiğin Türkiye’nin en büyük kulüplerinden Galatasaray Camiasına duyduğumuz saygıdan ötürü aşağıdaki hususları yeniden hatırlatmak isteriz Dursun Abi.
16.04.2024 tarihli toplantıda “mevcut TFF Yönetimi’nin kesinlikle değişmesi gerektiğini ve bunun en geç Haziran ayı başında yapılacak genel kurul ile yapılmasının zaruri olduğunu” Kulüpler Birliği Vakfı tarafından yapılan sunumda ve Kulübümüzün 23.04.2024 tarihli açıklamasında yer alan detaylar nedeniyle TFF’nin belirlediği Temmuz ayının kesinlikle kabul edilemez bir tarih olduğu hususunda, sizin de dahil olduğunuz şekliyle, katılan 16 Kulüp olarak nasıl ortak bir fikre vardığımızı hatırlıyorsundur Dursun Abi.
Söz aldığında “Ben kendisiyle görüşüyorum, merak etmeyin. Seçimi Haziran başına alacaktır” diyerek “imza vermeyi bu görüşme sonrasına bırakalım” diyen de, “18 Temmuz çok geç bir tarih, en geç Haziranın ilk haftası olması gerekli” diyen de sen değil miydin Dursun Abi?
Toplantıya katılan 16 Kulübümüzün temsilcileri önünde “en azından imzayla gitmesin, saygısızlık olmasın, diyalog kapımız açık kalsın” diye bizleri ikna etmeye çalışırken; “merak etmeyin, bu seçim Haziran başında yapılacak.” dedin diye sözüne itimat ettiğimiz Başkan da sendin Dursun Abi.
“İMZA VERECEĞİZ DEMİŞTİN”
“Eğer seçimi öne almazlarsa biz de imza vereceğiz.” diyen de sendin Abi.
Kulüplerimizle yapılan müzakerede, TFF ile yapılacak görüşmeleri yürütecek İstişare Heyetine seçilen ve TFF ile olan toplantıya Galatasaray Spor Kulübü Başkanı olarak değil, Süper Lig Kulüpler Birliği Vakfının yetkilendirdiği İstişare Heyeti olarak katılacağını söyleyen de sendin Abi.
Vakfımıza yapılan terbiyesizliğe ve alaycı tavra karşı, istişare heyetinin diğer üyeleri olan güzide Kulüplerimizin Başkanları gibi tepki koymak yerine; kameralara “Bu ne güzel soru Serhan” diye cevap vermen doğru oldu mu Dursun Abi ?
“SANA YAKIŞTI MI?”
Türk futbolunu her gün bataklığın içine çekenler için “İmzayla giderse saygısızlık olur” hassasiyetine sahipken; katıldığın toplantıda Vakfımıza saygısızlık yapılmasına müsaade etmen yakıştı mı Dursun Abi ?
Kameralara “Kulüpler Birliği içerisinde bölünme var.” derken, son istişare toplantısında senin taleplerine istinaden “bölünme var” dediğin Kulüplerin TAMAMININ ittifakıyla diyalog kapısının açık bırakıldığını unuttun mu Dursun Abi ?
Şimdi TFF Başkanının Genel Kurul tarihini Haziran ayı başına almaması nedeniyle SENİN SÖZÜN DE YERE DÜŞMÜŞKEN; bizlere verdiğin imza sözünü tutmanı bekliyor ve artık sana verdiği sözlerin dahi arkasında durmayan ve zavallı bahanelere sığınan TFF Başkanını hiçbir ortamda sahiplenmeni istemiyoruz Dursun Abi.
Temsil ettiğin Milyonlarca onurlu Galatasaray Taraftarına ve Galatasaray Spor Kulübü Camiasına olan saygımızdan ötürü sen bizim ABİMİZ kalmaya devam edeceksin. Ama tüm konuştuklarımızı iyi hatırlamanı ve Türk Futbolu’nun geleceği için bizlere verdiğin imza sözünü tutarak gereğini yapmanı bekliyoruz Dursun Abi.”
]]>İmza töreninde, “Irak Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Su Alanında İşbirliği Çerçeve Anlaşması” ile “Stratejik Çerçeveye İlişkin Mutabakat Zaptı”, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Irak Başbakanı Sudani tarafından imzalandı.
Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Nuh Yılmaz ile Irak Dışişleri Bakanlığı Dış Hizmetler Enstitüsü Dekanı Hussein Mansour Al-Safi, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanlığı ile Irak Dışişleri Bakanlığı Dış Hizmetler Enstitüsü arasında İşbirliği Mutabakat Zaptını imzaladı.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak ile Irak Ticaret Odaları Federasyonu Başkanı Abdulrazaq Al-Zuheere, DEİK ile Irak Ticaret Odaları Birliği Arasında Mutabakat Zaptı’na imza attı.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı ile Irak Cumhuriyeti Kültür, Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı Milli Kütüphanesi ve Arşivi arasındaki Mutabakat Zaptı, Devlet Arşivleri Başkanı Uğur Ünal ile Irak Cumhuriyeti Kültür, Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı Milli Kütüphanesi ve Arşivi Kültürel İşler Genel Müdürü Prof. Dr. Alaa Abo Alhassan Esmaıl tarafından imzalandı.
Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı ile Irak Cumhuriyeti Sünni Vakfı Divanı Arasında İslami İşler Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ve Sünni Vakfı Divanı Başkanı Prof. Dr. Mişan Muhyi Alwan tarafından imza altına alındı.
MEDYA VE İLETİŞİM ALANINDA İŞBİRLİĞİNE İLİŞKİN MUTABAKAT ZAPTI İMZALANDI
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ile Irak Cumhuriyeti İletişim ve Medya Komisyonu Başkanı Dr. Ali Hussein Al-Moayyed, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Irak Cumhuriyeti Hükümeti arasında, Medya ve İletişim Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı’na imza attı.
Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ile Irak Savunma Sanayii Komisyonu Başkanı Mustafa Ati Hassan, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ile Irak Cumhuriyeti Savunma Sanayii Komisyonu (DIC) arasında Savunma Sanayii Alanında Stratejik İşbirliği Mutabakat Zaptı’nı imzaladı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Irak Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı Ahmed Jasim Al-Asadi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Irak Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığı arasında “İstihdam ve Sosyal Güvenlik Alanlarda Mutabakat Zaptı”na imza attı.
Fidan ve Al-Asadi ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Irak Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığı arasında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zabıtları’nı da imzaladı.
“ENERJİ ALANINDA İŞBİRLİĞİNE İLİŞKİN MUTABAKAT ZAPTI” İMZALANDI
İki ülkenin Milli Eğitim Bakanlıkları arasındaki “Eğitim Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı” Dışişleri Bakanı Fidan ve Irak Eğitim Bakanı Dr. İbrahim Namis El Cuburi arasında imzalandı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Irak Cumhuriyeti Kültür, Turizm ve Tarihi Eserler Bakanlığı arasındaki “Turizm Alanında Mutabakat Zaptı”, Dışişleri Bakanı Fidan ve Irak Kültür, Turizm ve Eski Eserler Bakanı Prof. Dr. Ahmed Fakak Ahmed tarafından imzalandı.
