Aydın Doğa Koruma ve Milli Parklar İl Şube Müdürlüğü uzmanları ise Kemerönü mevkiindeki doğal alana gelerek incelemede bulundu.

KENT İÇERİSİNDE KALAN SON DOĞAL ALAN
Kuşadası sivil toplum örgütleri, günümüze kadar doğal haliyle ulaşan, önemli ekolojik ve arkeolojik özellikleri bulunan doğal alanın korunması için STK’lar ile birlikte yaptıkları ortak basın açıklamasında alanın korunması gerektiğini belirttiler.

Açıklamada şu bilgilere yer verildi:
DOĞAL ALANIN ÖZELİKLİKLER
-Türkiye florasına göre Bitki Coğrafyası açısından Akdeniz’de yer almaktadır ve Davis (1965)’in kareleme sistemine göre C1 karesinde yer almaktadır.
-Doğal alan Bitki Coğrafyası olarak Akdeniz Bölgesi’nde yer almasına rağmen sahip olduğu lokal mikroklima bölgeleri nedeniyle Avrupa-Sibirya ve İran-Turan bölgelerinin de elementlerine sahiptir.
-EKODOSD ve bilim danışmanı üyesi Prof. Dr. Ali Çelik iş birliğinde, aktif vejetasyon sezonunun farklı dönemlerinde arazi çalışmaları yapılmıştır.
-Bu çalışmalar kapsamında bitki örnekleri toplanarak, mevsimsel değişimlere bağlı gözlemler yapılmıştır.
-Yapılan değerlendirmeler sonucunda, Kuşadası kent sınırları içerisindeki doğal floranın en güzel örneklerinin olduğu bu alanda, 400’e yakın bitki türünün varlığı tespit edilmiştir.
-Ayrıca Pamukkale Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nden bir öğrencinin bu alana ilişkin bir yüksek lisans tez çalışması bulunmaktadır.
-Doğal alanda kekik, adaçayı ve orkide türleri gibi pek çok tıbbi ve aromatik bitki bulunmaktadır. Şahin, kerkenez, yılan kartalı ve baykuş türleri gibi birçok kuş türü ile tilki, yaban tavşanı, sincap, sansar, porsuk, domuz gibi memelileri de görmek mümkündür.
-Doğal alanın denize inen kayalık yapısı içinde tüm dünyada 700 adet, Ege kıyılarında ise 100 adet kadar kaldığı bilinen nesli tehlike altındaki Akdeniz Foklarına (Monachus monachus) ait bir mağara bulunmaktadır.
-Bununla birlikte aynı kayalık alanda bulunan 3 mağarada ise yüzlerce kaya güvercini barınmakta ve üremektedir.
AKDENİZ FOKUNUN YAŞAM ALANI
-Başta Akdeniz foku yaşam alanları olmak üzere, nesli tehlike altında bulunan memeli, kuş ve bitki zenginliği açısından hassas biyolojik çeşitlilik gösteren doğal alanın hiçbir koruma statüsü bulunmamaktadır.
-Tek koruma alanı, antik döneme ait tescilli bir su sarnıcı yapısıdır. Koruma alanlarının en önemli işlevleri olan bilimsel, eğitsel ve rekreatif hizmetlerin gerçekleştirilebilmesi için hem konumu, fiziksel yapısı hem de kaynak değerleri açısından zengin bir potansiyele sahiptir.

-Kemerönü Mevkii doğal alanı hareketli bir topografya içerisinde olup doğal bitki örtüsü ve kültürel değerleri ile Kuşadası kıyılarının görsel peyzaj kalitesi yüksek nadide bir alanıdır.
-Bununla birlikte başta Kuşadası merkeze oldukça yakın bir mesafede olması sebebi ile yakın çevrede yer alan eğitim kurumları tarafından sıkça alana ziyaretler düzenleneceği ve her yaş grubundan öğrencilerle çeşitli eğitsel ve bilimsel faaliyetlerin gerçekleştirilebileceği düşünülmektedir.
-Ülkemizin önemli bir turizm destinasyonu olan Kuşadası’nın içinde yer alması ile birlikte Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı ve Efes Antik Kenti gibi önemli merkezlere yakın olması ve bu alanlara ulaşımı sağlayan geçiş yoluna çok yakın olması da alanın ekoturizm potansiyelini artıracak, ülkemizde yerli ve yabancı ziyaretçiler tarafından sıklıkla tercih edilen Tabiat Parkları arasında yerini alacaktır.
