TİP’liler ile Atalay’ın annesi Şükran Atalay, Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, Atalay’ın meslektaşları ve arkadaşları, Can Atalay’ın milletvekili seçilmesinin birinci yılında İstanbul Adalet Sarayı önünde bir araya geldi.
“CAN’IN MİLLETVEKİLLİĞİNİN ELİNDEN ALINMASININ 1. YIL DÖNÜMÜ”
TİP Genel Başkanı Erkan Baş, yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:
* “Tam bir yıl önce bugün Türkiye’de bir genel seçim yapıldı. Genel seçimler yurttaşın kendisini temsil edeceği milletvekillerini seçtirme iddiasıyla hayata geçiriliyor fakat Türkiye’deki, açık konuşalım, Saray iktidarı ‘Ancak ben izin verirsem yurttaş seçme ve seçilme hakkını kullanabilir’ diyor. Benim izin vermediğim, benim onaylamadığım herhangi bir tercihin hayata geçme şansı yoktur iddiasıyla zaten tümüyle siyasi bir dava olan, zaten tümüyle hukuksuz bir dava olan, zaten hukuksuz bir biçimde cezaevinde tutulan arkadaşlarımızdan birisi olan seçilmiş Hatay Milletvekilimiz Can Atalay’ın da esaretini katmerleyerek, onun hukuksuz cezaevinde tutulmasının üstüne bir de yasaları, Anayasa’yı, Anayasa Mahkemesi kararlarını defalarca kez tekrar tekrar ayaklar altına alarak, onu esir tutmaya devam edişinin birinci yıl dönümü.
* Haksız, hukuksuz bir biçimde cezaevinde tutulmaya devam eden bir milletvekili Can Atalay meselesidir ama kesinlikle ve kesinlikle sadece Can Atalay’dan ibaret bir mesele değildir. Can’la beraber haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe maruz bırakılan bir bütün olarak Gezi direnişidir. Can’la birlikte Soma’da sadece ve sadece patronlar daha fazla kar etsinler diye iktidar desteğiyle katledilen 301 madenciye uygulanan adaletsizliğe, onların çocuklarının ailelerinin yakınlarının sesi olmak için buradayız.
* Ülkenin dört bir yanında bu iktidarın yarattığı iklim nedeniyle, bu iktidarın verdiği cesaret nedeniyle kadınları katlettikten sonra hayatlarına devam eden katillerin yargılanabilmesi için buradayız. Bin haftadır evlatlarını arayan Cumartesi Anneleri’nin sesini yükseltmek için buradayız. Bu ülkede onlarca anne, baba, eş, sevgili, kardeş evladını, kardeşini katleden iktidar yandaşı olduğunda sokaklarda özgürce gezmeye devam etmesin diye mücadele eden, adalet arayan aileler diye bir gerçek ortaya çıktı. AKP döneminde ortaya çıktı. Adında adalet olan bu parti Türkiye’de adaleti katlederek var oluyor.”
“KENDİNİZE LAZIM OLMADAN DEMOKRASİ VE ADALET İÇİN BİR ŞEYLER YAPIN”
Can Atalay’ın annesi Şükran Atalay, “Bütün annelere sesleniyorum. Bütün anneler iyi yüreklidir. Evlatları için iyi şeyler isterler. Onlara şöyle demek istiyorum, kendinize adalet, demokrasi lazım olmadan demokrasi ve adalet için bir şeyler yapın. Kime ne gün geleceği belli değil. Hepiniz örgütlenin” diye konuştu.
“AVUKATIMIZI BİZE VERİN”
Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan da “Hatay Milletvekili Can Atalay, Ahmet Atakan’ın da aynı zamanda avukatıydı. Bugün Ahmet Atakan’ın bir dosyası yokken Can Atalay içeride. Ben Adalet Bakanı’na şunu soracağım, bizi ikna etsin. Can’ı niye tutuyorsun orada? Bizim artık sabrımız tükendi. Biz avukatımızı istiyoruz. Biz milletvekilimizi istiyoruz. Biz içerideki yoldaşlarımızı istiyoruz, yeter artık. Bu işkence bu zulüm bitsin. Biz artık dayanamıyoruz, gerçekten artık dayanamıyoruz” diye konuştu.
“HALK KAZANACAK, ADALET KAZANACAK”
TİP İstanbul İl Sözcüsü Melis Akyürek de yaptığı basın açıklamasında şunları söyledi:
* “Anayasa’ya ve Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen, Hatay’ın seçilmiş milletvekili olmasına rağmen tam bir yıldır hukuksuzca cezaevinde tutulan Can Atalay için adalet istiyoruz. 10 yıl önce Soma’da katledilen madenciler için, onların avukatı Can Atalay için adalet istiyoruz. Depremde katledilen, evsiz yurtsuz kalanlar için adalet istiyoruz. 1 Mayıs meydanı Taksim’in işçilere kapatılmasını kabul etmeyen ve bu nedenle tutuklanan dostlarımız için adalet istiyoruz. İktidara meydan okuduğu için cezaevlerinde tutulan siyasetçiler, Gezi tutsakları, Gezi aileleri, tutuklu gazeteciler, avukatlar için adalet istiyoruz.
* Tam bin haftadır kayıp ve katledilen yakınları için mücadele eden Cumartesi Anneleri için adalet istiyoruz. Sürekli kemer sıkması istenen, her geçen gün daha da yoksullaşan emekçiler, emekliler için adalet istiyoruz. Katledilen kadınlar, geleceksiz bırakılan, tarikatların insafına terk edilen gençler için adalet istiyoruz. Özgürlüklerimiz ve haklarımız pazarlık konusu değil. Hayatımız pazarlık konusu değil. Bir yandan vekillerimizi, siyasetçileri, emekçileri, Taksim’i savunanları tutsak edip diğer yandan halkı yoksullaştıranlarla uzlaşmayacağız. Hayatı bize zindan edenlerle aynı gemide değiliz. Temel haklarımızdan, adaletten, çocuklarımızın ekmek parasından, eğitiminden tasarruf etmeyeceğiz. Ülkeyi koca bir cezaevine çevirenlere hep birlikte meydan okumak için bir kez daha bir aradayız.
* Mesele, yalnız bir kişinin, bir grubun, bir topluluğun, bir partinin, bir partiye oy verenlerin meselesi değil. Adalete susamış, hakları elinden alınmış, özgürlüklerine kastedilmiş kim varsa yanındayız. Adalet ve özgürlük isteyenler için bir oluruz, beraber oluruz ve kimseyi yalnız bırakmayız. Gezi’de nasıl bir olduysak, öyle birleşir mücadele ederiz. 4 Mayıs seçimlerinin üzerinden bir yıl geçti. Seçilmiş bir milletvekili bir yıldır tutsak ediliyor. Bu bir yılda yoksulluğumuz arttı, ekmeğimiz, eğitimimiz, sağlığımız, özgürlüğümüz azaldı. Halk, iktidara yanıtını yerel seçimlerde verdi. Bu iktidar artık bir azınlık iktidarıdır.
* Bir azınlığın halkın haklarını gasp etmesine izin vermeyeceğiz. Adalet istiyoruz ve kazanacağız. Bir bir kazanacağız. Can Atalay başta olmak üzere Gezi tutsaklarını, cezaevlerindeki siyasetçileri, devrimcileri çıkaracağız. Soma, Ermenek, Aladağ, Çorlu için adaleti sağlayacağız. Emekçiler, emekliler, gençler, kadınlar için yan yana duracağız. Halk kazanacak, adalet kazanacak.”
]]>Adana’da yaşayan Safiye Gökçe Yüce, yaklaşık 6 yıl önce eşi Oğuzhan Yüce’nin (49) bir jeotermal enerji santralinde elektrik mühendisi olarak göreve başlaması üzerine Aydın’a taşındı. Burada eşiyle birlikte taşeron şirket kuran Safiye Gökçe Yüce, JES şirketlerine işçi bulmaya başladı. Bu sırada Aydın Devlet Hastanesi’ne sağlık kontrolüne giden Yüce, iddiaya göre tanıştığı bir doktora kendisini, ‘ekonomist-broker’ olarak tanıttı. Doktora yatırımını kripto para birimi Bitcoin’e yapmasını söyledi. İkna olan doktordan adına Bitcoin almak üzere para aldı. Bir süre sonra kar payı verdiği doktora, kendisine yeni müşteriler bulmasını, bunun üzerinden de kar payı ödeyeceğini vadetti. Böylelikle saadet zinciri benzeri bir yapı oluşturan Yüce, kısa sürede hemşireden, polise kadar çok sayıda meslek grubundan 40 kişiye ulaştı.
TELEFONLARI AÇMAYINCA DOLANDIRILDIKLARINI ANLADILAR
Safiye Gökçe Yüce, Bitcoin almak için para topladığı bu kişilere 2 yıl boyunca kar payı ödedi. Para aldığı kişilere, kurdukları şirketin arkasında JES firması bulunduğunu, yeğeninin ise Milli İstihbarat Teşkilatı’nda (MİT) görevli olduğunu söyleyen Yüce, 23 Ağustos 2019 tarihinde ortadan kayboldu. Safiye Gökçe Yüce’nin, telefonlarını açmaması üzerine dolandırıldıklarını anlayan mağdurlardan 27’si, avukatları aracılığıyla Aydın Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Şikayetler üzerine başlatılan soruşturma kapsamında Safiye Gökçe Yüce’nin hesapları incelemeye alındı. Kripto para hesaplarında toplam 8 bin 300 Bitcoin olduğu ve bu sayının giderek arttığı belirlendi. Safiye Gökçe Yüce’nin birlikte hareket ettiği kişilerle web sitesi kurduğu, buradan da bazı kişileri ağına düşürdüğü, bir süre sonra da siteyi kapatıp, ortadan kaybolduğu anlaşıldı. Yüce’nin Aydın’da 40 kişiyi yaklaşık 30 milyon TL dolandırdığı belirlendi.
OTOYOL GİŞELERİNDE YAKALANDI
Safiye Gökçe Yüce her yerde aranırken bir ihbar, Bursa polisini harekete geçirdi. İhbar üzerine Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Gebze-Orhangazi-İzmir kara yolu Bursa gişelerinde 8 Kasım 2019 saat 03.00 sıralarında araçla giriş yapan Safiye Gökçe Yüce´yi, durdurup, gözaltına aldı. İşlemlerinin ardından Aydın’a getirilen Yüce, tutuklandı. Yüce 4 ay cezaevinde kaldıktan sonra 10 Mart 2020’de yurt dışına çıkış yasağı konularak elektronik kelepçeyle serbest bırakıldı. 1 yıl sonra elektronik kelepçe çıkarıldı. Safiye Gökçe Yüce ve eşi Oğuzhan Yüce hakkında dolandırıcılık suçundan 27 kez ayrı ayrı 1 yıldan 5 yıla kadar toplam 135’er yıl hapis cezası istemiyle dava açıldı.
HER MAĞDUR İÇİN 3 ER YIL CEZA VERİLDİ
Geçen yıl 3 Ekim’de, Aydın 8. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında Safiye Gökçe Yüce, 27 mağdurun her biri için 3’er yıl olmak üzere toplamda 81 yıl hapis cezası ile toplam 394 bin 300 TL para cezasına çarptırırken, eşi Oğuzhan Yüce’nin ise beraatine karar verildi.
ÜST MAHKEME KARARI BOZDU
Safiye Gökçe Yüce avukatları aracılığıyla istinaf mahkemesine itirazda bulundu. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13’üncü Ceza Dairesi, 23 Kasım’da toplanıp, itirazı değerlendirdi. Ceza Dairesi, Safiye Gökçe Yüce’nin mahkemede var olan şüpheyi ortadan kaldıracak ve cezalandırılması yönünde tam bir vicdani kanaat oluşturacak kesin, somut ve inandırıcı delilin dosya kapsamında mevcut olmadığı kanaatiyle ‘şüpheden sanık yararlanır’ evrensel ilkesi de dikkate alınarak hükmün bozulmasına karar verip, dosyayı yerel mahkemeye iade etti. Ceza Dairesi ayrıca Yüce’nin tahliyesine de karar verdi. Mağdurlar, Ceza Dairesi’nin kararına tepki gösterip, itiraz etti.
‘TEFECİLİK SUÇUNU İŞLEMİŞLERDİR’
Yüce çiftinin Aydın 8. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılanmasına dün başlandı. Duruşmaya Safiye Gökçe Yüce ve eşi Oğuzhan Yüce, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılırken, tarafların avukatları salondaki yerini aldı. Yeniden yargılanmasına başlanılan Safiye Gökçe Yüce mahkemede, “Bozma ilamında aleyhe olan hususları kabul etmiyorum. Gelen müzekkere cevaplarına bir diyeceğim yoktur. Önceki savunmamı aynen tekrar ederim. Hiç kimseye bilerek ve isteyerek kasten zarar vermedim” dedi.
Sanık avukatlarından Coşkun Karakuş ise söz alarak, “Mağdurlar, müvekkilimin almış olduğu paranın en az yüzde 15 kar ederek kendisine geri ödeneceğinden bahsetmiştir. Bu husus bizim katılanlar hakkında tefecilik suçunu işlediklerinden bahisle suç duyurusunda bulunmamızı doğrulamıştır. Katılanlar verdikleri paraları komisyon alacak şekilde müvekkilden tahsil etmeye çalışarak tefecilik suçunu işlemişlerdir” diye konuştu.
Mahkeme heyeti, iki kripto para borsasından gönderilen cevapların ve dosyanın bilirkişi heyetine tevdii ile bozma ilamı doğrultusunda yeniden rapor düzenlenmesinin istenmesine karar vererek duruşmanın 3 Temmuz günü devam edilmesine karar verdi.
]]>Prof. Dr. Orhan Şen’e göre, şehirdeki ısı adası etkisi, kar yağışını nadir hale getiriyor. İstanbul’un sıcaklığını 5 derecenin üzerinde tutan bu etki, kar yağışını engelliyor. Ayrıca, küresel ısınma ve Akdeniz ikliminin değişmesiyle birlikte kar yağışlarının azalması kaçınılmaz hale geliyor. Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz da aynı fikirde. İstanbul’da kar yağışı olmamasının nedeni ise şehrin geniş coğrafyası ve ısı adası etkisinin yanı sıra küresel ısınma ve değişen iklim koşulları. Prof. Dr. Kurnaz’a göre, İstanbul’da kar yağışını görmek isteyenler artık daha doğuya, Kars ve Sarıkamış gibi bölgelere gitmek zorunda kalabilirler. Uzmanlar, artık İstanbul’a kar yağmasının beklenen bir sürpriz olacağını değerlendiriyor.

Orhan Şen
“ISI ADASI ETKİSİNDEN DOLAYI İSTANBUL’A KAR YAĞIŞI ÇOK NADİR OLUR”
Prof. Dr. Orhan Şen, şehir içindeki sıcaklıkların genellikle 5 derecenin üzerinde seyretmesi, kar yağışını engellediğini ifade ederek, “İstanbul’da yağmadı bu sene kar ama İstanbul’da bundan 40-50 sene önceki kar yağışları yok artık. Yok olmasının nedeni nedir? Yok olmasının nedeni metropol bir şehirde, betonlaşmış bir şehirde ısı adası etkisidir. Isı adası etkisinden dolayı, İstanbul’da kar yağışı çok nadir olur. Çünkü kar yağışı nedir? 5 derecenin altına düşmesi lazım hava sıcaklığının. 5 derecenin yukarısında kar yağışı yağmaz. 5 derecenin altına düşecek ama yağış da olacak, ikisi birlikte olması lazım. Şimdi baktığımız zaman İstanbul’un etrafında 5 derecenin altına düşüyor ama 2-3 derecelik ısı adası etkisi hep, 5 derecenin üzerinde tutuyor İstanbul’da sıcaklığı. Dolayısıyla İstanbul’da kar yağmıyor. Hiç mi yağmadı? Geçen sene de yağdı, ondan önceki sene de yağdı. Hatırlarsınız, yollarda kalmıştık iki sene önce. Bu dediğim gibi şehir ısı adası etkisi, İstanbul’a çok bariz olarak kendisini gösteriyor. Düşünün kışın o gökdelenler ısıtılıyor değil mi? Ne ile? Doğal gaz ile ısıtılıyor. O ısı enerjisi nereye gidiyor? Atmosfere gidiyor. Atmosfere gittiği için dışı, havayı 2-3 derece daha ısıtıyor. Dolayısıyla bu büyük şehirlerdeki kar yağmamasının nedenlerinden bir tanesi odur. Bu genel bir değerlendirmedir” şeklinde konuştu.
“ARTIK KAR YAĞIŞI AZALACAK“
Bu yıl kar yağışının azalmasında küresel iklim değişikliğinin de etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Orhan Şen, “Bunun özelliğini de bu sene El Nino, biraz daha geneline bakarsak küresel ısınmanın artık 1.5 dereceye vardığı için artışı, dolayısıyla bizim enlemlerimizde yani 40 derece enlemlerinde kar yağışı azalacak. Şunu da söyleyelim, biz Akdeniz iklimine tabii idik. Yani şimdiye kadar Akdeniz yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlıydı. Şimdi Akdeniz ikliminden Türkiye çıkıyor, bunun yerine nereye geliyor? Yarı kurak bir iklime geliyor. Yarı kurak iklim dediğimiz, 30 derece enlemlerdeki tropik iklimin kuzeye doğru kaymasından, küresel ısınmadan dolayı. Dolayısıyla artık yarı kurak iklime döndüğümüz için sıcaklıklar da artık biraz yüksek görünüyor. Şundan anlıyoruz biz bunu; yaz sıcaklıkları minimum sıcaklıklar, yani gece yarısından sonra sabah olmadan bir saat önce ölçülen sıcaklığa, biz ‘minimum sıcaklık’ deriz. 20 derecenin üzerindeki sıcaklıklara ‘tropik şehir’ deriz. Geçen sene bunlar çok fazla arttı Türkiye’de. Dolayısıyla bizim bulunduğumuz enlemlerde artık kar yağışı azalacak” diye konuştu.
“2020’DE VE 1918’DE KAR YAĞIŞI OLMAMIŞTI”
2020 ve 1918 yıllarında da kuraklıkla birlikte kar yağışının olmadığını belirten Şen, “Şimdi muhakkak bir kar yağışı gördük. Nerede gördük? Havada gördük ama yerde göremedik mesela. Öyle şeyler vardı. Ama en çok ne zaman gördük, 1987’de. Çok büyük bir kar yağışı vardı. Bir buçuk metreye yakın kar yağışı vardı. Bundan 4 sene önce 2020 ve 1918’de de üstelik kuraklık da vardı, kar yağışı da olmamıştı. Bu sene hiç kar yağışı olmadı. Ama seneye ne olacak? Seneye bakacağız” dedi.
“İSTANBUL’A UZUN ZAMANDIR KAR YAĞMIYOR
İstanbul’a uzun zamandır kar yağmadığını belirten Prof. Dr. Levent Kurnaz, “Şimdi öncelikle şunu anlayalım. Ben vatandaşım. Benim için İstanbul’a kar yağdı demek; bilmem ne tepesinin bilmem neresinde şu kadar dakika kar yağdı falan değil. Eğer Kadıköy’de ya da Eminönü’nde çocuklar kartopu oynayabiliyorsa İstanbul’a kar yağdı demektir. İstanbul’a uzun zamandır öylesine bir kar yağmıyor. İstanbul çok geniş bir coğrafya. Çatalca’ya gittiğinizde Çatalca’ya mutlaka kar yağıyordur ya da Karadeniz kıyısında Şile’yi geçtiğiniz yerlerde kar yağıyor olabilir ama İstanbul olarak baktığımızda bulunduğumuz yere kar yağdı mı? Yağmadı” dedi.
Prof. Dr. Levent Kurnaz, “1987 kışında bu bulunduğumuz yerde bir metreden fazla kar vardı. Dolayısıyla yağdığı zamanlar oldu mu, oldu. 2003’te, 2004’te falan bayağı kar yağdığı zamanlar oldu ama bunu epey zamandır söylüyoruz, Türkiye’de yaklaşık olarak Sivas’ın batısına artık pek kar düşmesini beklemiyoruz. İstanbul zaten çok kar yağan bir yer değil ama bu sene Ankara’ya da çok fazla bir kar yağmadı. Dolayısıyla biz artık yavaş yavaş bu bölgelerde karın çekildiğini görmeye başlayacağız. Uludağ’a bile baktığımızda Uludağ’da bile parçalı kaldı kar. Dolayısıyla artık Batı’da çok fazla kar yok. Kar görmek isteyen Kars’a, Sarıkamış’a gidecek” diye konuştu.

