Tuvalet eksikliği yüzünden sokağa idrar yaptıkları için para cezasına çarptırılanların yıllarca süren baskısı, 4 milyon avroluk planlarla karşılığını verdi.
Geerte Piening’in 2015’te bir gece bardan eve dönerken tuvalete gitmesi gerekti. Amsterdam’ın hareketli Leidseplein bölgesinde kapanış saatinden sonra olduğu için bir bara giremedi, bu yüzden en yakın umumi tuvalete baktı ve 2 kilometre uzakta olduğunu gördü.
Bir ara sokakta çömeldi ve bunu yaparken arkadaşlarını da onu korumaya ikna etti. Kısa süre sonra polis geldi ve halka açık alanda idrar yapma nedeniyle 140 Euro para cezası verdi.
YARGIÇ PİSUVAR KULLANMASINI ÖNERDİ
O zamanlar 21 yaşında olan Piening, aldığı cezaya itiraz eden bir mektup yazarak Amsterdam’da erkekler için 35, kadınlar için ise yalnızca 3 umumi tuvalet bulunduğunu belirtti: “Sadece kadınları değil, tekerlekli sandalye kullananları da etkiliyor. Herkese uygun yerlerin olması gerçekten önemli.”
İki yılın ardından Piening, ödenmemiş para cezasıyla ilgili olarak mahkemeye çağırıldı. Yargıç ayrıca konuyla ilgili kendi görüşünü de sunarak Piening’e kadınlara yönelik olanaklar olmasa da erkeklere ait pisuvardan faydalanması gerektiğini söyledi ve “Hoş olmayabilir ama mümkün” dedi.

Piening, hakimin önerisi için “Hepimiz buna güldük çünkü çok saçmaydı. Bunun kesinlikle mümkün olmadığını düşünüyorum” dedi ve ülkenin çeşitli yerlerinden kadınlar pisuvardan ilginç görüntülerini internette paylaşarak bu öneriyi tiye aldılar.
Bu olay hiç beklenmedik bir şekilde büyümeye başladı ve binlerce kişinin Hollanda sokaklarına dökülüp dokuz yıl “idrara çıkma eşitliği” mücadelesi vermesine neden oldu.
“ŞEHİRLER ERKEKLER İÇİN İNŞA EDİLİYOR”
Harekete katılanlar arasında o zamanlar Amsterdam belediye meclis üyesi olan Ilana Rooderkerk de vardı. Şu anda Hollanda parlamentosunun bir üyesi olan Rooderkerk ve Piening, Amsterdam’a erişilebilir umumi tuvaletlerin sayısını artırma çağrısında bulunan belediye yasasını öne sürmek için birlikte çalıştı.
Rooderkerk konuyla ilgili şunları söyledi: “İlk başta insanlar neden bu kadar önemli diye düşündüler ya da bunun hakkında konuşmayı biraz tuhaf buldular. Fakat her zaman şunu vurguladım: Bu kadar basit bir şey söz konusu olduğunda neden bunu çözmüyoruz? Özellikle de şehir nüfusunun yarısı için çözülüp diğer yarısı için çözülmemişken.”

Diğer kadın meclis üyeleriyle bir araya gelerek, konuya halkın desteğini toplamaya başladılar. Şehirde yavaş yavaş değişiklikler yapılmaya başlandı; yaz aylarında büyük parklara ve yeşil alanlara seyyar tuvaletler yerleştirildi ve halka polis karakolları ve itfaiye gibi yerlerdeki tesisleri kullanabilecekleri bildirildi.
Bu ay ise Amsterdam, tekerlekli sandalye erişimine uygun yeni umumi tuvaletlerin ekim ayından itibaren kullanıma sunulacağını söyledi. Kesin sayı doğrulanmadı ancak belediye toplam yatırımın 4 milyon avro olacağını söyledi.
Piening yeni kararları mutlulukla karşılarken şunları söyledi: “Şehrin çoğunlukla erkekler tarafından ve erkekler için inşa edildiğini düşünüyorum. Yani bu açıdan bakarsam, sadece erkeklere ait pisvuarların olması şaşırtıcı değil.”
]]>Araştırma kapsamında 50 ve daha yukarı yaştaki 29 bin 785 kişi ile ilgili bilgi derlendi. Buna göre, hipertansiyon, diyabet, kalp hastalığı, kanser, böbrek yetmezliği, inme-felç, hepatit, astım vb. kronik (süreğen) hastalığı olan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 78,7 oldu.
Kronik hastalığı olan 65 ve daha yukarı yaştaki kişiler içinde kronik hastalığının günlük faaliyetlerini; ciddi ölçüde kısıtladığını belirtenlerin oranı yüzde 32,3, ciddi ölçüde kısıtlamadığını belirtenlerin oranı yüzde 55,2 ve kısıtlamadığını belirtenlerin oranı yüzde 12,5 oldu.
Kronik hastalığı olan kişilerin oranının en fazla olduğu bölgenin yüzde 83,0 ile Doğu Karadeniz Bölgesi olduğu görüldü. Bu bölgede kronik hastalığının günlük faaliyetlerini ciddi ölçüde kısıtladığını belirtenlerin oranı ise yüzde 46,6 oldu. Kronik hastalığı olan kişilerin oranının en az olduğu bölgenin yüzde 74,9 ile Doğu Marmara Bölgesi olduğu görüldü. Bu bölgede kronik hastalığının günlük faaliyetlerini ciddi ölçüde kısıtladığını belirtenlerin oranı ise yüzde 30,2 oldu.
10 YAŞLIDAN BİRE DUYMAKTA ZORLUK ÇEKİYOR
İşlevsel zorluk çeken (çok zorlanan ya da hiç yapamayan) 65 ve daha yukarı yaştaki kişiler incelendiğinde, görmede zorluk çeken kişilerin oranının yüzde 10,1, duymada zorluk çekenlerin oranının yüzde 10,6, konuşmada zorluk çekenlerin oranının ise yüzde 2,2 olduğu görüldü.
Yürüme, merdiven çıkma veya inmede zorluk çekenlerin oranı yüzde 27,1, bir şeyler taşıma veya tutmada zorluk çekenlerin oranı yüzde 29,7, yaşıtlarına göre öğrenme, basit dört işlem yapma, hatırlama veya dikkatini toplamada zorluk çekenlerin oranı ise yüzde 13,8 oldu.
10 KİŞİDEN BİRİ SİGARA İÇİYOR
Her gün tütün mamulü kullanan 50 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 21,6 oldu. Bu oran 65 ve daha yukarı yaştaki kişiler için yüzde 11,3 oldu.
Her gün tütün mamulü kullanan 65 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin oranı yüzde 20,0 iken kadınların oranı yüzde 4,3 oldu.
Hiç tütün mamulü kullanmamış olan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 65,6 iken bu oranın erkeklerde yüzde 37,6, kadınlarda yüzde 88,0 olduğu görüldü. Daha önce tütün mamulü kullanmış olup kullanmayı bırakan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 21,0 iken bu oranın erkeklerde yüzde 39,4, kadınlarda yüzde 6,4 olduğu görüldü.
EV SAHİPLİĞİ ORANI YÜKSEK
En az bir 65 ve daha yukarı yaşta fert bulunan hanelerin yüzde 81,8’inin ev sahibi, yüzde 10,4’ünün kiracı ve yüzde 7,7’sinin lojmanda yaşadığı ya da ev sahibi olmayıp kira ödemediği görüldü.
İBBS 1. Düzeye göre en az bir 65 ve daha yukarı yaşta fert bulunan haneler içinde ev sahibi olanların oranının en fazla olduğu bölgenin yüzde 91,2 ile Ortadoğu Anadolu Bölgesi, en az olduğu bölgenin ise yüzde 74,1 ile İstanbul olduğu görüldü.
4 YAŞLIDAN BİRİ SON 1 YILDA DÜŞTÜ
Son 12 ay içinde konutun içinde ya da dışında düşen 50 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 17,5 iken bu oran 65 ve daha yukarı yaştaki kişiler için yüzde 24,0 oldu. Konutun içinde ya da dışında düşen 65 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin oranı yüzde 19,1 iken kadınların oranı yüzde 28,0 oldu.
Konutun içinde ya da dışında düşen 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin yüzde 32,2 ile en fazla sokakta yürürken ya da karşıdan karşıya geçerken düştüğü görüldü. Düşen 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin yüzde 29,0’ının odada ya da salonda, yüzde 17,6’sının banyo ya da tuvalette, yüzde 13,8’inin konutun dışında herhangi bir binada, yüzde 12,6’sının merdivende, yüzde 8,7’sinin ise yataktan kalkarken ya da yatağa yatarken düştüğü görüldü. Düşen kişilerin yüzde 7,4’ünün mutfakta, yüzde 6,1’inin balkonda, yüzde 4,2’sinin taşıta binerken ya da taşıttan inerken ve yüzde 1,9’unun diğer yerlerde düştüğü görüldü.
5 YAŞLIDAN BİRİ YALNIZ YAŞIYOR
Yalnız yaşayan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 20,4 iken eşiyle yaşayan kişilerin oranı yüzde 35,8, oğlu/gelini, kızı/damadı ve torunlarıyla yaşayan kişilerin oranı yüzde 17,0, eşi ve çocuklarıyla yaşayan kişilerin oranı ise yüzde 13,1 oldu.
Yalnız yaşayan erkeklerin oranı yüzde 11,9 iken eşiyle yaşayanların oranı yüzde 46,5, eşi ve çocuklarıyla yaşayanların oranı yüzde 19,1, oğlu/gelini, kızı/damadı ve torunlarıyla yaşayanların oranı yüzde 6,2 oldu. Yalnız yaşayan kadınların oranı yüzde 27,2 iken eşiyle yaşayanların oranı yüzde 27,3, eşi ve çocuklarıyla yaşayanların oranı yüzde 8,4, oğlu/gelini, kızı/damadı ve torunlarıyla yaşayanların oranı yüzde 25,7 oldu.
YÜZDE 13’ÜNÜN ACİL DURUMDA ARAYACAĞI KİMSE YOK
Geçmişe mutlulukla bakan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 71,1 oldu. Bu oran erkekler için yüzde 74,5 iken kadınlar için yüzde 68,3 oldu.
Acil durumda yardım isteyebileceği biri olan 65 ve daha fazla yaştaki kişilerin oranı yüzde 86,7 oldu. Bu oran erkekler için yüzde 87,7 iken kadınlar için yüzde 85,9 oldu.
Ücretsiz ulaşım hakkından faydalanan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 38,2 iken bu oran erkekler için yüzde 42,9, kadınlar için yüzde 34,4 oldu.
YAŞLILARIN YÜZDE 16,4’Ü EVDE BAKIM DESTEĞİNE İHTİYAÇ DUYUYOR
Evde bakım desteğine ihtiyacı olan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 16,4 iken 65-74 yaş grubundaki kişilerin oranı yüzde 10,5, 75 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 26,9 oldu. Evde bakım desteğine ihtiyaç duyan 65 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin oranı yüzde 12,3 iken kadınlarda bu oran yüzde 19,6 oldu.
Mutlu olduğunu beyan eden 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 64,1 iken mutsuz olduğunu beyan edenlerin oranı yüzde 8,0 oldu. Mutlu olduğunu beyan eden erkeklerin oranı yüzde 64,9 iken kadınların oranı yüzde 63,5 oldu. Mutsuz olduğunu beyan eden erkeklerin oranı yüzde 7,2 iken kadınların oranı yüzde 8,6 oldu.
Son 12 ay içinde evde bakım desteği almış 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 2,5 iken 65-74 yaş grubundaki kişilerin oranı yüzde 1,1, 75 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 5,1 oldu. Evde bakım desteği almış 65 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin oranı yüzde 1,8 iken kadınlarda bu oran yüzde 3,1 oldu.
]]>7 GÜN SONRA SALDIRDI
Olay, 15 Mart’ta Kadıköy’de, Göztepe Marmaray İstasyonu’nda meydana geldi. 36 yaşındaki temizlik görevlisi Çetin Akay, 2 senedir aynı bölgede çalıştığı istasyonun güvenlik görevlisi Gülhan Karadereli’yi taciz ediyordu. Karadereli, Akay tarafından rahatsız edildiği için defalarca karakola başvurdu. Son olarak 8 Mart’ta kendisini farklı bir telefon numarasından arayan Akay, kendisine bıçakla saldıracağını söyledi. Ardından 7 gün sonra, Karadereli’nin güvenlik görevlisi olarak çalıştığı Marmaray İstasyonuna geldi.

YÜZÜNE 40 DİKİŞ ATILDI
Önce yolcuların arkasında saklanarak bekledi, daha sonra yanında bulunan bıçağıyla Karadereli’ye saldırmaya başladı. Yüzünden aldığı bıçak darbesiyle Karadereli kanlar içerisinde yere yığıldı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri bıçakla yaralanan kadını ambulansla hastaneye kaldırdı.
Hastanede tedavi altına alınan Karadereli’nin yüzüne 40 dikiş atıldı. Karadereli’yi hem yüzünden hem sırtından bıçaklayan Akay’ın 11 ayrı suç kaydı olduğu tespit edildi. Akay, emniyetteki sorgusunun ardından adliyeye sevk edildi. Akay’ın tutuklandığı saldırı anı ise istasyonun güvenlik kamerasına yansıdı.

AĞZINDA MASKE, KAFASINDA KAPÜŞONLA TAKİP ETTİ
Hastane yatağında yaşadıklarını anlatan Karadereli, şunları söyledi:
– Yaklaşık 2 senedir takıntı ve saplantılı halde olan Çetin Aktay tarafından taciz edildim. Artık bu durum beni aşırı derece rahatsız etmeye başlamıştı. Israrlı takip, taciz, tehdit… Sürekli bu şekilde mesajlar ve aramalar alıyordum. Şahıs tarafından hem iş hem özel hayatımda her yerde takip ediliyordum. Son 1 yıldır ise ağzında maske, kafasında kapüşon şeklinde takip edildim.
– Konunun Cumhurbaşkanımıza iletilmesini istiyorum. Cumhurbaşkanımıza güveniyorum. Bu konular ile alakalı lütfen cezaların artırılmasını istiyorum. Durumlar bu hale gelmeden, sırtımdan yaralanmadan, yüzümden yaralanmadan önce bir tedbir alınsaydı belki bu hale gelmeyecektim. Tedbirlerin artırılmasını istiyorum. Olayın 1 ay sonra hemen unutulup kapatılmasını istemiyorum. Bu kişi elini kolunu sallayarak gezmesin. Bugün benim canımı yakan, yarın başkasının canını yakar.