İki ülke arasındaki “Enerji Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı”, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Irak Elektrik Bakanı Zeyad Ali Fadhil Al-Rzage arasında imza altına alındı.
İki ülkenin İçişleri Bakanlıkları arasındaki “Güvenlik İşbirliği Mutabakat Zaptı”, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Irak İçişleri Bakanı Abdulameer K. Alshimary tarafından imzalandı.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Irak Cumhuriyeti Hükümeti arasındaki Sağlık ve Tıp Bilimleri Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptına, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Irak Sağlık Bakanı Dr. Salih Mahdi Al-Hasnawi imza attı.
Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı ile Irak Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı Arasında Askeri Eğitim İşbirliği Mutabakat Muhtırası, Milli Savunma Bakanı Sayın Yaşar Güler ile Irak Savunma Bakanı Sabit Muhammed Said El-Abbasi tarafından imza altına alındı.
Güler ve El-Abbasi ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı ile Irak Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı arasında “Askeri Sağlık Alanında Eğitim ve İşbirliği Protokolü”nü imzaladı.
“YATIRIMLARIN KARŞILIKLI TEŞVİKİ VE KORUNMASI ANLAŞMASI” İMZALANDI
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Irak Ulusal Yatırım Komisyonu Başkanı Dr. Haider Mohammed Makkiyah, iki ülke arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması’nı imzaladı.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır ile Irak Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Ahmed Muhammed Al-Mubarka tarafından iki ülkenin gençlik ve spor bakanlıkları arasında Gençlik ve Spor Alanlarında İşbirliği Mutabakat Zaptı imzalandı.
Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı ve Irak Cumhuriyeti Sanayi ve Maden Bakanlığı Sınai Kalkınma Genel Müdürlüğü arasındaki Mutabakat Zaptı’na, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır ile Irak Sanayi ve Madenler Bakanı Prof. Dr. Khalid B. Al-Najim imza attı.
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ile Irak Cumhuriyeti Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı (MOHESR) arasındaki Bilim, Teknoloji ve Yenilik Alanlarında İşbirliği Mutabakat Zaptı’nı, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Irak Cumhuriyeti Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanı Dr. Naim Al-Aboudi imzaladı.
TÜRKİYE-IRAK TARIM ÇALIŞMA GRUBU 2024-2025 DÖNEMİ EYLEM PLANI’NI İMZA ATILDI
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Irak Tarım Bakanı Abbas Jabr Al-Ali Al-Maliki, Türkiye-Irak Tarım Çalışma Grubu 2024-2025 Dönemi Eylem Planı’nı imzaladı.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Irak Ticaret Bakanı Atheer Dawood Salman Al Ghurairi tarafından iki ülkenin ticaret bakanlıkları arasında Ekonomik ve Ticaret Ortak Komitesi Kurulmasına Dair Mutabakat Zaptı imzalandı.
Ticaret Bakanı Bolat ile Irak Başbakan Yardımcısı ve Planlama Bakanı Prof. Dr. Muhammad Ali Tamim, iki ülke arasında Ürün Güvenliği ve Ticarette Teknik Engeller Alanlarında Danışma ve İşbirliği Mekanizması Tesis Edilmesine Dair Protokol’e imza attı.
Türkiye Adalet Akademisi ile Irak Cumhuriyeti Yüksek Yargı Konseyi Adalet Enstitüsü arasında Türkiye Adalet Akademisi ve Irak Adalet Enstitüsü Öğrencilerinin, Hakim ve Savcı Yardımcılarının Yargısal Eğitimine Yönelik İşbirliği Hakkında Mutabakat Zaptı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile Irak Adalet Enstitüsü Genel Müdürü Faten Mohsen Hadi tarafından imzalandı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu ile Irak Ulaştırma Bakanı Razzaq Muhaibis Al-Saadawi, Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Irak Cumhuriyeti Ulaştırma Bakanlığı arasındaki Kalkınma Yolu Hakkında Mutabakat Zaptı’na imza attı.
]]>Denizli’de resmi olmayan seçim sonuçlarına göre Çavuşoğlu kentin yeni büyükşehir belediye başkanı seçildi. Kutlamalara eşlik eden, Çınar Meydanı’nda zeybek oynayan Çavuşoğlu sabahın ilk saatlerinde büyükşehir belediye binası önünde açıklama yaptı.
“İMZALARIN SORUMLULUĞU SİZE AİT”
Önlerinde çok kısa süre içinde pek çok ödeme bulunduğunu belirten Çavuşoğlu, belediye personeline seslenerek ödeme talimatlarına imza atmamalarını istedi. Çavuşoğlu, şunları söyledi:
– Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin 31 Mart tarihi itibariyle Maliye’den gelen parasını biliyoruz. 10 Nisan itibariyle İller Bankası’ndan gelecek bir ödemesi var. Bu ödemelerin ayın 15’nde ödenecek maaşlar dikkate alındığında ve seçim sürecinde yapılan harcamalar değerlendirildiğinde bizim gördüğümüz, bildiğimiz, düşündüğümüz sıkıntıların hepsini derleyip topladığımızda birçok ödemenin kısa sürede yapılacağını düşünmekteyiz.
– Buradan tüm personel, tüm bu ödemelerin altına imza atacaklara sesleniyorum. Bugünden itibaren yapacağınız her türlü ödeme, atacağınız her türlü imzanın sorumluluğu size aittir.
“EVRAKLAR DIŞARI ÇIKARILIYOR”
“Geçmişle ilgili hesaplar konusunda da gereğini yapacağız” diyen Çavuşoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
– Bugünden sonra alacaklı olanlara da sesleniyorum. Kimin alacağı varsa, artık Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı olarak bizi bekleyecek. Bugünden sonra gerekli gereksiz yapılacak her türlü harcamanın hesabını, altına imza atanlar verecektir. Bunun da bilinmesini istiyorum. Bizim aldığımız duyumlara göre ve belediyenin içerisinden bize ulaşan bilgilere göre; belediyenin evraklarının dışarı çıkarıldığı öğrendik.
– Bununla ilgili kamera kayıtlarımız devam etmektedir. Bunun da takipçisi olacağız. Bunlarla ilgili, yaşanmış tüm olaylarla ilgili bilgisi olup da içeriden dışarıdan bizimle bildiklerini paylaşmak isteyen kim varsa bana ulaşabilirler”
PERSONELE UYARI: HESABINI SORARIM
Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin tek kuruşunu dahi kimseye yedirmeyeceğini belirten Çavuşoğlu, belediye çalışanlarına yönelik çağrısını sürdürerek konuşmasına şöyle devam etti:
– Bundan sonra Denizli belediyesinin bir kuruşunu dair kimseye yedirmeyeceğiz. Bu konuda hesaplar incelendikten sonra ortaya çıkan ne varsa da sonuna kadar takipçisi olacağız. Bir kez daha yineliyorum; bugünden itibaren yapılacak her türlü ödemenin, altına imza atılacak her türlü evrakın hesabını gittiği yere kadar soracağımızı herkesin bilmesini istiyorum.
