İnsan Hakları – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Sun, 08 Dec 2024 15:21:25 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Suriye’de Tutuklu Engin Arslan Özgürlüğüne Kavuştu https://www.foxhaber.com.tr/suriyede-tutuklu-engin-arslan-ozgurlugune-kavustu/ https://www.foxhaber.com.tr/suriyede-tutuklu-engin-arslan-ozgurlugune-kavustu/#respond Sun, 08 Dec 2024 15:21:25 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/suriyede-tutuklu-engin-arslan-ozgurlugune-kavustu/

MANİSA’nın Saruhanlı ilçesindeki evinden yaklaşık 14 ay önce ‘Gazze’ye savaşmaya gidiyorum’ diyerek çıkan, Suriye’de rejim güçleri tarafından yakalanıp, cezaevine konulan Engin Arslan (30), dün gece özgürlüğüne kavuştu.

Saruhanlı ilçesinde yaşayan Engin Arslan (30), İsrail’in katliam yaptığı Gazze’ye gitmek için geçen yıl 11 Ekim’de evinden ayrıldı. 3 çocuklu Arslan ailesinin iki oğlundan biri olan Engin Arslan, Hatay’dan kaçak yollarla girdiği Suriye’de yakalandı. En son ablasına bir camide dinlendiğini belirten mesaj atan

Engin Arslan’dan bir daha haber alınamadı. Gözü yaşlı aile en azından oğullarının yaşadığını öğrenebilmek için yetkililerden yardım istedi.

Beklenen haberi AK Parti Grup Başkanvekili ve ManisaMilletvekiliBahadır Yenişehirlioğlu verdi. Yenişehirlioğlu, Suriye’de rejim güçleri tarafından tutuklanan Engin Arslan’ın dün gece itibarıyla özgürlüğüne kavuştuğunu söyledi. Bahadır Yenişehirlioğlu, Türkiye sınırına ulaşmak üzere olan Arslan’ın sınırdan sorunsuz bir şekilde geçmesi için İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile görüştüğünü de söyledi. Arslan’ın kısa süre içerisinde Manisa’da olması bekleniyor.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/suriyede-tutuklu-engin-arslan-ozgurlugune-kavustu/feed/ 0
Karabük’te Suriyeliler, Şam’ın Kontrolünün Muhaliflere Geçmesini Kutladı https://www.foxhaber.com.tr/karabukte-suriyeliler-samin-kontrolunun-muhaliflere-gecmesini-kutladi/ https://www.foxhaber.com.tr/karabukte-suriyeliler-samin-kontrolunun-muhaliflere-gecmesini-kutladi/#respond Sun, 08 Dec 2024 15:21:23 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/karabukte-suriyeliler-samin-kontrolunun-muhaliflere-gecmesini-kutladi/

KARABÜK’te yaşayan Suriyeliler, muhalif grupların başkent Şam’ın kontrolünü ele geçirmesini ve Beşar Esad’ın ülkeyi terk etmesini kutladı.

Muhaliflerin Şam’da kontrolü sağlaması Karabük’te yaşayan Suriyeliler tarafından sevinçle karşılandı. 100. Yıl Mahallesi Pazaryeri mevkinde toplanan yüzlerce Suriyeli, sevinç gösterisinde bulundu. Bazıları yüzlerini bayraklarının rengi ile boyadı, bazıları ise meşaleler yakarak Esad rejiminin gitmesini kutladı.

Kutlamalara katılan Suriyeli Erva Şeyh (40), çok mutlu olduklarını söyleyerek, “Böyle bir şey beklemedik. Çok mutluyuz. Özgürüz artık. Türkiye için çok teşekkürler. Böyle bir şey beklemedik. Artık memlekete gidebiliriz rahat rahat” diye konuştu.

Sidra Abdullah (18) ise Suriye’de muhalif grupların Başkent Şam’ın kontrolünü ele geçirmesini beklemediklerini ve tarif edilmez bir mutluluk yaşadıklarını belirtti.

Ömer Elmahmud (30) ise “Bu zafer hepimizin. Sadece Suriyelilerin zaferi değil bütün Müslümanların zaferi” dedi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/karabukte-suriyeliler-samin-kontrolunun-muhaliflere-gecmesini-kutladi/feed/ 0
HÜDA PAR’lı Dinç hastanelerde yaşanan usulsüzlük iddialarını tek tek anlattı! https://www.foxhaber.com.tr/huda-parli-dinc-hastanelerde-yasanan-usulsuzluk-iddialarini-tek-tek-anlatti/ https://www.foxhaber.com.tr/huda-parli-dinc-hastanelerde-yasanan-usulsuzluk-iddialarini-tek-tek-anlatti/#respond Thu, 05 Dec 2024 22:02:01 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/huda-parli-dinc-hastanelerde-yasanan-usulsuzluk-iddialarini-tek-tek-anlatti/ Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) basın toplantısı düzenleyen HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı ve MersinMilletvekiliFaruk Dinç, iç ve dış gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

“HASTANE VE FAKÜLTELERDE YAŞANAN USULSÜZLÜK İDDİALARI BİR BİR ARAŞTIRILMALI!”

“Yenidoğan Çetesi” olarak adlandırılan çetenin ardından gündeme gelen sağlık kurumlarındaki usulsüzlüklere dair konuşan Dinç, kendilerine iletilen bazı iddiaları kamuoyuyla paylaşarak yetkililere seslendi: “Bu çetenin kendi menfaat ve çıkarları için akla-hayale gelmeyecek şekilde masum bebekleri katlettiklerini hepimiz gördük. Sağlık kuruluşlarında yaşanan ahlaksızlık ve usulsüzlüğe millet olarak hepimiz şahit olduk. Bu olayın açığa çıkması sonrasında bazı fakültelerde yaşanan sıkıntılarla ilgili iddia ve talepler tarafımıza iletildi. Fakülte ve bağlı bulunduğu üniversitenin ismini vermiyorum ama bize iletilen iddiaları dile getirmek istiyorum.

Fakültelerde doktorların, öğretim görevlilerinin malzeme parası adı altında yasa dışı bir şekilde astronomik rakamlarla hastalardan ücret talep edildiğine dair iddialar var. Bu ücretler hastanelerdeki aracılar üzerinden veya hastane dışındaki danışmanlık merkezi olarak gösterilen yasa dışı muayenehanelerden bu ücretlerin tahsil edildiği iddiaları bize iletildi. Ayrıca hastanenin imkânlarını, alet ve edevatını kendi özel muayenehanelerinde kullandıklarına dair de iddialar var. Sağlık personeli tarafından hastalarla ilgilenmek yerine estetik işlemler yapıldığı, yasa dışı olarak heyet raporları verildiği, ameliyathanelerdeki randevuların bile satıldığı ve ücretini ödemeyen hastaların ücreti ödeyene kadar ameliyatlarının ertelendiği gibi ciddi iddialar var. Ayrıca öğretim görevlilerinin derslere girmediği, asistanların eğitimsiz bırakıldığı konusunda da ciddi iddialar var. Yetkililerin tüm bunlara rağmen herhangi bir yaptırımda bulunmadığına dair de iddialar var. Bu iddialar tek tek araştırılmalı, İçişleri ve Sağlık Bakanlığı bu iddiaların üzerine gitmeli ve görevini suiistimal eden her kim varsa hesabını vermelidir. Tabii bunları söylerken tüm sağlık çalışanlarını ve öğretim görevlerini töhmet altında bırakmak istemiyorum.”

“GAZZE’NİN KUZEYİNDE CİDDİ KATLİAMLAR YAŞANIYOR”

Filistin’de yaşanan soykırımın halen devam ettiğini belirterek sözlerine devam eden Dinç, “Bir yılı aşkın bir süredir Filistin’de kadın, çocuk ve siviller katlediliyor. Bununla birlikte 2 aydır Lübnan’da işgal güçlerinin saldırıları sonucu katliamlar yaşanıyor. İşgal güçleri, 2 aydır gerçekleştirdikleri saldırılara rağmen Lübnan’da bir köy dahi elde edemediler, o bölgede bir tampon bölge oluşturamadılar ve bundan dolayı ateşkes yapmak zorunda kaldılar. Bu kazanım, siyonist terör şebekesine karşı diz çökmeyen Lübnan halkınındır. Siyonist rejim, Lübnan’da bir ateşkes yaptı ama Gazze’de halen soykırımlarına devam ediyor. Özellikle Gazze’nin kuzeyinde ciddi katliamlar yaşanıyor. Gazze’nin kuzeyinde açlık krizi ile birlikte sağlık krizi de başlamış durumda. 7 Ekim Aksa Tufanı’ndan günümüze Gazze’de bin 50 sağlık çalışanı şehit edildi, 310 tanesi de işgal güçlerinin zindanlarında esirdir. Tüm bu saldırılara rağmen sağlık çalışanları hiçbir şekilde pes etmiyorlar. İnsanlığın onuru ve haysiyeti için mücadelelerine devam ediyorlar.” diye belirtti.

“ACİL BİR ŞEKİLDE GAZZE’DE İNSANİ YARDIM KORİDORU OLUŞTURULMALI”

Kuzey Gazze’de yaşanan ilaç sıkıntısını bir kez daha dile getiren Dinç, kronik hastaların tedavi edilemediğini, halkın kirli suyu tüketmek zorunda kaldığını ve oluşan çöp yığınlarından dolayı salgın hastalıkların baş gösterdiğini söyleyerek şunları kaydetti:

“Siyonist terör şebekesinin sağlık hizmetlerini hedef alması, Gazze’deki tüm insanları yok etmek istediği anlamına gelmektedir. Bu yüzden acil bir şekilde Gazze’de insani yardım koridoru oluşturulmalıdır. O bölgeye tıbbi malzemeler gönderilmelidir. Sağlık çalışanları o bölgeye ivedilikle gitmelidir. Gazze’de kronik hastalığı bulunanların o bölgeden tahliye edilip acilen tedavi altına alınması gerekmektedir. Ayrıca ateşkesin sağlanabilmesi için İslam ülkeleri tüm gücünü kullanmalı, sağlanabilecek ateşkes ile hiçbir şart ve koşula bağlanılmadan siyonist terör şebekesi o bölgeden çıkmalıdır.”

“AZAMİ SÜRE MAĞDURLARI İÇİN KAPSAMLI BİR AF ÇIKARILMALI VE BU ÖĞRENCİLER ÜNİVERSİTELERİNE DÖNÜP MEZUN OLMALI”

İç gündeme dair bazı sorun ve sıkıntıları da gündeme getiren Dinç, ilk olarak azami süre mağdurlarının sorun ve taleplerini dile getirerek, “2014 yılında çıkan bir yasaya göre; 2 yıllık üniversite okuyanlar 4 yıl içerisinde, 4 yıllık üniversite okuyanlar 6 içerisinde, 6 yıllık üniversite okuyanlar ise 9 içerisinde mezun olması gerekiyor. Ancak ülkemizde önce pandemi sonra büyük bir deprem yaşandı. Ayrıca ekonomik sıkıntılar yaşandı. Tüm bunlara bağlı olarak öğrencilerimiz bu süreçlerde okullarından mezun olamadılar. 2022 yılında bir af çıktı ancak bu af kapsamlı olmadığı için genel olarak tüm öğrenciler bu aftan yararlanamadı. Bu öğrencilerimizin mağdur olmaması için, kapsamlı bir af çıkarılmalı ve üniversiteden mezun olması gereken öğrencilerimiz tekrardan üniversite kayıtlarını yaparak öğrenimlerine devam etmesi sağlanmalı.” dedi.

“MERSİN, ADANA VE ANTALYA GİBİ İLLERDE HER YAĞMUR YAĞDIĞINDA SEL FELAKETİ YAŞANIYOR”

Son olarak bazı illerde yaşanan bir takım sorunları da gündeme getiren Dinç, bazı illerde yaşanan sel felaketlerinin önüne geçilmesi için, “Mersin, Adana ve Antalya gibi illerde her yağmur yağdığında sel felaketi yaşanıyor. Her yağmur yağdığında sel felaketinin yaşanmaması için altyapı ile ilgili ciddi çalışma yapılmalı. Vatandaşların mağduriyet yaşamaması için yağan yağmur sularının tahliye edilmesine yönelik ciddi çalışmaların yapılması gerekiyor. Yağmur yağmadan önce erken uyarı sistemi geliştirilmeli ve önlemlerin önceden alınması gerekiyor. Mazgal ve kanalizasyon giderlerinin temizlenmesi gerekiyor. Önceden yaşanan sel felaketleri göz önünde bulundurularak bir daha bu tür felaketlerin yaşanmaması için tedbirlerin alınması gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.

“SUYUN DAR GELİRLİ VATANDAŞLARA BİR MİKTAR BELİRLENEREK ÜCRETSİZ OLARAK VERİLMESİNİ BEKLERKEN MAALESEF SU FİYATLARI HER YIL ASTRONOMİK BİR ŞEKİLDE YÜKSELMEKTE”

“Adana ve Mersin’deki su fiyatlarının diğer çevre illerdeki su fiyatları arasında astronomik farklar var.” diyerek sözlerine devam eden Dinç, “Mersin’de şu an su birim fiyatı 27,15 TL’dir. Bir ay sonra bu rakam 36,20 TL olacak. Adana’da da şu an su birim fiyatı, 17,85 TL’dir. Hatay’da ise bu rakam 7,63 TL’dir. Birbirine yakın farklı illerin arasında tüketilen suyun fiyatının bu kadar astronomik derecede farklı olması herhangi bir mantık sığmaz. Bu fiyatlar arasında neden bu kadar fark olduğunu soruyoruz ve cevabının şeffaf bir şekilde açıklanması gerektiğini belirtiyoruz. Ayrıca temel bir ihtiyaç olan suyun dar gelirli vatandaşlara bir miktar belirlenerek ücretsiz olarak verilmesi gerekmektedir. Fakat biz bunu beklerken maalesef su fiyatları her yıl astronomik bir şekilde yükselmektedir. Buna yönelik tedbirlerin alınıp düzenlemelerin yapılması lazım. Bu konuda seçim döneminde belediye başkanlarının vaatlerini uygulamaya koymaları gerekmektedir.” şeklinde konuştu.

