Kalp – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Mon, 20 May 2024 21:15:57 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 ‘Max’ hayata tutundu https://www.foxhaber.com.tr/max-hayata-tutundu/ https://www.foxhaber.com.tr/max-hayata-tutundu/#respond Mon, 20 May 2024 21:15:57 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7503 ‘Veteriner Hekim Aykut Çokoğullu ile Uzman Veteriner Hekim Murat Vurucu, insanlarda kullanılan kalp akciğer pompası cihazını, kalp hastası patili dostların ameliyatında kullanarak evcil hayvan sahiplerine umut ışığı oldu.

Açık kalp cerrahisinde mitral kapak tamiri yapılan 12 yaşındaki Terrier cinsi ‘Max’, hayata tutundu. Köpekleri ‘Max’in 23 Mart’ta ameliyat olduğunu ve sağlığına kavuştuğunu belirten Ekrem Altunay, “1,5 sene önce ‘Max’in kalbinde üfleme olduğunu fark eden Veteriner Aile Hekimi Eray Evren bizi Murat Hoca’ya yönlendirdi.

‘Max’in takibi bu sürede ilaçlarla yapıldı ancak operasyon yapılması gerektiği, son evre olduğu için yaklaşık 6 ay gibi bir sürede ‘Max’i kaybedebileceğimiz söylendi. Gözümüz kapalı bir şekilde tereddüt etmeden kabul ettik.

Kalp kapakçığı ameliyatında ilk başarılı sonuç alan köpek; çok mutluyuz. ‘Max’in bu olaya ön ayak olması, bizim için çok önemli ve yapılan operasyon çok büyük bir başarı. Hocalarımızın emeklerini hiçbir zaman unutmayacağız. Bize oğlumuzu bağışladılar. Doktorlarımıza çok şey borçluyuz” dedi. 

‘ŞIRINGAYLA BESLENİRKEN ARTIK KENDİ YEMEĞİNİ YİYOR’

Ekrem Altunay’ın eşi Deniz Altunay ise “‘Max’ bizim canımız, 12 yıldır beraberiz. Son zamanlarda ‘Max’in aşırı öksürüğü vardı ve bu yaklaşık 1 dakika sürüyordu. Aradan 5-10 dakika geçince tekrar başlıyordu ve helak oluyordu. Murat Hoca yaklaşık 6 ay ömrü kaldığını ayrıca bu sürede tükürüğünde boğulma riski olduğunu söyledi. Böyle bir şeyi göze alamazdık.

Bu şekilde devam etmesine gönlümüz el vermediğinden her şeyi göze alarak kabul ettik. Doktorlarımıza ve ‘Max’in başaracağına inancımız sonsuzdu. Çünkü ‘Max’ çok hareketli bir hayvan. Diğer hasta arkadaşları için öncü oldu. Şu anda çok mutlu. Ameliyattan sonra bir kere bile öksürük olmadı. Kendini kısa sürede toparladı. Şırıngayla beslenirken artık kendi yemeğini yiyor” diye konuştu.

‘ŞU ANDA HER ŞEY YOLUNDA GİDİYOR’

Hastalarının küçük olduğunu ve bu nedenle kalp akciğer pompasındaki çocuk ve bebekler için kullanılan malzemelerden yararlandıklarını söyleyen Veteriner Çokoğullu, “Dünyada bu operasyonu sadece İngiltere’de ve Japonya’da birer ekibin yapabildiğini fark ettik. O yüzden bu aslında pozitif anlamda bizi daha da kamçıladı.

Bizim de yapabileceğimizi düşündük. Sonrasında ‘Max’ ile tanıştık. Hastamız ‘Max’, Türkiye’deki açık kalp cerrahisinde başarılı ilk mitral kapak tamiri yapılan köpek. Operasyon sonrası 14’üncü günü ve evde oyun oynayabilecek durumda. Bu bizi inanılmaz mutlu etti.

Şu anda her şey yolunda gidiyor. Kalple ilgili yapılan ölçümlerde hastalığın çok gerilediğini görüyoruz. Şu an için olumsuz hiçbir durum yok. Tabii Türkiye’de ilk olması, bizim için de bir gurur kaynağı” dedi. 

‘KAYBETTİĞİMİZ HASTALARIMIZ GİZLİ KAHRAMANLARIMIZ’

Uzman Veteriner Hekim Murat Vurucu da “Medikal tedaviyle yönelttiğimiz bir hasta. Ancak bu hastalığın son döneminde artık ilaçlara direnç gelişiyor. Akciğerde ödem, öksürük şikayetleri yaşanıyor. Ondan sonra medikal ilaçlar maalesef yarar sağlamıyor ve hastalarımızın bu dönemden sonra maksimum 5-6 aylık ömrü kalıyor.

Aykut hocamla amacımız; bu çocukların ömrünü uzatabilmek, çare olabilmek, özellikle dünyanın öbür ucunda yapılan bir ameliyatı, ülkemizde de başarabilmekti. Ameliyat, yaklaşık 8 kişilik ekip ile yapılıyor. 5 saat ameliyat, 5 saatte uyandırma süre ile 10 saat süren ciddi bir ameliyat. Ameliyatımızda vücuttaki toplardamar ve atardamar sistemini cihaza bağlıyoruz.

Cihazdaki oksijenatör, kanın temizlenmesini ve oksijenlenmesi sağlanıyor. O sırada kalbi durdurup, mitral kapakçığı tamir edip, tekrardan kalbi kapatıp, çalışmasını sağlıyoruz. Kalbi çalıştırıp, hayati fonksiyonlar düzgün seviyeye geldikten sonra hastamızı uyandırıyoruz.

Daha önce iki hastamız daha oldu. Ancak hasta sahiplerimizi erken dönemde bu operasyona ikna etmek çok zor. Önceki hastalarımızı ameliyata, maalesef yoğun bakıma girmiş ve böbrek değerleri çok yükselmişken almak zorunda kaldık.

Buna rağmen başarılı olup, kalplerini tekrar geri çalıştırıp, yoğun bakım sürecine geçebildik. Ancak yoğun bakımda böbrek yetmezliği nedeniyle kaybettik. Ama onlar bizim ve bir sonraki hastalar için bu işin yapılabildiğine dair umut kaynağı oldu. Onlara da gizli kahramanlar diyebiliriz” diye konuştu. 

‘MAALESEF KÜÇÜK IRKLARDA ÇOK YAYGIN’

Vurucu, “Hasta değerleri düşmeden erken ameliyat, bize başarıyı getirdi. Bu hastalıkta dediğimiz gibi amacımız, her zaman medikal tedavi. Ama belli bir noktadan sonra eğer medikal tedavi cevap vermezse, hastalığa direnç gelişirse, tek çözüm mitral kapağın cerrahi olarak onarılması.

Burada diğer dikkat etmemiz gereken nokta; özellikle karaciğer ve böbrek fonksiyonlarının etkilenmeden, henüz bozulmadan ameliyatı alabilmek başarı oranını oldukça yükseltmekte. Özellikle bu hastalık maalesef küçük ırklarda çok yaygın ama korkmamız gerekmiyor.

Uzun yıllar ilaçlarla kontrol altında tutabiliyoruz. Kontrollerin aksatılmaması çok önemli. İlaçlara direnç gelişmeden bu ameliyatın yapılmasına karar verilmesi tüylü dostlarımızın sağlığı için çok önemli” dedi. 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/max-hayata-tutundu/feed/ 0
Şubat ayında gerçekleşen altı ilginç olay https://www.foxhaber.com.tr/subat-ayinda-gerceklesen-alti-ilginc-olay/ https://www.foxhaber.com.tr/subat-ayinda-gerceklesen-alti-ilginc-olay/#respond Thu, 14 Mar 2024 09:03:20 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4638 Şubat ayında dünya genelinde çok sayıda tuhaf olay yaşandı. Kanada’da sergilenen 3,6 metre uzunluğunda ve 225 kilogram ağırlığındaki doldurulmuş kutup ayısı çalındı. Avustralya’da 3 yaşındaki çocuk, oyuncak makinesinde mahsur kaldı. İşte yaşanan tuhaf olaylar…

DONDURULMUŞ KUTUP AYISI ÇALINDI

Kanada’da tuhaf hırsızlık olayı şubatın ilk günlerinde basına yansıdı.

Polis, Edmonton kentinin kuzeyindeki Lily Lake Resort’ta bulunan 3,6 metre uzunluğunda ve 225 kilogram ağırlığındaki doldurulmuş kutup ayısının çalındığını açıkladı.

Kutup ayısının sabitlendiği kabloların kesildiğini kaydeden resort çalışanı, hırsızlığın planlı yapıldığını savundu.

Basına “Büyük kutup ayısı vurgunu” olarak yansıyan olayın ardından bölge sakinleri içi doldurularak ayakta sergilenen kutup ayısının internet üzerinden satışına rastlamaları halinde haber vermeleri için uyarıldı.

Olayı soruşturan yetkililer, Ağustos 2023’te de iki doldurulmuş rakunun çalındığını, değerlerinin 26 bin dolar olduğunu belirtti.

BİSİKLET SÜRERKEN PUMA SALDIRDI

ABD’nin Washington eyaletindeki Seattle kentinde 60 yaşındaki kadın, bisiklet sürerken korkutucu bir durumla karşı karşıya kaldı.

Bisiklet kullanan yaşlı kadının yolunu bir anda 34 kilogram ağırlığındaki puma kesti.

Pumanın kadına yapıştığını ifade eden eyalet yetkilileri, yaşlı kadının yaralandığını, hayvanın yaban hayatı polisi tarafından vurularak öldürüldüğünü kaydetti.

