Antalya 3’üncü İdare Mahkemesi’nin iptal kararı, Danıştay’dan ‘bilirkişi raporu eksik’ denilerek iade edildi. Keşif yapılmadan eksiklik giderildi, ancak mahkeme yeniden iptal etti ve karar geçen yıl Danıştay tarafından onandı.

130 KÖYLÜ DAVALARA MÜDAHİL OLDU
130 köylü ikinci davayı ise Toprak Koruma Kurulu’nun, alanın tarım dışı kullanımına izin veren kararının iptali için açtı. Antalya 3’üncü İdare Mahkemesi bu davada da iptal kararı verdi. Konya’da istinaf mahkemesine yapılan itiraz sonrası, bilirkişi heyetinin raporu yine eksik görüldü ve iade edildi. Geçen hafta bilirkişi heyeti, aynı alanda üçüncü kez keşif yaptı.
Köylülerin avukatı Tuncay Koç, Dereköy’de 39 hektarlık mutlak tarım arazisi üzerinde 2021 yılında kömür ocağı açılmasına yönelik ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararının iptaline yönelik dava hazırlanırken, proje dosyası içinde Toprak Koruma Kurulu kararına göre 39 hektar tarım arazisinin, Toprak Koruma Kanunu dışına çıkarıldığını gördüklerini söyledi.

Tarım vasfı niteliğini değiştiren bu kararın iptali için de aynı yıl dava açtıklarını belirten Koç, “2022 yılında ise bakanlık, alanın 8 hektarlık kısmında ‘kamu yararı’ olduğunu kabul etmiş. Bu işlemi öğrenince o işleme de dava açtık. ÇED Gerekli Değildir kararı davasında bilirkişi raporları doğrultusunda mahkeme iptal kararı verdi. Karar Danıştay’dan geçerek, onandı. Dolayısıyla şirket şu aşamada Dereköy yaylasında ‘ÇED Olumlu’ kararı almadan hiçbir faaliyette bulunamaz” dedi.

İKİNCİ DAVA TOPRAK KORUMA KURULUNA
İkinci davada mahkemenin Toprak Koruma Kurulu kararına karşı ilk bilirkişi heyetinin raporu doğrultusunda iptal kararı verdiğini belirten Koç, şunları söyledi:
“Biz davayı kazanıyoruz, üst mahkemeler bozuyor. Bu sefer de Konya’da istinaf mahkemesi ‘eksik inceleme var’ gerekçesiyle kararı bozdu. Bu nedenle geçen hafta Korkuteli Dereköy’de üçüncü defa keşfe gidildi.
Bu, Antalya’da açtığımız, 130 davacının olduğu en kalabalık davalarımızdan biri. Çünkü Dereköylü orada kesinlikle kömür ocağı istemiyor.
Arazi çok değerli, mutlak sulu tarım arazisi, böyle bir arazinin kömür ocağı için tarım vasfının değiştirilmesi, tarım dışına çıkarılması kamu yararınca uygun değil”
BİLİRKİŞİ RAPORU BEKLENİYOR
Dünyanın en değerli topraklarından birinin tarım toprağı olduğuna dikkati çeken Koç, “Bunu dört yıllık bir kömür ocağı yerine ikame etmek mümkün değildir. Oradaki toprak binlerce yıldır burayı beslemiştir. Binlerce yıldır da torunlarımızı besleme potansiyeline sahiptir. Bu nedenle verilen kararın Toprak Koruma Kanunu’na da uygun olmadığını düşünüyoruz. Bilirkişi raporu şu anda bekleniyor. Bu rapor neticesi mahkeme yeniden bir karar verecek” dedi.
ÜRETİLEN MEYVELER İHRAÇ EDİLİYOR
Buradaki tarım arazilerinde çok nitelikli erik, kayısı, vişne gibi meyve ve hububat üretimi yapıldığını anlatan Koç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Meyveler özellikle erik ve vişne ihraç ediliyor ve döviz kazandırılıyor. Durmadan gelir getiren, döviz getiren bir alana 4 yıllık faaliyet uğruna, özellikle bütün dünyanın üretiminden artık çekildiği, kullanmaktan imtina ettiği kömür gibi bir enerji kaynağıyla ikame etmek akıl dışı bir karar.