“DİYARBAKIR-SİLVAN KARAYOLU’NDA ASFALTIN YAPISINDAN KAYNAKLI KAZALAR YAŞANIYOR, ARAÇLAR ZARAR GÖRÜYOR”

Dinç sözlerini “Diyarbakır-Silvan Karayolu’ndaki asfaltın yapısı ve kullanılan mıcır dolayısıyla bu yolu kullanan araçlar kaza yapıyor, can kayıpları yaşanıyor. En basiti olarak araçlarının camı kırılıyor. Bu konu ile ilgili Karayolları Müdürlüğü denetlemelerini yapmalı, sorunlar her neyse tek tek tespit edilip vatandaşların mağduriyeti giderilmelidir.” dedi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/huda-parli-dinc-hastanelerde-yasanan-usulsuzluk-iddialarini-tek-tek-anlatti/feed/ 0
Halep’te Cihatçı Operasyon: Çatışmalar Şiddetlendi https://www.foxhaber.com.tr/halepte-cihatci-operasyon-catismalar-siddetlendi/ https://www.foxhaber.com.tr/halepte-cihatci-operasyon-catismalar-siddetlendi/#respond Fri, 29 Nov 2024 19:00:22 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/halepte-cihatci-operasyon-catismalar-siddetlendi/ Çarşamba günü beklenmedik bir şekilde Suriye ordusuna karşı operasyon başlatan cihatçı muhalif grupların Halep’in bazı mahallelerini ele geçirdiği iddia ediliyor. Rusya ve İran’dan ise Şam’a destek mesajları geldi.Suriye’nin kuzeyinde Beşar Esad rejimine karşı savaşan cihatçı silahlı muhaliflerin, onlarca köy ve kasabayı ele geçirdikten sonra Cuma günü, ülkenin ikinci büyük şehri Halep’e girdiği öne sürüldü.

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi tarafından yapılan açıklamada, Heyet Tahrir Şam (HTŞ) ile müttefiklerinin Cuma sabahı “Halep’in kapısına” ulaştığı, günün ilerleyen saatlerinde de Halep’e girerek beş mahallede kontolü ele geçirdiği duyuruldu. Günlerdir süren çatışmalarda en az 255 kişinin hayatını kaybettiğini aktaran Gözlemevi, “HTŞ ve Türkiye tarafından desteklenen grupların, Halep ve İdlib bölgelerinde 50’den fazla köy ve kasabayı” kontrolü altına aldığı iddia edildi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin “terör organizasyonları” listesinde bulunan HTŞ’yi Türkiye de “terör örgütü” sayıyor.

Suriye hükümetinde yer alan bir güvenlik yetkilisi ise ordunun Halep’e takviye kuvvetler gönderdiğini ve bu kentin batısında “şiddetli çatışmalar yaşandığını” ancak saldırganların Halep’e ulaşmadığını ifade etti. AFP haber ajansının bölgede bulunan bir muhabiri, Halep’e birkaç kilometre mesafede ağır çatışmalar olduğunu ve cihatçı grupların zırhlı araçlarla ilerlediğini aktardı.

Beş yıl aranın ardından savaş sesleri

Halep’te yaşayan 51 yaşındaki bir görgü tanığı, “Beş yıldan bu yana ilk kez aralıksız füze, topçu ateşi ve zaman zaman da savaş uçaklarının sesini duyuyoruz” diyerek insanların, “savaş senaryosunun tekrarı ve vatandan kaçmak zorunda kalma” endişesi yaşadığını dile getirdi.

Suriye’nin resmi haber ajansı Sana ise muhalif grupların Halep’te bulunan bir öğrenci yurduna saldırdıklarını ve söz konusu saldırıda dört sivilin hayatını kaybettiğini duyurdu. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi de, Halep ile 300 kilometre güneyindeki başkent Şam arasındaki otoyol trafiğinin, cihatçı gruplar tarafından kesildiğini bildirdi.

Halep’in bir başka sakini, 36 yaşındaki Nasır Hamdo, karayolu trafiğinin kesilmesi ile ilgili olarak “Ablukanın yakıt fiyatlarını fahiş derecede artırmasından ve şehre gerekli mal ve mamüllerin gelememesinden endişe ediyoruz” dedi.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı’ndan açıklama

Ankara ise Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yaptığı açıklamada, dünya kamuoyuna “Sınırımızın sıfır noktasında bulunan İdlip ve mücavir bölgede sükunetin muhafazası ülkemiz açısından öncelikli bir meseledir” mesajını verdi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, X hesabından paylaştığı mesajda, “Yeni ve daha büyük istikrarsızlıklara yol açılmaması ve sivil halkın zarar görmemesi, Türkiye bakımından büyük önem teşkil etmektedir. Diğer taraftan, mevcut istikrarsızlık ortamından istifade etmeye çalışan Tel Rıfat ve Münbiç’teki terör gruplarının sivil halkı ve Türkiye’yi hedef alan saldırılarındaki artışı da dikkatle izliyoruz” ifadelerini kullandı.

13 yıldır devam eden savaş

2011 yılında, hükümete karşı düzenlenen protestoların, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad tarafından şiddet kullanılarak bastırılmaya çalışılmasının ardından başlayan iç savaşta bugüne dek 500 binden fazla kişi hayatını kaybetti, milyonlarca kişi de göç etmek zorunda kaldı. Aralarında Esad’ın müttefiki olan Rusya, İran ve Lübnan’daki Hizbullah’ın da bulunduğu pek çok dış güç de bugüne dek bu savaşa fiilen katıldı.

Cihatçı grupların Çarşamba günü başlattığı operasyonu kınayan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sözcüsü Dimitri Peskov, saldırıların “Suriye’nin egemenliğine karşı yapıldığını” belirterek Suriye hükümetine, operasyona maruz kalan bölgelerde destek verebileceklerini ifade etti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de, Suriyeli mevkidaşı Bessam Sabbah ile yaptığı telefon görüşmesinde, “Suriye yönetimine, ulusuna ve ordusuna, teröre karşı destek” taahhüdünde bulundu.

HTŞ’li bir yetkili, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, hedeflerinin “Suçlu düşmanın ateş kaynaklarını, cephe hattından uzaklaştırmak” olduğunu dile getirmişti. El Kaide terör ağına bağlı HTŞ, Suriyenin kuzey ve kuzeybatısında, aralarında İdlib ve Halep’in de bulunduğu pek çok bölgeyi kontrolü altında tutuyor. Türkiye ile Rusya’nın arabuluculuğunda, 2020’de İdlib’de sağlanan ateşkese, bugüne dek zaman zaman ihlal edilmiş olsa da, taraflarca büyük oranda uyulmuştu. 2015 yılında Suriye İç Savaşı’na müdahale eden Rusya, savaşın seyrini Beşar Esad yönetimi lehine değiştirmişti.

AFP/ ET,JD

DW Türkçe’ye VPN ile nasıl erişebilirim?

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/halepte-cihatci-operasyon-catismalar-siddetlendi/feed/ 0
Gamze Taşcıer: “Kadını Günlük Beş Kuruş Ödenekle Güçlendireceklermiş. https://www.foxhaber.com.tr/gamze-tascier-kadini-gunluk-bes-kurus-odenekle-guclendireceklermis/ https://www.foxhaber.com.tr/gamze-tascier-kadini-gunluk-bes-kurus-odenekle-guclendireceklermis/#respond Thu, 28 Nov 2024 10:56:51 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/gamze-tascier-kadini-gunluk-bes-kurus-odenekle-guclendireceklermis/ (ANKARA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcıer, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2025 bütçesini eleştirdi. Bakanlığın kadınların güçlendirilmesi için ayırdığı bütçenin günlük beş kuruşa eş değer olduğunu belirten Taşcıer, “Bu bütçe hükümetin kadınların hayatına verdiği değeri gözler önüne seren bir utanç belgesidir” dedi.

Emek Büroları Koordinatörü ve Genel Başkan Yardımcısı, AnkaraMilletvekili Gamze Taşcıer, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2025 bütçesini eleştirerek, iktidarın kadına yönelik şiddetle mücadeleyi önemsemediğini savundu. Taşcıer, yaptığı yazılı açıklamada son bir yılda en az 673 kadının erkekler tarafından öldürüldüğüne dikkat çekerek, kadın cinayetlerinin politik olduğunu vurguladı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının, Kadının Güçlenmesi Programı kapsamında kişi başına günlük yalnızca beş kuruşluk bir bütçe ayırdığını ifade eden Taşcıer, “Kadının Güçlenmesi Programı var. Bütçe sunumuna göre 2024’e kıyasla ödeneği yüzde 68 artırılmış. Ancak bu ödeneğin yüzde 79’u personel ve SGK gideri. Geri kalan 1 milyar lira ile Türkiye’deki yaklaşık 43 milyon kadını günlük beş kuruş ödenekle güçlendireceklermiş. Şiddet ve eşitsizlikle mücadelede için önerdikleri bu bütçe ile kadın hayatının beş kuruş etmeyeceğini söylüyorlar. Bu tablo, kadınları korumadığınızın en açık göstergesidir, bu bütçe utanç belgesidir” dedi.

Taşcıer, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çekilen Türkiye’de artan kadın cinayetlerine de dikkat çekti. Son dört yılda, 2 bin 473 kadının öldürüldüğüne işaret eden Gamze Taşcıer, Cumhurbaşkanının İstanbul Sözleşmesi’ni “ideolojik kavga aparatı” olarak nitelendirmesine tepki gösterdi. “Kadına yönelik şiddetle mücadele ideolojik bir tercih değil, evrensel bir insan hakkıdır” diyen Taşcıer, bakanlığa somut adımlar atma çağrısında bulundu.

“Ayrımcılığı ortadan kaldıracak politikalar üretin”

Kadınların istihdama katılımı konusunda hükümetin yetersiz politikalarına da değinen Taşcıer, çalışan annelerin kreş hizmetine erişimde büyük sorunlar yaşadığını ifade etti. Taşcıer, Türkiye’de kreşlerin hem sayısının hem de bütçesinin yetersiz olduğunu belirterek, “Kadınları yalnızca ev içinde tanımlıyor, ekonomik katkı sağlamalarını engellemek için politikalar üretiyorsunuz. Sosyal belediyecilik uygulamalarıyla kadınları destekleyen CHP’li belediyelerle uğraşacağınıza, görevinizi yapın, eşitsizliği, şiddeti ve ayrımcılığı ortadan kaldıracak politikalar üretin” dedi. Taşcıer, OECD ülkelerine kıyasla Türkiye’nin bu konuda çok geride kaldığını vurguladı.

Taşcıer, kadına yönelik şiddet ve toplumsal eşitlik mücadelesinin bir anayasal zorunluluk olduğunu hatırlatarak, hükümeti sorumluluk almaya çağırdı. “Kadınları kontrol altında tutan, ücretsiz ev içi emeğe yönlendiren politikalarınız utanç verici. Kadınlar bir lütuf değil, anayasal haklarını istiyor” dedi.

“Sosyal muhtaçlar ordusu yaratıyorsunuz”

Taşcıer, hükümetin sosyal yardım politikalarını da hedef aldı. 4 milyonun üzerinde haneye aylık 260 lira elektrik faturası desteği sağlanmasıyla övünen iktidarı eleştirerek, “Elektrik gibi temel bir ihtiyacı karşılayamayan milyonlarca insanın varlığı sizin sosyal yardım politikalarınızın başarısızlığını gösteriyor. Bu yardımlarla yoksulluk döngüsünü kıramazsınız, aksine sosyal muhtaçlar ordusu yaratıyorsunuz” ifadelerini kullandı.

“Hassas kurumlarda güvenliği sağlayamıyorsanız, başka ne yapıyorsunuz?”

Niğde’de bir Engelsiz Yaşam ve Rehabilitasyon Merkezi’nde engelli bir çocuğun dövülerek öldürülmesi olayına da değinen Taşcıer, bakanlığın denetim mekanizmalarının işlememesini de eleştirerek, “Korumanız altındaki bir çocuğun hayatını kaybetmesi skandaldır. ‘Olayı basından öğrenmedik açıklamanız’ ise utançtır. Neden zamanında müdahale etmediniz? Hassas kurumlarda güvenliği sağlayamıyorsanız, başka ne yapıyorsunuz” diye sordu.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/gamze-tascier-kadini-gunluk-bes-kurus-odenekle-guclendireceklermis/feed/ 0
Tahir Elçi, Dokuz Yıl Önce Katledildiği Yerde Anıldı… Elçi’nin Adı Katledildiği Sokakta Yaşatılacak https://www.foxhaber.com.tr/tahir-elci-dokuz-yil-once-katledildigi-yerde-anildi-elcinin-adi-katledildigi-sokakta-yasatilacak/ https://www.foxhaber.com.tr/tahir-elci-dokuz-yil-once-katledildigi-yerde-anildi-elcinin-adi-katledildigi-sokakta-yasatilacak/#respond Thu, 28 Nov 2024 10:55:54 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/tahir-elci-dokuz-yil-once-katledildigi-yerde-anildi-elcinin-adi-katledildigi-sokakta-yasatilacak/ Haber: Ahmet ÜN/ Kamera: İsmet MİKAİLOĞULLARI

(DİYARBAKIR) –Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki Dört Ayaklı Minare önünde 28 Kasım 2015’te basın açıklaması yaptığı sırada öldürülen eski Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, katledilişinin dokuzuncu yılında anıldı. Elçi’nin adı, katledildiği Dört Ayaklı Minare Sokağı’na verildi.

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 28 Kasım 2015’te basın açıklaması yaptığı sırada güvenlik güçleri ile PKK’lı teröristler arasındaki silahlı çatışma sırasında vurularak öldürülen eski Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, öldürüldüğü Dört Ayaklı Minare önünde anıldı.

Diyarbakır Adliyesi önünde bir araya gelen Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, CHP Ankara Milletvekilleri Okan Konuralp ve Aliye Timisi Ersever, Tahir Elçi’nin eşi CHP İstanbulMilletvekiliTürkan Elçi, CHP Sakarya Milletvekili Ayşe Taşkent, DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Ayşe Serra Bucak Küçük, Diyarbakır Baro Başkanı Abdulkadir Güleç ve yüzlerce avukat, Elçi’nin öldürüldüğü Dört Ayaklı Minare önüne yürüdü. Dört Ayaklı Minare önündeki anma programında Ahmet Kaya’nın “Diyarbakır Türküsü” ile Tahir Elçi’nin katledilmeden önce yaptığı son konuşma dinletilmesinin ardından konuşmalar yapıldı.

