Olay, 10 Kasım 2023’te Kırat Mahallesi Koca Osman Sokak’ta meydana geldi. Yoldan geçenler, yandaki ormanda yanmış cesedi fark edip, ihbarda bulundu.
Gelen ekiplerce benzin dökülerek yakıldığı belirlenen ceset, otopsi için Atatürk Devlet Hastanesi’nin morguna götürüldü.

Cesedin kaçak olarak işletilen maden ocağında çalışan 3 çocuk babası Afganistan uyruklu Vezir Mohammad Nourtani’ye ait olduğu belirlendi.
Otopside Nourtani’nin 9 Kasım’da öldüğü tespit edilirken, ailesinin 10 Kasım sabahı kayıp başvurusunda bulunduğu öğrenildi. Afgan madencinin cenazesi, 11 Kasım’da toprağa verildi.
Soruşturma kapsamında Nourtani’nin çalıştığı kaçak maden ocağının sahipleri Hakan Körnöş (46), Enver Gideroğlu (34) ve Körnöş’ün kuzeni Ahmet Aydın (52), ocak çalışanları S.K. (28), E.D. (22) ve kömür ticareti yapan A.Ç. (46) gözaltına alındı.
Körnöş, Gideroğlu ve Aydın tutuklanırken, diğerleri adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ayrıca, kaçak ocağın jandarma tarafından 4 gün önce kapatıldığı ancak sahiplerince tekrar açıldığı belirlendi. Kaçak ocak, olayın ardından imha edilerek kapatıldı.
Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı, Afgan madencinin cesedinin kaçak ocaktaki kazayı gizlemek ve ocağın kapanmasını engellemek için öldükten sonra yakıldığı belirtilen iddianameyle 6 şüpheli hakkında ‘iştirak halinde kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı.
Kamergul Maliki, oğulları yürüme engelli Sayid Mohammad (22), Pir Mohammad (16), işitme engelli Ali Rıza (13), Said Riza Nourtani (2) ve gelini Şaziye Mohammadi (19) ile 2 odalı sobalı evde yaşayan Afgan madencinin kaçak maden ocağında çalışarak ailesinin bakımını üstlendiği ve ailede çalışabilecek durumdaki tek kişi olduğu ortaya çıkmıştı.

OLAY YERİ İNCELEME RAPORU
Zonguldak İl Jandarma Komutanlığı ekiplerinin hazırladığı olay yeri inceleme raporunda delillerin detaylıca anlatıldığı ve şüphelilerin benzin aldıkları anın güvenlik kamerası görüntülerine yer verildi.
Olay yeri inceleme fotoğraflarında yanmış ceset görünürken krokilerle bulunan delillerin yerleri de anlatıldı.
SANIĞIN BABASINA AMELİYAT KONTROLÜ YAPILMIŞ
Yanmış cesedi bulunan Afgan madencinin otopsi ve Adli Tıp İhtisas Kurulu Raporu ortaya çıktı. Raporda, madencinin cesedinin bazı kısımlarının kömürleşecek kadar yandığı belirtilerek, “İleri derece yanık nedeniyle mide, sol böbrek, pankreas ve bağırsaklar tefrik edilemedi” ifadeleri yer aldı. Soruşturma aşamasında madencinin eşi Kamergul Maliki’nin savcılık ifadesinde eşine bir telefon konuşmasında böbreğine karşılık 20 bin dolar teklif edildiğini duyduğunu anlattı. Bu kapsamda tutuklu bulunan kaçak ocak sahiplerinden Enver Gideroğlu’nun böbrek hastası olduğu belirlenen babası, kolluk kuvvetleri eşliğinde hastaneye getirilerek muayene ettirildi. Gideroğlu’nun babasında böbrek ameliyatı izine rastlanılmadığı öğrenildi.
