Ses kayıt cihazında Fatma Y.’nin, üvey kızı B.Y.’ye farklı tarihlerde hakarette bulunup, eziyet ettiği ve insan dışkısı yedirdiği ortaya çıktı.
CY.’nin şikayeti üzerine eşi Fatma Y. hakkında ‘eziyet’ suçundan dava açıldı. Kayseri 16’ncı Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmasında tutuksuz sanık Fatma Y., B.Y. ve C.Y.’nin avukatı Mustafa Avşar hazır bulundu.
Fatma Y., “İddia edildiği gibi B.Y.’ye hiçbir kötü muamelem olmadı. C.Y. ile ikinci evliliğimi yaptım. Babası ile evlendiğimde B.Y., 2 yaşındaydı. Ses kaydı alındıktan sonra 2 sene daha evli kaldık. Bir kez boşandık, tekrar evlendik. Böyle bir şey yapmış olsaydım, B.Y.’nin babası benimle ikinci kez evlenmezdi” dedi.
“HAKARET EDİP, OKLAVAYLA DÖVERDİ”
Üvey annesinin kendisine şiddet uyguladığını anlatan B.Y., “Banyoda saçımızı çekiyordu. Kafamızı suya daldırıp, orada bekletiyordu. Babam işten dönünce bize iyi davranıyordu. Hakaret edip, oklavayla döverdi. Tuvaleti yedirirdi, acı biber yedirirdi” diye konuştu.
Mahkeme hakimi, sanık Fatma Y.’yi, ‘çocuğa karşı eziyet’ suçundan 5 yıl hapis cezasına çarptırdı. Hakim, sanığın daha önce mahkumiyetinin bulunması, suç konusunun önem ve değeri nazara alınarak sanığın etkin pişmanlık gösterip, yeniden suç işlemeyeceğine dair olumlu kanaat oluşmadığından sanık hakkında ‘iyi hal’ indirimi yapmadı.
Avukat Mustafa Avşar’ın, sanığın en üst sınırdan ceza alması gerektiği gerekçesiyle karara itiraz edip, dosyayı Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşıdığı öğrenildi. Diğer yandan B.Y.’nin babası ile Fatma Y.’nin boşanma aşamasında olduğu, davalarının sürdüğü belirtildi.
“2 YIL EZİYETE UĞRAMIŞ”
Karar sonrası B.Y.’nin babası C.Y. ilk kez konuştu. İlk evliliğinden 2 çocuğunun olduğunu, oğlu Recep’in 2020 yılında ranzadan düşerek hayatını kaybettiğini anlatan C.Y., “Oğlumu kara toprağa verdim. Kızımın da davranışlarında değişiklikler görünce evime ses kaydı koymak zorunda kaldım. Kızımın çok ciddi bir eziyete maruz kaldığını üzülerek tespit ettim. Evladım maalesef ki 2 yıl eziyete uğramış. Bunu öğrendikten sonra avukatlarımla yasal sürece başvurdum. Kesinlikle verilen kararı iyi bulmuyorum. Sanığın aldığı 5 yıl hapis cezası çok az. Sanık değil 5 yıl, 15 yıl ceza alsa da evlatlarımın gözünden akan bir damla yaşın karşılığı olamaz. Dosyanın emsal durum olması, ülkemdeki diğer evlatların korunması için bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağım. Evlatlarıma çektirdiklerinin karşılığı olmasa da sanığın tutuklanmasını ve en yüksek cezayı almasını istiyorum” dedi.
