İmamoğlu “Bu meydanda kızlarımız, çocuklarımız, oğullarımız var. Bu meydanda hanımefendiler, duaları benimle olan güzel annelerimiz var. Onun için milletim meydanında konuşurken dilimize dikkat edeceğiz. Çünkü bizi çocuklarımız, annelerimiz dinliyor. Şu; sözünü dinletemeyen, dinletmek isterken parmak gösteren, bağıran, çağıran, küfür eden, şunu söyleyen, bunu söyleyen var ya Allah onlardan esirgesin çocuklarımızı” dedi. Ramazan’ı anımsatan İmamoğlu “Allah kötülüklerden yalandan, iftiradan korusun” diye dua etti.

“NE YAPACAĞINIZI BİLİYORDUM”
2019 İstanbul seçiminin Ramazan ayının ilk günü iptal edildiğini ve haberi iftar sofrasında aldığını anlatan İmamoğlu “İçime hiçbir kötü his gelmedi. Niye biliyor musunuz? Ben sizin ne yapacağınızı biliyordum. O bilmiyor ama ben biliyorum siz ne yapacağınızı. O, ‘13 bin oyla seçim mi alırsın’ diye sordu.Halbuki seçim bir oyla da alınır. Bu millet ‘madem 13 bin oyla alınmaz diyorsun, al sana 806 bin oy’ dedi. Seçimi iptal ettiler, zannettiler ki Ekrem’in gardı düşer, yüzü asılır. Benim milletime baktıkça yüzüm gülümsüyor, içim moral doluyor. Atom karınca olacağım dedim, ben artık atom karıncayı da geçeceğim. İşte 5 yıldır bu tempoyla çalışıyoruz” diye konuştu.

“TEPETAKLAK GİDİYORSUN”
İmamoğlu konuşmasında Cumhur İttifakı’nın İstanbul Adayı Murat Kurum’a tepki gösterdi. İmamoğlu şunları söyledi:
* “Belediyecilikte rakip olabilecek birini bulamadıkları için şimdi bu seçimi, yerel seçim alanından çıkarmaya çalışıyorlar. Her seçimden önce yaptıkları gibi ne yapıyorlar? Hemen milli duygular, inançları istismar ediyorlar. Geçen dersine çalışmayan rakibimin bir konuşmasını dinledim. Dersine hiç çalışmıyor. Diyor ki; ‘seçimde öyle bir zafer kazanacağız ki şehit aileleri bayram edecek.’ Bak, bak, bak, bak, bak. Sanki biz düşman ordusuyuz. Bir savaş ilan etti. Allah akıl versin sana.
* Hatırlayın ‘İstanbul’u alınca Filistin Gazze’ diyordu. Şimdi de şehitlerimizi ve gazilerimizi sürecin içerisine dahil etmeye kalkıyor. Ben sana bir şey söyleyeyim buradan dersine çalışmayan ithal aday; tepetaklak gidiyorsun. 31 Mart’ı çıkartabilir misin, emin değilim. Tavsiyede bulunayım; bir kere seçim kazanmak zafer kazanmak değildir. Zafer birilerine karşı kurulan üstünlüktür. Birilerini teslim almak, onlara hakim olmaktır. Belli ki seçimleri, İstanbulluları teslim almak gibi görüyorsun.

* Ama olgun bir insan, demokrat bir insan bu ifadeleri kullanmaz. Ama demokratlığı bilmiyor. Demokratlıkla ilgileri yok zaten. Seçilmek bir gün, yönetmek 5 yıl. Yönetirken de kimseyi kimseden ayırt etmezsin. İnsanları kucaklarsın. Ne kökenine bakabilirsin, ne siyasi görüşüne. İnancı nedeniyle ayrımcılık asla yapamazsın. Demokratlık budur. İstanbul’da belediye başkanlığı yapmak budur. Diğerini bu millet kabul etmez. Vatandaşın bir bölümünü kendinden görüp diğerlerini düşmanlaştıramazsın. Başta belediye başkanları ve hiçbir kamu yöneticisinin böyle bir yetkisi asla yoktur, hakkı da yoktur. Bu sözleri söyleyen ne muhafazakardır, ne demokrattır. Tavsiyem kendini daha fazla küçük düşürme.”