‘BÖBREĞE İLİŞKİN DOSYADA İLERLETME YAPILMAMIŞ’
Böbrek konusunun yeterince aydınlatılmadığını belirten Avukat Şeker, “Afgan madencinin sol böbreğinin ‘tefrik edilemediği’ yani sol böbreğinin bulunamadığı görülüyor. Şöyle bir değerlendirme yapacak olursak, dosya içeriğindeki keşif zaptında ve tutanaklardaki fotoğrafları incelediğimiz vakitte bir kişinin neden yakılması söz konusu olur? Burada cesedin kimlik bilgilerini kaybetmek için, ancak ve ancak yüzünde, ellerinde ve ayaklarında bir yanık yok. Yüzünden kimliği belli olabilir, ellerinden de parmak izleri belli olabilir. Ama tamamen bedeni yanmış vaziyette. Bedenini yanmasıyla alakalı olarak kaçak organ ticaretiyle ilgili herhangi bir hususun olup olmadığına ilişkin buradaki paraların ne şekilde teklif edildiğine ilişkin bu paranın kabul edilmemesinden sonra böbrek ticaretinin zorla mı yapıldığına ilişkin, Afgan madencinin vücudundaki kırıklara ilişkin hiçbir şekilde dosyada ilerletme yapılmamış olduğunu görüyoruz.” dedi.
1 SANIĞIN ADLİ KONTROL TEDBİRİ KALDIRILMIŞ
İddianamenin kabulünün ardından yakma eylemine dahil olan 4 kişiden tutuksuz A.Ç.’nin adli kontrolünün kaldırıldığını belirten Avukat Şeker, “Bu adli kontrol kararı kaldırılmış olan kişi şu an elini kolunu sallayarak toplumumuz içerisinde, yakılarak öldürülmesine olanak sağlayarak yakan kişilerle hareket edip onlarla alkol alan kişi adli kontrol kararıyla bile olmayacak şekilde dışarıda. İddianamenin kabul edildiği gün mahkeme bu kişinin adli kontrol kararını kaldırmış. Bunun kesinlikle bir hukuk katliamı olduğunu değerlendiriyoruz” diye konuştu.
‘BÖBREK NE OLDU’
En önemli şüphelerden birinin ‘böbrek’ olduğunu söyleyen Şeker, şöyle konuştu:
-Bu böbrek ne oldu, nerede? Bu böbrek bulunmadan bir şekilde merdiven altında mı nakli yapıldı, kime yapıldı?
-Bunun tespitinin yapılması lazım. Aile gerçekten inanılmaz derecede mağdur vaziyette. Bir gecekondunun içerisinde 1’i engelli 4 çocukla 1 eş ve bu mağduriyete daha fazla mağduriyet eklememek lazım.
-Anayasa’nın 10’uncu maddesi dili, dini, ırkı ne olursa olsun Türk kanunları önünde herkesin eşit olduğunu söyler. Biz de bu davada eşitlik uğruna, insan hakları uğruna bu suçu işleyenlerin adalet önünde en ağır cezayı almaları için takipçisi olacağız.”
]]>Güney Afrika savanaları, aslan, leopar, çita, yaban köpeği, sırtlan, fil ve gergedan başta olmak üzere yüzlerce hayvan türü için adeta sığınak özelliği taşıyor.
Bu, aynı zamanda bölgeyi Asya ülkelerinde statü simgesi takı ve geleneksel ilaç üretiminde kullanılmak üzere yoğun talep gören aslan kemiği ve gergedan boynuzu gibi piyasa değeri yüksek ürünlere ulaşmak isteyen suç örgütlerinin hedefi haline getiriyor.
Uzak Doğu mafyasından yerel çetelere uzanan kaçak avcılıkla mücadele ise koruculardan ve kolluk kuvvetlerinden oluşan yüksek bütçeli operasyon gerektiriyor.
Kaçak avcılar onlarca yıl hapis cezasına çarptırılsa da avcılığın maddi getirisi nedeniyle hayvanlar katledilmeye devam ediyor.
Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Mozambik ve Zimbabve sınırı boyunca 19 bin kilometrekareden fazla alanı kaplayan Kruger Ulusal Parkı, kıtada kaçak avcılıkla mücadelenin en başarılı örneklerinden birini teşkil ediyor.
Kruger Ulusal Parkı’nın korucularından Don English, son yıllarda parkta gergedan avcılığında büyük düşüş yaşandığını, başta aslan olmak üzere yırtıcı türlerin daha sıklıkla hedef alındığını söyledi.
