“KUBİLAY CUMHURİYET İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR SİMGEDİR”
2020 yılında deprem dayanıksızlığı gerekçe gösterilerek yıkılan ve şehit asteğmen Kubilay’ın mezun olduğu Çelebi Mehmet Anadolu Lisesi (Bursa Muallim Mektebi)’ nin molozları başında yapılan açıklamada, Birleşik Kamu İş İl Başkanı Özkan Rona, şöyle konuştu;
“23 Aralık 1930’da Menemen’de Laik Cumhuriyet’e karşı ayaklanan gerici karanlığa canları pahasına karşı koyan Asteğmen Öğretmen Mustafa Fehmi Kubilay’ı, Bekçi Hasan ve Bekçi Şevki’yi saygıyla ve minnetle anıyoruz.
Onlar bizlerin toprak altındaki ulu köklerimizdir.
Kubilay Cumhuriyet için çok önemli bir simgedir. Canı pahasına gericiliğin karşısında duran kahraman bir askerdir. Cumhuriyeti ve devrimleri korumak için yaşamından vazgeçebilecek kadar çağdaşlaşma mücadelesini özümsemiş aydın bir öğretmendir. Bu nedenle Kubilay, gerici karanlığa karşı mücadele kararlılığının önemli bir simgesidir.
Kubilay, Ulu Önderimiz Atatürk’ün belirttiği gibi “Cumhuriyet’in hayatiyetini tazeleyen ve kuvvetlendiren” bir simge ve “devrim şehidi” olarak ulusumuzun gönlünde ölümsüzleşmiştir. Anıları önünde saygıyla eğiliyoruz. Kararlılıkları bizlere mirastır.”
“CUMHURİYET’İN KİMİ KALELERİ İŞGAL EDİLMİŞ DURUMDA”
Rona, devamında ise şunları kaydetti;
– “Bugün Cumhuriyet’in kimi kaleleri Derviş Mehmetler’in fikir ortakları tarafından işgal edilmiş durumdadır. Derviş Mehmetler hala hayattadır ve laik cumhuriyete her fırsatta saldırmaktadırlar. Bugünün Türkiye’sinde Derviş Mehmetler yaşamın birçok yerinde karşılaşmaktayız. O karanlık fikirleri kimi zaman bir okulda körpe zihinleri karartırken, kimi zaman bir vali koltuğunda gericiliğe kucak açarken, kimi zaman Mecliste ve hatta kimi zaman bir bakan koltuğunda, tarikatlara ve cemaatlere methiyeler dizerken görebiliyoruz.
“KUBİLAY HER YERDEDİR”
– Bugün Derviş Mehmetlerin torunları, Şeyh Saitlerin isimlerini Cumhuriyetin kentlerinde meydanlara verse bile, okulları medreseye çeviren, okullarımızı tarikatların mürit toplama alanına dönüştüren protokoller yapsa da, Cumhuriyet Devrimlerine Meclisten, hatta bakan koltuğundan meydan okusa da; Derviş Mehmetlerin olduğu her yerde Kubilaylar da vardır. Cumhuriyetin çocukları Cumhuriyeti; Atatürk’ün Bursa Nutku’nda ifade ettiği gibi gerektiğinde elle, taşla, sopayla, silahla, neyi varsa onunla savunacaktır. Kubilay’ın taşıdığı aydınlanma meşalesi bugün bizlerin, Cumhuriyet’in Çocuklarının, Cumhuriyet’in ilerici öğretmenlerinin ellerindedir. Kubilay’lar her yerdedir. Devrim’in Meclisinden Cumhuriyet Devrimlerine meydan okunmasına asla seyirci kalmayacaktır
“KUBİLAY’IN OKULU ENKAZA DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞTÜR!”
– Gördüğümüz bu enkaz Kubilay’ın mezun olduğu okulun, Bursa Muallim Mektebi’nin enkazıdır. Bu okulda uzun yıllar Kubilay anmaları yapılmış, mücadelesi gelecek nesillere anlatılmıştı. Fakat okul bir süre sonra Derviş Mehmetlerin fikir ortakları tarafından yönetilmeye başlayınca 2014’de anma programları kaldırıldı, sonra okul içindeki Kubilay büstünün ziyaret edilmesi engellendi, 2020 yılında da deprem dayanıksızlığı gerekçe gösterilerek sonradan yapılan ek bina ile birlikte tarihi binası da yıkıldı. Böylece Kubilay’ın okulu, Bursa Muallim Mektebi de ortadan kaldırılmış oldu.
“3 YILDIR ÇİVİ ÇAKILMADI”
– Aradan geçen 3 yıllık sürede tek bir çivi çakılmadı. Yakın zamanda ihalesinin yapılacağı söylenen okulun yeniden yapılma sürecinde Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nden binanın aslına uygun olarak, Kubilay anıtının ve anısının olduğu saygın bir alanının olması talebimizi yineledik ve takipçisi olacağımızı bildirdik. Bunun takipçisi olacağız.
