Kan – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Sat, 08 Jun 2024 21:24:48 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Bu 5 semptom varsa dikkat… Kolon kanseri olabilirsiniz https://www.foxhaber.com.tr/bu-5-semptom-varsa-dikkat-kolon-kanseri-olabilirsiniz/ https://www.foxhaber.com.tr/bu-5-semptom-varsa-dikkat-kolon-kanseri-olabilirsiniz/#respond Sat, 08 Jun 2024 21:24:48 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8076 Kolorektal kanser gençler arasında artıyor ancak erken teşhis tam iyileşme şansını artırıyor. Bu da, yorgunluktan karın ağrısına kadar uzanan semptomları bilmenin ve özellikle de birden fazla semptomunuz varsa test yaptırmanızın çok önemli olduğu anlamına geliyor.

Çoğu kolon ve rektum kanseri, organların iç yüzeyinde polip adı verilen küçük büyümeler olarak başlar. Genellikle zararsızdırlar ancak bazen kansere dönüşebilirler.

Ancak polipler genellikle asemptomatiktir, bu nedenle düzenli taramaların yapılması önemlidir çünkü Mayo Clinic’e göre erken aşamalarda bulunanlar genellikle tamamen ortadan kaldırılabilir. Kanser taramasına başlamak için önerilen yaş 45’tir, ancak genetik yatkınlığı, ailede hastalık öyküsü veya diğer kolorektal risk faktörleri olanların daha genç yaşta test yaptırmaları önerilebilir.

Ancak 45 yaşından önce kolorektal kanser belirti ve semptomları gelişen kişiler de tarama yaptırmak isteyebilir. Gastroenteroloji uzmanı Dr. James Cleary, “Eğer bir semptomunuz varsa kolonoskopi yaptırmayı düşünmelisiniz, ancak istatistiksel olarak konuşursak bunlardan iki tanesine sahipseniz riskiniz daha yüksektir ve gerçekten gidip kolonoskopi yaptırmalısınız” dedi.

Dolayısıyla, birçok durum karın ağrısı veya kramp gibi basit görünen semptomlara neden olsa da, her ikisini de aynı anda yaşıyorsanız kanser testi yaptırmayı düşünebilirsiniz.

İşte kolon kanserinin bilmeniz gereken beş semptomu…

DEMİR EKSİKLİĞİ ANEMİSİ

Demir eksikliği anemisi, kolon kanseri belirtisi olabilir.

Dr. Cleary, bunun genellikle kolon kanserinin kanamaya, özellikle de hastalığın başka bir belirtisi olan rektal kanamaya neden olabilmesi nedeniyle ortaya çıktığını söyledi. Ancak kanama, hastanın farkına varamayacağı kadar mikroskobik düzeyde meydana gelebilir.

Demir eksikliği anemisinin yaygın belirtileri arasında yorgunluk, enerji eksikliği, nefes darlığı ve baş ağrıları yer alır. Demir seviyenizi kontrol etmek için kan testi yaptırabilirsiniz.

BAĞIRSAK HAREKETLERİNDEKİ DEĞİŞİKLİKLER

Dr. Cleary, bağırsak alışkanlıklarındaki değişikliklerin de kolorektal kanserin potansiyel bir belirtisi olabileceğini, ancak bunun çeşitli şekillerde ortaya çıkabileceğini söyledi. Örneğin, tümör rektumun aşağısındaysa, bu durum dışkıda daralmaya neden olabilir çünkü dışkının vücudu terk etmek için sıkışması gerekir.

Kolorektal kanser hastalarında tuvalete daha sık gitme, kalem inceliğinde dışkılama ve dışkıda kan gibi değişikliklerin sık görülüyor.

İSTENMEYEN KİLO KAYBI

Dr. Cleary, kasıtsız kilo kaybının kolon kanseri de dahil olmak üzere her türlü kanserin belirtisi olabileceğini söyledi. Bu çok geç evre kolon kanseri olan hastalarda da görülebilir.

İnsanlar istemsizce kilo kaybı yaşıyorsa, doktorlarına görünmeleri ve neler olduğunu anlamaları gerekiyor. Çünkü bu yüksek riskli bir özellik anlamına geliyor.

KARIN AĞRISI

Geçmeyen karın ağrısı, ağrılar veya kramplar da kişinin kolon kanseri olduğunun bir göstergesi olabilir.

Dr. Cleary, “İlginç bir şekilde, kronik karın ağrınız varsa, bunu doktorunuzla konuşmaya değer” dedi.

TÜKENMİŞLİK

Kendinizi sürekli çok yorgun hissetmek de dikkat edilmesi gereken bir diğer husustur. Bowel Cancer UK’e göre bunun nedeni vücutta sağlıklı kırmızı kan hücrelerinin bulunmaması olabilir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bu-5-semptom-varsa-dikkat-kolon-kanseri-olabilirsiniz/feed/ 0
Organ naklinde yeni bir dönem… Cerrahlara zaman kazandırıyor https://www.foxhaber.com.tr/organ-naklinde-yeni-bir-donem-cerrahlara-zaman-kazandiriyor/ https://www.foxhaber.com.tr/organ-naklinde-yeni-bir-donem-cerrahlara-zaman-kazandiriyor/#respond Mon, 13 May 2024 21:57:39 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7262 Organ nakli gereksinimi en meşakkatli çözüme sahip sağlık sorunlarından biri. Uygun organ ve koşulları yaratmak hastayı kurtarmaya çalışan cerrahların adeta zamanla yarışmasına neden oluyor. Ancak son yıllarda yeni bir dönem başladı ve özellikle 2020’den bu yana bu alanda ciddi ilerlemeler görüldü.

New York Times’ın haberine göre; Northwestern’in karaciğer nakli hacminde 2020’den bu yana yüzde 30 artış yaşandı. Ulusal düzeyde ise akciğer, karaciğer ve kalp nakillerinin sayısı 2023’te yüzde 10’dan fazla arttı ki bu, on yıllardır görülen en büyük yıllık artışlardan biri. Peki nasıl oldu?

Perfüzyon benimseyen cerrahi programlar daha fazla organ nakli gerçekleştirebiliyor. Bu yöntemi ise basitçe şu şekilde tanımlamak mümkün: Organ hâlâ çalışıyor ama artık bir bedende değil. 

FAZLADAN ZAMAN KAZANDIRIYOR

Perfüzyon, bağışlanan organın vücut dışında canlı kalmasını sağlayarak cerrahlara ekstra zaman kazandırır ve mümkün olan nakil sayısını artırır.

Chicago’daki Northwestern Memorial Hastanesi’nin ameliyathanesindeki insan karaciğeri bir düzeyde canlıydı. Dokularında dolaşan kan, oksijen sağlıyor ve atık ürünleri uzaklaştırıyor; organ, vücut için gerekli olan safra ve proteinleri üretiyordu. Oysa donör bir gün önce ölmüştü ve karaciğeri kutu gibi plastik bir cihazın içinde yatıyordu. Organ, canlılığını onu ihtiyaç sahibi bir hastaya nakledilmek üzere saklayan bu makineye borçluydu.

Hastanede organ nakli cerrahı olan Dr. Daniel Borja-Cacho, “Bu biraz bilim kurgu” diyor.

DAHA FAZLA ORGAN NAKLİ YAPILABİLİYOR

Perfüzyon, cerrahların çalışma şeklinden organ bağışlayabilecek hasta türlerine ve alıcıların sonuçlarına kadar organ nakli sürecinin her yönünü değiştiriyor. En önemlisi, perfüzyonu benimseyen cerrahi programlar daha fazla organ naklediyor.

Normal koşullarda kan akışı olmazsa organlar hızla bozulur. Donörün kan kaynağından çıkarıldıktan sonra ve alıcıya bağlanmadan önce organlarda meydana gelebilecek hasarı en aza indirmek için cerrahlar onları donma noktasının biraz üzerine kadar soğutarak metabolik süreçlerini önemli ölçüde yavaşlatıyordu.

Ancak karaciğerler 12 saatten fazla canlı kalmaz, akciğerler ve kalpler ise altı saate yakın bir süre boyunca canlı kalır.

Bilim insanları da organları daha dinamik koşullarda, daha sıcak bir ve kan veya başka bir oksijenli çözelti ile perfüze edilmiş halde tutmak için uzun süredir teknikler üzerinde deneyler yapıyorlar. Yıllar süren geliştirme sürecinin ardından, akciğerleri perfüzyon yoluyla korumaya yönelik ilk cihaz 2019’da Gıda ve İlaç İdaresi’nden onay aldı. Kalpleri ve karaciğerleri perfüze etmeye yönelik cihazlar ise 2021’in sonlarında onaylandı.

DAHA ÖNCE KULLANILAMAYAN ORGANLAR KULLANILIYOR

Cihazlar kanı veya oksijenli bir sıvıyı tüpler aracılığıyla, bağışlanan organın kan damarlarına pompalıyor. Perfüze edilen bir organdaki hücreler çalışmaya devam ettiğinden, klinisyenler organın alıcının vücudunda gelişip gelişmeyeceğini de daha iyi değerlendirebiliyor.

Prof. Dr. Kris Croome, bu bilginin de desteğiyle, nakil cerrahlarının, normalde reddedebilecekleri yaşlı veya hasta bağışçılardan alınan organları kullanmaya başladıklarını söyledi: “Daha önce sahip olamayacağımız organların peşine düşüyoruz ve iyi sonuçlar alıyoruz.”

Perfüzyon aynı zamanda doktorların genellikle zamana karşı yarıştığı, gece yarısı başlayan ve arka arkaya tamamlanan saatler süren organ kurtarma ve nakil gibi meşakkatli süreci de kolaylaştırıyor. Artık cerrahi ekipler bir organı alıp gece boyunca uyurken onu perfüze edebiliyor ve gecikmenin organa zarar vereceğinden korkmadan sabah nakli tamamlayabiliyor.

Belki de en önemlisi, bu yöntem sayesinde yaşam desteğini kesilen ve komadaki hastaların organ bağışının kapısı da açılıyor. Her yıl on binlerce insan, dolaşımın durmasından sonra bu şekilde ölüyor, ancak ölüm süreci organlarını oksijenden mahrum bıraktığı için nadiren donör adayı oluyorlardı. Artık cerrahlar bu organları ya bir makineye alarak ya da daha düşük teknolojili bir yöntemle donörün vücudunun o bölgesinde kanı yeniden dolaştırarak perfüze ediyor. Bu da onları nakil için çok daha çekici hale getiriyor.

ARTIK BEKLEME LİSTESİ YOK

Amerika Birleşik Devletleri’nin organ nakli sistemini yürüten kâr amacı gütmeyen kuruluş United Network for Organ Sharing’in verilerinin analizine göre, 2020’den bu yana, nakledilen karaciğer sayısı iki katına çıktı. Bir zamanlar cerrahlar, organın oksijen yoksunluğuna karşı duyarlılığı nedeniyle bu tür donörlerin kalplerini hiç kullanmamıştı; 2023’te perfüzyon sayesinde 600’ün üzerinde nakil yaptılar.

