İzmir İktisat Kongresi Binası’nda Ege Denizi’ndeki sismik aktiviteye yönelik risk değerlendirme toplantısı düzenlendi.
Basına kapalı gerçekleşen toplantıda AFADDeprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Nurcan Meral Özel, Meteoroloji Genel Müdür Yardımcısı Yüksel Yağan ve ODTÜ İnşaat Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Cevdet Yalçıner sunum yaptı.
Toplantıya ilişkin açıklamada bulunan Vali Süleyman Elban, Ege Denizi’ndeki Santorini Adası yakınlarında 28 Ocak’ta başlayan deprem fırtınasıyla ilgili tüm gelişmelerin büyük dikkatle takip edildiğini söyledi.
Toplantıda Santorini civarında oluşacak bir depremin, volkanik patlamanın ya da tsunaminin Türkiye kıyılarına, özelde İzmir’in kıyılarına etkisinin değerlendirildiğini aktaran Elban, “Deprem hareketliliğinin başladığı günden bu yana AFAD’ımız ilimize hızlı bir şekilde mobil ikaz ve alarm sistemi gönderdi ve Seferihisar’a kuruldu. İlimizde faal şekildeki afet yönetim merkezlerini 30 ilçenin tamamına yaygınlaştırmaya başladık. AFAD’ımız diğer illerimizden 71 takviye ekip görevlendirdi. 5 ekip Seferihisar’da görev yapıyor. Diğerleri de il merkezinde, herhangi bir olası sıkıntıda görev almak üzere bekliyorlar.” diye konuştu.
Elban, toplantıdaki tüm modellemelerde Santorini civarında oluşacak bir depremin İzmir’de olumsuz sonuçlar yaratacak bir etkisi olmayacağı sonucuna varıldığını vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Bölgede oluşabilecek tsunaminin gerek Ege’deki ada sayısının fazlalığı gerekse 300 kilometre uzaklığında olması nedeniyle ilimize maksimum 50-60 santimetre bir dalga yüksekliğinin gelebileceği, bunun da ilimiz kıyılarında hemen hemen hiç hissedilmeyeceği sonucu çıktı. Ayrıca bir volkan patlaması durumunda oluşacak maksimum kül oluşumunda da ilimizde sıkıntıya yol açacak bir kül taşınımı da beklenmemektedir. Dolayısıyla Santorini Adası civarında oluşacak bir deprem, tsunami ve volkanik patlama kaynaklı ilimizin etkilenme ihtimalinin çok az olduğu ya da olmadığı yapılan tüm modelleme sonucunda ortaya çıkmış durumda. Ancak unutmamamız gereken bir şey var. İlimizin kendisine ait deprem riski ayrıca mevcut. Biz onu da düşünerek her türlü tedbirimizi alıyoruz. İnsanımızı, Santorini kaynaklı endişeye sevk edecek ciddi bir riskin olmadığını görmüş olduk.”
Toplantıya Ege Ordusu ve Garnizon Komutanı Orgeneralİrfan Özsert, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, rektörler, kaymakamlar, kurum il müdürleri, ilçe belediye başkanları da katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TFF 2. Lig Beyaz Grup ekiplerinden Altınordu, ligin ilk yarısında 35 puan toplayarak devre arasına 3. sırada girmeyi başardı. Oynadığı 17 karşılaşmada 10 galibiyet, 5 beraberlik ve 2 mağlubiyet alan kırmızı-lacivertliler, play-off hattının iddialı takımları arasında yer alırken bir yandan da zirvede yer alan Sarıyer’i takip etmeye devam ediyor. İzmir ekibi, şu ana kadar oynadığı hücum oyunuyla taraftarlarını mutlu ederken gol yollarında da etkili bir performansa imza attı. Rakip fileleri 34 kez havalandırmayı başaran Altınordu, 37 gol kaydeden Sarıyer’den sonra Batman Petrolspor ile birlikte ligin en fazla skor üreten takımı konumunda bulunuyor. Böylece İzmir ekibi, ligin ilk yarısı itibarıyla golcü yönünü konuşturmuş oldu.
Altınordu, 17 hafta boyunca oynadığı maçlarda sadece golsüz berabere biten Kepezerspor ve Sincan BelediyesiAnkaraspor maçında rakip fileleri havalandırmayı başaramadı. İzmir ekibi kalan 15 maçta ise en az bir gol atarak önemli bir işe imza attı. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AKILLARA İBRAHİM TATLISES GELDİ
Söz konusu anaokulu fiyatlarının Oxford’u bile sollaması ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses’in yıllar önce yaptığı “Urfa’da Oxford vardı da biz mi okumadık?” çıkışını da akıllara getirdi.

İbrahim TatlısesİstanbulEkonomi3-sayfaAnkaraEğitimGenelİzmir
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Alınan bilgiye göre, Mersindere Mahallesi’nde yaşayan Hamza Altınay’dan, haber alamayan eşi Ferda Altınay durumu jandarma ekiplerine bildirdi.
Ekiplerin çalışmaları sonucu Altınay’ın cesedi Çaypınar Mahallesi yakınlarındaki, yaklaşık 200 metrelik uçurumda bulundu.
Manisa İl Jandarma Komutanlığı Jandarma Arama Kurtarma (JAK) Tim Komutanlığı ekipleri tarafından bulunduğu yerden çıkartılan ceset, İzmir Adli Tıp Kurumu Morguna kaldırıldı.
Üç çocuk babası olduğu öğrenilen Altınay’ın üzüm bağları için beton direk üreten tesiste yönetici olduğu öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(TBMM) – TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Cumhurbaşkanlığı bütçe görüşmeleri devam ediyor. CHP İzmirMilletvekiliRahmi Aşkın Türeli, “Cumhurbaşkanlığı bütçesini görüşüyoruz. 14 kuruma ait 30’u aşkın bütçe kesin hesap ve Sayıştay denetim raporu var. Bu kadar kısa sürede bu kadar bütçenin görüşülmesi mümkün değil. TMSF’nin Cumhurbaşkanlığı ile ilişkisi ne, niye burada? Savunma Sanayi’nin burada ne işi var, Savunma Bakanlığı’nda olması gerekmiyor mu? Bakanlıklara paralel bakanlık gibi bir yapı oluşmuş” dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, Komisyon Başkanı AK PartiSamsun Milletvekili Mehmet Muş’un başkanlığında toplandı. Komisyonda, Cumhurbaşkanlığı ve bağlı kuruluşların 2025 yılı bütçesi görüşülüyor. CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, konuşmasında, “Bu ucube Cumhurbaşkanlığı sistemini sahiplenmeyin, sürdürülebilir değil. Daha üzerinden beş yıl geçti, bu sistem yürümüyor” dedi.
Rahmi Aşkın Türeli, konuşmasında şunlara değindi:
“Ülkenin kaynaklarını iki şekilde kullanacağız; doğru ve yerinde. Hiçbir usulsüzlüğe, hırsızlığa mahal vermeden, yerinde kullanılmasıyla da zaten kıt olan kaynaklarımızın yerinde olan ve ülkenin ihtiyacı olan yatırımlarda kullanılması gerekiyor. Kamu özel işbirliği, kur korumalı mevduat böyle değil. Bu ülkede merkezi hükümet ile yerel yönetimler birbirinin tamamlayıcısıdır. Yerel yönetimlerde zaten merkezi hükümetin vesayet yetkisi var. Sanki sizin belediyelerinizde her şey mükemmelmiş gibi bizim belediyelerimize çamur atarak siyaset yapılmaz. Ortada bir parti devleti var. Bunlar doğru şeyler değil.
Cumhurbaşkanlığı bütçesini görüşüyoruz. 14 kuruma ait 30’u aşkın bütçe kesin hesap ve sayıştay denetim raporu var. Bu kadar kısa sürede bu kadar bütçenin görüşülmesi mümkün değil. TMSF’nin Cumhurbaşkanlığı ile ilişkisi ne, niye burada? Savunma Sanayi’nin burada ne işi var, Savunma Bakanlığı’nda olması gerekmiyor mu? Bakanlıklara paralel bakanlık gibi bir yapı oluşmuş.
Bütçe hakkını yerine getirebiliyor muyuz? Hala kesin hesap komisyonu yok. Biz şimdi bütçeyi mi, kesin hesabı mı, Sayıştay raporlarını mı görüşeceğiz? Böyle bir görüşme sistemi yok. Biz bütçeyi layıkıyla görüşmüyoruz. Hesap verilebilirlik ilkesi işlemiyor.”
” Recep Tayyip Erdoğan’a göre bir hükümet sistemi değişikliği yapıldı”
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini eleştiren Türeli şunları söyledi:
Parlamenter sistem için en büyük eleştiri şudur; koalisyonların varlığı karar alma süreçlerini yavaşlatıyor ve sistemi istikrarsızlaştırıyor denilir 2017 referandumunda 15 yıldır siz zaten ülkeyi tek parti olarak yönetiyordunuz. Ne istediniz de yapamadığınız için bu sisteme geçtiniz? Burada amaç belli; Recep Tayyip Erdoğan’a göre bir hükümet sistemi değişikliği yapıldı.
Türkiye’nin tarihsel olarak başkanlık sistemine dair bir deneyimi yok, parlamenter sistem içerisinde şekillenmiş bir yapı var. Türkiye’de siyasi yelpaze çok geniş. Böyle bir yapının içerisinde başkanlık sistemi işlemez. Siyasi parti yapıları disiplinli parti yapılarıdır Türkiye’de. Bir partinin tüzüğüne, yapısına uymadığınız zaman ihraca kadar gider bu süreç. Türkiye’nin siyasi kültürü uzlaşmacı olmayan daha çok çatışmacıdır. Bütün bu kriterlerin şekillendirdiği bir yapı var. Bu yapı yeni geçilen sistemle birlikte bir zorunlulukla geldi ama bu sistem işlemiyor. Anayasa değişikliğinin altında da bunlar yatıyor. Bu sistemi işlemesi için nasıl revize ederiz çabası.
Ülkede her şey toz pembeymiş gibi konuşmayın. Ülkede Türkiye’nin belki de en büyük bölüşüm şoku yaşanıyor. En düşük ve en yüksek yüzde 5’lik gruplar arasında 26 kat fark var. Gelir dağılımı bozulmuş, yoksulluk artıyor. Asgari ücret açlık sınırının altında. Ekonomi yavaşladı. Bu krizin varlığını ücretler olarak görerek bir yere gidemeyiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay:
“Liman, tersane, sanayi kuruluşları gibi kirleticilere karşı önlem alınmadığı sürece bizim tek taraflı çabalarımız boşa gitmeye mahkumdur”
İZMİR – İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri, Karşıyaka Vapur İskelesi yakınlarında sabah saatlerinde yoğun yakıt kokusu ile birlikte deniz yüzeyinde görülen siyah renkli yağ tabakasının temizlenmesi ve kirliliğin yayılmaması için müdahalede bulundu. Kirliliğin kaynağının tespiti ve gerekli işlemlerin yürütülmesi adına Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı İzmir Liman Başkanlığı yetkililerine de bilgi verildi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı, Deniz Koruma Şube Müdürlüğü bünyesindeki Karadan Müdahale Ekibi bu sabah erken saatlerde yaptığı denetimlerde Karşıyaka Vapur İskelesi bölgesinde çok yoğun bir yakıt kokusu ile birlikte, deniz yüzeyinde siyah renkli yağ tabakası tespit etti. Acil olarak temizlik çalışmalarına başlayan ekipler öncelikle, tehlikeli maddeleri absorbe edici özelliği olan sosis şeklindeki yüzer bariyerler ile kirliliğin olduğu alanı çevreledi ve daha fazla alana yayılmasını önledi. Ardından absorbe edici özelliği olan örtü şeklindeki pedler ile kirliliğin deniz yüzeyinden alınması sağlandı. Kirliliğe sebep olan durumun, petrol kaynaklı atık olduğu tespit edildi. Kirlilik kaynağının tespiti ve denetimi için, yetki ve sorumluluk sahibi olan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı İzmir Liman Başkanlığı yetkililerine bilgi verildi.
“Bakanlık yetkililerine bunu anlatmaya çalıştık”
Yaşanan durum hakkında değerlendirme yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay şunları ifade etti:
“Sürecin en başından beri anlatmaya çalıştığımız durumun bu kez somut ve üzücü bir örneğine tanık olduk. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından oluşturulan Bilim Kurulu’nun hazırladığı 15 maddelik eylem planını ‘şerh’ koyarak imzalarken de bunu anlatmaya çalıştık. İzmir Körfezi’nin temizlenmesi konusunda tüm sorumluluğu İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin üzerine yıkıp, bakanlık ve merkezi idare kurumlarının görevlerini yok sayan bir anlayışla körfezi temizleyemeyiz. Söz konusu arıtma tesisleri olduğunda en ufak söylentiyi ihbar kabul edip İzmir Büyükşehir Belediyesi kurumlarına ceza yazmaya koşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkilileri, lütfen bu ihanetin de gereğini yapsın. Liman, tersane, sanayi kuruluşları gibi kirleticilere karşı önlem alınmadığı sürece bizim tek taraflı çabalarımız boşa gitmeye mahkumdur.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika: Kahreden olay dün akşam saatlerinde Selçuk ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’ndeki bir evde yaşandı. Hurdacılık yaparak geçimini sağlayan Melisa Akcan, iddiaya göre yaşları 1 ila 5 arasında değişen 5 çocuğunu evde bırakarak hurda toplamaya çıktı.

SOBA DEVRİLDİ
Çocuklar evde bulunduğu sırada ısınmak amacıyla kullanılan elektrikli soba bir anda devrildi ve yangın çıktı. Yangının kısa sürede büyümesiyle ev dumanla doldu ve 5 kardeş içerde kapının kilitli olması nedeniyle mahsur kaldı.

Yangını fark eden mahalle sakinleri, itfaiye ve sağlık ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen ekipler yangına müdahale ederek söndürürken, içeride mahsur kalan; Aras Bulut (1), Masal Işık (2), Aslan Miraç (3), Funda Peri Akcan (4) ve Fadime Nefes (5) adlı kardeşlerin cansız bedenine ulaşıldı.

Dumandan zehirlenerek ölen ve yangın sırasında evde yalnız olan çocukların acı ölümü İzmir’i ve ilçeyi yasa boğdu. Babanın cezaevinde olduğu öğrenilirken, annenin hurda ve kağıt toplayarak geçimini sağladığı öğrenildi.
Beş kardeşin öldüğü faciada acı detay: “Üst üste ölmüşler. Anne kapıyı kilitleyip gitmiş” | Video

“BAZEN ANNE GİTTİĞİ ZAMAN GELMİYORDU”
Komşulardan Esma Şahin, dehşet anlarını anlattı. Yangın sırasında koşup yardım ettiklerini ifade eden Şahin, “Çok acı bir olay. Çocukların üstlerini kapıyı kilitlemiş annesi gitmiş. Hepsi üst üste ölmüşler” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Madencilik başta olmak üzere kömür ve mermer, tarımsal sektörde incir ve üzüm yetiştiriciliği, gıda sektöründe zeytinyağı üreticiliği, ticaret sektöründe akaryakıt bayiliği gibi birçok alanda faaliyet gösteren ve söz sahibi olan Atay Holding’de milyarlık miras şoku yaşanıyor.

Yeni Asır’ın haberine göre; Piyasa değeri 1 milyar 500 milyon dolar olduğu belirtilen holdingde, Mehmet Doğan Atay’ın hisseleri mal kaçırma amacıyla usulsüz olarak üzerine geçirdiğini ileri süren diğer iki kardeşi miras davası açtı.

İki yıl önce 83 yaşında yaşama vefat eden Atay Holding Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Atay’ın ölümünün ardından aile fertleri mahkemelik oldu.

Baba Erdoğan Atay’ın ölümünün ardından, aile bütün mirasın Mehmet Doğan Atay’a geçirilmiş olduğunun şokunu yaşıyor. Piyasa değeri 1 milyar 500 milyon doların üzerinde olduğu ileri sürülen holdingde, kardeşlerden Mehmet Doğan Atay’ın hisseleri mal kaçırmak için usulsüz olarak üzerine geçirdiğini iddia eden kardeşleri Süleyman Atay ve Ahmet Ahmet Atay’ın açtığı miras davası sürüyor.

Davacı kardeşlerden Ahmet Atay’ın hayatını kaybetmesi nedeniyle, açılan davayı eşi Saba Atay ve evlatları sürdürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir’in plajları, festivalleri ve eşsiz Ege lezzetlerinin yer aldığı Çeşme’de Veloturk Gran Fondo rüzgarı esecek. Çocukları karne hediyesi olarak bisikletleriyle buluşturabilmeyi amaçlayan amatör yol bisiklet yarışı, spor ile sosyal farkındalık oluşturacak. “Bir Çocuk Gülerse Dünya Güler” projesine destek olmak için bisikletseverleri bir araya getiren Veloturk Gran Fondo Çeşme, bu sene 8. kez Çeşme’de 2-3 Kasım tarihlerinde gerçekleşecek.
Çeşme Kaymakamlığı ve Çeşme Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenecek yarış; Gençlik ve Spor Bakanlığı, İzmir Valiliği ve Bisiklet Federasyonu destekleri ile gerçekleşecek. Gran Fondo World Tour takvimine dahil edilen ve dünya şampiyonalarına puan veren Veloturk Gran Fondo Çeşme bu yıl da yerli ve birçok ülkeden yabancı sporcu katılım sağlayacak.
Nefesleri kesen parkurlar olacak
Üç ayrı güzergahtan oluşan amatör yol bisikleti yarışı Veloturk Gran Fondo Çeşme’de katılımcılar 91K, 67K ve 41K’lık parkurlarda kıyasıya mücadele verecek. Organizasyon UCI ve Türkiye Bisiklet Federasyonu yönetmeliklerine göre düzenlenecek.
Çeşme merkezden başlayarak adayı turlayan 91K’lık Salcano parkuru, saat 08.00’de start alacak. 1500 metrenin üzerinde bir tırmanışla pedal basacak sporcular kıyasıya mücadelenin ardından Çeşme merkezde finişi görecekler.
67K’lık Hybrid parkuru Çeşme merkezden start alacak ve aynı yerde son bulacak. 777 metrenin üzerinde bir tırmanışa sahip olan parkurda saat 08.30’da başlayacak.
41K’lık Çeşme parkurunda ise yine Çeşme merkezden start alacak. 382 metrenin üzerinde toplam tırmanışın ardından yarış, Çeşme şehir merkezinde sona erecek.
Kategoriler
Veloturk Gran Fondo Çeşme, 4 ayrı kategoride koşulacak. Yarışta erkeklerde; Genç Erkek (16-17) (Hybrid ve Çeşme parkurunda) Elit Erkek (18-34), Master Erkek (35-39), Master Erkek (40-44), Master Erkek (45-49), Master Erkek (50-54), Master Erkek (55-59), Master Erkek (60-64), Master Erkek (65+), Genel Klasman ve PRO Kategori (Genel Klasman), kadınlarda; Genç Kadın (16-17) (Yalnızca HYBRID parkurunda), Elit Kadın (18-34), Master Kadın (35-39), Master Kadın (40-44), Master Kadın (45-49), Master Kadın (50-54), Master Kadın (55-59), Master Kadın (60-64), Master Kadın (65+), Genel Klasman ve PRO Kategori (Genel Klasman), pro kategoride son 2 yıl içerisinde UCI puanı kazanmış sporcular ile bisiklet ya da triatlon federasyonu milli takımında ya da UCI’a kayıtlı bisiklet takımında yer alan sporcular, Hybrid parkurunda yer alan paralimpik kategorinin B – Genel Klasmanında görme engelli sporcular 2 kişilik tandem bisikletleri ile önde gören arkada ise görme engelli sporcunun katılımı ile C – Genel Klasmanında normal bisiklet kullanabilen ampute, uzuv kısalığı veya fonksiyonunu tam olarak yerine getiremeyen uzuv, hafif serebral palsi gibi engeli olan sporcular yer alacak.
41K’lık Çeşme parkuru ise sadece genel klasmanda koşulacak. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şener, AA muhabirine, son günlerde hastaneye grip şikayetiyle başvuran hastaların sayısında artış olduğunu, birçok kişinin ise hastaneye gitmeden aldıkları ilaçlarla bu süreci ayakta geçirmeye çalıştığını anlattı.
Kovid-19, influenza ve grip virüslerini ayırt etmenin zor olduğunu ifade eden Şener, “Üst solunum yolu enfeksiyonu, burun akıntısı ve burun tıkanıklığının daha belirgin olduğu tablolar rinovirüs dediğimiz tablo. Boğazda ağrı ve yanma, kuru öksürük ile eklem ve kas ağrılarının daha belirgin olduğu tablolarda ise korona ya da influenza dediğimiz tablolarla karşı karşıya kalıyoruz. Özellikle gece gündüz ısı farkının artmasıyla virüsün yayılımının başlaması aslında şaşırtıcı değil.” dedi.
Şener, okulların açılmasıyla birlikte çocuk ve gençlerin enfeksiyonları evlere taşımaya başladığını, onlar ağır geçirmese de evlerde temas ettikleri grip aşısı olmayan 65 yaş üstü ve bağlı hastalığı olan kişilerin daha ağır semptomlar gösterdiğini kaydetti.
Grip aşısının önemine değinen Şener, şunları kaydetti:
“65 yaş üstü kişilerin 15 Kasım’a kadar olan periyotta grip aşısını olmaları gerekiyor. Çünkü grip aşısı olmayan grupta yaygın akciğer enfeksiyonu ve zatürre gibi tabloları sık görüyoruz. Grip vakaları her sene artıyor aslında. Grip aşısı, hastalığın yayılımını engelleyen bir aşı değil. Bireysel korunma için olmak gerekiyor. Yani ağır akciğer enfeksiyonu geçirmemek için, yoğun bakıma yatmamak için. Yoksa aşı olunca grip olmayacaksın demek değil. Hastalığı hafif atlatmanız, sonrasında komplikasyon gelişme ihtimalinizin düşük olması demek.”
Prof. Dr. Alper Şener, grip ve benzeri enfeksiyonlardan korunmak için kapalı ya da iyi havalandırılmayan alanlarda maske kullanımının da önemli olduğunu sözlerine ekledi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir Spor Zirvesi, bugün saat Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde (AASSM) başladı. ‘İzmir Spor Zirvesi’nin açılışında İzmir Ticaret Odası (İZTO) Başkanı Mahmut Özgener, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu ve İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban açılış konuşması gerçekleştirdi. Açılıştan önce İstiklal Marşı’nın okunmaması ise konuklar tarafından tepki çekti. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay da konuşmasından önce İstiklal Marşı’nı talep etti ve marş okunduktan sonra organizasyona kaldığı yerden devam edildi.
Mahmut Özgener: “Buluşmamızın temel sebebi Türk sporunu geliştirmek”
İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener zirvenin Türkiye’nin spor kültürünü geliştireceğini vurgulayarak, “Ülkemizin spor tarihine baktığımızda, hem ulusal hem uluslararası alanda birçok başarıya imza attığımızı görüyoruz. Ancak buluşmamızın temel sebebi sadece geçmiş başarılar değil, gelecekte neler başarabileceğimizi planlamak ve sporun toplum üzerindeki dönüştürücü gücünü daha da derinlemesine incelemektir” dedi.
Türkiye’nin İtalya ile 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası’na ev sahipliği yapacağını hatırlatan Özgener, “Bu organizasyonda ev sahibi kentler arasında İzmir’in de olması gerektiğinin altını bugün özellikle çizmek istiyorum. Avrupa Şampiyonası’ndaki maçların oynanacak kentlerle ilgili kararın gözden geçirilmesi için gerekli girişimleri hep beraber kuvvetli bir şekilde gerçekleştirmemiz gerekiyor” diye konuştu.
Cemil Tugay: “İzmir için Spor Zirvesi çok önemli”
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, zirvenin İzmir’de spor alanında yapılacaklarının planlanması açısından son derece değerli olduğunu söyleyerek, “Bir süre sonra dönüp bakıldığında İzmir Spor Zirvesi’nin ne kadar önemli olduğunu, kenti ne kadar değiştirdiğini çok daha iyi göreceğiz” diye konuştu.
İzmir’i gerçek bir spor kentine dönüştürmek istediklerini belirten Tugay, “Sporu görünür kılmak, spor kültürünü ve bilincini yaygınlaştırmak zorundayız. Avrupa Spor Haftası’nda buna dair pek çok şey yaptık. Vapur seferlerimizde egzersiz eğitimleri başlattık. Cumhuriyet Meydanı’nda ÇocukAtletizm Şenliği düzenledik. Buca ve Karşıyaka’daki yeşil alanlarda ücretsiz halk oyunları atölyesi başlattık. Spor ve sağlıklı yaşamın, kentin her yerinde hissedilmesi için gayret gösteriyoruz. Yakında, açık alanlarda spor malzemelerini ücretsiz olarak İzmirlilerle buluşturduğumuz konteynerler göreceksiniz” diye konuştu.
Mehmet Kasapoğlu: “İzmir’imizin spor yarınlarını güçlendirmek için buradayız”
İzmir’den yetişen birçok sporcunun Türkiye’nin sportif gelişimine önemli katkı verdiğini vurgulayan AK Parti İzmir Milletvekili Mehmet Kasapoğlu, “Bugün hep birlikte Türkiye’nin spor geleceğine yön verme noktasında, İzmir’imizin spor yarınlarını güçlendirme noktasında bir araya geldik. Türkiye’nin spor kültürünü güçlendirmek, spor kültürünü derin bir şekilde daha güçlü bir şekilde yarınlara taşımak amacıyla hep birlikte sorumluluklar üstlendik. O yüzden bugünkü bu birliktelik sadece bir etkinlik değildir. Aynı zamanda spor dünyasında nasıl bir geleceği hedeflediğimiz, nasıl bir vizyonu paylaştığımızın da göstergesidir” dedi.
Sporun bir ekonomi olduğunu da vurgulayan Kasapoğlu, “Spor denildiğinde aklımıza ilk olarak fiziksel bir aktiviteyle yapılan bir yarışma ve bir müsabaka geliyor. Sadece bu tanımlamayla sporu değerlendirdiğimizde eksik bir tanımlama yaparız. Spor eğitimidir, spor gençlerimize, spor yapanlara ahlaki değerleri öğreten bir etkinliktir. Spor bilimdir, spor bir ekonomidir. Aynı zamanda da diplomasidir. Uluslararası ilişkilerde bir güçtür. Diyaloğu, empatiyi ortaya koyma açısından, krizleri zaman zaman aşma açısından önemli bir unsurdur. Dolayısıyla spor kültürüne sahip bir ülkenin çok güçlü olması gerekir. Spor unsurunun yaşam biçimi olarak, hayat anlayışı olarak, kültür olarak hayatımızda olması gerektiğinin özellikle altını çizmek istiyorum” dedi.
Süleyman Elban: “Aru ettiğimiz başarı istediğimiz düzeyde değil”
Türkiye’de son dönemde spor altyapısının çok iyi bir duruma geldiğini dile getiren İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, “Ancak arzu ettiğimiz başarı henüz daha beklediğimiz düzeyde değil. Demek ki o zaman sporla ilgili başka şeyler de konuşmamız gerekiyor artık. Her şeyden önce sporla ilgili bir spor ahlakının oturması, Aziz Atatürk’ün sporcunun sadece zeki ve çevik olması değil, aynı zamanda ahlaklı olması vurgusu bu anlamda önemli. Spor kültürünün hem spor insanları arasında hem de tüm insanlar arasında yerleştirilmesi gerekiyor” dedi. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çeşme Devlet Hastanesi‘ne tedavi için gelen M.K, hasta getiren İl Sağlık Müdürlüğü 112 Acil Sağlık Hizmetlerine ait ambulansı kaçırdı. İhbar üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi.
Takip sistemi üzerinden konumunu belirleyen ekipler, hastane yakınında ambulansı durdurdu. Gözaltına alınan M.K. İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İZMİR’de yaşayan Davut Dinçel (54), dezavantajlı yerlerde yaşayan ihtiyaç sahibi ailelere destek olmak için’ Kanatsız Melekler İyilik Grubu’ adıyla bir WhatsApp grubu kurdu. Üye sayısı 1023’e ulaşan grup aracılığıyla hayırseverler hem birçok aileye eşya yardımı götürüyor hem de iş arayanların istihdamına katkı sağlıyor.
Gaziemir ilçesinde oturan Davut Dinçel, 5 yıl önce Gaziemir Kızılay Şube Başkanı olarak görev yaparken WhatsApp üzerinden Kanatsız Melekler İyilik Grubu’nu kurdu. Hayırseverlerin ihtiyaç sahiplerine ulaşması amacıyla kurulan grup, yüzlerce aileye eşya ve maddi yardımlar götürülmesini sağlarken iş arayan çok sayıda insana da yeni bir kapı aralıyor. Kızılay faaliyetlerini organize etmek için gönüllüler ve bağışçıların katılımıyla bu grubu kurduğunu anlatan Davut Dinçel, 1 Nisan 2024 tarihinde kurumdaki görevini bıraktığını belirterek, “Bu grubun bozulmasını istemedik. Ortak kararla grubun faaliyetlerine devam etmeye başladık. 1023 kişiyiz. Vatandaşların bizden iş talepleri oluyor. Günlük 10-15 iş ilanı paylaşıyoruz. 1023 kişi içinden 500’ü kendi WhatsApp gruplarından bu ilanları paylaşıyor. Grupta yayınlanan bir ilan 50 bin kişi tarafından görülüyor. İşe giren arkadaşlarımızdan güzel geri dönüşler alıyoruz. İhtiyaç sahibi aileleri ziyaret edip ihtiyaçları grupta paylaşıyoruz. Bağışçı ile ihtiyaç sahibi ailenin direkt temasa geçmesini sağlıyoruz. Bağışçı, aileye direkt yardım ediyor. Ayni olarak aldığımız bağışları vatandaşlara teslim ediyoruz” dedi.
‘DUYARLI VATANDAŞLARDAN DESTEK BEKLİYORUZ’
Bazı ailelerin de tepeden tırnağa tüm ev eşyalarını bağışlarla temin ettiklerini anlatan Dinçel, Van’dan İzmir’e tedavi amacıyla gelen bir aileye de ulaştıklarını belirterek, “Van’dan gelen ailemize soba, buzdolabı ve kanepe getirdik. Oturdukları evin çatısı akıyor. Sağlık sorunları nedeniyle daha düzgün bir evde yaşamaları gerekir. Kiralarının düzenli ödenmesi gerekiyor. Kısıtlı imkanları var. Vatandaşlardan duyarlılık bekliyoruz. Yardım etmek isteyen herkes bize sosyal medyadan ulaşabilir” ifadelerini kullandı.
‘DÖRT FARKLI CİHAZ KULLANIYORUM’
Van’dan 4 yıl önce sağlık sorunları nedeniyle eşi Yıldız Toktaş (58) ile birlikte İzmir’e gelip Gaziemir’e yerleşen 5 çocuk babası Mehmet Toktaş (56), hayırseverlerin yardımıyla yaşamlarını sürdürdüklerini belirterek, “Bana 4 yıl önce akciğer kanseri teşhisi konuldu. Tedavi için İzmir’e geldim. Suat Seren Göğüs Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedaviye başladık. Belirli aralıklarla yatarak tedavi görüyorum. 35 gün hastanede yattım, yeni çıktım. Buhar cihazı, bipap cihazı, oksijen tüpü ile birlikte 4 farklı cihaz kullanmam gerekiyor. 3 bin lira engelli gelirim var. Cihazları devlet verdi. Evin kirası 3 bin lira. Komşular bize yardım ediyor. Elektrik faturasını ödeyebilmek için eşim gündelik işlerde çalışıyor” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Narlıdere Huzurevi Toplantı Salonu’ndaki etkinliğin açılışında konuşan dernek başkanı ve Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Geriatri Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Turan Işık, uluslararası boyutu bulunan programın temasının “kırılgan hastalıklara çok boyutlu yaklaşımlar” olduğunu söyledi.
Işık, 21 Eylül’ün DünyaAlzheimer Hastalığı Farkındalık Günü olduğunu hatırlatarak, “Dernek olarak Alzheimer ve demans gibi geriatrik hastalıklara dikkat çekmek için böyle toplantılar düzenliyoruz. Toplumda her geçen yıl bu hastalıklar nedeniyle hastanelere başvurular artma eğilimi gösteriyor. Toplumun tüm kesimlerine ulaşarak, hastalıkların teşhis konmasının önemine vurgu yapmak istiyoruz.” dedi.
Alzheimer hastalığının tedavisinde ilaçların bulunduğunu kaydeden Işık, şunları ifade etti:
“Bu herkes için umut verici oldu. Bu çalışmaların devamının geleceğini düşünüyorum. Bu ilaçlar konusunda çok romantik davranmamak lazım. Bazı yan etkileri de beraberinde getirmesi nedeniyle seçilmiş hastalarda uygun dönemlerde verilmesi gerekir. Çok erken dönemde bu hastalıkları yakalarsanız faydalı oluyor. Belli bir süreci yaşamış hastalarda bu ilaçlar çok önerilmiyor. Hastalığa karşı bilinçli olmak çok önemli. Alzheimer ve demans gibi geriatrik hastalıkların önlenmesinde kişilerin egzersiz ve zihinsel aktivitelerin yapılmasının önemli.”
Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz da toplantıyı düzenledikleri için Işık ve ekibine teşekkür etti.
Programda “Alzheimer önlenebilir mi?” konulu söyleşi yapıldı, ardından Alzheimer hastalığına dikkati çekmek amacıyla “Alzheimer’a karşı el ele” sloganıyla Güzelbahçe sahilinde yürüyüş yapıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TFF 2. Lig Beyaz Grup ekiplerinden Altınordu, 3. hafta mücadelesinde Isparta 32 Spor’la karşı karşıya gelecek. Torbalı’daki Metin Oktay Yerleşkesi Serpil Hamdi Tüzün Sahası’nda saat 16.30’da başlayacak müsabakayı Sinop bölgesi hakemlerinden Erdal Yılmaz yönetecek. Karşılaşma öncesinde Altınordu’nun 1 beraberlik ve 1 galibiyeti yer alırken, konuk ekip Isparta 32 Spor’un ise 1 beraberliği ve 1 mağlubiyeti bulunuyor. İzmir ekibi, bu müsabakayı da hatasız geçerek yenilgisiz bir şekilde yoluna devam etmek istiyor.
Öte yandan Altınordu’da sakatlıkları devam eden orta saha oyuncusu Kaan Baysal ile sol kanat oyuncusu Hüseyin Bulut’un bu mücadelede forma giymesi beklenmiyor. Fakat U20 Milli Takımı’ndan dönen forvet oyuncusu İlkan Sever’in ise kadroda yer alabileceği öğrenildi. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dr. Kasapoğlu, Denizli programına bir tekstil fabrikasını ziyaret ederek başladı. Burada Pamukkale eski Belediye Başkanı Hüseyin Gürlesin ve fabrika çalışanlarıyla bir araya gelen Kasapoğlu daha sonra AK Parti Pamukkale İlçe Başkanlığına geçerek burada bulunan partililerle bir toplantıya katıldı. Mehmet Kasapoğlu, AK Parti Pamukkale ilçe başkanlığında yaptığı konuşmada, “Hem Denizli genelinde hem de Pamukkale’de yaptığımız spor tesisleriyle, gençlik yatırımlarıyla, bu toprakların evlatlarına yıllarca hizmet edecek güçlü bir altyapıyı birlikte inşa ettik. Tüm bu eserlerimizle gurur duyuyoruz. Hizmet etmek herkese nasip olmaz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 23 yıllık bir gönül hareketi, hizmet siyaseti var. Amacımız, davamız 85 milyon insanımızın mutlu olması, derdine derman olunması. Eminim ki bundan sonra da Türkiye Yüzyılında çok daha yüksek hedeflere birlikte ulaşacağız. Bu 23 yıllık süreçte emek, gayret ve birliktelik var. Bu birlikteliğin, güzel tablonun temelinde de AK Parti teşkilatlarımız var. Teşkilatlarımız tüm kademeleriyle bu ülkenin evlatları için gençleri, kadınları için durmadan çalışıyor. Öz eleştirimizi yaparak, varsa eksiklerimizi ortaya koyarak tüm kademelerimizle bu yolu daha güçlü nasıl yürüyeceğimizi belirleyip koşar adım milletin hizmetinde olmaya devam edeceğiz. Çünkü bu davanın temelinde dinamizm var, yenilenme var, tazelenme ve umut var. Biz ‘iki günü eşit olan ziyandadır’ düşüncesiyle hep daha iyisini bulma, farklılık oluşturma felsefesindeyiz. İşte önümüzde bir kongre süreci var. Liyakatiyle, gayretiyle, inanmışlığıyla bu harekete omuz veren tüm dava arkadaşlarımızla bu yolu yürümeye devam edeceğiz. ‘Türkiye Buluşmaları’ serimizi Pamukkale’den başlattık. Teşkilatlarımızla ve milletimizle her zaman olduğu gibi bir araya gelip hasbihal etmeye devam edeceğiz.” dedi.
Mehmet Kasapoğlu Ak Parti Pamukkale ilçe başkanlığı ziyaretinin ardından Güzelpınar ve Akköy köylerinde vatandaşlarla bir araya gelerek sohbet etti.
“Golbol milli sporcularımız yalnız Denizli’nin değil Türkiye’nin gururları”
Dr. Kasapoğlu stat incelemesinin ardından Paris Paralimpik oyunlarında Türkiye’yi temsil ederek şampiyonluğa ulaşan Golbol paralimpik Takımı oyuncularından Şeydanur Kaplan ve Berfin Altan’la bir araya geldi. Denizli Merkezefendi ilçesinde Şeydanur Kaplan’ın evinde gerçekleşen buluşmada Kasapoğlu, Paralimpik oyunlarına üst üste üçüncü kez altın madalya alarak şampiyon olan sporcuları kutlarken hem Paris Paralimpik oyunları hazırlık sürecini hem de Tokyo Paralimpik oyunlarındaki hatıralarını tazelediler. Kasapoğlu, şampiyon sporcularla yaptığı görüşmede, “Sizler yalnızca burada bulunan kıymetli ailelerinizin ve Denizli’nin değil, Türkiye’nin gururusunuz. Üst üste üçüncü kez şampiyonluk demek bu sporun artık rol modeli oldunuz demektir. Sizden sonra gelecek nesiller sizin başarılarınızı örnek alacak ve sizlerin başarılarına erişmeye çalışacaklar. Bu hem gurur verici hem de mesuliyet gerektiren bir başarı. Sizler Türkiye’nin örnek sporcularısınız. Sizi uzun yıllardır tanıyorum, birçok vesile ile sohbetlerimiz oldu her sohbetimizde karşımda duran güzel gönüllü sporcularla gurur duydum. Bu şampiyonluğun arkasında elbette çok kişi var ancak ailenin özellikle annelerin yeri ayrı. Size verdikleri destek için özellikle onlara teşekkür ederim. Başarılarınızla, azminizle göğsümüzü kabarttınız. Canı gönülden tebrik ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Golbol milli takım sporcusu Sevda Altunoluk’la da bir telefon görüşmesi de yapan Kasapoğlu, milli sporcuları tekrar bir araya gelmek üzere TBMM’ye davet etti. Dr. Mehmet Kasapoğlu milli sporcularla gerçekleştirdiği buluşmanın ardından Gülay Kaynak Anadolu Lisesi Ragbi Takımı ve dereceye giren Judo sporcularıyla da bir araya geldi. Kasapoğlu burada genç sporcuların yoğun ilgisiyle karşılaştı.
Dr. Mehmet Kasapoğlu, AK Parti Türkiye Buluşmaları kapsamında gittiği Pamukkale’de, 2022 yılında açılışını gerçekleştirdikleri Güzelpınar ve Akköy statları ile 2 bin 796 kişi kapasiteli 7 blok ve sosyal tesisten oluşan Pamukkale Kız Öğrenci yurdu ve Kınıklı Spor tesisleri ziyaretiyle devam etti. Burada bir açıklama yapan Dr. Kasapoğlu, “Bu statların ve bu muhteşem yurdumuzun protokollerini imzaladığımız günden açılışını yaptığımız güne kadar tüm süreçleri özenle planladık. Hizmet siyaseti dediğimiz, gönülden hizmet dediğimiz işte burada ete kemiğe bürünmüş şekilde karşımızda duruyor. Ortaya koyduğumuz eserlerin milletimizin hizmetinde olduğunu, gençlerin, çocukların ve tüm sporseverlerin bu tesislerden yararlandığını görmek mutluluk verici.” dedi.
“Denizli’de yurt sorunu kalmadı”
Kasapoğlu, Pamukkale Kız Öğrenci Yurdu’nda yaptığı açıklamada, “Bakın bu yıl Denizli merkezde yurt başvurusunda bulunan tüm öğrencilerimiz istisnasız yerleştirildi. Başvurup açıkta kalan, kız ya da erkek, bir tek öğrencimiz bile yok. Türkiye benzersiz bir yurt altyapısına sahip. Buralara kolay gelinmedi. Ancak planlı ve sistemli bir büyüme ile bu başarı sağlanabilirdi. Gençlerimizin üniversite yıllarındaki evi olacak bu mekanların her bir metrekaresi için özenli ve titiz çalışmalar yaptık. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gençlerimiz için çalışmaya ve üretmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
“Bu ülke şehitlerimizin bize emaneti”
Denizli programının son bölümünde 2016 yılında DiyarbakırLice’de şehit olan Jandarma Uzman Çavuş Özkan Bilgiç’in ailesini ziyaret eden Dr. Kasapoğlu, “Tüm şehitlerimiz bizim kırmızı çizgimiz. Bugün ülkemizde huzurla yaşayabiliyorsak şehitlerimiz sayesindedir. Bu ülke ve kıymetli aileleri aziz şehitlerimizin bize emanetidir. Bu emaneti canımız pahasına korumaya ve el üstünde tutmaya devam edeceğiz Onlar Allah katında mükafatların en güzeli ile şerefleniyorlar” ifadelerini kullandı.
Kasapoğlu, daha sonra tüm şehitler için dua okuyarak evden ayrıldı. – DENİZLİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İZMİR’in Karabağlar ilçesinde birlikte yaşadığı eski eşi Fulya Öztürk’ü (35) çalıştığı pastanede tabancayla öldüren ve verilen müebbet hapis cezası, istinaf mahkemesi tarafından ‘akıl sağlığı’ raporu alınmadığı gerekçesiyle bozulan Hasan Ozan Baştosun (35) için istenen raporda, akıl sağlığının yerinde ve cezai ehliyetinin tam olduğu belirtildi.
Olay, 9 Aralık 2020’de Fulya Öztürk’ün çalıştığı pastanede meydana geldi. İlki ilk eşinden 2 çocuk annesi Fulya Öztürk’ün yanına, bir süre önce boşandığı ancak birlikte yaşadığı Hasan Ozan Baştosun geldi. Öztürk ve Baştosun arasında tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine Baştosun, tabancasını doğrultup Öztürk’e ateş etti. Öztürk, vücuduna isabet eden mermilerle yere yığıldı. Baştosun, Öztürk’ün aracını alıp, kaçtı. İş yeri çalışanları, durumu sağlık ekiplerine bildirdi. İhbarla gelen sağlık ekibi, Fulya Öztürk’ün yaşamını yitirdiğini belirledi. Adli Tıp Kurumu morgundaki otopsinin ardından Öztürk’ün cenazesi, memleketi Muğla’nın Fethiye ilçesindeki Taşkaya Mahallesi Mezarlığı’nda toprağa verildi.
‘KISKANÇLIK YÜZÜNDEN ÖLDÜRDÜM’
Polise teslim olan ve ifadesinde Fulya Öztürk’ü kıskançlık nedeniyle öldürdüğünü söyleyen Hasan Ozan Baştosun ise sevk edildiği adliyede çıkarıldığı hakimlik tarafından tutuklandı. Soruşturmanın ardından Baştosun hakkında, ‘tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle İzmir 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Davanın 25 Nisan 2022’deki duruşmasında savcı, esas hakkında mütalaasını açıkladı. Toplanan deliller ve alınan ifadeler ışığında, sanık Baştosun’un ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet hapse çarptırılması talep edildi. Geçen yıl mayıs ayındaki karar duruşmasında tutuklu sanık Baştosun, ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet hapse çarptırılırken, cezasında indirim de uygulanmadı.
DOSYA YENİDEN YEREL MAHKEMEDE
Avukatların itirazı üzerine dosya, istinaf mahkemesine taşındı. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4’üncü Ceza Dairesi, sanık Baştosun’un 2021 yılının mayıs ayında görülen davada, olaydan önce Fulya Öztürk ile telefonda görüştükleri sırada tartıştıklarını, tartışmadan sonra epilepsi hastası olduğu için nöbet geçirdiğini belirtti. Daire, Bastosun’un işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığı konusunda raporunun aldırılması gerektiğini vurguladı. Daire, sanığı hukuki durumunun buna göre değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmediğine de kanaat getirdi.
‘HERHANGİ BİR AKIL HASTALIĞI VE ZEKA GERİLİĞİ SAPTANMADI’
Öte yandan, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4’üncü Ceza dairesi, yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulduğuna da kanaat getirdi ve yerel mahkemenin verdiği kararın bozulmasına hükmederek dosyanın yeniden yerel mahkemeye gönderilmesine oy birliğiyle karar verdi. Davanın yeni duruşması beklenirken, İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan sanıkla ilgili istenen akıl sağlığı raporu geldi. Raporda, “Baştosun’un Kurulumuzca 21/02/2024 tarihinde yapılan muayenesi sonucunda elde edilen bilgi ve bulguların yorumlanmasından; cezai sorumluluğunu müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ve zeka geriliği saptanmadığı, adli dosya tetkikinde sanığın mezkur suçu işlediği sırada fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak boyutta bir akli arizanın içinde olduğuna delalet edecek herhangi bir tıbbi bulgu ve belgeye de rastlanmadı” ifadelerine yer verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İzmir Kavram Meslek Yüksekokulu, İzmir Tarihi Liman Kentinin UNESCO Dünya Miras Listesi adaylığı sürecine destek vermek için harekete geçti. Proje kapsamında akademisyenler ve öğrenciler, bölgenin kültürel mirasını daha geniş kitlelere tanıtacak çalışmalar yürütecek. Çalışmaların, bölgenin UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kabul edilmesine yönelik farkındalık yaratması bekleniyor.
Mimari Restorasyon, Radyo ve Televizyon Programcılığı, Fotoğrafçılık ve Kameramanlık, Grafik Tasarım, Halkla İlişkiler ve Tanıtım ile İç Mekan Tasarımı programlarının öğretim elemanları, Alan Başkanı Abdülaziz Ediz, şehir plancısı Bilge Bektaş ve mimar Ahu Sönmez ile Konak Meydanı’nda bulunan Saat Kulesi’nde bir araya geldi. Mimar Burçak Çıkıkçı eşliğinde, Kemeraltı ve Basmane bölgesinin mimari, kültürel, gastronomik ve turistik unsurlarını kapsayan bir rotada teknik gezi gerçekleştiren öğretim elemanları, 2024-2025 akademik yılında öğrencileriyle gerçekleştirecekleri projeler için bilgi topladı.
8 bin 500 yıllık bir geçmişe sahip İzmir Tarihi Liman Kentinin tüm dünya için önemli bir değer olduğuna dikkati çeken Alan Başkanı Abdülaziz Ediz, İKMYO öğretim elemanları ve öğrencileri tarafından üretilecek projelerin, alanın tanıtımına ve kültürel miras farkındalığının artırılmasına büyük katkı sağlayacağını belirtti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(İZMİR) – Bir sokak röportajında Instagram’a erişim engeli getirilmesine ilişkin kullandığı ifadeler nedeniyle tutuklanan ve sonrasında tahliye edilen Dilruba Kayserilioğlu hakkında istenen ceza belli oldu.
Dilruba Kayserilioğlu hakkında hazırlanan iddianamede, Dilruba’nın sorgusunda “gerizekalı” sözleriyle herhangi bir grubu hedef almadığı ve ifade özgürlüğü kapsamında o sözleri sarf ettiğini belirttiği ifade edildi.
İddianamede, “Şüphelinin İzmir Sulh Ceza Hakimliğinde alınan sorgu beyanında; soruşturmada verdiği ifadeleri aynen tekrar ettiği, herhangi bir şahsi grubu hedef almadığı, eleştiri ifade özgürlüğü kapsamında sorulan soruya cevap verdiğini, hakaret amaçlı herhangi bir ifade de bulunmadığını, farklı bir anlam yada anlaşılmaya sebep olduysa özür dilediğini açıkladığı görülmüştür” denildi.
İddianamede, Dilruba hakkında TCK 216/1-2 maddesinde düzenlenen “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik ve aşağılama” suçlarından ceza isteniyor. Söz konusu maddeler, 1 yıldan 3 yıla ve 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası öngörüyor.
İddianamede ayrıca, TCK 218. maddesi uyarınca suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde verilecek cezaların yarı oranına kadar arttırılabileceği de yer aldı.
Dilruba Kayserilioğlu, 12 Ağustos’ta tutuklanarak cezaevine gönderilmiş ve 29 Ağustos Perşembe günü akşam saatlerinde tahliye edilmişti.
Dilruba Kayserilioğlu, bugün saat 14.00’de İzmir 35. Asliye Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’nin Ankara Büyükelçiliği X hesabından İzmir’de askerlerinin maruz kaldığı olaya ilişkin yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“USS Wasp’te görevli ABD’li askeri personelin bugün İzmir’de saldırıya maruz kaldığını ve şu an güvende olduğunu teyit ederiz. Olaya hızlı müdahale etmelerinden ve olayla ilgili soruşturma başlatmalarından dolayı Türk makamlarına teşekkür ederiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>15 Ağustos akşamı saat 21.30’da Karşıyaka Yamanlar Dağı’nda başlayan ve 63 saat sonra kontrol altına alınan yangında, Bayraklı ilçesinde bulunan 17 ev yanarak kül oldu. İlçeye bağlı Onur Mahallesi’nde evleri yanan Canan ve Mahigül Ergül kardeşler de evlerinin yanışını, diğer mağdurlar gibi gözyaşlarıyla anlatmıştı.
Sözünü tuttu
Yangının ardından AHBAP Derneği aracılığıyla aileye ulaşan sanatçı Haluk Levent’in devreye girmesiyle sanat dünyası da yardım için harekete geçti. Ünlü şarkıcı Mustafa Ceceli, geçtiğimiz günlerde evin yeniden yapımını üstlendiğini bildirmiş, Haluk Levent de bu sevindirici haberi sosyal medya hesabından paylaşmıştı. Bugün Mustafa Ceceli, iki kardeşe de ayrı ayrı ev aldı ve Ergül kardeşler ile bir araya geldi. Tapuları kardeşlere teslim eden Ceceli ile Canan ve Mahigül Ergül birlikte poz verdi. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AĞZINDA EMZİKLE ÖLDÜ
Burada yanında getirdiği tabancasını çıkaran Vesim Şimşek, kızlarına kurşun yağdırdı. Ardından bir yakınını arayıp çocuklarını vurduğunu, kendisinin de intihar edeceğini söyleyip bulundukları yeri bildiren Şimşek, aynı silahla intihar girişiminde bulundu.
İhbar üzerine olay yerine giden sağlık ekipleri ve polisler, Nira, Cemre ve Ceylin’in hayatını kaybettiğini belirledi. Ceylin’in ağzında emzikle öldüğü öğrenilirken, ağır yaralanan Vesim ve Hiranur Şimşek ise ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Cesetler ise arazi engebeli olduğu için yaklaşık 2 kilometre elde taşındı.