Dolayısıyla mahkemenin bu akıl dışılığın önüne geçeceğine güveniyoruz. Zaten ilk ÇED Gerekli Değildir kararı iptal edildi.
Dolayısıyla köylüler bu haklı mücadelede öne geçti. Şimdi Toprak Koruma Kurulu davasında da önce bilirkişi raporunu bekliyoruz, sonra kararı bekleyeceğiz”
]]>Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığının (ÖİB) konuya ilişkin ilanı, Resmi Gazete’de yayımlandı.
Buna göre, Türkiye Denizcilik İşletmeleri AŞ’ye ait Fenerbahçe-Kalamış Yat Limanı 40 yıllığına “işletme hakkının verilmesi” yöntemiyle özelleştirilecek.
Bu kapsamda düzenlenecek ihale için geçici teminat bedeli 120 milyon lira, ihale şartnamesi ve tanıtım dokümanı bedeli 150 bin lira ve son teklif verme tarihi 29 Mayıs olarak belirlendi.
İhale, birden fazla teklif sahibinden kapalı zarfla teklif almak ve görüşmeler yapmak suretiyle “pazarlık usulü” ile yapılacak, pazarlık görüşmesine devam edilen teklif sahiplerinin katılımıyla gerçekleştirilecek açık artırmayla sonuçlandırılacak.
Fenerbahçe-Kalamış Yat Limanı’nın özelleştirilmesi kapsamında 2021’de yapılan ihale, Cumhurbaşkanı Kararı ile iptal edilmişti. Limanın özelleştirilmesi için 2022’de çıkılan ihale ise yeterli teklif alınamadığından iptal edilmişti.
Öte yandan, ÖİB’in Resmi Gazete’de yayımlanan bir diğer ilanına göre, Aydın’da 4, İstanbul ve Şanlıurfa’da ikişer, Antalya ve Nevşehir’de birer olmak üzere 5 ildeki 10 taşınmaz, satış yöntemiyle özelleştirilecek.
Aydın, Antalya ve Nevşehir’deki taşınmazlar için son teklif verme tarihi 7 Mayıs, Şanlıurfa’daki taşınmazlar için 8 Mayıs, İstanbul’un Eyüpsultan ilçesindeki taşınmaz için 9 Mayıs ve Esenyurt ilçesindeki taşınmaz için 14 Mayıs olarak belirlendi.
2011’DEN BERİ ÖZELLEŞTİRME KAPSAMINDA
2011’den beri özelleştirme kapsamında olan Fenerbahçe-Kalamış Yat Limanı, 103 bin metrekarelik alanda 1985 yılında Kadıköy Belediyesi tarafından inşa edildi. 1988 yılında açılan marina özel bir şirket tarafından işletiliyordu.
1992’de Milli Emlak Genel Müdürlüğü, Kadıköy Belediyesi’ne 1985 yılında verdiği tahsisi kaldırdı. Marina 2011 yılında özelleştirme kapsamına alındı. Mahkemelik olan imar planı değişiklikleri ile yat limanının büyütülüp, otel ve yeni ticari alanlar yapılmasının önü açıldı.
Marinaya 40-50 bin metrekare yeni inşaat alanı içeren imar planlarına açılan davaların bir kısmı hala sürüyor. Son olarak da marina içinde Kalamış Yelken Kulübü’ne tahsis edilen 3 bin 100 metrekarelik alan özelleştirme kapsamına alınmıştı.
1291’i denizde ve 220’si karada olmak üzere toplamda 1511 yat bağlama kapasitesi ile Türkiye’nin ikinci, İstanbul’un en büyük yat limanı olan Fenerbahçe-Kalamış Yat Limanı, İstanbul’da bulunan toplam kapasitenin yüzde 23,8’ini, Türkiye’nin ise yüzde 6’sını temsil ediyor.
KADIKÖY BELEDİYESİ TALİP OLMUŞTU
Eski Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı, kimsenin “çökmemesi” için bu alanlara Kadıköy Belediyesi olarak talip olduklarını açıklamıştı.
