Kanser – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Mon, 02 Dec 2024 21:12:24 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Aynısefa Bitkisinin Faydaları Bitmek Bilmiyor! https://www.foxhaber.com.tr/aynisefa-bitkisinin-faydalari-bitmek-bilmiyor/ https://www.foxhaber.com.tr/aynisefa-bitkisinin-faydalari-bitmek-bilmiyor/#respond Mon, 02 Dec 2024 21:12:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/aynisefa-bitkisinin-faydalari-bitmek-bilmiyor/ AYNISEFA BİTKİSİNİN FAYDALARI NELERDİR?
Aynısefa bitkisinin faydalarından söz etmek gerekirse, insan sağlığı için en önemli olanları üzerinden örneklendirmeler yapılabilir.

-Anti bakteriyel özelliği ile mikroplara karşı iyi bir doğal tedavi seçeneğidir.
-Kulaklarda meydana gelen enfeksiyonların tedavisinde kullanılabilir.
-Derinin kollajen üretimini arttırarak daha sıkı bir cilde kavuşulmasına olanak verir.
-Boğazlarda oluşan ağrılarda ilaç tedavisine destek olabilir.
-Vücutta meydana gelen toksinleri atıcı özelliği ile bilinir.
-Ağız içerisindeki iltihaplarda iltihap sökücü olarak kullanılabilir.
-Mide kanserinde mide çeperini koruyucudur.
-Mide ülseri ve gastrit problemlerinde ilaç tedavisini destekleyici olarak tercih edilebilir.
-Yüksek antioksidan içeriği ile kanserli hücrelere karşı savaş açar.
-Sindirimi kolaylaştırıcı etkileri ile bilinir.
-Safra kesesi rahatsızlıkları için tercih edilebilir.
-Kalp ve damar hastalıklarında ilaç tedavisinin yanı sıra doğal bir terapi seçeneği olarak kullanılabilir.
-Menopozun etkilerini en aza indirir.
-Deri iltihabı tedavisinde etkili bir terapi yöntemidir.
-Mide kramplarına iyi gelir.
-Hem bedeni hem de ruhu sakinleştirici olarak tüketilebilir.
-Merhem şeklinde hazırlanarak ciltte meydana gelen yara, kesik ve yanıkların tedavisinde uygulanabilir.
-Basurun iyileşmesini sağlar.
-Meme kanseri yüzünden radyoterapi gören kişilerde olası cilt iltihaplarını engelleme özelliğine sahiptir.

AYNISEFA BİTKİSİ NASIL TÜKETİLEBİLİR?
Aynısefa bitkisinin en sık kullanım şekillerinden birisinin çay şeklinde demlenerek tüketilmesi olduğu söylenebilir. Sarı ya da turuncu renkli aynısefa çiçeklerinin kurutulması ve çay şeklinde demlenmesi ile tüketilebilecek olan aynısefa bitkisi faydalarını içilmeye başlandığı ilk andan itibaren gösterebilmektedir. Aynısefa bitkisinin faydalarını görebilmek amacıyla hazırlanacak olan çayın tavsiye edilen karışım oranı da bir bardak çay için bir çay kaşığı ölçüsünde kurutulmuş aynısefa çiçekleridir. Çayı hazırlama yöntemi olarak ise kurutulan yaprakların suya atılması ve yaklaşık olarak 15 dakika kadar kaynatıldıktan sonra ocaktan alınarak demlenmeye bırakılması olduğu söylenebilir. Demleme işleminin ardından doğrudan tüketilebilecek olan aynısefa bitkisi çayı arzuya göre bal ya da limon ile tatlandırılabilir. Tüm bunların yanı sıra dileyen kişiler aynısefa bitkisinin faydalarını görebilmek amacıyla bu bitkinin çiçeklerini salatalarında da kullanabilmektedir.

AYNISEFA BİTKİSİNİN YAN ETKİLERİ NELERDİR?
Aynısefa bitkisinin faydalarını görmek isteyen kişilere bu bitkiyi çocuklar üzerinde kullanacaklarsa muhakkak haricen kullanmaları önerilmektedir. Cilt yaralanmaları konusunda açık yaraların üzerine doktor tavsiyesi olmadan sürülmemesi gereken aynısefa bitkisi papatya ailesinden olan bitkilere karşı herhangi bir alerjisi bulunan kişiler tarafından da tercih edilmemelidir. Aynısefa bitkisinin olası yan etkileri ise cilt yüzeyinde döküntü ve kızarıklık olarak kendisini göstermektedir.

AYNISEFA BİTKİSİNİ HAMİLELER KULLANABİLİR Mİ?
Hamilelerde ve emziren annelerde aynısefa bitkisinin kullanımı tavsiye edilmemektedir. Hamile kalma konusunda çaba gösteren kişilerde de yine aynısefa bitkisinin tüketilmesinin riskli olduğu söylenebilmektedir. Aynısefa bitkisi ile ilgili yapılan araştırmalar, diğer ilaçlar ya da diğer bitkiler ile etkileşimi konusunda net bir sonuç vermemektedir. Ancak diyabet hastası olanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda bu tür hastalarda çeşitli yan etkilere neden olabileceğinden ötürü diyabet sorunu ile mücadele eden kişilerin aynısefa bitkisini kullanmaya başlamadan önce doktorlarına danışmaları önerilmektedir.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/aynisefa-bitkisinin-faydalari-bitmek-bilmiyor/feed/ 0
Aloe VeraFaydaları Nelerdir? Aloe Vera Çiçeği Ve Bitkisi Ne İşe Yarar, Yağı Nelerde Kullanılır? https://www.foxhaber.com.tr/aloe-verafaydalari-nelerdir-aloe-vera-cicegi-ve-bitkisi-ne-ise-yarar-yagi-nelerde-kullanilir/ https://www.foxhaber.com.tr/aloe-verafaydalari-nelerdir-aloe-vera-cicegi-ve-bitkisi-ne-ise-yarar-yagi-nelerde-kullanilir/#respond Mon, 02 Dec 2024 21:12:19 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/aloe-verafaydalari-nelerdir-aloe-vera-cicegi-ve-bitkisi-ne-ise-yarar-yagi-nelerde-kullanilir/ Aloe vera, yapılan araştırmalar sonucu birçok faydası olduğu kaıtlanan, zambakgiller familyasından olan kaktüse benzer bir bitkidir. Aloe Vera bitkisinin popülerliği çok eski zamanlardan günümüze kadar hala devam etmektedir. Kozmetik ürünleri de dahil olmak üzere birçok ilaç tedavisinde kullanılan aloe vera bitkisi ülkemizin güney bölgelerinde, sıcak alanlarda daha çok yetişmektedir. Yaprakları içerisinde saydam jöleye benzer bir özsu bulunduran aloe vera bitkisi faydaları ile adeta şifa dağıtıyor. Peki aloe vera bitkisi faydaları nelerdir? Evde de yetiştirilebilen aloe vera bitkisini yetiştirmenin püf noktaları nelerdir? Aloe vera nasıl kullanılır? İşte aloe vera hakkında tüm merak edilenler…

ALOE VERA NASIL KULLANILIR?

Aloe Vera bitkisi iki şekilde kullanılır. Bunlardan biri ağız yolu ile diğeri ise cilde uygulanan şekildedir. Ağız yolu ile tüketilmesi vücudun sindirim, boşaltım ve sinir sistemine fayda sağlar, cilde uygulanarak tüketildiğinde ise cilt için şifa olmaktadır.

Aloe Vera bitkisinin dibinden bir yaprağını alın ve kökten uca doğru küçük küçük kırıklarla bitkiyi ayırın. İçerisinde bulunan jeli, ağız yolu ile veya cilde temas ile tüketebilirsiniz.

ALOE VERA BİTKİSİNİN FAYDALARI NELERDİR?

  • Aloe Vera sindirim sistemini kuvvetlendirir.
  • Mide rahatsızlıklarını en aza indirmektedir.
  • Cilt derisi üzerinde kompres bazlı tedavi unsuru haline gelen bu bitki, yıpranmış hücreleri yenilerken, onarma ve nemlendirme amaçlı da kullanılabilmektedir.
  • Aloe vera yağı veya aloe vera sabunu cilde uygulandığında özellikle kuru ciltlerde sık karşılaşılan dökülme ve kızarıklık sorunlarını iyileştirmeyi sağlar.
  • Yanıklar, deri iltihaplanmaları ve güneş ışınlarının zararlı etkileri sonucu oluşan yanıklar aloe veranın bileşenleri sayesinde tedavi edilmektedir.
  • Kolon kanseri riskini azaltır.
  • Bağırsak hastalıkları tedavisinde kullanılır.
  • Bağırsak mantarlarını giderir.
  • Böbrekleri hastalıklardan koruma etkisine sahip olan aloe veranın vücuttaki enzimleri depolama özelliğine sahip olduğu bilinmektedir.
  • Enfeksiyon oluşumunu engeller.
  • Metabolizmayı hızlandırır.
  • Kana oksijen aşılayan aloe vera bitkisinin iltihap problemlerinde de tedavi edici yapıya sahip olduğu gözlemlenmiştir.
  • Aloe vera akne tedavisinde kullanılır.
  • Güneş yanığına faydalıdır. Antioksidan özelliği sayesinde cilt yanıklarını hızlı şekilde tedavi eder.
  • Cildin yaşlanmasını önler.
  • Aloe vera bitkisi kanser tümörlerinin oluşmasını başlangıç aşamasında engelleyebilir.
  • Kolesterol seviyesini dengede tutar.
  • Kalp damar sağlığına faydalıdır.
  • Kan akışının hızlanmasını sağlayarak damar tıkanıklığını önler.
  • Aloe vera jeli ve sabunu ufak cilt alerjileni tedavi eder.
  • Aloe vera depresyon ve ruhi bozukluklara neden olan sorunları ortadan kaldırabilir.
  • Aloe vera bitkisi radyasyon etkilerini azaltabilir.
  • Aloe veranın mikrop öldürücü özelliği vardır.
  • Vücuda mineral ve vitamin depolar.
  • Diyabete iyi geldiği gözlemlenmiştir.
  • Böcek sokmalarına karşı aloe vera jeli faydalıdır.
  • Aloe vera kremi sivilceleri ortadan kaldırmaya yardımcı olur.
  • Egzama ve sedef hastalığına iyi gelir.
  • Aloe vera bitkisi kaynatılarak içildiğinde astım hastalığının etkisini azaltır.
  • Göz iltihaplarını aloe vera suyu ile hafifletir.
  • Aloe vera jeli veya aloe vera kremi donmadan kaynaklanan doku hasarlarına faydalıdır.
  • Elma ile alındığında aloe vera suyu müshil görevi görür.