Dr. Shimul Shah, Cincinnati Üniversitesi’nde yönettiği organ nakli programının, karaciğer için bekleme listesini ortadan kaldırdığını söyledi: “Kariyerim boyunca bunu söyleyeceğimi hiç düşünmezdim.”

MALİYET SORUNU

Ancak bu teknolojinin benimsenmesinin önündeki engellerden biri maliyet olabilir ve küçük hastaneler ön masrafları karşılayamayabilir.

Cihazı üreten şirketlerden biri olan TransMedics, düzenleyicilerin cihazını onaylamasının ardından fiyatlarını önemli ölçüde artırdı ve bu durum da Arizona Cumhuriyetçi Temsilcisi Paul Gosar’ın sert tepkisiyle karşılandı:

“Umut verici bir tıbbi ekipman yeniliği ve ülke çapında nakli artırma fırsatı yaratacak şey şu anda bir şirket tarafından rehin tutuluyor.”

Ancak bazı cerrahlar, perfüze organ verilen hastaların genellikle hastaneden daha hızlı ve daha az komplikasyonla ayrılmaları ve orta ve uzun vadede daha iyi sonuçlara sahip olmaları nedeniyle teknolojinin yine de para tasarrufu sağlayabileceğini söylüyor.

Bazı bilim insanları bu teknolojinin henüz bir başlangıç olduğunu belirtiyor. Cerrahlar da hâlâ kanlanan organların vücut dışında ne kadar süre hayatta kalabileceğinin üst sınırlarını araştırıyor. 

İLERİDE NAKLE BİLE GEREK KALMAYABİLİR

Laboratuvarı akciğerleri vücut dışında korumaya yönelik teknolojilerin geliştirilmesinde yer alan Toronto Üniversitesi’nden Dr. Shaf Keshavjee, cihazların sonunda; doktorların akciğerleri değiştirmek yerine hastaların akciğerlerinin çıkarılmasına, onarılmasına ve geri yerleştirilmesine olanak sağlayabileceğini söylüyor.

Ülkedeki en yoğun kalp nakli programlarından biri olan Vanderbilt Üniversitesi’nin kalp cerrahisi alanında başkan olarak görev alan Dr. Ashish Shah, bunu “kutsal kase” olarak niteleyerek aynı fikirde:

“Meselâ; kalbin çok kötü. Çıkarıyorum. Cihazıma takıyorum. Senin bir kalbin olmasa da yapay bir kalple sana bir süre destek olabilirim. Bu arada kalbini onarıyorum ve sonra onu tekrar yerine yerleştiriyorum. Kendi kalbiniz. Gerçekten bunun için çalışıyoruz.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/organ-naklinde-yeni-bir-donem-cerrahlara-zaman-kazandiriyor/feed/ 0
Diş hekimi uyardı: E-sigara ve nikotin sakızlarına dikkat https://www.foxhaber.com.tr/dis-hekimi-uyardi-e-sigara-ve-nikotin-sakizlarina-dikkat/ https://www.foxhaber.com.tr/dis-hekimi-uyardi-e-sigara-ve-nikotin-sakizlarina-dikkat/#respond Sat, 13 Apr 2024 21:51:33 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6060 İngiltere hükümeti, ülkeyi 2030 yılına kadar sigarasız hale getirmek için çabalıyor. Sigaranın zararları; sarı ve kahverengi lekelerden diş kaybına, diş eti hastalığından ağız kanserine kadar birçok kişi tarafından biliniyor.

Ancak sayılar düşerken İngiltere’de yaklaşık 6,4 milyon yetişkin sigara içmeye devam ediyor ve geçen yıl 3.000’den fazla kişi ağız kanserinden öldü.

Ulusal Sigara İçilmez Günü, çoğu elektronik sigara ve nikotin yerine kullanılan sakızlar gibi alternatiflere yönelen, sigarayı bırakma yolculuğunda olanlara destek ve teşvik sunmayı amaçlıyor.

Yapay zeka destekli diş hekimliği uygulaması Toothfairy’nin kurucusu Dr. Deepak Aulak da, “Ağız sağlığınız, son sigarayı söndürdükten sonraki 20 dakika içinde iyileşmeye başlıyor, ancak sigara içen birçok kişi için bırakmak bu kadar basit değil.”

“Birçok kişi sigarayı bırakmak için nikotin yerine geçen ürünlere yöneliyor ya da daha sağlıklı bir alternatif oldukları inancıyla elektronik sigaraya yöneliyor.”

“Bırakmaya çalışıyorsanız veya e-sigara ve diğer nikotin ürünlerinin nasıl kullanıldığı konusunda tavsiye almak istiyorsanız diş hekiminize danışın.” dedi.

Dr. Deepak, en popüler sigara içme alternatiflerini ise şu şekilde değerlendiriliyor…

E-SİGARA

Bir zamanlar sigara içmenin ‘daha güvenli’ alternatifi olarak reklamı yapılırken, elektronik sigara ve e-sigaranın riskleri konusunda artık daha fazla farkındalık artıyor.

Son zamanlarda yapılan çok sayıda çalışma ve analiz sayesinde, duman yerine buhar kullanan elektronik sigaraların, kan damarlarında ciddi hasardan akciğerde kalıcı yara izine kadar bir dizi endişe verici riskle bağlantılı olduğu artık iyice kanıtlandı.

Elektronik sigara suyu veya e-sıvılar (nikotinsiz olsun veya olmasın) metaller, ‘uçucu organik bileşikler’ ve kansere neden olan kimyasallar içerir.

E-sigara kullanıcıları ‘vape dili’ veya geçici tat kaybı yaşayabilir.

Dr Deepak şunları söyledi: ‘Sonuç olarak, sigara içmemeniz veya nikotin yerine geçen herhangi bir ürün kullanmamanız ağzınız için daha iyi olacaktır.

NİKOTİN POŞETİ

vazgeçmek isteyenlerin bir diğer popüler alternatifi ise nikotin keseleri.

Dudak ve diş eti arasına yerleştirilerek ağza yerleştiriliyorlar. Keseler, eski sigara içenlerin istekleriyle savaşmasına yardımcı olmak için nikotini yavaş yavaş kan dolaşımına salıyor.

Markalar farklılık gösterse de bazıları stabilizatörlerden dolgu maddeleri ve aromaların yanı sıra yapay tatlandırıcılara kadar çeşitli bileşenler içerir.

Diş hekimi, diş çürümesinden, ağız kuruluğuna, boğaz tahrişine, ağız kokusuna, diş eti çekilmesine ve dişlerin kırılmasına veya kırılmasına kadar keselerle ilgili çeşitli sağlık sorunlarının olduğu konusunda uyarıyor.

Nikotin keseleri diş eti hastalığının sürecini de hızlandıracaktır.

NİKOTİN SAKIZI

Nikotin sakızı ağız sağlığı açısından sigaraya göre daha iyi olsa da düzenli kullanım sonucunda dil ve yanaklarda yaralar ve ağız kuruluğu meydana gelebilir.

Nikotin kan damarlarını daraltır, dolayısıyla diş etleriyle doğrudan temas diş eti iltihabına veya diş eti hastalığına da yol açabilir.

Dr Deepak şunları ekledi: ‘Şekersiz sakız çiğnemek aslında ağız sağlığınız için iyi olabilir, çünkü tükürük üretimini artırır, bu da istenmeyen asit ve bakterilerden kurtulmaya yardımcı olur.

‘Çiğneme süreci mutlaka etkilenmeyecek olsa da, nikotinin varlığı diş etlerinizi kötüleştirebilir ve ileride sorunlara yol açabilir.’

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/dis-hekimi-uyardi-e-sigara-ve-nikotin-sakizlarina-dikkat/feed/ 0
Başı ezilerek öldürülmüştü… Cezası belli oldu https://www.foxhaber.com.tr/basi-ezilerek-oldurulmustu-cezasi-belli-oldu/ https://www.foxhaber.com.tr/basi-ezilerek-oldurulmustu-cezasi-belli-oldu/#respond Sun, 07 Apr 2024 21:39:38 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5808 Dehşet veren olay, geçen yıl 13 Kasım’da saat 21.00 sıralarında Melikgazi ilçesi Gesi Güney Mahallesi Yüksel Çavuşoğlu Caddesi’ndeki 2 katlı evde meydana geldi.

Seyit Ahmet Soykuk, hayvanlarını otlattıktan sonra eve geldiğinde eşi Hasibe Soykuk’u kanlar içinde yerde yatarken buldu. İhbarla eve jandarma ve sağlık ekipleri geldi. Hasibe Soykuk’un başına sert bir cisim ile vurularak öldürüldüğü belirlendi.

İl Jandarma Komutanlığı ekipleri ve Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT), şüpheli olarak kadının eşi Seyit Ahmet Soykuk ile komşuları İsmail Kocatürk’ü gözaltına aldı.

Soykuk ifadesi sonrası serbest bırakılırken, İsmail Kocatürk cinayeti kadının oğlu B.B.S.’nin işlediğini öne sürüp, “B.B.S.’nin elinde keser vardı, birbirimizi itekledik. B.B.S., bana ‘Kimseye bir şey söyleme, aileni de çocuklarını da öldürürüm’ dedi. Korkuyla evime gittim. Kan lekelerini yıkadım” diyerek ifade verdi.

Bu ifade sonrası kadının oğulları S.S. ve B.B.S. de gözaltına alındı. Ancak kadının çocuklarının olay günü başka yerde olduğunun belirlenmesi üzerine S.S. ve B.B.S., serbest bırakıldı.

CİNAYETİ CEZAEVİNDE İTİRAF ETTİ

115 saatlik güvenlik kamerası görüntüsü inceleyen JASAT ekipleri, Kocatürk’ün evinin bulunduğu yerde kan izleri de tespit etti.

İncelemede, evde de kan izleri bulundu. İlk ifadesinde, “Söz konusu malzemeleri de boş bir alana götürüp, attım” diyen Kocatürk’ün poşet ile malzeme taşıdığı görüntülerle de ortaya çıktı. Jandarma ekiplerinin yaptığı keşifte bölgede keser, kanlı elbise ve ayakkabılar bulundu. ‘Hırsızlık’ ve ‘dolandırıcılık’ suçlarından 9 kaydı olup, ilk ifadesinde cinayeti işlemediğini savunan İsmail Kocatürk, cezaevinde dilekçe yazıp, Hasibe Soykuk’u öldürdüğünü itiraf etti. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame düzenlendi. İddianamede, sanık Kocatürk hakkında ‘bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak veya yakalanmamak amacıyla kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.

İKİNCİ DURUŞMA YAPILDI

Kayseri 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ikinci duruşmasında tutuklu sanık Kocatürk bulunduğu cezaevinden Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığı ile katılırken, ölen Soykuk’un eşi Seyit Ahmet, oğulları M.S., S.S. ve B.B.S. salonda hazır bulundu. Duruşma nedeniyle polis ekipleri, geniş güvenlik önlemleri aldı.