English, aslan ve diğer yırtıcıların, geleneksel ilaç yapımı nedeniyle avlanmasının yanı sıra çevredeki çiftlik hayvanlarının korunması için de öldürüldüğüne dikkati çekerek, “Bu da Kruger Parkı yakınındaki çiftlik hayvanlarına yönelik tehdit nedeniyle onları ortadan kaldırmak anlamına gelir. Yırtıcı hayvanlar, burada olduğu sürece onların hayvanlarını öldürecekler. Öyleyse yırtıcı hayvanları yok edince sığırlarının güvenliğini sağlamış oluyor ve aynı zamanda yırtıcı hayvanları öldürürse onu satabilir, böylece bir taşla iki kuş vurmuş olur” diye konuştu.
Son yıllarda aslanlar ve diğer yırtıcıların avlanmasında zehirleme yönteminin giderek arttığına dikkati çeken English, bunun zehirli küçük et parçalarının, akbabaların görmeyeceği, yalnızca yırtıcıların kokusunu alıp erişebileceği noktalara yerleştirilmesi suretiyle yapıldığını ifade etti.
English, kaçak avcıların zaman zaman fil avında da zehir kullandıklarını kaydederek, gergedanların ise yalnızca otlayarak beslendikleri için bu yöntemden etkilenmediklerini söyledi.
“TEMAS EDEN HERKESİ ÖLDÜRÜYOR”
Parkın korucularından Richard Sowry de zehirleme yöntemiyle avcılığın vahşi doğada yarattığı tahribata dikkati çekerek, “Zehirleme yöntemiyle avcılık ayrım gözetmiyor. Zehirli leşler, böceklerden en büyük yırtıcılara kadar, bununla temas eden herkesi öldürüyor” dedi.
Son dönemde akbaba nüfusunun avcılar tarafından kasıtlı hedef alındığını belirten Sowry, akbabaların kaçak avlanan hayvanların leşlerini, dolayısıyla kaçak avcıların tespitini kolaylaştırdığı için yok edilmek istendiğini söyledi.
Sowry, “Son birkaç yılda 2 bine yakın akbabayı kaybettik. Bu, diğerlerinin tüm ekolojisini ciddi şekilde etkiliyor. Bu aşamada bölgemizde muhtemelen 100’ün üzerinde olan aktif akbaba yuvasının sayısı 9’a geriledi” diye konuştu.
Zehirlenme vakaları nedeniyle Kruger Ulusal Parkı’nın kuzeyinde akbaba popülasyonunun endişe verici seviyeye düştüğünü kaydeden Sowry, “Uzmanların görüşüne göre, bölgedeki aslan ve leopar popülasyonu da neredeyse yok olmak üzere” ifadesini kullandı.
]]>Olay, 10 Kasım’da Kırat Mahallesi Koca Osman Sokak’ta meydana geldi. Yoldan geçenler, yandaki ormanda yanmış cesedi fark edip, ihbarda bulundu. Benzin dökülerek yakıldığı belirlenen ceset, otopsi için Atatürk Devlet Hastanesi’nin morguna kaldırıldı.

Cesedin kaçak olarak işletilen maden ocağında çalışan 3 çocuk babası Afganistan uyruklu Vezir Mohammad Nourtani’ye ait olduğunu belirlendi. Otopside Nourtani’nin 9 Kasım’da öldüğü tespit edilirken, ailesinin 10 Kasım sabahı kayıp başvurusunda bulunduğu öğrenildi.
OLAYDAN DÖRT GÜN ÖNCE KAPATILMIŞ
Nourtani, 11 Kasım’da toprağa verildi. Soruşturma kapsamında Nourtani’nin çalıştığı kaçak maden ocağı sahipleri Hakan Körnöş (46), Enver Gideroğlu (34) ve Körnöş’ün kuzeni Ahmet Aydın (52), maden ocağı çalışanları S.K. (28), E.D. (22) ve kömür ticareti yapan A.Ç. (46), gözaltına alındı.