ALOE VERA NASIL YETİŞTİRİLİR?

Bahçe de yetiştirildiği gibi evde saksı içerisinde de kolaylıkla yetiştirebileceğiniz bir bitkidir Aloe Vera. Saksı dibinden sürekli yeni filizler verir. Bu filizleri kesip başka saksıya ekebilirsiniz. Bu çoğalmasını sağlayacaktır.

Aloe Vera bitkisi bol güneş ve hafif esinti alan yerleri sever. Özellikle akşam rüzgarını seven bu bitkinin en sevdiği mevsim İlkbahar mevsimidir. Hava sıcaklığı 10 derecenin altına düştüğünde dışarıya çıkarılmaması gerekir. Soğuk havadan çok kolay etkilenen bir bitkidir. Yaprakları ve kök kısmında ani donmalar ve bunun sonucu çürümeler görülebilir.

Aloe Vera çiçeğinin toprak değişimi yılda 1 kere sıcak ayların başlangıcı olan Nisan ayında yapılmalıdır. Humuslu ve mineral bakımından zengin toprakları seven aloe vera bitkisine, muhakkak gübre ve torf da ilave edilmelidir. Zengin ve besleyici toprak bitkinin kolaylıkla kendine gelmesini sağlayacaktır. Bitkinin saksısının en fazla bir numara büyük olması gerekir.

ALOE VERA YETİŞTİRİLİRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN PÜF NOKTALAR…

  • Kışın 10 günde 1 defa yazın ise hafta 1-2 defa ortam sıcaklığına bağlı sulanması kafidir. Sulama yapıldığında saksı içerisindeki toprağın her yerine aynı orantıda su verilmesine özen gösteriniz. Aloe Vera çiçeğinin toprağı çamurumsu kıvamda olmamalıdır.
  • Bitkinize kesinlikle çeşme suyu kullanmayın. Aşırı klor bitkinin kök gözeneklerini kapatarak yapraklarının sağlıksız görünmesine neden olur.
  • Bitki yaz aylarında kesinlikle direk güneş altında bırakılmamalıdır. Direk güneş yapraklarının bozulmasına neden olmaktadır.
  • Aloe vera çiçeğinin sağlıklı gelişebilmesi ve bol yaprak açması için kesinlikle kaliteli bitki toprağı kullanılmalıdır. Toprağının vitaminsiz ve kalitesiz olması aloe vera çiçeğinin gelişimine engel olabilir.
  • Aloe vera çiçeği saksısı nisan mayıs ayında senede 1 defa değiştirmeniz uygundur.
  • Direk güneş ışığı almayan yerlerde bakılmalıdır. Aksi taktir de aloe vera çiçeğinin yaprakları sarabilir ve verim almak zorlaşabilir.

Kansersavar bu besini yemeyen bin pişman olur! İşte kanser düşmanı besinler ve diğer faydaları... Hibiskus çayı faydaları nelerdir? Hibiskus çayı nasıl demlenir? İşte hibiskus çayı faydaları Cevizi suda 1 gece bekletip içerseniz o hastalığın dermenı oluyor! İşte süper besin cevizin faydaları…

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/aloe-verafaydalari-nelerdir-aloe-vera-cicegi-ve-bitkisi-ne-ise-yarar-yagi-nelerde-kullanilir/feed/ 0
Rahim Ağzı Kanserinin Belirtileri Nelerdir? Rahim Ağzı Kanseri Belirtileri Nasıl Anlaşılır ve Semptomları Neler? https://www.foxhaber.com.tr/rahim-agzi-kanserinin-belirtileri-nelerdir-rahim-agzi-kanseri-belirtileri-nasil-anlasilir-ve-semptomlari-neler/ https://www.foxhaber.com.tr/rahim-agzi-kanserinin-belirtileri-nelerdir-rahim-agzi-kanseri-belirtileri-nasil-anlasilir-ve-semptomlari-neler/#respond Mon, 02 Dec 2024 21:12:10 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/rahim-agzi-kanserinin-belirtileri-nelerdir-rahim-agzi-kanseri-belirtileri-nasil-anlasilir-ve-semptomlari-neler/
  • ABONE OL
  • GENÇ YAŞLARDA DA GÖRÜLÜYOR

    Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre her yıl tüm dünyada 500.000 yeni rahim ağzı kanseri olgusu tanı alıyor ve 250.000 kadın rahim ağzı kanserinden ölüyor. Rahim ağzı kanseri özellikle geri kalmış ülkelerde görülen bir sağlık sorunudur. Genellikle 30-50 yaş civarında ortaya çıkan rahim ağzı kanseri son yıllarda genç kadınlarda da görülmeye başlamıştır. Kadınlarda en çok görülen kanser sıralamasında meme kanseri ilk sırada yer almasına rağmen, yaşamı tehdit edici özelliği nedeniyle rahim ağzı kanseri, meme kanserinin önüne geçmektedir.

    HPV VE SİGARA KULLANIMI ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRLERİ

    Serviks kanserinin gelişimimdeki en önemli risk faktörü HPV’dir. 100 den fazla tipi olan bu virüsün bazı tiplerinin kanser gelişiminde rol oynadığı tespit edilmiştir. HPV cinsel yolla bulaşır. Genital siğillere yol açtığı gibi hiçbir bulgu da vermeyebilir. Ayrıca sigara kullanımı da tüm kanserlerde olduğu gibi rahim ağzı kanseri için önemli bir nedendir.

    RAHİM AĞZI KANSERİ BELİRTİLERİ:

    1.Cinsel ilişki sonrası kanama

    2.Adet dışı kanama

    3.Kanlı akıntı

    4.Pis ve kötü kokulu akıntı

    5.Bel ve kasık ağrısı

    PAPSMEAR TESTİ HASTALIĞIN KONTROLÜNDE ETKİLİ

    Rahim ağzı kanseri, düzenli muayene ve tarama programları ile kontrol altına alınabilen, erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilen bir kanser türüdür. Günümüzde bu kanserin taramasında kullanılan en yaygın yöntem PAPsmear testidir. Aktif cinsel yaşamı olan her kadının yılda bir kez düzenli olarak yaptırması gereken smear testi ile rahim ağzında henüz kanseri dönüşmemiş ancak kanserin ön lezyonları olan anormal yapılar tespit edilerek, hasta tam olarak sağlığına kavuşturulmaktadır. Ayrıca smear testine ek olarak yapılan HPV tarama testi de kanser gelişiminin önlenmesi acısından büyük öneme sahiptir.

    Haber Kaynak : SABAH.COM.TR

    “Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

    ]]>
    https://www.foxhaber.com.tr/rahim-agzi-kanserinin-belirtileri-nelerdir-rahim-agzi-kanseri-belirtileri-nasil-anlasilir-ve-semptomlari-neler/feed/ 0
    Şifa deposu besinalabaşfaydaları ile şaşırtıyor! İşte kanserden koruyan mucize besin alabaş… https://www.foxhaber.com.tr/sifa-deposu-besinalabasfaydalari-ile-sasirtiyor-iste-kanserden-koruyan-mucize-besin-alabas/ https://www.foxhaber.com.tr/sifa-deposu-besinalabasfaydalari-ile-sasirtiyor-iste-kanserden-koruyan-mucize-besin-alabas/#respond Mon, 02 Dec 2024 21:11:55 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/sifa-deposu-besinalabasfaydalari-ile-sasirtiyor-iste-kanserden-koruyan-mucize-besin-alabas/
  • ABONE OL
  • Yurt dışında oldukça tüketilen alabaş sebzesi ülkemizde yeni yeni popüler olmaya başladı. Lahana ailesine ait olan bu sebze görüntü olarak turpa benzer. İlkbahardan itibaren tezgahlardan yer almaya başlayan alabaş, lahana ve kereviz gibi tüketilir. Yeşil ve pembe gibi iki farklı renge sahip olan alabaş, vücudun günlük ihtiyacı olan lifin yüzde 52’sini karşılar. “Cennet topuzu” olarak da bilinen alabaş, A, C, B vitaminlerinin yanı sıra kalsiyum, potasyum, fosfor ve demir gibi mineraller bakımından oldukça zengindir. Yapılan bazı araştırmalarda alabaş sebzesinin kanser hücrelerini yok etmede etkili olduğu tespit edilmiştir. Yıl boyunca yetişme özelliğine sahip olan alabaş insan sağlığına birçok fayda sağlar.

    ALABAŞIN FAYDALARI NELERDİR?

    – C vitamini bakımından zengin olan alabaş, güçlü bir antioksidan görevi görür. Bu özelliği sayesinde vücutta mutasyona uğrayıp tümör olmaya meyilli hücrelerin sağlıklarını korur. Kanser oluşumunu engeller. Özellikle akciğer ve bağırsakları temizleyerek buradaki kanser ihtimalini sıfırlar.

    – Göz sağlığında en yaygın olan rahatsızlık kataraktır. Katarak oluşumuna neden olan durum ise göz içerisindeki A vitaminin azalmasıdır. A vitamini bakımından zengin olan alabaş bu durumun yaşanmasını önler.