ÇOCUK OYUNCAK MAKİNESİNDE MAHSUR KALDI

Küçük çocuğun oyuncak merakı, başka bir ilginç olay olarak kayıtlara geçti.

Avustralya’nın Brisbane kentindeki alışveriş merkezinde pelüş oyuncaklar bulunan oyuncak yakalama makinesi, 3 yaşındaki Ethan’ın ilgisini çekti.

Ethan, ailesi fark etmeden oyuncakların alındığı hazneden makinenin içine girdi.

Çocuğun makineye sıkıştığı fark edilince yetkililer, kurtarma çalışmalarına başladı ancak olaya ilişkin görüntülerde Ethan’ın endişe duymadan içeride oturması dikkati çekti.

Polis, en uzak camı kırarak çocuğu makineden çıkardı.

DEMİ LOVATO’DAN ‘KALP KRİZİ’ ŞARKISI

Amerikalı ünlü şarkıcı Demi Lovato’nun performans sergilemesi için davet edildiği Amerikan Kalp Derneği’nde şarkı seçimi gündem oldu.

Lovato, Amerikan Kalp Derneğinin kadınların kalp sağlığı konulu kampanyası için düzenlediği etkinliğe davet edildi.

Etkinlikte şarkı söylemek üzere sahneye çıkan Lovato, ‘Heart Attack (Kalp Krizi)’ adlı şarkıyı seslendirmeyi tercih etti.

Lovato’nun kalp hastalıklarıyla ilgili etkinlikte bu şarkıyı seçmesi, sosyal medyada tepkilere yol açtı.

POLİS, GÖZALTINA ALDIĞI 4 KİŞİYE ARABAYI İTTİRDİ

Hindistan’ın Bihar eyaletinde polis, 4 kişiyi alkollü oldukları gerekçesiyle gözaltına aldı.

Gözaltına alınanların da bulunduğu polis aracı, yakıtının bitince yolda kaldı. Aracı kenara çekmek isteyen polisler, çareyi arabayı ittirmekte buldu.

Bellerine ip bağlanarak kaçmaları önlenen 4 kişi, polis gözetiminde aracı 500 metre boyunca iterek yol kenarına çekti.

EVSİZ ŞAHSIN UZAK KEYFİ

ABD’nin California eyaletinde 50 yaşındaki evsiz olan şahıs, kaçırdığı küçük uçakla gezmesi de şubatın ilginç olayları arasında yer aldı.

Gezdikten sonra plaja inen şahıs, kuma saplanan uçağı terk etti ancak daha sonra bölge polisi tarafından yakalandı.

Küçük uçağı kaçırmakla suçlanan 50 yaşındaki zanlının, havaalanındaki güvenlik ihmalini göstermek için uçağı kaçırdığını söylediği kaydedildi.

Şahsın, uçağa Palo Alto bölgesindeki havaalanını çevreleyen çitlerdeki boşluktan girerek ulaştığı öne sürüldü.

San Mateo polisinin açıklamasına iliştirilen fotoğrafta uçağın, pervanesi kuma saplanmış şekilde deniz kenarında durduğu görülüyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/subat-ayinda-gerceklesen-alti-ilginc-olay/feed/ 0
Hem rallinin, hem ameliyathanelerin şampiyonu oldu https://www.foxhaber.com.tr/hem-rallinin-hem-ameliyathanelerin-sampiyonu-oldu/ https://www.foxhaber.com.tr/hem-rallinin-hem-ameliyathanelerin-sampiyonu-oldu/#respond Tue, 05 Mar 2024 21:33:31 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4277 2007’de ilk aort anevrizması (baloncuk) ameliyatını geçirdi, 2019’da bypass olmak zorunda kaldı. Aort anevrizmasının bu kez başka bir bölgede nüksettiği anlaşılmış ve üstelik 3 santim olması gereken damar çapı 10 santime ulaşmış, her an yırtılma tehlikesiyle saatli bomba gibiydi.

Bu tarihten itibaren Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Köksal’ın gerçekleştirdiği 5 farklı ameliyatla, 5 yıl içinde boyundan kasığa kadar inen 60 santimlik aort damarının yüzde 90’ı yapay damarla yenilenen Erkek, yıllar süren aort anevrizması “rallisi”nden de zaferle çıktı.

Gençliğinden beri motosiklet tutkunu olan ve yaklaşık 20 yıl boyunca hem motosiklet hem de otomobil rallilerinde pistlerin yıldızı olarak spor tarihindeki yerini alan Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Köksal, tıp literatüründe de yer alacak.

ABD’de yapılan uluslararası Adventure Rallisi’nde 1990 yılında Dünya Şampiyonu olan Sıtkı Erkek, son 17 yılda geçirdiği 7 büyük kalp damar operasyonundan sağ çıkarak, ameliyathanelerin de “şampiyonu” oldu. İlk olarak 2007’de ölümcül aort anevrizması (baloncuk) ile ameliyata alındı.

Yaklaşık 12 yıl sonra damar tıkanıklığı nedeniyle bypass geçirdi. Üç ay sonra aort damarında tekrar anevrizma olduğu edildi. Çapı 3 santim olması gereken damarı,10 santime ulaşmıştı. Ve baloncuğun bulunduğu bölge tüm hayati iç organlarına bağlıydı. Erkek, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cengiz Köksal’ın üç farklı branştan “cerrah ordusu” ile girdiği ve böbrek veya karaciğer yetmezliği, felç, bacağının kesilmesi gibi çok yüksek riskler taşıdığı bu ameliyat sonrası hastaneden yürüyerek çıktı.

Erkek’in anevrizma “rallisi” bununla da bitmedi, sonraki 4 yılda yine aort anevrizması nedeniyle, iki kez açık, iki kez de kapalı ameliyat oldu. Erkek, “Rallide dünya şampiyonluğum var, bu konuda da Türkiye şampiyonu oldum. Yarışlardaki pit stoplarda lastik değişir, benzin tamamlanır vs; benim pit stoplarım da yoğun bakımlar, ameliyathaneler oldu. Hepsinden de yenilenmiş olarak çıktım” dedi.

25 yıllık cerrahlık hayatında ilk kez böyle bir vakayla karşılaştığını kaydeden Prof. Dr. Cengiz Köksal, deneyimli ralli pilotunun kendisine ilk geldiğinde, öncesinde de kalp ameliyatı geçmişi olduğunu anlatarak şu bilgileri verdi:

– Sıtkı Bey bize 5 yıl önce geldi, 3 ay önce bypass olmuştu. Karnında bir baloncuk şüphesi vardı. 3 santim olması gereken ana damar çapının yaklaşık 10 santime ulaştığını gördük. Anevrizma dediğimiz bu durum, aort damarının ya göğüs bölgesinde ya da karında olur. Ama Sıtkı Bey’de 60 santimlik aort damarının hepsinde genişleme vardı. Bütün iç organları ve bacakları besleyen hayati organ damarları da o baloncuğun içinden çıkıyordu. Patladı patlayacak durumdaydı.

– Biz o endişeyle ameliyat planlamasını yaptık. Genel cerrah, ürolog ve 3 kalp damar cerrahı girdik ameliyata. Yaklaşık 8-9 saat sürdü. İç organların hepsini ayrı ayrı sanki kan alıyorlarmış gibi, yapay beslenme ünitelerine bağladık. Sonra ana damarla iç organlara giden damarları tek tek birleştirdik. En sıkıntılı aşama buydu çünkü böbrek yetmezliği, karaciğer yetmezliği, bacaklarda felç, bacakların kesilmesi risklerinin hepsi vardı. Ameliyattan sonra en güzel an, ayaklarını oynatabiliyor olmasıydı. Bundan 2 yıl sonra sağ kasığı, ondan 6 ay sonra sol kasığı, ondan da 2 yıl sonra da göğüs duvarında ve çapın 7,5 santime ulaşan aort damarını kapalı ameliyatla tedavi ettik.

60 SANTİMLİK ANA DAMARIN YÜZDE 90’I DEĞİŞTİRİLDİ

Kalpten çıkan ana damarı dahil kasıklara kadar giden bütün damarların suni olmasının fizyolojiye aykırı olduğunu ama Sıtkı Erkek’in hayata dönebilmesi için bunu yapmak zorunda kaldıklarını da anlatan Prof. Dr. Köksal, şunları söyledi:

Korktuk acaba bütün o bölgeyi endovasküler stent dediğimiz yapay damarla kapatırsak felç olabilir mi diye. En son, 17-18 santimlik düz bir stent koyarak bütün göğüs duvarındaki anevrizmayı kapattık. Son ameliyatı da sol kasıkta olan baloncuğu için yine yine kapalı yöntemle yaptık. Sıtkı Bey’in kalpten çıkan ve kasıklara kadar giden 60 santimlik ana damarının yüzde 96’sına müdahale edildi. Bunun 90’ı yani yaklaşık 50-52 santimlik kısmı da yapay damarla değiştirilmiş oldu.

– Bu şekilde aşamalı tedavi olup yaşayabilen, hasarsız hayatta kalabilen hasta sayısı literatürde de çok çok nadir. Aortunda dokunulmayan sadece 4 santimlik bir alan kaldı, tekrar anevrizma olma riski yok, çünkü hepsi suni damarla açık ya da kapalı yöntemle değiştirilmiş oldu. Sıtkı Bey tüm bu ameliyatlarda hayatının yaklaşık 30 saatini ameliyathanelerde geçirmiş oldu” diyerek sözlerini noktaladı.