BÜYÜK BİR OLAY DUYACAKSIN
Ailenin yakınlarından Mustafa Karadaş (56), “Eşi 2.5 ay önce boşanma davası açtı. Bunalımdaydı. Eşiyle son konuşmalarında, ‘Seni seviyorum. Ayrılmayalım. Geri dön. Daha 2 yaşında çocuğumuz var’ demiş. Eşi ise ‘Gelemem’ cevabını vermiş. Bunun üzerine Vesim, ‘Büyük bir olayı duyacaksın’ demiş. Biraz psikolojik sorunları vardı ama çocuklarını öldürecek kadar gaddar bir baba değildi. Çocuklarına düşkün bir babaydı. Çok üzgünüm” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>T3 Vakfı ve Bilişim Vadisince Bilişim Vadisi İzmir’in bahçesinde düzenlenen yarışlara, finale kalan 26 takım katıldı.
Finalde katılımcılardan insansız kara araçlarıyla, tarım arazisine benzetilen parkurdaki bitki sıra arasında kalan toprağı sıradaki bitkileri ezmeden 5 santimetre derinliğinde işlemesi, otonom olarak geçebilmesi ve yabancı otları tespit etmesi istendi.
TARIMDA VERİMİN ARTIRILMASI HEDEFLENİYOR
Takımlar, kendilerine verilen süre içerisinde toprağı doğru şekilde işledikleri her metre ve tespit ettikleri yabancı otlar için puan alacak.
Yarış ile karada hareket eden robot yardımıyla tarımda verimliliğin artırılması ve otonom araçların bu sektörde kullanımının yaygınlaşması amaçlanıyor.
30 Ağustos’ta tamamlanacak yarışlarda birinci olan takıma 100 bin, ikinciye 80 bin ve üçüncüye ise 60 bin lira ödül verilecek.

“TEKNOFEST ASLINDA GELECEĞİN DE YARIŞMASI”
Bilişim Vadisi Genel Müdürü Erkam Tüzgen, TEKNOFEST ile öğrencilerin iş hayatına atılmadan önce kendi projelerini oluşturma ve fikir aşamasını icraya dönüştürdüğünü söyledi.
TEKNOFEST’in 49 yarışmasından birinin Tarımsal İnsansız Kara Aracı Yarışması olduğunu dile getiren Tüzgen, şunları kaydetti:
Tarım teknolojileri insanlığın aslında icat ettiği ilk teknolojilerinden biri. Binlerce yıldır insanlık hep daha iyi, etkili ve verimli tarım nasıl gerçekleştirilebilir üzerine çalışmalara devam etti. Sanayi devrimiyle bu ciddi şekilde hızlandı ve şimdi otonom teknolojileriyle tarımda insan bağımlılığının azaltılmasıyla ilgili çalışmalar devam ediyor. İnsanlık var olduğu müddetçe tarım ihtiyacı da sürecek. Bunu en verimli, kaliteli ve doğala en yakın ile sağlıklı şekilde gerçekleştirebilmek için bu alanda teknolojilerinin geliştirilmesini destekliyoruz. TEKNOFEST sadece bugünün değil aslında geleceğin de yarışması.

Bilişim Vadisi Yönetim Kurulu Üyesi ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran ise TEKNOFEST’in Türkiye’nin gençlerinin kendilerini fark etmesine, yenilikçi, girişimci ve daha cesur olmasına katkı sağladığın anlattı.
Yarışmacılardan Arif Tarakçı da projelerini uyguladıklarında aldıkları keyfin çok güzel olduğunu belirtti.









Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğü, İzmir’in dezavantajlı bölgelerinde yaşayan kadın ve çocuklar için deniz etkinliği düzenledi. Tarihi Havagazı Fabrikası’ndan kalkan otobüslere binen kadın ve çocuklardan oluşan 95 kişi, Selçuk Belediyesi Pamucak Sosyal Tesisleri’ne gitti. Burada piknik yapan kadınlara, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından su, çay ve meyve suyu da ikram edildi. Yüzme bilmeyen yurttaşlar eğitmenler eşliğinde yüzme öğrenirken, olumsuz durumlara karşı sağlık personeli ve ambulans da hazır bulundu. Ekonomik koşullar gereği plajlara gidemediklerini söyleyen kadınlar, bu tür etkinlikler sayesinde denize girebildiklerini belirtti.
“Denize hiç gitmemiş kadınlar var”
İzmir Büyükşehir Belediyesi Anahtar Kadın Çalışmaları Bütüncül Hizmet Merkezi Sorumlusu ve Sosyal Hizmet Uzmanı Dilek Yücel Aksoy, “İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğü olarak deniz etkinliği düzenledik. Denize erişemeyen kadınları, çocuklarıyla birlikte denizle buluşturmaya çalışıyoruz. Bu tesis bizim için oldukça kullanışlı. Hem gölgelik alanları var hem de denize yakın. Selçuk Belediyesi’ne de iş birliği için teşekkür ediyoruz. Buraya gelen kadınlar arasında hayatında hiç denize girememiş ya da çok az gitmiş kadınlar var. Ülkemizde yaşanan ekonomik koşullar nedeniyle çocuklar da bu konuda mağdur durumda. Bu sebeple deniz etkinliklerimizde keyifli anlar yaşıyoruz. Kadınlar da çok memnun kalıyor. Talebin bu kadar yoğun olacağını tahmin etmiyorduk. Üç kez deniz etkinliği düzenledik, düzenlemeye devam edeceğiz” dedi.
“Daha önce böyle bir etkinliğe katılmamıştık”
Deniz etkinliğine 4,5 yaşındaki oğlu Asil Robin ile katılan Gamze Aykut, “Çok eğlenceli bir geziye katıldık. Daha önce böyle bir etkinliğe katılmamıştık. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin aracıyla tesise geldik. Yolculuğumuz çok güzel geçti. Çok memnun kaldık. Denize gidemeyen birçok kadın var. Çok faydalı bir etkinlik oldu” diye konuştu. Kübra Altın isimli yurttaş da ” Karabağlar’dan geliyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi etkinliğini sosyal medya hesabından gördük. Arkadaşlarıma söyledim ve başvurumuzu hemen kabul ettiler. Etkinlikten çok memnun kaldım. Günümüz şartlarında denize gitmek artık pek mümkün değil. Belediyenin kadınlara ve çocuklara böyle bir etkinlik organize etmesi çok güzel. Çok teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Harika bir gün geçiriyoruz”
Kadın arkadaşları ile deniz etkinliğine katılan Nermin Batık, “Harika bir gün geçiriyoruz. Çok memnun olduk. Denize sık sık gidemiyoruz. Öyle bir olanağımız yok. Gideceğimiz yerler paralı oluyor. Şezlong parası, yeme içme parası vermek zorunda kalıyoruz. Bu yüzden bu etkinliğin olması çok iyi. Sabah otobüslerle buraya geldik. Suyumuzu, meyve suyumuzu, çayımızı verdiler” dedi. Arkadaşı Hüner Cevizci ise “Görevliler bizimle çok ilgilendi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a hizmetlerinden dolayı çok teşekkür ediyoruz” sözlerine yer verdi.
“İmkanın yoksa denize gitmek çok zor”
Kızı Gülşah Paçacı’yla denize gelen Songül Paçacı da şunları söyledi: “İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sunduğu imkanlardan faydalanıp denize gireceğiz. Buraya kızım, annem ve yeğenimle geldim. İmkanın yoksa denize gitmek çok zor. Denize gidip gelme masraflarını herkesin karşılayabilmesi zor. Ben kendi adıma karşılayamam. Bugün ise Havagazı Fabrikası’nda bize tahsis edilen araçlara bindik. Yolculuk çok rahattı. Burada olmaktan çok mutluyuz.”
İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğü, deniz etkinliklerini izbb_kadin Instagram adresi üzerinden duyuruyor. Detaylı bilgiye 232. 293 33 72 numaralı telefondan ulaşılabiliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, suçta kibirlenenlerin, halkın huzurunu kaçıranların, organize suç örgütü ve çetelerin kazdıkları kuyulara düşeceklerini ve hangi büyüklükte olursa olsun organize suç örgütlerini çökertip adalete teslim etmeye kararlı olduklarını belirterek, “İzmir’de elebaşılığını Adnan Üstün’ün (yurt dışı firar) yaptığı organize suç örgütüne yönelik Kuyu-19 operasyonu düzenlendi. Operasyonda organize suç örgütü üyesi 15 şüpheli yakalandı.” ifadelerini kullandı.
OPERASYONUN DETAYLARI
Yerlikaya’nın açıklamasına göre, Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Başkanlığı koordinesinde, İzmir Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele, İstihbarat ve Asayiş şube müdürlüklerince yapılan çalışmalar sonucu İzmir’de düzenlenen operasyonda organize suç örgütü üyesi şüphelilerin, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs suçlarını işledikleri tespit edildi.
Operasyonda ruhsatsız tabancalar ele geçirildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TUGAY’IN AÇIKLAMALARI HÜKÜMET KANADINDA TEPKİYE NEDEN OLMUŞTU
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay Yamanlar yangını sırasında havadan müdahalenin yetersiz kaldığını iddia etmiş bunun üzerine AK Parti cephesinden İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yangına müdahalede yetersiz kaldığı yönünde eleştiriler gelmişti.

DERSE GÖREVDEN ALINDI
Tartışmalar sürerken İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden dikkat çeken bir hamle geldi. Belediyeye bağlı İtfaiye Dairesi’nin Başkanlığını yürüten İsmail Derse görevden alındı. Derse’nin görevden alınması kulislerde ‘Yamanlar Yangını Derse’nin başını yedi’ olarak yorumlandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AYDIN BOZDOĞAN KONTROL ALTINDA
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Aydın Bozdoğan’daki orman yangınının kontrol altına alındığını duyurdu. Bakan Yumaklı, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Aydın Bozdoğan’daki orman yangını kontrol altına alındı. Soğutma çalışmalarımız devam ediyor. İzmir Menderes’teki yangını tamamen kontrol altına almak için ekiplerimizin müdahaleleri sürüyor” dedi.

UŞAK EŞME VE MANİSA GÖRDES YANGINLARI KONTROL ALTINDA
Uşak’ın Eşme ilçesinde otluk alanda başlayıp ormanlık alana sıçrayan yangında zarar gören alanlar havadan dron ile görüntülendi. Dereli köyü yakınlarında 17 Ağustos Cumartesi günü başlayıp, rüzgarın da etkisiyle hızla büyüyerek Manisa’nın Sarıgöl ilçesine ulaşan yangın, ekiplerin havadan ve karadan müdahalesi sonucu yaklaşık 46 saatte kontrol altına alındı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Manisa Gördes ve Uşak Eşme’deki orman yangınları havadan ve karadan yapılan müdahaleler sonucunda kontrol altına alındı, soğutma çalışmalarımız devam ediyor” diye konuştu.

EGE’NİN YEŞİL OVALARI GRİ OLDU
İzmir, Aydın, Manisa ve Uşak’ta ekiplerin aralıksız mücadele ettiği orman yangınları sonrası yeşil alanlar yerini gri renge bıraktı. Ege’nin yeşil dağları ve ovaları, 13 Ağustos’tan itibaren yangınlardan dolayı kara dumanlarla kaplandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yangınla mücadeleye ilişkin bilgi veren Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı İzmir’in Karşıyaka ve Urla, Bolu’nun Göynük ve Karabük’ün Ovacık ilçesindeki yangınların söndürüldüğünü açıkladı.
Bakan Yumaklı, “Geçen perşembe gününden bugüne kadar 109’u orman yangını, 138’i kırsal olmak üzere 247 yangına müdahale edildiğini, bunlardan 241’inin kontrol altına alındığını söyledi. Bakan Yumaklı, “Şu an için bizi endişeye sevk edecek herhangi bir yangınımız yok” dedi.

Mersin’in Silifke ilçesinde saat 14.21’de çıkan yangına 10 dakika içinde müdahale başladığını dile getiren Yumaklı, hızlı müdahale sayesinde saat 15.16 itibarıyla yangının kontrol altına alındığını vurguladı.
Bakan Yumaklı, Muğla’nın Yatağan ilçesi Yava Mahallesi ile Ula ilçesinde dün saat 13.25’de eş zamanlı yangın çıktığını belirtti. Yumaklı, birbirine yakın, aralarındaki birkaç kilometre olan iki yerde yangının birden başladığını ve hızla müdahale edildiğini söyledi.
Muğla’daki yangınları kontrol altına alabilmek için 10 helikopter, 10 uçak, 30 arazöz, 14 su tankeri, 5 dozer, iş makineleri ve 294 personelle alevlere müdahale ediliyor. Ula’da gece görüşlü helikopter de çalışmalara katıldı.

BAYRAK DİREĞİNİ SÖKECEK RÜZGAR VARDI
Tarım ve Orman Bakanı İbrahım Yumaklı: Aydın Bozdoğan’da da bayrak direğini bile adeta yerinden sökecek bir rüzgar vardı. Arkadaşlarımız cansiperane bir mücadeleyle burayı da belli bir olgunluğa getirdiler. Manisa’nın Gördes ilçesinde çok uzun ve geniş bir alana bir hat şeklinde yayılan yangınla mücadele, bir uçak 10 helikopter ve çok ciddi bir kara gücüyle devam ediyor. Buranın enerjisi de ciddi bir şekilde düşürüldü. Bir noktası kaldı. Kontrol altına alındı bilgisi verilmeye en yakın yangınlardan bir tanesi.

TÜM ALANI YENİDEN AĞAÇLANDIRACAĞIZ
Tarım ve Orman Bakanı İbrahım Yumaklı: Orman Genel Müdürlüğü, 25 bin çalışan, 105 helikopter, uçaklar, 14 İHA ve gönüllülerle ormanları korumak adına topyekun bir mücadele içinde oldu. Bu yeşil vatan savunmasında kamu, kurum ve kuruluşlarımızın desteğiyle, yerel yönetimler, belediyeler, hiçbir siyasi ayrım da yapmıyorum, yanımızda olan herkesle birlikte bir mücadele yürüttük. Milletimiz de bize dualarıyla destek ve güç verdi. Herkese canı gönülden teşekkür ediyorum.

15 EYLÜLE KADAR HASSASİYET SÜRECEK
Ormanlarımız yandı ancak her zaman yaptığımız gibi yılda 500 milyonun üzerinde fidanı ve tohumu toprakla buluşturuyoruz. Buraları da yeniden ağaçlandıracağız. Ben herkesi 11 Kasım’daki Milli Ağaçlandırma Bayramı’nda bu hasarı hep birlikte gidermeye davet ediyorum. Mümkünse açık alanlarda kibrit bile çakmayalım. Çünkü çok basit bir şeyin bile nelere mal olduğunu günlerdir hepimiz yaşadık. 15 Eylül’e kadar hassasiyetimiz sürecek.

AZERBAYCAN UÇAĞI YARDIMA GELDİ
Azerbaycantarafından gönderilen BE-200ÇS amfibi uçağı İzmir Adnan Menderes Havalimanı’na indi. Uçak dün Muğla’daki yangınlara müdahale etmeye başladı.

42 HELİKOPTER, 11 UÇAK 366 KARA ARACI GÖREVDE
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada orman yangınlarına 42 helikopter ve 11 uçaktan oluşan toplam 53 hava aracı, arazöz ve iş makinesinden oluşan 366 kara aracıyla müdahalede bulunulduğu belirtildi. Açıklamada, “12 ton su alma ve atma kapasitesine sahip Be-200 Amfibik Yangın Söndürme Uçağı da çalışmalara destek veriyor. Yüksek su atma kapasitesi, amfibik olması ve yüksek intikal sürati sayesinde orman yangınlarının söndürülmesinde çok etkili oluyor” ifadeleri kullanıldı.

105 HELİKOPTER, 26 UÇAK VE 14 İHA
Orman yangınlarıyla mücadelede bu yıl ülke genelinde 105 helikopter, 26 uçak ve 14 İHA destek sağlıyor. Ayrıca 184’ü akıllı kule olmak üzere 776 gözetleme kulesi, 1686 arazöz ve 2 bin 655 ilk müdahale aracı yangınla mücadelede kullanılıyor. Yangınlarının önüne geçilmesi amacıyla 15 bin 500 yangın işçisi, 4 bin teknik personel, 5 bin 500 orman muhafaza memuru ve 122 bin gönüllü görev yapıyor. ANKARA
KARABÜK BOLU, UŞAK
Bolu Göynük’teki yangın da sarp araziler ve uçurumlarla dolu geniş bir alanda itfaiye erleri çetin bir mücadele vererek, yangını kontrol altına alındı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı bölgede soğutma çalışmalarının devam ettiğini belirterek, “Bölgedeki ağaç yapısı itibariyle zaman zaman küçük tütmeler görülebilir ama endişelendirecek bir durum söz konusu değil” dedi.
KARABÜK Ovacık’ta 2 helikopterle müdahale edildiğini ulaşılamayan kayalık alanların olduğunu vurgulayan Yumaklı, “Ovacıktaki yangın da an itibari ile kontrol altına alınmış vaziyette.
UŞAK Eşme’deki yangına 4 helikopter ve kara ekiplerinin müdahale ettiği bilgisini paylaşan Yumaklı, buradaki yangının da enerjisinin düşürüldüğünü aktardı. Tek bir nokta kaldı. Kalan 5 yangın kontrol edilmeye en yakın vaziyette. 5 yangın kontrol altına alınmaya çok yakın.
MUĞLA’DA 3 GÖZALTI
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya Muğla’daki orman yangınlarıyla ilgili şüpheli 3 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Jandarma ekipleri, Yatağan ilçesi Yava Mahallesi’nde başlayan orman yangınının arıcıların arıların saldırganlaşmasını önlemek için kullandığı körükte yakılan ateşten çıktığını belirledi. Arı kovanlarının sahibi M.Ş. (78) ve oğlu İ.Ş. (37) gözaltına alındı. Datça ilçesinde ise orman yangınını kasten çıkardığı değerlendiren İran uyruklu bir şahıs yakalanarak gözaltına alındı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, başta İzmir olmak üzere ülke genelinde çıkan orman yangınlarına ilişkin sosyal medyada provokatif paylaşımlar yapan 20 hesap yöneticisi hakkında gerekli işlemlerin başlatıldığını bildirdi. Yerlikaya, sosyal medya hesabındaki paylaşımında, Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığınca gerçekleştirilen çalışmalarda sosyal medya platformlarında bazı hesaplardan başta İzmir olmak üzere ülke genelinde çıkan orman yangınlarına ilişkin provokatif paylaşımlar yapıldığının görüldüğünü belirtti. Bakan Yerlikaya, “Bu tür paylaşım yapan 20 hesap yöneticisi tespit edilmiştir. Provokatif paylaşım yapan 20 hesap yöneticisi hakkında gerekli işlemler başlatılmıştır. Orman yangınları gibi milletçe büyük üzüntü duyduğumuz ve devletimizin tüm kurumlarıyla mücadelesini sürdürdüğü bir konuda, halkımız arasına nifak tohumu ekmeye çalışanlara müsaade etmeyeceğiz. Bu tür paylaşım yapanlar adalete teslim edilecektir” ifadelerine yer verdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Üniversitedeyken tek yaptığımız tüketmekti. Bir kafeteryaya gidip kahve içmekten başka bir şey yapamıyorduk. Ama ben burada çok daha özgürüm. Canım sıkılınca bahçeme çıkıp bir sebze dikiyorum. Ben köyümde, tarlamda daha özgürüm. Bu benim motive olma yöntemim” dedi. Sadece tüketimin olduğu bir dönemde olduğu için kendisini sorumlu hissettiğini anlatan Andaç, “Benim fırsatım varken üretmeyi seçtim. İkizim Hatice sayesinde de sosyal medyada bunları paylaşarak üretime katılanlara ilham oluyoruz” dedi.