    – Vücuttaki potasyum dengesi tansiyon rahatsızlığı için önemli bir mineraldir. Bu mineral azalınca hormon bozukluğu ve yüksek tansiyon hatta felç gibi riskli hastalıkların yaşanmasına neden olur. Ancak alabaş içerdiği yüksek potasyum sayesinde vücuttaki oranı dengeler.

    – Turp gibi alabaşta kuru öksürük ve solunum hastalıklarında olumlu etkiye sahiptir. Kaynatılıp suyu tüketildiğinde özellikle mevsim geçişlerinde yaşanan enfeksiyona bağlı gelişen göğüs ağrısı ve kuru öksürüğü keser.

    – Kilo aldırmadan demir oranını yükselten nadir besinlerdendir. Çünkü alabaş lif bakımından zengin olduğundan kilo vermede yardımcı olur. Metabolizmayı hızlandırır. Aynı zamanda ise demir oranını artırarak kansızlık gibi ciddi hastalıkların önüne geçer.

    – Zeka gelişiminde etkili olan selenyum minerali bakımından zengin olduğundan beyin sağlığını da olumlu etkiler. Uzmanlar gelişim çağındaki çocukların ve anne adaylarının tüketmesini tavsiye eder. Ayrıca anne sütünü artıran özelliğe sahiptir.

    – Sinir hücrelerini sakinleştirerek kişinin rahat bir uyku çekmesini sağlar. Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’nun özellikle sıklıkla uyku problemi çeken hastalarına tavsiye ettiği besinler arasında yer alır. Kronik uykusuzluk için beyaz alabaşı öneren Saraçoğlu, uykudan yarım saat önce çiğ tüketilmesi gerektiğini vurguluyor.

    – Kalsiyum minerali kas ve kemiklerin güçlenmesini sağlar. Bu sayede ileri yaşlarda görülme ihtimali olan romatizma ve kemik erimesi gibi hastalıklar önlenmiş olur. Doğada düt kalsiyum bakımından en zengin besin olmasına rağmen, alabaşta süt kadar zengindir.

    – Bağışıklığı güçlendiren alabaş, vücutta biriken toksinleri atarak adete vücudu yeniler. Bu faydası da en çok cilde yarar. Hem dış etmenlerden hem de iç rahatsızlıklardan sıklıkla etkilenen cilt alabaş sayesinde yağ dengesini düzenleyerek akne ve sivilce oluşumunu engeller.

    ALABAŞIN OLUMSUZ ETKİSİ NEDİR?

    Vücuttaki iyotu kısa sürede tüketebilen alabaş tiroid gibi hormon sorunlarına neden olabilir. Bu yüzden tüketimine dikkat edilmelidir. En azından bir uzmana başvurularak günlük ne kadar tüketilmesi öğrenilmelidir. Bazı uzmanlar haftada en fazla iki defa tüketilmesini tavsiye ediyor.

    Haber Kaynak : SABAH.COM.TR

    “Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

    ]]>
    https://www.foxhaber.com.tr/sifa-deposu-besinalabasfaydalari-ile-sasirtiyor-iste-kanserden-koruyan-mucize-besin-alabas/feed/ 0
    Bu 5 semptom varsa dikkat… Kolon kanseri olabilirsiniz https://www.foxhaber.com.tr/bu-5-semptom-varsa-dikkat-kolon-kanseri-olabilirsiniz/ https://www.foxhaber.com.tr/bu-5-semptom-varsa-dikkat-kolon-kanseri-olabilirsiniz/#respond Sat, 08 Jun 2024 21:24:48 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8076 Kolorektal kanser gençler arasında artıyor ancak erken teşhis tam iyileşme şansını artırıyor. Bu da, yorgunluktan karın ağrısına kadar uzanan semptomları bilmenin ve özellikle de birden fazla semptomunuz varsa test yaptırmanızın çok önemli olduğu anlamına geliyor.

    Çoğu kolon ve rektum kanseri, organların iç yüzeyinde polip adı verilen küçük büyümeler olarak başlar. Genellikle zararsızdırlar ancak bazen kansere dönüşebilirler.

    Ancak polipler genellikle asemptomatiktir, bu nedenle düzenli taramaların yapılması önemlidir çünkü Mayo Clinic’e göre erken aşamalarda bulunanlar genellikle tamamen ortadan kaldırılabilir. Kanser taramasına başlamak için önerilen yaş 45’tir, ancak genetik yatkınlığı, ailede hastalık öyküsü veya diğer kolorektal risk faktörleri olanların daha genç yaşta test yaptırmaları önerilebilir.

    Ancak 45 yaşından önce kolorektal kanser belirti ve semptomları gelişen kişiler de tarama yaptırmak isteyebilir. Gastroenteroloji uzmanı Dr. James Cleary, “Eğer bir semptomunuz varsa kolonoskopi yaptırmayı düşünmelisiniz, ancak istatistiksel olarak konuşursak bunlardan iki tanesine sahipseniz riskiniz daha yüksektir ve gerçekten gidip kolonoskopi yaptırmalısınız” dedi.

    Dolayısıyla, birçok durum karın ağrısı veya kramp gibi basit görünen semptomlara neden olsa da, her ikisini de aynı anda yaşıyorsanız kanser testi yaptırmayı düşünebilirsiniz.

    İşte kolon kanserinin bilmeniz gereken beş semptomu…

    DEMİR EKSİKLİĞİ ANEMİSİ

    Demir eksikliği anemisi, kolon kanseri belirtisi olabilir.

    Dr. Cleary, bunun genellikle kolon kanserinin kanamaya, özellikle de hastalığın başka bir belirtisi olan rektal kanamaya neden olabilmesi nedeniyle ortaya çıktığını söyledi. Ancak kanama, hastanın farkına varamayacağı kadar mikroskobik düzeyde meydana gelebilir.

    Demir eksikliği anemisinin yaygın belirtileri arasında yorgunluk, enerji eksikliği, nefes darlığı ve baş ağrıları yer alır. Demir seviyenizi kontrol etmek için kan testi yaptırabilirsiniz.

    BAĞIRSAK HAREKETLERİNDEKİ DEĞİŞİKLİKLER

    Dr. Cleary, bağırsak alışkanlıklarındaki değişikliklerin de kolorektal kanserin potansiyel bir belirtisi olabileceğini, ancak bunun çeşitli şekillerde ortaya çıkabileceğini söyledi. Örneğin, tümör rektumun aşağısındaysa, bu durum dışkıda daralmaya neden olabilir çünkü dışkının vücudu terk etmek için sıkışması gerekir.

    Kolorektal kanser hastalarında tuvalete daha sık gitme, kalem inceliğinde dışkılama ve dışkıda kan gibi değişikliklerin sık görülüyor.

    İSTENMEYEN KİLO KAYBI

    Dr. Cleary, kasıtsız kilo kaybının kolon kanseri de dahil olmak üzere her türlü kanserin belirtisi olabileceğini söyledi. Bu çok geç evre kolon kanseri olan hastalarda da görülebilir.

    İnsanlar istemsizce kilo kaybı yaşıyorsa, doktorlarına görünmeleri ve neler olduğunu anlamaları gerekiyor. Çünkü bu yüksek riskli bir özellik anlamına geliyor.

    KARIN AĞRISI

    Geçmeyen karın ağrısı, ağrılar veya kramplar da kişinin kolon kanseri olduğunun bir göstergesi olabilir.

    Dr. Cleary, “İlginç bir şekilde, kronik karın ağrınız varsa, bunu doktorunuzla konuşmaya değer” dedi.

    TÜKENMİŞLİK

    Kendinizi sürekli çok yorgun hissetmek de dikkat edilmesi gereken bir diğer husustur. Bowel Cancer UK’e göre bunun nedeni vücutta sağlıklı kırmızı kan hücrelerinin bulunmaması olabilir.

    ]]>
    https://www.foxhaber.com.tr/bu-5-semptom-varsa-dikkat-kolon-kanseri-olabilirsiniz/feed/ 0
    Bağırsaklardaki gizli tehlike https://www.foxhaber.com.tr/bagirsaklardaki-gizli-tehlike/ https://www.foxhaber.com.tr/bagirsaklardaki-gizli-tehlike/#respond Sun, 19 May 2024 21:57:40 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7481 Kalın bağırsak kanseri olarak da bilinen kolon kanseri toplumda sık görülen kanser türlerinden biri. Her iki cinsiyette de dünya genelinde görülme sıklığı üçüncü sırada olan bu tür aynı zamanda kanser ölümlerinin de en sık üçüncü sebebi.

    Toplum açısından bu denli önemli olan kolon kanserinden düzenli kontrol ve taramalarla korunmanın mümkün olduğunu hatırlatan İç Hastalıkları, Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Meltem Ergün, hastalığın görülme sıklığında artış olduğunu hatta hastalığın daha genç yaşlarda görülmeye başladığını ifade ederek, şu bilgileri paylaştı:

    ANNE YA DA BABASINDA KOLON KANSERİ OLANLAR DİKKAT!

    Özellikle annesinde, babasında ya da teyzesi, halası, amcası gibi ikinci derece akrabalarında kolon kanseri öyküsü olanların taramalarına daha erken yaşta başlamalıyız. Çünkü genetik faktörler kolon kanserinin gelişmesinde önemli bir risk faktörünü oluşturmaktadır. Ailede bir kolon kanseri varsa örneğin baba 45 yaşında kolon kanseri olmuşsa, hastalığın ortaya çıktığı yaştan 10 yıl çıkartarak kişinin 35 yaşında taramaya başlamasını öneriyoruz. Çünkü kanser, polip zemininde gelişir ve bir polibin kansere dönüşüm süreci 5-10 yıldır.