Girdiği her kritik ameliyattan sağ salim çıkmayı başaran Sıtkı Erkek ise duygularını şöyle ifade etti:

– Genç yaşlarda motosikletle başladım ralliye. Motocross yaptım uzun yıllar, daha sonra otomobile geçtim. 1990 yılında Amerika’da dünya çapında bir yarışmada ülkemizi temsil edip dünya şampiyonluğu aldık. Hiçbir sağlık sorunum yoktu aslında. Motosikletle Marmaris’te tatildeyken ilk aort ameliyatımı oldum 2007’de. 11-12 yıl sıkıntı yaşamadım. Ondan sonra gerçek bir aort ameliyatı serisi başladı.

– Aslında biz bacağa giden ve çapı 5,5 santime ulaşmış bir aort damarım vardı, onun kontrolü için gitmiştik. Tesadüfen karın bölgemdeki asıl ana aort damarının çapının 10 santime ulaştığı anlaşıldı. Sonraki 5 yıl içinde her biri ayrı bir macera olan ameliyatlar oldum. Türkiye’de de bu konuda birinci olmak nasip oldu.

Ralli pistlerinde kaza geçirdiği ya da motosikletten düştüğünde, ilk aklına gelenin “Tekrar kalkıp nasıl devam edebilirim?” cümlesi olduğuna işaret eden Erkek, sözlerini şöyle noktaladı:

– Ben her ameliyat sonrası yoğun bakımda uyanışımda, hocamla bakışıp başardık dedim. Cengiz hoca ile tanıştıktan sonra o kadar rahat gidiyordum ki ameliyatlara. Yoğun bakımda ilk uyanma anımda hep yanımda olurdu, o büyük ameliyatımda her şey mükemmel, gözümü açıyorum ama ayaklarım ne halde, felç oldum mu olmadım mı, bunun endişesi var.

– Cengiz Hocam, yanında doçent yardımcısı, 6-7 kişilik cerrah ekibi gözümün içine bakıyor. Ben gaza bastığım o ayağımı, sağ ayağımı bir güçle tekrar hareket ettirince herkes çok mutlu oldu. Yarışlardaki o pit stoplarda lastik değişir, benzin tamamlanır, bir takım bakımlar yapılır vs. Benim pit stoplarım da yoğun bakımlar, ameliyathaneler oldu. O kadar yenilenmiş çıkıyorum ki tekrar devam ediyorum yoluma.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/hem-rallinin-hem-ameliyathanelerin-sampiyonu-oldu/feed/ 0
Her telefon çaldığında kötü haber diye ellerim titriyor https://www.foxhaber.com.tr/her-telefon-caldiginda-kotu-haber-diye-ellerim-titriyor/ https://www.foxhaber.com.tr/her-telefon-caldiginda-kotu-haber-diye-ellerim-titriyor/#respond Mon, 04 Mar 2024 21:57:36 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4226 FETÖ’cü savcıların iddianamesiyle yargılanan ve FETÖ’cü hakimlerin kararıyla 28 Şubat davasından hüküm giyen ve ağır hastalıklarla boğuşan 5 emekli komutan 934 gündür cezaevinde çile çekiyor. Adli Tıp Kurumu’nun komutanlar hakkında sağlık nedeniyle tahliye edilmeleri gerektiğini belirten raporu, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 9 aydır bekletiliyor ve imzalanmıyor.

TELEFONLAR KORTUYOR

Emekli Orgeneral Fevzi Türkeri, emekli Korgeneral Yıldırım Türker, emekli Tümgeneraller Erol Özkasnak ve Temel Özkaynak Ankara Sincan Cezaevi’nde, emekli Orgeneral Çetin Doğan ise İzmir Buca Cezaevi’nde bulunuyor. 84 yaşındaki Çetin Doğan’ın eşi Nilgül Doğan, SÖZCÜ’ye konuştu ve “Sağlık durumu pamuk ipliğine bağlı. Her telefon çaldığında kötü bir haber diye elim titriyor, kalbim çarpıyor. Yıllarca PKK ile mücadele etti şimdi PKK’lılar, Hizbullahçılar, FETÖ’cülerle aynı cezaevinde. Köy ilkokulundan çıktı, bu ülkeye hizmet etti. Sen onu al, buruştur ve cezaevi köşelerinde çürüt… Artık söz bitti” dedi.

Eşinin, şeker, hipertansiyon, kalp damarlarında tıkanıklık, omurga rahatsızlığı, ayakta sinir hasarı ve işitme kaybı rahatsızlıklarının olduğunu belirten Doğan, şunları anlattı: ‘’Eşimin sağlık sorunları devam ediyor. 5 damardan by-pass ameliyatı oldu. Ciddi bir bel ameliyatı da geçirdi. Eğilip çorabını bile giyemiyor. Yüksek tansiyon ve şeker hastalığı var. Cumhurbaşkanının anayasal yetkisi kapsamında yaşlı ve rahatsızlığı olan kişileri tahliye edebilir. Raporlar 9 aydır Cumhurbaşkanı’nın önünde imza bekliyor. Çok büyük endişe taşıyorum, bilmediğim bir numara aradığında kötü bir haber mi diye elim titriyor kalbim çarpıyor. Hastaneye gittikleri zaman bize haber verilmiyor, sonra avukattan duyuyoruz. Niye gitti, rahatsız mı diye endişeleniyorum.”

ÖLMESİNİ BEKLİYORLAR

“Cezaevinde tek başına, düşse, başına bir şey gelse oradaki imdat butonuna ulaşması bile mümkün değil. İmdat butonuna bassa bile hastaneye ulaşması tam iki saat. Vural Avar paşayı da bu nedenle kaybettik. Kim 84 yaşındaki bir insanın bu koşullarına razı olabilir? Haftada bir defa 10 dakika telefon görüşme hakkımız var. O zaman da bütün koridoru güvenlik nedeniyle boşaltıyorlar. Güneydoğuda PKK’ya karşı büyük mücadele verdi. O cezaevinde de PKK’lılar, Hizbullahçılar, FETÖ’cüler var. Şu sıralar diş tedavisi de görüyor, 5 dişi çekildi. Ölmesini bekliyorlar. Bunun başka anlamı var mı? Vicdansız bir silsile var. Arkamızda ordu da yok, kimse yok. Görevde olanlar maalesef sırtlarını döndü. Korkuyorlar mı, altımdan koltuk gider mi diye düşünüyorlar, bilmiyorum. Yaşam haklarını aldılar ellerinden. Bizi de dışarıda mahkum ettiler.’’

Komutanların tümü hastalıkla boğuşuyor

Fevzi Türkeri’de (83), şeker, hipertansiyon, kalp damar tıkanıklığı, bel fıtığı ve prostat büyümesi var. Temel Özkaynak (79), şeker, hipertansiyon, kalp damar tıkanıklığı, astım, prostat büyümesi, kronik böbrek hastalığı, işitme kaybı hastası. Erol Özkasnak (78), görme bozukluğu, diyabet, yüksek kolesterol, hipertansiyon, prostat büyümesi, kronik hepatit B hastası. Yıldırım Türker ise (79), hipertansiyon, kalp damar tıkanıklığı, kalp kapağı hastalığı, prostat kanseri ile mücadele ediyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/her-telefon-caldiginda-kotu-haber-diye-ellerim-titriyor/feed/ 0
Tansiyon neden düşer, tansiyon düşmesine ne iyi gelir? https://www.foxhaber.com.tr/tansiyon-neden-duser-tansiyon-dusmesine-ne-iyi-gelir/ https://www.foxhaber.com.tr/tansiyon-neden-duser-tansiyon-dusmesine-ne-iyi-gelir/#respond Fri, 01 Mar 2024 21:39:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4078 Genellikle birçok insanın düşük tansiyonu vardır ve genellikle herhangi bir belirtiye neden olmaz ancak, bazı kişilerde düşük tansiyon semptomlara yol açabilir. Düşük tansiyonun belirtileri arasında baş dönmesi, baş ağrısı, bayılma hissi, halsizlik, yorgunluk, bulanık görme, ve bazen hızlı veya düzensiz kalp atışı sayılabilir. Bu semptomlar kişiden kişiye değişebilir ve bir kişinin normal tansiyonu düşük olabilirken, diğer bir kişinin bu tür semptomları yoktur.

DÜŞÜK TANSİYON BELİRTİLERİ NELER?

Düşük tansiyonun birçok belirtisi olabilir, ancak en yaygın olanları şunlardır:

Baş dönmesi: Bu, düşük tansiyonun en yaygın belirtisidir. Özellikle ani kalktığınızda veya uzun süre ayakta durduğunuzda başınızın dönmesi veya kararsız hissetmeniz düşük tansiyon belirtisi olabilir.

Bayılma: Kan basıncının düşmesiyle sıklıkla tetiklenen ani bilinç kaybı düşük tansiyonun bir diğer belirtisidir.

Bulanık görme: Noktaları görme veya tünel görüşü gibi görsel bozukluklar yaşama da düşük tansiyon belirtisi olabilir.

Yorgunluk: Sürekli yorgunluk veya zayıflık hissetmek de düşük tansiyonun bir belirtisi olabilir.

Baş ağrısı: Düşük tansiyon bazı kişilerde baş ağrısına da neden olabilir.

Konsantrasyon eksikliği: Düşük tansiyon, konsantre olmakta zorlanma veya net düşünmekte güçlük çekmeye de neden olabilir.

Hızlı veya sığ solunum: Nefes darlığı veya hızlı nefes alma da düşük tansiyonun bir belirtisi olabilir.

Daha az yaygın belirtiler şunlardır:

Soğuk ve solgun cilt
Mide bulantısı
Kusma
Terleme
Kafa karışıklığı
Göğüs ağrısı

TANSİYON DÜŞMESİNE NE İYİ GELİR?

Düşük tansiyona iyi gelen birçok şey var. En yaygın ve etkili olanlar şunlardır:

Sıvı alımını artırma: Dehidrasyon, düşük tansiyonun en yaygın nedenlerinden biridir. Bu nedenle, bol su içmek ve sıvı alımını artırmak tansiyonunuzu yükseltmeye yardımcı olabilir. Günde en az 2 litre su içmeyi hedefleyin.