Körnöş, Gideroğlu ve Aydın tutuklanırken, diğer şüpheliler adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Öte yandan kaçak ocağın jandarma tarafından 4 gün önce kapatıldığı ancak sahiplerince tekrar açıldığı belirlendi. Kaçak ocak, olayın ardından imha edilerek kapatıldı.
AİLENİN TEK ÇALIŞANDI
Eşi Kamergul Maliki (38), oğulları yürüme engelli Sayid Mohammad (22), Pir Mohammad (16), işitme engelli Ali Rıza (13), Said Riza Nourtani (2) ve gelini Şaziye Mohammadi (19) ile 2 odası olan sobalı evde yaşadıkları görülen Nourtani’nin kaçak maden ocağında çalışarak ailesinin bakımını üstlendiği ve ailede çalışabilecek durumdaki tek kişi olduğu ortaya çıktı.
YÜZÜ YANMAMIŞ
Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede; yanmış halde bulunan cesedin kimliği, yüz bölgesi yanmadığı için ‘kayıp şahıs’ bildiriminden tespit edildiği belirtildi. İddianamede ‘eylemin kişi ve toplum üzerindeki olumsuz etkisi ve şüphelilerin suça konu olayın ortaya çıkmasını engellemek amacıyla yapmış olduğu davranışların vahameti göz önüne alınarak’ soruşturmanın derinleştirildiği vurgulandı.
MADENDEN ÇIKARILDIĞINDA HAYATTAYDI
Afgan madencinin gündelik işçi olarak kaçak maden ocağında çalıştığı belirtilirken, 9 Kasım’da saat 20.00 sıralarında S.K. ile yer altında geçirdiği kaza neticesinde ağır şekilde yaralandığı, ocaktan çıkarıldığında ise hala hayatta olduğu ifadeler ile sabit olduğu iddianamede değerlendirildi.
Afgan madencinin battaniyeye sarılıp, kamyonetin kasasına yüklendiği ancak kolluk veya sağlık birimlerine haber verilmediği için zamanında müdahale edilemediği belirtildi. İddianamede, S.K. ve E.D.’nin kamera kayıt cihazını kırmaya çalıştığı ve Afgan madenciye ait kıyafetleri yaktığı anların görüntüleri de yer aldı.

ÜÇ SAAT KASADA GEZDİRMİŞLER
Afgan madencinin battaniyeye sarılı bir şekilde 3 saat boyunca kamyonet kasasında gezdirildiği belirtilen iddianamede A.Ç.’nin diğerlerinden ayrıldığı saat 22.45’te Ahmet Aydın’ın akaryakıt istasyonundan pet şişeye benzin aldığı ifade edildi. İddianamede ‘23.00 ile 00.00 aralığında olayı gizlemek amacıyla iştirak iradesi içerisinde maktulün cesedini yaktıkları, maktulün cesedi yakıldıktan sonra şüphelilerin benzin bidonunu ve maktulün taşındığı battaniyeyi olay yerinden farklı bir noktalara attığı’ ifadeleri yer aldı.
KÖMÜRLEŞENE KADAR YANDI
Afgan madencinin baş, omuz ve ayakları haricinde bütün vücudunun yandığı belirtilen adli tıp raporunda vahşetin detayları da ortaya çıktı. Raporda, göğüs karın ve kasık bölgesinden omurga ve kaburga kemiklerinin görünür olduğu, her iki diz seviyesinden kemiklerin bütünlüğünün bozulduğu belirtildi.
Ayrıca çene ve köprücük kemiklerinde kırık saptandığı ifade edildi. Cesedin, kömürleşme derecesinde yandığı için kesin ölüm nedeninin belirlenemeyeceği ifade edilen raporda; ölüm sonrası yakıldığı, olay sonrası 112’ye haber verilse ya da hastaneye götürülse kurtulma ihtimalinin olup olmadığının bilinmediği yer aldı.
OCAK SAHİPLERİ ASLİ KUSURLU
Öte yandan iş kazasına yönelik alınan bilirkişi raporunda, Afgan madenciye ocak içinde vagon çarpmış olabileceği belirtildi. Raporda, işçiyi gözetme yükümlülüğünü yerine getirmeyen ve kaçak ocakta sigortasız işçi çalıştıran Hakan Körnöş ile Enver Gideroğlu’nun asli kusurlu, Afgan madencinin ise iş kazası yönünden tali kusurlu olduğu aktarıldı.