ÇİFTÇİLER BİZE SORUYOR
Pandemide sosyal medyadan ürettiklerini ve köy hayatlarını paylaşmaya başladığını anlatan Hatice Andaç, “Sosyal medyada içerik üretme fikrini ailem ilk başta hoş karşılamadı. Etrafımdan sürekli, ‘Sen küçük bir kızsın, senin çiftçiliğinden ne olacak. Kimse seni umursamaz’ gibi tepkiler alıyordum. Ama ben üretmeye de paylaşmaya da devam ettim. Ben ve ikizim üniversitede aldığımız bilgileri, ailemizden aldığımız tecrübeyle harmanlayıp kısa sürede başarılı olduk. Şimdi yılların çiftçileri bize ekim, dikimle ilgili sorular soruyor” diye konuştu.

BAKAN BEY TÜM SIKINTILARIMIZLA İLGİLENİYORİ
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın kendileriyle yakından ilgilendiğini anlatan Hatice Andaç, “Sayın Bakanın ekibi bize bir proje için ulaşmıştı. Bakan beyle de o proje dolayısıyla tanıştık. Aslında bir Bakan ama bizim yanımıza geldiğinde bizden biri oluyor. Tüm ihtiyaçlarımızı, sıkıntılarımızı, dileklerimizi tüm çiftçiler adına Bakan beye rahatlıkla iletebiliyoruz. Kendisi de sağ olsun hep çözüm üretici, destekleyici bir şekilde bizimle ilgileniyor” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Depremin yıkımlara neden olduğu 11 ilde 296 bin 755 yuvanın inşasını sürdürdüklerini anlatan Bakan Kurum, “Şu ana kadar; 76 bin yuvamızı kardeşlerimize teslim ettik. 45 günde 21 bin yeni yuvamızın daha ihalesini yaptık, çalışmaları başlattık. Eylül ayında 24 bin konutumuzu daha bitirip, teslim sayımızı 100 bine ulaştıracağız. İşte dün de 17 Ağustos’un 25’inci yılında, 11 ilimizin tamamına yayılan tam 25 bin 1 konut ve iş yerimizin temellerini attık. İnşallah yıl sonuna kadar toplamda en az 200 bin konutumuzu teslim edeceğiz” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karatepe mevkisinde 15 Ağustos Perşembe günü ormanlık alanda başlayan yangın, ekiplerin havadan ve karadan müdahaleleri sonucu kontrol altına alındı.
Rüzgarın da etkisiyle büyüyen yangından etkilenen alanlar, gri ve siyah renge büründü.
Dron ile çekilen görüntülerde, zarar gören ormanlık alan ve ekiplerin devam eden çalışmaları yer aldı.
Yangın bölgesinde helikopter ve yer ekipleri soğutma işlemlerine devam ediyor.
ulaşmıştı. Yangında 16 ev yanmış, 87 ev ve 45 iş yeri boşaltılmış, 3 mahalle de tahliye edilmişti.
Orman yangınlarıyla mücadelede son durum: Yangınların 3’ü kontrol altında Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Küresel ısınma ve insan kaynaklı yangınlar bu yıl da ülkemizin başına bela oldu.
Sıcak havaların kendini yeniden hissettirmesiyle kuru ve nemsiz hava adeta yangınlara davetiye çıkardı.
Buna çiftçilerin anız yakma girişimleri de eklenince yangın haberi gelmeyen il kalmadı.
Fakat hafta sonuna doğru İzmir ve Bolu olmak üzere ciddi boyutlu yangınlar ülkemizin ciğerlerini yaktı.
HAVADAN VE KARADAN MÜDAHALE SÜRÜYOR
Bu kapsamda ülke genelinde çıkan orman ve kırsal yangınlarına havadan ve karadan müdahale sürüyor.
Tedbir amacıyla, İzmir, Aydın, Bolu ve Manisa’da toplam 3 bin 971 kişi güvenli alanlara tahliye edildi.
2 gün içinde hava araçlarıyla 583 saatlik uçuşta 2 bin 134 sorti yapıldığını ve 7 bin 662 ton su atıldı.
Yangınları söndürmek için ekipler gece gündüz demeden çalışıyor.

AKTİF YANGIN SAYISI 8
Bakan Yumaklı, Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde Örmepınar Mahallesi yakınındaki kriz merkezinde gazetecilere yaptığı açıklamada, Aydın Bozdoğan, İzmir Karşıyaka Yamanlar bölgesi, Manisa Gördes, Bolu Göynük ve Karabük Ovacık’taki 5 aktif yangından Aydın dışındakilerin enerjisini düşürdüklerini ancak rüzgarın da etkisiyle bu bölgelerde değişiklikler olabildiğini söyledi.
Aydın Bozdoğan yangınında iki farklı nokta olduğunu belirten Yumaklı, “Güney ve kuzey kanadı. Yaklaşık 9 kilometrelik bir hat yaptı. Orta alanlardaki büyük oranda kısımları hallettiler.” dedi.
Bakan Yumaklı, İzmir Yamanlar’daki yangında gün içinde değişmekle birlikte 3 uçak, 15 helikopter, 60 arazöz ve 390 personelin çalışmaya devam ettiğini, Aydın’da da 7 uçak 15 helikopter, 62 kara aracı ve yaklaşık 368 personelin görev aldığını, bunların yanı sıra valiliklerin, diğer kamu kuruluşlarının ve yerel yönetimlerinin desteklerinin olduğunu kaydetti.

“4 YANGININ ENERJİSİ DÜŞÜRÜLDÜ”
Gün içinde 3 farklı yangın daha başladığını ifade eden Yumaklı, şu bilgileri verdi:
Bir tanesi İzmir Menderes’te baraj yanında. 6 uçak, 4 helikopter, 22 kara aracı ve 160 personel görevlendirdik. Bütün bunlar bizim güçlerimizin de bölünmesine sebep oluyor. Arkadaşlar buradaki yangının enerji nakil hattı kaynaklı olduğunu tespit ettiler.
16.45’te başladı, 16.55’te ilk müdahale yapıldı. Şu anda da müdahale sürüyor. Biz de buradan tekrar İzmir’e gideceğiz. İkinci yangın Uşak Eşme’de başladı 13.19’da. 13.30’da müdahale edildi. Ormanlık alanda başladı, burada da 3 helikopter, 14 arazöz, 79 da personel görevlendirildi.
İzmir Karaburun, bundan 15-20 dakika önce bunun da ihbarı yapıldı. Buraya da arkadaşlarımız şu anda planlamalarını yapıyorlar. Sonuç itibarıyla 6 ile başlamıştık, Muğla Milas (yangını) kontrol altına alındığı için 5’e düşmüştü. Şu anda 8 aktif yangınımız var. Bunlardan 4’ünün enerjisi düşürülmüş vaziyette. Çalışmalar devam ediyor. Gece boyu devam edecek.
AZERBAYCAN’DAN SÖNDÜRME DESTEĞİ
Bakan Yumaklı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in bugün yaptığı telefon konuşmasında Aliyev’in bir yangın söndürme uçağını Türkiye’ye tahsis ettiklerini söylediğini hatırlatarak, “Bu gece saat 23.00 itibarıyla Be-200 model bir yangın söndürme aracı Adnan Menderes Havalimanı’na inmiş olacak.” dedi.
Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin birçok yerindeki orman yangınlarını söndürme çalışmalarına verdiği destek dolayısıyla Azerbaycan’a teşekkür mesajı yayımladı.
Bakanlık, X sosyal medya platformundan Azerbaycan’a teşekkür paylaşımı yaptı.
Paylaşımda, “Ülkemiz genelindeki orman yangınlarını söndürme çalışmalarına verdiği değerli destek için can Azerbaycan’a teşekkürlerimizi sunuyoruz.” ifadeleri kullanıldı

MSB ÇALIŞMAYA 13 HELİKOPTERLE DESTEK VERİYOR
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Türk Silahlı Kuvvetlerine ait 13 helikopterle İzmir, Aydın ve Bolu’daki orman yangınlarıyla mücadeleye destek sağlandığını bildirdi.
Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetlerine ait helikopterlerin, İzmir, Aydın ve Bolu’daki orman yangınlarıyla mücadeleye devam ettiği belirtildi.
İzmir’deki yangını söndürme çalışmaları için 2 helikopter daha görevlendirilerek TSK’ya ait bölgedeki helikopter sayısının 8’e çıkartıldığı aktarılan açıklamada, “Şu an için toplam 13 helikopterle İzmir, Aydın ve Bolu’daki yangınları söndürme çalışmalarına destek sağlamayı sürdürüyoruz.” ifadesi kullanıldı.

YANGILNA MÜCADELE EDİLEN ŞEHİRLER
İzmir’in Karşıyaka ilçesinde çıkan ve rüzgarın etkisiyle büyüyen orman yangınına havadan müdahale edilmeye yeniden başlandı.
Yamanlar Karatepe mevkisinde önceki gün ormanlık alanda çıkan ve yerleşim yerleri ile sanayi sitesine sıçrayıp 3 mahallenin de boşaltılmasına neden olan yangına, günün ağarmasıyla ekipler havadan müdahale etmeye başladı.
Ekipler, yangını kontrol altına alma çalışmalarını şiddetli rüzgara rağmen sürdürüyor. Karşıyaka ilçesi Yamanlar Mahallesi Karatepe mevkisinde önceki gün başlayan yangın yerleşim yerlerine kadar ulaşmıştı. Yangında 16 ev yanmış, 87 ev ve 45 iş yeri boşaltılmıştı. 3 mahallenin de tahliye edildiği yangın dolayısıyla hayvan barınağı da boşaltılmıştı.
Karşıyaka’da başlayan ve Bayraklı ile Çiğli ilçesindeki ormanlık alanlara da yayılan yangında, kentin birçok noktası duman altında kalmıştı. Yangın söndürme çalışmalarına, orman ekiplerinin yanı sıra belediyeler, polis, AFAD, jandarma personeli de araçlarıyla destek vermişti.
Şaşal Mahallesi’nde saat 16.45’te çıkan orman yangınına ilk müdahale 10 dakika sonra gerçekleştirildi.
Yangını söndürmek için 6 uçak, 5 helikopter, 18 arazöz, 7 su ikmal, 1 dozer ve 1 yer ekibi ile çalışmalar devam ediyor.

AYDIN’DA ALEVLERLE MÜCADELE
Aydın’ın Bozdoğan ilçesindeki orman yangınına havadan ve karadan müdahale devam ediyor. Alhisar Mahallesi’nde bulunan ormanlık alandaki yangına gece boyunca havadan ve karadan müdahale sürdü.
Günün ilk ışıklarıyla hava araçlarının sayısı artırıldı. Alevlere 8 helikopter, 7 uçak, 32 arazöz, 11 su tankeri, 5 dozer ve 303 personel müdahale ediyor. Rüzgara ve arazinin sarp olmasına rağmen ekiplerin yangını kontrol altına alma çalışması sürüyor.
Bozdoğan ilçesindeki Alhisar Mahallesi’nde dün ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıkmış, Örmepınar Mahallesi’ndeki bazı evler tahliye edilmişti.

MANİSA’DA RİSK DEVAM EDİYOR
Manisa’nın Gördes ilçesinde başlayıp Salihli ve Gölmarmara ilçesine ulaşan orman yangınlarına havadan ve karadan müdahale devam ediliyor.
Boyalı Mahallesi’nde 14 Ağustos’ta çıkan orman yangını, rüzgarın da etkisiyle yayılarak Salihli ilçesine bugün de Gölmarmara ilçesi Yunuslar Mahallesi’ne ulaştı. Gördes’in yanı sıra Salihli’nin Kale Mahallesi ile halen Gölmarmara’nın Yunuslar Mahallesi yakınlarındaki ormanlık alanda etkili olan yangına 6 uçak, 14 helikopter, 46 arazöz, 14 su ikmal aracı, 6 iş makinesi, 6 ilk müdahale yer ekibi müdahale ediyor.
Yangınla mücadelede 45 teknik eleman olmak üzere 450 personel görev yapıyor. Kayacık Mahallesi’nde 15 Ağustos’ta çıkan ve devam yangına ise 1 uçak, 4 helikopter, 15 arazöz, 3 su ikmal aracı, 2 iş makinesi, 1 ilk müdahale yer ekibi müdahale ederken, 5 teknik eleman olmak üzere 100 personel bölgede söndürme çalışmalarına katılıyor.
Alevlerden etkilenen bölgelerde incelemelerde bulunan Manisa Valisi Enver Ünlü, Salihli’nin Hacıhıdır Mahallesi ile Gölmarmara’nın Yunuslar ve Çamköy Mahallelerinde yangın riskinin devam ettiği bilgisini paylaştı.

BOLU’NN CİĞERLERİ YANDI
Bolu’nun Göynük ilçesindeki orman yangınını söndürme çalışmalarına aralarında kadınların da olduğu gönüllüler destek veriyor.
Bekirfakılar köyü mevkisindeki ormanlık alanda önceki gün öğle saatlerinde çıkan yangını söndürme çalışmalarına Bolu ve çevre illerden 12 helikopter, 138 arazöz ile 245 araç ve iş makinesiyle devam ediliyor.
Bölgede 1357 personel görev yaparken, söndürme çalışmalarına gönüllüler de katılıyor.
Antalya’dan Orman Genel Müdürlüğü (OGM) personeli ve İstanbul’dan Toplumsal Afet Platformu (TAP) gönüllüleri, zorlu şartlarda ve engebeli arazilerde yürütülen çalışmalarda görev alıyor.
Antalya’nın Kumluca ilçesinden gelen OGM personeli Kenan Okyay, gönüllülerle 20 kişilik ekiple çalıştıklarını söyledi.
İstanbul’dan gelen TAP gönüllüsü Salih Gül ise ormanları kaybetmemek için ellerinden geleni yaptıklarını vurgulayarak, “Çok zor bir arazi, burada yangını söndürdük deyip arkamızı dönüyoruz, tekrar yangın başlayabiliyor. Ağacın yapısıyla alakalı herhalde bu. Uzun ve zor bir süreç.” diye konuştu.
Gül, yorulan itfaiye ekiplerine destek olduklarını kaydederek, “Bunlara bir nefes aldırıyoruz, bir yemek molası, 5 dakika dinlenme olsun, eğitimini aldığımız için yardım ediyoruz.” dedi.

YANGINLARDA KRİTİK GECE GERİDE KALDI
Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ahmet Bağcı, Karabük’ün Ovacık ilçesinde çıkan orman yangınına ilişkin, “Bu gece ormandaki enerjinin soğutulmasını ve ardından yangının kontrol altına alınmasını bekliyoruz.” dedi.
Alınca ve Beydini köyleri arasında bulunan ormanlık alanda dün çıkan yangın nedeniyle bölgeye gelen Bağcı, burada incelemelerde bulunarak söndürme çalışmaları hakkında bilgi aldı.
Bağcı, yaptığı açıklamada, dün 14.30’da başlayan yangına 205 personel, 71 kara aracı ve 2 helikopterle müdahalenin başladığını belirterek, çalışmaların gece de ara verilmeksizin devam ettiğini söyledi.
Bu gece planlamasını Vali Mustafa Yavuz ile yapacaklarını aktaran Bağcı, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın talimatı üzerine bölgedeki Orman Genel Müdürlüğü ile AFAD teşkilatının imkanlarını buraya seferber ettiklerini kaydetti.
Bağcı, “Bu gece ormandaki enerjinin soğutulmasını ve ardından yangının kontrol altına alınmasını bekliyoruz.” ifadesini kullandı.
Yangının çıkış sebebiyle ilgili çok net tespit edilmiş bir neden olmadığını dile getiren Bağcı, “Yangın söndürme çalışması bittikten sonra daha net bir ifadede bulunabiliriz.” dedi.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ZBEÜ Mühendislik Fakültesi Geomatik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, milattan önce 222 yılına kadar geçmiş depremleri de gösteren, yer hareketlerini uydu verileri ve uzay teknolojileri kullanarak, kendileri geliştirdikleri yazılım ile fay hatlarını inceledi. 17 Ağustos depremiyle fay hattındaki enerjinin boşaldığını belirten Prof. Dr. Kutoğlu, “17 Ağustos’ta kırılan fay hattı Gölcük’ten başlayarak Düzce’ye kadar devam eden hat. Deprem 200 kilometre boyunca bir hattı kırdı. Bu fay üzerinde 200-250 yıl daha enerji birikmesi gerekiyor ki aynı büyüklükte bir deprem meydana gelsin. Dolayısıyla buradaki enerji şu an için boşalmış durumda. Bu hat üzerinde bu büyüklükte bir deprem beklemiyoruz” dedi.

“TEDBİRLERİMİZİ ALMAK DURUMUNDAYIZ”
Türkiye’de yıkıcı depremlere neden olabilecek faylar olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kutoğlu, “Ülke olarak depremlerle sınanan bir ülkeyiz. Bu yüzden depremlerle yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Ne zaman deprem olacak diye endişelenmektense bununla ilgili tedbirlerimizi almak ve artık depremlerde can kayıpları yaşamamak durumundayız. Bunun için de hem yetkililerin alması gereken önlemler var ama öbür taraftan vatandaşlarımızın da alması gereken önlemler var. 1999’dan beri birçok yasal düzenleme çıkartıldı ve kentsel dönüşüm yapıldı. Ama henüz istediğimiz seviyede değiliz. Özellikle Marmara bölgesinde yapı stokunun çok eksik ve birçoğunun da mühendislik hizmeti alınmadan inşa edilmiş binalar olduğunu görüyoruz. Bunları hızlı bir şekilde dönüştürmemiz gerekiyor. Çünkü 6 Şubat depreminden sonra da meydana gelen hasar ülkemiz üzerine büyük bir ekonomik yük getirdi. Allah göstermesin, Marmara bölgesinde veya İzmir çevresinde bu büyüklükte bir deprem yaşadığımız takdirde çok daha büyük kayıplarımız söz konusu olabilir” diye konuştu.

‘YOĞUNLUĞU TÜRKİYE’YE YAYARSAK RİSKİ AZALTIRIZ’
Kentsel dönüşüm hızını arttırıp vatandaşların ilgisini çekecek yöntemler bulunması gerektiğinden bahseden Prof. Dr. Kutoğlu, “Nüfus yoğunluğunu ve ekonomik yoğunluğu belli bir bölgede çok yüksek düzeye çıkartmak her zaman bir ülke için çok büyük risktir. 800 bin kilometrekare topraklarımız var. Hem nüfus yoğunluğunu hem de ekonomik yoğunluğumuzu, endüstrimizi, diğer tesislerimizi Marmara ya da Ege Bölgesi’nde toplamak yerine Türkiye coğrafyasına daha fazla yayarsak o zaman riski azaltmış oluruz. Büyük bir deprem meydana geldiğinde etkilenecek tesis ve insan sayımız çok daha az olacaktır” dedi.
EN RİSKLİ FAYLAR
Prof. Dr. Kutoğlu, Türkiye’deki en riskli faylar için, “Doğudan başlayarak, Erzincan- Erzurum bölgesinde ve Bingöl- Yedisu hattında gergin faylarımız var. Batıya doğru geldiğimizde, Sakarya’nın güneyinde Pamukova-Geyve hattında gerginlik seviyesi yüksek bir fay var. Marmara Denizi’nin içerisinde de bir miktar gerginliği yüksek faylar söz konusu. Güneyde Gemlik Gölü’nden geçen faylarımız da gerginlik seviyesi yüksek. Bandırma hattında gergin durumda bir fay var. Daha güneyde İzmir Manisa çevresinde bazı fayların gerginlik seviyesinin yüksek olduğunu görüyoruz. Onun dışında Denizli’den geçen fay hattımız var. Bu da geçmişteki büyük depremden itibaren oldukça uzun süre geçtiği için epey bir gerginlik biriktirmiş durumda. En büyük tehlikeyi Pamukova-Geyve hattında, Gemlik Körfezi’nde, Bandırma’da ve İzmir çevresinde görüyorum. Bana sorarsanız Marmara Denizi’ndeki gerginlikler daha sonra geliyor. Buradaki fayların uzunluklarına baktığımızda bunlar en az 6’nın üzerinde deprem üreteceklerdir” sözlerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Yangını çıkaranlar aranıyor”
“Yerleşim yerlerini tehdit edecek bir unsur yok”
İZMİR – İzmir’deki yangında yerleşim yerlerini tehdit edecek bir unsurun bulunmadığını ifade eden Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Yangın 3 kişinin piknik amaçlı yakmış oldukları ateşten çıktı. Yangını çıkaranlar aranıyor” dedi.
İzmir’in Karşıyaka ilçesi Yamanlar mevkiinde geçtiğimiz gün saat 21.10 sıralarında çıkan yangına müdahale sürüyor. İncelemelerde bulunmak üzere yangın bölgesine gelen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yaşanan yangınlara ilişkin basın mensuplarına açıklamada bulundu. Bakan Yumaklı, “Bugün itibariyle ülkemizde 72 yangın çıktı. Bunların 45’i kontrol altında, 27’sine müdahale sürüyor. Sabah itibariyle sadece Bolu ve Manisa’daki, onların da enerjileri düşürülmüştü ancak çok yoğun bir şekilde şiddetli rüzgarın olması, tekraren buraları alevlendirdi. Farklı yerlerde de yangınlar çıkmaya başladı. Bolu’da 12.41’de anızdan kaynaklı bir yangın çıktı. Yaklaşık 80 kilometreye varan hızla bir rüzgar sebebiyle çok hızlı yayıldı. Bu yangını başlatanlar gözaltında. Yangına 13 helikopter 160 kara aracı, 822 personel sevk ettik. Ayvatlar, Yeniköy, Seferler ve Umurlar Mahallesi tahliye edilmişti. Naldoğan- Göynük yolu trafiğe kapatılmıştı. Enerjisi düşürülmüş vaziyette” diye konuştu.
“3 kişinin piknik amaçlı yakmış oldukları ateşten çıktı”
İzmir’in Karşıyaka ilçesi Yamanlar mevkiindeki yangına dair de bilgiler aktaran Bakan Yumaklı, “Biz dün gece sabaha kadar bununla ilgili müdahaleleri yapıp artık tamamladık derken bugün saat 10.14’te tamamladık dediğimiz yangına yakın bir yerde bir yangın daha çıktı. Her 2 yangın da ormanlık alanında başladı. Yangın 3 kişinin piknik amaçlı yakmış oldukları ateşten çıktı. Birbirine yakın devam eden bu yangınlara, 4 uçak, 14 helikopter, 70 kara aracı ve 445 beş personel sevk ettik. Özellikle Yamanlar mevkiinde konut alanına yakın olması hasebiyle 17 ev yandı. 105 ev boşaltıldı. 44 iş yeri de tahliye edildi. 1 evin de çatısına yangın sirayet etti. Rüzgarın şiddetine göre zaman zaman baskılanıyor. Zaman da alevlenebiliyor. Arkadaşlarımız gerekli tedbirlerini aldılar. Şu an için yerleşim yerlerini tehdit edecek herhangi bir unsur yok” cümlelerini aktardı.
Otluk alanda sigara içerken çıkarmışlar
Ödemiş ilçesinde bağlı Beydağ’daki yangının, 2 çocuğun otluk alanda sigara içerken çıkarmış olduklarını söyleyen Bakan Yumaklı, şunları kaydetti:
“Bunlar da gözaltına alındı. Kararsız bir rüzgar var. Zaman zaman müdahale eden arkadaşlarımızın hayati tehlike atlatmasına sebep olan durumlar olabiliyor. Herhangi bir can kaybı yok. Ekosistemdeki canlılar için üzgünüm. Bu yangına da 3 uçak, 1 helikopter, 10 kara aracı, 63 personel sevk etmiştik. Bunun da enerjisi şu an için düşürülmüş vaziyette.”
Manisa’nın Gördes ilçesindeki yangının kırsal alanda başladığını ve ormana sirayet ettiğini ifade eden Bakan Yumaklı, yangının çıkış sebebiyle ilgili herhangi bir bilgilerinin olmadığının altını çizdi. Sözlerini sürdüren Yumaklı, “Yangına 2 helikopter, 2 uçak, 99 kara aracı ve 512 personel sevk etmiştik. İlk başta enerjisini oldukça düşürmüştük ancak yeniden çıkan şiddetli rüzgar maalesef büyümesine sebep oldu” şeklinde konuştu.
Aydın ve Didim’deki yangınların enerjisi düşürüldü
Aydın ve Didim’deki yangının da çıkış sebebini bilmediklerini vurgulayan Yumaklı, buraya da 3 uçak, 5 helikopter, 27 kara aracı ve 155 personeli sevk ettiklerini, enerjisinin düşürüldüğünü belirtti.
Diğer yangınların da enerjileri düşürüldü
En çok endişeye sevk eden yangının Aydın Bozdoğan’daki yangın olduğunu anlatan Yumaklı, “Yangın kırsal alanda çıktı ve ormana sirayet etti. 2 uçak, 3 helikopter, 30 kara aracı, 168 personel sevk ettik. Muğla, Milas, Karabük, Safranbolu ve Ovacık. Bunların da enerjileri düşürüldü” diye açıkladı.
Hava araçları açıklaması
“Hava araçları 24 saat havada kalamaz” diyen Bakan Yumaklı, sözlerine şöyle devam etti:
“Bunların ikmal yapması gerekir. Belli bir rüzgar şiddetinin üzerinde olduğu zaman bu araçlar istese bile kalkamaz. Kalksalar bile su alamaz. İstedikleri yere atamaz. Ben sosyal medyadan paylaşımların hepsine kulaklarımı kapadım.”
Vatandaşlara uyarı
Vatandaşlara kapalı alanların dışında bir ateş yakılmaması konusunda uyarılarda bulunan Bakan Yumaklı, vatandaşların evlerinin, iş yerlerinin dışında bir ateş ve çakmak yakmamasını belirtti.
“İzmir’de 3 kişi aranıyor”
İzmir’de 3 kişinin arandığını söyleyen Bakan Yumaklı, “2 kişi Ödemiş’te gözaltına alınmış vaziyette. Bolu’da da 4 kişi gözaltına alındı. Çiğli yangını ise Yamanlar mevkii ile birleşti” diyerek sözlerini tamamladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DEM Parti Kadın Meclisleri, TBMM’de yaşanan kavgaya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, şu görüşlere yer verildi:
“AKP- MHP erkek egemen iktidarı, uyguladığı savaş ve şiddet politikalarını bir kez daha Mecliste göstermiştir. Can Atalay kararına ilişkin muhalefetin çağrısı üzerine olağanüstü toplanan Meclis Genel Kurulu’nda, siyasi iktidarın vekilleri tarafından bir kez daha erkeklik gösterisi yapılmıştır.
Siyaseten yenemediğini şiddet ve zorbalıkla bastırmayı bir politika haline getiren iktidar, bir kez daha muhalefetin, kadınların sesini kısmaya dönük bastırma siyasetini devreye koymuştur. Yaşanan saldırıda Grup Başkanvekilimiz Gülistan Kılıç Koçyiğit faşist iktidarın vekilleri tarafından şiddetin hedefi olmuştur.
Bu saldırı, kadına yönelik şiddet ve katliamların artışı karşısında politika üretmeyen, her defasında kadınların kazanılmış haklarına saldıran AKP-MHP iktidarının kadın düşmanı politikalarının göstergesidir.
Gülistan Kılıç Koçyiğit, yoldaşımıza yapılan saldırı kadın iradesine, rengine, duruşuna, siyasetine ve mücadelesine yapılmış bir saldırıdır.
Baskı, zor aygıtları ile hukuksuzlukların, kadına yönelik şiddetin, irade gaspının meşrulaştırılmasına izin vermeyeceğiz. Evde, sokakta, Mecliste bulunduğumuz her yerde erkek-devlet şiddetini kabul etmiyoruz, mücadelemizi yükseltiyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yamanlar Karatepe mevkisindeki ormanlık alanda dün akşam başlayan ve İzmir Orman Bölge Müdürlüğüne ait 5 uçak, 15 helikopter, 46 arazöz, 10 su ikmal, 4 dozer ve 4 yer ekibi ile müdahale edilen yangın, kuvvetli rüzgarın etkisiyle büyüdü.
Yangınla mücadele sabaha kadar sürdü.
Gündüz saatlerinde yaklaşık hızı saatte 80 kilometreyi bulan rüzgar nedeniyle hava araçları bir süre yangına müdahale edemedi. Yangın, kara ekiplerinin müdahalesine rağmen büyük bölümü makilik olan alana yayıldı.
Karşıyaka ilçesine bağlı Doğançay ve Sancaklı Mahalleleri ile Bayraklı ilçesine bağlı Onur Mahallesi’ndeki bazı evler ile bölgedeki bir hayvan barınağı tahliye edildi. Yangının bulunduğu bölgelere çıkan yollar trafiğe kapatıldı, jandarma ve polis güvenlik önlemi aldı.
Alevler bir süre sonra Örnekköy Sanayi Sitesi’ne kadar ulaştı. Yangın, buradaki geri dönüşüm fabrikası, mermer, kablo, ahşap işletmeler, mobilya atölyesi gibi birçok dükkana sıçradı.
Öğleden sonra rüzgarın şiddetini düşürmesi üzerine hava araçları yeniden çalışmaya başladı. Helikopter ve uçaklar, yoğun olarak alevlerin bulunduğu alana su bırakıyor.
Yangın halen Karşıyaka, Bayraklı ve Çiğli ilçesi sınırlarındaki ormanlık alanlar ile bazı yerleşim yeri ve sanayi sitesinde sürüyor. Şehrin birçok noktasından yoğun duman görülürken, ormanlık alanlara yakın bölgelerdeki bazı ev ve araçlar, sıçrayan yangın nedeniyle zarar gördü.
Yangın söndürme çalışmalarına, orman ekiplerinin yanı sıra belediyeler, polis, AFAD, jandarma personeli de araçlarıyla destek veriyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir’in Karşıyaka ilçesindeki Yamanlar Dağı’nda çıkan orman yangınında havadan ve karadan müdahale sürüyor. Alevler, Karşıyaka Seyir Tepesi’nin alt tarafında yer alan Karşıyaka Belediyesi’nin şantiyesi ile özel bir işletmeye bağlı ayrıştırma tesisine kadar ulaştı. Birçok iş yeri yanarken, yoğun duman gökyüzünü kapladı. Sanayi sitesinin bir bölümü boşaltıldı. Veteriner İşleri ve Halk Sağlığı Daire Başkanlığı ekipleri de Karşıyaka ve Bayraklı belediyelerinin barınaklarındaki 600 kadar sokak hayvanını tahliye etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gözaltına alınan 11 kişi arasında, daha önce dizi ve filmlerde oynayan bir oyuncu ile 17 yaşındaki ‘Zeus’ kod adlı hacker ve 5 yıldır firari olan 47 suçtan yakalama kararı bulunan şebeke lideri C.A.’nın da olduğu öğrenildi. Operasyona komandolar da destek verdi.
VİLLALARDA FAALİYET GÖSTERDİLER
İzmir İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat ve Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, siber suçlara yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında, bir şebekenin İzmir merkezli Aydın ve Balıkesir illerinde faaliyet gösterdiğini tespit etti. Lüks villalar kiralayarak kurdukları sistemler ile vatandaşları arayarak kendilerini avukat, hakim, savcı, banka görevlisi, polis ve asker gibi tanıtarak dolandırdıkları öğrenildi.

Birçok şikayeti değerlendiren jandarma ekipleri, iz sürerek şebekenin faaliyet gösterdiği İzmir, Aydın ve Balıkesir’deki adreslerini tespit etti. Teknik ve fiziki takip başlatan jandarma ekipleri, yapılan çalışmalar sonrasında eş zamanlı operasyon başlattı. Belirlenen adreslere eş zamanlı düzenlenen operasyonda komandolar da yer aldı. Operasyonlarda 11 şüpheli gözaltına alındı.
PİTBULL İÇİN OPERASYONA VETERİNER DE KATILDI
Operasyon kapsamında, Çeşme ilçesindeki lüks bir villada bulunan şüpheliler, koruma amaçlı bahçesinde yasaklı ırk olan ‘Pitbull’ cinsi iki köpeği beslediği öğrenildi. Jandarma ekipleri, önceden yapılan gözlemde bahçede bulunan köpeklerin tespit edilmesinin ardından operasyona veteriner getirerek iki köpeği de sakinleştirici ile etkisiz hale getirdiği bildirildi.
Operasyon kapsamında, şebeke lideri C.A. da jandarma ekipleri tarafından gözaltına alındı. Şebeke elebaşı C.A.’nın hakkında, 47 ayrı suçtan yakalama kararı olduğu ve 5 yıldır firari olduğu bildirildi. C.A.’nın üzerinde sahte avukat kimliği olduğu ortaya çıktı.
GÜNLÜK BEŞ MİLYON TL
Çeşitli yöntemler ile vatandaşlar dolandırarak günlük 5 milyon TL’ye yakın kazanç elde ettiği öğrenilen şebekenin içerisinde, eski dizi ve filmlerde oynayan bir kadın oyuncunun da olduğu ortaya çıktı. Ayrıca ‘Zeus’ kod adlı 17 yaşında bir hackerın bulunduğu belirtildi.
Zeus kod adlı çete üyesinin, dolandırılacak vatandaşların kimlik ve telefon numarası gibi bilgilerini yasa dışı yollarla elde ettiği belirlendi. Hackerın bilgisayarında ‘Dolandırılacak’ ve ‘Dolandırıldı’ isimli dosyalar oluşturduğu ve bu dosyalarda çok sayıda vatandaşın bilgileri yer aldığı öğrenildi.
OPERASYON DRONE KAMERASINDA
İzmir, Aydın ve Balıkesir’deki adreslere yapılan operasyon, drone ile görüntülendi. Şüphelilerin Çeşme ilçesindeki adresinde yapılan aramada, 23 dizüstü bilgisayar, 44 adet tuşlu telefon, 36 sim kart, 2 masaüstü bilgisayar, 1 ‘call center’ cihazı, 17 USB hafıza kartı, 15 uyuşturucu madde içiminde kullanılan malzeme, yaklaşık 20 gram metamfetamin, yaklaşık 35 gram kubar esrar, 1 hassas terazi ele geçirildi.
Operasyonda yakalanan hacker ve diğer 10 şüpheli sorgulanmak üzere İzmir İl Jandarma Komutanlığı’na götürüldü. Çok sayıda vatandaşı dolandırarak haksız kazanç elde eden 11 şüphelinin, işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edileceği öğrenildi.
]]>İzmir’in Türkiye’deki en önemli deniz avcılığının yapılan bölgelerden biri olduğunu belirten Şahin, “Ege Denizi birçok balık türünün avlandığı, yıllık 5 bin ton civarında avcılık yapılan bir bölge. İzmir, avcılık ekipmanlarıyla ilgili de güçlü bir il. 1700 civarında geleneksel avcılık yapan küçük teknemiz var. Yaklaşık 28 trol, 55 gırgır teknesiyle bu bölgede avcılık faaliyetleri devam ediyor” dedi.
‘YASAK BÜYÜK TEKNELERİ KAPSIYOR’
Ege Denizi’nde av yasağının 15 Nisan-31 Ağustos tarihleri arasında yaklaşık 4,5 aylık süreyi kapsadığını ifade eden Şahin, “Bu dönemde profesyonel anlamda yapılan avcılık faaliyetlerini durduruyoruz. Geleneksel kıyı balıkçılığı kısmında yasal sınırlara uymak kaydıyla avcılığa devam edilebiliyor. Yasak, büyük tekneleri kapsıyor. Özellikle kıyı avcılığı dediğimiz küçük teknelerimizde amatör avcılar için herhangi bir problem yok. Yasak dönemi içinde gırgır ve troller ava çıkamıyor” diye konuştu.
‘REİS BEY TÜRKİYE’DEKİ KONTROL TEKNELERİNİN EN ÖNEMLİLERİNDEN’
Yasa dışı avcılıkla mücadelenin sadece İzmir’de değil tüm Türkiye’de aralıksız devam ettiğini söyleyen Şahin, “İzmir’deki su ürünleri kontrol teknemiz ‘Reis Bey’ Türkiye’deki kontrol teknelerinin en önemlilerinden. Sadece kendi teknemizle değil beraberinde Deniz Polisi, Sahil Güvenlik ve diğer unsurların desteğiyle 24 saat denetim faaliyetlerimize devam ediyoruz. Reis Bey dışında bir teknemiz daha var. Vardiyalı şekilde kontrollerimizi yapıyoruz” dedi.
‘SÜRDÜRÜLEBİLİR BALIKÇILIK İÇİN YASAK DÖNEMLERE UYULMALI’
Cezaların yapılan faaliyetin durumuna göre değiştiğini dile getiren Şahin, yasağın ihlali durumunda 8 bin TL’den 200 bin TL’ye varan idari para cezalarının uygulandığını belirtti. Sürdürülebilir balıkçılığın yapılması için yasak dönemlere uyulması gerektiğini aktaran Şahin, “Avcılık, yasak dönemler içinde izin verilen av aletleriyle yapılırsa bir sonraki nesle, çocuklarımıza ve torunlarımıza bizim gördüğümüz balıkları görme şansı tanınacak. Eğer hoyrat bir avcılık yapılırsa çocuklarımız bile balık türlerini zor görür. Bakanlık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü Türkiye’nin dört bir tarafında gerekli denetimleri yapıyor. Mümkün olduğu kadar denetim sıklığımızı artırarak ve beraberinde rehberlik hizmeti yaparak faaliyetlerimize devam edeceğiz” diye konuştu.
‘YASAK DÖNEMİNDE ALAN OLMAZSA, TUTAN DA OLMAYACAK’
Yasaklı dönemlerde satış yapan noktalarda kıyı balıkçılığı çerçevesinde gelen ürünlerin satışında herhangi bir problem olmadığını dile getiren Şahin, şunları söyledi:
“Satış noktasında eğer doğru kontrolü yapabilirsek, avcılık kısmında da gayri yasal şekilde yapılacak avcılığın önüne geçmiş oluyoruz. Bizim için tutan da satan da paydaşlarımız. Yasak döneminde alan olmazsa, tutan da olmayacak. Tüketiciler hangi sezonda hangi balığın yenileceğini, hangi balığın yasaklı dönemde olduğunu sitemiz üzerinden görebiliyorlar. Tüketiciler bu konuda bilgi sahibi olurlarsa, yasaklı balığın satılmaması gerektiğini öğrenecekler. Onlar da bireysel tepkileri göstererek bir sonraki nesle balıkların aktarılmasına katkı sağlayacaklar.”
]]>Havalimanı çıkışında CHP İzmir İl Örgütü öncülüğünde toplanan partililere seslenen Özel, şunları söyledi:
* “Kurultayımızdan sonra buraya geldiğimizde bizim seçim otobüsümüzü bu alana sokturmamışlardı. İktidar partisinin adayı için ise kapıları sonunda kadar açtılar. Bu otobüsü buraya sokan şey, otobüsün şöförü değildir. Özgür Özel’in genel başkanlığı ya da bir başkamızın ortaya koyduğu irade değildir. Bu otobüsü buraya sokan güç sizsiniz, CHP örgütüdür. Türkiye’nin dört bir yanındaki konuşmalarımda hep İzmir’e, İzmir’in adaylarına ve seçmenlerine çok seslendim. Onlardan ne çok şey beklediğimi söyledim.
* Bir değişim başlayacaksa bunun İzmir’den başlaması gerektiğini ifade ettim. Koca bir sürecin, başta sancıların ve tartışmaların ama sonrasında büyük bir kampanyanın sonunda örgütümüzün öz gücüyle, herhangi bir siyasi partiyle ittifak yapmaksızın, adaylarımızla birlikte bugün bu otobüsün üzerinde sizlerin huzurunuzdayız. Bugün İzmir’de ilan etmek isterim ki Türkiye genelinde aldığımız yüzde 38 oyla Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin birinci partisidir.
* CHP’nin genel başkanlığına aday olduğum süreçte kurultayımızda şunu söylemiştim; benim inandığım bir kural ve benim inandığım gerçek var. O da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi ikinci partisi olamaz. Bugün CHP, 14 büyükşehir belediyesini kazanmıştır. 15. büyükşehir için büyük bir hukuk mücadelesi içindeyiz. 14 büyükşehirde kalsak dahi CHP’den sonra en çok büyükşehir kazanan partiden 4 il öndeyiz. CHP, 35 il kazanmıştır. En yakın rakibinden 11 il ileridir. Üçü büyükşehir belediye başkanı olmak üzere 35 kadın belediye başkanımız, geçen dönem 11 olan sayıyı 35’e çıkarken bu konuda en önemli katkı İzmir’de gösterdiğimiz 9 kadın adaydan 8’ini seçen İzmir’in seçmenlerine aittir.