“NE ZAMAN ADALET YERİNİ BULACAK”
Kızı B.Y.’nin psikolojisinin bozulduğunu anlatan C.Y., “Kızım, sürecin başından beri psikolojik tedavi görüp, terapi alıyor. İlk zamanlarda altına kaçırıyor ve sürekli ağlıyordu. Tedavisi için elimden geleni yapıyorum. Her iki çocuğum eziyet çekti. Oğlum Recep sanık ile aynı evdeyken vefat etti. Kızım 2 yıl boyunca eziyete maruz kaldı. Sanık 5 yıl hapis cezası alıp, duruşma salonundan gülerek çıkıp gitti. Sanık elini kolunu sallayarak gezerken; kızım ile psikolog kapılarında bekliyorum. Yetkililere sesleniyorum. Sizin evlatlarınız et-balık yerken; benim kızıma bu sanık tarafından dışkısı yedirilmiştir. Bu durum hak mıdır? Ne zaman adalet yerini bulacaktır? Evladımın acısı dinecek midir? Yalnızca benim çocuğum için değil, tüm eziyete uğrayan yavrularımız için adalet istiyorum” diye konuştu.
]]>Antalya İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Merve Şevval Elmas’ın bulunması için çalışma başlattı.
AÜ içerisinde yer alan KYK yurdunda kalan Merve Şevval Elmas’ın izin alıp, halk otobüsüne binerek Barınaklar Bulvarı üzerinde inip Düden Şelalesi’nin deniz ile buluştuğu noktaya tek başına geldiği belirlendi. Elmas’ı aramak için Sahil Güvenlik ekipleri de denizde çalışma başlattı.
‘1 GÜNLÜK İZİN ALDIĞINI SÖYLEDİKLERİNDE İŞLERİN TERS GİTTİĞİNİ ANLADIM’
3 çocuk babası Osman Elmas, kızı Merve Şevval ile geçen hafta perşembe günü telefonla görüştükten sonra ertesi günü haber alamadıklarını anlattı.
Osman Elmas, şöyle konuştu:
-Cuma günü haber alamadığımda yurdu aradım. Geceden 1 günlük izin alıp çıktığını söyledikleri anda işlerin ters gittiğini anladım.
-Çünkü burada tanıdık akraba yok. İstanbul’da hemen arama ilanına başvurdum. 81 ilde araması başlatıldı. Sonra Antalya’ya gelip burada Asayiş Şube Müdürlüğü’ne müracaat ettik.
-Onlar zaten çalışmalara başlamıştı. Kamera görüntülerinden hareketle KYK yurdundan otobüse binip Barınaklar Bulvarı’nda indiğini ve Düden Şelalesi’ne doğru yürüdüğünü söylediler.
-Düden Park’ta da köprünün üzerinden geçip tekrar bu yöne doğru geldiğini söylediler.
-Kamera kayıtlarını incelediler ama bir şey çıkmadı. Çok şükür atladığına dair bir bulgu yok ama yaşadığına dair de henüz bulgumuz yok.
‘İÇİNE KAPANIK BİR KIZDI’
Merve Şevval Elmas’ın yolda tek başına yürür halde görüldüğünü aktaran Osman Elmas, “Görüntülerde hep tek başınaymış. Otobüse binip indiği yerde de hep yalnız olduğu, telefona baktığı görülüyor. Antalya’yı hiç bilmediğini biliyorum. Konumla gelmiş ya da başka bir kötü örneği kendine mi aldı bilmiyorum. Doğum günü birkaç hafta önceydi, ona sürpriz olsun diye pasta göndermiştim. Annesiyle ve benimle görüştü. Zaten içine kapanık bir kızdı. Arkadaşları da aynı şeyi söylüyor. Başarılıydı. Kendi branşında ilk 3 binlerde puan alıp buraya gelmişti. Çalışkandı” dedi.
Sahil güvenlik ekiplerinin Düden Şelalesi’nin denizle buluştuğu noktada çalışmalar yaptığını anlatan Osman Elmas, “Dalgıçların 6 metre civarında dalış yaptığını söylediler. 3 gündür hava yağışlı ve rüzgarlı olduğu için biraz aksadı ama bugün yeniden çalışmalar başladı. Dron ile kayalıklarda çalışma yapılacak. Sahil Güvenlik öğleden sonra ekiplerini çoğaltacak” dedi.
