Marmara Denizi’nde daha önce 2007-2008 ve 2021 yıllarında gözlemlenen müsilaj oluşumu, deniz ekosistemini bu yıl da tehdit ediyor. Deniz salyası olarak bilinen müsilaj, Anadolu Yakası’nda bulunan Maltepe sahil şeridinde yeniden görüldü. Denizin yüzeyinde tabaka halinde yayılan ve kıyıya yakın bölgelerde etkili olan müsilaj oluşumu havadan görüntülendi.
“Bu sorunun temeli, duyarsızlık ve eğitim eksikliği”
Ercan Kumru isimli bir vatandaş, “Akıntının yoğun olduğu yerlerde deniz bir şekilde kendini temizleyebiliyor. Ama akıntının olmadığı, insanların teknelerini bağladığı ve vakit geçirdiği yerlerde kirlenme daha hızlı oluyor. Denizlerdeki yararlı bakteriler azalıyor, ekosistem bozuluyor. Bu, kendi kendini hasta eden bir deniz demek. Üzücü olan, bu hastalığın sebebinin biz insanlar olması” dedi. Çevre bilincinin toplumda yeterince oluşmadığına dikkat çeken Kumru, “Bu sorunun temeli insanlarımızın duyarsızlığı ve eğitim eksikliği. Bizde çevre eğitimi yeterince önemsenmiyor” diye konuştu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” kapsamında Beylikdüzü Haldun Taner İlkokulu’nda düzenlenen etkinlik saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı.
İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, programda yaptığı konuşmada, İstanbul’un farklı ilçelerinde kentin birikimi, kültürü ve akademik potansiyelini yazacak uzman eğiticiler ve üniversite hocalarıyla buluştuklarını söyledi.
İstanbul’un farklı yerlerinde bu etkinliklerin devam ettiğini belirten Yentür, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ndeki yeni pedagojik ve sınıf içi uygulamalar ağırlıklı, ölçme değerlendirme ve iletişime yönelik, öğretmen arkadaşlarımızın, sınıfta ve sahada daha güçlü olması ve ihtiyaç duydukları bütün alanlar için, öğrenme, erişim ve tecrübe paylaşımı etkinlikleri düzenliyoruz. Bu programının en büyük amacı, herhangi resmi zorunluluk yok. Tamamen gönüllü ve istekli.” diye konuştu.
Öğretmenlerin kendini geliştiren, yenileyen, değiştiren ve topluma öncü insanlar olduğuna dikkati çeken Yentür, “Öğretmen hem öğrenendir hem de öğretendir. O yüzden biz burada öğretmen arkadaşlarımıza çok nitelikli öğrenme ve paylaşma imkanları sunuyoruz ve hazırlıyoruz. Öğretmenlerimizin ilgi ve motivasyonu bizi de bu konuda şevklendiriyor.” ifadelerini kullandı.
Yentür, 5-6 yıldır İstanbul’da olan öğretmen akademelerini son 2 yılda daha çok yaygınlaştırdıklarını belirterek şöyle devam etti:
“Öğretmenlerin rahat erişebilecekleri Anadolu Yakası’nda Kadıköy, Üsküdar, Maltepe, Kartal; Avrupa Yakası’nda da Fatih, Zeytinburnu, Büyükçekmece, Beylikdüzü ilçelerinde haftasonları rahatlıkla erişebilecekleri okullarda bu tür faaliyetler ve atölyeleri düzenliyoruz. Bugün de Beylikdüzü’ndeki 130 öğretmen katılım belgesi alacak.”
Konuşmaların sonunda Yentür tarafından öğretmenlere katılım sertifikaları takdim edildi.
Beylikdüzü İlçe Milli Eğitim Müdürü Zekeriya Postacı da ay yıldızlı bayrağın olduğu tabloyu Yentür’e hediye etti.
Programın sonunda toplu hatıra fotoğrafı çekildi.
Türkiye YüzyılıYerel HaberlerKültür SanatEtkinliklerBeylikdüzüistanbulEğitimGüncel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde gerçekleştirilen çalıştaya, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Ahmet Yapıcı, Zeytinburnu İlçe Milli Eğitim Müdürü İsmail Çetinkaya, ÖNDER Genel Başkanı Abdullah Ceylan, din görevlileri, akademisyenler, öğretmenler ile sivil toplum kuruluşlarından temsilciler katıldı.
Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan çalıştayın açılışında konuşan İstanbul İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Ahmet Yapıcı, saha araştırmalarında karşılaştıkları sorunlardan birinin, imam hatip okullarında ya da seçmeli din derslerinde Kur’an-ı Kerim öğretimi olduğunu, bunun çözülmemesinin öğrencileri imam hatip okullarını tercih etme noktasında olumsuz etkilediğini söyledi.
Öğrencilerin, Kur’an-ı Kerim dersi nedeniyle imam hatip okullarından nakil aldırdığını aktaran Yapıcı, “Kur’an-ı Kerim öğretimi konusu öğrencilerin nazarında bir problem gibi gözüküyor. Bunları görmezden gelemeyiz, suçu da hiç kimseye atamayız. Bazı okullarda meslektaşlarımız öyle bir yöntem geliştirmişler ki Kur’an-ı Kerim dersi problem değil. İyi örnekler var sahada. O yüzden Kur’an-ı Kerim öğretimi konusunu sahada bunu uygulayan öğretmenlerimizle sorunla bizzat karşılaşan hocalarımızla bu işin paydaşı olan Diyanet İşleri Başkanlığı mensubu hocalarımızla ilahiyat fakültelerimizdeki hocalarımızla ve sivil toplum kuruluşlarımızın bu alandaki yetkin gönüllüleriyle bu meseleyi masaya yatırmak, ‘Sorun nedir? Bu sorunu nasıl çözebiliriz? Bu konuda farklı öneriler nelerdir?’ sorularını konuşalım istedik.” ifadelerini kullandı.
Çalıştayda, Kur’an-ı Kerim dersinin daha etkili ve verimli hale gelmesi için 7 başlığın tartışılacağını ve çözüm üretileceğini belirten Yapıcı, konunun “Kur’an-ı Kerim’i nasıl sevdirelim?”, “Kur’an-ı Kerim öğretiminde yöntem ve teknikler”, “Kur’an-ı Kerim dersinde ölçme, değerlendirme ve eğitim teknolojilerinin kullanımı”, “Kur’an-ı Kerim öğretmenlerinin eğitimi ve gelişimi”, “Kur’an-ı Kerim eğitiminde hafızlık”, “Çocukluk döneminde Kur’an-ı Kerim öğretimi” ve “Seçmeli derslerde Kur’an-ı Kerim öğretimi” başlıklarında ele alınacağını aktardı.
Yapıcı, Türkiye ve İstanbul genelindeki seçmeli ders oranlarına bakıldığında en düşük oranın Kur’an-ı Kerim dersi olduğunu vurguladı.
“Gençlerden ne kadarına Allah’ın kelamını ulaştırabiliyoruz?”
ÖNDER Genel Başkanı Abdullah Ceylan, bugünün gençlerine dini nasıl anlatacakları ve onlara ilahi kelamı nasıl ulaştıracakları konusuna önem verdiklerini anlattı.
Türkiye’de 4-6 yaştan üniversite son sınıfa kadar 28 milyon genç olduğuna işaret eden Ceylan, “Biz bu gençlerden ne kadarına Allah’ın kelamını ulaştırabiliyoruz? Ulaştıramadıklarımızı ne kadar dertleniyoruz? Ulaştırdıklarımızın niteliğini, kalitesini ne kadar artırabiliriz? Bu soruların cevaplarını arayacağız. İmam hatip okullarımızı baz aldığımızda 1,5 milyona yakın gencimiz var. Onları yeniden Kur’an’la buluşturmak, sadece yüzüyle değil, ruhuyla buluşturmak, o ruhu kimliklerine işlemek için bir mücadelemiz, çabamız var.” diye konuştu.
Çalıştayın sonucunda, Türkiye’de okullarda okutulan Kur’an-ı Kerim dersinin daha etkili ve verimli bir hale gelmesi amacıyla eylem planı çıkarılacak.
Kültür SanatSivil ToplumistanbulEğitimGüncel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AKILLARA İBRAHİM TATLISES GELDİ
Söz konusu anaokulu fiyatlarının Oxford’u bile sollaması ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses’in yıllar önce yaptığı “Urfa’da Oxford vardı da biz mi okumadık?” çıkışını da akıllara getirdi.

İbrahim TatlısesİstanbulEkonomi3-sayfaAnkaraEğitimGenelİzmir
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul’da, NUN Eğitim ve Kültür Vakfınca “Özgürleştiren Sınırlar” temasıyla “Eğitimde 1 Adım Ötesi Zirvesi” düzenlendi.
NUN Okulları Beykoz Kampüsü’nde düzenlenen zirvede bir konuşma yapan NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Esra Albayrak, zirvenin bu yıl dördüncü kez düzenlendiğini söyledi.

Zirvenin her yıl temasını belirlerken hem Türkiye hem de dünya gündemini yakından incelediklerini belirten Albayrak, “Önümüzdeki on yıllara hazırlıklı olmamız gereken temaları bilhassa da öğretmen, öğrenci ve aileleri ilgilendiren boyutlarıyla interdisipliner bir yaklaşımla ele almaya çalışıyoruz. Buradan ortaya çıkan bilginin, ortak anlayışın eğitimin bütün paydaşları için yol gösterici olmasını arzu ediyoruz.” dedi.
NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Esra Albayrak’ın açıklamaları
Albayrak, makine ve tekniğin gelişmesinin engel algısını sınırsız bir değişim fikriyle yeniden şekillendirdiğini vurgulayarak, “İnsanı zaman ve mekanda tutan her türlü sabite, bu değişim fikrinin beslediği dalgayla yüzer gezer hale gelerek, hayatta belirsizliğin hakim olduğu bir akışkanlık kazandırdı. Böylelikle insanın yaratıcıyla, kendisiyle, tabiat ve toplumla kurduğu ilişkide sınırlar göreceleşti ve özgürlük fikri ‘istediğini yapabilme gücü’ gibi korkunç bir başıboşluk durumu olarak, sanayi toplumundaki sahnesini aldı.” diye konuştu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

İnsanlığın artık yeryüzündeki bütün canlılarla birlikte bu ‘sorumsuz özgürlük’ fikrinin kıskacında bir bilinmeze doğru sürüklendiğini dile getiren Albayrak, şöyle devam etti:
“Dünyanın bir kısmında insanlar, sınırsız olduğunu düşündükleri kaynakları tüketme ve özgürlüğüne sahip olanlar yüzünden açlık çekiyor. Gazze’de, Suriye’de, Myanmar’da ve daha birçok ülkede masum insanlar, hiçbir insani, ahlaki sınır tanımayan, tırnak içinde ‘sözde özgürler’ tarafından acımasızca öldürülüyor.
Peki soruyoruz, birinin cenneti bir başkasının cehennemi üzerine inşa ediliyorsa orada cenneti yaratma özgürlüğünden söz edebilir miyiz? Böyle bir dünyada bir arada yaşama kültürü oluşabilir mi? Böyle bir dünyada insanlar arasında adalet gözetilebilir mi? İşte bu yüzden, vicdan sahibi bütün sosyal bilim insanları gibi biz de, özgürlüğü sınırsız bir yaşam ideali gibi sunarak sorumluluk ahlakını bir kenara koyan bütün çarpık anlayışları sorgulanmaya muhtaç buluyoruz.”

“HER 4 ÇOCUKTAN 1’İ OYUN OYNAMADIĞI ZAMAN HUZURSUZ VE MUTSUZ OLDUĞUNU BELİRTİYOR”
Albayrak, sınırların hem kimlik ve karakter oluşumu için hem de başkalarıyla sağlıklı ilişkiler sürdürebilmek ve bağlanabilmek için gerekli olduğunu kaydetti.
Zamanın sınırlı olduğu bir yaşamda her konuda sınırsız bir hayat deneyimi talep etmenin gerçekçi olmadığına dikkati çeken Albayrak, “Zira malumdur ki, sınırsız yemek sizi zamanla hasta, sınırsız konuşmak sizi zamanla mutsuz, sınırsız düşünmek ise sizi zamanla yorgun bir insana dönüştürebilir. Hem de tüm bu sınırsızlığı, özgürlük beklentisi ile yaşarken zamanın sınırları ile çarpışabilir ve bir anda sandığınızdan daha fazla tutsak ve bağımlı hale gelebilirsiniz.” dedi.

Albayrak, “Bugün her 10 çocuktan 4’ünün dijital oyun oynarken planladığı zaman sınırına uyamıyor, yaklaşık 3’te 2’si fazla oyun oynamaktan dolayı sorumluluklarını aksattıklarını düşünüyor. Her 4 çocuktan 1’i ise oyun oynamadığı zaman huzursuz ve mutsuz olduğunu belirtiyor. Ortaya çıkan bu tablo, çocuklarımızın kendi sınırlarını oluşturma ve bunları koruma konusunda ciddi bir rehberliğe ihtiyaç duyduğuna işaret ediyor.” diye konuştu.
Öğretmenleri birer “sınır mimarı” olarak gördüğünün altını çizen Albayrak, şunları kaydetti:
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL Valisi Davut Gül, Güngören’de yıkımı sırasında meydana gelen çökmede göçük altında işçinin kurtarılma çalışmalarının sürdüğü binada yetkililerden bilgi aldı. Olay yerinde açıklama yapan Vali Gül, “Çalışmalar çok dikkatli bir şekilde yürütülüyor. Alanda çalışmak oldukça zor, içeride bir vatandaşımız olduğu düşünülüyor. Onu sağ salim kurtarmak için büyük bir titizlikle çalışmalar sürdürülüyor” dedi.
Olay, 15.30 sıralarında Mehmet Nesih Mahallesi, Gülsever Sokakta meydana geldi. Kentsel dönüşüm nedeniyle kontrollü şekilde yıkımı devam eden binanın üst kısmında henüz belirlenemeyen bir nedenle çökme meydana geldi. Çökme sonrası bölgeye çok sayıda itfaiye, sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Göçük altında kalan işçilerden Ümit Kurt, itfaiye ekiplerinin çalışması sonucu kurtarılarak sağlık ekiplerine teslim edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Kurt, BakırköySadi KonukEğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Kurt’un sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Göçük altında kalan diğer işçiye ulaşmak için itfaiye ve AFAD ekiplerinin çalışmaları devam ediyor.
VALİ GÜL, OLAY YERİNDE İNCELEME YAPTI
İstanbul Valisi Davut Gül, olay yerinde incelemelerde bulunarak çalışmalara ilişkin bilgi verdi. Vali Gül, yaptığı açıklamada, “AFAD, UMKE ve ilçe belediyesi ekiplerimiz hemen olay yerine intikal etti. Çalışmalar çok dikkatli bir şekilde yürütülüyor. Alanda çalışmak oldukça zor, içeride bir vatandaşımız olduğu düşünülüyor. Onu sağ salim kurtarmak için büyük bir titizlikle çalışmalar sürdürülüyor. İş makineleri, ekipmanlar ve personel oldukça fazla, ancak çalışma alanı dar olduğu için süreç biraz zaman alıyorö dedi.
‘SAĞLIK DURUMUNA DAİR BİR BİLGİMİZ YOK’
Vali Gül, içeride kalan vatandaşa henüz ulaşılamadığını belirterek, “Sağlık durumuna dair bir bilgimiz yok. Daha önce enkazdan bir vatandaşımız yaralı olarak kurtarıldı ve sağlık durumu iyi. Çalışma sırasında bulunan toplam 6 kişiden 4’ü olaydan etkilenmeden kurtulmuştu. Bir kişi kurtarıldı, bir kişinin de kurtarılması için çalışmalar sürüyor” ifadelerini kullandı.
Basın açıklamasının ardından çevredeki vatandaşlarla sohbet eden Vali Gül, çökmeden etkilenen kişiler ve yakınlarına geçmiş olsun dileklerini iletti. Enkaz altındaki vatandaşa ulaşılması için ekiplerin çalışmaları devam ederken İstanbul İtfaiyesi çalışmaları sosyal medya hesabından paylaştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bakan Kurum, TRT’nin bu yıl 8’incisini düzenlediği TRT World Forum 2024’te “Yarını Dönüştürmek: Eko-Rejenerasyonun Gücü” başlıklı oturumun açılış konuşmasını yaptı.
Dünyanın yaradılışından bugüne belki de en meşakkatli dönemlerinden birini yaşadığını kaydeden Kurum, bir yanda İsrail eliyle Gazze’de sürdürülen korkunç bir soykırım olduğunu, diğer yanda ise Rusya- Ukrayna Savaşı’nın neden olduğu acılarla boğuşulduğunu söyledi.
İnsanların iklim krizinin getirdiği sorunlarla küresel bir yıkımın tam eşiğinde hatta ortasında durduğunu ifade eden Kurum, şöyle konuştu:
“Bu noktada doğamızın kendi kendini yenileyebilme kapasitesini konuşmamız bu konferansta gerçekten çok kıymetli. Bu salondaki tüm katılımcılarla, iklim krizinin insan eliyle oluştuğu konusunda hemfikir olduğumuzu düşünüyorum. Zira tüm bilimsel çalışmalar, iklim değişiminin başlangıç noktası olarak sanayi devrimini işaret etmektedir. Ben de bu ortak kanaati paylaşıyorum ama sanayi devrimiyle başlayan kirlenmenin sadece bir sebep olduğunu değil, insanlığın çarpık doğa anlayışının bir sonucu olduğunu düşünüyorum. İklim değişikliği konusunda mevzubahis doğadır, insandır, ortak evimiz dünyamızdır. Doğa ve insan arasındaki ilişkiyi doğru tanımlamadan atacağımız her adımın parçalı olacağını ve bütünü kapsamayacağını düşünüyoruz.”
Doğa ve insan uyumu söz konusu olduğunda başvuru kaynağının Türk-İslam medeniyeti olduğuna dikkati çeken Kurum, “Bizim medeniyetimiz, dört mevsimin gereklerine en uygun şekilde yurt tutmayı emreden; dağların, ormanların, denizlerin, hayvanların ve bitkilerin doğal durumuna müdahale etmeyen, tek bir dalı bile incitmeyi suç sayan bir medeniyettir.” ifadelerini kullandı.
“Bu adil dünya bir gün mutlaka kurulacaktır”
İstanbul’dan bütün dünyaya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu adil gelecek vizyonunu ifade etmekten şeref duyduğunu kaydeden Kurum, “Doğasıyla, çevresiyle, ekonomisiyle, demokrasisiyle, insan haklarına saygısıyla daha adil bir dünya mümkündür. ve bu adil dünya bir gün mutlaka kurulacaktır.” dedi.
Kurum, Türkiye’nin Akdeniz Havzası’nda yer alan ve iklim krizinden en çok etkilenen ülkelerden biri olduğunu, buna da yaşanan afetlerle şahitlik edildiğini belirterek, Türkiye’de her yıl 1500’e yakın sel, orman yangını, su taşkını ve kuraklık gibi iklim kaynaklı doğal afetler yaşandığına işaret etti.
Türkiye’de geçen 10 yıllık süreçte yenilenebilir enerji kapasitesini iki katına çıkardıklarını vurgulayan Kurum, “Önümüzdeki 10 yıl içinde güneş ve rüzgar enerjisi kapasitemizi 4 kat daha arttıracağız. Emisyonların yaklaşık üçte ikisi çevremizde gerçekleşiyor. Bu nedenle ulaştırma ve yapılaşma konularında da yenilikçi çözümler bulmaya devam ediyoruz.” diye konuştu.
Kurum, 6 Şubat depremlerini anımsatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“11 ilimizi, 14 milyon vatandaşımızı etkileyen ve 6 Şubat sabahı tüm Türkiye’yi derin acılara götüren o afette binlerce canımızı yitirdik ama tek yürek olduk. 11 ilimizde asrın birlikteliğini göstererek 453 bin konutun inşa ve yapım faaliyetlerini sıfır atık uyumlu ve enerji verimli uygulamalarla inşa etmeye devam ediyoruz. İnşallah yarın da Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle Kahramanmaraş’ımızda 155 bininci konutumuzun anahtarlarını söz verdiğimiz gibi vatandaşlarımıza teslim edeceğiz. Tabii ki şehirlerimizi ihya ederken, konutlarımızın dönüşümünü gerçekleştirirken bu konutların iklim değişikliğine uyumlu ve duyarlı olmasını da önemsiyoruz. Sıfır atık anlayışıyla binalarımızı inşa ediyor, gerek yenilenebilir enerjilerden faydalanmak gerekse yağmur sularının toplanmasıyla birlikte tüketimi azaltacak, bize emanet edilen o doğanın suyunu, havasını, yeşilini koruyacak adımları atmaya gayret gösteriyoruz. Kentsel ulaşımda metro, hafif raylı ve tramvay sistemlerimizi de iki katına çıkarmak için yoğun gayret gösteriyoruz.”
Sıfır Atık projesi
Sıfır atık hareketini çok önemsediklerini belirten Kurum, “Sıfır atığın önemini daha iyi anlayabilmeniz için çarpıcı bir gerçeği sizlerle paylaşmak istiyorum. Konuşmama başlayalı 10 dakika oldu. Bu 10 dakikada dünyamızda toplam 5 bin 900 ton plastik atık oluştu ve 370 ton atık da okyanuslara karıştı. 20 deniz kuşu ve 2 kaplumbağa maalesef şu 10 dakika içerisinde öldü ve yine bu 10 dakikada 77 hektar ormanlık alan yok olmuştur. Şu geçen 10 dakikada çöpe attığımız 25 bin ton gıdayla tam 2,2 milyon Gazzeli kardeşimizin bir haftalık gıda ihtiyacını çöpe atmış oluyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
Kurum, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde yürütülen Sıfır Atık projesinin insanlığı küresel israf uçurumundan kurtarmanın en önemli adımı olduğunu söyleyerek, “Türkiye de bu kapsamda 193 bin binada sıfır atık yönetim sistemini kurmuş ve toplamda 60 milyon ton atığı geri kazandırmış, bu çerçevede tam 498 milyon ağacın kesilmesinin önüne geçilmiştir. Yeni dönemde Sıfır Atık hareketimizi tüm ülke geneline yaygınlaştıracağız. 7 bölgemizde Sıfır Atık pilot ilçeleri belirleyecek ve depozito yönetim sistemimizin kurulumunu ülke genelinde 2025 yılı sonuna kadar uygulamaya geçireceğiz.” diye konuştu.
İklim Kanunu bu yıl yasalaşıp yürürlüğe girecek
İklim Kanunu’nun bu yıl içerisinde yasalaşıp yürürlüğe girerek, iklim değişikliği konusunda atılacak adımlara kolaylık sağlayacağını vurgulayan Kurum, şöyle devam etti:
“İki hafta boyunca can Azerbaycan’da COP29 toplantılarına katıldık. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğiyle 2053’e ilişkin stratejilerimizi, hedeflerimizi tüm dünyayla paylaştık. Türkiye olarak, iklim krizinin maliyetini bu krizin oluşmasında en ufak katkısı olmayan devletlere yüklemenin adaletsizlik, vicdansızlık ve insafsızlık olduğunu en yüksek sesle dile getirdik. Dünyanın en zengin yüzde 1’lik kesiminin en yoksul yüzde 66’lık kesiminden daha fazla karbon salınımına neden olduğu bir ortamda bu adaletsizliğin devam etmemesi gerektiğini de en gür sesle tüm dünyaya ilettik ve bu tezimizi savunduk. İnsanlık doğanın yeniden kendisini toparlamasını istiyorsa finansal destek meselesini süratle çözmelidir ve herkes verdiği sözü acilen yerine getirmelidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tarihsel sorumluluğu yok denecek kadar azdır. Yani dünyanın kirletilmesinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin suçu neredeyse yoktur. Ama bugün uğraştığımız, 1,5 santigrat derecede tutmaya çalıştığımız ortalama sıcaklığımız için bu mücadeleyi veriyoruz.”
Kurum, Filistin meselesine değinerek konuşmasını, “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğiyle tüm Türkiye adil bir dünya için, Filistin’in özgürlüğü için, Filistinli kardeşlerimizin gür sesi olmaya devam ediyor. Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti, İsrail’le ilişkisini tamamen dondurmuş ve tüm dünya ülkelerine baktığımızda Filistin’e en çok yardım yapan ülkedir. Bu kararlılığımız ve duruşumuzdan asla ödün vermeyeceğiz. Ne pahasına olursa olsun Filistinli kardeşlerimizin yanında durmaya devam edeceğiz. Filistin’in özgürlüğünü, dünyanın 5’ten büyük olduğunu Sayın Cumhurbaşkanımız her yerde dile getirmeye devam edecek.” şeklinde tamamladı.
Oturumda, Absolute Foods Kurucusu ve Üst Yöneticisi (CEO) Agam Khare, EKI Enerji Hizmetleri, Uluslararası İşletmeler Kıdemli Genel Müdürü Bhuwan Shukla, Çevre Savunma Fonu Küresel İklim İş Birliği Müdürü Christopher Dekki, E+ Enerji Geçiş Enstitüsü İcra Direktörü Dr. Rosana Rodrigues dos Santos ve Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı Türkiye Ülke Ofisi Temsilcisi ve Ülke Direktörü Stephen John Cahill konuşma yaptı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Son dönemde piyasaya yüklü miktarda 50’lik ve 100’lük sahte doların piyasaya sürüldüğü haberleri üzerine dün Kapalıçarşı başta olmak üzere çok sayıda yerde döviz büroları dolar alımını durdurdu. Sahte dolarların gerçeğinden ayrılmasının oldukça güç olduğu belirtilirken İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatıldığını açıkladı. Açıklama şöyle:
“İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından sosyal medyada ve bazı basın yayın organlarında gündeme getirilen İstanbul merkezli sahte para basımı ve dağıtımı konuların araştırılması amacıyla Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Büromuzca re’sen soruşturma başlatılmıştır.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nden (UEZ) yapılan açıklamaya göre, Türkiye ile bölgedeki iş ve ekonomi temsilcilerini bir araya getiren zirve, gelecek yıldan itibaren yoluna yeni ismi ve geliştirilen kurgusuyla devam edecek.
Bu yılın teması, zirvenin yeni ismine uygun olarak “Değişen Küresel Gerçekler ve Gelecek 5.0” olarak belirlendi.
Capital, Ekonomist, Start Up ve CeoLife dergilerince 17-20 Nisan’da Sapanca’da düzenlenecek UEZ’ye, ulusal ve uluslararası çok sayıda konuşmacı ve iş insanının yanı sıra alanında önde gelen akademisyenler, sivil toplum önderleri ve sektörel liderler katılacak.
UEZ 2025’te “Eğitimden sağlığa, endüstriden tarıma her alanda ‘Gelecek 5.0’ yaratılabilir mi?”, “Adil ve kapsayıcı bir enerji geçişini sağlayarak jeopolitik şokları ve gerilimleri azaltmak mümkün mü?”, “Gelecek 5.0 ve Ekonomi 5.0 hedefine dünya nasıl ulaşabilir?” gibi sorulara yanıt aranacak.
Zirve, 2012’de 50 iş insanı ve 650 izleyicinin katılımıyla yola çıkarken, yıllar içinde gelişerek Türkiye ve dünyadan üst düzey 110 konuşmacı ve 2 bin katılımcıya ev sahipliği yaptı.
UEZ, 2021’de salgın döneminin hızlı değişen gündemi ve dinamiklerini yakalamak üzere bahar ve güz olmak üzere iki kez hibrit formatta İstanbul’da hayata geçirildi.
Zirve, tamamen yenilenip Sapanca’da 6-9 Ekim 2022’de 80’den fazla konuşmacı ve 1000 üst düzey katılımcıyla düzenlendi. Eski Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande da programa “özel konuşmacı” olarak iştirak etti.
Geçen sene 27-30 Nisan’da “Tek Dünya, Ortak Bir Gelecek: Yeni Nesiller İçin Yarını Şekillendirecek Politikalar ve İş Stratejileri” ana temasıyla düzenlenen zirveye, “özel konuşmacı” olarak eski Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff’un yanı sıra eski İtalya Başbakanı Enrico Letta, İngiltere’de Cameron, May ve Johnson hükümetleri eski Devlet Bakanı Jo Johnson katıldı.
Bu yıl ise zirve, “Sorumlu ve Duyarlı Liderlik: Yenilik, Teknoloji ve Yapay Zeka Çağında Gezegen ve İnsanlıkla Uyumlu Bir Sisteme Öncülük Etmek” temasıyla, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, eski İsveç Başbakanı Fredrik Reinfeldt, eski Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varoufakis, Uber Başkan Yardımcısı Anabel Diaz, yapay zeka uzmanı ve girişimci Daniel Doll Steinberg, HSBC Baş Ekonomisti Janet Henry, Missouri Üniversitesi İktisat Tarihi Profesörü Max Gillman gibi çok sayıda yerli ve yabancı konuğun katılımıyla gerçekleştirildi.
Zirveye “www.uluslararasiekonomizirvesi.org” internet adresinden kayıt yapılabiliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇIRAĞAN SARAYI’NDA 55 BİN LİRAYA MEZUNİYET TÖRENİ
İstanbul’da yabancı bir lisede okuyan bir öğrenci, Çırağan Sarayı’nda yapılmak istenen mezuniyet törenine isyan etti. Tören için kişi başı 55 bin lira istendiğini söyleyen öğrenci, burslu arkadaşlarının mezuniyete gidemeyeceğini belirtti.
“BANA EURO İLE YANIT VERİYORLAR”
Öğrenci, ”Ne kadar olduğunu soruyorum, bana Euro ile yanıt veriyorlar. Burslu öğrenciler mezuniyet törenlerine gidemiyor” sözleriyle duruma tepki gösterdi.

Çırağan SarayıİstanbulGüncelTören
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>20 BİN ÖĞRETMEN ATANDI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da düzenlenen öğretmenler günü ve atama programında açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın konuşmasının ardından 20 bin öğretmenin ataması gerçekleştirildi.

Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şu şekilde:
“Aziz İstanbul’umuzda siz değerli öğretmenlerimizle bir araya gelmenin mutluluğunu yaşıyorum. Öncelikle yarın kutlayacak olduğumuz Öğretmen Günü’nü şahsım ve milletim adına şimdiden kutluyorum. Şehit Şenay Aybüke Yalçın’ı ve diğer kahraman şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Bugün emekliliğini yaşayan öğretmenlerimize sağlıklı, uzun ömürler niyaz ediyorum. Tüm öğretmenlerimize teşekkür ediyorum. Bugün aynı zamanda bir başka sevincimizi yaşıyoruz. 20 bin öğretmen adayımızın atama anlarına hep birlikte şahitlik edeceğiz. Eğitim evlatlarımıza kimlik kazandıran, mazi ile güçlü bağlar kurma sürecidir. Eğitim bu yönüyle köklerimizi ecdadımızdan bize miras kalan değerleri keşfetme, bu değerleri kuşatma yolculuğudur.
“ÖĞRETMENLERİMİZ BİRER GÖNÜL İŞÇİSİ KONUMUNDADIR”
Öğretmenlerimiz birer gönül işçisi, milletimizin değerlerini yarınlara taşıyan birer köprü konumundadır. Biz eğitim-öğretim yoluyla yalnızca meslek sahibi bireyler değil, fikri hür, vicdanı, irfanı hür nesiller yetiştirme derdindeyiz. 1 milyon öğretmenimizle büyük eğitim ailemizin bütün fertleriyle kökleriyle bağları sağlam kuşakların yetişmesi için gece gündüz çalışıyoruz. Bu ideale ulaşmak yalnızca diplomayla ya da bilgiyle değil; şahsiyet inşa eden bir anlayışla mümkündür. İnsanlığa yön verecek eserler ancak duruşu dik, iradesi güçlü, karakteri oturmuş kişilerin ellerinden çıkar.

“TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİ’Nİ MİLLETİMİZİN ÖZ DEĞERLERİYLE HARMANLADIK”
Elbette akademik başarı önemlidir, diploma değerlidir ama bunlar sağlam bir şahsiyet zemini üzerinde yükseldiği zaman gerçek anlamını bulacaktır. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli bu iddianın bu idealin bir tezahürüdür. Bizler bilgiyi hikmetle birleştiren erdemi hayatına nakşeden nesiller yetiştirmeyi arzu ve ümit ediyoruz.
Milletimizin tarihi birikimi, köklü değerler ve kültürel zenginliklerini merkeze alan modelimiz çağın ihtiyaçlarını gözeten bilimsel yaklaşıma dayalı eğitim anlayışını hayata geçiriyoruz. Yeni müfredatımız okuyan, düşünen, sorgulayan, sorumluluk bilinci yüksek, eleştirel bakış açısına sahip kuşaklar olarak yetiştirmeyi de hedefliyoruz. Bu sistemi bireysel farklılıkları gözeten, öğrenme ihtiyacına duyarlı odağında insani değerler olan bütüncül anlayışla yapılandırdık. Eğitim öğretim sistemimizi bilimsel temellerine oturttuk milletimizin öz değerleriyle harmanladık. Yeni modelde işbirliği, dayanışma, sosyal sorumluluğu eğitim öğretimimizin ayrılmaz parçası haline getirdik. Evlatlarımızın gelişimini, sürekliliğini önceledik. Ses bayrağımız olan güzel Türkçemizin korunması ve geliştirilmesi de maarif modelimizin yapı taşlarından biriydi.

“SABOTE ETMEK İÇİN YİNE DEVREDELER”
Modelimizin millet olarak eksikliğini hissettiğimiz birçok ihtiyacı karşılayacağına inanıyorum. Önyargıları kırmak gibi çoğu zaman alışkanlıkları değiştirmek de atomu parçalamak kadar zorduk, meşakkatlidir. Eğitim öğretim alanında ülkemizde köşe başlarını tutmuş, ideolojik çevrelerin değişime, yeniye ve yeniliğe ayak diremeleri meşhurdur. Aynı aktörlerin Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni sabote etmek için yine devrede olduğunu görüyoruz. Bu arkaik zihniyetin evlatlarımızın ufkunu karartmayı müsaade edemeyiz. Tespit edilen sorunların çözüme kavuşturulması hem devletimizin hem eğitimcilerimizin hem de ebeveynlerin evlatlarımıza karşı sorumluluğudur. Böylesine hayati bir meselenin ideolojik kavgaların ve günlük siyasi polemiklerin mezesi haline getirilmesi yanlıştır.
“EĞİTİM ÖĞRETİM MESELESİNİ SİYASET ÜSTÜ TUTUYORUZ”
Muhalefetin ve iş tuttuğu meslek örgütlerinin bu hatadan bir an önce dönmelerini samimiyetle temenni ediyoruz. Eğitim öğretim meselesini siyaset üstü tutmayı muhafaza ediyoruz. Siz eğitimcilerimizin de katkılarıyla şekillenen yeni modelimizi kararlılıkla uygulamayı sürdüreceğiz. Aydınlık yarınlarımızın güvencesi olan gençlerimizin en iyi, donanımlı, başarılı şekilde yetişmeleri için hiçbir fedakârlıktan çekinmeyeceğiz. Öğretmenlerimiz bize güçlü destek verirse Allah’ın izniyle her şey daha sağlıklı işleyecek. Eğitime ayrılan bütçe 2002’de yalnızca 7,5 milyar lira seviyesindeydi. Bugün bu rakam yükseköğrenim dahil 1 trilyon 620 milyar liraya ulaştı.

“800 BİN ÖĞRETMEN ATAMASI YAPTIK”
Yeni derslik inşaası, öğretmen atamaları, fiziki altyapı, müfredat reformlarında büyük dönüşüm gerçekleştirdik. Görevi devraldığımızda 367 bin olan derslik sayısı bugün resmi ve özel olmak üzere toplam 735 bine çıktı. Eğitimin altyapısını bu kadar geliştirirken eğitimin taşıyıcısı, sütunu olan öğretmenlerimizi de elbette ihmal etmedik. 800 bin öğretmen ataması yaptık. 2002’de ilköğretimde derslik başına düşen öğrenci 36, ortaöğretimde 30’du. Bu sayıyı ilk öğretimde 23, ortaöğretimde 22’ye düşürmeyi başardık. 2002’de ilköğretimde 28, ortaöğretimde 18 olan oranlar bugün ilkokulda 18, ortaokulda 14 ve ortaöğretimde 12’ye indi. Bu veriler Türkiye’nin eğitim alanında 22 yılda yazdığı eşsiz başarı hikâyesinin en somut göstergesidir.
“OKULLAŞMA ORANI YÜZDE 96’YA YÜKSELDİ”
Evlatlarımızın okullaşma oranlarında da gerçekten tarihi nitelikte adımlar attık. Okullaşma oranı ilköğretimde yüzde 96’ya, ortaöğretimde yüzde 88’e yükseldi. Kız çocuklarımız ile okulları arasında konan engelleri, başta başörtüsü yasağı olmak üzere birer birer ortadan kaldırdık. Birileri çıkıyor yakın tarihi yeniden yazmaya çalışıyor. Düne kadar kızlarımız başörtüsünden dolayı baskıya uğramamış, okuldan atılmamış, kadınlar memuriyetten ihraç edilmemiş gibi yalan yanlış konuşuyorlar. Bu çevrelerin safsata dedikleri acıları, zulümleri, yasakları, faşizmin her türlüsünü biz bizzat tecrübe ettik, iliklerimize kadar yaşadık.

“28 ŞUBAT’TA 33 BİN ÖĞRETMEN DİSİPLİN SORUŞTURMASINA UĞRADI”
28 Şubat döneminde güya irtica ile mücadele kılıfı altında aralarında kamu görevlilerin olduğu 6 milyon insanımız fişlendi. Milli Eğitim’de 33 bin öğretmen disiplin soruşturmasına uğradı. 11 bin 890 öğretmen disiplin cezası aldı, 11 bin öğretmen istifa ettirildi. Ekonomi, siyaset, sivil toplumdan günlük hayata kadar milletimiz çok ağır baskılara maruz bırakıldı. Üniversite kapılarında kurulan ikna odalarını, kürsüden zorla indirilen başarılı mezunları, eğitimlerini gözyaşlarında bırakan binlerce evladımızı, katsayı ile hakları gasp edilen gençlerimizi burada saymıyorum. Bunlar ceberut laiklik politikaların ayyuka çıktığı 27 yıl önce bu ülkede, bu şehirde yaşandı.
“2025’TE 300 BİN ÖĞRETMEN UZMAN VE BAŞÖĞRETMEN OLACAK”
Muhalefet çevreleri bu utanç verici gerçekleri inkar etmek yerine kendi geçmişleriyle yüzleşmelidir. Toplumun yükselişi ancak öğretmeninin emeğine, bilgisine ve özverisine verdiği değerle mümkündür. Öğretmenlerimizin haklarını, itibarını, mesleki gelişimini güvence altına almak için kararlı duruş sergiliyoruz. Öğretmenlik Mesleği Kanunu’nu hayata geçirerek özel statüye kavuşturduk. 2025 itibarıyla 300 bin öğretmenimiz uzman ve başöğretmen unvanını elde edecek. Görevleri sırasında eğitim çalışanlarına yönelik suçlara karşı caydırıcı yaptırımlar getirdik. Hapis cezasının ertelenmesi uygulamasını kaldırarak, kasten yaralama suçunu tutuklama sebebi saydık. Öğretmenlerimize yapılan her saldırıyı, milletimizin geleceğine yapılan saldırı olarak görüyoruz.

Eğitimde çıtayı her geçen gün daha da yukarı taşımaya kararlıyız. Bir çocuğun öğrenme aşkını ve geleceğe dair umutlarını besleyen el güçlü el ailesinin desteği ve rehberliğidir. Aile her çocuğun ilk öğretmenidir. Onun yüreğine dokunan, zihnini şekillendiren, karakterini yoğuran ilk mekteptir. Bir öğretmenin öğrencisini muhabbetle kucaklayan emeği ne kadar değerli ise velilerin desteği de aynı derecede kıymetlidir, vazgeçilmezdir.
Her birinizin yüksek vazife şuuru ve tam bir adanmışlıkla görevinizi yapacağına yürekten inanıyorum. 24 Kasım öğretmenler gününü bir kez daha tebrik ediyorum. Bu güzel buluşmaya vesile olan Milli Eğitim Bakanımızı ve ekibine teşekkür ediyorum. Öğrencilerinize selamımı götürmenizi sizlerden özellikle rica ediyor, her birinizi tek tek sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla…”
İstanbulGüncel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(İSTANBUL)Yenidoğan Çetesi Davası’nın duruşması 3’üncü gününde Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sanıkların savunmalarıyla devam ediyor. Telefon görüşmelerinde Kaya bebek için, “Fişi çek” dediği ileri sürülen sanık doktor Rıza Keykubad’ın baba olduğunu, çocukları olduğunu söylemesi üzerine Mehmet Hanifi Kaya’nın avukatı, “Benim müvekkilim çocuğunu morgtan bisküvi kutusunda almış bir babadır” diyerek sanığın savunmasını kabul edemediğini söyledi.
Yenidoğan Çetesi Davası’nda 22’si tutuklu 47 sanığın yargılandığı duruşma 3’üncü gününde Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor. 22 tutuklu sanık cezaevinden getirilirken 20 tutuksuz sanık ve taraf avukatları duruşmada hazır bulundu. Duruşmaya, 2 sanık ise SEGBİS yöntemiyle bağlandı. Duruşmayı, çok sayıda avukat ve basın mensubu takip ediyor.
Kaya bebek için “Fişini çek” dediği öne sürülmüştü
Kaya bebek hakkında, “Fişini çek” dediği ileri sürülen tutuklu sanık doktor Rıza Keykubad, mahkemedeki savunmasında, “Dosyadaki olaylarla alakam olmamasına rağmen sanık olarak karşısınızda bulunmam beni kahretmektedir. Aylardır tutukluyum. Soruşturma aşamasında beni dinlemediler. Hiç görmediğim bir bebeğin ölümünden sorumlu tutuluyorum. Türk adaletine güveniyorum, haksız tutukluluğumun sonlanacağına inanıyorum. Benim Kaya bebeğin vefatıyla ilgili hiçbir alakam yoktur. Maddi veya manevi hiçbir menfaatim yoktur. İki aydan fazladır tutukluyum haksız yere” dedi. Keykubad savunmasının devamında şunları söyledi:
“Ben hiçbir zaman Güney Hastanesi’nde çalışmadım. Doktoru olmadım. Diplomam Güney Hastanesi’ne kayıtlı değil. Kaya bebeği hiç görmedim. Müdahale yapmadım. Tedavi yapmadım. 2023 yılının Kasım ayının ikinci haftasında benimle iletişime geçerek part time çocuk doktoruna ihtiyacı olduğunu söyledi. Eşim Duygu Hastanesi’nde çalışıyordu. ‘Süreç sürüncemede kalınca size haber vereceğim. Sizin için uygunsa Hilda hanım işe başlayabilir’ dedi.
“Bizim bebek Kaya’dan haberimiz bile yoktu”
Kaya bebeğin vefatından sonra denetim olacağını düşündükleri için doktor arayışındalarmış meğerse. Eşim bu tarihte Güney Hastanesi’nde çalışmıyordu. Ben hiçbir delil olmaksızın suçlu ilan edildim. Kaya bebeğin vefat edeceğini düşündükleri için denetimler öncesi doktor aradıklarını konuştukları tapelerde mevcuttur. ‘Çözeceğiz, halledeceğiz’ diye kendi aralarında konuşuyorlar. 13 Kasım 2023 tarihinde konuşuyorlar kendi aralarında. Mert Özddemir, ‘çözeceğiz’ diyor. Bebek Kaya’nın değerleri çok yüksek olması sebebiyle vefat ediyor. Denetimlerden kurtılmak için doktor arıyorlar. Birkaç kişiyle görüşüyorlar. En son eşimin orada başlamasını kararlaştırıyorlar. Bebek 15 kasım da ex oluyor. (ölüyor) Başhekim ’17’sinde başlayabilirsin’ diyor. Bizim bebeğin ölümünden haberimiz bile yok. Bebek kaya ex olmadan birkaç saat önce eşimin sigorta kaydı yapılmıştır. Part time olarak eşimin çalışacağı konusunda anlaştılar. Yenidoğan doktoru diye anlaşmadık biz. Benim yenidoğanla ilgili hiçbir anlaşmamız olmadı. Bizim part time anlaşmamız 1 saatti. 1 saatte nasıl yenidoğana bakalım bunu sorarım.
“Bebek tedavi görürken biz çalışmaya başlamamıştık zaten”
Kaya bebekten sonra iyi ki de denetim gelmiş. Denetimde her şeyi açık bir şekilde yazmışlar. Ne benim ne de eşimin adı geçiyor o raporda. ‘Hilda da geldi müdahale etti’ diyeceğim ben orada diyor halbuki böyle bir şey yok. Ne eşim ne de ben bu bebeği görmedik. Hiçbir bilgimiz yoktur. Bebek tedavi görürken biz çalışmaya başlamamıştık zaten.
“Tüm işlemler Şehmus Çelik adınadır”
Denetim raporunda bizim üstümüze oyun oynandı. Ayın 15’inde doktor Şehmus Çelik’in 3 yıldır sorumlu olduğu yazıyor. Benim eşim ise 19-20 arası sorumlu ifadeleri geçiyor. Sağlık Bakanlığı resmi sisteminden de görebilirsiniz. Yukarıda Allah var bize oynadılar bu oyunu. Biz yabancı olduğumuz için mi bu oyun oynandı bilmiyorum onu. Bebeğin epikirizi dosyada mevcuttur. Tüm işlemler Şehmus Çelik adınadır. Ben 4 aydır tutukluyum. Tek sebebi 3 hemşirenin kendi aralarında benim hakkımda dedikodu yapması. Ben sadece bunun üzerine tutuklandım. Fırat Sarı ve İlker Gönen’le hiçbir zaman çalışmadım.”
“Müvekkilim çocuğunun cenazesini bisküvi kutusunda almış bir babadır”
Sanığın baba olduğunu, çocukları olduğunu söylemesi üzerine Mehmet Hanifi Kaya’nın avukatı, “Benim müvekkilim çocuğunu morgtan bisküvi kutusunda almış bir babadır” diyerek sanığın evladından bahsettiği savunmasını kabul edemediğini söyledi.
SÜRECEK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, bugünkü Ankara temasları kapsamında, ilk olarak Ankara büyükşehir Belediyesi’ni (ABB) ziyaret ederek ABB Başkanı Mansur Yavaş ile görüştü. İmamoğlu ardından, TBMM’de CHP Grup Başkanvekilleriyle bir araya geldi. İmamoğlu ardından CHP Genel Merkezi’ne gelerek CHP Lideri Özel’i ziyaret etti. Saat 14.00 itibarıyla başlayan görüşme yaklaşık bir saat 20 dakika sürdü. İmamoğlu, görüşmenin ardından basın açıklaması yaptı. Açıklamada kendisine CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke’nin eşlik ettiği İmamoğlu, şunları söyledi:
“Bugün Ankara programımız kapsamında, ilk olarak Sayın Mansur Yavaş Başkanımızı ziyaret ettim. Gerçekten kendisiyle hem çok kıymetli hem verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Mansur Başkanımız ve ben aynı ilkeleri paylaşan iki belediye başkanıyız ve iki yol arkadaşı olarak her zaman iş birliği ve dayanışma içerisinde olduk ve olmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin en büyük iki şehrine belediye başkanlığı yapıyoruz. Nüfusun tam dörtte biri. Adaletle hizmet ediyoruz, milletin kaynağını sadece milletimize hizmet için harcamakta kararlı iki belediye başkanıyız. Şehirlerimizde geçmişten bugüne artarak devam eden israf dönemini bitirdik ve tabiri caizse tarihe gömdük. Bizler, 2019’da büyük bir umudu başlatan başarılara imza atmış iki belediye başkanıyız. Elbette bizimle beraber bir kısım büyükşehir belediye başkanımızı da burada anmaktan ve onlara teşekkür ve minnet duygularımı iletmekten geri durmam. 2023’te milletimizin sarsılan hayallerini, yine 2024’te umutla ayağa kaldırdık.
“Milletimiz bilmelidir ki aramızda koltuğa, makama, rollere değil; sadece ama sadece milletin menfaatlerine odaklanan bir yol arkadaşlığı vardır”
Bugün iktidarda olanların milletin tercihlerine saygı duymak yerine, kendi gündelik çıkarları ve kendi fikirlerine hizmet etsinler anlayışı uğruna bizlere yönelik fütursuzca saldırılar başlattığını görüyoruz. Bu saldırılarla ne amaçladıklarının da farkındayız. Siyasi münafıklık yaparak, fitne ateşini yakarak çalışanlara söyleyecek sözümüz yok. Ancak milletimizin elbette bilgilendirilmeye ihtiyacı vardır. Milletimiz bilmelidir ki bizim aramızda koltuğa, makama, rollere değil; sadece ama sadece milletin menfaatlerine odaklanan bir yol arkadaşlığı vardır ve bundan asla vazgeçmeyiz. Biz kutuplaşmanın değil, beraberliğin tarafındayız. Birlikte güçlü olduğunun ve birlikteyken kazandığının bilincinde olan siyasetçileriz, belediye başkanlarıyız. Bize yapılan saldırıları tesadüf asla bulmuyoruz, tekil olarak asla değerlendirmiyoruz. Bunlar bizim ortak paydamız olan ve ülkemizin tek güçlü ve en önemli lokomotifine yani partimize, çatısı altında bulunduğumuz CHP’ye yönelik topyekun bir saldırı boyutuna ulaştığını da tespit ediyoruz ve halkımızla paylaşıyoruz. Bu saldırıları ilk genel seçimde tecelli edecek millet iradesini engelleme girişimi olarak da görüyoruz. Bir nevi, bugünden saldırıların başlamasının altında yatan gerçek budur.
“Meseleye asla kişisel pencereden bakmayan insanlarız. CHP bünyesinden bulunan her arkadaşımız böyledir ve böyle davranmalıdır”
Tüm saldırılara karşı, partimizle ve milletimizle tek yumruğuz. Karşımızdaki, kesinlikle geçmişten bugüne tariflediğim şekliyle organize kötülüktür. Ancak bu kötülük ardına milletin iradesini alan bizlerle mücadele edemediğini ve açıkçası biçare olduklarını da yaşıyoruz. Mertçe bir mücadele için ne ahlaka ne kapasiteye sahip olmadığını ne yazık ki bize yaşatıyorlar. Her seçimden önce avaz avaz bağırarak ‘Mertçe mücadeleye sizi davet ediyorum’ demiş bir kişiyim. Milletimizin bize bağladığı umutların, bizden beklenen görevlerin farkındayız. Millete karşı görevlerimizi her zaman, her koşulda, bugünkü kardeşlik ve dayanışma duygularımızla ve tam bir sorumluluk içerisinde, el ele yerine getireceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Çünkü biz davaya hizmet eden insanlarız. Biz meseleye asla kişisel pencereden bakmayan ve bakmayacak insanlarız. Bizim bu yürüyüşümüzde CHP bünyesinden bulunan her arkadaşımız böyledir ve böyle davranmalıdır.
“Tüm siyasi parti liderlerine teşekkür ediyorum”
Mansur Başkan ile buluşmamızdan ve birliğimizi, dayanışmamızı tazeleyen samimi sohbetten hemen sonra TBMM’ye geçtim ve partimizin çok kıymetli grup başkanvekilleriyle buluştum. Sadece bir grup başkanvekilimizin başka bir önemli toplantısı olduğu için Gökhan Günaydın Başkanımız ve Ali Mahir Başarır Başkanımız ile birlikte oldum. TBMM’deydim ve partimizin grup başkanvekilleriyle yaptığımız toplantımızda önemli bir hususu değerlendirdik. Biliyorsunuz, iki hafta önce Ankara’ya gelmiş ve siyasi partilerin liderlerine ziyarette bulunmuştum. Bu kapsamda sırasıyla Meclis’te temsil olan partileri ziyaret ettim. Elbette önce bu süreci başlatırken sürece dair CHP’yi, Sayın Genel Başkanımızı ziyaret ederek, bilgilendirerek sürece başladım. ve Demokrat Parti, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, İYİ Parti, Saadet Partisi, DEM Parti, Yeniden Refah Partisi (YRP) ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanlarını ama aynı zamanda Meclis’te temsil edilmeyen Zafer Partisi ve Memleket Partisi Genel Başkanlarını ziyaret ettim veya görüşmeler yaparak sürecimi tamamladım. Tüm siyasi parti liderlerine bir kez daha huzurunuzda öncelikle teşekkür ediyorum.
“Yaptığımız çalışmalar karşılık buldu ve oluşan fikir birliği zemini beni mutlu etti”
Bu ziyaretlerdeki temel amacımız, iktidarın giderek bir yönetim sistemine dönüşen ne yazık ki kayyum sürecine dair ortak bir tutum geliştirmek ve ülkemizi milletin iradesine darbe vuran bu antidemokratik yaklaşımdan kurtarmak için bir süreç aydınlatması yapmak, iki TBB çerçevesinde bu süreci tamamen bu ülkenin üzerinden kaldırabilecek bir kısım adımı, TBMM üzerinden atabilmenin tarifini yapmaktı. Bu manada bu yaptığımız çalışmalar çok değerli karşılık buldu ve açıkçası bu oluşan fikir birliği zemini de beni ziyadesiyle mutlu etti. Bu kapsamda partimiz, Meclis’te oluşan bu altyapıyla bir kanun tasarısı hazırlamak ve tüm partilerin katılımıyla ülkemizi bu kötü yükten kurtarmak üzere bir çalışma başlattı. Grup başkanvekillerimizle bu çalışma süreci hakkında görüş alışverişi yapma fırsatını bu vesileyle yakalamış olduk ve çok değerli bir sonuca doğru evrilmek üzere, elbette tümden bazı hususları değiştirmek ya da dönüştürmek mümkün olmuyor bugünkü Meclis çatısı altında. Ama bir yerden başlamak ve makul ölçüde bugünkü sorunları, en azından bir bölümünü, antidemokratik bir noktadan demokratik bir noktaya evirmek adına, adımların atılmasıyla ilgili süreç tarifinin öncü fikirlerini kendilerinden almış oldum.
“Genel Başkanımız ile kumpaslara boyun eğmeden nasıl bir yol izlememiz konusunda görüş alışverişlerinde bulunduk”
Meclis’ten sonra, Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel ile görüşmek üzere Genel Merkezimize geldim. Genel Başkanımız ile iktidarın izlediği kumpas politikalarını, vesayetçi düzeni, iktidarın başta ekonomi olmak üzere halkın gerçek gündemini görünmez kılan hileli adımlarının nasıl büyüdüğünü konuştuk. Bunlara karşı halkın gündeminden kopmadan halkımızla gerçek gündemi yakalayan ve kumpaslara da boyun eğmeden nasıl bir yol izlememiz konusunda çok kıymetli görüş alışverişlerinde bulunduk. TBB ve İBB Başkanı olarak Genel Başkanımıza belediyelerin iktidarın saldırıları karşısındaki dirençli, öz güvenli tutumlarını, milletin iradesini vesayetçilere kurban etmeme konusundaki kararlılığını anlattım. Bu doğrultuda izleyeceğimiz adımları ortak akılla tespit etmeye ve hayata geçirilmesi için sonuna kadar birlikte mücadele etmeye kararlı bir süreç gördüğümü ve bütün ülkenin her noktasında yerel yöneticilerin bu kararlılıkta olduğunu kendilerine ifade ettim. Bu vesileyle Genel Başkanımız ile bu çerçevedeki geniş anlamda görüşlerimi paylaştım. Bundan sonra da Genel Başkanımızla bir bütün olarak partililerimizle, belediyelerimizle birlikte çalışmaya kararlılıkla da devam edeceğiz.
“Yerel yönetimleri kayyumcu, vesayetçi anlayıştan kurtarıp milletin egemenliğini kayıtsız, şartsız sağlamak için acilen atılması gereken demokratik ve hukuki adımlar vardır”
Şehirlerimizi ve ülkemizi iktidarların atadığı şahıslar değil, milletin seçtiği siyasetçiler ve belediye başkanları yönetmelidir. Hükümetin yargı ve kayyumlar eliyle kendi iradesini millete dayatma politikası ne yazık ki demokrasimizi, kardeşliğimizi, birliğimizi baltalıyor, boynumuzu büküyor, başımızı öne eğdiriyor. Bakın, bugün hükümetin en büyük, ülkemizi en derinden sarsan ekonomi politikalarındaki, süreçteki yetersizlik, kapasitesizlik ve sıkıntıları çözme adına atmak istedikleri bir kısım adımları dahi dünya ölçeğinde itibarsızlaştıran bir sürece taşıyor. İşte milleti hiçe sayan bu anlayış yüzünden ekonomiden eğitime, sağlıktan adalete her alanda ne yazık ki çürümeler ve gerilemeler yaşanıyor. Bugün demokrasi ve hukuk için mücadele etmek, milletin iradesine sahip çıkmak kesinlikle ve kesinlikle aslında ülkemizin bugünlerine değil, geleceğine sahip çıkmaktır. Yerel yönetimleri kayyumcu, vesayetçi anlayıştan kurtarıp milletin egemenliğini kayıtsız, şartsız sağlamak için acilen atılması gereken demokratik ve hukuki adımlar vardır.
“Konser tartışması, SGK borcu tartışması, müfettişler, kayyumlar… Her biri birbirinden trajikomik hamleler”
Anlaşılıyor ki bugün iktidarda olanlar, ilk seçimlerde ortaya çıkacağı belirginleşen milletin kararını engellemek üzere her türlü hukuksuzluğa tenezzül eden adımlar atmaya karar vermiştir. ve ne yazık ki bu adımları atma konusunda, belli hazırlıklar artık sokakta kahvehane dedikodusuna kadar ulaşmıştır. İşte yaşıyoruz; konser tartışması, SGK borcu tartışması, müfettişler, kayyumlar… Her biri birbirinden trajikomik hamleler. Kendi menfaatini, koltuğunu, iktidarını; milletin menfaatinin üstünde görenlerin çaresizliğini gösteren detaylardan ibarettir bu çalışmalar. Dolayısıyla biz belediyelerimize, millet iradesine karşı atılan adımları birbirinden kopuk, tekil vakalar olarak görmüyoruz. Milletimiz de bunu böyle görmemelidir.
“Güçlü bir millet cephesi tahkim edilecektir. ve bu cephe organize kötülüğe karşı mutlak bir zafer elde edecektir”
Bunlara karşı mevzi direnişiyle de yanıt veremeyiz. Bu organize kötülüğe karşı yanıtımız da topyekun olmalıdır. Milletimiz bu konuda en ciddi şekilde bilinçlendirilmelidir. Çünkü milletin iradesine karşı, devletin imkanlarıyla düşmanlık yapmanın karşılığı ancak milletin topyekun gücünün arkasına alan topyekun mücadeleyle verileceğini bilen bir ekibiz. Bu yönüyle vatandaşlarımızla, milletimizle ama pazarda ama çarşıda ama vatandaşlarımızı birebir evlerde ziyaret ederek, hizmetlerimizi yaparken onları bilinçlendirerek birlik ve beraberliğimizi her zamankinden güçlü bir seviyeye taşıyarak kesinlikle güçlü bir millet cephesi tahkim edilecektir. ve oluşan milletin demokratik ve güçlü cephesi bugünkü organize kötülüğe karşı mutlak bir zafer elde edecektir. Ben de her zaman ifade ettiğim gibi, kendisini bu yola adamış hem partimizin bir evladı hem bir cumhuriyet vatandaşı ama bir yanıyla da kendi görevleri itibarıyla yılmaz bir mücadeleyi vermeye devam edecek bir siyasetçiyim.”
“Süreci takip edeceğimizi buradan duyururuz”
İmamoğlu, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. İmamoğlu, “DEM Partili Tunceli Belediye Başkanı Cevdet Konak ile CHP’li Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, ‘terör örgütüne üye olma’ suçlamasıyla yargılandıkları davada 6 yıl 3’er ay hapis cezasına çarptırıldı. Bir yandan da olası kayyum atamaları gelir mi, ne dersiniz” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Mahkemeyle ilgili detayları, -bu haberi Sayın Genel Başkanımız ile toplantıya girmeden önce almıştık- detayları takip ediyoruz. Sonuçta bir mahkeme var, mahkemede alınmış bir karar var. Muhtemeldir ki birinci derece mahkemenin itiraz süreçleri söz konusudur. Hukuki mücadelenin devam ettiği bir hususta hem bugüne kadar gelinen noktada süreç nasıl işlemiş onu irdeleyeceğiz hem de bundan sonraki mücadele nasıl yürütülmelidir, ona dikkatle bakacağız. Şu anda bu detaylara hakim değilim. Şimdilik bu şekilde süreci en ciddi biçimde; başta partimiz, sonra TBB olarak bizler, yerel yönetim adına takip edeceğimizi buradan duyururuz.”
“Arbede güzel bir görüntü teşkil etmez”
İmamoğlu, “Bugün Meclis’te Plan ve Bütçe Komisyonu’nda İçişleri Bakanı ve CHP’li vekiller arasında bir arbede oldu. O görüntüleri izleyebildiniz mi, neler söylersiniz” sorusunu ise şöyle yanıtladı:
“Her türlü arbede görüntüsü güzel bir görüntü teşkil etmez. Arbedeyi istemeyiz. Sadece böyle bir an gözüm ekranda gördü, o şekilde karşılıklı tartışma anını. Bu tür ortamlarda her iki tarafı da suhulete davet etmekten başka bir şey söyleyemem.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAĞLIK Bakanı Kemal Memişoğlu, İstanbul’daki ‘Yenidoğan çetesi’ soruşturmasına ilişkin, “Her meslek grubunda maalesef insani duygulardan nasibini almamış insanlar çıkabiliyor. Bizlerin görevi bu çürük elmaları, bu yanlış insanları ayıklamaktır. Bu tür çetelerle mücadelemizi yaptık, yapmaya da devam edeceğiz” dedi.
Türk Neonatoloji Derneği, ’17 Kasım Dünya Prematüre Günü’ nedeniyle Ankara’daki CerModern Sanat Galerisi’nde çeşitli etkinlikler düzenlendi. Etkinliklere katılan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye’nin, dünyanın en iyi sağlık hizmetlerini sunan ülkelerden biri olduğunu belirterek, “Ulaşılabilir, ücretsiz, üstelik de çok kaliteli ve bilgili sağlık çalışanları ve sağlık altyapısıyla dünyaya örnek olan sağlık hizmeti sunan bir ülkeyiz. 2023 senesinde 958 bin doğumdan 123 bini 37 haftanın altında. Yani toplam doğumun yüzde 13’ü prematüre. Bunların içinden 28 haftanın altında olan, yani çok küçük dediğimiz prematürelerde, bunları yaşatma oranlarının yüzde 95’in üstünde olduğunu ve bunları sağlık sistemindeki özverili, çok başarılı hemşirelerimiz, hekimimiz ve altyapımızla, annelerin desteğiyle, ailelerin desteğiyle yaşattığımızı düşünürseniz bu dünya standartlarının üstünde bir başarı oranı” diye konuştu.
‘SAĞLIKTA ŞİDDETE SIFIR TOLERANS’
Ardından sağlıkta şiddet olaylarına değinen Bakan Memişoğlu, “Sağlıkta şiddete anlam veremiyoruz ve üzülüyoruz. Onun için biz Sağlık Bakanlığı olarak hep şunu söylüyoruz; sağlıkta şiddete sıfır tolerans. Çünkü bizim sağlık çalışanlarımız, bizim hekimlerimiz, bizim hemşirelerimiz dünyanın en özverili ve en çalışkan insanları” ifadelerini kullandı.
Bakan Memişoğlu, ‘Yenidoğan çetesi’ soruşturmasına ilişkin de “Özellikle son zamanlarda malum üzüntü verici yenidoğanla ilgili olaylar oldu. Burada özellikle bir şey ifade etmeyi istiyorum. Her meslek grubunda maalesef insani duygulardan nasibini almamış insanlar çıkabiliyor. Sağlık çalışanları arasında da bu çok az da olsa çıkabiliyor. Bizlerin görevi bu çürük elmaları, bu yanlış insanları ayıklamaktır. Bu tür çetelerle, bu tür yanlış davranışlar içinde olan insanlarla mücadelemizi yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. Bu yolda bu kadar iyi sağlık hizmeti sunan, toplumu sağlıklı kılmak için gecesini gündüzüne katan sağlık çalışanlarımızı bu tür çürük elmalarla birleştirmeyi ve eşleştirmeyi kabul etmiyoruz. Bunlarla mücadeleye devam ediyoruz. Bunu unutmamanızı istiyorum” diye konuştu.
‘TOPLUMUN SAĞLIK ÇALIŞANLARINA SAHİP ÇIKMASINI İSTİYORUM’
Toplumun sağlık çalışanına sahip çıkması gerektiğini vurgulayan Bakan Memişoğlu, “Özellikle prematüre bebeklerin aileleri, bu insanların nasıl çalıştığını hepimizden daha iyi biliyor. O küçücük bebekleri yaşatmak için neler yaşadıklarını, nasıl özveriyle hareket ettiklerini hepimiz biliyoruz. Bu sadece sağlıkçıların değil, bütün toplumun bilmesi gereken bir husustur. O nedenle bizim hekimimizi, sağlık çalışanımızı, hemşiremizi el üstüne tutmamız lazım” ifadelerini kullandı.
Bakan Memişoğlu, Dünya Prematüre Günü’nü kutlayarak konuşmasını tamamladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KOCAELİ’nin Gebze ilçesinde, Kuzey Marmara Otoyolu’nda TIR ile çarpışan kamyonun sürücüsü yaralandı. Ulaşımİstanbul istikametinde tek şeritten kontrollü olarak sağlanırken, araçların kaldırılması için çalışmalar sürüyor.
Kaza, saat 18.00 sıralarında Kuzey Marmara Otoyolu’nun Gebze Kadıllı mevkisinde meydana geldi. İstanbul yönüne giden A.A. idaresindeki 34 GDV 49 plakalı marul yüklü kamyon ile Ö.E. yönetimindeki 41 VM 019 plakalı sabun yüklü TIR çarpıştı. Çarpışmanın etkisiyle kamyon sürücüsü yaralandı. İhbar üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve jandarma ekibi sevk edildi. Yaralanan sürücü sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk müdahalesinin ardından ambulans ile DarıcaFarabiEğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.
Kazada kamyonda ve TIR’da bulunan malzemeler yola saçıldı. Kaza nedeniyle İstanbul istikametinde ulaşım tek şeritten kontrollü olarak sağlanırken uzun araç kuyruğu da oluştu. Ekiplerin dökülen malzemelerin ve kazaya karışan araçların yoldan kaldırılması için başlattığı çalışma devam ediyor.
HABER: Erol POLAT/GEBZE(Kocaeli),
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, dün saat 21.30 sıralarında Tomtom Mahallesi’nde yaşandı. Edinilen bilgiye göre, oturma ve iş yeri işletme izni olan İran uyruklu 27 yaşındaki Soohasadat Mojsenalhosseini semtteki bir restoranı, yaklaşık 1 ay önce 6 aylık ödemesini yaparak kiraladı. Kadın restoranı işletmeyi sürdürürken bir süre sonra kira sözleşmesi yaptığı mülk sahipleri, kadın hakkında kendisine hakaret ettiğini öne sürerek şikayetçi oldu.

İRANLI KİRACIDAN ŞİKAYETÇİ OLDULAR
Emniyette ifadesi alınan kadın, sevk edildiği adliyede savcılık ifadesi sonrası serbest bırakıldı ancak Geri Gönderme Merkezine gönderildi. Burada kaldığı süre içerisinde kadının akrabaları, restoranı işletmeye devam etti. Bunun üzerine mülk sahipleri kiracının durumundan dolayı tahliye davası açtı. Dava sürerken Geri Gönderme Merkezi’nde bulunan kadın da yaklaşık 1 ay sonra hakkında açılan soruşturma sonucunda adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Kadın ardından restoranına geri dönerek tekrardan işletmeye başladı.

ÇEKPASLA KOVALADI!
Bu durumu haber alan mülk sahiplerinin kardeşi olan Erkan E. (50), akşam saatlerinde restoranı bastı. Kadına ve çalışanlara tehditler savuran Erkan E., belinden çıkarttığı palayla saldırmaya başladı. Kadının ve çalışanları dehşeti yaşadığı olayda yaralanan olmazken, saldırgan palayla iş yerine zarar verdi.

İş yerindeki çalışanın önce çekpasla kovaladığı ardından da eliyle müdahale ettiği saldırgan dışarıya çıkartıldı. Panik yaşayan müşterilerin koşarak çıktığı restoranda yaşanan o dehşet anları güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı. Olayda ise yaralanan olmadı.

PALALI SALDIRGAN KADINDAN ŞİKAYETÇİ OLDU
Olayın ardından ihbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, palalı saldırganı gözaltına aldı. Emniyete götürülen saldırgan Erkan E.’ye ifadesi alınarak “kasten yaralamaya teşebbüs” ve “ateşli silahlar kanununa muhalefet” suçundan adli işlem yapılarak adliyeye sevk edildi. Saldırgan Erkan E.’nin “hakaret” suçundan şikayetçi olduğu kadın da işlemlerinin yapılması sonrası savcılık talimatıyla serbest bırakıldı ancak Geri Gönderme Merkezine gönderildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ülke genelinde parçalı ve çok bulutlu hava hakim olacak. Yağışlar Trakya, Doğu Anadolu, İstanbul, Sakarya, Bolu, Eskişehir, Afyon, Isparta, Batman, Siirt, Çanakkale’nin doğusu, Antalya’nın iç ve doğusu, Ankara’nın güney ve batısı, Sivas’ın güneyi, Kayseri’nin doğusu, Hatay’ın güneyi ve Kahramanmaraş’ın kuzeyinde görülecek. Yağmur ve sağanak, Doğu Anadolu’nun doğusunda ise karla karışık yağmur ve kar yağışı bekleniyor. Gece ve sabah saatlerinde iç bölgelerde pus ve sis olacak.
Sağanak yağış yarın ara verecek ancak sonra hafta boyu yeniden etkisini gösterecek. Marmara’da beş günlük tahmin haritasına göre salı günü havanın kapalı olması ve diğer günlerin de yağışlı geçmesi bekleniyor.

MGM, hava tahmin raporunu yayımladı. Bölge bölge havanın nasıl olacağı açıklandı.
MARMARA
Parçalı ve çok bulutlu, Trakya ile İstanbul, Sakarya, Çanakkale’nin doğusunun aralıklı yağmurlu ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Bölgenin güney ve doğusunda gece ve sabah saatlerinde pus ve yer yer sis görülmesi bekleniyor.
EGE
Parçalı ve çok bulutlu, Afyon çevrelerinin yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Gece ve sabah saatlerinde iç ve kuzey kesimlerinde pus ve yer yer sis görülmesi bekleniyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

AKDENİZ
Parçalı ve çok bulutlu, Isparta çevreleri ile Antalya’nın iç ve doğu, Hatay’ın güney kesimlerinin aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
İÇ ANADOLU
Parçalı ve çok bulutlu, Ankara’nın güney ve batısı, Sivas’ın güneyi ile Kayseri’nin doğusunun aralıklı yağmurlu geçeceği tahmin ediliyor. Gece ve sabah saatlerinde pus ve yer yer sis görülmesi bekleniyor.

BATI KARADENİZ
Parçalı ve çok bulutlu, Bolu çevrelerinin aralıklı yağmurlu geçeceği tahmin ediliyor. Gece ve sabah saatlerinde pus ve yer yer sis görülmesi bekleniyor.
ORTA ve DOĞU KARADENİZ
Parçalı ve çok bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Gece ve sabah saatlerinde pus ve yer yer sis görülmesi bekleniyor.

DOĞU ANADOLU
Parçalı ve yer yer çok bulutlu, bölge genelinin aralıklı yağmurlu, doğusunun yüksek kesimlerinin karla karışık yağmur ve kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Gece ve sabah saatlerinde yer yer pus ve yer yer sis görülmesi bekleniyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Söğütlüçeşme’den başlayan Metrobüs seferlerinde yaklaşık 30 dakika aksama meydana geldi.
Avrupa Yakası’na doğru seferlerin ilk durağı olan Söğütlüçeşme ve kent ulaşımında ana noktalardan Altunizade ile çevresinde yoğunluk oluştu.

Altunizade’deki köprüde metrelerce yolcu kuyruğu gözlenirken M-5 Üsküdar-Samandıra Metro durağındaki yoğunluk dikkati çekti.
Duraklarda bekleyen yolcular, işlerine geç kaldıklarını belirtip görevlilere tepki gösterdi.


İBB Cep Trafik haritası verilerine göre, trafik yoğunluğu Avrupa Yakası’nda yüzde 51, Anadolu Yakası’nda ise yüzde 67’ye ulaştı.
Kent genelindeki trafik yoğunluğu ise yüzde 58’e kadar çıktı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bir binanı balkonunun çöktüğü olay, dün saat 16.15 sıralarında Piyalepaşa Mahallesi’nde meydana geldi.

İddiaya göre, sokakta 4 katlı bir binanın 2’nci katında bulunan balkonun duvarı büyük bir gürültüyle çöktü.

Olayda yaralanan olmazken, park halindeki bir otomobilde büyük hasar meydana geldi.

Balkonun çökme anı güvenlik kamerasına yansırken, o sırada eczaneye giren bir kadın ölümden saniyelerle kurtuldu.

KADIN SANİYELERLE KURTULDU
İhbar üzerine olay yerine itfaiye ve zabıta ekibi sevk edildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Savcılığın gözaltı kararının ardından harekete geçen polis ekipleri, Başakşehir’de düzenledikleri operasyonda 5 şüpheliyi yakaladı.
Operasyonda 12 cep telefonu, 10 SIM kartı ve 3 örgütsel doküman ele geçirildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İtafiye ekiplerinin yangın ihbarı üzerine gittikleri fakat uyuşturucu imalathanesi çıkan olay, Denizköşkler Mahallesi Rüzgarlı Sokak’ta bulunan 4 katlı binada meydana geldi.

Binanın üst katında oturanlar, alt kattan duman geldiğini fark edip ihbarda bulundu. Kısa sürede olay yerine itfaiye ekipleri kapısı açık evde yoğun duman ve koku olduğunu fark etti.

Yangının mutfakta çıktığını fark eden itfaiye ekipleri diğer odaları kontrol ettiği sırada, salonda yerdeki örtü üzerinde uyuşturucu madde, hassas terazi, küçük poşetler, sıvı kimyasal maddeler olduğunu gördü.

İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri evde yaptığı incelemenin ardından bu kez komşuların bilgisine başvurdu.Bina sakinlerinin evde oturan 2 kişinin ellerinde kutu ve poşetlerle dışarı çıktığını söylemesi üzerine, bu kez apartmanda çalışma başlatıldı.

Polis ekipleri bodrum kat merdivenlerinin altına gizlenmiş kilolarca uyuşturucu madde ve sıvı kimyasal madde ele geçirdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL’un Avrupa Yakası’nda elektrik dağıtımını üstlenen Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş. (BEDAŞ), Marmara Bölgesi’nde beklenen büyük depreme karşı enerji altyapısını güçlendirme amacıyla İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ile bir proje geliştirmek için iş birliği protokolü imzaladı. ‘MASS Haberleşme Protokolüne Uyumlu Deprem İvmeölçer Sensörü Geliştirilmesi’ isimli proje kapsamında trafo merkezlerinin depreme dayanıklılığı önceden belirlenirken anlık olarak alınacak olan ivmeölçer verilerinin kaydedilmesi ve bu verilerin bilimsel analizlerde kullanılması sayesinde İstanbul’un deprem risk haritası çıkarılacak.
Protokole göre, BEDAŞ, ABE Teknoloji A.Ş. ve İstanbul Teknik Üniversitesi Marmara Aktif Fay Tehlike ve Risk Uygulama Araştırma Merkezi (İTÜ MATAM) tarafından Prof. Dr. Cenk Yaltırak yürütücülüğünde geliştirilen ‘MASS Haberleşme Protokolüne Uyumlu Deprem İvmeölçer Sensörü Geliştirilmesi Projesi’ ile gerçek zamanlı olarak toplanan ivmeölçer verileri kaydedilecek. Ardından elde edilen bu veriler bilimsel analizlerle değerlendirilerek deprem risk haritaları çıkarılacak ve gerekli adımlar atılacak.
İstanbul’un enerji altyapısının depreme karşı çok daha güçlendirilmesini sağlayacak proje ile ilgili 5 Kasım’da İTÜ Ayazağa Kampüsü’nde düzenlenen imza töreni İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal ve BEDAŞ Genel Müdürü Murat Yiğit ve çok sayıda davetlinin katılımı ile gerçekleştirildi.
MANDAL: DEPREM İVMEÖLÇER CİHAZI SAYISI İSTANBUL’DA 1500’LERE ÇIKACAK
Projenin hem şehre hizmet sağlayacağını hem de enerji sektöründe örnek bir çalışma olarak öne çıkacağını belirten İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, “BEDAŞ ile birlikte deprem araştırmalarında yenilikçi teknolojilerin kullanılması amacıyla Türkiye’de örnek teşkil edebilecek bir protokole imza attık. Bu protokolle olası Marmara depremine hazırlıklı olmak, tehlike ve risk analizlerini doğru verilerle elde etmek amacıyla MASS protokollü sayaçlar ile çalışacak bir ivmeölçer ve sismik hız ölçer prototipi kullanılacak. Bilim temelli çözümler üreten bir araştırma üniversitesi olarak, bu tür ivmeölçerlerin kamu ve enerji kuruluşlarıyla birlikte geliştirilmesi, yapay zeka ile sürekli izlenen geniş bir ağ haline getirilmesi ve toplumun doğru verilerle bilgilendirilmesini çok kıymetli buluyoruz. Yapay zeka yöntemiyle tespitte bulunup, gelecek odaklı, bilim ve teknoloji temelli bir çözüm üretme noktasında gereğini yapacak bu iş birliği için BEDAŞ’a teşekkür ediyoruz. Veri yönetimi yaklaşımıyla yapay zekayı en üst düzeyde kullanmak ve yapay zeka ile bilgiyi kıymetlendirmek de çok önem taşıyor. Türkiye’de bilgi üreten kurumların başında gelen İstanbul Teknik Üniversitesi ile bu süreci yürütmeleri çok kıymetli. Konu toplumsal açıdan da önemli, bunun topluma aktarılması önemli. Toplumun gerçekten doğru bilgiye ihtiyacı var. İTÜ’de sadece deprem sonrası için değil depremden önce tehlike ve risk analizini yapabilecek çok değerli bilim insanlarımız var. Günümüzde en kıymetli olan şey veri. Dolayısıyla bu veriyi de üretecek olan, donanımlar, cihazlar. İTÜ MATAM’ın (İstanbul Teknik Üniversitesi Marmara Aktif Fay Tehlike ve Risk Uygulama Araştırma Merkezi) en önemli girdisi de veridir. Veri olmadan gerekli bilgiyi üretmek ve doğru şekilde kullanmak mümkün değil. Biz BEDAŞ üzerinden o verilere ulaşmış olacağız. İlk etapta 50 adet üretilmesi planlanan deprem ivmeölçer cihazı sayısı İstanbul’da 1500’lere çıkacak daha sonra tüm Türkiye’ye yaygınlaştırılması söz konusu olabilecek. Dünyada deprem ile gündem olan birçok yere de bu sistemi teknoloji ve bilgi aktarma anlamında paylaşıyor olacağız. Bu cihazların bize bilgi ve veri sağlayacak olması çok önemli. Ne kadar çok veriye ulaşabilirsek, gelecekte o kadar fazla riski azaltacak önlemler alabiliriz. Üzerimize düşen sorumlulukla, hocalarımızla, tüm ekibimizle bu çalışmayı en iyi şekilde değerlendirip en uygun çözümü üretmeye çalışacağız. Başta projeyi yürüten Cenk hocamız olmak üzere bu çalışmanın içinde yer alan arkadaşlarımıza teşekkür ederim” dedi.
YİĞİT: TRAFO MERKEZLERİNİN DEPREME DAYANIKLILIĞI BELİRLENECEK
Deprem gibi büyük afetlere karşı dağıtım şirketlerinin envanterinde bulunan trafo ve dağıtım merkezleri, bina altı trafo yerleşimlerinin sağlamlığı ve mukavemetleri hakkında bilgi sahibi olmalarının önemine dikkat çeken BEDAŞ Genel Müdürü Murat Yiğit ise “Mevcut şebeke altyapımızın depreme karşı hasar riskini bilmek, yatırım planlarında zemin ve yapısal riskleri göz önünde bulundurmak, deprem riski olan bölgelerde daha hızlı aksiyonlar almak, olası bir deprem durumunda elektrik dağıtım altyapısının çökmemesi için büyük önem taşıyor. Görev sahamızda bulunan trafo merkezlerinin yüzde 10’unu bina altı trafolar oluşturmakta. Marmara Bölgesi’nde beklenen büyük deprem anında kritik noktalarda trafo merkezlerinin yıkılması veya ciddi hasar görmesinin şebekeyi etkilemesine karşı AR-GE birimimiz ile İTÜ MATAM (İstanbul Teknik Üniversitesi Marmara Aktif Fay Tehlike ve Risk Uygulama Araştırma Merkezi) ortak bir proje geliştiriyoruz. Trafo merkezlerinde karot örneği alınması ve zemin etüdü yapılması yerine deprem ivmeölçer sensörler yerleştirilmesi ile trafo merkezinin deprem dayanımı ve mukavemeti hakkında önceden ve daha kısa zaman içinde bilgi sahibi olacağız. Teknolojinin ve yeni fikirlerin değerini çok iyi bilen bir Şirket olarak bu projede emeği ve katkısı olan İTÜ camiasına, AR-GE ekibimize ve projemizi AR-GE olarak kabul edip destekleyen EPDK’ya (Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu) çok teşekkür ediyorum” dedi.
PROJE KAPSAMINDA 50 ADET İVMEÖLÇER SENSÖR GELİŞTİRİLECEK
İki kurum arasında imzalanan protokol kapsamında, yabancı muadillerine kıyasla daha üstün özelliklere sahip, maliyet açısından verimli, dağıtım şebekesine uygun yerli üretim MASS Haberleşme Protokolüne uyumlu 50 adet deprem ivmeölçer sensörü geliştirilecek. Sensörlerden elde edilen ivme verileri, yüksek işlem kapasitesine sahip süper bilgisayarlarla analiz edilerek deprem risk haritası üzerine işlenecek ve risk sınıfları gözlemlenebilecek. Bu sayede, BEDAŞ saha envanteri için deprem risk bilgisine ulaşılabilecek. Yine bir deprem sırasında yayılan ilk dalga olan P-dalgasının analiz edilmesi ile sayaç dışı orta gerilim kesici ekipmanlarına enerji kesme sinyali gönderebilmesi de araştırılacak.
TOPLANAN VERİLER HARİTA ÜZERİNDEN İŞLENECEK
MASS Haberleşme Protokolü entegrasyonlu deprem ivmeölçer cihazı devre kartının tasarlanmasını öngören projeyle, sensörlerden toplanan verilerin, yüksek işlem gücü kapasiteli süper bilgisayarlar ile anlamlandırılması ve harita üzerinden işlenmesi hedefleniyor. Bu arada geliştirilecek olan ivmeölçer cihazların, RS485, Ethernet, seri haberleşme gibi bağlantı yöntemleri ile endüstriyel standartlar içerisinde MASS Haberleşme protokolü ile entegre çalışması da planlanıyor.
DEPREMLER KARŞISINDA UYGUN ÖNLEMLERİN ALINMASI KOLAYLAŞACAK
MASS Pro sayaçlarının bulunduğu, sürekli deprem riski taşıyan bir bölgede kurulacak bir ağ ile ivmeölçerlerin parsel ve dağıtım şebekesi unsurlarının deprem etkilerini yüksek hassasiyetle ölçmesine olanak tanıyacak olan proje; olası yıkıcı bir deprem meydana gelmeden önce, BEDAŞ’ın dağıtım sürekliliğini sağlamak amacıyla dağıtım şebekesi bileşenlerinin yerleştirilmesi, deplase edilmesi ve yatırım planlaması gibi konularda avantajlar sunacak. Ayrıca, bir deprem dalgasının etkisi, zemin ve bina etkileşimleri ile birlikte sayısal verilere dönüştürülebilecek. Böyle bir sistem aracılığıyla gerçekleştirilecek ölçümler, senaryo depremler için gerçekçi verilerle özel azalma ilişkileri üretmeye olanak tanıyacak. Böylece zemin ve bina, senaryo depremler karşısında bilgisayar ortamında test edilerek uygun önlemlerin alınması kolaylaşacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Son dönemde mobilite alanındaki çalışmalarına hız veren Vestel, 7-9 Kasım tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenen, Türkiye’nin güneş enerjisi ve enerji depolama sektörlerine yönelik önemli fuar organizasyonu konumundaki Solar+Storage NX’te yer alıyor. Fuarda 88 metrekarelik bir alanda, hall 11/ A5 standında enerji depolama için geliştirdiği ürün ve teknolojileri ziyaretçilerin beğenisine sunuyor.
Vestel Mobilite Genel Müdürü Hakan Kutlu, günümüzde dünya genelinde güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik depolama çözümlerinin hızla yaygınlaştığını hatırlattı. Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere pek çok ülkede gündüz güneş panelleri aracılığıyla depoladıkları enerjiyi akşam evlerinde kullanan pek çok insan bulunduğunu belirten Kutlu, “Bu kullanıcılar batarya çözümleri sayesinde enerji maliyetlerinde önemli tasarruf elde ediyorlar. Şirket olarak biz de bu bakış açısıyla dünya kaynaklarını daha verimli kullanmayı sağlayacak çözümler üretiyoruz” dedi.
Vestel Mobilite’nin bugün konut, ticari ve endüstriyel alanlarda, yenilenebilir güneş ve rüzgar enerjisi santrallerinde, ayrıca telekomünikasyon sektöründe kullanılan enerji depolama sistemleri geliştirdiğini ve ürettiğini kaydeden Kutlu, ” Güneş ve rüzgar gibi kesintili yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji üretmediği durumlarda, bu kaynakların enerji depolama teknolojileri ile desteklenmesi gerekiyor. Bu ihtiyaca yanıt olarak 3 ila 5 MWh kapasiteli konteyner boyutunda enerji batarya depolama üniteleri tasarlayıp üretiyoruz” diye konuştu.
Çalışmaları kapsamında yakın zamanda Türkiye’nin ilk yerli batarya enerji depolama sistemini devreye aldıklarını ifade eden Hakan Kutlu, ” Bilecik’in Bozüyük ilçesinde bulunan SARAR Outlet tesislerinde kurduğumuz ticari ve endüstriyel işletmeler için çözüm sunan enerji batarya depolama sistemi 400kW gücündeki dört adet EVC’ye aynı anda kesintisiz enerji sağlıyor” dedi.
Dünyada çok az EVC arkası kullanım örneği olduğunu hatırlatan Kutlu, “Şirketimizin mühendisleri tarafından geliştirilen sistemimiz 300kWh kapasite ve 200kW maksimum çıkış gücüne sahip. EMS (enerji yönetim sistemi) ile uzaktan kontrol edilebilen enerji batarya depolama sistemi, tesiste bulunan 400kW gücündeki EVC’lere aynı anda aynı performansla enerji sağlıyor. Batarya enerji depolama sistemi, hibrit olarak solar panelleri vasıtasıyla şarj oluyor, solar panellerin kullanılamadığı durumlarda ise şebekeden şarj olabiliyor. EVC-Batarya-Solar- Şebeke entegrasyonu sağlanan sistemde güneş panelleri üzerinden depolanan enerji, ihtiyaç duyulduğu anda şebekeye destek vererek elektrikli şarj istasyonlarının kullanılmasını sağlıyor” şeklinde konuştu.
NextGen Mobility Expo & Summit kapsamında gerçekleştirilen Solar+Storage NX, güneş enerjisi ve enerji depolama teknolojilerinin gelişimine katkıda bulunmak amacıyla düzenleniyor. Fuar, yatırımcılarla proje geliştiricileri, tüketicilerle tedarikçileri, karar vericilerle enerji sektörünü aynı ağda buluşturarak uzun vadeli kalıcı iş birlikleri ve ticari anlaşmalar oluşturan fırsatlar sunuyor. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail asıllı olmasına rağmen her fırsatta İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun politikasına karşı olduğunu söyleyen ABD’li oyuncu Natalie Portman, geçtiğimiz günlerde önce İstanbul’da, sonra Fethiye’de tatil yaptı. Portman’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Netanyahu denilen insanlık düşmanını durduracak bir adım atılmıyor” sözünden etkilendiği, Türkiye’yi görmek istediği öğrenildi

İsrail asıllı ABD’li oyuncu Natalie Portman, geçtiğimiz günlerde Paris’te düzenlenen Ballon d’Or törenine katıldıktan sonra İstanbul’a gelmiş, Kız Kulesi’ni gezmişti. Hollywood yıldızı ardından da rotayı Fethiye’ye çevirdi. Portman’ın Türkiye’ye gelmesinin bir nedeni olduğu öğrenildi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu sevmediğini, politikalarını beğenmediğini hemen her yerde dile getiren Natalie Portman, Gazze kasabı Netanyahu hakkında tüm dünya sessiz kalırken sadece Türkiye’nin sesinin çıkmasına hayran kaldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Netanyahu denilen insanlık düşmanını durduracak, hesap soracak caydırıcı bir adım atılmıyor” ve “Tıpkı Hitler’in insanlığın ortak ittifakıyla durdurulduğu gibi

Netanyahu ve cinayet şebekesi de durdurulacak” sözlerinden oldukça etkilenen Natalie Portman, Türkiye’yi de görmek istedi. İsrail’de bu yıl onaylanan Yahudi Ulus Devlet Yasasını eleştiren ve yasayı ‘ırkçı’ olarak niteleyen Hollywood yıldızı, “O bir hataydı ve bu yasaya katılmıyorum. Komşularımızı gerçekten sevebileceğimizi ve onlarla birlikte çalışabileceğimizi umuyorum” demişti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail asıllı ABD’li oyuncu Natalie Portman, geçtiğimiz günlerde Paris’te düzenlenen Ballon d’Or törenine katıldıktan sonra İstanbul’a gelmiş, Kız Kulesi’ni gezmişti. Hollywood yıldızı ardından da rotayı Fethiye’ye çevirdi. Portman’ın Türkiye’ye gelmesinin bir nedeni olduğu öğrenildi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu sevmediğini, politikalarını beğenmediğini hemen her yerde dile getiren Natalie Portman, Gazze kasabı Netanyahu hakkında tüm dünya sessiz kalırken sadece Türkiye’nin sesinin çıkmasına hayran kaldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Netanyahu denilen insanlık düşmanını durduracak, hesap soracak caydırıcı bir adım atılmıyor” ve “Tıpkı Hitler’in insanlığın ortak ittifakıyla durdurulduğu gibi Netanyahu ve cinayet şebekesi de durdurulacak” sözlerinden oldukça etkilenen Natalie Portman, Türkiye’yi de görmek istedi.

İsrail’de bu yıl onaylanan Yahudi Ulus Devlet Yasasını eleştiren ve yasayı ‘ırkçı’ olarak niteleyen Hollywood yıldızı, “O bir hataydı ve bu yasaya katılmıyorum. Komşularımızı gerçekten sevebileceğimizi ve onlarla birlikte çalışabileceğimizi umuyorum” demişti.

2 MİLYON DOLAR DEĞERİNDEKİ ÖDÜLÜ REDDETTİ
YahudiNobeli olarak anılan ve gelecek nesil Yahudilere ilham kaynağı olacak, dünyaca etkili bireylere verilen Genesis Ödülü’ne layık görülen Portman, 2 milyon dolar değerindeki ödülü almayı reddetmişti. Ödül törenine İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu boykot ettiği için katılmayacağını açıklayan Portman, “Katılmamayı seçtim çünkü törende bir konuşma yapacak olan Binyamin Netanyahu’yu onaylamak istemedim” demişti.
Portman’ın katılmayacağını açıklaması üzerine Genesis Ödül Töreni iptal edilmişti. Portman’ın bu sözleri dünya basınında; Filistinlilerin yaşadığı Gazze Şeridi’ndeki sert gösteriler sırasında İsrailli güçlerin Filistinlileri vurması hakkında yaptığı bir yorum olarak algılanmıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Osmangazi Mahallesi Hadımköy Yolu Caddesi’nde ara yola dönmek için manevra yapan M.K. idaresindeki TIR’a otomobil çarptı. Otomobil sürücüsü, TIR’ın altında kalan araçta sıkıştı.
AĞIR YARALANDI
Haber verilmesi üzerine kaza yerine emniyet, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ağır yaralanan otomobil sürücüsü, itfaiye ekiplerinin uğraşları sonucu araçtan çıkarılarak ambulansla hastaneye kaldırıldı.
TIR ŞOFÖRÜ KARAKOLA GÖTÜRÜLDÜ
AA’nın haberine göre; TIR şoförü M.K. ifadesi alınmak üzere karakola götürüldü. Kazaya karışan araçların çekiciyle götürülmesinin ardından caddede kontrollü sağlanan ulaşım normale döndü.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yabancı yatırımcıları çekmek için önemli
Entertech Genel Müdürü Dr. Muhammed Kasapoğlu; Gamenter oyun kümelenmesinin, Türkiye’yi küresel oyun endüstrisinin önde gelen bir oyuncusu haline getirmek için gerekli altyapıları sağlayan ve iş birliğine teşvik eden ağları oluşturarak sektördeki tüm paydaşları bir araya getiren bir platform olduğunu belirtti. Gamenter’da yürütülen Uluslararası Hızlandırıcı Programlarının önemine dikkat çeken Kasapoğlu, bu programların yabancı yatırımcıları ülkemize çekme konusunda çok önemli olduğuna dikkat çekti.
Avrupa’nın önde gelen oyun ekosistemi sağlayıcılarından Spielfabrique iş birliği ile yürütülen Gamenter Uluslararası Hızlandırıcı Programında Türk oyun stüdyolarına, kapsamlı eğitim, mentorluk ve danışmanlıklar verilerek iş ağı oluşturma etkinliklerine katılım imkanı sağlanıyor.
Programa katılan Türk oyun stüdyoları
Tiplay Studio: Denizli merkezli Tiplay, küresel olarak sürdürülebilir bir oyun ekosistemi oluşturma vizyonu ve sektör tecrübesine sahip kurucuları ile daha ilk yılında 20 Milyon indirme gibi etkileyici bir rakama ulaşmıştır.
Umuro Game: Çanakkale merkezli Umuro Game, Türk ve Avrupa tarihinden karakterleri baz alan oyunlar başta olmak üzere her türden oyun yayınlama kapasitesine sahip olup oyunları 22 Milyon’dan fazla tekil kullanıcıya ulaşmıştır.
NoExit Games: Ankara merkezli NoExit Games, yapay zekayı oyun mekaniğinin merkezine yerleştiren yenilikçi ve yaptığı oyunlar ile insanların kalplerine dokunarak günlerini güzelleştirmeyi hedefleyen bir mobil oyun stüdyosudur.
Negentra: Eskişehir merkezli Negentra, VR, blockchain ve yapay zeka teknolojilerini kullanan, son derece etkileşimli ve rekabetçi oyunlarda uzmanlaşmış uçtan uça bir stüdyodur.
Core Game: İstanbul merkezli Core Game, verilere, kullanıcı deneyimine ve sektör trendlerine dayalı, güçlü bir ekip ile desteklenen yenilikçi mobil oyunlar geliştiren özel bir oyun stüdyosudur.
Compactive: İstanbul merkezli Compactive, hayal gücünü gerçeğe dönüştürme misyonuyla sanatsal detaylara önem veren mobil oyunlar ve oyun teknolojileri geliştirmektedir.
Çeşitli etkinlikler sergilenecek
30 Ekim’den 3 Aralık’a kadar sürmesi planlanan program, Almanya’nın Köln kentindeki ESL ofisinde oryantasyon eğitimleri ile başladı. Oyun içi reklam, oyunda büyüme stratejileri, Avrupa’da girişimcilik, şirketleşme ve yatırım ortamı gibi eğitimlerin yanı sıra 3 Kasım Cuma günü Hollanda Rotterdam’daki Cambridge Innovation Center (CiC) ziyaret edilerek iş ağları genişletildi. Katılımcılar ayrıca Ubisoft ve EA Games gibi sektör devlerini ziyaret etme fırsatına da sahip olacak. Ayrıca, Türk oyun ekosistemi, Game Zone Dortmund, NRW Games Developer Meet Up ve Deutsche Entwickler Preis gibi çeşitli etkinliklerde sergilenecek. Program, Türk oyun stüdyolarının eserlerini Avrupalı yatırımcılara, yayıncılara ve müşterilere sunacağı ve 7 Aralık 2023’te düzenlenmesi planlanan Demoday etkinliği ile taçlanacak.
Armağan YILMAZ-SABAH
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbulAsayiş Şube Müdürlüğü Oto Hırsızlık Büro Amirliği ekiplerine ihbara gelen Suudi Arabistanlı bir iş adamı lüks aracının çalındığını belirterek şikayetçi oldu. Bu şikayet üzerine çalışma başlatan Oto Masası ekipleri ilginç bir çeteyi çökertmeyi başardı. İddiaya göre çete yabancı uyruklu kişilerin yaşadığı sitelere gidip gerekirse birkaç ay kalarak onlarla yakın ilişkiler kuruyorlardı. O kişileri de otoparklarda bulunan ‘Misafir’ yani ‘M’ plaka araçlarından seçiyorlardı. O kişiler araçlarını otoparkta bırakıp birkaç günlüğüne yanda aylığına ülkelerine gittiklerinde ise çete harekete geçiyordu.

SAHTE PASAPORTLA SERVİSTEN YEDEK ANAHTAR ÇIKARILAR
İddiaya göre çete önce bir dublör bulup sitede yaşadıkları süre zarfında aracını çalacakları kişinin elde ettikleri bilgileriyle sahte pasaport çıkartıyordu. Ardından bu pasaportla lüks aracın servisini arıyorlar ve sanki araç kendilerininmiş gibi yedek anahtar talep ediyorlardı. Anahtarı alınca da aracı alıp götürüyorlardı. Bununla da yetinmeyen çete aracı yine sahte belge ve evraklarla 3. Kişilere satıp izini kaybettiriyorlardı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

100 MİLYONLUK ARAÇ ÇALDILAR
Oto Hırsızlık Büro Amirliği ekiplerince yöntemleri deşifre olan çete günlerce takibe alındı. Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma bürosunca alınan talimatla yapılan teknik ve fiziki takip neticesinde şüphelilerin bu yöntemle tam 100 milyon lira değerinde 23 aracın çalındığı ve Güneydoğu illerimize gönderildiği belirlendi.

EŞİYLE YEMEĞE GİDEN ADAMI TAKİP ETTİLER
Şüphelilerin aynı yöntemle bir aracın anahtarını çıkartıp çalacakları sırada Suudi Arabistanlı araç sahibi erken dönüş yapınca ise aracı çalmaktan vazgeçmeyip onu takibe aldıkları ortaya çıktı. Gözü dönmüş çete restorana eşiyle yemeğe giden adamı takip etti, ellerindeki anahtarla aracın kapılarını açtılar ancak anahtar aracı çalıştırmayınca yeni bir planı devreye soktu. Akıllara durgunluk veren planla aracın kaputunu açıp bir fişini çıkardılar. İş adamı geldiğinde orijinal anahtar aracı çalıştırmadı.

ANAHTARI ORİJİNALİ İLE BÖYLE DEĞİŞTİRDİ
Adamın yanına yanaşan hırsızlar yardım etmek için bir de biz deneyelim diyerek el çabukluğu ile kendi ellerindeki anahtar ile orijinal anahtarı değiştirdi. Bir süre uğraştı araç çalışmadı biz sizi kendi aracımızla eve bırakalım diyerek adamı eve götürdüler çetenin diğer üyesi ise o aracı da orijinal anahtarıyla çalıp götürdü. Aracı götürürken otopark görevlilerine bir süre ittirdiği anlar ise güvenlik kamerasına yansıdı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbulFatih’te 19 yaşındaki Semih Çelik, geçtiğimiz hafta cuma günü katliama imza attı. Sevgilisi Ayşenur Halil’i evinde öldüren Çelik, daha sonra Edirnekapı Surları’nda buluştuğu İkbal Uzuner’i öldürüp parçaladı.

Ardından Edirnekapı Surları’ndan atladı. Kan donduran cinayetteki sır perdesini aralamak için polis ekipleri titiz bir çalışma başlattı.

ELEKTRONİK CİHAZLAR İNCELEMEYE ALINDI
İkbal Uzuner’in açılan telefonunda olaya ilişkin henüz bir tespit yapılamazken, Ayşenur Halil’in telefonu ise henüz açılamadı.

KATİL SEMİH ÇELİK’İN BİLGİSAYARI AÇILDI
Polis ekipleri, Semih Çelik’in kullandığı elektronik cihazlarını da incelemeye aldı. Çelik’in açılan bilgisayarında İkbal Uzuner ile ilgili çektiği, Uzuner’i öldürmekten ve intihardan bahsettiği video tespit edilirken bilgisayardaki diğer bütün verilerin silindiğini belirledi.

Çelik’in HTS kayıtlarını da incelemeye alan polis, cinayetlerle bağlantılı herhangi bir tespite ulaşamadı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sosyal medyada yer alan ve geçtiğimiz günlerde İstanbul’da işlenen kadın cinayetleriyle alakalı olarak suçu övücü mahiyette paylaşımlar yapan şahıs hakkında AdıyamanCumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı.
Adıyaman Emniyet Müdürlüğü Siber, İstihbarat ve Çocuk Şube Müdürlükleri ekiplerince yapılan çalışmalar neticesinde paylaşımları yapan şahsın U.B.H., isimli şahıs olduğu tespit edildi.
U.B.H. isimli şahsın sosyal medya üzerinden “Devletin Egemenlik Alametlerini Aşağılama ve Suçu ve Suçluyu Övme, Halkı Kin ve Düşmanlığa Sevk Etme” konularıyla ilgili yapmış olduğu paylaşımlar sonucu şahıs Gerger Çocuk Büro Amirliğine bağlı ekipler tarafından yakalanarak gözaltına alındı.
Gerger Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanan şahıs Diyarbakır Çocuk Cezaevine teslim edildi.
Konuyla ilgili soruşturma sürüyor. – ADIYAMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Geçtiğimiz günlerde İstanbul’un göbeğinde yaşanan korkunç olay görenlerin kanını dondurdu. Semih Çelik isimli şahıs, 19 yaşındaki İkbal ve Ayşenur’u katlettikten sonra surlarda atlayarak hayatına son verdi. Yaşanılan olaylarından ardından Bozkurt Belediye Başkanı Birsen Çelik, kan dondurucu olaylar hakkında açıklamalarda bulundu. Yaşanılan kadın cinayetleri hakkında isyan eden Başkan Çelik, “Artık yeter, kadın cinayetlerini durduracak yasal düzenlemeler acilen hayata geçirilmelidir” şeklinde isyan etti.
Son günlerde yaşanılan olaylar hakkında açıklamalarda bulunan Bozkurt Belediye Başkanı Birsen Çelik, şu şekilde açıklamalarda bulundu;
“Henüz hayatının baharında, 19 yaşındaki iki kızımız; 1 yıl içinde 5 kez ruh hastalığı nedeniyle tedavi gören bir cani tarafından katledildi. Artık hayatın gerçeği haline gelen kadın cinayetleri ile kalıcı çözümler beklerken ne yazık ki; yasa koyucular tarafından bir umursamazlık, bir vurdumduymazlıkla karşı karşıyayız. Kadınlarımızı şiddete ve cinayetlere karşı koruma altına alan İstanbul Sözleşmesinden bir kararname ile çıkanlar, artan kadın cinayetleri için ivedilikle çözümcü kararlar almalıdır! Şiddetin her türü kayıtsız, şartsız insan hakları ihlalidir ve suçtur. Artık yeter, kadın cinayetlerini durduracak yasal düzenlemeler acilen hayata geçirilmelidir” – DENİZLİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İddiaya göre, kimliği belirsiz kişi veya kişiler tarafından sabah saatlerinde bir galeriye silahlı saldırı düzenlendi. Saldırının ardından şahıslar geldikleri siyah renkte araçlarıyla olay yerinden kaçtı.

Çevredeki vatandaşlar tarafından polis ekiplerine haber verilmesi üzerine, olay yerine çok sayıda polis ve olay yeri inceleme ekipleri sevk edildi. Olayda ölen veya yaralanan olmazken, mermilerin isabet ettiği dükkanda maddi hasar meydana geldi.


Olayı gerçekleştiren şahısların galeri önüne araçla gelmeleri ve silah seslerini duyan vatandaşların kaçışmaları bir işyerinin güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Polis ekipleri silahlı saldırı olayını gerçekleştiren şahısları yakalamak için çalışmalarını sürdürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“HASAN BENİ VE AİLEMİ TEHDİT ETTİ”
Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla gözaltına alınan şüpheliler mahkemede olayı tek tek anlatttı. Silah kullanan ise itiraf etti. İşte şüphelilerin mahkemede anlattıkları. Olayda silah kullanan Ozan Dalmaz; “Müşteki Serhat Akın’ı vurmamı isteyen kişi Hasan isimli şahıstır. Aralarında ne gibi bir alıp veremezlik var bilmiyorum. Ancak benim Serhat Akın’dan bir alıp veremezliğim olmadığı gibi kendisini de tanımıyordum bile. Benim bu iş karşılığında herhangi bir menfaatim yoktur. Hasan beni ve ailemi tehdit ettiği için bu işe girdim. Sonraki para olayından benim sonradan haberim oldu. Osman bana dışarı çıkıp geleceğini söyledi ve dışarı çıktı. Kimden ne kadar para aldı bilmiyorum, ancak para aldığından eminim. Hasan, bana ve Osman’a harçlık diye göndermiş. Ben Osman dan 150.000 TL aldım” ifadelerini kullandı.

“2 3 EL ATEŞ ETTİM ÖLDÜRMEK İSTEMEDİM”
Osman ile beraber motosikleti temin etmek üzeri bir konuma gittik diyen Ozan Dalmaz; “Orada tanımadığımız şahıslar hem motosikleti hem de silahı verdiler. Bir tane silah verdiler. Kaskın bir tanesini de onlardan almıştık. Bir tanesi de dayımın oğlundan almıştım. Kendisine motosikletle Kadıköy’ de gezeceğimizi bu sebeple kaskıma ihtiyacımız olduğunu söyleyerek ödünç olarak almak istedim. Muhammet in bu olaydan kesinlikle haberi yoktur. Keşfe Osman ile birlikte gittik. Başka kimse yoktu. Olayın olduğu gün ise, Osman ile beraber motosikletle olay yerine gittik, motoru Osman kullanıyordu, bir müddet orada Serhat Akın’ın çıkmasını bekledik. Hatta oradan sıkıldığımızdan gitmek istediğimizi ve bu işi yapmayacağımız Hasan’a söyledik. Ancak o, işin ciddiyetinin farkında değilsiniz diye bizi tehdit etti. Bir müddet sonra Serhat Akın çıkınca onu yaralamak için bacaklarına hedef alarak 2-3 el ateş ettim. Amacım kesinlikle öldürmek değildi. Sonrasında Eyüp isimli korsan taksicilik yapan Eyüp’ü çağırdım. Şile ye Eyüp ile beraber gitmeyi planlıyordum, ancak planı sonradan değiştirdiğim için Eyüp’ü geri gönderdim. Eyüp ün bu olaydan kesinlikle haberi yoktur. Muhammet den aldığım kaskı ona teslim ettim. Olay bu şekilde meydana gelmiştir, başkaca söyleyeceğim bir şey yoktur. Para getiren şahsın kim olduğunu bilmiyorum, olayı Osman ile birlikte gerçekleştirdik, diğerleri masumdur” dedi.
“BİZE MOTOR TESLİM ETTİLER KABLO İLE ÇALIŞTIRDIK”
Olayda motor kullanan Osman Mukan ise ifadesinde; ” Ben Ozan’ in. Serhat Akın’ a pusu kuracağını ve onu vuracağını kesinlikle bilmiyordum. Olay günü Ozan beni arayarak buluştuk ve beraber Pendik Çınardere tarafina motosikleti teslim almaya gittik. Bize motosiklet ile bir tane kask verdi, silah verdiğini görmedim. Motosikletin plakası yoktu ve anahtarı da yoktu, kablo ile çalıştırdık. Akabinde motoru ben kullanırken Ozan ile beraber Kartal’a geçtik. Ozan gözüne başka bir motosiklet kestirdi ve plakasını ondan çalarak sürdüğümüz motosiklete taktı. Öbür kaskı ise Ozan dayısının oğlu olan Muhammet den almış. Ardından Beykoz’a Ozan’a atılan konuma geldik ve beklemeye başladık. Niçin beklediğimizi bilmiyorduk, ben Hasan’ı tanıyorum, ancak bir bağlantım yoktur, kendisinde de herhangi bir tehdit almadım. Ozan’ ın da yanında bulunduğum süreç zarfında Hasan’ dan herhangi bir tehdit aldığına da şahit olmadım. Ozan ile telefonda görüştüğü şahıs arasında bir para meselesi geçtiğini biliyorum ancak tam olarak ne konuştuklarını bilmiyorum. Bir müddet sonra orada bulunan ford marka aracın içinden Ozan ile konuşan şahıs müştekinin çıktığını haber verince, Ozan silahını eline alarak müştekinin yanına doğru gitti, 3 el ateş etti, tam olarak nereyi hedef alarak sıktığını bilmiyorum. Sonra motoru aldığımız yere Ozan ile birlikte gittik ve teslim ettik. Sonrasında İriş bizi Pendik ten alarak Tuzla Aydınlı’ ya götürdü, hep birlikte orada alkol aldık. Ozan bana bir şahsın para getireceğini, bu parayı alıp kendisine getirmesini benden rica etti. Ben de giderek beyaz bir jip ten tanımadığım şahıstan çanta içinde parayı aldım parayı saymayarak aldım. Sonra ben bu paradan 100.000 TL komisyon aldım. Ozan bana bu parayı verdi. Gerisini kendisi aldı. Ben kesinlikle Ozan’ ın böyle bir olaya karışacağından haberim yoktu, sizlere yemin ederim benim bu olayla bir alakam yoktur.” Diye ifade everdi.

“OSMAN BİR ARA GİDİP 250 BİN LİRAYLA GELDİ”
İriş Torun ise verdiği ifadede; “Benim bu olaylarla hiç bir alakam yoktur. Olay günü gece 01:00 sıralarında Ozan beni arayarak bulunduğu yerden Osman ile birlikte kendisini almamı istedi. Ben de taksi şoför değişim saati olduğunu söyleyerek diğer şoförü de alıp, Tuzla sahilde bulunan bir mekana gittik. Orada ben, Ozan, Osman üçümüz beraber alkol aldık. Şüpheli bir durumları yoktu. Ancak kasklarını görmüştüm, silahı gece içerken masada gördüm. Öğlen saat 13:00 sıralarında Osman bir ara dışarı çıktı, geri geldiğinde yanında 250.000 TL. para vardı, hatta parayı ben saydım. Bu parayı Ozan mı Osman mı ayarladı bilemiyorum. Ben bu paranın nereden geldiğini sorduğumda Ozan bana “Adam vurduk, onun parası” diye şaka yollu söyledi” dedi.

“30 40 YAŞLARINDA SAKALLI BİRİ BANA PARAYI TESLİM ETTİ”
Olayda Parayı şüphelilere elden teslim eden Yunus Görecek ise verdiği ifadede şunları söyledi; Cüdi Şahin lakaplı Hasan’ı 2016 dan bu yana tanırım. Olaydan bir sonraki gün Hasan görüntülü arayarak “Bir tek sana güvenebilirim, bir para mevzusu var, sana tarif edeceğim konumdan parayı alarak ödemeye yap” dedi. Benden rica etmesi üzerine ben de onu kırmadım. Hadımköy de bulunan bir yere tarif ede ede gitmemi sağladı. Ora da beyaz bir araçtan 30-40 yaşlarında sakallı bir şahıs elinde para ile indi. Ben o sırada halen Hasan ŞAHİN ile görüntülü konuşuyordum. Diğer şahısla Hasan’ı görüntülü görüştürdükten sonra şahıs bana parayı teslim etti. Ardından tekrar Hasan’ in tarif ettiği yere giderek tanımadığım bir şahsa hem dolarları hem de poşetteki Türk Lirasını teslim ettim. Bu eylemim karşılığında Hasan’dan 5000 TL para ve benzin masrafi olarak da 1200 TL vermiş oldu. Toplamda 6200 TL aldım. Ancak bu paraları ne için hangi sebeple verdiğimi bilmiyordum. Müşteki Serhat Akın’ ın vurulduğundan kesinlikle haberim yoktu” dedi.
“BEN KORSAN TAKSİCİYİM ARADILAR GELDİM”
Olayda gözcülük yaptığı öne sürülen taksici Eyüp Üzer ise ifadesinde; “Ben uzun yıllardır korsan taksicilik yaparım. Keşif yaptığım iddiasını kesinlikle kabul etmiyorum. Diğer şüphelilerden hiç birisini tanımıyorum. Beni bir şahıs kullandığım telefondan arayarak taksi istediğini söyledi, ben de durağı aramasını söyledim. Akabinde yakın bir yerde olduğunu öğrendiğim için attığı konuma gittim. İsmini sonradan bu olay sebebiyle öğrendiğim Ozan isimli şahsı alarak Kavacıkta ki tarif ettiği yere gittim. 1000 TL taksicilik ücretini kendisinden aldım ve bir müddet tarif ettiği yerde bekledim. Ücreti nakit aldığım için kendisini yaklaşık 1,5-2 saat kadar bekledim. Bir süre sonra telefonlarımı açmayınca gelmeyeceğini anladım. Sonrasında kendisi ile yüz yüze temas kurmadım. Ben kesinlikle herhangi bir maske veya silah temini yapmadım, bana iftira atılmaktadır, benim bu şahıslarla herhangi bir alakam yoktur.” Dediği öğrenildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Korkutan olay dün İstanbulÇatalca’da meydana geldi.

Edinilen bilgilere göre, öğleden sonra ormanlık alana mantar toplamak için giden 82 yaşında ki Hüseyin Güven bir daha geri dönmedi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Yaşlı adamdan haber alamayan endişeli aile Jandarmaya ihbarda bulundu.

YERDE KALMIŞ HAREKET EDEMEMİŞ
yapılan ihbar üzerine bölgeye Jandarma, İtfaiye, AFAD, MAG AME, NESAR Silivri Belediyesi arama kurtarma ekipleri ve çok sayıda gönüllü arama kurtarma çalışmalarına katıldı.

Gece boyu aralıksız devam eden ve yaklaşık 16 saat süren arama çalışmaları sonucunda, saat 10.00 sıralarında ormanlık alanda düştüğü yerde bulundu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kavacık Mahallesi, Şehit Teğmen Ali Yılmaz Sokak’ta geçtiğimiz gün sosyal medya platformunda yayınlanan spor programından çıktığı sırada silahlı saldırıya uğrayan eski futbolcu Serhat Akın’a, 2 sol, 1 sağ ayak olmak üzere 3 mermi çekirdeği isabet etti.

Silahlı saldırı sonucu yaralanan Serhat Akın, Ataşehir’deki özel bir hastaneye kaldırıldı. Akın’ın hastanedeki ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi, genel sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Eski milli futbolcunun servisteki takibi sürerken, sol ayağı parçalı kırık nedeniyle alçıya alındı.

TUZLA’DA SAKLANDIKLARI ADRESTE YAKALANDILAR
İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü’ne bağlı ekipler Serhat Akın’ı hedef alan şüphelilere yönelik çalışmalarında bölgedeki güvenlik kameralarına ait görüntüleri didik didik inceledi.

Yapılan çalışmalarda bir aracın saldırganı olay yerine getirdiği belirlendi. O aracı kullanan kişi gözaltına alındı. Ardından saldırganın olayı yaptıktan sonra kaçtığı motosiklet tespit edildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ankara, üçüncü kez Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında yer alıyor ve şehrin dört bir yanındaki 100’den fazla mekanda sergiler, konserler, söyleşiler ve her yaş grubuna hitap eden etkinlikler düzenleniyor. Sanatçılar, bu etkinlikler aracılığıyla Ankaralılarla buluşuyor.
Festivalin dikkat çeken etkinliklerinden biri, ses sanatçısı ve televizyon programcısı Züleyha Ortak moderatörlüğünde Psikolog Yazar Beyhan Budak’ın, Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nde gerçekleştirdiği söyleşi oldu.

“Kaliteli İlişkiler” başlığı altında özsaygı ve yaşamda dikkat edilmesi gereken konular ele alınan etkinliğe Ankaralılar büyük ilgi gösterdi, tarihi mekan dolup taştı.
Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Züleyha Ortak ve Beyhan Budak, 30 Eylül’de AKM’de İstanbullularla buluşacak. İkilinin sonraki durağı ise Diyarbakır olacak.

Züleyha Ortak Kimdir?
Züleyha Ortak, 1987’de İstanbul’da doğdu ve Türkçe, Zazaca ve Kürtçe olmak üzere üç dilin konuşulduğu bir ailede büyüdü. Marmara Üniversitesi’nde Büro Yönetimi okurken, bir yandan müzik eğitimi aldı ve Zülfü Livaneli’nin asistanlığını yaptı. Livaneli, Züleyha’nın yeteneğini keşfederek ona sahnede yer verdi. Kürtçe seslendirdiği “Yiğidim Aslanım” şarkısıyla büyük beğeni topladı ve müzik kariyerine profesyonel olarak adım attı.
2012’de “Müzik Evi” adlı programı hazırlayıp sundu, ardından “Gelin Kınası” albümüyle Anadolu’nun düğün türkülerini yorumladı. 2015’te TRT1’de “İyi Fikir” programını sundu. Ayrıca, Göksel Baktagir’in yönettiği “7 Cihan Kadınları” grubunda yer alarak konserler vermeye devam ediyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bahar Candan:
“Bizi soruşturmaya rock grubu gibi dahil ettiler kameralara gülümseyelim diye”
Bahar Candan:
“Ablam ve benim bu dosyada olmamız dikkat dağıtıyor ve gerçeğin ortaya çıkmasına engel oluyor”
İSTANBUL – Dolandırıcılık ve suç örgütüne üye olmak suçlarından Alisya Bahar Candan’ın 44 yıla kadar, Nihal Candan adıyla bilinen Gülnihal Çiçek’in ise 24 yıla kadar hapsi istenen 21 sanıklı davanın görülmesine devam edildi. Duruşmada cumhuriyet savcısı sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti. Öte yandan savunma yapan Bahar Candan “Bizi soruşturmaya rock grubu gibi dahil ettiler kameralara gülümseyelim diye. Ablam ve benim bu dosyada olmamız dikkat dağıtıyor ve gerçeğin ortaya çıkmasına engel oluyor” dedi.
Dolandırıcılık ve suç örgütüne üye olmak suçlarından Alisya Bahar Candan’ın 14 yıldan 44 yıla kadar, Nihal Candan adıyla bilinen Gülnihal Çiçek’in ise 8 yıldan 24 yıla kadar hapsi istenen davanın görülmesine devam edildi.
Küçükçekmece 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanık Bahar Candan ile bir kısım diğer tutuklu sanıklar hazır bulundu. Duruşmaya tutuksuz sanık Nihal Candan ile babaları da katıldı.
Duruşmada bir müşteki beyanda bulunduğu sırada Nihal Candan kardeşi Bahar Candan’a “Seni çok seviyorum. Kıyafetlerini yerleştirdim” dedi.
Beyanların ardından görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, müştekilerin zararlarının giderilmesi için süre verilmesine, hakkında adli kontrol kararı olan sanıkların bu halinin devamına ve tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti.
Ardından savunma yapan Bahar Candan “Ben hesabıma 13 milyon gelmiş gibi bir paylaşımda bulundum. Halbuki hesabımda 1 milyon TL para var. Gerçek değil bu. Yok böyle bir para. Bizi soruşturmaya rock grubu gibi dahil ettiler kameralara gülümseyelim diye. Ablam ve benim bu dosyada olmamız dikkat dağıtıyor ve gerçeğin ortaya çıkmasına engel oluyor. Ben yine suçluların en ağır cezayı alması için medyada en ağır yükü omuzlarıma alırım ama bu durum maddi gerçeğin ortaya çıkmasına engel oluyor” dedi.
Bahar Candan savunma yaptıktan sonra ablası Nihal Candan “Harikaydın” dedi.
Duruşma sanık avukatlarının savunmaları ile sürüyor.
İddianameden
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede 38 müşteki, 1 müşteki şüpheli ve Nihal ile Bahar Candan’ın aralarında bulunduğu 21 sanık yer almıştı. İddianamede tutuklu Gülnihal Çiçek’in tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak adli kontrol şartıyla tahliye edildiği de aktarılmıştı. İddianamede Onur Apaydın ve İlker Oflu’nun liderliğindeki şebekenin ucuza araç sattıklarını söyleyerek vatandaşları sazan sarmalı yöntemiyle dolandırdığı belirtilmişti. Bahar ve Nihal Candan’ın suç örgütünün hiyerarşik ve organik yapısı içerisinde yer aldığı iddianamede kaydedilmişti. İddianamenin devamında “Şüphelilerin önceki tarihlerde çeşitli televizyon programlarına uzun süre katıldığı, ünlü olduktan sonra magazin programlarında da yer aldığı, sosyal medya platformunda çok sayıda takipçiye ulaşması sebebiyle günümüzde sosyal medya fenomeni ve ekran yüzü olarak tabir edilen bir sıfatının bulunduğu, dolayısıyla toplumun geniş kesimleri tarafından tanınan bir sima olduğu, bu özelliği sebebiyle de suç örgütü tarafından dolandırıcılık eylemlerine yönelik düzenlenen özel toplantılarda mağdurların kandırılmasında etkin rol oynadığı” ifade edilmişti. İddianamede örgüt lideri Onur Apaydın’ın örgüt içerisinde ‘gizli muhasebeci ve kasa’ konumunda olan Alisya Bahar Candan üzerinden bankacılık faaliyetlerini gerçekleştirdiği ve elde edilen suç gelirinin aklandığı belirtilmişti. Öte yandan mağdur temin etme görevlisi olan şüpheli Hacı İsrafil Sağlam iddianamede yer verilen ifadesinde örgüt toplantılarına katıldığını söyleyerek “Toplantılara üst kademeden herkes katılıyordu. Saha elemanları ve alt kademe asla katılamazdı. Örgütün üst yönetimindeki herkes iştirak ediyordu. Toplantıların ikisinde Nihal Candan’ı gördüm. Nihal Candan örgüt lideri Onur Apaydın’ın sevgilisiydi. Diğer şahıslar Nihal Candan’a saygı gösteriyor ve mesafeli davranıyordu. Nihal Candan’ın yanında örgütün iç işleyişine ilişkin konular araba alım satım işler konuşuldu” şeklinde beyanda bulunduğu da iddianamede ifade edilmişti. İddianamede Bahar Candan’ın ‘suç örgütüne üye olmak’ suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar ‘kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık’ suçundan ise 2 kez 12 yıldan 40 yıla kadar olmak üzere toplamda 14 yıldan 44 yıla kadar hapisle, Nihal Candan’ın ise aynı suçlardan 8 yıldan 24 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Öte yandan diğer 20 şüpheli hakkında ise değişen oranlarda hapis cezası istenmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şirketten yapılan açıklamada yayımladığı mesaja yer verilen Aral, geçmişten bugüne elde ettikleri başarılarla güçlü büyüme hikayeleri paylaşmaktan büyük mutluluk duyduklarını belirtti.
Aral ailesinin 75 yıllık sanayicilik geçmişinin ardından SYS olarak 1998’de çıktıkları yolculukta savunma sanayisi alanında yüksek kaliteli çözümler sunan teknoloji odaklı bir grup olarak büyümeyi sürdürdüklerini kaydeden Aral, “SYS’nin ilk adımlarını atarken hedefimiz, Türk savunma sanayisinin en güvenilir ve yenilikçi oyuncularından biri olmaktı. Bugün, CANiK markasıyla dünya çapında tanınan bir silah ve teknoloji üreticisi haline geldik. 2005’te uluslararası pazara adım atmamız ve ürünlerimizin kalitesi yanında da dünyanın dört bir tarafında en büyük silah fuarlarında boy göstermemiz, büyümemizin önemli aşamalarını oluşturuyor.” ifadelerini kullandı.
CANiK’in dünya genelinde 70’ten fazla ülkeye ihracat yapması ve başta ABD olmak üzere birçok pazarda güçlü bir yer edinmesinin, markanın küreselleşmesini sağladığına vurgu yapan Aral, 2020’de kurdukları UNIROBOTICS’ın, 2022’de gruba katılan İngiliz AEI Systems ve son olarak da 2024’te üretime başlayan CANiK USA fabrikalarıyla da şirketin, küresel bir oyuncu haline geldiğini kaydetti.
SYS Grup, CANiK Türkiye, CANiK USA, CANiK Europe, AEI Systems, UNIROBOTICS, MECANIK ve CANiK Academy gibi alanlarında lider şirketleri tek bir çatı altında toplayarak savunma sanayisi ve güvenlik güçlerine geniş bir ürün ve çözüm yelpazesi sunduklarının bilgisini paylaşan Aral, 2024 itibarıyla SYS’nin Türkiye’deki tesislerinde yıllık 450 bin adet tabanca, 6 bin adet uçaksavar, İngiltere ve Türkiye’deki tesislerinde 250 adet orta kalibre top ve İstanbul’daki tesisinde de bu silahların atış kontrol sistemlerinin üretiminin gerçekleştirildiğini bildirdi.
Aral, “Silah üretim kapasitemiz, dünya standartların çok ötesindeki üretim teknolojilerimiz ve mühendislik gücümüzle, yerli ve milli ürünlerimizle Türk güvenlik güçlerine de hizmet ediyoruz. SYS, Türkiye ve İngiltere’nin yanı sıra Amerika’daki tesisinde de 2025’te ayrıca 100 bin adet tabanca üretimi gerçekleştiriyor olacak. Özellikle, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ihtiyaçlarını karşılamak adına yaptığımız çalışmalar ve yeni yatırımlarımızla milli güvenliğe olan katkılarımız artarak devam edecek.” değerlendirmesinde bulundu.
Aral, SYS’nin son 5 yıldır Türkiye’nin en büyük 10 savunma şirketi arasında yer almayı başardığını, gurubun savunma ve havacılık ihracatında da ilk 8’de yer edindiği bilgisini vererek, her geçen gün büyümeye ve Türkiye’ye değer katmaya devam ettiğinin altını çizdi.
26 yıl boyunca, Türk savunma sanayisi için kritik bir rol üstlendiklerini ve Türkiye’nin savunma gücünü artıran projelere imza attıklarına dikkati çeken Aral, mesajnda şu ifadelere yer verdi:
“Bu süreçte, yerli ve milli üretim anlayışını ilke edinerek, dışa bağımlılığı azaltma yönündeki stratejimizi kararlılıkla sürdürdük. Bundan sonraki hedefimiz, uluslararası pazarlardaki gücümüzü daha da artırmak ve dünya savunma sanayinde öncü bir rol oynamak. Gelecek hedeflerimizde teknoloji ve yeniliği en üst seviyeye çıkararak savunma sanayinde liderliğimizi pekiştirmeyi amaçlıyoruz. Dijitalleşme ve yapay zeka destekli üretim tekniklerine yatırımlarımızı sürdürmek, silah ve savunma teknolojilerinde geleceğin projelerine imza atmak ve dünya çapında daha fazla ülkeye erişim sağlamak vizyonumuzun temel taşlarını oluşturuyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ataşehir partner sitelerinde kullanıcılar, genellikle belirli kriterlere göre filtreleme yapabilirler. Yaş, coğrafi konum, ilgi alanları gibi faktörlere dayalı filtreleme seçenekleri, kullanıcılara daha özgün ve uygun eşleştirmeler bulmalarında yardımcı olabilir. Bayan escort siteleri, kullanıcıların birbirleriyle iletişim kurmalarını sağlamak için çeşitli özellikler barındırır. Mesajlaşma, ifadeler, beğeniler gibi seçeneklerle iletişim kurma imkanı tanıyan özellikler bulunur. Bu sayede ziyaretçiler, insanlarla daha kolay iletişim sağlamaktadır. maltepe escort siteleri, kullanıcıların güvenliğini ve gizliliğini sağlamak için çeşitli önlemler alır. Profil doğrulama, kimlik koruma, kötüye kullanımı önleme politikaları gibi güvenlik önlemleri önemlidir. Ayrıca kişilerin kendi önlemlerini de almaları gerekir. Bu da ancak kullanıcıların kendi kimliklerini, hemen açıklamamaları, karşı tarafın niyetinin iyi anlaşılmasını gerektirir. Ataşehir konumunda bulunan kişiler, çeşitli nedenlerle online platformlar üzerinden flört edinmek isteyebilir.
Genellikle insanların baskısından çekinen ve ifade özgürlüğünü kullanamayan kişiler, bu siteler sayesinde aşkı bulabilir. Farklı ilişki türleri için de sıklıkla tercih edilen partner bulma sitelerinin her geçen gün popülerliğinin artmasının en önemli nedeni de ilişkinin amacının başından belli olması, kolay iletişim, zamandan tasarruf ve ifade özgürlüğüdür. Ayrıca internet üzerinden erişilebilen maltepe eskort siteleri, kullanıcıların herhangi bir yerden ve herhangi bir zamanda potansiyel partnerlerle iletişim kurmalarını kolaylaştırır. kartal escort sitelerinden arkadaş edinmek, sosyal bağlar kurmak ve zamanınızı heyecanlı bir aktivite ile geçirmek istiyorsanız sadece üyelik oluşturmak yeterlidir. Ayrıca pek çok kartal escort arıyorum konulu siteler, ücretsiz üyelik gerçekleştirmekte ve herhangi bir şekilde ödeme almamakta. Bundan dolayı çok fazla düşünmeden ve çekinmeden kullanıcı olunabilir. Dünyanın hemen her yerinden ve en yakınınızdan flört edinmek günümüzde oldukça kolay hale gelmiştir. Eskiden partner sitelerine olan bakış açısı ile günümüzdeki bakış açısı arasında çok fark bulunur. Sosyal medyanın, yaşamın can damarı haline gelmesi ve insanlarla tanışmayı kolaylaştırıyor olması alışıldık bir durum haline geldi. Bundan dolayı arkadaşlık ya da flört sitelerinden kendinize uygun kişiyi bulmanız hiçbir şekilde sorun olmayacaktır.
Günü birlik eğlence ve ilişkiler için kullanılan bu sitelerden uzun soluklu ilişkiler yaşayanlar da mevcuttur. kartal eskort siteleri denilince akıllara olumsuz pek çok konu gelmekte. Ancak pek çok insan inanılmaz hayal gücü ev fantezi anlayışına sahiptir. Ayrıca cinsel yönelimlerinden dolayı baskı altında kalmaktan veya dışlanmaktan çekinen insanlar da mevcuttur. Ancak flört sitelerinde bu gibi yönelimler ve fantezilerden dolayı herhangi bir dışlanma söz konusu değildir. Nitekim burada yer alan üyelerin farklı amaçları vardır ve bu durum en baştan bilinir. Hem hayalini kurduğunuz keyifli dakikaları geçirmek hem de uzun dönem arkadaşlık amacınızı gerçekleştirmek için kartal flört sitelerinden faydalanabilirsiniz. İkamet ettiğiniz çevrede zahmete girmeden flört adayını bulabilir ve çeşitli temaslar kurabilirsiniz. istanbul escort bayan ve istanbul 'da hizmet veren eskort kızlar için escortredzonem.com sitemizi ziyaret etmeyi, takip etmeyi unutmayınız.
]]>2 TAKIM DA 10 KİŞİ KALDI
İlk yarısı golsüz geçilen karşılaşmada Bodrum FK’dan Fredy 59. dakikada kırmızı kart gördü. RAMS Başakşehir’de ise 66. dakikada oyuna giren Dimitrios Pelkas, 75. dakikada kırmızı kartla oyun dışında kaldı.

GALİBİYET GOLÜ 90’DA GELDİ
İki takımın birer kişi eksildiği maçta zaman zaman tehlikeli pozisyonlar yaşandı. RAMS Başakşehir, 90. dakikada Leo Duarte’nin attığı golle galibiyete ulaştı. Berat’ın savunma arkasına attığı topa hareketlenen Duarte, çapraz pozisyonda yaptığı vuruşla topu filelere göndermeyi başardı.