Tuz tüketimini artırma: Tuz, kan basıncını yükseltmeye yardımcı olur. Ancak, fazla tuz tüketimi yüksek tansiyon gibi diğer sağlık sorunlarına neden olabilir. Bu nedenle, doktorunuzla görüşerek tuz alımınızı ne kadar artırmanız gerektiğini belirleyin.

Yavaş kalkma: Yataktan veya oturduğunuz yerden kalkarken yavaş kalkmak, baş dönmesi ve bayılma gibi düşük tansiyon belirtilerini önlemeye yardımcı olabilir.

Düzenli egzersiz: Düzenli egzersiz yapmak, genel kan dolaşımını ve kalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir. Bu da tansiyonunuzu yükseltmeye yardımcı olabilir.

Kafein tüketimi: Kafein, kalp atış hızını artırarak ve kan damarlarını daraltarak kan basıncını yükseltmeye yardımcı olabilir. Kahve, çay ve kola gibi kafein içeren içecekler tüketebilirsiniz.

Sık sık ve küçük öğünler atıştırma: Büyük öğünler yemek kan basıncınızı düşürebilir. Bu nedenle, gün boyunca sık sık ve küçük öğünler atıştırmak daha iyi bir seçenektir.

Düşük tansiyona iyi gelen bazı besinler:

Tuzlu besinler: Zeytin, turşu, salamura gibi tuzlu besinler kan basıncını yükseltmeye yardımcı olabilir.

B12 ve folat içeren besinler: B12 ve folat eksikliği düşük tansiyona neden olabilir. Bu nedenle, kırmızı et, balık, süt ürünleri, koyu yeşil yapraklı sebzeler gibi B12 ve folat içeren besinler tüketmek önemlidir.

Kafein içeren besinler: Kahve, çay, kola gibi kafein içeren besinler kan basıncını yükseltmeye yardımcı olabilir.

Düşük tansiyona iyi gelen bazı bitki çayları:

Ginseng çayı: Ginseng çayı, kan basıncını yükseltmeye yardımcı olabilir.

Meşe palamudu çayı: Meşe palamudu çayı, kan damarlarını daraltarak kan basıncını yükseltmeye yardımcı olabilir.

Rezene çayı: Rezene çayı, kan basıncını yükseltmeye yardımcı olabilir.

Düşük tansiyonu yaşıyorsanız:

Doktorunuza başvurun. Doktorunuz, altta yatan bir neden olup olmadığını teşhis etmek için testler isteyebilir ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi verebilir.

Yukarıdaki önerileri uygulayın. Sıvı alımını artırmak, tuz tüketimini artırmak, düzenli egzersiz yapmak ve kafein tüketmek gibi önerileri uygulayarak tansiyonunuzu yükseltebilirsiniz.

Belirtileri yaşıyorsanız yatın ve bacaklarınızı kalp seviyesinden yukarı kaldırın. Bu, kan akışını beyninize yönlendirmeye yardımcı olabilir.

TANSİYON NEDEN DÜŞER?

Düşük tansiyon, tıbbi adıyla hipotansiyon, kan basıncının normalden daha düşük olması durumudur. Yetişkinler için, kan basıncı 90/60 mmHg’nin altında olduğunda düşük tansiyon olarak kabul edilir.

Düşük tansiyonun birçok nedeni olabilir:

Yaygın:

Dehidrasyon: Vücudun yeterince sıvı almaması kan hacmini azaltır ve tansiyonu düşürebilir.

Kan kaybı: Yaralanma veya iç kanama gibi durumlarda kan kaybı da tansiyonu düşürebilir.

İlaç kullanımı: Bazı tansiyon ilaçları, diüretikler (idrar söktürücüler), antidepresanlar ve kalp ilaçları gibi ilaçlar tansiyonu düşürebilir.

Uzun süre ayakta durma: Yerçekimi, uzun süre ayakta durduğunuzda kanın bacaklarda toplanmasına neden olabilir ve bu da tansiyonu düşürebilir.

Sıcak havalarda aşırı terleme: Sıcak havalarda aşırı terlemek de dehidrasyona ve tansiyon düşmesine neden olabilir.

Hamilelik: Hamilelik sırasında, vücutta kan hacmi artar ve kan damarları genişler. Bu da tansiyonda hafif bir düşüşe neden olabilir.

Yaşlanma: Yaşlandıkça kan damarları sertleşir ve bu da tansiyonu düşürebilir.

Daha az yaygın:

Kalp hastalıkları: Kalp yetmezliği, kalp kapak hastalığı ve kalp krizi gibi kalp hastalıkları tansiyonu düşürebilir.

Hormonal bozukluklar: Addison hastalığı ve hipotiroidizm gibi hormonal bozukluklar tansiyonu düşürebilir.

Sinir sistemi hastalıkları: Parkinson hastalığı ve otonom sinir sistemi bozuklukları gibi sinir sistemi hastalıkları tansiyonu düşürebilir.

Beslenme yetersizliği: B12 vitamini ve folat eksikliği gibi beslenme yetersizlikleri tansiyonu düşürebilir.

Tansiyonu etkileyebilecek diğer faktörler:

Stres: Stres, kan damarlarını daraltarak ve kalp atış hızını artırarak tansiyonu yükseltebilir.

Alkol: Alkol, kan damarlarını genişleterek tansiyonu düşürebilir.

Sigara: Sigara, kan damarlarına zarar vererek tansiyonu yükseltebilir.

Düşük tansiyon her zaman bir sorun teşkil etmez. Bazı kişilerde herhangi bir belirtiye neden olmaz. Ancak, belirtileri yaşıyorsanız doktora başvurmak önemlidir. Doktorunuz, altta yatan nedeni teşhis etmek için testler isteyebilir ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi verebilir.

Düşük tansiyonu önlemek için:

Bol sıvı tüketin.

Yeterli tuz aldığınızdan emin olun.

Düzenli egzersiz yapın.

Uzun süre ayakta durmaktan kaçının.

Sıcak havalarda aşırı terlememeye dikkat edin.

Sağlıklı beslenin.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/tansiyon-neden-duser-tansiyon-dusmesine-ne-iyi-gelir/feed/ 0
Ayrılık veya aldatma kırık kalp sendromuna yol açabiliyor https://www.foxhaber.com.tr/ayrilik-veya-aldatma-kirik-kalp-sendromuna-yol-acabiliyor/ https://www.foxhaber.com.tr/ayrilik-veya-aldatma-kirik-kalp-sendromuna-yol-acabiliyor/#respond Wed, 14 Feb 2024 09:36:36 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3368 Yoğun duygusal travmalar kalp kırıklığına yol açsa da aslında fiziki olarak da kalp üzerinde belirgin etkiler yaratabiliyor. Ani gelişen şiddetli üzüntü, hayal kırıklığı ve stresin kırık kalp sendromuna yol açabileceğini belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Buturak, hastada ani başlayan göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, baş dönmesi ve bayılma gibi şikayetlerin ortaya çıkabileceğini söyledi.

TRAVAMALAR HASTALIĞI TETİKLİYOR

Kişinin, eş, sevgili veya birinci derece yakını ya da çok sevdiği bir yakınını kaybetmesi, uzun süreli bir ilişki sonrası ayrılık, boşanma veya aldatılma gibi ağır duygusal durumlar veya kişiyi derinden sarsacak haberler alması gibi ani psikolojik travmaların hastalığı tetiklediğini söyleyen Buturak, bunun yanı sıra kişinin yaşadığı boğulma tehlikesi, deprem gibi doğal afetler ve bazı fiziksel travmaların da kırık kalp sendromuna sebep olabileceğini vurguladı.

Her ne kadar yoğun duygusal travmalar kalp kırıklığına yol açsa da aslında fiziki olarak da kalp üzerinde belirgin etkiler yarabiliyor. Hatta yaşanan şikayetler kalp krizi ile birebir aynı özellikleri taşıyor. İlk kez Japonya’da 1990 yılında Takatsubo Sendromu olarak tanımlanan Kırık Kalp Sendromu, ani başlayan göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, baş dönmesi ve bayılma gibi belirtilerle kendini gösteriyor.

Prof. Dr. Ali Buturak

KADINLARDA DAHA FAZLA

Prof. Dr. Ali Buturak’ın verdiği bilgiye göre ön tanısı kalp krizi olan hastaların yüzde 2-3’ünde gerçek tanının kırık kalp sendromu olduğu biliniyor. Hastalık kadınlarda daha sık görüldüğü için bu oran yüzde 5-6ya kadar çıkabiliyor.

Buturak, yaşanan duygusal travmaların fiziki sonuçlarına ilişkin ise şu bilgileri paylaştı:

– Kişide ani gelişen şiddetli üzüntü, hayal kırıklığı veya stres sonrası beyindeki bazı bölgelerin aşırı aktivite göstermesi sonucu kandaki stres hormon düzeyleri dokularda hasar oluşturacak şekilde artıyor. Bu hormonlar, kalp kası ve kalbin küçük kılcal damarlarına hücum ederek kalp kasında ani başlayan kasılma kusuru ve kalp damar dolaşımını bozacak şekilde küçük damarlarda fonksiyon kaybına yol açıyor. Bu durum da hastada ani başlayan göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, baş dönmesi ve bayılma gibi şikayetlere neden oluyor.