    GENÇLERDE DE YAYGIN

    Kolon konserinin yaşamı tehdit eden bir kanser türü olmakla birlikte erken tanı konduğunda tedaviden yüz güldürücü sonuçlara ulaşılabilmektedir. Elbette asıl önemli konu hastalık ortaya çıkmadan önlemektir. Hastalarımız kolon kanseri olmadan, polip aşamasındayken polipleri tamamen çıkararak kansere ilerlemesini engelliyoruz. Kanser oluşmuşsa da erken aşamada yakalamak bizim için çok önemli. Erken yakalandığında kolonoskopi ile lezyonu tam olarak çıkarmak mümkün olabilmekte. Kolon kanserinin dünyada sıklığı çok fazla ve giderek genç nüfusta görüyoruz. 40’lı yaşlardan itibaren bu hastalığı görebildiğimiz için artık taramalara erken başlamamız gerektiğini düşünüyoruz.

    İŞTE TARAMA İÇİN EN İDEAL METOD

    Bağırsaklardaki polipler kolonoskopi ile temizlenirse kolon kanseri ihtimali de sıfırlanır. Eğer hiçbir risk faktörünüz yoksa bile kolonoskopik taramalara 45 yaşında başlamalısınız. Tarama için ideal metot, altın standart kolonoskopidir. Kolon kanseri taraması için kullandığım ız ‘gaitada (dışkıda) gizli kan’ gibi bazı testlerimiz olsa da kesin sonucu ancak kolonoskopi veriyor. Örneğin gaitada gizli kan testi sonucu pozitif gelirse zaten kolonoskopi yapmak şarttır. Gaitada gizli kan testi negatif ise (ki bu 3 dışkı örneğinde de negatif olmalıdır), yine de bizim güvenli bir alanda olduğumuzun garantisi değildir. Çok hassas bir test değildir, poliplerde doğruluğu çok düşüktür. İnsanlar zaman zaman düzenli sağlık kontrollerini yaptırıp bir sorun görmediklerinde, “kan testlerim temiz, bağırsak alışkanlığım gayet düzenli neden kolonoskopi olayım ki?” düşünebilir. Oysa bağırsaklarda bulunan polipler belirti vermez. Kalın bağırsakların sağlıklı olduğunu söylemenin tek yolu kolonoskopidir. Eğer kolonoskopiniz tertemiz hiçbir polip, lezyon yoksa 10 yıl garanti altında olursunuz, tekrar yapılmasına gerek yoktur. Ancak bu işlemin iyi standartlarda uygulanması, bağırsak temizliğinin yeterli olması ve gastroenterolog tarafından yapılması idealdir.”

    ERKEN EVREDE TEDAVİ EDİLEBİLİR

    Toplum genelindeki araştırmalara bakacak olursak kolon kanserinin yaklaşık yüzde 20’si 40-50 yaşa gelmiş durumda. Yani hastaları artık genç yaşta yakalıyoruz. Biz de genç yaşta kolon kanseri tanısı koyduğumuzda çok üzülüyoruz, erken safhada yakalarsak üzüntümüz bir nebze azalıyor. Ancak geç evrede saptadığımız hastalar için keşke daha önceden hastaneye başvursaydı, taramalarını yaptırsaydı diye hayıflanıyoruz. Çünkü erken evre tümörlerde tedavi ile normale yakın bir yaşam süresi mümkün.

    DÜZENLİ EGZERSİZ KANSER RİSKİNİ AZALTIYOR

    Ailesinde tümör olanlarda, iltihabi bağırsak hastalığı dediğimiz kolit hastalığı olanlarda, Crohn hastalığı olup da düzgün tedavi almayan kişilerde giderek ihtimalin arttığını görüyoruz. Yoğun alkol, sigara tüketimi, yoğun et tüketimi ve işlenmiş et tüketimi olan insanlarda kolon kanseri riski artıyor. Dolayısıyla kolon kanseri olmamak için neler yapabiliriz diye baktığımızda öncelikle bu alışkanlıklardan uzak durmakla başlamak gerekli. Bunun yanında düzenli olarak egzersiz yapan kişilerde kolon kanseri riskinin azaldığını görüyoruz. Akdeniz tipi beslenenlerde yani bol sebze, meyve tüketenlerde kolon kanseri ihtimali azalıyor. Bunlara dikkat edersek uzun ve sağlıklı yaşayabiliriz.

    ]]>
    https://www.foxhaber.com.tr/bagirsaklardaki-gizli-tehlike/feed/ 0
    Uzmanlardan kolon kanseri uyarısı… 50 yaş altında daha da çok görülecek https://www.foxhaber.com.tr/uzmanlardan-kolon-kanseri-uyarisi-50-yas-altinda-daha-da-cok-gorulecek/ https://www.foxhaber.com.tr/uzmanlardan-kolon-kanseri-uyarisi-50-yas-altinda-daha-da-cok-gorulecek/#respond Fri, 03 May 2024 21:03:35 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6865 Hazırlanan yeni raporlar ve yapılan araştırmalar son günlerde uzmanların birbiri ardına endişe verici açıklamalar yapmasına neden oluyor. Kanserin görüldüğü yaş aralığının değişikliğe uğraması ve 50 yaş altında vaka sayısının artış göstermesi bilim insanlarını alarma geçirdi.

    Amerikan Kanser Derneği tarafından ocak ayında yayınlanan bir raporda kanserin, 65 yaşın üzerindeki kişilerde görülme sıklığı azalsa bile, 20’li, 30’lu ve 40’lı yaşlarındaki insanlar arasında kolorektal kanser oranlarının hızla arttığını öne sürüldü.

    50 YAŞ ALTINDAKİ ERKEKLERDE KANSERDEN ÖLÜMLERİN SEBEBİ

    Gastrointestinal Kanserler Merkezi’nin eş direktörü ve aynı zamanda Yale Kanser Merkezi’nde tıbbi onkolog olan Dr. Michael Cecchini, “Ne yazık ki her yıl daha büyük bir sorun haline geliyor” dedi. Cecchini, ayrıca sözlerine erken başlangıçlı kolorektal kanserlerin 1990’ların ortasından bu yana yılda yaklaşık yüzde 2 oranında arttığını ekledi: “Bu artış, kolorektal kanseri, Amerika Birleşik Devletleri’nde 50 yaşın altındaki erkeklerde kanserden ölümlerin en büyük nedeni ve 50 yaşın altındaki kadınlarda kanserden ölümlerin ikinci önde gelen nedeni haline getirdi.”

    GENÇ OLDUĞU İÇİN TARAMA YAPILMADI

    ABD’nin çok okunan gazetelerinden New York Times’ın hazırladığı haberde; 30’lu yaşlarında kolon kanserine yakalanan Marisa Peters, hastalığın nasıl teşhis edildiğini anlatıyor. Peters, aslında yıllardır tuvalete gittikten sonra tuvalet kağıdında kan, dışkısında değişiklikler ve kaka yapma dürtüsünü kontrol etmekte zorluk gibi semptomları yaşadığını belirtiyor.

    Ama 30’lu yaşlarındaydı, sağlıklıydı ve fiziksel olarak aktifti. Herhangi bir karın ağrısı yoktu ve doktorlar bu semptomları hemoroit veya ilk oğlunun doğumundan sonra normal doğum sonrası değişiklikler olarak değerlendirdi. Peters, üçüncü çocuğunu doğurduktan ve dışkı kıvamında değişikliklerle birlikte rektum kanamasının kötüleştiğini gördükten sonra 2021’de bir gastroenterologu ziyaret ettiğinde, acil kolonoskopi yapıldı ve kolorektal kanser olduğu ortaya çıktı.

    Belirtilerinin ilk ortaya çıkışının üzerinden dört ya da beş yıl geçmişti. Ancak Peters, yine de bir kanser teşhisi beklemiyordu.

    Peters gibi genç yaşta kolon kanserine yakalanan vaka sayılarındaki trajik artış üzerine bilim insanları özellikle gençlerde kolorektal kanserin neden arttığı üzerine odaklandı.

    RUTİN TARAMALAR İÇİN ÖNERİLEMEYECEK KADAR GENÇLER

    Kolon ve rektum kanserleri pek çok benzerliğe sahip ve genellikle kolorektal kanser adı verilen tek bir kategoride toplanır. Ancak çalışmalar, teşhislerdeki artışın temel olarak rektal kanserlerdeki ve kolonun sol veya distal tarafında, rektumun yakınında bulunan kanserlerdeki artıştan kaynaklandığını gösteriyor.

    UTHealth Houston’da doçent ve kanser araştırmacısı olan Caitlin Murphy, “Bu belki de neler olup bittiğini anlamak için önemli bir ipucu sağlayabilir” diyor.

    Dr. Murphy, genç insanlarda kolorektal kanserlerin daha agresif olma eğiliminde olduğunu ve sıklıkla daha ileri bir aşamada bulunduğunu söylüyor. Ancak erken başlangıçlı kolorektal kanserden etkilenen insanların çoğu, rutin kanser taramaları için önerilemeyecek kadar genç.

    Amerikan Kanser Derneği geçen yıl, 2023 yılında ABD’de yaklaşık 153 bin yeni teşhis konulacağını ve bunların 19.550’sinin 50 yaşın altındaki kişilerde olacağını öngörmüştü. Ancak 1990 civarında doğan kuşağının kolon kanseri riski şu anda bu bölgede doğan insanlarla karşılaştırıldığında iki kat daha fazla.

    GENETİK HER ŞEYİ AÇIKLAMIYOR

    Kanser normalden daha genç yaşta tespit edildiğinde, doktorlar genellikle bunun sorumlusunun genetik mutasyonlar olabileceğinden şüphelenir. Bazı moleküler çalışmalar, erken başlangıçlı kolorektal kanserlerdeki tümörlerin, yaşlı yetişkinlerdeki tümörlerle karşılaştırıldığında kanseri tetikleyen farklı mutasyonlara sahip olduğunu ileri sürüyor.

    Dr. Cecchini, kolorektal kansere (hatta kanser öncesi polipe) sahip birinci derece bir akrabaya sahip olmanın riski artırabileceğini söylüyor. Ancak genetik değişikliklerin her şeyi açıklamadığını da belirtiyor.