-Ulaşımın kolay olduğu yürünebilecek mesafede olan Kemerönü mevkii doğal alanı, sahip olduğu bu peyzaj değerleri ile botanik turları, fotoğrafçılık, manzara izleme ve yaban hayatı gözlemciliği gibi çeşitli rekreasyonel aktivitelere imkân sağlayacak yüksek potansiyelde bir alandır.
TABİAT PARKI KORUMA STATÜSÜNDE KORUNMALI
-Kemerönü mevkii doğal alanının zengin kaynak değerlerinin ve rekreasyonel potansiyelinin sürdürülebilir kullanımı, alanın ekolojik bütünlüğünün bozulmamasına bağlıdır.
-Bu sebeple “Tabiat Parkı” koruma statüsü kapsamında korunması ve geleceğe yönelik olarak ekolojik temellere dayalı planlarının yapılması alandaki doğal ve kültürel değerlerin ve peyzaj bütünlüğünün gelecek kuşaklara bozulmadan aktarılmasını sağlayacaktır.
]]>Kaş Çevre ve Kültür Derneği Başkanı Ahmet Murat Aksoy, Likya Uygarlığı’nın başkenti Patara’nın, barındırdığı tarihi, kültürel ve doğal değerler nedeniyle arkeolojik ve doğal sit olarak tanımlandığını, 1990 yılında da Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edildiğini söyledi.
Aksoy, Patara’nın aynı zamanda nesli tükenme tehlikesi altında olan caretta caretta deniz kaplumbağalarının da Akdeniz’deki en önemli yuvalama ve yumurtlama alanlarından biri olduğunu vurguladı.
TÜRKİYE KORUMA SÖZLEŞMELERİNİN TARAFI
Bu alandaki biyoçeşitliliğin korunması için Türkiye’nin, BM Çevre Programı kapsamında, Akdeniz Özel Koruma Alanları ve Biyolojik Çeşitliliğe ilişkin Barselona Sözleşmesi’ne imza atan 21 Akdeniz ülkesi arasında olduğunu aktaran Aksoy, deniz kaplumbağalarının korunması için Avrupa Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarının Korunması (BERN) sözleşmesine de tarafı olduğunu kaydetti.
TARİHİN ÜZERİNE 800 KONUT
Aksoy, kazı çalışmaları sırasında nekropol alanı olduğu anlaşılan araziler korunması gerektiğini ancak 2008 yılında düşük yoğunluklu yapı izni verilmesi ile Patara’nın ikinci konut/villaların inşaat alanına dönüştüğünü söyledi. Aksoy, “2023’e geldiğimizde 800’ün üzerinde ikinci konut inşaatı ile antik kent alanının içinde tarihin üzeri betonla örtülmüştü” dedi.
![]()
PLANIN İPTALİ İÇİN DAVA AÇILDI
Patara 1/25 binlik Özel Çevre Koruma Bölgesi Planı’nın Kaş’ta 18 Mart 2022 ve 25 Ocak 2023 tarihlerinde askıya çıkartıldığını, itirazlar sonucu indirildiğini belirten Aksoy, “En son 12 Mayıs 2023 tarihinde ‘OLUR’ ile onaylanan 5 Haziran 2023 tarihinde askıya çıkarılan plan, Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın da desteği ile Kaş Çevre ve Kültür Derneği, TMMOB Mimarlar Odası Antalya Şubesi, TMMOB Peyzaj Mimarları Odası tarafından dava edilmişti” diye konuştu.
“VİLLALARI YASALLAŞTIRACAK PLANDAN VAZGEÇİN”
Aksoy, planda ikinci konut alanına dönüştürülecek Patara Antik Kenti’nin Gelemiş Mahallesi 3’üncü derecede arkeolojik sit alanındaki ‘nekropol’ alanlarının, 1’inci ve 2’nci derecede arkeokolojik sit alanı ilan edilmesi gerektiğini söyledi.