– Burada çalışan tüm personeli uyarıyorum. Bugünden sonra atacağınız imzaların sorumluluğu şahsınıza olacaktır. Hem cezai hem hukuki anlamda takibini yapacağınızı bilmenizi istiyorum. Özellikle seçim harcamalarının tamamının belediye bütçesi ile finanse edildiğini bizler biliyoruz.
“OYUNA ALET OLMAYIN, AYAĞINIZI DENK ALIN”
“Bu finansmanın takipçisiyiz. Bu oyuna alet olmasınlar. İftar adı altında yapılan seçim şovları, belediyle personel araçlarıyla yapılan yardımların hepsi kayıtlarımızda var. Altını kalın harflerle çizerek bir kez daha yineliyorum. Kim bugünden sonra bir ödeme yapar, yapılacak ödemenin altına imza atarsa sorumluluğun ona ait olacağını bilinmesini istiyorum. Bütün ödemeler biz göreve gelen kadar bekleyecek.
– Hak ile batılı ayıracağız, haklıyla haksızı ayıracağız. Şunun da sözünü veriyoruz. Hakkıyla belediyeden kimin alacağı varsa kalmayacak ama haksız olarak kim belediyeden bir kuruş aldıysa da o hakkını geri ödeyinceye kadar peşinden gideceğim. Bu açıklamayı yapma ihtiyacı hissettik. Herkes ayağını denk alsın arkadaşlar.
]]>Bir yıl sonra ev sahibi, yüzde 25 kira zammının üzerinde fahiş artış yapmak istedi.
Appel, kira için istenen 17 bin lirayı çok bulup kabul etmeyince, ev sahibinin talebi üzerine Ankara Batı İcra Müdürlüğü tarafından tahliye emri gönderildi.
Appel, tahliye taahhütnamesinin düzenlendiği tarihte herhangi bir evrak imzalamadığını, kontrat yaparken kendisine imzalatılan boş evrak üzerinde daha sonra tahrifat yapıldığını ileri sürerek, avukatı Kürşat Kaan Yıldırım aracılığıyla itirazda bulundu. Bunun üzerine tahliye durduruldu.
Denissa Appel, taahhütnamenin iddia edilen tarihte imzalanmadığını söyleyerek, “Yabancı olarak mağduriyetimi belirtmek istiyorum; çünkü Türkçe bilmiyorum. Bana kontratı imzalattılar. Ek bir belge verdiler, onu da kontrata aitmiş gibi gösterdiler. Ama orada tarih belirtilmemiş. Bir sene sonra evden çıkacakmış gibi bir evrak bana imzalatmışlar. Bu benim çok zoruma gitti. Çünkü ben burada yabancıyım. Türkiye’de böyle bir şey yaşayacağımı hiç düşünmemiştim” dedi
‘3 KAT ARTIŞ TALEP EDİYOR’
Avukat Kürşat Kağan Yıldırım ise müvekkilinin Türkçe bilmediğini belirterek, şöyle konuştu:
-Kendisi evi kiralarken emlakçı ve ev sahibiyle bir araya geliyor. Kendisinin tek niyeti aslında bir ev kiralamak ve orada uzun seneler oturmak. Bununla birlikte tabii o anda kira sözleşmesi yapılırken herhangi bir tercüman bulundurulmuyor.
-Müvekkile bir metin imzalatılıyor kira sözleşmesi olarak; ama müvekkilin metinin içeriğinde anladığı tek şey oturacağı adres ve kira bedeli. Bir yıl sonra müvekkilimizin mevcut ödediği kiranın 3 katına yakın bir kira artışı talep ediliyor.
-Müvekkil bunu karşılayamayacağını söylüyor. Ev sahibi de müvekkilimizle iletişimi keserek kira sözleşmesinin imzalandığı gün müvekkilimizden ayrıca alınan üzerinde tarih bulunmayan taahhütnameyi icraya veriyor.
-Müvekkilim, ‘Ben evi kiraladığım gün dışında ev sahibiyle hiç bir araya gelmedim, sadece bana o gün bir kira sözleşmesi imzalatıldı, başka bir belge imzalatıldıysa da ben zaten mahiyetini bilmiyorum diyerek, şikayette bulundu.
‘SIKLIKLA KARŞILAŞILAN BİR DURUM’
Tahliye emrine itiraz ettiklerini ve sürecin tahliye davası olarak devam edeceğini belirten Yıldırım, “Arabuluculuk süreci de geçti. Yargılama sürecinde biz bu iddialara karşı cevaplarımızı vereceğiz. Bu, kiracı olan vatandaşlarımızın da sıklıkla karşılaştıkları bir durum. Bugün Ankara’da veya başka büyük bir şehrimizde bir ev kiralamaya gittiğinizde emlakçı ve ev sahipleri sizlere kira sözleşmesiyle birlikte üzerinde herhangi bir tarih olmayan bir taahhütname imzalattırıyorlar. Bunu imzalamazsanız da size evi kiralayamayacaklarını söylüyorlar. Kiracılar mecburen o eve ihtiyaçları olduğu için bu taahhütnameleri üzerinde tarihi olsa da olmasa da imzalıyorlar. Yargıtay’ın kararlarına göre üzerinde eğer siz tarih belirtilmeyen bir taahhütnameyi boş bir imza şeklinde verirseniz bunu baştan kabul ettiğiniz yönünde yargı kararları var ve sizin dava sonucunda tahliyenize karar veriliyor” ifadelerini kullandı.
Yıldırım, kontrat yapılırken kiracılara boş taahhütnameye imza attıklarına bunun fotoğrafını çekip, ileride yaşanabilecek hukuki bir durumda delil olarak saklamaları tavsiyesinde bulundu.
]]>Sutaş’a, 2023 Temmuz’da icradan tebligat geldi. Tebligatı kontrol eden Sutaş, bir senede dayalı 8 milyon TL’si faiz olmak üzere 40 milyon TL tutarında icra takibi başlatıldığını gördü.
Sutaş, avukatı Fırat Ay aracılığıyla konuyu yargıya taşıdı, İstanbul 34’üncü İcra Hukuk Mahkemesi’nde dava açıldı.
Ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şikayetçi olundu. Savcılığın soruşturması sonrası şüpheliler M.Ö. ve O.D. hakkında yakalama kararı çıkarıldı.
Yakalanan şüpheliler, polisteki ifadelerinde Tevfik Sutaş’a elden bu parayı borç verdiklerini öne sürdü. İfadelerin ardından şüpheliler serbest bırakıldı.
Savcı dosyayı bilirkişi incelemesine gönderdi. Evrak incelenirken bilirkişi heyeti, başka amaçla atılmış imzadan faydalanmak suretiyle elde edilmiş sahte bir senet olduğu, bu yöntemin de ‘Pencere yöntemi’ adı verilen ve sık karşılaşılan bir sahteciliğin bulguları olduğu yönünde tespit yaptı. İcra takibi dururken, konuyla ilgili soruşturma sürüyor.