“NİYETİ BETON İSTANBUL’A ŞANTİYE ŞEFİ OLMAK”
İmamoğlu, Kanal İstanbul güzergahında yapılacak lüks konut projesi için yeni imzalanan 6.2 milyar liralık sözleşmeye dikkat çekerek Kurum’u eleştirmeye devam etti. İmamoğlu şunları belirtti:
* “Bu aday geldiği günden beri ‘milletin gündeminde olmayan benim gündeminde yok.’ Hayatımda gördüğüm en yuvarlak cümle. ‘Evet destekliyorum’ da demiyor, ‘hayır asla yapılmamalıdır’ da demiyor. Eveliyor, geveliyor. ‘Kanal İstanbul mutlaka yapılmalı’ dese biliyor millet ağzının payını verecek. ‘Kanal İstanbul yanlıştır asla yapılmamalı’ dese bu sefer onu buraya gönderen kişi ağzının payını verecek. İşi zor. O yüzden cesaretle, öz güvenle cümle kuramıyor.
* Kendini bu hale düşüren, Allah muhafaza İstanbul’u ne hale düşürür? İstanbul’u Allah korusun. Bu seçim, ‘kanal mı, İstanbul mu?’ seçimi. Gizli gizli de değil yine yangından mal kaçırır gibi 6.5 milyar liralık Dursunköy’de tam beton kanal güzergahında ihale yaptılar. İthal aday diyor ki; ‘ beni şantiyelerde göreceksiniz.’ Doğru, ama İstanbulluların şantiyelerinde değil senin niyetin beton kanalın şantiyelerinde şantiye şefi olmak. Ama seni biz oraya şantiye şefi de yapmayacağız. Çünkü biz İstanbul’a o ihanet projesini, Kanal İstanbul projesini yaptırmayacağız.”