Bir kamu kurumu olarak marinanın işletmesinin kendilerine verilmesi için Özelleştirme İdaresi’ne yaptığı başvurudan sonuç alamayan Kadıköy Belediyesi, ihaleye girme kararı almış; ancak sonrasında belediyenin ihale dışı bırakıldığı öğrenilmişti.
Fenerbahçe-Kalamış Dayanışması ve CHP Kadıköy İlçe Başkanlığı da, alınan özelleştirme kararının iptal edilmesini talep etmişti.
Kadıköylüler çeşitli eylemler düzenleyerek “Kalamış halkındır, satılamaz” demişti.
KOÇ’A ÖNCE ONAY SONRA İPTAL
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, 12 Kasım 2021 tarihinde Fenerbahçe Kalamış Yat Limanı’nın 40 yıl süreli işletme hakkının 2,53 milyar lira bedelle Koç Holding’in bağlı ortaklığı Tek-Art Kalamış ve Fenerbahçe Marmara Turizm Tesisleri A.Ş.’ye (Tek-Art) devrine onay vermiş, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da kararı onaylamıştı ancak daha sonra 19 Ocak 2022 tarihli Cumhurbaşkanı kararıyla bu onay kararı iptal edildi.
Erdoğan, 2013 yılında da 5,7 milyar dolarla Türkiye’nin en büyük ikinci özelleştirmesi olan köprü ve otoyol ihalesini iptal etmişti.
Koç, Ülker ve Malezyalı UEM Group’tan oluşan konsorsiyumun kazandığı ihale 8 otoyol, 2 köprü, bağlantı yolları ve bunlar üzerindeki hizmet tesisleri, bakım, işletme tesisleri, ücret toplama merkezleri ve diğer mal ve hizmet üretim birimleri ile varlıkların tek paket halinde, fiili teslim tarihinden itibaren 25 yıl süreyle işletme hakkının özelleştirilmesini öngörüyordu.
]]>CHP İzmir İl Başkanlığında basın toplantısı düzenleyen Polat, AKP’li üç belediye başkan adayı ile ilgili yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarını içeren dosyaları kamuoyuyla paylaştı.
TAVUK ÇİFTLİĞİNE VİLLALAR
Polat, ”İzmir organize işler sarmalı” olarak tanımladığı olayda, Kemalpaşa Örnekköy’de tavuk çiftliği olan ve kümeslerin bulunduğu alanın yalan beyanlarla yapı kayıt belgesi alınarak villa köye çevrildiğini ifade etti. Polat ”Ben buna ‘İzmir organize işler sarmalı’ diyebilirim. İzmir’e talip olan üç arkadaşımızın imar konusunda nasıl bir rant sarmalı içinde olduğunu anlatacağım. Hikayenin başlangıcı 1977’de Kemalpaşa Örnekköy’de bir tavuk çiftliği hikayesinden başlıyor. 1977’de yapılmış, adını andığım ada ve parseldeki harabe haldeki tavuk çiftliği görüntüleri, bu inşaat yapılmaya başlandığı andaki hafriyat çalışmaları ve meydan düzenlemesi şeklinde gidiyor” dedi.

2018’DE İMAR AFFINA BAŞVURUYORLAR
Polat, şöyle devam etti:
– Burada bazı renkler var görsellerde. Bunlar aslında olmayan ancak varmış gibi gösterilen yerler. Burada Kırkpınar’lar Süt ürünleri ve Hayvancılık Tic. Ve Ltd. Şti. Bu şirket, AKP Bayraklı Belediye Başkan adayı Bilal Kırkpınar ve babasına ait. 2018’de Bilal Kırkpınar’ın babasının T.C numarası üzerinden devlete bir başvuruda bulunuyor, imar affı üzerinden. 12 tane yapı kayıt belgesi alınıyor. 13. de Bilal Kırkpınar üzerine alınıyor. Buralarda ‘insanlar yaşıyor, bağımsız bina’ diyorlar. ‘Burası artık tavuk çiftliği değil, 91 adet bağımsız yapıdır’ diyorlar. Yalan söylüyorlar.