‘BÖYLE BİR BORCUM YOK, BU İNSANLARI TANIMIYORUM’
Yaşadıklarını anlatan Tevfik Sutaş, şöyle konuştu:
-İzmir’deki oturduğum dairenin görevlisi beni aradı. ‘Tevfik Bey adınıza bir ödeme emri geldi icradan. Ben aldım onu sizin adınıza, gelince vereceğim’ dedi. Geriye göndermemiş, muhtara göndermemiş.
-O görevlinin yaptığı bana büyük bir iyilik. Görevli hayatımı kurtardı. Görevli o mektubu almayıp muhtara gönderseydi, tebligat benim elime geçmiş sayılacaktı. Ben de 40 milyon borcu kucağımda bulacaktım.
-Hemen süresi içerisinde itiraz ettik. Benim böyle bir borcum yok, ben bu insanları tanımıyorum. Savcılığa da suç duyurusunda bulundum. Şüpheliler ifade verdi. Beni tanıdığını söylemiş. İnşaat yaptığımı ve borç para istediğimi beyan etmiş.
-Bana para verdiğini söylemiş. Bunu söyleyen yeşil kartlı, evsiz barksız biri. Bunları da şüphelileri araştırınca öğrendik.
-Yapılan incelemesinde senedin kare kutu içine imza almak suretiyle kargo veyahut başka bir tebligat teslim edilerek yapıldığı ortaya çıktı. Bu olaydan sonra artık gelen bu tür teslim formu ya da tebligatları imzalamıyorum. Benim, ağzım yandı, başkalarınınki yanmasın. Benim gibi mağdur olmak istemiyorlarsa, bu tür evrakları imzalarken dikkatli olsunlar.
‘KAĞIDIN ALTINA SENET KOYULMUŞ’
Avukat Fırat Ay, “Tevfik Sutaş’a 40 milyon TL’yi elden borç olarak verdikleri yönünde bir iddiada bulundular. Tabii bu iddianın, biz, hayatın olağan akışı kavramına uygun olmadığını düşünüyoruz. Çünkü bu para, 150 kilo bandında bir ağırlığa sahip. Ayrıca Tevfik Sutaş’ın böyle bir para almasını gerektirebilecek bir ihtiyacı da yok. Kendisinin yaşlı olmasından kaynaklı hedef olduğunu düşünüyoruz. Son zamanlarda sıkça kullanılan pencere yöntemi ile yani kağıdın altına senet konularak bu dolandırıcılık gerçekleşmiş. Vatandaş kargoya imza attığını zannederek alttaki senede imzalıyor. Bir evraka imza attıkları zaman muhakkak o imzanın, o kağıdın arka tarafında başka bir kağıt olup olmadığını elleriyle mümkün olunca kontrol etsinler. Güvenmediği kişilerden bu şekilde bir imza talebi geldiği zaman muhakkak evrakları okuyup o şekilde imzada bulunsunlar. Yoksa bu telafisi mümkün olamayacak birçok zarara sebebiyet verecek” dedi.
]]>Diyarbakır’a gönderilen müfettişlerin yaptıkları araştırma, inceleme ve alınan tanık ifadelerine göre, 1 Nisan 2019 tarihinden itibaren belediyeye gelir sağlamak amacıyla Bağlar Belediyesi’ne ait 12 farklı ada ve parselde arsa satışının yapıldığı belirlendi.
MEVZUATA UYDURMAK İÇİN SAHTE KAŞE YAPMIŞLAR
Kamuya ait arazilerin satışıyla ilgili yasa ve mevzuat gereğince o ilin mülki sınırlarında gayrı menkul danışmanlık hizmeti veren 4 büyük emlak firmasından fiyat tespiti yapılaması zorunlu kılınıyor.
4 firmadan alınan fiyat tespitinin ardından en düşük ile en yükseğin ortalaması bir fiyatla araziler satışa çıkarılıyor.
Bağlar belediyesine ait konut ve ticari imarlı arazilerin güncel mali değerinin 6-9 milyon lira arasında değiştiği için Bağlar Belediye Başkanı Hüseyin Beyoğlu ile Emlak İstimlak Müdürlüğü’nde görevli yöneticilerin satışa çıkarılan arsaların fiyatını gerçek mali değerinin çok altında gösterebilmek için kentteki 4 büyük emlak firmasının kaşelerini matbaada yaptırdıkları, bu sahte kaşe ve imzalarla dönümü 9 milyon lira olan arsaların fiyatlamasını 4’te 1 fiyatlama üzerinden değer taktiri yaptıkları belirlendi.
Emlakçıların bilgileri ve rızaları dışında kaşeleri yaptırılarak sahte imzalarla sahte teklifler oluşturdukları tespit edildi.
İMZA VE KAŞELER BİZE AİT DEĞİL TEKLİF DE VERMEDİK
Soruşturmayı yürüten ve 12 dosyada hileli satış yapıldığını belirleyen müfettişler kaşeleri taklit edilen emlakçıların da ifadelerine başvurdu.
Emlakçılar ifadelerinde, kullanılan kaşe ve imzaların kendilerine ait olmadığı gibi Bağlar belediyesine arsa satışıyla ilgili hiçbir şekilde fiyat taktirine dair teklif vermediklerini belirttiler.
MİLYONLARCA LİRALIK KAMU ZARARI OLUŞTU
Mülkiye müfettişleri tapu tescil kayıtları, belediyedeki satış dosyaları, dinlenen emlakçılar ve ihbara konu tanık ifadelerine göre, belediyeye ait arazilerin satışıyla ilgili kamunun milyonlarca liralık zarara uğratıldığını belirledi.
Müfettiş raporunda, söz konusu emlakçıların kaşelerinin yaptırılarak kullanılarak yerlerine sahte ıslak imzaların atılarak sahte teklifler üretilerek satışa esas fiyat taktir komisyonu raporu düzenleyerek arsaların gerçek değerinin çok altında gösterilerek satışının yapıldığı bildirildi.
İMARLI ARSALARI SUSUZ TARLA İLE TAKAS ETMİŞLER
Dönümü 9 milyon liralık bir arazinin 4 milyona satıldığı, arsayı neredeyse yarı fiyatına alan üçüncü kişilerin bu fiyatlama üzerinden belediye başkanı ve satışta imzası bulunan ilgili görevlilere maddi menfaat sağladıkları, satışın gerçekleşmesinden sonra da arsaların gerçek değeri üzerinden konut ve ticari imarlı olduğu için bu kez de fahiş rakamlar üzerinden kentteki yap-sat işi yapan müteahhit firmalara satılmak istendiği tespit edildi.
Bazı imarlı değeri yüksek arazilerin ise Diyarbakır’ın Mardin karayolu üzerindeki Çarıklı Köyü sınırlarında yer alan susuz tarla niteliğindeki vasıfsız arazilerle takas yoluyla kamunun zarara uğratıldığı bildirildi.