“ÖNÜMÜZDE 2 SEÇENEK VAR”
İmamoğlu ş ifadeleri kullandı:
* “Bunların bakışı ‘şak diye emretti tak diye yaptım’ bakışıdır. Bunlar bir şey yapacağı zaman hemen yukarı bakarlar, ne diyecek acaba diye. Ankara’dan bir ses gelecek mi? Yap derse yapar, yapma derse elini kıpırdatamaz. Ama biz fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür, neslinin temsilcileriyiz. İstanbul bu akla 31 Mart’ta hak ettiği yanıtı verecek. İstanbul özgüvenli bir yönetim ister. İstanbul’u yönetecek olanın gözü de kulağı da Ankara’da değil vatandaşta olacak. Saraylarda değil.
* Siyasi hesaplarla, kurgularla, kumpaslarla hareket edenlere, size masallar anlatanlara itibar etmeyin. Önünüzde sadece iki seçenek var. İstanbul ya ihmal, israf, ihanet devrine dönecek ya da icraat, hizmet, yatırım yolunda yürüyecek. Önünüzde iki seçenek var. İstanbul ya yeniden ayrımcılığın, partizanlığın pençesine düşecek ya da adalet ve kardeşlik yolunda ilerleyecek. İstanbul ya tam gaz geri ya da tam yol ileri diyecek.”
AVUKATLARA ÇAĞRI
İmamoğlu, avukatları da seçim günü sandıklarda görev almaya çağırarak “31 Mart günü hiçbir gücün sandığı ele geçirmesine fırsat vermediniz, yine vermeyin. İstanbul’da seçim güvenliğini sağlamak için görev alın” çağrısı yaptı.
]]>Süveyş’in sorunları jeopolitik, Panama’nın sorunları ise iklim temelli olsa da her ikisi de küresel ticareti bozuyor.
Yaşanan sorunların ardından Süveyş ve Panama kanallarındaki kargo hacimleri üçte birinden fazla düşerken gemilerin daha uzun rotalara yönelmesi teslimatlarda gecikmelere, daha yüksek nakliye maliyetlerine neden oldu.
Panama Kanalı’nda kuraklığın etkisiyle kanaldan geçecek gemi sayısı düşürüldü. Yetkililer, 2023’ün ortalarında başlayan kuraklığın mayıs ayında sona ereceğini umuyor.
Yemenli Husilerin gemilere yönelik saldırıları nedeniyle de bazı şirketler Süveyş’ten seferlerini süresiz olarak askıya aldı. Husiler Kasım ayından bu yana 50’den fazla gemiye saldırdı. Saldırıların artması ve bazılarının ölümle sonuçlanması Süveyş Kanalın’dan geçişleri azalttı.
Gemi operatörleri, geçen yıl küresel ticaret hacminin yaklaşık yüzde 18’inin geçtiği su yollarında aylardır süren belirsizlikle karşı karşıya.
GEÇİŞLER AZALDI
Panama Kanalı’ndan normalde günde yaklaşık 36 gemi geçişine izin veriliyor. Kasım ayında bu sayı 24’e düşürülürken şubat ayında da 18’e düşürülmesi planlamıştı ancak bir miktar yağış su seviyelerinin dengelenmesine yardımcı oldu. Ocak ayında Panama Kanalı’ndaki gemi geçişleri bir önceki yıla göre yüzde 36 azaldı.
Birleşmiş Milletler verilerine göre ise Süveyş’ten geçen ticaret hacimleri aralık ve ocak aylarında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 40’tan fazla düştü.
Süveyş Kanalı İdaresi Başkanı Osama Rabie, gemilerin Süveyş’i geçmek için ödediği geçiş ücreti gelirinin, geçen yılın aynı ayındaki 804 milyon dolardan ocak ayında neredeyse yarı yarıya düşerek 428 milyon dolara indiğini söyledi.
Panama Kanalı’nda izin verilen geçişlerdeki düşüş, kısmen gemi başına geçiş ücretinin artması nedeniyle genel gelire zarar vermedi. Kanal, 2023’te geçiş ücretinden 3,3 milyar dolar kazandı, bu rakam bir önceki yılki 3 milyar doların üzerinde gerçekleşti.
İLK KEZ İKİ KANAL AYNI ANDA KESİNTİYE UĞRADI
Kritik su kanallarındaki aksamalar rotaları değiştirdi ve küresel ticareti tehlikeye attı.
Stamford merkezli Dorian LPG’nin operasyon müdürü Tim Hansen, “İlk kez her ikisi de aynı anda kesintiye uğruyor, bu yüzden geminizi nereye göndereceğinizi önceden planlamanız gerekiyor” dedi.
Panama Kanalı, Dorian’ın Çin, Japonya ve Güney Kore’deki müşterilere teslimat yapmak üzere Meksika Körfezi’nden yola çıkan gemileri için en kısa rotayı sunuyor. Kanal boyunca ve ardından Pasifik boyunca batıya giden yolculuk yaklaşık 25 gün sürerken, Süveyş üzerinden doğuya giden rota 40 gün sürüyor.
Dorian, kargo hareketinde haftalarca yaşanabilecek olası gecikmeleri önlemek için Süveyş’e 10 gemi gönderdi ancak Husi saldırıları nedeniyle bu seferler aralık ayı başlarında durduruldu. Gemiler, daha uzun beklemeler ve daha yüksek fiyatlar nedeniyle yeniden Panama Kanalı’na yönlendirildi.
SÜVEYŞ KANALI SALDIRI ALTINDA
Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’den geçen ticari gemilere yönelik saldırıları artarken, dünyanın önde gelen küresel nakliye firmalarının rotalarını yeniden çizmek zorunda kalıyor.
ABD liderliğindeki deniz koalisyonunun Husilere yönelik saldırılarına rağmen pek çok şirket güvenliklerinden emin olana dek Kızıldeniz’e geri dönmek istemiyor. Bu durum da dünya çapında kargo sahipleri için fiyatların artmasına neden oluyor.
Genellikle haftada 15 ila 17 Süveyş geçişi yapan Maersk’in icra kurulu başkanı Vincent Clerc, “Geri dönmek için mürettebatımızın ve gemilerimizin risk altında olmadığından emin olmak için çok yüksek bir eşiği karşılamamız gerekecek” dedi .
Ancak yine de tüm gemiler Süveyş’ten ayrılmıyor. Süveyş’i kullanan operatörler, saldırıları püskürtmek için silahlı muhafızlar tutuyor. Gemi sahipleri ve operatörler, gemi başına dört muhafızın Kızıldeniz yolculuğu başına yaklaşık 40 bin dolara mal olabileceğini söylüyor.
]]>“Bu şehrin bebeklerine dağıttığımız sütle dalga geçiyorlar” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:
* “İstanbul’un gündeminden israfı, ihmali ve ihaneti çıkardık. Yerine ne getirdik biliyor musunuz? Biz bu şehre, icraat getirdik. Biz bu şehre, yatırım getirdik. Biz bu şehre, hizmet getirdik, hizmet. Yani israf, ihmal, ihanet gitti; bu şehre ne geldi? Hizmet, icraat, yatırım geldi, yatırım. Yani sizin hayatınıza dokunan, sizi koruyan, yok zamanınızda yanınıza koşan işler geldi.
* Evet, süt kardeşim. 250 bine yakın bebeğe süt dağıtmak, mega projedir. Ama bunların kafası almaz. 4 yaşına kadar bebeği olan annelere, Anne Kart dağıtmak, ne kadar vicdanlı biliyor musunuz? Bunu anlamıyorlar. Anlayamıyorlar. Çünkü, halktan uzaklaştılar. Onun için gündemde Halk Süt; gündemde Anne Bebek Kartı; gündemde kreş; gündemde gençlere yurt; gündemde 100 bin gencine burs veren belediye var.”
Fatih’in altyapısına 3.5 milyar liralık yatırım yaptıklarını söyleyen İmamoğlu, Yedikule Gazhanesi’nden Bulgur Palas’a, Ordu Caddesi’nden Yerebatan Sarnıcı’na kadar Fatih’te hayata geçirdikleri projeleri anlattı.