“KASTEN ÖLDÜRDÜLER”
İddianamede, ‘iştirak’ iradesiyle hareket ettiği belirtilen Hakan Körnöş, Enver Gideroğlu ve Ahmet Aydın, S.K., E.D. ve A.Ç.’nin suçlamaları ‘kaçak ocakta meydana gelen kazanın ortaya çıkışını gizlemek, maddi getirisi düşünülerek kaçak ocağının kapatılmasına engel olmak ve haklarında adli ve idari işlem yapılmasına engel olmak amacıyla ocakta meydana gelen olay sonucunda alınan ifadelerle de sabit olduğu üzere hayatta olan maktulü kolluk birimlerine ve sağlık kuruluşuna haber vermeksizin kazanın meydana geldiği 20.00 ile yakıldığı 23.30’a kadar geçen süre zarfında araçlarında taşıyarak kasten öldürdükleri’ sözleriyle anlatıldı.
ARACIN LASTİKLERİNİ DEĞİŞTİRMİŞ
Enver Gideroğlu’nun Nourtani’nin ailesini arayıp işe gelmediğini söylediği belirtilen iddianamede, Hakan Körnöş’ün kamyonetin lastiklerini değiştirdiğine yer verildi. İddianamede şüphelilerin olayın başından beri irtibat halinde oldukları ve yabancı uyruklu olması nedeniyle takibinin zor olacağı düşünülen kişinin cesedini suçu gizlemek maksadıyla Ahmet Aydın, Körnöş ve Gideroğlu tarafından yakıldığı ifade edildi.
İddianamede, sanıklar hakkında ‘ceza alt sınırından uzaklaşma’ takdiri mahkemeye bırakılırken; ‘meydana gelen eylemin kişi ve toplum üzerindeki olumsuz etkisi, yaşanılan olumsuz olaylardan kaynaklı ülkemize sığınan yabancı uyruklu olması sebebiyle takibinin zor olacağı düşünülen kişinin cesedini suçu gizlemek maksadıyla yakılması yönündeki eylemin vahameti’ ifadelerine yer verildi. İddianame, 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilerek sanıkların her birine ‘iştirak halinde kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis istemiyle dava açıldı.
“DİRİ DİRİ YAKMAKTAN YARGILANMALARI GEREKİRDİ”
İddianamenin eksik düzenlendiğini öne süren Nourtani ailesinin avukatı Kerim Bahadır Şeker ise “Sanıkların kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezasıyla değil, ölmeden önce diri diri bir kimseyi yakmalarından ötürü ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanması gerekmekteydi” diye konuştu.
]]>İstanbul Valisi Gül, valilik binasında 2023 ve 2024 yılında meydana gelen asayiş olaylarıyla ilgili açıklama yaptı. A
DOLANDIRICILIK
– Dolandırıcılık suçlarında 2023 yılında suç sayısı 14 bin 575, aydınlatma oranı yüzde 91’dir. Bunun yanında, ilk 2 ayda dolandırıcılık suçlarında bir önceki yılın aynı dönemine göre suç sayısı 2 bin 435, aydınlatma oranı yüzde 80’dir.
TERÖR
– 2023 yılında bir önceki yıla göre; terör örgütlerine karşı operasyon sayımız yüzde 5.5, yakalanan şahıs sayısı yüzde 10 arttı. 609 şahıs tutuklandı, 477 şahıs hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı. 2024 yılının ilk 2 ayında; terör örgütlerine karşı toplam 287 operasyon düzenledik. Bu operasyonlarda 795 şahsı yakaladık. 265 şahıs tutuklandı, 167 şahsa adli kontrol tedbiri uygulandı.