SATIŞIN İPTALİ İSTENECEK SUÇ DUYURUSU YAPILACAK
Mülkiye Başmüfettişliğinin hileli satışla ilgili rapor ve soruşturmasını tamamladığı ve önümüzdeki günlerde adli yönden de soruşturma yapılması için Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulacağı öğrenildi.
Hileli satışla ilgili Bağlar Tapu Müdürlüğü’ne de yazı yazılarak satışların kamu zararı oluştuğu ve hileli sahte evraklar düzenlenerek yapıldığı için iptali talep edilecek.
Oluşan kamu zararının ise belediye başkanı Hüseyin Beyoğlu ile Emlak İstimlâk Müdürlüğü’nde görevli olup satışta imzası bulunan görevlilere rücu edileceği bildirildi.

Hüseyin Beyoğlu ve Fırat Kılıç
RÜŞVET SUÇUNDAN YARGILANIYOR
Belediye Başkanı Hüseyin Beyoğlu hakkında geçtiğimiz günlerde bir müteahhitten ruhsat ve kazı izni için 5,5 milyon lira rüşvet istediği için dava açılmıştı.
Hakkında evine en yakın polis merkezine imza vermek koşuluyla adli kontrol kararı ve yurtdışına çıkış yasağı bulunan Hüseyin Beyoğlu’nun yanı sıra suçüstü yapılan rüşvet olayı ile ilgili İmar Müdürü Fırat Kılıç ve Belediye Başkan Yardımcısı Sıddık Aycıl ise halen tutuklu bulunuyor.
Hüseyin Beyoğlu, 2019 yerel seçimlerinde kentin değişik noktalarındaki reklam panolarına, “Belediye İşi gönül işi” yazılı kendi fotoğrafları bulunan afişlerini asmıştı.
]]>BAE devlet yatırım fonu olan Abu Dabi Kalkınma Holdingi’nin (ADQ) Mısır’da diğer projelere ek olarak 35 milyar dolar değerinde doğrudan yatırım yapacağı duyurulurken, sermaye girişinin en geç iki ay içinde olacağının belirtilmesi dikkat çekti.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Temmuz 2023’teki Abu Dabi ziyaretinde imzaladığı 51 milyar dolarlık anlaşmada net bir takvim yoktu. Nitekim henüz net bir yatırım gelmedi.
MISIR ANLAŞMASINDA SOMUT TAKVİM
Mısır’da “ülke tarihinin en büyük doğrudan yatırım anlaşmasının” imzalandığı belirtildi.
Başkent Kahire’deki hükümet merkezinde dün imzalanan ve ülke tarihinin en büyüğü olduğu belirtilen doğrudan yatırım anlaşma kapsamında Mısır’ın kuzeybatısında Akdeniz sahilindeki Ras el-Hikme bölgesinde 170 milyon metrekarelik alana BAE 35 milyar dolarlık yatırım yapacak.
Anlaşmayı Mısır Konut Bakanı Asım el-Cezzar ve BAE Yatırım Bakanı Muhammed Hasan es-Suveydi imzaladı.
Mısır basınında yer alan haberde, anlaşma kapsamında Mısır’a “iki ay içerisinde 35 milyar dolar tutarında doğrudan yabancı yatırım yapılacağı” kaydedildi.
Anlaşma kapsamında BAE, Mısır’a bir hafta içinde 10 milyar dolarlık kaynak aktaracak, 5 milyar dolar da Mısır Merkez Bankası’nda mevduat olarak tuttuğu kaynağı kullanacak. Böylece kaynağın 15 milyar dolarlık ilk dilimi bir hafta içinde tamamlanacak. İki ay içinde de 14 milyar dolarlık yeni kaynak aktarılacak ve 6 milyar dolar daha Mısır Merkez Bankası’ndaki BAE mevduatından aktarılacak. Böylece iki ay içinde 24 milyar dolarlık yeni döviz girişi sağlanacak.
Turizm, şehirleşme ve emlak alanlarında yürütülecek proje kapsamında, Ras el-Hikme bölgesinin adını taşıyacak şirket yoluyla bölgenin geliştirilmesinin planlandığı belirtildi. Bölgeye havalimanı, oteller, hastaneler, üniversiteler, marina, okullar, finans ve iş merkezleri yapılacak.
Proje kapsamında Mısır’a yılda 8 milyon ek turist çekilmesi hedefleniyor.
Proje kapsamında yatırımın iki kısımda yapılacağı, ilk kısmının 15 ve ikinci kısmının 20 milyar değerinde olacağı ve Mısır’ın yatırımdan elde edilecek kârda yüzde 35’lik paya sahip olacağı belirtildi.
Büyük bir ekonomik kriz yaşayan ve döviz arayan Mısır, BAE’den gelecek kaynakla nefes almayı planlıyor.
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, proje yatırımlarının ilki bir hafta içinde 15 milyar dolarlık ve ikincisi iki ay içinde 20 milyarlık olmak üzere iki aşamaya ayrılacağını belirterek, “BAE’nin Mısır Merkez Bankası’nda mevduat olarak tuttuğu 11 milyar doların kullanılacağını, 24 milyar dolarlık yeni döviz kaynağı geleceğini ve bu yatırımın devletin dış borcunu azaltarak Merkez Bankası’na döviz sorununun çözümünde kullanılmak üzere likidite sağlayacağını” açıkladı.
Bloomberg, BAE’nin Ras el-Hikme bölgesindeki projenin hakları için 24 milyar dolar, yatırım için de 11 milyar dolar harcayacağını, projeden 150 milyar doları aşkın gelir beklendiğini aktardı.
Bu anlaşmanın ardından Mısır’ın IMF ile de yeni bir kredi anlaşması yapması ve buradan da 10 milyar doları aşabilecek yeni kaynak elde etmesi bekleniyor.
Mısır’da resmi dolar kuru 30,9 seviyesinde bulunurken, karaborsa kuru 60 seviyesinde bulunuyor. Mısır’ın BAE’den gelen kaynak sayesinde daha önce beklenenden daha yumuşak bir devalüasyon yapması ve resmi kur ile karaborsa kurunu eşitlemesi bekleniyor.
BAE daha önce de Mısır’ın en büyük bankasında yüzde 18’lik pay dahil 2 milyar dolarlık yatırım anlaşması yapmıştı. ADQ, Mısır’ın petrol ve petrokimya şirketlerine 800 milyon dolarlık yatırım yaparak ortak olmuştu. Mısır ile BAE arasında swap ve depo anlaşmaları da yapılmıştı.
TÜRKİYE’YE YATIRIMDA BELİRSİZLİK
Mayıs seçimleri öncesinde düşük faiz politikasıyla Türkiye’yi bir ödemeler dengesi krizinin eşiğine getiren hükümet, seçim sonrasında yabancı sermayenin istediği U dönüşüne imza atmış ve döviz arayışına hız vermişti.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Temmuz 2023’te Körfez turuna çıkmış ve BAE’nin Türkiye’ye 51 milyar dolar yatırım yapmasını öngören anlaşmalar imzalanmıştı.