* Türkiye’de neredeyse tamamı gençlik örgütlerimizden gelen 58 genç belediye başkanımız vardır. Bu konuda da en büyük teşekkürü İzmir’de aday gösterdiğimiz 12 gencimizden 11’ini seçen İzmir seçmenlerine borçluyuz. Tam bu aşamada kazananlarla ilgili bir şey söylemeden önce 2 tane kaybetmeyenden bahsetmek isterim. Aliağa’da yarışa başladığında yüzde 18 geride olan, siyaseti bu seçim sonucuyla sonlandırmayan Aliağa adayımız Çağatay Güç’e yürekten teşekkür ediyorum. İzmir Menemen’de kendi hatalarımızla ve İzmir’de AK Parti’nin kumpasıyla ellimizden alınan belediyede, belediye imkanlarının hiçbirimizin el sürmediği arazilerin satışını bir siyasi finans yöntemine çeviren bir adaya karşı, devletin gücüne karşı bir kadın adayımız mücadeleyi bu seçim için kazanamadı gibi görünüyor. Ancak o kaybın bütün sorumluluğunu tüm CHP’liler olarak hep birlikte üstleniyoruz.
* Menemen adayımız Deniz Kararkurt’a yürekten teşekkür ediyor, Kubilay’ın kenti Menemen’e ant içiyoruz ki gelecek seçimleri rekor oyla CHP kazanacak. Aday belirleme sürecinde ‘İzmir, partimizin sancak gemisidir’ demiştim. Bugün sancağı yere düşürmeyen, CHP sancağını onurla, gururla birtakım kötü niyetlilerin beklentilerin aksine 30 belediyenin 28’ini bize armağan eden İzmirlilere yürekten teşekkür ediyorum. Aday belirleme süreçlerinin sonunda ‘Değişim nerede’ diyenler İzmir’e baksınlar demiştim. İzmir adayları toplam yaş ortamaları 47 olmak üzere 12’si genç, 9’u kadın adaydan 11’i ve 8’i seçildi.
* Tüm arkadaşlarımız, İzmir’e en doğru reçeteyi yazacak olan Dr. Cemil Tugay’ın kaptanlığında yürüyor. Aday belirleme süreçlerinde kimsenin hakkını yemedik. Eğer kusurumuz, hatamız, eksiğimiz varsa da kastımız yoktur. Ancak İzmir’in memnuniyet anketlerinde en üst düzeyde yer alan 3 arkadaşımızla devam ettik. Diğer arkadaşlarımıza da şunu anlattık İzmir’in notu kıt, en iyisini hak ediyor. Biz, İzmir’in beklentilerini gördük, sesini duyduk. O sese kulak veren bir listeyle İzmir’in karşısına çıktık.
* İzmir, değişime, dönüşüme ve gelecek güzel günlere oy verdi, onay verdi. Bundan sonra İzmir, hak ettiğini alacak. İzmir, iyi belediyecilik uygulamalarını sürdürecek. Yapılanların üstüne koyacak. O büyük beklentiye cevap verecek. İzmir, dünyada şehirlerin yarıştığı bir süreçte Türkiye ile değil, dünyanın sayılı kentleriyle yarışacak bir vizyona kavuşmalıdır. Ben örgütü dizayn etmeye değil, İzmir’i dünya kenti yapmaya gelen arkadaşlarıma gönülden inanıyorum.
ÖZEL’DEN CHP ÖRGÜTLERİNE ÇAĞRI
* Bütün örgütümüze çağrım şudur; elbette örgüt belediye ilişkisi önemlidir. Ama ne belediyeler örgütün yöneteceği kurumlardır ne de belediye başkanları örgütümüzün amirleridir. Eski hastalıklarla bir ilçe seçimini almak üzerinden yapılabilecek her türlü müdahalede belediye başkanının, kamu hizmetinin sunumunda olmadık taleplerle yıpratmaya girişen ilçe başkanının karşında olacağımdan da kimsenin şüphesi olmasın.
* Çünkü herhangi bir 5 yıla talip değiliz. İktidarda sosyal demokrat bir parti yok. Atatürk’ün hedeflerini tutturmuş değiliz. Bu süreçte kim hata yaparsa, kim yanlış yaparsa, Atatürk’ün partisini girdiği ilk yerel ve ilk genel seçimde birinci parti yapma ve Atatürk’ün partisini ikinci yüzyılın ilk seçiminde iktidar yapma hedefimize engel olur, bu yolda engel tanımayacağız.
“MİLLETİMİZDEN KREDİ ALDIK”
* Biz milletimizden bir kredi aldık. Bu kredi bir tüketici kredisi değildir. Öyle görürsek harcar, bitirir ve kaybederiz. Bu kredi bir yatırım kredisidir. Seçmen bize ‘5 yıl iyi yönetin, 4’üncü yılın sonunda karar vereceğim. Eğer Türkiye’nin geleceğine yatırım yaparsanız, kavga etmezseniz, Türkiye’yi yönetmeye hazır kadroları yetiştirirseniz size Türkiye’yi yönetmeniz için de daha büyük kredi vereceğim’ demiştir. Seçmenin bu kredisini doğru değerlendirmek, bu 4 yıl en iyi hizmeti yapmak ve örgüt olarak çok çalışmak durumundayız. Bugün, zafer kazandığımız seçimin 4. günü değildir. Gelecek zafer kazanacağımız seçimin 4. günündeyiz. Bundan sonraki her günü seçime bir gün az kalmanın üzerimize yüklediği sorumlulukla hep birlikte çalışmak durumundayız.
“İZMİR SANCAK GEMİMİZ OLMAYA DEVAM EDİYOR”
* İzmir’de olmadığı gibi davrananlar, takiye yapanlar, partilerinin rozetinden ve genel başkanlarının resminden uzak duranlar İzmirlileri kandıramamışlardır. Onlar, İzmir’e yaşam biçimine saygı teminatını veremediler. Ama sakın, bu zaferin bize kazandırdığı özgüvenle bir tane AK Partiliyi kırarsa, bir tane MHP’liyiz üzersek ve pek çoğu Cumhur İttifakı’ndan gençlere, bu partide kendilerine yabancı hissettirsek yanlışların en büyüğünü yapmış oluruz. Davet ettik geldiler. Burası baba evidir. Baba evinde herkese yer var. Baba evinde herkes huzur içinde oturabilir. Baba evinde kardeşlerin biri başını açar, öbürü kapar. Baba kimseye karışmaz. Baba evinin bir odasında biri eğlenir, diğeri ibadet eder. Baba evi böyledir. İzmir birlikte yaşamanın, birlikte yönetmenin, kendinden olmayana da kendi hakkından fazla sahip çıkan hoşgörünün kentidir. Bunu bütün Türkiye’ye göstereceğiz. Bundan sonra İzmir, büyük iktidar yürüyüşümüzün en önemli adımlarını atacağız, sancak gemimiz olmaya devam ediyor.
“İZMİR İTTİFAKI, TÜRKİYE’DE TÜRKİYE İTTİFAKI KAZANDI”
* İzmir’de İzmir ittifakı, Türkiye’de Türkiye ittifakı kazandı. Türkiye ittifakı ötekisinin olmadığı ittifaktır. Türkiye ittifakı gücünü ay-yıldızdan alır. Bizimle birlikte olan tüm muhafazakar demokratlara, milliyetçi demokratlara, tüm romanlara, tüm siyasi görüşlere saygılarımızı ve sevgililerimizi sunuyoruz.”
]]>Önceki dönemde biliyorsunuz ittifaklar vardı. Biz bu dönem ittifak olmadan seçime giriyoruz. Bunun altını çizmek lazım. O yüzden çok seçenek var. Bu, aynı zamanda demokratik bir zenginlik, bundan rahatsız değilim. Cumhuriyet Halk Partisi’nin temsiliyle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olurken İzmir’i ve İzmir’in sosyal demokrat belediyecilikte yeniliği temsil etmeyi üstlenerek ve buradaki sorumluluğumun bilincinde aday oldum. Bu çerçevede İzmir’e her şeyden önce sosyal demokrat bir belediyecilik vaat ediyorum. Bunun yanında altyapıya daha fazla yatırım yapacağım. İzmir’i kalkındıracak bir kalkınma belediyeciliği de vaat ediyorum. Bence içinde bulunduğumuz yoksulluk, işsizlik, istihdamdaki sıkıntılı tabloda belediyelere de iş düşüyor. Diğer adaylara gelince, açık yüreklilikle şunu söylemeliyim. Ben belediyecilik deneyimi olan, beş yıl boyunca başarılı olduğuma çok inandığım, insanların da teyit ettiği bir şekilde başkanlık yapan adayım. İzmir’i çok iyi tanıyorum. Yaşamımın yüzde 90’ı burada geçti. Bu süreç boyunca sivil toplum kuruluşlarında aldığım görevlerle, siyasette yaptığım çalışmalarla, sosyal duyarlılığı, ülkesine dair duyarlılığı yüksek bir aday olarak kendimi önde görüyorum. İzmir’in ruhunu, beklentilerini çok iyi bilirim. İzmir’in geleneksel olarak benimsediği bir yaşam şekli ve kültürü var. Bunun devamını istiyoruz, üzerine de vizyoner belediyecilik anlayışını koyuyoruz. Geçen 5 yıl içinde önümüzdeki 25 yılı, 50 yılı kapsayan bir belediyecilik anlayışını kapsayarak yönettim Karşıyaka’yı.
■ İzmir aynı zamanda göç alan bir yer. İç göç de alıyor. Yaşam şeklinden, belki biraz daha yaşaması kolay olduğu için büyükşehirlerden gelen çok. Bu sizi memnun eden bir şey mi?
Nitelikli göç yaşadığımızı düşünüyorum, bundan da mutluyum. Gelenler kentimize değer katıyorlar. İzmir’i tercih etmelerinin iki nedeni var bence. Biri, burada demokratik ve özgür bir ortam olması, diğeri güvenli ve aynı zamanda sosyal yaşamın oldukça zengin olması.
Tabii doğamız, tarihimiz, turizmimiz var. Bunlar da burayı çekici hale getiriyor. Tek rahatsızlığımız İzmir’den dışarıya giden gençlerimiz. Onların burada gelecek kurmasını, girişimci fikirlerini hayata geçirmelerini istiyoruz. Karşıyaka’da bir girişimcilik merkezi açtım ve çok başarılı işler yaptık. İzmir’i bu anlamda bir üs haline getirmeyi hedefliyorum.
■ Anketler ne diyor? Kararsız seçmen çok mu?
En azından 25 yıldır kesintisiz bir şekilde sosyal demokrat belediye başkanları tarafından yönetiliyor İzmir. Bence bunun kentin dokusuna getirdiği bir nitelik, bir kalite, bir güzellik var. Anketlerde önde çıkıyoruz. Kararsızlara gelince, yüzde 10-15 civarı. Ağırlıklı olarak Cumhuriyet Halk Partisi seçmeni olduğunu görüyoruz.
■ Partideki değişim süreci veya mayıs seçimlerinden dolayı mı?
Her ikisi de. Daha ağırlıklı olarak genel seçimden sonra partiyle ilgili oluşan o güvensizlik duygusu. Ama bir miktar da partinin kurultayı sırasında yaşanan o görüş ayrılığının parti seçmeninde bir kırılganlık yarattığıyla ilgili bir düşüncem var.
■ İlk 180 günlük planınızı tasarlamışsınız…
Trafik konusu, yolların bakımı, toplu ulaşımla ilgili sıkıntılar en elzem konular gibi görünüyor. Nerede kavşak yapacağımız, alt geçit, üst geçitleri nasıl konumlandıracağımız, toplu ulaşımı nasıl düzenleyeceğimiz, hangi yolları, kaldırımları yenileyeceğimiz belli.
■ İzmir’in deprem sıkıntısı var, kentsel dönüşümü nasıl planladınız?
İki şey yapacağız. Birisi riskli alanlarımızı daha net olarak tanımlayacağız. Hangi alanlarda daha fazla zemin problemi olduğunu ve nerelerde daha fazla deprem riski yaşadığımızı tanımlayacağız. Sonra binaların envanterini -ki bunlar bir ölçüde tamamlandı- bitireceğiz. Sonra acil müdahale edilmesi gereken yerlerde dönüşüm yapacağız. Buralarda yapı güvenliğini yani yapı standartlarını yükseltmekle ilgili alacağımız kararlar varsa onları alacağız. Ayrıca bazı yeni yerleşim bölgeleri tanımlayacağız. Ben önümüzdeki beş yıl içerisinde en az 25 bin yeni konut yapacağımızı söylüyorum.
■ Kaynak nereden bulacaksınız?
İzmir’in aslında kendi toplu konut geleneği var. Fon yaratmayla ilgili yeni fikirlerimiz de var. Belediyenin biraz daha sübvanse etmesini sağlayacağız.
■ Buradan seçmeninize ne söylemek istersiniz?
Bu göreve gerçekten çok iyi hazırlandım ve görevi hak ettiğime çok eminim. Bir puanlama yapsanız muhtemelen diğer belediye başkan adaylarıyla en fazla puana sahip olduğuma inanıyorum. Her şeyden önce 5 yıllık bir metropol ilçe belediye başkanlığı, siyasi ve sivil toplum deneyimim var. Dünya görüşüm, vizyonum, bakış açım İzmir ile çok uyumlu. Katılımcı, demokratik bir anlayışla İzmir’in o güzel yapısını koruyarak, kültürünü, sosyal yaşamını, insan dokusunu, dünya görüşünü koruyarak bu şehre hizmet etmek istiyorum.
Burada üzüldüğüm o kırgınlık hisseden insanlarımızın ‘sandığa gitmeyeceğim’ şeklindeki ifadeleri. Onlardan çok rica ediyorum. Lütfen sandığa gelin. Lütfen bize destek olun.
Lütfen bana güvenin ve inanın. Çünkü çok başarılı bir belediye başkanı olacağım, söz veriyorum. Onların ailelerinden birisi gibi olacağım aynı zamanda. Çünkü ben İzmir’in gerçekten her şeyini özümseyerek bu noktaya gelmiş bir insanım. Mesleki yaşamım, kültürel yaşamım, sosyal yaşamım başarılarla dolu. Şehrimizin bütün değerlerini kucaklayarak, bütün o birikimini kucaklayarak hep beraber yönetelim çok isterim. O nedenle bu hikayenin dışında kimse kalsın istemem. Gelirler, bana destek olurlarsa, oy verirlerse inanılmaz minnettar olurum. Sonra da onlara olan borcumu büyük bir gururla öderim.
KREŞLER YAYGINLAŞACAK
■ Çocukları da sorayım çünkü aslında belediyelerden en büyük beklentilerden biri de çalışan annelerin sorununu giderecek kreşler…
İzmir’in sosyal demokrat belediyecilik geleneğinde çok sayıda kreş yapıldı bugüne kadar. Karşıyaka’da 8 kreş var mesela. 6’sı Karşıyaka Belediyesi, 2’si İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin. Bunların sayısını artıracağız. Dağılımını homojenleştireceğiz. Olmayan yerlere ağırlık vereceğiz. Ayrıca kreşlerde çağdaş bir yaklaşımı benimsiyorum. Karşıyaka’da yaptım, bütün İzmir ölçeğine yayacağım. Çocukları teorik bilgiyle yükleme değil de biraz yaşamı öğretme, atölye çalışmalarıyla bilgi sahibi olmalarını sağlamak. Çevre, doğa, iklim bilinciyle yetişmelerinin önünü açmak. Geziler düzenlemek. Özgüvenlerini artırmak. Böyle bir yaklaşımımız var.
“HUZURUN YÜZYILI” İÇİN ÇALIŞIYORUZ
■ Emekliler için özel projeleriniz olduğunu biliyorum. Kaç emekli var İzmir’de?
İzmir’de 578 bini 65 yaş üzeri olmak üzere 1 milyon 200 bin civarı emeklimiz var. Çok fazla sayıda emeklimiz gerçekten bugün düşük emekli maaşları nedeniyle hayatlarını sürdüremez durumda. Bir emekli dayanışma kartı vereceğiz. Özellikle 65 yaşın üzerinde emekli maaşıyla geçinen ve destek ihtiyacı olanlar için… Buralarda kira, fatura, market alışverişi desteği -ki bunlar aylık ortalama kişi başına en az 1000-1500 liralık bir rakamdır- vereceğiz. Ayrıca suyu da 4 metreküplük miktarını tamamen ücretsiz vermeyi, 4 metreküp üzerindeki fatura kısmında da yüzde 50 indirim yapacağız. Göreve gelir gelmez bu paketi devreye sokacağız.
]]>İzmir Gazeteciler Cemiyeti’ni (İGC) ziyaret eden Özel burada yaptığı konuşmada ilk olarak medyaya dair mesajlar verdi:
“Tarihi Havagazı Fabrikası’ndan bir buluşma için geldiğimizde il başkanımız davetinizi iletti. Ben de çok memnun oldum. Zaten ben gittiğim şehirlerde mümkün olduğu kadar bütün meslek örgütlerine ziyaretlerde bulunmaya çalışıyorum. Basın meslek örgütleri de çok önemli. Çünkü sadece kendi üyelerinin ad ve menfaatlerini değil aynı zamanda kamunun hak ve menfaatlerini de koruyorlar. Hepimizin hakkı menfaatini koruyorlar. Sizlerin bir az önce söylediğiniz gibi son dönemlerde yaşanan bütün sıkıntılara rağmen özgür ve bağımsız şekilde gazetecilik mesleğini yapmanız, halkın haber alma doğruları öğrenme hakkının teminatı. Maalesef Türkiye’de yaygın medya üzerinden medyanın patronaj ilişkileri, devlet ile patronların ilişkileri, maalesef gazeteci olmayanların gazete ve televizyon sahibi olabilmesi, devletin birçok Avrupa ülkesinde yasak olan kamu ihalelerinden öncesinde ve sonrasında yararlanma noktasında bir sınırlamaların olmaması, aynı zamanda bankacılık kanunu ile bankacılık yapmaları, gazete sahiplerinin çok farklı işlerle iştigal ediyor olmaları çok önemli bir sıkıntı yaratıyor. Bunun en çok da bedelini sesini eşit şekilde duyurmak isteyen muhalif siyasetçiler çekiyorlar. Özellikle seçim dönemlerinde.”
“GAZETELER TAVIR SATMAYA BAŞLADI”
Özel, şöyle devam etti:
“Tabii dijital mecralar bir yandan halka ulaşım açısından çok çok önemli. Otomatik olarak dijitalleşme gazetecilik mesleğini de değiştiriyor ve eskiden bir haber Anadolu’nun iki gün sonra belli bölgelerine ulaşabiliyorken, şimdi dünyanın herhangi bir yerine saniyeler içinde tüm haberler ulaşıyor. Ertesi güne haber satmak gibi bir görevi olan gazeteler ertesi gün haber satamadıklarından tavır satmaya başlıyorlar. Herkes kendi görüşüne yakın bir gazeteden tavır satın alıyor. Ve bu çok büyük bir başkalaşım yaratıyor sektörde. Şimdi yerel seçimlerde bile daha bundan birkaç yıl önce hiç aklınızın almayacağı, sadece internet hesaplarında bir videonun yayınlatılmasının seçimin kaderine tesir edebileceğine bir inanç gelişmiş durumda. İzmir’de de biraz bu dijital habercilik üzerinden yerel seçimlerin ciddi şekilde yönlendirilmeye çalışıldığı bir süreci de yaşıyoruz.

– O yüzden yazılı kurallara, denetime, ahlaka ve öz denetime sahip sizin gibi kurumların varlığı son derece önemli. Bundan sonraki süreçte biz de sizi Ankara’da ağırlamak isteriz. Hem İzmir Gazeteciler Cemiyeti tüm İzmir’de faaliyet gösteriyor ama Konak size coğrafi ev sahipliği yapan bir yer. Coğrafi ev sahiplerinizden Konak’ta bir kadın belediye başkan adayımız var. İzmir gibi Atatürk’ün kentinde 6 tane bugüne kadar belediye başkanımız olmuş ama bugün 9 kadın belediye başkan adayımız var seçilecek yerden. Karabağlar Karşıyaka gibi büyük metropol ilçelerde kadın başkan adaylarımız var. 12 tane genç belediye başkan adayımız var. Hepsinin İzmir’in gençlerine kadınlarına ve kadınlara saygılı her yaştan genç erkeklere emanet ediyoruz. Ümit ediyorum 1 Nisan günü adaylarımızın tamamının göreve geldiği ve sizinle uyum içinde iş birliği içinde çalıştıkları bir süreci hep beraber yaşayacağız ve yakalayacağız. Ben sizin şahsınızda mesleğini yapan, hayata tutunmak için mesleğinden taviz vermeyen tüm üyelerimizi saygıyla selamlıyorum. Bundan sonra da hep birlikte olmayı, bir arada olmayı ümit ediyorum.”
”BUNLAR İZMİR’İN MALINI CEMAATLERE VERECEKLER”
Ziyaretin ardından gezetecilerin sorularını yanıtlayan Özel, Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hamza Dağ’ın ifadelerini eleştirerek şunları söyledi:
”Anketlere baktık. İzmir ittifakı sahada kuruldu, sandıkta da kurulacak. Oyların inanılmaz yükseldiğini gördük. Büyükşehir Belediye Başkan adayımıza teveccüh var. Karşı tarafta ise İzmir’e neler yapabileceği korkusunu göstermeden çalışan birisi var. Bir kapalı toplantıda bu arkadaş şöyle konuştu, ‘Hele şu belediyeyi bi’ kazanalım, Belediyeyi TÜRGEV’e, TÜGVA’ya açacağım’ dedi. Bakın arkadaşlar, İstanbul Adalar’da muhteşem bir yer var. Orayı kiraya versek Adalar’ın bütün masrafına yetecek kadar kira geliri elde edebiliriz ama İBB bize geçmeden önce AKP ne yaptı? Orayı TÜGVA’ya 30 yıllığına kiraladı. AKP İzmir’i kazanırsa Karşıyaka İskele TÜGVA’ya, Alsancak İskelesi’ni ise TÜRGEV’e verecekler. Bunlar İzmir’in malını cemaatlere verecekler. Büyük bir baskı uyguluyorlar, takiye yapıyorlar. Hamza Dağ’a oy veren tüm AKP’liler şimdi gelmiş alkollü mekanlarda video çekiyor. İzmir, Cumhuriyet’in güvence kentlerinden bir tanesidir. Adaylarımızla birlikte 5 yıl boyunca bir destan yazacağız. İzmir’in malı İzmir’indir. 31 Mart’tan sonra da cemaat ve tarikatları İzmir’e sokmayacağız.”

İGC BAŞKANI GAPPİ: BAĞIMSIZ GAZETECİLİK ANLAYIŞIMIZDAN TAVİZ VERMEDİK
İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, yaptığı konuşmada, şunları söyledi:
”Bugün sizleri ağırlamaktan kıvanç duyuyoruz. İGC 1946 yılında kurulmuş bir cemiyet 78 yıllık bir çınar ve İzmir’de tek bir vücut İzmirli gazeteciler. İzmir’in şöyle bir özelliği var Osmanlı’da ilk gazete İstanbul’da kurulsa dahi en etkin yerel gazeteler İzmir’de. İzmir’in levanterler şehri olması çok kültürlü yapya sahip olmasından dolayı 1800’li yılların başından 1950’ye kadar 300’ün üzerinde gazete ve dergi çıkıyor. Bunların önemli bir kısmı kurtuluş savası öncesiydi Hasan Tahsin’in kenttiyiz o nedenle İzmir basınında bağımsız gazetcilik mücadelesi bizler için çok önemli. Biz hiçbir zaman bağımsız gazetecilik anlayışımızdan taviz vermedik ama onun yanı sıra istihdamı çok önemsiyoruz. Özellikle de genç istihdam. Bu kentin gençleri burada kalsın diye çaba harcadık model oluşturmaya çalıştık. İçinde bulunduğumuz Uluslararası Basın Merkezi de bu modellerden birisi burada amacımız meslektaşlarımızın özellikle iletişim fakültesinden mezun olan meslektaşlarımızın tecrübe kazanması ayrıca biliyorsunuz istihdam açısından sıkıntılı bir mecrayız. Son 20 yılda ciddi sıkıntılı süreçler yaşıyoruz Türk basını olarak. Türk medyası elinden şekillendirilmeye çalışılan bir toplum var. O nedenle biz her zaman duruşumuzu net ortaya koymaya çalışıyoruz. Bunu yapabilmek içinde donanımı bilgi birikimi ve çağdaş dijitalleşmeye yatkın meslektaşlarımızın sayısının artması gerektiğine inanıyoruz Bu arkadaşlarımız ile yol yürüyoruz. Burada aynı zamanda iş arama sürecinde olan meslektaşlarımıza da kucak açıyoruz.”
“ATATÜRK VE İZMİR’İN DURUŞU TAVİZ VERMEYECEĞİMİZ KONULAR”
“Yerel medya ve yerel güçler birbirine ‘kazan kazan’ formülü ile destek vermek durumunda aslında aynı şey yani duruşumuzla bir model oluyoruz” diyen Gappi, “Bu İzmir ise eğer bizim en çok önemsediğimiz şey İzmir dışından gelen herkesin Atatürk’ün kentine geliyorum duygusuyla gelmesidir ve biz önce buna sahip çıkmak zorundayız ama gücümüz de birlikte yükseltmeliyiz bugün gelen konuğuma şunu söyledim. İktidar partisindendi kaynakların bir çok kısmı ulusallara veriyorsunuz çok güzel peki yerel kanalları biz nasıl büyüteceğiz? İşte bunlar ortak doğru formüller ile olmalı. Biz destek kelimesine inanmıyoruz birlikte kazanmaya inanıyoruz. İki tane vazgeçilmezim var biri mesleki açıdan mesleki kimliğimiz, etik ilkelerimiz ve istihdam o yüzden de birlikte çalışmak bizim için önemli elzem. Taviz vermediğimiz konular belli Mustafa Kemal Atatürk ve İzmir’in duruşu taviz vermeyeceğimiz konular bunlar” ifadelerini kullandı.
Ziyarete, CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, CHP Konak Belediye Başkan Adayı Nilüfer Çınarlı Mutlu ve partililer eşlik etti.
]]>CHP İzmir İl Başkanlığında basın toplantısı düzenleyen Polat, AKP’li üç belediye başkan adayı ile ilgili yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarını içeren dosyaları kamuoyuyla paylaştı.
TAVUK ÇİFTLİĞİNE VİLLALAR
Polat, ”İzmir organize işler sarmalı” olarak tanımladığı olayda, Kemalpaşa Örnekköy’de tavuk çiftliği olan ve kümeslerin bulunduğu alanın yalan beyanlarla yapı kayıt belgesi alınarak villa köye çevrildiğini ifade etti. Polat ”Ben buna ‘İzmir organize işler sarmalı’ diyebilirim. İzmir’e talip olan üç arkadaşımızın imar konusunda nasıl bir rant sarmalı içinde olduğunu anlatacağım. Hikayenin başlangıcı 1977’de Kemalpaşa Örnekköy’de bir tavuk çiftliği hikayesinden başlıyor. 1977’de yapılmış, adını andığım ada ve parseldeki harabe haldeki tavuk çiftliği görüntüleri, bu inşaat yapılmaya başlandığı andaki hafriyat çalışmaları ve meydan düzenlemesi şeklinde gidiyor” dedi.

2018’DE İMAR AFFINA BAŞVURUYORLAR
Polat, şöyle devam etti:
– Burada bazı renkler var görsellerde. Bunlar aslında olmayan ancak varmış gibi gösterilen yerler. Burada Kırkpınar’lar Süt ürünleri ve Hayvancılık Tic. Ve Ltd. Şti. Bu şirket, AKP Bayraklı Belediye Başkan adayı Bilal Kırkpınar ve babasına ait. 2018’de Bilal Kırkpınar’ın babasının T.C numarası üzerinden devlete bir başvuruda bulunuyor, imar affı üzerinden. 12 tane yapı kayıt belgesi alınıyor. 13. de Bilal Kırkpınar üzerine alınıyor. Buralarda ‘insanlar yaşıyor, bağımsız bina’ diyorlar. ‘Burası artık tavuk çiftliği değil, 91 adet bağımsız yapıdır’ diyorlar. Yalan söylüyorlar.
BİR YIL SONRA ‘GÜÇLENDİRME’ RUHSATI
– 2019 tarihinde bir ruhsat başvurusunda bulunuyorlar. Onun adı da güçlendirme ruhsatı. Arkasından biz, CHP’li belediye seçimi kazandığında var olan şikayetleri değerlendirmeye başlıyor. Kırkpınar’ın yapısı üzerine çok fazla şikayet gelince Belediye Başkanımız Rıdvan Karakayalı çalışmalara başlıyorlar. İzmir Büyükşehir Belediyesi İmar Dairesi’ni göreve çağırıp denetim yapmalarını istiyorlar. Kırkpınar’lara ihtarda bulunuyorlar ve bir sürü işlem yapıyorlar. Büyükşehir yaptığı denetimler sonucunda Kemalpaşa Belediyesi’ne bir yazı yazıyor. ‘binanın son hali için yapı kayıt belgesi verilmesi mümkün değil’ diyorlar. Ayrıca yalan ve yanlış belgeyle yapı kayıt belgesi alındığı tespit ediliyor ve Büyükşehir, Kemalpaşa Belediyesi’ne ‘Suç duyurusunda bulun’ diyor.
SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULDU
– Kemalpaşa Belediye Başkanlığı su duyurusunda bulunuyor, bunun yanında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İzmir İl müdürlüğüne yazı yazıyor. Gerekli belgeleri de ekleyerek yapı kayıt belgesinin iptalini istiyor. Ayrıca imar yapılan yer de korunması gereken tarım alanında yer alıyor.

2021’DE İPTAL EDİLDİ
– İl müdürlüğüne yapılan müracaat sonrası bakanlığın İzmir Şube Müdürlüğü 2021’de bir karar veriyor. Karar verildiğinde Bilal, AK Parti Genel Merkezi’nde bir arkadaşıyla sohbet ediyor. Eşinin araması üzerine tebligattan haberi oluyor. Bakanlık, yapı kayıt belgelerini iptal ettiğini söylüyor. Kasım 2021’de belgeler iptal ediliyor. ‘Yıkın burayı’ diyor.”
”BEKÇİ KULÜBESİ MALİKANEYE DÖNÜYOR”
”Yalan beyan” vurgusu yapan Polat, ”Yalan beyanla yapı kayıt belgesi almışlar. Bunun geçerli olması için de bir şey gerekiyor. CHP’li belediye göreve gelmeden güçlendirme ruhsatı almışlardı ya. Bölge İdare Mahkemesi’ne giderek iptal edilen ruhsatların yeniden verilmesini istiyor. Yapıların 2017’de yapıldığı tespit edilmiş. Bu nedenle mahkeme de talebi reddediyor. Yani siz benden yapı kayıt belgesi aldığınız yere, bekçi için yapıldı denen yere Bilal için ev yapılıyor. Yani köhne yapının döndüğü hal ibretlik bir tablo. ‘Organize işler İzmir Sarmalı’ tam olarak. Bilal’in evi yani bekçi kulübesi, malikaneye dönüyor” dedi.
İL MÜDÜRÜNE TELEFON
”Bugünün hesabı ile 1.8 trilyon vurgun yapıldığını” ileri süren Polat, şöyle devam etti:
– Söylemiştim. Tebligat geldiğinde o arkadaş AK Parti Genel Merkezi’ndeydi. 89. ve 90. bağımsız bölümün pazarlığını yapıyordu. Gerçek değeri 14 milyon olan yer için 6 milyona anlaştılar. Bilal’in koruyucu bir meleğine satıldı. Tebligat gelince hemen dönemin ÇŞB İl Müdürü Ömer Albayrak’ı arıyorlar.
– Telefonun ardından müdür, mahkemenin iptal ettiği ruhsatı tekrar canlı hale getiriyor. Burada bahse konu vurgun, bugünün hesabıyla 1.8 trilyon. 90+1 villa. Eskinin parasıyla 1 katrilyon 800 trilyon. Bu vurgun yalanla, dolanla, devletin arkasından dönerek yapılan bir vurgun.