BİR YIL SONRA ‘GÜÇLENDİRME’ RUHSATI
– 2019 tarihinde bir ruhsat başvurusunda bulunuyorlar. Onun adı da güçlendirme ruhsatı. Arkasından biz, CHP’li belediye seçimi kazandığında var olan şikayetleri değerlendirmeye başlıyor. Kırkpınar’ın yapısı üzerine çok fazla şikayet gelince Belediye Başkanımız Rıdvan Karakayalı çalışmalara başlıyorlar. İzmir Büyükşehir Belediyesi İmar Dairesi’ni göreve çağırıp denetim yapmalarını istiyorlar. Kırkpınar’lara ihtarda bulunuyorlar ve bir sürü işlem yapıyorlar. Büyükşehir yaptığı denetimler sonucunda Kemalpaşa Belediyesi’ne bir yazı yazıyor. ‘binanın son hali için yapı kayıt belgesi verilmesi mümkün değil’ diyorlar. Ayrıca yalan ve yanlış belgeyle yapı kayıt belgesi alındığı tespit ediliyor ve Büyükşehir, Kemalpaşa Belediyesi’ne ‘Suç duyurusunda bulun’ diyor.
SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULDU
– Kemalpaşa Belediye Başkanlığı su duyurusunda bulunuyor, bunun yanında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İzmir İl müdürlüğüne yazı yazıyor. Gerekli belgeleri de ekleyerek yapı kayıt belgesinin iptalini istiyor. Ayrıca imar yapılan yer de korunması gereken tarım alanında yer alıyor.

2021’DE İPTAL EDİLDİ
– İl müdürlüğüne yapılan müracaat sonrası bakanlığın İzmir Şube Müdürlüğü 2021’de bir karar veriyor. Karar verildiğinde Bilal, AK Parti Genel Merkezi’nde bir arkadaşıyla sohbet ediyor. Eşinin araması üzerine tebligattan haberi oluyor. Bakanlık, yapı kayıt belgelerini iptal ettiğini söylüyor. Kasım 2021’de belgeler iptal ediliyor. ‘Yıkın burayı’ diyor.”
”BEKÇİ KULÜBESİ MALİKANEYE DÖNÜYOR”
”Yalan beyan” vurgusu yapan Polat, ”Yalan beyanla yapı kayıt belgesi almışlar. Bunun geçerli olması için de bir şey gerekiyor. CHP’li belediye göreve gelmeden güçlendirme ruhsatı almışlardı ya. Bölge İdare Mahkemesi’ne giderek iptal edilen ruhsatların yeniden verilmesini istiyor. Yapıların 2017’de yapıldığı tespit edilmiş. Bu nedenle mahkeme de talebi reddediyor. Yani siz benden yapı kayıt belgesi aldığınız yere, bekçi için yapıldı denen yere Bilal için ev yapılıyor. Yani köhne yapının döndüğü hal ibretlik bir tablo. ‘Organize işler İzmir Sarmalı’ tam olarak. Bilal’in evi yani bekçi kulübesi, malikaneye dönüyor” dedi.
İL MÜDÜRÜNE TELEFON
”Bugünün hesabı ile 1.8 trilyon vurgun yapıldığını” ileri süren Polat, şöyle devam etti:
– Söylemiştim. Tebligat geldiğinde o arkadaş AK Parti Genel Merkezi’ndeydi. 89. ve 90. bağımsız bölümün pazarlığını yapıyordu. Gerçek değeri 14 milyon olan yer için 6 milyona anlaştılar. Bilal’in koruyucu bir meleğine satıldı. Tebligat gelince hemen dönemin ÇŞB İl Müdürü Ömer Albayrak’ı arıyorlar.
– Telefonun ardından müdür, mahkemenin iptal ettiği ruhsatı tekrar canlı hale getiriyor. Burada bahse konu vurgun, bugünün hesabıyla 1.8 trilyon. 90+1 villa. Eskinin parasıyla 1 katrilyon 800 trilyon. Bu vurgun yalanla, dolanla, devletin arkasından dönerek yapılan bir vurgun.