Burada ilk sözü alan Diyarbakır Baro Başkanı Abdulkadir Güleç, Tahir Elçi cinayetinin, toplumun bağrında derin yaralar bıraktığını ifade ederek, “Tahir Elçi suikastı egemenlerin isteği doğrultusunda süregelen karanlık dehlizlerde tutma politikasıyla örtüşmektedir. Cinayetin işlendiği ilk gün dönemin Başbakanı ve Adalet Bakanı tarafından faillerin bulunacağı yönündeki beyanının bir aldatmaca ve klasik bir iktidar refleksi olduğu bir kez daha görülmüştür. Tahir Elçi cinayetinin siyasi bir suikast olduğuna dair bu itiraf bu cinayetin ancak siyasi bir iradeyle aydınlatılabileceğini göstermişse de siyasi irade yargı makamı tarafından adaletin yerini bulması için bir cesaret dahi gösterememiştir maalesef. Tahir Elçi, avukatlık hayatını ağır insan hakları ihlalleriyle mücadeleye adaya Kürt sorunun barışın demokratik çözümünü savuna bir barış elçisiydi” diye konuştu.

‘Zulmün aynası olan bu karanlık sokaktayız’

Baro Başkanı Güleç’in ardından söz alan Tahir Elçi’nin eşi CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi, 9 yıldır bu kanlı sokakta olduklarını belirterek, “Bugün yine hain bir pusunun kurulduğu, masum bir hukuk insanının kanıyla kirlenen bir caminin avlusunda, acı figanımıza şahitlik yaparak göğe yükselen bir minarenin ayaklarının altındayız. 9 yıldır biz burada, bu kanlı sokaktayız. Biz zulme uğrayanlar, hakkı olan adaleti arayıp da bulamayanlar, en az kendileri kadar başkaları için de huzur isteyenler, hukukun gücüne inananlar, kul hakkına riayet edenler, kardeşçe bir ülke hayal edenler, canavarın pençesinin arasında saklı tutulan temel hak ve özgürlüklerimizin, yaşam hakkımızın ve adalet hakkımızın talebi için, adaletsizlik ve zulümle tescillenmiş bu çıkmaz sokaktayız. Bugün biz yine burada, zulmün aynası olan bu karanlık sokaktayız” dedi.

‘Biz barışa inananlar olarak geldik’

Her yıl biraz daha çoğalarak, her yıl biraz daha inanarak bu sokağa geleceklerini aktaran Elçi, şunları söyledi:

“Gözünü kırpmadan insan öldürenlere, hukuku yok sayanlara, kardeşi kardeşe kırdıranlara, tarihi miraslarımızı yok edenlere, şehirlerimizi savaş meydanına çevirenlere, huzurumuzu delik deşik edenlere, yaşam hakkının kutsal olduğunu ve hukuka inandığımızı, kardeşçe ve huzur içinde bir ülke tahayyülümüzün olduğunu anlatmak için yine bu sokaktayız. Biz geldik, gizli cebimizde savaşı saklamadan toplumu kandırma niyetiyle türlü türlü, hileye, desiseye, kandırmacaya tevessül etmeden, ülkemizin hak ettiği huzuru, barışı ve insanın yaşam hakkının kutsallığını bıkmadan usanmadan anlatmak için biz kardeşçe geldik. Yalansız, dolansız, riyasız, karşıdakini kandırmaya tevessül etmeden barışın bu topraklar için şart olduğuna, biz barışa inananlar olarak geldik. Her yıl biraz daha çoğalarak, her yıl biraz daha inanarak geleceğiz. Kürt geleceğiz, Türk geleceğiz, Laz ve Çerkez geleceğiz. Rengimiz, dilimiz, mezhebimiz birbirinden farklı olsa da biz insan olduğumuz için, aynı yaradan tarafından yaratıldığımıza inandığımız için geldik, gelmeye devam edeceğiz Alçakça bir cinayetin üzerinden değil 9 yıl, yıllar yılı geçse de derdimizi; burada, bu sokakta bu topraklar için dilinden barış dökülürken gadre uğramış yerde yatan bu masuma bıkmadan, usanmadan, yalnızlığa kapılmadan çoğalarak anlatacağız. Andımız olsun ki biz mazlumun yanında durarak zalimlerin zulmünün karşısında durmaya devam edeceğiz.”

’10 yıldır bu insanlardan babalarının nasıl öldürüldüğünü bilmeyi esirgiyoruz’

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, 9 yıldır anmaya değil, bu mücadeleyi devam ettirecekleninin mesajını vermek için toplandıklarını ifade ederek, şunları söyledi:

“28 Kasım’ın dokuzuncu yıl dönümü yine Dört Ayaklı Minare’nin önündeyiz. Aslında 28 kasımları anma etkinliği olarak düzenliyoruz ama bizim bu yaptığımız anmak değil. Çünkü anabilmemiz için önce ne olduğunu bilmemiz gerekiyor. Maalesef 9 yıldır bizden ne olduğunu bilmemiz esirgende. Bu esirgeme yargı kılıfı arkasına gizlenmeye çalışıldı. Biz 9 yıldır anmaya değil bu mücadeleyi devam ettireceğimizin mesajını vermek için toplanıyoruz. Hep bu toplantılarda Tahir başkanın bugüne kadar verdiği insan hakları mücadelesinden bahsediyoruz. Cezasızlık politikasına karşı verdiği mücadeleden bahsediyoruz. Burada Dört Ayaklı Minare’nin önünde öldürüldüğü anda bile verdiği kültürel değer sahip çıkma mücadelesinden bahsediyoruz. Ama tüm bunları bir tarafa bırakalım. Sadece bir insan olarak değerlendirelim. Sıradan sade bir vatandaş olarak değerlendirelim. Onun sıradan ailesini bir düşünelim. Çocuklarını bir düşünelim. Eşini bir düşünelim. En azından bilmek hakları yok mudur? Geçtim cezalandırılmayı. Bugün belki Türkan Hanım burada ifade edemez ama eminim iki dost olarak sohbet etsek, geçtim cezalandırılmayı, biz sadece ne olduğunu bilmek istiyoruz der. Çocukları biz babamız nasıl öldürüldü? Biz sadece bunu bilmek istiyoruz der. 10 yıldır bu insanlardan babalarının nasıl öldürüldüğünü bilmeyi esirgiyoruz. 10 yıldır bir eşe hayat yoldaşını, yol arkadaşını nasıl kaybettiğini bilmeyi esirgiyoruz.”

‘Yargının araçsallaştırılarak bir cinayetin üstünün örtmesine alet edildiği ilk derece mahkemesinin kararıyla ilan edildi’

Dört Ayaklı Minare Sokağı’na her gelişinde mahcubiyet yaşadıklarını söyleyen Sağkan, şunları kaydetti:

“Geçtiğimiz yıl ben bu sokaktan girdiğimde çok derin bir mahcubiyet duyduğumu ifade etmiştim. İşte duyduğum mahcubiyet bundandır. Bu sokağa her girdiğimde bünyemde çok derin bir mahcubiyet hissediyorum. Çünkü yargı kılıfı altına gizlenerek, bu aileden saklanan gerçeğin maalesef ki sistemin içerisinde bulunan savunma makamını temsil eden, yargı sistemini ne kadar eleştirsem de, bağımsız olması için ne kadar çabalasam da sistemin bir parçası olarak bunun mahcubiyetini duyuyorum. Çünkü bu aileden bilme haklarını esirgedik 10 yıldır. Sadece bilme haklarının. Bu kadar basitti aslında. Tek istediğimiz nasıl katledildi Tahir Başkan, ailesi bilsin, meslektaşları bilsin, Diyarbakırlılar bilsin, bizler bilelim. Tabii bu mahcubiyet yerini umutsuzluğa değil, aksine tam bir umuda eviriyor. Çünkü yargı görünümü altındaki süreç artık bu şekilde yürütemeyeceğini gördü ve ilk derece mahkemesi kısmı bu sürecin aslında bir yargısal süreç olmadığını alenen kararıyla ilan etti. Aslında malumun ilanını yaşadık. O yüzden umutluyum. Çünkü görüntü süreci, bu yargısal görüntü süreci son buldu artık. ve ilan edildi. Maalesef yargının araçsallaştırılarak bir cinayetin üstünün örtmesine alet edildiği ilk derece mahkemesinin kararıyla ilan edildi. Şimdi mücadelemiz daha da büyüyecek. Belki bugün burada anamıyoruz ve bu mücadeleyi büyüteceğimizi göstermek adına burada bulunuyoruz. Ama andolsun söz veriyorum belki 19 yıl sonra, belki 29 yıl sonra, belki 99 yıl sonra bu sokak yine binlerce avukatla dolacak ve o avukatlar ne olduğunu bilerek gerçekten dört ayaklı minarenin önüne anmak için girecekler. Andolsun bunu Diyarbakır avukatları, Türkiye’deki tüm avukatlar, hak savunucuları elbet bir gün hayata geçireceğiz.”

Daha sonra söz alan Diyarbakır Baro Başkanı Abdulkadir Güleç, Sur Belediyesi tarafından Dört Ayaklı Minare Sokağı’nın adı Tahir Elçi Sokağı olarak değiştirildiğinin bilgisini paylaştı.

Konuşmaların ardından Elçi’nin öldürüldüğü yere karanfiller bırakıldı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/tahir-elci-dokuz-yil-once-katledildigi-yerde-anildi-elcinin-adi-katledildigi-sokakta-yasatilacak/feed/ 0
Adalet Bakanı Tunç: Kadına Yönelik Şiddete Karşı En Güçlü Mücadele Sürecek https://www.foxhaber.com.tr/adalet-bakani-tunc-kadina-yonelik-siddete-karsi-en-guclu-mucadele-surecek/ https://www.foxhaber.com.tr/adalet-bakani-tunc-kadina-yonelik-siddete-karsi-en-guclu-mucadele-surecek/#respond Thu, 21 Nov 2024 12:50:25 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/adalet-bakani-tunc-kadina-yonelik-siddete-karsi-en-guclu-mucadele-surecek/ Adalet Bakanı Tunç: “Şiddeti meşru göstermeye çalışan her söylemin ve davranışın karşısında en güçlü şekilde durmaya devam edeceğiz”

ANKARA – Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Kadına karşı şiddeti meşru göstermeye çalışan hiçbir bahaneyi kabul etmiyor, bu tür temelsiz savunmaları reddediyoruz. Bundan sonra da şiddeti meşru göstermeye çalışan her söylemin ve davranışın karşısında en güçlü şekilde durmaya devam edeceğiz” dedi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Ankara’da Dikmen Hakimevi’nde düzenlenen “Kadınların Adalete Erişiminin Güçlendirilmesi Paneli”ne katıldı. Panelde konuşan Bakan Tunç, kadına karşı şiddette hiçbir bahanenin meşru olarak kabul edilemeyeceğini ve kadına karşı şiddetle mücadele edeceklerini ifade ederek, “Bugün gerçekleştireceğimiz panelde ‘Ulusal ve Uluslararası Hukukta Kadının İnsan Hakları’, ‘Ceza Hukukunda Kadına Yönelik Şiddet Eylemleri’, ‘6284 Sayılı Kanun’un Uygulanmasıyla İlgili Sorunların Ele Alınması’ bunlar oturumlarda dile getirilecek fikir ve öneriler. Özellikle önümüzde Yargı Reformu Strateji Belgesi var. Orada da yine kadınlarla ilgili, kadına şiddetin önlenmesi ile ilgili önemli hedefler, faaliyetler olacak. Hem onlara ışık tutacak hem de önümüzdeki mevzuatın geliştirilmesi ve uygulamaya yönelik çok önemli fikirlerin burada ortaya döküleceğine yürekten inanıyoruz” diye konuştu.

“Şiddetin hiçbir türünü kabul etmediğimiz gibi, özellikle kadına yönelik olanını tartışmasız biçimde reddediyoruz”

Şiddetin her türlü çeşidinin karşısında olduklarını vurgulayan Bakan Tunç, “İnsan onuru, her bireyin doğuştan sahip olduğu haklardan biridir ve tüm insan haklarının temeli olarak kabul edilir. Bizim inancımızda insan eşrefi mahlukattır, yani yaratılmışların en şereflisidir. Bizim için insan onurundan öte bir değer, insan onurundan üstün bir kimlik yoktur. İnsan, sadece insan olduğu için yücedir ve bu yüceliği gölgeleyen her türlü ayrımcılık, bizim ne dini anlayışımızda ne de kültürümüzde vardır. Kadın hakları, insan onurunun korunması açısından son derece önemlidir. Kadına yönelik şiddet ise, bu insanlık onuruna yöneltilmiş en karanlık, en çirkin, en aşağılık saldırıdır. Şiddetin hiçbir türünü kabul etmediğimiz gibi, özellikle kadına yönelik olanını tartışmasız biçimde reddediyoruz. Kadına yönelik şiddeti insanlık ailesinin tamamına yöneltilmiş bir ihanet olarak görüyoruz. Çünkü kadına şiddet, yalnızca bir kadını değil; bir aileyi, bir toplumu, nesilleri yaralayan, kökleri derine inen bir kötülüğün yansımasıdır” ifadelerini kullandı.

“Şiddeti meşru göstermeye çalışan her söylemin ve davranışın karşısında en güçlü şekilde durmaya devam edeceğiz”

Şiddette hiçbir bahanenin kabul edilebilir olmadığını belirten Bakan Tunç, “Annelere yöneltilen bir el, evlatların geleceğini çalmakta; bir eşin susturulan sesi, toplumun vicdanında kapanmaz yaralar açmaktadır. Bu yüzden kadınların haysiyetine dokunan her türlü şiddet karşısında dimdik durmak, hem kişisel hem kurumsal sorumluluğumuzdur. Bu bakımdan kadına karşı şiddeti meşru göstermeye çalışan hiçbir bahaneyi kabul etmiyor, bu tür temelsiz savunmaları reddediyoruz. Bundan sonra da şiddeti meşru göstermeye çalışan her söylemin ve davranışın karşısında en güçlü şekilde durmaya devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.

Bakanlık olarak kadınların adalet ve yargı hizmetlerine katılmasını çok önemsediklerine dikkati çeken Bakan Tunç, şöyle devam etti:

“Bu kapsamda 2002 yılında kadın hakim ve savcı sayısı bin 847 iken, bugün bu sayı yüzde 406 oranında artarak 9 bin 355’e yükseldi. Yani kadın hakim ve savcı sayımız şu andaki toplam hakim ve savcı sayımızın neredeyse yüzde 40’ına ulaşmış durumda. Hatta şu an hakim, savcı yardımcısı olarak sınavı kazananlara baktığımız zaman yüzde 60’ı kadınlardan oluşuyor. Dolayısıyla yargıya kadın elinin değmesi, özellikle onların vicdanlı verecekleri kararlar ve güvenilir adalet sisteminin tesisi konusunda adalete güvenin yükseğe taşınması konusunda onlara güveniyoruz. Sadece hakim ve savcılarımız değil, personelimizin yüzde 50’den fazlası kadınlardan oluşuyor. Adalet teşkilatımızda görev alan 95 bin 870 personelden 46 bin 21’i kadın personelden oluşuyor” dedi.