“SURATIMI ALTTAN DOĞRU BIÇAKLADI”
Karadereli, savunmasız şekilde olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
– Olay anında güvenlik arkadaşım vardı, tam tesadüfen yeni gelmişti. O yardımcı oldu, sonrasında yolcular müdahale etti. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum, onların sayesinde birçok darbeden kurtuldum. Yoksa kesinlikle şahıs beni öldürmek üzere gelmişti. Bu şahıs bana çok savunmasız bir anımda saldırdı. Yolcuların iniş anında, yolcuların arkasından saklanarak geldi ve tam turnike bölgesinden koşarak, çalıştığım Marmaray istasyonunda direkt bıçakla saldırdı.
– 2-3 saniye içerisinde savunmasız olduğum bir anıma denk geldi. Öncelikle bıçakla saldırınca oturduğum yerden kalkamadım, daha sonrasında bıçağın herhangi bir yerime gelmemesi için cenin pozisyonuna geçtim. Cenin pozisyonundayken şahıs bu sefer sağ sırtıma birkaç kez bıçak sapladı, sonra sağ göğüs yan tarafıma, daha sonrasında suratımı alttan doğru bıçakladı. Kafama baskı uygulayarak, kafamı çekti, yere sürükledi ve alttan doğru bıçağı yüzüme çekti.
KADINLARA ÇAĞRI: SAKLAMAYIN
Karadereli, 8 Mart Dünya Kadınlar gününde de Akay tarafından tehdit edildiğini belirterek “Güçlü ve dirayetli olmamız gerek. Bizler değerliyiz, inşallah hiçbir kadın benim durumuma düşmüş. Benim durumuma düşerseler bile lütfen suç duyurusunda bulunsunlar, saklamasınlar. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde farklı bir numaradan beri arayarak, ‘Beni işimden edersen, seni öldürürüm, keserim’ dedi. Bu tehdidi de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde yaptı” dedi.
]]>Ayşe Işık hakkında ömür boyu hapis cezası istemiyle Burdur Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Ayşe Işık, davanın karar duruşmasında hakim karşısına çıktı. Sanık Işık’ın cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldığı duruşmada taraf avukatları yer aldı. İsmail Işık’ın ailesinin avukatı Özgür Ölmez, “Sanık savunmalarında suçtan kurtulmaya yönelik beyanda bulunmuştur. Sanığın üst hadden cezalandırılmasını talep ederiz” dedi.
Ayşe Işık’ın avukatı Ahmet Onaran ise “Müvekkilimin öncelikle beraatine, mahkeme heyeti aksi kanaatte ise meşru müdafaada sınırın heyecan, korku veya telaş sebebiyle aşılması sebebiyle ceza verilmesine yer olmadığına, mahkeme bu hususta da aksi kanaatte ise müvekkilim hakkında üst sınırdan haksız tahrik indirimleri uygulanmak suretiyle karar verilmesini talep ediyoruz. Mahkumiyet kararı verilecek olsa dahi kanun yolu aşılmasında müvekkilimiz hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ihtimaline karşı bu aşamada öncelikle bihakkın, mahkeme aksi kanaatte ise gerekli adli kontrol tedbirleri uygulanmak suretiyle tahliyesine karar verilmesini talep ederiz” diye konuştu.
“ADALETİNİZE SIĞINIYORUM”
Mahkemede son sözü sorulan Ayşe Işık, “1 yaşında epilepsi hastası çocuğum var. Adaletinize sığınıyorum” dedi. Kısa bir ara veren mahkeme heyeti, Ayşe Işık’ı önce ‘eşe karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırdı, haksız tahrik indirimi uygulayan heyet, bu cezayı önce 19 yıla, ardından 15 yıl 10 aya indirerek tutukluluk halinin devamına karar verdi.
BABADAN ADLİYE KORİDORUNDA TEPKİ
Kararın açıklanmasından sonra Ayşe Işık’ın babası Süleyman Demir adliye koridorlarında, “Dünya Kadınlar Günü’nde ‘doktor öldü’ diye medyaya çıkmaya gerek yok. O zaman Ayşe de ölseydi. O zaman kadınlar bu Türkiye’de yaşamasın. Kadınların yaşamaya hakkı yok. 40 milyon kadın hakkında bugün bir karar verilmiştir. 10 yıldır eziyet gören bir kadın bugün 15 yıl ceza almıştır. Burnu kırılmış, bacağı kırılmış, zorla tecavüz edilmiştir” diye bağırdı.
“KADINLAR ÖLMESİN DİYENLER NEREDE?”
Adliye dışında gazetecilere açıklama yapan Süleyman Demir, “Böyle bir cezayı kabul etmiyoruz. ‘Kadınlar ölmesin’ diyenler nerede? Bayrak açan kadınlar, kadın ölünce mi bayrak açacak? Ceza aldığı gün hiçbir kadın göremiyoruz. Neden? Bu kadının epilepsi hastası çocuğu var. İstemeyerek kaza ile olmuştur. Böyle bir cezayı kabul etmiyoruz” dedi.
“Bugün insan olarak, hukukçu olarak hepimizin içini yaralayan bir karara şahit olduk” diyen avukat Ahmet Onaran da şunları söyledi:
* “Evliliği şiddet ve tecavüzle başlayan sistematik şiddetin ortasında sürekli, 10 yıl boyunca kendisine, en yakınlarına. Bu kararı kabul etmek mümkün değildir. Savcılık ve yargılama makamı olan Burdur Ağır Ceza Mahkemesi maalesef sığ bir şekilde bu dosyaya yönelmiş. Bizim istediğimiz birçok tanık dinletilmesi talebi reddedilmiş.
* Ayşe Işık hakkında alınmasını istediğimiz sağlık raporları alınmamış, cezaevi psikoloğundan alınması gereken raporlara ilişkin beyanı olmasına rağmen, savcılık aşamasında bizim de bunu talep etmemize rağmen kabul edilmemiştir. Üstünkörü bir soruşturma ve kovuşturma ile bu hak edilmeyen ceza verilmiştir.
* İstinaf, Yargıtay ve ceza genel kurulunda halen bizim hukuka inancımızı yitirmeyeceğimiz kararlar mevcuttur. Bu hukuksuzluktan, içimizi yaralayan adaletsiz karardan istinafta, Yargıtay’da veya ceza genel kurulu kararı ile dönüleceğini umut ediyoruz.
* Bu karara rağmen tahliye edilebilirdi. Bu kararla sadece Ayşe değil 3 çocuğu cezalandırılmıştır. Sürecin takipçisi olacağız.”

Filistin Merkezi İstatistik Bürosu (PCBS) tarafından yayımlanan rapora göre, saldırıların başladığı 7 Ekim 2023’ten bu yana yaklaşık 9 bin kadın öldürüldü. Yaralanan kadınların oranı ise toplamın yüzde 75’ine ulaştı. Kayıpların yüzde 70’ini de kadın ve çocuklar oluşturdu.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 13 bin 500’ü çocuk, 9 bini kadın olmak üzere 31 bin 45 Filistinli öldürüldü, 72 bin 654 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
PSİKOLOJİK ÇÖKÜNTÜ YAŞANIYOR
Gazze kentinin doğusunda yer alan Şucaiye Mahallesi’nden, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr Belah kenti doğusundaki El Aksa Şehitleri Hastanesi’ne gönderilen Filistinli Fatıma Ebu Asr, devam eden yıkıcı savaş nedeniyle çok zor yaşam koşullarıyla karşı karşıya.
Ebu Asr ve ailesi, zorla yerlerinden edilerek, orta bölgede güvenli ve uygun bir sığınak arama derdiyle er-Raşid Caddesi’nde yürürken İsrail askerlerinin direkt hedefi oldu.
Ebu Asr, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Filistinli kadınlar olarak bedenen ve ruhen son derece yorgunuz. Hayal edilemeyecek kadar zor şartlarda hayatta kalmaya çalışıyoruz.” dedi.
Savaş öncesindeki durumdan farklı bir durumla karşı karşıya kaldıktan sonra insanlardan yardım istemek zorunda kalması nedeniyle psikolojik durumunun çöküşün eşiğine geldiğini aktaran Ebu Asr, ağır sağlık ve psikolojik sorunlar yaşadığını ve eskisi gibi hareket edemediğini ifade etti.
Ebu Asr, savaştan önceki hayatına ilişkin ise “Çocuklarımızla mutlu yaşar, eğlenirdik. Ama bugün çok yorgunum ve Gazze’deki evime dönmek istiyorum.” diye konuştu.
“DÜNYA NEDEN SESİNİ YÜKSELTMİYOR?”
Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya’da bulunan Kemal Advan Hastanesi’nde çalışan İman Ebu Calhum, Gazzeli kadınların bütün sıkıntılara rağmen savaşın zorlu koşullarına ve sonuçlarına katlandığını söyledi.
Gazze’deki tüm Filistinli kadınların savaş ve zor yaşam koşullarına karşı sabırlarını ve dayanıklılıklarından övgüyle bahseden Calhum, dünyaya “Filistinli kadınların haklarının ve statülerinin yükseltilmesi, barış ve güvenlik içinde yaşayabilmeleri için onlara tüm hakların sağlanması gerektiği” mesajını iletti.
Calhum, Gazze Şeridi’nde Filistinli kadınların İsrail güçleri tarafından alıkonulması, işkenceye ve kötü muameleye maruz kalmasına değinerek, “Kadınlar neden alıkonur? Neden burada Filistinli kadınların hakları ihlal ediliyor ve aşağılanıyor? Dünya neden Filistinli kadınların haklarının desteklenmesi ve sağlanması konusunda sesini yükseltmiyor?” dedi.
İsrail’in yıkıcı ve acımasız saldırılarının durdurulması, Gazze Şeridi’nin kurtarılması ve başta savaşın belasından muzdarib Filistinli kadınlar olmak üzere halka yardım sağlanması çağrısında bulunan Calhum, son olarak da “Kaç kadının bacağı kesildi? Kaç kadının eli kesildi? Kaç kadının kısmi felç veya tam felç durumu var?” ifadelerini kullandı.
GAZZE’DE KADINLARIN DURUMU
İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 9 bin kadın öldü.
Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, yaklaşık 1 milyon kadın ve kız çocuğu yerinden edildi. 3 binden fazla kadın eşini kaybetti ve ailesinin sorumluluğunu üstlenmek zorunda kaldı.
BM raportörleri, hamilelerin giderek artan sayıda düşük yaptığına, ağrı kesici ve anestezi olmadan sezaryenle doğurmak zorunda kaldığına, annelerin açlık ve susuzluk nedeniyle bebeklerini emziremediğine işaret ediyor.
]]>Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde bekleyen gruba, DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Meral Danış Beştaş da katıldı.
Grup daha sonra buradan, Beyoğlu Belediyesi Cihangir Semt Konağı’na kadar yürüdü, çeşitli sloganlar attıktan sonra dağıldı.