    Bazı araştırmalar, yaşam tarzı ve beslenme değişikliklerinin hem gençlerde hem de yaşlı yetişkinlerde artan kolorektal kanser oranlarıyla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Yeni nesiller daha fazla kırmızı et, aşırı işlenmiş gıdalar ve şekerli içecekler tüketiyor ve daha sık alkol alırken; 1992 ile 1998 yılları arasında sigara içimi de arttı ve fiziksel aktivite de yıllardır azalıyor. Tüm bu faktörler de kanser riskiyle ilişkilendiriliyor.

    İLAÇLAR İNCELEME ALTINDA

    Uzmanlar, erken başlangıçlı kanserin başka çevresel etkenlerinin olup olmadığını araştırıyor. Örneğin, bazı küçük çalışmalar erken yaşta kolorektal kansere yakalanan kişilerin bağırsaklarında “iyi” ve “kötü” bakteriler arasında dengesizlik olduğu fikrine işaret ediyor.

    Araştırmacılar bağırsak mikrobiyomunu değiştirebilen antibiyotik kullanımını, ağrı kesici olarak kullanılan steroid olmayan antiinflamatuar ilaçları, mide asidi sorunlarına karşı kullanılan proton pompası inhibitörlerini ve bağırsak yoluyla emilebilecek çeşitli psikiyatrik ilaçları da inceliyorlar.

    Ayrıca bazı uzmanlar çevredeki toksik kimyasallara maruz kalmanın da sorumlu olabileceğine inanıyor. Örneğin, Dr. Murphy, uzun yıllar boyunca kolorektal kanser teşhis oranlarının Hispanik olmayan siyahiler arasında en yüksek düzeyde olduğunu, ancak araştırmaların bu kanserlerin 1990’larda ve 2000’lerin başında İspanyol olmayan beyaz insanlar arasında da daha fazla arttığını gösterdiğini söyledi.

    Kanserdeki artışta coğrafi eşitsizlikler de oldukça etkili; uzmanlar Mississippi Nehri kıyısındaki şehir ve kasabalarda, Güneydoğu eyaletlerinde ve Appalachia’da daha fazla vakanın ortaya çıktığını görüyor. Bu durum arsenik, krom ve nikel gibi elementlere mesleki maruziyetle açıklanabilir. Bu elementler, söz konusu bölgelerde kömür üretiminde, kimya tesislerinde ve diğer endüstrilerde sıklıkla kullanılıyor.

    Dr. Murphy, kanserin pek çok etkenle açıklanabileceğini belirtiyor: “Her şeyi açıklayacak tek bir silahın olacağını sanmıyorum. Bu bir sürü şeye bağlı.”

    RİSK ALTINDA MISINIZ? NELER YAPABİLİRSİNİZ?

    Kolon Kanseri Koalisyonu, kolorektal kanser konusundan dikkatli olmak için bazı önerilerde bulunuyor. Örneğin ailede birinci dereceden akrabada kolon veya rektum kanseri teşhisi varsa (ya da ailenin sağlık geçmişi hakkında bir bilgiye sahip değilken) açıklanamayan karın ağrısı, dışkıda değişiklikler gibi sorunlar yaşanıyorsa bir doktorla konuşup test yaptırmayı öneriyor.

    Dr. Cercek, dışkıdaki DNA yoluyla kolorektal kanserlerin yüzde 92’sini tespit edebilen bir ev testinin de mevcut olduğunu, ancak kanser öncesi polipleri tespit etmede daha az hassas olduğunu ve herhangi bir dokuyu çıkarmak için kullanılamayacağını da belirtiyor.

    ]]>
    https://www.foxhaber.com.tr/uzmanlardan-kolon-kanseri-uyarisi-50-yas-altinda-daha-da-cok-gorulecek/feed/ 0
    Lösemiyi yenip hemşire oldu: Kanserli çocukların umudu https://www.foxhaber.com.tr/losemiyi-yenip-hemsire-oldu-kanserli-cocuklarin-umudu/ https://www.foxhaber.com.tr/losemiyi-yenip-hemsire-oldu-kanserli-cocuklarin-umudu/#respond Wed, 03 Apr 2024 21:36:19 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5581 Antalya’da yaşayan Merve Yıldırım’a 2008 yılında Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) teşhisi konuldu. Akdeniz Üniversitesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Kliniği’nde tedaviye alınan Yıldırım, 2 yıl yoğun tedavi gördü.

    Hem moralini yüksek tutan hem de tedavilerini aksatmayan Merve Yıldırım, 2010 yılında lösemiyi yendi. Tedavisi boyunca ev ve hastane arasında mekik dokuyan Yıldırım, hemşirelerin yaklaşımından etkilenerek onları idol olarak gördü.

    2013 yılında Akdeniz Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi’ni kazanan Merve Yıldırım, 2017’de başarıyla mezun olarak hemşire oldu.

    KPSS ile Akdeniz Üniversitesi’ne atanan Yıldırım, 2017 yılı ekim ayından itibaren Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Kliniği’nde hemşirelik yapmaya başladı.

    Kendisi gibi kanser tanısı alan çocuklara yaşadığı deneyimleri anlatıp tedavisini yapan hemşire Yıldırım, kanserli çocukların umudu oldu.

    “LÖSEV’İN SAYFASINDA İYİLEŞME ORANININ YÜZDE 90-95 OLDUĞUNU ÖĞRENDİM”

    14 yaşındayken lösemi tanısı aldığını hatırlatan Merve Yıldırım, yaşadığı zorlu süreci anlattı.

    Başlarda hastalığını bilmediğini belirten Yıldırım, “Annemler, sadece kanımda mikrop olduğunu söylemişti. 2 ay sonrasında eve gittiğimde tesadüfen Google’da hastalığı arattım. Kanser olduğumu öğrendim. Tesadüfen karşıma LÖSEV’in sayfası çıktı.

    Orada hastalığımın adı, evreleri, yaşam ve kurtulma şansı gibi bilgiler mevcuttu. Yüzde 90-95 iyileşme oranı olduğunu, çocukluk çağı en çok görülen kanserlerden biri olduğunu öğrenince rahatladım. Sadece ‘Kanser olduğumu neden söylemediniz’ diye aileme ağladım.

    Sonrasında ‘Ben öleceğim, başıma şu ya da bu gelecek’ diye çok fazla düşünmedim. Tedavi olduğum dönemde kaybettiğim arkadaşlarım oldu. Birlikte aynı odada kaldığım, vefatını öğrendiğim çocuklar oldu. Bu süreç insanı ister istemez etkiliyor ama ben ‘Başaracağım. Bu işin üstesinden geleceğim. Ben bu kanseri yeneceğim’ demiştim. Nitekim dediğim gibi oldu. 2 yıl yoğun tedavi sonucunda her şey temiz çıktı” dedi.

    ‘SÜRECİ ATLATMAYI MORALE VE BESLENMEYE BORÇLUYUM’

    Düzenli periyodlarla hala tetkiklerini yaptırdığını aktaran Yıldırım, “Kendi birimimde çalıştığım için en ufak hasta olsam kan veriyorum. Tedaviden sonraki ilk 5 yıl çok önemli. 5 yıl en ufak bir şeyde ‘başa mı döndük’ diye süreçler oluyor ama her geçen yıl bu süreci aza indirdiğimi düşünüyorum. Hayata daha pozitif bakıyorum. Ergenlik dönemimde ilaçların etkisiyle sinirli oluyordum, ama isyankar tavrım olmadı. Onlar ne derse onu yaptım. Hem doktorların hem de ailemin sözünden çıkmadım. Hocam, ‘Bu hastalığın yüzde 50’si moralse, yüzde 50’si de kesin beslenme’ dedi. Bu süreci atlatmayı morale ve beslenmeme borçluyum” diye konuştu.

    ‘HİKAYEMDEN ÇOK ETKİLENİYORLAR’

    Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Kliniği’ne gelen çocuklarla sık sık konuştuğunu aktaran Merve Yıldırım, “Başta damar yolu açtırmıyor, kolunu uzatmıyor, yardımcı olmuyorlar. Birebirken ‘Ben de böyle şeylerden geçtim. Bunları yaşadım. Seni gayet iyi anlıyorum. Çok haklısın senin yanındayım’ diye yaklaşıyorum.

    Çocuklar ve özellikle anneler benim hastalık geçirdiğimi, bu bölümde çalıştığımı öğrenince hikayemden çok etkileniyorlar. Umutsuzluğa, kararsızlığa düştüklerinde hemen onları telkin etmeye çalışıyorum. Onlar da çok mutlu oluyor. Karşılarında tedavisi bitmiş iyileşmiş, bu mesleğe kendisini adamış birini görüyorlar. Çocuklara umut olmak, şifa vermek için buradayım” diye konuştu.

    HEM HASTALARA UMUT OLDU HEM DE ANNE

    Tedavi gördüğü sırada Birsen ve Hayriye hemşireleri idol olarak gördüğünü aktaran Merve Yıldırım, “Ben inat ettim. Bu işin en ustası, en üstü neyse onu olacağım dedim. 2013’te Akdeniz Üniversitesi Hemşirelik Fakültesini kazandım. 2017’de mezun oldum. 1 ay sonra hastanenin ataması vardı. KPSS ile buraya atandım. Ekimde işe başladım. Yüksek lisansımı da yaptım.

    Akademiye geçsem olurdu ama hastalardan kopmayı içim el vermedi. Birebir hastayla çalışmak çok başka bir duygu. Hastalara umut oluyorum. Elimden geldiğince onlara yardımcı olmaya çalışıyorum. Sonraki hayatımda evlendim. 2 yaşında bir kızım var. O da gayet iyi ve sağlıklı, mutlu” dedi.