Adalet Bakanı Tunç: Kadına Yönelik Şiddete Karşı En Güçlü Mücadele Sürecek

İnsan HaklarıYılmaz TunçPolitikaHukukKadınGenelYargı

Haber Kaynak : HABERLER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/adalet-bakani-tunc-kadina-yonelik-siddete-karsi-en-guclu-mucadele-surecek/feed/ 0
Bihaç’ta Göçmen Mezarlığı Açıldı https://www.foxhaber.com.tr/bihacta-gocmen-mezarligi-acildi/ https://www.foxhaber.com.tr/bihacta-gocmen-mezarligi-acildi/#respond Sun, 17 Nov 2024 15:04:12 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/bihacta-gocmen-mezarligi-acildi/ Bosna-Hersek’in Avrupa Birliği sınırı yakınlarındaki Bihaç kentinde, hayatını kaybeden düzensiz göçmen ve mültecilerin defnedilmesi için yeni bir mezarlık açıldı.

Bosna-Hersek’in kuzeybatısında, Hırvatistan sınırı yakınlarındaki Bihaç kentinde yer alan Humci Kent Mezarlığı, insani yardım gönüllülerinin girişimiyle yeniden düzenlendi. Mezarlığın bir bölümü göçmen mezarlığına dönüştürüldü. Mezarlığın ön kısmına üzerinde “Daha iyi bir hayat arayışında, hayalleri de kendileriyle birlikte ölen tüm göçmen ve mültecilerin anısına” yazılı bir levha yerleştirildi.

Avusturya merkezli SOS Balkan Route isimli insani yardım kuruluşunun bağlantısıyla açılan mezarlığa şimdiye kadar tehlikeli Avrupa yolculuğu sırasında bölgede hayatını kaybeden ve birçoğunun kimliği bilinmediği için mezar taşlarında isimleri yer almayan 18 göçmenin cenazesi defnedildi.

Göçmen mezarlığının dün gerçekleştirilen açılışına Bihaç şehir yönetimi temsilcileri, insani yardım gönüllüleri ve vatandaşlar katıldı. Açılış programında basına konuşan SOS Balkan Route Başkanı Petar Rosandic, “Bu, hem Avrupa hem de bizlere bu insanların geleceğini düşünmemiz için bir mesajdır. Bu insanlar niçin sınırlarımızın dışında ölüyorlar, neler yaşıyorlar ve bunlardan kim sorumlu? Bu sadece göçmenlerin değil aynı zamanda bizim toplumsal sorumluluğumuzdur” dedi.

Ocak- Eylül 2024 döneminde 16 bin 968 kaçak geçiş tespit edildi

Bosna-Hersek’in de üzerinde yer aldığı Balkan Rotası, düzensiz göçmenlerin Batı Avrupa ülkelerine ulaşmak için tercih ettiği başlıca göç güzergahları arasında yer alıyor. Avrupa Birliği’nin sınır koruma ajansı Frontex tarafından yayınlanan son verilere göre, Ocak-Eylül 2024 döneminde Balkan Rotasında 16 bin 968 kaçak geçiş tespit edildi.

İnsani yardım kuruluşlarının raporlarına göre ise, birçok göçmen, Avrupa Birliği sınırını geçtikten sonra pasaportları dahil tüm kişisel eşyaları yakıldıktan sonra illegal bir şekilde sınır dışına geri itiliyor. Çok sayıda göçmen, Avrupa Birliği sınırında defalarca sınırı geçme teşebbüsünde bulundukları bölgelerde hayatını kaybediyor. – SARAYBOSNA

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bihacta-gocmen-mezarligi-acildi/feed/ 0
Suriye’deki Çatışmalar 13 Yıldır Devam Ediyor https://www.foxhaber.com.tr/suriyedeki-catismalar-13-yildir-devam-ediyor/ https://www.foxhaber.com.tr/suriyedeki-catismalar-13-yildir-devam-ediyor/#respond Wed, 13 Nov 2024 21:06:50 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/suriyedeki-catismalar-13-yildir-devam-ediyor/ Suriye’de savaş, 13 yıldır süren çatışmalara rağmen hız kesmiyor.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a karşı barışçıl eylemlerle başlayan olaylar, 2011 yılında iç savaş boyutlarına ulaşmıştı. Bölgedeki diğer ülkeler, Rusya ve ABD’nin de dahil olmasıyla vekalet savaşına dönüşen çatışmalarda bugüne kadar 500.000 kişi hayatını kaybetti.

Bugün Suriye dört farklı bölgeye ayrılmış durumda. Bunlar Esad yönetiminin ya da farklı ideoloji ve bağlantılara sahip çeşitli silahlı grupların ve tek taraflı ilan edilmiş oluşumların kontrolünde.

Suriye’de hangi grupların nerelere hakim olduğu, savaşın başından beri önemli ölçüde değişti.

Başlangıçta muhalif gruplara büyük miktarda toprak kaybeden Esad yönetimi, 2015 yılında Rusya’nın savaşa aktif müdahalesi sayesinde, bugün ülkenin üçte ikisini kontrol ediyor.

Ancak özellikle ülkenin kuzeyinde Türkiye ile sınır bölgesinde, kendilerini yetkili ilan eden gruplar ve uluslararası aktörlerin desteklediği silahlı örgütler tarafından çizilen birçok iç sınır bulunuyor.

Pros&Cons Güvenlik ve Risk Analizi Merkezi Direktörü Prof. Dr. Serhat Erkmen, “Şam’ın doğusundan Fırat Nehri’ne kadar olan bölgede daha yoğun bir İran etkisi var” diyor.

“ Akdeniz kıyı şeridinden Şam’a kadar uzanan bölge ile ülkenin güneyindeki topraklar, Rusya’nın etki alanı.”

İran ve Rusya, Esad yönetimine en fazla destek veren ülkeler.

Suriye’nin Akdeniz’deki başlıca limanının bulunduğu ve iç savaşın başından beri kritik önem taşıyan Lazkiye, Esad’ın kontrolünde.

İdlib kimin kontrolünde?

Suriye’nin Türkiye sınırındaki İdlib, Esad karşıtı cihatçı silahlı grupların ellerinde kalan son kaleleri.

Şam yönetiminin 2015 yılında kontrolünü kaybetmesinden bu yana İdlib, birçok rakip muhalif grubun kontrolü altına girdi.

İdlib’in hakimiyeti şu anda Sünni İslamcı siyasi ve silahlı örgüt ’ın (HTŞ) elinde.

BBC İzleme Servisi Cihatçı Medya Uzmanı Mina Al-Lami HTŞ’nin eski isminin “Nusra Cephesi” olduğunu belirtiyor ve “Bu isim birçok kişiye tanıdık gelecektir. Bu örgüt El Kaide’nin Suriye’deki koluydu” diye hatırlatıyor.

Suriye’deki muhalif gruplar El Kaide bağlantıları sebebiyle Nusra Cephesi ile işbirliği yapmayı reddederken, örgüt 2017’de El Kaide ile bağlarını kopardığını açıkladı.

Al-Lami, “Herkes, El Kaide etiketinden korkuyordu. Örgüt de, bağımsızlığını ilan etti.” diyor.

HTŞ bağımsız olduğunu, herhangi bir dış güçle bağlantısı bulunmadığını ve küresel cihat hedefleri olmadığını iddia ediyor. Ancak Birleşmiş Milletler (BM), ABD ve Türkiye, HTŞ’nin El Kaide ile bağlantısı olduğunu düşünüyor ve HTŞ’yi terör örgütü olarak sınıflandırıyor.

Suriyeli gazeteci ve Annaharar Gazetesi Türkiye Editörü Sarkis Kassargian bölgede HTŞ’yi destekleyen birçok radikal grup bulunduğunu, çoğunluğu Çinli Uygurlardan oluşan Türkistan İslam Partisi’nin de bunlardan biri olduğunu söylüyor.

HTŞ, Türkiye destekli silahlı grupların çoğunu İdlib’den çıkardıktan sonra İdlib’de fiili idari kontrolü ele aldı.

BBC İzleme Servisi’nden Mina al-Lami, “HTŞ’nin bakanlıkları var, sosyal medyayı aktif olarak kullanan bakanları var. Bakanlar yeni projeler duyuruyorlar, yeniden yapılandırma çalışmalarına odaklanıyorlar, mezuniyet törenlerine katılıyorlar” diyor ve ekliyor.

“Yani gerçekten kendini devletin içindeki bir alt devlet olarak sunmaya çalışıyor, kendi hizmetlerini sunuyor ve gerçekten uluslararası kamuoyunun onayını kazanmaya çalışıyor.”

Şam yönetimine muhalif Türkiye ile Şam yönetiminin müttefikleri Rusya ve İran, 2017 yılında Kazakistan’ın başkenti Astana’daki görüşmelerinde çatışmaları azaltmak için, İdlib’in de aralarında bulunduğu çatışmasızlık bölgeleri oluşturma kararı aldı.

Sonraki yıl Rusya ile Türkiye, İdlib’de muhalifler ve Suriye Ordusu arasında tampon bölge oluşturmak üzere anlaştı.

Afrin kimin kontrolünde?

Bir zamanlar Kürt grupların denetimindeki, Suriye’nin kuzeybatısında yer alan bölgesinin kontrolü bugün Türkiye destekli Esad muhaliflerinin elinde.

2018 yılında ABD’nin, Halk Savunma Birlikleri (YPG) ile Afrin’de sınır güvenlik gücü oluşturma kararının ardından Türkiye, sınırın karşı tarafındaki Kürt gruplara yönelik ‘nı başlattı. Ankara YPG’yi, ülkenin güneydoğusunda 30 yılı aşkın süredir çatıştığı PKK’nın bir kolu olarak ve milli güvenlik tehdidi olarak görüyor.

Zeytin Dalı Harekatı’ndan beri Afrin bölgesi Türkiye ile müttefiki Suriyeli grupların kontrolünde.

Türkiye 2017 yılında, desteklediği silahlı örgütleri (SMO) şemsiyesi altında toplamıştı. SMO, ilk etapta Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) olarak adlandırılmıştı.

SMO’nun oluşumunda, Sultan Murat Tugayı gibi Türkiye ordusu ve istihbaratı ile bizzat bağlantılı olan örgütler ile Müslüman Kardeşler ve Katar’a bağlı diğer gruplar yer almıştı.

BBC İzleme Servisi’nden Mina al-Lami, “Bildiğimiz kadarıyla bu gruplar cihatçı gruplarla beraber çalışmıyor. Türkiye’nin bölgedeki gündemi, öncelikleri ve hedefleri ile eşgüdüm içindeler. Yani, Kürtlerin yönetimindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve Suriye hükümetinin güçlerinin kesinlikle karşısındalar” diyor.

Türkiye’nin desteğiyle SMO’nun kontrolünü ele aldığı bölgeler Afrin’den Cerablus’a, Fırat Nehri’nin batısına ve doğuda da Tel Abyad’dan Resulayn’a kadar uzanıyor.

SMO, Suriye Geçici Hükümeti isimli idari yapının parçası. Türkiye devleti ve ordusu da Afrin bölgesinde büyük rol oynuyor.

Menbic kimin denetiminde?

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) de, ülkenin kuzeyinde büyük etkiye sahip.

Kürt ve Arap kökenli milisler ile muhalif gruplardan oluşan koalisyon, Fırat Nehri’nin doğusundan Irak sınırına kadar olan bölge ile batıdaki Tel Rıfat ve Menbic kentlerinin kontrolünü elinde tutuyor.

SDG 2018 yılında, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ni kurarak tek taraflı olarak özerkliğini ilan etti. Suriye topraklarının dörtte biri SDG’nin kontrolünde ve bu alanda ABD ile Rusya’nın askeri üsleri bulunuyor.

Güvenlik uzmanı Serhat Erkmen, SDG’yi “Diğer muhalif yapılardan farklı olarak, bir tarafıyla Moskova, diğer tarafıyla Washington olmak üzere, iki ayrı kanaldan kendisine uluslararası meşruiyet yaratma hedefinde olan bir yapı” olarak tanımlıyor.

“Bir yandan Rusya’nın da yönlendirmesiyle Suriye hükümetiyle görüşmeler yapıp Suriye’nin geleceğine nasıl entegre olabileceğine dair mevcut Beşar Esad yönetimiyle görüşmelerini devam ettirirken, diğer tarafıyla onun kendi ülkesinde kesinlikle reddettiği ABD ile yakın politik, ekonomik ve askeri işbirliği yapıyor.”

Suriye’deki IŞİD tehdidi bitti mi?

(IŞİD) ya da Arapça ismiyle DAEŞ olarak da bilinen örgüt, 2014 yılında halifelik ilan etmiş, yıllar içinde Suriye ve Irak’ta geniş toprakları ele geçirmişti.

IŞİD’in ortaya çıkması Suriye’deki savaşın gidişatını değiştirmişti. ABD öncülüğünde 70’ten fazla devlet, IŞİD’e karşı koalisyon kurmuştu.

2019 yılında bu koalisyon IŞİD’i, Suriye’de elinde kalan son topraktan da çıkardı. Ama Suriye’de IŞİD tehdidi tamamen sona erdi mi?

BBC İzleme Servisi’nden Mina al-Lami, “Yeniden, vur-kaç saldırıları düzenleyen bir muhalif gruba dönüştü. Ancak hala Suriye’de çok aktifler, hatta bu sene saldırıları kayda değer miktarda arttı” diyor.

Al-Lami’ye göre IŞİD, Suriye Demokratik Güçleri’nin kontrol ettiği kamplardaki savaşçılarını ve ailelerini serbest bırakabilirse bir dönüm noktası yaşanabilir.

Uluslararası Af Örgütü, IŞİD’in yenilmesinin üzerinden beş yıldan uzun süre geçmesine rağmen hala on binlerce kişinin alıkonduğunu söylüyor.

El Hol ve Roj kampları ile en az 27 gözaltı tesisinde 11.500 erkek, 14.500 kadın ve 30.000 çocuğun alıkonduğu tahmin ediliyor.