‘TAVANDA KANLAR VARDI’

Şikayetçi olduğunu söyleyen Seyit Ahmet Soykuk, “32 yıllık eşimdi. Küçük oğlum kapıyı açtığında eşimi o vaziyette görünce yıkıldı. Oğlum sakinleşsin diye ‘annen uyuyor’ dedim. Tavanda kanlar vardı. Bağ bozmaya gittiğimizde eşimin kolundaki 5 bileziği görmüştü. Kolundaki bilezikler hırpalanmıştı. Dirseğine kadar bilezikler sıyrılmıştı. Eşimin öldüğüne inanmadım. Çalınır diye kolundaki bilezikleri aldım. İçeri girdikten sonra eşime yumruk atmış. Akli dengemi kaybettim. Günlerdir ağlıyorum. En ağır cezayı almasını istiyorum” dedi.

‘ANNEMİ O HALDE GÖRÜNCE DÜNYANIN DURDUĞUNU HİSSETTİM’

Soykuk’un küçük oğlu B.B.S. ise, “Olaydan 1 gün önce beraber çalıştık. 500 lira para verdim. 10 dakika önce bizi görmüştü. Neden parayı istemedi? 1500 TL’ye mi tenezzül edeceğiz. Eve geldiğimizde mutfakta ocağın üstünde yemek pişiyordu. ‘Anne anne’ dedim. Ama göremedim. Eve baktığımda annemi banyo ile hol arasında yerde kanlar içinde yatarken buldum. Annemi o şekilde görünce yemin ederim dünyanın durduğunu hissettim. Biz kasabız, hayvan kesimi yaparız. Ama ömrü hayatımda o kadar kanı görmedim. Annemin o görüntüsü hala kafamdan atamıyorum. Annemin kafasının arkası yoktu. Beyni boşalmıştı. En az 15-20 keser darbesi vardı. Kanlar tavandan yere damlıyordu. Böyle bir vahşilik, canavarlık yok. Burnunda darbe vardı. Annemin bir gözü açık gitti. Benim psikolojim bozuldu. Annem böyle ölmeyi hak etmedi” ifadelerini kullandı.

‘AMACIM ÖLDÜRMEK DEĞİLDİ’

Sanık İsmail Kocatürk ise, bilezikleri aldığı yönündeki suçlamaları kabul etmediğini söyleyerek, “Kesinlikle yalan konuşuyorlar. Altınları alacak olsam hepsini alırdım. Sadece birini almazdım. Bu konuda üzerime atılan ‘yağma’ suçunu kabul etmiyorum. O durumda kimse eşinin kolundaki bilezikleri çıkarmaz. Eşini mi düşünüyorsun yoksa bilezikleri mi? Ben cinayeti işlediğimi kabul ediyorum. Bundan dolayı da çok pişmanım. Bana ve eşime hakaret edince kevgirle de bana vurmak isteyince kendimi korumak amacıyla vurdum. Amacım öldürmek değildi” diye konuştu.

Mahkeme heyeti sanık İsmail Kocatürk’ü, ‘bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak veya yakalanmamak amacıyla kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme başkanı, sanığın geçmiş sabıkaları ve duruşmadaki tutum ve davranışı ile pişmanlığı gözlemlenmediğinden ‘iyi hal’ indirimi uygulanmadığını belirtti. Heyet, sanığa ayrıca ‘silahla yağma’ suçundan da 10 yıl 6 ay hapis cezası verilmesine karar verdi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/basi-ezilerek-oldurulmustu-cezasi-belli-oldu/feed/ 0
Kardeşleri ayıran scooter kazasında korkunç detay https://www.foxhaber.com.tr/kardesleri-ayiran-scooter-kazasinda-korkunc-detay/ https://www.foxhaber.com.tr/kardesleri-ayiran-scooter-kazasinda-korkunc-detay/#respond Mon, 01 Apr 2024 21:45:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5491 İzmir Türk Koleji (İTK) 10’uncu sınıf öğrencisi Soykan Sönmez ve ağabeyi Göktuğ Güleç’in bindiği scootere Cahar Dudayev Bulvarı’nda 4 Şubat saat 00.30 sıralarında Mehmet Efe Ördek’in kullandığı otomobil çarptı.

Kazada Soykan Sönmez ile annesinin ilk eşinden olan ağabeyi Göktuğ Güleç ve otomobildeki Derin Erol (20) yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla Bayraklı Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. Soykan Sönmez, burada kurtarılamadı.

Sönmez’in yakınlarına teslim edilen cenazesi, memleketi Afyonkarahisar’ın Dazkırı ilçesinde toprağa verildi. Derin Erol taburcu olurken, Göktuğ Güleç’in tedavisi sürüyor.

Gözaltına alınan Ördek ise kazadan 1 gün sonra adliyeye sevk edildi. Yurt dışı çıkış yasağı konulan Ördek’e ev hapsi verildi.

FREN İZİ TESPİT EDİLEMEDİ

Polis tarafından tutulan kaza tespit tutanağı da ortaya çıktı. Tutanakta otomobilin çarpması sonucuscooterin 17 metre savrularak yeşil alana düştüğü belirtildi. Çarpma noktasından 39 metre ileride kan izlerine rastlandığı kaydedildi.

Otomobil sürücüsünün çarpma noktasından 64 metre sonra belediye otobüsü cebi girişinde durduğu belirtildi. Ayrıca zeminde otomobile ait fren izi tespit edilemediği, trafik ekibi tarafından tespit yapılarak kroki düzenlendiği kaydedildi.

Kaza raporunun özet kısmında; kazanın oluşumunda sürücü Mehmet Efe Ördek’in kavşağa yaklaşırken hızını kesmeyerek 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52 / 1-A maddesini ihlal ettiği, scooter sürücünün ise kırmızı ışıkta geçip, aynı kanunun 47/1 – B maddesini ihlal ettiği kanaatine varıldığı yer aldı.

MEVCUT HIZI İLE DEVAM ETMİŞ

Kazayla ilgili inceleme yapan bilirkişi de görüşünü bildirdi. Bilirkişi raporunda, kavşak yaklaşımında aracının hızını kontrolünde bulunacak şekilde azaltmadan, mevcut hızı ile seyrine devam ettiği belirtildi.

Raporda kazanın, aracın istikametine yanan yeşil trafik ışığında kavşaktan geçiş yaparken ön kısmı ile solundan gelip, yolun karşısına geçiş yapan scooterin sağ yan kısmına çarpması sonucu meydana geldiğine yer verilip, “Kazanın oluşumunda, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/1-A maddesindeki trafik kuralını ihlal ettiği görüş ve kanaatine vardım” denildi.

KAZA ANI KAMERADA

Öte yandan kaza anı, MOBESE kameraları tarafından görüntülendi. Görüntülerde, iki kardeşin scooterle yaya geçidinden geçmeye çalıştığı, ilk iki şeritten geçebildiği ancak yolun sağındaki son şeride geldiklerinde kazanın gerçekleştiği görüldü. İki gencin de çarpmanın etkisiyle metrelerce savrulduğu görüntülerde yer aldı.

‘ADALETİN YERİNİ BULMASINI İSTİYORUM’

Çocukların babası Gökhan Sönmez (47), “Maalesef sürücü hiçbir şekilde kavşağa gelirken hızını kesmiyor. Hatta bazı görgü şahitleri, aracın çok aşırı hızlı olduğunu söylüyor. Güvenlik kamerasında da her şey çok net bir şekilde görülüyor. O gece büyük ihtimalle şoför, önüne bakmıyor. Çocukların çarpma anından sonraki fırlama mesafeleri ortada. Adli Tıp, bunu zaten doğrulayacaktır. Tedavisi süren diğer evladımızın da durumu kritik. Sürücü hiçbir şey yokmuş gibi sabah elini kolunu sallayarak okuluna gitmek istiyor. Elektronik kelepçeye de itiraz ediyor. Bu konuya katkı sağlayabilecek herkesin davaya müdahale olmasını istiyorum. Şahitlik yapmasını istiyorum. Adaletin yerini bulmasını istiyorum” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kardesleri-ayiran-scooter-kazasinda-korkunc-detay/feed/ 0
Keserli komşu cinayeti davasında arbede: Benim eşime rahmetli deme https://www.foxhaber.com.tr/keserli-komsu-cinayeti-davasinda-arbede-benim-esime-rahmetli-deme/ https://www.foxhaber.com.tr/keserli-komsu-cinayeti-davasinda-arbede-benim-esime-rahmetli-deme/#respond Wed, 13 Mar 2024 21:36:13 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4620 Kayseri’de gerçekleşen olay, geçen yıl 13 Kasım’da saat 21.00 sıralarında Melikgazi ilçesi Gesi Güney Mahallesi Yüksel Çavuşoğlu Caddesi’ndeki 2 katlı evde meydana geldi. Seyit Ahmet Soykuk, hayvanlarını otlattıktan sonra eve geldiğinde eşi Hasibe Soykuk’u kanlar içinde yerde yatarken buldu. İhbarla eve jandarma ve sağlık ekipleri geldi. Hasibe Soykuk’un başına sert bir cisim ile vurularak öldürüldüğü belirlendi.

İl Jandarma Komutanlığı ekipleri ve Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT), şüpheli olarak kadının eşi Seyit Ahmet Soykuk ile komşuları İsmail Kocatürk’ü gözaltına aldı. Soykuk ifadesi sonrası serbest bırakılırken, İsmail Kocatürk cinayeti kadının oğlu B.B.S.’nin işlediğini öne sürüp, “B.B.S.’nin elinde keser vardı, birbirimizi itekledik. B.B.S., bana ‘Kimseye bir şey söyleme, aileni de çocuklarını da öldürürüm’ dedi. Korkuyla evime gittim. Kan lekelerini yıkadım” diyerek ifade verdi.

Bu ifade sonrası kadının oğulları S.S. ve B.B.S. de gözaltına alındı. Ancak kadının çocuklarının olay günü başka yerde olduğunun belirlenmesi üzerine S.S. ve B.B.S., serbest bırakıldı.

CİNAYETİ CEZAEVİNDE İTİRAF ETTİ

115 saatlik güvenlik kamerası görüntüsü inceleyen JASAT ekipleri, Kocatürk’ün evinin bulunduğu yerde kan izleri de tespit etti. İncelemede, evde de kan izleri bulundu.

İlk ifadesinde, “Söz konusu malzemeleri de boş bir alana götürüp, attım” diyen Kocatürk’ün poşet ile malzeme taşıdığı görüntülerle de ortaya çıktı. Jandarma ekiplerince keşif yapılan bölgede keser, kanlı elbise ve ayakkabılar bulundu. ‘Hırsızlık’ ve ‘dolandırıcılık’ suçlarından 9 kaydı olup, ilk ifadesinde cinayeti işlemediğini savunan İsmail Kocatürk, cezaevinde dilekçe yazıp, Hasibe Soykuk’u öldürdüğünü itiraf etti. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı’nca iddianame düzenlendi. İddianamede, sanık Kocatürk hakkında ‘bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak veya yakalanmamak amacıyla kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.