Hamza Dağ
“BENİ DAVA ETSİNLER”
”Tüm iddiaların belgeli ve devlet kayıtlarında olduğunu, pazarlığa konu taşınmazın Hamza Dağ’a satıldığını” önü süren Polat, şunları söyledi:
– Biz buna bir sarmal dedik ama nasıl yapıldığını da açıklamak lazım arkadaşlar at binmişler, kılıç kuşanmışlar. Bayraklı’dan aday olan Bilal Kırkpınar. Kendisi eski gençlik kolları başkanı. Dönemin Valisi Yavuz Selim Köşger, Bornova Kaymakamı. Cağ kebap partisi sonrasında ok atıyorlar, at biniyorlar. Bu inşaat alanında yüzlerce insan mağdur. Paralarını alamamış taşeronlar, peyzajı ödemedikleri için evine giremeyen insanlar. Bu mevzunun muhatabı da tanıdık. O da Karşıyaka AK Parti adayı. Kendisi de bu alanın yapı kayıt belgesini veren şirketinin sahibi. İsmail Çiftçioğlu. Bu söylediklerimi duyacaklar. Ben söyleyeyim. Beni dava etsinler.
“KÜMESTE VİLLA OLMASI DOLANDIRICILIK”
– Devletimiz bu kişilerin arama kayıtlarına, hesap hareketlerine ve SMS’lerine baktıklarında bu dava çok hareketli bir hale gelecek… Bir bilirkişi raporu hazırlanıyor. Onu beğenmiyorlar yenisini istiyorlar. Bilirkişi bulgularında Tarım İl Müdürlüğü’nün ‘korunsun’ denilen tarım alanlarında imar olmasına şaşıyor. Ayrıca ‘Kümes denilen yerde villa olması nitelikli dolandırıcılıktır’ diyor.
Bilal Kırkpınar (solda) / Yavuz Selim Köşger (At üzerinde)
DOLANDIRICILIK SUÇLAMASI
Cumhuriyet savcılarına ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na çağrıda bulunan Polat, sözlerini şöyle tamamladı:
– ‘Ben buradan açık çağrıda bulunuyorum. Savcılara, buradaki rant projesine, Büyükova’nın katledilmemesine, İzmir’in insanının gözü dönmüş rant çetelerine geçit vermemeleri konusunda çağrıda bulunuyorum. Bu kente şehri emin olmak isteyen insanların nasıl dolandırıcılık yaptığına dikkat etmelerini istiyorum. Bu gösterdiğim belge ve fotoğrafların pek çoğu devletin kayıtlarında vardır. Gördüğümüz proje bir rant projesidir. Büyükova’ya karşı suç işleyen, sahte belge ve beyanlarla adli suç işleyen bir projedir.
“HAMZA DAĞ BU EVİ ALDI MI?”
– Bırakın belediye başkan adayı olmayı, bu projenin içindeki insanların yargılanıyor olması gerekiyordu. Ama biz bugün bu insanların bu kenti yönetmeye talip olduğunu görüyoruz. Ben ‘burası böyle yetmez’ denilip evin önüne bir de havuz yapıldığını ve Hamza Dağ’ın bu evi alıp almadığını sormak istiyorum.
– Ben bir kişiyle konuşup söylemiyorum bunları. Kepçe operatöründen boyacısına kadar hepsiyle konuştuk.Gösterdiğim ve söylediğim her şey tespitli. Ruhsat iptal olduğu için yapı kayıt izin belgelerinin de iptal edilmesi gerekiyor. Ben buradan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nü de göreve çağırıyorum.
]]>Proje çalışmalarında sona geldiklerini dile getiren Prof. Dr. Sözbilir, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ile imzaladıkları protokol kapsamında 12 ayrı noktaya sistemi yerleştireceklerini ifade etti.
Sistem sayesinde depremin 16 saniye öncesinden bilinebileceğini söyleyen Prof. Dr. Sözbilir,”Üniversitenin öz kaynaklarıyla desteklenen bir projeydi. Mühendislik fakültesinde jeoloji, jeofizik, inşaat, bilgisayar ve elektronik bölümü hocalarından oluşan bir ekip oluşturduk. Bu ekip 3 yıl boyunca çalışıp, projeyi tamamladı. Hem yazılı hem tasarım hem de mekanizma açısından tamamen yerli, yeni bir deprem uyarı sistemi geliştirdik. Geliştirdiğimiz sistemi önümüzdeki aydan itibaren 6 aylık bir deneme sürecine sokacağız. İzmir’de farklı lokasyonlardaki 12 AFAD istasyonuna yerleştireceğimiz bu sistem saniye saniye bize oluşacak depremlerle ilgili bilgi aktaracak” ifadelerini kullandı.

‘DEPREMİ 16 SANİYE ÖNCESİNDEN ÖĞRENEBİLİYORUZ’
Bu sistemin daha önce İstanbul, Bursa, Kocaeli gibi yerlerde kurulduğunu dile getiren Prof. Dr. Hasan Sözbilir, sistemin birçok ilde kurulması gerektiğine dikkati çekip, sözlerini şöyle sürdürdü:
-Deprem erken uyarı sistemleri, diyelim ki 70 kilometre uzaklıktaki bir fay deprem oluşturduğu anda onu algılıyor.
-Mesela Bayraklı ilçesine gelebilecek bir depremi 16 saniye öncesinden öğrenebiliyoruz. Bu sayede insanlara bilgi verilebilir ya da büyük ölçekli yapılarla ilgili önlem alınabilir. Amaç deprem olduğu anda kaynağında yakalamak.
-Fayın bizden ne kadar uzak olduğuna göre depremin geliş süresi değişir. Bu bilginin online ve gerçek zamanlı olarak bilgisayarlara naklini gerçekleştirecek.
‘DEPREM SAYISINDA ARTIŞ YAŞANDI’
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen yıkıcı depremin ardından 1 yıl içinde yaklaşık 100 bin deprem yaşandığını anlatan Prof. Dr. Sözbilir, “Normal şartlarda Türkiye’de bir yılda ortalama 25 bin tane deprem oluyor. Ama 6 Şubat’tan sonra 1 yıl içerisinde yaklaşık 100 bin tane deprem oldu yani deprem sayısında artış yaşandı. Bu da çok yüksek bir enerjinin açığa çıkması olarak değerlendirilebilir. Bu hareketlilik sürüyor” dedi.

Türkiye genelinde son 100 yılda kırılmayan çok fazla fay bulunduğunu da hatırlatan Prof. Dr. Sözbilir, “Türkiye’de 485 tane faydan sadece 25 tanesi kırıldı. Bu yıl sonunda bir proje başladı. 14 tane üniversiteden 100’e yakın bilim insanı olarak yüzün üzerindeki fayı çalışıyoruz. Aynı anda iki yıl boyunca bu çalışmalar sürecek. Antakya, Ölüdeniz, Cizre faylarında çalışmaya başladım. Onları kesip içine bakacağız. ‘Bu faylar geçmişte ne kadar sıklıkla deprem üretmiş?’, ‘Bundan sonra ne zaman kırılabilir?’ gibi soruların yanıtlarını bulmaya çalışacağız. Deprem tehlikesi düzeyini ölçmeye çalışıyoruz” açıklamalarında bulundu.
İZMİR’DE TUZLA FAYINA DİKKAT ÇEKTİ
İzmir’de son 100 yılda fayların yıkıcı bir deprem üretmediğini de belirten Prof. Dr. Hasan Sözbilir, 17 fayın 6 ile 7.2 büyüklüğünde deprem üretebileceğini kaydetti.
Denizdeki faylardan birinin 30 Ekim 2020’de kırıldığını anlatan Prof. Dr. Sözbilir, “6.9 büyüklüğünde deprem olmuştu ve 117 vatandaşımız yaşamını yitirmişti. ‘Denizdeki hangi faydan kaynaklanan bir depremde ne tür bir tsunami tehlikesine maruz kalabiliriz?’, ‘Hangi kıyılarımızı su basar?’, ‘Bu sular ne kadar içeri girecek?’, ‘O bölgede altyapı stokumuz nasıl?’, ‘Nüfus yoğunluğumuz ne kadar?’ gibi konuları önceden bilmemiz gerekiyor” dedi.
İzmir faylarını kesip inceleme yaptıklarını da söyleyen Prof. Dr. Sözbilir, 5 fayda çalışmaları tamamladıklarını söyleyip “Tuzla Fayı’nın 2 bin yıllık deprem üretme aralığı var. Son depremi de yaklaşık 2 bin yıl önce yaptığı için bu fayın deprem üretme zamanının yaklaştığını söyleyebiliriz. 7’ye varan büyüklükte bir deprem üretme potansiyeli var” ifadelerini kullandı.