KALP KRİZİ İLE KARIŞTIRILABİLİR

Duygusal travmaya bağlı kırık kalp sendromu belirtisi taşıyanların vakit kaybetmeden kendilerine en yakın hastanenin acil servisine başvurmaları gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Buturak, Özellikle ani başlayan göğüs ağrısı, kalp krizi ile karıştırılmasına sebep olur. Kırık kalp sendromundan şüphe edilen hastalarda; kalp kası hasarını gösteren kan testleri, elektrokardiyografi, ekokardiyografi, telekardiyografi ve koroner anjiyografi ile tanı konuluyor dedi.

KOMPLİKASYONLARI ÖNLEMEK İÇİN TEDAVİ ŞART

Prof. Dr. Buturak, kırık kalp sendromunun çoğunlukla iyi seyirli ve kendiliğinden düzelen bir durum olduğunu ancak buna karşın tanı konulan her hastanın hastaneye yatırılarak tedavi edildiğini belirterek tedavi konusunda şunları anlattı:

– Bu hastaların yapılan koroner anjiyografilerinde koroner arterler normaldir ancak problemin esasında kalp kasında kasılma kusuru oluşturan kalp kası hasarı vardır. Bu nedenle hastalar hasar oluşacak kalp yetersizliği, hayati risk oluşturacak ritim bozuklukları ve diğer komplikasyonlar açısından (bayılma, kalp içinden beyine ve diğer bölgelere pıhtı atmasıvb.) yakın takip edilmeli ve tedavi almadır.

– Hastada kalp yetersizliği bulguları varsa mutlaka ilaç tedavisi başlanmalıdır. Ritim bozukluğu veya kalp içi pıhtı oluşumu gibi durumlar gerektiği şekilde tedavi edilmeli ve hasta desteklenmelidir.

KALICI HASAR BIRAKABİLİR

Kalp kası hasarının birçok hastada geçici olduğunu ve başlangıçtan genellikle birkaç hafta sonra kalbin kasılma ve gevşeme fonksiyonlarının tamamen düzeldiğini söyleyen Prof. Dr. Buturak “Ancak çok nadiren yüzde’1 den daha düşük oranda, kalıcı hasar bırakabilir. Burada en önemli nokta, hastaların tanı konar konmaz uygun tedavi ve desteği almalarıdır diye konuştu.

HANGİ ÖNLEMLER ALINMALI?

Kırık kalp sendromunu önlemeye yönelik bilinen bir tedavi bulunmadığını ancak alınabilecek bazı önlemlerin fayda sağladığını anlatan Prof. Dr. Ali Buturak konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

– Stres yönetimini ve problem çözme tekniklerini öğrenmek, fiziksel ve duygusal stresi sınırlamanıza yardımcı olabilir. Yoga, meditasyon, günlük tutma veya farkındalık uygulamak, sıcak banyo yapmak, kokulu mumların yakılması, uzun derin nefesler alınıp yavaşça nefes vermek gibi gevşeme tekniklerinin uygulanması faydalı olabilir.

– Stresinizin kaynağına bağlı olarak, stresiniz hakkında konuşmak ve başa çıkma becerilerinizi paylaşmak için bir destek grubuna katılmak veya profesyonel bir danışman da stres yönetimine yardımcı olur. Ayrıca sağlıklı alışkanlıklar edinmek, Akdeniz diyeti gibi sağlıklı bir beslenme alışkanlığı kazanmak, düzenli egzersiz yapmak (haftada en az beş kez 30 dakika), yeterli uyumak (gece 7-9 saat), sosyalleşmek, tütün ve tütün ürünlerinin kullanımından kaçınmak da duygusal ve fiziksel stresi önlemede fayda sağlayacaktır.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ayrilik-veya-aldatma-kirik-kalp-sendromuna-yol-acabiliyor/feed/ 0
Kolesterolü ilaçsız düşürme yolları https://www.foxhaber.com.tr/kolesterolu-ilacsiz-dusurme-yollari/ https://www.foxhaber.com.tr/kolesterolu-ilacsiz-dusurme-yollari/#respond Mon, 12 Feb 2024 09:06:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3242 Kalp hastalıklarının altında yatan en önemli sebeplerden biri de kolesterol değerlerinin normalin dışında seyretmesidir. Yüksek kolesterol değerleri (LDL) dikkate alınmadığında ciddi sağlık sorunlarına yol açarken, uzmanlara göre bu sorunla basit yaşam tarzı önlemleriyle başa çıkmak mümkün. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Yılmaz, işte bu önlemlere dikkat çekerek, kolesterolle ilgili şu bilgileri paylaştı:

Prof. Dr. Oğuz Yılmaz

NELER YAPILABİLİR?

Kolesterolü doğal yöntemlerle kontrol altında tutmanın yolları şöyle sıralayabiliriz:

1-Sağlıklı bir diyet uygulayın: Kırmızı et, tam yağlı süt ürünleri, tereyağı, margarin gibi doymuş yağ ve trans yağ içeren yiyecekleri sınırlayın. Zeytinyağı, avokado, fındık ve tohumlar gibi doymamış yağ içeren yiyecekleri tercih edin. Ayrıca, yüksek lifli gıdaları tüketmeye özen gösterin. Tuz ve şekeri azaltın, bol su için.

2-Mutlaka egzersiz yapın: Haftada en az 150 dakika orta düzeyde aerobik egzersiz yapmaya çalışın. Yürüyüş, koşu, bisiklet sürme, yüzme, dans gibi aktiviteler kalp-damar hastalıklarından korunmaya da yardımcı olur. Özellikle egzersiz kötü kolesterolü düşürüp, iyi kolesterolü ise belirgin derecede yükseltebilir.

3-Sigara içmeyin: Tütün kullanımının zararları dünya çapında bilinmektedir ve sadece kalp-damar hastalıklarına da neden olabilir. Eğer sigara bırakma konusunda zorlanıyorsanız, ailenizden veya hekiminizden destek alabilirsiniz.

4-Alkol tüketiminizi sınırlayın: Alkol tüketimi, vücutta enerji depolamak için kullanılan yağ molekülleri olan trigliserit düzeylerini artırabilir. Yüksek trigliserit düzeyleri, özellikle kolesterolle birlikte yüksekse, kalp-damar sistemi üzerinde olumsuz etkiler yapabilir. Bu nedenle alkolden uzak durmak ya da tüketimini sınırlamak önemlidir.

5-İdeal kilonuzda kalın: Vücut ağırlığının artışı, kas iskelet sistemi problemleri, psikolojik hastalıklar, hormon dengesizlikleri, şeker hastalığı, insülin direnci ve tiroit bezi hastalıkları gibi birçok sağlık sorunu obezitenin yaygın sonuçları arasındadır. İdeal kiloya ulaşmak görünüş açısından değil, aynı zamanda kalp-damar sağlığı açısından da önemlidir.

6-Stresinizi yönetin: Kronik stresin vücut üzerindeki olumsuz etkilerinden biri de kolesterol seviyelerinin artırmasıdır. Stres, vücutta kortizol gibi stres hormonlarının salgılanmasına neden olabilir. Bu hormonlar, trigliserit seviyelerini artırabilir ve kötü kolesterol seviyelerini yükseltebilir. Bu da kalp-damar hastalıkları riskini artırabilir. Stresle başa çıkmak için derin nefes egzersizlerini deneyebilirsiniz.

7-Düzenli olarak kontrole gidin: Kolesterol seviyeleri basit bir kan tetkikiyle tespit edilebilir ve düzenli aralıklarla kontrol edilmesi önemlidir. Kolesterol seviyeleri sınırda veya yüksek ise özellikle de hipertansiyon, diyabet, ailesel kolesterol yüksekliği veya ailede kalp ve damar hastalığı hikayesi var ise bu kontroller sıklaştırılmalıdır. Çünkü erken teşhis, gerekli önlemleri almanızı sağlayabilir. Kolesterol seviyelerinde artış tespit edildiğinde, doktorunuz size uygun tedavi planını önerecektir. Bu genellikle yaşam tarzı değişikliklerini içerir, ancak bazen ilaç tedavisi de gerekebilir. 9-11 yaş aralığında mutlaka bir kez de olsa kolesterol seviyelerinin kontrol edilmesi, normal ise de her 5 yılda bir tetkik edilmesi önerilmektedir. Yüksek kolesterol, yaşam tarzı değişiklikleriyle düşürülemediğinde veya eşlik eden kalp damar hastalıkları var ise ilaç kullanımı kaçınılmazdır.

NEDEN YÜKSELİR?

– Ailesel kolesterol yüksekliği gibi genetik durumların olması, sağlıksız beslenme ve yağlı besinlerin aşırı tüketilmesi, fazla kilolu olmak ve fiziksel aktivite eksikliği sonucu hareketsiz yaşam sürmek kolesterolü yükselten sebeplerdir.

BELİRTİ VERİR Mİ?

Kolesterol seviyeleri kan şekerinin düşüp yükselmesi gibi hissedilmez. Tehlikeli olan da zaten budur. Belirti vermeden zamanla tüm vücut damarlarında hızla artan hastalığa sebep olabilir. Göz kapakları ve çevresinde sarı yağ birikimi, ellerde ve tendonlarda yağ birikimi kan yağlarının sürekli ve çok yüksek gittiğinin bir işareti olabilir. Diğer taraftan göğüs ağrısı, uzuvlarda uyuşma, soğukluk, baş dönmesi, konuşma bozukluğu, geç iyileşen yaralar da yüksek kolesterole bağlı gelişmiş damar hastalıklarının işaretleri olabilir.

HANGİ SORUNLARA SEBEP OLUR?

Kan seviyelerinin yüksekliği kan damarlarının iç duvarlarında yağ birikintilerine sebep olur. Bunlar da zamanla damarlarda darlık ve tıkanıklıklar yaratarak; kalp krizi, inme (felç) gibi hayati kayıplara sebep olan sonuçlar doğurur.

İLAÇLARIN YAN ETKİLERİ VAR MI?