DAVA GERGİN BAŞLADI

Kayseri 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasında tutuklu sanık Kocatürk ile ölen Soykuk’un eşi Seyit Ahmet, oğulları M.S., S.S. ve B.B.S. hazır bulundu. Duruşma nedeniyle polis ekipleri, geniş güvenlik önlemleri aldı. Kocatürk savunmasına başladıktan kısa süre sonra Seyit Ahmet Soykuk sanığa, “Benim eşime rahmetli deme lan. Hem öldürüp hem rahmetli diyorsun” diyerek tepki gösterdi. Oğullarının da sanığa saldırmak istemesi üzerine hem sanık hem de taraf yakınları salondan dışarı çıkarıldı. Kadının oğulları da sanığa saldırmak isteyince taraflar salondan çıkarıldı. Çıkan arbede sırasında mahkeme koltukları ile arşiv kapısı zarar gördü.

TANIK: SELAM VERMEDİ

Gerginlik sonrası devam eden duruşmada savunma yapan Kocatürk, Ahmet Seyit Soykuk’un çalıştığını belirterek, “1 günlük paramı aldım ama 3 günlük yevmiyemi vermedikleri için 1500 TL olan alacağımı istedim. Hasibe abla da ‘Paran kalmaz, paraları yok olunca verirler’ dedi. Ben de ‘Abla ihtiyacım var. Yanlış anlama alkole ve esrara paraları oluyor da benim 3 kuruşumu mu bulamıyorlar’ dedim. O da bana ‘Sen benim evlatlarımı takip edene kadar, süslenip püslenip evden çıkan eşini takip et’ dedi. Kapının orada itekleştik. Yüzüme tükürerek, ‘Eşini satıyorsun’ diyerek hakaret etti. Ben de koltukta gördüğüm keser sapı ile korkutmak amacıyla vurdum. Yere düştü, amacım öldürmek değildi. Ardından kaçtım. Üzerime kan sıçramıştı. Kıyafetlerimi değişip, lavaboda ellerimi ve keseri yıkadım. Market poşetine kıyafetlerimi, keseri ve ayakkabıyı koyup, ardından da halk otobüsüne binip boş bir alana belli aralıklarla attım. Tekrar vicdan azabı çektiğim için de cezaevinden olayın aslını anlatan bir dilekçe yazdım. Namusuma ve bana hakaret ettiği için korkutmak amacıyla keser sapı ile vurmak istedim. Ama kafasına denk geldi” dedi.

Olay yerinde oturan ve tanık olarak dinlenen Ş.K. ise “Elinde poşetle hızlı bir şekilde aşağı doğru gidiyordu. Herkes olay yerindeydi ama bu tam tersi yöne gidiyordu. Telaşlıydı. Yanımdan geçti ama bana hiç bakmadı, selam vermedi” diye konuştu. Mahkeme heyeti, salondan çıkarılan kişilerin de ifadelerinin alınması için duruşmayı erteledi.

‘107 GÜNDÜR FOTOĞRAFINA SARILMADAN UYUYAMIYORUM’

Duruşma sonrası DHA’ya konuşan Seyit Ahmet Soykuk, “Komşumuz denen cani tarafından eşim kafasına 5 kez keserle vurularak katledildi. Derdi, eşimin bileziklerini çalmaktı. Bu aileye eşim 3 ay yardım etti, ekmek verdi. Benim 300 tane koyunum vardı. 1500 TL çerez parası. Bizim kültürümüzde para kadından istenmez, erkekten istenir. Madem borcumuz vardı da neden yanıma gelmedi? 107 gündür bu fotoğrafa sarılmadan uyuyamıyorum. Artık gözlerimden kan geliyor. Eşini seven böyle bir adama bir de ‘katil’ dediler” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/keserli-komsu-cinayeti-davasinda-arbede-benim-esime-rahmetli-deme/feed/ 0
Tansiyon neden düşer, tansiyon düşmesine ne iyi gelir? https://www.foxhaber.com.tr/tansiyon-neden-duser-tansiyon-dusmesine-ne-iyi-gelir/ https://www.foxhaber.com.tr/tansiyon-neden-duser-tansiyon-dusmesine-ne-iyi-gelir/#respond Fri, 01 Mar 2024 21:39:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4078 Genellikle birçok insanın düşük tansiyonu vardır ve genellikle herhangi bir belirtiye neden olmaz ancak, bazı kişilerde düşük tansiyon semptomlara yol açabilir. Düşük tansiyonun belirtileri arasında baş dönmesi, baş ağrısı, bayılma hissi, halsizlik, yorgunluk, bulanık görme, ve bazen hızlı veya düzensiz kalp atışı sayılabilir. Bu semptomlar kişiden kişiye değişebilir ve bir kişinin normal tansiyonu düşük olabilirken, diğer bir kişinin bu tür semptomları yoktur.

DÜŞÜK TANSİYON BELİRTİLERİ NELER?

Düşük tansiyonun birçok belirtisi olabilir, ancak en yaygın olanları şunlardır:

Baş dönmesi: Bu, düşük tansiyonun en yaygın belirtisidir. Özellikle ani kalktığınızda veya uzun süre ayakta durduğunuzda başınızın dönmesi veya kararsız hissetmeniz düşük tansiyon belirtisi olabilir.

Bayılma: Kan basıncının düşmesiyle sıklıkla tetiklenen ani bilinç kaybı düşük tansiyonun bir diğer belirtisidir.

Bulanık görme: Noktaları görme veya tünel görüşü gibi görsel bozukluklar yaşama da düşük tansiyon belirtisi olabilir.

Yorgunluk: Sürekli yorgunluk veya zayıflık hissetmek de düşük tansiyonun bir belirtisi olabilir.

Baş ağrısı: Düşük tansiyon bazı kişilerde baş ağrısına da neden olabilir.

Konsantrasyon eksikliği: Düşük tansiyon, konsantre olmakta zorlanma veya net düşünmekte güçlük çekmeye de neden olabilir.

Hızlı veya sığ solunum: Nefes darlığı veya hızlı nefes alma da düşük tansiyonun bir belirtisi olabilir.

Daha az yaygın belirtiler şunlardır:

Soğuk ve solgun cilt
Mide bulantısı
Kusma
Terleme
Kafa karışıklığı
Göğüs ağrısı

TANSİYON DÜŞMESİNE NE İYİ GELİR?

Düşük tansiyona iyi gelen birçok şey var. En yaygın ve etkili olanlar şunlardır:

Sıvı alımını artırma: Dehidrasyon, düşük tansiyonun en yaygın nedenlerinden biridir. Bu nedenle, bol su içmek ve sıvı alımını artırmak tansiyonunuzu yükseltmeye yardımcı olabilir. Günde en az 2 litre su içmeyi hedefleyin.

Tuz tüketimini artırma: Tuz, kan basıncını yükseltmeye yardımcı olur. Ancak, fazla tuz tüketimi yüksek tansiyon gibi diğer sağlık sorunlarına neden olabilir. Bu nedenle, doktorunuzla görüşerek tuz alımınızı ne kadar artırmanız gerektiğini belirleyin.

Yavaş kalkma: Yataktan veya oturduğunuz yerden kalkarken yavaş kalkmak, baş dönmesi ve bayılma gibi düşük tansiyon belirtilerini önlemeye yardımcı olabilir.

Düzenli egzersiz: Düzenli egzersiz yapmak, genel kan dolaşımını ve kalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir. Bu da tansiyonunuzu yükseltmeye yardımcı olabilir.

Kafein tüketimi: Kafein, kalp atış hızını artırarak ve kan damarlarını daraltarak kan basıncını yükseltmeye yardımcı olabilir. Kahve, çay ve kola gibi kafein içeren içecekler tüketebilirsiniz.

Sık sık ve küçük öğünler atıştırma: Büyük öğünler yemek kan basıncınızı düşürebilir. Bu nedenle, gün boyunca sık sık ve küçük öğünler atıştırmak daha iyi bir seçenektir.

Düşük tansiyona iyi gelen bazı besinler:

Tuzlu besinler: Zeytin, turşu, salamura gibi tuzlu besinler kan basıncını yükseltmeye yardımcı olabilir.

B12 ve folat içeren besinler: B12 ve folat eksikliği düşük tansiyona neden olabilir. Bu nedenle, kırmızı et, balık, süt ürünleri, koyu yeşil yapraklı sebzeler gibi B12 ve folat içeren besinler tüketmek önemlidir.

Kafein içeren besinler: Kahve, çay, kola gibi kafein içeren besinler kan basıncını yükseltmeye yardımcı olabilir.

Düşük tansiyona iyi gelen bazı bitki çayları:

Ginseng çayı: Ginseng çayı, kan basıncını yükseltmeye yardımcı olabilir.

Meşe palamudu çayı: Meşe palamudu çayı, kan damarlarını daraltarak kan basıncını yükseltmeye yardımcı olabilir.

Rezene çayı: Rezene çayı, kan basıncını yükseltmeye yardımcı olabilir.

Düşük tansiyonu yaşıyorsanız:

Doktorunuza başvurun. Doktorunuz, altta yatan bir neden olup olmadığını teşhis etmek için testler isteyebilir ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi verebilir.

Yukarıdaki önerileri uygulayın. Sıvı alımını artırmak, tuz tüketimini artırmak, düzenli egzersiz yapmak ve kafein tüketmek gibi önerileri uygulayarak tansiyonunuzu yükseltebilirsiniz.

Belirtileri yaşıyorsanız yatın ve bacaklarınızı kalp seviyesinden yukarı kaldırın. Bu, kan akışını beyninize yönlendirmeye yardımcı olabilir.

TANSİYON NEDEN DÜŞER?

Düşük tansiyon, tıbbi adıyla hipotansiyon, kan basıncının normalden daha düşük olması durumudur. Yetişkinler için, kan basıncı 90/60 mmHg’nin altında olduğunda düşük tansiyon olarak kabul edilir.

Düşük tansiyonun birçok nedeni olabilir:

Yaygın:

Dehidrasyon: Vücudun yeterince sıvı almaması kan hacmini azaltır ve tansiyonu düşürebilir.

Kan kaybı: Yaralanma veya iç kanama gibi durumlarda kan kaybı da tansiyonu düşürebilir.

İlaç kullanımı: Bazı tansiyon ilaçları, diüretikler (idrar söktürücüler), antidepresanlar ve kalp ilaçları gibi ilaçlar tansiyonu düşürebilir.

Uzun süre ayakta durma: Yerçekimi, uzun süre ayakta durduğunuzda kanın bacaklarda toplanmasına neden olabilir ve bu da tansiyonu düşürebilir.