‘YERİNİ BİLEN VARSA ŞİKAYETÇİ OLMAYACAĞIMIN SÖZÜNÜ VERİYORUM’
Kızı Merve Şevval Elmas’ın bulunması için çağrıda bulunan Osman Elmas, şöyle konuştu:
-Yetkililerin çalıştığını görüyorum ama çalışmaların daha da yoğunlaşmasını istiyorum. Şu an denize yoğunlaştık ama karada da ne gerekiyorsa hızlandırılsın. HTS ve kamera kayıtlarından ilerleme yapılsın.
-Çalışmalar genişletilsin. Allah rızası için bulan, gören, yerini bilen varsa şikayetçi olmayacağımın sözünü veriyorum. Kızımdan bir haber versinler. Kızım da dinliyorsa; Annen baban sana kurban olmaya hazır. Senin için kurban kesildi yeter ki sen kendini kurban etme. Rabbim seni bize bağışlasın.
-Seni sevmeyeceğimizi düşünemezsin. Bunu düşünmemen gerekiyor. Kendin için yaşama tutun.
-Allah rızası için kimseden korkma, kimseden çekinme. Etrafta bulunan otel veya kafeteryalar perşembe gece 24.00 ile cuma sabahı 03.00’e kadar olan kamera kayıtlarını lütfen gözden geçirin. Kızımı benzettikleri, biriyle gördükleri görüntü olursa lütfen 112 ile paylaşsınlar.
]]>Bismil yönüne giden Taha Çelik (33) yönetimindeki otomobilin arka koltuğunda bulunan kuzeni İlknur Fidancan, mama hazırlamak istediği 1,5 yaşındaki kızı Eslem’i, ön koltukta oturan annesi Kevser Özkılıç’a vermek istedi. Ancak bu sırada Çelik’in otomobili, sağ şeritte bir süre bekleyip aniden sola geçerek, geçişi yasak bölümden U dönüşü yapmak isteyen G.Ç. yönetimindeki otomobile arkadan çarptı.
Kaza sırasında Eslem’in başı, otomobilin koltuğuna çarptı. Eslem, çağırılan sağlık ekibinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı. Ancak talihsiz bebek kazadan 2 saat sonra beyin kanaması geçirip, yaşamını yitirdi. Kaza güvenlik kamerasına yansırken, sürücü G.Ç. olay yerinde alınan ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Eslemin ailesi, G.Ç.den şikayetçi oldu.

BİLİRKİŞİ RAPORU TAMAMLANDI
Bilirkişi raporunda, G.Ç.nin bir anda sola manevra yapıp geçmek istediği ve kazaya sebebiyet verdiği belirtilerek, asli kusurlu olduğu kaydedildi.
,Raporda, “Sürücünün yolun sağında bulunan emniyet şeridinden, bölünmüş yol üzerindeki orta refüjde bulunan levhalarla geçilmesi yasak geçitten arkasından gelen araçların kontrolünü tam sağlayamadan, dikiz aynasından arkasını kontrol ettiği noktada sol şeritte gelen araçları ve hızlarını görme açısı çok az olduğu değerlendirildiği ve bulunduğu nokta olan emniyet şeridinden orta refüj üzerinde bulunan geçit noktasına bir anda sola manevra yaparak geçmek istediği ve kazaya sebebiyet vermiş olduğundan kusurlu olduğu değerlendirilmiştir” denildi.
Taha Çelik ile ilgili ise kazanın yaşandığı noktada azami hız limitinin 110 kilometre olduğu belirtilerek, Sürücü kendi aracına ait 27 metrelik fren izinden hızının yaklaşık 65 kilometre olduğu görülmüş ve hız ihlalinin olmadığı, kazanın oluşumu ile ilgili herhangi bir kusurunun olmadığı değerlendirilmiştir denildi.