Mina al-Lami, “IŞİD’in gözü o kampların üzerinde. Bu kampları ve hapishaneleri basıp, alıkonulan insanları serbest bırakmak için herhangi bir kriz çıkmasını, güvenlik önlemlerinde herhangi bir zayıflama olmasını bekliyor” diyor.

“Örneğin Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki Kürt güçlere karşı büyük bir askeri operasyon düzenlemesi, ya da ABD’nin Suriye’deki Şii milis gruplara yönelik bir operasyon düzenlemesi, bu tarz bir kriz oluşturabilir.”

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/suriyedeki-catismalar-13-yildir-devam-ediyor/feed/ 0
Gazze’de Öğrenci Protestosu https://www.foxhaber.com.tr/gazzede-ogrenci-protestosu/ https://www.foxhaber.com.tr/gazzede-ogrenci-protestosu/#respond Wed, 06 Nov 2024 11:26:19 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/gazzede-ogrenci-protestosu/

GAZZE, 6 Kasım (Xinhua) — Gazze’de mahsur kalan onlarca Filistinli öğrenci salı günü protesto gösterisi düzenleyerek bölgeden ayrılmak ve yurtdışındaki öğrenimlerine devam etmek için izin verilmesi talebinde bulundu.

Uygulanan abluka ve devam eden savaş yüzünden 13 aydır Gazze Şeridi dışındaki üniversitelere gitmeleri ve kayıt olmaları engellenen öğrenciler, Gazze’nin güneyindeki Han Yunus kentinde bulunan Nasır Hastanesi’nin önünde toplanarak eğitimlerine devam hakkı için pankartlar taşıdı ve sloganlar attı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/gazzede-ogrenci-protestosu/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Vicdan sahibi tüm ülkeleri, İsrail hükümeti üzerinde daha fazla baskı yapmaya davet ediyoruz” https://www.foxhaber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-vicdan-sahibi-tum-ulkeleri-israil-hukumeti-uzerinde-daha-fazla-baski-yapmaya-davet-ediyoruz/ https://www.foxhaber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-vicdan-sahibi-tum-ulkeleri-israil-hukumeti-uzerinde-daha-fazla-baski-yapmaya-davet-ediyoruz/#respond Thu, 31 Oct 2024 16:01:40 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-vicdan-sahibi-tum-ulkeleri-israil-hukumeti-uzerinde-daha-fazla-baski-yapmaya-davet-ediyoruz/ Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Vicdan sahibi tüm ülkeleri, İsrail hükümeti üzerinde daha fazla baskı yapmaya davet ediyoruz”

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-vicdan-sahibi-tum-ulkeleri-israil-hukumeti-uzerinde-daha-fazla-baski-yapmaya-davet-ediyoruz/feed/ 0
Gazze’de İsrail’in Hava Saldırısında 24 Ölü https://www.foxhaber.com.tr/gazzede-israilin-hava-saldirisinda-24-olu/ https://www.foxhaber.com.tr/gazzede-israilin-hava-saldirisinda-24-olu/#respond Thu, 10 Oct 2024 11:46:03 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/gazzede-israilin-hava-saldirisinda-24-olu/

GAZZE, 10 Ekim (Xinhua) — Filistinli kaynaklar, İsrail’in Salı günü Gazze’nin orta ve güney bölgelerine düzenlediği hava saldırılarında en az 24 Filistinlinin öldürüldüğünü söyledi.

Sivil Savunma Teşkilatı’na göre, İsrail savaş uçakları Gazze’nin iç kesimlerindeki Bureyc Mülteci Kampı’nda dört katlı bir konut binasını vurarak 16 kişiyi öldürdü.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/gazzede-israilin-hava-saldirisinda-24-olu/feed/ 0
Adalet Bakanı Tunç: “Yargıda yeni reform paketini milletvekillerine sunacağız” https://www.foxhaber.com.tr/adalet-bakani-tunc-yargida-yeni-reform-paketini-milletvekillerine-sunacagiz/ https://www.foxhaber.com.tr/adalet-bakani-tunc-yargida-yeni-reform-paketini-milletvekillerine-sunacagiz/#respond Thu, 10 Oct 2024 11:45:59 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/adalet-bakani-tunc-yargida-yeni-reform-paketini-milletvekillerine-sunacagiz/ Bursa’da Mudanya Üniversitesi’nin 2024-2025 akademik yılı açılışına katılan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, yargıda yeni reform paketini milletvekillerine sunacaklarını söyledi. Bakan Tunç, “Özellikle son günlerde tartışılan, cezasızlık algısına yönelik eleştirileri elbette ki dikkate alıyoruz. Bir buçuk yıldan bu yana yargı reformu strateji belgesiyle ilgili bir hazırlığımız var. Önümüzdeki birkaç hafta sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kamuoyuyla paylaşacak” dedi.

Mudanya Üniversitesi’nin 2024-2025 akademik yılı açılışına katılan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç yaptığı konuşmada, ülkelerin kalkınması için eğitimin en önde gelen unsurlardan bir tanesi olduğunu belirterek, “Gençlerin eğitimi, çocukların geleceğe hazırlanması eğitimle mümkün. Eğitim olmadan kalkınma olmaz. İlköğretimden ortaöğretime, liseden üniversiteye varıncaya kadar eğitimin her kademesi birbirinden değerli. Özellikle yükseköğretim, gençlerin geleceğe hazırlanması çok çok önemli. Bu anlamda da son yıllarda ülkemiz çok önemli mesafeler aldı. Üniversite sayıları, 66’dan 208’e çıkarıldı. Tüm ülke genelinde 81 vilayetimizde üniversiteler kurulurken, vakıf üniversitelerinin önü açıldı. Bu anlamda eğitimin kalitesini arttırmak için akademik kadroların güçlendirilmesi için destekler verildi. Bütçede en fazla pay eğitime ayrıldı. Eskiden savunmaya ayrılıyordu. Üniversitelerde okuyan öğrencilerin okuma imkanları, burs, yurt imkanları arttırıldı. Tabii insanı güçlendirmenin en önemli yolu da çocukları daha ilk baştan itibaren güçlü bir eğitimle desteklemek. Eğitime bütçede en fazla payı ayırdık. Tabii istikrarlı kalkınma hamleleriyle ülkemizin dört bir yanını eserlerle donattık. Bursa’mız bu eserlerden çok çok faydalanırken, faydalanmaya da devam ediyor” diye konuştu.

Yüzde 20’lik savunma sanayinde yerlilik oranı varken bugün yüzde 80’e çıkardıklarını belirten Bakan Tunç, “Bunun ne kadar önemli olduğunu işte görüyoruz. Yüzde 100’e varmamız lazım. Hatta ihraç eder noktaya gelmemiz lazım. Teknolojinin tüm imkanlarını her alanda kullanmamız lazım. Eğitimde de, adalette de artık dijital çağdayız. İstikrarlı kalkınma hamlelerinde bugüne kadar aldığımız mesafeyle yetinmememiz lazım. Dünyada Türkiye’yi en güçlü ülkeler arasında görmemiz lazım. Bunun mücadelesini milletçe birlik beraberlik içerisinde vermemiz lazım. Dünyada hakkaniyeti, adaleti savunmanın yolu da güçlü olmaktan geçiyor. Bugün maalesef, üniversite rektörümüzün de açılışta belirttiği gibi dünyada adaletsiz bir sistem var. Bu adaletsizliği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler kürsüsü de dahil olmak üzere sürekli dile getiriyoruz. Uluslararası sistemin artık insanlığın sorunlarına cevap veremediğini, uluslararası kuruluşların etkisiz olduğunu, dünyadaki sıkıntıları çözme noktasında başarısız olduğunu ve dünyanın 5’ten büyük olduğunu ve daha adil bir dünyanın mümkün olduğunu her fırsatta söylüyor. Sadece tek başımıza söylememiz bir şey ifade eder mi diye düşünüyorken, bugün dünyanın birçok lideri de aynı söze geldi. Aynı cümleleri kurmaya başladı. Uluslararası sistemin Birleşmiş Milletler’in yapısının güvenlik konseyinin yapısının adil olmadığını, artık dünyanın birçok lideri, ülkenin devlet başkanı da söylemeye başladı. Seslendirmeye başladı. Hatta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri dahi, Güvenlik Konseyi’nin yapısının sorunları çözmediğini, bir reforma tabi tutulması gerektiğini söylemeye başladı. Yani dünyada adaletin, hakkaniyetin sözcülüğünü, insan haklarının savunuculuğunu yapan bir liderimiz ve bir ülke noktasında dikkat çekmeye başladık. Bunu daha da güçlü yapmanın yolu Türkiye’yi her alanda güçlü kılmak. Fiziki kalkınma hamleleriyle de demokrasisiyle de daha güçlü hale gelmelidir” ifadelerine yer verdi.

“İsrail aslında bir maşa. O maşayı kullanan eller maalesef insanlık düşmanı, oradaki soykırımın asıl azmettiricileridir”

Bugün Filistin’de dünyanın gözü önünde çocukların katledildiğini belirten Tunç, “41 binden fazla Filistinli şehit edildi. Bunun yüzde 80’i kadın ve çocuklardan oluşuyor. Ama maalesef bu katliamı durdurabilecek bir güç, bir uluslararası kuruluş yok. Birleşmiş Milletler soykırım sözleşmesinin tüm unsurları ihlal ediliyor. Cenevre Sözleşmesi’nin bütün hükümleri, insancıl hukukun bütün hükümleri ayaklar altına alınıyor. Uluslararası kuruluşların aldığı kararlar sınırlı ve alınan kararlar da maalesef uygulanmıyor. Aslında bir asırdan bu yana orada yerlerinden, yurtlarından edilmek istenen insanlar var. 400 yıl boyunca Osmanlı hakimiyetinde her dinden insanın barış içerisinde, huzur içerisinde yaşadığı Filistin orada Siyonizm Kongresi’nden sonra Yahudi devletinin kurulması fikriyle beraber oluşan ve oradaki yerli halkı yerinden yurdundan ederek bir işgal süreci başladı. O işgal sürecine yönelik Birleşmiş Milletler’in Güvenlik Konseyi’nin çok sayıda kararları olduğu, işgal edilmemesi, işgal topraklarından çekilmesi noktasında kararlar oldu. Sayısız kararlar var ama bu kararların hiçbirisine uymayan bir İsrail devleti maalesef bugünlere kadar gelindi. 7 Ekim’den bu yana da artık olay çok daha farklı bir boyuta geldi. Dünyanın gözü önünde bir soykırım işlendi. Bu soykırım tanımının tamamına uyan bir durum. Bir milletin sırf Müslüman olduğu için yaşadığı topraklardan çıkarılması, sürgüne tabi tutulması, katledilmesi soykırımın ta kendisi. Birleşmiş Milletler soykırım sözleşmesi ihlal edildi. Güney Afrika’nın başlatmış olduğu Uluslararası Adalet Divanı’ndaki davaya biz ilk günden beyan dilekçemizi verdik. Dışişleri Bakan Yardımcımız da beyanda bulundu. Bunun bir soykırım olduğunu, ateşkesin bir an önce sağlanması gerektiğini, insani yardımların engellenmemesi gerektiğini, hatırlayın o günlerde güvenlik konseyinin huzuruna gelen insani yardım önergeleri dahil reddedilmiştir. Yani insani yardım önergesi reddedilebilir mi? ‘Oradaki çocuklar aç kalsın veya ölsün. Kadınlar katledilsin.’ İşte uluslararası sistem maalesef bu. Uluslararası Adalet Divanı yargılamaya başladı. Tabii oradaki durumun soykırım olmadığını söylemek, hukukçular için mümkün değil. Tedbir kararları aldı. Soykırım sözleşmesi ihlal ediliyor dedi. Esas hakkında karar olmamakla beraber dedi. Ateşkesin bir an önce sağlanması ve insani yardımların engellenmemesi konusunda karar alındı. Bu tedbir kararlarını uygulayacak, icra edecek olan mekanizma neresi? Güvenlik konseyi. Güvenlik konseyinin huzuruna gidildi ama maalesef güvenlik konseyinin kararları birçok zaman oy çokluğuyla reddedildi. Tabi İsrail özellikle Amerika Birleşik Devleti başta olmak üzere Avrupa ülkelerinin büyük desteğini alıyor. Burada İsrail aslında bir maşa. Asıl o maşayı kullanan eller maalesef insanlık düşmanı, oradaki soykırımın asıl azmettiricileridir. Dolayısıyla, insanlık bunu da gördü. Bu soykırımı ve tutumunu destekleyenler de azmettiriciler olarak dünyanın tarihine kara leke olarak geçtiler. Bunlar bütün dünyanın gözü önünde gerçekleşiyor. Şimdi tabii oradaki savaşı, soykırımı daha da genişletmenin çabası içerisinde Lübnan’a saldırdılar. Biz Türkiye olarak dünyada adaleti, hakkaniyeti savunmaya devam edeceğiz. Filistin sorununun kesin ve kalıcı çözümü orada 1967 sınırlarında yani İsrail’in işgal ettiği Batı Şeria, Gazze ve diğer bölgelerden çekilerek 1967 sınırlarında bağımsız bir Filistin devleti kurulmadan oradaki akan kanın durmayacağını bir an önce bağımsız Filistin devletinin kurulması gerektiğini de biz bütün dünyaya, söylemeye, haykırmaya devam edeceğiz. Dünyada hakkaniyeti, adaleti savunmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Diğer yandan, ülkedeki adalet sisteminin daha güvenilir, gecikmeyen, hukukun üstünlüğüne dayanan öngörülebilir bir adalet sisteminin tesisi noktasında çok mesafeler alındığını ifade eden Bakan Tunç, “Biraz önce Mudanya Üniversitesi kurucusu Gıyasettin Bingöl, gençlik yıllarındaki üniversite hayatından bahsetti. Nasıl sıkıntılar çektiğinden bahsetti. Hangi kitapların yasaklandığından, nelerin konuşulamadığından bahsetti. İşte burada örnek. Bugün bu sıkıntıların hiçbirisi yok. Düşünce ve ifade özgürlüğünün önü alabildiğine açıldı. Düşünce ve ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, fikir özgürlüğünün olmadığı bir yerde gelişme olmaz. Özgürlükler, düşünce ve ifade kesinlikle kısıtlanamaz. Ama belli şartlarda kısıtlanabilir. O da şiddeti teşvik ediyorsa, şiddet çağrısı. Orada artık düşünce özgürlüğünden bahsetmek mümkün değildir. Dolayısıyla özellikle ülkemiz terörle mücadele eden bir ülke. Terörle, 40 yıldan bu yana PKK terör örgütüyle mücadele ediyoruz. Hemen yanı başımızda bir terör devleti kurulmaya çalışıldı. Son yıllarda, son 5-6 yıldır bunun mücadelesini veriyoruz. Diğer yandan 15 Temmuz’da hain bir darbe kalkışmasıyla karşı karşıya kaldık. O darbeci teröristlerle mücadele sürecimiz hem yargı alanında var hem diğer alanlarda devam ediyor. Dolayısıyla ülkemizde terörün her türlüsüyle mücadele ediyoruz. Terörün her türlü mücadele ederken de iktidarıyla, muhalefetiyle birlik olmak durumundayız. Birlik ve beraberlik içerisinde milletimizin huzurunu, güvenliğini sağlayabiliriz. Bu anlamda ülkemiz 22 yıldan bu yana temel hak ve özgürlüklerin daha da alanının genişletmesi genişletilmesi anlamında çok önemli mesafeler aldık. Bir kere mevzuatımızın temel kanunlarımızın tamamını biz yeniledik” dedi.