Sıcak havalarda aşırı terleme: Sıcak havalarda aşırı terlemek de dehidrasyona ve tansiyon düşmesine neden olabilir.

Hamilelik: Hamilelik sırasında, vücutta kan hacmi artar ve kan damarları genişler. Bu da tansiyonda hafif bir düşüşe neden olabilir.

Yaşlanma: Yaşlandıkça kan damarları sertleşir ve bu da tansiyonu düşürebilir.

Daha az yaygın:

Kalp hastalıkları: Kalp yetmezliği, kalp kapak hastalığı ve kalp krizi gibi kalp hastalıkları tansiyonu düşürebilir.

Hormonal bozukluklar: Addison hastalığı ve hipotiroidizm gibi hormonal bozukluklar tansiyonu düşürebilir.

Sinir sistemi hastalıkları: Parkinson hastalığı ve otonom sinir sistemi bozuklukları gibi sinir sistemi hastalıkları tansiyonu düşürebilir.

Beslenme yetersizliği: B12 vitamini ve folat eksikliği gibi beslenme yetersizlikleri tansiyonu düşürebilir.

Tansiyonu etkileyebilecek diğer faktörler:

Stres: Stres, kan damarlarını daraltarak ve kalp atış hızını artırarak tansiyonu yükseltebilir.

Alkol: Alkol, kan damarlarını genişleterek tansiyonu düşürebilir.

Sigara: Sigara, kan damarlarına zarar vererek tansiyonu yükseltebilir.

Düşük tansiyon her zaman bir sorun teşkil etmez. Bazı kişilerde herhangi bir belirtiye neden olmaz. Ancak, belirtileri yaşıyorsanız doktora başvurmak önemlidir. Doktorunuz, altta yatan nedeni teşhis etmek için testler isteyebilir ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi verebilir.

Düşük tansiyonu önlemek için:

Bol sıvı tüketin.

Yeterli tuz aldığınızdan emin olun.

Düzenli egzersiz yapın.

Uzun süre ayakta durmaktan kaçının.

Sıcak havalarda aşırı terlememeye dikkat edin.

Sağlıklı beslenin.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/tansiyon-neden-duser-tansiyon-dusmesine-ne-iyi-gelir/feed/ 0
Uzmanlar öneriyor: İhmal etmemeniz gereken altı doktor randevusu https://www.foxhaber.com.tr/uzmanlar-oneriyor-ihmal-etmemeniz-gereken-alti-doktor-randevusu/ https://www.foxhaber.com.tr/uzmanlar-oneriyor-ihmal-etmemeniz-gereken-alti-doktor-randevusu/#respond Thu, 22 Feb 2024 09:03:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3773 Hastalanmadan önce doktora görünmek, halihazırda hastayken doktora gitmekten çok daha önemli olabilir.

Uzmanlar, yıllık muayenenizden cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara yönelik taramaya, göz muayenesinden dişlere kadar kadar her yıl gitmeniz gereken doktor ziyaretleri için bir rehber oluşturdu.

YILLIK CHECK UP

Yıllık muayene sırasında doktorunuz size yaşam tarzınız, diyetiniz, egzersiz alışkanlıklarınız ve cinsel geçmişiniz hakkında sorular sorar.

Daha sonra akciğerlerinizi dinler, nabzınıza bakar ve kulaklarınızı, gözlerinizi, göğsünüzü, karnınızı ve boğazınızı da içeren uygulamalı bir fizik muayene yapar.

Ayrıca kan basıncı, kolesterol ve diyabet için rutin testler de check up’ın bir parçasıdır.

Bazı yıllık randevular kalp fonksiyonunuzu kontrol etmek için kan testleri, idrar tahlili veya ekokardiyogramı içerebilir.

Pensilvanya Üniversitesi Perelman Tıp Fakültesi’nden Dr. Richard Wender, Yahoo Life’a, “Koruyucu bakım da dahil olmak üzere gerçekten iyi tıbbi bakım almanızı sağlamanın en önemli yollarından biri, güvenilir bir sağlık hizmeti kaynağına sahip olmaktır.” dedi.

KADIN HASTALIKLARI TARAMASI

Fiziksel muayeneye ek olarak, kadınların bir jinekologla görüşmesi gerekebilir.

Jinekologlar, açıklanamayan vajinal kanama, cinsel ilişkide ağrı, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar ve hamilelik dahil olmak üzere kadın üreme sistemiyle ilgili durumlarla ilgili inceleme yapar.

Ayruca hastalara doğum kontrolü, cinsel veya jinekolojik işlev bozuklukları, doğurganlık, hamilelik, doğum ve doğum sonrası sağlık konularında danışmanlık yapabilirler.

Ziyaretler sırasında bazı kadınlar, doktorun kadın üreme sisteminin dış ve iç yapısını kontrol edeceği pelvik muayeneye tabi tutulabilir.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar için testler yapabilir, doğum kontrolü sağlayabilir ve rahim ağzı kanserini tarayan pap smear testi yapabilirler. Ayrıca meme kanseri taraması için göğüsleri incelerler.

Amerikan Kadın Doğum Uzmanları ve Jinekologlar Koleji (ACOG), kadınların 13 ila 15 yaşları arasında bir jinekoloğa görünmeye başlamasını öneriyor.

CİNSEL YOLLA BULAŞAN ENFEKSİYON TARAMASI

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, kan testi ve sürüntü alma yoluyla test edilebilir.

Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, 13 ila 64 yaş arasındaki herkesin en az bir kez HIV testi yaptırmasını öneriyor.

Hamile kadınlar da hamileliklerinin başlarında tüm enfeksiyonlara karşı test edilmelidir.

Cinsel açıdan aktif olan tüm erkeklerin de yılda en az bir kez HIV, frengi, klamidya ve bel soğukluğu açısından teste girmesi gerekiyor.

DİŞ KONTROLÜ

Pek çok kişi diş ağrısı çektikten sonra diş hekimine giderken Amerikan Diş Hekimleri Birliği insanların “düzenli olarak” diş hekimine gitmesini öneriyor.

Bu kişiden kişiye farklılık gösterebilir ancak diş hekimlerinin çoğunluğu insanların dişlerini yılda en az iki kez kontrol ettirmeleri ve profesyonelce temizlemeleri gerektiği konusunda hemfikir.

Günde iki kez önerilen miktarda diş ipi kullansanız ve dişinizi fırçalasanız bile uzmanlar yine de diş hekimine gitmeniz gerektiğini söylüyor.

Diş hekimleri, kanal tedavisi ya da çürük gibi durumları kontrol ederek ağız kanseri taraması da yapabilir.

Sağlık sigortası şirketi Delta Dental, “Çürük, diş eti hastalığı ve ağız kanseri gibi pek çok diş problemi, daha ileri aşamaya gelene kadar görünür hale gelmiyor veya ağrıya neden olmuyor, bu nedenle tedavi için düzenli kontrole gelmek önemli oluyor” dedi.

CİLT KONTROLÜ

İnsan vücudunun en büyük organı olan cilt için, doktorlar özel bir bakımın yapılmasının önemli olduğunu vurguluyor.

Benleri ve çilleri incelemek için tam vücut cilt kontrolü yapılması öneriliyor.

Yalnızca 10 ila 15 dakika süren vücut taramasının amacı, melanom veya diğer cilt kanseri türlerini kontrol etmektir.

Amerikan Dermatoloji Akademisi, insanların vücutlarındaki yeni lekeleri ve noktaları bulup izlemelerini ve zaman içinde nasıl değiştiklerini gözlemlemeleri için evde kendi kendine kontrol yapmalarını öneriyor.

Herhangi bir büyüme görünürse bir dermatoloğu ziyaret etmek önemlidir, cilt kanseri ne kadar erken tespit edilirse hayatta kalma oranı o kadar yüksek olur.

Doktor anormal bir kabarıklık fark ederse, kanser riskini kontrol etmek için onu alıp biyopsi yapabilir.

Amerikan Kanser Derneği, 20 ila 40 yaş arasındaki kişilerin her üç yılda bir cilt kontrolü yaptırmasını tavsiye ediyor, ancak eğer açık tenli insanlar daha erken başlayabilir ve daha sık kontrole gidebilirler.

GÖZ KONTROLÜ

Her yıl milyonlarca kişi görme bozukluğu nedeniyle göz doktoruna başvuruyor. Görme sorunu olan kişiler için göz doktoruna gitmek olağan bir durum olsa da, randevu alması gereken yalnızca onlar değil.

Göz doktoru Dr. Alice Lorch, Yahoo Life’a, “Hastanın farkında olmayabileceği ama altta yatan herhangi bir göz patolojisini belirlemek için kapsamlı bir göz muayenesi gereklidir. Göz sağlığı söz konusu olduğunda göründüğünden çok daha fazlası var.” dedi.

Göz doktorları ayrıca glokom, katarakt veya sarı nokta hastalığı gibi göz hastalıklarını da kontrol edebilirler. Bazı durumlar tedavi edilmezse körlüğe yol açabilir.

Amerikan Oftalmoloji Akademisi’nin göz doktoru randevularına ilişkin yönergelerine göre; 40 yaşın altındaki kişiler her beş ila 10 yılda bir, 40 ila 50 yaş arasındaki kişiler iki ila dört yılda bir, 55 ila 60 yaş arasındaki kişiler her 1 ila 3 yılda bir, 65 yaş ve üzeri kişiler ise 1 ila 2 yılda bir göz doktoruna başvurmalıdır.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/uzmanlar-oneriyor-ihmal-etmemeniz-gereken-alti-doktor-randevusu/feed/ 0
Tahliyesine bir gün kala yeniden tutuklandı… DNA testiyle gerçek ortaya çıktı https://www.foxhaber.com.tr/tahliyesine-bir-gun-kala-yeniden-tutuklandi-dna-testiyle-gercek-ortaya-cikti/ https://www.foxhaber.com.tr/tahliyesine-bir-gun-kala-yeniden-tutuklandi-dna-testiyle-gercek-ortaya-cikti/#respond Thu, 15 Feb 2024 21:36:38 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3446 Diyarbakır’da Abdullah Zorarslan, tahliyesine bir gün kala eşleşen kan örneği ile ağırlaştırılmış müebbet ve 28 yıl 6 ay hapisle cezalandırıldı.

Terör örgütü PKK’ya silah ve mühimmat sağladığı gerekçesiyle 8 yıl 9 ay hapisle cezalandırılan ve bu cezasının bitimine 1 gün kalan Abdullah Zorarslan’ın çukur ve hendek olaylarında polisle girdiği çatışmada yaralandığı kaldırımdaki kan örneği ile eşleşince hakkında “Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak” suçundan açılan dava karara bağlandı.