“LAİKLİĞE, YAŞAMLARIMIZA YÖNELTİLEN TEHDİTLERİ GÖRÜYORUZ VE KABUL ETMİYORUZ”
İzmir’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla İzmir Kadın Platformu çağrısıyla 22’nci ‘Feminist Gece Yürüyüşü’ gerçekleştirildi. CHP Konak Belediye Başkan Adayı Nilüfer Çınaraltı Mutlu, DEM Parti İzmir Büyükşehir Belediyesi eş başkan adayı Türkan Aslan, DEM Parti İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk’un da yer aldığı grup Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde bir araya geldi ve Türkan Saylan Kültür Merkezi’ne doğru yürüdü. Yürüyüşte emniyet güçleri geniş güvenlik önlemleri alırken, alanda kadınlar tarafından “8 Mart eşit, özgür bir yaşamı birlikte kazanacağız” sloganları atıldı. Basın açıklamasını “Feminist Gece Yürüyüşü” ekibi adına Dilek Sav okudu.
Basın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
* “Dünyanın birçok yerinde sağ-muhafazakarlığın yükselişiyle kadınlara ve LGBTİQ+’lara yönelik şiddet ve nefret politikaları her geçen gün artmaya devam ediyor. Toplumsal cinsiyet karşıtlığı üzerinden şekillenen bu hareketler bir yandan doğrudan varoluşlarımızı hedef alırken, bir yandan da kadınları kutsal aile içerisine hapsediyor. Türkiye’de de bu sağ popülist söylemleri üreten AKP-MHP iktidarı ve yancıları Yeniden Refah Partisi, her geçen gün kadınları ve ve lubunyaları hedef alan açıklamalarla karşımızda.
* Kadınları ev içi ücretsiz emek, kutsal aile ve annelik üzerinden evlere hapsetmeye çalışan AKP-MHP ittifakı, İstanbul Sözleşmesinin de feshedilmesinin ardından 6284 Sayılı Kanuna saldırılarını sürdürüyor. Dişimizle tırnağımızla kazandığımız haklarımızı ataerkiye teslim etmeye niyetimiz yok. Medeni Kanuna yönelik düzenlemelerle makbul aile ve makbul kadınlık anlayışını anayasal düzlemde kalıcılaştırmak isteyen iktidar, nafaka hakkımızdan soyadı kanununa kadar kazanılmış haklarımızı gasp ediyor. Dincileştirilen eğitim, gerici açıklamalar ve hilafet çağrılarıyla birlikte laikliğe, yaşamlarımıza yöneltilen tehditleri görüyoruz ve kabul etmiyoruz. AKP’nin inşa ettiği emek rejiminde hayatlarımız da emeğimiz de gün geçtikçe ucuzluyor. Yoksullukla birlikte kadınlar ve LGBTİQ+’lar evlere de şiddete de daha çok hapsoluyor.”
“DAYANIŞMAMIZI SÜRDÜRÜYORUZ”
Dilek Sav, pandemiden itibaren oldukça artan kadınların ev içi ücretsiz emeğinin, deprem süreciyle birlikte katbekat arttığına, konteyner kentlerdeki kadınların hala temel ihtiyaçlarına ulaşamadığına dikkat çekerek, şöyle devam etti:
* “Konteynerin ve ailenin, hatta birlikte yaşanan tüm akrabaların bakım emeği kadınların sırtında. Deprem bölgesindeki temel ihtiyaçlar hala çok güncelken iktidarın burayı yok saymasının karşısında depremzede kadın ve lubunyaların sesini yükseltiyoruz, dayanışmamızı sürdürüyoruz. Yoksulluğa karşı kendi emeğimizle, üretimimizle dayanışma ağlarımızı kuracağız, birbirimizin elini bırakmayacağız. Yaratılan enkazı birlikte, feminist dayanışmamızla kaldırmaya devam edeceğiz. Kadınlar ve LGBTİQ+’lar güvencesiz ve esnek çalışma koşullarında, taciz ve şiddete maruz kalarak çalıştırılıyor. Kimlikleri sebebiyle insanca yaşam koşullarına erişemeyen, toplumsal yaşamdan dışarı itilen ve intihara sürüklenen transların hesabını soruyoruz. Bugün hala yanı başımızdaki Bornova Sokakta çalışan trans seks işçileri dahil olmak üzere, trans kadınların tamamı can güvenliği olmadan çalışmak zorunda, katledildiklerindeyse katilleri cezalandıran bir hukuk sistemi yok. Transları imar çalışmalarıyla, ayrımcılık ve zorbalıkla yerlerinden edemeyeceksiniz, sadece Bornova sokak değil bu şehrin tamamı bizim. Kadınlar hem evde ev içi emeğin yükü altında, hem de dışarıda eşit işe eşit ücret almadan taciz ve sömürü düzenine mahkum ediliyor.
* Eğitim adı altında bir ölüm makinesine dönüşmüş olan MESEM’lerde 14 yaşındaki öğrenciler makinelerde sıkışarak can veriyor, geçtiğimiz günlerde liseli genç bir kadın staj yaparken, ihmal sebebiyle yüzünün tamamı yandı. Bizi bu ölüm düzenine mahkum etmenizi kabul etmiyoruz. AKP Siyasal islamı ve faşizmi bir rejim olarak inşa etmeye çalışırken kadın hareketine ve devrimcilere, Kürtlere saldırmaya devam ediyor. Toplumsal muhalefete yönelik her geçen gün başka bir operasyon gerçekleştiriliyor. Tutsak yakınlarını ziyaret etmek, para göndermek çeşitli biçimlerde terörize edilerek sesini çıkaran ve devrimcilerle, tutuklularla dayanışan herkesin üzerinde bir korku mekanizması kurulmaya çalışılıyor. Cezaevlerindeki insanlık dışı koşullara, tecrite, hasta mahkumlara karşı gerçekleştirilen hak ihlallerine karşı ses çıkarıyoruz. Çıplak arama başta olmak üzere kadınlara ve lubunyalara yönelik cinsel şiddet biçiminde gerçekleştirilen saldırılara karşı susmuyoruz. Kadın mücadelesinden yol arkadaşlarımız başta olmak üzere tüm siyasi tutsaklara özgürlük talep ediyoruz.”
]]>“8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ’NDE ESKİŞEHİR’İN YANINDA OLMAK İSTEDİK”
Özel burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:
* “Bugün, 31 Mart seçimlerine sadece 23 gün kala Eskişehir’deyiz. Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Kampanyanın içinde, bugün bir yerde olacaktık. Buna karar vermemiz gerekiyordu. Oturduk, düşündük, taşındık, dedik ki ‘Bizim bugün olacağımız yer bozkırın ortasında bir cennet yaratan Yılmaz Büyükerşen’in, Türkiye’nin en tanınmış, en başarılı, efsane yerel yöneticisi Yılmaz Büyükerşen’in ekibinde olan, son 5 yıldır birlikte çalıştıkları, genel sekreterlik göreviyle bütün Eskişehir’i hem de hangi partiden olduğunu ayırmadan hizmet eden, belediyelerine ayrımsız hizmet götüren genel sekreteri, bir cumhuriyet kadınının aday olduğu, Yılmaz Hoca’nın 31 Mart’ta bayrağı, o cumhuriyet kadınına gözü arkada kalmadan teslim etmek istediği ve 11 büyükşehrimizden sadece Aydın’da Topuklu Efemiz varken bu seçimde, 5 büyükşehirde gösterdiğimiz, seçilecek adaylardan bir tanesi genç bir cumhuriyet kadını Ayşe Ünlüce’nin ve onun destekçisi Eskişehir’in yanında olmak istedik.

“CHP’NİN ALACAĞI 8 BELEDİYE VAR”
* Eskişehir, Cumhuriyet için önemli bir kent. İlk köy enstitüsünün kurulduğu kenttir. Devrim otomobilinin üretildiği kenttir. Demir yolu fabrikasının kurulduğu kenttir. Ve Eskişehir, Yılmaz Büyükerşen ile birlikte bir üniversitenin Türkiye’nin çekim merkezi olduğu hem örgün öğretimde hem de Türkiye’nin bütün zorluklarına rağmen gelişen teknolojiyi, televizyonun varlığını görüp eğitimdeki fırsat eşitsizliğine en temelden müdahale edildiği, açıköğretim uygulamasıyla dünyaya örnek bir işin yapıldığı muhteşem bir kentteyiz. Eskişehir’le gurur duyuyoruz, Eskişehirlilerle gurur duyuyoruz. Odunpazarı gibi CHP için zor bir bölgede, çok önemli işleri Hocamızla dayanışma içinde yapmış ve Odunpazarı’nı bambaşka bir görünüme, bambaşka bir vizyona kavuşturmuş Kazım Kurt ile birlikte olmaktan da büyük mutluluk duyuyorum.
* Eskişehir nüfusunun önemli bir kısmı merkezde yaşıyor. Bir yanda Odunpazarı, Kazım başkan var. Diğer tarafta da hepimizin çok sevdiği Ahmet Ataç Başkanım var, onunla birlikte olmaktan da büyük mutluluk duyuyorum. Eskişehir’de 14 belediye ve bir büyükşehir belediyesi var. Bunlardan 7 tanesi şu anda bizde. Yani Eskişehir’de birileri başka hayaller kursun, CHP’nin daha alacağı 8 belediyesi var. Eskişehir’de, sadece Ayşe değil; Sevgili Zehra Konakçı ile, Sevgili Safiye Keskin ile birlikte 3 kadın belediye başkan adayımız, genç arkadaşımız Hakan Karabacak ile birlikte tüm ilçelerde yaptıkları görevleri hakkıyla yaptığı için yeniden devam eden ve bundan sonra Eskişehir’e Yılmaz Hoca’nın vizyonuyla, halkçı belediyecilik vizyonuyla hizmet götürmek isteyen, bugün CHP’de olmadığı halde artık bu hizmeti özleyen, ilçesinde de bir CHP’li belediye başkanı olsun isteyen Eskişehirlilere 15 adayımızın 15’ini de emanet etmeye geldik.

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ DEMEK KADINA KARŞI ŞİDDETE TAVİZ YOK DEMEKTİR”
* Bugün sabah, Sevgili Yılmaz Hocamız annelerimize ve kadınlara şükranlarını, minnetlerini sunduğu bir anıtın açılışına bizi çağırıldı. Neredeyse bundan 200 yıl önce, kadınlar bir grevde hayatlarını kaybettiler ve o günden bugüne kadar bugün Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanıyor. Türkiye’de, kadın hakları mücadelesi çok önemli inişler ve çıkışlar yaşıyor. Avrupa Birliği’nin (AB) en güçlü ülkelerinden kiminden 40, kiminden 30 yıl evvel Atatürk’ün büyük vizyonu ve güveniyle ve her birisi teker teker bunu hak ederek Türk kadını seçme ve seçilme hakkını bütün gelişmiş ülkelerden önce aldı. Genç Cumhuriyet, kadınlar için çok önemli kazanımları; hem miras hukukunu hem nafaka hakkını hem de kadınlarla ilgili pek çok eşitlikçi düzenlemeyi hayata geçirdi.
* Ama geçtiğimiz 20 yıl içinde önce AK Parti umut veren, bizim de hemen desteklediğimiz, oy verdiğimiz bir iş yaptı. İlk iş olarak değil ama günü geldiğinde İstanbul’da ve İstanbul Sözleşmesi’nin imzaladılar ve Meclis’e yolladılar. Biz o sözleşmeyi, hızla bütün partiler, oy birliğiyle, el birliğiyle onayladık. İstanbul Sözleşmesi demek, kadına karşı şiddete taviz yok demektir. Kadim cinayetlerine en sert cezalar verilecek demektir. Kadına karşı ayrımcılık olmayacak demektir. İstanbul Sözleşmesi’nin imzalandığını o yıl, Türkiye’de son 15 yılda kadın cinayetlerinin ve kadına karşı şiddetin azaldığı tek yıl oldu. O günden sonra çeşitli uygulamalarla bunun pekiştirilmesi beklenirken AK Parti, önce bu konudaki iştahını kaybetti, sonra duraksadı, sonra söylem olarak geri geriye gitmeye başladı.
“MEDENİ KANUN’A DOKUNDURTMAYIZ, KADINLARIN HAKLARINA DOKUNDURTMAYIZ”
* En nihayetinde yaşadığımız geçen seçimlerde birileriyle ittifak yapabilmek için, geçmişte Hizbullah terör örgütünden ceza alanları, domuz bağcıları savunan avukatları, onların ceza almış örgüt üyelerinin cezalarını Yargıtay’dan kaldırtarak, yasak olan seçilme haklarını vererek, onlardan önemli bir kısmını aday yaparak ittifaklarına, HÜDA-PAR’ı dahil ettiler. O HÜDA-PAR ki kadınları sokak hayvanlarıyla eş görüp ‘Bekar kadınları derhal sahiplendirmek gerekir’ diyebilecek kadar şuurunu kaybetmiş ve o HÜDA-PAR ki bunlardan ittifak için bir şey istedi: Dedi ki ‘Önce İstanbul Sözleşmesi’ni kaldırın.
* Ondan sonra kadına karşı şiddet yasasını kaldırın. Ondan sonra nafaka hakkını kaldırın. Ondan sonra kadınlara miras hakkı vermeyin.’ HÜDA-PAR, şimdi saldırıyor. Hedefleri Medeni Kanun’dur. Hedefleri kadının mirastan hak almasının önüne geçmektir. Hedefleri kadının nafaka hakkına saldırmaktır. Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde hep birlikte Eskişehir’den haykırıyoruz: Medeni Kanun’a dokundurtmayız. Kadınların haklarına dokundurtmayız. Kadın demek cumhuriyet demektir. Kadın demek Atatürk devrimleri demektir.