“Yargıda yeni reform paketiyle ilgili çalışmalarımızı milletvekillerimizin takdirlerine sunacağız”

Toplumun geliştiğini, ihtiyaçların çeşitlendiğini, bilişim teknolojilerinin de gelişmesiyle yeni yeni suç tiplerinin ortaya çıktığına dikkat çeken Bakan Tunç, “Sosyal medyanın görünürlüğün artması nedeniyle suçlardaki artış tüm bunlar tabi ki yeni ihtiyaçları da doğuruyor. Bu yeni ihtiyaçları da süratli bir şekilde gerçekleştirmek, ihtiyaçlara uygun mevzuat düzenlemelerini yapmak gerekiyor. Özellikle son günlerde tartışılan, işte cezasızlık algısına yönelik eleştiriler. Bu eleştirileri elbette ki dikkate alıyoruz. Bir buçuk yıldan bu yana yargı reformu strateji belgesiyle ilgili bir hazırlığımız var. Önümüzdeki birkaç hafta sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kamuoyuyla paylaşacak. Özellikle suç ve suçluyla mücadelede bir kere suçun önlenmesinden tutun da soruşturma aşaması, dava aşaması ve infaz aşamasının her biri birbirinden değerli. Bu anlamda caydırıcılığı sağlamak, özellikle suç işlemesini önlemek, suç işleyenlerin cezalarını çektikten sonra onların topluma kazandırılmasını sağlayabilmek için çok önemli çalışmalar bugüne kadar yaptık. Bundan sonra da özellikle gelişen durumlar nedeniyle yapmak durumundayız. Yargı reformu strateji belgemizde özellikle eleştiri konusu olan denetimli serbestlikle ilgili uygulamalarla ilgili, koşullu salıvermeyle ilgili ve bazı suçlar, özellikle öne çıkan, toplumun huzur ve sükunetini bozmaya yönelik davranışlara yönelik cezaların, alt sınırların arttırılmasına yönelik tutuklama tedbirinin şekline gerek mevzuatımızda gerekli uygulamaya yönelik önemli çalışmalarımız var. Bu taslak çalışmalarımızı milletvekillerimizin takdirlerine sunacağız ve bu anlamda suç şebekeleriyle mücadeleyi emniyet güçlerimizle de yargı teşkilatımızla beraber bu mücadelemizi sürdüreceğiz. Toplumun huzurunu bozan suç şebekelerine, örgütlerine hiçbir zaman taviz vermeyeceğiz. Özgürlüklerin alanını alabildiğine genişlettik dedik. Tabii bunu yaparken hem mevzuatımızdaki değişiklikler hem de anayasal düzenlemeler yaptık. Anayasamızda kadın haklarıyla ilgili, çocukların korunmasıyla ilgili. Hak arama yollarının genişletilmesiyle ilgili önemli reformları hayata geçirdik. Kamu Denetçiliği’nin kurulması, bilgi edinme hakkı, bireysel başvuru hakkı gibi birçok düzenlemeyi hayata geçirdik. Özel hayatın korunması, kişisel verilerin korunması. Bunlar anayasamızda olmayan şeylerdir. Darbe anayasasında bunlar yoktu. Ama bunlar ihtiyaçtı ve bu mekanizmaların kurulması gerekiyordu ve bunlar önümüzdeki işte 2010, 2004, 2005 ve 2017 anayasa değişiklikleriyle bir kısmı referandumla, bir kısmı mecliste oy birliğiyle yapılan düzenlemeler olarak hayata geçti. Tabii ülkemizin yüksek standartlı bir demokrasiye kavuşması önemliydi. Çok önemli düzenlemeleri hayata geçirdik. İşte Milli Güvenlik Kurulunun yapısı, Yüksek Askeri Şura’nın yapısı, Hakimler ve Savcılar Kurulu, Anayasa Mahkemesi, demokratik hukuk devleti ilkelerine daha uygun hale getirilebilmesi için önemli çalışmalar yapıldı. Tabii bundan sonra yapılamaz mı? Özellikle o kurum ve kuruluşların bundan sonra bu ülkede bir daha milli iradenin, demokrasinin önü kesilmesin diye vesayetçi ruhtan tamamen arındırılabilmesiyle ilgili olarak yapılabilecekler elbette ki var. Anayasamızda yapılan bunca değişiklik darbecilerin yargılanabilmesinden tutun da sıkıyönetimin ilan edilebilmeyeceğine yönelik hükümlerin kaldırılmasına yönelik sıkıyönetimin ilan edilebileceğine yönelik hükümlerin kaldırılmasından tutun da birçok demokratik düzenlemeleri anayasamızda hayata geçirdik. Ama biz şimdi diyoruz ki Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına başladık. Türkiye Yüzyılı diyoruz inşallah. Gençlerimiz burada, onların omuzlarında Türkiye Yüzyılı inşa edilecek. Bizler özellikle ön sıradakiler temeli attı. Şimdi asıl inşaat sürecini bu gençlerimiz yapacak. O nedenle gençlerimize biz güveniyoruz” diye konuştu.

Mudanya Üniversitesi kurucusu Gıyasettin Bingöl ise yaptığı konuşmada, “Mudanya Üniversitesi’ni elimizden geldiği kadar dünya üniversitesi yapmak için bütün çabaları sarf edeceğiz. Çok iyi bir ekip kurduğumuzdan emin olabilirsiniz. Liyakata, puana önem verdiğimizden emin olabilirsiniz. Bütün ilanlarımız bağımsız bir şekilde ilan edilir. Layık olan kişi tercih edilir. Mudanya Üniversitesi’nde rektörümüzden hocalara, düşünülmüş, tartışılmış, sınavlardan geçip hak ederek buraya geldiler. Eski rektörümüz ve danışma kurulu başkanımız, nerede bir akıl buluyorsak oraya hemen müracaat ediyoruz. İstişare etmek, büyümek, gelişmek istiyoruz. Adalet Bakanımızın öğrencilerimize ilk dersi vermesinden dolayı çok onur duyuyoruz” ifadelerini kullandı. – BURSA

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/adalet-bakani-tunc-yargida-yeni-reform-paketini-milletvekillerine-sunacagiz/feed/ 0
İslamofobi ve Ayrımcılık Raporu https://www.foxhaber.com.tr/islamofobi-ve-ayrimcilik-raporu/ https://www.foxhaber.com.tr/islamofobi-ve-ayrimcilik-raporu/#respond Wed, 09 Oct 2024 15:05:50 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/islamofobi-ve-ayrimcilik-raporu/ Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkan Yardımcısı Deniz Güler, “Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansının verilerine göre, Avrupa’da Müslümanların neredeyse yüzde 40 olumsuz bir bakış açısıyla karşılaşmakta, yüzde 27’si dışlanmakta, yaklaşık dörtte 1’i ayrımcılığa uğramakta.” dedi.

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu İslamofobi ve Irkçılık İnceleme Alt Komisyonu, AK PartiİstanbulMilletvekiliAdem Yıldırım başkanlığında toplandı.

Komisyonun çalışmalarını anlatan Yıldırım, İslamofobi ve ırkçılığın doğma noktasının Batı olduğunu dile getirerek, ırkçılığın da İslam düşmanlığının da kabul edebilecekleri bir yaklaşım olmadığını kaydetti.

Komisyonda sunum yapan RTÜK Başkan Yardımcısı Deniz Güler, İslamofobinin ortaya çıkış nedenlerini 4 ana başlıkta değerlendirdiklerini belirterek, bunların kültürel farklılıklar, küresel güvenlik kaygıları, bilgi eksikliği ve siyasi faktörler olduğunu ifade etti.

Güler, 11 Eylül saldırıları gibi küresel terör olaylarının İslam diniyle ilişkilendirilmesinin, İslam dini ve Müslümanlar hakkında yeterli bilgi sahibi olunmamasının, ön yargıların önemli bir etkeni olduğunu dile getirerek, “Bazı siyasi liderlerin ve Avrupa’da son dönemde çıkan aşırı sağcı grupların kendi çıkarları için İslam dinini farklı yöne çekmesi de İslamofobiyi körükleyen etkenler olarak karşımıza çıkmakta.” diye konuştu.

Sosyal medyada nefret söylemlerine, aşağılayıcı, dışlayıcı ve tehdit edici ifadelere sıkça rastlanıldığını, provokatif paylaşımlarla da Müslümanların diğer gruplarla çatışmasının amaçlandığını belirten Güler, “Özellikle 2001 yılı sonrasında İslam karşıtlığının sistematik bir şekilde inşa edildiğini ve bu dönemde Müslümanların sıklıkla radikalleşmeyle ilişkilendirildiği gözlenmekte. ‘ Terör, saldırı, örgüt, militan, ayrılıkçı grup ve radikal grup’ gibi terimlerin medya söyleminde Müslümanlarla özdeşleştirildiği dikkat çekmekte.” ifadelerini kullandı.

Sosyal medya platformlarının, bu söylemlerin zirveye çıktığı yerler olduğunu dile getiren Güler, geleneksel ve dijital medyadaki yansımaları incelendiğinde, İslam’ın ve Müslümanlığın öncelikle şiddetle ilişkilendirildiğinin çok açık görüldüğünü kaydetti.

Güler, “Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansının verilerine göre, Avrupa’da Müslümanların neredeyse yüzde 40 olumsuz bir bakış açısıyla karşılaşmakta, yüzde 27’si dışlanmakta, yaklaşık dörtte 1’i ayrımcılığa uğramakta.” dedi.

Türk medyasında da İslamofobik söylemlerin dünya medyasında olduğu gibi artış eğiliminde bulunduğunu belirten Güler, RTÜK’ün, çeşitli müeyyideler uygulamasının yanı sıra çeşitli forum ve farkındalık artırıcı organizasyonlarla İslamofobik ve ırkçı eylem söylemlere karşı net bir tutum sergilediğini söyledi.

Güler, medya çalışanlarına eğitimler verilerek farkındalık oluşturulabileceğini dile getirerek, İslamofobiyi önlemek için kapsamlı hukuki düzenlemelerin gerekli olduğunu da bildirdi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/islamofobi-ve-ayrimcilik-raporu/feed/ 0
Gazze’de 1 yıldır süren soykırımın çok ağır bilançosu https://www.foxhaber.com.tr/gazzede-1-yildir-suren-soykirimin-cok-agir-bilancosu/ https://www.foxhaber.com.tr/gazzede-1-yildir-suren-soykirimin-cok-agir-bilancosu/#respond Mon, 07 Oct 2024 10:36:14 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/gazzede-1-yildir-suren-soykirimin-cok-agir-bilancosu/ İsrail, bir yıl boyunca aralıksız şekilde bombaladığı Gazze Şeridi’nde kadın, çocuk, yaşlı, erkek ayırt etmeksizin on binlerce Filistinliyi katlederken, hayatta kalmayı başaranların yaşayabilecekleri alanları da yerle bir etti.

Gazze’deki hükümetin Medya Ofisi’nden 30 Eylül’de açıklanan verilere göre, İsrail ordusu bu 1 yıl içinde yaklaşık “3 bin 650 katliam” işledi. Bu katliamlarda, yaklaşık 17 bini çocuk, 11 bin 378’i kadın ve 13 bini erkek olmak üzere 41 bin 870 kişi hayatını kaybederken, 97 bin 166 kişi yaralandı. Enkaz altında ya da kayıp olan 10 bin kişinin cesedine ise hala ulaşılamadı. Bu haliyle ölenlerin yüzde 42’sini çocuklar, yüzde 27’sini kadınlar, yüzde 31’ini de erkekler oluşturdu.

EN AĞIR BEDELİ ÇOCUKLAR ÖDEDİ

İsrail saldırılarının en ağır bedelini çocuklar ödedi. Saldırılar sırasında doğan 171 bebek yaşama şansı dahi bulamadan öldü. Henüz 1 yaşını doldurmamış 710 bebek de saldırılarda hayatını kaybetti. Enkaz altından çıkarılan fetüsler bile oldu. 25 bin 973 çocuk anne ve babasını ya da ikisinden birini kaybetti. Hastanelerde ortaya çıkarılan 7 toplu mezarda 520 Filistinlinin cansız bedenine ulaşıldı.

Gazze'de 1 yıldır süren soykırımın çok ağır bilançosu

902 AİLE NÜFUSTAN SİLİNDİ

İsrail’in saldırılarında yüzlerce ailenin tüm fertleri hayatlarını kaybederken, binlercesinin ise sadece bir ya da 2 ferdi hayatta kalabildi. Medya Ofisinin 2 Ekim tarihli yazılı açıklamasına göre, bir yıldır devam eden soykırım sırasında tüm fertleri ölen 902 aile nüfustan silindi, 1364 ailenin sadece bir ferdi, 3 bin 472 ailenin ise sadece 2 ferdi hayatta kaldı. Gazze Şeridi’ne açılan sınır kapılarını 5 aydır kapalı tutarak sıkı bir abluka uygulayan İsrail, hayatta kalan Filistinlilere karşı da açlık, yetersiz beslenme ve ilaç eksikliğini silah olarak kullandı. Bir yılda çoğu çocuk 36 Filistinli açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybetti. 3 bin 500 çocuk yetersiz beslenme nedeniyle ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. 71 bin 338 kişi sürekli yerinden edilme ve göç nedeniyle hepatite, 1 milyon 737 bin 524 kişi de çeşitli salgın hastalıklara yakalandı. 10 bin kanser hastası Gazze’de tedavi imkanı olmaması nedeniyle her an ölüm riskiyle karşı karşıya. Saldırılarda yaralanan 12 bin Filistinli ile 3 bin hastanın ise Gazze dışında tedavi edilmesi ihtiyacı doğdu.