Levent Kurnaz
“2030 YILINDA KAR YAĞMASI SÜRPRİZ OLACAK”
Gelecek yıllarda İstanbul’da kar yağışının beklenen bir sürpriz haline gelebileceğini dile getiren Prof. Dr. Levent Kurnaz, “Gittikçe kar yağışı azalıyor. Her yağan kar yağışı biraz daha sürpriz olacak. İstanbul’un normali artık bu ya da buna benzer bir hava. Bundan sonra artık Nisan başı gibi yazlık kıyafetleri giyeceğiz, böyle devam edecek. Kar yağarsa ‘Ne kadar güzel sürpriz oldu’ diyeceğiz. Son 5 yıl veya 10 yıl içerisinde değil, bu yavaş yavaş bu hale gelen bir durum. 1980’den bugüne baktığımız zaman düşen kar miktarı azala azala bu seneyi buldu, yani hiç kar yağmadı. Daha önce de hiç kar yağmadığı oldu mu, oldu. Yalnız bu gittikçe artacak. 2000 yılında kar yağması sürpriz değilken, 2030 yılında İstanbul’a kar yağması sürpriz olacak” dedi.
]]>53 yıllık süreçte, Türkiye genelinde toplam 94 istasyondan elde edilen veriler kullanıldı.
Raporda, 53 yıl 5 ayrı periyotta ele alındı. 1970-1979 arasında 29,4 gün, 1980-1990 arasında 29,7 gün, 1991-2001 yılları arasında 29,5 gün olan ortalama kar örtülü gün sayısı, 2002-2012 arasında 28,4 güne geriledi.
2013-2023 yılları arasında ise 23,5 günle büyük düşüş gerçekleşti.
Kar örtülü gün sayısı 29,7 olan 1970’ten 2001’e kadarki dönemle son 10 yıl arasındaki fark, 6,2 güne kadar azaldı.
1970-2023 yılları arasında ortalama kar örtülü gün sayısı 28,1 olurken, en çok kar örtülü gün sayısı 55 günle 1992’de, en az kar örtülü gün sayısı 9,4 günle 2018 yılında yaşandı.
KAR KALINLIĞI REKORLARI ULUDAĞ’DA
Türkiye’de aylık maksimum kar kalınlıklarına ilişkin ekstrem değerlerin de ele alındığı rapora göre, 1980 Mart’ta Uludağ’da 430 santimetre ile 53 yılın kar kalınlığı rekoru kırıldı.
Aylara göre ekstrem değerler ise şöyle:
Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici, son 10 yılda kar örtülü gün sayısındaki 6,2 günlük azalmanın çok ciddi bir tehlike olduğuna dikkati çekti.
Dr. Kesici, bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de küresel ısınmanın son 10 yıldır etkilerini gösterdiğini söyledi.
Karlı örtülü gün sayısındaki azalmanın temel nedenlerinden birinin ülkemizdeki su kaynaklarının azalmasına bağlı olarak, nemin giderek azalmasını gösteren Dr. Kesici, “Suların, havanın ve toprağın ısınmasına bağlı yağışlar da kararsızlaşıyor. Sera gazı, yani karbon salınımının giderek artması, şehirlerdeki betonlaşma ve benzeri nedenler de etkili olmaktadır” dedi.
BATIDA KAR YOK DENECEK KADAR AZALDI
Türkiye’de son yıllarda kar yağışı açısından sorun yaşandığını dile getiren Dr. Kesici, “Kar yağışlarının azalması, özellikle Akdeniz, Ege, İç Anadolu, Marmara ve Karadeniz’in batı kısmı gibi bölgesel ele alındığında kar yağışındaki gün sayısı son birkaç yıldır yok denecek kadar az. Bu rapordaki verilerde de Doğu ve Güneydoğu’daki yağışların etkisi büyük. Türkiye çapında normal iklim koşullarında dağdaki karlar 3 ile 6-8 aylık kalıcılık oluşturmaktadır. Bu yer altı sularının zenginleşmesi demektir” diye konuştu.
BU SENE KAYAK MERKEZLERİ BİLE AÇILAMADI
Kalıcı kar birikimi olursa yer altı sularının birikeceğini belirten Dr. Kesici, “İkincisi bahar ve yaz boyunca damla damla imbikten geçer vaziyette eriyen karlar, hem temiz su kaynağını oluşturur hem de göletlerimiz, barajlarımız ve doğal göllerimize sürekli su taşıyan rezervi oluşturur.
Şu an gölet ve barajlardaki doluluk oranına baktığımızda, ‘Ülkemiz kuraklıktan kurtuldu’ diyemeyiz. Ülkemiz kalıcı kar olmadığı için çok şiddetli bir kuraklık yaşayacak. Zaten ülkemiz su stresinden geçti, su kıtlığı yaşayan bir periyoda girdi ve yıllık kişi başına düşen su miktarı da 1000 tonun altına geriledi. Örneğin bu yıl Davraz, Saklıkent gibi birçok kayak merkezi, kar yağmadığı için açılamadı. Bu sene kayak merkezleri bile kar yağışı olmadığı için açılamadı” dedi.
]]>Enflasyon karşısında yükselen faiz oranları ve küresel ekonomik belirsizliklerin baskısı altındaki şirketler, “kemer sıkma” politikalarını sürdürüyor.
Daha az kaynakla daha fazlasını yapma hedefindeki şirketler, personel sayısını azaltırken verimliliğe odaklanıyor.
Şirketlerin yapay zeka ve otomasyona yönelmesi de işten çıkarma nedenleri arasında gösteriliyor.
Yapay zeka heyecanı, şirketlerin kaynaklarını bu alanda yoğunlaştırmasına ve iş güçlerinde otomasyonu artırmasına yol açıyor.
İŞTEN ÇIKARMALAR ŞUBATTA YÜZDE 9 ARTTI
Chicago merkezli küresel bir işe yerleştirme ve kariyer geçişi firması olan Challenger, Gray&Christmas’ın verilerine göre, ABD’de işten çıkarılanların sayısı şubatta geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 9 artarak 84 bin 638’e çıktı. Bu sayı geçen yıl mart ayından sonraki en yüksek seviye oldu.
Ülkede işten çıkarılanların sayısı geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 98 artarak 721 bin 677’ye ulaşmıştı.
Teknolojiden imalata, finansal hizmetlerden perakendeye kadar pek çok sektörden şirket çalışan sayısında azalmaya giderken, işten çıkarmaların teknoloji sektöründe yoğunlaşmaya devam ettiği görüldü. Challenger, Gray&Christmas verilerine göre, teknoloji sektöründe 12 bin 412’si şubat ayında olmak üzere bu yıl toplam 28 bin 218 kişi işten çıkarıldı.
Layoffs.fyi verilerine göre ise yılın başından bu yana 219 teknoloji şirketi 50 bin 841 çalışanın işine son verdi.
Uzmanlar, işten çıkarma dalgasının devam ettiğini ve şirketlerin agresif şekilde maliyetlerini düşürürken personel ihtiyaçlarını önemli ölçüde yeniden şekillendiren teknolojik yenilikleri benimsediğini belirtti.
Teknoloji sektöründeki işten çıkarmaların büyük ölçüde şirketlerin daha yalın ve verimli çalışmaya yönelik yeni çabalarını yansıttığını dile getiren uzmanlar, yeni yapay zeka araçlarının yavaş da olsa şirketlerin bu hedeflere ulaşmalarına yardımcı olmasını beklediğini ifade etti.
İŞ GÜCÜ PİYASASI GÜCÜNÜ KORUYOR
Ülkede işten çıkarmalar devam etmekle birlikte veriler iş gücü piyasasının gücünü koruduğuna işaret ediyor.
ABD’de istihdam artışı sürerken, işsizlik oranı geçen ay artış kaydetmiş olsa da düşük kalmaya devam ediyor.
ABD Çalışma Bakanlığı verilerine göre, ülkede tarım dışı istihdam şubat ayında 275 bin kişi artarak beklentilerin üzerinde gerçekleşti.
ABD’de aynı dönemde işsizlik oranı ise yüzde 3,7’den yüzde 3,9’a yükseldi.
YENİDEN YAPILANMA VE YAPAY ZEKA GEREKÇESİ
Şirketlerin çoğu işten çıkarma gerekçesi olarak “yeniden yapılanma” planlarını gösteriyor.
Mağaza, birim veya fabrika kapanmaları ile maliyet düşürme de işten çıkarma gerekçeleri arasında öne çıkıyor.
İşten çıkarma gerekçesi olarak ekonomik koşulları ve piyasa koşullarını gösteren şirketler de mevcut.
Ayrıca şirketlerin işten çıkarma gerekçesi olarak “yapay zekayı” göstermeleri dikkati çekti.
Google, Amazon, Twitch, eBay, Riot Games, Discord, Duolingo, Unity, Brex, Wayfair, Macy’s, Citigroup ve Blackrock, bu yıla işten çıkarma kararlarıyla başlayan şirketler arasında yer alıyor.
Stellantis, Sony, Cisco, DocuSign, Estée Lauder, Expedia, Snap, Zoom, UPS, Levi’s ve Nike da işten çıkarma kararı alan şirketler arasında bulunuyor.
İŞTEN ÇIKARMA DALGASINA DAHİL OLAN ŞİRKETLER
Otomobil üreticisi Stellantis, verimlilik ve maliyet optimizasyonu kapsamında ABD’de mühendislik, teknoloji ve yazılım birimlerindeki çalışanlarının yüzde 2’sinin işine son verileceğini bildirdi.
Stellantis’ten yapılan açıklamada, otomobil endüstrisinin dünya çapında benzeri görülmemiş belirsizliklerle ve artan rekabet baskılarıyla karşı karşıya kalmaya devam ettiği, şirketin verimliliği artırmak ve maliyet yapısını optimize etmek için kararlar almayı sürdürdüğü belirtildi.
ABD basınında çıkan haberlerde, işten çıkarmaların yaklaşık 400 çalışanı kapsadığı ifade edildi.
– Sony
Genel merkezi ABD’nin California eyaletinde bulunan, Sony’nin video oyunu ve dijital eğlence alanında faaliyet gösteren yan kuruluşu Sony Interactive Entertainment, küresel iş gücünün yüzde 8’ine karşılık gelen 900 çalışanını işten çıkarma planını duyurdu.
– Cisco
ABD merkezli ağ teknolojileri şirketi Cisco, yeniden yapılanma planı kapsamında küresel iş gücünü yaklaşık yüzde 5 azaltacağını açıkladı.
Cisco’dan yapılan açıklamada, yeniden yapılanma planıyla şirket organizasyonunun yeniden düzenlenmesi ve temel öncelikli alanlara daha fazla yatırım yapılmasının sağlanmasının hedeflendiği belirtildi.
– DocuSign
Dijital imza hizmeti sunan DocuSign, yeniden yapılanma kapsamında iş gücünü yüzde 6 azaltacağını duyurdu.
– Estee Lauder
Amerikan kozmetik şirketi Estee Lauder, yeniden yapılanma programı kapsamında küresel iş gücünü yüzde 3 ila yüzde 5 arasında azaltacağını bildirdi.
İşten çıkarma kararı kozmetik devinin üç aylık dönemde kar ile gelirinde düşüş olması ve yıllık kar tahminini düşürmesi üzerine gelirken, işten çıkarmaların 3 bin 100 çalışanı etkileyeceği ifade edildi.
– Expedia
Çevrim içi seyahat şirketi Expedia’nın “organizasyonel ve teknolojik dönüşümün” bir parçası olarak yaklaşık 1500 çalışanını işten çıkaracağı bildirildi.
– Fisker
Elektrikli araç startupı Fisker, çalışanlarının yüzde 15’ini işten çıkaracağını açıkladı.
– Instacart
ABD ve Kanada’da market alışverişi ve teslimatı hizmeti sunan Instacart’ın karlılığa odaklandığı için yaklaşık 250 çalışanını, personelinin yaklaşık yüzde 7’sini işten çıkaracağı belirtildi.
– Morgan Stanley
ABD’nin büyük bankalarından Morgan Stanley’nin varlık yönetimi bölümündeki yüzlerce kişiyi işten çıkarmayı planladığı bildirildi.
İşten çıkarmaların Bankanın söz konusu biriminin çalışanlarının yüzde 1’inden azını etkilemesinin beklendiği ifade edildi.
– Nike
ABD merkezli spor giyim markası Nike, maliyetleri düşürmek amacıyla iş gücünü yaklaşık yüzde 2 oranında azaltacağını açıkladı.
– Okta
San Francisco merkezli kimlik ve erişim yönetimi şirketi Okta’nın iş gücünün yaklaşık yüzde 7’sini işten çıkaracağı bildirildi.
Okta Üst Yöneticisi Todd McKinnon, “Gerçek şu ki maliyetler hala çok yüksek.” değerlendirmesinde bulundu.
– Paramount Global
ABD’li medya şirketi Paramount Global’ın 800 kişiyi işten çıkaracağı belirtildi.
– Snap
ABD’li sosyal medya şirketi Snap, küresel iş gücünü yüzde 10 azaltmaya yönelik planını duyurdu.
ABD medyasında çıkan haberlerde, işten çıkarmaların şirketin 500’den fazla çalışanını etkileyeceği bilgisi verildi.
Ağustos 2022’de çalışanlarının yüzde 20’sinin işine son vereceğini açıklayan Snap, o tarihten bu yana birkaç kez işten çıkarmaya gitmişti. Şirket son olarak geçen yıl kasım ayında işten çıkarma yapmıştı.
– Warner Music
Amerikan müzik şirketi Warner Music, 600 çalışanını işten çıkaracağını bildirdi.
Warner Music Üst Yöneticisi Robert Kyncl, şirketteki değişikliklerin maliyetten yıllık 200 milyon dolar tasarruf sağlayacağını ve bunun çoğunlukla şirketin ana faaliyet alanını desteklemek için kullanılacağını açıkladı.
– Zoom
Çevrim içi video konferans uygulaması Zoom’un yaklaşık 150 kişiyi işten çıkarma kararı aldığı belirtildi.
ABD basınında yer alan haberlere göre, Zoom iş gücünün yüzde 2’sinden azını oluşturan yaklaşık 150 kişiyi işten çıkarma kararı aldı.
Şirketin bu yıl yapay zeka gibi alanlarda işe alımlara devam edeceği bildirildi.
– UPS
Amerikan kargo devi UPS’in şirketin “kaynaklarını yeniden ayarlama” planı kapsamında iş gücünü 12 bin kişi azaltacağı ifade edildi.
İş gücünü azaltmanın şirketi yaklaşık 1 milyar dolarlık maliyetten kurtaracağı kaydedildi.
– Levi’s
ABD’li giyim firması Levi Strauss&Co, küresel iş gücünü yüzde 10 ila yüzde 15 azaltacağını duyurdu.
Şirketten yapılan açıklamada, uzun vadeli karlı büyümeyi destekleme stratejisi doğrultusunda 2024 mali yılında 100 milyon dolarlık net maliyet tasarrufu sağlanmasının hedeflendiği belirtildi.
– PayPal
Çevrim içi ödeme sistemi PayPal’ın küresel iş gücünü yüzde 9 azaltacağı bildirildi.
PayPal Üst Yöneticisi Alex Chriss, karmaşıklığın ve tekrarların azaltılması için şirket genelinde daha fazla odaklanma ve verimliliğin sağlanması, otomasyonun uygulanması ve teknolojinin sağlamlaştırılması gerektiğini ifade etti.
– Microsoft
ABD’li teknoloji devlerinden Microsoft’un oyun biriminden yaklaşık 1900 çalışanı işten çıkaracağı bildirildi.
– Rivian
ABD merkezli elektrikli otomobil şirketi Rivian, “ekonomik ve jeopolitik belirsizlikler ile baskılar, özellikle de tarihsel olarak yüksek faiz oranlarının etkisi” nedeniyle iş gücünü yüzde 10 oranında azaltacağını açıkladı.
]]>Genellikle yağmur ve sağanak, yer yer gök gürültülü sağanak, Batı ve Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’nun kuzey ve doğusunda karla karışık yağmur ve kar şeklinde görülecek olan yağışların; Doğu Anadolu’nun güneydoğusu, Güneydoğu Anadolu’nun doğusu ile Hatay, Osmaniye, Kahramanmaraş, Ordu, Giresun, Bingöl ve Muş çevrelerinde yerel olarak kuvvetli olması bekleniyor.
Gece ve sabah saatlerinde Marmara ve İç Ege ile İç Anadolu’nun kuzeybatısında yer yer pus ve sis, doğu kesimlerde buzlanma ve don olayı bekleniyor. Marmara ve Ege’de toz taşınımı bekleniyor. Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’nun kuzey ve doğusunda çığ tehlikesi bulunuyor.
Hava sıcaklığının Marmara ile Batı Akdeniz’de 2 ila 4 derece artacağı, iç ve doğu kesimlerde 3 ila 5 derece azalacağı tahmin edilirken, rüzgarın genellikle güney ve batı yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Doğu Anadolu’nun güneydoğusunda güney ve güneybatı yönlerden kuvvetli (40-60 km/saat) olarak esmesi bekleniyor.

KUVVETLİ YAĞIŞ, KUVVETLİ RÜZGAR, ÇIĞ VE TOZ TAŞINIMI UYARISI
Meteoroloji, kuvvetli yağışın ve rüzgarın yanı sıra çığ ile toz taşınımı uyarısında da bulundu. MGM’nin uyarılarında şu ifadeler yer aldı:
* “Yağışların, Doğu Anadolu’nun güneydoğusu, Güneydoğu Anadolu’nun doğusu ile Hatay, Osmaniye, Kahramanmaraş, Ordu, Giresun, Bingöl ve Muş çevrelerinde yerel olarak kuvvetli olması beklendiğinden yaşanabilecek, sel, su baskını, yıldırım, küçük çaplı dolu yağışı, yağış anında kuvvetli rüzgar ve fırtına, ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.
* Rüzgarın, Doğu Anadolu’nun güneydoğusunda güney ve güneybatı yönlerden kuvvetli (40-60 km/saat) olarak esmesi beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.
* Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’nun kuzey ve doğusunda yüksek kar örtüsüne sahip eğimli yamaçlarında çığ tehlikesi bulunduğundan dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.
* Marmara ve Ege’de yer yer toz taşınımı bekleniyor.”

BÖLGELERİMİZDE HAVA
MARMARA
Parçalı ve çok bulutlu, doğu kesimleri ile bu akşam saatlerinde Tekirdağ çevrelerinin sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Gece ve sabah saatlerinde yer yer pus ve sis bekleniyor. Yarın (Salı) toz taşınımı görüleceği tahmin ediliyor.
EDİRNE 3°C, 19°C
Parçalı ve çok bulutlu
İSTANBUL 6°C, 15°C
Parçalı ve çok bulutlu, bu akşam saatlerinde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
KIRKLARELİ 3°C, 16°C
Parçalı ve çok bulutlu
KOCAELİ 6°C, 17°C
Parçalı ve çok bulutlu, bu akşam saatlerinde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
EGE
Parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin bu akşam saatlerinde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yarın (Salı) toz taşınımı bekleniyor.
AFYONKARAHİSAR -1°C, 14°C
Parçalı ve çok bulutlu, bu akşam saatlerinde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
DENİZLİ 9°C, 20°C
Parçalı ve çok bulutlu, bu akşam saatlerinde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
İZMİR 8°C, 20°C
Parçalı ve çok bulutlu, bu akşam saatlerinde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
MUĞLA 7°C, 21°C
Parçalı ve çok bulutlu, bu akşam saatlerinde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı

AKDENİZ
Parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin (Antalya ve Mersin il merkezi hariç) sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, Hatay, Kahramanmaraş ve Osmaniye çevrelerinde yerel olmak üzere kuvvetli olması bekleniyor.
ADANA 13°C, 23°C
Parçalı ve çok bulutlu, bu gece ve yarın (Salı) sabah saatlerinde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
ANTALYA 15°C, 22°C
Parçalı ve çok bulutlu
HATAY 13°C, 18°C
Parçalı ve çok bulutlu, kuvvetli olmak üzere aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
MERSİN 14°C, 22°C
Parçalı ve çok bulutlu
İÇ ANADOLU
Parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin yağmur ve sağanak, yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Gece ve sabah saatlerinde yer yer pus ve sis bekleniyor.
ANKARA 1°C, 11°C
Parçalı ve çok bulutlu, bu akşam saatlerinde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
ESKİŞEHİR 1°C, 15°C
Parçalı ve çok bulutlu, bu akşam saatlerinde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
KONYA 5°C, 13°C
Parçalı ve çok bulutlu, bu gece ve yarın (Salı) sabah saatlerinde yağmur ve sağanak yağışlı
SİVAS 3°C, 9°C
Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı
BATI KARADENİZ
Parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin yağmur ve sağanak yağışlı, iç kesimlerinin yükseklerinin karla karışık yağmurlu geçeceği tahmin ediliyor.
BOLU 0°C, 12°C
Parçalı ve çok bulutlu, bu akşam ve gece saatlerinde yağmurlu, yüksekleri karla karışık yağmurlu
KARABÜK 2°C, 13°C
Parçalı ve çok bulutlu, bu akşam ve gece saatlerinde yağmurlu, yüksekleri karla karışık yağmurlu
SİNOP 8°C, 13°C
Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı yağmurlu
ZONGULDAK 6°C, 12°C
Parçalı ve çok bulutlu, bu akşam ve gece saatlerinde yağmurlu
ORTA ve DOĞU KARADENİZ
Parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin yağmur ve sağanak yağışlı, Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinin yükseklerinin karla karışık yağmur ve kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, gece saatlerinde Ordu ve Giresun çevrelerinde kuvvetli olması bekleniyor. Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinde yüksek kar örtüsüne sahip eğimli yamaçlarında çığ tehlikesi bulunmaktadır.
AMASYA 5°C, 14°C
Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı
SAMSUN 7°C, 16°C
Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı
TOKAT 5°C, 13°C
Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı
TRABZON 9°C, 13°C
Parçalı ve çok bulutlu, gece saatlerinden itibaren aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı
DOĞU ANADOLU
Parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, karla karışık yağmur ve kar, güneybatı kesimlerinde yağmur şeklinde olmak üzere; bölgenin güneybatısı ile Bitlis ve Muş çevrelerinde kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgarın, güneydoğusunda güney ve güneybatı yönlerden kuvvetli (40-60 km/saat) olarak eseceği tahmin ediliyor. Bölgenin yüksek kar örtüsüne sahip eğimli yamaçlarında çığ tehlikesi bulunmaktadır.
ERZURUM -6°C, 2°C
Parçalı ve çok bulutlu, gece saatlerinden itibaren aralıklı kar yağışlı
KARS -4°C, 1°C
Parçalı ve çok bulutlu, yarın (Salı) aralıklı kar yağışlı
MALATYA 7°C, 13°C
Parçalı ve çok bulutlu, gece ve sabah saatlerinde yağmurlu
VAN -2°C, 6°C
Parçalı ve çok bulutlu, sabah ve öğle saatlerinde yağmur ve karla karışık yağmurlu geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, sabah saatlerinde kuvvetli olması bekleniyor.
GÜNEYDOĞU ANADOLU
Parçalı ve çok bulutlu, sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, bölgenin doğusunda yer yer kuvvetli olması bekleniyor.
DİYARBAKIR 6°C, 15°C
Parçalı ve çok bulutlu, gece ve sabah saatlerinde sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, sabah saatlerinde kuvvetli olması bekleniyor.
GAZİANTEP 8°C, 16°C
Parçalı ve çok bulutlu, gece ve sabah saatlerinde sağanak yağışlı
SİİRT 5°C, 7°C
Parçalı ve çok bulutlu, gece saatlerinden itibaren sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yarın (Salı) yer yer kuvvetli olması bekleniyor.
ŞANLIURFA 10°C, 18°C
Parçalı ve çok bulutlu, gece ve sabah saatlerinde sağanak yağışlı
Beşi aynı aileden olan kayakçılar, cumartesi günü İsviçre ile İtalya arasındaki sınırın ortasında yer alan Matterhorn Dağı yakınındaki Zermatt-Arolla yolunda kayboldu.
Helikopterden çekilen videoda, kar mağarası gibi görünen bir tümseğin bulunduğu beyaz geniş kalın kar tabakasındaki izler görülüyor. Kurtarma ekipleri, grubun mağarayı hava şartlarından korunmak için yapmaya çalıştığını, ancak sonunda bilinç kaybına uğradıklarını ve dondurucu havaya maruz kalarak öldüklerini söyledi.
AYNI AİLEDEN BEŞ KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
Yaşları 21 ila 58 arasında değişen altı kayakçıdan oluşan grup, aynı günün ilerleyen saatlerinde Matterhorn dağı yakınındaki Arolla kasabasına ulaşmak amacıyla cumartesi sabahı Zermatt’tan ayrıldı. Ancak grup, Zermatt ile Arolla arasındaki bir dağ zirvesi olan Tete Blanche’ın yakınından geçerken, bölgede kayakçıları yaklaşık 3.500 metre yükseklikte mahsur bırakan şiddetli bir fırtına başladı.
Yetkililer, grubun bir üyesinin cumartesi öğleden sonra saat 17.00 civarında acil servislere bir imdat çağrısı gönderdiğini ancak fırtınanın şiddeti nedeniyle helikopterlerin ve kurtarma ekiplerinin harekete geçemediğini söyledi.
Pazar akşamı bir kurtarma ekibi nihayet dağa ulaştığında, altı dağ meraklısından beşi can vermişti.
Kurtarma ekipleri kayıp altıncı kişiyi bulmak için umutsuzca arama çalışmalarını sürdürüyor.