Tahliye beklerken açılan ikinci davadan da tutuklanan Zorarslan son savunmasında şöyle dedi:

-Ben güvercin almak için Bağlar’a gitmiştim. Kaldırımda 3-4 kişi oturuyordu. Sigarada içmek için ateş istediğimde hem bu kişilerin, hem de Hizbullahçıların saldırısına uğradım. 13 kurşun yedim.

-Tek böbrekle yaşıyorum. Silahlı saldırıya uğradığım için üzerimde atış artıklarının çıkması çok normal.

-Hastaneye götürüldüğümde bir ölüden farksızdım. Baştan aşağı kanlar içindeydim. Bilincim kapalıydı, 6 ay tedavi gördüm.

-Zaten örgüt üyesi olmaktan aldığım cezamı tamamladım. Ailem tahliye beklerken, yeni bir dava ile tutuklanmam vicdani değildir.

ÇATIŞMAYA GİRDİĞİNİ ÖRGÜTE YAZDIĞI RAPORLA DOĞRULADI

Mahkeme heyeti, sanığın 8 yıl 9 ay gibi ağır bir ceza ile cezalandırılmış olmasına rağmen aleyhine bozulabileceği endişesiyle istinaf ve Yargıtay’a temyiz başvurusunda bulunmayarak kesinleştirdiğine vurgu yaptı.

Mahkeme sanığın yaralandıktan sonra tedavi gördüğü süreçte de terör örgütüne kendi el yazmalı verdiği raporunda, Bağlar İlçesi Lezgin Avcı Caddesi’nde 2 polisin şehit olduğu Bedrettin Toğrap adlı teröristin yaralandığı bilgisini paylaştığına dikkat çekti.

POLİSİ DE KANDIRIP KENDİNİ YARALI VATANDAŞ TANITTI

Çatışmanın olduğu kaldırımdaki faili meçhul kişiye ait kan örneğinin veri tabanındaki kan örnekleriyle genotip uyumlu olduğu da dikkate alındığında güvenlik güçleriyle çatışmaya giren ikinci teröristin Abdullah Zorarslan olduğu ifade edildi.

Mahkeme sanığın yaralandıktan sonra farklı bir kimlikle hastane girişinin yapılarak 6 ay boyunca tedavi gördüğünü, polislere verdiği ifadesinde ise kendini sıradan vatandaşmış gibi tanıtarak yolda yürürken çatışmanın ortasında kaldığını ve kendisini vuranların kim olduklarını bilmediğini belirtmiş olmasına rağmen mahkemede alınan savunmasında ise sigara içmek için ateş istediği Hizbullahçı kişilerin kendisini vurduğu şeklinde birbiriyle çelişen iki farklı beyanda bulunduğuna işaret etti.

BAĞLARDA YARALI ESİR DÜŞTÜ BİLGİSİ

Öldürülen üst düzey bir teröristin üzerinde ele geçen ve dağ kadrosundaki teröristlerin sicil bilgilerinin tutulduğu defterde de sanığın adı soyadı, anne ve baba adı ile gizliliğini sağlamak için kullandığı kod isimler, nüfusa kayıtlı olduğu yer bilgilerini içeren kişisel verilerinin tespit edildiği ve bu bilgilerin altında, “Kod adıl Brusk Argat. Abdullah Z.. Bağlar’da ağır yaralı esir düştü” bilgileri yer aldı.

Mahkeme, sanığın yaralandıktan sonra güncel durumuyla ilgili örgüte düzenli rapor verdiğini,, terörist olmayan birinin terör örgütünün üst yönetimine rapor sunmasının hayatın olağan akışıyla bağdaşmayacağının altını çizdi.

Terörist Abdullah Zorarslan’ın Sur ve Bağlar İlçesindeki çukur ve hendek teröründe aktif yer aldığına dair yakalanan ve teslim olan teröristlerce de teşhis edildiği kaydedildi.

AĞIR MÜEBBET VE 28 YIL 6 AY HAPİS

Polis ve askerlere saldırıları organize etmek için kırsal alandan şehir merkezine gönderilen üst düzey sözde komutan olduğu belirtildi.

Teröristin örgüte hitaben yazdığı bir başka raporunda, “Surda büyük direniş gösteren YPS güçlerimize destek ve alan büyütmek için İskenderpaşa, Alipaşa gibi yerlerde arkadaşlara destek vermek için düşmanın çemberini ve planlamalarını boşa çıkardık. Bize alanı tanıma fırsatı verilmedi. 24 barikat kurduk. İki barikatımız zayıf olduğu için düştü. Cephanelerimizi kamyonla hazırlanmış gibi düşmana verdik” diyerek başarısız olduklarına dair bilgilendirme yaptığı da dikkate alındığında “Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak” suçunu işlediği yönünde tam bir vicdani kanaatin hasıl olduğu belirtildi.

Mahkeme sanığı ağırlaştırılmış müebbet hapis ve roketatarla saldırılarda bulunduğu için terör amaçlı vahim nitelikli silah bulundurmaktan da ayrıca 28 yıl 6 ay hapisle cezalandırdı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/tahliyesine-bir-gun-kala-yeniden-tutuklandi-dna-testiyle-gercek-ortaya-cikti/feed/ 0
İnek sütü sağlığa zararlı mı? https://www.foxhaber.com.tr/inek-sutu-sagliga-zararli-mi/ https://www.foxhaber.com.tr/inek-sutu-sagliga-zararli-mi/#respond Sun, 11 Feb 2024 09:09:38 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3202 BİRÇOK kişinin severek içtiği, kemikleri güçlendirdiğine inandığı sütün sağlığa zararlı etkilerinin de olabileceği hususu tartışılmaya devam ediyor. ‘‘İneklerin hormon ve antibiyotiklerle desteklenmesi, sütün içinde bulunan laktoz ve kazein proteininin, hormon ve büyüme faktörlerinin zararlı etkilerinin bilimsel araştırmalarla ortaya çıkması sütün aslında yararlı bir besin maddesi olmayabileceği tartışmalarına neden oluyor’’ diyen İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Osman Erk, konuyla ilgili şu bilgileri paylaştı:

VÜCUDU NASIL ETKİLER?

İneklerin hormon ve antibiyotiklerle desteklenmesi, sütün içinde bulunan laktoz ve kazein proteininin, hormon ve büyüme faktörlerinin zararlı etkilerinin bilimsel araştırmalarla ortaya çıkması sütün aslında yararlı bir besin maddesi olmayabileceği tartışmalarına neden oluyor. Öte yandan inek sütündeki laktozun güçlü bir insülin uyarıcısı olduğu, zamanla insülin direncine, obezite ve metabolik sendroma yol açtığı, bağırsaklarda kötü bakterilerin sayısını artırdığı ve demir emilimini azaltarak kansızlığa neden olduğu ileri sürülmektedir.

KEMİKLERİ GÜÇLENDİRİR Mİ?

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre en fazla süt tüketen ülkelerde osteoporoz, prostat ve göğüs kanseri, diyabet ve alerji gibi hastalıklar en yüksek oranda görülmektedir. Önerilen günlük kalsiyum tüketimi 1000-1500 miligramın çok altında kalsiyum alan Çin, Japonya, Kore ve Afrika ülkelerinde osteoporoz ve kemik kırıkları yüksek kalsiyum alan Avrupa ve ABD’li kadınlardan azdır. Bu verilerden de sütün kemikleri güçlendirmediği hatta osteoporoza da iyi gelmediği sonucu çıkarılmaktadır. Dünya nüfusunun yarısı süt ürünleri tüketmez. Yaygın inanışın aksine süt ve süt ürünlerinde yeterince kalsiyum yoktur. Brokoli, pazı, lahana, karalahana gibi yeşil yapraklı sebzeler kalsiyum yönünden daha zengindir. Sütün içindeki kalsiyumun ancak sınırlı bir kısmı vücuda alınırken, yeşil sebze ve meyvelerdeki kalsiyumun yüzde 50’sinden fazlası emilir. Sebze-meyvelerde kemikler için gerekli olan kalsiyumun yanı sıra potasyum, magnezyum, K vitamini ve C vitamini de bolca bulunur. Vejetaryenlerin kemikleri bu yüzden süt içenlerden daha sağlamdır. Sağlam kemikler için sadece kalsiyum da yetmez. Düzenli egzersiz ve D vitamini de gereklidir.

KİMYASAL BİR KOKTEYL Mİ İÇİYORUZ?

Süt ineklerinin büyük bölümü kapalı alanlarda, küçük bir bölmede hiç hareket etmeden, gün ışığı görmeden yaşıyor. Hayvanlara GDO’lu mısır ve soya, buğday, kan proteinleri yediriliyor. Sütünü artırmak için bolca büyüme hormonu, şişmanlasın diye de antibiyotik veriliyor. Böylelikle 4-5 kilo süt verebilecek ineklerin 10-15 kat fazla süt vermesi sağlanıyor. Bu yüzden de süt adeta kimyasal bir kokteyle dönüşüyor. Süt ve süt ürünlerinde bulunan kazein maddesi ise sindirim sisteminde parçalanarak kazomorfin denilen, bildiğimiz morfin benzeri bileşikler ortaya çıkarıyor. Bu bileşikler bağırsakları aşarak beyindeki hücrelerde bulunan morfin reseptörlerine bağlanarak bağımlılık yapıyor. Kazein proteinlerinin kanserojen etkisi vardır. Bir bardak sütte ortalama 6 gram kazein bulunur. Kazein miktarı yağı alınmış sütte daha fazla, peynirde ise en fazladır. Bir su bardağı (250 cc) tam yağlı süt 5 gram doymuş yağ içerir ve 150 kaloridir. Doymuş yağlar sağlık için zararlıdır. Süt ürünleri kolesterol yapımını uyarıp insülin direncine neden olur. Araştırmalarda süt ürünleri tüketimiyle prostat, yumurtalık kanserleri arasında neden-sonuç ilişkisi bulunmuştur. Sütün içindeki süt şekeri (laktoz) koroner kalp hastalığı ve yumurtalık kanseri ile yakından ilgilidir. Öte yandan bazı endüstriyel faaliyetler ve tarım ilaçlarıyla ortaya çıkan kanserojen bileşikler (dioksinler) suya-toprağa karışır. Bunlar tarım ürünlerine ve bunları yiyen hayvanlara bulaşır. Dolayısıyla süt, peynir, tereyağı dioksin içeren besinler arasında başı çekmektedir. Süt ve süt ürünlerinden vücudumuza geçen toksik maddeler de sağlığımızı olumsuz etkilemektedir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/inek-sutu-sagliga-zararli-mi/feed/ 0
Başını keserle ezdiği komşusunu 1500 lira için öldürmüş https://www.foxhaber.com.tr/basini-keserle-ezdigi-komsusunu-1500-lira-icin-oldurmus/ https://www.foxhaber.com.tr/basini-keserle-ezdigi-komsusunu-1500-lira-icin-oldurmus/#respond Sun, 04 Feb 2024 09:15:28 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2918 Kayseri’de gerçekleşen olay, geçen yıl 13 Kasım saat 21.00 sıralarında Melikgazi ilçesi Gesi Güney Mahallesi Yüksel Çavuşoğlu Caddesi’ndeki 2 katlı evde meydana geldi. S.A.S. hayvanlarını otlattıktan sonra eve geldiğinde eşi Hasibe Soykuk’u kanlar içinde yerde yatarken buldu. İhbar üzerine eve jandarma ve sağlık ekipleri geldi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Hasibe Soykuk’un kafasına sert bir cisim ile vurularak öldürüldüğü belirlendi.

