Yüksek Mahkeme, CHP’nin, Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun’un bazı kurallarını iptal istemini görüştü. Anayasa Mahkemesi, derneklere mahkeme kararıyla kayyım atanmasına ilişkin hükümleri Anayasa’ya aykırı buldu.
Kararda, derneklerle ilgili iptali istenen kuralın, derneklerin genel kurul dışındaki organlarında görevli kişiler hakkında “Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun” kapsamında yer alan suçlar ile “uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” veya “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçlarından kovuşturma başlatılması halinde bu kişilerin İçişleri Bakanınca görevden uzaklaştırılabileceğinin öngördüğü, görevden uzaklaştırma tedbirinin ne zamana kadar devam edeceği konusunda ise bir düzenleme bulunmadığı aktarıldı.
“İZİNSİZ TOPLANAN YARDIMLAR BAĞIŞTA BULUNAN KİŞİLERE İADE EDİLMELİ”
Yüksek Mahkeme, aynı kanunda yer alan, ‘izinsiz toplanan yardım paralarına el konularak bunların mülkiyetinin kamuya geçirilmesini’ düzenleyen hükmünü de iptal etti.
Kararda, iptali istenen kuralla, kişiler ve kuruluşların, yetkili makamdan izin almadan yardım toplayamayacağı, bunun tespiti halinde hem idari para cezası uygulanacağı hem de izinsiz toplanan mal ve paralara el konularak doğrudan mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilmesinin öngörüldüğü belirtildi. Bunun Anayasa’ya aykırı olduğu anlatılan kararda, şu ifadeler yer aldı:
* “Yardım toplama faaliyetinin kanunda öngörülen usullere uyulmadan gerçekleştirilmesi halinde bu faaliyet kapsamındaki bağışlama işlemleri sonucu toplanan mal ve paraların öncelikle eski maliklerine iadesi seçeneği göz önünde bulundurulmalıdır. Bu bağlamda izinsiz yardım toplama faaliyeti kapsamında elde edildiği için el konulan mal ve paraların öncelikle iyi niyetli olarak bağışta bulunan kişilere iadesinin sağlanması gerekir ancak bu iade işleminin mümkün olmadığı hallerde son çare olarak söz konusu mal ve paraların mülkiyetinin kamuya geçirilmesi şeklindeki bir araca başvurulabilir. Bu değerlendirmeler ışığında kuralla mülkiyet hakkına yönelik getirilen sınırlamanın ölçülülük ilkesi bağlamında gerekli olmadığı kanaatine varılmıştır.”
İptal hükümleri, 9 ay sonra yürürlüğe girecek.
İBB, BAĞIŞ KAMPANYASI BAŞLATMIŞTI
Tüm dünyayı sarsan corona virüsü salgına karşı İBB, 30 Mart 2020’de İstanbul’da yaşayan ihtiyaç sahibi kesimlere yardım etmek için “Birlikte başaracağız” sloganı ile bağış kampanyası başlatmıştı. Kampanyayı sosyal medya hesabından duyuran İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İstanbul bu süreci büyük bir dayanışma örneği sergileyerek aşacak. Destek ve bağış kampanyamıza siz de katılın” çağrısı yapmıştı.
İmamoğlu, bağış toplamak için 4 bankada açılan hesap numaralarını paylaşmıştı. Ertesi gün 31 Mart’ta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu imzası ile 81 ilin valiliklerine, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’na “yardım toplama” konulu yazı gönderilmişti. Yazıda son günlerde bazı yerel yönetimler başta olmak üzere kurum, vakıf ve derneklerin 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu’nun açık hükümlerine rağmen herhangi bir izin almadan bazı hesapları ilan ederek yardım toplama faaliyetine giriştikleri belirtildi.
Bakanlıktan gelen yazının ardından İstanbul Valiliği’nin bağış için İBB’nin hesap açtığı bankalara yazı göndererek hesapların bloke edilmesini istedi. Bunun üzerine İBB’nin bağış hesabı açtığı bankalar arasında bulunan kamu bankası, hesabı hemen dondurdu. Diğer bankalardaki hesaplara bağışlar bir süre daha devam etti.
İçişleri Bakanlığı, salgın yüzünden ekonomik sıkıntı yaşayan yardıma muhtaç vatandaşlara destek için İBB tarafından başlatılan bağış kampanyası nedeniyle İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında soruşturma da başlatmıştı.
BAĞIŞLARA EL KONULMUŞTU
İstanbulluların pandemi döneminin başında ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için İBB’ye bağışladığı, İçişleri Bakanlığı kararıyla durdurulan yardım kampanyası kapsamında toplanan 6 milyon 212 bin 515 TL’ye Fatih Kaymakamlığı’nın kararıyla 2022 yılının Şubat ayında el konulmuştu. Para İstanbul Defterdarlığı banka hesabına aktarılmıştı.
ERDOĞAN “DEVLET İÇİNDE DEVLET OLMANIN ANLAMI YOK” DEMİŞTİ
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, bağış kampanyası düzenleyen bazı belediyelerin hesaplarına bloke konmasına ilişkin 2020 yılının Nisan ayında yaptığı açıklamada “Devlet içinde devlet olmanın anlamı yoktur” ifadelerini kullanmıştı.