FIRTINADAN KORUNMAYA ÇALIŞMIŞLAR AMA…
Kurtarma operasyonunu yürüten Air Zermatt kurtarma şefi Anjan Truffer, İsviçre medyasına şunları söyledi: “Bulduğumuz resim çok kötü… Kayakçıların bir mağara inşa edip kendilerini rüzgardan korumaya çalıştıklarını gördük.”
Truffer ayrıca cesetlerinin alanın etrafına dağılmış halde bulunduğunu, bunun da bilinçlerini kaybetmeden önce paniklemiş olabilecekleri anlamına geldiğini söyledi.

Valais kanton polisi şefi Christian Varone gazetecilere verdiği demeçte, kurtarma ekiplerinin mahsur kalan kayakçılara ulaşmak için her yolu denediğini ancak korkunç koşullarla karşı karşıya kaldıklarını söyledi. “İmkansızı deniyorduk” dedi ve kurtarma çalışanlarının hayatlarını ciddi şekilde tehlikeye atmaktan” kaçınmak için geri dönmek zorunda kaldığını ekledi.
YARDIM BEKLEMİŞLER
Truffer, acil servislerin cumartesi günü yerel saatle 17.19 civarında kayakçılardan birinden acil durum sinyali aldığını doğruladı. Ancak o sırada havanın kötü olduğunu ve kayakçıları kurtarmak için uçmanın bir seçenek olmadığını söyledi.
Nihayet polis, pazar günü iki kurtarma görevlisi, bir doktor ve bir dağ polis memurundan oluşan ekibin nihayet helikopterle yakınlara bırakıldığını söyledi. Açıklamada, “Akşam 21.20 civarında Tete Blanche bölgesine ulaşıldı ve burada kayıp altı kişiden beşinin cesedi bulundu” denildi. Grubun son üyesini arama çalışmaları sürüyor.

Valais’teki yerel polis teşkilatından Marc Moix, hafta sonu Tete Blanche Dağı yakınlarında yaşanan trajedide kaybolan altı kayakçıdan biriydi.
Valais’teki yerel polis teşkilatından Marc Moix, Tete Blanche dağı yakınlarında yaşanan trajedide kaybolan altı kayakçıdan biriydi. Donarak öldüğüne inanılan iki kardeş David ve Jean-Vincent ise Moix’in kuzeni. Ayrıca hayatını kaybedenlerden ikisinin daha aynı aileden olduğu belirtilirken, altıncı bir kişinin ise hâlâ kayıp olduğu bildirildi.
Kayıp kişinin hukuk mezunu 28 yaşındaki Emilie Deschenaux olduğu belirlendi.
KASABADA ANMA TÖRENİ
Kayakçılardan biri olan Jean-Vincent’a yakın zamanda meclis üyesi olarak seçildiği Vex’te belediye başkanı da dahil olmak üzere meslektaşları ona saygılarını sundular. Aynı zamanda Londra’daki Westminster Üniversitesi’nde eğitim gören eski özel bankacı, hevesli bir dağcıydı ve kariyerini değiştirmeye karar vermişti.

Jean-Vincent Moix
Belediye Başkanı Sebastien Menoud şunları söyledi: “Yerel meclisteki bir meslektaşımızı kaybetmek çok büyük bir trajedi. Düşüncelerimiz kendisi, ailesi ve çevresindekilerle birlikte ve onlara en derin başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz. Ailesinin şu anda karşı karşıya olduğu şeyin tarif edilemez bir acı olduğunun farkındayız. Çok fazla şey yapamasak ve merhumları geri getiremeyeceğimizi bilsek bile, onlardan bu acının bir kısmını almak istiyoruz.”
Jean-Vincent, Westminster Üniversitesi’nde bir süre okuduktan sonra St Gallen Üniversitesi’nde okudu ve yerel futbol takımının bir üyesiydi ve bir bando takımında çalıyordu.

David Moix’ de kardeşi gibi donarak ölen kişilerden…
Valais Kurtarma Örgütü’nden Fredy-Michel Roten yerel basına, kurtarma görevine düzinelerce uzman dağcıyla birlikte altı özel kurtarma helikopteri ve iki İsviçre ordusu Super Puma helikopterinin katıldığını söyledi. Polis olaya karışanların kimliklerini henüz açıklamadı; sadece aileden beş kişinin Valais kantonundan, altıncı kişinin ise Fribourg kantonundan olduğunu söyledi.
ZORLU BÖLGE DAHA ÖNCE DE CAN ALMIŞ
Valais Başsavcısı Beatrice Pilloud gazetecilere, olayı çevreleyen koşulları belirlemek için bir soruşturma başlatıldığını belirtti.
Zermatt, kayakla ünlü popüler bir dağ beldesi ve bu özelliği ile de dünyanın dört bir yanından turist çeken bir bölge. Özellikle Tete Blanche, bölgenin ünlü manzarası ve sunduğu zorlu arazilerden etkilenen kayak meraklıları arasında oldukça popüler.
Ancak görüş mesafesinin zayıf olduğu dönemlerde bölgede gezinmenin oldukça zor olduğu ve deneyimli kayakçılar ve dağcılar için bile ölümcül olduğu biliniyor.
Yaklaşık beş yıl önce de iki kayak turu ekibinden 14 üyenin tehlikeli yamaçlardaki şiddetli fırtınanın ortasında yönünü kaybetmesiyle bir trajedi yaşanmıştı. Olayda yedi kişi ölmüş, geri kalanı ise yaralı olarak kurtarılmıştı.
]]>‘YAZA KADAR SICAKLIK HEP NORMALİN ÜZERİNDE’
Türkiye’nin ortalama sıcaklığının 2,9’dan 5,9 dereceye çıktığını bildiren Prof. Dr. Çiçek, “Doğu Anadolu’ya bakıyorsunuz ki Türkiye’de en soğuk yeri eksi 4,7 derece olan ortalama sıcaklık ocak ayında eksi 0.2’ye gelmiş. Tüm Türkiye’de 2,5 derece civarında ortalamaların üzerinde bir kış mevsimi yaşadık. Bu dönem iklim değişikliğinin Türkiye’de kötü bir örneği. Olumsuzluk olarak baktığımızda, kışı yaşamadığımız bir yıl oldu. Bu yılın sevindirici tarafı bana göre, Türkiye’de zaten öngörüler, yapılan uzun vadeli tahminler kış aylarının ortalamalar üzerinde geçeceğini gösteriyordu. Ama bu sıcaklıklara rağmen Türkiye nispeten yağışlı bir dönemi de geçirdi. Kuraklığı yaşamadık. Geçen sene çok ciddi bir kuraklık yaşamıştık. Bu sene Türkiye, sıcak ve yağışlı bir dönemi geçirdi ve bu trend böyle devam edecek. Önümüzdeki yaz aylarına kadar da bizim sıcaklığımız hep normallerin üzerinde geçecek” diye konuştu.
İklim değişikliğinin içinde uç değerlerin görülmesinin doğal olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çiçek, “Seneye bundan daha soğuk bir kış yaşayabiliriz, bu olabilir. Ama önemli olan ne? Baktığımız zaman işte ocak ayı en sıcak ocak ayı oldu. Şubat ayı ikinci oldu. 2000’li yıllardan sonra dünyada belirgin bir ısınma eğilimi var ve her sene neredeyse sıcaklık rekorları tekrarlıyor. Genel bir artma var; ama bu ‘hiç soğuk bir kış görmeyeceğiz, kar yağmayan kış görmeyeceğiz’ demek değildir” dedi.

‘İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ RÜZGARI DA ETKİLİYOR’
Prof. Dr. Çiçek, ‘jet rüzgarları’ isimli, kış aylarında yaşanacak sıcaklık ve yağış miktarlarını belirleyen bir rüzgar türü olduğunu ifade ederek, “Eğer bu rüzgarlar çok kuvvetli olursa Türkiye biraz ılıkça koşulları yaşıyor; ama eğer bu rüzgarlar yavaşlar ve salınım yapmaya başlarsa bizim üzerimizde serin ve yağışlı koşullar yetişiyor; çünkü kutup havasını bize doğru getiriyor. İşte iklim değişikliği bu rüzgarları da etkiliyor; çünkü kutup bölgesi ile ekvatoral bölgedeki, tropikal bölgedeki sıcaklık farkı azaldıkça bu rüzgarların yapısı değişiyor, o da böyle kararsız kış koşullarını yaşamamıza sebep oluyor” diye konuştu.
DOĞU ANADOLU İÇİN KAR UYARISI
Kararsız kış koşulları yaşanacağını ve bazı yılların soğuk olabileceğini aktaran Prof. Dr. Çiçek, “Bazı yıllar bu sene görüldüğü gibi çoğunlukla kar yağışsız koşulları yaşayacağız. Bazı yıllarda da özellikle mesela bu sene Doğu Anadolu’da kar koşulları iyiydi, karın olduğu yıllar yaşayacağız. Şimdi bu önümüzdeki günlerde de hafta sonuna kadar kutup havasının Türkiye üzerine gelmesi ve Türkiye’nin doğu yarısında kar yağışlarına sebep olmasını bekliyoruz. Özellikle yüksek kesimlerde kar yağışları olacak; ama bu kar yağışları bundan sonra çok etkili kar yağışları olmayacak” dedi.
]]>“BEŞ YILDIR BELEDİYEDE FOTOĞRAFIMI ASMAK YASAK”
Burada konuşan Yavaş, şunları söyledi:
* “Beş yıl boyunca yine benim hiçbir yerde fotoğrafımı görmediniz. Reklam yaparken görmediniz. Onun için ‘Az Laf Çok İş’ diyoruz. Ve beş yıldır belediyede benim fotoğrafımı asmak da yasak. Bunu bir genelgeyle memurlarıma, çalışanlarıma yazdım. Dedim ki ‘İllaki bir fotoğraf asacaksanız zaten Atatürk’ün resmi her odada vardır, kendi ailenizin fotoğrafını asın.’ İş yaparken aileniz, çoluğunuz çocuğunuz göz önüne gelsin istedim.
* Gölbaşı’na yaptıklarımızı biraz önce Yakup Başkan’ım söyledi. Biz tekrar buraya mitinge geldiğimizde detaylı olarak çıkaracağız aynı zamanda da mansuryavasneyapti.com veya MY2024’te köylülere kadar yaptığımız bütün hizmetleri sergiliyoruz. Ve Ankara halkına bu şekilde de hizmetlerimizi veriyoruz. Seçimlerde sürekli olarak ben dördüncü adaylığım, her seçimde mutlaka sıkışınca karalama siyaseti başlar. Alıştık artık. Ankara’ya da bunu kimin getireceğini hepiniz bilirsiniz. Herkes eksik olanları eleştirirse onun yerine kendisi eksik olanları nasıl yapacağını söylese bu şekilde birbirimizden de feyzalırız. Rakiplerimizin projelerinde eğer bizim aklımıza gelmemiş Ankara halkının yararınaysa elbette onu da gerçekleştiririz. Ama öyle olmuyor.
“ÖNCE KENDİ BELEDİYELERİNİZE BAKIN”
* Rakibim demiş ki ‘Belediyeyi batırdı.’ Halbuki geçen yıl yayınlandı. Amerika’daki bir kuruluş Türkiye’deki kredisi en yüksek belediyeyi Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak ilan etti. Önce bir kendi belediyelerinize de bakın. Ne kadar kredi çekmişsiniz, sıkıştıkça krediye ne kadar başvurmuşsunuz sizler de Ankara Büyükşehir gibi yayınlayın. Herkes görsün karda mı zararda mı. Belediyenin şirketlerinin çoğu nereye çalışıyor biliyor musunuz? Sadece Ankara Büyükşehir’de çalışıyor. Dışarıya iş yapmıyor. Eğer bu şirketler kar ediyorsa büyükşehir zarar edecek öyle mi? Yani eğer onlar zarar ediyorsa Ankara Büyükşehir’i kar ediyor. Eğer onlar kar ediyorsa Ankara Büyükşehir zarar ediyor. Dolayısıyla dışarıya iş yapmadıktan sonra en uygun fiyata elbette ki belediye şirketleri çalışacak. Bunları da yayınlıyoruz. Her şeyimiz açık.
* Bir diğer söyledikleri ‘yardımı kesecekler.’ Bırakın yardımları kesmeyi. Önceki dönemde inancımıza uygun olmayan bir şekilde yapılan dağıtımları ortadan kaldırdık. Bir tek tüccardan alınıyordu. Hep aynı tüccardan o da kar etmek için yurt dışından getirdiği bulguru makarnayı nohutu dağıtıyordu. Ben de diyordum ki; siz desteğinizi yapın da bir evin ihtiyacını en iyi anneler bilir. O gitsin bakkaldan, manavdan, kasaptan neye ihtiyacı varsa kendi çoluğunun çocuğunun ihtiyacını alsın. Ve bu nedenle biz Başkent Kart çıkaracağımızı seçim öncesi söyledik. Üç yıldır uyguluyoruz, yeniymiş gibi ilan ediyorlar ‘Biz Başkent Kart çıkaracağız’ diye. Yani bu kadar mı belediyeden uzak olursunuz. Hiç mi Ankara Büyükşehir’i izlemediniz? Ben de diyorum ki; bizim yaptıklarımızı vaad olarak verecekseniz mansuryavasneyapti.com’a girin yaptığımız ‘Bütün icraatları ben de yapacağım’ deyin. Öyle mi? Yeni hiçbir şey yok.
“BUNLARA VERİLECEK CEVAP SANDIKTADIR”
* Bunlara verilecek cevap sandıktadır. En büyük projemiz Ankara halkını zengin etmek. Türkiye’de eşi benzeri görülmeyen kırsal kalkınma desteklerine başladık. Gölbaşı’nda da 5 bin 605 çiftçiye 2 milyon 150 bin kilogram tohum desteği. 2 bin 483 çift mazot desteği, 837 çiftçiye kendi ürettiğimiz sıvı gübre desteği. 2 bin 93 çiftçiye kendi seralarımızda kurduğumuz seralardan elde ettiğimiz sebze fidesi desteği, bir de aynı zamanda şu anda BELPLUS şirketimiz atık plastikleri toplamak suretiyle bunlardan damlama sulama borusu imal ediyor. Bunu da bütün çiftçimize dağıtıyoruz.
* 32 bini aşkın emekliye ben destek oluyorum düzenli. Arttırarak da devam edeceğim. Neden? Bu emeklilerimizin birçoğu 70-80 yaşına gelmiş. İkinci iş yapma imkanları yok. Bu rakamlarla geçinmelerine ve onların da aç kalmalarına soğukta üşümelerine elbette izin veremeyiz. Türkiye’de de bu desteği Ankara Büyükşehir’den başka veren yok. Biz bunu söyleyince İstanbul’daki adayları ben iki bin lira vereceğim, Ankara’daki de beş bin vereceğim demeye başladı. İyi oldu. Neden iyi oldu? En azından kendi partilerine ait hükümet Türkiye’de emeklilerinin maaş sorunu olduğunun inşallah farkına vardı.
* Keşke verseler ama şunu söyleyeceğim; İstanbul’daki aday şu anda belediye başkanı değil ama Keçiören’deki aday şu anda Keçiören Belediye Başkanı. 1 Nisan’dan sonra vereceğine hiç olmazsa Keçiören’de verse ya emeklilere. Keçiören’de bizim destek olduğumuz 50 bin aile var. 5 binin üzerinde de emekli var. Ama et dağıtacağız biz deyince but dağıtacağız dediler. Baktık ihalelere. Şubat ayında iki kişiye kasım ayında 11 kişiye vermiş. Şimdilik sürekli olarak et ihalesi yapıyor. Keşke siz de iyi bir yönetici olsaydınız, ilçenizde yaşayan mağdurların farkına varsaydınız olmaz mıydı?
“BUGÜNE KADAR YAPTIĞIM EN BÜYÜK PROJEYİ GÖLBAŞI’NA YAPTIM”
* Bugüne kadar yaptığım en büyük projeyi Gölbaşı’na yaptım. En değerli proje, en büyük proje Gölbaşı’na şu ileride yapılan şu anda adı BAKAP olarak geçen yerdir. Üç buçuk milyon metrekare. 20 bin tane ağaç diktik. Meyve ağaçları da var. Oraya dut zamanı dut çırpmaya, ceviz zamanı ceviz toplamaya Ankaralıları davet edeceğiz. 30 kadar bungalov ev var. Ankara’daki aileleri orada misafir edip çocuklarına tarımı öğreteceğiz ve çocuklarımız artık domatesin, meyvenin, sebzenin manavda yetişmediğini öğrenecekler orada. 29 kilometre bisiklet yolu, 19 kilometre yürüyüş yolu var, spor alanları var.”
]]>Türk müzik tarihinin önemli isimlerinden biri olan Fecri Ebcioğlu tarafından keşfedilen Meral ve Zuhal kardeşler, 1970’li yıllarda müzik dünyasına adım attı.
İkizlerin, seslerini duyurduğu “Param Yok Pulum Yok” adlı şarkısı 1974 yapımı Kadir İnanır ve Müjdat Gezen’in başrolündeki “Uyanık Kardeşler” filminin müziği olarak dönemin klasiği haline geldi.
Bir zamanların şaşaalı hayatının ardından bugün Moda’da sakin bir yaşam sürdüren ikizler, evdekilerin yanı sıra sokakta da 150 kedinin bakımını yapıyor.
Meral ve Zuhal kardeşler, “17 Şubat Dünya Kediler Günü”nde hayvanlarla olan bağlarını AA muhabirine anlattı.

İkizlerden Meral Ozan, yaşamını sürdürdüğü Moda’da 1990’dan bu yana kedilere baktığını söyledi.
Bir komşusunun o yıllarda yeni çıkan kuru mamayı kedilere verdiğini görünce kendisinin de çantasında mama taşımaya başladığını dile getiren Ozan, “O günden sonra çantama mama alıp sokakta rastladığım kedilere vermeye başladım. Daha sonra hayvanlara mama verme işini sisteme koydum. Kapının önüne belirli aralıklarla mama koymaya başladım. Bu da binada oturanlarda rahatsızlık yarattı. ‘Burada kedi besleme, etraf kedi doldu.’ gibi şikayetler aldım. Bu şikayetler karşısında o kadar üzülüyordum ki eve gidip ağlıyordum.” diye konuştu.

Hatta bu şikayetler yüzünden kedilere bakamadığı için tansiyon ve şeker hastalığının nüksettiğini vurgulayan Ozan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kedi baktığım için bana bağıran çağıran insanlara da hayvan sevgisi versin, diye Allah’a çok içten dua ettim. Duam kabul olmuş olacak ki bir baktım bana bağıran, çağıran insanlar kedi, köpek almaya başladı. Şimdi Moda’da kediden köpekten geçilmiyor. Herkesin bir kedisi ya da köpeği var. Kar da yağmur da yağsa her sabah kalkıp, kedilerimi besliyorum. Şimdi böbreğimde taş çıktı ağrım da oluyor ama ona rağmen sürüklene sürüklene sokağa çıkıp, kedilerimi besliyorum.”

Ozan, kedilere bakmanın çok ağır bir sorumluluk olduğunu dile getirerek, “1990’dan bu yana hiç tatil yapmadık. Hatta Bodrum’da bir yazlığımız vardı, kedileri bırakıp gidemiyoruz diye onu da sattık. Bizim elimize bakan 150 kediyi başkalarına emanet edip gidemiyoruz. Bütün vaktim kedilerle geçiyor.” dedi.
Sadece mama vermediğini, hastalandıklarında da kedileri veterinere götürdüğünü anlatan Ozan, “Kısırlaştırma yaptırıyorum. Çok vaktimi alıyor gerçekten çok yoruluyorum. Her gün 150 kediye bakmak yorucu olabiliyor.” ifadelerini kullandı.
Hayvan beslemenin verdiği huzuru hiç bir şeyde bulamadığının altını çizen Ozan, “Hayvan beslemenin çok faydasını gördüm. Vücudunuzda neresi hasta ise kedi orayı anlar ve gelip o bölgenize yatar. Size bir arkadaş olur, huzur verir. Kedilere nankör denmesini hiç anlamıyorum.” diye konuştu.