RAMS BAŞAKŞEHİR PUAINI 10 YAPTI
Bu galibiyetin ardından RAMS Başakşehir puanını 10’a yükseltti. Bodrum FK 3 puanda kaldı. Süper Lig’de gelecek hafta Bodrum FK, Hatayspor’a konuk olacak. Başakşehir, Samsunspor deplasmanına çıkacak.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“TUTUKSUZ YARGILANMASI SUÇSUZ OLDUĞU ANLAMINA GELMEZ”
Dilan Polat ve Engin Polat’ın yargılandığı ‘kara para aklama’ davasında mahkemenin, tutuklu sanıkların tahliyesine karar vermesine üzerine basın mensuplarının sorusunu cevaplayan Bakan Tunç, “Sorduğunuz soru görülmekte olan bir davayla ilgili. Yaklaşık 1 yıla yakın bir soruşturma söz konusu oldu. Burada öncelikle şunu ifade etmek lazım; görülmekte olan bir davayla ilgili olarak konuşmak doğru değil. Burada dosyaya hakim olan elbette ki o dosyaya bakan ilgili hakim ve savcılardır. Kimin ne zaman tutuklanacağına, kimin serbest bırakılacağına ceza kanunlarımız çerçevesi içinde dosyaya bakan hakimler karar verir. Suç şüphesi nedeniyle tutuklama gerçekleşmişti. Sonraki değerlendirmelerde mahkeme kararını değiştirdi. Burada şunu ifade edelim; bir kişinin tutuklu yargılanması onun suçlu olduğu anlamına gelmediği gibi, tutuksuz yargılanması da suçsuz olduğu anlamına gelmez. Bırakalım, yargı işini yapsın. Bunu fırsat bilerek yargı üzerinde özellikle birtakım ağır eleştirilerde bulunanlar var. Burada yargı mensuplarımız kılı kırk yararak bir çalışma gerçekleştiriyorlar. Elbette ki hatalı kararlar olursa bu kararların düzeltilme mekanizmaları da yine yargı sistemimizin içerisinde var. Savcılığımız itiraz etmiştir. Onu değerlendirecek olan yine dosyaya bakan hakimlerdir. Dolaysıyla dosyadaki delilleri bizim değerlendirme imkanımız söz konusu olamaz. Değerlendirecek olan ilgili mahkemedir. Yargı eninde sonunda en doğru kararı verir, toplum vicdanını rahatlatacak bir karara ulaşır. Bundan hiç şüpheniz olmasın, yargı mensuplarına güvenelim” ifadelerini kullandı.

“GEÇMİŞTE ARKA BAHÇE YAPTIKLARI VESAYETÇİ YARGININ…”
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun bir televizyon programında kullandığı ‘Ceza mı keseceksiniz, hodri meydan’ sözleriyle ilgili Bakan Tunç, “Yargımız, anayasadan yetkisini alır. Anayasamızın 9. maddesi ve 138. maddesi yargı yetkisini düzenleyen maddelerdir. Bu maddelerden yetkisini alan yargımız tarafsız ve bağımsız bir şekilde karar verir. Yargının tarafsız ve bağımsız olduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, hukuk devleti olduğunu hep ifade ediyoruz. Burada görülmekte olan bir davayla ilgili olarak siz eğer yargılama yapanlarla ilgili, birtakım sözler sarf ederseniz o zaman tehlikeli bir durum ortaya çıkar. Türk Ceza Kanunu’nun 288’inci maddesi açık. Yargı görevlerini yapanları etkilemeye yönelik sözler sarf etmenin bir yaptırımı söz konusu. Dolayısıyla görülmekte olan davalarla ilgili olarak özellikle sorumluluk makamında olan kişilerin daha sorumlu davranması lazım. Bırakın yargı görevini yapsın. Tarafsız ve bağımsız yargı en doğru sonuca elbette ulaşacaktır. Sayın Özel, belediye başkanının yargıya yönelik parmak sallamasına ve onun verdiği cevap olarak da yanında olduğunu ifade etmesi talihsizliktir. Burada kendi belediye başkanını, sorumlu bir genel başkan olarak bırakın yargı bağımsız bir şekilde görevini yapsın ve en doğru sonuca ulaşsın. Siz, parmak sallayarak, yargıyı tehdit ederek, ‘şöyle karar vermezseniz şöyle olur, böyle karar verirseniz kaos çıkar, millet ayaklanır’ derseniz, bunlar eski Türkiye manzaraları. Vesayetçi yargı anlayışı zihniyetine sahip olunan günleri de biz hatırlıyoruz. Vesayetçi anlayışa sahip bir yargı sisteminin, nasıl içinde bulunduğu durumu hep beraber yaşadık. Ülke o günlerden geçti. Bugün yargımız her zamankinden daha bağımsız ve tarafsız şekilde görevini sürdürmektedir. Geçmişte yargıyı arka bahçe yapanlar, bugün ortaya çıkıp ‘biz başkanımızın yanındayız, yargıya parmak salladığı noktasında da ona destek oluyoruz’ derseniz o zaman sorumlu bir harekette bulunmamış olursunuz. Özellikle genel başkanlar, mensubu olduğu belediye başkanlarıyla ilgili olarak bunu yapmamaları gerekirdi. Yargıya parmak sallanmaz, yargı mensupları tehdit edilmez şeklinde bir tavsiyede bulunacakken ‘onun yanındayız’ demesi maalesef Özgür Özel için bir şanssızlık oldu. Yargımız milletimizin yargısıdır. Yargı millet adına karar verir. Geçmişte arka bahçe yaptıkları vesayetçi yargının bugün yürürlükte olmadığını da hala kavrayamadıklarını görüyoruz. Memnun olmadığınız bir karar ortaya çıkarsa bunun itiraz mekanizmaları var. Dolayısıyla bu süreci bir mağduriyete dönüştürüp, oradan bir siyasi kazanç sağlama peşinde olanlarında boşuna bir beklenti içerisinde olduklarını söylemek istiyoruz. Milletin yargısını yıpratmayalım. Yargımızın yıpratılmasına asla müsaade edemeyiz” diye konuştu.


“ORDUMUZ YIPRATILMAMALIDIR”
Kara Harp Okulu mezuniyet töreninde teğmenlerin kılıçlı yemini hakkında Bakan Tunç, “Kanunen yapılan yemin bellidir. Bu yemin edildikten ve tören bittikten sonra yemin bir grup teğmen tarafından tekrar edilmektedir. Bu da kamuoyunda tartışmalara neden oldu. Ordumuz yıpratılmamalıdır. Ordumuz peygamber ocağı, çok badirelerden geçti. Ordumuzu yıpratacak, askerimizi rencide edecek bu tür tutum ve davranışların doğru olmadığını Sayın Cumhurbaşkanımız bugün de ifade ettiler. Eğer siz kanunda belli olan bir yemini yaptıktan sonra tekrar yürürlükten kalkmış olan başka bir yemini farklı bir gösteri halinde yapmaya kalkışırsanız bunun askeri disiplin açısından bir sorun olduğunu söylemiştim. Bunun arka planının araştırılması ve soruşturulması konusundaki hassasiyetimizi de söyledik. Sayın Cumhurbaşkanımız bugün ordunun yıpratılmaması ve disiplinsizlik hareketlere müsaade edilmeyeceğine yönelik açıklamalarını gerçekleştirdi. Gerekli incelemeler ve çalışmalar yapılacaktır” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – İstanbul Tem Otoyolu Başakşehir mevkiinde seyir halindeki motosiklet sürücüsü, arıza yapıp emniyet şeridinde duran tıra arkadan çarptı. Kazada motosiklet sürücüsü hayatını kaybetti.
Olay, dün saat 22.30 sıralarında Tem Otoyolu İstanbul Başakşehir Ziya Gökalp Mahallesi mevkii Ankara istikametinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre yol üzerinde arızalan tırın şoförü, aracı emniyet şeridine çekip güvenlik önlemi alarak yardım için beklemeye başladı. Bir süre sonra otoyolda süratli şekilde ilerleyen motosiklet sürücüsü Yavuz Selim Çiçek, tırı fark edemeyerek arkasından çarpıp altına girdi. İhbar üzerine olay yerine itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekipleri, Çiçek’i sıkıştığı yerden çıkararak sağlık ekiplerine teslim etti. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinde Çiçek’in hayatını kaybettiği belirlendi. Yavuz Selim Çiçek’in cenazesi Adli Tıp Morguna götürüldü. Kaza sonrası tır sürücüsü, polis ekiplerince ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Farklı ekole sahip iki sanatçının eserlerine yer verilen sergi, Filistin’de yaşananlar ile Kudüs’ün tarihi, kültürel ve dini önemi gibi konulara odaklanıyor.
Açılışta konuşan Vakıf Katılım Genel Müdürü Mehmet Ali Akben, Kudüs’le ilgili bir serginin İstanbul gibi kadim bir şehirde açılmasının önemine işaret ederek, “Üsküdar, İstanbul’un eski bir başlangıcı. Bugün büyük usta Mimar Sinan’ın yaptırdığı tarihi mekanda bu serginin açılışını gerçekleştirmek bizler için de çok anlamlı. En az bunun kadar önemli olan bir diğer husus, ebru sanatının yaşayan en büyük üstatlarından Hikmet Barutçugil ve değerli sanatçımız Amine Hanım’ın katkılarıyla Kudüs üzerine bir serginin açılmasıdır. Biz de adımıza yakışır bir şekilde bu tür faaliyetlerin destekçisi olduğumuz için çok mutluyuz.” ifadelerini kullandı.
” Türkiye’de çok ciddi bir şekilde şuur kaybettirme politikaları uygulandı”
Sanatçı Hikmet Buratçugil, ait oldukları kültürü anlatmak ve tanıtmak mecburiyetinde olduklarını vurgulayarak, “Medeniyetler, kültür ve sanatla oluşuyor. Biz, daha önceki medeniyetleri, yaptıkları eserlerle tanıyoruz. Gelecek nesiller için de bugünden bir medeniyet oluşturmamız gerekiyor. Ne yazık ki yakın tarihimizde başlayan Batılılaşma hareketleri içinde kendi özümüzden uzaklaştık. Türkiye’de çok ciddi bir şekilde şuur kaybettirme politikaları uygulandı. Çok şükür ki altını çamura da atsanız, değerinden bir şey kaybetmiyor. O koca çınarları kestiler ama kökleri o kadar sağlam olduğu için yeniden neşvünema buldu.” dedi.
Ebru sanatına 51 sene önce başladığını dile getiren sanatçı, “Bu sanata başladığımda herkes alay ederdi. Hatta o yıllarda bu sanatlarla uğraşanlar ‘yobaz’, ‘bağnaz’ gibi sıfatlarla anılırdı. Bugünlere geldik ve şimdi gençler bu işlere çok hevesli. Kendi sanatlarımızı güncelleyerek ve yenileyerek bu sanatları yaşatmış oluyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Kudüs, bizim kanayan yaramızdır.” diyen usta sanatçı, sergide emeği geçenlere teşekkür etti.
“Filistin halkı bize zimmetlidir ve bunu gün yüzüne çıkarmak istedik”
Ressam Amine Sultan Tan da sanatın temel görevinin, var olanı görünür kılmak olduğunu altını çizerek, şunları söyledi:
“Hikmet hocama, böylesi bir görsel şölene imza attığı, Vakıf Katılıma ise sergiye destekleri için çok teşekkür ediyorum. Bildiğiniz gibi, her şey çok güzel bir ahlak içinde yaratılmış. Bizim yaptığımız bunu ufak bir şekilde tuvale yansıtmak, biraz daha farkındalık oluşturmak ve bu gerçek güzelliklere dikkat çekmek. Hikmet Hocamızın da vurguladığı gibi, Kudüs bizim yaramız. Filistin halkı bize zimmetlidir ve resimlerimizle bunu gün yüzüne çıkarmak istedik. İnşallah bu niyetlerle, hayırlar feth olsun, şerler def olsun.”
Kudüs ve Gazze’yi siyasi, askeri, kültürel ve sosyolojik olarak her açıdan gündeme getirme kabiliyetinin çok önemli olduğunu aktaran yazar İsmail Kılıçarslan ise “Bütün dünyanın Gazze katliamı için ayakta olduğu böyle bir dönemde, elbette sanat da üzerine düşeni yapmalı. Bu sergiyi çok özel yapan, barut ebrusunun da bulucusu Hikmet Hoca’nın ebrularının üzerine, Kudüs’ün köklerini, Amine Hanım’ın resimleriyle bize sunmasıdır. Vakıf Katılımı da böyle bir sorumluluk aldığı için ayrıca tebrik etmek gerekiyor. Bugün, ağız ve dil Gazze’yi, Kudüs’ü söylemeli.” dedi.
Sergi, 29 Eylül’e kadar, pazartesi günleri hariç, ziyaret edilebilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Duruşmaya bugün de devam edildi.
Tutuksuz yargılanan Sıla Doğu, Dilan Polat, Can Doğu duruşmaya katılarak salonda yer aldı, tutuklu yargılanan Engin Polat, Sezgin Polat ve Alper Kürşat SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) ile katıldı.
Polat ailesinin avukatı Ahmet Gün de duruşma salonunda hazır bulundu.
DİLAN VE ENGİN POLAT ÇİFTİ: İŞSİZİM GELİRİM YOK
Kimlik tespiti sırasında söz verilen Engin Polat, “Lise mezunuyum. Şu an iş yapmıyorum, herhangi bir gelirim yok” dedi.
Dilan Polat ise ortaokul mezunu olduğunu söyleyerek işsiz ve gelirinin olmadığını belirtti.
“YÖNETTİĞİMİZ TÜM ŞİRKETLERİN KAZANÇLARI YASAL YOLLA ELDE EDİLMİŞTİR”
Duruşmada savunma yapması için söz verilen Engin Polat, “Aylardır bugünün gelmesini bekliyoruz. Yasadışı bahis iddiaları ilk önce sosyal medyada başladı. İlk başta ciddiye almamıştım lakin gözaltına alındım. Bunun soruşturma evresinde kalıp kovuşturmaya geçmeyeceğini sanarken bugün kara para aklama suçlamasıyla karşınızdayım. İddianamede Kıbrıs’a yasadışı yollarla gittiğim iddia edilmektedir. Eşim ve baldızım ile kısa bir tatil amaçlı gittik. Derkan Başer ve Veysel Şahin’i tanımıyorum. İddianamede bahis organizasyonlarından aktarılan paranın soğuk cüzdan aracılığıyla yurtdışına çıkardığım iddiası var. Lakin bizim kazançlarımızın hepsi nihai aklama raporunda belirtilmişti. Soğuk cüzdanın ne olduğunu bilmiyorum, böyle bir hesabım olmadı. Türkiye’de güzellik sektöründe öncü firmayız. Hiçbir paravan şirketimiz yoktur. Ben ve ailemin yönettiği tüm şirketlerin kazançları yasal yolla elde edilmiş ticaretten varlıklardır” dedi.
“HÜKÜMLÜLERİN DIŞARI ÇIKABİLMEK İÇİN SABUN YEDİKLERİNE BİLE ŞAHİT OLDUM”
Polat savunmasının devamında, “Türkiye’nin konuştuğu bu davada tüm kriminal raporlar, teknik ve fiziki takipler, şirket adreslerimde ve evlerimizin bahçelerinde yapılan aramalarda bile delil bulunamazken iddianame tanık beyanlarıyla düzenlenmiştir. Çıkarı olarak, kişiler tarafından organize edilerek bize kumpas kurulduğunu düşünüyorum. Tanıkların hepsi hükümlü. Bu kişiler medyada çıkan gizli tanığın beyanları üzerine kendilerince çıkarlar sağlamak için beyanda bulunmuşlardır. Cezaevinde kaldığım sürece hükümlülerin sadece dışarı çıkabilmek için sabun yediklerine dahi şahit oldum. Bu tanıklar dışarı çıkmak için yalan ifade vermiş olabilir” ifadelerini kullandı.
“ŞİRKETLERİMİZİN VE ŞUBELERİMİZİN TARAFIMIZA VERİLMESİNİ TALEP EDİYORUM”
İddianamedeki suçlamaları kabul etmediğini ifade eden sanık Engin Polat, “Tanık anlatımlarını doğrulayan somut delil çıkmadı. Çünkü yalanın ve iftiranın delili
“YAPMAZ, YALAN”
Mahkeme hakiminin Engin Polat’a eşi Dilan Polat’ın sosyal medyada yasa dışı bahis sitesinin reklamını yaptığı iddiasını sorması üzerine yanıt veren Engin Polat, “Yalan, hiçbir şekilde yapmaz” dedi.
BABA SEZGİN POLAT: BİZE İŞİMİZİ GÜCÜMÜZÜ GERİ VERİN
Baba Sezgin Polat da suçlamaları kabul etmediğini beyan etti. 10 aydır cezaevinde bugünü beklediklerini söyleyen Sezgin Polat, bahis ile ilgili suçlamaları da reddetti. Sezgin Polat, “Bize işimizi gücümüzü geri verin, bizler kendimizle toparlamaya çalışalım. Bu aileden örgüt mörgüt çıkmaz, kara para çıkmaz. Bizi bırakın biz düzgün insanlarız” cümleleriyle beraatini talep etti.
DİLAN POLAT: SADECE PERSONELLE İLGİLENİRDİM
Tutuksuz sanık Dilan Polat, savunmasında hiçbir suçlamayı kabul etmediğini söyleyerek, “Herhangi bir vergi ya da şirket işleyişiyle ilgili bilgim yok. Eşimin de her bir aile bireyinin de para aklaması söz konusu değil. Firmaları isim isim bilmiyorum. Benim şirketlerle ilgim yoktu sadece personelle ilgilenirdim. Eşime çok güvendiğim için. Aile şirketi olduğu için herkes işlerin bir tarafından tutuyordu. Ben hayatımın hiçbir döneminde fatura bile kesmedim. Instagram’da 7 milyon takipçim var. Ben bir yasadışı bahis sitesi reklamı yapmış olsam mutlaka biri ekran görüntüsü alırdı. Böyle bir reklam yapmadım. Eşimle Rize şube açılışına gitmiştik ve oradan birkaç saatliğine Batum’a gittik. Eşim hiçbir şekilde soğuk cüzdanla bir yere para aktarmadı. Batum’a zaten bir günlük gezi amaçlı gittik. Erkan Başer’i de tanımıyoruz. Hayatımızın boyunca bir araya gelmedik. Ben bu süreçte sağlığımı da kaybettim. 18 kilo verdim, çocuklarımdan 10 ay ayrı kaldım, eşimden ayrı kaldım. Polis baskınından sonra çalışanlarımızın olduğu WhatsApp grubumuz vardı. O grupta hem benim hem müşterilerimizin de orada özel fotoğrafları, bilgileri oluyor, çalışanların da telefonlarına el konulduğunu öğrendiğimde bu yüzden oradaki yazışmaları silmelerini istemiştim” dedi.
“ŞİRKETİN BİR KISMINI DEVRETTİM”
Tutuksuz sanık Sıla Doğu savunmasında, “Daha önceki vermiş olduğum ifadeyi tekrar ediyorum, kasım ayında ‘Dilan Polat’ kozmetik şirketini kurdum. 2018 Şubat’ta bir kısmını devrettim, sonra hepsini devrettim” ifadelerini kullandı.
“ENGİN BİZE BİR BABA, ANNE OLDU”
Doğu, “Bir örgüt içinde bulunmamız mümkün değildir, birbirimize aile bağımız var. Biz küçük yaşta ailemizi kaybettik. Engin bize bir baba, anne oldu. Kara para aklama nedir, örgütün ne demek olduğunu araştırırken gördüm” dedi.
“ADIMA KAYITLI SADECE BİR ARABAM VAR”
Sözlerine devam eden Doğu, “Adıma kayıtlı sadece bir aracım var, üzerime bir ev bile yok. Arabamı da kredi ile aldım. Bu suçları tamamen reddediyorum. Vergi ile ilgili bir buçuk senelik vergi borcu ödedim, vergi ile ilgili birtakım yanlışlarımız olmuştur bununla ilgili detaylı bilgiyi avukatım ile vermek istiyorum. Saygılarımla beraatimi talep ediyorum” diye konuştu.
“ÖRGÜTSEL ORTAMIMIZ YOK”
Tutuklu sanık Can Doğu savunmasında, “Daha önce verdiğim ifadeyi tekrarlıyorum. Üstüme atılan suçları kabul etmiyorum. Sıla Doğu ve Dilan Polat ablamdır, Engin Polat eniştemdir ben küçük yaşından itibaren bu kişilerle aile ortamında büyüdüm bu durumda herhangi bir örgütsel ortamımız yoktur” dedi.
“AİLE ŞİRKETİMDE ALDIĞIM TECRÜBE İLE TİCARETE ATILMAK İSTEDİM”
Can Doğu, “Üzerime atılan kara para aklama suçunu kabul etmiyorum. Aile şirketimde aldığım tecrübe ile ticarete atılmak istedim fakat hesaplarım dondurulduğu için bir şey yapamadım beraatimi talep ediyorum” dedi.
“İDDİANAMEDE İSMİM GEÇMİYOR”
Engin Polat’ın kardeşi Alper Kürşat Polat ise ailenin en küçüğü olduğunu dile getirip, “İddianamede ismim bile geçmiyor ama aylardır tutukluyum. Sadece tek amacım ailemin iş sorumluluğunu azaltıp kendi ayaklarımın üzerinde durmak.” ifadelerini kullandı.
DİLAN POLAT BUGÜN DE DUA İSTEDİ
Dilan Polat, Instagram’daki “Enerciiii” isimli kanalında dün olduğu gibi bugün de 300 bin takipçisinden dua istedi.
Polat, “Günaydın. Birer fetih okur musunuz? Bugün ve yarın.” diye yazdı.
“BİR AİLE YERLE YEKSAN EDİLMİŞTİR”
Davanın bugün görülen celsesinde savunması alınamayan sanıklar dinlendi. ardından avukat beyanları alındı.
Dilan Polat’ın kara kutusu olarak bilinen ve geçtiğimiz haftalarda kara para aklama davasında tahliye edilen ‘Mıstık’ lakaplı Mustafa Özalp, “Bankadan çektiğim bir meblağa yüzünden alındım. Derkan Başer’i tanımıyorum. Ankara ve Çorum’da şubem var. Tüm şubelerin sosyal medya işiyle ben uğraşıyordum. Mail order sistemi hiç kullanmadım. Ticari faaliyet dışında hiçbir aktivitemiz olmadı” dedi.
Dilan ve Engin Polat’ın avukatı Sevinç Horoz ise ailesel bir yapıdan örgüt çıkmasının söz konusu olmadığını söyledi.
Bugünkü gelir kaynaklarının ticari faaliyetlerinden kaynaklandığını iddia eden Horoz, “Kara paradan bahsetmek mümkün değildir. Mail order içeren bir şirket söz konusu değildir. Dosya içerisinde somut olarak yer alan hiçbir delil söz konusu değildir. Bütün ticari hayatları ellerinden alınmıştır. Tüm şirketleri kayyum tarafından idare ettirilmektedir.” dedi.
Davada ara karar öncesi görüşünü açıklayan savcı, sanıkların tutukluluk halinin devam etmesini istedi. Duruşma ara kararını açıklamak üzere yarına ertelendi.
SAVCI MÜTALAASINI AÇIKLADI
Görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, sanıkların emanetlerde bulunan eşyasının ve delil değeri taşımayan materyalin iadesini, duruşmadan vareste tutulmak istenen sanıkların savunmalarının alınmış olması nedeniyle taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etti.
Savcı, mevcut delil durumu gereği sanıkların mal varlıkları hakkında konulan tedbirin devamına fakat bazı sanıkların emekli maaşlarına getirilen kısıtın kaldırımasına, belirlenen yerlere başvurmak ve yurt çıkış yasağı şeklinde adli kontrol bulunan sanıklar hakkındaki belirlenen yerlere başvuru şeklindeki adli kontrolün kaldırılmasına, yurt dışına çıkmama yönünden bulunan adli kontrol kararlarının ise devamına karar verilmesini istedi.
Tutuklu sanıklar Engin Polat, Sezgin Polat, Alper Kürşat Polat ve Ahmet Gün’ün lehine tahliye gerektirecek ölçüde henüz bir değişikliğin bulunmaması, tutuklama kararındaki gerekçelerin halen mevcudiyetinin korumasının yanı sıra sanıkların üzerine atılı suçlara dair delillerin mevcudiyeti, suçların vasıf ve mahiyeti, tutuklu sanıkların kaçma şüphesi bulunması hususları göz önüne alınıp tutukluluklarının devamına karar verilmesi savcılıkça talip edildi.
Duruşmaya mahkemenin ara kararını açıklaması için yarın devam edilecek.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İçinde 15 adet ürün bulunan çantalarda, beslenme çantası, kırmızı kalem, kurşun kalem, silgi, kalemtraş, kalemlik, çizgili defter, kareli defter, resim defteri, güzel yazı defteri, 12’li kuru boya ve abeküs yer aldı.
Birinci sınıfları ziyaretinde konuşan Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, “Yeni eğitim-öğretim yılının tüm Sultangazililelere hayırlı olmasını diliyorum. Çocuklarımız bugün okula başlıyorlar. Uyum haftasındayız, önümüzdeki hafta 9 Eylül itibariyle tüm okullarımızda eğitim-öğretim yılı başlamış olacak. Çocuklarımız için güzel, mutlu ve huzurlu bir yıl olmasını diliyoruz. Her sene olduğu gibi bu yılda tüm ilkokul birinci sınıfa başlayan çocuklarımıza ihtiyaç duydukları tüm kırtasiye malzemelerini dağıtıyoruz. Bu sene 15 bin öğrenci birinci sınıfa başladı. Biz de 15 bin adet kırtasiye setlerimizi hazırladık. Bugün çocukların anne ve babalar burada, onları yalnız bırakmadılar. Biz de sınıflarımızda dağıtımımızı gerçekleştiriyoruz. Bu hediyelerimizin yalnızca bir maddi karşılığı yok. Bizim Sultangazi’de esas önceliğimiz eğitim. Asıl hedefimiz, eğitimli bireylerin oluşması, gelişmesi ve eğitimde daha iyi yerlere gelmek. Dolayısıyla Milli Eğitim ile çok ciddi çalışmalar gerçekleştiriyoruz” dedi.
Eğitim ve kültürün her şey olduğunu ve bunun için adımlar attıklarını belirten Dursun, “Kaşif Çocuk’ta çok özel bir eğitimle buluşturuyoruz. 8-14 yaş arasındaki çocuklarımızı Bilim Merkezimizde sanat ve bilimle buluşturuyoruz. SEDA’da ise deneyimli kadromuzla çocuklarımızı lise ve üniversite sınavlarına en iyi şekilde hazırlıyoruz. Çocukların 5 yaşından üniversite eğitimine dek her daim yanlarında oluyoruz. Üniversitede de peşlerini bırakmıyoruz. Üniversite öğrencilerimizin geçen sene olduğu gibi bu yıl da bütün ulaşım masraflarını biz karşılayacağız. Sultangazi’de yaşayan tüm üniversitelilerin yol masraflarını Sultangazi Belediyesi olarak karşılayacağız. Tüm bunları yapma nedenimiz Sultangazi’de yaşayan insanlarımızın, çocukların ve gençlerin daha eğitimli hale gelmeleri, ayrıca devletimize milletimize katkı sağlamaları. Eğitimle yanlarında olmaya her zaman devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Asmin Azra Yılmaz (6) “Çanta ve boyama seti dağıldı. Çok beğendim. Okula yeni başladığım için heyecanlıyım” dedi. Zeynep İnan da (6) “Okulda çantalar ve okul malzemeleri dağıtıldı. Dağıtılan malzemeleri çok beğendim” diye konuştu. Alparslan Arslan ise (6) “Bugün dağıtılan çanta ve okul malzemeleri için çok teşekkür ederim” ifadelerini kullandı. Ulushan Doğauslu (6) “Çanta,defter, kalem, kalemlik gibi malzemeler dağıldı. Hediyeler için çok teşekkür ederim. Okulumu da çok beğendim” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul’da 9 Eyül’de başlayacak yeni eğitim öğretim yılında 2 milyon 951 bin 685 öğrenci ders başı yapacak. İstanbul Valiliği, servis araçları ve ilk günlerde velilerin yaratacağı sirkülasyonun şehir trafiğinde yoğunluk yaşanmasına neden olabileceği gerekçesiyle, eğitim – öğretim saatlerinde düzenlemeye gidildiğini duyurdu.
Konuyla ilgili İstanbul Valiliği’nden yapılan açıklama şöyle:
“2024 – 2025 Eğitim öğretim yılı, 09.09.2024 Pazartesi günü başlayacak. İstanbul’da resmi ve özel okullarımızda 2.951.685 öğrencimiz eğitim öğretime başlayacak olup bu öğrencilerimizden 715.835’i ilk kez yeni okullarında eğitim – öğretime başlayacaklardır. Okulların açılmasıyla birlikte 16.000’i aşkın öğrenci servisi trafiğe çıkacaktır. Servis araçları ve velilerimizin ilk günlerde yaratacağı sirkülasyonun, şehir trafiğinde yoğunluk yaşanmasına sebep olacağı değerlendirilmektedir. Bu nedenle İstanbul’daki tüm okullarda okulların açılacağı 09.09.2024 Pazartesi günü eğitim öğretimin 10.00 ile 15.00 saatleri arasında yapılmasına karar verilmiştir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yeşilçam’ın yıldız oyuncusu, model ve mankenler kraliçesi olan Bahar Erdeniz, şimdilerde 74 yaşında. Bir döneme damga vuran Bahar Erdeniz’in oğlu meğer kendisinden de ünlüymüş. İlk kez öğrenenler şaşkınlığını gizleyemedi.

Bahar Erdeniz, Günaydın Gazetesi’nin ortaklaşa düzenlediği Mankenler Kraliçesi Yarışması’na katıldı. Erdeniz, 21 Mayıs 1971’de Emek Sineması’nda yapılan yarışmada birincilik tacının sahibi olmuştu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Bahar Erdeniz, “Afacan Küçük Serseri” filmi ile sinemaya geçmişti. 17 Mayıs 1950 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Erdeniz, Fenerbahçe’nin yıldız oyuncusu Engin Verel ile 2. evliliğini yaptı.

Çiftin mutlu evliliğinden Can adından bir oğulları var. Bahar Erdeniz’in yakışıklı oğlu ünlü bir oyuncu.

Yeşilçam yıldızlarından Bahar Erdeniz güzelliğinden hiçbir şey kaybetmedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘KAZIKÇI’ ALGISI!
Öte yandan ticarette hesabını kitabını yapar, öyle iş yeri açarsın. “Küçük esnafı koruyacaklar” diye kimse bir işe başlamaz.
Özellikle turistik ya da lüks semtlerde bazı küçük esnaflar, çevrede zincir market yoksa ya da marketler kapalıysa gelen müşteriyi “Bana gelmeye mecbur kaldı” diye düşünüp yüksek fiyattan ürün satıyorlar.
Su fiyatına isyan eden vatandaşın dediği gibi marketten biraz pahalıya satsınlar ama 3,5 TL’lik küçük suyu 10 TL satınca ‘kazıkçı küçük esnaf’ algısı oluşuyor.
Oto tamircisinden restoranına, manavından tesisat ustasına kadar birçok meslek ve sektörde küçük esnaf tutturabildiğine fiyat çekiyor.
Böyle olunca da vatandaş zincir marketleri, kurumsal firmaları ve servis hizmetlerini tercih ediyor.
***
FINDIĞI DA AFRİKALILAR TOPLUYOR
Giresun’da fındık toplayan Afrikalı öğrenciler haber oldu.
Üreticiler, Afrikalı öğrencilerin çalışma performansından, öğrenciler de para kazanmaktan memnun.
Bu tarz haberleri çok sık okumaya başladık. Koyunlara Afgan çobanlar bakıyor, tarlada, tekstil fabrikalarında Suriyeli göçmenler çalışıyor, çayı Afrikalılar topluyor vs.

Gençlerimiz ise işsizlik garantili üniversitelerde, kafelerde, sosyal medyada yıllarını boşa harcıyor!
Gençlerimizde verilen maaşı ve işi beğenmeme huyu da var. Ama bazı işverenler de düşük maaşa köle gibi işçi çalıştırmak istiyor.
İşveren kim düşük ücretle çok çalışırsa onu tercih ediyor.
Acaba kaçak, sigortasız çalışan göçmenlerin SGK primleri ödense piyasa nasıl şekillenir?
***
6 KİŞİYİ EZ, 10 AY YAT!
KONYA’da, otomobiliyle yayalara çarpıp üçü çocuk, altı kişinin ölümüne, dört kişinin de yaralanmasına neden olan Sefa Selvi (20), 10 aydır cezaevindeydi.
Davası sonuçlandı iyi hal indirimi uygulanarak beş yıl hapis cezasına çarptırılıp ehliyetine iki buçuk yıl süreyle el konularak tahliye edildi.
Kazada asıl kusurlu olanlar yaya geçişi olmayan bir yerden şoförün göremeyeceği bir noktadan aniden yola çıkan yayalar.

Ancak sürücü de hız limitinin 80 olduğu yerde 110-120 ile gitmiş.
Fren izi 90 metre!
Kazada tam altı kişi ölmüş ve Selvi sadece 10 ay hapis yatmış!
Bu kadar insanın öldüğü bir kazada sürücünün de hatası varsa verilen ceza çok az!
***
ŞANSSIZ KRAL
İngiliz Kraliyet Ailesi’ne yakın bir kaynak, kanser hastası Kral 3’üncü Charles’ın iyileşmekte olduğu izlenimini verildiğini ancak hâlâ çok hasta olduğunu iddia etti.
Kralın dışarı adım attığı an çok yorulduğu ve ziyaretlerin sürelerinin kısaldığı da ileri sürüldü.
Haberde böyle durumlarda Kraliyet Ailesi’nde en küçük ölüm ihtimali bile dikkate alınarak cenaze hazırlıklarına başlandığı bilgisi de yer alıyor.
Kraliçe Elizabeth, 96 yaşında hayata veda ettiği son güne kadar inatla tahtı oğlu Charles bırakmadan tam 70 yıl kraliçe kalmıştı.

Charles kral olmayı bekleyerek yaşlandı.
Tam kral oldu, kansere yakalandı.
Şimdi 75 yaşında tahtın başında ama sağlık sorunlarıyla boğuşuyor.
Charles şanssız kral olarak tarihe geçecek gibi gözüküyor.
Galler Prensi William ise babasına göre şanslı. 42 yaşında ve genç sayılabilecek yaşlarda kral olacak gibi gözüküyor.
Birçokları Kral 3’üncü Charles’ın ölen eşi Prenses Diana’nın ahını aldığına inanıyor.
Ölünün arkasından konuşulmaz lakin Diana da koskoca Galler Prensi’ni defalarca aldatmıştı!
***
HABER OLMASAYDI
ANKARA’da iş kazasında yaralanan bir işçiye, sigortası yapılana kadar müdahale edilmedi.
İşçinin dört aydır sigortasız çalıştırıldığı, işletmenin ceza yememek için sigorta girişini yaptıktan sonra sağlık ekibi çağırdığı iddia edildi.

Bunların Allah’tan korkusu yok! Sigorta yaptırana kadar ambulans çağırmamak büyük vicdansızlık.
Neyse ki, olay basına yansıdı. SGK müfettişleri işverene ağır bir ceza keser!
Ya bu haber basına yansımasaydı ne olacaktı? İşçiyi biraz para verip sustururlardı herhalde. Yıl olmuş 2024 hâlâ sigortasız işçi çalıştıran işverenler var! Kim bilir kaç kişi sigortasız çalıştırılıyor?
***
Altyazı
“Doğru bir insan olmanın çok zor olduğu bir çağdayız. Sonsuz sayıdaki karakterlerin arasından seçilmiş kişilik özelliklerinin toplamından ibaretiz. Ve hepimiz kendimizi rollerimize kaptırmışken ruh eşi gibi bir şeyin olması mümkün değildir. Çünkü ruhlarımız bile sahte.” (Gone Girl)

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çöldeki bu müzik ve sanat festivalinin Türk müdavimleri arasında, Şeyma Subaşı, Belçim Bilgin, Yağmur Ünal, Süreyya Yalçın, Oğulcan Engin, Hacı Sabancı ve Elisabeth Mas gibi daha pek çok isim vardı. Ancak festivalin ana fikri olan dünyevi zevklerin geri planda bırakılmasına ters düştüğü için internet erişimi kısıtlanınca ünlülerimiz yavaş yavaş ayağını kesmeye başlamıştı!

Önceki gün festival sona erince paylaşımlar başladı. Ancak baktım ki, Türk müdavimlerden ses soluk yok. Bir tek ünlü model Şevval Şahin’in paylaşımlarına rastladım. Görünen o ki, bu yıl kendini çöle vuran ve tozun toprağın içinde birkaç gün geçiren sadece Şevval Şahin olmuş. Bizimkiler “İnternet yoksa biz de yokuz” diyor anlaşılan…
DİKKAT KARAVANDABEBEK VAR!
Haziran 2019’da basketbolcu Caner Erdeniz ile evlenen ve aynı yıl kasımda kızı Vina’yı dünyaya getiren ünlü oyuncu Müge Boz, 1 Haziran’da da oğlu Rika’yı kucağına almıştı. Müge Boz- Caner Erdeniz, henüz üç aylık olan Rika’yı tatile çıkardı.

Hem de karavanla… Evet yanlış okumadınız; ünlü çift, kızları Vina ile her yıl olduğu gibi yine karavan tatiline çıktı. Bu kez yanlarında üç aylık Rika da var. Vina’yı karavana alıştırdılar ama üç aylık Rika ile tatilleri nasıl geçecek merak ediyorum doğrusu…
BAE’DEN MİSAFİRİ GELDİ
Mücevher markasıyla dünyaca ünlü birçok ismin radarına giren Milka Karaağaçlı İnce, geçtiğimiz günlerde Arap dünyasından önemli bir ismi İstanbul’da konuk etti.

Aldığı ödüllerle kadınlara ilham veren, girişimci ve motivasyon konuşmacısı olan Birleşik Arap Emirlikleri’nden Sara Al Madani, Milka Karaağaçlı İnce’nin davetlisi olarak Türkiye’ye geldi. Milka Hanım ile kadınların gücüne vurgu yapan bir podcast yayını yapan Madani, gelmişken İstanbul’u da keşfetti. Özellikle tarihi mekanlara büyük ilgi gösteren Madani, gördüklerini sosyal medyadaki yaklaşık 1.5 milyon takipçisiyle de paylaştı.
NÖBETÇİ TATİLCİLERDAVETTE BULUŞTU
İstanbul’un elitleri, Bodrum’u terk edip şehre döndü ama geride nöbetçi bırakmayı da ihmal etmediler. Bodrum’a sahip çıkan nöbetçi tatilciler, önceki gün bir davette buluştu. Selçuk Tümay ve eşi Evin Tümay, Bodrum’da bu yaz ilk sezonunu geçiren bir otelde şık bir davet verdi.

Bodrum’da tatil yapmaya devam eden iş ve cemiyet hayatından ünlü isimlerin bir araya geldiği davet kokteyl ile başlayıp yemekle devam etti. Muhteşem manzarada yenen yemekteki en önemli konu tabii ki, tatildi! Bodrum’da sezonun nasıl geçtiğini değerlendirilip yeni tatil planları yapıldı…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>A Milli Futbol Takımı video toplantı ve fitness salonundaki ısınma/mobilizasyon çalışmalarını takiben, Teknik Direktör Vincenzo Montella yönetiminde gerçekleştirilen saha antrenmanında, önce pas ve rondo çalışmaları yapıldı. Sonrasında Galler maçının taktiği üzerinde duruldu ve antrenman maçı oynandı. Kalçasındaki ağrısı süren Hakan Çalhanoğlu, takımdan ayrı düz koşu yaptı.
Millilerin bugünkü idmanını, TFF Başkan Vekilleri Mecnun Otyakmaz, Fuat Göktaş ve Ceyhun Kazancı, Yönetim Kurulu Üyesi Ural Aküzüm ve Genel Sekreter Abdullah Ayaz da izledi.
Ay-yıldızlılar, Galler ile oynayacağı karşılaşma öncesindeki son çalışmasını yarın saat 10.45’te TFF Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri’nde yapacak. Bu antrenmanın ilk 15 dakikalık bölümü medyaya açık olacak. Kafile saat 15.00’te ise İstanbul Havalimanı’ndan kalkacak Türk Hava Yolları’na ait uçakla Cardiff’e seyahat edecek.
A Milli Futbol Takımı Teknik Direktör Vincenzo Montella ve aday kadrodan bir futbolcu, Galler – Türkiye maçının oynanacağı Cardiff City Stadyumu’nda yerel saatle 20.00’de (TSİ 22.00) bir basın toplantısı düzenleyecek. Ay-Yıldızlılar, bu toplantı öncesinde stadyumda kısa bir yürüyüş yapacak. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Muammer Çatıkkaş Silsüpür, 27 Mayıs Pazartesi günü Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’nde başkomiser olduğunu söyleyen dolandırıcılar tarafından telefonla arandı. Sahte polisler, Çatıkkaş’a, adına sahte kimlik çıkarıldığını ve Kastamonu’da bir emlakçı dükkanı açılarak hayali satışlar yapıldığını söyledi.

Azılı bir çetenin eline düştüğüne inandırılan Muammer Çatıkkaş ve eşi Kadir Silsüpür, sözde polislerin yürüttüğü gizli operasyona dahil olarak, mal varlıklarını güvence altına almak için tüm tapularını satışa çıkardı. Kastamonu’nun Tosya ilçesinde piyasa değeri 15 milyon lira olan ve Muammer Çatıkkaş’a babasından miras kalan ev ve arsalar, 5 milyon liraya satıldı. Operasyonun gizliliği için aileyi konuşmamak üzere ikna eden dolandırıcılar, 2 ay süren yoğun telefon trafiğinin ardından Kadir Silsüpür’ü Çankırı’ya çağırarak parayı kendisinden teslim aldı. Olaydan bir süre sonra gerçeklerin farkına varan aile emniyete giderek şikayetçi oldu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

‘KİMSEYE SÖYLEME GİZLİ OPERASYON DEDİLER’
Muammer Çatıkkaş Silsüpür, ‘Bir telefon geldi. ‘Ben Gayrettepe’den Başkomiser Mehmet Öztürk, kimliğinizi kaybetmişsiniz’ dedi. Hemen baktım çantama, ‘Hayır kaybetmedim’ dedim. Arkası geldi. Whatsapp’tan benim kimlik bilgilerime bir bayan resmiyle, ‘Kimliğin çalınmış kullanılıyor’ dedi. Kartvizit attı. ‘Üzerine olan tapularını bunlar satacak, bir çete eline düşmüşsünüz’ dedi. ‘Mallarını satacaklar, güvence altına alalım’, dediler.

Sabah akşam mesaj attılar. ‘Kimseye söyleme gizli operasyon’ dediler. ‘6 aydır peşindeyiz bunun, çökerteceğiz, çocuklarınıza dahi söylemeyin’ dediler, kimseye söyletmediler. Bir hafta sonra biz memlekete gittik. Giderken bile ‘Tapuları yanınıza alın’ dediler. Yolda, bir emlakçı ismi verdi, numara verdi. Emlakçıyı aradım ben, ‘İnternetten buldum numaranızı’ dedim tabii. Tapuları attım, bu arsaları satacağız diye. Ben pazarlık dahi etmiyorum. Çünkü bize diyorlar ki; ‘Tapular, sana yeni kimlik çıkınca, yeni kimliğine iade olacak. Alan kişiler de mağdur olmayacak. Savcılık çağırıp paralarını iade edecek’, dediler. Bu şekilde sattık. 3 kişi bizimle devamlı konuştular; ‘Çocuklarınıza dahi söylemeyin. Bu çete çocuklarınıza zarar verir, birşey yapıp yurt dışına kaçarlar’ dedi. Bu korkuyla hiçkimseye bir şey söylemeden bütün malımız gitti. Olayı anladıktan sonra, uyandık geç oldu; ama her şeyim gitti; evim, arsam. Devletimden, Cumhurbaşkanımdan, İçişleri Bakanımdan, Adalet Bakanımdan yardım istiyorum. Bunlar cezasız kalmasın. Uykularımız kaçıyor gece gündüz. Sağlığımız bozulacak diye korkuyoruz. Yakalanmasını istiyoruz. Ağlayanın malı gülene hayretmez. Biz isteyerek satmadık’ ifadelerini kullandı.

‘HANIMLA BEN HİPNOZ OLDUK’
Kadir Silsüpür, ‘Hanımın anneden babadan kalan arsalarını, evini sattık. Bizden dolar yapmamızı istediler. İlk satışımız zaten, ‘Türk parası almayın, Türk parasında sahte paralar oluyor’ dediler. ‘Bankalarda, tapuda, bizim görevlilerimiz var. Bunlar sizi izleyecek. Kameralarda sizi takip ediyoruz’ dediler. Bu şekilde, dolar biz de bir gün kaldı, rahatsız olduk; 3.5 milyon lira para, dolar olarak. Bu parayı, sabah eşime telefon etmişler, ekipler gelip alacak diye. Çankırı’dan alacak demişler. Çankırı’ya gittim ben Tosya’dan. 1-2 kilometre dolaştırdılar; oraya yanaşıyorum olmuyor, başka yere yanaşıyorum olmuyor. Caminin yanından bir sokak vardı aşağı doğru. Ben çok da iyi bilmediğim için, güvenlik kamerasının olmadığı yere çektiler arabamızı. Orada bir vatandaş el kaldırdı, polis olduğunu düşündüm. Belinde silah vardı, uzun boylu, 35- 40 yaşlarında esmerdi. Arabanın kapılarını açtı arkaya girdi. Çanta bana ait ama içinde torba var, ‘Torbaya koyabilirsiniz’ dedim. O sırada ben yüzüne baktım iyice. Parayı torbaya koydu, arabanın kapısını kapatıp yürüyerek gitti. Önünde arkasında araba yoktu. O şekilde kayboldu. Hanımla ben hipnoz olduk. Bizim malımız 10 milyon ise 2 milyona, 3 milyona verin diyor, nasıl olsa size geri gönderilecek diyor. O kadar mağdur durumdayız ki; bunlardan artık Allah’a sığınıyorum, devletimize sığınıyorum’ dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“İstanbul’da bir otizm spor kulübünde gerçekleştiği tespit edilen görüntülerin ardından İstanbul İl Müdürlüğü ekiplerimiz emniyet birimleri ile koordineli bir şekilde harekete geçmiştir. Şiddet uygulayan şahıs ifadesinin alınmasının ardından gözaltına alınmıştır. Otizmli gencimiz ve ailesine yönelik uzman ekiplerimiz tarafından psikososyal destek süreci başlatılmıştır. Bakanlık olarak yargı sürecine müdahil olarak şiddet uygulayan şahsın en ağır cezayı almasının yakın takipçisi olacağız.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dünyada iki kıta arasında gerçekleşen tek triatlon yarışması olan Oral-B Challenge İstanbul dördüncü kez İstanbul’un Beykoz ilçesinde yapıldı. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın himayesinde, Herkes İçin Spor Federasyonu, Türkiye Triatlon Federasyonu ve Challenge Family iş birliği ile Beykoz Belediyesi’nin ev sahipliğinde ve Oral-B’nin sponsorluğuyla gerçekleşen yarışmaya yerli ve yabancı 680 triatlet katıldı.
Triatletler zorlu mücadeleye güneşin doğmasıyla birlikte 2024 Paris Olimpiyat Oyunları’nda Türkiye’ye gümüş madalya kazandıran milli sporcu Yusuf Dikeç ve Oral-B’nin marka yüzü oyuncu Yağmur Tanrısevsin’in Kanlıca’da Dikeç’in ünlü pozuyla verdiği startla başladı. Sporcular, 2 bin 300 metrelik yüzme parkurunun ardından Küçüksu İskelesi’nde karaya çıktı. Asya’dan Avrupa’ya Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden geçip Harp Akademileri Kavşağı’ndan dönerek 40 kilometrelik parkuru bisikletle tamamlayan sporcular, Küçüksu-Çubuklu arasında 3 tur olarak hazırlanan 10 kilometrelik parkuru koşarak tamamladı.
Etkinliğe P&G Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya Yönetim Kurulu Başkanı Tankut Turnaoğlu ve Türkiye Triatlon Federasyonu Başkanı Bayram Yalçınkaya katıldı. Ayrıca boğazdaki nefes kesen yarışı Avrupa Triatlon Federasyonu Başkanı Renato Bertrandi, Avrupa Triatlon Federasyonu CEO’su Michele Tiozzo, Asya Triatlon Birliği Teknik Kurul Başkanı Sarita T. Zafra ve Challenge CEO’su Jort Vlam da izledi.
Dünyanın en önemli triatlon yarışmalarından biri olan Oral-B Challenge İstanbul’da genel klasmanda kadınlar genel kategorisinde Ece Calp 2: 17: 20’lik derecesiyle birinci olurken, İpek Öztosun 2: 19: 08’lik derecesiyle ikinci ve Zeren Yılmazkaraosmanoğlu 2: 37: 42’lik derecesiyle üçüncü oldu. Erkekler kategorisinde ise Behzad Nobaripur 2: 00: 48’lik derecesiyle birinci olurken, Bahadır Tama 2: 01: 38’lik derecesiyle ikinci ve Dominik Dubej 2: 05: 41’lik derecesiyle üçüncü oldu.
Bu yılki yarışta her üç yaş kategorisinde ilk üç dereceye girenler Challenge tarafından Slovakya’da düzenlenen, markanın orta mesafe amiral gemisi yarışmasına da katılma şansı yakaladı.
TURNAOĞLU: BU HAYALİ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRMENİN SONSUZ BİR MUTLULUĞU VAR
P&G Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya Yönetim Kurulu Başkanı Tankut Turnaoğlu, “Yarışmanın bu sene dördüncüsü yapıldı. Biz de Oral-B olarak biz de içindeyiz hatta bu bir hayaldi, triatlona ilk destek verdiğimizde böyle bir organizasyon yoktu. Bu hayali gerçeğe dönüştürmenin sonsuz bir mutluluğu var. İlk seneye göre de yoğun bir ilgi var. Tanınırlığı sadece Türkiye’de değil, dünyada da sağlandı. Hatta seneye Avrupa-Asya triatlon şampiyonası 2 kıtanın birleştiği tek yerde yapılacak. Sporcu sayısı dörde katlanacak. Bütün dünyada bilinirliği daha fazla sağlanacak. Triatlon hem Türkiye’deki tanıtımına katkıda bulunan, hem de İstanbul’un tanıtımına katkıda bulunan bir organizasyonun Oral-B olarak ana destekçisi olarak mutluluk duyuyoruz” diye konuştu.
‘ÖNÜMÜZDEKİ SENE 50’NİN ÜZERİNDE ÜLKEDEN KATILIM BEKLİYORUZ’
Türkiye Triatlon Federasyonu Başkanı Bayram Yalçınkaya ise “Oral-B’nin büyük desteğiyle organizasyonun dördüncüsünü gerçekleştiriyoruz. İstanbul bir megakent bu nedenle İstanbul’un tanıtıma ihtiyacı yok gibi görünse de 2036 için İstanbul’da olimpiyatları yapmayı düşünüyorsak bu tarz büyük organizasyonların burada yapılması şart. Sportif aktivitelerle İstanbul’un bilinirliğini artırmak, sportif aktivitelerle insanların kafasında yer etmesini sağlamak çok önemli. Asya’dan ve Avrupa’dan en üst düzey yetkililer burada. Önümüzdeki sene tarihte ilk kez 2 kıta şampiyonasının bir arada yapılacağı bir organizasyon planlıyoruz. Önümüzdeki sene 50’nin üzerinde ülkeden katılım bekliyoruz ” ifadelerini kullandı.
‘HEDEFİM 2028 OLİMPİYAT OYUNLARI’
Katılımcılardan paralimpik sporcu Kübra Dere hedefinin 2028 olimpiyat oyunları olduğunu belirterek, “Triatlon güzeldi. Yüzmeden iyi bir dereceyle çıktım. Bisiklet de çok zorlamadı, sadece ilk baştaki çıkışta zorlandık. Koşuda da güzel bir ambiyansla koştuk. Bu enim ilk uzun metrajlı triatlon yarışımdı. Ben de kendimi test etmek istediğim için katıldım. Sonuçtan gayet mutluyum. Daha önce paratriatlon kısmına katılmıştım. İlk defa uzun mesafeye yaş gruplarıyla katılıyorum. Bundan sonraki hedefim paratriatlon alanında milli takıma girmek, ülkemi temsil etmek. Hedefim 2028 olimpiyat oyunlarına katılmak” dedi.
Emre Karagözlü ise “Takım olarak yarıştık. Ben koştum diğer iki arkadaşım sırasıyla yüzüp bisiklet sürdüler. Güzel bir organizasyondu. Ben uzun yıllardır koşuyorum ancak ilk defa bir triatlon yarışmasında takım halinde koştum. Keyifliydi” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DÜNYANIN kıtalararası tek triatlonu olan Oral-B Challenge İstanbul, Beykoz’da yapıldı. Yerli ve yabancı 680 triatletin katıldığı yarışma zorlu bir mücadeleye sahne oldu. Milli sporcu Yusuf Dikeç ve oyuncu Yağmur Tanrısevsin’in, Dikeç’in dünyaca ünlü pozuyla start alan sporcular zorlu parkurda önce İstanbul Boğazı’nda yüzdü, ardından Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü de geçerek 40 kilometre pedal çevirdi. Son olarak Küçüksu-Çubuklu arasında 10 kilometre koştu. Zorlu ve çekişmeli mücadelenin ardından genel klasmanda kadınlarda Ece Calp, erkeklerde Behzad Nobaripur birinci oldu.
Dünyada iki kıta arasında gerçekleşen tek triatlon yarışması olan Oral-B Challenge İstanbul dördüncü kez İstanbul’un Beykoz ilçesinde yapıldı. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın himayesinde, Herkes İçin Spor Federasyonu, Türkiye Triatlon Federasyonu ve Challenge Family iş birliği ile Beykoz Belediyesi’nin ev sahipliğinde ve Oral-B’nin sponsorluğuyla gerçekleşen yarışmaya yerli ve yabancı 680 triatlet katıldı.
Triatletler zorlu mücadeleye güneşin doğmasıyla birlikte 2024 Paris Olimpiyat Oyunları’nda Türkiye’ye gümüş madalya kazandıran milli sporcu Yusuf Dikeç ve Oral-B’nin marka yüzü oyuncu Yağmur Tanrısevsin’in Kanlıca’da Dikeç’in ünlü pozuyla verdiği startla başladı. Sporcular, 2 bin 300 metrelik yüzme parkurunun ardından Küçüksu İskelesi’nde karaya çıktı. Asya’dan Avrupa’ya Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden geçip Harp Akademileri Kavşağı’ndan dönerek 40 kilometrelik parkuru bisikletle tamamlayan sporcular, Küçüksu-Çubuklu arasında 3 tur olarak hazırlanan 10 kilometrelik parkuru koşarak tamamladı.
Etkinliğe P&G Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya Yönetim Kurulu Başkanı Tankut Turnaoğlu ve Türkiye Triatlon Federasyonu Başkanı Bayram Yalçınkaya katıldı. Ayrıca boğazdaki nefes kesen yarışı Avrupa Triatlon Federasyonu Başkanı Renato Bertrandi, Avrupa Triatlon Federasyonu CEO’su Michele Tiozzo, Asya Triatlon Birliği Teknik Kurul Başkanı Sarita T. Zafra ve Challenge CEO’su Jort Vlam da izledi.
Dünyanın en önemli triatlon yarışmalarından biri olan Oral-B Challenge İstanbul’da genel klasmanda kadınlar genel kategorisinde Ece Calp 2: 17: 20’lik derecesiyle birinci olurken, İpek Öztosun 2: 19: 08’lik derecesiyle ikinci ve Zeren Yılmazkaraosmanoğlu 2: 37: 42’lik derecesiyle üçüncü oldu. Erkekler kategorisinde ise Behzad Nobaripur 2: 00: 48’lik derecesiyle birinci olurken, Bahadır Tama 2: 01: 38’lik derecesiyle ikinci ve Dominik Dubej 2: 05: 41’lik derecesiyle üçüncü oldu.
Bu yılki yarışta her üç yaş kategorisinde ilk üç dereceye girenler Challenge tarafından Slovakya’da düzenlenen, markanın orta mesafe amiral gemisi yarışmasına da katılma şansı yakaladı.
TURNAOĞLU: BU HAYALİ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRMENİN SONSUZ BİR MUTLULUĞU VAR
P&G Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya Yönetim Kurulu Başkanı Tankut Turnaoğlu, “Yarışmanın bu sene dördüncüsü yapıldı. Biz de Oral-B olarak biz de içindeyiz hatta bu bir hayaldi, triatlona ilk destek verdiğimizde böyle bir organizasyon yoktu. Bu hayali gerçeğe dönüştürmenin sonsuz bir mutluluğu var. İlk seneye göre de yoğun bir ilgi var. Tanınırlığı sadece Türkiye’de değil, dünyada da sağlandı. Hatta seneye Avrupa-Asya triatlon şampiyonası 2 kıtanın birleştiği tek yerde yapılacak. Sporcu sayısı dörde katlanacak. Bütün dünyada bilinirliği daha fazla sağlanacak. Triatlon hem Türkiye’deki tanıtımına katkıda bulunan, hem de İstanbul’un tanıtımına katkıda bulunan bir organizasyonun Oral-B olarak ana destekçisi olarak mutluluk duyuyoruz” diye konuştu.
‘ÖNÜMÜZDEKİ SENE 50’NİN ÜZERİNDE ÜLKEDEN KATILIM BEKLİYORUZ’
Türkiye Triatlon Federasyonu Başkanı Bayram Yalçınkaya ise “Oral-B’nin büyük desteğiyle organizasyonun dördüncüsünü gerçekleştiriyoruz. İstanbul bir megakent bu nedenle İstanbul’un tanıtıma ihtiyacı yok gibi görünse de 2036 için İstanbul’da olimpiyatları yapmayı düşünüyorsak bu tarz büyük organizasyonların burada yapılması şart. Sportif aktivitelerle İstanbul’un bilinirliğini artırmak, sportif aktivitelerle insanların kafasında yer etmesini sağlamak çok önemli. Asya’dan ve Avrupa’dan en üst düzey yetkililer burada. Önümüzdeki sene tarihte ilk kez 2 kıta şampiyonasının bir arada yapılacağı bir organizasyon planlıyoruz. Önümüzdeki sene 50’nin üzerinde ülkeden katılım bekliyoruz ” ifadelerini kullandı.
‘HEDEFİM 2028 OLİMPİYAT OYUNLARI’
Katılımcılardan paralimpik sporcu Kübra Dere hedefinin 2028 olimpiyat oyunları olduğunu belirterek, “Triatlon güzeldi. Yüzmeden iyi bir dereceyle çıktım. Bisiklet de çok zorlamadı, sadece ilk baştaki çıkışta zorlandık. Koşuda da güzel bir ambiyansla koştuk. Bu enim ilk uzun metrajlı triatlon yarışımdı. Ben de kendimi test etmek istediğim için katıldım. Sonuçtan gayet mutluyum. Daha önce paratriatlon kısmına katılmıştım. İlk defa uzun mesafeye yaş gruplarıyla katılıyorum. Bundan sonraki hedefim paratriatlon alanında milli takıma girmek, ülkemi temsil etmek. Hedefim 2028 olimpiyat oyunlarına katılmak” dedi.
Emre Karagözlü ise “Takım olarak yarıştık. Ben koştum diğer iki arkadaşım sırasıyla yüzüp bisiklet sürdüler. Güzel bir organizasyondu. Ben uzun yıllardır koşuyorum ancak ilk defa bir triatlon yarışmasında takım halinde koştum. Keyifliydi” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BOLU İl Emniyet Müdür Yardımcısı Türker Uygur, 28-31 Ağustos tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenen Vücut Geliştirme ve Fitness Şampiyonası’nda üçüncü oldu.
Türkiye 2024 Vücut Geliştirme ve Fitness Şampiyonası, 28-31 Ağustos tarihleri arasında İstanbul’da düzenlendi. Yarışmada sporcular farklı kategorilerde mücadele etti. Bolu’da İl Emniyet Müdür Yardımcısı olarak görevli Türker Uygur(51)’de yarışmaya katıldı. Uzun süredir yarışma için hazırlanan ve 45 yaş üstü kategoride mücadele eden Uygur, jüri değerlendirmesi sonucunda 3’üncü oldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL’A YAĞIŞ UYARISI
Ülke genelinde bir süredir yağışlı hava etkisini gösterirken, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden yeni uyarı geldi. Aralarında İstanbul’un da olduğu 22 ilde kuvvetli yağış beklendiği belirtildi.

22 İLE SARI KOD, 2 İLE TURUNCU KOD
Meteoroloji’nin verilerini paylaşan AFAD yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Meteoroloji’den alınan son bilgilere ve yapılan değerlendirmelere göre; 2 ilimize Turuncu, 22 ilimize ise Sarı kod ile yağış uyarısı yapılmıştır. Kırklareli, Tekirdağ’a turuncu uyarıda bulunulmuştur. Sarı uyarıda bulunulan iller ise Kastamonu, Karabük, Bolu, İstanbul, Sinop, Çankırı, Adana, Mersin, Osmaniye, Hatay, Kahramanmaraş, Ardahan, Artvin, Kars, Edirne, Konya, Antalya, Isparta, Afyonkarahisar, Denizli, Burdur, Manisa şeklindedir.
2 İLDEN 57 İHBAR ALINDI
Turuncu yağış uyarısı verilen 2 ilimizden toplam 57 ihbar alınmıştır. Karabük ilimizde 5 vatandaşımızın tahliyesi gerçekleştirilmiştir. Vatandaşlarımızın ani sel, su baskını, heyelan, yıldırım, yerel dolu yağışı, ani kuvvetli rüzgar ve kısa süreli fırtına ile ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli olmasını önemle hatırlatıyoruz.”

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika haberleri: Meteoroloji Genel Müdürlüğü, yeni güne ilişkin hava durumu tahmin raporunu paylaştı. Buna göre; hava sıcaklığında önemli bir değişiklik olmayacağı ve mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin edilirken, İstanbul dahil 3 il için gök gürültülü sağanak uyarısı yapıldı. İşte son dakika hava durumu haberinin detayları…

MGM’den yapılan tahminlere göre, bugün Marmara’da beklenen gök gürültülü sağanak, Kırklareli, Edirne ve Tekirdağ çevreleri ile İstanbul’un Çatalca, Silivri, Arnavutköy ve Büyükçekmece ilçelerinde yerel kuvvetli, Kırklareli’nin Demirköy ve Vize ile Tekirdağ’ın Saray ilçelerinde kuvvetli, yer yer çok kuvvetli olacak.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

HAVA SICAKLIĞI VE RÜZGAR
Hava sıcaklığında önemli bir değişiklik olmayacağı ve mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin ediliyor.

Rüzgarın genellikle kuzeyli, güney kesimlerde güney ve batılı yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette esmesi bekleniyor.

YAĞIŞLAR NE KADAR SÜRECEK?
Öte yandan Meteoroloji Müdürlüğü ve AKOM tarafından yapılan sağanak yağış uyarıları ile suya hasret kalan İstanbul 4 Eylül’e kadar sağanak yağışın etkisinde kalacak.
Sıcak ve nemli havanın sonrasında 3 gündür devam eden sağanak yağışların 4 Eylül tarihine kadar İstanbul il genelinde yerel kuvvetli yağışların etkili olmasının beklendiği kaydedildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Boğazı’nda düzenlenen ve bu yıl tarihin en yüksek katılımcı sayısıyla gerçekleşen Kıtalararası Yüzme Yarışı, 77 ülkeden 2 bin 800’ü aşkın yüzücüyü bir araya getirdi. İstanbul’un eşsiz manzarası ve boğazın zorlu akıntıları arasında gerçekleştirilen bu prestijli yarışta, katılımcılar Asya’dan Avrupa’ya kulaç atarak iki kıtayı birleştirdi. Yarışta Aydın’ı temsil eden Kuşadalı yüzü Aslı Keçelioğlu ise ilk 10’a girerek Aydın’ın gururu oldu. Bu yılki yarışta, İstanbul Boğazı’nın değişken akıntıları ve yoğun rekabet ortamı birçok yüzücüyü zorlarken, Keçelioğlu, hem deneyimi hem de azmiyle ilk 10’da yer almayı başardı.
Aslı Keçelioğlu, yarışmanın ardından yaptığı açıklamada, “İstanbul Boğazı’nın her zamanki sürpriz dolu zorlu akıntılarında, kendi klasmanımda yine ilk 10’a girmeyi başardım. Bu başarıyı bir kez daha elde etmek benim için büyük bir gurur kaynağı oldu. Kuşadası’nı en iyi şekilde temsil etmek için her zaman olduğu gibi elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım” ifadelerini kullandı. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>” İstanbul Havalimanı‘nda maymun çiçeği virüsüne rastlamadık”
İSTANBUL – Dünya Sağlık Örgütü tarafından acil durum ilan edilen M çiçeği virüsüyle ilgili İstanbul Havalimanı Başhekimi Dr. Aykut Yener Kavak, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile birlikte toplamda 11 Afrika ülkesinden gelen uçuşların yakın takibe alındığını ve herhangi bir olumsuz duruma rastlanılmadığını açıkladı.
Başta Kongo Demokratik Cumhuriyeti olmak üzere 11 Orta Afrika ülkesinde görülen M çiçeği virüsünün ardından gözler havalimanlarındaki Afrika uçuşlarına çevrildi. Afrika uçuşlarının endişe uyandırması nedeniyle Avrupa’nın en yoğun havalimanlarından biri olan İstanbul Havalimanı’nda da bir dizi tedbir uygulanması kararı alındı. Sağlık Bakanlığı bünyesinde bulunan, Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü İstanbul Havalimanı Baştabipliği, havalimanı işletmecileri ve havayolu şirketlerine alınacak önlemler konusunda geçtiğimiz günlerde bir toplantı düzenlemişti. Özellikle virüsün tespit edildiği ülkelerden İstanbul Havalimanı’na gelen Afrikalı yolcular mercek altına alındı. Bu kapsamda belirlenen 11 ülkeden (Burundi, Orta Afrika Cumhuriyeti, Kongo, Kamerun, Gana, Liberya, Nijerya, Ruanda, Kenya, Fildişi Sahili ve Güney Afrika) gelen yolcular takip edilecek.
İstanbul Havalimanı Başhekimi Dr. Aykut Yener Kavak, M çiçeği virüsüyle ilgili açıklama yaptı. Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü İstanbul Havalimanı Başhekimi Dr. Aykut Yener Kavak, havalimanında yürütülen çalışmalar ve sürecin takibine ilişkin bilgi verdi. Dr. Kavak, “Dünya Sağlık Örgütü, 14 Ağustos’ta küresel acil durum ilan ettikten sonra biz de havalimanımızda mevcut ekiplerimizle Afrika bölgesinden, özellikle de Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nden gelen yolcuları izlemeye başladık. Gözlem altına aldık. Öte yandan oradan gelen uçaklardan herhangi bir vaka bildirimi olup olmadığını ya da seyahat sırasında rastlanan yolcu olup olmadığını arkadaşlarımızdan sorgulayarak uçağın kapısına giderek kontrollerimizi devam ettiriyoruz” dedi.
“11 Afrika ülkesinden gelen uçuşlar takibe alındı”
Demokratik Kongo Cumhuriyeti dışında etrafta vaka sayısı fazla olan 11 Afrika ülkesinden gelen uçuşların takibe alındığının altını çizen Kavak, “Eğer şüpheli veya olası vaka olursa bu da seyahat sırasında kuleye ya da yer hizmetleri tarafından yine acil durum merkezine bildirilebilir. Bizim ekiplerimiz bu çağrıyı aldığı zaman, vakayı değerlendirmek üzere vakanın olduğu yerden daha izole bir alana alarak, gidip muayenesini yapıyorlar. Eğer şüpheli bir vaka görürsek bunun sevki için de 112 vasıtasıyla belirlenmiş hastaneye teşhis ve tedavi amacıyla sevkini yapacağız” diye konuştu.
“İstanbul Havalimanı’nda vakaya rastlamadık, herhangi bir ek tedbir almış durumda değiliz”
Havalimanında toplam iki adet karantina odasının olduğunu ve meydana gelmesi muhtemel vakaları da bu odalarda izole edileceğini söyleyen Dr. Aykut Yener Kavak, hem İstanbul Havalimanı hem Türkiye’de bugüne kadar böyle bir vakaya rastlamadıklarını vurguladı. Havalimanı personelinin ve hava yolu şirketlerinin dikkat etmesi gereken hususlara dikkat çeken Kavak, “14 Ağustos’ta Dünya Sağlık Örgütü küresel acil durumu ilan ettikten sonra havalimanında bu uçuşları mercek altına aldık. 17 Ağustos’ta biz havalimanın paydaşlarının katılımıyla genel müdürümüzün başkanlığında toplantı düzenledik. Burada hastalıktan korunma yoluyla ve havalimanındaki çalışan personelin dikkat etmesi gereken konularla ilgili detaylı bilgilendirme yaptık. Aynı zamanda bu toplantıya bilim kurulu başkanımız Prof. Dr. Ateş Kara’da online olarak katıldı ve tüm katılımcılarının bu hastalıkla ilgili sorularını detaylı olarak cevaplandırdı. Virüsün belirtileri aslında spesifik olarak vücutta döküntü var ama onun öncesinde tabii ki ateş, enfeksiyon, halsizlik, baş ağrısı, kas ağrısı gibi belirtiler olması gerekiyor. Şu anda herhangi bir ek tedbir almış durumda değiliz sadece izlemeye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbulKültür Üniversitesi’nde Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi’nin faaliyete açılmasını duyuran, Üniversite Rektörü Prof. Dr. Fadime Üney Yüksektepe ve üniversitenin Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi Müdürü Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Burcu Yavuz Tiftikçigil, üniversite öğrencilerinin, sürdürülebilir kalkınma amaçlarının gerçekleşmesinde en önemli rolü üstlendiklerini belirtti.
İstanbul Kültür Üniversitesi Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi’ni faaliyete açtı. Müdürlüğünü Üniversitenin Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Burcu Yavuz Tiftikçigil’in yürüteceği Merkezde sürdürülebilir kalkınmada üniversite ve sanayi iş birliği üzerine çalışmalar olacak.
REKTÖR PROF.DR.YÜKSEKTEPE: SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMADA ÜNİVERSİTELERİN ROLÜ BÜYÜK
Sürdürülebilir kalkınma amaçlarının bir kültür olarak benimsenmesi, gerektiğini kaydeden Üniversitenin Rektörü Prof. Dr. Fadime Üney Yüksektepe, üniversitelerin bu başlıktaki rolünden bahsederek, “2015’te Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Konferansında “Gündem 2030: BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları” belirlendi. Bu kapsamda üniversitelerden beklenen bir rehberlik misyonu var. “Gündem 2030″ İstanbul Kültür Üniversitesi olarak bizim Kurumsal Anayasamızda başta doğaya, çevreye saygı ve toplumsal duyarlılık olmak üzere pek çok maddemizle örtüşüyor. Dolayısıyla Merkezin açılışında Gündem 2030 referansımız, kurumsal anayasamız ise planladığımız faaliyet alanlarında ilham kaynağımız oldu” dedi.
“BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİN BELİRLEDİĞİ TÜM KALKINMA AMAÇLARI BİZİM İÇİN KIYMETLİ”
Pandemi ile birlikte kriz ve riskler noktasında çok önemli dersler alındığını kaydeden Rektör Prof. Dr. Üney Yüksektepe, Kültür Üniversitesi’nin Sürdürülebilir Kalkınma Merkezinde odaklanacakları temel faaliyet alanlarını ise şöyle açıkladı: “Birleşmiş Milletlerin belirlediği tüm kalkınma amaçları bizim için çok kıymetli. Bu 17 amaç içinde Kültür olarak; nitelikli eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği, sanayi, yenilikçilik ve altyapı, eşitsizliklerin azaltılması, amaçlar için ortaklıklar alanında Merkezimizle fayda üreteceğiz. Merkez bünyesinde tüm çalışma başlıklarımızda önlisans ve lisans öğrencilerimizin aktif rol alması da bizim için önemli. Her öğrencimizi, sürdürülebilir kalkınma amaçlarını içselleştirmiş, bu konuda duyarlı bireyler olarak iş dünyasına hazırlamak en önemli hedefimiz”.
PROF.DR. TİFTİKÇİGİL: SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMADA SANAYİ VE ÜNİVERSİTE İŞ BİRLİĞİ ÖN PLANDA OLACAK
2024-2025 yılında faaliyetlerine başlayacak Sürdürülebilir Kalkınma Merkezinin; ulusal ve uluslararası boyutta çalışmalara odaklanacağını belirten Merkez Müdürü Prof. Dr. Burcu Yavuz Tiftikçigil, sürdürülebilir kalkınma amaçlarını yükseköğretim misyonu ve vizyonunun bir parçası olarak benimsediklerini belirtti. Eğitim faaliyetlerini gerçekleştirirken; çevresel, sosyal ve ekonomik açıdan topluma sürdürülebilir bir yaşam biçimi oluşturma konusunda da öncülük etmeyi hedeflediklerini belirten Prof.Dr. Yavuz Tiftikçigil merkezin amaçları ve faaliyet alanlarını şöyle özetledi:
“Öncelikli amacımız Sürdürülebilir kalkınmanın bir alan olarak gelişmesi ve farkındalığı artırmak. Bu amaç çerçevesinde sanayi ile üniversite iş birliğini sağlamak ve geliştirmek üzerine çıktılar vereceğiz. Türkiye’deki yeşil ekonomik dönüşüm başlığındaki konular da alanımızda olacak. Mikro ve makro düzeyde sürdürülebilir büyüme ve kalkınma, kapsayıcı kalkınma, adil dönüşüm, ekonomik, sosyal ve ekolojik sürdürülebilirlik gibi alanlarda bilgi üretmek, araştırma ve uygulama girişimlerimiz olacak. Sürdürülebilir kalkınmayı merkeze alan kurum ve kuruluşlara eğitim-öğretim, danışmanlık hizmeti, Ar-Ge ve proje desteği başlıklarında da aktif çalışmalarımız olacak.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul’un gözde yerlerinden olan Üsküdar ilçesine bağlı Vaniköy sırtlarında bulunan inşaa edilen bir yapı, vatandaşların dikkatini çekti.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) yetki alanındaki bölgede yapımı devam eden ve kaçak olduğu ortaya çıkan yapıyla ilgili de Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı harekete geçti.
İNCELEME BAŞLATILDI
İstanbul İl Müdürlüğü, Vaniköy’de Boğaziçi Öngörünüm Bölgesi’ndeki inşaat faaliyetlerine ilişkin inceleme başlatıldığını duyurdu.
Bu incelemenin başlatılmasının akabinde de bugün Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Murat Kurum’dan konuya dair açıklama geldi.
“GEREKLİ İŞLEMLER YAPILDI”
Açıklamasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni uyardıklarını söyleyen Bakan Kurum, kaçak inşaatla ilgili gerekli işlemlerin yapıldığını aktardı.
“BURADAKİ İMARA UYGUN OLMAYAN KAÇAK BİR YAPIYLA KARŞI KARŞIYA KALDIK”
Bakan Kurum, açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi;
İstanbul Boğazı sadece orada oturan, yaşayanların değil, hepimizin ortak meselesi. Boğaz’ımızın güzelliğinin korunması adına, oradaki tarihi yapıların korunması adına biz Boğaziçi Öngörünüm Bölgesi’ne gözümüz gibi bakıyoruz. Boğaziçi Öngörünüm Bölgesi’nde maalesef buradaki imara uygun olmayan bir kaçak yapılaşma ile karşı karşıya kaldık.

“İBB’Yİ HEM YAZILI HEM DE SÖZLÜ OLARAK UYARDIK”
İBB’ye ait bu bölgede ekiplerimizle hem İBB’yi yazılı ve sözlü uyarmak suretiyle hem de inşaatı durdurmak suretiyle müdahale ettik. Gerekli hukuki süreç işlemleri yürütülmektedir. Kaçak yapıyla ilgili İBB’ye gerekli uyarı yapılmıştır.
“HERHANGİ BİR KAÇAK YAPININ YAPILMASINA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”
Biz de anbean bakanlık olarak takip edeceğiz. Burada herhangi kaçak bir yapı yapılmasına müsaade etmeyeceğiz. Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi kararlılıkla devam edeceğiz. Bu güzellikler bize emanet. Geleceğe aynı şekil aktaracağız. Ekiplerimiz kaçak yapıyla ilgili her süreci takip etmektedir.







Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>” Mimar Sinan‘ın Esenler’e mührü” olarak nitelenen ve kaynaklara göre Süleymaniye su yolunun bir parçası olan Avas Su Kemeri, 1559 öncesinde tamamlandı.
Yılanlı Kemer, Kara Kemer gibi isimlerle de anılan ve tarihi haritalarda 12 kemerli çizilen yapı, Mimar Sinan’ın diğer su kemerleriyle benzerlikler taşıyor.
Osmanlı döneminde birkaç kez tamir geçiren ancak zamanla bakımsız bırakılan kemerin çevresinde 1970’lerden sonra birçok bina inşa edildi.
Esenler Belediyesi tarafından 2009’da restorasyon çalışmaları başlatılan kemer yeniden ihya edildi.
Bitişiğindeki ve çevresindeki 100 konut kaldırıldı
AA muhabirine tarihi su kemeri ve çevresine ilişkin hazırladıkları projeleri anlatan Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, geçmişte lojistik merkezi olarak kullanılan bölgenin Osmanlı döneminde önemli su yollarından biri haline geldiğini belirtti.
Göksu, 2009’da görevi devralmasıyla birlikte metruk halde bulunan kemerin restorasyon sürecini başlattıklarını anlatarak, “Çalışmalar sonunda kemeri ortaya çıkardık. Bu kemere bitişik ve etrafında olan 100 konut vardı. O binaları kaldırdık, hepsini Türkiye’nin en büyük kentsel dönüşüm alanına taşıttık ve orayı boşalttık. Şu anda oradan çıkan insanlar kendi güvenli konutlarında oturuyorlar.” diye konuştu.
Göksu, kemeri restore ettikten sonra tarihsel ve kültürel yapıyı göz önünde bulundurarak alanı değerlendirmek için harekete geçtiklerini ifade etti.
Projelerin onaylanmasının ardından çalışmalar başlayacak
Hazırladıkları projeleri Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna sunduklarını belirten Göksu, projelerin onaylanmasının ardından hemen çalışmalara başlayacaklarını söyledi.
Toplam proje alanının 50 bin metrekare olduğunu bildiren Göksu, kemer vadisinin müze, çocuk köyü, okuma alanı ve cami ile birlikte kültürel bir havza haline dönüşeceğini kaydetti.
Esenler’de suyun İstanbul’un değişik yerlerine hangi ölçekle verileceğini belirleyen su terazilerinin de bulunduğunu dile getiren Göksu, şu bilgileri verdi:
“Öncelikle burada bir su müzesi inşa edeceğiz. Müzenin yanı sıra çocuk köyü yapacağız. Su, çocuk, tarih, kültür buluşmasıyla hem su kemerinin bize kalan tarihi mirasını hatırlamak ve hatırlatmak hem de bu su ruhuna uygun projeyle burayı genişletiyoruz. Yani su kemeri su taşımıyor olsa da tarihi birikimi ile beraber kendi siluetini muhafaza etmiş olacak.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
REHA MUHTAR YOĞUN BAKIMA KALDIRILDI
Reha Muhtar, evvelsi gece evinin merdivenlerinden düşmesi sonucu yaralanarak, kaldırıldığı hastanede entübe edilmişti. Muhtar’ın tedavisi hastanede devam ederken, velayeti babası Muhtar’da olan Poyraz’ın annesi oyuncu Deniz Uğur, şarkıcı Nilüfer ve evlat edindiği kızı Ayşe Naz Yumlu tarafından oğlunun alıkonulduğunu iddia etmişti. Deniz Uğur, avukatı aracılığıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına şarkıcı Nilüfer ve kızı Ayşe Naz Yumlu hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Savcılığa sunulan dilekçede, Poyraz hakkında Sarıyer İlçe Emniyet Müdürlüğü Çocuk Büro Amirliği’ne kayıp ihbarı yapıldığı da yer almıştı.

MUHTAR’IN ESKİ EŞİ BASIN TOPLANTISI DÜZENLEDİ
Deniz Uğur, yaptığı basın açıklamasında yasal olarak oğlu Poyraz’ın kendisinde olması gerektiğini belirterek, şunları söyledi: “Benden önce Seren Serengil hastaneye ulaştı. Ben o sırada 112’yi aradım. Dedim ki, ‘Çocuğumun nerede olduğunu bilmiyorum, hastaneden bilgi alamıyorum. Babası yoğun bakımda olduğu için benim yanımda olması gerekir. Çünkü çocukla ilgilenecek durumda değilken annesi olarak bana teslim edilmesi gerekir. Nerede olduğunu bilmiyorum’ dedim.
“ÇOCUĞUMUN AYŞE YUMLU’NUN YANINDA OLDUĞUNU SEREN SERENGİL SÖYLEDİ”
Polisler babasının evine gittiler, orada kapıyı açan olmadı. Oğlumun yanında Ayşe Nazlı Yumlu’nun bulunduğunu ben hastaneye gitmeden önce Seren Serengil’den öğrendim. Seren, ‘Poyraz burada, yanında Ayşe Nazlı var’ dedi. Derhal hastaneye gittim, yönetimle konuştum. ‘Çocuğum nerede?’ dedim. Babasının durumunu ve kaç gün hastanede kalacağını öğrenmek istedim. Hastane yönetimi bana bilgi olarak Reha Muhtar’ın durumunun ne olacağını henüz söyleyemeyeceklerini belirtti.

“ÇOCUĞUM KAZA ANINDA YANINDAYMIŞ”
Çocuğum da kaza anında yanındaymış, ambulansı o çağırmış. Dolayısıyla çocuğumun da bir psikolojik desteğe ihtiyacı var. Hastaneden Ayşe Nazlı ile ayrıldığını söylediler. Sorumluluk yasal olarak o an tamamen bende olmasına rağmen Ayşe Naz Yumlu’yla beraber hastaneden ayrıldığını söylediler. Nilüfer Hanım’ın menajerine ulaştık. Oğlumun benim yanıma getirilmesi gerektiğini söyledik. Bize telefonlarını vermedikleri gibi onlara da ulaşamadıklarını söylediler. Avukatım da bir yandan ulaşmaya çalışıyordu, polis de ulaşmaya çalışıyordu.”
“POLİSLER NİLÜFER’İN EVİNDE KİMSEYİ BULAMADILAR”
Bu olayın çocuk kaçırma olduğunu vurgulayan Uğur sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Ben hastaneden çıktıktan sonra işlemleri başlatmak üzere ve şikayetçi olmak üzere çocuk kaçırma suçundan hemen karakola gittim. Polisler de Nilüfer Hanım’ın evine gittiler, orada da kimseyi bulamadılar. Çocuğumun nerede olduğunu hiç kimse öğrenemedi. Ben neye üzüleceğimi şaşırmış durumdayım. Ben ne yapacağımı bilmiyorum şu anda. Ben 24 saatten fazladır çocuğuma ulaşmaya çalışıyorum, çocuğum benimle konuşturulmuyor.

“BU ÇOCUK KAÇIRMADIR”
Yanında çocuğum hakkında hiçbir yetkisi olmayan insanlarla. Bu olayın magazinle bir alakası yok, bu adli bir olay. Bu çocuk kaçırmadır. Dış kapının mandalı olan insanlar hiçbir yasal hakları, yükümlülükleri olmamasına rağmen benim çocuğumu benden kaçırıyorlar. Bir şey mi saklıyorlar? Poyraz’ı neden benden ve devlet görevlilerinden uzak tutmaya çalışıyorlar? Kazanın olduğu gecenin daha erken saatlerinde Reha Bey’in oğlumla birlikte bir restoranda olduğunu, çok yüksek miktarda alkol tükettiğini, sonra kendinde olmayan bir şekilde yere kapaklandığını, hala arabayı kendisinin kullanmak istediğini, oğlumun orada sinir krizi geçirdiğini, ‘Baba ne olur arabayı sen kullanma’ dediğini görgü tanıkları söylüyorlar.
“ÇOCUK ZORLA ARABAYA BİNDİRİLMİŞ”
Bu herkesin gözü önünde olmuş bir şey. Ardından da çocuk zorla arabaya bindirilmiş ve gidilmiş. Bu insan beyin kanaması geçirdiyse yolda da geçirebilirdi. Alkol aldığı için kaza yapmış olabilirdi, benim oğlum bugün hayatta olmayabilirdi. Hukuki olarak suç duyurusunda bulundum. Yargılanacaklar. Reha Muhtar’ın içkiyi fazla kaçırdığında saldırganlaştığını ve çocuğun üstüne yürüdüğünü Seren Serengil mahkemede anlatmıştı. Her şey olmuş olabilir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİT’ten terör örgütü PKK/KCK’nın Finlandiya yapılanmasına operasyon
İSTANBUL – Terör örgütü PKK/KCK’nın Avrupa yapılanmalarına yönelik operasyonlarına devam eden Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), son olarak örgütün sözde Finlandiya sorumlusu Naze Ad kod adlı Mehnaz Omarı’yı yakaladı.
MİT ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nün ortak operasyonu sonucu, PKK/KCK’nın Finlandiya yapılanmasında sözde sorumlu düzeyde faaliyet gösteren İran/Urumiye kökenli Naze Ad kod adlı Mehnaz Omarı yakalanarak cezaevine gönderildi.
İranlı terörist Mehnaz Omarı, Finlandiya’da PKK/KCK kadroları ile örgüt üst yönetimi arasında koordinasyonu sağlıyordu. Ayrıca, PKK/KCK’lı Omarı, örgüte kişi aktarımı ve finans temininde de sorumlu düzeyde faaliyet gösteren terörist Omarı, örgüt adına Finlandiya’da eylem ve etkinlikleri de organize ediyordu.
Finlandiya Yapılanması ile İlgili Bilgiler Ele Geçirildi
Uzun süredir MİT’in takibinde olan Naze Ad kod Mehnaz Omarı, düzenlenen başarılı bir operasyonla İstanbul’da yakalanarak cezaevine gönderildi.
Mehnaz OMARI’nın yakalanması ile örgütün Finlandiya yapılanmasına ilişkin pek çok bilgiye de ulaşıldı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sarıyer ilçesinde bulunan Rusya Büyükelçiliği Yazlığının önünde yer alan, döneminde deniz hamamı ve yüzme kabini olarak kullanıldığı bilinen yapının durumu ise sahilde yürüyen ve denize girenlerin dikkatini çekiyor. Denizin içinde bulunan ve prefabrik yapıyla kapanarak, dikenli tellerle önlem alınan yaklaşık 20 metrelik yapı bakımsız görüntüsüyle göze çarptı. Görenler, boğazda yer alan küçük yapıyı gecekonduya benzetti. İBB’den yapının özel mülk olduğu bilgisi verilirken, yapının İstanbul Boğazı’ndaki durumuna dair bilgiye ulaşılamadı.
Arkeolog Ömer Faruk Yavaşçay, yapıyla ilgili bilgi verdi, restore edilmesi gerektiğini vurguladı. Yavaşçay, “Arkamızda gördüğünüz yapı bir deniz hamamı, derya hamamı ve boğaz hamamı da deniyor. Bunlar aslında Osmanlı’nın son dönemlerinde 19.yüzyılın başlarında ortaya çıkmış yapılar. Osmanlı Dönemi’nde insanların çıplak vücutla havuza ya da denize girmesi hoş karşılanmayan bir durumdu. Osmanlı’da buna bir çözüm bulunması açısından bunlar geliştirildi” dedi.
Yavaşçay, “İnsanların rahat bir şekilde ortasında yüzebileceği, etrafı kapalı yapılardı. Böylelikle insanlar içinde rahat bir şekilde vakit geçirebiliyordu. Erkekler genelde diz altı şortlarla, kadınlar da bel hizalarından diz kapaklarına uzanacak uzun kıyafetlerle giriyorlardı” diye konuştu.
Yavaşçay, “Bunlar başta denize kazıklar çakılıp, etrafı ahşapla örülerek ortasında havuz oluşturulan yapılardı. Bazıları çok büyük olurdu, bunlar umumi havuzlardı. Osmanlı’nın son dönemi cumhuriyetin başında plajlar açılmaya başlandı. Plajlardan dolayı artık insanlar deniz hamamlarına rağbet göstermedi. Yavaş yavaş bu kültür kayboldu. Osmanlı döneminde 100’e yakın deniz hamamı vardı. Maalesef, onlardan günümüze sadece 2-3 tane ulaşmış durumda. Onlardan bir tanesi de burada bulunmakta” şeklinde konuştu.
Yavaşçay, “Maalesef bu çok kötü ve bakımsız durumda. Buranın, o eski günleri hatırlatır şekilde restore edilmesi ve insanların kullanımına açılması gerekiyor. Bu hamamların ortalama tarihi bilinmiyor. Buna ait özel tarihi bilgiler yok. Hemen Rus Konsolosluğu’nun bir yazlık köşkü var, ona ait” dedi.
Yavaşçay, “Tabi bunlar eskiden boğazın simgeleriydi. Günümüzde de bu durumda olması insanların dikkatini çekiyor. Gördüklerinde tepki veriyorlar, arsa da değerli bir arsa. Tabi denizin içinde, boş bir şekilde duruyor. Kültür Bakanlığı, İBB ve konsolosluğun ortak çalışmasıyla hayata kazandırılabilir. Şu anda denizde duran bir gecekonduyu andırıyor. Yapı maalesef çok değişmiş, beton eklentiler de var” şeklinde konuştu.
Uzun bir süredir Sarıyer’de yaşadığını söyleyen Şahin Yıldırım, “Ben kendimi bildim bileli yani 9 yaşındayken ilk defa gördüm şu an yaşım 58, bu yapı burada. Burası Rus Sefaretine aittir, Ruslar burada yüzerlerdi. Bir ara tadilat yaptılar, sonra ön tarafı çöktü böyle de bıraktılar. Kötü görünüyor, zaten ön tarafı çökmüş. Bunun buradan ya kaldırılması ya da restore edilerek düzgün bir şekilde görünecek” dedi.
Sahilde yürüyüş yapan Melek İnter, “Bu yapı buradan kaldırılmamalı fakat restore edilmeli sonuçta tarihten bir yer” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yolda yürürken çekilen videoları sosyal medyada “Pendikli Forrest Gump” başlığıyla yayılan ve kimilerinin hakkında çeşitli rivayetlerde bulunduğu Selami Salman basında da yer alınca kimliği ve neden her gün yürüdüğüne dair merak daha da artmıştı.
50’li yaşlarda olan ve yıllardır E-5 kara yolunda kilometrelerce yürüyen Selami Salman, iddiaya göre yaz kış, yağmur çamur fark etmeksizin sabah saatlerinde evinden çıkıp saatlerce yürümesiyle dikkat çekmişti.
Salman, neden yürüdüğü sorusuna “Söyleyecek bir şey yok. Ne diyeceğim? Sen de yürüyorsun, sen neden yürüyorsun? Yürürken bunalmıyorum. Kartal’a kadar yürüyorum, Tersane Köprüsü’nden dönüyorum. Sonra eve gidiyorum. Selami’yi arıyor millet, o benim” diye yanıt vermişti.
Salman konuşmasının devamında, “Burası bana iyi geliyor. Bir istediğim yok. Su veriyorlar, arabadan. Söylüyorum. “Selami ben.” dedi.
Selami Salman, Pendik’in Kavakpınar Mahallesi Terzi Sokak’ta yaşadığı evinde dün saat 21.00 sıralarında ölü bulundu.
Durumun bildirilmesi üzerine olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekibi, Salman’ın hayatını kaybettiğini belirledi.
Selami Salman’ın cenazesi ölüm nedeninin belirlenmesi için otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre Gürdoğan, İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede sabah saatlerinde hayatını kaybetti.
Gürdoğan’ın cenazesi bugün öğlen vakti Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii’nde kılınacak namazın ardından Eskişehir’de defnedilecek.
Eskişehir’de 1945’te dünyaya gelen Gürdoğan, iktisat alanında 1994’te profesör oldu, yurt içi ve yurt dışındaki üniversitelerde dersler verdi.
Prof. Dr. Gürdoğan, “Görünmeyen Üniversite”, “Teknolojinin Ötesi”, “Kültür ve Sanayileşme”, “Hicaz’dan Endülüs’e” ve “Zamanı Aşan Şehirler” adlı eserlere de imza attı.

TBMM BAŞKANI KURTULMUŞ’TAN, PROF. DR. GÜRDOĞAN İÇİN BAŞSAĞLIĞI MESAJI
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, hayatını kaybeden gazeteci ve yazar Prof. Dr. Ersin Nazif Gürdoğan için başsağlığı mesajı yayımladı.
Kurtulmuş, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında, “Vefatını derin bir üzüntüyle öğrendiğim edebiyat dünyamızın önemli dergilerinden Mavera’nın temel direklerinden değerli ilim, fikir ve düşünce adamı Nazif Gürdoğan ağabeye Allah’tan rahmet; ailesine ve dostlarına sabır ve başsağlığı diliyorum. Kabri nur, mekanı cennet olsun.” ifadesini kullandı.
ÖMER ÇELİK: VEFATINDAN BÜYÜK ÜZÜNTÜ DUYDUK
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “AK Partimizin kurucularından, fikir insanı Prof. Dr. Ersin Nazif Gürdoğan’ın vefatından büyük üzüntü duyduk. Allah rahmet eylesin. Değerli ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbulKağıthane’de park halinde olan otomobilde bulunan ve Filistinli oldukları öne sürülen kişilere yönelik maskeli kişi ya da kişilerce silahlı saldırı düzenlendi. Baretta marka susturucu takılı silahla düzenlendiği belirlenen saldırıda aracın şoför koltuğunda oturan Anas Abdel K. (30) hayatını kaybetti.

Ön koltukta oturan arkadaşı Fadı M. (31) ise camdan çıkıp bir çiğköfteciye sığındı ama saldırgan peşinden gidip orada ağır yaralamıştı. Olayda ikilinin korumalığını yapan emekli asker Eray K. ise bacağından yaralanmıştı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Konuyla ilgili İstanbul polisi hemen harekete geçti yapılan çalışmalarda ifadesi alınan E.K. 3 gün önce emlak ve gayrimenkul işi yapan Anas El K. ve Fadı M.’nin yanında işe başladığını ve emekli asker olduğunu söyledi. İddiaya göre 3 kişi Zeytinburnu’nda araçla Kağıthane’ye gelmiş burada S.A.Z. isimli yine Filistinliyle görüşmüşlerdi.

CAMDAN ATLAYIP KAÇTI AMA KURTULAMADI
15 dakika sonra görüşme çıkışında olay yerinde araç içerisinde 3 kişi beklediği sırada yanlarına gelen yüzü maskeli bir şahsın peş peşe ateş ederek şoför koltuğundaki Anas El. K.’yı öldürdü ardından da arka koltukta olan koruma E.K’ya ateş açtı.

Saldırgan ön koltukta otururken camdan atlayıp kaçan ve çiğköfteciye giren Fadı M.’yi de dükkanda ağır yaraladı ve olay yerinden kaçtı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Aydın’ın gözde tatil ilçelerinden Didim’in Mavişehir Mahallesi’nde 53 yıl önce inşa edilen Sahil Sitesi S.O.S. veriyor. Tabut binalar olarak adlandırılan evlerin bazılarının kolonlarındaki betonlar kendiliğinden dökülüyor.

Üzerindeki sıvaların döküldüğü kolonların demirleri bile ortaya çıkarken, korku yaşayan vatandaşlar evlerine bile girmek istemiyor. Bu durum site sakinlerinde büyük tedirginlik ve korku yaratıyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Sahil Sitesi sakinlerinin tek isteği CHP’li Didim Belediyesi’nin yaklaşık 2 bin 500 kişinin yaşadığı 1137 konutu riskli yapı ilan ederek boşaltılmasını sağlaması.

Ancak belediye yetkilileri şu ana kadar bir adım atmayınca, sitedeki evlerin dönüşümü bugüne kadar bir türlü yapılamadı.

VATANDAŞLAR CHP’Lİ BELEDİYEYİ GÖREVE ÇAĞIRDI
Tabut evlerden yaşamaktan dolayı büyük korku yaşadıklarını söyleyen site sakinleri, “Yaklaşık 2 bin 500 kişinin yaşadığı sitede 50+1 çoğunluk sağlanamadığı için kentsel dönüşüme sokamadık.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Saldırıda Filistin uyruklu olduğu öğrenilen 1 kişi hayatını kaybetti, 2 kişi de yaralandı.
Zanlı olay yerinden kaçarken saldırıyı gerçekleştirdiği silaha susturucu taktığı öğrenildi.
Olay yerine ihbar üzerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.
Yaralılar sağlık personelinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.
Fotoğraf, DHA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul’da D-100 Karayolu Bağlarbaşı mevkii Kartal istikametinde Emrah Şirin’in kullandığı otomobille, içinde 2 kişinin bulunduğu 34 UIN 79 plakalı otomobil sürücüsü arasında bilinmeyen bir nedenle trafik tartışması yaşandı.
OTOMOBİLİN ÖNÜNÜ KESTİ
Tartışma sonrasında şüpheliler, otomobil sürücüsü Şirin Zümrütevler Köprüsü istikametine ilerlediği sırada, emniyet şeridinden gelerek aracın önünü kesti.
Şüphelilerden biri, otomobilden inerek, elindeki cismi tartıştıkları sürücünün aracının camına attı. Aracı tekmelenen ve camı kırılan sürücü olay yerinden uzaklaştı.
Saldırganlar bir süre daha otomobili takip ettikten sonra gözden kayboldu. Otomobil sürücüsü Emrah Şirin polis merkezine giderek aracına zarar veren kişiyle, otomobil sürücüsünden şikayetçi oldu.
O ANLAR KAMERADA
Otomobilin camının kırıldığı anlar sürücünün cep telefonu kamerasıyla görüntülendi. Görüntülerde seyir halindeki otomobilin önü emniyet şeridinden gelen başka bir araç tarafından kesiliyor.
Otomobilden inen yolcu koltuğundaki şüpheli elindeki cismi araca atarak, otomobilin camlarını kırıyor. Ardından Şirin’in kullandığı otomobili bir süre daha takip eden araç gözden kayboluyor.








Haber Kaynağı: Demirören Haber Ajansı (DHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DEM Parti Kadın Meclisleri, TBMM’de yaşanan kavgaya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, şu görüşlere yer verildi:
“AKP- MHP erkek egemen iktidarı, uyguladığı savaş ve şiddet politikalarını bir kez daha Mecliste göstermiştir. Can Atalay kararına ilişkin muhalefetin çağrısı üzerine olağanüstü toplanan Meclis Genel Kurulu’nda, siyasi iktidarın vekilleri tarafından bir kez daha erkeklik gösterisi yapılmıştır.
Siyaseten yenemediğini şiddet ve zorbalıkla bastırmayı bir politika haline getiren iktidar, bir kez daha muhalefetin, kadınların sesini kısmaya dönük bastırma siyasetini devreye koymuştur. Yaşanan saldırıda Grup Başkanvekilimiz Gülistan Kılıç Koçyiğit faşist iktidarın vekilleri tarafından şiddetin hedefi olmuştur.
Bu saldırı, kadına yönelik şiddet ve katliamların artışı karşısında politika üretmeyen, her defasında kadınların kazanılmış haklarına saldıran AKP-MHP iktidarının kadın düşmanı politikalarının göstergesidir.
Gülistan Kılıç Koçyiğit, yoldaşımıza yapılan saldırı kadın iradesine, rengine, duruşuna, siyasetine ve mücadelesine yapılmış bir saldırıdır.
Baskı, zor aygıtları ile hukuksuzlukların, kadına yönelik şiddetin, irade gaspının meşrulaştırılmasına izin vermeyeceğiz. Evde, sokakta, Mecliste bulunduğumuz her yerde erkek-devlet şiddetini kabul etmiyoruz, mücadelemizi yükseltiyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Habertürk muhabiri Mustafa Şekeroğlu’nun haberine göre, lüks bir sitede oturan A.C.O. adlı kişi eve geldiğinde şoke eden görüntüyle karşılaştı. Evin dağınık olduğu ve evde 5 milyon değerinde bulunan ziynet eşyalarının çalındığını fark etti.
A.C.O, hemen polise giderek şikayetçi oldu. Şikayet üzerine Hırsızlık ve Yankesicilik Büro Amirliği ekipleri harekete geçti.
Lüks sitenin güvenlik kameralarını incelemeye alan polis iyi giyimli turist görünümlü iki genç kadının görüntülerine ulaştı. Tanınmamak için şapka ve gözlük takan iki kadının olayı gerçekleştirdiği belirlendi.
BU KEZ FARKLI GİYİNMİŞLERDİ
Polis iki kadının kimliğini belirlemeye çalışırken, aynı bölgede benzer bir hırsızlık olayı daha yaşandı.
T.K.’nin evine giren kimliği belirsiz iki kadın hırsız, evden Rolex marka saat, 1500 dolar, 540 euro ve 800 TL parayı aldıkları belirlendi.
Ulaşılan görüntülerde olayı gerçekleştiren iki kadının, daha önceki olayda yer alan şüpheliler olduğu belirlendi. Kılık değiştiren iki kadının kısa bir süre sonra kimlikleri tespit edildi.
SUÇ MAKİNASI ÇIKTILAR
Polisin yaptığı çalışmalarda şüphelilerin 20 yaşındaki Yıldız E. İle 19 yaşındaki Nazar Ş. adlı kişiler olduğu saptandı.
Çalışmaların devamında iki kadın Kartal’da yakalandı. Kadınların suç kaydı ise şaşırttı.
20 yaşındaki Yıldız E.’nın 60, 19 yaşındaki Nazar Ş.’nin ise 52 suç kaydı olduğu ortaya çıktı.
İki şüphelinin emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye gönderildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Şişli'de bir otelde yaşanan mide bulandıran olaya ilişkin görüntüler sosyal medyada infial yarattı. Bir otelde kalan yabancı uyruklu turist, odanın perdelerini sonuna kadar açarak uzandığı yatakta kendini tatmin etti.
Komşu binalarda yaşayan vatandaşlar tarafından cep telefonuyla Çayyolu Escort kayda alınan videoda, otel odasının perdelerini açan yabancı uyruklu şahsın çırılçıplak şekilde uzandığı yatakta herkesin gözü önünde kendini tatmin ettiği anlar yer aldı.
Vatandaşların telefonla kaydettikleri görüntüleri polise ihbar etmesi sonrasında otele gelen Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri şahsı Cebeci Escort gözaltına alarak karakola götürdü.
]]>Eczacı yüzbaşı olan ve Iğdır’daki birliğinde hayatını kaybeden Muhsin Berzeg’in, Iğdır’da kabrinin bulunduğu mezarlıktan yol geçtiği için kemiklerinin alınıp, şu anki mezarına defnedildiği öğrenildi. Ceset bütünlüğü olmayan Korhan Berzeg’in de babası gibi sadece kemikleri toprağa verilebilecek.
316 GÜN SONRA KESİNLEŞTİ
İstanbul’dan Balıkesir’in Gönen ilçesindeki yazlık evine gelen ve 17 Haziran 2023’te doberman cinsi köpeği ‘Tina’ ile yürüyüşe çıkan Korhan Berzeg’in, kaybolduktan 312 gün sonra 23 Nisan’da evine 3,5 kilometre mesafedeki Fındıklı Deresi kenarında, adına düzenlenmiş 3 farklı bankaya ait kredi kartı, 1 banka kartı, parçalanmış halde İstanbul ücretsiz taşıma kartı, İstanbul Mavi kart, sürücü belgesi, kimlik kartı, 1’i parçalanmış 5 adet 10 TL, 1 adet 100 TL, 1 adet 50 TL, 1 araç anahtarı ile muhtelif anahtarlar bulundu. Bölgede kemik parçaları da bulununca, Berzeg kaybolduktan 130 gün sonra sonlandırılan arama çalışmaları yeniden başlatıldı.
Bulunan kişisel eşyalar ve kıyafet parçaları ile üzerinde doku olmayan, kalça ve göğüs kafesine ait olduğu değerlendirilen kemik parçaları, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’na gönderildi. Bu süreçte Berzeg’in İngiltere’den Türkiye’ye gelen kızı Nisa Berzeg’ten kan örneği alındı. İncelemede, kemik parçaları ile kızından alınan kan örneğinin DNA’sının eşleştiği açıklandı. Böylece kaybolduktan 316 gün sonra Korhan Berzeg’in öldüğü kesinleşti.

BİR HAFTA KEMİKLERİ ARANDI
24 Nisan’da Korhan Berzeg’in diğer kemiklerini bulmak için arama başlatıldı. 6 Jandarma Asayiş Timi, 3 JASAT, 1 İstihbarat timi, 3 Jandarma Komando unsuru ve 3 kadavra tespit köpek unsuru olmak üzere 62 personel ile Armutlu Mahallesi Fındıklı Deresi mevkisi ile Turplu ve Gelgeç mahallelerindeki ormanda 7 gün boyunca yapılan aramaların 3’üncü gününde, Bursa Jandarma Komutanlığı’nca bölgede görevlendirilen kadavra arama köpeği ‘Denek’ tarafından çalılar arasında 1 kemik parçası daha bulundu.
4’üncü gününde kol kemiğine benzeyen 1 kemik ile Berzeg’e ait gömleğin parçaları bulunurken, 5’inci günde İstanbul Jandarma Komutanlığı’nın kadavra arama köpeği ‘Duman’ tarafından kütük altı ve çalılıkların arasında, Berzeg’e ait olduğu değerlendirilen kafatasının yüz kısmına ait parça ile 3 kemik daha bulundu. 6’ncı günde jandarma komando ekipleri hem elleriyle hem tırmıklarla arama yaptı. Bu aramalar sırasında insana ait olduğu düşünülen 1’i kafatası olmak üzere 3 kemik parçası ile Berzeg’e ait iç çamaşır bulundu.
DNA SONUCU EŞLEŞTİ
Gönen ilçesi Armutlu Mahallesi Fındıklı Deresi mevkisindeki 30 kilometrelik alanda, 1,5 kilometrelik dere boyunca suyun akış yönüne doğru 7 gün boyunca yapılan aramalarda; Berzeg’in pantolon, gömlek ve hırkasının parçaları ile iç çamaşırı, kemeri, cüzdanı, kimlik, ehliyet, banka, kredi kartları, toplu ulaşım kartları ve araç anahtarına ulaşılırken; kaval, uyluk, kol ve kaburga kemikleri ile kafatasının ön ve arka yüzü bulundu.
Kafatasına ait kemik parçaları, diğer kemikler ve kıyafet parçalarının, 312 gün sonra dere kenarında bulunan kıyafet parçası, kemikler, kimlik ve kredi kartının 250 metre uzağında olduğu belirtilirken; toplanan kemik ve kıyafet parçaları, DNA analizi için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.
3 kadavra arama köpeği ve 62 jandarma personeliyle yürütülen alan tarama çalışması Berzeg kaybolduktan 319 gün sonra sonlandırılırken, bulunan tüm kemikler ve kıyafet parçaları ile kişisel eşyalar üzerinde İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda yapılan inceleme 14 Mayıs’ta tamamlandı. Bulunan kafatası ile 12 kemiğin, Korhan Berzeg’e ait olduğu kesinleşti.
DOĞUP, ÖLDÜĞÜ MAHALLEDE GÖMÜLECEK
İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda yapılan incelemenin ardından Korhan Berzeg’in kesin ölüm nedeni belirlenemezken, DHA muhabirinin telefonda konuştuğu Berzeg ailesinin avukatı Emre Akkaş, Korhan Berzeg’in ailesine teslim edilen kemikleri ve kafatasının doğup öldüğü Armutlu Mahallesi’nde, 1940 yılında hayatını kaybeden babası Muhsin Berzeg ile 1968 yılında vefat eden dedesi Kemal Berzeg’in mezarlarının yanında 27 Mayıs’ta toprağa verileceğini söyledi. Berzeg, öğle vakti Armutlu Mahalle Camisi’nde kılınacak namaz sonrası son yolculuğuna uğurlanacak.

BABA İLE OĞLUNUN KADERİ AYNI
Öte yandan Korhan Berzeg’in babasıyla benzer bir sonu paylaştığı ortaya çıktı. Eczacı yüzbaşı olarak Iğdır’da görev yapan Muhsin Berzeg’in, İstanbul’a tayininin çıktığı gün Korhan Berzeg’in doğduğu ve birlikteki arkadaşlarına oğlunun doğumu şerefine yemek vermek için görevini 1 gün daha uzattığı belirtildi.
Ertesi gün İstanbul’daki birliğine gidecek olan Muhsin Berzeg’in yatağında ölü bulunduğu öğrenildi. Iğdır’da defnedilen Muhsin Berzeg’in kabrinin olduğu mezarlıktan yol geçtiği için, yakınları tarafından alınan kemiklerinin Gönen ilçesi Armutlu Mahallesi’ne getirilerek burada defnedildiği belirtildi. Ceset bütünlüğü olmayan Korhan Berzeg’in de 84 yıl önce ölen babası gibi sadece kemikleri toprağa verilebilecek.
]]>İmamoğlu, Roma’da, Avrupa Olimpiyat Komitesi (EOC) Başkanı Spyros Capralos ve İtalyan Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı Giovanni Malago ile bir araya geldi. İmamoğlu’na Roma ziyaretinde, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) Başkan Yardımcısı Ali Kiremitçioğlu ve Genel Sekreter Neşe Gündoğan eşlik etti. Sala della Protometeca’da düzenlenen imza töreni öncesinde, sırasıyla; Malago, Capralos, Kiremitçioğlu ve İmamoğlu birer konuşma yaptı.

“SEÇİM SÜRECİNDE HEMFİKİR OLUNAN TEK KONU…”
İmamoğlu, imza töreni öncesinde yaptığı konuşmada şunları söyledi:
*Roma’nın bu özel mekanında, çok anlamlı bir vesileyle sizlerle bir arada olmaktan mutluluk duyuyoruz. Avrupa Olimpiyat Komitesi’nin İstanbul’a gösterdiği özel ilgi için, kendilerine müteşekkiriz.
*Hep birlikte uzun ve heyecan dolu bir yolculuğa çıkıyoruz. İstanbul 2027 Avrupa Oyunları ev sahipliğimiz, bu konudaki planlarımızı açıkladığımızdan bu yana, halkımızdan büyük ilgi ve destek gördü.
*16 milyon İstanbullu, diğer birçok konuda olduğu gibi, olimpiyat adaylık çalışmalarımızı da onayladıklarını, son seçimde gösterdiler. Seçim kampanyamız boyunca, birçok konuda tartışmalar yaşandı.
*Fakat 2027 Avrupa Oyunları ve 2036 Olimpiyat Oyunları hedeflerimiz konusunda herkes hemfikirdi. Rakiplerim ve hükümet üyeleri dahil, tüm siyasiler ve halkımız, bu hedefler konusunda desteklerini ifade ettiler. İstanbul’un başarısı için birlik olduklarını kanıtladılar.
“BU BİRLİK, SPORUN BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜ SAYESİNDE ORTAYA ÇIKTI”
*Bu birlik, sporun birleştirici gücü sayesinde ortaya çıktı. Bugün burada sadece İstanbul için değil, olimpiyatlar ve paralimpik oyunları adına önemli bir toplantı için bir arada olduğumuza inanıyorum.
*Üç imparatorluğun başkentliğini yapmış, 8500 yıllık tarihi derinliği olan kadim dünya kenti İstanbul ile dünya sporunun en önemli organizasyonunu bir araya getirmek için çalışıyoruz. 2019 yılında, İBB Başkanı olarak göreve başladığım günden beri her fırsatta, olimpik hedeflerimizin çok büyük olduğunu belirttim.
*Karşılıklı saygı, dostluk ve mükemmellik gibi olimpik değerleri, son 5 yıldır yaşatan bir şehiriz. Sporun ve olimpiyat felsefesinin dünyada en büyük dönüştürücü güçlerin başında geldiğinin farkındayız.
*İstanbul’un ve İstanbulluların, sporun olumlu etkilerini en üst düzeyde yaşamasını istiyoruz. Bunun için ilk dönemimizde, ‘2036 Olimpiyat irade beyanıyla’ birlikte, spor alanında pek çok yeni ve büyük projeyi gerçekleştirdik.
*İkinci görev dönemimizde de herkesin spor yaptığı ve bu sayede geleceğe umutla bakan bir İstanbul ve Türkiye, en büyük hedefimiz olacak. Bu dönemde, spor alanında pek çok yeni projeyi de tamamlayacağız.

“İLK VE EN BÜYÜK ADIMIMIZI…”
*Olimpik kent olma amacımız doğrultusunda ilk ve en büyük adımımızı, İstanbul’un 2027 Avrupa Oyunları’na ev sahipliği yaparak atıyoruz. 2027 Avrupa Oyunları’nın, kentimizin ve Avrupa spor tarihinin eşsiz bir sayfası olacağını biliyoruz.
*Avrupa Oyunları’yla, bölgemizin ve Avrupa’nın spora bakışına yön vermek konusunda iddialıyız. İstanbul olarak, dünyada hiçbir kentin sahip olmadığı önemli avantajlarımız var. İstanbul’umuz, Avrupa coğrafyasının ve belki de dünyanın en kalabalık ve coşkulu sporsever kitlesine sahip.
*İstanbul, toplam 60 milyon taraftarı olan, 20’ye yakın olimpik branşta faaliyet gösteren güçlü, ulusal spor kulüpleriyle bu konuda eşsiz. Her yıl takım sporlarında, Avrupa şampiyonalarında başarı peşinde koşan, basketbol ve voleybol gibi önemli olimpik branşlarda, Avrupa ve dünya şampiyonluklarına ulaşan takımlarımız var. 70 bin kişilik statları, 15-20 bin kişilik spor salonları her hafta doldurabilen bir sporsever kitlesine sahibiz.”
“İSTANBUL, AVRUPA’DAKİ HER SPORCU İÇİN, BÜYÜK VE İLHAM VERİCİ BİR SAHNE”
*Avrupa’nın en büyük yıldızları, her yıl birbirinden farklı branşlarda, İstanbul’da yeteneklerini sergiliyor. Hemen her olimpik ve paralimpik branşta, çok sayıda uluslararası turnuva düzenledik. Bugün Avrupa’da, hemen her alanda öne çıkan yıldız sporcular, uluslararası organizasyonlara ilk adımlarını İstanbul’da attılar.
*İstanbul, Avrupa’daki her sporcu için, büyük ve ilham verici bir sahne. 2027’de bu sahneyi, Avrupa Oyunları için kuracağız ve tüm dünyaya ilham vereceğiz. İstanbul 2027 ile Avrupa Oyunları’nın algısını ve etkisini büyüteceğiz.
*Spor dalı sayısı ve katılan sporcu sayısına bakınca, Avrupa Oyunları’nın bir olimpiyat olduğunu söyleyebiliriz. Biz Avrupa Oyunları’nı tam bir olimpiyat ciddiyeti ve hassasiyetiyle ele alarak, İstanbul’un organizasyon gücünü bir kez daha göstereceğiz. 2024 Paris Olimpiyat Oyunları süresince açacağımız ‘İstanbul Olimpiyat Evi’nde, Avrupa Oyunları’nı özel olarak tanıtacak çok sayıda etkinlik düzenleyeceğiz.
*Buradan, başta Başkan Capralos olmak üzere, tüm EOC üyelerine, Olimpiyat Evimiz’de konuk değil, ev sahibi olduğunuzu belirtmek istiyorum. EOC’nin Paris’teki her türlü faaliyeti için, İstanbul Olimpiyat Evimiz’in kapıları sonuna kadar açık olacak.

FEDERASYONLARA VE SPORSEVERLERE ÇAĞRILARDA BULUNDU
*İstanbul ve Avrupa’nın spor tarihi için önemli bu özel günde, konuşmamı, birkaç çağrıda bulunarak bitirmek istiyorum. İlk çağrım Avrupa’nın tüm sporcularına: Gelin Avrupa’nın en renkli ve coşkulu tribünleri önünde yeteneklerinizi sergileyin. Gelin yetenekleriniz, kapasiteniz ve kişiliğinizle yeni nesillerin rol modeli olun.
*İkinci çağrım Avrupa’nın tüm olimpik spor federasyonlarına: İstanbul olarak, her türlü iş birliğine açığız. İstanbul, sadece olimpiyatlara ve paralimpik oyunlarına değil, sizlerin bundan böyle düzenleyeceği tüm büyük organizasyonlara talip. Gelin, birçok ilham verici hikayeyi birlikte yazalım, birlikte başaralım.
*Üçüncü çağrım, Avrupa ve dünyadaki tüm sporseverlere: İstanbul’a geldiğinizde, sadece spor izlemekle kalmayacak, dünyanın en heyecan verici kentinde, hayatınızın en güzel günlerini yaşama fırsatı yakalayacaksınız. İstanbul halkının konukseverliğinin başka hiçbir şeye benzemediğini, İstanbul 2027 için tribünlerde yerinizi aldığınızda göreceksiniz. Ve son olarak; tüm Avrupa’ya 2027’de bir arada olmak için çağrı yapmak istiyorum.
*İstanbul’da, 2027 yılında, farklılıklarımızla bir araya gelirken, aslında ne kadar büyük ve renkli bir kültür birliği oluşturduğumuzu tüm dünyaya, bir kez daha kanıtlayalım. Gelin 2027’de, Avrupa’nın ve dünyanın en renkli kültürlerinin harmanlandığı İstanbul’da buluşalım. Her yıl 20 milyona yakın misafirimizin eşsiz deneyimler yaşamak için ziyaret ettiği İstanbul’a davetlisiniz.
“YAPABİLECEK BECERİYE SAHİP OLDUĞUNU KANITLADI”
EOC Başkanı Capralos da konuşmasında, İBB ve TMOK ile yaptıkları iş birliğinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Capralos, “Bugün imzalanan mutabakat zaptı sayesinde, Avrupa Olimpiyat Komitesi, tüm Avrupa için özel bir spor gösterisi düzenleme noktasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Olimpiyat Komitesi ile yol alacaktır. İstanbul, muhteşem etkinliklere ev sahipliği yapabilecek beceri, deneyim ve tutkuya sahip insanların yaşadığı bir şehir olduğunu kanıtladı. Spora büyük sevgi duyan bir şehir ve kıta genelinde her yaştan insanı sağlıklı yaşam tarzları oluşturmaya ve spora katılmaya teşvik edebilecek bir Avrupa Oyunları sunmak için birlikte çalışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz” dedi.
Konuşmaların ardından; İBB, TMOK ve EOC arasında üçlü mutabakat zaptı imzalandı. İmamoğlu ve diğer katılımcılar, imza töreninin ardından gazetecilerden gelen soruları yanıtladı.
]]>
“İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ GİBİ AB’NİN TEMEL ALDIĞI DEĞERLER GERİLEME SÜRECİNDE”
İmamoğlu, yaptığı konuşmada şunları söyledi:
* “‘Avrupa Günü’nü kutlamak, önem verdiğimiz ortak değerlerimizi hatırlamak için iyi bir fırsat. Bizim için AB, her şeyden önce demokratik bir barış projesidir. Uluslar arasındaki birliğin, etnik köken, dil veya din farkı gözetmeksizin demokratik ve insani ideallerin bayrağı altında kurulabileceğinin bir kanıtıdır. Ancak, uzun bir süredir AB hem içeride hem de sınırlarının dışında yeni sınamalarla karşı karşıya kaldı.
* Euro krizi ve 2010’ların başındaki göç baskısıyla artan sorunlar, Brexit, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve son olarak Gazze’de yaşanan insanlık trajedisinin ortaya çıkmasıyla derinleşti. Bu jeopolitik çalkantıların sonuçları, Avrupa’daki liberal demokrasileri adalet, insan hakları ve özgürlükler üzerinden test ediyor. Hükümetlerin bu sorunlara halkın beklentileri yönünde cevap verememesi, popülist otoriter liderlere doğru bir kaymaya yol açıyor. Esasında, ifade özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü gibi AB’nin temel aldığı değerler maalesef küresel olarak da gerileme sürecinde.

“BU DEMOKRATİK KRİZ DÖNEMİ, AVRUPA VE TÜRKİYE İÇİN NE ANLAM İFADE EDİYOR?
* Peki içinde bulunduğumuz bu demokratik kriz dönemi, Avrupa ve Türkiye için ne anlam ifade ediyor? Geçen hafta sonu Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo’nun daveti üzerine, Avrupa’nın yaşadığı demokratik krizi ele almak üzere sosyal demokrat belediye başkanlarıyla Paris’te bir araya geldik. Orada da şu soruyu sordum: Kendisini ‘demokratik ideallerin muhafızı’ olarak konumlandıran Avrupa, bu değerleri tutarlı bir biçimde savunduğunu samimiyetle söyleyebilir mi? Göçmen ve mülteci sorununun AB dışındaki ülkelere aktarılmaya çalışılması, bunun aksini göstermektedir.
* Konu, mültecilerin Avrupa ülkelerinde barınmasına izin verilip, verilmemesi değil, onların Türkiye gibi, Avrupa sınırı dışındaki ülkelerde tutulmasının politika haline getirilmesidir. Bu durum, mülteci meselesinin popülist ve yabancı düşmanı siyasi söylemlerde kullanılmasına zemin hazırlıyor ve sağ otoriterlik Avrupa’da güçleniyor. Oysa, Türkiye ve İstanbul, dünyada en çok sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke ve şehirlerin başında geliyor. Buna rağmen, Türkiye’de demokratların güçlenmesi önemlidir.

“BİZİM GİBİ, AVRUPA İDEALİNİ ÖNEMSEYEN İNSANLARI ENDİŞELENDİREN…”
* Avrupa’daki mevcut hükümetlerin Gazze’de yaşananlara verdikleri, daha doğrusu veremedikleri cevap da Avrupa’nın insani değerlerinin farklı coğrafyalarda tutarlı bir şekilde savunulamadığı anlamına geliyor. Aralarında kadınların ve çocukların bulunduğu on binlerce masum Filistinlinin, tüm dünyanın gözlerinin önünde katledilmesinin daha yüksek bir sesle eleştirilmesi ve kınanması gerekmez mi?
* Bazı hükümetler, bırakın kendileri bunu yapmayı, bunu yapan vatandaşlarının toplantı ve gösteri haklarını, ifade özgürlüklerini kısıtlama yoluna gidiyor. Bu ise, Avrupa’nın demokratik değerler üzerinde yükselen evrensel bir barış projesi olma niteliğinin sorgulanmasına yol açıyor. Bizim gibi, Avrupa idealini önemseyen insanları endişelendiren en önemli konulardan birisi budur.

“İSRAİL’İN REFAH’A ASKERİ HAREKATINI YİNE İZLEMEKLE Mİ YETİNECEĞİZ?
* İsrail’in, dün, ateşkes teklifini reddederek, 1,5 milyon Filistinlinin sığındığı Refah kentine askeri harekat başlatmasını da yine izlemekle mi yetineceğiz? Avrupa’yı ve insani değerlere önem veren tüm ülkeleri, bu vahşete ‘dur’ demeye çağırıyorum. Gazze’de olanlar, insanlık tarihinde kara bir leke haline gelmiştir. Buna daha fazla izin verilmemelidir. Önümüzdeki dönemde AB’nin kendi iç demokrasi mücadelesine devam edeceğini gözlemliyorum.
* Haziran ayında gerçekleşecek Avrupa Parlamentosu seçimlerini, dikkatle takip edeceğiz. Türkiye’de ve Avrupa’nın diğer bazı ülkelerinde karşılaştığımız demokratik gerilemeye, ancak kapsayıcı, katılımcı ve halkın sesine kulak veren yeni bir siyaset kültürü ve bu anlayışla inşa edeceğimiz siyasal ve ekonomik kurumlarla çözüm bulabiliriz.

“MART 2024 YEREL SEÇİM SONUÇLARI, TÜRKİYE’DEKİ DEMOKRATİK GERİLEMEYE SON VERDİ”
* Türkiye de kendi içinde derinleşen bir demokrasi krizinden geçiyor. Ülkemizde son 10 yılda kurumsal yapı zayıflatıldı. Arkasından tek bir lider etrafında otoriter bir siyasal rejim şekillendi. Mart 2024 yerel seçim sonuçları, Türkiye’deki demokratik gerilemeye son verdi. Seçmen, muhalefeti güçlendirerek, siyaset zeminindeki meşruiyeti yeniden dağıttı. Bu sonuç, demokrasimizin dayanıklılığının göstergesidir. Bu zor zamanlarda Türk halkı demokratik değerlere olağanüstü bir bağlılık gösterdi. İstanbul’da geçtiğimiz 5 yıl boyunca, siyasi görüşü ne olursa olsun, İstanbulluların her kesimine hizmet götürdük. Kutuplaşmanın ilacı buydu.
* ‘İstanbul İttifakı’ adı altında kapsayıcı bir toplumsal hareket inşa ettik. Dahası; halkın endişelerini dinlemenin ve bunlara uyum sağlamanın önemini gösterdik. Toplumla, güçlü ve samimi bir iletişim kurduk. Bu siyasi zeminde CHP, liyakatli adaylarla halkın karşısına çıktı ve ülke genelinde her kesimden 3,5 milyondan fazla yeni seçmen kazandı. Bugün Türkiye nüfusunun yüzde 65’inden fazlasını ve ekonomisinin, neredeyse yüzde 80’ini oluşturan belediyeleri, sosyal demokrat belediye başkanları yönetiyor. CHP, Türk siyasetinin yeni ağırlık merkezi haline geldi.
“BİRLEŞİK VE DEMOKRATİK BİR AVRUPA, TÜRKİYE’NİN KATILIMI OLMADAN GERÇEKLEŞTİRİLEMEZ”
* Avrupa, kendi demokratik sorunlarıyla mücadele ederken, Türkiye’nin rolü sıklıkla göz ardı edilmektedir. AB’nin, ‘önce Avrupa’ vizyonunun demokratik bir Türkiye’yi kucaklaması gerektiğini fark etmesi elzemdir. Avrupa’ya yönelik varoluşsal tehditlerle mücadele, Türkiye’yi de içeren kapsayıcı bir yaklaşımı gerektirmektedir. CHP olarak biz, Türkiye’yi her zaman Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası olarak gördük ve kendimizi Avrupa meseleleri ve çözümlerinin paydaşı olarak konumlandırdık.
* İddiamız şudur: Birleşik ve demokratik bir Avrupa, Türkiye’nin katılımı olmadan gerçekleştirilemez. Bu nedenle, AB’nin genişleme politikaları tartışılırken, Türkiye’nin adının geçmemesi, 60 yıldır süregelen ortaklık ilişkisinin ve 20 yılı aşkındır devam eden üyelik sürecinin yok sayılması kabul edilemez.
“SADECE TÜRKİYE’DE DEĞİL, AVRUPA’DA DA İLHAM KAYNAĞI OLMAYI SÜRDÜRECEK”
* Büyükelçi Meyer-Landrut’un konuşmasında bahsettiği gibi, İstanbul’un karbon-nötr bir şehir olması ve iklim değişikliğine adaptasyon programı gibi AB ile beraber başarılı projelere de imza attık. Fakat bunlar yeterli değil. Önümüzdeki dönemde, AB’nin yerel yönetimlerle daha yakın çalışmasını ve etkisi halkımız tarafından da hissedilebilen projeleri birlikte hayata geçirebilmeyi hedeflemeliyiz. İstanbul’daki yönetim anlayışımızın temelinde, demokrasi ve katılımcılığın olduğunun altını çiziyorum. Bunu, son 5 yıl içerisinde yaptığımız icraatlarla kanıtladık. İnsanı odağımıza alıyor, ayrım gözetmeden 16 milyon İstanbulluya eşit hizmet veriyor, şehri yurttaşlarla birlikte yönetiyoruz. Önümüzdeki 5 yıllık dönemde de aynı anlayışla çalışmaya devam edeceğiz. Katılımcı ‘İstanbul Modeli’, sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da ilham kaynağı olmayı sürdürecek.”
]]>Dünyanın en büyük saray müzelerinden biri olan ve mimarisiyle dikkatleri üzerine çeken Topkapı Sarayı, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’a kazandırdığı en önemli yapı olarak gösteriliyor.
Saray, Sultan Abdülmecit’in Dolmabahçe Sarayı’nı yaptırmasına kadar devletin idari merkezi konumundayken 1924’ten itibaren ise müze olarak kullanılıyor.
Marmara Denizi, İstanbul Boğazı ve Haliç arasında bulunan ve İstanbul’un sembolik yapılarından biri olan Topkapı Sarayı’nda, Osmanlı dönemine ait koleksiyonlar, mimari yapılar ile yaklaşık 300 bin arşiv belge bulunuyor.
Askeri dehası ve devlet adamlığı kimliği ile bilinen Fatih Sultan Mehmet bilim, kültür ve sanat alanında da şehre pek çok eser kazandırdı.
Bunların başında ise İstanbul’daki ilk külliye olma özelliğine sahip Fatih Camisi ve Külliyesi geliyor. İstanbul’un fethinden sonra Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilen külliyede medrese, kütüphane, darüşşifa, hamam, çarşı ve türbeler yer alıyor.
Fatih Sultan Mehmet’in yaptırdığı eserlerden 20 kapısı, 65 caddesi, 17’den fazla han ve 4 bin dükkanıyla Osmanlı’dan bugüne miras kalan Kapalıçarşı, kente gelen yerli ve yabancı turistlerin en sık ziyaret ettiği yerler arasında bulunuyor.

Fatih’in ünlü portresi 2020’de İstanbul’a getirildi
İstanbul’u fethettikten sonra adeta yeniden imar eden Fatih Sultan Mehmet, 3 Mayıs 1481’deki vefatının ardından adını taşıyan Fatih Camisi’ndeki türbeye defnedildi.
Fatih’in kılıçları, kaftanları, zırhları ve yüzükleri gibi şahsi eşyaları günümüze kadar özenle korunarak Topkapı Sarayı’nda sergileniyor.
Sanata ilgisiyle bilinen Fatih Sultan Mehmet, 1480 yılında diplomatik bir görev için İstanbul’da bulunan Venedikli ressam Gentile Bellini’ye portresini çizdirdi.
Uzun yıllar Birleşik Krallık’ın başkenti Londra’daki National Gallery’de sergilenen portre, 2020’de İstanbul Belediye Sarayı’na getirildi.
Yine Bellini tarafından çizilen ve Fatih Sultan Mehmet ile oğlu Cem Sultan’ın resmedildiği varsayılan tablo da İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından 2020’de Londra’daki bir müzayededen satın alınarak İstanbul Belediye Sarayı’nda sergilenmeye başladı.
Ayrıca Fatih Sultan Mehmet’in İtalyan sanatçı Costanzo de Ferrara’ya yaptırdığı, ön yüzeyinde “Bizans İmparatoru Muhammed” yazan ve dünyada sadece 4 adet bulunan madalyon da 2023’te İBB tarafından satın alınıp İstanbul Belediye Sarayı’na getirildi.

Kılıçları ve kaftanları Topkapı Sarayı’nda sergileniyor
Milli Saraylar Topkapı Sarayı Daire Başkanı İlhan Kocaman, sarayın Fatih Sultan Mehmet döneminde kullanılmaya başlandığını söyledi.
Fatih Sultan Mehmet’in 1457’den itibaren fiilen Topkapı Sarayı’nı kullandığı belirten Kocaman, bu sebeple o dönemden kalma Fatih’e ait özel eşyaların da arasında olduğu birçok eserin envanterlerinde bulunduğunu dile getirdi.
Bu eserlerin başında Fatih Sultan Mehmet’in tahta çıkarken ve kılıç kuşanma törenlerinde kullandığı kılıçların olduğunu aktaran Kocaman, şöyle devam etti:
“Biz bunların birini Fatih Köşkü dediğimiz mekanda, bir tanesini de silahlar bölümünde sergilemekteyiz. Onun ötesinde kaftanlar arasındaki en önemli eserlerin başında da zırhlı kaftan gelmektedir. 2 tane zırhlı kaftanı var ve bu kaftanlar da ipek olmasına ve içinde zırh olmasına rağmen günümüze kadar çok fazla bir bozulmaya uğramadan gelmiştir. Onun ötesinde yine Fatih Sultan Mehmet’in vefat ettiği zaman üzerindeki kıyafetler de çıkarılmış ve onu da yine biz bu depoda muhafaza etmekteyiz.”
Eserlerin bugüne kadar gelme sürecini hakkında bilgi veren Kocaman, “Sarayda padişahların bizzat kullanmış oldukları eserler hemen vefatıyla birlikte belli bir düzen içerisinde, örneğin kıyafet ise bohçaya sarılır, üzerine damgası vurulur, envanteri belirlenir ve hazinenin saklanmış olduğu yere konarak muhafaza edilirdi” dedi.
Söz konusu eserlerin Cumhuriyet döneminde de kayıt altına alındığını, defterlere işlendiğini ve muhafazasının yapıldığını ifade eden Kocaman, “Günümüzde de Milli Saraylar Başkanlığına ait uzmanlarımız tarafından onların kondisyonlarına bakılıyor. Eğer bir bozulma görülürse atölyelerimiz var, atölyedeki uzmanlarımız tarafından restorasyonları ve konservasyonları yapılmaktadır” diye konuştu.