“MİLLİ İRADE HIRSIZLIĞI YAPTI”
* Bugün Eskişehir’den çok anlamlı bir isteğimiz var. İki tane iş yapacaksınız Eskişehir’de bir cumhuriyet kadınına sahip çıkarak bunlardan bir tanesi; Atatürk’ün devrimlerine, kadınların cumhuriyetle birlikteki kazanımlarına, bir kadın yöneticinin böyle önemli bir görevi layıkıyla yapabileceğine duyduğunuz güvenle bir cumhuriyet kadınına sahip çıkarak kadının toplumdaki yerine sahip çıkacaksınız. İkincisi; bir siyasi yankesiciliğe, bir siyasi düzenbazlığa karşı Eskişehir dürüstlükten şaşmaz, milli irade hırsızlığına teslim olmak demek durumundayız. Bundan sadece 8-9 ay önce, Eskişehir sandık başına gitti. Eskişehir’in karşısına bütün partiler ve adaylar çıktı. İttifaklar vardı.
* CHP’nin de ittifak halinde olduğu İYİ Parti’nin de Eskişehir’de bir adayı vardı. Neydi iddiaları? Saraya itiraz, MHP’ye itiraz, oyu verin, Millet İttifakı’nı iktidara getirin. Sarayı, saray ittifakını, Cumhur İttifakı’nı yenelim, yönetime biz gelelim deyip onları eleştirerek Eskişehir seçmeninden oy istediler. Eskişehir’de önemli bir miktarda seçmen İYİ Parti’ye oy verdi. Seçimleri, Cumhur İttifakı kazandı. Yani İYİ Parti’ye oy verenler, o oyunu sarayın karşısında dursun, MHP’nin yaptıklarının karşısında dursun, Cumhur İttifakı’na muhalif olsun diye verdiler. O güzel insanlar hala aynı fikirdeler. Verdikleri oyu alan birisi meğerse o günlerde iş adamı olan o birisi, bir yandan muhalefetteymiş gibi yapıp bir yandan AK Parti’den milyonlarca dolar teşvik alırmış şirketine. Seçim boyunca ‘AK Parti’ye karşıyım’ diye Eskişehir’deki iyi insanların oylarını aldı, sonra milli irade hırsızlığı yaptı.
“ESKİŞEHİR, OYLARIYLA HANYA’YI DA KONYA’YI DA GÖSTERECEK”
* Aldığı teşvik karşısında, Eskişehir’deki İYİ Partililerin oylarını AK Parti’ye sattı, partisini sattı, çanak değiştirdi ve AK Parti’ye geçti. Bu milli irade hırsızlığıdır, bu siyasi yankesiciliktir. Bu, Eskişehir’deki İYİ Partilileri ve Eskişehir’i kandırmaktır. Bu düpedüz para alıp da oyları AK Parti’ye götüren siyasi kalpazana karşı 31 Mart Pazar günü, Eskişehir oylarıyla Hanya’yı da Konya’yı da gösterecek. Eskişehir dürüstleri sever Yılmaz Hoca gibi, Eskişehir çalışkanları sever Yılmaz hoca gibi. Eskişehir kavga edenleri değil, hizmet edenleri sever. Bakıyorum, önüne gelenle kavga ediyor. Ayşe Hanım gibi hanımefendi, hizmet odaklı, çalışma odakları birisiyle her gün kavga etmek istiyor. Allah muhafaza bu gelse, Eskişehir’deki barış ortamını, huzur ortamını, refah ortamını bozar.
* Allah muhafaza gelse, her gün bir belediye başkanıyla, birileriyle kavga eder. Kendini düşüneni değil, kentini düşüneni; Ayşe Ünlüce’yi 31 Mart’ta büyükşehir belediye başkanı yapacağız. Eskişehir bir yandan kadınların, bir yandan da gençlerin kenti. Yılmaz Hoca’nın üniversiteye yaptıklarıyla, kente yaptıklarıyla birlikte Türkiye’nin en mutlu gençleri Eskişehir’de yaşıyor. Ancak Türkiye’de 4 gençten 3 tanesi zihninde bavulları çoktan toplamış. ‘Fırsatını bulursam yurt dışına gitmek isterim’ diyor. İşte bu anlayışı değiştirmek için Eskişehir, Türkiye’nin en mutlu gençlerinin kentiyken ben Eskişehir’de gençlerden, anne-babalarından, Eskişehir’in bütün güzel insanlarından, gençleri mutlu eden, kadınlara sahip çıkan bu güzel cumhuriyet kentinde seçimlerde bir rekor bekliyorum.
“AYNA YOLLAYIN, ONA BAKSIN, ZÜBÜĞÜ ORADA GÖRÜR”
* Bir yandan Erdoğan da bir şeyler söylemiş. Dönmüş, bütün muhalefete ‘zübük’ demiş. Şimdi gazeteciler, buna bir yanıt bekliyorlar. Ne demek zübük, açtık, Türk Dil Kurumu’nun (TDK) sözlüğüne baktık. Zübük demek: Kendi çıkarı için her yolu mübah sayan demek. ‘Acaba bana oy vermezsen Hatay’a hizmet getirmem’ diyen zübük olabilir mi? ‘Ordu’ya doğal gaz getirmem’ diyen zübük olabilir mi? Bir tek seçimi kazanmak için HÜDA-PAR’a taviz veren zübük olabilir mi? İkinci anlamı, sözünde durmayan demek. ‘Deprem bölgesine 650 bin konut lazım’ deyip sadece 45 bin konutu bir yıl sonunda yapan, yüzde 90’ı sokakta bırakan acaba zübük olabilir mi? Ve üçüncü anlamı: Egoist. ‘Ben ekonomistim. Her şeyi ben bilirim’ diyen egosit, acaba zübük olabilir mi? Arkadaşlar diyorlar ki ‘Tayyip Erdoğan’a bir TDK sözlüğü yollayalım. O sözlüğü açsın, zübüğün anlamına baksın.’ Ben dedim ki ‘Zübüğe bakma için sözlük yollamaya gerek yok, Tayyip Erdoğan’a bir ayna yollayın, ona baksın. Zübüğü orada görür.”
]]>Açılışa CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Genel Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ayşe Ünlüce ve Eskişehirli yurttaşlar katıldı.
Açılışta konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, şunları söyledi:
-Bu anıt Eskişehir’de olmalıydı. Eskişehir’de, arkada gördüğünüz ulus anıtımız, onun önüne ona layık olan ve hepimizin düşüncelerini, arzularını o sembolize eden anıtı yapmaya karar verdik.
-Anıt, Büyükşehir Belediyemizin annelerimize ve bütün kadınlarımıza Saygı ve Şükran Anıtı.
-Ömür boyu bizden sonra da bu anıt bu meydanda çocuklarımıza, gelecek kuşaklara, annenin, kadının ne derece ünlü ne derece saygıya, sevgiye layık olduğunu ve biz erkekleri bir elmanın yarısına benzetirsek diğer yarısı da kadınlarımızdır.
-Hiçbir fark yoktur. Ancak ikisi birleşince dünyaya sevgi, saygı, üretim, dünyada mutlulukların gerekçesi orta yere çıkıyor.
-Bu heykel, Eskişehir’de gördüğünüz bütün heykellerin önemli bir bölümünde olduğu gibi kolektif bir eser. Bu eserin mulajı bugün maalesef İzmir’den buraya gelemediği için size isminden bahsedeceğim.
-İranlı bir sanatçımızın eseri. Ama bizdeki bütün eserlerde olduğu gibi, heykellerde olduğu gibi bir kolektivite var.
-Çünkü esas mulajı yapan yahut deseni çizen, fikri yürütenlerin, modeli yapanların dışında heykellerin tümünün üretimi Eskişehir Büyükşehir Belediyesi atölyelerinde gerçekleştiriliyor. Bu bakımdan hepsi kolektiftir.
-Bu heykelle birlikte Eskişehir’deki heykel sayısı da 100’ü geçiyor. İnşallah bizden sonra yetişen öğrenciler atölyelerde hala çalışıyorlar, çok güzel eserler meydana getirecekler.
“ERKEK ÇOCUKLARININ ANNEYE, KADINA SAYGIYI KÜÇÜKLÜKTEN İTİBAREN ÖĞRENMELERİ GEREK”
Kadınların layık olduğu değeri kazanabilmesinde herkesin büyük gayret sarfetmesi gerektiğini ifade eden Özel, “Özellikle annelerimizin erkek çocuklarını yetiştirirken kendilerine ve bütün hanımlara, kadınlara nasıl saygı gösterileceğini öğretmesi gerektiğine inanıyorum. Bunu istirham ediyorum, sizden istiyorum. Küçükten itibaren erkek çocuklarının anneye, kadına olan saygının ne demek olduğunu öğretmelerinin zaruret haline geldiğini, mevcut iktidarın bugünkü politikalarına baktıkça daha çok hissediyorum.” şeklinde konuştu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, şöyle devam etti:
-Bugün Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Burada pek çok emekçi kadınla özellikle Eskişehir yerel basınında emek sarf eden kadın arkadaşlarımızdan başlayarak, Eskişehir’deki, Türkiye’deki ve dünyadaki bütün emekçi kadınların gününü kutluyorum. CHP olarak Kadın Kollarımızın çok önemli gayretleri var.
-Yaşamak projemiz var. Çağrı merkezimiz var. Sadece çağrı merkeziyle bitmeyen, bugüne kadar benim bildiğim kadarıyla 125 kamu kurumu niteliğinde meslek örgütüyle, eczacı odalarıyla, tabip odalarıyla, derneklerle yapılmış protokoller var.
-4 binden fazla kadının hayatına dokunmuş, ondan haberdar olmuş, o hayata gerekirse hukuki destek sağlamış, gerekirse daha sonra hayata tutunma sürecinde katkı sağlamış, hala etkileşim halinde oldukları çok sayıda kadın var ve biz bu örnek projemizin kadınlardan gördüğü destek, kadınların gösterdiği ilgi ve kamuoyunun gösterdiği ilgiden son derece memnunuz.
-Kadın Kollarımıza ve bu projeye katkı koyan bütün gönüllülere yürekten teşekkür ediyorum.
“BEŞ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANIMIZDA KADIN ADAYLARIMIZ VAR”
Bu yerel seçimlerde, CHP’nin kadın aday gösterme konusunda kendi performansını ikiye katladığını söyleyen Özel, şunları kaydetti:
-Ama seçilecek yerden kadın aday noktasında çok iddialıyız. Bundan önce sadece Aydın Büyükşehir Belediye Başkanımız vardı.
-Tek kadın büyükşehir belediye başkanımızdı. Şu anda Eskişehir, Aydın, Tekirdağ, Kahramanmaraş ve Sakarya olmak üzere beş büyükşehir belediye başkanımızda kadın adaylarımız var. Her birisi birbirinden güçlü, birbirinden iddialı isimler.
-Bütün illerde, ilçe belediyelerinde çok iddialı kadın adaylarımız var. Cumhuriyet’in yüz akı kentlerden bir tanesi olan İzmir’imizde tamamı seçilecek yerden 9 kadın adayımız var. 1 milyona yakın nüfuslu üç ilçemizde İzmir’in en büyük dört ilçesinden üçünde kadın adaylarımız var.
–
Özellikle yaptığımız ön seçimlerde artık kadın kotasını pencere usulü yani toplamda yüzde 30’la değil ilk üçte, ikinci üçte, üçüncü üçte diye pencere usulü kadın kotasını uyguladık. Bundan sonra hedefimiz eşit temsildir.
-Kadına seçme, seçilme hakkını dünyadaki bugün gelişmiş bütün ülkelerden kiminden 40 yıl, kiminden 30 yıl önce tanımış ve kadınların bu hakkı elde ettikleri, hak ettikleri bu topraklarda CHP er ya da genç ama cesaretle siyasette eşit temsili getirmek durumundadır.
-Bu konuda önemli adımlar atıyoruz. Çok önemli bir iddiamız var ve bundan sonra kadınların ve gençlerin siyasete doğrudan dahil oldukları ve cumhuriyetin esas teminatının bu olduğunu hepimizin gördüğü bir süreci yaşamak durumundayız.”
İstanbul Sözleşmesi’ne değinen Özel, şöyle konuştu:
-Eğer bana sorsanız ki elinde bir nazar boncuğu var, AK Parti’ye ödül vereceksin. Hangi yaptığı işten dolayı ödül verirsin?’ diye sorsaydınız İstanbul Sözleşmesi’nin İstanbul’da imzalanmasını ve Meclis’e getirip onaylanmasını söylerdim.
-Bu kadar önemli bir işti. Hep birlikte katkı vermiştik. İmzalandığı tarih son 15 yılda kadın cinayetlerinin azaldığı tek yıldır. Devletin, iktidarıyla muhalefetiyle, tüm kurumlarıyla niyetini beyan ettiği yıldır. Kadına karşı şiddetin cezalandırılacağı ve bu konuda bir kararlılığın çok net vurgulandığı bir yıldır. O yıl kadın cinayetleri de kadına karşı şiddet de düşmüştür.
-Sonrasında uygulamalardaki gecikmeler, savsaklamalar, uygulama eksiklikleri yeniden cesaret vermeye başlamıştır.
-Maalesef bir seçim kazanmak uğruna geçmişte Hizbullah Terör Örgütü’nün avukatlıklarını yapanlar, yapacakları ittifaka ön şart koştukları için ve bugün ‘Bekar kadınları sahiplendirmek lazım’ diyen bir zihniyetle ittifak kurulması ve onların talepleri uğruna TBMM’nin oy birliğiyle geçirdiği uluslararası anlaşmadan bir kişi tek başına çekilmiştir.
-O andan itibaren Türkiye’de kadına karşı şiddet eğilimindekiler cesaretlenmiştir. Kadın cinayetlerine yönelik caydırıcılık azalmıştır.
-Hemen ardından yeni bir mevzi kazanmak isteyenler bu sefer kadına karşı şiddetle ilgili kanunu tartışmaya açmışlardır. O konuda taviz beklemektedirler.
-Maalesef uygulayıcıların bu konuda ‘Cumhurbaşkanımız İstanbul Sözleşmesi’nden çıktıysa demek ki kadına karşı şiddet konusunda uygulamada da daha tavizkar olmak gerekir’ anlayışı hakim olmaya başlamıştır.
-Bundan sonraki adımlar nafakadan başlayarak kadınların Cumhuriyet ile birlikte kazandıkları tüm hakların, miras hakkı dahil, tartışmaya açılmaya çalışıldığı bir süreci yaşıyoruz. Medeni Kanun’u bir sur gibi görüyorlar kadın hakları için.
-İstanbul Sözleşmesi’yle orada koca bir gedik açtık diyorlar. Nafakayla, miras hakkıyla saldırmaya devam ediyorlar. Medeni Kanun’a ağır bir saldırının hemen evvelindeyiz.
– 8 Mart vesilesiyle söylüyorum. AK Partili, MHP’li kadınlara seslenmek gerekiyor. Bu iş siyaset üstü bir meseledir. Hep birlikte direnmenin, hep birlikte mücadele etmenin gereği vardır. Ben burada CHP’nin yaptıklarını değil, bu konuda CHP’nin direnmek ve mücadele etmek isteyen hangi siyasi görüşten olursa olsun bütün kadınlarla siyaset üstü bir dayanışma için söz verdiğini ifade etmek istiyorum.
-Birlikte olalım. Medeni Kanun’a, kadının sosyal hayata katılmasına, miras hakkına, nafaka hakkına karşı yapılacak saldırılarda hep birlikte Türkiye’de yaşayan bütün kadınlar adına ve Cumhuriyet’in teminatı, kadın erkek eşitliği adına CHP olarak biz buradayız. Varız ve hep birlikte mücadeleye hazırız.
“8 MART GİBİ BİR GÜNDE SADECE KONUŞULMAMALI, ORAYA BİR SİMGE DE BIRAKILMALI”
Eskişehir’in “Bir kent nasıl olmalı”nın tam karşılığı olduğunu ifade eden Özel, “Bir kere bir kentte kadınlar, erkekler bu kadar eşit ve bir arada olmalılar. İkincisi kentin nefes aldıran meydanları olmalı. O meydanlarda simgeleşmiş anıtlar olmalı. O meydanların ulaşımı, toplu ulaşımla sağlanmalı. Bir konuşmacının sözü kesilecekse hafif raylı sistem geçiyor diye kesilmeli. 8 Mart gibi bir günde sadece konuşulmamalı. Oraya bir simge de bırakılmalı. Bu Ulus Meydanı’nda Ulus Anıtı’nın hemen önüne annelerimize ve tüm kadınlarımıza minnet ifade eden böylesi bir anıtın kazandırılıyor olması da bugün için çok anlamlıdır. Bize böyle bir gün yaşattığınız için hepinize yürekten teşekkür ediyorum. Dayanışma duygularımla, eşitlik duygularımla Türkiye’deki tüm kadınları saygıyla selamlıyorum.” diye konuştu.
]]>TFF Riva Hasan Doğan Kamp ve Eğitim Tesisleri Orhan Saka Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen organizasyona TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi, TFF Hukuk, Kadın Futbolu ve Sürdürülebilirlikten Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Şafak Müderrisgil, A Milli Kadın Futbol Takımı Teknik Direktörü Necla Güngör Kıragası, TFF Yönetim Kurulu üyeleri ve A Milli Kadın Futbol Takımı oyuncuları ile davetliler katıldı.
Toplantıda konuşan TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi, “Toplumsal olarak gelişmemizi sürdürmek için toplumda her kesimin eşit haklardan faydalanması ve fırsat eşitliği olması gerekir. Ülkemizde istihdama katılan kadın sayısı 10 milyonu aştı. Bu sayıyı arttırmak için hepimize sorumluluk düşmektedir. Devletimizin ve sivil toplum kuruluşlarının, toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik farkındalığı arttıran çalışmaları sayesinde eğitim imkanları artan kadınlar, uzmanlıklarını da geliştirerek iş hayatında başarıyla yer almaya başladı. Futbolda da kadınların futbolcu, antrenör, teknik direktör, hakem, profesyonel futbol yöneticisi ve çalışanı olarak istihdama katılımlarını önemsiyor ve destekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Futbol sadece erkek oyunu değildir.” diyen Büyükekşi, “Toplumsal fırsat eşitliğini futbolda da sağlamamız gerektiğinin bilincindeyiz. Tribünde de sahada da kadınların futbolun ana aktörleri olması için çalışmalar yapıyoruz. ‘Kız gibi topa vuruyor’ ezberini de bozacağız. Biz buna karşı çıkıyoruz. Erken yaşta futbol topu ile tanışan ve topa vurma alışkanlığı kazanan kız çocuklarının futbola da ilgi duyarlarsa nasıl topa vurdukları ortadadır.” şeklinde konuştu.
TFF tarihinde ilk kez kadın futbol komitesi ve kadın futbolu direktörlüğünü kuran yönetim olmanın gururunu yaşadıklarının altını çizen başkan Büyükekşi, şunları kaydetti:
“TFF tarihinde ilk kez kadın yönetim kurulu üyelerimiz, başkanlığını yaptığım yönetim kurullarımızda görev aldı ve görev almaya devam ediyor. Yeri gelmişken özverili çalışmalarından dolayı ilk kadın yönetim kurulu üyelerimiz Nükhet Hanım’a, İdil Hanım’a ve Şafak Hanım’a teşekkür ederim. 23 Yaş Altı Kadın Milli Futbol Takımı, Futsal Kadın A Milli Takımı kurulması kararı aldık. A Milli Kadın Futbol Takımı’mızın ilk kadın teknik direktörü Necla hocamızı göreve getirdik. A Milli Kadın Futbol Takımı’mızla ilk defa düzenlenen Milletler Ligi’nde hiç gol yemeden, namağlup ve grup lideri olarak C Ligi’nden B Ligi’ne yükseldik. Geçtiğimiz ay A Milli Kadın Futbol Takımı’mızın orta saha oyuncularından Birgül Sadıkoğlu, Ankara Büyükşehir Belediyesi FOMGET’ten İspanya’nın en üst liginde mücadele eden UD Tenerife Kulübüne transfer oldu. Birgül’ü de tebrik ediyor, yurt dışında futbol oynayan kadın futbolcu sayımızın da artacağına yürekten inanıyorum.”
TFF olarak Milli Eğitim Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı ile protokol imzaladıklarını hatırlatan Mehmet Büyükekşi, “Bu protokol ile futbol gelişim projemiz kapsamında 6-14 yaş grubu çocuklarımıza yönelik 16 pilot ilde başlattığımız ‘Dersimiz Futbol’ isimli projemiz, kız ve erkek 500 bin çocuğumuza ulaştı. Dersimiz Futbol isimli projemiz ile 6-14 yaş grubunda kız ve erkek çocuklarımızı futbol oyunu ile tanıştırıyor ve onlara futbol sevgisi aşılıyoruz. Dersimiz Futbol projemiz kapsamında 19 Mart tarihinde büyük bir organizasyon daha yapmaya hazırlanıyoruz.” açıklamasında bulundu.
Kulüplerin de kadın futboluna ilgisinin arttığını aktaran Büyükekşi, şöyle konuştu:
“Bugün 4 büyük kulübümüzün de kadın futbol takımlarının olması kadın futboluna olan ilgiyi arttırıyor. Altyapı akademilerinde ve A takımlarda kadın futboluna yatırım yapan tüm kulüplerimize özellikle teşekkür ederim. Unutmayalım ki sahada kadın futbolcuların, tribünde kadın taraftarların artması ülkemizde futbolun toplumun tüm kesimlerine ulaşmasını sağlayacak ve futbolun iyileştirici gücünü arttıracak. Bugün burada, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde FIFA ve UEFA ile paylaşacağımız kadın futbolu strateji planımızı kamuoyu ile paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Kadın futbolu strateji planımızın hazırlanmasında emeği olan başta yönetim kurulu üyemiz Şafak Hanım olmak üzere tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum.”
ŞAFAK MÜDERRİSGİL: EYLEME GEÇİYORUZ
Türk futbol tarihinde bir ilk olan Kadın Futbolu Strateji Belgesi’ni açıklamanın mutluluğunu yaşadığını belirten TFF Kadın Futbolu ve Sürdürülebilirlikten Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Şafak Müderrisgil, şu ifadeleri kullandı:
“TFF olarak, Türkiye kadın futbol tarihi için bir kilometre taşı niteliğinde olan kadın futbolu strateji belgemizi Dünya Kadınlar Günü’nde açıklamamızın da ayrı bir anlamı var. Kadın futbolunun Türkiye’de daha da sağlam bir zemine oturması ve etkisinin izlenmesi için stratejik önceliklerimizi ve eylem planımızı paylaşıyoruz. Türkiye’de kadın futbolunu geliştirme yolunda taahhütlerimizin ve birlikte neler yapacağımızın ilk işaretlerini veriyoruz. Kısacası düşünceden eyleme geçiyoruz. Dönüp kadın futbol tarihimize baktığımızda Türkiye’de, ilk kadın futbol maçı 25 Mayıs 1954 yılında İzmir’de oynandı. Bu ilk başlangıç düdüğünün çalınmasından sonra geçen yetmiş yıl içinde, Türkiye’de kadın futbolu önemli bir noktaya ulaştı. Liglerinden milli takımlarına kadar farklı yaş grupları ve kategorilerinde, Türkiye’de kadın futbolunun giderek yükseldiğini görüyoruz. Bu sebeple bugün kadın futbol stratejimizi kamuoyuna sunarken Türkiye’de ‘Kadın Futbolu İçin Tam Zamanı’ sloganını kullanmayı tercih ettik.”