Kolesterol yüksekliğinde ilaç tedavisi genellikle statin adı verilen ilaçlarla başlar. Vücudumuza zararlı etkileri olabileceği korkusuyla çoğu zaman hayat kurtarıcı bu ilaçlar kullanılmamaktadır. Nadir durumlar haricinde bu ilaçlar gerek hormon seviyelerinde gerekse diğer vücut fonksiyonlarında klinik olarak belirgin olumsuzluklar yaratmamaktadır. Kolesterol seviyelerinin yüksek seyretmesiyle karşılaşacağınız tehlikeler ise çok daha hayatidir. Aralıksız kullanılması gereken ilacın olumlu veya olumsuz tüm etkileri hekiminiz tarafından da yakından takip edilecek ve gereğinde doz veya ilaç değişikliği yapılacaktır.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kolesterolu-ilacsiz-dusurme-yollari/feed/ 0
Soğuklar kalbi nasıl etkiler? https://www.foxhaber.com.tr/soguklar-kalbi-nasil-etkiler/ https://www.foxhaber.com.tr/soguklar-kalbi-nasil-etkiler/#respond Wed, 24 Jan 2024 09:00:38 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2573 Kalp krizi kaynaklı ölümlerin kış aylarında arttığı biliniyor. Nitekim ‘’Sadece kardiyologlar değil tüm hekimler kış aylarında kalp hastalığından kaynaklanan başvuruların arttığı gözlemler’’ diyen Kalp Cerrahı Prof. Dr. Bingür Sönmez, soğuk havanın kalbe etkilerini ve dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle açıkladı:

Prof. Dr. Bingür Sönmez

Soğuk havada kalpte nasıl bir yük oluşur?

Soğukhava, damarlarda büzüşmeye yol açarak, tansiyonun yükselmesine neden olduğu gibi kalbin önemli organlara (beyin, karaciğer, böbrek) daha çok kan gönderebilmek ve vücudun ihtiyacını olan fazla enerjiyi karşılamak için gayret etmesi nabzın hızlanmasına neden olur. Dolayısıyla kalbin yükü artar. Bu da özellikle yüksek tansiyonu ve kalp yetmezliği olan hastalarda bir kalp krizi ve akut kalp yetmezliğini tetikleyebilir.

Hangi hastalar kalp krizini fark edemeyebilir?

Soğukhavalarda koroner kalp hastalarının göğüs ağrısı eşiği düşer ve daha kolay göğüs ağrısı oluşur. Bu sayede hastalar erken uyarı alabilirler fakat daha çok diyabetik hastalarda görülen sessiz iskemi ve ayaklarda görülen nöropati (his bozukluğu) nedeniyle bu alarm mekanizması çalışmayabilir. El ve ayak damarlarında sorun olan hastaların, his bozukluğu nedeniyle donmaya karşı farkındalıkları azalır. Özellikle diyabetik hastalar soğuk havada çok dikkatli olmalı. Yaşlılar da soğuk havalarda ayakları çok üşüdüğü için eski bir alışkanlık olarak yataklarına sıcak su kesesi veya ısıtılmış tuğla alırlar. Bu hastalarda his bozukluğu olduğu için iyileşmeyen yanık yaraları meydana gelebilir. Kesin çözüm yün çoraptır.

Enfeksiyonlar kalp hastalıklarını tetikler mi?

Bütün virütik enfeksiyonların (Covid-19, Influenza gibi) ve alt grupları, kronik olarak koroner kalp hastalığını artırdığı saptanmış olmakla birlikte ortaya çıkan pıhtılaşma faktörlerinin yükselmesi nedeniyle beklenmeyen akut kalp krizleri ve venöz trombozlar (pıhtılaşmalar) görülebilir. Enfeksiyonlar ayrıca vücut direncini düşürücü etkileri yanında kanda iltihap ve pıhtılaşma değerlerini (CRP, D-dimer) yükselterek kalp krizine tetikleyici bir rol üstlenebilir. Grip için kullanılan ilaçlarda çarpıntı, ritim bozukluğu yapabilen adrenalin ve noradrenalin ihtiva etmeyen, hatta basit parasetamol türü ilaçlar tercih edilmeli. Coumadin kullanan (Kapak ameliyatı olmuş, ritim bozukluğu olan, inme hastaları) kullanacakları antibiyotik dahil bütün ilaçlar INR ayarını bozacağı için mutlaka doktora danışmalı ve daha sık INR kontrolü yaptırmalıdır.

Kalp hastaları nelere dikkat etmeli?

1 – Bu aylarda soğuğa maruz kalmamak ve soğuk havada geçirilen zamanı sınırlandırmak gerekir. Örneğin evin önündeki karları temizlemeye çalışmak, kar topu oynamak kalbin iş yükünü artırarak kalp krizine yol açabilir.

2 – Dışarı çıkılması gerekiyorsa sıkı giyinmek, ısı kaybının büyük kısmı baş bölgesinden olduğu için mutlaka bere, eldiven kullanılmalı, rahat ayakkabı (sıkmayan) ve yün çorap giyilmelidir. Sıcak tutacak kat kat giysiler ve bir atkı ile ağız sarılarak soğuk havanın biraz ısınarak vücuda girmesi sağlanmalı, göğsün mümkün olduğu kadar direkt olarak soğukla teması önlenmeli, palto veya kabanın önü kapalı tutulmalıdır.

3 – Yapılan aktivite ve egzersizlerde kalbin yükünü azalmak için sık molalar verilmeli, daha düşük bir tempoda yapılmalı, aşırı terlememeye ve susuz kalmamaya dikkat edilmelidir. Mümkün olduğu kadar açık havada sportif aktivitelerden kaçınılmalı, yokuş yukarı veya karlı bir yolda yürümemeye dikkat edilmelidir.

4 – Dışarı çıkmadan önce ağır yemek yemekten ve alkol alımından kaçınılmalıdır.

5 – Kalp için alınan ilaçlar var ise düzenli kullanmaya özen gösterilmeli hatta mevsim başında kardiyolog ile görüşülmesi gerekir.

Kış aylarında kolesterol düzeyi artar mı?

Araştırmalar, kış aylarında kan kolesterol düzeyinin yaz aylarına göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Kış aylarında soğuğa direnci artırmak için daha çok yağlı ve karbonhidratlı gıda tüketmek ve hareketsizliğin neden olduğu kilo artışıyla birlikte kan kolesterol düzeyi yükselmektedir. Bu da kalp sağlığı için diğer bir risktir.

Kanda pıhtılaşma olur mu?

Soğuk etkisiyle damarlarda meydana gelen damar büzüşmeleri sonucu akım yavaşlaması nedeniyle damar içinde pıhtılaşmalar olabilir. Özellikle normal şartlarda damar içinde sorun yaratmayan bir darlık (yüzde 50’nin altı) böyle bir durumda pıhtı tıkamasına neden olabilir.

Kışın insanlar neden daha çabuk yorulur?

Soğuk havalarda nabız ve tansiyon artışı, koroner kalp hastalığı olanlarda ve belirli bir yaşın üzerindeki kişilerde çabuk yorulmaya neden olur.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/soguklar-kalbi-nasil-etkiler/feed/ 0
Bu bir tıp mucizesi: Minik kalbini ‘söküp’ tümörü temizleyip tekrar yerleştirdiler https://www.foxhaber.com.tr/bu-bir-tip-mucizesi-minik-kalbini-sokup-tumoru-temizleyip-tekrar-yerlestirdiler/ https://www.foxhaber.com.tr/bu-bir-tip-mucizesi-minik-kalbini-sokup-tumoru-temizleyip-tekrar-yerlestirdiler/#respond Sun, 21 Jan 2024 09:09:28 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2464 Balıkesir’de yaşayan Mustafa ve Fahriye Işık çiftinin tek çocuğu Ekin Ada’nın, anne karnında 32 haftalıkken kalbinde tümör olduğu tespit edildi. Doktorlar bebeği alalım dese de anne Fahriye Karaca Işık, onu doğurmak istedi.

Daha doğmadan başvurdukları her doktor “Tek çare kalp nakli olur” dedi. 5 yaşına kadar, tümörü kalbiyle birlikte büyüdü, 8 santimlik minik kalbi, kendi büyüklüğünde bir tümörü de taşımak zorunda kaldı.

KALBİNİ SÖKÜP YENİDEN TAKTILAR

Ekin Ada, geçtiğimiz Ekim ayında Koç Üniversitesi Hastanesi’nde yapılan ve dünya tıp literatürüne girecek bir ameliyatla yeniden doğdu.

8 saat süren ameliyat sırasında Ekin Ada’nın kalbini “yerinden söküp” tümörü ameliyat masasında temizlendikten sonra tekrar nakledildi.

“AMELİYATI NEFESİMİZİ TUTARAK YAPTIK”

“Yüzyılın kalp cerrahları” arasında anılan Prof. Dr. Afksendiyos Kalangos ve Opr. Dr. Yılmaz Zorman, bu eşi benzeri olmayan operasyonu, “O kadar riskli bir ameliyattı ki nefesimizi tutarak yaptık. Kadavradan kalp nakli olsa, elinizde sağlam başka bir organ var. Oto-transplantasyon, yani hastanın kendinden nakilde ise en ufak bir hatada tekrar yerine takabileceğiniz başka bir organ yok” şeklinde anlattı.

“İKİNCİ DOĞUMUNA ŞAHİT OLDUM”

Bu çocuğun ben ikinci doğumuna tanık oldum” diyen Prof. Dr. Afksendiyos Kalangos, sözlerini şöyle sürdürdü:

Ekin Ada kızımızla 32 haftada anne karnındayken ilk olarak tanıştım. Fetal EKO’sunda bir kalp tümörü tespit edilmişti. Kızımız doğdu, ondan sonra 3 ila 6 aylık aralarla izlemeye başladık. Kalp içindeki tümör yaşı büyüdükçe, kalple beraber büyüyordu.