“HAYALİM YARIDA KALDI”
Annesi ve kuzeniyle birlikte Bismil’deki akrabalarının düğününe gitmek için yola çıktıklarını ifade eden Eslem’in annesi İlknur Fidancan, olay gününü şu sözlerle anlattı:
“Eşim iş için Ankara’ya gitmişti, bizimle değildi. Otomobilde ben, annem, kızım ve kuzenim vardı. Arabayı kullanan kuzenimdi. Bebek acıktığı için mama hazırlamak istedim. Önde oturan anneme teslim edeyim derken, biz kendi güzergahımızda gittiğimiz sırada, kadın durduğu yerde hareketlendi ve önümüze doğru kırdı.
O sırada kızımın kafası koltuğa değdi ve bilincini kaybetti. Hastaneye kaldırdık, beyin kanamasından dolayı vefat etti. Ne o sırada, ne de sonra, 6 ay geçmek üzere ve o kadından hiç ses yok. Bizi ne aradı, ne sordu, ne de bir baş sağlığı diledi.
Adliyede de mahkeme süreci çok yavaş ilerliyor. Biz konu hakkında şikayetçiyiz ve adalet istiyoruz. Bir anne olarak içim yanıyor. Şu an yaşasaydı 2 yaşında olacaktı. Kızımla ilgili birçok hayalimiz vardı. İlk ve tek çocuğumuzdu, onunla arkadaş gibi olacaktık. Çünkü ben de annemin tek evladıyım. O yüzden içimiz yanıyor”
“BİR BAŞSAĞLIĞI BİLE DİLEMEDİLER”
Eslemin babası Hazim Fidancan da olaya neden olan sürücü ve ailesinin başsağlığı bile dilemediğini belirterek, “4 yıl önce evlendik. Evlendikten 1,5 yıl sonra kızımız oldu. Kızımızla çok güzel bir hayat sürüyorduk. Her şeyimiz, bütün hayatımız oydu. Dava açtık, davamız da çok yavaş ilerliyor. Zaten bizim sitemimiz de bundandır. Davanın hızlanmasını istiyorum. Yüzde 100 suçlu olan biri, nasıl o kadar rahat, elini kolunu sallayarak geziyor, gününü gün ediyor? Biz burada sadece adalet istiyoruz. O sırada bile kadın Normal kazadır, istemeden oldu deyip ortadan kayboluyor, telefonlarıma cevap vermiyor. Kadının ailesinden de kimse bizi aramadı, gelmedi, başsağlığı bile dilemedi. Bu da bizi daha çok üzüyor” diye konuştu.
ADLİ KONTROL HÜKÜMLERİ DE UYGULANMADI
Ailenin avukatı Ercan Yokuş da olayla ilgili iddianamenin ne zaman hazırlanacağının belli olmadığını belirterek şunları aktardı:
Alınan bilirkişi raporunda karşı taraf yüzde 100 suçlu bulunmuştur. Olayda müvekkillerimin çocukları Eslem Fidancanın hayatını kaybetmesi ve annesinin de kafasından ve kolundan yaralanmasına rağmen savcılık tarafından herhangi bir tutuklama kararı verilmemiştir. Bu da aileyi daha da derinden üzmüştür.
Kaldı ki tutuklama kararının yanı sıra adli kontrol hükümleri de uygulanmamıştır. Olayın üstünden 6 ay geçmiştir. Bu süreçte karşı tarafın kaçması olasıdır. Savcılığın bu konuda tedbir alması gerekirdi. 6 ay geçmesine rağmen herhangi bir iddianame hazırlanmamıştır.
Süreç uzadıkça ailenin üzüntüsü katlanarak artmıştır. Aile herhangi bir yaptırım görmeyince daha fazla derinden üzülmüştür. Ailenin beklentisi en kısa zamanda tutuklama kararı verilmesi ve mahkeme aşamasına geçilmesidir.
Bunun neticesinde karşı tarafın bir ceza almasıdır. Şu andaki süreçte ise savcılık ile yaptığımız görüşmede hastaneden kati raporu beklendiği söylenmektedir. Kati raporundan sonra iddianamelerin hazırlanması öngörülüyor ancak kati raporunun ne zaman geleceği belli değil.”
]]>