Topkapı Sarayı’nın genel yapısı Fatih döneminde belirlendi
Tarihi eserlerin muhafazasının kolay olmadığına dikkati çeken Kocaman, şöyle devam etti:
“Gerek restorasyonu, gerek konservasyonu, gerekse muhafazası, depoda olsun, tefrişte olsun, vitrinde olsun elbette ki belli kuralar içerisinde yapılması gerekiyor. Bunların çağdaş anlamda muhafazası ve sergilenmesi, Milli Saraylar Başkanlığı olarak biz bunların nasıl yapılacağını çok iyi biliyoruz. Tarihi bir eserin gerek sergilenmesi gerekse muhafazası için çağdaş önlemler ne ise onların tamamı alınmıştır. Vitrinlerin iklimlendirilmesi, güvenliği gerek kamera ile gerekse alarmlar ile muhafazası sağlanmaktadır. Günümüzde biz bunları bu şekilde muhafaza ediyoruz.”
Topkapı Sarayı’nda Fatih Sultan Mehmet’e ait eşyalar arasında en dikkat çekenlerin kılıçları olduğunu söyleyen Kocaman, “Topkapı Sarayı’nın Seferlik Koğuşu’nda ‘Elbise-i Hümayun’ diye belirlediğimiz bölümde sergilemiş olduğumuz zırhlı kaftanları öne çıkıyor” dedi.
Bunların ötesinde birçok eserin sarayın mutfaklarında, silahlar bölümünde ve diğer bölümlerde sergilendiğini belirten Kocaman, Topkapı Sarayı’nda Fatih döneminin en önemli eserinin saraydaki yapılar olduğunu, sarayın genel yapısının Fatih döneminde belirlendiğini belirtti.
]]>Törende İmamoğlu’na Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen ile İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa da eşlik etti. İmamoğlu törende yaptığı konuşmada “Seçimler geçti. Biz aynı şeyi söylemeye devam ediyoruz. Bundan sonra da hedefe ulaşana kadar aynı sözleri kullanacağız. Nedir o? ‘Tam yol ileri’ kavramı aslında milletimizin diline de işledi, ruhuna da işledi. Tabiri caizse çok ciddi kabul gördü. Çünkü insanlarımıza moral veriyor. Geleceğe dair yol yürümenin, koşmanın çok iyi geldiğini görüyorum insanlarımıza” dedi.
“SEÇİMİ KAZANMAK BİR GÜNLÜK MESELE”
Hedeflerinin seçimi kazanmak olmadığını dile getiren İmamoğlu “Seçimi kazanacağız elbette ama o bir günlük mesele. Esas olan sonrası, 5 yıllık mesele. O da aslında hedefimiz olan; İstanbul’un sorunlarını çözmek, 16 milyonun hayatını kolaylaştırmak, güzelleştirmek. Hedefimiz İstanbul’da yaşam kalitesini yükseltmek. Bu konuda da çok kararlıyız. Odaklandığımız, kitlendiğimiz hedef budur. Seçim kazandığımız zaman değil, bu hedefe ulaştığımız zaman biz kazanmış olacağız ve mutlu olacağız. Bunu her yerden beyan ettik. Onun için tam yol ileri diyerek hızımızı artırdık. Ve seçimden bu yana yine açılışlarımızı yapıyoruz. Temel atma törenlerimizi yapıyoruz” diye konuştu.

“SÖZDE YATIRIMLARIN DEVRİ BİTTİ”
İmamoğlu, İstanbul’un geleceğinin ancak doğru, gerçek yatırımlarla güvence altına alınabileceğini vurgulayarak şöyle devam etti:
“Kamu yatırımlarını iyi yönetmek lazım. Aksi takdirde eğer israfa dayalı bir sistemle yönetir, bir avuç insanın ihya edilmesi gibi meseleyi görürseniz geleceğimizi karartan işler olur. Biz asla buna müsaade etmedik, etmeyeceğiz. O nedenle İBB’nin bütün yatırımlarını, işlerini şeffaf katılımcı ve bilimsel süreçlerle yönettik. Yönetmeye devam ediyoruz. Plansız, projesiz, seçimde insanların gözlerini boyamak için değil, insanları aldatmak için değil, insanlarımızın ihtiyaçlarını karşılamak için yol yürüdük. Sözde yatırımların devrini zaten milletimiz bu seçimde bitirdi. Zarar veren, doğasına, insanına fayda vermeyen, sadece cebindeki paraya göz diken anlayışı da bitirdi. Hatırlayın; Kanal İstanbul’un ismini bile ağızlarına alamadılar. Çünkü o milletimiz için bir kabustu. İsmini anmamalarına rağmen, ‘gündemimizde yok’ deyip insanımızı bu seçimde de aldatırız demelerine rağmen, hem onları aldatamadılar, hem insanımız aldanmadı hem de Kanal İstanbul denen ucubeye, o beton projesine ‘bay bay’ dedi insanımız. Onu uğurladı. Onu artık gündeminden kaldırdı İstanbul’un. Bu bakımdan biz İstanbul’u gerçekten yatırımlarımızla ekonomik, toplumsal, çevresel, risk ve tehditlere karşı güçlendiren işler yapıyoruz.”
“HER YÖNETİCİMİZİN RUHUNA İŞLEMELİ”
İmamoğlu “Bizim işimiz, bizim projemiz, bizim anlayışımız yani bir partinin projesi ya da şahsın projesi değil. Milletimize ait, sizin işiniz. Sizin paranız. Onu iyi kullanmanın gururunu yaşıyoruz. Siz de ‘bugün törene katıldım, temeli attık’ diyeceksiniz. Sahipleneceksiniz. Çünkü sizin, size ait” dedi.
Halkçı ve icraatçı bir belediyecilik anlayışına sahip olduklarını söyleyen İmamoğlu “Herkesin, her yöneticimizin ruhuna işlemeli; halkçı, icraatçı belediyecilik” dedi.
SU TASARRUFU VE MELEN BARAJI ÇAĞRISI
İmamoğlu küresel iklim değişikliğine ve yaklaşan yaz mevsimine de dikkat çekerek vatandaşlara su tasarrufu çağrısı yaptı.
Yapımı yılan hikayesine dönen ve 2016 yılında açılması planlanan İstanbul’un su sorununu çözecek Melen Barajı’nın hala bitmesine tepkisini sürdüren İmamoğlu, “Orada kocaman çatlak bir gövdeyle bir inşaat duruyor. Nasıl düzeltileceği, nasıl yönetileceği konusunda harekete geçilmiyor. Bu olumsuzluk bütün kurumlara iletildi. Cevap bile yazılmıyor, üzülüyoruz. Bu konuları bizimle masalarda konuşsalar, çözümü birlikte arasak, sorunu birlikte çözsek daha güçlü işler yaparız. Kurumların arasına bu soğukluğu sokan bir siyasi anlayıştır. O siyasi anlayışı her ne kadar bu seçimde yerel yönetimlerden uzaklaştırmış isek de hala hükümetin bazı kanallarında aynı anlayış devam ediyor. Bunun onlara siyasi olarak da faydası olmadığını bu seçim gösterdi. Bunun insanlarımıza da faydası yok. Bundan vazgeçin. Birlikte düşünelim, birlikte konuşalım. Geçmişte hatalar niçin yapıldı? Hatalarda bir ihmal var mıdır? Bir kamu zararı var mıdır? Hesabı sorulsun. Derhal Melen’in bir kaynak olarak sağlıklı bir biçimde depolanıp enerji üreterek İstanbul’a hizmet etmesinin sağlanması şart. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İSKİ olarak böylesi önemli bir problemin çözümüne katkı sunmaya hazırız” diye konuştu.
“EN ÖNDE YÜRÜYERLER OLACAĞIZ”
İstanbul’un 39 ilçesini ayrım yapmadan gezdiğini söyleyen İmamoğlu “Seçilen herkesin yeri başımızın üstü. Hiç sorun yok. Birlikte iş üretmek istiyoruz. Bürokrasimiz eş güdümlü çalışsın istiyoruz. O parti, bu parti demeden artık işimiz milletimize hizmet üretmek. Bu bağlamdaki anlayışın her zaman en önde yürüyenler olacağız. Altyapıdan üst yapıya, peyzajdan, yeşil alanda kreşlere, kültür merkezlerinden birçok noktaya kadar seçim öncesi söylediğimiz her sözün karşılığını bu 5 yıllık yolculuğumuzda bulacaksınız” dedi.
EMEKÇİLERİN İŞÇİ BAYRAMINI KUTLADI
Tüm bu yatırım projelerinde çalışan emekçilere özel olarak teşekkür eden İmamoğlu “Yarın işçinin ve emekçinin bayramı. Biz bu bayramı çok önemsiyoruz. Bayram tabii ki aynı zamanda bizim dertlenme günümüz. Dertleneceğiz, işçimizin, emekçimizin derdine. Ve çözüm bulma konusunda bize düşen payıyla en üstün sorumluluğu üzerimize alacağız. Ama ülkemizde biliyoruz ki ne yazık ki işçinin, emekçinin ve de ne yazık ki çok yazık ki çok üzülerek söylüyorum ki özellikle emeklinin derdi büyük. Biz elbette dayanışmayı, yardımlaşmayı arttırmayı da o insanlarımıza destek olmayı da birinci sırada tutuyoruz. İşçimizin, emekçimizin bayramı kutlu olsun. İnşallah sendikasız çalışan kalmasın. Biz İBB’de sadece 5 yılda hem sendikal çeşitliliği arttırdık. Hem de sendikalı çalışan sayısını iki katına çıkardık. Az buz değil. Biz insanımızla işimizi konuştuğumuz gibi insanımızla onun emeğinin karşılığını almasını da konuşmayı başarmalıyız. Çünkü biz demokrat olmayı, öncü olarak zihnine yerleştirmiş insanlarız. Demokrat olacağız, adil olacağız, ahlaklı olacağız. Özenli olacağız. Milletimize layık olacağız” dedi.
]]>Sistemin beklenen Marmara depreminde can kurtarıcı olmayacağına, erken uyarı sisteminin kurumlar arası bazı uygulamaları ve işleyişleri devre dışı bırakmaya yarayacağından söz etti.
Depremde asıl hayat kurtarıcılığın kenti depreme hazırlamak olduğunu anlattı.
Ayrıca çalışmalara bugün başlanması halinde ortalama 15-20 yıl içerisinde İstanbul’un depreme hazır olacağını belirtti.
Görür değerlendirmesinde şunlara yer verdi:
“MİNİMUM 7.2 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM BEKLİYORUZ”
-Şu anda gündemde deprem var. Deprem uyarısı verildi senelerdir. Depremi bekliyoruz, ne zaman olacağını da bilmiyoruz.
-Ama diğer bütün özelliklerini sistemi biliyoruz. Dolayısıyla bekliyoruz ki yetkililer yerel ve merkezi ve halkın kendisi depreme hazırlansın. İstanbul’u depreme hazırlasınlar. Minimum 7.2 maksimum 7.5 büyüklüğünde bir deprem bekliyoruz. Yeterince hazır değiliz.
“ERKEN UYARI SİSTEMİ BİLİNEN BİR ŞEY”
-Erken uyarı sistemi çok eski bilinen ilk bir şey. Bizim Türkiye’de bile 2000 yılından beri uygulanan bir şey.
-Ve hatta Bakanlar Kurulu kararıyla ilgili Boğaziçi Kandilli’de 2000 yılından beri bu çalışmalar yürüyor. Basit bir sistem. Sırf deprem sırasında hemen deprem olur olmaz bazı stratejik tesislerin devre dışı bırakılması için ortaya atılmış bir sistem.
-Diyelim ki itfaiyede, doğalgazda işte diyelim metrolarda, trenlerde yani deprem olur olmaz vanayı veya düğmeyi kapatıp o sistemlerin zarar görmemesi için devre dışı bırakan bir sistem. Yani aynen sigorta gibi.
“BU SİSTEM DEPREME HAZIRLIK ANLAMINDA BİR ŞEY İFADE ETMİYOR”
-Yani İGDAŞ’ta mesela, böyle şeyleri zaten İGDAŞ kendi yapıyor. Yani bu yeni bir sistem değil bir şey değil yani.
-Siz bir yazılım yaparsanız onun bilgisayara koyarsınız veya telefona koymuşsunuz o bir şey ifade etmiyor. Böyle depreme hazırlanma noktasında bir şey ifade etmiyor. Limitli bir faydası olur.
-Yani amacı farklı, amacı deprem olduğu an hastaneye haber vermek, okula haber vermek, metroya haber verip çalışmasını durdurmak, İGDAŞ’a haber verip İGDAŞ’taki doğalgaz faaliyetini kesmek, elektrik idaresine haber verip, elektriği durdurmak, asansörlerin çalışmasına engel olmak.
-Bunun amacı bu. Yani kalkıp da halka ‘Biz bunu yaptık. O zaman biz depreme hazırız. Alın bu sistemi ve hayatınızı kurtarın’ derseniz bu çok yanlışmış. Bu işin vebali var. Bu iş yasak. Yasa da buna engel olur.
-Yani siz erken uyarı yapacağınız zaman depremin yerini zamanını, şiddetini ve vereceği zararı, hesabını yapmak zorundasınız. Ve onu bildirmek zorundasınız. Ve bu insanları belli ölçüde eğitmek zorundasınız, anlatmak zorundasınız.
-Yani ben şöyle söyleyeyim diyelim ki dörtlük bir deprem olacak. Dört buçukluk bir deprem oldu. Siz vaveyle koparıp da deprem oldu falan diye çıkartırsanız biri de kendini balkondan atarsa vebalini kim alacak? O hesabı sormazlar mı?
-Kaldı ki böyle bu tür şeyler yasak olmalı. Erken uyarı sistemi, sistemler arası bazı sistemleri devre dışına koymak için ağırlıklı olarak ortaya konulmuş bir sistemdir. Yeni falan değildir.
“BUGÜNKÜ ALTYAPI DEPREME DAYANIKSIZ”
-Siz yeni yazılımlar yapabilirsiniz. Yıllardır bu sistem var. Onu diyorum işte Kandilli 2001’den beri yapıyorlar. Bir takım çalışmalar oluyor. İGDAŞ bu işi yapıyor.
-Bu halka bir can kurtarıcı olmaz, yanlış. İşin doğrusu Marmara Bölgesi’nin İstanbul’un depreme hazırlanmasıdır.
-Kentimizin deprem dirençli hale getirilmesidir. Bu da ancak devlet eliyle yerel yönetimler eliyle, halkla birlikte uzun bir çalışma, disiplinli bir çalışma sonucu olabilir. Bir kentin tüm bileşenlerini, deprem dirençli olmalıdır.
-Başlangıç olarak o kentte yaşayan insanların tümünü can güvenliğini büyük ölçüde sağlamış olursunuz. Deprem, en büyük çevre felaketidir. Hangi zararlar verebilir deprem olursa. Ne zararı olabilir.
-Onların hesabını yapıp deprem olmadan önce onları düzeltmen gerekir. Mesela altyapısı, bugünkü altyapı depreme dayanıksız.
-Çalışacaksın, hangi kısmın nereler depreme dayanıksız oraları depreme nasıl dayanıklı hale getirebiliriz. İstanbul 15-20 senede rahatlıkla depreme hazırlanılabilir. Bunun dünyada örnekleri var. Genelde on senede İstanbul kadar büyük olmasa bile yani o kentte depreme hazır hale getiriyorlar.
“ASIL CAN GÜVENLİĞİ, KENTİ DEPREM DİRENÇLİ HALE GETİRME ÇALIŞMALARIDIR”
-Özetlemek gerekirse erken uyarı sistemi çok yararlı bir sistemdir. Çok faydalı bir sistemdir. Bu sistem bazı stratejik kurumlar arasında iletişim ve konuşmayı sağlar.
-O stratejik kurumlar da kendi işlemlerini bir an önce devre dışı bırakmak için vardır. Diyelim ki doğalgaz aniden kesilmeli bir deprem olunca.
-Aksi halde yangınlar oluyor. İtfaiye aniden uyarılmalıdır. Hastaneler hemen uyarılmalıdır. Erken uyarı bu amaçla yapılmıştır. Deprem tahmini değildir.
-Deprem olduktan sonra birtakım hesapların çok hızlı yapılıp bildirilmesi ve bu saniyeler mertebesindedır, bilemedim 1-2 dakika meselesi. Bu hayatı fazla kurtarmaz. Ama yani öyle olaylar olur ki senin benim hayatımı da kurtarır.
-Yani kurtarmaz diye bir kaide de yok. Çok da yararlıdır, çok da faydalıdır ve bu bilinen bir sistemdir. Yıllardır mevcuttur.
-Türkiye’de de mevcuttur. Bunu şimdi böyle yeni bir sistem gibi çıkarıp rant uğruna halka bunları söyleyip belli şeyler yapmak doğru değildir. Bunları bırakalım kendi işleri içerisinde bunu yapsınlar.
-Asıl can güvenliği, insanlarımız ölmesin diye uğraşmamız gereken büyük boyut bir kenti deprem dirençli hale getirme çalışmalarıdır. Onu da yerel yönetimlerle ve halkla beraber birlikte omuz omuza el birliğiyle, inanç birliğiyle yapılması gereken bir iştir. Hayat kurtarmak budur.
]]>
İstanbul Küçükçekmece'de sabah saatlerinde çöken 3 katlı binanın escort bodrum giriş katındaki kafede önceden kuryelik yaptığını belirten Oğuz Bozkurt, "Bina çok eskiydi. Ben orada çalışırken kamyon geçerken bile bina titriyordu, bunu hissediyordum. Dükkan açılırken tadilat oldu. Tadilat esnasında ben oradaydım, herhangi bir kolon kesme olmadı." dedi.
Küçükçekmece Kartaltepe Mahallesi'nde bulunan, 1 kişinin öldüğü, 8 kişinin de yaralı kurtarıldığı 3 katlı binanın çökmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınanların sayısı 2'ye yükselirken binadaki kafede önceden kuryelik yapan Oğuz Bozkurt, binayla ilgili tüyler ürperten ifadeler kullandı.
Çöken 3 katlı binanın giriş katındaki kafenin eski çalışanlarından Oğuz Bozkurt, "Daha önce bodrum escort bayan orada kuryelik yaptım, açılışında da oradaydım. Bina çok eskiydi. Ben orada çalışırken kamyon geçerken bile bina titriyordu, bunu hissediyordum. Dükkan açılırken tadilat oldu. Bina zaten eski bir binaydı. Tadilat esnasında ben oradaydım, herhangi bir kolon kesme olmadı. Ama lavabo için duvar kısmında hafif bir şekilde tadilat oldu. O zaman da kum, çakıl taşı çok eski bir bina. Ben bunu gözümle gördüm. Bu nedenle bina artık dayanamadı. Kamyon geçerken bile titreyen bir binanın bu zamana kadar yapılmaması, deprem sonrası buradan bir numune alınmaması büyük bir sıkıntıydı." dedi.
]]>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 6’sı tutuklu 12 sanık hakkında hazırlanan iddianamede, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün edindiği istihbari bilgi üzerine soruşturma başlatıldığı belirtildi.
ÖĞRETMENLERİN ÇOĞU ARAP
İddianamede, IŞİD’in Horasan koluna mensup Özbek, Kırgız ve Kafkas kökenli kişilerin Başakşehir’de “Darul Vefa İlim ve Amel Merkezi” adlı illegal mescit/medresede yapılandıkları, Suriye ile Afganistan’daki örgüt unsurlarıyla yakın temaslarını sürdürdükleri ifade edildi.
Merkezin öğretmenlerinin çoğunluğunun Arap uyruklular olduğuna dikkati çekilen iddianamede, öğrencilere dini eğitim adı altında IŞİD’in propagandasının yapıldığı, yapılanmanın liderlerinin devşirdikleri kişileri Türkiye üzerinden Afganistan’a gönderip IŞİD’in ‘Horasan Vilayeti’ saflarına katılmalarını planladıkları kaydedildi.
EMNİYET ‘MEDRESE’Yİ TAKİP EDİYORDU
İddianamede, merkezin emniyet birimleri tarafından takip altında tutulduğu, bu nedenle dernekle bağlantılı kişilerin farklı mescitlere dağıldığı ancak belirli özel günler dolayısıyla bu merkezde bir araya geldikleri bildirildi.
70 ÇOCUĞA YATILI EĞİTİM
Merkezin bünyesindeki yatakhanelerde geçmişte Suriye’de IŞİD adına faaliyet göstermiş Özbek, Tacik, Kafkas, Irak ve Mısır uyruklu kişilerin saklandığı, sınıflarda da Suriye’de terör örgütü bünyesinde faaliyet gösterirken öldürülen Kafkas, Fas, Irak, Mısır ve Tunuslu bazı kişilerin 16-17 yaş aralığındaki 70 çocuğuna yatılı eğitim verildiği aktarıldı.
TBMM’YE YÖNELİK TERÖR SALDIRISI PLANI
IŞİD hücresinin 9 üyesinin 2023’ün Haziran ayının sonunda kendi aralarında İstanbul’da bir görüşme gerçekleştirdiği, bu üyelerin, örgütün Suriye’deki elebaşlarının kararına istinaden TBMM’ye ve İstanbul’da bulunan askeri kışlalara veya polis karakollarına yönelik terör eylemi gerçekleştirilmesi gerektiği hususunda bilgilendirildiği belirtildi.
İddianamede, örgüt mensupların toplantısı sırasında, eylemler için kullanılacak mühimmat ve EYP bileşenlerinin temininin “Fuad Azeri” adlı kişi tarafından karşılanmasına karar verildiği, diğerlerine ise söz konusu amaçlar için gereken paraların toplanması görevi atfedildiği vurgulandı.
BOMBA TEDARİKÇİSİ YAKALANIP BIRAKILMIŞ
“Fuad Azeri” adlı kişinin dosyadaki sanıklardan “Fuad Rasulov” olduğu bildirilen iddianamede, Rasulov’un terör örgütü propagandası yapması, Tacik uyruklu kişilerin terör örgütüne adam kazandırma faaliyetlerinde ve IŞİD adına Suriye’deki çatışma bölgelerinde bulunması üzerine 20 Haziran 2022’de İstanbul’da yapılan bir operasyonda yakalandığı, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı anlatıldı.
SOSYAL MEDYADA RUSÇA TANITIM
İddianamede, 14 Temmuz 2023’te operasyon düzenlenen, içinde sınıf, yatakhane ve mescidin yer aldığı ortaya çıkan merkezin Rusça paylaşımlar yapılan sosyal medya hesabında, yeni açılan sınıflarla ilgili kayıt duyuruları, iftar organizasyonları ve Kurban Bayramı için maddi yardım taleplerinin olduğu bilgisine yer verildi.
ÇARŞAFLI KADINLARDAN ATIŞ TALİMİ
Sanıkların ifadelerinin de bulunduğu iddianamede, bir sanığın ikametinde ele geçirilen ruhsatsız silah, 123 mermi, 52 bin 500 dolar, 1610 avro ve 100 bin 600 lira ile cep telefonu incelemesinde ortaya çıkan kamuflaj giyimli silahlı erkekler, atış talimi yapan çarşaflı kadınlara ait fotoğraflar ve IŞİD ile ilgili dokümanın yer aldığı kaydedildi.
REİNA DAVASINDA İKİ YIL HAPİS YATTI
Sanıklardan Rasulov’un, Azerbaycan’da “uyuşturucu madde kullanmak” suçundan 2 yıl tutuklu kaldığı, 2016’da resmi yollardan Türkiye’ye geldiği, “Reina” gece kulübüne yapılan terör saldırısıyla bağlantılı olduğu gerekçesiyle “IŞİD üyesi olmak” suçundan 2 yıl cezaevinde yattığı aktarıldı.
Sanıkların IŞİD’le bir bağlantıları olmadığı, medreseye namaz kılmak için gittikleri ve kimseden emir veya talimat almadıkları yönünde savunmalarının yer aldığı iddianamede, sanık Mohamed Kotb Mohamed Ahmed’in beyanları bu merkezle ilgili bazı detayları ortaya çıkardı.
Sanık Ahmed, savunmasında medresenin sorumlusu olduğunu belirttiği Hasan isimli kişinin “cihat” konusunda medreseye gelen insanları etkilediğini, eğitim verilen çocukların babalarının Suriye veya Irak’ta IŞİD içerisinde terör örgütü PKK’ya karşı savaşırken ölmesinden dolayı bu örgüt hakkında “hınzır ve domuz” gibi beyanlarda bulunduğunu söyledi.
DEVLET OKULUNA GİTMİYORLAR
Medresede günün sabah namazıyla başladığını anlatan Ahmed; Kur’an-ı Kerim, Arapça, fıkıh, hadis, tefsir, edep ve ahlak dersi verdiklerini, akşam namazından sonra yemek yenildiğini, temizlik yapıldığını, sabah namazından gece çocuklar uyuyuncaya kadar sırayla nöbet tutuklarını anlattı.
Ahmed, dernekteki yatılı çocukların hiçbirinin devlet okuluna gitmediğini, evlerinden gelenlerin bazılarının okula da gittiğini, ailesi olmayan çocukların hep yatılı kaldığını kaydetti.
YARGILAMA MAYISTA BAŞLAYACAK
Sanıklar hakkında “terör örgütüne üye olmak” suçundan 7,5 yıldan 15’er yıla kadar hapis istenen iddianamede, 2 sanığın ayrıca “ruhsatsız silah bulundurmak” suçundan 1,5 yıldan 4 yıl 6’şar aya kadar hapisleri talep edildi.
Başsavcılık tarafından onaylanan iddianame, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
Sanıkların mayıs ayındaki ikinci duruşmada hakim karşısına çıkması bekleniyor.
]]>Oturumu yönetmek üzere meclis salonuna alkışlarla gelen İmamoğlu, tüm meclis üyelerinin tek tek eline sıkarak kutladı.
316 meclis üyesinden oluşan mecliste, bu dönem CHP çoğunluğu sağladı, AKP azınlıkta kaldı. Meclis, İBB Başkanı İmamoğlu ve 185 CHP’li meclis üyesi, 129 AKP’li meclis üyesi ve 2 MHP’li meclis üyesinden oluştu.
İlk oturumda, meclis başkanvekilleri, katip üyeler, encümen ve ihtisas komisyonlarına üye seçimi yapıldı.
İstanbul Boğazı Belediyeler Birliği, Marmara Belediyeler Birliği, Tarihi Kentler Birliği üye seçimleri de gerçekleştirildi.
Meclis 1. Başkanvekili CHP’li Meclis Üyesi Nuri Aslan, 2.Başkanvekili Gökhan Gümüşdağ oldu. CHP’li Gümüşdağ, mecliste uzun yıllar grup başkanvekilliği yapan AKP’li Göksel Gümüşdağ’ın kuzeni.
PARTİ GRUPLARININ YENİ YÖNETİMLERİ
Oturumda siyasi parti gruplarının yeni yönetimleri de belli oldu. CHP Grup Başkanvekilliğine Ülkü Sakalar getirildi. Böylece meclis tarihinde ilk kez bir kadın, grup başkanvekili oldu.
CHP Grup Sözcülüğüne de önceki dönemde de meclis üyesi olan Gencay Özcan getirildi.
Önceki dönemde AKP Grup Başkanvekili olan Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu’nun yeni dönemde görevi sona erdi.
AKP’nin yeni grup başkanvekili önceki dönemde meclis 1. Başkanvekili olan Zeynel Abidin Okul oldu. Grup sözcüsü ise değişmedi ve Murat Türkyılmaz görevine devam etti.

“ALLAH UTANDIRMASIN”
İmamoğlu oturumu “Allah utandırmasın, herkese üstün başarılar diliyorum” sözleri ile açtı. Ardından İstiklal Marşı okundu ve saygı duruşunda bulunuldu. Ardından açılış konuşması yapan İmamoğlu, “31 Mart 2024 seçimlerinde, halkımız demokratik hakkını kullanmış ve İstanbul’u 5 yıl daha yönetmemiz yönünde bizlere vazife vermiştir. 5 yıl boyunca gösterdiğimiz gayret ve hizmetin halkımız nezdinde takdirle karşılanması ve teveccüh görmemiz bizi ziyadesiyle memnun etmiştir. Bu takdirin verdiği sorumluluk bilinciyle ikinci dönemimizde de, İstanbul’un atılım ve yatırım dönemi daha da büyüyerek devam edecektir. İsrafı bitirmiş, halkçı belediyeciliği getirmiş olan yönetim anlayışımız Türkiye’de pek çok kente örnek oldu. Dayanışmacı ruhumuzu temsil eden Askıda Fatura uygulamamız ise dünyada onlarca kent tarafından ne mutlu ki örnek alındı. Yolumuza hem kalkınmacı hem de dayanışmayı gözeten bu anlayışla daha güçlü şekilde devam edeceğimiz yeni bir döneme daha güçlü girmekten kıvanç duyuyorum” diye konuştu.
“MAKAMLAR GEÇİCİ”
İmamoğlu, meclis üyelerine “Unvan ve makamlarımız geçici, sorumluluğumuz ise her türlü şahsi ve siyasi hesabın üzerindedir. Allah hepimize, İstanbullulara mahcup olmamayı ve bu şehre hak ettiği hizmeti sunabilmeyi nasip etsin” diye seslendi.
“ATATÜRK’E LAYIK OLACAĞIZ”
31 Mart seçimlerinin çok önemli mesajlar verdiğine dikkat çeken İmamoğlu “Her birimiz o mesajları iyi anlamak ve gereğini yapmakla yükümlüyüz. Her şart altında, ortak akıl, istişare ve uzlaşma kültürüyle hareket eden, İstanbulluların menfaatlerini önceleyen, tam anlamıyla demokratik bir meclis tecrübesini bu dönem hemşerilerimize yaşatacağız. İstanbul tarihinin ve tüm Türkiye’nin en şeffaf, en demokratik, en etkili, en verimli meclisi olacağız. Yetkimizi sadece ve sadece 16 milyon İstanbullunun çıkarları için kullanacağız.Ülkemizin ve cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e layık olacağız” dedi.
“VİCDANLI SİYASET TALEBİNİN İFADESİ”
31 Mart seçim sonuçlarının; adaletli, dürüst, sorun çözme odaklı bir siyaset talebinin ifadesi olduğunu dile getiren İmamoğlu “31 Mart, insanları kutuplaştırmayan, ortak akla dayalı ve vicdanlı bir siyaset talebinin ifadesidir. Bizim hizmet anlayışımızda hiçbir kesim bir diğerinin düşmanı ve hasmı değildir. Partizanlık, asla ama asla bizim yönetim anlayışımızda yoktur. Önümüzdeki 5 yıl boyunca bunu bu anlayışı bu mecliste çok daha da güçlü şekilde göstereceğiz. Bu büyük ekonomik krizde vatandaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Kent lokantaları, yurtlar, öğrenci bursları, anne kartlar, kadın eğitim kurumları ve kreşler ile sosyal alt yapı projelerimize hız vereceğiz. Elimizden gelen her fırsatı ve bulacağımız her kaynağı kullanarak şehrimizin altını metro ağlarıyla örmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
CUMHURBAŞKANINA İMZA ÇAĞRISI
İmamoğlu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da mesaj vererek şunları söyledi:
-Umut ediyorum ki, hiçbir fayda sağlamadığı bu seçimlerle iyice anlaşılan, bazı engelleme çabaları da artık son bulur.
-Bugün, kıymetli İstanbul Meclisi’nde tekrar etmek isterim ki; başta Beylikdüzü-Sefaköy raylı sistemi olmak üzere artık bekleyen tüm imzalarımızı atınız. Atın ki biz de hızlıca işimize odaklanalım.
-İstanbul’un çevre, ulaşım ve trafik sorunlarını hızla çözebilelim. Bu yeni dönemde sırt sırta verebilirsek şehrimizin her ilçesinde yaşam kalitesini kat kat artırabiliriz.
“HEPİMİZ AYNI GEMİDEYİZ”
-İstanbullular bizden icraatçı ve halkçı bir belediyecilik yapmamızı bekliyorlar. Bu şehirde yaşayan 16 milyon hemşerimizin kahır ekseriyeti siyasi rekabetin demokrasi, hukuk, ahlak ve nezaket sınırları içerisinde yapılmasını talep ediyorlar. Hatırlatmak isterim ki hepimiz aynı gemideyiz.
-Ülkemizin etrafı, uluslararası sorunların adeta merkezi haline döndü. Ulusal güvenlikle ilgili daha büyük riskler içeren bir ateş çemberiyken particilik yapamayız. Yapmamalıyız.
-Geçmişe takılıp kalmadan, siyasetin her koşulda müzakere ve uzlaşı sanatı olduğunu bilerek hareket edeceğiz. Hep beraber öyle yapmalıyız.
“31 MART’I DEMOKRASİ İLE TAÇLANDIRALIM”
-Bu kürsüden hangi partiden olursa olsun seçilen tüm yeni meclis üyelerimize, belediye başkanlarımıza, hükümetimize çağrıda bulunuyorum: Gelin el birliği ile İstanbul’umuzu ve ülkemizi güzel ve müreffeh günlere taşıyalım. Bunu hep birlikte yapalım.
-Gelin 31 Mart’ı demokrasiyle taçlandıralım. Gelin bu sonucu hukuk devletimizi yeniden tesis etmek için bir sinerjiye dönüştürelim. Gelin hukuk devletini, demokrasimizi ve kardeşlik iklimini yeniden tesis edelim. Gelin akılcı, samimi, şeffaf ve hesap verebilir politikalarla ekonomimizi ayağa kaldıralım.
-Gelin el birliği ile ülkemizi, İstanbul’umuzu depreme hazırlayalım. Unutmayalım: İstanbul’daki yatırımlar ve hizmetler hepimizin, İstanbul’da harcanan her kuruş bütün milletimizindir. İstanbul’un her projesi bir partinin değil milletin projesidir.
-Gelin 31 Mart’ı bir milat olarak görelim. Şehrimizin ve ülkemizin kazanacağı, kaybedenin olmadığı bir dönüm noktasına çevirelim” diye konuştu.
KEPEZ BELEDİYE BAŞKANININ TUTUKLANMASINA TEPKİ
Konuşmasında adalet vurgusu yapan İmamoğlu, Antalya’daki teleferik kazası nedeniyle CHP’li Kepez Belediye Başkanı’nın tutuklanmasına tepki gösterdi.
İmamoğlu şunları kaydetti:
-Yıllar boyunca Soma faciasından Pamukova’ya ve benim de çok sevdiğim insanları kaybettiğim Çorlu tren faciasına kadar pek çok olay ortadadır. Yıllar geçmesine rağmen mahkemeler sürüyor. Kazalar ve facialar eğer ihmal yüzünden gerçekleşmişse sorumlusu ya da sorumlularının partisine bakılmaz. Gereği yapılır.
-Bu gereklilik iktidar partisi mensupları için neyse, benim partim CHP mensupları için de eşit olmalıdır. Adalet herkesi eşitler. Ne yazık ki birileri yıllarca korunurken, Kepez Belediye Başkanımızın tutuklanması akıl ve vicdanlarda soru işareti bırakmıştır. Bunun nedeni adaletin adamına göre tecelli etmesidir. Bu vesileyle, bir daha böyle üzücü olayların tekrar etmemesini Allah’tan niyaz ediyorum.
“ŞİİR GİBİ BİR 5 YIL”
İmamoğlu, konuşmasını şöyle tamamladı:
-İstanbul’da yeni bir dönemin eşiğindeyiz.Bugünden itibaren, birlikte atacağımız her doğru adım, İstanbul’umuzu çok daha güzel günlere, çok daha hızlı taşıyacak. Hep birlikte, uzlaşıyla atacağımız her doğru adım, şehrimizin ve ülkemizin bütünlüğünü, kardeşliğini pekiştirecek. İstanbulumuzun hem Ortadoğu hem de Balkan coğrafyası için çok önemli bir merkez, örnek bir coğrafya olduğu ortadadır.
-Bu bilinçle hareket etmeliyiz. İstanbul’a aynı zamanda insanlık için de çok önemli ve değerli merkezdir. Bu bilinçle, başta Gazze’de sürmekte olan insanlık dramının bir an evvel sona ermesini temenni ediyor, İstanbul’un kalbinin mazlumlarla attığını belirtmek istiyorum. Bölgemizde ne yazık ki artmakta olan gerilimlerin ve çatışma ortamının bir an evvel bitmesini temenni ediyorum.
-16 milyon hemşerimizin ve 86 milyon vatandaşımızın gözleri önünde sergileyeceğimiz demokrasi düzeyiyle herkes için örnek ve umut olmayı başarabiliriz.
-Hep birlikte, İstanbul’a şiir gibi, rüya gibi bir 5 yıl yaşatabilir, İstanbulluların gönlünde çok müstesna bir yere sahip olabiliriz. Bu umut ve heyecanla sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Oturum, MHP, AKP ve CHP grup başkanvekillerinin açılış konuşmalarının ardından oylamalar ile devam etti.
]]>
Prof. Dr. Orhan Şen’e göre, şehirdeki ısı adası etkisi, kar yağışını nadir hale getiriyor. İstanbul’un sıcaklığını 5 derecenin üzerinde tutan bu etki, kar yağışını engelliyor. Ayrıca, küresel ısınma ve Akdeniz ikliminin değişmesiyle birlikte kar yağışlarının azalması kaçınılmaz hale geliyor. Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz da aynı fikirde. İstanbul’da kar yağışı olmamasının nedeni ise şehrin geniş coğrafyası ve ısı adası etkisinin yanı sıra küresel ısınma ve değişen iklim koşulları. Prof. Dr. Kurnaz’a göre, İstanbul’da kar yağışını görmek isteyenler artık daha doğuya, Kars ve Sarıkamış gibi bölgelere gitmek zorunda kalabilirler. Uzmanlar, artık İstanbul’a kar yağmasının beklenen bir sürpriz olacağını değerlendiriyor.

Orhan Şen
“ISI ADASI ETKİSİNDEN DOLAYI İSTANBUL’A KAR YAĞIŞI ÇOK NADİR OLUR”
Prof. Dr. Orhan Şen, şehir içindeki sıcaklıkların genellikle 5 derecenin üzerinde seyretmesi, kar yağışını engellediğini ifade ederek, “İstanbul’da yağmadı bu sene kar ama İstanbul’da bundan 40-50 sene önceki kar yağışları yok artık. Yok olmasının nedeni nedir? Yok olmasının nedeni metropol bir şehirde, betonlaşmış bir şehirde ısı adası etkisidir. Isı adası etkisinden dolayı, İstanbul’da kar yağışı çok nadir olur. Çünkü kar yağışı nedir? 5 derecenin altına düşmesi lazım hava sıcaklığının. 5 derecenin yukarısında kar yağışı yağmaz. 5 derecenin altına düşecek ama yağış da olacak, ikisi birlikte olması lazım. Şimdi baktığımız zaman İstanbul’un etrafında 5 derecenin altına düşüyor ama 2-3 derecelik ısı adası etkisi hep, 5 derecenin üzerinde tutuyor İstanbul’da sıcaklığı. Dolayısıyla İstanbul’da kar yağmıyor. Hiç mi yağmadı? Geçen sene de yağdı, ondan önceki sene de yağdı. Hatırlarsınız, yollarda kalmıştık iki sene önce. Bu dediğim gibi şehir ısı adası etkisi, İstanbul’a çok bariz olarak kendisini gösteriyor. Düşünün kışın o gökdelenler ısıtılıyor değil mi? Ne ile? Doğal gaz ile ısıtılıyor. O ısı enerjisi nereye gidiyor? Atmosfere gidiyor. Atmosfere gittiği için dışı, havayı 2-3 derece daha ısıtıyor. Dolayısıyla bu büyük şehirlerdeki kar yağmamasının nedenlerinden bir tanesi odur. Bu genel bir değerlendirmedir” şeklinde konuştu.
“ARTIK KAR YAĞIŞI AZALACAK“
Bu yıl kar yağışının azalmasında küresel iklim değişikliğinin de etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Orhan Şen, “Bunun özelliğini de bu sene El Nino, biraz daha geneline bakarsak küresel ısınmanın artık 1.5 dereceye vardığı için artışı, dolayısıyla bizim enlemlerimizde yani 40 derece enlemlerinde kar yağışı azalacak. Şunu da söyleyelim, biz Akdeniz iklimine tabii idik. Yani şimdiye kadar Akdeniz yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlıydı. Şimdi Akdeniz ikliminden Türkiye çıkıyor, bunun yerine nereye geliyor? Yarı kurak bir iklime geliyor. Yarı kurak iklim dediğimiz, 30 derece enlemlerdeki tropik iklimin kuzeye doğru kaymasından, küresel ısınmadan dolayı. Dolayısıyla artık yarı kurak iklime döndüğümüz için sıcaklıklar da artık biraz yüksek görünüyor. Şundan anlıyoruz biz bunu; yaz sıcaklıkları minimum sıcaklıklar, yani gece yarısından sonra sabah olmadan bir saat önce ölçülen sıcaklığa, biz ‘minimum sıcaklık’ deriz. 20 derecenin üzerindeki sıcaklıklara ‘tropik şehir’ deriz. Geçen sene bunlar çok fazla arttı Türkiye’de. Dolayısıyla bizim bulunduğumuz enlemlerde artık kar yağışı azalacak” diye konuştu.
“2020’DE VE 1918’DE KAR YAĞIŞI OLMAMIŞTI”
2020 ve 1918 yıllarında da kuraklıkla birlikte kar yağışının olmadığını belirten Şen, “Şimdi muhakkak bir kar yağışı gördük. Nerede gördük? Havada gördük ama yerde göremedik mesela. Öyle şeyler vardı. Ama en çok ne zaman gördük, 1987’de. Çok büyük bir kar yağışı vardı. Bir buçuk metreye yakın kar yağışı vardı. Bundan 4 sene önce 2020 ve 1918’de de üstelik kuraklık da vardı, kar yağışı da olmamıştı. Bu sene hiç kar yağışı olmadı. Ama seneye ne olacak? Seneye bakacağız” dedi.
“İSTANBUL’A UZUN ZAMANDIR KAR YAĞMIYOR
İstanbul’a uzun zamandır kar yağmadığını belirten Prof. Dr. Levent Kurnaz, “Şimdi öncelikle şunu anlayalım. Ben vatandaşım. Benim için İstanbul’a kar yağdı demek; bilmem ne tepesinin bilmem neresinde şu kadar dakika kar yağdı falan değil. Eğer Kadıköy’de ya da Eminönü’nde çocuklar kartopu oynayabiliyorsa İstanbul’a kar yağdı demektir. İstanbul’a uzun zamandır öylesine bir kar yağmıyor. İstanbul çok geniş bir coğrafya. Çatalca’ya gittiğinizde Çatalca’ya mutlaka kar yağıyordur ya da Karadeniz kıyısında Şile’yi geçtiğiniz yerlerde kar yağıyor olabilir ama İstanbul olarak baktığımızda bulunduğumuz yere kar yağdı mı? Yağmadı” dedi.
Prof. Dr. Levent Kurnaz, “1987 kışında bu bulunduğumuz yerde bir metreden fazla kar vardı. Dolayısıyla yağdığı zamanlar oldu mu, oldu. 2003’te, 2004’te falan bayağı kar yağdığı zamanlar oldu ama bunu epey zamandır söylüyoruz, Türkiye’de yaklaşık olarak Sivas’ın batısına artık pek kar düşmesini beklemiyoruz. İstanbul zaten çok kar yağan bir yer değil ama bu sene Ankara’ya da çok fazla bir kar yağmadı. Dolayısıyla biz artık yavaş yavaş bu bölgelerde karın çekildiğini görmeye başlayacağız. Uludağ’a bile baktığımızda Uludağ’da bile parçalı kaldı kar. Dolayısıyla artık Batı’da çok fazla kar yok. Kar görmek isteyen Kars’a, Sarıkamış’a gidecek” diye konuştu.

Levent Kurnaz
“2030 YILINDA KAR YAĞMASI SÜRPRİZ OLACAK”
Gelecek yıllarda İstanbul’da kar yağışının beklenen bir sürpriz haline gelebileceğini dile getiren Prof. Dr. Levent Kurnaz, “Gittikçe kar yağışı azalıyor. Her yağan kar yağışı biraz daha sürpriz olacak. İstanbul’un normali artık bu ya da buna benzer bir hava. Bundan sonra artık Nisan başı gibi yazlık kıyafetleri giyeceğiz, böyle devam edecek. Kar yağarsa ‘Ne kadar güzel sürpriz oldu’ diyeceğiz. Son 5 yıl veya 10 yıl içerisinde değil, bu yavaş yavaş bu hale gelen bir durum. 1980’den bugüne baktığımız zaman düşen kar miktarı azala azala bu seneyi buldu, yani hiç kar yağmadı. Daha önce de hiç kar yağmadığı oldu mu, oldu. Yalnız bu gittikçe artacak. 2000 yılında kar yağması sürpriz değilken, 2030 yılında İstanbul’a kar yağması sürpriz olacak” dedi.
]]>Bayraktutan, şöyle konuştu:
-İstanbul’a ön yargılı yaklaşım, arazideki olumlu jeolojik gerçekleri görmezlikten gelmenin sonucudur. Depreme hazırlık çalışmalarını da olumsuz etkilemektedir.
-Deprem riskinin yaklaşık 80 kilometre uzunluğundaki Kuzey Anadolu Fay (KAF) segmetinde hareket mekanizmasının değişmesi, doğrultu-atımlı sistemden normal-atımlı hareket tarzına geçmesi, Çınarcık çöküntüsüne doğru akan çok sayıda kompleks heyelanların egemen oluşu, kuvvetli yer hareketinin yön ve büyüklüğünün farklılaşması sonucunu doğurmuştur.
-Bunun da İstanbul’a yansıması, KAF’ın Gerede doğusu ve Silivri batısına göre zayıflamasını sağlamıştır. Türkiye’nin dört bir tarafında olduğu gibi söz konusu İstanbul segmenti üzerinde, 4- 5 büyüklüğünde depremler meydana gelmesi doğaldır.
-İstanbul’da iddia edilen yıkıcı deprem olmayacak. İstanbul’un en büyük şansı, zeminin geoteknik dayanımı yüksek kayalardan oluşmasıdır. Zemin ve eviniz sağlamsa; rahat uyuyabilirsiniz.

‘KAYA ZEMİNİN DEPREM ŞİDDETİNİ AZALTICI ETKİSİ OLACAKTIR’
Kuzey Anadolu Fay (KAF) kuşağında Tatvan’dan Çanakkale’ye uzanan kuşak üzerindeki şehirlerdeki deprem beklentisinin İstanbul’da daha zayıf olduğunu ifade eden Bayraktutan, şöyle konuştu:
-İstanbul’un çok büyük bölümünde yüksek geoteknik dayanımda kaya zeminin varlığı, diğer şehirlerde olmayan çok büyük bir avantajdır. Haramidere Vadisi gibi, dere tabanları ile akarsu deltası gibi sınırlı birkaç alan dışında kaya zeminin deprem şiddetini azaltıcı etkisi olacaktır.
-Kent alanının büyük bölümü kaya zeminden oluşumu, boğazın açığında (Üskudar-Kadıköy) Çınarcık çukurluğu duvarına yaklaşık 20 kilometre mesafede oluşu, İstanbul’un fay kuşağının kuzeyinde ve dışında yükselen blok üzerinde olması, KAF kuşağının körfezin güney kıyısı boyunca uzanan ana fay hattından 40 kilometre uzakta bulunması (Üsküdar-Çınarcık arası) ve yapıların Anadolu’daki binalara kıyasla çok daha iyi teknik hizmet almış olması gibi üstünlüklere sahiptir.
‘SİYASİ MAKSATLI ALGI OPERASYONLARI’
-Ülkemizde Kuzey Anadolu Fay kuşağı içinde doğrudan fayın üzerinde ve alüvyon zeminde gelişen İstanbul dışında birçok yerleşim yerlerimiz var ve alüvyon zeminlere doğru hızla geliştirilmeye de devam edilmektedir.
-Gerçek risk altında bulunan bu şehirlerin kısa sürede sağlam zeminlere dönüştürülmeli, buralar kentsel dönüşümle sonuçlandırılmalıdır.
-Hatta birkaç milyon yapı yıkılacak ve çok yüksek can kaybı rakamları verilmesi, uygulanmakta olan yeni kentleşme stratejisini olumsuz etkileyebilir.
-Öyle ki İstanbul’da çok ağır hasar ve can kaybı yapacak 7.0’inin üstünde bir depremi dört gözle bekleyen ‘Zamanı geldi, yaklaştı, eli kulağında, ayak seslerini duyuyorum, kapıyı çalıyor’ gibi ifadelerle medyayı meşgul eden bir kesim oluşmuştur.
-Bunun altında jeolojik gerçeklerden çok, halkın psikolojisini bozacak hatta panikletecek sonuçlara sebep olan ve karar verici mevkileri yanlış yönlendirecek siyasi maksatlı algı operasyonları bulunmaktadır.
‘KAF’IN ADI GEÇEN BÖLGEDE ETKİNLİĞİNİ KAYBETTİĞİNİ GÖRDÜK’
Türkiye-Yunanistan doğal gaz boru hattının Geoteknik Risk Raporu’nu hazırlaması sırasında, boru hattının 80 kilometrelik deniz geçişinde su altı görüntü çekme ROV cihazı ile çekimler yaparak hem borunun konumu üzerindeki tahribatlar hem de bölgenin heyelanlarını tespit ettiğini vurgulayan Bayraktar, “Pendik-Ambarlı arasında yaklaşık bir metre çapındaki borunun çizgisel olan orijinal konumundan, boğazdan gelip, Marmara’ya çıkan ağır tonajlı gemiler ve tankerlerin çapaları boruya takılan ve zincirlerinin kırılması sonucu boru hattı D-harfi şeklinde heyelanların başlangıcına doğru ötelendiğini tespit ettik. Bu alanın fay kareterinin değişmesi ve çok derin heyelanların oluşması, İstanbul boğazının açılması sonucudur. Bu çalışma sırasında KAF’ın adı geçen bölgede etkinliğini kaybettiğini ve heyelanların egemen olduğunu gördük. Dolayısıyla bu jeolojik yapı, İstanbul deprem riskini önemli ölçüde azaltmaktadır” dedi.

‘BEKLENEN İSTANBUL DEPREMİ DİYE LANSE EDİLİYOR’
Bayraktutan, yıkıcı depremin Marmara Denizi’nin güney kıyısı boyunca uzanan; Gölcük, Yalova, Çınarcık, Gemlik, Bandırma, Mudanya ve Erdek yakınlarından geçen KAF’ın güney branşı üzerinde yaşanacağını söyledi. Bayraktutan, güney hattın Biga Fayı ve Kestanbolu Fayı üzerinden devam ettiğini belirterek, “Kestanbolu Fayı üzerinde jeotermal kaynaklar, volkan çıkışları ve genç kırık yüzeyleri ile deprem riskini artırmaktır. Neden yapılıyor maalesef bilmiyorum; ama İstanbul’a yaklaşık 80-100 kilometre uzaklıkta yaşanan bir depremi bile beklenen İstanbul depremi diye lanse ediliyor” diye konuştu
]]>Yeni seçilen Çekmeköy Belediye Başkanı Orhan Çerkez ile Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin’in de eşlik ettiği İmamoğlu, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Alpay ve İtfaiye Daire Başkanı Remzi Albayrak’tan istasyon ile ilgili detaylı bilgiler aldı.
İmamoğlu, istasyonda bulunan yaklaşık 400 itfaiye eriyle de iftar sofrasında buluştu. İftar öncesinde bir konuşma yapan İmamoğlu, mesai arkadaşlarının Kadir Gecelerini, Ramazan ayını ve önümüzdeki Ramazan Bayramı’nı tebrik etti.

“AFETLERDE ORTAYA KOYDUĞUNUZ PERFORMANSI BİREBİR GÖRDÜM VE YAŞADIM”
Geçmişte ve yakın dönemde yaşanan felaketlerin, iyi yetişmiş itfaiye erlerinin önemini dikkat çeken İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
– “Her bir itfaiye çalışanımızın yüreğine, emeğine, cesaretine sağlık. Her birinize sağlık diliyorum her şeyden önce. Sağlıklı olmanız her şeyin ötesinde. Ama onun yanı sıra, İstanbul’umuzda olabilecek afetlerin her türlüsüne karşı ne kadar donanımlı olduğunuzu da yaşamış bir belediye başkanınızım. Özellikle bu dönemde, ne yazık ki ülkemizde yaşanan büyük depreme, Güneydoğu’da olan büyük depreme, ama aynı zamanda daha öncesinde Elazığ’daki depremine, yine bir kısım yangınlara, sel felaketlerine buradan yetişmeniz ve ortaya koyduğunuz performansı birebir gördüm ve yaşadım. O bakımdan itfaiye çalışanlarının özel bir sınıfı, özel bir tarifi hak ettiğini çok iyi bilen ve buna inanan bir yöneticiyim.”

“HALKIMIZ BİZE 5 YIL DAHA HİZMET GÖREVİNİ VERDİ”
– Son yapılan yerel seçimle halkımız, bize 5 yıl daha hizmet görevini verdi. Ben hem sizlere hem de sizlerin nezdinde 90 binin üzerindeki çalışma arkadaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Onların emeğine sağlık. İnşallah bundan sonra da sizlerle, bu 5 yıl içerisinde, özellikle İstanbul’umuza afetsiz, sıkıntısız, belasız, problemsiz bir süreç diliyorum. Tabii ki koca bir kentteyiz. Özellikle sizin hizmet sunduğunuz sahada, istatistiklere baktığımızda hiçbir şey yaşamamak elbette mümkün değil. Bunları yaşayacağız. Ama bu vesileyle hiçbirinizin burnunun kanamadığı, ayağına taş değmediği bir müdahale ve hizmet döneminiz olmasını elbette canı gönülden diliyorum ve istiyorum.

“BU ŞEHİRDE AFETİN ZAMANI YOK”
– Bu kadar önemli bir teşkilatın ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yüzyıllardır var olan, böylesi asil bir kurumunun çok ciddi sayıda da eleman ihtiyacı vardır. Bu eleman ihtiyacı konusunda, aranızda yeni arkadaşlarımız da var, nasıl meşakkatli bir dönemden geçtiğini, nasıl adil ve şeffaf bir dönemle burada sizlerin aranıza katıldığını en iyi sizler biliyorsunuz. Biz yıllardır talepte bulunuyoruz. Diyoruz ki; bu şehrin afetlere karşı güçlü, dayanıklı olması lazım. Ve bizim personel alımına ihtiyacımız var. 3 bine yakın ihtiyacımız var. Bu kadar net. Bu şehirde zamanı yok afetin. Güçlü bir ekip, kadro oluşturabilirsek, Allah korusun, Allah geçinden versin, depremi, yangını veya bunun gibi birçok felakette, sadece İstanbul değil, Türkiye’nin her yerine de koşabilecek uzman, olağanüstü kabiliyetli bir teşkilatı var etme kabiliyetimiz var. Bunu yerine getirmeliyiz. Ama ne yazık ki bakanlık, defalardır sunmamıza rağmen, bu talebimizi hala cevaplamamakta ısrar ediyor. Umut ederiz, buradan sizlerin oruç sofrasından, Ramazan sofrasından tekrar dile getiriyoruz.

“BÖYLESİ ÖNEMLİ BİR KADROYA İSTANBUL’UMUZUN İHTİYACI VAR”
– Böylesi önemli bir kadroya İstanbul’umuzun ihtiyacı vardır. Bunu o dönemde valisiyle, diğer yetkilileriyle konuşarak, birlikte ‘evet bunu yapalım’ dediğimiz bir husustur. Bu konuda yazdığımız yazılara Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın cevap vererek, bir an önce sınav süreçlerini başlatıp… Ki bu işin ilanı, sınavı, eğitimi… Gerçekten bir kardeşimizin, sizin gibi deneyimli arkadaşlarımızın arasına katılması, neredeyse iki yıl sürüyor. Büyük bir iş bu. Kolay değil yani. Bu arada da emekli olanlar var, olacaklar var. Bir yandan bunların aranıza katılması lazım. Umut ederiz ki, bir an önce bunu onaylarlar ve bir an önce aranıza yeni arkadaşlarımızı da katmış oluruz.

ÇERKEZ VE YEĞİN’E BAŞARILAR DİLEDİ
– İçinde bulunduğumuz Çekmeköy’ün değerli yeni belediye başkanı Orhan Çerkez Başkanımız ve Sancaktepe Belediye Başkanımız Alper Yeğin’e de başarılar dilerim. Hem Alper Başkanımın hem Orhan Çerkez Başkanımın tek prensibi var. Var oldukları ilçelerdeki her insanımıza eşit hizmete koşmak, her insanımızın gönlüne girmek, her insanımızın hizmet almasını sağlamak ve insanlarımıza eşit ve adil bir şekilde davranmaktır. Yolları açık olsun. Allah utandırmasın. Ramazan ayınız mübarek olsun hepinizin. Önümüzdeki Ramazan Bayramımız hepinize, çok güzel ailelerinizle, küçüklerinizle, büyüklerinizle, evlatlarınızla, anne-babalarınızla, kardeşlerinizle inşallah güzel bir bayram geçirmenize vesile olsun. Hayatınızda var olan bütün sıkıntıların da sona ermesine, güzelliklerle hem sizlerin hem memleketimin, yurdumun güzel insanlarının buluşması dileğiyle, Allah kabul etsin.”
]]>“PARTİ AİDİYETİ NEREDEYSE YOK OLMUŞTUR”
*31 Mart yerel seçim sonuçları gösterdi ki; büyükşehirlerde yarış genelde iki parti arasında geçmiş ve seçmen istediği adaya oy vermekten çok, istemediği parti ya da aday kazanmasın diye karşındaki en güçlü adaya yönelmiştir.
*Bir diğer durum ise daha önce ittifak yapılan İstanbul, İzmir, Ankara ve Adana gibi büyükşehirlerin birçoğunda parti aidiyeti neredeyse yok olmuştur.
*İttifak sisteminin, büyük partileri güçlendirirken oy oranı biraz daha az partileri erittiği aşikârdır. Katı bir ideolojik görüşü olmayan, makul ve hayatın gerçekleriyle yüzleşerek ona göre politika belirleyen, merkeze konumlanacak bir partinin varlığını devam ettirmesi için yerel yönetimlerde iddia ortaya koyması önemlidir.
*Aksi halde başka bir partinin aparatı haline gelme riskini taşımaktadır. Seçim sonuçları bunu bir kez daha tescil etmiştir.
“BU SORUMLULUĞU SEVE SEVE ÜSTLENDİM”
*Bilindiği üzere, partimiz genel seçimler sonrası 31 Mart yerel seçimlerine ittifaksız girme kararı almış ve tüm ülkede aday belirleme süreci başlamıştır. Bu süreçte, kamuoyuna da yansıyan bazı isimler haricinde İstanbul için adaylık talebinde bulunan olmamıştır. Parti içerisinde de bu doğrultuda bir gelişme olmayınca görev bana düşmüştür. Ben de partim için bu sorumluluğu seve seve üstlendim.
*Alınan karar sonrası çalışmalarıma başladım ve daha iyi bir belediye başkanı olacağım iddiasıyla seviyeyi düşürmeden, projelerimi anlattım. Eleştirilerimi sıraladım. Hatta eleştirilerimi beğenmeyen ve yetersiz bulan da oldu, kamuoyundan dozu çok kaçırdığımı dile getiren de oldu. Kimisi boşuna çok çalışarak kendimi hırpaladığımı kimisi ise kasıtlı olarak çalışmadığımı iddia etti.
“KABUL ETMEK ZORUNDAYIZ”
*Bütün bunlara rağmen, ben partimin adını en onurlu şekilde inandığım ve doğru bulduğum şekilde ayakta tutmaya çalıştım ve mücadele ettim. Ancak seçimleri beklediğimizin çok altında bir sonuçla tamamladığımızı kabul etmek zorundayız.
*Tüm bu şartlar altında, ben de üzerime düşen sorumluluğu yerine getirerek, gerek yapılacak olan olağanüstü kongremizin daha sağlıklı ve demokratik bir ortamda yapılabilmesi, gerekse İstanbul’da aldığımız sonuçla doğrudan ilişkili olarak, 8 aydır yürütmekte olduğum Teşkilat Başkanlığı görevimden istifa ediyorum.
İSTİFA KARARINI DAHA ÖNCE ALMIŞ
*Özellikle parti içinde şahsıma yönelen bazı eleştirileri de cevaplamam gerekirse; seçim akşamı almış olduğum istifa kararımın, Genel Başkanımızın pazartesi günü yapacağını duyurduğu açıklamanın ardından duyurulması hususunda çalışma arkadaşlarımızla görüş birliği oluştu. Bundan ötürü de bu açıklamayı bugüne bıraktığımı ifade etmeliyim.
*Başta İstanbul İl Başkanımız Yücel Coşkun olmak üzere, bu süreçte arkamda durma ve çalışma konusunda vicdanı rahat olan İstanbul il ve ilçe teşkilatımıza, bütün yol arkadaşlarıma ve özellikle İstanbul Gençlik Kolları Başkanımız Muhammet Akyüz nezdinde bütün gençlik kollarına teşekkürlerimi sunuyorum.
]]>İSTANBUL SEÇİM SONUÇLARI 31 MART 2024
| Parti | Aday | Oy/Oran |
|---|---|---|
| CHP | Ekrem İmamoğlu | %51,09 (4.427.455) |
| AKP | Murat Kurum | %39,59 (3.431.340) |
| YRP | Mehmet Altınöz | %2,60 (225.036) |
| DEM | Meral Danış Beştaş | %2,11 (182.837) |
| ZAFER | Azmi Karamahmutoğlu | %2,08 (179.981) |
| İYİ | Mehmet Satuk Buğra Kavuncu | %0,63 (54.850) |
| SAADET | Birol Aydın | %0,56 (48.522) |
İstanbul’un son belediye başkanlığı seçimlerinde CHP’den Ekrem İmamoğlu‘nun %51,09 oy oranıyla 4.427.455 oy aldığı, AKP’den Murat Kurum‘un %39,59 oy oranıyla 3.431.340 oy aldığı, YRP’den Mehmet Altınöz‘ün %2,60 oy oranıyla 225.036 oy aldığı, DEM’den Meral Danış Beştaş‘ın %2,11 oy oranıyla 182.837 oy aldığı, ZAFER’den Azmi Karamahmutoğlu‘nun %2,08 oy oranıyla 179.981 oy aldığı, İYİ’den Mehmet Satuk Buğra Kavuncu‘nun %0,63 oy oranıyla 54.850 oy aldığı, ve SAADET’ten Birol Aydın‘ın %0,56 oy oranıyla 48.522 oy aldığı görülüyor.
İstanbul Yerel Seçim Sonuçları 31 Mart 2024
Ankara Yerel Seçim Sonuçları 31 Mart 2024
İzmir Yerel Seçim Sonuçları 31 Mart 2024
CHP Yerel Seçim Sonuçları 31 Mart 2024
AKP Yerel Seçim Sonuçları 31 Mart 2024
Yerel Seçim Sonuçları 31 Mart 2024
İSTANBUL İLÇE SEÇİM SONUÇLARI
| ADALAR |
CHP
%55,49 5.846 oy
|
AKP
%22,85 2.408 oy
|
TİP
%12,54 1.321 oy
|
DEM
%3,96 417 oy
|
İYİ
%1,40 148 oy
|
| ARNAVUTKÖY |
AKP
%41,94 71.849 oy
|
CHP
%38,45 65.863 oy
|
YRP
%5,89 10.087 oy
|
DEM
%5,01 8.579 oy
|
İYİ
%3,53 6.044 oy
|
| ATAŞEHİR |
CHP
%56,39 139.009 oy
|
AKP
%35,00 86.287 oy
|
ZAFER
%2,64 6.508 oy
|
YRP
%1,69 4.164 oy
|
İYİ
%1,46 3.603 oy
|
| AVCILAR |
CHP
%53,43 121.250 oy
|
AKP
%38,29 86.896 oy
|
ZAFER
%2,85 6.476 oy
|
YRP
%1,97 4.467 oy
|
İYİ
%0,95 2.156 oy
|
| BAĞCILAR |
AKP
%55,42 213.447 oy
|
CHP
%32,88 126.629 oy
|
YRP
%3,88 14.947 oy
|
ZAFER
%2,82 10.864 oy
|
SAADET
%1,04 3.989 oy
|
| BAHÇELİEVLER |
AKP
%47,20 152.111 oy
|
CHP
%44,11 142.159 oy
|
YRP
%2,57 8.278 oy
|
ZAFER
%2,50 8.064 oy
|
İYİ
%0,85 2.743 oy
|
| BAKIRKÖY |
CHP
%67,72 88.572 oy
|
AKP
%22,07 28.858 oy
|
ZAFER
%3,17 4.149 oy
|
İYİ
%1,41 1.845 oy
|
DEM
%1,35 1.767 oy
|
| BAŞAKŞEHİR |
AKP
%46,77 115.666 oy
|
CHP
%36,62 90.556 oy
|
DEM
%5,28 13.055 oy
|
YRP
%4,32 10.686 oy
|
ZAFER
%2,62 6.481 oy
|
| BAYRAMPAŞA |
CHP
%46,67 73.850 oy
|
AKP
%41,63 65.864 oy
|
YRP
%4,26 6.741 oy
|
ZAFER
%3,41 5.395 oy
|
İYİ
%1,04 1.644 oy
|
| BEŞİKTAŞ |
CHP
%64,12 66.017 oy
|
![]() BAĞIMSIZ
%13,66 14.064 oy
|
MHP
%11,44 11.777 oy
|
![]() BAĞIMSIZ
%2,32 2.391 oy
|
ZAFER
%1,99 2.052 oy
|
| BEYKOZ |
CHP
%45,87 68.453 oy
|
AKP
%44,91 67.020 oy
|
YRP
%2,88 4.302 oy
|
ZAFER
%1,58 2.358 oy
|
İYİ
%1,14 1.696 oy
|
| BEYLİKDÜZÜ |
CHP
%52,83 112.163 oy
|
AKP
%33,37 70.843 oy
|
YRP
%5,88 12.486 oy
|
ZAFER
%2,57 5.464 oy
|
DEM
%2,46 5.214 oy
|
| BEYOĞLU |
CHP
%49,22 60.361 oy
|
AKP
%40,74 49.965 oy
|
YRP
%2,55 3.132 oy
|
ZAFER
%2,21 2.705 oy
|
İYİ
%1,40 1.717 oy
|
| BÜYÜKÇEKMECE |
CHP
%48,04 74.772 oy
|
AKP
%42,16 65.615 oy
|
ZAFER
%2,31 3.597 oy
|
DEM
%2,30 3.581 oy
|
YRP
%1,63 2.537 oy
|
| ÇATALCA |
CHP
%50,53 26.704 oy
|
AKP
%44,94 23.749 oy
|
YRP
%1,14 601 oy
|
İYİ
%1,00 531 oy
|
ZAFER
%0,69 367 oy
|
| ÇEKMEKÖY |
CHP
%49,22 82.974 oy
|
AKP
%39,50 66.594 oy
|
YRP
%4,71 7.947 oy
|
ZAFER
%2,37 4.002 oy
|
İYİ
%1,12 1.880 oy
|
| ESENLER |
AKP
%50,46 117.704 oy
|
CHP
%33,78 78.792 oy
|
YRP
%6,16 14.361 oy
|
ZAFER
%3,37 7.864 oy
|
SAADET
%2,73 6.366 oy
|
| ESENYURT |
CHP
%49,05 227.608 oy
|
AKP
%39,18 181.806 oy
|
ZAFER
%3,69 17.132 oy
|
YRP
%3,11 14.418 oy
|
İYİ
%1,38 6.398 oy
|
| EYÜPSULTAN |
CHP
%48,17 116.620 oy
|
AKP
%41,45 100.347 oy
|
YRP
%2,89 6.989 oy
|
İYİ
%2,60 6.295 oy
|
ZAFER
%2,18 5.286 oy
|
| FATİH |
AKP
%47,56 91.917 oy
|
CHP
%43,77 84.588 oy
|
YRP
%2,67 5.152 oy
|
ZAFER
%2,37 4.577 oy
|
SAADET
%0,99 1.909 oy
|
| GAZİOSMANPAŞA |
CHP
%40,45 107.636 oy
|
AKP
%40,12 106.757 oy
|
YRP
%6,72 17.877 oy
|
DEM
%3,48 9.271 oy
|
ZAFER
%3,13 8.339 oy
|
| GÜNGÖREN |
AKP
%50,91 74.603 oy
|
CHP
%34,94 51.206 oy
|
DEM
%4,34 6.365 oy
|
YRP
%2,76 4.040 oy
|
ZAFER
%2,64 3.872 oy
|
| KADIKÖY |
CHP
%68,78 212.961 oy
|
AKP
%13,07 40.461 oy
|
TKP
%10,02 31.038 oy
|
ZAFER
%2,72 8.411 oy
|
TİP
%1,25 3.858 oy
|
| KAĞITHANE |
AKP
%48,85 122.295 oy
|
CHP
%36,00 90.122 oy
|
DEM
%3,61 9.036 oy
|
YRP
%3,57 8.932 oy
|
ZAFER
%3,55 8.877 oy
|
| KARTAL |
CHP
%54,77 158.555 oy
|
AKP
%35,61 103.082 oy
|
ZAFER
%2,72 7.883 oy
|
İYİ
%2,23 6.446 oy
|
YRP
%1,97 5.705 oy
|
| KÜÇÜKÇEKMECE |
CHP
%50,20 219.377 oy
|
AKP
%36,44 159.252 oy
|
DEM
%4,63 20.217 oy
|
ZAFER
%2,87 12.548 oy
|
YRP
%2,41 10.514 oy
|
| MALTEPE |
CHP
%59,06 183.062 oy
|
AKP
%32,41 100.447 oy
|
ZAFER
%3,12 9.681 oy
|
İYİ
%1,56 4.831 oy
|
YRP
%1,51 4.687 oy
|
| PENDİK |
AKP
%44,69 187.623 oy
|
CHP
%42,78 179.608 oy
|
YRP
%3,99 16.740 oy
|
ZAFER
%3,03 12.718 oy
|
SAADET
%1,15 4.839 oy
|
| SANCAKTEPE |
CHP
%50,59 135.018 oy
|
AKP
%41,46 110.652 oy
|
YRP
%3,01 8.036 oy
|
ZAFER
%1,60 4.269 oy
|
İYİ
%0,77 2.064 oy
|
| SARIYER |
CHP
%51,50 104.401 oy
|
AKP
%34,26 69.451 oy
|
![]() BAĞIMSIZ
%8,05 16.325 oy
|
ZAFER
%1,73 3.508 oy
|
YRP
%1,21 2.450 oy
|
| SİLİVRİ |
CHP
%53,20 63.065 oy
|
MHP
%39,53 46.860 oy
|
İYİ
%1,51 1.791 oy
|
YRP
%1,40 1.665 oy
|
ZAFER
%0,92 1.087 oy
|
| SULTANBEYLİ |
AKP
%42,25 77.787 oy
|
CHP
%21,04 38.730 oy
|
BBP
%15,80 29.084 oy
|
DEM
%9,86 18.160 oy
|
YRP
%4,02 7.399 oy
|
| SULTANGAZİ |
AKP
%46,81 133.980 oy
|
CHP
%33,00 94.463 oy
|
YRP
%6,83 19.552 oy
|
DEM
%6,27 17.947 oy
|
ZAFER
%2,54 7.256 oy
|
| ŞİLE |
CHP
%51,88 16.302 oy
|
AKP
%43,23 13.583 oy
|
YRP
%1,38 435 oy
|
İYİ
%0,99 310 oy
|
ZAFER
%0,79 249 oy
|
| ŞİŞLİ |
CHP
%66,59 99.921 oy
|
AKP
%23,62 35.442 oy
|
ZAFER
%3,02 4.536 oy
|
TİP
%1,54 2.312 oy
|
İYİ
%1,53 2.290 oy
|
| TUZLA |
CHP
%50,92 84.094 oy
|
AKP
%39,07 64.524 oy
|
YRP
%3,48 5.744 oy
|
ZAFER
%2,77 4.579 oy
|
İYİ
%0,94 1.553 oy
|
| ÜMRANİYE |
AKP
%42,45 174.555 oy
|
CHP
%40,14 165.054 oy
|
YRP
%7,80 32.066 oy
|
ZAFER
%3,55 14.609 oy
|
DEM
%2,23 9.168 oy
|
| ÜSKÜDAR |
CHP
%49,90 157.605 oy
|
AKP
%42,37 133.814 oy
|
YRP
%2,15 6.791 oy
|
ZAFER
%2,07 6.549 oy
|
SAADET
%1,19 3.754 oy
|
| ZEYTİNBURNU |
AKP
%46,48 65.083 oy
|
CHP
%42,85 59.996 oy
|
YRP
%4,20 5.876 oy
|
ZAFER
%2,65 3.714 oy
|
SAADET
%0,80 1.115 oy
|
Bir önceki (2019) İstanbul Belediye Seçimi
|
Aday |
Parti |
Aldığı Oy |
Oy Oranı |
|
Ekrem İmamoğlu |
CHP |
4.171.118 |
%48,80 |
|
Binali Yıldırım |
AKP |
4.149.656 |
%48,55 |
|
Necdet Gökçınar |
Saadet Partisi |
103.300 |
%1,21 |
|
DSP |
30.817 |
%0,36 |
|
|
BTP |
27.238 |
%0,32 |
|
|
DP |
22.544 |
%0,26 |
|
|
Vatan Partisi |
17.377 |
%0,20 |
|
|
TKP |
10.492 |
%0,12 |
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçim sonuçlarına göre, CHP’den Ekrem İmamoğlu 4.171.118 oy alarak %48,80 oy oranıyla birinci sırada yer aldı. AKP adayı Binali Yıldırım ise 4.149.656 oy alarak %48,55 oy oranıyla ikinci sırada bulundu. Saadet Partisi adayı Necdet Gökçınar ise 103.300 oy alarak %1,21 oy oranında üçüncü sırayı elde etti.
*Öncelikle ifade etmek isterim, en son sizlerle paylaştığım süreçten bu yana artık seçimin son anlarına yaklaşmış durumdayız.
*Şu anda bizim sistemimizde teknolojiyle birlikte elde ettiğimiz farklı veri akışlarının bir arada değerlendirilmiş haliyle yüzde 96’nın sonuçları elimizde var. Ve 1 milyonun üzerinde biraz daha farkla birinci durumdayız.
*İBB seçimleri bu an itibarıyla artık yeni dönemdeki yetkiyi İstanbul halkı, 16 milyon insanımızla birlikte bize vermiş diyebiliriz.
*Elbette resmi açıklamaları YSK rakamlarıyla birlikte mazbata anıdır esas olan ama şu an itibarıyla 1 milyonun üzerinde bir oyla hemen hemen sonuçlar belli olmuştur diyebilirim. Milleti anlamayan kaybeder.
11 İLÇE DAHA KAZANILDI
*Yüzde 52’ye yakın bir oy oranımızla yüzde 39,5 oy oranı, iki rakip arasındaki farkı tariflemekte. Bunun yanı sıra bizi mutlu eden ilçeler noktasında da büyük oranda gerçekleşti.
*14 belediyemiz bize daha önceki dönemde de yönettiğimiz 14 belediyemizin tamamı görevimize devam edeceğimiz belediyeler.
*Bunun yanı sıra 11 belediyede de elde ettiğimiz verilerle, neredeyse sonuçlar belli olmuş belediyeler.
*Bu ilçeler, Beyoğlu, Bayrampaşa, Beykoz, Çatalca, Silivri, Çekmeköy, Eyüpsultan, Sancaktepe, Tuzla, Üsküdar ve Şile.
*Şu anda Gaziosmapaşa ve Pendik gibi ilçelerimizde rekabetin devam ettiğini ifade etmek isterim.
*İlçelerdeki oy sayımı ve sürecin takibinde yoğun emek gösteren arkadaşlarıma çok ama çok teşekkür ediyorum ve süreçler henüz bitmediğini, ilçe belediye meclis üyeliklerinin ve ilçe belediye başkanlıklarının sonuçlanmadığını bu noktada tutanaklara net olarak toparlanıp ıslan imzalı tutanakların, il başkanlığımızın belirlediği şekilde ulaştırılacak ana kadar takibin en sıkı şekilde yapılmasını yol arkadaşlarımıza iletmeyi borç biliyoruz.
*Seçimi kazanmış bulunuyoruz. Bu başarının elbette paydaşları var. Çok saygıdeğer CHP Genel Başkanımız Özgür Özel, MYK üyelerimize, PM üyelerimize, milletvekillerimize çok çok teşekkür ediyorum.
*İstanbul’da olağanüstü bir örgütsel mücadeleyi veren il başkanımız nezdinde bütün örgüt üyelerimize, kadın kollarımıza, gençlik kollarımıza, üyelerimize yürekten teşekkür ediyoruz.
*Bu seçimler önemli tabii, İstanbul ittifakına, İstanbul’un 16 milyon muhafızına şunu söylemek istiyorum… Millet sadece seçimlerde kimin yöneteceğine karar vermez, aynı zamanda seçime giren herkese görevler verir.
“MİLLETİN VERDİĞİ GÖREVİ YOK SAYANLAR…”
*Seçmen ne mesaj verdi, millet ne görev verdi diye anlamakla yükümlüyüz. Milletin sandıkta verdiği görevleri yok sayanlar, doğru anlamayanlar eninde sonunda milletin gönlündeki yerlerini kaybederler.
*Onun için milletin sandıkta verdikleri görevleri herkesin doğru anlamakla ilgili yükümlülükleri vardır. Bugün gerçekleşen iradesiyle İstanbullular bana icraatçi, halkçı, insanını ayırmayan, dayanışmacı belediyecilikte tam yol ileri görevini vermiştir.
*Daha fazla hizmet, daha çok yatırım, milletin parasını millete verme yönünde daha güçlü adımlar atma görevi vermiştir.
“16 MİLYON İSTANBULLU CUMHURBAŞKANI’NA DA MESAJ VERDİ”
*16 milyon vatandaşımızla birlikte partizanlığı tarihe gömdük. İstanbulluların bütün bana verdiği görevi, anlayışı emir kabul ediyorum. Yerine getirmeyi onurlu ve büyük bir sorumluluk olarak görüyorum.
*16 milyon İstanbullu sadece bana değil elbette iktidara, rakiplerimize, sayın Cumhurbaşkanı’na ve hükümet yetkililerine de mesajlar vermiştir. İktidara milletin söylediği şudur: Hükümet-belediye ilişkileri açısından yeni bir dönemin ele alınması sorumluluğunu yüklemiştir.
*İstanbulluların iradesiyle karşısında yeni metrolar başta olmak üzere nedensizle bekletilen tüm imzaların bir an önce tamamlanması, atılması ve İstanbul’un yatırımlarının geciktirilmemesi, engellenmemesi görevini vermişlerdir.
*Depreme hazırlık konusunda iş birliği hususunun en önemli konu olduğunu, merkezi idarenin yerel yönetimleri yok sayarak hareket etmemesi, başta İstanbul olmak üzere Marmara Bölgesi ekseninde güçlü bir iş birliğinin kurulmasıyla ilgili bir sürecin başlatılması görevini vermiştir.
]]>Büyükşehirlerin yanı sıra il, ilçe ve belde belediye başkanları ile muhtarlar, il genel meclisi üyeleri, belediye meclis üyeleri seçilecek.
Seçmen sayısı 61 milyon 441 bin 882 kişi olarak belirlendi. 18 yaşını dolduran 1 milyon 32 bin 610 genç, bu seçimde ilk kez oy kullanacak.
Siyasi liderlerin ve adayların da nerede oy kullanacakları belli oldu.
* Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, her seçimde olduğu gibi bu seçimde de oyunu İstanbul Saffet Çebi Ortaokulu’nda kullanacak.
* TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İstanbul Fatih’teki Gelenbevi Anadolu Lisesi’nde 1245 numaralı sandıkta oy verecek.
* CHP Genel Başkanı Özgür Özel, oyunu Manisa merkez Yunusemre ilçesi 23 Nisan Ulusal Egemenlik İlkokulu’nda kullanacak.
* MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Ankara Anıttepe Ortaokulu’nda, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara Bilkent’te Emlak Bankası Ortaokulu’nda sandığa gidecek.
* DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Adana’nın Çukurova ilçesindeki Ayşe Atıl İlkokulu’nda oyunu kullanacak. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise Ankara’daki Ahmet Vefik Paşa İlkokulu’nda oy verecek.
* Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu Çankaya Lisesi’nde, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Etimesgut’un Fatih Sultan Mahallesi’ndeki Başkent Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nde oy kullanacak.
* Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, İstanbul Eyüpsultan’daki Göktürk Mahallesi’nde; DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise Ankara Bilkent’teki Türkiye Emlak Bankası Ortaokulu’nda oyunu verecek.
* Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal memleketi Afyonkarahisar’da sandık başına gidecek. Uysal, merkez Selçuklu İlkokulu’nda oyunu kullanacak.
* DSP Genel Başkanı Önder Aksakal İstanbul’un Üsküdar ilçesinde Ünalan Mahallesi Şeyh Şamil Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde sandığa gidecek.
* Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Balgat Binnaz Rıdvan Ege Anadolu Lisesi’nde, Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce ise Yaşamkent Özel Şener Çakmak Anadolu Lisesi’nde oyunu verecek.
* Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek İstanbul’da Beşiktaş Gayrettepe Şair Nedim Ortaokulu’nda sandık başına gidecek.
İSTANBUL, ANKARA VE İZMİR ADAYLARI
Üç büyükşehrin belediye başkan adaylarının oy kullanacakları yerler de belli oldu.
Buna göre, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP adayı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü’ndeki Emin Yükseloğlu Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde oy kullanacak.
Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum, Kağıthane ilçesi Hamidiye Mahallesi Kağıthane İmece İlkokulu’nda sandığa gidecek.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP adayı Mansur Yavaş, Ümitköy Anadolu İmam Hatip Lisesi Fen ve Sosyal Bilimler Proje Okulu’nda oyunu kullanacak.
Cumhur İttifakı Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Turgut Altınok, Karargahtepe Mahallesi Kocatepe İlkokulu’nda oy verecek.
Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hamza Dağ, Bayraklı ilçesi Gümüşpala Mahallesi Şehit Nazımbey İlkokulu’nda, CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cemil Tugay da Karşıyaka’da Şehit Polis Samet Kırcalı Ortaokulu’nda sandığa gidecek.
]]>
Konuşmasına, hatta emeği geçen herkese teşekkür ederek başlayan İmamoğlu, “Bugün biz burada sizin çalışma ortamınızı hissetmeye ve sizlerin sofrasında bulunmayı kendimize seçtik. Ne mutlu bize. Çok özel bir hizmet yapıyorsunuz. İstanbul’umuza belki de tarihinin en önemli hizmetlerini sunan projelerin başında, metro yapıları geliyor. Metro yapıları yapmak teknolojisiyle, mühendisliğiyle, maliyetiyle her aşaması ayrı bir titizlik gerektiriyor. Bu manada topyekun, bütüncül yapı için emeği geçen herkesin ortaya koyduğu performans İstanbul ve İstanbul halkı için önemli” dedi.

“METRO KONUSUNDA MUAZZAM BİR 5 YIL GEÇİRDİK”
İmamoğlu, şunları söyledi:
* “Metro konusunda muazzam bir 5 yıl geçirdik. Sizin gibi dostlarımızın emekleriyle, 65 kilometre metroyu hizmete sunduk. Şimdi önümüzde sağlam bir hedef daha var. Zira, devam eden 8 metro hattımız var. 8 metro hattımızı 2025’te açmayı tasarlıyoruz. Ki bu konuda iddialıyız. Birisi inşallah bu hattımız olacak; Göztepe-Ataşehir-Ümraniye hattı. Diğeri Samandıra-Sultanbeyli bölümü olacak. O da çok önemli. Bir diğeri de inşallah Yıldız-Kabataş bölümü olacak. Bunları üst üste koyduğumuzda, seneye 28 kilometre civarında bir metro hattını, yine İstanbullularla buluşturuyor olacağız.
* Şu anda biz, yerin altında açtığımız 65 kilometrenin yanı sıra tam gaz -bulunduğumuz metro hattı da dahil- 73 kilometre metro yapıyor durumdayız, devam ediyoruz. ‘Tam yol ileri’ diyerek devam ediyoruz. Yerin altında, binlerce insanımızın verdiği bu emeği görmeyip, ‘8 kilometre metro yaptı’ diyerek, bir dezenformasyon yaratmak adına, siyaset yapmak adına, bu kadar insanların emeğinin küçümsenmesi konusunda belki de tarihe geçecek bir iddia oldu bu. Ama boşa çıktı. Sonuçta açtığımız metrolar ortada. Öyle adımlanmayla dolaşılacak gibi değil. Bir gün inşallah adımlayarak dolaştırırız o arkadaşı buralarda.”

“PROJENİN SAHİBİ DE MİLLETTİR; O PARTİ, BU PARTİ DEĞİLDİR”
“Sofranızda bulunmaktan büyük onur duydum” diyen İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
* “Bu yaptığınız işler, İstanbul’a hizmet. Sizler, ekmeğinizi kazanıyorsunuz. Yüklenici firmalar, deneyimleriyle bu işlerin yapılmasına vesile oluyor. Bizler, bu süreci iyi yöneterek nitelikli, kimlikli işlerin var olmasını ortaya koyuyoruz. Amacımız; milletimize ait bu projelerin layıkıyla insanlarımızın hizmetine sunulabilmesi. Bu manada burada kazanç sağlayan, ekmeğini evine götüren her kardeşimin, her hemşehrimin de evine bolluk, bereket diliyorum. Çocuklarına, gençlerine, evde yaşayan her insanına güzel bir gelecek diliyorum.
* Biz de inşallah, o geleceği sağlama konusunda, sizlere layık birer yönetici olma gayreti içerisindeyiz. Burada ben ve benim gibi siyasi yol arkadaşlarım, aynı zamanda bürokrasiden idareci yol arkadaşlarım var. Gerçekten bu önemli bir temennidir. Sizlere layık olmak, iyi yönetici olmak, devletine, milletine iyi hizmetler sunabilmek… Bir şeyin de altını çizeyim. Bu kıymetli proje, değerli bir projedir. Bu projenin sahibi de millettir; o parti, bu parti değildir. Biz milletimiz adına, İstanbul halkı adına bir proje ürettik. Yapıyoruz, bitireceğiz ve insanlarımızın hizmetine açacağız. Ve İstanbullunun projesi olacak. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun. Allah tamamına erdirsin.”
]]>
VATANDAŞTAN İMAMOĞLU’NA: HER NAMAZDA DUA EDİYORUM SANA
Tur sırasında vatandaşlar ile İmamoğlu arasında ilginç diyaloglar yaşandı. Fotoğraf çekilmesi için torununu İmamoğlu’nun kucağına veren bir kadın vatandaş, “O kadar güzel insansınız ki, ailemizden biri gibisiniz. İnşallah uğurlu gelecek size” dedi. İmamoğlu vatandaşa, “Ne mutlu bana. Sağ olun” yanıtını verdi. Başka bir vatandaş da İmamoğlu’na desteğini, “Abim seni tebrik ederim. Hem de niye biliyor musun? İki kere seçim kazanıp, iki kere saydırdığın için. Allah nasip ederse, inşallah bir daha kazanacaksın. Bir daha saydıracağız” dedi. İmamoğlu’nun vatandaşa yanıtı, “Teşekkür ederim. Sağ olun” oldu.
İmamoğlu, “10 yıldır, 5 yıldır seni görmeyi hayal ediyorum. Hep böyle halkın içinde ol. Senin için can feda” diyen bir vatandaşı da “Allah razı olsun. Her zaman” şeklinde yanıtladı. Yaşlıı kadın ise, “Yavrum kazanacaksın, kazanacaksın. Her namazda dua ediyorum sana. Allah’ım, Allah’ım… Kurban olurum sana. Senin resmin bizim mahallede asılı” dedi. İmamoğlu da vatandaşa, “Sağ ol anacağım. Öpüyorum seni” yanıtını verdi.

“OYLARI BÖLMEYE ASLA GEREK YOK”
İmamoğlu’nun Eyüpsultan turu, vatandaşların yoğun ilgisi nedeniyle halk buluşmasına dönüştü. Rami’de ve ilçe merkezinde ayrı ayrı yolu kesilen İmamoğlu, buralarda yaptığı konuşmalarda özetle şunları söyledi:
* “Bugün Eyüpsultan’da vatandaşı selamlayalım istedik ama Rami’de siz, bizim önümüzü kestiniz. Sizleri burada görmek, elbette büyük bir moral, büyük bir motivasyon. Şu an itibariyle şunu söyleyeyim: Ekrem İmamoğlu kardeşiniz, arkadaşınız, evladınız bütün vatandaşlarımıza eşit hizmet etti; bundan sonra yine eşit hizmet etmeye devam edecek. Ekrem İmamoğlu’nun arkasında kabine yok, Ekrem İmamoğlu’nun arkasında 16 milyon İstanbullu var.
* Ekrem İmamoğlu’na talimat veren yok. Ekrem İmamoğlu’na talimat veren, fikrini söyleyen 16 milyon İstanbullu var. İstanbullu ne derse, İstanbul’u ne isterse onu yapar. Aynı şekilde değerli başkan adayımız, değerli dostum Bülent Özmen, devlet adamı kimliğini en iyi taşıyacak insanlardan birisi, Eyüpsultanlı. Eyüpsultan’a hizmet vermeye, sizlerle birlikte hazır. Sizlerle birlikte başaracak, hep birlikte. Oyları bölmeye asla gerek yok. Merkez tek. İstanbul’da oylar İmamoğlu’na, Eyüpsultan’da oylar Bülent Özmen’e.

“BİR AVUÇ İNSAN DEĞİL, KOCAMAN İSTANBULLULAR SEÇİMİ KAZANACAK”
* Sandıklara sahip çıkacak mıyız? Pazar günü, hep birlikte sandıklarda oy kullandıktan sonra -hava çok güzel- Ramazan ayı; otururuz, vakit geçiririz sandıklardaki oylar belli olana kadar. Komşu komşunun sofrasını kurar, iftarı beraber açarız. İftardan sonra sonuçlar belli olur. Sonuçlar belli olduktan sonra, Allah’ın izniyle güzel güzel evlerimize gideriz. Çünkü bu seçimin sonucu, bize bir de şunu gösterecek: Bu seçimde yine bir avuç insan değil, kocaman İstanbullular seçimi kazanacak hep birlikte.
* Öyle güzel güneş açtı ki bugün, Yaradan, gönlümüze göre verdi. Belli ki yarın herkes ceketi çıkarıp, kolları sıvayıp, oy kullanmayı öyle geliyor, öyle değil mi? Sevgili hemşehrilerim; Allah, bizi size mahcup etmesin. Bu milletin her evladını çok seviyorum. Bu milletin her ferdini çok seviyorum. 16 milyonu çok seviyorum. Bu şehrin pırlanta gibi çocuklarına, gençlerine, hanımefendilerine, beyefendilerine, emeklilerine, işçilerine kendimi çok sorumlu görüyorum.

“KALBİMİZİ KIRMAKTAN İMTİNA ETMEYENLERİ ALLAH’A HAVALE ETTİK”
* Çok çalışacağız, başaracağız. İstanbul’a çok güzel günler yaşatacağız. Çok emek verdik. Hep birlikte çalıştık. Kalp kırmadan, sadece işimizi yapmaya gayret ettik. Bizim kalbimizi kırmaktan imtina etmeyenleri, gerektiğinde duymadık, gerektiğinde Allah’a havale ettik. Aynı şekilde, ‘Allah onlara yardımcı olsun’ dedik. Başka bir şey demedik. En zor zamanda vatandaşımızın yanında olduk. Daha fazla yanında olacağız. Milletin hakkını, kimseye yedirmeyeceğiz. Milletin hakkını millete, yani sizin paranızı size dağıtacağız.”

Ekrem İmamoğlu, Seyrantepe’de bulunan CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda seçim sonuçlarını takip edecek. İmamoğlu’nun verileri takip edeceği ve yanı başında konuşma yapacağı alan da görüntülendi. Ekiplerin alandaki son çalışmalarının devam ettiği görüldü.

18 BİNDEN FAZLA SEÇMENE İTİRAZ
CHP İstanbul İl Başkanı Çelik de yürütülen çalışmaları anlattı. Çelik, sandık güvenliği çalışmaları hakkında şu bilgileri verdi:
– 3 aydır sandık güvenliğiyle ilgili çok etkili bir çalışma süreci yürütüyoruz. Henüz daha sandık konusuna gelmeden önce seçmenlerle ilgili şöyle bir çalışma yaptık. 4 Ocak’la 20 Ocak arasında seçmen listeleri İstanbul’da askıya çıktı. Biz, eğer bir hanede 10’dan fazla kişi yaşıyorsa veya bir hanede ikiden fazla soyisimli insan yaşıyorsa, 39 ilçemizde o haneleri ziyaret ettik. Komşularımızın kapısını çaldık. ‘10’dan fazla seçmen görünüyor. Birden fazla soyisim görünüyor hanenizde. Bu seçmenler burada yaşıyor mu’ diye sorduk.
– Tespitlerimiz sonucu 18 bin 137 seçmene İstanbul’da ilçe seçim kurullarına itiraz ettik. İtirazlarımız sonrası ilçe seçim kurullarında 4 bin 324 seçmen eski adreslerine geri gönderildi. 10 Ocak’tan itibaren sandık güvenliği çalışmalarımızı başlattık. Okul sorumlularımızı, kat sorumlularımızı, avukatlarımızı, bilişim sorumlularımızı, sandık görevlilerimizi belirlemeye başladık. Eğitimlerimizi başlattık. İstanbul’da 865 oturumda sandık görevlilerimize eğitimler verdik.
– Okul kat sorumlularımıza İstanbul’un üç bölgesinde ayrı ayrı eğitimler verdik. Bin 980 okulda, her okulda avukatlarımız olacak. Avukatlarımıza eğitimler verdik. Bilişim sorumlularımızla toplantılarımızı yaptık, eğitimler verdik. İstanbul’un 39 ilçesinde, her sandıkta sandık görevlilerimiz olacak; okul sorumlularımız, kat sorumlularımız, bilişim sorumlularımız, avukatlarımız olacak.
VERİLER NASIL TAKİP EDİLECEK?
Çelik, seçim sonuçları açıklandığından itibaren veri takibi nasıl yapacaklarına ilişkin şunları söyledi:
– Özellikle veri girişi konusunu detaylı bir biçimde anlatmak isterim. Çünkü biliyorsunuz, bazı ajanslar, rakibimiz olan siyasi partiyi çok yüksek bir yerden göstererek yayın yapmaya başlıyorlar. Öncelikle oylar kullanıldı. Sandıklar açıldı. Oylar sayıldı ve oylar, ıslak imzalı tutanaklara işlendi. Daha ıslak imzalı tutanak okuldayken okul bilişim sorumlularımız giriş yapmış olacaklar. Okul bilişim sorumlularımızın girdiği verileri biz il merkezimizden bir ekrandan görüyoruz.
– Sonra ıslak imzalı tutanaklar ilçe binalarına gidiyor. Her ilçede seçim sonuç giriş sorumlularımız var. Sandık sayısına göre 20, 30, 40 bilgisayarla ilçe binalarımızda seçim sonuç giriş sorumlularımız, ikinci girişleri yapacak. İkinci ekranda ilçe binalarından girilen verileri göreceğiz. Ayrıca İstanbul Gönüllüleri de büyükşehir belediyesinin sonuçlarına girecekler. Üçüncü ekrandan İstanbul Gönüllüleri’nin verilerini göreceğiz.
– Sonra YSK’nın verilerini çekerek dördüncü ekrandan YSK verilerini, bizim daha önce giriş yaptığımız verilerle karşılaştıracağız. Eğer bu dört ekran arasında bir uyuşmazlık varsa sistem, alarm vererek bizi uyarmış olacak ve hatalı giriş yapılan sandıklara hızlıca ıslak imzalı tutanaklarla itiraz edeceğiz. Yani İstanbul’un 39 ilçesinde hem sayım döküm aşamalarını hem verilerin girişini dört ekrandan takip ederek İstanbulluları seçimin her aşamasında bilgilendirmiş olacağız.
“SEÇİME HAZIRIZ”
Seçimin takibi için ‘karargâh’ oluşturduklarını belirten Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
– Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’yla seçimi birlikte takip edeceğiz. Seçim karargâhımızın bütün bilişim altyapısını, bütün teknik altyapısını oluşturduk. Ayrıca basın görevlilerimize hızlı bilgi aktarabilmemiz için basın görevlilerimizin görevlerini yapabilecekleri alanları oluşturduk. Hem 39 ilçemizde ilçe binalarımızla hem seçim günü için hazırladığımız İstanbul karargâhımızla seçime sıkı bir biçimde hazırız.
– Sadece sandık görevlilerimiz, avukatlarımız değil; milletvekillerimiz de seçimde görev yapacaklar. Milletvekillerimiz, Parti Meclisi üyelerimiz, ilçe başkanları, il başkan yardımcılarımız, kadın kolları, gençlik kollarımız, mahalle birimlerimiz seçim günü herkes kendi görev, alan sorumluluklarında çalışmalar yürütecek. Gündüz okullarda olacaklar, akşam da seçim kurullarında özellikle milletvekillerimiz seçimin sağlıklı ilerleyip ilerlemediğini takip etmiş olacaklar.
]]>Halk buluşmasında İmamoğlu’na eşi Dilek Kaya İmamoğlu da eşlik etti. İmamoğlu, konuşmasının başında meydanda taşınan pankartları tek tek okudu.
“KANAL İSTANBUL DEYİNCE GÖZLERİ FIRFIR DÖNÜYOR”
“Ekrem abi seninle olan aşkımız, çiftçinin borcu gibi hiç bitmesin” pankartını okuyan İmamoğlu şunları söyledi:
“Allah korusun. Çiftçinin borcunu bitireceğiz. Çiftçiye desteklerimizi tam iki katına çıkaracağız önümüzdeki dönemde. İstanbul’da çiftçiye bir ver 10 al. 2 ver 50 al. Bereket bu bereket. Bir avuç insana bin ver bir lira gelmez sana. Çiftçiye ver bereket gelsin İstanbul’a.
Emekliye ver. Emeklinin başı öne eğildiği zaman bu milletin başı öne eğik demektir. Bunlar saygıyı, hürmeti bile ezdiler. Emekliye verilecek bir lirayı bütçeye yük diye tariflediler. Bak bak bak…
Ama Kanal İstanbul deyince gözleri böyle fırfır dönüyor bunların. İçinde bir para işaret. Adını söylemeyeceğim. Anladınız siz ne olduğunu.
Bu güzel şehrin havasını, suyunu, toprağını, çiftçisini, memleketin boğazını, o güzel coğrafyayı, tarihini, maneviyatını bu bir avuç insana, bu kardeşiniz muhafızlık yapacak; onlara yedirmeyeceğiz”
“BENİM BİLDİĞİM KABİNE ANKARA’DA OLUR”
“İmamoğlu kabineye karşı” pankartını görünce de İmamoğlu “Bu kabine kim? Sen biliyor musun kabineni kim olduğunu. Ben de bilmiyorum. Kim o kabineyi bilen var mı? Kimdir kabine? Benim bildiğim kabine Ankara’da olur. Bunlar toplanmış İstanbul’a gelmiş. Haberiniz var mı? Misafir edecek miyiz onları? Edelim, edelim. Sandıkta misafir edelim, sandıkta. 23 Haziran’da etmiştiniz ya, 806 bin kez. Hatırlıyor musunuz? Onu kaça katlarsınız ben bilmem. Benim bildiğim İstanbullu ne hak yer, ne de hakkını yedirir” diye konuştu.
İmamoğlu “8 adımda geldim Ekrem Başkanım” pankartı üzerine de “O kadar zekice yazmış ki ‘8 adımda’ dememiş. ‘Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz adımda’ demiş. Yani anca ondan alınır. Haklısın” diye espri yaptı.
“O DEVİR BİTTİ”
Çatalca’nın önceki dönemde İBB tarafından ihmal edildiğini söyleyen İmamoğlu şöyle devam etti:
“Tarımla ilişki kurabileceği her sahasına özenle baktık. İBB tarihinde ilk kez tarıma destek oluyoruz. Çiftçi sayımız on katına çıktı. 700-800 iken 8 bin 200’e ulaştı. 8 bin 200 üzerindeki çiftçimize tohum, fide, silajlık mısır, yem verdik.
Mazot desteği verdik. Bir şeyin altını çizeyim. Çatalca’da o parti var diye buraya ayak basmayan, 10-15 yıl uğramadı büyükşehir belediyesi. Biz partizanlık yapmadık, yapmayız. Ben memleketimin hiçbir insanını birbirinden ayırmadım ki belediye başkanını birbirinden ayırayım.
Bunlar öyle yapmaz. Parti devleti kurmak istiyorlar. 100 seneyi aşmış Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş Allah’ın bir lütfu. Bir çift mavi göz gelmiş milletimizin atasıyla, dedesiyle cumhuriyeti kurmuş, bize emanet etmiş.
Ve bize görev vermiş; bu şehri, bu ülkeyi koruyun. Cumhuriyet ne diyor biliyor musunuz? Her insan eşit. Birbirinden şu kadar üstünlüğü yok, şu kadar. Cumhuriyet’te yönetici, vatandaşına şefkatle bakar. Yönetici, vatandaşına sert bakamaz. Talimat veremez, had bildiremez.
Öyle oy verenmiş, oy vermeyenmiş yok. O devir bitti. Öyle mülk sahibi falan yok. Mülk sahibi 86 milyon yurttaş. Onun için ‘ben karar verdim olacak’; o iş bitti kardeş. Kanal İstanbul gibi felaket projelerine nasıl dur dediysek dur demeye devam edeceğiz. Asla izin vermeyeceğiz.”
“RANDEVU VERMEDİLER, TELEFONUMA BAKILMADI”
İmamoğlu “Tabii ki vatandaşın seçtiği her yönetici başımızın üstünde. 5 yıl boyunca her ilçeye gittim. Ev ziyaretine giderken bile gittiğim yerin belediye başkanı kimdir diye bakmadım. Davet ettim. Gelen oldu gelmeyen oldu. Buradaki arkadaşımız gelmemeyi tercih etti. Kendi bilir. Yolu açık olsun. Ama ben her gittiğim yerde belediye başkanını davet ettim. Ben çünkü saygı duyarım. Saygı göstermeyen kendine yapar. Çatalca’ya 17 resmi ziyarette bulundum. Hiç ayrımcılık yapmadık. Çünkü ben ilçe belediye başkanıyken bir kez bile ziyaretime gelinmedi. Randevu vermediler. Telefonuma bakılmadı. Kendime yapılmasını istemediğim bir şeyi başkasına yapmayacak kadar anne-baba terbiyesi aldım” dedi.
ERDOĞAN’A RANDEVU TEPKİSİ: BU NASIL BİR KİBİR?
Göreve geldiğinden beri İstanbul’un sorunlarını konuşmak için defalarca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan randevu istediğini ama kendisine randevu verilmediğini hatırlatan İmamoğlu şöyle devam etti:
“Ayrımcılığa uğradık. Böyle bir şey olabilir mi? Bir kere bile randevu vermedi. Sadece ilk seçildiğimizde fazla ısrarcı olunca 30 büyükşehir belediye başkanını davet etti.
Ne tesadüfse -30 kişinin orada herkesin önünde ismi yazıyor- bana kırık sandalye denk geldi. Bak, bak, bak. Az kalsın düşüyorduk. Allah’tan sporcuyum da yerden ayağa kalktık hemen.
Sonra da bana bana demez mi; ‘Bak israf ediyorsun, sandalyeyi kırdın.’ Dedim ki ‘Vallahi birincide değil ama ikincide daha sağlam oturuyorum.’ Şimdi tabii işin esprisi ama bu gerçek.
İBB Başkanı, 16 milyon insanın belediye başkanına randevu vermemek, yanıt vermemek, bu nasıl bir kibir? Başka da bir randevu talebimize yanıt almadım zaten.
Onlar zannetti ki İmamoğlu’nu yok sayarsak, İmamoğlu’nun işlerine engel olmaya çalışırsak, İmamoğlu da böyle yerine sinecek. Bir dahaki seçimi de İstanbul’da kolayca alırız zannettiler. Öyle mi? Pışık… Biz öyle pes eder miyiz? Mümkün mü? Etmeyiz.
Ya ben hayatımda bir tek şeyi hiç yapmadım. Asla yılmadım. Ama yıldırırım. Ne kadar kötülük yaparsa yapsınlar biz daha fazla çalıştık. Engel çıkardılar, daha çok koştuk. O yüzden 5 yılda onların dönemine göre daha az gelir elde ettiğimiz halde onların iki katı iş yaptık.”
“16 MİLYON İSTANBULLU YANLIŞA EVET DEMEZ”
“Bu seçimi tekrar kazanacağız” diyen İmamoğlu özetle şunları söyledi:
“31 Mart’tan sonra her şey çok daha güzel olacak. Çünkü 5 yıl boyunca engelleyici tavrın işe yaramadığını görecekler bu pazar günü. Engellemenin yanlış olduğunu, o parti-bu parti demenin yanlış olduğunu bu halkımız onlara öğretecek. Milletin efendi olduğunu anlayacaklar.
Ne olacak ondan sonra biliyor musunuz? Hemen geri adım atacaklar. Yöntem değiştirecekler. Uyguladıkları planın yanlış olduğunu görecekler. Geri adım atacaklar. Hem de tam vites. Bakın yıllardır imzalamadıkları projelerimizi tek tek imzalayacaklar. Engeller tek tek kalkacak.
O yüzden 31 Mart’tan sonra her şey çok güzel olacak. Sizin sayenizde olacak. Siz yanlış yapana haddini bildiren insanlarsınız. Benim yurdum insanı, 16 milyon İstanbullu yanlışa evet demez. Vicdanıyla, ahlakıyla hareket eder.”
“EKONOMİYİ BEN BİLİRİM DEDİ, YANDIK”
“En büyük meselemiz hayat pahalılığı değil mi? Yüksek enflasyon değil mi? Mayıs seçimlerinde vaatler verdiler mi? Her şey güzel olacak dediler mi? Hayat pahalılığı iki kat arttı. Bakın yıllardır akla bilime, ekonomi kurallarına aykırı işler yaptılar. Biz de ceremesini çekiyoruz.
Çiftçi ceremesini çekiyor. Emekli ceremesini çekiyor. Öğrenci ceremesini çekiyor. Niye oldu biliyor musunuz? Bir kişi çıktı, ‘ekonomiyi ben bilirim’ dedi, yandık. ‘Ben ekonomistim’ dedi mi? O gün yandık işte.
Ekonomi yüzümüze bir daha gülmedi. Bir bakan ‘gözümüzdeki parıltıya bakın’ dedi. Ne parıltı kaldı ne bakan. Şimdi ne diyor? ‘İyi ücret veriyoruz ama bir- iki ayda eriyor.’ Yakında enflasyonu suçlarsa şaşırmayın. ‘Zam vermeye gerek yok, nasılsa verdiğimiz zam eriyor’ diyen ekonomi aklını bana biri öğretsin. Ya enflasyonu siz yarattınız.
Hani faiz düşmandı? Faiz aldı başını gidiyor. Milyarlarca dolar bozdular, sırf bu seçim için. Neymiş? Dolar artmayacakmış. Tutabiliyorlar mı doları, euroyu? Tutamazlar. Enflasyon düşmez.
Enflasyonu istediği kadar suçla. Suçlu, sizsiniz. Siz ekonomiyi yönetemediniz. Siz bir de kalktınız, Kanal İstanbul projeleri için parayı vermeyi göze alıyorsunuz ama emeklilere vereceğiniz birkaç lirayı fazla görüyorsunuz.
Kanal felaketine para verirken güzel, emeklinin başı öne eğilirken ona vereceğiniz parayı bütçeye yük görüyorsunuz. Dertleri başka. Onların derdi millet değil. Onların derdi millet olsa, emeklinin yanında olurlar.
Onların derdi millet olsa, mülakatı kaldırırlardı. Ama kaldırmazlar. Çünkü işlerine gelmez. Çünkü daha yapacakları kötülükler var. Bakın bir yıl geçti neredeyse seçimin üzerinden. Verdikleri vaatleri tuttular mı? Sanki yokmuş gibi davranıyorlar.”
“BAKAN İSRAFI YAPIYORLAR”
“Şimdi ne olacak biliyor musunuz? Dürüstlük kazanacak. Vicdan kazanacak vicdan. Onların işi ihanet, israf. Bunlar şimdi ne yapıyorlar? Kendi adaylarını desteklemek için ‘bakan israfı’ yapıyorlar. 17 bakana işi gücü bıraktırdılar. Hadi İstanbul’a dediler.
Yurt dışından biri gelse Ankara’da bakan bulamayacak. Bunlara milletimiz öyle bir ders verecek ki; tam gaz geri doğru Ankara’ya dönecekler 1 Nisan’da. Yanlış yaptıklarını anlayacaklar. Temennim bir Nisan itibariyle artık devlet adamı ciddiyetine yakışır hareket etmeleri.
Bizim başka bir beklentimiz yok. İstanbul Büyükşehir Belediyesi önemli. İstanbul’un seçimi çok önemli. İstanbul’un seçimi Türkiye’nin morali olacak, demokrasinin morali olacak. Dürüstlüğü kazandığı seçim olacak.”
]]>Analistlere göre halen bıçak sırtındaki İstanbul seçiminin sonucu ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gelecek dönemdeki gücünü test edecek.
“İstanbul, iki kıtanın, iki denizin, iki cihanın şehri İstanbul milletimizin ziyneti, serveti, gözbebeği İstanbul… Senin için ne söylesek, ne desek eksik kalır. Biz de sözün bittiği yerde, altyapısıyla üstyapısıyla insana dair tüm unsurlarıyla sana hizmete talibiz.”
Seçim öncesi son pazar günü büyük İstanbul mitinginde konuşan Erdoğan bu sözleriyle İstanbul’u kazanma arzusunu vurgularken, tabanına da önceki seçimde kaybettiği İstanbul’u yeniden “fethedilmesi” gereken şehir olarak ilan ediyordu: İstanbul’un beş yıllık fetret devrine son vererek, şehrimizde eser ve hizmet siyasetini inşallah tekrar başlatacağız.

Erdoğan, Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen İstanbul mitinginde Cengiz Kurtoğlu ile şarkı söylerken… (FOTOĞRAF:AA)
AKP’nin yaklaşık 25 yıl elinden bırakmadığı İstanbul, 2019 seçimlerinde muhalafet ittifakı sayesinde Erdoğan’ın iktidarında rahatsızlık yaratacak şekilde CHP’ye geçmişti.
Anket şirketlerinin çok net olmayan sonuçlarına göre, İstanbul’un her iki adayının da kıran kırana bir yarışa gireceği kesin. Şu an hiç birisi bir diğerinin önüne “kesin kazanır” denilecek şekilde konumlanmamış görünürken; birkaç puan farkla bazı anketlerde CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nun, bazı anketlerde ise AKP adayı Murat Kurum’un önde olduğu görülüyor. Anketler Ankara’da ise mevcut muhalefet belediye başkanı Mansur Yavaş’ın önde olduğunu gösteriyor.
Analistlere göre, muhalefetin 2019’da ittifak yaparak uzun yıllar sonra AKP’nin elinden aldığı İstanbul’u kaybetmesi halinde, geçen yıl hüsranla sonuçlanan ve muhalefet seçmeninde derin yaralar açan genel seçimin ardından muhafelet seçmenini daha da moralsiz bırakabilir. Erdoğan’ın başarıya ulaşması durumunda ise bu, bundan sonraki dönemler için gücünü koruyacağı ve atacağı adımlarda daha güçlü olacağının bir işareti olacak.
TÜRK LİRASI ERİDİ
TL’nin son 10 yılda dolar karşısında % 90’dan fazla değer kaybetmesi ve bununla birlikte gelen yüksek enflasyon, halkın alım gücünü son dönemde belirgin şeklide zayıflatı. Hayat pahalılığı, genel seçim sonrası da devam etti.
Ekonomistler TÜFE’nin Mayıs’ta % 70 üzerinde tepe noktasına ulaştıktan sonra yıl sonunda % 45’in altına doğru gerilemesini bekliyor. TCMB’nin yılsonu enflasyon tahmini ise % 36 seviyesinde. Erdoğan da bu hafta bir seçim konuşmasında “en büyük baş ağrımız” dediği enflasyonun yılın ikinci yarısında düşeceğini söylemişti.
EKONOMİ VE İSRAİL TEPKİSİ
AKP’nin karşısında hem ekonomideki sorunlara yönelik söylemleri, hem de Türkiye’nin İsrail’e karşı tutumunu eleştiren tavrı ile islamcı taban üzerinde etkili olduğu gözlenen Yeniden Refah Partisi’nin oylarının düşük bile olsa yükselmesi ise aynı kökten gelen Erdoğan’ın partisini zorlayacak görünüyor.
“İnsanlar Milli Görüş istiyor” diyen Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Belediye Başkanı Adayı Mehmet Altınöz “Şu anda Türkiye maalesef ekonomik açıdan iyi yönetilemiyor. Dış politikada çok ciddi zikzaklar var. Bunlar halkımız tarafından hoş karşılanmıyor” dedi ve ekledi:
– Örneğin Gazze. Hükümetin Gazze politikasını vatandaşın kabul etmesi mümkün değil…Altı aydır orada insanlar katlediliyor, öldürülüyor, bir soykırım var. Buna rağmen Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İslam aleminin lideri olan Türkiye’nin yönetimi maalesef buna sahip çıkmıyor. Hatta şu anda Meclis Aksa’nın etrafında Müslümanlar Meclis Aksa’ya girmesin diye çevrilen dikenli teller Türkiye’den gidiyor.
“GAZZE POLİTİKASINDA SINITA KALDI”
Gazze tepkisi nedeniyle partilerine doğru bir yönelim olup olmadığı sorusuna ise Altınöz “Elbette var…Çünkü AK Partili yöneticiler Gazze politikasında maalesef sınıfta kaldı. Çünkü biz iktidarda olsaydık İsrail Gazze’ye saldıramazdı” dedi ve İsrail’e ambargo uygulanmamasını eleştirdi.
Altınöz, kendilerine yönelik desteğin hızla arttığını ve üye sayılarının katlanarak büyüdüğünü ve 500 binin üzerine çıktığını söyledi. İstanbul’da ana muhalefet ve iktidar partisinin oyları düşük farkla yarıştığından YRP’nin alması beklenen en az yüzde 4-5 oy AKP adayını etkileyebilir.
İSTANBUL: SİYASİ REJİMİN YÖRÜNGESİ
İstanbul’daki yerel seçimin Türkiye’nin siyasi rejiminin yörüngesini belirleme açısından son derece önemli olduğunu söyleyen Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi ve siyaset bilimci Berk Esen, İstanbul’u yönetecek partinin Türkiye’deki milyonlarca seçmene ulaşmak için kullanabileceği muazzam miktarda kaynağa da erişeceğine işaret etti.
Esen “İşte bu nedenle muhalefetin adayı İstanbul’da kazanabilirse, en azından ana muhalefet partisi önümüzdeki yıllarda Erdoğan’a meydan okumak için yeterli gücü elde edebilir ve onun daha da fazla güç toplamasını engelleyebilir” diye konuştu.
İmamoğlu’nun kazanması durumunda bunun Erdoğan’a “Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmış olsa da çok fazla destek görmediği ve muhalefet partilerinin ne zaman yapılırsa yapılsın bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçiminde mücadele şansı elde edeceği yönünde güçlü bir mesaj göndereceğini düşünüyorum” diyen Esen, muhalefet ittifakının 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki yenilgisinin ardından dağılmasının ise İmamoğlu’nun önünde zorluk oluşturduğunu söyledi.
Gazze’nin Yeniden Refah’a kayan oylarda bir etkisi olup olmadığı sorusuna ise Esen “Gazze krizinin iktidar partisinin İslamcı tabanı üzerinde kesinlikle bir etkisi var ve muhtemelen son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’ı destekleyen bazı çok muhafazakar, dindar seçmenler bu hükümet tarafından yürürlüğe konan dış politikaya şüphe ve itiraz duyuyorlar” yanıtını verdi.
Esen’e göre bu seçmenlerin en azından bir kısmı Gazze sorunu ve İsrail hükümeti söz konusu olduğunda çok daha agresif bir söyleme sahip olan bu küçük İslamcı partiye desteklerini kaydırmaya hazır olabilir.

İmamoğlu, Gaziosmanpaşa’da seçmene seslenirken… (FOTOĞRAF:REUTERS)
“MESELE BELEDİYE BAŞKANLIĞI SEÇİMİNİ AŞTI”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ise yerel seçimleri “Mesele bir belediye başkanlığı seçimini aştı” şeklinde niteliyor.
İmamoğlu Reuters’a yaptığı değerlendirmede “(Bu seçim) bir anlayış meselesinin tarihe gömülmesi meselesi. Tarihe gömülürse demokrasi canlanacak, tarihe gömülürse bu ülkede özgürlük yeniden vücut bulacak. Tarihe gömülürse bu anlayış -ki bu 31 Mart öyle bir seçim- gerçekten hukuk ve adalet kendine gelecek” derken İstanbul’un AKP adayı Murat Kurum ise, mevcut yönetimi liyakatsızlıkla suçluyor.

Kurum ve Erdoğan İstanbul mitinginde… (FOTOĞRAF:AA)
İstanbul mitinginde konuşan Kurum “Bugün İstanbul, iş bilmez bir yönetimin elinde huzursuz ve mutsuz. Çünkü geride bıraktığımız beş yılda İstanbul, liyakatsizliğin kurbanı oldu. Beceriksizliğe mahkum edildi. Hiç olmadığı kadar ihmal edildi. Biz, bu şehri depreme hazırlayacağız dediler. Tek bir çivi çakmadılar” dedi.
]]>“YEREL YÖNETİMDE DÜNYAYA ÖRNEK BİR DEMOKRASİ MODELİ ORTAYA KOYDUK”
İmamoğlu “Yerel yönetimde, sadece ülkemize değil, dünyaya örnek bir demokrasi modeli ortaya koyduk. Bildiğiniz gibi, ekonomik sıkıntıları konuşmamızdan rahatsız olanlar var. Ekonomide bir sorun yokmuş gibi, enflasyon yüksek değil, emekliler enflasyon karşısında ezilmemiş, asgari ücret açlık sınırının altında kalmamış gibi davranalım istiyorlar. Oysa, ortada ağır bir ekonomik kriz var. Üstelik yaşamakta olduğumuz demokrasi krizi nedeniyle, her zamankinden daha da yoğun hissedilen bir kriz bu. Baskıcı, yasakçı, kendinden olmayanı ötekileştiren, ayrımcılık ve kutuplaşmadan beslenen yönetimlerde şeffaflık olmaz, liyakat olmaz. Kültürel çeşitlilik ve zenginliğe karşı hoşgörü olmaz. Ne olur biliyor musunuz? Kayırmacılık olur, tek tipçilik olur, ‘Her şeyi ben bilirim’ olur, ‘Ben yaptım, oldu” olur. Böyle bir ortamda yaratıcılık gelişemez, üretim ve verimlilik mümkün olmaz. Maalesef ülkemizin; çok kıymetli akademisyenlerini, sanatçılarını, gençlerini bu kutuplaştırıcı anlayış ve onun antidemokratik uygulamaları nedeniyle kaybettiği bir dönem yaşadık” diye konuştu.
“AĞIR YARALI DEVLET GELENEĞİMİZİ İYİLEŞTİRECEĞİZ”
İmamoğlu, Kültürel yaşam merkezlerinden festivallere, sivilleşme politikalarından dayanışmacı yerel yönetim anlayışına kadar 20 maddede yeni dönemin projelerini açıkladı. İmamoğlu konuşmasını şöyle tamamladı:
-Sevgili İstanbullular, ağır yaralı devlet geleneğimizi, demokrasimizi hep birlikte iyileştireceğiz. Tabii önce sandığa gireceğiz.
-İlçelerimizde, Büyükşehir’de ve Meclis’imizde demokrasimizi tehdit edenlere, kurumlarımızın içini boşaltanlara, hatta Ankara’daki bakanlıkları boşaltıp İstanbul’a gelenlere, seçim kazanmak için her yolu mubah kabul eden, tek kişiye hizmet eden anlayışa, güçlü ama bir o kadar da eğitici, iyi bir demokrasi dersi vereceğiz.
-Demokrasi dersi vereceğiz ki, bir daha hiçbir iktidar, demokrasi kurallarının dışına çıkmaya cesaret bile edemeyecek. Herkes kurallara, kanunlara uygun hareket edecek ve milletin iradesine saygı duyacak.
-Bu dönem attığımız demokrasi tohumları yeşerecek ve yeni dönemde İstanbul’da öyle güçlü bir demokrasi modeli işleyecek ki, göreceksiniz, söz veriyorum, dünyaya örnek olacak. Bu anlayışla, göreceksiniz ekonomimiz de iyileşecek. Ona da katkı sunacak. Yaratıcılık artacak. Üretim artacak. Gençlerimiz el kapılarında iş aramayacak.”
“BU, GÜÇLÜ BİR VİCDAN İTTİFAKIDIR”
-Karşımızda tek renk ve tek sesten ibaret bir şehir haline getirmek isteyen zihniyete karşı; demokrasi isteyen, daha fazla hak ve özgürlük talep eden herkes, bu zihniyete karşı bir olmak ve birlikte olmak ve kendi hak ve hukukunu korumak zorunda olduğun bilincine varacaktır. Bu zorunluluğu gören milyonlarca vatandaşımız, siyasi partilerin ittifakların çerçevesini aşan, partiler ötesi muazzam bir bütünleşmeyi sandıkta gerçekleştirme kararlılığını göstereceğine adım kadar inanıyoruz.
-Bu, demokrasi ve adalete susamış milyonların kurduğu ve bir araya geldiği güçlü bir vicdan ittifakıdır. Bu, hak ve özgürlüklerine, insan onuruna sahip çıkan, etnik kökeni, inancı ne olursa olsun, yaşam biçimi, giyimi, kuşamı ne olursa olsun, milyonlarca insanın, 16 milyon insanımızın, İstanbullunun kurduğu bir haysiyet ittifakıdır.
-31 Mart’ta kazanacak olan tam da bu ittifaktır. Herkesi, adaletin ve vicdanın, dürüstlüğün ve haysiyetin zaferi için harekete geçmeye çağırıyorum. 31 Mart gününü görev alarak, sorumluluk üstlenerek geçirmeye davet ediyorum.
]]>
“DÜKKAN DÜKKAN GEZİYORLAR”
İmamoğlu şunları söyledi: “
* “İstanbul’da Cumhur İttifakı’nın adayı var mı? AK Parti’nin bir adayı var öyle değil mi? Peki kabine niye toplandı geldi Ankara’dan İstanbul’a? Onu anlayan var mı? Az değil 17 kişi. 17 bakanın buraya gelmesinin şöyle bir tarafı var. Demek ki; dersine çalışmayan acemi rakibimizi o kadar zayıf görmüşler ki, ‘hep beraber toplanalım, gidelim, yardımcı olalım’ demişler. E hoş gelmişler, sefa gelmişler. Dükkan dükkan geziyorlar. İzlediniz mi televizyonlarda? Tek başına gelmediler biliyorsunuz değil mi?
* Bakanlarla beraber daha 10 ay önce milletimiz oy verdi, seçildi. Hepinizin, herkesin cumhurbaşkanı, seçildi. Ama sayın Cumhurbaşkanı da İstanbul’a geldi. Hoş geldi sefa geldi. Biz misafirperveriz. Biz insan ağırlamayı biliriz. İstanbullu misafirperverdir. 23 Haziran’da hep beraber İstanbul’da kendisini ağırladık mı 2019’da? Hem de 806 bin kez, öyle değil mi? Bu sene daha fazlasıyla ağırlarız. Daha fazla mutlu ederiz. Öyle yapmaz mıyız? Daha fazla mutlu ederiz.

“BAKANLARA BİR ÇİFT LAFIM VAR”
* İstanbul’da dükkan dükkan gezen ya da pazar pazar gezen, salon salon gezip oy isteyen bakanlara bir çift lafım var. Bir; devletin işini bırakıp buraya niye geldiniz? Bakın memleketin etrafında her türlü sorun var. İsrail’de büyük bir insan kıyım var. Rusya’da terör saldırısı var, kınıyoruz. Öbür tarafta dış ilişkiler konusunda birçok gündem var. Sayın Bakan burada. İçişleri Bakanı; seçimin güvenliğinden sorumlusun. Ama dükkan dükkan oy istiyorsun. Bu vicdana sığar mı? Sığmaz. E peki Adalet Bakanı? Bu ülkeye adalet lazım mı? En sıkıntılı hat adalet. Ama sen yine dükkan dükkan, pazar pazar gezip oy istiyorsun.
* Oy iste, sorun yok ama buradan şunu söylemek istiyorum. Atanmış bakanlar, aynı zamanda bir memur gibidir. Yani bu şekilde siyaset yapamazlar, yapmamalılar. Bu milletin vicdanını sızlatır. Yanlış bir uygulamadır. Olmaz. Devletin belli kademeleri, bürokrasinin belli kademeleri bu işe girmemeli. Ama giriyorlar. Ayıp ediyorlar. Yanlış yapıyor. Sayın Cumhurbaşkanı’nın da bu şekilde bu sürecin içine girmemesi lazım. Ekonomiden sorumlu bakanı, ‘ben Cumhur İttifakı’nın adayına oy istiyorum’ dese; vatandaşımız ona ‘sen git enflasyonu düzelt’ demez mi?
* Yapılan bu işler devletin düzenini zedeliyor. Tabii bu yaptıkları mertliğe sığmaz. Bu 17 bakan, artı aday: 17+1. Artı sayın Cumhurbaşkanı, 17+2. Hep birlikte bunlara misafirperverliğe hazır mıyız? 31 Mart’ta onları misafirperverliğimizle mutlu edeceğiz mi? Onları Tuzla’da, onları İstanbul’da tarihi bir oy farkıyla mutlu edip Ankara’ya işlerinin başına yollayacağız mı? Sonuçta devletimizin başı kendisi. Sonuçta onlar da bizim bakanımız, onları mutlu etmek de bizim boynumuzun borcu. Memnun ederiz.”

“ONLAR LEKE ATSINLAR, TOZ KADAR KONMAZ”
“Özellikle Ramazan ayında kul hakkı yenmez” diyen İmamoğlu kumpas videolarına da tepki gösterdi. İmamoğlu şu ifadeleri kullandı:
* “Ramazan’da yalan konuşulmaz. Öyle değil mi? İftira atılmaz. Öyle değil mi? Bu kardeşinizi 5 senedir soruşturdular mı? Soruşturdular. Teftiş yolladılar mı? Yolladılar. Müfettiş yolladılar mı? Yolladılar. Ne yaptılar? Ekrem İmamoğlu’nu tam bin 19 kez soruşturdular. Yuhalamayın. Yollasınlar başımızın üstüne. Bizi teftiş edecekler. Bundan rahatsız değiliz. Didik didik ettiler. Bizden önceki 5 sene bu şehrin her kurumuna 140 kez geldiler. Bizim dönemimizde tam bin 19 kez. 20 senedir hiç gelmediği kurumları dolaştılar mı? Dolaştılar.
* Yahu 5 sene mercekle baktınız. Aşağıdan baktınız olmadı. Yukarıdan baktınız olmadı. Didik didik ettiniz. Her tarafından çekiştirdiniz. Mahkemelere verdiniz. Hapis cezası bile verdiniz Ekrem İmamoğlu’na. Baktılar gene olmuyor. Bir hafta kala Ekrem’e leke atmaya çalışıyorlar. Kumpasla, yalanla leke atmaya kalkıyorlar. Allah şahit Ramazan ayında söylüyorum. Onlar leke atsınlar. Toz kadar konmaz, toz. Kötü söz sahibine ait. Allah onları ıslah etsin. Allah onlara akıl versin. Ama biz bu zor günleri de atlatacağız.”