Bu tümörlerin bir kötü tarafı da ritim düzensizlikleri yaratmaları. Ani ölüm riskinin çok yüksek olduğu vakalar bunlar. Tümörün büyüklüğü neredeyse kalp kadar olmuştu. 7 santimlik bir tümör, Ekin Ada’nın kalbi 8 santim uzunluğundaydı zaten.

Sol karıncıktaki tümörün bir büyük tehlikesi daha vardı. Önemli bir koroner arter damar, tümörün içinden geçiyordu.”

“SOĞAN KABUĞU SOYAR GİBİ TÜMÖRÜ KALPTEN AYIRDIK”

Tümörün içinden hayati bir damarın geçmesi nedeniyle kalp yerindeyken ameliyat etmenin imkansız olduğunu anlatan Prof. Dr. Kalangos, çok büyük bir riske girerek kalbi yerinden çıkarıp ameliyat etme yolunu seçtiklerini vurguladı.

Prof. Dr. Kalangos, “Çok dikkatli çalışmamız gerekiyordu o nedenle kalbi yerinden söktük, damarlarından ayırdık ve masanın üzerine yatırarak (kalp vücuttan ayrıyken) ameliyata devam ettik. Göğüs boşluğu tamamıyla boş kaldı, ‘kalpsiz’ bir durumda makineye bağlı takip edildi. Kalbi masanın üzerinde sol karıncığa hasar vermeden, hem kasları hem arterleri koruyarak açtık. Dr. Yılmaz Zorman ile beraber nefesimizi tuttuk, ince ince, soğan kabuğu soyar gibi kalp kasından tümörü ayırdık. Tümörün içinden geçen o ince, bir milimetrelik koroner damarı bulduk ve onu da titiz bir şekilde tümörden ayırarak kalbi tamamen temizledik. Onarılmış kalbi tekrar yerine taktık” dedi.

KALBİ TAKTIKTAN SONRA GÖZÜ EKRANDA, İLK ATIŞINI BEKLEDİ

Kalbi Ekin Ada’ya geri naklettikten sonra ilk yaptığı şeyin monitöre bakmak olduğunu da söyleyen Prof. Dr. Kalangos, sözlerini şöyle noktaladı:

O anda ilk yaptığınız şey tabii ki monitöre gözünüz takılıyor. Kalp tekrar çalışmaya başladı ve büyük bir rahatlama yaşadık. Ben özellikle yurt dışında Cenevre’deyken çocuklarda kalp akciğer transplantasyonunu rutin olarak yapan bir cerrahtım.

Kalp naklinde oldukça tecrübesi olan bir cerrah olmama rağmen oto-transplantasyon yani hastanın kalbini yerinden çıkarıp tekrar takma tecrübesini ilk defa yaşadım. Dolayısıyla benim için de özel bir andı bu.

Ekin Ada’nın başka alternatifi yoktu. Düşünün ölüme mahkum olan bir insanın, mucizevi bir şekilde tekrar hayata dönmesi, bu ikinci doğuş değil de nedir?”

“EN UFAK BİR HATADA BAŞKA ALTERNATİFİMİZ YOKTU”

Prof. Dr. Kalangos ile birlikte ameliyatı gerçekleştiren Opr. Dr. Yılmaz Zorman ise 8 saat süren ameliyat sırasında defalarca nefeslerini tuttuklarını söyleyerek şunları anlattı:

Çok uzun süren bir ameliyattı. Hocayla kaç kere göz göze geldik, kaç kere nefesimizi tuttuk gerçekten hatırlamıyorum. Ekin Ada, her şeyiyle çok özel bir çocuk.

Ben bu tür bir ameliyatla meslek hayatım boyunca hiç karşılaşmadım. Literatür taraması da yaptık hocamızla birlikte. Böyle bir tanıyla, başarılı bir şekilde ameliyat olmuş bu yaşta bir hasta literatürde bulamadık.

Bazı denemeler olmuş ama bu yaştaki bir çocukta başarılı bir ameliyat ve oto-transplantasyon, bence bu ameliyatı nadir kılan unsurlar.”

Ritim bozuklukları nedeniyle ani ölüm riski yaşamaya başlayan Ekin Ada’nın kendi yaşı, boyu ve kilosuna uygun kalp bulunana kadar nakil bekleyecek durumda olmadığını da anlatan Dr. Zorman, “Diyelim ki kalp nakli ameliyatı yapıldı, elinizde bir alternatifiniz olurdu o anda. Çünkü orada sağlam bir kalp dokusu var ve yerine taktığınızda çalışacak. Ama bizim ikinci bir alternatifimiz yoktu. Hatta biz Ekin’i ameliyata almadan önce neden yapıyorsunuz sorusuyla da çok muhatap olduk. Çünkü annesinin kucağından alıp ameliyathaneye götürüyorsunuz ama işler yolunda gitmezse onlara kötü bir haber vermek zorunda kalabilirsiniz. Bu, çok yıkıcı olurdu hepimiz için. Şimdi bizi ziyarete geliyor, bu mutluluğun tarifi inanın yok” diyerek sözlerini noktaladı.

“BİRİLERİ RİSK ALMALI” DEDİ VE ONU KURTARDI

Hamileliğinin son haftalarında aldığı korkunç teşhisle yüzleşmenin çok zor olduğunu anlatan anne Fahriye Işık Karaca ise duygularını şu şekilde ifade etti:

Her şey 32 haftaya kadar çok güzel giderken bir anda bizi alt üst eden bir haberle sarsıldık. Gezdiğimiz hastanelerde, kızımız için hiçbir şey yapılamayacağı söylendi. Doğumdan sonra 10 gün yoğun bakımda kaldı, ancak 10 gün sonra kucağıma alabildim.

Herkes çocuğunu alıp çıkıyor ama siz hastaneden boş çıkıyorsunuz. Çaresizliğin ne demek olduğunu ben kızımda yaşadım. Allah’a şükürler olsun ki Kalangos hocamızla tanıştık. O bize hiçbir çocuğun kaderine terk edilemeyeceğini, birilerinin risk alması gerektiğini söyledi.

Denenecek başka bir yöntem de yoktu. Onun için gözünüzü karartıp kabul ediyorsunuz. İlk gittiğimiz hastanede anne karnında çocuğun hayatını sonlandırıp bana doğum yaptırmaktan bahsedilirken, öyle bir şeyle karşılaşıyorsunuz ki çocuğunuzu sizin elinize sağlığına kavuşturup veriyor, onunla bir ömür geçirebileceğinizi size gösteriyor. Dünyalar benim oldu desem az kalır yanında.”

“KAHRAMAN GİBİ HİSSEDİYORUM”

Baba Mustafa Işık ise kızının doğumundan önce başvurdukları her hastanede kalp naklinden başka şansının olmadığını söylediklerini kaydederek, “Ameliyat tamamlandığında hocamız bizi ameliyathanenin kapısını çağırdı. Ellerini açtığı anda ameliyatın iyi geçtiğini anladık ve bütün dünyalar bizim oldu. Hocama sarılıp ağladım” diye konuştu.

Minicik bedeniyle böylesine zor bir hastalığa direnen ve geçirdiği mucizevi ameliyatla sağlığına kavuşan minik ekin Ada ise kendini kahraman gibi hissettiğini söyleyerek, “Ameliyata girmeden önce ne olacağını çok merak etmiştim. Kahraman gibi bekliyordum. Daha önce iki kez yoğun bakımda yatmıştım. Günler çok uzun gelmişti o zaman. Artık korkmuyorum çünkü büyüdüm. İleride veteriner olmak istiyorum çünkü hayvanları çok seviyorum. Onları iyileştirmek istiyorum” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bu-bir-tip-mucizesi-minik-kalbini-sokup-tumoru-temizleyip-tekrar-yerlestirdiler/feed/ 0
Nakil kalbe 25 yıl sonra baypas ameliyatı yapıldı https://www.foxhaber.com.tr/nakil-kalbe-25-yil-sonra-baypas-ameliyati-yapildi/ https://www.foxhaber.com.tr/nakil-kalbe-25-yil-sonra-baypas-ameliyati-yapildi/#respond Mon, 01 Jan 2024 21:21:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1777 Rize’de yaşayan Recep Topçu 20 yaşındayken İzmir’deki Narlıdere İstihkam Okulu’na askerlik yaptı. Askerliğinin 28’inci gününde ayaklarda şişme ve kalpte çarpıntı şikayetleri başlayan Topçu’ya Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde ‘kardiyomiyopati’ teşhisi koyuldu.

O günden sonra hayatı bir anda değişen ve İzmir’de yaşamaya başlayan Topçu, “Kardiyoloji servisinde tanı koyulduktan sonra kalp nakli sırasına alındım. 1 hafta 10 gün içinde organ bulundu ve Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Kalp Damar Cerrahı Prof. Dr. Öztekin Oto tarafından nakil ameliyatı oldum. Askerdim ve sağlık sigortam yoktu. Hastanede bir süre kaldım. Daha sonra hastanede hizmetli personel olarak çalışmaya başladım. Hastalara yardım ettim, personel olarak kan bankasında çalıştım. 10 yıl sonra malulen emekli oldum. Daha sonra Rize’ye döndüm. Yılda bir kontrole geliyordum” dedi.