“BU SEÇİM NE SEÇİMİ BİLİYOR MUSUNUZ?”
İktidar kanadının kendilerine oy verenlere hizmet edeceği itirafında bulunduğunu hatırlatan İmamoğlu, “Hiç kimsenin partisine, geçmişine, etnik kökenine, giyimine, kuşamına bakmadık; bakmayız. Bu şehirde yaşayan 16 milyon, bu ülkede yaşayan 86 milyon, benim vatansever hemşerim, vatandaşım, canım, ciğerim. Bu seçim ne seçimi biliyor musunuz? Bu seçim; ayrımcılık yapanla birleştirenlerin arasındaki seçim. Bu seçim; rantçılarla icraatçılar arasındaki seçim. Bu seçim; müsriflerle, israf yapanlarla tasarruf yapan, bereketli bütçe üretenler arasındaki seçim” dedi.

“ÇOK HIZLI KAYIŞ ATTILAR”
Siyasi hayatı boyunca temiz dil kullandığını ve kullanmaya devam edeceğini belirten İmamoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
* “Ayıp söz söyleyemem kardeşim. Kimsenin hakkında iftirada bulunamam. Kimseye iftira atamam. Gıybet yapamam. Allah korusun, yalan söylemem. Ama bunlar, her seçim, köşeye sıkıştı mı, başka şeylere başvuruyorlar. Bu sefer dayanamadılar. Açık söyleyeyim; çok hızlı kayış attılar. Daha bir hafta, üç hafta, dört hafta demeden, bir baktım hemen ‘teröriste’, şuna, buna geçtiler. Her zamanki hikayeleri. Hatırlayın; bunu hiç unutmayın.
* 2019’da, bunlar, milletin elinden en büyük güçleri olan demokrasi haklarını çaldılar. Seçimi çaldılar, iptal ettiler. O seçime giderken, sırf oy için bana ne dediler? ‘Sisi’ dediler hatırlıyor musunuz Sisi? Yahu madem ben Sisi’yim; niye gittiniz -14 Şubat Sevgililer Günü’nde hem de-Mısır’a gidip göz göze, diz dize niye muhabbet ettiniz? Bunlar hemen U dönüşünü çok kolaylıkla yapan bir siyasi anlayış. Bunlar böyle. Şimdi köşeye sıkıştılar, hemen işi teröriste, şuna, buna bağlamaya çalıştılar. Ama bu millet ne yaptı. Tek tek onlara bütün iftiralarını 2019’da yutturdu, yutturdu. Bu millet var ya Allah şahit, bu millet, bu seçimde, bu sandıkta göreceksiniz bunlara öyle bir haddini bildirecekler ki; bir daha milletin yüzüne çıkamayacaklar.”