“MİLLETİN PARASINI MİLLETE VERİYORUZ”
5 yılda Türkiye’de yaşanan ekonomik kriz nedeniyle emekliler, asgari ücretliler mağdur olup işsizlik tavan yaparken İBB’nin sosyal yardımların 6 katına çıkardığına dikkat çeken İmamoğlu, şöyle konuştu:
* “Çocuklarımızın yanında olduk. Annelerin yanında olduk. Biz onun için anne kartı çıkarttık. Onun için süt dağıtıyoruz. Daha fazla dağıtacağız. Onun için burs verdik, daha fazla vereceğiz. Bu zor günleri bizle biz hep beraber atlatacağız. Milletin olanı, millete dağıtıyoruz. Milletin parasını millete veriyoruz. Yoksulluğun ve insanların sıkıntıda olduğu zaman dilimini birlikte aşacağız. Yeni dönemde kentsel dönüşümde dar gelirli emeklilerin kentsel dönüşüm masraflarının yüzde 65’ini biz karşılayacağız. 7 bin lira kira yardımı vereceğiz. Emeklilere 10 bin lira pazar desteği vereceğiz. Bütün bunları niye yapacağız biliyor musunuz? Onlar ekonomiyi kötü yönettiler, başaramadılar. İnsanımızı mağdur etti. Biz onların eksiğini kapatacağız. Çünkü biz devlet kurumuyuz. Biz milletin olanı millete vermeye devam edeceğiz.”
GENÇLERE SESLENDİ: TÜRKİYE’NİN KADERİ SİZİN ELİNİZDE
1993 doğumlu Tuzla Belediye Başkan Adayı Eren Ali Bingöl’ü yanına alan İmamoğlu gençlere de oy kullanmaları çağrısında bulundu. İmamoğlu gençlere şöyle seslendi:
* “Gençler siyasetten uzak duruyor. Haklılar, biliyorum. Artık gençler şöyle düşünüyor; ‘Ne yaparsak yapalım hiçbir şey değişmiyor.’ Ve gençler sandığa gitmek istemiyor. Gençler haklı ama şunu söyleyeyim. Bu seçimde gençlere bir şey hatırlatmak istiyorum. Sevgili gençler lütfen kendinize gelin. Bakın Türkiye’nin kaderi sizin elinizde. Özellikle Türkiye’nin talihini, Türkiye’nin kötü giden sürecini bir oyla değiştirebilirsiniz. Ben bütün gençlerimizi sandığa davet ediyorum. Oy hakkınızı kullanın. Sizin haklarınızı koruyan, sizlere burs veren, sizlere yurt açan, gençlerin önünü açan, gençliğin istediği projeleri yapan bizlere destek olun. Tuzla’da genç belediye başkanımıza destek olun. İstanbul’da İmamoğlu’nun ikinci dönemine destek olun. Biz, sizlerle birlikte İstanbul’dan güçlü bir gençlik ateşi daha yakalım.
* Bu gençlik ateşi Türkiye’nin talihsiz süreçlerini değiştirsin. Mustafa Kemal Atatürk’ün ülkeyi gençlere emanet ettiği gibi bugün yine gençlerimizin büyük sorumlulukları var. Gençlerimizin bu sese kulak vereceğine inanıyorum. 2019 öncesine dönmeyeceklerine inanıyorum. Ve birlikte inşallah bu süreçte duydukları bütün umutsuzlukları yok edeceğiz. Biz 2019’da rantçılığı bitirdik. Bu seçimde rantçılığı tarihe gömeceğiz. 2019’da israfın önünü kestik. Bu seçimde israfı tarihe gömeceğiz. Biz artık bu ülkenin bereketli bütçeye sahip olmasını istiyoruz. Onun için İstanbul’un sorumluluğu büyük. Birbirine engel olan, birbirini tanımayan, kibirli insanlar değil, bir kişi ne istiyorsa, onu yapan değil Tuzlalı ne istiyorsa İstanbullu ne istiyorsa onu yapan belediye başkanlarını seçin. Biz milletimiz ne derse onu yapacağız. Biz milletimizin istekleri için koşacağız. Bu süreç partiler ötesi. Bana bulmuşlar ama hoşuma gidiyor; ‘Yok bu işin sağı, solu, aklın yolu İmamoğlu.’ Ben oradayım. Aklın yolunun olduğu yerdeyim.”
]]>Yıldız dergisinin 1952’de İstanbul Film ile düzenlediği yarışmada, genç kızlar arasında birinci seçilen Doruk, aynı yıl Faruk Kenç’in senaryosunu yazıp, yönetmenliğini üstlendiği “Çakırcalı Mehmet Efe’nin Definesi” adlı filmle sinemaya adım attı.
Sanatçı, 1953’te gerçekleştirilen güzellik yarışmasında Türkiye İkinci Güzeli seçildi, “Köroğlu/Türkan Sultan” ve Ömer Lütfi Akad’ın yönettiği, Ayhan Işık ile ilk kez kamera karşısına geçtiği “Öldüren Şehir” filmlerinde rol aldı.
Ailesinin engellemelerine rağmen Enver Paşa’nın yeğeni, yönetmen Kenç ile 1954’te evlenen Doruk’un kızı Gül, 1955’te dünyaya geldi. Çift, 5 yıllık evliliğin ardından boşandı.
Başarılı sanatçı, 1955’te Neriman Köksal ve Kenan Pars ile “Ölüm Korkusu”, Zeki Müren’le “Son Beste”, 1957’de ise Turan Seyfioğlu ile “Çölde Bir İstanbul Kızı” filmlerinde başrol oynadı. Son Beste sinemada büyük ilgi gördü.
“Küçük Hanımefendi” en beğenilen filmlerinden oldu
Oyuncu Doruk, Nejat Saydam’ın yönettiği, sinemanın unutulmazları arasında yer alan 1961 yapımı “Küçük Hanımefendi” filminde başrolleri Ayhan Işık ve Sadri Alışık ile paylaştı.
Film, yılın en çok izlenen ve en beğenilen filmlerinden birisi olup, çok olumlu eleştiriler alınca, aynı kadroyla 1962’de “Küçük Hanım Avrupa’da” ve “Küçük Hanımın Kısmeti”, 1970’te ise “Küçük Hanımın Şoförü” adlı devam filmleri çekildi.
Sanatçı Zeki Müren ile de bir dizi sinema filminde rol alan sanatçı, 1959’da “Kırık Plak”, 1961’de “Hep O Şarkı”, 1962’de “Bahçevan”, 1963’te “İstanbul Kaldırımları”, 1964’te “Hayat Bazen Tatlıdır” adlı yapımlarda oynadı.
Yönetmen ve senarist Özdemir Birsel ile 1961’de evlenen Doruk, 1964’te çekilen “Duvarların Ötesi” filminde Tanju Gürsu ve Erol Taş ile başrolü paylaştı. Sanatçının oğlu Aydın 1967’de dünyaya geldi.
Özellikle melodramlar ile duygusal güldürülerin değişmez oyuncularından biri haline gelen sanatçı, 1950 ve 1960’lı yılların en beğenilen yapımlarında rol aldı.
Başarılı oyuncu, 1969 yapımı “Ayşecik-Yuvanın Bekçileri” filmiyle 1970’te Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Kadın Oyuncu” ödülüne layık görüldü.
Zayıflama ilaçlarıyla sağlığını kaybetti
Aldığı kiloları vermek amacıyla kullandığı ilaçların yan etkisi ve yaşadığı psikolojik sorunlar nedeniyle zor günler geçiren sanatçı, bir süre akıl hastalarının tedavi gördüğü Fransız Lape Hastanesinde yattı.
Yaşadığı sağlık sorunlarının yanı sıra 1970’li yılların başında eşi de iflas edince, ekonomik olarak sarsılan sanatçının evindeki eşyalar haczedildi.
Kariyeri boyunca Ayhan Işık, Zeki Müren, Göksel Arsoy, Eşref Kolçak, Ekrem Bora, Tamer Yiğit, Ediz Hun, Cüneyt Arkın ve İzzet Günay ile başrol oynayan sanatçı, 1972’de son filmi “Gecekondu Rüzgarı”nda rol aldı.
Sinemayı 1975’te bıraktı
Zeki Müren’in “Burnunun ucundan, kirpiğinin gölgesine kadar güzel” dediği sanatçı, 1975’te sinemayı bıraktığını açıkladı.
Sadri Alışık’ın vefatından bir hafta sonra 26 Mart 1995’te hayata veda eden Doruk, Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.
Belgin Doruk, 1987’de konuk olduğu TRT ekranlarında yayınlanan Kamera Arkası programında 1960’lı yılların Türk sinemasına dair şunları anlatmıştı:
“Bir arz talep melesi oluyordu. O filmleri yapıyorduk, çünkü halk bayılıyordu. İzleyici gülmek, ağlamak istiyordu. Hatta filmler ikişer kere çekiliyordu. Bütün romanlar falan. Bir yılda oynadığım filmler 12’yi geçmedi. Fakat bir ara zannediyordum 1958’ler falandı. 3 filmde bir gün içerisinde çalıştığımı biliyorum.
Sabah gidip öğlene kadar bir sette, öğleden akşama kadar bir sette, akşamdan sabaha kadar 3. sette çalıştığımı hatırlıyorum. Biz şunu yaşadık, ‘Altın Çağ’ diyoruz o döneme, seyircimizle kucak kucağa, o büyük coşkuyu içimizde hissederek, onlar bizle, biz onlarla. Bir film çekildiği zaman polis kordonu altında çalışırdık. O ne büyük bir izdihamdı birimizi görmek için. Sinemaların prömiyerlerinde camlarının kırıldığını hatırlıyorum.”
Sanatçının oynadığı filmler şöyle:
1952’de “Çakırcalı Mehmet Efe’nin Definesi”, “Kanlı Çiftlik”, 1953’te “Köroğlu/Türkan Sultan”, “Öldüren Şehir”, 1954’te “Çalsın Sazlar, Oynasın Kızlar”, 1955’te “Kader”, “Son Beste”, “Ölüm Korkusu”, 1957’de Mahşere Kadar”, “Çileli Bülbül”, “Lejyon Dönüşü”, “Çölde Bir İstanbul Kızı Şermin”, 1958’de “Daha Çekecek miyim?”, “Beraber Ölelim”, “Hayat Cehennemi”, 1959’da “Kederli Yıllar”, “True Romance”, 1959’da “Annemi Arıyorum”, “Binnaz Binnaz”, “Kırık Plak”, “Ömrümün Tek Gecesi”, “Ölmeyen Aşk”, 1960’ta “Ayşecik Şeytan Çekici”, “Gece Kuşu”, “Kanlı Firar”, “Satın Alınan Adam”, “İlk Aşk”, “Yeşil Köşkün Lambası”, 1961’de “Aşkın Saati Gelince”, “Bir Demet Yasemen”, “Düğün Alayı”, “Kızıl Vazo”, “Bir Yaz Yağmuru”, “Tatlı Günah”, “Zavallı Necdet”, “Özleyiş”, 1962’de “Bülbül Yuvası”, “Küçük Hanımefendi”, “Aşka Karşı Gelinmez”, “Daima Kalbimdesin”, 1963’te Akdeniz Şarkısı”, “Gönül Avcısı”, “Aşk Tomurcukları”, “Bahçevan”, “Kadınlar Hep Aynıdır”, 1964’te “Bitirimsin Hanım Abla”, “Duvarların Ötesi”, “Evcilik Oyunu”, “Aşk ve Kin”, “Şoförler Kralı”, “Suçlular Aramızda”, “İstanbul Kaldırımları”, 1965’te “Bir Gönül Oyunu”, “Hep O Şarkı”, “Kırık Hayatlar”, “Satılık Kalp”, “Sayılı Dakikalar”, “Yasak Cennet”, “Şoförün Kızı”, “Toprağın Kanı”, 1966’da “Bozuk Düzen”, “Allahaısmarladık Yavrum”, “Sevgilim Bir Artistti”, “Toprağın Kanı”, “Güzel Bir Gün İçin”, 1968’de “Atlı Karınca Dönüyor”, “Kanlı Nigar”, “Yıkılan Gurur”, “İstanbul’da Cümbüş Var”, “İstanbul’u Sevmiyorum”, 1969’da “Şahane İntikam”, “Ayşecik Yuvanın Bekçileri”, 1970’te “Küçük Hanımın Şoförü”, “Gönül Meyhanesi”, “Pamuk Prenses ve 7 Cüceler”, 1973’te ise “Gecekondu Rüzgarı”
]]>Yenikapı’daki Dr. Mimar Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’nde bir araya gelen yaklaşık 3000 davetli, İmamoğlu çiftine sevgi gösterilerinde bulundu. İmamoğlu’nun etrafını saran minikler, İBB Başkanı’yla anı fotoğrafları çektirdi. Miniklerin İmamoğlu’na ilgisi, iftar öncesinde yaptığı konuşmada da devam etti. Ramazan nedeniyle, toplumun farklı kesimleriyle iftar sofralarında buluştuklarını belirten İmamoğlu, “Bu sofraların, bu buluşmaların her biri benim için servet değerinde. Fakat bugün burada olmak, sizlerle aynı iftar sofrasını paylaşmanın bambaşka bir önemi var” şeklinde konuştu.

“BU YOLA ÇIKARKEN, ‘BU ŞEHRİN ÇOCUKLARI EŞİT OLACAK’ DEMİŞTİM”
“5 yıl önce bu yola çıkarken, bu şehrin çocuklarının, kadınlarının hayatlarını kolaylaştırmak için çalışacağıma bütün insanlarımızın huzurunda söz vermiştim” diyen İmamoğlu, “Bu yola çıkarken, şehrin neresinde oturuyorsa otursunlar, ‘Bu şehrin çocukları eşit olacak’ demiştim. Siz değerli anne babalara baktığımda, bu güzel çocukların gözlerine baktığımda, verdiğim sözleri tutmanın huzurunu yaşıyorum. Göreve geldiğimizde, ilk etapta ekonomik olarak İstanbul’un en çok ihtiyaç duyulan bölgelerinde kreşlerimizi hizmete sunmuştuk. Şimdi faaliyet gösteren kreş sayımız 100’e ulaştı. İBB tarihinde bir ilki gerçekleştirdik. Artık, Arnavutköy’den Bağcılar’a, Başakşehir’den Bayrampaşa’ya, Çatalca’dan Gaziosmanpaşa’ya, İstanbul’un çocuklarının kreşleri var. Bu kreşlerde çocuklarımız; bilimsel eğitimle, yeteneklerini ve kendilerini keşfederek mutlulukla büyüyorlar. Yapacağımız 50 yeni Yuvamız İstanbul kreşi ve 50 yeni Yuvamız İstanbul Kısa Mola Merkezi ile de toplamı 200’ü bulacak kreşlerimizde, İstanbullu çocuklarımızı eşitlemek için durmadan çalışacağız” ifadelerini kullandı.

“KREŞLERİMİZ, YALNIZ ÇOCUKLARIMIZA BİR YATIRIM DEĞİL”
“Kreşlerimiz, yalnız çocuklarımıza bir yatırım değil” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:
“Çocuğunu kreşe verip, çalışmak isteyen annelerin de hayatını kolaylaştırmaya çalışıyoruz. Özel gereksinimli çocuklarımızın annesi 50.000 kadına, 5.000 TL nakit destek vererek hem annelerin sosyalleşmelerini hem de çocuklarının daha iyi bir eğitim almasına katkı sunacağız. Çünkü kadınların hayata karışması, kendi istek ve düşünceleri doğrultusunda yaşamlarını şekillendirmeleri, kendilerini gerçekleştirebilmeleri bizim için her şeyden çok daha önemli. Aynı bakış açısıyla, 0-4 yaş arası çocuklu annelere ücretsiz ulaşım desteği veriyoruz. İstanbul genelinde, tam 650 bin annemiz bu hizmetimizden faydalanıyor. Bizim için çok büyük bir gurur. Çocukların yanında olmak, kadınların ve erkeklerin sırtlandığı yüklerin bir kısmını üstlenmek, bizim için paha biçilemez değerde.”

“2 BÜYÜK ‘ÇOCUK OYUN DÜNYASI’ KURACAĞIZ”
İstanbullu çocukların sağlıkla, güvenle vakit geçirebilecekleri iki büyük “Çocuk Oyun Dünyası” kuracakları bilgisini paylaşan İmamoğlu, konuşmasını, “2 milyon beslenme destek paketi, okula yeni başlayacak 30 bin kız çocuğumuza eğitim desteği vereceğiz. Ve daha fazlasını yapacağız. Geçtiğimiz 5 yılda çocuklarımızı, annelerimizi nasıl unutmadıysak, önümüzdeki senelerde de asla unutmayacağız. Unutmayacağız; çünkü bu ülkenin güzel insanlarına borcumuz var. İnsanca, adilce, eşitçe, mutlulukla bu güzel şehirde yaşamak hepimizin hakkı. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyor, yavrularımızı gözlerinden öpüyor, şimdiden mübarek Ramazan Bayramınızı kutluyorum” sözleriyle tamamladı.

“İSTANBUL TARİHİ YOK OLACAK”
Açıklamada, Kanal İstanbul Projesi’nin, İstanbul’un doğasını bozacağı vurgulandı, “Bu proje İstanbul’un son tarım alanlarını, göllerini, derelerini, ormanlarını, bizimle birlikte yaşayan hayvanları, endemik bitki çeşitliliğini ve İstanbul’un tarihini yani bölgedeki binlerce yıllık kültür varlıklarını yok edecek” denildi.
“MURAT KURUM’A OY VERMEYİN”
Açıklamada, İstanbullulara “Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu olarak ilan ediyoruz: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olarak işlediği suçlara yenilerini eklemek isteyen Murat Kurum’a biz İstanbullular geçit vermeyeceğiz. Yeni rant ve talan politikalarına izin vermeyeceğiz. Bugüne kadar olduğu gibi bu seçimde de ‘Atı alan Üsküdar’ı geçti’ deseniz de mücadele etmeye devam edeceğiz, size ‘Kanalı yaptırmayacağız.’ İstanbul halkını yerel seçimlerde Murat Kurum’a oy vermemeye, her daim kenti ve doğayı talan eden rant projelerine karşı mücadele etmeye çağırıyoruz” çağrısında bulunuldu.

“GERÇEKLERİN GİZLİ KALMAMAK GİBİ BİR HUYU VAR”
Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu adına basın açıklamasını Fatoş Osmanağaoğlu okudu. Osmanağaoğlu, şunları söyledi:
* “Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu olarak bugün bir kez daha İstanbul’un Kanal ve Yenişehir projesine ihtiyacı olmadığını, bu projenin sahiplerinin herhangi birinin de İstanbul’a faydası olmayacağını söylemek için buradayız. AKP’nin İBB başkan adayı Murat Kurum’un adaylığı açıklandığından bugüne, İstanbul halkının ezici bir çoğunluğunun karşı olduğunu bildiği ‘çılgın proje’ Kanal İstanbul Projesi ile ilgili sorulara yanıt vermediğini ya da ‘gündemimizde yok’ gibi yanıtlarla geçiştirdiğini görüyoruz. Bakanlığı döneminde ‘en önemli projesi’ olduğunu söyleyen Murat Kurum’u Ulaştırma Bakanlığı yalanlıyor. Projenin devam ettiğini, doğruluğu tartışılır olsa da yüzde 20’sinin tamamlandığını ve Çevre Düzeni Planı ve İmar Planları’na karşı açılan iptal davalarının süreçte gecikmeler yaratmasına rağmen 2028’e kadar yüzde 45’inin tamamlanmasının hedeflendiği belirtiliyor.
* Kurum’un ‘gündeminde olmayan’ ve hatta Erdoğan’a ‘başka önceliklerim var’ diyebileceğini iddia ettiği sırada Kanal İstanbul projesinin ‘kalbi’ olarak ifade edilen Arnavutköy Dursunköy’de bir projenin ihalesi daha yayımlandı. Gerçeklerin gizli kalmamak gibi bir huyu var, tıpkı Kurum’un mal varlığı beyanında unuttuğu üçüncü evi gibi. İstanbul 11. İdare Mahkemesi Murat Kurum ve Bakanlıkla aynı fikirde değil herhalde ki bu İstanbul’un ekolojik ve kentsel yıkımı anlamına gelen; Kanal İstanbul Yenişehir Rezerv Yapı Alanı 1. Etap Projesine ilişkin imar planlarını, 2’inci etabın imar planlarını ve 3’üncü etabın imar planlarını şehircilik ilke ve esaslarına, planlama tekniklerine ve hukuka uygun olmadığı için oybirliği ile iptal etti. Böylece kanalın çevresine kurulması planlanan Yenişehir’in konut inşaatları yapılacak bütün etaplarının planları iptal edilmiş oldu. Fakat bu iktidarı durduruyor mu, tabii ki hayır. Bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de Gebze – 3. köprü – Çatalca arasında Kuzey Ormanlarını bir kez daha boydan boya yaralayacak ve binlerce orman alanını yok edecek bir Yüksek Hızlı Tren projesinin de hazırlığı içindeler.”
“TARIM ALANLARINI, ORMANLARINI, BİNLERCE YILLIK KÜLTÜR VARLIKLARINI YOK EDECEK”
Projenin İstanbul halkını doğrudan etkileyen yıkıcı sonuçları olacağını, işçileri, emekçileri, emeklileri yani bir avuç zengin dışında yaşamını açlık sınırında ya da altında sürdürmeye çalışan milyonları etkileyeceğini belirten Osmanağaoğlu şöyle devam etti:
* “Yıllardır söylüyoruz, bu proje İstanbul’un son tarım alanlarını, göllerini, derelerini, ormanlarını, bizimle birlikte yaşayan hayvanları, endemik bitki çeşitliliğini ve İstanbul’un tarihini yani bölgedeki binlerce yıllık kültür varlıklarını yok edecek. Bir de bunun İstanbul halkını doğrudan etkileyen yıkıcı sonuçları olacak, işçileri, emekçileri, emeklileri yani bir avuç zengin dışında yaşamını açlık sınırında ya da altında sürdürmeye çalışan milyonları etkileyecek. İstanbul ciddi anlamda su sorunu olan bir kent/metropol. İSKİ’nin İstanbul su durumunu gösteren raporlarının neredeyse hergün haber manşetlerinde olduğu bir dönemdeyiz ve bu projenin katkısı ile yok edilecek göller ve orman alanları nedeniyle ve iklim değişikliğinin de doğrudan tetiklenmesi sonucunda susuzluğumuz garantilenmiş olacak ve ‘kentsel ısı adası’ etkisi tüm canlı yaşamı etkileyecek.
* Tabii bu durumdan yoksullukla, gıdasızlıkla, çocuklarının okul masrafları ile boğuşan, kiralarını ödemek dışında ellerinde yaşamak adına hiçbir şey kalmayan İstanbullular etkilenecek. Gerçekler gün gibi ortada iken Murat Kurum İstanbullulara ne vadediyor? Cevabı kendisi İBB adaylığı sitesinde vermiş ‘yeni yollar, otobanlar’. Kanal İstanbul’un, İstanbul için ilave minimum 1,5 milyon insan demek olduğunu biliyoruz. İstanbul’un ciddi bir ulaşım sorunu olduğu da hepimizin malumu, İstanbullunun bu sorununu çözecek en önemli vaat ‘toplu taşıma’ iken Murat Kurum metro projeleri yerine yol/otoban vadediyor. Niye? Cevabı biz verelim, çünkü en ucuz ve doğaya da en az zarar verecek çözüm kendisinin ve iktidarın umrunda değil. Murat Kurum’un çözüm diye bize yutturmaya çalıştığı sadece inşaat sermayesinin kasasını doldurmaya yarayacak, bu nedenle Kanal İstanbul ve Yenişehir Projesini gerçekleştirmek için her yolun mübah olduğunu düşünüyor. Tüm yollar, otobanlar Kanal İstanbul’a çıkıyor.
“HALKIN YILLARCA EMEK VERİP ALDIĞI YERLERE SERMAYE ADINA EL KONULUYOR”
* Kanaldan kazı nedeniyle ortaya çıkacak en az 2 milyar metreküp hafriyatın nasıl taşınacağı çözülemeyen bir sorun. Bu hafriyat İstanbul’un 50 yıllık hafriyatına eşit. Bu hafriyatın günde 10 bini aşkın hafriyat kamyonu ile taşınması bekleniyor. İstanbul’un/İstanbullunun açık biçimde zehirlenmesi anlamına gelen bu projeyi gerçekleştirmek için yeni yol da lazım otoban da tabii. Zararı halka ve doğaya ama Murat Kurum için bunun bir önemi yok çünkü öncelikleri farklı. Geçen yıl 6 Şubat’ta yaşadığımız Maraş’tan Diyarbakır’a, Adıyaman’dan Hatay’a, Adana’ya kadar yayılan depremde, resmi rakamlarla 53 bin üzerinde canımızı yitirdik, kentler yıkıldı, yok oldu, halklar halen çadır kentlerde ve konteynerlerde bunun acısını yaşarken iktidar bu acıdan da fırsat çıkararak yeni rantların peşinde. Yeni Afet Yasası ile kamu yararı iddiasıyla ‘kamulaştırma’ adı altında halkın malına çökme uygulaması, AKP iktidarında acele kamulaştırma acele el koymaya dönüştü, halkın yıllarca emek verip aldığı yerlere sermaye adına el konuluyor.”
“AYNI SENARYOYU İSTANBUL’DA DA SAHNEYE KOYMAK İSTİYORLAR”
Rantçı yaklaşımın depremi fırsata çevirdiğini savunan Osmanağaoğlu şunlara dikkat çekti:
* “Depremi fırsata çevirenler, Murat Kurum’un sitesinde gördüğümüz üzere aynı senaryoyu İstanbul’da da sahneye koymak istiyor. Yeni Afet Yasası ile kuzeyde Arnavutköy’den güneyde Küçükçekmece’ye kadar halk yerinden sürülecek ve mülksüzleştirilecek. Bu yasa ile kentler, tarım alanları, ormanlar kısaca her yer rezerv yapı alanı olarak ilan edilebiliyor. Kentlerde halkın izinli, tapulu ve deprem riski olmayan konutlarına da el konularak ‘kentsel dönüşüm’ adı altında inşaat şirketlerinin daha da zenginleşmesi sağlanacak. ‘Dönüşüm’ iddiasıyla evi elinden alınan ve yerine inşa edilen konutlar için halk borçlandırılacak ve borcunu ödeyemeyenler ise mülkiyet hakkını kaybedecek. Ayrıca afet bağlamında olmasa da araziler ihale edilebilecek.
* Kabul edilen yasa ile özellikle İstanbul’da büyük bir yer değiştirme ve sermaye için rant ortaya çıkarılacak. TOKİ iştirakı olan Emlak Konut’un 2002’den bu yana İstanbul’da tamamladığı konut sayısı 80 bin 788. Fakat bu konutlar halkın ihtiyacı için mi inşa ediliyor? Hayır, zira İstanbul Planlama Ajansı’nın verilerine göre bu 80 bin 788 konutun, 68 bin 644’ü lüks konut statüsünde. Murat Kurum, depremden etkilenecek halka hemen 100 bin konut (kiralık), 5 yılda da 300 bin konut vadediyor ve İstanbullunun buna inanmasını bekliyor. İstanbul’da bir apartmanda ortalama 100 m2 bir konutun maliyeti 3 milyon üstünde, Kurum’un hibe ve geçici konutlar için vadettiklerini gerçek olsa bile İstanbullu’nun kendi evlerini geri almaları mümkün olmayacak ve yerlerinden edilecekler.
“SAHTE SEÇİM VAATLERİNE KARNIMIZ TOK”
* Sahte seçim vaatlerine karnımız tok. Biz bu filmi daha önce gördük. İmar aflarının mucidi, Kanal İstanbul’un en büyük savunucusu, 6 Şubat depremlerinin Şehircilik Bakanı Murat Kurum İstanbul’u en iyi ben yönetirim iddiasında ama deprem bölgesindeki halkın bir yıldır yaşadıklarını da bildiğimizden bu sözlerin ‘boş seçim vaati’ olduğunu ve halkın bu vaatlere karnının tok olduğunu söylüyoruz. İstanbul’un ciddi bir boş konut stoğu olduğuna göre gerçekten halkı düşünüyor olsaydınız bu konutlara ihtiyacı olan halkı yerleştirirsiniz, bugünün rakamlarıyla 350 milyar 176 milyon TL maliyeti olduğunu söylediğiniz Kanal projesinden vazgeçtiğinizi ilan eder ve halkın evlerini yeniden alabileceği çözümler önerirdiniz.
* Fakat yaptıklarınızın yapacaklarınızın garantisi olduğunu biliyoruz; İstanbul’da Tozkoparan, Tokatköy ve Fetihtepe’de ‘kentsel dönüşüm’ projeleriyle insanların evlerini polis eşliğinde yıktırdığınızı unutmadık. Şubat ayında toplanan vergileri düştüğümüzde Gölcük depreminden bu yana toplanan deprem vergisi 1 trilyon TL’yi aşmış durumda. Murat Kurum 2018-2023 yılları arasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yaptı. Kurum’un bakanlığı döneminde 2 deprem vergisi kalemi için toplanan toplam verginin bugünkü parasal değeri 208 milyar liraydı. Yalnızca bu kaynak ile bile en az 100 bin konut yapılabilirdi.
“RANT PROJELERİNE KARŞI MÜCADELE ETMEYE ÇAĞIRIYORUZ”
* Aslında bir televizyon programında, İstanbul’da Kanal İstanbul’a direnişin de önemli simgelerinden Şahintepe Mahallesi halkından bir vatandaşımızın şu sözleri çıplak gerçeğin bir sunumu, ‘Kanal İstanbul var diye bizi sürgün ettiniz buradan. Şu anda kendi evimde kalamıyorum. Sabahın 05:00’inde gelip komşumun evini yıktılar. Binlerce polisle bize işkence ettiler. Biz buranın vatandaşıyız’. Tüm bunlar yaşanırken, iktidar ve onun eski Bakanı bize ‘beni İstanbul Belediye Başkanı yapın’ diyor.
* Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu olarak ilan ediyoruz: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olarak işlediği suçlara yenilerini eklemek isteyen Murat Kurum’a biz İstanbullular geçit vermeyeceğiz. Yeni rant ve talan politikalarına izin vermeyeceğiz. Bugüne kadar olduğu gibi bu seçimde de “Atı alan Üsküdar’ı geçti” deseniz de mücadele etmeye devam edeceğiz, size ‘Kanalı yaptırmayacağız’. İstanbul halkını yerel seçimlerde Murat Kurum’a oy vermemeye, her daim kenti ve doğayı talan eden rant projelerine karşı mücadele etmeye çağırıyoruz.”
“SAZLIDERE BARAJI TAMAMEN YOK EDİLİYOR”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanvekili Ülkü Sakalar ise Kanal İstanbul’la ilgili şunları dile getirdi:
* “Sloganlar zaten her şeyi ortaya koyuyor. O kadar güzel anlatıyor ki genç arkadaşlarım İstanbul’u. Biz hepimiz burada Ankara’dan İstanbul’un yönetilerek, Ankara’dan planlama yapılarak İstanbul’un mahvedilmesine izin vermemek üzere toplandınız. İyi ki geldiniz. 2019 yılından bu yana Sayın Ekrem İmamoğlu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni kazandıktan sonra planlamalar nedense daha çok Ankara’dan yapılmaya başlandı. Kanal İstanbul yirmi senedir gündeminde yokken hükümetin Aralık 2019 yılında birden bire çevre düzeni planları yapılmaya başlandı. Şu anda İstanbul’a belediye başkan adayı olduğunu söyleyen Murat Kurum tarafından Çevre Şehircilik Bakanı 2018 yılından sonra göreve geldikten sonra ilk inşaatlarından biri. Arkasından yedi etap olarak planlanan Kanal İstanbul dedikleri bizim beton İstanbul’a dönüştürme planı dediğimiz planlar ilk üç etabı planı çıktı. Ama İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak biz durmadık.
* Biz İstanbullunun halkını hakkını korumak üzere seçildik. İstanbul’un İstanbullunun hakkını İstanbul’un yeşilini, İstanbullunun evini korumaya da söz veriyoruz. Şu anda karşı açtığımız davalar devam ediyor. Ne yazık ki bizim açtığımız davaları bakanlık nerede yanlış yapıyoruz diye sorgulayacağına açılan bu davalarla biz gecikmeye uğradık diye savunmalara kalkıyor. Bu da çok acı bir olay. Bakın 350 milyon metrekare alandan bahsediyoruz. Yenişehir rezerv alan dedikleri alan 350 milyon metrekare alan. Burada 14 milyon metrekare arkeolojik sit alanı var. Dünyanın en eski yerleşimlerinden birisi olan İstanbul’un altını üstünü mahvetmek üzere getirilmiş bir plan bu. Siz duyarlı İstanbullular iyi ki buradasınız. İyi ki sahip çıkıyorsunuz ve biz de sizin adınıza sahip çıkmaya devam edeceğiz. 45 kilometre uzunluğunda bir kanaldan bahsediliyor.
* Dünyanın en eski iki kıtayı birleştiren bir boğazına paralel bir kanal. Akla zarar. Dünyada hiçbir ülkede paralel bir kanal insan eliyle var olan bir boğaza çok yakın bir mesafede yapılmış bir şey değil. Üzerine yedi tane köprü planlanıyor. İstanbul’un çok önemli su kaynağı Sazlıdere Barajı tamamen yok ediliyor. Tarsus Gölü’nün çok önemli bir kısmı mahvediliyor ve tuzlu su haline geliyor. Küçükçekmece Gölü tamamen tuzlu su haline geliyor. İstanbul’u görmeyenler İstanbul’da yaşamayanlar hayatında Sazlıdere Barajı’nı görmemiş olanlar Ankara’dan plan yapıp bir de gelip İstanbul’da Belediye Başkan adaylığına soyunuyorlar. Onlara gereken cevabı siz buradan veriyorsunuz. Hepinize çok teşekkür ediyoruz. Şahintepelilerin, İstanbulluların yanındayız. Biz de asla İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak buna izin vermeyeceğiz.”
]]>“SEÇİMİ AYAK OYUNLARIYLA KAZANMAYA ÇALIŞIYORLAR”
İmamoğlu özetle şunları söyledi:
“Bir hafta sonra sandığa gidiyoruz. Sandıktan çıkacak sonuç hepimizin başının üstüne. Biz milletçe seçim sonuçlarını saygıyla karşılamayı biliriz. Ama bu ülkede sonuçları beğenmediği zaman seçimleri yok sayan bir anlayış var. Hatırlıyoruz değil mi? 2019’da aynı zarftan 4 pusula çıkarıp sadece birini geçersiz sayan o anlayışı hatırlıyoruz değil mi? Seçimi iptal ettirdi. Bununla yetinmedi. Bizim çalmakla suçladı. Sandık görevlilerini terörist ilan etti. Ama ne yaparlarsa yapsınlar kendilerine döndü. Mahkemeden döndü. Milletten döndü milletten. Millet onlara yalanlarının, iftiralarının bedellerini ödetti. Hep söyledik. O iftiraları, yalanları söylemeyin. Kazanmak için her yol mübahtır demeyin. Onlar ne yaptılar? Yalanları söylediler, iftiraları attılar. Seçim bitti. 806 bin oy fark yediler. Millet gereken cevabı verdi. Hiçbir şey yokmuş gibi seçimden sonra ‘siyaseten söyledik’ dediler. Birine siyasete yalan söylenir mi? Birine siyaseten iftira atılır mı? Biz çocuklarımıza ilk yalan konuşmamayı öğretiriz. Koca koca adamlar yalan söylemeye, iftira atmayı…. İşte bu zihniyet değişmedi. 2019’da neyseler bugün de aynısını yapıyorlar. Dürüst ve adil değildiler, bugün de değiller. O zaman da demokrat değildiler, bugün de değillerdi. O zaman da kumpas yaptılar. Öyle değil mi? Bugün de yapıyorlar. Kurgular, kışkırtmalar… Seçimi bütün bu ayak oyunlarıyla kazanmaya çalışıyorlar. Ama 31 Mart yalanla, iftirayla, milleti bölmeye, ayrıştırmaya dayalı siyaseti tarihe gömme günü. Onların hepsini tarihe gömeceğiz.”

“PARTİZANLARI DEĞİL BELEDİYECİLİK YAPANLARI SEÇECEKSİNİZ”
“Onlar, ayrımcılık yapıyorlar. Ama siz ayrımcılık yapanı değil, birleştireni seçeceksiniz. Onlar particilik, partizanlık yapıyorlar. Ama siz partizanları değil belediyecilik yapanı seçeceksiniz. Çünkü siz farkı gördünüz. İcraat nasıl yapılır gördünüz. Onlar gibi yapmadık. Silivri başka partili deyip görmezden gelmedik. Bazı konularda bizi yok saysalar da, arkamızdan kötü konuşsalar da, ekranda siyaset yapsalar da biz Silivri halkına hizmet etmekte en önde koştuk. 39 ilçede de aynısını yaptık. Şimdi icraatçı, halkçı, cumhuriyetçi, vatandaşını seven, insanını seven, siyasi talimat geldiğinde pıt deyip susan değil, vatandaşının hakkını arayan hukukunu koruyan bir belediye başkanı İstanbul’da.
Biz kim hangi partiden, hangi görüşten, hangi inançtan dönüp bakmadık, bakmayız. Böyle bir şeyi aklımızın ucuna getirmeyiz. Canla başla çalışırız. O sayede biz Silivri’yi 5 yılda yıllardır görmediği hizmetleri size sunduk.”

İSTANBUL’DAKİ BAKANLARA TEPKİ: ADAYINIZI BU KADAR KÜÇÜK DÜŞÜRMEYİN
“Eskiden güzel bir şarkı vardı; ‘Ankara’dan abim geldi’ diye. Şimdi ne duyuyoruz? Bunlar şimdi toplanmışlar Ankara’dan İstanbul’a gelmişler. Bütün bakanlar burada. Sanki Türkiye’nin dış ilişkilerle ilgili hiçbir sorunu yok. Dışişleri Bakanı burada. İçişleri Bakanı burada. Yetmez, Sağlık Bakanı burada. Daha da yetmez. Adalet Bakanı burada. Yahu hepiniz toplandınız, geldiniz. Hepiniz gelin önemli değil. Ama adayınıza yazık, adayınıza. Bu kadar küçük düşürmeyin. Ankara’da toplanmış gelmişler. E iyi yapmışlar, hoş gelmişler. Ne biliyor musunuz? Bunların derdi milletin seçim kazanması değil. Bunların derdi bir avuç insanın seçim kazanması. Korkuyorlar. En çok de neyden korkuyorlar biliyor musunuz? Bir kişiye hesap verememekten. Bizim bir tek Allah korkumuz var. Bir de milletimize mahcup olma korkumuz var. Onun dışında Allah kulundan korkmayız biz. Biz 100 yıl önce bu topraklara cumhuriyeti emanet eden,’Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün ışığından giden cumhuriyetin, milletin evlatlarıyız. O yoldan hiç vazgeçmeyeceğiz.”
“LİSTEYİ VERSENİZ OKUYAMAZ”
“Bunların belediyecilik notu sıfır. Ama biz Allah’ın izniyle sizlere güzel hizmetler verdik. Vermeye devam edeceğiz. Selimpaşa’dan Ortaköy’e, Kadıköy’den Çanta’ya, Seymen’den Silivri’nin merkezine… Ben bu köylerin hepsini sayarım ha. O bir tane sayamaz onu söyleyeyim. Listeyi verseniz okuyamaz. Vallahi bak; Ortaköy deseniz zanneder ki bu Beşiktaş’taki Ortaköy, üstünü çizer. Kadıköy deseniz öbür Kadıköy zanneder, üstünü çizer. Arkadaşlar yanlış yazmışlar der. Neyse daha fazla bahsetmeyelim. Şimdi onun da canını sıkmayalım. İnşallah 31 Mart’ı çıkarsın. Bir hayat dersi alsın. Zaten Sayın Cumhurbaşkanı ona ne dedi? ‘O metrolara sahip çık’ dedi. Yahu sanki kendi babasının malına sahip çıkacak. Onu yapan bakanlık kimin? Milletin, benim, senin. Bizim yaptığımız metrolar kimin? Senin, benim, milletin. Ben da dedim ki, yeni görevi belli oldu. İstanbul merkezden Gayrettepe’den Halkalı’dan İstanbul Havalimanı’na gidecek metroların herhalde güvenlik şefi yapacak onu dedim. Bu kadar anlayışları bozulmuş bir düzenin artık kendi görevlerini hatırlama zamanı. Onun için 31 bunlara hak ettikleri notu verecek misiniz? Tabii ki sıfır değil mi?”

“ONLAR KANAL DİYOR, BİZ İSTANBUL”
“Onlar rantçı, ‘illa da kanal yapacağız’ diyorlar. Onlar kanal diyor, biz İstanbul diyoruz. Yatıyorlar, kalkıyorlar kanal. Gündemlerinde yokmuş gibi davranıyorlar ama inanmayın. Çünkü onlar Kanal İstanbul’u yapmaya mecburdurlar. Ne büyükşehir adayları ‘kanala karşıyım’ diyebilir, ne de Silivri’deki, ne başka bir yerdeki. Diyemezler, korkarlar fırça yerler diye. Onun için ihalelere devam ediyorlar. Verilmiş sözleri var, taahhütleri var. Hem de çoğu yurt dışından. Buradan da değil. Ondan İstanbul’un kaynaklarını yerli, yabancı bir avuç insana aktarmaya çalışıyorlar. Vatandaşa kaşıkla verdiklerini kepçeyle geri alıyorlar. Size söz, şad olsun; görevimin son anına kadar milletimin en zor anında yanında olacağım. Milletin parasını, millete vereceğiz. Ben halka ait alanları halka açacağım. Ben İstanbul’un muhafızı olmayı, bu şehrin doğal ve tarihi zenginliklerine gözüm gibi bakmayı bilirim. Siz beni bu şehri; israftan, ranttan, ihanetten koruyayım diye iş başına getirdiniz. Öyle değil mi? Ben sizin yüzünüzü kara çıkarmayacağım. Yeter ki siz, bizim arkamızda durun. Bizi engellemeye çalıştılar. Başaramayacaklar. Yeter ki siz onlara izin vermeyin. Yeter ki siz 31 Mart’ta israfçıları tarihe gömün. Yeter ki siz rantçıları tarihe gömün. Bir daha israf, rant diyen insanlar İstanbul’da göreve gelemeyecekler. İstanbul’da bir daha ihaneti gözünden okuduğunuz hiç kimseyi bu şehirde yönetime getirmeyeceksiniz. Bu şehir artık bağışıklık kazandı. Bu virüslere karşı bağışıklık kazandı. Beş yıl boyunca bunu öğrendi. Dolayısıyla bir avuç insana çalışana asla oy vermeyin.”
]]>Bir yıl içerisinde millet bahçesine dönüştürüleceği söylenerek 2022 yılında inşaatın başladığı Atatürk Havalimanı, AKP’nin miting alanı oldu.
İhalesi Danıştay tarafından iptal edilen Atatürk Havalimanı’nda 7 Mayıs 2023’te Atatürk Havalimanı’nda genel seçim için İstanbul mitingini yapan AKP yarın da yerel seçim mitingini burada gerçekleştirecek.

Ancak önceki yıl pankart ve afişlerine ‘Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’ yazan AKP’nin, bu defa millet bahçesi ifadesini kaldırması dikkat çekti.

AKP İBB Başkan Adayı Murat Kurum, ‘Büyük İstanbul Mitingi’ öncesinde Atatürk Havalimanı’nda bugün gerçekleştirilen basın toplantısına katıldı. Toplantıda konuşan Kurum, “İnşallah yarın da sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle saat 14.00’da bu coşkuyu hep birlikte yaşayacağız. Yarın, 31 Mart akşamı Saraçhane‘de yapacağımız bayramın bir provası olacak. Bu coşkuya tüm İstanbul’u davet ediyoruz. Hangi partiden olursa olsun, burada hep birlikte bu coşkuyu yaşayalım istiyoruz. Buradaki birlik beraberlik İstanbul’un geleceği adına karar vereceğimiz sürecin sevinci olacak. Herkesi bu sevinci ortak olmaya davet ediyoruz” dedi.

DANIŞTAY İHALESİNİ İPTAL ETTİ
Danıştay 13. Dairesi, İstanbul’a ihanetin sembolü olan Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi ihalesini iptal etti. Yeşilköy’deki Atatürk Havalimanı’nın millet bahçesi yapılması için 29 Nisan 2022’de davet usulü ile kapalı kapılar arkasında ihale düzenlenmişti.
İhaleyi, 2 milyar 127 milyon 978 bin liralık teklifin sahibi Yapı&Yapı şirketi almıştı. İBB TOKİ’nin 29 Nisan 2022’de Kamu İhale Kanunu’nun 21-B maddesine göre davet usulü ile kapalı kapılar arkasında gerçekleştirdiği “Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi ve sosyal donatılar inşaatları ile altyapı ve çevre düzenlemesi işi” ihalesinin iptali için dava açmıştı. İBB’nin TOKİ ile Çevre Bakanlığı’na karşı açtığı davada, Ankara 16. İdare Mahkemesi, 7 Eylül 2023 tarihli kararı ile ihalede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna vardı ve davayı reddetti.

HUKUKİ BİR İSABET BULUNAMADI
İBB’nin temyiz başvurusunu karara bağlayan Danıştay 13. Dairesi ise davanın idare mahkemesi tarafından reddedilmesinde hukuki isabet bulunmadığını kaydetti. Ankara 16. İdare Mahkemesi’nin kararını bozan Danıştay 13. Dairesi, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere kesin olarak ihalenin iptaline oybirliği ile karar verildi.

1 YILDA BİTECEK DEDİLER, AMA…
Atatürk Havalimanı 7 Nisan 2019’dan itibaren sivil uçuşlara, 2 Şubat 2022’den itibaren de kargo uçuşlarına kapatıldı. O tarihten sonra havalimanından ağırlıklı olarak iş jetlerinin kullanımı için faaliyet gösterir hale gelmişti. İhalenin daha sözleşmesi imzalanmadan pistleri kırma işlemleri başlamış, bu durum kamuoyunun tepkisini çekmişti. Tüm itirazlara rağmen inşaat 2022 yılının mayıs ayında başladı. Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nin ilk etabı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla düzenlenen “Büyük İstanbul Mitingi” ile açılmıştı. Ancak inşaat çalışmaları devam ettiği için millet bahçesine girişlere izin verilmiyordu. İnşaatın geldiği son noktada, havalimanı arazisinin değerli pistleri üzerinde basketbol sahaları, tenis kortları ve cami-külliyenin tamamlanma aşamasına geldi.

İBB, imar planı için de dava açtı
AKP’nin İBB Başkan Adayı Murat Kurum’un bakan olduğu dönemde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 7.2 milyon metrekarelik havalimanı arazisi için hazırladığı imar planında; kullanım dışı kalan kuzey pistlerini, hangar binalarını ve terminal binasının bir kısmını kapsayan toplam 2 milyon 818 bin 979 metrekarelik bölüm millet bahçesi olarak ayrıldı. İBB’nin bakanlığın imar planına açtığı davada geçtiğimiz aylarda bilirkişi raporu çıktı. Raporda havalimanıyla ilgili alınan karar; şehircilik ilkelerine aykırı bulundu, kamu yararının gözetilmediği belirlendi. Atatürk Havalimanı’nın olası bir afette üstleneceği kritik görevin planda yeterince irdelenmediğine de dikkat çekildi.
]]>İmamoğlu, coşkulu kalabalığa yaptığı konuşmada, “Vallahi bu tam istediğimiz şey. Burası ne biliyor musunuz? Bu ittifak, İstanbul ittifakı. Bu ittifak, halkın ittifakı. Partiler ötesi bir ittifak. İstanbul’un hakkını savunan bir ittifak. Onun için sizi yürekten kutluyorum. Bu yolculuğa beraber çıktık. Gerçekten aklın yolunu, hep beraber bulacağız ve İstanbul’un muhafızlığına devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“SEÇİMDE İKİ SEÇENEK VAR”
“Bu seçimde, iki seçenek var” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:
* “Bir tanesi, ya ‘tam gaz geri’ diyenler kazanacak ya da ‘tam yol ileri’ diyenler kazanacak. Çünkü ‘Tam gaz geri’ diyenler, İstanbul’u 2019 öncesine geri döndürmek istiyorlar. Başarabilecekler mi? İstanbul, hızını almış gidiyor, gidiyor. Hizmette, icraatta, yatırımda rekor üstüne rekor kırıyor. Öyle değil mi? Ama onlar, İstanbul’u yine ‘sıfır noktasına’ döndürmek istiyorlar. Onların İstanbul için yaptıklarını toplayıp çıkarınca, elde ne kalıyor biliyor musunuz? Vallahi sıfır. Elde var sıfır, sıfıra sıfır. Çünkü bunların yöneticilikten anladıkları vatandaşa kaşıkla ver, kepçeyle al. Mesela, biz göreve başladığımızda, İstanbul’da, kaç metro inşaatında çalışma vardı biliyor musunuz? Sıfır. Koskoca bir sıfır. 10 metro inşaatının 10’u da durdurulmuştu. Paraları yoktu, finansmanını bulmamışlardı. Bazılarını hiç başlamamışlardı. Benden önceki belediye başkanı, bir de yazı yazıp, yazıyla durdurmuştu. Sonra, ‘başlayalım’ demişlerdi, başlayamamışlardı. Başlayanlar, bir süre sonra yine durmuştu.

“UTANMADAN…”
* Bunların iş bilmezliği, israfçılığı, rantçılığı yüzünden, İstanbul’un bütçesi iflas etmişti. Metro inşaatlarını yapan şirketlere tam 70 milyon Euro borçları vardı. Artık, TL de konuşamıyoruz. Paramızı pul ettiler. Biz ne yaptık biliyor musunuz? O borçların hepsini ödedik. Bütün sorunları çözdük ve 5 yılda tam 65 kilometre metro bitirdik. 62 tane metro durağı açtık. Daha yeni, Eyüpsultan-Bayrampaşa metrosunun ihalesini yaptık ve başladık. Şimdi utanmadan, bizim yaptığımız 65 kilometre metroya sahip çıkmaya kalkıyorlar. ‘Yapmadın’ diyorlar, rakamlarla oynuyorlar. Az önce fıstığın dediği gibi, ‘3 aylık kardeşim var. O bile 8 kilometrenin 8 adım etmediğini biliyor’ diyor. Adım atarak, sözüm ona bizim işimizi hafife almaya kalkıyor. Ama Allah konuşturuyor. Daha yeni, TV programında, ’65 kilometre metro yaptı’ demiş; çıkarmış, toplamış, mecburen. Allah konuşturuyor.

“METRO KONUSUNDA AĞZINI AÇMAYA HAKKIN YOK”
* Yahu sen, 10 metro inşaatını aylarca, yıllarca durdurmuşsun. Bize 70 milyon Euro borç bırakmışsın. Senin metro konusunda gerçekten ağzını açmaya hakkın yok. Ayıp. Yazık etmişsin. ‘10 metro inşaatının 10’unu da durdurmuştuk, İstanbullulardan özür dileriz’ demiyorsunuz; Ekrem İmamoğlu’nun ekibiyle, halkıyla yaptığı bu güzel işleri reddetmeye çalışıyorsunuz. Biz, 5 yıldır metro yapıyoruz. 5 yıldır yerin altında gün geldi 10 binin üzerinde insanımız çalıştı. Bir tek gün metro yapım çalışmalarını durdurmadık.
* En zor zamanda bile, pandemide bile, ekonomik krizin tavan yaptığı günlerde bile, dövizin tavan yaptığı zaman diliminde bile metro inşaatlarını paydos etmedik. Firmalar orada, yükleniciler orada. Hepsi şahit. Bakın; edilmez. Bir saatlik gecikmenin bile, İstanbullulara eziyeti var, maliyeti var. İstanbul’un bütçesine yük olarak döner. 10 metro inşaatını plansızlıktan, parasızlıktan durduran, bu kendini ve haddini bilmezlere 31 Mart’ta bence siz, bir puan vereceksiniz, öyle değil mi? Anladınız mı o puanı? Kaç vereceksiniz? (Kalabalıktan ‘sıfır’ sesleri.) Vallahi biliyorlar. Bu halkımız, kime kaç puan vereceğini biliyor. Bakın; bunların belediyeciliğinin notu bu.

“ONLARIN TEK DERDİ VAR: BİR AVUÇ İNSAN NE OLACAK?”
* 2019 öncesinde İBB’nin kaç kreşi vardı biliyor musunuz? (Sıfır.) Vallahi biliyor işte. En kolay zaten onların notunu bilmek. Şimdi 100 kreşimiz var. Önümüzdeki dönem 200 olacak, 200. İstanbul’un ilçelerinde de bizi göreve getirin, biz bu şehirde 500 tane kreş açarız, 500 tane. Onların derdi, o değil.
* 2019 öncesinde İBB’nin kaç yurdu vardı? Sıfır. Bizden önce bunların her şeyi, sıfır. İBB, bizden önce kaç üniversite öğrencisine, kaç matan evladına burs veriyordu? Arada, 1-2 diyen oldu. Doğru. Ama ben, ‘milletin evlatları’ dedim, ‘bir avuç insanın evlatlarına’ demedim. Biz, tam 300 bin milletin evlatlarına, sevgili gençlerimize burs verdik. Helali hoş olsun.
* Önümüzdeki dönemde iki katına çıkartıyoruz burs miktarını. 7.500 lira verdik, şimdi 15 bin lira vereceğiz. Tabii ki onlar, 1-2 kişiye torpilli burs verdiler, yurt dışına yolladılar. Ayıptır, yazıktır, günahtır. Ama onları bu millet hiç affetmeyecek. Biz, millete ait olanı kime veririz? Millete veririz. Onların öyle bir derdi yok. Onların tek derdi var: Bir avuç insan ne olacak? Onu düşünürler, başka bir şey düşünmezler. Bunun gibi daha birçok konuda sıfır verebiliriz.”

“BUNLARIN BELEDİYECİLİĞİ: SIFIR, SIFIR, SIFIR”
Daha önce sıfır olan Anne Kart’tan Halk Süt’e, Evlilik Destek Paketi’nden Bölgesel İstihdam Ofisleri gibi yeni İBB uygulamalarından örnekler veren İmamoğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
* “Sıfır, sıfır, sıfır. Bunların belediyeciliği bu. Şimdi yine vatandaşa kaşıkla verip, kepçeyle geri almak istiyorlar. Bu fırsatı onlara verecek misiniz? İstanbul’un kaynaklarına göz diktiler. Bu fırsatı onlara verecek misiniz? Buldukları her boş arsaya ya da tanıdıkları bir avuç insanın arsalarına torpilli imar çıkartacaklar. Bu fırsatı onlara verecek misiniz? O günler geçti geçti. Bu millet, size bu hakkı vermez. Onlara ne diyeceğiz biliyor musunuz? ‘Bay bay, güle güle’ diyeceğiz onlara.
* İstanbullu; icraatçı, halkçı belediyeciliğin farkını gördü. İnsanın içinde, insanının arasında, yaptığını paylaşan, her anını konuşan, anlatan belediyeciliğin tadını aldı. Millettin parasını millete veren bir belediye başkanının neler başarabileceğini, milletini nasıl memnun edebileceğini gördü. Öyle değil mi? İstanbullu artık israfçıları seçer mi? İcraatçıları seçer, öyle değil mi? Rantçıları seçer mi? Halkçıları seçer, öyle değil mi?
“O BİR AVUÇ İNSANA, BU MİLLET OY, MOY VERMEZ”
* İstanbul’u rotasından çıkarıp, israf ve ihanet dönemine geri döndürmeye heves eden o bir avuç insana, bu millet oy, moy vermez. Bu millet, kapıyı gösterir, kapıyı. Biz 31 Mart’ta ne yapacağız biliyor musunuz? İsrafı, ihaneti, kumpası, yalanı, bütün bu işlerini, hepsini, Allah’ın izniyle, milletin gücüyle tarihe gömeceğiz, tarihe. Onlara oy vermemek yetmez. Oylarınızı, güçlerinizi tek bir odakta birleştirin. Zaman, particilik yapma zamanı değil. Zaman, pireye kızıp yorgan yakma zamanı asla değil. Şimdi hep birlikte, az önce anlattığım, o güçlü İstanbul ittifakı, vicdan ittifakını, memleketin geleceğinin en güçlü birlikteliği olan halkçı ittifakını birleştirip, büyütme zamanı. Kumpaslarla, kurgularla, kışkırtmalarla milletin iradesini etkilemeye kalkanlara ders verme zamanı.
“UNUTMAYIN; ONLAR HİÇ DEĞİŞMEDİ”
* Unutmayın; onlar hiç değişmedi. 2019’da ne kadar ahlaklı, ne kadar demokrat, ne kadar adaletli iseler, bugün de o kadar adaletliler. 2019’da vatandaşın halinden ne kadar anlıyorlarsa, bugün de o kadar anlıyorlar. Bunların süreci, büyük bir tehdit süreci artık. İstanbul’u kazanırlarsa, daha da kötüleşecekler. İstanbul seçimini, kendilerine verilmiş bir onay kabul edecekler. Yaptıklarının doğru olduğunu düşünecekler. İşçileri yine umursamayacaklar. Bizim canım abilerimizi, ablalarımızı, amcalarımızı, teyzelerimizi, milletine emek verip çalışmış emeklilere nasıl bir muamele yaptıklarını görüyorsunuz değil mi?
* 1000 liralık artışı bile devletin bütçesine yük kabul ediyorlar mı? Peki, Kanal İstanbul gibi beton ihanetini yapmaktan geri duruyorlar mı? Durmuyorlar. Onun için, bunlara bu seçimde fırsat verirsek, daha da kötüleşecekler. Kendilerinden olmayanları daha da fazla dışlamaya, yok saymaya devam edecekler. Emeklilerin, işçilerin durumu daha da perişan olacak. Söz verdikleri mülakatı yine kaldırmayacaklar. Yine 3600 ek göstergeyi vermeyecekler.
“MİLLET, ONLARA HADDİNİ BİLDİRECEK”
* Onlar, hiçbir zaman değişmediler, değişmeyecekler. Bugün de dürüst ve adil değiller. Bugün yaptıkları o kumpaslara aldanmayan bu millet, onlara haddini bildirecek.
Yine siyaseti yürekli yapmıyorlar, mertçe yapmıyorlar. Ben onları mertçe, er meydanına çağırıyorum, onlar yol kıyılarında otobüs yakarak, film çekiyorlar. Bir kumpasla, 4,5 sene önce il başkanlığı binasının alım esnasındaki sürecin filminin kaseti üzerinden bizi lekelemeye çalışıyorlar. Bunlar kumpasçı değil mi? Bunlar, hiç değişmediler. Şu anda sokak sokak bakanları geziyor biliyor musunuz? Eskiden bir türkü vardı, ‘Ankara’dan abim geldi’ diye, şimdi Ankara’dan 17 tane bakan geldi. İstanbul’da sokak sokak, mahalle mahalle geziyorlar, çalışıyorlar. Yahu anlamadıkları bir şey var. 17 bakan, aday, o, bu, şu; hepsi bir avuç insan. Onların arkasında bir kişi var. Benim arkamda 16 milyon var. Bunu anlayamıyorlar, bunu kavrayamıyorlar.
“BİRLİKTELİK KAZANACAK, AYRIŞTIRMA KAYBEDECEK”
* Dolayısıyla, onlar hiç değişmediler. Bizi değiştirmeye, birliğimizi, bütünlüğümüzü bozmaya çalışıyorlar. Başaramayacaklar. 16 milyon vicdanlı, mert İstanbullu, sandıkta bu ülkenin en büyük buluşmasını 31 Mart’ta gerçekleştirecek. 31 Mart’ta vicdan kazanacak, mertlik kazanacak. Particilik değil, belediyecilik kazanacak. Halkını düşünenler kazanacak. O partinin, bu partinin değil, İstanbul’un ve İstanbulluların zaferi için hep birlikte olacağız. Birliktelik kazanacak, ayrıştırma kaybedecek. Dışlama kaybedecek, buluşturma kazanacak.”
]]>“SIRTLARINDA YUMURTA KÜFESİ OLMAYANLAR DİLEDİKLERİ GİBİ ATIP TUTABİLİR”
Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
* “Cumhurbaşkanı olarak ekibimle çok çalışacağım ve yerel yönetimlerle el ele vereceğiz, Allah’ın izniyle Karabük’ü çok daha farklı bir yere taşıyacağız. İşçisiyle, esnafıyla, üreticisiyle, emeklisiyle, öğrencisiyle bu şehirde yaşayan her bir kardeşimin üzerimizde hakkı var. Bunları ödemekle mükellefiz. Bilhassa, çalışanlarımızın ve emeklilerimizin yaşadığı sıkıntıların çözümü boynumuzun borcudur. Sırtlarında yumurta küfesi olmayanlar diledikleri gibi atıp tutabilirler. Bunlar meydanlarda söz verip göreve gelince unutmayı iyi bilirler. Biz ise bir şeyi söylediğimiz zaman yapmakla mesulüz.
* Önümüzdeki en büyük problem olan enflasyon Allah’ın izniyle yılın ikinci yarısından itibaren düşmeye başladığında, bunların hepsi için daha geniş bir hareket alanına sahip olacağız. İşte o zaman ülkenin imkânlarını milletimizin tüm kesimlerine yansıtarak son dönemde yaşanan refah kayıplarını fazlasıyla telafi edeceğiz. Tüm suçu Bay Kemal’in sırtına yükleyip hepsi de şimdi kendi keyfine bakıyor. Altılı masa dediler, 16’lı masa dediler, birileri de masanın altına girdi, şimdi bizim Karadeniz’in çayını demliyorlar. Bu ucube ittifaktan geriye kala kala masanın gizli ortağı DEM ile bir türlü adını koyamadıkları millete çıkıp ne olduklarını anlatamadıkları tuhaf bir ilişki kaldı.
* DEM’in hiçbir söz hakkı olmayan tabanının iradesini tek parti faşizminin günümüzdeki temsilcisi CHP ile pazarlık masasına sürdüler. Bedeli hâlâ bilinmeyen bu kirli pazarlıkların gerisinden hangi pis kokular, hangi menfaat paylaşımları, hangi hain taktikler çıkacak inşallah hep birlikte bunları göreceğiz. Şu anda yargı bunları takip ediyor. Şimdiden bazı emareleri ortaya çıkmaya başladı. Ülkenin gündemi deprem, bunların umurunda değil. Ülkenin gündemi sınırlarımızın terörden arındırılması ama bunların umurunda değil. Hatta ortaklarına yaranmak için utanmasalar terör örgütüne militan yazılıp ideolojik eğitime girecekler. Ülkenin gündemi çalışanların refah kaybının telafisi ama bunların umurunda değil. Hatta istismar kabilinden ettikleri üç beş lafı saymazsak, buradan kendilerine çıkacak siyasi rantı düşünüp el ovuşturuyorlar.”
“İSTANBUL’UN KARIŞINI BİLİRİM”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilgili eleştirilerde bulunan Erdoğan, “İstanbul’da en ufak bir şey var mı? İstanbul’un karışını bilirim, karışını. İstanbul’da doğdum, orada büyüdüm, orada belediye başkanlığı yaptım ve ondan sonra İstanbullu aldı beni Başbakanlığa gönderdi, sonra da Cumhurbaşkanı oldum. Tam tersi, kendilerini hiçbir iş yapmamakla, hiçbir proje sahibi olmamakla övünecek kadar sefil bir duruma düşürmüş hâldeler” diye konuştu.
]]>“GYODER Gösterge” 2023 4. Çeyrek Raporu’na göre, 2023 yılı dördüncü çeyrek konut satışları, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yaklaşık yüzde 23,9 gerileme kaydederek 325 bin 852 adet oldu.
2023 yılı genelinde ise toplam konut satışları bir önceki yıla göre yüzde 17,5 düşüşle 1 milyon 225 bin 926 adede gerileyerek son 8 yılın en düşük seviyesine indi.
LOJİSTİK STOKU
Rapora göre, 2023’te toplamda 135 bin metrekare lojistik depo kiralama işlemi gerçekleşti.
Gerçekleşen depo kiralama işlemlerinde geçen yıla göre alan bakımından yüzde 137’lik önemli bir artış kaydedilse de işlemler arz kısıtı nedeniyle 5 yıllık ortalama kiralama işlem hacminin yüzde 26 altında gerçekleşti. İstanbul Asya pazarındaki arzın sınırlı olması nedeniyle işlemler Kocaeli ve İstanbul Avrupa bölgelerinde yoğunlaştı.
İstanbul ve Kocaeli illerinde 2023 yılı 4. çeyrek itibarıyla toplam lojistik stokunun yüzde 95’i kullanılıyor. İstanbul Avrupa yüzde 2, İstanbul Anadolu yüzde 1,1 ve Kocaeli yüzde 1,8 boşluk oranı görülüyor.
Raporda İstanbul’da depo altyapısını güçlendirmeye yönelik stratejik çözümlere ihtiyaç duyulduğuna ve organize lojistik bölgelerinin oluşturulması amacıyla arazi tahsislerinin zorunlu olduğu ifade edildi.
OFİS BOŞLUK ORANI YÜZDE 12,5
Rapora göre, 2023’te büyük çaplı ofis yatırım işlemi gerçekleşmemişken orta ve uzun vadede yatırım işlemlerinin hızlanması bekleniyor.
2023 4. çeyrek itibarıyla 12 ayda İstanbul genelinde toplam kiralama işlemi 315 bin metrekare olarak gerçekleşirken, 4. çeyrekte boşluk oranı ise yüzde 12,1 olarak gerçekleşti.
2023’ün 4. çeyrek dönemi itibarıyla Türkiye’deki mevcut alışveriş merkezi arzı 446 adet alışveriş merkezinde 14 milyon metrekare seviyesini geçti.
2023’te ülke genelinde toplam 137 bin metrekare kiralanabilir alana sahip 5 alışveriş merkezi açılarak perakende pazarına giriş yaptı. Mevcutta 532 bin metrekare kiralanabilir alana sahip 16 adet alışveriş merkezi inşaat halinde. 2025 yılı sonu itibarıyla tamamlanması planlanan projeler ile birlikte Türkiye genelinde toplam arzın 14,5 milyon metrekare seviyesine ulaşması bekleniyor.
GYF PAYLARI BÜYÜDÜ
Rapora göre Gayrimenkul Yatırım Fonlarının (GYF) büyüklüğü bir önceki çeyrek döneme göre yüzde 56,5 artış göstererek 75,8 milyar lira seviyesine ulaştı. GYF pazarı toplam büyüklüğünün, 2018 son çeyreğinden itibaren her çeyrek pozitif yönde arttığı gözlemlendi.
Bu yılın dördüncü çeyrek rakamları, 2022’nin aynı çeyreği ile kıyaslandığında GYF pazar büyüklüğü son bir yıllık periyotta yüzde 121,7 büyüme gerçekleştirerek 34,2 milyar lira seviyesinden 75,8 milyar lira büyüklüğe ulaştı.
GYO SAYISI 48 OLDU
Raporda, 2023’ün yeni Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (GYO) kuruluşları açısından önemli bir yıl olarak göze çarptığı kaydedildi.
2023’te 9 yeni GYO kuruldu ve toplam GYO sayısı 48’e yükseldi. 2022’de 245 milyar lira olan GYO’ların toplam piyasa değeri, bu 9 yeni GYO ile birlikte son çeyrekteki küçülmeye rağmen 343 milyar liraya ulaştı.
Halka açıklık oranının 2022 sonundaki değeri olan yüzde 45,3’ten yüzde 43,9’ya gerilediği 2023’te fiili halka açıklık oranı ise bir puanlık düşüşle yüzde 32,43 olarak gerçekleşti. Yabancı çıkışının devam ettiği 2023’te net çıkışlar 135 milyar liraya ulaştı.
ARZ VE TALEBİN DENGELENMESİ ZAMAN ALACAK
Açıklamada görüşlerine yer verilen GYODER Başkanı Neşecan Çekici, arz ve talebin dengelenmesinin zaman alabileceğinin unutulmaması gerektiğinin altını çizdi.
Çekici, “Ancak fiyatların devamlı artması sürdürülebilir bir durumda değil. Gerek TCMB verileri gerekse de diğer kurumların verileri ‘balonlaşma’ eğilimi gösteren bazı taşınmaz türlerinin sönümlendiğine işaret etmektedir. İnşaat ve buna bağlı sektörlerin etkin işleyişi ile talebin daha sağlıklı oluşması için bazı kurumlara ihtiyaç duyulduğunu gözlemlemek mümkün. Bunların başında ise fonlama mekanizmalarının oluşumunun sağlanması ve fon akışlarının daha rasyonel bir biçimde tedarik edilmesi gelmekte. Ancak bu yapı tüm bileşenleri ile hayata geçirildiğinde ekonominin tümü için ciddi bir kazanım sağlayabiliriz.” ifadelerini kullandı.
]]>“GENÇLERİN CEBİNDEKİ TELEFONLA UĞRAŞTILAR”
İmamoğlu, Türkiye’nin Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip olmasına karşın gençlerin kayıp bir dönem yaşadığına dikkat çekerek “Baskıya, yasağa, işsizliğe, düşük ücretli işlere maruz bırakıldılar, özgürlükleri kısıtlandı. Gençlere her türlü imkanı sağlaması gerekenler ceplerindeki telefonla uğraştı. Emek verdiğimiz gözümüz gibi büyüttüğümüz gençler arasında umutsuzluğa kapılanlar, umudu başka ülkelerde aramak zorunda kalanlar oldu. Anne babalarımızın ve gençlerimizin en fazla mustarip olduğu konu gelecek kaygısı. Bu gidişe dur diyeceğiz” dedi. İmamoğlu “Bizler bu potansiyeli görüyor ve özellikle yeni ekonominin ihtiyaçları olan eğitim, bilgi ve teknolojiyle başta gençlerimiz tüm İstanbulluları buluşturacak araçları üretiyoruz ve üretmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
“İSTANBUL’U İNŞAAT EKONOMİSİNE MAHKUM ETTİLER”
İstanbul’un stratejik ve jeopolitik önemine vurgu yapan İmamoğlu şöyle devam etti:
-Maalesef gençlerimize olduğu gibi İstanbul’a da özensiz davrandılar, ihanet ettiler. İstanbul’u sadece bir rant alanı olarak gören anlayış, dünya bambaşka bir yere giderken İstanbul’u sadece inşaat ekonomisine mahkum etti.
-Tek anladıkları beton ve imar rantı, bu kafayla geldiğimiz yer de ortada. Şu soruyu kendinize sormanızı isterim; büyümesini büyük oranda İstanbul’a borçlu olan en çok övündüğümüz inşaat ekonomisi İstanbul’u veya risk altındaki diğer kentlerimizi depreme karşı daha dirençli bir hale neden getiremedi?
-Ben size söyleyeyim; bize kentsel dönüşüm konusunda söz söylemeye kalkanlar önce 25 yılın hesabını vermek zorundadır.
-İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bizden önce dönüştürdüğü tek bina yok, sıfır. Diğer taraftan imar değişiklikleriyle adama, kişiye, bir takım imtiyazlı kişilere milyarlarca dolarlık rant sağladılar. 2004’ten beri atılan adımlar bu yönde.
-Dersine çalışmayan adaya soruyorlar, ‘İstanbul depreme hazır mı’ diye, ‘hayır’ diyor. ‘1999’dan beri belediyede, 2002’den beri ülkede iktidardınız, sorumlusu kim?’ denilince nutku tutuluyor. O da biliyor ki, 5 yılda deprem ilgili sorunun çözülmesi mümkün değil.
“KANAL İSTANBUL” GÖNDERMESİ
-Bir de unutturmaya çalıştıkları yeni bir ihanet var, en büyüğü bu; İstanbul’un doğal kaynaklar bakımından en zengin bölgesini imara açıp akılları sıra yine bir yerlere peşkeş çekecekler. Kanal İstanbul ya da namı diğer beton İstanbul.
-İstanbul bunun altından kalkamaz. Daha önce de söyledim Kanal İstanbul bir gayrimenkul geliştirme projesidir. Bu bir emlak projesidir. Arsa satmak, en iyi anladıkları şeydir. Beton kanal bahane, bunlar ihanete doymamıştır, doymayacaklar. Bir de çıkmışlar ‘beton kanal gündemimizde değil… ‘ Bakanları, il başkanı yalanlıyor.
-Cumhurbaşkanı umursamıyor bile. Kendisini herhalde 2 metroya güvenlik şefi yapacak. Orayı koruyun diye mesaj veriyor. O kadar büyük bir ihanet ki, oradaki parsellere baktığınızda artık kimlere söz verdilerse ‘isteyen binasını yapar’ diyor dersine çalışmamış acemi aday.
-Aklı sıra beton kanalla etrafında imara açtığı alanları ayırmaya çalışıyor. Aldandık diye geçirdikleri yıllardan sonra zannediyorlar ki İstanbulluları da aldatırız. Öyle bir şey yok. İçme suyu havzasını kanal bahanesiyle imara açıyorlar.
-Neymiş vatandaşın parseliymiş, orda kimlerin parseli var İstanbul halkı biliyor. 5 tane Esenyurt büyüklüğünde alanı imara açmak bu kentin ölüm fermanını imzalamaktır. Buna hep birlikte müsaade etmedik, yine birlikte müsaade etmeyeceğiz. Çoktan orayı inşaat çöplüğüne çevirmişlerdi. 2019 onun için tarihi bir andır.
GEZİ PARKI KARARI
-İstanbul’un benim gibi milyonlarca muhafızı olduğunu biliyorum, 1 Nisan sabahı öğrenecekler. Bu kenti hep birlikte koruyacağız bu büyük ihanet projelerine müsaade etmeyeceğiz.
-Aynen elimizden hukukun kurallarının dinlemez biçimde almak için verdikleri çabanın karşılığında her şeye rağmen,bütün baskılara rağmen, geçmişte milyonlarca insanın büyük çaba göstererek korumaya çalıştığı Gezi Parkı’nı tekrar İBB’ye iade edildiği gibi….
“OYUNUZA, SANDIĞINIZA ŞEHRİNİZE SAHİP ÇIKIN”
İmamoğlu şu çağrıda bulundu:
-Beton kanalla, rant projeleriyle değil girişimcisiyle, teknolojisiyle, yatırımcısıyla ekonomisini güçlendiren, doğal alanlarını, içme suyu havzalarını tarım alanlarını tahrip etmeyen İstanbul’u sürdürülebilirliğiyle geleceğe taşıyacak yol haritasını paylaştım. Biz bu yol haritasını hayata geçirebilecek yegâne siyasi kadroyuz.
-Bizim geçmişimizde ihmal ya da ihanetle tanımlanabilecek hiçbir şey yok. İstanbul’un kaynaklarını asla israf etmedik. İstanbul’un rotasını geriye çevirmeye niyet edenler değil, ‘tam yol ileri’ diyenler kazanacak.
-Seçime kadar çok çalışacağız. Muhakkak sandık başına gidip oyumuzu kullanacağız. Yaratılmak istenen parti devleti anlayışından uzak 16 milyonun sesiyiz, herkesin oyuna talibiz. Sandık başında herkese ihtiyaç var. Hazırlıklarımız tamam. Sandıklar kontrolümüz altında olacak.
-Ama seçim günü bir fazla kişi daha görev alırsa, gücümüze güç katacak. Biz güçlendikçe, bütün karanlık oyunlar, daha başlamadan bozulacak. Onun için durmayın, beklemeyin, görev alın. Parti örgütlerimizle irtibata geçin. Oyunuza, sandığınıza, şehrinize sahip çıkın.
“ATAŞEHİR HALİ TUZLA’YA TAŞINACAK”
İmamoğlu, sürdürülebilir bir İstanbul için tarım alanlarını, doğal kaynakları koruyacaklarını, girişimciler için de gerekli altyapı, üretim olanaklarını özgürlük ve güven ortamını sağlayacaklarını belirterek yeni dönemin projelerini anlattı.
İmamoğlu “Sürdürülebilir İstanbul” için hazırladıkları 10 projeyi şöyle tanıttı:
Ürünlerin Sağlıklı Ortamlarda Depolanması : İstanbul’daki tahıl üretimini desteklemek ve hasat zamanında çiftçinin elindeki malı kaptırmasını engellemek amacıyla Silivri ve Pendik’te 150 bin tonluk iki depo inşa ederek Lisanslı Depoculuk Sistemini hayata geçireceğiz, çiftçilerimize güvenli depolama alanı sunacağız. Kentin merkezinde kalan Ataşehir Halini Tuzla’ya taşıyarak bu alana büyük tonajlı araç girişinin önüne geçecek bölgede ki trafiği yükünü de hafifleteceğiz.
“DESTEK 2 KATINA ÇIKACAK”
Üreten İstanbul’a Destek: İstanbul’un emeği İstanbul’un ekmeği diyerek başlattığımız satın alma politikamızı genişleterek yılda 30 bin ton buğday alımı gerçekleştireceğiz. İBB tarihinde ilk kez dönemimizde başlattığımız tohum, gübre, fide, mazot, yem gibi destekler ile arıcılık ve balıkçılık desteklerini iki katına çıkaracağız.
Tarımsal Mirası Koruma: Büyükdere Fidanlığında Yerel Tohum Merkezimizi hayata geçirerek genetik mirasımıza sahip çıkacağız. Tohumlarımızı çiftçilerimizle ve talep eden yurttaşlarımızla ücretsiz paylaşacağız. Kentlerde az alandan çok tasarruf etmek için uygulanan dikey tarım ve topraksız tarım pilot uygulamalarımızı başlatacağız. Biri Anadolu biri de Avrupa Yakasında olmak üzere 2 tane “Süt İşleme Tesisi” yapacağız.
Bireysel Tarım: Halkımızı toprakla buluşturmak ve bireysel tarımı desteklemek amacıyla İBB Halk Bostan projemizi uygun mahallelerde yaygınlaştıracağız. Tarihi bostanlarımızda yer alan üreticilerimize ücretsiz tohum desteği sunacağız.
Tarımsal Sulama: 6 adet sulama göletinde kapalı devre sulama sistemleri dönüşümü tamamlayarak kuraklıkla mücadele önemli adımlar atmaya devam edeceğiz. Avrupa ve Anadolu Yakası’nda yapacağımız birer yeni sulama göletiyle tarımsal üretimde yaşanan sulama sorununu ortadan kaldıracağız.
100 YENİ HALK EKMEK BÜFESİ
Halk Ekmek: İstanbul Halk ekmek kapsamında glutensiz ürün çeşitliliğini artıracak yeni hat yatırımı yapacağız. Vatandaşlarımızın Halk Ekmek ürünlerine ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla 100 yeni büfe kuracağız ve bunun dışında zincir marketlerle anlaşmalar yaparak daha çok yerde halkımıza hizmet edeceğiz.
Hamidiye Su : Hamidiye Su ürün yelpazesini soda ve cam şişe üretimlerini hizmete alarak genişleteceğiz. Günde 2 milyon litre olan üretim kapasitesini 4 milyon litreye çıkartacağız.
Temiz Su Tedariği: İçme suyu deposu kapasitesini 25 adet su deposu inşa ederek 2 milyon 250 bin metreküpe çıkaracağız. İçme suyu terfi merkezi sayısını 143’ten 156’ya çıkaracağız.
“İSTANBUL’A ATILAN BÜYÜK BİR KAZIK”
Rezve Projesi ve Melen Barajı: Avrupa Yakasındaki toplam su kaynaklarını yüzde 20 oranında artıracak olan yıllık 100 milyon metreküplük kapasiteye sahip Rezve Projesini 4 yıl içerisinde tamamlayıp İstanbul’a kazandıracağız. Yıllık 1 milyar metreküplük verime sahip, yıllardır bitirilemeyen Melen Projesi İstanbul’a atılan büyük bir kazıktır. Proje çöplüğüne döndü orası. Hepimizin vergileriyle yapılan bu büyük kamu yatırımını heba olmaktan kurtaracağız.
Su Tasarrufu: Yeni dönemde tek haneli oranlara inerek kayıp kaçak sorununu İstanbul’un gündeminden çıkaracağız.
İSTANBUL GİRİŞİMCİLİK VE TEKNOLOJİ MERKEZİ OLACAK
İmamoğlu İstanbul’un girişimcilik ve teknolojinin merkezi haline getirmek için atacakları 10 adımı da şöyle sıraladı:
10 Yeni Bilgi ve İnovasyon Fabrikası: Pendik, Sancaktepe, Ataşehir, Üsküdar, Kağıthane, Eyüpsultan, Esenler, Bağcılar, Başakşehir ve Esenyurt ilçelerimizde kuracağımız Hızray ve metro hatlarımızla da entegre olacak. Bilgi fabrikaları ile gençler hem iş kurma imkanına sahip olacak hem kendini geliştirme imkanı bulacak hem de uluslararası ağlara entegre olacak. Yılda 5 bin olmak üzere 5 yılda 25 bin gencimize gelir sağlayacağız.
5 Yeni Tech İstanbul ve 2. OGEM: 5 olan Tech İstanbul girişimcilik merkezlerimizin sayısını önümüzdeki dönem 10’a çıkaracağız. Bunlardan ikisi Yapay Zeka merkezli olacak. Girişimci firmalarımıza vergi muafiyetleri kazandırmayı da planlıyoruz.Oyun sektörünün gelişimi için birincisini Avrupa yakasında açtığımız OGEM(Oyun Geliştirme Merkezi)’in ikincisini de Anadolu yakasında hayata geçireceğiz.
İstanbul Robotics: İstanbul Robotics markası ile kuracağımız kampüs kara, hava ve su robotlarının tek alanda birleştirme özelliğiyle dünyada bir ilki gerçekleştirecek. Okulların robot takımları için uzman mentörlerimiz aracılığıyla teknik donanım sağlayacağımız bu alanda geliştirilen robotların testleri de yapılabilecek. Her yılda 100 olmak üzere 5 yılın sonunda 500 faydalı model robot patenti başvurusunda bulunmak.
“1 MİLYON DOLARLIK BÜTÇE DESTEĞİ”
İstanbul Girişimcilik Fonu: İstanbul’un öncelikleri doğrultusunda girişimcilerin desteklenmesi amacıyla, Melek yatırımcılar, sektör temsilcileri, İBB ve iştiraklerinden oluşan bir üst kurul ile katılımcı perspektifle “İstanbul Girişimcilik Sermayesi Yatırım Fonu”nu kuracağız. Seçilen projelere yılda toplam 1 milyon dolarlılık bütçe desteği vereceğiz.
Girişimcilik Eğitimleri: Girişimci firmalarımızı doğru alanlara yönlendirmek ve rehberlik etmek üzere teknoloji alanında hizmet verecek 10 adet Enstitü İstanbul İsmek açacağız. Kadın, Genç ve Çocuk olmak üzere 3 Adet Girişimcilik Okulu kuracağız.Ülkemizin tamamını kapsayacak biçimde 18-25 yaş arası gençlerimiz için İnovasyon Yaz Kampları düzenleyeceğiz.
Girişimci Destekleri: 750 girişim ve 3000 girişimciye destek olacağız. Onay alan girişimlerimizi 200 bin TL hibe desteğinden yararlandıracağız.
2 Yeni Uluslararası Fuar Merkezi: Avrupa yakasında Arnavutköy ve Anadolu yakasında Pendik ilçelerimizde iki fuar alanı hizmete açacağız. Akıllı Şehircilik, Yapay Zeka, Robotik Teknolojiler, Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Uzaktan Algılama, Bilişim teknolojileri vb. alanlarda yılda 10 Uluslararası Fuar ve Kongre organizasyonu yapacağız.
AR-GE Merkezi: Üniversitelerimizle işbirliği içerisinde her yıl belirlediğimiz konu başlıklarında 5000 Ar-Ge Projesine destek vereceğiz.
DATA- İSTANBUL: Avrupa yakasında Başakşehir’de hizmete aldığımız veri merkezimizin yanı sıra Anadolu yakasında kuracağımız 2. veri merkeziyle dünyanın en büyük veri sağlayıcısı kentlerinden biri olacağız. Bu veri merkezlerimizde öğrencilere 10 GB’lık ücretsiz bulut depolama alanı servisi sunacağız.
SINIRSIZ İNTERNET ERİŞİMİ
İBB Wifi ve İBB Fiber: İBB Wifi’da sınırları kaldırıyoruz. Yeni dönemde başta dezavantajlı bölgelerimiz olmak üzere İstanbul geneline yayacağımız wifi noktalarımızda sınırsız internet hizmeti sağlayacağız. 12 bin erişim noktasına ulaştırdığımız İBB Wifi hizmetini 30 bin noktaya ve 10 milyon kullanıcıya çıkararak, kotasız ve sınırsız ücretsiz internet hizmeti sağlayacağız. Ayrıca İBB Fiber’i kurarak İstanbulda Fiber hat ulaşmayan sokak bırakmayacağız.
]]>İl başkanlığından çıktıktan sonra yolun karşısına geçmeye çalışan AKP İl Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Fatma Sevim Baltacı’ya, Muratcan Türkyılmaz’ın kullandığı araç çarpmış ve Baltacı hayatını kaybetmişti.
Olayın ardından gözaltına alınan Türkyılmaz, İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklanmıştı. Soruşturmayı tamamlayan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, araç sürücüsü Muratcan Türkyılmaz’ın “Taksirle ölüme neden olma” suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapsini talep etti.
SANIĞIN BABASI BAŞSAĞLIĞI DİLEDİ
İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesindeki görülen duruşma öncesinde sanığın babası, duruşma salonu önünde bulunan Baltacı ailesinin avukatlarına, hayatını kaybeden Fatma Sevim Baltacı’nın ailesine ulaşmaya çalıştıklarını, olaydan dolayı üzgün olduklarını ve başsağlığı dilediklerini ilettiklerini söyledi.
İlk duruşmaya tutuklu sanık Muratcan Türkyılmaz ile taraf avukatları katıldı. AK Parti İstanbul Kadın Kolları adına avukatlar da davaya katılma talebinde bulundu.
“OLAYDA KUSURUM YOKTUR”
Sanık Muratcan Türkyılmaz savunmasında şunları kaydetti:
“Sağlık personeliyim, özel uzman ambulansta çalışıyorum. O gün nöbetim bitmişti eve dönüyordum. Kağıthane istikametinden Beyoğlu’na seyir halindeydim, hızım yaklaşık 55-60 km civarındaydı.
Tam virajı bitirmişken birden karşıma beyaz bir şey çıktı. Frene abandım. Direksiyonu sağa kırdım. Araç kaldırıma çıktı. Arka sağ lastik yarıldı ön cam yüzüme patladı arabayı hemen durdurdum. Ne yaşandığını anlamak için olay yerine koştum.
Yerde yaralı kadın görünce ilkyardım müdahalesinde bulundum. Etrafa da 112’yi aramalarını söyledim. Hastanın bilincini solunumunu kontrol ettim. Kanamalarına tampon yaptım. O sırada hala yaşıyordu.
Polis ve ambulans geldi. Ambulansta kalbi durmuş geri döndürdüler. Ben de tedavim ve alkol testi için hastaneye götürüldüm. Camlardan dolayı ben de yaralanmıştım. Yüzüm kan içindeydi, alkollü değildim. Olayda kusurum yoktur”
Sanık Türkyılmaz, poliste kendisine iki tarafın da kusuru olduğunun söylendiğini, kendilerine kusurunun ne olduğunu sorduğunda hız limitini aştığının söylendiğini, tekrar sorduğunda 60-70 kilometre hız ölçtüklerinin söylendiğini belirterek “O şekilde dedikleri için ilk ifademde hızımın 60-70 km olduğunu söylemiştim. Polislere güvenip öyle söyledim. Normalde hızım daha düşüktü” dedi.
AVUKATI TAHLİYESİNİ TALEP ETTİ
Sanık avukatı ise “Müvekkilim olay yerinde makul hızda ilerlemektedir. Kolluk aşamasında defalarca videoyu izledik. Müvekkil sağ tarafa döndüğü için en sağ şeritte ilerlerken müteveffa da gelmektedir. Müvekkil müteveffayı görür görmez elinden geleni yapmış, direksiyonu sağ tarafa kırıp frene abanmıştır. Kaput tarafından çarptığı söylenmektedir. Müvekkilin babası itfaiyede çalışmaktadır aracı aynı şekilde muhafaza etmiştir. Aracın her yerini inceledik fotoğrafladık. Aracın ön tarafından herhangi bir çarpma durumu yoktur. Sağ arka tekeri kaldırıma girdiği için yırtılmıştır. Müvekkil hayatı boyunca yaptığı görevden dolayı hayat kurtarmıştır. Kazanın olduğu yer sürekli karanlıktır. Yolun virajlı olması nedeniyle fren mesafesi ve intikal mesafesi uzamıştır. Müvekkil olay yerine her zamanki dikkatiyle giderken kaza olmuştur. Tahliyesini talep ederiz” dedi.
ŞİKAYETÇİ AVUKATLARI: “TUTUKLULUĞU DEVAM ETSİN”
Şikayetçi Muharrem Baltacı’nın avukatı, hız konusunda bilirkişi raporunda herhangi bir tespit göremediklerini belirterek “Kazanın gerçekleştiği yolda yaya geçidine yaklaşım ve 30 kilometre hız tabelası vardır. Raporun sonuç kısmına itiraz ediyoruz. Sanığın asli kusurlu olduğunu düşünüyoruz. Maktulün 10 metre sürüklenmesi dikkate alındığında hızın söylenenden yüksek olduğunu düşünüyoruz. Sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep ediyoruz” dedi.
AKP İstanbul İl Kadın Kolları Başkanlığı avukatları da “Biz AK Parti Kadın Kolları olarak saldırıya uğrayan, hakkı ihlal edilen kadınların yanında olduk. Maktul arkadaşımız 15 yıl gönüllü olarak emek verdiği davada mesai bitince ayrılırken kazaya karışmıştır. Katılma talebimizin kabulü ve tutukluluk halinin devamını isteriz” şeklinde konuştular. Şikayetçi avukatı Taha Sarıcaoğlu da “Sanığın olayda aşırı hızlı olduğu Fatma Sevim Baltacı’yı yaklaşık 10 metre kadar havaya fırlattığı kaza tespit raporlarında mevcuttur. Sanığın semti çok iyi bildiği, AK Parti İstanbul İl Binasını bildiği dolayısıyla yaya kalabalığının yoğun olduğunu bilmesi gerekmektedir. Hız konusunda tespit yapılana kadar tutukluluk halinin devamını talep ederiz” diyerek olay yerinde keşif yapılmasını da istedi. Duruşma savcısı, sanığın tutukluluk halinin devamını talep etti.
OLAY YERİNDE KEŞİF YAPILACAK
Mahkeme, AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanlığı’nın suçtan doğrudan zarar gören olmaması nedeniyle katılma talebini reddetti. Olay yerinde keşif yapılmasına hükmeden mahkeme, sanığın sabıkasız oluşu ve delilleri karartma ihtimali olmaması nedeniyle tahliyesine karar verdi. Sanık hakkında yurt dışına çıkış yasağı koyan mahkeme, duruşmayı erteledi.
]]>“KUPON ARAZİ GÖZÜYLE BAKIYORLARDI”
“Bu kadim kentin diğer pek çok alanda olduğu gibi spor alanı da ihmal edilmiş, imar planlarında spor alanı olarak tanımlanmış çok sayıda kamu arazisi imara açılarak ortadan kaldırılmıştı. Maalesef diğer kamu arazilerinde olduğu gibi bu arazilere de kupon arazi gözüyle bakan bir anlayışla mücadele ediyoruz. Özetle sokakları güvensiz, okulları salonsuz, salonları beden eğitmensiz, mahalleleri spor sahalarından yoksun bir İstanbul devraldık. Görevi devraldığımızda 13 ilçemizde İBB’ye ait tek bir spor tesisi bile bulunmuyordu. İstanbul’da uluslararası standartlara uygun bir atletizm pistimiz yoktu. Düşünebiliyor musunuz İstanbul gibi her yanı denizle çevrili bir kentin su sporlarına yönelik bir tek su sporları merkezi bile yoktu. İstanbul’da en fazla havuza sahip olan İBB’ye ait 26 havuz, kulüplere, federasyonlara ve sporcularına kapalı idi. Bırakın İBB tesislerini, İstanbul’da erişilebilirlik belgesi olan tek bir spor tesisi yoktu. Spor altyapısı bu derece yetersiz bırakılmış bir kentin Olimpik ve Paralimpik Oyunlar gibi büyük uluslararası organizasyonları bu zamana kadar alamamış olması ne yazık ki bir tesadüf değil.”
“İKTİDAR SPORUN HER NOKTASINA MÜDAHALE ETME AZRUSUNDA”
Gündemdeki “sporda şiddet” konusuna da değinen İmamoğlu şunları söyledi:
“Maalesef ülkemizde siyasi iradenin sporun her noktasına müdahale etme arzusu vardır. Bu nedenle tüm topluma parti, din, dil ve mezhep ayrımı olmaksızın tarifsiz mutluluk anları yaratan bu olgu yerini gerilime bırakmaktadır. Toplumun maddi ve manevi tüm sorunlarını geride bırakarak mutlu olmalarını hatta sokaklara dökülmelerini sağlayan bu muhteşem olgu kutuplaşma ve şiddet aracı olmaktadır. Spor partiler ve siyaset üstüdür. Kutuplaşmaya, gerilime ve şiddete asla izin vermez. Yapılan sporların tamamı birer oyundan ibarettir. Konulan kuralları zaten hiçbir olumsuzluğa izin vermez. Konu sadece kuralların doğru uygulanabilmesindedir. Özünde; spor demek fair play demek, barış ve kardeşlik demektir. Siyaset kurumları olarak sporda bilgiye, birikime ve bilime olan inancı arttırmak zorundayız. Olimpizm felsefesini sporla ilgili her kurumun olmazsa olmaz anayasası haline getirmeliyiz. Türkiye çok büyük bir ülke, siyasetin sağladığı sınırsız olanaklar var. Bu olanakları spor aracılığı ile gençlerimizi eğitecek, onların yaşamlarını sağlıklı ve tertemiz bir dünyaya dönüştürecek engin deneyime sahip birbirinden değerli kulüplerimiz var. Bu kulüplerin yaşamış olduğu borç problemlerini, finansal sorunlarını çözebilecek siyasi iradenin elinde birçok fırsatın olduğunu düşünüyorum. Yeter ki isteyelim ve spordan siyaseti sonuna kadar temizleyelim. Birbirlerine muhtaç olmasınlar. Spor ve federasyonlar üzerindeki etkisini yok edelim. O zaman müdahale edilemeyen branşlarda olduğu gibi nasıl dünya çapında yıldızlara sahip olabildiğimizi, yaratılan bu başarılarla vatandaşlarımızı nasıl mutlu edebildiğimizi göreceğiz.”
“11 GÜN SONRA BÜYÜK BİR KARAR VERECEĞİZ”
İmamoğlu “Atamızın ‘Bedeni idman fikri idmanla muvazi olmalıdır’ sözünü hiç unutmadım. Çocuklara ve gençlere en önemli kentli hakları olan spor hakkını vermek ve İstanbul’u olimpik ve paralimpik sporların kenti yapmak için hiç durmadan çalışacağız. Biz, icraatçı, halkçı, yatırımcı ve demokrat yönetim anlayışımızla her geçen gün İstanbul’a daha fazla değer katıyoruz. İstanbul’u sadece yatırımlarla dönüştürmüyoruz. Aynı zamanda bu şehirde zihniyeti de dönüştürüyor ve geleceğe hazırlıyoruz. Bundan sadece 11 gün sonra, büyük bir karar vereceğiz. O karar, bu şehri ve bu şehrin kaynaklarını sadece şu kişi veya bu kişi yönetsin kararı değildir. O karar, bu şehrin geleceğinin nasıl olmasını istediğimize ait bir karardır. İstanbul’da başlattığımız büyük dönüşüme daha büyük bir güçle devam edebilmemiz için gelin bir kez daha birleşelim. Haydi hep birlikte sandığa gidelim. Bu aziz şehirde başlattığımız büyük hizmet, icraat ve yatırım dönemi devam etsin” çağrısı yaptı.
10 YENİ PROJE
İmamoğlu, 5 yıl boyunca İBB olarak spor alanında imza attıkları hizmetleri anlattıktan sonra gelecek 5 yılda “Spor kenti İstanbul” hedefiyle yapacakları 10 yeni projeyi açıkladı.
1. AVRUPA OYUNLARI: İlk kısa dönemli hedefimiz, Avrupa Oyunlarını 2027 yılında İstanbul’a getirmek olacak. Hatta size bir güzel müjde vereyim. Her ne kadar baskılarla karşı karşıya olsak da çabamızı samimi şekilde gerçek spor insanlarla ortak mücadele vererek göreceksiniz, Avrupa Olimpiyat Komiteleri Başkanı ve Türkiye Milli Olimpiyat Komiteleri Başkanları ile beraber 2027 Avrupa Oyunlarının ilk imzasını kısa sürede atacağız.
2. 2036 İSTANBUL OLİMPİK VE PARALİMİK OYUNLARI: Daha önce yaptığı 5 başvurudan sonuç alamayan İstanbul’a özlemini çektiği Olimpiyat Oyunlarını biz getireceğiz. Başakşehir’de hayata geçireceğimiz olimpik ve paralimpik sporcu merkezimizle hem uluslararası müsabakalara uygun tesisler elde edeceğiz hem de bu tesislerde yaz, kış demeden farklı branşlarda sporcular yetiştireceğiz. Burası tam teşekküllü bir eğitim kampüsü olacak. Avrupa yakasında 74 Bin metrekare alanda 7.000 kişilik ve Anadolu yakasında 32 bin metrekarelik alanda 3.000 kişilik olmak üzere toplam 10.000 kişilik sporcu köyü projemiz hazır. Bu köyümüz sporcularımızın konaklamaları sonrasında öğrencilerimiz için yurtlara dönüştüreceğiz. Bir kısmı ise kentsel dönüşümde rezerv konut alanı olarak kullanacağız.
3. ÇOK AMAÇLI SPOR KOMPLEKSİ: Voleybolda ülkemizin son dönemde kazandığı önemli başarılar hepimizi mutlu etti, kulüplerimizin bu başarılardaki payı çok kıymetli. Biz bu başarıların artarak devam etmesi için gerekli altyapı yatırımlarını ve tesisleri sporcularımızın ve sporsever vatandaşlarımızın hizmetine sunmaya devam edeceğiz. Bunların birini Sarıyer ilçemize kazandıracağız. Yine Maltepe ilçemizde yapacağımız Maltepe Arena Basketbol ve voleybol müsabakaları için kullanılabilecek çok amaçlı bir salon, tenis kortu, boks salonu, fuar alanı ve konser alanı bulunacak. Ümraniye ilçemizde yapacağımız buz sporları merkezi ile bu önemli eksikliğin giderilmesine yönelik önemli bir adım atmış olacağız.
4. SEMT SPOR MERKEZİ: İstanbulumuza başarıları ile değer katan amatör spor kulüplerimizi desteklemeyi önemsiyoruz. Çağdaş çalışma koşullarla donatacağımız Yeni İstanbul Güreş Kulübü Binası, kulübün kurumsal kimliğini geleceğe taşıyarak örnek bir spor tesisi olacak.
Üsküdar Küçüksu Spor Salonu, Sancaktepe Safa Tepesi Spor Tesisi, Bahçelievler Koca Sinan Spor Tesisi, Ataşehir İçerenköy Spor Tesisi, Şişli Kuştepe ZOP ve Spor Tesisi, Kartal Cevizlik Komşuluk Meydanı projelerimizde yer alan spor alanları ile birlikte amatör spor kulüplerimizin tesis ihtiyaçlarını önemli oranda karşılayacağız.
5. JİMNASTİK VE ATLETİZM: Beylikdüzü atletizm pistimizi tamamladığımızda İstanbul uluslararası standartlara ve müsabakalara uygun bir atletizm pistine kavuşmuş olacak. Atletizm pistlerimiz için Başakşehir ve Eyüpsultan’da da yerlerimizi belirledik, projelerimiz hazır. Önümüzdeki dönemde hızla hayata geçireceğiz. Pendik Kurtköy’de Uluslararası Jimnastik Salonu Projemizin onaylarını aldık. En kısa süre içerisinde ihalesini yapıp uygulamaya geçireceğiz.
6. SU SPORLARI: Maltepe’de projesi hazır izinleri alınmış su sporları merkezimizi de hızlıca hayata geçireceğiz. Mini su sporları tesislerimiz ile deniz ile temas etmeyen vatandaşımız kalmayacak. 7 tesisimizin yeri belli. Hedefimiz 15 ilçede 21 mini su sporları merkezini tamamlamak.
7. REKREATİF SPOR: Yaşam Vadileri ve Doğal Yaşam Parklarında 210 km olmak üzere İstanbul genelinde toplam 1.050 km bisiklet yollarını yapacağız. Ayrıca her ilçemize açık ve kapalı tenis kortu, halı saha, basketbol ve voleybol sahası olmak üzere toplamda 1000 tesisi İstanbul’umuza kazandıracağız.
8. SPOR SALONSUZ OKUL KALMAYACAK: Spor salonu ihtiyacı bulunan 115 okulumuz için spor salonlarımız yolda.
9. SPOR OKULLARI: İlk ve ortaöğretimde bulunan 250 bin öğrenciye, 20 branşta ücretsiz spor eğitimi vereceğiz. E-spor kulübü açılacak okullar arası turnuvalar düzenlenerek e-spor ligi oluşturacağız.
10. HER YERDE SPOR: İstanbul genelinde 1000 noktada 390 profesyonel eğitmen eşliğinde ücretsiz açık hava spor etkinlikleri ve gezici spor ekipleri ile her mahallede yaşlılara özel spor programları düzenleyeceğiz.
]]>
“ATATÜRK KENT ORMANI’NA, BÜYÜKDERE FİDANLIĞI’NA BAKIYORUM…”
Atatürk Kent Ormanı’nın eteklerinde konumlu parkta toplanan coşkulu kalabalığa seslenen İmamoğlu, “Atatürk Kent Ormanı’nı beğendik mi? Ben bazen diyorum ki, ‘Allah Allah, bunlar Atatürk Kent Ormanı’nı böyle metruk, kenarda, her tarafa açık, sahipsiz niye bırakırlar? Şimdi benim aklım ermiyor, niye bırakırlar? Bir yandan Büyükdere Fidanlığı’na bakıyorum. Yıllarca çürümeye bırakılmış. 250 bin metrekare, düşünsenize. Şimdi cıvıl cıvıl bir yer oldu. Bazen diyorum, ‘Allah Allah, bunları niye böyle bıraktılar?’ Acaba içine bir şeyler mi düşündüler? Yani bazen şeytanın aklına gelmeyen, bunların aklına geliyor. Böyle garip bir dünya. Şimdi bakın orada; pırlanta gibi. Bütün İstanbul öğrendi. Belki de İstanbul, tarih boyu bu ormanı ‘Atatürk Kent Ormanı’ diye anacak ve hiçbir zaman ismi, oradan eksik olmayacak. Ne mutlu bana” dedi.

“DÖNEMİMİZDE SARIYER, İSTANBUL’UN EN ÇOK HİZMET ALAN İLÇELERİNDEN OLDU”
“Bizim dönemimizde Sarıyer, İstanbul’un en çok hizmet alan ilçelerinden oldu” diyen İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
* “Sarıyer ilçesinde, yaklaşık 200 bin aileyi etkileyen, 200 bin insanımızı etkileyen, 55-60 yıldır çözüm bekleyen, tapu sahibi olmak isteyen hemşehrilerimizin tapu sorununu çözdük. Bu anlamda Sarıyerlileri, tapu sahibi yapmaya başladık. Hedefimiz, herkesi tapu sahibi yaparak, sorun yaşanan bütün mahalleleri kentsel dönüşümü teşvik etmek ve bütün hemşehrilerimizi yıllardır bu sorundan, bu beladan bir an önce kurtarmak. Yola çıktık, tam gaz devam edeceğiz. Bakın; Kocataş, Poligon, Çayırbaşı, Rumelihisarüstü, Sarıdağ, Kazımkarabekirpaşa, Reşitpaşa, Cumhuriyet, Emirgan, Çamlıtepe Derbent’in bir bölümü… Bu mahallelerin sakinleri, uzun yıllardır bu müjdeyi bekliyordu.
* Bugünden itibaren, Büyükdere Fidanlığı’nda bir ofis açtık. ‘İBB Arsa Satışı ve Başvuru Ofisi’ orada hizmete başlıyor bugünden itibaren. Son derece şeffaf, sağlıklı bilgilendirmeyle, belediyemiz bütün vatandaşlarımıza bilgi verecek, yardımcı olacak. Ben, bütün hemşehrilerimi, o saydığım mahallelerdeki bütün komşularımı, konuşmaya, oraya gelip oradaki arkadaşlarımızla birlikte paylaşmaya davet ediyorum. Bütün Sarıyer’in bu sorununu çözmenin onurunu, gururunu taşıyorum. Hayırlı uğurlu olsun.

“ONLAR, TEKRAR ESKİ DÜZEN GERİ GELSİN İSTİYORLAR”
* İstanbul’un tırnağına dahi zarar gelsin istemiyoruz ve getirmeyeceğiz. Onun için ‘İstanbul muhafızıyım’ diyorum. Hep birlikte muhafız olacağız. Bunu, onurlu bir vazife olarak, her birimiz omuzlarında hissetmeli. İstanbul’u muhafızıyız. Bu kadim şehirde, bu güzel şehirde, bize atalarımızın, dedelerimizin, ninelerimizin emaneti bu dünya güzeli şehirde yaşıyorsak, bu bizim için onurlu bir vazifedir. Karşımızdakiler farklı bakıyor. Onlar ne İstanbul’u ne de 16 milyon İstanbulluyu düşünmüyor. Onların başka dertleri var. İnanın düşünmüyorlar.
* Onlar, bir avuç insanın menfaatinin peşinde. Başta İBB’yi, Sarıyer’i ve diğer ilçeleri çok istiyorlar. Buralar onlar için kıymetli. Bakın insanı için değil ha, başka türlü kıymetli. Biliyorsunuz değil mi? Tedbirliyiz değil mi? Tedbiri elden bırakmayacağız değil mi? Onlar, tekrar eski düzen geri gelsin istiyorlar. Biz, millet için çalışıyoruz. Milletin parasını, millete veriyoruz. Onlar, bir avuç insan için çalışıyor. Aramızda büyük fark var.

“BİZ GERİ ADIM ATMAYIZ TAM YOL İLERİ GİDERİZ”
* Anne Kart, bunların akıllarına bile gelmezdi. Gelmedi de. Kreş açtılar mı bir tane? Açmazlar. Kent Lokantası. Vatandaşın hissetmezler, bilmezler. Hisarüstü’nü açtık. İnşallah sayısını çoğaltacağız. Bakın, yurtlar. Bir çocuğu yatıracak yatak, yurt yapmaz mı? Yapmazlar. Onların derdi başka. Meydanlar… Bugün Eminönü Meydanı’nı açtık. Gidin bakın, pırlanta gibi, biblo gibi yaptık 15 yıldır çöplüğe dönen o alanı. 5 yılda yapamadıkları tramvay yaptık. Bitiremedikleri köprüleri yaptık, yeniledik. Alt geçitler, altyapı, İSKİ çalışmaları; hepsini bitirdik.
* Unkapanı Köprüsü’nden Mısır Çarşısı’na kadar 100 bin metrekare aralığı pırlanta gibi yaptık. Aynen Atatürk Kent Ormanı gibi. İşte biz onun için muhafızız. Bu tür yerlerden işgalleri kaldırdık. Zapt edenleri süpürdük, yolladık. Polisimizi bile kullanarak, polisle oradaki yıkımları engellemeye kalkıştılar. Üsküdar’ı hatırlayın. Ama biz, asla bir milim geri adım atmadık. Niye? Milletin hakkını, millete teslim edenleriz biz. Onun için biz geri adım atmayız. Tam yol ileri gideriz.

“HANİ BİR MECZUP VARDI YA, ATA’MIZA HAKARET EDEN…”
* Onların işleri güçleri başka. Makam mevkii de bu şekilde yorumlamazlar. Kaçak kafeleri de bir avuç insana verirler. Bakın; 100 bin gencimize burs verdik değil mi? ‘Allah’ıma bin şükür’ diyorum, verebildik. Daha fazla vereceğiz. 7 bin 500 lira verdik, bu sene 15 bin lira vereceğiz. Geçen, sahurdan sonra bir camiden çıkıyoruz, yanıma 15-20 tane genç yanaştı. KYK yurdundan sabah namazına gelmişler. 8-10 tanesi kulağıma eğilip, ‘Başkanım, bursunuzun son dilimi bugün yattı. Allah razı olsun’ dedi. Dünyanın en mutlu insanı oldum.
* Bu ne biliyor musunuz? Benim param değil, sizin helal paralarınızı, bereketli şekilde yönetip, doğru yerlere vermenin gururunu yaşıyorum. Sizin adınıza helali hoş olsun. Sizlerin parası bu. Annelerimizin cebindeki kart da sizin paranız, milletimizin parası. Zorda olanla paylaşıyoruz. O birileri var ya, lütuf verir gibi, lütufta bulunur gibi, sanki cebindeki para. Onlar o kadar ileri gidiyorlar ki. Bakın; makamları da eş, dost, akrabaya dağıtıyorlar. Hani bir meczup vardı ya, Ata’mıza hakaret eden; Sülale boyu devletin kurumlarında, sülale boyu. Bu nedir ya? Bu nedir? Biz, milletin evlatlarıyla yönettik, milletin evlatlarıyla bu şehri yönetmeye devam edeceğiz.
“HAKKINI ARAYANLARI YA GÖZALTINA ALIYORLAR YA YUMRUK ATIYORLAR”
* Deprem mağdurları için konut kurası çekildi geçenlerde. Yahu ne tesadüf, kurada milletvekiline çıkıyor. Allah’ım ya Rabb’im ya. O kuraya milletvekilini sokmayacaksın bile. ‘İlk Evim, İlk Arsam’ kampanyasının kurası çekiliyor. Arsa bunların milletvekiline çıkıyor. Bak sen. Üstelik kampanyaya katılma şartı nasıl? Asgari ücrete sahip olacaksın ki, katılabilesin. Adamın milletvekili maaşı var ve yine arsa onlara çıkıyor. İşte onların düzeni, bu şekilde. Biz İstanbul’da o düzeni yerle bir ettiğimiz için dayanamıyorlar. Onun için çark diyorlar. Hakkını arayan vatandaşa ise ne yaptı? ‘Hakkını arayan, gelsin yüzüme haykırsın’ dedi. Hakkını arayanları ya gözaltına alıyorlar ya yumruk atıyorlar. Öyle değil mi?
* Televizyonda izlediniz. Yumruğu atan da kim? TOKİ Başkanı. Allah, akıl versin sana. Atatürk’ün bize emaneti, Cumhuriyet o kadar değerli ki. Niye biliyor musunuz? Bizleri eşitledi. Hepimizi eşitledi. Şimdi ben İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’yım ya; yok hiçbirinizden farkım. Ben her birinizle eşitim. Hatta ben, size hizmet etmek için yola çıkmış ve sizin oyunuzu almışsam, benim boynum hafif bükük olacak önünüzde. Çünkü, Cumhuriyetin yöneticisi haddini bilecek, haddini. Had bildiren yöneticilerin devri bitti. Atatürk’ten Allah razı olsun. O devri bitirdi. O biteli 100 seneyi aştı. Onun için egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.
“BU KONULAR KONUŞULMASIN DİYE, HER TÜRLÜ İFTİRAYI, KUMPASI ÜRETİYORLAR”
* Bunlara oy verenler vatansever, oy vermeyenler vatan haini. Hadi oradan işinize. Hadi oradan. Onun için, bütün bu konular konuşulmasın diye, bizler hakkında her türlü iftirayı, kumpası üretiyorlar. Ama o da yetmez. Millet zaten yiyemez. Onlar vatanseverliğimizi, inancımızı sorgularlar. Milyonlarca vatandaşımızı, milyonlarca insanımızı ‘vatan haini’ ilan ederler, yaftalarlar. İktidar sözcüleri, muhalif sesleri ‘terörist’ ilan eder, ‘hain’ gibi ifadelerle itham etmekten çekinmezler. Farklı siyasi partilere gönül veren vatandaşlarımızın arasına nifak sokmaya çalışırlar.
* Hatırlayın; bu tahrikler, bu ayrıştırma, bu düşmanlaştırma çabaları sonucunda, daha geçen seçimlerde Ordu’da, Gülyalı’da gencecik bir delikanlımızı kaybetmedik mi? Daha geçen yıl, mayıs seçimleri arifesinde. Tabii hemen unutuyoruz sevgili dostlar. Ateş düşen yer, o ev, o hali onu unutabilir mi? Onun için bunlara, bu kötülüğü yapmalarına hep birlikte fırsat vermeyeceğiz. Hep birlikte vermeyeceğiz. Bunlar o kadar iftira atıyorlar, seçim bittikten sonra ne diyorlar? ‘Söylediğimiz şey hukuki değil, ama siyasiydi!’ Birinin evladı ölmüş, hiç oralı bile olmazlar. Seçim kazanmak için onlarda tek kural var: Seçim kazanana kadar her yol mubah. Bu anlayışa hep birlikte son vereceğiz. 31 Mart’ta, bu anlayışı tarihe gömeceğiz.
“BEN NİYE BU KADAR CESUR KONUŞUYORUM?”
*Niye bu kadar cesur konuşuyorum? Arkamda millet var, millet. Onlar, onlar niye suskun suskun, ‘pıt pıt’ konuşuyorlar. Onların arkasında bir kişi var. Onlar cümlenin iznini bile oradan alıyorlar. Biz, sizi temsil ediyoruz. En zor şartlarda dahi, millet sevgisiyle mücadeleye de devam edeceğiz. Mücadelemizin sahası bu kadar derin ve önemlidir. Sadece İstanbul için değil, Türkiye için de çok değerli ve önemlidir. Büyük mücadele veriyoruz sevgili hemşehrilerim. Sarıyer için veriyoruz, İstanbul için veriyoruz. Buradaki kazanımlarımız, Cumhuriyet ve demokrasi kazanımlarıdır; unutmayın. Onun için bu mücadelemiz, partiler ötesi bir mücadeledir. Onun için büyük bir ittifakla seçime gidiyoruz.
* Seçimin son gününe kadar bu ittifakı büyüteceğiz. Öyle bir büyüteceğiz ki, şaşıracaklar. Bu milletin o vicdanına, o adalet duygusuna şaşıracaklar. Ben size söyleyeyim. Vallahi billahi, ben oyunu almasam da 16 milyon insanın gönlünü kazandığıma inanıyorum. Hiç kimsenin evladını ayırmadık. Hiçbir anneyi birbirinden ayırmadık. Hiçbir öğrenciyi birbirinden ayırmadık. Allah şahit. Kullar da şahit. O bakımdan sevgili Sarıyerliler, önümüzdeki mesele, işte bu kadar büyüktür. Bu seçim, İstanbul’a sahip çıkma seçimidir. İstanbul’un kendini yağmaya karşı müdafaa etmesinin seçimidir.
“EĞER İSTANBUL KAYBEDİLİRSE, EĞER SARIYER KAYBEDİLİRSE…”
* Riski görmemiz gerekiyor. Eğer İstanbul kaybedilirse, eğer Sarıyer kaybedilirse, bu sadece bizim değil, tüm Türkiye’nin direncinin, bağışıklık sisteminin zayıflaması anlamına gelir. Bu işler, bu yol, kişisel duygulardan ve taleplerden beslenmez. Beslenemez, beslenmemeli. Bunu kabul etmiyorum. Bu yol, kişisellikten uzaktır; uzak olmalıdır. Çünkü ulaşılması gereken menzil, bir kişinin değil, 16 milyonun, hatta Türkiye’nin, 86 milyonun ortak menzilidir. Öyle değil mi? Bu yolun en büyük taşıyıcısı neresi? İstanbul’dur. Öyle değil mi? İstanbul kadar da Sarıyer’dir. Öyle değil mi sevgili hemşehrilerim? Şimdi burada ben sizinle dertleşeceğim. Benim sesimi herkes duysun.
* Şükrü Genç Başkanım, benim ağabeyimdir. Allah’ın izniyle de hep öyle kalacaktır, onu söyleyeyim. Benim ağabeyimdir. Bakın; 2009’da, 2014’te, 2019’da benim partim, CHP, Şükrü ağabeyi aday yaptığında, o zaman da kırılan, gücenen olmuştur. Doğru mu? Kendine hak görerek, yapılmadığı için kızan da olmuştur, öfkelenen de olmuştur. Öyle değil mi? Haksızlığa uğradığını düşünmüştür. Öyle değil mi? Elbet. Bu çok doğal süreçtir. Bugün de kırılanlar olduğu gibi. Ama bunun çözümü, duygusal eylemlere girmek değildir.”
“BU YOLA YENİ GÖNÜLLER FETHETMEK İÇİN ÇIKTIK”
* Hele hele şimdi, hele hele şu anda, biz bu yola, kendi içimizde gönüller kırılsın diye değil, biz bu yola yeni gönüller fethetmek için çıktık. Bu yolda geride bırakılacak tek bir yurttaş, tek bir oy dahi yoktur. Bölünmek ve ayrışmak, sadece bir kişinin işine gelir. Biliyorsunuz değil mi o bir kişiyi? Onun için buradan size, sizin nezdinizdeki bütün Sarıyerli hemşehrilerime sesleniyorum: Oyunuzu bölmeyin. Anlaştık mı? İstanbul’un büyük ittifakında birlikte olacağız. Öyle değil mi? Partiler ötesi bu büyük ittifakın, bir parçası olacağız. Öyle değil mi? O zaman Sarıyer’de, Cumhuriyet Halk Partisi adayımız Oktay Aksu’yu destekleyeceğiz. Allah’ın izniyle, geçtiğimiz 5 yıl Sarıyer’e çok güzel işler başardık, bu 5 yıl onu da ikiye katlayacağız birlikte. Hep birlikte kenetlenelim. Tamam mı?
* Sarıyer, kenetlenmeye hazır mı? Hep birlikte gelin İstanbul’da, Sarıyer’de, yağmaya, ayrıştırmaya, düşmanlaştırmaya karşı bir birlik ve demokrasi hattı kuralım. Bunu kuracağız. Bakın; bu demokrasi birliğine, beraberliğine asla bir gedik açmayacağız. Müsaade etmeyeceğiz. Bana söz veriyor musunuz? İnşallah bütün mahallelerdeki tapu sorunlarını çözerek, diğer sorunları da hallederek, önümüzdeki dönem kentsel dönüşüm noktasında Oktay Başkan’la, Sarıyer’den başlayarak bütün İstanbul’da devrim yapacağız.”
]]>Tören ile Eminönü Meydanı ve Unkapanı arası çevre düzenlemesinin, Ragıp Gümüşpala Caddesi düzenlemesinin, Ali Paşa Sarayı zemin altı otoparkının, Sarayburnu Arkeoparkı’nın, Tekfur Sarayı Yaşam Parkı’nın açılışlarını gerçekleştirilirken, Reşat Nuri Sahnesi’nin de temeli atıldı.
“GIKLARINI ÇIKARAMADILAR”
Fatih ilçesine verdikleri hizmetleri anlatan İmamoğlu şunları söyledi:
-Yıllardır bu tempoyla çalışıyoruz. 2 yıl önce, ‘150 günde 150 açılış’ diye duyuru yaptığımızda, şöyle bir şey düşündü herhalde bize rakip olan anlayış.
-‘Evet, atıyor’ falan dediler. Sonra baktılar ki, bunlar gerçekten bayağı iş bitirmişler, bayağı temel atıyorlar. Gıklarını çıkaramadılar. Bizden önceki dönemden çok daha az parayla hem de yaptık.
-Onlardan misli misli fazla iş başardık. Bunun aslında anlamı; İstanbul’a bereketi getirdik, bereketi.
-Bunlar, İstanbul’un bereketini kaçırmıştı. Sonuçta ne oldu biliyor musunuz? Onlar anladılar ki; biz bu adamla ve bunun ekibiyle, bu anlayışla boy ölçüşemeyeceğiz. Belediyecilikte bunlarla yarışamayacağız. Pes ettiler, pes. Er meydanından kaçtılar. Ne yapmaya çalışıyorlar?

-Kumpas meydanına çekmeye çalışıyorlar. Onlar, 31 Mart 2019’da da seçimi kaybedince, yine er meydanından kaçtılar. Seçimi iptal ettiler. O zaman ne oldu?
-Milletimiz bu sefer, tam 806 bin kez tuş etti. Şimdi kurgulardan, kumpaslardan, kışkırtmalardan medet umuyorlar. Seçim günü yaklaşınca göreceksiniz, daha yeni numaraları var. Bugünden itibaren 12 gün kaldı seçime. Şimdi 12 günde ne yapacaklar? Ekrem’i nasıl ederiz?
-Nasıl kumpaslar yaparız? Nasıl yalanları uydururuz? Mektup mu yazdırırız? Yeni montajlar mı yaptırırız? Kurgular mı yaparız? Yahu, isterseniz gidin Hollywood’da film çevirin, bu milleti aldatamazsınız kardeşim.
-Bu işler onların uzmanlığı ama ben şunu çok iyi biliyorum. Milletimiz bunu çok güçlü şekilde ispat etti. Milletin vicdanı karşısında hiçbir güç duramaz. Ben, 86 milyon insanımın da 16 milyon İstanbullunun da vicdanına kurban olayım.
“FATİH SULTAN MEHMET DE BİZİM, ATATÜRK DE BİZİM”
Atatürk’ün ilk yapılan anıtının bulunduğu Sarayburnu Parkı’nın 10-15 yıl boyunca şantiye halinde bırakıldığını, çöplük gibi olduğunu belirten İmamoğlu, şöyle konuştu:
-Yani bir insanın tarihine, geçmişine bu kadar ilgisiz olması… Mustafa Kemal Atatürk’ün ilk yapılan anıtı orasıdır. ‘Acaba niye unuttular’ diye, insan düşürmeden edemiyor. Değerlerine bu kadar uzak duran ve sinsice birtakım hususlara yorum yapan bir yönetimi, ben bir daha görmedim.

-Tarihimizin tamamı bizim. Tarihimizin geçmişinden bugüne her anı, her kişisi bizim; eksiğiyle, yanlışıyla, zaferleriyle kutlamalarıyla, bayramlarıyla. Fatih Sultan Mehmet de bizim, Kanuni Sultan Süleyman da bizim. Mustafa Kemal Atatürk; bizim. Hepimizin. Onun için biz, tarihine saygıyla bakarak, bu alanların düzenlenmesine büyük önem verdik” diye konuştu.
“İHANET ŞEBEKELERİNİ YERE SERDİK”
İmamoğlu şöyle devam etti:
-5 yılda, Fatih’te ve tüm İstanbul’da, bizden önce 25 yıl İstanbul’u yönetenleri biz ne yaptık biliyor musunuz?
-Burayı ihmal ettikleri için, burayı yok saydıkları için, hepinizin huzurunda onları güzelce bir tuş ettik. Belediyecilikteki üstün becerimizle ve performanslarımızla onları tuş ettik. İcraatla, hizmetle yatırımla tuş ettik.
-İstanbul’u talan eden, israf ve ihanet şebekelerini yere serdik. Biz ne yaptık biliyor musunuz? Milletin parasını, millete verdik. Milletin parasını millete verdikçe, o bir avuç insanın gücü azaldı. Biz, bu şehirde işgallere, ihmallere son verdik. İsrafa, ranta, haksız kazanca son verince, israf ve ihanetin şebekelerinin nefesi kesildi.
-16 milyon mert İstanbullunun vicdanına da adaletine de aklına da fikrine de oyuna da güveniyorum kardeşim. 31 Mart’ta, mertlik kazanacak.Particilik değil, belediyecilik kazanacak. Partizanlık değil, dürüst ve ahlaklı yönetim kazanacak. Bir avuç insan kaybedecek, 16 milyon İstanbullu kazanacak.

5 AÇILIŞ 1 TEMEL ATMA
İmamoğlu, konuşmasının ardından CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, CHP Parti Meclisi üyesi Mahir Yüksel, CHP Fatih Belediye Başkan adayı Mahir Polat ve usta sanatçı Zihni Göktay’ı platforma davet etti.
Çekilen anı fotoğraflarından sonra, Eminönü Meydanı ve diğer hizmetler resmen hizmete girmiş, Reşat Nuri Sahnesi yeni binasının da temeli atılmış oldu.
]]>
“YÖNETİCİ, HERKESİ KENDİSİYLE BİR TUTMAK MECBURİYETİNDEDİR”
“11 ayın sultanı Ramazan her yönüyle çok özel ve mübarek bir aydır” diyen İmamoğlu da konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
* “Topluma olan sorumluluğumuzu yerine getirmenin ilk şartı, yaradılanı Yaradan’dan ötürü sevebilmektir. Kendimizi nasıl görüyorsak, başkalarını da öyle görebilmeliyiz. Kendimiz için ne istiyorsak, başkaları için de aynısını isteme olgunluğuna erişebilmeliyiz. Bilhassa, kamu gücünü ve kaynağını kullanan yöneticiler bu olgunluk içerisinde davranmak zorundadır. Yönetici, herkesin halinden, dilinden anlamak, herkesi kendisiyle bir tutmak mecburiyetindedir. Hiç kimseyi ayırmadan hizmet etmeli, herkesin inanç ve ibadet özgürlüğünü rahatça yaşayabilmesi için gerekli imkanları sağlayabilmelidir. İftar sofralarının bile ‘bizimkiler ve ötekiler’ diye ayrılabildiği bir siyasi atmosfer, inancımıza da toplumumuza da zarar verir.

“İNANÇLAR ÜZERİNDEN DÜŞMANLIKLAR ÜRETMEYE ÇALIŞANLAR…”
* İnançlar üzerinden düşmanlıklar üretmeye çalışanlar, bu yolla kendilerine bir ikbal yaratma hevesine kapılanlar şunu iyi bilmelidir ki; gittikleri yol doğru değildir, Hakk’ın yolu değildir. Hakk’ın yolunu bu şekilde olması mümkün değildir. İftar sofralarına bile sirayet etmiş, zaman zaman kibir ve israf anlayışından, mutlaka kurtulmalı ve arınmalıyız. İftar sofraları; inancı, kökeni, fikriyatı ne olursa olsun, herkesi ortak bir duyguda buluşturan bir gönül zenginliğinin ifadesidir. Kardeşlikle, hoşgörüyle, yardımlaşmayla kurulan sofralardan yükselen güç, bizi mutlu ve adaletli bir hayata, mutlu ve adaletli bir dünyaya taşıyacaktır. İstanbul’da başka bir yol mümkündür. Dünyada var olan hangi kötülük ve uzak olmasını istediğimiz, insana dönük hangi fena işler var ise, bunları bu şehirden uzak tutmak mümkündür. Bunu başarabiliriz.

“DÜNYAYA ÖRNEK BİR İSTANBUL VAR EDEBİLİRİZ”
* Bu şehirde her inancın özgürlüğünü, eşit yurttaşlığı, her inancın ibadetini yaparken, hizmetlerini verirken eşit bir biçimde karşılandığı bir şehir mümkün kılabiliriz. Bu şehirde insanların birbirine sevgi ve saygısını, birbirini ayırt etmeden, hizmetle başlayan, sokakla biten, komşulukla devam eden bir anlayışla insanlarımızı birbirine olabildiğince yakın kılabiliriz. Bu şehrin genetiğinde, bu vardır. Bunu başarmakla kendimi yükümlü kılan bir belediye başkanı olmaya gayret ettim. Bundan sonraki yolculuğumuzda da vatandaşlarımız, hemşehrilerimiz uygun gördüğünde ama aynı anlayışla, bu şehirdeki her insanı adaletle, her insanı eşit her insanı eşit hissedarlıkla bu şehrin bir insanı kabul edip, onlara hizmet etme yolunda kararlılıkla hizmetime devam etmek istemekteyim. Bunu başarabilir ve bu yolculukla ilgili en üstün şekilde gayretimizi ortaya koyabilirsek, dünyaya örnek bir İstanbul var edebiliriz.

“İSTANBUL, DÜNYAYA ÖRNEK OLMA MECBURİYETİNDEDİR”
* İstanbul, geçmişten bugüne var olan tarihiyle, dünyaya örnek olma mecburiyetindedir ayrıca. Bu kent insanları birleştiren bir şehirdir. Aynen kıtaları birleştirdiği gibi. Bu şehrin ruhani dünyası, bu şehrin manevi dünyası çok özeldir. Bu şehrin, bu şekilde bir tavrı oluşturduğunda, şehrimizin etrafında, başta ülkemiz olmak üzere, yakın coğrafyamızdaki olumsuzlukların, savaşın, insanları katleden bir takım saldırı ve husumetlerin de sona ermesine vesile olacak güce sahiptir. Bu kardeşlikle, bu şehrin bu derin felsefesiyle sizleri en içten duygularımla selamlıyor, bu umutla ve kararlılıkla mübarek Ramazan ayının ruhumuzu sevgi, sabır ve itidalle doldurmasını temenni ediyor, hepinize hayırlı Ramazanlar diliyorum.”

Vatandaşlardan gelen sorun, öneri, talep ve eleştirileri alan İmamoğlu, esnaf ve yurttaşlarla samimi sohbetler gerçekleştirdi. İmamoğlu’nun ilçedeki son adresi ‘Büyükçekmece Tepecik Göl Sahili Açılışı’ ve halk buluşması oldu.

“BELKİ DE BUNLARIN NİYETİ; KALDIKLARI YERDEN İHANETE DEVAM ETMEK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul’a ihanet ettikleri yönündeki açıklamasını hatırlatan İmamoğlu, “Belki de bunların niyeti; kaldıkları yerden devam etmek istiyorlar ihanete. Onların bildiği iş zaten birazcık da bu. Biraz rant, biraz ihanet falan derken; yeşil alanlar, kamu arazilerini, deprem toplanma alanlarını imara açıp, birbirlerine de biraz haksız kazanç sağlamak, bunların hayata bakışı” dedi.
Askeri alanlara lüks konut yapılmasını sözlerine örnek olarak gösteren İmamoğlu, “Biraz ihanet dedik ya, bunları konuşmak lazım. Kanal İstanbul meselesini biliyorsunuz. Buradaki süreçte, Kanal İstanbul’a bütün mücadelemizi verdik. Bu süreç içerisinde adım adım ama sinsi sinsi sürdürmeye çalışıyorlar. Ama acemi adaya sorsanız, gündeminde yokmuş. Yani onun gündeminde olsa ne olur, olmasa ne olur? Bir kişinin gündemi önemli, öyle değil mi? Bir de kendisi, daha bir yıl önce kameralara çıkıp nasıl tekrarlıyordu? Aynen şöyle; güya millete inat olsun diye ‘ya-pa-ca-ğız!’ Şimdi kapıda oy var ya seçim var ya, bu milletin de yüzde 70-75’i Kanal İstanbul diye bir ihanet projesini istemiyor… Bu sefer değişti” dedi.

“ADAY, SADECE MİLLETE ŞİRİN GÖZÜKME PEŞİNDE”
Kurum’un aksine, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın planlara devam edildiğine dair rapor açıkladığını hatırlatan İmamoğlu, şunları söyledi:
* “Yani bu konuda adayın yetkisinin etkisi de yok. Sadece milletine şirin gözükme peşinde. Bakın; yetkisi bugüne dair yok derken, dün de yoktu. Bunlardaki yetki nasıl biliyor musunuz? Bir kişi ‘yap’ derse yaparlar, bir kişi ‘yapma’ derse yapmazlar. Aramızdaki fark ne biliyor musunuz? Bize ancak siz talimat verirsiniz. Millet talimat verir bize, millet. Başka kimse bize emir veremez. Aramızdaki fark bu. Bakın; bunlar bakanken bile böyle davranırken, belediye başındayken farklı mı davranacaklar? Hayır, asla. Onun için bu konu, dersine çalışmamış sevgili acemi aday, seni aşar. Bu konu seni aşar. Zaten bu arkadaşların sözlerine itibar da etmek mümkün değil.
* Sizi bir o köşe, bir bu köşe yaparlar3-4 gün önce Sayın Cumhurbaşkanı ne dedi? Güya seçim yaklaştı ya demokrat damarları kabarıyor. ‘Hakikatleri yüzüme çekinmeden haykırın ki gerçeklerle yüzleşelim ey milletim’ diyor. Dün Konya’da ne oldu? Haykırmaya karar veren staj ve çıraklık mağdurları gittiler mitingine. Yüzlerine dertlerini haykırdı. Sonuç: 50 kişiyi gözaltına aldılar. Bunları Allah ıslah etsin. Milletin hak, hukuk mücadelesini bile dinleyecek sabırları yok.”

“İNSANLARIN HAK ARAYIŞ İLE KARŞILAŞINCA ÇOK ŞAŞIRIYORLAR”
Aynı sahnelerin, İstanbul seçimleri için Ankara’dan İstanbul’a yollanan Çevre Bakanı Mehmet Özhaseki’nin katıldığı bir etkinlikte de yaşandığını aktaran İmamoğlu, bakana dertlerini anlatmak isteyen kentsel dönüşüm mağdurlarının alandan uzaklaştırıldığını kaydetti. “Bunlar halden anlamazlar” diyen İmamoğlu, “Kibirleri dağları aşmış. Ama neyse ki Sayın Cumhurbaşkanı’nın olduğu yerdeki gibi gözaltına alınmadı da en azından bu birazcık kızma kızdı onlara. Bu arkadaşlar, insanların hak arayış ile karşılaşınca çok şaşırıyorlar. Kimse onlara bir şey demeyecek, her yaptıkları doğru! Çünkü her alanda o kadar yanlışları var ki, mağdur ettiği insanlar sayısı o kadar fazla ki; yaşadıkları o sırça köşklerinden ya da saraydan biraz çıktılar mı kafaları karışıyor. Şiddetleri büyüyor, hiddetleri büyüyor” diye konuştu.

“ELİ KULAĞINDA, SAYIN CUMHURBAŞKANI DA GELİR”
Çarşıda, pazarda karşılaştığı vatandaşların geçim feryatlarıyla yüzleştiğini vurgulayan İmamoğlu, yaşanan ekonomik krizle ilgili çeşitli örnekler verdi. “17 bakan, toplanıp İstanbul’a geliyorsa, yani eli kulağında, Sayın Cumhurbaşkanı da gelir” diyen İmamoğlu, “Darlanıyordur muhtemelen. Birkaç güne olur burada. O da gelecek. İlçe ilçe gezecekler. Peki bu sorunları kim çözecek? Emekli maaşıyla kim uğraşacak? Dertleri, ‘Ya bu İstanbul’u nasıl kaybettik?’ Sanki babalarından, analarından mülk kalmış. İstanbul dediğin, tarihten bize emanet. 86 milyon sahibi var, 16 milyon sahibi var. Benim hissem ne kadarsa, Cumhurbaşkanının da hissesi o kadar. Şimdi buraya Hakkari’den belediye başkanı adayımız geldi. Hakkari’deki belediye başkan adayımızın İstanbul’da hissesi ne kadarsa, ablacığım senin de o kadar. 86 milyonun malı bu, senin değil ki” ifadelerini kullandı.

“31 MART’TA ONLARI ÇOK GÜZEL BİR SONUÇ BEKLİYOR”
31 Mart’ın bu anlamda bir fırsat olduğunu dile getiren İmamoğlu, şunları belirtti:
* “31 Mart’ta onları çok güzel bir sonuç bekliyor. 31 Mart’ta, bu milletin demokrasi dersiyle, bunlar kendilerine gelecek mi? Bunları biraz sert bir şekilde uyaracak mıyız? Niye biliyor musunuz? Başlarını ellerinin arasına alıp düşünsünler diye. Kara kara düşünecekler, diyecekler ki, ‘Bir dakika, millete efendilik yapma dönemi değil bu dönem. Bu millet uyandı. Bu millet, sen 2019’da seçimi elinden almaya kalktın ya o gün uyandı. O gün ‘bir dakika’ dedi. O bakımdan milletin derdiyle dertlenmeye, derdini hissetmeye başlamaları için hepimiz sorumluyuz. 31 Mart’ta kazanacağız. Millet kazanacak. 31 Mart’ta İstanbul’da…
* Bakın burası önemli. Hani var ya bir tane (Berat Albayrak) diyordu onlarda; ‘Burası önemli’ diye diye ekonomiyi perişan etti. Şimdi bak; burası önemli. İstanbul’da farkı ne kadar açarsak, işlerimiz o kadar hızlanacak. Aynen öyle. Şaka değil, bu gerçek. Bakın farkı mesela çok açtık -söylemeyeyim nazar değer kafamdakini- farkı çok aştık mesela; göreceksiniz imzalanmayan dosyalar, bir haftada imzalanacak. Biraz azalırsa iki hafta. Onun için yapılan engellemeler, göreceksin kalkacak. Hiç şüpheniz olmasın. Çünkü, 4 sene sonra seçim var ya. Bu sefer kara kara o seçimi düşünmeye başlayacaklar.”