Hamza Dağ
“BENİ DAVA ETSİNLER”
”Tüm iddiaların belgeli ve devlet kayıtlarında olduğunu, pazarlığa konu taşınmazın Hamza Dağ’a satıldığını” önü süren Polat, şunları söyledi:
– Biz buna bir sarmal dedik ama nasıl yapıldığını da açıklamak lazım arkadaşlar at binmişler, kılıç kuşanmışlar. Bayraklı’dan aday olan Bilal Kırkpınar. Kendisi eski gençlik kolları başkanı. Dönemin Valisi Yavuz Selim Köşger, Bornova Kaymakamı. Cağ kebap partisi sonrasında ok atıyorlar, at biniyorlar. Bu inşaat alanında yüzlerce insan mağdur. Paralarını alamamış taşeronlar, peyzajı ödemedikleri için evine giremeyen insanlar. Bu mevzunun muhatabı da tanıdık. O da Karşıyaka AK Parti adayı. Kendisi de bu alanın yapı kayıt belgesini veren şirketinin sahibi. İsmail Çiftçioğlu. Bu söylediklerimi duyacaklar. Ben söyleyeyim. Beni dava etsinler.
“KÜMESTE VİLLA OLMASI DOLANDIRICILIK”
– Devletimiz bu kişilerin arama kayıtlarına, hesap hareketlerine ve SMS’lerine baktıklarında bu dava çok hareketli bir hale gelecek… Bir bilirkişi raporu hazırlanıyor. Onu beğenmiyorlar yenisini istiyorlar. Bilirkişi bulgularında Tarım İl Müdürlüğü’nün ‘korunsun’ denilen tarım alanlarında imar olmasına şaşıyor. Ayrıca ‘Kümes denilen yerde villa olması nitelikli dolandırıcılıktır’ diyor.
Bilal Kırkpınar (solda) / Yavuz Selim Köşger (At üzerinde)
DOLANDIRICILIK SUÇLAMASI
Cumhuriyet savcılarına ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na çağrıda bulunan Polat, sözlerini şöyle tamamladı:
– ‘Ben buradan açık çağrıda bulunuyorum. Savcılara, buradaki rant projesine, Büyükova’nın katledilmemesine, İzmir’in insanının gözü dönmüş rant çetelerine geçit vermemeleri konusunda çağrıda bulunuyorum. Bu kente şehri emin olmak isteyen insanların nasıl dolandırıcılık yaptığına dikkat etmelerini istiyorum. Bu gösterdiğim belge ve fotoğrafların pek çoğu devletin kayıtlarında vardır. Gördüğümüz proje bir rant projesidir. Büyükova’ya karşı suç işleyen, sahte belge ve beyanlarla adli suç işleyen bir projedir.
“HAMZA DAĞ BU EVİ ALDI MI?”
– Bırakın belediye başkan adayı olmayı, bu projenin içindeki insanların yargılanıyor olması gerekiyordu. Ama biz bugün bu insanların bu kenti yönetmeye talip olduğunu görüyoruz. Ben ‘burası böyle yetmez’ denilip evin önüne bir de havuz yapıldığını ve Hamza Dağ’ın bu evi alıp almadığını sormak istiyorum.
– Ben bir kişiyle konuşup söylemiyorum bunları. Kepçe operatöründen boyacısına kadar hepsiyle konuştuk.Gösterdiğim ve söylediğim her şey tespitli. Ruhsat iptal olduğu için yapı kayıt izin belgelerinin de iptal edilmesi gerekiyor. Ben buradan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nü de göreve çağırıyorum.
]]>Köylüler, Tekağaç mevkiinde 2021’de yapımına başlanan çimento fabrikasının ÇED raporu ve ruhsatının iptali için protesto gösterileri düzenledi, Muğla 2. İdare Mahkemesi’ne başvuruda bulunarak dava açtı.
YEREL MAHKEME İPTAL ETTİ
Çimento fabrikasının ÇED raporu, köylülerin ve çevrecileri açtığı dava sonucunda mahkeme tarafından iptal edildi.
Bunun üzerine Menteşe Belediyesi, Muğla Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye ait Entegre Çimento Fabrikası ve Hammadde Ocakları Projesine verdiği ruhsatı iptal ederek mühürledi.
Davalı tarafın temyiz başvurusu Danıştay 4. Dairesi tarafından reddedilerek ÇED İptal kararı onaylandı. Karar, çevreciler ve köylüler tarafından sevinçle karşılandı.