Bu kapsamda BAE’nin 2023 yılı sonuna kadar Türkiye’ye tahvil ihracı yoluyla 8,5 milyar dolarlık borç aktaracağı belirtilmişti ancak bu para gelmedi.
Bloomberg’in bu hafta başındaki haberine göre, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ile 8,5 milyar dolarlık sukuk anlaşmasını askıya alarak küresel tahvil piyasalarında daha ucuz seçenekleri araştırmaya başladı.
]]>İddianamede Avşar hakkındaki icra dosyasının ödeme emrini içeren tebligatın İbrahim K. (31) tarafından dağıtıma çıkarıldığı, Avşar’ın ise 6 Temmuz 2023’te banka hesaplarına haciz konulmasıyla söz konusu icrayı öğrendiği anlatıldı.
İddianamede, tebligatı alan kişi olarak her ne kadar Zehra Çilingiroğlu’nun isim ve imzası olsa da tebligatın sanık tarafından doldurulduğunun anlaşıldığı kaydedildi. Sanık kurye hakkında “Resmi belgede sahtecilik” suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.
HAKİM KARŞISINA ÇIKTI
İstanbul Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya sanık İbrahim K. katılırken, Hülya Avşar ve kızı Zehra Çilingiroğlu’nu avukatı temsil etti. Sanık İbrahim K. savunmasında “Tebligat dağıtımı konusunda bize herhangi bir bilgi verilmedi. Ben işe girerken sadece kargo dağıtacağımı düşünmüştüm. Ancak işe başlayınca bunun böyle olmadığını gördüm. Hülya Avşar’a daha önce de tebligat yapmıştım. Hatta bir keresinde almadığı için tebligatı muhtara bırakmıştım” dedi.
“TELAŞTAN İMZASINI ALAMADIM”
Olay tarihinde Avşar’ın adrese gittiğin, sitenin güvenlik personelinin haber verdiğini söyleyen İbrahim K., “Hülya hanımın olmadığını, kızı Zehra Çilingiroğlu’nun evde olduğunu söylediler. Bunun üzerine icra tebligatı olduğu için tebligatı kızına yapabileceğimi bildiğimden evine doğru gittim. Yanlış hatırlamıyorsam asansör inişinde Zehra Çilingiroğlu ile karşılaştım. Acelesi olduğundan bahsediyordu. Ben tebligatı ona verdim. Bunu çok net hatırlıyorum. Telaştan imzasını almadım. Daha doğrusu almayı unuttum” diye konuştu.
“İMZAYI BEN ATTIM, KÖTÜ NİYETİM YOKTU”
Sanık yaptığının suç olduğunu bilmediğini ifade ederek “PTT’de imzasız tebligat parçasını sisteme giriş yapılamadığı için ve tebligatı bizzat Zehra Çilingiroğlu’na verdiğimden bir şey olmaz düşüncesiyle imzayı ben attım. Suç işleme kastım bulunmamaktadır. Suç olduğunu bilsem yapmazdım. Kötü niyetim yoktu” diyerek beraatını talep etti.
AVŞAR’IN AVUKATI SANIĞIN CEZALANDIRILMASINI TALEP ETTİ
Hülya Avşar ve Zehra Çilingiroğlu’nun avukatı ise sanıktan şikayetçi olduklarını ifade ederek, “Sanığın eyleminden dolayı müvekkillerim 600 bin TL’lik teminat senedi vermişlerdir. Mallarına haciz gelmiş maddi ve manevi olarak zor günler geçirmişlerdir” diyerek sanığın cezalandırılmasını talep etti.
İMZA VE İSİM SANIĞA AİT ÇIKTI
Tebligatın üzerinde teslim alan olarak yer alan Zehra Çilingiroğlu isimli ile imzanın incelenmesi için alınan bilirkişi raporu da dosyaya eklendi.
Raporda isim ve imzanın Zehra Çilingiroğlu’na ait olmadığı tamamıyla sanık İbrahim K.’nın elinden olduğu tespit edildi. Esas hakkında mütalaasını sunan savcı, sanığın üzerine atılı suçu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmasını talep etti.
HÜKMÜN AÇIKLANMASI GERİ BIRAKILDI
Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık İbrahim K. hakkında “Resmi belgede sahtecilik” suçundan önce 2 yıl hapis cezası verdi.
Sanığın duruşmalardaki davranışlarını dikkate alan heyet, cezayı 1 yıl 8 ay hapis cezasına indirdi.
Mahkeme, sanığın daha öncesinden hakkında herhangi bir mahkûmiyet kararı bulunmaması sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi. Sanık 5 yıl içinde herhangi kasıtlı bir suç işlemezse hakkındaki dava düşecek.
]]>HANGİLERİ LİSTE DIŞI KALDI?
Sefaköy-Beylikdüzü-Tüyap Metro Hattı ile Eyüpsultan-Bayrampaşa Tramvay Hattı inşaatlarının yanı sıra yıllardır tartışma konusu olan 300 adet dizel yakıtlı metrobüs araç alımı için sunulan proje bu yıl da yatırım programına giremedi. İBB, metrobüs alımına onay çıkmadığı için son 2 yıl içinde yaklaşık 2 milyar 378 milyon liralık öz kaynak ile 252 yeni metrobüs aracı aldı. Ulaşım projelerinin dışında kamu yatırım programına girmesi teklif edilen Veri Merkezi Kurulu ve Geliştirilmesi (Veri Depolama Ünitesi) projesi de liste dışı kaldı. Toplam maliyeti 581 milyon 256 bin TL olan proje için 484 milyon 380 bin liralık dış kredi bulunmuştu. İBB’nin 900 milyon TL’lik dış kredi ile yapmayı planladığı Kömürcüoda Atık Yakma ve Enerji Üretimi Tesisi projesi de 2024 programına alınmadı. Programa alınmayan diğer teklif de SECAP Enerji Verimliliği programı proje desteği oldu.
EYÜPSULTAN–BAYRAMPAŞA
Tüm teknik raporları ve projeleri Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na bağlı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü tarafından onaylanan tramvay hattı günde 40 bin yolcu taşıyacak, 3.2 km uzunluğunda ve 5 istasyondan oluşuyor. Yeni hat, Eminönü-Alibeyköy Tramvay Hattı’na entegre olarak planlandı. Araç alımı tamamlanan hat, Feshane ile Bayrampaşa’yı birbirine bağlayacak. Hattın yapımında ihtiyaç duyulan yaklaşık 100 milyon euroluk finansın sağlanması için uluslararası kredi kuruluşları ile görüşmeler yapıldı.
SEFAKÖY–BEYLİKDÜZÜ
Raylı sistemi erişimi olmayan yaklaşık 3,5 milyon İstanbulluyu ilgilendiren proje, İstanbul’un batı ilçelerini metro ile buluşturacak. 2021 yılında hattın finansmanı için Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ile İBB arasında Yeşil Şehir Aksiyon Planı mutabakatı imzalandı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü, 2022 yılında projeye onay verdi. Bu yıl 4’üncü kez yapılan başvuruya yine onay çıkmadı.