“KUBİLAY’IN MÜCADELESİNİ CANLI TUTMAK BİZLERE, CUMHURİYET’İN ÇOCUKLARINA GÖREVDİR”
– Kubilay’ın mücadelesi ve anılarını canlı tutmak bizlere, Cumhuriyet’in çocuklarına görevdir. Bizler de Çağdaş Cumhuriyet’i canı pahasına ayakta tutacak olan Kubilaylarız, Karanlığa karşı mücadele eden Çetin Emeçler, Abdi İpekçiler, Ahmet Taner Kışlalılar, Bahriye Üçoklar, Uğur Mumcularız, Hepimiz, orta çağ karanlığına karşı özgürlüğü, barışı, kardeşliği, aydınlanmayı ve bağımsız yaşamı savunan Mustafa Kemalleriz! Devrim Şehitleri Mustafa Fehmi Kubilay, Bekçi Hasan ve Bekçi Fikri’yi saygıyla anıyoruz. Türkiye’nin aydınlanma mücadelesinde Kubilaylar gibi kararlı olduğumuzu ilan ediyoruz. Ruhları şad olsun.”
]]>DEVRİM ŞEHİDİ KUBİLAY KİMDİR? MENEMEN OLAYI NEDİR?
Tam adıyla Mustafa Fehmi Kubilay, 1930 yılında Menemen’de yedek subay sıfatıyla askerlik görevini yapmaktaydı. Şeyh Esat’ın Manisa’da Nakşibendi tarikatını yaymakla görevlendirdiği Laz İbrahim tarafından yönlendirilen, Manisa tarafından gelen çember sakallı, sarıklı ve cüppeli dördü silahlı 6 kişi, 23 Aralık 1930’da sabah namazını takiben camiden aldıkları Yeşil Sancağı yola dikerek silah zoruyla etraflarına adam toplamaya başladılar. Elebaşılar arasında, Giritli Derviş Mehmet, Şamdan Mehmet, Sütçü Mehmet Emin, Nalıncı Hasan, Küçük Hasan vardı. Derviş Mehmet camide namaz kılanlara kendini “Mehdi” olarak tanıttı ve dini korumaya geldiklerini söyledi.
Arkalarında 70 bin kişilik Halife ordusu olduğunu, öğle saatlerine kadar şeriat bayrağı altında toplanmayanların kılıçtan geçirileceğini söyleyerek tehdit ettiler. Diktikleri bayrağın çevresinde dönmeye, tekbir getirmeye, zikretmeye ve “Şapka giyen kafirdir! Yakında yine şeriata dönülecektir.” diyerek bir isyan hareketi başlatmak istediler. Kasabaya halife ordusunun geleceği iddiası halkı korkuttu.
Olayların ilçedeki askeri birlikte duyulmasıyla, bir bilgiye göre; alay komutanı, yedek subay Kubilay’ı olay yerine gönderdi. Kubilay bu hareketi bastırmak için bir manga askerle olay yerine geldi. Askerlerin yanından ayrılarak tek başına onların arasına girip teslim olmalarını istedi. Gruptan biri ateş ederek Asteğmen Kubilay’ı yaraladı. Karşıdan bunu gören askerler ateş açtılar. Fakat tüfeklerinde öldürücü etkisi olmayan manevra fişekleri vardır. Derviş Mehmet “bana kurşun işlemiyor” diyerek halkı kandırmaya çalıştı.
Kubilay yaralı halde cami avlusuna sığındıysa da, Derviş Mehmet ve arkadaşları peşi sıra geldiler. Derviş Mehmet, çantasını açıp testere ağızlı bağ bıçağını çıkardı ve yaralı Asteğmen Kubilay’ın başını kesti. Kesik başı yeşil bayrağın sopasına dikmeye çalıştılar ancak başaramadılar. Birisi ip getirdi ve Kubilay’ın başı yeşil bayrağın dikili olduğu sopaya iple bağlandı. Olay yerine yetişen Bekçi Hasan ateş edip gruptan birini yaraladı. Ancak açılan ateş sonucu o da öldü. Arkadaşının yardımına koşan Bekçi Şevki de açılan ateş sonucu öldü.
Bu aşamada askeri birlik olay yerine geldi ve komutan “Teslim olun!” çağrısı yaptı Ancak olay çatışmaya dönüşür ve askeri birlik ateş etti. Göstericilerden Derviş Mehmet de dahil bazıları ölürken, bazıları katı. Kaçanların hepsi daha sonra yakalandı.
OLAYIN ARDINDAN NELER YAŞANDI?
Kubilay Olayı, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin 1925’deki Şeyh Said İsyanından sonra tanık olduğu En önemli olaylardan biridir.
Devlet Kubilay’ın şehit edilmesine sert tepki gösterildi. 27 Aralık 1930 günü Dolmabahçe Sarayı’nda Mustafa Kemal Paşa’nın başkanlığında bu konuda bir toplantı yapıldı.
Kaynakların ifadesine göre, Mustafa Kemal Paşa, Kubilay Olayına çok kızmıştı. Daha birkaç yıl önce Yunan İşgalinin acısını tatmış bir muhitte bu olayın meydana gelmesi üzerine, bazı kaynaklara göre, ilçenin haritadan silinmesini emretti. Ertesi gün de, “Böyle emirler verirsem, uygulamayın, sonra bir daha sorun”, dedi.
28 Aralık 1930’da orduya gönderdiği başsağlığı telgrafında, “Mürtecilerin gösterdiği vahşet karşısında Menemen’deki ahaliden bazılarının alkışla tasvipkar bulunmalarının bütün cumhuriyetçi ve vatanperverler için utanılacak bir hadise” olduğunu belirtti.
]]>