FABRİKANIN ZARARLARI ÇOK FAZLA
Menteşe Kent Konseyi, Deştin platformu olarak yapılan ortak basın açıklamasında TMMOB Mimarlar Odası’nca düzenlenen 1 Ekim 2021 tarihli Mesleki Denetimde ÇED Çekince Raporu’nda tespit edilen sakıncaları paylaştıkları hatırlatılarak şöyle denildi:
“Sonraki süreçte Nihai ÇED Raporu konusunda, mahkemeye sunmak üzere Prof. Dr. M. Doğan Kantarcı (Em) tarafından uzman görüşü de hazırlanmıştır. Bahse konu rapor ve uzman görüşü incelendiğinde yapılması düşünülen projenin Kazan ve Bayır sulama göletlerinin su toplama havzası üzerinde yer aldığı görüldü.
Projenin yaratacağı tahribat neticesinde bu iki göletten sulanan tarım arazilerinin zarar göreceği, hammadde ocaklarında tercih edilen faaliyet yönteminin dereler ve yer altı suları bakımından zarar verici etkiye sahip olacağı ortaya çıktı.
Hali hazırda katı yakıtlı 3 termik santral, başkaca çimento fabrikaları ve çok sayıda taş ve mermer ocağından kaynaklı kirlenmenin boyutları ile birlikte düşünüldüğünde hava kalitesi açısından ciddi sonuçlar yaratacağı ortada.
Tesiste yapılması planlanan üretimin hali hazırda sıkışık durumda olan Muğla Yatağan Karayoluna ekstra bir yük ekleyeceği görülmektedir. Öte yandan toplam 776 hektar büyüklüğündeki proje alanı tarım alanlarına ve yetişmiş zeytinliklere fazlasıyla yakındır.
Deştin köyü bakımından bu mesafe 2 kilometreye kadar düşmekte olup ÇED dosyasında bulunan Tarım Ve Orman İl Müdürlüğü yazısında 1-1,5 kilometre mesafede başka zeytinliklerde mevcuttur. Bu Durum ise 3573 sayılı Zeytincilik Kanunu’nun 20. Maddesine kesin aykırılık oluşturmaktadır.”
NİHAİ ÇED RAPORU ÇOK HATALI VE GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ
Nihai ÇED raporunun çok hatalı ve güncelliğini yitirmiş veri içerdiği, tarım ve yerleşim alanlarına mesafe, proje alanında bulunan orman vasıflı alanlar gibi konularda yanlış bilgilere dayalı hazırlandığı açıklanarak şöyle denildi:
“Mevcut hali ile ÇED raporu projenin çevre üzerinde yaratacağı tahribatı göz ardı etmektedir. Tüm bu sebeplerle bugün itibarı ile proje hakkında verilen ‘ÇED olumlu’ kararının iptali talebi ile Menteşe Kent Konseyi, Akdeniz Yeşilleri Derneği ile Deştin ve Alaşar köylüleri adına dava açmıştık.
Geçen yıl yazında yaygın olarak yaşadığımız yangın felaketleri, kent ve doğal yaşam alanları üzerinde ciddi bir tahribat yaratmıştır. Kurulması planlanan Entegre Çimento Fabrikasının çevre ve canlı yaşamı yönünden yaratacağı sıkıntılar çok fazla”
]]>Yıldırım, şirketin hem dava öncesinde hem de sonrasında bütünsel ÇED raporu almadığını söyleyerek “Şirket, ruhsat sahalarını parça parça bölerek ÇED başvuruları yapmakta ve hukuka aykırı ÇED kararları almakta” dedi.
2016’DA İPTAL ETTİRDİ
Yıldırım, altın madeni ile ilgili yürütülen ve kendisinin dahil olduğu hukuki süreci anlatarak, ‘ÇED gerekli değildir’ raporunu açtığı davayla 2016’da iptal ettirdiğini söyledi.

Avukat Barış Yıldırım
Bölgede birçok HES projesini de iptal ettiren Yıldırım, Çöpler Altın Madeni’nin bulunduğu sahanın Munzur Havzası’nda olduğunu ve kimyasal maddelerle altın ayrıştırma işleminin devam etmesi ile bölgede yaban hayatı ve ekosistemin yok olacağını söyledi.