GÖZALTINDAKİ EŞİ SERBEST

İl Jandarma Komutanlığı ekipleri ve Jandarma Suç Araştırma Timi’nin (JASAT) çalışması sonucu olayla bağlantısı olabileceği düşünülen, Soykuk’un eşi S.A.S., oğulları S.S. ve B.B.S. ile komşuları İsmail Kocatürk gözaltına alındı. Soykuk’un eşi S.A.S., ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakılırken, diğer 3 şüpheli ise adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden İsmail Kocatürk tutuklandı, Soykuk’un 2 oğlu ise serbest kaldı.

115 SAATLİK KAMERA GÖRÜNTÜSÜ İZLENDİ

İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı JASAT ekipleri, Hasibe Soykuk’un cinayet şüphelisini bulmak için çalışma başlattı. 115 saatlik güvenlik kamerası görüntüsü inceleyen ekipler, ölen Soykuk’un evinin arka bahçe kısmını gören kamera görüntüsünde bir kedinin hayatın olağan akışına aykırı hareketlerde bulunarak, panikle kaçtığını belirledi. Bu bölgede yapılan araştırmada, Hasibe Soykuk’un komşusu ve çocuklarının arkadaşı olan İsmail Kocatürk’ün evinin bulunduğu yerde kan izlerinin olduğu tespit edildi. Şüpheli komşu Kocatürk’ün evinde yapılan incelemede ise evin bazı bölümlerinde ve lavaboda kan izleri bulundu.

POŞETLE MALZEME GÖTÜRMÜŞ

Jandarma ekipleri, çevredeki kamera görüntülerinde yaptığı incelemede, İsmail Kocatürk’ün elinde poşet ile malzeme götürdüğünü belirledi. Kocatürk ise karakolda alınan ifadesinde söz konusu poşet içinde suça konu olan keser ile kanlı elbise ve ayakkabıyı evin uzağında bulunan boş bir alana attığını söyledi. Jandarma tarafından keşif yapılan bölgede söz konusu malzemeler de ele geçirildi. Hasibe Soykuk’un kafasına keser ile vurarak öldürdüğü iddia edilen İsmail Kocatürk’ün, ‘hırsızlık’ ve ‘dolandırıcılık’ suçlarından da 9 farklı suç kaydı olduğu ortaya çıktı.

İLK İFADESİNDE CİNAYETİ KABUL ETMEDİ

İsmail Kocatürk ilk ifadesinde cinayeti işlemediğini öne sürerek, “Ses geldi. B.B.S.’nin elinde keser vardı. Birbirimizi itekledik. B.B.S., bana ‘kimseye bir şey söyleme, aileni de çocuklarını da öldürürüm’ dedi. Korkuyla evime gittim. Kan lekelerini yıkadım. Söz konusu malzemeleri de boş bir alana götürüp attım” dedi.

CEZAEVİNDEN İTİRAF İÇİN DİLEKÇE YAZDI

Şüpheli komşu İsmail Kocatürk, tutuklu bulunduğu cezaevinden dilekçe yazarak, yeniden ifade vermek istedi. Kocatürk’ün dilekçesi sonrası savcılık tarafından yeniden alınan ifadesinde, “Hasibe Soykuk’un ailesi ile 4 gün için gübre taşıma için anlaştım. 1 günlük ücretimi verdiler. 500 lira aldım. Ama 3 günlük ücretim olan toplam 1500 TL’yi vermediler. Evlerine gittim oğlu B.B.S.’yi sordum. Hasibe’ye, ‘oğlun esrar içmek yerine paramı versin’ dedim. Hasibe bana ‘sen oğlumu takip edeceğine önce karını takip et’ dedi. Tartıştık. İtişme oldu. Koltuk üzerinde keseri gördüm, alıp vurdum. Ardından Hasibe içeri doğru gitti. Arkasından gidip bir kez daha vurdum. Araç sesini duyunca kaçtım. Amacım öldürmek değildi. Pişmanım” dediği ortaya çıktı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/basini-keserle-ezdigi-komsusunu-1500-lira-icin-oldurmus/feed/ 0
Alper Gezeravcı ne zaman dönecek? Dönüş için yeni tarih verdiler https://www.foxhaber.com.tr/alper-gezeravci-ne-zaman-donecek-donus-icin-yeni-tarih-verdiler/ https://www.foxhaber.com.tr/alper-gezeravci-ne-zaman-donecek-donus-icin-yeni-tarih-verdiler/#respond Sun, 04 Feb 2024 09:12:13 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2915 Geçtiğimiz gün Alper Gezeravcı’nın da içinde yer aldığı Ax-3 ekibi için bugün uğurlama töreni düzenlendi ancak olumsuz hava şartları nedeniyle dönüş sağlanamadı. Uluslararası Uzay İstasyonu’nda görevli Türk astronot Alper Gezeravcı uzayda kaldığı 2 haftanın ardından dünyaya dönecek, uzaydan dünyaya dönüşü ise yaklaşık 12 saat sürecek.

ALPER GEZERAVCI NE ZAMAN DÖNECEK?

Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın da içinde bulunduğu Ax-3 mürettebatının dünyaya dönüşü iki kez hava şartları nedeniyle ertelendi.

SpaceX şirketi tarafından yapılan açıklamada, Florida kıyılarındaki olumsuz hava koşullarının dönüş için elverişsiz olduğu belirtildi.

Alper Gezeravcı’yı dünyaya dönüşünü sağlayacak olan Dragon kapsülünün Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan ayrılması için en erken tarihin 6 Şubat Salı günü olarak planlandığı ifade edildi.

ALPER GEZERAVCI 12. DENEYİNİ GERÇEKLEŞTİRDİ

Alper Gezeravcı, 12. deneyinde uzay ortamının astronotlara etkisini araştırdı.

Alper Gezeravcı, ultraviyole ışınlarının, galaktik kozmik radyasyonun, yer çekimi değişikliklerinin ve uzayda kalış süresi boyunca maruz kalınan diğer zorlu faktörlerin, astronotların bağışıklık sistemi ve kan yapımı sürecini nasıl etkilediğini araştırıyor.

Gezeravcı, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) “Uzay Misyonuna Katılan Bireylerde Radyasyona Maruz Kalmanın Kanser İçin Öncül Lezyonlar Olan Periferik Kandaki Miyeloid-Kökenli Baskılayıcı Hücrelere (MKBH) Etkisini” inceledi.

Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Güneş Esendağlı’nın proje yürütücüsü olduğu “MİYELOİD” deneyiyle, ultraviyole ışınlarının, galaktik kozmik radyasyonun, yer çekimi değişikliklerinin ve uzayda kalış süresi boyunca maruz kalınan diğer zorlu faktörlerin, astronotların bağışıklık sistemi ve kan yapımı sürecini nasıl etkilediği araştırılıyor.

Bağışıklık sistemindeki değişiklikler miyeloid tipteki kan hücreleri özelinde araştırılacak, bu hücrelerin özellikleri ve fonksiyonlarındaki değişimler uçuş ve dönüşte karşılaştırılacak ve uzay yolculuklarının kanser dahil bağışıklık sistemini ilgilendiren pek çok hastalık üzerine olabilecek etkisi hakkında çıkarımlar dünya bilim literatürüne ilk kez kazandırılacak.

DENEYLERİ BİRER BİRER GERÇEKLEŞTİRDİ

Gezeravcı, ISS’ye ulaştığı günden bu yana deneylerine devam etti.

Astronot Gezeravcı, uzay ve savunma sanayisine kurşunsuz lehimleme konusunda kritik bilgiler sağlayacak “MİYOKA” deneyini yaptı.

Türkiye’nin uzay, havacılık ve savunma sanayisi için yeni nesil malzeme geliştirme kabiliyeti kazanmasında önemli katkı sunması beklenen Uzay İçin Yeni Nesil Alaşımlar (UYNA) deneyine de başlandı.

Yer çekimsiz ortamdan etkilenen henüz işlevi keşfedilememiş genler ve bunların bağışıklık sistemiyle ilişkisini araştıran “MESSAGE” deneyi gerçekleştirildi.

Muş Bilim ve Sanat Merkezi öğrencilerinin önerisi olan ve öğretmenleri Birsen Geçer’in proje yöneticisi olduğu Propolisin Antibakteriyel Etkisi (PRANET) deneyini de yapan Gezeravcı, TÜBİTAK MAM’dan Prof. Dr. İskender Gökalp ile Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Bakan Yardımcısı Ahmet Yozgatlıgil’in proje yöneticisi olduğu uzay araçlarının itki sistemlerinin daha verimli hale getirilmesini amaçlayan “gMETAL” deneyine de imza attı.

Gezeravcı ayrıca, Tuz Gölü’nde yetişen endemik Schrenkiella Parvula isimli halofit bitkinin uzay ortamına karşı verdiği fizyolojik ve moleküler tepkileri araştıran “EXTREMOPHYTE” deneyini sürdürüyor.

Gelecekte uzayda yaşayacak yüksek sayıda insanın ihtiyaç duyacağı besinlerin sağlanması ve kapalı yaşam ortamlarındaki çevresel kontrollere destek vermesi için yeni bitkiler geliştirmeye yönelik ilk adım olan “CRISPR-GEM” ve mikroalg türlerinin uzayda yaşam destek sistemlerinde kullanılmalarının mümkün olup olmadığının araştırıldığı “UzMAn” deneyleri de devam ediyor.

Gezeravcı, uzay ortamında alglerin, karbondioksitten oksijen rejenerasyonu, ek gıda temini, su iyileştirme, yaşam destek alanlarında kullanılmasını araştıran “ALGALSPACE” ve uzayda yaşamaya karşı oluşan hayati tepkimelerin “vokal kord” kaynaklı değişimlerle tespiti ve düşük yer çekimsizliğin sebep olduğu rahatsızlıkların ses frekanslarıyla tanımlanmasını sağlayacak “VOKALKORD” deneylerini de sürdürüyor.