“GÖREVE GELDİK, RANTÇI ANLAYIŞI TARİHE GÖMDÜK”
Göreve geldikten sonra rantçı anlayışı tarihe gömdüklerini belirten İmamoğlu, şöyle konuştu:
* “Ne geldi? Halkçı ve icraatçı bir anlayış iş başına geldi. 5 yıldır bir tek kamu arazisine yapılaşma iznini İstanbul Büyükşehir Belediyesi vermedi. Eskiden her Meclis’te dosyalar meclise girer, çıkardı. Öyle ayrıcalıklı bir kişinin imar dosyası meclise girmedi, imar açmadık. Kişiye özel imar yapmadık, yaptırmadık. Ama bakın; bölge planlarını geçirdik. Onlar, bir tanıdıklarının, imar dosyasını meclisten çıkarmayı bilirler. Ama mesela Tepecik’teki halkı mağdur eden bölge imarlarını çıkarmazlar. Niye biliyor musun? O, işlerine gelmez. Biz halkın lehine olan 90’ın üzerinde bölge imar planını Meclis’ten geçirdik.
* Kamuya ait alanların, yapıların, sahillerin, göl kıyılarının bir grup rantçı tarafından işgal edilmesine asla göz yummadık. Bizimle uğraştılar. Yıldırmak istediler. Geri adım atmadık. Ben söyleyeyim; geri adım atmam. Cesaretimi nereden alıyorum biliyor musunuz? Milletten milletten, sizden alıyorum. Halka ait alanları kendi mülkü gibi kullananlara, bir milim eğilmedik, eğilmeyeceğiz. Ne dedik? ‘Halka ait alanları halka veririz kardeşim.’ Bir de ne dedik? ‘Milletin parasını millete veririz kardeşim’ dedik. O kadar net.”

“SİZİN YÜZÜNÜZÜ KARA ÇIKARMAYACAĞIM”
“Bu şehri israftan, ranttan, ihanetten koruyayım diye beni işbaşına getirdiniz” diyen İmamoğlu, “Ben sizin yüzünüzü kara çıkarmayacağım. Söz veriyorum size. Sizler arkamızda durmaya, bizi desteklemeye devam ediyorsunuz. Ben de size, başta bu şehrin o mini minnacık çocukları olmak üzere, her birinize, tek tek layık olmaya devam edeceğim” şeklinde konuştu. Bu sırada kalabalık içinden İmamoğlu’nun konuşma yaptığı platforma ulaşan 2 çocuk İBB Başkanı’na sarıldı. İmamoğlu, konuşmasının bir bölümünü miniklere sarılarak gerçekleştirdi.
“DOĞAL KISIMLARI VAR, ORALARA DOKUNMAYACAĞIZ”
“Bugün Büyükçekmece Gölü’nün muazzam tabiatının bir bölümünü, 1 milyon 200 bin metrekaresini hizmete açıyoruz” diyen İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
* “Arkadaşlarımla konuştu. Dedim ki; arkadaşlar, milletimize şunu gösterelim. Biz, buraya atık su üreten şu bu koymayacağız? Buraya gözümüz gibi bakacağız. Buraya çöp getirecek, çöp taşıyacak hiçbir işi burada yapmayacağız. Burayı ne yapacağız biliyor musunuz? Birlikte koruyacağız. Tertemiz olacak. Doğal kısımları var. Oralara dokunmayacağız. Oralarda flamingolar, leylekler gelip, konup gidecekler. Bir de geleceğiz burada mis gibi hava alacağız. Temiz spor yapacağız. Vakit geçireceğiz. İçimiz huzur dolacak.
* Memleketini, şehrini koruyan en büyük milliyetçidir unutmayın. Doğasını, suyunu, havasını koruyan en büyük milliyetçidir. Benim Atatürk milliyetçiliğim, -bunu hep söylüyorum- memleketinin her insanını eşit gören milliyetçiliktir. Her insanın eşit gören, doğasını, vatanını, suyunu, toprağını korumak, en büyük milliyetçiliktir. Bir de kalkınmayı, icraatçılığı, ekonomik kalkınmayı, güvenlikle birlikte koruyan kavramdır milliyetçilik.”
KURDELE KESİLDİ, GÖL SAHİLİ HİZMETE GİRDİ
İmamoğlu’nun konuşmasının ardından; CHP’nin eski genel başkanlarından Hikmet Çetin, CHP milletvekilleri Engin Altay, Zeynel Emre, Parti Meclisi üyeleri Cem Aydın, Ozan Işık, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, CHP Çatalca Belediye Başkan adayı Erhan Güzel, CHP İzmir Çeşme Belediye Başkan adayı Lal Denizli ve CHP Hakkari Belediye Başkan adayı Cüneyt Özbek tarafından kesilen kurdele ile Büyükçekmece Tepecik Göl Sahili, resmen vatandaşların kullanımına girmiş oldu.
]]>Sancaktepe’nin ardından Çekmeköy’e geçen İmamoğlu ve Çerkez, ilçe turuna burada da devam etti. İmamoğlu ve Çerkez, ilçe turunun ardından Çamlık Mahallesi’ndeki halk buluşmasında coşkulu kalabalığa hitap etti.

“BU MEYDAN BÜYÜK BİR İTTİFAK MEYDANI”
İmamoğlu şunları söyledi:
* “Çocukların neşesini bu meydanlarda görmek beni dünyanın en bahtiyar insanı yapıyor. Çocukların sevgisi bana şu dönemde ne kadar dua etsem Yaradan’a anlatılmaz o bambaşka bir şey. Çünkü çocuk sevgisi kolay kazanılmaz. Hep diyorum Allah’ım beni bu şehrin güzel çocuklarına mahcup etme. Onlara layık bir belediye başkanı olayım sürekli. İnşallah bu duyguyu hiç kaybetmeyiz. Onların gözlerindeki ışıltıyı hep yakalarım. Tabii ki sevgili gençler, onların o umutlu bakışı, onların heyecanı, enerjisinin bana geçişçi, o da muhteşem. Kısacası sizlerle bir aile olabilmeyi çok arzulamıştım bir aile gibiyiz. Bu meydanlarda partizanlık yok. Bu meydanlarda particilik yok. Bu meydanlarda insan sevgisi var. Bu meydanlarda size layık olmak var. Bu meydanlarda insanlarla karşılıklı iyi dilekler var, istekler var eleştiriler var. Ama bu meydan büyük bir ittifak meydanı. Bu şehrin insanlarının oluşturduğu İstanbul ittifakı meydanı.

“BU MEMLEKET PARTİZANLIKTAN BIKTI USANDI”
* Seçime çok az kaldı. Elbette adaylarla ilgili her vatandaşımız sorgulayacak fikir sahibi olacak. Beni tanıyorsunuz artık öyle düşünüyorum. Ama bir hatırlatma yapmak isterim o da şu. Beş yıl Beylikdüzü Belediye Başkanlığı yaptım. beş yılda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptım. Allah şahit hiçbir zaman bir kişinin çıkarı için şehrin göbeğinde bir vatandaşa ait bir parselin imarı çıksın diye bir gün ter akıtmadım. 10 yıldır hakkı, hukuku ve adaleti şehirde korumanın ne kadar kıymetli olduğunu bilen bir insanım. Zaten yerel yönetici olmaya onun için karar vermiştim. Kimsenin hakkını yemeyeceğim, kimsenin hakkını da yedirmeyeceğim demiştim,yolculuğum budur. Hiç kimseyi birbirinden üstün ya da değerli görmedim asla görmedim. Şahit olun ki hepinizi eşit seviyorum. Ben partim için şunu düşünürüm. Partimin en çalışkan insanı ben olacağım derim.
* Partime olan sorumluluğum. En gurur duyduğu kamu yöneticisi ben olacağım derim. Bunlar ayrı. Ama partizanlık, particilik ya da partili diye hizmet ayrımı yapmak ben yuvama, eşime, anneme, babama söz verdim. Babam dedi ki oğlum, particilik ya da partizanlık yaparsan benim oğlum değilsin, benim evladım değilsin demişti. Çünkü bu memleket partizanlıktan bıktı, usandı. Parti, hizmet için bir araçtır asla amaç değildir. Hizmet için o yolda yürünen ideolojik bir araçtır ve partinin o yolculuğu kutsallaştırılmaz. Partinin o yolculuğunda partinin lideri kutsallaştırılmaz bu yanlış bir şey. Kutsal olan bu şehrin ve bu ülkenin insanıdır. Biz bu şehrin insanlarını onun için eşit seviyoruz. Çünkü insanoğlu kutsaldır insan, insan olduğu için seçilir sevilir. Başka bir şeye ihtiyacı yok. İnsanı insan olduğu için sevmenin düsturu şudur, şiarı şudur. Biz insanı yaratandan ötürü severiz.

“‘AHMAK’ KELİMESİNDEN BİR ŞEY ÜRÜTMEYE ÇALIŞMANIN ADI DA ‘AHMAKLIK’”
* İnsana hizmet bu şehrin pırlanta gibi çocuklarına o güzel kızlarımıza, oğullarımıza hizmet, şu pırlanta gibi delikanlılarına, bu şehrin hanımefendilerine, beyefendilerine hizmet, bu şehrin büyüklerine, emeklilerine hürmet ve hizmet. İşte bizim amacımız bu. Onun için bir kişiyi zengin etmek için uğraşmadık, uğraşmayacağız. Milletin parasını ona buna dağıtmayacağız. Biz şunun için görevdeyiz. Milletin parasını millete dağıtacağız. İddiayla söylüyorum bizim Allah’a şükür sicilimiz tertemiz. Kişisel iddiayla hukuki iddiayla ifade ediyorum. 10 yıldır kapımızdan müfettiş eksik olmadı. 10 yıldır kapımızdan teftiş eksik olmadı. Bunu derken teftişten endişe duymayız. Devlete görev yapıyorsanız teftiş olacak ama abartılı teftiş. Bir şey çıkmadı bir daha teftiş 10 yıldır çevirip çevirip durdular.
* Bir şey bulamadılar bir ahmak kelimesinden bir şey üretmeye kalktılar. Yani bu ahmak kelimesinden bir şey üretmeye çalışmanın adı da ahmaklık onu söyleyeyim. Bugün karşımızdaki iktidarın İstanbul’da yürüdüğü yol ve yolculuk yürüttüğü yol ve yolculuk ortaya koyduğu adaylık mekanizmaları, yaptığı yada yapmak istediği işler sicili bozuk işlerdir. Bakın niye sicili bozuk? İşleri güçleri bir parselin imarını çıkartmak, bir yere ekstra bir kazanç sağlamak, şehri düşünmek değil. Bu şehrin bütününde ne olacak? Rant. Doğru. Ama o rant nasıl biliyor musun? O rant, onlara rant millete değil. Biz millete rant sağlamaya geldik. Onun için bugün, onun tıkır tıkır dört seneye yakın bir zaman diliminde Çekmeköy Sancaktepe, Samandıra, altı buçuk kilometreden fazla dört duraklı metronuzu açtık. 15 gün de bedava, hayırlı uğurlu olsun. Bir yıl sonra da onun ucunu ta Sultanbeyli’ye götüreceğiz. O bölümün de yüzde 75’i bitti.

“BU ŞAİBELİ İNSANLAR NELER YAPTI, SÖYLEYEYİM?”
* Pazartesi günü karşıda Ataköy-İkitelli metrosunu açıyoruz hem de 18 Mart Çanakkale Zaferi gününde hayırlı olsun. Bu kardeşiniz, ekip arkadaşlarıyla beraber bu şehrin, bu milletin evlatlarıyla beraber 65 kilometre metroyu bitirmiş olacak. 65 kilometre 62 durak metroyu açmak her babayiğidin harcı değil. Onu için çıldırıyorlar. Onların 25 yılda yaptığını biz yarısını beş yılda yaptık. Bu beş yılda harcadığımız para, bütçe bizden önceki beş yıl yani onların 10 metroyu birden durdurduğu o dönemden tam dört milyar 200 milyon dolar daha az para harcamamıza rağmen onların misli misli iş yaptık biz. Ona buna dağıtmadık. Bunun adı bereket bereket güzeldir.
* Ramazan ayınız mübarek olsun. Ramazan ayında sofranız, evleriniz, işiniz, gücünüz bereket dolsun, yüreğiniz iyilik dolu olsun. Bütçemize bereket geldi niye biliyor musunuz? Bereket bizim yolculuğumuz da var. Ne var biliyor musunuz? Gayret ve adalet var. Onun için bereket var. Bu şaibeli insanlar neler yaptı, söyleyeyim? Biz beş yıl boyunca İstanbul Büyükşehir Belediyesi koridorlarını kişiye özel imar çıkartmalarına kapattık, öyle eline dosyasını alan ben arsama biraz torpilli bina yapayım deyince muhatap bulamadı ya koşa koşa Ankara’ya gittiler. İstanbul çıkartmadı ama Şehircilik Bakanlığı şıkır şıkır onlara yeni imarlar verdi. Vallahi billahi onların derdi İstanbul değil.
* Bakın Çekmeköy’ü de çok ilgilendiriyor. Çekmeköy’de de aynısı var. Biliyorsunuz 2016 darbe girişiminden sonra dediler ki askeri alanları, şehrin dışına çıkaracağız, askeri alanları da şehrin faydasına, kamu alanları yapacağız. Ne yaptılar biliyor musunuz? 10 bin futbol sahası büyüklüğünde askeri alanların tamamını imara açtılar. Daha kötüsü, Çekmeköy’de var, bunu kentsel dönüşüm için ya da insanların uygun fiyata, sosyal konut alması için değil, yüzde 85’ini bu toplumun sadece yüzde üçünün dördünün satın alabileceği lüks konutlar yaptılar ve yapıyorlar. Bu şehir, rantçılara bırakılamaz. Bu şehir öyle İstanbul benim sevdamdır deyip sihirbazlık yapıp bu şehirde çocuklarımızın, gençlerimizin geleceğini çalanlara bırakılamaz bırakmayacağız.

“BÜTÜN ENGELLEMELERE RAĞMEN BİZ BU ŞEHİRDE YOKSULLUK İLE MÜCADELE EDİYORUZ”
* Eğer işte bunlar şehri rant gibi kullanırlarsa şehri talan alanı olarak kullanırlarsa o zaman ne olur? Bu şehirde rantçı anlayış olur. O zaman bu şehirde yığın üstüne yığın binalaşma olur beton olur yoksulluk olur. O şehirde insanlar mutsuz olur. O şehirde insanların hayat kalitesi ortadan kalkar gider. Biz bu şehre beş yıldır nefes aldırdık. Bütün engellemelere rağmen biz bu şehirde yoksullukla mücadele ediyoruz. Bu şehirde beş yıldır metro rekoru kırıyoruz metro Fatih’i olduk. Biz bu şehirde beş yılda tarihinin en rekor yeşil alanını, aktif yeşil alanını İstanbul’a biz kazandırdık. Bu şehirde kreşi ilk kez biz yaptık sayısı yüzü geçti bugün bile bir tane açtık.
* Biz bu şehirde çocuklarımıza, gençlerimize yüz bin gencimize burs dağıtıyoruz yedi bin beş yüz lira verdik. Şimdi bu sene 15 bin lira vereceğiz. Biz bu şehirde anne kart verdik 650 bin annemizde var. Çekmeköy’de anne kart sayımız 11 bin 600. Dünya güzeli Anneciğimiz helali hoş olsun o senin. İşte biz ne yaptık? Onların bilmediğini yaptık. Onlar iktidar olunca parayı kendi parası, koltuğu kendi koltuğu zannediyor. Koltuk milletin, para milletin, onun için bu kardeşiniz milletin parasını millete dağıtıyor.Bu seçim bundan sonra nasıl bir yolculuk yapacağımıza devam edeceğimizin seçimi.

“HANİ VARYA BAZI YÖNETİCİLERİN GÖZÜ ANKARA’DA”
* Bu şehir dünyanın bize bir lütfu. Biz bu şehirde yaşıyoruz, şanslıyız. Ama bir o kadar da bu şehri korumakla vazifeliyiz. Bu şehre muhafızlık yapacağız. Çekmeköy’e çok güzel işler yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Çekmeköy’de yıllardır yapılmayan nazım İmar planlarını biz çıkardık. Çekmeköy’de ilk kez Anadolu Yakası’nın Kent Ormanı’nı biz açtık Rahmi Demir Kent Ormanı. Tam iki nokta yedi milyar lira İSKİ yatırımı yaptık. Çekmeköy’de tarıma üreticiye destek olduk. Çekmeköy’de cadde düzenlemeleri yaptık. Çekmeköy’de altyapıya sunduğumuz katkının yanı sıra az önce söylediğim metroyu açtık. Çekmeköy’de Taşdelen Yenidoğan kavşağında tam gaz çalışıyoruz, bu sene bitiriyoruz orayı. Çekmeköy’de kent lokantası açacağız. Çekmeköy’de Spor ve Yaşam Merkezi açacağız.
* Çekmeköy’de Yenidoğan Emek Metrosu’nu başlattık. Buradan iki aktarmayla Yeni Doğan Emek, Söğütlüçeşme yani direkt Kadıköy’e inen bir metro projesini bakanlığa sunduk. Bu dönem o metroya da başlıyoruz. Çekmeköy göz bebeği bir yer. Burada birkaç kişinin ittifakı bizi enterese etmez. Bizi milletin büyük ittifakı ilgilendiriyor. Bakın ben kolay kolay kefil olmam. Kamu terbiyesine, kamu ahlakına, kamu yöneticiliğine yüzde 100 emin ve kefil olduğum Orhan Çerkez’le Çekmeköy’de yol arkadaşı olmak adına yola çıktık. Biz bir fark getiriyoruz yüzü vatandaşa dönük. Hani var ya bazı yöneticiler gözü Ankara’da, gözü orada, oradan bir talimat gelirse yapıyor. Talimat gelmezse yapmıyor. Onlar İstanbul’a diyor ki, tam gaz geri gidelim, biz de diyoruz ki İstanbul’a da Çekmeköy’e de tam yol ileri.”
]]>“İSTANBUL’A HAYRAN OLDUKLARINI SÖYLEYENLER…”
Açılış töreninde konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “ Türkiye’de her tartışma su kaldırır ama iki hesap şaşmaz. Bunlardan bir tanesi altın hesabı şaşmaz. Bir şehre hizmet tartışılıyorsa orada da ne kadar metro yaptığını hesabı şaşmaz. Birileri İstanbul’a hayran olduklarını, hizmetkar olduklarını, hizmet etmeye geldiklerini söyleyip görevlerinden sonra ‘biz bu kente ihanet ettik, bunda benim de suçum var’ demişken; o birilerinin 25 yılda İstanbul’a yaptıklarının nerede neredeyse o kadarından fazlasını 5 yılda İstanbul’a yapan Ekrem başkanımızla ne kadar övünsek azdır” dedi.
“KİMSE SENİN ADIMINA BAKMAZ, GERÇEK RAKAMLARA BAKAR”
Özel, Cumhur İttifakı’nın İBB Başkan Adayı Murat Kurum’a da göndermede bulunarak “Onun (İmamoğlu) İstanbul’a yaptığı 65 kilometre metroyu, bir koridorda adımlayarak, kilometreyle adımı birbirine karıştırarak küçük göstermeye çalışanlar şuraya baksın. Kimse senin adımına bakmaz. Gerçek rakamlara bakar, görür ve hakkı teslim eder. Bak senin adımın o kadar ama Sancaktepe’ye bak; coşku ne kadar…” diye konuştu.
“KİMSENİN EKMEĞİNE DOKUNMADIK”
“5 yıl önce İstanbul bir karar verdi” diyen Özel şunları söyledi:
“İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni ilk alacağımız anlaşıldığında panik halinde yollara döküldüler. Dediler ki; ‘eğer CHP kazanırsa İSPARK’ı filanca terör örgütüne verir.’ Ama o günden bugüne hem İSPARK’ta hem bütün iştiraklerimizde ne kimsenin ekmeğine dokunduk, ne ayrımcılık yaptık. Liyakate göre gencecik insanları hangi siyasi görüşten olursa olsun, neye inanırsa inansın, nasıl giyinirse giyinsin, ayırmadan İstanbullu olmanın, bu memleketin bir evladı olmanın dışında hiç başka bir kritere bakmadan Ekrem başkan aldı, çalıştırdı ve büyük İstanbul hikayesini bu yüce gönüllülüğüyle, bu sevgisiyle başardı. 5 yıl önce İstanbul Belediyesi’nde kreş yoktu. Çünkü onların kadın diye bir derdi yoktu. Kadın evde oturacak, çocuk bakacak, hasta bakacak, engellisine bakacak ve yeri ev olacaktır. Oysa biz kadının sosyal hayata katılmasını, çalışma hayatına katılmasını istiyorduk. Ekrem başkan İstanbul’da tam 100 tane ve Türkiye’de Cumhuriyet Halk Partili belediyeler 300 tane kreş yaparak kazandırdılar. Şimdi anneler güvenerek çocuklarını bırakacakları kreşlere sahipler. Türkiye’nin dört bir yanından İstanbul’a öğrenciler geliyor. Barınma sorunu var. Türkiye’de yüzde 24 öğrenciye yurt verilebiliyor. İstanbul’da rakam çok daha aşağılarda, yüzde 10’larda. a. Yani devlet öğrenciyi buraya yolluyor ama barınma sorununu çözmüyor. Ekrem başkana yetkiyi verdiğinizde İstanbul’da öğrenci yurdu yoktu. Niye? Öğrenciler, yurt bulamayacaklar, onlara yurt veren birilerine gidecekler. Bir takım cemaatlerin, bir takım tarikatların yurduna gidecekler. Oysa bu evlatlar hepimizin evlatları. Ekrem Başkan İstanbul’da 14 tane, CHP’li belediyeler Türkiye’de 61 tane yurt yaptılar. Yurt yapmaya da kreş yapmaya da annelere de evlatlarını da sahip çıkmaya devam edeceğiz.”
“ATANAMAMIŞ DEĞİL TAYYİP ERDOĞAN’IN SAHİP ÇIKMADIĞI ÖĞRETMENLER VAR”
Özel meydanda pankart açarak seslerini duyurmaya çalışan atanamayan öğretmenlerine sorunlarına da dikkat çekti. Özel “Diyorlar ki ‘biz devletin sözüne inanmayacak mıyız?’ Geçen seçimlerden önce çıktılar, ‘mülakatı kaldıracağız’ dediler. Şimdi mülakatı kaldırmıyorlar. AK Parti’ye oy vermek yetmez, hatta üye olmak yetmez. Torpilli AK Partilileri mülakatta alıyorlar, vatandaşın çocuklarını eliyorlar. Öğretmenlere mülakatsız atama istiyoruz. Göreve atanmamış öğretmenlere diyoruz ki; bunlar size sahip çıkmayacaklar.’ Size ‘atanamayan öğretmen’ diyorlar. Öğretmenin ne günahı var da atanamamış? Atanmayan öğretmen, Tayyip Erdoğan’ın sahip çıkmadığı öğretmen, Tayyip Erdoğan’ın mülakatla elediği öğretmen, ayrımcılık yaptığı öğretmen var” diye konuştu.
“EMEKLİLERİN CEBİNDEKİ 5.5 ÇEYREK ALTIN SEÇİM SANDIĞINDA KAYBEDİLDİ”
Yerel seçime 15 gün kaldığını hatırlatan Özel “Büyük bir zafer, büyük bir başarıya doğru adım adım gidiyoruz. Meydanlar dolu, heyecanlı, meydanlar sabırsız. Bu ülkede büyük bir ekonomik kriz yaşanıyor. Büyük sorunlar yaşanıyor” diyerek emeklilerin yaşadığı ekonomik krize dikkat çekti. Özel en düşük emekli maaşı olan 10 bin lirayı alan vatandaşları “Türkiye’nin en büyük korosu” olarak niteleyerek şunları söyledi:
“AKP iktidara geldiğinde en düşük emekli maaşı tam 8 sekiz çeyrek altın alıyordu. Bugün 10 bin lira, 2.5 çeyrek altın alabiliyor. Emeklilerin cebinden her ay 5.5 çeyrek altın kayboluyor. Ey emekliler, değerli büyüklerim; 5.5 buçuk çeyrek altını düşürdüğünüzü, kaybettiğiniz yerde arayın. Bir altın kaybedilse geçtiğiniz yolda ararsınız. Siz 8 çeyrek altınlık emekli maaşı alıyorken bu 2.5’e indiyse bunu siz bir seçim sandığında kaybettiniz. Recep Tayyip Erdoğan’ın geldiği, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin geldiği seçim sandığı, sizin cebinizden aylık 5.5 çeyrek altına aldı. Kaybedilen şey yitirildiği yerde aranır. O zaman madem sandıkta kaybettik, hakkımızı sandıkta arayacağız.”
KIYMA HESABI: EMEKLİNİN SOFRASINDAN 18 KİLO KIYMAYI ALDILAR
“Emeklilerin 2018’den beri 1000 lira iki bayramda ikramiye alıyorlar. Biz itiraz ettik. Biz, bir asgari ücret söz vermiştik. ‘Biz de yapacağız’ dediler. Üç yıl yapmayıp 2018’de 1000 lira yaptılar. O beğenmediğimiz 1000 lira, 24 kilo kıyma alıyordu. 2021’de 2 bin lira oldu. Bu sene 3 bin lira yaptılar. Bakın ilk emekli ikramiyesi verildiğinde 24 kilo kıyma alırken bugün 3 bin lira sadece 6 kilo kıyma alıyor. Ramazan mübarek gündeyiz. Allah oruçlarınızı kabul etsin. 30 Ramazan, 30 iftar, 30 sahur, ardından bayram sofrası var. Her emeklinin sofrasından, dolabından, mutfağından ve bayram sofrasından tam 18 kilo kıymayı aldı bunlar 6 yılda. Bundan sonra emekliler, herkese para bulup emekliye para bulamayan Recep Tayyip Erdoğan’a 31 Mart’ta seslerini duyuracaklar.”
“SÖZÜNÜ TUTMAYACAK, EMEKLİYİ KANDIRACAK”
“Bir ay önce kanun teklifi verdik, ‘Emekli kart çıkaralım, doğalgazda, suda elektrikte, telefonda emekliye yüzde 40 indirim tanımlayalım. Emeklinin alması gereken 7 bin lirayı hesaplarına yatıralım’ dedik, bugüne kadar sustular. Gördüler ki 31 Mart’ta pabuç pahalı, dün akşam ‘emekli kart çıkarabilirim’ diyor. Sakın ha geçen sefer gibi seçim sonrasına, yalanlara kimse kalmasın. Nasıl mülakatta yalan attıysa, nasıl her konuda verdiği sözü tutmadıysa emekliyi kandıracak. Bugüne kadar emekliye sahip çıkmayana sandıkta oy yok. Tayyip Erdoğan’a, 5’li beşli çeteye para bulan, saray müteahhitine para bulan, yazlık saraya, kışlık saraya, uçan saraya, yüzen saraya para bulan, emekliye para bulmayan Tayyip Erdoğan’a 31 Mart’ta oy var mı? Emeklinin sesini duymayanın sonu hüsrandır. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak sizin sesiniz olmaya devam edeceğiz.”
ÖRTÜLÜ ÖDENEK TEPKİSİ
Özel Cumhurbaşkanlığı tarafından kullanılan örtülü ödenek harcamalarında yaşanan artışa da tepki göstererek “ Geçen ay harcanan ödenek 218 milyon TL. Bu ay harcanan örtülü ödenek 2 milyar TL. Seçim gelirken; faturası olmadan, hesabı olmadan, nereye harcandığı bilinmeyen 2 milyar TL harcamış Cumhurbaşkanı. Size yüzde 33 zam verenler, bir ayda harcamaları 7 katına, sadece bir yılda kendi örtülü ödeneklerine yüzde 238 zam yapıyorlar. Yani sizin paranızla, sizin iradenizi çalmaya çalışıyorlar. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak kimseyi emekliyi, emekçiyi, çiftçiyi, esnafı ezdirmeyeceğiz. Size tepeden bakanlara, sizi bir karınca gibi görüp ezmeye kalkışanlara diyoruz ki; ‘Karıncanın kardeşi var. O da Cumhuriyet Halk Partisi’dir.”
SEÇMENE İTTİFAK ÇAĞRISI YAPTI
Özel konuşmasının sonunda seçmene ittifak çağrısı yaparak şunları söyledi:
“Geçen seçimlerde bizim İstanbul’da ve Türkiye’de ittifaklarımız vardı. Sürsün istedik ama saygı duyduğumuz gerekçeleriyle ittifakın dışında kaldılar. İttifakın dışında yöneticiler kalabilir. Ancak geçen sefer İstanbul’u kazanan ne CHP’ydi, ne sadece Millet İttifakı’ydı, emin olun İstanbul ittifakıydı. Talandan sıkılmış, israftan bıkmış, israf yerine hizmet isteyen, pazarlanmak yerine güler yüz isteyen, İstanbul’un tepesinde helikopterle uçup Katarlılara, Arap şeyhlerine arsa verenler yerine İstanbul için gece gündüz koşturanlara, İstanbullular görevi verdi. Şimdi o ittifaktakiler değişmedi. O ittifaktaki sosyal demokratlar duruyor. O ittifaktaki milliyetçi demokratlar var. Yakasında, gönlünde, gözünde güneş açanlar var. İyi insanlar var. Onlar duruyor. Muhafazakar demokratlar var. Haramdan ve yalandan korkan, bu olanlara inanamayan muhafazakar demokratlar var. İstanbul ittifakında Türk’ü var, Kürt’ü var, Laz’ı var, Çerkezi var, göçmeni var. Bütün demokratlar var. Biz İstanbul ittifakına inanıyoruz. İstanbul ittifakına güveniyoruz. Biz İstanbul ittifakının mimarı, İstanbul ittifakının evladı İstanbul’un 5 beş yılında emeği olan, gözünü asla ve asla kıymıktan sakınmayan sizin için çalışan bir evladımız var. Türkiye’nin umudu, İstanbul’un gururu Ekrem İmamoğlu var. Ona güveniyoruz. Size inanıyoruz. Ekrem başkanı ve İstanbul’u size emanet ediyorum.”
]]>



İmamoğlu “Bu meydanda kızlarımız, çocuklarımız, oğullarımız var. Bu meydanda hanımefendiler, duaları benimle olan güzel annelerimiz var. Onun için milletim meydanında konuşurken dilimize dikkat edeceğiz. Çünkü bizi çocuklarımız, annelerimiz dinliyor. Şu; sözünü dinletemeyen, dinletmek isterken parmak gösteren, bağıran, çağıran, küfür eden, şunu söyleyen, bunu söyleyen var ya Allah onlardan esirgesin çocuklarımızı” dedi. Ramazan’ı anımsatan İmamoğlu “Allah kötülüklerden yalandan, iftiradan korusun” diye dua etti.

“NE YAPACAĞINIZI BİLİYORDUM”
2019 İstanbul seçiminin Ramazan ayının ilk günü iptal edildiğini ve haberi iftar sofrasında aldığını anlatan İmamoğlu “İçime hiçbir kötü his gelmedi. Niye biliyor musunuz? Ben sizin ne yapacağınızı biliyordum. O bilmiyor ama ben biliyorum siz ne yapacağınızı. O, ‘13 bin oyla seçim mi alırsın’ diye sordu.Halbuki seçim bir oyla da alınır. Bu millet ‘madem 13 bin oyla alınmaz diyorsun, al sana 806 bin oy’ dedi. Seçimi iptal ettiler, zannettiler ki Ekrem’in gardı düşer, yüzü asılır. Benim milletime baktıkça yüzüm gülümsüyor, içim moral doluyor. Atom karınca olacağım dedim, ben artık atom karıncayı da geçeceğim. İşte 5 yıldır bu tempoyla çalışıyoruz” diye konuştu.

“TEPETAKLAK GİDİYORSUN”
İmamoğlu konuşmasında Cumhur İttifakı’nın İstanbul Adayı Murat Kurum’a tepki gösterdi. İmamoğlu şunları söyledi:
* “Belediyecilikte rakip olabilecek birini bulamadıkları için şimdi bu seçimi, yerel seçim alanından çıkarmaya çalışıyorlar. Her seçimden önce yaptıkları gibi ne yapıyorlar? Hemen milli duygular, inançları istismar ediyorlar. Geçen dersine çalışmayan rakibimin bir konuşmasını dinledim. Dersine hiç çalışmıyor. Diyor ki; ‘seçimde öyle bir zafer kazanacağız ki şehit aileleri bayram edecek.’ Bak, bak, bak, bak, bak. Sanki biz düşman ordusuyuz. Bir savaş ilan etti. Allah akıl versin sana.
* Hatırlayın ‘İstanbul’u alınca Filistin Gazze’ diyordu. Şimdi de şehitlerimizi ve gazilerimizi sürecin içerisine dahil etmeye kalkıyor. Ben sana bir şey söyleyeyim buradan dersine çalışmayan ithal aday; tepetaklak gidiyorsun. 31 Mart’ı çıkartabilir misin, emin değilim. Tavsiyede bulunayım; bir kere seçim kazanmak zafer kazanmak değildir. Zafer birilerine karşı kurulan üstünlüktür. Birilerini teslim almak, onlara hakim olmaktır. Belli ki seçimleri, İstanbulluları teslim almak gibi görüyorsun.

* Ama olgun bir insan, demokrat bir insan bu ifadeleri kullanmaz. Ama demokratlığı bilmiyor. Demokratlıkla ilgileri yok zaten. Seçilmek bir gün, yönetmek 5 yıl. Yönetirken de kimseyi kimseden ayırt etmezsin. İnsanları kucaklarsın. Ne kökenine bakabilirsin, ne siyasi görüşüne. İnancı nedeniyle ayrımcılık asla yapamazsın. Demokratlık budur. İstanbul’da belediye başkanlığı yapmak budur. Diğerini bu millet kabul etmez. Vatandaşın bir bölümünü kendinden görüp diğerlerini düşmanlaştıramazsın. Başta belediye başkanları ve hiçbir kamu yöneticisinin böyle bir yetkisi asla yoktur, hakkı da yoktur. Bu sözleri söyleyen ne muhafazakardır, ne demokrattır. Tavsiyem kendini daha fazla küçük düşürme.”

“NİYETİ BETON İSTANBUL’A ŞANTİYE ŞEFİ OLMAK”
İmamoğlu, Kanal İstanbul güzergahında yapılacak lüks konut projesi için yeni imzalanan 6.2 milyar liralık sözleşmeye dikkat çekerek Kurum’u eleştirmeye devam etti. İmamoğlu şunları belirtti:
* “Bu aday geldiği günden beri ‘milletin gündeminde olmayan benim gündeminde yok.’ Hayatımda gördüğüm en yuvarlak cümle. ‘Evet destekliyorum’ da demiyor, ‘hayır asla yapılmamalıdır’ da demiyor. Eveliyor, geveliyor. ‘Kanal İstanbul mutlaka yapılmalı’ dese biliyor millet ağzının payını verecek. ‘Kanal İstanbul yanlıştır asla yapılmamalı’ dese bu sefer onu buraya gönderen kişi ağzının payını verecek. İşi zor. O yüzden cesaretle, öz güvenle cümle kuramıyor.
* Kendini bu hale düşüren, Allah muhafaza İstanbul’u ne hale düşürür? İstanbul’u Allah korusun. Bu seçim, ‘kanal mı, İstanbul mu?’ seçimi. Gizli gizli de değil yine yangından mal kaçırır gibi 6.5 milyar liralık Dursunköy’de tam beton kanal güzergahında ihale yaptılar. İthal aday diyor ki; ‘ beni şantiyelerde göreceksiniz.’ Doğru, ama İstanbulluların şantiyelerinde değil senin niyetin beton kanalın şantiyelerinde şantiye şefi olmak. Ama seni biz oraya şantiye şefi de yapmayacağız. Çünkü biz İstanbul’a o ihanet projesini, Kanal İstanbul projesini yaptırmayacağız.”

“ÖNÜMÜZDE 2 SEÇENEK VAR”
İmamoğlu ş ifadeleri kullandı:
* “Bunların bakışı ‘şak diye emretti tak diye yaptım’ bakışıdır. Bunlar bir şey yapacağı zaman hemen yukarı bakarlar, ne diyecek acaba diye. Ankara’dan bir ses gelecek mi? Yap derse yapar, yapma derse elini kıpırdatamaz. Ama biz fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür, neslinin temsilcileriyiz. İstanbul bu akla 31 Mart’ta hak ettiği yanıtı verecek. İstanbul özgüvenli bir yönetim ister. İstanbul’u yönetecek olanın gözü de kulağı da Ankara’da değil vatandaşta olacak. Saraylarda değil.
* Siyasi hesaplarla, kurgularla, kumpaslarla hareket edenlere, size masallar anlatanlara itibar etmeyin. Önünüzde sadece iki seçenek var. İstanbul ya ihmal, israf, ihanet devrine dönecek ya da icraat, hizmet, yatırım yolunda yürüyecek. Önünüzde iki seçenek var. İstanbul ya yeniden ayrımcılığın, partizanlığın pençesine düşecek ya da adalet ve kardeşlik yolunda ilerleyecek. İstanbul ya tam gaz geri ya da tam yol ileri diyecek.”
AVUKATLARA ÇAĞRI
İmamoğlu, avukatları da seçim günü sandıklarda görev almaya çağırarak “31 Mart günü hiçbir gücün sandığı ele geçirmesine fırsat vermediniz, yine vermeyin. İstanbul’da seçim güvenliğini sağlamak için görev alın” çağrısı yaptı.
]]>Yeni dönemi ulaşım projelerini açıklayan İmamoğlu “Uzun yıllar liyakatsiz ellerle yapılan birçok müdahale faydadan çok zarar verdi. Doğru ve sürdürülebilir ulaşım politikalarıyla İstanbul ulaşımında çığır açtığımız bir dönemi geride bırakıyoruz” dedi.
“İHANET DÖNEMİ SONA ERDİ, İSTANBUL YARALARINI SARDI”
İmamoğlu İstanbul’da ulaşımın önümüzdeki dönemde her geçen gün daha iyiye gideceğini vurgulayarak “Biz İstanbul’da liyakatli ve erdemli bir yönetim tarzını hakim kıldık. İhmal, israf ve ihanetle özdeşleşmiş bir dönemi tarihe gömdük. Bir daha dirilemeyecek. İcraatla, hizmetle, yatırımla dolu, yepyeni bir dönemi başlattık. İstanbul bu sayede yaralarını sardı, iyileşip, güçlü bir biçimde ayağa kalktı. Şimdi, bu iyileşmiş, toparlanıp güçlenmiş halimizle daha büyük hedeflere, daha güçlü, daha hızlı adımlarla yürüme zamanı. İstanbul’un hızını kesmeye, rotasını geri çevirmeye çalışanlara izin vermeyeceğiz. Öyle bir koşacağız ki, yarı yolda kalacaklar” dedi.
“İETT VE ŞEHİR HATLARI GÖZDEN ÇIKARILMIŞTI”
İmamoğlu konuşmasında göreve geldiklerinde nasıl bir ulaşım sistemi devraldıklarını şöyle anlattı:
-Kentimize ait pek çok meselede olduğu gibi, sürdürülebilir uygulamalardan uzak, sadece günü kurtarmaya yönelik uygulamalarla keşmekeş olmuş bir İstanbul ulaşımı teslim aldık. Toplu ulaşımın bir kamu hizmeti olduğunu unutmuşlardı.
-İETT ve Şehir Hatları gibi köklü kurumları gözden çıkarmışlardı. İstanbul’un trafiği bizim dönemimize kadar hep geriye gitmişti.
-2019 yılında uluslararası endekslere göre İstanbul, Avrupa’nın trafiği en yoğun kentiydi. Aynı endekse 2023 yılında baktığımızda ise İstanbul’un trafik yoğunluğunda 34. sıraya kadar gerilediğini görüyoruz.
“METRO İNŞAATLARI DURMUŞTU”
“Göreve geldiğimizde, ‘bitiriyoruz’ dedikleri metroların inşaatları yüzde 1-4’lerdeydi. Hatta bazılarının güncel projesi, kurulu bir şantiyesi bile yoktu; sadece kağıt üstünde bir ihaleden ibaretti. Hollywood filmi gibi sahte test sürüşleri yapmışlardı. Bugün ulaşım üzerinden yol kenarında bozuk otobüs kumpası kuranların prodüksiyonları, o döneme göre çok zayıf kalıyor. Göreve geldiğimizde, 140 km’lik 12 metro ihalesinin bir kısmında iki yılı aşkın bir süredir hiç yapıma başlanmamış, bir kısmında da inşaatlar durmuştu. Bu projelerin hiçbirinin finansal planlaması olmadığı gibi, İBB’nin yüklenicilere yaklaşık 70 Milyon Euro’nun üzerinde borcu vardı. Yarım bırakılan bu projelerin tünelleri çökme riskiyle karşı karşıyaydı, açılan birçok tünelin betonarmesi bile yapılmamıştı. Bu durumda olan 40’a yakın nokta belirledik. Bunlara acil müdahale ettik.”
“İBB BAŞKANLARININ EN ZORLU SINAVI METRODUR”
İmamoğlu, 5 yıl boyunca yapılanları da şöyle özetledi:
-İstanbul için Türkiye’nin ilk ‘Sürdürülebilir Kentsel Hareketlilik Planı’nı, ilk ‘Yaya Master Planı’nı, ‘Otopark Master Planı’nı katılımcı bir yaklaşımla tamamladık. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlarının en zorlu sınavı, metro sınavıdır.
-Metro sınavından geçemeyen belediye başkanı, diğer bütün derslerden geçse bile sınıfta kalır. Çünkü metro, raylı sistemler, İstanbul’un ulaşım sorunlarının en temel, en acil çözümüdür. Eğer yeterince verimli ve hızlı bir biçimde metro yapamıyorsanız, İstanbul’u yönetirken çok büyük bir yanlış yapıyorsunuz demektir.
“YEREL YÖNETİM TARİHİNDE BİR REKORDUR”
-İşte bu nedenle, göreve geldiğimizde ilk işimiz, duran metro inşaatlarını başlatmak oldu. 2019 yılı Haziran ayında 233 km olan raylı sistem hattını; İBB Meclisi’nde ve Bakanlık’ta birkaç ayda sonuçlanacak izin süreçlerinin 1 yıl ve daha uzun süreler bekletilmesine, pandemi sürecine ve ağır ekonomik koşullara rağmen bugüne kadar açtığımız hatlar ile birlikte 367 km’ye çıkardık. 5 yıldan kısa bir sürede 65 km raylı sistem hattı ve tüm İstanbulluların erişebileceği 62 istasyonla tarihi bir rekora imza atmış olacağız ki bu da yıllık ortalama 13,7 km ediyor.
-Bu, yerel yönetim tarihinde bir rekordur. Bu rekorumuzun 6. Hattı olan Çekmeköy-Sancaktepe-Sultanbeyli metro hattını 1. Etabını 16 Mart Cumartesi günü Sancaktepe’de hizmete açıyoruz. ‘Bize oy verin hizmet verin’ anlayışının tam tersi bir durum bu. Siyasi olarak en az oy aldığımız yere metro yapıyoruz.
“12 HATTIN İNŞAATINI GERÇEKLEŞTİRMİŞ OLDUK”
İmamoğlu, İBB başkanlığı görevini yapanlar arasında yıllık ortalamada ve toplamda en uzun hat yapan başkan olmanın mutluluğu ve gururunu yaşadığını söyleyerek “Aynı anda 10 metro inşaatı yürütmenin yanı sıra, bakanlıkça yapılan ancak bütçeleri maliye payımızdan kesilen 2 metroyu da düşündüğümüzde aslında toplam 12 metro hattının inşaatını gerçekleştirmiş olduk” dedi.
“TABELA ASANLARA İTİMAT ETMEYİNİZ”
“16 milyon İstanbullunun parasıyla metro ihalesi yapıp kendi tabelalarını asanlara sakın itimat etmeyiniz” uyarısında bulunan İmamoğlu “Niye? Sabiha Gökçen Havalimanına olan hattın bakanlık tarafından işin yüklenicisine 7 yılda ödenen tüm maliyeti, İBB’den 10 ay gibi kısa bir sürede kesildi. Bakanlık İBB’nin taşeronu durumuna düşmüştür, bu da bakanlığa kapak olsun. Küçük hesaplar peşinde koşan bir hükümetle karşı karşıyayız. Bizden önce bu süre 16-17 yıldı. Sonuç olarak açtığımız hatlarla raylı sistemin toplu ulaşım içindeki payı yüzde 30’dan yüzde 45’e çıktı, yani yüzde 50 arttı” diye konuştu.
“BAŞARISIZ HOLLYWOOD PRODÜKSİYONU”
Özel halk otobüslerini İETT çatısı altında birleştirerek düzensiz otobüs taşımacılığını disiplin altına aldıklarını vurgulayan İmamoğlu “Otobüslerle ilgili çevrilen filmleri de biliyorsunuz. Valilik izinli film… Başarısız Hollywood prodüksiyonu. Öyle bir izin ki tüm İstanbul’da geçerli. Ajansın parasını, iznini veren belli, siyasi bir parti, bakın tek bir ses yok. Film çevirme uzmanı bu arkadaşlar. Geçmişte de İBB bütçesinden birtakım dizileri fonladıkları için prodüksiyon ekipleri donanımlı. Hiç merak etmeyin, 31 Mart’tan sonra bildikleri işi yapmaya film çevirmeye devam edecekler. Biz de İstanbul’u İstanbullularla yönetmeye devam edeceğiz” dedi.
“OTOBÜS ALIMLARINI ENGELLEDİLER”
İmamoğlu, 252 yeni metrobüs, 150 otobüs ile filoyu yenilemeye başladıklarını anlatarak “ Halkımıza daha iyi hizmet etmek için gösterdiğimiz bu çabalara engel olmak isteyenler oldu. Parasını bulduğumuz raylı sistem hatlarını yine parasını bulduğumuz otobüs alımlarını engelleyerek İstanbul halkını cezalandırmaya çalıştılar. Ne bizi vazgeçirebilirler ne de halkımızı korkutarak bir yere varabilirler. 1 Nisan sabahı bu konuda gerekli cevabı halkımızdan alacaklarına dair en ufak bir şüphemiz yok” diye konuştu.
TAKSİ SORUNU
Deniz ulaşımı, kavşak-cadde düzenlemesi, yayalaştırma, otopark çalışmalarını sıralayan İmamoğlu, taksi sorunun çözümünün UKOME tarafından nasıl engellendiğini de anlattı. İmamoğlu “Buna rağmen yıllar sonra İstanbul’a yeni 2 bin 918 taksi kazandırdık. Ulaşım Akademisini kurarak 70 bine yakın toplu ulaşım şoförümüze eğitim verdik” dedi.
“EN İYİ CEVABI HALKIMIZ VERDİ”
İmamoğlu, “Önümüze konulan engellere 23 Haziran’da en iyi cevabı halkımız verdi. Ama bunlar o cevabı da anlamadı, fark 800 bine çıktı. Bu anlayışı, ‘oy vermeyene tabii ki metro yapmayacağız’ diyerek metro inşaatlarını durdurdukları zamanlardan tanıyoruz. Çözümün parçası olamayan bu anlayış yaşadığımız sorunların kaynağı haline gelmiştir” ifadelerini kullandı.
YENİ ULAŞIM PROJESİ
İmamoğlu, yeni dönemin ulaşım projelerini şöyle sıraladı.
1.Hızray ve Yeni Metro Hatları: 12 ilçeden geçecek ve günde 1,5 milyon yolcu taşıyacak HIZRAY ile Beylikdüzü-Sabiha Gökçen Havalimanı arası yaklaşık 55 dakikadan kısa sürecek. HIZRAY İstanbul’un 3 havalimanını birbirine bağlayacak. 6 metro hattımızda ise inşaatlarımız hızla devam ediyor. Projesini, finansını hazırladığımız metro hatlarına önümüzdeki dönem hızla başlayacağız. Yaklaşık 19 km ve 10 istasyondan oluşan Sefaköy-Beylikdüzü-Tüyap metro hattı. 2022 yılının Temmuz ayından bu yana hattın Cumhurbaşkanlığı Kamu Yatırım Programına alınması için 4 defa başvurmamıza rağmen gerekli imza atılmadı. Atacağımız farka göre imzayı bakalım ne kadar sürede atacaklar. Yenidoğan-Sancaktepe -Finans Merkezi-Söğütlüçeşme Metro Hattımızın ilk etabı, Yenidoğan- Emek hattının temelini geçtiğimiz günlerde attık. Eminönü-Alibeyköy Tramvayı’nın Eyüp (Feshane)’den Bayrampaşa Meydanı’na kadar uzatması olarak planlanan Eyüpsultan-Bayrampaşa tramvayımız da tüm tasarımları ve fizibilite raporları onaylanmış olmasına ve finansal kredisi bulunmasına rağmen 2023 ve 2024 yılı Yatırım Programına alınmadı. Biz onların keyfini bekleyecek değiliz, öz kaynaklarımızla sözleşmemizi yaptık, yapım çalışmalarına da başlıyoruz. Bu iş yaptırmama zihniyetini 5 yıl boyunca her seferinde mağlup ettik, bundan sonra da mağlup edeceğiz. Amacımız mağlubiyet galibiyet değil, omuz omuza iş yapmaktı. Allah sizi ıslah etsin. Göreceksiniz, hiçbir işimizin önünde duramayacaklar. Yine Esenyurt için planladığımız Esenyurt-Saadetdere Metro hattımız, Mahmutbey-Bahçeşehir-Esenyurt ile Sefaköy-Beylikdüzü-Tüyap Metrosu arasındaki bağlantıyı kuracağız. Anadolu Yakasında ilk tramvay projesi Anadolu Tram ile Üsküdar-Kadıköy-Maltepe olarak üç ilçemizin meydanlarını buluşturacak. Esenler Cadde tramvayımız ve Üsküdar Harem Nostaljik tramvayı ile toplam 8 hattımız da imalat için hazır durumda. Ayrıca 8 hattımız da tasarım aşamasında.
2029 sonunda 650 kilometreleri bulacak raylı sistemimiz, 2029’dan sonraki ilk dönemde 750 kilometreye ulaşarak İstanbul’u hak ettiği raylı sistem ağına kavuşturacak.
2. İstanbul’a 7 Yeni Kent Merkezi: Hızray ve diğer metro hatlarımızın kesiştiği; bir toplu taşıma odak noktası niteliğindeki 7 noktada İstanbul’a yeni 7 kent merkezi kazandıracağız.
7 yeni kent merkezimiz doğudan başlayarak batıya doğru Kurtköy, Sancaktepe, Erenköy, Ümraniye, Kağıthane, Bağcılar-Kirazlı ve Esenyurt-Beylikdüzü bölgelerinde olacak. 7 yeni kent merkezimizde konut, ofis, ticaret gibi karma kullanımların yanı sıra kentimizin ve vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu kültür-sanat, spor alanları ile meydanlar ve yeşil alanlar yer alacak.
3. Yeni Nesil Yaya ve Bisiklet Ulaşımı: D-100 güzergahı boyunca uzanan metrobüs hattımızın Zincirlikuyu, Altunizade, Uzunçayır gibi metro istasyonlarıyla kesiştikleri yoğun noktalarda yeni nesil yaya erişimi projemiz BULUT’u hayata geçireceğiz. Yine bu hat üzerinde Yenibosna ve Merter gibi yoğun duraklarımızda transfer merkezi projelerimizi hayata geçireceğiz. Kurbağalıdere Yaşam vadimizi takip ederek Dudullu’ya kadar yaklaşık 15 km mesafede kent içi ulaşıma yönelik Bisiklet Otobanı projemizi hayata geçireceğiz.
METROBÜS HATTI UZAYACAK
Metrobüs hattımızı Büyükçekmece-Mimar Sinan’a kadar uzatacağız. Hattın Silivri’yle bağlantısını İETT’nin uygun büyüklükte ve sefer sıklığı yüksek araçlarıyla entegre bir şekilde sağlayacağız. Ancak metrobüse yapacağımız en büyük iyilik kuşkusuz İncirli-Sefaköy-Beylikdüzü-Tüyap Metro Hattı ile ekpsres metro HIZRAY’ın hayata geçmesiyle metrobüs üzerindeki yoğunluğu düşürmek ve yolculuğu daha konforlu hale getirmek olacak.
“KANAL İSTANBUL KÖPRÜSÜ UNUTULDU”
4 . Karayolu Ulaşımında Yeni Ekspres Hatlar ve Kavşak Düzenlemeleri: Biliyorsunuz Mahmutbey kavşağının yeniden düzenlenmesine yönelik bir projemiz vardı, Karayollarının yetkisinde kalıyor, yine de biz yapalım dedik, bakanlık kendi yetkisinde olduğunu söyleyerek yapmadı. Seçim dönemi geldi, şimdi iktidarın adayı bizim projemizi anlatıyor. Biz mutlu oluyoruz ama burayı yapmaları için seçimi hiç beklemesinler, Ulaştırma Bakanlığı bir an evvel projeyi hayata geçirebilir. Yine biliyorsunuz, Kanal İstanbul’a temel atıyoruz diye başladıkları bir bağlantı yolu köprüsü vardı. Tamamen algı oluşturmaya yönelik o yol ne oldu biliyor musunuz? Unutuldu. Biz vatandaşa hizmet etmek için başkalarının keyfini bekleyecek değiliz. Başakşehir’in kuzeyine doğru TEM otoyoluna paralel bir hat oluşturarak Mahmutbey yoğunluğunu baypas etmiş olacağız. Bir başka yoğun bölgemizi rahatlatmak üzere Dolmabahçe Levazım ve Balta Limanı tüneli ile ikinci köprüye bağlayacak biçimde yeniden projelendirdik. Böylece Beşiktaş Ortaköy trafiğine de rahat bir nefes aldırmış olacağız.
5. Yeni Nesil Deniz Ulaşımı: Raylı sistemler yatırımlarımız ve karayolu çözümlerimizle birlikte deniz ulaşımında gerçekleştirdiğimiz atılımlara bu dönemde devam edeceğiz. Tuzla, Pendik’ten ve yaz dönemlerinde Avcılar’dan Adalara yeni vapur seferleri koyacağız. Haliç boyunca tramvay duraklarımızla entegre bir mekik hattımız ve kültür, sanat mekanlarını birbirine bağlayacağımız hattımız olacak.
6. Ulaşım Sektöründe Tam Entegrasyon: Esnafımızın sorunlarını çözecek sistemin eksiklerini kapatacağız. Yeni servis aracı plakası tahsis etmeyeceğiz. Arnavutköy ilçemizden başladık, yakında minibüs hatlarımızın tamamını toplu ulaşım sistemimize entegre edeceğiz. Vatandaşlarımız İstanbulkart ile minibüse binerek tüm indirimlerden ve aktarma imkanından faydalanabilecek.İstanbul’a yakışan taksi sistemini önümüzdeki dönem mutlaka uygulayacağız.
“ABONMANDA KALAN BAKİYE SONRAKİ AYA AKTARILACAK”
7. Ulaşım İndirimleri: Ülkemizdeki ekonomik koşullar maalesef iş bulma umudu azalıyor. Bölgesel İstihdam Ofislerimize iş başvurusunda bulunan vatandaşlarımıza üç ay süreyle günde dört seferlik ücretsiz toplu ulaşım imkanı sağlayacağız. Abonman İstanbulkart kullanan vatandaşlarımızın kalan bakiyelerini bir sonraki aya aktarma olanağı sunacağız.
ASGARİ ÜCRETLİ VE ÖĞRENCİYE ULAŞIM DESTEĞİ
Tek asgari ücret ile geçinen hanelere nakdi destekte bulunacağız. Bu kapsamda, hanedeki bir kişi için yıl boyunca toplam 10 bin TL ulaşım desteği vereceğiz. Bunun yanı sıra İstanbul’da eğitimine devam eden ve eğitim bursundan yararlanamayan 100.000 öğrenciye her yıl ücretsiz ulaşım desteği sağlayacağız.
“EKREM’İN ÜZERİNE TOZ BİLE KONMAZ”
8. İki Yeni Otogar: Pendik Kurtköy ve Habipler’de raylı sistemlerle tam entegre iki yeni otogarımızın inşaatına başlayıp önümüzdeki dönemde tamamlayacağız.3 yıldır engelleniyoruz bu konuda da. Ödleri kopuyor Ekrem’e bir şey vereceğiz diye. İmzalayacaklar, yukarı bakıyorlar. Tavuğun su içerken yukarı bakması gibi. Aday; ‘ne söyleyeyim ne söylemeyeyim’ diye bakıyor. Kumpas, CHP’nin içi… Geçin o işleri, Ekrem’in üzerine toz bile konmaz. İşinize bakın.
9. Otopark sayısını iki katına çıkaracağız: Mevcut otoparklarımızı yenilikçi ve akıllı teknolojileri kullanarak mekanik otoparklara dönüştüreceğiz. Doğal yapıya, parklarımıza zarar vermeden caddelerimizden ve atıl alanlardan yararlanarak yeraltı otoparkları yapacağız.
10. Ulaşımda Yenilikçi Dönüşüm: Otobüslerimizde başladığımız elektrikli araç dönüşümünü hızla devam ettireceğiz. 2024 -2029 arasında toplam 575 otobüsümüzü dönüştürmüş olacağız. Metrobüslerimizde de elektrikli sisteme geçiş için hazırlıklarımız tamam, 250 elektrikli metrobüs, 1300 elektrikli otobüsle filomuzu güçlendireceğiz.
]]>
“100’ER BİN DOLAR BURS VERDİKLERİ 3 İBB ÇALIŞANI DA MİLLETVEKİLİ OLDU”
İmamoğlu, konuşmasında özetle şunları söyledi:
* “Hani birini İBB’de işe aldılar, hatırlar mısınız? Şans bu ya; işe alıyorlar, tesadüf bu ya; işe girdiği gün, ona burs çıkıyor. Bak sen! Bakın işe girdiği gün, ona burs çıkıyor. Hem de birisi Türkiye dışında yaşarken. Nasıl oluyorsa hem yurt dışında yaşıyor hem işe giriyor hem de burs kazanıyor. Ya bu nasıl bir şans değil mi? Diğeri de Metro A.Ş.’de işe girdi. Bu daha komik. Metro A.Ş.’de işe girdi. Hemen ona burs çıktı. Ama ayarlanan bursa bakın şimdi. Metro A.Ş.’ye giriyor. Ama oraya işe girene, ne bursu çıkıyor biliyor musunuz? Siyaset bilimi bursu! Bak sen.
* Metro A.Ş.’de, teknik bir yerde siyaset bilimi. Metro’yla siyasetin ne alakası var? Yok. ‘Burs kazandılar’ derken yanlış anlamayın. Sizlerin parasıyla bursları planladılar, planladılar; burs kazanmadı. Sizin paranızla ne yaptılar biliyor musunuz? Biz, inim inim inleyerek, 100 bin gencimize 7 bin 500’er lira burs verdik. Seneye 100 bin gencimize, 15’er bin lira vermek için bütçeden ne kadar ayıracağız bu sene biliyor musunuz? 1,5 milyar lira. 1,5 katrilyon lira. Kime? Çocuklarımıza, milletin çocuklarına. Onlar ne yaptılar? Bir tanesine 100 bin dolarcık, bir tanesine 120 bin dolarcık burs verdiler. Suç duyurusunda bulunduk. Mahkemelerde sürüyor üçü de. Sonra ne oldu? Şansa bak. O üç kişi işe girerken, şanslarına 100’er bin dolar burs verilirken -şans- bir de ne olsun? Üçü de milletvekili oldu. Bak sen şimdi! Dün okudum; içlerinden birisi mahkemeye gitmiş. Bu doğru, bu gerçek haberler için yayın yasağı aldırmış. Yayın yapamıyorsun? Onun için ben buradan naklen anlatıyorum.

“GÜLÜYORUZ AMA BU BİZİM AĞLANACAK HALİMİZ”
* Sevgili dostlar; gülüyoruz ama bu bizim ağlanacak halimiz. Onun için İstanbul’da iş yapamadılar. Onun için İstanbul’un bereketi kaçtı. İstanbul’un, milletin parasının bile bereketini kaçırdılar. Kentin, şehrin adeta kepenklerini indirdiler. Bunların hepsi yaşanırken, nasıl bir dönemdi? Tekrar hatırlatayım. Hem merkezi yönetim hem de yerel yönetim onlardaydı. Sonra ne oldu? Biz geldik. 16 milyon insanımız kazandı. Hep birlikte geldik.
* Ne dediler gelir gelmez, ‘Seni topal ördek yapacağız’ dediler. Ne oldu? Bizden çıktı atom karınca. Kafaları karıştı. Açılışlara, temel atmalara gün yetmiyor, akşam yetmiyor. Dün gece saat 22.00’de açılış yaptım. Ta Durusu Terkos’da, Arnavutköy’de. Önümüzdeki dönemde ne yapacağız biliyor musunuz? Daha çok çalışacağız. Bize şimdi ‘atom karınca’ diyorsunuz ama o gün öyle çalışacağız ki, bize koyacak isim bulamayacaksınız. Daha çok çalışacağız, daha çok. Onları çalışkanlığımızla ezeceğiz.

“SOSYAL DESTEKLERİ DAHA DA BÜYÜTECEĞİZ”
* Sosyal destekleri daha da büyüteceğiz. 100 bin yeni evli çifte 30 bin lira destek sağlayacağız. Gençlerin evlenmesine katkı sunacağız. 45 bin haneye Yenidoğan Destek Paketi sunacağız bebelerimize, o güzel annelerine. Test asgari ücretle geçinen hanelere, bir kişiye yıllık 10 bin lira ulaşım desteği vereceğiz. Tek asgari ücretle geçinen hanelere, yıllık 10 bin lira pazar alışverişi desteği vereceğiz. Önümüzdeki dönemde, Ilk ve ortaokula giden çocuklarımıza, 2 milyon adet okul beslenme paketini biz dağıtacağız. Biz onlarla ilgilenirken, onlar ne yapıyor? Ramazan ayında bile, bizimle ilgili kumpaslarla uğraşıyorlar. Kötülüklerinde boğulsunlar. İşleri güçleri otobüs reklamı çekmek. Bir de başaramıyorlar. Rezil oluyorlar. Niye? Yaradan büyük, Yaradan iyinin yanında. Her seferinde ifşa oluyorlar. Öyle değil mi. Her yıl, her ay kul hakkı yediniz, bari bir ay yemeyin yahu. Ramazan’da rahat durun yahu. Ramazan’da kul hakkı yemeyin. Ramazan’ın içindeyiz, bari iftira atmayın. Atarlar. Hem de nasıl?

“ADALET BAKANI, UTANMADAN İDDİANAME YAZIYOR”
* 16 milyonun, sizlerin iradesini gördüler ya, şimdi oylar yükseliyor ya, ha bire; engelleyemiyorlar ya… Hemen türlü türlü iftiralar atmaya başladılar. İftira atıyorlar, yalanları ortaya çıkıyor, yine yüzleri kızarmıyor. Yalanı konuşuyorlar, yine yüzleri kızarmıyor. Bakın ne dediler? ‘Görüntü çok yeni’ dediler, sonra ‘Görüntüdeki para İBB’den geldi’ dediler. ‘Olay yeri CHP’nin İstanbul İl Başkanlığı’ dediler. Gördünüz mü bilmiyorum? Sonra utanmadan, edepsizce, ‘Bu parayı CHP kurultayında kullandılar’ dediler. A’dan Z’ye yalan çıktı mı? Evet. Orada tarih bile yazıyor. Yani kendi yalanlarında, kendi kumpaslarında kendileri boğuluyor.
* Amaçları neydi? Sözüm ona CHP içerisinde bir ayrılıkçılık çıkarmak. İçten karışsın istediler. Kurdukları tuzağı başlarına geçirdik mi? Ama durmuyorlar. Kim kaşıdı bugün? Hemen Adalet Bakanı çıktı, adam oturmuş, Bakan Bey, bir de utanmadan iddianame yazıyor! Ya bir bakan, bu tür konularda susar. Yerinde durur, konuşmaz. En son konuşacak insandır. Oradan iddianame yazıyor. İstanbul’daki savcıya gönderiyor. Diyor ki yani, ‘Resmen, alenen böyle yap. Talimatımdır’ diyor. Talimat vermeye yüzü yok, ekranlar üzerinden veriyor. Sen nasıl adalet bakanısın. Sen mi adaleti savunacaksın? Senin olduğun sistemde mi seçime gireceğiz biz?

“BUNLAR; SORSAN ‘YARGI BAĞIMSIZ’ DERLER”
* 2019’da bize ne yaşattılarsa, aynısını yaşatma arzusundalar. Ama millet, 16 milyon İstanbullu, 86 milyon milletimiz, sizin kumpaslarınızı başınıza geçirecek sandıkta, başınıza geçirecek. Bunlar; sorsan ‘Yargı bağımsız’ derler. İftirayı atan da iftiranın başını çeken de kim biliyor musunuz? Sözüm ona bir meczup gazeteci. Meczup gazeteci bile değil, meczubun önde gidene. Devletin bankasından 800 milyon dolar kredi çekip, kendisine medya satın alan kişinin elemanı. Çalışanı bile demem ona, elemanı, silahşoru. Devlet bankasından para almak derken, adında ‘Ziraat’ geçen bir banka. Vatandaşın parası değil mi? Hepimizin parası. Sizin paranızla medya satın alınıyor, sonra o bankadan para çekerek satın alan kişinin elemanı da bize iftira atıyor, iftiranın da lokomotifi oluyor. Yüzü de yok zaten. Edepsizin önde gideni. Üstelik krediyi ödeyen de bir patronun elemanı da değil, parayı da ödemiyor. 800 milyon dolar.

“ÖNCE PATRONUNA BAKACAKSIN, SONRA AYNAYA BAKACAKSIN”
* Hadi bakalım, şimdi sen de gazetecisin! O gazeteci olduğu gibi, o televizyonda konuşan kişi sözüm ona bana doğruları savunuyor. Hadi oradan. İşine bak. Kargalar güler sana, kargalar. Önce patronuna bakacaksın. Sonra aynaya bakacaksın. Ya da o gazete, televizyon, ‘Ben gazeteyim, televizyonum’ diyorsa bu mensupları, bu gazeteci değil, bu mensupları, o televizyona çıkartmayacak. Bakın ben size söyleyeyim. Devletin bankası değil mi? Adında ‘Ziraat’ yazıyor, ziraat. Allah aşkına, çiftçiye destek olsun diye kurulmuş bu banka, sizlerin parasıyla beslenen bu banka, medya satın alsın diye birisine para verir mi? Bir kişinin izni olmadan o verilir mi? Mümkün mü? Onun için bakın ben size söyleyeyim. Bir başka kamu bankası da -hatırlayın-Ankara’da, birkaç ay önce tutuklanan organize suç örgütü liderine ne kadar kredi vermişti biliyor musunuz? 700 milyon lira. Hem de nasıl vermişti? Kefilsiz. Yahu bunların Allah’tan korkusu falan yok.

“MEMLEKETİN DE BEREKETİNİ KAÇIRDI BUNLAR”
* İstanbul Büyükşehir Belediyesi, milletin belediyesi, kamu bankalarından ne kadar kredi alabildi 5 senede. Sıfır, sıfır. Sen, kamunun en güvenilir kuruluşuna bir lira bile vermeyeceksin. Ama bir adam medya satın alsın diye, tutuklanan bir suçlu paranı kullansın diye -nereye kullanacaksa- milyarlarca lirayı vereceksin. Bunlara para dağıtacaksın. Bunlar var ya, devletin bütçesinde de para bırakmadı söyleyeyim size. Zaten biz İBB’yi aldığımızda, kasasında 6 milyon lira vardı. Bizim o zaman bir aylık maaşımız, 280 milyon liraydı. Kasada 6 milyon lira bırakarak, koca bu kurumu bize verdiler.
* Bizim yıl sonu ise kasamızda, tam 27 milyar lira vardı, 27 milyar. Hem de bu kadar iş yaptık. Bunlar, bereket mereket bırakmadı. Memleketin de bereketini kaçırdı bunlar. Sonra da utanmadan emeklilere ne diyorlar? ’10 bin lirayla geçinin’ diyorlar. Bana bugün bir emekli bir ağabeyimiz ne dedi biliyor musunuz? Yine Tuzla’nın bir mahallesinde. Bana dedi ki, ’10 bin lirayla nasıl geçineceğimi Saray, listesini yazsın, yollasın. Ben bilmiyorum, bulamıyorum yolunu, yöntemini. Bana listesini yollasın, ona göre bari harcayayım. Yöntemini bana anlatsın’ dedi. Feryat ederek, göğsüme vurarak.
“ESKİDEN ‘MİLLET, MİLLET’ DİYENLER…”
* Onun için hem ’10 bin lirayla geçinin’ diyorlar hem de zam yaparlarsa ne diyorlar? Bütçeye yük getirirmiş. O milyarların dağıtırken -hem de tahsil edilmemek üzere- bütçeye yük getirmiyordu da şimdi mi yük getiriyor emekliye 10 bin lira verirken? Eskiden ‘millet, millet’ diyenler, bugün kendi milletini hem de yıllarca bu millete hizmet etmiş amcalarımızı, teyzelerimizi kendine yük görmeye başladı yük. Buna ne denir biliyor musunuz? Onun sesiyle demeye çalışayım, ‘Nereden nereye’ derler? Nerede nereye? Bir de çıkmış diyor ki, ‘Hakikatleri yüzümüze haykırın.’ Bak sen ya! ‘Hatalarımızı görün.’ Aman aman. Şirinliğe bakar mısınız? Emekliler haykırıyor. Atanamayan öğretmenler haykırıyor. Öğretmenler haykırıyor, diyor ki, ‘Ya mülakat yapmama sözü verdin. Hani kaldıracaktın? On bir ay geçti. Ne oldu? Hani? Hani?’ Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Yüzümüze haykırın’ diyor ya; bak haykırıyor. Ben, onlar adına haykırıyorum. Adalet arayanlar haykırıyor. Memlekette mağdur olmayan, haykırmayan bir kesim kalmadı. Herkes haykırıyor. Herkes haykırıyor da senin duymaya niyetin var mı Allah aşkına? Yok.
“BU MİLLET YÜZÜNE HAYKIRACAK AMA MERAK ETME”
* Lafa gelince tatlı, sorsan demokrat! Çünkü, onun kurduğu cümleler gerçeğe yansıtmıyor. Sokak röportajlarında bile konuşan bir kişiyi hemen alıp içeri attılar. Bu millet yüzüne haykıracak ama, merak etme. Nerede haykıracak biliyor musun? 31 Mart’ta, sandıkta, sandıkta, sandıkta haykıracak. 31 Mart’ta, öyle bir hakikatle bu usulsüzlükleri, bu haksız, hukuksuz ortamı, bakanın bile görevini unutup, seçimle uğraştığı ortamla ilgili öyle bir hakikatle karşılaşacaksınız ki; ezdiğin, sefalete sürüklediğin, derdiyle dertlenmediğin, yanında durmadığın bu millet, haykıracak. Çok büyük haykıracak hem de. Bunlar 2019’da da aynı işleri yaptılar. Bunlar, 2019’da da uydurma iftiralarla bizi bastıracaklarını zannettiler. Seçimi bile çaldılar, seçimi elimizden aldılar. Hatırlayın, sizin iradenizi elinizden aldılar. Ne dediler? Sandıkta 700 terörist varmış! 1000’e yakın da İBB’de vardı.
“İFTİRAYI ATARLAR, YALANI SÖYLERLER, ONDAN SONRA PİŞKİN PİŞKİN GEZERLER”
* Bunlar böyle yaparlar; iftirayı atarlar, yalanı söylerler, ondan sonra pişkin pişkin gezerler. Seçimden sonra da ne derler biliyor musunuz? ‘O siyaseten söylenmiş bir laftı.’ Birine ‘yalancı’ denir mi siyaseten? Bir insana yalancı demek, dünyanın en büyük hakareti. Ben durup dururken birine yalancı diyebilir miyim? Hayır. Devletin en başındakinden İstanbul’daki adayına, bakanından bilmem kime, herkes işin ortağı. Sonra ne oldu? Seçimden sonra davalar, mavalar… 1 tane bile suçlu yok. Bulamadın. Yahu bu yalanlarınızda boğulun. Allah sizi ıslah etsin. Bak Ramazan ayında buradan dua ediyorum: Allah sizi ıslah etsin. Allah size akıl versin.
“BU MİLLET SİZE FIRSAT VERMEYECEK”
* Ama bu millet, size fırsat vermeyecek, vermeyecek. Biz, her kökenden, her hayat tarzından, her siyasi görüşten, 16 milyon İstanbulluyuz. Biz büyük ve güçlü İstanbul İttifakı’yız. İstanbul İttifakı; gençlerin, kadınların ve emeklilerin ittifakıdır. İstanbul İttifakı, namusuyla çalışan büyük çoğunluğun ittifakı. İstanbul İttifakı, haktan ve adaletten yana olanların ittifakıdır. 2019’da İstanbul’un talan edilmesine ‘dur’ diyen bu ittifak, 31 Mart’ta yine tarih yazacak. Kardeşlerim, güzel hemşehrilerim bir kez daha birleşelim. Gelin, başlattığımız büyük hizmet, icraat ve yatırım dönemi daha güçlü devam etsin. Haydi İstanbul, haydi İstanbul, tam yol ileri, tam yol ileri.”

Gökçeoğlu, zarar verme potansiyeline sahip doğa olaylarının, yapılaşma ve planlamadaki yanlışlar, mühendislik prensiplerinin yeterince veya hiç dikkate alınmaması sonucu afete dönüştüğünü vurguladı.
Özellikle depremlerin, afete karşı hazırlıklarını tamamlamayan, yoğun yerleşik nüfus ve ekonomik aktiviteye sahip bölgelerde gerçekleşmesi sonucu kayıp ve zararların arttığına dikkati çeken Gökçeoğlu, nerede hangi doğal tehlikenin gelişebileceğinin farkında olunması gerektiğini söyledi.
PLAN OLURSA AFETE DÖNÜŞMEZ
Gökçeoğlu, “Bu farkındalığa göre yapacağımız planlamalarla, seçeceğimiz yerleşimlerle, yapacağımız binalarımızla, kamu ve hizmet binalarımızla, demir yolu, kara yolu, otoyol gibi ulaştırma yapılarımızla; bunların altyapı sistemlerini, elektrik, kanalizasyon, su sistemlerini buna göre planlar, projelendirir ve yaparsak hiçbir doğal tehlike bizim için afete dönüşmez. Ufak tefek kayıplarımız olabilir ama afete dönüşmez” dedi.
Karlıova’dan başlayıp Saros Körfezi’ne kadar giden Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun birçok segmentten oluştuğuna değinen Gökçeoğlu, bu segmentlerin neredeyse tamamının son yüzyılda kırıldığını dile getirdi.
Gökçeoğlu, kırılmayan iki segmentten birinin Marmara Denizi, diğerinin Bingöl-Erzincan arasındaki Yedisu segmenti olduğunu anlatarak, şöyle devam etti:
– Dolayısıyla bu ikisi üzerinde bilimsel olarak da teknik olarak da deprem beklentisi var. Depremin, Marmara Denizi’nde daha yakın zamanda olması muhtemel çünkü 1999 depreminden 3 ay sonra Düzce Depremi gerçekleşti. Oradaki segment de kırıldı. 1912’de Saros Depremi var. 1912 ile 1999 depremleri arasındaki bölge şu anda depreme hazır biçimde bekliyor. Halk arasındaki deyimle artık eli kulağında bekliyoruz. Kimilerine göre bu iki parçada kırılır 7’yi bulmaz, kimilerine göre tek parçada kırılır 7,4’e ulaşır.
MARMARA’NIN TAMAMINI ETKİLER
Gökçeoğlu, Marmara Denizi’nde sismik çalışmalardan yola çıkılarak elde edilen verilerin olduğunu ancak deniz dibini karadaki kadar net göremediklerine değinerek, “Bu deprem ister 6,9 ister 7,2 olsun öyle ya da böyle İstanbul’u, Kocaeli’yi, Yalova’yı, Bursa’yı, Bandırma’yı hatta Tekirdağ’ı ciddi biçimde etkileme potansiyeline sahip. Yani Marmara Bölgesi’ne hep ‘İstanbul İstanbul’ deniyor ama o bölgenin neredeyse tamamını ciddi biçimde etkileme potansiyeline sahip” değerlendirmesinde bulundu.
Depremi üretecek aktif fay Marmara Denizi içinde kaldığından kıyısı bulunan kentlerin etkileneceğine işaret eden Gökçeoğlu, İstanbul’a dikkati çekerken diğer şehirleri de gözden kaçırmamak gerektiğini çünkü fayın diğer illere de oldukça yakın konumda bulunduğunu söyledi.
TSUNAMİ UYARISI
Gökçeoğlu, Marmara Denizi’ndeki fayın kuzey bölgesinde olan ciddi boyuttaki deniz altı heyelanlarının depremin ardından tetiklenmesinin söz konusu olduğunu, bu nedenle tsunami etkisinin görülebileceğini kaydetti.
Bu kapsamda Anadolu yakasının Avrupa yakasına göre jeolojik açıdan biraz daha şanslı olduğunu belirten Gökçeoğlu, yine de yapı kalitesi, ulaşım ve altyapı ağının, yaşanması muhtemel depremdeki kayıpların boyutunu etkileyecek parametreler olduğunu anlattı.
İstanbul’daki yeni yapıların birçoğunun iyi mühendislik hizmeti aldığını ifade eden Gökçeoğlu, olası depremde İstanbul’daki köprü, tünel ve metro sistemlerinde hasar oluşmasını beklemediklerini, eski, birbirine girmiş, planlama ve mühendislik hizmeti doğru olmayan eski yapılarda ise hasarın kaçınılmaz olduğunu sözlerine ekledi.
]]>“5 TARİHİ YAPININ BAKIM VE ONARIMINI YAPTIK”
Terkos Kültür Evi’ne dönüştürdükleri alanın, teknolojik gelişimlerin hızlanmasıyla süreç içerisinde müze vasfına büründüğünü aktaran İmamoğlu, “Burada, tarihi bir mirasa sahip çıkıyoruz” diye konuştu. Terkos Kültür Evi bünyesinde müzeyle birlikte kültür alanları ve BELTUR Kafe gibi sosyal alanların bulunduğu bilgisini paylaşan İmamoğlu, “Burasının Arnavutköy, Çatalca bölgesine hitap etmesini arzu ediyorum. Ama ben eminim ki, bu alanı Tekin Aras Başkanımla birlikte, çok güzel buluşmalara, çok değerli kültürel buluşmalara, çok değerli sanatsal buluşmaları açacağız. Burada 5 tane tarihi yapının bakım ve onarımını yaptık. Ve yapımızın hizmete sunulmasıyla beraber, özellikle yeme-içme alanımızın ve buradaki çok kıymetli kültür alanımızın ilgi göreceğini biliyoruz” ifadelerini kullandı.
“YARADAN, GÖNLÜ GÜZEL VE İYİ İNSANLARIN DUASINI KABUL EDER”
“Bugün Ramazan’ın ilk günü” diyen İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
* “Ramazan ayında ben hep derim ki, ‘Ya Rabbi, bizi hep güzelliklerle buluştur. Bizi güzel insanlarımızın sağlıklı, mutlu, huzurlu olduğu günlerde bir araya getir. Yüzümüz hep güleç olsun. Birbirimize selam verelim. Birbirimize hoşgörümüz bol, önyargımız hiç olmasın. Birbirimizi sevelim, sayalım, yaygı duyalım. Birbirimizin iyiliği için mücadele edelim.’ Bu memleketin her insanı, bizim insanımız. Allah, bu memleketin her insanını iftiradan, yalandan, gıybetten korusun. Onun için ben diyorum; Yaradan, gönlü güzel ve iyi olan insanların duasını kabul eder. Bizim milletimiz, öyle bir millet. Bu güzel millet, şu anda İstanbul’da, Arnavutköy’de bir arada yaşıyor. Daha mutlu olacak. Çok güzel işler başaracağız. Size hak ettiğiniz ortamları oluşturacağız. Siz, buralarda huzurlu olacaksınız. Bizim inancımızın, bizim dinimizin bize bahşettiği güzel günlerde, güzel aylarda, Ramazan ayında da bir arada olacağız, milli bayramlarımızda da bir arada olacağız.
“CUMHURİYET, HER VATANDAŞI EŞİTLER”
* Cennet vatanımızın bir karış toprağına sıkıntı gelemez, getirmeyiz. Bir vatandaşımızı bile geride bırakmayız, bırakamayız. Hepsi bizim. Bu vatanın her parçası bizim. Cumhuriyet nedir biliyor musunuz? Cumhuriyet, her vatandaşı eşitler. Şu gördüğünüz İstanbul’a belediye başkanı seçtiğiniz kardeşinizin, hemşehrinizin hakkıyla, hukukuyla; Tekin Aras’ın hakkı, hukuku eşittir. Sizlerin herhangi birisiyle benim hakkım, hukukum eşittir. Hiç kimse bir milim fazla, bir milim az değildir. Onun için biz, eşitlik hukuku içerisinde insanlarımızın hakkını, hukukunu koruyan bir düzeni şehirlerimizde var edeceğiz. Güzel, liyakatli insanları yönetici seçeceğiz. Ahlaklı ve erdemli bir dönemi İstanbul’un her yerinde harekete geçireceğiz göreceksiniz. Ne kazanacak? Sevgi kazanacak, sevgi. Ne kazanacak? Arnavutköy’de Tekin Aras kazanacak. Ona göre hemşehrilerimizden destek istiyoruz.
“BİRLİKTE ÜRETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
* Burada hemen yanı başındayız. Çatalca’da da -televizyon programı vardı yetişemedi- Erhan Güzel kardeşimi unutmayın. O da güzel bir kardeşimiz. İki genç arkadaşımız, Tekin Aras ve Erhan Güzel, iki ilçede gençliğiyle, enerjisiyle, iyi niyetiyle, kalbiyle, çalışkanlığıyla iki ilçeyi omuz omuza, İstanbul’un en yaşanılır ilçesi haline getirecek. Bu kardeşiniz de onlara ağabeylik yapacak. Birlikte, ortak akılla, çok başarılı olacağız. Size söz veriyoruz. Şafak Bey, Suat Bey ve diğer arkadaşlarımızın özenli çalışmaları, bize bugünü kazandırdı. Elbette bu süreçte hep birlikte üretmeye devam edeceğiz. Biz, gündüzleri temellerimizi sığdıramadığımız için gece de zamanınızı alıyoruz; kusurumuza bakmayın. Gece, gündüz çalışmaya devam edeceğiz.”
]]>Babası Sufi Beyin görevi dolayısıyla eğitimine Halep’te, Frere Maristes’te başlayan ve Adana Kemal Paşa İlkokulunda devam eden sanatçı, o günleri ise şu sözlerle aktarmıştı:
“Halep’teki Frere Maristes adlı Fransız mektebine gidiyor, tatillerde Adana’ya geliyordum. Annem keman ve ud çalar keyfince, ablam piyano çalarak Fransızca şarkılar söylerdi. Babamın tarafında herkes bir enstrüman çalar, güzel şarkı söylerdi. Evde fasıl kurulur, hepsi birer radyo icracısı gibi öyle güzel icra ederdi ki şarkıları. Ben de onları dinler, feyz alırdım.
Doğduğumda dedem anneme bir gramofon vermiş. Dedem ve babamın getirdiği taş plaklardan Tino Rossi, Caruso, Mozart, Hafız Burhan, Münir Nurettin plaklarını dinlerdik. Dinlediğim şarkıları çok güzel söylüyordum. İstanbul’a yerleşince, ortaokulda teneffüslerde arkadaşlarımın ısrarı üzerine bahçe duvarına çıkar, şarkı söylerdim.”
İlk müzik grubunu lise yıllarında kurdu
İstanbul’da Fatih Gelenbevi Ortaokulu’na giden sanatçı, 1951’de başladığı Sultanahmet Ticaret Lisesinden mezun oldu. Lise yıllarında İstanbul’da Şevket Uğurluel, Kanat Gür, Salim Ağırbaş ve Metin Ersoy ile kurduğu ilk grubuyla Florya plajında müzik yaptı.
Erol Büyükburç, bir yandan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarına devam ederken diğer yandan Alis Rosental’dan şan dersleri aldı.
İstanbul Üniversitesi İktisadi Ticari İlimler Akademisi’nin Yüksek Ticaret bölümünde okuyan sanatçı, üçüncü sınıfta okuldan ayrıldı.
Başarılı sanatçı, kendi adına kurduğu ilk orkestrası Erol Büyükburç Vokal Grubu ile çeşitli müzik türlerinin Türkiye’deki öncü uygulayıcısı oldu. “Little Lucy” adlı bestesini 1961’de plak yapan sanatçı, ardından “Kiss Me”, “Lover’s Wish” ve “Memories” adlı bestelere imza attı.
1964’te Balkan Melodileri Festivali’ne katıldı
Büyükburç,1950’li yıllarda İngilizce sözlü yabancı besteleri yorumlamaya başladı ve daha sonra folk düzenlemelere imza attı.
Milli Orkestra ile 1964’te Belgrat’ta yapılan Balkan Melodileri Festivali’ne katılan sanatçı, farklı giyim tarzına ilişkin yaptığı bir açıklamada, “Anadolu popunun ortaya çıkışı, benim halk türkülerini aranje etmemle başlayan süreçtir. Farklı olmak istiyordum. Zeki Müren ve diğer şarkıcılar sahnede siyah smokinle şarkı söylüyordu. ‘O kadar ciddiyete gerek yok’ dedim. Las Vegas ve Hollywood’un pırıltısını sahne şovlarıma uyguladım ve kıyafetlerimde çok cüretkar davrandım” ifadelerini kullanmıştı.
Sanatçı, 1992’ye kadar çocuk şarkılarının yanı sıra kendi hazırladığı kukla karakterleri ve kukla oyunları için şarkılar yaptı, 1990’dan 2007’ye, TRT için tango emisyonlarına imza attı, yabancı şarkılara Türkçe söz yazıp yorumladı.
İlk albümü “Sevgi Çiçekleri”ni 1975’te müzikseverlerle buluşturan sanatçı, 1981’de “Sevemem” adlı şarkısının da aralarında olduğu “Sen Varsın”ı yayımladı. Albümdeki Sevemem şarkısı ile ün kazandı.
İstanbul’daki evinde 12 Mart 2015’te yaşamını yitiren sanatçı, Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.
200’e yakın ödül aldı
“Kırık Kalp”, “Yasemin”, “Hop Dedik”, “Dünya Durdukça”,”Karakaş Gözlerin Elmas”, “Ağlarım”, “Aşk Yolunda” ve “Zeynebim” adlı eserlerin de aralarında bulunduğu 6 taş plak, 5 long play, 75 tane 45’lik, 9 kasete imza atan sanatçı ayrıca, 20 fotoromanda yer aldı.
Türkiye’nin Elvis’i olarak da anılan sanatçı, kariyerinde 200’e yakın ödüle değer görüldü, 1800 kadar şarkı yorumladı.
Yaşamı boyunca 33 filmde rol alan sanatçının oynadığı filmlerden bazıları şöyle:
“Neşeli Aşıklar”, “Kızılcıklar Oldu mu?”, “Gençlik Türküsü”, “Sus Sus Kimseler Duymasın”, “Menekşe Gözler”, “Turist Ömer Arabistan’da”, “Kavanoz Dipli Dünya”, “Kader Rüzgarı”, “Kurban Olayım”, “Nerdesin Firuze”, “Hababam Sınıfı Merhaba” ve “Hırçın Kız Kadife”
]]>Proje ile Küçükçekmece, Başakşehir ve Beylikdüzü ilçelerinde yaşanan su taşkınlarının önüne geçilecek.
Küçükçekmece Ayamama-Kaynarca Yağmur Suyu Tüneli ile Gürpınar Yağmur Suyu Tüneli kazısının başlaması nedeniyle düzenlenen törene CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, milletvekilleri katıldı.
İKTİDAR ORTAKLARINA TEMİZ DİL ÇAĞIRISI
Atatürk Mahallesi’nde kurulan şantiye alanında gerçekleştirilen törende konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Ramazan’ın ülkemize, İslam coğrafyasına ve bütün dünyaya öncelikle huzur ve barış getirmesini diliyorum. Özellikle Filistin’de akan kanın durmasını, mezalimin durmasını bekliyoruz. Ramazanın güzel ahlakının, güzel dilinin siyasete de sirayet etmesini bekliyoruz. Bu konudaki özenli tutumumuzu biz sürdüreceğiz. Birileri hakaret ediyor, iftira ediyorlar. Seçmene şantaj yapıyorlar. Vatandaşa, vatandaşın tercihleri üzerinden hakaret ediyorlar. Biz bu kavgaların dışında duruyoruz. Kavga yapacaksak emeklinin, emekçinin, esnafın, çiftçinin talepleri üzerinden bir kavga yapıyoruz ve temiz bir dil kullanmaya çalışıyoruz. Buradan iktidar partisinin ve ittifak ortaklarının liderlerinin de ramazanlarını kutluyorum. Ve artık Türkiye’ye yakışmayan hiçbirimize yakışmayan bu dili terk etmeye davet ediyorum onları. Korkuyu örgütlemek, öfkeyi örgütlemek keskin bir bıçaktır. Döner dolaşır, kendini vurur, kimseye faydası olmayan bir dildir. Biz özenli dilimizi sürdüreceğiz” dedi.
“İSRAİL İLE TİCARETİ BİTİRİN”
Özel, şöyle konuştu:
-Ramazan’ın ilk gününde Türkiye’deki çok sayıda insanın özellikle geçmişte Recep Tayyip Erdoğan’ı çok desteklemiş, ondan çok ummuş, onunla birlikte çok yol yürümüş ama derin hayal kırıklıkları yaşayan insanlar var.
-Diyorlar ki ‘İsrail’le ticaret ihanettir. Siz bir yandan Filistin’de yaşananlara gözyaşı dökeceksiniz. Bir yandan yakınlarınızın, arkadaşlarınızın, yakın çevrenizin, siyaset arkadaşlarınızın, destekçilerinizin gemileri İsrail ile Türkiye limanları arasında mekik dokuyacak.”
-Afrika ülkeleri kara sularını İsrail ticaretine kapatmışken Çin’den gelen gemiler 20 günde alacakları yolu bazı ülkelerin tepkisi yüzünden 40 günde almak zorunda kalıyorken Filistin’i dilinden düşürmeyenlerin, İsrail’le yapılan ticaretin misliyle arttırmasını, daha dün akşam saatlerinde Türkiye’den çimento taşıyan gemiler ayrıldı.
-Gübre taşıyan gemiler ayrıldı ki, gübre dediğinizin aslında patlayıcı yapımında da kullanılabilen bir madde olduğunu hiç kimsenin unutmaması gerekiyor. İğneden ipliğe kargo gemileri ayrıldı. Ve bir yandan da Filistin’de zulüm sürüyor.
-Biz de buradan Recep Tayyip Erdoğan’a eğer İsrail’e bir şey söyleyeceksen yandaşlarının ticaretini keserek söyleyeceksin.
-Bu Ramazan mübarek günde İsrail’deki zulmün bitmesini istiyorsan önce ticareti bitireceksin diye bir hatırlatmayla başlayalım.
“O KUYRUĞUN UTANCI 22 YILLIK İKTİDARINDIR”
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile rakibi Murat Kurum arasındaki kent lokantaları polemiğine de değinen Özel “Başkan, birazcık da öfkelenmiş haklı olarak. Bu kent lokantalarının önündeki kuyruğa laf etmek var ya… O kuyrukta bir onur, bir gurur, bir de utanç var. Emin olun o kuyruğun utancı bu yoksulluğu yok etmeyen 22 yıllık iktidarınındır. Orada yemeğini yiyen, karnını doyuranların onuru da gururu da sana ve ekibinedir başkanım” dedi.
“BİRİLERİ SİNİRLİ BİZ RAHATIZ”
Özel, 2019’deki iki seçim arasındaki dönemde 130 milletvekili ile İstanbul’a geldiklerini hatırlatarak, şöyle konuştu:
-O günlerde Sultangazi’de dolaştım. İstanbul’un 13-14 ilçesinden sorumluydum. O İstanbul, bu İstanbul değildi.
-Geçen gün Ekrem Başkanla birlikte yine Sultangazi’deyiz. Arabanın ön camından selamlama yapıyoruz. Arabanın önüne atlıyor her yaştan anne. Anne Kart çıkarıp gösteriyorlar. Anne Kart meselesi, çocuklara süt meselesi, evlere yardım meselesi. Biz yoksulluğu yok etmeye geleceğiz.
-Ama bugüne kadar yoksulluğu yok etmeyip, yoksulluğu yönetenlere inat, o yoksulluk üzerinden siyaset yapmayanlara inat sağ elin verdiğini sol ele göstermeden verilen emeğin İstanbul sokaklarında nasıl bir karşılık bulduğunu görüyoruz.
-O yüzden de 31 Mart seçimleri için birileri endişeli, birileri korkuyor. Birisi sinirli, bir tanesi mahcup; ne diyeceğini şaşırmış gaf üstüne, gaf yapıyor. Ama biz rahatız. Çünkü biliyoruz ki bu insanlar kader kıymet bilen yapılan işi gören ve emeği teslim eden insanlardır.
METRO TARTIŞMASI
Özel şöyle devam etti:
-Metro tartışmasında herkes her şeyi gördü. 65 kilometre metroyu nasıl gizleyecek? Yerin altında diye çıkmış dün şöyle bir şey söylüyor; ‘Metro mu yapmış o. Hepsi yalan’ diyor.
-Ben biliyorum; İBB genel sekreter yardımcısıydı, biz İstanbul Büyükşehir’i alınca Ulaştırma Bakanı yaptı.
-İlk bütçede biz ona dedik ki ’10 tane metronun, 7 tane metronun inşaatını durdurmuşsun.’ Dedi ki ‘dış kaynak olmadan yapılamaz. Maliyetler yüksekti, durdurduk. Bulunduğunda yapılır.’ O 7’ye 3 daha eklendi.
-Dünyada hiçbir metropolde 10 metro inşaatı birden yok.10 AK Partili Trabzonlu,Trabzon’a bir hafif raylı sistem yapamadı.
-Bir tane CHP’li Trabzonlu İstanbul’a 10 tane metro yaptı. Öyle olunca biraz karın ağrısı oluyor tabii.10 Trabzonlu bir raylı sistem yapamazken İstanbul’un altında 10 metro için 10 bin kişi çalışıyorsa o iş içinde işi ehline teslim etmekle ilgili Kur’an’da ayet var. Peygamberin hadisi var. Söylenmiş onca söz var.
-Bu işler öyle boşuna yapılmıyor. Ekrem Başkan gitti, Japonya’dan o işlerin bir Türk kızı olarak gurur duyduğumuz bir insanı buldu getirdi Pelin Hanım’ı raylı sistemlerin başına getirdi. Genel sekreter yardımcısı yaptı.
-Dünya;İstanbul’a güvenen, Cumhuriyet Halk Partisi’nin belediyeciliğine güvenen ve Pelin Hanım’ın mesleki liyakatına güvenenler bu metro yatırımları için hükümetin ön kestiği yerde İstanbul’un önünü açacak kredileri verdiler. Bunların her bir tanesi çok çok kıymetlidir.
-Böyle kutsal bir günde, ramazanın ilk gününde bu mahallede bir daha gözyaşı akmasın diye bir daha yağmur başladığında esnafın yüreği ağzına gelmesin diye endişe edenlerin görünür yerlerde işler yapmak varken yerin dibine böylesine 1 milyarlık yatırımı yapmaya böyle bir dönemde kalkanların emeklerini yüreklerine teşekkür ediyorum.
-Ve bundan sonra da İstanbul’u belediye meclisinde de çoğunluğu elde edecek bir yürüyüşte ilerliyoruz. Çok iyi bir seçim sonucu bekliyoruz. 14 belediyeye en az 14 tane daha katacağız diyor il başkanımız. İstanbul’a inanıyoruz, güveniyoruz.”
]]>İmamoğlu, bazı noktalarda otobüsün önünü kesen vatandaşlara kısa konuşmalar yaptı. Esenyurt’un ardından Başakşehir’e geçen İmamoğlu ve CHP Başakşehir Belediye Başkan adayı Mesut Öksüz, Altınşehir Mahallesi’ndeki Güvercintepe Meydanı’nda halkla buluştu.
8 YAŞINDAKİ KÜÇÜK KIZIN PANKARTI ALANI GÜLDÜRDÜ
Vatandaşların sevgi gösterileriyle karşılanan İmamoğlu’nun okuduğu, “Ekrem Amca, 8 yaşındayım, 8 kilometrenin 8 adım olmadığını biliyorum” pankartı, meydandaki coşkulu kalabalığı güldürdü.
“Dersine çalışmayan ithal adaya yolluyor o sözü” diyen İmamoğlu’na konuşması sırasında, Şahintepe Veli Baba Cemevi’nden gelen yöresel kıyafetli kadınlar eşlik etti.
Ülkedeki siyaset dilinin sorunlu olduğu tespitinde bulunan İmamoğlu, “Bizim dilimizde ayrımcılık yok. Bizim dilimizde insanlarımızı hor görmek yok. Bizim dilimizde insanları ‘oy veren, vermeyen’ diye tasniflemek hiç yok. Hizmetlerimiz insanımız için ve bu hizmetlerimizi insanlarımıza verirken, insanlarımızın ihtiyaçlarını sizlerden dinliyoruz. Sizler bize yol gösteriyorsunuz. Onun için bizim aramızdaki diyalog, bizim aramızdaki köprü çok” dedi.
“BİR KİŞİ ÇIKTI, ‘BEN EKONOMİSTİM’ DEDİ”
“İnsanlarımızla yeni bir tarih yazıyoruz” diyen İmamoğlu, “Bu tarihin içinde müthiş bir toplumsal ittifak var. Bu ittifakın içinde herkes var. Bütün siyasi görüşler, bütün siyasi partiler var. Bu yerel yönetim seçimi, İstanbul’dan olağanüstü bir demokrasi meşalesi yakacak. Ve artık hiç kimse ben bu topluma, bu şehre, bu ülkeye tek başına hükmederim, ‘Ben ne dersem o olur’ diyemeyecek. Bütün o antidemokratik ruhu, hep beraber tarihe gömeceğiz, tarihe gömeceğiz” şeklinde konuştu.
Son 6-7 yıldır ülkenin en büyük sorununun yoksulluk olduğunu vurgulayan İmamoğlu, “Peki bu ülkenin ekonomisi, bu ülkenin sorunları bu kadar ağır olur muydu? Bakın olmazdı. Ama bir kişi çıktı ne dedi? ‘Ben ekonomistim’ dedi. Ekonominin kurallarını altüst etti. Hatırlayın; suçu faize, sonucu enflasyona bağladı. Ve yeni bir kural yazmaya kalktı. Bu yazmaya çalıştığı kural, hepimizin başına dert oldu. İşi bilmez ekonomi bakanlarını göreve getirdi. Liyakat aramadı. Aradığı şey şuydu: ‘Ben ne dersem onu yapsın.’ Oraya işi bilen biri gelse, onun dediğini yapmayacaktı. Doğru insanlar, ekonominin doğru kurallarını uygulamaya çalışıyorlar gücü yettiğince. Ama Merkez Bankası’nda ama bakanlıkta. Ama o koyduğu bakanlar, bizim paramızı altüst etti. Cebimizdeki parayı pul etti. Yoksulumuzu daha yoksul etti. Orta kesim diye kimse kalmadı. Emeklileri aç, açıkta bıraktı” ifadelerini kullandı.
“SOSYAL YARDIMLARI ANLATMAK, İNSANIN HOŞUNA GİTMİYOR”
Kötü ekonomi yönetimi sürdükçe, kendilerinin de sosyal yardımları süreç içerisinde 6 kat artırmak zorunda kaldıklarını kaydeden İmamoğlu, bu kapsamda yaptıkları ve yapacakları hizmetleri örneklendirdi.
İmamoğlu, “Sosyal yardımları anlatmak, insanın hoşuna gitmiyor. Bunlar sizin hakkınız. İnsanlarımız yokluk çekiyorsa, biz, insanlarımızın yanında olmak zorundayız. Bu devletin kuralı. Devlet, bunu yapmak zorunda ve yapmaya da devam edeceğiz. Arttırmaya da devam edeceğiz. Ama temel mesele ne biliyor musunuz? Bu memleketin yoksulluk sorununu tarihe gömmek. Ama bunlar yapamayacak. Bakın niye yapamayacaklar biliyor musunuz? Bunların tek derdi, koltuğu korumak. Bunların tek derdi, koltuğun ve makamın sahibi olmak. Onlar, kendilerini makamın sahibi zannediyorlar, koltuğun sahibi zannediyorlar. Mesela onlar, şimdi olmazsa olmaz İstanbul’u kazanacaklar. Sanki İstanbul’u tapu edecekler. Sanki İstanbul’u mülk edecekler” diye konuştu.
“YAKINDA O DA GELİR”
Ekonomiyi, hukuku, sağlık sorunlarını çözmesi gereken bakanların Ankara’dan yola çıkarak tek tek İstanbul’a gelmeye başladığına dikkat çeken İmamoğlu, alandaki vatandaşlara, “Yakında o da gelir. O da gelecek yakında. Ama söyleyeyim, sevgili hemşehrilerim, güzel hemşerilerim; siz misafirperversiniz, öyle değil mi? 2019’da misafirperverliği onlara gösterdiniz, öyle değil mi? Ev sahipliği nasıl yapılırmış gösterdiniz, öyle değil mi? Ne yaptınız? Onlara misafirperverliğinizi 13 bin kez değil, 100 bin kez değil, tam 806 bin kez gösterdiniz. Daha fazlasını göstermeye hazır mıyız” sorusunu yöneltti.
“18 MART’TA AÇACAĞIZ”
“Ataköy-İkitelli, metrosunu, Allah’ın izniyle 18 Mart günü Başakşehirlilerle birlikte açacağız” diyen İmamoğlu, ilçe genelinde 5 yılda yaptıkları bazı hizmetleri sıraladı. Bakanlık tarafından yapılıp, İBB’ye teslim edilen Başakşehir-Kayaşehir ve Sabiha Gökçen Havaalanı metro hatlarının toplam 6 milyar lira tutan parasının, önceki dönemlerde 16-17 senede tahsile edilirken, kendilerinden 10 ay içinde tahsil edildiği bilgisini paylaşan İmamoğlu, “Bunlar zannediyorlar ki, Ankara’daki kasa onların, İstanbul’daki kasa bizim. Böyle bir şey olur mu? Ankara’daki kasa da milletin, İstanbul da milletin. Sen kimi cezalandırıyorsun? Allah’ın adamı, sen kimi cezalandırıyorsun? Ama benim bunlara çok güzel duam var. Bu duamın da tuttuğunu düşünüyorum. İnşallah bunlara 1 Nisan’dan sonra akıl gelecek. Allah bunlara akıl versin” dedi.
]]>İmamoğlu, “Devletin rakamları hiç yalan söylemez. Dönersin 25- 30 sene öncesine en fazla izin yapmış bakarsın. Hani çok çalışıyor, ediyor vesaire. Birçok isimden çok çok daha az izin kullandım. Size mahcup olmamak için atom karınca gibi çalıştım. Özellikle bu rakamları vermeyeceğim birilerinin başı öne eğilmesin. Zaten bu aralar canı sıkkın morali bozuk” dedi.

“ATEŞTEN GÖMLEĞİ GİYMEYE KARAR VERDİYSEN…”
İmamoğlu sözlerine şöyle devam etti:
* “İstanbul’da biliyorsunuz her parti aday çıkarttı Ekrem İmamoğlu’nun karşısına. Çıkartsınlar biz saygı duyuyoruz. Cumhur İttifakı da AK Parti’yle toplam dört partinin ortak adayı çıktı. Bir de ben varım. Rakibime diyorum ki; İstanbul’a yabancı bir aday, dışarıdan atandı, atama aday. İthal aday diyorum. İlçelerin sadece adını değil hangi yakada olduğunu da bilmiyor. Kötü olan şu diyelim öyle görevlendirdin, yolladın. Ama yolladığın insan çalışkan olacak dersine çalışacak.
* Öyle ayağına baret giymekle olmuyor baret kafaya takılır bir kere. Bakın ben dalga geçmiyorum. Acemi aday derken bir tespit yapıyorum. İstanbul’u bilemeyebilirsin ama bu ateşten gömleği giymeye karar verdiysen dersine çalışacaksın. İstanbul zor bir sınav dersine çalışmazsan bu millet seni sınıfta bırakır. Bu adayın kondisyonu da yok benim koşuşuma yetişemedi. Hoş benim koşuma orası da yetmedi ama neyse. Benim komşuma yetmedi, geride kaldı.”

“GERİDE KALINCA PANİK BAŞLADI”
İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Son seçimim” açıklamasına sert tepki göstererek şunları söyledi:
* “Geride kalınca hemen bir yerlerde panik başladı. Ne yapsak ne yapsak? Hemen tutuştular. O kadar tutuştular, korktular ki bak ne oldu? Bir hafta boyunca hatırlayın, sayın Cumhurbaşkanı milletini tehdit etti. ‘ Oy vermezseniz hizmet gelmez’ dedi. Bir başka ile gitti, ‘oy vermezseniz doğalgaz gelmez’ dedi. Bu arada unuttu, orasını zaten 15 yıldır onlar yönetiyordu, onu da unuttu. Ama bakın şimdi ağlamaklı oldu. Duygusallaştı.
* Ne demiştim size? ‘Sakın onun tehditlerinden korkmayın. Sizi tehdit ediyor. Çünkü sizden korkuyor’ demiştim. Dediğim çıktı.’ Oy yoksa hizmet yok’ diyen kişi dün ne dedi? ‘ Lütfen’ diyor, lütfen. ‘Değerli milletim, bu benim son seçimim’ diyor. Bak, bak, bak, bak, bak. Hani birkaç hafta önce efelik yapıyordun. Hani ‘millete oy verirsen hizmet getiririm, oy vermezsen hizmet getirmem’ diyordun. Tehditten nereye geldik? Lütfene geldik lütfen. Seni gidi seni. Bu millet bunu yer öyle mi? Yemez.”

“BAŞKA YERE ADAY OLDU DA HABERİMİZ Mİ YOK?”
“Siz daha yeni cumhurbaşkanı seçilmediniz mi?” diye soran İmamoğlu şunları belirtti:
* “Ya bu millet daha yeni size cumhurbaşkanı seçmek için oy vermedi mi? Daha dört yıl göreviniz yok mu? O seçim bitti. Ben hatırlatayım. Bu belediye başkanlığı seçimi, bu İstanbul’un seçimi. Hani acaba rakibimiz kim, biz karıştırmaya başladık. Rakibimiz kim? Başka bir yere aday oldu da haberimiz mi yok? Bunlar kuralları alt üst ediyor biliyorsunuz.
* İşte milletin iradesi adamı böyle hizaya sokar kardeşim. Soktu mu? Bu milleti hafife alır efelenirsen işte böyle başını öne eğersin. Başlarsın lütfen demeye. Ne dedim? Onlar hep böyledir. Biz milletine had bildiren değil, milletine karşı haddini bilen cumhuriyetin evladıyım, milliyetçi, milletine her zaman hürmette, şefkatte, güzel duyguda, eksik yapmayan terbiyesi Atatürk terbiyesi olan evlatlarız.”

BAKANLARA TEPKİ: NE İŞİNİZ VAR İSTANBUL’DA?
Medyada, bakanların da İstanbul’da seçim çalışmaları için sahaya çıkacağı yönündeki haberleri hatırlatan İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
* “Son aday bana yetişemeyince soluğu kesilince ne olmuş biliyor musunuz? Ankara’da seferberlik kararı çıkmış, bütün bakanlar, İstanbul’a demişler. Hepsi buraya geliyor. Galiba az önce de bir tanesine yol vermek zorunda kaldık sahil yolunda. Şaşırdı herhalde yukarıdaki yoldan gideceğine buradan geçiyordu. Bir kısmı zaten sahada. Bütün semtleri paylaşmışlar. 17’si birden İstanbul’a gelecekmiş. Hatta o bir kişi de gelmek üzereymiş. Az kalmış. Bugün yarın gelir. Ben misafirperverim. Misafiri ağırlamayı bilirim. 2019’da nasıl misafiri milletimizle ağırladık, en iyi onlar biliyor. Varsın gelsinler. Tüm kabine gelsin, hepsi gelsin.
* Ama bir şey soracağız. Türkiye’nin bu devasa sorunlarıyla kim uğraşacak? Madem derdiniz İstanbul derdiniz, Ekrem İmamoğlu yani bu arkadaşlar İstanbul’da siyaset yapmaya geldiğinde şimdi soruyorum; hayat pahalılığı azalacak mı? Enflasyon düşecek mi? Emeklinin perişan hali iyileşecek mi? Yüksek kiralar azalacak mı? Atanamayan öğretmenler, atanacak mı? Kardeşim sizin işiniz bu. Ne işiniz var İstanbul’da? 2023’te bu millet sizi seçti. İşinize bakın. İçlerinde itibarlı bakanlar var. İtibarınızı ezdirmeyin. İtibar dediğiniz kolay birikmez. İtibarınızı yok etmeyin. Onlarca derdi var bu memleketin. Gidin onları çözmek için çalışın.”

“ŞAPKAYI ÖNLERİNE KOYUP DERİN DERİN DÜŞÜNECEKLER”
İmamoğlu sözlerini şöyle tamamladı:
* “Bir musibet bin nasihatten iyidir. Ben bunlara, 5 yıldır nasihat ediyorum. Partizanlık yapmayın diyorum. İstanbul’a hizmeti engellemeyin diyorum. Gelin, hep birlikte kol kola çalışalım. Milleti tehdit etmeyin, bu millete had bildirmeye kalkmayın. Bu millet size haddini bildirir. Anlamak istemiyorlar. Dilimde tüy bitti. Yine anlamadılar. Ama ne zaman anlayacaklar? 31 Mart günü anlayacaklar. Gözlerini açtıklarında akıllarına ilk İstanbul gelecek. Diyecekler ki; ‘biz İstanbul’a, arkasına dört de parti koyarak aday olduk. Ama yetmedi. Kamunun kaynaklarını kullandık. Yetmedi. Adayın yanına 17 bakan yolladık, o da olmadı. O da geldi, o da olmadı.’
* Sonra şapkayı önlerine koyacaklar, derin derin düşürecekler. Ve sizin sayenizde öyle bir demokrasi dersi alacaklar ki, doğruyu bulacaklar. 1 Nisan’dan sonra her şey değişecek. Milletin seçtiği artık kimse engel olamayacak. İş birliği yapmak zorunda kalacaklar. Milletin derdine koşacaklar. Bir imza değil yüz imza atmak zorunda kalacaklar. Onlar da heyecanla, tutkuyla işlerine koşmaya başlayacaklar. Çünkü 2028’de öbür seçim var. Hemen ona dönüp bakacaklar. Mecburen işlerine dönülecekler. Bunlara işlerinize dönün dersi vermeye Pendik hazır mı? Milletinize olan borcunuzu ödeyin demeye Pendik hazır mı?”

Yağmura aldırmayan vatandaşlar, Üsküdar Meydanı’nda gerçekleştirilen halk buluşmasında, İmamoğlu ve Dedetaş’ı yalnız bırakmadı. Dedetaş’ın Şehir Hatları Genel Müdürlüğü’ndeki başarılarını vatandaşlarla paylaşan İmamoğlu, “Üsküdar’ın ilk kez bir kadın belediye başkanı olacak. Bu da tarihe geçecek. Sinem Hanım’ı önce Üsküdar’ın çok güzel hanımefendilerine, sonra bütün Üsküdarlıları emanet ediyoruz” dedi.

“ÜSKÜDAR SAHİLİ DENİZLE BİR OLUYORDU, ARTIK OLMUYOR”
Üsküdar’ın geçmiş dönemlerde, yağan yağmurların ardından yaşanan su baskınlarıyla hatırlandığını aktaran İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
* “Biliyorsunuz; burası denizle bir oluyordu. Artık olmuyor. Bu süreci toparladık. Bitirdik. İstanbul, o kadar haksız bir döneme maruz kaldı ki, o kadar ihmallerle uğraştı ki, gereksiz yere İstanbul’a yakışmayan, İstanbul’un bu güzel semtine yakışmayan görüntüleri yaşadı. Ama biz, bu görüntülerin tamamını, İstanbul’un gündeminden çıkarttık. İstanbul’un Boğazı’na, kurban bayramında kan akıyordu. Başka bir yerden lağım akıyordu. Bu kardeşiniz, ekibiyle beraber o bahsedilen kan görüntülerinin tek bir damlasını Boğaz’a ulaştıracak ortamı bırakmadı. Hepsini temizledi. Altyapıyı tamamladı. Sadece 5 yılda. Sarıyer’den Fatih’e, Kadıköy’den Beykoz’a kadar. Dolayısıyla yapılabiliyor muymuş? Yapılıyormuş. Yeter ki işinize kendinize adayın.

“5 YILDIR MİLLETİN HAKKINI YEMEDİM, YEDİRMEDİM”
* Hatırlarsanız 2019 seçiminde, son mitingi burada yapmıştık. 2019 seçiminden sonra, biliyorsunuz seçimimiz iptal oldu. Ve o gün burada söylediklerim var. ‘Sevgi kazanacak’ demişim. Hatta ben o zaman, ‘sevgi kazanacak’ dediğimde, bana ‘sevgi pıtırcığı’ diye bir kelimeler kullanmışlardı. Sanki kötü bir şeymiş gibi. Şimdi şu mini minnacık kızımın sevgi pıtırcığı olsam daha ne isterim? Bu güzel şehrin çocuklarının sevgi pıtırcığı olsam, bundan daha güzel bir şey olabilir mi? Ne demişim? ‘İstanbul hepimizin olacak’ demişim. Oldu mu? Oldu. ‘Bir avuç insanın olmayacak’ demiştim. Oldu mu? Oldu. ‘Bu şehrin geleceği için, çocuklar içini çok çalışacağız’ demiştim. Oldu mu? Oldu.
* ‘Önceliğim adalet olacak’ demiştim. Başarabildik mi? Başardık. ‘16 milyonla, ‘bu şehir senin şehrin’ diyerek biz yöneteceğiz. Hep birlikte yöneteceğiz’ demiştim. Başardık mı? Başardık. Sizleri hayal kırıklığına uğratmamak, sizleri mutlu etmek, sizleri huzurlu kılmak adına çok çalıştım. 5 yıldır milletin hakkını yemedim, yedirmedim. 5 yıldır milletin parasını millete dağıtmakta özenli davrandım. 5 yılın özeti bu.

“DERSİNE ÇALIŞMAMIŞ İTHAL ADAY NE YAPTI BİLİYOR MUSUNUZ…?”
* Hiçbir vatandaşı, diğerinden farklı görmeyeceğim, görmem ya da kıymetsiz görmedim. ‘Oy veren, vermeyen’ demedim. 5 yıl boyunca, bir partinin ya da bir kökenin, bir inancın, bir şahsın değil, bu şehirde vatandaşın iktidarı hakim oldu. İstanbul’u; ihanet, ihmal ve israf bataklığına sürükleyen bir avuç insanın devrini milletçe bitirdik. Vatandaşın iktidarı başladı, Üsküdar sahilini işgal edenlerin iktidarı bitti. İşgalcilerin kaçak yapılarını, yani şu güzelim caminin yanındaki yeri yıktık. Ne yaptı biliyor musunuz? Bu ‘İstanbul’a adayım’ diyen, dersine çalışmamış, ne yazık ki ithal görüntüsü olan bu aday, ne yaptı biliyor musunuz? Oraya bir gecede imar çıkardı. Bir gecede, bir gecede yahu. Bir de kanuna aykırı. Yani burada, Boğaz’ın kıyısına imar çıkarılmaz. Ama ne yaptık? Davayı açtık, iptal ettirdik. İşte bu akla, İstanbul emanet edilebilir mi.? İstanbul’da doğru işler yapana işler emanet edilecek artık. Çünkü artık vatandaşın iktidarı başladı.

“BİZDEN ÖNCE 25 YIL İSTANBUL’U YÖNETENLERİN AKLINA BUNLAR GELDİ Mİ?”
* Artık milletin parasından, Anne Kart gibi projeler çıkıyor. Üsküdar’da ne kadar Anne Kart var biliyor musunuz? 19 bin 467 annemizde var. Daha önce var mıydı? Üsküdarlı 4 bin yavrumuzun sofrasında süt var, süt. Daha önce yoktu değil mi? Kent Lokantası açtık buraya. Artık yoksulluk öyle bir derinleşti ki, neredeyse her ilçeye istiyorlar, daha fazlasını istiyor vatandaşımız. Milletin parası, millete gidiyor. Üsküdar’ın annelerine, babalarına, çocuklarına gidiyor. O paralar artık, Üsküdar’da açtığımız kreşlere gidiyor. Karşılıksız verdiğimiz bursa gidiyor. Yani üniversiteli gençlere gidiyor.
* Bizden önce 25 yıl İstanbul’u yönetenlerin aklına bunlar geldi mi? Ne yaptılar? Bir avuç insanın parseline imar çıkartmayı kendilerine sorumluluk gördüler. Öyle değil mi? Ama biz, onlardan çok az daha çok az bütçe kullanmamıza rağmen, sürekli engellenmemize rağmen, onların 25 yılda yaptıkları metronun yarısı kadar metroyu, 5 yılda yaptık, 5 yılda. Çıldırıyorlar, deli oluyorlar. Akılları almıyor. Niye biliyor musunuz? İsrafa öyle alışmışlar ki, biz israfı öyle bir kestik ki. Hayatın akışına sadece icraatı koyduk. Vatandaşa hizmeti koyduk. O zaman ne oluyor biliyor musun? İşte bu gökten yağan yağmur gibi, kasamıza bereket yağıyor kardeşim.

“BUNLARIN AKLINDA ÇOCUKLAR YOKTU AMA 1 KİŞİYE 120 BİN EURO BURS VERMEK VARDI”
* Bakın; bu kadar hızla metro yapıyoruz ya. 25 yıldır yapılmadı. Niçin yapmadılar? Yıllarca ihmal ettiler. Ben bu ihmalleri, devraldığımız şantiyelerde görüyorum, iş yapma biçimlerini görüyorum. Akılları işte değil. Akılları başka şeylerde. Yıllarca ihmal ettikleri ne kadar altyapı yatırımı varsa, biz yaptık, biz. Biz başardık. Bu şehrin neresine, hangi meselesine bakarsanız bakın, bizim çok daha az bütçeyle, onlardan misli misli fazla iş yaptığımızı, çözüm ürettiğimizi görürsünüz. Bunların aklında çocuklar yoktu, gençler yoktu, kadınlar yoktu. Ama 1 kişiye, 120 bin Euro burs vermek vardı.
* Ama biz, 100 bin gencimize, bu sene 7 bin 500 yüz lira verdik. Seneye 15 bin lira vereceğiz. Aramızdaki fark bu. Sadece yetenek ve çalışkanlık farkı değil aramızdaki fark; yönetim zihniyeti ve yönetici ahlakı farkıdır. Bizim siyasetimizde, ahlak ve nezaket vardır. Rakip siyasi partilere ve yöneticilere tepeden bakmayız, aşağılamayız. Ağzımızdan kötü söz çıkmaz. Benim ağzımdan kötü söz duydunuz mu? Ancak ne yaparım? Biri kötü söz söylediyse, ona cevabını veririm. Bir de dua ederim. ‘Allah ıslah etsin, Allah akıl versin’ derim. Ama onların ağzından çatır çatır, patır patır kötü sözler dökülür.

ERDOĞAN’A ‘KÖTÜ DİL’ ELEŞTİRİSİ: ‘AİLELERİ UYARIYORUM; ÇOCUKLARA İZLETTİRMEYİN’
* Ama bakıyorsunuz, daha yeni milletin seçtiği, Türkiye’nin en yüksek makamında oturan kişi, birleştirici, bütünleştirici olması gerekirken, her gün birisi hakkında kötü bir söz söylüyor. Söylüyor mu? Ben size bir şey söyleyeyim mi? Ben, aileleri uyarıyorum. Çocuklara izlettirmeyin. Ne zaman ne diyeceği belli olmaz. Daha dün, Mayıs seçimine kadar kendisinin cumhurbaşkanı olması için çalışan, sandıkta ona oy isteyen partinin genel başkanına ne dedi? ‘Zübük’ dedi. Olacak iş değil. Yazık. Ayıptır. Vallahi bu ahlaka sığmaz. Bakın milyonlarca insana, ‘zübük’ demiş oldu. Kendi çıkarı için o gün değerli, bugün zübük. Bu anlayışın tarihe gömülmesi lazım, tarihe. Bu nedir biliyor musunuz? Kendi çıkarı için her yol mübahtır anlayışı. Zübüğün kelime anlamı o kadar ağır ki. Ben sayamam size. Yani üç kağıtçı, egoist, düzenbaz, kalleş, namussuz… Açın sözlüğü bakın. Bunu birine diyebilir misiniz? Diyemezsiniz. Böyle bir şey olur mu?

“HER YERDE BENİ ANMADAN, BENİ ANIYOR”
* Her yerde beni anmadan, beni anıyor. ‘Zat’ diyor, ‘zevat’ diyor. Halbuki ben, bu ülkenin her seçilmişine saygı duyarım. Üsküdar’a her ziyaretimde, belediye başkanını davet ederim. Nereye gidersem yaparım. Kendime yapılmasını istemediğim bir şeyi, başkasına yapmam. Benim empati duygum yüksektir. Bunu yapmam. Evet, biz, 2023 seçimlerini ne yazık ki kaybettik. Ders çıkartıp, önümüze bakacağız. Seçilmişe saygı duyarız. Kötü laf edilir mi? İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı da 16 milyonun seçtiği insan; öyle değil mi? Yani bir söz diyeceksen, ismini anarsın, makamını anarsın. Yok efendim ‘zat, zevat.’ Allah’ıma şükür -her işim güzeldir ama- ben ismimi çok seviyorum. Benim ismim Ekrem. Büyük dedem koymuş. Peygamberimiz Hazreti Muhammed’in (S.A.V.) ismi. Bu ismi anmıyor. Soyadım İmamoğlu. Benim sülalemde imam da var imam olmayan da var, ama soyadım İmamoğlu. Niye biliyor musunuz? Kurnaz. ‘‘Ekrem’ dersem, ‘İmamoğlu’ dersem’ buna oy kayar diye zannediyor. Bu kadar hesap-kitap yapıyor. Ben ismimle de soyadımla da gurur duyuyorum Allah’ıma şükür.
“BU MİLLET DE SANA NE İSTEDİYSEN VERDİ”
* Ama milletin bana ismimden, soyadımdan değil, benim ahlakım iyiyse oy veriyor. Erdemliysem oy veriyor. Saygılıysam oy veriyor. Kötü söz söylemiyorsam oy veriyor. Onun için ben buradan söylüyorum. Allah aşkına, milletine böyle hakaret etme. Bu millet sana ne yaptı? Her şeyi verdi. Vermedi mi? Verdi. Hani bir zaman demişti ya kendisi, ‘Ne istediyseniz verdik!’ Bu millet de sana ne istediysen verdi. Yirmi iki yıldır tek başına iktidarsın.
* En büyük başarısı, dünyada tek örneği var; 14 sene önce cebinizdeki 200 lira, 130 dolar alıyordu, aynı para şimdi 6 dolar alıyor. 130 dolardan, 6 dolar. Onun için buna rağmen, bu insanlar, seçilene saygı duyar. Sen ise, bu yetkiyi sana verenlere hakaret ediyorsun. Olmaz. Tek bir sebebi var: Kibir. İnsanlara ne diyor? ‘Gölgemizde yürümelerine müsaade etmeyiz.’ Başka yerde ne diyor? ‘Buyruğumu verdim, yapacak’ diyor. Kelimeler değişti ya. Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyetinde ‘buyuruğun’ ne anlamı var Allah’ını seversen? Buyruğun yeri var mı burada? Yok.
“SADECE O BİR KİŞİNİN TENSİPLERİYLE İSTANBUL’A ATANAN ADAYIN TEK VAZİFESİ NE BİLİYOR MUSUNUZ?”
* Burada halkımız, Sinem Dedetaş’ı seçecek. Sinem Dedetaş’la beraber çalışırken,ben, onun bilgisine hürmet edeceğim. O benim bilgime hürmet edecek. O, yol arkadaşlarıyla ortak akılla çalışacak, iş üretecek, milletiyle tartışacak. Ben aynı şekilde milletimle çalışacağım. Ama şu anda memlekette, ‘İstifa ettim, görevimden ayrıldım’ bile diyemiyorlar. Affını istiyorlar, affını; koca bakanlar. ‘Tensipleriyle görev aldım’ diyorlar, öyle değil mi? Allah aşkına, bu lafları duyunca, ben utanıyorum. Benim çocuğum, sizlerin evlatları, bu şehrin, bu ülkenin evlatları buna layık değil kardeşim.
* Boşuna Cumhuriyet kurulmadı. Boşuna Mustafa Kemal Atatürk, yere göğe ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ demedi. Sevgili dostlarım, ben size önemsiz bir meseleyi anlatmıyorum. Size çok önemli bir meseleyi anlatıyorum şu anda. Bu tarihi bir mesele. Onun için, sadece o bir kişinin tensipleriyle İstanbul’a atanan aday, onun tek vazifesi ne biliyor musunuz? Kulağını o bir kişiye kabartmak. Ne diyorsa, onu yapmak. Ne diyorsa imza atmak. İşi benim gibi zor değil. Benim işim zor, ama keyifli. Sırtım sağlam. Onun arkasında 1 kişi, benim arkamda 16 milyon kişi var. Seçildiğinde, sadece o bir kişinin lafını uygun görecek anlayışı, hep birlikte 31 Mart’ta tarihe gömeceğiz. Çöpe atacağız.
KARARSIZLARA SORULAR YÖNELTİP, ÇAĞRI YAPTI
* Ben, bize oy vermeyi düşünmeyen ya da hala kararsız olan, ‘Efendim ben küstüm geçen seneden’ diyen ya da hala düşünceli olan insanlara buradan seslenmek istiyorum. Sevgili hemşehrilerim, sevgili dostlarım; ben, 2012 yılında yerel yönetime aday adayı olmaya karar verdiğimde, bir slogan yazmıştım Beylikdüzü’nde. ‘Seçilmek 1 gün, yönetmek 5 yıl.’ Kararınız bu kadar önemli. 31 Mart’ta siz, bir gün orada gidip oy atacaksınız ya da atmayacaksınız, ama o 5 yıl boyunca, sizi istediğiniz ya da istemediğiniz anlayış yönetecek. Kendinize şu soruyu sorun: Kim İstanbul’u daha iyi yönetir? Kim daha iyi hizmet eder?
* İstanbul’un denizini, ormanını, doğasını kim daha iyi korur? İstanbul’un kadınlarını, çocuklarını, gençlerini kim daha iyi kollar? Onların geleceğini kim düşünür? Milletin parasını millete kim harcar? Şu Üsküdar’da halkın malı sahile, kaçak yapı olarak dikilmesine kim müsaade etmez? O kaçakları kim yıkar? Kim izin vermez? Kim sahilin yerine, boş yere imar açmaz? Üsküdar’ın malını birkaç kişiye değil, Üsküdarlı’ya kim iade eder? İşte mesele bu kardeşlerim. Sevgili hemşerilerim mesele bu. Bu soruların yanıtını zihninizde buluyorsanız, gideceksiniz mührü 31 Mart’ta oraya basacaksınız. Bu kadar net. Bu işin başka yolu yok. Benim 15 milyon hemşehrim, vicdanlıdır. Benim 16 milyon hemşehrim, adaletlidir. Benim 16 milyon insanım, elbette duyguları var, aklı var, fikri var, vicdanı var ve öyle karar verecek, 31 Mart’ta en doğru yanıtı verecektir.
“KİBİRLENENLERE DERS VER, TAVRINI KOY, GÜCÜNÜ GÖSTER”
* Biz göreve gelince, işte bu kötü anlayışları değiştirdik. Bir anlayışı daha değiştirdik. Ne vardı daha önce? Kötü bir laf, ‘Çalıyor ama çalışıyor!’ Şimdi ne diyor biliyor musun millet? ‘Hem çalmıyor hem çalışıyor kardeşim.’ Hem de atom karınca gibi çalışıyor. Kıymetli Üsküdarlılar hem mukaddes değerlerine sahip çık, hem kibirlenenlere ders ver. Tavrını koy, gücünü göster, yönetime bir denge getir. İstanbul’da da Türkiye’de de bunu yapmaya hazır mıyız? Biz, 16 milyon İstanbulluyuz. Biz, büyük ve güçlü İstanbul İttifakıyız. Bu ittifak; gençlerin, kadınların, hanımefendilerin, güzel beyefendilerin, bu şehrin, abilerinin, ablaların, emeklilerin ittifakıdır.
* Bu ittifak; namusuyla çalışan, büyük çoğunluğu haktan ve adaletten yana olanların ittifakıdır. 2019’da İstanbul’un talan edilmesine ‘dur’ diyen bu sarsılmaz birlik, 31 Mart’ta tarih yazacak. Yine tarih yazacak. Yine tarih yazacak. Her kökenden, her hayat tarzından, her siyasi görüşten kardeşlerim; gelin hep birlikte bir kez daha birleşelim. Haydi hep birlikte sandıklara coşa coşa gidelim. Bu aziz şehirde başlattığımız büyük hizmet, icraat ve yatırım dönemi daha güçlü şekilde devam etsin. Haydi İstanbul oy var, vatandaşın iktidarı büyüsün, güçlensin. Haydi İstanbul, hep birlikte tam yol ileri, tam yol ileri, tam yol ileri.”
]]>İmamoğlu’na CHP’nin Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Adayı Hakan Bahçetepe ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer de eşlik etti.

“TERS GİDEN NE VARSA DÜZELTTİK”
İmamoğlu “ İstanbul’da ters giden ne varsa düzelttik, toparladık. Ama daha çok işimiz var. Sıkıntılı projeler, yapılmayan işler, eksik kalan işler her birisini tek tek düzenlemek, tamamlamak bize nasip oluyor. Bu da bir görev” dedi. İmamoğlu, projeleri Türkiye’deki ekonomik krize, yüksek enflasyon, döviz artışı ve pandemiye rağmen hayata geçirdiklerini söyledi. Gaziosmanpaşa’da açılışını yaptıkları tesisin Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tanıdığı yetki ile yüklenicinin projeden çekilmesinin ardından 2021 yılında ihaleyi ve projesini yenileyerek hayata geçirdiklerini anlattı.

KURUM’A METRO GÖNDERMESİ
İmamoğlu “Bugün hayırlı bir gün, cuma günü. Ramazan ayına girmek üzereyiz. Paylaşma ayındayız. Vicdanlarımızın en yüksek seviyede olması gereken aydayız. Allah herkesi yalandan ve iftiradan korusun. Çıkıyor insanlar diyor ki ‘proje yapmadı, onu yapmadı, bunu yapmadı.’ 2 tane metro açıyoruz bir hafta sonra. Toplam 65 kilometre metro yapıyoruz. Çıkıyor İstanbul’a yabancı, dersine hiç çalışmamış, acemi aday sahnenin önünde sekiz adım atarak…. Ben böylesi kötü espri duymadım. Böylesi bir yalanı, iftirayı da duymadım. İstanbul’un 39 ilçesine bu kardeşiniz eşit davrandı. Ben kimseyi ayırt etmem. Benim belediye başkanlığından anladığım şey ne biliyor musunuz? Bu şehirde bir kişiye dahi ben kızamam, küsemem. Onun için İstanbul’un 39 ilçesi gibi Gaziosmanpaşa da bizim icraatçı, halkçı belediyeciliğimizden çok faydalandı” diye konuştu.