BÜTÜNSEL ÇED RAPORU ALINMADI
Yıldırım, şirketin bütünsel ÇED raporu almayarak parçalar halinde rapor aldığını belirterek, şöyle devam etti:
– Şirketin, ruhsat aldığı sahanın tümüne dönük bütün ÇED raporu alması gerekirken; ruhsat sahalarını parça parça bölerek ÇED başvuruları yapmakta ve hukuka aykırı ÇED kararları almakta.
– İşte tam da bu ‘ÇED gerekli değildir’ hukuksuzluğuna 2016 yılında itiraz ederek, yöre halkı adına dava açmış ve iptal kararı almıştık. Erzurum 1’inci İdare Mahkemesi, projeye dair verilen ‘ÇED gerekli değildir’ kararını iptal etti” dedi.
Yıldırım, şirketin hem dava öncesinde hem de sonrasında bütünsel ÇED raporu almadığını ifade ederek, bu durumun hukuksuz olduğunu söyledi.
HUKUKA AYKIRI OLDUĞUNU SÖYLEMİŞLERDİ
Yıldırım, şunları kaydetti:
– Projenin ikinci kapasite artışına ilişkin 2021’de verilen ÇED olumlu kararına karşı açılan iptal davasının 13 Nisan 2022 tarihinde proje mevkisinde keşfi icra edildi. Ben de Türkiye Barolar Birliği Kent ve Çevre Hukuku Komisyonu Üyesi sıfatıyla keşif ve gözlemci olarak katıldım.
– Oradaki hukuka aykırılıkları gerek TMMOB vekilinin yetkilendirmesiyle gerekse de gözlemci sıfatıyla aktarmıştık. Nihayetinde Türkiye Barolar Birliği, İliç Çöpler Altın Madenciliği projesine dair bir rapor hazırlayarak projenin hukuka aykırı olduğunu, Munzur ekosistemine zarar verdiğini ve projenin faaliyetlerinin durdurulması gerektiğini ifade etmişti.
– Nitekim 21 Haziran 2022’de altın madeninin bulunduğu sahada siyanür taşıyan borulardan biri patladı ve 20 tona yakın siyanürlü solüsyon toprağa aktı. 13 Şubat’a geldiğimizde de maalesef büyük bir facia yaşandı.”
BÖLGEDE 2 BİN 250 BİTKİ TÜRÜ VAR
Projedeki tüm faaliyetlerin durdurulması gerektiğini savunan Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı:
– Projenin yürütüldüğü saha, Munzur Dağları havzasında önemli doğa alanı içerisinde ve yine önemli bitki alanı içerisinde. Proje sahasında bugüne kadar saptanmış 2 bin 250 bitki türü var. Yine proje sahasının içerisinde bulunduğumuz havza, Avrupa’nın yaban hayatı ve yaşam ortamlarını koruma sözleşmesi Bern Sözleşmesi hükümlerine göre; kesin koruma altında bulunan dağ keçisi, ayı, su samuru, başak ve hatta neslinin dünyada yok olduğu değerlendirilen Anadolu parsı gibi türleri barındırıyor.
– Yine bölge önemli kuş alanı olarak da değerlendirilebilecek bir bölge. Ülkemizin en büyük su toplama havzasına sahip nehri durumundaki Fırat Nehri havzasının da tam neredeyse merkezi.
Yıldırım, projede ısrar edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ifade etti.
]]>TEMYİZ TALEBİNE RET
Lalapaşa ilçesinde Vaysal ve Hacıdanişment köyleri arasında bulunan kalker ocağını işleten firmanın kırma eleme tesisinin kapasitesini arttırması için Edirne Valiliği, 2023 yılında ÇED olumlu kararı verdi. Karar üzerine Vaysal Tarımsal Kalkınma Kooperatifinin ÇED olumlu kararının iptaline yönelik açtığı davada Edirne İdare Mahkemesi, kararı iptal etti. Gelişme sonrası firmanın aynı bölgede ormana ve su kaynaklarına 400 metre mesafedeki alana yeni kalker ocağı ve kırma eleme tesisi yapmak istedi.