Zühal Şener Kandemir ise 1985’li yıllardan itibaren kedi beslediğini belirterek, “Evdeki artan yemekleri kedilere vermeye başladım. Her gün iki kez 4 kat aşağı inip kedileri besliyordum. Fakat beslediğim kediler tek tek arabanın altında kalıp ölünce psikolojim bozuldu. Bir süre ara verip, kedi bakım işini kardeşim Meral’e bıraktım.” dedi.
Kandemir, hayvan sevgisinin annelerinin kendilerine aldığı bir kedi ile başladığını vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Kedimizin adı Minnoş’tu, bir sokak kedisiydi. Babamın işi nedeniyle Zonguldak’tan Denizli’ye taşınınca onu yanımızda götürememek bizi çok üzmüştü. Denizli’deki komşumuzun kedisinin yavruları olunca birini aldık. Ondan sonra içimizdeki kedi sevgisi hiç bitmeden büyüdü. Hiç kedisiz evimiz olmadı. Şu an 10 kedim var evde. Havalar soğuduğunda sokaktaki kedileri de eve alıyoruz. Eşim de çok hayvansever ve merhametli bir insan. ‘Evde çok kedi var almayalım.’ desem de o alıyor. Kışın, 15’e kadar çıkıyor evdeki kedi sayısı.”
Kandemir, kedilere bakmanın çok yorucu olduğunu belirterek, “Sabah kalkar kalmaz kedilerin bakımını yapıyor ve karınlarını doyuruyorum. Bir kedim yaşlılıktan idrarını tutamıyor. O yüzden sürekli paspas elimde geziyorum. Bütün günüm onlara bakmakla geçiyor. Benim de Meral’in de emekli maaşı kedilerin bakımına gidiyor. Veteriner ve mama ücretleri çok yüksek.” ifadelerini kullandı.
Kedi beslemenin insan psikolojisi üzerinde çok olumlu bir etki yarattığını aktaran Kandemir, kedilerin uğur ve şans getirdiğine inandığını söyledi. Kandemir, bir hevesle hayvan alıp, sonra sokağa bırakılmasının sorumsuzluk ve vicdansızlık olduğunu dile getirdi.
]]>Şüphelilerin, satışını yaptıkları token ile kripto piyasalarında para kazandıracaklarını vadettiği, ayrıca dron fabrikası kurarak da yine kar sözü verdikleri öğrenildi. Şüphelilerin 3 bin 100 kişiden yaklaşık 5 milyar 123 milyon TL topladıkları öne sürüldü.
YAZILIMLA İKNA ETMİŞ
Sedat Ocakcı’nın ilk olarak, borsada değerlendirdiğini söyleyerek para toplamaya başladığı, ardından kripto paraya girdiği, sonrasında yazılım firması kurduğu öğrenildi. Kripto için para topladığı sırada vatandaşları, ‘Bir yazılım sistemi geliştirdim. Bu sayede borsa ve kripto para işinde piyasanın iniş veya çıkış dönemleri yaşansa bile hiç kaybetmiyorum’ diyerek ikna ettiği belirtildi. Sedat Ocakcı’nın en az yüzde 17 kar vadettiği de kaydedildi.
Sedat Ocakcı’nın yakın dönemde bütün varlığı kripto borsasına aktardığı, soğuk cüzdana yüklediği, bu varlığı şoförüyle İstanbul’daki kuzeni Salih Han’a gönderdiği öğrenildi. Salih Han’ın bu soğuk cüzdan ile Dubai’ye kaçması üzerine Ocakcı’nın 31 Ocak’a kadar yatırımcıya ödeme yapmaması üzerine mağdurların Emniyet Müdürlüğü’ne şikayetçi oldukları kaydedildi.
OPERASYON 7 ŞUBAT’TA BAŞLADI
Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı, dolandırıcılık iddiaları üzerine soruşturma başlattı. Savcılığın talimatıyla 7 Şubat sabahı harekete geçen İzmir Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve nitelikli dolandırıcılık’ suçlarından haklarında gözaltı kararı çıkarılan, aralarında, Ocakcı Holding sahibi Sedat Ocakcı, eşi Seçilay Ocakcı (30) ve holdinge bağlı bir şirketin genel müdür yardımcısı emekli Tuğgeneral Mehmet Rıfat Alkan’ın da bulunduğu 30 kişiye yönelik eş zamanlı operasyon düzenledi. Ocakcı Holding ve bağlı işletmelerinde arama yapıldı.
Ocakçı çiftinin lüks yaşamları dikkat çekiyordu
OCAKCI ÇİFTİ ADANA’DA YAKALANDI
Ocakcı çifti, İzmir Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Adana Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerinin desteğiyle Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından, Adana’da saklandıkları kiralık evde yakalandı. Ocakcı çiftinin operasyon öncesi Türkiye’yi terk etmeye çalıştıkları ortaya çıktı. 1 Ocak 2023’te Ocakcı Holding’i kurduğu belirtilen Sedat Ocakcı hakkında ilk olarak geçen 1 Şubat’ta İzmir Emniyet Müdürlüğü’ne şikayette bulunulduğu bildirildi.
Şikayetin ardından emniyetin talebiyle mahkeme tarafından hakkında yurt dışı çıkış yasağı getirildiği kaydedilen Ocakcı’nın 5 Şubat’ta Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan eşiyle yurt dışına gitmeye çalıştığı, ancak hakkındaki yurt dışı çıkış yasağını öğrenince Adana’ya geçip, eşyalı kiralık ev tuttuğu belirtildi. Sedat Ocakcı’nın Adana’ya gitmesindeki amacının, buradan da yasa dışı yollardan Kıbrıs’a gitmek olduğu öğrenildi.
DRON FABRİKASI İÇİN TAHSİS EDİLEN ALANA HİÇBİR ŞEY YAPILMADI
Operasyonda haklarında gözaltı kararı verilen şüphelilerden 29’u yakalandı. Ayrıca 1 kişi yardım ve yataklıktan, Ankara’da 2 şüpheli de Sedat Ocakcı ile iş birliği yaptığı tespitiyle gözaltına alındı. Böylelikle İzmir merkezli Antalya, Ankara ve Aksaray’da gerçekleştirilen operasyonlarda toplam 32 kişi gözaltına alındı. 1 şüpheli ise halen aranıyor. Şüpheliler arasındaki emekli Tuğgeneral Mehmet Rıfat Alkan’ın, üsteğmen olarak görev yaptığı Türk Silahlı Kuvvetleri’nden FETÖ soruşturmasında 2019 yılında ihraç edilen holding sahibi Sedat Ocakcı’nın geçmişte komutanı olduğu ortaya çıktı.
Alkan’ın Yüksek Askeri Şura Toplantısı’nda alınan kararla tuğgeneral olarak görev yaptığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan 30 Ağustos 2022’de emekli edildiği belirtildi. Alkan’ın, emekli olduktan sonra holdinge bağlı şirketlerden Metayıldız’ın genel müdür yardımcılığı görevini yürüttüğü kaydedildi. Şirkete, 15 Temmuz 2023’te, Yozgat Bozok Organize Sanayi Bölgesi Yatırım Alanı’nda yer tesis edildiği öğrenildi.
Dron imalatı üzerine fabrika kuracağını beyan eden şirket yetkililerinin, bu alanda 3-4 ay kadar hafriyat alım çalışması yaptığı ancak ‘Bozok Organize Sanayi Meta Yıldız Dron Fabrikası Meta Yıldız Bilişim Teknolojileri Dış Ticaret Sanayi Anonim Şirketi’ ibarelerinin yazılı tabelanın dışında, alanda başka hiçbir icraat gerçekleştirmediklerinin ortaya çıktığı belirtildi.
17 YAŞINDAN BERİ BORSAYLA İLGİLENİYORMUŞ
Polisteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, 9 Şubat’ta adliyeye sevk edildi. Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği, şüphelilerden holding sahibi Sedat Ocakcı, eşi Seçilay Ocakcı ile holdingdeki bir şirketin genel müdür yardımcısı emekli Tuğgeneral Mehmet Rıfat Alkan’ın da aralarında olduğu 27 şüpheliyi tutukladı. Diğer 5 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 13 Şubat’ta aranan 1 şüphelinin daha yakalanıp tutuklanması üzerine, operasyondaki tutuklu sayısı 28’e yükseldi. Ayrıca Dubai’ye kaçan Salih Han hakkında da yakalama kararı çıkarıldı. Sedat Ocakcı’nın hakimlikteki ifadesi ortaya çıktı. 17 yaşından beri borsayla uğraştığını, askeriyeden ihraç edilince borsa eğitimi aldığını belirten Ocakcı, borsa robotları kullandığını ve bu nedenle zarar etmediğini söyledi.
‘PARASI ÇALINAN VE MAĞDUR BENİM’
Mağdurlara paralarını vermek ve borsadan çıkmayı istediğini söyleyen Ocakcı, soğuk cüzdanı kaçıran Salih Han’ın arkasında kimin olduğunu bilmediğini, şirketinde FETÖ’den atılan 3 kişinin bulunduğunu belirterek, “Bunlar bana karşı gelen FETÖ’cüler de olabilir. Salih’e cüzdanı nakde çevirsin diye verdim. Çalındığını, mesaj attığı zaman anladım. Dubai’ye kaçtığını öğrenince, polis merkezine giderek şikayetçi oldum. Salih hakkında yakalama kararı var. Asıl parası çalınan ve mağdur olan benim” dedi.
EŞİ SOSYALLEŞSİN DİYE ODA VERMİŞ
Eşinin şirket faaliyetleriyle ilgisinin bulunmadığını söyleyen Ocakcı, “Evde durmasın, sosyal olsun diye ona şirkette bir oda yaptım. Odasında ‘Yönetim Başkan Yardımcısı’ yazmasına rağmen imza yetkisi yoktur. Soysal medyadaki paylaşımlar, ona sürprizlerimdir” dedi.
Olayların sosyal medyada yayılmasından sonra güven kaybettiğini, mafya tipli kişilerin hedefi olup tehdit aldığını belirten ve kaçarken yakalanan Ocakcı, Kıbrıs’a gitme amacının eşini ve kayınvalidesini bırakıp geri dönmek olduğunu ifade etti. Ocakcı’nın ifadesinde “Ödemeleri yapacaktım. Suçlamaları kabul etmiyorum. Suçsuzum” dediği öğrenildi.
]]>Ligde de Fenerbahçe ile zirve yarışını sürdüren “Cimbom” ara transferde önemli bir gelir elde etti.
Galatasaray, 2021-2022 sezonu başında 1 milyon 150 bin avro karşılığında Fransa’nın Rennes takımından transfer edilen Sacha Boey’i 30 milyon avro bonservis ve 5 milyon şarta bağlı avro bonus karşılığında Bayern Münih’e sattı. Bu transfer, Türk futbol tarihi adına bonservis bedeli rekoru olarak kayıtlara geçti.
Sarı-kırmızılılar, sezon başında Birleşik Arap Emirlikleri’nin Al-Nasr takımından 700 bin avroya aldığı Demokratik Kongolu Cedric Bakambu’dan yarım sezonda 4 milyon 300 bin avro kar elde etti. Galatasaray, yarım sezon oynattığı 32 yaşındaki santrforu, İspanya’nın Real Betis kulübüne 5 milyon avro bonservis ve 5 milyon 50 bin avro bonuslar karşılığında sattı.
“Cimbom” ara transferde net 35 milyon avro bonservis geliri elde ederken, bonusların gerçekleşmesi durumunda önemli bir geliri de kasasına koyacak.
ANGELINO, ROMA’YA GİTTİ
Galatasaray’ın sezon başında Almanya’nın Leipzig takımından kiraladığı İspanyol sol bek Angelino ile yollar ayrıldı.
Yarım sezonda sarı-kırmızılı formayla 19 resmi müsabakaya çıkıp 1 kez de gol sevinci yaşayan 27 yaşındaki savunma oyuncusunun performansı yeterli bulunmadı. Leipzig ile yapılan görüşmelerde kiralık sözleşmesi feshedilen Angelino, İtalyan temsilcisi Roma’ya kiralandı.
Kadroda düşünülmeyen Christian Luyindama’nın sözleşmesini fesheden Galatasaray ayrıca Halil Dervişoğlu’nu Atakaş Hatayspor’a, Kazımcan Karataş’ı ise MKE Ankaragücü’ne kiralık olarak gönderdi.
BERKAN KUTLU KİRALIKTAN DÖNDÜ
Sarı-kırmızılılar, ara transferde İtalya’nın Genoa takımına kiraladığı Berkan Kutlu’yu geri getirdi.
Ağustos ayı sonunda 250 bin avro geçici transfer bedeli ve 5 milyon avro opsiyon hakkıyla Genoa’ya kiralanan 25 yaşındaki orta saha oyuncusu, ara transferde takıma döndü.
Teknik direktör Okan Buruk’un joker oyuncularından olan Berkan, döndükten sonra orta saha, sol bek ve stoperde görev yaptı.
Berkan Kutlu, Genoa’da İtalya 1. Futbol Ligi’nde (Serie A) 6, İtalya Kupası’nda 2 müsabakada forma giydi.
GİDENLERİN YERİ UCUZA DOLDURULDU
Galatasaray, takımdan ayrılan oyuncuların yerini fazla para harcamadan doldurdu.
Sacha Boey ve Cedric Bakambu’dan hatırı sayılır bir miktar gelir sağlayan, Angelino’nun gidişiyle de hem yıllık ücreti hem de zorunlu satın alma maddesini kullanmadığı için ciddi bir miktardan tasarruf eden sarı-kırmızılılar, bu oyuncuların yerine yaptığı hamlelerde eli sıkı davrandı.
Brezilyalı santrfor Carlos Vinicius için Fulham’a 600 bin avro kiralama bedeli ödeyen Galatasaray, Serge Aurier için de Nottingham Forest’a 100 bin avro transfer bedeli verdi.
Sarı-kırmızılı kulüp, Angelino’nun yerine Almanya’nın Hannover 96 takımından Gana asıllı Alman sol bek Derrick Köhn’ü aldı. “Cimbom” 25 yaşındaki oyuncu için 3 milyon 350 bin avro bonservis bedeli ödeyecek.
GALATASARAY’IN ARA TRANSFER RAPORU
Sarı-kırmızılı takımda ikinci transfer ve tescil döneminde gelen ve giden futbolcular şöyle:
Gelenler: Carlos Vinicius (Fulham-Kiralık), Serge Aurier (Nottingham Forest-Kiralık), Derrick Köhn (Hannover 96), Berkan Kutlu (Genoa-Kiradan döndü)
Gidenler: Sacha Boey (Bayern Münih), Cedric Bakambu (Real Betis), Angelino (Leipzig-Kiralıktan döndü), Halil Dervişoğlu (Atakaş Hatayspor-Kiralık), Kazımcan Karataş (MKE Ankaragücü-Kiralık)
]]>Yüksek kar vaadiyle paralarını verenler, dolandırıldıkları iddiasıyla polise şikayetçi olmaya başladı.
Şüphelilerin, satışını yaptıkları token ile kripto piyasalarında para kazandıracaklarını vaat ettiği, ayrıca dron fabrikası kurarak da yine kar sözü verdikleri öğrenildi. Şüphelilerin 3 bin 100 kişiden yaklaşık 5 milyar 123 milyon TL para topladıkları öne sürüldü.

EN AZ YÜZDE 17 KAR VAADİ
Sedat Ocakcı’nın ilk olarak parayı borsada değerlendirdiğini söyleyerek para toplamaya başladığı, ardından kripto paraya girdiği, sonrasında yazılım firması kurduğu öğrenildi.
Kripto için para topladığı sırada vatandaşları ‘Bir yazılım sistemi geliştirdim. Bu sayede borsa ve kripto para işinde piyasanın iniş veya çıkış dönemleri yaşansa bile hiç kaybetmiyorum’ diyerek ikna ettiği belirtildi.
Sedat Ocakcı’nın en az yüzde 17 kar vadettiği de kaydedildi. Sedat Ocakcı’nın yakın bir dönemde bütün varlığı kripto borsasına aktardığı, soğuk cüzdana yüklediği, bu varlığı şoförü ile İstanbul’daki kuzeni Salih Han’a gönderdiği öğrenildi.
Salih Han’ın bu soğuk cüzdan ile Dubai’ye kaçması üzerine Ocakcı’nın 31 Ocak tarihine kadar yatırımcıya ödeme yapmaması üzerine mağdurların emniyete müdürlüğüne şikayetçi oldukları kaydedildi.

30 ŞÜPHELİ İÇİN GÖZALTI KARARI
Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı, dolandırıcılık iddiaları üzerine soruşturma başlattı.
Savcılığın talimatıyla 7 Şubat sabahı harekete geçen İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve nitelikli dolandırıcılık’ suçlarından haklarında gözaltı kararı çıkartılan aralarında Ocakcı Holding sahibi Sedat Ocakcı, eşi Seçilay Ocakcı’nın da bulunduğu 30 kişiye yönelik eş zamanlı operasyon düzenledi.
Ocakcı Holding ve bağlı 10 işletmelerinde arama yapıldı. Ocakcı Holding bünyesinde 10 şirketin bulunduğu bildirildi.

YURT DIŞINA KAÇMAYA KALKIŞTILAR
Ocakcı çifti, İzmir Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Adana Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerinin desteği ile Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, Adana’da saklandıkları kiralık evde yakalandı.
Ocakcı çiftinin operasyon öncesi Türkiye’yi terk etmeye çalıştıkları ortaya çıktı. 1 Ocak 2023’te Ocakcı Holding’i kurduğu belirtilen Sedat Ocakcı hakkında ilk olarak 1 Şubat 2024’te İzmir İl Emniyet Müdürlüğü’ne şikayette bulunulduğu bildirildi.
Şikayetin ardından emniyetin talebi üzerine mahkemece Ocakcı hakkında yurt dışı çıkış yasağı getirildiği kaydedildi.
Ocakcı’nın 5 Ocak’ta Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan eşiyle yurt dışına gitmeye çalıştığı ancak hakkında yurt dışı çıkış yasağını öğrenince Adana’ya geçip, eşyalı kiralık ev tuttuğu belirtildi.
Sedat Ocakcı’nın Adana’ya gitmesindeki amacının, buradan da yasa dışı yollardan Kıbrıs’a gitmek olduğu öğrenildi.

EMEKLİ GENERAL DE GÖZALTINDA
Operasyon kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen şüphelilerden 29’u yakalandı. Ayrıca 1 kişi yardım ve yataklıktan, Ankara’da 2 şüpheli de Sedat Ocakcı ile iş birliği yaptığı tespiti ile gözaltına alındı.
Böylelikle İzmir merkezli Antalya, Ankara ve Aksaray’da gerçekleştirilen operasyonlarda toplam 32 kişi gözaltına alındı. 1 şüphelinin ise arandığı bildirildi. Şüpheliler arasında emekli Tuğgeneral Mehmet Rıfat Alkan’ın da bulunduğu belirtildi.
Alkan’ın, üsteğmen olarak görev yaptığı Türk Silahlı Kuvvetleri’nden FETÖ soruşturması kapsamında 2019 yılında ihraç edilen holding sahibi Sedat Ocakcı’nın geçmişte komutanı olduğu öğrenildi.
Alkan’ın Yüksek Askeri Şura Toplantısı’nda alınan kararla tuğgeneral olarak görev yaptığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan 30 Ağustos 2022’te emekli edildiği belirtildi. Alkan’ın, emekli olduktan sonra holdinge bağlı şirketlerden Metayıldız’ın genel müdür yardımcılığı görevini yürüttüğü kaydedildi.
Şirkete, 15 Temmuz 2023’te, Yozgat Bozok Organize Sanayi Bölgesi Yatırım Alanı’nda yer tesis edildiği öğrenildi.
Dron imalatı üzerine fabrika kuracağını beyan eden şirket yetkililerinin, bu alanda 3-4 ay kadar hafriyat alım çalışması yaptığı ancak ‘Bozok Organize Sanayi Meta Yıldız Dron Fabrikası Meta Yıldız Bilişim Teknolojileri Dış Ticaret Sanayi Anonim Şirketi ibarelerinin’ yazılı tabelanın dışında alanda başka hiçbir icraat gerçekleştirmediklerinin otaya çıktığı belirtildi.