NARKOTİK
– 2023 yılında, ilimizde narkotik suçlarla mücadele kapsamında yapılan operasyonlarda yakalanan şahıs sayısı 59 bin 68 oldu. Önceki yıla göre ele geçirilen uyuşturucu madde miktarı yüzde 21 arttı. 5 bin 701 şahıs tutuklandı; 3 bin 475 şahısa adli kontrol tedbiri uygulandı. 2024 yılı ilk iki aylık döneminde ise narkotik suçlarla mücadele kapsamında yapılan operasyonlarda 13 bin 23 şahıs yakalandı.
– 2 ton 378 kilogram uyuşturucu madde, 2 milyon 545 bin 320 adet hap, 2 milyon 22 bin 973 adet sentetik ecza maddesi, bin 382 kilogram ara kimyasal ele geçirildi. Bin 131 şahıs tutuklandı. 610 şahsa adli kontrol tedbiri uygulandı.
SAHTECİLİK
2023 yılında bir önceki yıla göre, kaçakçılık suçlarıyla mücadele kapsamında düzenlenen operasyon sayısının yüzde 11 artarak 3 bin 695 olduğunu belirten Gül, şöyle konuştu:
– Yakalanan şahıs sayısı yüzde 9 artarak, 98 şahıs tutuklandı. 564 şahsa adli kontrol tedbiri uygulandı. Tütün ve sigara kaçakçılığı operasyonlarında yakalanan kaçak sigara miktarı yüzde 35, tütün miktarı yüzde 27 arttı. Ayrıca, sahte içki imalatında kullanılan 212bin 326 litre alkole el konuldu.
– 2024 yılı ilk 2 aylık döneminde, kaçakçılık suçlarıyla mücadele kapsamında düzenlenen 578 operasyonda 750 şahıs yakalandı; 38 şahıs tutuklandı; 35 şahsa adli kontrol tedbiri uygulandı. Tütün ve sigara kaçakçılığı operasyonlarında ise 170 bin 743 paket kaçak sigara, 17 milyon 599 bin 819 adet makaron, 21 bin 546 kg tütün ele geçirildi. Yine sahte içki imalatına baktığımızda 25 ton alkole el konuldu.
TRAFİK KAZALARI
2023 yılında 138 ölümlü kazada üzülerek ifade etmek isterim ki 157 vatandaşımız hayatını kaybetti. Ayrıca yaralamalı kazalarda 32 bin 628 vatandaşımız yaralandı. 2024 yılı ilk 2 aylık döneminde ise ölümlü kazalarda 25 vatandaşımız hayatını kaybetti. Ayrıca yaralamalı kazalarda 5 bin 151 vatandaşımız yaralandı.
]]>TELEGRAM GRUBUNDA GÖÇMENLİK TARTIŞMASI
İran vatandaşı Omar S.D.’ye ait olduğu iddia edilen bir instagram hesabından paylaşılan birçok görüntüde gemi içinde yolculuk yapan ve düzensiz bir şekilde kamara ve güvertede oturan çok sayıda kişinin yer aldığı, bu kişilerin hesabın sahibi olan kişiye teşekkür ettiği; bir videoda ise Farsça konuşan bir kadının tarih ve hesap sahibi kişinin adını vererek “İtalya sularına girdik” ifadelerini kullandığı görüldü. Aynı Instagram hesabına eklenilen link vasıtasıyla ulaşılabilen mesajlaşma uygulaması Telegram’da bulunan açık grupta ise göçmenlerin sorularına verilen yanıtlar görülüyor. Grupta, yasal, yasadışı göçmenlik, iltica şartları ve yöntemlerin detaylarının tartışılması da dikkat çekiyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na M.S. tarafından yapılan suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturma ise sürüyor.

SOSYAL MEDYA REKLAMLARIYLA ULAŞIYORLAR
İstanbul’da yaşayan Leila P. ile Younes M. ve Omar S.D. ve Akoo R. isimli 4 İran uyruklu kişi hakkında silahlı örgüt kurarak başta yağma; insan kaçakçılığı, adam kaçırma, tecavüz ve tehdit suçları işledikleri iddiasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na M.S. tarafından suç duyurusunda bulunuldu. İran uyruklu 4 şüphelinin, İran üzerinden Türkiye’ye gelen mülteci ve göçmenlere sosyal medya hesapları ve internet reklamlarıyla ulaştığı; İstanbul’a gelen göçmenlere konaklamak için çeşitli ilçelerde yer tahsis ettikleri, Çanakkale ve Muğla gibi Ege Denizi’ne kıyısı bulunan şehirlerden deniz yoluyla başta İtalya ve Almanya olmak üzere, Avrupa ülkelerine göçmen taşıdıkları öne sürüldü.