Türkiye’de kadın futbolunun gelişimi için birçok ismin önemli payının olduğunu aktaran Şafak Müderrisgil, kadın milli takımlarının da son dönemde yükselen grafiğinden gurur duyduklarını dile getirdi.
TFF olarak 23 Yaş Altı Kadın Milli Futbol Takımı ve Futsal Kadın A Milli Takımı’nın kurulması yönünde karar aldıklarını duyuran Müderrisgil, “TFF’de, kadın futbolunun gelişiminde önemli bir rol oynamaya kararlıyız. Bu bağlamda, Türkiye’de isteyen tüm kız çocukları ve kadınların futbola katılma fırsatını sağlamak istiyoruz. Türkiye’de ilk kez hayata geçirilecek olan Kadın Futbolu Strateji Belgesi ile sosyal etkiye odaklı, iddialı ve gerçekçi hedefler belirledik. Bu hedefler içinde 5 tane stratejik önceliğimiz var, yarı-profesyonelleşme, katılım, görünürlük ve imaj, nitelikli eğitim ve sportif başarı. Bu yıl, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün teması ‘Kadınlara Yatırım Yap: İlerlemeyi Hızlandır’ başlığını taşıyor. Bu tam olarak şu anlama geliyor; kadınların gelişimine yapılan her yatırım, aslında topluma yapılan bir yatırım anlamına geliyor. Kadın futbolu yoluyla bir ülkede sürdürülebilir kalkınma ve toplumsal gelişme hızlanıyor.” ifadelerini kullandı.
“Strateji belgemiz, kadın futbolunu TFF bünyesinde temel bir alan olarak gördüğümüzü ve uzun vadeli planlama ve projeksiyon yaptığımızı açıkça gösteriyor.” diyen Şafak Müderrisgil, şöyle konuştu:
“Bu strateji, ulusal ve uluslararası sportif başarıyı hedeflemekle birlikte aynı zamanda kadın futbolunu toplumsal fayda sağlayacak bir sosyal yatırım olarak da konumlandırmakta. Kadın futbolunun toplumun gelişmesi ve kalkınması için pozitif sosyal etki yarattığı, araştırma ve verilerle ortaya konulmuş durumda. Biz de TFF olarak kadın futbolu ile toplumumuzda gerçekleşecek bu sosyal etkiyi yaygınlaştırmak istiyoruz. Kadın futbolu için bugünden itibaren aktif olarak yer almak ve kadınların spora katılımında değişimin öncüsü olmak istiyoruz. Kadın futbolunun gücüne ve potansiyeline inanıyoruz; kız çocuklarını ve kadınları, oynamak istedikleri rol ne olursa olsun, futbol dünyasına fırsatlara eşit olarak erişebilen katılımcılar olarak entegre etmeyi istiyoruz. Bu strateji belgesinin hayata geçmesinde ve kadın futbolunun gelişimi sürecinde hep birlikte sorumluluk almalıyız ki bu alanda olumlu yönde değişimi ve dönüşümü mümkün kılabilelim. TFF, bu hedef doğrultusunda ilk adımı atmış bulunmaktadır. ‘Kadın Futbolu İçin Tam Zamanı’ sloganıyla duyurduğumuz Kadın Futbolu Strateji Belgesi, elbette ki tüm paydaşlarımızın katılımı ile hayata geçecektir.”
]]>Federasyonlar ve kulüplerin mesajları şöyle;
TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU
“Varlıklarıyla dünyamızı aydınlatan, maharetli elleriyle hayatı güzelleştirerek yaşama anlam katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz.
Bu anlamlı gün vesilesiyle tüm kadın futbolcularımızın, antrenörlerimizin, teknik direktörlerimizin, hakemlerimizin, profesyonel ve gönüllü kadın çalışanlarımızın, yöneticilerimizin, futbola güzellik katan tüm kadın futbolseverin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ederiz.”
BASKETBOL FEDERASYONU
“8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesini destekliyorum. Kadınların hayatta eşit şartlarda var olması, bir ülkenin gelişmesi için en önemli faktörlerden biridir. Potansiyellerini tam olarak ortaya çıkarabilmeleri, daha adil ve kapsayıcı bir dünya için vazgeçilmezdir.
Kadınların spor yapma hakkının savunulması, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve kadınların her anlamda güçlenmesi açısından önemlidir. Biliyoruz ki sporun hem fiziksel hem de bireysel gelişimlerine sunduğu katkıyla genç kızlarımız, özgüveni yüksek ve rekabetçi bireyler olarak yetişecek, gelecekte de hepimizi gururlandıracaktır. Türk basketbolundaki kadınların kararlılığı ve başarıları, genç kızlara ilham kaynağı olmaya devam etmektedir. Bu başarılar, kadınların toplumda daha güçlü ve etkili bir konuma gelmesine katkı sağlamaktadır.
Türk basketboluna oyuncu, antrenör, hakem ve yönetici olarak emek vermiş kadınlarımıza bir kez daha teşekkürlerimi sunar, başta annem, eşim ve kızlarım olmak üzere bütün kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlarım.”
BEŞİKTAŞ KULÜBÜ
“Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlu Olsun
Yıl 1857… ABD’nin New York kentinde kırk bin dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak Mart’ın 8’inde polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda yüz yirmi dokuz kadın işçi can verdi.
İşçilerin cenaze törenine on bini aşkın kişi katıldı. İlerleyen yıllarda 8 Mart, ‘Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ ilan edildi.
Ülkemizde maalesef kadınlar, oldukça zor şartlarda yaşamını sürdürüyor. Hal böyle olunca Türk spor tarihi de bu ülkede kadınların spor yapabilmek için nelere katlandıklarının örnekleriyle dolu. Ancak Türkiye’nin en eski kulübü olma özelliğinden de kaynaklı olarak, kadınların spor yapma olanağı bulduğu kulüplerin başında Beşiktaş JK gelmektedir.
Kulübümüz, tarihinin ilk kadın sporcularını “Eskrim Şubesi”nde yetiştirerek lisansiye yapmıştır. Suat Fetgeri, Halet Çambel ve Neriman’dan oluşan Beşiktaş Kadın Eskrim Takımı, 1930’lu yıllarda müteaddit defalar İstanbul ile Türkiye şampiyonluklarına isimlerini yazdırarak, Beşiktaşımıza büyük onur kazandırmışlardır. Bu üçlü gruptan Suat Fetgeri ile Halet Çambel, milli forma ile de müsabakalar yapmışlar ayrıca 1936 Berlin Olimpiyat Oyunları’nda da ülkemizi temsil ederek, Olimpiyat Oyunları’na iştirak eden ilk Türk kadın sporcuları unvanını kazanmışlardır. Sporu bıraktıktan sonra uzun yıllar üniversitelerde öğretim üyesi olarak da görev yapan Halet Çambel, aynı zamanda Türkiye’nin ilk kadın profesörü unvanı ile de bilinmektedir. Kulübümüz, tarihimiz boyunca faaliyet gösterdiği branşlarda kadın sporcular yetiştirmiş, yetiştirmeye devam etmektedir.
Tarihimiz boyunca; yönetici, sporcu, çalışan ve taraftar olarak Camiamızın en önemli güçlerinden birisi olan kadınlarımıza, Beşiktaşımıza verdikleri emekler için şükranlarımızı sunuyoruz.
Dünyadaki tüm emekçi kadınların ve Beşiktaşlı kadınların 8 Mart’ı kutlu olsun!”
GALATASARAY KULÜBÜ
“Kadın-erkek eşit ve yarınlar bu eşitlikle sağlam. Yaşamı güzelleştiren cömert emeklerinize değer biçilemez. Yüzünüzdeki aydınlık, kalbinizdeki neşe daim olsun; 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun.”
FENERBAHÇE KULÜBÜ
“Hayata dair her anda, yaşamın her alanında kadınlar ve kız çocuklarının özgürce yer alabilmesi için ‘sorumluluğumuz var’ diyerek Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor;
Ülkemizin ve Fenerbahçemizin dününde, bugününde ve geleceğinde, kadınlar ve kız çocuklarının ne kadar önemli bir yeri olduğunu biliyoruz.
Bugün, bir kez daha, şanlı formamıza ve gurur dolu armamıza hizmet eden kadın sporcularımıza teşekkür ediyor;
Yarınlarımızın özgür ve özgüvenli kız çocukları ve kadınların varlığıyla umut dolu olduğunu vurguluyoruz. Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun.”
HATAYSPOR
“Tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!”
GAZİANTEP FK
“8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun! Fedakârlıkları ve sevgi dolu yürekleriyle dünyamızı güzelleştiren, hayatımıza kattıkları değerle daima başımızın tacı olan tüm kadınlarımıza sağlık, başarı ve mutluluk dileriz.”
EYÜPSPOR
“Dünyanın kadınlar için daha adil, eşit ve özgür bir yer haline gelmesi dileğiyle, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun!”
ANKARAGÜCÜ
“Tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!”
İSTANBULSPOR
“Daha mutlu ve eşit bir dünya için 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlarız!”
SİVASSPOR
“8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun”
FATİH KARAGÜMRÜK
“8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun”
]]>Yaklaşık 15 yıldır ulusal ve uluslararası ralli organizasyonlarında yarışan Çetinkaya, otomobil sporlarının kadınlar arasında yaygınlaşması konusunda önemli rol oynadı.
Kadınlar klasmanını 7 kez zirvede tamamladığı Türkiye Ralli Şampiyonası’na 2024’te de katılan Çetinkaya ayrıca FIA Kadınlar Komisyonuna başkanlık yapacak.
Dünya Ralli Şampiyonası’nda (WRC) yarış kazanan tek kadın Michele Mouton ve Iron Dames yarış takımının kurucusu Deborah Mayer’dan sonra bu görevi üstlenecek üçüncü isim olan Çetinkaya, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Beş yıl aradan sonra 2023 Türkiye Ralli Şampiyonası’yla aktif spora döndüğünü hatırlatan Çetinkaya, yeni görevine ilişkin “FIA’dan bana bu teklif geldiğinde hala yarışıyor olmamın çok önemi vardı. Motor sporlarında hem müsabaka hem teknik hem görevliler hem de gönüllüler tarafında kadınların rolünün artması ve kadınların varlığının FIA tarafından tanınması amacıyla kurulmuş bir komisyon. Geçmişten bugüne devam eden, üzerine de inşa edilecek birçok farklı proje var.” değerlendirmesini yaptı.