LÜKS HAYATLARI KAMERADA
Öte yandan Sedat Ocakcı’nın yaşadığı lüks hayat paylaştığı videoda görüldü.
Holdingin bahçesinde eşi ile yürüyen Ocakcı’nın, iki büyük hediye paketinin kurdelesini eşine açtırdığı, eşinin ‘İnanmıyorum’ diyerek şaşkınlık yaşadığı, açılan paketlerde lüks spor arabaların ortaya çıktığı görüldü. Biri siyah, diğeri kırmızı renkteki iki otomobili gören eşinin, Sedat Ocakcı’ya sarıldığı da video görüntülerinde yer alıyor.
İFADELERİ ORTAYA ÇIKTI
Holding sahibi Sedat Ocakcı ve eşi Seçilay Ocakcı’nın da aralarında bulunduğu 32 şüpheli, bugün polisteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Sedat Ocakcı, bir gazetecinin “Paralar nerede” diye sorması üzerine “Herkes parasını alacak. Paralar faaliyette” diyerek karşılık verdi.
Sedat Ocakcı ve eşinin polisteki ifadeleri de ortaya çıktı. Sedat Ocakcı’nın ifadesinde yaptığı işin yasal olduğunu, pişman olmadığını belirtip, “Hiçbir zaman kaybetmem, hep kazanırım” dedi.
Seçilay Ocakcı’nın ise suçlamaları kabul etmediğini, şirket faaliyetleri ile hiçbir alakası olmadığını, yatırımlarla kocasını ilgilendiğini söylediği öğrenildi.
Buna karşın şirket yönetiminde Sedat Ocakcı ile eşinin isminin de yer aldığı ve holdingin 13 kişilik yönetim kurulu üyelerinin tamamının gözaltına alındığı belirtildi. Ayrıca şirkette hiçbir bağlantısının olmadığını söylemesine karşın Seçilay Ocakcı adına özel hazırlanmış bir tuvaletin de şirket binasında bulunduğu kaydedildi.
]]>Yüksek kar vaadiyle paralarını verenler, dolandırıldıkları iddiasıyla polise şikayetçi olmaya başladı. Şüphelilerin, satışını yaptıkları token ile kripto piyasalarında para kazandıracaklarını vaat ettiği, ayrıca dron fabrikası kurarak da yine kar sözü verdikleri öğrenildi. Şüphelilerin 2 bin 500 kişiden yaklaşık 2,5 milyar TL para topladıkları öne sürüldü. Şu an 30 mağdurun şikayetçi olarak polise başvurduğu ortaya çıktı.
Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı, dolandırıcılık iddiaları üzerine soruşturma başlattı. Savcılığın talimatıyla dün sabah harekete geçen İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, haklarında gözaltı kararı çıkartılan aralarında Ocakcı Holding sahibi Sedat Ocakcı, eşi Seçilay Ocakcı’nın da bulunduğu 30 kişiye yönelik eş zamanlı operasyon düzenledi. Ocakcı Holding ve bağlı işletmelerinde arama yapıldı.
SEDAT OCAKCI, TSK’DAN İHRAÇ EDİLMİŞ
Ocakcı çifti, İzmir Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Adana Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerinin desteği ile Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, Adana’da saklandıkları kiralık evde yakalandı. Ocakcı çifti ile 1’i yardım ve yataklık suçundan olmak üzere toplam 28 kişi gözaltına alındı.
Hakkında gözaltı kararı bulunan 3 kişinin arandığı bildirildi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde üsteğmen olarak görev yapan Ocakcı’nın, 2017 yılında Van Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü FETÖ soruşturması kapsamında önce açığa alındığı, 2 yıl sonra da ihraç edildiği de ortaya çıktı.
YURT DIŞINA ÇIKMAYA ÇALIŞMIŞ
Ocakcı çiftinin operasyon öncesi Türkiye’yi terk etmeye çalıştıkları da ortaya çıktı. 1 Ocak 2023’te Ocakcı Holding’i kurduğu belirtilen Sedat Ocakcı hakkında ilk olarak 1 Şubat 2024’te İzmir İl Emniyet Müdürlüğü’ne şikayette bulunulduğu bildirildi. Şikayetin ardından Emniyet Müdürlüğü’nün talebi üzerine mahkemece Ocakcı hakkında yurt dışı çıkış yasağı getirildiği kaydedildi.
Ocakcı’nın 2 Ocak’ta Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan eşiyle yurt dışına gitmeye çalıştığı ancak hakkında yurt dışı çıkış yasağını öğrenince Adana’ya geçip, eşyalı kiralık ev tuttuğu belirtildi. Sedat Ocakcı’nın Adana’ya gitmesindeki amacının, buradan da yasa dışı yollardan Kıbrıs’a gitmek olduğu öğrenildi. Ocakcı Holding bünyesinde 10 şirketin bulunduğu bildirildi.
Tuğgeneral Mehmet Rıfat Alkan
EMEKLİ TUĞGENERAL DE GÖZALTINDA
Öte yandan şüphelilerin polisteki işlemleri sürüyor. Gözaltına alınan şüphelilerden birinin emekli Tuğgeneral Mehmet Rıfat Alkan olduğu ortaya çıktı. Yüksek Askeri Şura Toplantısı’nda alınan kararla, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda görevli Tuğgeneral Alkan’ın, 30 Ağustos 2022’de emekli edildiği öğrenildi. Alkan’ın, emekli olduktan sonra holdinge bağlı şirketlerden Metayıldız’ın genel müdür yardımcılığı görevini yürüttüğü kaydedildi.
Şirkete, 15 Temmuz 2023’te, Yozgat Bozok Organize Sanayi Bölgesi Yatırım Alanı’nda yer tesis edildiği öğrenildi. Dron imalatı üzerine fabrika kuracağını beyan eden şirket yetkililerinin, bu alanda 3-4 ay kadar hafriyat alım çalışması yaptığı ancak ‘Bozok Organize Sanayi Meta Yıldız Dron Fabrikası Meta Yıldız Bilişim Teknolojileri Dış Ticaret Sanayi Anonim Şirketi ibarelerinin’ yazılı tabelanın dışında alanda başka hiçbir icraat gerçekleştirmediklerinin otaya çıktığı belirtildi.
]]>Uluslararası akademik işbirliği olarak öne çıkan World Weather Attribution’ın (WWA) parçası olan İngiltere, Hollanda, ABD, Almanya ve İsviçre’deki üniversite ve kurumlarda görevli 10 araştırmacı, Karadeniz çevresinde Ukrayna, Rusya, Moldova, Romanya, Bulgaristan, Türkiye ve Gürcistan bölgelerini kapsayan bir alanda 3 günlük ortalama yağış ve maksimum rüzgar hızını inceleyerek küresel ısınmanın etkisi altındaki iklim şartları ile sanayi öncesi dönemin iklimini karşılaştırdı.
BETTİNA KASIMDA ETKİLİ OLMUŞTU
Doğu Avrupa’da 28 Kasım’da karaya çıkan Bettina Fırtınası, Moldova, Bulgaristan, Romanya ve Ukrayna’ya yoğun kar yağışı, Kırım, Ukrayna’nın doğusu ve Türkiye’nin büyük bölümüne ise şiddetli yağış getirdi.
Karadeniz’de hızı saatte 120 kilometreye varan kasırga şiddetinde rüzgarlar görülürken, fırtına sırasında çoğu Ukrayna’da olmak üzere en az 23 kişi hayatını kaybetti, 2,5 milyondan fazla insanı etkileyen elektrik kesintileri yaşandı, altyapılar hasar gördü ve ulaşımda aksaklıklar meydana geldi.
YAĞIŞLARIN ŞİDDETİ ARTTI
Araştırmacıların yürüttüğü ilişkilendirme analizine göre, insan faaliyetlerinin yol açtığı iklim değişikliği nedeniyle yaşanan Bettina Fırtınası, şiddetli yağmur ve kar yağışı olasılığını iki katına çıkardı. İklim değişikliği, yağışları yaklaşık yüzde 5 daha şiddetli hale getirdi, daha fazla yağışın kar yerine yağmur olarak düşmesine yol açtı.
Araştırmacılar, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın Bettina Fırtınası’nın etkilerinin şiddetlenmesinde rol oynadığını belirterek, çatışmalar nedeniyle yerlerinden edilen Ukraynalıların bu durumdan etkilendiğini, en fazla etkilenenlerin ise dondurucu soğuklara karşı en savunmasız ve tahliye imkanı az olan yaşlılar, çocuklar ve engellilerin olduğunu ifade etti.
Analize göre, insan faaliyetleri kaynaklı küresel ısınmanın devam etmesiyle Doğu Avrupa’da kış fırtınalarından kaynaklanan yağışlar daha da yoğunlaşacak.
SONUÇLAR ANALİZLERLE UYUMLU
Araştırmayı yürüten bilim insanlarından Londra Imperial College Grantham Enstitüsü İklim Değişikliği ve Çevre Bölümü Araştırma Görevlisi Mariam Zachariah, bulguların, Karadeniz çevresindeki şiddetli yağmur ve kar fırtınalarının sıklığının iklim değişikliğiyle arttığını gösterdiğini ve bu sonucun benzer analizlerle uyumlu olduğunu söyledi.
Londra Imperial College Grantham Enstitüsü İklim Değişikliği ve Çevre Bölümü İklim Bilimi Kıdemli Öğretim Görevlisi Friederike Otto da iklim değişikliği ve çatışmanın bir araya gelerek yıkıcı sonuçlar doğurabildiğine işaret ederek, şunları kaydetti:
– Afrika Boynuzu, Batı Asya ve Libya’daki aşırı hava olayları üzerine yapılan son Dünya Hava Durumu Araştırmaları, savaşın insanların felaket sonrasında müdahale etme kabiliyetini büyük ölçüde azalttığını ortaya koydu. Yüz binlerce Ukraynalı savaş nedeniyle yerlerinden edildi ve kış aylarında sivil enerji altyapısının zarar görmesi, savunmasız bir nüfus üzerinde geniş kapsamlı etkilere yol açmaya devam ediyor. Dünya fosil yakıtları yakmayı bırakana kadar dört bir yanındaki aşırı hava koşulları şiddetlenmeye devam edecek ve dünyayı daha istikrarsız ve daha tehlikeli hale getirecek.
Kızılhaç Kızılay İklim Merkezi Direktörü Julie Arrighi de iklim değişikliğinin çatışma dönemlerinde durmadığını ve savaşın, ülkelerin şiddetli fırtınalar gibi afetlere müdahale kabiliyetini zorladığını vurgulayarak “Kritik sistemlerin ve altyapının zarar görmesi, çatışmalardan etkilenen insanların savunmasızlığını artırıyor” değerlendirmesinde bulundu.
]]>İddiaya göre, yatırımcılara yatırdıkları paranın üzerinden aylık yüzde 15, yıllık ise ana paranın 5 katı kar payı yatırma vaadinde bulunuldu. Ayrıca her bir yatırımcı getirene de yüzde 10 ödeme sözü verildi. Bir süre sonra para yatıranlar, kar paylarını alamayınca dolandırıldıklarını anlayıp, Ertuğrul S. ile onunla birlikte hareket ettikleri ileri sürülen Hicabi P. (29) ve Tolga D. (26) hakkında savcılıklara suç duyurusunda bulunmaya başladı.
JEREMY PETIT
‘LÜKS HAYATLAR VE AÇILIŞLARLA GÖZ BOYAMIŞLAR’
Dolandırılan kişilerden bazılarının avukatı olan Gizem Üğür, olayın ikinci ‘Seçil Erzan’ vakası olduğunu, tek farkının ise dolandırılan kişilerin ünlü olmaması olduğunu söyledi. Yaptıkları araştırmada şüphelilerin, lüks yaşam tarzlarıyla çevrelerini etkileyerek şirkete para yatırmaya ikna ettiklerini belirten Avukat Üğür;
“Dolandırıcılık sistemi ‘Ponzi Sistemi’ gibi işliyor. Piramitsel dolandırıcılığın bir türüdür. Şüpheliler önce akrabalarından şirkete yatırım yapmalarını isterler. Bir verip, üç alacaklarını ya da aylık yüzde 15 kar vereceklerini söylerler. Ardından da çevrelerine bu karları birkaç ay dağıtırlar. Etraftan bunu gören insanlar da yatırım yapma kararı alırlar. Müvekkillerim de bu şekilde dolandırıldılar. Yatırılan paraya aylık yüzde 15, yıllık da çarpı 5 katı iade edeceklerini vadetmişler. Lüks hayatlar, lüks açılışlarla da insanların gözünü boyamışlar. Yaptığımız araştırmada 20 bin euro ile 300 bin euro arasında yatarım yapanlar var. Çoğunluğu Avrupa’da yaşayan gurbetçiler ve yabancılardan oluşan 750 kişi parasını bu şirkete ve kişiye göndermiş. Para yatıranların büyük kısmı kar payı alamadı, bir kısmı da ancak 2 ay yüzde 15 alabilmiş. Hiç alamayanlar da var” dedi.
Savcılığına suç duyurusunda bulunduklarını, soruşturmanın devam ettiğini belirten Avukat Üğür, “Şüphelilerin soruşturma kapsamında polis tarafından ifadeleri alındı. Kendilerinin kimseden yatırım amaçlı para almadıklarını, Dubai merkezli şirketinde Denizlide reklamını yaptıklarını söylemişler. Bunların şirketine ve kendi isimlerine gönderilen büyük miktarlardaki paraların dekontları bizde var. Hepsi suç duyurusundaki dosyada mevcut. Dolandırılan kişileri de ‘Suç duyurusunda bulunursanız paranızı alamazsınız’ diye korkutmuşlar. 2 yıldır ana parasını alamayanlar var. Türlü türlü bahaneler buluyorlarmış. Ortada çok büyük bir para var ve nerede olduğu belli değil. Dolandırılan yabancı uyruklu kişiler de kendi ülkelerinde gerekli kurumlara şikayetlerini yaptılar. Şüphelilerin yurt dışına kaçma şüphesi var, acilen yurt dışı yasağı gibi önlem alınması gerekiyor” diye konuştu.
CELINE GEISER
‘HEP BAHANELER UYDURUP, BEKLEMEMİZ GEREKTİĞİ SÖYLENDİ’
İsviçre’de yaşayan ve 120 bin eurosunun dolandırıldığını belirten Celine Geiser, “Yatırımımın sonuna geldiğimde paramı geri almak için Ertuğrul S. ile iletişime geçtim. Bana, Covid-19 nedeniyle ve fonları bloke eden paranın durumu ile ilgili sorunlar olduğunu söyledi. Her aramada bana Türkiye’deki enflasyondan tutun da ofis sitesinin güncellenmesine kadar başka birçok bahane uydurup, beklemem gerektiğini söyledi” dedi.
Fransa’da yaşayan ve 50 bin euro dolandırılan Jeremy Petit ise “Ertuğrul S.’yi 2012 yılından beri tanırım. Sahibi olduğum kafemin önüne çok büyük bir lüks araçla geliyordu. Bu sebeple ona nasıl lüks araçlar satın aldığını sordum. Bana ‘Sen de alabilirsin’ deyip, yatırımdan bahsetti. Ben de parayı gönderip, yatırım yaptım. Ancak vadedildiği gibi hiç para alamadım. Kendisi her görüşmemizde vaatlerin yerine getirileceğini Corana19 pandemisi nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti’nin paraları bloke ettiğini ve bu durumun kendilerinden kaynaklanmadığını söyledi. En son enflasyon nedeniyle devletin, euro hesaplarına el koyduğunu, bu nedenle elleri kolları bağlı olduğunu söyledi. Devlet izin verir vermez paraları yatıracaklarını söyledi” diye konuştu.
]]>
Prof. Dr. Bingür Sönmez
Soğuk havada kalpte nasıl bir yük oluşur?
Soğukhava, damarlarda büzüşmeye yol açarak, tansiyonun yükselmesine neden olduğu gibi kalbin önemli organlara (beyin, karaciğer, böbrek) daha çok kan gönderebilmek ve vücudun ihtiyacını olan fazla enerjiyi karşılamak için gayret etmesi nabzın hızlanmasına neden olur. Dolayısıyla kalbin yükü artar. Bu da özellikle yüksek tansiyonu ve kalp yetmezliği olan hastalarda bir kalp krizi ve akut kalp yetmezliğini tetikleyebilir.
Hangi hastalar kalp krizini fark edemeyebilir?
Soğukhavalarda koroner kalp hastalarının göğüs ağrısı eşiği düşer ve daha kolay göğüs ağrısı oluşur. Bu sayede hastalar erken uyarı alabilirler fakat daha çok diyabetik hastalarda görülen sessiz iskemi ve ayaklarda görülen nöropati (his bozukluğu) nedeniyle bu alarm mekanizması çalışmayabilir. El ve ayak damarlarında sorun olan hastaların, his bozukluğu nedeniyle donmaya karşı farkındalıkları azalır. Özellikle diyabetik hastalar soğuk havada çok dikkatli olmalı. Yaşlılar da soğuk havalarda ayakları çok üşüdüğü için eski bir alışkanlık olarak yataklarına sıcak su kesesi veya ısıtılmış tuğla alırlar. Bu hastalarda his bozukluğu olduğu için iyileşmeyen yanık yaraları meydana gelebilir. Kesin çözüm yün çoraptır.

Enfeksiyonlar kalp hastalıklarını tetikler mi?
Bütün virütik enfeksiyonların (Covid-19, Influenza gibi) ve alt grupları, kronik olarak koroner kalp hastalığını artırdığı saptanmış olmakla birlikte ortaya çıkan pıhtılaşma faktörlerinin yükselmesi nedeniyle beklenmeyen akut kalp krizleri ve venöz trombozlar (pıhtılaşmalar) görülebilir. Enfeksiyonlar ayrıca vücut direncini düşürücü etkileri yanında kanda iltihap ve pıhtılaşma değerlerini (CRP, D-dimer) yükselterek kalp krizine tetikleyici bir rol üstlenebilir. Grip için kullanılan ilaçlarda çarpıntı, ritim bozukluğu yapabilen adrenalin ve noradrenalin ihtiva etmeyen, hatta basit parasetamol türü ilaçlar tercih edilmeli. Coumadin kullanan (Kapak ameliyatı olmuş, ritim bozukluğu olan, inme hastaları) kullanacakları antibiyotik dahil bütün ilaçlar INR ayarını bozacağı için mutlaka doktora danışmalı ve daha sık INR kontrolü yaptırmalıdır.
Kalp hastaları nelere dikkat etmeli?
1 – Bu aylarda soğuğa maruz kalmamak ve soğuk havada geçirilen zamanı sınırlandırmak gerekir. Örneğin evin önündeki karları temizlemeye çalışmak, kar topu oynamak kalbin iş yükünü artırarak kalp krizine yol açabilir.
2 – Dışarı çıkılması gerekiyorsa sıkı giyinmek, ısı kaybının büyük kısmı baş bölgesinden olduğu için mutlaka bere, eldiven kullanılmalı, rahat ayakkabı (sıkmayan) ve yün çorap giyilmelidir. Sıcak tutacak kat kat giysiler ve bir atkı ile ağız sarılarak soğuk havanın biraz ısınarak vücuda girmesi sağlanmalı, göğsün mümkün olduğu kadar direkt olarak soğukla teması önlenmeli, palto veya kabanın önü kapalı tutulmalıdır.
3 – Yapılan aktivite ve egzersizlerde kalbin yükünü azalmak için sık molalar verilmeli, daha düşük bir tempoda yapılmalı, aşırı terlememeye ve susuz kalmamaya dikkat edilmelidir. Mümkün olduğu kadar açık havada sportif aktivitelerden kaçınılmalı, yokuş yukarı veya karlı bir yolda yürümemeye dikkat edilmelidir.
4 – Dışarı çıkmadan önce ağır yemek yemekten ve alkol alımından kaçınılmalıdır.
5 – Kalp için alınan ilaçlar var ise düzenli kullanmaya özen gösterilmeli hatta mevsim başında kardiyolog ile görüşülmesi gerekir.

Kış aylarında kolesterol düzeyi artar mı?
Araştırmalar, kış aylarında kan kolesterol düzeyinin yaz aylarına göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Kış aylarında soğuğa direnci artırmak için daha çok yağlı ve karbonhidratlı gıda tüketmek ve hareketsizliğin neden olduğu kilo artışıyla birlikte kan kolesterol düzeyi yükselmektedir. Bu da kalp sağlığı için diğer bir risktir.
Kanda pıhtılaşma olur mu?
Soğuk etkisiyle damarlarda meydana gelen damar büzüşmeleri sonucu akım yavaşlaması nedeniyle damar içinde pıhtılaşmalar olabilir. Özellikle normal şartlarda damar içinde sorun yaratmayan bir darlık (yüzde 50’nin altı) böyle bir durumda pıhtı tıkamasına neden olabilir.