    ‘ASLA PES ETMESİNLER’

    Kendisi gibi kanser olan çocukların ve ailelerinin asla pes etmemesi gerektiğini vurgulayan Merve Yıldırım, “En önemlisi moral. ‘Ben bunu başaracağım, bunu yapacağım’ desinler. Gerçekten zorlu bir süreç. En önemlisi morali yüksek tutması. Tedaviyi reddetmemesi, bütün denilenleri yapması.

    Ben kendimi su içmeye, yemek yemeye zorluyordum. Çünkü insan su içmek, yemek yemek bile istemiyor. O dönemde zaten psikolojin alt seviyede oluyor. Asla pes etmesinler. Kanser bizden büyük değil, biz kanserden büyüğüz” diye konuştu.

    ]]>
    https://www.foxhaber.com.tr/losemiyi-yenip-hemsire-oldu-kanserli-cocuklarin-umudu/feed/ 0
    Kanseri yendi, öğrencilerine kavuştu https://www.foxhaber.com.tr/kanseri-yendi-ogrencilerine-kavustu/ https://www.foxhaber.com.tr/kanseri-yendi-ogrencilerine-kavustu/#respond Fri, 29 Mar 2024 21:24:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5337 Bornova Anadolu Lisesi’nde görev yapan 25 yıllık Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni Yelda Yiğit’e ileri evre meme kanseri teşhisi konuldu. Tedavisine başlanan Yiğit rahatsızlığı nedeniyle öğrencilerinden 3,5 yıl uzak kaldı. 3 ay önce hastalığı kontrol altına alınan Yiğit, öğrencilerine kavuştu.

    Yiğit, tedavisi süresince kendisi gibi kanser hastası kadın ve çocuklara umut olmak için deneyimlerini çeşitli seminerlerde ve platformlarda aktardığını belirtti.

    “İYİ Kİ ÖĞRETMENİM”

    Deneyimlerini aktararak iyileştiğini dile getiren Yiğit, öğrencilerinin enerjisinin de kendisini hep zinde tuttuğunu belirterek “İyi ki öğretmenim” dedi.

    Kanser tedavisinin uzun ve zorlu bir süreç olduğunu ifade eden Yiğit, aktif olarak kemoterapi ve radyoterapi süreçlerinin bittiğini, hastalığının kontrol altına alındığını anlattı. Ama vücudunun hâlâ kitle ürettiğini belirten Yiğit, uzun süreli tedavi alırken damar yolu bulunamadığı için göğsüne port takıldığını söyledi.

    “YARALANDIĞIM YERDEN İNSANA ULAŞTIM”

    Kanserin zor bir hastalık olduğunu ifade eden Yiğit, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Uzun süre kemoterapi gördüm ve tedaviye yanıt vermedi. Çok sayıda uzun ameliyat geçirdim. Kemoterapilere devam ettim. Çok düşüp ağladığım zamanlar oldu. Ama beni şifalandıran zamanlar bunlardan daha fazlaydı. Yaralandığım yerden insanlara ulaştım. Kanser zor bir hastalık, yaralandığınız yerden birilerini şifalandırabiliyorsunuz. Bu bana çok iyi geldi. Köylere gittim. Oradaki kadınlara meme kanserini anlattım. Beslenmenin ne kadar etkili olduğunu anlattım. Sonra yolum LÖSEV’e çıktı. Ege Üniversitesi ile internet üzerinden seminerler yaptık. LÖSEV’in çeşitli toplantılarına katılıp hayatımı anlattım. Kendi yaşamımdaki kesitlerle kadınlara ilham olmaya çalıştım. Gittiğim her yerde yolum bir kanserli kadınla kesişti. Zor bir tedavinin sonucunda her şey kontrol altına alındı. Okula gelir gelmez öğrencilerimle harika bir LÖSEV Kulübü kurdum. Milli Eğitim’e bağlı okullarda bunun muadili yok.”

    “SAÇLARIM DÖKÜLÜNCE ÇIPLAK KALMIŞTIM”

    Kemoterapi nedeniyle saçları döküldüğünde kendisini kötü hissettiğini belirten Yiğit, “İsteğim dışında saçlarımı alıp götürdüler. Bu benim için çok trajikti. Çıplak kalmıştım. Bütün kadınlığım gitmişti sanki. Kanser sürecinde saçları dökülen tüm kadınlar bu duyguyu hissediyor. İnsanların bana, ‘Kökü sende’ demesi beni daha çok yaraladı. Kökünün bende olduğunu biliyorum. Ama saçlarımı bırakmanın yasını tutarken bunun insanlar tarafından küçük görülmesi beni çok rahatsız ediyordu” ifadelerini kullandı.

    “ÇOCUKLARA SARILMAK BENİ İYİLEŞTİRDİ”

    Tedavisinde başarıya ulaşmanın, ilaçların yanı sıra yürüttüğü faaliyetlerle de ilgili olduğuna dikkati çeken Yiğit, “Yürüttüğüm faaliyetler tedavinin başarıya ulaşmasında yüzde 100 etkili oldu. Vücudunuzda salgılanan her şey sizi iyileştirmeye ya da daha kötü yapmaya hizmet ediyor. Bunları yaptıkça iyileştim. O çocuklara sarılmak beni iyileştirdi. Portum var. Tedavileri buradan alıyorum. Damarlarımız bir süre sonra duvar gibi sertleşiyor. İğne o vücuda damar yoluna giremez oluyor. Damarlarım sertleşince parmak aralarımdan ve daha bir sürü yerden damar bulma denemeleri yaşadım. Sonra port taktırdım. Benim gibi kanser hastası ve portlu birini gördüğümde ‘port kardeşliği’ diyorum. Özellikle çocuklar çok mutlu oluyor” dedi.


    Kadın olmanın hem çok güzel hem de çok ağır olduğunu kaydeden Yiğit, bu sürede 3 kızını düşünüp üzüldüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı:

    “Anneyim. Anne olmasam bile içimdeki kadın o kadar güçlü ki. Kadına ses verip sarıp sarmaladığınız sürece aşamayacağı hiçbir şey yok. Bir kadın diğer bir kadını severse bu dünya kurtulacak. Öğrencilerimin enerjisi de beni zinde tuttu. Meslek hayatımda öğretmekten çok hep öğrendim. Onlar bana çok şey öğretti. İyi ki öğretmen olmuşum. Onlar yarın hayata katıldıklarında benden duyduklarını başkalarına aktaracak. Bu da benim en büyük mirasım olacak.”

    ]]>
    https://www.foxhaber.com.tr/kanseri-yendi-ogrencilerine-kavustu/feed/ 0
    İşlenmiş gıdaların yol açtığı 32 sağlık sorunu https://www.foxhaber.com.tr/islenmis-gidalarin-yol-actigi-32-saglik-sorunu/ https://www.foxhaber.com.tr/islenmis-gidalarin-yol-actigi-32-saglik-sorunu/#respond Sat, 16 Mar 2024 21:15:16 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4751 Hazır yemekler, şekerli tahıllar ve seri üretilen ekmeğin de aralarında bulunduğu gıdalar artık aralarında kanser, tip 2 diyabet ve zihinsel sağlık bozukluklarının da bulunduğu 32 sağlık sorunu riskinin artmasıyla ilişkilendiriliyor.

    British Medical Journal’da yazan uzmanlar, bunun kısmen bu tür yiyeceklerin hem yağ, tuz ve şeker içermesini hem de aynı zamanda vitamin ve lif eksikliği olmasından kaynaklandığını iddia ediyor.

    Hatta bazıları aşırı işlenmiş gıdaları tütüne benzeterek yetkilileri sigaraya benzer tüketimin azaltılmasına yardımcı olmak için uyarı etiketleri gibi benzer halk sağlığı kontrol önlemleri almaya çağırdı.

    Uzmanlar ise gazlı içecekler ve kekler gibi popüler ultra işlenmiş gıdalardan kanserden diyabet ve depresyona kadar sağlık tehlikelerinin tam listesini yayınladı.

    İşte 10 milyondan fazla insanı kapsayan çalışmalardan elde edilen ve ultra işlenmiş gıdaların yol açtığı 32 sağlık sorunu…

    ÖLÜM ORANI

    Tüm nedenlerden ölüm oranı: Bu, tüm nedenlerden kaynaklanan ölümlerin ölçüsüdür. İnceleme, UİG (ultra işlenmiş gıda) içeren yiyecekleri tüketen kişilerde ölüm riskinin yüzde 21 arttığını buldu.

    Kansere bağlı ölüm oranı: Genel olarak kanserden ölüm riskinde artış bulunmadı. Ancak bu genel bir rakamdı. İncelemenin üst tahminleri yüzde 24’lük bir risk artışı tespit ederken, düşük tahmin, kanserden ölüm riskinde yüzde 19’luk bir azalma tespit etti.

    Kardiyovasküler hastalıktan ölüm: Riski yüzde 50 artırdı.

    Kalp hastalığından ölüm: Riski yüzde 66 artırdı.

    KANSER

    Meme kanseri: Artan risk başına 15.

    Kanser (tüm türleri): Riskte yüzde 12 artış.

    Merkezi sinir sistemi tümörleri: Riskte yüzde 20 artış.

    Kronik lenfositik lösemi: Riskte yüzde 8 artış.

    Kolorektal kanser: Riski yüzde 23 artırdı.

    Pankreas kanseri: Riski yüzde 24 artırdı.

    Prostat kanseri: Riski yüzde 2 artırdı.

    AKIL SAĞLIĞI

    Uyku sorunları: Yüzde 41 oranında artan risk.

    Kaygı: Riski yüzde 48 artırdı.

    Yaygın zihinsel bozukluklar: Yüzde 53 oranında artan risk.

    Depresif sonuçlar: Riskte yüzde 22 artış.

    SOLUNUM SAĞLIĞI

    Astım: Riski yüzde 20 artırdı.

    Hırıltılı solunum: Riski yüzde 40 artırdı.

    KARDİYOVASKÜLER SAĞLIK

    Kardiyovasküler hastalık olayları (birleşik): Riskte yüzde 35 artış.