“YAPACAK ÇOK ŞEY VAR”
Motor sporlarının bilinenin aksine yüksek fiziksel kondisyon gerektirdiğini belirten Çetinkaya, “Gelecekte Formula 1, WRC, Dünya Dayanıklılık Şampiyonası (WEC) gibi popüler serilerde yarışan kadın sürücü görebilecek miyiz?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Şu anda bunun önünde bir engel yok. Aynı serilerde kadınlar ve erkekler yarışıyor. 1980’li yıllarda Michele Mouton’un kazandığı yarış, WRC’deydi. Rakiplerinin tümü erkekti. Aynı şekilde 2010’da Eurosport’un özel ödülünü aldığımda, Kıtalararası Ralli Challenge’da (IRC) puan alan ilk ve tek kadın olduğumda da rakiplerin tamamı erkekti. (2010 IRC sezonundaki) İskoçya Rallisi’nde 7’ncilik aldık. Yine 2010’da Türkiye’de düzenlenen WRC yarışında genel klasman 12’nciliği aldım. Bazı şampiyonalarda kadınlara ayrı bir teşvik puanı veriliyor. Bunun haricinde F1’de sahneye çıkan bir kadın pilot görme çalışmaları devam ediyor. Mesela Dakar Rallisi’nde bu sene kategorisini (T3) kazanan bir kadın pilot (Cristina Gutierrez) var. Bir sonraki Dakar’da Sebastien Loeb ve Nasser Al-Attiyah’ın yanında Cristina Gutierrez de yarışacak. Dolayısıyla kadınlar aslında en üst seviyelerde varlar ama daha çok artabilir. Hemen hemen her alanda artık kadınlar daha fazla var ama bunun üzerine de yüzde olarak hala gidecek çok fazla yolumuz var. Bir de sadece belli bir bölgenin kadınları değil bütün dünyaya eşit bir yayılım sergilemek, herkesin bu imkanlara sahip olabilmesi gibi de bir misyon var. O yüzden yapılacak çok şey var, çok da yolumuz var.”
SAMİYE CAHİD MORKA’YI ÖRNEK GÖSTERDİ
Çetinkaya, kariyerinde pek karşılaşmasa da cinsiyet eşitsizliğinin hala önemli bir sorun olduğunu dile getirerek, “Motor sporları tarafında öncelikle daha çok erkek olan bir yerde kadınlar olarak az sayıda olduğumuz için kariyerimin başında daha çok ilgi gördüğüm zamanlar oldu. Fakat sonra iş ciddiye binip dünya arenasına çıkıp dev takımların kurulma aşamasında kadın olduğum için ufak tefek aksaklıklar da oldu. Ama bunun bir fırsat eşitsizliği boyutunda olduğunu söyleyemem, bence şanslıydım. Bence biz Türkiye’de bu anlamda şanslıyız. Çünkü birçok alanda kadınların aslında öncü olduğu bir ülkeyiz. Motor sporlarında ilk kez erkeklerin arasında mücadele edip kupa kaldırmış kadın, 1920’li yıllarda bizde: Samiye Cahid Morkaya. Aslında dünyaya göre çok önde başlamışız. Sadece şu an uluslararası temsil tarafında ülke olarak daha önde olmamız lazım. Daha fazla sporcumuzun kadınlarda da gelişiyor olması lazım. Mekanik tarafta, gözetmen tarafında katıldığım uluslararası etkinliklerde Türkiye’den kadınlarla karşılaşıyorum ve çok mutlu oluyorum.” diye konuştu.
MOUTON’UN YARDIMCI PİLOTU İLE YARIŞACAK
Bu yıl uluslararası yarışlara da katılacağı bilgisini veren Çetinkaya, Türkiye Şampiyonası’nın 2. ayağı Marmaris Rallisi için şimdiden heyecanlandığını aktararak, sebebini şu cümlelerle anlattı:
“2024 Türkiye Ralli Şampiyonası’nda ilk yarışı, ilk 10’a girerek tamamladık. 23-24 Mart tarihlerinde Marmaris’te düzenlenecek 2. yarışta bir misafir co-pilotum olacak. Geçmişte yarıştığım bir isim. Michele Mouton’un ve Ari Vatanen’in (1981 WRC şampiyonu) yardımcı pilotluğunu yapmış, çok değerli bir isim Fabrizia Pons. Aynı zamanda bir anne ve anneanne. Kadının yaşı kaç olursa olsun hayatına ve profesyonel kariyerine devam edebileceğinin de çok güzel bir göstergesi. Marmaris Rallisi’nde Fabrizia Pons’la beraber yarışacağız. İlk kez 2009’da İtalya’da beraber yarışmıştık. O zaman çok heyecanlı ve tecrübesizdim. Aradan yıllar geçtikten sonra, uzun yurt dışı deneyimlerinden sonra Türkiye’de beraber yarışacak olmak beni çok heyecanlandırıyor.”
SÜRÜCÜLÜK, ANNELİK VE ÇİFTÇİLİK
Otomobil sporları haricinde nelerle uğraştığı sorusu yöneltilen Çetinkaya, “Ankara’nın Nallıhan ilçesindeki çiftlikte dedemin, babamın doğduğu topraklar boş duruyordu. Ben de 5 sene önce orada ata tohumu Kavılca buğdayı yetiştirmeye başladım. Tamamen doğal ortamda, ek gübre vs. hiçbir şey kullanmadan yetişen Kavılca buğdayından un üretiyorum. Farklı ve bence çok değerli bir alan. Ona vaktim çok gidiyor. Türkiye Turing ve Otomobil Kurumunda FIA temsilcisi olarak çalışmaya devam ediyorum. Bir de annelik… Onu da çok önemli bir meslek olarak görüyorum. Oğlumla da başkalarına emanet etmeden ilgilenmekten çok keyif alıyorum. Ayrıca kimi zaman kadınlarla özel etkinlikler, özel dersler kimi zaman da kurumların özel talepleri oluyor. Mutlaka onlara dahil oluyorum.” cevabını verdi.
“ERKEKLERE DE DESTEK OLMAK GEREKİYOR”
Çetinkaya, bir dilek hakkı olsa bunu fırsat eşitsizliğini ortadan kaldırmak için kullanacağını ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Fırsat eşitsizliğini değiştirmek isterdim. Sadece kadın-erkek olarak düşünmeyelim. Dünyada nefes alma imkanı bulan her insanın çok değerli olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla hepimiz aynı yollardan geçmiyoruz maalesef. Hepimizin önüne aynı yemekler de gelmiyor. Bu beni kalben yaralayan bir konu. Kimi zaman coğrafya, kimi zaman yaş, kimi zaman kadın-erkek… Genel olarak insanların karşısındaki diğer insana, daha insanca baktığı bir dünya isterdim. Birbirimizi daha çok sevelim. Fırsat eşitsizliklerinin olduğu yerlerde kadınlara destek olmak tabii ki güzel ama kimi zaman erkeklere de destek olmamız gerekiyor. Dolayısıyla bir bütün halinde bakıp birbirimizi daha çok sevip daha çok üretmeye odaklandığımız, daha çok el ele verip herkesin bir ucundan tuttuğu bir düzeni hayal ediyorum.”
]]>8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ MESAJLARI
Bugün, güçlü ve özgür kadınların, tüm dünyada eşitlik ve adalet için verdiği mücadeleyi kutluyorum. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nüz kutlu olsun!
Kadınların gücü, sevgisi ve fedakarlığı dünyayı daha güzel bir yer yapar. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nüzü en içten dileklerimle kutlarım.
Hayatın her alanında varlıklarıyla renk katan, güçleriyle ilham veren tüm kadınların gününü kutluyorum. Nice mutlu yıllara!
İçlerinde sevgi, şefkat ve güç barındıran tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü’nü kutlar, onlara sonsuz sevgi ve saygıyla selamlarım.
Kadınlarımız, toplumun temel taşlarıdır. Onların varlığı, hayatımıza anlam katar. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutlarım.
Kadınlar, sevgiyle büyüyen çiçekler gibidir. Her biri ayrı bir güzellik, ayrı bir değer katar hayatımıza. Dünya Kadınlar Günü’nüz kutlu olsun!
Dünya Kadınlar Günü, kadınların sadece bir gün değil, her gün hatırlanması gereken bir özel gündür. Sevgi ve saygıyla kutluyorum.
Kadınlar, yaşamın anlamını ve güzelliğini temsil eder. Bugün, tüm kadınların değerini bir kez daha hatırlayarak 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.
Dünya Kadınlar Günü’nü kutlarken, kadınların gücünü, zarafetini ve kararlılığını bir kez daha anımsıyor, onlara sonsuz saygı duyuyorum.
Dünyayı güzelleştiren, sevgiyle dolduran tüm kadınların özel günü kutlu olsun. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle selamlıyorum.

DAYANIŞMA VE DESTEK İÇEREN 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ SÖZLERİ
Varlığınızla dünyayı güzelleştiren tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!
Her alanda mücadele eden, ilham veren ve umut ışığı yakan tüm kadınlara selam olsun!
Dayanışma ve sevgiyle daha güzel bir dünya için omuz omuza yürümeye devam edelim. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!
Gücünüz, cesaretiniz ve sevginizle her daim ilham kaynağısınız. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!
Farklılıklarımızla bir araya gelerek daha güçlü bir yarın inşa edeceğiz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!

ANNEYE, EŞE, SEVGİLİYE, KARDEŞE, ARKADAŞA 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ MESAJLARI
Sevgili annem, her zaman yanımda olduğun ve bana güç verdiğin için teşekkür ederim. 8 Mart Dünya Kadınlar Günün kutlu olsun!
Canım kardeşim, her zaman desteğin ve sevgin için sana minnettarım. 8 Mart Dünya Kadınlar Günün kutlu olsun!
Sevgili arkadaşım, birlikte güldüğümüz, ağladığımız ve her zaman birbirimize destek olduğumuz için sana minnettarım. 8 Mart Dünya Kadınlar Günün kutlu olsun!
Güçlü ve cesur kadınlığınla bana her zaman ilham veriyorsun. 8 Mart Dünya Kadınlar Günün kutlu olsun!
Senin gibi bir hayat arkadaşı/eş/sevgiliye sahip olduğum için çok şanslıyım. 8 Mart Dünya Kadınlar Günün kutlu olsun!

GÜÇLÜ KADINLARIN, KADINLAR İÇİN ÖZLÜ SÖZLERİ
‘En zoru harekete geçme kararıdır, geri kalanı ise sadece kararlılık meselesidir.’ (Amelia Earhart)
‘İnsanlar söylediklerinizi ya da yaptıklarınızı unuturlar ama onlara neler hissettirdiğinizi asla unutmazlar.’ (Maya Angelou)
‘Sahip oldukların için şükredersen daha fazlası seni bulur. Sahip olamadıklarına odaklanırsan, zaten onlar da yetmemeye başlar.’ (Oprah Winfrey)
‘Soru kimin bana izin vereceği değil, kimin beni durduracağıdır.’ (Ayn Rand)
‘Ben pembeye inanıyorum. Ben gülmenin en iyi kalori yakıcı olduğuna inanıyorum. Ben öpmeye ve çok öpmeye inanıyorum. Her şeyin ters gidiyor gibi göründüğü zamanlarda güçlü olmak gerektiğine inanıyorum. Ben mutlu kızların en güzel kızlar olduğuna inanıyorum. Yarının başka bir gün olduğuna inanıyorum ve mucizelere inanıyorum.’ (Audrey Hepburn)
‘Kendi bedenine sahip olmayan ve bedenini kontrol edemeyen bir kadın özgür değildir. Ve hiçbir kadın bilinçli olarak anne olup olmamayı seçene kadar kendine özgürüm dememelidir.’ (Margaret Sanger)
‘Kadınlardan yalnızca birer hanımefendi gibi bahsetmenizden, onların aslında rasyonel varlıklar olduğunu anlamamanızdan nefret ediyorum. Hiçbirimiz hayatlarımız boyunca sakin sularda yüzmek istemeyiz.’ (Jane Austen)
‘Tanıştığım her erkek beni korumak istiyor, neyden korumak istediklerini anlamıyorum.’ (Mae West)
‘Kadınların erkek korumasına ihtiyacı yoktur ama kendini korumayı öğrenmeye ihtiyacı vardır.’ (Susan B. Anthony)
“Kadınların başarılı olamayacağını düşünen sizlere şunu söylemek isterim: İngiliz hükümetini bu pozisyona getirmeyi başardık. Hükümet artık şu alternatifle yüzleşmek zorunda: Kadınlar artık ya öldürülecek, ya da oy kullanacak.” (Emmeline Pankhurst)
]]>8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ MESAJLARI
Dünyayı güzelleştiren tüm kadınlara, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!
Hayatımızdaki her alanda varlık gösteren, ilham veren ve güçlendiren tüm kadınların günü kutlu olsun!
Eşitlik ve özgürlük yolunda mücadele eden tüm cesur kadınlara selam olsun!
Bugün, her zamankinden daha fazla birlik ve dayanışmaya ihtiyacımız var. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!
Kadınların gücüyle daha güzel bir dünya inşa edeceğimize inanıyoruz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!
Kadınlar, dünyanın yarısını değil, tamamını oluşturur. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!
Kadınların özgürlüğü, tüm insanlığın özgürlüğüdür. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!
Eşitlik ve adalet için mücadele eden tüm kadınların sesi olmaya devam edeceğiz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!
Kadınların gücüyle daha parlak bir geleceğe doğru ilerleyeceğiz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!
Bugün, sadece bir gün değil, her gün kadınların günüdür. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!