İMAMOĞLU, İKTİDARI İSTANBULLULAR’A BÖYLE ŞİKAYET ETTİ: Bir lütufmuş gibi bizi beklettiler hepsi bir mürekkep, bir kalem
Projeler,yatırım programına alınmadığı sürece uygulanamıyor. Projelerin yatırım programında yer alması merkezi bütçeden pay aktarılacağı anlamına da gelmiyor. Kurumlar, projelerini ve finansmanlarını hazırladıkları işleri sadece bir imza için onaya gönderiyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da sadece bir imza gereken projelerine onay çıkmamasına şöyle tepki gösterdi: “Bu onay işinde bizi bazen bir yıl, bazen iki yıl, bazen iki buçuk yıl beklettiler. Sanki bir lütufmuş gibi. Bir mürekkep, bir kalem. Projelerin yatırım planla alınması, devletin kayıt altına alması demek. Başka hiçbir katkısı yok. Bizim alacağımız krediye bir kefaleti yok. Ya da bir katkıları yok. Yatırım planına almak, bir onay. Tüm İstanbul duysun. Projelerini hazır hale getirdik, uygun kredisini de bulduk. Sefaköy–Beylikdüzü –TÜYAP Metrosu ve Bayrampaşa Eyüpsultan Eminönü Tramvayı, Cumhurbaşkanlığı’nın bir imzası atılmadığı için başlanamıyor. Tüm İstanbul’a anlatacağız, eninde sonunda imzalanacak.”
]]>Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM’deki bütçe maratonunun ardından düzenlenen Grup Toplantısı’nda konuşuyor. Özel, gündemdeki gelişmeleri değerlendiriyor.
– Bu yüce çatının altında ağır bir atmosferde grup toplantısı yapıyoruz. Şehit haberlerini aldıktan sonra Devrim şehidimiz Kubilay’ı andık. Ardından şehit Teğmenimizin ailesine taziye ziyaretinde bulunduk. Bir babanın metaneti ve bizlere söyledikleri bir kez daha böyle bir ülkenin vatandaşı olmanın, kurucu partinin bir mensubu olmanın gururunu yaşadık. Bize ne sorumluluk düştüğünü düşünürken altı şehidimiz daha geldi. Yüreğimiz yandı, böğürümüze taş oturdu, hep beraber bu büyük acıyı yaşadık. Bir yandan kahraman ordumuza, milletimize baş sağlığı dileklerimizi iletti. Biz teröristlerle mücadele her zaman TSK’nın arkasında olduk, olmaya devam edeceğiz.
‘SORULARIMIZI ENDİŞELERİMİZİ SIRALAYACAĞIM’
– Elbette siyasi partiler böyle durumlarda takındıkları sorumluluğun yerine getirmek zorunda. Birileri süreci hasarsız atlamanın hesabı içine girdiler. Biz şehitlerimizi, askerlerimizi düşünürken Ankara’da birileri alışılmış ezberleri tekrar etmekle meşguldüler. Biz askerlerimizin durumunu milletimize anlatılmasını, parti gruplarının bilgilendirilmesini talep etti. Bölgeden çelişkili haberler gelmeye devam ediyor. Sorularımızı, endişelerimizi sıralayacağım.
– 12 vatan evladı hayatını kaybetti. O fotoğraflara bakarak, Twitter’da paylaşarak olmayacaktı. Öncelikle milli yas ilan edilsin. 3 gün bayraklar yarıya indirilsin. Bu ülke bu acıda ortaklaşsın dedik. Ama hiç oralalı olmadılar, hiç bunu hissetmediler. Bu yetkisi Suudi Kralı öldüğünde kullandılar. Bu milletin 12 evladı hayatını kaybettiğinde milli yas ilan edecek bir şey görmüyorlar.
‘ARTIK BAŞKA BİR ŞEYLE KARŞI KARŞIYAYIZ’
– O gün ikinci altı şehidimiz geldiğinde Meclis çalışma halindeydi. O gün de Meclis’e bilgilendirme yapılmadı. Sözü alıp da bu acıda ortaklaşmak ya da bilgilendirme yapmaya bile tenezzül etmediler. Biz artık başka bir şeyle karşı karşıyayız. Bir A4, altına imza bunun altına imza atalım, milli yas ilan etmeyelim, ne yaşanıyor onu anlatmayalım. Ama bir göreviniz var A4’e imza atacaksanız, terörü kınayacağız…
‘İMZA ATMAYACAĞIMIZ’
– Gerekli bilgilendirme yapılmadan sizin sorumluluğunuza ortak olacak hiçbir şeye imza atmayacağız. Kimse şehitlerimiz üzerinden siyaset yapmasın diye A4’ler üzerinde imza koyup, bir sonraki şehit cezasine kadar unutanlarla ortaklaşmadık, bundan sonra da ortaklaşmayacağız.
– ‘CHP’de iktidarla beraber olmalıydık diyenler var’ diye diyenler ya işte baksınlar grup burada. Böyle bir yanıtın bunlara verilmesi gerekiyordu. Zorlu bir döneme giriyoruz. Göğü göğüse mücadeleye giriyoruz. Bu partinin dost ateşi almak dışında bir endişesi yoktur, kimseden korkumuyoruz.
– 1984’ten beri kaç ortak bildiri imzaladık, sonucunda neyi elde ettik? Neyi çözdük? Artık insanlar bu sorunun cevabını istiyor. Artık ne ezbere iktidar ne de ezbere muhalefet. Kirlik hesaplarını iki kez yapsınlar, çünkü yanılacaklar. AKP Sözcüsü ‘Birkaç Mehmet şehit oldu diye Meclis’i toplamaya gerek yok’ diyor.
BAHÇELİ’YE ‘HAİN’ YANITI
– Bu askerlerimiz şehit olduğunda CHP Genel Başkanı’nın tiviti (Göstererek) Aynı olay olduğunu Bahçeli dedin ya… PKK’nın adını anmayan bir hain arıyorsan o Recep Tayyip Erdoğan’dır. Öyel bedave siyaset yok artık. Hain arıyorsan burada.
Sorularımız, endişelerimiz var. 20 aydır Pençe Kilit harekatı yapılıyor. Bu operasyonun amacı, hedefi ne? Ulaştıysa niye oradayız, ulaşmadıysa neden? Üs bölgelerinde uygun şekilde tahkimat yok mu? Mehmetçiğin güvenliği için başka tedbirler alınıyor mu? Gözetleme zaafiyetini giderecek ilave tedbirler alınıyor mu?