    Kardiyovasküler hastalık morbiditesi: Riskte yüzde 20 artış.

    Hipertansiyon: Riski yüzde 23 artırdı.

    Hipertrigliseridemi: Genel olarak riskte yüzde 5 azalma. Ancak üst tahmin riskte yüzde 50 artış, alt tahminde ise yüzde 40 azalma yönündeydi.

    Düşük yüksek yoğunluklu lipoprotein: Riski yüzde 102 artırdı.

    GASTROİNTESTİNAL SAĞLIK

    Crohn hastalığı: Riski yüzde 71 artırdı.

    Ülseratif kolit: Riski yüzde 17 artırdı.

    METABOLİK SAĞLIK

    Abdominal obezite: Riski yüzde 41 artırdı.

    Hiperglisemi: Riskte yüzde 10 artış.

    Metabolik sendrom: Riskte yüzde 25 artış.

    Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı: Riski yüzde 23 artırdı.

    Obezite: Riski yüzde 55 artırdı.

    Aşırı kilo: Riski yüzde 36 artırdı.

    Aşırı kilo + obezite: Riski yüzde 29 artırdı.

    Tip 2 diyabet: Riskte yüzde 40 artış.

    Çalışma, bu sağlık sorunlarından herhangi birinin riskini artırmak için tüketilmesi gereken ultra işlenmiş gıdaların belirli bir miktarını belirlemedi.

    ]]>
    https://www.foxhaber.com.tr/islenmis-gidalarin-yol-actigi-32-saglik-sorunu/feed/ 0
    HPV’nin farkında mısınız? https://www.foxhaber.com.tr/hpvnin-farkinda-misiniz/ https://www.foxhaber.com.tr/hpvnin-farkinda-misiniz/#respond Wed, 21 Feb 2024 21:03:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3744 Human Papilloma Virüsün (HPV) neden olduğu rahim ağzı kanseri kadınlarda meme kanserinden sonra en sık görülen ikinci kanser türü. Ülkemizde de HPV kaynaklı rahim ağzı kanserlerinde artış yaşandığını belirten Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Orhan Ünal, bu virüsle ilgili bilinmesi gereken önemli noktalara değindi. İşte açıklamaları:

    Prof. Dr. Orhan Ünal anlattı

    Geç kalındığında tedavisi mümkün olmuyor!

    HPV ve buna bağlı kanserlere karşı farkındalık oluşturulması çok önemli. Aşılamanın önemini ve rahim ağzı kanserinin risklerini televizyonlarda kamu spotları aracılığıyla vurgulamak gerekiyor. Aşı karşıtları kanser oranının çok düşük olduğunu söylüyor ve abartıldığını düşünüyor ama yanılıyor. Ben kanser üzerine çalışan ve kadın doğum hekimi olarak şunu söylüyorum; bu kanser karşımıza önlenebilir bir dönemde çıkmadığında ve yayıldığında oldukça ıstıraplı bir

    yol izliyor. Kanserin kemiğe ve diğer organlara sıçraması durumunda tedavisi mümkün olmuyor. Dolayısıyla bu farkındalığı yaratmak gerekiyor. Kaldı ki üniversitede okuyan öğrenciler dahi bu konuda bilgi yetersizliği içinde olup, HPV ile bulaşan siğillerle baş etmeye çalışmaktadır.

    NASIL BULAŞIR?

    Havuz, tuvalet ve hamamlar gibi ortak kullanım alanlarından HPV bulaş riski oldukça düşüktür. Bu alanlardan bulaş riski yüzde 0,1’den daha azdır. Yani neredeyse buralardan enfeksiyon bulaşmaz, yok denecek kadar azdır. Virüs yüzde 99 oranında seksüel yolla bulaşır. HPV virüsü 37 derece sıcaklığa ihtiyaç duyduğu için cinsel temas tek bulaşma yolu diyebiliriz. Cinsel ilişki ne kadar erken yaşta olursa ve partner sayısı ne kadar fazla olursa HPV’ye yakalanma oranı da o kadar artar. Prezervatifin virüsten koruma oranı ise yüzde 60’tır. Onun için korunma bakımından en etkili yol aşıdır.

    KORUNMANIN 3 YOLU VAR

    İlerlediğinde cinsel ilişki sonrası kanama, regl dışı kanama, kanlı akıntı, bel ve kasık ağrısı gibi belirtilere yol açan rahim ağzı kanseri erken teşhisle önlenebilir. Yani vajinal smear taraması ile kanser öncesi lezyonlar erken teşhis edilebilir. Erken tedaviyle; sadece rahim ağzının kazınmasıyla yine gebe kalınabilir ve kadınlar hayatına devam edebilir. Birinci koruma; aşı, ikinci koruma smear testiyle takip, üçüncüsü ise halkın bilinçlendirilmesiyle farkındalık oluşturulmasıdır. HPV aşısının yıllar içinde antikor seviyesi azalsa (10-15 yılda) da ömür boyu koruyuculuğu vardır. Aşı sonrası HPV ile karşılaşan bireylerde koruma belleği aktive olduğu için antikor miktarı da tekrar yükselir ve koruma sağlanır. Tekrarlama durumu söz konusu değildir. Bu arada HPV aşısını yaptırmak bu enfeksiyonla tekrar karşılaşılmayacağı anlamına gelmez. Çünkü 100’den fazla tipi mevcut. Bizim en çok kanser yapan 9 tipine karşı aşımız var. Bu nedenle aşıdan sonra düzenli kontroller de devam etmelidir. 65 yaşına kadar bu taramayı yapıyoruz.

    AŞI NEDEN ERKEN YAŞTA YAPTIRILMALI?

    Çünkü 9-11 yaşlarında daha yüksek bir antikor cevabı alıyoruz. Bu yaşlarda cinsel yaşam da başlamadığı için antikor seviyesi daha güçlü olur ama 45 yaşına kadar aşı yapılabilir diyoruz. Bu, erken yaşlardaki aşı kadar antikor seviyesini yükseltmez. Türkiye’de HPV aşısına ulaşma noktasında bir sıkıntı yaşanmıyor. Eczanelerden aşıya ulaşılabiliyor. Eskiden ikili aşı dediğimiz ve HPV’nin en çok kanser yapan tipi 16 ve 18’e etkili aşı vardı. Sonrasında erken yaşlarda sıklıkla karşılaşılan, HPV 6 ve 11 tipleriyle bulaş sonucu oluşan siğillerden de korunmak adına dörtlü aşı dediğimiz kombinasyon kullanıldı. Son olarak da HPV’nin 9 tipine karşı etkili dokuzlu aşı Türkiye’ye de yakın zamanda geldi ve kullanılmaya başladı. Korunma için 9-15 yaş arasında 6 ay arayla iki doz yeterli olmaktadır. 15 yaşını doldurduktan sonra ise 26 yaşına kadar 3 doz aşı öneriliyor. Aşılama devlet politikası haline gelirse daha çok kişi aşıya ulaşabilecektir.

    ERKEKLER DE AŞILANMALI

    Esasında erkeklerin aşılanması gerekiyor. Bu virüsü erkekler taşıyor ve bulaştırıyor. Dolayısıyla 9 ila 15 yaş arasındaki erkek çocuklarının aşılanması şarttır. Olaya hep rahim ağzı kanseri olarak bakıyoruz. Aslında baş-boyun kanserleri, anal kanserler, kadın dış genital (vulva), vajina ve penis kanserleri de HPV virüsü ile bulaş yüzünden olmaktadır. Dolayısıyla erkek çocuklarının aşılanmasını öneriyoruz.

    ]]>
    https://www.foxhaber.com.tr/hpvnin-farkinda-misiniz/feed/ 0
    Kanser artık yaşlı hastalığı değil! https://www.foxhaber.com.tr/kanser-artik-yasli-hastaligi-degil/ https://www.foxhaber.com.tr/kanser-artik-yasli-hastaligi-degil/#respond Tue, 13 Feb 2024 09:09:43 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3301 Son yıllarda kanser vakalarındaki artış hız kesmiyor. Bir zamanlar “yaşlı hastalığı” olarak bilinen kanserin, 1990’lardan itibaren 50 yaş altında görülme sıklığının her geçen gün arttığını belirten Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, bu konuda önemli bilgiler verip, hayati uyarılarda bulundu. İşte açıklamaları:

    Bilimsel araştırmalar dünya çapında 50 yaşın altındaki kişilerde kanser görülme oranının son 30 yılda yaklaşık yüzde 80 arttığını gösteriyor. Araştırmalar gençlerde özellikle meme, kalın bağırsak, endometrium, pankreas ve karaciğer kanserinin yaygın görüldüğünü ortaya koyuyor. Bu artışın arkasında ise büyük oranda hareketsiz yaşam ve kötü beslenme alışkanlıkları yatıyor. Çocukluk çağı obezitesi, şekerli-gazlı içeceklerin tüketimi, fast-food, işlenmiş et ürünleriyle beslenme ve tip 2 diyabet ilk sıralarda yer alıyor.

    Her 100 kanserden 5-10’u kalıtsal

    En sık görülen kanserler erkeklerde akciğer, prostat, kalın bağırsak, mide ve karaciğer; kadınlarda ise meme, akciğer, kalın bağırsak, rahim ağzı ve tiroit kanseridir. Her 100 kanserden 5-10’nu kalıtsal hatalı gene bağlı gelişmektedir. Ailede birden fazla kişide meme, bağırsak, yumurtalık kanseri gibi öyküler varsa bu durum bazı kanserlerin görülme riskini artırır. Fakat bu kansere yakalanacağınız anlamını değil sadece riskin yükseldiği anlamını taşır. Kalıtsal, yani hatalı genlerin neden olduğu kanserler; yaşlanma, sigara içme, fazla kilolu olma, düzenli egzersiz yapmama veya sağlıklı ve dengeli beslenmeme gibi diğer faktörlerin neden olduğu kanserlerden çok daha az görülmektedir.