ANNEYE, EŞE, SEVGİLİYE, ARKADAŞA 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ MESAJLARI
Sevgili annem, her zaman yanımda olduğun ve bana inandığın için teşekkür ederim. Dünya Kadınlar Günü’n kutlu olsun!
Canım eşim, hayatımı güzelleştirdiğin ve bana her zaman destek olduğun için teşekkür ederim. Dünya Kadınlar Günü’n kutlu olsun!
Değerli kız kardeşim, her zaman yanımda olduğun ve bana güvendiğin için teşekkür ederim. Dünya Kadınlar Günü’n kutlu olsun!
Sevgili arkadaşım, her zaman beni motive ettiğin ve bana ilham verdiğin için teşekkür ederim. Dünya Kadınlar Günü’n kutlu olsun!
Güçlü ve ilham verici kadın rol modelin için sana minnettarım. Dünya Kadınlar Günü’n kutlu olsun!

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ NE ZAMAN?
Dünya Kadınlar Günü her yıl 8 Mart tarihinde kutlanır. 2024 yılında da Dünya Kadınlar Günü 8 Mart Cuma günü kutlanacak.
Bu özel günde, kadınların siyasi, sosyal ve ekonomik alanlarda elde ettiği başarılar kutlanır ve toplumsal cinsiyet eşitliği için farkındalık yaratılır.
DÜNYA KADINLAR GÜNÜ ÖNEMİ NEDİR?
Tarihsel Önem:
1857’de New York’ta tekstil işçilerinin greviyle başlayan ve kadın hakları mücadelesinin sembolü haline gelen bir gündür.
Kadınların oy hakkı, eğitim hakkı, çalışma hakkı gibi temel haklara kavuşması için verilen uzun mücadelenin anısına kutlanır.
Toplumsal Önem:
Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlenmesi için farkındalık yaratılmasını sağlar.
Kadınların karşılaştığı sorunlara ve ayrımcılığa dikkat çeker.
Farklı alanlarda başarılı olan kadınların görünürlüğünü artırır ve ilham kaynağı olur.
Kültürel Önem:
Kadınların toplumdaki değerini ve önemini vurgular.
Farklı kültürlerden ve geçmişlerden gelen kadınları bir araya getirir.
Kadın dayanışmasını ve birlikteliğini güçlendirir.
Politik Önem:
Kadın haklarının korunması ve geliştirilmesi için politik ve yasal düzenlemelerin yapılmasını teşvik eder.
Kadınların siyasi ve ekonomik hayatta daha fazla yer almasına katkıda bulunur.
Sürdürülebilir kalkınma ve barış için kadınların rolünü öne çıkarır.
Tarihçesi:
Dünya Kadınlar Günü’nün kökeni 19. yüzyıla kadar uzanır. 1857 yılında New York’ta tekstil işçilerinin daha iyi çalışma koşulları için başlattığı grev, bu özel günün ilk kıvılcımı olarak kabul edilir. O zamandan bu yana, dünya genelindeki kadınlar, oy hakkı, eğitim hakkı, çalışma hakkı gibi temel haklara kavuşmak için mücadele ettiler ve birçok önemli başarı elde ettiler.
Önemi:
Dünya Kadınlar Günü, sadece bir kutlama günü olmanın ötesinde, birçok açıdan büyük önem taşır:
Tarihi bir öneme sahiptir: Kadın hakları mücadelesinin sembolü olan bir gündür.
Toplumsal değişime katkıda bulunur: Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlenmesi için farkındalık yaratılmasını sağlar.
Kadınların karşılaştığı sorunlara dikkat çeker: Şiddet, ayrımcılık, yoksulluk gibi sorunlara karşı mücadeleyi teşvik eder.
Kadın dayanışmasını ve birlikteliğini güçlendirir: Farklı kültürlerden ve geçmişlerden gelen kadınları bir araya getirir.
Politik değişimleri teşvik eder: Kadın haklarının korunması ve geliştirilmesi için politik ve yasal düzenlemelerin yapılmasını teşvik eder.

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ NEDEN 8 MART’TA KUTLANIYOR?
8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.
26 – 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Martın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.
İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı ve değişen tarihlerde fakat her zaman ilkbaharda kutlanıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansında gerçekleşti. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde kutlanması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletlerinde de kutlanmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Martın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını kabul etti. Birleşmiş Milletlerin sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, kutlamanın New York’ta ölen işçilerin anısına yapıldığının yazılmamıştır.
TÜRKİYE’DE KADINLAR GÜNÜ
Türkiye’de 1921 tarihinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmaya başlandı. 1980 darbesi döneminde dört yıl kutlama yapılmadı. 1984’ten itibaren her geçen gün daha da geniş kitlelerle kutlanmaya devam ediliyor.
]]>8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ NE ZAMAN?
Dünya Kadınlar Günü her yıl 8 Mart tarihinde kutlanır. 2024 yılında da Dünya Kadınlar Günü 8 Mart Cuma günü kutlanacak.
Bu özel günde, kadınların siyasi, sosyal ve ekonomik alanlarda elde ettiği başarılar kutlanır ve toplumsal cinsiyet eşitliği için farkındalık yaratılır.
DÜNYA KADINLAR GÜNÜ MESAJLARI
Kadınların gücü ve zarafetiyle aydınlanan bir dünyada, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!
Kadınların yaşamımızdaki önemi ve etkisi hiçbir zaman göz ardı edilemez. Tüm kadınların günü kutlu olsun!
Bugün, kadınların geçmişteki ve bugünkü mücadelesini kutluyor ve gelecek için daha fazla eşitlik ve adalet için birlikte çalışmayı taahhüt ediyoruz.
Kadınlar, toplumun temel taşlarıdır. Her birinizin güçlü, cesur ve değerli olduğunu unutmayın. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nüz kutlu olsun
Kadınlar her alanda ilham veren liderler, kahramanlar ve destekçiledir. Sizlere minnettarız ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum
Kadınların gücüne, direncine ve dayanıklılığına selam olsun! 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nüz kutlu olsun
Kadınlar, sevgi, şefkat ve güç demektir. Hayatımıza kattığınız her şey için teşekkür ederiz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nüz kutlu olsun
Dünyayı daha adil ve eşit bir yer yapma mücadelesinde yanınızda olduğumuzu unutmayın. Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum
Kadınlar, toplumun yapı taşlarıdır. Siz olmadan hiçbir şey mümkün olmazdı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nüz kutlu olsun!
Kadınlar, güçlerini gösterdikleri, sevgilerini paylaştıkları ve dünyayı daha iyi bir yer haline getirdikleri için takdir edilmelidir. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum!
Kadınlar, hayatın her alanında liderlik sergileyen ve değişimi teşvik eden unsurlardır. Hepinize minnettarız. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nüz kutlu olsun!
Kadınlar, güçlü olmanın, mücadele etmenin ve değişim yaratmanın simgesidir. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz!
Kadınlar, hayatımızı daha güzel ve anlamlı kılan unsurlardır. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nüz kutlu olsun!
Kadınların başarıları ve katkıları, sadece bugün değil, her gün takdir edilmelidir. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nüz kutlu olsun!
Kadınlar, sevgi, iyilik ve güçle dolu bir dünyanın temelidir. Sizleri tebrik ederim ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nüzü kutlarım!

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ ÖNEMİ NEDİR?
Tarihsel Önem:
1857’de New York’ta tekstil işçilerinin greviyle başlayan ve kadın hakları mücadelesinin sembolü haline gelen bir gündür.
Kadınların oy hakkı, eğitim hakkı, çalışma hakkı gibi temel haklara kavuşması için verilen uzun mücadelenin anısına kutlanır.
Toplumsal Önem:
Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlenmesi için farkındalık yaratılmasını sağlar.
Kadınların karşılaştığı sorunlara ve ayrımcılığa dikkat çeker.
Farklı alanlarda başarılı olan kadınların görünürlüğünü artırır ve ilham kaynağı olur.
Kültürel Önem:
Kadınların toplumdaki değerini ve önemini vurgular.
Farklı kültürlerden ve geçmişlerden gelen kadınları bir araya getirir.
Kadın dayanışmasını ve birlikteliğini güçlendirir.
Politik Önem:
Kadın haklarının korunması ve geliştirilmesi için politik ve yasal düzenlemelerin yapılmasını teşvik eder.
Kadınların siyasi ve ekonomik hayatta daha fazla yer almasına katkıda bulunur.
Sürdürülebilir kalkınma ve barış için kadınların rolünü öne çıkarır.
Tarihçesi:
Dünya Kadınlar Günü’nün kökeni 19. yüzyıla kadar uzanır. 1857 yılında New York’ta tekstil işçilerinin daha iyi çalışma koşulları için başlattığı grev, bu özel günün ilk kıvılcımı olarak kabul edilir. O zamandan bu yana, dünya genelindeki kadınlar, oy hakkı, eğitim hakkı, çalışma hakkı gibi temel haklara kavuşmak için mücadele ettiler ve birçok önemli başarı elde ettiler.
Önemi:
Dünya Kadınlar Günü, sadece bir kutlama günü olmanın ötesinde, birçok açıdan büyük önem taşır:
Tarihi bir öneme sahiptir: Kadın hakları mücadelesinin sembolü olan bir gündür.
Toplumsal değişime katkıda bulunur: Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlenmesi için farkındalık yaratılmasını sağlar.
Kadınların karşılaştığı sorunlara dikkat çeker: Şiddet, ayrımcılık, yoksulluk gibi sorunlara karşı mücadeleyi teşvik eder.
Kadın dayanışmasını ve birlikteliğini güçlendirir: Farklı kültürlerden ve geçmişlerden gelen kadınları bir araya getirir.
Politik değişimleri teşvik eder: Kadın haklarının korunması ve geliştirilmesi için politik ve yasal düzenlemelerin yapılmasını teşvik eder.
DÜNYA KADINLAR GÜNÜ NEDEN 8 MART’TA KUTLANIYOR?
8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.
26 – 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Martın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.
İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı ve değişen tarihlerde fakat her zaman ilkbaharda kutlanıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansında gerçekleşti. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde kutlanması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletlerinde de kutlanmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Martın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını kabul etti. Birleşmiş Milletlerin sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, kutlamanın New York’ta ölen işçilerin anısına yapıldığının yazılmamıştır.
TÜRKİYE’DE KADINLAR GÜNÜ
Türkiye’de 1921 tarihinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmaya başlandı. 1980 darbesi döneminde dört yıl kutlama yapılmadı. 1984’ten itibaren her geçen gün daha da geniş kitlelerle kutlanmaya devam ediliyor.
]]>Kadınların hakları ve eşitliği konusundaki mücadelede ilerleme kaydedilmesine rağmen, hala önemli sorunlar ve eşitsizlikler vardır ve Dünya Kadınlar Günü, bu konuların önemini vurgulayarak değişim için bir çağrı niteliği taşır.
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ NE ZAMAN?
Dünya Kadınlar Günü her yıl 8 Mart tarihinde kutlanır. 2024 yılında da Dünya Kadınlar Günü 8 Mart Cuma günü kutlanacak.
Bu özel günde, kadınların siyasi, sosyal ve ekonomik alanlarda elde ettiği başarılar kutlanır ve toplumsal cinsiyet eşitliği için farkındalık yaratılır.

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ ÖNEMİ NEDİR?
Tarihsel Önem:
1857’de New York’ta tekstil işçilerinin greviyle başlayan ve kadın hakları mücadelesinin sembolü haline gelen bir gündür.
Kadınların oy hakkı, eğitim hakkı, çalışma hakkı gibi temel haklara kavuşması için verilen uzun mücadelenin anısına kutlanır.
Toplumsal Önem:
Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlenmesi için farkındalık yaratılmasını sağlar.
Kadınların karşılaştığı sorunlara ve ayrımcılığa dikkat çeker.
Farklı alanlarda başarılı olan kadınların görünürlüğünü artırır ve ilham kaynağı olur.
Kültürel Önem:
Kadınların toplumdaki değerini ve önemini vurgular.
Farklı kültürlerden ve geçmişlerden gelen kadınları bir araya getirir.
Kadın dayanışmasını ve birlikteliğini güçlendirir.
Politik Önem:
Kadın haklarının korunması ve geliştirilmesi için politik ve yasal düzenlemelerin yapılmasını teşvik eder.
Kadınların siyasi ve ekonomik hayatta daha fazla yer almasına katkıda bulunur.
Sürdürülebilir kalkınma ve barış için kadınların rolünü öne çıkarır.
Tarihçesi:
Dünya Kadınlar Günü’nün kökeni 19. yüzyıla kadar uzanır. 1857 yılında New York’ta tekstil işçilerinin daha iyi çalışma koşulları için başlattığı grev, bu özel günün ilk kıvılcımı olarak kabul edilir. O zamandan bu yana, dünya genelindeki kadınlar, oy hakkı, eğitim hakkı, çalışma hakkı gibi temel haklara kavuşmak için mücadele ettiler ve birçok önemli başarı elde ettiler.
Önemi:
Dünya Kadınlar Günü, sadece bir kutlama günü olmanın ötesinde, birçok açıdan büyük önem taşır:
Tarihi bir öneme sahiptir: Kadın hakları mücadelesinin sembolü olan bir gündür.
Toplumsal değişime katkıda bulunur: Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlenmesi için farkındalık yaratılmasını sağlar.
Kadınların karşılaştığı sorunlara dikkat çeker: Şiddet, ayrımcılık, yoksulluk gibi sorunlara karşı mücadeleyi teşvik eder.
Kadın dayanışmasını ve birlikteliğini güçlendirir: Farklı kültürlerden ve geçmişlerden gelen kadınları bir araya getirir.
Politik değişimleri teşvik eder: Kadın haklarının korunması ve geliştirilmesi için politik ve yasal düzenlemelerin yapılmasını teşvik eder.
DÜNYA KADINLAR GÜNÜ NEDEN 8 MART’TA KUTLANIYOR?
8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.
26 – 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Martın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.
İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı ve değişen tarihlerde fakat her zaman ilkbaharda kutlanıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansında gerçekleşti. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde kutlanması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletlerinde de kutlanmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Martın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını kabul etti. Birleşmiş Milletlerin sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, kutlamanın New York’ta ölen işçilerin anısına yapıldığının yazılmamıştır.
TÜRKİYE’DE KADINLAR GÜNÜ
Türkiye’de 1921 tarihinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmaya başlandı. 1980 darbesi döneminde dört yıl kutlama yapılmadı. 1984’ten itibaren her geçen gün daha da geniş kitlelerle kutlanmaya devam ediliyor.
]]>8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ NE ZAMAN?
Dünya Kadınlar Günü her yıl 8 Mart tarihinde kutlanır. 2024 yılında da Dünya Kadınlar Günü 8 Mart Cuma günü kutlanacak.
Bu özel günde, kadınların siyasi, sosyal ve ekonomik alanlarda elde ettiği başarılar kutlanır ve toplumsal cinsiyet eşitliği için farkındalık yaratılır.
DÜNYA KADINLAR GÜNÜ ÖNEMİ NEDİR?
Tarihsel Önem:
1857’de New York’ta tekstil işçilerinin greviyle başlayan ve kadın hakları mücadelesinin sembolü haline gelen bir gündür.
Kadınların oy hakkı, eğitim hakkı, çalışma hakkı gibi temel haklara kavuşması için verilen uzun mücadelenin anısına kutlanır.
Toplumsal Önem:
Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlenmesi için farkındalık yaratılmasını sağlar.
Kadınların karşılaştığı sorunlara ve ayrımcılığa dikkat çeker.
Farklı alanlarda başarılı olan kadınların görünürlüğünü artırır ve ilham kaynağı olur.
Kültürel Önem:
Kadınların toplumdaki değerini ve önemini vurgular.
Farklı kültürlerden ve geçmişlerden gelen kadınları bir araya getirir.
Kadın dayanışmasını ve birlikteliğini güçlendirir.
Politik Önem:
Kadın haklarının korunması ve geliştirilmesi için politik ve yasal düzenlemelerin yapılmasını teşvik eder.
Kadınların siyasi ve ekonomik hayatta daha fazla yer almasına katkıda bulunur.
Sürdürülebilir kalkınma ve barış için kadınların rolünü öne çıkarır.
Tarihçesi:
Dünya Kadınlar Günü’nün kökeni 19. yüzyıla kadar uzanır. 1857 yılında New York’ta tekstil işçilerinin daha iyi çalışma koşulları için başlattığı grev, bu özel günün ilk kıvılcımı olarak kabul edilir. O zamandan bu yana, dünya genelindeki kadınlar, oy hakkı, eğitim hakkı, çalışma hakkı gibi temel haklara kavuşmak için mücadele ettiler ve birçok önemli başarı elde ettiler.
Önemi:
Dünya Kadınlar Günü, sadece bir kutlama günü olmanın ötesinde, birçok açıdan büyük önem taşır:
Tarihi bir öneme sahiptir: Kadın hakları mücadelesinin sembolü olan bir gündür.
Toplumsal değişime katkıda bulunur: Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlenmesi için farkındalık yaratılmasını sağlar.
Kadınların karşılaştığı sorunlara dikkat çeker: Şiddet, ayrımcılık, yoksulluk gibi sorunlara karşı mücadeleyi teşvik eder.
Kadın dayanışmasını ve birlikteliğini güçlendirir: Farklı kültürlerden ve geçmişlerden gelen kadınları bir araya getirir.
Politik değişimleri teşvik eder: Kadın haklarının korunması ve geliştirilmesi için politik ve yasal düzenlemelerin yapılmasını teşvik eder.