Proje için Edirne Valiliği’nce verilen ‘ÇED gerekli değildir’ kararı, köylülerin açtığı dava sonucu 3 Ekim’de Edirne İdare Mahkemesi’nce reddedildi. Firmanın temyize gittiği iptal kararını görüşen Danıştay 4’üncü Dairesi, temyiz talebini reddedip, İdare Mahkemesi’ni haklı buldu ve iptal kararını onadı.

“HUKUKA VE BİLİME AYKIRI”
Danıştay’ın iptalle ilgili gerekçeli kararını açıklamasının ardından köylüler, bir araya gelip basın açıklaması yaptı. Köylülerden Naif Özdoğan, Danıştay’ın kararıyla firmanın yapmak istediği ocağın çok zararlı olduğunun ortaya çıktığını söyledi.
Özdoğan, şöyle devam etti:
– Projenin ve kararın bilime aykırılığı bilirkişi heyet raporu ile hukuka ve mevzuata aykırılığı ise önce İdare Mahkemesi kararı ile şimdi de Danıştay kararı ile kesin olarak ispatlanmıştır. Edirne İdare Mahkemesi 03.10.2023 tarihli kararıyla; faaliyet sonucu ortaya çıkacak toprak için tespit edilen alanın yeterli olmadığı, yapılacak faaliyet sonucunda orman örtüsünün zarar göreceği, rehabilitasyon planında ağaçlandırmaya ilişkin yeterli veri bulunmadığı, toprak altına serilecek kaba materyaller sıkılaştırılmadığında toprak suyunun hızla kaybına ve su sorununa yol açabileceği, ortaya çıkacak toz nedeniyle organik tarımın olumsuz etkileneceğine karar verdi.

– Kararda, yeterince tarımsal bilgilendirmeye yer verilmediği, göçmen kuşların bölgede konaklamayıp konaklamadıkları yönünde bir değerlendirme bulunmadığı, gerçekleştirilecek patlatmalar sonucunda yer altı su kanallarının zarar göreceği ve kesintiler oluşabileceği gerekçesiyle ÇED gerekli değildir kararında, hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varmıştır.
“BU İŞKENCEYİ DURDURUN”
Köyde ormanda halen firmanın devam ettirdiği yeni ocak çalışmalarının hemen durdurulması gerektiğini belirten Özdoğan, şunları söyledi:
– Var olan taş ocağı ve kırma eleme tesisinin kapasite artışı da mahkemece iptal edildiği için ormanı yok ederek yeni üç ayrı ocak açmak için süren faaliyetin çok zararlı olduğu Danıştay 4’üncü Dairesi’nin onama kararıyla tamamen ortaya çıkmıştır. Çevreyi korumakla yükümlü ve görevli olan Bakanlık yetkililerine sesleniyoruz, gecikmeksizin Danıştay, onama kararıyla kesinleşmiş yargı kararlarını uygulayın.
– Doğamıza, yaşamımıza çok zararlı olduğu ortaya çıkan ormanlık alana açılmaya başlanmış olan yeni kalker ocağını ve var olan kırma eleme tesisini derhal kapatın. Doğaya ve dört köye her gün yapılan bu işkenceyi durdurun. Edirne İdare Mahkemesi’nin iki ayrı iptal kararına, Danıştay’ın iki ayrı onama kararlarına rağmen ormanlarımızın yok edilmesi, taş için köylülerin yok sayılması, hukukun üstünlüğüne saygı gösterilmemesi çok büyük haksızlık ve adaletsizliktir.
“AĞAÇLAR KESİLİYOR BİR ŞEY YAPAMIYORUZ”
Kooperatif başkanı İbrahim Karapoyraz da hukukun kararına uyulmasını beklediklerini belirtti. Karapoyraz şöyle konuştu:
– Biz sadece hukuka ve kanunlara uyulmasını istiyoruz. Biz bunu İdare Mahkemesi’nde kazandık hukuksal olarak, Danıştay’dan da ret cevabı geldi. Bugün halen faaliyet devam ediyor.
– Oradaki ağaçlar şu anda kesiliyor ve bir şey yapamıyoruz. Edirne Valiliği’nden buna dur denmesini bekliyoruz. Neye dayanarak halen çalışmaları devam ettiriyorlar bilmiyoruz. Yapabileceğimiz daha ne var bilemiyoruz.
]]>