“İSTANBUL’U RANTÇI BELEDİYECİLİKTEN KURTARDIK”
Gaziosmanpaşa’ya yaptıkları yatırımları sıralayan İmamoğlu “5 yıldır biliyorsunuz aşağı Ekrem yukarı Ekrem. Her sabah kalktılar; Ekrem İmamoğlu. Ekrem İmamoğlu’na iftira, Ekrem İmamoğlu’na soruşturma. Ekrem İmamoğlu’na dava, Ekrem İmamoğlu’na şu, bu… Onca engellemelere rağmen çok büyük bir ekonomik krize ve özellikle pandemiye rağmen biz ne yaptık biliyor musunuz? Atom karınca gibi çalıştık, bunları başardık. Bu yaptıklarımız israfı bitirmenin, hizmeti getirmenin sonuçlarıdır. İstanbul’u neden kurtardık biliyor musunuz? Rantçı belediyecilikten kurtardık. İstanbul’a halkçı belediyeciliği getirdik. Particilik yapmadık. Partizanlık yapmadık. Belediyecilik yaptık” diye konuştu.
“İNSAN AYIRT EDEN DİLİ KABUL ETMEYİZ”
İBB olarak vatandaşlara kamu desteği sunarken kimseye partisini, kökenini, inancını sormadıklarını vurgulayan İmamoğlu şöyle devam etti:
“Eskiden yapıldığı gibi biz ayrımcılık yapmayız. Ben bu şehrin bütün evlatlarını, kökeni ne olursa olsun, geçmişi ne olursa olsun, çocuğunu gencini bir baba gibi evlat gözüyle bakmıyorsam namerdim. Bu ülkenin başına gelen bütün sıkıntılar particilikten, partizanlıktan, insanları ayırt etmekten olmuştur.
Onun için kimseyi ‘git de şu partiye üye ol’ diye zorlamadık zorlamayız. Tüm yurttaşlarımız buna tanıktır. Bizden önce yapıldığı gibi ‘oy verirsen hizmet veririz’ anlayışına İstanbul’da son verdik. İma bile etmedik, etmeyiz. İnsan ayırt eden dili asla kabul etmeyiz.
Benim için bu şehirde bir tarafta 16 milyon insan var. Bir tarafta bir avuç imtiyazlı insan var. Ben 16 milyon insanın emrindeyim kardeşim. Bir avuç insanın ise karşısındayım. Ayrımcılığa, kayırmacılığa karşıyım.
Kurdukları israf düzenine karşıyım. Bu şehre verdikleri zararı iyileştireceğiz ve halkın bütçesine, asalak gibi yapışanları o bütçeden uzak tutacağız. Parsel parsel imar çıkaranlara, arazilere, yapılara, sahillere, yeşil alanlara, çöreklenenlere, o projelere çıkaranlara imza atanlara İstanbul’da 16 milyon yetki vermez, vermeyecek.”
“BEN MİLLETİMİN EMRİNDEYİM”
İmamoğlu “Çünkü sizden yetki isteyen bu arkadaşlar, onlar bir kişinin karşısında boynunu eğerler, onun emrine, onun buyruğuna itaat ederler. Ben milletimin emrindeyim, milletimin. Sizlerin karşısında boyun eğerim. Çünkü siz, bu şehrin sahibisiniz unutmayın. Size hizmet etmekle görevliyim. Sizden aldığım güç ve destekle hiçbir çıkar grubu karşısında eğilmiyor, bütün o bir avuç insanın gücüne karşı dimdik ayakta duruyoruz. Doğru bildiğimiz yoldan da asla sapmıyoruz. Ne pahasına olursa olsun milletin parasını, millete veriyoruz. Size ait olanı size teslim ediyoruz” diye konuştu.
Seçim için destek isteyen İmamoğlu şunları söyledi:
“Öyle bir destek verin ki; İstanbul bir daha asla ihmal, israf ve ihanet devrine asla geri dönmesin. Bundan sonra bu ülkenin bütün yöneticileri, belediye başkanları, bakanları, cumhurbaşkanları; halkın açlığını, yoksulluğunu yok sayarak, vatandaşın şikayetlerine, taleplerine kulaklarını tıkayarak siyaset yapamayacaklarını bu sandıkta çıkacak sonuçtan sonra anlasınlar.”
“TUNÇ BAŞKANIMIZ BENİMLE BİRAZ İSTANBUL’DA ÇALIŞACAK”
İmamoğlu konuşması sırasında sahnede yanına İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Adayı Hakan Bahçetepe’yi davet etti.
İmamoğlu “Bugün bana sürpriz yaptı; değerli dostum, İzmir’de çok başarılı işlere imza atmış ve bugün de bana destek olmaya gelmiş İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Tunç Soyer burada. Tunç başkanımız benimle İstanbul’da biraz çalışacak.
Tabii İzmir’de işleri var, oraya dönecek. İnşallah İzmir’de kazanmamız için de çalışacak. Bütün büyükşehirlerde, her yerde iddiamızı ortaya koyacağız. Aynen İstanbul’un bütün ilçelerinde iddia ortaya koyacağımız gibi. Sonuçta memleketimiz kazanacak. Biz 5 yıl boyunca Tunç Bey gibi 11 büyükşehir belediye başkanı arkadaşımızla kader birliği yaptık.
Omuz omuza olduk, güzel işler yaptık. Eksiklerimiz olabilir ama biz birikimlerimizle yan yana olmaya, omuz omuza olmaya devam edeceğiz. Bizim birliğimizi, bizim dostluğumuzu, bizim kardeşliğimizi kimse bozamaz, bozamayacak. Yolumuz bir bütündür” dedi.
“MEYDAN MEYDAN ANLATACAĞIM ONA”
İmamoğlu bütün siyasi partilerin oyuna talip olduğunu belirterek şunları kaydetti:
“Kalbime öyle geliyor ki bana öyle bir ses veriyor ki… Diyorum, ‘Allah’ım ben herkesin oyunu alırım, bana yardım et. Bu Cuma günü dua tutar. Vallahi billahi içten söylüyorum, benim ikna edemeyeceğim kimse yok.
Çünkü ben hizmetleri yaparken benim partilim, o partili, bu partili vallahi bakmıyorum. Ben öyle bir ailede bulundum ki benim ailemde her partiden vardı. Kimse kimseye düşmanlık yapmadı. Herkes birbirine komşuluk yaptı.
Arkadaşlık, akrabalık yaptı. Bunlar şimdi ne diyor biliyor musunuz? ‘Bizden olanlar, bizden olmayanlar.’ Biz ne diyoruz? ‘Hepiniz birlikte, hepimiz.’ Bu işin partisi olmaz. Bu işin doğulusu batılısı olmaz.
Bu işin Kürt’ü, Türk’ü, Çerkez’i, Laz’ı, Boşnak’ı olmaz. Biz bir milletiz. Atatürk; bizim o kurucu liderimiz öyle ulu, öyle güzel insan ki… 1920’de kurtuluş mücadelesini başlatmadan önce meclisi topladı. O meclisi kimle topladı.
Balkanlar’dan Ortadoğu’ya kadar, Kafkaslar’dan Ege’ye kadar o dönemin milletin her parçasından doğup gelen ve sonra bu Anadolu’da, Trakya’da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran milletin evlatlarıyla hepinizin dedesi ninesiyle kurdu.
Sizi ayrıştıranlara ben ne diyorum biliyor musunuz? ‘Hadi oradan! İşine bak!’ Bizi kimse bölemez. Bana oy vermemiş insanı, bana oy verenle aynı derecede seviyorum. Onu bu anlayamaz biliyor musun? Ama yakında geliyormuş meydan meydan anlatacağım ona.”
]]>BJK ürünlerinin satıldığı “Kartal Yuvası” ile kulüp tarihinin sembolleri, formalar ve kupaların sergilendiği müzeyi gezen İmamoğlu, Soyer ve Arat; İBB bürokratları ile BJK yönetim kurulu üyeleriyle bir araya geldi.

ARAT’TAN İMAMOĞLU’NA BJK 100. YIL ÖZEL FORMASI
Toplantının ardından Arat ve İmamoğlu birlikte açıklama yaptı. Arat, açıklamalar öncesinde, İmamoğlu’na, sırtında adının yazılı olduğu 34 numaralı BJK 100. yıl özel formasını takdim etti.
Beşiktaş’ın, Fenerbahçe ve Galatasaray’la birlikte İstanbul’un en güçlü üç markasından biri olduğunu belirten İmamoğlu, “Seçim sürecine dair hem geçtiğimiz 5 yıl hem de bundan sonraki 5 yıla dönük, kulüplerimizle olabilecek iş birliklerimizin karşılıklı nasıl adımlar atabileceğinin bizdeki duygularını, diğer kulüplerimizle paylaştığım gibi, Beşiktaş kulübümüzle de paylaşmak üzere, çalışma arkadaşlarımla buradayız” dedi.

İstanbul’un gelecekte olimpiyatlara ev sahipliği yapacak bir şehir olduğuna vurgu yapan İmamoğlu, “İnşallah öncesinde Avrupa Oyunları hedefimiz var. Tüm bu çalışmalarımızın, spora dair çalışmalarımızın en önemli paydaşları Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray gibi kulüplerimiz olacak. Bu anlamda hem olimpik branşlardaki İstanbul’un güçlenmesi hem sporun İstanbul için güçlü bir seviyeye erişmesi noktasında da toplumsal bir spor anlayışının ivmelenmesi anlamında da kulüplerimizin daha etkin rol alması hususunda önümüzdeki stratejik plan vizyonu çerçevesinde kulüplerimize çok ihtiyacımız var” diye konuştu.

BJK Başkanı Arat’ın, olimpik hedefler konusunda tecrübeli bir isim olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, “121 yaşında bir kurumunuzun olması ve o kurumla şu anda İstanbul’un geleceğini konuşmak ne her şehre ne de her ülkeye nasip olmaz. Bu açıdan biz, çok önemli bir şehiriz. Dünyanın en önemli şehriyiz diyebilirim. Umuyorum, İstanbul’umuzu bütün değerleriyle büyütecek yeni bir 5 yıla adım atmak, bizim için en büyük hedef. Bu doğrultuda hem centilmence hem kapsayıcı hem 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde, Beşiktaş Kulübümüzde kadın yönetim kurulu üyeleriyle bizleri karşılaması Sayın Başkan’ın çok özel bir durum. Ben kulübümüze nice başarılar diliyorum. Nice 100 yıllar diliyorum. Umuyorum güzel günlerde birlikte oluruz” dedi.
“CENTİLMENCE, GÜZEL BİR YARIŞ TEMENNİ EDİYORUZ”
BJK Başkanı Arat da “Dünyanın en güzel şehrindeki, dünyanın en güzel stadyumuna, kulübümüze Sayın İmamoğlu’nun ziyareti fevkalade önemlidir. Türkiye’nin en eski kulübünün, üstelik doğum gününe rast gelen bu günlerinde bu ziyaretiniz, fevkalade önemlidir. Türkiye için önemli bir demokrasi yarışı var. Bu yarışta siz, rakiplerinizle birlikte yarışıyorsunuz. Centilmence, güzel bir yarış temenni ediyoruz. Beşiktaş camiası olarak, tüm adaylara güzel çalışmalar diliyoruz. Size ve ekibinize başarılar diliyoruz” diye konuştu.
İmamoğlu ve Arat, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutladıkları BJK yöneticisi ve çalışan kadınlarla anı fotoğrafları çektirdi. İmamoğlu, statta bulunan siyah-beyaz bir kediyi severken renklerine atıf yaparak “Öbür takımların işi zor” diye espri yaptı.
]]>“Muhalefet seçmeninin hayal kırıklığı yaşadığı genel seçimlerin ardından ittifakın da dağılmasıyla gözler yerel seçimlere ve özellikle de muhalefet ve iktidarın bundan sonraki politik resmin neresinde olabileceğine dair ipucu verecek İstanbul’a çevrildi” ifadesiyle aktarılan haberde, “Analist ve araştırma şirketi yöneticilerine göre, İstanbul seçimlerinde mevcut durumda Kürt seçmen ve İYİ Parti seçmeninin 2019 yılındaki desteğini göstermeyecek olması, CHP’de aday gösterilmeyenlerin sahadaki olumsuz etkisi zemini AKP’nin lehine çevirirken, AKP’nin elinden yıllar sonra İstanbul’u alan İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yeniden seçilmesini zora sokuyor. Araştırma şirketlerinin genel sonuçlarına göre, İstanbul’da İmamoğlu birkaç puan farkla önde görünüyor. Ancak seçime günler kala bu sonuçların nasıl değişeceği net değil” ifadesine yer verildi.
CHP içerisinde belediye başkanlığına aday gösterilmeyenlerin yarattığı olumsuz etkinin muhalefet adaylarını etkileyebileceği öngörülürken Metropoll Araştırma Başkanı Özer Sencar, “İstanbul’da Ekrem İmamoğlu seçimi alırsa ve bu seçim bir şekilde itirazlarla iptal edilmezse 2028 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimini alacağı kanaatine sahibim…Çünkü gidiş o istikamette” sözlerine de yer verildi.
REUTERS’A GÖRE İSTANBUL SEÇİMLERİNİ ETKİLEYECEK FAKTÖRLER
Haberde görüş bildiren Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi siyaset bilimci Berk Esen muhalefetin 2023 seçimini kaybetmesinin ardından ortaya çıkan umutsuzluğun da seçmende etkilerinin görüldüğünü söyledi. Esen, dağılan ittifakın hatta aynı parti içinde farklı kanatların birbirlerini suçlaması nedeniyle seçmenin odağının dağıldığına işaret etti.
Gezici Araştırma Merkezi Başkanı Murat Gezici ise, yerel seçimlerde İstanbul’da %44.1’i AKP ve MHP ortak adayı Murat Kurum’u, %43.5’inin CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nu desteklediğini söyledi.
İstanbul’da kentsel dönüşüm, ulaşım trafik ve su gibi kent yasamını doğrudan etkileyen temel sorunların seçimde etkili olduğunu söyleyen Gezici, “Seçimin kaderini ideolojik tercihlerin değil, İstanbul’un karşı karşıya olduğu temel sorunların çözümüne odaklanacak bir belediye başkanı arayışının belirleyeceği gözlemlenmektedir” dedi.
MAK Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Kulat da İstanbul seçiminin Erdoğan için önemini vurgulayarak, “Eğer bir kere daha kaybederse bunun iki anlamı var. Önümüzdeki yıllarda Türkiye siyasetinde bir Ekrem İmamoğlu faktörü çok önemli bir aktör haline gelmiş olacak. İkincisi tabii AK Parti için de kaybedilen ama kaybedildiği tescillenen bir şehir haline gelmiş olacak… Bu seçimi eğer Ekrem İmamoğlu kaybetmiş olursa Ekrem İmamoğlu efsanesi büyük oranda sıkıntıya girer” dedi.
2019 yılı seçimi ile en önemli farkı ise Kulat, “Özellikle Ekrem İmamoğlu’nun bulunduğu Millet İttifakı, o zamanki var olan Millet İttifakı şu anda yok. Bunlar Ekrem İmamoğlu’na dün oy veren seçmenlerin olduğu partiler. Bunlar Ekrem İmamoğlu’ndan oy alacaklar doğal olarak. Ama çok alacaklar, az alacaklar. Sonuç itibariyle belli düzeyde bir oy almış olacaklar” dedi.
MAK Danışmanlık’ın son anketine göre Ekrem İmamoğlu %41.5, Murat Kurum ise %40 oy oranına sahip bulunuyor. Ankara’da Mansur Yavaş %44, AKP Adayı Turgut Altınok’un ise %38 oy oranı var.
“KURUM BEKLENEN PERFORMANSI GÖSTEREMİYOR”
AKP adayı Kurum’un ise şu ana kadar beklenen performansı gösteremediğini belirten Kulat, “Onun öyle bir dezavantajı var. Bir de Yeniden Refah Partisi, geçen seçimde olmayan bir parti olarak bu seçimde şu anda önemli partilerden birisi halinde. Ve ne kadar oy alırsa alacağı oyların hepsini AK Parti’den almış olacak” dedi.
Aksoy Araştırma Başkanı Ertan Aksoy da İstanbul’da muhalefet için en büyük riski “muhafeletin hiç olmadığı kadar parçalanmış gidiyor olması” olarak tanımladı ve İstanbul seçiminin mikro hedef kitlelerini kim ikna edebilirse onun kazanabileceği bir seçime dönüştüğünü söyledi.
Son anketlerini 40 gün önce yaptıklarını söyleyen Aksoy “Ankette İmamoğlu 3-4 puan öndeydi ve bunun devam ettiğini düşünüyoruz” dedi.
]]>Büyükşehir ve ilçe belediye başkanları, belediye meclis üyeleri ile muhtarların belirleneceği 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimlerine 24 gün kaldı. İstanbul İl Seçim Kurulunda sandık kurulu başkanları ve üyelerin belirlenmesi, oy pusulalarının ilçe seçim kurullarına gönderilmesi gibi işlemler için çalışmalar hız kazandı.
İstanbul İl Seçim Kurulundan alınan bilgiye göre, Türkiye genelindeki 1094 ilçe seçim kurulundan 80’inin yer aldığı kentte bu yıl 11 milyon 314 bin 516 kişi sandığa gidecek.
Bu seçimlerde, yurt içindeki sandıkların 33 bin 228’i de İstanbul genelindeki okullara yerleştirilecek. Geçen yıl 14 Mayıs’ta yapılan Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri’nde 11 milyon 350 bin 971 kişinin oy kullandığı İstanbul’da, bu seçimlerdeki seçmen sayısı 36 bin 455 azaldı.
EN AZ SEÇMEN ADALAR’DA
İstanbul’da en az seçmenin bulunduğu Adalar’da 13 bin 682 kişi oy kullanacak, en çok seçmenin yer aldığı Esenyurt’ta ise 642 bin 455 kişi sandığa gidecek. Kentin en kalabalık ilçelerinden Esenyurt ve Bağcılar’da dörder ilçe seçim kurulu görev yapacak.
Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda yer alan İl Seçim Kuruluna geçen yıl kurayla belirlenen İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimi Ramazan Seçkin başkanlık edecek.
İstanbul 1. Ticaret Mahkemesi Başkanı Özlem Aktaş ile İstanbul 7. İş Mahkemesi Hakimi Hamza Emre de kurul üyeliklerine devam edecek.
8 SEÇMENLİ MAHALLE
Bu seçimlerde, her gün binlerce kişinin adım attığı İstanbul’un en uğrak yerlerinden Fatih ilçesinin Eminönü semtindeki Sarıdemir ise kentte en az seçmenin sandığa gideceği mahalle oldu.
Gündüz ziyaretçisi yoğun olan, genellikle iş yerlerinin bulunduğu mahalle gece sessizliğe bürünüyor. Bu seçimde Sarıdemir Mahallesi’nde yalnızca 8 seçmen oy kullanacak.
– İstanbul’daki ilçelerin seçmen ve sandık sayıları ise şöyle:
İlçeler / Seçmen sayısı / Sandık sayısı / İlçe seçim kurulu sayıları
1-Adalar 13 bin 682 42 1
2-Arnavutköy 225 bin 240 670 1
3-Ataşehir 314 bin 652 919 2
4-Avcılar 302 bin 286 877 2
5-Bağcılar 511 bin 524 1483 4
6-Bahçelievler 420 bin 18 1223 3
7-Bakırköy 167 bin 960 498 1
8-Başakşehir 324 bin 937 951 2
9-Bayrampaşa 199 bin 743 587 2
10-Beşiktaş 132 bin 536 399 1
11-Beykoz 186 bin 911 564 1
12-Beylikdüzü 274 bin 115 801 2
13-Beyoğlu 165 bin 518 498 2
14-Büyükçekmece 198 bin 947 588 1
15-Çatalca 62 bin 666 197 1
16-Çekmeköy 213 bin 259 629 1
17-Esenler 308 bin 902 901 2
18-Esenyurt 642 bin 455 1869 4
19-Eyüpsultan 309 bin 535 913 2
20-Fatih 262 bin 108 792 3
21-Gaziosmanpaşa 353 bin 813 1030 3
22-Güngören 194 bin 56 563 2
23-Kadıköy 385 bin 32 1134 3
24-Kağıthane 329 bin 356 961 2
25-Kartal 365 bin 152 1072 2
26-Küçükçekmece 568 bin 584 1663 3
27-Maltepe 395 bin 769 1163 3
28-Pendik 545 bin 549 1591 3
29-Sancaktepe 344 bin 529 1003 2
30-Sarıyer 259 bin 165 774 2
31-Silivri 149 bin 568 452 1
32-Sultanbeyli 246 bin 458 718 2
33-Sultangazi 374 bin 689 1094 2
34-Şile 37 bin 354 131 1
35-Şişli 201 bin 665 596 2
36-Tuzla 208 bin 680 606 1
37-Ümraniye 529 bin 842 1545 3
38-Üsküdar 401 bin 184 1183 3
39-Zeytinburnu 187 bin 77 548 2
]]>Diğer ülkelerden gelen sığınmacılar gibi Afrikalılar da artık İstanbul’un gerçeği. Üstelik burada kalan Afrikalıların sayısı tam olarak yansımıyor. Nedeni ise birçoğunun kayıtsız olması. Mülteci olanlar uluslararası koruma sisteminden yararlanmaya çalışıyor fakat dil bariyeri ve Türkiye’nin göçmen politikasının buna engel olduğunu dile getiriyorlar.

Afrikalıların pasajdaki berberi
ÇOĞUNUN TERCİHİ İSTANBUL
Afrikalıların çoğunun tercihi İstanbul. Bunun nedeni ise hem iş imkânı hem de özellikle Kumkapı, Beyazıt, Aksaray, Esenyurt gibi belli başlı yerlerde daha önceden gelen tanıdıklarının bulunması.
Bu ilçelere gittiğimizde, yoğunluklu olarak Afrikalı nüfusuna rastladık. Örneğin Aksaray’da Yenikapı metrosuna 200 metre mesafedeki bir iş hanı. Neredeyse birkaç dükkân hariç tüm işletmeler Afrikalılara ait. Genellikle kargo, taşımacılık işi yapıyorlar. Buradan aldıkları kıyafetleri Afrika’ya gönderiyorlar, bu şekilde gelir sağlıyorlar.
AKSARAY’DA BİR MAHALLE
Aksaray’daki Oto İş Hanı’nda yıllardır çalışan Cihat Dere, pasajdaki durumu ve Afrikalı komşularının yaşadığını şöyle anlattı: “Genelde buraya polis baskınları oluyor ve Afrikalıları götürüyorlar. Çoğuna da şu an oturum vermiyorlar. Olanları da iptal ediyorlar. Buradakiler elbise, ayakkabı terlik, kemer, o tür malzemeleri gönderiyorlar.”

David
40 yaşındaki David özellikle fiyatlardaki artışa dikkat çekti: “Laleli, Beyazıt’tan kıyafet alıyorum Afrika’ya gönderiyorum. İstanbul’da en zor olan ev kiralamak. Konaklama bedeli çok yüksek. Geçen yıl kiraya 4,5 bin lira ödüyordum ama bu yıl 12 bin lira oldu.”

Aksaray – Beyazıt bölgesinde çok sayıda Afrikalı yaşıyor.
TÜRKİYE ARTIK TRANSİT ÜLKE DEĞİL
Türkiye, artık Afrikalılar için Avrupa’ya geçişte kullandıkları bir transit ülke değil. Nedeni ise özellikle Kuzey Afrika’dan İspanya ve diğer Avrupa ülkelerine geçişlerin tamamen kapanması. Çoğu Müslüman ülkelerden gelen Afrikalılar, dini etkenlerden dolayı da Türkiye’yi tercih ediyor. Daha genç yaşta olanlar ise istisna. 21 yaşındaki Muhammed Janneh de onlardan biri. Avrupa’ya gitmek istediğini belirterek “Eğer Avrupa’ya gidebilirsen çok daha fazla şey yapabilirsin ama Türkiye’de bunları yapamazsın. Burada istediğin gibi bir şey yapman mümkün değil” diyor.

Muhammed
ARTIK SIĞINMACILAR BİLE ŞIKÂYETÇİ
Afrikalılar burada genellikle en alt işlerde çalışıyorlar. İkamet belgesi, oturum izni alamadıkları için daha kurumsal yerlerde çalışamıyorlar. Kaçak şekilde yaşamlarını sürdürüyorlar.
Özellikle Tarlabaşı’nda kalan Afrikalılar, baskı ve geri göndermenin çok arttığını söyleyerek evlerden çıkamadıklarını bu yüzden son 2-3 yıldır iş dahi arayamadıklarını dile getiriyor.
Sudan’dan İstanbul’a gelen Çiğdem adlı bir kadın, “Eskiden ilk geldiğim zamanlar kolaydı ama şimdi her şey zor. Bir yabancı, Afrikalı olarak küçük işlerde çalışabiliriz. Fabrika, büyük işletme, AVM ve süpermarketlerde çalışamayız” diye konuştu. Mülteci ve sığınmacılar üzerine çalışan gazeteci-yazar Ercüment Akdeniz de bu durumu doğruladı: “Afrikalılar, en alttakilerin altındakiler” diyen Akdeniz, şöyle devam etti:
Bir göçmen işçi endüstrisi doğmuş durumda. Afrika ülkelerinden gelenlere baktığımızda biraz anatomik yapıları ve güçlü olmaları nedeniyle de olabilir; daha çok taşımacılık iş kolunda, kargo, taşımacılık iş kolunda çalıştırıldıklarını görüyoruz.”

Çiğdem
“OTURUM ALMAK ARTIK DAHA ZOR”
Ousmane Diouf da yıllar önce İstanbul’a gelenlerden. Türkçe biliyor ve Aksaray’da ufak bir giyim mağazası var. Oturum almanın 3-4 yıl öncesine göre çok daha zor olduğunu vurgulayan Diouf, geri gönderme sürecini anlattı: “Oturum iptal olursa bir daha çıkmanız geri gelmeniz gerekiyor. Bir anda iptal edilebiliyor. Senin cebinde hiçbir şey yok memleketine gidersin. Elbise yok çanta yok, direkt gönderiliyorsun.”
Bir taraftan Kumkapı, Aksaray dışında Afrikalıların burada kaçak şekilde kalmasını istemeyen vatandaşların sayısı da oldukça fazla. Sebebi ise bu kayıt dışılığın, kaçak sığınmacılığın güvenlik sorunu yarattığını düşünmeleri. Özellikle Beyoğlu, Şişli gibi bölgelerde Afrikalılar ev tutmakta zorlanıyor. Bir taraftan bu sebeple de Kumkapı, Aksaray gibi daha fazla Afrikalının yaşadığı alanları tercih ediyorlar. Talepleri ise Suriyeliler gibi geçici koruma statüsü tanınması veya mülteci olduklarına dair bir belge verilmesi.
Dayanışma örnekleri
Afrikalıların kendilerine ait dayanışma etkinlikleri de var. Esenyurt’ta düzenlenen Miss Uganda güzellik yarışması buna örnek. Yine futbolcu olmak için Türkiye’nin yolunu tutan veya burada futbola yönelen erkekler, İstanbul Afrika Kupası düzenliyor. Özellikle Kurtuluş’ta antrenmanlar yapan Afrikalı futbolcular takımlar kurarak birbirleriyle mücadele ediyor. Sayıları azalsa da kupa organizasyonunu devam ettirmeye çalışıyorlar.
Afrika ülkelerindeki çatışmalar göçte etkili
Gazeteci yazar Ercüment Akdeniz, Afrikalı çocukların kayıtsız olmalarından dolayı okula gidemediklerini, bunun yerine merdiven altı kursların açıldığını belirtti:
“Artık İstanbul’da merdiven altı kreşler var. Bir çevirmede yakalanma ihtimali olduğu için sabahın çok erken saatlerinde işe gidip karanlıkta çok geç saatlerde geri dönüyorlar. Bu sırada çocuklarını kreşe bırakıyorlar. Son derece sağlıksız, yani havanın bile alınmadığı, her an yıkılmaya yüz tutmuş binalar bunlar. Böyle bir illegal yaşam örgütlendi İstanbul’da.” Akdeniz, “Afrikalılarda çok ciddi bir tedirginlik ve endişe hali var” derken İzmir’de Işıkkent Sanayi Sitesi’nde karşılaştığı olayı anlattı: Ben duyunca tüylerim diken diken oldu. Afrikalı kadınlar iş başvurusu yaparken konuştukları ilk şey şu oluyor: seks yok iş var. Çünkü kadınları öyle görüyorlar.”
YARIN: SURİYELİLER
]]>“İÇ GÜVENLİĞİ EN İYİ YAPABİLEN ÜLKE OLABİLMEK İSTİYORUZ”
Türkiye’nin huzurunun önemine vurgu yapan Bakan Yerlikaya, şu ifadeleri kullandı;
*600 bin çalışanımız, mesai arkadaşlarımız var. 600 bin ailemize şu mesajı verdik, bakanları olarak: Herkes evinde huzurlu, işine geldiği zaman mesaisinde huzurlu olsun ki, Türkiye’nin huzuru ile ilgili söylemiş olduğumuz sözün sahada karşılığı olsun.
*Bu kardeşiniz bunu yapmaya çalışıyor. Bunu da yapmak için, birinci olarak bugünü, bu anı, aziz milletinin emrinde devletimizin emrinde, tüm 81 şehrimiz, 922 ilçemiz, dünyadaki devletlerin içerisinde iç güvenliği en iyi yapabilen bir ülke olabilmek için suç işlenmesini önleyici duruşunu dirençli hale getirmek, eğer bir suç işlenmesini önleyemedik olduysa ikinci olarak, olabilecek en kısa süre içerisinde bunları yakalayıp adalete teslim etmek.
*Yani ‘İki kelimeyle görevini özetle sayın bakan’ derseniz: Önle, yakala. Bizim görevimiz bu. Bu noktada bizim devamlı dirençli olmamız lazım. Kendi vücut iklimimizde, evimizde, işimizde, sahada huzurla ilgili iyi bir takım oyunu oynamamız lazım.
*O yüzden benden hiçbir zaman şunu duymadınız: Ben diyen birisi değilim. Biz diyoruz. Mottomuz Türkiye’nin huzuru dedik. Şehirlerin huzuru olursa, ülkenin huzuru olur diyoruz. İstanbul’un huzuru da Türkiye’nin huzuru için olmazsa olmaz diyoruz. İstanbul dünyanın 131 ülkesinden daha büyük, 15’inci büyük nüfusa sahip bir mega şehir. 16 milyona yakın nüfusumuz var, 1 milyon 90 bin yasal kalışı olan yabancı var.
*Geçen yıl 17 milyon 500 bin turist geldi. Biz böyle bir şehir içerisinde, başta asayiş olmak üzere hain bölücü terör örgütü ve diğer terör türlerinin her biriyle mücadele ediyoruz. ve bir önceki aydan, bir önceki 6 aydan, bir önceki 1 yıldan, yıllardan daha iyi rakamlara kavuşmak için İçişleri ailesi olarak, İstanbul’da valilik, emniyet, jandarma, sahil güvenlik, MİT bölge hep beraber büyük bir uyum içerisinde, ben değil biz diyerek takım ruhuyla çalışıyoruz.
“782 TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ”
Göreve geldiği 9 aydan bu yana yapılan çalışmaları sunum eşliğinde anlatan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya sözlerini şöyle sürdürdü:
*Hain PKK/KCK terör örgütüyle ilgili bir Türkiye, bir İstanbul projeksiyonu yapıyoruz. PKK terör örgütüyle ilgili Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde bir cümle; her zaman söylüyoruz: ‘Son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar durmayacağız, azimle, kararlılıkla son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar çalışacağız’.
*Türkiye yüzyılında terörle anılan bir ülke olmamakta kararlıyız, inançlıyız. Zaten 22 yıldan beri, hain, bölücü terör örgütleriyle ilgili mücadelede gelinen nokta; nefesleri kesildi. Dostlarımıza güven, düşmanlara da kusura bakmasınlar onları rahatsız etmekte kararlıyız. Sınırımızın altında da teröristan ya da teröristan adacıkları kurdurtmamakta kararlıyız.
*Hiç kimse heveslenmesin. İçişleri Bakanlığı olarak, 1 Haziran 2023-29 Şubat 2024 tarihleri arasında 9 ayda, jandarmamız, emniyetimiz, istihbaratımız hep beraber 17 bin 757 kırsal operasyon, polisimiz şehirde 3 bin 396 operasyonda yani toplamda 21 bin 153 operasyonda 782 terörist etkisiz hale getirildi.
*Envanterimize 2017’den itibaren yerli ve milli İHA, SİHA, İKU, ANKA öyle bir girdi ki; bizim, o son teröristin etkisiz hale getirmeyle ilgili hedefimizde bize büyük bir güç verdi ve tesirini hep beraber görüyoruz.
“MASAK’I UÇURUYORUZ”
Fenomenlerle ilgili MASAK’ın çalışmalarına da değinen Bakan Yerlikaya, “Bu MASAK var ya MASAK, Mehmet Şimşek bakanımızla birlikte uçuruyoruz burayı. Bizim, hukuki, helal kazançla kişinin, çevrimiçi dünyada, sanal ortamda, konvansiyel ortamda, yazılı, görsel basında bunların arzı endam etmesine sizin, bizim laf söylemesi mümkün mü? Fakat, bazı meselelerle ilgili ekranda vatandaş bir şey gördüğü zaman ‘bu kazançla ilgili benim şüphem var, ey devlet’ diyor, çağrıda bulunuyor. Biz de, Mehmet Şimşek bakanımız ile vatandaşımızın rahatsız olduğu ve ihbarda bulunduğu her türlü görünü ile ilgili şüphelendiğimiz, bunun semptomları olduğunu gördüklerimize MASAK olarak gece gündüz demeden bakıyoruz. MASAK ile beraber şimdilik, 90 milyar lira olarak da mal varlığına el konuldu. Yargı, ‘paranın akış şeması doğru bir akış değil o zaman ben buna hukuki el koyuyorum’ diyor” şeklinde konuştu.
“LÜKS ARAÇLARIN BAKIMINI DİSTRİBÜTÖRLER ÜSTLENİYOR”
Fenomenlere ait lüks araçların İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesine katılmasının sembol bir hizmet olduğunu ifade eden Yerlikaya, “İstanbul’da 90 milyara yakın mal varlığına el konulunca, mahkemeye gidilip ‘Bu araçlar yedieminde kalacak. Bunu uygun görürseniz emniyetin envanterine tahsis edelim’ denildi. Değerlendirdiler, düşündüler. Mahkeme dedi ki; ‘bu araçları size veriyoruz’. Milletten kibirlenerek, korkutarak, gayr-i meşru, gayr-i kanuni bu parayı alıp, bu araçlara binilirken, millet kendi adına karar veren mahkeme aldı bunları Türk polisine verdi. Biz de bunu İstanbul polisimizin, Türk polisimizin devriye otosu yaptık. Bunlar sabah akşam kullanmaktan ziyade sembol olan meydanlarda duruyor. Sadece Türkiye’de değil dünyada da çok ses getirdi. Türkiye’de yüzde 98 olumlu buldu. ‘Bu araçların bakımları ne olacak’ dendi. Arkadaşlarımız bu firmaların distribütörleriyle görüştü. ‘Siz sadece benzin parasını verin diğerlerini biz üstleniyoruz’ dediler.” ifadelerini kullandı.
]]>Geçen hafta düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun, Birleşmiş Milletlerin Antalya’da bir araya gelmesine vesile olduğunu; ikili ve çoklu gelişmelerle daha acil ve merhametli bir dünyanın geleceğine dair karşılıklı görüş alışverişinde bulunulduğunu belirten Akbaşoğlu, Türkiye’nin diplomasi gücünün yeniden bütün dünyanın gündemine geldiğini vurguladı.
ERDOĞAN-ABBAS GÖRÜŞMESİ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile bir araya geldiğini anımsatan Akbaşoğlu, görüşmede, İsrail’in Gazze’deki vahşet ve soykırımının nasıl durdurulması gerektiği konusunda yol haritasının ele alındığını söyledi. Akbaşoğlu, “Gazze’deki insanlık dramı başta olmak üzere yeryüzünün her köşesinde savaş ve katliamlarla gündeme gelen bu süreçlerin, insanlığın huzur ve barış içerisinde bir arada yaşayabileceği bir küresel düzene, gerçek bir Birleşmiş Milletler düzenine evrileceği günleri de inşallah önümüzdeki yıllarda hep beraber idrak etmiş olacağız.” diye konuştu.
YEREL SEÇİMLER
Türkiye’nin 31 Mart’ta yerel yönetimler için sandık başına gideceğini ifade eden Akbaşoğlu, “Burada ‘algı ve illüzyon belediyeciliği mi yoksa gerçek belediyecilik mi?’ sorusunu cevaplamamız gerekecek. İnsanımızın hayatını kolaylaştıran, ulaşıma çözüm üreten, dirençli şehirlerle mekanları sağlamlaştıran, insanımızın deprem gerçeği karşısında canını, malını koruyabileceği bir belediyecilik anlayışı mı, yoksa bol bol vadedip o vaatlerin hiçbirisini yerine getirmeden aldatma ve kandırma siyasetiyle tekrar yola devam etmek mi? Bunların hepsini milletimiz kendi vicdanında takdir edecek ve özgür kararını ortaya koyacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kullandıkları seçim sloganlarını eleştiren Akbaşoğlu, şunları söyledi:
“Ankara’nın CHP’li belediye başkanı ‘az laf çok iş’ diyor. Söz güzel ama gerçek ne? ‘Az laf çok iş’ diyor, hiçbir iş yapmıyor. Söylem başka gerçek ise bambaşka. Bu konuda Ankaralılara en büyük destek, onların rahat erişebileceği, ulaşabileceği hizmet ve eserlerin yaygınlaştırılması, bu hizmet ve eserleri üretmek değil mi? Aslında kendisi de bunu itiraf ediyor, ‘benden hizmet ve eser beklemeyin. Ben sadece destek vereceğim’ diyor. En büyük destek hizmet ve eser üretmek ve bütün Ankaralıların buna erişimini kolaylaştırmak ve sağlamak. Bu konuda Ankaralılar kararını verirken ‘az laf, çok iş’ deyip de hiçbir hizmet ve eser üretmeyen CHP’li belediye başkanına gerekli cevabı sandıkta verecek.
İstanbul’un CHP’li Belediye Başkanı ‘İstanbul başardı’ pankartlarıyla caddelere, sokaklara hitap etmeye çalışıyor. Bunu kendi kendine ifade ediyor ama İstanbulluya sorduğunuzda ‘Ekrem İmamoğlu’na 5 yıl fırsat tanıdık, vaatlerini yerine getirmedi, beceremedi, başaramadı’ diyor. Böyle göz boyayıcı pankartlarla İstanbulluyu kandırabileceğine kendi kendini inandırmış bir profil çizen İmamoğlu da gerçekle yüzleşecek. 31 Mart’ta İstanbul muradına erişecek, Murat Kurum’a kavuşacak, gerçek belediye başkanı nasıl olurmuş İstanbullu bunu görecek.”
İzmirli vatandaşların da CHP’li büyükşehir belediyesinin yönetiminden bıktığını ifade eden Akbaşoğlu, Cumhur İttifakı’nın adayı Hamza Dağ’ın İzmir’de güzel bir sürpriz yapacağına inandığını dile getirdi.
Akbaşoğlu, “Bütün seçmenlerimiz, 31 Mart’ta, algı ve illüzyon ile hizmet ve eseri, belediyeciliğin odak noktasına yerleştiren anlayışları tartacak; daha fazla hayatını kolaylaştıracak belediyecilik anlayışına, emanete hıyanet etmeyecek belediye başkanı profiline, Türkiye Yüzyılı belediyeciliğine, Cumhur İttifakı’na ‘evet’ diyecek. Buna yürekten inanıyorum. Yapılan kamuoyu yoklamaları da zaten bu yönde mesajlar veriyor.” ifadelerini kullandı.
EMEKLİ MAAŞI AÇIKLAMASI
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Akbaşoğlu, “Emekli maaşlarına yönelik 31 Mart’a kadar yeni bir iyileştirme, düzenleme yapılabilir mi?” sorusu üzerine, yerel seçimler nedeniyle 31 Mart’a kadar TBMM’nin olağanüstü toplanmasının gündemlerinde olmadığını söyledi.
Meclisin muhtemelen nisan ayının ortalarında çalışmalarına başlayacağını anlatan Akbaşoğlu, “O tarihten itibaren bu hususları müzakere edeceğiz ve haziran sonu temmuz başı itibariyle de emeklilerimiz başta olmak üzere bütün çalışanlarımızla ilgili daha iyileştirici, alım gücünü arttırıcı değerlendirmelerimizi hep beraber kamuoyuyla paylaşacağız ve buna dair düzenlemelerimizi de inşallah gerçekleştireceğiz.” dedi.
]]>“SİVRİSİNEKLERE DE ACIMIYORUZ”
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, şunları söyledi:
* “1 Haziran 2023 – 29 Şubat 2024 yani 9 aylık süreç. İstanbul genelinde hain PKK terör örgütüyle ilgili 278 operasyon yapmışız. Burada 496 gözaltı, 118 tutuklu, 142 adli kontrol. Bu operasyonlarda 79 terörist etkisiz hale getirilmiş, etkisizden kastımız altında açıklamamız var. Yani onları sağ olarak almışız. Burada Fatih ilçemizde 10 operasyon yaptık, 27 gözaltı, 8 adli kontrol var. Gelelim FETÖ. Sayın Cumhurbaşkanımız ne diyor? Su uyur FETÖ vari terör örgütleri uyumaz. Bu bilinçteyiz. Bu dikkatteyiz. Aynen böyle ve yakın zaman içerisinde ne dedi? FETÖ bataklığını kuruttuk. Sivrisineklerle uğraşıyoruz. Biz sivrisineklere de acımıyoruz.
* İstanbul’da FETÖ’ye 151 operasyon yapıldı, 350 gözaltı, 55 tutuklama, 90 adli kontrol kararı verildi. DEAŞ terör örgütüne 101 operasyon 475 gözaltı, 117 tutuklama, 56 adli kontrol, sol terör örgütlerine 84 operasyon 248 gözaltı, 81 tutuklu, 86 adli kontrol. Bunların finansmanı yani terör örgütlerinin finansmana erişimleri bizim için çok önemli. Bu noktada da göz açtırmıyoruz. Sadece İstanbul rakamları bunlar.
* Terörizme finans sağlayanlara yönelik 18 operasyon 154 gözaltı, 27 tutuklama, 5 milyon 477 bin 324 lira ele geçirildi. Şimdi bu terör örgütleriyle ilgili evet bunları yaptık, aldık ama bakın yine aynı dönemde bir bombalı eylem olmak üzere 8 terör eylemini engelledik. Türkiye genelinde bu rakam 125’ti. İstanbul’da 8, ama 28 Ocak’ta DEAŞ Santa Maria Kilisesi saldırısı 2 terörist. İstanbul Emniyetimiz 10 saatte ne yaptı? Aldık adalete teslim ettik.”
“İSTANBUL’DA 90 ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ ÇÖKERTİLDİ”
Bakan Yerlikaya, “İstanbul’da organize suç örgütlerine 112 operasyon yapıldı, bin 254 gözaltı, 735 tutuklama, 367 adli kontrol kararı verildi ve 90 organize suç örgütü çökertildi. Adalete teslim edildi. Peki Türkiye’de bu sayı 384, görebiliyorsunuz değil mi? 384’ün 90’ı İstanbul’da. Bunların kırılımı var. Bakın İstanbul’daki o 90’ı bunlar 1 Haziran-4 Mart arasında olmuş. Yani bizim 9 aylık dönemimiz içerisinde. Bakın KOM, Narkotik ve Siber olmak üzere 90, 65 KOM, Narkotik 19, Siber’de 6, 27 milyar 181 milyon liralık maddi mal varlıklarına ne yapmışız? El koymuşuz. Türkiye genelindeki 384’de mal varlığı rakamı nedir peki? 90 milyar. O da şimdilik” dedi.
9 AYDA 828 KAÇAKÇILIK OPERASYONU: BİN 494 GÖZALTI
9 ayda 828 kaçakçılık operasyonu yapıldığını, bin 494 şüpheli gözaltına alınırken bunlardan 492’sinin tutuklandığın belirten Yerlikaya, 83 kişinin ise adli kontrolle serbest bırakıldığını belirtti. Öte yandan Bakan Ali Yerlikaya, Fatih Vatan Caddesi üzerinde bulunan İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nün 2.5 yıl sonra Hasdal’da 253 dönümlük bir arsa üzerine yapılacak yeni emniyet müdürlüğü binasına taşınacağını açıkladı.
GEÇİCİ KORUMA ALTINDAKİ SURİYELİ SAYISINI AÇIKLADI
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul’da yasal kalış hakkı olan toplam yabancı sayısının 1 milyon 92 bin 697 olduğunu açıkladı. Bakan Yerlikaya geçici koruma altındaki Suriyeli sayısının ise 350 bin 532 olduğunu belirterek, “Bakın yasal kalış hakkı ne demek? Bakın yabancılarla ilgili şöyle bir tanım var. Bir ülkeye girişi bir, kalışı iki, çıkışı üç, eğer bunlardan herhangi biri veya daha fazlası yasal değilse biz buna düzensiz göçmen, kaçak göçmen diyoruz. Bunun tamamının yasal olduğunda da biz ne diyoruz? Bakın yasal kalış hakkı olan bir milyon 92 bin İstanbul genelinde, Fatih’te 39 bin. Suriyeli sayısı 20 bin. Ama şurada çok etkileyici bir haber var. 2019’da Fatih’te toplam yabancı sayısı 103 bin 660’mış. Şimdi ne kadar olmuş? 40 bin yani düz hesap. 15 Ocak 2021 tarihinden itibaren Fatih’teki tüm mahalleler yabancıların kalış hakkına kapalı” ifadelerini kullandı.
9 AYDA 76 BİN DÜZENSİZ GÖÇMEN YAKALANMIŞ
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya İstanbul’da kurulan mobil göç noktalarında yapılan işlemler hakkında da bilgi paylaştı. Yerlikaya, 29 Şubat 2024 tarihi itibariyle İstanbul’da 103 mobil göç noktasının bulunduğunu, bu noktalarda 197 bin 555 kişinin sorgulandığını, 57 bin 745 kişinin ise düzensiz göçmen olduğunun tespit edildiğini açıkladı. Vizesi, ikamet izni biten veya kendiliğinden İstanbul’dan ayrılan yabancı sayısının ise 255 bin 92 olduğu, gönüllü olarak 9 ay içinde İstanbul’dan ayrılan Suriyeli sayısının 26 bin 519 olduğu belirtildi. Ayrıca, 9 ay içinde 76 bin 396 düzensiz göçmenin yakalandığı aktarıldı.
]]>Seçim otobüsünden vatandaşları selamlayan üçlü, yurttaşların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Şirinevler Şehit Yarbay Cesur Parkı’nda, yağmur altında gerçekleştirilen buluşmada, sırasıyla; Emecan, Çelik ve İmamoğlu halka hitap etti.
İmamoğlu, Bahçelievler’in eşi Dilek İmamoğlu ile ilk yuva kurduğu yer olduğu bilgisini paylaştı. Bahçelievler’le bağının hiç kopmadığını belirten İmamoğlu, “Bu sokaklardan geçerken ama işimden dolayı ama sosyal sorumluluklarından dolayı, kim derdi ki, bir gün gelecek ve ben burada İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak size hitap edeceğim. Bunu kimse tahmin edemez” dedi.

“ÜÇÜMÜZ BİRLİKTE BAHÇELİEVLER’DE TARİH YAZACAĞIZ”
Bir köy çocuğu olarak İBB Başkanı olmasını, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyete borçlu olduğunu kaydeden İmamoğlu, “Onun için bu millete borcumuz çok. Bu devlete, bu topraklara, bu cennet vatana borcumuz çok. Borcumuzu ödemek için hizmet edeceğiz. Onun için buradayız. Benim gibi Emine Gülizar Emecan Hanım da onun için burada” dedi. Emecan ile birlikte CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in de bir Bahçelievler sakini olduğunu hatırlatan İmamoğlu, “Bu ne demek oluyor biliyor musunuz? Aramızda kalsın; Bahçelievler hiç bu kadar güçlü olmamıştı. Şimdi hem Gülizar Emecan bir Bahçelievlerli ve bir kadın mühendis olarak hem Özgür Çelik bir Bahçelievlerli ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin İl Başkanı olarak, üçümüz birlikte Bahçelievler’de tarih yazacağız, tarih. Bahçelievler Bahçelievler eminim bu fırsatı, bu ekibe verecek” diye konuştu. Bahçelievler’le birlikte; Bakırköy’de, Maltepe’de ve Üsküdar’da 4 kadın belediye başkan adayının İstanbul tarihinde ilk kez seçileceğine inandığını ifade eden İmamoğlu, “Ben biliyorum; ben dursam onlar durmayacak” şeklinde konuştu.
“ATAKÖY-İKİTELLİ METRO HATTINI 18 MART’TA AÇIYORUZ”
Çanakkale Zaferi’nin 109’uncu yıldönümünde Ataköy-İkitelli metro hattını hizmete açacaklarını vatandaşlarla paylaşan İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
*Bunun bir bölüm durakları da Bahçelievler’de. Biliyorsunuz değil mi? Ataköy-İkitelli metro hattımız şimdiden İstanbul’umuza hayırlı ve uğurlu olsun.
*Çobançeşme’de, Doğu Sanayi’de ve İhlas Yuva istasyonlarında sizlere hizmet edecek. Bir başka metro hattı daha var uzun yıllardır süren, ama şükürler olsun bitti. Bunu Bakanlık yapıyor. Zamanında Bakanlığın yapmasına karar verilmişti.
*Bakırköy-Bahçelievler-Kirazlı hattı. Biliyorsunuz değil mi? Şimdi son aldığımız bilgiye göre, 10 Mart’ta açılışını yapıyorlar. Tabii takdir edersiniz ki, beni davet etmeyecekler. Önemli değil. Davet etmeyecekler ama ne yapacaklar biliyor musunuz?
*O hattın parasını, bizim bütçemizden kesecekler. Çünkü Bakanlığın yaptığı bu hatların, geçmişten bugüne şehrin içindeki metro hatlarının parasını, Büyükşehir Belediyesi’nin bütçesinden kesiyorlar.
*Fakat geçmişte, yani biz göreve gelmeden önce, bu hatların ücretleri, oradaki biletlerden elde edilen gelir üzerinden kesiliyordu. Dolayısıyla 15-20 yıla yakın sürede bunun paraları kesiliyordu.

“BİZİ YILDIRMAYA ÇALIŞIYORLAR, ÖYLE Mİ?”
*Sonra biz göreve geldik. Sabiha Gökçen hattını açtılar, hatırlar mısınız? 1,5 sene oluyor. O hattı açtılar. Tam 5,5 milyar lirayı bizim bütçemizden ne kadar zamanda kestiler biliyor musunuz?
*10 ayda. 10 ayda, 5,5 milyar lira. Şimdi bu Bakırköy-Kirazlı hattının iki olayını size hatırlatayım, vicdanınıza koyun, dursun. Bir; bu hattı açıyorlar, teşekkür ederiz, hayırlı olsun. Şehrimize yapılan her iyi yatırım değerli.
*Ama bunun da parasını bizden, bütçemize zarar verecek şekilde kesecekler. Sanki İBB Kaf Dağı’nın ardında bir belediye ya da Patagonya’da bir belediye. Bu ne devlet adabına uyar ne insanlığa sığar. Ama bizi yıldırmaya çalışıyorlar, öyle mi? Yahu biz sizi yıldıracağız, yıldıracağız, bıktıracağız, bıktıracağız, bıktıracağız kardeşim.
“BAKANLIK, PROTOKOL GEREĞİ ALMALARI GEREKEN TRENLERİ ALMIYOR”
*Bir konu daha var. Bu Bakırköy-Kirazlı hattının ihalesi gereği, İBB’yle geçmişte yaptıkları protokol gereği, bu hattın trenlerini, yani araçlarını Bakanlığın alması gerekiyordu. Bakın hat bitiyor ve bizim arkadaşlarımız defalarca, ‘O hattın trenlerini sizin almanız gerekiyor, protokol bu şekilde’ dememize rağmen, trenlerini almadılar.
*Şimdi hattı bitirecekler. Olan trenlerle biraz seyrek seferlere başlayacağız. Ama biz mecburen, hattı teslim aldıktan sonra trenlerin alımına geçeceğiz. Ya be Allah’ın adamı, ya sen bakanlıksın, milletin bütçesiyle iş yapıyorsun.
*Ben, İBB’yim. Ben de milletin bütçesiyle iş yapıyorum. Birbirine hasım gibi davranmak… Böyle bir ahlakı, bizim memleketimiz vallahi görmedi, billahi görmedi. Bunların husumeti var ya, bunların husumeti, bu millete her türlü sıkıntıyı verir.
*Allah korusun bunların husumetinden. Ama ben size söyleyeyim. Vallahi billahi, vız gelir tırıs gider. Biz neleri aşmadık? Bu sorunları da aşarız. Aşarız be kardeşim, aşarız. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarız be kardeşim, şaşarız.
“MİLLET O İMZAYI CUMHURBAŞKANLIĞI’NA ATTIRACAK KARDEŞİM”
*Bakın; başka bir şeyi daha söyleyeyim. Yenikapı-İncirli-Sefaköy-Beylikdüzü metro hattı. Her şey hazır. Gümbür gümbür yaparız orayı, gümbür gümbür yaparız. Ama 1,5 seneyi aşkın süredir, bir Cumhurbaşkanlığı onayı var.
*Ne kefil oluyor, ne başka bir şey. Sadece imza. İmza atmıyor ki, ihalesini yapıp başlayalım. Ama bu millet, İstanbul’da öyle bir oy farkı yapacak ki, öyle bir oy farkı yapacak ki. Milletin karşısında hiçbir güç duramaz. Millet, o imzayı, Cumhurbaşkanlığı’na attıracak kardeşim. Artıracak değil mi? Bitti.
“NE BAKAN KALDI NE IŞILTI KALDI”
*Bakanın biri, 2021’de dedi ki, ‘Türkiye uçacak, uçacak’ dedi. Evet, uçuyor. Ama uçurumdan aşağı uçuyor. Bakın bir başka bakan ne dedi? ‘Gözlerimdeki ışıltıya bakın. 6 ay sonra Türkiye uçacak’ dedi. Hatırlıyor musunuz? Ne bakan kaldı ne ışıltı kaldı. Arkadaş, bu lafları ben söylesem, milletin huzuruna çıkamam biliyor musun? Vallahi yüzüm kızarır.
*Ama ben, bunların yüzünün kızardığını da görmedim. Dolayısıyla ben size söyleyeyim benim sevgili hemşehrilerim; ekonomiyi bu hale getiren, bir kişi, bir kişi. Haklı mıyım? ‘Yetki sizde, sorumluluk bizde.’ Bak öyle diyor. Yetki onlarda ama sorumluluk sizde. Bu işler o kadar kolay değil.
*Bu millet, hani var ya yazar kasadan Z raporunu çıkarır, bu millet o Z raporunu çıkaracak, sana 31 Mart’ta öyle bir ders verecek ki. Bu ders, bu ders hayat pahalılığını bize dayatanlara, 31 Mart’ta tarihin en büyük sandık dersi olacak mı?
*İşi, gücü bırakıp, esas işlerini bırakıp bakanları, osu, busu, hepsi İstanbul’a koşmaya başladı. Farkında mısınız? Birkaç haftaya kalmaz, 1-2 hafta içinde o da gelir, o da gelir. Onlara, ‘Yahu işi gücü bırakıp İstanbul’a koşacağınıza, esas işinizle uğraşın’ diyeceğiniz o dersi, 31 Mart’ta sandıkta vermeye hazır mısınız?
]]>
“MİLLET KENDİSİNE EFELİK YAPANI SEVMEZ”
İmamoğlu “Bu memlekette cumhuriyet var. Bu memlekette demokrasi var. Bu millet kendisini efelik yapanı sevmez. Bu millet mutlaka ve mutlaka haddini bildirir. Demokrasinin en güzel hat bildirme yeri neresi? Sandık. Onun için bu milletin hizasına, rızasına geldi. Bakalım kaç gün tahammül edecek. Bakalım kaç gün dişiniz sıkacak? Huylu huyundan vazgeçmez” diye konuştu.
“HAYAT PAHALILIĞI ALTINDA EZİLİYORUZ”
Türkiye’de yaşanan derin ekonomik krize vurgu yapan İmamoğlu şöyle devam etti:
* “Bugün enflasyon açıkladı bir kuruluş. Yüzde 130’a yakın enflasyon rakamları var artık bu ülkede. Üç haneli. Bu milletin cebindeki parayı pul ediyor. Bu milleti fakirleştiriyor. Aklın ve bilimin dışında davranırsa, liyakatli kişilere emanet etmezsen ekonomi politikaları çöker. Ağır bir faiz yükü ve döviz karşısında her gün değer kaybeden Türk lirası sorunuyla uğraşıyoruz. En büyük paramız 200 lira değil mi? 200 lirayla 14 sene önce 130 dolar alınıyordu. Şu anda 6 dolar alabiliyor.
* Çok ağır bir hayat pahalılığı altında eziliyoruz. Başta emeklilerimiz olmak üzere milyonlarca aile cumhuriyet tarihinin en sefil ekonomik koşullarına mahkum edilmiştir. Emekliler için istenen bir maaş artışında ise hemen kıyamet kopardı.. Neymiş efendim? ‘7 bin lira verirsek 1.4 trilyon lira yük olurmuş. 10 bin lira verirsek 1.9 trilyon lira yük olurmuş’ dedi. Zaten bütçeye yük hep nedense bu emeklilere verilince aklına geliyor. Başka koşullarda aklına gelmiyor.

“MİLLET O BOYNU BÜKMEYİ BİLİR KARDEŞİM”
* Biz ne yaptık? Çıktık bu gerçekleri meydanlarda konuştuk, tartıştık. Niye anlatıyorum biliyor musunuz? Onları kendine getirmek için anlatıyorum. Bunları boş bıraktın mı; sabah kalkıyorlar Ekrem İmamoğlu. Öğlen Ekrem İmamoğlu. Akşam Ekrem İmamoğlu. Başka bir şey yok. Aşağı Ekrem İmamoğlu, yukarı Ekrem İmamoğlu. Ben de ona gerçek görevini hatırlatıyorum. ‘Elinin tersiyle emeklilerin sıkıntısını itemezsin’ dedik. Bu insanlar bu yaşta ucuz ekmek, ucuz gıda kuyruklarına sabah ezanı vakti giriyor mu? Saatlerce sıra bekliyor mu? Bunu görmezden gelemezsin kardeşim. Onun için 3 günde tavrı değişti farkında mısınız?
* Yük dediği emekliye bugün okuduğum haberler doğruysa bayramda ikramiye 10 bin lira verecekmiş. İnşallah verir, versin. Ama seyyanen zam konusunu da atlatamaz. Emeklinin ihtiyacı olan zammı da verecek. Gücünüzü bilin istedim. Milletin gücü hem oy üzerinden yaptığı efeliği yendi, hem de yük diye tabir ettiği milyonlarca insana istemese de zamlı ikramiye vermek zorunda kalacak. Rahmetli dedem çok güzel bir söz söylemişti çocukluğumda; ’oğlum makamın büyüdükçe boynun eğilecek’ dedi. Bu anlayış, makamı büyüdükçe milletine yukarıdan bakmayı kendine yol biçmiş. Boynunu bükmezsen bu millet o boynu bükmeyi bilir kardeşim, bilir.”

KURUM’A GÖNDERME YAPTI
İmamoğlu, rakibi Murat Kurum’un daha önce katıldığı programda Küçükçekmece ile Büyükçekmece’yi karıştırmasına atıf yaparak “Küçükçekmece’yi seviyorum çünkü benim hayatım buralarda geçti. İlçelerin ismini bırak karıştırmayı da Küçükçekmece’yi mahalle mahalle bilirim. Ne bu ilçeler, ilçesini unutanları kabul eder ne bu şehir ithal aday kabul eder” dedi.
“MİLLET O İMZAYI DA ATTIRACAK”
Küçükçekmece’den geçecek Sefaköy-Beylikdüzü Metro Hattı’nın Cumhurbaşkanı tarafından bir imza atılmadığı için engellendiğini hatırlatan İmamoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
* “O imzayı tam 1.5 yıldır atmıyor. Bu millet o imzayı da attıracak. Hiç boşuna direnmesin. Nasıl attıracak biliyor musunuz? 31 Otuz bir Mart’ta bize vereceğiniz oy katlanacak. 2 hafta içinde o imza atılacak göreceksiniz. Millete hizmeti bir ülkenin başındaki yönetici engelleyebilir mi? Böyle bir şey olabilir mi? Bakın desem ki bugün ‘Kanal İstanbul’u yapalım.’ Ne var, ne yok her şeyi bir günde imzalar. Çatır çutur. Ama buradan söyleyeyim; sen o işi unut kardeşim. Kanal İstanbul’u unut. Bu milletin geleceğini yok edecek böyle bir rant projesine bu millet evet demeyecek.

“SENİN ÖYLE BİR YETKİN YOK”
* Bu konuda en çok bu konuda en çok rakibimin cevaplarına gülüyorum. Neymiş? İstanbul’un gündeminde olmayan konu onun da gündeminde olmazmış. Açıkçası en doğru kurduğu uzun cümle de bu. Gündemini sen belirleyemiyorsun ki? Senin, senin böyle bir yetkin yok. İstanbul’da reklamlarında senden çok başkalarının fotoğrafları var. Senin gündemini de o belirliyor. Madem öyle iddialısın; çık kameraların karşısına de ki ‘Kanal İstanbul ya-pıl-ma-ya-cak’. Diyebilir mi? Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür olmayanlar kendi gündemini belirleyemez de ondan diyemez. Bir kişi ne diyorsa onu yapmaya mahkumdur. 16 milyon İstanbullu ne derse desin onun bir kişinin ağzına bakacağını biliyoruz.

“HEPSİ İSTANBUL’A DADANDI”
* İstanbul’un gündemi hayat pahalılığı. Hayat pahalılığını gündemlerine alsın. Bakanları işinden koparıp İstanbul’a siyaset yapmaya yollamasınlar. Hepsi işlerini, güçlerini bıraktılar İstanbul’a dadandılar. Ya bırakın İstanbul’u, İstanbulluya. Gidin asıl işlerinize bakın. Millet sizi İstanbul seçiminde Ekrem’in ve İstanbulluların aleyhine çalışma yapsın diye seçmedi. Memleketi batırdılar. 2023’te bu millet size oy verdi. Kabul ediyoruz. Ama siz bu işleri düzeltin diye oy verdi. Ama ne yaptılar? Daha kötü yaptılar. Bugün daha kötü bir ekonomiyle karşı karşıyayız. Ama biz ne yapıyoruz? Ben her gün bir açılış yapıyorum.
* Sizin engellerinizi birer birer aştık. Kurduğunuz tuzakları teker teker bozduk. Baktılar ki bizim İstanbullulara hizmet aşkımız bunların hile ve ortaya koydukları kötülüklerden daha güçlü, baktılar ki bizim milletimize hizmetkar olma azmimiz bunların iftiralarından ve tuzaklarından daha güçlü şaşkına döndüler. Aklı sıra beni yıldıracaklardı. Ben yılmam, yıldırırım. Adaylarıyla ilgili fazla konuşmayacağım. Vallahi ne dediğini ben de anlamıyorum. Arkadaşlarım bazen diyorlar ki bazı konuşmaları var işte bunu dinleseniz mi falan…
* Dinlemek bile istemiyorum. Tuhaf konuşmalar yapıyor. Allah yardımcısı olsun. Tuhaf konuşmalardan sonra o da kendine gülüyor. İşin garip tarafı da o. Bakın onlara bir hatırlatma yapayım. Milletimiz notunu sessizce veriyor. Sonra da seçimde o notu ne yapacak? Oy pusulasının altına o mührü basacak. 31 Mart akşamı notlarını görecekler.”
]]>Vatandaşlar, İmamoğlu ve Çaykara’nın içinde olduğu seçim otobüsünü yol boyunca sık sık durdurarak, sevgi gösterilerinde bulundu.

Firuzköy Trakya ve Rumeli Kültürünü Yaşatma Vakfı üyesi vatandaşlarla, CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, CHP İstanbul milletvekili Engin Altay, CHP Parti Meclisi üyesi Mahir Yüksel ve Cem Aydın eşliğinde bir araya gelen İmamoğlu, Hançerli ve Çaykara, mülkiyet sorunu yaşayan yurttaşlara hitap etti.
İmamoğlu, Çaykara ve Hançerli’nin Avcılar’daki son adresi, Merkez Mahallesi’nde düzenlenen halk buluşması oldu. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de halk buluşmasında İmamoğlu, Çaykara ve Hançerli’ye eşlik etti.

“Bizim meydanlarımız aile meydanı” diyen İmamoğlu, buluşmada yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:
“BİZİM MEYDANLARIMIZDA HERKES VAR:
*Bu meydanlarda çocuklar var. Bu meydanlarda pırlanta gibi evlatlarımız var. Gençlerimiz var. Kısacası ailece buradayız, bizim meydanlarımız aile meydanı. Bizim meydanlarımızda o parti bu parti yok.
*Bizim meydanlarımızda sevgi var, bizim meydanlarımızda saygı var, bizim meydanlarımızda kalbi güzel insanlar var. Bizim meydanlarımızda oy veren vermeyen yok herkes. Bizi meydanlarımız gözünde, gönlünde kötülük olanın bile kalbine iyilik getir. Eğer kalbini buz bağlamışsa bizim kalbimizdeki güzellikler o buzları eritecek göreceksiniz.
*Biz bunu hep birlikte daha önce başardık öyle değil mi. Dualarınız sayesinde dimdik ayaktayız. Bugün burada olduğunuz için her birinize minnet duyuyorum. Ben Avcılar’daki hikayem tam 35 yıl. Ben burada üniversitede okudum.
*İstanbul Üniversitesi’ne geldim üniversiteyi bitirdim. Bu şehirde hep birlikte İstanbullu olduk komşu olduk, biz burada iş hayatımızı sürdürdük. Yuvamızı kurduk çocuklarımız oldu. Sonra dünyanın en güzel şehrine belediye başkanı oldum.
*Beni bu şehre belediye başkanı yapan Atatürk Cumhuriyetine minnet duygularımı iletiyorum. Beni bir köyden alıp buraya getiren bu makama yükselten Atatürk’ün kurduğu Türkiye değerleridir. Hepimizin borcu var. Biz o borcu ödeyeceğiz çocuklarımıza layık olacağız, gençlerimize layık olacağız. Cumhuriyetimizi ve demokrasimizi güçlendirerek hep birlikte yolumuza devam edeceğiz.

“ALLAH SENİ ISLAH ETSİN”
*Biliyorsunuz girişte 475 araçlık bir otoparkı olan çok değerli bir meydan inşaatına bu kardeşiniz başladı. İnşallah bak göreceksiniz tam gaz devam edeceğiz. Orada hem o meydanı hem de sanat dolu çok güzel meydanı fonksiyonlarıyla birlikte hepinizin hizmetine biz sunacağız. Yine hemen orada 2019 yılında Silivri’de bir deprem oldu hatırlıyorsunuz değil mi?
*O depremde Hacı Ahmet Tükenmez Camimiz biraz hasar gördü. O cami bize söylendi ve yıktık. Oradaki o alanın yetkisi bizde olduğu için hızlıca oranın projesini yaptık. Biliyorsunuz oranın bir tarafı vatandaşların yürüyeceği iş yolu, bir tarafı buradan karşı tarafa geçiş yolu, önü de D100 karayolu. Yani ortada bir yer.
*Oraya çok güzel bir cami tasarladık. 800 kişilik kapalı alanı 800 kişilik açık alanıyla beraber iki bin kişilik bir cami tasarladık. Bakın etrafına da insanlar kitap alabilecekleri caminin fonksiyonlarına destek sunacak mükemmel bir alan tasarladık. Beş yıldır kaç kez Turan Hançerli başkanımız gitti konuştu.
*Biz ekip yolladık, anlattık. Bir müftü sırf Ekrem İmamoğlu oraya cami yapmasın diye bizim projemizi dava etti. Buna ben bu aklı biliyorum neymiş efendim, oraya daha büyük cami lazımmış. Burası kavşak kaldı ki caminin büyüğü değil. Bizim Yaradan’ımız, bizim inancımız bize tevazuyu, emretmiş.
*Tevazuyu oraya yakışanı yapmak bize yakışır, öyle güzel bir proje yaptık. Kaldı ki hemen karşı tarafında Cerrahpaşa Üniversitesi’nin sınırlarının içinde daha büyük bir cami tasarlanmış. Beni niye engelliyor biliyor musunuz?
*Aklı sıra Ekrem İmamoğlu oraya cami yaparsa hani mütedeyyin insanlar Ekrem İmamoğlu’na teşekkür eder, etmesin diye. Yahu Allah seni ıslah etsin. Allah seni ıslah etsin. Şimdi benim ne cami cemaatiyle ne mütedeyyin insanlarla ne inançlı insanlarla aramıza girebileceğini mi zannediyorsun hadi oradan, hadi oradan. Hadi oradan.

“SİZİN SİYASETİNİZ BATSIN”
*Bakın ben size bir şey daha anlatayım. Hemen şurada, Yakuplu’da, hemen D 100 orada hasırcılar var. Onun arkasında bir cami yaptım. Adını da ne koydu biliyor musunuz? Kuvay-i Milliye Cami koydum. Ben bunları tanıyorum. Onun için anlatıyorum camii yaptık, diyanete teslim edeceğiz. Bir Kurban Bayramı arefesi. Dedim ki, camiiye gidin bakın bakalım eksiği var mı? Bir an önce bir an önce açılsın.
*Bayram namazı sabahı, ben orada kılacağım dedim. Arkadaşlarım geldi ne deseler iyi. Yahu başkanım gittik her şey tamam da müftü görevlendirmek istemiyormuş imamı. Dedim vallahi ben gider kıldırırım. Ben yaparım o işi. Aradım o zamanki yetkilileri. Dedim ki size yarım gün müsaade, yarım gün.
*O camiye imam görevlendiriyor musunuz? Görevlendirmiyor musunuz? Sen dedim bunu yapıyorsan bekliyorum cevabını o gün oraya imam görevlendirildi ve bayram namazını orada kıldık. Ben buradan o müftüye veya onun gibilere sesleniyorum. Sizin siyasetiniz batsın. Sizin siyasetiniz batsın.
*Allah sizi ıslah etsin. Yaradan bize demiş ki inançla yaşamla insan sevgisiyle büyü. Gerisini unut siyaset nedir bugün var yarın yok. Makam nedir? Mevki nedir? Ama bunların hepsi düzelecek.
“BEN YILMAM KARDEŞİM BEN ADAMI YILDIRIRIM KARDEŞİM”
*Bakın biz burada beş yıldır cami yaptırmak için, yaptırmamak için uğraşıyor ama gene o camiyi biz yapacağız. Pırlanta gibi bir meydan olacak. Bakın biz burada çok güzel işler yaptık. Başkanım da biliyor, şu Marmara Caddesi’ni pırlanta gibi yaptık. Namık Kemal Caddesi, Reşit Paşa Caddesi ve buradaki bir kısım sokakları bu kapsamda yeniledik. İstanbul’un her ilçesine kent lokantası açacağız.
*Yine Enstitü İstanbul İsmek, kreş açtık üç tane 300 yakın çocuğumuz eğitim görüyor. Bizden önce kreş var mıydı bu şehirde? Yok. Sayısı kaçtı sıfır sıfır. Yurt var mıydı? Hayır. Sayısı kaçtı? Bunların notu da sıfır onu söyleyeyim size. Bunların notu da sıfır.İcraatçıyız kardeşim biz kalkınmacıyız. Bunlar tembelleşmişti.
*2019 yılında seçimi biz kazanınca ne yaptılar? Seçimi elimizden almaya kalktılar öyle değil mi? 6 Mayıs’ta, seçimi iptal ettikten sonra hep birlikte bunlara demokrasi dersini verdik mi. Biz bunlara demokrasi dersi verdikten sonra ne yaptılar?
*Hakkımızda dava açtılar. Hapis cezası vermeye kalktılar. Siyasi yasak koymaya çalışıyorlar soruşturma koydular, onu yaptılar, bunu yaptılar. Beni, hem de beni yıldıracaklar. Ben yılmam kardeşim ben adamı yıldırırım, diyorlar ki senin arkanda kim var? Benim arkamda bak kızım (halk buluşması katılımcılarından) dedi ki ben varım.
*Benim arkamda 16 milyon var. Bakın en çok neye tahammül edemiyorlar biliyor musunuz? Ne dediler? Bunlar gelirse sosyal yardımlar kalkar dediler. Bu kardeşiniz bütçedeki payını tam altı katına çıkarttı. Onlar, torpilli bir kişiye, 120 bin dolar burs verdiler. Ben ise 100 bin milletin evladına yedi bin beş yüzer lira burs verdik.
“MİLLETİN PARASINI MİLLETE VERİYORUM”
Biz 0- 4 yaş arası çocuğu olan anneler bu şehri özgürce gezecekler. Bebelerini mutlu yetiştirecekler dedim. Annelere o güzel anneyi evladıyla dolaşsın diye anne kart verdik. Ne dedi? Kimin parasını kime veriyorsun.
*Milletin parasını millete veriyorum, sizin gibi bir avuç insana vererek o bir avuç insanı mutlu etmiyoruz. Biz sosyal yardımları hem de partisi kimmiş, neymiş hiç önemli değil. Milletin ihtiyacına koşmak bizim sorumluluğumuz. Eğer bir memlekette yoksulluk varsa eğer bir memlekette, açta, açıkta birisi varsa ona yardım etmek, ona katkı sunmak lütuf değil bizim sorumluluğumuz Biz yardım yapmıyoruz.
*Onun hakkı olan ona veriyoruz. Bu sosyal demokrat anlayışı onlara öğreteceğiz. Bakın önümüzdeki yıl ne yapacağız biliyor musunuz? 100 bin gencimize bu sefer yıllık tam 15 bin lira burs vereceğiz. Niye çünkü bu ekonomiyi yönetemeyen bu akıl bizi enflasyona boğdu paramızı pul etti.
*Emeklimizi, kuyruklara mahkum etti. Bir de emekliye verilen ya da verilecek bir farkı bütçeye yük olduğunu söylüyor. Siz İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’yla uğraşacağınıza gidin ekonomiyi düzeltin. Gidin milletin hakkı olanı millete verin kardeşim.
*Emeklinin hakkı olanı emekliye verin. Ahlaklı bir dönem, bu süreçte İstanbul’da bir torpilli bir kişiye bile imar rantı verdirtmedi, vermedi. Bu kardeşinizle ekibi yol arkadaşları, İstanbul’u talan edecekleri Kanal İstanbul’u yaptırmadı, yaptırmayacak kardeşim.
MURAT KURUM’A 2 SORU
*Ne diyor acemi aday, İstanbul’un gündeminde olmayan, onun gündeminde yokmuş. Vallahi dün bir şey dedi karıştırdı, önce aynaya bak dedi. Sonra ayran dedi, ayranı yok dedi. Ben de anlamadım ne dediğinden ama ona buradan sesleniyorum bu millete Kanal İstanbul gündemimde yok demeyene kadar sana bu soruyu soracağım bir.
*İki, senin gündeminde yok da, sizin tensipleriyle atandığınız, emirleriyle koştuğunuz, buyruklarıyla yaptığınız hükümetin veya Sayın Cumhurbaşkanı’nda gündeminde var mı yok mu onu açıkla. Bu millet neyi sevmez biliyor musunuz? Kendini aldatanı sevmez, bir de aldananı sevmez.
*Bu millet aldanana da oy vermez aldatana da oy vermez. Birlikte olduğumuz sürece bu milletin birlik ve beraberliği için hep birlikte çalıştığımız süre bu milletin sırtı yere gelmez. İstanbul’un yokta yoklukta açta açıkta kimsesi kalmayacak güne kadar çok çalışmaya devam.
*Ben hepinizi çok seviyorum. Allah hepinizi korusun. Hep birlikte koşacağız. Milletçe, çok güzel işleri Avcılar’a, İstanbul’a hep birlikte üreteceğiz.
“YAKIŞANI YAPMAYA HERKESİ DAVET EDİYORUM”
*Utku Caner Çaykara benim genç pırlanta, mühendis arkadaşım, kardeşim. Utku Caner Çaykara’yla çok güzel bir dönemi hep birlikte var edeceğiz. Biz Turan Hançerli dostumla çok güzel bir çalışma yaptık ve çok güzel başarılara imza attık. Şimdi Turan Hançerli Başkanımızla yine yan yana omuz omuza çalışmaya devam edeceğiz.
*Göreceksiniz onu bu dönem ya sağımda ya solumda hep bir arada olacağız İstanbul için gayret içinde olacağız. Onun bu kadirşinaslığı partili oluşu, yoldaşlığını alkışlıyorum yakışanı yapıyor. Yakışanı yakışanı yapmaya herkesi davet ediyorum herkesi.
*Buyurun Utku Caner Çaykara kardeşimin çok başarılı olacağını yürekten inanıyorum. Sevgili kardeşim, il başkanım değerli dostum Özgür Çelik’e de hepinizin huzurunda teşekkür ediyorum. İlçe başkanım burada yarattığı iş birliği ortamı için ona da teşekkür ediyorum. Her şey çok güzel olacak. Tam yol ileri.
]]>“MEKKE DE DÜŞMEDİ ESENYURT DA”
2019 yerel seçim sürecinde çok tartışılan “Esenyurt düşerse Mekke düşer” söylemine atıf yapan İmamoğlu şunları söyledi:
* “Böyle bir söz desem ben, bu milletin huzuruna vallahi çıkamam. Bu yüz müdür, meşin midir anlamadım. Nasıl bir yüz var bunlarda ben anlamadım. Esenyurt düşerse… Bak bak lafa bak. Lafın ağırlığına bak. Neymiş efendim Mekke düşermiş. Allah sizi ıslah etsin. Mekke’yle Esenyurt ne alaka? Milletin arasına nifak sokacaklar ya, milletin o masum inancını kullanacaklar ya…Binde bir sokakta bana kızgın bakıyorlar.
* Niye? Bu yalan ifadeleri dinledikleri için. Şu 12-13 kanal var ya bizim paramızla bile reklamımızı almıyor. Senin benim paramla yayın yapan TRT bile reklamımızı almıyor. O yöneticiler, 86 milyonun kul hakkını yiyorlar. Zehir zıkkım olsun onlara. Sanıyorlar ki bu millet bu ucuz numaraları yutacak, yutmaz. İşte onun için inançları mesele ediyorlar. Neymiş? Esenyurt düşerse Mekke düşermiş. Ne oldu? Esenyurt’u da kazandık. Mekke de Esenyurt da düştü mü? Düşmedi. Her şey yerinde kardeşim.”

“FARKINDA OLMADAN ERDOĞAN’I ELEŞTİRİYOR”
İmamoğlu tepkisini şöyle dile getirdi:
* “Şimdi bu Mekke- Esenyurt meselesini alet ettiler ya o zaman, sanki işe yaramış gibi bu acemi aday dayanamadı dün bir laf yetiştirdi. Neymiş efendim? Bak lafa bak Allah’ınızı severseniz ya;’31 Mart’ta Gazze’deki mazlumlar sevinecek.’ İBB’yi o kazanırsa ‘Gazze’ye yardım edeceğim’ demiş. Neresinden tutarsan eline geliyor. Bir; ey Allah’ın adamı, ey güzel adam. Ne diyeyim sana? Daha ne diyeyim yani? Allah seni ailene bağışlasın. Git ailenle yaşa. Ama bu şehri sen bilmiyorsun. Bu şehrin insanı ne hiç bilmiyorsun. Ben bu laftan ne anlarım biliyor musun? Aslında farkında değil. Hükümeti eleştiriyor burada hükümeti. Yani koca Türkiye Cumhuriyeti Gazze’ye yardım edemedi. O gelince edecekmiş. Acemi adayın dengesi o kadar bozuk ki, farkında olmadan aramızda kalsın Erdoğan’ı eleştiriyor.
* Sayın Cumhurbaşkanı’na diyor ki, ‘Gazze’ye yardım et. Bak sen etmedin, ben gelirsem ben edeceğim’ diyor. ‘İBB başkan olursam yardım edeceğim’ diyor. Bak daha yeni başladık. Kavga etmeyin. Yan yana afişleriniz var. Sonra makası alıp kesmeye başlarlar. Bak Sayın Erdoğan’ın sağı solu belli olmaz. Resimlerinden bir gün sonra seni pat diye çıkarıverir ha. Tek kendi resimleriyle seçime girer İstanbul’da. Yapar vallahi yapar. Ben zaten bekliyorum. Bir hafta bilemedin, iki hafta sonra meydanlarda söyleyeyim. Gene dayanamayacak. Keşke memleketin gerçek sorunlarına eğilse ama hani bir laf vardır ya; ‘Boynun eğri demişler, nerem doğru ki’ demiş. Şimdi bunların işi böyle. Ben bunlara boşuna su kaynattı demiyorum. Boşuna kayış attılar demiyorum. Vallahi Allah’a yardımcıları olsun. Ama neyse. Bu zor zamanlarda, emeklilerimizin yüzünün gülmediği zamanlarda, dar gelirlilerin sıkıntılarını had safhada olduğu zamanlarda , enflasyonun tavan yaptığı zamanlarda Allah razı olsun İstanbul’da yüzümüzü güldüren bir acemi aday var.”

KURUM’U DAVET ETTİ
Yardım konusunun istismar edilmemesi gereken hassas konular olduğunu vurgulayan İmamoğlu, Kurum’a şu çağrıyı yaptı:
* “İsrail’in insanlık dışı Gazze saldırısı başlayınca hemen yönetici ekibimizle hemen o gün oturduk. İBB Meclisi’nin önergemizi verdik. Gazze yardımı için karar çıkarttık. Bölgeye yardım ulaştırılması zor şartlarda oluyor. Onun için bu süreci bir tek ülkemiz adına da AFAD planlıyor. Sonuçta izin çıktı, hazırlıklarımızı bitirdik. 2 gün sonra bu milletimiz adına yardımlarınız Gazze’ye gidiyor. Buradan sayın adaya yeni bir davette bulunuyorum. Bu davet işi olunca başı dönüyor ama 5 Mart salı günü sabah 11.30’da seni Sultangazi’deki tesislerimize lojistik sahaya davet ediyorum. Gel orada beraber İstanbulluların yardımlarını hep beraber Gazze’ye yollayalım. Çekinme gel.
* Biz sana benzemeyiz. Davetimiz de asildir. Misafirperverliğinizde asildir. Senin gibi misafire kaba saba sözler etmeyiz, ettirmeyiz. Gel birlikte Gazze’ye, el ele yardımları İstanbul halkı adına uğurlayarak. Hayat boyu en çok sevdiğim sözlerden birisi. Atamızın güzel sözü; ‘Fikri hür, vicdanı hür nesiller…’ Akıl da vicdan da hür olmayınca insan böyle mekanikleşiyor. Ne diyeceğini bilmiyor. Çünkü bunlar talimat alarak iş yapmaya alışmışlar. İnşallah 31 Mart’ta, 16 milyon insanımızla birlikte bu fikri hür, vicdanı hür olmayanları bile özgürleştireceğiz. Hani bir parmak eksilterek el sallıyorlar ya, 31 Mart’tan sonra o parmaklarını da özgürleştireceğiz.”
“ONLARA BENZEMEM”
İmamoğlu, İstanbul’un yanında hissettiğini bunun kendisine güç verdiğini belirterek “Zaten 24 saat dolmadan söylediklerini yolda giderken bile döndüren, 24 saat dolmadan kendi söylediklerini çeviren ve yalanlayanlara benzemem. Bu kardeşiniz size verdiği her sözü yapmak için gecesini gündüzüne katar. Bu kardeşiniz sizi aldatmaz. Zaten siz aldananı da sevmezsiniz, aldatanı da sevmezsiniz” dedi.
KURUM’A “TORNİSTAN” GÖNDERMESİ
İmamoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
* “Bakın onlar ne yapıyor? Bir gün ‘onu davet etmedik, kendi kendine davet uyduruyor’ diyorlar. Ertesi gün, ‘koltukta ismi vardı, niye gelmedi?’ diyorlar. Yani sözleri bir gün. Ya da bu milletin parasıyla, bu milletin vergisiyle çalışan ama bizim adımızı bile anamayan TRT’ye çıkar, ‘benimle yayına çıkamaz benimle proje tartışamaz’ der. Bir gün geçer, ‘İstanbul’u konuşacağımız her alanda olmaktan zevk duyarım’ diye ben söylediğimde hemen geri adım atıp ‘samimi değil’ der benim için. Bu bu arkadaşı ve ekibini tarifleyen bir söz; hani milletimiz biliyor, tornistan… Ama bizdeki ses, bizdeki yol ne biliyor musunuz sevgili hemşehrilerim? Tam yol ileri.”
“KIVIR KIVIR BİR HALDELER”
Kanal İstanbul projesi üzerinden eleştirilerini sürdüren İmamoğlu şöyle konuştu:
* “Tornistana bir örnek daha söyleyeyim mi? Felaket projesi. Allah’ın izniyle yaptırmadık, yaptırmayacağız Kanal İstanbul’u. Bu milletin geleceğini çalamayacaklar. Bu memleketin topraklarını bu milletten alamayacaklar. Yaptırmayacağız. Kanal İstanbul için bağıra bağıra ‘ya-pa-ca-ğız’ diyorlardı. Şimdi de ona soru soran gazetecilere de fırça atıyor; ‘Neden devamlı bana bunu soruyorsunuz’ diyor. Bunların seçimler gelince büründüğü hallere inanın, acı acı gülüyorum.
* Hani kullandıkları parola vardı ya ‘Dik dur eğilme’. Vallahi şimdi eğri büğrü değil, bunlar büklüm büklüm. Kıvır kıvır bir haldeler. Tuhaf halleri var. Bu hallere düşmelerine vallahi billahi üzülüyorum. Fikirleri ve vicdanları hür olmadığı için üzülüyorum. Onlar sadece bir kişiden buyruğunda, boyunduruğunda ya da tensipleriyle iş yaptıkları için üzülüyorum.”
“SİSİ’Yİ SEVGİLİLER GÜNÜ’NDE ZİYARET ETTİ”
2019 yerel seçimlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Binali’ye mi Sisi’ye mi oy vereceksiniz” söylemini hatırlatan İmamoğlu “Kötü dedikleri Sisi’nin 15-20 gün önce ayağına gittiler. Allah insana öyle bir günde bunu yaptırıyor ki, Sevgililer Günü’nde yaptırıyor. Bakın çıt yok. Kimse hayırdır demiyor. O gün onu alkışlayanlar çıkıp da ‘Hayırdır, nedir bu U dönüşü’ demiyor?” ifadelerini kullandı.
“16 MİLYON HEMŞEHRİM DAĞ GİBİ YANIMDA”
İmamoğlu “Bana diyorlar ki bu seçimde tek kaldın. ‘52 aday var, işin zor’ diyorlar. Ama Allah’ıma bin şükür, kul hakkı yemedim kardeşim. Eş, dost, akraba kollamadım. Ayrımcılık yapmadım. 5 yılın sonunda milletin parasını millete verdim, vermeye devam ediyorum. O yüzden tek değilim. 16 milyon hemşehrim dağ gibi yanında. 52 değil, 152 rakip de 31 Mart akşamı biz İstanbul’la birlikte oluruz. İstanbullularla birlikte olur ve anlaşırız. Hem de öyle güzel anlaşırız ki hayal kuranlar şaşa kalır” dedi.
]]>
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa’da CHP Osmangazi İlçe Başkanlığı’nı ziyaret etti. Özel, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’u seçim çalışmaları kapsamında dün yaptığı bir ziyaret sırasındaki sözleri dolayısıyla eleştirdi. Kurum’un tepki çeken “Gazze’den Somali’ye tüm dünya mazlumları, 31 Mart seçimlerini umutla bekliyor” ifadelerini anımsatan Özel, şöyle konuştu:
– Dün Murat Kurum, 31 Mart seçimlerinin sonucunu Gazzelilerin beklediğini, Filistinlilerin beklediğini, Batı Şeria’nın beklediğini, 31 Mart seçim sonuçlarında Gazze’nin umutlanacağını söyleyip, kendisi kazanırsa Gazze’ye insani yardımda bulunacağını, bu yüzden Filistinli çocuklar için 31 Mart seçiminin önemli olduğunu söylemiş.
“ŞİMDİ SİSİ KİM OLDU?”
– Bir tarafı utanmazlık, bir tarafı riyakarlık, bir tarafı sahtekarlık, bu kadar ucuz siyaset olmaz, olmaz olsun. Bir kez daha gördüm ki, bu Murat Kurum İliç felaketinin müsebbibi ya, olamayacak ama Allah göstermesin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olsa İstanbul’un felaketi olur. Böyle bir zihniyet olmaz. Bir yandan Recep Tayyip Erdoğan diyor ki, ‘Gazze’deki çocuklara yardım yapamadık, mahcup olduk.’ Türkiye’nin, bütün belediyelerimizin, Kızılay, AFAD’ın tırları Refah Sınır Kapısı’nda duruyor, bu hükümet, bu Recep Tayyip Erdoğan bu kadar İsrail ile iyi ilişkiler geliştirmiş olmasına rağmen Refah Sınır Kapısı’ndan Filistinli çocuklara yardım ulaştırmayı başaramıyor.

– Murat Kurum’dan daha seviyesiz, daha siyasetin acemisi, insanların aklını hafife alan bir belediye başkan adayı görmedim. Gazze, Filistin’deki çocuklara yardım yapmak için 31 Mart’ta belediyeyi AKP’nin kazanması gerekiyorsa vay bizim halimize. Vay Filistin’in hâline. Yazıklar olsun Murat Kurum’a, Recep Tayyip Erdoğan’a.
Geçen seçimlerde de ‘Oyu Binali Bey’e mi vereceksiniz, Sisi’ye mi vereceksiniz’ diyordu. O gün Sisi ile düşmandı, Ekrem Bey’e Sisi diyordu. Daha 1 ay olmadı, gitti Sisi’nin elini sıktı, yüzünü öptü, kardeşine sarılır gibi sarıldı. Şimdi soralım, kim Sisi, Sisi nerede? Şimdi Sisi kim oldu?
“YERİNDE OLSAM BU ADAYI ÇEKER ALIRIM”
– Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’ye yerel seçimlerde verebilecek hiçbir şeyi olmamasının kanıtı İstanbul’daki adayının Murat Kurum olmasıdır. Sen İstanbul’a Murat Kurum’u layık görüyorsan, Murat Kurum da ’31’inde kazanırsak Filistin’deki çocuklara yardım yapacağız’ diyorsa, daha bundan sonra söyleyecek bir şey yoktur. Ben Recep Tayyip Erdoğan’ın yerinde olsam, buradan sonra, bugün son gün adayı çekmek için son gün.
– Ben bu adayı Tayyip Erdoğan’ın yerinde olsam çeker alırım. Murat Kurum orada duracağına oraya bir tane Pinokyo koysa Murat Kurum’dan daha inandırıcıdır. Bugün son gün, Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulunuyorum: Murat Kurum’u çek, İstanbul’a Pinokyo’yu aday göster. Daha inandırıcı olursun, daha dürüst bir adayın olur, daha samimi bir adayın olur.”
EMEKLİLERE ÇAĞRI
– Biz bütün emeklileri 31 Mart’ta oy kullanırken size para bulamayan Erdoğan’a hesap sormaya davet ediyoruz. Ben bütün işçileri 31 Mart’ta oy kullanırken sizi açlığa, yoksulluğa iten Erdoğan’a hesap sormak üzere oy kullanmaya davet ediyorum. Ben esnafı, çiftçiyi, mağdurları, bütün işsizleri 31 Mart’ta bu iktidara güçlerini göstermeye ve bu iktidardan hesap sormaya davet ediyorum.
]]>Özel, 2019 iptal edilen İstanbul seçimlerini iptal ederek “Küçük farkı bile önce hazmedemediler. Hilelerle seçimi elimizden almak istediler. Sonra ‘hadi bir daha’ dediler. İstanbul’un iradesine el konulmak istediğini görenler ne yaptı? ‘Haziran’da Osmanlı tokadı vuracağız’ diyenlere demokrasi tokadını bir vurdu. Akılları başlarına geldi” dedi.

“İHANET PROJESİNİ EKREM BAŞKANIMIZ DURDURDU”
“Ekrem Başkan, İBB Başkanı olduğundan beri İstanbul’un üstünde bir helikopterin içinde Tayyip Bey gezemiyor” diyen Özel şöyle devam etti:
* “Gezip de yanındaki İBB Başkanı’na ‘Bu arsa kimindi? Bizim efendim. Katarlılara verdim. Bu arsa kimindi? İBB’nin efendim. Ben bunu Birleşik Arap Emirlikleri’ne söz verdim. Ya arsa kalmadı mı? Kalmadı efendim. O zaman bir kanal daha açalım. Etrafını Katarlılara satalım.’ Bunların hepsi bitti.
* Şimdi Murat Kurum’a soruyorlar; ‘Kanal İstanbul hakkında ne düşünüyorsunuz?’ Baktı ki Ekrem Başkanın sloganını İstanbul benimsemiş, ‘Ya kanal ya İstanbul’ demiş. Diyor ki ‘İstanbul’un sorunlarını konuşalım. Bunu niye gündeme getiriyorsun. Neden Kanal İstanbul konuşalım’. Kardeşim Kanal İstanbul’u sen söyledin. Senin reisin söyledi. Recep Tayyip Erdoğan söyledi. Bu ihanet projesini de işte Ekrem Başkanımız durdurdu.
* Eğer 5 yıl önce Ekrem Başkan değil de o zamanki Tayyip Bey’in adayı Binali Bey olaydı, kalan bütün arsalar kalan gitmişti. İstanbul’un boğazına hançer girmişti. Kanal İstanbul’u yapmışlardı. Her tarafını da Katarlılara satmışlardı. İstanbullu Ekrem Başkan’a oy vererek, Beykozlu Alaattin Köseler’e oy vererek sadece kimin belediye başkanı olacağına karar vermeyecek. Beykoz’un ve İstanbul’un yeniden ihanete uğramasını engel olacak, izin vermeyecek.”

“94 RUHU İSTANBUL’A İHANETİN BAŞLANGIÇ GÜNÜDÜR”
Özel, “Çıkmışlar, tekrar oy istiyorlar. Hatta 94’te kazanmış ya, ’94 ruhuyla’ diyorlar. Kardeşim, 94 ruhu dediğin nedir? Ankara’da Melih Gökçek belediyeciliğidir. Burada o günde itibaren İstanbul’a ihanetin başlangıç günüdür. Ben demiyorum. Tayyip Bey diyor. Diyor ki ‘Biz yatay mimari yapamadık. Dikey mimariyi tercih ettik. İstanbul’a hançerleri sapladık. Ve burada benim de suçum var. ‘ Doğru söylüyor. Rakamı söyleyeyim mi? O geldiğinde İstanbul’da kaç gökdelen vardı? 4. O giderken kaç vardı; tam 247. İstanbul’a 247 tane hançer saplayanın bundan sonra İstanbul’a vereceği hiçbir şey yoktur. Uzak dursunlar. Gölge etmesinler yeter” dedi.
CUMHURBAŞKANI’NA TEPKİ: ÖNCELİĞİN 5’Lİ ÇETELER
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile emekli maaşlarıyla ilgili yaşadığı polemiğe atıf yapan Özel şunları söyledi:
* “Tayyip Bey’le aramızda son günlerde büyük bir gerilim var. Bana diyor ki ‘birisi emeklileri tahrik ediyor’ diyor. En düşük emekli maaşı 10 bin lira. Dün TÜRK-İŞ açıkladı. Açlık sınırı 16 bin 200 lira. Türkiye’de neredeyse bütün emekliler açlık sınırının altında kalıyorlar. Bana diyor ki; ‘Emeklileri tahrik etme. Eğer emeklilere senin dediğini verirsem çalışanlara maaş ödeyemem.’ Vallahi de yalan, billahi de yalan. Sen 5’li çeteye parayı buluyorsun. Saray müteahhidine parayı buluyorsun. Zenginlerin vergilerini ertelemeye parayı buluyorsun. Bir tek emekliye gelince ‘param yok’diyorsun. Siyaset öncelik belirleme işidir. Senin önceliğin 5’li çeteler benim önceliğim emekliler. Senin önceliğin, birilerini zengin etmek bizim önceliğimiz birilerinin yoksulluğunu gidermek. Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanları bir Nisan’dan itibaren yoksulluğu yönetmek için değil yoksulluğu yok etmek için göreve gelecek.”

BABA OCAĞI ÇAĞRISI
Özel “ Beykoz’dan bir çağrım olacak” diyerek şunları kaydetti:
* “O çağrım Beykoz’daki, CHP dışındaki partilere geçmişte oy vermiş olanlara, siyaset yapmış olanlara. Geçmişte gönlü orada olup da şimdi içi buruk olanlara. biz Cumhuriyet Halk Partisi’yiz. Bu partiye baba ocağı diyoruz. Öyle ya herkes baba ocağına doğar, ana kucağına doğar. Büyür bir noktaya gelir. Kimi büyüğüne gider yerleşir. Kimi daha küçüğüne razı olur. Kimi uzakta oturur, kimi yakında oturur. Ama herkes bilir ki; bir gün başım sıkışırsa, bir gün dara düşersem baba ocağının çorbası kaynamaktadır, bacası tütmektedir. Başı sıkılanın geleceği yer baba ocağıdır. Kim gelmek istiyorsa baba ocağının kapısı ardına kadar açıktır. Yeri evin başköşesidir. Kapının önüne geçip de gelene niye geldin demeyiz. Nereden geldin demeyiz. Çünkü sorarsa ‘kardeşim tapusu kimdedir’ diye baba ocağının tapusu Özgür Özel’de değildir. Kemal Bey’de de yoktu. Ne rahmetli Ecevit’teydi, ne rahmetli İsmet Paşa’da. Baba ocağının tapusu bir kişiye kayıtlıdır. O da Gazi Mustafa Kemal Atatürk.
* Madem ki bu memleketin yüzde 95’i Atatürkçüdür, madem ki Beykozlu; AK Partililere, MHP’lilere sorduğunda da ‘Atatürk’ü seviyorum, vatanımı kurtaran, milletimi özgürleştiren ezanımın okunmasına, dinimin yaşanmasına izin veren ulu önderdir’ diyorsa, Atatürk’ün baba evinin kapısı, hepsine açıktır. Buyursunlar gelsinler. Ve şimdi tam 100 yıl sonra bir kez daha cumhuriyetin bir kez daha kurtulmasına demokrasinin bir kez daha kurulmasına, fakirin fukaranın, garibin, gurebanın yeniden kollanmasına, bu memleketin bir kez daha güçlü bir Türkiye olmasına ihtiyaç var. Onun için bu seçimlerde AK Parti’yle MHP’nin Cumhur İttifakı’na karşı bir büyük ittifaka ihtiyaç var. Biz oradayız. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak İstanbul’da İstanbul ittifakının içindeyiz. Türkiye’de Türkiye ittifakının içindeyiz. Türkiye ittifakının içinde elbette sosyal demokratlar var. Ancak yetmez. Ayrıca milliyetçi demokratlar var, iyi insanlar var. Muhafazakar demokratlar var. Hepimiz gibi inançlı insanlar var. Ve hiç ayrım yapmadan Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i, göçmeni hep beraber bütün demokratları İstanbul’da İstanbul ittifakına. Türkiye’de Türkiye ittifakına davet ediyoruz.”

İMAMOĞLU: GİZLİ GİZLİ İHALE YAPIYORLAR
İmamoğlu da konuşmasında İstanbul’un muhafızlığını yapmanın en önemli sorumlulukları olduğunu vurgulayarak “İstanbul bunların eline düşerse Allah bu memleketi, bu şehri korusun. Huylu huyundan vazgeçer mi? Vazgeçmez. Bunlara mikrofon uzatılıyor. Ne diyorlar? ‘Milletin gündeminde olmayan bizim gündemimizde olmaz.’ Ne için diyorlar? Kanal İstanbul için diyorlar. Ama bunlar gizli gizli ihale yapıp bir yandan Kanal İstanbul’da yol yürümeye çalışıyorlar. Bunlar gizli kapaklı ihaleler yapmaya devam etsinler. Ama bu millet gizli kapaklı değil açık açık bunlara demokrasi dersini 31 Mart’ta demokrasi şamarı gibi vuracak yüzüne” dedi.
“1000 KERE ALDATIP BİR KEZ SEÇİM KAZANMAK İSTERLER”
İmamoğlu, ‘Liyakat partizanlığı yensin’ diye çalıştıklarını vurgulayan İmamoğlu, bunun için kent lokantaları, kreşler açtıklarını, Kanal İstanbul gibi bir felaketin bu şehrin başına gelmemesi için çalıştıklarını söyledi. İmamoğlu “İnsanları bir kez bile aldatacağıma 10 tane, 100 tane seçim kaybederim kardeşim. Ama bunlar insanları 1000 kere aldatıp, bir kez seçim kazanmak isterler. Her türlü kılığa girerler. Her türlü kötülüğü yapmaya gayret ederler. Yalanı, dolanı, iftirayı işin içine katarlar. Ama bu millet aldanmaz kardeşim. Bu millet aldanmayacak” diye konuştu.

“130 DOLAR NERE, 6 DOLAR NERE?”
“Beka meselesi sayılacak çok sorunu var ülkenin” diyen İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
* “Ekonomik sorunu var; doğru mu? Enflasyon almış başını gidiyor; doğru mu? Emeklilerimiz çok sıkıntıda; doğru mu? ‘Aç’ diyor. Aç, haklı. Biz, Kent Lokantasını bu şehrin her noktasını açacaktık zaten. Devam ediyoruz. Ama artık Kent Lokantası, vallahi billahi insanlarımızın açlığını ya da bir lokantaya gidemeyişini, bir öğle yemeği yiyemeyişini bile karşılaması noktasında önemli bir proje oldu. Beykoz’a da Kent Lokantası geliyor. Hiç merak etmeyin. Bakın; hayat pahalılığı… En büyük paramız 200 lira değil mi? 200 lirayı, 14 sene önce bu hükümet çıkardı. 14 sene önce 200 lira, 130 dolar yapıyordu. Dün akşam arkadaşlarım, raporunu çıkarttılar. Şu anda 6,5 dolar yapıyor. Öğlene doğru arkadaşım beni aradı, ‘Başkanım, belki de bugün 6 dolara düşecek’ dedi. 130 dolar nere, 6 dolar nere? Hani bunu diyordu ya ‘Nereden nereye.’ Nereden nereye!
“200 LİRA İLK ÇIKTIĞINDA, 500 EKMEK ALIYORDU”
* Bakın bir gerçek daha söyleyeyim size. Değer kaybı, yüzde 1200’den fazla. Bakın en güçlü değer kaybını söylüyorum size. 200 lira ilk çıktığında, 500 ekmek alıyordu. Doğru mu? Şu anda 50 ekmek alabiliyor, 50 ekmek. 500 ekmek… 50 ekmek… 200 lira, 41 kilo tavuk alıyordu. Şimdi 1,5 kilo tavuk alamıyor. Belki de 1 kilo. İşte biz bu yüzden, İstanbul’da sosyal yardımları 6 kat arttırdık. Diyorlardı ya, ‘Yardımları bunlar gelince keserler. Biz 6 katına çıkarttık. Anne Kart’ı biz çıkarttık. Halk Süt’ü biz dağıttık. Anne Kart, tam 650 bin annenin cebinde var. Helali hoş olsun. Onlar annelerimizin hakkı. Kreşlerimizi açtık. Onun için yeni dönemde bu tür yardımlarımızı ve desteklerimizi arttırmaya devam edeceğiz. Bakın 100 bin öğrenciye üniversite bursu verdik. Şimdi bu Eylül ayından itibaren, 100 bin öğrenciye tam 15’er bin lira burs vereceğiz. Yeni dönemde öğrenci yurt sayımızı, tam 15 bin kişi kapasiteye biz çıkaracağız.”

Metro hattında Kemerburgaz-Göktürk arasında yüzeyde yürütülen kazık imalatı sebebiyle tünel büyük zarar gördü.
1094 yolcu kapasiteli, 120 km hız yapan ve 15-20 dakika aralıklarla çalışan trenlerin bulunduğu bu hatta, görgü tanıklarının anlatımlarına göre, hattan trenin geçmesinin üzerinden 3-4 dakika sonra eşine ender rastlanacak bir olay meydana geldi.
Yüzeyde çalışan sondaj matkabı tüneli delerek rayların üzerine indi, rayları da delerek tahrip etti.
TCDD “3. ŞAHISLAR” DEDİ
Ölümcül bir faciadan kıl payı dönülen olayın ardından TCDD’den yapılan açıklamada olay hafifletilmeye çalışıldı ve “Yüzeyde 3. şahıslarca yürütülen kazık imalatı sebebiyle tünel çeperi zarar görmüştür. Metro işletme sistemimiz her türlü dış etkene karşı kendisini korumaya alacak şekilde kurulduğu için dış etkiyi anında tespit ederek tüm trenleri korumaya almıştır. Herhangi bir sistem zararı meydana gelmemiştir” açıklaması yapıldı.
KİM BU 3.ŞAHISLAR?
On binlerce vatandaşın kullandığı hat üzerinde meydana gelen bu olayı CHP Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, TBMM gündemine taşıdı.
“Plansız, projesiz işi yaptıran, yapan üstlenici hangi kurum ve firmalardır? Bir facia yaşanmış olsaydı bunun sorumlusu ya da sorumluları kim ya da kimler olacaktı?” diye Bakan’a soran Karasu, “Söz konusu sondajı yapan firma ya da kurum kimden, ne zaman, hangi çalışma için izin almıştır? Eyüp Belediyesi ile bu çalışmanın bir ilgisi var mıdır?” diye sordu.
Karasu’nun önergesine Bakan Abdulkadir Uraloğlu, geçen süre içinde bir yanıt vermedi.
“UTANMAZLIĞIN ‘U’SU OLDU”
Bakanın, önergeyi yanıtlamak için 15 gün yasal süre olduğunu, ancak bu sürenin zaman zaman uzadığını belirten CHP Genel Başkan Yardımcısı, vatandaşların can güvenliğini ilgilendiren bir konuda bakanlığın sessiz kalmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Karasu sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sondajın çelik boruları üç dakika önce düşse, tren yırtarak geçecekti. Allah korusun, dünyanın en önemli facialarından biri meydana gelebilirdi. Ama bu konuda TCDD’den ‘3. Şahıslar yaptı’ diye gayri ciddi, vahim olayı örten bir açıklamayla geçiştirilmeye çalışıldı.
Konuyu TBMM gündemine taşıdım. Bu sondajı kim yaptı, belediyelerden izin alındı mı, yoksa bu olay Eyüp Belediyesi’nin bir işi miydi? Bu ve benzeri olaylarla ilgili hangi önlemleri aldınız? diye tek tek sordum. Ama bakandan yanıt gelmedi.
Artık, ne yazık ki her yerde iş bilmez insanlar var. Bakan bey de bakanlıktaki işini gücünü bıraktı, AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayının basın danışmanı gibi çalışıyor. İstanbul ile yatıp İstanbul ile kalkıyor.
Her gün on binlerce vatandaşın kullandığı bu hatta, facianın eşiğinden dönülüyor. Bakan bey vatandaşların can güvenliği konusunu bile umursamıyor.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bir süre önce İstanbul’da inşa ettikleri metronun sembolünü U olarak açıklamıştı. Bu U, umursamazlığın U’su utanmazlığın U’su oldu”
]]>Savcılığın yaptığı tespite göre mail adresinde ‘Alrawi’ soyismini kullanıyordu. Bu isim, IŞİD’in finans ağının en kritik yerindeydi. Rawi’ler, Türkiye’nin birçok ilinde kurdukları şirketlerle, IŞİD’in para transferlerini yönetiyor, bu işlemi ‘hawala’ olarak adlandırılan takip edilemeyen yöntemle yapıyorlardı.
Ayad’ın yargılaması sürerken, 10 Eylül 2019’da ABD Hazine Bakanlığı, Türkiye’de terör örgütlerinin finans işlerini kolaylaştıran bazı isimleri yaptırım listesine aldı. O isimlerden biri, Türk vatandaşlığına da geçmişti. ABD raporuna göre; Polat Devecioğlu, -eski adıyla Marwan Mahdi Salih El Rawi- HAMAS için 11 milyon dolar, IŞİD için ise 500 bin dolar para transferine aracılık etmişti…
Türkiye bu yaptırım listesine, 2021’de yanıt verdi ve Polat Devecioğlu’na ait şirketlerin mal varlığına el koydu. Şirketlerin çoğu, İstanbul Laleli’deydi. Türkiye, IŞİD’in finans ağlarına 2022’de bir yaptırım kararı daha aldı. Bu listede de Al-Rawiler vardı. Bu yaptırım listelerinden çıkardığımız haritalara göre Al-Rawiler, Laleli’de en az 9 dükkan üzerinden IŞİD’in parasını aklıyor ya da örgütün finans ağlarını yönetiyordu.
10 İLDE ŞİRKET KURDULAR
Al Rawilerin örgütle olan derin ilişkisi aynı aşiretten Fawaz Jubair Al Rawi’nin IŞİD’in maliye emiri olduğu bilgisiyle pekişirken Türkiye’deki finans ağlarının ölçüsü en az 10 ilde kurdukları şirketlerle sağlanıyordu. Gaziantep’de IŞİD’in finans ağlarına yönelik yapılan operasyon sonrası MASAK’ın hazırladığı raporda, İstanbul ve Gaziantep’te en az 41 şirketin IŞİD’in finans kolaylaştırıcıları olduğu gerekçesiyle soruşturulduğu belirtiliyordu. Dahası o MASAK raporunda, Gaziantep’te soruşturma kapsamında gözaltına alınan Muhammed Alhobo’dan ele geçirilen ajandada 100 milyon doları geçen bir para transferinin Gaziantep ve İstanbul’dan yönetildiğini gösteriyor.

PARA TRANSFERİNDEKİ DETAY
Örgütün Türkiye Vilayeti yöneticisi Kasım Güler, para transferlerinde kuyumcuların kullanıldığını şöyle anlatıyordu: “Türkiye Vilayeti olarak ganimetlerin toplanması konusunda bir ekip oluşturulamadı, ayrıca Türkiye’de bulunan gruplar topladıkları yardımları bize gönderirdi, genellikle güvenlik nedeniyle Türkler dışında Suriyeli sarraflar veya para transferi yapan Suriyeli kişiler seçilir ve hawala denilen sistem sayesinde iletilirdi. O raporda da Fawaz Jubair Al Rawi’nin adı geçiyor, belirli yıllarda Gaziantep ve İstanbul’dan para transferleri yaptığı tespitine yer verildi. Hawala sistemiyle kayıtsız olduğu tespit edilen transferlerin bir kısmı, örgütün Suriye ve Irak’ta ele geçirdiği akaryakıt ve ürünlerin satışıyla mümkün oluyordu.
‘CİDDİ PARA KAZANDILAR’
MASAK Eski Başkan Yardımcısı Ramazan Başak, IŞİD’in diğer terör örgütlerine göre kendine özgü metotlarla finans kaynağı yarattığını belirtirken “Musul’u ele geçirdiği dönemlerde akaryakıt kaçakçılığını organize etti. Bu yolla ciddi para kazandılar. 2015’te tahminler, 600 milyon dolar ile 1 milyar dolar arası para kazandığına yönelikti” dedi. Örgütün tek kazanç kaynağı akaryakıt değildi. Türkiye Vilayeti, 2018’de insan kaçakçılığı yapıp, örgüte kazanç sağlaması için bir kişiye 10 bin dolar göndermişti. Bu kişiyle daha sonra silah lojistiği üzerine iletişim sağlanmıştı.
Başka bir ticaret örneği ise Konya’daydı. Örgütle ilişkisi olan bir kişi, para verilmesi halinde ticaret yaparak örgüte para kazandırabileceğini söyleyince, Mustafa Dokumacı’nın talimatıyla bu kişiye 25 bin dolar gönderildi. Fakat o kişiyle irtibat koptu, yıllar sonra “Battım” diyerek örgüte ödemesini yapmadı.

EL KAİDE’NİN SİSTEMİNİ KULLANDILAR
Eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak’ın tespitlerine göre IŞİD’in finans kaynakları başlıca şöyleydi:
■ İnsan kaçakçılığı
■ Akaryakıt kaçakçılığı
■ Tarih eser kaçakçılığı
■ Uyuşturucu kaçakçılığı
Silah, mühimmat ve militanlarının maaşlarını karşılamak için parayı Suriye ve Irak dışına çıkarması gereken örgüt, bunu kayıt altına alınamayan, öncülü El-Kaide tarafından geliştirilen ‘hawala’ sistemiyle gerçekleştirdi.
İstanbul’da 2021’de IŞİD üyesi iki kişiye yapılan operasyonda külçe altın, gümüş, 1 milyon 300 bin dolar ve 10 milyon Euro ele geçirildi. Bu kişilerin de örgütün finans ağında para transferi rolü üstlendiği belirlenmişti… Bu sistem aslında, iki ayrı şehirde bağlantıları olan kuyumcu ya da para transfer ofislerinin iletişimiyle gerçekleştirilen normal havaleden farklı değil. Tek farkı, resmi bir raporlamanın olmaması. MASAK Eski Başkan Yardımcısı Başak, bu ticaret hacminin önemli bir miktarda olduğuna dikkat çekerken “Uluslararası boyutta, üyesi olduğu birçok örgütle, terörizmin finansmanı ve kara para aklamaya dair mücadelede bilgi alışverişi yapılıyor. Çünkü terörün finansmanı engellediğinde örgütün güçlenmesini de engellemiş olursunuz” dedi.
SURUÇ VE ANKARA SALDIRILARI
Gaziantep’deki operasyonun ardından hazırlanan MASAK raporu, IŞİD’le ilişkisi tespit edilen bazı şirketlerin Suruç ve Ankara saldırılarının faili Yunus Durmaz’a da para transferi yapıldığını ortaya koyuyordu. IŞİD’in Türkiye Vilayeti’nin bir dönem valiliğini yapan Kasım Güler de saldırıların hazırlığı için hawala yöntemiyle Türkiye’ye para gönderdiklerini anlatıyordu. Türkiye Vilayeti’nin elinde var olan para da azımsanmayacak miktardaydı. Güler, 2017’de Mustafa Dokumacı ile Şahap Variş’e gelen talimat üzerine İdlib’e geçerken yanlarında 300 bin dolar para getirmişlerdi. Bu para Türkiye Valiliği’nin denetiminde militanların aylıklarının ödenmesi, silah satın alınması ve diğer ihtiyaçların karşılanmasında kullanıldı. Vilayetin parası bitince örgüt merkezinden 2-3 ayda bir 25 bin ila 40 bin dolar arasında para getirildi.
IŞİD: Para bitti, ARTIK başınızın çaresine bakın!
Özellikle 2020 sonrası Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yaptığı operasyonlar IŞİD’in finans ağlarına yönelikti. Çünkü söz konusu hawala ağları, örgütün militanlarının geçim ve bağlılığının korunması için para transferlerinde kritik bir yere sahipti. Örgüt, 2018 sonrası askeri gücüyle beraber mali gücünü de kaybetmeye başladı. İddianamelerde, yıllarca militanlarına dolarla maaş ödeyen örgütün, “Para yok, ülkelerinizdeki ilişkilerinizden yardım isteyin” denildiği görülürken Türkiye Vilayeti de örgüte bağlılığı olan mescid ve kişilere mesaj yollayarak para istedi. Adana, Mersin hattından toplanan yardımlar, hawala yöntemiyle Kasım Güler ve arkadaşlarına iletildi. Bu meblağ ayda 2-3 bin dolar civarındaydı.
]]>İddiaya göre, Kavackı örgütü de Türkiye’deki etkin mafya gruplarının gücünü kullanarak Vukotiç’e karşı saldırı planladı. Şişli’de 8 Eylül 2022’de saat 19.55 sıralarında Jovan Vukotiç birliktelik yaşadığı Masa Mısıc ve oğullarıyla birlikte bulunduğu otomobilde motosikletli kişilerce düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybetti.
Saldırıyı Kavackı suç örgütü yöneticisi Radoje Zivkovic’in Türkiye’deki bağlantıları aracılığıyla gerçekleştirdiği tespit edildi. Bunun üzerine düzenlenen operasyonla Zivkovic ve suça yardım edenler yakalandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma sonucunda Zivkovic’in arasında bulunduğu 16 kişiye dava açtı.
Bu suçtan tutuklanan Radoje Zivkovic’in ‘Silahlı suç örgütü kurmak ve yönetmek’, ‘Tasarlayarak kasten adam öldürme’ ve ‘Resmi belgede sahtecilik’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapsi ve 7 yıldan 17 yıla kadar hapsi istendi.
VİLLA CİNAYETİNDE DE ADI GEÇTİ
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılama devam ederken Zivkovic’in adı, Sarıyer’de işlendiği iddia edilen bir başka cinayette daha geçti. Karadağlı yetkilier, Radoje Zivkoviç’in, Skaljari’nin yüksek dereceli üyelerinden Risto Mijanoviç’in 9 Kasım 2020’de İstanbul’da kaçırılıp işkenceyle öldürülmesi olayının da organizatörü olduğunu iddia etmişti.
Karadağlı yetkililer, Mijanoviç’in Uskumruköy’de bir restoranda tuzağa düşürülerek kaçırıldığı, işkence edildikten sonra 10 Kasım 2020 günü öldürüldüğü, cesedinin bir Fiat Doblo ile taşındığı ve restoran yakınında bir villanın arkasına gömüldüğünü ileri sürdü.
Mijanoviç’in işkence gördüğüne dair fotoğraflar tutuklanan Radoje Zivkovic’in flaş belleğinde çıkmıştı. Risto Mijanoviç’in işkence yapıldıktan sonra gömüldüğü iddia edilen Sarıyer’deki Ormanada villaları 167 numarada yapılan kazıda ise ceset bulunamamıştı.
Villanın bodrum ve bahçe katında cinayeti kamufle etmak amacıyla kapsamlı tadilat yapıldığı, cesedin başka bir yere taşındığı iddia edilmişti.
Bu olayla ilgili soruşturma sonucunda da Rodaje Zivkovic’in ve villa sahibinin arasında bulunduğu 4 kişiye dava açıldı. Radoje Zivkovic hakkındaki iki ayrı dava daha sonra 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hukuki ve fiili irtibat nedeniyle birleştirildi.
KARADAĞ İADESİNİ TALEP ETTİ
Karadağ’da Podgorica Üst Mahkemesi, Radoje Zivkovic hakkında ‘Suç örgütü kurma’, ‘Uyuşturucu maddelerinin izinsiz üretimi, bulundurulması ve dağıtımı’, ‘Silah ve patlayıcı maddelerin yasadışı olarak bulundurulması’, ‘Adam öldürme’, ‘Adam öldürmeye teşebbüs’ suçlarından hakkında yakalama kararı verdi.
Karadağ adli makamları, İstanbul’da tutuklu yargılanan Zivkovic’in pek çok suçtan arandığı gerekçesiyle iadesini talep etti. İstanbul 41. ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen iade davasında, başka suçtan tutuklu Radoje Zivkovic bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.
Tercüman aracılığıyla söz verilen Zivkovic, “İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tutuklu olarak yargılanıyorum. İade edilmemeyi talep ediyorum” dedi.
İNFAZ TAMAMLANINCAYA KADAR TÜRKİYE’DE KALACAK
Mahkeme heyeti, iadesi talep edilen sanığın iade şartlarının bulunduğunu ve 6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş birliği Kanunu ve Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerinin Kaçakçılığına karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin 6. maddesi gereğince suç örgütü suçlarından iade talebinin kabul edilebilir olduğuna karar verdi.
Suçluların iadesine dair Avrupa Sözleşmesi’nin 19. maddesi uyarınca sanığın İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki kararının kesinleşmesinin ve hakkında mahkumiyet hükmü verilmesi halinde infazının tamamlanmasına kadar iadesinin tehirine (ertelenmesine) hükmedildi.
Kararda, sanığın sadece iade kararına teşkil eden suçtan dolayı yargılanabileceği ve karara karşı 15 gün içinde itirazda bulunabileceği kaydedildi.
]]>“İSTANBUL’UN MİRASI 5 YILDIR EMİN ELLERDEDİR”
İmamoğlu, tarihe sahip çıkmanın önemine işaret ederek “Ne yazık ki İstanbul’un tarihi ve kültürel mirası, uzun yıllar ihmal edilmiştir. Pek çok yanlış ve zararlı işler yapılmıştır. Özenli davranılmamıştır. Ve İstanbul’a, tabiri caizse, gözünün nuru gibi bakmak gerekirken, sıradan davranışlar sergilenmiştir. 5 yıldır bu değişti. İstanbul’un mirası 5 yıldır emin ellerdedir” dedi.

“BİZDEN ÖNCE BAZI DERNEK VE VAKIFLARIN KULLANIMINA VERİLİRDİ”
İmamoğlu şöyle konuştu:
“Bulgur Palas, aslında bizden önceki yönetimle aramızdaki zihniyet farkını ortaya koyan çok özel örneklerden birisi. Bizden önce İstanbul’un kamuya ait tarihi alanları, yapıları, bazı şahısların, imtiyazlı bazı dernek ve vakıfların kullanımına verilirdi.
Biz ise, tam tersini yapıyoruz. Kamuya ait alanları, yapıları yeniden halka açmakla kalmıyor, Bulgur Palas örneğindeki gibi, ihmal edilmiş özel mülkleri de tüm İstanbulluların yararlanabileceği hale getiriyoruz.
Bu önemli bir anlayış farkıdır. Zihniyet farkıdır. Ahlak farkıdır. Tarihe sahip çıkmak, öyle lafla olmaz. İş yapacaksınız. İcraat yapacaksınız. Bizim yaptıklarımızı, gerekirse kopyalayacaksınız. Sorun yok, kopyalayabilirsiniz yani. Problem değil”

“EMEKLİ ETMEYE HAZIRLANIYORUZ”
İstanbul’un tarihinin en çok restorasyon yapılan dönemini yaşadığına dikkat çeken İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim meydanlarından yaptığı konuşmalara da tepki gösterdi. İmamoğlu şunları söyledi:
“Bugün İstanbul’un hizmet alması için farklı görüşleri olanlar var. Ne diyorlar? İlla hükümetle belediye, aynı partiden olmalıymış. Bak sen! Seçim yapmayalım o zaman. Muhtarlar da gitsin otursun evinde.
İstiyor ki, her şeyi ona teslim edelim. Neyse; biz onu yavaş yavaş emekli etmeye hazırlanıyoruz. Merak etmesin. Yıllarca İstanbul’u, hükümetle el ele yönettiler. O şımarıklık, o kibir, İstanbul’un her köşesini ihmale boğdu.
Sarayburnu’na gidin; biblo gibi şimdi. Çöplüktü. Beyazıt çöplüktü, biblo gibi. Haliç kıyıları pırlanta gibi, yemyeşil. Öyle değil mi? Bakın sadece burayı anlatıyorum. İşte Bulgur Palas, Beyazıt Meydanı…
Kara surlarının içine yüzlerce kamyon çöp yığdılar, çöp. Şimdi pırıl pırıl. Onun için işi bilene, ehline verince bu işler güzel oluyor. O bakımdan demokrasiye inancını kaybetmiş insanlara, demokrasiyi güçlü şekilde hatırlatacağız. Nerede? Az kaldı. 31 Mart’ta sandıkta. Bu sandığı biz çok seviyoruz.”

“25 YILDA YAPAMADIKLARINI, BİZ 5 YILDA YAPTIK”
“Farkında mısınız; İstanbul’un bu 5 yılını, son 25 yılla kıyaslıyorlar. Olsun, kıyaslasınlar. Çünkü o 25 yılda yapamadıklarını, biz 5 yılda yaptık. Gururla anlatıyoruz. Hükümet, belediye el ele olduğu dönemde, bizim yaptığımız kadar metroyu yapamadılar.
Yeni metroları biz yapacağız, yapmamamız için imzayı erteliyorlar. 31 Mart’ta, demokrasi dersini alsın, bak bir hafta içinde imzalayacak. Göreceksiniz. Yapamazlar. Çünkü niye yapamazlar biliyor musunuz? Bunlar şöyle bakıyorlar, ‘Bizden mi onlardan mı!’ Bu milletin hepsi bizim.
Anlayamadılar bunu hala. Biz, insanı insan olduğu için çok seviyoruz. Vatandaşları, ‘Bize oy verenler vermeyenler’ diye bölenlerin yaptığı işten var ya, kimseye hayır gelmez kardeşim.”
“ATOM KARINCAYI DA GEÇERİM”
“Biz; tarihimizi, inançları, dini ve milli duyguları istismar etmeden, 16 milyon İstanbulluyu eşit ve değerli kabul eden bir anlayışla devam edeceğiz çalışmaya. Hem de çok çalışacağız, onu söyleyeyim. Yani ben artık, ‘atom karınca’ diyorum ama, atom karıncayı da geçerim, onu söyleyeyim. Durmak yok. Biz, tarihimizi bu anlamda daha da güzel günlere eriştireceğiz. Emanetlerimizi, bu milleti birleştiren, bütünleştiren, manevi köprüleri, duygusal bağları güçlendirip, büyütmeye devam edeceğiz.”
“MAGNUM İSTANBUL’DA” SERGİSİYLE AÇILDI
İmamoğlu ve beraberindeki heyet, açılış töreninin ardından Bulgur Palas ve çevresini gezdi. Tarihi yapının açılışı; dünyaca ünlü fotoğraf ajansı Magnum Photos ve İBB’nin kalıcı iş birliğiyle, Magnum’un 77. yıl özel sergisi “Magnum İstanbul’da” ile gerçekleştirildi.
“Magnum İstanbul’da” sergisi, bazıları dünyanın en ikonik fotoğrafları arasında değerlendirilen 200’ün üzerinde eserden oluşuyor. Sergide; Jonas Bendiksen, Henri Cartier-Bresson, Cornell ve Robert Capa, Ara Güler, David Seymour gibi önemli fotoğrafçıların da aralarında bulunduğu 70 sanatçının çalışmaları yer alıyor.
GÖRKEMLİ YAPININ TARİHÇESİ
Fatih’te, şehrin yedinci tepesi olarak tanımlanan Kocamustafapaşa Tepesi’nde bulunan görkemli yapı, dönemin Bolu Milletvekili Mehmet Habib Bey tarafından yaptırıldı. 1912 yılına tarihlenen konağın, İtalyan Mimar Giulio Mongeri’nin imzasını taşıdığı düşünülüyor.
Konağın inşa sürecinde ekonomik açıdan büyük bir yükün altına giren Mehmet Habib Bey’in ödeyemediği borçları nedeniyle 1926 yılında Osmanlı Bankası’na devredilen yapı, uzun yıllar Osmanlı Bankası arşivi olarak kullanılmış, aynı zamanda banka çalışanlarının konutu olarak da işlev gördü.
Osmanlı Bankası’nın 2001 yılında özel bir bankaya devredilmesiyle yapının mülkiyeti de el değiştirdi. Kent sakinlerinin erişimine kapalı özel bir mülk iken 2021 yılında İBB tarafından satın alınarak İstanbullulara armağan edildi.
Tarihî yapı; 135 kişilik kütüphanesiyle, sergi salonu, öğrenci kulüplerinin kullanımına tahsis edilen alanlar, restoran, çok amaçlı etkinlik alanları ve benzersiz İstanbul manzarasına sahip seyir terasıyla artık bir yaşam merkezi olarak tüm İstanbullularla buluştu.
Pazartesi hariç her gün 10.00 – 19.00 arası ücretsiz olarak ziyaret edilebilen Bulgur Palas’ın kütüphanesi ise her gün 22.00’ye kadar açık.
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada, şunları kaydetti:
“Hem demir yolu hem de yaya odaklı çevreci bir projeyi İstanbullu kardeşlerimizin istifadesine sunmayı istedik.
(İstanbul) 5 yıl boşa geçti, niye bir şey yapılmadı? Yapamazlar, yapmazlar. Bunların böyle bir derdi yok.
Sirkeci’den şu geldiğimiz noktaya kadar (Kazlıçeşme) bütün binalar yıkık, dökük. Surlar yıkık, dökük. Bunları da yine inşallah biz yapacağız.
İstanbul’da tamamlanan raylı sistem ağlarının toplam uzunluğu 340 kilometreye çıkmaktadır.
Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem Hattı’nın önümüzdeki 30 yıllık süreçte ekonomiye toplam katkısının 785 milyon avro olacağını hesaplıyoruz.
‘FETRET DEVRİ’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
“İstanbul yeniden çöp, çukur, çamur oldu mu? Maalesef oldu. Yatırım var mı? Yok.
İstanbul’a hizmet sorumluluğu yarı zamanlı yapılacak bir iş değildir. Son 5 yılda bu gerçeği maalesef acı bir şekilde yaşayarak tecrübe ettik.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızın hayata geçirdiği projeler olmasaydı, muhtemelen İstanbul’un trafik çilesi artık katlanılamaz halde olurdu.
İstanbul’a emanet olarak değil de nimet olarak bakanlar, ihmalkarlıklarıyla umursamazlıklarıyla bu güzel şehrin bitkisel hayata girmesine sebep oldular.
(31 Mart’ta İstanbul’da) Kaldığımız yerden yeniden ‘Bismillah’ diyerek işe koyulacak, inşallah aziz İstanbul’un fetret devrini sona erdireceğiz.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem Hattı’nın 15 gün ücretsiz olacağını açıkladı.

Altyapı ve Ulaştırma Bakanlığı tarafından yapılan ve bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla açılışı yapılan “Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem ve Yaya Odaklı Yeni Nesil Ulaşım Projesi” AKP’nin İstanbul adayı Murat Kurum’un propagandasına dönüştü.
Açılış töreninde kürsüye çıkıp konuşan AKP’nin adayı Kurum’un hedefinde İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu vardı.
“CHP YÖNETİMİYLE KAN UYUŞMAZLIĞI VAR”
İmamoğlu dönemini fetret olarak niteleyen Kurum şunları söyledi:
“Fatih’in emaneti İstanbul bilhassa, Sayın Cumhurbaşkanımızın 1994 yılındaki yönetimiyle birlikte yükseliş dönemine girmiş; Avrupa’nın kültür başkenti olmuşken, son 5 yılda fetret dönemine girmiş, şehircilik adına adeta hasta bir şehir haline gelmiştir.
Bu şehrin istisnasız tüm insanları kendilerine efendilik taslayanlardan bezmiş bir şekilde hizmetkarlarını bekliyor, Cumhur İttifakı’nı bekliyor, gerçek belediyeciliği özlem ve hasretle bekliyor.
Çünkü, CHP’li mevcut yönetiminle İstanbul halkı arasında kan uyuşmazlığı vardır. Bunlar bu milletin kadim değerlerine yabancıdırlar.
Dün, Ayasofya Camii’nin açılış törenine resmi davetiyeyle davet edilmelerine karşın, telefonla davet edilmemesi üzerinden mazeret ve polemik üretenler şimdi de, İstanbul’da kolay ulaşıma yönelik bir programa davet üzerinden yeni bir kriz üretmeye girişmektedirler.”
ERDOĞAN’LA EL ELE
Kurum’un konuşmasının ardından sahneye çıkan Cumhurbaşkanı Erdoğan Kurum’u öven anons eşliğinde salondakilere el ele poz verdi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun davet edildiğini açıkladığı Murat Kurum’un ise ‘hayal kuruyor’ diyerek yalanladığı tören devlet kesesinden parti propagandasına dönüştü.
]]>
Ürfi Çetinkaya’nın elebaşı olduğu organize suç örgütüne yönelik 20 Şubat’ta İstanbul, İzmir, Afyonkarahisar, Malatya, Antalya, Çanakkale, Bilecik, Muğla ve Balıkesir’de düzenlenen “Kafes-44” operasyonunda 23 şüphelinin tutuklandığı soruşturma devam ediyor.
Nöbetçi sulh ceza hakimliğinin karar yazısında, şüphelilerin kullandıkları örgütsel şifreli haberleşme programlarına yer verildi.
Karara göre, şüpheli Çetinkaya, kendisi hakkında “oyun oynandığını” ancak kimin yaptığını bilmediğini iddia etti.