“MÜSTAKBEL RAKİBİME ÜZÜLÜYORUM”
“Müstakbel rakibime üzülüyorum” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:
* “Niye müstakbel rakibime üzülüyorum? Kim ne derse, onu söylüyor. Kim ne verirse, onu söylüyor. Ama bazen, doğruları söylüyor Allah için. Demiş ya, ‘İmamoğlu ancak vaatlerinin yüzde 87’sini yapabildi.’ Arkadaşlarımı çağırtıp dedim ki, ‘Arkadaşlar, siz bana yüzde 83, yüzde 84 diyordunuz. Şunu bir daha hesaplayın’ dedim. Hesapladılar; vallahi bir tek o konuda yanılmadı, yüzde 87 çıktı. Müstakbel aday ne yapıyor? O arkasında bir kişi olmadan, bir şey diyemiyor. Ona bağımlı olduğunu söylüyor.
* Ama bir şeyi söyleyemiyor, fark ettiniz mi? Ağzına Kanal İstanbul’u alamıyor. Spiker diyor ki ona. İzledim. ‘Efendim, Kanal İstanbul konusunda ne düşünüyorsunuz’ diyor. ‘Ya biz ne dedik size? İstanbul’un gündeminde olmayanlar, bizim de gündemimizde yok’ diyor. Tekrar soruyorum. Tamam da Kanal İstanbul konusunda düşüncen ne? Demişler ki; ‘Sakın kanal deme. İstanbul de, ama kanalla birlikte deme.’ İşi zor. Allah yardımcısı olsun. Alışık da değil.”

Dere üzerindeki kanalizasyon künkleri içinde 500 metre mesafedeki dere yatağına sürüklenen Burak Önder ile Mustafa Aslan hayatını kaybetti; Barış Önder çevredekilerce kurtarıldı.
Çocukların ölümünün ardından Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında; İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Dr. Murat Kuruoğlu, Dr. Fethi Kadıoğlu ve Dr. Oral Yağcı’dan oluşan bilirkişi heyeti, bölgede 10 Şubat 2022’de inceleme yaptı.
2 saat süren incelemede heyet, çocukların içinde sürüklendiği beton künkleri metre ile ölçtü. Boğulmaktan son anda kurtarılan Barış Önder de olay günü yaşadıklarını heyete anlattı.

‘İNSAN GİRİŞİNİ ENGELLEYEN ÖNLEM ALINMAMIŞ’
Bilirkişi heyeti, hazırladığı raporu Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı’na sundu. Raporda, olayda herhangi bir kasıt bulunmadığı, kaza olduğu nitelendirildi. Olayın meydana gelmesinde, hidrolik olarak açık kanalın etrafında; insan girişini engeller nitelikte tel, çit ve benzeri herhangi bir önlem alınmamış olmasının etkisine dikkat çekilen raporda, “Benzer şekilde yolun kenarında zemin altında yer alan betondan yapılmış 200 metre uzunluğundaki boru menfezlerin ağzında boruya katı madde girişini engeller nitelikte koruyucu bir ızgaranın olay sarihinde bulunmuyor olması da başka bir etken olarak değerlendirilmiştir” denildi.
‘KANALI USULÜNE UYGUN KAPAMAYAN İDARE ASLİ KUSURLU’
Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ile Ergene Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nün ‘asli kusurlu’ bulunduğu raporda, şunlar kaydedildi:
-2016-2017 yılları arasında açık kanalı, kapalı kanal haline getiren idarenin belirlenmesi gerekmektedir. Bu idareler kapsamında ise Ergene Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nden hangisinin kanalı kapalı hale getirdiğinin belirlenmesi halinde; gerek kanal girişlerinin güvenliğinin sağlanmaması gerek yoldan gelen suyun taşkın yapmasına neden olması kapsamında, su kenarında bulunan menfezlerin ani suyla yaşamlarını yitirmesine neden olduğu değerlendirmesi yapılmıştır. Bu nedenle bu işleri yapan idarenin gerekli özeni borunun yerine getirilmemiş olması karşısında, 2016-2017 arasında kapalı kanalı usule uygun yapmayan idarenin asli kusurlu olduğu takdiri savcılığınıza ait olmak üzere değerlendirilmiştir.
‘YOLDA DEFORMASYONA MÜDAHALE EDİLMEMİŞ’
Raporda ayrıca olayın meydana geldiği bölgede otoyolun menfez bölgesinde oluşan deformasyona da müdahale edilmediği kaydedildi.
Otoyolun bakımından sorumlu belediyenin bu nedenle ‘tali kusurlu’ bulunduğu raporda, “Bu açıdan 2016 yılında kapalı kanal yaparken bu kanalın yola etkisinin göz önüne alınmadığı yoldaki deformasyon artışı ile sabittir. Deformasyonlar olmasına rağmen yol bakımı sırasında da 2018 yılından olayın olduğu tarihe kadar da müdahale edilmediği de görülmektedir. Bu açıdan yolun bakımından sorumlu idarenin tarihleri göz önüne alarak belirlenmesi ve bu idarenin olayın oluşumunda denetim eksikliği kapsamında takdiri savcılığınıza ait olmak üzere tali kusurlu olduğu değerlendirmesi yapılmıştır” denildi.