“İTALYA SULARINA GİRDİK”
İran vatandaşı Omar S. D.’ye ait olduğu belirtilen instagram hesabında yer alan videolarda ise, açık denizde seyreden gemilerin güverte ve kamaralarında düzensiz bir şekilde oturan çok sayıda kişinin, Farsça ve Kürtçe konuşarak İtalya’ya gitmekte olduklarını söylediği; bir başka videoda ise Farsça konuşan bir kadının tarih ve hesap sahibinin adını vererek “İtalya sularına girdik” ifadesini kullandığı anlar yer aldı.
UYGULAMA ÜZERİNDEN SİLAHLI TEHDİT
Telegram uygulamasında açılan bir grupta ise çete mensubu olduğu iddia edilen bir kişinin silah fotoğrafı paylaşarak, tehdit söylemlerinde bulunduğu görülüyor. Yüzlerce kişinin yer aldığı bu grupta, Avrupa ülkelerine dair iltica şartlarının, kaçak yolculuk imkanları ile yasal ve yasadışı göçmenliğe dair bilgilerin tartışıldığı; göçmenlerin birbirlerine karşılıklı tavsiyeler verdiği ve sorular sorduğu görüldü.
Çete kurduğu öne sürülen kişilerin İtalya’ya gitmek isteyenlerden rotaya göre kişi başı 8-9 bin dolar ücret istedikleri, Türkiye’de yaşayan bazı İranlılardan haraç aldıkları ve tehdit ettikleri, bazı göçmenleri ise dolandırdıkları iddia edildi.
TELEGRAM GRUBUNDA 14 BİN KİŞİ
Instagram hesabında bağlantısı da yer alan ve bir mesajlaşma uygulaması olan Telegram’da bulunan açık grupta, göçmenlerin sorularına verilen yanıtlar da ortaya çıktı. Yaklaşık 14 bin kişinin bulunduğu bu grupta, göçmenlere Avrupa’ya gitme yöntemlerinin anlatıldığı, yasadışı yolculuk yapmak isteyen göçmenlerle iletişime geçildiği ve sorularına grup yöneticisi bir ekip tarafından yanıt verilmesi dikkat çekti.
O yanıtlarda “Gemiler ve motorları sağlam, yola çıkmadan önce kontrol ediliyor, gemilerde 30-50 bin dolar maaşla çalışan Ukrayna ve Rus uyruklu kaptanlarımız var”, “Ücret 9 bin dolar ve varış yerinde ödüyorsunuz”, “Her yaşa kadar yolcu kabul edilir, 9 yaş altındaki çocuklardan yetişkin ücretinin yarısı alınır yani, 4 bin 500 dolar” ifadeleri kullanıldı.
Gemi yolculuğu yapacak göçmenlere “Gemide herkes yanına bir sırt çantası alabilir, yanınızda olması gerekenler; İtalya’dan yola devam etmeniz için birtakım temiz kıyafet, gıda, gerekli ekipmanlar ve 400-500 Euro nakit para, cep telefonunuz, Türk veya Yunan deniz polislerine yakalanmamanız, takip edilmemeniz ve güvenliğiniz için sizden alınacak ve İtalyan sularında size teslim edilecektir. Mümkün olduğunca iş birliği yapın” mesajları yer aldı.