Daha önce FETÖ’nün kendisini söz konusu duruma düşürdüğünü öne süren Çetinkaya, “Bana diyorlar, kripto telefonla bilmem ne olmuş. Bana ‘Japon’ diyorlar. Benim öyle bir kod adım yoktur. Japon’a benzeyecek bir tipim de yoktur. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum.” ifadelerini kullandı.
Şüpheli Yaman Namlı ise savcılıkta kendisine sorulan soru üzerine “Anom” cihazını Ali Korman Erbacıoğlu’nun verdiğini söylediğini ancak bu kişinin kendisine telefon verdiğini aktardı.
Tanımadığı kişilerle ve söz konusu olayla ilişkisi olmadığını öne süren Namlı, üzerine atılı suçlamaları reddetti.
Şüphelilerden Rüstem Çetinkaya, emniyetteki ifadesinin 20 saat sürdüğünü, hakkında delil elde edilemediğini iddia etti.
Babası Ürfi Çetinkaya’yla resmi ya da gayriresmi işlem yapmadığını savunan Çetinkaya, soyadı nedeniyle kara para akladığı iddiasının tarafına atfedildiğini belirterek suçlamaları kabul etmedi.
Kararda, sanıklar hakkında elde edilen delillerde, “Anom Enterprise”, “Sky-ECC” ve “Encrochat” isimli şifreli haberleşme programlarının deşifre edilmesi sonucu şüphelilere ait görüşme kayıtları ile MASAK raporuna göre aralarında örgütsel birliktelik tespit edildiği kaydedildi.
Hakimlik kararında 23 şüphelinin tutuklanmasına, 20 şüphelinin de adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına hükmedildiği bildirildi.

NE OLMUŞTU?
“Türk Escobar’ı” olarak bilinen Ürfi Çetinkaya’nın elebaşı olduğu organize suç örgütüne yönelik 20 Şubat’ta İstanbul, İzmir, Afyonkarahisar, Malatya, Antalya, Çanakkale, Bilecik, Muğla ve Balıkesir’de düzenlenen “Kafes-44” operasyonunda 43 şüpheli gözaltına alınmıştı.
Almanya, Bulgaristan, İspanya, Moritanya, Portekiz ve Yunanistan’da 13 ton, Türkiye’de ele geçirilen 24 ton olmak üzere toplam 37 ton uyuşturucudan sorumlu oldukları tespit edilen zanlıların tanıdıklarıyla kendilerine ait gemi, ticari konteyner ve balıkçı tekneleriyle uluslararası uyuşturucu sevkiyatı yaptıkları belirlenmişti.

Soruşturma kapsamında, suç örgütüne ait toplam değeri yaklaşık 20 milyar olan 147 arsa, 56 konut, 8 apartman, 74 iş yeri, 53 lüks araç, tekne, 53 şirketteki ortaklık payları, 64 banka hesabı, 7 kiralık kasa ile çok sayıda ziynet eşyası, nakit para ve soğuk cüzdana tedbir konulmuştu.
“Teşekkül halinde uyuşturucu madde imal etmek ve nakletmek” suçlarından kesinleşmiş 24 yıl hapis cezası bulunan ve kırmızı bültenle aranırken İstanbul’da yakalanan Urfi Çetinkaya ise 12 Nisan 2023’te tutuklanmıştı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturması kapsamında, Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığının koordinesi ve İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmasıyla İstanbul merkezli 9 ildeki operasyonda yakalanan 43 şüpheliden 23’ü tutuklanmış 20’si ise adli kontrol tedbirleri uygulanarak serbest bırakılmıştı.
]]>
“BU MAKAMIN SAHİBİ, BU ŞEHRİN 16 MİLYON İNSANI”
İmamoğlu, şöyle konuştu:
* “Hayata şöyle bakıyorum. Bu makamlar gelir geçer. Benim şu anda bulunduğum makam, çok kutlu bir makam. Kadim şehrimizin önemli bir makamı. Bu makamın sahibi, bu şehrin 16 milyon insanı. Çatalca’nın belediye başkanlığı makamının da sahibi Çatalcalılar. Bazıları şöyle düşünüyor olabilir. O makam, ona kimin tarafından verildiyse o makamın sahibi de o zannediyor olabilir. Değil sevgili kardeşim. Makam, milletin. Millete ait olan makamın hakkını verirken insanların siyaseti, şusu busu seçimden öncesinde kalır. Seçim biter, sonra hizmet yolculuğu başlar. Bu hükümet atmosferi değiştirdi. Bunlar iklimi, ahlâkı değiştirdi ama onların ortaya koyduğu ahlâk, iyi ahlâk değil. Onun peşinden gidenin hâli yaman. Biz, milletin yolunun peşinden gidiyoruz. Bizim yolumuz o.

“KANAL İSTANBUL FELAKETİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”
* Çatalca’nın tarım alanlarına, ormanlarına, Çatalca’nın güzelim doğasına, meralarına göz dikmiş birileri de var. Tarıma saygı duymayan birileri de var. Ağızlarına almasalar da Kanal İstanbul denen ihanet projesiyle beraber Silivri’ye, Çatalca’ya uzanan alanları kontrolsüz bir biçimde, dehşet bir sürece taşıma gayretinde olanlar var. Bu, İstanbul’un sonu demek olur. Onlara karşı çok uyanık olmak ve el birliğiyle karşı durmak mecburiyetindeyiz. Bunlar ‘Gündemimizde yok’ diyorlar. Sakın inanmayın.
* Bunlar, seçimden önce her kılığa girerler. Bunlar, her türlü renge bürünürler. Bunlar, asıl niyetlerini gizlemeye çalışan insanlar ama ilk fırsatta harekete geçirecekler. Zaten ‘Yapmayacağız’ demiyorlar, diyemiyorlar. Öyle çevrelere öyle sözler, öyle vaatler verdiler ki yapmak mecburiyetindeler. Onun için sandıkta ne olacağız? Birlik olacağız. Kanal İstanbul denen büyük doğal felaket kaynağını, milli güvenlik sorununu bu milletin başına açmalarına izin vermeyeceğiz. Bu şehre muhafızlık yapacağız. Onlar talanla, yalanla, iftirayla hayatlarını sürdürsünler. Onlar israfla gündeme geldiler. Biz, icraatla gündeme geldik.

“MİLLETİN PARASINI MİLLETE DAHA ÇOK DAĞITACAĞIZ”
* Onların döneminde hangi parselde kime daha fazla imar verilirdi, öyle konuşuldu. Biz ise 4,5 yıldır Halk Süt’le, Anne Kart’la, kreşlerle, eğitim desteği ve burslarıyla… 100 bin üniversite gencine bu kardeşiniz, ekip arkadaşlarıyla beraber -helali hoş olsun- 7 bin 500 lira burs verdik bu sene. Seneye 100 bin gencimize 15’er bin lira vereceğiz. Bu zor, dar günlerde başımıza yoksulluğu bela etti bu hükümet. Paramızı pul etti. Emeklimizi fakir eyledi. Biz elimizden gelen katkıyı, fedakarlığı yapacağız. Niye, biliyor musunuz? Onların derdi başka ama bizim derdimiz ne, biliyor musunuz? Milletin parasını millete dağıtıyoruz. Önümüzdeki dönemde daha çok dağıtacağız.
* Tek asgari ücretle geçinen evlere, tek emekli maaşıyla geçinen evlere yıllık 10 bin lira pazar desteği vereceğiz. Bu haneler, Halk Ekmek büfelerinden ücretsiz olarak günde bir ekmeğini alacak. Tek asgari ücretle geçinen hanelerdeki bir kişiye tam 10 bin lira da ulaşım desteği vereceğiz. Yeni evli çiftlere, evlenecek çiftlere sağlamakta olduğumuz evlilik desteğini -ki biz başlattık- 30 bin liraya çıkaracağız. Bunu İstanbul genelinde, bu 5 yılda 100 bin çifte çıkaracağız. İhtiyaç sahibi lise ve üniversite öğrencisi gençlere yılda iki defa kıyafet kuponu desteği sağlayacağız.

“İSTANBUL’UN YENİDEN İHANETE DÖNMEYE TAHAMMÜLÜ YOK”
* Sözüm ona bu arkadaşlar, bu kampanyada sadece İstanbul konuşacaklardı. Böyle dediler, hatırlayın. Daha birkaç hafta dayanabildiler, hemen su kaynattılar, hemen kayış attılar. Çünkü görüyorlar, İstanbul başardı. Hep birlikte israfı bitirdik, hizmeti getirdik. Bundan geri dönüş yok. İstanbul’un yeniden ihmale, ihanete, israfa dönmeye tahammülü yok, dönmeyecek. Eşitlik ve adalet yolunda hep birlikte yürümeye devam edeceğiz. Birlik ve kardeşlik yolunda hep birlikte yürümeye devam edeceğiz. Hazır mıyız? Birlikten, kardeşlikten söz açılmışken şimdi biraz sizlerle dertleşmek istiyorum.
* Bakın, 5 yıldır konuşmalarımı dinliyorsunuz, tavrımı biliyorsunuz. Soruyorum, Allah aşkına, benim bir gün -hangi siyasi görüşten olursa olsun, hangi etnik kökenden olursa olsun, hangi inanca sahip olursa olsun, fark etmez- bir kişiye ayrımcılık yaptığımı ya da ötekileştirdiğimi gördünüz mü? Bana her gün hakaret eden siyasi rakiplerimin, bir gün bile onların vatanseverliğini ya da onların inancını sorguladığımı işittiniz mi? Kıskanıyorlar, doğru. Çekemiyorlar. Kimse, kendisine karşı böyle bir şey yapılmasını hoş karşılamaz. O zaman kendisine yapılmasını istemediğin şeyi bir başkasına yapmayacaksın.

“EŞ ZAMANLI BİR OPERASYON BAŞLADI”
* Bunları niye söylüyorum? Çok eş zamanlı bir operasyon başladı. Yeni yeni filizlendirmeye çalışıyorlar. Operasyonun sahibini de belli ediyor. Ne zaman ki rakibim aday, hakkımda iftiralara başladı; aynı anda eş zamanlı sosyal medya üzerinden de aynı kampanya harekete geçti. Kampanya, bildiğimiz şey. Tam da şu. Sahte videolar ile kumpas videoları ile neymiş, terör örgütü beni destekliyormuş gibi gösteren videolar. Onlarca hesaptan aynı anda kumpas başladı. Milyonlarca reklam vererek bu videoları herkesin görmesini istiyorlar. Rakibimin açıklamalarıyla eşgüdümlü başladı.
* Altını çiziyorum bunun. Rastgele değil. Peki, siz bu videoları hatırlıyorsunuz. Nereden hatırlıyorsunuz? Bir önceki seçimde, değil mi? Bu kumpasın patronu, o zaman canlı yayında, milyonlarca vatandaşın gözüne bakıp kumpası nasıl itiraf etmişti? Ne demişti? ‘Ama montaj ama şu ama bu’ demişti. Sahibi çok belli. Kumpası yapanlara sesleniyorum. Öncelikle kendinize yapılmasını istemediğiniz bir şeyi bana da yapmayın. Yapmaya devam mı edeceksiniz, yine kaybedeceksiniz. Her babayiğidin yoğurt yiyişi farklıdır. Sizin o kumpaslarınız, iftira kampanyalarınız bende toz zerresi kadar leke bırakmaz. İşinize bakın.

“ATA’YA HAKARET ETMEK BUNLARIN DÖNEMİNDE SERBESTLEŞTİ”
* Bunlar, bu milletin milli duygularını, inancını rencide edecek seviyede ne yazık ki her şeyi alet ediyorlar. Bunlara söylüyorum, buradan sesleniyorum. Ben, sizin gibi günübirlik Atatürkçü değilim. Çıkıyor bir meczup; bize, yüzümüze, gözümüzün içine baka baka Atatürk’e hakaret ediyor. O meczup hakaret ediyor ama kimsenin çıtı çıkmıyor. Herkes bir anda lal oluyor. Ağzını açan yok. Ata’ya hakaret etmek, küfretmek ne yazık ki bunların döneminde serbestleşti.
* Bu meczup gibiler bir de bize Osmanlı dersi vermeye kalkıyor. Sen kim, Osmanlı kim? Sen ne anlarsın Osmanlı’dan? Osmanlı da bizim, sarı saçlı, mavi gözlü lider de bizim liderimiz. Bunu buradan bilin. Bu yeminli Atatürk düşmanlarını bu iktidar, sadece bu tür durumlarda uzaktan izlemiyor. Ne yapıyor, biliyor musunuz? Onlara destek de oluyor hem de öyle az buz destek değil.

“KÜFÜRBAZ ATATÜRK DÜŞMANI, ONLARIN SİYASİ YOL ARKADAŞI”
* Şimdi bilmediğiniz şeyler söyleyeceğim. O küfürbaz Atatürk düşmanı, onların siyasi yol arkadaşı. Doğru mu? Yetmedi. Atatürk’e küfreden o adamın oğlu, hâlâ partilerinin milletvekili. Yetmedi. Damadı Sakarya Çevre İl Müdürü. Yetmedi. Abisini bir şirketin başına kayyum atadınız. Diğer oğlunu da Kocaeli İşkur İl Müdürü yaptınız. Aileye bak. Yetmedi. Abisinin damadı da eski milletvekili. Hani şu ‘Yeliz’ var ya… O işte, o arkadaş. Bakın, işte sizin liyakat anlayışınız. Atatürk’e hakaret edenlerin sülalesine üst düzey kamu görevleri vermek mi sizin Atatürkçülüğünüz? Vatanseverliğiniz bu mu? Siz, bu halkın çocuklarının hak ettikleri makama gelmesini istemeyenlersiniz.
* Bu anneler, bu hanımefendiler, bu çocuklarını, bu sıraladığım insanlardan katbekat daha iyi yetiştiriyor ama sizin tek derdiniz, bir avuç insan ve onların aileleri. Bizim derdimiz ne, biliyor musunuz? Bizim derdimiz 16 milyonun, milletin evlatları. Onun için siz, partizanlıkla milyonlarca gencin hakkını gasp edenlersiniz. Siz, alın teriyle başarı zincirini kırarak bu toplumun dengesini bozan bir yapısınız. Aileye bakın. Babası bunlardan milletvekili. Oğlu milletvekili. Damadı milletvekili. Diğer oğlu genel müdür. Damadı genel müdür. Abisi kayyum genel müdürü. Ne mübarek aile, değil mi? Bir de bu memleketin başının tacına hakaret edecek, küfredecek… Devletin bir tane kurumu bile harekete geçmedi. Yazıklar olsun size.

“EKREM İMAMOĞLU İLE UĞRAŞMAYI BIRAKACAKLAR”
* 2015 yılında, bunların zamanında Çatalca’da, KİPTAŞ konutlarının 100’den fazlası, bunların partili yandaşlarına dağıtıldı. Kimler yok, kimler… Şimdi milletvekili yaptıkları Kadın Kolu Başkanı var. Belediye başkanlarının oğlu var. Başkan yardımcısının kızı var. Vakıflarının yöneticileri var. Zaten deprem olur, deprem konutunda kurada her nedense o kura milletvekiline çıkar. Bugün de buraya gelirken okudum. TOKİ’nin alt gelir seviyesi için yaptığı ‘İlk evim arsa’ projesinden arsa bilin bakalım kime çıkmış… AK Parti milletvekiline yine. İşte bunların gerçek yüzü bu.
* Bu saltanatı kim yerle bir edecek, biliyor musunuz? Vicdanlı ve hakkını koruyan milyonlarca genç, yerle bir edecek. Hem de ne zaman, biliyor musunuz? Çok uzak değil. Sadece 35 gün sonra. 31 Mart’ta hep beraber bunlara öyle bir ders vereceğiz ki, milleti tehdit etmeyi bırakacaklar. Onları, milletin hizmetkarı yapacağız. Hep beraber yapacağız. Seçimde öyle bir ders alacaklar ki, kalan zamanlarında enflasyonu düşürmek için uğraşacaklar. Kalan zamanlarında, berbat ettikleri ekonomiyi, maliyet artışlarını, dibe vuran asgari ücreti düzeltme gayretinde olacaklar. Bunlara halkımız, hangi partiden olursa olsun İstanbul İttifakı, milletimizin o güçlü vicdan birliği, öyle bir ders verecek ki, sandıktan bir gün sonra tutuşup hükümet işlerine koşacaklar. Ekrem İmamoğlu’yla uğraşmayı bırakacaklar.
“HEP BİRLİKTE KAZANALIM”
* Sevgili Çatalcalılar; bu şehrin çocuklarına, bu şehrin gençlerine, bu şehrin saygıdeğer annelerine, hanımefendilerine, dar gelirlilerine, emeklilerine sahip çıkanı seçin. Güzel günler için bir kez daha birlik olun. Birlik olun hepimiz için, hep birlikte kazanalım. Haydi İstanbul, tam yol ileri. Ben, bu şehrin Erhan Bey’le gençleşeceğine, enerjisini bulacağına, sokakta, caddede, pazarda onunla birlikte hizmet üreten bir belediye başkanı olacağına, ahlâkına, erdemine, iş yapma çalışkanlığına kefilim. Çatalca’da Erhan Güzel’e oy vermek için hazır mıyız? Meclise de oy istiyoruz. İstanbul’a da oy istiyoruz. Her şey çok güzel olacak.”
]]>“Bu şehrin bebeklerine dağıttığımız sütle dalga geçiyorlar” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:
* “İstanbul’un gündeminden israfı, ihmali ve ihaneti çıkardık. Yerine ne getirdik biliyor musunuz? Biz bu şehre, icraat getirdik. Biz bu şehre, yatırım getirdik. Biz bu şehre, hizmet getirdik, hizmet. Yani israf, ihmal, ihanet gitti; bu şehre ne geldi? Hizmet, icraat, yatırım geldi, yatırım. Yani sizin hayatınıza dokunan, sizi koruyan, yok zamanınızda yanınıza koşan işler geldi.
* Evet, süt kardeşim. 250 bine yakın bebeğe süt dağıtmak, mega projedir. Ama bunların kafası almaz. 4 yaşına kadar bebeği olan annelere, Anne Kart dağıtmak, ne kadar vicdanlı biliyor musunuz? Bunu anlamıyorlar. Anlayamıyorlar. Çünkü, halktan uzaklaştılar. Onun için gündemde Halk Süt; gündemde Anne Bebek Kartı; gündemde kreş; gündemde gençlere yurt; gündemde 100 bin gencine burs veren belediye var.”
Fatih’in altyapısına 3.5 milyar liralık yatırım yaptıklarını söyleyen İmamoğlu, Yedikule Gazhanesi’nden Bulgur Palas’a, Ordu Caddesi’nden Yerebatan Sarnıcı’na kadar Fatih’te hayata geçirdikleri projeleri anlattı.

“BU SEÇİM NE SEÇİMİ BİLİYOR MUSUNUZ?”
İktidar kanadının kendilerine oy verenlere hizmet edeceği itirafında bulunduğunu hatırlatan İmamoğlu, “Hiç kimsenin partisine, geçmişine, etnik kökenine, giyimine, kuşamına bakmadık; bakmayız. Bu şehirde yaşayan 16 milyon, bu ülkede yaşayan 86 milyon, benim vatansever hemşerim, vatandaşım, canım, ciğerim. Bu seçim ne seçimi biliyor musunuz? Bu seçim; ayrımcılık yapanla birleştirenlerin arasındaki seçim. Bu seçim; rantçılarla icraatçılar arasındaki seçim. Bu seçim; müsriflerle, israf yapanlarla tasarruf yapan, bereketli bütçe üretenler arasındaki seçim” dedi.

“ÇOK HIZLI KAYIŞ ATTILAR”
Siyasi hayatı boyunca temiz dil kullandığını ve kullanmaya devam edeceğini belirten İmamoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
* “Ayıp söz söyleyemem kardeşim. Kimsenin hakkında iftirada bulunamam. Kimseye iftira atamam. Gıybet yapamam. Allah korusun, yalan söylemem. Ama bunlar, her seçim, köşeye sıkıştı mı, başka şeylere başvuruyorlar. Bu sefer dayanamadılar. Açık söyleyeyim; çok hızlı kayış attılar. Daha bir hafta, üç hafta, dört hafta demeden, bir baktım hemen ‘teröriste’, şuna, buna geçtiler. Her zamanki hikayeleri. Hatırlayın; bunu hiç unutmayın.
* 2019’da, bunlar, milletin elinden en büyük güçleri olan demokrasi haklarını çaldılar. Seçimi çaldılar, iptal ettiler. O seçime giderken, sırf oy için bana ne dediler? ‘Sisi’ dediler hatırlıyor musunuz Sisi? Yahu madem ben Sisi’yim; niye gittiniz -14 Şubat Sevgililer Günü’nde hem de-Mısır’a gidip göz göze, diz dize niye muhabbet ettiniz? Bunlar hemen U dönüşünü çok kolaylıkla yapan bir siyasi anlayış. Bunlar böyle. Şimdi köşeye sıkıştılar, hemen işi teröriste, şuna, buna bağlamaya çalıştılar. Ama bu millet ne yaptı. Tek tek onlara bütün iftiralarını 2019’da yutturdu, yutturdu. Bu millet var ya Allah şahit, bu millet, bu seçimde, bu sandıkta göreceksiniz bunlara öyle bir haddini bildirecekler ki; bir daha milletin yüzüne çıkamayacaklar.”

“MÜSTAKBEL RAKİBİME ÜZÜLÜYORUM”
“Müstakbel rakibime üzülüyorum” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:
* “Niye müstakbel rakibime üzülüyorum? Kim ne derse, onu söylüyor. Kim ne verirse, onu söylüyor. Ama bazen, doğruları söylüyor Allah için. Demiş ya, ‘İmamoğlu ancak vaatlerinin yüzde 87’sini yapabildi.’ Arkadaşlarımı çağırtıp dedim ki, ‘Arkadaşlar, siz bana yüzde 83, yüzde 84 diyordunuz. Şunu bir daha hesaplayın’ dedim. Hesapladılar; vallahi bir tek o konuda yanılmadı, yüzde 87 çıktı. Müstakbel aday ne yapıyor? O arkasında bir kişi olmadan, bir şey diyemiyor. Ona bağımlı olduğunu söylüyor.
* Ama bir şeyi söyleyemiyor, fark ettiniz mi? Ağzına Kanal İstanbul’u alamıyor. Spiker diyor ki ona. İzledim. ‘Efendim, Kanal İstanbul konusunda ne düşünüyorsunuz’ diyor. ‘Ya biz ne dedik size? İstanbul’un gündeminde olmayanlar, bizim de gündemimizde yok’ diyor. Tekrar soruyorum. Tamam da Kanal İstanbul konusunda düşüncen ne? Demişler ki; ‘Sakın kanal deme. İstanbul de, ama kanalla birlikte deme.’ İşi zor. Allah yardımcısı olsun. Alışık da değil.”


İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Varlıkları Dairesi Başkanlığı’na bağlı İBB Miras, Sümbülefendi Mahallesi’ndeki Belgradkapı Kara Surları’nın 30 yıl aradan sonra en kapsamlı restorasyonu gerçekleştirdi. Dünya mirası 1600 yıllık Kara Surları Belgradkapı için açılış töreni düzenlendi.
Törenin yapılacağı alana, CHP Fatih Belediye Başkan adayı Mahir Polat ile birlikte gelen İmamoğlu, önce Çocuk Kütüphanesi ve İBB Kültür’ün düzenlediği çocuk atölyesine konuk oldu. Bir anda karşılarında İmamoğlu’nun görünce şaşkınlıklarını gizleyemeyen çocuklarla, İBB Başkanı arasında renkli sohbetler yaşandı.
TRT SOHBETİ GÜLDÜRDÜ
İmamoğlu, kendisini izleyen kameraları göstererek, “Hangi kanallar bunlar” sorusunu yönelten Öykü isimli miniğe, “Bilmiyorum ki, bütün kanallar var orada” yanıtını verdi. İmamoğlu, Öykü’nün “TRT Haber mi” sorusunu ise, “Bilmiyorum ki, TRT Haber… O uğramıyor buraya, gelmiyor pek. Gelirken yolunu kaybediyor. Sonra diyorlar ki, ‘Bulamadık sizi.’” şeklinde yanıtladı. İmamoğlu, sözlerine, “Ağlayayım mı” şeklinde tepki veren Öykü’ye, “Bir türlü beni göstermiyorlar. Ne yapayım ben de” yanıtını verdi. Öykü’nün soruları, tepkileri ve İmamoğlu’nun yanıtları gülüşmelere neden oldu.

“GEÇMİŞTE VAHİM İŞLERE İMZA ATTILAR”
İmamoğlu açılışta yaptığı konuşmada “Fatih’in göbeğinde bir çöp yığınından tarihi alanı kurtarmak, bizim için gerçekten şereftir, onurdur. İstanbul’un yıllardır ihmal edilmiş, özellikle kültürel mirasını gün yüzüne çıkarıyor, şehir hayatının da bir parçası yapıyoruz. Tarihi eserlerin restorasyonunu herhangi bir inşaat gibi görenler, İstanbul’a ne yazık ki dönem dönem tahminimizin çok üzerinde zarar verdiler. İşin özüne, ruhuna değil, ne yazık ki farklı duygularına; bazen rantına, bazen kazancına, bazen de iş bilmezliğine odaklandılar. Geçmişte, ne yazık ki vahim işlere imza attılar” diye konuştu.
“İSTANBUL, ÜÇ ŞEYDEN ÇOK ÇEKTİ”
İmamoğlu şöyle devam etti:
– İstanbul, yıllarca üç şeyden çok çekti: İhmalden, ihanetten, israftan. Sadece ihmalin görüntüsünü, buranın ilk halini gelip gördüğünüzde, anlardınız. Binlerce kamyon çöpün buradan taşınmasını görürken, burası bir yığın gibi çöp doldurulmuş, düşünsenize. Onu gördüğünüzde, ihmali görürdünüz.
– İsrafı engellediğinizde, İstanbul’un her köşesinde iş ürettiğinizi, her rotasında, her noktasında açılışlar yaptığınızı görürsünüz. Ki onu biz gösteriyoruz. İhaneti de zaten kendi söyledi. Ben söylemedim. İstanbul’un bütün temel sorunları ihmal edilmiştir. Rant hesabıyla, kendi söylediği şekliyle, İstanbul’a ihanet edilmiştir. Her alanda İstanbul hiç bu kadar icraatçı bir dönem yaşamadı. Ben, her türlü yarışa varım. Zaten bu arkadaşların yaklaşık 20 yılı ile de yarışır durumdayım. 5 yıl eşittir, 20 yıl, 25 yıl.
“İFTİRA SİYASETİNE BAŞLADILAR”
– Bu sebeple, bizim belediyecilik konusunda ortaya koyduğumuz kabiliyet, bizimle yarışamayacaklarını onlara gösterdi. Bunu anlayınca neye döndüler? Bildikleri işe geri döndüler. ‘Sadece İstanbul’u konuşacağız’ diyenler, İstanbul’u bir kenara bırakıp, neye başladılar? Hemen iftira siyasetine başladılar. Bunlar, 2019’da da böyleydi. Hatırlayın; 2019’da da bize her şeyi söylediler. Bunlar o dönemde çıktılar, ‘terörist’ dediler, ‘hırsız’ dediler bize. Yahu seçimi hem kendileri çalıyor hem de ‘hırsız’ diyorlar. Ama en güzeli şu, en güzeli… Tarih ya bu. İşte tarihin göbeğindeyiz. Tarih, bütün yanılgıları ortadan kaldırıyor.

– Hatırlayın, bana, ‘Sisi’ dedi, Sisi. Ne güzel Allah’ın işi. Tevafuk ya; Sevgililer Günü’nde gidip, Sisi’nin gözlerine bakmak, ona nasip oldu Mısır’da. Bütün iftiralarını bu millet, tek tek yutturdu onlara. Tek bir delil yokken… Bırak delili; bunu diyeli 2,5-3 sene oldu. Bir de benim 90 bine yakın çalışma arkadaşımı zan altında bıraktılar, töhmet altında bıraktılar. Bundan bile ar etmediler. Ne oldu? Hani, bir tane terörist niye bulmadınız? Şimdi ortada yok. Bu da ortadan kaybolacak, söyleyeyim size. Gönül isterdi ki, eski bakanların yolundan gitmesin. Ama sanki o yoldan gitmeye niyetli gibi duruyor. Tabii kendisi bilir. Ben akıl verecek değilim. Yolu açık olsun.
“ORADAN SİZE EKMEK YOK”
– İstanbul’a dünüyle, bugünüyle, yarınıyla topyekun sahip çıkma yoludur bizim yolumuz. Bizim yolumuz adalet, eşitlik, kardeşlik yoludur. Oy uğruna her kılığa bürünenler, her renge boyananlar bunu iyi anlasınlar. İstanbul’da inançları, dini, milli duyguları istismar ederek siyaset yapma devri bitmiştir, kapanmıştır. Oradan size ekmek yok. İnancınız, milli duygularınız güçlü ise; bunu işinizle, icraatınızla göstereceksiniz.
– Sizin kullandığınız bütçenin yarısıyla hem de tüm engellere rağmen sizden misli misli fazla çok icraat yapmış bir yönetimin vatanseverliğini sorgulamak, sizin haddinize bile değil. Siz alışmışsınız bir kişinin emrine, buyruğuna itaat etmeye. Biz ise, yeni bir yol çiziyoruz. Bize 16 milyon insan emir verir. Başka hiç kimse veremez. 86 milyon insan bize yol gösterir. Onun için burada, İstanbul’un ecdat yadigarı eserlerini öksüz bıraktınız, her yeri çöpe çevirdiniz. İnanın camileri hazinelerini bile… Onun için bu zihniyete cevabımız, yaptığımız doğru ve özenli işlerle olacak.
ŞEVKİ YILMAZ’A TEPKİ
İmamoğlu, Atatürk’e hakaret eden Şevki Yılmaz’a da tepki göstererek “Bir meczup çıkacak, sözüm ona Osmanlı’yı savunacak, Atatürk’e laf edecek ve sokakta rahat rahat gezebilecek. Buna müsaade eden devlet yetkililerini buradan göreve davet ediyorum. Bu tarz ortamı yaratan insanlar ne Fatih Sultan Mehmet’e saygı duyar, ne de Mustafa Kemal Atatürk’e saygı duyar” dedi.
]]>“ALLAH AŞKINA, BÖYLESİ GÜZEL BİR YERİ BİR BELEDİYE NİYE SAKLAR?”
Görev süreleri boyunca İstanbul’da vatandaşın her sorununa koştuklarının altını çizen İmamoğlu, şunları söyledi:
“Biz, bu şehrin unutulmuş her alanını yeniden ayağa kaldırdık. Hemen yanı başınızdaki Büyükdere Fidanlığı’nı biliyorsunuz değil mi? Yıllarca o koca alanı çöp haline getirdiler. Hatta bu bölgede insanların huzurunu kaçıran bir merkeze dönüştü. Öyle değil mi? Ben orayı gördüğümde dedim ki, ‘Allah aşkına, böylesi güzel bir yeri bir belediye niye saklar?’ Ben düşündüm, düşündüm, birkaç sene bunu bulamadım. Benim aklım ermedi. Bizim aklımızda şeytanlık yok. Biz bilmiyoruz. Allah, bunların yardımcısı olsun. Allah, bunlara akıl versin. Orayı, yıllar önce buranın huzuru için açsalardı kötü mü olurdu? Şimdi pırlanta gibi bir yer oldu. Yine yıllarca milletten uzak tuttukları, Atatürk Kent Ormanı’na gittiniz mi? Nasıl, güzel olmuş değil mi? Biz ne yapıyoruz biliyor musunuz? Milletin malını, millete emanet ediyoruz. Onlar, milletin malını bir avuç insana emanet etmek için çalışıyorlar. Biz, ‘Hayır’ diyoruz, ‘Milletin malı millete.’ Adamcılık yok, kayırmacılık yok.”
“YAKLAŞIK 200 BİN İNSANIMIZI İLGİLENDİREN TAPU SORUNUNU ÇÖZDÜK”
Sarıyer’de yaşanan tapu sorununa değinen İmamoğlu, “Biz bu ilçede, yaklaşık 200 bin insanımızı ilgilendiren tapu sorununu çözdük. Dağıtımına başladık. Dağıtmaya da devam edeceğiz. Bakın 200 bin insan; 40 yıl, 50 yıl… Gençlik Ofisi açtık. Çok kötü, metruk durumdaki Duatepe’yi yeniledik, insanlarımıza açtık. Orayı da görün. İstanbul en güzel manzarasını görün. Yapamadılar. Yarım bıraktılar. Müteahhit çalışmıyordu. Aşiyan-Rumelihisarı fünikülerini bitirdik, milletimize açtık. Yine Rumelihisarüstü’nü pırlanta gibi meydanıyla, çevresiyle bitirdik. Yetinmedik; öğrencilerine çile çektirilen, öğrencilerine zulüm ettirilen Boğaziçi Üniversitesi gençlerine Kent Lokantası açtık. Biz, bu şehrin dokunulmamış, unutulmuş, insanlarını mutlu edecek her işi yaptık” diye konuştu.
“ONLARA DÜNYAYI DAR ETTİNİZ. SİZLERE HELAL OLSUN”
Vatandaşlara 2019 yerel seçim sürecini hatırlatan İmamoğlu, şöyle konuştu:
*Bunlar bize görevi devrederken… Daha doğrusu onu da beceremediler ya. Görevi elimizden almaya kalktılar. Milletin hakkı, hukukunu çiğnediler. Hatırlayın 2019’u. Seçimi iptal ettiler. Hoş bu millet kendi iradesine, hakkına, hukukuna müdahale edene, hayatının en büyük dersini verdi. Onlara dünyayı dar ettiniz. Sizlere helal olsun. Ve 13 bin oyu, 806 bin oya çıkarttınız. Ne dediler o zaman?
*‘Bunlar sosyal yardımları keser’ dediler değil mi? Tam 6 katına çıkarttık. Onlar, sadece bir öğrenciye burs verdiler. O da 200 bin dolar burslu öğrenci okuttular. Bir kişi. Torpilli. Biz ne yaptık? Sadece bu sene, tam 100 bin üniversite öğrencimize burs dağıttık. Bu sene 7 bin 500 lira verdik. Seneye 15 bin lira vereceğiz. Biz göreve geldiğimizde, bu nasıl sıfırsa, kreş de sıfırdı. İstanbul’un en büyük kreşlerinden birisini, Büyüklere Fidanlığın içinde açıyoruz.
*Öğrenci alıyor yavaş yavaş. Bakın sıfırdı; 4 yılda, 4,5 yılda 100 adet kreşimiz oldu. Bir değil, üç değil, beş değil, on değil, 100 tane. Hem de pırlanta gibi. Niçin yapıyoruz biliyor musunuz? Benim şehrimin evlatları eşitlenecek. Benim buradaki pırlanta gibi çocuğumla, pırlanta gibi kızımla, oğlumla; başka bir yerdeki çocuklarımız da eşit olacak. Herkes eşit olacak. Darda, açıkta kimse kalmayacak. Kıyıda, kenarda kimse hissetmeyecek. Biz bunu başardık. Biz, bu şehirde üniversite öğrencilerimizi yurtta da yalnız bırakmadık. Sadece 4 yılda, 5 bin 200 gencimizi misafir ediyoruz.
“TAPUNUZU DA DAĞITAN BİZ…”
*Bakın; tapunuzu da dağıtan biz. Yıllardır dokunmadıkları altyapınızı da dağıtan yapan biz. Üstyapınızı da parklarınızı da meydanlarınızı da yapan biz. Bunlar, hizmet yapmadılar. Bakın; dokunmadıkları altyapının tamamını, hele hele pandemi döneminde sel, su baskınları, insanları hayatından bezdiren bütün o kötü altyapı düzenini değiştirdik.
*Pırlanta gibi. Altyapıda atık suyu, yağmur suyunu, Baltalimanı’ndaki Biyolojik Arıtma Tesisi’ni bitirdik. Yetinmedik; yıllarca ihmal edilmiş çöp halinde duran Baltalimanı Deresi’ni, Baltalimanı’nın çevresini bir yaşam vadisine dönüştürdük. Biz iş yaptık, iş yapmaya devam edeceğiz.
*Onlar bize çamur atacak, onlar bizi kötüleyecek, onlar bizi köşeye sıkıştırmaya çalışacak. Bizim işlerimizi engellemeye çalıştılar Kamu bankalarından bir lira kredi vermediler. Bize ait, hepimizin vergisiyle beraber çalışan TRT’de, 5 senedir bizi 1 dakika bile haber yapmadılar.
*Ama ne yaparsa yapsınlar, onların arkasında ne var biliyor musunuz? Onların arkasında bir kişi var. Bizim bu yolculuğumuzun arkasında millet var millet. Onun için biz, söz verdik mi yapanlardanız.
“SARIYER’İN EVLADI OKTAY AKSU İLE YÜRÜYECEĞİZ”
*Sarıyer’de, Şükrü Başkan güzel işler yaptı. Kendisine teşekkür ederiz. Ama şimdi başka bir arkadaşımız görev yapacak. İki dönem, 10 yıldır Büyükşehir Belediyesi’nde birlikte görev yaptığımız, Meclis’te ve komisyonlarda birlikte çalıştığınız, yine Sarıyer’in evladı Oktay Aksu ile görev yapacağız.
*Şimdi onunla da yürüyeceğiz. Görev devir-teslimi olur. Şimdi bundan sonra, önümüze bakacağız. Geride kalanlar kaldı, önümüze bakacağız. Tam gaz koşacağız. ‘Tam yol ileri’ diyeceğiz. Hepinizden isteğimiz var. Çevrenizde eşiniz, dostunuz, ahbabınız, komşularınız… Güzel ablalarım, benden hepsine selam söyleyin. Oktay Başkan’dan herkese selam söyleyin. Çok çalışacağız. Ahlaklı çalışacağız.
*Adaletli olacağız. İcraat yapacağız. Milletimizi düşüneceğiz. Siyasi parti ayrımı yapmayacağız. ‘O parti, bu parti’ demeyeceğiz. Milletimizi düşüneceğiz. Milletimizin evlatlarına layık olacağız. Şu güzel annemizin, şu güzel teyzemizin, güzel ablalarımızın, evlatlarımızın, sevgili gençlerin hakkını vereceğiz. Hiç kimsenin hakkını yedirmeyeceğiz. Aynı zamanda hak da yemeyeceğiz. Hak yiyenlerden bu milleti Allah korusun. Buna müsaade etmeyeceğiz.
“BÜTÜN İSTANBULLULARI GÖREVE DAVET EDİYORUM”
*İstanbul Gönüllüleri, İstanbul İttifakı sizlerle büyüyecek. Hep birlikte kocaman bir aile olacağız. Sadece Cumhuriyet Halk Partililer değil, bütün İstanbulluları göreve davet ediyorum. Hep birlikte coşacağız, hep birlikte koşacağız milletçe.
*Hep iyi dil, güzel dil kullanacağız. Dijitalde çalışın, sokakta çalışın, broşür dağıtın, gidin insanları ikna edin, sandıkta görev alın. Milletçe bir demokrasi şölenine, demokrasi seferberliğine koşacağız.
*Günün sonunda, herkesten şunu isteyin: Deyin ki ‘Bu arkadaşlar, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları, kimseyi dışarıda bırakmaz. Kimseyi ayırt etmez. Adaletten yana olan bizler, büyük bir ittifak kurduk’ deyin. ‘Hukuktan yana olan bizler, büyük bir ittifak kurduk’ deyin. Ve biz ne yapacağız?
*Sarıyer Belediye Başkanımıza oy istiyeceğiz. Sarıyer Meclisi’ne oy istiyeceğiz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanınıza oy isteyeceksiniz. Hep birlikte büyük bir millet ittifakı kuracağız.
“OY VERSİN, VERMESİN; MİLLETİMİZE HİZMET ETMEK ONURDUR”
*Bunlar, bir kişiyi arkalarına almış. O bir kişi de milleti tehdit ediyor. ‘Oy verirsen hizmet veririm’ diyor. Biz de diyoruz ki, ‘Oy versin, vermesin; milletimize hizmet etmek onurdur. Biz milletimize hizmet ede ede kazanacağız. Bizim için esas olan, gönül kazanmak; onlar için esas alan, sadece oy almak. Partizanlığı yıkacağız. Göreceksiniz; hep birlikte çok güçlü bir İstanbul süreci daha yaşatacağız.
*Biz, bu şehri kendine getirdik. Bu şehri, kötülüklerden koruduk. Milletin parsellerinde imar artışına bir tane bile müsaade etmedik. Tek bir yeşil alanı bile imara dönüştürmedik. Tapu sorunlarını biz çözeceğiz. Sizi kimse, evinizden edemeyecek. Biz çözüyoruz; çözmeye devam edeceğiz. Bizim karşımızdaki aday, bir kişiden talimat alıyor. Onun buyrukları, herkes için emir oluyor.
*Biz, milletimizden talimat alıyoruz. Biz halkçılığın, biz demokrasinin temsilcileriyiz. Biz, ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyen Atatürk’ün temsilcileriyiz. Onun için yılmayacağız, yıkılmayacağız; dimdik ayakta yolumuza devam edeceğiz.
“ONLARA ÖYLE BİR DERS VERECEKSİNİZ Kİ…”
*Biz yoksulu, yoksulluğu bitirmeye dönük süreçte adımlarımızı atacağız. Onlara da öyle bir ders vereceksiniz ki; seçimden sonra kalan sürelerinde gitsinler 2-3 basamak haline gelmiş enflasyonu düşürsünler. Emeklinin, dar gelirli vatandaşımızın gelirlerini arttırsınlar. Ekonomiyle uğraşsınlar.
*Adaleti düzeltmeye gayret etsinler. Bunu yapmaları için ne yapacağız? Seçimde onlara öyle bir demokrasi şamarı atacağız ki, kendine gelecekler. Kendine gelip, işine bakacaklar. Hükümet, işine baksın. Sevgili Sarıyerliler, bu daha ısınma. Bu daha ilk buluşmam sayılır. Dün, minik bir buluşmamız oldu.
*Bugün de sizleri selamladık. Gene geleceğim. Birkaç kez daha geleceğim. Sadece Sarıyer’e değil, 39 ilçemizi en az 3’er defa gezeceğim. Biz, atom karınca gibi çalışacağız. Onlar peşimizden koşmaya çalışacaklar.
*Yarı yolda nefes nefese kalacaklar, nefes nefese. Bizimle mücadele edemez onlar. Onlar, koşarken bile talimat alıp koşan insanlar. Biz ise, ‘Tam yol ileri’ diyen, gücünü milletten alan insanlarız. Hepinizi çok seviyorum. Sürecimiz hayırlı olsun. Yolumuz açık olsun. Sarıyer milletimizin olsun. İstanbul milletimizin olsun. Her şey çok güzel olacak.
]]>“YARDIMI PARTİZANLIĞIN BİR ARACI OLARAK KULLANDILAR”
İmamoğlu, adaletin önemine işaret ederek başladığı sunumunda içinde bulunduğu İPA Kampüsü’nün geçmişteki durumuna atıf yaptı. 80 bin metrekarelik alanda önceki dönemde başkanlık konutu ve 12 ilçe belediye başkanının konutlarının bulunduğunu hatırlattı.
Bakırköy sınırlarında olmasına rağmen Bakırköy Belediye Başkanı’na CHP’li olduğu için lojman verilmediğine dikkat çeken İmamoğlu konutların AKP’li belediye başkanlarına tahsis edildiğini anlattı. İmamoğlu “Biri bunu bana yönetmelikle bile dayatsa yapamazdım. Burası bir belediye başkanın yarı olimpik havuzuyken bilgi havuzuna dönüştü. Mekansal adaleti burada sağladık” dedi.
Adaletsizliğin toplumları, kurumları içten içe çürüttüğünü vurgulayan İmamoğlu “İstanbul bizden önce uzun bir dönem maalesef böyle bir süreci yaşadı. Sosyal adaletsizlik çok ağır boyutlara ulaştığı halde, çeyrek yüzyıldır bu şehri, bu ülkeyi yönetenlerin hiç umurunda olmadı. Onlar bu adaletsizliği istismar edip, oya çevirmenin yollarına odaklandılar. Sosyal yardımları, partizanlığın bir aracı olarak kullandılar. Milyonlarca İstanbullu yoklukla ve yoksullukla mücadele ederken, bir avuç insanın zenginleşmeye devam ettiği bir israf düzeni kurdular. Bu bozuk düzeni korumak için İstanbulluları korkutup, tehdit etmeye çalıştılar” dedi.
“VAKIFLARA PARA AKTARAN HORTUMU KESTİK”
2019 yerel seçim sürecinde AKP’nin “İmamoğlu gelirse sosyal yardımlar kesilir” şeklindeki propaganda yaptığını hatırlatan İmamoğlu “Biz bir tek şeyi kestik: Halkın bütçesinden bir avuç insana, kendilerine yakın kurum, kuruluşlara, vakıf ve derneklere para aktaran o hortumu. O kirli hortumu kestik ve partizanlıktan tamamen arındırılmış, vatandaşa saygılı, toplumsal dayanışmayı öne çıkaran, halkçı bir sistem kurduk. İsrafı bitirdik, hizmeti getirdik. Sonuç, İstanbul tarihinde görülmemiş ölçüde artırdığımız sosyal destek ve yardımlar oldu” dedi.
İmamoğlu, sosyal adaleti sağlamak amacıyla vatandaşa ilk kez sunulan pek çok yeni hizmete imza attıklarını belirterek, “Halk Süt’ten Anne Kart’a, kreşlerden öğrenci yurtlarına, Kent Lokantalarından, Yeni Doğan Destek Paketi’ne, üniversite öğrencilerine burstan, Ders Atölyeleri’ne kadar eşi benzeri görülmemiş, çok önemli ve çok değerli çözümler ürettik” dedi.
10 YENİ PROJE
İmamoğlu, yoksulluğun sürdürülüp siyaseten istismar edilmesini değil, sonlandırılmasını hedefleyen anlayışla çalıştıklarını vurguladı. İmamoğlu yeni dönemin projelerini “kollarımızı sıvadık” diyerek 10 maddede şöyle sıraladı:
Çocuklar için çözümler: “Kızlar Okusun Diye” projemizi yeni dönemde hayata geçireceğiz. Dezavantajlı bölgelerde yaşayan ve ihtiyaç sahibi olduğu belirlenen ailelerimizin birinci sınıfa başlayan 30 bin kız çocuğunun annelerine eğitime başlangıç desteği olarak 3 bin TL vereceğiz. 100 bin engelli, şehit çocuğu veya ebeveyn kaybı yaşamış, yoksulluk durumu bulunan ilkokul, ortaokul, lise ve iyileştirme merkezlerinde eğitim ve öğrenim gören öğrencilerimize 3 bin TL eğitim desteği vereceğiz. 39 ilçede, 100’ün üzerinde okulda beslenme desteği sağlamaya başladık. 2024-2025 yıllarında ilk ve ortaokula giden çocuklarımıza 2 milyon Okul Beslenme Destek paketi dağıtacağız. 300 bin çocuğumuza tam 35 milyon litre Halk Süt dağıtacağız. 3-14 yaş arası çocuklarımızın dönemsel ihtiyaçlarını karşılamak için iki büyük Çocuk Oyun Dünyası Merkezi açacağız.
ÜCRETSİZ MAMOGRAFİ
Kadınlar için çözümlerimiz: Kadınlara hizmet veren İBB Kadın merkezlerimizi Adalar, Beylikdüzü, Kağıthane, Sarıyer, Beykoz, Silivri, Şile, Ataşehir, Büyükçekmece, Şişli’de açarak 10 yeni merkezimizle daha fazla kadına ulaşacağız. Bu merkezlerde hamile kadınlara doğuma hazırlık eğitimleri vererek, gebelik danışmanlığı hizmeti sunacağız. 40 yaş ve üzeri kadınlar için yılda bir kez ücretsiz mamografi çekimi, 18 yaş ve üzeri kadınlar için ise yılda bir kez ücretsiz ultrason çekimi hizmeti vereceğiz. 5 yıl içerisinde 150 bin İstanbullu kadın ücretsiz sağlık hizmetinden faydalanabilecek.
“İstanbul Bebek Projesi” kapsamında 0-2 yaş bebek sahibi ve hanede kişi başına düşen gelirin yoksulluk sınırının altında olduğu 10 bin haneye ayda bir paket bebek bezi ve bir kutu bebek maması ihtiyacını karşılayacağız. Hamile Beslenme Paketi’yle anne adaylarının beslenmesine katkıda bulunmak ve yeni doğacak bebeklerin sağlıklarını korumak adına 2024 yılında 100 bin anne adayına gıda destek paketi dağıtacağız. 10 semtteki Mahalle Evleri ve İBB Kadın merkezlerinde 10 İBB Çamaşırhanesi projemizi hayata geçireceğiz. Milletin parasını millete vermeye devam ediyoruz. O yine sora dursun; “kimin parasını kime veriyorsun” diye…
EMEKLİLERE 10 BİN TL PAZAR DESTEĞİ
Dar gelirliler için çözümler: Bizden önceki yönetim döneminde vatandaşa sunulan ayni ve nakdi destek sayısı 357 bin742 iken, 2023 yılında bu sayıyı 2 milyon 292 bin 797’ye çıkardık. Vatandaşa tam 6 kat daha fazla destek verdik. Ülkemizin nasıl yoksullaştığının bir ayak izi bu. 2024’ten 600 bin haneye çıkarak ve ayni ve nakdi destek sayısını tam 4 milyon adede yükselterek ihtiyaç sahibi vatandaşımızın yanında olacağız.
Tek maaşla geçinen emekli vatandaşımıza hane başına yıllık 10 bin TL pazar desteği sağlayacağız.
Tek emekli maaşı ile geçinen hanelere Halk Ekmek büfelerinden ücretsiz olarak günde 1 ekmek alma hakkı getireceğiz.
KENT LOKANTASI SAYISI 39 OLACAK
İBB Gezici Aşevleri açarak sokakta yaşayan ya da İBB Sosyal yardımlarından faydalanan vatandaşlarımıza 5 yılda toplam 75 milyon öğün yemeği ücretsiz dağıtacağız. Her ilçeye bir Kent Lokantası diyerek 5 sene içerisinde Kent Lokantası sayımızı 39’a çıkaracağız. Milletin parasını millete vermeye devam ediyoruz.
30 BİN TL EVLİLİK DESTEĞİ
İhtiyaç sahibi aileler için çözümler: Yeni evlenecek çiftler yuvalarını kursun diye 5 yıl içinde toplam 100 bin çiftimize tek seferlik 30 bin TL destek sağlayacağız. 2019’dan beri verdiğimiz Yenidoğan Destek paketini üç kata çıkaracağız.
Tek asgari ücret ile geçinen hanelere Ulaşım Nakdi Desteği sunacağız ve hanedeki bir kişiye yıl boyunca toplam 10 bin TL ulaşım desteği sağlayacağız.
Vatani görevlerini yerine getirirken bizleri koruyan canlarımızın ailelerine destek olmak üzere şehit ve gazi yakınlarına 5 bin TL nakit destekte bulunacağız.
15 BİN ÖĞRENCİYE YURT DESTEĞİ
Gençler için çözümler: 2024-2025 eğitim öğretim yılında 100 bin üniversiteliye kişi başına 15 bin TL destek sağlayacağız. Eğitim bursundan yararlanamayan 100 bin öğrenciye ise ücretsiz ulaşım desteği vereceğiz. Yurtlarımızın sayısını üç katına çıkararak 15 bin öğrenciye yurt imkanı sağlayacağız. İhtiyaç sahibi lise ve üniversite öğrencisi gençlere yılda iki defa kıyafet kuponu desteği sağlayacağız. 100 bin gencimize de tiyatro, kitapçı, sinema, müze gibi kültür sanat etkinlikleri için destek sağlayacağız.
KÜTÜPHANE SAYISI 100’E ÇIKACAK
Eğitim için çözümlerimiz: Ders atölyelerini dijital ortama açarak 5 sene içerisinde 2,5 milyon öğrenciye Dijital Eğitim desteği sağlayacağız. Yeni dönemde ders atölyeleri sayısını 20’ye çıkararak 5 yılda 25 bin öğrenciye yüz yüze eğitim imkanı kazandıracağız. Gençlik Ofisi sayımızı 20’ye çıkararak 5 yılda 250 bin öğrenciye katkı sağlayacağız. Avrupa ve Anadolu Yakasına ayda 10 bin öğrenciye hizmet verecek Sınav Hazırlık Merkezleri açacağız. Kütüphane sayımızı 100’e çıkaracağız.
4 YENİ HUZUREVİ
Sosyal yaşam için çözümler: 10 bölgede 10 yeni Sosyal Yaşam Merkezi kuracağız. Bu merkezlerde mahalle evi, İstihdam Ofisi, Yuvamız İstanbul, Sağlık Merkezi, Kütüphane,Yaşlı Bakım merkezi, kuşaklararası yaşam merkezi, halk süt dağıtım merkezi, İBB Kadın gibi tüm hizmetlerimiz tek bir yerde toplanacak. Anadolu Yakasında 1, Avrupa Yakası’nda 3 olmak üzere 4 yeni Huzur ve Bakımevi yapacağız.
Engelliler için çözümler: Engellilerin ruhsal ve bedensel gelişimlerine destek sağlamak amacıyla projesi kararlaştırılmış olan Levazım Engelli Bireyler Spor Merkezi’ni tamamlayacağız. Engelli çocuklarımız için özelleştirilmiş Ağız Diş Sağlığı Merkezlerinde tedavi hizmetine başlayacağız. Engelli vatandaşlarımız ve aileleri için açtığımız Kısa Mola merkezlerimizin sayısını iki katına çıkararak 8’e tamamlayacağız. Engelli çocuk sahibi 50 bin kadına 5 bin TL tutarında destek sağlayacağız.
Sağlık için çözümler: Yeni dönemde 3 yeni Bütünleşik Sağlık Merkezi açarak evde sağlık hizmetleri, tıp merkezi, ağız diş sağlığı hizmetleri, bağımlılıkla mücadele birimleri, obeziteyle mücadele birimleri, meme sağlığı birimleri açacağız. Psikolojik Danışma Merkezleri sayımızı 28’den 39’a çıkartacağız. 5 olan Bağımlılıkla Mücadele Merkezi sayımızı 3 kat artırarak 15’e çıkartacağız.
Hayat boyu eğitim için çözümler: Enstitü İstanbul İsmek bünyesinde 5 Uzmanlık Okulu, 15 Eğitim Merkezi olmak üzere toplamda yeni 20 merkez açacağız. Kurslarımıza katılan ihtiyaç sahibi 10 bin vatandaşımızın kurs içerisinde istenen malzemelerde destek olmak adına 3 bin TL vereceğiz.
MURAT KURUM’A MANİDAR TEŞEKKÜR
Projelerin sunumunun ardından İmamoğlu konuşmasını şöyle tamamladı:
“Bu aziz şehirde alın teriyle hayata tutunmaya çalışan emekçiler, memurlar, emekliler, işçiler, üreticiler, işsizler, ihtiyaç sahibi İstanbullular… Belediye başkanı seçildiğim günden beri sizlere daha iyi bir yaşam kalitesi sunma kararlılığıyla yatağımdan kalkıyorum.
Bu aziz şehirde sizlerin sesi ve temsilcisi oldum. Bu yolda bizi hiçbir kimse durduramaz. İsraf düzeninin hiçbir temsilcisi, bu şehirde yaşayan çocuğun, gencin, annenin, emeklinin, ihtiyaç sahibinin yanında olmamızı engelleyemez. Bize karşı kim hangi oyunu oynarsa oynasın, kim bizi engellemeye çalışırsa çalışsın, ben böyle çalışmaya devam edeceğim. Sizin bütçenizi doğrudan ve yalnızca size kullanacağız.
Milletin parasını millete vermeye devam edeceğiz. Bir söz söylüyorlar bana ömür boyu yardımcı oluyorlar. 2019’da sosyal destek vaatlerimizi açıkladığımızda, ‘kimin parasını kime dağıtıyorsun’ diye hesap sormaya kalkanlar, bizim tek tek gerçekleştirdiğimiz o vaatleri bugün kopyalamakla meşguller. Rakibim ‘yüzde 87 projelerini başardı’ dedi. Bir kağıt verip düzeltmeye çalıştılar onu da düzeltemedi.
Arkadaşlarıma ‘siz mi az hesapladınız bizimki 3-4 puan az çıkmıştı’ dedim. Arkadaşlarım 3-4 gün hesapladılar. Yüzde 87 çıktı. Rakibime teşekkür ederim. İstanbul’un 11 şehre nasıl yetiştiğini anlattığı için de teşekkür ederim. Vaatlerimizi kopyalayabilirsiniz ama içimizdeki eşitlik ve adalet duygusunu kopyalayamazsınız. İnsan ve vatan sevgisini kopyalayamazsınız.
İhmal ve ihanetle kirlenmemiş o büyük ve gerçek İstanbul sevgimizi kopyalayamazsınız. Cumhuriyetçiliği, halkçılığı kopyalayamazsınız.
Öğretiriz o ayrı. “Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir” diyen Atatürk’e ve onun ideallerine olan bağlılığımızı kopyalayamazsınız. ‘Kimin parasını kime dağıtıyorsun’ diye hesap sormaya kalkanlara cevabım hiç değişmedi: Vallahi de billahi de doya doya halkın parasını halka dağıtıyorum, dağıtmaya da devam edeceğim. Çünkü benim hiç kimseye, hiçbir çıkar şebekesine diyet borcum yok.”
İMAMOĞLU 3 KONUDA DESTEK İSTEDİ
İmamoğlu “Size olan hizmet sözümü, eşitlik ve adalet taahhüdümü yerine getirmek için 3 konuda destek istiyorum” diyerek şu çağrıyı yaptı:
“Bir; yalnız Büyükşehir’de değil, İlçe Belediye Başkan Adaylıklarında, Belediye Meclis Üyeliklerinde de bize destek verin. Bu desteğiniz öyle güçlü olsun ki bundan sonra kimse ‘bize oy vermezseniz hizmet alamazsınız’ diye bu milleti tehdit etme haddini kendinde göremesin.
Hiç kimse, bu ülkenin en yaralı vatandaşları olan depremzedelerin karşısına çıkıp, ‘oy ver, hizmet al’ deme hakkını kendinde bulamasın. Bu desteğiniz öyle güçlü olsun ki, yapmak için fırsat kolladıkları Beton Kanal’ı yapmaya kalkışamasınlar. Her konuda İstanbulluların iradesine saygı göstermek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’yle işbirliği yapmak zorunda olduklarını anlasınlar.
İkincisi; İstanbul Gönüllüleri’ne üye olun. İstanbul israf düzenine geri dönerse neler olacağını bilen tüm vatandaşlarımızı İstanbul Gönüllüleri’ne üye olmaya davet ediyorum.
Üçüncüsü; biz, özgür ve onurlu 16 milyon İstanbulluyuz. Büyük ve güçlü İstanbul İttifakı’yız. Bu ittifak kimseyi dışarıda bırakmaz. İstanbul İttifakı gençlerin, kadınların, emeklilerin, dar gelirlilerin, çocukların, haktan, adaletten ve eşitlikten yana olanların ittifakıdır. Bugüne kadar kimseyi dışarıda bırakmadık, yine bırakmayacağız. Her birimiz çevremizdekileri, ailemizi, arkadaşlarımızı, komşularımızı oy vermeye ikna edeceğiz.
İsrafı bitirip hizmet edenlere oy vermeye ikna edeceğiz. Sandığa gitmelerini sağlayacağız. Herkesi ama herkesi kapsayacağız. İstanbul sizindir. İstanbul İttifakı’nın lideri, yöneticisi, yetkilisi sizlersiniz. Bu şehir sizin. Bu kampanya sizin kampanyanız. Sizin olana sahip çıkın. Sizden aldığım güçle, bu güvenle çıktığımız yolda 16 milyon İstanbulluyla birlikte yürümeye devam edeceğiz. Birlik olacağız, yıkıp geçtiğimiz israf düzenini yeniden bu şehrin başına bela edemeyecekler. “
]]>İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İYİ Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adayı Buğra Kavuncu, milletvekilleri ve parti üyelerinin katıldığı toplantı saat 14.00 sıralarında başladı. Genel Başkan Akşener aday tanıtımı öncesi konuşma yaptı.
BU KISIR DÖNGÜYE MECBUR DEĞİLSİNİZ
Akşener, seçmene ‘Mecbur değilsiniz’ diye seslenerek, şunları söyledi:
– Bugün geldiğimiz noktada iktidarın da ana muhalefetin de yegane amacı, koltuklarını korumaktan ibaret. Yegane vizyonu iktidar alanlarını, sürdürmekten ibaret. Yöntemleri de yalanla, dayatmayla, sansürle milletimizi, kendilerine mecbur bırakmaktan ibaret.
– İki tarafın da, milletimize sunduğu, tek bir vaat var o da, diğer tarafın kazanmaması. Yani bir tarafı, denklemden çektiğiniz anda iki tarafın da, milletimize sunacak, hiçbir şeyi kalmıyor. İşte, o nedenle bir şeyi, açıkça söylemek istiyorum. Büyük Türk milleti bu kısır döngüye, mecbur değilsiniz.
– Tarafların, birbirini var ettiği bu danışıklı dövüşe, mecbur değilsiniz. Bu milletsiz siyasete, mecbur değilsiniz. Bu vicdansız siyasete, mecbur değilsiniz. Bu vasat siyasete, mecbur değilsiniz. Ülkemiz için güvenliği, özgürlüğe kalkınmayı, adalete vatan sevgisini de, demokrasiye tercih etmeye, mecbur değilsiniz.Çünkü artık, en iyisini sunanlar var. Çünkü artık, hür ve müstakil, İYİ Parti var.

YETERSİZ KALAN BİRÇOK HİZMET VAR
– İstanbul, bizim için Türk milletinin, gözünün bebeği demektir. Ancak geldiğimiz noktada, ne yazık ki o aziz İstanbul, bugün dertlerin düğümlendiği bir şehir. İstanbul, bugün deprem tehlikesiyle, yaşayan bir şehir. İstanbul, bugün sığınmacılarla, dolup taşan bir şehir.
– İstanbul, bugün yoksullukla boğuşan bir şehir ve ne yazık ki, İstanbul, bugün ranta boğulan bir şehir. İstanbullunun faydalandığı her hizmet için emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Ancak görüyoruz ki her ne kadar, çaba sarf edilse de halâ çözülemeyen birçok sorun var. Halâ aşılamayan, birçok engel var, halâ yetersiz kalan, birçok hizmet var. Neden, biliyor musunuz? Çünkü, siyasetin geldiği noktada İstanbul’a hep, paranın şehri olarak bakıldı.

BU ŞEHRİ ARTIK…
– İstanbul’a hep, şahsi hırs ve intikam aracı olarak bakıldı. İstanbul’a hep, kariyer basamağı olarak bakıldı. İşte bu yüzden doğuyla batının iki medeniyetin iki kıtanın iki dünyanın birleştiği, nokta olan, bu büyük şehri, artık iki ayağı da, yere sapasağlam basanların, yönetmesi gerekiyor. Bu şehri, artık yalnızca çaba sarf edenlerin değil İstanbul yoluna, baş koyanların, yönetmesi gerekiyor.
– Bu şehri, artık aklı sadece, İstanbul’da olanların kalbi sadece, İstanbul’la atanların, yönetmesi gerekiyor. Bu şehri, artık ilgisi ve odağı sadece, İstanbul’un sorunlarında olanların, yönetmesi gerekiyor. Bu şehri, artık amacı sadece, İstanbullu’nun derdine, derman olmak olanların yönetmesi gerekiyor.
ŞAHSİ SİYASİ HESAPLARI…
– Mesela eli Genel Merkezlerinde, gözü, başka mevkilerde boş zamanlarında da, İstanbul’da olanlar bu şehri yönetemez. Mesela aklı, şahsi siyasi hesaplarında sureti, İstanbullularda olanlar, bu şehri yönetemez. Mesela sırtında ihmallerin, hataların, veballerin, yükünü taşıyanlar da elinde parti içi çıkarların, koltuk kavgalarının, taht oyunlarının, bayrağını tutanlar da bu şehri yönetemez.
– Mesela gölgesine sığındıklarının, emriyle hareket edenler de, kendi gölgesinden cesaret alıp, kibirle hareket edenler de bu şehri yönetemez. Aziz İstanbullular hal böyleyken gelin artık İstanbul’u, şahsi saplantısı hâline getirenlerin neden olduğu, bu vasatlık, bir son bulsun. Gelin artık İstanbul’u, kendi kariyerleri için, zıplama tahtası hâline getirenlerin, çıkardığı gürültü İstanbullunun sesini, daha fazla bastırmasın. Gelin artık “İstanbul’u kim kazanır?” sorusu İstanbul’un gerçek sorunlarına, gölge düşürmesin. Ez cümle zoraki adaya da, emanet adaya da mecbur değilsiniz.
AYNEN DEVAM EDECEĞİZ
– Çünkü artık, karşınızda İstanbul’a layık bir aday var. İstanbul’u, başının üstünde taşıyacak bir aday var. İstanbullunun, hakkını koruyacak hak ettiği düzeni sağlayacak ve İstanbul’dan başka, hiçbir hesabı olmayacak bir aday var. Artık karşınızda Buğra Kavuncu var.
– Ben de bugün, burada, sizden Buğra kardeşime, oy istiyorum. Artık oylarınız, daha fazla heba olmasın istiyorsanız Buğra kardeşime, ey İstanbul oy istiyorum. Artık alın teriniz, birilerinin ihtirasları uğruna, harcanmasın istiyorsanız Buğra kardeşime, oy istiyorum.
– Artık geleceğiniz, kendisine kariyer kovalayanların peşinde meçhule sürüklenmesin istiyorsanız Buğra kardeşime oy istiyorum.Bugüne kadar, kendimize dair hiçbir hesabımız, hiçbir çıkarımız, hiçbir korkumuz olmadığı için hep harbi durduk hep hasbi çalıştık hep kalbi konuştuk. Bundan sonra da, aynen devam edeceğiz.8
]]>“İLETİŞİM ÇADIRIMIZA TÜM HALKIMIZI BEKLİYORUZ”
İBB’ye ait digital çadırı tanıdan İmamoğlu şunları söyledi:
* “Üsküdar’dayız, dijital iletişim çadırımızı ziyaret etmek istedik. Bütün halkımızı bekliyoruz. Burada çok özenli bir çalışma yapıldı. Bütün hizmetlerimizi burada tanıyabilir, anlatabilir. Tabii dijital altlığı da oldukça güçlü. Örneğin bu sayfada bu alanda dokuzuncu burada yaptığımız özellikle Sarıyer Atatürk Ormanı gibi birçok alanın nasıl büyüklüklere sahip olduğunu toplamda nasıl bir yeşil alan kazandırdığımızı tümden İstanbul’a okuyabiliyorsunuz. Farklı tasarımlarda var mesela burada yine bir tesisimizi anlatılıyor. Bu da inşallah ikincisinin de Anadolu Yakası’nda yapacağız.
* Avrupa’nın en büyük atık yakma üzerinden enerji üretim tesisi. Bu aynı zamanda bir milyon 400 bin insanın elektrik ihtiyacını karşılayan bir tesisi açtığımızı gösteriyor. Yine bir büyük salonda ki burası da çok etkileyici. Üç bin yüz kilometre içme suyu hattını görebiliyoruz. 50 deniz taksiyi görebiliyoruz. İşte mesela burada Kent Ormanı’nı, 24 milyon litre ücretsiz Halk Sütü. 47. 3 raylı sistem bitirmişiz. İnşallah mart ayında bu 65 kilometre olacak iki hatta açıyoruz ilave. Bunun gibi yüz kreş, muhteşem, kreşi çok seviyoruz. Ve bu bölüme de geçtiğimizde aslında tanıtım videolarını güzel bir ortamda sizlerle burada paylaşıyor oluyoruz.

“BİR SİYASİ PARTİNİN TEK BAŞINA BU İŞLERİ BAŞARMASI DİYE BİR TARİF YAPMAK ASLA DOĞRU DEĞİL”
* Üsküdar’ın meydanındayız, bekleriz. Burada beş yılın minik bir özetini sizlerle paylaşıyor olacağız. Güzel bir ortam, Dijital bir ortam. Gençlerin çok ilgisini çekeceğini ve güzel bir tanıtım olacağını da düşünüyoruz. Yurt hizmetimizin videosunu görüyorsunuz, yoktu yani sıfırdı. Bin 200 öğrencimiz kalıyor şu an yurtlarımızda. E inşallah eylül ayında bu altı bin öğrenciye ulaşacak. Değerli bir hizmet aynen işte yüz bin gencimize burs gibi bunların her birisini burada dinliyor, izliyor, anlıyor ve öğreniyor olacaksınız. Ben İstanbulluları bu güzel ortama bekliyorum. Çünkü bütün bu hizmetleri İstanbul başardı. Onun için İstanbul başardı diyoruz.
* Tek başına bir kişinin bir işi başarması mümkün değil. Bir siyasi partinin tek başına bu işleri başarması diye bir tarif yapmak asla doğru değil. Milletimiz başardı. Biz İstanbul’un başarısını İstanbul’la paylaşıyoruz. Kendilerini alkışlasınlar. Çünkü biz onların her kuruş parasını inanın ince, titiz bir şekilde harcayıp el değmemiş hijyenik bereketli bütçe var etme konusunda çok çalıştık. İnşallah Üsküdar’da da Sinem Hanım, ekip arkadaşlarıyla birlikte çok değerli bir çalışmayı Üsküdar’a kazandıracak. Bütün ilçelere çok etkin bir biçimde bu yönüyle hazırlık yapıyoruz. Ahlaklı, kimlikli, çağdaş, dayanışmacı, bugünün yoksulluğunu bitiren, ona katkı sunan emeklisine, işçisine, işsizine.

“‘BELEDİYENİN İŞİ Mİ BU’ DİYE ÇOK ELEŞTİRMİŞLERDİ”
* Mesela biz 180 bin insana bölgesel istihdam ofisleri üzerinden iş bulduk. Belediyenin işi mi diye bu vaadimizi 2019’da çok eleştirmişlerdi. Bu işinizin olmadığı alanlara giriyorsunuz demişlerdir. Vallahi ben işimizin olmadığı hiçbir iş olduğunu düşünmüyorum. Biz iktidarın eksikliklerini de tamamlayıcı, örneğin ekonomik sıkıntıları en tepeye çıkarttıkları ortamda yoksulluğu tırmandırdıkları ortamda biz herkesin bu ortamı en hasarsız şekliyle atlatması için İstanbul’da büyük bir dayanışma örneği ortaya koyuyoruz.
* Bir de hiçbir insanı rencide etmeden, alan elin veren eli görmediği şeklinde askıda fatura gibi birçok uygulamamızda birçok hizmetimizle, annenin cebine bir anne kartı koyarak, 650 bin annenin çocuğuyla beraber İstanbul’u ücretsiz gezmesini sağlamak gibi milletin parasını millete harcamaya, millet için projeler üretmeye devam edeceğiz. Yolumuz açık olsun. Gelin Üsküdar’da bu dijital tanıtım merkezimizi gezin biz Dilekle gezdik, çok beğendik.Sinem Hanım’a da ilçe başkanımıza da Üsküdar’daki mücadelesinde başarılar diliyorum.”
]]>Toplu açılış töreni Yenikapı’daki Dr. Mimar Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi.
İmamoğlu ve eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, açılış törenini kreşlerde eğitim gören çocuklarla birlikte izledi.
Açılışı çocukluklarla birlikte yapan İmamoğlu “5 yıldır, özellikle bu çocuklarımıza mahcup olmamak için, inanınız gece-gündüz çok çalışıyoruz. Ve hiçbir siyasi hesabın, hiçbir çıkar grubunun gözetilmediği, tümüyle tertemiz ve bereketli bir bütçeyle, muazzam işler yapıyoruz. Bu süreci yönetirken, bizi en fazla gururlandıran, içimizi en çok ısıtan, bu Yuvamız İstanbul ve Yuvamız İstanbul’un çocuklarının kullandığı o güzel kreşlerimiz, bizi çok mutlu ediyor” dedi.
“20-25 YILDA TEK KREŞ AÇMADILAR”
Daha önce İBB’nin kreş hizmetinin bulunmadığına dikkat çeken İmamoğlu, isim vermeden AKP’nin İBB Başkan Adayı Murat Kurum’un seçim kampanyasında kreş vaadinde bulunmasına atıf yaptı.

İmamoğlu “Böylesi bir hizmetin, hiç gündeminde olmayan bir siyasal süreçte, bütün Türkiye’nin gündemine, hatta bir kısım adayların bile gündemine dahil etmekten de mutlu oluyoruz. Çocukların eşitlenmesi, çocukların eşit ve adil bir biçimde eğitim alabildiği bir ortamın var edilmesi, bizim en önemli görevlerimizden birisidir. Çünkü bu prensip, Cumhuriyetin prensibidir. Maalesef, bizden önceki 20-25 yılda, tek bir kreş dahi İstanbul’a açmayan bir yönetim vardı. Onca yıl tek bir kreş açmayan bu yönetim, şimdi sanki sıfırdan başlayacakmış gibi, kreş açmayı şehre vadetmeyi en önemli vaatlerinden birisi olarak dile getiriyor. Buna ben ne yapıyorum? Vallahi de billahi de seviniyorum” diye konuştu.
“KREŞ VAADİ HAFİFE ALDILAR”
İmamoğlu şöyle devam etti:
-Yanımda bulunan çocuklarımızın her birinin gelecekteki İstanbul Belediye Başkanı ya da gelecekteki bir bilim insanı ya da gelecekteki çok değerli bir eğitimci, mesleğini en iyi yapan bireyler olması noktasındaki yolculuğun başarılı çocukları olduğunu düşünüyorum.
-Bütün bunları ıskalar, devleti yönetirken böylesi önemli bir konuyu unutursanız, işte bugün komik duruma düşersiniz.
-Tabii biz 2019 yılında bu kreşler vaadimizi söylediğimizde, hafife aldıklarını lütfen hatırlayınız. Zannettiler ki, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları bunu vaat edecekler ve ondan sonra da unutacaklar. Öyle bir şey yapmadık tabii.
-Biz, samimiyiz. Onlar gibi, 25 yıl unutup, bugün seçimden önce -ceyiz, -cağız demiyoruz. Biz söyledik; yaptık.
“ÇOCUĞUNUZA, DEĞER VEREN YÖNETİM ANLAYIŞINI TERCİH EDİN”
Mart ayı itibariyle, 100’ü aşkın kreşin hizmete girmiş olacağını belirten İmamoğlu, şöyle konuştu:
-İstanbul’un çocuklarının kreş ihtiyacını, elbette tek başına Büyükşehir Belediyesi çözemez. Buna elbette başka kurumlar da destek olmalı.
-İstanbul’da 14 Cumhuriyet Halk Partili belediye, kaç kreşte hizmet ediyor; geri kalan 25 belediye kaç kreşte hizmet ediyor?
-Buna bile baktığınızda, anlayış farkını görüyor olacaksınız. Yani neredeyse sayısının iki katı kadar belediyeye sahip olmalarına rağmen, öbür taraftaki kreş sayısının neredeyse 6-7 katı kadar kreşte de ilçe belediyelerimiz hizmet sunuyor.
-Bu neye önem verdiğinizle ilgili bir konudur. Biz, bu şehrin çocuklarına, bu şehrin geleceğine önem veriyoruz.
-O bakımdan biz, buradan şunu söylüyoruz: Sevgili hemşerilerim; çocuğunuza, hayatınıza, gençlere, yaşamınıza değer veren yönetim anlayışını tercih edin. Sizin yaşamınızla değil, sadece bir avuç insanın yaşam kalitesiyle uğraşanlara ya da ona değer verenlere önceliği o alanlara asla fırsat vermeyin.
“BİZİ KÜÇÜMSEDİLER…”
-Hatırlayınız; kreş dedik, küçümsediler. Hiç yoktu; 100’ü aşkın kreşimiz var. Tek bir yurt yatağımız yoktu çocuklarımız için, gençlerimiz için.
-Eylül ayı itibariyle 6000 yatağa geçiyoruz. Şu an 5 bin 200 gencimiz var yurtlarımızda. ‘Süt dağıtacağız’ dedik. ‘Hani nerede? Süt dağıtacaktınız, göremedik’ dediler. Çünkü biz, göstererek dağıtmadık.
-Yüz binlerce çocuğumuza süt dağıttık milyonlarca litre. ‘Burs vereceğiz’ dedik. ‘Hayır veremezsiniz ki, ‘Yasa engel’ diye bağırdınız’ dediler. Biz, bu sene tam 750 milyon lira bütçe ayırarak, gençlerimize burs verdik.
-İstanbul Vakfı üzerinden 3000 kız öğrencimize burs veriyoruz. 100 bini aşkın ilk, orta, lise öğrencilerimize, destek bursu veriyoruz.
-Ne yazık ki kötü yönettikleri ekonominin, insanların yaşamlarını zorlaştırdığı bu dönemde 0-4yaş arası çocuk sahibi 650 bin annenin cebinde ücretsiz ulaşım kartı var.
“TEK KİŞİYE PARTİSİNİ SORMADIK”
Bu hizmetleri verirken kimseye partisini, düşüncesini sormadıklarını vurgulayan İmamoğlu şunları kaydetti:
-Sormayız. Bizim insanımız aynı. Bu şehrin çocukları bizim çocuklarımız. Onun için hangisine ayırt edebiliriz?
-Birileri, bazı ailelerin çocuklarını seçerek, tek bir kişiye 150-200-250 bin dolar burs verip, yurt dışına, Amerika’ya, oraya buraya gönderip, sonra onu 5-10 yıl sonra da milletvekili yapıyor olabilir.
-Ama Allah şahit; biz, milletin her evladını evlat kabul ediyoruz. Şehrin hangi imkanı varsa da onu dağıtıyoruz.
-Bunu her yerde anlatacağım, sıkılmadan. Kürsüye çıkıp dedi ki… Bunu bize bakarak söyledi, milletimize bakarak söyledi.
-‘Sen’ dedi, ‘Anne Kart verecekmişsin,ben ilave yapıyorum, süt dağıtacakmışsın, kreş yapacakmışsın- kimin parasını kime veriyorsun’ dedi.
-Ben de o kadar temiz bir cevap verdim ki: ‘Vallahi billahi milletin parasını millete veriyorum’ dedim. Milletin parasını millete ve milletin evlatlarına vermeye de aralıksız devam edeceğiz.
“BİZİM YARIŞIMIZ HİZMET YARIŞI”
İmamoğlu, kreşlerde ve kent lokantalarında sadece kadınları istihdam ettiklerini de belirtti. İmamoğlu şöyle devam etti:
-Bizim yarışımızın adı, başkalarının yaptığı gibi, bir siyaset yarışı değil. Bizim yarışımızın tek adı var.
-Vallahi de billahi de milletine hizmet yarışı. Bu konuda da ben şahsen iddia ediyorum ki; beni geçecek bir belediye başkanı Türkiye’de yok. Hizmette yarışırken, kimseyi rakip görmezsin. Ama siyasette yarışırken, herkesi kötü görürsün, herkesi rakip görürsün.
-Ben hizmette yarışan bir karaktere sahip olduğum için, vallahi billahi hiç kimseyi rakip görmüyorum. Yani ‘Rakipsizim’ demek istemiyorum, yanlış anlamasın kimse. Rakip görmüyorum.
-Hizmette yarışalım, hizmette koşalım. Güzel konuşalım. Milletimizin lehine uzlaşalım, anlaşalım.
-Beni bugüne getiren Cumhuriyetimizin, devletimizin ve onu var eden milletimizin evlatlarına hizmet etmek de benim en büyük sorumluluğum, en büyük borcumdur. Allah’ım beni size mahcup etmesin. Bu çocuklara mahcup etmesin.
KURDELE ÇOCUKLARLA VE BAĞIŞÇILARLA BİRLİKTE KESİLDİ
İstanbul’a kazandırılan 11 yeni kreşin açılışı; Yuvamız İstanbul öğrencileri, İmamoğlu, CHP milletvekilleri Engin Altay, Zeynel Emre, PM üyeleri Mahir Yüksel, Berker Esen, Turgay Özcan, belediye başkan adayları ve bağışçı ailelerin birlikte kestiği kurdele ile hizmete girmiş oldu. Mevcut durumda hizmet vermeye devam eden İstanbul Çocuk Etkinlik Merkezlerinde, toplam 6 bin 276 kapasite ile hizmet sunuluyor. Yeni açılan 11 yeni “Yuvamız İstanbul” kreşi ile toplam kapasite ise 7 bin 231’e ulaşacak.
]]>İmamoğlu ve Köseler’in pazardan sonraki durağı, İBB’nin var olan özel işletme işgaline son vererek, baştan aşağı yenileyip halkın kullanımına sunduğu İBB Beykoz Kır Bahçesi Sosyal Tesisleri oldu.
Tesislerin açılışı nedeniyle; vatandaşlara ekmek arası döner, köfte ve sucuk ikramlarında bulunuldu. İmamoğlu ve Köseler, hizmete giren sosyal tesis bahçesinde, sağanağa aldırış etmeyen çok sayıda Beykozlu tarafından karşılandı.

“O KADAR ÇOK ŞEYİ SIFIRDAN ALDIK Kİ…”
Sosyal tesis içinde konumlandırılan bir alanda, İBB yurtlarında kalan öğrenciler ve Beykoz mahalle muhtarlarıyla bir araya gelen İmamoğlu, burada yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:
“Öğrenci yurtlarımızda şu anda 5 bin 200’e yakın kapasitemiz var. İnşallah 6000’i bu yaz sonu itibariyle, eylülde bulmayı planlıyoruz. Biz, o kadar çok şeyi sıfırdan aldık ki…

Yani tabiri caizse; kreş sıfır. Öğrenciye burs verme sıfır. Öğrenci yurdu sıfır yatak. O kadar çok şey sıralayabilirim ki. Mesela, ‘Anne Kart’ diye bir uygulama yoktu; sıfırdı. Birçok konuda böyle bir durum vardı. Birçok birimimizi açtık. İstihdam Ofisleri hiç yoktu. Şimdi bunlar ne işe yarıyor?
Mesela İstihdam Ofislerinde 200 bine yakın insan, özellikle büyük oranda gençler iş bulabiliyor. Gençlerimiz Anadolu’nun, Trakya’nın muhtelif yerlerinden geliyorlar ve burada -gerçekten dileriz ve isteriz ki öyle hissetsinler- evlerindeki bir konforu yaşıyorlar.
Yaşatmaya çalışıyoruz. Elbette ki ailelerini özlüyorlardır. ama büyük oranda biz onların konforunu sağlayarak, kendilerini güvende hissettikleri ortamda, okul yaşamlarını sürdürsünler istiyoruz.”

“İSTANBUL’DA BİRÇOK İLKİ YAPTIK”
“İstanbul’da birçok ilki yaptık. Yapmaya da devam ediyoruz. Unutulmuş, terk edilmiş ya da bir kenara itilmiş hangi insanımız varsa, hangi kesim varsa; onları hatırlayan, onlara hizmet üreten ve onları asla ıskalamayan bir belediyecilik anlayışıyla hareket ediyoruz.
Siyasetin bir araç olduğunu, asla amaç olmadığını ve hizmet için bu aracı en ahlaklı, en nitelikli bir biçimde yolculuğumuza ışık tutan bir şekle dönüştürdüğümüzü, insanına hizmet eden olmayı hedeflediğimizi, insanların inanın oyunu değil, önce sevgisini ve saygısını kazanmayı ilke edindik.

Bu ilkelerle, 5 yılı aşkın süredir İstanbullularla, kıymetli hemşerilerimle çok sıcak bir temas içerisindeyiz. Bugün de bu güzel mekanı ilk gelip, 2-2,5 sene önce ziyaret ettiğimde, burada bir kiracı ya da bir süre sonra işgalciye dönüşmüş bir özel işletme vardı.
Onların hukuki süreçleriyle, burayı boşaltma süreçleriyle beraber, uzayan zaman diliminden sonra boşaltıldıktan itibaren, biz burayı ziyarete geldik ilçe başkanımızla birlikte. ‘Bir an önce burayı Beykozlulara, İstanbullulara kazandırmalıyız’ dedik. Arkadaşlarım beni mahcup etmedi.

Çünkü ben, ‘Bunu hemen 2024’ün ilk aylarında istiyorum’ demiştim. Bugün itibariyle yoğun çaba, emekle burayı açtılar. Bütün emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Buraya, 2024’ün 31 Mart seçimlerinde Beykoz’daki belediye başkan adayımızı, yol arkadaşımız Alaattin Köseler Başkanımızla geldim.
Ona başarılar diliyorum. İnşallah 1 Nisan’da, Beykoz’da iktidar olarak, Beykoz’a uyanacağız. Değerli dostlar; önümüze bakacağız. Çok çalışacağız.”

“ŞAYET GİDEBİLİRSE HATAY’A, YÜZ BİNLERCE DOSTUMUZA SORAR”
“Arkadaşlarım yolda gelirken, ‘Şimdi gün içinde artık taş atmalara, onlara cevap vermelere dönecek’ dediler. Sayın Kurum -malum İstanbul Belediye Başkanı adayı rakibimiz- bir şey söylemiş; ‘İstanbul bütçesinden bir pay ayırsaydı da 1000 tane konut yapsaydı Hatay’a’ diye.
Önce şunu söyleyeyim: Şayet gidebilirse, tabi bilmiyorum, gidebilirse; gitsin. Orada, deprem sonrası sadece Hatay’da değil… Diğer illerde de çok katkımız oldu.
Ama özellikle Hatay’da görevli olduğumuz için orada neler yaptığımızı, yüz binlerce Hataylı dostumuza, kardeşimize, vatandaşımıza, hemşehrilerimize İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak, nasıl hizmet ettiğimizi gider, sorar; vatandaşlardan cevap alır.
Daha yeni, yaklaşık 1000 kişinin yaşadığı çok değerli bir geçici barınma merkezini açtık. Yine şu anda bir lise inşa etmek üzere temelini attık ve inşallah önümüzdeki eğitim dönemine, aylar sonra bitirip teslim edeceğiz. Hala hizmetlerimiz devam ediyor.
Çok işler yapılması gerekir. Kendi sorumluluklarını savurmak isteyenler ancak böyle taşlar atabilir. Bence Ekrem İmamoğlu’yla uğraşacağına; Maltepe’de, Tuzla’da, Güngören’de 5 yıldır, 7 yıldır, 6 yıldır bitiremediği ve milletin feryatlarını kapımıza kadar gelen insanlarıyla duyduğumuz konutları bitirip, bir an önce teslim etsinler.”
“HER PROJEMİZİ, KENDİ PROJELERİ GİBİ ANLATABİLİR”
“Bir de buradan duyuruyorum: Benim açıkladığım, söylediğim, geçmişten bugüne yaptığımız, 16 milyon insanımızla beraber tasarladığımız her projemizi, kendi projeleri gibi anlatabilir. Zaten anlatıyor. Ben bundan rahatsızlık duymam. Mutlu olurum.
Bizim çünkü her projemiz; halkçı belediyeciliğin, demokrat belediyeciliğin en güzel örneklerini içerir. Aynen buradaki genç arkadaşlarımızın yurtları gibi. Duyuyorum ve biliyorum ki; bir kısım projelerimizi, geçmişten bugüne yaptığımız ve şu an açıkladığımız projelerimizi ilan ediyorlar hemen hemen her gün.
Zannediyorlar ben bundan algınlık göstereceğim. Hayır. Bilakis mutlu oluyorum. Mümkünse, bizim bu projelerimizi de allandıra ballandıra anlatsınlar. Sonuçta 1 Nisan’dan itibaren zaten ne kadar anlatırsa anlatsın, o projeleri biz yapmaya devam edeceğiz. O yolculuk, bizim güçlü yolculuğumuz olacak.
Milletimizin, 16 milyon insanımızın kazanacağı bir seçim yolculuğuna gidiyoruz. Temennimiz ve arzumuz; bu memleketin her bireyinin birbirini sevgiyle, saygıyla karşıladığı bir huzur ortamı. Bu memleketin her insanının değerli olduğunu hissettiği bir ortam.
Siyasi ayrımcılığın olmadığı, etnik kimliğin ayrımcılığa uğramadığı ya da inançların vesaire kim olursa olsun… Bu ülkede, bu şehirde yaşayan, 100 kişilik, 500 kişilik, 1000 kişilik bir grup bile olsa, o grubun bütün hassasiyetleri bizim hassasiyetimizdir.”
“DEVAM ETSİNLER, BİR KİŞİYE HESAP VERMEYE…”
“Yöneticilik böyle bir şeydir. Devlet kültürü böyle bir şeydir. Binlerce yıllık devlet geleneğimiz, bize bunu öğretmiştir. Hele hele Cumhuriyetle birlikte, bizim devlet geleneğimiz taçlanmıştır. ‘Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesidir.’ Çok değerli bir söz bu.
O bakımdan kimseyi dışarıda bırakmayan bu sistemin hem yılmaz bekçileri olacağız hem bunu geliştiren, en üstün demokrasiyi şehirlerimizden başlayarak ülkemizin her sahtına yayan, en doğru, en güçlü, en bağımsız, en özgür şekliyle yetişen gençlerimizin meslekleriyle beraber bu ülkede bütün özgün fikirleriyle, yaratıcılıklarıyla ülkemizin geleceğine hazırlayan bir süreci hep birlikte yakalamak ve yaşamak istiyoruz.
Bu yolculuk, güçlü bir yolculuktur. Cesur bir yolculuktur. Bu yolculukta başarının dışında, ruhumuzda hiçbir düşünce yoktur. Bu işin arkasında biz, 16 milyon insanımızı hissediyoruz.
86 milyon insanımızın arkamızda olduğu, 16 milyon insanımızın arkamızda olduğu bir süreç. Biz bir tek onlara yüzümüzü döneriz, onlardan bilgi alırız, onlarla paylaşırız, onlara hesap veririz. Birileri devam etsinler, bir kişiye hesap vermeye; biz 16 milyona, 86 milyona hesap vermeye devam edeceğiz.”
İmamoğlu ve Köseler’in Beykoz turu, Onçeşme Meydanı alan düzenleme incelemesiyle son buldu.
]]>Yeni dönemin çevre projelerini açıklamak üzere Haliç Kongre Merkezi’nde “Yeşil İstanbul Proje Tanıtım Toplantısı” gerçekleştirildi. İmamoğlu, önce “Yeşil İstanbul” vizyonu için beş yılda yaptıklarını anlattı, ardından bundan sonra yapılacakları 10 başlık altında paylaştı.
MADEN FACİASINA TEPKİ: KURUM’U İSİM VERMEDEN ELEŞTİRDİ
İmamoğlu, konuşmasının başında Erzincan İliç’teki altın madeninde meydana gelen faciayı hatırlatan İmamoğlu isim vermeden AKP’nin İBB Başkan adayı olan eski Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olan Murat Kurum’u eleştirdi.
İmamoğlu şunları söyledi:
-Göçükte toprak altında kalan işçilerin bir an önce kurtarılması için dua ediyoruz, umarım açıklanandan daha büyük bir felaketle karşı karşıya değilizdir. Bu felaket öyle kolayca geçiştirilecek bir olay değil.
-Yaşanan felaket, en üst seviyede soruşturulmalı. 2019’da madene kapasite artışı verildikten sonra şikayetler yoğun arttı. Artışa kimin izin verdiğini altında kimin imzası var hepiniz veriyorsunuz. Vekilimiz Gürsel Erol bir önerge verdi o dönem TBMM’ye. Yanıt veren, altında imzası olan kişi kaygıların haklı olduğunu belirtmiş ve ihmaller zinciri tespit edilip para cezası verildiğini açıkladı.
-Dünkü çevre felaketini telafi edecek hiçbir para yok. 5-6 yıl Çevre Bakanlığı yapanlar koruma vazifelerini yerine getiremediler. Gümüşhane’de buzul göletini yok edip iş makineleri ile betonarme göl yaptılar.
-Çevre anlayışları bu; 12 bin yıllık gölü 12 günde yok etmek. Bu zihniyet İstanbul’u yok edecek kanal İstanbul’u bu kente dayatmış, arkasında durmuş, önlerine gelen her şeyi çatır çutur imzaladı.
-Son bir yıla kadar ‘yapacağız, beka meselesi’ dediler. İstanbulluların istemediğini gördüler, felaket planını seçim sonrasına bıraktılar kurnazca. Bizim muhafızlığımız bu şehre nefes aldırmıştır. Kimse bu şehrin nefes almasını engelleyemeyecek.
-İnsana ve doğaya değer vermeyen, uzmanların uyarılarını dikkate almayan yönetim anlayışı sadece ölüm ve felaket getirir. Doğayı sadece kendilerine ait bir kazanç kapısı gibi gören zihniyete karşı halkçı, kamucu, çevreci bir anlayışı hakim kılmak zorundayız.
“5’TE 1’İ TAHRİP EDİLMİŞTİ”
İmamoğlu, göreve geldiklerinde İstanbul’un doğal alanlarının beşte biri, yüzölçümünün ise yüzde 16’sına denk gelen, toplamda 87 bin 445 hektarlık alanın tahrip edilmiş durumda olduğuna dikkat çekti.
İmamoğlu “Kuzey ormanları, içme suyu havzaları, meralar ve tarım alanlarını kapsayan bu tahribat tam 104 Güngören ilçesi büyüklüğünde bir alan anlamına geliyor. Yani 26 milyon ağaç ekilebilecek bir büyüklük. İşte biz hem bu tahribatı ve talanı durdurmak, hem de tahrip edilmiş alanları onararak, insanlarımızı doğayla ve yeşille yeniden barıştırmak için yola koyulduk” diye konuştu.
NELER YAPILDI?
İmamoğlu, 16 yaşam vadisi açtıklarını, 5 Kent Ormanı ve Doğal Yaşam Parkı, 22 meydan, 264 semt ve mahalle parkı, 4 tarihi yeşil alan restorasyonu tamamladıklarını anlattı.
140 noktada Boğaz’a, Haliç’e ve denize atık su karışmasını önlediklerini belirten İmamoğlu
İstanbul’un elektrik enerji ihtiyacını desteklemek üzere güneş enerji sistemleri, biyokütle enerji santralleri, atık yakma ve çöp gazından enerji üretim tesislerini devreye aldıklarını kaydetti.
13 MİLYON METREKARE YEŞİL ALAN KAZANDIRILDI
Çıkarılan tüm engellemelere rağmen İstanbul’a tam 13 milyon 125 bin metrekare yeşil alan kazandırdıklarını vurgulayan İmamoğlu “Böylece yeşil alanların imara açıldığı, İBB koridorlarında parselimin imarını nasıl arttırım kovalamacısının yerini İstanbul’a milyonlarca metrekare yeşil alan kazandıran anlayış aldı” dedi.
10 ÇEVRE PROJESİNİ AÇIKLADI
İmamoğlu, yeni dönemin 10 büyük çevre projesini şöyle sıraladı:
35 YAŞAM VADİSİ: İstanbul’un dere yataklarını ranta, betona değil yeşile açıyoruz’ diyerek yaşam vadileri projesini başlattık. Açtığımız yaşam vadileri ile toplamda 3 milyon 200 bin metrekare alanın açılışını yaparak İstanbul’a kazandırdık. 15 yaşam vadisi vaadimiz vardı 21’e çıkardık. Şimdi toplam 35 yaşam vadisi kazandırmak için tam yol ileri diyoruz. Bunların tamamlanmasıyla İstanbul’a 10 milyon metrekarenin üzerinde aktif yaşanabilir yeşil alan kazandırmış olacağız.
6 YENİ KENT ORMANI: 2019’dan bugüne 5 kent ormanı ile 6 milyon 800 bin metrekare alanı İstanbulluların kullanımına açtık. Sarıyer Hacıosman’da Atatürk Kent Ormanı, Yakuplu Kent Ormanı, Kemerburgaz Kent Ormanı, Anadolu Yakası’nın ise ilk kent ormanı olan “Rahmi Demir Kent Ormanı” ve yakında hizmete açacağımız Muhsin Yazıcıoğlu Kent Ormanı ile birlikte İstanbulumuza 5. kent ormanını da kazandırmış oluyoruz. Yeni dönemde; Çatalca, Ümraniye, Sancaktepe, Maltepe, Eyüpsultan ve Avcılar’da toplam 5 milyon 450 bin metrekarelik 6 yeni kent ormanını daha hizmete açacağız.
3 BÜYÜK DOĞAL YAŞAM PARKI: İstanbul’daki işgalleri kaldırmak için çok büyük bir mücadele verdik. Büyükçekmece Gölü Doğal Yaşam Parkı’nın 1.5 milyon metrekarelik ilk 3 etabını tamamladık. Benzer şekilde Terkos Gölü ve Ömerli Gölü Doğal Yaşam Parkları ile birlikte önümüzdeki dönemde toplamda 3 yeni doğal yaşam parkını hizmete açacağız. Böylece tüm yaşam vadilerini, kent ormanlarını, doğal yaşam parklarını ve tabiat parklarını tamamladığımızda İstanbul’a 50 milyon metrekareye yakın yeni ve aktif yeşil alan kazandırmış olacağız. Askeri alanları, ormanları, yeşil alanları imara, ranta lüks konuta açan bir zihniyet nerede, bizim bu yaptıklarımız nerede? Halkımız bunun karşılığını mutlaka verecek.
YEŞİL MİRAS: 30 yılı aşkın bir süre metruk hale getirilmiş olan ve Cumhuriyetimizin 100 yılında yeniden İstanbul’a kazandırdığımız Büyükdere Atatürk Fidanlığı, halka kapatılıp özel kullanıma verilen Florya Atatürk Ormanı örnekleri devam edecek. 2024-2029 döneminde Kuşdili Çayırı, Ali Paşa Su Kemeri Rekreasyon Alanı, Yedikule Bostanları, Cihangir Bostanı ve Sanatkarlar Parkı gibi tarihi alan düzenlemeleriyle yeşil mirasımızı güçlendirerek korumaya devam edeceğiz.
“GEZİ PARKI’NDA ENGELLENDİK”
24 YENİ MEYDAN: İstanbul’un kimliksiz hale getirilmiş Beşiktaş Meydanı, Beyazıt Meydanı, Mecidiyeköy Meydanı gibi İstanbul’un birçok önemli meydanını kent yaşamına yeniden kazandırdık. Dünya’nın en çok metro yapan şehrinin yanında, dünyanın en çok meydan düzenleyen şehri biziz. Cumhuriyet tarihimizin en önemli meydanlarından Taksim Meydanı’nı ve yakın çevresini kapsayan “Taksim Kentsel Tasarım Yarışması” sonucunda belirlediğimiz projemizi engellemek için mülkiyeti İBB’de olan Gezi Parkı hukuka aykırı bir şekilde nereden çıktığı belirsiz bir vakfa devredildi. Dünyanın bir yerinde anlatsanız size gülerler. Taksim’e çok büyük değer katacak olan projemizi tüm engellemelere rağmen hayata geçirmekte kararlıyız. Bunun için hukuki alanda tüm gücümüzle mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu meydanlar İstanbul’un iklimini değiştirdiği gibi Türkiye’nin de iklimini değiştirecek. İstanbul’a değer katacak 14 meydanımız için de projelerimiz hazır ve yapımına hızlıca başlayacağız. Yeni projelendireceğimiz 10 meydanla birlikte önümüzdeki dönemde 24 meydanı tamamlayacağız ve şehrimize toplam 46 meydan kazandırmış olacağız.
İSTANBUL’A 600 YENİ OYUN PARKI: Oyun Istanbul markası ile Türkiye’de bir ilk olarak şehrin rekreatif altyapısını bütüncül bir vizyonla ele aldık. İstanbul genelinde ise 185 yeni oyun alanı yaptık. 200 çocuk parkımızı doğal malzemelerle dönüştürdük. Yeni dönemde 300 oyun alanını doğal malzemelerle dönüştürecek ve 300 tane de yeni oyun alanı kuracağız.
“BETON KANALI YAPTIRMADIK, YAPTIRMAYACAĞIZ”
7.7 MİLYON METREKARE TABİAT PARKI: İstanbul ve çevresinde açık maden işletmeciliği sonrasında oluşan maden çukurları çok sayıda doğal sulak alanlara dönüşmüş. Kendi ekosistemlerini oluşturan bu maden sahasını tüm doğal özelliklerini koruyarak Tabiat Parkı olarak düzenleyeceğiz. 7.7 milyon metrekarelik Çiftalan Kısırkaya Tabiat Parkı projesi ile şehrimizin doğal güzelliklerini koruyacak ve İstanbullulara benzersiz bir doğa deneyimi sunacağız.Arnavutköy Karaburun Sahili’ni ve Keza Küçükçekmece Lagünü Havzası ve çevresini tüm canlılar için sağlıklı bir yaşam alanına dönüştüreceğiz. Onlar bu havzaya beton kanal yapacağız diyor. Biz ise doğayı ve yaşamı koruyoruz Size o beton kanalı yaptırmadık, yaptırmayacağız.
YEŞİL ÇÖZÜMDE 14 YENİ YATIRIM: Çevre yatırımlarımızın önemli bir ayağını atık su çalışmalarımız oluşturdu. Karışık sistem çalışan atık su ve yağmur suyu hatlarımızı ayırarak, Marmara Denizi’ni ve İstanbul Boğazı’nı atık sulardan koruduk. Toplamda 140 noktada denize atık su karışımını önledik. Yeni dönemde Sarıyer Kilyos ve Beykoz Riva bölgelerinde yapacağımız atık su hatları ve iki yeni ileri biyolojik atık su arıtma tesisleriyle derelere ve yüzme alanlarına atık su girişini önleyeceğiz. Silivri Çanta Gümüşyaka Atık Su Tüneli ile Marmara Denizi’ne atıksu girişini önleyecek, sahillerimizi koruyacağız. Riva, Gümüşdere, Reşadiye, Bozhane ve Koçullu’da 5 yeni ileri biyolojik atık su arıtma tesisi yaparak ve Yenikapı Biyolojik Arıtma tesisini tamamlayarak arıtma tesislerindeki biyolojik ve ileri biyolojik arıtma kapasitesini artıracağız.
YEŞİL ENERJİ İÇİN 3 YENİ YATIRIM: Temiz enerji yatırımlarımız artarak devam edecek. 85 MW’lık Atık Yakma ve Enerji Üretim Tesislerinin kapasitesini artırarak 170 MW’a çıkaracak ve 2.5 milyona yakın İstanbullunun enerji ihtiyacını karşılayabilecek kapasiteye ulaşacağız. Tuzla Aydınlı Aktarma Merkezi ile entegre günlük 150 ton kapasiteli yeni bir biyometanizasyon tesisi daha kuracağız. Güneş Enerjisi Sistemleri ile İBB binalarında 5 yıl içinde 13.5 MW’a ulaştırdığımız kurulu enerji gücünü, 2029 yılına kadar 165 MW’a çıkaracağız. Böylece kendi binalarımızdaki enerji ihtiyacının tamamını güneşten sağlayıp çevre dostu yapılara dönüştürürken, yıllık 148 bin ton karbondioksit salımını da engelleyeceğiz.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İLE ETKİN MÜCADELE: “Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı”nın bir parçası olarak önümüzdeki dönemde İstanbul’un “karbon nötr” ve “dirençli şehir” olması için iklim değişikliği ile mücadelede kararlı adımlar atmaya devam edeceğiz. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD)ve Belediyemiz arasında protokol ile imzalanan “İstanbul Yeşil Şehir Eylem Planı”nı hayata geçireceğiz.AB İklim Nötr ve Akıllı Şehirler Misyonu çerçevesinde İstanbul’un 2050 yılında iklim nötr olma hedefini 2030 yılına çekeceğiz.
“HİÇBİR ÇIKAR GRUBUNA DİYET BORCUMUZ YOK”
İmamoğlu konuşmasını şöyle tamamladı:
-İstanbul gibi yıllarca doğanın ranta, betona kurban edildiği bir şehirde çevreyi korumak cesur olmayı gerektirir. 2019’dan bugüne bir metrekare yeşil alanı bile imara açmayan bir yönetim olarak biz o cesareti, o kararlılığı gösterdik.
-Biz İstanbul’u çok seviyoruz. Birilerini ‘aşkım’ diye tariflediği gibi değil gerçekten seviyoruz. Elimizdeki bütün yetkileri kullandık ve doğayı talan ederek para kazanmayı amaçlayanlara asla izin vermedik.
-Çevre tahribatına yol açacak hiçbir mühendislik projesine kalkışmadık. Her projeyi öncelikle çevre hassasiyeti ve kamu yararı anlayışıyla ele aldık. Bunları yapabildik, çünkü bizim hiç kimseye, hiçbir çıkar grubuna diyet borcumuz yok. Bizim yalnızca 16 milyon İstanbulluya verilmiş hizmet sözümüz var.
-Bir kişinin buyruğu ya da tensipleriyle çalışan bir kişi yok İBB’de. Bu sözü tuttuğumuzu gördükleri ve tutmaya devam edeceğimizi bildikleri için bugün 16 milyon bizimle birlikte.
-İstanbul başardı; geleceğine sahip çıktı. İstanbul yine başaracak. 31 Mart’ta bir kez daha geleceğine sahip çıkacak. Havamızı, suyumuzu, toprağımızı kirletemeyecekler. Çocuklarımızın geleceğini riske atamayacaklar.
]]>İstanbul Adliyesi önündeki polis kontrol noktasına 6 Şubat’ta silahla ateş açan 2 teröristin ölü ele geçirildiği, Dilfiraz Karataş’ın hayatını kaybettiği, 3’ü polis 6 kişinin yaralandığı saldırıya ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan, 48 şüphelinin tutuklandığı soruşturma devam ediyor.
Nöbetçi sulh ceza hakimliğinin karar yazısında bazı şüphelilerin saldırganlarla olan bağlantılarını anlatması yer aldı.
AVUKATLARINA GÖZALTI
Karara göre, şüpheli Didem Baydar Ünsal, sorgusunda saldırganlar Emrah Yayla ve Pınar Birkoç’un avukatı olduğunu, teröristlerin tutuklu olduğu süreçte onları cezaevinde ziyaret ettiğini aktardı. Yayla ve Birkoç’la kişisel arkadaşlıkları olmadığını öne süren şüpheli, kendisinin de yargılandığı dava dosyası kapsamında 27 Kasım 2023’te tahliye edildiğini, avukatıyla görüşmek üzere gittiği hukuk bürosunda gözaltına alındığını kaydetti.
Şüpheli Şimal Deniz ise saldırının olduğu gün İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinde “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan yargılaması olduğunu, bu dosya kapsamında avukatıyla duruşmadan önce görüşmek üzere hukuk bürosuna gittiğini, bu sırada büroda gözaltına alındığını söyledi.
AÇIK HAT İSTEDİ
Hakkında delil bulunamadığını öne süren şüpheli Deniz, gözaltındayken emniyette yemek yememesinin sebebinin örgütsel tavır olmadığını ve kendi içinde durumu protesto ettiğini savundu. Şüphelilerden Selaatin Bulut da telefon malzemeleri satan dükkanı olduğunu, müşteri kararsız kaldığında onları mağazaya davet ettiklerini ifade etti.
Saldırgan Birkoç’u da bu şekilde iş yerine davet ettiğini öne süren şüpheli, saldırganın mağazaya girdiğinde kendisinden “turist hat” olarak bilinen açık hat istediğini anlattı.
Bulut, hakimlik sorgusunda şunları dile getirdi:
– Pınar, o gün bize değil başka bir dükkana girseydi de bu hatlardan alabilirdi. Polisler o gün dükkana geldiğinde kayıtları izlemek istedi. Görüntüleri izlerken ben de durumu anlattım. Hat aradıklarını söylediler, biz de beklemelerini söyledik ve hatları temin ederek verdik. Diğer müşterilere yaptığımız rutin işlemler dışında yaptığımız bir şey olmamıştır. Hatları ne yapacaklarını sorduğumda, öğrenci olduklarını, bir alışveriş sitesinde satış yaptığını, her numara için kota belirlendiğini, fazla hat olursa daha fazla satış yapabileceğini söylemişti. O an kendisi ile çay içip sohbet ettiğim doğrudur. Kendisi ile uzun bir sohbetim olmamıştır. O sırada kardeşim de dükkanın çevresindeydi. Onun varlığından dolayı müşterimle uzun süre oturmuş olabilirim. Suçsuzum, serbest bırakılmamı talep ederim.
Hakimlik kararında ayrıca 48 şüphelinin tutuklanmasına, 48 şüphelinin de adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına hükmedildiği kaydedildi.
ÇAĞLAYAN SALDIRISI
İstanbul Adliyesi önündeki polis kontrol noktasına 6 Şubat’ta silahla ateş açan 2 terörist ölü ele geçirilmiş, Dilfiraz Karataş hayatını kaybetmiş, 3’ü polis 6 kişi yaralanmıştı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 96 şüpheliden 14’ü “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” ve “nitelikli kasten öldürme”, 33’ü “silahlı terör örgütüne üye olma”, 1 şüpheli ise “örgüte yardım etme” suçundan tutuklanmıştı. 48 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Saldırgan Pınar Birkoç’un, olay günü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde duruşmada yargılanan kardeşi Necmiye Birkoç hakkında da eylemle irtibatlı olduğu değerlendirilerek “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” suçundan tutuklama kararı verilmişti.
Saldırı sonrasında sosyal medya hesaplarından provokatif paylaşımlar yaptığı tespit edilenlerle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 6 şüpheliden 5’i tutuklanmıştı.
]]>İmamoğlu’na CHP milletvekili Turan Taşkın Özer, CHP PM üyeleri Cem Aydın, Turgay Özcan, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi ve Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli de eşlik etti.
İmamoğlu açılışta yaptığı konuşmada İstanbul’un bir spor şehri olduğunu belirterek “100 yılı aşmış kulüpleri bu şehri dünyada ayrı bir yere koyar. İstanbul şampiyonların, rekortmenlerin şehri. Sporun bu şehrin hayatında, ruhunda çok önemli yeri var. Türkiye’nin spor tarihi biraz da İstanbul’un spor tarihi gibidir. Bütün bu köklü geçmişine rağmen ne yazık ki sporda İstanbul için hak ettiği yere ulaşamadı” dedi.
“KAMU ARAZİLERİ SPORA DEĞİL İMARA AÇILDI”
İstanbul’da sporun ihmal edildiğini vurgulayan İmamoğlu, şöyle konuştu:
-Özellikle kamu arazilerini, spor alanlarına dönüştürüp işte burada gördüğümüz çocukların, gençlerin daha sıhhatli bir geleceğe erişmesini sağlamak yerine ne yazık ki çoğunlukla imara açılması tercih edildi.
-Kamu kaynaklarını, spor yapma imkanlarını arttırmaya kullanmak yerine ne yazık ki bir kısım insanın mutluluğuna aktarıldı.
-Bu anlayış, İstanbul’u spor tesisi ve imkanları açısından da çeşitlenmesinde, farklı branşların zenginleşmesinde eksik kaldı. Görevi devraldığımızda ne yazık ki 13 ilçemizde İBB’ye ait bir spor tesisi bile yoktu.
-İstanbul gibi bir şehirde su sporları merkezi yoktu. Mahalleler, spor sahalarından, okullar spor salonlarından büyük oranda yoksundu.
-Spor meselesi gerçekten yine akılla, bilimle, teknikle bu süreci dert etme meselesidir. Çocuklarımızın, gençlerimizin mutlaka ve mutlaka dert eden insanların kabiliyetleriyle spor imkanlarından daha fazla yoksun kalmasını engelleyebilir.
“TÜRKİYE’NİN İLK SPOR MASTER PLANINI YAPTIK”
İmamoğlu 2019’da göreve geldikten sonra spor alanında da bir değişim başlattıklarını anlatarak şöyle konuştu:
-Öncelikle uzman spor insanlarıyla birlikte İstanbul’un çok önemli bir master planını hazırladık. Aynı zamanda, Türkiye’nin ilk master planı oldu bu çalışmamız.
-Bu planla birlikte ortaya çıkan ihtiyaçlar ve hedefler doğrultusunda yatırımlarımızı planlı bir şekilde hayata geçirmeye başladık. 4.5 yılda 7’si futbol stadı toplam 19 spor tesisini İstanbul’un yaşamına kazandırdık.
-Çok sayıda semt stadlarımızın eksiklerini tamamladık. Engelsiz spor parklarıyla İstanbul’da bir ilki gerçekleştirdik.
-Toplam 35 okulumuzda spor salonu kazandırdık. Haliç Su Sporları Merkezini açtık. İstanbul’da 9 mini spor merkezi oluşturduk, 5’ini açılışa hazırladık. 4’ü de yaz aylarında insanlarımızın hizmetinde olacak.
Vatandaşların spor tesislerinde yararlanma düzeyini yüzde 30’un üzerine çıkardıklarını söyledi.
3 BİN 500 SPORCU YARARLANACAK
İmamoğlu, açılışı yapılan stadyumun FİFA standartlarına uygun hale getirilerek yenilendiğini ve 39 adet amatör futbol takımının ve 3 bin 500 sporcunun yararlanacağını söyledi.
Stadın aynı zamanda spor organizasyonları ve resmi törenlerde de kullanılacağını, vatandaşlar için açık alan aktivitelerine de ev sahipliği yapacağını kaydetti.
“2019’DA MERTÇE KAYBETMEYİ BAŞARAMADILAR”
Eski bir sporcu ve spor yöneticisi olarak sporun dinamizmini, ahlakını, kültürünü çok önemsediğini vurgulayan İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
-Sporun özünde yatan iyi değerleri, yaygınlaştırmak ve yüceltmek gerektiğine inanıyorum. Örneğin mertçe ve centilmence yarışma kültürünü sporda olduğu kadar siyasette de hakim olmasını sağlamalıyız.
-Bir maç ya da seçim kazanılacaksa, mertlikle kazanılmalı. Kaybedilecekse mertlikle kaybedilmelidir. Çok önemli bir kavram bu. 2019 seçimlerini kaybedenler, mertçe kaybetmeyi başaramadılar.
-Dilerim ki bu defa mertçe kaybetmeyi başarırlar. Biz bunu onlara göstereceğiz. Umarım geçen sefer milletten gördükleri kırmızı kartın, bu sefer görmelerini yaşamazlar.
-Sportmenliğin, sportif ahlakın, başta siyaset olmak üzere hayatın her alanında hakim olmasını diliyorum.
-İstanbul Büyükşehir Belediyemizin bu alanda insanımıza sonsuz hizmet etmeye devam edeceğini ve bu güzel güzide şehre İstanbul’umuza hem Avrupa oyunlarını 2027’de ve 2036 Olimpiyat Oyunlarını da İstanbul’a getirerek İstanbul’un spor tarihini şahlandıracağımızı ve taçlandıracağımızı buradan bütün İstanbul’a duyuruyorum.

“UCUBE SİSTEM MAHVEDİYOR”
Kavuncu “31 Mart’a kadar kampanya döneminde tek odağımız İstanbul’u konuşmak. Ekrem İmamoğlu’yla görüştüğümde ‘Anlat İstanbul’ projemiz vardı. O dosyayı kendisine teslim etmiştim. Kendisine ‘7 ay çalıştık, sokak sokak gezdik. İstanbullunun en çok konuştuğu konular bunlar’ diyerek teslim etmiştim. Gene bunları dile getireceğiz. Yani yüze konuşmadığımız hiçbir şeyi arkadan konuşacak insanlar değiliz” dedi.
Kavuncu özetle şunları söyledi:
■ Bu ucube Cumhurbaşkanlığı sistemi ülkeyi mahvediyor. Biz hep şunu söyledik; güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçmeliyiz diye. Bizim adaylık iddiamız aslında güçlü iki partinin dışında üçüncü bir partinin hatta mümkünse dördüncü bir partinin de var olması. Bu yapıdan çıkaracak başka bir şey yok. Bizim varlığımız o açıdan da kıymetli.
■ Bizim ya da bizim gibi partilerin parlamentoda yer alması, grup kurması, ses çıkartması bu başkanlık sistemiyle ilgili eylemsel bir tavırdır aynı zamanda. Aslında 31 Mart bir nevi de bunun kararı olacak. Cumhur İttifakı’nın küskün seçmeni bizim hedefimiz. Seçimde ne olacağını bilemezsiniz, kimden nasıl oy akacağını da bilemezsiniz.
“ARADAKİ FARK KISALIYOR”
■ Anketlerde iki adayın hemen arkasından da üçüncü isim olarak bizim ismimiz çıkıyor bütün anketlerde. Arada bir fark var. Ama o fark gittikçe kısalıyor. Tanınırlık önemli, diğer iki adayın hem iktidar hem belediye gücünden dolayı bilinirlikleri var. 5 yıllık İstanbul il başkanlığının getirdiği bizim de bir tanınırlığımız var ama bilinirliğimiz diğerlerine göre çok daha düşük. Dolayısıyla 45-50 günlük süreçte kendimizi ne kadar anlatır, ne kadar doğru ifade edersek oy potansiyelimiz de o kadar artacak.
Aday çıkartmış olmak için çıkartmıyoruz
Buğra Kavuncu, 18 Şubat’ta İstanbul’da 39 adayı ilan edeceklerini söyledi. Kavuncu, İYİ Parti’nin adayları için şunları söyledi: “Çatalca, Güngören, Pendik, Maltepe adaylarımız çok iddialı. Çok çalışıyorlar. Aday çıkartmış olmak için çıkartmıyoruz. Ben 2019 ve 2023 seçimlerini yaşadım. Eğer bir siyasi parti olmak istiyorsanız bunu yapmak zorundasınız. Şimdi kendi başımıza hareket ediyoruz. Sıfırdan başlıyoruz. Benim kendimle ilgili de hedefim partimi burada en iyi şekilde temsil etmek. Şu anda iki adayı konuşuyor herkes. Üçüncü iddialı adayın ben olduğunu hissettirmek istiyorum.”
İstanbul’un 3 temel problemi var
Kavuncu, İstanbul’un 3 temel problemi olduğunu belirtti konu hakkında şu bilgiyi paylaştı: “Birinci sırada ulaşım var. İkinci konu içi yanan vatandaşın şikayet ettiği kentsel dönüşüm. Ekonomi üçüncü sırada. Sığınmacı meselesi çok duyduğumuz dördüncü konu. Biz daha iyisini yapacağımızı iddia ediyoruz. 7-8 kişilik akademisyenlerden oluşan bir ekibimiz var. Naci Görür ve İlber Ortaylı’dan destek alıyoruz. Bizim zaten 5 yıllık İstanbul il başkanlığı döneminden çok detaylı çalışan bir ekibimiz vardı. Bunların içinde mimarlar, inşaat mühendisi arkadaşlar var. Kentsel dönüşüm ile ilgili 2 projemiz var onu ilan edeceğiz.”
]]>5 DAKİKADA ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ
Buna göre adliye binasının karşısındaki metrobüs üst geçidinin önünde 11.35’te polis ekiplerinin dikkati çeken 2 terörist, şüpheli görülmeleri üzerine durdurularak GBT sorguları yapılmak istendi.
Bu sırada panikleyerek polislere biber gazı sıkıp kaçan 2 saldırgan, adliye binasının ana giriş kapısının karşısındaki meydana doğru ateş ederek koşmaya başladı.
Terörist Emrah Yayla, meydana ulaştığında burada bulunan polis kontrol noktasına silahla ateş etmeye devam etti.
Polisle çatışmaya giren ve hedef gözetmeksizin ateş eden Yayla, 11.39’da başından vurularak etkisiz hale getirildi.
Peşinden meydana koşarak gelen diğer terörist Pınar Birkoç da elindeki çantayı yere atarak polislere ateş etmeye başladı.
Polis ekiplerince açılan ateş soncu Birkoç da 11.40’ta başından vurarak etkisiz hale getirildi.
Bu sırada meydanda bulunan 4 vatandaş ile 3 polis memuru, isabet eden kurşunlar nedeniyle yaralandı. Akrabasının mevlidine gitmek için sabah evinden çıkan ve saldırıda yaralanan Dilfiraz Karataş kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.
Silahlı saldırı anında adliye önündekiler, bina içerisine kaçarken, adliye içindekiler de yere yattı.
Terör saldırısının ardından olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi.
ÇANTADAN ÇOK SAYIDA MERMİ VE PLASTİK KELEPÇE ÇIKTI
Adliyenin meydan yakınında bulunan C kapısı kapatılırken, polis ekiplerince binanın çevresinde yoğun güvenlik önlemi alındı. Ayrıca, polis helikopteri de önlemlere havadan destek verdi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ile Başsavcı vekili Mehmet Yılmaz 11.47’de saldırının gerçekleştiği alanda inceleme yaptı.
Kadın teröristin meydana bıraktığı şüpheli çantada, bomba imha uzmanları tarafından yapılan incelemede içeriği henüz belirlenemeyen bir düzenek, plastik kelepçeler, 48 mermi ve örgütsel doküman bulundu.
ABLASININ DAVASI VARDI
Saldırının ardından çalışma başlatan polis, olayda öldürülen Pınar Birkoç’un ablasının İstanbul Adliyesi’nde “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan duruşmasının olduğunu belirledi.
Bunun üzerine İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne giden ekipler, tutuklu sanık Necmiye Birkoç ile duruşmaya izleyici olarak katılan diğer kardeşi ve bazı kişileri 12.05’te gözaltına aldı.
Olay yeri inceleme ekipleri 12.12’de adliye çevresinde çalışma başlatıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca terör saldırısıyla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında, terör örgütü DHKP/C üyelerinin İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti veya duruşma savcısını hedef alınıp almadığına yönelik çalışma sürüyor.
ÇATIŞMANIN İZLERİ KORKULUKLARDA
Öte yandan, saldırganlarla polis arasındaki çıkan çatışmanın şiddeti, demir korkuluklara isabet eden kurşun izleriyle gün yüzüne çıktı.
Olay yeri inceleme ekiplerinin tebeşirle daire içine aldıkları kovan yerlerinin, adliye binasına çok yakın mesafede olduğu görüldü.
Çok sayıda polisin devriye attığı alanda, güvenlik üst seviyede tutulmaya devam ediyor.
SALDIRGANLAR HAKKINDA ÇOK SAYIDA DAVA VARDI
Saldırıda öldürülen teröristlerden Emrah Yayla, 23 Kasım 2021’de “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan dava kapsamında 21 Haziran 2023’te 7,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Hakkında ikametine en yakın karakola imza atma ve yurt dışına çıkış yasağı yönünde adli kontrol tedbirleri uygulanan Yayla’nın dosyası İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderildi.
Adana’da 2007 yılında yakalanan Yayla, sırt çantası ve arabasında bomba yapımında kullanılan düzenekler ve patlayıcı maddeler ele geçirilmesi üzerine hakkında açılan dava kapsamında 14 yıl cezaevinde kaldıktan sonra salıverildi.
Ardahan’da 1998 yılında doğan diğer terörist Pınar Birkoç ise terör örgütü DHKP/C üyesi olmak ve patlayıcı madde bulundurmak suçlarından İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tutuklu yargılandığı davada yaklaşık 6 yıl tutuklu kaldıktan sonra Şubat 2022’de tahliye edildi.
Anadolu Yakası Orgazine Sanayi Bölgesi (AYOSB) Yönetim Binası’nda düzenlenen toplantıda, sırasıyla; AYOSB Başkanı Murat Çökmez, Biyoteknoloji İhtisas Organize Sanayisi Bölgesi (BİOSB) Başkanı Ercan Varlıbaş, CHP Tuzla Belediye Başkan Adayı Eren Ali Bingöl ve İmamoğlu birer konuşma yaptı.
Sanayi sektörünün ülke ekonomisi üzerindeki önemine dikkat çeken İmamoğlu, İBB öncülüğünde kurulan İstanbul Sanayi Platformu’nun söz konusu alana katkı için kurulduğunu aktardı.
İktidarın yanlış politikaları sonucu yaşanan ekonomik krizden kaynaklı olarak, 3 haneli enflasyon rakamlarıyla karşılaşıldığına dikkat çeken İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
-Bu bize kaydettiriyor. Bu işin kaybı hem de çok büyük, tarifsiz kayıplar. Daha dün, 8-9-10-11 yıl önce biz, bu tarihte, 2023’ün sonunda, kişi başı 25 bin dolar gayrisafi milli hasıla belirlemişken; bunun bugün 3’te 1’ine razı gelmek durumunda kalmanın ne kadar acı olduğunu, ne kadar büyük bir tutarsızlık olduğunu bilmemiz lazım.
-Peki burada bu siyaseti yapan ya da bu kararı alan mı kaybediyor? Hepimiz kaybediyoruz. Peki bugün 25 bin dolar başarılsaydı, ben nasıl bir ruh halinde olurdum? Dünyanın en mutlu insanı olurdum, kimin yaptığına bakmaksızın. Yeter ki o zenginliği erişelim.
-Biz de daha iyisini hedefleyelim, insanların önünde daha iyisini koyalım. Ama o hedeflerin 3’te 1’ine birine düşmüş durumda ve buna razı gelen, rıza gösteren ve buradan kurtulmaya ve sıçramaya çalışan insanlar haline dönüştük.
“BU İŞİN SORUMLUSU, BU İŞİN BAŞINDAKİ İNSANDIR”
-Tabii bunun sebebini ben biliyorum. Burada, elbette ki siyaset zemininde birkaç cümle etmek zorundayım.
-Bu işin sorumlusu, bu işin başındaki insandır. Çok net. Yani bunu başka bir sorumlusu olmaz. Ve eğer İstanbul’da, yönetimle ilgili bir hesap verilemiyorsa, sorunlar büyüyorsa, problemler büyüyorsa, nasıl ki sorumlusu o döneme dair benim; aynı şekilde şu anda bu ülkenin ekonomiden sorumlusu da bu ülkenin sayın Cumhurbaşkanıdır. Çünkü, bugün baktığınızda vatandaş beyaz peynir dahi alamayacak durumda.
-Gerçekten bir açlık sorunu var. Kent Lokantası açıyoruz. 3 tane daha açacağız bu 1,5 ay içerisinde.
-İnsanların artık, yani yakamıza yapışarak, ‘Bizim de semtimize Kent Lokantası aç başkanım’ diye bize haykırmasını çocuklardan da duyuyorum, emeklilerden de duyuyorum, işçi kesiminden de duyuyorum. Belki sesi çıkmayan esnafımız bile, bunu söylemek istiyor. Bu derin bir yoksulluk anlamına geliyor.
“AMA BİZ NEYLE UĞRAŞIYORUZ?”
-Ama biz neyle uğraşıyoruz? Genel seçim geçmiş, bir yıl üzerinden geçmiş, ülkedeki ekonomi politikaları dibe vurmuş, o günden bile daha kötü durumdayız. Para politikaları üzerinden üretimde, ihracatta, ithalat rakamlarında, bütçe açığında, cari açıkta, her türlü veride daha kötü durumdayız.
-Ama onun aklı, fikri İstanbul’da. Her gün, her konuşmasında İstanbul aşağı, İstanbul yukarı, İstanbul Belediye Başkanı aşağı, İstanbul Belediye Başkanı yukarı. Açıkladığı adaya da yazık ediyor.
-Yani bir aday açıkladınız; aday konuşsun. Bizim rakibimiz o olsun. ‘Yok, illa o olmasın rakip’ diye bir süreç tarifleme peşinde. Biz de hayretle süreci izliyoruz. İyi devlet insanı, devletin esas sorunlarıyla ilgilenir. Ve ben, ‘İşinize bakın’ diyorum. Gerçek işinize, doğru olan sorunlarınızla ilgilenmenizi öneriyorum.
-Ve bırakın İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimi, İstanbul halkı, İstanbul’da belirlenen adaylar üzerinden yürüsün ve onların ortaya koyacağı performansa da halkın vereceği kararla karar verirsin.
-Bu kadar basit. Ama bu basit süreç, demokratik anlayışı illa zorlaştırma gayreti, işte açılışlar, mitingler vesaireler yaparak, yerel seçimi bu kadar sabote etmenin anlamsız olduğunu düşünüyorum. Bu bağlamda gerçek meselelerin, işte bu üreticinin meseleleri olduğunu, bunlarla ilgilenmesi gerektiğinin de altını çiziyorum.
“OY VERSİN VERMESİN, HERKESİN TEMSİLCİSİYİZ”
-İBB olarak, milletin yanındayız. Biz, milletin temsilcisiyiz. Biz, sizlerin temsilcisiyiz. Oy verenlerin değil; oy versin vermesin, herkesin temsilcisiyiz. Siyasi partiler, aracı kurumlardır. Yani hizmet için bir araçtır, amaç değildir.
-Biz, o vesileyle sizin karşınıza geliriz. Ama temel amaç; milletin bütününü kavramak, milletin bütününe hizmet etmektir. Bu yolculukta tam da öyle bakan ve o menzile yürüyen bireyleriz. Biz, milletin temsilcisi olarak, burada bulunan bütün sanayici dostlarımızın da desteğini, tüm iyi niyetimizle, tüm çalışkanlığımızla gerçekten tümüyle sizleri düşünen ve bu milletin, bu memleketin, bu güzel şehrin insanlarının ve çocuklarının, gençlerinin geleceğini düşünen bir anlayışla oylarınıza talibiz.
-Biz, bir bireyi ya da bir siyasi partiyi temsil ediyoruz; milleti temsil ediyoruz. Bizim ahlakımız bu. Bunu da temsil etmeye devam edeceğiz.
-Lütfen, milletini ve sizlerin güzel geleceklerini dert edinen anlayışı tercih ediniz. Elbette sizlerin desteğinizi istiyoruz. İstanbul’a hizmette, dün ne kadar koşuyorsak, onun misli misli fazlası koşacağımıza ve ‘Tam yol ileri’ diyerek, böyle bir menzile doğru sizlerle birlikte yürüyeceğimizden hiç kuşkunuz olmasın.
]]>Geçen yıl İstanbul’da partikül madde hava kirliliğinin en fazla ölçüldüğü istasyon 54,095 µg/m3 ile Kartal oldu. Burayı sırasıyla 53,463 ile Esenyurt, 51,815 ile Mecidiyeköy, 51,662 µg/m3 ile Yenibosna istasyonları takip etti. Hava kirliliğinin en az ölçüldüğü istasyon 17,782 µg/m3 ile Büyükada olurken, partikül madde kirliliği Şile istasyonunda 20,632, Kumköy’de 20,865, Sarıyer’de ise 21,837 µg/m3 olarak belirlendi.
İstanbul’da hava kirliliği oranı 2023’te önceki yıla göre 11 istasyonda artarken 13 istasyonda azaldı.
Geçen yıl 2022’ye oranla hava kirliliğinin en fazla arttığı istasyonlar arasında ilk sırada yüzde 69,54 ile Yenibosna yer aldı. Yenibosna’yı sırasıyla yüzde 19,77 ile Üsküdar-2, yüzde 19,56 ile Bağcılar, yüzde 19,46 ile Başakşehir, yüzde 14,92 ile Kartal, yüzde 12,60 ile Büyükada istasyonları takip etti. Hava kirliliğinin en fazla azaldığı istasyon yüzde 17,71 ile Şile oldu. Şile’yi yüzde 17,36 ile Çatladıkapı, yüzde 11,97 ile Şirinevler, yüzde 11,42 ile Ümraniye 2, yüzde 10,91 ile Maslak, yüzde 10,48 ile Sarıyer istasyonları izledi.
İstanbul’da bulunan istasyonların hava kirliliği (PM10) ortalaması şu şekilde oldu:
İstasyon / 2022 / 2023 / Değişim yüzdesi
Bağcılar 31,893 38,131 19,56
Başakşehir 35,048 41,869 19,46
Büyükada 15,792 17,782 12,60
Çaltadıkapı 36,922 30,511 -17,36
Esenyurt 51,353 53,463 4,11
Kandilli 29,580 29,127 -1,53
Kartal 47,072 54,095 14,92
Kumköy 20,095 20,865 3,83
Maslak 32,896 29,308 -10,91
Mecidiyeköy 54,089 51,815 -4,20
Sancaktepe 48,160 46,922 -2,57
Sarıyer 24,393 21,837 -10,48
Selimiye 43,147 46,180 7,03
Silivri 31,080 29,665 -4,55
Sultanbeyli 33,819 30,456 -9,94
Sultangazi 49,404 49,240 -0,33
Şile 25,074 20,632 -17,71
Şirinevler 41,126 36,203 -11,97
Tuzla 44,088 47,853 8,54
Ümraniye-1 41,700 42,663 2,31
Ümraniye-2 40,077 35,499 -11,42
Üsküdar-1 27,588 26,235 -4,90
Üsküdar-2 29,199 34,973 19,77
Yenibosna 30,473 51,662 69,54
FARKLI YAKITLARIN KULLANIMI KİRLİLİĞİ ARTIRIYOR
Prof. Dr. Hüseyin Toros, İstanbul hava kirliliği değerlerinin Covid-19 salgını döneminde insan etkinliğinin azalmasıyla düştüğünü söyledi. Salgının ardından hava kirliliğinin tekrar artmaya başladığını belirten Toros, artan araç sayısı, meteorolojik şartlar, doğal gaz yerine farklı yakıtların kullanımının hava kirliliğini artıran nedenler olduğunu anlattı.
Prof. Dr. Toros, 2023’te havadaki partikül madde kirliliğinin en fazla ölçüldüğü istasyonların Kartal, Esenyurt ve Mecidiyeköy olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:
“İstanbul’da Kartal, Esenyurt, Mecidiyeköy gibi yerlerde trafik yoğunluğu fazla. Bu nedenle kirleticinin etkili olduğunu görüyoruz. Bazı yerlerde ise trafikten ayrı ısınma amaçlı yakılan yakıtlar hava kirliliğine neden olabiliyor. Hava kirliliği dünyanın önemli sorunlarından biri. Birçok hastalığa neden olabiliyor. Hava kirliliğini azaltmak için hepimize görevler düşüyor. Başta yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmayı arttırmamız gerekiyor.”
]]>Savcılığın sevk yazısında, şüpheliler hakkında alınan istihbari bilgiler ile tespitlere yer verildi.
Şüpheli R.K’dan ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesi sonucu, farklı kişilere ait pasaport fotoğrafları bulunduğu, kaçakçı olduğu değerlendirilen kişiyle görüşme yaptığı ve telefonunda kaçak yollarla Meksika ve Avrupa’ya gitme arayışında olduğuna dair mesajlaşmalar tespit edildiği aktarıldı.