Kışın insanlar neden daha çabuk yorulur?
Soğuk havalarda nabız ve tansiyon artışı, koroner kalp hastalığı olanlarda ve belirli bir yaşın üzerindeki kişilerde çabuk yorulmaya neden olur.
]]>Tunç, bir televizyon kanalının canlı yayınında gündemi değerlendirdi, soruları yanıtladı.
Sekizinci Yargı Paketi olarak adlandırılan yeni yargı paketine ilişkin sorular üzerine Tunç, paketle ilgili çalışmanın taslak aşamasında olduğunu, yakın zamanda TBMM’de milletvekillerine sunulacağını bildirdi.
Bakan Tunç, “Takvim çok uzamaz. Seçim takvimi içerisindeyiz şu anda ama Meclis seçim için tatile ayrılmadan, ara vermeden, şubat sonu gibi, marta kalmaz, şubat ortaları gibi Mecliste görüşülür.” ifadesini kullandı.
CEZAEVİNDE KALMIŞ OLSUN İSTİYORUZ
Toplumda cezasızlık algısının yaygın olduğunu belirten Tunç, Sekizinci Yargı Paketi’nde bu duruma ilişkin düzenlemeler de bulunduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Bu algıyı ortadan kaldırmamız lazım. Düzensizlik algısını ortadan kaldıracak düzenlemelerimiz var. İki yıl ceza almışsa birisi, bir yıl sonra koşullu salıverme süresi dolar. Koşullu salıverme süresi bir yıl olduğunda denetimli serbestlik süresi de bir yıl, o zaman iki yıldan yatacak hiçbir ceza kalmaz. Dolayısıyla iki yıl ceza alan hiç cezaevinde kalmamış olur. Böyle bir durum da tabii özellikle cezası iki yılın altında, üç yılın altında suçlar bakımından ‘suç işledi, yanına kar kaldı’ şeklinde bir algı var. Burada yaptığımız düzenleme, bir yıllık maktu denetimli serbestlik yerine oran getirmek istiyoruz.”
Yapılacak yeni düzenleme ile iki yıl ceza alan kişinin 6 aylık koşullu salıverme oranın sadece 5’te 1’lik kısmının denetimli serbestlik olmasını istediklerini belirten Tunç, “Yani bunun en az 5 ayını cezaevinde kalmış olsun diyoruz. Taslakta önerimiz bu. Tabii ki milletvekillerimizin takdirinde.” diye konuştu.
TEMYİZ SÜRELERİNE DÜZENLEME
Yeni yargı paketinde temyiz sürelerine ilişkin düzenlemelerin de yer alacağına vurgu yapan Tunç, mevcut düzenlemede, iş, hukuk, ceza mahkemelerinde 7, 8, 15 gün gibi farklı temyiz, itiraz süreleri bulunduğunu hatırlattı. Adalet Bakanı Tunç, “Artık bu sorular da ortadan kalkmış olacak. Tek bir yanıt olacak. İki hafta. Bütün davalarda itiraz ve temyizde süre iki hafta olacak. Diyoruz ki, tebliğden itibaren başlasın süre ve iki hafta içinde temyiz edebilsin.” dedi.
Bakan Tunç ayrıca, yeni yargı paketiyle Anayasa Mahkemesinin (AYM) pilot kararı gereği, makul sürede yargılama yapılmadığı iddialarıyla ilgili başvurular için Tazminat Komisyonu kurulacağını da bildirdi.
Tunç, Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği bazı usul düzenlemeleri olduğunu, buna ilişkin de yeni yargı paketinde çalışıldığını belirtti.
AİHM ELEŞTİRİLERİ
Adalet Bakanı Tunç, “Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere uymadığı yönünde eleştiriler var.” denilmesi üzerine de “Tüm ülkelerin uyma ortalaması yüzde 79. 4374 ihlal kararı var. Türkiye’nin kararlara uyma ortalamamız yüzde 89.” bilgisini verdi.
Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay’ın, Can Atalay kararlarıyla ilgili sorunun çözüm yerinin TBMM olup olmadığına ilişkin bir soruya karşılık Tunç, şöyle konuştu:
“TBMM’de sorunlar çözülebilir, iki mahkememizin de yıpratılmaması lazım. Anayasa’nın 153’üncü maddesi ‘Anayasa mahkemesi kararları bağlayıcıdır’ diyor, hemen 154’üncü madde var, Yargıtay kararları da bağlayıcıdır. Yargıtay, adliye mahkemelerinden verilen kararların son inceleme merciidir. Bütün mahkeme kararları bağlayıcıdır. Ama verilen bir karar noktasında, her ikisi de Anayasa’nın bazı maddelerini farklı yorumlayarak, ‘siz bu maddeyi ihlal ettiniz’ diyor.
Sorunun kaynağı Anayasa, 184 kez değiştirildi. Bu değişiklikler zaman içerisinde Anayasa’mızın maddeleri arasındaki yeknesaklığı da bozdu. Şimdi siz AYM’nin mevcut yapısı içerisinde adliye mahkemelerinden verilen kararların da oraya gitmesini sağlarsanız o zaman süper bir temyiz mahkemesi olur. Ama orada o yapısal kadro var mı? Çünkü Yargıtay Ceza Genel Kurulunda ceza daireleri başkanlarının verdiği bir karar kesin hüküm, hukukçu olmayan bir kesim tarafından incelendiğinde işte orada problem oluyor. Orada mesela şu düzenlenebilir, keşke öyle bir uzlaşma olabilse; Bireysel başvuruları inceleyecek Anayasa Mahkemesi bölümü Yargıtay ve Danıştay’dan gelen üyelerden oluşur dense mesela, o zaman dersiniz ki bu kesin hükmü hukukçular incelesin. Bu anayasa değişikliği gerektiriyor. Aslında buna da itiraz edilmez.”
OGÜN SAMAST’IN TAHLİYESİ
Gazeteci Hrant Dink’i, Şişli’de silahla vurularak öldüren katil Ogün Samast’ın cezaevinden çıkmasıyla ilgili tepkileri de değerlendiren Bakan Tunç, Samast ile ilgili yeniden suç duyurusunda bulunulduğunu, terör örgütüne yardım ve yataklıktan yargılamaların devam ettiğini hatırlattı. Tunç, “Ogün Samast’ın tekrar cezaevine girişi söz konusu olabilir mi?” sorusu üzerine, “Yargılamanın vereceği kararla olabilir. Yargının takdirinde olan bir husus.” dedi.
Bakan Yılmaz, cezaevinden af talepleriyle ilgili, “Şu anda gündemimizde böyle bir durum söz konusu değil.” dedi. Yılmaz, disiplin affıyla ilgili de herhangi bir çalışma olmadığını söyledi.
]]>“Erzurum’da Kar Kuraklığı” araştırmasının sonuçları hakkında değerlendirmelerde bulunan Aras, kar yağışının normalden daha az olması veya hiç olmamasına “kar kuraklığı” denildiğini, bu durumun genellikle kış aylarında karın yeterli miktarda yağmaması veya erken erimesi sonucu ortaya çıktığını söyledi.
METEOROLOJİ VERİLERİ ANAZLİZ EDİLDİ
Türkiye’nin kar kuraklığı haritasını çıkarmak üzere bir çalışma başlattıklarını ve bu kapsamda ilk olarak Erzurum’daki durumu incelediklerini belirten Aras, il genelinde 1991-2021 dönemini araştırdıklarını, bu kapsamda Meteoroloji Genel Müdürlüğünden elde edilen veriler ile çeşitli iklim modelleri kullanarak günlük, aylık ve yıllık yağış verilerini analiz ettiklerini anlattı.

SICAKLIK YÜZDE 6 ARTTI
Aras, “Araştırma sonucumuza göre Erzurum’da 1991-2021 yılları arasında kar yüksekliği yüzde 32 azalmış, sıcaklık ise yüzde 6 artmış. Bu bize Erzurum’da kar kuraklığı yaşandığını gösteriyor” dedi.
Artan sıcaklıklar ve azalan yağışlar neticesinde iklim değişikliğine sebep olan kuraklığın özellikle dağlık bölgelerde kar örtüsünü azalttığını ve yağışın kar yerine yağmur olarak düşmesiyle kar kuraklığı görüldüğünü kaydeden Aras, kar kuraklığının ortaya çıkmasındaki temel sebebin küresel ısınmaya bağlı sıcaklık ve yağış verilerinde gözlenen değişiklikler olduğunu vurguladı.
Kar kuraklığının su kaynaklarının düzenli olarak yenilenememesine neden olduğuna değinen Aras “Araştırma yılının son dönemlerinden günümüze kadar kuraklık sorununun devam ettiğini gördük. Kar kuraklığı görülen bölgelerde yağışlar çoğunlukla yağmur şeklinde gerçekleşmiş” diye konuştu.
Küresel ısınmaya bağlı olarak deniz yüzey suyu sıcaklığının artmasının atmosferdeki rüzgar dolaşımını, dolayısıyla yağışları olumsuz etkilediğinin altını çizen Aras, okyanuslarda meydana gelen atmosferik olayların ve tüm dünyada yüksek ve alçak basınç sistemlerini etkileyen El Nino ve La Nina gibi doğal değişkenlerin de kar yağışlarının azalmasına neden olduğunu aktardı.
KAR KURAKLIĞININ ŞİDDETİ ARTIYOR
Doç. Dr. Babak Vaheddoost, kar kuraklığının tespiti için Erzurum’da İspir, Oltu, Tortum, Horasan ve Hınıs ilçelerindeki meteoroloji istasyonlarından elde ettikleri verileri kullandıklarını bildirdi.
Vaheddoost, şunları söyledi:
– Özellikle bölgenin güney ve doğusunda belirgin şekilde yağışlar azalıyor. Sıcaklık için konuşmak gerekirse bölgede minimum ve maksimum değerler sürekli artıyor, buna bağlı olarak da kar kuraklığının hem süresi hem büyüklüğü hem de şiddeti artış gösteriyor. Bu şekilde devam ederse kar kuraklığının Erzurum’da giderek artacağını öngörüyoruz.

– Ayrıca Palandöken’de de kar yağışında azalma olduğunu tespit ettik. Kentin kuzeydoğusunda bulunan Oltu ve Horasan’da kuraklık süresi uzamış durumda. Özellikle merkezde ve havalimanı bölgesinde kuraklıkla ilgili bir artış gerçekleşeceği de öngörülebiliyor.
Sadece Erzurum’da değil dünya genelinde de kar yağışı miktarının azaldığı bilgisini paylaşan Vaheddoost, son yıllarda kuraklık sürelerinin uzadığını, geçmişte bir ay yaşanan kuraklığın artık birkaç yıl sürebildiğini dile getirdi.
YER ALTI SULARINI BESLİYOR
Kar kuraklığının yıllar içinde artması durumunda bölgedeki su kaynaklarının giderek azalacağı uyarısında bulunan Vaheddoost, Erzurum’da iklimsel değişimlerin gerçekleşebileceği göz önünde bulundurularak gelecek dönemlerde kuraklık sorunu için mekansal analiz çalışmaları yapılması tavsiyesini paylaştı.
Vaheddoost, şöyle devam etti:
– İki aylık yağış bir gecede yağdığı zaman o suyu kullanamıyoruz çünkü toprağın bir sızdırma kapasitesi var. Fazla yağış geldiği zaman o yağış topraktan sızamıyor. Sızamadığı zaman yüzeysel akış haline geliyor ve sel diye tabir ettiğimiz taşkınlara sebep oluyor. Bu durumda biz suyu hem kullanamamış oluyoruz hem de taşkınlar çevreye zarar vererek denize kadar ulaşıyor ama kar yağdığı zaman ne oluyor? Dağlardaki kar toprağa yavaş yavaş sızıyor, yer altı ve tatlı su kaynaklarımızı besliyor ve biz o suyu maksimum seviyede kullanabiliyoruz.
Araştırmaya farklı illerdeki kar kuraklığı analizleriyle devam edeceklerinden bahseden Vaheddoost, “Şimdi Uludağ üzerinde kar kuraklığı çalışmalarına başlıyoruz. Ardından Erciyes, Ilgaz, Kars ve Bolu’da araştırmalarımızı sürdüreceğiz. Önümüzdeki iki veya üç sene içinde tüm Türkiye’nin kar kuraklığı haritasını çıkarmayı planlıyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.
]]>Dijital dönüşümün, Koç Topluluğu’ndaki kültürel dönüşüm yolculuğunun yapı taşlarından biri olduğunu hatırlatan Çakıroğlu, 2050 yılında karbon nötr olma hedeflerine vurgu yaparak, dijital ve yeşil dönüşümün bu hedefe giden yolda önemli bir ivme kazandırdığını söyledi. “Su kıtlığı, iklim değişikliği kaynaklı en önemli problemler arasında yer alıyor” diye devam eden Çakıroğlu, bu nedenle su verimliliğini artıracak projelerin hayata geçirilmesinin kritik öneme sahip olduğunun altını çizdi. Çakıroğlu, “Bu kapsamda suyun verimli kullanımına yönelik teknolojiler geliştiriyor ve tüm değer zincirimizde iklim değişikliğine uyum için gerekli adımların atılmasına öncülük ediyoruz” dedi.
Su kaynaklarının korunmasına ve su havzalarının etkin yönetimine katkı sağlayan teknolojilere örnek veren Çakıroğlu, şöyle konuştu: “Yenilenebilir enerji alanındaki öncü şirketimiz Entek, bilgi teknolojileri şirketimiz KoçDigital ile aynı miktarda su ile daha fazla enerji üretmeye yönelik bir projeyi hayata geçirdi. Yapay zekâ destekli proje, geçtiğimiz 25 yıldaki sıcaklık, nem, kar kalınlığı, topografik özellikler gibi 56 farklı değişkeni makine öğrenimi ve derin öğrenme ile analiz ederek, portföyümüzdeki Menzelet ve Kılavuzlu hidroelektrik santrallerine gelebilecek su miktarına ilişkin tahminlerde bulunuyor. Projemizin başarılı uygulaması sayesinde; Menzelet Hidroelektrik Santralimiz için tahminlerin doğruluk oranının %90’ın üzerine çıktığını, enerji üretiminin %2,5 oranında artmasıyla yaklaşık 7 bin hanenin yıllık elektrik ihtiyacına karşılık gelen enerjinin ekonomiye kazandırılacağını hesaplıyoruz.”
Koç Topluluğu olarak yenilikçi uygulamalarla iklim değişikliğine uyum yönünde çalışmalara hız kesmeden devam edeceklerini belirten Çakıroğlu, karbon nötr hedefi için tüm paydaşlarla iş birliği yapmanın önemine vurgu yaptı. Çakıroğlu, “Son yıllarda düşük karbon teknolojilerinin kullanımında kayda değer bir artış görüyoruz. Düşük karbonlu bir gelecek için farklı sektörler arasındaki iş birlikleri hayati önem taşıyor. Bu kapsamda, iklim konusundaki somut hedeflerimize ulaşmak için teknolojinin getirdiği tüm olanakları kullanmalıyız” diye konuştu.
Levent Çakıroğlu ayrıca, Koç Topluluğu’nun benimsediği teknoloji odaklı yaklaşımı yaygınlaştırmak için, Topluluğun iş gücünün geleceğin yetkinlikleriyle donatılmasının en önemli önceliklerden biri olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: “Çalışanlarımızı geleceğe hazırlarken, tüm departmanlardaki çalışma arkadaşlarımızı sürece dahil ediyoruz. Bunun sonucu olarak, satış veya saha operasyonlarında çalışan meslektaşlarımızın veri analistliği becerisi kazandığı ve kendi yapay zekâ modellerini geliştirdikleri örneklere şahit olduk. Çalışma arkadaşlarımıza ihtiyaç duyacakları yeni beceriler kazandırmak en büyük önceliklerimiz arasında yer alıyor. Şu ana kadar 1.600’ün üzerinde çalışma arkadaşımız Veri Okuryazarlığı Programımızdan faydalandı. Bu kapsamdaki çalışmalarımız devam edecek.”
]]>1’i tutuklu 4 sanıklı duruşmaya soruşturmanın başından beri tutuklu bulunan müteahhit Mehmet Ali Korkut ile tutuksuz sanıklar müteahhit Mehmet Meşe ve arsa sahibi Ahmet Özcan katılırken, Nurettin Özcan ise katılmadı.
“Taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmak” suçundan 15’er yıl hapis istemiyle haklarında dava açılan davanın tek tutuklu sanığı müteahhit Mehmet Ali Korkut’un savunması pes dedirtti.
Sanık Mehmet Meşe ile ortak olduklarını belirten Korkut, 5 Nisan 1993 kriziyle birlikte inşaatı
ekonomik nedenlerden dolayı tamamlayamadıklarını belirterek, iflas ettikten sonra ortağı Mehmet’in kendisine hak sahiplerinin isim listesini verdiğini söyledi.
30 yıldır yıkılan binanın önünden bile geçmediğini, ortağı Mehmet Meşe’nin iflas etmesiyle yalnız kaldığını ifade eden Korkut, Hisami Apartmanı’nın kaba inşaatının bittiğini, ancak ortağının işi bırakmasıyla hak sahiplerinin kendisini muhatap kabul etmediklerini söyledi.
Binanın yapımaşamasında yer almadığını, sadece kar amaçlı maddi destekte bulunduğunu
ifade eden Korkut, binanın temel ve zeminine sürekli yağmur suyu dolduğunu, buna dair söylentiler olmasına rağmen insanların oturmaya devam ettiğini, binanın inşaatına ne zaman başladıklarını, ne zaman bitirdiklerini bile hatırlamadığını belirterek tahliyesini istedi.
“KOLON KESİLDİ” DEDİ AMA BİLİRKİŞİ RAPORUNDA BİNA ÇÜRÜK
Tutuksuz müteahhit Mehmet Meşe, inşaatı Mehmet Ali Korkut ile beraber yaptıklarını belirterek, ekonomik kriz nedeniyle iflas edip binayı bitmeden hak sahiplerine teslim ettiklerini belirterek, “Zemin katta tadilat yapılmış ve kolonlar kesildiğine dair duyumlarım oldu.
İnşaatın 8 kat olduğunu hatırlıyorum. 8 kata bodrum dahil değil ama zemin dahildi. İnşaat 3 yıl sürdü.
Meşe, 100 kişinin öldüğü Hisami apartmanından önce de iki ayrı bina yaptığını, aynı malzemeleri kullandığını, ancak o binaların yıkılmadığını belirterek dükkânlarda kolon kesildiği iddiasında bulundu ve “Niye yıkıldı, ben de anlamadım” dedi.
Oysa İzmir 9 Eylül Üniversitesinden alınan 6 kişilik bilirkişi raporunda, binada kolon kesildiğine dair bir bulgu veya tespite rastlanılmadığıbelirtiliyor. Binanın kalite standartları dışında kötü malzemelerle inşa edildiği için yıkıldığı bilgisi yer alıyor.
İNŞAATI YARIM BIRAKIP KAÇTILAR
Arsa sahibi Ahmet Özcan ifadesinde, binanın inşaatına başlanıldığını, ancak müteahhit firmanın bir süre sonra inşaatı tamamlayamadan kaçtığını ve kat maliklerinin kendi imkanlarıyla binayı tamamladığını belirtti.
Sanık olan kardeşi Nurettin Özcan ile herhangi bir ortaklığı olmadığını vurgulayan Ahmet Özcan, müteahhit Mehmet Ali Korkut ile diğer müteahhidin inşaatı yarım bırakıp kaçtıklarında binanın kaba inşaatının bitmiş halde olduğunu, yarım bırakılan kapı ve pencere gibi ince işçilikleri kendilerinin tamamladığını belirterek, “Bina 36 daireden oluşuyordu. Bunlardan 8’i kardeşim Nurettin’e aitti, ben kardeşime ait olan dairelerin kapı ve pencerelerini taktırdım. Geri kalanları daire satın alan bina sakinleri kendi imkânlarıyla tamamladı. İskân ruhsatı alınıp alınmadığı konusunda bilgim yoktur” dedi.
TUTUKSUZLARA DA TUTUKLAMA KARARI ÇIKTI
Mahkeme, toplanan deliller ve alınan tanık ifadeleri ile dosyadaki diğer bilgi ve belgeler ile resmi kurumlarla yapılan yazışmalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde tutuklu müteahhit Mehmet Ali Korkut’un tutukluluk halinin devamına, duruşmaya tutuksuz katılan müteahhit Mehmet Meşe ile arsa sahibi Ahmet Özcan’ın tutuklanmasına, duruşmaya gelmeyen arsa sahibi Nurettin Özcan hakkında da tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılmasına karar verip duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
]]>IRAK TOPRAKLARINDA OLMALIYIZ
O zaman biz uluslararası hukukun bize verdiği yetkiden istifade ederek diyoruz ki; ‘Sen madem hududunu koruyamıyorsun, ben kendi devletimin hudutlarını ileriden korumak zorundayım.’ İşte bunun için Irak’ın kuzeyindeki bölgeye girmemiz, çeşitli faaliyetlerde bulunmamız ve kendi halkımızı ilerden korumamız için Irak’a Suriye’ye yapılan harekâtlar için Meclis’te alınan kararlar doğrudur. Devlet olarak biz kendimizi derinlikte diğer topraklarda korumak zorundayız. Bu nereye kadar devam eder? Irak ne zaman devlet olarak hududunu korur, karakollarını açar, bizim karakollarla bağlantıya geçer, kendi hududundaki halkına sahip olursa o zaman biz de kendi topraklarımızda kendimizi koruruz.
İP GİBİ DİZEREK KORUYAMAYIZ
Biz hududumuzu koruyoruz tamam. Ama o arazide askeri ip gibi dizerek hududu koruyamazsın. 3 bin metre yükseklikte kayalıkların, dağların olduğu hudut bölgesinde bunu yapmanız mümkün değil. O halde belirli yerlere karakollar açarsınız. Ama ölü bölgelerde ne yaparsanız yapın bu terör örgütü mensupları geçebilir, sızabilir. Bunları yaşadık. O yüzden, devlet olarak Irak’ın korumadığı, hâkim olmadığı boş olan topraklarda kendimizi ileride savunalım. Onun için de Irak topraklarında 30- 40 km arası bir arazi bizi düzlüğe çıkartıyor. Düzlükte önümüzü görüyoruz, dağlık bölgeyi arkamıza alıyoruz. İçeriye soktuğumuz birliklerle arama tarama yapın, teröristin Türkiye’ye sızmasını engelleyin olay bu.