KARA YOLCULUĞU ALTERNATİFİ
Aynı grupta bir yönetici tarafından paylaşıldığı görülen farklı bir mesajda ise “Türkiye’den Yunanistan’a giden rota iki güzergahtan oluşuyor, TIR güzergahı: 6.800 Euro ve taksi güzergahı: 5.000 Euro. İstanbul’dan TIR güzergahına binip Selanik’e gidiyorsunuz ve yürümeden Atina’ya doğru devam ediyorsunuz” ifadeleri yer alırken mesajın devamında ise “Türkiye-Yunanistan sınırının sıfır noktasına kadar taksi güzergahından 4-6 kişi ile gidiyorsunuz ve Türkiye-Yunanistan sınırını yaya olarak geçiyorsunuz ve taksinin olması gereken noktada sizi almasını bekleyeceksiniz ve taksi sizi alıp Selanik şehrine götürecek” ifadeleri yer aldı.
“İRAN’DAN GİRİP 15-20 GÜN KALIYORLAR”
İddiaya göre kendisinden bir sene içinde para isteyen şebekeye istediği para vermeyen M.S. ailesiyle tehdit edildi. Bunun üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunan M.S, şöyle konuştu:
– Bunların hepsi 4 kişi. Bir grupta, mesela 20-25 kişi ama ben dördünü tanıyorum. Misafirler, yolcular İran ve Afganistan tarafından kaçak şekilde İstanbul’a geliyorlar. Burada 15-20 gün 100-150 kişi kalıyorlar. Buradan tekneyle Fethiye, Marmaris ve Çanakkale tarafından, İtalya’ya gidiyorlar. İran’dan Türkiye’ye ise kaçak şekilde giriyorlar” dedi.
TEK SEFERDE 70-80 KAÇAK
M.S. “Sosyal medyada çok reklamları var, Telegram ve Instagram’da. İngilizce dil desteği ve Avrupa’dan numaraları var. Siz mesela aradınız, size diyorlar ki ben sizi İtalya’ya götürürüm ama şu kadar para alırım. Buradan İtalya’ya kişi başı 8 bin dolara götürüyorlar. Bir seferde de 70-80 kişiyi götürüyorlar” şeklinde konuştu.

M.S. “Sosyal medya hesaplarında yer alan videodakiler kaçak. Bunların hepsi kaçak. Mesela bir balıkçı teknesinin içinde 80 kişi var, hepsi kaçak. İstanbul’dan 10 tane minibüs ya da kamyon kiralıyorlar, bunları oralara götürmek için” dedi.
5-10 GÜNDE BİR EV DEĞİŞTİRİYORLAR
Ailsinin ve kendisinin tehdit edildiğini ifade eden M.S. “Beni bu 4 kişi de tehdit ediyor. Ben ve ailemin can güvenliği yok. Bu yüzden ismimi vermiyorum, can güvenliğim yok. Sosyal medyada Instagram’da bir sayfaları, Telegramda 2 kanalları var. Her ay 20 bin lira ile 50 bin lira arasında reklam parası veriyorlar bunlara” diye konuştu.
M.S., “Bunların sabit bir evi yok, ev değiştiriyorlar. Her 5-10 günde bir ev değiştiriyorlar. Bunlar ev kiraladı diyelim, 50 kişi Beylikdüzü, 50 kişi Mecidiyeköy, 50 kişi Fatih tarafında konaklatıyor. Hepsi 15-20 gün İstanbul’da kalıyor, daha sonra 10-15 dolmuşla Çanakkale, Marmaris tarafına götürülüyorlar” dedi.
ÖNCE İTALYA ORADAN ALMANYA
Kaçak yolculuğun bedeli hakkında da bilgi veren M.S. sözlerini şöyle noktaladı:
– Bunların temiz bir işi yok, bunlar çetedir. Tecavüz var, insan kaçakçılığı ve silah var. Temiz bir işleri yok, hepsi kara iş. Mesela ben yolcuyum, ben sadece İstanbul’dan İtalya’ya gitmek istiyorum ve başka hiçbir işim yok. Lakin kaçak olan insanda para çok. Bunlar da mesela 8 bin dolar istiyorlar, bunun sadece bin doları masraftır. Geri kalanı yani 7 bin doları ise kazançtır. Benim de giden tanıdıklarım oldu, bir iki kişi var. Şimdi Almanya tarafındalar. Onlar da bu şekilde yola çıktılar. İran’dan Türkiye’ye geliyorsun, 15-20 gün bekliyorsun, önce İtalya sonrasında ise Almanya.
]]>