‘DEPREM KONUTLARI DEPREMDEN ÖNCE YAPILMALI’
Türkiye’de kentsel dönüşümün 1999 depreminden sonra devreye girdiğini vurgulayan Prof. Dr. Hasan Sözbilir, 2015 yılına kadar gecekonduların yıkılarak yerine bina yapıldığını dile getirerek, “Az nüfusun olduğu binaları değil de çok nüfusun olduğu 1999 öncesi yapılan binalar ekseninde kentsel dönüşümü yapmak lazım. Zemine göre ve nüfus yoğunluğuna göre önceliklendirme yapmak gerekiyor. 6 Şubat depreminde şunu gördük; depremden sonra sağ kalan insanları koyacak yerimiz yok. Çadır, konteyner var ama insanların yaşam kalitesi çok düşüyor. Deprem olmadan önce deprem konutları yapmak gerekir. İzmir’de deprem konutlarını ne kadar arttırırsak, şehir içinde mevcut yapı stokundaki insanları deprem olmadan önce oralara taşırsak deprem olduğunda kentsel dönüşüm kapsamında değerlendirilmesi gereken binalar yıkılır ama içinde insan olmadığı için kimse ölmez. Bu mekanizmanın Türkiye ölçeğinde devreye girmesinde fayda var” diye konuştu.
]]>“TÜRKİYE GÜLECEK”
“31 Mart’ta Cumhur İttifakı’nın koyu gri rengi Türkiye’nin üstünden kalkacak Türkiye gülecek” diyerek sözlerine başlayan CHP lideri Özgür Özel, şöyle konuştu:
*Bugün İzmir’deyiz maalesef hepimiz hayatına en şiddetli sıkıntıyı sokan şey enflasyon ve hayat pahalılığı. Türkiye’de hiç kimseyi dinlemeyen, her şeyin en iyisini ben bilirim diyen, ekonomiyi de en iyi ben bilirim diyen birisi faiz sebeptir enflasyon sonuçtur dedi.
*Bir baktık bizim ki inadına faizleri indirdi. Faizleri indirdikçe fiyatlar fırladı. Ve seçime kadar yapılan o işlerin bedelini en çok yoksullar, emekliler, çiftçiler ödedi halen daha ödemeye devam ediyoruz. Emeklerimiz çok ciddi sıkıntıdalar, Recep tayip Erdoğan iktidara geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti yani Erdoğan hiç bu düzeni bozmasa bugün 26 bin lira olacaktı emekli maaşı ama şu an 10 bin lira.
*Erdoğan geldiğinde en düşük emekli maaşıyla şuradaki kuyumcuya gitseniz 2002’de 8 tane çeyrek altın alabiliyordunuz. Şimdi sadece 2,5 tane alabilirsin. Bir emekli değil bütün emekliler bir altın değil 5,5 altın bir ay değil her ay cebinden kaybediyorlar kimin yüzünden Recep Tayyip Erdoğan yüzünden.
“BÖYLE DÜZENE YAZIKLAR OLSUN”
Emeklilerin bayram ikramiyesini CHP Eski Genel Başkanı Kemal Kılçdaroğlu sayesinde aldıklarını hatırlatan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü;
*2018’de bin lira verdiler 3 yıl gecikmeli seçime bir kala verdiler biz beğenmedik en az asgari ücret vermek lazım dedik. Bugün bizim beğenmediğimiz 0 bin lira 24 kilo dana kıyma alıyordu. Bugün 3 bin lira veriyor onunla şimdi kasaba gidelim 6 kilo kıyma alabilirsiniz.
*Sadece bayram ikramiyesiyle ramazanda, sahurda, iftarda, mutfağınızdan, sofranızdan, evladınızın torunlarının kursağından geçecek 18 kilo kıymayı eksiltileler. Eksilten de Recep Tayyip Erdoğan’dan başkası değil.
*Kodamanlara para var emeklilere, çalışanlara, garibanlara gelince para yok. Böyle düzene yazıklar olsun. Köylünün, çiftçinin derdi bitmez. Neden bitmez? Oyu verin bana fiyatları düşüreceğim dedi. 19 lira olan mazot 42 lira oldu. Mazota zam gelince iğneden ipliğe her şey zam geldi.
*Çiftçinin de emeklinin de çalışanın da esnafın da bu şartlar altında yaşamını sürdürmesi mümkün değil 3 milyar hektar tam Belçika kadar artık ekilmiyor, dikilmiyor. Çiftçilerin bankalara olan borçları bir sene içeresinde yüzde 445 artı. Artık bıçak kemikte. 31 Mayıs’ta yapılacak tek bir şey var bu milletin efendisini bu hükümete hep beraber göstereceğiz.
PROJELERİ ANLATTI
CHP Menderes Belediye Başkan Adayı İlkay Çiçek’in 38 yaşında olduğunu ve İzmir’deki CHP’nin adayları arasında 40 yaş altı, 12 adaydan biri olduğunu aktaran Özel, İlkay Çiçek’in belediye başkanı olması halinde hayata geçireceği projelerini söyle anlattı:
“1 Nisan’dan itibaren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Cemil Tugay ve Menderes Belediye Başkanımız İlkay Çiçek, el ele verecekler omuz omuza verecekler size hizmet edecekler. Şimdi hem İlkay Çiçek hem cemil başkan kimini tek başına İlkay yapacak kimini berber yapacaklar. Çiftçiye destek projeleriyle ilgili merkez yapacaklar. Soysal yardımları arttırmak için projeler yapılacak.Ankara’yı İstanbul’u CHP’ye vermeyin yardımlar kesilir diyorlardı. Ne oldu? Yardımlar 5 katına çıktı. Sosyal yardımlar arttırılacak. Altıntepe’de çiçek mezatı yapacaklar hep beraber açacağız. Açılışına da ben geleceğim.”
TORBALI’DA HALKA SESLENDİ
Özel, İzmir’in Torbalı ilçesinde bulunan Seçim Koordinasyon Merkezi önünde halk buluşması düzenledi. CHP Lideri Özel, burada yaptığı konuşmada, “Torbalıya her geldiğimde büyük bir coşkuyla karşılanıyorum Torbalı’dan büyük bir umutla heyecanla ayrılıyorum. Bugün bu güzel meydanı hınca hınç dolduran sizlere sevgilerimi saygılarımı sunuyorum. Torbalının sadece miting alanı değil arkası sağı solu değil sadece gelirken Torbalı’nın balkonları esnafı sokaktaki çocuklarına kadar herkeste bir seçim heyecanı gördüm ve bu senenin en coşkulu karşılamasını yapan Torbalı Gençlik Kolları’na İzmir Gençlik Kolları’na yürekten teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.
“ATATÜRK’ÜN PARTİSİ İÇİN ÇALIŞIYOR”
Torbalı Belediye eski Başkanı merhum İsmail Uygur’u da anarak sözlerine devam eden CHP Lideri Özel, şu ifadeleri kullandı;
*Öncelikle İsmail Uygur başkanımızı hatırlamak onu rahmetle anmak isterim. Geçen sefer Torbalı İsmail başkanı seçti o da sağlık sorunları yaşadı hastalandı talihsiz bir kaza geçirdi ve aramızdan ayrıldı bir kez daha ailesinin acısını Cumhuriyet Halk Partisi ailesi olarak paylaşıyoruz Allah gani gani rahmet eylesin İsmail başkanımıza ve İsmail başkanımızdan sonra bayrağı Mithat başka devralıp Cumhuriyet Halk Partisi’nin baba ocağının bayrağını yere düşürmedi hepimizi memnun eden bir ağabeylikle belediyemize sahip çıktı.
*Şimdi de başkanımız bizimle birlikte kampanyaya destek veriyor çünkü çıkar için değil koltuk için değil Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi için çalışıyor.
“İZMİR ŞÜPHESİZ DEĞİŞİMİN BAŞKENTİ”
*Hepimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin yurttaşlarıyız. Gerektiğinde ordusunun askerleriyiz, devriminin neferleri yolunun takipçisi emanetinin bekçileriyiz. İzmir şüphesiz değişimin başkenti, İzmir’de otuz belediye başkan adayımız ve bir büyükşehir belediye başkan adayımız var.
*Bir değişim Cumhuriyete yakışır, çağdaş Türkiye’ye yakışır, bir değişim olacaksa İzmir’den başlayacaktır. 30 adayımızın yaş ortalaması 46. İzmir Torbalı’da da Koç Üniversitesi Elektrik Elektronik eğitiminden sonra Harvard Üniversitesi’nde Liderlik eğitimi alan partimizin gençlik kollarında yetişmiş İzmir’de çok genç 40 yaşında bir evladımız Övünç Demir, yeni belediye başkan adayımız.
*Ona güveniyoruz. Ona inanıyoruz Torbalı’ya hizmet edecek İzmir’e hizmet edecek, partimize hizmet edecek, önünde çok uzun bir yol var. Çalışkan, dürüst, titiz, sabırlı ama kararlı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Cemil Tugay. Ben ikisine de çok inanıyorum ve güveniyorum.
ERDOĞAN’A BAHÇELİ’NİN SÖZLERİNİ HATIRLATTI
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mardin’deki mitinginde “Kent uzlaşısı diye bir şey uydurdular. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Biri ‘DEM varsa olmaz’ diğeri ‘DEM’siz olmaz’ diyor” sözlerine tepki gösteren CHP Lideri Özgür Özel, şunları söyledi:
*Bugün AKP Genel Başkanı nihayet sahaya çıktı Mardin’e Şırnak’a gitti. Çıktı sahadan bizimle kavga etmek istedi. Tutturmuş DEM diye. Ben diyorum ki vatandaşın derdi DEM değil zam zam zam.
*Ben onunla kavga edeceğim ama onun istediği alanda etmeyeceğim, kimlik mezhep siyasetinde etmeyeceğim gençler için Türkiye için edeceğim. Mardin’de demiş ki 27 yıldır demokratikleşme adımlarına karşı çıkan kimdi?
*Güya CHP’yi Mardin’deki vatandaşlara şikayet ediyor. Kardeşim biz hiç karşı çıkardık aksine destek verdik. Sen ak desen kara diyen, miting meydanında sana idam ipi atan herkesten olan senden olmaz diyen Devlet Bahçeli’ydi ne çabuk unuttun. Bunlar dün öptükleri surata bugün tükürenler, dün küfrettiklerine bugün methiye düzenlerdir. Bu riyakarlara inat Cumhuriyet Halk Partisi durduğu yerdedir.
*Durduğu yer Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkeler, Türkiye’nin birliği bütünlüğü, yüreğinde vatan millet bayrak Atatürk sevgisi olan herkes bizimle beraberdir biz de onlarla beraberiz. Madem kavga etmek istiyorsun gel emeklinin hakkı için kavga edelim.”
“HAKKINI ARAYACAĞIZ”
31 Mart yerel seçimlerinde Türkiye İttifakı’nın kazanacağına vurgu yapan Özel, “31 Mart’ta bu Cumhur İttifakı’nın gücünü yerelden dengeleyin. Belediyeleri Cumhuriyet Halk Partisi’ne Türkiye İttifakı’na verin. Emeklinin de çiftçinin de yoksulun da umutsuz gençlerin de hakkını arayacağız ve söke söke söke alacağız. Söz veriyoruz. Onlar korkunun ittifakıdır. Onlar hakaret eden kötü söz söyleyen, korkutan bir ittifaktır. Karşısında biz umudun ittifakıyız. Karşında Türkiye Cumhuriyeti’nin yarınlarını Kürt’üyle, Türk’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle doğulusuyla batılısıyla Alevi’siyle, Sünni’siyle, milliyetçi demokratıyla, muhafazakar demokratıyla, aslan sosyal demokratlarla birlikte olan ittifak bizim ittifakımızdır. Karşımızda korkunun ittifakı, Cumhur İttifakı ama burada Türkiye’nin İttifakı, Türkiye İttifakı var. Türkiye İttifakı 31 Mart’ta kazanacak. Övünç Demir kazanacak. Kazanacak. Cemil Tugay kazanacak. İzmir kazanacak. Türkiye ittifak Kazanacak. Türkiye kazanacak. Siz kazanacaksınız. Ben size inanıyorum. Ben size güveniyorum” diye konuştu.
]]>Konferansta konuşan Bilim Akademisi Üyesi Prof. Dr. Naci Görür, şunları söyledi;
*Depremler, bu coğrafyada yaklaşık 13,6 milyon seneden beri süregelmekte ve hiç kuşkusuz milyonlarca sene daha devam edecektir. Böyle bir coğrafyada topraklarımız var. Topraklarımızın yüzde 90’ına yakını canlı faylarla kesilmiş vaziyette.
*Bu fayların her birinin kendine özgü karakterleri var. Her biri ne kadar büyüklükte, nasıl ve ne zaman deprem üretir? Nereyi, nasıl etkiler? O bölgede depremin şiddeti ne olur? Bunların hepsi, bu fayların özelliklerine bağlı.
*Yapılanmamızla hiç ilgisi yok. Yeryuvarın altındaki dinamikler, yeryüzünde kim yaşıyor bilmez; evleri bilmez. Faylar deprem ürettiği zaman kendi güçleri ile ve o bölgenin karakteristiğiyle etki eder. Üstündeki yapılar eğer uyumluysa; onu belli ölçüde tolere eder, yıkmaz.
*Ama eğer yanlış, ters şeyler yapılmışsa; gözünün yaşına bakmadan yıkar. O bölgede insanları öldürür. Depremlerin hiçbir toleransı, seçeneği yoktur. Yapacağımız her yapıyı, yolu, tüneli, barajı, tüm mühendislik yapılarını yer altının dinamikleri ile uygun, barışık yapmak zorundayız.
“BUNDAN UTANIYORUM”
“Deprem dirençli kent, deprem geldiği zaman depremi minimum hasarla atlatan kent demektir” diyen Prof. Dr. Görür, sözlerini şöyle sürdürdü;
*Her büyük depremde kentlerde birtakım hasarlar görülür ama bu hasarların afet boyutuna çıkması; bizim hatamızdır, yaptığımız yanlıştır. Bu da bizim açımızdan utanılacak bir şeydir.
*Her büyük depremde 10 binler, 50 binler veremeyiz. Aydın, bilimle yönetilen ülkelerde depremlerde bu kadar hasar olmamalıdır. Bir deprem sonucu 10 binleri, 50 binleri toprağa veren bir ülkeye bakışlar hoş değildir. Bundan utanıyorum.
*Bir ülke büyük bir depremde bu kadar insanı, bir gecede toprağa gömüyorsa; o ülke kokuşmuş bir ülkedir, tefessüh etmiş bir ülkedir. Depremleri durduramayız. Kentlerimizi deprem dirençli yapabiliriz. Deprem dirençli yerler, bugünkü bilimle, teknoloji ile yapılabilir.
*Bunu yapabilecek her şeyimiz var. Olmayan, siyasetin iradesidir, halkın gözetim ve denetim görevidir. Eğer insanlarımız talep etmezse, siyaseti zorlamazsa siyasetçi bu işe girmez. Biz de her depremde binlerce insanımızı toprağa veririz. Bu iş böyle gitmez. Bu deprem işini halletmemiz lazım; aksi halde tarihin çöplüğüne atılır, gideriz.
3 KENTE UYARI
Depremin asla zamanla ölçülmeyeceğini aktaran Prof. Dr. Görür, şunları söyledi;
*Zamanı deprem ile karıştırırsanız; en büyük hatayı yaparsınız. Deprem ne zaman olursa olsun, eğer hazırlıklı olmazsak; insanımız ölecek demektir.
*İzmir, bir deprem kenti. M.S. 175-1864 yılları arasında 6-7 şiddetinde depremler var. İzmir’de deprem kaynağı çok ve özellikle İzmir yarımadası üzerinde çok sayıda fay var. Manisa ve Aydın çevresinde faylar mevcut. Burada görülen her fay, 7 ve üzerinde büyüklükte deprem üretebilir ve İzmir’i felç eder.
“DÜŞMANIMIZI TANIMALIYIZ”
İnsanları tehdit eden fayların özelliklerinin bilinmediğini söyleyen Prof. Dr. Görür, “Şimdiye kadar bu özellikleri bilmeden geldik ve çok şanslıyız. Her fay hattının kendine özgü özellikleri var. İlk önce geometrisine bakılmalı. Fayın uzunluğu tespit edilmeli. Ayrıca fayın bazıları dallı budaklı olurken, bazıları paralel olarak yan yana dizilmiş olabiliyor. Bir diğeri derinliğinin tespit edilmesi. Sığ olan fay daha küçük deprem üretirken, derin olan fay büyük depremler üretebiliyor. Ayrıca fay hattının en son ne zaman deprem ürettiği de bilinmeli ki tekrar ne zaman deprem üreteceği öngörülecek. Bu nedenle düşmanımızı tanımalıyız. Bu düşman soteye yatmış ve ne zaman uyanacağı belli değil. Deprem olacağı zaman 100 binlerce insanımızı kaybetmek istemiyorsak; bu fay özelliklerini bilip, önlem almalıyız” diye konuştu.
“İZMİR’DE FAY ANALİZİ ÇALIŞMALARINA BAŞLANDI”
İzmir’de önce fay analizinin yapılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Görür, “Bugün İzmir’de bu çalışma başladı. ODTÜ’deki arkadaşlarla analizler yapıyor. Fay analizi tespitinden sonra İzmir’in topografyasına bakmak lazım. İzmir’de bazı yerler yüksek, bazı yerler ova ya da çukur. Yüksek olan yerlerin depreme daha dayanıklı olduğuna işaret edilir. Aynı bölgede bazı yerler alçak olurken, bazı yerlerin yüksek olması o bölgede depremlerin meydana geldiğini gösterir. Üçüncüsü; jeolojisini incelemek. Çeşitli üniversiteler, İzmir’in jeolojisini çalışmışlar. ‘Hidrojeoloji’ denilen İzmir’in altındaki su rezervleri, bize problem çıkaran şeylerdir. Eğer zemin altında su varsa, deprem sırasında problem var demektir. Bu su akışların nerelerde kalınlaştıkları, nerede azaldığı ve akış yönleri önemlidir. Killi, sulu zeminler yapılan yollar, binalar ve üst yapılar depremde yıkılmaya mahkumdur. Bugün İzmir’de bunlar da yapılıyor. Jeofizikte özellikle sismoloji parametreleri yapıyoruz” dedi.
“KENT YÖNETİMİNDEKİ YAPILANMA DEĞİŞTİRİLMELİ’
Mikro bölgeleme çalışmalarının İzmir’de yapılan bir hazırlık olduğunu söyleyen Prof. Dr. Görür, sözlerini şöyle sürdürdü;
*Dirençli kent haline gelebilmek için kent yönetimi mikro bölgeleme esaslarına göre yapılmalı. Kent yönetimi ve kent yönetimindeki yapılanma değiştirilmeli. İzmirlileri eğiteceksin. İzmir halkı deprem direncine karşı bilgili olmadığı sürece, İzmir’i deprem dirençli kent yapmazsınız.
*İzmirliler, 30 tane kaçak kat çıkabilir. Bunu bilinçsiz yapıyorlar hatta kaçak katları affedenleri omuzlarında taşıyor. Yapı stoku çok önemli ve sihirli bir kelime.
*Tüm siyasiler; kentsel dönüşüm adı altında yapı stokunu halledersek, depreme hazırlarız sanıyorlar. Kentsel dönüşüm sanki yapı stoku ile hal olurmuş gibi sanıyorlar.
*Sadece yapı stokuna yönelirsen; deprem problemini gelecek nesillere ihraç etmiş olursunuz. Bunun için bütün kentin bileşenlerini deprem dirençli yapmak lazım; sadece bina ile olmaz.
“94 BİN 773 YAPININ ENVANTERİNİ ÇIKARDIK”
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ise 94 bin 773 yapının envanterini çıkardıklarını belirterek sunları söyledi;
*Sadece İzmir değil, Türkiye’nin tüm kentlerinin en temel meselesi; depreme dirençli kentler yaratmak. Bundan daha önemli bir şey olamaz. 14 üniversite, 25 kamu kurumu, 38 sivil toplum kuruluşu, meslek odası ve 29 belediyeden oluşan katılımcılarımızla aldığımız kararlar neticesinde Deprem Eylem Planımızı şekillendirdik.
*Büyük bir kararlılıkla uyguladığımız Deprem Eylem Planımız, şu başlıklar üzerinde ilerledi; yapı stoku envanteri çalışmaları, depremsellik ve mikro bölge araştırmaları ve elbette kentsel dönüşüm.
*İnşaat Mühendisleri Odası ile hayata geçirdiğimiz yapı envanteri ve bina kimlik çalışmaları sayesinde İzmirliler, yaşadıkları binalar hakkında detaylı bilgiye sahip olabilmelerini mümkün kıldık. Bu çalışmaya depremden en çok etkilenen Bayraklı ve Bornova başta olmak üzere toplamda 94 bin 773 yapının envanterini çıkardık.
*Diğer yandan mikro bölgeleme yöntemi ile Bayraklı, Bornova ve Konak ilçelerinde zemin çalışmalarına başladık. Kentimizdeki yapıların güvenliğini sağlayacak bu projemizi de 2024 içinde tamamlıyoruz. İzmir’le, Aydın ve Manisa’nın bir bölümünü de içine alan büyük bir alanın deprem riskini modelliyoruz. Elde edilen veriler, kentimizin afetlere karşı dirençli yapısını güçlendirmek için temel oluşturacak.
]]>Özel, CHP’nin seçim stratejisine ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:
-Bu seçimler birkaç seçime benzetilebilir. Üçüncü tur diyenler var ama belki şöyle, biraz önce seçimlerin hem ahlaki hem hukuki meşruiyetini sorguladınız.
-Belki şuradan almak gerekiyor. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL ile, 3 ay bile olmayacak 1,5 ayda toparlarız diye ilan edip de içine bir Anayasa değişikliği, bir referandum, bir genel seçim sığdıran, yani kanlı bir darbe girişimini araçsallaştırarak, fırsata çeviren, kendi deyimiyle de belki de Allah’ın bir lütfu olarak nitelendirilen bir akıl tarafından yönetiliyor şu anda Türkiye.
-Dünyanın gelişmiş ülkelerinin pek çoğunun anayasalarında OHAL şartlarında anayasanın değiştirilemeyeceği, seçim yapılamayacağı yazar ancak bizim anayasamız 1980 darbecileri tarafından yazıldığı ve hazırlandığı için böyle bir hüküm yok.
-Aslında bu askerlerin kendi gayrimeşru anayasalarına meşruiyet kazandırmak için Anayasamıza koymadıkları bir hüküm. Gerçekten bir sivil anayasa yapsanız, içine sıkı yönetim, OHAL gibi hallerde bu anayasa değiştirilemez.
-Çünkü toplum sözleşmesi en özgür şekilde tartışılarak hazırlanır, oylanır ve ardından yürürlüktedir.
-Birisi OHAL ilan edip, yani özgürlükleri askıya alıp, başta basın özgürlüğünü, savunma hakkını gerilettirip, belli süreleri uzatıp, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin belli maddelerini askıya aldığınız bir süreçte anayasa değiştiremezsiniz ama Kenan Evren’in sağladığı olanakla o anayasa değişikliği önce Meclis’te görüşüldü, sonra da referanduma gitti.
-Referandumda kıl payı bir farkla, yüzde 51’e 49’luk bir farkla geçti ama o referandum da OHAL şartlarında yapıldı.
“KAZANMAMIZ GEREKEN BİR SEÇİMİ KAYBETTİK”
-Bu süreçten hemen sonra yapılan baskın seçimle, hatırlatalım o da OHAL şartlarında yapıldı. Tek adam rejimi işlerlik kazandı ve 2023 seçimlerine öyle gidecektik. Büyük bir umutsuzluk vardı.
-Büyük bir üzüntü vardı. Büyük bir kaybetmişlik duygusu vardı ama o sırada bir şey oldu. Seçmen önüne gelen ilk sandıkta dengeyi yerelden kurdu.
-Ülkenin, bütün dünyada Türkiye’nin adını bilmeyenlerin adını bildiği İstanbul gibi bir metropol dahil, başkent Ankara, Adana, Mersin, Antalya’yı AKP’den aldı CHP’ye verdi.
-CHP’nin elindeki belediyeleri de CHP’de tuttu. CHP bir anda 11 büyükşehri yöneten, Türkiye nüfusunun yüzde 60’a yakınına belediye başkanlarının temas ettiği, bir merkez yerel dengesi kuruldu Türkiye’de.
-Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul seçimini kabul etmeyip seçimi yeniledi, çok daha büyük bir fark ortaya çıktı. Bunların hepsi, yani son seçimi de CHP’nin adayı ve Ekrem İmamoğlu kazanmıştı, bu siyasete bir denge getirdi.
-Biz o denge ile 2023 Cumhuriyetin 100’üncü yıl seçimlerine gittik. Şimdi o seçimleri, öyle oldu, böyle oldu. Oraları çok tartışıldı. Sizler konuştunuz, dönüp de niye kaybettiye dönmeyelim ama kazanmamız gereken bir seçimi kaybettik.
“DEM DE BU SEFER İKTİDARA KAYBETTİRME STRATEJİSİNDEN VAZGEÇTİ”
-Cumhuriyetin 100’üncü yılında Recep Tayyip Erdoğan aslında hedefi olan, hedef 2023’teki hedefinin ne olduğunu daha önceden biliyorduk ama hedefi çok daha ileri bir noktaya gelmekken o yerelden kurulan denge ile ve millet ittifakı ile Türkiye’nin tam olarak Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun arkasında muhalefetin birleşmesiyle süreçte bir sürü hatalar yapıldı, kusurlar yapıldı ama yüzde 48,5 oy alındı.
-Daha doğrusu Anayasa’ya göre ilk tur iki taraf da yüzde 50’yi geçemedi, ikinci tura kaldı. Orada da yüzde 48,5’a, 51,5 gibi bir denge ile seçim sonuçlandı. Şimdi yeniden bir umutsuzluk vardı. Sizinle bu stüdyoda da bunu konuştuk.
-Seçmenimiz büyük bir duygusal kopuş yaşıyordu. Büyük bir ümitsizlik. Sandığa küskünlük, bir daha sandığa gidilmeme noktasında çok söylemler varken, CHP diğer partilerde olmayan bir parti içi demokratik mücadele ile seçimli bir kurultaya gitti ve seçimli kurultayda biz değişim söylemimizle, kurultayın olduğu gün kurultaya kadar olanları bırakarak, unutarak, temiz bir sayfa açarak, partiyi bütünleştirerek, önceki bütün genel başkanlarımıza olduğu gibi Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na da vefa duyarak, minnetlerimizi ifade ederek, yeni bir süreç başlattık.
-Şimdi bu şartlarda yerel seçime gidiyoruz ve Türkiye bir kez daha 2018 tek adam rejiminin iktidara geldiği seçimleri 2019 Mart’ta dengelediği gibi bir genel ve yerel dengesi kuracak mı? O tartışılıyor.
-Burada kuracağımızı gördüler ve onun için bin çeşit tedbir alındı. Bunlardan bir tanesi Recep Tayyip Erdoğan kendi ittifakına sarıldı.
-Cumhur ittifakının karşısında millet ittifakının da bileşenleri gayretlerimize rağmen, onlar açısından, kendileri açısından saygı duyduğumuz gerekçelerle ittifaktan çekildiler. Birçok yerde yarışıyoruz. Diğer taraftan bir önceki seçimde biz bu iktidara gücümüzü göstermek için ne olursa olsun onlara kaybettirme stratejimiz var.
-AKP’ye kaybettirmek için kayıtsız şartsız muhalefete destek vereceğiz diyen o günkü HDP, bugünkü DEM de bu sefer iktidara kaybettirme stratejisinden vazgeçti. Kendi adaylarını çıkardı.
-Seçim bölgelerine özel, adaylar çok hoşumuza giderse, belli şartları sağlıyorlarsa, kent uzlaşısında biz de oy verebiliriz, yoksa biz de adaylarımızı çıkarırız dedi ve önemli metropollerde de adayları var. Seçimin böyle bir güçlüğü de var.
Özel, “İttifakın kurulamamasında iktidarın parmağı var mı” sorusunu şu cevabı verdi:
“DEVLETİN TELEVİZYONU, 20 GÜNDÜR BİZİM REKLAMIMIZI YAYINLAMIYOR”
-İktidarın parmağını bilmem ama Türkiye’de CHP’ye yerel seçimlerde yalnızlaştırmak üzerine AKP uğraşıyor, MHP uğraşıyor, derin devlet uğraşıyor. Devletin bütün organları uğraşıyor. Devlet ve parti ayrımı ortadan kalktığı için. İnanılmaz bir şekilde, şu kadarı söyleyeyim, daha sonra belki bir başka başlıkta konuşuruz.
-Hepimiz vergi veriyoruz. Bugün benim mitingime gelen on binlerce kişi vergi veriyor. Onların vergileri ile TRT fonlanıyor. Onların vergileriyle TRT çalışıyor. Devletin televizyonu, kamu televizyonu 20 gündür bizim reklamımızı yayınlamıyor ki reklam bir Barış Manço şarkısı, telifi ödenmiş, içinde Ekrem Başkanın esnafın kepengini kaldırdığı, Mansur Başkanın dayanışma belediyeciliğine davet ettiği bir kadının veresiye defterini kapatmasını alkışladığı, İzmir Cemil Tugay’ın genç kızlarla, kadın öğrencilerin gitar çalışına eşlik ettiği, emekçilerin Candan Yüceer tarafından ziyaret edildiği, topuklu efenin sera ziyareti yaptığı bir filmi hukuki inceleme yapıyoruz diye 20 gün tuttular.
-AKP’nin filmini bir günde yayına aldılar, bizimkini almıyorlar, şimdi diyorlar ki biz 20 gün önce başvurduğumuz halde, mart ayı için rezervasyonlarımız dolu. Kamu yayıncılığı, parası ile reklam yayınlamıyorlar. Düşünebiliyor musunuz? Korkunç bir süreçteyiz. Şimdi göz önünde TRT bunu yapıyorsa, arka tarafta MİT ne yapıyor? Daha ne söyleyeyim ben. Kimseyi yıpratmamak, devletin kurumlarını yıpratmamak için yaşadığımız bazı şeyleri söylemek istemiyorum ama ne kurumlar neler yapıyor.
-Şimdi gelinen noktada onlar da görüyorlar ki, CHP bu seçimi bu sefer tek başına ki aslında tek başına değiliz. Cumhur ittifakının karşısında bir Türkiye ittifakı var. O Türkiye ittifakı ki geçen seçimde millet ittifakına İstanbul’u kazandıran, İstanbul ittifakının çok önemli bir kısmını kapsıyor.
-Çünkü insanlar değişmedi. Saraya itiraz değişmedi, tek adam rejimine itiraz değişmedi. Sömürü düzeni değişmedi, Bahçeli’nin tutumuna itiraz değişmedi. Buna rağmen geçen sefer birlikte olduklarımız, bizimle birlikte değiller.
-Başka adayları var. Ama seçmen ben diyorum, gözünde, gönlünde, yakasında güneş olan iyi insanlar. Milliyetçi demokratlar. Muhafazakâr demokratlar. Kürt demokratlar. Kürt’ü, Türk’ü, Laz’ı, Çerkez’i hep birlikte durma iradesi gösterirse biliyor ki bu rejime karşı dengeyi kuracak. Biz o dengeyi kurmak için sahadayız ve bunu başaracağımıza inanıyoruz.”
Özel, “İstanbul’da bu seçim genel seçim havasında mı geçiyor?” sorusunu şöyle cevapladı:
“İSTANBUL’A GÜNEŞ AÇMADAN, TÜRKİYE’YE BAHAR GELMİYOR”
-İstanbul’un bir özelliği var, ister kabul edelim, ister etmeyelim. Daha doğrusu hepimiz kabul etmek zorundayız. İstanbul’a güneş açmadan, Türkiye’ye bahar gelmiyor. İstanbul’da yağmur, kar yağınca bütün Türkiye’ye kış geliyor. Televizyonların hepsi İstanbul’dan yayın yapıyorlar, İstanbul’da spiker çıkıp da karlı bir güne uyandık deyince, Antalya’dakine kar yağıyor gibi oluyor. Siyasette de böyle.
-İstanbul tabi 3 imparatorluğa başkentlik yapmış bir şehir. 16 milyon nüfuslu bir şehir. Medyanın, finans çevrelerinin burada olduğu bir şehir ve Tayyip Erdoğan’ın ifadesiyle, İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder diyordu ve çok olağanüstü şartlarda, İstanbul seçimleri bir Türkiye seçimi gibi algılanıyor. Bu normal. Bu arada şimdi ben bazı görüntüler oluyor. Bugün de dört ayrı yerde konuştum, Uzunköprü, Keşan ve Edirne’de de büyük mitingler yaptık. Benim mitinglerimin de ana konusu başta emekliler.
-Asgari ücretliler. Yoksullar. Kent yoksulluğu, güvencesizler, işçilerin durumu ve buna karşı eğer 31 Mart’ta, daha doğrusu 1 Nisan’da bu hükümet her şeye rağmen yine bu seçimlerden güçlenerek, gücünü koruyarak, ceza almadan çıktım derse ertesi gün yapılacak bir şey yok. Bir şey yapılacaksa bir gün önce yapılacak, 31 Mart’ta. O açıdan da emeklileri, emekçileri, güvencesizleri, mavi ve beyaz yakalı, gri yakalı bütün emekçileri bu seçimlerde evet yerel yönetici seçilecek.
-Onu çok kıymetlendiriyorum. İnsanların beldesini, ilini, büyükşehrini kimin seçeceğine adayların profillerine, geçmişte yaptıklarına bakarak, adayların profillerine bakarak karar vermeli çok kıymetli. Ayrıca bu yerel seçim bu hükümetin eğer biz her şartta, bunlar 10 bin lira yapmış en düşük emekli maaşını, iktidara geldiği gün 1,5 asgari ücretmiş, 26 bin liraymış bugünkü parayla. Şimdi 10 bin lira yapmış, yine de seçim kazanıyorum derse önümüzdeki 4 yıllık süreçte bu Mehmet Şimşek’in ağzından çıkardığı, diyor ya kemer sıkılacak, sıkı para politikası yani acı reçete, acı ilaç.
-Bunlar acı ilacı saray müteahhitlerine içirmiyorlar ki, bunlar acı ilacı beşli çeteye içirmiyorlar. Bunlar acı ilacı yine gidecekler emekli, emekçi, çiftçi ve esnafa içirecekler. O yüzden 31 Mart gününün böyle de bir önemi var.”
Özel, ana muhalefet partisinin emekliler için atacağı adımların neler olabileceğine ilişkin şunları söyledi:
“MECLİS’İ AÇ DERSE AÇARIZ. ZAM YAPAYIM MI DERSE ‘VER’ DERİZ”
-Biz Meclis kapanmadan bir hafta önce, böyle bir şey yapabilmek için Meclis’i açmak lazım. Biz Meclis kapanmadan bir hafta önce, Meclis’i kapatmayın, 3 gün daha çalışalım. Hatta formülize de ettik. Bir somut, daha kolay tartışılıyor diye dedi ki emekli kart çıkaralım. Emekli karta 7’şer bin lira seyyanen zam verelim.
-En düşük emekli maaşı 17 bin liraya gelsin. Ayrıca bu emekli kartın elektrik, su, doğalgaz faturalarında yüzde 25-40 arasında indirim uygulansın. Yani hiç olmazsa bu zorlu dönemi kolay geçirsin emekliler. Yapın bunu dedik, bir hafta daha çalışalım. Yapmadılar, kapattılar. Geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklama ile emeklilere yapacağının enflasyonu tek hanelere indirmek olduğunu, emeklilerin o süreçte rahatlayacağını söylüyor. Tabi bu büyük bir kandırmaca. Kendi programlarına göre zaten enflasyon 2026 yılının üçüncü çeyreğinde tek haneye iniyor. Hiçbir zaman bunu tutturamadılar.
-Bu hedeflerin hiçbiri tutmadı. Görünen o ki 2028’den önce enflasyonu tek haneli rakama indirmeleri zaten olası değil. Kaldı ki enflasyonun tek haneli rakama inmesi bile hayat pahalılığını durdurmuyor. Enflasyonun sıfır olması hayat pahalılığını durdurur, eksi enflasyon yarattığınızda geriye gider.
-Oysaki daha 2,5 yıl boyunca fiyatlar artacak ve önce yüzde 68 artacak, 70’lere gelecek. Hedefleri tutarsa düşüş başlayacak ama bir yıl sonra fiyatlar yüzde 40 artıyor olacak zaten. Emekli elindeki eriyecek, eriyecek. Teli gereceğim de koyunlar yün toplayacak da ip yapacağım, satacağım borcumu ödeyeceğim.
-Emekli için ipe un serdi Recep Tayyip Erdoğan. Bunu görmek lazım. Ama bekler miyiz? Seçimleri şu andaki trend lehimize görünüyor. Seçimleri başta İstanbul’da kaybettiğini gördüğü, emin olduğu anda yapmak ister mi? Meclis’i aç derse açarız. Zam yapayım mı derse ‘ver’ deriz. Çünkü sonuçta emeklinin cebine konacak her para bizi memnun eder ama ben önümüzdeki 20 günde böyle bir ihtimal görmüyorum açıkçası.”
Özel, “Erdoğan, mitinglerde sizi hedef alıyor, size ‘Özgür efendi’ diyor. Bugün sizin için ‘mazlum’ benzetmesi yaptı” konusuna ilişkin şöyle konuştu:
-Birincisi Özgür Efendiden rahatsız değilim. 20 gün, bir ay düşündü ne diyeceğini. Bir ara CHP’nin malum genel başkanı diye bir, iki söyledi. En sonunda bula bula efendi buldu. Efendi herhalde bizim efendiliğimizden.
-Özgür Efendi diye bir laf bulduysa, desin varsın. Bir problem yok. Türk filmlerinden geçen gün Zübük’ü hatırlattı. Zübüğün kelime anlamına bakıyorsunuz, bir çıkar elde edebilmek için her şeyi göze alan kişi diyor. Egoist, narsist kişilikli birisi filan diyor. Şimdi bizim durduğumuz yer belli. Recep Tayyip Erdoğan bir seçim kazanmak için gün oluyor Abdullah Öcalan’dan getirip mektup okutuyor. Gün oluyor Osman Öcalan’a kamera yolluyor. Öbür gün MHP ile kol kola giriyor. Hüda-Parcıları hapisten çıkarıyor, hepsinin cezalarını affediyor, seçilme yasaklarını kaldırıyor, kimini milletvekili yapıyor, Hüda-Par davasının avukatını ve sanıklarını, Hizbullah davasının baş avukatını milletvekili yapıyor, sanıklarını belediye başkan adayı yapıyor, milletvekili yapıyor filan. Her şeyi göze alıyor.
-Bir gün milliyetçiliği ayaklar altına alıyor. Bir gün milliyetçi, muhafazakâr bir partinin lideri oluyor. Öbür taraftan egoistlik, her şeyi ben bilirimcilik filan. Arkadaşlar dedi ki bu sözlüğü, Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünü yollayalım, okusun dedi. Zübük neymiş? Ben de dedim ki, sözlüğe ne gerek var. Ayna yollayın, baksın aynaya, zübük kimmiş görsün. Güldük, geçtik. Samimi bir dini inancı olmadığı halde dini oy toplamak için kullanan Aziz Nesin’in Zübük’ünü öyle etrafına zübük diyerek geçiyor. Bugün söyledikleri de, hepsi çaresizliğini gösteriyor. Siz bir ülkenin Cumhurbaşkanı olacaksınız, iktidar partisinin genel başkanı olacaksınız, seçimlere 21 gün kalacak, ana muhalefet partisinin genel başkanı sizinle polemik yapmamak için. Benimle kavga etmek için can atıyor. Ama bir sıkıntısı var. O benimle kimlik siyaseti üzerine kavga yapmak istiyor. Benimle, CHP ile en çok kavga yapmak istediği, en kendini rahat hissettiği alanlarda kavga yapmak istiyor. Ben onunla kavgayı göze alıyorum ama o konularda değil en düşük emekli maaşında kavga ediyorum. Çiftçiye yaptığı, bugün 500 bin ton pirinç ithal etmiş. Türk çiftçisinin pirincini almıyor. Uzunköprü’deki çiftçiyi perişan etmiş. Onun üzerinden kavga ediyorum. Yüzde 1 vermesi gereken destekleme primlerini verse 256 milyar verecekken, 80 milyar ödemiş. 178 milyarın peşine düşüyorum. Kur korumalıya verdiğin bu parayı çiftçiye vermedin diyorum, emekçilerin hakları üzerinden kavga ediyorum, böyle olunca da sinirleri bozluyor. Bu sefer onu mu yapalım, bunu mu yapalım diye.”
Özel, “Erdoğan’ın ‘bu son seçimim’” sözüne ilişkin şunları söyledi:
“BEN EMEKLİ KONUŞMAK İSTİYORUM, O CUMHURBAŞKANI’NIN SON SEÇİMİNİ”
“Onu konuşmak istiyor. Ben emekli konuşmak istiyorum, o Cumhurbaşkanı’nın son seçimini… Hatta kendi orta yaptı. Bekir Bozdağ getirdi, Meclis bir daha seçim getirirse olur. Onu bir konuşmak istiyor, ben emekliyi, yoksulluğu konuşmak istiyorum. Ben zamları konuşmak istiyorum. Daha önce 2009’da bir yaptı. 2018’de bir yaptı. Geçtiğimiz seçimlerde bir daha yaptı, son seçimim diye. Bunun son bir kez daha oy verelim filan. Biliyorum, açsın, yoksulsun, işsizsin, güvencesizsin ama bu son seçimimiz, beni terk etmemelisin filan diye de bir duygusal tarafı da olabilir. Onu kendi yapıyor, ölçecektir, bakacaktır. Biz onlarla meşgul değiliz.”
Özel, “Erdoğan, DEM Parti ayrı seçimlere girmesine rağmen CHP’ye neden DEM Parti üzerinden yükleniyor? DEM Parti ile temas var mı” iddialarına ilişkin şöyle konuştu:
“BEN DEM PARTİ İLE SİYASİ İLİŞKİ YÜRÜTÜYORUM, HERKESLE YÜRÜTTÜĞÜM GİBİ”
-2023 seçimlerinde işleyen, kullanışlı propaganda aygıtını kaybetmek istemiyor. Orada biliyorsunuz montaj videoya kadar tenezzül ettiler. Demokrasilerde, pragmatizm. Faydacılık filan ama tutup da montaj videoya tenezzül etmezsiniz. Dünyanın hiçbir demokrasisinde, gelişmiş demokrasinin hiçbir yerinde kimse rakibini alt etmek için yalan videoya tenezzül etmez. Gerçeğini kullanır varsa bir şey. Ama yalan video. Gittiler orada, işte Kandil alkış yapıyormuş Kemal Bey’e. Kandil Kemal Bey’i destekliyormuş, bir sürü yalan dolan iş yaptılar. Bunu da 14 Mayıs seçimine kadar hoyratça kullandılar.
-Orada daha sonra yapılan değerlendirmelerde CHP’nin bu konuda hata yaptığı, çünkü bu yalanın tutmayacağını, inanılmayacağını düşündüğümüz, bunu yanlanmaya bile tenezzül etmediğimiz ama onların tenezzül ettiği bu işin seçmenin bir kısmında iş gördüğü ve CHP’nin özellikle Kemal Bey onu da ifade ettiğinde biraz başka yönlerden de tartışıldı. Sadece TRT’nin çektiği yerler var dediğinde, TRT’nin, A Haber’in, iktidara müzahir seçmenin hakim olduğu yerlerde seçmenin belki televizyonda sadece o kanalların olduğu seçmenin bundan etkilendiği ve CHP’nin bu işten zarar gördüğü. Adayımızın zarar gördüğü. Videoyu gerçek sandılar. Böyle bir algı oturdu ve yapıştı. Şimdi bunu devam ettirmek istiyor. Tabi biz burada buna izin vermeyeceğimizi baştan ifade etmiştik. Bir yandan o ekonomide zam, zam, zam yapıyor. Zamlar konuşulmasın diye DEM, DEM, DEM demeye başlıyor.
-Ben zamdan dem vurmak istiyorum, o deme zam koymak istiyor. Bunun üzerinden tartışma yaratmak istiyor. Biz buna da itiraz ettik, bu oyuna da gelmeyeceğimizi söyledik. Ayrıca ben şöyle bir şeyi çok net söylüyorum, bir daha bir daha açmakta fayda var. Biz DEM ile kongremiz bitti, DEM’in eş genel başkanları aradı beni, ayrı ayrı sağ olsunlar. Tebrik ettiler. Bir Eş Genel Başkan da ‘Yüz yüze de ziyarete geleceğiz’ dedi. Bir süre bekledikten sonra, biraz zaman geçince biz fark ettik ki onların kongresi bizden önce olmuş. Sayın Genel Başkanımız bizim kongre telaşında onları ziyarete gitmemiş. Partilerin birbirine nezaket ziyareti. Ben gittim. Sonra da onlar bize geldi. Kamuoyunun önünde, aşağıda basın toplantımızı da yaptık. Meclis’te gruplar arası bir görüşme gibi değil, gittik ve geldik. Görüşmemizi yaptık. Çünkü siyasi partiler kanuna göre kurulmuş, her bir milletvekili aday olurken temiz kağıdını savcılıktan almış. Bu konuyla ilgili Meclis’te grubunu kurmuş. 6,5 milyon oy almış siyasi parti, biz görüşüyorsak görüşüyoruz diyoruz ve bunu gizlemiyoruz. Hatta şunu söyleyeyim. Bana partiniz de bir şeyle övünme hakkınız olsa, ben derim ki CHP geçen bayram ve ondan önceki bayramlarda tüm siyasi partilerle bayramlaşabilen tek parti. Bu önemli bir şey. Şimdi AKP ve MHP, DEM ile bayramlaşmıyor. İYİ Parti ile de bayramlaşmıyor, MHP filan. Peki DEM ile bayramlaşmıyor da bayramdan önce veya bayramdan sonra Meclis’te arka odada ne oluyor? DEM’in grup başkanvekilleri geliyor, doğal olarak, olması gerektiği gibi AKP grup başkanvekilleri ile bayramlaşıyor, sarılıyorlar. Hatta her hafta geçtiğimiz dönem, benim görev de yaptığı onlarca Meclis başkanvekili ile bayramlaştım. Bizim arka oda var, arka odanın yetkilileri zaman zaman genel başkanlar filan da olur. Şimdi bu sistemde olmuyor, genel kurula girmedikleri için. Özel oturumlarda, 23 Nisan olur, 1 Ekim özel oturumu olur. Arkada genel başkan da çay içer. Şöyle oluyor. HDP Meclis Başkanvekili yönetiyor oturumu, ara veriyor. Grup başkanvekillerini arkaya çağırıyor, zaman yok. Zaten öyle dışarıya çok gidilmez. Usuldendir, âdettendir masa kuruluyor. Masanın başına, bizim dönemimizde Nimetullah Erdoğmuş geçiyor. Şimdi Sırrı Süreyya Önder geçiyor. Yemeği de o ısmarlıyor, parasını da o ödüyor. Yanında MHP’nin, AKP’nin grup başkanvekili oturuyor. Bayramsa sarılıyor, öpüşüyor, ayrılıyorlar. İçeride bunlar oluyor, dışarıda riyakarlık, sahtekarlık oluyor. Biri çıksın desin ki bana, Bekir Bozdağ çıksın desin. AKP’nin herhangi bir grup başkanvekili desin. Biz bayramlaşmıyoruz ya, içeride de sizle bayramlaşmıyoruz desin. El de sıkışıyorlar, öpüşüyorlar da sarılıyorlar da. Haftada 3 akşam birlikte yemek de yiyorlar Meclis’te, arka odada. Kapının önünde poz kesiyorlar. Şimdi CHP mi demleniyor? Bunlar mı demleniyor? Ben DEM Partisi ile siyasi ilişki yürütüyorum, herkesle yürüttüğüm gibi. Bunlar arkada her şeyi yapıyorlar ki bu benim gördüğüm. Bir de görmediğim yerde başka temasları da olabilir. Her partinin her parti ile olabilir. Ama kendi seçmenlerine ‘Görüşmüyoruz, konuşmuyoruz’ diyorlar. ‘Biz onlarla bayramlaşmayız. Onlar terör örgütünün uzantısı, biz onların kanlı ellerini sıkmayız’ diyorlar. İçeride el ele, diz dize oturuyorlar. Böyle bir riyakarlık, sahtekarlığı yapıyorlar, yapmıyorlarsa ‘Yapmıyoruz’ desinler. Buradan söylüyorum. Bu kadar net.
Özel, kent uzlaşısı tabirine ilişkin şunları söyledi:
“BİZİM NE İYİ PARTİ NE DİĞER PARTİLERLE VARILMIŞ BİR İTTİFAK ANLAŞMAMIZ YOK”
“Türkiye ittifakı ile ilgili temas etmek isterdik. Çiçekleri yaptırdık, gittik. Boş döndük. Türkiye ittifakını biz seçmenin vicdanını sandıkta kurmasını bekliyoruz. Bu net. Seçmenin vicdanı sandıkta birleşecek. Biz İYİ Parti ile görüşme yapmak istedik, onlar görüştüler, olmaz dediler. Sonra biraz önce dediğiniz gibi Balıkesir özelinde bir çağrımız oldu, konuşmalar filan oldu ama olmadı. Bizim ne İYİ Parti, ne diğer partilerle varılmış bir ittifak anlaşmamız yok.”
Özel, “Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Saadet Partisi ile temas oldu mu?” sorusuna ilişkin şöyle konuştu:
“Şöyle oldu mesele, Gelecek Partisi’nin seçim stratejisini açıkladılar. Onlar birçok farklı yerlerde farklı adaylar destekliyorlar. Kendilerine göre tutarlı bir çizgi içindeler. DEVA Partisi birçok yerde kendi adayını gösterdi. Saadet Partisi’nin bazı yerde aday göstermesi bizim lehimize. Bazı yerde göstermese lehimize. Ufak tefek temaslar var ama kurumsal olarak Ankara’da oturup bir masa kurup anlaşmak yerine, Temel Başkanımızla, Sayın Karamollaoğlu ile bir çay sohbeti yaptık. Bizi ziyarete geldiler. O ziyarette de şey dedik, burada bir ittifak olmaz ama yerelde yerel örgütlere yetki verelim. Eğer anlaşabiliyorlarsa, birbirlerine katkı sağlayabilecek ya da birbirlerine zarar vermeyecek. Belli yerlerde belli temaslar, ufak tefek paslaşmalar filan var.”
Özel, Hatay’la ilgili soruyu şöyle yanıtladı:
“HATAY’DA ARTIK KAFA KAFAYA BİR DURUMDAYIZ”
“Yüksek riski de gördük, orta riskten düşük riske doğru ilerledik şu anda. Yani Hatay’da artık kafa kafaya bir durumdayız. Lütfü Savaş her geçen gün trendini kendi söylediği gibi artırıyor. Kendi umduğu gibi artırıyor.”
Özel, İstanbul, Ankara, ve İzmir’de seçimde neler olacağına ilişkin soruya şu cevabı verdi:
“ANKARA’DA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI YARIŞI BİTTİ”
-Ankara’da, bunu sakın kimse seçmene saygısızlık olarak düşünmesin, o anlamda söylenmiyor ama bu anket firmalarının deyimiyle Ankara’da büyükşehir belediye başkanlığı yarışı bitti. Dün Mansur Bey de aynı şeyi söylemiş. Son kararı 31 Mart’ta seçmen verecek. O ne derse o olur. Rekor oyla geliyor. Artık Ankara’da karşı kampanya yürümüyor bile. Mansur bey inanılmaz bir şekilde. 60’ı zorlar denen Mansur Beyin, yarın öbür gün geride kalırsa şey olmasın ama 65-70 arası oya doğru gittiği söyleniyor.
-Ankara’da yarış büyükşehir belediye meclis çoğunluğunu garanti şekilde sağlayıp, sağlayamama. CHP biliyorsunuz, yıllardır 2’ydi, geçen seçim 3 belediyemiz var. Şu anda 8 belediye, 10 belediye alma noktasında filanız. Ankara’da inanılmaz bir ivmelenme var. Etimesgut, Mamak çok iyi. Gölbaşı çok iyi. Keçiören’de birkaç puan öne geçmiş durumdayız. Mansur Başkanın Beypazarı ilçesi alınıyor filan. Böyle inanılmaz şeyler var. Polatlı Belediye Başkanı bize geçmişti, adaylaştırdık. İstanbul’da da herkes bildiği için. KONDA’nın anketi ki, Bekir Ağırdır’ın. En yanılmaz firmalardan biri olarak itibarlı firmadır. 7 puan önde. İstanbul, Ankara, İzmir’de risk görünmüyor. İzmir’de şöyle bir şey var.
-Büyük bir değişim ateşi yaktık İzmir’de. İzmir’de bunu hep söylemek istiyorum. Hatta size bakarak anlatayım. Cumhuriyet tarihi boyunca İzmir’deki kadın belediye başkanı sayısı 6. 3’ü de bu dönem. Selçuk, Karaburun ve Fatma Çalkaya çok sevdiğimiz başkanımız. Son 5 yıla kadar 3 tane olmuş, son 5 yılda da 3 tane. Bu dönemde seçilecek yerden 9 adayımız var. 20 bin, 30 bin nüfuslu ilçelerde değil İzmir’in 4 büyük ilçesinin üçünde. Karşıyaka, Konak, Karabağlar’da kadın aday gösterdik. Toplam 9 kadın aday gösterdik. Bu 9 kadın aday çok büyük metropollerde var. Geleceğin İzmir’den kadın yerel yöneticilerini, büyükşehir belediye başkanını, ileride iktidarımızın kadın bakanlarını yetiştirdiğimiz çok kuvvetli CV’lerin olduğu bir yer. İzmir’de 40 yaş altında 12 belediye başkan adayı var.
-Bugün Kartal’daydık, 32 yaşında seçtiğimiz Gökhan Yüksel bugün ikinci kez aday. Ama İstanbul Tuzla’da 31 yaşında, Avcılar’da 32 yaşında. Caner Caykara ve Eren Ali Bingöl arkadaşlarım adaylar. Bir ara CHP şöyle bir şeye düştü. 35 yaşında birini aday yapmak istiyorsun, tecrübesiz yapamaz. Yahu Deniz Baykal 34 yaşında milletvekili, 35 yaşında Maliye Bakanı. Ahmet Taner Kışlalı, 38 yaşında Kültür Bakanı. Bülent Ecevit, 35 yaşında Çalışma Bakanı. Baykal sonra Enerji, Tabi Kaynaklar Bakanı. İkinci bakanlığında bütün madenleri kamulaştırıyor. Ali Topuz ve Önder Sav 34 yaşında bakan. CHP, 1970’lerde bunu yapmış. Bugün geldiğimizde CHP’nin kadınları ve gençleri. Aday gösteriyorsun, 35 yaşında yapamaz, çok tecrübesiz. O yüzden buna inat, İzmir benim 10 yaşından beri yatılı okuduğum, üniversiteyi okuduğum, askerliğimi yaptığım şehir olarak İzmir’de büyük bir değim ateşi yaktık.
“İZMİR’DE BENİM GÖNLÜMDEN BİR BÜYÜK REKOR GEÇİYOR”
-İzmir’deki önceki dönem başkanlar başka bölgelerde olsalar belki çok geçer not alabilecekken, İzmir’in seçmenin notu kıt. CHP’den beklentisi büyük. Şehircilikle ilgili beklentileri büyük. O yüzden İzmir’de bir büyük değişim yaptık ve ben İzmir’de şöyle. Geçen seçimde İYİ Parti vardı, iddialı adayları vardı. DEM Parti’nin adayı yoktu. Şimdi adayları var. Birçok ilçede adayları var. Kaçınılmaz olarak bir oy kaybı olabilir ama o kadarlık oy kaybı beklemiyoruz. İzmir’de benim gönlümden bir büyük rekor geçiyor. İlçe belediye sayısı açısından. Keşke 30’da 30. 30’da 28 olsa. 30’da 26 olsa. Ama baya iyi bir noktaya geleceğimizi görüyorum. İzmir’de büyükşehirde de her geçen gün ivmelendik. Farkı açıyoruz. Zaten İzmirli CHP’ye hep sahip çıkıyor ama bu sefer İzmir’in sokağında şu var. İtirazlarımız, beklentilerimiz duyuldu. İzmir belediye başkan adayım 30, toplam bildikleri yabancı dil sayısı 42. İzmir’i bambaşka bir kent haline getirecek bir müthiş ekip. CV’leri ile, sivil toplumdan geliyorlar, yüksek lisansları şehircilik. Bir bütün ekip olarak da sadece kendi ilçelerinde değil. Büyükşehrin orkestrasyonu ile. Sürdürülebilir kalkınmada Türkiye’nin bir numaralı belediyesi Karşıyaka Belediyesiydi, sürdürülebilir belediyecilik uygulamalarında. Tam da İzmir Büyükşehir’in buna ihtiyacı var. İzmir’de bu dönem hem seçimde hem de yönetimde 5 yıl boyunca devrim yapacağız. İzmir beklediği atılımı bu dönem gerçekleştirecek.”
Özel, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na destek olmak için İstanbul’a gitmesine ve ardından İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cemil Tugay’ın açıklamalarına ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:
“EKREM BAŞKAN BENİ ARADI, TUNÇ BAŞKANIN ARADIĞINI, BİRLİKTE ÇALIŞMAK İSTEDİĞİNİ SÖYLEDİ”
“CHP, Jandarma Komando Tugay’ı değil. Bu parti çok sesli bir parti. Herkes partiye zarar vermediği sürece istediğini söyleyebilir. Geçen hafta Ekrem başkan beni aradı, Tunç başkanın (Soyer) aradığını, gelip bir gün birlikte çalışmak istediğini söyledi. Peki ‘İzmir’de çalışıyor, bir mahsuru olur mu’ dedi. ‘Bir mahsuru olmaz, İzmir’de de çalışacak inşallah’ dedim. Serzeniş haklı. Soyer bir önceki başkan Aziz Kocaoğlu’nun yerine geldi. Aziz Kocaoğlu aday gösterilmedi, Soyer için topuyla tüfeğiyle çalıştı. Hepimiz çalıştık. Geçen sefer Tunç Soyer’in adaylığını ben destekledim. Bu sefer kendisinin adaylaşmamasının gerekçesi olan anketi de kendisiyle paylaştım. Kendisine uluslararası bir görev teklif ettim. Kabul edemeyeceğini söyledi ve şimdi İstanbul’da. Bu aşamada İzmir’de Tunç Başkan’dan beklenen bütün gücüyle Cemil başkan ve partisi için çalışmasıdır. Onu yapmadan İstanbul’a gelmenin İstanbul’da kapılar açık, gelebilir ama İzmir’de de üstüne düşeni yapmalı, öbür türlüsü doğru olmaz. Partililik kimliğiyle bağdaşmaz.”
Özel, Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerin seçimlerde aday gösterilmediği iddiasına ilişkin soruya şu cevabı verdi:
“BEN KİMSEYİ ‘DEĞİŞİMCİ’ DİYE ÖDÜLLENDİRMEDİM. ‘DEĞİŞİMCİ’ DEĞİL DİYE DE CEZALANDIRMADIM”
“Bu söz edenlerin kendi adaylaşmamalarına buldukları bahane ve yanıltıcı bir iletişim. Çok net. Ahmet Akın, Kemal Bey’in Genel Başkan Yardımcısı ve en baş destekçisi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan adayımız Kemal Bey’in en büyük destekçisi. Adana, Zeydan Başkan kurultayı bana zindan eden kişi. Mersin. Ben 1 tane oy almadım Mersin’den. Aydın. Gittiğimde delegelerle dahi görüşememiştim. İki oy aldım herhalde. Ama Aydın Büyükşehir Belediye Başkanımız aday. Antalya aday. Hangi birini sayayım. Hepsi aday gösterildi. Şöyle bir kural var mı? ‘Kemal Bey’i destekleyen herkes yeniden aday gösterilecek. Gösterilmezse ben Kemal Bey’in yanındayım diye.’ Bu bana da haksızlık, Kemal Bey’e de. Böyle bir şey olmaz. Partiye de haksızlık. Ekrem Başkan dışında kim vardı? Mansur Başkan dahi Kemal Bey’e imza vermişti. Ekrem Başkan dışında hangi büyükşehir belediyesi beni destekliyordu da… Tamamına yakınını adaylaştırdık. O bana sorulacak soru değil. Ben kimseyi ‘değişimci’ diye ödüllendirmedim. ‘Değişimci’ değil diye de cezalandırmadım.”
Özel, “Kemal Kılıçdaroğlu’nun kaybetmesinin ardından Alevi yurttaşlardan kopuş var mı?” sorusunu şöyle yanıtladı:
“BENİM ÖZEL KALEMİM, AVUKATIM, EN YAKIN ARKADAŞIM VELİ AĞBABA ALEVİ”
“Alevi yurttaşlardan aldığım alkışı Sünni yurttaşlardan alamıyorum. Alevilerin coşkusu her zaman Sünni seçmenden fazla. İnanılmaz bir coşku var. Gittiğim her yerde Alevilerle aram çok iyidir. Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, benim de avukatım, hepimizin çok sevdiği 31 yaşındaki genç bir arkadaşımız. İnanılmaz liyakatli ve Alevi. Benim özel kalemim, avukatım, en yakın arkadaşım Veli Ağbaba Alevi. Bizim partide böyle şeyler yoktu. Çok berbat bir grup var. Bu grubun içinde gerçek kişiler de var. Bu grubun içindeki gerçek kişilerin en büyük zararı Kemal Kılıçdaroğlu’na. Abuk sabuk paylaşımlar. Yok Alevilere şunu, bunu yaptılar. Çok fena, şuursuz şeyler var. Alevilere saldıranlar var. Her biri birbirinden berbat.”
Özel, Afyon Belediye Başkan adayı Burcu Köksal ile İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu arasında yaşananlara ilişkin şöyle konuştu:
“Genel başkan belli bir sözü söylediğinde o iş orada biter. Ben Burcu Köksal’ı bu sürecin sonunda partiden kaybederek ki Afyon’da seçimi alıyor, almaya doğru gidiyor. Esas telaş, ona sürekli saldırmaları o yüzden. Benim tarafları dinlemem, tansiyonu yönetmemi düzeltme yapılacaksa yaptırmam Burcu Hanım da bir düzeltme yaptı. Bu da bir süreç. Bu süreçler iyi yönetilmesin diye gayret edenler de vardı. Burcu Köksal’la telefonda konuştum. ‘Böyle bir laf çıkmış. Ben aşağıdaydım, o gürültü içinde duymadım. Bunu düzeltebilir miyiz’ dedim. Ben düzelttim. Bu ifadenin doğrusu budur diye.
“AHMET TÜRK DE ‘EKREM BAŞKANLA GENEL BAŞKANIN TAVRI SORUNU ÇÖZDÜ’ DEDİ”
O (Burcu Köksal) beni düzeltmedi. Algıyla olgu yer değiştirdi. Ben Burcu’nun kullandığı cümleyi siyaseten sorunlu, hatalı buluyorum. O dedi ki ki bana ‘eş başkan’, ‘Bu belediyeyi DEM Parti’yle yöneteceksin’ diyorlardı. ‘Ben de ne DEM ile ne HÜDAPAR’la yönetmeyeceğim’ diyordum. Bunu ifade etmek için ‘Ben belediyenin kapıları DEM hariç herkese açık’ dedim. Ben DEM Parti’yi kastettim, diyor. Bu bir ayrımcılığa varabilecek bir söylem. Hızlı bir şekilde ben düzelttim. Burcu Köksal, milliyetçi hassasiyetleri yüksek bir arkadaşımız. ‘DEM Parti ile yöneteceksiniz’ lafından kurtulabilmek için yaptığı bir iş. Olmadık yerlere gitti. Süreci sakin ve doğru bir şekilde yönettik. Ekrem başkanla birkaç kez konuştuk. İBB, Kürtlerin de belediyesi. Kürtlerin de oy vererek seçtirdiği ve Kürt seçmenin memnun olduğu bir belediye başkanı. Keza Mersin ve Adana öyle. Birçok ilde Kürt seçmenin desteği kritik. Bugün Ahmet Türk de ‘Ekrem başkanla genel başkanın tavrı sorunu çözdü’ dedi. Ben de Ahmet Türk gibi bir kanaat önderinden bunu duymuş olmaktan memnumum.”
]]>Konuşmasında CHP Genel Başkanı Özel’e yüklenen Cumhurbaşkanı Erdoğan “CHP’nin başında güya bir genel başkan var. Sabah erken kalkan, eline mikrofonu önce alan Özgür efendiden rol çalıyor. Özgür efendi, Türk filmindeki ‘Mazlum’ karakterine döndü. Her canı sıkılan, her kafası bozulan gelip kendisine tekme tokat dalıyor” dedi.
“YAŞAM BİÇİMİNE MÜDAHALE…”
İzmir’deki konuşmasında AKP’nin sıkça eleştirildiği “yaşam biçimine müdahale” konusuna da değinen Erdoğan “Onca yılın ardından, kimsenin hayat biçimiyle derdimizin olmadığını kabul etmeyen kalmamıştır. Amacımızın, refah seviyesini yükseltmek olduğunu herkes gördü” diye konuştu.
Erdoğan’ın konuşmasından satır başları:
* Sevgili İzmirliler, değerli gençler sizleri en kalbi duygularım ile selamlıyorum. Milli mücadelenin zafer şehri. Ege’nin incisi İzmir’de sizlerle birlikte olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum.
* 20 gün durmak yok. 31 Mart akşamı İzmir bir başka güzel olacak. Bir asır önce düşmandan kurtuldu ancak hizmet fukaralarından kurtulamadı. Türkiye zenginleşirken bu şehir yerel yönetimler açısından maalesef çok azını aldı.
* Sizleri Meclis’te ve belediyelerde temsil etsin diye yetki verdiğiniz kişiler soruyorum ne yaptı? Terör örgütleri ile gizli saklı anlaşmalar yaptılar. Kendi içlerinde çıkar kavgası yaptılar. Atatürk maskesi takıp yattılar.
* CHP’nin Demlendiği müttefikleri ile ilişkisinde şeffaflık var mı, yok. Sırf bize kaybettirsin diye ortaya sürdükleri partilere ne vaad ettiklerinden haberdar mısınız? CHP Genel Başkanının Varlığı yokluğu belli değil. Gelen posta koyuyor, giden posta koyuyor.
* CHP’nin başında güya bir genel başkan var. Sabah erken kalkan, eline mikrofonu önce alan Özgür efendiden rol çalıyor. Fikrimizi kendisine verip zai etmek istemiyoruz. Özgür efendi, Türk filmindeki ‘Mazlum’ karakterine döndü.
* Her canı sıkılan, her kafası bozulan gelip kendisine tekme tokat dalıyor. Bay Kemal’in ahı tutmaya başladı demek. Bir de tutmayın küçük enişteyi karakteri var. İstanbul’da herhangi bir icraatı olmayan yarım mesai yapan biri var. Ülke bunların eline kalsa facia olur.
* Kent uzlaşısı altında gizli saklı ilişkiler sürdürmeye devam ediyorlar. İzmir’de yaptıkları bir hizmet var mı? Şu körfezin hali nedir? CHP Genel Başkanının kimi adayların üsluplarını sizler de takip ediyorsunuz. Öyle horozlar vardır ki öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar.
* Bizde kibir olmaz, eser olur çalışmak olur. Hata yapmışsak düzeltme olur, biz kendimize işte bu kadar güveniyoruz. Bugün burada sizlerin karşısına tek bir amaçla çıktık. Gündoğdu meydanı bizi yanıltmadı. Emniyetten katılımı istedim, 100 bin.
* 31 Mart’ta bu müjdeyi yaşayacağız. Yatırım eksiklerini tamamlayarak kayıp yıllarını telafi etmek istiyoruz. Belediyecilik bizim işimiz. 21 yıldır tek başımıza iktidarız, başka niyetimiz olsa ortaya çıkardı. Kimsenin hayat biçimi ile derdimiz olmadığını akıl ve vidan sahibi herkes görmüştür. Kazananın İzmir olmasını diliyoruz. Muhalefet İzmir’e yatırım yapmadı.
* Biz projelerimizle konuştuk konuşuyoruz. 449 milyar tutarında kamu yatırımı yaptık İzmir’e. Bu muhalefet ne yaptı. 11 bin 820 adet derslik inşa ettik. 4 yeni üniversite kurduk. 26 bin 431 lişi kapasiteli yurt binalarını açtık.
* İzmir Belediyesi acaba kaç yurt yaptı? 115 adet spor tesisi inşa ettik. Sosyal yardımlarda 17 milyar lira tutarında yardım sağladık. Toplam 4670 yataklı 129 sağlık tesisini şehrimize kazandırdık. TOKİ ile 21 bin konutu tamamladık. Biz İzmir’i CHP zihniyetine bırakmayacağız. Merkezi yönetim olarak yapacağız. İzmir’de 5 baraj daha yapmayı sürdürüyoruz.
]]>“ASTSUBAYLARLA İLGİLİ ÇALIŞMALARINIZ 5 YILDIR BİTMEDİ Mİ?”
Emekli astsubaylar adına basın açıklamasını yapan Jandarma Emekli Astsubay Tamer Cihan, şunları söyledi:
* “Biliyoruz ki ülke kaynaklarının kimlere, nerelere ve nasıl kullanılacağının tespiti tamamen siyasi iktidarın tasarrufundadır. Siyasi iktidar politikaları, bazı harcama kalemlerini öncelerken, bazı harcama kalemlerini öteleyebiliyor. İstenilen yerlere ödenek bulunurken, ülke savunmasında en önde yer alan, şehit Astsubay Ömer Halis Demir örneğindeki gibi bir emirle ölümü göze alıp şehadet şerbetini içen, ülkenin kaderini değiştiren, ordunun bel kemiği astsubayların verilen sözlere rağmen ısrarla haklarının verilmiyor olması ve bu durumun da diğer emekli vatandaşlarımızı emsal gösterilerek ve onları kullanarak yapılıyor olması, sorumluluğu üzerinden atma çabasından başka bir girişim değildir.”
* Emekli astsubayların temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandıklarını söyleyen Cihan, “Yılmayacağız, bıkmayacağız, yorulmayacağız, haklarımızı alıncaya kadar tüm azim, inanç ve kararlılığımızla mücadelemize devam edeceğiz” dedi.
“HAKLARINIZI SONUNA KADAR SAVUNACAĞIM”
CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan ise konuşmasında şunları kaydetti:
* “Bu parlamentoda Murat Bakan oldukça bu parlamentoda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Gazi Meclis’te Cumhuriyet Halk Partisi oldukça sizin astsubayların hakkını kürsüden ben bir başçavuş çocuğu olarak savunmaya, mücadele etmeye devam edeceğim. Bugün Manisa’da bizim aday tanıtım törenimiz var. Genel Başkanımızı aradım Özgür Özel’i. ‘Sayın genel başkanım bugün astsubayların mitingi var’ dedim. Aklı burada kaldı. ‘Selamımı tüm astsubaylara ilet’ dedi.
* Benimle beraber beş sene o grup başkan vekili ben grup yönetim üyesi olarak biz astsubay haklarının mücadelesini sayın genel başkanımla beraber yürüttük 2015’ten 2020’ye kadar. Astsubay haklarında, asker haklarında, uzman çavuşların, polislerin haklarında çok katkıları vardır. Büyükşehir belediye başkan adayımız Cemil Tugay şu an Foça’da yetişemedi buraya. Onun da sizlere selamını getirdim.
* Onlara bir de şu sözü verdim. İzmir Cumhuriyet’in kalesidir. İzmir Cumhuriyetçilerin kalesidir. İzmirliler Mustafa Kemal’in askeridir. İzmir’deki bu cumhuriyet bayrağını kimseye bırakmayacağız. Bunun da sözünü verdim. Sizler adına bir astsubay çocuğu olarak. Mustafa Kemal’in askerleriyiz. Askeri olmaya devam edeceğiz.”
“TAZMİNAT HAKKINIZIN VERİLMEMESİNE İTİRAZ EDİYORUZ”
İYİ Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ümit Özlale ise konuşmasında şunları söyledi:
* “Burada ben binlerce Mustafa Kemal’in askerini görüyorum. Ve nasıl Atatürk’ümüz ve silah arkadaşları haksızlığa, hukuksuzluğa, işgale ülkemizin elden gitmesine itiraz ediyorsa biz bugün aynı şartlarda bir sürü şeye hep beraber binlerce bu kalabalık olarak itiraz ediyoruz. Neye itiraz ediyoruz? Tazminat hakkınızın verilmemesine itiraz ediyoruz. Sonuna kadar hak etmenize rağmen 5400 ek gösterge verilmemesine itiraz ediyoruz.
* Bu vatanı canınız pahasına korurken, ailenizle, Türkiye’mizin her bir tarafına hiç düşünmeden, bayrağımızın gölgesi altında giderken külfette aynılaşıp nimette ayrılaşmasına itiraz ediyoruz. Buradan da söz veriyorum. İzmir milletvekili Ümit Özlale olarak İYİ Parti milletvekili olarak ve büyükşehir belediye başkanı adayı olarak ben, biz, sizi başımızın üstünde taşımaya dünden razıyız. Bu haklı mücadelenizde sonuna kadar arkanızdayız.”
“ONURUMUZU KORUMAK İSTİYORUZ”
Emekli Deniz Astsubay Namık Karaca, “Çok büyük bir emekli astsubay kitlesini burada toplamayı başardık. Astsubaylarımız para istemiyor. Para isteyenler bu kadar çok ve büyük bir miktarda bir araya gelmez. Biz onurumuzu korumak istiyoruz. Çünkü biz aşağılanıyoruz. Artık öyle aşamaya geldi ki bize yapılanlar, aşağılanıyoruz. Onurumuzu korumak için bu kadar emekli astsubayı bir araya getirmeyi başarıyoruz. Bundan da çok sevinçliyiz. Umarım bizi yönetenler, bizi aşağılamaktan, horlamaktan vazgeçer ve adaletli bir ücretlendirme sistemi bize uygularlar” diye konuştu.
]]>GÖZYAŞLARINI TUTAMADI
Menderes’te düzenledikleri ilk miting olduğunu belirten Tugay, “Nice mitinglerimiz nasip olsun inşallah, çok daha büyük kalabalıklar nasip olsun bizlere” dedi. Tugay, “Bu gelincikleri kim verdi bana? Sen gel buraya, doya doya sarılamadım sana biraz önce. Annem benim, değerli annem benim” diyerek sarıldı. Yaşlı kadın gördüğü ilgi karşısında gözyaşlarını tutamadı.
“İZMİR’İN KADINLARI GÜÇLÜDÜR”
Eşi Öznur Tugay’ın da kendisine eşlik ettiğini söyleyen Tugay, şu ifadeleri kullandı:
* “Bana diyor ki ‘Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday oldun senin yanında bir kadın lazım. İzmir’in kadınlarını temsilen benim de orada görünmem lazım’ diyor. İzmir’in kadınları güçlüdür diyor. Her gün gittiğimiz her yerde daha fazla kalabalık daha fazla sevgi daha fazla gülümseyen yüz görüyorum. Ben sizlere kurban olurum. Sizlere elinizdeki o kırmızı beyaz bayrağımıza altı okumuza ve memleketimin güzel insanlarına, hayatım boyunca inandığım güzel insanlara, değerlere, Cumhuriyetimize, kahramanlarımıza ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüze, onun değerlerine kurban olurum. Bana ‘biraz fazla sakinsin’ diyorlar.
* Ben de diyorum ki bu güzel milletin karşısında önce edepli olmayı bilmek, önce kendini bilmek lazım. Aramızda çocukları görüyorum, bilmiyorum bana mı öyle geliyor, her gittiğim mitingde daha fazla çocuk ve genç görüyorum. Ben her çocuğu gördüğümde onlara sarılmak, sevgi göstermek, alnından, yüzünden, gözünden öpmek istiyorum. Onlara demek istiyorum ki merak etme evlat merak etme, İzmir’de de Türkiye’nin dört bir yanında da biz senin geleceğin için mücadele edeceğiz. Ben gerektiği zaman sesimi yükseltmeyi de bilirim.”
“3 KURUŞ SADAKA VERİR GİBİ”
Çocukken babası ile gittiği eski başbakanlardan Bülent Ecevit’in mitinginde yaşadıklarını anlatan Tugay, AKP’li rakibinin seçim afişlerinde parti logosunu kullanmamasını da eleştirerek şöyle konuştu:
* “Babam beni Ecevit’in mitingine götürmüştü. Orada demiştim ki Allah’ım bu nasıl bir ortam, nasıl bir sevgi, nasıl bir umut. Bugün bu ülkede biz bir şey yaşıyoruz, biraz önce Ednan vekilim bir şey söyledi, dedi ki ‘aday oluyor adamlar kendi partilerinin rengini kullanmıyorlar afişlerinde, kendi partilerinin sembollerini kullanmıyorlar’. Niye kullanmıyorlar? Utanıyorlar. İnsanlarımıza bu yoksulluğu yaşattıkları için utanıyor, emeklilerimize bu yoklukları yaşattıkları için, öğrencilerimize okula aç gitme durumunu yaşattıkları için, kadınlarımıza yaptıkları baskılar yüzünden utanıyorlar. Bu ülkede yaptıkları adaletsizlikler yüzünden utanıyorlar.
* Çiftçilerimizin hakkını vermedikleri için utanıyorlar. İnsanların aldıkları maaşlar 3 kuruş market alışverişine, kira ödemeye yetmiyor ondan dolayı utanıyorlar. Engellileri de düşünmüyorlar, bu ülkede dezavantajlı, gariban durumdaki insana sadece 3 kuruş sadaka verir gibi yardımlar yaparak, tam 20 milyon insanı sosyal yardıma muhtaç hale getirdiler. Oysa o insanlara iş vermeliydiniz, doğru düzgün emekli maaşı vermeliydiniz, sosyal güvence sağlamalıydınız. Bugün hastanelerimizde doktor yok artık, doktorlar birer birer gidiyor, ülke dışına kaçıyor. Gençlerimiz üniversitelerden derecelerle mezun oluyor ama burada kalmıyorlar, hepsi yurtdışına gidip orada yaşamaya çalışıyor. Bütün bu utanç tablosunun sorumlusu olarak elbette ki afişlerine o ampulü koyamıyorlar.”
“TOMBALADAN BELEDİYE BAŞKANVEKİLİ”
Cemil Tugay, Menderes Belediye Başkanı Mustafa Kayalar’ın iftira ile görevden alındığını, suçsuz olduğu mahkeme kararıyla belirlense de görevine iade edilmediğini dile getirerek, şunları aktardı:
* “Ben de geldim burada o itiraz eylemine. Başkanımızı, Mustafa başkanı iftiralarla haksız yere görevinden aldılar. Daha sonra suçsuz olduğu mahkeme kararıyla belirlendi. Ne yazık ki görevine iade de edilmedi. Biliyorsunuz Menemen’de de benzer bir şeyi yaptılar ve orada tombaladan bir adamı çıkardılar ve başkan vekili olarak senelerce oturttular. Diyorlar ki ‘siz belediye başkanlarını hükümetten seçin hükümete yakın seçin ondan sonra göreceksiniz nasıl para yağdıracağız, nasıl daha fazla hizmet yapacağız’. İnanmamızı bekliyorlar değil mi? Bakın Menemen’de tombaladan bir belediye başkan vekili çıkardılar mı çıkardılar. Sonra Menemen’in milyonlarca metrekare yerini sattırdılar ve o parayı ona buna dağıtıp çar çur ettiler. Bu mu? Bunun için mi siz kendinizden olana belediye başkanlığı istiyorsunuz? İnsanların bu yalana inanacağına mı inanıyorsunuz.”
“508 NUMARALI OTOBÜS HATTI BURAYA GELECEK”
Yurttaşların isteği üzerine 508 numaralı otobüs hattının yeniden Menderes’te hizmet vereceğini dile getiren Cemil Tugay, sözlerine şöyle devam etti:
* “Halk 508’i geri istiyorsa o 508 en kısa zamanda geri gelecek, aktarmalı gitmeyeceksiniz. Değerli kardeşlerim, sevgili Menderesliler, içimizde sevgi ve saygı varsa, insanlarımızın derdine çare bulmak inanın zor değil. Ben onu derhal ve acilen yapacağım. Burada herkesin ortasında söylüyorum, 508 en kısa zamanda geri gelecek. Menderes, Cumaovası, İzmir’imizin en güzel köşelerinden birisi, bir tarım cenneti biliyorsunuz. Denize kıyılarıyla gerçek bir turizm cenneti. Değeri çok yüksek bir yer. İçinizdeki bu heyecana çok mutlu oluyorum. Lütfen böyle konuşmaya, talepte bulunmaya, istemeye devam edin. Biz de size en iyi şekilde hizmet edelim.
* Biz sizi dinlemekten hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz, hiç merak etmeyin. Önümüzdeki günlerde Menderes’te yapılan tarımın desteklenmesi için belediye üzerinden tohum olsun, gübre olsun, mazot olsun, su olsun aklınıza gelebilecek her türlü alanda destek vermek için fırsat arayacağım. Tarımı, ticareti, üretimi, turizmi desteklemek için dolayısıyla şehrimizde iş sahalarının, zenginliğin, üretimin, markalaşmanın artması için çok çalışacağım. İzmir kimseye el açmadan muhtaç olmadan Türkiye’nin tüm diğer şehirlerine fark atacak, bu ülkede başka bir şehrin hakkını yemeden, biliyorsunuz İzmir’in hakkını çok yediler, yemeye devam ediyorlar. Biz başka bir şehrin hakkını yemeden büyüyen gelişen insanlarına refah sağlayan, iş sağlayan bir şehir olacağı. Ben İzmir’in gücüne inanıyorum.”
]]>ÖZGÜR BEY’E SÖYLEDİM
“Partimizdeki siyasal süreç konuyu öyle bir noktaya getirdi ki büyükşehir belediyemizle ilgili olan eleştirilerin de etkisiyle adaylık fikri oluştu. Yeni genel başkanımız Özgür Özel’le bu konuyu konuştuk. Ben iyi bir büyükşehir belediye başkanı olacağıma inanıyorum. Sahip olduğum ilçe deneyimiyle beraber zaman içerisinde yaptığımız çalışmalar, sağladığımız birliktelikler, ortak çalışma ortamları bana bunu düşündürüyor, siz de uygun görürseniz büyükşehir belediye başkan adaylığına başvurmak istiyorum dedim. O da onayladı ve ondan sonra başvurdum, süreci bekledim.”
Tugay’ın şöyle bir bakış açısı var: İzmir halkının rahatsız olduğu ve bir an evvel düzelmesini istediği konulara hızlıca eğilmek ve hepsiyle ilgili çözüm üretmek. Bunlar arasında kuşkusuz trafik de öne çıkıyor. Tugay seçildiğinde trafiği nasıl rahatlatacağını şöyle açıklıyor:
TRAFİĞİ HIZLANDIRMA
“İzmir’in trafik akışı yeteri kadar hızlı değil. Hızlandıracak düzenlemeler yapacağız. Akıllı trafik sistemini biraz daha yaygın uygulayacağız. Acil kavşak düzenlemeleri var. Buralarda yolun bazen dört şeritten iki şeride düştüğü kavşak bağlantıları var. Genişletmeler yapacağız. Çevre yolunda yoğunluk var. Orası için ikinci bir çevre yolu geliştirilmesi lazım. Bunu bakanlıkla beraber yapmamız gerekir. Bu süreci hızlandırmak için elimden geleni yapacağım. Havaalanına giden yolda alternatif bir yola ihtiyaç var. Yol ve bağlantı yolları projemiz hazır. İzmir in 2017’de yapılmış ulaşım master planı var. Bunu revize edip 30-40 yılı hedefleyen ulaşım master planı yapacağız. Toplu ulaşımda yeni alternatifler oluşturmamız lazım. Buca metrosunu 2025 yılının ekim ayından önce bitirmeyi planlıyoruz. Ulaşımda öğrencilere belirgin bir indirim yapmayı, aylık abonman kartı çok uygun fiyatla sağlamayı düşünüyorum. Bazı özel gruplara toplu ulaşımda indirim yapmayı düşünüyorum. Bunlar toplumun ulaşım ve su gibi giderlerine destek olacak sosyal politikalar.”
ÇÖP KONUSUNDA ÖNCÜ
Cemil Tugay, kentin çöp ve depolama alanı ile ilgili bir sıkıntılarını da biliyor. Bunun için yeni bir çöp bertaraf sistemine ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Bu konuda neler yapılacağını şöyle anlatıyor:
“Çöpleri yakarak bertaraf ettiğimiz, aynı zamanda enerji üreteceğimiz bir projeyi devreye sokacağız. Harmandalı bölgesine çöp dökülmesini önleyeceğiz. Organik atıkları komposta (organik gübre) dönüştürerek değerlendirmeyi düşünüyorum. O konuda Türkiye’nin öncü şehri olacağız. Çok iyi hazırlandığım bir konu o. İnsanların, iş yerlerinin, pazar yerlerinin filan atıklarını komposta dönüştürüp hem bahçe, orman alanlarına iade etmek, tarım alanlarında kullanmak. Ege Üniversitesi’nde toprak biyoloğu olan hocalarımızla çalışıyoruz. Ben kompost tesisi yapmak istedim. Baktık mevzuatta ilçe belediyesinin kompost tesisi yapma yetkisi yok. Büyükşehirle konuştuk ama bir adım ilerleyemedik. Bir siyasi, üst yönetici iradesi gerekiyor.
Kentsel dönüşümle ilgili İzmir’in önemli bir çalışmaya ihtiyacı var. Tugay şunları söylüyor: “Depreme dayanıksız binaları saptayacağız. Kentsel dönüşüne ihtiyacı olan, yenilenmesi, depreme dayanıklı hale getirilmesi gereken yapılarla ilgili kolaylaştırıcı uygulamalarımız olacak. Eski binaların yıkımını biz üsleneceğiz. Binalar yenilenirken bir buçuk sene insanlar kirada kalıyor. Kentsel dönüşüm sürecinde verilen kira yardımı düşük. Belediye olarak kira yardımına destek olacağız. Şehrin konut arzının artmasına ihtiyacı var. Bununla ilgili yeni yerleşim bölgeleri oluşturma planlarımız olacak. Şehrin nerelere doğru gelişeceği bakanlıkça zaten belirlenmiş durumda. Ona uygun olarak 1/25 binlik planlar yapacağız ve yeni yerleşim alanları belirleyeceğiz.”
5 YILDA 25 BİN KONUT
İzmir’in belediye eliyle geçmişte yaptığı toplu konut projeleri var. Ona benzer şekilde uygun rakamlı bir arsa temini, uzun vadede taksitlerle geri ödemesini sağlamak. Alt yapısını, yollarını belediye yapacak, daha sonra bir kooperatif mantığıyla üzerinde binalar yapılmasını sağlayacağız. Geçmişte bu yapıldı. Bunların yenilerini yapacağız. 5 yılda 25 bin yeni konut en az belediye eliyle yapılsın istiyoruz. Buralarında bir kısmına kentsel dönüşüm sırasında barınma ihtiyacı olan yurttaşlarımıza kullandırabiliriz.”
TEMİZ KÖRFEZ
Her yerde olduğu gibi İzmir’de de çevre sorunları var. Körfez’in temizlenmesi gerekiyor. Bu konuda neler yapılacağını Tugay şöyle dile getiriyor: “Birincisi Körfez’e atılanların, atıkların tamamen durması gerekiyor. Büyük bölümü derelerden geliyorlar. Bunu durduracağız. İkincisi de Körfez’in kendini temizlemesi için bir sirkülasyon kanalı yapılması lazım. Altında bir kanal oluşturulacak ve oradan Körfez kendisini hızlıca temizleyecek. Bunu başarılı bir şekilde yapacağımıza eminim. Körfez’in içerisinde küçük marinalar oluşturmayı, dış körfezin hemen başında halk plajları oluşturmayı düşünüyoruz. Bunlar göstermelik değil. İnsanların daha fazla kullanmasını sağlayan projeler olacak.
UCUZ SU PROJESİ
İnsanların su parasının düşürülmesi yönünde talepleri oluyor. Cemil Bey, İzmir’de suyun elde edilişinin oldukça maliyetli olduğunu, normalde çoğu şehirde ağırlıklı olarak yer üstü suları kullanılırken İzmir’de yer altı suyunun kullanıldığını ve bunun maliyetinin de yüksek olduğunu belirti. Tugay nasıl bir çözüm getireceklerini şöyle anlattı: “Örneğin Ankara’da suyun yüzde 99’u yer üstünden yani barajlardan sağlanıyor ama İzmir’de yüzde 35’i yer üstünden, yüzde 65’ i yer altından çekiliyor. O da çok yüksek enerji maliyetine neden oluyor. Elektrik fiyatları çok yükseldiği için su daha maliyetli hale geldi. Hem enerji verimliliği hem personel verimliliği hem de kayıp kaçaklarda azaltmayla su parasını iki yıl içinde düşürmeyi düşünüyoruz. Büyükşehirler arasında en uygun fiyatlı su İzmir de verilecek diye koyduğum hedefi gerçekleştireceğim. Hemen başlar başlamaz daha geliri düşük, ihtiyacı fazla olan insanlara temel tüketim miktarları yani 4-5 metreküplük suyu sembolik fiyatla vereceğiz ve onları rahatlatacağız.
HEDEF DÜNYANIN EN İYİ ŞEHİRLERİ LİSTESİNDE İLK 20’YE GİREBİLMEK!
Birleşmiş Milletler’in şehirlerin gelişmişlik sırasına göre yaptığı bir sıralama var. Orada dünyanın en iyi şehirleri arasında İzmir 58. sırada. Tugay “Benim hedefim bunu 20. sıraya kadar çıkarmak. Bunu sağlamak için ulaşımdan, çevre sorunlarına, atık yönünden sağlık hizmetlerine kadar hatta suç oranlarında azaltmaya kadar bir çok seri çalışma alanı var. Bunların hepsiyle ilgili işler var. İzmir’i dünyanın en gelişmiş 20 şehri arasına sokmayı hedefliyoruz” diyor. Sosyal belediyeciliği ön plana çıkarmak istiyor. Bu alanda yapmayı planladıklarını şöyle aktarıyor: Şehrin kalkınması ile ilgili belediyelerin aktivitelerini olması gerektiği kadar çok yoğunlaştırmadık. Ben bu dönemde kalkınma belediyeciliği ifadesi kullanıyorum. Neyi kastediyorum. Şehrin ekonomik imkanlarının gelişmişliğinin artması için ama istihdamın özellikle gelişmesi için, üretim potansiyelinin artması için, markalaşma ve pazarlamada daha güçlü olması için belediye eliyle yapılacak çok iş var.
Bunların bir kısmı tarımda, sanayide, ticarette, girişimcilik ekosisteminde bütün bu alanların hepsinde kolaylaştırıcı ortak olduğumuz süreçler olacak. Karşıyaka’da iyi hazırlık yaptım. Bir girişimcilik merkezimiz vardı mesela. İki üniversite ile bir teknoloji geliştirme merkezi açtık TEKMER. Üniversitelerle bu merkezi açan ilk belediyeyiz biz. Ticaret Odası’yla geçen gün görüştük. Bütün kurumlar birbirleriyle ilişki kurarak, güçlerini birleştirerek yeni iş sahaları açmaya çalışıyor. Belediye hep çekinceli duruyordu. Bunu aşalım diye bir niyetim var. İzmir Ticaret Borsası’nın yeni açılacak bir tarım teknolojisi merkezi var. Bir sürü kurum girmiş ama belediye girmemiş. ‘Biz de katılmak istiyoruz’ dedim şaşırdılar ama sevindiler.”
]]>EŞİNİN KAFASINA SIKMIŞTI
Deniz Özarslan, 28 Temmuz 2022 yılında boşanma aşamasındaki eşi Ezgi Özarslan’ın Konak ilçesine bağlı Mersinli Mahallesi’ndeki iş yerine gitti. Çift arasında yaşanan tartışmada, Deniz Özarslan belinden çıkarttığı tabancasıyla eşi Ezgi Özarslan’ı başından vurup, ağır yaraladı. Deniz Özarslan suç aleti ile birlikte olay yerinden kaçtı, çevredekiler durumu sağlık ve polis ekiplerine bildirdi.
İhbarla olay yerine gelen sağlık ekipleri, ağır yaralı olan Ezgi Özarslan’ı ambulansa alarak Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdı. Burada yapılan müdahalelere rağmen olay günü beyin ölümü gerçekleşen ve bir süre makineye bağlı yaşayan Ezgi Özarslan, 11 Ağustos 2022 yılında hayatını kaybetti.
EVLİLİK YIL DÖNÜMÜNDE TOPRAĞA VERİLDİ
Eşi Deniz Özarslan’ın tarafından tabanca ile vurulması sonucu hastaneye kaldırılan ve15 gün süren yaşam mücadelesini kaybeden Ezgi Özarslan, 7’nci evlilik yıl dönümünde Urla’nın Özbek Mahallesi Mezarlığı’nda son yolculuğuna uğurlandı. Ezgi Özarslan cinayetinin ardından, İzmir Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri katil zanlısı Deniz Özarslan’ı yakalamak için geniş çaplı soruşturma başlattı.