Gazze'de 1 yıldır süren soykırımın çok ağır bilançosu

DOKTORLAR İŞKENCE SONUCU HAYATINI KAYBETTİ

İsrail ordusu, uluslararası hukuku hiçe sayarak hastaneler ve sağlık çalışanlarını özellikle hedef aldı. Böylelikle, hastalar ve saldırılarda yaralanan Filistinlilerin tedavi imkanlarını da ellerinden aldı. Saldırılar nedeniyle 34 hastane ile 80 sağlık merkezi hizmet dışı kaldı, 162 sağlık kuruluşu zarar gördü, 131 ambulans da kullanılamaz hale geldi. 986 sağlıkçı hayatını kaybetti, 310 sağlıkçı ise alıkonuldu. İsrail’in alıkoyduğu doktorlardan bazıları İsrail hapishanelerinde gördüğü işkence sonucu hayatını kaybetti. Bunların başında bölgenin en tanınmış ortopedi cerrahlarından biri olan Adnan el-Burş ile kadın doğum uzmanı İyad er-Rantisi geldi.

Gazze'de 1 yıldır süren soykırımın çok ağır bilançosu

OKUL VE ÜNİVERSİTELER YERLE BİR EDİLDİ

İsrail’in sürdürdüğü soykırımın en önemli boyutlarından biri de eğitim sistemine uygulanan “soykırım” oldu. İsrail kasıtlı şekilde Gazze’deki okul ve üniversiteleri yerle bir ederek bir nesli eğitimsiz bıraktı. Filistin verilerine göre, 7 Ekim 2023’ten önce Gazze Şeridi’nde 17 üniversite ve kolejin yanı sıra 800 bin öğrencinin eğitim aldığı 796 okul bulunuyordu. İsrail ordusu, saldırılarıyla bu okulların 125’ini tamamen, 337’sini ise kısmen yıktı. Böylelikle okul binalarının yüzde 93’ü tamamen ya da kısmen yıkılmış oldu. Medya Ofisinin verilerine göre, İsrail saldırıları sonucu Gazze’de ilköğretim ve lise çağındaki 11 bin 500 öğrenci, 750 öğretmen ve eğitim alanında çalışan kişi ile 115 üniversite hocası ve akademisyen katledildi.

Gazze'de 1 yıldır süren soykırımın çok ağır bilançosuBölge halkı yanlarına alabildikleri eşyalarıyla güvenli gördükleri yerlere göç ediyor

ALT VE ÜST YAPI TAHRİP EDİLDİ

İsrail, 1 yılda 85 bin ton patlayıcı kullanarak Gazze’de taş üstünde taş bırakmadı. Bu saldırılarda, evler, hükümet binaları, tarihi eserlerin yanı sıra elektrik ve su şebekeleri de kullanılamaz hale geldi. Medya Ofisine göre, 611 cami tamamen, 214 cami kısmen, 150 bin konut tamamen, 200 bin konut kısmen yıkıldı, 80 bin konut ise kullanılamaz hale geldi. 201 kamu dairesi, 206 tarihi eser ve sit alanı ve 3 kilise de İsrail saldırılarının hedefi oldu. 36 spor tesisi ve stat ile 700 su kuyusu hizmet dışı kaldı.

Gazze'de 1 yıldır süren soykırımın çok ağır bilançosu

MEZARLARIN İÇİNDEN CESETLER ÇALINDI

Gazze’deki Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı, 5 Ekim’de yaptığı açıklamada, Gazze genelindeki 1245 caminin yüzde 79’unun yıkıldığını, 60 mezarlıktan 19’unun kasıtlı ve sistematik olarak hedef alındığını, mezarların kazılarak onlarca cesedin çalındığını ve vücut bütünlüklerinin de bozulduğunu belirtti. Açıklamada, bakanlığın 238 görevlisinin İsrail ordusunca öldürüldüğü, 19’unun alıkonulduğu aktarıldı. Alt yapıda ise 3 bin 130 kilometrelik elektrik, 330 bin metrelik su, 655 bin metrelik kanalizasyon şebekesi ile 2 milyon 835 bin metrelik yol ağı tahrip edildi.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, 3 Ekim’de Katar’ın başkenti Doha’da “Spor diplomasisi” başlığıyla düzenlenen Asya İşbirliği Diyaloğu (AİD) Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, İsrail ordusunun “vahşi soykırım savaşında spor tesisleri dahil Gazze Şeridi’ndeki altyapının yüzde 90’ından fazlasını yok ettiğini” söyledi.

Gazze'de 1 yıldır süren soykırımın çok ağır bilançosu

Gazze'de 1 yıldır süren soykırımın çok ağır bilançosu

Haber Kaynak : HABERLER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/gazzede-1-yildir-suren-soykirimin-cok-agir-bilancosu/feed/ 0
Gazze’de Savaşın Birinci Yılı: Çatışmalar Devam Ediyor https://www.foxhaber.com.tr/gazzede-savasin-birinci-yili-catismalar-devam-ediyor/ https://www.foxhaber.com.tr/gazzede-savasin-birinci-yili-catismalar-devam-ediyor/#respond Mon, 07 Oct 2024 10:35:52 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/gazzede-savasin-birinci-yili-catismalar-devam-ediyor/ NARİN DİRİ

(ANKARA) Gazze’de savaşın birinci yılı dolarken, İsrail ordusu Gazze Şeridi genelinde Hamas’a karşı tedbir ve saldırılarını yoğunlaştırdığını açıkladı. Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugayları, Tel Aviv’e roket saldırısı düzenledi . Ateşkes çabaları gölgede kalırken çatışmaların Lübnan’a da yayılması bölgeyi geniş çaplı bir savaş riskiyle tehdit ediyor.

Hamas’ın silahlı kanadı Kassam Tugayları, Tel Aviv’e yönelik bir roket saldırısı başlattığını duyurdu. Hamas’ın saldırısı sonrası Tel Aviv ve çevresinde siren sesleri duyulurken İsraillli yetkililer Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’tan Tel Aviv’e 5 roket ateşlendiğini, saldırı neticesinde şarapnel parçaları nedeniyle hafif yaralanan 30’lu yaşlardaki iki kadına tıbbi müdahale yapıldığını açıkladı.

Gazze’deki savaş birinci yılını doldururken, sabah erken saatlerde İsrail ordusu Gazze Şeridi genelinde Hamas’ın olası bir saldırısına karşı sınır bölgelerinde tedbirleri artırdığını ve bölgedeki Hamas mevzilerinin hedef alındığını açıklamıştı. İsrail’de Hamas’ın “Aksa Tufanı” olarak isimlendirdiği 7 Ekim 2023 saldırılarında öldürülen 1200 İsrailli ve rehin alınan 250 kişi için anma törenleri düzenleniyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Hamas’ı yok edeceklerini söylerken 7 Ekim’den bu yana Gazze’de öldürülen kadın ve çocukların da aralarında bulunduğıu 41 bin Filistinli’nin büyük bir kısmının Hamas militanı olduğunu iddia etti. İsrail ordusu ayrıca Lübnan’a yönelik kara operasyonunu yeni birlikler göndererek genişlettiğini duyurdu.

Ateşkes çabaları gölgede kaldı

Hafta sonu dünya genelinde düzenlenen savaş karşıtı protestolarda Gazze ve Lübnan’da ateşkesin sağlanması çağrısı yapıldı. Hamas’ın İsrail’e saldırısının yıldönümü olan 7 Ekim’de öncesinde planlanan protesto ve anma etkinlikleri nedeniyle Avrupa, Asya ve ABD’nin birçok büyük kentinde güvenlik önlemleri artırıldı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, 31 Mayıs’ta Gazze’de ateşkesin sağlanması ve rehinelerin serbest bırakılması için üç aşamalı bir ateşkes planı sunmuştu. Hamas’ın kabul ettiği üç aşamalı ateşkes önerisi önerisi, ilk aşamada altı haftalık bir ateşkes ve rehinelerin bir kısmının serbest bırakılmasını öngörüyordu, ilerleyen aşamalarda da kalıcı ateşkese yönelik adımlar atılacaktı.

Temmuz ayında Roma’da düzenlenen ateşkes görüşmelerde, İsrail, “üç aşamalı ateşkes planına” eklemeler yapılmasını talep etmişti. Bu eklemeler Mısır-Gazze sınırındaki Philedelpia ve Gazze’nin ortasından geçen Netzarim koridorlarının İsrail tarafından kontrol edilmesini içeriyordu. Washington’ın İsrailli yetkililerle müzakere ederek hazırladığı düşünülen ateşkes önerisinin uygulanmasına ilişkin görüşmeler bu noktada tıkandı.

Roma görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından ABD, Mısır ve Katar liderleri ağustos ayında Gazze’de ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması anlaşmasını sağlamak üzere İsrail ve Hamas arasında ortak çabalarla arabuluculu ateşkes görüşmeleri başlattı. ABD’li yetkililer Doha ve Katar’da gerçekleştirilen görüşmelerin yapıcı geçtiğini ve teknik detaylar üzerinde heyetlerarası görüşmelerin devam ettiğini duyurmuştu. Görüşmelerin üzerinden neredeyse iki ay geçmişken ateşkes sağlanamamasıyla birlikte savaş Lübnan’a sıçradı.

İsrail’in İran’a nasıl bir cevap vereceği belirsizliğini koruyor

İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını genişletmesi ülkedeki İran destekli Hizbullah’ın lideri Hasan Nasrallah’ın bir İsrail saldırısı sırasında öldürülmesi İran’ın İsrail’e yönelik bir misilleme saldırısını kışkırttı. Geçen hafta yaklaşık 180 balistik füzeyle İsrail’e saldıran İran’a İsrail’in vereceği yanıtın bölgesel çatışmaları daha da derinleştirmesinden endişe duyuluyor. Beyaz Saray İsrail’in İran’ın nükleer altyapılarını hedef alabileceği olası bir saldırısını desteklemeyeceğini duyurmuştu. Ancak Biden’ın İsrail’in İran’a ait petrol tesislerine yönelik olası misilleme saldırısının değerlendirdiklerine ilişkin açıklamalarının ardından petrol fiyatlarında yüzde 5’in üzerinde artış kaydedildi.

Hizbullah ve İsrail arasında 7 Ekim’den sonra başlayan karşılıklı roket saldırıları, geçen ay İsrail ordusunun Lübnan’a yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırması ve Lübnan’a yönelik bir kara operasyonu başlatmasının ardından derinleşmişti. 7 Ekim’den sonra başlayan çatışmalardan etkilenen bölgelerde 3 milyondan fazla insanın yerinden olduğu tahmin ediliyor.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/gazzede-savasin-birinci-yili-catismalar-devam-ediyor/feed/ 0
Kozan’da 12 Eylül Darbesi Anması https://www.foxhaber.com.tr/kozanda-12-eylul-darbesi-anmasi/ https://www.foxhaber.com.tr/kozanda-12-eylul-darbesi-anmasi/#respond Fri, 13 Sep 2024 08:10:31 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/kozanda-12-eylul-darbesi-anmasi/ Adana’nın Kozan ilçesinde yaşayan ve 12 Eylül askeri darbesinde işkence gördüğünü belirten Yavuz Selim Aktaş, “78 gün boyunca insanlık dışı işkenceler gördüm. Adana Barajı’ndan iple sallandırdılar” dedi.

Kozan Ülkü Ocakları tarafından düzenlenen program ile ilçede 12 Eylül şehitlerini anma etkinliği düzenlendi. Programa 12 Eylül darbesinde 5 yıl tutuklu kalan ve işkence gören 65 yaşındaki Yavuz Selim Aktaş yaşadığı işkence sürecini anlatırken, ” Türkiye’nin şu anki Türk dünyası liderliği ile rüyalarımız gerçek oldu” diye konuştu.

78 gün boyunca yaşadığı insanlık dışı işkenceleri anlatarak hakikati savunduğu için pişman olmadığını ifade eden Aktaş, “Hak bir dava. Türk devleti için mücadele veren ülkücüler idama gitmemeliydi. Hatta yargılanmamalıydı. Ama Amerikancı sistem bizi yargıladı. Beş yıl hapishanede kaldık. Neticesinde birçok davadan beraat ettik. Bir kısmından hüküm aldık. Hiç pişmanlığımız yok. Yolumuz hak yolu çünkü. Cezaevinde şartlar çok ağırdı. Dışarıdan gelen yiyecek alınmaz, kıyafet alınmazdı. Tek elbiseye mahkumsun. Para yok. Günlük dayak atarlardı. Beni ayaklarımdan bağladılar ve çamaşır ile Adana Barajı’nda iple sallandırdılar. En ağır işkence su işkencesi. Çok tazyikli su sıkarlardı. Bağırıp düşersin geri kaldırırlar yine. Elektrikli işkence bunların yanında hafif kalırdı. Bir de psikolojik tarafı var. Birçok arkadaşımıza işkence anındayken eşlerini, annelerini getirdiler. Onların kıyafetlerini çıkararak yanlarında anlatılmayacak işkenceler yaptılar. İşkence hanelerden birçok ülkücüyü de kaçıyor gibi gösterip attılar. Onlarca kayıp arkadaşımız var” dedi.

Güçlü Türkiye hayalinin gerçek olduğunu aktaran Aktaş, “Bizim rüyamız Kızıl Elma idi ve Cumhur İttifakı Kızıl Elma’yı kuruyor. Azerbaycan, Türkmenistan, Türk Devletleri Teşkilatı kuruluşu. Bunlara Pakistan gibi dost bir ülkenin askeri tatbikatlarda yer alması bizleri mutlu ediyor. Bunlar bizim onurumuz, gururumuz, hayalimiz. Amerikan emperyalizmini yok ederek kendi yerli silah sanayimizin kurulması bizleri çok mutlu ediyor. Geleceğe ümitle bakıyoruz, hayallerimiz gerçek oldu” diyerek yaşadığı tüm sürece rağmen güçlü Türkiye’nin başarılarının acılarını dindirdiğini söyledi.