YAŞAMAK ZORUNDASINIZ
Yavuz Paşa “Bunları önlemek için Irak’ta yapılan faaliyetlerde önemli olan terörist gibi yaşamaktır. Eğer siz teröristle mücadele ediyorsanız onun şartlarında yaşayıp, onun gibi hareket etmek zorundasınız” diyor. Terörist gibi yaşamayı da şöyle açıyor: Eğer siz yurtiçindeki gibi, Irak’ın kuzeyinde de bir üs bölgesine çadır, baraka kurar veya böyle bir yerde barınıp ‘kontrol sağlayacağım’ derseniz, mümkün değil sağlayamazsınız. Türkiye’de de böyle. Asker terörle mücadele ediyorsa hareketli olacak. Terörist sizi gözetler, siz aynı yerde çakılı kalırsanız en son darbeyi vurur. Bir nöbetçiyi aynı bölgede 1 gün 5 gün, 50 gün tutarsanız. Artık o bölgede o asker rahatlar ve bakış açısı değişir. Bakar ki kimse yok, buralar sakin. Sonra siz uyurken birisi bindirir.
Teröristler gezgindir. Gündüz uyur, gece geçerler. Ama gündüz de gözetleyiciler olur. Bunlara asker “Tepeciler” der. Tepeci terörist, askeri birliğin hareketlerini bir-iki hatta üç ay izler, her şeyi not alır. “Bugün asker şu saatte şuradaydı, şu geldi” gibi notlarını tutarlar. Hele araç kullanıyorsanız eyvah! En kötüsü bu. Bakar ki bu asker bu bölgede ortalama şu zamanlar rahat duruyor veya şu zamanlarda birlikler geliyor, çadır kurmuşlar. Kısaca terörist çadırınızı, kapıdaki bidonunuzu her şeyi izler. Ondan sonra darbe vurmak için harekete geçerler. Üs bölgenin gözetleyicisi kendine kayalardan, taşlardan mevzi yapar. Oradan biri roket attığında, size nişan almazsa bile o kayaları parçalayan roket insanı parçalar, öldürür.
Yavuz Paşa’ya “Peki bu durumda ne yapılmalı?” diye sordum. İşte anlattıkları: Askerimiz 6 aydır oradaydı. Bitlenmiş, uyuz olmuşlardı. Ailesiyle konuşamadıkları için onlar ailesini, ailesi de onları merak ediyordu. 6 ay sonra üs bölesinden gelecek ki onlarla telefonla konuşabilsin. Kimisi hastalanmış, bitlenmiş, uyuz olmuştu. Bütün çadırları yıktık. O bölgeye 24 saatlik TİM’ler gönderdik. Bugün TİM çıktı değişik yoldan yaya olarak araziyi arayıp tarayarak hudut bölgesine gitti. Hudut bölgesindeki başka bir TİM başka bir yerden geri döndü. Sonuç: Şehit vermedik. Asker bir gün oradaydı, bir gün buradaydı. Terörist şaşırdı. ‘Bunlar gezginci bir yerde durmuyorlar’ dedi.
BİZDEN GÜÇLÜ DEĞİL
Yavuz Paşa, “Bizim Mehmetçik gerçekten çok iyi. Şimdiki yetişme tarzını da değerlendirebiliriz ama oradaki asıl problem Irak’ta, Suriye’de asker bulundurması. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hudutlarının korunması için bu şarttır. Ne zamana kadar? O devletler kendi topraklarında hâkimiyetini kurana kadar. Huduttan içeri giren birlik üç-dört gün yürüyerek ama o araziyi tarayarak gidecek. Yani aynı zamanda operasyon yapacak. Sanki 30 km gidersek, hududu tutarsak onun ilerisinde terörist yok mu? Bugün Barzani bölgesi terörist doludur. Ama vatandaş olmuş, Barzani aşiretinin içerisine karışmış. Bunu devlet biliyor, seslendirmiyor ama mücadeleyi ona göre yapmak zorunda” diyor.
TEKNOLOJİ DEĞİŞTİ AMA..
Teröristin elinde yeni teknolojiye göre silahlar var. Ama önemli olan onun gibi arazide yaşamak ve mücadeleyi öyle sürdürmek. O da, birliği uzun süreli tutmamak, zaman zaman değiştirmekle sağlanır. Bizim askerimiz yaptığı işi kanıksayıp zevk duyarak yapmalı” diyen Yavuz Paşa; açıklamasını şöyle sürdürüyor: Biz devamlı arazide geziyorduk. Irak’ta karşılaştıklarımızla sohbet ediyorduk. Aslında bize yanaşıp konuşuyorlardı. Çünkü bizden aldığı bilgiyi teröriste götürüyordu. Biz o bölgeyi gece terk ederdik. Bakardık ki gece baskın yapılmış, niye? Gidip haber vermişler.
KOMANDONUN EKMEĞİ
Ertürk, yıllar önce yaşadığı bir olayı şöyle anlattı: Bir bölgeyi gözetlemek için 60 kişilik askerimle çıktım. Hava çok kötü, kar var. Dağ da 50-60 cm’lik yarılmış, bir insan rahatlıkla sığabilir. O birliği oraya yerleştirmemizin amacı gözetleme yapması. O birliğin yanına gittim su yok, helikopter uçmuyor. Herkes aç. 3-4 günlük ekmek vermişiz, kurumuş. Su bitmiş. Ne olacak? Karın üzerine yanlarına oturdum. İç çamaşırlarımıza kadar ıslandık tabi. Askerlerime, ‘Ekmeğiniz var mı?’ dedim. Taş gibi olduğunu söylediler. Birisinin ekmeğini aldım, ekmeğin üzerini kasaturayla deldim ve karın içine yatırdım. Biraz sonra da botumu çıkarttım. Botun içine karı doldurdum, karıştırdım. Sonra botumun içinde eriyen suyu içtim. Askerime ‘İşte böyle yapacaksınız, çatışmadayız. Devletin verebileceği bir şeyi yok çare bulmalıyız. Bakın ekmeğe, sizin ananız yapmıyor muydu, tandır ekmeğinin üzerine suyu çiseleyip vermiyor muydu, ne yiyordunuz kışın?’ dedim. İşte kara bastım ıslandı böyle yiyeceğiz başka çare yok’ dedim. Aynısını yaptılar ve birazdan o kurumuş ekmeği dediğim gibi yapıp büyük bir iştahla hep beraber yedik.
BOMBA ATILMASINI İSTEDİ
Bolu Komando tugayının her biri birbirinden kahraman askerleriyle yaşadığı, kendilerini uçakla bombalattığı bir olay var ki insanın aklı almıyor. Söz Ertürk’ün: İşte delip karla ıslattığımız ekmeğimizi yedikten, karı eritip elde ettiğimiz suyu bottan içtikten yarım saat sonra bir baskın oldu. Mermimiz de az. Kar, tipi bir yana her yerden ateş ediyorlar. Diyarbakır’dan Hava Kuvvetleri’nden yardım istedim. Filo daha evvel benim koordinatımı istemişti ve vermiştim. Filonun başındaki komutan benden hedef istedi ve koordinatı verdim. ‘Komutanım bu verdiğiniz teröristlerin değil, sizin koordinatınız’ deyince ‘Evet. Üzerimize ateş edin’ karşılığını verdim. Komutan, ‘Yapamam’ deyince yapmak zorunda olduğunu, teröristlerle neredeyse iç içe olduğumuzu söyledim. Her yer kar. Onlara, ‘Karın yanında kayanın dibi neresi varsa saklanın’ dedim. 2 dakika sonra uçaktan bomba yağdı. Hiçbirimize bir şey olmadı. Ama ne oldu? Terörist, o Hava Kuvvetleri’nin yaptığı atıştan dolayı ayaklandı, kaçmaya çalıştı. Onlar çıktıkça biz onları vurduk.
]]>
Termometrelerin eksi 10 dereceyi gösterdiği Sarıkamış’ta yürüyüşe katılanlara Kars Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, Sarıkamış Belediyesi ve Kızılay ekipleri, sıcak çorba ikramında bulundu. Kars Müftüsü Hamza Bayram’ın ettiği duanın ardından Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Vali Ziya Polat, AK Parti Milletvekili Adem Çalkın, protokol ile çok sayıda vatandaşın katıldığı yürüyüş, komando andıyla başladı. Yürüyüşte gençler, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yılı nedeniyle 100 metre uzunluğunda Türk bayrağı taşıdı.

“Şehitler ölmez, vatan bölünmez”, “Vatan sana canım feda” sloganlarının atıldığı yürüyüş sırasında gençler de marşlar okudu. Muharip uçak ve ‘Çelik Kanatlar’ helikopter gösterisi yaparak törene katılanları selamladı.

ŞEHİTLER ANISINA SAYGI ATIŞI
5,5 kilometrelik yürüyüşün ardından katılımcılar, ay-yıldızlı tören alanına geldi. Tören alanında İzmir Soğuk Heykel Atölyesi tarafından soğuk heykel performansı gerçekleştirildi, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Mehteran Takımı da kahramanlık türküleri seslendirdi.
Türk Hava Kurumu ekiplerince paraşütlü para motor gösterisi yapılarak Türk bayrağıyla vatandaşlar selamlandı. Sarıkamış Harekatı’na katılan askerlerin kıyafetleriyle törende yer alan Sarıkamış 9’uncu Komando Tugay Komutanlığı’na bağlı askerler, alandaki dev Türk bayrağının altında nöbet tuttu.
Şehitler için saygı atışı yapıldı ve saygı duruşunda bulunuldu. İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından da Bakan Bak, Bakan Göktaş, anıta çelenk sundu. Kur’an-ı Kerim tilaveti sonrası 9’uncu Komando Tugay Komutanlığı’nda görevli Piyade Üsteğmen Mutlu Çelik, 109 yıl önceki Sarıkamış Harekatı ile ilgili bilgileri paylaştı.

“VATAN UĞRUNA ÖLÜME YÜRÜDÜLER”
‘Bu Toprakta İzin Var’ temasıyla düzenlenen törende konuşan Bakan Göktaş şunları söyledi:
“Bugün üzerimize yağan kar, esen rüzgar, kar altındaki toprak, bizi çevreleyen dağlar, bize zemin olan yer, hepsi bir şeye şahitlik ediyor; Anadolu, kahramanlar yurdudur. Bu toprakların kahramanlıklarının şahidi yine bu topraklardır.
Hangi taşı yerinden oynatsanız ardında bir destan yatar. Yemen’de susuzluğa direnen Mehmetçiklerin kahramanlığına yalın sıcak şahittir. Çanakkale’de mermilere göğüs geren kahramanların şahidi, Gelibolu’nun sert rüzgarlarıdır.
İşte şimdi şahidimiz, Sarıkamış’ta, Allahuekber Dağları’nda yağan kardır. Ecdadımız 109 yıl önce burada vatan uğruna gözlerini kırpmadan ölüme yürüdüler. Atalarımızın bize miras bıraktığı bu vatanı korumak ve gelecek nesillere teslim etmek görevimiz.
Onların gösterdiği cesaret ve fedakarlıkların hatırasını yaşatmak, en büyük sorumluluğumuz. Bu sorumluluğun büyük bir payı da ne mutlu ki bakanlık olarak bizim sorumluluğumuzda. Kahramanlarımızın emanetlerine yönelik faaliyetlerimizi Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğü’müz bünyesinde yürütüyoruz.
Bakanlık olarak biliyoruz ki şehit yakınları ve gazilerimiz bizim ailemizin bir parçasıdır. Onların huzurlu bir hayat yaşamaları için manevi, ekonomik ve sosyal desteklerimizi sürdürüyoruz. 2014 yılından bugüne kadar 49 bini aşkın şehit yakını, gazi ve gazi yakınımızın kamuda istihdamını sağladık”
“UMUT YEŞERTMEK İÇİN VAR GÜCÜMÜZLE ÇALIŞACAĞIZ”
Göktaş sözlerini şöyle sürdürdü:
“Cumhuriyet’in 100’üncü yılı kapsamında ‘Vatan ve Kahramanlık Buluşmaları’ projemiz ile gazilerimizi gençlerimizle bir araya getiriyoruz. Kahramanlarımız gençlerimizle hikayelerini paylaşıyor.
Bugün burada, aynı şuurla, tarih boyunca bu topraklar uğruna verilen mücadeleleri hatırlıyor, o mücadelelerin bizlere yüklediği bilinçle hareket ediyoruz. Ecdadımız, bizlere sadece geçmişin hatıralarını değil, aynı zamanda geleceğe dair umutları da miras bıraktı.
Bizler, bu umutları yeşertmek, bu topraklarda huzurun ve refahın her zaman var olmasını sağlamak için var gücümüzle çalışacağız. Atalarımız gibi biz de kendi destanımızı yazmak için kararlılıkla ilerleyeceğiz.
Hepimiz, bu toprakların kahraman evlatları olarak, geçmişten aldığımız güç ve ilhamla, ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak için mücadele ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki bizim de yazacağımız kahramanlık hikayelerimiz, gelecek nesillerin yüreğinde yer edecek. ‘Türkiye Yüzyılı’nı inşa edecek nesil burada.
İnşallah ‘Türkiye Yüzyılı’nın ilk nesli de burada toplanacak. Tıpkı bugün olduğu gibi onlar da aynı heyecan ve gururla gelecekler, ecdadımızın hatırasına sahip çıkacaklar. Allah birliğimizi, dirliğimizi bozmasın. Beyaz kar üzerinde dalgalanan al bayrağımız, sonsuza kadar gök kubbemizde dalgalansın”
“BİZLERE DÜŞEN BU YİĞİTLERİ UNUTMAMAK”
Bakan Bak da konuşmasında şunları söyledi:
“Bugün, burada bu destanı hep beraber dinliyoruz, yaşıyoruz, görüyoruz. Yürüyüşe başlamadan önce komando birliklerimizin komando marşını dinlerken yüreğimiz coştu. İşte bu Türk ordusudur, Türk askeridir. Hep beraber onların coşkusunu hissettik.
İşte bu dağlarda bu aslan parçaları yatıyor. Bizlere düşen de bu yiğitleri unutmamak, toprağa düşen bu yiğitleri asla unutmamak. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla bu topraklarda vatanın dört bir köşesinde şehit düşmüş yiğitlerimiz için Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak programlar düzenliyoruz.
Çanakkale Zaferi’ni kutlamaya gidiyoruz. 57’nci Alay için gidiyoruz. Yine Kütahya’da, Dumlupınar’da, Sakarya’da efsanevi mücadelelerinin olduğu yerlerde gençlerimize bu efsaneleri anlatıyoruz. Gençlerimize şunu söylüyoruz; ‘bu topraklar şehit kanlarıyla sulanmıştır.
Bu topraklarda izin var. Bu topraklarda senin parçan var. Bu topraklar, bu coğrafyanın bedeli çok ağır.’ İşte gençlerimize bunları hatırlatıyoruz. Türkiye’nin dört bir yanından gelen gençlerle beraber buradayız. 109’uncu Sarıkamış Harekatı’nı anma törenlerindeyiz.
Buraya uzaktan, yakından çevre illerden gelen vatandaşlarımıza şükranlarımızı arz ediyoruz. Hep beraber coşkuyla yürüdük. Bayrağımızla beraber yürüdük. Aslan parçası, yiğit askerlerimizle yürüdük. Onların komutanlarıyla yürüdük. İşte bu askerlerle, bu vatanda, bu milletle, bu ülkeyle, gurur duyuyoruz.
Yine Kurtuluş Savaşı’nda destan yazan Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarına, efsanevi komutanlar Fevzi Çakmak Paşa’ya, Doğu’nun yiğit evladı Kazım Karabekir’e, burada şehit düşenlere selam olsun.
Onları asla unutmayacağız. Onlarla beraber bu vatanı ilelebet payidar kalması için savaşacağız. İşte vatanın dört bir köşesinde sınırları bekleyen yiğitlerimize, askerlerimize, güvenlik güçlerimize onlara selamlarımızı iletiyoruz. Allah ayaklarına taş değdirmesin.”
]]>“BORÇ-FAİZ SARMALINDA”
Özelleştirmenin ardından üretimini, Türkiye genelindeki 15 fabrikası ile sürdüren Türkşeker, Sayıştay raporuna göre borç-faiz sarmalında… Kurumun özkaynaklarının 10 yıl içinde eksiye düştüğünün belirtildiği, özkaynak artırımı için bankalardan kredi çektiğinin belirlendiği raporda; “İşletmeler borç ve faiz sarmalı içine girmekte ve faaliyetlerini durdurma noktasına gelmektedir… Kurumun en önemli problemi; üretim maliyetinin altındaki fiyatlardan satış yapması nedeniyle özkaynaklarının yıllar itibariyle erimesidir. Özkaynakların erimesi neticesinde kurumun kaynak ihtiyacı banka kredileri yoluyla karşılanmış ancak finansman giderleri maliyetler üzerinde baskı oluşturmaya başlamış ve nihayetinde borç-faiz sarmalına girilmiştir” denildi.
ALIM GÜCÜ ERİDİ
Sayıştay’ın, Türkşeker’in hesaplarına ilişkin denetim raporu TBMM’ye sunuldu. Sayıştay denetçileri, Türkşeker Anonim Şirketi’nin “son 10 yıllık süreçte toplam özkaynaklarının şeker pancarı alım gücüne göre reel olarak 21 milyon 366 bin 305 ton eridiği” belirledi. Raporda, “İşletmenin faaliyetlerinin sürekliliği ve devamlılığının sağlanabilmesi için hammadde bazında özkaynaklarının alım gücünün yıllar itibariyle korunması önem arz etmektedir” denildi.
“İŞLETMELER FAALİYETLERİ DURDURMA NOKTASINDA”
Raporda şu değerlendirmeler yapıldı:
– İşletmenin faaliyetlerinin sürekliliği ve devamlılığının sağlanabilmesi için hammadde bazında özkaynakların alım gücünün yıllar itibariyle korunması önem arz etmektedir. Özkaynak alım gücünün erimesi işletme faaliyetlerinin sürekliliğinin akamete uğramasına yol açmasının yanında ek kaynak ihtiyacının doğmasına da sebep olmaktadır. İlave kaynak ihtiyacının finansman yoluyla karşılanması durumunda ise işletmeler borç ve faiz sarmalı içine girmekte ve faaliyetlerini durdurma noktasına gelmektedir.
REEL BİR KÂR YOK
– Kurumun en önemli problemi; üretim maliyetinin altındaki fiyatlardan satış yapması nedeniyle özkaynaklarının yıllar itibariyle erimesidir. Özkaynakların erimesi neticesinde Kurumun kaynak ihtiyacı banka kredileri yoluyla karşılanmış ancak finansman giderleri maliyetler üzerinde baskı oluşturmaya başlamış ve nihayetinde borç-faiz sarmalına girilmiştir. 2022 yılında 1.169 milyon TL dönem karı edilmiş olmasına rağmen dönem karının geçmiş dönem maliyetleri ile izlenen stok satışlarından kaynaklandığı reel anlamda bir kar edilmediği değerlendirilmektedir.
5 YILDA KREDİ VE FAİZ TUTARI ARTTI
Raporda, kurumun özkaynaklarındaki azalma nedeniyle devamlılık için borçlanma yoluna gittiği saptandı. Buna göre; kurumun yıllar içerisinde özkaynaklarının eksiye düştüğü, finansman ihtiyacının, “ticari bankalardan kredi almak yoluyla temin edildiği” belirtildi. Hazırlanan tabloda, son beş yılda kullanılan kredi tutarı ve faiz tutarının giderek arttığı gözlemlendi.
380 BİN TON ŞEKER DENETLENMEDİ
Aynı zamanda raporda Türkşeker’in “Tüketicinin düşük fiyattan şeker alması ve piyasada şeker fiyatının düşürülmesi amacıyla” marketlere ve şirketlere 2022 yılında “380 bin ton şeker” verdiği, taahhütnamede “şekerin toptan satılmayacağının” belirtildiği, market raflarında bir denetim yapılmadığına dikkat çekildi. Sayıştay, “taahhütnameye uymayanların karşılaşacağı yaptırımların bulunmaması nedeniyle projenin başarıya ulaşması mümkün olmamıştır” tespitinde bulundu.
]]>Eylül ayında 30 kişiyi yaklaşık 6 milyon lira dolandırdığı öne sürülen M.R.B, yakın çevresine ‘Bana miras kaldı. Ben zengin oldum ve altın işine giriyorum. Size de kar payı vereyim, daha çok kazanalım’ dedi.
Bu şekilde güven kazanan M.R.B, ilk aylarda birçok kişiden aldığı paraları faiziyle geri ödedi. Üç ay sonra ise, ‘Ben köyüme mirasımı almaya gidiyorum’ diyerek ortadan kayboldu. Geride kalan 30 mağdurdan 15’i ise Şehremini Karakolu’na giderek şikayette bulundu.
M.R.B. ise ortadan kaybolduktan sonra mağdurlara bir mektup yazarak, şikayette bulunmazlar ve cezaevine girmezse borçlarını ödeyeceğini söyledi.

“BAŞKALARININ PARASIYLA SİSTEMİ DÖNDÜRMEYE ÇALIŞIYORDUM”
Mağdurların şikayette bulunduğunu öğrenen ve bir mesajlaşma uygulaması üzerinden Yıldırım’a ses kaydı gönderen M.R.B. şunları söyledi:
“Hülya benim sana bir şey söylemeye yüzüm yok. Bu hallere düştük. Ben oyunu bırakmıştım. Bu işlere girmiştim. Belki düzeltirim demiştim. İlk başlarda ne güzel her şeyi ödüyordum.
Sonra yine oyuna döndüm, belki kazanırım diye. O iş, bu iş, altın işi hepsi yalan. Gidip birinden alıyordum, satıyordum. Oradan aldığımla başkasının parasını çıkartıyordum. Kredi kartı ödeme günü geldiğinde onları ödemeye çalışıyordum. Ondan alıp ona veriyordum.
Tefeciye bulaştım. Tefeci de bana faiz uyguladı. Oradan sonra döndüremedim. Paralar yetmemeye başladı. Başkalarının üzerine çektiğim paralarla döndürmeye çalışıyordum. Telefonları satıp, taksit ödemeye çalışıyordum.
Siz bana ne deseniz haklısınız. ‘Bu para nasıl ödenecek?’ diye soruyorsunuz. Sizin paralar yine az miktarda. Başkasının miktarı 3 milyona dayanıyor. Ben ne yapacağım bilmiyorum.
Benim bir canım var. Başka diyecek bir şeyim yok. Beni öldürmeyle bu iş çözülecek mi? Ben zaten kefenimi boynuma almışım. Ailem, çocuklarım, her şeyim gitti. Hiçbir şeyim kalmadı.
Hâlâ direniyorum. Borcunuz borç, ödeyeceğim diyorum. Sen bilirsin, durmak istemiyorsan git şikayet et nereye istiyorsan, hodri meydan. Televizyona mı çıkıyorsun, ne yapıyorsan yap. Ne anlatacaksın ki? Ben ne yaptım?
Bu işi birden batırdım. Bunu biliyorsun. İş bir ay sekteye uğrayınca hepiniz başıma üşüştünüz. Gittiniz hemen şikayet ettiniz. Hakkını hukukla mı arıyorsun? Hakkını hem hukukla aramaya çalışıyorsun hem de benimle konuşmaya çalışıyorsun. Kendine bir yol seç. Hukukla arayacaksan hakkını ben gider cezamı çekerim”

Hülya Yıldırım
“TEKSTİLE TOMAR TOMAR PARAYLA GELİRDİ”
20 yıllık arkadaşı tarafından dolandırıldığını iddia eden Hülya Yıldırım ise yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:
“Bundan birkaç ay öncesine kadar düzenli alışverişimiz vardı. Kendisi bana, ‘Kredi çekip bana verirsen, sana belli bir miktar kar veririm’ diyordu. Biz bunu kar almak amaçlı yaptık. En başta her şey düzenli gidiyordu.
Benim hesabımdan kredi, nakit avans çekti. Düzenli olarak da ödemesini yaptı. Benim de kâr payım olarak iki çeyreğimi verdi. Bunu her ay düzenli olarak yaptık. Sonrasında benim kartımın limiti bitti.
Daha çok kazanalım diyerek, bana başka bir bankadan kart çıkarttı. Onu da patlattı. Onu da düzenli ödemeye çalıştı ama olmadı. Daha ilk ayda beni patlattı. Üçüncü ayda zaten bütün hesaplarımı boşalttı. Beni böyle mağdur edip, kaçtı ve gitti.
O zamanın faiziyle 280 bin TL dolandırıldım. Kasım ayının 1’inde de kaçtığını öğrendik. Ben bu kişiyi 20 yıldır tanıyorum. Daha önce farklı iş yerlerinde beraber çalışmıştık. En son bizim iş yerine geldi, birlikte çalıştık.
‘Bana miras kaldı’ diyerek bizi kandırdı. ‘Ben bu paraya şu an dokunamıyorum, tamamı geldikten sonra kullanacağım’ diyordu. Kendini bize zengin olmuş gibi gösterdi.
Tekstile her gün tomar tomar parayla gelirdi. ‘Altın işine girdim. Alım satım yapıyorum’ diyordu. Bazen işe getirdiği altınları gösterip, ‘Bunları karıma, kızıma hediye aldım’ diye bize anlatıyordu.
Durumu iyi hale geldiği için biz de onun adına sevinmiştik. Bana bir keresinde, ‘Al bu bin TL’yi, annen hasta. Benim için dua etsin’ dedi. Ben de ona parasız da dua ederiz biz diye cevap verdim. Bu şekilde bize hep güven verdi.