“BANA DOKTOR GİBİ DEĞİL, BABA GİBİ DAVRANIYORDU”

Bir yıl önce Rize’de kanser hastası annesini hastaneye götürürken bir anda fenalaştığını dile getiren Recep Topçu, nakil kalbinin yeniden bir sağlık sorunuyla kendini hatırlattığını kaydetti. Topçu şöyle devam etti:

“Bir yıl önce kalbim durduğu için hastanede müdahale etmişler. Beni yeniden hayata döndürdüler. Stent takıldı. Daha sonra 5-6 ay içinde aynı rahatsızlıklar tekrarladı. Bu yüzden İzmir’e geldim ve beni kalp nakliyle ikinci yaşamıma kavuşturan Öztekin Oto hocam bu kez baypas karar verdi. Öztekin hocam bana doktor gibi değil baba gibi davranıyordu. Onun sayesinde İzmir’de sigortalı işe girdim. Ama kontrollere gelmediğim için bana zaman zaman kızıyordu. Hayatıma maddi, manevi dokundu. Nakil kalbime yapılan müdahale sonrası yaşam mücadelem devam ediyor. Bugün taburcu oldum. Tekrar memlekete, eşimin yanına döneceğim.”

“O YILLARDA DONÖR BULMAK DAHA ZORDU”

Türkiye Kalp ve Sağlık Vakfı Başkanı, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Kalp Damar Cerrahı Prof. Dr. Öztekin Oto ise 25 yıl önce kalp naklinin kolay yapılan bir ameliyat olmadığını belirterek Recep Topçu’nun, kendisinin dördüncü kalp nakli hastası olduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Oto, “Hastamız geldiğinde vücudunun her tarafı şiş durumdaydı. Tedaviye başladık, listeye alındı ve kısa süre sonra kalp bulundu. Hastamız şanslıydı. Çünkü o yıllarda donör bulmak zordu. Ben çeşitli etkinlikler yapıyordum. Hastamız yeşil kartlı olduğu için çıktığı anda ilaçlarını alamaz diye başhekimimizin onayıyla hastanemizde sigortalı olarak işe aldık. Daha sonra kontrollerini aksattı. Bir yıl önce Rize’de kalbi durmuş. Nakledilen kalbin ön yüzündeki damarda yüzde 90’lık bir tıkanıklık olmuş. Orada yapılan anjiyosunda bir koroner damarın tıkalı olduğu görülüyor, ona stent takılıyor. Daha sonra şikayetleri tekrarlayınca İzmir’e geldi ve tekrar anjiyo yaptık. Takılan stent tıkanmıştı” dedi.

“GEÇ DÖNEM ORGAN REDDİ OLDUĞUNU TAHMİN EDİYORUZ”

Recep Topçu’nun durumunu geç dönem organ reddi olarak tanımladıklarını ifade eden Prof. Dr. Öztekin Oto, hastanın öyküsünün bilimsel yayın olarak da kıymetli olduğunu belirtip şöyle devam etti:

“Doku reddi nedeniyle kalbinde yapışıklıklar vardı. Nakil yapılmış organa kendi damarıyla baypas yaptım. Bu Türkiye’de ilk ama dünyada da çok nadir yapılan bir işlem. ‘İkinci kalbi de hastalandı’ diyebiliriz. Kalbin asıl sahibi hasta yaşasaydı kendi organında da bu damar sertliği olabilirdi. Onun aile öyküsü ve genetik kodlamasını bilmiyoruz. Ama ona pek benzemiyor. Çünkü oluşan darlığın stili geç dönem organ reddi gibi görünüyor. Biz bunun için baypasla birlikte ilaç rejimini değiştirdik. Kolesterol düzeyini düşürecek ilaca başladık. Yaşanan durumun geç dönem organ reddi olduğunu tahmin ediyoruz. Hasta sigara, alkol kullanmıyor, şeker hastası değil. Bilimsel yayın olarak da bu konu çok özellikli. 25 yıl yaşaması da önemli. Kimsenin 25 yıl yaşayan hastası yok. Bundan sonra koroner hastalarına önerdiğimiz gibi yaşam şekli değişikliği ve diyetine dikkat etmesini tavsiye ediyoruz.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/nakil-kalbe-25-yil-sonra-baypas-ameliyati-yapildi/feed/ 0
40 yaş altı kalp krizleri neden arttı? https://www.foxhaber.com.tr/40-yas-alti-kalp-krizleri-neden-artti/ https://www.foxhaber.com.tr/40-yas-alti-kalp-krizleri-neden-artti/#respond Wed, 27 Dec 2023 09:00:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1570 İstatistikler kalp hastalıklarının Dünya’da ve ülkemizde hâlâ bir numaralı ölüm nedeni olduğunu gösteriyor. Nitekim son zamanlarda vakalarda görülen artışla birlikte kalp krizleri yine gündemde. “Hayati tehlikelerin yaklaşık beşte biri sadece kalp krizinden, üçte biri ise kalp ve damar hastalıklarından kaynaklanmaktadır” diyen Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Yılmaz, bu konuda önemli bilgiler paylaştı. İşte açıklamaları:

Prof. Dr. Oğuz Yılmaz

GÖZLEMLERİN DOĞRULUK PAYI VAR

Kalp krizi vakalarıyla ilgili henüz açıklanmış rakamlar olmasa da gözlemlerin doğruluk payı oldukça yüksek. Covid-19 pandemisi sürecinde kalp hastalarının, kalp krizi geçirmekteyken bile hastaneye başvurularında yüzde 20 azalma olduğu tespit edildi. Düzenli kontrole gitmesi gereken çok fazla sayıda kalp hastasının ya da hastalığının farkında olmayan kişilerin hastane ortamlarına ulaşamaması veya hastaneye başvurmaktan kaçınmasının olumsuz sonuçları yaşanmaktadır.

KALP KRİZİ YAŞI NEDEN DÜŞTÜ?

Kalp krizi yaşı erkeklerde ortalama 65, kadınlarda ise 72 civarındadır. Kolesterol düşürücü bazı ilaçların kullanımı, sigara kullanımının azaltılması ve düzenli kontroller ile kalp krizi yaşı daha ilerilere taşınmış oldu. Ailesel risk faktörlerinin yoğunluğuna bağlı olarak ve kontrollerin ihmal edilmesi nedeniyle 40 yaş altı kalp krizleri de hâlâ tüm krizlerin 5’te 1’ni oluşturuyor. Son 7-8 yıldır 40 yaş altı kalp krizlerinin her yıl yüzde 2 civarı artış gösterdiği dikkat çekiyor. Dolayısıyla 20’li yaşların sonlarında veya 30’lu yaşların başlarındaki genç insanlarda kalp krizlerini daha sık görmeye başladık.

RİSK FAKTÖRLERİNE DİKKAT!

Altta yatan bazı hastalıklar, yaşam tarzı, yaş ve aile geçmişi kalp hastalığı riskini artırır. Yüksek tansiyon, kolesterol ve trigliserit gibi kan yağlarının yüksekliği, diyabet hastalığı ve obezite en önemli risk faktörleridir. Ailesinde erken kalp ölümleri varsa o kişinin de kalp krizi riski yüksektir. Sigara kullanımı, yağlı beslenme ve hareketsiz hayat tarzı da kalp krizi riskini artıran önemli kötü yaşam alışkanlıklarıdır.

NASIL OLUŞUR?

Kalp krizi; kalp kasının bir kısmına yeterince kan gitmediğinde meydana gelir. Kalp kasını beslemesi gereken koroner kan akımının azalması ve bu durumun uzun sürmesi kalp kasında kalıcı hasarlara ve kalp krizine neden olur. Bu nedenle azalan veya kesilen kan akımı tedavi edilmeden geçen süre ne kadar uzarsa, kalp kaslarındaki hasar da o derece büyük olacaktır. Koroner arter hastalığı, kalp krizinin ana nedenidir. Daha az yaygın bir neden ise kalp kasına kan akışını tamamen durdurabilen koroner arterin şiddetli spazmı veya ani kasılmasıdır.

ÖNLEM ALIN

Kalp krizi riskine karşı yaşam tarzı değişikliklerine gidilmesi gerekir. İşte onlar:

1 – Akdeniz mutfağını tercih edin ve doymuş yağlardan, fazla kırmızı etten ve paketli gıdalardan uzak durun.

2 – Kesinlikle sigara kullanmayın ve aşırı alkolden kaçının.

3 – Yüksek tansiyon, kolesterol ve diyabet gibi sağlık kontrollerinizi aksatmayın.

4 – Yoga, nefes egzersizleri, meditasyon ile stresle baş etme yolları geliştirin.

5 – En azından düzenli yürüyüşle hayatınıza hareket ve egzersizi dahil edin.

6 – Sağlıklı yaşamı tercih eden, birbirine destek olan sağlam dostluklarla sosyal çevrenizi kuvvetlendirin.

20 yaşından sonra mutlaka kontrole gidin

Ailede bilinen kalp hastalıkları varsa genç yaşlarda herhangi başka bir sebeple kan tetkiki yapılırken, kan yağlarının da kontrol edilmesi olası riskleri erkenden yakalamak adına önemli bir ilk adım olacaktır. Geçirilen bir kalp krizinin temellerinin önceki 15-20 yılda atılmakta olduğu unutulmamalıdır.

Çocuklar okulda veya bir kulüp bünyesinde bir sportif faaliyeti düzenli yapıyor ve yarışmalara da katılıyor ise, lisans sürecinde istenen doktor kontrolünün ciddiye alınması ve mutlaka detaylı kalp kontrolünün yapılması hayati önem taşır. Özellikle ailede varsa 20 yaşından sonra her 2-4 yılda bir kalp kontrollerinin yapılmasını önerilir. 40 yaşından sonra da yine risk faktörleri belirgin olan bireylerde bu kontrollerin yılda bir yapılması güvenli olacaktır.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/40-yas-alti-kalp-krizleri-neden-artti/feed/ 0