6 KİŞİ HAKKINDA SORUŞTURMA İZNİ
İçişleri Bakanlığı, Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sürdürdüğü soruşturmada, 2,5 yıl sonra Ergene Belediye Başkanı Rasim Yüksel, dönemin Fen İşleri Müdürlüğü’nden sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı Hülya İnci, Belediye Başkan Yardımcıları Mehmet Cebeci, Gökhan Akman, Fen İşleri Müdür vekili Hilal Altun ve eski Fen İşleri Müdür Vekili tekniker Fuat Renksor, hakkında soruşturma izni verildi. İzin kararında olay anlatılarak, şöyle denildi:
-Olayın meydana geldiği yağmur suyu tahliye şebekesinin/hattının kapalı şekilde olduğu, çift sıra büzden oluştuğu, büzlerin iç çapların 50 santimetrelik, yaklaşık 200 metre uzunluğunda olduğu, olayın meydana geldiği yağmur suyu tahliye şebekesinin/hattının 2016 yılında Ergene Belediyesi tarafından yapıldığı ve bu tahliye şebekesinin/hattının Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’ne (TESKİ) devrinin yapılmadığı, bilirkişi raporunda da ‘kapalı kanal yapılırken gerek kanal girişlerinin güvenliğinin sağlanmaması, gerekse yoldan gelen suyun taşkın yapmasına neden olması kapsamında, maktullerin ani su ile yaşamlarını yitirmesine neden olunduğu, 2016-2017 yıllarında kanalı usule uygun yapmayan Ergene Belediyesi’nin gerekli dikkat ve özeni yerine getirmemesinden dolayı asli kusurlu olduğu’ değerlendirmesi yapıldığı anlaşıldığından soruşturma izni verilmesini karar verilmiştir.”
‘İZİN BİZİ MEMNUN ETTİ’
Ölen çocukların ailelerinin avukatı İbrahim Doğan, İçişleri Bakanlığı’nın soruşturma izni vermesinin kendilerini memnun ettiğini belirtti.
Doğan, “Aradan geçen zaman içerisinde yapmış olduğumuz müracaatlarımız, başvurmuş olduğumuz hukuki yollar ulaşmış olduğumuz merciler, taleplerimize karşı duyarlı davrandılar. İçişleri Bakanlığı’ndan bizzat Bakanımız Ali Yerlikaya imzasıyla soruşturma iznimiz geldi. Bu soruşturma izninde Ergene Belediye Başkanı Rasim Yüksel’in de aralarında bulunduğu 6 kişi için soruşturma izni verildi. Bundan sonraki süreçte bu şahıslar ile ilgili hazırlanacak iddianameyi bekleyeceğiz. Ancak daha öncesinde dosya kapsamında düzenlenmiş olan bilirkişi raporunda kusurlu bulunduğu belirtilen diğer kurumlar ile ilgili soruşturma iznini verilmesini bekliyorduk. Bunlarla hali hazırda verilmiş bir soruşturma izni yok, bu hususun da takipçisi olacağız. Verilmiş olan soruşturma izni kısmen bizi memnun etmiş olsa da bize göre tam anlamıyla yeterli değil. Çünkü bu olayda kusurlu olan farklı kurumların da bulunduğu özellikle Büyükşehir Belediyesi ve ona bağlı TESKİ başta olmak üzere birden fazla sorumlu kurumun olduğu noktasında bir hukuki düşüncemiz ve kanaatimiz var. Bilirkişi raporu da bizim bu kanaatimizi destekler mahiyetteydi. Bu sebeple verilmiş olan soruşturma izni tam yeterli değil ancak daha önceki sürece göre dediğimiz gibi kısmi de olsa bir soruşturma izni gelmiş olması da bizi memnun etti” diye konuştu.
]]>