“KÂR ALMAK AMACIYLA BU İŞE GİRDİM”
Konuyla ilgili şikayette bulunduğunu dile getiren Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz onunla bu işe Eylül ayında girdik. İlk başlarda çektiği paraları kar payıyla birlikte geri veriyordu. İlk ay 20 bin TL çekip, bin TL faiz verdi. Ben de onu 20 yıldır tanıyıp, güvendiğim için daha fazla kazanmak istedim.
Benim annem ve babam hastalar, yaşlılar. Onlara ben bakıyorum, o da bunu biliyordu. Şu an mağdurlar olarak 30 kişiyiz. Kendi eşinin akrabalarını da dolandırdı. Bizim iş yerinden 4 kişi, 20 den fazla kişi de eşinin akrabaları var.
Kimine altın vereceğim, kimine para vereceğim dedi. Kimine kredi çektirmiş, birçok kişiden de altın almış. En son onu gördüğümde Şanlıurfa’ya mirasını almaya gideceğini söylemişti. Ertesi gün ben kaçtığını öğrendim.
15 kişi Şehremini Karakolu’na gittik ve şikayette bulunduk. Haber bekliyoruz. Aslında toplam 30 kişi mağdur var ama 15 kişi şikayette bulunduk. Bu 30 kişi toplam 6 milyon TL’ye yakın dolandırıldık.
Buradan da o adama sesleniyorum. O kadar tomar parayla kaçtın. Bizim paramızı ödemiyorsun. Hepimiz senin peşindeyiz. Ya paramızı öde ya da gel teslim ol. Bizim de içimiz rahat etsin”
]]>Birçok zincir markette, bakliyat, yumurta, süt, makarna, yoğurt gibi temel gıda ürünlerinin zamlı fiyatla satıldığı görülüyor. Yılbaşı öncesi birçok temel gıda ürününe büyük oranda zam geldi.
Özellikle 7.500 lira emekli maaşı veya 11 bin 402 lira asgari ücret ile evlerini geçindirmeye çalışan vatandaşlar, maaşlarına zam yapılmadan neredeyse iğneden ipliğe her ürüne gelen zamlara tepki gösterdi.

TARIM KREDİ KOOPERATİFİ MAĞAZALARINDA DA ZAM ÜSTÜNE ZAM YAĞDI
Geçen yıl Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile Tarım Kredi Kooperatifi marketlerinde büyük indirim olacağı açıklanmış, ancak o yılın 15 Ağustos’unda markete akın eden vatandaşlar umdukları indirimi bulamamıştı.
Geçtiğimiz Ekim ayında da bazı gıda ve temizlik ürünlerinde yüzde 50’ye varan indirim yapılacağı belirtilen Tarım Kredi Kooperatifi mağazalarına giden vatandaşlar ikinci kez hüsran ile karşılaşmıştı.
Ekim ayında indirim ile karşılaşamayan vatandaşlar, Kasım ayı başında ise tam tersi zamlı fiyatlarla karşılaşmıştı.
Ekim ayından Kasım ayına kadar 20 günlük süre içerisinde Tarım Kredi Kooperatifi mağazalarındaki özellikle bakliyat ürünlerine yüzde 24’e varan zamlar gerçekleşmişti.
ZAMLAR OTOMATİĞE BAĞLANDI
Tarım Kredi Kooperatifi mağazalarında geçtiğimiz ay özellikle bakliyat ürünlerine yüzde 24’e varan zamlardan sonra aradan geçen bir ay içerisinde vatandaşlar yeni zamlarla karşılaştı. Tarım Kredi Kooperatifi mağazalarında yine bir çok kalem ürüne zam yapıldı.
Yaklaşık yüzde 15’e varan zamlı ürünlerin içinde un, yeşil mercimek, barbunya, kuru fasulye, ayçiçek yağı, zeytinyağı dikkati çekti. Zamlanan ürünlerin yanı sıra Tarım Kredi Kooperatifi mağazalarında geçtiğimiz aya oranla fiyatı düşen ürünlerin içerisinde de sadece bir kaç parça ürün yer aldı. Geçtiğimiz ay 34 lira olan kırmızı mercimek 32.90’a, 93.90 olan Tiryaki Çay 89.90’a düştü.
Yapılan zamlar vatandaşın tepkisine neden oldu. Tarım Kredi Kooperatifi mağazalarında 16 Ekim tarihinde indirim yapıldığı belirtilen fiyatlar ile 6 Kasım tarihinde zamlanan ürünler ve Aralık ayında yapılan son etiket fiyatlarını SÖZCÜ Muhabiri tespit etti.
Tarım Kredi Kooperatifi marketlerinde indirim geldiği belirtilen 16 Ekim, 6 Kasım ve 18 Aralık tarihindeki bazı ürünlerin reyonlardaki fiyatları şöyle:

“8-10 MARKET GEZİYORUM, HANGİ ÜRÜN NEREDE UCUZSA ORADAN ALIYORUM”
Emekli öğretmen Nurettin Aldemir, gelen zamlara tepki göstererek şunları söyledi:
“Marketler işçi, memur ve emeklilere yapılacak zam öncesi iğneden ipliğe zam yapıyor. Marketlere verilen mallar yaklaşık 3 aylık bir takvimle ödeme bekliyor. Mal sevkiyatı yapanların programı böyle. Yakın zamanda bu 45 güne de düşürülmesi söz konusu olabilir.
Marketler olası enflasyonu öngörerek aldıkları ve 3 ay sonra ödemesini yapacakları mala peşinen zam yapıyor. Marketlerin hiçbirisi halkın ihtiyaçları üzerinden fiyatı kontrollü olarak tespit etmiyor. Kar hırsı had safhada. Ucuz emek had safhada. Böylesi ekonomik krizler birilerinin kar marjını yükselttiği dönemlerdir. Sistem de buna çok müsait.
Siyasi iktidarın temsilcileri zaman zaman marketlerde denetim yaptıklarını belirtmelerinin de bir karşılığı yok. O kadar market gezerim. Hiçbir marketin ‘ben denetlendim’ dediğini duymadım, görmedim de. Çünkü biz artık bir şeyi alırken market market dolaşıyoruz. Ben de emekli eğitim emekçisiyim. Fiyatları önce tespit ediyorum 8-10 markette sonrasında hangisinde hangi ürün ucuzsa onun peşine düşüyorum.
Fiyatları da her zaman değişik görüyorum. Bir hafta aldığımı bir hafta sonra alamıyorum. Yılbaşından sonra çok büyük zamlar gelecek. Hatta asgari ücret zammını işçiler, kamu emekçileri kendi maaş zamlarını, emekliler kendi maaş zamlarını ceplerine koymadan gelen zamları ödeyecekler, peşinen ödeyecekler.
Ücret zamları arkasından erimiş olarak, alım gücü düşmüş olarak ceplere girecek. Şimdiden de yılbaşı havası nedeniyle fiyatlar füze kıvamında yükselmeye devam ediyor.”

Nurettin Aldemir
“ÇOCUKLARI BAKKALA GÖNDERİYORUM, VALLAHİ YARISINI ALAMADAN GELİYORLAR”
Belediyede temizlik işçisi olarak çalışan Muammer Özdamar, “Asgari ücretle çalışıyorum. Ev kirası, doğalgaz, elektrik, su parası, çocuklar okuyor… Masrafları karşılayamıyorum. Marketten bugün aldığımı yarın aynı paraya alamıyorum. 5 kilo aldığımı 1 kilo alıyorum, 2 kilo aldığımı yarım kilo alıyorum.
Et alırsak tavuk eti alıyorum. Kuzu eti, dana eti alamıyorum. Herşeye zam geliyor, maaşlar yerinde sayıyor. Ben bu masrafları nasıl karşılayayım?
,Karşıdan kolay geliyor ama gel bir de bize sor. Akşama kadar (sokaklarda) 8 saat süpürge sallıyorum. Yorgun yorgun eve gidiyorum. Çocukları bakkala gönderiyorum. Valla yarısını almadan geri geliyorlar. 2 liralık bir piskeyüt 20 lira olmuş! Piskeyüt! Piskeyüt!” diye konuştu.

Muammer Özdamar
“BUGÜN ALDIĞIMIZI YARIN AYNI FİYATA ALAMIYORUZ”
Asgari ücretle işçi olarak çalışan Fedail Demir ise, “Hergün iğneden ipliğe zam geliyor. Bir adalet olması gerekiyor. Bugün aldığımızı yarın aynı fiyata alamıyoruz. Kesinlikle alamıyoruz. Günden güne biz emekçiler zorlanıyoruz. Aldığımız maaştan da bir şey anlamıyoruz” dedi.

Fedail Demir
“8.500 LİRA EMEKLİ MAAŞI İLE GEÇİN GEÇİNEBİLİRSEN”
Emekli Necdet Açıkalın, “Baştakilerin hatasını biz çekiyoruz. Aldığım 8.500 TL para. Ondan sonra geçin. Nasıl geçinirsen geçin. Bunun elektriği var, doğalgazı var, suyu var… Nasıl geçinelim? Marketten bugün aldığımı yarın aynı fiyata alabilmenin imkanı yok. Dün aldım 45 liraya yumurtayı, bugün ise 55 lira. Neyin yanına yaklaşayım? Hiçbir şeyin yanına yaklaşılmıyor. Tarım Kredi Kooperatifi ile ilgim yok benim. Tarım Kooperatiflerine zaten girdiğimiz yok. Allah var şimdi. Doğru dürüst marketler zaten başımıza bela. Bir de onlara gidersek daha kötü olacağız” şeklinde tepkisini dile getirdi.

Necdet Açıkalın
“SÜREKLİ ETİKETLERİ DEĞİŞTİRİYORLAR”
Ali İçli, “Marketlerden bugün aldığımızı aynı fiyata ertesi gün vallahi alamıyoruz. Daha işçiye, emekliye, memura zam gelmeden marketlerde etiketler sürekli değişiyor. Ben (bir marketin-BİM’in) üzerinde oturuyorum. Hergün uğruyorum, bakıyorum. Bir de ne yapıyorsunuz diye soruyorum. Hee sürekli etiketleri değiştiriyorlar. Bu marketler neden denetlenmiyor onu anlamadım ben. Maaşlara zam gelmeden eridiği gözüküyor. İnşallah iyi bir zam verir de kurtarırız. Başka türlü işimiz çok zor yani. Ben emekliyim. 12 bin lira aylık alıyorum. İşimizi hayli kötü yani” ifadelerini kullandı.

Ali İçli
“3 PARÇA GIDA MADDESİNE 600 LİRA VERDİM, ŞAŞIRDIM KALDIM”
Kredi kartları ile ay sonunu getirebildiğini ifade eden emekli Coşkun Candan, “10 sene önce ben emekli olduğu zaman asgari ücret 850 liraydı, benim maaşım 2 bin liraydı. Yani asgari ücretin iki katından fazlaydı. Şu anda asgari ücretle hemen hemen aynı olduk. Marketten bugün aldığımızı ertesi gün aynı fiyata alamıyoruz efendim. Geçen gün peynir, zeytin bir parça daha olmak üzere üç parça gıda maddesi aldım 600 lira verdim. Şaşırdım kaldım. Herşey çok pahalandı. Kredi kartı ile yaşıyoruz. Yatırıyoruz tekrar borçlanıyoruz. Yatırıyoruz ve tekrar borçlanıyoruz.” şeklinde konuştu.

Coşkun Candan
]]>Erzurum, Ağrı, Kars, Ardahan ve Erzincan’da tipi nedeniyle 2 binin üzerinde köy yolu ulaşıma kapandı.
Yağışların durması ardından yolların açılması için çalışmalar başlatılacak. Yağış nedeniyle kayganlaşan yollarda çok sayıda trafik kazaları da meydana geldi.

KAR SONRASI KAZA: ÖLÜ VE YARALILAR VAR
Kars’ta kar yağışı ve tipi nedeniyle 2 otomobil ve 1 köy minibüsünün karıştığı zincirleme kaza meydana geldi. 2 bin 286 rakımlı Hanlar Geçidi mevkisinde meydana gelen kazada 1 kişi hayatını kaybederken 1’i bebek 17 kişi yaralandı.
İhbar üzerine bölgeye itfaiye, polis, jandarma, sağlık ve karayolları ekipleri sevk edildi. Otomobilde sıkışan 3 kişiyi itfaiye ekipleri tarafından çıkartıldı.
Kazada yaralanan 18 kişi ambulansla hastanelere sevk edildi. Harakani Devlet Hastanesine kaldırılan yaralılardan Sedat Ali Özyümlü (33) yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

AĞRI’DA YOLCU OTOBÜSÜ DEVRİLDİ
Doğubayazıt ilçesinden Ağrı’ya seyir olan Ö.E. yönetimindeki 61 S 1666 plakalı şehirlerarası yolcu otobüsü, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yoldan çıkarak yan yattı.
Kazada sürücü ile birlikte 6 kişi yaralandı. Yaralılar ambulanslarla Ağrı’nın Diyadin ilçesindeki Diyadin Devlet Hastanesinde tedbir amaçlı tedavi altına alındı. Yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi

MUŞ- KULP- DİYARBAKIR KARAYOLU ULAŞIMA KAPANDI
Muş’ta etkili olan yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle, Muş-Kulp-Diyarbakır kara yolu geçici olarak ulaşıma kapatıldı. Yolda mahsur kalan araçlar ile içerisindeki vatandaşları kurtarmak için çalışmalar sürüyor.
Karayolları 113’üncü Şube Şefliği ekipleri, kar kalınlığının 1 metreyi bulduğu yolda, mahsur kalan araçlar ile içerisindeki vatandaşları kurtarmak için kar temizleme çalışması başlattı. Kar yağışı, tipi ve fırtınanın etkili olduğu bölgede ekipler zorlu bir çalışma yürütürken, seyahat güvenliği açısından yol geçici olarak trafiğe kapatıldı.

ARDAHAN’DA DA ETKİLİ OLDU
Ardahan’da etkili olan kar yağışı ve tipi nedeniyle 2 bin 640 metre yükseklikteki Ardahan ile Artvin’in Şavşat ilçesi arasındaki kara yolu Sahara mevkisinde ve Ardahan- Posof karayolu da 2918 rakımlı Ilgar Dağı geçidi ulaşıma kapandı. Olumsuz hava koşullarına karşı sürücüleri uyaran Karayolları yetkilileri, sürücülerden yanlarında takoz, zincir ve çekme halatı bulundurmalarını istedi.
ERZURUM’DA KAR KALINLIĞI 20 SANTİMETREYE ULAŞTI
Yoğun kar yağışının yaşandığı Erzurum’da çok sayıda maddi hasarlı trafik kazası yaşandı. Kar kalınlığının 20 santimi bulduğu Erzurum’da yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle yolda mahsur kalanlara Karayolları, AFAD, jandarma ve Kızılay ekipleri yardım etti.
Tipi nedeniyle Erzurum-Bayburt, Tortum- Erzurum (TIR ve çekiciler) Erzurum-Tekman karayolu ulaşıma kapandı. Kent merkezinde Erzurum Büyükşehir Belediyesi ekipleri gece boyu tuzlama ve yol açma çalışması yaptı.

KARABÜK’TE KAR YAĞIŞI
Karabük’te kar yağışı ve şiddetli rüzgar günlük yaşamı olumsuz etkiledi.
Belenköy TOKİ’de şiddetli rüzgar nedeniyle çatıdan uçan tahta parçası bir otomobilin camına saplandı. Düşen kiremitler ise bazı araçlara zarar verdi. Merkeze bağlı Aşağıkızılcaören köyünde de bir evin çatısı uçtu.
Ovacık ilçesi Bodurlar köyünde 32 büyükbaş hayvanın bulunduğu ahırın çatısı biriken kar nedeniyle çöktü. İhbar üzerine bölgeye jandarma, AFAD ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

BARTIN’DA YOLLAR KAPANDI
Bartın’ın yüksek kesimlerde etkili olmaya devam eden kar yağışı nedeniyle 8 köy yolu ulaşıma kapanırken, İl genelinde olumsuz hava koşulları nedeniyle 5 köye elektrik verilemiyor.
BOLU’DA HALK ZOR ANLAR YAŞADI
Bolu’nun Gerede ilçesinde dün gece başlayan kar yağışı nedeniyle ilçe merkezi beyaz örtüyle kaplandı, kar kalınlığı 30 santimetreyi buldu. Esnaf dükkanlarının önünü temizlerken, vatandaşlar da araçlarının üzerindeki karları temizledi.

SİNOP’UN 4 İLÇESİNDE ETKİLİ OLDU
Sinop’un Gerze, Ayancık, Boyabat ve Saraydüzü ilçelerinde kar yağışı hayatı zorlaştırıyor.
ARTVİN VE GÜMÜŞHANE’DE KAR
Artvin ve Gümüşhane’de kar yağışı, ulaşımda sıkıntılara yol açıyor.
Artvin İl Özel İdaresinden alınan bilgiye göre, dün akşamdan itibaren yüksek rakımlı yerleşim yerlerinde etkili olan kar nedeniyle Ardanuç’ta 5, Şavşat’ta 48, Borçka’da 6, Yusufeli’nde 1 köy yolu ulaşıma kapandı.
Ayrıca Yusufeli’nin Yüncüler ve Boyalı, Borçka’nın ise Çaylı köyünde heyelan nedeniyle ulaşım sağlanamıyor.
63 köyde ulaşımın durduğu kentte İl Özel İdaresi ekipleri, yolların açılması için çalışma yürütüyor.
Karla beyaza bürünen Şavşat ilçesinde trafikte aksamalar yaşanırken Arhavi ve Kemalpaşa ilçelerinde de 2 evin çatısı uçtu.
Gümüşhane ve ilçelerinde de soğuk hava ve kar yağışı etkili oluyor.
Jandarma ekipleri, İkisu-Şiran yolu Tersun Dağı geçidindeki tipi nedeniyle araç geçişlerine izin vermiyor.
Kar yağışının sürdüğü 2 ilde yetkililer sürücüleri, zorunlu olmadıkça trafiğe çıkmamaları konusunda uyardı.

TOKAT’IN 2 İLÇESİ BEYAZA BÜRÜNDÜ
Tokat’ın Başçiftlik ve Artova ilçelerinde kar yağışı etkili oldu.
Başçiftlik ilçesinde sabah saatlerinde başlayan kar yağışı ve fırtına, hayatı olumsuz etkiliyor.
Kar yağışının tipiye çevirdiği ilçede kar kalınlığı 10 santimetreyi geçti.
İlçe merkezinde Belediye ekipleri, köy yollarında Özel İdare ekipleri ve Başçiftlik, Niksar yolunda da Karayolları ekipleri kar temizleme çalışmaları yürütüyor.
Artova ilçesinde ise öğleden sonra başlayan yağmur yerini kar yağışına bıraktı.
Kar yağışı nedeniyle ilçe beyaza büründü.
Tokat-Sivas kara yolu Çamlıbel Geçidi’nde kar yağışı etkili oldu. Kar yağışı nedeniyle bazı araçların kaydığı görüldü.
İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı Bölge Trafik ekipleri, sürücüleri zincir takmaları ve dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.

KASTAMONU’DA YOLLAR KAPANDI
Kastamonu’da, kar nedeniyle kapanan 430 köy yolunun ulaşıma açılması için çalışmalar sürüyor.
İl Özel İdaresi yetkililerinden alınan bilgiye göre, bölgede etkili olan kar, özellikle yüksek rakımlı köylerde ulaşımı aksattı.
Kar nedeniyle 19 ilçesi bulunan kentin 16 ilçesi ve kent merkezine bağlı köylerde toplam 430 köy yolu ulaşıma kapandı.
Ekipler kapalı yolların açılması için çalışmalarını sürdürüyor.
BİNGÖL BEYAZA BÜRÜNDÜ
Bingöl’ün Karlıova ilçesinde, kar ve tipi nedeniyle 23 yerleşim yerine ulaşım sağlanamıyor.
İlçede 3 gündür etkili olan kar yağışı, hayatı olumsuz etkiliyor.
İlçenin yüksek kesimlerinde kar kalınlığı yer yer 50 santimetreye ulaştı.
İlçede 23 köy yolu ulaşıma kapanırken, ekipler yolların açılması için çalışmalarını sürdürüyor.
ANKARA’DA KAR ETKİLİ OLDU
Ankara’nın Çubuk ilçesine bağlı Karagöl Tabiat Parkı’nda gece saatlerinde etkili olan kar yağışı güzel görüntü oluşturdu. Kar yağışın fırsat bilen vatandaşlar, parkı gezerek güzel vakit geçirdi.
]]>