]]>Sosyal medya fenomeni Kıvanç Talu ve eşi Beril Talu’nun yaklaşık 150 milyon liralık vurgun yapıp yurtdışına kaçtıkları iddia edilmişti. Türkiye’ye geldikten sonra gözaltına alınan Kıvanç ve Beril Talu çifti, Anadolu Adliyesi’ne getirildi. Savcılık ifadelerinin ardından Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen Talu çifti “Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında dolandırıcılık” suçundan tutuklandı.
“ÇOCUĞUMUZ ÜZERİNDEN TEHDİT ETMEYE BAŞLADILAR”
Kıvanç ve Beril Talu çiftinin hakimlikte verdiği ifadeler ortaya çıktı. Kimlik tespiti sırasında aylık kazancının 60 bin lira olduğunu savunan Beril Talu ifadesinde şunları söyledi:
– Şirketten ayrıldıktan sonra eşimle birlikte kendimize ait ‘ Var böyle tipler’ organizasyon ve nakliye hizmetleri limited şirketinde faaliyet göstermeye başladık. Yaklaşık 60 adet proje aldık, proje oluşturduk. Bunlardan 5-6 tanesini gerçekleştirdik. 10-15 tanesi türlü sebeplerden dolayı iptal oldu ya da ertelendi. Biz faaliyetlerimize devam ederken istifaya zorlandığım şirkete dair alacaklılar ve projelerini yürüttüğüm kişiler tarafından ödeme yapmam istendi.
– Biz de bir kısmını kendime ait araç, babama ait bir araç ve tekne satmak suretiyle ödemeye çalıştık ancak faaliyetlerimiz aksadığı için çevremizden borç almak zorunda kaldık. Zamanla borç aldığımız kişiler bize tehditvari konuşmaya başladılar. Kendilerini tahsilatçı olarak tanıtan kimi kişiler, bizi çocuğumuz üzerinden tehdit etmeye başladılar. Ben ve eşim bu kişilerle konuşmayı denedik ancak hayatımızla ve çocuğumuzla tehdit edildiğimiz için konuşmanın bir faydasının olmayacağını gördük.
“YÜZDE 100’ÜN ÜZERİNDE FAİZ TALEP ETTİLER”
Beril Talu ifadesinin devamında, şu iddiaları dile getirdi:
– Bundan ötürü can güvenliğimizden dolayı 15 Ekim’de Gürcistan’a gittik. Gittiğimizin ertesi günü sosyal medya ve kimi haber sitelerinde eski arkadaşım olan bir muhabirin şahsımızı zan altında bırakacak ve tarafımızla ilgili dolandırıcı algısı oluşturacak kimi haberler yaptığını gördük. Eşim Gürcistan’dayken dahi şirket faaliyetlerini sürdürmeye çalışmaktaydı ancak haberler çok farklı yönlere gidince bizden alacaklı olan herkes suç duyurularında bulunmaya ve asparagas twitler atmaya başladılar.
– Bunların artık sonu gelmiyordu. Bizim eşimle birlikte hiçbir şekilde bu kişileri dolandırmak veya borçlarımızı ödememek gibi niyetimiz yoktu ancak borç aldığımız kişiler yüzde 100’ün üzerinde dahi faizler talep etmeye başladılar. Dosyada bulunan suç duyurularından da bunu zaten görebilirsiniz. Borçlarımız tahmin edemeyeceğimiz şekilde çok büyüyünce ödeyemez duruma düştük.
“BORCU BORÇLA KAPATIYORDUM”
Kimlik tespitinde aylık kazancının 40 bin lira olduğunu söyleyen Kıvanç Talu ise ifadesinde şunları söyledi:
– Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumdan dolayı bazı projeler iptal edildi. Bu noktada ben kalan projeleri sürdürmek için sermayeye ihtiyaç duydum. Bundan dolayı eşimin yakın çevresinden borç talep ettik. Aldığımız bu borçlarla hem önceki borçları hem de mevcut projelere dair nakit ihtiyacı karşıladık. Bir zaman sonra alacaklılar beni ve eşimi tehdit eder duruma geldiler. Biz bu borcu ödemek zorundaydık zira hepimiz aynı piyasada çalışıyorduk. Ödemememiz halinde piyasada iş yapamaz duruma gelirdik. Bunun sebebi şirkete ait borçlardı.
– Son dönemlerde bir sarmala girmiştim. Öyle ki kendi kullandığım ancak eşimin babası adına olan Porsche marka bir araç ve şirkete ait bir araç ve tekneyi satmak zorunda kaldım. Hatta pek çok kredi çektim; borcu borçla kapatmaktaydım. Bu zamana kadar bir mal varlığına sahip olmamamın sebebi kazanmış olduğum parayı düzgün şekilde değerlendiremediğim içindir.
“TEHDİTLERDEN DOLAYI KAÇTIK” İDDİASI
Kıvanç Talu ifadesinin devamında, “Eşim çevresinden sürekli borç istediği için alacaklılar çok yüksek oranlarda faiz talep etmeye başladılar. Hatta anapara borcunu ödediğimiz ama faizini ödeyemediğimiz durumlar dahi oldu çünkü faizler çok yüksek değerlerdeydi. Zaten tarafım hakkında suç duyurusunda bulunan kişilerin dilekçelerinde bu husus açıktır. Yurtdışına çıkma iradem kesinlikle insanları dolandırma veya paralarını kaçırma kapsamında değil, eşim ve çocuğumun can güvenliğini sağlamak amacıylaydı. Zira eski bir muhabir balon bir haber yapmış, bunu duyan tüm alacaklılarımız dolandırıldığını düşünmüş, bize karşı suç duyuruları ve tehditlerde bulunmuşlardır.
]]>