]]>“BİLDİRİ İMZALAMAKLA ŞEHİT GELMİYOR OLSA…”
Özel, 12 askerin şehit olduğu hain terör saldırılarına yönelik Meclis’te “ortak bildiriye” imza atmamalarına ilişkin soruya şu cevabı verdi:
“20 yıldır AKP’nin bu ülkeye yaşattığı bir şey var. Geldiklerinde yılda 3 şehit vardı, şimdi bir gecede 6 şehit, ertesi gece 6 şehit daha…
Şehit veriyoruz, badanasız, boyasız, briket evlere, bazen camı olmayan evlere koca koca bayraklar asıyoruz, sonra Meclis’te bildiri yayınlıyoruz, sonra cumhurbaşkanı şehidimizin tabutuna elini koyup, öbür elinde mikrofonla siyaset yapıyor ve mesele bir dahaki şehide kadar kapanıyor.
Ben artık burada yokum. Biz artık burada yokuz. Şehit haberleri peşi sıra gelince şunu söyledik; Milli Savunma Bakanı gelsin, Meclis’i bilgilendirsin. Sonra bildiri mi imzalayacağız, ortak tavır mı takınacağız, yanlışı, hatayı mı gidereceğiz, bir daha şehit gelmesin diye hep birlikte inisiyatif mi alacağız bunu hep beraber konuşalım.
Yanıt; ‘siz bildiriye imza atın’ Öyle yağma yok. Bildiri imzalamakla şehit gelmiyor olsa, ben günde 5 bin tane bildiriye imza atayım.
Biz bildiriye imza atıyoruz, onlar bayrağı asıyorlar, Erdoğan propaganda yapıyor, bir sonraki şehide kadar herkes unutuyor. Unutmamak için itiraz ediyoruz.”
“İLAN EDİLENİN DIŞINDA ŞEHİTLERİMİZ VAR MI?”
“Bugün saat 11.00’da bekledik. Meclis açıldı. Meclis’te Bakan Mehmet Şimşek vardı. Soruldu, ‘hükümet bilgilendirilecek mi?’ diye. ‘Hayır’ dedi. Ve şimdi bambaşka şeyler konuşuluyor Meclis’te.
Sormak istiyoruz; 20 aydır Pençe-Kilit operasyonu sürüyor. Hedefleri neydi? Hedefe ulaşıldı mı? Ulaşıldıysa niye oradayız? Ulaşılmadıysa hedeflerine ulaşmama sebebi nedir?
Soruyoruz; Pençe-Kilit operasyon bölgesinde kaç Mehmetçiğimiz var? Pençe-Kilit operasyon bölgesinde ilan edilen şehitlerimizin dışında şehitlerimiz var mı? Ya da bazı şehitlerimiz terör örgütlerinin elinde mi?
Ya da canlı olup olmadıklarını bilmediğimiz bir grup askerimiz acaba terör örgütünün elinde mi? Bu soruların yanıtlamasını bekliyoruz. Bundan sonrası için, yeni şehitlerin gelmemesi için askeri alanda yapılan tartışmaları sormak istiyoruz.
Lojistik dezavantajları olduğu söyleniyor. Askerlere zaman zaman yiyecek bile ulaştıramadığımız söyleniyor. Bölgeden bazen şehitlerimizi geri çekerken bile diğer silah arkadaşlarının şehitlerimizi geri getirmek istediğimizde bile diğer silah arkadaşlarının hayatlarının tehlikeye atıldığı söyleniyor. Bu sorulara cevap verilmesini istemek su değil, hata değil, hakkımızdır, görevimizdir.”
“O METİNDE TERÖRÜ KINIYORLAR, BİZİM YAYINLADIĞIMIZ METİNDE AÇIKÇA LANETLİYORUZ”
“Bundan sonra da şunu söylüyoruz; hataları yapan, soruları yanıtlamayan bir iktidarla aynı A4 kağıdı üzerinde buluşup da ona meşruiyet kazandırmayacağız. Sorulara cevap versinler, bizim üzerimize ne düşüyorsa yapalım. Ancak bir ezbere anlayışla, ana muhalefet partisi ‘biz ne yaparsak yapalım bizimle birlikte imza atar’ Atmayız. O metne imza atmadık. O metinde terörü kınıyorlar. Bizim yayınladığımız metinde açıkça lanetliyoruz.”
“BİZLERLE BİRLİKTE ÇOK DAHA ETKİLİ MUHALEFET YAPMAK YERİNE NEDEN İKTİDARIN ARKASINDA HİZALANIYORSUNUZ?”
Bildiriye imza atan muhalefet partilerini de eleştiren Özel şöyle konuştu:
“Bir başka siyasi partiden bir sözcü demiş ki, ‘bu metinde ne vardı imza atmadınız?’ Ne vardı siz imza attınız? Bir öncekinden ne farkı vardı imza attınız?
Bir önceki şehitle, bugünkü şehit arasında bir fark var mı? O günden bugüne ne değişti de imza attınız? Veya o bildiriye imza atmak yerine bizlerle birlikte çok daha etkili muhalefet yapmak yerine neden iktidarın arkasında hizalanıyorsunuz?
Neden iktidara güç veriyorsunuz, nefes oluyorsunuz? Onlar bu ülkeye güç mü veriyorlar? Onlar bu sorunları çözüyorlar mı?
O yüzden bundan sonra Cumhuriyet Halk Partisi’nden ezbere bir muhalefet bekleyenler, iktidar ne zaman isterse iktidara destek bekleyenler hiç beklemesinler.
Biz bu ülkede haklıyı, mazlumu, mağduru, şehit ailesinin hakkını savunmaya devam edeceğiz.
Ezbere bir siyasetle iktidarlarını sürdürenler bundan sonra otursunlar kendi durumlarını düşünsünler. Cumhuriyet Halk Partisi’nin tavrı nettir, durumu nettir.”
“ÖMER ÇELİK, BUNDAN SONRASINI KENDİSİ DÜŞÜNSÜN”
CHP’nin 12 şehit için Meclis’teki ortak bildiriyi imzalamamasını “Utanç verici bir tutum” olarak değerlendiren AKP Sözcüsü Ömer Çelik’e de cevap veren Özel şöyle konuştu:
“Ömer Çelik, çok kolay bir siyasete alışmış, bugün ezberi bozulduğu için ne diyeceğini şaşırmış. Ömer Bey, bir bizim attığımız, imzaladığımız bildiriye bak, bir de senin grubunun imzaladığı bildiriye bak.
Eğer terörün karşısında dimdik durmaksa bizim bildirimizde var. Senin şaşırdığın muhalefet partisi olarak, ana muhalefet olarak kolayca arkana dizilmemiz olmamız.
Senin şaşırdığın, bizim sorumluluğunuzu hatırlatmamız olmamız. Senin şaşırdığın, bizim bugün Milli Savunma Bakanı’ndan bilgi istiyor olmamız.
O bilgilendirmeyi yapamayacak bir aciziyetteyseniz benim Ömer Çelik’e söyleyecek sözüm yok. Ömer Çelik, bundan sonrasını kendisi düşünsün.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin terörle mücadele konusunda en ufak bir sıkıntısı, tavizi, en ufak bir eksikliği olmaz.
Ama terörle mücadele ederken, silahlı kuvvetlere destek vermek başka bir şeydir, hatalarını yapan iktidarı tartışmamak başka bir şeydir. Bundan sonra öyle yağma yok.”
]]>