17 ŞEHİRDE, ‘EZGİ’NİN KATİLİ ARANIYOR’ AFİŞLERİ
Ezgi Özarslan için harekete geçen kadın dernekleri, aralarında İzmir’in de bulunduğu 17 şehirde, duvarlara ve direklere ‘Ezgi’nin katili aranıyor’ yazılı afişler yapıştırdı. Ezgi’nin katili aranırken, defnedilmesinin yıl dönümünde ise ailesi, Şehit Kerem Oğuz Erbay Güzelyalı Üst Geçidi’ne ‘İzmir’de Ezgi Zerkin’i ateşli silahla öldüren katil zanlısı 29 Temmuz 2022’den beri aranıyor. Görenler polise ulaşsın’ yazılı pankart astı.

ÖLDÜRÜLDÜKTEN 10 AY SONRA BOŞANDI
Ezgi Özarslan 2021 yılı haziran ayında İzmir 14’üncü Aile Mahkemesi’nde, eşi Deniz Özarslan’dan boşanmak için açtığı dava ölümünden 10 ay sonra sonuçlandı. Görülen davada Deniz Özarslan’ı tam kusurlu gören mahkeme, boşanmayı gerçekleştirdi. Öte yandan, Ezgi Özarslan boşanma davasının sonuçlanmasının ardından ailesinin soy ismi olan ‘Zerkin’ aldı.

İZİNE ULAŞILAMADI
Cinayet katil zanlısı Deniz Özarslan’ın bulunamaması üzerine İzmir Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğünde özel ekip kuruldu. Özel ekip, Deniz Özarslan’ın gidebileceği ve irtibat kurabileceği adres ve kişileri takibe aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda, Deniz Özarslan’ın izine rastlanılamadı.
HURDACI BULDU, DNA’LAR EŞLEŞTİ
Ekiplerin çalışmaları sürerken, 545 gün sonra Konak ilçesindeki Tarihi Asansör yakınındaki boş arazide hurda toplayan biri tarafından 23 Ocak’ta insan iskeleti bulundu. İhbarla olay yerine gelen polis ekipleri yaptıkları inceleme sonrasında kemikleri delil torbalarına alarak İzmir Adli Tıp Kurumu’na teslim etti.

Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatırken, bu kapsamda kayıp olan kişilerin yakınlarından DNA testi talep edildi. Yapılan incelemeler sonucunda, insan kemiklerinin Ezgi Özarslan’ın katil zanlısı Deniz Özarslan’ın ailesinden alınan DNA ile eşleşti. Deniz Özarslan’ın kemiklerinin alınması için ise ailesine bilgi verildiği öğrenildi.
]]>Özel, kendisi için çok önemli olduğunu belirttiği Dikili ilçesinde, Bornova Anadolu Lisesi’nde yatılı öğrenciyken, yaz aylarında plajda çadır kurup festivallere katıldığını anlattı.
Özel, konuşmasında, şu ifadeleri kullandı:
-Kendi evimdeyim. 1980’lerde 12 Eylül Darbesi, solun üzerinden tanklarla geçmişken, Dikili solun sesini tekrar yükselttiği, örgütlü mücadele için kol kola girmelerin başladığı bir kentti. Dikili, özgürlükler, demokrasi, sosyal devlet için unutturulmaya çalışılan değerlere sıkı sıkıya bağlı bir yer.
-Dünden bugüne Dikili’ye hizmet eden belediye başkanlarımıza, efsane Osman Özgüven’e yürekten teşekkür ediyorum. Belediye başkanı tercihinde bulunurken 11 aday adayı başvurdu. Hepsi birbirinden değerliydi.
-Hepsinin yarınlarda kentimize önemli katkıları olacak. Bir tercih yaparken genel kural memnuniyet anketi, İzmir seçmeninin beklentisi yüksek, notu kıttır. Ancak Dikili memnuniyet anketine baktığımızda ilk 3 ilçenin içinde yer alıyordu.
-Dikili’de konuşacak bir şey yok. Üzerinde en kısa konuştuğumuz ilçe Dikili’ydi. Adil Kırgöz belediyenin mali tablosunu düzeltmiş, eksik kalan hizmetleri tamamlamış, yeni projelere başlamış ve bunu sizlere iyi anlatmış. Sizlerden destek almış noktadaydı. Kendisini ve ekibini kutluyorum.
“11 BÜYÜK KENTİ BİZE VERDİLER”
Büyükşehir Belediye Başkan adayını belirlerken işi gücü İzmir olacak birini aradıklarını anlatan Özel, sakin, kararlı, büyük projeleri titizlikle yapacak kişinin Cemil Tugay olduğunu dile getirip, şunları söyledi:
-2019’da seçime ittifakla girmiştik. CHP’nin yanında ittifak ortağı partiler vardı. Bu seçimde kurumsal ittifaklar yok. İstedik ama başarılı olamadık. Herkesin gerekçeleri var. Bir beklentisi olanlar var.
-Recep Tayyip Erdoğan, 2018 seçiminde rejime kasteden Anayasa değişikliğiyle tek adam yetkilerini eline aldığında karamsardık. 2019 seçimlerinde seçmen sandıkta bu orantısız gücü dengeledi.
-Bu sistem bir kişiyi seçiyor, her şeye o kişi karar veriyor. Bakanlar aynı kalemle atanıyor. İzmir’e vali atadığı kalem aynı dolma kalem. Aynı kalemle Dikili’ye kaymakam da AK Parti ilçe başkanını da atıyor. Sapla saman birbirine karışmış. Bütün yetkiler bir yerde toplanmış. Millet dedi ki ‘Dur bakalım, her şey senin elinde değil’. 11 büyük kenti bize verdiler. Bir anda büyük karamsarlık umuda dönüştü.