KİLİSE SALDIRISI ZANLISIYLA GÖRÜŞMELER
Yazıda, şüphelinin telefonunda, Santa Maria Kilisesi’ne yapılan saldırı soruşturmasında tutuklanan şüpheli S.R’nin numarasının kayıtlı olduğu ve bu şüpheliyle çok sayıda görüşme gerçekleştirdiği ifade edildi.
Şüpheli M.D’nin dijital materyallerinde ise çatışma bölgelerinden olduğu değerlendirilen, ellerinde uzun namlulu silah olan ve üniforma giyen kişilerin fotoğraflarının bulunduğu anlatılan yazıda ayrıca, sahte pasaport evrakı ile “Çeçen İçkerya Cumhuriyeti” arması olarak bilinen simgenin, terör örgütü IŞİD’in sözde bayrağına uyarlandığı resmin yer aldığının tespit edildiği kaydedildi.
Yazıda şüphelilerden M.G. hakkında, IŞİD’in sözde Horasan Vilayeti yapılanmasının İstanbul Şer’i Kadısı ve İstanbul’daki medreselerinin sorumlusu olduğu değerlendirilen “Şeyh Talha” kod adlı Tacik uyruklu Mukhammad Sharıpov’un medresesinde sorumlu olarak görev yaptığına dair istihbari bilgi elde edildiği belirtildi.

TELEFONDAN SALDIRIYA AİT GÖRÜNTÜLER ÇIKTI
Şüpheli M.G’nin cep telefonunun incelemesi sonucunda, Santa Maria Kilisesi’nin fotoğrafı, saldırı anına ait fotoğraf ve videolar, saldırıyı gerçekleştiren şüphelilerin örgüte yakın Amak Haber Ajansı tarafından yayınlanan görüntüleri, şüphelilerin kollukta çekilen görüntüleri, saldırıda kullanılan aracın PTS kayıtlarını içeren görüntüler ile İstanbul’da olduğu değerlendirilen ve tam olarak adresi tespit edilemeyen bina fotoğraflarının bulunduğu kaydedildi.
Saldırının ardından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüpheli A.A’nın numarasının şüpheli M.G’de kayıtlı olduğu ve çok sayıda görüşme tespit edildiğine vurgu yapılan sevk yazısında, şüphelilerden M.D’nin cep telefonunda da saldırının faillerinin fotoğrafının bulunduğu tespitine yer verildi.
Şüpheli A.H.A hakkındaki istihbari bilginin de yer aldığı sevk yazısında, şüphelinin Zeytinburnu’nda gıda ürünleri satışı yapılan iş yerinin sahibi olduğu, aynı zamanda bu adreste terör örgütüne ulaştırılmak üzere Türkiye’den Afganistan’a gönderilen paraların transferini gerçekleştirdiği aktarıldı.
IŞİD’E KATILMAK İÇİN SURİYE’YE GİTTİ
Şüpheli F.M’nin hakimlikteki ifadesinde, IŞİD’e katılmak için Suriye’ye gittiğini ancak katılmadan önce İdlib’de “Şeydat” isimli grup tarafından yakalandığını söylediği öğrenildi.
Grup tarafından 20 gün hapiste tutulduktan sonra serbest bırakıldığını belirten şüphelinin, bu gruba katılma davetini kabul etmediğini ve kaçak yollardan Türkiye’ye geldiğini anlattığı bilgisine ulaşıldı.
“PİŞMANIM”
Şüpheli F.M’nin ifadesinde, “IŞİD’in Beşşar Esed ile savaştığı fikrine kapılmıştık, o nedenle gittik, öyle olmadığını gördük. Bu yüzden pişmanım. Savcılık ve emniyetteki ifadelerimi tekrar ediyorum. Bundan sonraki süreçte de hatırladıkça bildiğim konularda devlete yardımcı olacağım. Serbest bırakılmayı talep ediyorum” dediği öğrenildi.
Hakimlik, tutuklanmasına karar verdiği bu şüpheliyle ilgili Suriye’de çeşitli örgütler tarafından yakalanıp sorgulandıktan sonra kaçak yollarla Türkiye’ye geldiğine ilişkin etkin pişmanlık kapsamında ikrarlı anlatımları ile üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir somut deliller bulunduğunu kaydetti.
Savcılığın ardından hakimliğe çıkarılan diğer şüphelilerin üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek, serbest bırakılmayı talep ettiği bilgisine ulaşıldı.

EBU HANZALA’NIN FOTOĞRAFI ÇIKTI
Hakimlik kararında, şüpheli A.N.Q’dan ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesi sonucunda, çatışma bölgelerinde çekildiği değerlendirilen, ellerinde uzun namlulu silah olan ve üniforma giyen kişilerin fotoğrafları, çok sayıda farklı kişiye ait kimlik ve pasaport resimleri, IŞİD silahlı terör örgütünün ideolojisini içeren kitaplar ve Ebu Hanzala kod adlı Halis Bayancuk’un fotoğrafları olduğunun görüldüğü kaydedildi.
Şüpheli A.H.A’yla ilgili değerlendirmelere de yer verilen kararda, Van üzerinden kaçak yollarla Türkiye’ye giren şüphelinin para transfer işi yaptığını kabul ettiği ve bu işlemi dükkanındaki uygulama üzerinden gerçekleştirdiğini söylediği aktarıldı.
Hakimlik kararında, 10 şüphelinin “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan tutuklanmasına, 5 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbirleri uygulanmasına hükmedildiği kaydedildi.
NE OLMUŞTU?
Emniyetten yapılan açıklamada, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce, İstihbarat Şube Müdürlüğü ve MİT Başkanlığı ile yürütülen koordineli çalışmalarda, IŞİD sözde Horasan Vilayeti (İSKP) Türkiye yapılanmasıyla bağlantılı olduğu belirlenen 20 zanlının yakalanması amacıyla İstanbul merkezli olmak üzere Kocaeli ve Yalova’da operasyon düzenlendiği belirtilmişti.
Açıklamada, Kocaeli ve Yalova’da birer adres ile İstanbul’da 8 ilçe olmak üzere toplam 23 adrese yönelik operasyon gerçekleştirildiği, 12 şüphelinin gözaltına alındığı kaydedilmişti.
Operasyonun devamında 2 şüpheli ve 28 Ocak’taki Santa Maria Kilisesi saldırısına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 1 şüpheli olmak üzere toplam 3 zanlının daha yakalandığı aktarılan açıklamada, “Konu ile ilgili yakalanan ve adli makamlara sevk edilen toplam 15 şüpheli şahıstan 5’i hakkında adli kontrol hükümleri uygulanmış, 10’u ise tutuklanarak ceza infaz kurumuna teslim edilmiştir” denilmişti.
]]>Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen toplantıda İmamoğlu’nun İstanbullulara duyurduğu ilk proje deprem hazırlıkları oldu.
İmamoğlu “Afetlere karşı dayanıklı İstanbul için tam yol ileri” başlıklı sunumunda kenti depreme karşı hazırlamak için hazırladıkları projeleri 10 başlık altında anlattı.
RAKİPLERİNE “KOPYALA-YAPIŞTIR” GÖNDERMESİ YAPTI
İmamoğlu projelerinin tamamının halkçı, adil, herkesi kapsayan, şehri dönüştürecek ve ileri taşıyacak projeler olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
-Bizde öyle ‘yok mu artıran’ mantığıyla hazırlanmış, insanları kandırmak için ‘ne vadedersen et mantığı’ olmadı, olmaz.
-Kopyala- yapıştır yaparak kendi projeleri gibi sunmak isteyecek rakiplerimize de hatırlatmak isterim; her projemizi hiç çekinmeden kopyalayabilirsiniz. Kendi projenizmiş gibi ballandıra ballandıra anlatabilirsiniz.
-Ama dünyaya bizim baktığımız gibi bakmadığınız sürece, bizim anlayışımızı kopyalayamadığınız sürece hiçbir sonuç alamazsınız. Çünkü sizlerle bizim aramızda çok net bir fark var.
-Proje deyince siz, hesap kitaptan uzak yapılar, beton ve rant anlıyorsunuz. Biz ise insan odaklı ve yerinde hizmeti, bu aziz şehri tüm değerleriyle korumayı, liyakat ve bereketi anlıyoruz.
“EN AĞIR KONUDAN BAŞLIYORUZ: DEPREM”
İmamoğlu “Bugün en ağır konudan başlıyoruz” diyerek İstanbul’un karşı karşıya olduğu deprem gerçeğine dikkat çekti.
İmamoğlu “1999 Gölcük depreminden gerekli dersler çıkarılmış, önlemler alınmış olsaydı, bugün daha güvenli ve dayanıklı bir İstanbul konuşuyor olurduk. Göreve geldiğimizde gördük ki; İstanbul’a ne bir yol haritası çizilmiş, ne başarısı test edilmiş bir model düşünülmüş, ne de bir uygulama örneği hazırlamıştı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi kentsel dönüşümden resmen çekilmişti. Sorumluluk, bakanlığa ve ilçe belediyelerine bırakılmıştı” tespitini yaptı.
“DEPREM TOPLANMA ALANLARINI İMARA AÇTILAR”
Yıllarca şehrin en büyük yerel yönetimi olan İBB’nin deprem tehditi karşısında hiçbir sorumluluğu yokmuş gibi hareket ettiğini vurgulayan İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
-Hiçbir şey yapmamışlar demek elbette haksızlık olur. Tabi ki bir şeyler de yapmışlar. Mesela deprem toplanma alanlarını imara açmışlar.
-İmara açtıkları alanların bir kısmı yeşil alan, bir kısmı spor alanı ve çeşitli kamusal alanlardan oluşuyordu.
-Belediyenin elinde rezerv olarak kullanılabilecek alanları özelleştirdiler. İstanbul’daki sosyal konut ihtiyacını görmeyip, KİPTAŞ eliyle lüks konutlar, rezidanslar ürettiler. Bugün yaşadığımız konut ve kira krizinin temelinde tüm o yanlış politikalar var.
10 BÜYÜK PROJEYİ AÇIKLADI
İmamoğlu “İBB yönetimi olarak yeni dönemde şehrimizi dönüştürmek için 10 alanda şu vizyoner işleri yapacağız” diyerek projelerini şöyle anlattı:
-Dayanıklı Altyapı: İSKİ yetkisinde bulunan Pabuçdere, Kazandere, Sazlıdere, Terkos ve Elmalı Barajlarını güçlendireceğiz. Biliyorsunuz bir de Melen Barajı meselesi var. Liyakatsiz ellerde heba edilen milyarlar ve bir türlü tamamlanamayan bir baraj. 2014’te temelini attıkları barajı hala tamamlayamadılar. Elinizde bu barajı tamamlayacak kaynak ve teknoloji bulamıyorsanız bize verin, kamu yatırımını heba olmaktan kurtaralım. Samimi bir çağrıda bulunuyorum biz yapalım. M1 hatı üzerindeki tüm viyadükleri güçlendiriyoruz. Tüm raylı sistem hatlarımız depreme dayanıklı olarak inşa ediyoruz. Yaklaşık 250 riskli karayolu, köprü, viyadük, alt ve üst geçitlerden oluşan sanat yapısını güçlendirecek veya yenileyeceğiz. Şehrimizin dört bir yanındaki 32 deniz yapısını hızla güçlendireceğiz. Haliç Tersanemizde, İstanbul’da tahliye koridorlarıyla entegre etmek ve deniz yolunu kullanmak üzere afete müdahalede kullanmak üzere 8 yüzer iskele üreteceğiz.
-10 Bölgede Yeni Afet Lojistik Merkezi: İstanbul, Marmara Bölgesi ve diğer kentlerde yaşanacak acil durumlarda destek ve yardım organizasyonlarını yapabileceğimiz 10 adet afet lojistik merkezi için yerlerimiz hazır, önümüzdeki dönem hızla hayata geçireceğiz.
50 BİN KONUT YERİNDE DÖNÜŞECEK
-50 bin Konutta Yerinde Dönüşüm: Yeni dönemde de öncelikli hedefimiz niteliksiz konut stoğunu dönüştürmek olacak.Tespit ettiğimiz yaklaşık 200 bin yapı yani 1.3 milyon konut biriminin dönüşümü için olmayacak vaatler değil, uygulanabilir, ayakları yere basan bir model sunuyoruz. 6306 sayılı yasa 2012 yılında yürürlüğe girdi. 11 yıl oldu, riskli alanlardan çok, rantı yüksek olan alanlar dönüşebildi. Şimdi yine bir takım yuvarlanmış, arkasına sıfır eklenmiş hayali rakamlar telaffuz ediliyor, nerede yapılacakları bile belli değil.
Vatandaşlarımızın da bizlerin de bu boş vaatlere artık karnı tok, bu sayıları daha önce de birçok kez duyduk. Biz adımlarımızı sağlam atacağız.
-10 Öncelikli Alanda 125 Bin Konutta Planlı Dönüşüm: Yine bilimsel verilerle, vatandaşlarımızın can güvenliğini ve gerçekten riskli alanları belirleyerek önceliklendirdiğimiz 10 öncelikli bölgede planlama çalışmalarımızı önümüzdeki aylarda meclisimize hızla getireceğiz. Bu 10 öncelikli alandaki 125 bin konutta dönüşümün önünü açacağız, bu alanlarda yaşayan vatandaşlarımızı deprem ve diğer afetlere karşı dirençli konut stoğuna ve yaşanabilir kentsel çevreye kavuşturmak için planlarımız hazır.
EMEKLİLERE ÖZEL DESTEK SUNULACAK
-Vatandaşa Finansal Destek : İstanbul Yenileniyor kapsamında dar gelirli vatandaşlarımıza ait 50 bin riskli konutun inşaat maliyetlerinin yüzde 60’ını biz karşılayacağız. Bu yapılarda bulunan emeklilerimize ayrı bir avantaj daha sunacağız. Emekli ikramiyesiyle ev alıp başını sokacak bir yere kavuşmuş emeklilerimiz bugün geçinme sıkıntısıyla mücadele ediyor, ikramiye ile ev alma işi ise hayal oldu. Kentsel dönüşümden en fazla mağduriyet yaşayan kesim emeklilerimiz. Dar gelirli emeklilerimizin inşaat maliyetlerinin yüzde 65’ini biz karşılayacağız. Zor günlerinde emeklilerimizin de yanındayız.
-Tüm Riskli Yapılara Sabit Taksitli Ödeme Desteği: İstanbul Yenileniyor kapsamında kentsel dönüşüme giren tüm vatandaşlarımıza sabit taksitle 2 yıl vadeli, faizsiz ödeme desteği sunacağız. Hibe desteği sağladığımız dar gelirli vatandaşlarımız ve emeklilerimiz de kalan miktarlarını sabit ödeme desteklerimizden yararlanarak tamamlayabilecekler.
-Riskli Yapılara 7.000 TL Ek Kira Desteği: Hızlı tarama ile tespit ettiğimiz, “D” ve “E” grubuna giren ve riskli bina ilan edilen yapılarımızda bakanlığın verdiği 5500 TL’nin üzerine 7000 TL ekstra kira desteğini sadece ev sahiplerini değil, kiracıları da kapsayacak şekilde biz sağlayacağız. Dar gelirli emeklilerimize hibe yardımının yanı sıra riskli yapılarda yaşayan tüm emeklilerimize bakanlık kira yardımının üzerine 9 bin TL kira desteği de biz vereceğiz. Toplamda 80 bin ev sahibi ve kiracımıza kira desteğinde bulunacağız. Bütçemizde bu kapsamda değerlendirmek üzere 8 milyar TL kaynak ayırdık.
-Kiralık Konut Desteği: İstanbul büyükşehir belediyesi mülkiyetindeki konutları yeni dönemde kentsel dönüşüm alanlarımızda ki vatandaşlarımıza kullandırmak üzere rezerv konut olarak ayıracağız. Yine kentsel dönüşüm bölgelerinde vatandaşlarımıza tahsis etmek üzere boş ve sağlam konutları tespit ederek kiralamaları KİPTAŞ eliyle biz yapacağız. Bu konutları satmayacağız, iştirakler marifetiyle kiralayıp vatandaşımıza tahsis edeceğiz. Vatandaşımız isterse bu konutu kullanabilecek, isterse kendi bulduğu bir yere taşınıp kira yardımını alacak.
-40 Semtte 60.000 Konutta Güçlendirmeye Destek: Binasını yenileyecekler kadar, güçlendireceklerin de yanında olacağız. Bu amaçla, güçlendirme sistemimizi kurduk. Bu kapsamda yönetmeliğimizi de hazırladık.
Meclis’te çoğunluğu aldığımız anda hızlı taramayla ilk tespitlerimize göre güçlendirme yapılabilecek 60 bin konutu sisteme dahil edeceğiz.
-25 Semtte 20.000 Yeni Konut Projeleri: Yeni konut üretimi kapsamında 17 farklı noktada 12 bin yeni ödenebilir ve sosyal konut birimimizin projeleri hazır.
Yeni dönemde projesi hazır 12 bin konutu, yeni projelerle 25 semtte 30 bin konuta tamamlayıp İstanbul halkının hizmetine sunacağız. 3’ünün temelini önümüzdeki günlerde atacağız. 2’si Eyüpsultan 1 tanesi Sultangazi ilçemizde, temel atma törenlerimize de tüm halkımız davetlidir. 50 bin kentsel dönüşümden 20 bin yeni konut projelerinden 70 bin konutu önümüzdeki dönem tamamlayacağız.
-70 Semtte Afete Dirençli Parklar ve Yaşam Vadileri: 70 ayrı semtte Deprem Dirençli Parkın da içinde olduğu “Afete Hazır İstanbul için Güvenli Yeşil Alanlar ve Yeşil Koridor Projesini” hayata geçireceğiz.
-Erken Uyarı ve Acil Müdahale Teknolojilerine Yatırım: İstanbul Deprem Acil Müdahale ve Erken Uyarı Sistemi ile birlikte Marmara Bölgesi Deprem Erken Uyarı ve Acil Müdahale Sistemini hayata geçireceğiz. Raylı sistem metro hatlarında deprem erken uyarı sistemini kuracağız.
-250.000 İstanbulluya Afet Eğitimi: Afet farkındalık eğitimlerimize aktif bir biçimde devam edeceğiz. Yeni dönemde her yıl 250 bin kişiye daha afet farkındalık eğitimi vereceğiz.
“HAYALİ PROJELER BOŞ VAATLER SUNMUYORUZ”
-10 temel başlıkta açıkladığımız bu projeler İstanbul’da deprem seferberliğimiz, kazandığımız yeni ilçelerle ve İBB meclis çoğunluğuyla çok daha aktif ve hızlı bir döneme girecek. Depreme ve tüm afetlere karşı dayanıklı bir İstanbul için tam yol ileri gideceğiz. 5 yılda yaptıklarımıza ve önümüzdeki 5 yılda yapacaklarımıza bir bütün olarak baktığınızda, net bir tablo görürsünüz:
-Biz, İstanbul’u depreme ve tüm afetlere karşı dirençli bir hale getirmeyi özenle, sorumlulukla, ciddiyetle ele alan bir yönetimiz. Bizim geçmişimizde tutulmamış sözler yok. Seçime endeksli hayali projeler, boş vaatler sunmuyoruz.
-Biz ne yapacağını, nasıl yapacağını çok iyi bilen ve onu muhakkak yapan bir yönetimiz. Nasıl 5 yıldır yaptıklarımız üzerinde tek bir şaibe, tek bir gölge yoksa bundan sonra yaptıklarımızda da olmayacak. İstanbul’un kendi özgü bir modeli var artık. Ama İstanbul’u bu hedeflere sadece pusulası halk olanlar ulaştırabilir.
-İstanbul’u bu hedefe israfı bitiren, hizmeti getiren kadrolar ulaştırabilir. İstanbul ancak, imar ve rant lobilerini yenerse depreme hazır hale gelebilir. İstanbul ancak, ihanet ve israfa geçit vermezse depreme hazır hale gelebilir. İstanbul’un depremle sınavı 16 milyonun bir avuç insanla sınavıdır. Onlara bir kez daha diz çöktüreceğiz ama İstanbul depremde diz çökmeyecek. İstanbul, hayatta kalmak, ayakta durabilmek için zamanla yarışıyor. Durmaya, yalpalamaya, yoldan çıkmaya hakkımız yok. Geri dönmeyeceğiz. İleri gideceğiz.
NELER YAPILDI?
İmamoğlu, sunumunda 4.5 yıl boyunca yaptıkları deprem çalışmalarını da anlattı.
Görevi devraldıklarında İstanbul’u deprem ve diğer afetlere karşı daha dayanıklı hale getirmek için bir seferberlik başlattıklarını söyleyen İmamoğlu İstanbul Deprem Konseyi kurulması çağrılarının yanıtsız kaldığını hatırlattı.
İmamoğlu 4.5 yıl boyunca kenti depreme karşı hazırlamak için yaptıkları çalışmaları özetledi.
İstanbul’un jeoloji ve hidroloji haritalarını hazırladıklarını ve yarım kalmış mikro bölgeleme çalışmasını deprem riski altındaki tüm ilçelerde tamamladıklarını, 90’dan fazla bölgenin nazım imar planlarını onayladıklarını anlattı.
“69 ALANDAN SADECE 2’Sİ GERÇEKTEN RİSKLİYDİ”
İmamoğlu, şöyle konuştu:
-Bu çalışmalarla İstanbul’un gerçekten riskli ve öncelikli alanlarını tespit etmiş olduk. Bakanlık tarafından ilan edilen kentsel dönüşüm alanları ile taşıdığı risk bakımından öncelikli alanları karşılaştırdığımızda gördüğümüz fotoğraf bizi bir yandan üzdü, diğer yandan da açıkça söylemek gerekirse kızdırdı.
-Çünkü bakanlığın riskli ilan ettiği 69 alandan sadece ikisi gerçek riskli alanlarla çakışıyordu. Bu çok vahim bir durumdu. Görevi kötüye kullandılar. Adı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olan bakanlık olaya başka bakıyordu.
-Yani bir tarafta büyük hasar ve can kaybına yol açacak alanlar varken, onlar rantın yüksek olduğu, kentin daha kuzey bölgelerinde, daha az riskli ama kat sayısı düşük olduğu için daha avantajlı alanlara yönelmişti.
-Bu tabloyu görünce sahadaki durumu daha da netleştirmek için hızlı tarama projemizi başlattık. Toplamda 35 bin binamızda yaptığımız hızlı tarama tespitlerimiz sonrası, 15 bin binamız D ve E sınıfı, riski yüksek kategoride yer aldı.
-Yeni dönemde hızlı tarama sürecine ilçe belediyelerimizi de dahil ederek tüm İstanbul için tamamlayacağız” diye konuştu.
“200 BİN YAPI AĞIR HASAR ALACAK”
Deprem konusunda en hayati meselenin niteliksiz konut stoğunun dönüşümü olduğuna dikkat çeken İmamoğlu “İstanbul’da 1,3 milyon konuta denk gelen yaklaşık 200 bin yapının 7 ve üzeri şiddetindeki depremlerde ağır hasar göreceğini veya kullanılamaz hale geleceğini hesaplıyoruz. Peki, niteliksiz 200 bin konut stoku neden hızla dönüşmüyor? Bunun en temel sebebi ağır ekonomik koşullar, artan maliyetler, düşen kişi başı gelir” dedi.
“KENTSEL DÖNÜŞÜM MAĞDURİYET YARATTI”
İmamoğlu özetle şunları söyledi:
-Kentsel dönüşüm uygulamalarında, son 20 yılda büyük mağduriyet yaşatıldı. Son 20 yılda, insanları evlerinden, semtlerinden ettiler.
-Yarım kalan projelerle vatandaşı evsiz bıraktılar. Bina bazlı yerinde dönüşümde ise vatandaşla müteahhidi baş başa bıraktılar. Sonuçta kimsenin kimseye güvenmediği bir ortam oluştu. Vatandaşta kentsel dönüşümle ilgili olumsuz bir önyargı gelişti.
-Bu önyargıyı yıktık. Yıllar boyunca çözümsüz kalmış alanlarda vatandaşla anlaşarak dönüşüm projelerini tamamladık.
-Örneğin Eyüpsultan Yeşil Pınar Evlerinde yıllardır adım atılmamış mülkiyet sorunlarını çözdük, vatandaşımızla yüzde 100 uzlaştık. Yine yıllardır kangren olmuş Fikirtepe’de bakanlıkla protokol yaparak iştirak şirketimiz Kiptaş üzerinden sürece müdahil olduk.
-Bunları yaparken, bizden önceki dönemlerde lüks konut imalatına yöneltilmiş Kiptaş’ı, nitelikli sosyal konut alanında odakladık.
“5 BİN 925 KONUTU TESLİM ETTİK”
-“İstanbul Yenileniyor” sistemini kurarak; vatandaşla müteahhidin baş başa kaldığı modelden İBB ve Kiptaş’ın sorumluluk aldığı, çözüm ürettiği, garantör olduğu yeni modele geçiş yaptık. Kiptaş ilk defa sokak arası demeden, tek konut demeden, kâr kaygısı gütmeden İstanbul Yenileniyor ile sahaya çıktı.
-“İstanbul Yenileniyor” ve diğer kentsel dönüşüm projeleri kapsamında toplam 5 bin 925 konutu sahiplerine teslim ettik. Mart ayına kadar bu rakam 7 bin 375 konut olacak.
.-Mevcut konut imarlı arsalarımız İBB Meclisinde plansız alana çevrilmesine rağmen, dönüşüm projesini bizimle yapmak isteyen vatandaşımıza, kamu bankalarından 1 lira kredi verilmemesine rağmen, hiçbir imar artışına sebebiyet vermeden bunları yaptık.
TUZLA’DAKİ TOKİ VE KİPTAŞ PROJELERİNE DİKKAT ÇEKTİ
-Tuzla’da Meydan Evler ve Aydınlık Evler projelerinde toplam 501 bağımsız birim teslim ettik. Tuzla’ya ayrı bir parantez açmak istiyorum. Bir tarafta 2019’da başlayan TOKİ projesi, diğer tarafta 2020’de başlayan KİPTAŞ projesi.
Biz söz verdiğimiz gibi, projemizi 2 yıl içerisinde tamamladık ve vatandaşlarımıza teslim ettik. TOKİ projesiyse 4. yılında ve hala tamamlanmayı bekliyor.
-Yeni konut üretiminde 16 farklı noktada 10 bin 39 konutu teslim ettik. Mart ayında tamamlayacağımız projelerle toplam 22 projeye, 12 bin konuta ulaşmış olacağız. Ayrıca 5 bin 951 konutun inşasına devam ediyoruz. Bu ay içerisinde bin 250 konutun daha temelini atacağız.
100 BİN KONUT VAADİNE AÇIKLIK GETİRDİ
-Bir konuya da açıklık getirmek isterim. Hakikat ötesi kampanya yapmayı marifet sayan bazı kişiler, son zamanlarda bize hesap soruyor; “100.000 konut yapma sözü verdin neden yapamadın?” diye bir takım yanlış vaat setim olduğunu iddia ediyorlar.
-O işin aslı da şudur: Ekim 2019’da Meclis’teki bir sunumumda deprem seferberliği kampanyamızı AK Parti grubuna da anlatırken, bir açıklama yaptım. Amacımızın şu olması gerekir dedim; ‘1 yılda 20 bin bağımsız birimi 5 yılda 100 bin bağımsız birimi afetlere karşı güçlendirmeliyiz.’
-Arkadaşlar Ekim 2019’da yaptığım konuşmada bir seferberlikten bahsediyordum. Bunun içinde sadece İBB yok. Bakanlıklar, kamu bankaları, ilgili kurum ve kuruluşlar var. Ben bir idealden olması gerekenden bahsediyorum. Yoksa 2020 yılı bütçesinin tamamı 21 milyar lira olan İBB, sadece depreme 44 milyar lira nasıl ayırabilir? Benim öyle bir vaadim yok. Bizi zor durumda bırakamazlar ama İstanbul’u zor durumda bırakıyorlar.
“İSTANBUL’DAN ELİNİZİ ÇEKİN”
-Borsa gibi ortada sayılar uçuyor. İstanbul’da üretilecek konutlardan bahsediyorlar. 500 bin, 300 bin konut diyorlar.
-Bu rakamların gerçekleştirilebilir olmadığını bütün vatandaşlarımız biliyor. TOKİ, son 21 yılda İstanbul’da 98 bin adet konut projesi açıklıyor yüzde 60’ı tamamlanmış. Emlak Konut 80 bin civarında konut üretmiş, 69 bini lüks konut. Lütfen İstanbul’dan elinizi çekin.
-Plansız, programsız, yağmacı zihniyetinizle İstanbul diye bir kent kalmaz. Çatalca’nın Silivri’nin verimli topraklarına göz koymuşlar. Kanal İstanbul bir konut projesi olduğunu hep söylemiştim. Tuzla’da Piyade Okulu’nun arazisine 250 bin konutluk proje hazırlamışlar. Seçim öncesi vatandaşı aldatmaya dönük bu sayılar yalan.
]]>Sabaha karşı 03.30 sıralarında kente gelen Özel ve İmamoğlu, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş tarafından karşılandı.
Acıları hala taze olan çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek Hataylılar; depremin yıldönümünde, kentin sembol mekanlarından Antakya’daki Köprübaşı Meydanı’nda toplandı.
SESSİZ YÜRÜYÜŞE KATILDILAR
Meydana çıkan yolda gerçekleştirilen sessiz yürüyüşte, yalnızca “Sesimi duyan var mı” feryadı yankılandı. Özel ve İmamoğlu, anmanın ana merkezi Köprübaşı Meydanı’na ulaşmak için, yaklaşık 1 kilometrelik mesafeyi, vatandaşlarla birlikte kat etti.
Saatler 04.17’yi gösterdiğinde, yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunuldu. Bütün semavi dinlere mensup dini liderler, başta Hatay olmak üzere, toplam 11 ili etkileyen depremde yitirilen on binlerce canı, dualarla andı.
Depremde yaşamını yitiren vatandaşlar anısına Asi Nehri’ne karanfil bırakıldı.

KIRIKHAN’DA “İBB EMEKÇİLERİ LİSESİ”NİN TEMELİ ATILDI
Özel ve İmamoğlu’nun Hatay’daki ikinci adresi, Kırıkhan ilçesi oldu. İBB’nin 90 bin çalışanı, depremde ağır hasar gören Kırıkhan Endüstri Meslek Lisesi’nin yeniden yapımı için, kurum tarafından bayramlarda kendilerine ikram edilen kutu çikolatalardan vazgeçti.
İBB iştiraki KİPTAŞ, bu şekilde oluşturulan bütçe ile Milli Eğitim Bakanlığı’ndan gerekli izinleri alarak, Kırıkhan Endüstri Meslek Lisesi’ni yıktı.
“İBB Emekçileri Lisesi” adıyla yeniden inşa edilecek okul için temel atma töreni düzenlendi. Törene; Özel’in yanı sıra CHP TBMM Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, CHP Genel Başkan Yardımcıları Zeliha Aksaz Şahbaz, Gökan Zeybek, milletvekilleri, PM üyeleri, İmamoğlu ve Savaş katıldı. Törende, sırasıyla; KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt, Savaş, İmamoğlu ve Özel birer konuşma yaptı.
ÖZEL: “TAM 8 KEZ İMAR AFFI ÇIKARDILAR”
Özel, AKP iktidarının, 79 yıllık süre içinde, Cumhuriyet hükümetlerinin topladığı toplam verginin 4 katına denk gelen 3 trilyon dolar topladığına vurgu yaparak “Ayrıca, bir önceki deprem için olan, ‘Deprem Vergisi’ diye bildiğimiz, adına sonra ‘Özel İletişim Vergisi’ denilen vergiyle birlikte, 40 milyar dolarlık deprem vergisi tahsil etmişlerdi. Ve depreme karşı hazırlık yapmak için, dile kolay 21 yıl; öyle 21 gün, 21 ay değil, 21 yıldır iktidardaydılar. Ve ellerinde inanılmaz bir kaynak vardı. Ama işe, gömleğin ilk düğmesini yanlış ilikleyerek başlamışlardı. Kaynakları; depreme karşı dirençli kentler yaratmak için, gerçek anlamda bir kentsel dönüşüme harcamak yerine, bambaşka yerlere harcadılar ve tam 8 kez imar affı çıkardılar. Çıkardıkları imar aflarından aldıkları 26 milyar lirayı bile deprem için harcamadıkları, kurulan komisyonların raporlarında açıkça ortaya çıktı” dedi.
“650 BİN KONUT VERECEĞİZ DEDİLER 18 BİN 19 KONUT VERDİLER”
Kahramanmaraş merkezli depremlerin, özellikle ilk 3 gününde hükümet ve kurumları kaynaklı yaşanan sorunları anlatan Özel, sözü, iktidarın vatandaşlara verdiği, “650 bin konutu 1 yılda depremzedelere vereceğiz” vaadine getirdi. Özel “15 Mart gelince, ‘650 bin konutun 319 binini, 1 yılın sonunda vereceğim’ dediler. Ve bugün itibarıyla -bugün 1 yıl bitti- 18 bin 19 konut vermiş durumda. Bugün verilen konut sayısı, toplam konut ihtiyacının yüzde 2,7’si” diye konuştu.
“DÜNYA SİYASİ TARİHİNİN EN UTANÇ VERİCİ ŞANTAJI”
Özel, şunları söyledi:
-Halen daha sevdiklerinin mezarına kavuşamamış naaşlarına kavuşamamış depremzedeler var. Ve bir yandan da Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde Hatay’da sarf ettiği sözler üzerinden, aslında hepimizin bildiği, ama belki bir çocuk, ‘Kral çıplak’ der de görünür derken, kralın çırılçıplak karşımıza çıkıp, kendini ifşa ettiği o manzaralar…
-Diyor ki kral, ‘Merkezi yönetimle’ diyor, ‘Benim sarayımla’ diyor, ‘Yerel yönetim’; kendi gözünde derebeyliği, kendi yolladığı uç beyi, ‘Uyum içinde’ olmazsa diyor -elini böyle yapıp- ‘Hizmet gelmez’ diyor.
-Sonra bakıyor Hataylıların gözünün içine, ‘Geldi mi’ diyor. ‘Gelmedi’ diyor. ‘Mahsun kaldınız’ işte diyor. ‘Bana oy vermediğiniz için size hizmet etmedim. Vermezseniz, yine etmeyeceğim’ diyerek… Dünya siyasi tarihinin en utanç verici şantajını milletimizin yüreğine, milletimizin vicdanına havale ediyorum. Yazıklar olsun.
“CHP’Lİ BELEDİYELERİN YARDIMLARINI GÖRMEZDEN GELME EĞİLİMİ VAR”
İktidar kanadının, muhalefete ait belediyelerin deprem yardımlarını küçük görme ve görmezden gelme eğiliminde olduğuna dikkat çeken Özel, şöyle konuştu:
-Oysa CHP’li belediyeler, 9 bin 600 araçla burada oldular. 28 bin 500 yüz personel, bütün deprem bölgesinde çalıştı. 7200 tır, 4 uçak, 6 gemiyle, 155 mobil mutfak gelip kurdular buraya.
-163 ikram aracı, 18 mobil fırın, 3 milyon battaniye ve 266 bin ısıtıcı, 49 bin 931 çadır, 1809 konteyner… İlk 2 ay içinde CHP’li belediyelerin bu bölgeye yaptıkları bunlardı. Bunu belki Recep Tayyip Erdoğan görmüyor olabilir.
-Ama bunu sadece Hataylılar değil, Malatyalılar, Adıyamanlılar, Gaziantepliler. Kahramanmaraşlılar, depremden yıkıma uğrayan her yerdeki, her siyasi görüşten insan gördü.
-Eğer bu sözlerime rağmen, ‘Cumhuriyet Halk Partisi bir şey yapmadı’ diyorsa, milletimiz Recep Tayyip Erdoğan’a da notunu versin. Eğer yaptıysak, Cumhuriyet Halk Partililere de öyle not falan vermesin; sadece bir helallik versin, yeter bize.
“İSTANBUL’DA BİR BÜYÜK AİLE VAR: İBB AİLESİ”
-İstanbul’da bir büyük aile var. İBB ailesi. Bunlar CHP’lilerden falan oluşmuyor. Hatta belki önemli bir kısmı, Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul Büyükşehir’i yönetirken işe girmiş çalışanlar, emekçiler.
-Ama onlar bir aile. İstanbul’a hep birlikte hizmet ediyorlar. Ekrem Başkan, onları ayırmıyor. ‘Sen şu siyasi görüştensin, bundansın’ diye. İlk başta korkutmuşlardı.
-Gelirse, hepsini işten çıkaracaktı. Geldi. ‘Hepinizi kovacak’ diyordu. Hepsine sarıldı Ekrem Başkan. Sarıldı ve hep birlikte çalışıyorlar.
-İşte o sıcaklık, şöyle bir dayanışmayı şekillendirdi: 90 bin kişi, sadece bayram çikolatalarından vazgeçince, koskocaman bir meslek lisesini yeniden inşa etme imkanı oluyor. Hem de öyle herhangi bir okul değil; dört dörtlük bir okul.
-Bir gün gelecek, onu da hep beraber açacağız. Bu, 90 bin tane güzel yürekli insanın Hatay’a uzattığı dostluk elini, dostluk köprüsünü gösteriyor. Diğer yandan da dayanışmanın ne muhteşem bir şey olduğunu gösteriyor.
“90 bin kişinin çikolatası, bir meslek lisesine karşılık gelebiliyorsa, siz 900 bin kişinin, 9 milyonun, 16 milyonun dayanışmasını düşünün” diyen Özel, “Hani elimizi kolumuzu bağladı ya; güya Meclis çoğunluğumuz yoktu.
-Her imkandan Ekrem Başkan’ı mahrum bıraktı ya Ankara’dan. Hatay’a, depremzedenin gözünün yaşına bakmamış adam, Ekrem İmamoğlu’na mı bakar? Hiçbir imkandan yararlandırtmadı.
-Ama hiç bunları mazeret bilip, ‘Yapamıyorum’ demeyip, bu işlerin yapılması; işte bu 16 milyonluk şehrin gücünü arkasına almanın, dayanışma belediyeciliği, kaynakları doğru kullanmanın ve israf etmek yerine tasarruf edip, artan değeri İstanbullulara ve Türkiye’ye aktarmanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

“EN SONUNDA HEP İYİLER KAZANIR”
KİPTAŞ’ın, İstanbul’da ve Türkiye’nin farklı noktalarında örnek işlere imza attığını kaydeden Özel, konuşmasını şu sözlerle noktaladı:
-Bundan sonraki süreçte hep birlikte Hatay’da olmaya, deprem bölgesinde olmaya devam edeceğiz.
-Birilerinin kalbinin yerinde taş olabilir. Biz; İstanbul’daki 16 milyon İstanbullunun tertemiz kalbinin, tertemiz duygularının, Türkiye’deki 86 milyon insanın tertemiz duygularının hem tercümanı olmaya hem onlar adına buraya yapılabilecek hizmetlere vesile olmaya aracı olmaya devam edeceğiz.
-Bundan sonra güçlenmeye devam edeceğiz. Çünkü herkes şunu bilsin: 6 Şubat 2023, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en karanlık gecesiydi. Ama göreceksiniz… Gidenler geri gelmeyecek. Yüreğimizdeki o ateş sönmeyecek.
-Ama yavaş yavaş her şey daha iyiye gidecek ve eninde sonunda iyiler kazanacak. Hiçbir zaman karanlık, aydınlığa galip gelmez.
-Eninde sonunda şafak söker, güneş doğar, aydınlanır. Hiçbir zaman kötülük, iyiliğe galip gelmez.
-En sonunda hep iyiler kazanır. Ben iyilerin kazanacağı, güzelliklerin kazanacağı ve eninde sonunda güzel insanların eski mutlu günlerine kavuşacağı yarınlar için size Cumhuriyet Halk Partisi ailesinin ve yönettiğimiz kentlerdeki herkesin en sıcak dayanışma duygularını iletiyorum. Başımız sağ olsun.
-Bundan sonra hep beraber kötülükleri yeneceğiz. Kötü kalplileri yeneceğiz. Taş kalplileri yeneceğiz. İyi yürekliler kazanacak, sevgi kazanacak, Hatay kazanacak.
İMAMOĞLU: EN ACI GÜNLERDEN BİRİ…
6 Şubat’ın ülkemizin en acı günlerinden birisi olduğunun altını çizen İmamoğlu ise konuşmasına, şu ifadeleri kullandı:
-Hiçbir zaman unutulmayacak ve unutulmaması gereken bir gün olduğunu biliyoruz. Deprem bölgesinde bir tek vatandaşımız bile unutulduğunu, ihmal edildiğini hissederse, bunun hepimizi rahatsız etmesi, milletçe mahcup olmamız gerekir.
-Hepimizin yüreği dağlanmıştır. Ve bugün buraya 1 yıl sonra geldiğimizde, insanlarımızın depremin olduğu saniyede, acıyı hala derinden yaşadığını görüyor ve burada bu acının tam da odağında, göbeğinde olan insanlarımızın o derin acısını hissetmeye, onu paylaşmaya gayret ediyoruz.
-Gerçekten unutulduklarını ve devleti yanlarında görmediklerini hisseden vatandaşlarımız var. Bu en çok da Hatay’da, 6 Şubat’tan itibaren bu feryadı dile getiren, anlatmaya gayret eden hemşehrilerimiz, dostlarımız var.
-Dolayısıyla buna kulağımızı tıkamak, buna başka yorum yapmak, hiçbir kamu yöneticisine, devletimizin bir biriminin başındaki olan insana; bana, bize yakışmaz.
-Biz, başımızı öne eğip, düşünmesi gereken, ‘Biz niçin bu duruma düştük, nasıl buradan daha iyi ayağa kalkabilirdik’ diye sorgulaması gereken, o sorumluluğa sahip koltuklarda oturan insanlarız

“Vatandaşımızı anlamak yerine, vatandaşımıza soru sormak ya da vatandaşımızı sorgulamak, hiçbir yöneticinin haddi olamaz” diyen İmamoğlu, şöyle konuştu:
-Siyasetin amacı; hiçbir ayrım yapmadan, herkesin sağlığını, güvenliğini, mutluluğunu sağlamaktır.
-Siyaset, ‘Depremlerde hiç kimse ölmesin’ diye yapmak durumunda olduğumuz bir görevdir. Siyaset, siyasi rakipleri yenmek için yapılmaz; afetleri, krizleri, vatandaşın yaşadığı zorlukları yenmek için yapılması gereken bir görevdir.
Siyasetin anlamını ve amacını unutanların olabileceğini aktaran İmamoğlu, “Ama asla bu doğru değildir. Unutanlardan olmamak, asla bu sorumluluğu unutmadan bu görevleri yapmanın asil amacımız olduğunun altını çizmek isterim” dedi.
İBB’nin, 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin ardından, AFAD tarafından Hatay ile eşleştirildiğini hatırlatan İmamoğlu, “Hatay’a yardımla görevlendirildiğimizden bu yana, elimizden gelenin en iyisini yapmak adına, 16 milyon İstanbullumuzun vicdanını, adaletini ve 16 milyon İstanbul’umuz adına sorumluluğumuzu yerine getirmek adına, yoğun bir çaba içerisinde olduk, olmaya devam ediyoruz” diye konuştu.
“BÜTÜN YAPTIKLARIMIZI 16 MİLYON İSTANBULLU ADINA YAPTIK”
Arama-kurtarmadan barınma ve beslenmeye, eğitim ve sağlıktan şehircilik ve altyapıya, istihdamdan iletişime kadar, devletin farklı kurumlarıyla ve Hatay Büyükşehir Belediyesi’yle iş birliği yaptıklarını ve yapmaya devam etiklerini belirten İmamoğlu, şunları söyledi:
-Bunları yaparken, bütün bu yaptıklarımızı 16 milyon İstanbullu adına yaptık ve asla bir şahıs veya bir parti adına yapmadık.
-Böyle de tanımlamadık; tanımlamayız. Yüreği Hataylılarla ve tüm depremzedelerle atan vatandaşlarımız, hemşerilerimiz, 16 milyon insanımız adına yaptık. Bugün yine İstanbulluların duygularına burada aracılık ediyoruz. Bu sefer özel olarak, ‘Çok daha özenli bir davranış’ diye altını çizmek isterim.
-90 bin İBB çalışanının sevgilerini, dostluk ve dayanışma duygularını Hataylılara iletmek için geldik ve buradayız. Hatay İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün yönlendirmesiyle, depremden zarar gören Kırıkhan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ni, İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak, iştirakimizin de katkılarıyla KİPTAŞ’la yeniden inşa ediyoruz.
-90 bin İBB çalışanlarının katkılarıyla yapılmakta olan bu okul hem çok sağlam hem çok modern ve kaliteli, aynı zamanda tüm donanımlarıyla birlikte, İBB ailesi tarafından Milli Eğitim Müdürlüğümüze teslim edilecek.
-Derslikleri, laboratuvarları, güzel sanatlar atölyesi, çok amaçlı salonu, yemekhanesi, spor salonuyla ve bütün altyapısıyla çok güçlü bir eğitim kurumu olacak.
-Gençlerimiz burada güvenle ve mutlulukla, geleceğe umutla hazırlanacaklar. ‘İstanbul Büyükşehir Belediyesi Emekçileri Lisesi’ adına alacak olan bu okul, İBB çalışanları ile çok değerli Hataylılarla, çok özel bir sevgi ve kardeşlik simgesi pozisyonuna dönüşecek. Buradan yetişecek gençlerimiz, o sevgiyi ve kardeşliği hissederek eğitim ve hayat yolculuklarına buradan devam edecekler.
İMAMOĞLU’NDAN “ELAZIĞ” MÜJDESİ
Okulu en kısa sürede bitireceklerinin sözünü veren İmamoğlu, şöyle konuştu:
-KİPTAŞ, bütün donanımıyla bu okulu, bütün içeriğiyle beraber, önümüzdeki eğitim dönemine eksiksiz bir şekilde hazırlayacak ve Hataylı vatandaşlarımızın, çocuklarımızın, gençlerimizin hizmetine sunacaktır.
-Bu manada KİPTAŞ’ın bütün ekibine, buradaki bütün emekçilere, yüklenicilerimize şimdiden teşekkürü bir borç bilirim. Başta birlikte çalışmaktan gurur duyduğum 90 bin İstanbul Büyükşehir Belediyesi emekçisine de hepinizin huzurunda, buradan ayrıca bir teşekkür ediyorum. Onların katkılarıyla bunu gerçekleştirdik.
-Daha önce de Elazığ’da, yine ne yazık ki depremden hasar görmüş olan ve şu anda çok özenli büyük bir kampüsü olan Gazi Endüstri Meslek Lisesi’ni de bitirmek üzere olduğumuzu ve yaz başında da orayı Elazığlı hemşerilerimize, yine İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak teslim edeceğimizi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi gibi kurumlarımızın, her ortamda dayanışmayı en üst seviyede göstermesi gereken kurumlarımız olduğunun altını çizerek, bunu da buradan hem buraya hem de Elazığlılara müjdelemek isterim.
]]>Raporda Türkiye’de meydana gelen her deprem felaketinden sonra hatta yıkıcı bir etki yaratmayan depremlerden sonra bile depremin gündemin önde gelen başlığı haline gelmesine rağmen, deprem riskinin azaltılmasına yönelik atılan adımlar hem yetersiz kaldığı hem de hem de uygulamalar açısından çelişkiler oluşturduğu vurgulandı.
Önleme ve risk azaltım kapsamında riskli yapıların dönüşümü için bugüne kadar pek çok yasal düzenleme hayata geçirilmiş, pek çok çalışma tamamlanmış olsa da gelinen noktada gerek İstanbul’un gerekse de diğer deprem riski yüksek kentlerin depreme dirençli kentler haline getirilemediğine dikkat çekildi.
“İSTANBUL 4 KERE DÖNÜŞTÜRÜLÜRDÜ”
İPA tarafından daha önce yapılan başka bir araştırmaya göre İstanbul’da donatı alanları, orman alanları ve askeri alanlar imara açılarak, mevcut imar parsellerine emsal artışı verilerek, toplam 85 milyar dolarlık bir kazanç sağlandığı hatırlatıldı.
Bu kazancın İstanbul’daki orta ve üzeri riskli yapıların tamamını 4 kere dönüştürebileceğinin altı çizildi.
GİZLİ HİZMET GİDERLERİ VE DÖNÜŞÜM
Raporda Cumhurbaşkanlığına ait 2011-2022 yılları arasında “Gizli Hizmet Giderleri” toplamı ile İstanbul’daki orta ve üzeri riskli yapıların yüzde 26,9’unun vatandaşlara herhangi bir yük olmadan dönüştürülebileceğine de vurgu yapılarak “Bu durum ülkemizde merkezi yönetimin deprem riskine bakış açısını ortaya koymaktadır” denildi.
“KENTSEL DÖNÜMÜŞÜN YÜKÜ VATANDAŞ VE BELEDİYELERDE”
İBB’nin 2019 yılından bu yana depreme hazır olma kapsamında pek çok çalışma yürüttüğü, geçtiğimiz yıl yaşanan Kahramanmaraş depremleri sonrasında da bu çalışmalara daha da hız verildiği anlatılarak “Konunun uzmanları ve paydaşları ile birlikte hazırladığı Deprem Seferberlik Planı çerçevesinde, İstanbul’u depreme karşı dirençli bir kent yapma konusunda çalışmalarına devam etmektedir. Ancak, Türkiye’de afete hazırlıklı olma durumuna yönelik faaliyetleri yürümekte olan AFAD tarafından hazırlanan İl Afet Risk Azaltma Planı’nda afet risk azaltımında sorumluluğu büyükşehir ve ilçe belediyeleri ile vatandaşlara yönlendiren yaklaşım, İstanbul’un depreme dirençli bir kent haline getirilmesi konusunda İBB, ilçe belediyeleri ve İstanbulluları kentin fiziksel olarak hasar görebilirliğinin azaltılması yönündeki en temel çalışmalardan biri olan kentsel dönüşüm ve güçlendirme çalışmalarında ciddi bir yük altında bırakmış durumdadır. Bu durum, İstanbul’un beklenen Marmara depremine ve diğer tüm olası risklere karşı hazırlıklı olması için önünde uzun bir yol olduğuna işaret etmektedir” denildi.
İSTANBUL’UN DEPREME HAZIRLIK ÇALIŞMALARI
Raporda 17 Ağustos 1999 depreminin üzerinden geçen 25 yılda İstanbul’un depreme karşı dayanıklı bir kent haline getirilemediği belirtildi.
Olası senaryolara göre İstanbul’da 7,5 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmesi halinde, gece olduğu takdirde 14 bin 150, gündüz olduğu takdirde ise 12 bin 400 can kaybı yaşanacağının tahmin edildiği aktarıldı.
İstanbul’daki binaların ortalama yüzde 17’sinin (yaklaşık 194 bin bina) orta ve üstü seviyede hasarlı, yaklaşık 972 bin binanın ise hasarsız veya hafif hasarlı olmasının beklendiği kaydedildi. İBB’nin depreme hazırlık için hız verdiği çalışmalar şöyle özetlendi:
-Kahramanmaraş Depremi’nin ardından “İstanbul Deprem Bilim Üst Kurulu” toplandı ve “Deprem Seferberlik Eylem Planı” hazırlandı.
-İstanbul Deprem Seferberlik Planı, olası afete yönelik çalışmaları 14 başlık altında topladı. 2019’dan bu yana olası afet riskine karşı dayanıklılığı arttıracak toplam 18,8 milyar TL bütçeli 52 proje tamamlandı.
-Devam etmekte olan metro inşaatlarını da içeren 15,5 milyarı metro projesi olmak üzere 45,5 milyar TL’lik 66 proje halen devam ediyor.
-2019’dan bu yana 91 adet nazım imar planı güncellendi, 36 ilçede müktesep (kazanılmış) hak plan notları onaylandı.
35 BİN BİNA İNCELENDİ
-2019 yılından bu yana 35 bin binanın hızlı risk taraması tamamlandı. Toplam bin 454 farkındalık eğitimiyle 210 bin 599 kişiye ulaşıldı.
-2024 yılı Şubat ayında tamamlanmak üzere 257 kilometrekarelik alanda depreme yönelik mikrobölgeleme çalışması sürüyor. Eyüpsultan ve Sultangazi ilçelerinde yeni konut alanlarında bin 226 bağımsız birimin inşasına devam ediliyor.
-Önümüzdeki dönemde 115 bin binanın hızlı taraması, 127 kilometrekarelik alanda depreme yönelik “Mikrobölgeleme Rapor ve Haritalama Çalışması”, “Deprem Erken Uyarı ve Acil Müdahale Sistemi” ve “Afet Sonrası Acil İletişim Ağı” yapılması planlanıyor.
-KİPTAŞ, 2019’dan itibaren Silivri’de 1966, Tuzla’da 500 ve Pendik’te 331 bağımsız birimden oluşan beş sosyal konut projesi tamamladı. Bayrampaşa’da 2473, Zeytinburnu’da 1339, Beyoğlu’da 130 ve Kadıköy’de 1134 daire olmak üzere dört kentsel dönüşüm projesi hayata geçirildi.
6 MİLYONLUK KİRA DESTEĞİ
-2019 yılından bu yana 220 bağımsız birime toplam 6 milyon TL’lik kira desteği verildi.
-2019’dan bu yana kamusal kullanımda ve anıt eser olan 62 tarihi yapı güçlendirilerek restore edildi. İstanbul genelinde 3 bin 500 metruk tarihi yapı tespit edilerek 985 yapı özelinde işlem başlatıldı.
-Acil ulaşım için kullanılacak ulaşım sisteminin afetlere karşı dayanıklı hale getirilmesi amacıyla 2019’dan bu yana 93 adet yaya üst ve alt geçit, 8 adet araç alt ve üst geçit köprü güçlendirme, 16 adet deniz yapısı, 40 adet karayolu sanat yapısı güçlendirme projesi ve Büyük İstanbul Otogarı Viyadük Güçlendirme projeleri tamamlandı.
-2019’dan bu yana Park Bahçe ve Yeşil Alanlar Daire Başkanlığı tarafından afet anında ve sonrasında kullanılma potansiyeli olan 7 milyon 730 bin metrekare büyüklüğünde açık ve yeşil alan düzenlemesi yapıldı.
-33 adet deprem dirençli park ile 17 adet güneş enerji sistemli tuvalet ünitesinin yapımı halen devam ediyor. 70 adet daha deprem dirençli parkın projelendirilerek yapılması planlanıyor.
]]>SON DEPREMLER LİSTESİ
Yaşanan depremlerin saatini ve büyüklüğünü anlık olarak takip etmek mümkün. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Bölgesel Deprem- Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezi (BDTİM) tarafından kaydedilen depremlere aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
AFAD SON DEPREMLER

“İSTANBUL’DA 100 BİN BİNA YIKILACAK”
Olası Marmara depreminde İstanbul’da çok kayıp verileceğini ifade eden İstanbul Teknik Üniversitesi Deprem Mühendisliği ve Afet Yönetimi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Türkiye’de afete dair plan ve programın olmadığını ifade etti.
Prof. Dr. Kadıoğlu, şöyle konuştu:
-Deprem olduktan sonra bu şehri yeniden nasıl yapılandıracağız, enkazı nereye dökeceğiz, kalıcı konutları nerede yapacağız? Buna yönelik plan ve program yok. Tamamen refleks üzerine hareket ediyoruz, bu bizim en büyük problemimiz.
-Büyük bir seferberlik yapılırsa 3-5 senede deprem riskini azaltabiliriz. Bunu tek başına bakanlık, valilik, belediye yapamaz, bütün herkes bir araya gelecek.
-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan herkesi toplamalı, yurt dışından kredi alması gerekiyorsa alınmalı ve herkesi yönlendirmeli, yoksa bu işin altında kalacağız.
“DEPREME, YARIN OLACAKMIŞ GİBİ HAZIRLANMAMIZ LAZIM”
Marmara Bölgesi’ndeki fayların 1509,1766 ve 1902 yıllarında kırıldığını ifade eden Prof. Dr. Kadıoğlu, şöyle konuştu:
-Kuzey Anadolu Fay Hattı Marmara Denizi’nin içinden geçiyor. En son 1999’da Kocaeli’nde kırıldı.
-1902’de kırılan bir kısım var ortadaki kısmın kırılmasını bekliyoruz. En eski kırılan 1509, o daha önce kırılır, orada enerji birikmiş diye düşünüyoruz. Marmara’da deprem olacak mı olmayacak mı diye bir şey söz konusu değil, deprem olacak ama tam zamanını, gününü ve saatini bilmiyoruz.
-Baktığınız zaman 500 yılı geçtik, o yüzden depremin eli kulağında. Bana ‘deprem ne zaman olacak ?’ diye soranlara ‘yarın olacak’ diyorum. Depreme, yarın olacakmış gibi hazırlanmamız lazım.
-Bu oynanacak bir kumar değil, burada canımız söz konusu. Herkes; aile, birey, iş yeri, sanayi, fabrika, sokak, okul, ilçe, şehir ve ülke yarın deprem olacakmış gibi hazırlanmak zorunda.
“BU BİR MİLLİ GÜVENLİK VE BEKA PROBLEMİ”
Türkiye’de 1999 Gölcük depreminden sonra çok şey yapıldığını ancak yapılanların yetmediğini söyleyen Prof. Dr. Kadıoğlu, şöyle konuştu:
-İstanbul’da 100 bin binanın yıkılacağını biliyoruz. Her bina başına 100 kişi koysak, 10 milyon arama kurtarmacı lazım. Böyle bir şey yok, ölmeye planlanmış gibiyiz.
-Bir an önce bu 100 bin binayı 100 binaya indirmemiz lazım. Eğer bu riski önceden azaltmazsak bu afetin altından kalkamayız, afeti yönetemeyiz, mümkün değil. Bu bir arama kurtarma problemi değil, bu bir risk yönetimi problemi.
-Apartmanımızda metrekare ve kuruş hesabı yapmamalıyız, herkes sağlam evde oturmak istiyor ama para vermek istemiyor, herkes ‘evim sağlam olsun’ diyor ama metrekaresi küçülmesin istiyor, böyle bir şey yok.
-O yüzden benim tavsiyem şu; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İstanbul’a gelip belediye başkanları, valilik, STK’lar, ticaret odası, sanayi odası hepsini toplayıp acil olmayan bütün yatırımları dondurup ‘bu 100 bin binayı deprem olmadan nasıl güçlendirebiliriz’ diye düşünmeliler.
-Bu bir milli güvenlik ve beka problemi. Türkiye’nin gayri milli hasılasının büyük bir kısmının yok olma tehlikesi var. Büyük miktarda insan kaybedeceğiz. Türkiye için en büyük problem bu.
“BİZ AFET YÖNETİMİNİ TERSTEN ANLAMIŞIZ”
– En basit bir hesapla 100 bin binanın yıkıldığı yerde 10 milyon arama kurtarmacı lazım. İstanbul’dakilerin aileleri de afetzede olmasa diğer illerdeki insanları toplayıp anında buraya getirsek hepsi 40 bin kişi. Her enkazın başına bir kişi bile koyamayız, koysak bile ölenleri geri getiremeyeceğiz.
-‘Biz insanları nasıl enkaz altından kurtarırız değil,’ ‘ne yaparsak insanlar enkaz altında kalmaz’ diye çalışmamız lazım. Biz afet yönetimini tersten anlamışız. ‘Afet olacak, arayacağız, kurtaracağız’ bu afet yönetimi değil. Kriz yönetiminden risk yönetimine geçmemiz lazım.
“DENİZCİLİKTEN TAŞIMAYI, ULAŞIMI VE TAHLİYEYİ PLANLAMAMIZ GEREKİYOR”
İstanbul’un kıyılarında daha önce tsunami oluştuğunu ve yine olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Kadıoğlu, “Tsunami kıyılarda yaşayanların bilmesi gereken bir tehlike. Tersaneler, limanlar, kıyıdaki iskeleler bunlar çoğu dolgu alanlarında yapılmış, bunlar mutlaka zarar görecek, hiçbir şeye güvenemeyiz, hepsini kontrol etmemiz gerekiyor. Ona göre biz denizcilikten taşımayı, ulaşımı ve tahliyeyi planlamamız gerekiyor” dedi.
“İSTANBUL KAPTANI OLMAYAN PUSULASIZ BİR GEMİ GİBİ OKYANUSTA GİDİYOR”
İstanbul’un obez bir şehir haline geldiğini söyleyen Prof. Dr. Kadıoğlu, şu ifadeleri kullandı:
-İstanbul yaşanmaz bir şehir haline dönüştü. İstanbul’un yolları, toprakları ve havası bu trafiğe ve insana yetmiyor, İstanbul’un suyu yetmiyor, artık çöküntüye giden bir şehir.
-İstanbul’da bir günde iki, üç yere gidemezsin, en fazla bir yere gidebilirsin. İstanbul’u büyüterek yaşanmaz bir hale getirdik.
-İstanbul’un sınırları ve karakterinin belli olması lazım, kaç milyon kişiyi besler, herkesin buraya mı gelmesi lazım?
-İstanbul sanayi kenti mi, turizm kenti mi, eğitim kenti mi? Buna karar vermemiz lazım. İstanbul şu anda kaptanı olmayan pusulasız bir gemi gibi okyanusta gidiyor” diye konuştu.
“BU İŞİN ALTINDA KALACAĞIZ”
Deprem krizi ile ilgili plan ve programın olmadığını söyleyen Prof. Dr. Kadıoğlu şunları ekledi:
-Yer bilimci arkadaşlar 7.4, 7.6 civarında büyüklükte bir depremin Çınarcık fayında olacağını bekliyor. Bu işin afet yönetiminde biz faylarla uğraşmayız, yer bilimcilerden en kötü senaryoyu alıp ona hazırlanmaya çalışırız.
-Kahramanmaraş’ta bir sismik boşluk olduğunu biliyorduk, yani Türkiye’de nerede deprem olacağı biliniyor. Şu an da 5-6 nokta var, birisi Marmara, burada deprem olacak bunu herkes biliyor ama deprem olduktan sonra bu şehri yeniden nasıl yapılandıracağız, enkazı nereye dökeceğiz, kalıcı konutları nerede yapacağız? buna yönelik plan ve program yok.
-Tamamen refleks üzerine hareket ediyoruz, bu bizim en büyük problemimiz. Büyük bir seferberlik yapılırsa 3-5 sene de deprem riskini azaltabiliriz.
-Bunu tek başına bakanlık, valilik, belediye yapamaz, bütün herkes bir araya gelecek. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan herkesi toplamalı, yurt dışından kredi alması gerekiyorsa alınmalı ve herkesi yönlendirmeli yoksa bu işin altında kalacağız.
]]>
İmamoğlu 8 istasyonlu 10.9 kilometrelik Çekmeköy–Sancaktepe-Sultanbeyli metro hattının ilk etabının test sürüşünü gerçekleştirdi. Metro mart ayında açılacak.
AKŞENER ‘OĞLUM’ DİYORDU
AKP İBB için Çevre Şehircilik eski Bakanı ve İstanbul Milletvekili Murat Kurum’u aday gösterdi. Kurum da projelerini açıklayarak çalışmaya başladı. Kurum’dan sonra 6’lı masanın ortaklarından İYİ Parti de İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu ile sahaya çıktı. Kavuncu, geçmişte sıkı dostluk ilişkisi olan İmamoğlu’na karşı mücadele edecek. Böylelikle Meral Akşener de Cumhurbaşkanı yardımcısı adayı gösterdiği ve “oğlum gibi” dediği Ekrem İmamoğlu’na karşı aday çıkarmış oldu.
İKİSİ DE TRABZONLU
Saadet Partisi de İstanbul Milletvekili Birol Aydın’ı İBB adayı yaptı. Ümit Özdağ’ın Zafer Partisi ise eski Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Azmi Karamahmutoğlu’nu aday gösterdi. Karamahmutoğlu da Ekrem İmamoğlu gibi Trabzon doğumlu… Memleket Partisi ise İstanbul’da CHP eski Milletvekili ve Devlet eski Bakanı Malatyalı Mehmet Sevigen ile yarışacak. DEM’in Büyükşehir için aday çıkarması da dengeleri etkileyecek. Demokrat Parti’nin de aday çıkarması halinde rakip sayısı 8’e çıkacak.
İmamoğlu’ndan rakibiyle ilgili ilginç tespit:

Kurum, Kanal İstanbul’u ağzına bile almıyor
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çekmeköy-Sancaktepe-Sultanbeyli Metro Hattı’nın test sürüşünü gerçekleştirdikten sonra gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Cumhur İttifakı’nın İBB Başkan adayı Murat Kurum’un kreşlerden, ulaşıma, metrolardan taksi sayısının arttırılmasına kadar mevcut yönetimin projelerini vaat olarak açıklaması ile ilgili değerlendirmesi soruldu.
İNCE KARARI GÖZDEN GEÇİRSİN
İmamoğlu, rakibi Murat Kurum’un İstanbul için açıkladığı vaatlerin kendi projelerinden kes-kopyala-yapıştır olduğunu söyleyerek “Biz 5 yılı bile dolmamış bir yönetim iken bu şehri 20 yıla yakın yönetmiş bir anlayışın bugün bizim projelerimiz üzerinden proje açıklamak zorunda kalması ve hayati diye tarifledikleri İstanbul’a çağ atlatacak diye söyledikleri Kanal İstanbul’u ağzına bile almamış olması bugün baktığımızda yine halkı aldatmaya dönük bir yolculuğu tarifliyor. Ama bizim milletimiz aldanmaz” dedi. Memleket Partisi lideri Muharrem İnce’nin seçime ayrı olarak girme kararı, CHP’yi, “DEM’lenmekle” itham ettiği açıklaması ve “Özgür Özel ve İmamoğlu, 1991 seçimlerini bilmezler. SHP o dönem böyle bir yol yürümüştü. Onlar bilmiyorlar tabii yaşları yetmez” ifadelerinin sorulması üzerine İmamoğlu şöyle konuştu: “Sayın İnce ile birkaç kez görüştüm. Ve görüşmelerimiz bu söylemlerinin tam tersi bir durumdu. Açıkçası niçin bu duruma geldi ben bilmiyorum. Çünkü benimle söylemleri ve konuşmaları veya şahsıma dönük şu cümleleri söylemişse bu cümlelerin muhatabı değilim. Sayın İnce ile biz bu tonda, bu dilde ve bu kavramlarla konuşmadık. 1991’i bilmemek suç değil. 2019’u bilmek marifet. Umut ederim sayın İnce bu kararını gözden geçirir.”
]]>Program kapsamında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Kral Oidipus” 22-23 Ocak’ta, “İfiggenya” 24-27 Ocak’ta sahnelenecek.
Hafta boyunca “Godot Geldi” Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, “Geçit” Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, “Öldün Duydun mu?” Ümraniye Sahnesi’nde temsil yapacak.
Franco rejimi tarafından rehin alınan iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino’nun yaşadıklarını ela alan “Ay, Carmela” Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, “Yaftalı Tabut” Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde, “Cadı Kazanı” ve “Çingene Boksör” Kadıköy Gazhane Müze Büyük Sahne’de tiyatroseverlerin karşısına çıkacak.
Beylikdüzü Yakuplu Rasim Öztekin Sahnesi’nde ise 27 Ocak’ta “Uçurtmanın Kuyruğu” oyunu sahneye koyulacak.
Hafta sonunda ise çocuk oyunları “Fındıkkıran”, “Herkes Sihirbaz Olacak”, “Elma Kurdu Kırtık”, “Bir Gece Masalı”, “Çöpsüz Dünya” ile “Bekçi ile Postacı” Şehir Tiyatrolarının sahnelerinde boy gösterecek.
İstanbul Devlet Tiyatrosunda (İDT) bu hafta (21-28 Ocak) 6 farklı oyun seyircilerin beğenisine sunulacak.
Meciyeköy Büyük Sahne’de “Düdüklüde Kıymalı Bamya”, “Ayak Bacak Fabrikası”, Mecidiyeköy Stüdyo Sahne’de “Tek Başıma”, Üsküdar Tekel Sahnesi’nde “Parmak”, Üsküdar Stüdyo Sahne’de “Çarpışma”, Garibaldi Sahnesi’nde “Çağrılmadan Gelen” oyunları sahnelenecek.
Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülüne layık görülen Fransa yapımı dram filmi “Anatomie d’une chute (Bir Düşüşün Anatomisi)” 22, 24, 26, 28 Ocak’ta AKM Yeşilçam Sineması’nda izleyiciye ulaşacak.
SAHNE SANATLARI VE KONSERLER
Oyuncu Engin Günaydın’ın yazıp yönettiği “Hücreler” isimli tiyatro oyunu 21, 28 ve 29 Ocak’ta Maximum Uniq Hall’de tiyatroseverlerle buluşacak.
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ölümsüz eseri “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”, Serkan Keskin’in onlarca surete büründüğü, sinema ve tiyatronun iç içe geçtiği çağdaş bir uyarlama olarak 23 Ocak’ta Atatürk Kültür Merkezi’nde.
Zuhal Olcay, Haluk Bilginer, Özlem Zeynep Dinsel, Yiğit Özşener, Gözde Kırgız ve Kıvanç Kılınç’ı sahnede buluşturan Eugène Ionesco’nun eseri “Kel Diva”, 22 Ocak’ta Oyun Atölyesi, 23 ve 24 Ocak’ta da Maximum Uniq’te.
Modern teknoloji ve Kenan Ece’nin Türkçe seslendirmesi ile 360 derece deneyime dönüşen “Küçük Prens: Bir Dostluk Hikayesi”, Dubai, Bükreş ve Antalya’nın ardından izleyiciyle buluştuğu Fişekhane ve Maximum Uniq Box’ta sömestir tatili boyunca sürecek. Saint Exupéry’nin kitabının modern bir adaptasyonu olan gösteri 45 dakika boyunca geleneksel tiyatro, animasyon ve dijital sanatı harmanlıyor.
Besteci Giacomo Puccini’nin başyapıtlarından biri olarak kabul edilen “La Boheme” Operası, 25 Ocak’ta Atatürk Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluşacak. İtalyanca seslendirilecek eseri, Evin Atik sahneye koyuyor. İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası’nı ise İbrahim Yazıcı yönetiyor.
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde düzenlenen 25 Ocak’ta “Yazar-Editör Sohbetleri”nin konuğu yazar Murathan Mungan ile editör Müge Gürsoy Sökmen olurken, “Bir Arada” konserleri kapsamında ise 26 Ocak’ta Deniz Taşar ve Seda Erciyes sahne alacak.
SERGİLER
Milli İstihbarat Teşkilatının 97. kuruluş yılına ithafen hazırlanan “Temas İstanbul” sergisi AKM Galeri’de, Ömer Koç Koleksiyonu’ndan seçilen eserlerle oluşturulan “Farz Et Ki Sen Yoksun” adlı sergi Arter’de ziyaret edilebilir.
Neyzen, besteci ve yapımcı Mercan Dede’nin 30 yıllık görsel sanat çalışmalarının bir seçkisinden oluşan “Sen Potansiyellerle Doğdun” sergisi Beyoğlu’ndaki Casa Botter Binası’nda, “Meşgul Şehir: İşgal İstanbul’unda Siyaset ve Gündelik Hayat, 1918-1923” sergisi ise İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Galerisi’nde sanatseverleri bekliyor.
]]>İmamoğlu, Eyüpsultan-Bayrampaşa Tramvay Hattı ve Sefaköy-Beylikdüz-TÜYAP Metro Hattı projelerinin 2024 Cumhurbaşkanlığı Yatırım Programı’na alınmamasına tepki gösterdi.
“MİLLETİMİZE BUNLARI ŞİKAYET EDECEĞİM”
İmamoğlu kararla ilgili şunları söyledi:
“Dün konuşma yaptım. Üsküdar’da yaptığımız temel atma töreninde ‘yatırım planını açıklayacaklar. İki önemli konumuz var orada. Bayrampaşa- Eyüpsultan tramvay hattımız ve Sefaköy- Beylikdüzü metro hattımız.
Bakın bunların kaynağı hazır. Yurt dışından temin ettiğimiz uygun ve uzun vadeli kredisi hazır. Bir tek ne biliyor musunuz? Yatırım planına alınması. Yatırım planı, devletin kaydına alınmak. Başka hiçbir katkısı yok.
Bizim alacağımız krediye bir kefaleti yok. Ya da bir katkıları yok. Bir onay, yatırım planını almak. Eninde sonunda verecekler. Vermek zorundalar.
Milletini cezalandıranı, millet sevmez. Bu milleti cezalandırıyorlar. Ben Eyüpsultan’da, Bayrampaşa’da, Beylikdüzü’nde, Avcılar’da, Büyükçekmece’de, Başakşehir’de, Küçükçekmece’de hatta Bakırköy’de hatta Bahçelievler’de milletimize bunları şikayet edeceğim” dedi.
“DOMİNO TAŞI GİBİ ÇÖZÜLECEKLER”
İmamoğlu şöyle devam etti:
“Millet, kendisine verilecek hizmeti engelleyeni sevmez. Dün bunu yatırım planına almayan insanların İstanbul halkına borçları var. Ben bizzat Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısına bunu özenli bir biçimde telefonda ilettim.
Kendisine bunun uzunca ne kadar önemli olduğunu, hangi kuruluşlardan kredilerinin temin edildiğini, ön protokollerinin yapıldığını, ne kadar milyon insana hizmet edeceğini yazıyla da bildirdim.
Hem sözlü, hem yazılı bunun ne kadar önemli olduğunu anlattım. Neredeyse bir buçuk ay önce. Şimdi yatırım planının alınmaması… Listeye ekliyorsunuz. Listenin altına iki satır daha ekliyorsunuz. Çok acayip bir durum.
Bunlar seçim için her şey mubahtır anlayışının en fanatik bireyleri. Ama tekrar söylüyorum; bunları mazeret olsun diye de anlatmıyorum. Bunlar öyle bir domino taşı gibi çözülecek ki göreceksiniz.
16 milyon insanımızın baskın kuvveti, iradesine set vurulamaz anlayışı göreceksiniz hem sandıkta karşılığını bulacak, o sandıktan çıkan o gücün de karşısında bütün bu çektirilen sıkıntıların zulümlerin tam tersine hareket etmek zorunda kalacaklar.
Ben bu tutum ve tavrından dolayı kim buna mani oluyorsa kınıyorum. İstanbul halkı adına kınıyorum. Bu yanlışı düzeltmeleri için de acilen çağrı yapıyorum.
Bırakın İstanbul’un Sefaköy’den başlayıp Beylikdüzü’ne giden hem metrobüs hattını hafifleten, hem metroyla beraber İstanbul’un batısını bütün İstanbul’a bağlayan hem de Eyüpsultan’ı Bayrampaşa halkını bu hizmetten mağdur etmeyin diyerek şikayetimi yapıyorum.”
“UMARIM BU YANLIŞTAN DÖNERLER”
İmamoğlu, yatırım planına ara dönemde ilaveler yapılabildiğine dikkat çekerek “ Daha önce uygulamaları yaşandı. Bu yanlışlarından istedikleri zaman dönebilirler. Sadece ocak ayında açıklanacak diye bir kural yok. Sefaköy- Beylikdüzü süreci neredeyse artık bir buçuk senesini buldu. Her geçen zaman ihaleyi geciktiriyor. İhaleyi geciktirince süreçler istediğimiz düzlemde ilerleyemiyor. Biz bunu Türkiye’de yatırımlar yapan, Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası’nı açıklayamıyoruz bile. Onlar da niçin diyorlar. ‘Her şeyiniz tamam. Uluslararası düzeyde biz de inceledik, baktık, her şey on numara. Niçin?’ diye soruyorlar. Utanç verici. Umarım bu yanlıştan dönerler” dedi.
KURUM’A: ALIŞMAK İÇİN ZAMANA İHTİYACI VAR
Gazetecilerin Cumhur İttifakı’nın İBB adayı Murat Kurum’un sosyal medyada paylaşılan bir videoda TOKİ mağduru bir vatandaşı dinlemeyip kamera kapatmaya çalışması ile ilgili sorusu üzerine İmamoğlu şöyle konuştu:
“Toplumla yüz yüze gelmek, onlarla hasbihal etmek her zaman burun buruna sohbet etmek tabii biraz alışkanlık ister. Alışmak için biraz zamana ihtiyacı ar. Yani o diyalog biçimi kolay değildir. Sabır kolay değildir. Biraz zamana ihtiyacı var.
Bir alışma dönemi yaşayacak. Zaten herhalde o kadar yaşayacak. Ondan sonra 31 Mart’tan sonra görev yerine geri döner” karşılığını verdi.
Yine Kurum’a Beykoz’da evi yıkılan bir vatandaşın 5 yıldır İBB’nin kentsel dönüşüm yapmasını beklediğini söylediği görüntülerin hatırlatılması üzerine de “Ben ilk gün sordurdum; ‘Yıktığınız ve beklettiğiniz bir yer var mı’ diye. Böyle bir yer yok. O hanımefendiye çağrı yapıyorum, lütfen bizi arayın.
Ben tatilde değilim, İstanbul’dayım. Kendisini bekliyorum. Bizi arasın. Bakalım binası neredeymiş? Beni herkes bulabiliyor. O da muhtemelen tak diye bulabilir. Bizi lütfen arasın. Beni eğer bir gün içinde aramazsa bu işin sağlam bir kurgu olduğuna inanacağım yoksa…”
]]>BARAJ DOLULUK ORANI YÜZDE 58,57
Barajlardaki doluluk, bugün itibarıyla yüzde 58,57 olarak ölçüldü.
İstanbul Barajlarının güncel doluluk oranları
Ömerli %77.53
Elmalı % 82.67
Istrancalar % 48.91
Darlık % 72.89
Alibeyköy %69.35
Terkos %48.78
Büyükçekmece % 50.55
Sazlıdere % 41.06
Kazandere % 41.43
Papuçdere % 25.92
SON BİR YILDAKİ EN YÜKSEK SEVİYE
Özellik geçtiğimiz yıl yaşanan yağış azlığı nedeniyle yüzde 18 seviyelerine kadar inen baraj doluluk oranı ulaştığı yüzde 58’lik seviye ile son bir yıldaki en yüksek oranı yakaladı.
Son bir yılda en düşük seviye yüzde 18 ile Eylül ayında yaşanırken, yağışlarla yaşanan yükseliş ile bu oran üç ayda yüzde 58’e ulaştı.

SONBAHAR YAĞIŞLARI KURAKLIĞA İLAÇ OLDU
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, İstanbul’da bir kuraklıktan bahsedilebileceğini, bu sonbaharda normalin üzerinde yağış sayesinde barajların dolduğunu ve gelecek için bugünden tedbir alınması gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin 2024 yılı yağış değerleri hakkında bilgi veren Toros, kuraklık kavramının değişkenlik arz ettiğini, bir bölgede olması gereken yağışın görülmemesi ve barajlarda yeterince su olmaması durumunda hidrolojik kuraklıktan bahsedilebileceğini kaydetti.
Ülkede 2020-2022 yılları arasında son 20 yılın verilerine göre normalin altında bir yağış görüldüğüne dikkati çeken Toros, “Türkiye geneli yıllık yağış ortalaması 573,4 milimetre (mm). Bu değer, 2022’de 503,8 mm, 2021’de 524,8 mm ve 2020’de 500.1 mm olarak gerçekleşmiştir. Yağış miktarının, 2020’den sonra 574 milimetrenin çok altında olduğunu görüyoruz.” dedi.
SONBAHAR YAĞIŞLARI NORMALİN ÜZERİNDE GERÇEKLEŞTİ
İstanbul’da 16 milyon insanın yaşadığını ve ortalama 3 milyon metreküp su kullanıldığını vurgulayan Toros, şu değerlendirmeyi yaptı:
“İstanbul’da 2022 Kasım ayında barajlardaki doluluk oranı yüzde 16 civarındaydı. Bu, son 10 yılın en düşük seviyesiydi. İşte bu nedenle İstanbul’da bir kuraklıktan bahsedebiliriz. Bu da 2020-2022 yılları arasında yeterince yağış alamamamızdan kaynaklanıyor. Son 2-3 yılda Anadolu’da bir kuraklık yaşandı ve İstanbul’da barajlardaki su seviyesi çok düştü. 2023 sonbahar yağışlarının normalin üzerinde gerçekleşmesi kuraklığa can suyu oldu. Bu sonbahar yağışları sayesinde İstanbul barajlarında 2023 yılında ölçülen yağış miktarı 852 mm ile son 10 yılın üçüncü büyük değerine ulaştı.
Türkiye geneli sonbahar yağış normali (1991-2020) 132,7 mm, 2022 sonbahar mevsimi yağışı 96,3 mm, 2023 yılı sonbahar mevsimi yağışı ise 162,6 mm olarak gerçekleşti. Ülke genelinde sonbahar yağışları normaline göre, yüzde 23, geçen yıl sonbahar mevsimine göre yüzde 69 artma gösterdi. Tüm bölgelerde yağışlarda normaline ve geçen yıl yağışlarına göre artma kaydedildi ve en fazla artış yüzde 41 ile Doğu Anadolu Bölgesi’nde gerçekleşti.”
2024 YAĞIŞLI BAŞLADI
Yağıştaki projeksiyona göre tablonun olumlu olduğunu, Türkiye’de 2020’den bu yana yaşanan kuraklığın ardından 2024’ün yağışlı başladığını ve İstanbul’da barajların doluluk oranının şu an itibarıyla yüzde 52 seviyesine ulaştığını belirten Toros, “Bu, son 12 ayın en yüksek seviyesi. Başta İstanbul olmak üzere ülke genelinde yağışlı bir yıl bekleniyor.” ifadesini kullandı.
Son yıllarda aşırı sıcak, aşırı soğuk ve aşırı yağış gibi ekstrem olayların yaşandığını hatırlatan Toros, “170 yıldır artan fosil yakıt kullanımı, atmosferdeki sera gazlarını artırıyor. Sera gazları güneşten gelen ve giden enerji dengesini bozuyor. Yeryüzü daha fazla ısınıyor. Isınma küresel iklim değişikliğine, buzulların erimesine, okyanusların ısınmasına, su seviyesinin yükselmesine, fırtınalara, orman yangınlarına ve kuraklığa neden oluyor. Dünyadaki sıcaklık şu anda 1900’lü yıllara göre bir derece arttı. Tahminlere göre, artmaya da devam edecek. Bir ayda yağması gereken yağışın birkaç saat içinde yağdığını görüyoruz. Üstelik bu bir anda yağan yağışlar yer altı sularını da beslemiyor. ” değerlendirmesinde bulundu.
“TEDBİR ALINMAZSA BİR KURAKLIKLA KARŞI KARŞIYA KALABİLİRİZ”
Hüseyin Toros, Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığını ve kuraklığa karşı önlem alınması gerektiğinin de altını çizerek, sözlerini şöyle noktaladı:
“Ülke olarak, ‘Suyu daha verimli nasıl kullanabiliriz?’ sorusuna cevap aramamız gerekiyor. Bunun için akıllı tarıma geçilmesi ve su havzalarındaki suyun geleceğine yönelik planlamalar yapılması lazım. Uzun vadeli çözümler üretmeliyiz. En önemlisi suyu tasarruflu kullanmalıyız. Yağmur hasadı, 3 yıllık su bütçesi yönetimi, uygun bitki örtüsü seçilerek çölleşmeyi önleyebiliriz. Suya bakış açımızı değiştirebilirsek suyun her damlasının değerli olduğunu kabul ederiz ve gelecekteki olası kuraklık için şimdiden önlem almış oluruz. Gerek Anadolu’da gerekse İstanbul’da her zaman kuraklık riski olabileceğini bilerek hareket etmeliyiz. Gelecek için bugünden tedbir almazsak bir kuraklık ile karşı karşıya kalabiliriz. O yüzden çözüm bizde.”
]]>“MESELE ÖLDÜRÜLEN TERÖRİST SAYISI DEĞİL”
Toplantıda konuşan Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, şehitlerden dolayı tanıtım programlarını iptal eden AKP ve CHP’yi eleştirdi:
– Terörle mücadele için yapılması gerekenleri tekrar Türk halkının gündemine taşıyacağız. Sayın Özgür Özel, eğer iptal etmeniz gereken bir şey varsa, DEM’e olan ziyaretlerinizdir. AKP de bir tanıtım programını iptal etmiş. AKP’nin de iptal etmesi gereken bir başka büyük teröristin Şeyh Said’in Diyarbakır’da 12 kilometrelik bulvara kayyum tarafından isminin verilmesini iptal etmesidir.
– Uzun yıllardan bu yana PKK ile yapılan mücadelenin stratejik bir anlayışa dayanmadığı, sadece operasyonel ve taktik bir anlayışla gerçekleştirdiği görülmektedir. Mesele öldürülen terörist sayısı değildir. Mesele bunun ötesinde tehdidi kökten bertaraf edecek bir stratejiyle teröre karşı etkin ve sonuç alıcı bir mücadele vermektir.
“İSVİÇRE’NİN BİLE ASKERİ HASTANESİ VAR”
– Türkiye karşı karşıya olduğu tehditleri etkili bir şekilde durduracak ve sınır güvenliğini sağlayacak asker sayısına sahip değildir. Asker sayısının hızla arttırılması ve eğitimlerin yoğun bir şekilde seviyesinin ve kalitesini yükseltilmesi gerekmektedir. Askeri sağlık sisteminin derhal kurulması gerekiyor.
– Türk halkına şunun cevabını kimse veremez; yüzyıllardan beri çarpışmayan, savaşa girmeyen İsviçre ordusunun bile askeri hastaneleri varken her gün çarpışan, her gün gazi ve şehit veren Türk Silahlı Kuvvetlerinin askeri hastaneleri neden yok? Derhal askeri hastanelerin kurulması gerekiyor. Bunun her platformda takipçisi olmaya devam edeceğiz.

KAÇAK GÖÇMEN VAADİ
Zafer Partisi İBB Başkan Adayı Azmi Karamahmutoğlu ise vaatlerini şöyle sıraladı:
– İstanbul halkı dolaşırken, çoluk çocuğuyla otururken ne cinsel ne fiziki ne sözlü hiçbir sataşmaya ve tacize maruz kalmayacaktır. Bunun yolu, yöntemi her neyse Zafer Partisi belediyeciliği adına, İstanbul halkına söz veriyorum. Hormonlu bir şekilde artan İstanbul nüfusunu sağlıklı bir şekilde seyreltebilmek için evvela kaçak ve göçmenle başlayabilmek için bir hanede çok sayıda kaçak mülteci nüfusun kalmasına izin vermeyeceğiz.
– İkametgah usulünde sınırlamalar getireceğiz. Alacağımız sosyal, maddi ve fiziki önlemlerle güçlü, kudretli kent yönetiminde söz sahibi olan, sözünü dinleten bir belediyecilik anlayışıyla yine eski güzel günlerde olduğu gibi çocuklarımız, gençlerimiz, İstanbul’un sokak ve caddelerinde, gündüz veya gece saatinde, yahut şafak söktüğünde gezip dolaşabilecek, kültürel, sanatsal, eğlence hayatına devam edebilecek.
Zafer Partisi’nin ilçe belediye başkan adayları ise şöyle:
Adalar: Hüseyin Avni Borluk
Kadıköy: Tuğrul Kihtir
Maltepe: Sibel Zeren
Tuzla Akın: Gürkan
Ümraniye: Jülide Sarıkaya Kurduoğlu
Bayrampaşa: Tarkan Güler
Beyoğlu: Selim Aydın Gümüşdal
Zeytinburnu: Aydemir Alıçlar
Avcılar: Umut Basmacı
Bahçelievler: Ulaş Öztürk
Bakırköy: Türker Tolga Topaloğlu
Pendik: Kürşat Dağ
Beylikdüzü: Özcan Aksu
Büyükçekmece: Yaşar Öztürk
Küçükçekmece: Emre Met
Silivri: Murat Demirkol
]]>“BAZEN ACIYI BİLE BÖLÜYORUZ”
Kura törenine katılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, konuşmasının başında Pençe- Kilit operasyon bölgesinde şehit düşen 9 askere rahmet diledi. İmamoğlu şunları söyledi:
“Ne yazık ki hepimizin evine ulaşan acı haberle sarsıldık. Bu ülkenin pırıl pırıl genç evlatlarını, askerlerimizi şehit vermek elbette hepimizi üzüyor. Ben başta bir baba olarak üzülüyorum. Hepimizin evlatları bugün eğer yaşamlarını sürdürüyorsa, şehitlerimizin mücadelesi sayesinde. Biz bazen acıyı bile bölüyoruz. Şehitlerimizin verdiğimiz anlarda bile bu işi dönem dönem siyasetin bir parçası haline getirme çabalarını yaşıyoruz. Bu bizi büklüm büklüm ediyor, parçalıyor. Bu milletin hiçbir ferdinin bazı şeylerde duygu farklılığı olamaz. Bu milletin bayrağı, bu milletin vatanı, bu milletin birliği, beraberliği, bütünlüğü cennet vatanı hep birlikte var ettik. Hepimizin evinde şehit de var, gazi de var.”
“DEPREM DE BEKA SORUNU”
Depremin de bu ülke için bir beka sorunu olduğunu vurgulayan İmamoğlu 10 binlerce kişinin hayatını kaybettiği 6 Şubat depremlerinin birinci yılına girmek üzere olduğunu söyledi. İmamoğlu milyonlarca kişinin de deprem bölgesinde hala çözüm bekleyen derin sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade etti.
İstanbul’da beklenen depremin de bir beka sorunu olduğunun altını çizen İmamoğlu “Deprem, büyük bir tehlike olarak kapıda beklemektedir. Depremin ne zaman olacağını, kaç şiddetinde olacağına hiçbir etkimiz olamıyor. Bu doğanın bir gereği. İstanbul’da da yaklaşık 250 senede bir yüksek şiddette deprem oluyor. Ve biz aslında şu anda o devinimin, o dönemin ucunda yaşayan insanlarız İstanbul’da. Dolayısıyla bunu konuşmayalım. Bayılıyoruz bunu televizyonda bunun konuşulmasına. Ne zaman olacak? Şiddeti ne olacak? Zannediyoruz çok konuşulunca bir 20-30 sene daha ileri gidecek veya şiddeti biraz aşağıya düşecek” diye konuştu.

“İSTANBUL YÜZDE 60’INI ÜRETİYOR”
Riskli yapılarla ilgili çözüm bulunması gerektiğini ifade eden İmamoğlu, bu çözümün de kamu kurumları, halk ve sektör bileşenleriyle birlikte ortak akılla bulunabileceğini söyledi. İmamoğlu “Bu iş bütünlükçü bir hareket istiyor. Niçin beka sorunu biliyor musunuz? İstanbul ve çevresinin bu ülkenin gayr safi milli hasılasının yüzde 60’ını ürettiğini unutmayalım. Yani İstanbul aslında belli bölgelere, depreme ya da bir afete koşan, yetişir, çözüm de bulur. Ama İstanbul’a çözüm bulmak kolay değildir. Bu bakımdan en az hasarla en hafif haliyle inşallah Allah’ımıza dua ediyoruz; hep birlikte çalışarak başaracağımıza da inanıyoruz. Kimsenin burnunun kanamayacağı şekliyle depremleri atlatabilmenin yolunu çizmeli ve çözümlerini bulmalıyız” dedi.
“UTANÇ DUYMALIYIZ”
Kısa süre önce Japonya’da 7.6 şiddetinde meydana gelen depremde büyük bir can kaybı ya da trajik bir görüntü yaşanmadığına dikkat çeken İmamoğlu “Raporunu istedim. Biz bunu niçin yapmayalım? Niçin yapamayız. Yaparız. Şili yapmış, Arjantin yapmış. Biz yapamayacağız… Olmaz. Utanç duymalıyız. Bu işin elimize, yüzümüze, gözümüze bulaştırmayalım. Birlikte konuşalım. Birlikte çözüm bulalım. Hep beraber yapalım” dedi.

“250 MİLYON METREKÜP ENKAZ ÇIKACAK”
İmamoğlu “Bu şehirde Allah korusun bir deprem olduğunda 250 milyon metreküpün üzerinde enkaz çıkacak. Enkazın kaldırılmasının yükünü düşünün” diyerek yaptıkları lojistik yatırımlarını anlattı. İmamoğlu “Beka sorunu dediğimiz ekonomik olarak çok büyük zora sokacak olan bu deprem sürecine dair mücadelemizin gerçekten topyekun verilmesi ve devletimizin, milletimizin asla diz çökmemesi için birlikte hareket etmeli ve çözümler bulmalıyız” dedi.
“MİLLET İSTANBUL’A İHANET EDENLERİ SEVMEZ”
2019 yılında göreve geldiklerinden beri bir şahsın, şirketin ya da bir grubun özel çıkarı uğruna bir tek parsele özel imar çıkarılmasına izin vermediklerini vurgulayan İmamoğlu şunları söyledi:
“Böyle bir teklifi meclise asla getirmedik. O büyükşehir belediyesinin koridorlarını ben siyaset yaşamım ve belediye başkanlığı dönemlerinden dolayı yaklaşık 15 yıldır bilirim. Parsel bazında bir kişinin, bir grubun imar artışı meselesinde oralarda bu işin nasıl takip edildiğini ve adımlar atıldığını bilirim. Biz yapmadık, yaptırmadık, yaptırmayacağız. Bakın bu önemli. Bu şehre bir bütün bakmazsak bu millet nasıl yaşayacak? Mahalleler nasıl oluşacak? Evler nasıl bir araya gelecek? O evlerin okulları, sağlık ocakları, hastaneleri nasıl tasarlanacak meselesine bir bütün olarak bakmayı başaramazsak bu kadim şehri Fatih Sultan Mehmet’in, Mustafa Kemal Atatürk’ün bize emaneti İstanbul’a ihanet ederiz. Zaten bizden önce yönetenler çıkıp dediler ki; ‘Biz İstanbul’a ihanet ettik.’ Onun için millet İstanbul’a ihanet edeni sevmez. Biz bu tarz yapılaşmalara, imarlaşmalara, kaçak yapılara, işgallere asla göz yummadık yummayacağız. Kamuya ait alanlar, koruma alanları, su havzaları bizim için hassas bölgeler oldu, olmaya devam edecek.”
İSİM VERMEDEN RAKİBİ KURUM’U ELEŞTİRDİ
Karanfilköy’de gerçekleştirdikleri kentsel dönüşüme yönelik “rantı yüksek, çözümü kolay oldu” eleştirilerine Fikirtepe örneği ile yanıt verdi. İsim vermeden rakibi olan eski Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’u hedef aldı. İmamoğlu şunları kaydetti:
“Fikirtepe’ye ister D100 karayolundan gelirken bakın, ister 1. Köprü’yü geçtikten sonra aşağı inerken bakın, ister Harem’den gelirken bakın. Göreceğiniz tek şey kocaman bir beton blok duvar. Fikirtepe, fikirleşmeden gelir. Osmanlı döneminde aydınlanmanın en çok hissedildiği, konuşulduğu, sohbet edildiği mekanların olduğu Fikirtepe ne yazık ki ismine de yakışmayacak, İstanbul’a da yakışmayacak, Kadıköy’e de yakışmayacak bir pozisyona evrildi. Ben meslek yaşamımdan biliyorum. 2000’lerin başından itibaren Fikirtepe tartışması başlatıldı. Neler yapılmadı? Ben biliyorum uzaktan izledim. Kulak misafiri oldum. Gizli emsal artışları, gizli pazarlıklar, o zamanın büyükşehir belediyesi TOKİ, Emlak Konut, Şehircilik Bakanlığı dönem denen bu işe alet edildi. Ve kötü bir iş çıktı ortaya. Evini gecekondusunu veren gariban vatandaşımın hiçbirisi mutlu değil. Müteahhit mutlu değil, o da battı. Devlet de kurumlar da mutlu değil. Belki bilmediğimiz bir avuç insan mutlu. Onu da ben takip edecek değilim. Bu acı durumun yaşanmasının sebepleri var.

(Fikirtepe şu anda bu halde)
Gelelim Karanfilköy’e. 50 yıllık geçmişi var, kimse çözüm bulmadı. Her şey şeffaf yaptık. Bazıları şaşırdı, bu kadar şeffaf olmanın arkasında ne var diye. Arkasında bir tek şey var, bizim gönlümüzdeki iyi niyet var. Vatandaşımızın kazandığı yerde biz varız. Onların kaybettiği yerde biz yokuz. Ya da bir avuç insanın kazandığı yerde biz yokuz. Milletin kazandığı yerde biz varız. Bu kadar net. Vatandaşa rağmen, bilime, ortak akla rağmen iş yapılmaz. Güzel bir iş çıktı ortaya. Fikirtepe’yi alıp koyun bir maket olarak sol tarafa, Karanfilköy’ü koyun maket olarak sağ tarafa. Bütün İstanbullular seyretsin. İstanbul’un geleceğini kime emanet edeceğine de oradan karar versin.”

(Karanfilköy’de kentsel dönüşüm çalışmaları devam ediyor)
“İSTANBULLU TEMSİLCİYE OY VERMEZ”
İmamoğlu, Karanfilköy’deki kentsel dönüşümden yaratılan kaynakla Sarıyer Büyükdere Fidanlığı’nın ve Büyükada’daki otel ve plajın İstanbul’a kazandırıldığını anlattı. İmamoğlu “Övünç ile söyleyeyim biz olmasaydık 20-25 yıl daha burada uğraşırdınız. Bütün arkadaşlarıma söyledim. Yapacağınız her işi milletin huzurunda yapın. Bizim hiçbir gizli işimiz olamaz. Biz yaşamımızı bu işe vakfettik, kendimizi İstanbul’a da mühürledik kardeşim. Bu şehir, temsilciye değil, birinden izin alarak hareket edecek kişilere değil, 16 milyon insandan talimat alan, onların arzularını, isteklerini yerine getirene oy verir. Temsilciye oy vermez. İstanbul’un yönetim koltuğu, kumanda koltuğu önemlidir. O koltuğa oturan milletini dinleyecek, tam yol ileri diyecek. Tam yol ileri derken dönüp arkaya ‘acaba o ne der?’ diye korkarak bakıyorsa o İstanbul’un koltuğunda oturmasın” dedi.
“BU BİZİM MİLLİ MESELEMİZ”
Kentsel dönüşümde kamu kaynaklarının İBB’den uzak tutulduğunu da söyleyen İmamoğlu “Bazı bankaların bu sürece destek olmalarını hala sağlayabilmiş değiller. Ama biz çözüm üreteceğiz. Ama yüzlerine de vuracağız; ‘bu millete niçin yardımcı olmuyorsunuz’ diye yüzüne vuracağız. Ama yolumuza da devam edeceğiz. Çözüm bulacağız. Kaynak üreteceğiz. Sektörün bileşenleriyle vade farksız, fiyatı artmaksızın iş yaptıracakları sistemler sunacağız. İnsanlarımızı yaşamlarını yitirmeyecekleri, depremden korkmayacakları yuvalarına kavuşturacağız. Bu bizim milli bir meselemizdir. Milli bir sorundur. Çözümü için de gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
Hüseyin ve Gülbeyaz çiftinin oğlu olarak, Erzincan’da 1931’de dünyaya gelen Süreya’nın ailesi 1938’de sürgün edilince, Tunceli Pülümür’den Bilecik’e gitmek zorunda kaldı.
Kimi kaynaklara göre 1937’de, kimi kaynaklara göre ise sürgünden 6 ay sonra, 23 yaşında olan annesini kaybeden Süreya, iyi bir eğitim alması için İstanbul’da yaşayan halasının yanına gönderildi.
Bir yıl sonra babası, diğer çocuklarını da alarak İstanbul’a geldi ve çalışmaya başladı. Ancak aile yeniden, sürgün yeri Bilecik’e gönderildi.
Bilecik Ortaokulu’na başlayan Süreya, 1944’te babasıyla evlenen üvey annesi Esma’nın eziyetinden kaçmak için parasız yatılı okul sınavlarına girdi.
Derslerdeki başarısıyla öğretmenlerinin dikkatini çekti
Türkçe ve edebiyat derslerindeki başarısıyla öğretmenlerinin dikkatini çeken Süreya, 1947’de parasız yatılı olarak girdiği Haydarpaşa Lisesi’nin ardından, 1950’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümü’nde eğitim gördü.
Cemal Süreya, üniversitede öğrenciyken 23 Kasım 1953’te Seniha Hanım ile evlendi. Çiftin 3 Ağustos 1955’te kızları Ayçe dünyaya geldi.
Okuldan 1954’te mezun olan ve aynı yıl Eskişehir Vergi Dairesinde stajyer olarak göreve başlayan Süreya, Teftiş Kurulu sınavını kazanarak 11 Ağustos 1955’te maliye müfettiş yardımcısı olarak İstanbul’a gitti.
İkinci Yeni şiirinin öncülerinden kabul edildi
İlk şiiri “Şarkısı Beyaz” 1953’te “Mülkiye” adlı okul dergisinde çıkan Süreya, “İkinci Yeni” şiirinin öncülerinden biri kabul edildi.
Eserlerindeki ironiyi ortaya koyan “Gül” şiiri, Yeditepe dergisinde yayımlandığında 23 yaşında olan Süreya, Sezai Karakoç, Muzaffer Erdost, Nihat Kemal Eren ve Hasan Basri ile yakın arkadaş oldu.
Hem şiirleri hem de yazılarının yayımlanmasıyla dergi çıkarma düşüncesine giren Süreya, Temmuz 1959’da başladığı askerlik görevini 31 Aralık 1960’ta tamamladı.
Askerliğini yaparken fark dersleri vererek hukuk diploması da alan usta edebiyatçı, 1 Ağustos 1960’ta “Papirüs” dergisinin ilk sayısını yayımladı. Dört sayfalık dergiye ikinci sayıdan sonra 8 ay ara veren şair, üç sayı sonra Temmuz 1961’de dergiyi kapattı.
Maliye Bakanlığı tarafından bir yıllığına gönderildiği Paris’ten 1964’te İstanbul’a geri dönen Cemal Süreya, Maliye Teftiş Kurulundan arkadaşları Sezai Karakoç ve Doğan Yel ile 31 Temmuz 1965’te istifa ederek edebiyata ağırlık verdi.
Süreya, 1 Haziran 1966’da 3. kez “Papirüs”ü okuyucuyla buluşturdu ve Mayıs 1970’e kadar düzenli olarak aylık yayımladı.
Maliye Bakanlığındaki memuriyetine 1971’de dönen şair, İstanbul Hocapaşa Vergi Dairesi, Maliye Tetkik Kurulu, İstanbul Darphane ve Damga Matbaası Müdürlüğünde de görev yaptı.
Başyazılarını yazdığı “Oluşum” dergisinde ve kurucularından olduğu “Türkiye Yazıları” dergisinde yöneticilik de üstlenen Süreya, 1977’de “Politika” gazetesinin sanat sayfasında haftada bir yazdığı “Günübirlik” yazılarıyla gazete yazarlığına başladı.
Kültür Yayınları Danışma Kurulu üyeliği yaptı
Kültür Bakanlığı Kültür Yayınları Danışma Kurulu üyeliği de yapan ve “Papirüs”ü son olarak 15 Mart 1981’de çıkaran Süreya, çeşitli devlet kademelerinde görev aldıktan sonra 1982’de emekli oldu.
Eserlerini, Osman Mazlum, Adil Fırat, Ali Fakir, Ali Hakir, Ahmet Gürsu, Hüseyin Karayazı, Birsen Sağanak, Dr. Suat Hüseyin gibi farklı mahlaslarla kaleme alan Süreya, şiirin yanı sıra deneme, çocuk kitabı, günce, tenkit yazısı, şiir ve düz yazı tercümesi ve derleme de yazdı.
Cemal Süreya, ilk kitabı “Üvercinka” ile 1958’de Yeditepe Şiir Ödülünü, Arif Damar’la paylaştı.
İkinci kitabı “Göçebe”yle 1966’da Türk Dil Kurumu Edebiyat Ödülünü, “Sıcak Nal” ve “Güz Bitiği” kitaplarıyla 1988’de Behçet Necatigil Şiir Ödülünü aldı.
Yaklaşık 40 kitabı Fransızcadan Türkçeye çeviren ve dört kez evlenen Süreya, 9 Ocak 1990’da hayatını kaybetti ve Kulaksız Mezarlığı’na defnedildi.
Usta edebiyatçının eserlerinden bazıları şöyle:
“Şapkam Dolu Çiçekle”, “Göçebe”, “Günler”, “Güz Bitiği”, “Sevda Sözleri”, “Üvercinka”, “Uzaktan Seviyorum Seni”, “Günübirlik”, “Uzat Saçlarını Frigya”, “Aydınlık Yazıları / Paçal”, “Papirüs’ten Başyazılar”, “Onüç Günün Mektupları”, “Aritmetik İyi Kuşlar Pekiyi”, “Güvercin Curnatası”, “Mülkiyeli Şairler”, “Oluşum’da Cemal Süreya”, “Yüz Aşk Şiiri”
]]>Namaz sonrasında, Eyüpsultan Haziresi Restorasyon Alanı’nı ziyaret eden İmamoğlu ve Polat, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Oktay Özel tarafından çalışmalarla ilgili bilgilendirildi.

Eyüpsultan’ın ardından Fatih’e geçen İmamoğlu ve Polat’ın ilçedeki ilk durağı, Ayvansaray Mahallesi’ndeki Tekfur Sarayı oldu.
Saray çevresindeki park ve etkinlik alanında incelemelerde bulunan ikili, kahvaltılarını Süleymaniye’de bir çorbacıda yaptı. Öğrencilerin ve çevre esnafının yoğun ilgi gösterdiği İmamoğlu ve Polat, çaylarını da Süleymaniye sokaklarında yudumladı.

MESAJLARINI, “DÜNYANIN SIFIR NOKTASI”NDAN VERDİ
Mimar Sinan’ın en ünlü eserlerinden Süleymaniye Camii bahçesinden geçen İmamoğlu, yabancı turistlerin de ilgi odağı oldu. Camiye yakın bir noktada bulunan Mimar Sinan Türbesi’ni ziyaret eden İmamoğlu ve Polat, büyük ustayı dualarla andı. Restorasyonları tamamlanan ve yakın zamanda hizmete girecek olan ‘sıra dükkanları’ yerinde inceleyen İmamoğlu ve Polat’ın Fatih’teki son durağı Sultanahmet oldu. Tarihi Yerebatan Sarnıcı yakınında bulunan ve İBB Miras tarafından restore edilen Turşucuzade Konağı çevresinde de incelemelerde bulunan İmamoğlu, gezileriyle ilgili değerlendirme konuşmasını ise, restorasyon çalışmaları devam eden, ‘dünyanın sıfır noktası’ olarak bilinen ‘Milion Taşı’ yakınında yaptı.

“İSTANBUL HEP DÜNYANIN MERKEZİ OLDU”
İmamoğlu, Ayasofya Camii ve Sultanahmet Camii fonu önünde yaptığı konuşmasında şunları söyledi:
“Sizi, dünyanın merkezinden selamlıyoruz. Niçin dünyanın merkezi? Sakın İstanbul’un Belediye Başkanı olduğum için dünyanın merkezinde olduğumu söylediğimi düşünmeyin. Burada milion taşı var. Uzun zamandır burada arkeolojik kazı yönetiyoruz.
Bazı işgalleri toparladık burada. Güçlü bir su terazisi, anıtsal bir yapı gibi duruyor bu meydanı karşılayan.
Onu hayata geçiriyoruz. Milion taşının dünya için bir merkez olduğu -Roma döneminden, neredeyse artık 2000 yaşına yaklaşan bir zaman diliminden bahsediyoruz- bence hiç değişmedi.
İstanbul, hep dünyanın merkezi oldu. Dünyaya yön veren, dünyaya şekil veren, ruh katan bir yapısı söz konusu.”

“AYAĞA KALDIRDIK”
İmamoğlu İBB Miras ekibinin Eyüpsultan’daki çalışmalarını anlatarak “Eyüpsultan’da hazireleri gezdik. Ve orada çok değerli bir restorasyon başlatmıştı epey bir zaman önce ve ne yazık ki böyle yığınlar halinde mezar taşları vardı. Her birinin çok güçlü hikayesi var. Orada yıllardır süren bir tadilatı, restorasyonu sürdürüyorlar. Yoğun bir hazire restorasyonu da yaptık aslında. Yani İstanbul’da, Üsküdar’dan Fatih’e, Beyoğlu’ndan diğer semtlere varıncaya kadar; özel tespit edilmiş, artık bazıları toprak altında kalmış, yok olmak üzere olan türbeler var, yine ne yazık ki camiler bile var yıkık, dökük halde. Ama bunların her birisini, çok özenli bir şekilde ayağa kaldırdılar.İbadete açılanlar oldu. Farklı amaçlarla sergilenmeye başlayan alanlar, sahalar oluştu” diye konuştu.
“METRUK YAPILARIN HEPSİNİ KALDIRDIK”
İmamoğlu “İstanbul’da çok metruk alan, aslında bizi üzdü, yordu. Fatih sınırları içerisinde, inanın adetler değil, 100’lerce yer, nokta sayabilecek durumdayız. Sarnıca muhteşem bir restorasyon sürdürdü arkadaşlarımız ve olağanüstü bir tasarımla sona erdi. Geçen haftanın gündemi oldu Ayasofya Camii, Sultanahmet Camii ve çevresi vesaire… Vallahi burada çok metruk yapılaşmalar vardı geçmiş dönemden kalma, hepsini kaldırdık Sultanahmet Meydanı’nda. Turşucuzade Konağı’nın hemen arkasında Sıbyan Mektebi var. İkisinin yan tarafı, oldukça böyle kafeler, vesaireler, saçma sapan görüntüler… Ne Ayasofya Camii’ne yakışır ne Sultanahmet’e ne Yerebatan Sarnıcı’na; hiçbir yerine yakışmayan… Oraları tertemiz yaptık. Esnafla kavga ederek değil, onlara yanlış bir şey yaptıklarını anlatarak yaptık, uzlaşarak yaptık. Şimdi orada muhteşem bir meydan çıktı. Sadece Ayasofya Camii’nden bahsedildiği için anlatıyorum.”
“BAŞKALARI DA FETHİ, ‘ZAPT ETMEK’ ZANNEDİYORLAR”
Sarayburnu’nu pırıl pırıl hale getirip Türkiye tarihinde ilk dikilen Atatürk anıtının etrafını temizleyerek turistler için çekim merkezi haline getirdiklerini anlattı.
İmamoğlu Tarihi Yarımada’daki çalışmaları tek tek aktararak “Fatih semtinin ismi, aslında fetihten geliyor. Yani Fatih Sultan Mehmet, bu şehri fetheden o büyük kumandan, müjdelenen insanın isminden geliyor. Ama fethi başka algılayanlar var. Fatih’in o dönemde ortaya koyduğu fetih, gönüllerin fethi. Aslında burada yaşayan insanların yine inançlarına, kültürlerine devam etmesini sağlama anlayışı. Fethin bir başka anlamını da yakın zamanda öğrendim. ‘Fatah’tan geliyor; yani açılmaktan geliyor. Arapça kökünde açılmak var. Dünyaya açmak var. Burayı dünyayla buluşturmak var. Başkaları da fethi, ‘zapt etmek’ zannediyorlar, kapatmak zannediyorlar. Hayır, açmak… İnsanlığa, insanları açmak. İstanbul, onun için dünyanın başkenti ve göbeği, merkezi. Bunu anlayamayanlara duyuralım.” diye konuştu.
“BİZ, BU ŞEHRİ BÜTÜN DÜNYAYA AÇMAK İSTİYORUZ”
İmamoğlu, “Biz, bu şehri bütün dünyaya açmak istiyoruz. Bütün dünyaya bu şehrin gücünü, iyileştirici ve birleştirici gücünü, geliştirici gücünü göstermek istiyoruz. Memleketin bu can paresi, o içinde tuttuğu o büyük cevheri koruyan, en iyi yansıtan şehir olarak göstermek istiyoruz. Bu bakımdan inşallah gücümüze güç katarak, dua ediyoruz Allah’ımıza. Milletimizle beraber şehrimizi, ikinci yüzyılın bu ilk yıllarında muazzam bir geleceğe taşıyacağız.Çok şey anlatırım. 20-30 yer saydım. Bize laf çakmayı sanat haline getirmiş herkese duyurulur. Bizi izlemeye devam edin…” dedi.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki KİPTAŞ’ın, “İstanbul Yenileniyor” projesi kapsamında 14 Nisan 2023’te temelini attığı, yaklaşık bin 200 kişinin yaşadığı Kartal Kaper Sitesi’ndeki hak sahiplerinin yaşayacağı daireleri belirlemek üzere noter huzurunda kura çekimi yaptı.
“BİR HANEYİ DÖNÜŞTÜRMEK DÖRT CANI KURTARACAK”
Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen kura törenine İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile birlikte CHP Genel Başkan Yardımcısı Volkan Demir, CHP Parti Meclisi Üyeleri Mahir Yüksel, Cem Aydın, Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel ve KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt da katıldı. Kura çekiminden önce konuşan İmamoğlu “Türkiye’de hane halkının ortalamasını 4 kabul edebiliriz. Bir haneyi bile dönüştürmenin 4 canı kurtaracağı çok net. Allah korusun, Allah gecinden versin İstanbul’da deprem meselesi hepimizin kabusu. Allah gecinden versin diyoruz çünkü tarihsel süreçte doğanın ortaya koyduğu bir gerçekle depremin olmaması diye bir kavram yok, olacak. Ama geç olması duamız çünkü ne yazık ki çok eksiğimiz var. Yani yapmamız gereken, başarmamız gereken ve sonuçlandırmamız gereken çok işimiz var” dedi.

“HİÇBİR GAYRETİ KÜÇÜMSEMİYORUM”
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıkıcı etkilerine dikkat çeken İmamoğlu “1999 depremiyle tekrar deprem gerçeğiyle sarsıldık ve bunun bir gerçek olduğunu, var olacağını ve can aldığını gördük. O günde beni de İstanbul’da herkes bir gayret içerisinde. Hiçbir gayreti küçümsemiyorum. O dönemin hükümetinden başlayın, sonraki hükümetler, yöneticiler aynı zamanda belediye başkanları, hem o dönemim partileri, hem sonraki dönem hizmet edenler, bizler hep birlikte hizmet ediyoruz. Bu hizmetin yok sayılması mümkün değil ama eksiklerimizi görmek, hatalarımızı görmek ve ona göre de bir yol yürüyüş biçimini ortaya koymakla da yükümlüyüz” dedi.
“80 SENE DE GEÇSE TAMAMLAYAMAYIZ”
“1999 yılından bugüne yürüdüğümüz hız ile hareket edersek 80 sene de geçse İstanbul’un dönüşümünü tamamlayamıyoruz” tespitini yapan İmamoğlu şöyle devam etti:
– O zaman başka bir şey yapmamız lazım. Hızlı hareket etmemiz lazım. Ve zaman kaybetmememiz lazım. Bu büyük bir seferberlik aslında bahsettiğimiz şey. Kaper Sitesi bile 2017’de riskli yapı ilan ediliyor.2019’da yıkılıyor. Anlaştım denirken olmuyor. Yeniden başlanıyor. Şimdi tabii hızla inşaatı devam ediyor. 2023 yılındayız, muhtemelen inşaatın 1.5-2 yılı var. 2 yıl daha üstüne koyarsak 2025. Yani 8 sene. Bunlar çok uzun süreler. Bu işler böyle olmayacak. Hızlı olmak zorunda. Ben her birinizin yuvası sağlam olursa kafamı yastığıma rahat koyabilirim.
“GÖRÜYORUM, AYIPLIYORUM”
Bütün bunlar için kanuna ihtiyaç olduğuna vurgu yapan İmamoğlu, şunları söyledi:
– Hukuksal bir zemine ihtiyacımız var. Türkiye’nin bütün kurum ve kuruluşları bir arada hareket etmeli. Kamu bankaları kapıların ardına kadar açmalı. Allah aşkına bu işin partisi olur mu? Bu işin partisi olmaz. Bu işin siyaseti hiç olmaz. Burada yaşayan her vatandaşımız bizim için kıymetli. Bu alanda beraber üretelim, iş birliği yapalım. Çıkalım milletin huzuruna ‘biz beraber yaptık’ diyelim. Birbirimizi alkışlayalım, ellerimizi tutalım, ayağa kaldıralım. Böyle olmalı. İş böyle yürümedi ama. Yürümemesi için de gayret sarf ediliyor. Ben bunu görüyorum. Ayıplıyorum. Ama yine de bunu ısrarla söyleyeceğiz.
– Hep birlikte bu işi beraber çözelim, beraber üretelim. Bu yasal zemini birlikte oluşturalım. İstanbul şehrini yok saymadan, ilçe belediyesini yok saymadan hep birlikte kotararak, kamu bankalarının kaynaklarında KİPTAŞ’ı kenara iterek değil. Kiptaş parayı alıp cebine koymuyor ki. Vatandaş adına inşaata harcayacak. Biz başka kaynak bulur muyuz? Onu da buluruz. Ama biz diyoruz ki, o kaynağı da bulalım, devletimizin kaynağını da kullanalım. Hep birlikte ayağa kaldıralım İstanbul’u. Bir an önce insanların kaygılarını, yaşadığı binalarda giderelim.

“HIZLI TARAMA YÖNTEMİNİ KÜÇÜMSEDİLER”
İstanbul’da uyguladıkları hızlı tarama yöntemini bakanlığa da önerdiklerini ama bu çalışmanın küçümsendiğini ifade eden İmamoğlu “Uzaktan seyreden bir takım tavırlara sahipler ama aslında biz hızlı taramayla insanların evlerinin durumunu bir ön tespitini yapıyoruz. Tabiri caizse sıkıntı varsa binanın kapısını sert çalıyoruz. 113 bin binayı ziyaret edip 35 binini inceledik. Bütün bunları liyakatle yaptık” dedi.
“BİZİM BU DÖNEM GİTMEYE NİYETİMİZ YOK”
İmamoğlu seçim dönemi yaklaşırken açıklanan sosyal konut projelerine işaret ederek şunları dile getirdi:
– Bazen ben bile utanıyorum. Niye utanıyorum? 300 bin sosyal konut, 400 bin sosyal konut, 500 bin falan… Bunlar havada uçuşuyor. Bunlara gerek yok. Seçim yaklaşıyor diye özellikle İstanbul manşeti atılarak bu iş yapılıyor. Sanki İstanbul Patagonya’da bir yer. İstanbul hepimizin. İstanbul’da bir belediye başkanı var. Bir Allah’ın günü ‘sizin masanız ayrı, bizim masanız ayrı’ dedik mi? Demeyiz. İstanbul belediye başkanlığı kimin? Milletin, 16 milyon insanın. Seçimle gelir, yarın da gider. Bizim bu dönem gitmeye niyetimiz yok, onu söyleyeyim de… Kurumlar bizim. Biz orada beraber çalışacağız. Millet bizi bir arada çalışırken gördü mü mutlu olur. Seçimden önce ‘vay işte biz orada Ekrem İmamoğlu’nu azıcık aşağı nasıl basarız?’ vesaire gibi hamleler, şunlar, bunlar…. Çok önemli değil. Biz işimize bakacağız. İlk günden beri bu işin partisinin olmadığını söyledik. Hep beraber çalışmayı öğrenmeliyiz. Bunu yasaya bağlamalıyız.
“BUNLAR HALKÇI ÇÖZÜMLER DEĞİL”
Göreve geldiklerinden beri deprem için tek çatı altında birlikte çalışılacak bir sistem kurulmasını önerdiklerini hatırlatan İmamoğlu “İstanbul Deprem Başkanlığı, İstanbul Deprem Konseyi, İstanbul Deprem Heyeti, adına ne dersek diyelim bir çatı altında çalışmamız gerektiğini önerdik. Öyle bir yapı kurardık ki örneğin Kaper sitesinin 3 yıl beklemesine gerek kalmaz bir günde karar çıkardı. Buna hiç kulak asmıyorlar. Ama bir tane Kanal İstanbul yapacağız diye gecelerini, gündüzlerini o işle meşgul edebiliyorlar. Niye? Orada birilerinin arsası var. O işi bırakın, milletin işini çözelim. İstanbul’da askeri alanlar tek tek imara açıldı, büyükşehir belediyesi yok sayılarak. Yüzde 85’i lüks konut oldu. Yanına yaklaşamazsınız. 15-20 milyondan aşağıya konut bulamazsınız orada. Bunlar halkçı çözümler değil. Biz halkçı çözümler üretirsek bu milleti mutlu edebiliriz” dedi.

“BEN SİZİN EMANETÇİNİZİM”
İmamoğlu yerel seçim mesajı da vererek şunları söyledi:
– Sizlerin oylarınıza talibiz. Ama her şeyden önce gönlünüzdeki sevgiye talibiz, oy verseniz de vermeseniz de. Oy peşinden gelir. Önce ona talibiz. Bize vereceğiniz her oy bizi daha güçlü kılacak. Daha çok iş üreteceğiz, göreceksiniz. Ve vatandaşımızın beklediği huzur, güven ortamını daha fazla yaşatacağız size. Kiptaş’ın size ait bir şirket olduğunu size göstereceğiz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin size ait belediye olduğunu göstereceğiz. Ben sizin emanetçinizim. Bir kuruşunuza bile sahip çıkan emanetçinizim, benimle çalışan her arkadaşım öyle olacak. Ve devletin, milletin parası, hijyenik yönetilecek. Kimsenin eli değmeyecek. Böyle olunca Allah şahittir ki bereketi bol oluyor. Bizim bütçemiz bereketli kardeşim. İsrafa, ranta, milletin parasını çarçur etmeye son. Huzura, berekete, insanını korumaya devam. Bu şekilde yolumuza tam gaz devam edeceğiz.
Konuşmaların ardından, Bakırköy 23. Noter başkatibi Nurettin Aytekin’in gözetiminde daire çekilişlerine geçildi. Dairesi için kura çekecek ilk üç hak sahibi, İmamoğlu, Yüksel ve Kurt’un çektiği kuralarla belli oldu.
2017’DE RİSKLİ YAPI İLAN EDİLMİŞTİ
Kartal ilçesinin Hürriyet Mahallesi’nde 1988 yılı öncesinde yapılmış Kaper Sitesi, 2017 yılında riskli yapı ilan edildi. 16 blok 292 konut bağımsız birimden oluşan bin 200 kişinin yaşadığı Kaper Sitesi’nin hak sahipleri riskli yapılarını güvenli konutlara dönüştürebilmek için yıllarca çözüm aradı. Dönüşüm için müteahhitle anlaşıldı ve 2019 yılında binalar yıkıldı. Ancak yıkımdan sonra mevzuat değişiklikleri ile süreç tıkandı. Mağdur olan hak sahipleri 2021 yılında çözüm için KİPTAŞ’ın “İstanbul Yenileniyor” projesine başvurdu. Anlaşma sağlandı ve 14 Nisan 2023’te temel atıldı.
]]>İBB’ye bağlı İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA), “Bir Hak Olarak Barınma: Sağlıklı, Dayanıklı ve Güvenli Konuta Erişim Herkes İçin Mümkün Mü?” raporu da yaşanan astronomik artışları bir kez daha gözler önüne serdi.
Kasım 2023 verilerine göre İstanbul’da son bir yıl içerisinde konut satış fiyatları yüzde 84.14 oranında, kira fiyatları yüzde 75.56 artış gösterdi.
Raporda 2000’li yıllarda İstanbul genelinde konut sunumunda yaşanan artışa rağmen, orta ve düşük gelir grubu için konut satın alımının imkansızlaştığına dikkat çekilerek “Kent genelinde sunulan kiralık konutlar da düşük ve orta gelir grubu için ödenebilir olma niteliğini kaybetti” tespiti yapıldı.
İSTANBUL KİRA ARTIŞINDA DÜNYAYA FARK ATTI
Raporda, pandeminin etkisi ile birlikte kira fiyatlarının 2020 ile 2022 arasında tüm ülkelerde artış gösterdiği, ancak dünya genelinde kiralar 1.6 oranında artarken İstanbul’da 5.2 kat arttığı vurgulandı.
ÜSKÜDAR LİSTE BAŞI
Raporda 2019 yılından itibaren son dört yılda ortalama konut kira fiyatlarının en çok arttığı ilçeler şöyle sıralandı:
-Üsküdar yüzde 961, Kağıthane yüzde 954, Beykoz yüzde 889, Başakşehir yüzde 879, Küçükçekmece yüzde 861, Eyüpsultan yüzde 804.
İstanbul’da 2019-2023 döneminde kiralık konutların metrekare fiyatlarında en çok artış yaşanan ilçeler ise şöyle sıralandı:
* Çekmeköy: %1200
* Ümraniye %1109
* Pendik %1097
* Sultanbeyli %1095
* Tuzla %1067
Yine İstanbul’da 2019-2023 döneminde konut kiralarındaki en dramatik artışın gözlendiği ilk on mahalle ise şöyle sıralandı:
* Beykoz-Riva: %2144
* Fatih-Molla Hüsrev: %1643
* Kağıthane-Hami: %1638
* Fatih-Küçük Ayasofya: %1588)
* Çekmeköy-Nişantepe: %1575
* Maltepe-Çınar: %1542
* Büyükçekmece-Karaağaç: %1519
* Çekmeköy-Sırapınar: %1493
* Tuzla-Tepeören: %1487
* Kartal-Atalar: %1449
* Sarıyer-Uskumruköy: %1374
“KONUT KRİZİ KAÇILINMAZ HALE GELDİ”
Türkiye’de satın alma gücünün de son yıllarda hızla düşmesiyle birlikte barınma krizi kaçınılmaz hale geldiğinin altı çizilen raporda “Konut kiralarında ve satışında yaşanan ciddi fiyat artışı, her konut değişiminde artan kira uçurumu, yeni konut bulamama gibi sorunlar sadece ev bulma sürecinde hane ekonomilerini sarsmıyor, aynı zamanda kiracıları sürekli kaygı ve tedirginlikle baş başa bırakıyor” denildi.

YÜZDE 95 KONUT KREDİSİNDEN FAYDALANAMIYOR
Raporda asgari ücrette yaşanan artış ile kira fiyatlarında yaşanan artış da karşılaştırılarak “Asgari ücret zamlarının kiralardan çok daha az arttığı görülüyor. Özellikle ücretli çalışanların, kazançlarının büyük çoğunluğunu kira giderlerine harcamasına yol açan bu dengesizlik, sosyal adaletsizliği artıran ve toplumsal barışı tehdit eden boyuta geldi. Toplumun yüzde 95’inin konut kredisinden faydalanamadığı bu dönem kredili konut satışlarının da ülke genelinde tarihin dip noktasına düşmesi, evin bir barınma değil finansal yatırım aracına dönüşmesine yol açıyor” denildi.

Ardından basın mensuplarına açıklama yaptı. İmamoğlu “Büyükada Nizam Cami depreme dayanıklı olmadığı tespit edilmiş, ibadeti yoğun olan bir camimizdi. Bu tespitten sonra buranın yıkılması gerekiyordu. Yerine, özenli bir tasarımla hem çevreyle uyumlu hem Adalar’ın güzel coğrafyasına mesaj verebilen bir tasarımla mimarlarımız yola çıktılar ve güzel bir biçimde buraya yerleştirilen, güçlü bir statik yapısıyla depreme dayanıklı, hem estetik hem farklı fonksiyonları da olan bir camimizi bitirdik” dedi.
“İNSANLAR CAMİDE EŞİTLENİR”
Camide taziye evi ve aş evi de bulunduğunu dile getiren İmamoğlu “Camilerimiz çok önemli. Buralarda insanlar caminin içine girdiği anda her yönüyle eşitlenirler ve yan yana bir safta dualarını ederler. Yaradanına sığınırlar. Böylesi maneviyatı yüksek olan camilerimizin de her yönüyle topluma sağlıklı ve güzel mesajlar verebilmesini hep önemsemişimdir. Tarih boyunca İstanbul’da var olan çok önemli, çok kıdemli, çok farklı izleri olabilen, mimarlık eserleri var. Ama yanı sıra bazen mahalle içinde, bazen bir sokakta oranın yaşayanların ihtiyacını görecek boyutta, naif, çevresiyle uyumlu, çevreci ve çok nadide eserler de var. Geçmişten bugüne hem Osmanlı döneminin hem Cumhuriyet döneminin bu anlamda çok güzel eserlerini İstanbul’umuzda görebilirsiniz” diye konuştu.
BARIŞ MESAJI
Büyükada’nın bütün inançların bir arada yaşadığı çok özel bir coğrafya olduğunu belirten İmamoğlu “Burada sonsuz bir saygıyı görürsünüz. Her inançtan insanın birbirine olan sevgisini ve komşuluğunu, hemşeriliğini yaşarsınız. Bu bağlamda da bugün bu açılan camiye gelirken her cemaatten, her inançtan insan bizimle selamlaştılar ve bir arada buraya geldik. Lokmayı da bizlerle birlikte paylaştılar. İstanbul’un Adalar gibi çok farklı semtleri ve mahalleleri de var bu yönüyle. O bakımdan bu caminin bütün komşularıyla, bütün inançlarıyla birlikte Adalar’da açılması da bizim için çok çok kıymetli, çok güçlü mesajlar içeren, dünya barışına, dünya huzuruna da buradan çok önemli göndermeler yapabilen bir açılıştır” dedi.
“YIL BİTMETDEN AÇIKLANMASINI UMUT EDİYORUM”
Gazetecilerin CHP’nin Pendik ve Fatih belediye başkan adaylarının açıklanmasını hatırlatarak İstanbul’daki diğer adayların ne zaman açıklanacağını sorması üzerine İmamoğlu şunları kaydetti:
“Hem genel merkezimizde hem İstanbul İl Başkanlığımızda ve elbetteki bizim büyükşehir belediyemiz olarak geçirdiğimiz 4.5-5 yıldaki deneyimlerimizi de aktardığımız çalışma merkezleri var. Bu anlamda çok hassas ilerlendiğini biliyorum.
Her yerde hem vatandaşlarımızla iyi diyalog kurabileceğine inandığımız güçlü adayların oluşması yönünde çalışan heyetler söz konusu ve aynı zamanda tabii ki sonrasında güçlü bir yönetim kabiliyetini bütün İstanbul’a yaygınlaştıracak bir tasarım içerisinde olduğunu biliyorum, partimizin kurumlarının.
Dün itibariyle de Parti Meclisimizin takdiriyle İstanbul’da Fatih’te Mahir Polat arkadaşımız, Pendik’te de Tarık Balyalı arkadaşımız adaylığa layık görüldüler. Kendilerine başarılar diliyorum.
Umut ederim ki çok geçmeden, yıl bitmeden, bu 3 ayın en güçlü şekliyle kampanyada değerlendirildiği ki; bu anlamda CHP’nin yönetmediği ama çok büyük nüfusa sahip ilçeleri de ayrıca çok önemsiyorum. Hızlıca adaylar belirlenir.
Bu yönde çalışmaların sürdüğünü biliyorum. Bu hassasiyetle süreci yöneten bütün kurumlarımıza, il başkanlığımıza, Parti Meclisimize ve elbette ki çok kıymetli Genel Başkanımız sayın Özgür Özel’e İstanbul adına teşekkür ediyorum.”
]]>