    HASTALIK RiSKiNi AZALTMA YOLLARI

    Gençler, kanser gelişim risklerini azaltabilmek için; daha hareketli olmalı, ekran karşısında daha az vakit geçirmeli, sağlıklı beslenmeli (özellikle fast food’dan uzak durmalı), düzenli uyumalı ve sigara-alkol tüketmemeli.

    Egzersiz kanser tedavisinin yan etkilerini hafifletir

    Aktif fiziksel yaşam kanser riski ve kanser tedavisine bağlı yan etkileri azaltır. Araştırmalar kanser tedavilerinde fiziksel olarak aktif olmanın tedavilere bağlı yan etkileri azalttığını ve daha hızlı iyileşme sağladığını gösteriyor. Egzersiz aynı zamanda yaşam kalitesini artırma, endişe ve depresyonun önlenmesinde de etkili. Düzenli yapılan hafif tempolu yürüyüşler bile kanser tedavisinin daha rahat geçmesine yardımcı olur. Kemoterapi ve radyoterapi gören hastalar da egzersiz yapabilir.

    Kışın tedavi gören hastalara tavsiyeler

    Kış günleri kanser tedavisi gören hastalar için zorlu şartlar yaratabilir. Tedavilere bağlı anemi veya sıvı kaybı sorunları yaşayan hastaların soğuk havanın etkisiyle hipotermiye yani düşük vücut sıcaklığına eğilimi artar. Bununla birlikte nöropati gibi yan etkiler soğuk havanın etkisi ile daha da belirginleşebilir. Elbette solunum yolu enfeksiyonları, grip ve Covid-19 de bu mevsimlerde hastalar için risk oluşturabilir. Dolayısıyla hastalar şu noktalara dikkat etmeli:

    Soğuk havalarda dışarıda olduğunuzda şapka, atkı, eldiven ve sıcak tutan bir palto giyin. Sıcak tutan çoraplar ve eldivenler özellikle nöropati şikayeti olanlar için koruyucu olacaktır.

    Buzlu koşullarda dolaşmak zorunda kalırsanız, uygun ayakkabılar giyin ve/veya baston veya yürüteç gibi bir hareket yardımcısı kullanın.

    Bağışıklık sisteminizi desteklemek amacıyla taze meyve ve sebze tüketin, zerdeçal ve zencefil gibi baharatları yemeklerinizde uygun ölçüde kullanın. Bol sıvı tüketin ve evde yapacağınız ıhlamur, nane ve limon içeren taze hazırlanmış kış çaylarını ölçülü olarak içmeyi ihmal etmeyin.

    Kalabalık halka açık yerlerde mutlaka maske takın.

    Hangi aşıları yaptırmanız gerektiği konusunda doktorunuza danışın.

    ]]>
    https://www.foxhaber.com.tr/kanser-artik-yasli-hastaligi-degil/feed/ 0
    Kanseri tetikleyen gizli nedenler https://www.foxhaber.com.tr/kanseri-tetikleyen-gizli-nedenler/ https://www.foxhaber.com.tr/kanseri-tetikleyen-gizli-nedenler/#respond Sun, 04 Feb 2024 09:00:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2903 Araştırmalar, günümüzde sık görülen kanser türlerinin çevresel faktörlerden de kaynaklandığını gösteriyor. Yani soluduğumuz havadan tarım ilaçlarına hatta virüslere kadar birçok faktörün kanseri tetikleyen potansiyel tehlikeler olduğuna dikkat çeken İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Osman Erk, ‘4 Şubat Dünya Kanser Günü’ nedeniyle kanser vakalarındaki önlenemeyen artışa yol açan yaygın nedenlere dikkat çekti. İşte açıklamaları:

    Prof. Dr. Osman Erk anlattı

    VİRÜSLERE DE DİKKAT!

    – Kanserin nedeni sadece sigara veya genetik gibi çok iyi bildiğimiz nedenler değil, virüsler de olabilir. Bazı durumlarda bir virüs, hücredeki DNA genetik kodunu değiştirerek kansere neden olabilir. İnsan Papilloma Virüsü (HPV), Hepatit B Virüsü (HBV) ve Hepatit C Virüsü (HCV), HIV gibi virüs enfeksiyonları da kanseri tetikleyebilir. Mide mikrobu olarak bilinen Helicobacter Pylori de tedavi edilmezse zamanla kansere yol açabilir.

    RADYASYON CİDDİ BiR TEHLİKE

    Çevresel ve mesleki olarak maruz kalınan kimyasalların, gıda katkı maddelerinin kısa ve uzun vadede tek başlarına veya bir arada nasıl bir etki gösterecekleri test edilmemiş fakat onaylanmıştır. İnsan vücudu bu kimyasallara yabancıdır ve onlarla nasıl başa çıkacağı konusunda donanımsızdır. Pestisitlerin (tarım ilaçları) ve gıda katkı maddelerinin yanı sıra plastikler, parfümler ve petrol atıkları da kanserojen birçok kimyasal madde içerir. Bunun dışında günlük yaşamda ve hastanelerde tetkik-tedavi işlemleri için sık maruz kalınan radyasyon da önemli bir kanser nedenidir.

    NEDEN HIZLI ARTIYOR?

    Günlük hayatta yüz binden fazla kimyasalla karşı karşıya kalıyoruz. Her sene yeni 1500-2000 kimyasal insanların kullanımına sunulmaktadır. Son 30 yılda 70 bin kimyasal madde, 12 bin gıda katkı maddesi, bin tarım kimyasalı ve kozmetik sanayiinde kullanılmak üzere 12 bin kimyasal bileşen kullanıma girmiştir. Genetik, obezite, hareketsizlik, hava kirliliği, sigara-alkol kullanımı gibi bilinen nedenler; hava kirliliği, tarım ilaçları, gıda katkı maddeleri ve genetiği değiştirilmiş gıdalardan kaynaklanan sağlıksız beslenme, radyasyon ve virüs gibi faktörlerle bir arada değerlendirildiğinde kanserdeki artış şaşırtıcı değildir.

    RİSKİ AZALTMA YOLLARI

    Özellikle tarım kimyasallarından korunmak için güvenli organik besinler tercih edilmeli, katkı maddeli gıdalardan uzak durulmalıdır. Bilimsel araştırmalara göre özellikle tarım ilaçları; henüz daha doğmamış bebeklerin amniyon sıvısında, yeni doğan bebeklerin kordon kanında, annenin meme dokusunda, sütünde, insanların kan ve yağ dokularında bulunur. Sağlıklı nesiller için hamilelik öncesi ve hamilelik süresince tarım kimyasallarına kesinlikle maruz kalınmaması gerekir. Ayrıca gün içinde cep telefonu kısıtlı kullanılmalı, yatak odamızda frekans yayıcı elektromanyetik cihazlar bulundurulmamalı ya da bu cihazlar uyurken kapatılmalıdır. İyonize radyasyondan (tomografi, röntgen), fazla güneşlenmekten, plastiklerden, genetiği değiştirilmiş ürünlerden, gereksiz ilaç tüketiminden, aşırı deterjan ve kozmetik ürünlerden de mümkün olduğunca kaçınılmalıdır. Kansere yol açan virüslere karşı da önlem alınabilir. HPV, Hepatit B aşılarını yaptırmak kansere karşı önleyicidir. HPV ve HIV enfeksiyonlarına karşı tek eşlilik ve korunmalı cinsel ilişki de hayati önem taşır. Mide mikrobu Helicobacter Pylori ise antibiyotikle tedavi edilebilir.

    TARIM İLAÇLARI HER YERDE

    Modern endüstriyel tarım kimyasalları birçok üründe kansere yol açan kalıntılar bırakır. Avrupa Birliği ülkelerinde tüketilen sebze, meyve ve tahılların üçte birinde en az iki tarım kimyasalı kalıntısının bulunduğu tespit edilmiştir. Tarım kimyasalları böceklere, haşerelere, bitlere ve yabancı otlara karşı kullanılır. Ayrıca hayvan yemlerine ve doğrudan hayvanların üzerine de uygulanabilir. Sebze ve meyveler, buğday dolayısıyla ekmek tarım kimyasalları içerebilir. Türkiye’de kullanılan tarım kimyasalı sayısı her sene değişmekle beraber 350 civarındadır. Diğer ülkelere göre daha az tarım kimyasalı kullanılmasına rağmen bilinçsiz uygulama nedeniyle ihraç edilen besinlerde daha fazla tarım kimyasalı saptanmaktadır. Sebze-meyvecilikte kullanılan kimyasal tarım ilaçları, hayvancılıkta kullanılan hormon ve antibiyotikler de sağlığa zararlıdır. Çevre Sağlığı Ajansı (EPA) tarım ilaçlarının önemli bir kısmını kanserojen olarak ilan etmiştir. Tarlaya uygulanan tarım ilaçlarının ancak yüzde 2 kadarı uygulandığı yerde kalır, Yüzde 98’i rüzgar ve hava hareketleriyle çevreye yayılır. Topraklarda, yeraltı ve yerüstü sularında bu kimyasallar kalıcı olarak vardır ve toplum sağlığı için çok büyük bir tehlikedir. Tarım ilaçlarıyla ortaya çıkan kanserojen bileşikler (dioksinler) suya-toprağa karışır. Bunlar tarım ürünlerine ve bunları yiyen hayvanlara da bulaşır. Yani tarım ilaçları sadece meyve sebzelerle değil hayvansal gıdalardan da insanlara geçiş yapar. Özellikle balık, yumurta, kırmızı et ve süt ürünleri bu açıdan oldukça kirlidir. Bu tür ilaçlardan (küçük dozlarda tüketilseler dahi) özellikle hamileler, bebekler ve çocuklar en fazla etkilenen gruptur.

    ]]>
    https://www.foxhaber.com.tr/kanseri-tetikleyen-gizli-nedenler/feed/ 0