‘İZMİR İTTİFAKINA GÜVENİYORUZ’
İstanbul’da halkçı belediyecilik yapıldığını kaydeden Özel, şunları söyledi:
-Ankara’da Arınç’ın tabiriyle parsel parsel satan Gökçek belediyeciliği gitmiş, öncekinin 4 katı sosyal yardım yapan, insanlara doğal gaz, et dağıtan, emeklilere biner lira dağıtan sosyal belediyecilik gelmişti.
-Süleyman Soylu, İstanbul’u CHP alırsa PKK’ya verecek diyordu. O yalan ortasından çöktü. ‘Ankara’da su faturalarını teröristler dağıtacak’ diyorlardı.
-Ama ne kimse işinden oldu ne de teröristler iş buldu. Her geçen gün 2 büyük kentimizde olduğu gibi 11 kenti çok iyi yönettik. 2023’te çok umutluyduk. İnanmıştık. Küçük farkla başaramadık. ‘İnsanlar artık sandığa gitmeyiz’ derken Recep Tayyip Erdoğan ‘Büyük kentleri geri alırım, bundan sonra beni kimse durduramaz’ diyordu.
-12 yaşında çadır kurduğum kentten gör bakalım Recep Tayyip Erdoğan. Millet teslim oluyor mu olmuyor mu? Şimdi ittifak Ankara’da yok. Bu seçimlere kendi adaylarımızla giriyoruz. Ama geçen seçimleri kazandığımız seçmen yerli yerinde duruyor.
-Saraya itirazı olan, tek adam rejimine itirazı olan seçmen duruyor. AK Parti’ye arsaları satacağı kentleri bırakmaya kimsenin niyeti yok.
-Gençlerin festivallerini yasaklayan, onların yaşam biçimine müdahale eden anlayışa kentlerimizi teslim etmeyeceğiz. Dikili kimsenin kimseye kötü gözle bakmadığı güvenli kent olarak kalmaya devam edecek. Bunun teminatı sizlersiniz, CHP’dir. İzmir ittifakına, Türkiye ittifakına güveniyoruz” açıklamalarında bulundu.
‘SİZİ NAMERDE MUHTAÇ ETMEYECEĞİZ’
Konuşmasında Dikili’de hayata geçirilen projeleri de anlatan Özel, “Bizim belediye başkanları çok çalışıp az anlatıyor. 170 kilometre temiz su iletim hattı, Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi, dere ıslahı, 3 adet yeni kavşak, kent arşivi ve tanıtım merkezi, 6 kilometre bisiklet yolu, Çandarlı’ya kapalı pazar yeri, taziye evi, 26 adet park, çevre yolları, sıcak asfalt, 450 bin metrekare kilit parke taşı, gündüz bakım evleri, kreşler ve çok sayıda proje hayata geçirildi” dedi.
Bir yandan da yapılmayan projelerin bulunduğunu söyleyen Özel, “Mesela balıkçı barınağının yapılması lazım ama yapmıyorlar. Çandarlı-Dikili arasında yolun yapılması lazım, yapmıyorlar. Dikili’de okul sorunu var, yapmıyorlar. Dikili tarihi bir rekorla Adil Başkan’ı yeniden seçecek. İstedikleri kadar sizi cezalandırsınlar. Hani Hatay halkını, ‘Merkezi yönetimde belediye olmazsa hizmet gelmez, Hatay mağdur olur’ diye tehdit ediyor ya depremzedeyi bile AK Parti-CHP diye ayırıyor. Bu davranış mertçe bir davranış değildir. Kalbinin yerinde taş vardır. Özgür Özel sizi namerde muhtaç etmeyecek. Şartları zorlayıp balıkçı barınağını da yollardaki iyileştirmeyi de, eğer Karayolları izin verirse, yolun amamını da biz yapacağız” ifadelerini kullandı.
‘DİKİLİ ÇİÇEK GİBİ OLACAK’
CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay ise bundan sonra Dikili’nin misafiri değil, ev sahibi olduğunu söyleyerek, “Bugünden itibaren beni ev sahibi sayın. Bundan önceki dönemde başarılı çalışmalar yapıldı. Büyükşehir Belediye Başkanımız Tunç Soyer de iyi işler yaptı. CHP’yiz bayrağı birbirimizden devralırız, daha yükseğe taşımak için mücadele ederiz. Bu şehrin altyapısıyla, üstyapısıyla ilgili çalışmalarımızı yapacağız. Dikili İzmir’in en gözde ilçelerinden biri. Tarımı, turizmi desteklenecek. Önümüzdeki dönem Dikili çiçek gibi bir ilçe olacak. Gücümüzü ve inancımızı bayrağımızdaki altı oktan alıyoruz. Altı oklu bayrağımızı en yüksekte taşıyan genel başkanımızdan alıyoruz. Gücümüzü halkımızdan, ay yıldızlı bayrağımızdan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten alıyoruz. Çok başarılı olacağımızdan hiç şüpheniz olmasın” diye konuştu.
CHP Dikili Belediye Başkan Adayı Adil Kırgöz de “2019 Mart’ta göreve geldiğimizde İzmir’in en borçlu belediyesini aldık. Bugün ekonomisi güçlü ilk 3 belediye içinde neredeyse hiç borcu olmayan, sadece kamu kuruluşlarına borcu olan ama kasasında parası da bulunan bir belediyeye sahibiz” dedi
]]>“BUGÜN CHP’NİN SANCAK GEMİSİNDEYİZ”
*Bugün CHP’nin sancak gemisindeyiz, bugün milli mücadelede ilk kurşununun atıldığı yerdeyiz. Bugün kadınlar, gençler için bir imparatorluğun tebaası, bir padişahın kulu olmaktan çıkıp da bir cumhuriyetin onurlu, eşit vatandaşları olma erdemine kavuşmanın en önemli mücadelesinin hem başladığı hem nihayetlendiği yerdeyiz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın emanet edildiği yerdeyiz.
*Bugün Asteğmen Kubilay’ın başını verdiği ama onlara başını eğmediği kentteyiz. Bugün, ‘İki büyük eserim var. Birisi Cumhuriyet, diğeri CHP diyen’ Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün evindeyiz. Şuracıkta doğdum, ilkokul son sınıfta öğretmenim dedi ki ‘İki sınava gireceksin. Bir tanesi Anadolu Lisesi sınavı, bir tanesi devlet parasız yatılı burs sınavı.’ Formumu doldurdu Gülseren Öğretmen, beni sınava soktu.
*İki sınavı da kazandım ve 10 yaşında Bornova Anadolu Lisesi’ne geldim. Ortaokul, lise, üniversite; hatta sonra sınavda ikinci olunca ‘Dilediğin yerde askerlik yap’ dediler. Askerliğimi dahi şurada, Ege Deniz Bölge Komutanlığı’nda yaptım. Bugün ben, boğazımdan 7 yıl devlet ekmeğinin geçtiği, ömrümün en güzel 12 yılının geçtiği, hayat arkadaşım Didem ile tanıştığım ve aşık olduğum bu güzel kente bugün Genel Başkan olarak geldim.

“HİÇ HEVESLENMESİNLER”
*Biz burada kötünün yerine iyiyi getirmeye gelmedik. Biz burada dürüst, namuslu çalışan, bütün engellemelere rağmen görevini yapan kıymetli arkadaşlarımızla bir büyük devrimi, kadın devrimini, gençlik devrimini, İzmir’in bizden beklediği dinamizmi ve yarınların yöneticilerini bugünden İzmir ile tanıştıracağımız, İzmir’i ayağa kaldıracak, İzmir’i dünyanın en önemli kentlerinden birisi haline getirecek dinamik kadroların bayrak devir teslimine geldik.
*Bu kenti 1999’dan beri sosyal demokratlar yönetiyor. Bu kente emeği olan Yüksel Çakmur’a; bu kente büyük katkılar vermiş İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni mali disipliniyle, kredi notlarıyla, büyük projeleriyle çok önemli bir noktaya getirmiş Sevgili Aziz Kocaoğlu’na; ondan bayrağı devralıp bugüne kadar getirmiş, başımızı öne eğdirmemiş Sevgili Tunç Soyer’e; Allah gani gani rahmet eylesin İzmir’in efsane belediye başkanı ve İzmir’i yıkılmaz bir kale haline getiren Piriştina’ya çok şey borçluyuz.
*Önümüzdeki süreçte kampanyada yine AK Parti tarafından elbette birçok iftira, hakaret, yalan sıralanıyor ve devam edecek. Ancak CHP olarak göğsümüz dik, başımız ileride, alnımız açık; İzmir bizi, biz İzmir’i biliyoruz. Hiç heveslenmesinler.

“9 CUMHURİYET KADINIYLA KARŞINIZDAYIZ”
*Birazdan buraya 30 belediye başkan adayı ve onlarla birlikte bir takım kaptanı çıkacak. Bu ekip benim çok önem verdiğim bir büyük devrimin ilk adımını burada atacak. Biz namuslu, dürüst, çalışkan belediye başkanlarımızla övünüyoruz.
*Bu süreçte İzmir’in beklentilerine baktığımızda İzmir bir dinamizmi, madem ki Cumhuriyetin sancak gemisidir, kadının gücünü, Atatürk’ün kentinde, Zübeyde Anne’nin kentinde Cumhuriyet tarihi boyunca 6 kadın belediye başkanımız varken bugün, hepsi de seçilecek yerden 9 Cumhuriyet kadınıyla karşınızdayız.
*Deniz Baykal, Bülent Ecevit, Ahmet Taner Kışlalı, Önder Sav ve niceleri, 30’lu yaşlarında bakanlık görevlerini üstlendiler. Şimdi İzmir belediyelerinde 30 belediye başkan adayımızdan tam 12’si 40 yaşın altında. İzmir’e emanet olsun, İzmir onlara emanettir. 32 yaşında gencecik belediye başkan adayını gösteriyorsunuz, bir akıl çıkıyor karşınıza, ‘Bu yaşta belediye mi yönetebilir? O bütçeyi mi yönetebilir’ diyor.
*35 yaşında Deniz Baykal, Türkiye hazinesini yönettiyse, 36 yaşında, 38 yaşında Bülent Ecevit, Ahmet Taner Kışlalı bakanlıklar yaptılar, 40 yaşında bu memleketi yönettilerse CHP’nin birbirinden genç, birbirinden dinamik, en az bir yabancı dil bilen, eğitimleriyle, kültürleriyle, vizyonlarıyla bu gençlerin yapacağı devrim İzmir’i devleştirecek, ülkeyi de şaha kaldıracak. Onlara yürekten inanıyoruz.
“CHP’Yİ KİMSE KÜÇÜK İKTİDAR ALANLARININ PARTİSİ OLARAK GÖRMESİN”
*Bundan sonraki süreçte CHP’yi kimse küçük iktidar alanlarının partisi olarak görmesin. CHP, cumhuriyetin ilk yüzyılında büyük bir ayağa kalkış, şahlanış, ekonomik devrim ve siyasal devrimi hayata geçirmiş bir partidir.
*Altı okundan bir tanesi devrimcilik olan partidir. Cumhuriyetin 100’üncü yılındaki seçimleri çok istemesine, hak etmesine rağmen kazanamamış, sizlerin başını öne eğmiş, sizlerin o büyük 100’üncü yıl umutlarını, hayallerini hayata geçirememiş ancak cumhuriyetin ikinci yüzyılının ilk seçimlerinde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini iktidar yapmaya and içmiş kadrolar tarafından yönetiliyor.
*Hepiniz şunu bilmelisiniz: Bugün İzmir’de ortaya koyduğumuz, iyi eğitimli, yaş ortalaması 45 olan, İzmir’in belediye başkanlarına bütün olarak baktığınızda, her birisi iyi düzeyde yabancı dil bilen, aldıkları eğitim ve geçmişte verdikleri mücadeleyle kentin yüzünü güldürecek, kent suçlarına geçit vermeyecek, kentin dokusunu, tarihini bilip yarınlarını planlayabilecek, İzmir’e yakışan ve İzmir’i ranttan ve talandan kendilerini, evlatlarını korur gibi koruyabilecek kadrolara emanet etmek üzere yola çıktık.
*Önümüzdeki 5 yıl boyunca yapacakları her hizmetle İzmir bu kadrolar ile gurur duyacak. Türkiye bu kadroları görecek ve bu kadroların yönettiği İzmir, cazibe merkezi olma noktasındaki ilerlemesini bir devrime dönüştürecek. İzmir’deki iyi yönetim, Türkiye’ye örnek olacak. Ve gün gelecek Türkiye, İzmir’deki iktidarı CHP’nin Cumhuriyetin ikinci yüzyılındaki iktidarıyla ödüllendirecek. Söz veriyoruz. Buna yürekten inanıyoruz.

“İTTİFAKLARIN DIŞINDA KALMAYI TERCİH ETTİLER”
*Biz bugün CHP’lilerden, sadece sosyal demokratlardan oy istemiyoruz. Çünkü 2019 seçimleri, 2018’deki büyük moral bozukluğunun üzerine milletin iradesiyle 11 büyükşehirde ülkenin kaderine el konulması sonucuna ulaşan bir büyük başarıyla bitmişti. İstanbul’u, Ankara’yı, Adana’yı, Mersin’i, Antalya’yı, İzmir’in ve Eskişehir’imizin, Aydın’ımızın, Muğla’mızın yanına katmıştık.
*Şimdi mayıs ayında çok hak edip ulaşamadığımız zaferden sonra herkes bakıyor. Recep Tayyip Erdoğan, iktidarını perçinleyecek mi; yoksa Atatürkçü, cumhuriyetçi, Cumhuriyet değerlerine saygılı kurucu kadrolarına husumet değil, hayranlık duyan kadrolar acaba yeniden hem bu 11 kentte, hem de devamında hakim olup bir denge sağlanacak, geleceğe umutla bakılacak mı?
*İşte bu dengeyi sağlamak için bir büyük ittifaka, işbirliğine ihtiyaç vardı. Bunun için ben göreve geldiğim günden itibaren bütün Türkiye’nin gözü önünde üzerime düşen ne varsa yaptım. Arkadaşlarım yaptı. Yapmaya da devam ediyoruz.
*Ancak bir yerden sonra bunu başaramadık. Çok istedik ama geçen seçimden sonra çeşitli ve elbette asla sorgulayamayacağımız, kendilerinde anlamlandırdıkları gerekçelerle ittifakların dışında kalmayı tercih ettiler.
“HEP BERABER SAHİP ÇIKACAKLAR”
*Biz Ankara’da bir ittifak kuramadık, Ankara’da anlaşıp Türkiye’de ittifak kuramadık ama bir şeye inanıyoruz. 2019’da, o 11 büyükşehri adaylar, partiler kazanmadı. Cumhuriyetin kıymetini bilen seçmen kazandı, o seçmen değişmedi duruyor. O seçmenin itirazı Tayyip Erdoğan’a, saray rejimineydi, değişmedi, duruyor.
*O seçmenin itirazı Devlet Bahçeli’nin U dönüşüneydi, değişmedi ve duruyor. O seçmenin korkusu İstanbul’da, Ankara’da parsel parsel satılan arsaların, birilerine peşkeş çekilen kentin İzmir’e de bu yönetim anlayışının sirayet etmesinden korkuyordu; korku, endişe, tehlike baki ama seçmen duruyor.
*Biz Ankara’da bir imza atamadık ancak İzmir’in demokratları, sosyal demokratlar, muhafazakar demokratlar, milliyetçi demokratlar, Kürt demokratlar; İzmir’e, Cumhuriyete ve geleceğimize hep beraber sahip çıkacaklar.
*İzmir ittifakına, İstanbul ittifakına, Türkiye ittifakına güveniyorum. İstanbul’da satacak arsa kalmadığından İstanbul’a bir hançer dayayıp Kanal İstanbul yapıp, etrafını Katarlılara söz veren anlayış, İstanbul’a geri gelmesin diye; Bülent Arınç’ın tabiriyle Ankara’yı parsel parsel satan, Ankara’nın bütün varlıklarını dinozor parklarına peşkeş çeken, oraları yaptırdığı müteahhitlere peşkeş çeken anlayış Ankara’ya geri gelmesin diye ve gözlerini diktikleri göz bebeğimiz İzmir’in bir kum tanesi bile gözden çıkarılmasın diye Türkiye İttifakı 31 Mart seçimini bir zafere dönüştürecek, buna yürekten inanıyorum.
“ANKETLER İZMİR’DE…”
*Biraz önce bir gazeteci arkadaşım geldi, elimi tuttu, ‘Beni hatırladın mı’ dedi. Kurultayda fotoğrafımı çekip demişti ki ‘Sen bu işi başaracaksın. Beni unutma’ dedi. Şimdi geldi, çekti fotoğrafı dedi ki ‘Bak söylüyorum, İzmir’de rekor kırılacak. İzmir’deki bütün belediyeler alınacak.’ Önce bir müjdem ve sonra bir sürprizim var.
*Müjde şu: Adayları gösterdik, 4 gün sonra sahaya indik, anketlerimizi yaptırdık, yapılan anketlerin sonucunda gördüğümüz odur ki aldığımız yol, adayların gördüğü kabul, sahada yarattıkları heyecan, önümüzdeki süreç için bugün belki bir hayal olarak görülen 30’da 30’u müjdeliyor.
*Size söz veriyoruz. Hiçbir belediyemiz kaybedilme noktasında değil. Kiminde çok açık öndeyiz. Örneğin Karşıyaka. Pek çoğunda garanti bir farkla öndeyiz. Ama 4-5 ilçede de ciddi şekilde yarışıyoruz. Birkaç puan ya önde ya gerideyiz.
*CHP, şimdiden 24-25’i gördü. İnanır, kenetlenirseniz, çalışırsanız İzmir’de 30’da 30 yapacağız. Buna inanın, buna güvenin. Bütün Türkiye’nin çok merak ettiği bir şey var. Seçimlerde seçim şarkısı ve seçimlerin tanıtım filmi var. Bugün akşam saat 20.00’de bütün Türkiye’ye görecek.
“DEĞİŞİMİN BAŞKENTİYDİ”
*İzmir’de harika bir kadro ve müthiş bir takım var ama bu takımın bir de kaptanı var. Biz 14 ve 28 Mayıs’tan sonra büyük bir üzüntü, moral bozukluğu, herkesin bahsettiği seçmendeki küskünlük, duygusal kopuş ve bir şey yapmazsak önümüzdeki belediye seçimleri çok büyük bir tehlike ve Recep Tayyip Erdoğan bu moral bozukluğu ile bizi yakalarsa Allah muhafaza dediğimiz günlerde, dedik ki ‘Biz bir yola çıkıyoruz.’
*Bunun adına ‘Yüzyılın değişimi, değişimin yüzyılı’ dedik. Zaman zaman Türkiye’de seçmen değişimi ne kadar istiyor diye baktığımızda, farklı sonuçlar gördük.
*Ama İzmir sonucu kimseyi şaşırtmadı. İzmir, yüzde 93 ile değişimi isteyen kentti. Değişimin başkentiydi.
*İşte o günlerde sokağı duyan, seçmeni hisseden, yapılması gereken adımı atmaya İzmir’de ilk karar veren ve bana telefon açıp da ‘Sonu ne olursa olsun, sonuna kadar yanınızdayım’ diyen, bütün süreç boyunca Türkiye’deki bütün belediyeleri inanılmaz bir dinamizmle gezen, ben yorulduğumda yorulmayan, ben düştüğümde morali düşmeyen, bozulmayan, sakin, kararlı, soğukkanlı ama iyi organizatör, çok iyi organizatör, bir cerrah titizliği ve bir büyük yöneticilik vasfı olan, soğukkanlılığını hiç kaybetmeden heyecanı en üstte tutabilen bir yol arkadaşım vardı.
*Şimdi o arkadaşım, o sevgili dostum, o hem çok sevdiğim, hem güvendiğim ve bu takıma kaptanlık edeceğini, çok iyi başarıları birlikte kazanacaklarına yürekten inandığım Cemil Tugay’ı buraya davet ediyorum.
]]>Törende konuşan Genel Başkan Özgür Özel, İzmir’de seçimi kazanacaklarını belirterek, bu konuda şüphelerinin olmadığını söyledi.

Özel, İzmir’de daha önce görev yapan belediye başkanlarına teşekkür etti. İzmir’de seçimi büyük farkla kazanacaklarını kaydeden Özel, şöyle devam etti:
“Cumhuriyet Halk Partisi olarak göğsümüz dik, başımız ileride, alnımız açık, İzmir bizi, biz İzmir’i biliyoruz. Hiç heveslenmesinler. Bugün birazdan buraya 30 belediye başkan adayı ve onlarla birlikte bir takım kaptanı çıkacak. Bu ekip benim çok önem verdiğim bir büyük devrimin ilk adımını burada atacak. Biz namuslu, dürüst, çalışkan belediye başkanlarımızla övünüyoruz.”
CHP’de siyaset yapmış birçok ismin 30’lu yaşlarda önemli görevler üstlendiğini belirten Özel, İzmir adaylarının da 12’sinin yaşının 40’ın altında olduğunu söyledi.
Mahalli idareler seçimi öncesinde ittifak kurmayı çok istemelerine rağmen bunu başaramadıklarını kaydeden Özel, “Ben İzmir ittifakına güveniyorum, ben İstanbul ittifakına güveniyorum, ben Türkiye ittifakına güveniyorum.” dedi.

“30’DA 30 YAPACAĞIZ”
Özel, İzmir’de yaptırdıkları anketlerin sonuçlarını paylaşarak, şöyle konuştu:
“Gördüğümüz odur ki, aldığımız yol, adayların gördüğü kabul, sahada yarattıkları heyecan, önümüzdeki süreç için, bugün belki bir hayal olarak görülen 30’da 30’u müjdeliyor. Size söz veriyoruz, hiçbir belediyemiz kaybedilme noktasında değil, kiminde çok açık öndeyiz.
Örneğin Karşıyaka’da çok açık öndeyiz, kiminde açık öndeyiz, pek çoğunda garanti bir farklı öndeyiz ama 4-5 ilçede de ciddi şekilde yarışıyoruz. Birkaç puan ya önde ya gerideyiz. Cumhuriyet Halk Partisi şimdiden 24’ü, 25’i gördü. İnanırsanız, kenetlenirseniz, çalışırsanız İzmir’de 30’da 30 yapacağız.”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cemil Tugay
“ARTIK ANLAMALARI LAZIM İZMİR’İ HİÇBİR ZAMAN ALAMAYACAKLAR”
CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cemil Tugay, CHP’nin kentte modern, özgür, birbirine saygı ve sevgi dolu bir yaşam tarzının, demokrasinin, eşitliğin, adaletin teminatı olduğunu kaydetti.
İzmir’in her zaman nefret dilinden uzak durduğunu anlatan Tugay, şunları söyledi:
“Şunu kimse unutmasın; İzmir’i siyasi dillerinde küçümseyen, ayrıştıran, bölen, öfkeli dile İzmirlinin tertemiz oyları gitmez.
İzmirliler, kendilerine şirin gözükmek için kılıktan kılığa girmeye çalışanları da çok kolay tanır. Özünde rant ve yağma olan, gerçekçi olmayan projelerle insanlarımızın ağzına bir parça bal çalmaya çalışanlara da gerekli cevabı her zaman vermiştir, yine verir. Artık anlamaları lazım ki İzmir’i hiçbir zaman alamayacaklar.”
Toplantıda, CHP’nin bu akşam televizyonlarda yayınlanacak seçim şarkısı ve videosu da gösterildi.
Öte yandan tanıtım toplantısına, aday gösterilmeyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in katılmadığı gözlendi.

İZMİR BİR ADAY DEĞİŞTİ
Törende CHP ilçe belediye başkan adayları tanıtıldı. Karaburun’da daha önce ismi aday olarak açıklanan Nurşen Balcı yerine mevcut belediye başkanı İlkay Girgin Erdoğan’ın ismi açıklandı.
Aliağa’da Çağatay Güç, Balçova’da Onur Yiğit, Bayındır’da Davut Sakarsu, Bayraklı’da İrfan Önal, Bergama’da Tanju Çelik, Beydağ’da Şakir Başaran, Bornova’da Ömer Eşki, Buca’da Görkem Duman, Çeşme’de Lal Denizli, Çiğli’de Onur Emrah Yıldız, Dikili’de Adil Kırgöz, Foça’da Saniye Bora Fıçı, Gaziemir’de Ünal Işık, Güzelbahçe’de Mustafa Günay, Karabağlar’da Emine Helil İnay Kınay, Karşıyaka’da Behice Yıldız İşçimenler Ünsal, Kemalpaşa’da Mehmet Türkmen, Kınık’ta Sema Bodur, Kiraz’da Nasuh Coşkun, Konak’ta Nilüfer Çınarlı Mutlu, Menderes’te İlkay Çiçek, Menemen’de Deniz Karakurt, Narlıdere’de Erman Uzun, Ödemiş’te Mustafa Turan, Seferihisar’da İsmail Yetişkin, Selçuk’ta Filiz Ceritoğlu Sengel, Tire’de Hayati Okuroğlu, Torbalı’da Övünç Demir, Urla’da Selçuk Balkan, aday olarak gösterildi.
]]>Küçük kız, dedesinin otomobili sandığı inşaat firması sahibi Nihat Pekyen’e ait otomobilin arka koltuğuna bindi. İddiaya göre, aynı lokantada oturan ve küçük bir kızın otomobiline bindiğini görüp, koşarak aracın yanına giden Pekyen, kızı darbetmeye başladı. Bu sırada lokantadan çıkan Sedat Necmi Gültiren, olaya müdahale etti.
Gültiren ile Pekyen arasında çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Çevredekiler tarafları ayırmak için araya girdi. Kavga sırasında Pekyen, Gültiren’in yüzüne ve göğsüne yumruk attı. Yere yığılan Sedat Necmi Gültiren, hareketsiz kaldı. İhbarla olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Gelen sağlık ekipleri Gültiren’i ambulansla İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdı.
DAVA AÇILDI
8 gün boyunca yaşam mücadelesi veren Gültiren, 30 Haziran 2023’te hayatını kaybetti. İzmir Adli Tıp Kurumu’nda otopsisi yapılan Gültiren, İzmir’de toprağa verildi. Kavgaya karışan Pekyen ise polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri sonrası adliyeye sevk edilen Pekyen, tutuklandı. Soruşturmanın ardından Sedat Necmi Gültiren’in ölümüne neden olan Nihat Pekyen hakkında ‘kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma’ suçundan 12 yıldan 16 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.
“ARKA KAPIYI AÇIP KIZLARI İNDİRMEK İSTEDİM”
Davanın ilk duruşması İzmir 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görüldü. Duruşmada tutuklu sanık Nihat Pekyen, taraf avukatları, ölen Sedat Necmi Gültiren’in yakınları yer aldı. Savunmasını yapan Nihat Pekyen, “Denizli’den İzmir’e Kız arkadaşımla gelmiştik. Yol kenarında bir restoranda yemek yiyorduk. 10 ile 15 dakika sonra aracımın kapısının kapandığını gördüm. 20 ve 10 yaşlarında 2 kız çocuğunu aracımda gördüm. Koşarak aracın başına gittim. Kapıyı kilitlemeyi unutmuşum. 20’li yaşlardaki kız çocuğu kapıyı tutup açmadı. Arka kapıyı açıp kızları indirmek istedim. Araçta kız arkadaşımın çantası, valizim, 4 bin dolar ve 6 bin 800 TL param vardı. Kızları aracımdan indirmeye çalıştım. Sonra maktul geldi. Tartışmaya başladık. Kız arkadaşım araya girdi, ayrıldık. Bu kişi bana küfür etti. Avucumun içiyle boyuna vurdum. 30 saniye sonra yere düştü. Çevredeki esnaf bizi lokantanın içerisine soktu. Sonra da polisler geldi. Aracımdan 3 bin 200 dolarım çalındı” dedi.
“YEĞENİMİN KAFASINI CAMA VURARAK DARBETTİ”
Necmi Gültiren’in kızı Söngül Gültiren, “Babam esnaftır. Olay günü beraber yemek yemek istedik. O gelmek istemedi ancak ikna ettik. Yeğenimle birlikte babam ile lokantaya gittik. Babam bir müşterinin aracı ile bizi lokantaya götürdü. İçeri girdik, babam aracı park edip peşimizden geldi. Biz sonrasında babamdan önce restorandan çıktık. Babamın bizi restorana getirdiği, ilk kez olay günü bindiğimiz sanık ile aynı renk ve modele sahip otomobili kapının önünde gördük. Restorana geldiğimiz araç zannedip, kapıları açık olan ve sanığa ait olduğunu sonradan fark ettiğimiz otomobile oturduk. Bu sırada sanık koşarak aracın başına geldi. Arka kapıyı açarak burada oturan yeğenimin kafasını cama vurarak darbetti ve dışarıya çıkartmaya çalıştı. Sonra babam olay yerine yetişti. Sanık babamın yüzüne ve göğsüne yumruk attı. 8 gün yoğun bakımda falan babam yaşamını yitirdi. Şikayetçiyim” ifadelerini kullandı.
“BUGÜN SEVGİLİLER GÜNÜ”
Necmi Gültiren’in eşi Sevim Gültiren ise “Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Ben bu sandık yüzünden 2 çocuğumla kaldım. Sanığın en ağır cezayı almasını istiyorum. 60 yaşındaki adama mı gücü yetti?” dedi.
Nihat Pekyen’in kız arkadaşı Dudu Yılmaz da “Olay günü erkek arkadaşımla yemek yedik. Bu sırada Nihat birden koştu, aracın başına gitti. Araçtaki kızları indirmeye çalıştı, vurmadı. Sonra ölen kişi ve diğer yakınları toplandı. Bize sövüp, vurdular. Lokantaya yürürken, saldırı sürünce Nihat sinirlenip geri döndü. Ben arkamı döndüğümde, adamın yere düştüğünü gördüm. Paramız çalındı. Gerçi karakolda kızların üzerine baktılar ancak para çıkmadı” diye konuştu.
Taraf avukatlarının savunmalarının ardından duruşma savcısı sanığın tutukluluğunun devamını istedi. Mahkeme heyeti ise sanığın tutukluluğunun devamına hükmedip, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için davayı ileri bir tarihe erteledi.
]]>Özel’in açıklamaları şöyle:
– “Bugün Kubilay’ın şehit edilişinin 93. yıldönümünde, anma törenlerine katılmak için Menemen’deydik. Bugün, Genel Başkan seçildikten sonra İzmir’deki ilk resmi programımızdı. Onun için; İzmir İl binamıza gelmeyi, İl Başkanımızı, il yöneticilerimizi ziyaret etmeyi uygun gördük. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız da gün boyunca programımıza eşlik ettiler. Burası benim CHP Genel Başkanı olarak makam odam. CHP Genel Başkanlarının 83 tane makam odası var; Recep Tayyip Erdoğan’dan bile çok. Onun çok çeşitli yerlerdeki makam odalarından hep bahsedilir… Bizim makam odalarımız 81 ilde var, bir tane Meclis’te var, bir tane Genel Merkez’de var. İl Başkanlarımız, CHP Genel Başkanlarına illerinde vekalet ediyorlar. Ve bizim oturduğumuz, Atatürk’ten emanet koltuğu burada temsil ediyorlar. O yüzden bir ilde programımız varsa, o ilde, o ilçede mutlaka CHP il, ilçe binamıza uğruyoruz. Burası bizim baba evimiz. Kendi memleketimiz ana kucağımız, ama CHP il ve ilçe başkanlıkları bizim baba evimiz.
“HERKES ADAYLIKLARI MERAK EDİYOR”
– Bir yerel seçim yaklaşıyor. Tabii herkes adaylıkları merak ediyor. O iş kendi mecrası içinde ilerliyor. İzmir’e özel, merak edilecek ilave bir şey, ilave bir olumsuzluk falan yok. Ölçme değerlendirmeler devam ediyor. Ve aynı ölçekteki büyükşehirlerle birlikte İzmir’in büyükşehri de, ilçe belediye başkanlıkları da açıklanacak. O konuda ilave herhangi bir mevzu yok.
“İZMİR SONUÇLARI CHP İÇİN ÇOK ÖNEMLİDİR”
– Ama bir gerçek var. İzmir CHP’nin amiral gemisidir, sançar gemisidir. O yüzden İzmir’deki seçim sonuçları CHP için her yerdekinden çok önemlidir. Bu süreçte, AKP’nin İzmir üzerinde fevkalade manipülatif, sürekli gerçekleri çarpıtan, karalamalarla kampanyalar düzenlemeye çalışmasını şöyle yorumlamak gerekiyor. Kendi güçleri ile bir şey yapamayacaklarını anladıkları için en iyi bildikleri işi yapmaya ve saldırarak ve çirkinleşerek siyaset yapmaya çalışıyorlar. Ama İzmir’de karşılarındaki muhataplar; il başkanımız, ilçe başkanlarımız, Büyükşehir Belediye Başkanımız, ilçe belediye başkanlarımız, genel başkan yardımcılarımız, milletvekillerimiz; İzmir’e yakışır siyasi figürler. İzmir’e yakışır bir siyasi dille, olgunluk ve centilmenlikle bu kampanyayı yürütmeye devam edecekler.

“İZMİR’E YAKIŞIR BİR KAMPANYA YÜRÜTECEĞİZ”
– Buradaki yerel seçimi, bir genel seçim havasına sokup; genel seçimlerde olduğu gibi birtakım yalanlara dolanlara, karalamalara, gerginliklere sığınarak İzmir’i kazanmaya çalışmaları; kendi etkisizliklerini, yetkinsizliklerini, kendi özgüven eksikliklerini gösteriyor. O yüzden biz İzmir’e yakışır bir kampanya yürüteceğimizden, güler yüzlü bir kampanya yürüteceğimizden, İzmirlileri germeyen bir kampanya yürüteceğimizden herkes emin olsun.
– Bugüne kadar İzmir’de muvaffak olamayanlar, çirkinleşerek muvaffak olacaklarını sanıyorlarsa bunda aldanıyorlar. En iyi cevabı bir kez daha İzmirlilerden alırlar.
– Manisa’dan sonra burası benim ikinci memleketim. Kampanya sürecinde hem Genel Başkan sıfatıyla, hem de burada yetişmiş, İzmir’in evladı sıfatıyla beni burada çokça göreceksiniz. Ve İzmir’de en iyi sonucu hep birlikte en iyi sonucu alacağız.”

Daha sonra CHP Buca İlçe Başkanı Çağdaş Kaya’nın vefat eden annesi Halise Kaya’nın Buca Cemevi’ndeki cenaze törenine katılan Özel, aileye başsağlığı diledi.
ŞEHİT AİLESİNE ZİYARET
Geçirdiği kaza nedeniyle yaralanan ve tekerlekli sandalyeyle görevini sürdüren Buca Belediye Başkanı Erhan Kılıç’ı makamında ziyaret eden Özel, daha sonra Irak’ın kuzeyinde bölücü terör örgütü mensuplarınca düzenlenen saldırıda şehit olan Piyade Teğmen Ramazan Günay’ın Buca ilçesinde oturan ailesini ziyaret etti, başsağlığı dileklerini iletti.