Anma törenine Kozan Ülkü Ocakları Başkanı Murat Mercan, MHP Kozan İlçe Başkanı Şerif Köşeli, Kozan Belediye Başkan Yardımcısı Alev Ataş, sivil toplum kuruluşları ve çok sayıda genç katıldı. – ADANA

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kozanda-12-eylul-darbesi-anmasi/feed/ 0
4000 kişinin öldüğü sel felaketinin faturasını canlarıyla ödediler! 30 yetkili idam edildi https://www.foxhaber.com.tr/4000-kisinin-oldugu-sel-felaketinin-faturasini-canlariyla-odediler-30-yetkili-idam-edildi/ https://www.foxhaber.com.tr/4000-kisinin-oldugu-sel-felaketinin-faturasini-canlariyla-odediler-30-yetkili-idam-edildi/#respond Tue, 03 Sep 2024 13:55:06 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/4000-kisinin-oldugu-sel-felaketinin-faturasini-canlariyla-odediler-30-yetkili-idam-edildi/ Kuzey Kore‘nin, Chagang Eyaleti’nde yaşanan sel ve heyelanlarda yaklaşık 4.000 kişinin ölümünü engelleyemedikleri gerekçesiyle 20 ila 30 kadar Kuzey Koreli yetkilinin idam edildiği bildirildi.

Chosun TV’ye göre, bir Kuzey Koreli yetkili “kabul edilemez can kayıplarına neden olanlar sert bir şekilde cezalandırılacak” dedi.

Yetkili ekledi: “Geçen ayın sonlarında sel bölgesindeki 20 ila 30 kadronun aynı anda idam edildiği tespit edildi. Görevden alınan Chagang Eyaleti Parti Sekreteri Kang Bong-hoon’un durumu ile ilgili gelişmeler de kaydedildi ve doğrulanıyor.”

Kang Bong-hoon aynı zamanda Mühimmat Sanayi Departmanı’nın eski başkan yardımcısı ve Kim Jong-un’a saha ziyaretlerinde eşlik ediyordu.

Ülkenin kuzeybatı eyaleti yakın zamanda binlerce sakinin evsiz kalmasına ve çok sayıda kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olan yıkıcı sellere maruz kaldı. Güney Kore medyası, sel felaketinde ölü sayısının 1.000’i aşabileceğini iddia ediyor.

Kuzey Kore devlet medyası geçen ay, son dönemde yaşanan şiddetli yağışların kuzeybatıdaki Sinuiju şehri ve komşu Uiju kasabasında 4.100 ev, 7.410 dönüm tarım arazisi ve çok sayıda kamu binası, yapı, yol ve demiryolunu sular altında bıraktığını açıkladı.

O dönemde Kim Jong Un, Kuzey Kore Merkez Haber Ajansı’na göre, yetkililere “afet önleme konusundaki sorumluluklarını ihmal eden” ve “izin verilemeyecek can kayıplarına” neden olan kişileri “sert bir şekilde cezalandırmalarını” istemişti… ki şimdi bunu uygulamış görünüyor.

Ancak, seller meydana geldiğinde, “Büyük Lider” Kim Jong Un’un “büyük sevgisini” öven hoparlörlü kamyonların sel bölgelerine ve etkilenmeyen bölgelere gönderildiği bildirildi.

Bir kaynak, kamyonların sabah 6’dan itibaren mesajları yayınlamaya başlamasıyla insanların “yoğun yorgunluktan” şikayet ettiğini söyledi. Kaynak, “mide bulandırıcı sesler” olarak tanımlanan kesintisiz yayınların vatandaşları şafaktan gün batımına kadar rahatsız ettiğini belirtti.

4000 kişinin öldüğü sel felaketinin faturasını canlarıyla ödediler! 30 yetkili idam edildi

Haber Kaynak : HABERLER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/4000-kisinin-oldugu-sel-felaketinin-faturasini-canlariyla-odediler-30-yetkili-idam-edildi/feed/ 0
İslamofobi ve İnsan Hakları İhlalleri: Derya Yanık’ın Değerlendirmesi https://www.foxhaber.com.tr/islamofobi-ve-insan-haklari-ihlalleri-derya-yanikin-degerlendirmesi/ https://www.foxhaber.com.tr/islamofobi-ve-insan-haklari-ihlalleri-derya-yanikin-degerlendirmesi/#respond Tue, 03 Sep 2024 09:01:44 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/islamofobi-ve-insan-haklari-ihlalleri-derya-yanikin-degerlendirmesi/ TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Derya Yanık, dünyada, İslamofobi ile beraber hak ihlallerini besleyen ve meşru gösteren bir sürecin geliştiğini söyledi.

Yanık, Müslüman ülkelerdeki insan hakları ihlalleri, dünyada artan İslamofobi ile Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin Uygur Türkleri ve diğer azınlıkların karşılaştığı insan hakkı ihlalleriyle ilgili raporuna ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de sürdürdüğü işgal ve katliamların soykırım şeklinde devam ettiğini vurgulayan Yanık, dünya genelinde çatışmaların yaşandığı ve insan hakları evrensel ilkelerinin ihlal edildiği bölgelerin önemli bir kısmının Müslüman topluluklarının yaşadığı yerler olduğuna dikkati çekti.

Batı dünyasında yükselen bir İslamofobi olduğunun altını çizen Yanık, “Dünyada, insan hakları ihlali yaşanan yerlerin savunuculuğunu yapacak, insan hakları ihlallerine karşı sesini yükseltecek savunucuların olacağı yerlerde, İslamofobi ile beraber hak ihlallerini besleyen ve maalesef meşru gösteren bir sürecin geliştiğini görüyoruz.” dedi.

Hindistan ve Pakistan sınırında 1947’den beri süregelen Keşmir sorununun, Myanmar’daki Arakanlı Müslümanlar ile Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki vatandaşların yaşadığı insan hakları ihlallerinin devam ettiğine işaret eden Yanık, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün insan hakları konseptinde temel olan yaşama, mülkiyet, çalışma, seyahat ve iletişim hakkı gibi konuları artık kimse konuşmuyor. Bunların dışında çevre hakkından temiz havaya ve suya erişim gibi haklar konuşmaya başladık. Ama hala Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde temel insan haklarından yaşama, çalışma, aile kurma haklarından bahsediyoruz. BM’nin iki yıl önce hazırladığı raporun somut sonuçları itibarıyla Sincan’da zorla yerinden etmenin yaygın olarak kullanıldığı, cezalandırma yöntemi olarak hapse atma, insanların üreme ve aile olma hakkının engellendiği, seyahat hakkının alındığı, din ve vicdan özgürlüğü ile alakalı sorunlardan bahsediyoruz. Geçen iki yıl içerisinde hiçbir değişikliğin olmadığını ve şikayetlerin devam ettiğini görüyoruz. 1970’lerde nüfusunun yüzde 80’e yakını Müslüman olan Sincan Özerk Bölgesi’nde sistematik bir demografik dönüşüm olduğunu, insanların yerinden edildiğini görüyoruz.”

“Karşımızda BM’nin aldığı kararlarla dalga geçen bir İsrail var”

BM’nin uluslararası hukuk sözleşmelerine taraf olan ülkelerin, insan hakları ilkeleri ve hukuk kurallarına uyacağını taahhüt ettiğini belirten Yanık, ancak Çin ve İsrail gibi ülkelerin bunlara uymadığını söyledi.

Yanık, “Karşımızda, BM’nin bugüne kadar aldığı hiçbir karara uymayan, uymadığı gibi adeta bu kararlarla dalga geçen bir İsrail var. O halde uluslararası toplum olarak yapılan tespitlere, gözlemlere uygun bir biçimde insan hakları konseptini yükseltmemiz, dünyanın neresinde olursa olsun, kim olursa olsun insan hakları ihlallerine karşı tutum almamız ve bununla mücadele etmemiz gerekiyor. Cumhurbaşkanı’mızın ‘Dünya beşten büyüktür’ vurgusunun ısrarla devam etmesinin aslında ne kadar önemli olduğunu Çin örneğinde de olduğu gibi görüyoruz.” diye konuştu.

İsrail’in Gazze’deki katliamlarına karşı İngiltere’de son bir buçuk aydır devam eden gösterilerin aşırı sağcıları rahatsız ettiğini dile getiren Yanık, şunları kaydetti:

“İngiliz toplumunun Filistin’deki katliama karşı son derece barışçıl ses yükseltmeye başladığında aşırı sağcılar birden harekete geçti ve bu, adeta bir İslamofobi dalgasına dönüştü. Hatta İngiliz siyasetçilerden bir tanesi ‘Allahu Ekber diyenin tutuklanması gerekir’ gibi bir cümle kurdu. İslamofobi’ye ve Müslüman coğrafyalardaki insan hakları ihlallerine bu kadar gözünüzü kapattığınızda bunun yansımaları sadece oldukları yerde kalmıyor, bütün dünyayı yakan bir ateşe dönüşüyor. İsrail şu anda Filistin’i katlediyor ama öbür taraftan Lübnan’a, Suriye’de Golan Tepeleri’ne saldırmaya devam ediyor. Belki İran’la devam edecek ve önce bölgesel sonra da küresel bir tehdide dönüşecek bir konudan bahsediyoruz. O yüzden İslamofobi ve Müslümanlara yönelik insan hakları ihlalleri sadece Müslümanların değil bütün insanlığın meselesidir. Herkesin buna karşı durması gerekir.”

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/islamofobi-ve-insan-haklari-ihlalleri-derya-yanikin-degerlendirmesi/feed/ 0
Erzurum’da Gönüllü Kadınlar Filistin’e Yardım İçin Kermes Düzenliyor https://www.foxhaber.com.tr/erzurumda-gonullu-kadinlar-filistine-yardim-icin-kermes-duzenliyor/ https://www.foxhaber.com.tr/erzurumda-gonullu-kadinlar-filistine-yardim-icin-kermes-duzenliyor/#respond Sat, 24 Aug 2024 19:51:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/erzurumda-gonullu-kadinlar-filistine-yardim-icin-kermes-duzenliyor/ Erzurum’da İsrail‘in saldırıları altındaki Gazze halkı için güç birliği yapan gönüllü kadınlar, her hafta el emeği ürünlerden oluşturdukları kermesin gelirini Filistin‘e gönderiyor.

Kent merkezinde sadece kadınlara özel olan kitap kafenin kurucusu Meryem Akalan ve arkadaşları, katıldıkları İsrail karşıtı protestolar ve yürüyüşlerin ardından Filistin‘e daha fazla destek için kermes düzenlemeye karar verdi.

Akalan ve arkadaşları, kitap kafede her hafta çarşamba günü çeşitli ürünlerden kermes düzenleyeceklerini çevrelerine duyurdu.

Kadınların evlerinde pişirdikleri yemekler ve el emeği dokuma ürünleriyle oluşturulan kermese, esnaf da dükkanlarından ürünler gönderip katkıda bulundu.

Dayanışmayla kurulan kermes ile kafenin bir günlük geliri aşevleri, kurumlar ve hekimler aracılığıyla Filistin‘e gönderiliyor.

Kafenin işletmecisi Meryem Akalan, AA muhabirine, işgal altındaki Filistinlilere destek olabilmek için ellerinden geleni yaptıklarını söyledi.

Kermesi 4 haftadır sürdürdüklerini ifade eden Akalan, “Gündemdeki Filistin içimizi kanatan bir mevzu, arkadaşlarımızla ‘Ne yapabiliriz?’ diye düşünürken ‘Neden bir günlük gelirimizi bağışlamayalım?’ dedik. Sonra adım attık ve bayanlar ile esnaftan destek olmak isteyenlerle kermes düzenledik. Her çarşamba günü kermesle gelirimizi Filistin’e gönderiyoruz.” dedi.

“Haftada yaklaşık 10-15 bin lira gönderiyoruz”

Akalan, kermese vatandaşların ilgi gösterdiğini belirterek, esnafın da iş yaptıkları sektöre göre ürün göndererek kendilerine destek olduğunu dile getirdi.

Bu şekilde bir çatı altında birleştiklerini anlatan Akalan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İnsanın kendi cebinden her hafta düzenli olarak bir şeyler göndermesi kişiyi zorlar ama böyle düşününce her hafta belli bir miktar bağışlıyoruz. Buradan gelen yardımı direkt öylece gönderiyoruz. Maddi desteğin daha elzem olduğu söylendi, o yüzden biz de kıyafetleri ya da yapılan yardımları maddiyata çevirip o şekilde gönderiyoruz. Kermesle sınırlı kalmıyor, böyle bir faaliyet yaptığımızı şehir dışından duyanlar da bir meblağ gönderiyor. Haftada yaklaşık 10-15 bin lira gönderiyoruz. Kermes sürecinde şunu öğrendik, kişinin gücünün yetemeyeceği şey toplu yapınca kolaylaşıyor, yardım daha iyi ulaşmış oluyor ve süreklilik arz ediyor. Filistin mevzusu gündemlerimize otursun diye gayret ediyoruz. Gücümüz bu kadarına yetiyor, gücü yeten tüm kardeşlerimizin bu tarz etkinliklere katılmasını rica ediyorum. İnşallah bu zulümler bitene kadar sürdüreceğiz, hatta inşallah ilerleyen zamanlarda çok daha geniş çerçevelerde düşünüyoruz.”

“Ne yapabiliyorsak bu alanda seferber olmalıyız”

Evinde pişirdiği yemeklerle kermese katılan Zehra Eren de Filistin’de yerinden edilen ve zulüm altındaki inanlar için çok üzüldüğünü dile getirdi.

Kermeste güzel bir dayanışma sergilediklerini vurgulayan Eren, “Daha önce de buraya geliyordum, sonra burada böyle bir etkinlik yapıldığını gördüm ve ‘Ne yapabilirim?’ diye düşündüm çünkü herkes bir şeyler yapıyordu. Evde poğaça gibi yiyecekler yapıp getirdim. Gücümüz neyi gerektiriyorsa, ne yapabiliyorsak bu alanda seferber olmalıyız. Ben gücüm yettiğince maddi ve yeteneklerim açısından böyle destek oluyorum.” ifadelerini kullandı.

Annesiyle kermese katılan 11 yaşındaki Mevsim Çürük ise Filistin’deki çocuklar için çok üzüldüğünü, bunun için de kumbarasındaki harçlıklarıyla kermese katılıp destek olduğunu belirtti.

Haber Kaynak : HABERLER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/erzurumda-gonullu-kadinlar-filistine-yardim-icin-kermes-duzenliyor/feed/ 0