“OKSİJEN SATURASYONU” deneyiyle de yapay zeka desteğiyle verilen havanın oksijen seviyesi hesaplanarak düşük yer çekiminin sebep olduğu farklılıklar ve rahatsızlıkların tanımlanması hedefleniyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/alper-gezeravci-ne-zaman-donecek-donus-icin-yeni-tarih-verdiler/feed/ 0
Gribe karşı beslenme önerileri https://www.foxhaber.com.tr/gribe-karsi-beslenme-onerileri/ https://www.foxhaber.com.tr/gribe-karsi-beslenme-onerileri/#respond Sun, 28 Jan 2024 09:00:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2698 Son zamanlarda özellikle grip vakalarında artış yaşanıyor. Hastalığa yakalanma riskini azaltmak ve hasta olduktan sonra da hızla iyileşmek için dengeli ve yeterli beslenmeye özen gösterilmesi gerekiyor. Bugünlerde bağışıklık sistemini güçlü tutmak için sağlık beslenme ve hijyenin önemine vurgu yapan İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Osman Erk, gripten korunma yollarını şöyle açıkladı:

BUNLARI YAPIN

1-Doktor önerisiyle çinko desteği alınmalı veya çinkodan zengin istiridye, organik kuzu et, susam, kabak çekirdeği, brokoli gibi yiyecekler tüketilmeli.

2- Sarı, turuncu, parlak kırmızı, sarı-yeşil sebze, meyve ve baharatlar (havuç, marul, bal kabağı, ıspanak, domates, biber, kayısı, muz, greyfurt, limon, portakal, mandalina, köri, zencefil, zerdeçal). Bu besinler bağışıklık sistemini destekleyen bol miktarda C vitamini, beta karoten ve flavinoid içerir.

3-Yeşil, yeşil-beyaz renklerde brokoli, karnabahar, lahana, alabaş, şalgam, su teresi, roka, hardal yaprakları, turp, sarımsak ve soğan gibi yiyecekler. Bu besin grupları bol miktarda sistein, selenyum ve diğer gerekli vitamin ve mineralleri içerir.

4- Bol temiz su ve lifli besinlerin tüketilmesi vücudun toksinlerden arınmasını sağlar.

5-Rafine şeker ve unlu gıdalar, işlenmiş yağlar, asitli içecekler yerine taze sebze, meyve ve kuruyemiş tüketilmelidir.

6-Mürver yemişi çözeltisi gribal enfeksiyonlarda yaygın olarak kullanılmaktadır ve etkinliği kanıtlanmıştır.

7- Sebze ve organik tavuk suyu çorbanın gribal enfeksiyon belirtilerini hafiflettiği ve hastalığın daha kısa sürede geçmesini sağladığı kanıtlanmıştır.

8- Alkol ve sigara bağışıklık sistemini çökerten olumsuz etkilere sahip maddelerdir ve bunlardan kesinlikle uzak durulmalıdır.

9- Yeterli beslenemeyen ve stresli yaşamı olan kişilerin doktor tavsiyesiyle multivitamin, probiyotik ve Omega-3 preparatları kullanmaları uygun olur.

10- D vitamini güneş ışınlarından alınıyor, ancak kış aylarında ne yazık ki bu pek mümkün olmuyor. Özellikle Kasım-Şubat ayları arasında ülkemize gelen güneş ışınlarının geliş eğiminden dolayı cilt, D vitamini sentezini yapamıyor. Yani kışın güneş olsa da vücutta D vitamini oluşmaz. Oysa bu vitamin özellikle enfeksiyon hastalıklarının arttığı kış aylarında, bağışıklık sistemi için çok önemlidir. Kışın düşük D vitamini düzeyine sahip kişilerde gribal enfeksiyon riski artar. Özetle bugünlerde yeterli D vitamini düzeyini devam ettirmek için yumurta sarısı peynir, tereyağ gibi süt ve süt ürünleri, somon, uskumru gibi yağlı balıklar tüketilmeli. Gerekirse doktor önerisiyle takviye alınmalı.

Bağışıklığı güçlü tutma yolları

Grip ve üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi şart. Bunun da en önemli yolu sağlıklı ve dengeli beslenmektir. Ayrıca fizik egzersiz yapmak, kaliteli ve yeterli uyku, sigara ve alkol kullanmamak, kimyasallardan uzak durmak, hijyen kuralarına uymak da bağışıklık sistemini güçlendirerek kişiyi enfeksiyonlara karşı korur. Kış aylarında da taze, temiz, bütün, organik, mevsiminde ve yerel olarak üretilen sebze, meyve, yeşillikler, baklagiller ve kabuklu kuruyemişlerden oluşan beslenme tarzı bağışıklık sistemi için önemlidir. Bu beslenme düzeni günlük kalorilerin yüzde 20’sinin organik hayvansal ürünlerden geldiği besinlerle desteklenmelidir. Bağışıklık sisteminin içinde yer aldığı kan ve lenf sıvılarının vücut savunmasında önemli rolleri vardır. Kan, berrak sarı bir sıvı olan plazma ve içindeki kan hücrelerinden oluşur. Lökosit adı verilen kan hücreleri kan ve lenf sisteminde dolaşarak enfeksiyon etkenlerine ve kanserleşen hücrelere karşı savaşırlar. Bağışıklık sisteminin normal çalışması için A, B, C, D ve E vitaminleri başta olmak üzere kalsiyum, selenyum, çinko, magnezyum, manganez, bakır gibi minerallere; sistein gibi aminoasitlere ihtiyaç vardır. Bu vitamin ve minerallerin her gün belirli miktarda ve birbirleriyle doğru orantılı olarak tüketilmesi bağışıklık sistemi için son derece önemlidir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/gribe-karsi-beslenme-onerileri/feed/ 0
40 yaş altı kalp krizleri neden arttı? https://www.foxhaber.com.tr/40-yas-alti-kalp-krizleri-neden-artti/ https://www.foxhaber.com.tr/40-yas-alti-kalp-krizleri-neden-artti/#respond Wed, 27 Dec 2023 09:00:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1570 İstatistikler kalp hastalıklarının Dünya’da ve ülkemizde hâlâ bir numaralı ölüm nedeni olduğunu gösteriyor. Nitekim son zamanlarda vakalarda görülen artışla birlikte kalp krizleri yine gündemde. “Hayati tehlikelerin yaklaşık beşte biri sadece kalp krizinden, üçte biri ise kalp ve damar hastalıklarından kaynaklanmaktadır” diyen Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Yılmaz, bu konuda önemli bilgiler paylaştı. İşte açıklamaları:

Prof. Dr. Oğuz Yılmaz

GÖZLEMLERİN DOĞRULUK PAYI VAR

Kalp krizi vakalarıyla ilgili henüz açıklanmış rakamlar olmasa da gözlemlerin doğruluk payı oldukça yüksek. Covid-19 pandemisi sürecinde kalp hastalarının, kalp krizi geçirmekteyken bile hastaneye başvurularında yüzde 20 azalma olduğu tespit edildi. Düzenli kontrole gitmesi gereken çok fazla sayıda kalp hastasının ya da hastalığının farkında olmayan kişilerin hastane ortamlarına ulaşamaması veya hastaneye başvurmaktan kaçınmasının olumsuz sonuçları yaşanmaktadır.

KALP KRİZİ YAŞI NEDEN DÜŞTÜ?

Kalp krizi yaşı erkeklerde ortalama 65, kadınlarda ise 72 civarındadır. Kolesterol düşürücü bazı ilaçların kullanımı, sigara kullanımının azaltılması ve düzenli kontroller ile kalp krizi yaşı daha ilerilere taşınmış oldu. Ailesel risk faktörlerinin yoğunluğuna bağlı olarak ve kontrollerin ihmal edilmesi nedeniyle 40 yaş altı kalp krizleri de hâlâ tüm krizlerin 5’te 1’ni oluşturuyor. Son 7-8 yıldır 40 yaş altı kalp krizlerinin her yıl yüzde 2 civarı artış gösterdiği dikkat çekiyor. Dolayısıyla 20’li yaşların sonlarında veya 30’lu yaşların başlarındaki genç insanlarda kalp krizlerini daha sık görmeye başladık.

RİSK FAKTÖRLERİNE DİKKAT!

Altta yatan bazı hastalıklar, yaşam tarzı, yaş ve aile geçmişi kalp hastalığı riskini artırır. Yüksek tansiyon, kolesterol ve trigliserit gibi kan yağlarının yüksekliği, diyabet hastalığı ve obezite en önemli risk faktörleridir. Ailesinde erken kalp ölümleri varsa o kişinin de kalp krizi riski yüksektir. Sigara kullanımı, yağlı beslenme ve hareketsiz hayat tarzı da kalp krizi riskini artıran önemli kötü yaşam alışkanlıklarıdır.

NASIL OLUŞUR?

Kalp krizi; kalp kasının bir kısmına yeterince kan gitmediğinde meydana gelir. Kalp kasını beslemesi gereken koroner kan akımının azalması ve bu durumun uzun sürmesi kalp kasında kalıcı hasarlara ve kalp krizine neden olur. Bu nedenle azalan veya kesilen kan akımı tedavi edilmeden geçen süre ne kadar uzarsa, kalp kaslarındaki hasar da o derece büyük olacaktır. Koroner arter hastalığı, kalp krizinin ana nedenidir. Daha az yaygın bir neden ise kalp kasına kan akışını tamamen durdurabilen koroner arterin şiddetli spazmı veya ani kasılmasıdır.

ÖNLEM ALIN

Kalp krizi riskine karşı yaşam tarzı değişikliklerine gidilmesi gerekir. İşte onlar:

1 – Akdeniz mutfağını tercih edin ve doymuş yağlardan, fazla kırmızı etten ve paketli gıdalardan uzak durun.

2 – Kesinlikle sigara kullanmayın ve aşırı alkolden kaçının.

3 – Yüksek tansiyon, kolesterol ve diyabet gibi sağlık kontrollerinizi aksatmayın.

4 – Yoga, nefes egzersizleri, meditasyon ile stresle baş etme yolları geliştirin.

5 – En azından düzenli yürüyüşle hayatınıza hareket ve egzersizi dahil edin.

6 – Sağlıklı yaşamı tercih eden, birbirine destek olan sağlam dostluklarla sosyal çevrenizi kuvvetlendirin.

20 yaşından sonra mutlaka kontrole gidin

Ailede bilinen kalp hastalıkları varsa genç yaşlarda herhangi başka bir sebeple kan tetkiki yapılırken, kan yağlarının da kontrol edilmesi olası riskleri erkenden yakalamak adına önemli bir ilk adım olacaktır. Geçirilen bir kalp krizinin temellerinin önceki 15-20 yılda atılmakta olduğu unutulmamalıdır.

Çocuklar okulda veya bir kulüp bünyesinde bir sportif faaliyeti düzenli yapıyor ve yarışmalara da katılıyor ise, lisans sürecinde istenen doktor kontrolünün ciddiye alınması ve mutlaka detaylı kalp kontrolünün yapılması hayati önem taşır. Özellikle ailede varsa 20 yaşından sonra her 2-4 yılda bir kalp kontrollerinin yapılmasını önerilir. 40 yaşından sonra da yine risk faktörleri belirgin olan bireylerde bu kontrollerin yılda bir yapılması güvenli olacaktır.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/40-yas-alti-kalp-krizleri-neden-artti/feed/ 0