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ NEDEN 8 MART’TA KUTLANIYOR?
8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.
26 – 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Martın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.
İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı ve değişen tarihlerde fakat her zaman ilkbaharda kutlanıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansında gerçekleşti. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde kutlanması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletlerinde de kutlanmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Martın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını kabul etti. Birleşmiş Milletlerin sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, kutlamanın New York’ta ölen işçilerin anısına yapıldığının yazılmamıştır.
TÜRKİYE’DE KADINLAR GÜNÜ
Türkiye’de 1921 tarihinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmaya başlandı. 1980 darbesi döneminde dört yıl kutlama yapılmadı. 1984’ten itibaren her geçen gün daha da geniş kitlelerle kutlanmaya devam ediliyor.
]]>Bir taraftan okula gidip bir taraftan çalışan Akgül, bir süre Nişantaşı’nda çalıştıktan sonra sonunda hayallerini kurduğu butiğini Kadıköy’de açtı.
Burada eskiyle yeniyi birleştirerek kendine has bir stil oluşturan Akgül, diktiği kıyafetlerle semt sakinlerinin de dikkatini çekti. Akgül, terzilik mesleğini sürdürürken bir yandan da kadınlara dikiş eğitimi vermeye başladı.
Akgül’ün öğrencileri arasında ev hanımlarının yanında, diş hekimi, doktor, avukat gibi çeşitli mesleklerden kadınlar da yer aldı.
Verdiği bu eğitimler sayesinde bir şey dikmenin, ortaya koymanın kadınlar üzerindeki olumlu etkisini gören Akgül, bu etkiyi depremzede kadınlar üzerinde de oluşturmak için harekete geçti.
Züleyha Akgül, 6 şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen bölgedeki kadınlara destek olmak amacıyla Hatay’a gitti.
Burada, çadırda kurduğu atölyede depremzede kadınlara dikiş eğitimi vermeye başlayan Akgül, onların hem meslek sahibi olmalarını hem de aile bütçelerine katkıda bulunmalarını sağlıyor.

“Depremzedelere nasıl dokunurum düşüncesiyle yola çıktım”
Züleyha Akgül, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 11 ili etkileyen ve asrın felaketi olarak nitelendiren depremlerin ardından, bir terzi olarak, “Depremzedelere nasıl dokunurum” düşüncesiyle yola çıktığını söyledi.
İlk önce aklına çocuklara oyuncak yapmak geldiğini aktaran Akgül, şöyle konuştu:
“Defne’de ilk kez Ramazan Bayramı’nda çocuklarla buluştuk. Bezlere pamuk doldurup, kaş, göz çizerek birlikte oyuncaklar yaptık. Oyuncak yapmanın çocuklar üzerinde ne kadar olumlu etki yaptığını görmek bizi de çok mutlu etti.
Daha planlı ve programlı ne yapılabilir düşüncesiyle Kırkyama Kadın Dayanışması ve Çağdaş Yaşam Atölyesi ile irtibata geçtim. Onlar sayesinde çadırda, konteynırda, bahçede çocuklarla bir araya gelip oyuncaklar yaptık.”
Akgül, çocuklarla oyuncak yapma etkinliğine annelerin de katılım gösterdiğini fark etmesi üzerine “Neden annelere de dikiş öğretmiyoruz?” sorusunun aklına geldiğini ve bunun için kollarını sıvadığını anlattı.
“Çadırda 5 makinayla 8 gün boyunca eğitim verdik”
Züleyha Akgül, daha sonra hayırseverlerin yardımıyla Hatay’a makine, kumaş ve dikişle ilgili malzemeler götürüp, kadınlar için bir terzilik kursu başlattıklarını aktardı.
Depremzede kadınlarla ilk terzilik kursunu Kurban Bayramında başlattıklarını dile getiren Akgül, “Çadırda 5 makinayla 8 gün boyunca eğitim verdik. Bu eğitimin ardından hayırseverler ve yerel yönetimlerin katkısıyla makina sayımızı artırdık bir anlamda sanayileşmiş olduk.
Eğitime devam edip, projeye yeni kadınlar ekledik. Depremzede kadınlar meslek edinsin, ev bütçesine katkı sağlasın ve fason atölyelerine iş yapabilsin istedik. Şu an atölyemizdeki kadınlar dikiyor ve ürettiğini satıyor” şeklinde konuştu.
Akgül, hala çadırda atölye çalışmalarını sürdürdüklerini dile getirerek, “Başta bir konteynır ya da prefabrik bir yapıya ihtiyacımız var. Kumaş ve makinanın yanı sıra kadınların yaptıkları ürünleri satacakları yeni pazarlara da ihtiyacımız var” dedi.

“Yaklaşık 50 kadına dikiş eğitimi verdik”
Bir meslek öğrenip, dikiş dikmeye başlayan kadınların psikolojilerinde olumlu yönde bir farklılık gözlemlediğini vurgulayan Akgül, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kadınlar, dikiş diktikleri sürece yaşadıkları acıdan uzak kalmış oldular. Bir depremzede kadının aldığı eğitimden sonra ‘İlk kez kendi paramı kazandım ve cebime koydum, bunu beni çok mutlu etti’ demesi bizi ondan çok daha mutlu etti. Kadınlar ne yapabildiklerini gördükçe daha çok motive oldular.
Bir şey üretmenin hissiyatı onları bir anlamda hayata bağladı. Yaklaşık 50 kadına dikiş eğitimi verdik. Şimdi bu kadınlar kendi ayaklarının üzerinde durup, ailelerinin geçimine katkı sağlıyor. Gerek yeni şeyler dikerek, gerekse paça tadilatı gibi basit işlemler yaparak ekmeklerini kazanıyorlar.”
Akgül, yaklaşık 10 aydır devam eden projenin daha çok kadına ulaşmasını istediklerinin altını çizdi.
Hatay’daki bu projeyi tam anlamıyla oturtabildiklerinde diğer deprem bölgelerine giderek başka kadınlara da dikiş eğitimi vermek istediklerini aktaran Akgül, “11 ilde tüm kadınlara ulaşmak istiyoruz. Bir kadına dokunmak, onun çocuğuna ailesine dokunmak demek. Anne mutlu olunca çocuk da ailede mutlu oluyor” ifadelerini kullandı.
]]>Buna göre, 2022 Kasım ayı referans alınarak yapılan bu çalışmada toplamda aylık ücretli çalışılan saat 201,3 olarak gerçekleşti. Sonuçlar incelendiğinde erkekler için aylık ücretli çalışılan saat 206,3 olarak gerçekleşirken kadınlarda aylık ücretli çalışılan saat 191,0 olarak gerçekleşti.
Saatlik ortalama brüt ücret-maaş toplamda 55,4 TL olarak gerçekleşti. Ücretli çalışan erkekler 2022 yılında saatlik ortalama 54,4 TL brüt ücret-maaş alırken, ücretli çalışan kadınlar 2022 yılında saatlik ortalama 57,4 TL brüt ücret-maaş aldı.
2022 yılı aylık ortalama kişi başı brüt ücret-maaş toplamda 11 bin 143 TL olarak gerçekleşti. Ücretli çalışan erkekler aylık ortalama 11 bin 233 TL kişi başı brüt ücret-maaş alırken, kadınlar aylık ortalama 10 bin 961 TL brüt ücret-maaş aldı.

Aylık ortalama kişi başı kazanç toplamda 12 bin 450 TL olarak gerçekleşti. Ücretli çalışan erkekler için aylık ortalama kişi başı kazanç 12 bin 487 TL olurken, kadınlar için aylık ortalama kişi başı kazanç 12 bin 376 TL oldu.
Kazanç Yapısı İstatistikleri sonuçlarına göre, 2022 yılında yıllık ortalama brüt kazanç 144 bin 390 TL oldu. Bu değer, erkeklerde 147 bin 446 TL ve kadınlarda 138 bin 366 TL oldu.
EN YÜKSEK ÜNİVERSİTE MEZUNLARI KAZANDI
Kazanç düzeylerinin hem erkeklerde hem de kadınlarda eğitim durumu ile doğru orantılı olarak yükseldiği görüldü. Eğitim durumuna göre en yüksek yıllık ortalama brüt kazancı yükseköğretim eğitim düzeyine sahip olanlar elde etti. Bu eğitim düzeyinde yıllık ortalama brüt kazanç erkeklerde 207 bin 112 TL, kadınlarda ise 171 bin 568 TL oldu.
En yüksek yıllık ortalama brüt ücret-maaşı yükseköğretim eğitim düzeyine sahip olanlar elde ederken, bu eğitim düzeyinde erkeklerin brüt ücret-maaşı 175 bin 463 TL, kadınların ise 145 bin 387 TL olarak gerçekleşti.
EN YÜKSEK KAZANÇ FİNANS SEKTÖRÜNDE
Ücretli çalışanların brüt kazançları, ekonomik faaliyet ayrımında incelendiğinde, en yüksek yıllık ortalama brüt kazanç 293 bin 511 TL ile finans ve sigorta faaliyetlerinde oldu. Bu ekonomik faaliyeti, 284 bin 842 TL ile bilgi ve iletişim ve 229 bin 108 TL ile kültür, sanat, eğlence, dinlence ve spor faaliyetleri izledi.
En düşük yıllık ortalama brüt kazançlar ise sırasıyla 99 bin 290 TL ile konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetleri, 102 bin 109 TL ile gayrimenkul faaliyetleri ve 104 bin 768 TL ile inşaat sektörlerinde oldu.

Ekonomik faaliyet sınıflamasına göre kadın çalışanların yıllık ortalama brüt kazancı ulaştırma ve depolama faaliyetinde 213 bin 810 TL, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı faaliyetinde 206 bin 633 TL ve gayrimenkul faaliyetlerinde 104 bin 387 TL ile bu sektörlerdeki erkek çalışanların yıllık ortalama brüt kazancının üzerinde gerçekleşti.
En yüksek yıllık ortalama brüt kazancı 276 bin 507 TL ile yöneticiler meslek grubunda çalışanların elde ettiği görüldü. Bu meslek grubunu 200 bin 195 TL ile profesyonel meslek mensupları izledi. En düşük yıllık ortalama brüt kazanç ise 94 bin 849 TL ile nitelikli tarım, ormancılık ve su ürünleri çalışanları grubunda gerçekleşti.
KAZANÇ FARKI ERKEK LEHİNE
Cinsiyetler arası ücret veya kazanç farkı tüm eğitim düzeylerinde erkek lehine gerçekleşti. Yıllık ortalama brüt kazanç ile hesaplanan gösterge için en yüksek fark yüzde 19,6 ile lise mezunlarında, en düşük fark ise yüzde 14,5 ile ilkokul ve altı mezunlarda gerçekleşti. Yıllık ortalama brüt ücret-maaş ile hesaplanan gösterge için ise en yüksek fark yüzde 17,1 ile yükseköğretim mezunlarında, en düşük fark yüzde 12,4 ile yine ilkokul ve altı mezunlarda gerçekleşti.
Yıllık ortalama brüt kazanç dikkate alındığında en yüksek cinsiyetler arası fark yüzde 22,8 ile sanatkârlar ve ilgili işlerde çalışanlar ve yüzde 21,4 ile teknisyenler, teknikerler ve yardımcı profesyonel meslek mensuplarında gerçekleşti. En düşük farklar ise yüzde 4,2 ile yöneticiler ve yüzde 6,1 ile hizmet ve satış elemanlarında gerçekleşti.
Yıllık ortalama brüt ücret-maaş dikkate alındığında en yüksek cinsiyetler arası fark yüzde 21,1 ile profesyonel meslek mensupları ve yüzde 19,2 ile teknisyenler, teknikerler ve yardımcı profesyonel meslek mensuplarında gerçekleşti. En düşük fark ise yüzde 4,4 ile yöneticilerde ve yüzde 6,8 ile nitelik gerektirmeyen meslekler ile hizmet ve satış elemanları grubunda gerçekleşti.
]]>