Bu alanla ilgili Koruma Kurulu üyeleri Prof. Dr. Orhan Kuntay ve Prof. Dr. Haluk Abbasoğlu’nun ‘muhalefet şerhi’ bulunduğuna da dikkati çeken Aksoy, şöyle devam etti:
-Bu şerhte, Patara’nın bu bölgesinin de hassas bir sit olduğu ve korumanın önem taşıdığı, birinci veya ikinci derece Arkeolojik Doğal Sit ilan edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Kaçak yapılaşmalar tasfiye edilmeli, 7 yıl süren bir çalışmanın sonucu ortaya çıkarılan Gelemiş Koruma Amaçlı İmar Planı uygulanmalıdır. Üç farklı koruma statüsü olan bu özel ekosistem üzerinde yükselen villaları yasallaştıracak ve bir o kadarının inşa edilmesine sebep olacak bu planlama yanlışından kesinlikle vazgeçilmelidir.
KAMU YARARI VE VİCDANINA AYKIRI
Aksoy, yıllarca dava konusu olan, mevzuata aykırı ve yıkım kararı bulunan kooperatif villalarının, hakkaniyet ilkesine aykırı olarak ödüllendirildiğini, ‘Ticaret-Turizm- Konut Karma Kullanım Alanı (TTKKKA)’ olarak planlanmasının bilimsel ve çağdaş planlama anlayışına, şehircilik ilkeleri ve planlama esasları ile kamu yararı ve vicdanına aykırı olduğunu kaydetti.
DÜNYA MİRASI LİSTESİNE ADAY
Daha fazla yapılaşmaya yönelik çevresel sorunları artıracak şekilde planlanan alanların ‘ekolojik etkilenme bölgesi’ olduğuna da vurgu yapan Aksoy, “Bu alanların ikinci konut/villa yapımına dönük planlanması, biyolojik, ekolojik, tarihi ve tarımsal değerlerin üzerinde baskı yaratacak, eşsiz ekosistemin geri dönüşü olamayacak şekilde beton altına alınıp, tahrip edilmesine neden olacaktır. Bu durum, Türkiye Cumhuriyeti’nin Patara’nın Dünya Mirası Listesi’ne alınması yönündeki çabalarına zıtlık teşkil etmektedir” diye konuştu.
‘MEVCUT PLAN İPTAL EDİLSİN’ ÇAĞRISI
Patara ÖÇKB için hazırlanmış ve kapsamlı bir bilimsel çalışma olan ‘Yönetim Planı’ önerilerinin acilen hayata geçirilmesi gerektiğine de işaret eden Aksoy, şu çağrıda bulundu:
– 30 yıl önce yapılmış Yönetim Planı’nın hızla güncellenmesi, Çevresel Etki Raporu’nun (ÇED) hazırlanması ve Patara’nın taşıma kapasitesinin hesaplanması gerekir. İkinci konut/villa üretmeyi hedefleyen mevcut planın iptal edilerek Patara’nın ‘Özel Çevre’ ve SİT ilan edilme sebepleri olan ekolojik, biyolojik, doğal, tarihsel, arkeolojik, kültürel ve tarımsal değerlerini ve nesli tükenme tehlikesi altında olan caretta carettaları güvence altına alan, koruma amaçlı planlama yapılmasını önemle arz ediyoruz.
KEŞİF 16 NİSAN’A ERTELENDİ
Diğer yandan planın iptaline yönelik açılan dava kapsamında mahkeme tarafından atanan bilirkişi heyetinin bugün bölgede yapacağı keşif ertelendi. Patara 1/25 binlik ÖÇKB Nazım İmar Panı keşfinin 16 Nisan’a ertelendiğini dile getiren Aksoy, Limanağzı bölgesini yapılaşmaya açan plan için olumlu raporlama yazan heyetin aynı heyet olduğunu da açıkladı.
Aksoy, şunları söyledi:
– 2015 yılından günümüze Limanağzı bölgesi önce Turizm Alanı, daha sonra Ekoturizm Alanı olarak üç kez imara açılmak istenmiş, ODTÜ, Dokuz Eylül ve Akdeniz üniversitelerinden atanan bilirkişilerce hazırlanmış üç rapora istinaden bu planlar iptal edilmişti. Atanan dördüncü heyetin ilk üç heyetten farklı görüş bildirmesine anlam veremediğimizi ve bu durumun takipçisi olacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz.
]]>